vallahi ben taşınmaktan yoruldum. taşınmak derken de kafamı kabuğuma sokuyorum, sonra çıkarıyorum. sonra tekrar sokuyorum. yorucu benim için. buranın eksiği gediği var eyvallah! amma velakin sürekli bu eksikleri gedikleri dile getirmek dışında ne yapıyorsunuz ki? yani elinizi taşın altına sokuyor musunuz? yok! anca başlık açalım yoldaşı ve yönetimi taşlayalım. bakın bu taşlama işi benim hoşuma gider. atın zaten. ben seviyorum mesela kızıl öfke benjamini taşlamayı. hem benjamini taşlamak ücretsiz. suudiler gibi para da istemiyor adam. taşlar beleş. ama arkadaş taşı atacaksanız da önce bir şu profillerinizin önünü bir süpürün. şikayetlerinizi tüm yönetim kanallarını zorlayarak yapın, geri dönüşler nasıl oluyor bir ona bakın. tek seferde hurra saldırıya geçmeyin. sözde huniyi biz takıyoruz da contaları sıyıran sizmişsiniz gibi duruyor. misal, ben olaya çakıl taşı ile başladım. bağımlılık yaptı, kayaya çevirdim. yine de adam makul bir şekilde oturup anlatmaya çalıştı. inanın buldunuz mu bunuyorsunuz. bundan sonra sözlük mözlük açılmaz diyeyim ben size. açılırsa da onun adı fihrist olur. sen, ben bizim oğlan aranızda güzelleme yapar, övgüler kervanı düzer, canım cicim etkinlikleri düzenlersiniz. öyle kolay değil bu işler. burada bile canım, cicim, tatlım, tatlişkom teraneleri ile uğraşıyoruz. fihristte artık neler olur kim bilir?

herkesi toptan memnun edemezsiniz. asgari müştereklere odaklanın biraz yahu. deli danalar gibi sürekli kafa sözlük şöyle, kafa sözlük bitiyor, kafa sözlük öldü, yenisi yolda, dat diri dat dat, dat diri dat dat, dat diri daaat daaaat!. vallahi böyle böyle eleştirilerinizin de pek kıymeti harbiyesi kalmıyor. altı dolu eleştiri yapan insanları da gümbürtüye götürüyorsunuz. böylece yönetimin de dikkatini dağıtıp, ciddi eleştirilerin arada kaybolmasına sebep oluyorsunuz. evvela bulunduğunuz ortamı düzeltmeye çalışın derim. buna da kendinizden başlayın. intihal yapanlar yapmasın! yalakalık trenine binenler biraz aynaya bakıp, vagonları terk etsin. sadece yazıp okumayanlar biraz okusun. sadece okuyanlar arada yazsın falan fişman, fındık fıstık. böylece yönetimin yükünü azaltırsınız işte. yoksa sürekli koca koca adamların/kadınların peşinden koşmaktan bunaltırsınız insanları. ben bunalırım mesela. eşek kadar olmuşsunuz uğraştığınız şeylere bakın. ar edin yahu biraz. neyse bakın yine uzadı mevzu. 6 ayda şu kafa sözlük yüzünden kafamız iyice güzel oldu. alkolü bıraktıracaksınız vallahi bize. ne bitmez, ne derin dertleriniz varmış arkadaş sizin. interaktif tımarhaneye çevirdiniz ortamı. neyse allah'tan kulüp olarak herkese bedava huni kampanyamız var da, açıkta kalmayacaksınız. hadi yine iyisiniz köftehorlar...
devamını gör...

eşim bazen hiç sebep yokken yüzüme bakıp "çok şanslıyım" der. ne zaman aklıma gelse yüzümde tebessüm oluşur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bizde mutsuz olalım ne var?
devamını gör...

bu güzel çocukların sevincine sebep olduğu için sözlük yönetimi, emeği geçenler ve bağışçılara kendi adima çok teşekkür ederim. biz belki unutacagiz ama o çocuklar hayatları boyunca aldıkları hediyeleri hatırlayacak.
devamını gör...

sınavlar kaldırılsın hiçbir gerçekliği olmayan bir siyasi manevradır.
bir kere burada yerleştirmenin ne şekilde yapılacağı söz konusudur.
kpss’ye birçok kez girmiş ve en sonunda kazanmış biri olarak şükrettiğim konu hiç olmazsa‘mülakat’ adı altında bir saçmalığa tabi tutulmamış olmamdır.

buradan hatırlayabiliriz
bir öğretmen arkadaşımın eşi, memleketi ve sanırım gümüş yüzüğü dolayısıyla takdir toplamış ‘tam da sizin gibi bir öğretmen arıyoruz ‘ denmiş tek bir soru bile sorulmadan, genel sınavda aldığı not 60 civarı olduğu halde mülakattan geçer almıştır. ( bu arada kurulun yanıldığı bir şey vardır; adamcağız ideoloji açısından kurulla hiç uymamaktadır ve kurulun yaptığını serbestçe her yerde anlatır. atamasını da istememiştir)
işte böyle garabet haller yaşarken nasıl bir de sınavsız sisteme geçeceğiz?
ya sınavlar, onlar çok mu güvenli?
elbette ösym’nin kalemlere yazdığı o slogana inanmıyoruz ‘emeğiniz emanetimizdir’ (!)
*bu emanet hakkında tez zamanda da kendi yaşadıklarımı yazacağım.
devamını gör...

kitaplarından uyarlanan filmlerden;

1- 1902 yapımı georges melies'in yönettiği le voyage dans la lune - filmin bir kısmı ay'a seyahat ilk wells uyarlaması bu film. çoğu listede ilk bilim kurgu filmi olarak yer alır. yine listelerde en eski tarihli değerli bulunan filmdir. 13 dk. süresi. renkli ve üzerine müzik eklenmiş versiyonlarına bakarsanız daha rahat izleyebilirsiniz. her farklı müzikle başka güzel oluyor.

2- 1932 yapımı erle c. kenton'ın yönettiği island of lost souls - gaip ruhlar adası romanın ilk sesli uyarlaması. evrim teorisini kabul eden bir film olduğu için birçok ülkede yasaklanmış o dönem. en azından göz gezdirmek için bir sebep. wells de filmden hoşlanmamış ama aleni korku unsurlarının hikayenin daha derin felsefi içeriğini gölgede bıraktığı için.

3- 1933 yapımı james whale'in yönettiği the invisible man - görünmeyen adam filmin yönetmeni de başka kafalarda bir insan. başrolde oynayan kadın titanic de yaşlı rose'u oynayan kadın. fena film değildi.

4- 1936 yapımı william cameron menzies'in yönettiği things to come - dünyamızın geleceği en iyisi bu. mükemmel. zamanın ötesinde.

5- 1945 yapımı dead of night filminde charles crichton'ın yönettiği golfing story bölümü gece ölümü dört bölümden oluşan mükemmel bir film lakin sadece dediğim bölümü wells'in the story of the inexperienced ghost kitabından uyarlama.

6- 1953 yapımı byron haskin'in yönettiği the war of the worlds - dünyalar çarpışıyor en iyi görsel efekt oscar'ı kazanmış ama izlenmesine gerek yok. bu kitabı bir radyo programında okuyan orson welles'e inanan amerikalılar sokaklara dökülmüş ki bu olay, hakkında izlemiş olduğum iki filmden de daha güzel.

7- 1960 yapımı george pal'ın yönettiği the time machine - zaman makinası bu film de en iyi görsel efekt oscar'ı kazandı ama bu üstteki gibi değil. kitaplarından uyarlanmış güzel filmlerden biri, izleyebilirsiniz.

8- 2002 yapımı simon wells'in yönettiği the time machine - zaman tüneli welles ile ilk tanıştığım film. tabii ben o zamanlar yazarı tanımıyorum ve filmi izlediğimde de bilmiyordum. sinemada izlemiştim. farklı işlemiş konuyu. geçmişe gitmek için makineyi icat etmesinden ve bir olayı değiştirmek istemesinden etkilenmiştim. duygusaldır. geleceğe gittiği sahneler de güzeldi. filmin yönetmeni de yazarın torunu.

9- 2005 yapımı steven spielberg'in yönettiği war of the worlds - dünyalar savaşı yazarın kitabından uyarlanmış, sinemada izlediğim bir başka filmi. aynı eserden uyarlanmış diğer filme de yazdığım gibi izlenmelerine gerek yok.

senaryolarına girdiği 130 film kayıtlı şu an imdb de. hepsini kontrol etmiştim geçen yıl.
devamını gör...

yapılabilmesiyle hayatın daha kaliteli olduğu eylem.
devamını gör...

garip huylarımdan biri.

birisi derdini anlatıp beni dinlemeye başlasa ona sular seller gibi anlatıp yol gösterebiliyorum.

ama iş kendime gelince o aklın %90 nı kayboluyor hayvan gibi şiy yapıyorsunuz diyen abi gibi davranmaya başlıyorum.

bu da benim çelişkim, dediğimi yap yaptığımı yapma durumu yani.
devamını gör...

kaideyi bozmayan istisnaları olmakla birlikte çocukken düşündüğümüz gibi önemli ve saygın bir yer değildir.

birkaç öğretmen tipini içinde barındırır:

1. elinde telefon sürekli borsayı takip edip yanındaki grubuyla gümüş mü yoksa altın mı alınması gerekeceğimi tartışan, mutlaka çok önemli bir yerde adını veremeyeceği biri tarafından kendisine tüyo verilmiş olan tip.

2. bir yandan sınıf defteri doldurup bir yandan öğrencileri ve sistemi eleştirirken ders saatinin geçtiğini fark etmeyi* derse geç girerek eğitime bir darbe de kendisi indiren tip.

3. öğretmenler odasındaki panoya asılan ek ders, nöbet ve ders programı gibi çizelgeleri durmadan inceleyip kimin kime haksızlık yaptığını görüp sürekli sıkıntı çıkaran tip.

4. evden haşlanmış brokoli getirip bunu tüketirken maranki’den bahseden ve herkes sağlıksız yemek yemekle suçlayan tip.

5. her öğle vakti abdestini aldıktan sonra kol düğmelerini öğretmenler odasında iliklerken sadece allah’ın değil cümle alemin takdirini kazanmaya çalışan tip.

bunun dışında kalan yani işi layıkıyla yapanlar öğretmenler odasında olmaz. ya sınıfta soru çözüyordur, ya bahçede çocuklarla top oynuyordur, ya da sigara odasındadır.
devamını gör...

kars defterdarlık binası.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tanımlarını sevdiğim, samimi bulduğum sözlük yazarı. ayrıca sohbeti de bir o kadar içtendir. severek takip etmekteyim efendim.*
devamını gör...

iyilik, kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir."
diye bir aforizma ile sayfa başında hök diye kalmanıza sebebiyet verebilecek kitaptır da ayrıca.
devamını gör...

memalik-i osmaniyenin tarih ve coğrafya lügatı'nda şöyle anlatılır: manastır vilayetinin serfice sancağında kaza merkezi bir kasabadır... selanikvilayetinin kuzeybatısında, güneydoğuda kavala, batısında grebene, kuzeydoğusunda kesriye, kuzeyinde görice ve leskovik, güneyinde ize kozana ile sınırlanmıştır.(1)
patriot, patriyotveya patiryot tabir edilen kelime vatansever manasındadır ve yamulmuyorsam latince veya rumcadan başta ingilizce ve diğer dillere geçmiştir.
patriyotlar, trakyanın gürpınar tekirdağ arası kıyı ve iç kesimlerdeki alana mübadele ile yerleştirilenler nasliç ve grebne veya grebene) kasabalarının köylüleridir.
köklerimin bir kısmı nasliç'e dayanır ki her zaman gururla hatırlar ve anlatırım. bahsettiğim ortamlarda arada bıkbık eden olursa da e-devletten alt-üst soy bilgisi sorgulamayı beraber açmayı teklif ederim ki genelde reddedilir.*
benden önce davranıp açanların suratı görülmeye değerdir, çünkü dedelerimin ve onların dedelerinin isimleri, ömer'dir, hamza'dır, bayram'dır, mehmet'tir; eşlerinin isimleri ise zeliha'dır, aliye'dir, saniye'dir.
savaşı, yokluğu, sılayı, gurbeti, kaybedilen eşleri, yitip giden evlatları görmüşler ancak asla anlatmamışlardır.
şimdi artık rahmetli olanların ağzından bir kelime çıkmazdı sorduğumuzda. kaç defa denediysem hep aynı şey oldu. önce daldı gitti, sonra bazen bir damla yaş aktı gözlerden sonra da şakayla karışık "hayde vre pidimu oyna disarida" dendi hep.
devamını gör...

(bkz: bakın bu zalımlıktır)

şaka şaka, afiyet olsun.*
devamını gör...

ciddi bir ilişkide olduğum evlilik düşündüğüm bir ilişki yaşıyorsam isterdim bunu. öyle çok uzun değil 1 yıl kadar deneyip görmek lazım. aynı evde bir hemcinsimle yaşamaktan pek hoşlanmıyorum ve anlaşamıyorum o yüzden sevgilimle yaşamayı çok severdim muhtemelen.
devamını gör...

fatih altaylı'nın bugünkü yazısına konu olmuş.
devamını gör...

her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü kutlanan ve benim artık iyi ki bu dünyadan geçmiş, iyi ki benim annem olmuş, iyi ki pek çok anı biriktirme şansımız olmuş diyerek kendimi teselli ettiğim gün. yaşarken varlığıyla çok şey öğrendiğim gibi yokluğuyla da hala bana bir şeyler öğretmeye devam eden biricik insanın günü.

annem artık hayatta olmadığından elbette bugün benim için biraz zor geçiyor. ama bu demek değil ki annesi hayatta olan ve bunu olanca coşkusuyla kutlayanları görünce daha fazla üzülüyorum. annesizlik çok tuhaf bir yara. yılın bir günü acıyan ya da annesiyle mutlu mesut fotoğraf paylaşan insanları görünce kanayan türden bir yara değil. rahat olun. ama bu konuda duyarlı ve hassas davranan arkadaşlar, hepiniz öyle güzelsiniz ki.

sadece çocuk doğuran kadınların değil, bir cana annelik yapan herkesin anneler günü kutlu olsun
devamını gör...

bir ömür kitap okuyan ama ne okuduğunu bilmeyen ve bunu hayatına geçiremeyen, yani anlamsız bir öğrenmeyle yaşayan kimseler için kullanılan yunanca tabir. herhalde dünyada en çok bulunan okuyucu türüdür. bir de bu sophomorelar kendilerini yüceltmeye bayılırlar. tam bir cehalet! retorikçi birer böndürler genellikle... ve gittikçe çoğalırlar.

yaşasın cehaletin yeni krallığı!
devamını gör...

eğitimci olarak değerlendireyim. ilk başlarda farklı geldi. öğrencilerin de hoşuna gitmişti. herkes ev ortamında rahattı. zaman geçtikçe karşımda yorgun, durgun, mutsuz öğrenciler görmeye başladım. bunda öncesinde eğitimcilerin böyle bir eğitim altyapısının olmaması da etkili oldu. uzaktan eğitim ile ilgili sorunları bilmiyorduk. süreleri önce uzun tuttuk. şimdi ders başı yarım saate düştü. sonuç olarak hiç yoktan iyi ancak ben ve öğrencilerim yüz yüze eğitimi özledik. yüz yüze hem daha az yorucu hem de daha etkili.
devamını gör...

kişinin herhangi bir isteği yerine geldiğinde yapacağını veya vereceğini söylediği ve tanrı'ya bu konuda söz verdiği durumdur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim