den brysomme mannen
film metaforlarla dolu olduğundan birçok kişi farklı anlamlar çıkarabilir ama bence filmin ana teması salt iyi olanın, iyiliği yok etmesidir.
yani kötü olmadan iyiyi hissedemeyiz ve iyi artık rutinleşirse iyi olanı hissetmek veya ondan haz almak mümkün değildir.
(bundan sonrası biraz --- `spoiler` --- içerebilir.)
ütopik bir şehre gelen andreas için şehirde her şey onun için iyidir. hemen işe girer çalışma ortamı iyidir insanlar arkadaş canlısı ve kibardır. kadınlara ulaşmak kolaydır. maddi manevi bir kötülük veya sorun çekmez. ancak bu iyi olma durumu o kadar rutinleşir ki ortada iyi olma hali kalmaz.
bir mekanda alkol içen kişinin tuvalette alkol aldığı için sarhoş olmadığından yakındığını fark eden andreas bunun farkına ancak o yakındıktan sonra varır. burada gösterilmek istenen normal hayatımızda da fazla alkol kullanan birinin alkol toleransının yükselmesi nedeniyle çok zor sarhoş olmasıdır. yani insan iyi olana tolerans geliştirir ve bir süre sonra iyi olsa bile iyi olduğunun farkında olamaz, boşluğa düşer ve arayışa girer.
andreas, kadınlarla flörtleşir ve bir kadınla aynı evde yaşamaya başlar ardından başka bir kadına aşık olur biraz kaçamak yapsa da sonunda birlikte olduğu kadına başkasına aşık olduğunu söyler. kadınsa buna karşılık olarak ctesi gecesi misafirlerin geleceğini ve ayrılmak için beklemesinde faydası olduğunu söyler. yani andreas, neo liberal kültürde başka insanlara sunulacak bir metadan başka bir şey değildir. bu kadından ayrılan andreas aşık olduğu kadına durumu anlatır ve kendisi için ayrıldığını söyler. kadınsa bunu yapmasına gerek olmadığını zaten kendisinin birçok kişi ile birlikte olduğunu söyler. andreas bunun karşısında duygusal olarak yıkılır. burada esasen öznelerin birçok hale gelip nesneleşerek modern toplumda insanların topluluklar içerisinde yalnız kalmasına dem vurulur. ardından andreas kendini trenin altına atar tren üzerinden defalarca geçsede ölmez acı veya ızdırap çekemez. yüzü gözü kanlı bir şekilde eve gider. eve gittiğinde, evdeki kadın bu duruma aldırış etmez ve arkadaşının onları go-karta davet ettiğini söyler.
andreas yine ofisinde düşünceli bir şekilde otururken güler yüzlü patronu ofisine girer ve sorunun ne olduğunu sorar. andreas, çocukları ve sıcak çikolata içmeyi özlediğini söyler. patronu aceleyle odadan çıkar.
yarınına andreas kibar bir şekilde işten kovulur ve yerine hemen yeni biri bulunur.
sistemi eleştirmeye başlayan andreas hemen toplum tarafından ötekileştirilir.
andreas burada huzuru bulamadığının farkına varır.
ve tuvaltte sarhoş olamadığından yakınan adamın odasında duvardan bir ışık geldiğini fark eder orayı kazmaya çalışıp oradaki ışığa varmaya çalışır. duvardaki delik vajina şeklindedir burada insanın ana rahmine ulaşma isteği metaforu vardır. insan, ancak orada huzurlu ve iyi olabilir. yani iyiyi ve kötüyü hissetmediği veya algılamadığı yerde.
andreas, duvarı kazarken diğer insanlar bir koku alıp kazılan yerin etrafına toplanırlar. andreas duvarı kazdığında tarafa sadece elini uzatabilir elini uzattığı yer bir mutfaktır ve mutfaktan eliyle sadece bir dilim pasta alabilir ve o sırada yakalandığı halde bu pastayı iştahla yer çünkü o pasta kötünün de olduğu bir yerdedir yani iyiyi var eden hissedebileceğiniz bir yerdedir. diğer insanlar yaşadıkları şehirde pasta olmasına rağmen ancak o pastanın kokusunu alabilirler. çünkü rutinleşen ve alışılan iyi artık iyi olmaktan çıkar. ve andreas yakalanır geldiği otobüsün arka kısmına atılır ve yolda sarsılarak gider o sarsılarak giderken ilişki kurduğu kadınların ve arkadaşlarının onun yerine hemen başka birini bulduğunu gösteren kesitler gösterilir andreas bir meta konumundadır ama onun yerinde olan insanlarda birer meta konumundalardır fakat henüz farkında değillerdir. konfor alanından çıkmaya başlamıştır en sonunda otobüs durur ve andreas ayağıyla kapağı iterek içinde bulunduğu yerden dışarı çıkar dışarısı karlı ve soğuktur andreas artık konfor alanından ve monotonluğundan çıkmıştır kötü şeyleri hissedebilip acı çekebiliyordur artık iyi olanı da hissedebilecektir.
yani kötü olmadan iyiyi hissedemeyiz ve iyi artık rutinleşirse iyi olanı hissetmek veya ondan haz almak mümkün değildir.
(bundan sonrası biraz --- `spoiler` --- içerebilir.)
ütopik bir şehre gelen andreas için şehirde her şey onun için iyidir. hemen işe girer çalışma ortamı iyidir insanlar arkadaş canlısı ve kibardır. kadınlara ulaşmak kolaydır. maddi manevi bir kötülük veya sorun çekmez. ancak bu iyi olma durumu o kadar rutinleşir ki ortada iyi olma hali kalmaz.
bir mekanda alkol içen kişinin tuvalette alkol aldığı için sarhoş olmadığından yakındığını fark eden andreas bunun farkına ancak o yakındıktan sonra varır. burada gösterilmek istenen normal hayatımızda da fazla alkol kullanan birinin alkol toleransının yükselmesi nedeniyle çok zor sarhoş olmasıdır. yani insan iyi olana tolerans geliştirir ve bir süre sonra iyi olsa bile iyi olduğunun farkında olamaz, boşluğa düşer ve arayışa girer.
andreas, kadınlarla flörtleşir ve bir kadınla aynı evde yaşamaya başlar ardından başka bir kadına aşık olur biraz kaçamak yapsa da sonunda birlikte olduğu kadına başkasına aşık olduğunu söyler. kadınsa buna karşılık olarak ctesi gecesi misafirlerin geleceğini ve ayrılmak için beklemesinde faydası olduğunu söyler. yani andreas, neo liberal kültürde başka insanlara sunulacak bir metadan başka bir şey değildir. bu kadından ayrılan andreas aşık olduğu kadına durumu anlatır ve kendisi için ayrıldığını söyler. kadınsa bunu yapmasına gerek olmadığını zaten kendisinin birçok kişi ile birlikte olduğunu söyler. andreas bunun karşısında duygusal olarak yıkılır. burada esasen öznelerin birçok hale gelip nesneleşerek modern toplumda insanların topluluklar içerisinde yalnız kalmasına dem vurulur. ardından andreas kendini trenin altına atar tren üzerinden defalarca geçsede ölmez acı veya ızdırap çekemez. yüzü gözü kanlı bir şekilde eve gider. eve gittiğinde, evdeki kadın bu duruma aldırış etmez ve arkadaşının onları go-karta davet ettiğini söyler.
andreas yine ofisinde düşünceli bir şekilde otururken güler yüzlü patronu ofisine girer ve sorunun ne olduğunu sorar. andreas, çocukları ve sıcak çikolata içmeyi özlediğini söyler. patronu aceleyle odadan çıkar.
yarınına andreas kibar bir şekilde işten kovulur ve yerine hemen yeni biri bulunur.
sistemi eleştirmeye başlayan andreas hemen toplum tarafından ötekileştirilir.
andreas burada huzuru bulamadığının farkına varır.
ve tuvaltte sarhoş olamadığından yakınan adamın odasında duvardan bir ışık geldiğini fark eder orayı kazmaya çalışıp oradaki ışığa varmaya çalışır. duvardaki delik vajina şeklindedir burada insanın ana rahmine ulaşma isteği metaforu vardır. insan, ancak orada huzurlu ve iyi olabilir. yani iyiyi ve kötüyü hissetmediği veya algılamadığı yerde.
andreas, duvarı kazarken diğer insanlar bir koku alıp kazılan yerin etrafına toplanırlar. andreas duvarı kazdığında tarafa sadece elini uzatabilir elini uzattığı yer bir mutfaktır ve mutfaktan eliyle sadece bir dilim pasta alabilir ve o sırada yakalandığı halde bu pastayı iştahla yer çünkü o pasta kötünün de olduğu bir yerdedir yani iyiyi var eden hissedebileceğiniz bir yerdedir. diğer insanlar yaşadıkları şehirde pasta olmasına rağmen ancak o pastanın kokusunu alabilirler. çünkü rutinleşen ve alışılan iyi artık iyi olmaktan çıkar. ve andreas yakalanır geldiği otobüsün arka kısmına atılır ve yolda sarsılarak gider o sarsılarak giderken ilişki kurduğu kadınların ve arkadaşlarının onun yerine hemen başka birini bulduğunu gösteren kesitler gösterilir andreas bir meta konumundadır ama onun yerinde olan insanlarda birer meta konumundalardır fakat henüz farkında değillerdir. konfor alanından çıkmaya başlamıştır en sonunda otobüs durur ve andreas ayağıyla kapağı iterek içinde bulunduğu yerden dışarı çıkar dışarısı karlı ve soğuktur andreas artık konfor alanından ve monotonluğundan çıkmıştır kötü şeyleri hissedebilip acı çekebiliyordur artık iyi olanı da hissedebilecektir.
devamını gör...
kuran'daki matematiksel hata
kerrat cetveliyle kuran sağlaması yapılan başlık.
ateizm'in şartları
1 hesap makinesine iman
2 napier'in kemiklerine iman
3 pascaline'e iman
4 leibniz çarkına iman
5 facite iman
6 abaküse iman
bunların dışındaki hesaplamalar, şeksiz şüphesiz ateizme şirk koşmaktır.
ateizm'in şartları
1 hesap makinesine iman
2 napier'in kemiklerine iman
3 pascaline'e iman
4 leibniz çarkına iman
5 facite iman
6 abaküse iman
bunların dışındaki hesaplamalar, şeksiz şüphesiz ateizme şirk koşmaktır.
devamını gör...
madalyalı yazarlar özelliğinin gelmesi
devamını gör...
lc waikiki
bir zamanlar zengin markasıyken, şimdi düşük gelirlilere hitap eden giyim markası.
devamını gör...
haremeyn
müslümanlarca kutsal sayılan mekke ve medine şehirleri için kullanılan kelime.
devamını gör...
ailenin en büyük çocuğu
araştırmalara göre evin en büyük çocuğunun daha yardımsever, kendinden büyük insanlarla arasındaki ilişkisinin iyi olduğu ve daha sorumluluk sahibi olduğu gözlemlenmiş.
kardeşimle kendime bir baktığımda, o büyürken ben de onunla büyüdüğüm halde onun yanında daha büyükmüşüm gibi davrandığım ve onun sorumluluğu da çoğu zaman bende olduğu için, araştırmaya fazlasıyla katılıyorum.
edit: biraz daha bilgi eklemek istiyorum. alfred adler'in doğum sırası teorisine göre, ilk çocuklar genelde ailelerinin sevgi ve alakalarını fazlaca alan çocuklardır. taa ki küçük kardeşleri doğana dek. kardeşleri doğduktan sonra tahttan indirilmiş hissederler. adler, tüm ilk doğan çocukların bu durumda şok geçirdiklerini söyler fakat bu şokun derecesi, ailenin ilk çocuğu ne kadar şımarttığı ve ilk çocuğun kardeşiyle arasındaki yaş farkına göre değişiklik gösterir.
ilk çocukların diğerlerine göre daha pesimistik ve nostaljik olduğunu belirtir. anksiyeteye sahip olmaları da yüksektir. fakat disiplinli, liderlik özelliklerine sahip, başarılı, korumacı kişilerdir. elbette bu saydıklarıma uymayanlar olabilir lakin eğer uymuyorsanız kardeşiniz/kardeşleriniz arasından bu saydıklarıma uyan muhakkak biri vardır. yani adler der ki, eğer buna uymuyorsanız bu rol diğer kardeşinize yüklenmiştir.
kardeşimle kendime bir baktığımda, o büyürken ben de onunla büyüdüğüm halde onun yanında daha büyükmüşüm gibi davrandığım ve onun sorumluluğu da çoğu zaman bende olduğu için, araştırmaya fazlasıyla katılıyorum.
edit: biraz daha bilgi eklemek istiyorum. alfred adler'in doğum sırası teorisine göre, ilk çocuklar genelde ailelerinin sevgi ve alakalarını fazlaca alan çocuklardır. taa ki küçük kardeşleri doğana dek. kardeşleri doğduktan sonra tahttan indirilmiş hissederler. adler, tüm ilk doğan çocukların bu durumda şok geçirdiklerini söyler fakat bu şokun derecesi, ailenin ilk çocuğu ne kadar şımarttığı ve ilk çocuğun kardeşiyle arasındaki yaş farkına göre değişiklik gösterir.
ilk çocukların diğerlerine göre daha pesimistik ve nostaljik olduğunu belirtir. anksiyeteye sahip olmaları da yüksektir. fakat disiplinli, liderlik özelliklerine sahip, başarılı, korumacı kişilerdir. elbette bu saydıklarıma uymayanlar olabilir lakin eğer uymuyorsanız kardeşiniz/kardeşleriniz arasından bu saydıklarıma uyan muhakkak biri vardır. yani adler der ki, eğer buna uymuyorsanız bu rol diğer kardeşinize yüklenmiştir.
devamını gör...
nefret edilen küçük ama önemsiz şeyler
istemediğin bir şey için ısrar edilmesi.
devamını gör...
yazarların yaşlandıklarını hissettiği ilk an
çoğu insan için saçın beyazlaması yaşlanıldığını bize hatırlatıyor.
devamını gör...
ölüm bir varmış bir yokmuş
bir jose saramago romanıdır.
var olduğundan şüpheli olduğumuz bir ülkede var olduğundan şüphe duyduğumuz bir zamanda varlığından emin olduğumuz tek şey olan ölüm artık ortalarda görünmemeye başlar.
lokman hekim bulup unuttuğundan ya de unutmuş gibi yaptığından beri ve bunun da çok öncesinden başlayarak insanlar bir ölümsüzlük merakındadır. çok matah bir şey olmasa de yaşamak, insanlar sıkı sıkı tutunmaya çalışır hayata.
ama acaba ölümsüzlük o kadar güzel bir şey midir? eğer ölümün ortaya çıkardığı ekonomi çökerse hayatlarımız nasıl olur? artık hastaneler olmazsa mesela, cenaze işleri dursa, mezarlıklar atıl kalsa, kimse ölümden korkmadığı için inanç sistemleri çökse, bütün ağır yaralılar sonsuza kadar aynı acıları çekmek zorunda kalsa? nasıl bir dünya olurdu içinde yaşadığımız?
saramago üstada göre çok da matah bir dünya olmazdı bu. ve kaos kaçınılmaz olurdu. ölmek isteyen insanları ülke sınırının dışına kaçırmaya çalışanlardan oluşan mafyatik bir iş kolu bile doğabilirdi belki.
her ne olursa olsun ve ertesi gün hiç kimse ölmezse o şehir yerle yeksan olmaya mahkûmdur.
yine de ben o ülkede yaşamak isterim. intihar, zihnimde daimi konuk olsa da ölmeyi sevmiyorum ben, hiçbir zaman da sevmedim. ve ertesi gün hiç kimse ölmesin benim ülkemde.
var olduğundan şüpheli olduğumuz bir ülkede var olduğundan şüphe duyduğumuz bir zamanda varlığından emin olduğumuz tek şey olan ölüm artık ortalarda görünmemeye başlar.
lokman hekim bulup unuttuğundan ya de unutmuş gibi yaptığından beri ve bunun da çok öncesinden başlayarak insanlar bir ölümsüzlük merakındadır. çok matah bir şey olmasa de yaşamak, insanlar sıkı sıkı tutunmaya çalışır hayata.
ama acaba ölümsüzlük o kadar güzel bir şey midir? eğer ölümün ortaya çıkardığı ekonomi çökerse hayatlarımız nasıl olur? artık hastaneler olmazsa mesela, cenaze işleri dursa, mezarlıklar atıl kalsa, kimse ölümden korkmadığı için inanç sistemleri çökse, bütün ağır yaralılar sonsuza kadar aynı acıları çekmek zorunda kalsa? nasıl bir dünya olurdu içinde yaşadığımız?
saramago üstada göre çok da matah bir dünya olmazdı bu. ve kaos kaçınılmaz olurdu. ölmek isteyen insanları ülke sınırının dışına kaçırmaya çalışanlardan oluşan mafyatik bir iş kolu bile doğabilirdi belki.
her ne olursa olsun ve ertesi gün hiç kimse ölmezse o şehir yerle yeksan olmaya mahkûmdur.
yine de ben o ülkede yaşamak isterim. intihar, zihnimde daimi konuk olsa da ölmeyi sevmiyorum ben, hiçbir zaman da sevmedim. ve ertesi gün hiç kimse ölmesin benim ülkemde.
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
bırakın şu yasak kültürünü, herkes rahatça fikirlerini paylaşsın. önemli olan herkesin birbirine saygılı olması. tüm kuşakların birbirinden öğrenecek çok şeyi var.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
yeni üniversiteye başladığım, her şeye hevesle yaklaştığım bir dönemdi. ortamda : ben, o zamanlardaki henüz yeni flört ettiğim kız, yakın arkadaşım ve onun da tanıdığı olan müzisyen bir adam ve eşi var. yarım saat boyunca benim gitar çaldığımdan, bir araya gelirsek neler yapabileceğimizden bahsettik, her şey çok güzel gidiyordu; kayıtlarımızı dinledik, stüdyoda buluşmak için sözleştik. saatlerce gitar muhabbeti yaptıktan sonra adam bana "ne çalıyorsun ?" * sorusunu sordu ve ben "e.. ee gitaar?" cevabını verince bütün masa kahkahaya boğuldu... ama böyle dalga geçer bir şekilde. en çok da yanımdaki kız gülmüştü. sonra o müzik işi olmadı. şimdi baktığımda sallamadığım bi' şey ama insanın hevesi kırılınca üzülüyor, 10 yaşıma dönmüştüm utancımdan resmen.
devamını gör...
mansur yavaş’tan lezzet ankara uygulaması
destek verilmesi gereken abb uygulaması. mansur yavaş ı bir kez daha takdir ediyorum. şey mi yapsak bir sonraki seçimlerde milleti düşünen halkı siyasi çıkarların önünde tutan birileri mi gelse. valla bir de bunu deneyelim.
devamını gör...
cadı avı
malleus maleficarum, cadı avıyla uğraşanların başucu kitabıydı. aynı zamanda, bu kitap, cadı avı ile zaten var olan kkadın düşmanlığını da en üst düzeye taşıdı.
yakılanların büyük kısmı pagandı. bir dönemler şifa için kullanılan semboller, sözcükler cadı avı sonrası şeytanlaştırılmış, bambaşka bir şeye dönüştürülmüştü...
antik dönemin en sevilen tanrıları ve tanrıçaları artık şeytanın en büyük hizmetkarları olmuşlardı... cadı avı, katledilen milyonlarca kadından çok daha fazlasıydı; koskoca bir kültürü yok etmişlerdi.
ama unuttukları bir şey vardı bunları yapan insanların... bir zaman gelecek ve kendilerinin kutsal bulduğu tüm semboller şeytanileşecek, tanrıları bir zamanlar kutsal olan antik dönem tanrı ve tanrıçaları ile aynı şeyi paylaşacaktı... ve yeni dönemin cadı avı da başladı, sinsice ilerliyor.
yakılanların büyük kısmı pagandı. bir dönemler şifa için kullanılan semboller, sözcükler cadı avı sonrası şeytanlaştırılmış, bambaşka bir şeye dönüştürülmüştü...
antik dönemin en sevilen tanrıları ve tanrıçaları artık şeytanın en büyük hizmetkarları olmuşlardı... cadı avı, katledilen milyonlarca kadından çok daha fazlasıydı; koskoca bir kültürü yok etmişlerdi.
ama unuttukları bir şey vardı bunları yapan insanların... bir zaman gelecek ve kendilerinin kutsal bulduğu tüm semboller şeytanileşecek, tanrıları bir zamanlar kutsal olan antik dönem tanrı ve tanrıçaları ile aynı şeyi paylaşacaktı... ve yeni dönemin cadı avı da başladı, sinsice ilerliyor.
devamını gör...
cüneyt türel
ajda pekkan'ın söylediği palavra isimli şarkısına konuşmalarıyla eşlik eden merhum sanatçı.
devamını gör...
çocuk cezaevleri kapatılsın girişimi
2014 yılında insan hakları derneğinin önderliğinde başlatılan girişimdir. 12-18 yaş arası çocukların devlet koruması altında olması gerekirken suça teşvik edilmeleri, istismara uğramaları, kimsesiz kalmaları ve toplumdan tecrit edilmeleri gibi sebepler sonucunda işlenen suçlardan dolayı mahkum edilmesi büyük hakkaniyetsizliktir. bu çocukların topluma kazandırılmaları şarttır. tüm bunların yanı sıra çocukların kötü cezaevi koşulları dolayısıyla yaşadıkları travmalar geri dönülemez bir hal almaktadır. bugün her ne kadar gündem olmasa da bir çok çocuk cezaevlerinde istismara uğramaktadır bu konuda yetkili kurumlar gerekli önlemleri almamaktadır. tüm bu karmaşık gündemler arasında bu memleketin kaybedecek daha fazla evladı kalmamıştır.
bu çocukların mahkum edilmeye değil terapiye ve devlet tarafından sahip çıkılmaya ihtiyacı var!
2020 yılı pandemi sürecinde dahil bu çocuklar gündem olmamış haklarında hiç bir yetkili merci tarafından açıklama yapılmamıştır.
dw'nin konu ile ilgili haberi
2018 tarihli sincan çocuk cezaevi istismar iddiası ile ilgili haber;
buradan okuyabilirsiniz
2017 tarihli diyarbakır çocuk cezaevi cinsel istismar ve şiddet iddiası;
!! geçersiz url !! 2 kez linki yeniledim urlyi eklemiyor şöyle bırakayım ;
www.gorulmustur.org/icerik/...
çocuk ceza evleri kapatılsın girişiminin konu ile ilgili açıklaması;
bizler, insan hakları ve çocuk hakları alanlarında çalışan ve aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşları olarak, bugün, ankara, izmir, diyarbakır, mersin, istanbul ceza infaz kurumları önünde “çocuk cezaevleri kapatılsın” demek ve çocuklarla görüşmemize izin verilmesini dile getirmek için toplandık.
yakın tarihte başta pozantı, şakran, kürkçüler, antalya ve en son olarak sincan çocuk ceza infaz kurumları’nda kalan çocukların işkence, kötü muamele ve diğer onur kırıcı muamelelere maruz kalmalarını insanlık adına utançla ve büyük bir kaygıyla takip ediyor ve çocuklara yapılan ihlallerin sona erdirilmesi için yetkilileri göreve çağırıyoruz.
türkiye cumhuriyeti devletinin, cezaevlerinde bulunan çocuklara karşı kamuoyuna yansıyan onur kırıcı muameleleri nedeniyle uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiği açıktır.
insan hakları sözleşmesinin, “hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz” şeklindeki 3. maddesi; çocuk haklarına dair sözleşmenin 37. maddesi’nde düzenlenen;
a. hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tâbi tutulmayacaktır.
b. hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.
c. özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılacaktır. şeklindeki düzenlemeler bugünün türkiye’sinde devlet eliyle açıkça ihlal edilmektedir.
suça sürüklenen çocukların toplumsallaşmalarının alternatif tedbirlere gidilerek yine toplum içinde ve toplumla birlikte yapılması gerektiği uluslararası hukukun ve modern aklın gereğidir. ülkemiz cezaevlerinde bulunan çocuk sayısı göz önüne alındığında alternatif tedbirlerle çocuk cezaevlerini gereksiz kılacak bir yapılanma çocuklar yararına oluşturulabilir.
çocuk cezaevlerinin çocukların suça sürüklenmesinin önüne geçemediği, tahliye edildikleri süreçten sonra devletin bu çocuklara sahip çıkmadığı, devletin bu konuda herhangi bir politika ve uygulamasının söz konusu olmadığı dolayısıyla çocuk ceza adalet sisteminin amaçlarına kesinlikle ulaşılamadığı artık görülmeli ve kabul edilmelidir.
çocuklara açıkça zarar veren ve uluslararası sözleşmelerinin ihlali sonucu yaratan bu yapının kesinlikle ortadan kaldırılması ve çocuk cezaevlerinin kapatılması; alternatif olabilecek modellerin geliştirilmesi ve alt yapısının, kurum ve kuruluşlarının acilen oluşturulması zorunludur. çocuk tutukluluğuna son verilerek çocuk cezaevleri bütünüyle kapatılıncaya kadar, biz “çocuk cezaevleri kapatılsın girişimi” üyesi sivil toplum kuruluşlarına cezaevlerinin kapılarının açılmasını talep ediyoruz.
yine çocuk cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri konusunda toplumu daha duyarlı hale getirmek ve bu taleplerimizi, toplumun en geniş kapsamına yayarak öncelikle adalet bakanlığına, tbmm başkanlığına ve cumhurbaşkanlığına sunulmak üzere türkiye genelinde bir imza kampanyası başlattığımızı da buradan sizler aracılığı duyuruyoruz. imza kampanyası sürecinde kamuoyunu çocuk cezaevlerinde yaşananlar konusunda daha duyarlı hale getirmek ve bilgilendirmek için, çalıştay, konferans, kitap, broşür ve basılı eser hazırlanması, cezaevlerinde yaşananları raporlama, sinema tiyatro gösterimi, bilgilendirme masaları vs.. bir dizi etkinlik girişimimiz tarafından tüm türkiye kapsamında gerçekleştirilecektir.
bizler –şimdilik-18 ayrı sivil toplum kuruluşu olarak, çok güçlü ve ısrarlı bir biçimde bu çağrımızı yineliyoruz ve “çocuk cezaevleri kapatılsın!” diyerek çocukları görme, çocuk cezaevlerinin toplum gözetimi ve denetimine açılması talebimizi yineliyoruz. kamuoyuna saygılarımızla duyurulur!
çocuk cezaevleri kapatılsın girişimi
çocuk ceza evleri kapatılsın girişimini destekleyen dernekler;
insan hakları derneği,türkiye insan hakları vakfı, çağdaş hukukçular derneği, gündem çocuk derneği, tutuklu ve hükümlü aileleri hukuk dayanışma dernekleri federasyonu (tuhad-fed), özgürlüğünden yoksun gençlerle dayanışma derneği (öz-ge der),insan hakları ve mazlumlar için dayanışma derneği (mazlumder), ceza infaz sisteminde sivil toplum derneği (cisst), sosyal hizmet uzmanları derneği (shuder), türkiye çocuklara yeniden özgürlük vakfı,iştar kadın merkezi, uluslararası çocuk merkezi, çocuklar için adalet takipçileri, eğitim ve bilim emekçileri sendikası (eğitim sen), çakıl derneği, toplumsal dayanışma için psikologlar derneği (todap), sağlık ve sosyal hizmet emekçileri sendikası (ses), çocuk istismarını ve ihmalini önleme derneği
bu çocukların mahkum edilmeye değil terapiye ve devlet tarafından sahip çıkılmaya ihtiyacı var!
2020 yılı pandemi sürecinde dahil bu çocuklar gündem olmamış haklarında hiç bir yetkili merci tarafından açıklama yapılmamıştır.
dw'nin konu ile ilgili haberi
2018 tarihli sincan çocuk cezaevi istismar iddiası ile ilgili haber;
buradan okuyabilirsiniz
2017 tarihli diyarbakır çocuk cezaevi cinsel istismar ve şiddet iddiası;
!! geçersiz url !! 2 kez linki yeniledim urlyi eklemiyor şöyle bırakayım ;
www.gorulmustur.org/icerik/...
çocuk ceza evleri kapatılsın girişiminin konu ile ilgili açıklaması;
bizler, insan hakları ve çocuk hakları alanlarında çalışan ve aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşları olarak, bugün, ankara, izmir, diyarbakır, mersin, istanbul ceza infaz kurumları önünde “çocuk cezaevleri kapatılsın” demek ve çocuklarla görüşmemize izin verilmesini dile getirmek için toplandık.
yakın tarihte başta pozantı, şakran, kürkçüler, antalya ve en son olarak sincan çocuk ceza infaz kurumları’nda kalan çocukların işkence, kötü muamele ve diğer onur kırıcı muamelelere maruz kalmalarını insanlık adına utançla ve büyük bir kaygıyla takip ediyor ve çocuklara yapılan ihlallerin sona erdirilmesi için yetkilileri göreve çağırıyoruz.
türkiye cumhuriyeti devletinin, cezaevlerinde bulunan çocuklara karşı kamuoyuna yansıyan onur kırıcı muameleleri nedeniyle uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiği açıktır.
insan hakları sözleşmesinin, “hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz” şeklindeki 3. maddesi; çocuk haklarına dair sözleşmenin 37. maddesi’nde düzenlenen;
a. hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tâbi tutulmayacaktır.
b. hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.
c. özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılacaktır. şeklindeki düzenlemeler bugünün türkiye’sinde devlet eliyle açıkça ihlal edilmektedir.
suça sürüklenen çocukların toplumsallaşmalarının alternatif tedbirlere gidilerek yine toplum içinde ve toplumla birlikte yapılması gerektiği uluslararası hukukun ve modern aklın gereğidir. ülkemiz cezaevlerinde bulunan çocuk sayısı göz önüne alındığında alternatif tedbirlerle çocuk cezaevlerini gereksiz kılacak bir yapılanma çocuklar yararına oluşturulabilir.
çocuk cezaevlerinin çocukların suça sürüklenmesinin önüne geçemediği, tahliye edildikleri süreçten sonra devletin bu çocuklara sahip çıkmadığı, devletin bu konuda herhangi bir politika ve uygulamasının söz konusu olmadığı dolayısıyla çocuk ceza adalet sisteminin amaçlarına kesinlikle ulaşılamadığı artık görülmeli ve kabul edilmelidir.
çocuklara açıkça zarar veren ve uluslararası sözleşmelerinin ihlali sonucu yaratan bu yapının kesinlikle ortadan kaldırılması ve çocuk cezaevlerinin kapatılması; alternatif olabilecek modellerin geliştirilmesi ve alt yapısının, kurum ve kuruluşlarının acilen oluşturulması zorunludur. çocuk tutukluluğuna son verilerek çocuk cezaevleri bütünüyle kapatılıncaya kadar, biz “çocuk cezaevleri kapatılsın girişimi” üyesi sivil toplum kuruluşlarına cezaevlerinin kapılarının açılmasını talep ediyoruz.
yine çocuk cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri konusunda toplumu daha duyarlı hale getirmek ve bu taleplerimizi, toplumun en geniş kapsamına yayarak öncelikle adalet bakanlığına, tbmm başkanlığına ve cumhurbaşkanlığına sunulmak üzere türkiye genelinde bir imza kampanyası başlattığımızı da buradan sizler aracılığı duyuruyoruz. imza kampanyası sürecinde kamuoyunu çocuk cezaevlerinde yaşananlar konusunda daha duyarlı hale getirmek ve bilgilendirmek için, çalıştay, konferans, kitap, broşür ve basılı eser hazırlanması, cezaevlerinde yaşananları raporlama, sinema tiyatro gösterimi, bilgilendirme masaları vs.. bir dizi etkinlik girişimimiz tarafından tüm türkiye kapsamında gerçekleştirilecektir.
bizler –şimdilik-18 ayrı sivil toplum kuruluşu olarak, çok güçlü ve ısrarlı bir biçimde bu çağrımızı yineliyoruz ve “çocuk cezaevleri kapatılsın!” diyerek çocukları görme, çocuk cezaevlerinin toplum gözetimi ve denetimine açılması talebimizi yineliyoruz. kamuoyuna saygılarımızla duyurulur!
çocuk cezaevleri kapatılsın girişimi
çocuk ceza evleri kapatılsın girişimini destekleyen dernekler;
insan hakları derneği,türkiye insan hakları vakfı, çağdaş hukukçular derneği, gündem çocuk derneği, tutuklu ve hükümlü aileleri hukuk dayanışma dernekleri federasyonu (tuhad-fed), özgürlüğünden yoksun gençlerle dayanışma derneği (öz-ge der),insan hakları ve mazlumlar için dayanışma derneği (mazlumder), ceza infaz sisteminde sivil toplum derneği (cisst), sosyal hizmet uzmanları derneği (shuder), türkiye çocuklara yeniden özgürlük vakfı,iştar kadın merkezi, uluslararası çocuk merkezi, çocuklar için adalet takipçileri, eğitim ve bilim emekçileri sendikası (eğitim sen), çakıl derneği, toplumsal dayanışma için psikologlar derneği (todap), sağlık ve sosyal hizmet emekçileri sendikası (ses), çocuk istismarını ve ihmalini önleme derneği
devamını gör...
sözlüğü telefondan kullanmak
genelde telefondan kullanırım. bilgisayardan kullanırken nedense kendimi çok ciddi bir iş yapıyormuşum gibi hissediyorum ve bu psikolojiye giriyorum ister istemez.
devamını gör...


