zeki alasya'nın metin akpınar'sız ilk filmi, ayrıca bir nesli çölgeçen filmi. belki de eksiği doldurmak için olacak, filmdeki diğer erkek başrolün* adı da metin olmuştu.

filmdeki ikisi kadın üç önemli rolü de (kötü adam, kötü adamın sevgilisi ve zeki abinin kızı) yunanlı oyuncuların oynaması da ilginç bir nokta.



istanbul'un bir kenar mahallesinde oturan metin*, taksicilik yapan ve nişanlısıyla çeyiz düzmeye çalışan bir mahalle delikanlısıdır. sekiz yıldır, cezaevinden kanser hastalığı nedeniyle tahliye edilen şair kemal yılmaz'ı* her sabah evinden hastaneye götürür ve aralarında böyle bir ahbaplık doğar. yine her sabah, aynı noktada beklemesine aynı trafik polisi* engel olur.

bir gün metin, yine "burda bekleme yapma" diyen polise "abi üşümüşsün, sabah ayazında burda dikilmek de kolay değil, gel içeriye bin, termosum dolu çay da içersin" diye zarf atarak onu arabasına alır. tam bu esnada önlerinden hızlıca bir mercedes geçince polisin fbı aşkı tutar, metin'e "takip et şunu" der. mercedes'ten adını film boyunca öğrenemedimiz bir mafya babası, babanın metresi ve iki de koruma inerek infaz yaparlar, tam bu esnada yetişen polis "atın lan silahları" diye bağırınca elemanlar onu da öldürür. şehit cenazesini arabasına alan metin hızla bir karakola sığınsa da takip eden çete "deli bu deli" diye onu kaçırır, arabayı da içindeki cesetle birlikte yakarak metin'in cenazesini kaldırırlar.

diğer taraftan metin, sürekli adı sanı belirsiz kendisi çok şişman büyük patrondan (gıdığı buldog gibi sallanan bir soner ağın) emirler alan adsız baba tarafından denenir. önce kendisine cinayet silahı elletilir, sonra da "artık parmak izin bir suç aletinin üstünde, bu cinayeti yatmak istemiyorsan bizim için adam öldüreceksin" denilir. ilk görevi de kemal yılmaz'ı öldürmektir. ama metin yüz yüze geldiği abonesini vuramaz. kemal amcayla ikisi mafyanın elinden kaçarak kartalkaya'da saklanmaya başlarlar.

diğer taraftan, metin'i elinden kaçırdığı gibi şişko patrondan da fırçayı yiyen adsız reis, metin'in ailesini sorgulayarak izini arar. neden sonra kartalkaya'da saklandığı yeri bulur, adamları ve metresiyle gelir, kavgada tüm mafya elemanları ölürken polis metin'i gözaltına alır, kemal amca "teslim oluyorum" diye suçu üstlenmeye çalışsa da o bir ambulansla aşağı indirilir...



aksiyon sahneleri, kovalamacalar gayet iyi çekilmiş olsa da filmde bir şeyler yerine oturmamış. eksik nedir bilemedim.

son olarak, filmin müziklerini nadir göktürk yapmış. final şarkısında da, sakallı nadir'in grubunun* o dönemki kadın vokali feyza erenmemiş mikrofonlara geliyor. şarkının güftesi şöyle:

deniz gider tuzu kalır,
aşk biter sızı kalır,
söz uçar yazı kalır,
onu da eskiciler alır.

gül kokar sevda yakar,
su akar deli bakar,
şu dünyanın seyrine doyum olmaz hiç,
dönsün dönebildiği kadar...

ah aman aman bu ne oyunmuş?
kedi kuyruğundan korkmuş
ah aman aman bu ne oyunmuş?
bülbülün dili tutulmuş
ah aman aman aşk yalanmış?
dilimize nerden dolanmış?
ah aman aman hayat ne hoşmuş?
ama bir varmış bir yokmuş
devamını gör...

öldürün bu milleti de kurtulun artık. geçen sene doğalgaz faturaları yüzünden sobaya dönmüş insanlar vardı bu memlekette. nasıl bir ülke arkadaş bir gün olsun güzel bir haber yok be.

t: standart zam olayı.
devamını gör...

bir amin maalouf kitabı. okuduğumda, memleketten ayrılalı bir sene olmuştu. memleket nedir, gurbet nedir, onların sorgulamasına başladım okudukça.

romandaki kahramanın ismi adam'dır. adam’ın hissettikleri ile benim hissettiklerim çok yakın geldi.

sonra aklıma mülteciler geldi. göç etmek zorunda olanlar.

göç insanlık ile yaşıt bir kavram.

insan vatanından neden göç eder. iç savaştı adam’ı göç ettiren. baştaki bir kaç kişinin, ortalığı karıştırması ve huzurunun bozulmasından bezmişti. birilerinin bitmeyen kavgasından bezmişti. kavgada müdahil değildi ama acıdan pay alması isteniyordu.

gidişini memleketten kaçmak, memleketi için bir şey yapmak istememek olarak algılayan, bir arkadaşı ile tartışmışlardı. arkadaşı ülkesinde başarılı bir bürokrat olmuştu. adam’a göre ise birilerine köle etmişti kendini.

ikisi de diğerinin yeni yaşamını tasvip etmiyordu

oysa adam ile murat çok iyi arkadaştılar gençken. adı bir türlü kitapta geçmeyen ülkede, iç savaş çıkmadan önce.

tek ikisi yoktu, kalabalık bir arkadaş gurubuydular. hemen hepsinin dinleri farklıydı ama arkadaşlık yapabiliyorlardı. ülke içsavaş öncesi huzur dolu bir yerdi.

aslında gruptaki her arkadaşın içinde, sakladıkları hikayeler vardı. adam da saklıyordu içinde ailesinin hikayesini. acı doluydu herkesin hikayesi. gençlik acının evde bırakıldığı, düşünmeden keyifli anlar geçirilecek zamandı. arkadaşlık, düşünmeye maniydi aslında. ondan kıymetliydi.

insan arkadaşı ile beraberken o anı yaşar sadece. ne önceyi düşünür ne sonrayı. o anı yaşadıkça keyif almaya devam eder, andan.

adam ve arkadaşları da öyle arkadaş idiler. yedikleri içtikleri ayrı gitmiyordu ama kimse kimse hakkında fazla bir şey bilmiyordu. o an bu hiçbirinin umurumda değildi. güzel zaman geçiriyorlardı.

iç savaş can acıtmaya başlayınca, huzur kaçınca, gidebilen, gidebildiği kadar uzağa gitti. canı az yanan ya da gidemeyen de kaldı savaşın ortasında.

bir gün murat’ın karısı adam’ı arayınca geçmiş kıpırdanmaya başladı yeniden. murat çok hasta idi. karısı adam’ın onu görmesini istiyordu. aralarındaki küslüğün bitmesini istiyordu.

adam, hoca olmuştu fransada. kendinden başarılı bir insan çıkarmıştı. bunların hiçbirini ona memleketi veremezdi. memleketini düşünmeye başladı. karısı ile konuştu ve istemeye istemeye geçmişine dönmeye karar verdi.

hazırladığı bir araştırma için, değişiklik olur diye, avuttu kendini.

annesinin babasının ülkesine doğru yola çıktı.

aklına arkadaşlarında geçmişe dönmesi fikri geldi. hepsine mail attı. buluşalım, dedi eski günlerdeki gibi.

gençlikte yaşananların, spontan olduğunu bilmiyordu. her şey aynı olabilir sandı. herkes aynı kalabilir sandı. kendinin, ne kadar değiştiğini, ülkesine gidince farketti.

insan bir yerleri bıraktığında, orda kalan yanı oluyor. o yanı, döndüğü zaman her şeyin aynı şekilde, onu beklediğini söylüyor. özlem duymaya sebep olan, acı çektiren yan, o yan. hâlbuki gidenle gidiyor, yaşananlar. dönünce olmuyor eskisi gibi. yeniler geliyor, yenilerin oluyor oralar. hele yeni bir yaşam kurulabilmişse gidilen yerde. gezegen adil davranıyor. kimseye ikinci bir hayat bırakmıyor. herkes, sadece yaşadığı hayatın sahibi olabiliyor.

aynı şey arkadaşlık için de geçerli. arkadaşlık gurupları, bir kişinin organize ettiği gruplar. kimsenin farkında olmadığı bir kişi herkesi çekip çeviriyor, bir araya topluyor. o kişi her zaman aynı kişi olmuyor. el değişiyor gurubun lideri, kimse fark etmeden. gruba kimse liderlik yapmazsa gurup dağılıyor.

adam, lider olmuştu farkında değildi. murat’ın hastalığı ise her şeyi yeniden başlatan adım olmuştu. adam, aslında kendi başına murat’a ve memlekete katlanmak istemiyordu o yüzden herkesi murat için çağırıyordu. herkesin memleketi ile yüzleşmesini istiyordu. tek giden o değildi, tek dönen o olmak istemedi. derdini paylaşmak istedi. arkadaş gurubunda da öncü olanın bir derdi olur ekseriyetle. sıkılan insan, insan arar çevresinde. sıkılan insan paylaşmak ister bir şeyleri. kimi çok dolu olur, taşar. tutamaz kendine yaşadıklarını. paylaşacak insan arar kendine. dolu insanlardır arkadaş arayanlar.

kendine kurduğu yeni yaşam ile doludur, adam. üniversite ile doludur. en az onun kadar dolu olan, karısı ile doludur. memleketi ve murat’ın görme için geçmişindeki arkadaşlarına ihtiyaç duyar. paylaşmak zorundadır. kendi başına üstesinden gelmek istemez.

romandaki memleket sorgulaması, aile sorgulaması, arkadaş sorgulaması, vatandaşlık sorgulaması, beni çok etkiledi. sahip olduğumuz her değer, ihtiyacımız olduğu için var. ihtiyacımız olmayan değerlerin yerine, yeni değerler geliyor.

yaşam aynı gitmiyor. bence gitmemeli de. yaşam bizi güncelliyor. bedenimizi güncelliyor. bu duruma ya müdahil olacağız ya da kendi yaşamımızın seyircisi olacağız. göç güncellemeye müdahil olmak bence.

kitabın sonunda göçmenlere saygım daha da arttı.

sadece ben, memleketimi memlekette bıraktım sanıyordum. amin maalouf'ta memleketini memlekette bırakmıştı. iyi de yapmıştı yoksa amin maalouf olamazdı. bence kendini yazdı. adam, kendiydi. okunası, klasik olunası bir kitap.
devamını gör...

1) gece tırnak kesilmezmiş (nedenini bilmiyorum).

2) evde at nalı bulunması uğursuzlukları kovarmış.

3) muska takmak kötülüklerden korurmuş.

4) makas ve bıçak gibi kesici aletler elden ele geçerse küslük getirirmiş.

5) yıldız kayarken dilek tutulursa mutlaka gerçekleşirmiş.

6) kafaya kuş pislemesi şans getirirmiş.

7) önünüzden kara kedi geçmesi uğursuzluk getirirmiş.

tanım: değişik batıl inançları paylaştığımız başlık.
devamını gör...

eyluling'in şevval sam gibi her yere damlaması

kendim yokum ama ses kaydim gene yayinda hehehehe, uzulme zippocum herkes dinliyor seni.*

ayrica;
yazarak kitap kazanmak ister misin, o zaman kafa sozluk tam sana gore!*

mevzubahis patenti bende olan kisisel ileti: sabir loading %78,
verrrr mem. -caps lock- benim ulen! -caps lock-*
devamını gör...

geçmişte olan olayları konuşup konuşup ağlamak. kendisi uzmandır bu konuda.
devamını gör...

herkesin kendini çok özel bir insan zannetmesi. şöyle bir yirmilerinin ortasına gelince yavaş yavaş anlıyolar öyle önemli bi insan olmadıklarını. sonrası depresyon mutsuzluk.
halbuki başta çocukken sen çok özelsin çok zekisin denilerek büyütülmese, hayatta her istediğini elde edemeyeceği öğretilse çok daha başarılı ve mutlu olabilir insanlar. sadece çok çalışarak, emek vererek ve iyi bir insan olarak hem başarılı hem mutlu olunabilceği öğretilse keşke.
özel insanlar çok az onlardan biri olmanız çok düşük bir ihtimal kendinize çok yüklenmeyin elinizden gelenin en iyisini yapın sadece.
devamını gör...

dün yoldaşa katılacağımı söylemiştim, iş toplantısı saatiyle çakışınca yalan oldu. kusura bakmayın, artık bir dahakine diyorum. yukarıdaki tanımlardan okuduğum kadarıyla hayli keyifli geçmiş. katılamadığıma elbette üzüldüm, yarattığınız sinerjiye en az o kadar sevindim, her şey çok güzel olacak.
devamını gör...

bir fiil. çekimlenmemiş hali. ya da emir kipi ile çekimlenmiş hali. "beni duy."
tanıma girince birinin başka birine yardım çağrısı ya da isyanı olan bir içerik okuyacağımı düşünmüştüm.

o zaman benden gelsin. "duy beni. fark et. anla."
devamını gör...

birbiriyle yakından alakalı başlıklar. (bkz: üniversite mezunlarının iş bulamaması)
devamını gör...

daha önce iki yazar arkadaş daha yazmış ama bence de arapça, bu ülkede kutsallaştırılan en saçma şey. inanamıyorum işlerin bu noktaya gelmesine. mesela babam, chp türkçe ezan okutacak diye asla oy vermiyor. hayır vermezse vermesin de ne alaka (burada küfür)?
devamını gör...

hadi yine iyisin elem kız bugünde ot olmuşsun.

günlük tutmak benim için kendime anı hediye etmek demek.
dedemi kaybettiğimde, amcalarım gittiğinde küçük zihnimin bana neler düşündürdüğünü, annem yanımda değilken evsiz ocaksız hissettiğimi hatırlamak, unutmamak istedim.

ilk aşık olduğum günü, ilk yalnız geçirdiğim geceyi, hastalandığımda yanımda yanımda kimse yok diye 4 sene sonra ilk kez anne diye ağladığımı bilmek demek.

hele şimdi daha değerli biliyor musunuz? annem hatırlamıyor bazı şeyleri ameliyattan sonra, komşumuz nasılsın diye seslendi geçen balkonda görünce bizi. hal hatır, hoş beş derken komşumuz ben de böyle olmuştuk dedi ameliyattan sonra. anacağım aa sen ne ameliyatı oldun dedi. komşucum şok! ee nasıl bilmezsin geldin ya geçmiş olsuna dedi, annem yok gelmedim filan derken... annem dedim hatırlamıyor bıdı bıdı abla ondan öyle dedi dedim.

şimdi ben bu güzel günlerimi, hislerimi, adımlarımı "ot" diyerek kendime çöpe mi atayım?

insan anılarından ne kolay vazgeçer olmuş.
hayreti mucip!
devamını gör...

+rüyamda ............... işte yanımda da para olmayınca ödeyemedim sinirlendim adamlara.
-ben sana sürekli dışarı çıkarken paran var mı vereyim mi diye sormuyor muyum ?
+baba rüyamda gördüm ne alakası var onunla?
- her zaman yanında bulunacak. rüyada da olsa kimsenin önünde öyle çaresiz kalıp başını eymeyeceksin.
devamını gör...

oh oh ne güzel. hep böyle 30-35 lik gençlerle dolsun sözlük, dediğim durumdur.
devamını gör...

bir süredir bu durum dikkatimi çekmekte. sözlükte + verme alışkanlığının git gide pasifize olma durumu can sıkmaktadır. önceleri bu konuda daha cömert ve bonkör davranan sözlük ahalisi devir tutum devridir diyip burda da kemerleri sıkıyor anlaşılan.

fakat gel gelelim kadın olduğunu iddia eden yazarlarda bu durum biraz daha farklı işleyebiliyor acaba bize de düşer mi denilerek daha bir gözü kara şekilde seri artılar verildiğini gözlemekteyim.ne yazik ki internet alemindeki her mecra gibi burada da kadınları haksız rekabet ile ön plana çıkarmak bizim gibi geri kalmış toplumların değişmeyen kaidesi olarak yerini alacaktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bende artık bi alışkanlık haline gelmiş durumdur. artık alarmlara da direnmiyorum. alarm çalarken uyumaya da alıştık..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

müslümanlara da terörist diyelim o zaman?
saçma sapan başlıklar açmayın.
devamını gör...

unutun. hayatınızı yaşayın. anında geri döner.
devamını gör...

bilgili, kültürlü ve naif olduğu entry'lerinden anlaşılan bir yazar; tıp öğrencisi olduğunu tahmin ediyorum. yazdıklarıyla bizleri aydınlatmaya devam etmesi dileğiyle!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim