kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
ambulansların çok sık gidip geldiğine inanırım. hakkaten nedir bu kadın milletindeki en ufak şeyde fenalıklar geçirip ayılıp bayılma merakı yaw. ben de üniv ilk yılı yurtta kalmıştım bir arkadaşla gece yarısı birbirimize bir daldık ikimizin de ağız burun darma dağın sonra güvenlik geldi barıştırdı. yönetimin bile kulağına gitmedi. bunlara biri bişe diyo hemen sinir krizleri.
devamını gör...
mahlasınla ilgili bir görsel bırak
nicki oku.
devamını gör...
yazarların en son okuduğu kitap
stefan zweig- mecburiyet
devamını gör...
istiklal caddesi
çok önceleri insanların en güzel kıyafetleri ile caddede dolaşıp, sinemaya, tiyatroya gittikleri, zeki alasya-metin akpınar devekuşu kabare tiyatrosunun beyoğlu beyoğlu müzikalinde bahsettikleri gibi zamanla içine edilmeye başlanan istanbul caddesidir.
her şehrin prestij sembolü olan bir caddesi vardır, new york' ta 5th avenue, paris' de champs-élysées caddesi, tokyo' da ginza caddesi bu kategorideki caddelerdir. istanbul' un prestij sembolü caddeside istiklal caddesidir.
üniversiteye giderken hatırlıyorum her cuma caddeye sinema veya tiyatroya gitmek için gider ve gezerdik. her hafta cuma ders çıkışı bizim için bir merasim gibiydi. inci pastanesinde profiterol yer, caddede dolaşır, bilhassa yılbaşına doğru vakko tarafından ışıklandırılmış olan caddede dolaşırdık. o zamanlar yeşildi cadde, şimdiki gibi arap istilasına uğramamıştı. insanlar daha medeni daha terbiyeliydi.
ne zamanki 1994 yerel seçimleri oldu, malum zihniyet kentin yönetimine geldi caddeninde anası bellenmeye başlandı. o eski güzellikler birer birer yok oldu.
beton grisi her yere hakim oldu, yeşillik gitti, tramvay yoluna döşedikleri yeşil sentetik halı caddenin tek yeşilliği oldu, caddenin yer taşları her sene yeniden yapıldı, hiç bir zaman olmadı, her yağmurda hepsi oynadığı için bastığınızda ayakkabınız su içinde kaldı, sarhoşların, kadın tacizcilerinin, berbat sokak performansçılarının mekanı oldu. saçma sapan mekanlar açıldı, arap istilasına uğradı.
o inci pastanesi bile kapattı, başka yerde açtı ama hiçbir zaman o profiterol eski tadında olmadı. yaşlandım herhalde....
her şehrin prestij sembolü olan bir caddesi vardır, new york' ta 5th avenue, paris' de champs-élysées caddesi, tokyo' da ginza caddesi bu kategorideki caddelerdir. istanbul' un prestij sembolü caddeside istiklal caddesidir.
üniversiteye giderken hatırlıyorum her cuma caddeye sinema veya tiyatroya gitmek için gider ve gezerdik. her hafta cuma ders çıkışı bizim için bir merasim gibiydi. inci pastanesinde profiterol yer, caddede dolaşır, bilhassa yılbaşına doğru vakko tarafından ışıklandırılmış olan caddede dolaşırdık. o zamanlar yeşildi cadde, şimdiki gibi arap istilasına uğramamıştı. insanlar daha medeni daha terbiyeliydi.
ne zamanki 1994 yerel seçimleri oldu, malum zihniyet kentin yönetimine geldi caddeninde anası bellenmeye başlandı. o eski güzellikler birer birer yok oldu.
beton grisi her yere hakim oldu, yeşillik gitti, tramvay yoluna döşedikleri yeşil sentetik halı caddenin tek yeşilliği oldu, caddenin yer taşları her sene yeniden yapıldı, hiç bir zaman olmadı, her yağmurda hepsi oynadığı için bastığınızda ayakkabınız su içinde kaldı, sarhoşların, kadın tacizcilerinin, berbat sokak performansçılarının mekanı oldu. saçma sapan mekanlar açıldı, arap istilasına uğradı.
o inci pastanesi bile kapattı, başka yerde açtı ama hiçbir zaman o profiterol eski tadında olmadı. yaşlandım herhalde....
devamını gör...
dil
dil
dil; insanların duygu ve düşüncelerini anlatmak, iletişim kurmak amacıyla kullanılan semboller bütünüdür.
dil, toplumun kültürünü etkiler. düşünme biçimini, bilimi, sanatı, felsefeyi etkiler.
insanlar; olaylara, nesnelere ve durumlara isim ( ad ) vermişlerdir. onları kavramlaştırarak dili oluşturmuşlardır.
insan, düşündüklerini dil ile dışarıya aktarır. dilin olanakları, sınırları düşüncelerin açık ve anlaşılır ifade edilmesini etkiler.
dil, zaman içinde toplumun kültürüyle değişime uğrar. zengin kelime hazinesine sahip dillerin kullanıldığı toplumlarda bilim ve sanat, felsefe gelişir.
dil, düşünceyi düşünce ise dili etkiler.
konuştuğunuz dili daha kibar, daha saygılı kullandığınızda zamanla düşüncelerinizin de saygılı ve hoşgörülü olma yönünde değiştiğini fark edersiniz. ya da tam tersi olabilir.
kavram: nesnelerin zihindeki tasarımıdır. örneğin; dünyada farklı boyda ve özellikte pek çok ağaç var. ancak - ağaç - kavramını düşündüğümüzde zihnimizde kökleri, gövdesi, dalları ve yaprakları olan genel bir varlık canlanır. işte buna kavram denir.
kavramları dil ile ifade ederiz. buna terim denir.
* kavramları doğru yerde ve doğru anlamda kullanmak çok önemlidir. yanlış anlamaları, hataları, yanlış akıl yürütmeleri önlemek için doğru kullanılmalıdır.
kavramlar dil kalıplarıdır. konuşmayı öğrenirken benzer varlıkları genel bir kavramla ifade ederiz. insan, kedi, deniz... gibi
dil, geçmişten günümüze kadar birçok değişime uğramıştır. başka ülkelerle komşuluğa sahip olan ve onlarla kültür alışverişinde bulunan milletlerin dilleri, birbirinden mutlaka etkilenir ve oluşturmuş oldukları dil ya yozlaşır ya da gelişir.
dil; insanların duygu ve düşüncelerini anlatmak, iletişim kurmak amacıyla kullanılan semboller bütünüdür.
dil, toplumun kültürünü etkiler. düşünme biçimini, bilimi, sanatı, felsefeyi etkiler.
insanlar; olaylara, nesnelere ve durumlara isim ( ad ) vermişlerdir. onları kavramlaştırarak dili oluşturmuşlardır.
insan, düşündüklerini dil ile dışarıya aktarır. dilin olanakları, sınırları düşüncelerin açık ve anlaşılır ifade edilmesini etkiler.
dil, zaman içinde toplumun kültürüyle değişime uğrar. zengin kelime hazinesine sahip dillerin kullanıldığı toplumlarda bilim ve sanat, felsefe gelişir.
dil, düşünceyi düşünce ise dili etkiler.
konuştuğunuz dili daha kibar, daha saygılı kullandığınızda zamanla düşüncelerinizin de saygılı ve hoşgörülü olma yönünde değiştiğini fark edersiniz. ya da tam tersi olabilir.
kavram: nesnelerin zihindeki tasarımıdır. örneğin; dünyada farklı boyda ve özellikte pek çok ağaç var. ancak - ağaç - kavramını düşündüğümüzde zihnimizde kökleri, gövdesi, dalları ve yaprakları olan genel bir varlık canlanır. işte buna kavram denir.
kavramları dil ile ifade ederiz. buna terim denir.
* kavramları doğru yerde ve doğru anlamda kullanmak çok önemlidir. yanlış anlamaları, hataları, yanlış akıl yürütmeleri önlemek için doğru kullanılmalıdır.
kavramlar dil kalıplarıdır. konuşmayı öğrenirken benzer varlıkları genel bir kavramla ifade ederiz. insan, kedi, deniz... gibi
dil, geçmişten günümüze kadar birçok değişime uğramıştır. başka ülkelerle komşuluğa sahip olan ve onlarla kültür alışverişinde bulunan milletlerin dilleri, birbirinden mutlaka etkilenir ve oluşturmuş oldukları dil ya yozlaşır ya da gelişir.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara tavsiyeler
üzmeyin yeter. yoksa hepiniz baş tacısınız.
devamını gör...
bana bir masal anlat baba
tüm kız çocuklarını ağlatabilme özelliğine sahip şarkı.
şuan sözlüğün en güzel yayınında çalmakta.
şuan sözlüğün en güzel yayınında çalmakta.
devamını gör...
oruç tutan ateist
pandemi sebebiyle aile evinde kalan ateistlerden bahsediyorum. aileleri dini tercihlerini hoş görmedikleri için oruç tutmak zorunda kalan ateistlere selam olsun.*
devamını gör...
reis ernesto che guevara ve coğrafi bilginin çaresizliği
üniversite yıllarında ilginç bir tartışmanın ortasında kalmama neden olan birbirinden alakasız iki kavramdır. ama bir araya gelmeleri ile siyasi tartışmalara girmemem gerektiğini bana öğretmiş olmaları açısından çok değerli bulurum.
arkadaşım olmayan ama çok yakın bir arkadaşımın erkek arkadaşı olduğu için birlikte zaman geçirmek zorunda kaldığım bir insanla hiç niyetli olmadığım bir siyasi tartışmanın içinde buldum bir gün kendimi. aslında tartışmanın tarafı bile değildim. sadece ernesto che guevara’nın günlüklerini okuyordum o gün.
bir anda bu arkadaşım kitabı görünce beni devrimci olduğuma karar verdi. haklıydı da. ama benimle ilgili bilmediği şey şuydu: ben sürekli devrime inanıyorum. yani devrim yapıldığı gün karşı devrim saflarına geçmekten yanayım. benim için önemli olan hayata anlam katacak bir mücadele.
bu bahsettiğim arkadaş bir anda kitabı görüp bana şöyle çürütülemez bir argümanla geldi:
- sürekli che diyorsun ama (demiyordum) senin che dediğin adam milliyetçi bir adamdı (değildi) kendi vatanı için canını feda etti.
bir anda engellenemez olduğu düşünülen bir hareketin neferi haline gelen che kitabın üzerinden bana acı dolu bir bakış attı sanki. ben zaten şaşkındım ve yanımızda oturan ve benim yakın arkadaşım olan cengo ise oldukça utanmış görünüyordu. kendisi engellenemeyen harekete gönül vermiş bir arkadaştı. ve bu kadar etkili bir argümanın kendisiyle aynı fikirde görünen birinden gelmesi onu oldukça utandırmıştı.
ben bir cevap vermedim çünkü ortada verilecek bir cevap yoktu. sadece uzaklara doğru daldım ve arjantin ile küba arasındaki mesafeyi zihnimde ölçmeye çalışarak coğrafi bilginin boş kafalarda ne kadar aciz kaldığını düşündüm.
arkadaşım olmayan ama çok yakın bir arkadaşımın erkek arkadaşı olduğu için birlikte zaman geçirmek zorunda kaldığım bir insanla hiç niyetli olmadığım bir siyasi tartışmanın içinde buldum bir gün kendimi. aslında tartışmanın tarafı bile değildim. sadece ernesto che guevara’nın günlüklerini okuyordum o gün.
bir anda bu arkadaşım kitabı görünce beni devrimci olduğuma karar verdi. haklıydı da. ama benimle ilgili bilmediği şey şuydu: ben sürekli devrime inanıyorum. yani devrim yapıldığı gün karşı devrim saflarına geçmekten yanayım. benim için önemli olan hayata anlam katacak bir mücadele.
bu bahsettiğim arkadaş bir anda kitabı görüp bana şöyle çürütülemez bir argümanla geldi:
- sürekli che diyorsun ama (demiyordum) senin che dediğin adam milliyetçi bir adamdı (değildi) kendi vatanı için canını feda etti.
bir anda engellenemez olduğu düşünülen bir hareketin neferi haline gelen che kitabın üzerinden bana acı dolu bir bakış attı sanki. ben zaten şaşkındım ve yanımızda oturan ve benim yakın arkadaşım olan cengo ise oldukça utanmış görünüyordu. kendisi engellenemeyen harekete gönül vermiş bir arkadaştı. ve bu kadar etkili bir argümanın kendisiyle aynı fikirde görünen birinden gelmesi onu oldukça utandırmıştı.
ben bir cevap vermedim çünkü ortada verilecek bir cevap yoktu. sadece uzaklara doğru daldım ve arjantin ile küba arasındaki mesafeyi zihnimde ölçmeye çalışarak coğrafi bilginin boş kafalarda ne kadar aciz kaldığını düşündüm.
devamını gör...
15 nisan 2021 covid-19 tablosu
hemen şuradan ulaşabilirsiniz
bugünkü vaka sayısı 61.400 olarak kayıtlara işlemiş durumda.
şimdi değinmek istediğim mevzuya gelelim. vaka sayısı 61.400 burası pek mühim değil, hasta sayısı 2.845 olmuş.
24 kasımda vaka sayısı diye yalan söyledikleri hasta sayısı 7.300 civarında idi.
demek ki 24 kasımda nereden baksan 150.000 vaka vardı.
buradan çocuk oyuncağı sandıkları sağlığımızla oynayan muhteşem* devletimizi canı gönülden kutluyorum.
ve diyecek bir şey bulamıyorum.
edit: imla
bugünkü vaka sayısı 61.400 olarak kayıtlara işlemiş durumda.
şimdi değinmek istediğim mevzuya gelelim. vaka sayısı 61.400 burası pek mühim değil, hasta sayısı 2.845 olmuş.
24 kasımda vaka sayısı diye yalan söyledikleri hasta sayısı 7.300 civarında idi.
demek ki 24 kasımda nereden baksan 150.000 vaka vardı.
buradan çocuk oyuncağı sandıkları sağlığımızla oynayan muhteşem* devletimizi canı gönülden kutluyorum.
ve diyecek bir şey bulamıyorum.
edit: imla
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
ajdar'ın armağan çağlayan'dan 1 milyon euro istediği ülkede, nasıl yaaa en dürüst adam ajdar mıdır?
devamını gör...
kolpaçino sabri abi
çok çabuk sinirlenen bir abimizdir.
ekrem abiye olan saygısı ile ve ani gelişen şeyler karşısında dindar bir adam oluvermesi en büyük özelliğidir.
her şeyi başına açan tayfundur, o ne güzel umreye gidecektir.
ekrem abisine pamuk tıkattırmaz, gerekirse bo***u yer.
ekrem abiye olan saygısı ile ve ani gelişen şeyler karşısında dindar bir adam oluvermesi en büyük özelliğidir.
her şeyi başına açan tayfundur, o ne güzel umreye gidecektir.
ekrem abisine pamuk tıkattırmaz, gerekirse bo***u yer.
devamını gör...
bayat kek
aklıma kolpaçino da geçen; "hamurun bayatı da, delikanlı adamın aklını alır aklını" repliğini getiren başlık.
ama orda kek bayat değildi, sadece içinde mantar vardı*
ama orda kek bayat değildi, sadece içinde mantar vardı*
devamını gör...
oksimoron
kısa bir anlatıyla açıklayalım.
karlı bir yaz günüydü; yaşlı bir genç, tahta taşın üzerine oturmuş, hala yaşamakta olan oğlunun mezarı başında, kahkalarla ağlıyordu.
karlı bir yaz günüydü; yaşlı bir genç, tahta taşın üzerine oturmuş, hala yaşamakta olan oğlunun mezarı başında, kahkalarla ağlıyordu.
devamını gör...
fly me to the moon
frank sinatra tarafından 1962 yılında çıkarılan eşşsiz parça.
devamını gör...
iskoçya'da pedlerin bedava olması
tüm ülkelerde yayılmasını umut ederim. eşitlikse, özgürlükse önce "normallerimizi" değiştirmek için böyle küçük ama sağlam adımlar atılmalı diye düşünüyorum.
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
boş yapma.
devamını gör...
aritmetik sevda
sayısalcı şarkı.
ama benim gibi kafası sözele bile doğru düzgün basmayan birini bile bir haftadır esir aldı, o ayrı.
yanılmıyorsam ümmüşen hanımefendi bu şarkıyı yazarken matematik veya muhasebe üzerine ( veya alakalı bir bölüm) eğitim alıyormuş, taktir ettim valla.
"sen bir bir incelemiştin
benle geleceğinin artısını eksisini yar
ben hesap yapmadım
çünkü bilirdim sensiz geçen dakikam zarar
yar.. yar..
o nasıl hesaptı yar
bir eksiği artılara çarp...
eksi sonuçlar..
yar.. yar..
bana uymuyor bu hesaplar
iki olumsuzluktan çıkan olumluluklar
gözlerin gözlerime dokunsa gördüğüm anlamlanırdı..
sözlerin sözlerimi okşasa dediğim nakışlanırdı..
yar.. yar...
ne zaman gördüysem seni yar
yürek salıncaklarda uçar
göklere konar
yar... yar...
ne zaman düşünsem seni yar
yürek alır başını çıkar
mavilik toplar..
sen toplayıp çıkarmıştın
benimle bir yaşamın girdisini cıktısını yar
ben hesap yapmadım
çünkü bilirdim
sen yoksan ben külliyen zarar
yar... yar...
şimdi denkleşmekte hesaplar
sen kardan etmektesin zarar
ben zarardan kar..
yar...yar...
yıllar sonra tuttu mizanlar
ne bende zarar ne sen de kar
elde sıfır var..
yollarım yollarına baglansa
kaf dağlarını aşardım
kollarım kollarına dolansa
dünyaları kucaklardım..
yar.. yar...
ne zaman gördüysem seni yar
yürek salıncaklarda uçar
göklere konar
yar... yar...
ne zaman düşünsem seni yar
yürek alır başını çıkar
mavilik toplar.."
spotify yanii, başka ne olacağıdı?
ama benim gibi kafası sözele bile doğru düzgün basmayan birini bile bir haftadır esir aldı, o ayrı.
yanılmıyorsam ümmüşen hanımefendi bu şarkıyı yazarken matematik veya muhasebe üzerine ( veya alakalı bir bölüm) eğitim alıyormuş, taktir ettim valla.
"sen bir bir incelemiştin
benle geleceğinin artısını eksisini yar
ben hesap yapmadım
çünkü bilirdim sensiz geçen dakikam zarar
yar.. yar..
o nasıl hesaptı yar
bir eksiği artılara çarp...
eksi sonuçlar..
yar.. yar..
bana uymuyor bu hesaplar
iki olumsuzluktan çıkan olumluluklar
gözlerin gözlerime dokunsa gördüğüm anlamlanırdı..
sözlerin sözlerimi okşasa dediğim nakışlanırdı..
yar.. yar...
ne zaman gördüysem seni yar
yürek salıncaklarda uçar
göklere konar
yar... yar...
ne zaman düşünsem seni yar
yürek alır başını çıkar
mavilik toplar..
sen toplayıp çıkarmıştın
benimle bir yaşamın girdisini cıktısını yar
ben hesap yapmadım
çünkü bilirdim
sen yoksan ben külliyen zarar
yar... yar...
şimdi denkleşmekte hesaplar
sen kardan etmektesin zarar
ben zarardan kar..
yar...yar...
yıllar sonra tuttu mizanlar
ne bende zarar ne sen de kar
elde sıfır var..
yollarım yollarına baglansa
kaf dağlarını aşardım
kollarım kollarına dolansa
dünyaları kucaklardım..
yar.. yar...
ne zaman gördüysem seni yar
yürek salıncaklarda uçar
göklere konar
yar... yar...
ne zaman düşünsem seni yar
yürek alır başını çıkar
mavilik toplar.."
spotify yanii, başka ne olacağıdı?
devamını gör...
tartışmayı bilmeyen insan
tartışmanın sonunda birinin diğerinin fikrini kabul etmesi gerektiğini düşünen insandır. bu insanlarla tartışmayınız.
devamını gör...
