murat menteş yüz yıllık oyunun edilgen bir parçası sadece. içinde bulunduğu pırıltılı dünyaya yüz çevirmemek adına birincil kimliğini öne çıkarmaktan korkan adamlardan sadece biri. "eskiden kitle iletişim araçları bu kadar etkin değilmiş. bu yüzden romanlarda uzun uzun betimlemeler olurmuş" sığlığında bir modernist. dostoyevski dirilse, palahniuk'a özenecek diye düşünüyor sanırım.
devamını gör...

feminizmin cinsiyetten kaynaklı pozitif ayrımcılığa karşı olmak anlamına geldiğinin farkına varmış erkektir.
devamını gör...

psikiyatrik problemlerin karizmatik olduğunu düşünen insanların psikiyatrik problemleri vardır kesin yoksa niye böyle düşünsün.
devamını gör...

(bkz: pusulam rüzgar)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kaç göç olduğu sürece, tek cinsiyetli eğitim pohpohlandığı sürece, salak saçma fetvalarla eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürüldüğü sürece devam eder. dolmuşta, asansörde kadın yanı denk geldi mi kadının solduğu oksijenden tahrik olur.
devamını gör...

biraz şarkı ve bolca yalnızlık. bira ise sadece iki tane....
şerefe!!!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uyuşturucu kullanmak ve bir inanca sahip olmak beyinde aynı bölgeyi uyardığı için söylenmiş olabilecek sözdür. umarım doğrudur ya, iyi salladım haa.
devamını gör...

1891 çünkü rimbaud ölmüştü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

öğlen yürüyüşü..
devamını gör...

kesinlikle sonuna kadar katıldığım başlık.
mağdur bir kadınsa, kimse kusura bakmasın kadınlardan daha fazla erkekler tepki gösteriyor. sosyal medya istatistiklerinden bakabilirsiniz.
lakin mağdur erkek oldu mu, hiçbir feminist sayfanın paylaştığını görmedim.
en yakın zamandan olan bir olayı hatırlatmak isterim.
15 yaşında bir kız erkek arkadaşına bana tecavüz etti diye iftira atıyor.
kızın babası genci öldürüyor.
daha sonra öyle bir şey olmadığı ve iftira olduğu kanıtlanıyor.
kız sadece onu korkutmak istemiştim diyor.
kızın yaşı küçük olduğu için ceza almıyor.
bir iftira, bir babayı oğlundan ayırdı.
hiç tepki görmedim bu olayda.
ve şu bir gerçek, bu durumu kullanan çok kadın var. yürüyorsun evine doğru gidiyorsun. kavga ettiğini eski sevglin veya buni zevkine yapacak bir kadına denk geliyorsun. taciz ediyorlar diye bağırıyor. linç ediliyorsun.
böyle bir tehlikenin farkında olunca istemsiz kadınlardan soğuyabiliyor insan.
devamını gör...

magnum yemek
devamını gör...

ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni tartar
terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var.
koça kuyruk yük olmaz.
devamını gör...

bu sözlüğe ilk geliş nedenim kitaptı. şükür kavuşturana. ee şimdi reklam da alıyoruz, bir sürü yeni kitap eklenir kütüphaneye. daha nice kitaplara. bunu da sene bitmeden okuyup, madalyalı bir tanım yazarız artık. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkan şoray.
devamını gör...

büyük şairlere kendini aşık etmeyi başarabilmiş bir kadın o

tomris uyar kendisine şiir yazılan kadınların en şanslısıdır herhalde. kocası turgut uyar, tutkulu bir aşk yaşadığı cemal süreya ve ona olan ilgisi ve hayranlığını saklamayan arkadaşı ve belki de platonik aşığı edip cansever, yani şiirimizin 3 büyük ismi de satırlarında kendisine seslenmiştir.

sayım / cemal süreya

ayışığında oturduk
bileğinden öptüm seni
sonra ayakta öptüm
dudağından öptüm seni
kapı aralığında öptüm
soluğundan öptüm seni
bahçede çocuklar vardı
çocuğundan öptüm seni
evime götürdüm yatağımda
kasığından öptüm seni
başka evlerde karşılaştık
iliğinden öptüm seni
en sonunda caddelere çıkardım
kaynağından öptüm seni



bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / turgut uyar

herkes seni sen zanneder.
senin sen olmadığını bile bilmeden,
sen bile..
seni ben geçerken,
derim ki,
saati sorduklarında;
onu ”o” geçiyordur.
kimse anlam veremez.
tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.

bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

zamanı durdururum yüreğimde,
sensiz geçtiği için,
akrep yelkovana küskündür.
şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
bil ki akrep yelkovanı geçerse,
atan bu yüreğim durur.
bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

yaş değiştirme törenine yetişen öyle bir şiir / edip cansever

ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler'den hisar'a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar'dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.
devamını gör...

medeniyetlerin ortaya çıktığı ilk zamanlarda çakallık yapmış kervandır. bunlar günümüzde emniyet şeridini falan kullanıp illegal iş yapan tiplerin atası muhtemelen. kardeşim madem deve trafiği var biraz bekle yahu! ipek yolu başka, baharat yolu başka.!..
devamını gör...

geri vites
devamını gör...

3 yıldızlı ve defne yapraklı apolete sahip olan üstsubaydır.
devamını gör...

hissettiklerime tercüman oldu.
devamını gör...

bir turgut ulucan kitabıdır.

okur okumaz hayran kaldığım yazar turgut ulucan nergis kitabından sonra bana edebi bir iştahla oburca okuduğum bir kitap hediye ederek kütüphanemde kazanmaya başladığı saygın yeri daha da güçlendirdi.

mr.bean’in bir bölümünde bean tren seyahati yaparken karşısındaki adam okuduğu kitaba o kadar güler ki bean için yolculuk bir cehennem azabına döner. o bölümü izlediğimde insan okuduğu bir şeye bu kadar gülemez diye düşündüğümü hatırlıyorum ama bu kitabı okurken o zamanlar ne kadar yanıldığımı anladım. özür diliyorum.

romanda yozgat’ın akpınar köyüne konuk oluyoruz, aslında tam da olamıyoruz çünkü nedendir bilinmez yollar uzun zamandır kapalı. bu tuhaf durum elbette bizi meraklandırdığı kadar akpınar köylüsünü de meraklandırıyor. allahtan zabun lütfü var da köylüye neler olup bittiğini anlatıyor.

zabun lütfiye göre ülke yeni bir darbe mağduru olmuş ve askerler köylüye çok kızgın olarak geri dönmüşler. biz onlara demokrasi verdik, onlara koşa koşa menderes’e gittiler, bu sefer ümüklerini sıkacağız, derler.

sonra köyü alır bir telaş. camiyi yıkmayı düşünmeye kadar gider kendilerini kurtarma planları. herkes kendi bildiğince yol gösterir, çözüm önerir, kafa patlatır. ama yollar da açılmaz bu arada. asker ha geldi ha gelecek. ha güldü ha geçecektir.

mutlaka okunması gereken, hacimsiz ama dev bir kitaptır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim