kızıl boya ve türevlerinden kurtulamadığım için canıma tak ettiği bir zamanda 3 numara vurdurmak suretiyle yaptığım eylem. kadın gibi(!) görünüp görünmediğim umrumda da değil. duşta kalma süremin en az yarıya indiği ve duştan çıkar çıkmaz saçlarımın kuruduğunu bilme hissi ise paha biçilemez.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haber bültenlerinde de birkac kere denk geldim. "gürültü kirliliği". gürültü zaten "ses kirliliği" anlamına gelir. ya ses kirliliği ya da gürültü denmelidir ki gürültü kirliliği diye bir şey zaten yoktur.
devamını gör...

ev işi denen şeyler temizlik yemek ütü gibi şeyler. bunu her insanın yapması lazım zaten. bunları yapamayan erkek eşini, kız kardeşini veya annesini arkasını toplayan hizmetçi olarak görüyordur. bunu yüzüne karşı söylemese de bu böyle ve lütfen beceriksizliğinize kılıf uydurmayın.
devamını gör...

yazdığı-söylediği mizahi şarkıları ile 1950-60'lı yıllarda oldukça meşhur olan amerikalı şarkıcı, söz yazarı, piyanist ve matematikçi komedyendir. sheldon cooper da dahil amerikalı çocukların periyodik tabloyu ezberlediği şarkısı olan the element song ile de bilinir. bunun dışında poisining pigeons in the park, the vatican rag, we will all go together when we go gibi daha birçok neşeli şarkısı da bulunmaktadır.

the element song'u şöyle bırakayım (lehrer burada aristo'yu da tiye alıyor,sonuna dikkat):
devamını gör...

der ki yetmez. yetmez, yetmez... daha fazlasını yapmalısın. bir sus arkadaşım bir sus artık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

t: ruh halimizi anlatan görsellerdir.
edit: gammazcı yuzırlar size istediğinizi vermeyecek oyunu kuralına göre oynayacağım.

(bkz: kudurun)
devamını gör...

(bkz: millet ne cigaralar içiyor)
devamını gör...

21. cadde dizisi ile tanıdığım yakışıklı, yetenekli, komik, yaşlanmayan oyuncu.
devamını gör...

annemin ölmesinden.
devamını gör...

peçeteden kendi imkanlarıyla doğduğunu tahmin ettiğim yazarımsı.*
devamını gör...

tuttu.

30'lu yaşlardasın.
devamını gör...

en uyuz olduğum insandır.
telefon iletişim içindir, naz niyaz için değil.
ben hepsine bakarım, herkes de benim telefonuma bakacak.
müsait değilse ilk fırsatta dönecek.
telefona bakmak benim için insanı tanıma kriteridir. iletişime önem vermeyen insan ile ne iş olabilir ki?
devamını gör...

(bkz: zülal_kalender1) severek okuyorum.
devamını gör...

bence karakteri oturmamış olan erkektir.

sonuçta karakteri oturmuş bir insan dikkat çekmek için saçma sapan hareketler yapmaya gerek duymaz. zaten kendini belli eder.

ha eğer ki bunlara tabiri caizse ''düşen'' kızlar da varsa yazıktır onlara da. onların da muhtemelen karakterleri oturmamıştır.
devamını gör...

eskilerden kalma böyle kalıplaşmış saçmalıklar var sözlük. 'babası severmiş ama hissettirmezmiş , içten severmiş ya da pek belli edemezmiş.' ve daha niceleri. gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevgi dilencilerin olsun lan. bir de baba olacaksın.
devamını gör...

sedat peker yazmaz, yazdırır! şu kulaklığı şarja takın evladım, şu küllüğü uzat evladım, şu sözlüğe iki tanım yaz ben söyleyecem evladım. mahlası da kıymetli kardeşlerim'dir kendisinin.
devamını gör...

buraya tuğkan harici birinin parçasının bırakmanın haklı gururunu yaşıyorum*.

hele sözlere bakın;


ihtiyaç duyduğu özgüvenden
kurtarılmayı bekleyen
yaşlı bir adamdan
hallice halim

isimlere çok takıldım
ağırlığınca
gözümden akan tüm yaşlardan
özür dilerdim


bu yol karanlık ve korktun biraz
olsam arkanda
bana yaslanamazsın ben
bir hüzün duvarıysam

karanlık ve korktun biraz
olsam arkanda
bana yaslanamazsın ben
bir hüzün duvarıysam

kim aldı beni düşlerimden
hayatımı kendi gözümden
görememek beni öldüren
söyle kimim ben

umutların ortasında
çaresizlik ağından
kurtuluş yok yarından
hallice halim.
devamını gör...

sevilen erkek de size aşıksa 2 yumurta kırsanız bile onun kalbine giden yol yemeği olur.
devamını gör...

yıllar sonra tekrar okunduğunda etkileri farklılık gösteren muazzam distopik roman. 20. yüzyıl kurgu romanlarının en başarılısı ve yanılmıyorsam 1932 senesinde yazılmış. huxley, birinci dünya savaşında yaşananlar ve savaş sonrasındaki belirsizlikten o kadar etkilenmiştir ki başta devlet, ekonomi ve ekonomi eksenli değişen siyasal-sosyolojik travmalara şahane eleştiriler getirmiştir.

ahlak, yalnızlık, doğa, teknoloji, endüstri, birey-toplum ikilisi ve bağı, tanrı, üreme, yaradılış, duygu, bilim, bilinç, hipnopedya, sorgusuz sualsiz ifadeler, hizmet, sınıf gibi daha birçok, bize biç yabancı olmayan meseleye getirdiği eleştiriler sebebiyle tekrar tekrar okunmaya değer bir kurgu.

-- spo --
kitabı daha önce hiç okumayanlar için, hollywood filmlerinden aşina olduğumuz bir kurtarıcı, bir büyük kahraman bulamamak hayal kırıklığı oluşturabilir. ancak zaten amaç bir çıkmaz, bir anti-ütopya yaratmak olduğundan o hayal çok da kırılıyor denmez. bernard marx karakterinden daha sert, daha gerçek çıkışlar bekliyorsunuz ama olmuyor. helmholtz, gereğinden fazla arka planda kalıyor. lenina'dan beklenen o aydınlanma anı hiç yaşanmıyor. soma'yı ve etkilerini birebir yaşamak istiyorsunuz. vahşi'yi kurtarmak... kurgunun yönünü komple değiştirmek, insanları uyandırmak... ama hiçbiri olmuyor. çünkü distopya olmak bunu gerektirir.

romanın sonlarına doğru vahşi ve mustafa mond arasındaki diyalog tekrar tekrar okunasıdır. o bölüm bana matrix serisinin ikinci filmindeki neo-mimar diyaloglarını anımsattı tekrar okuyunca.
-- spo --

huxley, distopyasını yazarken içinde bulunduğu çelişkiyi oldukça dürüst aktarmıştır. yani yarattığı evrendeki distopik gidişatın aslında mümkün, yaşanabilir ve haklı yanları olduğunu yansıtmayı başarmıştır. bazı noktalarda her şeye rağmen okuyucuda da "acaba"lar oluşmuyor değil.

ilgili olarak (bkz: soma)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim