türkiye’nin girişine yazılması gereken söz
hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa yoktu!
devamını gör...
gottlob frege
okunması ve hakkında yazılması en zor filozoflardan biridir frege. analitik felsefenin babası. özetle anlatmak imkansız.
aritmetigin temellerini mantıkta olduğunu söylemiş ve matematik felsefesinde çığır açmıştır. frege kant'ın matematik ve mantık anlayışının bir antitezidir. matematik ve matematik nesnelerin insan zihninin ürünü olması fikrini eleştirmesi suretiyle analitik felsefenin yolunu açmıştır. (bkz: sentetik a priori)frege'ye göre kant'ın bu yorumu ''psikolojizm''e sebebiyet vermekte. buradaki psikolojizmi şu anlamdadır: matematik ve mantığın insan zihninde ortaya çıktığını, temellendiğini söyleme hatasına düşmek. kant tabiki zaman ve mekan kavramlarını böyle düşünmedi. ancak buna ihtimal doğurması, frege'yi bir temel bulma çabası içinde 'dil'e itmiş oldu. 'aritmetiğin temelleri' adlı eserinde bu psikolojizme vermiş veriştirmiştir. (yapıkredi yayınları'ndan çıktı bu kitap. ayrıca bülent gözkan'ın harika da bi önsözü var.) öbür yandan cantor'un kümeler teorisi'de matematiğe olan güveni azaltmışken, frege, peano, russell, whitehead gibi amcalar aritmetiği belirli bir mantıksal çerçeveye oturtmaya çalışıyordu.
frege'ye göre matematiksel ve mantıksal nesnelerin sahip oldukları anlamlar ile birlikte varlıklarını yalnızca analitik a priori önermeler zemininden almak durumundalardı. hatta bunun çözümü için yazdığı ''aritmetiğin temelleri'' adlı eserini, bertrand russell'ın bulduğu paradoksla(bkz: russell paradoksu)yeniden yapılandırmak zorunda kalmıştır. çünkü kurduğu sistem daha temelden çökmüştür. hatta frege'nin kitabı tamamlamasına az kaldığı sırada russell'dan mektup gelmiş ve içinde bu paradokstan söz etmekteymiş. adamın anasına sövseler bu kadar koymaz. bi mektup, bi paradoks bütün her şeye baştan başlatmış.
evet devam ediyoruz, frege'nin sorusu şudur : eğer matematik ve mantık nesneleri, aralarındaki yasalarla birlikte insan zihninin ortaya çıkardığı şeyler değillerse, bu durumda sahip oldukları anlamlara nasıl ve nerede sahip oluyorlar? bu platon'un sorduğu soruyla temelde aynıdır ancak bağlamları farklıdır. (hatta bu sebeple bir diğer matematikçi alfred north whitehead bütün felsefe tarihinin platon'a düşülmüş dipnotlardan başka bir şey olmadığını söylemiştir. ) frege'nin bu sorulara yanıt ararken karşılaştığı, aritmetiğin nesnel temellerinin formel dil üzerinden elde edilmesi sürecinde ortaya çıkan ‘anlam sorunu'nu, anlam ile öznel tasarım arasında ayrım yaparak çözmeye çalışır. amacı anlamın nesnelliğini kurtarmaktır. dolayısıyla nesnelliğin ve nesnel yapıdaki aritmetik nesnelerin temellerini, zihinsel ve olgusal olanın dışındaki uzam-zaman dışı bir düşünceler aleminde konumlandırmıştır.
aslında frege'yle beraber anlatılması gereken bir husserl gerçeği var ama onu da sonraya bırakalım.
aritmetigin temellerini mantıkta olduğunu söylemiş ve matematik felsefesinde çığır açmıştır. frege kant'ın matematik ve mantık anlayışının bir antitezidir. matematik ve matematik nesnelerin insan zihninin ürünü olması fikrini eleştirmesi suretiyle analitik felsefenin yolunu açmıştır. (bkz: sentetik a priori)frege'ye göre kant'ın bu yorumu ''psikolojizm''e sebebiyet vermekte. buradaki psikolojizmi şu anlamdadır: matematik ve mantığın insan zihninde ortaya çıktığını, temellendiğini söyleme hatasına düşmek. kant tabiki zaman ve mekan kavramlarını böyle düşünmedi. ancak buna ihtimal doğurması, frege'yi bir temel bulma çabası içinde 'dil'e itmiş oldu. 'aritmetiğin temelleri' adlı eserinde bu psikolojizme vermiş veriştirmiştir. (yapıkredi yayınları'ndan çıktı bu kitap. ayrıca bülent gözkan'ın harika da bi önsözü var.) öbür yandan cantor'un kümeler teorisi'de matematiğe olan güveni azaltmışken, frege, peano, russell, whitehead gibi amcalar aritmetiği belirli bir mantıksal çerçeveye oturtmaya çalışıyordu.
frege'ye göre matematiksel ve mantıksal nesnelerin sahip oldukları anlamlar ile birlikte varlıklarını yalnızca analitik a priori önermeler zemininden almak durumundalardı. hatta bunun çözümü için yazdığı ''aritmetiğin temelleri'' adlı eserini, bertrand russell'ın bulduğu paradoksla(bkz: russell paradoksu)yeniden yapılandırmak zorunda kalmıştır. çünkü kurduğu sistem daha temelden çökmüştür. hatta frege'nin kitabı tamamlamasına az kaldığı sırada russell'dan mektup gelmiş ve içinde bu paradokstan söz etmekteymiş. adamın anasına sövseler bu kadar koymaz. bi mektup, bi paradoks bütün her şeye baştan başlatmış.
evet devam ediyoruz, frege'nin sorusu şudur : eğer matematik ve mantık nesneleri, aralarındaki yasalarla birlikte insan zihninin ortaya çıkardığı şeyler değillerse, bu durumda sahip oldukları anlamlara nasıl ve nerede sahip oluyorlar? bu platon'un sorduğu soruyla temelde aynıdır ancak bağlamları farklıdır. (hatta bu sebeple bir diğer matematikçi alfred north whitehead bütün felsefe tarihinin platon'a düşülmüş dipnotlardan başka bir şey olmadığını söylemiştir. ) frege'nin bu sorulara yanıt ararken karşılaştığı, aritmetiğin nesnel temellerinin formel dil üzerinden elde edilmesi sürecinde ortaya çıkan ‘anlam sorunu'nu, anlam ile öznel tasarım arasında ayrım yaparak çözmeye çalışır. amacı anlamın nesnelliğini kurtarmaktır. dolayısıyla nesnelliğin ve nesnel yapıdaki aritmetik nesnelerin temellerini, zihinsel ve olgusal olanın dışındaki uzam-zaman dışı bir düşünceler aleminde konumlandırmıştır.
aslında frege'yle beraber anlatılması gereken bir husserl gerçeği var ama onu da sonraya bırakalım.
devamını gör...
nada
türkiye'de (bkz: deneysel müzik) anlamında başarılı işler icra eden ve iki kadın kişisinden oluşan zehir gibi grup.
kendilerine özgü yorumları, ifade şekilleri ve müzikleri var. babylon ve bronx pi'de epey sahne almışlıkları vardır. henüz yakalayamadım ancak bir gün mutlaka.
ilk kez dinleyecekseniz, gece düştü adlı parçayı şiddet ve sevgi ile öneririm.
kendilerine özgü yorumları, ifade şekilleri ve müzikleri var. babylon ve bronx pi'de epey sahne almışlıkları vardır. henüz yakalayamadım ancak bir gün mutlaka.
ilk kez dinleyecekseniz, gece düştü adlı parçayı şiddet ve sevgi ile öneririm.
devamını gör...
su zehirlenmesi
anlaşılacağı üzere suyun bile fazlası zarar arkadaşlar. sevginin, verilen değerin, sinirin de fazlasının zarar olduğu gibi.
••
tıptaki adıyla hiperhidrasyon, bireyin aşırı su tüketimi sonucu meydana gelen ölümcül bir zehirlenmedir. genel tanımıyla vücuttaki elektrolitlerin düzeninin bozulmasıyla oluşur.
elektrolitlerin başlıca görevi vücuttaki sıvı dengesini sağlamaktır. fazla su alımı, bu yapının düzenini bozar.
zehirlenmenin yaygın sebebi; fazla su alımıyla hızla çalışan böbreklerin minerali azaltmasıdır. vücuttaki sodyum miktarı düşer, hücreler fazla su aldıklarından şişebilir, hatta patlayabilirler. buna bağlı olarak beyin ödemi oluşabilir.
belirtileri arasında bulantı, kusma ve bilinç de meydana gelen değişiklikler gösterilir.
••
tıptaki adıyla hiperhidrasyon, bireyin aşırı su tüketimi sonucu meydana gelen ölümcül bir zehirlenmedir. genel tanımıyla vücuttaki elektrolitlerin düzeninin bozulmasıyla oluşur.
elektrolitlerin başlıca görevi vücuttaki sıvı dengesini sağlamaktır. fazla su alımı, bu yapının düzenini bozar.
zehirlenmenin yaygın sebebi; fazla su alımıyla hızla çalışan böbreklerin minerali azaltmasıdır. vücuttaki sodyum miktarı düşer, hücreler fazla su aldıklarından şişebilir, hatta patlayabilirler. buna bağlı olarak beyin ödemi oluşabilir.
belirtileri arasında bulantı, kusma ve bilinç de meydana gelen değişiklikler gösterilir.
devamını gör...
normal sözlük'ün gelişmesi için tavsiyeler
beğenmedim butonunun gelmesi, el emeği göz nuru tanımların ayrıyeten bir portalda sergilenmesi. rakı seven kadın, sevgiliye nude atmak gibi zırva başlıkların engellenmesi ve bu tarz başlık açan yazarların uçurulması.
devamını gör...
günler boşa geçiyor hissi
uykusuzluk sebeplerinden bir tanesidir.
devamını gör...
repugnant
kabul edilemez anlamındaki ingilizce kelime.
benzer anlam içeren diğer kelimeye örnek olarak unacceptable verilebilir.
benzer anlam içeren diğer kelimeye örnek olarak unacceptable verilebilir.
devamını gör...
tayyip erdoğan'ın hayvan öldürdün mü sorusu
kötü kalpli insanların sorabileceği bir sorudur.
devamını gör...
yaşadığın şehri 3 kelime ile anlat
kalabalık, bağımlılık, karmaşa.
devamını gör...
sevişmek isteyenle sevişirim
'arkadaş senin ne zorun var ya!' diyerek hem başlığa hem de başlığı açana haykırmak istiyorum *bizi sal arkadaşım,birini bul da biz de kurtulalım*
devamını gör...
eğitim hayatında alınmış en düşük sınav notu
arkadaşlar kusura bakmayın ama hepinizi yok edecek bir rekorla geliyorum. ösym matematik sınavına can sıkıntısından girmiştim. dedim ki "kaybecek bir şey yok, en iyi ihtimal daha iyi bir bölüm tuttururum". sınavda kontrolü kaybettim ve tüm soruları yaptım. fakat beni ve etrafımdakileri(hatta ösym'yi bile) bir şok bekliyordu. 40 soruluk matematik sınavında 36 yanlış çıkartmıştım. net olarak hesapladığınızda bırakın devletin verdiği puanı, puanım eksilere iniyordu. ondan sonra girdiğim üniversiteye devam etme kararı aldım.
devamını gör...
kendine nickaltı girmek
ilk zamanlar sözlük raconu bilmediğimden acemilikle yaptığım eylemdir. iyi kötü eleştiri kabulümdür, feedback verirken hakaret çizgisi aşılmadıkça.
devamını gör...
deniz salyası
bir kaç gündür gündemde olan organizmalar bütünü.
daha tıbbî terimle müsilaj diyelim biz ona.
şimdi efenim nedir bu marmarayı tehdit eden müsilaj dersek bir kaç yüzyıl geriye gitmemiz gerek. aslında müsilaj 18 yüzyıldan itibaren akdeniz'de görünen bir şey.
denizdeki canlıların yaşamları sonucu bazı ufacık algler çoğalır. bu algler aslında uysaldır. ama ortamdan rahatsız olurlarsa size salya sümük tükürürler. işte müsilaj aslında bu ortamda var olan alglerin yaşamlarına müdahale edilmesi sonucu tepki olarak bıraktıkları sıvılardır.
peki neden şimdi marmara'da hortladı derseniz hemen söyleyelim ki nerde çokluk orda bokluk düsturu ile hareket ediyorlar. alg bakıyor deniz suyu sıcaklık seviyesi artmış, bir daha bakıyor evsel ve sanayi atıkları yetersiz arıtımdan ötürü ortamlarına ortamlarına akıyor, bir daha bakıyor kii aşırı balıkçılık var sonra diyor tükürürüm böyle denizin içine diye isyan ediyor. bence en haklı organizmalardan biri.
neyse konu dağılmasın aslında bu müsilaj abiler iyi atıklardır ama bizim için değil. bitkiler için. bitkilerin su ve besin depolamasına yardımcı olurlar veya tohumları çimlendirmek için bu salya sümük abilere ihtiyaç vardır falan filan.
müsilaj istemiyorsanız temizliğe kendinizden başlayın. mesela ufacık, yarı çalışır beyninizi temizleyin. emin olun zamanla çevreyi de kirletmemeyi öğreneceksiniz.
daha tıbbî terimle müsilaj diyelim biz ona.
şimdi efenim nedir bu marmarayı tehdit eden müsilaj dersek bir kaç yüzyıl geriye gitmemiz gerek. aslında müsilaj 18 yüzyıldan itibaren akdeniz'de görünen bir şey.
denizdeki canlıların yaşamları sonucu bazı ufacık algler çoğalır. bu algler aslında uysaldır. ama ortamdan rahatsız olurlarsa size salya sümük tükürürler. işte müsilaj aslında bu ortamda var olan alglerin yaşamlarına müdahale edilmesi sonucu tepki olarak bıraktıkları sıvılardır.
peki neden şimdi marmara'da hortladı derseniz hemen söyleyelim ki nerde çokluk orda bokluk düsturu ile hareket ediyorlar. alg bakıyor deniz suyu sıcaklık seviyesi artmış, bir daha bakıyor evsel ve sanayi atıkları yetersiz arıtımdan ötürü ortamlarına ortamlarına akıyor, bir daha bakıyor kii aşırı balıkçılık var sonra diyor tükürürüm böyle denizin içine diye isyan ediyor. bence en haklı organizmalardan biri.
neyse konu dağılmasın aslında bu müsilaj abiler iyi atıklardır ama bizim için değil. bitkiler için. bitkilerin su ve besin depolamasına yardımcı olurlar veya tohumları çimlendirmek için bu salya sümük abilere ihtiyaç vardır falan filan.
müsilaj istemiyorsanız temizliğe kendinizden başlayın. mesela ufacık, yarı çalışır beyninizi temizleyin. emin olun zamanla çevreyi de kirletmemeyi öğreneceksiniz.
devamını gör...
yarı troll olmak
arada bastırmak. can sıkıntısından mütevellit.
devamını gör...
victor hugo
isminin kısatlması beşinci hugo şeklinde okunmaması gereken yazar.
devamını gör...
21 şubat 2021 normal sözlük imece başlığı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
inşaat mühendisiyim, müzisyenim, yarı zamanlı anarşist, çoğu zaman nefret ediyorum. lakin şu sıralar siz kıymetli arkadaşlarım için sözlüğümüzün gece bekçisiyim.
devamını gör...
en son alınan iltifat
"sen de iyi niyetlisin!"
bu bir ayrılık cümlesi değildi, rastgele gelişen diyolog sonucunda karşımdakinin vardığı bir sonuçtu sadece. belli ki insanları niyetlerine göre ayırıyordu ve söylemine bakarak benim "iyi" olmama sevinmişti. bu kadar engamenin ve kalabalığın içinde belki güvenmişti bana. sanıyorum düşündükleri bu idi.
bende ise durumlar farklıydı. iltifat karşısında bir tarafım* tepeleme huzur dolarken hissetmek istemesem de bir yanım* "insanlara bu kadar iyi davranmasana saf!" minvalinde uyarılar veriyordu.
bu bir ayrılık cümlesi değildi, rastgele gelişen diyolog sonucunda karşımdakinin vardığı bir sonuçtu sadece. belli ki insanları niyetlerine göre ayırıyordu ve söylemine bakarak benim "iyi" olmama sevinmişti. bu kadar engamenin ve kalabalığın içinde belki güvenmişti bana. sanıyorum düşündükleri bu idi.
bende ise durumlar farklıydı. iltifat karşısında bir tarafım* tepeleme huzur dolarken hissetmek istemesem de bir yanım* "insanlara bu kadar iyi davranmasana saf!" minvalinde uyarılar veriyordu.
devamını gör...
ünlü bir düşünür der ki
ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
devamını gör...
istanbul'da simidin 2.5 lira olması
martılar öksüz kaldı.
devamını gör...