sabahattin ali sözleri
tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. *
devamını gör...
eskale etmek
nihai kararın verilemediği, askıda olan bir konuyu bir üst merciyee taşımak anlamına gelir.
örnek olarak, 'müdürünü çağır bana' cümlesinden sonra, müdürün gelip konuya el atması eskale etmek olarak görülebilir.
örnek olarak, 'müdürünü çağır bana' cümlesinden sonra, müdürün gelip konuya el atması eskale etmek olarak görülebilir.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
nerdesiniz millet? ben geldim. kalkın hadi. party yapacağız.
devamını gör...
güneş (yazar)
öyle uzaktan uzaktan seviyoruz birbirimizi.* arada profilime uğrar bir dolu beğeni bırakır sağ olsun. o beğeni bırakır ben mutlu olurum. herkes bahsetmiş zaten, karalama defterini okumak diye yeni bir hobim var artık. teşekkür ederim sevgili yazar. uzun lafın kısası uzaktan beğenileşmeye gönlüm el vermedi adını koyalım diye yazayım dedim. siz yazın biz okuyalım güneş.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
kütüphaneden aldığım ve henüz okumayı bitirmediğim kitabın iade tarihinin gelmiş olması.
-kitabı bitirmek de istemiyorum*
-o yolu da yürümek istemiyorum*
kaç saattir kesik olan elektrik de var!
çıvdıvıcam.
-kitabı bitirmek de istemiyorum*
-o yolu da yürümek istemiyorum*
kaç saattir kesik olan elektrik de var!
çıvdıvıcam.
devamını gör...
düşün ki tanrı bunu okuyor
naptın sattın mı dobloyu?...elde edemediğime dönüşmüşken ve buna alışmışken niye şimdi? şakaların canımı acıtıyor yapma.
devamını gör...
süleyman soylu
t: homofobik, galeyancı, eyyamcı bir içişleri bakanıdır. (maalesef)
haber global yayınında kendince sorulara cevap verdiğini sanmaktadır, daha doğrusu savurmaya çalışıp saçmalamaktadır.
haber global yayınında kendince sorulara cevap verdiğini sanmaktadır, daha doğrusu savurmaya çalışıp saçmalamaktadır.
devamını gör...
gerekirse adam gibi ölürüz kadın gibi yaşamayız
sifon cekme istegi uyandiran beyan.
devamını gör...
andromeda galaksisinde yer alan en gizemli nötron yıldızı
zamanı bükebilen yazar. kırmızı bildirimleri ile ansızın(bkz: zaman ve mekandan münezzeh :) ) yüzünüzü gülümsetebilir.
devamını gör...
asla mutlu olamayacak insanlar
geçmişte takılı kalıp kalan,
hep olumsuz anıları kafalarında tekrar tekrar canlandırırken anı kaçırıp bugününü de yarınını da kısır döngü içinde yaşayan insanlardır.
elindeki artıları görmezden gelen eksikliklere odaklanıp, evrenine daha da negatiflik çekenlerdir.
hayatının hakimiyeti elinde olmayan çevre faktörlü kendini şekillendiren insanlardır.
ruhsal açıdan aç ve acı dolu aslaa kendini iyileştirmeyi mod etmemiş kişilerdir.
mutluluğu kendinde, kalbinde aramayan insanlardır.
hep olumsuz anıları kafalarında tekrar tekrar canlandırırken anı kaçırıp bugününü de yarınını da kısır döngü içinde yaşayan insanlardır.
elindeki artıları görmezden gelen eksikliklere odaklanıp, evrenine daha da negatiflik çekenlerdir.
hayatının hakimiyeti elinde olmayan çevre faktörlü kendini şekillendiren insanlardır.
ruhsal açıdan aç ve acı dolu aslaa kendini iyileştirmeyi mod etmemiş kişilerdir.
mutluluğu kendinde, kalbinde aramayan insanlardır.
devamını gör...
köşe yastığı'nın ihtiyaçlar teorisi
"bütün güdüler ve ihtiyaçlar iki temel içgüdünün farklı şekilde tezahür etmesidir. bu iki temel içgüdü "yemek" ve "cinsellik"tir. insanlığın dünya üzerinde hayatta kalmasını ve devam etmesini bu iki içgüdü sağlamıştır.
hayat daha iyi yemek ve daha çok/çeşitli seks üzerine kurulmuştur. insanda olduğu iddia edilen diğer tüm ihtiyaçlar; bireyi, daha kaliteli yemek ve sekse ulaşmaya güdüler. mesela "güvenlik ihtiyacı"nı halletmiş bireyin karşı cins tarafından tercih edilirliği yüksektir. çünkü bu durumdaki kişi gelecekteki yemeğini (yeni nesiller için de gerekli olacak) ve sağlıklı varlığını büyük ölçüde koruyacaktır.
hayat daha iyi yemek ve daha çok/çeşitli seks üzerine kurulmuştur. insanda olduğu iddia edilen diğer tüm ihtiyaçlar; bireyi, daha kaliteli yemek ve sekse ulaşmaya güdüler. mesela "güvenlik ihtiyacı"nı halletmiş bireyin karşı cins tarafından tercih edilirliği yüksektir. çünkü bu durumdaki kişi gelecekteki yemeğini (yeni nesiller için de gerekli olacak) ve sağlıklı varlığını büyük ölçüde koruyacaktır.
devamını gör...
sümer mitolojisine göre insanın yaratılışı
sümer tanrıları tembeldir ama diğer mitolojilerdeki tanrılara göre daha dürüsttürler. neticede insanları kendi ayak işlerini yapmaları, mabetlerde kendilerine adak adamaları ve bolca dua etmeleri için yaratmışlardır ve bunu da açıkça itiraf ederler. diğerleri gibi kıvırmazlar. bu yüzden takdire şayandırlar. sümer yaratılış efsanesi özellikle ülgen ve ak ana hikayesi ile bayağı bir paralellik arz eder. oradan da mevzuyu hemen kendimize yontalım. *
bunun haricinde tamamlayıcı olması açısından dilmun şehri mevzusuna da girmek lazım. bu tembel sümer tanrılarının süper ötesi bir şehri var. orada bir elleri yağda bir elleri balda yaşarlar. tam tanrılara göre bir mekan. ne hastalık var, ne ölüm... yalnız muazzez hocanın anlattığına göre bu şehirde su yok. yani koskoca tanrı milleti daha alt yapı işlerini tam olarak halledememiş. oysa kadroda ankara'nın eski belediye başkanı gibi bir figür olsa, dilmun nasıl da güzel kalkınırdı. sular seller kaplardı tüm şehri. bonus olarak da, dinozorları kondurdu mu, değmeyin tanrıların keyfine. hem mitolojik hikayelere böylece dinozorları da eklemiş olurlardı ve dünya kültür mirasına daha büyük katkıları olurdu. neyse imkanları bu kadarmış diyelim o mevzuyu kapayalım. elde böyle süper figür olmayınca ünlü sümerolog kramer'e göre su tanrısı ile güneş tanrısı kuyu açıyorlar. yahu gel de gülme, tanrıların haline ahvaline bakar mısınız? su kuyusu açmak nedir? tamam bizim ülkemizde de 2002 yılından önce su yoktu ama daha sonra muazzam bir alt yapıya kavuştuk. tanrı milleti ise su kuyusu açmakla uğraşmış. vallahi şaka gibi. yazık günah sizin tanrılığınıza!
ama bu şaka dilmun şehrinin cennete dönüşmesine yol açacak bir atılım haline geliyor. bir su kuyusundan cennet doğuyor. her yer bağ bahçe haline dönüşüyor. hele bir tanesi var ki, ona cennet bahçesi adını veriyorlar. burada 8 tane özel meyve yetiştiriyorlar. bunların yenmesi yasak. niye yasak? o kısmı muamma. tanrıya yasak olur mu arkadaş? hayır yani yenmeyecekse niye bu meyveleri yetiştiriyorsunuz, amacınız nedir sizin?
benim gibi düşünmüş olsa gerek ki, bilgelik tanrısı enki başlarım sizin yasağınıza diyerek bilgeliğini konuşturuyor ve bütün meyveleri afiyetle mideye indiriyor. bilgelik işte böyle bir şey. sorunca sorgulayınca sonuca varıyorsun. ama tanrılar arasında bağnazlık hakim. yer altı tanrıçası ereşkigal, enki'nin meyveleri yediğini duyunca onu ölümle lanetliyor. yahu psikopat kadın, adam sadece meyve yemiş, neyin tatavası bu. neyse efendim bu tanrıların arasından pek aklı selim çıkmaz zaten. ben doğal karşılıyorum artık bunları. diğer tanrılar üzülüyorlar enki'nin haline, bilgelik tanrısı ölecek gidecek, e ne olacak? sonsuz cehalet dünyayı kaplayacak. bence enki öleli çok olmuş. sadece gerçekleri bizden saklamışlar, yoksa enki yaşıyor olsa dünya bu halde mi olurdu? her yer cehalet, her yer rezalet! ama anlatılan hikâye yaşadığına dair bir kurmaca işte. neymiş efendim, diğer tanrılar yer altı tanrıçasını ikna etmişlerde, o da enki'nin farklı organlarında oluşan sıkıntılar için tanrı ve tanrıçalar yaratmış. bak ben bunu da anlamıyorum neden kısa yoldan iyileştirmiyorsun da bu kadar merasime gerek duyuyorsun? baksanıza resmen bürokratik hantallık var bunların her adımında. hah işte o tanrıçalardan birinin adı ninti yani kaburga hanım ya da yaşam hanım. bu kaburga kısmına niye girdim peki? eh o da başka bir yaratılışın tetikleyicisi de o yüzden. onu da israil oğulları düşünsün bana ne! bu arada yunanlılara da çok kırgınım. ereşkigal'in cinsiyetini değiştirip ne diye hades yaptınız arkadaş? hiç utanma arlanma yok sizde vallahi. neyse böyle işte, çok karışık bu işler...
bunun haricinde tamamlayıcı olması açısından dilmun şehri mevzusuna da girmek lazım. bu tembel sümer tanrılarının süper ötesi bir şehri var. orada bir elleri yağda bir elleri balda yaşarlar. tam tanrılara göre bir mekan. ne hastalık var, ne ölüm... yalnız muazzez hocanın anlattığına göre bu şehirde su yok. yani koskoca tanrı milleti daha alt yapı işlerini tam olarak halledememiş. oysa kadroda ankara'nın eski belediye başkanı gibi bir figür olsa, dilmun nasıl da güzel kalkınırdı. sular seller kaplardı tüm şehri. bonus olarak da, dinozorları kondurdu mu, değmeyin tanrıların keyfine. hem mitolojik hikayelere böylece dinozorları da eklemiş olurlardı ve dünya kültür mirasına daha büyük katkıları olurdu. neyse imkanları bu kadarmış diyelim o mevzuyu kapayalım. elde böyle süper figür olmayınca ünlü sümerolog kramer'e göre su tanrısı ile güneş tanrısı kuyu açıyorlar. yahu gel de gülme, tanrıların haline ahvaline bakar mısınız? su kuyusu açmak nedir? tamam bizim ülkemizde de 2002 yılından önce su yoktu ama daha sonra muazzam bir alt yapıya kavuştuk. tanrı milleti ise su kuyusu açmakla uğraşmış. vallahi şaka gibi. yazık günah sizin tanrılığınıza!
ama bu şaka dilmun şehrinin cennete dönüşmesine yol açacak bir atılım haline geliyor. bir su kuyusundan cennet doğuyor. her yer bağ bahçe haline dönüşüyor. hele bir tanesi var ki, ona cennet bahçesi adını veriyorlar. burada 8 tane özel meyve yetiştiriyorlar. bunların yenmesi yasak. niye yasak? o kısmı muamma. tanrıya yasak olur mu arkadaş? hayır yani yenmeyecekse niye bu meyveleri yetiştiriyorsunuz, amacınız nedir sizin?
benim gibi düşünmüş olsa gerek ki, bilgelik tanrısı enki başlarım sizin yasağınıza diyerek bilgeliğini konuşturuyor ve bütün meyveleri afiyetle mideye indiriyor. bilgelik işte böyle bir şey. sorunca sorgulayınca sonuca varıyorsun. ama tanrılar arasında bağnazlık hakim. yer altı tanrıçası ereşkigal, enki'nin meyveleri yediğini duyunca onu ölümle lanetliyor. yahu psikopat kadın, adam sadece meyve yemiş, neyin tatavası bu. neyse efendim bu tanrıların arasından pek aklı selim çıkmaz zaten. ben doğal karşılıyorum artık bunları. diğer tanrılar üzülüyorlar enki'nin haline, bilgelik tanrısı ölecek gidecek, e ne olacak? sonsuz cehalet dünyayı kaplayacak. bence enki öleli çok olmuş. sadece gerçekleri bizden saklamışlar, yoksa enki yaşıyor olsa dünya bu halde mi olurdu? her yer cehalet, her yer rezalet! ama anlatılan hikâye yaşadığına dair bir kurmaca işte. neymiş efendim, diğer tanrılar yer altı tanrıçasını ikna etmişlerde, o da enki'nin farklı organlarında oluşan sıkıntılar için tanrı ve tanrıçalar yaratmış. bak ben bunu da anlamıyorum neden kısa yoldan iyileştirmiyorsun da bu kadar merasime gerek duyuyorsun? baksanıza resmen bürokratik hantallık var bunların her adımında. hah işte o tanrıçalardan birinin adı ninti yani kaburga hanım ya da yaşam hanım. bu kaburga kısmına niye girdim peki? eh o da başka bir yaratılışın tetikleyicisi de o yüzden. onu da israil oğulları düşünsün bana ne! bu arada yunanlılara da çok kırgınım. ereşkigal'in cinsiyetini değiştirip ne diye hades yaptınız arkadaş? hiç utanma arlanma yok sizde vallahi. neyse böyle işte, çok karışık bu işler...
devamını gör...
ozon deliği
70'li yılların sonunda başlayan ve günümüze dek de devam eden, atmosferin ozon tabakası adı verilen bölgesindeki ozon hacmindeki azalış.
ozon, 3 oksijen atomundan oluşur ve bu molekül çeşitli nedenler yüzünden parçalanabilir. bu gerçekleştiğinde tabakada incelme meydana gelir ve güneşten gelen ultraviyole ışınların geçişi engellenemez. bu da canlı yaşamı üzerinde kanserojen etkiler bırakır.
bu durumun engellenmesi, bazı gazların kullanımının önlenmesi ile mümkündür.
delik 2006'da rekor büyüklüğe ulaşmıştı:
ozon, 3 oksijen atomundan oluşur ve bu molekül çeşitli nedenler yüzünden parçalanabilir. bu gerçekleştiğinde tabakada incelme meydana gelir ve güneşten gelen ultraviyole ışınların geçişi engellenemez. bu da canlı yaşamı üzerinde kanserojen etkiler bırakır.
bu durumun engellenmesi, bazı gazların kullanımının önlenmesi ile mümkündür.
delik 2006'da rekor büyüklüğe ulaşmıştı:
devamını gör...
yalnız yaşamak
birçok konuda avantajlıdır ancak ufak da olsa dezvantajları vardır. ben avantajlarına odaklanıp öyle yaşıyorum ve gayet mutluyum.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
fаrzet hiç tаnışmаdık
buluşmadık, hiç dönmedin o köşeden
fаrzet, hiç yаnаşmаdık
koklaşmadık, hiç içmedik o şişeden
fаrzet o fаllаr tutmаdı
yıldızlar barışmadı, hiç yorulmadık öpüşmekten
senle bir rüya gördük, herkesin gözü önünde
kimse bilmez ne oldu sahiden..
devamını gör...
hoşlanılan kızın ilk buluşmada masaya zenginleştirilmiş uranyum koyması
dün akşam başımıza gelmiş olaydır.
uludağ'da kendi halimde kayak yapıp bir yandan da şöminemin karşısında château palmer şarabımı yudumlarken bir hanımla tanışma fırsatı buldum. biraz muhabbet ettikten sonra lobinin yanındaki kafeye gitme kararı aldık.
kız oldukça alımlı hoş bir kız fakat her ağzını açtığında uykum geliyor. bu sebeple uyuklamamak için, arada sırada çaktırmadan masanın altından maçkolik'e bakıp 2'den 1 oynadığım chelsea- tottenham maçı yorumlarına bakıyorum. annemin bütün emekli maaşını yatırmışım ya bu uludağ'dan gideceğim ya da muhtemelen restoranın arkasında bekleyen ızbandut kalıplı, yüce mevlam görse "ben bunları ne ara yarattım la" diyeceği tıynette insan azmanları beni döve döve hallaç pamuğuna çevirecek. kupon muhakkak tutmalı yani.
"ee hep ben konuştum biraz da seni dinleyelim bakalım ihihih"
"ne anlatayım güzelim. işte biliyorsun günlerdir site kodlamaya çalışıyorum heheh"
"hmm doğru yazılımcıydın"
"junior yazılımcı diyelim"
"teknolojiden ne kadar da anlayan bir beyyy ihih"
"ehh tabii işim gereği (gülen surat)"
"benim baba tarafım komple deli ben sana söylemiş miydim???"
dedim eyvah mebus, bu cümle de geldiğine göre şimdi gerçek manada s.çtın.
"ismail bak şimdi sana ne göstericem çok şaşıracaksın ihihi"
çantasından koskocaman bir metal çıkardı, yuvarlak , tekerlek gibi bir metal ne olduğunu anlayamadım.
"bunun ne olduğunu biliyor musun??"
"ımmm hayır tatlım nedir bu? kapalı metal bir kutuya benziyor"
"zenginleştirilmiş uranyummm!"
"nehh??!!!"
o anda ben de dahil lobide ne kadar insan varsa, oteli terk etmiştik. teleferik operatörü yerini terk ettiği için insanlar havada asılı kalmıştı. aşağıda snowboard yapan influencer kızlar daha hızlı kaymaya başlamıştı. herkes olay yerinden kaçtığı için aradan ben de tüymüştüm.
uludağ'da kendi halimde kayak yapıp bir yandan da şöminemin karşısında château palmer şarabımı yudumlarken bir hanımla tanışma fırsatı buldum. biraz muhabbet ettikten sonra lobinin yanındaki kafeye gitme kararı aldık.
kız oldukça alımlı hoş bir kız fakat her ağzını açtığında uykum geliyor. bu sebeple uyuklamamak için, arada sırada çaktırmadan masanın altından maçkolik'e bakıp 2'den 1 oynadığım chelsea- tottenham maçı yorumlarına bakıyorum. annemin bütün emekli maaşını yatırmışım ya bu uludağ'dan gideceğim ya da muhtemelen restoranın arkasında bekleyen ızbandut kalıplı, yüce mevlam görse "ben bunları ne ara yarattım la" diyeceği tıynette insan azmanları beni döve döve hallaç pamuğuna çevirecek. kupon muhakkak tutmalı yani.
"ee hep ben konuştum biraz da seni dinleyelim bakalım ihihih"
"ne anlatayım güzelim. işte biliyorsun günlerdir site kodlamaya çalışıyorum heheh"
"hmm doğru yazılımcıydın"
"junior yazılımcı diyelim"
"teknolojiden ne kadar da anlayan bir beyyy ihih"
"ehh tabii işim gereği (gülen surat)"
"benim baba tarafım komple deli ben sana söylemiş miydim???"
dedim eyvah mebus, bu cümle de geldiğine göre şimdi gerçek manada s.çtın.
"ismail bak şimdi sana ne göstericem çok şaşıracaksın ihihi"
çantasından koskocaman bir metal çıkardı, yuvarlak , tekerlek gibi bir metal ne olduğunu anlayamadım.
"bunun ne olduğunu biliyor musun??"
"ımmm hayır tatlım nedir bu? kapalı metal bir kutuya benziyor"
"zenginleştirilmiş uranyummm!"
"nehh??!!!"
o anda ben de dahil lobide ne kadar insan varsa, oteli terk etmiştik. teleferik operatörü yerini terk ettiği için insanlar havada asılı kalmıştı. aşağıda snowboard yapan influencer kızlar daha hızlı kaymaya başlamıştı. herkes olay yerinden kaçtığı için aradan ben de tüymüştüm.
devamını gör...
tarım bakanı'nın vekillere 499 liralık kravat göndermesi
tarım bakanı bekir pakdemirli'nin , tbmm'de doğum günü gelen erkek vekillere, 499 lira değerinde kravat gönderdiği ortaya çıktı.
meclisteki hanım vekiller için bu uygulamanın fular olarak gerçekleştiği veya gerçekleşeceği söyleniyor.
çiftçinin neredeyse her şeyini kaybedip, hacizlerle boğuştuğu bir dönemde, sayın bakanın bu uygulaması, kişi vicdanında gerçekten ciddi yara açacak bir durum. buradan
meclisteki hanım vekiller için bu uygulamanın fular olarak gerçekleştiği veya gerçekleşeceği söyleniyor.
çiftçinin neredeyse her şeyini kaybedip, hacizlerle boğuştuğu bir dönemde, sayın bakanın bu uygulaması, kişi vicdanında gerçekten ciddi yara açacak bir durum. buradan
devamını gör...
sözlük radyosu
üzerine kafa patlattığımız hede.
var mıdır tecrübesi olan, işi bilen tekniğe hakim kimseler aramızda ?
var mıdır tecrübesi olan, işi bilen tekniğe hakim kimseler aramızda ?
devamını gör...
film önerileri
ı origins.
devamını gör...
z kuşağı bir kanser türüdür
soran-sorgulayan, bilen, unutmayan bir nesil olduğu için sanırım bu kadar rahatsız ediyor sizi.
devamını gör...