hate (yazar)
eyluling ile youtube röportajı videosunda kamera arkası görüntülerini ele geçirdim.
streamable.com/04hwus
streamable.com/04hwus
devamını gör...
1.50’lere yapılan yersiz şakalar
klişe şakalardır. yaratıcı olsalar vallahi güleceğim.
ayrıca 40’lı yaşlara geldiğimizde o şakacı kazuletlerle görüşeceğim.
bodur tavuk her daim piliçtir sevgili dostlar unutmayın bunu.
ayrıca 40’lı yaşlara geldiğimizde o şakacı kazuletlerle görüşeceğim.
bodur tavuk her daim piliçtir sevgili dostlar unutmayın bunu.
devamını gör...
her konuyu cinselliğe bağlayan tip
öyle biri vardı arkadaş grubumda her problemi libidoya bağlardı. "bugün hiçbir şeye enerjim yok" diyen birine "bunlar hep libido düşüklüğü yüzünden" demişti.
not: aramızda fazla barınamadı.
not: aramızda fazla barınamadı.
devamını gör...
fotoğrafa resim diyen insan
bu insan müziğe de şarkı diyordur kesin.
devamını gör...
freud'un kuramlarının günümüzde gülünç olması
“psikanaliz tarihiyle” yakından ilgilenen bir tarihçi olarak meseleyi en başından başlayarak kısaca anlatmaya çalışayım.
sigmung freud, viyanalı yahudi bir nörologtur. freud, psikanaliz kuramını ortaya atmadan önce hâlihazırda “psikoloji” adlı bir disiplin vardı. ancak “psikoloji” disiplini pek itibar görmüyordu dünyada. akli melekelerini yitirdikleri düşünülen varlıklı kimseler, özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında isviçre’de bolca bulunan rehabilitasyon merkezlerine kaldırılıyorlardı. tıpkı tüberkülozdan muzdarip olanlar gibi. psikologlar da bu kişilere bir nevî “hasta bakıcı” olarak refakat ediyorlardı. hastalara uygulanan tedavi yöntemleri bilimsel temelden yoksundu, çoğunlukla alternatif yöntemlerdi. psikiyatri sözcüğü ise 19. yüzyılın başından beri bir ıstılah/terim olarak kullanılıyordu. fakat “psikiyatri” , akademik camialarının üzerinde fikir birliğine vardığı bir disiplin değildi.
psikanaliz kavramının isim babası ise freud’un hocalarından biri olan breuer’dir. ancak breuer yalnızca ismin mucididir, psikanalitik tekniğin değil. freud, psikanalitik kuramı geliştirdiğinde bütün dünyanın ilgisini çekmeye başladı. bu ilgi öylesine arttı ki, psikanalist olma hevesiyle yanıp tutuşan, 30’lu yaşlardaki genç entelektüeller freud’un evinde toplanmaya başladılar. bir süre sonra her çarşamba günü, akşam yemeğinden sonra freud’un evinde buluşmaya karar verdiler. buna da “çarşamba psikoloji toplantıları” denildi. freud’a büyük saygı duyduklar için ona “herr professor” diye hitap ediyorlardı, zamanla bir tür ulvi lakap haline geldi.
bu toplantılara katılanlar arasında: alfred adler, carl gustav jung, otto rank, ernest jones, karl abraham, max eitingon, sandor ferenczi gibi isimler vardır. bugün, büyük bir kitabevinin psikoloji kitaplığına baktığınızda göreceğiniz kült psikoloji kitaplarının yüzde doksanından fazlası bunların eserleridir. hepsi, freud’un eski öğrencileridir.
freud, bu toplantıları yeterli bulmadığı için 1907’de “wiener psychoanalytische vereinigung” (viyana psikanaliz derneği) kuruldu.
herkesin dilediğinde söz alabildiği, tatlıların yendiği, puroların içildiği, samimiyetin ön planda olduğu “çarşamba toplantıları” yerini hiyerarşinin apaçık hissedildiği ve ciddiyetin önem kazandığı dernek toplantılarına bıraktı. artık kimin ne kadar konuşacağına doğrudan doğruya freud karar veriyordu. bu toplantılar uzun süre devam etti.
kısa keserek, freud’un yaşamının son dönemine değinelim biraz. psikanalitik kuram abd ve ingiltere’de de fazlasıyla popülerlik kazanmış hatta yaratıcısı freud’un adı anılmadan tartışılmaya başlanmıştı. yaratıcısının adını gölgede bırakacak bir üne kavuşmuştu psikanaliz.
freud’un en küçük kızı anna freud da babasının izinden giderek psikanalist olmuştur. özellikle “çocuk psikolojisi” alanında hâlâ saygınlığını koruyan biridir. melanie klein ile girdiği uzun yıllar süren akademik tartışma meşhurdur.
yıllar içerisinde, bir sağaltım yöntemi olarak görülecek olan antidepresan ilaçların ortaya çıkışıyla beraber; edebiyatın, tıbbın, antropolojinin ve dinler tarihinin kıyılarında gezinen “psikanalitik kuram” unutulmaya yüz tutmuştur.
naziler, iktidarı tamamen ele geçirdiklerinde freud’un kitaplarını meydanlarda yakmışlar, yıllar evvel kurduğu yayınevini talan ettikten sonra kapatıp mühürlemişler ve freud’u da göç etmeye zorlamışlardır.
o dönemde oldukça iyi kazanmasına rağmen bütün ailesini gitmeyi karar verdiği londra’ya götürmesini sağlayacak parayı denkleştirememiştir. çünkü naziler, ülkeden çıkış parası istemişlerdir (yüklü miktarda) yani bir nevî haraç. bunun üzerine yakın dostu marie bonaparte’ın (napoleon bonaparte’ın yeğeni) maddi desteğiyle yaşlı kız kardeşleri hariç bütün yakınlarıyla beraber londra’ya hicret etmiştir. gitmeden evvel naziler ona bir evrak imzalatmışlardır. evraktaki metni paylaşıyorum.
erklärung. ıch bestätige gerne, dass bis heute den 4. juni 1938, keinerlei behelligung meiner person oder meiner hausgenossen vorgekommen ist. behörden und funktionäre der partei sind mir und meinen hausgenossen ständig korrekt und rücksichtsvoll entgegen gereten. wien, den 4. juni 1938
prof. dr. sigmund freud
türkçesi:
beyan. 4 haziran 1938’e değin, şahsıma ve hane halkına rahatsızlık verilmediğini kendi isteğimle teyit ediyorum. parti yetkilileri, bana ve aileme karşı her zaman düzgün, ölçülü davranmışlardır.
4 haziran 1938, viyana. prof. dr. sigmund freud
sigmung freud, viyanalı yahudi bir nörologtur. freud, psikanaliz kuramını ortaya atmadan önce hâlihazırda “psikoloji” adlı bir disiplin vardı. ancak “psikoloji” disiplini pek itibar görmüyordu dünyada. akli melekelerini yitirdikleri düşünülen varlıklı kimseler, özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında isviçre’de bolca bulunan rehabilitasyon merkezlerine kaldırılıyorlardı. tıpkı tüberkülozdan muzdarip olanlar gibi. psikologlar da bu kişilere bir nevî “hasta bakıcı” olarak refakat ediyorlardı. hastalara uygulanan tedavi yöntemleri bilimsel temelden yoksundu, çoğunlukla alternatif yöntemlerdi. psikiyatri sözcüğü ise 19. yüzyılın başından beri bir ıstılah/terim olarak kullanılıyordu. fakat “psikiyatri” , akademik camialarının üzerinde fikir birliğine vardığı bir disiplin değildi.
psikanaliz kavramının isim babası ise freud’un hocalarından biri olan breuer’dir. ancak breuer yalnızca ismin mucididir, psikanalitik tekniğin değil. freud, psikanalitik kuramı geliştirdiğinde bütün dünyanın ilgisini çekmeye başladı. bu ilgi öylesine arttı ki, psikanalist olma hevesiyle yanıp tutuşan, 30’lu yaşlardaki genç entelektüeller freud’un evinde toplanmaya başladılar. bir süre sonra her çarşamba günü, akşam yemeğinden sonra freud’un evinde buluşmaya karar verdiler. buna da “çarşamba psikoloji toplantıları” denildi. freud’a büyük saygı duyduklar için ona “herr professor” diye hitap ediyorlardı, zamanla bir tür ulvi lakap haline geldi.
bu toplantılara katılanlar arasında: alfred adler, carl gustav jung, otto rank, ernest jones, karl abraham, max eitingon, sandor ferenczi gibi isimler vardır. bugün, büyük bir kitabevinin psikoloji kitaplığına baktığınızda göreceğiniz kült psikoloji kitaplarının yüzde doksanından fazlası bunların eserleridir. hepsi, freud’un eski öğrencileridir.
freud, bu toplantıları yeterli bulmadığı için 1907’de “wiener psychoanalytische vereinigung” (viyana psikanaliz derneği) kuruldu.
herkesin dilediğinde söz alabildiği, tatlıların yendiği, puroların içildiği, samimiyetin ön planda olduğu “çarşamba toplantıları” yerini hiyerarşinin apaçık hissedildiği ve ciddiyetin önem kazandığı dernek toplantılarına bıraktı. artık kimin ne kadar konuşacağına doğrudan doğruya freud karar veriyordu. bu toplantılar uzun süre devam etti.
kısa keserek, freud’un yaşamının son dönemine değinelim biraz. psikanalitik kuram abd ve ingiltere’de de fazlasıyla popülerlik kazanmış hatta yaratıcısı freud’un adı anılmadan tartışılmaya başlanmıştı. yaratıcısının adını gölgede bırakacak bir üne kavuşmuştu psikanaliz.
freud’un en küçük kızı anna freud da babasının izinden giderek psikanalist olmuştur. özellikle “çocuk psikolojisi” alanında hâlâ saygınlığını koruyan biridir. melanie klein ile girdiği uzun yıllar süren akademik tartışma meşhurdur.
yıllar içerisinde, bir sağaltım yöntemi olarak görülecek olan antidepresan ilaçların ortaya çıkışıyla beraber; edebiyatın, tıbbın, antropolojinin ve dinler tarihinin kıyılarında gezinen “psikanalitik kuram” unutulmaya yüz tutmuştur.
naziler, iktidarı tamamen ele geçirdiklerinde freud’un kitaplarını meydanlarda yakmışlar, yıllar evvel kurduğu yayınevini talan ettikten sonra kapatıp mühürlemişler ve freud’u da göç etmeye zorlamışlardır.
o dönemde oldukça iyi kazanmasına rağmen bütün ailesini gitmeyi karar verdiği londra’ya götürmesini sağlayacak parayı denkleştirememiştir. çünkü naziler, ülkeden çıkış parası istemişlerdir (yüklü miktarda) yani bir nevî haraç. bunun üzerine yakın dostu marie bonaparte’ın (napoleon bonaparte’ın yeğeni) maddi desteğiyle yaşlı kız kardeşleri hariç bütün yakınlarıyla beraber londra’ya hicret etmiştir. gitmeden evvel naziler ona bir evrak imzalatmışlardır. evraktaki metni paylaşıyorum.
erklärung. ıch bestätige gerne, dass bis heute den 4. juni 1938, keinerlei behelligung meiner person oder meiner hausgenossen vorgekommen ist. behörden und funktionäre der partei sind mir und meinen hausgenossen ständig korrekt und rücksichtsvoll entgegen gereten. wien, den 4. juni 1938
prof. dr. sigmund freud
türkçesi:
beyan. 4 haziran 1938’e değin, şahsıma ve hane halkına rahatsızlık verilmediğini kendi isteğimle teyit ediyorum. parti yetkilileri, bana ve aileme karşı her zaman düzgün, ölçülü davranmışlardır.
4 haziran 1938, viyana. prof. dr. sigmund freud
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
genel kültürüme oldukça katkı sağlayan, kendisinin normalde ne kadar bilgili olduğunu merak ettiğim yazar gibi yazar. sıradan bir profil değildir onunkisi. içeri girerken elinize kağıt kalem almayı unutmayın.
devamını gör...
türkiye'de mütevazı olmak
hizmet aldığınız bir yere veya bir diyalog ortamına karşı sergilediğiniz tutum mütevazı ve karşınızdaki kişi kendisini daha üst pencereden görecek bir kişiliğe sahip ise bir süre sonra veya hemen akabinde size karşı olan tavrı size göre daha sert olacaktır. türkiye'de mütevazı olmak zordur.
“mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz…”
-nuri bilge ceylan
“mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz…”
-nuri bilge ceylan
devamını gör...
frozen
1998 yılında çıkan madonna şarkısı.
devamını gör...
hattat
hat kelimesinin anlamı kısaca çizgi yazı demektir. bu çizgi yazı erbabına da hattat denmektir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
devamını gör...
cimri.com
12 mayıs 2008 tarihinde piyasaya girmiş olan, ilk sahibi gitti gidiyor firması olan, şu anda ilab ventures isimli firmanın sahibi olduğu alışveriş uygulaması.
oldukça faydalı bir web sitesi aslında, mobil uygulamaları da var. ekonomik olarak bizlere yardımı dokunabilir.
şimdi gelelim bu web sitesinin/ mobil uygulamanın işlevine. bir ürün adı giriyorsunuz ve size o ürünün birçok sitedeki fiyatlarını gösteriyor.
lakin bence birçok eksiği var. kargo ücretlendirme bilgisini vs. paylaşsalardı güzel olurdu çünkü atıyorum bir yerde 50 lira olan ürün diğer bir sitede 40 lira. evet çok güzel ama 10 lira da kargo ücreti çıkıyor, bu da biraz gereksiz umut vermek gibi oluyor aslında.
bir eksiği de ağırlıklı olarak isim yapmış web sitelerine ve alışveriş platformlarına yer vermesi. belki ürünü kargo dahil de olsa diğer sitelerden daha ucuza alabileceğiz ama site pek popüler olmadığı için cimri.com içinde yer almıyor.
e tamam onlar da haklı, her siteyi barındırmak oldukça zor ama madem bir iş yapıyoruz, en sağlam şekilde, en faydalı şekilde yapalım değil mi?
yani buradan bir ürünü ucuza bulduysanız veya ucuza satın aldıysanız muhtemelen popüler siteler içerisinde en ucuza bulmuşsunuzdur veya satın almışsınızdır.
yani demem o ki eğer mağaza çerçevelerini geliştirirseler ve kargo ücret ilgilerini eklerseler gerçekten tadından yenmez bir platform olur.
oldukça faydalı bir web sitesi aslında, mobil uygulamaları da var. ekonomik olarak bizlere yardımı dokunabilir.
şimdi gelelim bu web sitesinin/ mobil uygulamanın işlevine. bir ürün adı giriyorsunuz ve size o ürünün birçok sitedeki fiyatlarını gösteriyor.
lakin bence birçok eksiği var. kargo ücretlendirme bilgisini vs. paylaşsalardı güzel olurdu çünkü atıyorum bir yerde 50 lira olan ürün diğer bir sitede 40 lira. evet çok güzel ama 10 lira da kargo ücreti çıkıyor, bu da biraz gereksiz umut vermek gibi oluyor aslında.
bir eksiği de ağırlıklı olarak isim yapmış web sitelerine ve alışveriş platformlarına yer vermesi. belki ürünü kargo dahil de olsa diğer sitelerden daha ucuza alabileceğiz ama site pek popüler olmadığı için cimri.com içinde yer almıyor.
e tamam onlar da haklı, her siteyi barındırmak oldukça zor ama madem bir iş yapıyoruz, en sağlam şekilde, en faydalı şekilde yapalım değil mi?
yani buradan bir ürünü ucuza bulduysanız veya ucuza satın aldıysanız muhtemelen popüler siteler içerisinde en ucuza bulmuşsunuzdur veya satın almışsınızdır.
yani demem o ki eğer mağaza çerçevelerini geliştirirseler ve kargo ücret ilgilerini eklerseler gerçekten tadından yenmez bir platform olur.
devamını gör...
sur
kale duvarı.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
iş yerindeki çocuk galiba benden hoşlanıyor. aramızda duygusal bi muhabbet olmasın diye koçum falan diyorum. bu sefer o da bana koçum demeye başladı. durum vahim. buradan bişey çıkar mı çıkmaz mı bilinmez ama çıkarsa ortalık karışır. iç dünyamda ve dış dünyamda.
devamını gör...
en çabuk unuttuğumuz şey
şahsıma yapılan kötülükler. bende anlam veremiyorum kendime umursamazlık mı dersin, mazoşistlik mi dersin bilemiyorum ama kötülüklerden haz alıyor gibi bir halim var bende çözemedim, bu aralar bi saflaştım sanki.
devamını gör...
yazarların aynı gün doğduğu ünlü
devamını gör...
longboard

işte bu arkadaş. kendisiyle üç yılı geçen bir dostluğumuz var, her sene rulmanlarını değiştirmeye özen gösteriyorum, tekerler biraz yıprandı ama birkaç yıl daha gider gibi.
bu ve benzerlerlerinin tahtası, ince 6-7 tahta parçasının üst üste preslenmesiyle üretiliyor. öteki türlü tek parça keresteden imal etmek tabi mümkündür ama zamanla kıvrılabilir, aynı incelikte çok dayanıksız olur... yani adamlar denemiş buraya gelmiş, haricinde kompozit malzemeden üretilenleri var.
bu model gezi için, sahilde on km parkurum var. daha esnek tahtası olan modellerle yaylanarak gidilebiliyor. memeniz varsa oynaya oynaya gidersiniz, bende var ama talep edilen türden değil.
küçük kaykaydan farkı, büyük ve daha kavissiz bir tahtası olması ve kesinlikle çok daha hızlı gidebilmesi. uygun şartlarda 100+km hıza ulaşmak bunun için sıradan bir olay, tabi uygun ekipman vs... hazırlık gerekir. normal gezi hızım 20km gibi. denge olayı küçüklere nazaran daha kolay. düz zemin ve durgun havada bir adımda rahat 50mt gider. standart abec7 rulman kullanıyorum. üstüne çok daha fazla şey konuşulabilir ama ithal ürün olması sebebiyle biraz pahalı, bu nedenle ülkemizde yaygınlaşmış değil ama bir tane fb grubu var, yarı kurumsal diyebilirim ve adını unuttum çünkü bağımız yok. bu işlerin merkezi tabi ki istanbul ve ben orada değilim.
şöyle bitireyim.
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
yahu bırakınsana insanları ne yapmak istiyorlarsa yapsınlar demek istediğim başlıklardan biridir.
devamını gör...
aşk yeniden
ice ukdesidir.
yeni türkü'nün 1992 yılında çıkartmış olduğu 'aşk yeniden' isimli albümüyle aynı adı taşıyan şarkısıdır.
yeni türkü'nün 1992 yılında çıkartmış olduğu 'aşk yeniden' isimli albümüyle aynı adı taşıyan şarkısıdır.
devamını gör...

