ahmet hamdi tanpınar
sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,
rüyalarım kadar sade, güzeldin,
başbaşa uzandık günlerce ıslak
çimenlerine yaz bahçelerinin.
ömrün gecesinde sükun, aydınlık
boşanan bir seldi avuçlarından,
bir masal meyvası gibi paylaştık
mehtabı kırılmış dal uçlarından.
cumhuriyet’in ilk öğretmenlerinden, şair, romancı, denemeci ve dahası...
devamını gör...
polisin alkol var mı sorusuna verilebilecek en iyi cevap
sana ne lazım? derdim.
devamını gör...
yazarların asla yapmam dediği bir şey
ya hayır ya. asla dediğim ne varsa kesin birgün yaparım. biliyorum çünkü kendimi. o yüzden ağzımı açmıycam.
devamını gör...
normal sözlük'te nickaltı girme kültürünün daha oluşmaması
başlık 8 ay önce açılmış.
yazılanları okudum o zamanlar herkes bunun yaygınlaşması lazım diye fikir beyan etmiş.
şu zamanlarda ise nickaltı girene yalak, samimiyetsiz,kankacı falan deniyor.
8 ayda yel değirmeni gibi dönmüşüz maşallah.
yazılanları okudum o zamanlar herkes bunun yaygınlaşması lazım diye fikir beyan etmiş.
şu zamanlarda ise nickaltı girene yalak, samimiyetsiz,kankacı falan deniyor.
8 ayda yel değirmeni gibi dönmüşüz maşallah.
devamını gör...
fazla takipçisi var diye havalanan yazar
iktidara gelince değişen siyasi gibi hareket eden yazardır.
asıl mesele fazla takipçin olunca aynı şekilde yazmaya devam etmektir.
asıl mesele fazla takipçin olunca aynı şekilde yazmaya devam etmektir.
devamını gör...
kendini sevmek
insanın kendine hayran olması kendine değer vermesi sonuca ulaşılan durumdur. bir insanın hayattan zevk alması için kendini sevmesi çok önemlidir. başkalarına ihtiyacınızın olmadığını bilmek size kendinizin yeteceğini bilmek sizi mutluluğa ulaştırır.
devamını gör...
bel gamzesi
baş parmaklarla doldurulası 2 adet çukur.
devamını gör...
aile ile izlenebilecek film önerisi
bu başlıkta animasyon üzerinden gideceğim. eğer çocuklarınızla izlemek istiyorsanız, hem çocuklar sıkılmaz hem de siz.
-yukarı bak
-sevimli canavarlar
-buz devri
-oyuncak hikayesi
-neşeli ayaklar
-vol.i
-ters yüz
-shrek
-moana
-soul
-coco
karışık bir şekilde yazdım. sıralama yapılmamıştır.
bu arada bunların çok bilindik olduğunu biliyorum. ama aralarında izlemediğiniz varsa hepsini şiddetle tavsiye ederim.
-yukarı bak
-sevimli canavarlar
-buz devri
-oyuncak hikayesi
-neşeli ayaklar
-vol.i
-ters yüz
-shrek
-moana
-soul
-coco
karışık bir şekilde yazdım. sıralama yapılmamıştır.
bu arada bunların çok bilindik olduğunu biliyorum. ama aralarında izlemediğiniz varsa hepsini şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...
kar yağdığında gelen huzur
bir kadeh şarap ve kar manzarası eşliğinde sevilen biri ile sohbet, işte mükemmel an.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
gelen mülteciler suriyeli ya da afgan değil de rus olsaydı
fazla hümanistlik hiç iyi bir şey değil işte. mülteciler rus da olsaydı alman da olsaydı bizim ülkemizin kriterlerine uymayacaklarsa, suç oranımızı yükselteceklerse, bizim vergimizi yiyeceklerse, ülkeyi kendi leş ülkelerine çevirmek isteyeceklerse, bayrağımıza saygı duymayıp, cinsiyet farketmeksizin kardeşimizi, gencecik evlatlarımızı öldürüp, taciz,tecavüz edeceklerse yine istemezdik. daha içimizde kendi doğu sorunlarımızı çözememişken( ergen gebelik, çocuk evlilik vb.) bu sorunların yaygın olduğu ülkelerden insan alarak ülkemizi sadece bitiriyoruz. neden kanada gibi profesör mülteci almıyoruz? alamayız hem yeterli imkan vermeyiz hem de bunu istemiyoruz hani hep senelerce dış mihraklar oyunu vardı ya sayın üstteki yazar asıl iç mihraklar oyunu şimdi başlıyor abd'nin açıklaması ne "türkiye'nin afganları ülkelerine almasından çok memnunuz." niye? çünkü zaten senelerdir araplaştırıp, parsel parsel satın aldıkları ülkeyi daha kolay ırak'ı işgal ettikleri gibi işgal etmek. bu ülkenin şuan sadece kayıtlı veriler de %8'i arap azınlık soruyorum bu az bir rakam mı? ki kayıtlı yani vatandaşlık alabilmiş ve bu hakka sahip, çalışma izni ve ruhsatı olan azınlık. peki bu buz dağının arkası? olayı duygusallaştırıp, içsellestirip algı yaratmayın. o senin için güzellik algımıza sahip olmayan insanlar yarın bir gün seni de öldürebilirler, sevgiline ve karına tecavüz de edebilirler? daha 2 gün öne gencecik 18 yaşında kardeşimizi öldürmediler mi? suç oranı yüksekliği kayıtlara getirilmediği için görmüyoruz sadece çünkü mülteci almak istiyor devlet istatikleştirmek istemedikleri için. sabah sabah gerildim ya. bir daha bu sözlükte böyle boş boş hümanistlikler,komünistlikler görürsem sövcem özelden.
devamını gör...
katip şadi
2020 eylül'ünde, 88 yaşında hayata gözlerini yuman, giresun göreleli kemençe üstadı.
kültür içinde kültürdü adeta...
o'nun kendine has tarzda seslendirdiği eserlerinin bir benzeri daha yoktur.
sanat hayatıyla özellikle de dillere pelesenk olmuş türküleriyle her daim adından söz ettirmeye devam edecektir...
kültür içinde kültürdü adeta...
o'nun kendine has tarzda seslendirdiği eserlerinin bir benzeri daha yoktur.
sanat hayatıyla özellikle de dillere pelesenk olmuş türküleriyle her daim adından söz ettirmeye devam edecektir...
devamını gör...
tüm yazarların profilinde kurucu yazması
gözümden süzülecek şimdi bir damla yaş. (bkz: gözyaşım pıt) allam çok duygulandım. hepimiz eşitiz meşazı veriliyor galiba. bu sözlük hepimizin demek. alfa hareket, düşünenin beynine sağlık.
ps: madem kurucu olduk birazda çalışalım. çaylakları yazar, yazarları mod yapıp bayramı bayram gibi yaşayalım. aa bide profilimizde balonlar uçsa, hayat hergün bayram olsa. *
ps: madem kurucu olduk birazda çalışalım. çaylakları yazar, yazarları mod yapıp bayramı bayram gibi yaşayalım. aa bide profilimizde balonlar uçsa, hayat hergün bayram olsa. *
devamını gör...
bursa'da yaşayan sözlük yazarları
kendi güvenlikleri açısından kendilerini belli etmemeleri hayırlarına olur.
devamını gör...
sci-hub
bilimsel makalelere ücretsiz olarak ulaşılmasını amaçlayan web sitesi. alexandra elbakyan isimli kazakistan vatandaşı bilgisayar programcısı tarafından kurulmuştur.
site şöyle çalışır; normalde ulaşamadığınız ücretli bir makale vardır bu makaleye erişim için en ucuz 40-50 € gibi bir ücret talep edilir. kimi üniversitelerin büyük yayın evleri ile yaptığı anlaşmalarla (aylık binlerce dolar aidat ücreti alırlar tabi ki) üniversite personeli ücretli makalelere kurum hesapları ile ücretsiz olarak erişebilirler. burada bu kurumlardan bir arkadaşınız yoksa sci-hub kullanmak kaçınılmazdır.
makalenin sci-hub'da aratılabilmesi için doi numarası, makale adı veya linki yeterlidir. aramayı yaptığımızda sci-hub makaleyi bir başka korsan içerik sağlayıcı libgen.is sitesinde aratır. eğer aradığımız makale bu serviste mevcut değilse daha önceden "sözde bağışlanmış" kurumsal akademisyen hesaplarından makaleye ulaşarak kullanıcıya sunar. sistem ilk defa bulunan makalenin bir kopyasını otomatik olarak libgen.is serverlarına kaydettiğinden artık o makale için bir daha kurumsal hesaplara ihtiyaç kalmaz.
burada kurumsal akademisyen hesapları için özellikle "sözde bağışlanmış" dedim çünkü bu hesap bilgilerinin büyük çoğunlukla .edu uzantılı maillere yapılan phinising saldırılarıyla elde edildiği iddia ediliyor.
bu servisten özellikle akademik yayıncılıkta neredeyse tekelleşmiş olan elsevier en büyük zararı görmektedir.
site şöyle çalışır; normalde ulaşamadığınız ücretli bir makale vardır bu makaleye erişim için en ucuz 40-50 € gibi bir ücret talep edilir. kimi üniversitelerin büyük yayın evleri ile yaptığı anlaşmalarla (aylık binlerce dolar aidat ücreti alırlar tabi ki) üniversite personeli ücretli makalelere kurum hesapları ile ücretsiz olarak erişebilirler. burada bu kurumlardan bir arkadaşınız yoksa sci-hub kullanmak kaçınılmazdır.
makalenin sci-hub'da aratılabilmesi için doi numarası, makale adı veya linki yeterlidir. aramayı yaptığımızda sci-hub makaleyi bir başka korsan içerik sağlayıcı libgen.is sitesinde aratır. eğer aradığımız makale bu serviste mevcut değilse daha önceden "sözde bağışlanmış" kurumsal akademisyen hesaplarından makaleye ulaşarak kullanıcıya sunar. sistem ilk defa bulunan makalenin bir kopyasını otomatik olarak libgen.is serverlarına kaydettiğinden artık o makale için bir daha kurumsal hesaplara ihtiyaç kalmaz.
burada kurumsal akademisyen hesapları için özellikle "sözde bağışlanmış" dedim çünkü bu hesap bilgilerinin büyük çoğunlukla .edu uzantılı maillere yapılan phinising saldırılarıyla elde edildiği iddia ediliyor.
bu servisten özellikle akademik yayıncılıkta neredeyse tekelleşmiş olan elsevier en büyük zararı görmektedir.
devamını gör...
suç ve ceza
fyodor dostoyevski'nin ilk olarak 1866 yılı boyunca edebiyat dergisi rus habercisi'nde on iki ayda yayımlanan sonrasında tek cilt haline getirilen eseridir. eser maddi imkansızlıklar nedeniyle okulu bırakmak zorunda kalan aynı zamanda yine maddi imkansızlıklar nedeniyle kardeşinin yaşlı bir zenginle evlenmesine göz yumamayan raskolnikov'un işlediği cinayet ve sonrasındaki süreci anlatır.
dostoyevski bir karakter yaratmış ve sonrasında o karakteri yaşamış olmalı. bu kadar derin psikolojik tahlillerin ve tek bir ayrıntı atlanmadan oluşturulmuş olay örgüsünün başka bir açıklaması olamaz. bir kitap karakterinin çektiği vicdan azabının somut yansımasını kitabın sayfalarında gezinirken buram buram hissetmek mümkün müdür? evet yazan dostoyevski ise mümkündür şaşırmamak lazım...
raskolnikov'un makalesinde temellendirdiği ve cinayetin motivasyonu olan felsefe friedrich nietzsche'nin efendi ve köle ahlakı konseptiyle benzerlik göstermektedir. nietzsche'de zayıf insanların din, tanrı gibi kavramlar ile yaşamın adaletsizliğine uyum sağladığını ve iç huzuru sağladıklarını ifade eder bu ahlaka da köle ahlakı adını verir. tam tersine güçlü insanların, bir şeyleri değiştirmek isteyen insanların ise amaçları için suç işlemekten dahi kaçınmayacaklarını ve kendi ahlak anlayışlarına sahip olduklarını ifade eder bu ahlaka ise efendi ahlakı adını verir. suç ve ceza romanında ise ana karakterimiz raskolnikov yazmış olduğu makalesinde olağanüstü insan ve sıradan insan kavramlarından bahseder. olağanüstü insanlar kuralları çiğneyen yıkan veya kendi kurallarını koyan insanlardır. kendi amaçlarına ulaşmak için kuralları çiğnemekten çekinmezler. hatta raskolnikov daha da ileri giderek bu insanların suç işleme haklarının olduğunu iddia eder. sıradan insanlar ise kurallara uyan otoriteye boyun eğen uysal insanlardır. raskolnikov da cinayeti planladığı uzun süreç boyunca kendisini newton, napolyon gibi olağanüstü insan olarak görmekte bunun bir sonucu olarak cinayeti işlemenin kendisi ve toplum için gereklilik olduğunu iddia etmektedir. fakat her ne olursa cinayetten sonra olur ve raskolnikov için vicdanı ve kendisi arasında o büyük savaş başlamıştır. çok sonralar raskolnikov bir diyalogda cinayetten önce kendisinin olağanüstü insan olup olmadığını çok sorguladığını fakat olağanüstü bir insanın bu sorgulamayı yapmayacağını söyler. ve hatta daha da ileri giderek cinayeti işlemekte hiçbir erdemli nedeninin bulunmadığını sadece ve sadece kendisi için işlediğini itiraf eder.
çok fazla uzatmadan son bir paragrafla bitirmek istiyorum. rus edebiyatında şu bütün kötülüklerin ya temelinde ya da çözümünde aşkın oynamış olduğu rolü çok seviyorum. ayrıca okumaktan zevk aldığım bütün rus yazarların o soğuk rus coğrafyasının içerisinde kah entrikadan kah dramadan kah gülmekten insanın içini ısıttığına binlerce kez şahit oldum. yüzlerce yıl önce yaşamış ve edebiyat dünyasına katkı sağlamış tüm bu yazarlarımıza teşekkür ederim, elinize kaleminize sağlık.
dostoyevski bir karakter yaratmış ve sonrasında o karakteri yaşamış olmalı. bu kadar derin psikolojik tahlillerin ve tek bir ayrıntı atlanmadan oluşturulmuş olay örgüsünün başka bir açıklaması olamaz. bir kitap karakterinin çektiği vicdan azabının somut yansımasını kitabın sayfalarında gezinirken buram buram hissetmek mümkün müdür? evet yazan dostoyevski ise mümkündür şaşırmamak lazım...
raskolnikov'un makalesinde temellendirdiği ve cinayetin motivasyonu olan felsefe friedrich nietzsche'nin efendi ve köle ahlakı konseptiyle benzerlik göstermektedir. nietzsche'de zayıf insanların din, tanrı gibi kavramlar ile yaşamın adaletsizliğine uyum sağladığını ve iç huzuru sağladıklarını ifade eder bu ahlaka da köle ahlakı adını verir. tam tersine güçlü insanların, bir şeyleri değiştirmek isteyen insanların ise amaçları için suç işlemekten dahi kaçınmayacaklarını ve kendi ahlak anlayışlarına sahip olduklarını ifade eder bu ahlaka ise efendi ahlakı adını verir. suç ve ceza romanında ise ana karakterimiz raskolnikov yazmış olduğu makalesinde olağanüstü insan ve sıradan insan kavramlarından bahseder. olağanüstü insanlar kuralları çiğneyen yıkan veya kendi kurallarını koyan insanlardır. kendi amaçlarına ulaşmak için kuralları çiğnemekten çekinmezler. hatta raskolnikov daha da ileri giderek bu insanların suç işleme haklarının olduğunu iddia eder. sıradan insanlar ise kurallara uyan otoriteye boyun eğen uysal insanlardır. raskolnikov da cinayeti planladığı uzun süreç boyunca kendisini newton, napolyon gibi olağanüstü insan olarak görmekte bunun bir sonucu olarak cinayeti işlemenin kendisi ve toplum için gereklilik olduğunu iddia etmektedir. fakat her ne olursa cinayetten sonra olur ve raskolnikov için vicdanı ve kendisi arasında o büyük savaş başlamıştır. çok sonralar raskolnikov bir diyalogda cinayetten önce kendisinin olağanüstü insan olup olmadığını çok sorguladığını fakat olağanüstü bir insanın bu sorgulamayı yapmayacağını söyler. ve hatta daha da ileri giderek cinayeti işlemekte hiçbir erdemli nedeninin bulunmadığını sadece ve sadece kendisi için işlediğini itiraf eder.
çok fazla uzatmadan son bir paragrafla bitirmek istiyorum. rus edebiyatında şu bütün kötülüklerin ya temelinde ya da çözümünde aşkın oynamış olduğu rolü çok seviyorum. ayrıca okumaktan zevk aldığım bütün rus yazarların o soğuk rus coğrafyasının içerisinde kah entrikadan kah dramadan kah gülmekten insanın içini ısıttığına binlerce kez şahit oldum. yüzlerce yıl önce yaşamış ve edebiyat dünyasına katkı sağlamış tüm bu yazarlarımıza teşekkür ederim, elinize kaleminize sağlık.
devamını gör...
bana sen diyemezsin
bir cümle.
hiç eğip bükmeye gerek yok; bazı insanlara "sen" diye hitap edilmez. bu bir görgü kuralıdır. bir kişi sizinle, kendisine sen demenize izin verecek samimiyet kurmayı istemiyor olabilir. buna hakkı da vardır. tanımadığınız bir insana "saygı duymak zorunda değilim sana" diyemezsiniz.
okulda hocalarınıza genel olarak nasıl hitap ediyorsunuz? mesela 70 yaşındaki bir hocanızla senli benli oluyor musunuz? iş yerinde, çalışma saatleri içinde patronunuza, başkalarının yanında senli benli konuşuyor musunuz? müşterilerinizle peki? eğer bunları yapmıyorsanız, tanımadığınız herhangi biriyle de o şekilde konuşmamanız gerekir çünkü kabul etmeseniz de bu bir saygı belirtisidir.
saygıyı zorla kazanmak farklı bir konu. kişi sizden büyüktür mesela ama sizinle saygısızca konuşuyordur, o zaman evet, ona saygı duymak gibi bir mecburiyetiniz olmaz. fakat mesela burada, yani sözlükte, ilk kez mesaj attığınız birine "sen" diye hitap etmenizden herkes hoşlanmayabilir.
sonuçta iki kelime de 3 harfli. parmaklarınız yorulmaz, değil mi? *
hiç eğip bükmeye gerek yok; bazı insanlara "sen" diye hitap edilmez. bu bir görgü kuralıdır. bir kişi sizinle, kendisine sen demenize izin verecek samimiyet kurmayı istemiyor olabilir. buna hakkı da vardır. tanımadığınız bir insana "saygı duymak zorunda değilim sana" diyemezsiniz.
okulda hocalarınıza genel olarak nasıl hitap ediyorsunuz? mesela 70 yaşındaki bir hocanızla senli benli oluyor musunuz? iş yerinde, çalışma saatleri içinde patronunuza, başkalarının yanında senli benli konuşuyor musunuz? müşterilerinizle peki? eğer bunları yapmıyorsanız, tanımadığınız herhangi biriyle de o şekilde konuşmamanız gerekir çünkü kabul etmeseniz de bu bir saygı belirtisidir.
saygıyı zorla kazanmak farklı bir konu. kişi sizden büyüktür mesela ama sizinle saygısızca konuşuyordur, o zaman evet, ona saygı duymak gibi bir mecburiyetiniz olmaz. fakat mesela burada, yani sözlükte, ilk kez mesaj attığınız birine "sen" diye hitap etmenizden herkes hoşlanmayabilir.
sonuçta iki kelime de 3 harfli. parmaklarınız yorulmaz, değil mi? *
devamını gör...



