türk kahvesi
keyifle içebildiğim ender kahve çeşitlerinden biridir böyle de düz ve halktan biriyim işte
edit:’bir acı kahvenin kırk yıl hatrı vardır’ daki kahve işte bu kahvedir
edit:’bir acı kahvenin kırk yıl hatrı vardır’ daki kahve işte bu kahvedir
devamını gör...
alışmış kudurmuştan beterdir
bizde bazı şeylere alışılmış. bunun gibi bir diğer ünlü söz :
devletin malı deniz yemeyen domuz.
domuzlarla mücadele de kolay değil. allah, uğraşana yardımcı olsun.
devletin malı deniz yemeyen domuz.
domuzlarla mücadele de kolay değil. allah, uğraşana yardımcı olsun.
devamını gör...
engelli biriyle evlenmemek
çocukluğumda aksini düşündüğüm eylemidir.
adı burcu'ydu. annesi oturduğumuz sitenin çocuk parkına getirir salıncakta sallardı. zihinsel engelliydi ve çok farklı bir enerjisi vardı. burcu ve annesiyle karşılaştığımda sokakta top oynuyorsam eğer soluklanma bahanesine durup onu seyrederdim. evdeysem, kimi zaman camdan sarkıp kimi zaman da gizliden gizliye perdenin kenarından onu izlerdim.
çok güzeldi, zihinsel engelini kavrayacak yaştaydım ama sallanırken savrulan saçları, öylesine saf kahkahaları ve inci gibi parlayan dişleriyle büyüsüne kapılıp giderdim. adını öğrendiğim gibi zamanla oturduğu apartmanı bile buldum. tesadüfen de olsa ona sitenin sınırları dışında denk gelmek beni çok sevindirmişti. çünkü her hafta annemle çıktığım pazartesi pazarının kurulduğu cadde üzerinde oturuyorlardı.
annesinin elinden tutup bizim parka sallanmaya geldiğinde, çok sefer deli divane olduğum topun peşinde koşmayı bıraktığımı hatırlıyorum. çünkü onun salıncakta sallanırken mutluluğunu görmek beni herşeyden alıkoyuyordu. balkondan annem seslense ve sevdiğim yemeği pişirdiğini söyleyip beni eve girmem için ikna etmeye çalışsa bile dönüp bakmazdım. güzel yüzlü burcu ve en büyük eğlencesi olan salıncakta sallanmasını izleyip onun mutluluğuna ortak olmak, herkesten gizlediğim tutkum haline gelmişti.
o zamanlar aklım evlilik mevzularına çok etmese de onunla bir hayat kurduğumu hayal ederdim. hayalimde hep mutluydu, gülüyordu ve ben de onun güzel yüzünü görüp huzurla doluyordum. çocuk aklımla bile acaba onu hayatım boyunca böyle güldürebilir miyim diye düşündüğüm, kendimce hayallere daldığım çok olurdu.
aradan çok uzun zaman geçti. aynı muhitte oturmama rağmen çocukluğuma dair unutmadığım bir karakter olan burcu'yu yıllar sonra tekrar gördüm. o ana kadar hiçbir şekilde karşıma çıkmamıştı. onu gördüğüm zaman bir koşu yanına gidip sarılmak istedim ama onun için yabancının tekiydim, hatta yanındaki annesi için de. içimden geldiği gibi ona asla sarılamayacağımı bilmek canımı çok yakmıştı.
askere gitmeden önce, birliğime katılmama 15, 20 gün varken zaman geçsin diye oturduğumuz yere yakın bir kafede garsonluk yaptım. burcu ve annesini en son orada gördüm. sanki onları ilk defa görüyorumuşcasına karşıladım, siparişlerini aldım ve servislerini açtım. annesi pizza istedi. ben de pizzayı çok severim.
belki de 15 yıl geçmişti anne ve kızı ilk gördüğüm günden beri. zaman onu değiştirmişti sanki. çocukluğumda göründüğünden daha durgun, belki biraz daha tedirgin ve huzursuz gibiydi. ya ben? ben de çocukluğumdaki gibi hayat dolu görünüyor muydum acaba dışarıdan? birazdan çok severek yiyeceği pizzasını ona götürürken hissiz gibi olduğumu hatırlıyorum. buz gibi.
ah be burcu. seni son gördüğümde ne hissedeceğimi bilemesem de bir zamanlar seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. çocuk aklı mı derler yoksa çocuk kalbi mi bilmem. salıncakta sallanırkenki mutluluğunu her zaman olmasa da hep hatırlayacağım. bir sonraki yaşamda beraber sallanacağımızdan o kadar eminim ki. hem de en güneşli günlerde yine bizim sitenin parkında. umarım hayat senin için hep mutlu olduğun şekilde, annen için de biraz daha kolay geçmiştir.
adı burcu'ydu. annesi oturduğumuz sitenin çocuk parkına getirir salıncakta sallardı. zihinsel engelliydi ve çok farklı bir enerjisi vardı. burcu ve annesiyle karşılaştığımda sokakta top oynuyorsam eğer soluklanma bahanesine durup onu seyrederdim. evdeysem, kimi zaman camdan sarkıp kimi zaman da gizliden gizliye perdenin kenarından onu izlerdim.
çok güzeldi, zihinsel engelini kavrayacak yaştaydım ama sallanırken savrulan saçları, öylesine saf kahkahaları ve inci gibi parlayan dişleriyle büyüsüne kapılıp giderdim. adını öğrendiğim gibi zamanla oturduğu apartmanı bile buldum. tesadüfen de olsa ona sitenin sınırları dışında denk gelmek beni çok sevindirmişti. çünkü her hafta annemle çıktığım pazartesi pazarının kurulduğu cadde üzerinde oturuyorlardı.
annesinin elinden tutup bizim parka sallanmaya geldiğinde, çok sefer deli divane olduğum topun peşinde koşmayı bıraktığımı hatırlıyorum. çünkü onun salıncakta sallanırken mutluluğunu görmek beni herşeyden alıkoyuyordu. balkondan annem seslense ve sevdiğim yemeği pişirdiğini söyleyip beni eve girmem için ikna etmeye çalışsa bile dönüp bakmazdım. güzel yüzlü burcu ve en büyük eğlencesi olan salıncakta sallanmasını izleyip onun mutluluğuna ortak olmak, herkesten gizlediğim tutkum haline gelmişti.
o zamanlar aklım evlilik mevzularına çok etmese de onunla bir hayat kurduğumu hayal ederdim. hayalimde hep mutluydu, gülüyordu ve ben de onun güzel yüzünü görüp huzurla doluyordum. çocuk aklımla bile acaba onu hayatım boyunca böyle güldürebilir miyim diye düşündüğüm, kendimce hayallere daldığım çok olurdu.
aradan çok uzun zaman geçti. aynı muhitte oturmama rağmen çocukluğuma dair unutmadığım bir karakter olan burcu'yu yıllar sonra tekrar gördüm. o ana kadar hiçbir şekilde karşıma çıkmamıştı. onu gördüğüm zaman bir koşu yanına gidip sarılmak istedim ama onun için yabancının tekiydim, hatta yanındaki annesi için de. içimden geldiği gibi ona asla sarılamayacağımı bilmek canımı çok yakmıştı.
askere gitmeden önce, birliğime katılmama 15, 20 gün varken zaman geçsin diye oturduğumuz yere yakın bir kafede garsonluk yaptım. burcu ve annesini en son orada gördüm. sanki onları ilk defa görüyorumuşcasına karşıladım, siparişlerini aldım ve servislerini açtım. annesi pizza istedi. ben de pizzayı çok severim.
belki de 15 yıl geçmişti anne ve kızı ilk gördüğüm günden beri. zaman onu değiştirmişti sanki. çocukluğumda göründüğünden daha durgun, belki biraz daha tedirgin ve huzursuz gibiydi. ya ben? ben de çocukluğumdaki gibi hayat dolu görünüyor muydum acaba dışarıdan? birazdan çok severek yiyeceği pizzasını ona götürürken hissiz gibi olduğumu hatırlıyorum. buz gibi.
ah be burcu. seni son gördüğümde ne hissedeceğimi bilemesem de bir zamanlar seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. çocuk aklı mı derler yoksa çocuk kalbi mi bilmem. salıncakta sallanırkenki mutluluğunu her zaman olmasa da hep hatırlayacağım. bir sonraki yaşamda beraber sallanacağımızdan o kadar eminim ki. hem de en güneşli günlerde yine bizim sitenin parkında. umarım hayat senin için hep mutlu olduğun şekilde, annen için de biraz daha kolay geçmiştir.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
emekli boomer tayfanın takıldığı bütün kahvehanelerdir.
devamını gör...
güler yüzlü olmak
salak yerine konulmanıza, ciddiye alınmamanıza sebep olan davranış biçimi. insanlara sınırlarını belirtmezseniz sizi bir nesne gibi görürler. güleryüz iyidir ama herkese karşı güleryüzlü olmak iyi değildir. özellikle bizim ülkemizde...
devamını gör...
elden düşme
satışı yapılan yerden değil, daha önce edinmiş olan kimseden ucuza alınan mal.
devamını gör...
8 cm topuklu giyen kapalı kadın
yönetim ekibinin insanları böyle ayrıştırmasını şiddetle kınadığım başlık.
devamını gör...
yine zam gelmesi
zam değildir o, zamcık'tır.
devamını gör...
doların 1 lira olduğu bir güne uyanıldığında yapılacaklar
asgari ücret 400 liraya iner. size yarayacağını mı sanıyorsunuz?
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
inşallah oğlum uyanmamıştır diye dua ediyorum çünkü "hafta içi zaten erken uyanıyorum bari hafta sonu uyuyayım ama bir bakıyorum 6'da uyanmışım, ben erken uyanmak istemiyorum, bu nasıl oluyor anne" diyor. çocuk 10 yaşında hafta sonu erken uyanma lanetini keşfetti ya, dur oğlum daha çok küçüksün, o güzel beynini yorma bu biz büyüklerin modern dünya zırvalarına...
devamını gör...
nazım hikmet ran
bir süre önce hakkında şu anekdotu okuduğum ekmek kadar temiz, su gibi aydın şairimizdir.
"cezaevi denetimine adalet bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. birkaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
- nazım (hikmet) da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir, der. nazım'ı odaya getirirler. müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
- demek nazım hikmet sensin, der.
nazım'a oturması için yer göstermez. kısa bir konuşma sonrası "gidebilirsiniz," der. nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
- ömer hayyam adını duydunuz mu?
der.
müfettiş hemen atılır:
- kim bilmez ki hayyam'ı?
nazım devam eder:
- hayyam zamanında iran hükümdarı kimdi?
diye sorar. müfettiş şaşırır. nazım konuşmasını sürdürür:
- görüyorsunuz, sanatçıyı hatırladınız ama hükümdarı anımsamadınız. yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin adalet bakanını ve sizi kimse anımsamayacak.
der ve çıkar. *
ilgili post
"cezaevi denetimine adalet bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. birkaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
- nazım (hikmet) da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir, der. nazım'ı odaya getirirler. müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
- demek nazım hikmet sensin, der.
nazım'a oturması için yer göstermez. kısa bir konuşma sonrası "gidebilirsiniz," der. nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
- ömer hayyam adını duydunuz mu?
der.
müfettiş hemen atılır:
- kim bilmez ki hayyam'ı?
nazım devam eder:
- hayyam zamanında iran hükümdarı kimdi?
diye sorar. müfettiş şaşırır. nazım konuşmasını sürdürür:
- görüyorsunuz, sanatçıyı hatırladınız ama hükümdarı anımsamadınız. yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin adalet bakanını ve sizi kimse anımsamayacak.
der ve çıkar. *
ilgili post
devamını gör...
etrafımızda olması gereken insan tipleri
pozitif, neşeli, espirili insanlar. gerçekten onlara ihtiyacımız var.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
yoldaş benjamin franklin'in gece baskınları ne anlama geliyor?
evet değerli yazarlar, bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde sözlükte bazı garip olaylar yaşandı. bunlardan en önemlisi daha önce haberini yaptığımız ve sizlere tüm ayrıntılarını aksettirmeye çalıştığımız, dady'nin rehin tutulması mevzusuydu. bizim haberimizden sonra yoldaş kamuoyundan gelen baskılara dayanamayarak, dady'i serbest bıraktı. elbette bunu bağımsız medyanın bir zaferi olarak görüyoruz. ancak bu olayın hemen ardından yaşanmaya başlayan gelişmelerin de endişe verici olduğunun altını çizmek isteriz.
dady'nin serbest bırakılmasını müteakip, yoldaş ilginç bir şekilde yazarların nick altında kol gezmeye ve kendisini göstermeye başladı. her ne kadar söylemleri olumlu ve motive edici olsa da, olayın aslında bu kadar basit olmadığını bilmenizi istiyoruz
kulislerden aldığımız bilgilere göre yoldaş ve ekibi dady olayından sonra iktidarlarının çatırdadığını ve sallantıda olduğunu düşünmeye başlamış. hal böyle olunca, kendilerini sözlükte göstermek adına, bu sözde nick altı gezmelerini düzenleyerek, yazarların hal ve hatırlarını sorma yoluna gitmişler. asıl amacın ise yazarlara göz dağı vermek olduğu söyleniyor. yönetimden adını vermek istemeyen üst düzey bir görevli muhabirimize şu açıklamaları yaptı;
''aslına bakarsanız, bu gece ziyaretleri düşünüldüğü kadar basit bir olay değil. yoldaş ben buradayım, gözüm üzerinizde, ona göre hareket edin, dady'nin başına gelenler bir gün hepinizin başına gelebilir mesajını vermek istedi. biz buna bir nevi aba altından sopa göstermek diyebiliriz. gidişat değişmezse devreye uzun süreli sürgün kararları girebilir.''
açıklamalardan da anlaşıldığı üzerine buzdağının görünmeyen kısmı inanın hepimizi çok tehlikeli bir noktaya doğru sürüklüyor. sözlüğün demokrasi güçlerini yaşanan bu elim gelişmeler karşısında güç birliği yapmaya davet ediyoruz.
kafa sözlük baharı, mellisho ve jön kafacılar üzerine bir değerlendirme
yukarıdaki haberimizde bahsettiğimiz olaylar çerçevesinde sözlükte yaşananları değerlendirmenin faydalı olacağını düşünüyoruz.
yazarların gece vakti evlerinden alınıp metruk binalarda rehin tutulmaları, yine yazarların nick altlarından onlara göz dağı verilmesi suretiyle hizaya çekilmek istenmeleri, yoldaş ve ekibinin istibdat özlemi içerisinde olduğunu gözler önüne seriyor.
hal böyle olunca sözlükteki istibdat karşıtlarının ''jön kafacılar '' teşkilatını kurma girişimi içerisinde oldukları kulağımıza geldi/geliyor.
bu oluşumla ilgili ise ortalıkta dolaşan türlü türlü iddialar var. bunlardan en önemlisi mellisho'nun bu olaylar içerisindeki yeri ve eylemsellik sürecine katkısı üzerine söylenenler. yine adını vermek istemeyen üst düzey bir yöneticiden aldığımız bilgiye göre mellisho'nun mesaj kutusunda ''jön kafacı'' olduğundan şüphelenilen yazarlara gönderilen şöyle bir metin bulunmuş;
başka sözlüklerden geldiler
ellerinde susmak bilmeyen klavyeleriyle
ne kadar diplere bastırılsa
o kadar boğulmak bilmez tanımlarıyla, başlıklarıyla
ağır ağır geldiler...
sonra her gün geldiler artarak geldiler
beğenileri, favorileri ve karma puanlarıyla
nüktedan tanımlar girer gibi geldiler
pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
su gibi ateş gibi
her gün yeni klavyeler eklendi klavyelerine
yeni başlıklarla tanıştı gözleri
her gün yeni kabuklar çatladı
yeni gözler okumaya başladı söylediklerini
bir sözlük oldular sonunda
ve adını değiştirdiler sözlüğün.
yine aldığımız bilgilere göre, bu şiirsel metnin ortaya çıkması ile birlikte, yönetimde büyük bir tedirginlik baş göstermiş ve duruma acil olarak müdahale edilmesi gerektiği konusunda karar birliğine varılmış.
kaynağımızın bu konuda söylediklerini aynen aktarıyoruz.
''o gece hiçbirimizin gözüne uyku girmedi. sözlüğün bir karşı devrim süreci ile karşı karşıya olduğunu düşünüyoruz. bunun içinde bazı önlemler almamız kaçınılmaz oldu. hesap dondurma özelliğini bu yüzden getirdik. böylece elimiz rahatlayacak. yazarlar bu karşı devrimci güruhun sözlükten kendi istekleriyle ayrıldıklarını düşünecekler. bizim uyarılarımıza ve taleplerimize olumlu yaklaşmayan güruha karşı uygulanacak en mantıklı çözüm bu gibi gözüküyordu. aksi taktirde olaylar bizim kontrolümüzden çıkabilir. ve sözlükte kalkışma yaşanabilir. buna kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.''
evet değerli yazarlar, biz sadece objektif ve tarafsız habercilik yapmaya çalışıyoruz. aktardığımız gelişmeleri aklı selim içerisinde değerlendirip, kendinizi ona göre konumlandırmanız faydalı olacaktır.
özgür haber ajansını okudunuz.
evet değerli yazarlar, bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde sözlükte bazı garip olaylar yaşandı. bunlardan en önemlisi daha önce haberini yaptığımız ve sizlere tüm ayrıntılarını aksettirmeye çalıştığımız, dady'nin rehin tutulması mevzusuydu. bizim haberimizden sonra yoldaş kamuoyundan gelen baskılara dayanamayarak, dady'i serbest bıraktı. elbette bunu bağımsız medyanın bir zaferi olarak görüyoruz. ancak bu olayın hemen ardından yaşanmaya başlayan gelişmelerin de endişe verici olduğunun altını çizmek isteriz.
dady'nin serbest bırakılmasını müteakip, yoldaş ilginç bir şekilde yazarların nick altında kol gezmeye ve kendisini göstermeye başladı. her ne kadar söylemleri olumlu ve motive edici olsa da, olayın aslında bu kadar basit olmadığını bilmenizi istiyoruz
kulislerden aldığımız bilgilere göre yoldaş ve ekibi dady olayından sonra iktidarlarının çatırdadığını ve sallantıda olduğunu düşünmeye başlamış. hal böyle olunca, kendilerini sözlükte göstermek adına, bu sözde nick altı gezmelerini düzenleyerek, yazarların hal ve hatırlarını sorma yoluna gitmişler. asıl amacın ise yazarlara göz dağı vermek olduğu söyleniyor. yönetimden adını vermek istemeyen üst düzey bir görevli muhabirimize şu açıklamaları yaptı;
''aslına bakarsanız, bu gece ziyaretleri düşünüldüğü kadar basit bir olay değil. yoldaş ben buradayım, gözüm üzerinizde, ona göre hareket edin, dady'nin başına gelenler bir gün hepinizin başına gelebilir mesajını vermek istedi. biz buna bir nevi aba altından sopa göstermek diyebiliriz. gidişat değişmezse devreye uzun süreli sürgün kararları girebilir.''
açıklamalardan da anlaşıldığı üzerine buzdağının görünmeyen kısmı inanın hepimizi çok tehlikeli bir noktaya doğru sürüklüyor. sözlüğün demokrasi güçlerini yaşanan bu elim gelişmeler karşısında güç birliği yapmaya davet ediyoruz.
kafa sözlük baharı, mellisho ve jön kafacılar üzerine bir değerlendirme
yukarıdaki haberimizde bahsettiğimiz olaylar çerçevesinde sözlükte yaşananları değerlendirmenin faydalı olacağını düşünüyoruz.
yazarların gece vakti evlerinden alınıp metruk binalarda rehin tutulmaları, yine yazarların nick altlarından onlara göz dağı verilmesi suretiyle hizaya çekilmek istenmeleri, yoldaş ve ekibinin istibdat özlemi içerisinde olduğunu gözler önüne seriyor.
hal böyle olunca sözlükteki istibdat karşıtlarının ''jön kafacılar '' teşkilatını kurma girişimi içerisinde oldukları kulağımıza geldi/geliyor.
bu oluşumla ilgili ise ortalıkta dolaşan türlü türlü iddialar var. bunlardan en önemlisi mellisho'nun bu olaylar içerisindeki yeri ve eylemsellik sürecine katkısı üzerine söylenenler. yine adını vermek istemeyen üst düzey bir yöneticiden aldığımız bilgiye göre mellisho'nun mesaj kutusunda ''jön kafacı'' olduğundan şüphelenilen yazarlara gönderilen şöyle bir metin bulunmuş;
başka sözlüklerden geldiler
ellerinde susmak bilmeyen klavyeleriyle
ne kadar diplere bastırılsa
o kadar boğulmak bilmez tanımlarıyla, başlıklarıyla
ağır ağır geldiler...
sonra her gün geldiler artarak geldiler
beğenileri, favorileri ve karma puanlarıyla
nüktedan tanımlar girer gibi geldiler
pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
su gibi ateş gibi
her gün yeni klavyeler eklendi klavyelerine
yeni başlıklarla tanıştı gözleri
her gün yeni kabuklar çatladı
yeni gözler okumaya başladı söylediklerini
bir sözlük oldular sonunda
ve adını değiştirdiler sözlüğün.
yine aldığımız bilgilere göre, bu şiirsel metnin ortaya çıkması ile birlikte, yönetimde büyük bir tedirginlik baş göstermiş ve duruma acil olarak müdahale edilmesi gerektiği konusunda karar birliğine varılmış.
kaynağımızın bu konuda söylediklerini aynen aktarıyoruz.
''o gece hiçbirimizin gözüne uyku girmedi. sözlüğün bir karşı devrim süreci ile karşı karşıya olduğunu düşünüyoruz. bunun içinde bazı önlemler almamız kaçınılmaz oldu. hesap dondurma özelliğini bu yüzden getirdik. böylece elimiz rahatlayacak. yazarlar bu karşı devrimci güruhun sözlükten kendi istekleriyle ayrıldıklarını düşünecekler. bizim uyarılarımıza ve taleplerimize olumlu yaklaşmayan güruha karşı uygulanacak en mantıklı çözüm bu gibi gözüküyordu. aksi taktirde olaylar bizim kontrolümüzden çıkabilir. ve sözlükte kalkışma yaşanabilir. buna kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.''
evet değerli yazarlar, biz sadece objektif ve tarafsız habercilik yapmaya çalışıyoruz. aktardığımız gelişmeleri aklı selim içerisinde değerlendirip, kendinizi ona göre konumlandırmanız faydalı olacaktır.
özgür haber ajansını okudunuz.
devamını gör...
misafirinizin evinizde yaptığı bir saygısızlık bırakın
2017-2018 benim için iplerin kopma dönemleri, zor zamanlarım yani. hep evimde olsam odamdan çıkmasam kedim bile yanıma gelmese modundayım.
o dönem kısa süreliğine değişik bir itim çekim yaşadığım biriyle kısa süreli bir arkadaşlık yaşıyoruz. neyse efem ilk gün geldi bana o dönem o da kocasından ayrılıyor bari yanında durayım sana destek olayım modlarında. işte ilk gün geldi kaldı ikinci gün ortak bir arkadaşımızı çağırmak istedi. benim yok mok dememe kalmadı onu da çağırdı. oturdular bayağı falan ben ama artık gözlerine bakıyorum en son gece olmuş 00.30 ki ben o dönemler yoğun çalışıyorum ve erken yatıyorum zaten psikolojim darmaduman. bekliyorum gidecekler yok. dedim siz gitmeyi düşünmüyor musunuz? zaman geçsin yanında olalım diye geldik diyorlar ama birbirlerine kırıtıyorlar.
bir daha sordum yarım saat geçti geçmedi 'banu sen de alemsin biz olmasak ne yapacaksın? sana desteğe geldik' dedi erkek olan. 'arkadaşım siz olmasanız uyuyacağım, sabah işe gideceğim ben. erken yatıyorum biliyorsunuz bunu.neyse ben geçiyorum odama, oynaşmanız bitince kapıyı çeker çıkarsınız' dedim. nasıl dedim bilmiyorum ama o kadar sinirliyim ki yahu iyi değilim ben değil sizle mi uğraşacağım yok arkadaş yüzsüzler gitmediler.
o sıralar insan kaynaklarında personel sorumlusuyum ve çok yoğun işe alımlar var. ekip olarak pek kalabalık değiliz ve ben bile evrak işleriyle uğraşıyorum ciddi ciddi mesaiye kalıyorum yani bu işler için. saat 17.00 oluyor aramaya başlıyorlar. bir kadın arıyor bir erkek. bakın meşgule bile atmıyorum, açmıyorum direk öyle çalıyor. bir iki gün bu böyle devam etti. açtım bir gün evet dedim. 'banu ayıp ediyorsun' dedi erkek olan 'biz seni merak edip arıyoruz yanında olmaya çalışıyoruz' dedi. bakın 'ben geç saatlere kadar çalışıyor ve eve gider gitmez uyuyorum' dedim. yok inatla hala akşam gelelim bir şeyler içelim rahatlarsın diyor. kapadım suratına.
andaval mısınız evladım siz? bu nasıl bir yokluk evde ev yuh artık. yalnız yaşayanlar bilir bazıları sırf siz yalnız yaşıyorsunuz diye yanaşırlar size. değişik bir kafadır bu. evime birini atma kıvılcımını bazen görüyorum kadın olsun erkek olsun insanların gözlerinde. çok ilginç değil mi yahu? sadece bana mı denk geliyor ya bu tipler? ben evime kolay kolay kimseyi davet etmem bu yüzden. kahvemi dışarıda içer evime gelirim. biri sizin evinize girdi mi hele ki bir iki kere geldi mi değişiyor. ben bunu fark ettim. bir laubalilik, bir yılışıklık.. host neyse gece gece çok sinirlendim bak şimdi.
sonra banu insan sevmiyor açık söyleyeyim mi? gerçekten had bilmeyen, laubali insanları sevmiyorum. sınırları olmayan insanlar sizinde sınırlarınızı tanımıyorlar sonra elinize sopayı alıp kovalamak zorunda kalıyorsunuz. sınır iyidir sınır candır. *
o dönem kısa süreliğine değişik bir itim çekim yaşadığım biriyle kısa süreli bir arkadaşlık yaşıyoruz. neyse efem ilk gün geldi bana o dönem o da kocasından ayrılıyor bari yanında durayım sana destek olayım modlarında. işte ilk gün geldi kaldı ikinci gün ortak bir arkadaşımızı çağırmak istedi. benim yok mok dememe kalmadı onu da çağırdı. oturdular bayağı falan ben ama artık gözlerine bakıyorum en son gece olmuş 00.30 ki ben o dönemler yoğun çalışıyorum ve erken yatıyorum zaten psikolojim darmaduman. bekliyorum gidecekler yok. dedim siz gitmeyi düşünmüyor musunuz? zaman geçsin yanında olalım diye geldik diyorlar ama birbirlerine kırıtıyorlar.
bir daha sordum yarım saat geçti geçmedi 'banu sen de alemsin biz olmasak ne yapacaksın? sana desteğe geldik' dedi erkek olan. 'arkadaşım siz olmasanız uyuyacağım, sabah işe gideceğim ben. erken yatıyorum biliyorsunuz bunu.neyse ben geçiyorum odama, oynaşmanız bitince kapıyı çeker çıkarsınız' dedim. nasıl dedim bilmiyorum ama o kadar sinirliyim ki yahu iyi değilim ben değil sizle mi uğraşacağım yok arkadaş yüzsüzler gitmediler.
o sıralar insan kaynaklarında personel sorumlusuyum ve çok yoğun işe alımlar var. ekip olarak pek kalabalık değiliz ve ben bile evrak işleriyle uğraşıyorum ciddi ciddi mesaiye kalıyorum yani bu işler için. saat 17.00 oluyor aramaya başlıyorlar. bir kadın arıyor bir erkek. bakın meşgule bile atmıyorum, açmıyorum direk öyle çalıyor. bir iki gün bu böyle devam etti. açtım bir gün evet dedim. 'banu ayıp ediyorsun' dedi erkek olan 'biz seni merak edip arıyoruz yanında olmaya çalışıyoruz' dedi. bakın 'ben geç saatlere kadar çalışıyor ve eve gider gitmez uyuyorum' dedim. yok inatla hala akşam gelelim bir şeyler içelim rahatlarsın diyor. kapadım suratına.
andaval mısınız evladım siz? bu nasıl bir yokluk evde ev yuh artık. yalnız yaşayanlar bilir bazıları sırf siz yalnız yaşıyorsunuz diye yanaşırlar size. değişik bir kafadır bu. evime birini atma kıvılcımını bazen görüyorum kadın olsun erkek olsun insanların gözlerinde. çok ilginç değil mi yahu? sadece bana mı denk geliyor ya bu tipler? ben evime kolay kolay kimseyi davet etmem bu yüzden. kahvemi dışarıda içer evime gelirim. biri sizin evinize girdi mi hele ki bir iki kere geldi mi değişiyor. ben bunu fark ettim. bir laubalilik, bir yılışıklık.. host neyse gece gece çok sinirlendim bak şimdi.
sonra banu insan sevmiyor açık söyleyeyim mi? gerçekten had bilmeyen, laubali insanları sevmiyorum. sınırları olmayan insanlar sizinde sınırlarınızı tanımıyorlar sonra elinize sopayı alıp kovalamak zorunda kalıyorsunuz. sınır iyidir sınır candır. *
devamını gör...
başlayınca durdurulamayan şeyler
çekirdek çitlemek.
devamını gör...
üniversite öğrenci kimliği fotoğrafı
ösym için müdür yardımcılarının webcamle çektikleri rezil fotoğraflardır. allah kahretsindir.
devamını gör...
düzenli yıkanmayan insan
temizlenmeden yaşayan insandır.
kişiye, doğanın ve insanlığın koşullarına göre, farklı sınıflardan insanlar çeşitli yıkanma düzenleri oluşturur. zırt pırt yıkanmak herkes için mümkün değildir ve ayrıca bu davranış israf niteliği taşır.
eğer ter kokusundan şikayetçi iseniz şunu iyi bilmelisiniz : insan teri, insan bedeninde bir çeşit bakteri ile buluştuğu zaman kötü koku yayar. (normalde ter, kokusu net bir şekilde algılanabilecek bir şey değildir.) yani öncelikle yıkanmamaktan değil, terin söz konusu bakterinin özelliğinden dolayı koku yaymaya başladığını bilmek gerekir. tabiki bakteri üreyinceye kadar yıkanmamış olmak kokunun sebebidir ancak bakteri bedende, sokak insanlarının yaydığı kokunun sebebi olan hiç yıkanmamak gibi bir olanağı beklemez, sadece birkaç saat içinse koku oluşturacak ter-bakteri koalisyonu oluşabilir. bakteri koltuk altı, apış arası, yoğun kıllı ve kirli bölgeleri mesken tutuyor, kokmak istemiyorsanız, koku gidericilerden ya da etek traşı gibi olanaklardan faydalanmanız daha pratik olacaktır. çok sık terlemenize sebebiyet veren giyim ve beslenme şekillerinden uzak durmanız, var ise - çok terlemenize sebebiyet veren - iç rahatsızlıklarınızı doktorunuzdan öğrenmelisiniz. insanlar sürekli terlerler ve bu - mevsim ve koşullarında - anormal bir şey değildir. insanlardan hiçbir koşulda kokmamasını bekleyemezsiniz. koku doğanın bir unsuru ve nimetidir. koku (kötü ve iyi koku anlayışı), bilimsel ve sosyal kültürler arasındadır, işlevi ve işleyişi kontrol altında tutulmak kaydı ile insanları, iyi olarak nitelenen kokulara yaklaştırması ve kötü olarak nitelenen kokulardan uzak tutması faydalı ve normaldir. koku kültürü de sapkınlaşabilir, ancak bu konuya hiç girmeyeceğim..
kişiye, doğanın ve insanlığın koşullarına göre, farklı sınıflardan insanlar çeşitli yıkanma düzenleri oluşturur. zırt pırt yıkanmak herkes için mümkün değildir ve ayrıca bu davranış israf niteliği taşır.
eğer ter kokusundan şikayetçi iseniz şunu iyi bilmelisiniz : insan teri, insan bedeninde bir çeşit bakteri ile buluştuğu zaman kötü koku yayar. (normalde ter, kokusu net bir şekilde algılanabilecek bir şey değildir.) yani öncelikle yıkanmamaktan değil, terin söz konusu bakterinin özelliğinden dolayı koku yaymaya başladığını bilmek gerekir. tabiki bakteri üreyinceye kadar yıkanmamış olmak kokunun sebebidir ancak bakteri bedende, sokak insanlarının yaydığı kokunun sebebi olan hiç yıkanmamak gibi bir olanağı beklemez, sadece birkaç saat içinse koku oluşturacak ter-bakteri koalisyonu oluşabilir. bakteri koltuk altı, apış arası, yoğun kıllı ve kirli bölgeleri mesken tutuyor, kokmak istemiyorsanız, koku gidericilerden ya da etek traşı gibi olanaklardan faydalanmanız daha pratik olacaktır. çok sık terlemenize sebebiyet veren giyim ve beslenme şekillerinden uzak durmanız, var ise - çok terlemenize sebebiyet veren - iç rahatsızlıklarınızı doktorunuzdan öğrenmelisiniz. insanlar sürekli terlerler ve bu - mevsim ve koşullarında - anormal bir şey değildir. insanlardan hiçbir koşulda kokmamasını bekleyemezsiniz. koku doğanın bir unsuru ve nimetidir. koku (kötü ve iyi koku anlayışı), bilimsel ve sosyal kültürler arasındadır, işlevi ve işleyişi kontrol altında tutulmak kaydı ile insanları, iyi olarak nitelenen kokulara yaklaştırması ve kötü olarak nitelenen kokulardan uzak tutması faydalı ve normaldir. koku kültürü de sapkınlaşabilir, ancak bu konuya hiç girmeyeceğim..
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
içinde olmasam da böyle tatlı jestlere bayılıyorum ya. bi kaç tanıdık sima var, bazıları ne yazık ki artık aramızda değil. biraz buruk bi detay. kalanlar ışıl, ışıl ne güzel.
begasu’nun -ses kaydı at ısrarlarına- inatla karşı çıktım, biraz sesimden çekindiğimden, biraz delisi dışına biri olduğumdan, * biraz da ya gerçek hayattan tanıdığım biri şans eseri yayını dinlerse diye. şans eseri diyorum çünkü araştırmaya inanmayan, keşif sevmeyen akbabalarım var. yine de eserikli hallerimden birine denk gelirsem ilerde bende ses kaydı atabilirim.
uzunca yazıyorum çünkü biraz da karma ihtiyacım var. * malum beklediğim o uzak yollardaki kafa store indirimi günlerine dürbünle bakıyorum. *
evet, konuya döneyim; bir aydır beklenen yayın sonunda bugün gerçekleşicek. heeeyt be! sonundaaaaa. kelimenin tam anlamıyla dört gözle bekliyorum. umarım heyecanını yenmende az da olsa payım olmuştur yeni arkadaşım. başarıların bol, heyecanın az, dinleyenin çok olsun. *
begasu’nun -ses kaydı at ısrarlarına- inatla karşı çıktım, biraz sesimden çekindiğimden, biraz delisi dışına biri olduğumdan, * biraz da ya gerçek hayattan tanıdığım biri şans eseri yayını dinlerse diye. şans eseri diyorum çünkü araştırmaya inanmayan, keşif sevmeyen akbabalarım var. yine de eserikli hallerimden birine denk gelirsem ilerde bende ses kaydı atabilirim.
uzunca yazıyorum çünkü biraz da karma ihtiyacım var. * malum beklediğim o uzak yollardaki kafa store indirimi günlerine dürbünle bakıyorum. *
evet, konuya döneyim; bir aydır beklenen yayın sonunda bugün gerçekleşicek. heeeyt be! sonundaaaaa. kelimenin tam anlamıyla dört gözle bekliyorum. umarım heyecanını yenmende az da olsa payım olmuştur yeni arkadaşım. başarıların bol, heyecanın az, dinleyenin çok olsun. *
devamını gör...
android'den ios'a geçmek
özgürlüğü bırakıp, alcatraz'a yerleşmek gibidir.
devamını gör...
