eskilerden kalma, insanın eşine bağımsız bir birey olarak da saygı duyduğunu göstermek amacıyla kullandığı naif itham. şimdiki gençler rastlasa puhahahahahaha diye güler o ayrı.
devamını gör...

çocukken saçları kıvırcıkmış bu yüzden kıvırcık lakabı takılmış öyle de kalmış. tabii saçlar dökülünce algılanamıyor haliyle.
devamını gör...

herkes birbirini kırarak anlıyor yaşadığını. kimsenin yüzünde bulut yok, yağmur yok, güneş yok. hatır bitti, tahammül bitti, kapı zilleri bitti, sevinçler bitti.
devamını gör...

noktaların hayırlı uğurlu olsun sevgili yazar.
devamını gör...

"hepimizin yerine balkondan düşeni hatırla
şiir bazen öyle de çarpabilir hayata."

haydar ergülen
devamını gör...

malum öbür taraftan geldim 15 günlük karantinaya alınacak mıyım?

malum her şeyin başı sağlık*
devamını gör...

kore savaşı sayılıyorsa benim de aralarına dahil olduğum yazar topluluğu.

sivildeki icraatları daha sağlam ama; elinde baltayla bir kahvehane dolusu adamı kovalamışlığı var. içimdeki vikingin kaynağını buldum sanırım. swh
devamını gör...

kafa sözlük olarak hep kadınları gömmeyelim di mi yazar arkadaşlarım? birazda erkekleri gömelim bakalım.

hoşlandığı kadına " ya benimsin ya kara toprağın" minvalinde ki hareketleri.
devamını gör...

6b 6f 72 74 6b 6f 72 74 6b 6f 72 74 21 20 65 79 6c 75 6c 69 6e 67 20 77 61 73 20 68 65 72 65 2e*
devamını gör...

dedublüman en basit hali ile; kişinin aynı anda iki farklı yerde görünebilmesi demek. telaffuzu da nasıl zor bir kelime...*
ama konumuz elbette bu ismin insanı ürküten anlamı ya da zorluğundan çok bu isimle birçok cover yaparak derdi olmayan insanı dert sahibi yapan, ılgıt ılgıt ünleri yayılan o grup...*

mustafa yavuz grubun şarkı yazarı ve solisti, aynı zamanda kayıtların gitarlarını ve yaylı tamburlarını çalıp, düzenlemelerini de yapıyor.
keman, çello, ud ve perküsyon h.besim talı,
akustik gitar, synthesizer ve piyano hazar altın,
bas gitar kıvanç şafak kumlu,
davul ise kurthan sarpkaya'ya emanet grupta.
anladığım kadarıyla çağrı çelik grup elemanı değil ama her daim eşlik ediyor kendilerine.

başlığa yazan diğer yazar arkadaşlarım zaten en çok dinlenen, sevilen şarkılarından bahsetmişler. aynı şarkıları "ay şöyle güzel, aman böyle harika" diye överek laf kalabalığı yapmama gerek yok bence. hepsi birbirinden güzel ama ben hem buraya yazılmamış hem de en az diğerleri kadar güzel olan başka şarkılarını bırakmak istiyorum sizler için.

öyle bir geçer zaman ki...

firuze...

ben de özledim...

grubun seslendirdiği * çok popüler olmamış yanmamışım gibi şarkısından bir soru ile de bitirmeye niyetliyim tanımımı artık yavaş yavaş.

sen yanmazsan ben yanmazsam
nasıl çıkar bu karanlıklar aydınlığa söyle...


iyi geceler olsun sözlük...*
devamını gör...

(bkz: örnek vatandaş)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içip içip gelmesin de ne halt yerse yesin dediğim başlık.

evlat filan dinlemez, sıra dayağına çeker bizi.*
devamını gör...

salih bademci'nin içinden erol büyükburç çıkmış. selim songür karakterini çok sevdim. o nasıl tutkuyla şarkı söylemek öyle! adam bu rolü beklemiş resmen. tipi tarzı fevkaledeydi. altını çizerek belirtmek isterim ki fırat tanış oyunculuğu diye bir şey var. ona da ayrı hayran kaldım. hikaye dramatik olsa da çok huzurlu bir anlatımı var. tabii bunda müziklerin, dekorun, kıyafetlerin çok büyük etkisi var. on bölüm daha olsa sıkılmadan izlenilirdi. tatlı buruk bir havası var. güzel iş.
devamını gör...

recep tayyip erdoğan olurdu.
devamını gör...

...
yaşlandık artık dostum,ama daha iyi biliyoruz
o hayaller hala aynı kalplerimizde


devamını gör...

müptelası olduğumuz bu harika içeceğin, tarih sahnesine çıkışı 850 yılında oluyor. aslında her şeyi bir keçi sürüsüne ve çobana borçluyuz. bir kahve tiryakisi olarak, yazıma başlamadan önce burdan sonsuz teşekkürlerimi iletmek isterim. bach'ın "coffee cantata" eserini de şuraya bıraktıktan sonra başlayalım.


her şey, kaldı adındaki çobanın güttüğü keçilerin bir meyveyi yedikten sonra canlanmaları ile başlıyor. bunu gören çoban meyveyi kendisi de deniyor. kahve sevgisinin bu kadar büyüyeceğini o zaman fark etmiş midir acaba?

daha sonraki durağımız keşişler oluyor. bu gizemli meyveyi onlar da deniyor. tadı çok acı geldiği için hepsini ateşe atıyorlar. daha sonra öyle güzel bir koku yayılır ki keşişler mest olur. keşişler daha sonra bu kavrulmuş meyvelerden bir içecek hazırlamışlar. keşişler kahveyi içtikten sonra bütün gece ayık kalmışlar. daha sonra bu sihirli içecek, kısa sürede yayılmış dört bir yana. 1000 yıllarında yemen'de üretilmeye başlanmış bile.

kahvenin istanbul'a gelişi kanuni sultan süleyman döneminde gerçekleşmiş. sınırları yemen'e kadar uzayan osmanlı, yemen valisi özdemir paşa sayesinde kahve ile tanışmıştır. bu tanışıklık gittikçe ilerlemiş ve artık sarayda kırk kişilik kadrolu kahveci ustaları çalışmaya başlamış.

efendim kahvenin ünü sarayın dışına da taşmış tabii ki. 1550 yılında ilk kahvehane açılmış istanbul'da. daha sonraki her mahallede bir kahvehane olmuş. insanlar burda oturur, muhabbet eder, tartışır, iş konuşur, ticaret yapar bir yandan da kahvesini yudumlarmış.

kahve tutkunu italyanlar da kahve ile osmanlı sayesinde tanışmıştır. venedikli tacirler 1615 yılında ilk kahve tohumlarını venedik'e götürerek bu harika içeceği bir kıtaya daha taşımışlardır. 1683 viyana kuşatması sırasında osmanlı'nın kahve tohumlarını cephede bırakması ile avrupa'ya da kahvehaneler açılmaya başlamıştır. polonyalı bir girişimci bu çuvallar dolusu kahveler ile ilk kahvehaneyi açmış.

istanbul'da olduğu gibi avrupa'da da çok sevilmiş kahvehaneler. voltaire, balzac, beethoven ve mozart da bu kahvehanelerin müdavimlerinden. balzac'ın kahve tutkusunu bilmeyen yoktur zaten. günlük 50 fincan kahve içtiği söylenir.

tabii ki o zaman kahve üretimi arabistan, afrika topraklarında. avrupa'ya da yayılması ile orda da kahve bitkisi yetiştirilmeye çalışılmış. 17. yüzyılın sonlarına doğru seralarda üretilen bitkiler, çeşitli yerlere gönderilmiş. bir tanesi de paris'te xıv. louis'e hediye edilmiş. bu hediye milyonlarca kahve bitkisinin atası olmuş.

şüphesiz kahve bizim kültürümüzde bambaşka bir noktaya yerleşmiştir. telvesi ile içilen tek kahve türü olan türk kahvesi de bu kültürün çok önemli bir parçası aynı zamanda insanlığa bir hediyemiz. sabahların mutluluk sebebi kahvaltı bile kahvenin altına yenilen yemekten alır ismini. bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır sözü de belki de sevgimizi gösteren en büyük kanıttır.
devamını gör...

bir dönem kuzey ülkelerinde eceliyle ölen insanların tırnaklarının kesilme geleneği var imiş. sahi, nedeni ne olabilir? bu gelenek nereye dayanıyor olabilir? evet, kesinlikle doğru! iskandinav mitolojisi...

ragnarök, bildiğimiz üzere iskandinav mitolojisinde tanrıların ölümüne neden olan, birçok şeyin ölmesine ve yeniden doğuşuna sebebiyet verecek olan o büyük kıyamet. bu kıyamette ne olacak? önceleri her yerde büyük depremler meydana gelecek, çok uzun sürecek bir kış ile hayat yavaş yavaş donacak, bu sebebiyetten insanlar bugünün türkiyesinde olduğu gibi inanılmaz biçimde gergin olacak, stresten kafayı yiyecek hale bürünüp birbirlerini öldürmeye başlayacaklar.

işte bu depremler ve kaos ortamında loki'nin çocuklarından biri olan kurt fenrir, bağlandığı zincirlerinden kurtulacak, diğer çocuğu olan yılan jormungand karaya doğru yaklaşacak. ateş devlerinin babası olan surtr ise muspelheim, yani ateş devleri diyarından dünyaya inecek...

ama asıl nokta tam olarak burası... bildiğimiz üzere loki, balder'in ölümüne neden olmuştu ya, daha sonraları diğer tanrılar onu uzaklaştırmak ve cezalandırmak amacıyla kendi çocuklarının bağırsakları ve zincirler ile bağlamışlardı ya... loki reis o zaman diliminde asgaard'tan intikam almak, onu oraya bağlamış olan o büyük tanrı ve tanrıçaları yok etmek amacıyla o da savaş alanına gelecek ama nasıl ve kimlerle?

işte tırnakların kesilme kısmı tamamen buraya bağlanıyor. bildiğimiz üzere loki'nin hel veyahut hela ismiyle anılan bir kızı var; ölüler diyarının kraliçesi. hel ve loki, ölüler diyarındaki ölüler ordusuyla birlikte, naglfar ismindeki gemiyle karaya yaklaşacak.

bu naglfar , tuhaf bi gemi, ölülerin tırnakları ile yapılmış... bu sebebiyettendir ki, ölen insanların tırnaklarının kesilmesiyle, naglfar'ın yapılmasının engelleneceğini veyahut yapılma süresinin yavaşlayacağını düşünürmüş insanlar
devamını gör...

bir çiftçi ineğini şampuanla yıkayıp fön makinesi ile kurulamış ve ortaya şöyle pofuduk bir şey çıkmış. **
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu fotoğrafı gördükten sonra ben de inek istiyorum. madem panda alıp besleyemiyorum ineğim olsun. olamaz mı, olabilir?!
devamını gör...

eskiden sadece mektuplarla sevmis birinin hikayesini dinlemistim. vay be diyip yutkunmustum. karşılaşcakları gün kız onu denemiş yaslı bir kadını gondermis. adam kadının kalbini kırmadığı icin kız kendini gostermeye karar vermis. bu nasıl bir denemedir. kız dişli çıktı. adamsa tam bir beyfendi. diceğim o ki görmeden de sevenler olmustur. bize de göz göre göre sevememek nasipmiş.
devamını gör...

ölmüş olan yazarlar başlığı bir aydınlatırsa seviniriz, insan merak ediyor sonuçta.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim