bu geri gelmiş. gelişine vurulmalı bence, daha uzağa fırlatabiliriz.
devamını gör...

okyanuslarda yaşarlar ve sarkık kulakları, adeta bir kanat vazifesi görür ve suyun derinliklerine dalarak yiyecek bulmalarını sağlar.
bilinen bir diğer ismi ise "dumbo ahtapot"'tur. denizin 3 bin veya 5 bin metre derinliklerinde bulunurlar ve 3-5 yıl yaşarlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kaynak
devamını gör...

genelde tanıdık olan insan topluluğu.
hepsine günaydın.
devamını gör...

sevgilisinden ayrıldıktan sonra bir başka ilişkiye baslarken ben dost hayatı yaşadım demeyi bilsin.
bu insanlar ben anlamıyorum nereye varmak istemektedir.
ayni eve çıkıyorsan bir imza atıver de kızın da onurunu koru.
her neyse ben oturup onur düşünecek vaziyette değilim.
lakin sonraki aşamada babalar gibi açıklayacaksınız dost hayatı yaşayıp ayrıldığınızi.

gözümde boşanmaktan hiçbir farkı yok. boşanan insanlar o kadar toplum baskısına maruz kalıyor ki. sen oh ne ala yaa paşama bak! şiş yanmıyor resmen.


bir bunlar bir de ayni eve çıkmadan 5-7 sene sevgili olanlar. bana aslında evlenip boşandım dese daha doğru geliyor.

bu kadar uzatmaya ve nikahsız birlikte olmaya ne meraklı insanlar var. yeminle tansiyonum düşüyor.
ya evlenirsin ya evlenmezsin bu kadar net.


opps editi; ne pavyonculuğum kalmış ne sana neciliğim!

dostum burası özgür bir alan yazdım düşüncemi ve ayrıca kimse bana göre yaşamak zorunda değil bunu en iyi hayatına ben uygulamış biri olarak konuşuyorum. geçmişte önüme bu şekilde sayısız kez birlikteliği olan bir erkek çıkınca napsın bünyecağzım bu durumu kabullenemeyip yol verdi.

şimdilerde daha önce evlenmemiş bünyeme ailemin karşı çıkacağını bilerek yine de boşanmış bir damadın daha iyi olacağını salık veriyorum.
saçmalamalarla geçen bu kısacık anlarda dürüstlüğü, evliliği yaşayıp gerçek anlamda bitirmiş erkeklere eyvallah demeyi öğrendim.
size tavsiyem geçmişindekiyle görüşmeyen insanlarla yol katedin.
kimse sizin geçmişinizi sevmek zorunda değil.
sevmez, istemez.
buralarda klavye şövalyeliğine gerek olmadığını düşünüyorum. reelde o isler hiç öyle değil çünkü.

saygılar arz ederim. sevgiler.
devamını gör...

bro, kardo, panpa, keko vb.
devamını gör...

clubhouse'da artırılmış ve sanal gerçeklik çalışmalarını tanıtan facebook ceo'su mark zuckerberk'in fikri.

eğer fikri gerçek olursa bu sayede evde otururken bizim üç boyutlu sanal görüntümüz iş yerine yansıtılacak ve biz evde iken iş yerimizdeki görüntümüz bizim yerimize çalışacak. bruce willis'in başrolünü oynadığı suretler filmini hatırlayan olursa, insanlar evlerinde iken taktıkları bir gözlükle kendileriyle eşleştirilen insansı robotları yönetiyor ve sosyal hayata karışıyordu. işte mark zuckerberk, aynı şeyi üç boyutlu sanal vücudumuz ile yapmaya çalışıyor. hatta ufak da olsa bunu başarmışlar. videosu kaynakta mevcut.


facebook'un ar ve vr'den sorumlu başkan yardımcısı andrew 'boz' bosworth de 'şirketin karma bir gerçeklik ortamı yaratarak uzaktan çalışma ve üretkenliği güçlendirdiğine' dair tweet attı.

bosworth, tweette el hareketleriyle kayan ekranların hareket ettirildiğini ve yeniden boyutlandırıldığını, bir kullanıcının windows ve facebook dahil kısayollar bulunan sanal bir görev çubuğu olan klavyede yazdığını gösterdi.


kaynak: bundle.app/epHkUrM7
devamını gör...

evet yazar arkadaşlarım biliyorsunuz ki ülkemiz ekonomik sıkıntılar çekiyor. madalyalı tanım özelliği sonrası madalya bozdurarak hayatımızı devam ettirmeye çalışıyorduk. ancak artık lakaplar geldi, madalyaların pabucu dama atıldı. madalya bozdurmaya gittim, görevli bana senin gibi ezik yazarların madalyasını bozmuyoruz artık demesin mi? benim neyim ezikmiş diye geri çıkıştım. lakapsız yazarları yazardan saymamaya başlamışlar onu anladım, bana lakapsız kendine yazar nasıl diyebiliyorsun diye sataştı. ponçik kalbimi tam ortadan ikiye böldü anlayacağınız. ben de düştüm yollara, sonunda madalya bozdurabileceğim biri buldum ama o da değerinin yarısını verdi. normalde ayda bir madalya bozdurarak geçinebiliyordum ama artık mümkün değil anlayacağınız. gökten lakap da yağmadığına göre benim ay sonu fatura/kira ödeyebilmek için tam zamanlı olarak madalyalık tanım yazmam gerekiyor sanırım. şans dileyin sözlük.
devamını gör...

marifet yemeği yapmakta mı, uyarsın tarife yaparsın.
diyelim çok maharetli değilsin,
önünde sonunda bir ritim tutturursun.
kadını erkeği olur mu yemek yapmanın?
sen yemeği yaptığın gibi gönül yapabiliyor musun ondan haber ver.

t: erkektir işte.
devamını gör...

1994 yapımı amerikan filmi. yönetmenliğini frank darabont yapmıştır ve senaryosu, stephen king'in yazdığı "kuşku mevsimi" adlı kitabın "rita hayworth'u seven adam" bölümünden uyarlanmıştır. kitapla ilgili olarak şunu söyleyeyim ki, türkiye'de yayınlanan versiyonunda bu bölüm nedense bulunmamaktadır.

filmin bana düşündürdükleri ise şöyledir:

bu filmi beğenen birçok kişi gibi benim de içime halen sindiremediğim şey ödülleri forrest gump'a kaptırmış olması. tom hanks en sevdiğim erkek oyunculardan birisi o ayrı. forrest gump en sevdiğim filmlerden biridir o da ayrı. ama iki filmi önüme koyup hangisi dediklerinde tartışmasız bu film derim. ama gelin görün ki ödülleri kaptırmış olması bir hayli üzücü.

hayattaki en nefret ettiğim şeylerden biri kıyas konusudur. herkes gibi her şey de birbirinden farklıdır arkadaş. dolayısıyla bu iki filmi kıyaslamak yanlış olacaktır. ama ister istemez kıyaslamak durumunda kalıp sonuna kadar bu film diyorum.

bir kere bu film daha çok şey öğretiyor insana. en başta zaten afişinde de yazdığı gibi umut etmenin aslında ne kadar önemli bir şey olduğunu anlatıyor. durumun ne kadar berbat ve zor olursa olsun umudu bırakmamak gerektiğini, hayatının tıpkı andy dufrasne gibi bir anda tepe takla olması durumunda bile umut etmek gerektiğini anlatıyor.

bira sahnesini yazmaya cesaret edemiyorum. çünkü o sahnedeki güzelliği her ne kadar anlatmak istesem de yazdıklarım yetmez açıkçası. o nedenle anlatamıyorum. (bu sahneyi yazıyla değil de sözlü olarak birine anlatmaya kalksam sanırım "into the wild" filminde mccandless'in bardaki o top sakallı arkadaşına "ben alaska'ya gidiyorum, ta oralara ta uzaklara" derken yaşadığı mutluluk sarhoşluğuna bürünürüm sanırım)

bir diğer öğrettiği şey ise dostluk. aslında fazla arkadaşın olmasa bile sahip olduğun gerçek bir dostun varsa başka bir arkadaşa ihtiyacının olmadığını, bunun yanında zor şartlarda zor insanlarla beraberken o zorluğu paylaştığın bir dost varsa üstesinden sırt sırta vererek aşılabileceğini anlatıyor.

boş beyinli olmamak, bir şeyleri iyi derecede bilmek ve bir şeylere tutku duymak gerektiği de benim çıkardığım bir diğer sonuç. andy eğer taşlara ilgi duymasaydı ve onların yapısından anlamasaydı o duvarı kazmayacaktı. ama bu konudaki bilgisini eyleme döküp duvarı kazmayı ve oradan ayrılmayı başardı. veya oradayken zamanı geçirebilmek adına devamlı bir şeylerle uğraşması, satranç takımı hazırlamaktan tutun da kütüphaneyi adama benzetmesine kadar devamlı bir meşguliyet içinde olması boktan durumlarda olduğumuz anlarda geçmek bilmeyen zamanı hızlandırmak ve zaman algımıza müdahale edebileceğimize iyi bir örnek.

ve belki de en önemlisi müzik dinlemek denen şeyin aslında basit gibi görünse de hiç de öyle basit bir şey olmadığı, müzik dinlemenin aslında çok büyük bir lüks olduğu ve müziğe aç olmanın en büyük açlıklardan biri olduğunu anlatıyor. gardiyan odasında dayak yeme pahasına bütün mahkumlara hoparlörden yaptığı müzik yayını bunu oldukça iyi anlatıyordu.

özgürlüğü anlatmasını söylemeye gerek yok. onu diğer hapishane filmleri de işliyor zaten. ama bu film hayatın içinde bulunan ama aslında basit gibi görünen şeylerin esasında ne denli önem sahibi olduğunu adeta gözümüze sokuyor ve ders gibi anlatıyor. varsın ödül alamasın. ben ve benim gibi birçok insanın içinde öyle görünüyor ki kalıcı olarak bir numarada kalacak.

iyi ki böyle bir film var, iyi ki izledim ve iyi ki içimde yer etti. yeri her daim özel olacaktır içimde.
devamını gör...

- gözlerin ne renk?
+ kahverengi.
- benimki de lipton ice tea yeşili.
devamını gör...

aç kalmamak için çalışmaktan, kendini geliştirmeye vakit bulamamak.

dağlarda çay toplamamış, çapada çıplak yatmamış, odun yapmamış, hayvan gütmemiş, emek nedir bilmeyen insanlar tarafından hor görülmek aşağılanmak.
devamını gör...

çoçuğun, karşı cinsteki ebeveyni sahiplenirken kendi cinsindeki ebeveyni safdışı etme konusunda beslediği duygu ve düşüncelerin bütünü. sigmund freud bu ismi yunan mitolojisinde ki sophokles'e ait kral oidipus'un hikayesinden esinlenerek vermiştir.
(link: tr.m.wikipedia.org/wiki/Oed...: oidipus'un hikayesi)
devamını gör...

bir nevi tatlı dil. yazarak kandırma.
devamını gör...

evett. hatta şu an demliyorum.

bu aralar her şey seni de bunaltıyor muu??
devamını gör...

milletlerin kültürel değer ve hazinelerinin saklandığı ve teşhir edildiği yerlerdir. milletlerin yaşantılarının ortaklığını göstermesi dolayısıyla milli servet olmanın yanı sıra milletlerin hem ortak hafızası hem de gözbebekleridir.
devamını gör...

grup vitaminden bir söz;tercihli yola girme,girer sana elalem..
devamını gör...

herkesin özgür iradesiyle yapmak istediği ve yaptığı iyi veya kötü şeylerden sonra, yapılanların unutulduğu, yapanın da yanına kar kaldığının zannedildiği bir zamanda - yani mahşer zamanı - haklı olanın zerre hakkının kıymet kazanacağı, haksızın da zerre haksızlığının meydana çıkacağı bir terazi kurulacak.
işte bu terazi de en ufak iyilik ve en ufak kötülüğün hiçe sayılmayacağı bu terazide ortaya çıkacak sonuç ilahi adalet olacaktır.
devamını gör...

istanbul türkçesi, hadi bilemedin şarkıcı sıla türkçesi tanım yazılması ve kullanılan dil ile farkını ortaya koymasını istediğim sözlük.
osmanlıca eser istemedik ama en azından belli bir biçimde konuşma tarzı oturtulmasının şart olduğunu düşünüyorum! ilgi delisi demek yerine "ilgi fa***eşi" diyenlerin, en ufak olayda çözüme gitmek yerine "ayranım döküldü imdaaat" diye bağıranlardan arındırılırsa güzel yer olur.
devamını gör...

tam kan sayımının parametrelerinden biridir. eritrositlerin boyutu hakkında bilgi verir. temelde mcv anemi (kansızlık) tipi hakkında bilgi verir. düşük mcv, eritrositlerin normalden küçük olduğunu (mikrositoz), yüksek mcv eritrositlerin normalden büyük olduğunu (makrositoz) gösterir.

mcv'nin 80 fl altında olması mcv düşüklüğünü ifade eder. bu hastalarda en yaygın görülen belirtiler: yorgunluk, halsizlik, dayanıklılık kaybı, nefes darlığı, baş dönmesi, soluk cilt şeklindedir.
en yaygın mikrositik anemi tipleri: demir eksikliği anemisi, talasemi(akdeniz anemisi), kurşun zehirlenmesi, kronik hastalık anemisi,sideroblastik anemidir.

mcv'nin 100 fl üstünde olması mcv yüksekliğini belirtir. bu duruma makrositik anemi denir. makrositik anemiler genellikle megaloblastik veya megaloblastik olmayan anemi olarak sınıflandırılır. megaloblastik anemi, b12 vitamini ve / veya folatın eksikliğinden veya bozulmuş kullanımından kaynaklanırken, megaloblastik olmayan makrositik anemiye, miyelodisplastik sendrom (mds), karaciğer fonksiyon bozukluğu, alkolizm, hipotiroidizm, bazı ilaçlar ve daha az yaygın olarak kalıtsal bozukluklar neden olur.b12 vitamini eksikliği megaloblastik aneminin en yaygın nedenidir.
devamını gör...

(bkz: sivas katliamı)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim