niteliksiz edebiyat
kiminde ağdalı cümleler kimisinde ise iki sözcüğü birleştirip derin anlamlar aktarılıyor havası hakimdir. çay kokulum, demlik gibi sevmek, semaver gibi öpmek benzeri çay konulu ifadeler el üstünde tutulur. genellikle okuduktan sonra kişiye bir katkısı bulunmaz. arabesk bir dil ve her şeye yayılmış dramatize etme çabası bu türün turnusoludur. duygusal bir ağ içinde okuyucuyu sürüklemeye çalışırken kişinin can çekişmesine neden olur. ergenliğimin kısa bir döneminde okumaktan keyif alırdım ancak tek yönlü duygular dışında hiçbir katkıda bulunmadı bu tür bana.
devamını gör...
hannibal
kuzuların sessizliği filminin devamı ve ridley scott’un aynı isimli hanibal romanından uyarlanmış 2001 yapımı psikolojik gerilim filmi.
izlediğimde uzunca bir süre et ve türevlerini yiyememiştim.
izlediğimde uzunca bir süre et ve türevlerini yiyememiştim.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
bilmem kaç günlük karantina şeysi. millet yattığı yerden maaşını alırken benim çalıştığım yerden almam bir miktar üzücü ve yorucu evet.
devamını gör...
golden ticket
charlie’nin çikolata fabrikası'nda willy wonka'nın sınırlı sayıda ürettiği ve bulunduğu taktirde çikolata fabrikasına girmeye, fabrikanın vârisi olmaya hak kazandıran bilet. sadece 5 tane mevcut. 4 çocuk, zengin ailesi sayesinde yüzlerce çikolata satın alarak golden ticket'ı elde etmesine rağmen son bileti charlie isminde bir çocuk, sadece sonuna kadar içinde hiç sönmeyen umudunu barındırarak bulmuştur.
umarım hepimiz bir gün charlie gibi kendi golden ticket'ımızı bulabiliriz.
umarım hepimiz bir gün charlie gibi kendi golden ticket'ımızı bulabiliriz.
devamını gör...
regl kanı bulaşmış elbisesini paylaşan yazar
o da bişey mi, regl kanıyla tablo yapan sanatçılar var onedio linki
buna alışsanız iyi olur. çünkü dünya'da feminizm akımı giderek güçleniyor. dalgalara karşı yüzemezsiniz, tek yapacağınız şey kendinizi dalganın akışına bırakmaktır. çünkü bütün dalgalar kıyıya vurur.
kadınların bir mesajı var: tarih boyunca hep kanlı savaşlar oldu. kan hep şiddetin, çatışmanın, zulmün sembolü oldu. oysa barışı ve doğumu simgeleyen tek kan regl kanı'dır. bu, sizin soyut ideal düşüncelerinizden farklı. bu gerçek.
ne o? gerçeklerle yüzleşmek istemiyor musunuz? kafanızı istediğiniz yere çevirin. kadınlar regl olur. çocuk doğurmak için bu biyolojik bir gerekliliktir. bunu kabullenmekten başka çareniz yok. çünkü mutsuz çocuklar mutsuz toplumlar demektir.
regl kanı politik bir mesajdır. artık barışın sembolü beyaz değildir. artık beyaz yenilginin, mağlubiyetin, yozlaşmanın, yobazlığın sembolü olmuştur. ak olan her şey kirlenecektir, kirlenir.
yüz yıllardır erkeklerin yönetimi altında yaşadık. hanedanlık dönemlerinde ülkelerin en parlak yılları çoğunlukla kadınların iktidarında olmuştur. feminizm erkek düşmanlığı değildir. kadınlara fırsat eşitliği sunulmasıdır. anayasa'da kadın erkek eşit yazsa da uygulamada böyle değil.
atatürk bunu 100 sene önce gördü. "ey kahraman türk kadını sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
bütün dünya atatürk'e niçin hayran biliyor musunuz? o her zaman 100 sene sonrasını görebiliyordu. bunu nasıl yapıyor bilmiyorum ama araştırdığım her konuda her literatürde mutlaka atatürk'ün bir fikri, bir görüşü, bir sözü karşıma çıkıyor. genetik ıslah teknikleri dersindeyim pat atatürk'ün anadolu sığırları ıslahı fikri karşıma çıkıyor. agustus comte okuyorum gene atatürk. kadın hakları araştırıyorum yine atatürk. komünist çin'in kuruluşunu araştırıyorum konu bir şekilde yine atatürk'e geliyor.
feminizm, kadınlara fırsat eşitliği yaratılmasını savunur. reklamlara inanmayın, erkek düşmanı değil kimse. kadınlar erkekleri anlamıyor, erkekler de kadınları. erkek düşmanlığı sorunun kaynağı bu. feminizm politik birşeydir, çükü var diye bir insana kin kusanlar aptal. onu kabul ediyorum. ama her ideolojide kraldan çok kralcı vardır. atatürk bile bu yalaka ve menfaatçi insanlarla çok uğraşmıştır. sanki şimdi durum farklı.
buna alışsanız iyi olur. çünkü dünya'da feminizm akımı giderek güçleniyor. dalgalara karşı yüzemezsiniz, tek yapacağınız şey kendinizi dalganın akışına bırakmaktır. çünkü bütün dalgalar kıyıya vurur.
kadınların bir mesajı var: tarih boyunca hep kanlı savaşlar oldu. kan hep şiddetin, çatışmanın, zulmün sembolü oldu. oysa barışı ve doğumu simgeleyen tek kan regl kanı'dır. bu, sizin soyut ideal düşüncelerinizden farklı. bu gerçek.
ne o? gerçeklerle yüzleşmek istemiyor musunuz? kafanızı istediğiniz yere çevirin. kadınlar regl olur. çocuk doğurmak için bu biyolojik bir gerekliliktir. bunu kabullenmekten başka çareniz yok. çünkü mutsuz çocuklar mutsuz toplumlar demektir.
regl kanı politik bir mesajdır. artık barışın sembolü beyaz değildir. artık beyaz yenilginin, mağlubiyetin, yozlaşmanın, yobazlığın sembolü olmuştur. ak olan her şey kirlenecektir, kirlenir.
yüz yıllardır erkeklerin yönetimi altında yaşadık. hanedanlık dönemlerinde ülkelerin en parlak yılları çoğunlukla kadınların iktidarında olmuştur. feminizm erkek düşmanlığı değildir. kadınlara fırsat eşitliği sunulmasıdır. anayasa'da kadın erkek eşit yazsa da uygulamada böyle değil.
atatürk bunu 100 sene önce gördü. "ey kahraman türk kadını sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
bütün dünya atatürk'e niçin hayran biliyor musunuz? o her zaman 100 sene sonrasını görebiliyordu. bunu nasıl yapıyor bilmiyorum ama araştırdığım her konuda her literatürde mutlaka atatürk'ün bir fikri, bir görüşü, bir sözü karşıma çıkıyor. genetik ıslah teknikleri dersindeyim pat atatürk'ün anadolu sığırları ıslahı fikri karşıma çıkıyor. agustus comte okuyorum gene atatürk. kadın hakları araştırıyorum yine atatürk. komünist çin'in kuruluşunu araştırıyorum konu bir şekilde yine atatürk'e geliyor.
feminizm, kadınlara fırsat eşitliği yaratılmasını savunur. reklamlara inanmayın, erkek düşmanı değil kimse. kadınlar erkekleri anlamıyor, erkekler de kadınları. erkek düşmanlığı sorunun kaynağı bu. feminizm politik birşeydir, çükü var diye bir insana kin kusanlar aptal. onu kabul ediyorum. ama her ideolojide kraldan çok kralcı vardır. atatürk bile bu yalaka ve menfaatçi insanlarla çok uğraşmıştır. sanki şimdi durum farklı.
devamını gör...
buralar değerlenir (yazar)
*az evvel benim de profiline şöyle bir göz attığım yazardır. ne mi gördüm? şarap, üzüm ve şarapla ilgili bir sürü detay bilgi.
ara ara bakarım artık şarap kompetanı bu yazarımızın profiline.
(bkz: buralar değerlenir)*
editto: bu arada bi daha baktım 25 tanımı varmış. 25 defa hoşgelmiş!
ara ara bakarım artık şarap kompetanı bu yazarımızın profiline.
(bkz: buralar değerlenir)*
editto: bu arada bi daha baktım 25 tanımı varmış. 25 defa hoşgelmiş!
devamını gör...
ben üşüyorum deyip sınıfta klimayı açtırmayan kız
klimalı sınıf mı olur diye sorgulamama sebep olan başlık.
devamını gör...
kısa şiirler
uzayacağa benzer,
tutuştuğumuz lades.
işi gücü bırakıp,
mezarlığa nazır,
bir eve taşındım.
ölüm;
sen beni aldatamazsın.
aklımda...
behçet necatigil
tutuştuğumuz lades.
işi gücü bırakıp,
mezarlığa nazır,
bir eve taşındım.
ölüm;
sen beni aldatamazsın.
aklımda...
behçet necatigil
devamını gör...
taze evli bir çifte neden çocuk yapmıyorsunuz diye sormak
evliliğimizin yedinci yılında oldu evladımız. sebebini sorana da yedi yıl boyunca korudum iffetimi dedim kızardı başka soru sormadı.
devamını gör...
27 mart 2021 hamile çocuğun dini nikahlı eşi tarafından öldürülmesi
adı sezen ünlü. 17 yaşında, 5 aylık hamile. imam nikahlı eşi anıl yolum tarafından kıskançlık nedeniyle 16 kez bıçaklanarak öldürüldü.
17 yaşında hamile olmasına mı, imam nikahlı eşi olmasına mı, 16 kez bıçaklanmasına mı hangisine şaşırsam? hangisine üzülsem?
baştan aşağı üzücü.
buradan
17 yaşında hamile olmasına mı, imam nikahlı eşi olmasına mı, 16 kez bıçaklanmasına mı hangisine şaşırsam? hangisine üzülsem?
baştan aşağı üzücü.
buradan
devamını gör...
lou andreas-salome
dünyanın ilk kadın psikanalist olma unvanını taşıyan salome, zürih’te teoloji, felsefe ve sanat tarihi okudu. entelektüel ve akıllı olmasının yanı sıra, narsist ve feminist karakteriyle de bilinen güzel kadın, 1800’lerin 2. yarısında hemen hemen tüm ünlü düşünürleri kendine hayran bıraktı. yakından tanıdığımız, okuduğumuz, bildiğimiz nietzsche, freud ve rilke gibi isimler ona karşı konulamaz bir aşk besledi. (nietzsche’nin sonradan kadınlardan nefret etme sebebi olarak da gösterilir.)
devamını gör...
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası (yazar)
yeni açılan bir başlıkta ikinci tanımların sahibi olması muhtemel, hazır cevap yazar. sözlükteki bazı başlıklara karşı alerjik bir bünyesi olduğu belli ama çok takılmasındır, sözlük hali, yazmaya devam etsindir.
devamını gör...
normal sözlük'ten kız düşmemesi
yanlışlıkla kız diye beni düşürmeye çalışmışlardı.
hatta erkek düşürmeye çalışan erkekler de oldu, o da bana denk geldi.
hatta erkek düşürmeye çalışan erkekler de oldu, o da bana denk geldi.
devamını gör...
kutsallaştırmak
ilk aşaması, sorgusuz biat etmek olan kavram.
2. aşama rab edinmek
3. aşama ibadet etmek/ dua-medet.
mesela; ekmeği yerden alıp, 3 kez öpüp başa götürdükten sonra yüksek bir yere koymak.
dini vecibe gibi addedilir, ve o eylemden sevap kazanılması umulur.. kazanılır mı bilemem.
ama aynı kişi; yerde gördüğü incir ve zeytini umursamaz, görse bile tekmeler. e kuran'da ayet var "vettini vezzeytun"
not: çıkarım yapma ihtimali olanlar, incir ve zeytin de kutsal değil.. hani uyarayım da vebali kalmasın.
2. aşama rab edinmek
3. aşama ibadet etmek/ dua-medet.
mesela; ekmeği yerden alıp, 3 kez öpüp başa götürdükten sonra yüksek bir yere koymak.
dini vecibe gibi addedilir, ve o eylemden sevap kazanılması umulur.. kazanılır mı bilemem.
ama aynı kişi; yerde gördüğü incir ve zeytini umursamaz, görse bile tekmeler. e kuran'da ayet var "vettini vezzeytun"
not: çıkarım yapma ihtimali olanlar, incir ve zeytin de kutsal değil.. hani uyarayım da vebali kalmasın.
devamını gör...
edebiyat dedikoduları
bir dedikodu sayılır mı bilmem ancak ismet özelin turgut uyar hakkındaki şu anekdotu ustaya saygımı perçinledikçe perçinlemiştir.
ilk okuduğumda içimden üç kez şair be diye haykırmıştım.
"ben edebiyat, şiir dünyasına ilk adımlarımı attığım sırada ankara'da idim. hüseyin cöntürk çarşamba akşamları davet ettiği bazı insanları ağırlardı. o akşamlardan birinde turgut uyar ve ben karşı karşıya konuştuk. ben biraz önce söylediğim sözlerin paralelinde bir şeyler söyledim. bir dünyada yaşıyoruz. bu dünyada şairin sözü her şeyden önemli, mesela geçenlerde peru'da bir futbol maçı sırasında halk tribünlerden indi ve kendilerine müdahale etmek isteyen polisleri dövdü. yıl 1964. yani 27 mayıs ihtilalinin üzerinden 4 sene geçmiş geçmemiş. türkiye'de böyle bir şey olması bahis söz konusu değil. polis kelimesinin ne ifade ettiği yaşayanlar için bile tam yerine oturmuş değil. biz o zaman bunu gazete-haber olarak öğreniyoruz. ben dedim ki şairin söylediği şey dünyada olandan daha kıymetli olmalı dünyada bir şeyler oluyor hem o olan şeyi yansıtacaksınız yaşatacaksınız. ama aynı zamanda ortaya bir şiir çıktığına göre başka insanların beslenebileceği bir şey de ortaya koyacaksınız, yani şiir başka türlü nasıl olur? ne yapardın?
peki, dedi turgut uyar yani sen olsan ne yapardın?
valla gayret ederdim ki buna denk düşen bir mısra kurayım, daha sonra mısra ile yüz yüze gelen insanın beslenebileceği bir şey ortaya çıkarayım.
-hayır dedi turgut uyar, böyle olmaz. ne olmuşsa onu söyleyeceksin. ben olsam şöyle söylerim dedi: "peru'da halk polisleri dövüyor. bir de sebep göstereceksin, aşktan."
ilk okuduğumda içimden üç kez şair be diye haykırmıştım.
"ben edebiyat, şiir dünyasına ilk adımlarımı attığım sırada ankara'da idim. hüseyin cöntürk çarşamba akşamları davet ettiği bazı insanları ağırlardı. o akşamlardan birinde turgut uyar ve ben karşı karşıya konuştuk. ben biraz önce söylediğim sözlerin paralelinde bir şeyler söyledim. bir dünyada yaşıyoruz. bu dünyada şairin sözü her şeyden önemli, mesela geçenlerde peru'da bir futbol maçı sırasında halk tribünlerden indi ve kendilerine müdahale etmek isteyen polisleri dövdü. yıl 1964. yani 27 mayıs ihtilalinin üzerinden 4 sene geçmiş geçmemiş. türkiye'de böyle bir şey olması bahis söz konusu değil. polis kelimesinin ne ifade ettiği yaşayanlar için bile tam yerine oturmuş değil. biz o zaman bunu gazete-haber olarak öğreniyoruz. ben dedim ki şairin söylediği şey dünyada olandan daha kıymetli olmalı dünyada bir şeyler oluyor hem o olan şeyi yansıtacaksınız yaşatacaksınız. ama aynı zamanda ortaya bir şiir çıktığına göre başka insanların beslenebileceği bir şey de ortaya koyacaksınız, yani şiir başka türlü nasıl olur? ne yapardın?
peki, dedi turgut uyar yani sen olsan ne yapardın?
valla gayret ederdim ki buna denk düşen bir mısra kurayım, daha sonra mısra ile yüz yüze gelen insanın beslenebileceği bir şey ortaya çıkarayım.
-hayır dedi turgut uyar, böyle olmaz. ne olmuşsa onu söyleyeceksin. ben olsam şöyle söylerim dedi: "peru'da halk polisleri dövüyor. bir de sebep göstereceksin, aşktan."
devamını gör...
algorithm
bir kaç cümle yazmamızı dileyen bir yazarımız. ilk ben başlıyorum o zaman : bir kaç cümle.
devamını gör...
hawthorne deneyi
1924 yılında, çalışanlar üzerinde yapılan ve ortamdaki ışıklandırma, sosyal gruplar, ücretlendirme, mola süreleri gibi birtakım değişkenlerin, çalışanların performansları üzerindeki etkisini araştıran sosyal deney.
western electric firması abd’nin chicago kenti yakınlarındaki hawthorne kasabasında kurulu fabrika binalarında elektrik, telefon, vb. malzemeler üreten bir işletmedir. hawthorne araştırmaları bu fabrikanın tesislerinde ve personeli ile yapılmış tam 8 yıl süren 6 grup deneyden meydana gelir. bu deneyler sırasıyla şu isimle anılırlar:
1. ışıklandırma deneyleri
2. röle montaj odası deneyi
3. ıı. röle montaj odası deneyi
4. mika yarma test odası deneyi
5. mülakat programı
6. seri bağlama odası gözlemleri
bu araştırmalardan ilkinin başına national academy’den charles snow getirilir. ilk araştırma general electric tarafından finanse edilir. diğer 5 araştırma ise elton mayo tarafından yönetilir.
yazının tamamı için link
western electric firması abd’nin chicago kenti yakınlarındaki hawthorne kasabasında kurulu fabrika binalarında elektrik, telefon, vb. malzemeler üreten bir işletmedir. hawthorne araştırmaları bu fabrikanın tesislerinde ve personeli ile yapılmış tam 8 yıl süren 6 grup deneyden meydana gelir. bu deneyler sırasıyla şu isimle anılırlar:
1. ışıklandırma deneyleri
2. röle montaj odası deneyi
3. ıı. röle montaj odası deneyi
4. mika yarma test odası deneyi
5. mülakat programı
6. seri bağlama odası gözlemleri
bu araştırmalardan ilkinin başına national academy’den charles snow getirilir. ilk araştırma general electric tarafından finanse edilir. diğer 5 araştırma ise elton mayo tarafından yönetilir.
yazının tamamı için link
devamını gör...
teyze anne yarısıysa iki teyzenin bir anne etmesi
akrabalık buglarından biridir. iki tane teyzesi olanlar şayet annesi yaşıyorsa iki tane anneye sahip olmuş oluyorlar. süper gerçekten de.
devamını gör...
leyla ile mecnun
fidyeci ismail:
- alo... naaber?
...
- ha... bana bak yemin ediyom eğer oğlunu canlı görmek istiyosan hemen buraya çabuk bin dolar getir.
...
- yanlış söylemişim, özür, iki bin istiyorum...
...
- bir şey diycem hacı... üç bin getirme ihtimalin nasıl?
...
- beş yüz bin dolar getirsene sen buraya, beş yüz bin dolar getirsene sen buraya...
her bölümü güzeldi, hala seyredilir... lakin yalan yok, arda'lı ve orjin leyla'lı bölümleri bir başkaydı
- alo... naaber?
...
- ha... bana bak yemin ediyom eğer oğlunu canlı görmek istiyosan hemen buraya çabuk bin dolar getir.
...
- yanlış söylemişim, özür, iki bin istiyorum...
...
- bir şey diycem hacı... üç bin getirme ihtimalin nasıl?
...
- beş yüz bin dolar getirsene sen buraya, beş yüz bin dolar getirsene sen buraya...
her bölümü güzeldi, hala seyredilir... lakin yalan yok, arda'lı ve orjin leyla'lı bölümleri bir başkaydı
devamını gör...
d vitamini
bu vitamini almak için bütün gün güneşin altında olmak gerekmiyor. günlük 20 dakika civarı el ayaları, dirsek içleri güneş görse yetiyor. kısa kollu bir giysiyle açık havada biraz gezinmek bile yeterli.
eksikliği halsizlik, yorgunluk, kilo verememe, kemiklerde ağrı, güç bulamama, kasların zayıflaması, depresyon, değişken ruh halleri, saç dökülmesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir.
eksikliği halsizlik, yorgunluk, kilo verememe, kemiklerde ağrı, güç bulamama, kasların zayıflaması, depresyon, değişken ruh halleri, saç dökülmesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir.
devamını gör...