ingiliz karbonatı
bu maddenin esas adı sodyum bikarbonat.
eczanelerde bulmak mümkün. kimyasal olmadığı için yiyeceklerle birlikte de tüketiliyor. diş parlatma, cilt bakımı ve temizlikte kullanılıp mide yanması, mide ekşimesini de hızla geçiriyor.
eczanelerde bulmak mümkün. kimyasal olmadığı için yiyeceklerle birlikte de tüketiliyor. diş parlatma, cilt bakımı ve temizlikte kullanılıp mide yanması, mide ekşimesini de hızla geçiriyor.
devamını gör...
banucabirhayat
ilk nick altı bana nasip olan yazarım.
beni beğenince keşfettim onu iyi ki de keşfettim. tanımları da çok keyifli.
takipteyim efendim.
beni beğenince keşfettim onu iyi ki de keşfettim. tanımları da çok keyifli.
takipteyim efendim.
devamını gör...
seri beğenen yazarın herkesi seri beğendiğini görmek
iyi de ne var bunda?..
t: çok duygusal yazar beyanı.
t: çok duygusal yazar beyanı.
devamını gör...
hem laik hem müslüman olunmaz
tatlı su müslümanları buna karşı gelebilir ancak gerçek olan durumdur. siz islam dinini sadece namazdan oruçtan falan mı ibaret sanıyorsunuz? islam dini anlattığınız gibi tanrı ile kul arasında bireysel bir din değil. islam dini toplumsaldır ve insanın neredeyse bütün yaşantısını düzenleyen bir dindir. bu dinin kendisine ait bir hukuku vardır ve müslümanım diyen herkes islam hukukunu sorgulamadan biat etmesi lazımdır. çünkü islam hukuku ''allah'ın kanunları'' olduğu iddia edilen kanunlardan oluşuyor. dolayısıyla islam dini hem siyasi hem de toplumsal bir dindir. bu yüzden 'siyasal islam' tanımı da gereksiz bir tanımdır.
devamını gör...
yeni gelin sorunsalı
evliliği hayatlarının amacı halline getirmiş, hayattaki tek arzusu evliliğini diğer insanların gözüne sokmak olan gelin tipidir.
kocişimle kahve keyfi.. kocişimle kahvaltı.. kocişimin hediyesi...
görmekten sıkıldığım durumlar. millete nispet için evlenip bir de bunu paylaşmayın.
kocişimle kahve keyfi.. kocişimle kahvaltı.. kocişimin hediyesi...
görmekten sıkıldığım durumlar. millete nispet için evlenip bir de bunu paylaşmayın.
devamını gör...
overacting
filmlerde, tiyatro oyunlarında ya da dizilerde oyuncuların rollerini çok abartılı bir şekilde oynaması durumudur. mimikleri ve tepkileri çok fazladır. izlerken insanı çok yorar ve genellikle samimiyetsiz yapay bir izlenim bırakır.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
aralarında olduğum yazarlar veritabanıdır.
hatta sabah da aralarında olmaktayım, öğlen de akşam da.
(bkz: sözlük sayesinde uykunun 4 saate inmesi)
hatta sabah da aralarında olmaktayım, öğlen de akşam da.
(bkz: sözlük sayesinde uykunun 4 saate inmesi)
devamını gör...
kadına bayan diyen insanlar
kınadığım insanlar değiller ama bu kullanım doğru değil. farkındalık oluşturuldu. ders kitaplarında, medyada, bürokraside kullanılarak yagınlaşacak, normalleşecek; aynı "bilim insanı"nda olduğu gibi.
devamını gör...
reşat nuri güntekin
çalıkuşu eseri, türk eğitim sisteminin geçmişteki sorunlarına -ki çoğu hala süregelmekte- makale kaynağı olabilecek kadar güçlü arkaplana sahip olan yazardır. eserlerinde türkçeyi çok güzel kullanması yazdıklarının okunabilirliğini arttırmaktadır. yaşadıklarını yazdığından müsebbib, tasvirleri gayet güçlüdür.
devamını gör...
the shining
stephen king'in romanından uyarlanmış bir stanley kubrick başyapıtı. danny'nin kafasından geçenleri daha iyi anlamak için kitabı da okumanızı tavsiye ederim. jack nicholson'ın muhteşem oyunculuğu ile film daha bir üst seviyeye çıkmış, söylenene göre wendy karakterini oynayan shelley duvall sette jack nicholson'dan gerçekten korkmaya başlamış.
filmde çok ince göndermeler var (bkz: kızıl derili katliamı), filmle alakalı çok farklı komplo teorileri de mevcut (bkz: abd nin aydaki görüntülerinin stanley kubrick tarafından çekilen bir kandırmaca olduğu)
bunlarla alakalı şu videoyu mutlaka izleyin filmin adı ne kanka-the shining
filmde çok ince göndermeler var (bkz: kızıl derili katliamı), filmle alakalı çok farklı komplo teorileri de mevcut (bkz: abd nin aydaki görüntülerinin stanley kubrick tarafından çekilen bir kandırmaca olduğu)
bunlarla alakalı şu videoyu mutlaka izleyin filmin adı ne kanka-the shining
devamını gör...
güvenmek
defalarca aldatıldım, dostlarımdan leziz kazıklar yedim. kısacası güvenmemek için tonla nedenim var. ama biraz keriz olduğum için güvenmeden duramıyorum. şaka bir yana her insana bir şans vermek gerektiğine inanıyorum. ben güvenirim, eğer güvenimi boşa çıkarırsa bu onun problemi. bir şey kaybetmiş olmam, aksine kazanmış olurum. (aslında kazanmaya/kaybetmeye inanmıyorum ama başka nasıl açıklarım bilmiyorum.) o insanla ilgili bir fikrim olur. o fikre sıkı sıkıya bağlı da kalmam, çünkü herkes değişebilir. özetle ben güvenirim. tanımadığım insanlara da. açım diyene de yol param yok diyene de güvenirim. güvenimin boşa çıkması beni yaralamıyor çünkü. "ee olabilir" deyip devam ediyorum.bu vahşi hayat için fazla bebeğim ama aksini bırakın olmayı, hayal bile edemiyorum.
devamını gör...
hayatınızın sonuna dek bir şarkı dinleyecek olsanız
rainbow-temple of the king.
hayatım bittikten sonra da dinlemek isterdim.
hayatım bittikten sonra da dinlemek isterdim.
devamını gör...
wilbur wants to kill himself
başrolünde yakın zamanda the chernobyl dizisinde de izlediğimiz jamie sives’ın oynadığı lone scherfig filmidir.
film babasının ölümü ile birlikte ondan miras kalan bir sahaf dükkanını onu sürekli koruyup kollayan ve hayatta tutmaya çalışan abisi ile birlikte işletmeye çalışan wilbur’un hikayesini anlatıyor.

wilbur hayattan bıkmış ve intihara meyilli bir adam. aklında sürekli bir intihar isteği ile geçirmekte günlerini. ta ki bir gün sahaf dükkanına küçük kızıyla birlikte gelen alice’e aşık olana kadar.
alice ile konuşması bana tasvir-i şikayet şarkısındaki bir dizeyi hatırlatır her zaman. bir iki tatlı söz çeler başındaki darağacını. sonrasını filmi izlediğiniz zaman göreceksiniz zaten.

filmin benim hayatımda bıraktığı anı ise taşralı bir gencin büyük şehirde yaşamaya başlamasının bir özeti gibi. ben bu filmin afişine rastladığım zaman veronika ölmek istiyor kitabını daha yeni bitirmiştim. filmi görünce biraz bocaladım çünkü filmin oynadığı sinema bana hep korkutucu gelmişti. o sinemada sanki filmler paravan olarak kullanılıyormuş gibi gelirdi bana her zaman.
sanki oraya girince bana eroin vereceklermiş, vücuduma dövmeler yapacak, beni bir tarikata sokacak, elime orak ve çekiç verip beni barikata yollayacak insanlarla karşılaşacakmışım gibi hissederdim.
o an bu filmi izleme isteği ile taşralı şüpheciliğim arasında kalıp büyük bir cesaret göstererek biletimi aldım. meğer o sinema sadece festival filmleri gösteren bir yermiş. içeri girerken insanolunbiraz wants to kill himself diyerek çıkacağımı düşündüğüm salondan müthiş bir film izlemiş olarak çıktım.

bu arada filmin bonus ödülünün de mads mikkelsen olduğunu da belirteyim.
film babasının ölümü ile birlikte ondan miras kalan bir sahaf dükkanını onu sürekli koruyup kollayan ve hayatta tutmaya çalışan abisi ile birlikte işletmeye çalışan wilbur’un hikayesini anlatıyor.

wilbur hayattan bıkmış ve intihara meyilli bir adam. aklında sürekli bir intihar isteği ile geçirmekte günlerini. ta ki bir gün sahaf dükkanına küçük kızıyla birlikte gelen alice’e aşık olana kadar.
alice ile konuşması bana tasvir-i şikayet şarkısındaki bir dizeyi hatırlatır her zaman. bir iki tatlı söz çeler başındaki darağacını. sonrasını filmi izlediğiniz zaman göreceksiniz zaten.

filmin benim hayatımda bıraktığı anı ise taşralı bir gencin büyük şehirde yaşamaya başlamasının bir özeti gibi. ben bu filmin afişine rastladığım zaman veronika ölmek istiyor kitabını daha yeni bitirmiştim. filmi görünce biraz bocaladım çünkü filmin oynadığı sinema bana hep korkutucu gelmişti. o sinemada sanki filmler paravan olarak kullanılıyormuş gibi gelirdi bana her zaman.
sanki oraya girince bana eroin vereceklermiş, vücuduma dövmeler yapacak, beni bir tarikata sokacak, elime orak ve çekiç verip beni barikata yollayacak insanlarla karşılaşacakmışım gibi hissederdim.
o an bu filmi izleme isteği ile taşralı şüpheciliğim arasında kalıp büyük bir cesaret göstererek biletimi aldım. meğer o sinema sadece festival filmleri gösteren bir yermiş. içeri girerken insanolunbiraz wants to kill himself diyerek çıkacağımı düşündüğüm salondan müthiş bir film izlemiş olarak çıktım.

bu arada filmin bonus ödülünün de mads mikkelsen olduğunu da belirteyim.
devamını gör...
çocukken okunmuş unutulmaz kitaplar
enis blayton tarafından yazılmış, serüven serisi: serüven adası, serüven şatosu, serüven vadisi, serüven denizi, serüven dağı, serüven gemisi...
hayatımda okuduğum en efsane hissettiren, küçücük dünyamda hayal peşinde koşmamı sağlayan, kendi maceralarımı yaşamaya heves ettiren kitaplardı. ilk önce bir çırpıda hızlıca okur, sonrasında da benzer bir hayatı hayal ederdim. ikisi de çok keyif verirdi.
türkçeye can, canan, gül, mete diye geçen dört arkadaşın maceralarını içeren romanın adaptasyon olarak çevrildiği ve de içeriğinde çokça cinsiyetçi bir tutum sergilediğini fark etmek ise yetişkinlik zamanımın halleri. çok merak ediyor olmama rağmen kitapları bir kez daha okuma cesaretim yok. hayal kırıklığı yaşamaktan, üzerimdeki tesirini yitirmekten korktuğum için yaklaşık yirmi-yirmi beş yıllık* anıların izinden aklımda kalan heyecan, çok heyecan.
hayatımda okuduğum en efsane hissettiren, küçücük dünyamda hayal peşinde koşmamı sağlayan, kendi maceralarımı yaşamaya heves ettiren kitaplardı. ilk önce bir çırpıda hızlıca okur, sonrasında da benzer bir hayatı hayal ederdim. ikisi de çok keyif verirdi.
türkçeye can, canan, gül, mete diye geçen dört arkadaşın maceralarını içeren romanın adaptasyon olarak çevrildiği ve de içeriğinde çokça cinsiyetçi bir tutum sergilediğini fark etmek ise yetişkinlik zamanımın halleri. çok merak ediyor olmama rağmen kitapları bir kez daha okuma cesaretim yok. hayal kırıklığı yaşamaktan, üzerimdeki tesirini yitirmekten korktuğum için yaklaşık yirmi-yirmi beş yıllık* anıların izinden aklımda kalan heyecan, çok heyecan.
devamını gör...
dobralık ile patavatsızlık arasındaki ince çizgi
dobra insan her doğrunun her yerde söylenmeyeceğini bilir. patavatsız insan ağzına her geleni her an söyler.
devamını gör...
seni sevmiyorum demenin farklı şekilleri
"seni arkadaşım olarak görüyorum." cümlesi, seni sevmiyorum'un kibar halidir.
devamını gör...


