25 haziran 2023 genel seçimleri
ampul'ün söneceği, malum kişinin ve avanesinin mutlemelen ülkeyi terk edeceği tarih. o günü özlemle bekliyoruz.
devamını gör...
dindirilemeyen acılar
en başına sevdiğin birinin ölümü yazıyorum. böyle anlarda sabretmek çok zor ama elden de hiç bir şey gelmiyor. öylece oturup a’dan z’ye sorguluyorsun hayatını, onunla olan iletişimini, anılarınızı...
t: düşmanımın bile başına gelmesin dediğim acılar bütünü.
t: düşmanımın bile başına gelmesin dediğim acılar bütünü.
devamını gör...
aniden gelen domatesli makarna yeme isteği
mis kokulu tarla domatesinden yapılırsa daha bir ani gelen istek.
turfan çıksa da yesek.
turfan çıksa da yesek.
devamını gör...
ıslak beton kokusu
devamını gör...
özgürlük
özgürlük, bir zihin durumudur. bedenlerimiz mutlak özgürlüğü bilemez ama zihinlerimiz bilir, en azından deneyebilir.
devamını gör...
türklerin en başarılı olduğu konu
üçkağıtçılık.
devamını gör...
800 tanıma kitap kampanyasını sosyal yardım kampanyasına dönüştürelim
değerli yazarlar,
kafa sözlüğün 800 tanım giren ilk 100 kişiye 50 tl. d&r hediye çeki kampanyası sonuçlanmış, yapılan bildiriyle bu çeklerin dağıtılacağı duyurulmuştur.
oturduğum yerde, kafa sözlüğün daha önce de yaptığı 'köy okuluna kitap ' yardımı gibi sosyal etkinlikler geldi aklıma. bence son derece güzel ve duyarlı etkinlikler bunlar.
bunu yönetim yaptı,
biz yazarlar neden yapmayalım, dedim birden kendime ve bu düşüncemi siz değerli sermaye düşmanı yazar arkadaşlarımla paylaşmak istedim.
toplam bedel kadar kitap, kırtasiye malzemesi, yine tespit edilecek ihtiyaç sahibi bir okula verilebilir diye düşündüm.
bilemiyorum, iyi mi ettim kötü mü ?
( konuyla ilgili bir çok başlıkta olduğu gibi sessiz kalınmayıp, olumlu veya olumsuz düşüncelerin paylaşılması, sürecin nasıl ilerleyeceğine katkı yapacaktır. )
edit: kabul edilmesi halinde, yönetimin bu konuda aktif rol alıp, ihtiyaç sahibi okul belirleme ve sureci ilerletme konusunda, yine aktif rol alacağına inanmak istiyorum.
edit: bu düşüncemi tamamen iyiniyetle attım ortaya, bu #462880 entry'de söylendiği gibi aptallık olsun diye değil.
tanımda, özellikle iki kez
' aptalca ' kelimesini kullanmışsınız.
doğrusu aptallık olsun diye düşünüp ortaya attığım bir mesele değildi.
anlamlı birşeylere imza atmaya hasret bir ülkede yaşıyoruz.
sözlük ilk kurulduğunda yönetim, köy okuluna kitap kampanyası yaptı, çok da güzel oldu, hepimiz destekledik.
benim de aklıma bu geldi ve, bireysel olarak hakkımdan vazgeçiyorum deyip, meselenin duyuna kalmasına sebebiyet vermek yerine, böyle birşey yapabiliriz dedim.
amacım 'aptallık ' yapmak değildi.
buna katılmayabilirsiniz, ancak keşke daha uygun bir lisan ile bu düşüncenizi ortaya koymayı deneseydiniz.
üzüldüm doğrusu.
kafa sözlüğün 800 tanım giren ilk 100 kişiye 50 tl. d&r hediye çeki kampanyası sonuçlanmış, yapılan bildiriyle bu çeklerin dağıtılacağı duyurulmuştur.
oturduğum yerde, kafa sözlüğün daha önce de yaptığı 'köy okuluna kitap ' yardımı gibi sosyal etkinlikler geldi aklıma. bence son derece güzel ve duyarlı etkinlikler bunlar.
bunu yönetim yaptı,
biz yazarlar neden yapmayalım, dedim birden kendime ve bu düşüncemi siz değerli sermaye düşmanı yazar arkadaşlarımla paylaşmak istedim.
toplam bedel kadar kitap, kırtasiye malzemesi, yine tespit edilecek ihtiyaç sahibi bir okula verilebilir diye düşündüm.
bilemiyorum, iyi mi ettim kötü mü ?
( konuyla ilgili bir çok başlıkta olduğu gibi sessiz kalınmayıp, olumlu veya olumsuz düşüncelerin paylaşılması, sürecin nasıl ilerleyeceğine katkı yapacaktır. )
edit: kabul edilmesi halinde, yönetimin bu konuda aktif rol alıp, ihtiyaç sahibi okul belirleme ve sureci ilerletme konusunda, yine aktif rol alacağına inanmak istiyorum.
edit: bu düşüncemi tamamen iyiniyetle attım ortaya, bu #462880 entry'de söylendiği gibi aptallık olsun diye değil.
tanımda, özellikle iki kez
' aptalca ' kelimesini kullanmışsınız.
doğrusu aptallık olsun diye düşünüp ortaya attığım bir mesele değildi.
anlamlı birşeylere imza atmaya hasret bir ülkede yaşıyoruz.
sözlük ilk kurulduğunda yönetim, köy okuluna kitap kampanyası yaptı, çok da güzel oldu, hepimiz destekledik.
benim de aklıma bu geldi ve, bireysel olarak hakkımdan vazgeçiyorum deyip, meselenin duyuna kalmasına sebebiyet vermek yerine, böyle birşey yapabiliriz dedim.
amacım 'aptallık ' yapmak değildi.
buna katılmayabilirsiniz, ancak keşke daha uygun bir lisan ile bu düşüncenizi ortaya koymayı deneseydiniz.
üzüldüm doğrusu.
devamını gör...
bölünmüş sınıf deneyi
bir ilkokul öğretmeninin öğrencilere ırkçılığı anlatabilmek için düzenlediği bir deneydir. lowa kasabasında öğretmenlik yapan jane elliot, 1968 yılının şubat ayında derste, dünya genelinde ırkçılığa karşı savaş vermiş martin luther king’i anlatmıştı. 4 nisan 1968 günü martin luther king aldığı otelin balkonunda silahla vurularak öldürülür. ertesi gün okula gittiğinde derste öğrencisi steven armsrong ”o kralı neden vurdular?’‘ diye sorar. jane elliot ''bunu anlatmamı istiyor musunuz'' diye sorar ve tüm sınıf da evet diye bağırır.
jane elliot, öncelikle sınıfına martin luther’in ırkçılık sebebiyle öldürüldüğünden bahsetti. ardından ırkçılığı benimsetmek için deneye başlamıştır. tüm sınıf beyaz tenli olduğu için onları göz renklerine göre ayırmaya karar verir. nazilerde mavi gözlüler üstün ırkı, kahverengi gözlüler ise yok edilmesi gerekenleri temsil ediyordu ve ölümleri göz renklerine göre karar veriliyordu. o da burdan yola çıkarak ırkçılığın göz rengine göre karar verildiğini anlatır.
deneyin ilk gününde elliot, sayıları az olan mavi gözlü öğrencileri diğerlerinden ayrılmak için onların koluna kahverengi bir kuşak bağladı ve onları sınıftaki ön sıralara oturttu. mavi gözlü öğrencilerin üstünlüğünün daha iyi anlaşılması için öğrencilerine mavi gözlülerin öğlende daha fazla yemek yiyebileceklerini, teneffüsü daha uzun yapabileceklerini, açılan orman spor salonuna girebileceklerini, onların daha temiz olduğunu söyledi. mavi göz rengine sahip çocuklar daha ilk günden havaya girmiş ve kendilerinin üstün oldukları düşüncesiyle diğer arkadaşlarından uzak durmaya başlamışlardı. günün sonunda öğrencilere bir sınav yaptı ve mavi gözlü öğrenciler daha yüksek notlar aldılar. mavi gözlülerin daha zeki olduğunu söyledi ama asıl önemli nokta özgüvendi.
diğer gün derse gelen öğretmen öğrencilere bir açıklama yapacağını söyledi. onlardan özür dileyerek bir hata yaptığını asıl üstün ırkın kahverengi gözlüler olduğunu söyledi. mavi gözlü çocukların kolundaki kuşakları topladı ve kuşakları kahverengi gözlü çocukların koluna bağladı. artık ayrıcaklı olanlar kahverengi gözlü öğrencilerdi.
jane elliot, cuma günü yaptığı deneyin ilk aşamasında mavi gözlü öğrenciler diğer arkadaşlarına karşı sert davranışlar gösterirken, deneyin ikinci kısmında kahverengi gözlü öğrencilerin mavi gözlü öğrencilere çok sert davranışlar göstermediğini gözlemledi. çünkü kahverengi gözlü çocuklar bu ayrımın ne kadar kötü hissettirdiğini biliyorlardı.
aynı gün jane elliot, öğrencilere bunun bir deney olduğunu açıkladı. göz renginin bir üstünlük olmadığını, üstünlük taslamanın ve ayrımcılık yapmanın ırkçılığın ta kendisi olduğunu öğrencilerine açıkladı ve öğrencilerinden birbirlerine sarılmalarını istedi. ardından sınıftan bu deney hakkında yazı yazmalarını istedi ve yazılan yazıları martin luther king’in eşine gönderdi.
bu deney, okul içerisinde kalmayıp gazete ve televizyonlarda yayınlandı. jane elliot bu deneyle bir çok ödül aldı. 1970 yılında ”bölünmüş sınıf deneyi” ardından 1996 yılında ”mavi gözler” adında bir başka belgesel filmi çekildi. ardından elliot, 2016 yılında bbc’nin ”dünyayı geliştiren 100 kadın” isimli listesine eklendi.
jane elliot, öncelikle sınıfına martin luther’in ırkçılık sebebiyle öldürüldüğünden bahsetti. ardından ırkçılığı benimsetmek için deneye başlamıştır. tüm sınıf beyaz tenli olduğu için onları göz renklerine göre ayırmaya karar verir. nazilerde mavi gözlüler üstün ırkı, kahverengi gözlüler ise yok edilmesi gerekenleri temsil ediyordu ve ölümleri göz renklerine göre karar veriliyordu. o da burdan yola çıkarak ırkçılığın göz rengine göre karar verildiğini anlatır.
deneyin ilk gününde elliot, sayıları az olan mavi gözlü öğrencileri diğerlerinden ayrılmak için onların koluna kahverengi bir kuşak bağladı ve onları sınıftaki ön sıralara oturttu. mavi gözlü öğrencilerin üstünlüğünün daha iyi anlaşılması için öğrencilerine mavi gözlülerin öğlende daha fazla yemek yiyebileceklerini, teneffüsü daha uzun yapabileceklerini, açılan orman spor salonuna girebileceklerini, onların daha temiz olduğunu söyledi. mavi göz rengine sahip çocuklar daha ilk günden havaya girmiş ve kendilerinin üstün oldukları düşüncesiyle diğer arkadaşlarından uzak durmaya başlamışlardı. günün sonunda öğrencilere bir sınav yaptı ve mavi gözlü öğrenciler daha yüksek notlar aldılar. mavi gözlülerin daha zeki olduğunu söyledi ama asıl önemli nokta özgüvendi.
diğer gün derse gelen öğretmen öğrencilere bir açıklama yapacağını söyledi. onlardan özür dileyerek bir hata yaptığını asıl üstün ırkın kahverengi gözlüler olduğunu söyledi. mavi gözlü çocukların kolundaki kuşakları topladı ve kuşakları kahverengi gözlü çocukların koluna bağladı. artık ayrıcaklı olanlar kahverengi gözlü öğrencilerdi.
jane elliot, cuma günü yaptığı deneyin ilk aşamasında mavi gözlü öğrenciler diğer arkadaşlarına karşı sert davranışlar gösterirken, deneyin ikinci kısmında kahverengi gözlü öğrencilerin mavi gözlü öğrencilere çok sert davranışlar göstermediğini gözlemledi. çünkü kahverengi gözlü çocuklar bu ayrımın ne kadar kötü hissettirdiğini biliyorlardı.
aynı gün jane elliot, öğrencilere bunun bir deney olduğunu açıkladı. göz renginin bir üstünlük olmadığını, üstünlük taslamanın ve ayrımcılık yapmanın ırkçılığın ta kendisi olduğunu öğrencilerine açıkladı ve öğrencilerinden birbirlerine sarılmalarını istedi. ardından sınıftan bu deney hakkında yazı yazmalarını istedi ve yazılan yazıları martin luther king’in eşine gönderdi.
bu deney, okul içerisinde kalmayıp gazete ve televizyonlarda yayınlandı. jane elliot bu deneyle bir çok ödül aldı. 1970 yılında ”bölünmüş sınıf deneyi” ardından 1996 yılında ”mavi gözler” adında bir başka belgesel filmi çekildi. ardından elliot, 2016 yılında bbc’nin ”dünyayı geliştiren 100 kadın” isimli listesine eklendi.
devamını gör...
ben kadını obje olarak görüyorum
kadınların korunmaya da böyle bir şekilde düşünen bireylerin sevgisine de ihtiyacı yoktur.
kadınlar obje değil aksine öznedir.
kadınlar obje değil aksine öznedir.
devamını gör...
mikroplastik kirlilik
deniztemiz derneği / turmepa'nın bir etkinliğinde öğrendiğime göre en büyük sorumlusu araba lastikleri olan kirlilik çeşidi. büyük oranda araç lastiklerinden kopan parçacıklar sebebiyle deniz ve deniz hayatı mikroplastiklere maruz kalıyor.
not: ayrıca biberonlara koyulan besin, olması gerekenin üzerinde bir ısıya sahipse mikroplastikler bu besinlere karışabiliyor. bunun sonucunda oldukça tehlikeli olan bu parçacıklar farkında olmadan bebek tarafından tüketiliyor.
not: ayrıca biberonlara koyulan besin, olması gerekenin üzerinde bir ısıya sahipse mikroplastikler bu besinlere karışabiliyor. bunun sonucunda oldukça tehlikeli olan bu parçacıklar farkında olmadan bebek tarafından tüketiliyor.
devamını gör...
lark
'muziplik, şaka' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
bu kadar online yazar sadece okuyacaksa neden yazar oldu sorunsalı
size hesap vermek zorunda değiller.
devamını gör...
jan van eyck
gençliğine dair tarihi bir bilgi bulunmamakla beraber kendisiyle ilgili bilgilerimiz 1422 sonrasında başlıyor.

en ünlü eserlerinden biri arnolfini'nin evlenmesi isimli tablosu giovanni arnolfini'nin ve giovanna cenami'nin evliliğini temsil ettiği düşünülse de kesin bir bilgi yoktur. asıl karısının 1433'te ölmesi ve bu tablonun 1434'te yapılması arasında ikinci kez evlendiği düşünülüyor. kimilerince ise bu tablo bir evlilik tablosu değildir. ön planda dar alanda boydan yer alan iki varlıklı çifti (giovanni di nicolao arnolfini ve giovanna cenami) görüyoruz. çiftin üstünde yer alan şamdanda tek bir mum yanmaktadır, bu mum hz. isa'nın varlığını ve insanlığın geçiciliğini temsil etmektedir. ön planda yer alan köpek ise evliliğin sadakatini temsil etmektedir. çiftin arkasında dış bükey bir ayna bulunmakta bu ayna sayesinde ressamı ve diğer figürleri arkadan bir göz gibi görebilmekteyiz. bu dış bükey aynanın dış bezemesi olarak da daire biçimleri bulunmakta. bu daire biçimlerinin içinde ise hz. isa'nın kutsal sahnelerine yer verilmiştir. böylesine ufak bir alana detaylı bir çalışma gerçekten hayret verici açıkçası. eserin boyutlarından bahsetmek gerekirse genişliği 60, uzunluğu 82 cm'dir.

en ünlü eserlerinden biri arnolfini'nin evlenmesi isimli tablosu giovanni arnolfini'nin ve giovanna cenami'nin evliliğini temsil ettiği düşünülse de kesin bir bilgi yoktur. asıl karısının 1433'te ölmesi ve bu tablonun 1434'te yapılması arasında ikinci kez evlendiği düşünülüyor. kimilerince ise bu tablo bir evlilik tablosu değildir. ön planda dar alanda boydan yer alan iki varlıklı çifti (giovanni di nicolao arnolfini ve giovanna cenami) görüyoruz. çiftin üstünde yer alan şamdanda tek bir mum yanmaktadır, bu mum hz. isa'nın varlığını ve insanlığın geçiciliğini temsil etmektedir. ön planda yer alan köpek ise evliliğin sadakatini temsil etmektedir. çiftin arkasında dış bükey bir ayna bulunmakta bu ayna sayesinde ressamı ve diğer figürleri arkadan bir göz gibi görebilmekteyiz. bu dış bükey aynanın dış bezemesi olarak da daire biçimleri bulunmakta. bu daire biçimlerinin içinde ise hz. isa'nın kutsal sahnelerine yer verilmiştir. böylesine ufak bir alana detaylı bir çalışma gerçekten hayret verici açıkçası. eserin boyutlarından bahsetmek gerekirse genişliği 60, uzunluğu 82 cm'dir.
devamını gör...
hem seks hem miting esnasında söylenebilecek sözler
(bkz: durmak yok yola devam)
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
üniyi kazandım ama gidemiyorum naled olsun bir üni pişmalığım bile yok
devamını gör...
et beni
çal fikrimi deli et beni.
devamını gör...
12 temmuz 2021 ermeni kilisesine yapılan saygısızlık
dine saygı dendiğinde herkesten büyük hassasiyet bekleyip kendisi aynı hassasiyeti gösteremeyen saygıdan yoksun insanların yapmış olduğu eylem. böyle şeyler yaşandıkça daha uzun bir süre olduğumuz yerde saymaya devam ederiz gibi görünüyor.
devamını gör...
normal sözlük'teki ciddi yazarlar
bir ara içinde bulunduğum grup. belki onlar da benim gibi sonradan cıvıtır ya da ben eski halime dönüp ciddiyete bürünürüm yeniden. bekleyip görmekten başka seçeneğiniz yok.
devamını gör...
merlin
2008-2012 yılları arasında yayımlanmış her sezon 13 bölüm olarak 5 sezon fantastik, drama, macera, tarih, komedi türlerinde çekilmiş ingiliz dizisidir.
başrollerinde,
colin morgan
angel coulby
bradley james
katie mcgrath
john hurt
anthony head
richard wilson
aslında son sezon son bölümlere kadar büyük hayranlığımı kazanmış bir diziydi. ta ki arthur daha çok yeni başa geçmiş büyüye ve olağanüstü olay ve yaratıklara yeni yeni sıcak bakmaya başlamışken bir anda kadim dini kabul et yoksa senin için bir son yazılacak sözlerine kadar. arkadaşım bir durun bir bekleyin adam yılların baskısını bir atsın üzerinden. apar topar diziyi bitirme çabası bu kadar kötü yansıtılır ancak ekranlara.
hani merlin le kral arthur yeni düzenin kurucusu olacak krallığı barış ve dostluk krallığı yapacak beş krallığa hükmedeceklerdi. yeminle kursağımda bıraktılar diziyi. o nasıl son arkadaş.
dizi bittiğinde çok canım sıkıldı. tam 5 sezon sen sürükle al seyirciyi içinde dalga geçer gibi bitir sonra. yok şöyle efsane bir ülke kurulacak yok dostluk dillere destan olacak yok camelot gelmiş geçmiş en büyük krala ve onun rehberine şahitlik edecek ee sonra ilk savaşta her şey yerle yeksan.
ayrıca arkadaşım o hizmetçi kız her önenü gelene niye yılışıyor. yani siz son anda mı lan dur biz bunu kralla evlendirelim hemen çeki düzen verelim aklı başında ayakları yere basan zeki bir kadın olsun deyip lap lup karakteri şekillendirdiniz. tamam aşk bu hizmetçi, prenses tanımaz ama en azından bir yerinde dur arkadaş. sen kralla evleneceksin niye önüne gelenle flörtleşiyorsun. buradada biraz inandırıcılığını yitirmiş dizi.
bunların dışında merlin ve arthur'un komik diyalogları tam seyirlik. merlin zaten başlı başına diziyi alıp götüren bir karakter. sevimli, şaşkın, sakar bir o kadar zeki. arthur ukala, kendini beğenmiş fakat babasına göre çok daha merhametli bir soylu. bunu zaten dizi boyu hissettiriyor. zamanla daha anlayışlı bir insana dönüşüyor tabi.
merlin'in gaius'la sahneleri de pek komik. gaius'un dizide bayağı önemli bir yeri var. karakter kendini izletiyor.
kral uther felaket ötesi bir adam. soyluyum da soyluyum, soyluyuz da soyluyuz diye içinden oyun havası söylediğine yemin edebilirim ama bunu kanıtlayamam. hele ki morgana'ya gereksiz ilgisi. anladık kızın da anladık zaten onu. morgana'nın içinden bir anda çıkan şeytana ne demeli. yav ponçik tatlı bir hamımdın sen ne oldu bir anda?
bana diziyi merlin ve gaius izletti. hah büyük ejder'i unutamam. allahım o ne tatlış hareketler. merlin'in büyük ejderken arthur'a tavırları falan sahneye her çıktığında tek bir mimiği bile tüm ilgiyi üstüne çekmeye yetiyordu.
dizinin konusu genel olarak belli zaten herkes dile getirmiş. benim hem sevip hem mesafeli durmama neden olan konular da bunlar. öyle bir sonu kesinlikle haketmiyordu bu dizi. açıkçası daha uzun uzun anlatmak istiyordum bu diziyi. değinmek istediğim bir çok karakter vardı. hatta bazı diyaloglara bile girmeyi düşünüyordum. normalde çok beğendiğim ve beni etkileyen dizi, filmlerde oturup karakter analizine kadar yapıyorum ama malesef biraz hevesim kaçtı. neyse efem işte görüldüğü üzere çok aradayım bu diziyle ilgili. üzerimdeki şoku hala atamadım. ama komiktir ki bazen gerçek hayatta da karşılaşırız böyle durumlarla. biriyle tanışırız çabucak hakkında fikir edinir, yakınlık duyarız sonra bir bakarız baştan aşağı fos. heh işte o zaman iki kelam fazla etmek istemeyiz o kişilere dair. ben de tam olarak oradayım şuan. ciddiyim bak. abi yok ne yorum yapıp prim vereceksinle dur iki üç bir şey söyleyeyim arasında kaldım hahaha. ehh iki üç kelam ettik mecbur o kadar olsun değil mi? ne diyelim sağlık olsun.
genel manada beğendim ama bilseydim böyle bir sonu var izler miydim emin değilim. sizlere iyi seyirler dostlar.
başrollerinde,
colin morgan
angel coulby
bradley james
katie mcgrath
john hurt
anthony head
richard wilson
aslında son sezon son bölümlere kadar büyük hayranlığımı kazanmış bir diziydi. ta ki arthur daha çok yeni başa geçmiş büyüye ve olağanüstü olay ve yaratıklara yeni yeni sıcak bakmaya başlamışken bir anda kadim dini kabul et yoksa senin için bir son yazılacak sözlerine kadar. arkadaşım bir durun bir bekleyin adam yılların baskısını bir atsın üzerinden. apar topar diziyi bitirme çabası bu kadar kötü yansıtılır ancak ekranlara.
hani merlin le kral arthur yeni düzenin kurucusu olacak krallığı barış ve dostluk krallığı yapacak beş krallığa hükmedeceklerdi. yeminle kursağımda bıraktılar diziyi. o nasıl son arkadaş.
dizi bittiğinde çok canım sıkıldı. tam 5 sezon sen sürükle al seyirciyi içinde dalga geçer gibi bitir sonra. yok şöyle efsane bir ülke kurulacak yok dostluk dillere destan olacak yok camelot gelmiş geçmiş en büyük krala ve onun rehberine şahitlik edecek ee sonra ilk savaşta her şey yerle yeksan.
ayrıca arkadaşım o hizmetçi kız her önenü gelene niye yılışıyor. yani siz son anda mı lan dur biz bunu kralla evlendirelim hemen çeki düzen verelim aklı başında ayakları yere basan zeki bir kadın olsun deyip lap lup karakteri şekillendirdiniz. tamam aşk bu hizmetçi, prenses tanımaz ama en azından bir yerinde dur arkadaş. sen kralla evleneceksin niye önüne gelenle flörtleşiyorsun. buradada biraz inandırıcılığını yitirmiş dizi.
bunların dışında merlin ve arthur'un komik diyalogları tam seyirlik. merlin zaten başlı başına diziyi alıp götüren bir karakter. sevimli, şaşkın, sakar bir o kadar zeki. arthur ukala, kendini beğenmiş fakat babasına göre çok daha merhametli bir soylu. bunu zaten dizi boyu hissettiriyor. zamanla daha anlayışlı bir insana dönüşüyor tabi.
merlin'in gaius'la sahneleri de pek komik. gaius'un dizide bayağı önemli bir yeri var. karakter kendini izletiyor.
kral uther felaket ötesi bir adam. soyluyum da soyluyum, soyluyuz da soyluyuz diye içinden oyun havası söylediğine yemin edebilirim ama bunu kanıtlayamam. hele ki morgana'ya gereksiz ilgisi. anladık kızın da anladık zaten onu. morgana'nın içinden bir anda çıkan şeytana ne demeli. yav ponçik tatlı bir hamımdın sen ne oldu bir anda?
bana diziyi merlin ve gaius izletti. hah büyük ejder'i unutamam. allahım o ne tatlış hareketler. merlin'in büyük ejderken arthur'a tavırları falan sahneye her çıktığında tek bir mimiği bile tüm ilgiyi üstüne çekmeye yetiyordu.
dizinin konusu genel olarak belli zaten herkes dile getirmiş. benim hem sevip hem mesafeli durmama neden olan konular da bunlar. öyle bir sonu kesinlikle haketmiyordu bu dizi. açıkçası daha uzun uzun anlatmak istiyordum bu diziyi. değinmek istediğim bir çok karakter vardı. hatta bazı diyaloglara bile girmeyi düşünüyordum. normalde çok beğendiğim ve beni etkileyen dizi, filmlerde oturup karakter analizine kadar yapıyorum ama malesef biraz hevesim kaçtı. neyse efem işte görüldüğü üzere çok aradayım bu diziyle ilgili. üzerimdeki şoku hala atamadım. ama komiktir ki bazen gerçek hayatta da karşılaşırız böyle durumlarla. biriyle tanışırız çabucak hakkında fikir edinir, yakınlık duyarız sonra bir bakarız baştan aşağı fos. heh işte o zaman iki kelam fazla etmek istemeyiz o kişilere dair. ben de tam olarak oradayım şuan. ciddiyim bak. abi yok ne yorum yapıp prim vereceksinle dur iki üç bir şey söyleyeyim arasında kaldım hahaha. ehh iki üç kelam ettik mecbur o kadar olsun değil mi? ne diyelim sağlık olsun.
genel manada beğendim ama bilseydim böyle bir sonu var izler miydim emin değilim. sizlere iyi seyirler dostlar.
devamını gör...

