türkiye şartlarında çoğu insanın maruz kaldığı durumdur. bazen okuyacağınız bölümü etkiler, bazen seveceğiniz insanı, bazen eğlenme şeklinizi, bazen de hayallerinizi... bir süre sonra yapamadıklarınızın hırsıyla asi bir insana dönüşebilirsiniz.
devamını gör...

taptaze demini yeni almış çay kokusu.
devamını gör...

manipülasyona açık olmak... evet maalesef bazı davranışlarımızla manipülatörlerin ağına düşüyoruz, sonra da bizimle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar. mesela, kendimizi anlatma ve onaylanma isteğimiz. kendinizi her anlattığınızda sizi anlamıyormuş gibi yaparlar. muhtemelen siz iyi niyetli, saf birisiniz ve bir gün gelecek, ona kendimi anlatabileceğim ve bir gün gelecek bana hak verecek umuduyla kendinizi anlatır durursunuz ama o sizi anlamıyormuş gibi yaparak manipüle eder, ayarlarınızı bozar, dengenizi altüst eder. şimdi her seferinde aynı tongaya düşmenin anlamı ne? bu kısırdöngüden ancak kendimizi anlatmaktan vazgeçerek kurtulabiliriz. kısa cümlelerle geçiştirerek, onay beklemeden kendi arkamızda durarak manipüle edilmekten kurtuluruz. o sizin içinizdeki çocuğun onaylanma isteğinin farkında ve bunu esirgeyerek kontrolü elinde tutuyor. başkasından onay beklemeden kendi kendimizi onaylamayı öğrenirsek, o da ayarlarımızı bozamaz. manipülatörün oyununu bozmak, bizim elimizde. kendimizle* yüzleşecek kadar cesur olursak, hiç kimse bizi üzemez, yoramaz, incitemez ve manipüle edemez.
devamını gör...

takip ettiğimiz yazarları aynı kolaylıkla takipten çıkarabilmek.

olmuyor çoğu zaman, tik işaretini kaldırıyorum, refresh yapıyorum, hoop işaret geri geliyor ve takipten çıkmıyor.

listemde hangi kafayla aldığımı bilmediğim ya da sonradan gıcık olduğum bir sürü fazlalık insan var ve çok sıkılıyorum onlardan.

cep telefonu / android.
devamını gör...

fenerbahçe'nin kazanamamasına çok şaşırdığım bir maçtır.
devamını gör...

kalksam duraktan, dolmuş gibi
arka koltukta, unutulmuş gibi
terliklerimle, gelsem sana
sonunda aşkı, bulmuş gibi
(bkz: ezginin günlüğü)
devamını gör...

başlık açmadan önce o başlığın farklı yazılmış veya aynı şeyi kasteden versiyonu olup olmadığını kontrol etmek, ara sıra ukde listesine girip bilginiz olan başlıkları açmak,* yazım yanlışlı başlıkları yazarına yahut moderatöre yollayıp düzeltme talep etmek gibi şeyler geldi aklıma şimdilik.
devamını gör...

duyup görünce ankaraseverler olarak içimizden "ya sabır, cık cık" gibisinden ünlemler geçirip kafamızı öteki yana çevirdiğimiz söylem.
temsili:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

böyle durumlarda genellikle bir noktaya kadar görmezden gelmeye çalışıyorum, başka insanlarla ilgileniyor ya da telefona odaklanıyorum. en kötü durumda ise ortamdan kurtulmak için bir arkadaşıma beni aramasını söyleyip o bahaneyle uzaklaşıyorum.
devamını gör...

(bkz: makarna perileri)
devamını gör...

8 sene önce falandı. yoldaş benjamin franklin'in tam tersi istikamette -- warsaw to riga -- 20 kişilik de olabilir bilmiyorum ayni uçakmı ama tahminim 35 40 kişilik vardır, pırpır pervaneli uçaklardan..

ilk defa böyle bir uçağa bindim. eski görünmüyordu ama yeni de değildi. bu uçakların kullanıldığını bile bilmiyordum.

hava gerçekten berbat, neyse alman bi kadinla oturuyorum, orta yaşlı, uçak kalktı o konuşmaya çalıştıkça ben geriliyorum. uçak zaten hiç güven vermiyor.

gergin olduğumu anladı, sordu ve bende itiraf ettim... etmez olaydım.
azılı bir hristiyan çıktı kadının içinden, dua etmemiz gerektiğinden jesusa guvenmemiz gerektiğinden bi başladı, rigaya vardığımızda elimde incil vardi*

inişteyse ilk seferde pisti mi tutturamadi nasil olduysa tekrar yükseldik,ancak 15-20 dakika kadar sonra tekrar inişe geçebildik. gerim gerim gerildim, avuc iclerim terledi şuan bile. indikten sonra da yağışlı zemin nedeniyle çok zor durduğunu hatırlıyorum. ve finalde pilota koca bi alkış tabi.

berbat bir havada külüstür pırpır uçakla uçmanın, inerken ölümden döndüğünü hissetmenin gerginliği ve dinci/dırdırcı/evengelist/misyoner bir alman. daha korkunç çok az hikaye vardır*
devamını gör...

kadıköy'de bir kafe bar ismi gitmeyin, ayı öpmüş gibi hissediyorsunuz çıkışta.
devamını gör...

bakalım sallıyorlar mı arkamızdan diye merak edip geldiğim başlık
devamını gör...

brokoli gibiyim, sağlıklıyım ama tadım tuzum yok demek gibi bir şey sanırım.
devamını gör...

çok tatlısın*.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: victor hugo)'un rafıma yerleştirdiğim ilk kitabıdır. hakkında hiçbir şey bilmediğimiz (gerçekten üç beş anı dışında hiçbir şey) bir beyefendinin, idam olacağını öğrenmesinden başlayıp bu hadisenin gerçekleşeceği güne kadar geçen süreyi anlatmaktadır

yazar ilk baskılarda adını kullanmamıştır, ilk baskılardan sonra da ön sözün hemen ardındaki kısmı bu baskılarda aldığı eleştirilere ithafen yazılmıştır. devrinin idama bakış açısını düşünürsek her ne kadar kendini saklamış olsa da bu durum yaptığı şeyin çok değerli ve cesurca olduğu gerçeğini değiştirmez.

suçlu kişi ile ilgili bir şey bilmediğimiz noktaya dönecek olursam: bu büyük bilinmezlik bence başlı başına bir eleştiri. olay ne esas karakterin adı ne de işlediği suç, yazarın sorgulanmasını istediği yegane şey idamın varoluşu. idam gerekli midir? idam adil midir? idam suçu azaltır mı? soruları günümüzde bile tartışılıyor ve gelecekte de tartışılacağından hiç şüphem yok, bir sonuca varamayacağız yani. bu eserde de amaç bir sonuca varmak değil, (zaten edebiyat kimseyi bir yere götürmeye çalışmaz sadece etrafına bakmasını sağlar) bakış açısı kazanmak ve belki biraz empati kurmak. evet bir katilin veya tecavüzcünün ölmesinin istenmesi çok da şaşılası bir gerçek değil, herkesin kendi kafası ve onun içinde oluşturduğu kendisiyle de çelişen onlarca ütopyası var. kitap birçoğumuza doğru diğerlerine de yanlış gelecektir elbet ama buradaki asıl mevzu her ne düşünceden olursak olalım olaya belki ilk defa mahkumun gözünden bakabilecek olmamız. çocukluğundan kalma anıları, kendisini hatırlamayan bir kızı, korkusu ve her şeyden önce gereksiz bir umudu var. sadece son madde bile suçluyu kazıyın altından insan çıkar demeye yeter de artar. şimdilerde hapis o zamanlar kürek denen cezalardan sonra hayatına devam etmesine izin vermediğimiz insanlara bir şans verin. o yüzden okuyun, biraz ürperin, biraz da düşünün sonrasını kim bilir.
devamını gör...

şakaların yüzde 80'ini evde hanıma yapıyorum. yoksa var ya ooo...
devamını gör...

1. her sabah tartıya çıkmak ve tartıda gördüğün kilodan nefret etmek.
2. mutlaka ağza bir şeyler atmadan bir bardak su içmeyi hatırlamak.
3. ayna karşısında kendine bakmak ve görüntüden tiksinmek. nereden incelmek gerekiyor, göz görsün ki beyin onaylasın.
4. sadece boğazdan kısarak verilen hızlı kilo aynı hızla tekrar alınır, diyet uygularken kullandığınız yemek alışkanlığını ömür boyu devam ettirmek. haftada bir gün serbest.
5. saat 19:00'dan sonra sadece sıvı tüketimi. katı gıda yasak, midenizin kazındığını çok hissederseniz bir muz veya bir küçük kase yoğurt işinizi görür.
6. mutlaka her gün ölmediyseniz ne işiniz olursa olsun bırakmak ve bir saat tempolu yürüyüş yapmak.
devamını gör...

zamanının çoğunu kitap okuyarak geçiren bir adamım ben. hem de bu yeni değil. uzun yıllardır böyle. kardeşim aynı yatakta yatmak zorunda kaldığımız fakir zamanlarımızda benim yastığımın altında kitap olurdu çoğu zaman. ben merak eden insanım. ne bulursam okumak isterim.

insanların bana kitap ve yazar önermesini de öneririm. bu kadar en güvenilir başvuru kaynağım da kardeşimdir. ama başka insanların beni bir yazarla tanıştırması beni çok mutlu eder. hatta böyle bir aracılığa mutlaka bir kahve ısmarlayarak teşekkür ederim.

ancak bu dönemlerde tuhaf tuhaf şeyler yaşamaya başladım. beni elimde kitabımla gören insanların çoğunluğu ne kadar çok kitap okuduğum konusunda beni övüp sonra bana kitap önerme yarışına giriyorlar. asla küçümsemiyorum ama beni en çok rahatsız eden iki nokta var burda.

ben hidayet romanları okumuyorum. bana göre değil. bir müslüman gençle bir ateistin kurgu tartışmaları beni hiç ilgilendirmiyor. ne halleri varsa görsünler.

ikinci nokta ise yukarıdaki yazarın da bahsettiği gibi o wattpad kitapları bana göre değil. ben saf aşk romanları, ergenlik bunalımları da sevmiyorum. beni kurt adama aşık olan vampir, vampire aşık olan zombi, zombiye aşık olan su samuru ilgilendirmiyor.

çok dolmuşum bu konuda. ben de yazınca fark ettim. gideyim de gondor’u merak edeyim ben de.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim