sevdiğim bir manga şarkısı. göksel'in sesiyle de çok güzel bir uyumları var.
devamını gör...

küfürsüz ortam denildi, 800 tanım derken konu nerelere geldi. hey gidi günler nerden nereye.

yönetim:
biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu.
haydi hayırlı uğurlu olsun, kurdeleyi kesin artık.
üyeler: makas kesmiyorrrr. karma puanımız yetmiyorr. *
devamını gör...

(bkz: o ney gardaş yarısını bana ver)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öncelikle yoldaşa geçmiş olsun diyorum.
şimdi burası artık kafa sözlük değilse ne sözlük oldu yeni ismi nedir?
ona göre yarın takım elbise giyer girerim sözlüğe ilk günden işten kovulmayalım.
devamını gör...

aristoteles'in bir süre yaşadığı, felsefe okulu kurduğu ve dünyanın ilk özel derslerini verdiği rivayet edilen yer.
çanakkale'nin ayvacık ilçesinde behramkale köyünde.
zeus'un kızlarından athena'nın tapınağı burdadır.

antik kentte kazı çalışmaları devam ediyor.
2020 yazında tarihi limana inen yoldaki giriş kapalıydı.
köy içinden arnavut kaldırımlı yokuştan ulaşılan ana giriş açık.
her daim rüzgarlı olan bir tepede yer alan antik kentin bence en vurucu özelliği kesinlikle manzarası.
mükemmel kuzey ege ve midilli adası.

papercut ukdesiydi doldu.
devamını gör...

acayip bilgili, güzel tanımlar giren ve acayip nazik olan çok çok değerli bir yazarımız. kendisine ait ilk nickaltını girmek benim için büyük bir onurdur. kalemi hep daim olsun dediğim yazarlarımızdandır. kendisini ve yazdıklarını büyük bir merakla takip ediyorum. iyi ki var.
devamını gör...

sözüm ona hayvan dostlarınca çok sık yapılan eylemdir.
kedi sahiplenmek istiyorum ama scotish olsun. köpek sahiplenmek istiyorum ama golden olsun gibi salakça tavırlardır hatta donanım haber ölücülüğü bile bundan kat be kat onurludur çünkü amaçlarını bilirsin ama bu "hayvan dostları" tam bir şerefsizdir gidip sokaktan bir kedi ve köpeği sahiplensene dediğinde "onlar para etmiyor" diyemezler.
devamını gör...

yeni biriyle tanışınca stefan zweig’in olağanüstü bir gece adlı kitabındaki “bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar” sözleri kulaklarımızda yankılanır.
insanları anlamak ve kültür düzeyimizi artırmak için yabancı dil öğrenmek gibisi yoktur. insanların konuştukları birçok dilin kökeni ise latince'dir.
una nocte…latince anlamı "bir gece". sözlükteki una nocte nickli yazar ise tanımlarını okumak vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelen bir kütüphane.
#348003 gibi tanımların ile bilgi noksanlığımızı gideriyoruz takip edilesi yazar una nocte. senin gibi değerli yazarların kafa sözlük’ün tarlasına diktiği "kültür fidanları bir gün ağaç olunca" bütün insanları anlamak da kolaylaşacak.
devamını gör...

(bkz: karakter nakli) tıp bu konuya acilen el atmalıdır.
devamını gör...

günaydın ey psikolojisi bozuk, kalabalıklar içinde çaktırmadan ibrahim tatlıses dinleyenler, müslüman gibi görünüp parayı putlaştıran mubarekler, içimizdeki nerde iş orda olan afganlar, bayram için türkiye'yi terk edip evlenip gelen 5.5 çocuklu 3 eşli suriyeliler, yazım ve imlanın içinden hunharca geçenler, kurallar karşısında kuralsızlık diye sessiz çığlık atanlar, her sabah sevmediği işi yapmak zorunda olanlar, 5 entry yardırıp yazarlık bekleyen çaylaklar, süslüüüü biloghhhh , beyaz yaka fatighhh, adam mahmutghhh, sizlere de günaydın.
devamını gör...

yalnız bu kadar kısa olacak dememiştik.
devamını gör...

emirhan yalçın’ın ölümünden sonra halkın öfkesinin dinmemesi. şuan bile dışarısı aşırı kalabalık.

dükkanı yağmalanan suriyeliler,ters dönen arabalar. yanan sokaklar. halk çok öfkeli şuan. buradan

buradan dükkanlar taşlanıyor.

buradan polisin müdahalesi


buradan gerçekten korkunç.
buradan araçlara saldırılar

buradan ışığı yanan evlere taş atılıyor.

kalabalık giderek artıyor. yaşanan olaylar gerçekten korkunç. sedat peker'in "sizi tahrik edecekler, sokağa çıkmayın!" sözleri geliyor aklıma.

arkadaş ne yapacağımızı şaşırdık.
buradan araçlar yakılıyor,küfürlü.

buradan vatandaşın isyanı

buradan protesto yürüyüşü.

çocuğa ve her türlü masum insana karşı şiddetin haklı hiçbir gerekçesi yoktur. tepkiyi yanlış yere, yanlış şekilde veriyorsunuz. şuan suçsuz insanlar da zarar görüyor. lütfen provakasyona gelmeyin.
devamını gör...

16 yıldır bu alemdeyim, çok site yaptım çok kazandım adsense, popup, splash reklamlar filan. o kadar kazanmama rağmen sözlük değil sadece içeriklere yapılan yorumları onaylaması bile bir süreden sonra çok zahmetli geliyordu, üyelik filan yok. isim mail yorum hepsi bu.
yazılımı tasarımı geçtim ki yazılım olarak çok işlevsel kafasözlük, bu kadar üye toplayıp bu aktifliği sağlamak ve bazı kurallara göre hareket edip bu kadar insanla uğraşıp düzen sağlamak aşırı derecede zor bir iş, üstelik reklam bile yok. samimi söylüyorum ben olsam ekşi kadar olmasada reklam kesinlikle kullanırdım ve tahminlerime göre aylık en az reklamı abartmadan kimseyi rahatsız etmeden minimum 30 bin lira kazanırdım.
yazılımı tasarımı hallederim, çekilişle hediyeler dağıtıp biraz üyede toplarım ama bu iş öyle gözüktüğü gibi kolay değil sayın yazarlar.
bir takım hatalar yanlışlar olmuştur belki ama bunlar çok normal halledilir elbette.
bilen bilir ama empati yapmanızı tavsiye ederim ve şuda olası bir ihtimal, burdan üye koparıp nemalanmaya çalışılması bence yüksek ihtimal. bu işlerin içinden biri olarak aklıma gelen ilk olasılık.
devamını gör...

sorun* değil keyif olarak tanımlanır. şöyle güzel bir manzaraya karşı tam da kahve içmek zamanıdır. hadi pamuk eller cezveye*.
devamını gör...

1896 yılında ingiltere ile zanzibar * arasında 38 dakika süren savaş.

1890'da ingiltere ile almanya arasında heligoland - zanzibar antlaşması imzalanır. böylece tanzanya almanya tarafından kontrol edilecekken, ona bağlı olan zanzibar da ingiltere'ye verilir. elbette ingiltere işini şansa bırakmak istememektedir. kendisi adına çalışacak, kukla gibi yönetebileceği birini görevlendirmek ister. böylece hamad bin thuwaini bu şerefe(!) layık görülür. 3 sene sonra beklenmedik bir şekilde ölür.

hamad'ın, khalid bin barghash adlı kuzeni tarafından zehirlendiği düşünülmektedir. zira bu kuzen, ingilizler tarafından kendisine görev verilmediği halde bir anda hamad'ın yerine geçer ve sultan olur. tabii ki ingiltere buna izin verecek değildir. khalid, geri çekilmesi ve görevi bırakması konusunda uyarılır ve pek tabii ki uyarılara aldırmaz. onun yerine, saraya kendi kuvvetlerini * toplamaya başlar.

ingiltere de boş durmamakta ve savaş gemilerini limana yığmaktadır bu arada. bölgede bulunan baş diplomata tam yetki verilir. gerekli bulduğu ve başarıyla sonuçlanacağından emin olduğu her türlü eylemi yapabileceğine dair izin çıktığına, ingiliz hükümetinin "hep destek, tam destek" modunda olduğuna ilişkin bir telgraf alır.

27 ağustos sabah saat 09.00'a kadar khalid'in çekilmesi konusunda kendisine ültimatom verilir. khalid, saat 08.00'de "hiç niyetimiz yok. zaten bize ateş açacağınızı da sanmıyorum" minvalinde bir yanıt gönderir. fakat sandığı gibi olmaz ve saat 09.02'de ingiliz bombardımanı başlar. aslında 2 dakika içerisinde saray da, 3000 savaşçı da çoktan bozguna uğratılmıştır ama 09.40'a kadar ateş devam eder. khalid arka kapıdan kaçmış, 500 adamı da yaralanmış yahut ölmüştür. ingiltere yine kendisi hesabına çalışacak birini sultan olarak saraya yerleştirir.

khalid alman konsolosluğu'na kaçmayı başarır. ingilizler iade talep etse de istedikleri olmaz ve khalid tanzanya'ya kaçırılır. 1916'da yakalanarak sürgüne gönderilir ama daha sonra doğu afrika'ya geri dönmesine izin verilir ve başlattığı savaş da tarihe "en kısa savaş" olarak geçer.
devamını gör...

bir kadın düşlüyorum hep.
beni kavgalarımdan çekip alacak,
kısa saçlı kafamı göğsüne bastırıp,
her deliliğimi yaşamama bağlayacak,
dengesizliklerimden keyif alacak bir kadın,
güzel kokacak. teni mezarım olacak bir kadın. gamzesi olacak.. dudakları güzel,
öleceğim onda. nefesim kesilecek. kalbim duracak. topuklarını okşayıp. sırtını öpeceğim.
ellerini koklayacağım. parmaklarını öpüp, saçlarını okşayacağım..
bir kadın sadece. bu kadar çok dişi varken evrende, benim istediğim, arzuladığım, sadece bir kadın.
arınmış olacak tüm insani hırs ve bencilliklerden
konu ben olduğumda, yok sayacak her şeyi. gerekirse kendini. bir kadın sadece.
derdimin dermanı o çünkü. ruhumun ilacı o
ben onun ruhuna ve tenine girdiğimde, orada kalacağım.
bir daha incinmeyecek ruhum. kırılmayacak kemiklerim. etlerim dökülmeyecek.
gözlerim açılmayacak sonuna kadar. yumacağım.. ve öylece kalacağım. o'nda.

-zaman benim. geleceğe düşüyorum...
-inancım yok artık. tanrı sanırım beni yanlış anladı.

-bu kadar çok yaşamayı isterken, nedir bu ölüm sevdam. bilmiyorum. benim cehennemim de bu olsa gerek.

-"başkaları cehennemdir" demiş üstad. yanılıyor. başkaları kabir azabıdır. diş ağrısıdır. doğum sancısıdır.

-kedinin oynayıp da karman çorman ettiği bir yumağım lütfen ucumu bul ve sök beni!!
-zaman akıp geçiyor. ve ben hala önümden akıp geçen zamanla elimi yüzümü yıkayamıyorum.
-sigarayı günde 2 pakete çıkardım. elimden gelse, ekmeğin arasına azık ederim.
-şimdi yastığa kafamı koysam, geceye kadar uyurum. çok mutsuz olduğumdan olsa gerek. ya da çok yorgun. bilmiyorum.
-uykuya doymadan öleceğim ben. gözlerim şiş olacak yeniden dirildiğimde.
-kendime ait en sevdiğim özelliğim çok mutsuz olduğumda güzel şeyler yazmam olsa gerek.
-hep mutsuz olmalıyım sanırım. mutsuzken daha çok seviyorum kendimi. gözlerimden öpüyorum çaktırmadan.
elimden tutup sinemaya götürüyorum. geçenlerde bir pantolon hediye ettim kendime. sanırım şizofrenim.
-birazdan bir kase yoğurt yiyeceğim.
-çevremde, yapmam gereken şeyleri söyleyen o kadar çok insan var ki, bir tanesi bile ne yapmayı istediğimi sormuyor. annem bile.

-akşam bir filme gitmek istiyorum. tek başıma. mısırımı alıp da. gece de rakı içmek istiyorum. yine tek başıma. mum ışığı altında jeff buckley dinleyerek
-bence sizde yapmalısınız.
-ölümü çok merak ediyorum. ölene kadar ne olduğunu bilemeyeceğim ama.
-öpüşmeyi çok seviyorum. mucizevi geliyor bana.
-özlediğim tek bir insan yok. bir sürü insan bıraktım geçmişimde...
-zihnimden geçenlere yetişemiyorum.
-bir zamanlar sevdiğim kadının gecenin bir yarısı avuç içlerine bastırdığımda pilli bebekler gibi "ı love you" demişti.

belki size çok aptalca gelecek, bilmiyorum. ama ben bayılmıştım.

-jeff’i çok seviyorum. şarkı sözleri müthiş şiirler gibi geliyor bana.
-itiraf edecek bir şey yok aslında.
-hayat bir iftira gibi yapışmışken yakama.
-bilmiyorum.
-varlıkla yokluk arası bir şey işte.
-belki emeklemeden yürümüşüm.bilmiyorum.
-ve avuç içlerim soyuk.
-sanırım yaşıyorum. çünkü hala kanıyor bedenim.
-sanırım ölüyüm. hala mezarda gibiyim.
-sanırım can çekişiyorum. hala ve hala ölemedim bir türlü.
-bilmiyorum.
-ölüm-kalım meselesine döndü varoluşum.
-zaman denen kavrama hapsoldum.
-çıkışım geçmişte kaldı.
-ilk önce beynim çürüsün isterdim oysa.
-tüm sanatlar ilhamını ölümden alır derler.
-ben yaşamdan besleniyorum. vitamin eksikliğimin nedeni bu.

-içerimde bu kadar çok gurur ne ara gelip de yerleşti. haberim yok.
-savaşta atını gereksiz yere yoran bir savaşçının acemiliği var ruhumda.
-ben kendimi yordum.
-tüm kadınların bana bir seviş ve sevişme borçlu olduğunu inandım hep.
-nasıl bir ahmaklıksa bu. anlamadım gitti..
-ben hiç yalnız kalmadım aslında.. hep kendimle konuştum çünkü.
-delirmemin nedeni kalabalık olmammış meğerse.
-bir yüzleşme yaşıyorum aylardır.
-bu yüzden kayıbım aynalarda.. silüetim yok. bir hayaleti tıraş ediyorum sabahları. o ise dişlerimi fırçalıyor benim.

-büyük harflerle bağırıyorum aslında.
-duyan yok..
-kayıtsız bir sırıtış var artık yüzümde.
-hıçkırık ve ağlama arası bir gülüşün dış sesi.
-sabır taşım kırıldı.
-ben taş oldum.

-artık tanrıya kafa tutmuyorum..vazgeçtikleriminin arasında yada bilmiyorum.
-bir çok kişi yazılarımda kendilerini bulduğundan bahsediyor.
-ben kayboluyorum oysa yazarken..
-kendimi bulma arayışımın satır izleri bunlar..

-sadece uyumak istiyorum..
-gözlerim yuvalarından düşecek gibi.. ellerimle yerleştiriyorum çukurlarına.
-bir insanın hissettiği tek duygu sadece "zaman" olabilir mi?
-hayat arsızı oldum.
-yaşam yüzsüzü.

-yoruldum. hayatın molası olmalı.
-çok sevdiğim bir kitabı, filmi ya da şarkıyı eskiden herkesle paylaşmak isterdim. şimdilerde sadece kendime saklıyorum. bencillik mi bu?
-bir gün bir kitap yazmak istiyorum.
bir türlü intihar etmeyi başaramayıp,
her intihar denemesinde birilerinin mükemmel hayatını allak bullak eden bir adamın hikayesini.
ve bunun filmini çekmeyi düşünüyorum. (çalmayın fikrimi)

-balık yemeye bayılıyorum.
-ızgara tavuğa.
-rakı'ya.

-artık aşık olamıyorum galiba. vazgeçmem çok kolay oluyor çünkü.
-kendimi sevmememe karşın kendimden değerli tek bir insan ya da olgu göremiyorum.
-deliriyorum.
-kendimi öldürmekten korkuyorum.
-babamdan hiç öyle çok dayak yemedim. ama beni hiç öptüğünü de hatırlamam. keşke dövseydi. en azından elleri yüzüme değmiş olurdu.
-tanrı benim için koca bir hayal kırıklığı. eminim ki ben de o'nun için koca bir hayal kırıklığıyım.
-hayatta en dibe vurduğum tek bir an yok. hala gidiyorum o dibe.
-keşke ölüm stilimi seçme şansım olsaydı. tıraş olup, tamamen simsiyah giyinmek isterdim.
-kulaklıkla müzik dinlemek çok güzel. dışarıdan gelebilecek her sesi bastırıyor.

-batıl inançlarım yok, ama ekmeğin ters çevrilmesi ruhumu acıtır.
-tanrı olsaydım, insanlığı kendi haline bırakıp giderdim bir gün.
-büyüyünce ne olacaksın diye bir kere sorulmadı bana. ben de bu yüzden hiçbir şey olamadım.
-artık musluk suyunu hiç kimse içmiyor.
-yapay çiçekler kadar dekorasyon ayıbı başka bir şey yok.
-kronik olabilir mutsuzluğum.. bilmiyorum.
-insanların aşktan daha önemli işleri var. garip geliyor bu bana...

-çok şey itiraf ettim kendime. bunca zaman. belki de hepsi bir iftiraydı...
kendime atıp, yüzüme ve gözüme bulaştırdığım.. bilmiyorum.
-boşvermenin ne demek olduğunu öğrendim artık.
-insanı da terbiye eden bir şey var. ve o şey, en rütbeli olan. ne mi o şey; tabi ki zaman!!
-bir kavgaya tutuşmuş gibi yaşıyorum hayatı.
-geceleri manik, gündüzleri depresifim..
-içimde koca bir adam varmış gibi hissediyorum hep..
-kendimden korkuyorum.

-zamansız terkettiğim sevgililerin ardından bağırmak istiyorum; "dön lütfen, yoksa dünyayı ters çevireceğim öfkemle.. sonunda kaçtığına toslayacaksın.."
-ilk tanışma faslında "memnun oldum" demekten daha samimiyetsiz ne var?
-beni linç etmeli birileri. ama şimdi değil. önceden. zamanda geriye dönüş yok değil mi? geç kaldınız! sizin için üzgünüm!

-geçmişte bir gün bir yazı okumuştum; 'doğuda doğmak suç olsaydı en büyük suçlu güneş olurdu' demiş birisi yüreğine hayran kalmıştım yazanın.

-bugün babama kızdım uzun bir aradan sonra."bu zamana kadar yaptığın hiçbir şey doğru değildi" dedim.
-beni duyabildi mi bilmiyorum...
-en çok ellerim üşür. eldiven takmayı hiçbir zaman sevemedim.
-şemsiye taşımayı dansevmiyorum.

-bir kadının köprücük kemiğine yuva yapmak isterdim.
-benim esaretim, özgürlüğüm.
-bugün saçlarımı kazıtmayı da düşündüm.
-dünya, üstündekileri fırlatacak kadar hızlı dönmeli ya da kendini kusturacak kadar hızlı dönmeli.
-zihnim ve ruhum uyuşuyor.
-muhteşem bir boşvermişliği yaşarken bu kadar hassas olmamın nedeni ne? sanırım buna yenilmek deniliyor.

-duvarlarında ayna olan bir mekanda çok güzel bir kadınla o aynalardan kesişmekten daha lezzetli ne olabilir?
-büyünce ölü olacağım...

-bir gün istanbul havaalanında kendi uçuş kapımı bulmak için üç kişiye bir şey sorabilir miyim dedim. üçü de aynı cevabı verdi, "hayır"
-ellerimi çok severdi sevgililerim..
-dün çok şahane bir deri mont beğendim. üzerimdekinin kahve renkli olanı.
-birisi gönüllü dinlese beni, hiçbir hastalığım olmaz ama.
-insanlara gıcık olup yalnızlıktan nefret ediyorum.
-ciğerim yanıyor.
-geberene kadar ayakta durup da öyle gebermek istiyorum. dimdik. küfür gibi.
-tıka-basa öfkeyle doluyum.
-iki gece üst üste ağladım. hayatım, zincirleme yaşam kazasına döndü.
devamını gör...


inci küpeli kız - johannes vermeer

çoğu insan tarafından ¨kuzeyin mona lisa’sı¨ olarak düşünülen ¨inci küpeli kız¨, 17. yüzyılın alman ressamı johannes vermeer tarafından resmedildi. bakıldığında oldukça basit görünen bu portre ise aslında fazlasıyla gizemli! başrolünde sadece inci bir küpe takan kız görülse de kızın kimliği etrafındaki spekülasyon, vermeer’in metresi olmaktan onun 15 çocuğundan biri olmaya kadar uzanıyor. kızın saçlarının altın rengi, elbisesiyle zıtlık yaratan mavi bir bantla bağlı olması, arka fonun karanlığını denkleştirerek resme aydınlık kazandırıyor. 1665 yılı civarında yapılmış olan bu ünlü eser, hollanda’daki mauritshuis galerisi’nde görülebilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birisi üzdüğünde, kırdığında ondan çok üzülüp kırılmak, sinirlenmek. onu tüm kötülüklerden korumak istemek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim