sinaps
sinir hücreleri arasında kimyasal madde aktarımının yapıldığı özelleşmiş bağlantı noktası.
(bkz: nörotransmitter madde)
(bkz: nörotransmitter madde)
devamını gör...
yedi numara dizisi replikleri
-çok isterdim aslında.
+birinin elini tutmayı mı?
-hayır, aşık olmayı. ama öylesine gelip geçici bir şey değil. ben hep büyük bi’ aşk düşledim, sonsuza kadar sürecek özel bir aşk. ancak öyle birinin elini tuttuğumda dünyanın renkleri değişir benim için. ne gözler ne sözcükler. aşkı,aşkı ancak öyle birinin eli elime çizebilir gibi geliyor. yani, yani sahici bir aşkı ellerimle anlayacakmışım gibi geliyor sanki bana. anlıyor musun beni?
haydar ile armağan arasında geçen bir diyalog.
+birinin elini tutmayı mı?
-hayır, aşık olmayı. ama öylesine gelip geçici bir şey değil. ben hep büyük bi’ aşk düşledim, sonsuza kadar sürecek özel bir aşk. ancak öyle birinin elini tuttuğumda dünyanın renkleri değişir benim için. ne gözler ne sözcükler. aşkı,aşkı ancak öyle birinin eli elime çizebilir gibi geliyor. yani, yani sahici bir aşkı ellerimle anlayacakmışım gibi geliyor sanki bana. anlıyor musun beni?
haydar ile armağan arasında geçen bir diyalog.
devamını gör...
geceye bir kelime bırak
muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine
devamını gör...
aşı olduktan sonra gelen çiplendim hissi
beleş çip dağıtıyorlar de millet aşılansın,al sana kampanya.
devamını gör...
kadın erkek eşit mi sorunsalı
eşitlik ayrı aynılık ayrı kavramlardır. kadın ve erkek eşittir ama farklıdır. bu farklılık gereğince de aynı kıstaslara göre değerlendirilmemelidirler.
devamını gör...
yalnızlıktan keyif almak
güzel yaşamak için yalnızca kendine ihtiyacı olduğu gerçeğinin farkına varmış olan kişinin yaşadığı hazdır.
devamını gör...
107 lira 32 kuruş
sigortası olmayan, işsiz ve gelir testi yaptırmayan türk vatandaşının hanesine her ay yazılan 2021 yılı genel sağlık sigortası borç miktarı. ne iş yaptığı bilinmeyen tüik'in verilerine göre %10un üzerine çıkartılmayan enflasyon miktarı istatistiğini, 2020 yılına göre gelen %22lik zamla tek başına çökerten gss haracı saçmalığıdır. "vermezsen sağlını çizerim bak" denmektedir ve değnekçilikten hiçbir farkı yoktur.
devamını gör...
keşke yanımızda olsaydı dediklerimiz
kemal sunal
devamını gör...
128milyardolar.net
t: "128 milyar dolar nerde" sorusunun, siteye dönüştürülmüş halidir. 128 milyar dolar ile neler alabileceğinizi göstermek amacıyla tasarlanmıştır. köprü alabilirsiniz.*
devamını gör...
günün sözü
"muhtaç bırakıp yardım etmek, planlanmış cinayettir. "
che guevara
che guevara
devamını gör...
kafa sözlük
ticari kaygı gütmeden yayına geçen ilk butik sözlük değildir. bilgi üniversitesinde vakti zamanında öğrenim gören öğrencilerin bir araya gelmesi ile oluşturulan bir klon sözlük daha vardı. adı lazım değil eminim ki yoldaş biliyordur. ekşi’de o sözlüğün başlık altını okumanızı öneririm tıpkı burası. zamanla neler olup biteceği hususunda çok yardımcı olur. herneyse.
kafa sözlük’te olduğu gibi yazarların bir kısmı sözlüğü gündelik hayatına inanılmaz derecede empoze etmiş, sözlükle yaşar hale gelmişti(bu çok tehlikeli) haliyle sözlüğü domine etmiş bir güruh oluştu zamanla bu arkadaşlar zamanla minik bir tim olmuşlardı.
başlarda istatistlik-sol frame akış tazelenmesi-yeni yazarlarla iletişim vs gibi konularda işe de yaradıklarından sözlüğün kurucusu olana bitene büyük bir hoşgörüyle yaklaşıyordu fakat zamanla bu durumu suistimal etmeye başlayan bu grup istedikleri olmadığı zaman ortalığı ayağa kaldırmaya başladı ‘sözlüğün olmazsa olmazları’ olduklarından şüpheleri yoktu ve her istedikleri olmak zorundaydı, o sözlüğün moderatörleri sözlüğü tamamen yönlendirmeye başlayan bu grupla baş edemez oldu. kendi başlarına karar alamaz hale geldiklerinden bu sözlüğün ağır topları ile alakalı her kararı yöneticiye paslayıp sanki sadece yönetici böyle istiyor da ondan yapıyoruza dönüşmüştğ.
sonrasında olmuş olanları o sitenin yöneticisine saygımdan anlatmayayım. demek istemem şudur ki tehlikenin farkında olmak lazım.
benim gibi trolleri banlamakta beis yok, neticede durmam ben üstünde. bir kere şu neden silindi ben neden banlandım vs demedim. sahte hesap almak, başka sözlüklerde burayı gömmek falan tarzım değil ama bu herifler öyle değil.
yarın birgün zirve olur. hiç umulmadık işler açılır başa. o bahsettiğim sözlükte bunlar oldu. bu sözlüğün karşı karşıya olduğu en büyük tehdit bu herifler olacak. dikkatli olun.
kafa sözlük’te olduğu gibi yazarların bir kısmı sözlüğü gündelik hayatına inanılmaz derecede empoze etmiş, sözlükle yaşar hale gelmişti(bu çok tehlikeli) haliyle sözlüğü domine etmiş bir güruh oluştu zamanla bu arkadaşlar zamanla minik bir tim olmuşlardı.
başlarda istatistlik-sol frame akış tazelenmesi-yeni yazarlarla iletişim vs gibi konularda işe de yaradıklarından sözlüğün kurucusu olana bitene büyük bir hoşgörüyle yaklaşıyordu fakat zamanla bu durumu suistimal etmeye başlayan bu grup istedikleri olmadığı zaman ortalığı ayağa kaldırmaya başladı ‘sözlüğün olmazsa olmazları’ olduklarından şüpheleri yoktu ve her istedikleri olmak zorundaydı, o sözlüğün moderatörleri sözlüğü tamamen yönlendirmeye başlayan bu grupla baş edemez oldu. kendi başlarına karar alamaz hale geldiklerinden bu sözlüğün ağır topları ile alakalı her kararı yöneticiye paslayıp sanki sadece yönetici böyle istiyor da ondan yapıyoruza dönüşmüştğ.
sonrasında olmuş olanları o sitenin yöneticisine saygımdan anlatmayayım. demek istemem şudur ki tehlikenin farkında olmak lazım.
benim gibi trolleri banlamakta beis yok, neticede durmam ben üstünde. bir kere şu neden silindi ben neden banlandım vs demedim. sahte hesap almak, başka sözlüklerde burayı gömmek falan tarzım değil ama bu herifler öyle değil.
yarın birgün zirve olur. hiç umulmadık işler açılır başa. o bahsettiğim sözlükte bunlar oldu. bu sözlüğün karşı karşıya olduğu en büyük tehdit bu herifler olacak. dikkatli olun.
devamını gör...
intihar eden gençlere yapıştırılan damga
intihar eden insanların psikolojisini yaşadıkları acıyı hayatı boyunca anlayamayacak olan insandır. tamam insanın yaşamına son vermesi kötü bir durumdur. ama insanın kendine saldırması kendine tepki vermesi nasıl bir acıdır bunu kimse tasavvur edemez. insanın çaresizliğinin ulaştığı en son noktadır.
devamını gör...
kemal sunal replikleri
"3999 lira taksitle değil mi?"
"evet"
"iyi, 4000 olsa nasıl öderiz?"
"evet"
"iyi, 4000 olsa nasıl öderiz?"
devamını gör...
buzdolabını kızak yapıp kayan gençler
yaratıcılıkta yurdum insanında sınır yok asla dedirten görüntü. *
sivas’ın zara ilçesinde bir grup genç, traktöre bağladıkları buzdolabını kızak yaparak kaydı. karla kaplı sokaklarda, buzdolabının üzerinde kayarak eğlediklerini anlatan abdulkerim ateş ‘‘traktörü çalıştırmıştım, işim vardı. sonra buzdolabını halatla traktöre bağladık. arkadaşlarla kaydık, stres attık’’ dedi.
videoyu izlemek için
sivas’ın zara ilçesinde bir grup genç, traktöre bağladıkları buzdolabını kızak yaparak kaydı. karla kaplı sokaklarda, buzdolabının üzerinde kayarak eğlediklerini anlatan abdulkerim ateş ‘‘traktörü çalıştırmıştım, işim vardı. sonra buzdolabını halatla traktöre bağladık. arkadaşlarla kaydık, stres attık’’ dedi.
videoyu izlemek için
devamını gör...
inception
şuana kadar izlemediğim ve siyah beyaz olmasıyla hoşuma giden rozeti almamla birlikte izlemeyi kendime borç bildiğim filmdir kendisi.
beyin yakmak isteyenler için harika bir film olan bu film matematikte kümeler konusunu anımsattı bende.
evrensel küme ve bunun alt kümeleri olan birçok kümede aynı elemanlar var ancak en üst kümenin tam olarak hangisi olduğunu tam olarak anımsayamıyorsun.
leonardo dicaprio'yu beğenen bir insan olarak rol konusunda şahsi görüşümle yakıştığını düşünüyorum.
rüya'nın rüyası'nın rüyası'nın rüyası..... diye içimde hala fikirler uçuşuyor.
hatta 5 dakika göz gezdirip düşüncelere bakıp kendimce çok mantıklı bulduğum bir düşüncede başka bir yerde okudum,eğer isteyen olursa özelden mesaj atabilir, o yazının linkini atabilirim.
teşekkürler rozet
beyin yakmak isteyenler için harika bir film olan bu film matematikte kümeler konusunu anımsattı bende.
evrensel küme ve bunun alt kümeleri olan birçok kümede aynı elemanlar var ancak en üst kümenin tam olarak hangisi olduğunu tam olarak anımsayamıyorsun.
leonardo dicaprio'yu beğenen bir insan olarak rol konusunda şahsi görüşümle yakıştığını düşünüyorum.
rüya'nın rüyası'nın rüyası'nın rüyası..... diye içimde hala fikirler uçuşuyor.
hatta 5 dakika göz gezdirip düşüncelere bakıp kendimce çok mantıklı bulduğum bir düşüncede başka bir yerde okudum,eğer isteyen olursa özelden mesaj atabilir, o yazının linkini atabilirim.
teşekkürler rozet
devamını gör...
sözlüğü telefondan kullanmak
yazar olarak pek fark etmez, hatta daha pratik olabilir. ancak moderatörlük için tam bir işkencedir. tabi bu benim tecrübemdir.
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
anlık karar değiştirdiğim konu, çok haklısınız ne gera var
devamını gör...
waterloo muharebesi
çağcıl kaynaklarda 'waterloo savaşı' olarak da anılsa aslında 'waterloo muharebesi' (ing. battle of waterloo; fr. la bataile de mont-saint-jean), bir savaş olmaktan ziyade kesinlikle muharebedir; çünkü bir gün içinde (18 haziran 1815) olup, bitmiştir. nitekim tdk sözlüğüne göre muharebe kelimesi, 'savaşta yapılan çarpışmalardan her biri' anlamına gelir. (türkçeye arapçadan geçmiştir.) (örneğin ligny muharebesi, waterloo’dan iki gün önce 16 haziran 1815’te olmuştur.)
waterloo muharebesi, belçika'nın brüksel şehrinin 14,5 km ve waterloo kasabasının (o dönemde köy) 2 km uzağında gerçekleştiği için bu isimle anılır.
aslında muharebede fransız ordusu, hem moral hem de askeri teçhizat bakımından üstündür. nitekim bonaparte, ilerleyen yaşına ve hastalığına rağmen yine de iyi bir iş çıkarmak üzereyken bu muharebede talihi ters dönmüştür. muharebeyi kazanmak için elindeki tüm enstrümanları kullanmaktan çekinmemiştir: örneğin, o güne dek hiç yenilmemiş ve hiç kaçmamış imparatorluk muhafızlarını (le garde imperiale) dahi yedi tabur olarak savaşa sürmüştür. muhafızların görünmesi (muharebenin sonlarına doğru) orduya yeni bir canlılık getirmiştir. ancak wellington, tehlikeyi daha muhafızlar yürümeye başlarken görmüştür. eli silah tutan herkesi meşhur yokuşunun arkasına silah doldurtup yere yatırmıştır. yaşlı muhafızlar, merkezi kırdık sanarak yokuşu tırmanıp tepesine geldiklerine ingilizler ayağa kalkarak çok yoğun bir yaylım ateşiyle ilk bel sırayı düşürmüştür. muhafızlar direnmiştir ancak ilk anlık şaşkınlığı üzerlerinden atamamıştır. çok yoğun zayiat verip çekilmeye başladıklarında ise fransız ordusunda moral sıfıra inmiştir. zira yaşlı muhafızların kaçtığını daha gören duyan olmamıştır. onlar da kaçıyorsa bu iş bitmiştir diye düşünülmüştür.
muhafızlar kaçmaya başladıkları zaman wellington, hücum işareti vermiştir. birleşik prusya, hollanda ve geriye ne kaldıysa ingiliz ordusu, fransız ordusuna son bir hücuma kalkmış ve sonuçta fransa yenilmiştir.
savaşın hemen sonunda ingilizler kaçmayan ancak teslim de olmayan yaşlı muhafızlara artık savaşın bittiğini, silahlarını indirmelerini telkin etmiştir ancak muhafızlar ölmeyi seçmiştir. “la garde meurt, elle ne se rend pas!” (muhafız ölür, teslim olmaz) diyerek silahlarını ingilizlere doğrultmuş ve nihayetinde vurulmuşlardır.
fransız ordusu, 51 bin kişiyle geldiği meydanda 28 bin ölü ve yaralı, 8 bin esir ve 15 bin kayıp bırakmıştır. ingilizler ve müttefikleri hollandalılar 17 binlik ordularından 3500 ölü, 10.200 yaralı, 3300 kayıp vermiştir. prusyalıların 7 binlik kolordusunun 1200’ü ölü, 4400’ü yaralı, 1400’ü kayıptır. (bu da öyle bir savaş alanı zayiatıdır ki o sayıya ulaşmak için 15 saat boyunca her beş dakikada bir tam yüklü bir jumbo jetin düşmesi ve kimsenin kurtulamaması gereklidir.)
wellington'un biyografilerinden biri bu muharebe hakkında yapılabilecek en doğru yorumu yapmıştır. şöyle özetlenebilir: "napolyon boneparte, wellington'un ispanya'da verdiği savaşları incelemeye tenezzül etmemişti, hatta bu savaşlarda wellington'un evire çevire benzettiği soult'un öğütlerini bile dinlemedi. bu yüzden napolyon savaş meydanına çıktığında, kare formasyonlarında ingiliz piyadesinin ne yapabileceğini bilmiyordu. onları daha önceki savaşlarda darmadağın ettiği kıta avrupasının yarım askerleri sandı. gerçekten de ingilizlerin yanında savaşan belçikalı ve hollandalılar napolyon'un beklediği gibi darmadağın oldu ama çoğu ispanya'da demir dük'ün emri altında savaşmış ingiliz piyadesi, bazı birlikler son adamına kadar ölse de yerinden kıpırdamadı. napolyon hatasının bedelini önce tüm süvarileriyle, sonra tüm ordusuyla ödedi."
tarihçilerin bir çoğuna göre bu muharebe, 19. yüzyılın en önemli muharebelerinden biridir. öyle ki; avrupa'nın kaderi bu muharebe ile değişmiştir.
bu muharebeyi victor hugo da 'sefiller' adlı eserinde destansı bir dille anlatır. hugo, yukarıdaki cümleyi desteklercesine, "waterloo bir muharebe değildir, dünyanın yüzünün değişmesidir" der.
son not: bu muharebenin kader anı, (bkz: stefan zweig) (bkz: insanlığın yıldızının parladığı anlar) isimli kitabından okunabilir.
waterloo muharebesi, belçika'nın brüksel şehrinin 14,5 km ve waterloo kasabasının (o dönemde köy) 2 km uzağında gerçekleştiği için bu isimle anılır.
aslında muharebede fransız ordusu, hem moral hem de askeri teçhizat bakımından üstündür. nitekim bonaparte, ilerleyen yaşına ve hastalığına rağmen yine de iyi bir iş çıkarmak üzereyken bu muharebede talihi ters dönmüştür. muharebeyi kazanmak için elindeki tüm enstrümanları kullanmaktan çekinmemiştir: örneğin, o güne dek hiç yenilmemiş ve hiç kaçmamış imparatorluk muhafızlarını (le garde imperiale) dahi yedi tabur olarak savaşa sürmüştür. muhafızların görünmesi (muharebenin sonlarına doğru) orduya yeni bir canlılık getirmiştir. ancak wellington, tehlikeyi daha muhafızlar yürümeye başlarken görmüştür. eli silah tutan herkesi meşhur yokuşunun arkasına silah doldurtup yere yatırmıştır. yaşlı muhafızlar, merkezi kırdık sanarak yokuşu tırmanıp tepesine geldiklerine ingilizler ayağa kalkarak çok yoğun bir yaylım ateşiyle ilk bel sırayı düşürmüştür. muhafızlar direnmiştir ancak ilk anlık şaşkınlığı üzerlerinden atamamıştır. çok yoğun zayiat verip çekilmeye başladıklarında ise fransız ordusunda moral sıfıra inmiştir. zira yaşlı muhafızların kaçtığını daha gören duyan olmamıştır. onlar da kaçıyorsa bu iş bitmiştir diye düşünülmüştür.
muhafızlar kaçmaya başladıkları zaman wellington, hücum işareti vermiştir. birleşik prusya, hollanda ve geriye ne kaldıysa ingiliz ordusu, fransız ordusuna son bir hücuma kalkmış ve sonuçta fransa yenilmiştir.
savaşın hemen sonunda ingilizler kaçmayan ancak teslim de olmayan yaşlı muhafızlara artık savaşın bittiğini, silahlarını indirmelerini telkin etmiştir ancak muhafızlar ölmeyi seçmiştir. “la garde meurt, elle ne se rend pas!” (muhafız ölür, teslim olmaz) diyerek silahlarını ingilizlere doğrultmuş ve nihayetinde vurulmuşlardır.
fransız ordusu, 51 bin kişiyle geldiği meydanda 28 bin ölü ve yaralı, 8 bin esir ve 15 bin kayıp bırakmıştır. ingilizler ve müttefikleri hollandalılar 17 binlik ordularından 3500 ölü, 10.200 yaralı, 3300 kayıp vermiştir. prusyalıların 7 binlik kolordusunun 1200’ü ölü, 4400’ü yaralı, 1400’ü kayıptır. (bu da öyle bir savaş alanı zayiatıdır ki o sayıya ulaşmak için 15 saat boyunca her beş dakikada bir tam yüklü bir jumbo jetin düşmesi ve kimsenin kurtulamaması gereklidir.)
wellington'un biyografilerinden biri bu muharebe hakkında yapılabilecek en doğru yorumu yapmıştır. şöyle özetlenebilir: "napolyon boneparte, wellington'un ispanya'da verdiği savaşları incelemeye tenezzül etmemişti, hatta bu savaşlarda wellington'un evire çevire benzettiği soult'un öğütlerini bile dinlemedi. bu yüzden napolyon savaş meydanına çıktığında, kare formasyonlarında ingiliz piyadesinin ne yapabileceğini bilmiyordu. onları daha önceki savaşlarda darmadağın ettiği kıta avrupasının yarım askerleri sandı. gerçekten de ingilizlerin yanında savaşan belçikalı ve hollandalılar napolyon'un beklediği gibi darmadağın oldu ama çoğu ispanya'da demir dük'ün emri altında savaşmış ingiliz piyadesi, bazı birlikler son adamına kadar ölse de yerinden kıpırdamadı. napolyon hatasının bedelini önce tüm süvarileriyle, sonra tüm ordusuyla ödedi."
tarihçilerin bir çoğuna göre bu muharebe, 19. yüzyılın en önemli muharebelerinden biridir. öyle ki; avrupa'nın kaderi bu muharebe ile değişmiştir.
bu muharebeyi victor hugo da 'sefiller' adlı eserinde destansı bir dille anlatır. hugo, yukarıdaki cümleyi desteklercesine, "waterloo bir muharebe değildir, dünyanın yüzünün değişmesidir" der.
son not: bu muharebenin kader anı, (bkz: stefan zweig) (bkz: insanlığın yıldızının parladığı anlar) isimli kitabından okunabilir.
devamını gör...
çavuşoğlundan ab vize serbestisi için açıklamalar
yine yalanlar yine martaval okumalar başlamış. insanlara umut satıp oy beklemeye devam edin siz az kaldı hükümranlığınız bitmek üzere.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
eşim ve ailesinin eve ilk kez tanışmaya geldiği gün heyecandan bayılmam yere düşerken kafamı vurmam ve dilimin boğazıma kaçması thanks panik atak thanks anksiyete
devamını gör...