alkol halka bedava dağıtılmalı
(bkz: ağzın bal yesin)
devamını gör...
dinlemekten bıkmayacağınız şarkılar
thurisaz endless.
devamını gör...
elly hakkında
asghar farhadi'nin 2009 yapımı filmi.
about elly olarak da bilinen film, berlin film festivali'nde gümüş ayı ödülünü kazanmıştır. yalan üzerine kurgulanmış filmin epey yalın bir dilinin olduğunu söylemek mümkün. karmaşık olaylar yaşanmıyor ama izlerken yine de insana gizemli bir hava veriyor ve iran'ın günlük yaşantısına, insan ilişkilerine şahit oluyoruz daha çok filmin ilk yarısında. sonraki yarısında olayların gizemli bir hal almasıyla karakterlerin söylenen yalanlar karşısındaki tutumlarına şahit oluyoruz. bence ennnn nefis yeri de burası zaten. karakterlerin daha az önceki tutumlarının durumlar karşısında tamamen değişmesini seyretmek hem keyifli hem de ürpertici. bence epey başarılı. belki de içinde geçen replikle özetlenebilir film: "kötü bir son, sonsuz bir umutsuzluktan iyidir."
oyuncu kadrosu iran sinemasında görmeye alışık olduğumuz taraneh alidoosti, shabab hosseini ve peyman moadi gibi muhteşem isimlerden oluşuyor. ama golshifteh farahani'nin güzelliği nedir öyle ya. maşalllllah! bu kadın sadece üzülse, ağlasa, somurtsa yine izlettirir herhalde kendini.
filmin en güçlü yanı şüphesiz şahit olduğumuz kaos ve karmaşa hali. ve bu olaylar karşısında karakterlerin tutumları. öyle miydi, böyle miydi, ne diyecekti derken insan ekrana kitlenip kalıyor. benim gibi kargaşa izlemekten keyif alan arkadaşlara konuları birbirinden farklı olsa da birkaç film önermek isterim. yine iran sinemasından ve iran'ın parlayan yeni yönetmenlerinden saeed roustayi'nin abad va yek rooz yek rooz) isimli filmi. muhteşem bir aile kaosu. diğer önerim ise almanya'dan, sebastian schipper'in tek plan olarak çektiği 2015 yapımı victoria filmi. keyifli seyirler.
about elly olarak da bilinen film, berlin film festivali'nde gümüş ayı ödülünü kazanmıştır. yalan üzerine kurgulanmış filmin epey yalın bir dilinin olduğunu söylemek mümkün. karmaşık olaylar yaşanmıyor ama izlerken yine de insana gizemli bir hava veriyor ve iran'ın günlük yaşantısına, insan ilişkilerine şahit oluyoruz daha çok filmin ilk yarısında. sonraki yarısında olayların gizemli bir hal almasıyla karakterlerin söylenen yalanlar karşısındaki tutumlarına şahit oluyoruz. bence ennnn nefis yeri de burası zaten. karakterlerin daha az önceki tutumlarının durumlar karşısında tamamen değişmesini seyretmek hem keyifli hem de ürpertici. bence epey başarılı. belki de içinde geçen replikle özetlenebilir film: "kötü bir son, sonsuz bir umutsuzluktan iyidir."
oyuncu kadrosu iran sinemasında görmeye alışık olduğumuz taraneh alidoosti, shabab hosseini ve peyman moadi gibi muhteşem isimlerden oluşuyor. ama golshifteh farahani'nin güzelliği nedir öyle ya. maşalllllah! bu kadın sadece üzülse, ağlasa, somurtsa yine izlettirir herhalde kendini.
filmin en güçlü yanı şüphesiz şahit olduğumuz kaos ve karmaşa hali. ve bu olaylar karşısında karakterlerin tutumları. öyle miydi, böyle miydi, ne diyecekti derken insan ekrana kitlenip kalıyor. benim gibi kargaşa izlemekten keyif alan arkadaşlara konuları birbirinden farklı olsa da birkaç film önermek isterim. yine iran sinemasından ve iran'ın parlayan yeni yönetmenlerinden saeed roustayi'nin abad va yek rooz yek rooz) isimli filmi. muhteşem bir aile kaosu. diğer önerim ise almanya'dan, sebastian schipper'in tek plan olarak çektiği 2015 yapımı victoria filmi. keyifli seyirler.
devamını gör...
insanlığa güncelleme gelse ilk istenecek özellik
yalan söyleyememe özelliği, tam yalan söyleyeceksin malfunction sesler çıkacak ağzından bi-bip bi-bip
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük. karantinanın ilk gününe hoş geldin. hayır bilim kurgu filmi çekmiyoruz. bundan kurtulursan ilerde zombi saldırıları ve uzay savaşları var. hadi bakalım iyi seyirler....
not: bu bir teyp kaydıdır.
not: bu bir teyp kaydıdır.
devamını gör...
islamcı ve ateistlerin bayması
sadece bende olmuyordur diye düşünüyorum. interaktif ortamlarda bu 2 kutup asla uzlaşamaz, uzlaşması da zor ama başkalarının da tadını kaçırırlar. biri sürekli tanrının yoklugundan biri varlıgından bahseder dururken olan geri kalanlara olur.
devamını gör...
kendini kandırma sözleri
neyse sınava daha çok var yarın çalışırım.
devamını gör...
farkındalık
insan yaş aldıkça anlıyor ki haddinden fazla farkındalık insanı dert sahibi yapıyor.
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
"darmadağın gövdemi, çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum."
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
"altından kafesinden çıkmaya çalışırken kırıldı kanatları"
devamını gör...
infj
kendimden biliyorum dertten,kaygıdan beslenen insan tipidir. kendisini geliştirmeye takıntılı olması bir yana hiç işi gücü yokmuş gibi başkaları da kendi potansiyellerini keşfetsin diye çabalar. başkasının sorununu fazla içselleştirir. kısacası faydalı ama yorucu insanlarız, neyseki azıcık bir şeyiz
devamını gör...
normal sözlük partisi
kafa sözlük partisi*
yoldaş benjamin franklin tarafından kurulacak olan türk siyasi partisidir. parti tüzüğüne göre resmi kısaltması ksp'dir. simgesi kafasına tekme atan bedendir. yoldaşlığı ile biraz sol'a, benyaminliği ile biraz sağ'a yakın görünen fakat düşüngü olarak iki taraftan da keskin hatlarla ayrılan bir siyasi oluşumdur. küfürsüz demokrasi inancını benimseyen yazarları ve moderatörleri ile ilk seçimlerde tek başına iktidar olması muhtemel geleceğin partisidir.
yoldaş benjamin franklin tarafından kurulacak olan türk siyasi partisidir. parti tüzüğüne göre resmi kısaltması ksp'dir. simgesi kafasına tekme atan bedendir. yoldaşlığı ile biraz sol'a, benyaminliği ile biraz sağ'a yakın görünen fakat düşüngü olarak iki taraftan da keskin hatlarla ayrılan bir siyasi oluşumdur. küfürsüz demokrasi inancını benimseyen yazarları ve moderatörleri ile ilk seçimlerde tek başına iktidar olması muhtemel geleceğin partisidir.
devamını gör...
mutsuzlugumdan mutluyum (yazar)
sözlük açıldıktan bi hafta sonra gelmişim buraya. çok uzun süredir burdayım. burda gerçekten sevdiğim bikaç kişi vardı. onlardan biri de sevgiparçacığı ama öyle bi insanı uzaklaştırmışlar sözlükten. zaten bazı olaylar da sözlükle arama biraz mesafa koydu. buralar artık biz olmadan olacak. her güzel şey gibi bu da bitti :( gidiyorum ben de. burada yapılan bir sürü güzel şeyi göz ardı etmeyeceğim gibi hoşuma gitmeyen bazı şeyleri de görmezden gelemem. herkes kendine iyi davransın iyi sözlükler hepinize.
devamını gör...
canaşırılık
yarı yeşilevham ukdesi.
iki gün yoktum, taaa diplerdeki sandık lekeleri gitsin, bi hava alsın içim diye dolaşmaya çıktım yarımadamda, güzel de oldu. neyse;
döndüm, o iki günde ve daha öncesinde gözümden kaçanları okumaya başladım, yeşilevham'ın bir yazısında denk geldim bu kelimeye, o zaten her zaman olduğu gibi kelimeleri harika kullanıp içini yarı dökmüş, kazak türkçesinde şefkatlilik, merhamet anlamına geldiğini de yazısının en başına iliştirmiş, de?
yazısında bir şey yazmış, ben de katılıyorum buna, bu kelimenin ardında başka bir şey var, kelime anlamı yetmiyor, kelime anlamı tam karşılamıyor içini, içimi.
üfleseler sönüverecek gibi bir kelime bu, hani bir saniye bakmasan yok olacak, o merhamet ve şefkat sahipsiz kalacak, aniden bitecek.
ne zor kelime tanrım ve bazen içinde olan biteni yansıtıp kelimelere dökmek ne kadar zor?
bazen sadece kullanmak gerekiyor ama böyle kelimeleri, anlamını anlamlandırmaya çalışmadan, insanın içinde yansıttığı boşluk ve hoşluk kıvamına uydurarak öylece kullanmak.
mesela ben gidenim için şöyle derim gönül rahatlığı içinde, ne cümle içinde sırıtır ne de kendi içimde.
bir canaşırılık nefesim vardı, o da yokluğunla soldu.
evet, bazı kelimeler çok güzel ve çok zor ve teşekkürler tanrım!
iki gün yoktum, taaa diplerdeki sandık lekeleri gitsin, bi hava alsın içim diye dolaşmaya çıktım yarımadamda, güzel de oldu. neyse;
döndüm, o iki günde ve daha öncesinde gözümden kaçanları okumaya başladım, yeşilevham'ın bir yazısında denk geldim bu kelimeye, o zaten her zaman olduğu gibi kelimeleri harika kullanıp içini yarı dökmüş, kazak türkçesinde şefkatlilik, merhamet anlamına geldiğini de yazısının en başına iliştirmiş, de?
yazısında bir şey yazmış, ben de katılıyorum buna, bu kelimenin ardında başka bir şey var, kelime anlamı yetmiyor, kelime anlamı tam karşılamıyor içini, içimi.
üfleseler sönüverecek gibi bir kelime bu, hani bir saniye bakmasan yok olacak, o merhamet ve şefkat sahipsiz kalacak, aniden bitecek.
ne zor kelime tanrım ve bazen içinde olan biteni yansıtıp kelimelere dökmek ne kadar zor?
bazen sadece kullanmak gerekiyor ama böyle kelimeleri, anlamını anlamlandırmaya çalışmadan, insanın içinde yansıttığı boşluk ve hoşluk kıvamına uydurarak öylece kullanmak.
mesela ben gidenim için şöyle derim gönül rahatlığı içinde, ne cümle içinde sırıtır ne de kendi içimde.
bir canaşırılık nefesim vardı, o da yokluğunla soldu.
evet, bazı kelimeler çok güzel ve çok zor ve teşekkürler tanrım!
devamını gör...
128 milyar dolar cebinden çıkmışçasına ağlayan kitle
şakaysa komik, değilse daha komik.
devamını gör...
türkiye'de eğitim sisteminin başarısız olma nedenleri
(1) neredeyse her milli eğitim bakanı değişikliğinde milli eğitimde reform adı altında köklü değişiklikler yapılması, bir önce yapılan değişikliklerin sonuçlarını görmeden yeni bir sistemin "şakkadanak" hayata geçirilmesi.
(2) türkiye’deki öğretmenlerin moralinin düşük, (uluslararası) ortalamanın altında olması.
(3) öğretmenlerin içeriğe, yönetime katılımının zayıf olması. (pisa verilerine göre öğretmenlerin özerkliğinde sonuncuyuz.)
(4) çocukların evlerinde de çoğu zaman zengin öğrenme kaynaklarının olmaması. (bir başka deyişle ab ülkeleri arasında, ailenin sosyo ekonomik statüsünden, kullandığı kelime haznesine, gelir ve mesleğine kadar pek çok başlıkta sonuncu sırada olmamız. pisa’ya katılan öğrencilerin verdiği cevaplara göre türkiye’de evinde 100'den fazla kitap olan öğrencilerin oranı yüzde 18. evlerin yarısından fazlasında 25’ten az kitap var. bunun başarıya etkisini rakamlar kanıtlıyor. evinde 10 kitap olan öğrenciler evlerinde 200 kitap olanlara göre fende 87, matematikte 108 puan daha düşük başarı gösteriyor. 108 puan farkı demek iki buçuk öğrenme yılı geride olmak demek. tatillerde veya okul dışı zamanlarda kitap okuyan, müzeleri gezen, deneyler yapan, yaz okullarına katılan çocuklar öğrendiklerini bir sonraki yıla taşıyor ve daha başarılı oluyor.)
(5) yapılan son reformlarda eleştirel düşünme, problem çözme, yaratıcı düşünme gibi becerilerin kazandırılacağı bir müfredat oluşturulmasına rağmen bunun kağıt üzerinde kalması, hayata geçirilememesi.
(6) her okulun şartlarının eşit olmaması. örneğin, kimi okullarda sınıflar kalabalık kimilerinde daha az öğrenci olması. (yine pisa verilerinden kıyaslama yapacak olursak, türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin okuduğu okullarda ortalama sınıf mevcudu 44 kişi. avrupa’da en kalabalık sınıflar bizde. finlandiya’da sınıflar 20 kişilik. ab ortalaması 25. öğretmen başına düşen öğrenci sayısı arttıkça başarı düşüyor. müfredatın uygulanamamasında okullarda kaynak eksikliği sorunun da payı var. deney gereçleri, kütüphane çok eksik. okulların kütüphanesi pek çok şeyin göstergesidir oysa. pisa‘ya katılan öğrencilerin okuduğu okullarda 5 binin üzerinde kitabı olan kütüphane oranı yüzde bir. güney kore’de bu oran yüzde 92. pisa’da fen ve matematikte başarı sıralamasında ilk üçte olan singapur’da ise bu oran yüzde 77.)
(7) üniversiteye girişte uygulanan sınav sistemimizin (test) bu başarısızlıkta çok etkili olması. (örneğin pisa sadece çoktan seçmeli test olsa türkiye oecd ortalamasını yakalardı. türkiye'de çocuklar test çözmeyi biliyor. ancak test, bildiğini tekrarlama üzerine. bir anlamda biz hafızayı ölçüyoruz. bilgiyi kullanmayı, sentez yapmayı, olmayan bir şeyi ortaya koymayı ölçmüyoruz. liseye ve üniversiteye geçişte de sınavlar olacaktır, bu kaçınılmazdır. ancak sorun, sınavların niteliğidir. koyduğunuz sınav sistemi eğitim sistemini mıknatıs gibi oraya çeker. yani siz test yöntemi ile ortaya ezber sorular koyarsanız, eğitim ezbere olur. bizim sınavlarımız hayal gücünü, vizyonunu, deney yapma becerisini ölçmeyen sınavlar. çocuklara sınavlarda google’dan bulacakları ve daha sonra da unutacakları şeyler soruluyor.)
(8) okul öncesi eğitime katılımda yüksek bir oran yakalanamamış olması. (pisa’ya katılan öğrencilerin yüzde 29’u okul öncesi eğitim almış. okul öncesi eğitim alan ve almayan öğrenciler arasında 60 puanlık fark var. yani okul öncesi eğitim alanlar 60 puan daha fazla almış sınavlarda. okul öncesi eğitim alan öğrenci her zaman pek çok anlamda daha önde oluyor.)
(9) dünyada yeni bir ekonomik düzen kurulmuş olması ve adına "bilgi ekonomisi" denen bu düzende artık doğal kaynaklar, tarımsal kaynaklar, jeopolitik kaynaklar kadar önemli olan başka bir girdinin de "yüksek beceri seviyesine sahip bireyler" olması. (hayal gücü yüksek, muhakeme kabiliyetine sahip, analiz ve sentez yapabilen ve yeni fikir ve düşünceleri ortaya koyan bireyler bu yeni ekonominin taşıyıcıları olarak görünmesi.)
(10) türkiye'nin fen ve matematikte pisa'da çuvallamasının üzerine düşünülüyor olunsa bile çözüm üretil(e)memesi, üretilse bile hayata geçiril(e)memesi. (okul öncesinden itibaren yaparak, proje bazlı öğrenme, yazın deneylerle uğraşacakları ortamlar sunmak lazım. aslında sorun çözüm bulmak değil. çözümü hayata geçirme noktası. burada da en somut söylenebilecek şey reform yapma şeklini değiştirmek gerektiği. "içeriğe şunu koyayım" demenin anlamı yok. zaten bunlar denenmiş ve içeriğe konmuş. uygulamada neden olmuyor, niye başarı sağlanamıyor buna bakmalıdır.)
(11) ilköğretimde sınıfta kalmanın kaldırılmış olması.
(12) toplam eğitim-öğretim sürecinin sonunda öğrencinin temel düzeyde bile olsa yabancı dil bilgisine hakim olmamasına rağmen mezun olması. (bkz: öğrenciye 12 yılda ingilizce öğretemeyen sistem)
(13) branş öğretmenlerinin alanlarında yetersizlikleri (bkz: ingilizce bilmeyen ingilizce öğretmenim oldu). örneğin, ösym tarafından açıklanan 2017 yılında yapılan öğretmenlik alan bilgisi testi (öabt) raporuna göre bu sınavda her bölüm için adaylara alanlarında 50’şer soru yöneltilmiş ancak türkçe öğretmenliği testinde iki soru iptal edildiği için bu testin ortalaması 48 soru üzerinden hesaplanmıştır. buna göre testlerde en düşük başarı 11.82 ortalamayla fen bilimleri/fen ve teknoloji öğretmenliğinde, en yüksek ortalama ise 34.88 ile psikolojik danışma ve rehberlik öğretmenliğinde gerçekleşmiştir. sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, biyoloji, ingilizce ile sınıf öğretmenliği alan testlerinde hesaplanan ortalama değerleri 21 ile 25 arasında değişmiştir. türkçe, din kültürü ve ahlak bilgisi, psikolojik danışma ve rehberlik ile okul öncesi öğretmenlikleri alan testlerinin ortalama değerleri ise, 25’in üzerinde çıkmıştır. daha açık bir ifade ile öabt'ye giren fen bilimleri öğretmen adaylarının kendilerine yöneltilen soruların yaklaşık yüzde 80'ini bilmediği; sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, biyoloji, ingilizce ile sınıf öğretmenliği alan testlerinde hesaplanan ortalama değerleri 21 ile 25 arasında değişmesi nedeniyle bu alanlardaki öğretmen adaylarının da alanlarının yüzde 75'ine hakim olmadığı/bilmediği öne sürülebilecektir.
ezcümle, son 18 yıllık kesintisiz tek parti iktidarında bile toplam 6 kez milli eğitim bakanı değişikliğinin yapıldığı , gelen her yeni bakanın reformlar yapmak üzere kolları sıvadığı göz önünde bulundurulursa "neden başarısızız?" sorusu üzerine düşünmek için daha çok nedenimiz olduğu görülecektir.
not: söz konusu maddeler zaman içinde güncellenecek ve yeni maddeler eklenecektir.
(2) türkiye’deki öğretmenlerin moralinin düşük, (uluslararası) ortalamanın altında olması.
(3) öğretmenlerin içeriğe, yönetime katılımının zayıf olması. (pisa verilerine göre öğretmenlerin özerkliğinde sonuncuyuz.)
(4) çocukların evlerinde de çoğu zaman zengin öğrenme kaynaklarının olmaması. (bir başka deyişle ab ülkeleri arasında, ailenin sosyo ekonomik statüsünden, kullandığı kelime haznesine, gelir ve mesleğine kadar pek çok başlıkta sonuncu sırada olmamız. pisa’ya katılan öğrencilerin verdiği cevaplara göre türkiye’de evinde 100'den fazla kitap olan öğrencilerin oranı yüzde 18. evlerin yarısından fazlasında 25’ten az kitap var. bunun başarıya etkisini rakamlar kanıtlıyor. evinde 10 kitap olan öğrenciler evlerinde 200 kitap olanlara göre fende 87, matematikte 108 puan daha düşük başarı gösteriyor. 108 puan farkı demek iki buçuk öğrenme yılı geride olmak demek. tatillerde veya okul dışı zamanlarda kitap okuyan, müzeleri gezen, deneyler yapan, yaz okullarına katılan çocuklar öğrendiklerini bir sonraki yıla taşıyor ve daha başarılı oluyor.)
(5) yapılan son reformlarda eleştirel düşünme, problem çözme, yaratıcı düşünme gibi becerilerin kazandırılacağı bir müfredat oluşturulmasına rağmen bunun kağıt üzerinde kalması, hayata geçirilememesi.
(6) her okulun şartlarının eşit olmaması. örneğin, kimi okullarda sınıflar kalabalık kimilerinde daha az öğrenci olması. (yine pisa verilerinden kıyaslama yapacak olursak, türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin okuduğu okullarda ortalama sınıf mevcudu 44 kişi. avrupa’da en kalabalık sınıflar bizde. finlandiya’da sınıflar 20 kişilik. ab ortalaması 25. öğretmen başına düşen öğrenci sayısı arttıkça başarı düşüyor. müfredatın uygulanamamasında okullarda kaynak eksikliği sorunun da payı var. deney gereçleri, kütüphane çok eksik. okulların kütüphanesi pek çok şeyin göstergesidir oysa. pisa‘ya katılan öğrencilerin okuduğu okullarda 5 binin üzerinde kitabı olan kütüphane oranı yüzde bir. güney kore’de bu oran yüzde 92. pisa’da fen ve matematikte başarı sıralamasında ilk üçte olan singapur’da ise bu oran yüzde 77.)
(7) üniversiteye girişte uygulanan sınav sistemimizin (test) bu başarısızlıkta çok etkili olması. (örneğin pisa sadece çoktan seçmeli test olsa türkiye oecd ortalamasını yakalardı. türkiye'de çocuklar test çözmeyi biliyor. ancak test, bildiğini tekrarlama üzerine. bir anlamda biz hafızayı ölçüyoruz. bilgiyi kullanmayı, sentez yapmayı, olmayan bir şeyi ortaya koymayı ölçmüyoruz. liseye ve üniversiteye geçişte de sınavlar olacaktır, bu kaçınılmazdır. ancak sorun, sınavların niteliğidir. koyduğunuz sınav sistemi eğitim sistemini mıknatıs gibi oraya çeker. yani siz test yöntemi ile ortaya ezber sorular koyarsanız, eğitim ezbere olur. bizim sınavlarımız hayal gücünü, vizyonunu, deney yapma becerisini ölçmeyen sınavlar. çocuklara sınavlarda google’dan bulacakları ve daha sonra da unutacakları şeyler soruluyor.)
(8) okul öncesi eğitime katılımda yüksek bir oran yakalanamamış olması. (pisa’ya katılan öğrencilerin yüzde 29’u okul öncesi eğitim almış. okul öncesi eğitim alan ve almayan öğrenciler arasında 60 puanlık fark var. yani okul öncesi eğitim alanlar 60 puan daha fazla almış sınavlarda. okul öncesi eğitim alan öğrenci her zaman pek çok anlamda daha önde oluyor.)
(9) dünyada yeni bir ekonomik düzen kurulmuş olması ve adına "bilgi ekonomisi" denen bu düzende artık doğal kaynaklar, tarımsal kaynaklar, jeopolitik kaynaklar kadar önemli olan başka bir girdinin de "yüksek beceri seviyesine sahip bireyler" olması. (hayal gücü yüksek, muhakeme kabiliyetine sahip, analiz ve sentez yapabilen ve yeni fikir ve düşünceleri ortaya koyan bireyler bu yeni ekonominin taşıyıcıları olarak görünmesi.)
(10) türkiye'nin fen ve matematikte pisa'da çuvallamasının üzerine düşünülüyor olunsa bile çözüm üretil(e)memesi, üretilse bile hayata geçiril(e)memesi. (okul öncesinden itibaren yaparak, proje bazlı öğrenme, yazın deneylerle uğraşacakları ortamlar sunmak lazım. aslında sorun çözüm bulmak değil. çözümü hayata geçirme noktası. burada da en somut söylenebilecek şey reform yapma şeklini değiştirmek gerektiği. "içeriğe şunu koyayım" demenin anlamı yok. zaten bunlar denenmiş ve içeriğe konmuş. uygulamada neden olmuyor, niye başarı sağlanamıyor buna bakmalıdır.)
(11) ilköğretimde sınıfta kalmanın kaldırılmış olması.
(12) toplam eğitim-öğretim sürecinin sonunda öğrencinin temel düzeyde bile olsa yabancı dil bilgisine hakim olmamasına rağmen mezun olması. (bkz: öğrenciye 12 yılda ingilizce öğretemeyen sistem)
(13) branş öğretmenlerinin alanlarında yetersizlikleri (bkz: ingilizce bilmeyen ingilizce öğretmenim oldu). örneğin, ösym tarafından açıklanan 2017 yılında yapılan öğretmenlik alan bilgisi testi (öabt) raporuna göre bu sınavda her bölüm için adaylara alanlarında 50’şer soru yöneltilmiş ancak türkçe öğretmenliği testinde iki soru iptal edildiği için bu testin ortalaması 48 soru üzerinden hesaplanmıştır. buna göre testlerde en düşük başarı 11.82 ortalamayla fen bilimleri/fen ve teknoloji öğretmenliğinde, en yüksek ortalama ise 34.88 ile psikolojik danışma ve rehberlik öğretmenliğinde gerçekleşmiştir. sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, biyoloji, ingilizce ile sınıf öğretmenliği alan testlerinde hesaplanan ortalama değerleri 21 ile 25 arasında değişmiştir. türkçe, din kültürü ve ahlak bilgisi, psikolojik danışma ve rehberlik ile okul öncesi öğretmenlikleri alan testlerinin ortalama değerleri ise, 25’in üzerinde çıkmıştır. daha açık bir ifade ile öabt'ye giren fen bilimleri öğretmen adaylarının kendilerine yöneltilen soruların yaklaşık yüzde 80'ini bilmediği; sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, biyoloji, ingilizce ile sınıf öğretmenliği alan testlerinde hesaplanan ortalama değerleri 21 ile 25 arasında değişmesi nedeniyle bu alanlardaki öğretmen adaylarının da alanlarının yüzde 75'ine hakim olmadığı/bilmediği öne sürülebilecektir.
ezcümle, son 18 yıllık kesintisiz tek parti iktidarında bile toplam 6 kez milli eğitim bakanı değişikliğinin yapıldığı , gelen her yeni bakanın reformlar yapmak üzere kolları sıvadığı göz önünde bulundurulursa "neden başarısızız?" sorusu üzerine düşünmek için daha çok nedenimiz olduğu görülecektir.
not: söz konusu maddeler zaman içinde güncellenecek ve yeni maddeler eklenecektir.
devamını gör...
kral lear
sevginin yalnızca övgü dolu sözlerde, cilalanmış kelimelerde ve abartılı tavırların altında yatmayacağını, insanın yüzüne tokat gibi yeniden çarpan shakespeare oyunu. kral lear karakteri zaman zaman gerçek hayatta karşımıza çıkar aslında, sevginin yalnızca abartılı sözlerle dile getirildiğinde gerçek olduğuna inanan insanlardır bunlar. ne acı, hepsi kral lear gibi şanslı değil ve işin aslını göremeden yitip gidiyor! ifade edilmemiş sevgi, yok sayılabilir mi ? cümlelerimizi cilalamadan söylediğimiz zaman riyakar mı sayılmalı yani hislerimiz? bazen davranış, ağızdan çıkanlardan daha kıymetli değil midir? dürüstçe dökülen gözyaşlarında bulamaz mıyız sevginin göksel izlerini ?
--- alıntı ---
kıng lear: to thee and thine, hereditary ever
remain this ample third of our fair kingdom;
no less in space, validity, and pleasure,
than that conferr’d on goneril. now, our joy,
although the last, not least; to whose young love
the vines of france and milk of burgundy
strive to be interess’d; what can you say to draw
a third more opulent than your sisters? speak.
cordelıa: nothing, my lord.
kıng lear: nothing!
cordelıa: nothing.
kıng lear: nothing will come of nothing: speak again.
--- alıntı ---
(bkz: ex nihilo nihil fit)
--- alıntı ---
kıng lear: to thee and thine, hereditary ever
remain this ample third of our fair kingdom;
no less in space, validity, and pleasure,
than that conferr’d on goneril. now, our joy,
although the last, not least; to whose young love
the vines of france and milk of burgundy
strive to be interess’d; what can you say to draw
a third more opulent than your sisters? speak.
cordelıa: nothing, my lord.
kıng lear: nothing!
cordelıa: nothing.
kıng lear: nothing will come of nothing: speak again.
--- alıntı ---
(bkz: ex nihilo nihil fit)
devamını gör...



