türk dizisi klişeleri
çocuğun babasının başkası olması. kimin eli kimin cebinde belli olmaması.
devamını gör...
yazarların hatırladığı ilk hayal kırıklığı
ilkini değil ama en büyüğünü asla unutamıyorum. lisede okula başlayalı 2 ay anca olmuştu. mahalleden bir kadın anneme okulda olmam gereken saatlerde her gün beni bir çocukla el ele gördüğünü söylemiş. annem de inanmış. halbuki her gün okulu arar orada mıyım diye sorardı. okul dönüşü beni apartmanın önünde beklemiş. öyle sert bir tokat attı ki dudağım patladı. saçımdan çekerek beni eve soktu. bana iftira atan kadın beni görüp de "bu değildi gördüğüm" diyene kadar okula gidemedim. annem benden özür bile dilemedi. sadece gelip "yarın okula gidebilirsin" dedi. bu yaşıma kadar daha büyük hayal kırıklığı yaşamadım.
devamını gör...
karşılıklı anlaşılabilirlik
t: en basit tabiriyle, bir dilin konuşurları ile başka bir dilin konuşurlarının -veya lehçelerin- arasındaki birbirlerini efor sarf etmeden anlayabilme durumu olarak açıklanabilir. bir dilin veya lehçenin "dil" veya "lehçe" olarak adlandırılmasında kullanılan ölçütlerden biridir.
bu karşılıklı anlaşabilme oranı iki dil arasında farklı derecelerde olabilir. örneğin, biz azerbaycan türkçesini, -yüzdeleri tam hatırlamamakla birlikte- %60-70 oranında, azerbaycan türkçesi konuşurları ise bizi %80-90 oranında anlamaktadırlar. bu bölgeden bölgeye bile değişmektedir. sebebi ise, kuvvetle muhtemel, azerbaycan türkçesi konuşurlarının bizden daha fazla arapça, farsça ve rusça sözcük kullanması olmalıdır. yani, sözcüksel farklardır. tabii, ufak tefek gramer farklılıkları da anlaşılma oranlarına etki edebilir. örneğin, doğu anadolu ağızları azerbaycan türkçesine hem gramer hem sözcüksel olarak daha yakındır, bu yüzden karşılıklı anlaşılabilirlik daha fazladır. şu makalede, türk dilleri arasındaki mevzu bahis konu genişçe ele alınmaktadır.
talat tekin, türk dilleri arasında karşılıklı anlaşılabilirlik oranı az olduğu için birçok türkolog'un aksine onlara "lehçe" yerine "dil" der. türkoloji eleştirileri'nde bu konu üzerinde çokça durur, türk dilleri arasında birçok cümle karşılaştırması yapar. örneğin;
bu karşılıklı anlaşabilme oranı iki dil arasında farklı derecelerde olabilir. örneğin, biz azerbaycan türkçesini, -yüzdeleri tam hatırlamamakla birlikte- %60-70 oranında, azerbaycan türkçesi konuşurları ise bizi %80-90 oranında anlamaktadırlar. bu bölgeden bölgeye bile değişmektedir. sebebi ise, kuvvetle muhtemel, azerbaycan türkçesi konuşurlarının bizden daha fazla arapça, farsça ve rusça sözcük kullanması olmalıdır. yani, sözcüksel farklardır. tabii, ufak tefek gramer farklılıkları da anlaşılma oranlarına etki edebilir. örneğin, doğu anadolu ağızları azerbaycan türkçesine hem gramer hem sözcüksel olarak daha yakındır, bu yüzden karşılıklı anlaşılabilirlik daha fazladır. şu makalede, türk dilleri arasındaki mevzu bahis konu genişçe ele alınmaktadır.
talat tekin, türk dilleri arasında karşılıklı anlaşılabilirlik oranı az olduğu için birçok türkolog'un aksine onlara "lehçe" yerine "dil" der. türkoloji eleştirileri'nde bu konu üzerinde çokça durur, türk dilleri arasında birçok cümle karşılaştırması yapar. örneğin;
devamını gör...
ahmet erhan
şair, yazar, öğretmen ve futbolcu olan ahmet erhan 8 şubat 1954'te ankara'da doğdu ve 4 ağustos 2013'te aramızdan ayrıldı. bir süre adana demirspor’da sol açıkta fatih terim ile birlikte top koşturdu. bir maçta kaval kemiğine aldığı darbeyle ciddi bir sakatlık geçirince futbolu bırakmak zorunda kaldı. ömrünün sonuna kadar çok sevdiği şiirlerine adadı kendini. gerisinde yadigâr olarak şu çok sevdiğim dizeleri bıraktı:
"bugün oturdum ölümü düşündüm
kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
bugün oturdum ölümü düşündüm
yağmur altında ya da karanlıkta
bir başıma kalmış gibi.
sevgilim böylesine alımlıyken
güz kuşlarının güneye doğru akıp gideceği yol
iyice belirmişken gökyüzünde
onarırken, sararken hayat
çocukların incinmiş gülüşlerini
artık her park yeri bir apartman inşaatı
her sokak bir otomobil nehriyse de.
bugün oturdum ölümü düşündüm
soğuk camlara dayayarak yüzümü
kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
yaşayan ya da artık yaşamayan dostları
bugün oturdum ölümü düşündüm
örterek yüreğime kara bir tülü.
bugün oturdum ölümü düşündüm
kapkara bir gece penceremi dalarken
öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
yiğitliğin, özverinin, sevginin
arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.
bugün oturdum ölümü düşündüm
bir darağacında ya da yolda yürürken
bugün oturdum ölümü düşündüm
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken."
"bugün oturdum ölümü düşündüm
kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
bugün oturdum ölümü düşündüm
yağmur altında ya da karanlıkta
bir başıma kalmış gibi.
sevgilim böylesine alımlıyken
güz kuşlarının güneye doğru akıp gideceği yol
iyice belirmişken gökyüzünde
onarırken, sararken hayat
çocukların incinmiş gülüşlerini
artık her park yeri bir apartman inşaatı
her sokak bir otomobil nehriyse de.
bugün oturdum ölümü düşündüm
soğuk camlara dayayarak yüzümü
kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
yaşayan ya da artık yaşamayan dostları
bugün oturdum ölümü düşündüm
örterek yüreğime kara bir tülü.
bugün oturdum ölümü düşündüm
kapkara bir gece penceremi dalarken
öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
yiğitliğin, özverinin, sevginin
arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.
bugün oturdum ölümü düşündüm
bir darağacında ya da yolda yürürken
bugün oturdum ölümü düşündüm
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken."
devamını gör...
hayat kalitesini düşüren şeyler
parasızlık ve zamansızlık. iki tane hobimiz olamıyor bu ikisi yüzünden.
devamını gör...
kanser olduğunu öğrenmek
13 yaşında onkolojinin dahi ne demek olduğunu bilmeyen benim, ameliyattan sonra bir kağıt parçasından öğrendiğim gerçekti. bu konuyla ilgili bir fikriniz olmayınca bir tepki veremiyorsunuz ancak sonunda yaşam olsa dahi bir daha eski gücünüze kavuşamıyorsunuz. kanser bitiyor iyileşiyorsunuz, psikolojik ve fiziksel yan etkileriyle olan savaşınız bitmiyor. bir kere o tanı konulduğunda bir daha o eskiden olduğunuz kişi olamıyorsunuz. ben mutluyum, hayatı daha iyi görmeme sebep oldu, perdelerin arkasındaki hayatlara tanık oldum, daha dün yanıma gelip konuşan arkadaşımın, ertesi gün gizlice odadan cansız bedeninin çıkartıldığını öğrendim, iyileşip çiğ köfte yemenin hayallerini kuran çocuklar gördüm, yüzleri hiç gülmeyen. radyoterapide beraber sıra beklediğimiz, tatlı amcayı bir gün orda bir daha göremediğimde içime sindiremediğim gerçeği öğrendim. sabah hastane önüne geldiğimizde araba camından okula giden üniformalı çocukları izleyen 13 yaşında bir çocuktum.
geçti evet, ben şanslıydım belki ama şanssız bir çok çocuk hala bunu ve daha fazlasını yaşıyor. demem o ki hayat çok kötü, ama korkmayın, kanser öldürmez, erken teşhis hayat kurtarır.
geçti evet, ben şanslıydım belki ama şanssız bir çok çocuk hala bunu ve daha fazlasını yaşıyor. demem o ki hayat çok kötü, ama korkmayın, kanser öldürmez, erken teşhis hayat kurtarır.
devamını gör...
insan olmak
sanıldığı kadar zor bir şey degil aslında;
yeter ki ilk adımı atalım.
insani değerlerin yok sayıldığı bu devirde insan olmanın farkına vararak insanca bir duruş sergileyelim.
hani şairin dediği gibi;
varmaz oldu, vermeye hiç elimiz,
dönmez oldu, bir özüre dilimiz,
teşekküre çoktan bitti pilimiz;
en küçük damlada, sabrımız taştı,
insan olmak, bu kadar mı zorlaştı?
*
yeter ki ilk adımı atalım.
insani değerlerin yok sayıldığı bu devirde insan olmanın farkına vararak insanca bir duruş sergileyelim.
hani şairin dediği gibi;
varmaz oldu, vermeye hiç elimiz,
dönmez oldu, bir özüre dilimiz,
teşekküre çoktan bitti pilimiz;
en küçük damlada, sabrımız taştı,
insan olmak, bu kadar mı zorlaştı?
*
devamını gör...
hancock
bir peter berg filmidir.
süper kahramanlar topluma örnek olmak zorunda değildir. ait olmadıkları fani bir ırk olan insanlara muhtaçmış gibi davranmak zorunda değildir. insan ırkı gibi zavallı bir topluluğun korumalığını yapmak zorunda değildir. içinde hapsolduğu toplulukla uyuşmak, onu kurallarına uymak zorunda hiç değildir.

will smith’in canlandırdığı ve bence sadece will smith’in canlandırmayı başarabileceği aykırı ve alkolik süper kahraman hancock yukarıda anlattıklarımın hiçbirini uymuyor ve iyi ki öyle yapıyor. en azından bir süre için.
o bir alkolik elinde daimi bir şişe ile bu düşük zekalı tür arasında kalmış olmamın, üstüne üstlük ölümsüzlükle lanetlenmiş olmanın acısını alkolle boğarak tutunmaya çalışan bir süper kahraman.
o kamu malına zarar vermekten hiç çekinmeyen bir süper kahraman. kamu malı kapsamına kaldırımlar, binalar, araçlar ve insanların da dahil olduğunu düşünürsek hancock asla sınır tanımıyor.

ta ki insanların nankör doğası hancock’u sıradanlaştırmak için harekete geçene kadar. bizi kurtar ama bizim istediğimiz gibi davran, bize yardım et ama bizim istediğimiz gibi görün. insanlar tuhaf gerçekten.
hancock’a bulaşmayın, eğer kafanızın oturma organınızla kavuşmasını istemiyorsanız.
süper kahramanlar topluma örnek olmak zorunda değildir. ait olmadıkları fani bir ırk olan insanlara muhtaçmış gibi davranmak zorunda değildir. insan ırkı gibi zavallı bir topluluğun korumalığını yapmak zorunda değildir. içinde hapsolduğu toplulukla uyuşmak, onu kurallarına uymak zorunda hiç değildir.

will smith’in canlandırdığı ve bence sadece will smith’in canlandırmayı başarabileceği aykırı ve alkolik süper kahraman hancock yukarıda anlattıklarımın hiçbirini uymuyor ve iyi ki öyle yapıyor. en azından bir süre için.
o bir alkolik elinde daimi bir şişe ile bu düşük zekalı tür arasında kalmış olmamın, üstüne üstlük ölümsüzlükle lanetlenmiş olmanın acısını alkolle boğarak tutunmaya çalışan bir süper kahraman.
o kamu malına zarar vermekten hiç çekinmeyen bir süper kahraman. kamu malı kapsamına kaldırımlar, binalar, araçlar ve insanların da dahil olduğunu düşünürsek hancock asla sınır tanımıyor.

ta ki insanların nankör doğası hancock’u sıradanlaştırmak için harekete geçene kadar. bizi kurtar ama bizim istediğimiz gibi davran, bize yardım et ama bizim istediğimiz gibi görün. insanlar tuhaf gerçekten.
hancock’a bulaşmayın, eğer kafanızın oturma organınızla kavuşmasını istemiyorsanız.
devamını gör...
25 ocak 2021 covid 19 ayaklanmaları
türkiye de olmayacak olan ayaklanmadır. covid'e gelene kadar neler yaşandı bu ülkede kimse çıt çıkarmadı.
elin avrupalısı tabi özgürlüğüne düşkün adamlar. eline para veriyorsun evinde dur diyorsun onu bile dinletemiyorsun.
elin avrupalısı tabi özgürlüğüne düşkün adamlar. eline para veriyorsun evinde dur diyorsun onu bile dinletemiyorsun.
devamını gör...
normal sözlük'ü ekşi'ye çevirmiyoruz kampanyası
evet arkadaşlar kafa sözlüğün ateşli genç yazarı olarak bu kampanyayı başlatıyorum. tahmin ediyorum ki birçoğumuz ekşi'deki rezalet ötesi, herkesin birbirini gömdüğü kurtlar sofrasından kaçtık ve buraya sığındık. genç bir kardeşiniz olarak sizlerden ricam burayı herkesin birbirine laf sokmak için sıra beklediği, her başlıkta espri kasılmaya çalışılan saçma bir yere dönüştürmeyelim.
devamını gör...
ağlamamak için kendini zor tutmak
önce boğaz düğümlenir sonrasında yutkunmaya çalışırsın ama yutkunamazsın. tutarsın kendini öyle tutarsın lakin o boğazda ki düğümü yutmadan ağlamamak imkansızdır. bırakın ağlayın, acınızı yaşayın. içimize attıklarımız, zorumuza giden şeylerin bir kere acısını yaşayalım.
devamını gör...
2002 yılındaymış gibi yazmak
anne bittiiii
devamını gör...
z kuşağının siyasi tercihinin ak parti olması
bu anket palavra. hangi genç onlar böyle destek veriyor. anket başakşehir de mi yapıldı.
devamını gör...
acun ılıcalı'nın parayla mutlu olunmaz demesi
"sadece parayla mutlu olunmaz," deseydi daha uygun olurdu.
devamını gör...
ateşten kalbe akıldan dumana
1998 yapımı film olup , yönetmen guy ritchie'nin ilk uzun metraj filmidir.
film, hileli bir kart oyunu sonrası bir arkadaş grubunun güçlü bir mafya babasına yüklü miktarda para borçlanmasını ve o parayı bulma çabalarını anlatıyor.
guy ritchie'nin hollywood'a girmeden önceki bütün filmleri güzeldir, kendisi ne zaman hollywooda gitti o ilk anlarındaki büyüsünü kaybetmeye başladı. diğer filmlerinde olduğu gibi filmin mizahi ve rahat bir havası var. özellikle ingilizlerin kendilerine has olan mizah anlayışından hoşlananıyorsanız bu filmi beğenirsiniz. zaten film british crime moviedenen türün en başarılı örneklerinden birisi.
diğer ritchie filmlerindeki gibi karakterler ön planda. yönetmen zaten karakterlerini yazarken hepsini birbirinden farklı ancak bir o kadar tamamlayıcı olarak yazmaya dikkat ediyor.
film, aynı zamanda jason statham'ın ilk filmi olup kendisinin kariyerinin nereden nereye geldiğini göstermesi açısından da bayağı ilginç, abuk sabuk filmlerde oynamak yerine bu tarz filmlerde devam etseymiş keşke, gayet iyi bir performans sergilemiş. iyi bir yönetmen ile çalıştığında fazlasıyla potansiyeli olabilen bir oyuncu aslında.
filmde ayrıca vinnie jones da rolünün hakkını çok iyi vermiş, bu da onun ilk filmi, kendisi eski bir fubolcu, premier league de oynamışlığıda var. futbolcuyken "kemik kıran" çok sert bir oyuncuydu, filmdeki rolü bu yüzden ona cuk oturmuş, nereden hatırlıyorum onu derseniz maç sırasında paul gascoigne' ni şeyini sıkarken ki şu pozu ile olabilir .
vinnie jones o kadar garip bir adam ki filmin çekimlerinin ilk gününde, nezarethaneden çıkıp film setine gelmiş, komşusunu dövdüğü için nezarete düşmüş.
film gayet akıcı bir şekilde ilerliyor. hiç sıkılmadan, her sahnesinden zevk alarak izlemek gayet mümkün. özellikle karakterlerin birbirleriyle olan diyalogları müthiş yazılmış. oldukça doğal ve "sokak dili" bolca kullanılan , özellikle final sahnesi de çok güzel olan bir film ortaya çıkmış.
filmin adı türkçeye "ateşten kalbe, akıldan dumana" gibi süper yaratıcı (!) bir şekilde çevrilmiş ve bu isim ile oynatılmıştı. filmin orjinal adındaki lock, stock and two smoking barrels kelimelerinin hepsi tüfeğin bir parçasının ingilizce adıdır aslında, adamlar şiir gibi isim koymuşlar, bizimkiler abuk subuk bir çeviri yapmışlar..
film, hileli bir kart oyunu sonrası bir arkadaş grubunun güçlü bir mafya babasına yüklü miktarda para borçlanmasını ve o parayı bulma çabalarını anlatıyor.
guy ritchie'nin hollywood'a girmeden önceki bütün filmleri güzeldir, kendisi ne zaman hollywooda gitti o ilk anlarındaki büyüsünü kaybetmeye başladı. diğer filmlerinde olduğu gibi filmin mizahi ve rahat bir havası var. özellikle ingilizlerin kendilerine has olan mizah anlayışından hoşlananıyorsanız bu filmi beğenirsiniz. zaten film british crime moviedenen türün en başarılı örneklerinden birisi.
diğer ritchie filmlerindeki gibi karakterler ön planda. yönetmen zaten karakterlerini yazarken hepsini birbirinden farklı ancak bir o kadar tamamlayıcı olarak yazmaya dikkat ediyor.
film, aynı zamanda jason statham'ın ilk filmi olup kendisinin kariyerinin nereden nereye geldiğini göstermesi açısından da bayağı ilginç, abuk sabuk filmlerde oynamak yerine bu tarz filmlerde devam etseymiş keşke, gayet iyi bir performans sergilemiş. iyi bir yönetmen ile çalıştığında fazlasıyla potansiyeli olabilen bir oyuncu aslında.
filmde ayrıca vinnie jones da rolünün hakkını çok iyi vermiş, bu da onun ilk filmi, kendisi eski bir fubolcu, premier league de oynamışlığıda var. futbolcuyken "kemik kıran" çok sert bir oyuncuydu, filmdeki rolü bu yüzden ona cuk oturmuş, nereden hatırlıyorum onu derseniz maç sırasında paul gascoigne' ni şeyini sıkarken ki şu pozu ile olabilir .
vinnie jones o kadar garip bir adam ki filmin çekimlerinin ilk gününde, nezarethaneden çıkıp film setine gelmiş, komşusunu dövdüğü için nezarete düşmüş.
film gayet akıcı bir şekilde ilerliyor. hiç sıkılmadan, her sahnesinden zevk alarak izlemek gayet mümkün. özellikle karakterlerin birbirleriyle olan diyalogları müthiş yazılmış. oldukça doğal ve "sokak dili" bolca kullanılan , özellikle final sahnesi de çok güzel olan bir film ortaya çıkmış.
filmin adı türkçeye "ateşten kalbe, akıldan dumana" gibi süper yaratıcı (!) bir şekilde çevrilmiş ve bu isim ile oynatılmıştı. filmin orjinal adındaki lock, stock and two smoking barrels kelimelerinin hepsi tüfeğin bir parçasının ingilizce adıdır aslında, adamlar şiir gibi isim koymuşlar, bizimkiler abuk subuk bir çeviri yapmışlar..
devamını gör...
türkçe rap
hicbir arkadaşımı cem karaca'nın "raptiye rap rap"ının dahil olduğuna ikna edemediğim müzik türüdür.
devamını gör...
sen affetsen
her şarkının orjinali güzeldir bence. taklitlerini dinlemem.
devamını gör...
bu devirde türkü dinleyen insan
www.google.com/url?sa=t&...
neşet ertaş'ın "... kötü insanların türküleri yoktur." sözünün en çok yakıştığı başlıktır.*
başta akademik bir tanım girmeye çalıştım ama sonra bir baktım işin rengi değişmiş. sözlük moderasyon ekibi tarafından silinebilir diye düşündüğüm için (çünkü format dışı çok kelime kullanmışım) çok sevdiğim, o'ndan ders aldığım için bugün bir kez daha kendimi şanslı hissettiğim feyzan hocamın bir makalesini ekledim tanıma. umarım okursun birader. okursun da "bu devirde" diye kalıplar içine sokmaya çalışmazsın türküleri. zira "çağının gerisinde kalmak" zırvasıyla yaklaştığın türküler bir milleti tanıma, anlama ve yaşatma konusunda kültüre hizmet eden en önemli unsurların başında gelir. türküler en etkili iletişim araçlarıdır. kültürel kodlar gizlidir her kelimesinde. farklı milletleri araştıran araştırmacılar (tamamen duygusal sebepler için tabii) çoğu kez ve en etkili sonuçlar için türkülerden faydalanırlar. kafan berraklaştı mı az da olsa güzel kardeşim? arada bir "halk şarkıları" olarak da tanımladığımız türküleri dinle bak hiçbir şey kaybetmezsin. doğu'ya git mesela bölge insanının stranlarını bir dinle, dengbejlere bir bak. batı'ya git rumeli türkülerine bir kulak kesil. kuzey'e bir yönel kimmiş bu lazlar? çukurova da seni bekler sonra. öğren abi bu avşar ellerinin derdi neymiş. gel anadolu'ya bozlaklar sana nesin, nereden geldin öğretsin. alman halk şarkılarını bir araştır mesela hitler dönemi ile ilgili nazilerle ilgili ne bulacaksın? konu uzun, konu derin, konu önemli. sevmeyebilirsin sonuna kadar saygı duyarım. ama böyle nitelendirmek hoş olmadı. şu an az çok bir şeyler hakkında bilgi sahibiysek bu devirde, türkülerin katkısı yadsınamaz. pazar günleri de gomercan türkü ziyafeti veriyor, bekleriz. saygılar.
edit: yarın bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak radyo yayını "türkü gecesi" yapacak. yaşasın! tüm güzel dostların sesini duyacağız, harika. çıkın çıkın gelin efendim.
neşet ertaş'ın "... kötü insanların türküleri yoktur." sözünün en çok yakıştığı başlıktır.*
başta akademik bir tanım girmeye çalıştım ama sonra bir baktım işin rengi değişmiş. sözlük moderasyon ekibi tarafından silinebilir diye düşündüğüm için (çünkü format dışı çok kelime kullanmışım) çok sevdiğim, o'ndan ders aldığım için bugün bir kez daha kendimi şanslı hissettiğim feyzan hocamın bir makalesini ekledim tanıma. umarım okursun birader. okursun da "bu devirde" diye kalıplar içine sokmaya çalışmazsın türküleri. zira "çağının gerisinde kalmak" zırvasıyla yaklaştığın türküler bir milleti tanıma, anlama ve yaşatma konusunda kültüre hizmet eden en önemli unsurların başında gelir. türküler en etkili iletişim araçlarıdır. kültürel kodlar gizlidir her kelimesinde. farklı milletleri araştıran araştırmacılar (tamamen duygusal sebepler için tabii) çoğu kez ve en etkili sonuçlar için türkülerden faydalanırlar. kafan berraklaştı mı az da olsa güzel kardeşim? arada bir "halk şarkıları" olarak da tanımladığımız türküleri dinle bak hiçbir şey kaybetmezsin. doğu'ya git mesela bölge insanının stranlarını bir dinle, dengbejlere bir bak. batı'ya git rumeli türkülerine bir kulak kesil. kuzey'e bir yönel kimmiş bu lazlar? çukurova da seni bekler sonra. öğren abi bu avşar ellerinin derdi neymiş. gel anadolu'ya bozlaklar sana nesin, nereden geldin öğretsin. alman halk şarkılarını bir araştır mesela hitler dönemi ile ilgili nazilerle ilgili ne bulacaksın? konu uzun, konu derin, konu önemli. sevmeyebilirsin sonuna kadar saygı duyarım. ama böyle nitelendirmek hoş olmadı. şu an az çok bir şeyler hakkında bilgi sahibiysek bu devirde, türkülerin katkısı yadsınamaz. pazar günleri de gomercan türkü ziyafeti veriyor, bekleriz. saygılar.
edit: yarın bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak radyo yayını "türkü gecesi" yapacak. yaşasın! tüm güzel dostların sesini duyacağız, harika. çıkın çıkın gelin efendim.
devamını gör...
cihan mürtezaoğlu
en sevdiğim sanatçılardan birisi :) soundcloudda eski kayıtları var özellikle onlar çok hoşuma gidiyor. çok özgün geliyor.
"buza devrildi su zamansız her şarkıda
her şakanın altında bir aslan
bir kurdu kokladı sokağı ısıtıp
sevemem ya ölürsek"
gibi sözleri vardır şarkılarının.
"buza devrildi su zamansız her şarkıda
her şakanın altında bir aslan
bir kurdu kokladı sokağı ısıtıp
sevemem ya ölürsek"
gibi sözleri vardır şarkılarının.
devamını gör...
ilk kez oy kullanacak 7 milyon genç seçmen
yine z kuşağına kin ve nefret kusan insanları gördüğümüz başlık.
siz de haklısınız,bende dahil önce ki kuşaklardan patır patır bilim adamı çıkıyordu zaten.
siz de haklısınız,bende dahil önce ki kuşaklardan patır patır bilim adamı çıkıyordu zaten.
devamını gör...