akustik kedicik
1960'larda kedilerin cia tarafından casusluk amacıyla kullanılmaya çalışıldığı proje. amaç, aynı dönemde yapılan diğer deneylerin çoğunda olduğu gibi, sovyetler birliği'ne ilişkin gizli bilgileri ele geçirebilmekti.
açlığa uyup kafasına göre yemek bulmaya gitmesin diye çeşitli ameliyatlardan geçirilen kedilerin kulaklarına mikrofon, kafatasına radyo vericisi, tüylerine de anten niyetine ince bir tel yerleştirilmiş.
ilk görev, arabanın altında kalan ilk "casus kedi" nedeniyle başarısız olmuş. projeye yaklaşık 20 milyon dolar harcanmış. fakat istendiği kadar faydalı bir proje olmadığı söylenmiş ve bunun nedeni olarak da kedilerin, istenen amaca uygun şekilde eğitilmelerinin zorluğu gösterilmiş. 7 yıl sonra da sonlandırılmış ve cia tarafından içeriği sansürlenerek yayımlanan belgelerle projenin varlığı doğrulanmış.
kim bilir neler ettiler zavallı hayvanlara...
***
projenin orijinal adı olan acoustic kitty, john mann albümünün adıdır aynı zamanda. link
açlığa uyup kafasına göre yemek bulmaya gitmesin diye çeşitli ameliyatlardan geçirilen kedilerin kulaklarına mikrofon, kafatasına radyo vericisi, tüylerine de anten niyetine ince bir tel yerleştirilmiş.
ilk görev, arabanın altında kalan ilk "casus kedi" nedeniyle başarısız olmuş. projeye yaklaşık 20 milyon dolar harcanmış. fakat istendiği kadar faydalı bir proje olmadığı söylenmiş ve bunun nedeni olarak da kedilerin, istenen amaca uygun şekilde eğitilmelerinin zorluğu gösterilmiş. 7 yıl sonra da sonlandırılmış ve cia tarafından içeriği sansürlenerek yayımlanan belgelerle projenin varlığı doğrulanmış.
kim bilir neler ettiler zavallı hayvanlara...
***
projenin orijinal adı olan acoustic kitty, john mann albümünün adıdır aynı zamanda. link
devamını gör...
west sendromu
1 yaş altı bebeklerde görülen infantil spazm,mental retardasyon eeg'de hipsaritmi triadıyla karakterize ciddi generalize epilepsi tablosudur.
bu hastalık en çok tuberoskleroz hastalarında görülür.
tedavide acth ve vigabatrin kullanılır.
bu hastalık en çok tuberoskleroz hastalarında görülür.
tedavide acth ve vigabatrin kullanılır.
devamını gör...
kayseri mutfağı
birçok medeniyetten beslenerek bugünlere gelmiş. pastırma, sucuk, mantı, çemen, şebit yağlaması vs. mantının da 36 çeşidi yapılıyor. ev hanımının meziyeti mantı hazırlamasındaki becerisiyle ölçülüyor. fırın ağzı ve pehli ise fırında pişen geleneksel yemekler olarak mutfak kültüründe yer almış. şehrin mutfağında bulunan etli, hamurlu, bulgurlu yemeklerin birçoğunun ise hitit mutfağı kökenli olduğu düşünülüyor.
devamını gör...
d o ğ u k a n
uzaklaştırılan birinin yeni hesabı olduğunu düşündüğüm hesaptır. bazı başlıklarda kız olduğunu iddia etmekte ama buna kendisi de dahil olmak üzere kimse inanmıyor.
devamını gör...
restitüsyon
bir yapının ilk yapıldığı veya değişikliğe uğradığı dönemlere ait durumunu gösteren projedir.
korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli bir yapıda esaslı onarım yapılabilmesi için restorasyon projesi çizilmesi gerekir. restorasyon projesi kararlarının oluşturulabilmesi için:
1. rölöve çizilerek yapının mevcut durumu belgelenir. yapının ölçüleri, malzemeleri, hasar durumu bu çizimle gösterilir.
2. restitüsyon projesi çizilerek yapının ilk yapıldığı ve değişikliğe uğradığı dönemlerdeki durumu gösterilir.(örneğin ayasofya’nın 6. yüzyıl restitüsyon projesi, kubbenin depremde yıkılıp yükseltilerek yeniden yapıldıktan sonraki restitüsyon projesi, camiye çevrildikten sonra minare vb ilaveleri gösteren 15. yüzyıl restitüsyon projesi vb)
restitüsyon projesi hazırlanırken fotoğraflar, eski projeler, gravürler, resimler, seyyahların tasvirleri, arşiv belgeleri, yapı üzerindeki izler, araştırma kazıları sonunda ortaya çıkarılan bölümler, temel kalıntıları, yakın çevredeki ve aynı dönem yapılarıyla yapılan karşılaştırmalı çalışmalar vb.den faydalanılır. bu bilgi ve belgelerin güvenilirlik dereceleri farklı olup proje üzerinde belirtilir.
restitüsyon projesi değerlendirilerek restorasyon projesinde yapının kaldırılacak niteliksiz bölümleri belirlenir. yeterli güvenilirlik derecesine sahipse veya mimari gereklilik varsa yok olmuş bölümlerinin yeniden yapılması için altlık oluşturur.
korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli bir yapıda esaslı onarım yapılabilmesi için restorasyon projesi çizilmesi gerekir. restorasyon projesi kararlarının oluşturulabilmesi için:
1. rölöve çizilerek yapının mevcut durumu belgelenir. yapının ölçüleri, malzemeleri, hasar durumu bu çizimle gösterilir.
2. restitüsyon projesi çizilerek yapının ilk yapıldığı ve değişikliğe uğradığı dönemlerdeki durumu gösterilir.(örneğin ayasofya’nın 6. yüzyıl restitüsyon projesi, kubbenin depremde yıkılıp yükseltilerek yeniden yapıldıktan sonraki restitüsyon projesi, camiye çevrildikten sonra minare vb ilaveleri gösteren 15. yüzyıl restitüsyon projesi vb)
restitüsyon projesi hazırlanırken fotoğraflar, eski projeler, gravürler, resimler, seyyahların tasvirleri, arşiv belgeleri, yapı üzerindeki izler, araştırma kazıları sonunda ortaya çıkarılan bölümler, temel kalıntıları, yakın çevredeki ve aynı dönem yapılarıyla yapılan karşılaştırmalı çalışmalar vb.den faydalanılır. bu bilgi ve belgelerin güvenilirlik dereceleri farklı olup proje üzerinde belirtilir.
restitüsyon projesi değerlendirilerek restorasyon projesinde yapının kaldırılacak niteliksiz bölümleri belirlenir. yeterli güvenilirlik derecesine sahipse veya mimari gereklilik varsa yok olmuş bölümlerinin yeniden yapılması için altlık oluşturur.
devamını gör...
başparmak
modern insanın en büyük hazinesi. bize kalan eşsiz bir miras.
ilkel yaşamdan bu yana, bizi diğer hayvanlardan ayıran en önemli şeyimiz olan aklımızın bize sunduğu buluşları baş parmak sayesinde yaptık. soruyorsunuz şimdi baş parmak sadece bizde yok ki diye. evet haklsınız, baş parmak sadece bizde yok. diğer primatlarda da var. örneğin; maymunlar da baş parmağa sahip fakat onların baş parmak dışındaki diğer parmakları daha uzun ve daha işlevsel*. ancak insanın sahip olduğu baş parmak hareket kabiliyeti ile eşsiz bir anatomik yapı. nesneleri daha etkili tutmamızı, daha iyi manipule etmemizi sağlarak hem ince hem de kaba motor becerilerimizi etkilemiştir.
ilkel yaşamdan bu yana, bizi diğer hayvanlardan ayıran en önemli şeyimiz olan aklımızın bize sunduğu buluşları baş parmak sayesinde yaptık. soruyorsunuz şimdi baş parmak sadece bizde yok ki diye. evet haklsınız, baş parmak sadece bizde yok. diğer primatlarda da var. örneğin; maymunlar da baş parmağa sahip fakat onların baş parmak dışındaki diğer parmakları daha uzun ve daha işlevsel*. ancak insanın sahip olduğu baş parmak hareket kabiliyeti ile eşsiz bir anatomik yapı. nesneleri daha etkili tutmamızı, daha iyi manipule etmemizi sağlarak hem ince hem de kaba motor becerilerimizi etkilemiştir.
devamını gör...
kondom bulamayıp penisinin ucunu yapıştıran adam
(bkz: doğal seleksiyon)
neyse en azından beyin kendi kendini imha edecek kadar çalışabiliyormuş buna da şükür, bu da olumlu.
t: -_-
neyse en azından beyin kendi kendini imha edecek kadar çalışabiliyormuş buna da şükür, bu da olumlu.
t: -_-
devamını gör...
pis kokuyormuş gibi duran ünlüler
kibariye, çağla şikel, serenay sarıkaya.
devamını gör...
kadınlarınızı hafifçe dövünüz
(bkz: ona küçük tokatlar atın)
devamını gör...
la bu islam ne etti size
sıkıntı islam değildi hala da değil. sıkıntı onu kullananlar da ya da kullanmaya çalışanlarda.
devamını gör...
martin knutzen
kant'a newton'u anlatan hocası.. christian wolff ekolünün bir neferi..
kant gibi knutzen'in hayatı da königsberg'de geçmiş. felsefe, matematik ve fizik okumuş, matematik ve mantık üzerine ordinaryüs prof olmuş. özellikle leibniz'in maddenin nitel boyutuyla ilgili ortaya koyduklarını incelemiş ve kant'ın gündemine taşımıştır. kant için hem üç eleştiriyi yazmadan önceki dönemde hem yazdığı üç eleştiri üzerinde etkili bi figür olmuştur. ancak knutzen için çok da önemli biri değilmiş kant bunu da belirtmek gerek.
knutzen'in felsefesi de bir denge, arabuluculuk felsefesi. wolff ve lutheryan anlayış arasında tutunmaya çalışmış ancak pek başarılı olduğu söylenemez. kant da bunun için 20 yıl uğraşacak ve bunun mümkün olmadığını söyleyip vazgeçecek zaten. muhtemelen kant'ı leibniz aleyhtarı yapan da knutzen'dir. özellikle newton mekaniği'nden sonra iş başka bi boyuta evriliyo tabi. şu da var ki 18.yy'da teknik yetersizliklerden dolayı, aynı zaman diliminde yaşasalar da bütün büyük eserlere ulaşmak son derece zor ve newton'un eserinin almanya'da okunup anlaşılması ve okuyucuyu ikna etmesi çok da hızlı gerçekleşmiyo. gerçekleştiğinde ise refleks olarak bir ortayolculuk meydana çıkıyo. knutzen de hatta kant da böyle bir iklimin mahsülü..
kant gibi knutzen'in hayatı da königsberg'de geçmiş. felsefe, matematik ve fizik okumuş, matematik ve mantık üzerine ordinaryüs prof olmuş. özellikle leibniz'in maddenin nitel boyutuyla ilgili ortaya koyduklarını incelemiş ve kant'ın gündemine taşımıştır. kant için hem üç eleştiriyi yazmadan önceki dönemde hem yazdığı üç eleştiri üzerinde etkili bi figür olmuştur. ancak knutzen için çok da önemli biri değilmiş kant bunu da belirtmek gerek.
knutzen'in felsefesi de bir denge, arabuluculuk felsefesi. wolff ve lutheryan anlayış arasında tutunmaya çalışmış ancak pek başarılı olduğu söylenemez. kant da bunun için 20 yıl uğraşacak ve bunun mümkün olmadığını söyleyip vazgeçecek zaten. muhtemelen kant'ı leibniz aleyhtarı yapan da knutzen'dir. özellikle newton mekaniği'nden sonra iş başka bi boyuta evriliyo tabi. şu da var ki 18.yy'da teknik yetersizliklerden dolayı, aynı zaman diliminde yaşasalar da bütün büyük eserlere ulaşmak son derece zor ve newton'un eserinin almanya'da okunup anlaşılması ve okuyucuyu ikna etmesi çok da hızlı gerçekleşmiyo. gerçekleştiğinde ise refleks olarak bir ortayolculuk meydana çıkıyo. knutzen de hatta kant da böyle bir iklimin mahsülü..
devamını gör...
her kafadan bir ses radyo yayını
özel bir konuk gelir mi? gelmez mi? yayını basmaya gelen birileri olur mu acep? buradan gönderme yapıyorum, gel yayını bas! gel kahkahanla şenlendir be?
devamını gör...
bir deistin kandil duası
okuduğum, deist arkadaşımızın serzenişlerini haklı bulduğum dua. paylaşmak istedim.
bir deist'in kandil duası
sayın allah'ım, af kapılarının sonuna kadar açıldığı, mağfiretin adeta pike yaptığı, (hangi takvimin ayına göre olduğuna ilişkin kafamız azıcık karışık olsa da) günahların affedildiği bu mübarek gecede beni affetmesen de olur.
ciddiyim...
zira biliyorum ki bu gece çok yoğun olacaksın, kapında kuyruk oluşacak. yılın diğer ayları ve/veya günlerinde/gecelerinde istisnasız her boku yiyen ve yediklerinden aslında pek de pişman olmayan, ellerinde imkan olduğu sürece yine yine yine yiyecek olan kulların kapına gelip af dileyecekler senden.
onları affet sayın allah'ım.
onları affetmezsen eğer, işleri çok yaş; senin affın, rahmetin devreye girmez de nizam teraziye kalırsa yani işleri, sıçtılar valla.
sayın allah'ım;
şikayet ediyormuşum gibi düşünmeni istemem ama neler yapmadılar ki?
mesela;
15 yaşındaki çocuğu vurup öldürdüler; çocuk toprağa gömüldükten iki gün sonra on binlercesi bir olup çocuğun annesine yuh çektiler. valla...
soma'da 301 madenciyi katlettiler; sonra gidip yüreği yangın yerine dönmüş madenci yakınlarını dövdüler, sillelediler, tekmelediler, tehdit ettiler...
ermenek'te 18 madenciyi katlettiler; "sorumlu biziz" diyemediler, tek bir düğmelerinden bile vazgeçmediler.
sülalece uğraştıklarında bile sabahtan geceye dek sıfırlayamadıkları kadar çok para çaldılar; "gemi değil, gemicik" deyip milletle dalga geçtiler.
"insanca yaşamak istiyoruz" diyen taşeron işçiyi "nankörlük yapma!" diye azarladılar; tüyü bitmemiş yetimden dişi kalmamış nineye varana kadar, milyonlarca insanın hakkını "milletin a..na koyacağız" (küfür bana ait değil sayın allah'ım) diyen iş adamına peşkeş çektiler.
sabahtan akşama kadar imanı gevreye gevreye çalışan asgari ücretli işçinin bir aylık ücretinin açlıktan biraz fazla olmasının iş vereni zorlayacağını, bunun vatana ihanet sayılacağını söylediler; bahsettikleri iş verenlere ikinci katın balkonundan havuzun görünmeyeceği villalar sipariş ettiler.
her cuma twitter'dan bir ayet çakıp sana inananları keklediler; özel görüşmelerinde ise bakara-makara diye kitabınla dalga geçtiler.
can derdiyle kaçıp camiye, senin evine sığınan insanlara "camide bira içtiler" diye iftira attılar; o caminin, "ben bir din görevlisiyim, yalan konuşamam, bira içtiklerini görmedim" diyen müezzinini sürgün ettiler.
kendi kitlelerinden bir kadının linç edildiğini, bebeğinin tekmelendiğini, kadının üstüne çiş yapıldığını söylediler, toplumu birbirine düşman etmeye çalıştılar; yalan konuştukları ayan beyan ortaya çıktığında ise bir "yalan konuştuk, kusurumuza bakmayın" bile demediler, pişkinliğe devam ettiler.
milyar dolarlık sarayda yaşamayı itibar saydılar; bunu yaparken de kendilerine "maneviyatçı", bizlere ise "materyalist" dediler ve bundan daha fenası, o kadar ısrar etmemize rağmen, bunu diyebilmek için ne içtiklerini bize söylemediler.
kendi çocuklarını askere yollamayıp, garibanların çocuklarını cepheye sürüp şehit ettirdiler, bunu da matah bir şey gibi o şehitlerin alilerine arsızca yutturmaya kalktılar.
seçim yapıldı, milletin iradesini, hukuku, adaleti, ahlakı, vicdanı iğfal ettiler.
her iftar sofrasını iftira sofrasına çevirdiler, insanlara hakaret ettiler, kullarının arasına nifak soktular.
insanlar bu korona denilen hastalıktan kırılırken, herkese maske mesafe dediler, uymayana ceza kestiler ama kendileri kalabalık salonlarda maske mesafe olmadan lebaleb toplantılar yaptılar, göbek attılar, hastalığı yaydılar.
evet, bu gece kapına gelecek olanlar, bütün bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını yaptılar ve/veya bütün bunları yapanları alkışladılar, el üstünde tuttular sayın allah'ım.
ihbar etmiş gibi olmayayım, şüphesiz sen bunların hepsini biliyorsun sayın allah'ım ama daha neler, hangi günahlarını sayayım...
lütfen affet onları, yoksa çok yanacaklar. affet, ama bir de ıslah et onları, lütfen, n'olur...
ıslah et ki bir daha yapmasınlar. lütfen sayın allah'ım...
bana gelince...
benimkiler ekseri şahsi meseleler sayın allah'ım; tütünün dumanı, kadının dudağı, üzümün suyu gibi şeyler yani...
affetmesen de olur; gelir, takdir ettiğin kadar paşa paşa yanar, cezamızı çekeriz evelallah...
kendim için yormak, uğraştırmak istemem seni. sözlerime burada son verirken berat gecenizi en kalbi duygularımla tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum sayın allah'ım...
-gariban kulun osman-
bir deist'in kandil duası
sayın allah'ım, af kapılarının sonuna kadar açıldığı, mağfiretin adeta pike yaptığı, (hangi takvimin ayına göre olduğuna ilişkin kafamız azıcık karışık olsa da) günahların affedildiği bu mübarek gecede beni affetmesen de olur.
ciddiyim...
zira biliyorum ki bu gece çok yoğun olacaksın, kapında kuyruk oluşacak. yılın diğer ayları ve/veya günlerinde/gecelerinde istisnasız her boku yiyen ve yediklerinden aslında pek de pişman olmayan, ellerinde imkan olduğu sürece yine yine yine yiyecek olan kulların kapına gelip af dileyecekler senden.
onları affet sayın allah'ım.
onları affetmezsen eğer, işleri çok yaş; senin affın, rahmetin devreye girmez de nizam teraziye kalırsa yani işleri, sıçtılar valla.
sayın allah'ım;
şikayet ediyormuşum gibi düşünmeni istemem ama neler yapmadılar ki?
mesela;
15 yaşındaki çocuğu vurup öldürdüler; çocuk toprağa gömüldükten iki gün sonra on binlercesi bir olup çocuğun annesine yuh çektiler. valla...
soma'da 301 madenciyi katlettiler; sonra gidip yüreği yangın yerine dönmüş madenci yakınlarını dövdüler, sillelediler, tekmelediler, tehdit ettiler...
ermenek'te 18 madenciyi katlettiler; "sorumlu biziz" diyemediler, tek bir düğmelerinden bile vazgeçmediler.
sülalece uğraştıklarında bile sabahtan geceye dek sıfırlayamadıkları kadar çok para çaldılar; "gemi değil, gemicik" deyip milletle dalga geçtiler.
"insanca yaşamak istiyoruz" diyen taşeron işçiyi "nankörlük yapma!" diye azarladılar; tüyü bitmemiş yetimden dişi kalmamış nineye varana kadar, milyonlarca insanın hakkını "milletin a..na koyacağız" (küfür bana ait değil sayın allah'ım) diyen iş adamına peşkeş çektiler.
sabahtan akşama kadar imanı gevreye gevreye çalışan asgari ücretli işçinin bir aylık ücretinin açlıktan biraz fazla olmasının iş vereni zorlayacağını, bunun vatana ihanet sayılacağını söylediler; bahsettikleri iş verenlere ikinci katın balkonundan havuzun görünmeyeceği villalar sipariş ettiler.
her cuma twitter'dan bir ayet çakıp sana inananları keklediler; özel görüşmelerinde ise bakara-makara diye kitabınla dalga geçtiler.
can derdiyle kaçıp camiye, senin evine sığınan insanlara "camide bira içtiler" diye iftira attılar; o caminin, "ben bir din görevlisiyim, yalan konuşamam, bira içtiklerini görmedim" diyen müezzinini sürgün ettiler.
kendi kitlelerinden bir kadının linç edildiğini, bebeğinin tekmelendiğini, kadının üstüne çiş yapıldığını söylediler, toplumu birbirine düşman etmeye çalıştılar; yalan konuştukları ayan beyan ortaya çıktığında ise bir "yalan konuştuk, kusurumuza bakmayın" bile demediler, pişkinliğe devam ettiler.
milyar dolarlık sarayda yaşamayı itibar saydılar; bunu yaparken de kendilerine "maneviyatçı", bizlere ise "materyalist" dediler ve bundan daha fenası, o kadar ısrar etmemize rağmen, bunu diyebilmek için ne içtiklerini bize söylemediler.
kendi çocuklarını askere yollamayıp, garibanların çocuklarını cepheye sürüp şehit ettirdiler, bunu da matah bir şey gibi o şehitlerin alilerine arsızca yutturmaya kalktılar.
seçim yapıldı, milletin iradesini, hukuku, adaleti, ahlakı, vicdanı iğfal ettiler.
her iftar sofrasını iftira sofrasına çevirdiler, insanlara hakaret ettiler, kullarının arasına nifak soktular.
insanlar bu korona denilen hastalıktan kırılırken, herkese maske mesafe dediler, uymayana ceza kestiler ama kendileri kalabalık salonlarda maske mesafe olmadan lebaleb toplantılar yaptılar, göbek attılar, hastalığı yaydılar.
evet, bu gece kapına gelecek olanlar, bütün bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını yaptılar ve/veya bütün bunları yapanları alkışladılar, el üstünde tuttular sayın allah'ım.
ihbar etmiş gibi olmayayım, şüphesiz sen bunların hepsini biliyorsun sayın allah'ım ama daha neler, hangi günahlarını sayayım...
lütfen affet onları, yoksa çok yanacaklar. affet, ama bir de ıslah et onları, lütfen, n'olur...
ıslah et ki bir daha yapmasınlar. lütfen sayın allah'ım...
bana gelince...
benimkiler ekseri şahsi meseleler sayın allah'ım; tütünün dumanı, kadının dudağı, üzümün suyu gibi şeyler yani...
affetmesen de olur; gelir, takdir ettiğin kadar paşa paşa yanar, cezamızı çekeriz evelallah...
kendim için yormak, uğraştırmak istemem seni. sözlerime burada son verirken berat gecenizi en kalbi duygularımla tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum sayın allah'ım...
-gariban kulun osman-
devamını gör...
şortlu kıza hakaret eden varlığın sosyal medyası
öncelikle yavuz atsız beyin kumarhane keyfine bakalım

anladığımız kadarıyla inşaat işleriyle biraz içli dışlı. müteahhit olabilir.

vegasta işlerin pek yolunda gitmediğini görüyoruz.

tarık akan sevgisi şurada

kumarhanede şortuyla verdiği bir poz

facebooktaki arkadaşlarının bir kısmına göz atalım

linkten detaylı habere ulaşabilirsiniz
neler olmuştu hatırlayalım isterseniz.

yaşanan olayın videosu
yorumu sizlere bırakıyorum.

anladığımız kadarıyla inşaat işleriyle biraz içli dışlı. müteahhit olabilir.

vegasta işlerin pek yolunda gitmediğini görüyoruz.

tarık akan sevgisi şurada

kumarhanede şortuyla verdiği bir poz

facebooktaki arkadaşlarının bir kısmına göz atalım

linkten detaylı habere ulaşabilirsiniz
neler olmuştu hatırlayalım isterseniz.

yaşanan olayın videosu
yorumu sizlere bırakıyorum.
devamını gör...
kocasının en yakın arkadaşıyla yatan kadın
cinsiyet farketmeksizin olayda bulunan bütün şahsiyet(siz)lerin "sadakat" kelimesinden bir haber oldukları durumdur.
devamını gör...
isa incil'i neden kendi yazmadı sorunsalı
koskoca isa oturup bide ona mı uğraşsın diye sorgulamama sebep olan başlık. adam peygamber değil mi abi yaz der yazarlar yat der yatarlar yani bu kadar basit olay. şeeetmeyin fazla.
devamını gör...
sözlüğü gündüz vakti gece modunda kullanan tip
cihazı tamamen gece modunda kullanan biri olarak bu 'tip' ben oluyorum. böylesi benim için daha kullanışlı ve rahat.
gece modunu kullananların çoğu ben de dahil göze zarar vermediği için böyle kullanıyor. işin ruhla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum.
gece modunu kullananların çoğu ben de dahil göze zarar vermediği için böyle kullanıyor. işin ruhla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...




