z kuşağı
kendi biraderiminde içinde olduğu kuşaktır. çok hızlı ve hareketliler ayriyeten her konuda yorumları var..aralarından çok parlak geleceği olanlarda çıkacak ah buda niye olmuş dediklerimizde..ama her açıdan gümbür gümbür geliyorlar popüler kültürün etkisiyle..
devamını gör...
çini mavisi
tarihi 8. ve 9. yüzyıla dayanan renk, çin'de seramik ve mücevherleri boyamak için kullanıldığı biliniyor. hatta auguste renoir ve van gogh'un da aralarında bulunduğu ressamların, bu toz boyayı pahalı olan deniz mavisine alternatif olarak kullandıkları biliniyor.
devamını gör...
kitap alıntıları
mutluluğu kaçırdığım doğru ama
benim aradığım mutluluk bu değildi zaten.. ahmet altan-en uzun gece.
benim aradığım mutluluk bu değildi zaten.. ahmet altan-en uzun gece.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
beş altı kilo fazlam var. bugünden itibaren dedim akşam az yiyeyim ekmeksiz yaşayayım salata,ot, çöp...eve geldim ve şunu duydum: "bı çay koyalım, kara da pişi yapar ohh" pişi benim iradem dahilinde bir şey değil,duymam yetiyor. herkes iki tane yedi ben on iki.doyduk cok şükür.
devamını gör...
tunceli'de ayı saldırısına uğrayan çinli turist
çinli birinin tunceli'yi nereden bulduğuna mı yoksa ayının çinli turisti nereden bulduğuna mı şaşırsam dediğim haberdir.
buradan
buradan
devamını gör...
19 yaşındakilere tavsiyeler
okuyun, gezin***, konsere gidin, çok çalışmadan sınava girin, bir de çok çalışarak sınava girin ki aradaki farkı anlayın, farklı görüşlere saygı duymayı öğrenin, karikatürleri takip edin, kendinize özel bir mizah anlayışı edinin, ailenizi sevin, yardım edin, çıkarsız ilişkiler kurmayı öğrenin, kendinizi sadece kendinizle kıyaslayın, hislerinize güvenin, bazen sağır olun ki etraftaki çöpleri duymayın, sevmekten korkmayın ama tekrar hata yapmaktan korkun, kırmayın.... vb gibi uzayıp gidecek bir liste verilebilinir. ama önce kendinizi tanıyın, devamı gelecektir.
... ne güzel şeysin sen hep yaşın 19...
... ne güzel şeysin sen hep yaşın 19...
devamını gör...
yazarların çektiği çiçek fotoğrafları
gregor samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında kendini saksı olarak buldu. dün işsiz kaldığı için ailesinin de onunla işi bitmişti. o artık içine çiçek dikilecek basit bir saksıydı, işte buydu değeri. ailesi, patronları tarafından posası çıkarılmış kalan kabıyla da ancak saksı olabilmişti.
devamını gör...
sözlükteki varlığınızı birkaç kelime ile tanımlayın
"etliye sütlüye karışmayan, kendi halinde, sessiz sakin." bu tam anlamıyla benim dünyadaki varlığım olabilir.
devamını gör...
son zamanlarda ortaya çıkmış saçma kelimeler
"devamke"dir.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
çok teşekkür ederim mesajımı seslendirdiğiniz için. ağzınıza sağlık efendim, güzel program oluyor vesselam, bravo..*
devamını gör...
girift radyo yayını
na(h)if bir ekip, eminim uzun uğraşlar sonucu oluşturulmuş bir liste. yayını dinlemeye ve dinletmeye çalışacağım. ancak sorum şu, yukarıdaki liste sırasına göre mi çalınacak yoksa istediğinizden başlaya biliyor musunuz hocam?
devamını gör...
ışid'in yok ettiği tarihi miras
bazı yerleri put kırıyoruz reklamları için patlatsalarda, büyük kısmını "birilerine" sattıkları söyleniyordu. muhtemelen 50 sene sonra ortam sakinleşince bir ülkenin müzesinde çıkar.
devamını gör...
seri şekilde artı oylayan yazar
bazen herhangi bir başlıkta bir yazara denk gelip tanımını okuyunca profiline girip okuyabildiğim kadar okuyorum ve hoşuma gidenleri, güzel yazıları beğeniyorum ya da favori veriyorum.
artı = güzel
favori = çok güzel
hem artı hem favori = mükemmel
olarak değerlendiriyorum kendimce.
bazı yazarlar yanlış anlıyordur belki, onlardan da aynısını bekliyormuşum gibi anlaşılabilir ama kesinlikle öyle bir beklentim yok.
hoşunuza giden olursa zaten beğenirsiniz ama dediğim gibi beğeni attığımda karşılık beklemeden beğeniyorum.
artı = güzel
favori = çok güzel
hem artı hem favori = mükemmel
olarak değerlendiriyorum kendimce.
bazı yazarlar yanlış anlıyordur belki, onlardan da aynısını bekliyormuşum gibi anlaşılabilir ama kesinlikle öyle bir beklentim yok.
hoşunuza giden olursa zaten beğenirsiniz ama dediğim gibi beğeni attığımda karşılık beklemeden beğeniyorum.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük, günaydın diğerleri, günaydın kova burcu tuhafı.
fırça yiyorum efenim;
+ nerdesin sen bu vakte kadar?
- ya anlattım ya, muhabbet ettim arkadaşla, o yüzden uyanamadım.
+ her sabah böyle mi olacak?
- yok be ya, denk geldi işte, bi de kadın sarhoştu çenesi durmadı.*
+ olmasın, insanım filan demem senin de alırım dalağını
- tanısan severs...
+ sıs la!!!
fırça yiyorum efenim;
+ nerdesin sen bu vakte kadar?
- ya anlattım ya, muhabbet ettim arkadaşla, o yüzden uyanamadım.
+ her sabah böyle mi olacak?
- yok be ya, denk geldi işte, bi de kadın sarhoştu çenesi durmadı.*
+ olmasın, insanım filan demem senin de alırım dalağını
- tanısan severs...
+ sıs la!!!
devamını gör...
türkiye'de feminizm
yapılan yanlışlardan birini dile getirmek istiyorum. bunu benden önce zaten birçok insan, feminist ve mary wollstonecraft, a vindication of the rights of woman kitabında da dile getiriyor ve anlatmaya çalışıyor.
''i do not wish them to have power over men; but over themselves.''
ben kadınların erkekler üzerinde güç sahibi olmalarını dilemiyorum, kadınların kendi üzerlerinde güç sahibi olmalarını istiyorum/diliyorum gibi bir çeviri yapılabilir. fakat anlaşılması gereken nokta bence gayet açık. erkeği baskılamak, onu hakir görmek ya da artık dönem sizin döneminiz değil kadınların dönemi gibi radikal ya da feminazi davranışlar, feminizmin bir gereğinden ziyade bu yolla eşitliği sağlayabileceğini düşünen insanlar nedeniyle kötüleniyor. yani bu; feminizm'in düşmanı yine bir başka feminist demek gibi.
bugün radikal olan birçok görüşe karşı çıkan insanoğlu, konu eşitsizlik ya da feminizm olunca radikalliği evirip çevirip, yumuşatıp güzellemeye çalışıyor. olması gereken radikal feminizm de değil bunu yumuşatmak da değil. feminizm zaten kendi içinde rasyonel bir görüş, sadece anlayıp öyle savunmak gerekiyor.
ps: 8 mart'ta birçok şehirde yürüyüşler yapılıyor, herkes bilir bunları. ben bazen gördüklerim karşısında gerçekten kurdeşen döküyorum. pankartlara öyle şeyler yazılıyor ki gerçekten anlamak istemiyorum. yazdıklarıyla kendini metalaştıranlar mı ararsınız, seks objesiymiş gibi pankarta o***pu yazıp gururla taşıyanını mı ararsınız... neler neler ya. gerçekten insan hayret ediyor. bu yüzden kolektif değil bireysel düşünce çok önemli.
''i do not wish them to have power over men; but over themselves.''
ben kadınların erkekler üzerinde güç sahibi olmalarını dilemiyorum, kadınların kendi üzerlerinde güç sahibi olmalarını istiyorum/diliyorum gibi bir çeviri yapılabilir. fakat anlaşılması gereken nokta bence gayet açık. erkeği baskılamak, onu hakir görmek ya da artık dönem sizin döneminiz değil kadınların dönemi gibi radikal ya da feminazi davranışlar, feminizmin bir gereğinden ziyade bu yolla eşitliği sağlayabileceğini düşünen insanlar nedeniyle kötüleniyor. yani bu; feminizm'in düşmanı yine bir başka feminist demek gibi.
bugün radikal olan birçok görüşe karşı çıkan insanoğlu, konu eşitsizlik ya da feminizm olunca radikalliği evirip çevirip, yumuşatıp güzellemeye çalışıyor. olması gereken radikal feminizm de değil bunu yumuşatmak da değil. feminizm zaten kendi içinde rasyonel bir görüş, sadece anlayıp öyle savunmak gerekiyor.
ps: 8 mart'ta birçok şehirde yürüyüşler yapılıyor, herkes bilir bunları. ben bazen gördüklerim karşısında gerçekten kurdeşen döküyorum. pankartlara öyle şeyler yazılıyor ki gerçekten anlamak istemiyorum. yazdıklarıyla kendini metalaştıranlar mı ararsınız, seks objesiymiş gibi pankarta o***pu yazıp gururla taşıyanını mı ararsınız... neler neler ya. gerçekten insan hayret ediyor. bu yüzden kolektif değil bireysel düşünce çok önemli.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten gelen yazarlar
istanbul kalabalığından, keşmekeşinden, trafiğinden bunalıp izmir'e gelen insan gibidir. bir bakmışsın hoşuna gitmiş temelli yerleşmiş, arada sırada da istanbul'a gidip önemli işlerini halledip geri geliyor. burada yazlıkçı iken orada kışlık takılıyor.
devamını gör...
insanlıktan nasibimi almadım davranışları
engelli rampasına araç koymak.
devamını gör...
lan deme lan babam kızıyor lan
bunu yaparken de kendimizi cem yılmaz gibi hissetmemiz yok mu o daha komik.
devamını gör...
boğaziçi sadece elitistlerin değil milletindir
üniversite hocası olarak yazıyorum. üniversiteler bir an önce milli eğitime ya da teknoloji bakanlığına bağlanmalıdır. aksi halde, belediye başkanı kızları, bakan yeğenleri doluşarak daha da berbat hale gelecek. ki geldi zaten
devamını gör...
tahiti
bu bir arolium ukdesidir.
17. yy'a ''manzara resmi'' diye bir şey yoktu. 17. yy'da cermenli ressamlar manzaraya kısa süreli eğilim göstermişler.
sonrasında yine tek başına kullanılmamıştır.
manzara ''figürlü resim''in arkasında, fon olarak kullanılmaya devam etmiştir.
18. yy'da ise ingiliz ve alman ressamları manzarayı ''tek başına''işlemeye başlamış
19. yy'da ise fransız ressamlarda 'manzara' başlı başına bir konu olarak işlenmeye başlanmış, ''açık hava ressamlığı'' diye bir kavram doğmuştur. şovalyeler, tuvaller köylere ve ormanlara taşınmıştır. barbizon ekolü ortaya çıkmıştır.
barbizon ekolü: fransız ressamları ile başlayan manzaraya eğilimli ressamlar topluluğudur efem...
işte bu ekoldekilerden biri de, fransız ressam paul gauguin'dir.
depresyona girdiği, intihara kalkıştığı günler olunca kendisini tahiti'ye atmış , fransız polinezyası olan tahiti'ye hayran kalarak üzerinde bir çok resimler yapmıştır. gerek halkını, gerek doğasını ‘fatata te miti (by the sea)’, ‘la orana maria’ (ave maria) gibi bir çok önemli tabloya yansıtarak gerçek anlamda altlarına ''imza'' atmıştır.
gauguin, tahitiden o kadar etkilenmiş ki; tahiti yaşam tarzını ve inançlarını anlattığı , noa noa: the tahiti journal of paul gauguin adlı bir kitabı vardır.
kısacası tahiti, gauguin'i depresyondan kurtaran, ilham perilerini tekrar bulmasını sağlayan yerdir.
''
''
''
''
17. yy'a ''manzara resmi'' diye bir şey yoktu. 17. yy'da cermenli ressamlar manzaraya kısa süreli eğilim göstermişler.
sonrasında yine tek başına kullanılmamıştır.
manzara ''figürlü resim''in arkasında, fon olarak kullanılmaya devam etmiştir.
18. yy'da ise ingiliz ve alman ressamları manzarayı ''tek başına''işlemeye başlamış
19. yy'da ise fransız ressamlarda 'manzara' başlı başına bir konu olarak işlenmeye başlanmış, ''açık hava ressamlığı'' diye bir kavram doğmuştur. şovalyeler, tuvaller köylere ve ormanlara taşınmıştır. barbizon ekolü ortaya çıkmıştır.
barbizon ekolü: fransız ressamları ile başlayan manzaraya eğilimli ressamlar topluluğudur efem...
işte bu ekoldekilerden biri de, fransız ressam paul gauguin'dir.
depresyona girdiği, intihara kalkıştığı günler olunca kendisini tahiti'ye atmış , fransız polinezyası olan tahiti'ye hayran kalarak üzerinde bir çok resimler yapmıştır. gerek halkını, gerek doğasını ‘fatata te miti (by the sea)’, ‘la orana maria’ (ave maria) gibi bir çok önemli tabloya yansıtarak gerçek anlamda altlarına ''imza'' atmıştır.
gauguin, tahitiden o kadar etkilenmiş ki; tahiti yaşam tarzını ve inançlarını anlattığı , noa noa: the tahiti journal of paul gauguin adlı bir kitabı vardır.
kısacası tahiti, gauguin'i depresyondan kurtaran, ilham perilerini tekrar bulmasını sağlayan yerdir.
''
''
''
devamını gör...