içimizdeki sapıklar yetmedi, dışarıdan da sapık alıyoruz ülkemize! mültecilerin çoğalması, her yerde rahatça ikamet etmeleri ileride büyük sorunlar doğuracak. burada doğan bebekler ileride ne olacak? aralarında çeteleşecekler, saldırganlaşacaklar bunun nasıl önüne geçilecek? plansız bir şekilde alınan mülteciler ileriki zamanlarda nüfus olarak nasıl bir etki gösterecek?
bunlar daha iyi günlerimiz.
devamını gör...

çocukluğunda köyün çocuklara sunduğu tüm coşkuyu kaçırmış kişilerdir. köyde yaşamadım, fakat çocukken tatillerde biriktirdiğim anılarım var, hayatımın en güzel anları olarak saklıyorum onları hafızamda.
kuzularla koşturduğum, buzağıların, sıpaların en minik en güzel halleriyle kalbimi coşturan zamanlardı. kendime en yakın bulduğum kuzuyu diğer yaz göremeyince çok ağlamıştım. o artık bir koyun olmuştu ve bu benim için kuzumu kaybettiğim anlamına geliyordu. ilk hayalkırıklığımdı sanırım. * kazlarla ve arılarla aram hiç bir zaman iyi olmadı.
pınarın başında oynardık en güzel oyunlarımızı köyün çocuklarıyla.
elma, erik ağaçları yuvamdı. evin bahçesindeki duvara tırmanır korukların tadını çıkarırdım. hiç ağaçtan düşmedim fakat damdan düştüm bir kere. "bana damdan düşeni getirin" *
sıkılırsam ya da birine kızmışsam alıp başımı tepelere koşardım, rüzgarlarla yarışırdım. en özgür hissettiğim anlardı. bir daha hiç öyle hissedemedim. bu yüzden çok değerli bu anılar benim için.
köyde yaşamadım dedim ama en güzelini yaşamışım aslında. *
devamını gör...

çok özür dileyerek ;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1995'te albert einstein'nin annalen der physik dergisinde ilk defa bir makale ile halka teorisini açmıştır. einstein'e göre zamanda dahil herşey göreceliydi (değişken) . zaman, mekan ve hareket birbirine bağlı olgulardır. einstein'nin görelilik(izafiyet) teorisi ile galileo' nun işığın hızının her zaman aynı ölçülceği teorisi ile uyuşuyordu. ama newton'nun mutlak uzay-zaman teorisi(zaman her yerde aynıdır) ile birbirine uyuşmamaktadır.

bunu daha kolay anlamanın yönü ;albert einstein’nin e=m² formülü. enerji = kütle x (ışık hızının karesi) olarak da tanımlayabileceğimiz formül, zamanın ne kadar değişken olabileceğini bize gösteriyor. teorinin temeli zamınım kişiye göreceli (değişiklik gösterebileceği) anlatılır.

peki zaman hangi durumlarda görecelik gösterir :
eğer bir ışık hızı sınırına yaklaştığımızda veya kütle çekimine ışık hızı sınırına yaklaştığımızda , zaman kişiler ve maddeler için yavaşlar. hata imkansız olmasaydı eğer ışık hızında hareket etmeyi başarabilseydik, zaman kavramı bizim için yok olmuş olurdu.mesela ışık hızına çok yakın hızlarda seyahat etmeyi başarabilirsek ya da kütle çekim kuvvetinin çok yüksek olduğu bir maddenin, gezegenin veya solucan deliğinin(kara delik) çok yakınında bulunursak , zaman bizim için yavaşlamaya başlar. bu konuya basitçe anlatmak istersek eğer "ikizler pardoksunu" kullanırız.

ikizler paradoksu :
dünyada bulunan tek yumurta ikizi kardeşler vardır. bu iki kardeşten birini uzaya, ışık hızına yakın hızlarda uzayda belirli bir süre boyunca seyahat ettirelim. yada kütle çekimi çok yüksek bir gezegen yada solucan deliğinin yakınlarına bir süre bekletelim. kardeşimizin dünyaya geri döndüğünde, kendisi için zaman daha yavaş aktığı için orta yaşlarda olacaktır. diğer kardeş ise yaşlanmıştır.

not : 1905’ten beridir bilim insanları bu teorinin doğruluğunu test etmek ya da eksik bulmak için deneyler yapmaktadırlar. ama sonuç herzaman einstein’in öngörülerinin doğruluğu üzerinedir.

not : konuyu daha iyi anlamak için interseller filimini izlemenizi öneririm.
devamını gör...

şu,

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evde bulamadığım her eşyam için annemin kullandığı cümle, ‘belki çöpe gitmiştir’. attım da demiyor eşyanın kendi özgür iradesinden bahsediyor.
devamını gör...

"söz ağızdan çıkana kadar senin esirin, ağızdan çıktıktan sonra sen onun esirisin."*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

arkasindan yaktigimiz agitlara dayanamayip, sozluk'teki brutal eksikligini gidermek adina aramiza geri donmus yazar tanesi.

tek tek basaraktan hos gelmis be*.

yok mu soyle karsilikli bi' bogurmemiz ya, hurgeneralim?*

devamını gör...

belirli bir yeri olmayan ama dünyanın her tarafındaki kitapçılarda ve kütüphanelerde kolaylıkla bulunabilecek, insanda edebiyattan soğuma hissi uyandırma olasılığı yüksek olan ancak zamanla bu hissin yerini bu mezarlıktaki biyografilerin katillerine duyulan nefrete bırakan kurgusal mekanlardır.

elias canetti’nin benimle aynı fikirde olduğuna çok sevindiğim cümlesi “ açıklanmış hayatlar hayat değildir”i okuduktan sonra biyografi yazarlarına olan öfkemi, hadi öfke demeyelim de kırgınlığımı içimden atmak için bu tanımı yazmaya karar verdim.

eminim dünyanın bu en heyecan verici, en eğlenceli yazısını okumak için sabırsızlanıyorsunuz. o zaman anlatayım derdimi.

çok sevdiğiniz bir yazarla tanışmak ister misiniz gerçekten? ben istemem. daha önce çok sevdiğim demesem de okumaktan keyif aldığım yazarlardan biri olan murat menteş’le ilgili bir anımı yazmıştım ve bu görüşmeden sonra murat menteş okumayı bıraktığımı da belirtmiştim.

ben bir yazarı sadece yazdıklarıyla kabul etmek ve öyle tanımak isteyen okurlardan biriyim. biyografi yazarları ise bize o yazarlarla ilgili onlarca, yüzlerce, binlerce bilgi vererek yazarla aramızı açmaya çalışmaktadır. ben biyografilerin yazarın hayatına değinse de genellikle özel hayatından çok edebi yönüne odaklanması gerektiğini düşünüyorum.

kafka’nın çizimleri arasındaki pornografik illüstrasyonlar beni kafka’dan soğutmaz elbette ama bunları bulunca mal bulmuş mağribi gibi üzerine atlamak sonra da yayımlayıp “ kafka’yı seviyorsunuz ama bak neler çizmiş!” demek aptallıktan başka bir şey değildir.

bu ayıp birçok başka yazara da yapılmıştır ve edebiyat aracılığıyla tüketilen, sömürülen ve toprak altına gönderilen biyografiler hangi dilde dua edeceğimizi bilmediğimiz mezar taşları ile dolu çok tanrılı bir dinin hüküm sürdüğü bir mezarlığa gönderilirmiştir.

bu konuda bir şeyler yapılması elzemdir. birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu zamanlarda edebiyat dünyası hain biyografi yazarlarının saldırısı altındayken ideolojik fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp sevdiğimiz yazarları koruma zamanıdır.

sizi bilmem ama ben bu yola kefenimi giyip de çıktım. eğer sonum edebiyat aracılığıyla tüketilen biyografiler mezarlığı olacaksa ben bundan ancak onur duyarım.
devamını gör...

gerçek adımla atılmış bir mesaj. adam (bkz: isminin anlamı) başlığından adımı bulmuş. sherlock olsa gerek.
devamını gör...

cemile sen burda durma..
cemile sen git.. *
devamını gör...

beyaz hacı şakir sabunundan sonra terfi ettiğimiz ilk şampuan.
90'lı yılların başındayız. hamam usulü su ısıtma sisteminden elektrikli şofbene terfi etmişiz. annem her pazar akşamı bizi kalıp sabunla yıkıyor. sabun gözlerimizi yakıyor ağlıyoruz, annem ağladığımız için bize kızıyor yine ağlıyoruz. sanırım duygularımı gizlemeye başladığım yıllar...
okulda tülin var. saçları dümdüz ve ipeksi. benim ise bonus reklamına koy oynasın sırıtmaz kadar kıvırcık saçlarım.
ama ben tülin'e başka bir reklamdan aşırma soru soruyorum:
- bu ipeksi saçların sırrı ne*
- tabi ki "ipek şampuan" diyor.
o zamanlar köyümüzün bakkalı olan muhittin amca bu şampuanı çok yeni satışa sunmuş. daha sonra muhittin amcadan ilham alarak kedime "muhittin" ismini koymuştum bilen bilir.
eve gider gitmez anneme bu şampuandan bahsediyorum. "sabun gibi temizlemez, kız o *ok senin saçından arınmaz" diyor ama sonunda şampuanı alıyor. bizim evde bir dönem kapanıyor.
bu şampuan sayesinde saçlarım daha bonus, daha hoyrat ve daha karşı konulamaz olarak * )uzun bir dönem geçiriyorum. ta ki bir gün kendi şampuanımı kendim seçene dek.
devamını gör...

milattan sonra 1997'de adana'da bilge kösebalaban, yiğit vural ve saygın çığşar tarafından kurulmuştur.
aynı araç içinde giderken aracım direğe çarparak kaza yapması sonrası bi sigara yakıp grup ismini bu şekilde kararlaştırmışlar.
hem ingilizce hem de türkçe beste yaparlar.
grup, 2 dili de çarpıştıran bu isimde karar kılmıştır.
arada kafaları kaçmış dağılmışlardır.
milattan sonra 1999'da özgür peştimalci ve bilge kösebalaban tarafından yeniden kurulmuştur.
milenyum sonunda alex tintaru gruba katılmıştır.
2001'de katılmış olduğu (bkz: roxy müzik günleri) nde yapılan yarışmada birinci olmuştur.
sonrası kopuk uçurtma gibi gelmiştir..
devamını gör...

kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime.
geyik dönmüyor.
benim tek şikayetim bu.
ben de biraz sıkıntılı olabilirim gerçi.
bilemedim sözlük.
devamını gör...

eurovision haftasında akıllıca yayın olmuş.bu seneki şarkılar da pek bir keyifliymiş. kim kazanacak acaba? belçika, kıbrıs, litvanya ve türk ezgilerini barındıran şarkısıyla azerbaycan favorim gibi gözüküyor. tabii sahne performansları da çok önemli.
devamını gör...

çıkmasını canı gönülden desteklediğim uygulama olacaktır.
dışarı çıkıyorum, oturup bir bardak çay içecek yer yok.
bir tabak yemek yiyemiyoruz, birisiyle buluşmak için oturacak yer bulamıyoruz.
parklar ve açık alanlarda oturacak yer yok. herkes paket yemek almış, oturup yiyorlar.
dışarıda yürümekten başka yapacak hiç bir şey yok.
dolayısıyla bir an önce kafe restoranlar açılmalı.
binlerce insan boşta geziyor.
koyun kuralı, uygulayın kanunu ama açın !
yeter artık.
devamını gör...

zevkler zevkli olmalı, bu nasıl zevk!?*

engellemek çözüm mü? değil.başka başka hesaplardan numaralardan gelecek olan yine geliyor. ürkütücü ancak engellemek zevkli de çözüm de değil. nereden mi biliyorum..*
devamını gör...

/ yiğidin sevdiği güzel olunca
ömrü ardı sıra sökülür gider
/*
devamını gör...

çoğunluğun aksine sevmediğim hatta nefret ettiğim cips.

oldukça yağlı, ketçap tadından çok yağ tadı geliyor ağzıma.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim