misafire çık bir hoş geldin de diyen anne
eve misafir geldiği zaman o evde yaşayanların gelen kişiyi karşılaması ve hoşgeldin demesi, yanlarında oturamayacaksa açıklama yapıp odasına gitmesi nezaketen doğru olandır, bunu anneye söyletmeden yapmak normal olandır, annelerin hatırlatma sebebi bundandır,
eve gelen kişi için bunun yapılmaması hoş birşey değildir, ama benim annem gibi misafir ağırlamakdan beslenen, kendine sürekli misafir üreten yaratan bir anneniz varsa, ev halkı için zordur, şahsen pandemide çok ciddi söylüyorum depresyona gireceğini düşünmüştüm, çünkü annemin ekmeği suyudur misafir, boşluğa düşeceğini zannediyordum, düştü de aslında, ama belli etmemeye çalışıyor yada kendisi de anlamadı bilmiyorum, bir şekilde bütün gün telefonda konuşarak, görüntülü aramalarla odaları gezerek, aşağıdaki çardakta fiziki mesafeli etkinliklerle filan telafi etti biraz, kesmiyor onu farkediyorum ama özellikle kışın ben çok rahat ettim, tabi pandemi olmasaydı keşke o ayrı, buda bir getirisi oldu, odasında olanlara.
eve gelen kişi için bunun yapılmaması hoş birşey değildir, ama benim annem gibi misafir ağırlamakdan beslenen, kendine sürekli misafir üreten yaratan bir anneniz varsa, ev halkı için zordur, şahsen pandemide çok ciddi söylüyorum depresyona gireceğini düşünmüştüm, çünkü annemin ekmeği suyudur misafir, boşluğa düşeceğini zannediyordum, düştü de aslında, ama belli etmemeye çalışıyor yada kendisi de anlamadı bilmiyorum, bir şekilde bütün gün telefonda konuşarak, görüntülü aramalarla odaları gezerek, aşağıdaki çardakta fiziki mesafeli etkinliklerle filan telafi etti biraz, kesmiyor onu farkediyorum ama özellikle kışın ben çok rahat ettim, tabi pandemi olmasaydı keşke o ayrı, buda bir getirisi oldu, odasında olanlara.
devamını gör...
ebu zer el-gıfari
gerçek anlamda dinini yaşayanların sevdiği, siyasal islamcıların ise adını duymaktan rahatsız olduğu sahabe.
özellikle hz.osman dönemindeki akraba atamalarını yoğun bir şekilde eleştirmiştir. beytülmalın halifenin yakınları arasında pay ediliyor oluşu karşısında neredeyse bir tek onun sesi çıkmıştır. bu da başına iş açmıştır.
bir yerden sonra eleştirileri o kadar sertleşmiştir ki, sonunda şam'a sürülmüştür. lakin o doğru bildiğini söylemeye şam'da da devam etmiştir. eğilip, bükülmemiştir.
burada da muaviye'nin -ki kendisi aynı zamanda hz.osman'ın yeğenidir- yönetim yanlışlarını, savurganlığını ve halka karşı tutumunu eleştirmek suretiyle geri adım atmamıştır.
ebu zer, o dönemin vicdanıdır. hatta "her muaviye'ye bir ebu zer lazım" sözü de buradan gelir.
evinde ekmek olmadığı halde kınından sıyrılmış kılıcıyla başkaldırmayan adama şaşarım. sözleriyle de, dönemin sosyal adaletsizliğine karşı tepkisini ortaya koymuştur.
böyle bir insana saygı duymamak mümkün değil. nerede haksızlığın ve zorbalığın karşısında duran birisi varsa, gönlümüz ondan yanadır.
günümüz emevi islamının temsilcileri onun adını zikretmekten çekinse de, adını zikredenler olduğunu görmekte güzel.
özellikle hz.osman dönemindeki akraba atamalarını yoğun bir şekilde eleştirmiştir. beytülmalın halifenin yakınları arasında pay ediliyor oluşu karşısında neredeyse bir tek onun sesi çıkmıştır. bu da başına iş açmıştır.
bir yerden sonra eleştirileri o kadar sertleşmiştir ki, sonunda şam'a sürülmüştür. lakin o doğru bildiğini söylemeye şam'da da devam etmiştir. eğilip, bükülmemiştir.
burada da muaviye'nin -ki kendisi aynı zamanda hz.osman'ın yeğenidir- yönetim yanlışlarını, savurganlığını ve halka karşı tutumunu eleştirmek suretiyle geri adım atmamıştır.
ebu zer, o dönemin vicdanıdır. hatta "her muaviye'ye bir ebu zer lazım" sözü de buradan gelir.
evinde ekmek olmadığı halde kınından sıyrılmış kılıcıyla başkaldırmayan adama şaşarım. sözleriyle de, dönemin sosyal adaletsizliğine karşı tepkisini ortaya koymuştur.
böyle bir insana saygı duymamak mümkün değil. nerede haksızlığın ve zorbalığın karşısında duran birisi varsa, gönlümüz ondan yanadır.
günümüz emevi islamının temsilcileri onun adını zikretmekten çekinse de, adını zikredenler olduğunu görmekte güzel.
devamını gör...
işbu
1800'lerin sonu ve 1900'lerin başında fransızca present yani "mevcut, eldeki" kelimesine karşılık olarak türetilmiş kelimedir. "işte bu" anlamına gelir. kesinlikle "söz konusu" anlamında değildir. günümüzde "this" kelimesini gören hemen her yeminli tercümanın belgeye hukuki dil havası katmak için kullandığı bir kelimedir.
tanım: resmi bir belgenin altını bağlamak için kullanılan hukuki bir bağlaçtır.
örnek:
bir sözleşmede şöyle bir madde olduğunu farzedelim: "eğer taraflar ikinci bir sözleşme imzalarsa bu sözleşme geçersiz olur."
şimdi bu maddeye göre, geçersiz olacak olan sözleşme hangisi? elinde tuttuğun, okumakta olduğun sözleşme mi, yoksa bahsedilen ikinci sözleşme mi? bu cümleye göre geçersiz olacak sözlesme ikinci sözlesmedir. ama eger böyle bir durumda elinde okumakta oldugun sözlesmenin geçersiz olacağı belirtilmek isteniyorsa bu ifade "eğer taraflar ikinci bir sözleşme imzalarsa işbu sözleşme geçersiz olur" şeklinde yazılır.
tanım: resmi bir belgenin altını bağlamak için kullanılan hukuki bir bağlaçtır.
örnek:
bir sözleşmede şöyle bir madde olduğunu farzedelim: "eğer taraflar ikinci bir sözleşme imzalarsa bu sözleşme geçersiz olur."
şimdi bu maddeye göre, geçersiz olacak olan sözleşme hangisi? elinde tuttuğun, okumakta olduğun sözleşme mi, yoksa bahsedilen ikinci sözleşme mi? bu cümleye göre geçersiz olacak sözlesme ikinci sözlesmedir. ama eger böyle bir durumda elinde okumakta oldugun sözlesmenin geçersiz olacağı belirtilmek isteniyorsa bu ifade "eğer taraflar ikinci bir sözleşme imzalarsa işbu sözleşme geçersiz olur" şeklinde yazılır.
devamını gör...
tanrıçaların yıkandığı limyra antik kenti
antalya il sınırları finike ilçesi yakınlarında bulunan limyra antik kenti m.ö. 5. yüzyılda kurulmuştur.
likyalı perikles, perslere karşı likya birliği'ni kurmak için limyra'yı başkent olarak kullanmış, likya'nın sönmeyen özgürlük meşalesinin ateşini bu kentte yakmıştır. geçmişte bir liman kenti olan limyra günümüzde denizden 5 km. içeride kalmıştır. dağdan çıkan şifa dolu su kaynağı sütunlar arasında doğal ve berrak bir havuz oluşturur. mitolojiye göre tanrıçalar bu havuzda yıkanıp daha da güzelleşirlerdi. amerikalı sanatçı margaret ross tolbert, anadolu’nun su kültürünü ele alan kapsamlı bir belgesel ve kitap projesi için limyra'ya gittiğinde orada su perisi sirena'nın olduğunu hissettiğini açıklamıştır.

“sirena en güzel, en doğal, en leziz ve billur gibi akan su kaynaklarını seviyor. ama sular kirlenince sirena ve bereket de gider” diyerek su kaynaklarımızı kirletmemiz konusunda yetkilileri uyarmıştır.
likyalı perikles, perslere karşı likya birliği'ni kurmak için limyra'yı başkent olarak kullanmış, likya'nın sönmeyen özgürlük meşalesinin ateşini bu kentte yakmıştır. geçmişte bir liman kenti olan limyra günümüzde denizden 5 km. içeride kalmıştır. dağdan çıkan şifa dolu su kaynağı sütunlar arasında doğal ve berrak bir havuz oluşturur. mitolojiye göre tanrıçalar bu havuzda yıkanıp daha da güzelleşirlerdi. amerikalı sanatçı margaret ross tolbert, anadolu’nun su kültürünü ele alan kapsamlı bir belgesel ve kitap projesi için limyra'ya gittiğinde orada su perisi sirena'nın olduğunu hissettiğini açıklamıştır.

“sirena en güzel, en doğal, en leziz ve billur gibi akan su kaynaklarını seviyor. ama sular kirlenince sirena ve bereket de gider” diyerek su kaynaklarımızı kirletmemiz konusunda yetkilileri uyarmıştır.
devamını gör...
sylvia plath
daha sonra kendi izinden gidecek nilgün marmara’nın boğaziçi üniversitesi ingiliz dili ve edebiyatı bölümü’den ocak 1985’teki mezuniyet tezi “sylvia plath'ın şairliğinin intiharı bağlamında analizi” everest yayınlarından kitap olarak basılmıştır.
nilgün marmara kendi intihar mektubunda eşine isterse daktiloya çekilmiş şiirlerini yayımlayabileceğini yazmış, şiirleri daktiloya çekilmiş şiirler ismiyle yayımlanmıştır. plath’ın güncelerinin de eşi tarafından bastırıldığını öğrendiğimde nilgün marmaranın bu cümlelerinde yine plath etkisi olduğunu hissettim.
yakın dostu alfred alvarez’in kendisini anlattığı intihar: kan dökücü tanrı kitabı kendisiyle ilgili en geniş bilgilere erişilebilen kaynak olup nilgün marmaranın da tezine kaynaklık etmiştir ve bu kitap plath’ın şu dizeleriyle başlar:
ölmek
bir sanattır her şey gibi
eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi
öyle ustaca ki insana korkunç geliyor
öyle ustaca ki gerçeklik duygusu veriyor
bu konuda iddialıyım sanırım
toplamda üç kez intihar girişiminde bulunur. üçüncüde artık bir intihar furyası başlatan şair olmanın fitilini de ateşlemiş olacaktır. en azından ruh haline ilişkin güzel bir değerlendirmeyi barındıran bir yazı linkini de daha yakından tanımak isteyenler için bırakalım:
buradan
nilgün marmara kendi intihar mektubunda eşine isterse daktiloya çekilmiş şiirlerini yayımlayabileceğini yazmış, şiirleri daktiloya çekilmiş şiirler ismiyle yayımlanmıştır. plath’ın güncelerinin de eşi tarafından bastırıldığını öğrendiğimde nilgün marmaranın bu cümlelerinde yine plath etkisi olduğunu hissettim.
yakın dostu alfred alvarez’in kendisini anlattığı intihar: kan dökücü tanrı kitabı kendisiyle ilgili en geniş bilgilere erişilebilen kaynak olup nilgün marmaranın da tezine kaynaklık etmiştir ve bu kitap plath’ın şu dizeleriyle başlar:
ölmek
bir sanattır her şey gibi
eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi
öyle ustaca ki insana korkunç geliyor
öyle ustaca ki gerçeklik duygusu veriyor
bu konuda iddialıyım sanırım
toplamda üç kez intihar girişiminde bulunur. üçüncüde artık bir intihar furyası başlatan şair olmanın fitilini de ateşlemiş olacaktır. en azından ruh haline ilişkin güzel bir değerlendirmeyi barındıran bir yazı linkini de daha yakından tanımak isteyenler için bırakalım:
buradan
devamını gör...
neydim ne oldum
eskiden biraz bendim şu an kim olduğumu bile bilmiyorum.
devamını gör...
yazarları diğer insanlardan farklı kılan özellikleri
karakterim. herkesi birbirinden ayıran da budur zaten bence. herkes sinirli olabilir ama kimse aynı seviyede ve aynı şekilde tepki vermez olaylara. herkes gülebilir, ağlayabilir, şaşırabilir ama aynı değildir hiç kimsenin tepkisi. o yüzden bana göre bizi herkesten ayıran şey, tüm duygusal durumlara karşı aldığımız tutum yani karakterimiz,huylarımız.
devamını gör...
tarihi dizilerden öğrenmek
net aptallıktır. dikkatinizi çekerim dizi izlemek demiyorum, ama diziden tarih öğrendim ehe ehe diye ortada gezen net aptaldır.
git kütüphaneye çok güzel eserler var, aç yılmaz öztuna'nın türkiye tarihi ansiklopedilerini oku.
her yüzyılda tarihçilerin düştükleri güzel notları oku, o devirde yazılmış kasideleri gör.
yapımcı, senarist ve yönetmen üçlüsünün sana dayattığı şeyi tarih olarak öğrenme.
git kütüphaneye çok güzel eserler var, aç yılmaz öztuna'nın türkiye tarihi ansiklopedilerini oku.
her yüzyılda tarihçilerin düştükleri güzel notları oku, o devirde yazılmış kasideleri gör.
yapımcı, senarist ve yönetmen üçlüsünün sana dayattığı şeyi tarih olarak öğrenme.
devamını gör...
son nefeste söylenecek söz
20 yaşında ölmüştüm, şimdi gömülme zamanım...
devamını gör...
erdoğan'ın bir sonraki seçimde kazanamayacak olması
her seçimden önce çıkan söylenti. ama emzadem bir şekilde kazanıyor seçimi.
şimdi de adres kodu olayı geldi.
fark bile atar hazır olun.
şimdi de adres kodu olayı geldi.
fark bile atar hazır olun.
devamını gör...
yağmur ve kapalı hava seven insan
soğuk iklime sahip bir yerde doğup büyümüş olması muhtemeldir. kapalı ve yağışlı havalarda kendini iyi hisseder. hatta benim gibi işi psikopatlık boyutuna taşımış ise; gök gürültülü sağanak yağışlı bir havada yürüyüşe çıkmaktan hoşlanması muhtemeldir.
devamını gör...
sofmusic
müzikle ilgili tanımlarına doyum olmayan sözlüğün kaliteli yazarıdır. tanımlarını okurken istemsizce "acaba bilmediği şarkılar var mıdır?" diye düşünüyorum *. kendisi çok nahif ve hoş sohbet bir insandır aynı zamanda. onunla konuşurken sohbet kendiliğinden akıp gidiyor. tanımları okunası, kendisi takip edilesi bir yazardır. hep var olsun. *
devamını gör...
zamansız ve mekansızım
büyük mutasavvıf hallac-ı mansur’un gerçeğe bakış açısını anlatmaya çalıştığı cümle.
ne demek ti bu söz. mansuram ilahi gerçeğem, zamansız ve mekansızam. bunun açıklaması şu şekilde yapılabilir. mansur gerçeğin ne olduğu sorusuna cevap arayıp durdu: ve okuduğu kaynaklar ona gerçek hakkında ip uçları veriyordu elbette ama onun vardığı sonuç buydu zamansızlık ve mekansızlık.
gerçek denilen şey örneğin maddeciler için gözle görülebilen şeylerdi. ama nasıl olabilir ki bir şeyin gözle görülmesi onu gerçek yapsın bu çok basit bir yaklaşım değil miydi?bugün bağdat’ta dile getirilen gerçek nasıl olurda hindistan’da başka türlü anlaşılabilirdi.ya da yüz sene evvel gerçek denilen şey zamanla gerçekliğini yitirdi ise buna nasıl gerçek diyebilirdik bu bir yanılsama olmaz mıydı? işte bu yüzden mansur zamansız ve mekansızım demiştir. yani zamandan ve mekandan muaf gerçeğim demiştir. ya da ancak zamandan ve mekandan muaf olan gerçek ilahi gerçekti ve sır burada gizliydi ve insan buna kendini geliştirerek içindeki tanrıyı bularak ulaşabilirdi. bu yüzdendir ki en el hak diye bağırmıştır.
(bkz: mansur el hallaç)
ne demek ti bu söz. mansuram ilahi gerçeğem, zamansız ve mekansızam. bunun açıklaması şu şekilde yapılabilir. mansur gerçeğin ne olduğu sorusuna cevap arayıp durdu: ve okuduğu kaynaklar ona gerçek hakkında ip uçları veriyordu elbette ama onun vardığı sonuç buydu zamansızlık ve mekansızlık.
gerçek denilen şey örneğin maddeciler için gözle görülebilen şeylerdi. ama nasıl olabilir ki bir şeyin gözle görülmesi onu gerçek yapsın bu çok basit bir yaklaşım değil miydi?bugün bağdat’ta dile getirilen gerçek nasıl olurda hindistan’da başka türlü anlaşılabilirdi.ya da yüz sene evvel gerçek denilen şey zamanla gerçekliğini yitirdi ise buna nasıl gerçek diyebilirdik bu bir yanılsama olmaz mıydı? işte bu yüzden mansur zamansız ve mekansızım demiştir. yani zamandan ve mekandan muaf gerçeğim demiştir. ya da ancak zamandan ve mekandan muaf olan gerçek ilahi gerçekti ve sır burada gizliydi ve insan buna kendini geliştirerek içindeki tanrıyı bularak ulaşabilirdi. bu yüzdendir ki en el hak diye bağırmıştır.
(bkz: mansur el hallaç)
devamını gör...
zahid bizi tan eyleme
"gören bizi sanır deli
usludan yeğdir delimiz" sözünde kendimi bulduğum deyiştir. dinlemek için, anlamak için bektaşi olmanıza hatta inançlı olmanıza bile gerek yok. açmanız, kulaklığı takıp gözlerinizi kapatmanız yeterli. o sizi alır götürür ihtiyacınız olan yere. tavsiyem tabi ki erkan oğur'un söylediği versiyonu. fakat değişik bir tarzda dinlemek isteyenler için;
athena'nin söylediği:
diğer çalgı aletleri ile beraber didgeridoo da kullanılan, ibrahim suat erbay'ın seslendirdiği versiyonu:
usludan yeğdir delimiz" sözünde kendimi bulduğum deyiştir. dinlemek için, anlamak için bektaşi olmanıza hatta inançlı olmanıza bile gerek yok. açmanız, kulaklığı takıp gözlerinizi kapatmanız yeterli. o sizi alır götürür ihtiyacınız olan yere. tavsiyem tabi ki erkan oğur'un söylediği versiyonu. fakat değişik bir tarzda dinlemek isteyenler için;
athena'nin söylediği:
diğer çalgı aletleri ile beraber didgeridoo da kullanılan, ibrahim suat erbay'ın seslendirdiği versiyonu:
devamını gör...
özel görelilik
1887 de 'eter‘ in varlığını kanıtlayamaya çalışan fizikçiler ,deneyde başarısız olmuş ve eterin olmadığını kanıtlamış oldu demiştik ilgili girdi #502757
bu deneyde ışığın hangi yönde gidiyor oluşu ya da dünyanın hareketi , hiçbir koşulda ışığın hareketini etkilemiyordu…
michelson-morley bir suser olsaydı ‘’ eteri aradık ama bulamadık’’ diye bir girdi yazsaydı …einstein kesinlikle bu girdiyi beğenirdi…çünkü eistein’in 1905’te yazdığı makalesini destekleyeceği harika bir argüman vermiş oluyordu bu deney…
albert einstein , özel görelilik teorisinin esaslarını ilk defa 1905 yılında annalen der physik adlı dergide yayınladığı “zur elektrodynamik bewegter körper” (hareket eden cisimlerin elektrodinamiği üzerine) başlıklı makalesiyle açıklamıştır.
albert einstein in özel görelilik teorisi iki postüladan oluşur…
1- görelilik ilkesi : fizik yasaları bütün eylemsiz referans sistemleri için aynıdır…
2- gözlemcinin veya ışık kaynağının hızından bağımsız olma koşuluyla ; ışığın hızı bütün eylemsiz referans sistemlerindeki yayılma hızı sabittir. c
birinci postüla anlatmak istediği şey; mekanik, elektrik, termodinamik fark etmeksizin sabit hızla hareket eden bütün referans sistemlerinde aynıdır…
birinci postüla , ikinci postülayı meydana getiriyor…ışık hızı bütün eylemsiz referans sistemleri için aynı olmasaydı eylemsiz referans sistemleri için farklı hız ölçümleri bulacaktık… bu da birinci postülaya göre imkansızdır…
özel görelilik bir ön kabuldür değerli arkadaşlar… einstein bunu yayımladığında yer yerinden oynamış… newtoncular tarafından neredeyse taşlanmıştır einstein… ama zaman içerisinde ortaya koyduğu teoriler denenmiş ve denenmeye de devam etmektedir…bu nedenle teori zaman içerisinde uygulanan deneylerle uyum göstermektedir…
tabi bu teorinin bazı sonuçları var… bir nesne ne kadar ışık hızına yaklaşırsa zaman ve uzay deforme olur… ışık hızına yaklaşan bir cisim giderek ağırlaşır, boyu kısalır veya zamanı yavaşlar…
sonuçları biraz açacak olursak;
-------------
üç boyut ve zamandan oluşan dört boyutta, hız mesafenin zamana bölümü değimlidir?
v=x/t
o halde hızı sabit tutmak ; belli bir limiti ( c) aştırmamak için ; mesafeyi kısaltmalı, ya da zamanı yavaşlatmak gerekmiyor mu?
bunu biraz düşünün :))
-------------
zamanın ağırlaşması 1971 de dünyanın çevresini iki kez dolanan bir uçak sayesinde denenmiştir efem. ikisi batı, ikisi doğuya olan uçağın 4 tarifesine, ayrı 4 atom saati konulmuş ve yerdekine göre saatlerin saliseler ölçeğinde de olsa geri kaldığını ispatlamıştır..
------------
kütle işine bakacak olursak;
ışık hızı duvarını aşmaya yaklaştıkça, kütle büyür… e=mc2 formülünde göreceğimiz gibi ışık hızında ilerleyen bir nesnenin kütlesi sonsuz olacaktır….
ee kütlesi olan bir şey ışık hızına ulaşamaz ki?
dolayısıyla hız artıkça kütle artacak ; kütle artınca da ivmelenme zorlaşacaktır
------------
tüm muhabbetin özü şudur ; madde ve enerji aynı şeydir…
bu deneyde ışığın hangi yönde gidiyor oluşu ya da dünyanın hareketi , hiçbir koşulda ışığın hareketini etkilemiyordu…
michelson-morley bir suser olsaydı ‘’ eteri aradık ama bulamadık’’ diye bir girdi yazsaydı …einstein kesinlikle bu girdiyi beğenirdi…çünkü eistein’in 1905’te yazdığı makalesini destekleyeceği harika bir argüman vermiş oluyordu bu deney…
albert einstein , özel görelilik teorisinin esaslarını ilk defa 1905 yılında annalen der physik adlı dergide yayınladığı “zur elektrodynamik bewegter körper” (hareket eden cisimlerin elektrodinamiği üzerine) başlıklı makalesiyle açıklamıştır.
albert einstein in özel görelilik teorisi iki postüladan oluşur…
1- görelilik ilkesi : fizik yasaları bütün eylemsiz referans sistemleri için aynıdır…
2- gözlemcinin veya ışık kaynağının hızından bağımsız olma koşuluyla ; ışığın hızı bütün eylemsiz referans sistemlerindeki yayılma hızı sabittir. c
birinci postüla anlatmak istediği şey; mekanik, elektrik, termodinamik fark etmeksizin sabit hızla hareket eden bütün referans sistemlerinde aynıdır…
birinci postüla , ikinci postülayı meydana getiriyor…ışık hızı bütün eylemsiz referans sistemleri için aynı olmasaydı eylemsiz referans sistemleri için farklı hız ölçümleri bulacaktık… bu da birinci postülaya göre imkansızdır…
özel görelilik bir ön kabuldür değerli arkadaşlar… einstein bunu yayımladığında yer yerinden oynamış… newtoncular tarafından neredeyse taşlanmıştır einstein… ama zaman içerisinde ortaya koyduğu teoriler denenmiş ve denenmeye de devam etmektedir…bu nedenle teori zaman içerisinde uygulanan deneylerle uyum göstermektedir…
tabi bu teorinin bazı sonuçları var… bir nesne ne kadar ışık hızına yaklaşırsa zaman ve uzay deforme olur… ışık hızına yaklaşan bir cisim giderek ağırlaşır, boyu kısalır veya zamanı yavaşlar…
sonuçları biraz açacak olursak;
-------------
üç boyut ve zamandan oluşan dört boyutta, hız mesafenin zamana bölümü değimlidir?
v=x/t
o halde hızı sabit tutmak ; belli bir limiti ( c) aştırmamak için ; mesafeyi kısaltmalı, ya da zamanı yavaşlatmak gerekmiyor mu?
bunu biraz düşünün :))
-------------
zamanın ağırlaşması 1971 de dünyanın çevresini iki kez dolanan bir uçak sayesinde denenmiştir efem. ikisi batı, ikisi doğuya olan uçağın 4 tarifesine, ayrı 4 atom saati konulmuş ve yerdekine göre saatlerin saliseler ölçeğinde de olsa geri kaldığını ispatlamıştır..
------------
kütle işine bakacak olursak;
ışık hızı duvarını aşmaya yaklaştıkça, kütle büyür… e=mc2 formülünde göreceğimiz gibi ışık hızında ilerleyen bir nesnenin kütlesi sonsuz olacaktır….
ee kütlesi olan bir şey ışık hızına ulaşamaz ki?
dolayısıyla hız artıkça kütle artacak ; kütle artınca da ivmelenme zorlaşacaktır
------------
tüm muhabbetin özü şudur ; madde ve enerji aynı şeydir…
devamını gör...
1. geleneksel normal sözlük yazarları buluşması
geleneksel olması için üzerinden zaman geçmesi gerektiğini bilmeyen yazar beyanı.
devamını gör...
normal sözlük'teki yoksulluk sınırı
166 puanlı bir yazarın gözünden mahallemizin sosyo-ekonomik görünümü şöyle;
karma puana göre;
0-500 : yokluk sınırı
internet çöplüğunden avatar ayıklar, kafa store a girip çıktığında, sanki arkadan güvenlik gelip ceplerini arayacakmış gibi tedirgindir.
500-1500: yoksulluk sınırı
alım gücü çok düşük olduğundan almadan önce kırk kez düşünür, aldıktan sonra da gözü hep almadıklarında kalmıştır.
1500-3000: orta sınıf
iki gruba ayrılır: 1- yoksulluk günlerinden intikam alırcasına harcayıp yeniden yoksul olanlar 2- elit olmak için yoksulmuşcasına hiç harcamayanlar.
3000-5000: elitler
en pahalısını almaktan hiç çekinmezler, artık karma puanın nasıl kazanıldığını çözmüşlerdir.
+5000 : zevkleri için yaşayanlar
sanki senin puanın ne kadar azsa, bunların puanı o kadar artıyor, sen ne kadar zorlanıyorsan, bunlar o kadar eğleniyomuş gibidir. sanki havuz başındaki partilerine seni de davet edip sana hep birlikte güleceklermiştir.
karma puana göre;
0-500 : yokluk sınırı
internet çöplüğunden avatar ayıklar, kafa store a girip çıktığında, sanki arkadan güvenlik gelip ceplerini arayacakmış gibi tedirgindir.
500-1500: yoksulluk sınırı
alım gücü çok düşük olduğundan almadan önce kırk kez düşünür, aldıktan sonra da gözü hep almadıklarında kalmıştır.
1500-3000: orta sınıf
iki gruba ayrılır: 1- yoksulluk günlerinden intikam alırcasına harcayıp yeniden yoksul olanlar 2- elit olmak için yoksulmuşcasına hiç harcamayanlar.
3000-5000: elitler
en pahalısını almaktan hiç çekinmezler, artık karma puanın nasıl kazanıldığını çözmüşlerdir.
+5000 : zevkleri için yaşayanlar
sanki senin puanın ne kadar azsa, bunların puanı o kadar artıyor, sen ne kadar zorlanıyorsan, bunlar o kadar eğleniyomuş gibidir. sanki havuz başındaki partilerine seni de davet edip sana hep birlikte güleceklermiştir.
devamını gör...
her şeyden sıkılmış olmak
karamsar bir dönemden geçmektir. sürekli ama sürekli olumsuzlukla çevrelenmiş bir hayatın içinde dönüp durmaktır.
bunalmış olmak ve hayattan tat alamama durumudur.
değişen ve gelişen dünya yüzünden insanların büyük bir çoğunluğu her şeyden sıkılmış bir halde yaşıyorlar ve haklılar.
bunalmış olmak ve hayattan tat alamama durumudur.
değişen ve gelişen dünya yüzünden insanların büyük bir çoğunluğu her şeyden sıkılmış bir halde yaşıyorlar ve haklılar.
devamını gör...
hubble yasası
kozmolojide, uzak galaksilerin, uzaklıklarıyla doğru orantılı hızlarla, bizim bulunduğumuz yerden, yani samanyolu galaksisi'nden uzaklaştığını söyleyen yasa. bu keşif sayesinde, evrenin genişlediği bilgisine ulaşıldı.
her ne kadar edwin hubble tarafından tanımlandığı dile getirilip onun adıyla anılsa da, hubble'dan daha önce georges lemaitre tarafından keşfedilmiştir. bu nedenle hubble - lemaitre yasası olarak da bilinir.
her ne kadar edwin hubble tarafından tanımlandığı dile getirilip onun adıyla anılsa da, hubble'dan daha önce georges lemaitre tarafından keşfedilmiştir. bu nedenle hubble - lemaitre yasası olarak da bilinir.
devamını gör...
galip tekin
korku, nefret, aşk, cinayet ne kadar olumsuz öğe varsa hikayelerinde işliyor. çizgiler iyice korkunç ve karamsardır. bazıları onu deli olarak nitelendirilse de hayranları onun gayet aklı başında olduğunu bilir.ben de kendisini televizyonda yayınlanan acayip hikayeler serüveniyle öğrenmiştim geç bir tanışmışlık olsada kafasını çok sevdiğim karikatüristtir.
devamını gör...