el alem terör örgütünün masum bir koludur. sen şeker atarken kenafir gözlerle sana bakar ve seni küçümserler.
devamını gör...

hiçbir cemaat, örgüt, ocak gibi oluşumlara girmedim. imkanım olsa da çevremi kullanarak torpil ya da kayırma kabul etmedim. gurur duyuyorum.
devamını gör...

aranıza engel olarak girdiği durumlarda demir kapılardan ve beton bloklardan daha büyük bir mesafe koyar. hastane penceresinden kolunuzdaki serumla dışarda olanları izlediğiniz zamanlardaki gibi. bir nesneyi koruyup saklamak konusunda ise anne rahmi gibidir. güvenli ve sağlıklı. içindeki mesajı sahibine ulaştırmak için dalgalara meydan okuyan şişe gibi. size gerçekleri anlattığı zamanlarda ise acımasız bir katile dönüşür. aynalar gibi.
devamını gör...

köyde yapılan kahvaltıdır.
devamını gör...

ahanda kendime kulüp buldum dediğim başlıktır. helal la domestic hıyar
her ne kadar ateist kaplumbağa büyük resmi görmüş ve oyunu bozmuş olsada, farklı bir açıdan bakalım derim.

kulüp 70 kişiye varınca, önümüzde ki kurban ortak dana’ya bile girebiliriz (bkz: ortak dana sorunsalı) bu zamanda yedi kişiyle zor.

discord’a üyeliği açar ancak kimse konuşmazsa, kulüp amacına varmış olur. zaten kim merak ediyor benim 100’lük pimaj borusu sesimi?

ha bu arada. discord ne la? hakkaten ne? ben hiç kullanmadım ki.

gece editi: ya arkadaşlar biliyoruz discord’u. hatta vardır üyeliğim. aratın nick ile çıkayım karşınıza fötöm ile tipimle. ayrıca sesim boru gibi değil, bülbülün güle avazı kıvamındadır. yapman böyle! az ironi.
devamını gör...

bir roman düşünün ki yazarı bu romanı yazabilmek için rüşvet verip cezaevine girsin. dilimize soğukkanlılıkla diye çevrilmiş, muhteşem sürükleyici truman capote eseri. roman dedik ama kurgusal bir roman değil. eser, gerçek bir olaya dayanıyor. çiftçilikle uğraşan, tüm komşuları tarafından sevilen orta sınıf bir amerikan ailesinin kurban gittiği cinayeti konu alıyor kitap. henüz yetişkin olmamış biri erkek, biri kız iki çocuk ile baba ve hasta bir anne, ortada hiçbir husumet yokken tanımadıkları iki katil tarafından gece yarısı evlerinde elleri ve ayakları bağlanarak vahşice katledilir. üstelik katillerden biri, kız çocuğunu öldürmeden evvel, kendisine tecavüz etmek ister. normal şartlar altında bu iki caninin bir an önce yakalanıp idam edilmesini istersiniz değil mi? hatta elinize düşseler bir kaşık suda boğarsınız. kitabın finalinde kurbanlar kadar faillere de üzüleceksiniz. sebebini öğrenmek için kitabı okuyun, pişman olmayacaksınız.
devamını gör...

kışı göremeden bahar geldi.
ağaçlar erken çiçek açacak soğuk almasalar bari.
devamını gör...

sana karışmak istiyorum. birbirimizin içinde kaybolalım istiyorum.
seni öz-lemek istiyorum. özüm ol istiyorum.
susuyorum sana. içmek isterken susayım istiyorum. hem içeyim seni kan-a kan-a hem de gıkımı çıkartmadan bakayım istiyorum sana.
mevcudiyetimin anlamsızlığını dokunarak yok et istiyorum. fakat sana öyle bir dokunayım ki mevcudiyetin yok olsun istiyorum.
sen içimde bastırdıklarımın dışımdaki söylemlerisin.
sen zıtlıklarımsın, bütünlüklerimsin, tamamlanamamışlıklarım ve asla tamamlanamayacaklarımsın.
hem her şeyimsin hem hiçbir şeyim.
bir “şey”sin sen sadece. orada öylece duran fakat ben baktıkça anlam kazanan.
öyle bir “şey”sin ki sen, ben yokken yok olurken kendi bakışlarımla beni var edecek kadar güçlüsün.
sana bakmak beni yaratıyor.
bu kadar mı muhtacım sana?
bu kadar mı anlamsızım sensiz?
bu kadar mı anlamsızsın sen bensiz?
hiç mi yoksun bensiz yoksa ben mi sensiz bir hiçim?
yarım kalmışlıklarımsın benim, gel de tamamla beni, gel de öldür beni.
devamını gör...

ah nerede vah neredee
nerde unuttum kalbimi acabaa?

film müziğinin cıvıl cıvıl olması insanın içini ısıtıyor. duyunca hemen eşlik ediliveriyor.
devamını gör...

müdahale etse ya ölecek ya da katil olacak insanlar. (bkz: kadir şeker)

kadına şiddete doğru dürüst ceza gelmedikçe, ortalıkta dolaşan "güvenlik" kuvvetleri olaya zamanında müdahale etmedikçe, diyanet, dayak yiyen kadına sabırlı olun, erkeğe merhamet edin diye psikolojik destek verdikçe biz daha çok pes deriz.
devamını gör...

-nerelisin?
+izmir
-hayir aslen nerelisin?
+izmirliyim
-kokeniniz nere?
+izmirliyiz
-baba tarafı nerden?
+o da izmir
-izmire nerden gelmişler?
+zaten buradalardi
amca beni izmirli olmadığıma ikna etmeye çalışıyordu burada.
devamını gör...

ömer hayyam' ın reenkarnasyonu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aniden gelmiyor genelde her zaman içimde bulunan bir his. çaresi olmayan bir hastalık gibi. tuhaf...
devamını gör...

islam değiştirildi mi ve kuran değiştirildi mi tartışması tamamiyle ayrı iki tartışma. kitap değişmemiş olsa bile dini algılayış, dinin nasıl yaşandığı değişmiştir. islamın çıkış döneminde yaşananan islamla bugün farklı islam ülkelerinde ve farklı sosyal kültürel gruplarda yaşanan islam farklıdır. dolayısıyla islam değiştirilmenin ötesinde değişmiştir.
iranlı şiinin islamı algılayışı, yorumlayışı ve yaşaması, türkiye'dekinden, suudi arabistanda islamın yaşanışı fas'tan farklıdır. islamı kabul eden her toplumda din o kültürüyle birleşmiş ve o kültürden etkilenmiştir her birinin dini algılayışı, yorumlaması ve yaşayışı kendi kriterlerinde doğrudur. dolayısıyla dinden bahsederken tek bir anlayış söz konusu değildir. her grup içinde dinin değişimi o kültürün zaman içindeki değişimiyle paralel ilerler.
devamını gör...

madem anın fotoğrafı, özenilmeden hemen çekilmesi gerekli. molik'in gözünden.

not: size hd fotoğraf çekmiştim ama kafa kabul etmedi 30 mb'lık fotoğrafı. fotoğrafta zaten bir nane yok, 5 mb'lık ile idare edin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dinin ve dine bağlı kültürün toplum yaşantısına yansımasını reddeden kişiler için söylenen kelime.

modern toplumlar, dinin getirmiş olduğu kurallar ve esaslara karşı, kişinin inanmama özgürlüğünün teminatı olan seküler hukuku geliştirmişlerdir.

sekülerizm ise bir siyasi düşüncedir. bütün dinlerin siyasetten ayrı değerlendirmesini savunur.
devamını gör...

erkek değildir,insan da olmayan bir kimsedir.
devamını gör...

uzun soluklu maceralarda değerlidir. tanırsınız, anlarsınız, fikirleriniz uyuşursa da bundan büyük bir zevk ve keyif alırsınız. sonra bir güven ilişkisi kurarsınız.
devamını gör...

hissedilen her duygu bir şeyler anlatır. o duyguyu okumayı bilmek lazım. nasıl ki vücutta bir anormallik olduğunda vücut bunu çeşitli belirtilerle belli ediyorsa (örneğin; ağrı, ateş vs gibi), ruh da duygularla bir şeyleri anlatmaya çalışır. duygu denen şey zaten ruhumuzun sinyal sistemidir. işte depresyon da bunlardan biri. ancak korkmamak lazım, çünkü eğer kendinizi tanır, duygularınızı okumayı başarır ve kendi kendinizin yöneticisi olursanız üstesinden de rahatlıkla gelebilirsiniz. üstesinden gelmek tabiri de doğru değil aslında. çünkü sorun denen şeyin üstesinden gelinir. depresyonsa sorun değildir aslında. dediğim gibi, ruhunuzun size anlatmak istediği bir şeyleri iletme yoludur. eğer kendinizle iletişime geçebilirseniz, zaten onun da ortadan kaybolduğunu görürsünüz. ve inanın, hayata depresyondaki biri olarak gelmediğiniz gibi, depresyona girdiğinizde de çıkma şansınız var. sonuçta hayata o şekilde gelmediniz ve yaşam sırasında depresyona girersiniz. çıkması da kesinlikle mümkün.


geçtiğimiz günlerde vefat eden psikoloji profesörü doğan cüceloğlu'nun, "savaşçı" adlı kitabından depresyonla ilgili bir alıntı bırakmak istiyorum. kendisi de başka bir kitaptan alıntı yapmış. doğan hoca'yı da saygı ve rahmetle anmış olayım bu arada. alıntı şöyle ki:


"kırk yaşlarında bir kadın hastam ağır depresyonu nöbetlerine tutuluyordu. bu hastam yıllar yılı psikoanalize girmişti, ama yılın belirli zamanlarında aynı depresyon onu aynı şiddetli etkisi altına almaktaydı. depresyon kadının kendi yaşamının ve genellikle hayatın tamamen anlamdan yoksun olduğu duygusu üzerine yoğunlaşıyordu. bu depresyonu nöbetlerinde kadın yatakta kalır, dış dünyayla ilişkisini keser, haftalarca umutsuzca yatakta uzanır ve hastalığının gelmesini beklerdi.

hasta bana gelip derdini anlattığında, depresyonunun altındaki anlamsızlık ve umutsuzluk duygusunun onun gerçek yaşamından kaynaklanabileceğini söyledim ve bu anlamsızlık duygusunun önemli şeylere işaret edebileceğini, bu duyguya kötü bir şey olarak değil, ders alınabileceği bir öğrenmek fırsatı olarak bakılması gerekebileceğini anlattım. kendini insanlığa adamış birçok insanın ilk başlarda bu tür depresyonlardan geçtiğini ve bu depresyon sırasında insanlığa hizmet edebilecek fırsatların yarattıklarına işaret ettim. "anlamsızlık duygusunu itmeden, onu bir arkadaş olarak kabul etmeli; anlamsızlık duygusunu bir öğretmen gibi düşünüp onun öğreteceği şeylere açık olmalı" dedim. araştırıcı tutumu içinde "şimdi içinde bulunduğum durum bana ne öğretmek istiyor?" diye düşünmenin değerli bir tutum olduğunu belirttim.

hastam beni gittikçe artan bir ilgi ve heyecanla dinlemeye başladı. bu depresyon duygusunu bastırmaya çalışmak yerine, bir öğrenme fırsatı olarak görmek onun içini rahatlattı ve patolojik bir durum içinde olduğunu düşünmek yerine, bir araştırıcının (kendini ilgilendiren bir şeyi araştıran bir araştırıcının) merakı ve heyecanı içine girmeye başladı. daha sonraki her tedavi seansına daha heyecanlı, daha meraklı, daha tutarlı ve en önemlisi daha anlamlı bir insan olarak gelmeye başladı. hem kendi hayatı, hem genel olarak yaşam bir anlam kazanmaya başlamıştı. kendi hayatının ve çevresindeki, ilişki kurduğu insanların hayatının anlamsızlığıyla yüz yüze gelmemek için sakladığı birçok "çöplük" gün ışığına çıkmaya başlamıştı."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim