çoğu zaman benimdir. fikirlerimi kimlerin beğendiğini görmek isterim..
devamını gör...

size tutunamayanlardan en sevdiğim göstereceğim:

ülkemiz, bazı yanlarından denizlerle, bazı yanlarından da başka ülkelerle çevrili; genellikle dört köşe, özellikle çok köşe bir kara parçasıdır. denizlerin olmadığı yerlerde ülkemiz, noktalı çizgilerle sınırlanmıştır.» «hani, haritalardaki gibi, değil mi?» «sözümü kesme. evet, haritalardaki gibi. ülkemiz, bir haritaya benzer.» «kesikli, yani noktalı çizgiler neye benzer, hikmet amca?» «sözümü kesme dedim. noktalı çizgiler bir şeye benzemez. noktalı çizgiler, sınır olarak, sınırlarımızda bulunur. bütün sınırlar boyunca uzun binalar, çizgileri; noktalar da, bunların arasına yerleştirilmiş bulunan gözetleme kulelerini gösterir. bunlar, üstten bakılınca, haritalara benzer. uzun binaların ve kulelerin damları kırmızı olduğu için, sınırlar, haritalarda kırmızı çizgilerle gösterilir. biz, bu sınırların içinde kalırız. bundan başka, ülkemizin dört bir yanı, köylülerle çevrilidir. köylülerle çevrili ülkemizde birçok ürün yetişir. çeşitli iklimlerin kaynaştığı ülkemizin akdeniz bölgesinde maki denilen kısa boylu, tıknazca fundalıklar yetişir. sulak bölgelerde ormanlar yetişir, pirinç yetişir. ayrıca, bir de güneşi olan bölgelerde meyva yetişir. ülkemizde, eski çağlardan beri birçok medeniyet yetişmiştir; ülkemiz, birbirine benzemeyen birçok medeniyetin beşiği olmuştur. bu beşikte birçok medeniyet sallanmıştır, birçok medeniyeti uyutmuşuzdur. en son kurulan medeniyet ekmek medeniyetidir. bu medeniyetin sürekli oluşunu sağlamak için, ülkemizin birçok yerinde, buğday yetişir. fakat, ülkemizde en çok yetişen, köylüdür. köylü, bütün iklimlerde yetişir. köylünün yetişmesi için, çok emek vermeğe ihtiyaç yoktur. köylü bozkırda yetişir, yaylada yetişir, ormanda yetişir, dağda yetişir, kurak iklimde yetişir, ovada yetişir, sulak iklimde yetişir. çabuk büyür, erken meyva verir. kendi kendine yetişir, kendi kendine meyva verir. biz köylüleri çok severiz. şehre gelirlerse onlardan kapıcı ve amele yaparız. satırbaşı. ülkemizde dağ vardır, ova vardır, akarsu vardır, tepe vardır, içi taranmış çokgenlerle gösterilen şehirler vardır, girintili çıkıntılı kıyılar vardır, çakıl parçalarına ve kuşlara benzeyen göller vardır, ağzını açmış sivri burunlu ve kuyruklu bir kurbağaya benzeyen bir iç denizimiz vardır, yeşil düzlükler ve kahverengi yükseltiler vardır. bu görünüşüyle ülkemiz, ilk bakışta, başka ülkelere benzer. bu bakış, kuş bakışıdır. ilkbaharda ülkemiz yeşillenir; sonbaharda, eski bir harita gibi sararır, solar. satırbaşı. ülkemizde tarım ürünleri yetişir. kuru üzüm ve incir yetişir. önce ıslak yemişler yetişir. onları, güneş olan yerlerde kurutarak kuru yemiş yetiştiririz. ingiltere ye göndeririz, onlar da bize gerçek gönderirler. gerçek tohumları gönderirler. biz, o gerçeklerden, kendimize göre gerçekler yetiştirmeğe çalışırız. son yıllarda, kuru üzüm ve incirin yanı sıra, köylü de göndermeğe başlamışızdır. bu köylüleri, önce şehirlerde biraz yetiştiririz; tam olgunlaşmadan (yolda bozulmasınlar diye)başka ülkelere göndeririz. onlar da bize döviz gönderirler. halk müziği göndeririz; şoför plağı gönderirler, aranjman gönderirler. azgelişmişülke göndeririz; yardım gönderirler. zelzele, toprak kayması, sel felaketi haberleri göndeririz; çadır ve heyet gönderirler. asker göndeririz; teşekkür gönderirler. binzorluklayetiştirdiğimizdeğerler göndeririz; dışülkelerdeçalışanyabancılaristatistiği gönderirler. gerçekinsanlarımızı göndeririz; bizeordanmektup gönderirler.
devamını gör...

insanı gönüllü bir tutsaklık içine sokan durumdur. diğer tutsaklıkların aksine kahkaha esaretine düşen insan tutsaklık süresinin kısalmasını değil aksine uzadıkça uzamasını ister. stockholm’un soğuk sendromunun aksine sımsıcak bir durumu ifade eder.

çok şeye aşık olabilirsiniz bir insana dair. sadece yüzünün güzelliği olabilir, zekasına vurulabilirsiniz bir insanın, sesi sizi derinden etkileyebilir, anlattıları ile sizin için vazgeçilmez olabilir. ancak kahkaha esareti bambaşka bir şeydir.

bir insanın kahkahası çeldiyse aklınızı bunun sonunda vazgeçmek, sıkılmak, uzaklaşma isteği, bir süre ara vermek, hatanın onda değil sizde olması, onun daha iyilerini layık olması ya da ben seni üzerim kızım gibi cümleler söz konusu bile olamaz.

belli aralıklarla bu kahkahayı duyma isteği hissetmeye başlar insan. günde üç kez aç karnına olabilir mesela. ya da günde beş vakit belirli aralıklarla. ya da her saat başı yelkovan ve akrep eşliğinde. ya da kahkaha sahibinin uygun gördüğü her an.

kahkaha esareti, her kahkaha ile süresi uzayan ve bitmesi istenmeyen hatta istenilmesi akıldan bile geçirilmeyen özgürlük gibi bir esarettir.
devamını gör...

sonuna kadar desteklediğim kampanyadır.
devamını gör...

(bkz: nikâh)
(bkz: akraba ilişkileri)
(bkz: mal mülk)
devamını gör...

arada sırada sırf daktilo sesi için dinlediğim cem karaca şarkısı. daktilo'nun müzik aleti olarak kullanılması falan, mükemmel bir şey.

devamını gör...

eva mendes
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hatırlıyorum da ilk izlediğimde küçük yaşlardaydım ve galiba da bu yüzden filmi çok sıradışı ve mantığa ters bulmuştum.şimdi düşününce tam olarak olmasa da ;aklımdaki evlilik ilişkisine yakın bir ilişkinin konu edildiğini fark ediyorum.sonu da güzel bitseydi iyi olurdu tabi.
devamını gör...

2. bir dil öğrenmiş olmak.
programlama eğitimi almak.
iyi bir staj yeri ve iyi bir ortalama.
ales meselesini kapatmak.
sene sonunda yds'den istediğim puanı tutturmak.

ve tabii ki gönlümün efendisini bulmak.
devamını gör...

eğer türkiye'de yaşıyorsanız hakkınızı aramanız yeterlidir.
devamını gör...

net görgüsüzdür. kütahyada öğrenci yurdunda kaldığım zamanlar oda arkadaşım sevgilisi için sürekli ''bana onu aldı bana bunu aldı''... yahu bana ne arkadaşım, elin çocuğunu dinlemek zorunda mıyım? yok şurda dükkanları var yok merkezde evleri var vsvsvsvs...
çiçek alırdı çocuk, çürüyene kadar odada tutardı. evlerine giderdi gelir kayınvalidesini anlatır da anlatırdı.
yarının zulümkarlarıdır velhasılı. duyduğum kadarıyla çocuğu kafalayıp evlenmişti. allah sabır versin.
devamını gör...

ünvanları; şair, yazar(ilk fransız kadın yazar), filozof, teolog, sanatçı, müzisyen, evliya, kompozitör, dramaturg, biyografi yazarı, doktor, botanikçi(bir çeşit şifacı denilebilir aslında), oyuncu, mimar, kâhin, vaiz, kiliseye göre azize. of of of abla ne yaptın sen öyle desem ayıp olmaz inşallah. insan bu kadar dolu dolu yaşayabilir. helal olsun. şimdi biraz ciddi yazayım.

aslında onun için mistik filozof diyebiliriz.
çocuklugundan beri insan, ruh ve insan ile ruh arasındaki ilişkiyi düşünmüştür. gizemli şeyler gördüğü ve böylelikle mistisizm kapılarını araladığı söylenilir.
o , insanların kaderinin önceden belirlenmiş olduğuna değil, insanın özgür iradesinin varlığına ve karar verebilme mekanizmasına inanmıştır. the dialogue of divine providence isimli yaptında mistik görüşlerini dile getirmiştir.

hayat'ının otuz yılını manastırda kadınlar hücresinde geçirmiş, otuz sekiz yaşında baş rahibe olur. rahibe gorevini bir köle vari hizmet olarak değil bir takım kadınsal hareketler için kullanmıştır.erkek manastırlarından bağımsız kendi manastırını kurmuştur. bu manastırda kadın rahibeler yetiştirerek kadınların da vaaz verebildiğini göstermiştir.
aşağıdaki sözleriyle feminizm ile ciddi bağlantılı olduğu görülür.

isa meryem’den doğduğuna göre tanrı suretini bir kadından almıştır, dolayısıyla kadın tanrısal surete erkeğe nazaran daha yakındır

öte yandan feminist olmadığına dair de deliller vardır. şöyle diyelim pratikte yaptıkları ve söylemleri ile feminist gibi gözüküyor olsa da düşüncelerini ileri sürerken ataerkil dil kullanması, genel olarak kilise görüşlerini benimsemiş olması,eşcinselliği kınaması gibi hareketler bu düşünceden uzak konuma itmiştir.

ruhun tamamen özgür olması gerektiğini savunmuştur. bu görüşüyle kilise'den kopmuş. tanrı ile insan'ın bireysel ilişki kurması gerektiğini öne sürmüş.
bu görüşler orta çağ'da bir kadın tarafından cesurca belirtilmiş. sonra ne mi olmuş?
dini açıdan sapkınlık suçlaması neticesinde, yakılarak öldürülmüştür.

bugün yine bir kadın filozofun hikayesini anlattık. her türlü zorluğa rağmen hayatın içinde düşünmeyi, sorgulamayı, mücadeyi bırakmayan bir kadından bahsettik. çocuklarını tek başına büyütmüş, geçimini kendi sağlamış yetilerini saklamamış öğrendiklerini toplumdaki kişilerle paylaşmış bir filozof. başka yürekli kadın filozoflarla görüşmek dileğiyle..
devamını gör...

biri bana sakin desin ortalık fena karışık
biri beni dinlesin
anlasın biri beni
biri gözlerime baksın
ortalık fena karışık..

ayın boynu bükük, neden?
neden bulanık hep suyum?
sevmiyor işte beni, biriniz de anlayın
biriniz şarap getirin, yakarım yoksa ağaçları
su serpin, tuz dökün, bakın her yerim kanıyor
ne deseler kanıyorum, sahi ben aptal mıyım?
bütün seyyar satıcılara yanaşasım geliyor
yancı bir kederdeyim bütün imkanlarım sakat
biri bana he desin
hak versin biri bana
hak versin geberiyorum
biri tez şarap getirsin
şirintepe parkındayım
ağır ve ağrılıyım, inanmıyorsanız bakın

babaa! üşüyorum. kimse farkımda değil
birileri bir şey yapsın
ateş yaksın, çay demlesin
ne bileyim, bir şey işte
biriniz de söyleyin lan, neden beni sevmiyor?

hayata nakavt oldum, izahın tek tarifi tuş
puştun biri miyim ne hiçbir şeyi haketmeyen
veysel gelsin beni alsın şirintepe parkındayım
bira ve cin ve parlement ve yarısı yenmiş biskrem
gözlerim mi seğiriyor ben mi yanlış görüyorum?
onu mu görüyorum hayal mi görüyorum?
kalkıp gitmem lazım lakin kıçımı kaldıramıyorum
baba! beni uyutsana bir süre uyanmayayım
anneme söylesene ekmeğime salça sürsün
sen yalan söylemezsin hiç, söyle beni seviyor mu?
baba! bak ben çok ciddiyim ortalık fena karışık

baba, bana ‘oğlum’ de ‘hadi eve gidelim’
-baba! söylesene bana,beni neden sevmiyor?-

*
devamını gör...

erkeklerin ilk mesajı kadınlardan beklediğini bilmiyordum öyle miymiş. ben de bir soru sorayım madem.

zeki olma hususunda değerlendirme yaparken cinsiyet ayrımı yaptığınız doğru mudur? doğru ise neden?
devamını gör...

"sevdiğiniz size dünyanın en güzeli/yakışıklısı gibi gelmiyorsa bir yerde sıkıntı vardır." demek istediğim insanlardır.
devamını gör...

galerimde bir sürü bulunan fakat buraya atmayacağım resimlerdir.
devamını gör...

bir nokta var
ateşin ateşe soğuk düştüğü
demirin demire dikey
ve sözün
yıkılmış bir orman gibi sızladığı
yağmur altında

h. hüseyin / susan su şiirinden.
devamını gör...

"nas, faiz, emir bu, faizler düşecekk eeeeeeyyyyyy"

dolar 17.50.

sus artık, allah'ın peygamberin, eru'nun, isa'nın, anu'nun, ahuramazda'nın ne biliyim, yahova'nın işte ne lazımsa onun aşkına bari sus be adam. allah için sus. nolur sus. sus.
devamını gör...

dedi ki götür beni aya aya.*
devamını gör...

erkekliğimden utandığım bir gün daha. lanet olsun ya.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim