karşımdakine saygım var davranışları
insanları aldatmamak ve yalan söylememek. bir başka deyişle kendine yapılmasını istemediğin şeyleri yapmamak.
devamını gör...
zaman zaman gelen neden yaşıyorum hissi
nedense bende gitmeyen histir.
devamını gör...
grizu
1993'te kurulan türkçe alternatif rock grubu. (bkz: bütün bunlar düş), (bkz: bira ve kahve) gibi güzelliklek vardır.
emre akdeniz, kutay ve selçuk'tan oluşan grup zamanında ada müzik'in stüdyosunu amatör gruplara açmasını fırsat bilerek ilk albümü tuzla buz'u kaydetti. albümün çıkış parçası bütün bunlar düs'e çekilen klip aslında emre'nin askere gidişinden hemen önce çekilmiş bir veda içeriği oluşturuyor. klipte o canım saçların kesildiğini de görebilirsiniz. bu arada albüm, dağıtım sorunları nedeniyle büyük talep görse de bu talebi karşılayamadı. oysa grup kemancı'da sahne alıyor, eko tv, hbb gibi kanallara cikiyordu. emre akdeniz kent ozanları'nda da yer almıştı.
emre akdeniz, kutay ve selçuk'tan oluşan grup zamanında ada müzik'in stüdyosunu amatör gruplara açmasını fırsat bilerek ilk albümü tuzla buz'u kaydetti. albümün çıkış parçası bütün bunlar düs'e çekilen klip aslında emre'nin askere gidişinden hemen önce çekilmiş bir veda içeriği oluşturuyor. klipte o canım saçların kesildiğini de görebilirsiniz. bu arada albüm, dağıtım sorunları nedeniyle büyük talep görse de bu talebi karşılayamadı. oysa grup kemancı'da sahne alıyor, eko tv, hbb gibi kanallara cikiyordu. emre akdeniz kent ozanları'nda da yer almıştı.
devamını gör...
cennette kavga çıkarmak
her ortamda birileriyle kavga etmeye müsait olan ben, kesin yaparım bunu!* erkeklere huri var, bize niye yok. nerde eşitlik? bana da verilmezse cingar çıkartırım valla.
devamını gör...
iyi değiliz
en sık söylenen yalan zaten "nasılsın?" sorusuna verilen "iyiyim" cevabıdır. yoksa yok herkes bu kadar iyi olamaz bence bu ülkede kime sorsak iyi. tabiki aslında iyi değiliz.
devamını gör...
dikiş kutusu
orta okul ve lise yıllarımın içinde biriktiği, tenekeden, ekose desenli kutu.
benim zamanlarımın, kız meslek lisesi klasiği.
yiyorsa meslek dersine onsuz gel.
benim zamanlarımın, kız meslek lisesi klasiği.
yiyorsa meslek dersine onsuz gel.
devamını gör...
tayyip'in yargılandığında yapacağı olası savunma
kandırıldım.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
dünyadan uzak insanları, hepinizi seviyorum, güzel'i çok, bu akşam belki gomercan'ı anonsumu kestiği için biraz az. *
ohhh ne güzel oldu, ne de güzel bir yayın oldu.
(bkz: miko'nun tatlı sesi)*
ohhh ne güzel oldu, ne de güzel bir yayın oldu.
(bkz: miko'nun tatlı sesi)*
devamını gör...
tembel hayvan
tembel hayvan dişsiz memeliler takımından* yağmur ormanlarında yaşayan bir memelidir. 6 farklı türü bulunur en bilinenler 2 ve 3 tırnaklı tembel hayvanlardır. bu canlıların en tipik özellikleri aşırı derecede yavaş hareket ediyor oluşlarıdır. bunun sebebi düşük kalorili bir beslenme diyetleri olduğundan mümkün olduğunca enerji harcamaktan korunmaktır. keza vücut ısıları da 32 derecedir diğer memelilere göre nispeten düşüktür bu da enerji harcamaya karşı bir önlemdir. bu hayvanlar günde 9 ila 15 saat arası uyuyabilirler. eğer yaşadıkları habitatta vahşi hayvanlar varsa 9, daha korunaklıysa 15 saat uyudukları tespit edilmiştir. yaprak, meyve, böcek bulursa kuş yumurtası gibi besinlerle beslenirler. zamanlarının çoğunu hatta neredeyse tamamını tutundukları ağacın dalında baş aşağı sarkarak yahut bir daldan öbürüne geçerek harcarlar. uzun tırnaklardan oluşan pençeleri çok güçlüdür dallara çok rahat tutunurlar. en büyük düşmanları jaguar ve yılanlardır. esasen bu türün soyunun tükenmeyişi bilim insanlarını bir miktar şaşırtmıştır çünkü çok yavaşlardır. hala soylarının devam edişini doğadaki kamufle olma yeteneklerine bağlarlar. kürklerinde yeşillikler vardır ağaçla bir arada olunca ayırt edilişi zordur. doğal kürkleri grimsidir esasen ancak üstlerinde bakteriler, algler yaşar bu sebeple kürkleri yeşilimsidir. pençeleri güçlüdür lakin yavaş hareket ettiklerinden jaguara karşı şansları düşüktür. yavaş hareket ederler etmesine lakin kafalarını 270 derece çevirebilirler. ağaçtan aşağı sadece dışkılarını yapmak ya da bir yırtıcı saldırısı sebebiyle inerler. maalesef ölümlerinin yarısı da bu aşağı indikleri zaman diliminde olur yırtıcı sebebiyle. bu kadar yavaş hareket eden bir hayvanın dışkılamak için yere inmesi bilim insanlarına epey ilginç gelmiştir. daha sonra bu hayvanın kürkünde bir güve türü yaşadığı ve bu güvenin tembel hayvan dışkısına yumurtladığı, çıkan güvelerin yeni tembel hayvana yapıştığı bulunmuştur. güve ölünce kürkte kalır bakteriler de azot ihtiyacını ölü güveden karşılayarak çoğalırlar, kürkün yeşil görünümü böylece daha da artar eh bu da kamufle olmasını sağlıyordu. bu hayvanlar hep ağaçtadır çiftleşirken, doğum yaparken hatta öldükten sonra bile bir süre ağaçta asılı kaldıkları görülmüştür. çiftleşmeden sonra erkek ağacı terk eder. aylık bir hamilelikten sonra bir tane yavru dünyaya getirirler. emzirme dönemi bittikten sonra bir süre daha anneyle kalan yavru daha sonra ayrılır. bu hayvanlar çiftleşme harici de bir arada bulunmazlar bireysel yaşarlar.
suratları da gülümser gibidir kanaatimce epey sevimli hayvanlardır.kaynak kaynak2

bir video bırakayım akşam akşam içinizi ısıtsın sloth wants hug.
suratları da gülümser gibidir kanaatimce epey sevimli hayvanlardır.kaynak kaynak2

bir video bırakayım akşam akşam içinizi ısıtsın sloth wants hug.
devamını gör...
özgürlük
özgürlük, bir zihin durumudur. bedenlerimiz mutlak özgürlüğü bilemez ama zihinlerimiz bilir, en azından deneyebilir.
devamını gör...
paddington
londra bölgesindeki meşhur istasyon duraklarından biri olan paddington'ı meşhur kılan önemli faktörlerden biri istasyonun adını verdiği paddington ayısıdır. tabii yine daha meşhur ve işlek olan duraklar hayri pıtırlı kings cross, jubilee line yani iş hattına ve pek çok hatta bağlanmasıyla waterloo ve bunun dışında euston denilebilinir.
benim bu başlığı açma sebebim tabii ki zaten tren hattı değil michael bond'un paddingtonudur. marmelat seven ayımız paddington'un hikayesi peruda başlar ve teyzesi lucy'nin etkisiyle beraber birleşik krallığa kayar. paddington paddington ismini zaten varış noktasında alır (orijinal ismi pastuso muymuş). bu arada michael bond bu ayı arkadaşımızı esasen afrika menşeili istemiş ancak orada ayı olmadığından peruya değiştirmiş çünkü orası gözlüklü ayıların memleketiymiş.
paddington'un açılış hikayesi a bear called paddington'la başlar.yayım tarihi 1958 yıllına rastlayan bu eserimizin ilham kaynağının noel arifesinde paddington istasyonunda rastlanılan bir peluş ayı ya da ikinci dünya savaşındaki yahudi göçmenler ve şehirden kırsal alanlara göç eden (savaş esnasında londra sürekli saldırı aldığı ve tarihi siyası önemi nedeniyle çocuklar kırsal alanlara yollanmıştır) çocuklar olunabileceği düşünülmektedir.
neyse artık vikipedi bilgilerini geçiyor ve ana konuya geliyorum. bu padington efendinin kitapları çocuklar için yazılmış olsa da aslında mizah yönünden kuvvetli romanlardır. her kitap genelde bir ana hikayeden başlığını alır ve minik hikayelere bölünürler. ana tema paddington'un insanları anlaması ve sakarlıkları üzerine kuruludur. zaten düşününce dünyadan bihaber paddington'un dünyayı öğrenmesi yeni okumaya başlayan bir çocuğun dünyasıyla da kısmi benzerlikler gösterir. bu anlamda paddington eserinde yine pek çok idioma yani deyişlere de rastlarsınız. dolayısıyla çocuk yetişkin herkesin paddington serisine şans vermesini tavsiye ederim.
benim bu başlığı açma sebebim tabii ki zaten tren hattı değil michael bond'un paddingtonudur. marmelat seven ayımız paddington'un hikayesi peruda başlar ve teyzesi lucy'nin etkisiyle beraber birleşik krallığa kayar. paddington paddington ismini zaten varış noktasında alır (orijinal ismi pastuso muymuş). bu arada michael bond bu ayı arkadaşımızı esasen afrika menşeili istemiş ancak orada ayı olmadığından peruya değiştirmiş çünkü orası gözlüklü ayıların memleketiymiş.
paddington'un açılış hikayesi a bear called paddington'la başlar.yayım tarihi 1958 yıllına rastlayan bu eserimizin ilham kaynağının noel arifesinde paddington istasyonunda rastlanılan bir peluş ayı ya da ikinci dünya savaşındaki yahudi göçmenler ve şehirden kırsal alanlara göç eden (savaş esnasında londra sürekli saldırı aldığı ve tarihi siyası önemi nedeniyle çocuklar kırsal alanlara yollanmıştır) çocuklar olunabileceği düşünülmektedir.
neyse artık vikipedi bilgilerini geçiyor ve ana konuya geliyorum. bu padington efendinin kitapları çocuklar için yazılmış olsa da aslında mizah yönünden kuvvetli romanlardır. her kitap genelde bir ana hikayeden başlığını alır ve minik hikayelere bölünürler. ana tema paddington'un insanları anlaması ve sakarlıkları üzerine kuruludur. zaten düşününce dünyadan bihaber paddington'un dünyayı öğrenmesi yeni okumaya başlayan bir çocuğun dünyasıyla da kısmi benzerlikler gösterir. bu anlamda paddington eserinde yine pek çok idioma yani deyişlere de rastlarsınız. dolayısıyla çocuk yetişkin herkesin paddington serisine şans vermesini tavsiye ederim.
devamını gör...
yeni sevgiliye kızıp eski sevgiliye mesaj atmak
ergen davranışıdır. 20 hadi diyelim 25 yaş üstündeyseniz ve bunu yapıyorsanız psikologdan randevu alınız.
devamını gör...
vincent van gogh
hollandalı, post empresyonist ressam.
en ünlü tablosu olan yıldızlı gece'nin hikayesi ise şöyledir:
van gogh çeşitli zihinsel rahatsızlıkları sebebiyle akıl hastahanesinde tedavi görmektedir. odasında, önünde parmaklık bulunan ufacık bir penceresi vardır. van gogh her gün o parmaklıklara yapışarak gördüğü manzarayı izlemektedir. işte o manzara yıldızlı gece'yi yaratacak olan saint remy de provence manzarasıdır. van gogh, daracık penceresinde gördüğü bu kendinden çerçeveli tabloyu tuvaline aktarır, elbette van gogh farkıyla.. işte yıldızlı gece ortaya çıkmıştır: saint remy de provence şehrinin düşsel bir yorumu.
uzun araştırmalar sonunda, tablonun 25 mayıs 1889, saat 04:40’taki gökyüzünü gösterdiği tespit edilmiştir. ay’ın henüz ilk hilal biçiminde olması ve venüs gezegeninin ufukta görüntülenmiş olmasından yola çıkılarak tablodaki yıldız ve gezegenlerin gün doğarken resmedildiği anlaşılmıştır. van gogh, kardeşi theo'ya yazdığı mektupta bu resimle alakalı şöyle diyor:
"demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamıyla izliyorum."
"yıldızlara bakmak beni daima hayal dünyasına daldırır. kendime sorarım, fransa haritasındaki noktalar arasında seyahat edip belli bir noktaya ulaşıyoruz da neden gökyüzündeki bu parlak noktalara ulaşamıyoruz? nasıl trene atlayıp tarascon’a ya da rouen’e gidiyorsak yıldızlara ulaşmak için de ölebiliriz."
van gogh'un yıldızlara olan bu hayranlığı sadece yıldızlı gece olarak bilinen o tabloda ortaya çıkmış değildir. pek bilinmese de van gogh, birden fazla yıldızlı gece tasviri çizmiştir.
kuşkusuz ki yıldızlı gece sanat tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. insanoğlunda da, sadece tanrının sahip olduğu yaratım yeteneğinin kırıntılarının olduğunu bize göstermiştir.
en ünlü tablosu olan yıldızlı gece'nin hikayesi ise şöyledir:
van gogh çeşitli zihinsel rahatsızlıkları sebebiyle akıl hastahanesinde tedavi görmektedir. odasında, önünde parmaklık bulunan ufacık bir penceresi vardır. van gogh her gün o parmaklıklara yapışarak gördüğü manzarayı izlemektedir. işte o manzara yıldızlı gece'yi yaratacak olan saint remy de provence manzarasıdır. van gogh, daracık penceresinde gördüğü bu kendinden çerçeveli tabloyu tuvaline aktarır, elbette van gogh farkıyla.. işte yıldızlı gece ortaya çıkmıştır: saint remy de provence şehrinin düşsel bir yorumu.
uzun araştırmalar sonunda, tablonun 25 mayıs 1889, saat 04:40’taki gökyüzünü gösterdiği tespit edilmiştir. ay’ın henüz ilk hilal biçiminde olması ve venüs gezegeninin ufukta görüntülenmiş olmasından yola çıkılarak tablodaki yıldız ve gezegenlerin gün doğarken resmedildiği anlaşılmıştır. van gogh, kardeşi theo'ya yazdığı mektupta bu resimle alakalı şöyle diyor:
"demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamıyla izliyorum."
"yıldızlara bakmak beni daima hayal dünyasına daldırır. kendime sorarım, fransa haritasındaki noktalar arasında seyahat edip belli bir noktaya ulaşıyoruz da neden gökyüzündeki bu parlak noktalara ulaşamıyoruz? nasıl trene atlayıp tarascon’a ya da rouen’e gidiyorsak yıldızlara ulaşmak için de ölebiliriz."
van gogh'un yıldızlara olan bu hayranlığı sadece yıldızlı gece olarak bilinen o tabloda ortaya çıkmış değildir. pek bilinmese de van gogh, birden fazla yıldızlı gece tasviri çizmiştir.
kuşkusuz ki yıldızlı gece sanat tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. insanoğlunda da, sadece tanrının sahip olduğu yaratım yeteneğinin kırıntılarının olduğunu bize göstermiştir.
devamını gör...
zihinde yer etmiş anonslar
devamını gör...
ölümcül bir hastalığa verilecek ilk tepki
"vay be ruhumun çok acı çektiğini biliyordum ama meğer yaşadığım acı o kadar yoğunmuş ki bedenime sirayet etmiş.. vay be demek ki bedenim artık bu dünyayı deneyimlemek istemiyor" gibi derin düşüncelere dalardım herhalde..
devamını gör...
durumumuz yoktu sevisemedik'in sözlüğe veda etmesi
eğer ciddiyse harbiden kahreden haberdir. gitme sakın. sensiz sevişemeyiz. tangalar yarıya iner. gitme.
gidersen bir daha sevişmek nasip olmasın.
gidersen bir daha sevişmek nasip olmasın.
devamını gör...
çılgın hırsız
2010 yapımı çılgın hırsız -orijinal adıyla despicable me- çocuk, komedi türünde bir animasyon filmidir.
pierre coffin ve chris renaud yönetmenliğinde, cinco paul ve ken daurio'nun kaleminin mahsulüdür.
gru'nun karakteri analiz ederken hep bir ağızdan söylenen söz kötü karakterdir. hayatına bir anda dahil olan üç küçük kızın gru'nun içindeki baba figürünü, iyi tarafı, yufka yüreği gördüklerini ve bu sayede gru'nun değiştiğini ifade ederler.
gru aslında hepimiz kadar kötü. ortaya atılan özünde her insan iyidir safsatasına benim gibi siz de inanmıyorsanız ne demeye çalıştığımı çok iyi anlarsınız. hepimiz kötüyüz özümüzde ve iyi olmaya iyi kalmaya çalışıyoruz.
gru da öyle. o üç küçük kız çıkıp gelene kadar iyi olmak için bir nedeni yoktu. yorumların aksine kızlar çıkarmadılar o iyiliği gru iyiliği yansıtmak için bir neden buldu. biz küçük küçük hırsların peşinde koşarken, gizli saklı bir haltlar yerken gru bunları açık açık yapmaktan çekinmiyor. içini dışarı yansıtıyor. biz safi iyilik olduğumuzu iddia ederken o göğsünü gere gere nasıl kötü olunabiliri gösteriyor bize. işte katıksız samimiyet budur.
minyonların sahnelere sızıp birbirinden komik hallere girmeleri, sürekli şakalaşmaları ve tatlı tatlı birbirlerinin kuyularını kazmaları herkesleri kahkahaya boğuyor. sarı minik yaratıklar sürekli rol çalıyor ve özellikle çocuk izleyicileri güldürüyor. biraz kedilik var gibi geldi bana ama uzaylıda olabilirler emin değilim. gerçi zaten kedilerinde uzaylı olduğunu düşünürsek yine bir şekilde akraba çıkıyorlar.
agnes, margo, edith; gru'nun iyiliği seçme nedenleri. onlarda kendi tatminsiz çocukluğunu görüyor belki kim bilir? annesi tarafından biraz ötelenmiş bir çocuk minik gru, ciddiye alınmamış, sevgi gösterilmemiş... belki de kötü olma çabasının altında yatan sebep bu. bir intikam ya da bir şekilde yine de annesinin gözüne girme çabası. ama başarısız bir çaba kötü olamıyor gru. gözlere soka soka bakın ben en kötüyüm dese de üç küçük kızla birlikte ne olması gerektiğini öğreniyor.
seslendirme ekibi;
gru (ata demirer)
margo (melis severcan)
edith (mısra balkan)
agnes (idil küner)
vector (yekta kopan)
dr. nefario (faruk akgören)
mr. perkins (mazlum kiper)
miss hattie (özden ayyıldız)
fred mcdade (murat şenol)
turist baba (oğuz özoğul)
turist anne (ezel kalkan)
eleştiri oklarına maruz kalmış bir animasyon, belki beklentinin biraz altında ama ailecek ve keyifle izlenebilecek bir film. bir animasyondan ne bekliyorsanız hepsi var içinde. ayrıca karakterlerin oluşturulma şeklide çok hoş. hepsi kendine has. özellikle gru.
iyi seyirler efem.
pierre coffin ve chris renaud yönetmenliğinde, cinco paul ve ken daurio'nun kaleminin mahsulüdür.
gru'nun karakteri analiz ederken hep bir ağızdan söylenen söz kötü karakterdir. hayatına bir anda dahil olan üç küçük kızın gru'nun içindeki baba figürünü, iyi tarafı, yufka yüreği gördüklerini ve bu sayede gru'nun değiştiğini ifade ederler.
gru aslında hepimiz kadar kötü. ortaya atılan özünde her insan iyidir safsatasına benim gibi siz de inanmıyorsanız ne demeye çalıştığımı çok iyi anlarsınız. hepimiz kötüyüz özümüzde ve iyi olmaya iyi kalmaya çalışıyoruz.
gru da öyle. o üç küçük kız çıkıp gelene kadar iyi olmak için bir nedeni yoktu. yorumların aksine kızlar çıkarmadılar o iyiliği gru iyiliği yansıtmak için bir neden buldu. biz küçük küçük hırsların peşinde koşarken, gizli saklı bir haltlar yerken gru bunları açık açık yapmaktan çekinmiyor. içini dışarı yansıtıyor. biz safi iyilik olduğumuzu iddia ederken o göğsünü gere gere nasıl kötü olunabiliri gösteriyor bize. işte katıksız samimiyet budur.
minyonların sahnelere sızıp birbirinden komik hallere girmeleri, sürekli şakalaşmaları ve tatlı tatlı birbirlerinin kuyularını kazmaları herkesleri kahkahaya boğuyor. sarı minik yaratıklar sürekli rol çalıyor ve özellikle çocuk izleyicileri güldürüyor. biraz kedilik var gibi geldi bana ama uzaylıda olabilirler emin değilim. gerçi zaten kedilerinde uzaylı olduğunu düşünürsek yine bir şekilde akraba çıkıyorlar.
agnes, margo, edith; gru'nun iyiliği seçme nedenleri. onlarda kendi tatminsiz çocukluğunu görüyor belki kim bilir? annesi tarafından biraz ötelenmiş bir çocuk minik gru, ciddiye alınmamış, sevgi gösterilmemiş... belki de kötü olma çabasının altında yatan sebep bu. bir intikam ya da bir şekilde yine de annesinin gözüne girme çabası. ama başarısız bir çaba kötü olamıyor gru. gözlere soka soka bakın ben en kötüyüm dese de üç küçük kızla birlikte ne olması gerektiğini öğreniyor.
seslendirme ekibi;
gru (ata demirer)
margo (melis severcan)
edith (mısra balkan)
agnes (idil küner)
vector (yekta kopan)
dr. nefario (faruk akgören)
mr. perkins (mazlum kiper)
miss hattie (özden ayyıldız)
fred mcdade (murat şenol)
turist baba (oğuz özoğul)
turist anne (ezel kalkan)
eleştiri oklarına maruz kalmış bir animasyon, belki beklentinin biraz altında ama ailecek ve keyifle izlenebilecek bir film. bir animasyondan ne bekliyorsanız hepsi var içinde. ayrıca karakterlerin oluşturulma şeklide çok hoş. hepsi kendine has. özellikle gru.
iyi seyirler efem.
devamını gör...
31 mayıs 2021 istanbul yağmuru
gece vakti şarıl şarıl yağan, huzuru bol yağmurdur.
tam benzinliğe sigara almaya çıkarken yakalamıştır ama olsundur.
tam benzinliğe sigara almaya çıkarken yakalamıştır ama olsundur.
devamını gör...

