haydi bir taneden benden bilgi olsun. ahtapotların 3 kalbi ve 9 beyni vardır...
devamını gör...

winston churchill'in başucundan eksik etmediği söylenen külliyatın sahibi yazardır jane austen. kendisi ingiliz edebiyatında shakespeare'den sonraki en ünlü isimdir. onun hemen tüm romanlarını okumuş olmakla birlikte en beğendiğim ve diğerlerinden gerek edebi anlamda gerek mantık açısından nispeten kaliteli bulduğum eseri 'emma' dır. zaten emma üzerine pek çok dizi-film yapılmıştır, birçoğunu izledim gayet başarılı yapımlar olduklarını söyleyebilirim*.

austen'ın gerçekten de sıkıcı bir dili vardır bazı eserlerinde. buna northanger abbey iyi bir örnek olabilir. her satırda bir olay olmasını, bir gizem kapısının aralanmasını beklersiniz ama olaylar oldukça sade bir şekilde akıp gider. dişe dokunur bir olay, sohbet, macera yaşanmadan bir de bakmışsınız ki kitap bitmiş. buradaki mantıksızlık ise, yazarın bizi aslında hiç yaşanmayacak olan bir maceranın beklentisine sokmuş olmasıdır.

austen'ın en bilinir eseri olan gurur ve önyargı ise tesadüfler silsilesinden ibaret, mantıkla son derece çelişen bir kurguya sahiptir. hatta o derecedir ki eğer bu tesadüflerden bir tanesi bile olmasa , ana kahramanlarımız hiçbir zaman kavuşamayacaktır. zaten bilinenin aksine buradaki durum öyle büyük bir aşk hikayesi de değildir. kitapta elizabeth kendi ağzıyla darcy için aşk gibi kuvvetli bir duygu beslemediğini söylemektedir zihninde. yapılan evliliklerin tamamen maddi statü kazanabilmek için yapıldığı ise zaten bahsedilmeye gerek bile olmayan bir mevzudur. burada kesinlikle beyefendilerin iyi karakterli veya yakışıklı olmasına değil; ne kadar zengin olduğuna bakılarak onların evlilik teklifi kabul edilir, kızlar ve aileleri tarafından.

fakat austen'ın bazı eserleri de vardır ki onlardaki durum kadın-erkek ilişkilerini aşmış, satır aralarında hayata dair önemli mesajlar sunar hale gelmiştir. örneğin 'ikna' romanında bu durum özellikle göze çarpar fikrimce. burada başkahraman uzun zaman yalnız yaşamayı tercih etmiş bir karakter olduğu için, çeşitli sorgulamalar yaparken bulursunuz kendinizi, onunla birlikte. bu romanın da diğerlerine kıyasla nispeten heyecanlı bir havası olduğu söylenebilir.

jane austen'ın sahip olduğu bu şöhreti aslında hakedip haketmediğini çokça düşünmüşümdür. ama şunu da göz önünde bulundurmak lazımdır ki kendisinin yaşadığı dönem olan 18-19. yüzyıl ingiltere'sinde bir kadın yazar olmak, ismini gizleyerek mahlas kullanmak yoluyla da olsa tek başına bir romancı olarak geniş kitlelerin beğenisini kazanmak büyük bir iştir. belki de şöhretinin asıl dikkate alınması gereken noktası romanlarından ziyade burasıdır.

bu arada austen'ın hep aynı tarz konuları işleyen romanlar kaleme almasının bir sebebi vardır. kendisi hiç evlenmemiştir fakat o da büyük bir aşk hikayesi yaşamıştır. elbette sonu mutsuz bitmiştir ancak bu tecrübesi, ölümsüz eserleri edebiyat dünyasına kazandırmasına, özellikle de gurur ve önyargı'yı, vesile olmuştur. becoming jane isimli filmde de kendi romanlarının bir karakteri gibi yaşadığı bu harika hikaye anlatılır. başrolünde ise anne hathaway ve james mcavoy yer almıştır.
devamını gör...

evliler de yazar. evli insanların da yazma hakkı vardır. gereksiz bir sorunsal oluşturulmuş, böyle arayışların varsa başka kapıya genç.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

neyi itiraf edeyim ki, komple nakıs biriyim.*
utangaçlık bende, konuşma özürlülüğü bende, selam vermekten aciz biriyim, her türlü iletişimden utanan, çekinen biriyim.
böyle biri yalnız olmasın da kim olsun...
devamını gör...

en çok saygı duyduğum meslek gruplarından biri. bakın meslek dedim, kişi bazlı düşünmüyorum. tabi aralarında iyileri de vardır kötüleri de. ama dikkatinizi çekerim, sağlığınızı kendinizi emanet ettiğiniz bir meslek grubu. sadece bu yönden de saygıyı haketmiyor mu?

6 sene zorlu eğitim. vücuttaki her kemiğin latince ismini ezberliyorsun, burnun ucundaki minnacık kemiğin ismi ‘muskurus nazaris’( doğru yazdım umarım). bu minnacık bir kemik ve vücudumuzdaki her minnak kemik parçasının da böyle bir ismi olduğunu düşünün.

ikincisi, anatomiyi öğrenmek için morgda geçirilen zamanlar. bir zaman yaşamış olan birinin vücudunu incelemek. biraz empati kurun, ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.

zorlu eğitim sonrası tus. kpss falan diyoruz ya, hak getire. öyle zor bir sınavmış ki, kazanman ve uzmanlığını alman dışardan bakıldığı gibi kolay değil.

mesai saatleri. saatlerce uykusuz bir halde sürekli hasta bakmak zorunda kalmak. biraz uykusuz olunca bile araba kullanırken kaza yapma olasılığınız yüksekken, bir de dikkat isteyen mesleği yapan onları düşünün. ‘uykusuz olunca gergin oluyorum’ derken kendiniz, onları ne hakla eleştirebiliyorsunuz?

pandemi sırasında evinin yolunu unutmuş, çocuğuna/eşine hasret kalmış ve o psikolojide çalışmış doktorları, hemşireleri neye dayanarak kötüleyebiliyorsunuz?

onların kıymetini bilmezsek, onlar da gider tabi ilk fırsatta yurtdışına.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fransız yazar jules verne'nin 1862'de yayımladığı ilk eserdir. edgar allen poe'dan etkilenerek yazdığı bu kitap sayesinde sanatçı meşhur olmuştur. doktor fergusson'un bir sıcak hava balonuyla afrika'daki gezisini anlatan eser, sanatçının bilim romanı türünde öncü eser olmuştur. eserin üzerinden yüz yıl geçince aynı adla ırwin allen yönetmenliğinde bir filmi de çekilmiştir.
devamını gör...

beraber kahvaltı yapmak için beklemek.
devamını gör...

gözlerime astılar seni
ceylanım kör oldum ben.
ne havan topu ne mermi
senle vuruldum ben.

(bkz: ceylan.)
devamını gör...

aziz şenol filiz ve birol yayla tarafından 1990 yılında kurulan enstrümantal müzik grubu.

mihengi geleneksel türk müziği olan; sade, derin ve dingin tınılarıyla bambaşka duyguları aynı anda hissettirebilme kuvvetine sahip olan bir grup.
insana işittiği an hiç bilmediği bir memleketin yalnız sokaklarını adımlıyormuş gibi bir sükunet ve heyecan veriyor.

derviş zaim’in ilk uzun metraj filmi olan tabutta rövaşata’da duyduğumuz bab-ı esrar parçası hemen herkesin kulağına bir yerlerde çalınmıştır.



albümleri sıralayacak olursak; yansımalar (1991), bab-ı esrar (1995), mahur (1998), serzeniş (2000), vuslat (2001), pervane (2004), mızrabın nefesi (2007), mektup (2013).

içinde çok fazla sevdiğim parça olmasına rağmen şöyle birkaç tanesi:


ağıt



eylül sonu




kayıkçı (navavar)

devamını gör...

filmi öyle sevdim ki hakkında tek söz etmem.
bir replik, bir şarkı yalnız.

-ıhlamur da aldım, ara sıra pişir olur mu?
+olur. halil? bu evi şimdi seviyorum. ondan evvel ne bileyim ben bir barınaktı sadece. şimdi ev oldu.
-sabiha.
+söyle, bir şey mi var?
-peşini bırakmazlar senin. onlar da haklı. herkes haklı bu işte.


devamını gör...

türk dil kurumu sözlüğünde neden bulunmadığını anlamadığım ama olması gerektiğine canı gönülden inandığım, güncel konuşma dilinde çokça kullanılan sözcüktür. genelde çocukların kullanımında yoğun olarak rastlanan sözcük güzel bir sevgi ve beğeni ifadesi olarak kullanılmaktadır.

bir yabancı dil öğretmeni olarak bütün dillere büyük bir tutku ile bağlı olduğum için dillere katılan yeni sözcükler beni her zaman büyülemiştir. ama türkçenin resmiyette bu konuda çok tutucu olduğunu düşünüyorum. yeni sözcükler eğer mantıklı iseler dilleri güçlendirir.

sözcük aslında mantıklı bir temele oturtularak sözlüğe ve sözcük dağarcığımıza katılabilir bence.

pofurdamak diye bir sözcük vardır sözlükte. can sıkıntısını belli etmek için yanakları şişirdikten sonra havayı pof sesi ile dışarı vermek için kullanılır. pofuduk sözcüğü de burdan hareketle türemiş olabilir. zira despicable me’den hatırlayacağımız gibi agnes’in yanakları çok pofuduktur.

pofuduk kelime anlamı olarak yumuşak ve hafif, sevimli ve yumuşacık anlamına gelir. bu kadar sevimli bir sözcüğün sözlük dışında kalıp resmiyet kazanmamış olması gerçekten büyük bir kayıptır.

yanakları pofuduk olan insanlara sesleniyorum: dünyanın bütün pofudukları birleşin!
devamını gör...

su tabancasıyla roketlere misilleme yapılan bir başlık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

masumlar apartmanı'ndaki kapıcı bayram'a benzettiğim kurucumuz. yoldaş'tan daha çok sevilmeyi hak ediyor ama yoldaş kadar sevilmiyor, üvey evlat gibi...*

kafa sözlük yazarları: gülben
iko: kapıcı bayram
yoldaş: esat
devamını gör...

bugün gerçekleştirdiğim eylemdir. birden kafama esti, kestim. yamuk yumuk oldu muhtemelen ama çok da umrumda değil. çok büyütülecek bir şey değil zaten, aksine bana anlamsız bir keyif veriyor.
devamını gör...

kadınların daha erken ergenliğe girmesiyle alakalı olabilir ya da tamamen türkiyedeki yetiştirme şartları, kadınlar üzerindeki baskı, örf adet yüzünden omuzlarına binen yük sebebiyle de olabilir.
devamını gör...

annenin karnından çıktığında sahip olduğun statü ile bir başkasının annesinin karnından çıktığındaki statünün, tüm hayatlarınız boyunca eşit olacağı denize girilen tek yer. bakın kelebekler vadisinden bahsetmiyorum. kelebekler vadisi, yol kenarı tabelalarda yazan köy kahvaltısıdır. koli halinde alınarak, ambalajları açılıp sofraya konan köy reçelidir.

1 haftalık değil, 2 defa 5 ay çadır atmış, 2 sene de gönüllü çalışan kardeşiniz tanımlıyor.

kabak, kabak, kabak. kabak tadı vermeyen kabak.

amortisörleri yükseltilmiş minibüsler ile topraklı yolda başlar, muzun kabuklarının soyulmasıyla çırıl çıplak kalacak olan muz misali kişiliğin ile yapacağın tatilin. üzerinde ne ismin kalır, ne mesleğin, ne banka hesabın, ne fikirlerin, ne eğlence anlayışın, ne cinsel tercihin, ne 5 yıldızlı tatil anlayışın, ne sosyal ilişkileri, nede sen!

önce ismin gider minibüsden indiğinde. çünkü sen artık " moruk, dostum ya da kanka " sıfatlarını çoktan almışsındır, koya inerken hayvan gibi sallanan minibüste, yanında,önünde ya da arkanda oturan kabak koycu sayesinde. ( patikayı tercih eden adamın hasıdır. )

sonra mesleğin gider. kaldığın kampta, çadırını kurduğun toprak parçasının üzerinde, sahile yürürken, piyasanın 2 katına malzeme aldığın bakkalda, hayvan gibi 40 derece sıcaklıkta dışarıda bekletilmiş köftelerden yediğin köftecide, telefonunu şarj etmek için dilendiğin otelin barında, sahilde " sarkozyyy " esprisini anlayacak yüzlerce insandan biriyle tanıştığında senin ceo, fotokopi çeken eleman, öğretmen ya da sokakta yatan biri olduğunun hiç bir anlamı yoktur. eşitsindir, mühim olan kurduğun ilk cümlenin noktasına gelene kadar verdiğin samimiyettir.

devamında banka hesabın önemsizleşir. birasından bir yudum mu istedin? 3 bira daha ısmarlanır sana. en baba otelde mi kalıyorsun? emin ol o gece lilith'de ki partiden sonra sahilde kalmak için can atarsın.

fikirlerin mi? bunu soran olmaz dostum. çünkü orada fikirler savaşmak için değil, öğrenmek ve dinlemek içindir.

sen hayatında hiç 35 dakika karanlık bir ormanın içinden yürüyerek, gecenin 3nde kol kola, full alkol ve türevi şeylerle bezenmiş insanların hiç kavga etmeden sanki bir trans halinde eğlendiği bir uçurumun kenarında güneşi doğurdun mu?

cinsel tercihin mi? doğanın içinde bir hayvansın.

sosyal ilişkilerin mi? kapalı bir kutuysan eğer anahtarın o sahilde onlarca gönüllü ile kenara toplanmış taşların arasında olabilir. bir gece otur oraya, yanına yıldızların arasından yavaş yavaş yürüyerek illa biri gelir.

özgürdür kabak koyu. akıllı telefonların tedavülde olmadığı, yanına gelen insanın seninle konuşurken herhangi bir yargıya varma amacı olmadan yanına geldiği yerdir orası.

eğer müdavimi olursan tüm yaz ismini bile bilmediğin insanlarla takıldıktan sonra, hiç bir telefon numarası ve irtibatın olmasa bile bir sonraki yaz aynı dönemde orada tekrar karşılaşacağın dostlar bıraktığın yerdir kabak.

kabak içine bastırdığın ve aslında olmak istediğin karakteri serbest bırakabileceğin "çitleri" olmayan dünyadır.

kabak barıştır, özgürlüktür, çiledir, sefadır. kabak, kabak tadı vermez.

*yeni yapılan minibüs yollarıyla bozulmaya başladı... gidin görün. tanışın.
devamını gör...

duman, müslüm gürses
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim