çok güzel anlatılmış komedi / drama kategorisindeki dizi.
sakin ve anlamlı ilerliyor. sıkılırım diye düşünmüştüm ama baya beğenerek izledim. öneririm.
devamını gör...

şöyle bir özgüvene sahip olamama temel sebeptir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sürekli muhabbet açmaya çalışmasından, gözlerinden, seni kayırmasından anlaşılır bence.
devamını gör...

filmde tüm saatler 4:20 yi gösterir gerçekten bununla ilgili bir kaç teori var:

- filmlerde görürüz polislerin telsizle konuştuğu anda suçu tanımlamak için kullandıkları kodlar vardır. 420 kodu marijuana içimi için kullanılan kodmuş.
- adolf hitler' in doğum günü 20 nisandır. amerikancada bu 4/20 olarak okunur.
- kimisi bob dylan’ın “rainy day women 12 & 35” şarkısını referans gösterir çünkü 12 kere 35 = 420.

en kabul gören teori ise california da bir lisede 1971 yılında beş öğrencinin saat 4:20 pm de buluşarak marijuana içmeleridir. o saatte ortalık boş oluyormuş, onlarda hazır ortalık boş diye çekiyorlarmış.

4/20 yani 20 nisan abd de yanlış bilmiyorsam "weed day" olarak kullanılıyor.
devamını gör...

hayatını paylaşabileceği bir yol arkadaşı bulduğunda bu fikrinden vazgeçecek yazar beyanıdır. keza aşk sevgi çok güzel şeylerdir. insana değer katar, insanı hayata bağlar.
devamını gör...

tolstoy olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

bir ruhu en çok yoran şey, bir başka ruhtur. kimse hayatı bir insana, başka bir insanın ettiği kadar zehredemez.
devamını gör...

kan grubum bile negatif.*
devamını gör...

dershanede bir kere pencereden aşağıya düştüm.
dershanede bir deneme sınavı esnasında uyuya kalarak herkes tarafından tanındım.
dershaneye sürekli geç giden kızdım, uyku problemi yaşıyordum. yine bir gün sınava çok yakın bir tarihte, bahar döneminde yaz saati uygulamasına geçilmiş,ahhh o eski türkiye ve mükemmel uygulamaları benim tabi haberim yok. türkiye geneli sınava tam bir saat geç kaldım. hocalar bana leyla diye seslenirdi.
dershanede bir gün abla-kız kardeş ikilisinden dayak yedim, bildiğiniz saçlarımı yoldular, parçaladırlar beni, hiç bir arkadaşım araya girip beni ellerinden almadığı için bütün dershane arkadaşlarımı sildim. (büyük kıza salak dedim diye dövmüşlerdi beni, gerçekten salaktı ama)
türkiye derecesi yaparak ismimi-fotoğrafımı dershanenin üzerine asılması skandalı yaşadım. nasıl yaptığımı bende bilmiyorum, başarılıydım da bu kadarını hiç kimse beklemiyordu karma is a biççç bence.
memlekete gittiğimde arada karşılaştığım dershane arkadaşlarım oluyor, selam verip geçiyorum. hepsi evlendi, çoluk-çocuğa karıştı, eminim beni görünce ( eeee o kadar okudun da nolduuuuu diyorlardır). küçük bir şehirde yaşadığımız için kim nerede-napıyor-kimle evlenmiş bilgileri çok hızlı yayılıyor.
dershane de dershane arkadaşlığı da gereksizdir benim hayatımda.
devamını gör...

josé maruo de vasconcelos’un yazmış olduğu, brezilya edebiyatının klasiklerinden olan kitaptır. aynı zamanda çocukların okuması meb tarafından yasaklanmış kitaptır, gerekçeleri de kitabın türk örf ve adetlerine uymamasıymış. kitapta küçük çocukları derinden üzebilecek kısımlar geçiyor ve bu nedenle kitabın çocuklar tarafından okunmaması tavsiye edilebilir ancak konuyu meb türk örf ve adetlerine nasıl getirebilmiş pek anlayamadım. her neyse, konumuz zaten bu değil.

kitap tatlı ama bir o kadar da muzır bir çocuk olan zezé’nin hayatını konu alıyor. çok zeki bir çocuk olan zezé’nin kendi kendine bir şeyler öğrenişini, yaptığı haylazlıkları, kardeşleri ve ailesiyle olan ilişkilerini, öyle böyle geçen okulunun ilk yılını okuyoruz kitapta.
kitap adını zezé’nin yeni taşındığı evin bahçesindeki şeker portakalı fidanından alıyor. zezé’nin minguinho adını verdiği bu fidan sıradan bir fidan değil, o hikayesini okuduğumuz miniğin en yakın sırdaşı.

kitapla alakalı yorumlarıma gelecek olursak, kitabın anlatımı güzeldi, okuması rahat bir kitap olduğunu düşünüyorum. su gibi akıp gidiyor. yazar kendi çocukluğunu bize çok güzel yansıtmış, sanki yazarın çocuk halini sadece okumamışım da gerçek hayatımda da tanıyormuşum gibi hissettim. ağlamam ağlamam dedim ama kitap beni ağlattı, özellikle kitabın sonlarına yaklaştığınız zaman yanınıza bir kutu peçete almanızı öneririm. ki muhtemelen kitapsever yazarlarımızın çoğu bu kitabı okumuştur bile, malum kitap bilinen bir kitap ve bilinmeyi de hak ediyor bence.

özellikle zezé’nin portuga karakteriyle olan ilişkisi insanın içini yumuşacık ediyor, ancak zezé’nin portuga karakteriyle yakınlaştıktan sonra edmundo dayısını boşlamış olması da gözümden kaçmadı. genel bakarsak ana karakterle yan karakterler arasındaki ilişkiler kitapta çok güzel yansıtılmış olduğunu düşünüyorum. kitapla alakalı olumsuz yorum yapabilmek benim için namümkün.
devamını gör...

instaram kullanmayanların zorlanacağı özellik. tıklıyorum tıklıyorum olmuyor, altı kere tıkladım olmadı baktım telefonu dövmeye başlıyorum ulan hıyar beğensene diye, zor bıraktım elimden. en iyisi tek tıkla beğenmek, yaşasın beğen butonu.
devamını gör...

pek de katılmadığım yorum. bahsedilen tarzda yazarların olduğu doğrudur. ancak azımsanmayacak sayıda çok güzel yazarlar da var. eğer burada yazıyorsak motivasyon kırıcı yorumlar yerine nasıl katkı verebilirim diye düşünmemiz gerekiyor.
devamını gör...

çok güzeldir çok. özellikle kadınlar kokulardan daha çok etkilendiği için böyle sevgilinizin kokusunu üstünüzde hissetmek var ya... bilmiyorum tarifi zor.
devamını gör...

aldım ya, daha ne yapayım dedirten başlık.
devamını gör...

vay be şansa bak tepkisi verdirten durum.
ben çekilişe katılsam en iyi ihtimalle vileda sapı çıkar.
devamını gör...

hüzünlü bir ahmet telli şiiridir;


burada yağmur yağıyor
aralıksız yağıyor günlerdir
ama sen yine de şemsiyeni
almadan gel ilk otobüsle

buğulanan camlara usulca
yüzünü çiziyorum ki yüzün
bir yağmur damlası olup
düşüyor yapraklarına gülün

güller de bozamıyor bu uzun
karanlık sessizliğini kentin
anılarını yitiriyor sokaklar
bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

tarih de kekemeleşiyor bazan
ki o zaman aşktır tek bilici
aşksa yürümek gibi bir şey
duyabilmek kuşların gelişini

anısı bizsek eğer bu kentin
unuttuğu türküler bizsek
acıyı rehin bırakıp bir güle
anımsatmalıyız bunları bir bir

sonra yürümeliyiz seninle
sokaklara caddelere çıkmalıyız
belki bir aşktır bu kentin
belleğini geri getirecek olan

burada yağmur yağıyor ama sen
şemsiyeni almadan gel yine de
özletiyor bu çılgın sağanak seni
sırılsıklam özletiyor biliyor musun
devamını gör...

sözlüğün, abartmıyorum, en iyi yazarlarından. takip edilmesi gerekenlerden hem de. bol bol yazmasına ihtiyacı olan bir sözlük var burada...*
devamını gör...

rahmetsiz başkan george w. bush'un "ya bizimlesiniz, ya teröristlerle" demesi gibi illa bir taraftan olmaya zorlanıyoruz.
ama rahmetli malcolm x kardeş diyorki "ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil."
devamını gör...

galerimde dolaşırken bir fotoğraf görüp koşa koşa nickaltına geldiğim yazar.

ya bu bende kalmış, geçerken bırakır mısın sana zahmet?*

şaka kaldıran, iyi yazan, yazar kardeşim.
sağolsun.

peşin edit : hayır fotoğrafı tost makinesi ile çekmedim, kafa öyle bir güzeldi ki buna şükür.*

peşin edit 2 : gül de bana hediyeydi, onu vermem valla!

https://i.ibb.co/c85cq2q/ımg-20160814-155924.jpg
devamını gör...

o ney gardaş yarısını bana ver dedirten başlık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim