eyluling ile youtube röportajı
eylüling in ne kadar minnoş bir tip olduğunu öğrendiğimiz röportaj. hate, aga biraz tebessüm et be, germe adamı soru sorarken.*
devamını gör...
1 ocak 2021 doğalgaz ve elektrik zammı
(bkz: dakika bir gol bir)
devamını gör...
leaky gut sendromu
aşırı inek sütü alımında barsakta enterosit(bağırsak hücresine verilen isim) kaybı sonucu demir, bakır,kalsiyum emilim kusuruna bağlı eksikliği görülen sendromdur.
ilk 6 ay anne sütü dışında bir şey lütfen vermeyelim.
ilk 6 ay anne sütü dışında bir şey lütfen vermeyelim.
devamını gör...
öpüşürken akıldan geçenler
ısırma, ısırma, ısırma.. allah kahretmesin emi. nasıl insan içine çıkacağız şimdi.
devamını gör...
içinde çığlık olan şarkılar
devamını gör...
sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı
ölüm beni korkutuyor ya. ölüm değil de sonrasındaki belirsizlik... ama ne kadar korksam da çok yaşamayı planlamıyorum. 35-40 yaşlarımı görmesem de olur. hayat çok güzel diye ortalıkta gezinsem de yaşanmaya değer bir yanı da yok hani. hayırlısı..
devamını gör...
rahatsız edici edebiyat
- kurgusal anlamda sahicilik ön plandadır; cinsellik ve şiddet ögeleri yapıttan soyutlanmaz.
- en uç ve sıra dışı olaylar ele alınsa bile, yapıtlarda fantastik ya da bozulmuş gerçeklik değil, somut gerçeklik söz konusudur.
- dilin kullanımı son derece esnektir, argo ve küfür kullanımından kaçınılmaz.
- yapıtlardaki karakterler genellikle sıra dışıdır.
- gerek temasal anlamda, gerekse dil ve anlatım biçimlerinde kesinlikle didaktik bir yöntem kullanılmaz. öğreticilik vasfı içermez.
- genel kabul gören etik ve estetik değerleri önemsemeyip kendi etiğini ve estetiğini oluşturur.
- insan psikolojisinin gizli kalmış yanlarına ait zengin veriler barındırır.
laftan anlamam ben ama bu ağızdan anlarım işte.
- en uç ve sıra dışı olaylar ele alınsa bile, yapıtlarda fantastik ya da bozulmuş gerçeklik değil, somut gerçeklik söz konusudur.
- dilin kullanımı son derece esnektir, argo ve küfür kullanımından kaçınılmaz.
- yapıtlardaki karakterler genellikle sıra dışıdır.
- gerek temasal anlamda, gerekse dil ve anlatım biçimlerinde kesinlikle didaktik bir yöntem kullanılmaz. öğreticilik vasfı içermez.
- genel kabul gören etik ve estetik değerleri önemsemeyip kendi etiğini ve estetiğini oluşturur.
- insan psikolojisinin gizli kalmış yanlarına ait zengin veriler barındırır.
laftan anlamam ben ama bu ağızdan anlarım işte.
devamını gör...
sarılmak
sarılmanın anlamı şudur; sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. bizde birine isteyerek sarıldığımızda ömrünün bir gün uzadığına inanılır.
paulo coelho
paulo coelho
devamını gör...
türk kadınlarının paragöz olması
(bkz: bak bunu burdan alın)
devamını gör...
sözlükte tanınma yolları
her başlıkta bulunmak bu yollardan birisidir.
her başlığa yazın mutlaka görüneceksiniz dolayısıyla tanınacaksınız.
her başlığa yazın mutlaka görüneceksiniz dolayısıyla tanınacaksınız.
devamını gör...
osmanlı döneminde olası normal sözlük başlıkları
(bkz: serveti fünun dergisinin son sayısındaki infial yaratan çeviri)
(bkz: hüseyin cahit'in bir çevirisi yüzünden serveti fünun dergisinin kapatılması)
(bkz: jön türkler dış mihrakların oyunu mu sorunsalı)
(bkz: tevfik fikret adlı sözde edebiyatçının kur'an-ı kerime hakaret etmesi)*
(bkz: ahmet mithat'ın evlilik düşmanı hikayeleri) *
(bkz: tanzimatçılar dini ve milli değerlerimizi hiçe sayıyor)
(bkz: namık kemal'in son şiiri)
(bkz: ziya paşa vs namık kemal sorunsalı)
(bkz: recaizade bey ve naci bey'in bitmeyen kavgası)
(bkz: yıldızdaki baykuşu yıkacağız tagına destek olanların sürgün edilmesi)
(bkz: fatma aliye hanım'ın kadınların da roman yazabileceğini kanıtlaması)
ay bayıldım ben bu düşünceye, daha uzar bu liste de şimdilik burada keseyim. *
(bkz: hüseyin cahit'in bir çevirisi yüzünden serveti fünun dergisinin kapatılması)
(bkz: jön türkler dış mihrakların oyunu mu sorunsalı)
(bkz: tevfik fikret adlı sözde edebiyatçının kur'an-ı kerime hakaret etmesi)*
(bkz: ahmet mithat'ın evlilik düşmanı hikayeleri) *
(bkz: tanzimatçılar dini ve milli değerlerimizi hiçe sayıyor)
(bkz: namık kemal'in son şiiri)
(bkz: ziya paşa vs namık kemal sorunsalı)
(bkz: recaizade bey ve naci bey'in bitmeyen kavgası)
(bkz: yıldızdaki baykuşu yıkacağız tagına destek olanların sürgün edilmesi)
(bkz: fatma aliye hanım'ın kadınların da roman yazabileceğini kanıtlaması)
ay bayıldım ben bu düşünceye, daha uzar bu liste de şimdilik burada keseyim. *
devamını gör...
normal sözlük burger king whopper jr menü çekilişi
her zaman olduğu gibi sözlükte yeni bir ilke daha imza atıp;burger king'den tam 40 (kırk) tl değerinde hediye kuponunu siz sevgili yazarlardan herhangi birine vasıfsız a.ş olarak hediye ediyoruz.
yapmanız gerekenler:
(bkz: vasıfsız) adlı yazarı takip etmek.
son 5 tanımını beğenmek.
not 1: çekilişimiz saat 20.00 da başlayıp 20.35 de son bulacaktır. herkese bol şans.
yapmanız gerekenler:
(bkz: vasıfsız) adlı yazarı takip etmek.
son 5 tanımını beğenmek.
not 1: çekilişimiz saat 20.00 da başlayıp 20.35 de son bulacaktır. herkese bol şans.
devamını gör...
yılmaz güney'in berbat bir oyuncu olduğu gerçeği
ekşiden başlık apartılıp buraya geliniyor.
şu lafları söyleyen kişinin sinema zevki, oyuncu bilgisi recep ivedik'ten, şahan'dan bir milim ötede değildir.
yılmaz güney hem yönetmen hem de oyuncu olarak türk sinemasının yüz akıdır. aynı zamanda çok iyi bir yazardır. henüz yirmi yaşındayken yazdığı "boynu bükük öldüler" adlı romanını okumanızı öneririm.
her yönetmenin ve oyuncunun başarısız filmleri de vardır. ama sürü'nün, endişe'nin, zavallılar'ın umut'un, duvar'ın nesini beğenmediniz? ya da daha doğrusu, izlediniz mi?
şu lafları söyleyen kişinin sinema zevki, oyuncu bilgisi recep ivedik'ten, şahan'dan bir milim ötede değildir.
yılmaz güney hem yönetmen hem de oyuncu olarak türk sinemasının yüz akıdır. aynı zamanda çok iyi bir yazardır. henüz yirmi yaşındayken yazdığı "boynu bükük öldüler" adlı romanını okumanızı öneririm.
her yönetmenin ve oyuncunun başarısız filmleri de vardır. ama sürü'nün, endişe'nin, zavallılar'ın umut'un, duvar'ın nesini beğenmediniz? ya da daha doğrusu, izlediniz mi?
devamını gör...
işini aşkla yapan seri katil
kenan doğulu hayranı olan seri katil. öldürürken malum şarkıyı dinleyip kopmalara doyamıyor olabilir.
devamını gör...
sözlüğün en iyi yazarı
"ben de paşayım sen de paşasın... hadi siz de paşa olun, hepimiz paşayız" dedirten başlık.
devamını gör...
giordano bruno
giardano bruno (1548-1600), italyan filozof, gökbilimci ve okültist.

(yakıldığı meydana dikilen heykeli)
soylu bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, çocukluğundan itibaren o zamanlar yasaklı olan kitapları okumuş ve üzerlerine düşünmekten, fikir üretmekten çekinmemiştir.
hristiyanlık dahil her şeyi sorguladığı ve hatta yanlış bulduğunu ifade ettiği için kiliseyle arası tüm yaşamı boyunca bozuk olmuştur. gittiği her yerde sapkın olarak yaftalanıp sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. bu gezginliğin brunonun fikir dünyasına ayrı bir renk kattığını düşünmekteyim.
kiliseyle çatışmasının temelinde aristonun evren modelini (birbirinin içine geçmiş kürelerin merkezindeki küre dünyadır, evren dünyanın çevresinde şekillenir) reddedip kopernik destekçisi olması (evren bizimki gibi pek çok güneş sisteminden oluşmaktadır ve merkezinde dünya münya yoktur), hristiyanlık hakkında meryemin bekaretine varan sorgulamaları vardır. kafasına çivi gibi çakılmak istenen onca düşünceyi elinin tersiyle kenara itip kendi fikirlerini üretme cesaretini göstermiştir.
fikirleri, yayınlatmaya çalıştığı bilimsel eserleri, hayat görüşü ve kiliseye karşı duruşuyla maalesef uzun bir yaşamı olamamış, soylu sınıfından ters düştüğü bir gammaz tarafından kiliseye teslim edilmiş, yargılanıp dilinden çiviyle asılarak canlı canlı yakılmıştır.
kendisi hakkında günümüzde "bilim şehidi ühühühü" romantizmi yapılsa da düşüncelerinin tamamıyla bilimsel olmadığı, doğaüstü şeylere düşkünlüğüyle de bilindiği sadece bunlar kilisenin dayatmalarıyla çeliştiği için dışlandığını belirtmek gerekir.
kendisi illa övülerek göklere çıkartılacaksa bu yarı-bilimsel, yer yer fantastik olan düşünceleri yüzünden değil; döneminin tüm baskılarına rağmen kafasını dik tutup bu düşüncelerini cesurca haykırması yüzünden olmalıdır. kendisi bir bilim şehidi değil "bizden olmayan herkes ölsün" fikrinin kurbanıdır. ölümü gereksizce romantize edilmemeli, medeniyetin ne aşamalardan geçerek bu noktaya taşındığı (bazı coğrafyalarda hala bunun için uğraş verildiği) her daim hatırda tutulmalıdır.
son olarak, bu inatçı duruşuyla bilim tarihindeki klasik bir tartışmaya da konu olmuştur: galileo mu bruno mu? buradaki ikilemin temelinde yatan şudur: bruno gibi fikirlerin uğruna ölmek mi, galileo gibi baskı halinde caymak (ya da -mış gibi yapmak) mı? aslında galileonun durumu bence bir istisna çünkü kiliseden idam değil ev hapsi cezası almıştı ve artık peşinde olmadığını söylediği çalışmalarını rahatça yürütmüştü. kendisinin bilime yaptığı katkılar da göz ardı edilecek boyutta değil elbette. yine de şimdiye dek brunonun izinden gittiğimi ve yaşamımı da bu şekilde sürdürmek istediğimi ancak galileo gibi olanlara da kendi gururlarını bir kenara bırakıp bilime hizmet etmek için eğilip büküldükleri için içten içe hayran olduğumu belirteyim.

(yakıldığı meydana dikilen heykeli)
soylu bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, çocukluğundan itibaren o zamanlar yasaklı olan kitapları okumuş ve üzerlerine düşünmekten, fikir üretmekten çekinmemiştir.
hristiyanlık dahil her şeyi sorguladığı ve hatta yanlış bulduğunu ifade ettiği için kiliseyle arası tüm yaşamı boyunca bozuk olmuştur. gittiği her yerde sapkın olarak yaftalanıp sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. bu gezginliğin brunonun fikir dünyasına ayrı bir renk kattığını düşünmekteyim.
kiliseyle çatışmasının temelinde aristonun evren modelini (birbirinin içine geçmiş kürelerin merkezindeki küre dünyadır, evren dünyanın çevresinde şekillenir) reddedip kopernik destekçisi olması (evren bizimki gibi pek çok güneş sisteminden oluşmaktadır ve merkezinde dünya münya yoktur), hristiyanlık hakkında meryemin bekaretine varan sorgulamaları vardır. kafasına çivi gibi çakılmak istenen onca düşünceyi elinin tersiyle kenara itip kendi fikirlerini üretme cesaretini göstermiştir.
fikirleri, yayınlatmaya çalıştığı bilimsel eserleri, hayat görüşü ve kiliseye karşı duruşuyla maalesef uzun bir yaşamı olamamış, soylu sınıfından ters düştüğü bir gammaz tarafından kiliseye teslim edilmiş, yargılanıp dilinden çiviyle asılarak canlı canlı yakılmıştır.
kendisi hakkında günümüzde "bilim şehidi ühühühü" romantizmi yapılsa da düşüncelerinin tamamıyla bilimsel olmadığı, doğaüstü şeylere düşkünlüğüyle de bilindiği sadece bunlar kilisenin dayatmalarıyla çeliştiği için dışlandığını belirtmek gerekir.
kendisi illa övülerek göklere çıkartılacaksa bu yarı-bilimsel, yer yer fantastik olan düşünceleri yüzünden değil; döneminin tüm baskılarına rağmen kafasını dik tutup bu düşüncelerini cesurca haykırması yüzünden olmalıdır. kendisi bir bilim şehidi değil "bizden olmayan herkes ölsün" fikrinin kurbanıdır. ölümü gereksizce romantize edilmemeli, medeniyetin ne aşamalardan geçerek bu noktaya taşındığı (bazı coğrafyalarda hala bunun için uğraş verildiği) her daim hatırda tutulmalıdır.
son olarak, bu inatçı duruşuyla bilim tarihindeki klasik bir tartışmaya da konu olmuştur: galileo mu bruno mu? buradaki ikilemin temelinde yatan şudur: bruno gibi fikirlerin uğruna ölmek mi, galileo gibi baskı halinde caymak (ya da -mış gibi yapmak) mı? aslında galileonun durumu bence bir istisna çünkü kiliseden idam değil ev hapsi cezası almıştı ve artık peşinde olmadığını söylediği çalışmalarını rahatça yürütmüştü. kendisinin bilime yaptığı katkılar da göz ardı edilecek boyutta değil elbette. yine de şimdiye dek brunonun izinden gittiğimi ve yaşamımı da bu şekilde sürdürmek istediğimi ancak galileo gibi olanlara da kendi gururlarını bir kenara bırakıp bilime hizmet etmek için eğilip büküldükleri için içten içe hayran olduğumu belirteyim.
devamını gör...
aptal puma sendromu
bilindiği üzere pumalar çok zeki hayvanlardır.
içgüdüleri, bir avın peşinden ne zaman koşup koşmamaları gerektiğini söyler.
yeryüzünde en hızlı ve en çevik hayvanlardandır pumalar.
dolayısıyla da her bir av için yaptıkları koşu, ciddi bir enerji kaybı demektir.
eğer ki bu av, başarı ile sonuçlanırsa harcanan enerjiye değmiş demektir.
yok eğer başarısız bir avlanma olduysa pumalar için bir tehlikedir.
bu yüzden pumalar avlarını ve hangi ava ne kadar enerji harcamaları gerektiğini iyi seçerler.
yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süreyi asla aynı tutmazlar.
önce bir dener, baktı tavşanı yakalayamıyor:
"aman be, bir tavşan için bu kadar enerji harcamaya değer mi?" diyip hemen başka bir ava yönelir.
burada amaç şu:
avı yakalarken harcadıkları enerji, avdan aldıkları enerjiden daha düşük olmalı.
bunları düşünmeden avlanan pumalar, bedelini ağır öder ve aptal durumuna düşer.
peki aptal puma sendromu nedir?
he işte olay tam da burada başlıyor,
pumalar ne kadar stratejik ve akıllıca davranıyorsa, aptal puma sendromu hatasına düşen kişiler bir o kadar boş işlerle uğraşır.
küçük hesaplar için büyük bedeller öder.
strateji yapmazlar, zaman kaybını veya hedefin ne getireceğini umursamazlar.
aslında ceylan peşinde olmaları gerekirken, tavşan peşinde telef olurlar.
kişi, bir şeyin peşinde koşarken kendisine sormalı:
" ulan ben bu kadar uğraşıyorum ama değecek mi?" (ulan diyip dememek tamamen insiyatif)
en basit örnekle:
50 puan getirecek bir amaca 150 puanlık enerji harcanmaz.
bu insan ilişkileri için de böyledir.
yanlış insan için zamanımızdan, enerjimizden hatta kendimizden ödün veririz.
sonra ne mi olur?
o insanın esasında bizim için yanlış insan olduğunu anladığımızda, bizden geriye de pek bir şey kalmamış olur.
sonra toparlan, toparlanabilirsen.
içgüdüleri, bir avın peşinden ne zaman koşup koşmamaları gerektiğini söyler.
yeryüzünde en hızlı ve en çevik hayvanlardandır pumalar.
dolayısıyla da her bir av için yaptıkları koşu, ciddi bir enerji kaybı demektir.
eğer ki bu av, başarı ile sonuçlanırsa harcanan enerjiye değmiş demektir.
yok eğer başarısız bir avlanma olduysa pumalar için bir tehlikedir.
bu yüzden pumalar avlarını ve hangi ava ne kadar enerji harcamaları gerektiğini iyi seçerler.
yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süreyi asla aynı tutmazlar.
önce bir dener, baktı tavşanı yakalayamıyor:
"aman be, bir tavşan için bu kadar enerji harcamaya değer mi?" diyip hemen başka bir ava yönelir.
burada amaç şu:
avı yakalarken harcadıkları enerji, avdan aldıkları enerjiden daha düşük olmalı.
bunları düşünmeden avlanan pumalar, bedelini ağır öder ve aptal durumuna düşer.
peki aptal puma sendromu nedir?
he işte olay tam da burada başlıyor,
pumalar ne kadar stratejik ve akıllıca davranıyorsa, aptal puma sendromu hatasına düşen kişiler bir o kadar boş işlerle uğraşır.
küçük hesaplar için büyük bedeller öder.
strateji yapmazlar, zaman kaybını veya hedefin ne getireceğini umursamazlar.
aslında ceylan peşinde olmaları gerekirken, tavşan peşinde telef olurlar.
kişi, bir şeyin peşinde koşarken kendisine sormalı:
" ulan ben bu kadar uğraşıyorum ama değecek mi?" (ulan diyip dememek tamamen insiyatif)
en basit örnekle:
50 puan getirecek bir amaca 150 puanlık enerji harcanmaz.
bu insan ilişkileri için de böyledir.
yanlış insan için zamanımızdan, enerjimizden hatta kendimizden ödün veririz.
sonra ne mi olur?
o insanın esasında bizim için yanlış insan olduğunu anladığımızda, bizden geriye de pek bir şey kalmamış olur.
sonra toparlan, toparlanabilirsen.
devamını gör...
zorla tesettüre sokulan kız çocukları
aman gözü açılmadan bir adamla evlensin mantığı ile zorla evlendirilir zorla çocuk sahibi yaptırabiliyorlar.
araya girmeyin hümanist yanınızı çok göstermeyin , dayak yeme ihtimaliniz çok yüksek.
araya girmeyin hümanist yanınızı çok göstermeyin , dayak yeme ihtimaliniz çok yüksek.
devamını gör...
islam
not: burada yazanlar tamamen kişisel fikirlerimi yansıtmaktadır, kimseyi eleştirmek ya da yargılamak niyetinde değilim.
bence diğer tüm semavi inanç çeşitleri gibi, kusursuz olmayan dini inanç.
semavi dinlerin hepsinde "bilmiyorsan sorumlu değilsin" anlayışı hakimdir. bu durumda kimse dini yaymaya kalkmazsa 100 yıl içerisinde bütün insanlık cennette olur.
kimsenin inancına karışıp saçma olarak nitelendirmek istemiyorum, ancak bana göre insanlar tarafından yaratılmış ve sürüyle mantık hatası barındıran inanç sistemidir.
bence diğer tüm semavi inanç çeşitleri gibi, kusursuz olmayan dini inanç.
semavi dinlerin hepsinde "bilmiyorsan sorumlu değilsin" anlayışı hakimdir. bu durumda kimse dini yaymaya kalkmazsa 100 yıl içerisinde bütün insanlık cennette olur.
kimsenin inancına karışıp saçma olarak nitelendirmek istemiyorum, ancak bana göre insanlar tarafından yaratılmış ve sürüyle mantık hatası barındıran inanç sistemidir.
devamını gör...
