normal sözlük'e üye olmak isteyenlere nick tavsiyeleri
(bkz: neşeyle alınıp kelek çıkan karpuz)
oldu mu bilemedim tam.
oldu mu bilemedim tam.
devamını gör...
yazarların çocukken en çok korktuğu şeyler
kelebek. bu değişmedi.*
bir de televizyonun fişini çekmediğim sürece açık kalan, nokta kadar kırmızı bir ışığı vardı ondan çok çok korkardım. karanlığın içinde biri beni izliyormuş gibi gelirdi. bu da pek değişmemiş galiba, odamda böyle bir ışık varsa hala rahatsız olurum.
bir de televizyonun fişini çekmediğim sürece açık kalan, nokta kadar kırmızı bir ışığı vardı ondan çok çok korkardım. karanlığın içinde biri beni izliyormuş gibi gelirdi. bu da pek değişmemiş galiba, odamda böyle bir ışık varsa hala rahatsız olurum.
devamını gör...
yolda yürürken kitap okuyan insan
bile isteye, göstere göstere omuz attığım, elimle kenara doğru ittirdiğim insanlardır, telefon kullananlara da aynısını yaparım. senin yalandan romantizmlerin benim yürüyüş hızımı kesmemeli. o kitapları okuyorsa başkalarına karşı saygılı olmayı öğrenmesi gereken insandır.
devamını gör...
normal sözlük kraliyet arması
bu sözlükte güzel işler oluyor. yönetim, iyi gidiyorsunuz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
devamını gör...
kafa sözlük
çaylaklara verilen değerin ekşi sözlüktekinden daha iyi olduğu sözlük
devamını gör...
misc radyo yayını
"sizin gününüzde birileri yayın yapıyoor" diyerek üzüntümü dile getirdiğim yayın. meğerse zaten cenkmiş yabancıya gitmemiş. nerede bıraktım şuurumu acaba ah nerede vah nerede*?
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
dağ başında immortel
sürüyor transporter
şiir yazarım diyorda
dilinde hep helikopter.
sürüyor transporter
şiir yazarım diyorda
dilinde hep helikopter.
devamını gör...
sözlükte hiçbir kadın yazara yürümemiş yazar
ben bu saatten sonra ,ancak hakka yürürüm.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
türkiye'de mütevazı olmak
devamını gör...
madrigal
neogazino isimli yeni albümü yayımlanmış grup.yine kendi kendine dertlenmek icin bahane arayanlara duyurulur.
devamını gör...
torna tesviye
çeşitli makine parçalarının el aletleri veya torna, matkap, pres gibi iş tezgahlarıyla işlenmesi, şekillendirilmesi ve kullanılır hale getirilmesi işlemidir.
devamını gör...
aziz nesin
"dunyadaki en karli ticaret din tüccarlığıdır; sermayesi yalan, müşterisi cahildir."
sözünün sahibi.
sözünün sahibi.
devamını gör...
kalorifer peteği üzerinde yatan kedi
patileri sağlı sollu sarkıtan mırıl mırıl uyuyan kedidir. keşke kedi olsaydım diye düşündürür.
devamını gör...
1000kitap
çok severek kullandığım kitap uygulamasıdır.
devamını gör...
bir anne atasözü der ki
kendi evin olduğunda istediğini yaparsın.
devamını gör...
sözlükçülerin gördüğü film tadında rüyalar
yıllar geçse de unutamazsınız. benim birkaç tane var böyle. birini anlatayım.
mecidiyeköy'de bir patlama oluyor. ben ışıkların oradayım. simitçilerin karşısında. klasik mecidiyeköy kalabalığı. patlama alevli bir patlama değil. manyetik bir şey gibi. herkes, tüm insanlar ve arabalar yerden yükseliyoruz. bir güç bizi yerden göğe doğru yükseltiyor. fırlatma gibi değil. ağır ağır yükseliyoruz. düşünecek, endişelenecek zamanımız var. yer çekimini yenip bizi göğe doğru savuran bu güç tükendiğinde kaç metre yükselmiş olacağız, oradan aşağıya düştüğümüzde ne olacak bize diye düşünebiliyoruz. sessizlik hakim. herkes yükseliyor. yükselme bitmiyor. korkunç bir seviyeye ulaşıyoruz. bulutları geçiyoruz. basınç falan hissetmiyorum. hissetmem lazım diyorum. korkuyorum. ama daha çok merak ediyorum. ne oluyor? ne olacak devamında? ben pozisyon olarak yere paralel ve yüzüstü vaziyetteyim. altımda giderek küçülen istanbul'u izliyorum. bi' ara kafamı bir defa daha yukarı çeviriyorum. öncesinde de bakmıştım, yine sonsuz boşluk dışında bir şey görmeyeceğimi düşünüyorum. ama bu defa uzakta bir nesne görüyorum. boynumu o vaziyette çok uzun süre tutamayacağımı fark edip önüme dönüyorum. daha mesafe var nasıl olsa biraz sonra yeniden çeviririm diye geçiyor aklımdan. içim içime sığmıyor. korkunç bir merak içindeyim. çok geçmiyor bir daha çeviriyorum. yine hayli mesafe var. gözlerimi hareket ettiriyorum. ileriye ve geriye doğru. cismi tam seçemiyorum ama devasa olduğunu görüyorum. kafam arkaya dönük vaziyetteyken görebildiğim tüm açılarda cismin bir parçası var. koyu gri renkte. çok büyük. yine önüme dönüyorum. yerden yükselmeye devam ediyoruz. başlangıçta yakınımda olan insanlarla aramdaki mesafe açılmış. neredeyse yalnızım. çok uzakta başka insanları ve arabaları görüyorum. acaba onlar neler düşünüyor diye geçiyor aklımdan. sonra kendine odaklan kızım. herkes kendi mücadelesini veriyor diyorum. tekrar kafamı arkaya çeviriyorum. bu defa cisimle aramdaki mesafe azalmış. paslı bir demir, yeryüzüne paralel, silindir, yarı metre çapı ya var ya yok, bu ne diyorum. böyle bir şey olabilir mi? dehşete kapılıyorum. sonra yeniden bakıyorum. yanında aynından bir tane daha. araları 1 metre kadar. ve diğer yanında da. onların yanlarında da. sıra sıra parmaklıklar. kafesin tavanı! mesafe artık çok azalıyor. metreler kaldı. birine tutunsam koala gibi sarılabilir miyim diye düşünüyorum. kucaklayabilir miyim parmaklıklardan birini. bacaklarımla da sarılırım. kendimi çevirebilir miyim acaba? direk parmaklığa doğru yükselebilirsem alttan sarılırım. çeviremezsem kendimi ve iki parmaklık arasından geçersem tek ya da çift kolumda sağdaki ya da soldaki parmaklığı tutabilir miyim? birini tutsam bile bu iten güç beni koparır mı parmaklıktan. iyice kavramaya zamanım olur mu? diyelim tutundum, baskıya dayanabilir miyim? kollarım ve bacaklarım bu güçten daha güçlü mü? becerebilsem, sarılabilsem ne olacak diye düşünüyorum. bir saniyede onlarca şey geçiyor aklımdan. kim gelip beni buradan alabilir. gücün etkisi geçince aşağı da atlayamam. ne işime yarayacak? derkeeenn, derkeeen uyandım. :)
10 yılı var rahat. her saniyesi ezberimde. duygusu bile.
mecidiyeköy'de bir patlama oluyor. ben ışıkların oradayım. simitçilerin karşısında. klasik mecidiyeköy kalabalığı. patlama alevli bir patlama değil. manyetik bir şey gibi. herkes, tüm insanlar ve arabalar yerden yükseliyoruz. bir güç bizi yerden göğe doğru yükseltiyor. fırlatma gibi değil. ağır ağır yükseliyoruz. düşünecek, endişelenecek zamanımız var. yer çekimini yenip bizi göğe doğru savuran bu güç tükendiğinde kaç metre yükselmiş olacağız, oradan aşağıya düştüğümüzde ne olacak bize diye düşünebiliyoruz. sessizlik hakim. herkes yükseliyor. yükselme bitmiyor. korkunç bir seviyeye ulaşıyoruz. bulutları geçiyoruz. basınç falan hissetmiyorum. hissetmem lazım diyorum. korkuyorum. ama daha çok merak ediyorum. ne oluyor? ne olacak devamında? ben pozisyon olarak yere paralel ve yüzüstü vaziyetteyim. altımda giderek küçülen istanbul'u izliyorum. bi' ara kafamı bir defa daha yukarı çeviriyorum. öncesinde de bakmıştım, yine sonsuz boşluk dışında bir şey görmeyeceğimi düşünüyorum. ama bu defa uzakta bir nesne görüyorum. boynumu o vaziyette çok uzun süre tutamayacağımı fark edip önüme dönüyorum. daha mesafe var nasıl olsa biraz sonra yeniden çeviririm diye geçiyor aklımdan. içim içime sığmıyor. korkunç bir merak içindeyim. çok geçmiyor bir daha çeviriyorum. yine hayli mesafe var. gözlerimi hareket ettiriyorum. ileriye ve geriye doğru. cismi tam seçemiyorum ama devasa olduğunu görüyorum. kafam arkaya dönük vaziyetteyken görebildiğim tüm açılarda cismin bir parçası var. koyu gri renkte. çok büyük. yine önüme dönüyorum. yerden yükselmeye devam ediyoruz. başlangıçta yakınımda olan insanlarla aramdaki mesafe açılmış. neredeyse yalnızım. çok uzakta başka insanları ve arabaları görüyorum. acaba onlar neler düşünüyor diye geçiyor aklımdan. sonra kendine odaklan kızım. herkes kendi mücadelesini veriyor diyorum. tekrar kafamı arkaya çeviriyorum. bu defa cisimle aramdaki mesafe azalmış. paslı bir demir, yeryüzüne paralel, silindir, yarı metre çapı ya var ya yok, bu ne diyorum. böyle bir şey olabilir mi? dehşete kapılıyorum. sonra yeniden bakıyorum. yanında aynından bir tane daha. araları 1 metre kadar. ve diğer yanında da. onların yanlarında da. sıra sıra parmaklıklar. kafesin tavanı! mesafe artık çok azalıyor. metreler kaldı. birine tutunsam koala gibi sarılabilir miyim diye düşünüyorum. kucaklayabilir miyim parmaklıklardan birini. bacaklarımla da sarılırım. kendimi çevirebilir miyim acaba? direk parmaklığa doğru yükselebilirsem alttan sarılırım. çeviremezsem kendimi ve iki parmaklık arasından geçersem tek ya da çift kolumda sağdaki ya da soldaki parmaklığı tutabilir miyim? birini tutsam bile bu iten güç beni koparır mı parmaklıktan. iyice kavramaya zamanım olur mu? diyelim tutundum, baskıya dayanabilir miyim? kollarım ve bacaklarım bu güçten daha güçlü mü? becerebilsem, sarılabilsem ne olacak diye düşünüyorum. bir saniyede onlarca şey geçiyor aklımdan. kim gelip beni buradan alabilir. gücün etkisi geçince aşağı da atlayamam. ne işime yarayacak? derkeeenn, derkeeen uyandım. :)
10 yılı var rahat. her saniyesi ezberimde. duygusu bile.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
yeni olmama rağmen benim de aklıma takılan bir şeydi. sadece kendi tanımlarını yazıp başkalarının tanımlarını okumuyorlar diye düşünüyorum.
devamını gör...
