aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
biriniz kahvaltı hazırlayın lütfen.
devamını gör...
ağlanılan en ilginç yer
bulaşık makinesindeki bulaşıkları boşaltırken ağlarım bazen. tutamam kendimi.
devamını gör...
hayat pahalılığını en çok hissettiren ürün
her ürün. ucuz bir şey kaldı mı ki?...
devamını gör...
aynı bokun laciverdi
kullanmayı çok sevdiğim bir deyimdir.
fakat neden 'lacivert' olarak nitelendiğini de çok merak ederim.
fakat neden 'lacivert' olarak nitelendiğini de çok merak ederim.
devamını gör...
yazarların otobüste yaşadığı en garip olaylar
küçükken otobüsle ankara'dan malatya'ya seyahat ederdik. tahmini 5,6 yaşlarında falanım. annem de beni, rahat uyuyayım diye otobüste boş koltuk olursa oraya yatırırdı.
otobüs x yerinde mola verince annem de tuvalete gitmiş. ben de o sırada arka koltukta uyuyorum tabi. o an ne olduysa uyandım ve annemi göremeyince korkup bende otobüsten indim. etrafa bakınıyorum, annemi bulmaya çalışıyorum ama yok. en sonunda ağlamaya başladım. başka otobüsün şoförü beni farketti. "gel annen burada" deyince ağlamayı bıraktım ve adamın elini tutup otobüse bindim. şoför de otobüse bindi ve otobüs hareket etti. adama diyorum ki "hani nerde annem" ? .
" arkada ya çocuğum" diyor . bakıyorum ama otobüsün içi de karanlık zar zor görüyorum milleti "ama annem yok ki burda" diyorum.
hareket eden otobus birden aniden duruyor. meğersem beni bulup otobüse bindiren şoför başka bir yolcunun çocuğuyla beni karıştırmış. hemen otobüsten indiriyor beni anons geçiyorlar. "kız çocuğu bulduk kayıp kiminse gelsin alsın " diye. *
annem de o sira tuvaletten çıkıp bindiğimiz otobüste beni bulamayınca paniklemiş. anons sayesinde buluyoruz annemle birbirimizi. tabi o sevinçten ağlıyor ben de kızacak korkusundan. yol boyunca dibinden ayırmıyor beni.
kızılay' da en az 7 kere kaybolan ve her seferinde "bir daha bu çocuğu kaybederseniz sosyal hizmetlerden alırsınız" diyen polisleri ikna etmeye çalışan babam geliyor aklıma *
çok kaybolan bir çocuktum, bu zamana kadar yaşamış olmam bile büyük bir şans.
otobüs x yerinde mola verince annem de tuvalete gitmiş. ben de o sırada arka koltukta uyuyorum tabi. o an ne olduysa uyandım ve annemi göremeyince korkup bende otobüsten indim. etrafa bakınıyorum, annemi bulmaya çalışıyorum ama yok. en sonunda ağlamaya başladım. başka otobüsün şoförü beni farketti. "gel annen burada" deyince ağlamayı bıraktım ve adamın elini tutup otobüse bindim. şoför de otobüse bindi ve otobüs hareket etti. adama diyorum ki "hani nerde annem" ? .
" arkada ya çocuğum" diyor . bakıyorum ama otobüsün içi de karanlık zar zor görüyorum milleti "ama annem yok ki burda" diyorum.
hareket eden otobus birden aniden duruyor. meğersem beni bulup otobüse bindiren şoför başka bir yolcunun çocuğuyla beni karıştırmış. hemen otobüsten indiriyor beni anons geçiyorlar. "kız çocuğu bulduk kayıp kiminse gelsin alsın " diye. *
annem de o sira tuvaletten çıkıp bindiğimiz otobüste beni bulamayınca paniklemiş. anons sayesinde buluyoruz annemle birbirimizi. tabi o sevinçten ağlıyor ben de kızacak korkusundan. yol boyunca dibinden ayırmıyor beni.
kızılay' da en az 7 kere kaybolan ve her seferinde "bir daha bu çocuğu kaybederseniz sosyal hizmetlerden alırsınız" diyen polisleri ikna etmeye çalışan babam geliyor aklıma *
çok kaybolan bir çocuktum, bu zamana kadar yaşamış olmam bile büyük bir şans.
devamını gör...
halı falan yıkanır
kadınlar geniş bir balkon gördüğünde sarfettikleri cümle olabilir.
aaaa ne geniş balkon,ne güzel, halı falan yıkanır.*
aaaa ne geniş balkon,ne güzel, halı falan yıkanır.*
devamını gör...
antrparantez
entre fransızcada “arasında" demek olup antrparantez; parantez arasında, parantez içinde demektir.
antiparantez olarak yanlış kullanılan kelimenin doğrusudur. anti karşı demek zaten, yanlışlık buradan geliyor.
antiparantez olarak yanlış kullanılan kelimenin doğrusudur. anti karşı demek zaten, yanlışlık buradan geliyor.
devamını gör...
yazarların değiştirmek istedikleri özellikleri
duyguları enlerde yaşamaktır,grilerden uzakta ya siyahta ya beyazda.
bunu değiştirmek isterdim.
bunu değiştirmek isterdim.
devamını gör...
muzaffer tayyip uslu
1922, istanbul doğumlu olmasına rağmen zonguldak'ta uzun süre yaşaması nedeniyle zonguldaklı şairlerimiz ile anılır. rüştü onur'un kader birliği ettiği, kalemi güçlü, ömrü kısa şairimiz de 1946'da arkadaşı onur gibi veremden hayatını yitirmiştir.
parasızlığın, hastalığın, hüznün hâkim olduğu hayatında acıyı güzelleştirip şiirlerinde işlemiş; umudunu pek çok zaman diri tutmuş ancak o da rüştü onur gibi şiirlerinin ardına hep bir hüzün gizlemiştir. onun için yaşamanın tek maksadı mesut olmak, insanca yaşamaktır. kalbinde sonsuz bir sevgi varmışçasına ve bu sevgiyi şiir körüklüyormuşçasına yazmış, yazdıkları ile dünyasını anlatmıştır. en acı mısraları bile kırıntı da olsa sevgi ve umut barındırır.
şiirlerinde garip akımının izlerini görmek mümkündür. bununla birlikte şairin hayalperest bir bakış açısına sahip olduğu da aşikârdır. zira kendisi de "siz bakmayın bana/ben şairim/denizin üzerinde yürüyebilirim" dizelerinde bu fikri destekler.
ömrü, rüştü onur'unkinin aksine, uslu'ya yazdıklarını bir şiir kitabı hâline getirmesine olanak tanımıştır. böylece şair, şimdilik adlı kitabını yayımlamıştır. kitabının sonunda rüştü onur'un ölümü üzerine yazdığı bir yazı yer almaktadır ki bu yazıda şairin kalbini sıkan derin acıyı hissetmemek mümkün değildir. rüştü onur'un ölümü ile yalnızlığın gelişini itiraf etmiş, onun yokluğunun nice yokluklar yarattığına değinmiştir.
onur'un ölümünden dört yıl sonra aynı dertten hayata gözlerini yummuş, bizlere kıymetli şiirler ve yazılar bırakmıştır. ardından necati cumalı da şairin eserlerini muzaffer tayyip adlı kitapta yeniden bir araya getirmiştir.
parasızlığın, hastalığın, hüznün hâkim olduğu hayatında acıyı güzelleştirip şiirlerinde işlemiş; umudunu pek çok zaman diri tutmuş ancak o da rüştü onur gibi şiirlerinin ardına hep bir hüzün gizlemiştir. onun için yaşamanın tek maksadı mesut olmak, insanca yaşamaktır. kalbinde sonsuz bir sevgi varmışçasına ve bu sevgiyi şiir körüklüyormuşçasına yazmış, yazdıkları ile dünyasını anlatmıştır. en acı mısraları bile kırıntı da olsa sevgi ve umut barındırır.
şiirlerinde garip akımının izlerini görmek mümkündür. bununla birlikte şairin hayalperest bir bakış açısına sahip olduğu da aşikârdır. zira kendisi de "siz bakmayın bana/ben şairim/denizin üzerinde yürüyebilirim" dizelerinde bu fikri destekler.
ömrü, rüştü onur'unkinin aksine, uslu'ya yazdıklarını bir şiir kitabı hâline getirmesine olanak tanımıştır. böylece şair, şimdilik adlı kitabını yayımlamıştır. kitabının sonunda rüştü onur'un ölümü üzerine yazdığı bir yazı yer almaktadır ki bu yazıda şairin kalbini sıkan derin acıyı hissetmemek mümkün değildir. rüştü onur'un ölümü ile yalnızlığın gelişini itiraf etmiş, onun yokluğunun nice yokluklar yarattığına değinmiştir.
onur'un ölümünden dört yıl sonra aynı dertten hayata gözlerini yummuş, bizlere kıymetli şiirler ve yazılar bırakmıştır. ardından necati cumalı da şairin eserlerini muzaffer tayyip adlı kitapta yeniden bir araya getirmiştir.
devamını gör...
yalnız yaşayanların nedense delirmemesi
bir seçimse bu kişiyi delirtmez. çünkü istemezse yalnız olmamayı da seçebileceğini bilir.
devamını gör...
normal sözlük'ün moderasyonun kendi arasında eğlenmesi için kurulmuş olduğu gerçeği
(bkz: tabi lan manyak mısın) her haftasonu mangal partisi ardından müzik, içki falan offff. siz uyuyun*
devamını gör...
ortamlarda entelektüelmiş gibi görünüp aslında bomboş olan kişi
arkadaş bu neyin ezikliği böyle anlamış değilim. madem bulunduğun ortamda komplekse kapılıyorsun, girme o tarz ortamlara. ya da olduğun gibi davran.
mevlana ne demiş
''ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.,,
mesela ben hiç kasmam. yeni girdiğim bir ortamda derim bomboş biri olduğumu. bunu kime söylesem acil olarak bir işi çıkıyor hep ve müsait olduğunda arayacağını söyleyip gidiyor. henüz arayan olmadı, aciliyeti olan işlerini bitiremedilerse...
ekleme: aşağıda arkadaşın biri yazmış çok ekşivari başlık diye. ekşi'de böyle bir başlık gördüğümü hatırlamıyorum. belki de vardır. buradaki açılan başlıklarda kullanılan kalıpların benzemesi gayet normal.
senin önerin nedir mesela? ne tarz başlıklar açıp yorumlar yapalım? ciddi anlamda soruyorum.
mevlana ne demiş
''ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.,,
mesela ben hiç kasmam. yeni girdiğim bir ortamda derim bomboş biri olduğumu. bunu kime söylesem acil olarak bir işi çıkıyor hep ve müsait olduğunda arayacağını söyleyip gidiyor. henüz arayan olmadı, aciliyeti olan işlerini bitiremedilerse...
ekleme: aşağıda arkadaşın biri yazmış çok ekşivari başlık diye. ekşi'de böyle bir başlık gördüğümü hatırlamıyorum. belki de vardır. buradaki açılan başlıklarda kullanılan kalıpların benzemesi gayet normal.
senin önerin nedir mesela? ne tarz başlıklar açıp yorumlar yapalım? ciddi anlamda soruyorum.
devamını gör...
tıp fakültesinde okumak
tıp okuyorum dediğinde ardından gelen "hangisi?" sorusuyla uzmanlaşacağın bölümü tus'a girdikten sonra seçeceğini anlatmak. bir de "ilk hastan ben olucam" diyen akrabalar.
devamını gör...
tanınmak için seri beğeni atan yazar
insanlar mutlu olsun diye saatlerce beĝeni yaptıĝımı bilirim.
sonra bunun adı şu oluyor, karmasını yükseltmek için , geri dönüş yapılsın diye beĝeniyor.... yok efendim. puan falan umrumda deĝil. ne tanınmak için ne sevilmek için, ne puan için... yalnızca sevdiĝim için, insanlar mutlu olsun diye beğenirim. okurum. öyle yazarlar varsa da , üzücü.
sonra bunun adı şu oluyor, karmasını yükseltmek için , geri dönüş yapılsın diye beĝeniyor.... yok efendim. puan falan umrumda deĝil. ne tanınmak için ne sevilmek için, ne puan için... yalnızca sevdiĝim için, insanlar mutlu olsun diye beğenirim. okurum. öyle yazarlar varsa da , üzücü.
devamını gör...
beniz
yüz , çehre ; yüz rengi .
eski uygur metinlerinde rastlanılmış.
eski uygur metinlerinde rastlanılmış.
devamını gör...
ağlayamamak
herhangi bir örümceğin, ağ yapabilme özelliğini kullanamamasıdır.
evet tam da budur.
evet tam da budur.
devamını gör...
bakkaldan alışveriş yapmayan insan
para üstünü hiç sakız olarak almamıştır.
devamını gör...
babayla girilen diyaloglar
-baba düzelir mi
-bok düzelir
-bok düzelir
devamını gör...
hazar gölü
elazığ'ın sivrice ilçesinde bulunan göl, 1800'lerde gerçekleşen depremle sular altında kalmadan önce gölcük/dzovk adında bir köyün yerleşim alanıymış. bazı seyyahların seyahatnamelerinde de bahsettiği köy, bir dönem adacıkmış ve ulaşım sandalla sağlanıyormuş, köyde bir kilise de bulunuyormuş.
gölün içinde gömülü bu zenginlik ta 2018'de su seviyesinin düşmesiyle dikkatleri çekiyor. suyun üzerinde köyün bazı kalıntıları görülebiliyor ve köy, batık kent olarak anılıyor.
hazar baba dağı'nın ayakları altında serili bir örtü gibi uzanan göl mastar'a değin ulaşıyor. beni en çok etkileyen görüntü, gölün dev dağların arasındaki mağrur duruşuydu. göl, merkeze uzak değil fakat sırf gölü görmek yerine biraz daha yol alıp kırlardaki yaşamı görmeye değer bence. gölün manzarası yörenin yaşamıyla birleşince görüntü çoğalıyor.
gölün içinde gömülü bu zenginlik ta 2018'de su seviyesinin düşmesiyle dikkatleri çekiyor. suyun üzerinde köyün bazı kalıntıları görülebiliyor ve köy, batık kent olarak anılıyor.
hazar baba dağı'nın ayakları altında serili bir örtü gibi uzanan göl mastar'a değin ulaşıyor. beni en çok etkileyen görüntü, gölün dev dağların arasındaki mağrur duruşuydu. göl, merkeze uzak değil fakat sırf gölü görmek yerine biraz daha yol alıp kırlardaki yaşamı görmeye değer bence. gölün manzarası yörenin yaşamıyla birleşince görüntü çoğalıyor.
devamını gör...
