sözlük yazarlarının toplu taşıma araçlarındaki anıları
bir dolmuşta ayaktayım hiç yer yok, tutunacak bir dal bir sebep yok allaha emanet gidiyoruz. ani bir fren olacak diye de ödüm kopuyor. beş dakika geçmedi korktuğum başıma geldi ve arkada oturan bir adamın kucağına düşmedim mi... allahım utanıyorum, sıkılıyorum kalkmaya çalıştıkça debeleniyorum, herkes durmuş benim kendimle savaşımı izliyor. işin ilginç yanı ise dayının dünya umrunda değil, sanki sinek konmuş gömleğine, ne bir doğrultma ne bir kolumdan tutup sakinleştirme... normalde halime gülerdim ama onun o tavrıyla aşırı mahçup olmuştum.
devamını gör...
feministlerin topluma bir yararının olmaması
sözlükte cinsiyetçi başlıklar artmış lol ekşiye geri gidin lütfen
devamını gör...
m1 abrams
amerika'nın ilk versiyonunu 1979 da ürettiği ana muharebe tankı.
tankın üretim hikayesi 60 lı yılların sonlarında başlıyor. o dönem sovyetlerin üretmiş olduğu t-62 ve t-64 tanklarının karşısında natonun elinde bulunan leopard 1 ve m60 patton tankları sınırları korumakla görevliydi. fakat bu tanklar sovyet tanklarına göre zayıf kalmaktaydı. ayrıca sovyetlerin anti-tank silahlarına yaptığı yatırımlarda bu durumu daha da açmaza sürüklüyordu ki anti-tank silahları sovyetlerde manga seviyesine kadar inmişti. daha bunun helikopteri, uçağı derken natonun bir çözüme ihtiyacı vardı.
bu durumun çözümü adına 1968 de amerika o dönem doğu almanya ile birlikte mbt-70 adında bir tank projesi geliştirmeye başladı. fakat proje iki ülkenin farklı ekollerinden ötürü açmaza girdi ve de almanya projeden 1970 yılında çekildi. 1971 e kadar amerika tek başına götürmek istese de başarılı olamadı.
ekoller arasında şöyle bir fark vardı. amerika anglosakson ekolü gereği tankı zırhlı bir şövalyeye dönüştürme kafasındaydı ve atış gücü, ağırlık, yakıt ve ikmal gibi konular sonra geliyordu.
almanların ekolü ise daha basitti. sahaya çıktığında tankın ilk karşısına çıkan tankı vurup saf dışı bırakmasına yönelik bir ekolü benimsemişti. dolayısıyla vuruş gücü ve serilik ön plandaydı ki almanlar 1942 den bugüne halen en iyi atış gücüne sahip top teknolojilerine sahiptirler.
1971 de proje iptal olduktan sonra amerika arayışlar içerisindeyken 1973 yılında chrysler kendi prototipini pentagona sunmuş ve onay alıp çalışmalara başlamıştır.
1974 yılında beğenilen bu ilk prototip yaklaşık 58 ton ağırlığındaydı. daha sonra motor ve bazı konularda yanına general motorsu yanına alan chrysler 1976 yılında ikinci prototipi üretti. sonrasında da pentagon ile sözleşme imzalandı. 1978 de banttan çıkan tank 1979 a kadar pek çok test gördü ve bunları başarıyla geçti. 1980 yılında ise ordu için seri üretim başladı.
ilk versiyonda 105 mm lik yivli bir top kullanılmış olsa da topun menzil sorunları nedeniyle başka çözümlere gidilmesi gerekti.
öte yandan motor olaraksa agt-1500 motoru tercih edildi ki halen bu çözüm kullanılmakta. normalde modern tanklarda dizel motor tercih edilir. hem yakıt hem de tork bakımından avantajlar sağlar. fakat agt-1500 farklı şekilde gaz türbin motorudur. zaten üretim amacı da daha çok helikopterler içindir. yalnız bu motorun şöyle bir avantajı vardır. neredeyse her türlü sıvı yakıtı kullanabilir. benzin olur, dizel olur, kerosen olur hatta jet yakıtı bile kullanabilir.
fakat bu motorun bazı dezavantajları da yok değildir. son versiyonlarda kilometre başına 4 litre gibi korkunç bir rakam tüketmekle birlikte çok sıcak bir egsoz gazı vermektedir ki özellikle termal güdümlü anti-tank silahları için bu nimettir. öte yandan sahada piyade genelde tankın arkasından sahaya sürülür tankın korumasından faydalanabilmesi adına. bu motorlarla o işte zordur.
abrams 1980 yılından sonra sahadaki her çatışmadan sonra güncellenmiştir.
zaman içerisinde toplar 120 mm lik yivsiz setsiz bir topla değiştirilmiş, aktif ve pasif koruma sistemleri eklenmiş olup zırh korumasındaki seyreltilmiş uranyum miktarı da artmıştır. bunların dışında meskun mahal çatışmaları için de modernizasyona tabii tutuldu ve israil yapımı trophy sistemleri kullanılmaya başlandı. 2.dünya savaşı sonrasında tanklarda kullanılmayan tank telefonu bile eklendi ki pek çok başka modernizasyona daha tabi tutulup sürekli güncel kalması sağlandı.
1.körfez savaşında ise saddam hüseyinin tank ordusunda yaklaşık 40 civarı tankı yok ettiği bilinmektedir. tabii ırak ordusundaki tankları ayrıca ele almak lazım ki o da başka bir konu.
şu an itibariyle 58 ton olarak çıkan ilk versiyon 74 ton civarında bir ağırlığa sahiptir ki bunun getirdiği başka problemler vardır.
öte yandan seyreltilmiş uranyum zırhı isabet alıp patladığında ortalığa yaydığı gazlardan dolayı radyoaktif zehirlenmelere sebebiyet vermekte hatta uzun vadede kanser vakalarına kadar işi götürebilmektedir.
peki amerika halen neden bu tankta ısrarcıdır derseniz. kısa ve öz olarak işe yarıyorsa bozmayalım mantığı ile sadece sahadaki tecrübeler sonrasında modernizasyonlar ile yollarına devam etmeyi seçmekteler.
bugün dünyada m1 leri amerika dışında ırak, kuveyt, suudi arabistan, mısır ve avustralya kullanmaktadır. bir kaç defa bize de teklif edilmiştir ama türkiye hiç bir zaman bu tankın müşterisi olmamıştır.
tankın üretim hikayesi 60 lı yılların sonlarında başlıyor. o dönem sovyetlerin üretmiş olduğu t-62 ve t-64 tanklarının karşısında natonun elinde bulunan leopard 1 ve m60 patton tankları sınırları korumakla görevliydi. fakat bu tanklar sovyet tanklarına göre zayıf kalmaktaydı. ayrıca sovyetlerin anti-tank silahlarına yaptığı yatırımlarda bu durumu daha da açmaza sürüklüyordu ki anti-tank silahları sovyetlerde manga seviyesine kadar inmişti. daha bunun helikopteri, uçağı derken natonun bir çözüme ihtiyacı vardı.
bu durumun çözümü adına 1968 de amerika o dönem doğu almanya ile birlikte mbt-70 adında bir tank projesi geliştirmeye başladı. fakat proje iki ülkenin farklı ekollerinden ötürü açmaza girdi ve de almanya projeden 1970 yılında çekildi. 1971 e kadar amerika tek başına götürmek istese de başarılı olamadı.
ekoller arasında şöyle bir fark vardı. amerika anglosakson ekolü gereği tankı zırhlı bir şövalyeye dönüştürme kafasındaydı ve atış gücü, ağırlık, yakıt ve ikmal gibi konular sonra geliyordu.
almanların ekolü ise daha basitti. sahaya çıktığında tankın ilk karşısına çıkan tankı vurup saf dışı bırakmasına yönelik bir ekolü benimsemişti. dolayısıyla vuruş gücü ve serilik ön plandaydı ki almanlar 1942 den bugüne halen en iyi atış gücüne sahip top teknolojilerine sahiptirler.
1971 de proje iptal olduktan sonra amerika arayışlar içerisindeyken 1973 yılında chrysler kendi prototipini pentagona sunmuş ve onay alıp çalışmalara başlamıştır.
1974 yılında beğenilen bu ilk prototip yaklaşık 58 ton ağırlığındaydı. daha sonra motor ve bazı konularda yanına general motorsu yanına alan chrysler 1976 yılında ikinci prototipi üretti. sonrasında da pentagon ile sözleşme imzalandı. 1978 de banttan çıkan tank 1979 a kadar pek çok test gördü ve bunları başarıyla geçti. 1980 yılında ise ordu için seri üretim başladı.
ilk versiyonda 105 mm lik yivli bir top kullanılmış olsa da topun menzil sorunları nedeniyle başka çözümlere gidilmesi gerekti.
öte yandan motor olaraksa agt-1500 motoru tercih edildi ki halen bu çözüm kullanılmakta. normalde modern tanklarda dizel motor tercih edilir. hem yakıt hem de tork bakımından avantajlar sağlar. fakat agt-1500 farklı şekilde gaz türbin motorudur. zaten üretim amacı da daha çok helikopterler içindir. yalnız bu motorun şöyle bir avantajı vardır. neredeyse her türlü sıvı yakıtı kullanabilir. benzin olur, dizel olur, kerosen olur hatta jet yakıtı bile kullanabilir.
fakat bu motorun bazı dezavantajları da yok değildir. son versiyonlarda kilometre başına 4 litre gibi korkunç bir rakam tüketmekle birlikte çok sıcak bir egsoz gazı vermektedir ki özellikle termal güdümlü anti-tank silahları için bu nimettir. öte yandan sahada piyade genelde tankın arkasından sahaya sürülür tankın korumasından faydalanabilmesi adına. bu motorlarla o işte zordur.
abrams 1980 yılından sonra sahadaki her çatışmadan sonra güncellenmiştir.
zaman içerisinde toplar 120 mm lik yivsiz setsiz bir topla değiştirilmiş, aktif ve pasif koruma sistemleri eklenmiş olup zırh korumasındaki seyreltilmiş uranyum miktarı da artmıştır. bunların dışında meskun mahal çatışmaları için de modernizasyona tabii tutuldu ve israil yapımı trophy sistemleri kullanılmaya başlandı. 2.dünya savaşı sonrasında tanklarda kullanılmayan tank telefonu bile eklendi ki pek çok başka modernizasyona daha tabi tutulup sürekli güncel kalması sağlandı.
1.körfez savaşında ise saddam hüseyinin tank ordusunda yaklaşık 40 civarı tankı yok ettiği bilinmektedir. tabii ırak ordusundaki tankları ayrıca ele almak lazım ki o da başka bir konu.
şu an itibariyle 58 ton olarak çıkan ilk versiyon 74 ton civarında bir ağırlığa sahiptir ki bunun getirdiği başka problemler vardır.
öte yandan seyreltilmiş uranyum zırhı isabet alıp patladığında ortalığa yaydığı gazlardan dolayı radyoaktif zehirlenmelere sebebiyet vermekte hatta uzun vadede kanser vakalarına kadar işi götürebilmektedir.
peki amerika halen neden bu tankta ısrarcıdır derseniz. kısa ve öz olarak işe yarıyorsa bozmayalım mantığı ile sadece sahadaki tecrübeler sonrasında modernizasyonlar ile yollarına devam etmeyi seçmekteler.
bugün dünyada m1 leri amerika dışında ırak, kuveyt, suudi arabistan, mısır ve avustralya kullanmaktadır. bir kaç defa bize de teklif edilmiştir ama türkiye hiç bir zaman bu tankın müşterisi olmamıştır.
devamını gör...
tıbbın çare bulamadığı hastalıklar
sosyal medya bağımlılığı. gelecekte de bulunamayacak gibi duruyor.
devamını gör...
üzgünken yapılanlar
hiçbir şey yapmamak. üzgünken öylece oturan insan.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın güzel insanlar. gününüz güzel geçsin, güzel haberleriniz olsun, sağlıkla, huzurla bir gününüz olsun dileğiyle.*
devamını gör...
galatasaray
taraftarı olmaktan gurur duyduğum.
türk sporunun avrupa'da ve ülkemizde en başarılı, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı ve turuncu dan izler taşıyan tok bir sarı renklerine sahip, 1905 yılında türkiye'nin medarı iftiarı marka eğitim kurumlarından olan (bkz: galatasaray lisesi) öğrencilerinden (bkz: ali sami yen) ve arkadaşları tarafından "türk olmayan takımları yenmek" özdeyişi ile kurulmuş anlı şanlı takımıdır.
türk sporunun avrupa'da ve ülkemizde en başarılı, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı ve turuncu dan izler taşıyan tok bir sarı renklerine sahip, 1905 yılında türkiye'nin medarı iftiarı marka eğitim kurumlarından olan (bkz: galatasaray lisesi) öğrencilerinden (bkz: ali sami yen) ve arkadaşları tarafından "türk olmayan takımları yenmek" özdeyişi ile kurulmuş anlı şanlı takımıdır.
devamını gör...
misc radyo yayını
yakın tarihli rezalet…
üzerinden sanırım kırk sekiz saat geçmedi.
siyasete ve gündeme gereksiz hakimiyetim münasebetiylen, türk televizyonlarında özellikle son yıllarda yaşanan kalitesiz moderatör-sunucu-yorumcu olan herkese fazlası ile hakimim.
komik video izleyerek eğlenmeyi, özellikle akşam saatlerinde yayınlanan siyaset programları ile karşılıyorum, hamdolsun.
geçen gece eğlenmeye çıktık, yıldız tilbe dinleyerek eğlenmeye, bakınız bu zaten rezalet…*
neyse çok gitmek istemesem de sürüklenerek götürüldüm. rakı içip efkarlanmamam gerektiğini kendi kendime tembih ettim. erkenden gittik, muhabbet, sohbet, gülmece ve tabi gün batımında içilen rakı ile zaten kafam kaydı. sağolsun assolist de 11.30 a kadar çıkmadı. çıktığında kördüm…
instaşok bir adet arkadaşım, fotoğraf çektirme olayına girdi. sürekli arkadaşımı çekiyorum, elim kayıyor odaklayamıyorum. en sonunda arkadaşım “ben seni çekeceğim” dedi, çekti ve net fotoğraf nasıl çekilir dersi veriyor, “arkadaşım bak müzükkkk dinliyoruz, eğleneceğiz” diyorum dinlemiyor., zoom yaptı, bir de ne göreyim….arka masamda buket aydın oturuyor. kör olduğumdan bahsetmiştim…
sırtımı döndüm, tam kalkıp gideceğim arkadaşlarım “dansöz, bu gece siyaset yok, gitme eğleniyoruz” diyerek tutuyorlar. özellikle özlem zengin yayınını sormak istiyordum ama yerimden kalkamıyorum.
buket aydına dair hatırladığım şeyler bu kadar.
sabah kahvemi içerken telefonuma bakıyordum, bir de ne göreyim; bir video ve buket aydın ı çekmişim, kadın bunu fark etmiş, kamerama bakarak “şeninde yüreğin yansın başka ellerde mum gibi, çaresizlik ayrılmasın kapıdan köle gibi” demiş.
videoyu 10 kere izledim ve sildim. o kocaman gözlerini belertip bana bakarak şarkı söylemesi ürkütücüydü. ve ayrıca dünyanın en büyük rezilliği.
çok utandım, kendisini zerre sevmem ama kendisine 17 saniyelik rahatsızlık vermişim. ve böyle bir şeye asla hakkım yok. eğer arkadaşlarım izin verseydi, saygı çerçevesinde sorular sorup bir kaç tavsiye verecektim kendisine, ama video çekerek resmen saygısızlık yapmışım. rezillik ve rezalet, aşırı utanıyorum.
muhtemelen “ bir salak beni çekti ve telefonu bana tutarak çekti” diyordur, buradaki salak ben oluyorum yani dansözkiller…*…
ve sanırım benim onun hayranı olduğumu düşünüyor*, insan neden topluma mal olmuş birini çeker? elbette sevdiği için çeker.
peki ben kendisini sevmememe rağmen neden çektim ve hatta paparazzi olmamama rağmen neden? cevabı sanırım mevlana’da.
ne diyordu mevlana “alkol bütün kötülüklerin anasıdır”….
bu söz altındağ belediyesine giderken solda kalan binanın duvarında yazıyordu. nerede yazdığını belirtme istediği duydum, mevlana bunu söylemiş midir bilemem fakat bence yanlış bir düşünce…
alkol bütün kötülüklerin anası olamaz, alkolün cinsiyetsiz olduğunu düşünenlerdenim.
üzerinden sanırım kırk sekiz saat geçmedi.
siyasete ve gündeme gereksiz hakimiyetim münasebetiylen, türk televizyonlarında özellikle son yıllarda yaşanan kalitesiz moderatör-sunucu-yorumcu olan herkese fazlası ile hakimim.
komik video izleyerek eğlenmeyi, özellikle akşam saatlerinde yayınlanan siyaset programları ile karşılıyorum, hamdolsun.
geçen gece eğlenmeye çıktık, yıldız tilbe dinleyerek eğlenmeye, bakınız bu zaten rezalet…*
neyse çok gitmek istemesem de sürüklenerek götürüldüm. rakı içip efkarlanmamam gerektiğini kendi kendime tembih ettim. erkenden gittik, muhabbet, sohbet, gülmece ve tabi gün batımında içilen rakı ile zaten kafam kaydı. sağolsun assolist de 11.30 a kadar çıkmadı. çıktığında kördüm…
instaşok bir adet arkadaşım, fotoğraf çektirme olayına girdi. sürekli arkadaşımı çekiyorum, elim kayıyor odaklayamıyorum. en sonunda arkadaşım “ben seni çekeceğim” dedi, çekti ve net fotoğraf nasıl çekilir dersi veriyor, “arkadaşım bak müzükkkk dinliyoruz, eğleneceğiz” diyorum dinlemiyor., zoom yaptı, bir de ne göreyim….arka masamda buket aydın oturuyor. kör olduğumdan bahsetmiştim…
sırtımı döndüm, tam kalkıp gideceğim arkadaşlarım “dansöz, bu gece siyaset yok, gitme eğleniyoruz” diyerek tutuyorlar. özellikle özlem zengin yayınını sormak istiyordum ama yerimden kalkamıyorum.
buket aydına dair hatırladığım şeyler bu kadar.
sabah kahvemi içerken telefonuma bakıyordum, bir de ne göreyim; bir video ve buket aydın ı çekmişim, kadın bunu fark etmiş, kamerama bakarak “şeninde yüreğin yansın başka ellerde mum gibi, çaresizlik ayrılmasın kapıdan köle gibi” demiş.
videoyu 10 kere izledim ve sildim. o kocaman gözlerini belertip bana bakarak şarkı söylemesi ürkütücüydü. ve ayrıca dünyanın en büyük rezilliği.
çok utandım, kendisini zerre sevmem ama kendisine 17 saniyelik rahatsızlık vermişim. ve böyle bir şeye asla hakkım yok. eğer arkadaşlarım izin verseydi, saygı çerçevesinde sorular sorup bir kaç tavsiye verecektim kendisine, ama video çekerek resmen saygısızlık yapmışım. rezillik ve rezalet, aşırı utanıyorum.
muhtemelen “ bir salak beni çekti ve telefonu bana tutarak çekti” diyordur, buradaki salak ben oluyorum yani dansözkiller…*…
ve sanırım benim onun hayranı olduğumu düşünüyor*, insan neden topluma mal olmuş birini çeker? elbette sevdiği için çeker.
peki ben kendisini sevmememe rağmen neden çektim ve hatta paparazzi olmamama rağmen neden? cevabı sanırım mevlana’da.
ne diyordu mevlana “alkol bütün kötülüklerin anasıdır”….
bu söz altındağ belediyesine giderken solda kalan binanın duvarında yazıyordu. nerede yazdığını belirtme istediği duydum, mevlana bunu söylemiş midir bilemem fakat bence yanlış bir düşünce…
alkol bütün kötülüklerin anası olamaz, alkolün cinsiyetsiz olduğunu düşünenlerdenim.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
'senin yanında olayım olmayayım, yıllardan beri bütün hatıralarım seninle dolu'
yalnız seni arıyorum - orhan veli
yalnız seni arıyorum - orhan veli
devamını gör...
ilk defa bir sözlük ortamına girenlere tavsiyeler
anonimliğin arkasına gereğinden fazla sığınmayın, nazik olduğunuzda yada fikirlenirinizi düzgün bir dille getirdiğiniz zaman ölmezsiniz, hatta yazmaktan asıl böyle keyif alırsınız. sürekli saldırgan, troll olmak yorucudur, uzun vadede sözlükten soğursunuz.
devamını gör...
hayatından insan çıkartmak için nedenler
umursamazlık, bencillik vb.
devamını gör...
aynı filmi defalarca izlemek
pulp fiction repliklerini bile artık ezbere bildiğim halde, hangi platformda görsem tekrar izlemeden geçemediğim tek film olmuştur . bazı filmler insanlar için gerçekten de unutulmaz olabiliyor .
devamını gör...
sevilmekten korkmak
o sevilmekten korkmak değildir, sevildiğine inanıp sonunda hiç sevilmediğini görüp aslında bir yalana inandığını farkedecek olmanın korkusudur.
nitekim bizi ne severler ne özlerler azizim.
nitekim bizi ne severler ne özlerler azizim.
devamını gör...
astral seyahatta hes kodu zorunluluğu
9 ocak 2021 genelgesiyle zorunlu hale gelmiştir.
devamını gör...
günde 10 bardak filtre kahve içmek
kalbinizde bir kuş yaşıyormuş hissine kapılmanıza sebep olabilecek durumdur.
(bkz: fibrilasyon)
(bkz: fibrilasyon)
devamını gör...
yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler
(bkz: her şey çok güzel olacak)
edit: olmadı lan. yine olmadı.
neyse, hiç değilse zihinsel faaliyetlerden vergi almıyorlar da hayal kurabiliyoruz.
hayal kurmaya devam. olmuyor, bari hayalini kuralım di mi...
edit: olmadı lan. yine olmadı.
neyse, hiç değilse zihinsel faaliyetlerden vergi almıyorlar da hayal kurabiliyoruz.
hayal kurmaya devam. olmuyor, bari hayalini kuralım di mi...
devamını gör...



