iz bırakan şarkı sözleri
içinizdeki derin kuruntunun
kabul görmeyen tezahürü bende
sabır yüklenen derin soluğun
gizle beslenen kerameti bende
kabul görmeyen tezahürü bende
sabır yüklenen derin soluğun
gizle beslenen kerameti bende
devamını gör...
iletişim kurmanın önündeki engeller
güvensizlik.
devamını gör...
boşa gittiğine en çok üzülünen şeyler
uyku. uykumun boşuna gittiğini anladığımda çok üzülüyorum , iki anlamda. malak gibi uyuyup uykumu almamış olarak uyanmak , o kadar saatlik uykunun boşa gitmesi.
bir de güzelce uyuyacağın bir saatte örneğin biriyle buluşmak için erken uyanırsın ama ekilirsin. burada da uykum boşa gitti dersin.
uyku önemli
bir de güzelce uyuyacağın bir saatte örneğin biriyle buluşmak için erken uyanırsın ama ekilirsin. burada da uykum boşa gitti dersin.
uyku önemli
devamını gör...
mortal kombat (2021)
efsanevi bir oyunun sinemaya uyarlanması. 1995 ve 1997 yıllarında çekilmiş bulunan iki adet filmi daha mevcuttur ama vasatı geçmemiştir. yeni film ise oldukça merak uyandırıcı ve beklentileri karşılıyacak gibi duruyor . çocukken ataride oynadığımız ve nice oyunu çıkmış bir efsaneyi sinemada görmek oldukça mutlu ediyor.
merak edenler için mortal kombat evrenini anlatan bir kaynak bir bırakıyorum buradan okuyabilirsiniz
merak edenler için mortal kombat evrenini anlatan bir kaynak bir bırakıyorum buradan okuyabilirsiniz
devamını gör...
koç noktası
gök ekvatoru ile ekliptik düzleminin kesiştiği noktalardan biri. ilkbahar noktası olarak da bilinir.
görselde vernal equinox ile gösterilen kırmızı nokta koç noktasıdır:

(görsel, aero.iitb.ac. in'den alıntıdır.)
görselde vernal equinox ile gösterilen kırmızı nokta koç noktasıdır:

(görsel, aero.iitb.ac. in'den alıntıdır.)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sevmediği özellikleri
genellikle her espriye gülerim. soğuk ve bayat olanlara da. gülmeyeyim diyorum ama espriyi yapana ayıp olmasın üzülmesin diye gülüyorum. artık gülmeyecem.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının lakapları
kıvırcık. *
devamını gör...
kendini geliştirme potasında bulunan yazarların uğrayacağı başlıklar
takip sekmesi bunun için var zaten. kendinize sadece ilginizi çeken yazarların var olduğu bir sözlük oluşturabilirsiniz.
sırf okuma ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz aktif yazarlar halen mevcut.
bu arada sözlüğün başlıktaki amacı ne kadar karşılayacağı noktasında şüphelerim var. yine de olmayacak bir şey değil.
sonuç olarak takip sekmesi dostum. eskiden bir tık uzağındaydı. iko sağ olsun butonu bozdu. artık iki tık uzağında.
sırf okuma ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz aktif yazarlar halen mevcut.
bu arada sözlüğün başlıktaki amacı ne kadar karşılayacağı noktasında şüphelerim var. yine de olmayacak bir şey değil.
sonuç olarak takip sekmesi dostum. eskiden bir tık uzağındaydı. iko sağ olsun butonu bozdu. artık iki tık uzağında.
devamını gör...
daddy (yazar)
sözlüğe geldiği günden beri kendinden bahsettiren, fazlasıyla aktif ve sevecen olan yazarımızdır. polisiye roman önerilerinde john verdon’u ve eserini önerdiği için kendisine sempatim daha çok artmıştır. tanımları bol olsun diyecektim lakin fazlasıyla bolluğunu görmekteyim. sözlüğümüze güzel, sorgulatan bilgiler ile doldurması dileğiyle.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
ayna karşısında çingenem dinlerken kendime iş atmak.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
israil her ramazan da ne yazık ki aynı provakasyonu yapıyor, kanndöküyor ve müslümanlarının kutsallarına saldırıyor. israil eli kanlı, katil ve faşist bir devlet.
devamını gör...
300 liralık kültür kartı verilse bununla yapacağınız şeyler
sinemaya filan giderdim sanırım. adam gibi bir konsere 300 lira yetmez.
mısır filan da derken 6 farklı film izlerim en fazla.
mısır filan da derken 6 farklı film izlerim en fazla.
devamını gör...
zevk için sevişmek haramdır
ünlü yazar alexander woollcott'in "şu hayatta neyi seviyorsam ya şişmanlatıyor ya yasadışı ya da gayriahlaki" sözünü doğrulayan hede.
devamını gör...
virginia woolf
beğeneni çok olduğu kadar, eleştireni de çok olan yazardır. ben iki kitabını okudum “deniz feneri ve dalgalar” uzun zaman önce okuduğum kitapları bir süre sonra yeniden başucuma alıp, sayfalarını karıştırmayı seviyorum. nedeni ise, unutuyor veya kitapları birbirine karıştırıyorum. unutmam gereken daha önemli mevzular varken, onlar beynime kalıcı yuva yapmış, gitmiyorlar. diğer bilgiler ise karışıyor. karışığımdır biraz tıpkı virginia woolf gibi.
biz erkekler zaten kadınları anlamakta zorluk çekiyoruz. bu yetmiyormuş gibi üstüne böyle kadın yazarlara denk geldiğimiz zaman iyice kayış kopuyor. bana göre de anlaşılması zor bir yazardır. bazı cümlelerinde durup, derin bir nefes alıp “ne demek istiyor acaba” diye dertlenmek gerekiyor.
ingiliz yazar 1882 yılında londra’da doğar. yıl 1941 yine böyle bir mart akşamı evine sırılsıklam döner. intihar girişimi başarısız olur. birkaç gün sonra ceplerine taşlar koyar ve kendisini ouse nehrine bırakır. ruhsal sıkıntılarından artık kurtulmuştur. geride bıraktığı mektubu bile bana göre edebi değer taşır. mektup eşi için yazılmıştır;
“sevdiğim,
yine delirecekmişim, bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum ve sanki giden zamanı geri çeviremeyeceğim. sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum.”
hayatı ve mektubun tamamı için
ölümü de, kitapları gibi gizem ve soru işaretleriyle doludur. yazarın kitapları kimi çevrelerce çok eleştirilir. bana göre ise, bu yazı tekniği ve anlatıma farklı bakışı çok değerlidir.
biz erkekler zaten kadınları anlamakta zorluk çekiyoruz. bu yetmiyormuş gibi üstüne böyle kadın yazarlara denk geldiğimiz zaman iyice kayış kopuyor. bana göre de anlaşılması zor bir yazardır. bazı cümlelerinde durup, derin bir nefes alıp “ne demek istiyor acaba” diye dertlenmek gerekiyor.
ingiliz yazar 1882 yılında londra’da doğar. yıl 1941 yine böyle bir mart akşamı evine sırılsıklam döner. intihar girişimi başarısız olur. birkaç gün sonra ceplerine taşlar koyar ve kendisini ouse nehrine bırakır. ruhsal sıkıntılarından artık kurtulmuştur. geride bıraktığı mektubu bile bana göre edebi değer taşır. mektup eşi için yazılmıştır;
“sevdiğim,
yine delirecekmişim, bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum ve sanki giden zamanı geri çeviremeyeceğim. sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum.”
hayatı ve mektubun tamamı için
ölümü de, kitapları gibi gizem ve soru işaretleriyle doludur. yazarın kitapları kimi çevrelerce çok eleştirilir. bana göre ise, bu yazı tekniği ve anlatıma farklı bakışı çok değerlidir.
devamını gör...
bir günlüğüne suç işlemek serbest olsaydı
''insan, nihai anlamda kendini belirleyen bir varlıktır. yoldaşlarımızdan bazılarının domuz gibi, bazılarının da aziz gibi davrandıklarına tanık olduk. insanın içinde her iki potansiyel de vardır ve hangisinin gerçekleşeceği koşullara değil, kararlara bağlıdır...''
viktor e. frankl / insanın anlama arayışı
içinizdeki domuzu koşullara göre serbest bırakma noktasında iseniz, bu durum sizin sadece cezai müeyyidelerden çekindiğiniz için domuzunuzu ağıla bağladığınızı gösterir. bu da demektir ki; fırsat bulduğunuz her an içinizdeki domuzu ağılından çıkarmak için fırsat bekliyorsunuz. hal böyleyken de, potansiyel olarak devreleri yakma durumunuz oluşabilir ve artık cezai müeyyideler bile sizi ağılın kapısını açmaktan alıkoyamayabilir.
o yüzden tehlikeli samanlıkta geziniyorsunuz/geziniyoruz. tek bir gün yalnızca tek bir gün ceza almayacağınızı düşündüğünüz için latife ile olsa dahi işleyebileceğiniz suçları hayal etmeniz, koşullara bağlı olduğunuzu gösterir. kararlarınız sizin değil korkunun ürünüdür ki, korku duvarlarını aştığınızda cidden tehlikeli mahlukatlar olabilirsiniz/olabiliriz. ilke olarak ceza vesaire bulunmasa dahi suç işlemeyeceğiniz düşüncesini kendinizde inşa etmez iseniz, karar mercii olmaktan çıkmışsınız demektir. işin aslı medeni toplum olmanın asgari şartlarından birisi de budur.
suç işleme kolaycılığı her daim sizi dürtüyorsa, oradan buradan dimağınıza tebelleş oluyorsa bilin ki, medeni bir toplum içerisinde yaşamıyorsunuzdur ya da yaşadığınız toplum medeni bir toplum olsa dahi henüz siz o yapıya entegre olamamışsınızdır. sadece bir yanılsamanın içerisinde zarafet ile ve domuzunuzu gizli gizli besleyerek dolaşıyorsunuzdur ki, işte asıl tehlike bu. artı domuz eti haram. dikkat etmek lazım. ben şimdi bunları niye yazdım? çünkü tosbağalar da saçmalar.
devamını gör...
mizah
bütün acıları ve göz yaşlarını örter. fikirleri ve eleştirileri gizler. mizah en güçlü işlevsel savunma ve iletişim mekanizmasıdır.
devamını gör...
seventeen
amerikalı şarkıcı sharon van etten'a ait remind me tomorrow albümünde yer alan parçadır. video klibi her ne kadar 80'ler havası verse de şaşırtıcı şekilde şarkı 2019 tarihlidir. etten burada kendi 17 yaşından bahseder. şimdinin gençlerine seslenir veya hepimizin yaş 17'sine. hep birlikte anılara dalarız,bugünden selam yollarız o halimize. kimimiz için ne de güzel günlerdi onyedi yaşındaki o yıllar..
'ben de senin gibiydim. bilmediğin bir şey yoktur sanıyorsun. biraz utangaç ve çok kaygısızsın.
ben de bir zamanlar 17'ydim. yaşadığım ve bildiğim her şeyden emindim.
bir zamanlar özgürdüm... yoksa bu bir rüya mıydı?
sana neler olacağını biliyorum. neler yaşanacağını biliyorum. sen de tıpkı benim gibisin...
benim gibi olmandan korkuyorum' diyor .
fakat etten'ın yüzü şarkı boyunca depresif bir moddadır. ritim ve melodi de sonlara doğru bir nevi isyankar hale dönüşmektedir. sanki o günleri tekrar hatırlamaktan, o yılların ne kadar çabuk geçtiğini farketmekten ve bir zamanlar ne kadar masumken hayatın ona yaşattığı olaylardan dolayı bu saflığın kaybolmasından rahatsız ve sitemkardır.
*bu şarkıyı dinlerken bize öğüt veren kıymetli büyüklerimiz de aklımıza gelir. onlar, gençken kendilerinin yaptığı hataları yapmayalım diye hiç bıkmadan uyarırlar bizi. ama gençlik tabiatı nasihat dinlemeye müsait değildir ne yazık ki. insan ne zaman yaş alır ve kendinden küçüklere tavsiye vermeye başlar,o zaman anlar bunun değerini ve şöyle der 'keşke benim size nasihat verdiğim gibi biri de bana şimdi nasihat verseydi..'
'ben de senin gibiydim. bilmediğin bir şey yoktur sanıyorsun. biraz utangaç ve çok kaygısızsın.
ben de bir zamanlar 17'ydim. yaşadığım ve bildiğim her şeyden emindim.
bir zamanlar özgürdüm... yoksa bu bir rüya mıydı?
sana neler olacağını biliyorum. neler yaşanacağını biliyorum. sen de tıpkı benim gibisin...
benim gibi olmandan korkuyorum' diyor .
fakat etten'ın yüzü şarkı boyunca depresif bir moddadır. ritim ve melodi de sonlara doğru bir nevi isyankar hale dönüşmektedir. sanki o günleri tekrar hatırlamaktan, o yılların ne kadar çabuk geçtiğini farketmekten ve bir zamanlar ne kadar masumken hayatın ona yaşattığı olaylardan dolayı bu saflığın kaybolmasından rahatsız ve sitemkardır.
*bu şarkıyı dinlerken bize öğüt veren kıymetli büyüklerimiz de aklımıza gelir. onlar, gençken kendilerinin yaptığı hataları yapmayalım diye hiç bıkmadan uyarırlar bizi. ama gençlik tabiatı nasihat dinlemeye müsait değildir ne yazık ki. insan ne zaman yaş alır ve kendinden küçüklere tavsiye vermeye başlar,o zaman anlar bunun değerini ve şöyle der 'keşke benim size nasihat verdiğim gibi biri de bana şimdi nasihat verseydi..'
devamını gör...
ekmek arası üzüm
düzenli gittiğimiz unutulmaz balık avı günlerini hatırlatan lezzet.
devamını gör...

