uzman
bir dalda belli bir teknik alanda yoğun bir öğrenim görerek ya da türlü uygulamalara katılarak yüksek derecede yeterlik kazanmış olan kimsedir. bu kişi işin çeşitli bölümlere ayrılması sonucunda işin en iyi yapılmasını sağlayacak uzmanlığa ulaşmıştır.
devamını gör...
z kuşağının hiçbir değer yargısının olmaması
hiç katılmadığım başlıktır.
tersini ispatlamak için birçok gerekçem var çünkü.konunun gelenek göreneklerle ilgili olduğunu da düşünmüyorum. z kuşağı ile çalışıyorum ve onları çok seviyorum.
herhangi bir kuşağı değersiz hale getirmek zaten mantığın kabul edemeyeceği bir şey.
özeleştiri ile başlamalı ve bize önceki kuşaklardan neler geldiğine bakmalıyız.biz neydik ve gelecek kuşağa ‘moruklar’ olarak ne teslim ettik?
bütün bir nesli ‘tiktokçu’ olarak nitelendirmek altın gibi yüreği, pırıl pırıl zihinleriyle karşılaştığımız gencecik canları yok saymaktır.
bir huzur evi ziyareti yapmıştık,kendilerinden 2 -3 kuşak öncesiyle oturup söyleşen onların gönüllerini hoş eden, onlar mutlu olsun diye bütün enerjilerini harcayan gençler gördüm.
engelliler merkezine okulun hep sorun kabul ettiği çocuklarla gittik, kırk kere öğütledik, aman bir sorun çıkmasın diye.sonuç : 20 den fazla çeşitli engelleri olan 10-30 yaş arası kimselerle harika vakit geçirdiler, onlara kek bile pişirdiler.iki grup da birbirinden zar zor ayrıldı.bu,okulda onlara verilmeye çalışanlardan çok daha eğiticiydi ve vicdaniydi.
ve elbette buraya yazmakla yetiştirmeyeceğim ülkemizde ve dünyada harika işler başarmış ‘z kuşağı’ gençlerimiz de var.
hemen her şeyde olduğu gibi ‘kötü’ örnekler buluyoruz. belki de sadece beklentimizi karşılamadığı için öyle etiketliyoruz, ne dersiniz?
tersini ispatlamak için birçok gerekçem var çünkü.konunun gelenek göreneklerle ilgili olduğunu da düşünmüyorum. z kuşağı ile çalışıyorum ve onları çok seviyorum.
herhangi bir kuşağı değersiz hale getirmek zaten mantığın kabul edemeyeceği bir şey.
özeleştiri ile başlamalı ve bize önceki kuşaklardan neler geldiğine bakmalıyız.biz neydik ve gelecek kuşağa ‘moruklar’ olarak ne teslim ettik?
bütün bir nesli ‘tiktokçu’ olarak nitelendirmek altın gibi yüreği, pırıl pırıl zihinleriyle karşılaştığımız gencecik canları yok saymaktır.
bir huzur evi ziyareti yapmıştık,kendilerinden 2 -3 kuşak öncesiyle oturup söyleşen onların gönüllerini hoş eden, onlar mutlu olsun diye bütün enerjilerini harcayan gençler gördüm.
engelliler merkezine okulun hep sorun kabul ettiği çocuklarla gittik, kırk kere öğütledik, aman bir sorun çıkmasın diye.sonuç : 20 den fazla çeşitli engelleri olan 10-30 yaş arası kimselerle harika vakit geçirdiler, onlara kek bile pişirdiler.iki grup da birbirinden zar zor ayrıldı.bu,okulda onlara verilmeye çalışanlardan çok daha eğiticiydi ve vicdaniydi.
ve elbette buraya yazmakla yetiştirmeyeceğim ülkemizde ve dünyada harika işler başarmış ‘z kuşağı’ gençlerimiz de var.
hemen her şeyde olduğu gibi ‘kötü’ örnekler buluyoruz. belki de sadece beklentimizi karşılamadığı için öyle etiketliyoruz, ne dersiniz?
devamını gör...
günaydın mesajı
yarı açık gözle okunan, güne keyifli başlatan mesajdır.
aynı zamanda gelsin de kimden gelirse gelsin durumu da mevcut.
aynı zamanda gelsin de kimden gelirse gelsin durumu da mevcut.
devamını gör...
dünyevi zevkler bahçesi
dünyevi zevkler bahçesi, hieronymus bosch’un en çok tanınan eserlerinden birisidir. günümüzde madrid, prado’da yer alan ve yaklaşık olarak 1500 yılında tamamlanan bu triptiğin orta panosu şehvete, dünyevi eğlencelere adanmıştır. bu tablo bir orta panel ve üzerine kapanan iki yan panelden oluşmaktadır. tablonun sol panelinde, adem ile havva ve hayvanlar eşliğinde cennet tasvir edilir. orta panelde pek çok çıplak figür, eşsiz güzellikte meyveler ve kuşlarla birlikte dünyevi zevkler; sağ panelde ise günahkârların değişik biçimlerde cezalandırılışının gösteridiği cehennem resmedilmiştir.
üç parçalı bu tablonun sol panelinde cennet ve burada havva'nın yaratılışı ve yaşam pınarı; sağ panelinde ise cehennem tasvir edilmektedir. resmin tamamına adını veren orta bölüm ise yaşamdaki haz ve zevkleri temsil etmektedir. cennetle cehennem arasında kalan bu zevkler, günaha yapılan bir göndermeden başka bir şey değildir. kendini türlü dünyevi zevklere kaptıran insanlığı resmediyor.
resimde, anlamı daha bir gizemli olan temsillerin yanı sıra, erotizmi temsil eden güçlü göndermeler de vardır. çiçeklerin geçici güzelliği ve meyvelerin tadı kırılganlığa ve mutlulukla eğlencenin geçici karakterine yönelik bir mesaj veriyor. bu mesaj, resimdeki belli gruplarca da doğrulanmakta, örneğin, sol tarafta cam bir fanusta bulunan çift, büyük olasılıkla bir flaman atasözüne göndermede bulunuyor: "mutluluk cama benzer, kısa sürede kırılır".
üç parçalı tablo kapandığında, içinde tanrı'nın da bulunduğu, dünyanın yaratılışının üçüncü gününü tasvir eden flu renkli bir görünüm elde edilir. orta parçanın üstüne kapanan kenar parçaların üstünde de şunlar yazılıdır: "o öyle dedi ve her şey oldu" ve "o emretti ve her şey yaratıldı".
ahlak dersi vermeye yönelik olan bu yapıt, bosch'un en esrarengiz, karmaşık ve güzel yaratılarından biridir. bosch bunu yaşamının sonlarına doğru yapmıştır.
- - -
aşağıda yazanlar dufour, alessia devitini(2002), artbook bosch- hayal gücünün derinlikleri kitabından alıntılanmıştır.
dünyevi zevkler bahçesi’nin sol panosu, baştan çıkarılma ya da cennetten kovulma temalarını değil, havva’nın yaratılışı ve isa kılığındaki tanrı tarafından havva’nın adem’e sunuluşunu işler. kompozisyonun ortasındaki çeşmeyi çevreleyen havuzdan düşsel hayvanlar su içer. bunlar ortaçağın hayvanlar alemi kitaplarından alınmıştır ve aralarında birkaç geyik ile insanlığın ilk günah’tan önceki saflığının simgesi olan beyaz bir tek boynuz resmedilmiştir. aynı hayvanlar, orta panodaki hayvanlar alayı arasında da görülür bu da iki sahnenin birbiriyle bağlantılı olma ihitimalini güçlendirmektedir. hayal ürünü yapılarda, somut geometrik biçimlerle kaynaşan doğal ögeler görülür. renkli görkemli yapıların çatıları arasında ve dışında kuş sürüleri uçuşur. bu mimari ile ortadaki bahçe panosu arasındaki benzerlikler, çevrelerin aynı olduğunu düşündürür ve iki olayı birbirine bağlar: şehvet günahı, kadının yaratılışının mantıksal bir sonucu olarak görülür.
bahçenin tam ortasında yıkanan çıplak kadınlar, tuhaf hayvanlara binmiş çıplak erkeklerle çevrili bir havuz vardır. bahçenin olağandışı hayvanları arasında, aslan ile kuşun birleşimi olan grifon da vardır. gökyüzünde süzülen yaratığa, üstüne kırmızı renkli bir kuşun tünediği dalı tutan bir insan binmiştir. kırmızı renk, simya sembolizmiyle ilişkilendirilir. bosch’un karakterleri arasında bazen siyah erkek ve kadınlar görülür. siyah simyada maddenin ilk hali anlamındadır. çıplak dişi figürler, bosch’un kadınlarla ilişkilendirdiği kışkırtıcı imgeyi ortaya koyar. şehvet günahı, birbirlerine dokunan bir çift aşıkla imgelenir. aşıklar, suda açan bir çiçeğin uzantısı olan büyük saydam bir kürenin içindedirler. cam küre motifi de hem simyacıların araçlarıyla hem de eski bir flaman atasözüyle bağlantılıdır: “mutluluk hemen kırılan bir cama benzer.”
dünyevi zevkler bahçesi için tasarlanan karmaşık alegorik anlatımın sonuç kısmında geri dönüşü mümkün olmaksızın günaha düşmüş insan, hak ettiği üzere korkunç şekilde cezalandırılır. müzisyenler cehennemi, asıl işlevinin dışında kullanılan çalgılara yer verilmesi nedeniyle bu ismi almıştır. lavta burada işkence yapılan bir alettir. işkence yapılan günahkar insanın kaba etlerine yazılan melodiler şeytani yaratıklar tarafından koro halinde seslendirilir. kuş kafalı bir yaratık, lanetli insanları yutar ve dışkı olarak bir havuza boşaltır. bu havuza bir cimri altın dışkılar, oburluğu yüzünden bir diğeri de yediği yemeği kusar. şeytani yaratığın tahtının dibinde, göğsüne kurbağa resmedilmiş çıplak bir kadın uzanmaktadır ve bir şeytanın arkasındaki aynada da yüzünün aksi görülür, bu suç işlemenin cezası olarak betimlenir.
hayvanlar, bosch’un hayal dünyasının başlıca karakterleridir. filler ve zürafalar gibi egzotik ülkeleri anımsatan hayvanlar, daha yaygın ve ortaçağa ait hayvan kitaplarında sahip oldukları simgesel değerler için seçilmiş başka hayvanlarla birlikte görülür. balıklar canlıyken şehvetin, genelde ise günahın simgesidir. baykuş konuya göre bilgeliği ya da sapkınlığı simgeler ve kurbağa da vücut bulmuş şeytan olarak betimlenir. sürüngen vücutlarının insan yüzleri, kuş kanatları ve böcek bacaklarıyla birleştiği ürkütücü figürler bosch’un evreninde varoluşun altında yatan kötülüğün bir imgesidir.
yangınla viran olan kentler, alevlerle sarılmış kuleler ve cehennem betimlemelerinde büyük etkiler yaratan çok büyük boyutlarda yangınlar, sanatçının ilk eserlerinden son eserlerine kadar sanatının simgesini oluşturmaktadır. yangın motifi, sanatçının belleğindeki önemli bir olayla ilişkilidir. 13 haziran 1463’te hertogenbosch kenti bir yangında küle dönmüş ve sanatçının hafızasında bu olay kalıcı bir izlenim yaratmıştır. eserlerindeki cehennem sahneleri, incil’de sapkınlıklarla dolup taştığı için tanrı tarafından ateş ve kükürt ile yok edilen sodom ile gomore’nin anlatıldığı bölümleri tema alır. incil’de anlatılan kentlerin kullanımı, ahlaki çöküş içindeki toplumuna yöneltilmiş bir eleştiridir.
üç parçalı bu tablonun sol panelinde cennet ve burada havva'nın yaratılışı ve yaşam pınarı; sağ panelinde ise cehennem tasvir edilmektedir. resmin tamamına adını veren orta bölüm ise yaşamdaki haz ve zevkleri temsil etmektedir. cennetle cehennem arasında kalan bu zevkler, günaha yapılan bir göndermeden başka bir şey değildir. kendini türlü dünyevi zevklere kaptıran insanlığı resmediyor.
resimde, anlamı daha bir gizemli olan temsillerin yanı sıra, erotizmi temsil eden güçlü göndermeler de vardır. çiçeklerin geçici güzelliği ve meyvelerin tadı kırılganlığa ve mutlulukla eğlencenin geçici karakterine yönelik bir mesaj veriyor. bu mesaj, resimdeki belli gruplarca da doğrulanmakta, örneğin, sol tarafta cam bir fanusta bulunan çift, büyük olasılıkla bir flaman atasözüne göndermede bulunuyor: "mutluluk cama benzer, kısa sürede kırılır".
üç parçalı tablo kapandığında, içinde tanrı'nın da bulunduğu, dünyanın yaratılışının üçüncü gününü tasvir eden flu renkli bir görünüm elde edilir. orta parçanın üstüne kapanan kenar parçaların üstünde de şunlar yazılıdır: "o öyle dedi ve her şey oldu" ve "o emretti ve her şey yaratıldı".
ahlak dersi vermeye yönelik olan bu yapıt, bosch'un en esrarengiz, karmaşık ve güzel yaratılarından biridir. bosch bunu yaşamının sonlarına doğru yapmıştır.
- - -
aşağıda yazanlar dufour, alessia devitini(2002), artbook bosch- hayal gücünün derinlikleri kitabından alıntılanmıştır.
dünyevi zevkler bahçesi’nin sol panosu, baştan çıkarılma ya da cennetten kovulma temalarını değil, havva’nın yaratılışı ve isa kılığındaki tanrı tarafından havva’nın adem’e sunuluşunu işler. kompozisyonun ortasındaki çeşmeyi çevreleyen havuzdan düşsel hayvanlar su içer. bunlar ortaçağın hayvanlar alemi kitaplarından alınmıştır ve aralarında birkaç geyik ile insanlığın ilk günah’tan önceki saflığının simgesi olan beyaz bir tek boynuz resmedilmiştir. aynı hayvanlar, orta panodaki hayvanlar alayı arasında da görülür bu da iki sahnenin birbiriyle bağlantılı olma ihitimalini güçlendirmektedir. hayal ürünü yapılarda, somut geometrik biçimlerle kaynaşan doğal ögeler görülür. renkli görkemli yapıların çatıları arasında ve dışında kuş sürüleri uçuşur. bu mimari ile ortadaki bahçe panosu arasındaki benzerlikler, çevrelerin aynı olduğunu düşündürür ve iki olayı birbirine bağlar: şehvet günahı, kadının yaratılışının mantıksal bir sonucu olarak görülür.
bahçenin tam ortasında yıkanan çıplak kadınlar, tuhaf hayvanlara binmiş çıplak erkeklerle çevrili bir havuz vardır. bahçenin olağandışı hayvanları arasında, aslan ile kuşun birleşimi olan grifon da vardır. gökyüzünde süzülen yaratığa, üstüne kırmızı renkli bir kuşun tünediği dalı tutan bir insan binmiştir. kırmızı renk, simya sembolizmiyle ilişkilendirilir. bosch’un karakterleri arasında bazen siyah erkek ve kadınlar görülür. siyah simyada maddenin ilk hali anlamındadır. çıplak dişi figürler, bosch’un kadınlarla ilişkilendirdiği kışkırtıcı imgeyi ortaya koyar. şehvet günahı, birbirlerine dokunan bir çift aşıkla imgelenir. aşıklar, suda açan bir çiçeğin uzantısı olan büyük saydam bir kürenin içindedirler. cam küre motifi de hem simyacıların araçlarıyla hem de eski bir flaman atasözüyle bağlantılıdır: “mutluluk hemen kırılan bir cama benzer.”
dünyevi zevkler bahçesi için tasarlanan karmaşık alegorik anlatımın sonuç kısmında geri dönüşü mümkün olmaksızın günaha düşmüş insan, hak ettiği üzere korkunç şekilde cezalandırılır. müzisyenler cehennemi, asıl işlevinin dışında kullanılan çalgılara yer verilmesi nedeniyle bu ismi almıştır. lavta burada işkence yapılan bir alettir. işkence yapılan günahkar insanın kaba etlerine yazılan melodiler şeytani yaratıklar tarafından koro halinde seslendirilir. kuş kafalı bir yaratık, lanetli insanları yutar ve dışkı olarak bir havuza boşaltır. bu havuza bir cimri altın dışkılar, oburluğu yüzünden bir diğeri de yediği yemeği kusar. şeytani yaratığın tahtının dibinde, göğsüne kurbağa resmedilmiş çıplak bir kadın uzanmaktadır ve bir şeytanın arkasındaki aynada da yüzünün aksi görülür, bu suç işlemenin cezası olarak betimlenir.
hayvanlar, bosch’un hayal dünyasının başlıca karakterleridir. filler ve zürafalar gibi egzotik ülkeleri anımsatan hayvanlar, daha yaygın ve ortaçağa ait hayvan kitaplarında sahip oldukları simgesel değerler için seçilmiş başka hayvanlarla birlikte görülür. balıklar canlıyken şehvetin, genelde ise günahın simgesidir. baykuş konuya göre bilgeliği ya da sapkınlığı simgeler ve kurbağa da vücut bulmuş şeytan olarak betimlenir. sürüngen vücutlarının insan yüzleri, kuş kanatları ve böcek bacaklarıyla birleştiği ürkütücü figürler bosch’un evreninde varoluşun altında yatan kötülüğün bir imgesidir.
yangınla viran olan kentler, alevlerle sarılmış kuleler ve cehennem betimlemelerinde büyük etkiler yaratan çok büyük boyutlarda yangınlar, sanatçının ilk eserlerinden son eserlerine kadar sanatının simgesini oluşturmaktadır. yangın motifi, sanatçının belleğindeki önemli bir olayla ilişkilidir. 13 haziran 1463’te hertogenbosch kenti bir yangında küle dönmüş ve sanatçının hafızasında bu olay kalıcı bir izlenim yaratmıştır. eserlerindeki cehennem sahneleri, incil’de sapkınlıklarla dolup taştığı için tanrı tarafından ateş ve kükürt ile yok edilen sodom ile gomore’nin anlatıldığı bölümleri tema alır. incil’de anlatılan kentlerin kullanımı, ahlaki çöküş içindeki toplumuna yöneltilmiş bir eleştiridir.
devamını gör...
mukavva
üzerine genellikle sabit tutmak amacıyla ince kartonları yapıştırdığımız unutulmaz bir performans ödevi malzemesidir.
devamını gör...
köy kahvaltısı
hâlâ yarı köylü yaşıyorum ve o mekanlarda köy kahvsltısı diye verilen yok efendim burjuva işi o. ekmek sobanın üstünde inceden kızarır çaydanlığın yanında, biraz tereyağ, peynir, yumurta, mevsime göre yeşillik, domates. benim en sevdiğim eklentiler ise yoğurtlu kızartılmış biber ve soğanlı puf böreği.
devamını gör...
barış özcan
videolarını zevkle izlediğim değerli insan. bilgilendirici videolarıyla hayatıma yeni bilgiler katıyor. youtube'daki en kaliteli kanallar arasındadır.
devamını gör...
feylesof (yazar)
bir kuzey ışıkları hayranı daha,sevilmez mi bu yazar şimdi... filozof olmaya gönüllü, tutmuş sözlüğün bir ucundan yazıyor türlü türlü..ufkumuzu açmaya devam feylosof.
devamını gör...
neden yazar oldunuz sorusu
neden olmayayım?
(bkz: soruya soruyla cevap veren insan)
(bkz: soruya soruyla cevap veren insan)
devamını gör...
üniversiteler açılsın diyen sorumsuz kitle
yeni mutasyonların birer birer ortaya çıkıp yayıldığı, aşılamanın yetersiz ve ne kadar faydalı olduğu konusunda tartışmalarının olduğu bir ortamda twitter'dan baskı yapmaya çalışan aklı kısa öğrenci kitlesidir.
bu ortalama 20 yaşındaki ergen irilerine göre virüs varmış, yaşlılar ölüyormuş vesayire hiç önemi yok. kendileri dolu dolu bir üniversite hayatı yaşamak istiyor ya gerisi hiç önemli değil. bir de bu utanmaz, arsız ve sorumsuz öğrenci kitlesi doğrudan sıkıldık diyemediği için uzaktan eğitimin kalitesiz olduğundan söz edip duruyor. örgün eğitimde dersi asmak için kırk takla atan, derse sadece sınav haftası çalışan ve online derslere bile katılmaya tenezzül etmeyen bu kitlenin eğitim kaygısıyla ağlaması kadar ikiyüzlüce başka bir şey daha yok. hayır üniversite öğrencisi olmasak bize yutturacaklar dertlerinin eğitim olduğunu. biraz samimi olan insan sadece ve sadece uygulamalı dersler için yüzyüze eğitim talebinde bulunurdu ama bu ar damarı çatlamış tipler sırf aile evinden kurtulmak, sosyalleşmek için herkesin hayatını tehlikeye atmayı kendilerinde hak görüyor.
bu ortalama 20 yaşındaki ergen irilerine göre virüs varmış, yaşlılar ölüyormuş vesayire hiç önemi yok. kendileri dolu dolu bir üniversite hayatı yaşamak istiyor ya gerisi hiç önemli değil. bir de bu utanmaz, arsız ve sorumsuz öğrenci kitlesi doğrudan sıkıldık diyemediği için uzaktan eğitimin kalitesiz olduğundan söz edip duruyor. örgün eğitimde dersi asmak için kırk takla atan, derse sadece sınav haftası çalışan ve online derslere bile katılmaya tenezzül etmeyen bu kitlenin eğitim kaygısıyla ağlaması kadar ikiyüzlüce başka bir şey daha yok. hayır üniversite öğrencisi olmasak bize yutturacaklar dertlerinin eğitim olduğunu. biraz samimi olan insan sadece ve sadece uygulamalı dersler için yüzyüze eğitim talebinde bulunurdu ama bu ar damarı çatlamış tipler sırf aile evinden kurtulmak, sosyalleşmek için herkesin hayatını tehlikeye atmayı kendilerinde hak görüyor.
devamını gör...
depresyonla başa çıkma yöntemleri
arama motoruna kafa sözlük yazmak.
devamını gör...
insan
kadim felsefe öğretileri, insanı yedi katlı bir yapı ile tanımlar.
1- fiziksel beden (fizik beden): ruhun taşıyıcısıdır. hareketsizdir. hacimsel olarak canlının kapladığı alandır.
2- enerjik beden (prana): bedenin can kaynağıdır. o olmadan beden eyleme geçemez.
3- duygusal beden (astral beden): duygu, bir olay, kimse yada nesnenin kişinin iç dünyasında oluşturduğu, uyandırdığı, yankı, etki, tepki ve izlenimdir. her insanın duyumsadığı şeylere karşı farklı tepkiler vereceği çok açıktır. olaya bu gözle bakacak olursak, duyguların çoğu zaman gerçeği yansıtmaktan uzak olduklarını görürüz.
4- somut zihin (kama- manas): bireyin günlük yaşamındaki kararları vermesinde etkilidir. arzular, işte bu katmanda bulunur. somut zihin için arzulu zihin ismi de kullanılır. somut zihin ile kişi seçimlerini, kararlarını, arzularına göre kullanır. günün şartlarına göre hareket ederek bireyin çıkarları doğrultusunda kararlar almasını sağlar.
5- saf zihin (manas): bireyin içinde bulunduğu şartlara ve sahip olduğu arzulara göre karar vermeyen, sadece doğru eylemi yapmaya odaklanan zihindir. bu durumda doğru eylemi açıklamak yerinde olacaktır. doğru eylem, hiçbir karşılık beklemeden, ölümsüz değerler ışığında, erdemli bir şekilde eylemde bulunmaktır.
6- sezgi: sezginin kelime anlamı, gerçeğin dolaysız, içgüdüsel bir biçimde kavranmasıdır. duyu organlarımız dışında gerçek, göklerin krallığından doğrudan gelir . ruhsal öğrenme kanalıdır.
7- irade: yedi katlı yapının en üst kısmını oluşturur. yapabilme, gerçekleştirebilme yetisidir. bir ve her şeyin başlangıcı olana has bir yetidir. bu yetinin bir kısmı da insana bahşedilmiştir.
binlerce yıldan beri süregelen öğretiler hakikata açılan kapılardır. bu öğretiler, insan nedirin cevabını çok güzel vermektedir. insan bu yedi katı içinde barındıran bir canlıdır.
peki ya insan olmak ne demektir?
yedi katlı yapının ilk dört katı kişiliği ( alt beden, geçici), diğer üç katı ise bireyi (üst beden, ölümsüz ) ifade eder. üst üç katman alttaki dört katmanı yönetmeyi başarırsa işte o zaman görünüşte insan olan şahıs gerçekte de insan olmayı başarabilir.
bu bir savaştır. alt 4 kat ile üst 3 katın savaşı. eğer savaşı kişilik kazanırsa o zaman birey insanlıktan çıkıp diğer canlıların altında bir yer bulur kendine. savaşı benlik kazanırsa o zaman bu yedi katman birbiri ile uyumlu bir hale gelir ve tamamlanma durumu oluşur.
1- fiziksel beden (fizik beden): ruhun taşıyıcısıdır. hareketsizdir. hacimsel olarak canlının kapladığı alandır.
2- enerjik beden (prana): bedenin can kaynağıdır. o olmadan beden eyleme geçemez.
3- duygusal beden (astral beden): duygu, bir olay, kimse yada nesnenin kişinin iç dünyasında oluşturduğu, uyandırdığı, yankı, etki, tepki ve izlenimdir. her insanın duyumsadığı şeylere karşı farklı tepkiler vereceği çok açıktır. olaya bu gözle bakacak olursak, duyguların çoğu zaman gerçeği yansıtmaktan uzak olduklarını görürüz.
4- somut zihin (kama- manas): bireyin günlük yaşamındaki kararları vermesinde etkilidir. arzular, işte bu katmanda bulunur. somut zihin için arzulu zihin ismi de kullanılır. somut zihin ile kişi seçimlerini, kararlarını, arzularına göre kullanır. günün şartlarına göre hareket ederek bireyin çıkarları doğrultusunda kararlar almasını sağlar.
5- saf zihin (manas): bireyin içinde bulunduğu şartlara ve sahip olduğu arzulara göre karar vermeyen, sadece doğru eylemi yapmaya odaklanan zihindir. bu durumda doğru eylemi açıklamak yerinde olacaktır. doğru eylem, hiçbir karşılık beklemeden, ölümsüz değerler ışığında, erdemli bir şekilde eylemde bulunmaktır.
6- sezgi: sezginin kelime anlamı, gerçeğin dolaysız, içgüdüsel bir biçimde kavranmasıdır. duyu organlarımız dışında gerçek, göklerin krallığından doğrudan gelir . ruhsal öğrenme kanalıdır.
7- irade: yedi katlı yapının en üst kısmını oluşturur. yapabilme, gerçekleştirebilme yetisidir. bir ve her şeyin başlangıcı olana has bir yetidir. bu yetinin bir kısmı da insana bahşedilmiştir.
binlerce yıldan beri süregelen öğretiler hakikata açılan kapılardır. bu öğretiler, insan nedirin cevabını çok güzel vermektedir. insan bu yedi katı içinde barındıran bir canlıdır.
peki ya insan olmak ne demektir?
yedi katlı yapının ilk dört katı kişiliği ( alt beden, geçici), diğer üç katı ise bireyi (üst beden, ölümsüz ) ifade eder. üst üç katman alttaki dört katmanı yönetmeyi başarırsa işte o zaman görünüşte insan olan şahıs gerçekte de insan olmayı başarabilir.
bu bir savaştır. alt 4 kat ile üst 3 katın savaşı. eğer savaşı kişilik kazanırsa o zaman birey insanlıktan çıkıp diğer canlıların altında bir yer bulur kendine. savaşı benlik kazanırsa o zaman bu yedi katman birbiri ile uyumlu bir hale gelir ve tamamlanma durumu oluşur.
devamını gör...
plan yaparken hayatın karşına çıkardıkları
üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi ' insan plan yapar, kader gülermiş.'.
evet oldukça zor bir durumdur ama olgunlaştırır, her istediğimizi yapamayacağımızı bize anlatır.
evet oldukça zor bir durumdur ama olgunlaştırır, her istediğimizi yapamayacağımızı bize anlatır.
devamını gör...
4 yaşındaki kızını damdan aşağıya atmaya çalışan baba
oradan biri çıkıp ''bana da büyü yapıldı, senin kanını akıtırsam büyü bozulacak '' diyerek o babanın kanını akıtsa gayet hoş bir eylem olurdu.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
masa kelimesinin kökeni, latince aynı anlamda olan "mensa" kelimesidir (halbuki masa ne kadar da türkçe duruyor değil mi?). hatta yine latince kökenli olan ispanyolcada masanın karşılığı "mesa"dır.
devamını gör...
alman çikolataları
ikram edildiğinde ufak çaplı bir heyecan yaşatsa da yedikten sonra bumuymuş alüminyum dedirten yiyecek. bu arada (bkz: zed's dead baby) ukdesidir.
devamını gör...
30 ağustos zafer bayramı
bu uğurda çaba gösteren tüm insanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. unutmamak adına anmayı ihmal etmemek gerek. başta önderimiz mustafa kemal atatürk ve tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.
devamını gör...
etraftaki herkesin anında sevgili bulduğu dönem
şu ara yaşadığım durum.
sürekli bir şeyler anlatacak birileri var. onlar tanırken resmen ben de onlarla yeni sevgililerini tanıyorum.
nerdeyse oturup ortak danaya girer gibi ortak hayal kuracağız.* karşı taraf beni bilmiyor ama ben onun en sevdigi yemekten en sevdiği şarkıya kadar her şeyini biliyorum.
en fenası görüntülü arayıp "kıyafet dolabını aç, benlik olan ne var? " diyen kız arkadaşımdı. erkekler daha masum yazık heyecanları cenelerine vurmuş. umarım hepsi çok mutlu olur ve beni aramazlar.
çünkü bilinen bir gerçektir ki ; arkadaşlar bir ilişkiye başlar da mutlu olurlarsa, sevgililerine yaranmak için hiç aramazlar. *
ta ki ; araları bozulup da, dertleşecek birine ihtiyaç duyana kadar.*
sürekli bir şeyler anlatacak birileri var. onlar tanırken resmen ben de onlarla yeni sevgililerini tanıyorum.
nerdeyse oturup ortak danaya girer gibi ortak hayal kuracağız.* karşı taraf beni bilmiyor ama ben onun en sevdigi yemekten en sevdiği şarkıya kadar her şeyini biliyorum.
en fenası görüntülü arayıp "kıyafet dolabını aç, benlik olan ne var? " diyen kız arkadaşımdı. erkekler daha masum yazık heyecanları cenelerine vurmuş. umarım hepsi çok mutlu olur ve beni aramazlar.
çünkü bilinen bir gerçektir ki ; arkadaşlar bir ilişkiye başlar da mutlu olurlarsa, sevgililerine yaranmak için hiç aramazlar. *
ta ki ; araları bozulup da, dertleşecek birine ihtiyaç duyana kadar.*
devamını gör...