banksy
savaş karşıtı, çevre, insan ve hayvan haklarını savunan, tüketim çılgınlığını eleştiren, kimliğini saklı tutan bir sokak sanatçısı.
devamını gör...
yaklaşık bir senedir virüsle uğraşıyor olmamız
kayıp bir sene, gençlerimiz den, çocuklarımızdan çalınmış bir koca yıl, ve daha ne kadar süreceği belli olmayan bilinmezlik, bu hastalık sadece çinlilerin çıkarına oldu tek kâr eden çin oldu, en büyük zararı 2.3. dünya ülkeleri gördü ve daha görecek tıpkı bizim ülkemiz vatandaşı gibi, keşke hükümetimizin dediği gibi güllük gülistanlık olsaydı.
inşallah en kısa zamanda bu baş belası durumdan kurtuluruz.
inşallah en kısa zamanda bu baş belası durumdan kurtuluruz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ojeleri
(bkz: daha saçma başlık bulamamak)
devamını gör...
dönüşüm
dönüşüm’e inceleme yazılamaz. çünkü ne yazsak yanlıştır, eksiktir, acizdir. onun size ne hissettirdiğini yazabilirsiniz ama. bu mümkündür, yine de ne kadar iyi yazarsanız yazın o duyguyu ne yaşayarak ne de yazarak bir daha deneyimleme şansınız olmayacaktır. dönüşüm’ü okursunuz ve olmadığınızı sandığınız birinden hiç olmayacağınızı sandığınız birine dönüşürsünüz.
ankaralı yıllarımda, daha önceki bir yazımda da bahsettiğim imge kitabevinde kafka ile tanışmamın ardından dönüşümü okumak için odama çekildim. hikaye büyüledi beni hemen. ama eksik bir şey daha vardı. tekrar okumaya başladım. ama bu sefer daha yavaş. çünkü hafiften bir dalgalanma oluşmuştu okurken zihnimde. yine bitirdim ve döndüm bir daha okudum. sonra balkonda birkaç sigara içtim. gidip bir kahve yaptım, odama döndüm bir kez daha okudum. bir hafta boyunca sadece geceleri ev ahalisi uyurken ya da onlar evde değilken ve sadece acil ihtiyaçlar için odamdan çıkarak okumaya devam ettim. onlarca sayfa not aldım, kolombiya’da bayram ilan edilmesine neden olacak kadar kahve içtim, her öksürüğümde ağzımdan sönmüş volkan dumanlarına benzeyen dumanlar salacak kadar sigara içtim ama durmadan okudum.
bir hafta sonunda odamdan bambaşka biri olarak çıktım. dönüşümü iliklerime kadar yaşayarak çıktım odamdan. dört kilo vermiş olarak ama çok mutlu ama düşünce yapısı olarak kendini çok güçlü hissederek çıktım odamdan.
dönüşüm okunamaz, o sadece damardan alınabilecek bir uyuşturucudur.
ankaralı yıllarımda, daha önceki bir yazımda da bahsettiğim imge kitabevinde kafka ile tanışmamın ardından dönüşümü okumak için odama çekildim. hikaye büyüledi beni hemen. ama eksik bir şey daha vardı. tekrar okumaya başladım. ama bu sefer daha yavaş. çünkü hafiften bir dalgalanma oluşmuştu okurken zihnimde. yine bitirdim ve döndüm bir daha okudum. sonra balkonda birkaç sigara içtim. gidip bir kahve yaptım, odama döndüm bir kez daha okudum. bir hafta boyunca sadece geceleri ev ahalisi uyurken ya da onlar evde değilken ve sadece acil ihtiyaçlar için odamdan çıkarak okumaya devam ettim. onlarca sayfa not aldım, kolombiya’da bayram ilan edilmesine neden olacak kadar kahve içtim, her öksürüğümde ağzımdan sönmüş volkan dumanlarına benzeyen dumanlar salacak kadar sigara içtim ama durmadan okudum.
bir hafta sonunda odamdan bambaşka biri olarak çıktım. dönüşümü iliklerime kadar yaşayarak çıktım odamdan. dört kilo vermiş olarak ama çok mutlu ama düşünce yapısı olarak kendini çok güçlü hissederek çıktım odamdan.
dönüşüm okunamaz, o sadece damardan alınabilecek bir uyuşturucudur.
devamını gör...
hamileler sokağa çıkmasın diyen yobaz
yobaz acaba ağaç kovuğundan mı cıktı?
ya da annesi onu neyzen tevfik'in de dediği gibi "doğurmayıp ...tı" mı?
ya da annesi onu neyzen tevfik'in de dediği gibi "doğurmayıp ...tı" mı?
devamını gör...
valerie solanas
ayrılıkçı feminist düşüncelere sahip bir yazar. daha çok "andy warhol'ü vuran kadın" olarak tanınmaktadır. zor bir çocukluk ve devamında da zor bir hayat yaşamış, çok çekmiş; ama tüm bunlara rağmen dimdik ayakta durabilmiş, sert ve sözünü esirgemeyen bir kadındır. andy warhol'ü vurduktan sonra hiç pişmanlık duymamış ve yıllar sonra bir gazeteciyle telefonda yaptığı görüşmede şunları söylemiştir:
"ben cinayeti ahlaki bir hareket olarak görüyorum ve becerememiş olmamı gayriahlaki buluyorum, bu işe girişmeden önce atış talimi yapmalıydım."
"ben cinayeti ahlaki bir hareket olarak görüyorum ve becerememiş olmamı gayriahlaki buluyorum, bu işe girişmeden önce atış talimi yapmalıydım."
devamını gör...
mesajlaşırken maruz kalınan saçma sorular
sorular neyse de. karşıdaki insanın merakı gidince iletişimi kesiyor ya işte en çok o koyuyor.
sırf merak için mesajlaşıyor insanlar maalesef.
yani arkadaş olalım, dertleşelim falan yok.
benim merakım gitsin, sen de *** git.
sırf merak için mesajlaşıyor insanlar maalesef.
yani arkadaş olalım, dertleşelim falan yok.
benim merakım gitsin, sen de *** git.
devamını gör...
sigmund freud alıntıları
zayıf noktalarınızdan güçlü taraflarınız doğacaktır.kriz fırsattır bir anlamda zayıflığınız diye düşündüğünüz şey aslında diğerleride olmayan bir özelliktir bu yönünüzü kullandığınızda güçlü kısmınıza dönüşür örneğin duygusal bir insan bir roman yazarak hem kendini ifade eder anlar hemde bunu kitlelere yayarak fikirlerini duyurur insanları ekiler.
devamını gör...
kimseye açığımı anlatmayayım derken ruh hastası olmak
ailemin yaşadığı kötü tecrübeler sonucu bana sürekli ulu orta derdini anlatma,insanlar sevinip açığından vurabilir demesi ve benim kimsenin samimiyetine güvenmemem sebebiyle anksiyete denizinde yüzmem. işin garibi derdimi açtığım her insanın ailemi haklı çıkarması(bkz: ben kime güvenicem)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının 100. tanımları
100. tanımı yazdım.
sanırım bu sözlükte uzun süre yazacağım daha nice güzel insanlarla tanışmak dileği ile.
sanırım bu sözlükte uzun süre yazacağım daha nice güzel insanlarla tanışmak dileği ile.
devamını gör...
tutamıyorum zamanı
müslüm gürsesin eserin sahibi kenan doğuludan daha güzel yorumladığı enfes şarkı
devamını gör...
yazarların evcil dostlarının ismi
oğlum üzüm (bir kedi)
kızım bonnie (bir köpek)
şuradan görebilirsiniz çocuklarımı. ikisini de sokaktan aldım.
kızım bonnie (bir köpek)
şuradan görebilirsiniz çocuklarımı. ikisini de sokaktan aldım.
devamını gör...
hayatı fazla ciddiye almak
nazım hikmet'in yazdığı yaşamaya dair şiirinin ilk üç dizesini bırakıyorum şuraya.
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
devamını gör...
kafası yastığa değer değmez uyuyabilen kişi
-ler içinde bulunduğum azınlık.
hatta arttırıyorum eğer çok uykum geldiyse bulunduğum her ortamda uyuyabilirim, uykum olmasına rağmen uyuyamıyorsam gerçekten uykum gelmemiştir.
bebekken* ayağa kalkarken uyuyakalmışım. kötü bir şey oldu sanmışlar, annem merak etmeyin uyuyakalmıştır demiş*. bir keresinde de koltuğa tırmanmaya çalışırken uyuyakalmışım.
normalde okulda uyumam ama bir fizik dersinde kafamı sıraya koyduğum an dalmışım, hoca başıma gelip seslenmiş. gözümü açtığımda teneffüsteydik, sadece kafamı sıraya koyduğumu ve gözümü teneffüste açtığımı hatırlıyorum.
daha böyle çok anım var, onları da bir başka zaman anlatırım belki*.
ekleme: bir yazar arkadaş kafası rahattır demiş. bunun en azından benim için doğru olmadığını belirtmek isterim. kafamın içi adeta susturamadığım bir davul, çözemediğim bir düğüm, yıkamadığım bir duvar. bu uyuma özelliğini sadece uykum geldiğinde hemencik uyumamı sağlayan premium bir özellik olarak görüyorum.
düzenleme: yazım yanlışları düzeltildi.
hatta arttırıyorum eğer çok uykum geldiyse bulunduğum her ortamda uyuyabilirim, uykum olmasına rağmen uyuyamıyorsam gerçekten uykum gelmemiştir.
bebekken* ayağa kalkarken uyuyakalmışım. kötü bir şey oldu sanmışlar, annem merak etmeyin uyuyakalmıştır demiş*. bir keresinde de koltuğa tırmanmaya çalışırken uyuyakalmışım.
normalde okulda uyumam ama bir fizik dersinde kafamı sıraya koyduğum an dalmışım, hoca başıma gelip seslenmiş. gözümü açtığımda teneffüsteydik, sadece kafamı sıraya koyduğumu ve gözümü teneffüste açtığımı hatırlıyorum.
daha böyle çok anım var, onları da bir başka zaman anlatırım belki*.
ekleme: bir yazar arkadaş kafası rahattır demiş. bunun en azından benim için doğru olmadığını belirtmek isterim. kafamın içi adeta susturamadığım bir davul, çözemediğim bir düğüm, yıkamadığım bir duvar. bu uyuma özelliğini sadece uykum geldiğinde hemencik uyumamı sağlayan premium bir özellik olarak görüyorum.
düzenleme: yazım yanlışları düzeltildi.
devamını gör...
hayal edilen ölüm şekli
uykuda sessiz sakin olması dileğimdir.
devamını gör...
apocalypto
mel gibson'ın eski zamanlardaki yaşam şeklini gözümüzün içine soktuğu 2006 yapımı filmdir.iki kabilenin ormanda karşılaşması,kurban töreni,pumanın kovalaması ve benzeri sahneler seyirciyi germeyi başarmıştır.
tarihi gerçeklerle çelişen hatalar olsa da atmosferi itibariyle ilgi çekmiştir.
tarihi gerçeklerle çelişen hatalar olsa da atmosferi itibariyle ilgi çekmiştir.
devamını gör...
geceye bir cem karaca şarkısı bırak
kişisel iletimde olduğu gibi favori cem karaca parçam, işte geldik gidiyoruz.
buradan dinleyebilirsiniz.
buradan dinleyebilirsiniz.
devamını gör...
kitap alıntıları
“hiç evlenme, dorian. erkek, yorgun düştüğü için evlenir, kadın merak duyduğu için. ikisi de hayal kırıklığına uğrar."
dorian gray'in portresi, oscar wilde
dorian gray'in portresi, oscar wilde
devamını gör...
tatar çölü
dino buzzati'nin yazdığı varoluşçu felsefe severlerin mutlaka okuması gereken efsanevi roman. buzzati 1940 yılında yazmıştır. benim için bu kitap yalnızlığın, umudun, yaşamın anlamı sorusunun kitabıdır. yaşamak için bir nedeni olan hemen hemen bütün nasıllara katlanır demiş ya nietzche işte buzzati'nin bu kitabındaki kahramanlarımıza aynen bunu yaşatmıştır. hayata dair her şey var bu kitapta: yanlış karar, direniş, umut, yalnızlık (dibine kadar), özlem, acı, ölüm, hayal kırıklığı, yaşam.. her şey dedim ya. kitabı alıp okumaya başladığınızda kendinizi o tatar çölü'nde sanki o bastiani kalesi'nde hissedeceksiniz. o askerlerle nöbet tutacak o subaylarla konuşacaksınız. hayatın anlamı üzerine sizi düşünmeye zorluyor yazar ve kahramanlar. neden yaşıyoruz, yaşama amacımız ney diye sordurtuyor. kitabı okurken bir şekilde özdeşlik kurup artık benim de kendi kalemden çıkmam lazım dedirtiyor, sizi o güvenli limandan, o konfor alanından çıkamamanın ne kadar tahribata uğratabileceğini, konfor alanından çıkabilmenin ise sizi nasıl geliştirip değiştirebileceğini hissediyorsunuz. okuyucuya kendi hayatını sorgulatıyor. ben ne yapmalıyım dedirtiyor. gerçekten benim için böyle oldu ve her istediğinde konfor alanından çıkan başına binbir olumsuzluk gelmesine rağmen iyi ki çıkmışım diyen benim için mükemmel bir içe dönüş ve kendime şükran duymamı sağlayan bir kitap oldu. varoluşu sorgulatan mutlaka size yeni kararlar aldıracak olan bir kitap.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
en güzel şarkıları birilerine adayarak heba etmeyin.
devamını gör...