eşinin sözlükte yazar olması
anonim kalamayanlarda bugün.
aman ben de kalamadım zati. kim var kim yok topladım buraya. yakında mahalle esnafını da çağıracağım tam olacak.
yoklama alıyoruz hadi bakalım sayın yazarın eşi olmayanlar el etsin.
ben değilim.
aman ben de kalamadım zati. kim var kim yok topladım buraya. yakında mahalle esnafını da çağıracağım tam olacak.
yoklama alıyoruz hadi bakalım sayın yazarın eşi olmayanlar el etsin.
ben değilim.
devamını gör...
hayalet uçak
radar sistemleri tarafından yakalanamayan ya da yakalanması çok güç olan uçaklara verilen resmi olmayan bir isimdir. radarlar uçakların yerlerinin belirlenmesinde çok başarılıdır. bu durum bir hava saldırısı sırasında öncelikle sürpriz faktörünü ortadan kaldırır. viki.
devamını gör...
insanların güvenilmez olduğunu düşünmek
duygu karmaşaları, ihanetler, aldatılışlar, yok sayılışlar ve insanı güvensizliğe iten nice duygular. hepsi bizi adım adım güvensizliğe sürükledi ve kimse farkında değildi.
devamını gör...
the blues brothers
olağanüstü güzel bir filmdir ve bazen birçok hayatı kısacık bir replik ile anlatır.
devamını gör...
burçlarla ilgili az bilinenler
hiç bilinmez.. çok duygusal insanlarız tahmin edemeyeceğiniz kadar. dış görüntüye aldanmayın gizliyoruz işte duyguları belki de güçlü görünmek için ama içimiz kan ağlıyor. bu yüzden çok yüklenmeyin, yazık bize. buna bir şey olmaz demeyin oluyor. nasıl da içerlenmişim...
(bkz: akrep burcu)
(bkz: akrep burcu)
devamını gör...
sözlükteki adam gibi adam yazarlar
yine cinsiyetçi bir başlık yine prusyadaki kral...
t: sözlükteki gerçekten kaliteli erkek yazarlar.
edit.
girilen entrylerde herkes prusyadaki kral diyor. arkadaşlar gerçekten çok teşekkür ederim. sizin sayenizde bugünlere geldim.
(bkz: ay ne gerek vardı deyip hediyeyi almak)
t: sözlükteki gerçekten kaliteli erkek yazarlar.
edit.
girilen entrylerde herkes prusyadaki kral diyor. arkadaşlar gerçekten çok teşekkür ederim. sizin sayenizde bugünlere geldim.
(bkz: ay ne gerek vardı deyip hediyeyi almak)
devamını gör...
bilinen en şaşırtıcı tarihi bilgi
napolyon şiddetli basurdan muzdaripti. hatta sonunu getiren waterloo savaşını şiddetli ağrılardan ötürü yönetemediği ve bu yüzden kaybettiği savunulur.
devamını gör...
serpico
serpico (1973), yönetmen sidney lumet 'in polis frank serpico'nun gerçek hayatını anlattığı sürükleyici bir polisiye filmidir. filmin biz türkleri ilgilendiren bir tarafıda var.
bundan sonrası spoiler, biz türkleri ilgilendiren kısmı da spoilerin sonunda bulabilirsiniz:
--! spoiler !--
film, 70'lerin başında kendisini yozlaşmış polislerin arasında bulan idealist bir polis memuru olan frank serpico' nun, o düzen içinde hayatta kalma çabalarını anlatır.
filmin ana teması yalnızlığın getirdiği çaresizliktir. kokuşmuş polislerin arasına düşen serpico ya düzene uyacak ya da cezalandırılacaktır. serpico' nun polis olduktan sonra ideallerine uyuşmayan durumlara tanık olması ve etrafındaki meslektaşlarının bu durumlara normalmiş gibi davranmasının onun üzerindeki psikolojik etkileri çok güzel yansıtılmış. bu noktalara değinilmesi de filmi daha derin yapmış. al pacino her zamanki gibi rolünün hakkını vermiş. zaman içinde yıpranan karakterini adeta yaşamış. hiç de kolay olmayan bir rolün üstesinden gelmeyi başarmış. ortaya çıkan ise kendisinin en iyi performanslarından biri. bunun sonucu ilk en iyi erkek oyuncu akademi ödülü adaylığını almayı başarmış.
sidney lumet zaten benim favori yönetmenlerimden biri ve bana kalırsa kendine has, o sürükleyici anlatımı aynı diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmin de temposuna olumlu etki yapmış. filmi seyrederken aynı serpico gibi sürekli tehlikedeymişiz gibi hissediyoruz. lumet, serpico'nun yaşadığı gergin ruh hallerini bize de yaşatmayı başarmış.
gelelim türklerle bağlantısına, serpico vurulduktan sonra hastaneye kaldırıldığında ilk müdaheleyi yapıp onu hayata döndüren doktor tiyatrocu nejat uygur’ un abisi zeki uygur dur.
konu ile ilgili detaylı bilgiyi milliyet gazetesinden bulabildim. belli sebeplerden ben o linki açmam diyorsanız yazılanları aynen aşağıya kopyalayacağım, oradan okuyabilirsiniz.
ben linki açarım diyenler için link veriyorum.
--! spoiler !--
--- alıntı ---kalp yetmezliği sonucu yaşamını yitiren, tiyatro oyuncusu nejat uygur’un, abd’de yaşayan beyin cerrahı ağabeyi 86 yaşındaki zeki uygur, new york’ta sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı. abd’de yaşayan türklere ve ihtiyacı olan herkese karşılık beklemeden yardım ettiği için, ’zeki baba’ olarak anılan zeki uygur, connecticut eyaleti’nde toprağa verildi.
zeki uygur için new york’un manhattan semtinde, müdavimi olduğu ali baba terrace lokantası önünde cenaze namazı kılındı. zeki uygur, eşi ayla uygur, oğulları halit ve feridun uygur ile çok sayıda seveni tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
zeki uygur, 1954-57 yılları arasında gülhane askeri tıp akademisi’nde genel cerrahi uzmanlığı eğitimi almıştı.
zeki uygur, istanbul kasımpaşa hastanesi beyin cerrahisi bölümünde görev yapmış ve 1969 yılında tabip albay rütbesiyle deniz kuvvetlerinden emekli olmuştu. uygur, emekli olduktan sonra da new york’a göç etmişti.
serpico filmi polisi
zeki uygur, 1970’lerde new york emniyet müdürlüğü’nde verdiği dürüstlük mücadelesiyle amerika’nın en saygın kişiliklerinden biri haline gelen ve ibretlerle dolu yaşam öyküsü al pacino’nun başrolünü oynadığı ’serpico’ adlı filme konu olan ’paco’ lakaplı ünlü dedektif frank serpico’yu ölümden döndüren doktor olarak da tanınmıştı.
bir narkotik operasyonunda yanağından vurulduktan sonra, türk beyin cerrahı zeki uygur’un yaşama döndürdüğü paco, geçtiğimiz yıllarda dha muhabirine, “vurulduktan sonra, kapımda polis koruması olmasına karşın kendimi güvende duymuyordum. amerikalı doktorlara da güvenim yoktu. hatta bana ilişkin başka hesapları vardı. dr. uygur hem benim yaşama dönmemi sağladı, hem de beni korudu. o günden bu yana türklere hayranlık duyuyorum” demişti.--- alıntı ---
bundan sonrası spoiler, biz türkleri ilgilendiren kısmı da spoilerin sonunda bulabilirsiniz:
--! spoiler !--
film, 70'lerin başında kendisini yozlaşmış polislerin arasında bulan idealist bir polis memuru olan frank serpico' nun, o düzen içinde hayatta kalma çabalarını anlatır.
filmin ana teması yalnızlığın getirdiği çaresizliktir. kokuşmuş polislerin arasına düşen serpico ya düzene uyacak ya da cezalandırılacaktır. serpico' nun polis olduktan sonra ideallerine uyuşmayan durumlara tanık olması ve etrafındaki meslektaşlarının bu durumlara normalmiş gibi davranmasının onun üzerindeki psikolojik etkileri çok güzel yansıtılmış. bu noktalara değinilmesi de filmi daha derin yapmış. al pacino her zamanki gibi rolünün hakkını vermiş. zaman içinde yıpranan karakterini adeta yaşamış. hiç de kolay olmayan bir rolün üstesinden gelmeyi başarmış. ortaya çıkan ise kendisinin en iyi performanslarından biri. bunun sonucu ilk en iyi erkek oyuncu akademi ödülü adaylığını almayı başarmış.
sidney lumet zaten benim favori yönetmenlerimden biri ve bana kalırsa kendine has, o sürükleyici anlatımı aynı diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmin de temposuna olumlu etki yapmış. filmi seyrederken aynı serpico gibi sürekli tehlikedeymişiz gibi hissediyoruz. lumet, serpico'nun yaşadığı gergin ruh hallerini bize de yaşatmayı başarmış.
gelelim türklerle bağlantısına, serpico vurulduktan sonra hastaneye kaldırıldığında ilk müdaheleyi yapıp onu hayata döndüren doktor tiyatrocu nejat uygur’ un abisi zeki uygur dur.
konu ile ilgili detaylı bilgiyi milliyet gazetesinden bulabildim. belli sebeplerden ben o linki açmam diyorsanız yazılanları aynen aşağıya kopyalayacağım, oradan okuyabilirsiniz.
ben linki açarım diyenler için link veriyorum.
--! spoiler !--
--- alıntı ---kalp yetmezliği sonucu yaşamını yitiren, tiyatro oyuncusu nejat uygur’un, abd’de yaşayan beyin cerrahı ağabeyi 86 yaşındaki zeki uygur, new york’ta sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı. abd’de yaşayan türklere ve ihtiyacı olan herkese karşılık beklemeden yardım ettiği için, ’zeki baba’ olarak anılan zeki uygur, connecticut eyaleti’nde toprağa verildi.
zeki uygur için new york’un manhattan semtinde, müdavimi olduğu ali baba terrace lokantası önünde cenaze namazı kılındı. zeki uygur, eşi ayla uygur, oğulları halit ve feridun uygur ile çok sayıda seveni tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
zeki uygur, 1954-57 yılları arasında gülhane askeri tıp akademisi’nde genel cerrahi uzmanlığı eğitimi almıştı.
zeki uygur, istanbul kasımpaşa hastanesi beyin cerrahisi bölümünde görev yapmış ve 1969 yılında tabip albay rütbesiyle deniz kuvvetlerinden emekli olmuştu. uygur, emekli olduktan sonra da new york’a göç etmişti.
serpico filmi polisi
zeki uygur, 1970’lerde new york emniyet müdürlüğü’nde verdiği dürüstlük mücadelesiyle amerika’nın en saygın kişiliklerinden biri haline gelen ve ibretlerle dolu yaşam öyküsü al pacino’nun başrolünü oynadığı ’serpico’ adlı filme konu olan ’paco’ lakaplı ünlü dedektif frank serpico’yu ölümden döndüren doktor olarak da tanınmıştı.
bir narkotik operasyonunda yanağından vurulduktan sonra, türk beyin cerrahı zeki uygur’un yaşama döndürdüğü paco, geçtiğimiz yıllarda dha muhabirine, “vurulduktan sonra, kapımda polis koruması olmasına karşın kendimi güvende duymuyordum. amerikalı doktorlara da güvenim yoktu. hatta bana ilişkin başka hesapları vardı. dr. uygur hem benim yaşama dönmemi sağladı, hem de beni korudu. o günden bu yana türklere hayranlık duyuyorum” demişti.--- alıntı ---
devamını gör...
medea
euripides tarafından yazılmış olan tragedya. helios ile kan bağı olan ve bazı mitlerde hekate'nin kızı sayılan medea ve argonotların lideri olan iason (jason veya yason) üzerinden ilerleyen iki perdelik bir tragedya medea. bu iki figür günümüzde ve antik çağda oldukça sık karşımıza çıkıyor aslında; seneca, euripides tarafından yazılmış olan oyunu -bana kalırsa- çok daha ileri bir seviyeye getiriyor ve günümüzde jean anouilh ona tam şeklini veriyor. lise yıllarımda seneca'nın medea'sı olmuş ve oynamaktan büyük keyif almak bir yana karaktere hayran kalmıştım. ovid'in, apollonius'un ve seneca'nın medea'sı gaddar bir figürdü ve yine euripides'in medea'sı da akraba katili ünvanını sürdürmekte ısrarcı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. tragedya; iason'un medea'yı corinthus prensesi ile evlenmek için terk etmesi ve sonrasında medea'nın aldığı intikam üzerine şekilleniyor fakat euripides zaman zaman değinmiş olsa bile tragdeya'nın işlendiği döneme geçmeden önce medea ve iason'un yollarının nasıl kesiştiğine bakmakta fayda var çünkü hikayenin öncesi iason'un ihanetinin ne denli çarpıcı olduğunun bir kanıtı. medea gaddar bir cadı gibi gösterilse bile oldukça hayranlık duyulası bir figür, intikam yeminlerini nemesis görse diz çökerdi şüphesiz. iason sözde kendi medeni düşünceleri ile sırf zengin ve soylu olduğu için corinthus prensesi ile evlenmek istemesini ve onun için kendi kardeşini öldürmüş, vatanına ihanet etmiş olan medea'yı tanrılar önünde yemin etmesine rağmen terk etmesini haklı çıkarmaya çalışan avarenin teki. üstelik tek başarısı olan altın post'u getirmek bile medea olmasa imkansız bir görevdi onun için ama buna rağmen medea'yı barbar olarak nitelendirmekten geri durmuyor. üstelik kendi çocuklarını ve medea'yı umursamazca sürgüne göndermeye niyetli olan kişi iason iken bunlara rağmen bu hikayenin kötü kahramanı medea mıdır gerçekten?
oyunun sonunda medea atinaya kaçmadan önce iason'dan intikam almak için ve çocukları düşmanları tarafından katledilmesin diye iki oğlunu kılıçtan geçiriyor ama bu euripides'in uygun gördüğü son. esasında medea'nın çocukları corinthus halkı tarafından katledilmiştir. işin içinde eros ve okları olmasa medea gibi ruhunda bin ateş yanan güçlü bir figür iason gibi iki eli ile bir gemi direği doğrultamayacak kadar avare ve onu soylu bir kan için terk ettiğinden dolayı medea'nın ona teşekkür bile etmesi gerektiğini düşünen güç, zenginlik ve iktidar düşkünü bir adamı sevmesi ne kadar mümkün olurdu tartışılır. keza iason'dan daha şerefsizi varsa o da zavallı ariadne'yi nakşa adasında terk eden theseus'dur. ariadne'nin sonuna dair yedi farklı hikaye olmasına rağmen zavallı kız sadece birinde mutlu olabilmiştir zaten. god of war ii'de theseus'un kafasını kapıya sıkıştırıp parçaladığımız bölüm bile sinirimi geçirmiyor bu herife karşı. kendi ailesini öldürmüş olan herakles'e gösterilen anlayışın bir parçası bile medea'ya gösterilmez ayrıca. nedir bu zavallı kadınların it kopuk yarı tanrılardan çektiği bilmiyorum. ek olarak seneca'nın medea'sı çok güzel bir latince deyiş ile başlamaktadır; qui nil potest sperare, desperet nihil (hiç umudu olmayan, hiçbir şeyden umudunu kesmez.)
she's a dangerous woman. ıt won't be easy for any man who picks a fight with her to think she's beaten and he's triumphed.
men tell us we live safe and secure at home, while they must go to battle with their spears. how stupid they are! ı'd rather stand there three times in battle holding up my shield than give birth once.
even though it will bring about my death,ı'll push my daring to the very limit and slaughter them. by hecate, the goddess ı worship more than all the others, the one ı choose to help me in this work, who lives with me deep inside my home, these people won't bring pain into my heart and laugh about it. this wedding of theirs, ı'll make it hateful for them, a disaster— creon's marriage ties, my exile from here, he'll find those bitter.
ek olarak bu tragedya'nın öncesini de buraya not düşeyim:
iolcus'un binbir dalavere ile haksız yere taç giymiş kralı pelias bir kehanette onu yerinden edecek kişinin yeğeni iason olduğunu öğrenir ve onu imkansız bir göreve yollar; colchis’e yelken açıp altın post'u getirmek. işin içinde bir kahraman ve kehanet varsa eğer olimposun iki dakika yerinde duramayan hafif rahatsız tanrılarından biri de vardır muhakkak. mitoloji ile ilgilenenlerin ağırlıkta olarak nefret ediyorum bu kadından dediği bir tanrıça bu görevin esas beyni olarak karşımıza çıkıyor; hera. görevi kabul eden iason; argo isimli efsanevi gemi ve daha sonra argonotlar olarak anılacak bir araya gelmiş en şanlı ekip ile colchis'e yelken açıyor. ekipte kimler yok ki; hylas, diaskouroi, herakles, orpheus, telamon, peleus, zetes...
bu sözde şanlı ekip bin türlü bela atlatıp colchis'e varınca iason elini kolunu sallaya sallaya taht odasına girip kral aeetes’e beni pelias gönderdi altın postu alıp gideceğim deme cürreti gösteriyor. neden, salak çünkü. adam öyle büyük bir aptal ki diplomasi şu bu falan hak getire. kral bakıyor bu sığır çok laftan anlayacak gibi değil imkansız görevler verip bunları yaparsan altın post senin diyor. peki iason bu görevleri yapabilir mi? hayır. ne şanlı ekip ama! bunlardan bir halt olmaz aslında diyen tanrılar görevi devralıyor ve kral aeetes'in kızı medea'nın -afrodit ve eros'un yardımı ile- iason'a aşık olmasını sağlıyorlar. medea iason'un giderken onu da götürmesi şartı ile yardım ediyor iason'a ve bu sözde kahraman görevleri başarı ile tamamlıyor. kral aeetes kafası çalıştığı için iason'un cebren ve hile ile görevleri tamamladığını anlıyor ve yok size post falan burada en fazla ölümünüzü bulabilirsiniz diye gürlüyor resmen taht odasında ama zavallı adam kızının ona ihanet etme ihtimalini düşünemiyor. altın post için gelip kendi postlarından olacak olan bu ekibi yine medea kurtarıyor ve onları altın post'un bulunduğu ares koruluğuna götürüyor. postu koruyan ejderhayı (bazen yılan olarak geçer) yine medea uyutuyor elbette ve postu alıp kaçıyorlar. bu kaçış sırasında argonotlardan bazıları ölüyor ve bazıları da yaralanıyor ama medea muhteşem bir kadın olduğundan yaralananları da iyileştiriyor. medea olmasa daha colchis'e ayak bastıkları an ölecek enayiler.
bundan sonrası biraz karışık farklı farklı anlatıları var ben iki tanesini yazacağım. ilki medea'nın argo ile iolcus'a giderken yanına kardeşi apsyrtus'u alması ile başlıyor ve peşlerine kral aeetes ve gemilerinin takıldığını görünce medea kendi kardeşini öldürüp parçalara ayırıyor ve parçaları denize atıyor. kral aeetes oğlunun parçalarını dehşet ve üzüntü ile toplamaya çalıştığından iason'un peşine düşemiyor.
ikincisinde ise medea ve iason'un peşine düşen kişi bizzat apsyrtus fakat yine de ölmekten kurtulamıyor ve medea ile iason adamı sırtından hançerleyip -mecazen değil- gemiden aşağıya atıyorlar ve yine colchis'in gemileri peşlerine düşmüyor ama tanrılar bir akraba katilinin kendi sularında yol almasına izin vermek istemedikleri için zeus gemiyi fırtınalara boğuyor. burada durup zeus'a neden şunu sormadılar merak ediyorum; görevi veren kişi kendi karın be adam!? neyse bizimkiler baktılar bu hengameden çıkamayacaklar kirke'nin aeaea adasına giderler ve medea sayesinde kirke onları günahlarından arındırır böylece yola devam ederler. bu süreçte baya atraksiyona giriyorlar ama onları es geçelim.
iolcus'a varan ekip hayatının şokunu geçirir çünkü pelias iason'un tüm ailesini katletmiştir -kusana kadar boğa kanı içmek falan hoş şeyler değil anlatmıyorum buraları- daha sonra iason tek eliyle bir gemi direği doğrultamayacak kadar salak olduğu için medea pelias'ın kızlarını kandırır ve kendi babalarını öldürmelerini sağlar. yine de bu durum medea ve iason'u kurtarmaya yetmez çünkü pelias ölse bile iolcus'dan corinthus'a sürülürler. medea halinden memnundur çünkü iason ona tanrıların huzurunda yemin etmiştir ve uzun bir süre güzel bir evlilikleri olur. bu süreçte iki tane erkek çocuk doğurur medea. sonra bir gün corinthus kralı kızı ile evlenmesi için iason'un uygun bir adam olduğunu düşünür ve olaylar gelişir. theseus şerefsizi bir bu iki herakles üç zaten. bir aklı başında orpheus vardı o da merakını zaptedemedi iki dakika.
oyunun sonunda medea atinaya kaçmadan önce iason'dan intikam almak için ve çocukları düşmanları tarafından katledilmesin diye iki oğlunu kılıçtan geçiriyor ama bu euripides'in uygun gördüğü son. esasında medea'nın çocukları corinthus halkı tarafından katledilmiştir. işin içinde eros ve okları olmasa medea gibi ruhunda bin ateş yanan güçlü bir figür iason gibi iki eli ile bir gemi direği doğrultamayacak kadar avare ve onu soylu bir kan için terk ettiğinden dolayı medea'nın ona teşekkür bile etmesi gerektiğini düşünen güç, zenginlik ve iktidar düşkünü bir adamı sevmesi ne kadar mümkün olurdu tartışılır. keza iason'dan daha şerefsizi varsa o da zavallı ariadne'yi nakşa adasında terk eden theseus'dur. ariadne'nin sonuna dair yedi farklı hikaye olmasına rağmen zavallı kız sadece birinde mutlu olabilmiştir zaten. god of war ii'de theseus'un kafasını kapıya sıkıştırıp parçaladığımız bölüm bile sinirimi geçirmiyor bu herife karşı. kendi ailesini öldürmüş olan herakles'e gösterilen anlayışın bir parçası bile medea'ya gösterilmez ayrıca. nedir bu zavallı kadınların it kopuk yarı tanrılardan çektiği bilmiyorum. ek olarak seneca'nın medea'sı çok güzel bir latince deyiş ile başlamaktadır; qui nil potest sperare, desperet nihil (hiç umudu olmayan, hiçbir şeyden umudunu kesmez.)
she's a dangerous woman. ıt won't be easy for any man who picks a fight with her to think she's beaten and he's triumphed.
men tell us we live safe and secure at home, while they must go to battle with their spears. how stupid they are! ı'd rather stand there three times in battle holding up my shield than give birth once.
even though it will bring about my death,ı'll push my daring to the very limit and slaughter them. by hecate, the goddess ı worship more than all the others, the one ı choose to help me in this work, who lives with me deep inside my home, these people won't bring pain into my heart and laugh about it. this wedding of theirs, ı'll make it hateful for them, a disaster— creon's marriage ties, my exile from here, he'll find those bitter.
ek olarak bu tragedya'nın öncesini de buraya not düşeyim:
iolcus'un binbir dalavere ile haksız yere taç giymiş kralı pelias bir kehanette onu yerinden edecek kişinin yeğeni iason olduğunu öğrenir ve onu imkansız bir göreve yollar; colchis’e yelken açıp altın post'u getirmek. işin içinde bir kahraman ve kehanet varsa eğer olimposun iki dakika yerinde duramayan hafif rahatsız tanrılarından biri de vardır muhakkak. mitoloji ile ilgilenenlerin ağırlıkta olarak nefret ediyorum bu kadından dediği bir tanrıça bu görevin esas beyni olarak karşımıza çıkıyor; hera. görevi kabul eden iason; argo isimli efsanevi gemi ve daha sonra argonotlar olarak anılacak bir araya gelmiş en şanlı ekip ile colchis'e yelken açıyor. ekipte kimler yok ki; hylas, diaskouroi, herakles, orpheus, telamon, peleus, zetes...
bu sözde şanlı ekip bin türlü bela atlatıp colchis'e varınca iason elini kolunu sallaya sallaya taht odasına girip kral aeetes’e beni pelias gönderdi altın postu alıp gideceğim deme cürreti gösteriyor. neden, salak çünkü. adam öyle büyük bir aptal ki diplomasi şu bu falan hak getire. kral bakıyor bu sığır çok laftan anlayacak gibi değil imkansız görevler verip bunları yaparsan altın post senin diyor. peki iason bu görevleri yapabilir mi? hayır. ne şanlı ekip ama! bunlardan bir halt olmaz aslında diyen tanrılar görevi devralıyor ve kral aeetes'in kızı medea'nın -afrodit ve eros'un yardımı ile- iason'a aşık olmasını sağlıyorlar. medea iason'un giderken onu da götürmesi şartı ile yardım ediyor iason'a ve bu sözde kahraman görevleri başarı ile tamamlıyor. kral aeetes kafası çalıştığı için iason'un cebren ve hile ile görevleri tamamladığını anlıyor ve yok size post falan burada en fazla ölümünüzü bulabilirsiniz diye gürlüyor resmen taht odasında ama zavallı adam kızının ona ihanet etme ihtimalini düşünemiyor. altın post için gelip kendi postlarından olacak olan bu ekibi yine medea kurtarıyor ve onları altın post'un bulunduğu ares koruluğuna götürüyor. postu koruyan ejderhayı (bazen yılan olarak geçer) yine medea uyutuyor elbette ve postu alıp kaçıyorlar. bu kaçış sırasında argonotlardan bazıları ölüyor ve bazıları da yaralanıyor ama medea muhteşem bir kadın olduğundan yaralananları da iyileştiriyor. medea olmasa daha colchis'e ayak bastıkları an ölecek enayiler.
bundan sonrası biraz karışık farklı farklı anlatıları var ben iki tanesini yazacağım. ilki medea'nın argo ile iolcus'a giderken yanına kardeşi apsyrtus'u alması ile başlıyor ve peşlerine kral aeetes ve gemilerinin takıldığını görünce medea kendi kardeşini öldürüp parçalara ayırıyor ve parçaları denize atıyor. kral aeetes oğlunun parçalarını dehşet ve üzüntü ile toplamaya çalıştığından iason'un peşine düşemiyor.
ikincisinde ise medea ve iason'un peşine düşen kişi bizzat apsyrtus fakat yine de ölmekten kurtulamıyor ve medea ile iason adamı sırtından hançerleyip -mecazen değil- gemiden aşağıya atıyorlar ve yine colchis'in gemileri peşlerine düşmüyor ama tanrılar bir akraba katilinin kendi sularında yol almasına izin vermek istemedikleri için zeus gemiyi fırtınalara boğuyor. burada durup zeus'a neden şunu sormadılar merak ediyorum; görevi veren kişi kendi karın be adam!? neyse bizimkiler baktılar bu hengameden çıkamayacaklar kirke'nin aeaea adasına giderler ve medea sayesinde kirke onları günahlarından arındırır böylece yola devam ederler. bu süreçte baya atraksiyona giriyorlar ama onları es geçelim.
iolcus'a varan ekip hayatının şokunu geçirir çünkü pelias iason'un tüm ailesini katletmiştir -kusana kadar boğa kanı içmek falan hoş şeyler değil anlatmıyorum buraları- daha sonra iason tek eliyle bir gemi direği doğrultamayacak kadar salak olduğu için medea pelias'ın kızlarını kandırır ve kendi babalarını öldürmelerini sağlar. yine de bu durum medea ve iason'u kurtarmaya yetmez çünkü pelias ölse bile iolcus'dan corinthus'a sürülürler. medea halinden memnundur çünkü iason ona tanrıların huzurunda yemin etmiştir ve uzun bir süre güzel bir evlilikleri olur. bu süreçte iki tane erkek çocuk doğurur medea. sonra bir gün corinthus kralı kızı ile evlenmesi için iason'un uygun bir adam olduğunu düşünür ve olaylar gelişir. theseus şerefsizi bir bu iki herakles üç zaten. bir aklı başında orpheus vardı o da merakını zaptedemedi iki dakika.
devamını gör...
büyük orta doğu projesi
ne ortadoğu'ymuş be kardeş dedirtir. bi rahat bırakmadınız. gerek kendinde olan çatışmalar gerek büyük devletlerin oyunu bu bereketli topraklara bir gün yüzü göstermedi.
devamını gör...
tanımını beğendiğin yazarın beğenileriyle geri dönmesi
sürekli yaşadığım olaydır.kibarlıklarından beğeniyorlar ama muhtemelen tanımlarımı okumuyorlar.*
edit : okuyorlarmış,vay be mutlu etti.
edit : okuyorlarmış,vay be mutlu etti.
devamını gör...
0.5 uç
kırılmasından şikayet eden yazarlara birkaç tavsiyem var:
- kaliteli markaların uçlarını alın (ör. faber castell ve rotring'den çok memnunum). kalitesiz uç isterse 0.9 olsun, gene de kırılır.
- tüketebileceğiniz kadar uç alın. beş senelik uç stoğu yapıp "oh kafam rahat" demeyin. içlik don beğenmiyorsunuz.
- ucun havayla temas etmesini engelleyin. her daim kutunun kapağını kapalı tutun, kalemle işinizi bitirdikten sonra ucu işaret parmağınız vasıtasıyla kalemin içine sürükleyin. kimyasal mı bilmiyorum ama havayla temasta kalan uç hem kalitesiz bir yazı deneyimi sunuyor, hem de kırılıyor.
- bazı arkadaşlarımda görüyorum, ucu hayvan gibi çıkartıyorlar kalemden. ucu o şekil çıkardıktan sonra isterseniz kağıda 90 derece açıyla yazın, gene de kırılır. biraz nazik olun.
- uç için bu kadar edebiyat yapmışım maşallah bana. seviyorum seni 0.5.
- kaliteli markaların uçlarını alın (ör. faber castell ve rotring'den çok memnunum). kalitesiz uç isterse 0.9 olsun, gene de kırılır.
- tüketebileceğiniz kadar uç alın. beş senelik uç stoğu yapıp "oh kafam rahat" demeyin. içlik don beğenmiyorsunuz.
- ucun havayla temas etmesini engelleyin. her daim kutunun kapağını kapalı tutun, kalemle işinizi bitirdikten sonra ucu işaret parmağınız vasıtasıyla kalemin içine sürükleyin. kimyasal mı bilmiyorum ama havayla temasta kalan uç hem kalitesiz bir yazı deneyimi sunuyor, hem de kırılıyor.
- bazı arkadaşlarımda görüyorum, ucu hayvan gibi çıkartıyorlar kalemden. ucu o şekil çıkardıktan sonra isterseniz kağıda 90 derece açıyla yazın, gene de kırılır. biraz nazik olun.
- uç için bu kadar edebiyat yapmışım maşallah bana. seviyorum seni 0.5.
devamını gör...
32 yaşında koca koca bireylerin sims oynaması sorunsalı
altmışlarının başındaki bölüm başkanı profesörümüz oynuyor.
büyütülmemesi gereken meseledir.
büyütülmemesi gereken meseledir.
devamını gör...
eraa
uzakdoğu dövüş sanatları ile ilgili yazılar yazacaktım ki kafa sözlük’te dövüş sanatları ustası eraa adlı bir yazarın olduğunu farkettim. bilgili, beyefendi, yardımsever, kaliteli yazıları ile sözlüğü geliştiren usta yazarı takibe aldım. trollere karşı caydırıcı güç etkisi yapan sağlam biri. tanımlarından çok şey öğrendiğim kalemi kılıcından keskin sözlük reisi.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
şehadeath getiren kedi.
devamını gör...
hayat felsefeniz olan sözler
-şimdi değilse, ne zaman?
-ben değilsem, kim?
-korkmasaydım, ne yapardım?
kararsız kaldığımda beni kurtaran sorular.
-ben değilsem, kim?
-korkmasaydım, ne yapardım?
kararsız kaldığımda beni kurtaran sorular.
devamını gör...
ebu zer el-gıfari
müslüman olan ilk sahabilerden biri. ayrıca servet birikimi hakkındaki görüşleriyle ünlenmiştir. günümüzde en ünlü sahabilerden biridir. hz. ebu zer, diğer sahabelerin aksine kur'an-ı kerim'deki serveti biriktirip de allah yolunda sarfetmeyenleri bir azap bekliyor gibi ayetlere dayanarak, ihtiyaç fazlası olan malın allah yolunda harcanması gerektiğine inanırdı. fakat diğer bazı sahabeler bu görüşü reddeder ve az önce söylediğim tipte ayetlerin, zekât ayetlerinin indirilmesiyle beraber neshedildiğini söylerdi. fakat çoğunluk sahabeler ise, az önce söylediğim tipte ayetlerin, zekât vermeyenleri kastettiğini söylüyordu. fakat bazı rivayetlere göre, hz. ebu zer, resulullah'ın da kendisi gibi düşündüğünü söylüyordu. muaviye, ilgili ayetlerde kastedilenin ehli-kitap olduğunu söylerken, hz. ali, ilgili ayetlerin 4.000 dirhemden fazla malı olan kimsenin allah yolunda harcamayıp biriktirenler hakkında indiğine inanırdı. ki bu konu daha fazla araştırılmalıdır, bu anlattıklarım, konunun sadece bir kısmıdır.
günümüzde, hz. ebu zer, pek çok insanın dikkatini çeken bir sahabedir. ki kendi zamanında da dikkatleri üzerine çekmişti, bundan olsa gerek, bazen hakkında bazı haberler de uydurulmuştu.
resulullah'ın, hz. ebu zer'e, dünyaya hiç değer vermediği için, elinde bulunanla yetine bildiği için, "mesîh-ül-islâm" lakabını verdiği söylenir. hz. ebu zer, fakir ve yalnız yaşardı. resulullah, tirmizi ve ibn mace hadisine göre şöyle buyurmuştur:
"gökkubbenin altında ve yeryüzünün üstünde ebu zer'den daha doğru sözlü kimse yoktur." (tirmizi bu hadis'in hasen, yani sahih hadisle zayıf hadis arasında, fakat sahih'e daha yakın olan bir hadis olduğunu söylemiştir).
resulullah, tirmizi hadisine göre şöyle buyurmuştur:
"konuşma tarzı (lehçe) sahibi olarak, meryem oğlu isa'nın benzeri, ebu zerr'den daha doğru ve daha vefalı birini ne gök kubbesi altında barındırmış ne de yeryüzü sırtında taşımıştır." hz. ömer, imreniyormuşcasına, "ey allah'ın rasulü! onu bu şekilde tanıyor musun?" dedi. bunun üzerine resulullah, "evet" dedi ve ardından, "siz de onu öylece tanıyın." buyurdu. -- tirmizi bu hadis'in hasen garip olduğunu söylemiştir, fakat "hasen garip" ne demek, bunu açıklamamıştır, daha fazla bilgi için bkz.
bir tirmizi hadisine göre, resulullah şöyle buyurmuştur:
"ebu zer, yeryüzünde meryem oğlu isa'nın zahidliği gibi yaşayıp gitmiştir."
ayrıca tebük seferi ile ilgili şöyle bir olay da anlatılır,
"hz. ebu zer anlatıyor:
"devem yaşlı olduğu için, tebük seferinde arkada kaldım. onu biraz besledikten sonra resulullah'a yetişirim diye düşünmüştüm. birkaç gün besledikten sonra yola devam ettim. fakat yolda iyice benimle inatlaştı. yerinden hiç kımıldamadı. eşyalarımı sırtıma atıp şiddetli sıcaklara rağmen yaya olarak yoluma devam ettim. birgün öğle vakti resulullah'a yetişebildim. susuzluğumun son haddine varmıştım. gözcülerden biri beni görünce, resulullah'a şöyle dedi:
"ya resulullah! bir adam yol üstünde tek başına yürüyor!"
resulullah şöyle buyurdu: "ebu zer mi? ebu zer olmasını isterdim."
dedi: "ya resulullah! vallahi, ta kendisi!"
resulullah buyurdu: "allah ebu zer'e rahmet etsin! o yalnız başına yürür, yalnız başına ölür, yalnız başına diriltilir!"
resulullah'ın yanına vardım. neden geciktiğimi sordu. devemin durumunu anlattım. bana, "ey ebu zer! bana gelip kavuşuncaya kadar allah, senin attığın her adımına karşılık bir günahını bağışlasın!" diye dua buyurdu."
günümüzde, hz. ebu zer, pek çok insanın dikkatini çeken bir sahabedir. ki kendi zamanında da dikkatleri üzerine çekmişti, bundan olsa gerek, bazen hakkında bazı haberler de uydurulmuştu.
resulullah'ın, hz. ebu zer'e, dünyaya hiç değer vermediği için, elinde bulunanla yetine bildiği için, "mesîh-ül-islâm" lakabını verdiği söylenir. hz. ebu zer, fakir ve yalnız yaşardı. resulullah, tirmizi ve ibn mace hadisine göre şöyle buyurmuştur:
"gökkubbenin altında ve yeryüzünün üstünde ebu zer'den daha doğru sözlü kimse yoktur." (tirmizi bu hadis'in hasen, yani sahih hadisle zayıf hadis arasında, fakat sahih'e daha yakın olan bir hadis olduğunu söylemiştir).
resulullah, tirmizi hadisine göre şöyle buyurmuştur:
"konuşma tarzı (lehçe) sahibi olarak, meryem oğlu isa'nın benzeri, ebu zerr'den daha doğru ve daha vefalı birini ne gök kubbesi altında barındırmış ne de yeryüzü sırtında taşımıştır." hz. ömer, imreniyormuşcasına, "ey allah'ın rasulü! onu bu şekilde tanıyor musun?" dedi. bunun üzerine resulullah, "evet" dedi ve ardından, "siz de onu öylece tanıyın." buyurdu. -- tirmizi bu hadis'in hasen garip olduğunu söylemiştir, fakat "hasen garip" ne demek, bunu açıklamamıştır, daha fazla bilgi için bkz.
bir tirmizi hadisine göre, resulullah şöyle buyurmuştur:
"ebu zer, yeryüzünde meryem oğlu isa'nın zahidliği gibi yaşayıp gitmiştir."
ayrıca tebük seferi ile ilgili şöyle bir olay da anlatılır,
"hz. ebu zer anlatıyor:
"devem yaşlı olduğu için, tebük seferinde arkada kaldım. onu biraz besledikten sonra resulullah'a yetişirim diye düşünmüştüm. birkaç gün besledikten sonra yola devam ettim. fakat yolda iyice benimle inatlaştı. yerinden hiç kımıldamadı. eşyalarımı sırtıma atıp şiddetli sıcaklara rağmen yaya olarak yoluma devam ettim. birgün öğle vakti resulullah'a yetişebildim. susuzluğumun son haddine varmıştım. gözcülerden biri beni görünce, resulullah'a şöyle dedi:
"ya resulullah! bir adam yol üstünde tek başına yürüyor!"
resulullah şöyle buyurdu: "ebu zer mi? ebu zer olmasını isterdim."
dedi: "ya resulullah! vallahi, ta kendisi!"
resulullah buyurdu: "allah ebu zer'e rahmet etsin! o yalnız başına yürür, yalnız başına ölür, yalnız başına diriltilir!"
resulullah'ın yanına vardım. neden geciktiğimi sordu. devemin durumunu anlattım. bana, "ey ebu zer! bana gelip kavuşuncaya kadar allah, senin attığın her adımına karşılık bir günahını bağışlasın!" diye dua buyurdu."
devamını gör...
normal sözlük'ün en güzel profili
hem survivorımsı,
hem aile tipi,
hem doğanın tavan olduğu,
hem de karadeniz köyleri olduğundan mütevellit benim ki derim.
hiç alçakgönüllü olamayacam, her profilde ben bile beni aşıyorum.
zamanın birinde, keçi ile selfisi olan bir yazar olarak bunu yazıyorum.
öyle böyle değilim.
çünkü kafa sözlük yazarları olan takipçilerim, en iyisine layık.
şarkı da gelsin hemen,
her şey sizin için, ah her şey sizin için.
hem aile tipi,
hem doğanın tavan olduğu,
hem de karadeniz köyleri olduğundan mütevellit benim ki derim.
hiç alçakgönüllü olamayacam, her profilde ben bile beni aşıyorum.
zamanın birinde, keçi ile selfisi olan bir yazar olarak bunu yazıyorum.
öyle böyle değilim.
çünkü kafa sözlük yazarları olan takipçilerim, en iyisine layık.
şarkı da gelsin hemen,
her şey sizin için, ah her şey sizin için.
devamını gör...
izmir insanını itici yapan sebepler
tanımadığınız biri size selam verebilir.
sahilde otururken hemen yanınızda masa kurmuş bir kalabalık size tadımlıkta olsa yiyecek, içecek ikram edebilir.
insanlar kibar ve anlayışlı olabilir.
sokakta yaşayan canlılar dönüşümlü olarak beslenebilir.
bu ipe sapa gelmez berbat davranış bozuklukları listesi uzatılabilir.
o yüzden siz siz olun izmir'e asla gelmeyin... sakın!
sahilde otururken hemen yanınızda masa kurmuş bir kalabalık size tadımlıkta olsa yiyecek, içecek ikram edebilir.
insanlar kibar ve anlayışlı olabilir.
sokakta yaşayan canlılar dönüşümlü olarak beslenebilir.
bu ipe sapa gelmez berbat davranış bozuklukları listesi uzatılabilir.
o yüzden siz siz olun izmir'e asla gelmeyin... sakın!
devamını gör...
