kendimden özür dilerim. değmicek insanlar için kendimden taviz verdiği için.
devamını gör...

gordon para yasasına isyan etmiş bir adam. ailesi sınıf atlamak için gerekli parayı kazanabilecek tek varis olarak onu gördüğünden tüm eğitimi için ellerinden geleni yaparken bir yandan da onu bu durum için işleyerek yetiştirmiştir.
gordan ise iyi bir işte çalışıp paranın kölesi olmaktansa sefil işlerde az para ile çalışarak ruhunu özgürleştireceğine inanır.

ancak her şeyin yolu da paradır. sadakat bile para ile satın alınır. iyi bir iş hapishanesine razı olmadığından kadınlarla olan bütün ilişkilerine süreksizlik ve aldatma egemendir. paradan feragat etmek, kadından da feragat etmeyi getirir ona göre. ya para tanrısına hizmet edecek ya da kadınsız kalacaktır.

ona aşık olan rosemary'in sevgisini isterken de bir yandan onu kendinden uzaklaştırmak ister. çünkü ne kadar iyi bir insan olsa da rosemary'nin de bir gün onu yoksulluğundan dolayı aşağılayacağına inanır. bu yüzden katı, kıskanç bir bağımsızlıkla özsaygısını korumak için elinden geleni yapar.

kitabın adı da* sınıf atlama özentisindeki dar gelirlilerin bir statü göstergesi olan çiçeksiz bir zambak türünden gelir.


"insanoğlunun ve meleklerin diliyle konuşsam da, param olmadığından, ses üfleyen bir trompet ya da çınlayan bir çembalo konumundayım. geleceği görme, bütün gizemleri ve bütün bilgileri anlama yetim olsa da, dağları yerinden oynatacağıma inansam da param yoksa, bir hiçim. bütün varlığımı yoksulları doyurmaya adasam da, yakılmak üzere bedenimi sunsam da, param yoksa, bunların bana hiçbir yararı yok. para çok acı çeker, naziktir; para kıskanmaz; para kendini övmez, şişinmez, uygunsuz davranmaz, kendini düşünmez, kolay aldanma, kötü şey düşünmez; eşitsizlikten hoşlanmaz ama hakikatle coşar; her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umar, her şeye dayanır... ve şimdi, inanç, umut ve para hüküm sürmekte; bu üçü egemen ama içlerinde en yücesi, para."
devamını gör...

ağa, dostum, tatlım, çok tatlım.
devamını gör...

kıbrıs barış harekatı sonrası yalnız kalan türkiye'ye olası bir yunan savaşında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan silahları bilabedel gönderen, şeyh ahmet sunusi'nin, ömer muhtar'ın vatanı kardeş libya'nın devrik lideri. emekli büyükelçi taner baytok'un anısı için buradan
devamını gör...

kimseye kazık atmadım.
devamını gör...

-antik kentte rüzgar nasıl eser?
-tarihi eser
devamını gör...

sabaha kadar balkonda oturunca hava o kadar da sıcak gelmiyormuş aslında. sabaha kadar balkonda oturmanın zararları ve yararları üzerine yazı yazacak kadar uykusuz ve sıkılgan bir haldeyim.

sabaha kadar balkonda oturup sıcaklamıyor insan ve üstelik klima açmaya gerek kalmadığı için fatura için de olumlu düzenlemelere gidiliyor galiba. yani bu dönemde herhangi bir şeyi maddi açıdan düşünmeden yaşamak mümkün değil zaten. bazen üşüyor gibi oluyorum, ülkenin neredeyse en sıcak diye tanınan şehrinde bu mevsimde bile üşüyebilecek nadir insanlardanım galiba. bulvar üstünde oturmuyor olsaydım diyorum bazen, yoldan geçen herkesin ve her şeyin sesini bu kadar duymak zorunda değiliz ama ne yapalım, binayı buraya kondurmuşlar.

insan keyfinden sabaha kadar balkonda oturur mu? ben hiç keyfimden sabaha kadar balkonda oturmadım. ya sarhoş olduğum için ya ağlayacak yerim kalmadığı için oturdum bundan önce hep. bir gün keyfimden sabaha kadar balkonda oturacağım, yanımda keyif verecek bir şeylerle birlikte yapacağım.

sabaha kadar balkonda otururken sandalye başında uyuyakalmak dışında bahsedecek bir şeyim olmadığını fark ettim. uyuyakalmamak için elimden geleni yaptım, yapmam gereken diğer şeyleri yapmak için susmam lazım artık.
devamını gör...

kalbimi sevgiye açabilecek kadar içsel güce ve özgürlüğe sahip olmak, yani kendim olmak.


şöyle bir iç özgürlük:

''eğer zihninizin nasıl tepki gösterdiğini bilmiyorsanız, eğer zihniniz kendi etkilerinden habersizse, toplumun ne olduğunu hiç bir zaman öğrenemeyeceksiniz demektir. çünkü zihniniz toplumun parçasıdır ya da toplumun ta kendisidir.

toplumdan ayrı, toplumun dışında; gerçekten size özgü bir "sen" çoğunlukla varolamamaktadır.
toplum sürekli bizi etki altında tutmakta, düşüncelerimizi biçimlendirmektedir. toplumsal modeli fark edip onun boyunduruğundan kendinizi kurtarmadıkça, kendinizi özgür sansanız da, gene de cezaevinde bir tutuklusunuz. zihninizi yönetmeye, düşüncelerinizi düzeltmeye çalışın. "bu doğru, bu yanlış" diye yargılara varmayın. yanlızca bir sinema filmine bakar gibi, kafanızdan geçenleri izleyin.

zihniniz insanlığın ta kendisidir. ve siz bunu anladığınız zaman yüreğiniz sevgiyle karışık bir acıma duygusu ile dolacak ve bu anlayıştan büyük bir aşk doğacaktır, işte o zaman güzel şeyler gördüğünüzde, güzelliğin ne olduğunu anlayacaksınız.''
-krishnamurti

devamını gör...

hz. nuh benim dikkatimi hep çekmiş ve beni hayran bırakmıştır. yaklaşık 950 sene yaşamış, 120 yıl bir geminin inşaasıyla uğraşmış ve hayırlı olan herkesi tufan zamanında bünyesinde toplayarak insanlığı kurtarmış bir liderdir. sadece insanları degil, etinden sütünden faydalandığımız tüm hayvanlar da onun sayesinde kurtulmuştur. güçlüdür, zekidir ve sabırlıdır. üzüm bağlarından şarap imal eden ve insanların rahatlaması gayesiyle o içkiyi içime sunan ilk insandır *. tüm kutsal kitaplarda adından sıkça söz edilen ve şu an yaşamdaki her insanın hz. nuh soyundan geldiği sabittir. bir nevi dedemizdir. atamızdır. geminin tufandan sonra indiği rivayet edilen ağrı dağı eteğindeki yerine gitmişliğim vardır.
devamını gör...

eski metal paraları inceleyen tarihe yardımcı bir bilim dalıdır.
devamını gör...

geçen salı akşamı yaşanan elim hadise ve ardından sabah akşam bana yapılan psikolojik baskılar sebebiyle itiraf etmem gereken bir şey var.
hugo’ya ben küfür ettim. evet arkadaşlar o, bendim.
çoğunuz bebeydiniz, ahmet özal ile tolga abi bir iş birliğine soyundu, özel kanalda yayınlanan bu çocuk programına ben ve akranlarım hastaydık. aramızda müthiş bir yarış vardı, kim bağlanacak, kim yarışacak çekişmeleri sürüp giderken ben yani şahsım yayına katıldım.
o zamanlar fakirlik ve yokluk, evimizde telefon yok, komşunun çevirmeli telefonu ile oyun oynayacaktım. 2’e basıyorum, ahize hızlı dönüyor fakat 8’e basınca* geri dönüşü tam 11 saniye sürüyordu. bütün canlarım bitti, ertesi gün okulda herkesin benimle dalga geçeceğini bileğim için ve aslında fakirlik yüzünden kaybettiğim kaderime isyan olarak küfür etmiştim.
tolga abi yayının ardından komşuyu aramış, bize bir adet telefon, bir adet ev ve araba yollayacağını fakat yaşanan bu olayı gizli tutmamız gerektiğini söyledi. işte türk televizyonlarında gerçekliğin inkarı denemesi ilk benim üzerimden yapıldı. tabi bugün bu inkar meselesi gazetelerde, ders kitaplarında ve tarihi olaylarda da devam etmektedir. mesela kızılçamlar’ın marshall projesi olması meselesi, tamamen yalan ve gerçeğin inkarıdır. imar barışlarında ve son 20 yılda hükümetin yok ettiği zeytinlikleri görmeden, 1945’e kadar giden bu zihniyetlerin yalanlarının ilk denemesi ben idim.
yıllarca sustum, inkar ettim hatta cinsiyetimi değiştirdim. ses tellerim için ameliyat oldum. fakat geçen salı akşamı o karanlık akşam, discord’un azizliğine uğradım. aslında çocukluğumdan beri telefonlarla ve teknoloji ile aram bozuk ve her talihsizlikte küfür etmek gibi bir huyum var.
neyse radyo kurucusu gomercan’dan, kırkyama’dan ve bütün dinleyenlerden özür diliyorum. aykut senden özür dilemiyorum*.
umarım beni mazur görürsünüz, çocukluk travması….
salı akşamı girift akşamı, yayın akışı yine yokmuş. aykut yine ısrarla davet etti de oradan biliyorım.*
geçen hafta, yılanların bölünerek çoğalmadığını öğrendiğimiz ilim irfan dolu bu programa, skandal bir bilimse bilgi eklemek istiyorum. ben ve kısır olan kedimiz kaplumbağaların cima edişine şaşkınlıkla şahitlik ettik.


planet earth ‘e rakip olacağınız efsane bilgi birikimimi paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.
devamını gör...

bizim toplumda herkes iyi insan olduğu için* biz hep kazanan taraftayız sıkıntı yok.
devamını gör...

kaldırımları seviyorum ben
bir kenara oturup düşünmeyi
gökyüzünü mesela
oradan bakıp seni seyretmeyi
ay'ı seviyorum
ışığında tuttuğum ellerini
şiirleri seviyorum
sesinden duyduklarımı hani
aşık olduğum o sesin
yakıyor beynimi
tenimde gezen nefesin
titretiyor dizlerimi
sınırlarım sınırsızlaşıyor
yokluğum artıyor varlığında
can çekişiyor aklım hayalim
imkansızlıklarınla seviyorum seni
sonsuz bir mutlulukla
ve varlığının ihtişamıyla
kadeh kadeh içiyorum soluğundan
devamını gör...

topraktan geldik, toprağa gideceğiz” cümlesinin yeni nesil versiyonu.

hindistan cevizi kabuğu, sıkıştırılmış turba* ve selülozdan üretilmiş, içerisinde bir ağaç tohumu bulunan vazo benzeri ilginç bir tasarım ürünüdür.

bunun kullanılabilmesi için önce ölmüş ve yakılmış olup küllerinizin muhafaza edilmesi gerekmektedir.

toprakta tamamen çözülebilen ve doğa dostu olan, kişiyi “temsili şekilde” ağaca dönüştürecek olan bu vazo içerisine küller koyulup, toprağa gömülür. tohum seçenekleri de sunan bu vazodan tohumun büyümesi ile oluşan ağaç ölen kişiyi yaşatmış olur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
süper ot adında bir film vardı o geldi aklıma..
devamını gör...

neden bilmiyorum ama böyle bir durumda düşündüğüm ilk şey kulağıma kaçmış olması. kulağımda bir şey varmış gibi hissediyor ve kafayı yiyorum.
devamını gör...

balıkesir ilinin marmara adasına bağlı küçük ve şirin bir köyüdür. adından da anlaşılacağı üzere yüzyıllık çınar ağaçlarına ev sahipliği yapan çınarlı köyü sessiz, sakin ve huzurlu bir yer olmasının yanısıra harika bir denize sahiptir.

köyün denizine heryerden girmek mümkün, deniz'in altındaki dünya ile de ilgili iseniz inanamayacaksınız, bitkiler arasındaki balık sürülerini takip ederken gördüklerinize. sonuçta marmara denizi ne olabilir demeyin ben dedim yanıldım

köyün dısında ama adada bı manastır koyu var, etrafta birkaç pansiyon ve ev dışında hiçbir şey yok. hazırlıklı giderseniz dingin denizi ve sakinliğinde huzuru bulabilirsiniz haberiniz olsun.
devamını gör...

2001 yılında müzik kariyerine başlamış, adam gibi emolar lakabını sonuna kadar hak eden, müthiş alternatif rock müzik grubu.

gerard way, ray toro, frank ıero ve mikey way'den oluşan bu hoş müzik grubu bir dönem birçoğumuzun mcr tişörtleri, polarları giymesine vesile oldu... ergenlik dönemimde dövmesini bile yaptırmayı düşünüyordum...

2002 yılında, ilk albümleri i brought you my bullets you brought me your love'ı piyasaya sürüp oldukça dikkat çektiler. 2004 yılında three cheers for sweet revenge çıktı, yerinde sayıyor izlenimi uyandırmış olsa da birçok insan için, yine de güzel albümdü. ve hemen ardından, bir müzik grubunun başına gelebilecek en ama en güzel şey geldi... 2006 yılında the black parade çıktı, bu albüm ile adam gibi emo olduklarını kanıtladı bu abiler... sizleri welcome to the black parade dinlemeye davet ediyorum...

2010 yılında danger days: the true lives of the fabulous killjoys gibi yine hoş bir albüm yayınladılar ve hemen ardından 2012 yılında son stüdyo albümleri conventional weapons çıktı, kötünün iyisiydi. bir yıl sonra, 2019 yılında tekrar birleşmek üzere dağıldılar...
devamını gör...

halkımızın ne zaman sıkışsa yaptığı eylem.

faturalar ödenemeyecek kadar fazla mı?
çay koy!

işsiz misin?
çay koy!

gelecek kaygın mı var?
çay koy!

sorunlarla baş etmeye çalışmak, çay koyup "bu da geçer..." deyip şükretmekten daha mantıklı diye düşünüyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ekrem açıkel’in siyaset üstü bir üslup ve konuşmayla, gündemde olan halk ekmek gerçeklerini dile getirdiği yayındır. siyasilerin yaşadığı illüzyonu bir nebze de olsa çıplaklığıyla aktarmaya çalışmıştır.

edit: kısa halini bulamadığım için 38. dakikadan itibaren izleyebilirsiniz.

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim