en başta niçin eleştirdiğimizi bilmemiz gerekiyor. bilmediğimiz bir olguyu karşımızdakine aktaramayız. sonra ise “üslup, muhataba biçilen kıymettir”
eleştirirken*, karşınızdakine saygı duyduğunuzu hissettirmelisiniz.
devamını gör...

bir süredir başucumda duran kitaptır. uyku öncesi bir doz nazım almak, meditasyon gibi geliyor. öneririm.

kitap hakkında kısa kısa bilgiler verelim ve sonuna bir soru ekleyelim.

-nazım’ın 1939 yılında yazmaya başladığı eserin ilk adının “meşhur adamlar ansiklopedisi” diye bilinir. ancak nazım, eserin ismini değiştirir ve ilk adını verdiği çalışma ise bu çalışmanın içerisinde anlatılan bir hikaye olur.

-5 cilt. ancak beşinci kitap tamamlanamamıştır. 66 bin mısra yazdığı bilinir nazım hikmet’in. o dönemin yasakları nedeniyle, arkadaşlarında bulunan bölümlerin bir kısmı yok edilir.

-1966 yılında mehmet fuat (nazım’ın oğlu) sahibi olduğu “de yayıncılık” tarafından basıldığında eser, 17 bin mısra içermiştir.

-başlangıç hikayesi, haydarpaşa garıdır. bir tren içerisinde köylü, asker, tutsak ve işçiler ile başlatır nazım yolculuğu.

-eser, ikinci meşrutiyetten ikinci dünya savaşı sonrasına kadar olan süreci anlatır. nazım, topluma bir ayna tutar ve yansımayı mısralara döker. gerçek bir başyapıttır.

eminim çoğunuz az çok bilgi sahibisinizdir. nazım’ın duygusal çözümlemelerini ve gerçekci bakışını mısralarında buluruz, memleketimizin insan hallerini anlatan.

aradan onlarca yıl geçti. nazım’ın büyük bir titizlikle yazdığı ve halkımıza armağan ettiği bu eser, artık sanki bugün ki toplumdan çok uzaklarda.

şu soruyu sormak sanırım yanlış olmaz. nazım bugün yaşasaydı nasıl bir “manzara” görürdü?

kaynak: bilimum net sayfaları
görsel kaynak: başımın ucu
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir bilim kurgu dizisi. ben hiç izlemedim, hakkında çok fazla bilgim yok ama bir arkdaşımın düşüncelerinin değişmesine etkili olmuş. bahsi geçen insana kişisi son derece faşist bir çevrede büyümüş ve yetiştirilmiş. dolayısıyla o da aynı düşünce kafa yapısına sahip olmuş. fakat bu dizi nasıl olduysa o faşist düşüncelerinden arınmasına, kendi tabiriyle insan olmasına sebep olan en büyük etkenlerden biriymiş. diziler nelere kadir azizim.
devamını gör...

" türküler söyledim sana duyuyor musun?"

ama tabii belirtmeden geçemeyeceğim bir husus var,
" hiç kimse gerçekten sevildiğine, sevileceğine inanamıyor. sahteliğin tüm zamanların rekorunu kırdığı bir devir." franz kafka
bilginize. *
devamını gör...

kafa sözlüğün bu konuda bir yaptırımı yahut kısıtlaması olmazsa yeni gelenleri kaybedeceği gerçeği.
devamını gör...

alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler.

st. agustine.

tanım : sevdiğimiz özdeyişleri paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

rahmetli ilhan selçuk tarafından dolaşıma sokulmuş olan sözcük.
amerikan hayranlarını anlatıyor. hani tarihimizdeki amerikan mandacıları ve ingiliz muhipleri gibi.
devamını gör...

an itibari ile telefondan sözlüğe girdiğim vakit farkettiğim değişiklikdir.
online yazar ve kafa store butonları yatay paralel üç çizgi kısmına alınarak ufak bir sadeleştirmeye gidilmiştir. üç çizgili cepte de kolay ulaşım için bazı bölümler eklenmiş.
bence güzel olmuş, özellikle telefon ekranı küçük olanlar için ideal.
devamını gör...

çok sık tercih ettiğim,içini yerken ayrı dışını yerken ayrı zevk aldığım ekmektir.

hele ki akrabalarım trabzondan getirdiyse o gün mutluluktan uyuyamam. bir de vakfıkebir ekmeği vardır;kiloyla satılır.
devamını gör...

sally rooney'nin aynı adlı romanından uyarlanan dizi. ortalamanın epey üstü bir iş nedense pek popüler olamamış.

hikaye, marianne sheridan ve connell waldron etrafında dönüyor. marianne mesafeli annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan, varlıklı, zeki ama dışlanmış bir genç kız. annesi lorraine'in mariannelere temizliğe gittiği connell ise atletik ve popüler bir delikanlı. ikili lisedeyken tanışıyorlar, aşık oluyorlar, üniversite boyunca da birbirlerinden tam anlamıyla kopamayışlarını takip ediyoruz. bu süreçte ikisinin de hem iç dünyalarındakini dışarı yansıtmadaki acizlikleri hem de topluma ayak uydurma çabalarının yarattığı çatışma sebebiyle toksikliğe varan ilişkilerinin bir nevi çözülmesini izliyoruz.

oldukça sıradan gözüken bir hikayenin işlenişindeki özenle ne kadar duygusal ve özdeşleşilesi bir anlatıya dönüştüğünü keşfetmek isteyenleri kitabı okumaya ve/veya diziyi izlemeye davet ediyorum. bilhassa diziyi sevenlere romanını öneririm. öyle modern klasik olacak, aldığı ödülleri hak edecek ölçüde aşmış bir roman olmadığının altını çizmek lazım elbette. normal insanların toksik ilişkisini epey gerçekçi ve yalın bir dille aktardığından sürükleyiciliğiyle cezbedici bir roman diyebilirim. rooney'nin dilinin sadeliği ve dobralığı bazen öyle ağır ki sanırsınız böğrünüze öküz oturmuş. araya sıkıştırdığı politik görüşleri ve göndermeleri tam ayarında, karakterlerine söyletiyor ve düşündürüyor bunları fakat asla didaktik bir tarzda değil.

--- alıntı ---

“ıt was culture as class performance, literature fetishized for its ability to take educated people on false emotional journeys, so that they might afterward feel superior to the uneducated people whose emotional journeys they liked to read about.”

--- alıntı ---
devamını gör...

bugün anladım ki yeşilin ve doğanın içerisinde vakit geçirmek.. nefes almayı yeniden deneyimlercesine mutlu ediyor..
devamını gör...

georges charles brassens,1921 yılı doğumlu fransız şarkıcı,söz yazarı ve bestecidir. şair kimliğinin yanısıra pekçok tanınmış-tanınamamış fransız şairin şiirlerini de bestelemiş bir isimdir. kendi şiirlerini ise nazım olarak değil, gitarı eşliğinde melodileştirerek yazmış-seslendirmiştir. kendi döneminde oldukça meşhur bir isim olsa da yaşamı pek de kolay geçmemiştir. ikinci dünya savaşı'nın devam ettiği 1943 yılında almanlar tarafından bir uçak fabrikasındaki çalışma kampında çalışmaya zorlanmıştır. müzik aşkını ise roman-katolik annesi ile açık fikirli ve annesinin tam aksine antiklerik bir insan olan babasından kazanmıştır. şiir tutkusu da lisedeki öğretmeni tarafından keşfedilmiş ve desteklenmiştir.
brassens'in şiirleri ve şarkıları, o dönemdeki muhafazakarlık ve bayağı geleneklerle indirekt olarak alay etmekte; aşkı,dostluğu,sevgiyi ve özgürlüğü savunmaktadır. kendisinin yorumları oldukça zarif olmakla beraber* gitarından yayılan notaların ahengi ve ritimlerin yumuşaklığı insanı gerçekten farklı dünyalara götürmektedir.

2 harika bestesi buradadır,şöyle buyrun;

une jolie fleur (güzel bir çiçek);


les sabots d'helene (helene'nin ayakkabıları);
devamını gör...

çoğunlukla işim gereği bol bol toplantıya girdiğim için gün içerisinde bana kendisini yaşatan fiildir. eğer bu durumda su * içmezseniz bitmek bilmeyen bir öksürük krizi sizi bekliyor demektir.
devamını gör...

sevgilinin geçmişi hakkında kıskançlık duymak. bakınız sibel alaş ne güzel demiş,
"gel, sormam kimler öpmüş dudaklarını
gel, bir dokunuş unutturur günahlarını"

şarkı için çilekli link
devamını gör...

geçim sıkıntısından intihar eden insanları, geleceği çalındığı için intihar eden gençleri düşünürsek hakkımızı helal etmemiz saçmalık olur.
devamını gör...

öyle bir şey yok ki. ben bunu deyip kendimi kısıtlamam. her şeyi yaparım ben. hem başa bela alma sebebi. asla dediğimiz şeyler kaçtığımız şeyler asıl onlar yapılmalı.
devamını gör...

1975 te gitarist (bkz: ritchie blackmore) tarafından kurulan, rock ve metal tarzda eserler veren müzik grubu. (bkz: the temple of the king) gibi eşsiz bir parçaya sahiptirler.

buradan dinleyebilirsiniz
devamını gör...

bir demet tiyatro'da laz bakkal'ın yardımcısı olan karakterin lakabı.

gerçek ismi gürdal tosundur.
devamını gör...

insandır.
uyumsuz, geçimsiz, sosyopat, karamsar, agresif...
say say bitmiyor yahu! ne çok yormuşsunuz beni. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim