15 kez ceza yiyen kadının pişkinliği
(bkz: ülkede aptal insan artışı)
devamını gör...
ağzının ortasına kürekle vurulası insan
dışarıda yürürken yere lap diye tüküren insan.
bazen yaşlı amcalar yapıyor onları kapsamıyor bu tanımım.
çünkü azıcık ömürleri kalmış yaşasınlar kürekle vurursak aceleye gelir.
bazen yaşlı amcalar yapıyor onları kapsamıyor bu tanımım.
çünkü azıcık ömürleri kalmış yaşasınlar kürekle vurursak aceleye gelir.
devamını gör...
türkiye'de feminizm
kelimelere gereğinden fazla anlam yüklemek yerine zihinlerde yer edinen düşüncelere bir anlam yüklemek gerektiğini düşünüyorum. feminizm başlığı altında fazla yanlış düşüncelerin yer edindiği doğru fakat feminizm'e fazlasıyla ön yargının olduğu da bir gerçek. önce feminizm'in asıl anlamına bakmak gerekiyor, feminizm erkek düşmanlığı kesinlikle değildir! feminizm çatısı altında ne yazık ki erkek düşmanlığı yapacak derecede olanlar vardır ama her feminist erkek düşmanıdır demek erkek düşmanlığı yapmak kadar tehlikelidir.
feminizm, kadın ile erkeğin eşit haklarda olması gerektiğini vurgular ve bunun için çabalar. eğer bir kadın sırf cinsiyetinden dolayı işinde hak ettiği yere gelemiyorsa veya gelmek için erkeklerden daha fazla çabalıyorsa, ve geldiğinde de ''şunun sevgilisiydi zaten onun için yükseldi'' deniliyorsa, bu herkesin kabul etmek zorunda olduğu bir haksızlık ve eşitsizliktir. bu en basit örneğiydi, dünyada daha binlerce örneği mevcut. feministler de bunun olmaması gerektiğini savunuyor fakat bence bir eşitsizliğe karşı gelmek için feminist olmaya da gerek yok, adalet duygusu olup gerçek manasıyla düşünebilen insanlar zaten bu eşitsizliğin olmaması gerektiğini fark eder.
feminizm, kadın ile erkeğin eşit haklarda olması gerektiğini vurgular ve bunun için çabalar. eğer bir kadın sırf cinsiyetinden dolayı işinde hak ettiği yere gelemiyorsa veya gelmek için erkeklerden daha fazla çabalıyorsa, ve geldiğinde de ''şunun sevgilisiydi zaten onun için yükseldi'' deniliyorsa, bu herkesin kabul etmek zorunda olduğu bir haksızlık ve eşitsizliktir. bu en basit örneğiydi, dünyada daha binlerce örneği mevcut. feministler de bunun olmaması gerektiğini savunuyor fakat bence bir eşitsizliğe karşı gelmek için feminist olmaya da gerek yok, adalet duygusu olup gerçek manasıyla düşünebilen insanlar zaten bu eşitsizliğin olmaması gerektiğini fark eder.
devamını gör...
vejetaryen olmayıp et sevmemek
halk tarafından bu yaşına kadar nasıl geldi acaba sorusuna sıkça maruz bırakılmış, ağzının tadını bilmiyo diye yadırganmış ve bolca ben sana bi yapıyım bak nasıl seversinlerle darlanan gariban insan tipi. örnek: çeyrek_müh
devamını gör...
nick değiştirme
önceden kim olduğunuzun da belirtilmesi gereken eylem. çok yoruluyorum bu yazar kimdi diye düşünmekten.
devamını gör...
şeyma subaşı'nın sevgilisinin uçak kapatması
firavun bile mısırdan böyle faydalanmamıştır.
devamını gör...
meraklısı için öyle bir hikaye
savaş dinçel'in sait faik abasıyanık'ın öykülerinden, ve anılarından yola çıkarak yazdığı tiyatro oyunu.
iki perde olup tek kişilik bu oyunun kahramanı sait faik'tir. sait faik bu oyunda izleyicileri burgaz adası'ndan başlayarak karaköy, fatih, beyoğlu, taksim, haliç gibi istanbul semtlerini gezdirir ve her semtte öykülerinin kahramanlarıyla karşılaşır.
oyun ilk kez dinçel tarafından, macit koper rejisi ile 1993 yılında istanbul şehir tiyatroları'nda sergilendi.
oyun online olarak 1 mayıs 18:00’de trt2 ekranlarından yayınlanacaktır. kaçırılmayacak bir tiyatro oyunu.
iki perde olup tek kişilik bu oyunun kahramanı sait faik'tir. sait faik bu oyunda izleyicileri burgaz adası'ndan başlayarak karaköy, fatih, beyoğlu, taksim, haliç gibi istanbul semtlerini gezdirir ve her semtte öykülerinin kahramanlarıyla karşılaşır.
oyun ilk kez dinçel tarafından, macit koper rejisi ile 1993 yılında istanbul şehir tiyatroları'nda sergilendi.
oyun online olarak 1 mayıs 18:00’de trt2 ekranlarından yayınlanacaktır. kaçırılmayacak bir tiyatro oyunu.
devamını gör...
yanlış telaffuz etmekten hoşlanılan kelimeler
devamını gör...
tüketim psikolojisi
tüketim psikolojisini anlayabilmek için tüketim davranışına bakmak gerekir.
tüketim çılgınlığının yani aşırı tüketim davranışının sebebi bireylerin bencilliği ya da bitmek bilmeyen tüketim isteği değildir. bireyleri incelerken buna dikkat etmek gerekir.
''fazla tüketildiği için mi fazla üretiliyor yoksa fazla üretildiği için mi fazla tüketiliyor,'' hala bir tartışma konusudur lakin kapitalizm denen, bireyin iç dünyasını bilen bir canavar olduğu da su götürmez bir gerçektir. zaten birçok propaganda ustası ve ürünlerini pazarlamak isteyenler freud'dan, bireyin iç dünyasını anlayabilmek için yararlanmış, onun kitaplarını okumuştur.
sigmund freud'un ''bilinç dışı'' kavramı burada da karşımıza çıkar. freud, unutmaların, dil sürçmelerinin, kazaların ve rüyaların tesadüf olmadığını dile getirir. bunlar içimizdeki arzu, nefret gibi duyguların ortaya çıkmasına olanak sağlar. tüketim de öyledir. ''diğer insanların gözündeki ben''i değiştirmek ister tüketici. reklamlar da buna oynar zaten.
reklamlar öyle bir oyun oynar ki, asla sınırını bilmez. ürünü pazarlamak için cinsiyetçilik yapar. kadını bir dondurma reklamına ya da araba reklamına koyuverir. arabanın özelliklerini sıralayan bir reklamdan ziyade kadınların olduğu bir araba reklamındaki arabanın satılması daha kolaydır. çünkü tüketme davranışı hislerle olur ve bilinçdışına hitap eder. bilinç dışına hitap eden ürünün alınması daha kolaydır. gerçi sadece kadınlar değil, bir bisküviyi neden kolları kaslı ve yarı çıplak bir erkek yapar ki mesela? bisküvi yapımı ile kaslı vücut birbiriyle tamamı ile alakasızdır.
tüketimi bir ''anlam'' aracı olarak gören de vardır. mesela hafta sonu ikea gezmek bir anlam mıdır?
fight club (film)'da da bahsedildiği gibi, eşyaya sahip oluyoruz derken onun bize sahip olması hayatın anlamı olabilir mi?
bir de şey var mesela ''ölmeden önce görülecek 10 yer'' ya da ''ölmeden önce yapılacak 10 şey'' listeleri. 10 yer değil 1000 yer de görsen hayatın anlamına ulaşamazsın oysa. hayatın anlamı, insan ilişkilerinde gizlidir bir bakıma.
tüketim çılgınlığının yani aşırı tüketim davranışının sebebi bireylerin bencilliği ya da bitmek bilmeyen tüketim isteği değildir. bireyleri incelerken buna dikkat etmek gerekir.
''fazla tüketildiği için mi fazla üretiliyor yoksa fazla üretildiği için mi fazla tüketiliyor,'' hala bir tartışma konusudur lakin kapitalizm denen, bireyin iç dünyasını bilen bir canavar olduğu da su götürmez bir gerçektir. zaten birçok propaganda ustası ve ürünlerini pazarlamak isteyenler freud'dan, bireyin iç dünyasını anlayabilmek için yararlanmış, onun kitaplarını okumuştur.
sigmund freud'un ''bilinç dışı'' kavramı burada da karşımıza çıkar. freud, unutmaların, dil sürçmelerinin, kazaların ve rüyaların tesadüf olmadığını dile getirir. bunlar içimizdeki arzu, nefret gibi duyguların ortaya çıkmasına olanak sağlar. tüketim de öyledir. ''diğer insanların gözündeki ben''i değiştirmek ister tüketici. reklamlar da buna oynar zaten.
reklamlar öyle bir oyun oynar ki, asla sınırını bilmez. ürünü pazarlamak için cinsiyetçilik yapar. kadını bir dondurma reklamına ya da araba reklamına koyuverir. arabanın özelliklerini sıralayan bir reklamdan ziyade kadınların olduğu bir araba reklamındaki arabanın satılması daha kolaydır. çünkü tüketme davranışı hislerle olur ve bilinçdışına hitap eder. bilinç dışına hitap eden ürünün alınması daha kolaydır. gerçi sadece kadınlar değil, bir bisküviyi neden kolları kaslı ve yarı çıplak bir erkek yapar ki mesela? bisküvi yapımı ile kaslı vücut birbiriyle tamamı ile alakasızdır.
tüketimi bir ''anlam'' aracı olarak gören de vardır. mesela hafta sonu ikea gezmek bir anlam mıdır?
fight club (film)'da da bahsedildiği gibi, eşyaya sahip oluyoruz derken onun bize sahip olması hayatın anlamı olabilir mi?
bir de şey var mesela ''ölmeden önce görülecek 10 yer'' ya da ''ölmeden önce yapılacak 10 şey'' listeleri. 10 yer değil 1000 yer de görsen hayatın anlamına ulaşamazsın oysa. hayatın anlamı, insan ilişkilerinde gizlidir bir bakıma.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
b grubu
hobaaa3434--> xxxyzzxxx vs 4-3-3 oynatan aykut--> 433oynatanaykut
1. maç 381/ 145
2. maç 391/ 197
tebrikler hobaaa3434--> xxxyzzxxx şans seninle olsun!
hobaaa3434--> xxxyzzxxx vs 4-3-3 oynatan aykut--> 433oynatanaykut
1. maç 381/ 145
2. maç 391/ 197
tebrikler hobaaa3434--> xxxyzzxxx şans seninle olsun!
devamını gör...
90'lı yıllara dair akılda kalanlar
street fighter 2,bizimkiler,yazlıkçılar, tutti frutti,colpo grosso,olacak o kadar, gözcü gazetesi, jetonlu telefon kulübeleri, kupon biriktirme, ödüllü tv yarışmaları,hbb, kanal 6,süper baba,mahallenin muhtarları, hugo vs...
devamını gör...
pieter bruegel the elder
flaman rönenans ressamı. "the elder" * türkçeye baba olarak çevrilmiş lakabının sebebi aynı isimle yine ressam bir oğlu olması (bkz: pieter brueghel the younger).
genre painting denen bir konu üzerinde yoğunlaşmış resim türünün öncülerindendir. konusu ise köylüler ve manzaradır.
rönesans döneminin köy hayatını resmeden ilk ressamı olmuştur. köylü düğünlerini, karnavallarını deneyimleyebilmek için zaman zaman köylü kılığına girer gelin ve damadın akrabasıymış gibi davranırmış. onun eserlerine kadar resimlerde köylülere yer verilse bile onları aşağılayacak ya da komik duruma düşürecek şekilde yer verilmişti, bruegel ise köylüleri oldukları gibi resmetti.
ayrıntılı ve gerçekçi resimleri belçika tarihçileri için önemli bir kaynak olmuştur. 16. yy günlük yaşantısına ışık tutan önemli bir belge niteliğindedir hepsi.
ilk eserleri bir sürü küçük figürün olduğu bir sahneyi uzaktan resmetmiş şekilde olsa da son eserlerinde büyük bir ya da birkaç figür içermekte. bunun sebebinin zamanla daha çok ayrıntıyı öğrendiği için her birini göstermek istemesi olduğunu düşünüyorum.
the blue cloak tablosu ile ilgili tek tabloda 112 atasözü: pieter bruegel bu başlığa bakmanızı da öneririm.
küçük bir bilgi: bruegel ismi aslında brueghel'dir. pieter'ın oğulları bu h harfini atmadan kariyerlerine devam etmiştir. oğullarının ikisi de başarılı ressamlar olmuştur. the younger babasının işlerini kopyalayarak ticari anlamda başarı elde etmiştir. diğer oğlu jan brueghel the elder ise daha yaratıcı davranmıştır ve flaman barok stiline geçişte önemli bir ressam olmuştur. peter paul rubens gibi isimlerle çalışmıştır.
otoportre
children's games
hunters in the snow
the peasant and birdnester
genre painting denen bir konu üzerinde yoğunlaşmış resim türünün öncülerindendir. konusu ise köylüler ve manzaradır.
rönesans döneminin köy hayatını resmeden ilk ressamı olmuştur. köylü düğünlerini, karnavallarını deneyimleyebilmek için zaman zaman köylü kılığına girer gelin ve damadın akrabasıymış gibi davranırmış. onun eserlerine kadar resimlerde köylülere yer verilse bile onları aşağılayacak ya da komik duruma düşürecek şekilde yer verilmişti, bruegel ise köylüleri oldukları gibi resmetti.
ayrıntılı ve gerçekçi resimleri belçika tarihçileri için önemli bir kaynak olmuştur. 16. yy günlük yaşantısına ışık tutan önemli bir belge niteliğindedir hepsi.
ilk eserleri bir sürü küçük figürün olduğu bir sahneyi uzaktan resmetmiş şekilde olsa da son eserlerinde büyük bir ya da birkaç figür içermekte. bunun sebebinin zamanla daha çok ayrıntıyı öğrendiği için her birini göstermek istemesi olduğunu düşünüyorum.
the blue cloak tablosu ile ilgili tek tabloda 112 atasözü: pieter bruegel bu başlığa bakmanızı da öneririm.
küçük bir bilgi: bruegel ismi aslında brueghel'dir. pieter'ın oğulları bu h harfini atmadan kariyerlerine devam etmiştir. oğullarının ikisi de başarılı ressamlar olmuştur. the younger babasının işlerini kopyalayarak ticari anlamda başarı elde etmiştir. diğer oğlu jan brueghel the elder ise daha yaratıcı davranmıştır ve flaman barok stiline geçişte önemli bir ressam olmuştur. peter paul rubens gibi isimlerle çalışmıştır.
otoportre
children's games
hunters in the snow
the peasant and birdnester
devamını gör...
değersizlik hissi
o kadar yorgunum ki ne birşey düşünecek halim var nede daha fazla kırgınlık taşıyacak halim var. ağlamak istiyorum saatlerce ama izin vermiyorlar. gitmek istiyorum ama icimdeki şeylerden kaçabilecek miyim bilmiyorum. meşgul olmaya çalışıyorum, hızlı hızlı yürüyorum, son ses muzik dinliyorum ama icimdeki çığlıkları susturmaya gücüm yetmiyor. halden anlayan yorgunluğumu görebilen insanlara o kadar ihtiyacım varki... sevilmeye özellikle. ama değersiz hissediyorum kendimi
devamını gör...
ailesiyle yaşayanların yapamayacakları şeyler
nereye gideceğini ve kimlerle beraber gideceğini söylemeden çıkmak
devamını gör...
kitapların arka kapağı
kitap almadan önce hep okuduğum bölümdür. olay örgüsü hakkında bilgi edinmek ve ilgimi çekip çekmediğini öğrenmek için okurum. bu beni heyecanlandırıyor. hiçbir fikrimin olmadığı bir kitabı okumayı sevmiyorum. mesela olasılıksız kitabının arka kapağındaki yazıyı okuduğumda kitap resmen beni kendine çekmişti. diğer okuduğum kitaplar için de aynı şey geçerli. ayrıca arka kapakta yazılan yazıyı hazırlamak da büyük iş. kitaptaki sürprizlerden veya önemli olaylardan bahsetmeden sadece ucundan kıyısından merak uyandıracak bir şekilde değinerek hazırlamak bence beceri ister. burdan usta bir şekilde kitapların arka kapağını tasarlayıp hazırlayan yazarlara selam olsun.
devamını gör...
yazarların efsane cimrilik hikayeleri
yazlıktaydık amcam, amcamın çocukları ve ben oturuyorduk sahilde ve amcam çocuklara dondurma almıştı, bana almamıştı öyle izlemiştim, çocuktum. şu an amcamla görüşmüyoruz.
devamını gör...
el âlem ne der
el alem değil elli alem de konuşsa ; ben kendimden eminsem el alkışlar, alem izler.
devamını gör...
cezmi ersöz
türk yazar, şair. kabataş erkek lisesi’nden mezun olduktan sonra istanbul üniversitesi siyasal bilimler fakültesi’nde siyaset ve kamu yönetimi bölümü’nü bitirdi. yazın dünyasına yayımlanan şiir ve eleştirileriyle girdi. reklam yazarlığı ve gazetecilik yaptı.
/

"ne zaman gözlerinin içine baksam biliyorum, ikimizi de aşar, o kapının ardındaki masal."
/
"ne zaman gözlerinin içine baksam biliyorum, ikimizi de aşar, o kapının ardındaki masal."
devamını gör...
beşiktaş
acayip bir çekim etkisine sahip takım. bir kere bağlandıysan, bir daha kopamıyorsun. zaten kopmak da istemiyorsun.
devamını gör...
sevdalinka
sevda şarkıları anlamına gelir.
devamını gör...