lise öğrencilerinin istedikleri sınav notunu seçebilmeleri
adaleti sağlayamayacak çözüm. sadece geçti/kaldı olarak not verilmeli ve obp üniversite sınavı puanına katılmamalı.
devamını gör...
söylemesi keyifli kelimeler
röpteşambır. bayılıyorum buna.
doğrusu robdöşambr'mış.
doğrusu robdöşambr'mış.
devamını gör...
normal sözlük’te radikal islamcı patlaması
tepki gösteren herkesi kafir ilan eden dallamaların tamlamalarıyla şenlenen başlık.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
okulun son haftası dersler boş diye tüm sınıf oturup "ihtiyarlara yer yok" filmini izlememiz. "ne izliyorsunuz?" diye soran hocaya "ihtiyarlara yer yok" diyince "terbiyesizler" diye bağırıp kapıyı çarpıp gitmesi.
devamını gör...
en zevkli matematik konusu
problemler dışındaki her konu güzel.
devamını gör...
tanrı olmak isteyen otobüs şoförü
çocukluğunuzda mutlaka aklınızda bir meslek vardır ve o meslekte kendinizi hayal eder durursunuz. bu meslek bazı insanlarda gelgeç bir hevestir ve durmadan değişebilir. bir sene boyunca pilot olma hayaliyle gözünü gökyüzünden ayırmayan ayran gönüllüler, sonraki sene mimar olmaya karar verdiği için gözlerini biraz daha aşağılara odaklayarak binalar üzerinde gezinebilir ve sonunda iki meslekle de alakası olmayan bir mesleği mutlu mesut sürdürebilir. bazı insanlar ise bu çocukluk aşkı mesleğini ömür boyu bir takıntı haline getirip, başka mesleğe meyletseler bile akıllarının bir bölümü sürekli o meslekle meşguldür. mesela yazar olma hevesiyle yanıp tutuşan biri öğretmen olsa dahi, bir gün pulitzer’i alacağı düşüncesiyle yazar durur. ya dakik ve prensip sahibi olan bir otobüs şoförü tanrı olma düşüncesinden hiç vazgeçmeden direksiyon sallayabilir. etgar keret’in kitabına ismini veren öykü de tanrı olmayı kafasına takmış bir otobüs şoförünün hikayesini anlatırken ona ilk inanan olma yolunda ilerleyen bir adamın secdesini de anlatmakta.
bir mağaradan -isterseniz bunu platon’un mağarası sayın isterseniz mephisto’nun- insanlar yüzyılda sadece bir kez dışarı çıkma hakkına sahiptirler. bu insanlar mahkum değillerdir, bir suç işledikleri kesindir ancak mahkumiyet pek söz konusu değildir. onlar tuzağa kapılmış insanlardır. ve bu tuzağı kuran da hiç birimizin içimizi bir korku sarmadan kafa tutamayacağımız tanrı’dır. insanlar bu cehennemden, evet orası cehennemdir, dışarı çıktıklarında bir gün boyunca hayattaymış gibi geçirirler zamanlarını. genelde bir şeyler yemek ve amaçsızca dolaşmak olsa da günü geçirmek için seçtikleri eylem, bir tanesi daha tensel bir keyife davet edilir henüz ölmemiş bir kadın tarafından ve sonrası “cehennemden bir hatıra” öyküsünde anlatılır bize, keyifle okumamız için.
çocukluk dönemlerimizde dedelerimiz bizim için önemli figürlerdir. onlar yaz tatilinde gördüğümüz, bayramlarda ziyaret ettiğimiz ve bizim için büyük ihtimalle yüklü harçlıklar anlamına gelen ekseriyetle sakallı ya da bastonlu, ziyadesiyle tonton, sevimli ve her zaman bizim tarafımızda oldukları için anne ve babalarımızın zaman zaman bizi şımartmakla suçladıkları büyük insanlardır. onlar hayatta olduklarını bu güzel çağrışımları yansıtırlar bize onlardan uzakta olduğumuz zaman. ama artık hayatta olmadıklarında derinde kalan ve hiç unutulmayan hatıralardır. “ayakkabılar” öyküsündeki küçük arkadaşımızın dedesi ise, yeni alınmış ayakkabılar olarak zaman geçirir torunuyla. hatta attığı bir golden sonra “ne goldü ama!” türünden böbürlenmelerini bile dinler.
bu müthiş üç hikaye dışında bir sürü öykü var etgar keret’in öykü kitabında ve hepsinin konusu birbirinden orijinal ve özgün. farklı bir hayal dünyasına sahip olan yazar eklediği mizah unsurlarıyla bize tadından yenmez bir kitap hediye etmiş. hele sonuna koyduğu uzun öykü dondurmanın üzerine dökülen çikolata sosu gibi olmuş.
bir mağaradan -isterseniz bunu platon’un mağarası sayın isterseniz mephisto’nun- insanlar yüzyılda sadece bir kez dışarı çıkma hakkına sahiptirler. bu insanlar mahkum değillerdir, bir suç işledikleri kesindir ancak mahkumiyet pek söz konusu değildir. onlar tuzağa kapılmış insanlardır. ve bu tuzağı kuran da hiç birimizin içimizi bir korku sarmadan kafa tutamayacağımız tanrı’dır. insanlar bu cehennemden, evet orası cehennemdir, dışarı çıktıklarında bir gün boyunca hayattaymış gibi geçirirler zamanlarını. genelde bir şeyler yemek ve amaçsızca dolaşmak olsa da günü geçirmek için seçtikleri eylem, bir tanesi daha tensel bir keyife davet edilir henüz ölmemiş bir kadın tarafından ve sonrası “cehennemden bir hatıra” öyküsünde anlatılır bize, keyifle okumamız için.
çocukluk dönemlerimizde dedelerimiz bizim için önemli figürlerdir. onlar yaz tatilinde gördüğümüz, bayramlarda ziyaret ettiğimiz ve bizim için büyük ihtimalle yüklü harçlıklar anlamına gelen ekseriyetle sakallı ya da bastonlu, ziyadesiyle tonton, sevimli ve her zaman bizim tarafımızda oldukları için anne ve babalarımızın zaman zaman bizi şımartmakla suçladıkları büyük insanlardır. onlar hayatta olduklarını bu güzel çağrışımları yansıtırlar bize onlardan uzakta olduğumuz zaman. ama artık hayatta olmadıklarında derinde kalan ve hiç unutulmayan hatıralardır. “ayakkabılar” öyküsündeki küçük arkadaşımızın dedesi ise, yeni alınmış ayakkabılar olarak zaman geçirir torunuyla. hatta attığı bir golden sonra “ne goldü ama!” türünden böbürlenmelerini bile dinler.
bu müthiş üç hikaye dışında bir sürü öykü var etgar keret’in öykü kitabında ve hepsinin konusu birbirinden orijinal ve özgün. farklı bir hayal dünyasına sahip olan yazar eklediği mizah unsurlarıyla bize tadından yenmez bir kitap hediye etmiş. hele sonuna koyduğu uzun öykü dondurmanın üzerine dökülen çikolata sosu gibi olmuş.
devamını gör...
kütle
fizikte cisimlerin, bir kuvvet karşısında ivmelenmeye direnç göstermesini sağlayan madde miktarına verilen ad.
ayrıca (bkz: kütle ve ağırlık farkı)
ayrıca (bkz: kütle ve ağırlık farkı)
devamını gör...
normal sözlük'ün kadın yazarları
haklı bir isyan. ben de kırılıyorum açıkçası. kadınları genelleyen, aşağılayan her başlığı hakaret olarak gören ben, bu insanlara prim vermek istemesem de yapamıyorum. susarsam kabullenmişim gibi hissediyorum. susamıyorum. kadın adı altında yazılan her şeyin hepimizi ilgilendirdiğini unutmamak lazım. bugün bunların önüne geçmezsek yarın tacizin, tecavüzün önüne nasıl geçeceğiz? sonuçta şiddet dilde başlar. dili değiştirmemiz lazım.
devamını gör...
can sıkan dürümler
kadıköy meydanında 6-8 liraya büfelerden yediğiniz dürümlerdir.
lavaşlar çamaşır suyu gibi kokar, dönerin tadı ot gibidir; garnitürler zaten işe yaramaz...
ama ne yapalım yiyoruz, hatıralarımız var, dostluklarımız var.
lavaşlar çamaşır suyu gibi kokar, dönerin tadı ot gibidir; garnitürler zaten işe yaramaz...
ama ne yapalım yiyoruz, hatıralarımız var, dostluklarımız var.
devamını gör...
zimem defteri
zimme borç anlamına gelmektedir, zimem defteri ise borç defteri demektir.
osmanlı zamanındaki zenginlerin borçlarını ödeyemeyen vatandaşların borçlarını ödeyerek bu şekilde yardımcı oldukları bilinir.
osmanlı zamanındaki zenginlerin borçlarını ödeyemeyen vatandaşların borçlarını ödeyerek bu şekilde yardımcı oldukları bilinir.
devamını gör...
sakarya'da 16 yaşındaki gencin intihar etmesi
daha 16 yaşında...
devamını gör...
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
devamını gör...
bir erkeğin en tatlı olduğu an
ya bazen böyle boncuk boncuk bakıyorlar.
gözleri mis gibi.
sadece sana bir çıkarı olmadan,
sevgiyle.
aman be gece gece.*
gözleri mis gibi.
sadece sana bir çıkarı olmadan,
sevgiyle.
aman be gece gece.*
devamını gör...
ilk buluşmada yapılmaması gerekenler
eski sevgiliden bahsetmeyin ya lütfen.
devamını gör...
nikola tesla
sırp asıllı hırvatistan doğumlu abd vatandaşı mucittir. kendisinin dünya'nın gelmiş geçmiş en büyük mucidi kabul ediliyor. geliştirdiği "alternatif akım" sayesinde bugün ışıl ışıl aydınlanan kentlerde yaşıyoruz. öldüğünde araştırma notları fbı tarafından alınmıştır ve bugün hala inceleniyordur. "yıldız savaşları" filminin fikir babasıdır. birçok buluşu da başkaları tarafından sahiplenmiştir. (bkz: edison)
devamını gör...
kişilik doğuştan mı gelir çevreden mi edinilir sorunsalı
psikolojide böyle bir soru geçerli değildir. kişiliğimizi hem çevre hem de kalıtım şekillendirir.
devamını gör...
kan uyuşmazlığı
ilk bebekten herhangi bir problem olmaz çünkü annenin kanındaki antikor oluşumu bebek doğduktan sonra tamamlanır. 2. bebekte ciddi komplikasyonlar oluşur. çünkü 1. bebekle oluşan antikorlar tamamlanmıştır ve bu antikorlar 2. bebeği tehlike olarak algılayalıp savaş açar. bu durumun oluşmaması için de anneye 1. gebelikten sonra koruyucu iğne yapılır.
devamını gör...
kendini kandırma sözleri
bu akşam erken uyuyacağım denir ve yapılmaz
devamını gör...
dünyanın en eski mesleği
kesinlikle avcılıktır.
karnı açken hala cinsel ilişki düşünen adama direkt ben kadın ayarlarım. takdiri hak ediyordur çünkü o adam. o libidoyla mamuta bile hallenebilirdi böyle bir adam.
kaldı ki insanların tarıma geçmesi bile tamamen tesadüf eseri "anaa tohum diye bir şey varmış lan, ekiyorsun yine bitki çıkıyor" şeklindeki gözleminden sonra olmuştur. yoksa hayvan peşinde gezip duracaktık.
şimdi diyeceksiniz ki, "kadın adamın avından pay almak için kendini satarsa ne olacak?"
yine avcılık birinci sırada oluyor, fahişelik ikinci sırada oluyor.
karnı açken hala cinsel ilişki düşünen adama direkt ben kadın ayarlarım. takdiri hak ediyordur çünkü o adam. o libidoyla mamuta bile hallenebilirdi böyle bir adam.
kaldı ki insanların tarıma geçmesi bile tamamen tesadüf eseri "anaa tohum diye bir şey varmış lan, ekiyorsun yine bitki çıkıyor" şeklindeki gözleminden sonra olmuştur. yoksa hayvan peşinde gezip duracaktık.
şimdi diyeceksiniz ki, "kadın adamın avından pay almak için kendini satarsa ne olacak?"
yine avcılık birinci sırada oluyor, fahişelik ikinci sırada oluyor.
devamını gör...
avrupa'da olup türkiye'de olmayan şeyler
demokrasi ve insan hakları.
devamını gör...