sarı saçlımın asla vazgeçmediğini gösteren tweettir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

arasında brenna maccrimmon esintileri bulunan kırıka şarkısı.

şarkıyı pek kimse bilmez, zaten kırıka'yı da pek insan bilmez, ben bilirim, curcuna'nın ve ege'nin güzel bi sesi onlar, severiz.

hele bu şarkı?
mesajlaştığım çoğu insana yollamışımdır, - sanırım - 2012'den beri dilimde, benim gibi tuhaf bi' şarkı işte. sakız adasında geldiğim bilinince masadaki nevalenin yanına konulan ilk şeydi bu, orada adımızın metizmenos tourkos* kalmasının sebeplerinden.
denize karşı kurulan akşam sofralarının herkes tarafından söyleyen milli marşı.

9/8'lik kavga ve aşk'lara meftunum, daim olsun. *

sözler ;

"seni biraz bilseydim
of, aman aman
kalbimi verir miydim?
ah yandım!
yıllarca hiç gülmeden
of, aman aman
ızdırap çeker miydim?
ah yandım!
bana yıllar boyunca unutturdun gülmeyi
unutturdun, ah unutturdun gülmeyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
şimdi gündüzden de çok seviyorum geceyi
seviyorum, ah seviyorum geceyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
oh!
yaşa!
hadi bakalım
sevdamı harman ettin
of, aman aman
rüzgarlarda savurdun
namussuz
aşkımı kıyım ettin
of, aman aman
ateşlerde kavurdun
ah yandım!
bana yıllar boyunca unutturdun gülmeyi
unutturdun, ah unutturdun gülmeyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
şimdi gündüzden de çok seviyorum geceyi
seviyorum, ah seviyorum geceyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği"


devamını gör...

sizinle aynı durumu yaşamamış insanların düşüncelerini umursamayın.
devamını gör...

sabahattin ali, türk edebiyatı’nda özel bir yer edinmiş o güzel adamlardan biridir. toplumcu gerçekçi yazarlardan biri olarak kabul görmüş. kürk mantolu madonna’yı, sonra içimizdeki şeytan’ı kuyucaklı yusuf’u yazdı ve hepsi türk edebiyatının önemli yapı taşlarından biri oldu.
kuyucaklı yusuf, 100 temel eser’den biridir.
devamını gör...

bu ülkeye demokrasi getireceğiz, türbanlılar rahat edecek, kürtler kendi dillerini konuşacak, vesayeti kaldıracağız, avrupa birliğine gireceğiz dediler. yolda destek sağlamak için lgbt'e destek gösterilerinde bulundular. 28 şubatın acısını yaşamış mazlumlar gibi görünüyorlardı. her konuda ezikliği, yok sayılmışlığı yaşayan herkesin sesi olacakları düşünüldü. ben hiç bir zaman sıcak bakmadım. bir insanın yetiştiği ülkü, ideoloji veya din hiç önemli değil, ilk gençliğinin nerede geçtiği çok önemlidir benim için. ileride şekil değiştirip durumlara ayak uydurmaya çalışsanız bile, içerlerde bi yerlerde yine aynı ideolojiye hizmet edersiniz. neyse uzatmayacağım, çokça desteği bu ülkenin akademisyenlerinden, gerçek entellektüellerinden sağladılar. dönüşümü ve gücü sağlamlaştırdıkça gerçek canavar ve gerçek amaçlar ortaya çıktı. sakın haaa bütün yaşananlar, yol boyunca raslantı olarak yaşanmış gelişmelerdir diye düşünmeyin. bu bir dönüşüm hikayesidir. son 19 yılda yaşananlar, zaten yaşanacaktı; aktörlerin veya partilerin önemi yoktur. neyse çok uzattım sanırım, az buz şeyler yaşamadık arkadaşlar, bizler çok radikal değişimlerin, tam da göbeğinde kaldık. gençtik kanımız hızlı akıyordu. elimize ateş alıp şehri yakmak değildi amacımız, olanlara tepki göstermek istiyorduk. gücümüz yoktu, elimizde sadece internet vardı; twitter, ekşi, facebook ha bir de mezuniyet törenleri vardı tabi. referandum yaşadık, çıktılar dediler ki kenan evreni yargılayacağız, ilk dönem destekleyen akademisyenler yine evet dediler yargılansın. kardeşim hiç mi tarihsel bağlamda gelişmeleri okuyamıyorsunuz. kenan evrenden farklarının olmadığını anlamadınız dimi? ardından gezi geldi. amacımız belliydi, ses çıkarmak istiyorduk. hiç bir zaman yakıp yıkmak değil, fark edilmek, değişimin gerekli olduğunu vurgulamak istiyorduk. yine onda da kaybeden biz olduk. 3. günde evimize girdik mecburen. neyse biz yine internetten sesimizi çıkarmaya çalıştıkça, bi anda başlıklar silinmeye başladı, bize bizimle aynı platformdan bize karşı düşmanlar yarattırlar. cadı avına başladılar. yazmaya korkar olduk, insanlar toplanıp hapishaneye götürülüyordu. 71 öncesi, 80 öncesi gibi bir ortam yaratıldı. fakat artık insanlar yaşamlarına kıymet veriyordu. tarih bize böyle çabaların beyhude olduğunu ve sadece gençliğinin çürüyeceğini örnekleri ile gösterdi. korkmamız normal, çünkü istedikleri de bu zaten, herkes korksun ve yazamasın konuşamasın ve hatta düşünmesin. yazmaya çekinen arkadaşları çok iyi anlıyorum. haklılar, kendi hukukunu yazmış bir siyasi güç var karşımızda, ama sanırım değişim artık zorunlu yani süreç bize bunu gösteriyor. bir gün bu başlığın altında ''abi ne günlerdi, içimiz kan ağlıyordu ama yorum yapamıyorduk girişleri ve hikayeleri okuyacağız''. daldan dala atladım belki out of topic gibi görünsede hepsi birbiriyle ilintili, sadece 29 sayfa bir dönem ödevi hazırlar gibi alıntılar ve dipnotlar vermek istemedi. sonuç olarak, ''demokrasi pompalamasyonu ile yola çıkıp, herkesi muma çeviren bir yönetimin başarı öyküsüdür siyasi başlıklara yazmaktan çekinmek''. allah sonumuzu hayır etsin amin.
devamını gör...

sünnet düğünü.
devamını gör...

"bunu bir de sabah akşam dayak yiyen kadınlara sormak gerek" düşüncesine yol açan iddia.

normal şartlarda sadece kadınlar değil, herkes değerli hissetmek ister. bunu anormal ya da psikolojik bir rahatsızlık gibi ele almanın anlamı yok. normal bir şey bu. birlikte olduğunuz kişinin de size bunu hissettirecek gibi davranmasını istersiniz elbette. "şununla evleneyim de bana pislik muamelesi yapsın" demezsiniz, akıl sağlığınız yerindeyse.

adet, gelenek, görenek... bunlar kadına değerli gibi hissetirmez. ettirse de uzun sürmez. "kız alırken kendini gösteren adaletsiz ritüeller" kısa sürer. sonra gelsin o kızı tepesi atınca dövmeler, kıza tüm sülalenin hizmetçiliğini yaptırmalar, sürekli çocuk doğurtmalar... şu ülkedeki çoğu evliliğin sonu bu. bırakın da kısacık da olsa değerli hissetsin böyle yaşayan kadınlar. keşke elimizden gelse de hepsine ömür boyu değerli olduklarını hissetirebilsek. bunu biz çözemeyiz, eğitim sistemi çözer ancak.

normal evliliği olanlara gelince... onların da zaten "bana bak, seni istemeye geldiğimizde değerli hissettin. şimdi sıra bende" gibi bir hesabı olamaz. onlar olması gerektiği gibi, karşılıklı şekilde değerli hissettirir zaten.

özetle, tartışılması bile abes bir konu bu bence. biraz rahat mı bıraksanız artık diğer insanları da kendinizi de?
devamını gör...

söke'den japonya'ya gelin giden ve yıllarca orada yaşayıp japon kültürü hakkında bilgiler veren sergül kato'dur.

youtube kanalları : serrose ve japonya'da günlük hayat kanallarına bakabilirsiniz.
buradan
devamını gör...

kalem elden düşmüyor ki.
devamını gör...

'bu dava bir namus davasıdır. bu dava tee tom ve jerry'den kalan bir davadır. o hain köpeğin ve uyuz farenin hesap verilmesi sağlanacaktır.' bizim don kişot'a sordum böyle dedi.

tanım: kedilerin farelerle ne alıp veremediğini tartıştığımız başlık.
devamını gör...

bir dergide yazdığım/tercüme ettiğim makaleyi okuyan birinin, teşekkürlerini iletip çok etkilendiğini söylemesi yani birinin hayatında pozitif etki bırakabilmek..
devamını gör...

swot öncelikle ingilizce;

strengths (güçlü yönler),
weaknesses (zayıf yönler),
oppurtunities (fırsatlar),
threats (tehditler) kelimelerinin baş harflerinden geliyor.

ne demek; kendinizin veya şirketinizin güçlü ve zayıf yönlerinizi bir yere not ederek bunlar bana ne fırsatlar sunar veya ne tehdit oluşturur onu analiz etmenizi sağlıyor. peki bu size veya şirketinize ne sağlar? hem kişisel olarak iyi bir kariyere sahip olunabilir hem de işletme olarak başarı sağlanabilir.

peki neye dikkat edeceğiz ? futbol gibi düşünelim hücüma giderken defansı ihmal etmeyeceğiz. dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayacağız.

nasıl yapacağız? bir kağıda isim-şehir oynar gibi s-w-o-t başlıklı dört sütun yapacağız, altına unsurları yazacağız ama dürüst olacağız tabii, zayıf olduğumuz şeyi tutupta güçlü olduğumuz yere yazmayacağız. swot analizinde kelimeyi oluşturan her bir unsur, kendi alanında sorgulanmalıdır. yani tek tek güçlü ve zayıf yanlarınızı belirlemeli, buna göre ayrı ayrı kendi bölümlerinde fırsatlarla tehditleri değerlendirmelisiniz. unsurlara ait soruları ele alırken dürüst olmanız ve objektif bir yaklaşım sergilemeniz ise en önemli noktadır. her bir noktanın ayrı ayrı değerlendirilmesi için kendinize sorabileceğiniz sorular geliştireceğiz.

işe yarar mı bilmem. yakın zamanda uzaktan eğitimini aldık, kulağa hoş geliyordu ama uygulaması nasıl bilemiyorum.
devamını gör...

cumlelerdeki kelime yiginlarina anlam kazandiran, guzide dilbilgisi ozelligi.

nokta: sozluk’te; baslik acarken kullanilmasina gerek olmayan, tanim girerken kullanilmasi elzem olan isaret.
virgül: uzun cumle kurarken veya birbirinden farkli iki cumleyi birbirine baglarken kullanilan, nefes duragi ayirma isareti.

oncelik olarak bu ikisini sindirelim digerlerine geceriz sevgili arkadaslar, sunlari lutfen kullanin artik tak etti cunku*.
devamını gör...

başlığı görünce tanımlara bakmadan aklıma hayat ağacı dizisinin gelmesi.* *

tanım: hayat ağacı, 27 mart 1989 - 25 ocak 1991 tarihlerinde nbc kanalında yayınlanan bir abd pembe dizisi.
devamını gör...

yani uzun sözün kısası; hem entellik hem de trollük mevzusu bir kesim tarafından fazla ciddiye alınıp, fazla keskin çizgili algılanıyor. sonuçta da işte kişileri olumlu olumsuz yaftalayıp, belli bir kalıba sokup, aslında kendisinin o kalıplar içinde çırpınması sonucu kargaşa oluyor. herkese biraz daha relakslık diliyorum.
devamını gör...

uğur dündar gibi duayenin müthiş performansidir.
devamını gör...

"kimdir o" isimli şarkısıyla geleceğe seslenmiş söz yazarı ve müzisyendir. mekanı cennet, ruhu şâd olsun.
devamını gör...

#983960 sahsi olarak oldukca memnunum, hatta bu kadar yenilige ekibin icerisinde oldugum halde ben bile yetisemiyorum... kafa sozluk henuz senesini bile doldurmamis olusum. bu kadar kisa sure icerisinde olabilindigince buyuyen, gerek radyo gerek dergi reformlariyla diger sozluklerden cok daha ozgun bir yol cizerek, her gecen gun ekstra yol kateden bir platform/uz... yazarindan yonetimine kadar, gercekten herkesin buyuk bir ozveriyle bu sozluk icin emek harcadigini gonul rahatligiyla dile getirebilirim. eksiklikler olabilir, eklenmesi gereken ozellikler olabilir vs. bence sadece biraz zaman ki, su anki gidisata bakacak olursak bile, bence gayet iyi gidiyoruz, hatta fazla iyi gidiyoruz...
devamını gör...

yav bi tek gayri nizami anons yapan ben miyim? ahahha

yetiş ey lucifer!
devamını gör...

bunun bekarlıkla ilgisi yoktur arkadaşlar, evlilikte "eğer şartlar eşitse", yani kadın-erkek çalışıyorsa evdeki koşullar da eşittir; mutfağa girip yemek de yapacaksın, heladaki boku da temizleyeceksin, kanepenin altını süpürgeyle de çekeceksin, cam da sileceksin perde de asacaksın. elalemin evi değil bu kendi evin! ha yok delikanlıyı bozar bu işler, erkek iş mi yaparmış falan diyorsan, tutarsın gündeliği 200 liraya birini, yaptırırsın, kadının vazifesi değildir bu. aksi durumda, dışarıda çalışmayan kişi her kimse evin işlerinden o sorumludur. ev işleri kadın işi demek değildir, ama evde kalan genellikle kadın olduğu için kadın işi olarak görülmektedir. o yüzden erkek için ev işi yapmak ne utanılacak ne de övünülecek birşeydir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim