barbar türkler
barbar türk kavramı nereden geliyor ?
şimdi öncelile barbar terimini iyi kavramak gerekiyor. günümüzde çağdaş toplumsal normların dışında kalan, kaba kişilere karşı barbar denilir.
işin bizi bağlayan kısmından başlamam gerekirse, batılılar özellikle 19. ve 20. yüzyılda bizim için barbar terimini çok kullanıyorlardı. tabi ki kültürel olarak aşağılamak için kullandıkları bir yana dursun, siyasi emelleri için de böyle bir tavır takındıklarını söyleyebiliriz.


barbarlık teriminin kökenine indiğimiz zamanlarda, antik yunanların m.ö. 7. ve 6. yüzyılda kendilerinden farklı ve başka bir dil konuşan topluluklara “barbar” denildiğini görüyoruz.
burada şunu görüyoruz. bu ilk dönemlerdeki barbar terimleri aslında bir aşağılayıcılık anlamında kullanılmamaktadır. hatta ünlü tarihçi heradot’un yunanların kendilerinden daha köklü ve üstün olduğunu kendilerinin de kabul ettiği “mısır firig, lidya” gibi kavimlere de barbar dedikleri gözlemlenmiştir. yani özetle ilk dönemdeki barbar teriminin karşılığı aşağılık veya aşağılama anlamında değil, kendilerinden yabancı bir dilde konuşan toplumlar için kullanılıyordu.
peki bu barbar lafının günümüzdeki anlamıyla kullanılmaya başlaması ilk ne zaman olmuştur ?
m.ö. 4. yüzyılda yunanılar ile persler birbirine girdiği zaman artık peslerin kültür, dil, davranış ve diğer sıfatları ile yunanlılardan aşağı oldukları artık o zamanın toplumları tarafından iyice dillendirilmişti. yunanlılar perslere barbar demeye başlamışlardı ve perslerin de bu vahşiliği bu kelimenin asıl anlamına evrilmesinde büyük roller oynamıştı. yunanların bu perslere yaptığı yakıştırma daha sonra roma imparatorluğuna da geçecekti. zippo mizacıyla söylemem gerekirse “ yunanlar bu lafı perslere çaktı, romalılar da bize çaktı.”

daha sonraları bu barbar kelimesi kulaktan kulağa bir söylenti olarak abartıla abartıla geçerken, tam da o dönemlerde türklerin doğuda yükselişi başlamıştır. türkler islam coğrafyasını ve devletlerini bir bir düşürürken, batı anadoludan avrupaya doğru ilerlemeye başladığında e doğal olarak avrupanın da en büyük düşmanı otomatikman türkler olmuştur. yani bu barbar lafının ilk bizim üzerimize yapışıp kalması bir nevi bizans döneminde gerçekleşmişti. daha sonra 19. yüzyılda emperyalizmin de yükselişi ile doğunun ve türklerin barbar olduğu algısı yerleştirilmesi için çabalar gösterilmiştir. bunun sebebi de aslında doğunun fethedilmesinin haklı gösterilmeye çalışılmasıdır. çünkü batı bu barbarlara karşılık, doğuya özgürlük, demokrasi vs. getirmiştir (!)
şimdi öncelile barbar terimini iyi kavramak gerekiyor. günümüzde çağdaş toplumsal normların dışında kalan, kaba kişilere karşı barbar denilir.
işin bizi bağlayan kısmından başlamam gerekirse, batılılar özellikle 19. ve 20. yüzyılda bizim için barbar terimini çok kullanıyorlardı. tabi ki kültürel olarak aşağılamak için kullandıkları bir yana dursun, siyasi emelleri için de böyle bir tavır takındıklarını söyleyebiliriz.


barbarlık teriminin kökenine indiğimiz zamanlarda, antik yunanların m.ö. 7. ve 6. yüzyılda kendilerinden farklı ve başka bir dil konuşan topluluklara “barbar” denildiğini görüyoruz.
burada şunu görüyoruz. bu ilk dönemlerdeki barbar terimleri aslında bir aşağılayıcılık anlamında kullanılmamaktadır. hatta ünlü tarihçi heradot’un yunanların kendilerinden daha köklü ve üstün olduğunu kendilerinin de kabul ettiği “mısır firig, lidya” gibi kavimlere de barbar dedikleri gözlemlenmiştir. yani özetle ilk dönemdeki barbar teriminin karşılığı aşağılık veya aşağılama anlamında değil, kendilerinden yabancı bir dilde konuşan toplumlar için kullanılıyordu.
peki bu barbar lafının günümüzdeki anlamıyla kullanılmaya başlaması ilk ne zaman olmuştur ?
m.ö. 4. yüzyılda yunanılar ile persler birbirine girdiği zaman artık peslerin kültür, dil, davranış ve diğer sıfatları ile yunanlılardan aşağı oldukları artık o zamanın toplumları tarafından iyice dillendirilmişti. yunanlılar perslere barbar demeye başlamışlardı ve perslerin de bu vahşiliği bu kelimenin asıl anlamına evrilmesinde büyük roller oynamıştı. yunanların bu perslere yaptığı yakıştırma daha sonra roma imparatorluğuna da geçecekti. zippo mizacıyla söylemem gerekirse “ yunanlar bu lafı perslere çaktı, romalılar da bize çaktı.”

daha sonraları bu barbar kelimesi kulaktan kulağa bir söylenti olarak abartıla abartıla geçerken, tam da o dönemlerde türklerin doğuda yükselişi başlamıştır. türkler islam coğrafyasını ve devletlerini bir bir düşürürken, batı anadoludan avrupaya doğru ilerlemeye başladığında e doğal olarak avrupanın da en büyük düşmanı otomatikman türkler olmuştur. yani bu barbar lafının ilk bizim üzerimize yapışıp kalması bir nevi bizans döneminde gerçekleşmişti. daha sonra 19. yüzyılda emperyalizmin de yükselişi ile doğunun ve türklerin barbar olduğu algısı yerleştirilmesi için çabalar gösterilmiştir. bunun sebebi de aslında doğunun fethedilmesinin haklı gösterilmeye çalışılmasıdır. çünkü batı bu barbarlara karşılık, doğuya özgürlük, demokrasi vs. getirmiştir (!)
devamını gör...
bebeklerin durduk yere gülmesi
yani en güzel gülmelerden biri en saf en temizi.
devamını gör...
insanın en zayıf noktası
travmaları
çocukluğu
ve hayalleridir.
ya da sevdikleri.
çocukluğu
ve hayalleridir.
ya da sevdikleri.
devamını gör...
donna donna
bir joan baez yorumu. buradan
ikinci dünya savaşı sırasında vagonlarla toplama kamplarına götürülen museviler, vagonlarda bu şarkıyı söylerlermiş. tabi yahudi dilinde ve "dona dona" şeklinde söylerlermiş.
şarkının sözleri, kesime götürülen bir danayı anlatır. olay ne kadar danaya hitap ederek anlatılsa da bu enfes protest şarkının sözlerini hayatınızın çoğu anına uyarlayabilirsiniz.
şarkının ingilizce sözleri ve türkçe çevirisi şu şekilde:
on a wagon bound for market / pazara gitmek için hazırlanmış arabada
there's a calf with a mournful eye / gözleri hüzünlü bir dana var
high above him there's a swallow /onun üstünde, yükseklerdeyse bir kırlangıç
winging swiftly through the sky / göklerde hızla kanat çırpmakta
how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
"stop complaining!" said the farmer / "yakınmayı bırak” dedi çiftçi
who told you a calf to be? / kim dedi sana dana ol dedi ki?
why don't you have wings to fly with / niye senin uzaklara uçacak kanatların yok ki?
like the swallow so proud and free? / şöyle özgür ve gururlu bu kırlangıç gibi..
how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
calves are easily bound and slaughtered / danalar kolaylıkla bağlanıp kesilebilir
never knowing the reason why / nedenini asla bilmeden
but whoever treasures freedom / ama özgürlüğe değer veren
like the swallow has learned to fly / uçmayı öğrenmeli, bir kırlangıç gibi..
how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar..
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
ikinci dünya savaşı sırasında vagonlarla toplama kamplarına götürülen museviler, vagonlarda bu şarkıyı söylerlermiş. tabi yahudi dilinde ve "dona dona" şeklinde söylerlermiş.
şarkının sözleri, kesime götürülen bir danayı anlatır. olay ne kadar danaya hitap ederek anlatılsa da bu enfes protest şarkının sözlerini hayatınızın çoğu anına uyarlayabilirsiniz.
şarkının ingilizce sözleri ve türkçe çevirisi şu şekilde:
on a wagon bound for market / pazara gitmek için hazırlanmış arabada
there's a calf with a mournful eye / gözleri hüzünlü bir dana var
high above him there's a swallow /onun üstünde, yükseklerdeyse bir kırlangıç
winging swiftly through the sky / göklerde hızla kanat çırpmakta
how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
"stop complaining!" said the farmer / "yakınmayı bırak” dedi çiftçi
who told you a calf to be? / kim dedi sana dana ol dedi ki?
why don't you have wings to fly with / niye senin uzaklara uçacak kanatların yok ki?
like the swallow so proud and free? / şöyle özgür ve gururlu bu kırlangıç gibi..
how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
calves are easily bound and slaughtered / danalar kolaylıkla bağlanıp kesilebilir
never knowing the reason why / nedenini asla bilmeden
but whoever treasures freedom / ama özgürlüğe değer veren
like the swallow has learned to fly / uçmayı öğrenmeli, bir kırlangıç gibi..
how the winds are laughing / nasıl da gülüyor rüzgârlar
they laugh with all their might / gülüyorlar bütün güçleriyle
laugh and laugh the whole day through / gülüyorlar ve gülüyorlar tüm gün boyunca
and half the summer's night / ve bir yaz gece yarısına kadar..
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
donna, donna, donna, donna; donna, donna, donna, don
devamını gör...
an itibarıyla üzerindeki tişörtte yazanlar
you will never walk alone!
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
hiç kimseye anlattığından daha fazlasını sormadım.
kimsenin özelini kurcalamadım.
kimsenin yarasına basmadım.
kimsenin benim hakkımda bir başkasına söylediğini merak etmedim.
kimsenin özelini kurcalamadım.
kimsenin yarasına basmadım.
kimsenin benim hakkımda bir başkasına söylediğini merak etmedim.
devamını gör...
güne bir özdemir asaf şiiri bırak
seni saklayacağım inan
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.
seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde;
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya..
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım..
anlayacaksın
özdemir asaf
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.
seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde;
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya..
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım..
anlayacaksın
özdemir asaf
devamını gör...
bazı şair hikayeleri
en çok ilgimi çeken ilk eşi fatma hanıma makber şiirini yazıp onun cenazesinde diğer eşiyle tanışan ve toplamda 4 tane eşi olan koca yürekli abdülhak hamit tarhandır bu saire olan ilgimi 9 eylül üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümüne borçluyum (bkz: abdülhak hamit tarhan)
devamını gör...
güne bir türkiye yalanı bırak
türkiye şahlanıyor.
kriz bizi teğet geçti.
avrupa bizi kıskanıyor.
kriz bizi teğet geçti.
avrupa bizi kıskanıyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
..... tam ortasından başladım lafa.
öyle işte.
misal dedim. sıkıldım. sıkılmaktan da sıkıldım.
bozulan ağzımı toparlamak kadar kolay olmadı dağılan hayatını toparlamak..
toparlayabildin mi?..
benimle aynı pozları verme.
benim baktığım yöne gitme.
kafam hiç bu kadar karmakarışıklaşmamışken daha, benimle aynı yöne dönme...
sıkılma, sıkılmaktan da sıkılma... benimle aynı programlarda depara kalkma.
bilmediğim huzursuzlukları koyma önüme.
açını değiştir örneğin. rengini değiştir. en sevdiğim rengi değiştir.
maviysem, kırmızı ol örneğin. ben maviysem sen siyah ol!..
çıkar o saati de artık. zira vaktin doldu senin.
kes sakallarını, sevmezsin. çınlamasın kulaklarında bırak nidalarım.. ne yap biliyor musun? yürüyüp git... böyle yürüyüp git... mecnun'un dediği.
mecnun kim?
izlemedin değil mi? onu da izlemedin.
bırak, yürüyüp git...
öyle işte.
misal dedim. sıkıldım. sıkılmaktan da sıkıldım.
bozulan ağzımı toparlamak kadar kolay olmadı dağılan hayatını toparlamak..
toparlayabildin mi?..
benimle aynı pozları verme.
benim baktığım yöne gitme.
kafam hiç bu kadar karmakarışıklaşmamışken daha, benimle aynı yöne dönme...
sıkılma, sıkılmaktan da sıkılma... benimle aynı programlarda depara kalkma.
bilmediğim huzursuzlukları koyma önüme.
açını değiştir örneğin. rengini değiştir. en sevdiğim rengi değiştir.
maviysem, kırmızı ol örneğin. ben maviysem sen siyah ol!..
çıkar o saati de artık. zira vaktin doldu senin.
kes sakallarını, sevmezsin. çınlamasın kulaklarında bırak nidalarım.. ne yap biliyor musun? yürüyüp git... böyle yürüyüp git... mecnun'un dediği.
mecnun kim?
izlemedin değil mi? onu da izlemedin.
bırak, yürüyüp git...
devamını gör...
yazarların garip huyları
eşyalarla konuştuğumu kimse görmesin diye evin bütün perdelerini çekip sergilediğim huylardır.
not: henüz eşyalardan cevap almaya başlamadım.
not: henüz eşyalardan cevap almaya başlamadım.
devamını gör...
vikings
bitirmiş olduğum ve hayatımda bir nevi behzat ç. etkisi yapmış olan dizidir.
dizi 2013 yılında başlamıştı ama benim diziyle tanışmam 2016 yılında oldu. yabancı dizi merakım pek yoktu. vikings öncesi yabancı dizi olarak yalnızca frasier ve marco polo izlemiştim. fakat bu durumdaki bir insanı bile 5 yıl kendisine bağlayabildi vikings.
ilk izlediğimdeki halimle şu anki halimin arasında epey fark var. ülkenin hali bile inanılmaz değişti. düşünün mesela 15 temmuz gecesi telefonu bir yere koymuş vikings izliyordum da gelen mesajlara bakmamakta diretmistim. en son "yeter be bir dizi izletmediniz" deyip bakmıştım ve olanlar olmuştu. yıllar sonra 15 temmuz'da ne yapıyordun diye soranlara "vallahi vikings izliyordum..." diye cevaplar vereceğim.
bu girizgahtan sonra bir yorum yapayım.
* çekilen yerler, makyaj, kostümler, müzikler ve ortalama vikings yaşam tarzı beni inanılmaz etkiledi. içimdeki ilkel varlık ortaya çıkmak için can atıyordu.
* ragnar lothbrok'un ölümünden sonra dizi bitti diyenleri hiçbir zaman anlamadım. halbuki çocukları da, özellikle bjorn, ubbe ve ivar the boneless çok güçlü karakterlerdi. müptezel hvitserk bile özgün bir karakter oldu. ve her biri ragnar'ın farklı özelliklerini taşıyordu.
not: siggurd ölmeseydi nasıl bir karakter olurdu acaba?
* dizinin sadece iskandinavya'da kalmayıp britanya, fransa, endülüs, kuzey afrika ve rusya'ya yayılması çok güzeldi. son sezonda oleg ve othere'in constantinople'dan bahsetmeleri "acaba bir sezon daha olsaydı bir istanbul yaparlar mıydı?" diye düşünmeme sebep oldu. devamında çekilecek olan valhallavar ama sanırım ondan istanbul ayağı olmayacak. keşke olsaydı. ayasofya'ya imzasını atan viking savaşçısını görmek güzel olabilirdi mesela...
* lagertha, torvi, gunnhild gibi güçlü ve özgür shieldmaidenlar eminim birçok kadına ilham kaynağı olmuştur.
* ah floki, canım floki. anadolu'daki gazi - dervişleri hatırlıyor bana.
floki'ye niyaz ederiz
yalan dünya nideriz
ölürüz valhalla'ya gideriz
göster şol didarı bana
dizi 2013 yılında başlamıştı ama benim diziyle tanışmam 2016 yılında oldu. yabancı dizi merakım pek yoktu. vikings öncesi yabancı dizi olarak yalnızca frasier ve marco polo izlemiştim. fakat bu durumdaki bir insanı bile 5 yıl kendisine bağlayabildi vikings.
ilk izlediğimdeki halimle şu anki halimin arasında epey fark var. ülkenin hali bile inanılmaz değişti. düşünün mesela 15 temmuz gecesi telefonu bir yere koymuş vikings izliyordum da gelen mesajlara bakmamakta diretmistim. en son "yeter be bir dizi izletmediniz" deyip bakmıştım ve olanlar olmuştu. yıllar sonra 15 temmuz'da ne yapıyordun diye soranlara "vallahi vikings izliyordum..." diye cevaplar vereceğim.
bu girizgahtan sonra bir yorum yapayım.
* çekilen yerler, makyaj, kostümler, müzikler ve ortalama vikings yaşam tarzı beni inanılmaz etkiledi. içimdeki ilkel varlık ortaya çıkmak için can atıyordu.
* ragnar lothbrok'un ölümünden sonra dizi bitti diyenleri hiçbir zaman anlamadım. halbuki çocukları da, özellikle bjorn, ubbe ve ivar the boneless çok güçlü karakterlerdi. müptezel hvitserk bile özgün bir karakter oldu. ve her biri ragnar'ın farklı özelliklerini taşıyordu.
not: siggurd ölmeseydi nasıl bir karakter olurdu acaba?
* dizinin sadece iskandinavya'da kalmayıp britanya, fransa, endülüs, kuzey afrika ve rusya'ya yayılması çok güzeldi. son sezonda oleg ve othere'in constantinople'dan bahsetmeleri "acaba bir sezon daha olsaydı bir istanbul yaparlar mıydı?" diye düşünmeme sebep oldu. devamında çekilecek olan valhallavar ama sanırım ondan istanbul ayağı olmayacak. keşke olsaydı. ayasofya'ya imzasını atan viking savaşçısını görmek güzel olabilirdi mesela...
* lagertha, torvi, gunnhild gibi güçlü ve özgür shieldmaidenlar eminim birçok kadına ilham kaynağı olmuştur.
* ah floki, canım floki. anadolu'daki gazi - dervişleri hatırlıyor bana.
floki'ye niyaz ederiz
yalan dünya nideriz
ölürüz valhalla'ya gideriz
göster şol didarı bana
devamını gör...
herman melville
dünyanın en çok okunan "moby dick" ve "katip bartleby" romanlarının '1819 doğumlu amerikalı yazarıdır.
küçük yaşlarda geçirdiği bir hastalık ile görme yetisinin büyük kısmını kaybetmiş. buradan da gözleri sağlıklı görmese de hayal gücüyle farkını kat kat koyduğunu anlayabiliriz.
ukde bırakan: piyanist
küçük yaşlarda geçirdiği bir hastalık ile görme yetisinin büyük kısmını kaybetmiş. buradan da gözleri sağlıklı görmese de hayal gücüyle farkını kat kat koyduğunu anlayabiliriz.
ukde bırakan: piyanist
devamını gör...
taoizm
2000 yıl boyunca çin'de yaşamın her alanını var olan bir inançtır. çin, kore gibi asya ülkelerinde etkileri görülmüştür. insan bedeninin evrendeki tüm tanrıları barındırdığına inanılır.
devamını gör...
yazarların en nefret ettiği batıl inançlar
'kara kedi görmek uğursuzluk getirir.'
bunu sadece kara kediyle sınırlandırmayalım, herhangi bir hayvanın uğursuzluk getirdiğine inanılması kadar nefret ettiğim başka bir batıl inanç yok sanırım. yaşanan aksiliklerin mesuliyetini tüy renginden ya da cinsinden dolayı bir hayvana yıkmak hangi beyinlerin ürünü gerçekten merak konusu.
bunu sadece kara kediyle sınırlandırmayalım, herhangi bir hayvanın uğursuzluk getirdiğine inanılması kadar nefret ettiğim başka bir batıl inanç yok sanırım. yaşanan aksiliklerin mesuliyetini tüy renginden ya da cinsinden dolayı bir hayvana yıkmak hangi beyinlerin ürünü gerçekten merak konusu.
devamını gör...
ümit hırsızı
sözü ve müziği tarkan'a ait olan ve bülent ersoy tarafından seslendirilen şarkı.
aslında bu şarkıyı tarkan'dan dinleyecektik fakat bülent ersoy şarkıyı çok beğenmiş,
tarkan'a buluştuklarında şöyle demiş: 'ben bunu kıskandım, şahsen ben okumak isterdim'
tarkan beyefendi tabi. nezaket ötesi bir tavır sergilemiş bülent ersoy'a göre ve demiş ki:
'zatıaliniz okursa ben çok daha mutlu olurum'
muhtemelen tarkan'ın bu şarkıyı nasıl söylediğini tahmin etmekle yetineceğiz. elbette bülent ersoy da güzel söylemiş, hakkını yemeyelim şimdi.*
kaynak
aslında bu şarkıyı tarkan'dan dinleyecektik fakat bülent ersoy şarkıyı çok beğenmiş,
tarkan'a buluştuklarında şöyle demiş: 'ben bunu kıskandım, şahsen ben okumak isterdim'
tarkan beyefendi tabi. nezaket ötesi bir tavır sergilemiş bülent ersoy'a göre ve demiş ki:
'zatıaliniz okursa ben çok daha mutlu olurum'
muhtemelen tarkan'ın bu şarkıyı nasıl söylediğini tahmin etmekle yetineceğiz. elbette bülent ersoy da güzel söylemiş, hakkını yemeyelim şimdi.*
kaynak
devamını gör...
lan bırak (yazar)
evvel mahsus selam eder gözlerinizden öperim değerli kardeşim. malumunuz olduğu üzere uzun bir süredir sözlüğe girmiyordum. dönüşümle birlikte gördüm ki, yokluğumda bir davette bulunmuşsunuz. farkında olmasak dahi icabet etmiş bulunduk.* fakat görüyorum ki; şimdi de siz ortalarda yoksunuz. yani varsınız da yazmıyorsunuz gibi duruyor. bu durumda bir davette benden gelsin madem * yoksa durumunuz fena halde attila ilhan'ın sultan galiyev için yaptığı nitelemeye dönecek; ''avrasya'da dolaşan hayalet'' değil de ''normal sözlükte dolaşan anormal hayalet'' benzetmelerine maruz kalacaksınız. casper diyen bile çıkabilir ki, ben şimdiden uyarayım da üzerimdeki mesuliyeti atayım.
ez cümle; biz buralarda çok fazla özgün yazım tarzı ve farklı konulara değinen arkadaş görmüyoruz. varlar ama sayıları iyice azaldı. dinozordan hallice bir kaderi var bu tarz arkadaşların. azaldıkça azalıyorlar. o sebeple türü kurtarmak adına doğal habitatınız olan bilgi kategorisine bekleniyorsunuz. az okunsa da öz okunur. en temizi de odur. hatırlatmış olayım dedim. haydi bana eyvallah!
ez cümle; biz buralarda çok fazla özgün yazım tarzı ve farklı konulara değinen arkadaş görmüyoruz. varlar ama sayıları iyice azaldı. dinozordan hallice bir kaderi var bu tarz arkadaşların. azaldıkça azalıyorlar. o sebeple türü kurtarmak adına doğal habitatınız olan bilgi kategorisine bekleniyorsunuz. az okunsa da öz okunur. en temizi de odur. hatırlatmış olayım dedim. haydi bana eyvallah!
devamını gör...


