lens solüsyonu
yıllık lens siparişi verdiğimde iki adet 360 ml.hediye olarak gelen olmazsa olmazım.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
dünkü; pardon 00:30 dan sonra benim anonsum geçildiğine göre yani bugün oluyor.* bir assolist olduğum için en son sırada olduğumu bütün kafa sözlük yazarlarımız da anlamış oldu.*
devamını gör...
kedi
sahibini eğiten tek hayvan.
bir yerde yığınla kıyafet mi var gider işer. böyle böyle düzenli olmayı öğretti bana çocuklarım.
bir yerde yığınla kıyafet mi var gider işer. böyle böyle düzenli olmayı öğretti bana çocuklarım.
devamını gör...
seninki de dert mi
derdinizi birine açıyorsunuz ve sizi dinliyormuş gibi yapıp kendi derdi ile kıyaslıyor, gizliden gizliye seninki de dert mi imalarında bulunuyor,hatta ve hatta yüzünüze vuruyor. sadece dinlemesini istediğiniz biri size nutuk bağlamında öğütler vermeye başlıyor. aynı zamanda dost seçiminde bir çeşit turnusol kağıdı görevi de görüyor.
lafa bak "seninki de dert mi ? özür dileriz ya sana dert beğendiremediğim için, başka dertlerde görüşmek üzere,sevgili dostum.
lafa bak "seninki de dert mi ? özür dileriz ya sana dert beğendiremediğim için, başka dertlerde görüşmek üzere,sevgili dostum.
devamını gör...
grek tanrılarının genel özellikleri
en genel özellikleri......
ben bu konuyu hiç bilmiyorum ya.
ben bu konuyu hiç bilmiyorum ya.
devamını gör...
post mortem
aynı zamanda yoğun ve bir o kadar da akıcı bir anlatıma sahip albert caraco kitabıdır. eğer şu son günlerde hayatınızda mutsuzluk daha ağır basan taraftaysa okumanızı pek tavsiye etmem zira caraco'nun nihilist felsefesi sizleri daha da boğacaktır.
"ölüler ölü olmaktan acı çekmezler, yalnızca yaşayanlar yaşadıkları için acı çekerler."
"benim bu dünyaya duyduğum nefret, içimdeki hislerin en saygınıdır."
"hiçlik sevginin bedelidir ve hiçliğin tacı sevgidir."
bazı alıntılardan da görmüş olmalısınız ki şu 20. yüzyılın sınırlı sayıda nihilistlerinden olan caraco kaosun kutsal kitabı'ndan sonra da kendi alanında harikalar yaratmaya devam ediyor.
"ölüler ölü olmaktan acı çekmezler, yalnızca yaşayanlar yaşadıkları için acı çekerler."
"benim bu dünyaya duyduğum nefret, içimdeki hislerin en saygınıdır."
"hiçlik sevginin bedelidir ve hiçliğin tacı sevgidir."
bazı alıntılardan da görmüş olmalısınız ki şu 20. yüzyılın sınırlı sayıda nihilistlerinden olan caraco kaosun kutsal kitabı'ndan sonra da kendi alanında harikalar yaratmaya devam ediyor.
devamını gör...
psikiyatrik problemlerin insanlara karizmatik gelmesi
erkek: - bir dakikan bir dakikanı tutmuyor, başlarım senin dengesizliklerine. problemin ne senin?
kız- kusura bakma, anlık narsist öfkeyle gelişen şizofrenik travmalar içindeyim.
kız- kusura bakma, anlık narsist öfkeyle gelişen şizofrenik travmalar içindeyim.
devamını gör...
haluk levent
ipsos araştırma şirketinin yaptığı “türkiye’nin en güvenilir ünlüleri” araştırmasında 4 yıldır en güvenilir kişi seçilen sanatçıdır.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
dışarıda amaçsızca bir yürüyüş gerçekleştiriyorum.
devamını gör...
ak parti'nin z kuşağının aileleriyle iletişime geçmesi
siyasal islamın bu son çırpınışları arkadaşlar. çeyrek asırlık bir süreç içinde siyasal islam bu topraklarda tarihin çöplüğüne doğru , adımlarını koşar adıma getirir. z kuşağı ve sonraki kuşaklarda siyasal islam ve oyunları "tutmaz"(hepsi büyük harflerle)
din inanış kulla tanrısının arasındadır. arada bu inanış sömüren , bundan kendine siyasi maddi kazanç elde edenler en büyük munafiklardir.
din inanış kulla tanrısının arasındadır. arada bu inanış sömüren , bundan kendine siyasi maddi kazanç elde edenler en büyük munafiklardir.
devamını gör...
öğretmene aşık olmak
çok da yadırganamayacak bir durumdur. her öğrencinin bir kere de olsa başına gelmiştir. ortaokul da beden eğitimi öğretmenime tüm okulun kızları ile birlikte aşıktık. ismini hatırlayamasam da görseli hala aklımda. çocukluk hayranlığı, idol olarak da tanımlanabilir ve aşkın en masum hali.
devamını gör...
yazarların en ilginç kaybolma anıları
daha okula başlamamış bir çocukken bir iki kez kaybolmuştum. her seferinde de bulanlar karakola götürmüşlerdi. tabi çocuğum ya polisler de para, çikolata vs verip başımı okşamışlardı. bu durum hoşuma gittiği için evden uzaklaşıp yoldan geçen birisine "abi kayboydum beni kayakola götüyüymüsün" diyerek kendimi karakola atıyordum. sonra da sezercik gibi "paya vay mı? çikolata vay mı?" diyordum.
bu zamanda kaldı mı böyle iyi polisler bilmem ama babam bir daha karakola gidersen seni almayacağım diye tehdit etmişti. yazık adama çikolata sevdasına her seferinde işini bırakıp beni almaya geliyordu onca yoldan.
bu zamanda kaldı mı böyle iyi polisler bilmem ama babam bir daha karakola gidersen seni almayacağım diye tehdit etmişti. yazık adama çikolata sevdasına her seferinde işini bırakıp beni almaya geliyordu onca yoldan.
devamını gör...
regl anıları
hiç yemek anısı paylaşılmamış mı, benim mi gözümden kaçtı?
kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.
ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...
ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.
-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.
çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;
-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?
sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.
-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.
baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.
geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.
ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...
ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.
-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.
çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;
-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?
sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.
-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.
baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.
geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
devamını gör...
hariciye
genel cerrahi kavramı litaritürümüze girmeden önce yerine kullanılan sıfat. bence daha havalı keşke öyle devam etseymiş.
devamını gör...
500 bin liralık cip kullanan türbanlı
devamını gör...
hissettiğin yaş sorunsalı
biraz evvel mahalledeki 10-13 yaş arası cocuklarla saklambaç oynayıp geldim. söyleyeceklerim bu kadar
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
(bkz: siyasal islam)
devamını gör...
gençlerin kolay evlenip kolay boşanması
gençlerin kolay evlendiğini yeni öğrenmiş oldum bir garipsedim.bu zamanda hiçbir şey kolay değil ki evlenmek kolay olsun. hadi evlendin diyelim boşanmak o kadar kolay olmamalı.özetle hayat kısa, kuşlar uçuyor insanlar zor..
devamını gör...
normal sözlük'teki gruplaşmanın hissedilmeye başlanması
dünyadan haberim yok. gruplara da girmeyi düşünmüyorum.
devamını gör...
