halide edip adıvar'in romanıdır. abdülhamit devri istanbulunu anlatir. rabia ve peregrini asıl karakterleridir. adıvar'ın okuduğum ilk romaniydi. kaleminin gerçekten çok güçlü olduğunu anlamama vesile oldu. kendisine bir kez daha hayran kaldım.
devamını gör...

su içilerek çözülecek durum.
devamını gör...

dilimize arapça'dan gelip yerleşen, söyleyişi mükemmel sevinç, mutluluk duygusu anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...

çok pahalı ürünleri olan giyim mağazasıdır.
devamını gör...

(bkz: kanser)
devamını gör...

yeni neslin internet ve arama motorları sayesinde tüm bilgilere çabucak ulaşabilmesi.

eskiden insanlar farklı konularda, farklı bilgilere sahipti. bu yüzden arkadaşlıklar daha yaygındı.

artık sorular arama motorlarına soruluyor. bu durum yeni arkadaşlıkların önünü azda olsa kapatıyor.

teknolojinin faydaları göz önünde bulundurulunca bu durum çokta önemsemiyor tabi.
devamını gör...

erisilemeyecek durumda ise aci icinde mide guruldatir.

bu sozluk beni hic sevmiyor ya, durup dururken bu saatte olacak is mi simdi bu? (bkz: ağlıyorum mutlu musunuz)

amerika baskani dahil herkesi devreye sokun; hemen sabah olmali ve acilen kokorecciler acilmali, hemen.
devamını gör...

2014 yılında benimle yaşıt olan bir kızla facebooktan tanıştım hâlâ çok iyi bir arkadaşlığımız var kendisi diyarbakırlı sürekli arar mesaj atarız birbirimize ve birbirimiz hakkındaki çoğu şeyi biliriz iyi ki dediğim bir dostluk nasip olursa görüşmeyi çok istiyorum daha güneydoğuya yolum düşmedi o da gelemiyor bu tarafa biz de uzaktan dostluğumuzu ilerletiyoruz üstelik o da benimle aynı burç ve çoğu özelliğimiz aynı uzaklarda bir yerde benimle aynı özellikleri taşıyan biriyle dost olmak çok güzel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*

ünlü ressam vincent van gogh'un köylülerin toprağı işleyen asil dürüstlüklerine hayran kalması ile bunu resimlerine işleme isteği ile ortaya çıkardığı tablosudur.
tablonun ortaya çıkma süreci, gogh'un anne ve babasının yanına hollanda'nın küçük köyü nuenen'e gitmesi ile başlıyor. babasıyla arası kötü olmasına rağmen ailesinin yanına giden ressam orada köylülerden ilham alıyor. köylülerin yoksulluk ve sefaletine odaklanıyor. köylülerin bu zorlu yaşamını romantikleştirmiyor. aksine onların akşam yemekleri için verdikleri zorlu mücadeleyi göstermek istiyor. dokumacı köylüleri de izliyor ve onlardan esinlenerek gri renk tonuna ağırlık veriyor resminde. babasının ölmesi ile 1885 yılında "patates yiyenler" tablosunu tamamlıyor.
van gogh kardeşine yazdığı mektupta bu resimde anlatmak istediklerinden şu şekilde bahsediyor:
"kendi küçük lambalarının ışığında patates yiyen bu insanlar, tabaklarına koydukları bu yiyeceği kendilerini bu ellerle, toprakta işliyor; bu yüzden tablo el emeğini ve yiyeceklerini kendilerinin dürüstçe hak ettiklerini gösteriyor."
devamını gör...

bir julie otsuka romanıdır.

bir tanımımda bahsetmiştim aslında. ama hangisi olduğundan emin değilim. unutmamanız gereken şeylerden biri “ itirazın iki şartı” idi. şöyle bir şeydi adını andığım nevzat çelikşiiri:


çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız
türkiye'de kürt olacağız
kürtlerde ermeni
ermenilerde süryani
gidip almanya'da türk olacağız
hollanda'da surinamlı
fransa'da cezayirli
iran'da azeri
amerika'da zifiri zenci olacağız
çoğalan zencide mutlaka kızılderili
israil'de filistinli
köpeğin karşısında kedi
kedinin karşısında kuş olacağız
kuşun karşısında börtü böcek
hakemler hep karşı takımı tutacak
ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı çiçeklerden kamelya olacağız
az kolumuzun tarafında
solda olacağız
bu itirazın ilk şartı
solda da az olacağız
devrimi çoğaltırken çünkü
bir başka devrime hızla azalacağız
bu da itirazın ikinci şartı


daha önce hiç duymadığım bir azınlık hikayesini anlattı bana julie otsuko, ki kendisi hala amerika’da bir azınlık olarak yaşamakta. ama bu hikayede anlatılan azınlık olma durumu çifte kavrulmuş. zira bu insanlar hem amerika’ya göç eden japon’lar hem de erkekler tarafından kandırılarak göçe zorlanmış insanlar.

kadınların zaten zor bir hayat sürdükleri konusunda herkes hemfikirdir sanırım. ancak uğradıkları cinsiyetçi ayrımcılık ve baskılara bir de başka bir ülkede başka bir ırktan olarak maruz kaldıkları itilmişliği de eklersek ne demek istediğim anlaşılır sanırım.

yalan dolan bir amerikan rüyasını yaşamak için aldatılıp yeni dünya topraklarına ayak basan japon kadınlar uykularından sıçrayarak, korku ve ter içinde uyanır. biz de bu kitabı okurken azınlıklar içinde kadın olmanın ne kadar zor olduğunu, bu saçma dünya düzeninde hala değiştirmeye gücümüzün yetmediği haksızlıklar olduğunu sessizce okuyoruz. ses çıkarmamız gerekirken.
devamını gör...

sakal bırakmayı severim ama bir türlü kısmet olmadı, nerde çalışsam askeri düzen.
şuan bulunduğum işte bile 4 ay traş olmak için hiç bir gerekçe yokken bile, patronun her sabah damat traşlı gelmesi bizimde imama uyumasına neden oluyor.
3 ay aynı pantolon, kazak, ayakkabı ile geziyor ama her sabah traş oluyor.
devamını gör...

büyük medeniyet ve yürek gerektiren iş, gerçekten ama. hiçbir zaman bu kadar medeni bir insan olamadım, olamam da. arkadaş kalabilmem, benim için önemsiz bir insan haline gelmesi ile mümkün olabilir lakin bu durumda hayatımda zaten barındırmam. benim için hala kıymeti varsa da içimde bitmemiş demektir bu kez de bitmeyen bir hissin arkadaşlığa evrilmesi benim için imkansız derecesinde güçtür. çok imreniyorum arkadaş kalabilen çiftlere, ben çareyi sevgililik konusundaki medeniyetsizliğimle bir köşeye çekilmekte buldum.
devamını gör...

şükür ki bizde olmayan sorundur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
burası püfür püfür esiyor sevgili yazarlar, hatta üşümeye başladım ben. neyse şu klimanın derecesini yükselteyim azıcık.
devamını gör...

bir tanıdığım burcu isimli asker arkadaşı olduğunu söylemişti.ötesi yok.
devamını gör...

ve perde;

carl ebert 1887 berlin doğumludur. tiyatro ve opera eğitimi almıştır. bizi ilgilendiren durum ise hitler’in almanya’da ağırlığını ortaya koymasıyla başlar. ebert, hitler politikalarını eleştirir ve bunun sonucu olarak berlin’de bulunan tiyatrosu kapatılır. ebert, almanya’dan ayrılmak zorunda kalır. çünkü kalırsa sonunun ne olacağını bilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
1936 yılında ankara’da ilk konservatuar kurma çalışmalarına başlanır. ancak bir sorun vardır. kim eğitmenlik yapacaktır? carl ebert, atatürk ve inönü’nün daveti ile ankara’ya gelir ve yaklaşık 10 yıl sürecek tiyatro ve opera eğitmenliği süreci başlamış olur. konservatuar kurulum aşamasında başka bir almanı daha görürüz. kompozitör prof. paul hindemith. yol haritasını ve kurum yasalarını yapan kişidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ebert, yanına dil bilen bir yardımcı ister. bu kişi mahir canova’dır. mahir canova’nın sonraki yıllarda yetiştirdiği isimler arasından birini örnek vermek yeterlidir. (bkz: yıldız kenter)

ebert’in ankara opera öğrencileriyle sahnelediği ilk gösteri mozart’ın “bastien und bastienne” adlı şarkılı oyun denilen singspiel’dir. sonraki yıllarda yine mozart’a ait olan ve yapıldığı dönem, mozart’ın başını çok ağrıtan operası “figaro’nun düğünü”dür.

ebert’in opera ve tiyatro hayatımıza etkisi büyüktür. modern tiyatronun kurucusudur demek yanlış olmaz.

kaynak: türkçe kaynak almanca kaynak
devamını gör...

ya sakallarıyla ilgili bir şey ya da tamirat/tadilatla ilgili bir şey yaptığı an. bir şeyler tamir ediyorken durup düşünüp sakallarıyla oynuyorsa geçmiş olsun. sana, bana. hepimize. bari gözlerini kısma allahsız demek gelir içinizden, demezsiniz. öyle işte. neyse.

çoksel anket doldururum. sıradaki!
devamını gör...

çok üzgünüm o kadar üzgünüm ki anlatacak mecalim yok!
dünyanın en saçma şeyi buna üzülmek üstelik!

bizi birbirimize bağlayan kalplerimiz, unutma olur mu?
devamını gör...

günaydın sözlük.
nasıl gidiyor?
iyi gitsin inşallah.
ankara malum olduğu üzere sabahları ve akşamları buzz, öğlenleri yakıyor.
evler başka, dışarısı başka.
ankara insanı aynı.*
bende aynı.
o vakit bana, ankara'ya ve sözlüğe
orhan gencebay'dan,
beni böyle sev gelsin.
dün akşam dm'den yolladığıma, iki kere gelsin.
mis gibi bir gün geçirelim.
devamını gör...

ahkâm: “bana hükümler verme” desek güzel olmaz ama “bana ahkâm kesme” demek çok güzel. işte bu ahkâm kelimesi hüküm kelimesinin çoğulu oluyor.
devamını gör...

evet sevgili kafa sözlük ailesi, bildiğiniz üzere merdumum girizim benim ilk göz ağrımdı. sonrasında merdum kaptan geldi bildiğim ve sanıyorum herkesin adı bir gün merdumlu bir şey olacak. neden çünkü merdumgirizimiz kendisiyle alakasız isimli bir yazara aa nickin bana benziyor diyerek aslında bir sinyal vermişti. bakın ben merdumumdan girizimden yana hep içim rahat ama bu tarikatta ki diğer merdumlar portakal mı keserler sözlüğü mü basarlar bilemem. hepinizin bu merdumla takıntısı nedir bunları kamuoyuyla paylaşmanızı bekliyorum. yayını bu kadar geçe koymasalardı bağlanıp bir uğur dündar havasıyla bu tarikatın şeceresini çıkartacaktım ama uyku mühim gençler. yani ben birde uyanık olsam da bedenen uyanık kalabiliyorum sadece. sırf benim konuşmamı engellemek için bile yayını bu kadar geç saate koydular eminim bundan*. programda merdumgiriz dışında herkesin amacını açıklamasını bekliyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim