t: bir işin yapılmasında önayak olan, kuran, fikir sahibi kimse.

bugün ise bu ibareyi herkesin profilinde görüyorum. yoldaş, tapuları üstümüze yıkıp yurt dışına mı kaçtı naptı?*
devamını gör...

çünkü kalbine aşık olursun.
devamını gör...

hemen hemen her sosyal medya uygulamasında bulunan ve geri bildirim anlamına gelen sözcük.
devamını gör...

ruh adam kitabı önyargısız bir şekilde her türk genci tarafından okunması gereken yazar, türkçü.

bir diğer güzel kitabı (bkz: deli kurt).
devamını gör...

abi yıl 2020, 2020 lan yıl. biriyle iki gün çıktı diye reddettiğim kız oldu diyen var. seviyorsan geçmişe sünger çekersin, geçmişe bakmazsın. kendimce, evlenilecek kızda aranacak son şeydir bakirelik.
devamını gör...

'güler yüz gösteren, hoş davranan' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

hugo simberg-the wounded angel

yeryüzünün gerçekleriyle karşılaşması sonucu büyük yaralar alan, sedyeyi tutmakta dahi zorluk çeken melek; yeryüzünün en masum canlısı çocuklar tarafından taşınıyor.

simberg 1902 'de büyük bir sinir krizi geçirir. 1903 senesinde hastaneden çıktıktan sonra bu tabloyu yapar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eurovision şarkısıdır.

(bkz: deli)
devamını gör...

kan çekiyor tabi.
(bkz: bize her yer trabzon)

better call her trabzonlu abla.
devamını gör...

bursa'nın meşhur tatlısıdır, ismi bursa helvası diye de geçer. yapımı oldukça pratik, çok lezzetli ve aynı zamanda da hafif bir tatlıdır. osmanlı saray mutfağından günümüze miras kalmış muhteşem bir lezzettir. tabii muhallebisinin kıvamını tutturmak ve yediğinizde un tadı almamak çok önemli, bu yüzden evde yapacaksanız bu noktalara dikkat etmelisiniz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bursa'ya gidip yeme imkanınız yoksa toplanın kendi yaptığım tarifi* üşenmeyip sizlere yazıyorum;
malzemeler:
- 100 gram tereyağı (tereyağı yoksa margarinin yarısını da kullanabilirsiniz)
- 1 su bardağı un
- 1 litre süt
- 1 yumurta sarısı
- 1 su bardağı şeker
- 1 paket vanilya
evet malzemelerimiz bu kadar, oldukça pratik görünüyor değil mi? az malzeme ile hem hafif hem de muhteşem bir lezzet.
yapılışı:
- şekeri bir tencereye alıp sütü bir tencereye döküyoruz ve şekeri eritiyoruz. bir süre karıştırdıktan sonra yumurta sarısını da ekleyip çırpıyoruz ve tencereyi soğumaya bırakıyoruz.
- tereyağını bir tavaya alıp erittikten sonra unu ekleyip pembeleşinceye kadar kavuruyoruz.
- kavurduğumuz unu soğumaya bıraktığımız süt karışımımıza ekliyoruz ve muhallebi kıvamına gelinceye kadar ocakta karıştırıyoruz.
- karışım yoğunlaşıp muhallebi kıvamına geldikten sonra vanilyayı ekliyoruz ve kısa bir süre daha ocakta beklettikten sonra kıvamı olan muhallebimizi ocaktan alıyoruz.
- sonrasında hazırladığınız muhallebiyi tercihe göre borcama ya da küçük güveç kaselerine dökebilirsiniz. ben borcama yapıp kare şekilde kesmiştim.
- daha sonra fırında 200-220 derecede, üstü kızarana kadar pişiriyoruz.
üstünün ne kadar kızarmasını istiyorsanız o kadar fırında tutabilirsiniz, sonrasında da fırından çıkarıp istediğiniz gibi süsleyerek ya da süslemeyerek yiyebilirsiniz. afiyet olsun.**
devamını gör...

anne ve babanın zamansız ölümü sonucu dımdızlak ortada kalmaktır.
devamını gör...

lütfen! biz bu kelimeyi şükriye ile bildik,berkay kim*



devamını gör...

egzistansiyalizm
var oluş özden önce gelir ilkesine dayanır. varoluşculuk akımında filozoflar dindar ateist ve deist olmak üzere kendi içlerinde ayrılırlar. bu durum bu akımı yorumlama da farklı sonuçlar ortaya çıkarır.


bu görüşe göre tüm değerler ve erdemler insan baz alınarak oluşturulmalıdır.

insan yer yüzüne fırlatılır ve insan yer yüzünde yalnızdır bu yüzdendir ki insan yabacılaşarak yaşar.

varoluşçulukta sorulan soru şudur?
insanın varoluşunun bir amacı var mıdır?
dinler bu soruya tanrı'ya sığınmak ve onun istediği şekilde yaşamak olduğunu belirtir.

varoluşçu filozoflar ise şöyle bakarlar; insanın varoluş amacını seçimleri belirler. bu felsefe sizi özgür kılar. fakat kararlarınızı yanlış vermeniz sizi korkulara sürükler. bunun en güzel örneği (bkz: dostoyevski)'nin suç ve ceza adlı kitabıdır. işlenilen cinayeti kendi için olması gerektiğine inanan ve sonrasında vicdanını tartan genci anlatmıştır. cinayeti işlemek özgür kararıydı peki ya sonrası verdiği karar'ın vicdan azabıydı... özgürlük vardır bizim için ama her yaptığımız işin sorumluluğunu üstlenmek de zorundayız.
dostoyevski'nin varoluş felsefesine katkıda bulunduğu doğrudur. dindar biri olduğunu belirteyim.

gelelim en önemli temsilcisine:
(bkz: jean paul sartre)
var olan her şey, nedensiz ortaya çıkar, zavallılığı yüzünden varoluşunu sürdürür ve rasgele ölür.
sartre varoluşçuluğu, insan önce varolur ortaya çıkar, sahnede görünür ve ancak ondan sonra kendisini tanımlar diye anlatır.
insan belirli bir bütünlüğün içine doğmuştur, burada belirli bağımlılıkları vardır ve yaşamı boyunca bu bağımlılıklar içinde bazı kararlar vermek zorundadır. işte yine başta bahsettiğimiz özgürlük vurgusu.
bununla birlikte hümanizm'i işin içine katar. her türlü bulantı'ya karamsarlığa rağmen.
bulantı: dünyanın kendinde varlığı, insana bulantı duygusu verir; çünkü gerçeklik, yani varlıklar ne iseler o olarak orada öylece ve anlamsız bir şekilde dururlar. meşhur bulantı kitabında altını çizeceğimiz bir cümle.*

friedrich nietzsche'yi burada da yine görüyoruz. bir ateist görüşü olarak değerlendirebiliriz. varoluşçulukla ilgili en belirgin yazısı böyle buyurdu zerdüşt adlı kitabındadır.
evet, insanın kendini taşıması güçtür! bunun nedeni kendi omuzlarında birçok yabancı şey taşımasıdır. o, bir deve gibi çöker ve sırtına bolca yük yüklenir. hele güçlü dayanıklı ve saygılı olursa. o zaman pek çok yabancı sözler ve yabancı değerler yüklenir ve hayatı bir çöl olarak düşünür.

albert camus da “tanrıtanımaz varoluşçuluk” ekolüne mensuptur.
ona göre tanrı fikri insanı sadece tembelliğe ve kaderciliğe alıştırır. oysa insan dünyada sahip olduğu özü, varoluşa kendi seçimleriyle çevirebilir. kendi seçimin
toplum içindeki yalnızlığa, ötekileştirilmene neden olabilir.

her birini birbirinden ayıramıyorum.
buraya kadar gelip okuduysanız hele bir de sıktıysam affola.*
devamını gör...

kendime olan sevgim ve inancım.
devamını gör...

posta gazetesi şiir köşesine bir şiir yolluyorsun, sonra akıyor maaşallah .
devamını gör...

bugün dikkatimi çeken bir durum. malumunuz bir süredir sözlükte radyo faaliyete geçti. ilk yayından bağımsız olarak gözlemlerimi belirtmek istedim.

radyoda 2.canlı yayın sek ve kirpiks ile birlikte benim konuk olduğum canlı yayındı ve sol frame de sabitlenmedi, başa tutturulmadı.

bir sonraki canlı yayın dün yapılan #464143 likit radyo yayınıydı, ve yayın başlamadan sol frame de en başa sabitlendi.

bu dikkatimi çekince şuan yapılmakta olan canlı yayın saatler önceden neden başa tutturulmadı neden sabitlenmedi diye bir serzenişte bulundum ve bana yayın başlayınca sabitleneceği söylendi.

fakat yayın başlayalı 25 dakika olmasına rağmen başlık sabitlenmedi.

bu durum aklıma şu soruyu getirdi; sözlükte çifte standart mı var?

görünen köy için kılavuz istihdam etmeye pek gerek yok, sizde görüşlerinizi bu başlık altında belirtin.

edit: gelen mesajda bu durumun kaldırıldığı söylendi, itham ettiğim söylendi, fakat ben öyle düşünmüyorum.

ben sizin aklınızda falan gezmiyorum ki arkadaşlar. maalesef görünen resim bu. ben sizleri itham edecek olsaydım eğer #467343 bu tanımı hiç editlemezdim. hatta bu tanımı yazmazdım, akşam belli bir zaman aralığı geçtiğinde çok güzel itham ederdim.

kimse kusura bakmasın halen fikrim değişmedi, daha amiyane bir tabirle, "yemezler". ne olursa olsun doğru bildiğimi söylemeye devam edeceğimin bilinmesini isterim. bu gibi şeyler olmamalı. benim buradan cebime giren çıkan bir şey yok, ama nihayetinde burada yazıyorum diğer arkadaşlar gibi. kimsenin bizlerin aklıyla dalga geçmesine tahammül edemem.)
devamını gör...

yanlış önerme.

örnek vermek gerekirse iran'a nasreddin şahın haremindeki kadınlara ve kızlarına, torunlarına bakılabilir. o zamanlar mesela bıyık güzel bir şey olarak görülüyordu kadınlarda. yine bazı bölgelerde birleşik kaş güzel olarak görülüyor.
iran nasreddin şahın haremi

yani güzellik kesinlikle görecelidir. başka örnek verelim. mesela çinde eskiden kadınlar güzel görünebilmek için ayaklarına şekil vermeye çalışıyorlardı ve küçüklükten beri kullandıları ipler ve ayakkabılar sayesinde ayaklarına lotus şekli veriyorlardı. küçük ayaklı olmak güzellik algısının bir parçasıydı.
lotus ayaklı çinli kadınlar

güzellik görecelidir efendim. afrikaya bakalım bu sefer. afrikada bazı kabilelerde kadınlar güzel görünmek için ağızlarına ve kulaklarına kesikler açıp tabak koyuyorlar. yine bizim güzellik anlayışımıza hiç uymayan şekillerde vücutlarını kesiyorlar.
mursi kabilesi kadınları

daha bir çok örnek verilebilir. hem tarihte güzellik algısının nasıl değiştiğinden hem de günümüzde dünyanın farklı yerlerinde güzellik algısının ne kadar değişik olduğundan.
siz çevrenize bakıyor ve herkesin güzellik algısı aynı diyorsanız, çevrenizdeki herkes instagram kullanıyor, televizyon izliyor, filmler izliyor demektir. çünkü tüm bu içerikler bizde belli bir güzellik çerçevesi oluşturuyor. o çerçeve uyan kişilere de güzel diyoruz. bu tür mecralardan uzak yaşamış ve yaşayan insanlarla tanışıp fikirlerini alın. sizin güzellik algınızla ne kadar farklı güzellik algıları olduğunu göreceksiniz.
devamını gör...

mezuniyet törenine beatles gelmişti. ama vasat parçaları ilgimizi çekmemişti. onlar konser verirken biz adam asmaca oynamayı yeğlemiştik. güzel günlerdi.
devamını gör...

güneşte demlerim senin çayını
yüreğimden süzer öyle veririm.*
devamını gör...

bireyin kendi yapısı, davranışları ve kendisini diğer insanlardan ayıran özelliklerine dair gözlemler yaparak bunları olabildiğince objektif bir şekilde analiz etmesiyle ortaya çıkan benlik algısıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim