dudaktaki soyulan küçük deriyi dişlerle çekip koparmak.
devamını gör...

benim de üstteki arkadaştan farkım yok.
sana cemin selamı var.
hangi cem?
sivilcem hahahaha ne komik.
devamını gör...

futbol ile alakasi olmayanlarin bile taniyip bildigi, profesor lakapli eski futbolcu.
devamını gör...

önce kitabın yazarından biraz bahsedelim.
viktor emil frankl

avusturyalı yazar. nöroloji ve psikiyatri alanında eğitim görmüş. viyana’da psikanaliz alanında bugün eğitim vermeye devam eden “logoterapi” okulunu kurmuştur. viyana üniversitesinde, daha yakından tanıdığımız bir isimden eğitim almıştır. (bkz: sigmund freud)

ancak frankl’i, diğer yazarlardan ayıran özellik ise, 1942-1945 yıllarında dachau ve ausschwitz toplama kampında esir olarak bulunmasıdır. tüm ailesini toplama kamplarında kaybeden frankl, ikinci dünya savaşının sona ermesiyle bu ölüm kamplarından sağ olarak kurtulanlar arasındadır.

yaşadığı tecrübeyi bilim ile birleştirip kitaplarına aktarmıştır. yıllar önce almancası “trotzdem ja zum leben sagen” kitabını okumuştum. ingilizceye “man's search for meaning” olarak çevrilen kitap yine ingilizceden türkçeye “insanın anlam arayışı” olarak çevrilmiştir.

ancak buraya bir dipnot düşeyim; kitap türkçeye ingilizceden çevrilmiştir. bu biraz bana sol elle sağ kulağı tutmak gibi geliyor ama henüz türkçe çevirisini okumadığım için bu konuda yorum yapmayayım. çeviri meselesine takık biri olarak, kafka’nın kitaplarına yapılan zulmü okumuş ve “bu ne lan” gibi gayet samimi bir tepki göstermiştim. konudan uzaklaşmayalım. başka bir yazımızda çeviri hatalarından bahsederiz.

kitabı okumanızı öneriyorum ancak sakın ola kitabı, şu saçma “kişisel gelişim” türünden sanmayın. yaşanmış bir tecrübenin, bilimsel bakış açısıyla ortaya konulduğu bir kitaptır. frankl, insanın anlam arayışının adresini “sevgi” olarak gösterir. yazımızı kısa bir alıntıyla bitirelim.

“sevmediği sürece hiç kimse, bir baş­ka insanın özünün tam olarak farkına varamaz.”

victor emil frankl - “insanın anlam arayışı”

okunacak kitaplar listenize ekleyin.
devamını gör...

sadece kadınların ağladığını ve bunun bir zayıflık olduğunu düşünen cahil varlıkların kurduğu, cinsiyetçiliğin dibini sıyıran cümle
devamını gör...

küçük bir sahil kasabası, yemyeşil bahçeli bir ev, birkaç kedi, minik bir masada sıcacık kahvem ve yazımında son aşamaya geldiğim kitabım. akşamında kocaman bir sofra etrafında dostlarım, huzur, mutluluk, aşk güzel olan ne varsa bu hayale sığdırdım.
devamını gör...


büyük britanya'nın victoria devri britanya sanayi devriminin yükselişi ve britanya imparatorluğu'nun zirvesi olarak kabul edilmektedir.
kraliçe victoria (tahta çıkışının sabahında, 20 haziran 1837 tarihinde) tarihi çağa adını vermiştir
victoria devri, naiplik devri ve sonra da edward devrini izleyen bir dönemdir. ıı. elizabeth'ten sonra britanya tarihinde en uzun hüküm süren kişi olan kraliçe victoria'nın 64 yıllık iktidarı, 19'uncu yüzyılın büyük değişimlerine tanıklık etmiştir.
viktorya devri deyimi, genellikle kraliçe victoria'nın (sıklıkla en büyük ve en sevilen britanya hükümdarı olarak kabul edilir) hüküm sürdüğü 1837 ile 1901 yılları arası için kullanılır, ancak birçok tarihçiye göre 1832 reform hareketi bu kültürel devrin asıl başlangıcıdır. sanayi devrimiyle birlikte gündeme gelen emek sömürüsü ve işçi hakları, örgün eğitim kurumları, köleliğin kaldırılması gibi önemli tarihsel dönüşümler bu dönemde ortaya çıkmıştır.

dipnot: bu tanım başka bir tanımda gireceğim bilgiye kaynak olması için girilmiştir. benim gibi viktoria devri de nedir diye merak edenler için.
tam kapsamlı bilgim olmadığı için wikipediadan alıntıladım.
devamını gör...

diaspor madeni demeden atıklar, bauxite... wtf!? alüminyum ekstrüzyonu! diye sevinen ve kafasında kullanılabilecek alanları düşünmeye başlayan bünyeler için orgazmik bir light novel. isekai türünün en güzel örneklerinden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz bence. klişeler var mı var ama son zamanlarda yükselişte olan the rising of the shield hero*, solo leveling, the gamer gibi rpg-vari isekailerden ziyade biraz daha zemini yere basan bir light novel. ortalama zekaya sahip bir mühendisin bir anda kendini cadıların asıldığı, kilisenin bin türlü baskı kurduğu, taht savaşlarının yaşandığı orta çağın göbeğinde bir prens olarak bulması ile olaylar gelişiyor. kralın 4. oğlu olan roland'ın bedeninde uyanan ana karakter modern çağın bilgileri ve cadıların yetenekleri ile beraber hızlandırılmış çağ atlama kursu veriyor resmen. işin gevezeliği bir kenara, başlarda harem'in dibini sıyıran ve fantastik yanı baskın olan novel bölümler ilerledikçe ateşli silahların üretimi, modern toplumun inşası, sanayileşme derken oldukça etkileyici bir hale geliyor. roland'ın içinden nazi propaganda bakanı goebbels'in çıkması da beni okurken epey güldürmüştü. ana hikayenin ilerleyişine bakarsak da yazarı epey john locke okumuş gibi.* yanılmıyorsam manhua olarak da bulunmakta.
devamını gör...

ona göre gereksiz, oldukça sıkıcı bir muhabbeti baştan bitiren insandır.
devamını gör...

çocuk bunu nereden biliyor? bu nefreti, şiddeti nereden öğreniyor? tabii ki ailesinden. çocuk bu. doğruyu yanlışı öğretildiği gibi bilir. sen aile olarak doğru düzgün bir eğitim vermekten acizsen olacağı budur. benim de çevremde bir sürü çocuklu aile var. bizzat şahit oluyorum ki tamamen yetiştirmekle alakalı. ne çocuklar var zarar veririm diye böceğe bile dokunamıyor. kısaca ailelerin suçudur efendim. eğitemiyorsan, terbiye edemiyorsan çocuk yapmayacaksın. bu kadar basit.
devamını gör...

kristal köşk / safranbolu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

piko, ülker piknik, harby.
devamını gör...

sözlükte bir yazar. iyi birine benziyor. bir nickaltı hakediyor bence.
devamını gör...

işsiz.
zira günümüzde bir meslek niteliği kazanmıştır. kadrolu olarak vergisini ödeyen milyonlarca işsizimiz mevcut.
devamını gör...

beklentidir dediğim şey güzel insanlar. insanları beklenti bitirir;insanlardan, kuruluşlardan, oluşumlardan. tabii insanı yaşatan da beklentidir.

edit:ya galiba beşiktaş. gülücük, gülücük, gülücük.
devamını gör...

deli raporu olan bir delidir. hangi sıfatla tarihçilik oynayıp tarih anlatmaktadır? zamanında para karşılığı necip fazılın yalan tarih yazmasının günümüzdeki karşılığı gibi bir şeydir. bak sen geberdin gittin ama mustafa kemal paşa ilelebet bu topraklarda altın harflerle kalmaya devam edecek.
devamını gör...

bir gerçek.

onca yıllık sözlük deneyimim boyunca gördüm ki, ne kadar çok takip edilip taktir edilirse insan o kadar çok baskı hissediyor üzerinde.

hayır arkadaşım ben boş beleş entryler girmek istiyorum diyorsun. sonra içinden bir ses haykırıyor; dur, saçmalama sakın, milyonlar senin ufuk açıcı entrylerini bekliyor diye. yapamıyorsun.
devamını gör...

şimdi değilde birkaç sene sonra bunu tartışmak mümkün,o zaman bu entryi hatırlatacağım,belki ihtimalim artar.*
devamını gör...

matematiğin ayrılıkçı sayılarıdır, rasyonel sayıları hiç sevmedikleri için onlardan ayrı dururlar yani rasyonel sayılar kümesine dahil olmayan gerçek sayılardır. gerçek sayılara reel sayılarda denir.

irrasyonel derken başındaki ir eki .... olmayan manasındadır yani rasyonel olmayan sayı demektir. payda sıfır olmamak şartıyla iki tam sayının birbirine oranı şeklinde yazılamayan sayılara irrasyonel sayılar denir. karekök dışına çıkamayan köklü sayılar (örnek olarak kök 2 , kök 33 gibi), virgülden sonra devirsiz olarak sonsuza kadar devam eden sayılar (pi sayısı, e sayısı gibi) irrasyonel sayılara örnektir.
devamını gör...

“tutsun diye yazsaydık atardık. biz insan gibi önünüze koyuyoz.”
- ıvanmılınski.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim