kitap ve defter kaplamak
vakti zamanında, sadece kaplama kağıdıyla yapınca çabuk yıprandığı için üzerini bir de jelatin denen ince şeffaf naylonla da kaplayarak yaptığım eylem.
ilkokula yeni başlayacağım, defter kitaplarımı aldık kırtasiyeden annemle, eve geldik. annem iğne yapmak için (emekli hemşire kendisi, sosyal mesajı da verelim, gidip herkese iğne yaptırmayın sonra) * bir yere gidecekti, giderken de tembihledi “ben gelmeden sakın bir şey yapma!” diye.
tabii bunun aksini yapmam lazımdı. müzik defterini aldım önüme, kaplama kağıdını tam deftere göre kestim, kaplayacağım güya. olmadı tabii. annem geldiğinde de baya bir fırça yedim. sonra birlikte kapladık.
birkaç sefer sonra bu işi iyice öğrenince, kendim onun kapladıklarını beğenmeyip tek başına yapmaya başlamıştım.
ilkokula yeni başlayacağım, defter kitaplarımı aldık kırtasiyeden annemle, eve geldik. annem iğne yapmak için (emekli hemşire kendisi, sosyal mesajı da verelim, gidip herkese iğne yaptırmayın sonra) * bir yere gidecekti, giderken de tembihledi “ben gelmeden sakın bir şey yapma!” diye.
tabii bunun aksini yapmam lazımdı. müzik defterini aldım önüme, kaplama kağıdını tam deftere göre kestim, kaplayacağım güya. olmadı tabii. annem geldiğinde de baya bir fırça yedim. sonra birlikte kapladık.
birkaç sefer sonra bu işi iyice öğrenince, kendim onun kapladıklarını beğenmeyip tek başına yapmaya başlamıştım.
devamını gör...
etimoloji
gelişigüzel kullandığımız kelimelerin ne anlama geldiğini sorduklarında şaşkın ördek gibi kalmamıza sebep olan bilim dalıdır. kelimelerin kökenlerini öğrenmek, anlamlar arasında bağlantı kurmak çok keyiflidir. sonsuzluktur, bir derya denizdir; her gün yeni bir bilgi çıkar karşınıza. özellikle türkçe gibi zengin bir dil yapısına sahip olduğumuz için araştırmanızın sonu çeşitli dil kökenlerine doğru yolculuğa çıkacaktır. hangi kelime hangi dile ait, ne zaman kullanılmaya başlanmış ve hangi dönüşümleri yaşayarak bugünkü kullanılma erişmiş olduğunu öğrendiğinizde yaşayacağınız aydınlanma hissini mutlaka deneyimlemelisiniz.
etimolojik bilgi, sadece salt kültürel birikim için değil aynı zamanda edindiğimiz bilginin daha kalıcı olmasını sağlayan bir merdiven basamağıdır. neyin neden söylendiğini öğrendiğinizde hatırlamanız ve bağlantı kurmanız kolaylaşacaktır. (bkz: uzun süreli bellek)
etimolojik bilgi, sadece salt kültürel birikim için değil aynı zamanda edindiğimiz bilginin daha kalıcı olmasını sağlayan bir merdiven basamağıdır. neyin neden söylendiğini öğrendiğinizde hatırlamanız ve bağlantı kurmanız kolaylaşacaktır. (bkz: uzun süreli bellek)
devamını gör...
sanatın içine siyaseti karıştırmak
dinlerim arkadaş istediğimi!
grup yorum da dinlerim, ahmet kaya da dinlerim. sanat gibi nadide bir hazinenin içine neden o kirli siyaseti karıştırır insanlar?
anlamıyorum... anlayamıyorum...
grup yorum da dinlerim, ahmet kaya da dinlerim. sanat gibi nadide bir hazinenin içine neden o kirli siyaseti karıştırır insanlar?
anlamıyorum... anlayamıyorum...
devamını gör...
behzat ç.
türk televizyon tarihinde izlediğim en iyi dizidir.
hatta öyle bir dizidir ki beni blu tv gibi saçma sapan gereksiz bir mecraya para ödettirmiştir.
hatta öyle bir dizidir ki beni blu tv gibi saçma sapan gereksiz bir mecraya para ödettirmiştir.
devamını gör...
anamnestik yanıt
geçirilmiş bir enfeksiyon sonrası gelişen hafıza b lenfositlerinin ve hafıza cd4+ t lenfositlerin, aynı etkenle tekrar karşılaşmaları durumunda ilk immün yanıta kıyasla çok daha hızlı ve kuvvetli yanıt vermesi durumu.
örneğin bir virüs düşünelim. bu virüs öyle bir virüs olsun ki inanılmaz hızlı bulaşıyor olsun. mesela 4 ayda bütün dünyada salgın hastalıklara sebep olsun. adına da pars-cov-2 diyelim hadi (azıcık değiştir kanka kopya çektiğin belli olmasın). bu pars-cov-2 virüsü daha önce hiçbir insana bulaşmamış olsun, bu da demek oluyor ki yeryüzünde yaşayan bir tane insan evladında bile bu virüse karşı bağışık yanıt yoktu. böyle bir virüsün bulaşması ihtimali bile olmadığından ne tanı testi, ne bir tedavi, ne semptomları, ne ilaç, ne aşı, ne o ne bu hiçbir şey yok elimizde doğal olarak.
sonra bir grup bilim insanı çıkıp dedi ki biz bu virüse karşı aşı yaptık. bu ne demek biliyor musunuz, vücudunuza bir şekilde virüsün parçalarını tanıtabileceğiniz yeni bir yöntemimiz var elimizde demek. hem de hasta olmaya gerek kalmadan.
şimdi de iki insan düşünelim. burak 24 yaşında, bilinen bir kronik hastalığı olmayan bir erkek. gülfem ise 22 yaşında, aynı burak gibi bilinen bir rahatsızlığı olmayan bir kadın. burak ve gülfem arasında büyük bir fark var ki burak aşı olmak istemiyor. gülfem ise aşı çıkar çıkmaz hemen bir şekilde ilk dozu uygulatıyor (gülfem ne şanslıymış ya, 22 yaşında aşı oldu. kendi yarattığım karakteri kıskanıyorum şu an). aradan 1 ay daha geçiyor, gülfem 2. doz aşısını da oluyor fakat burak hala aşı olmamış. aşı olmadığı gibi gülfem'e de sataşıyor, "sen aşı oldun da ne oldu, bak ben olmadım ben de hasta değilim sen de hasta değilsin, boşuna aşı vuruldun nmağağağağ" diye pis pis gülüyor. gülfem akıllı kız, hiç çizgisini bozmayıp muhatap olmamayı tercih ediyor.
aradan 1 ay daha geçiyor, ikisinin de ailesinde pozitif vaka tespit ediliyor. pars-cov-2 bulaşı olan insanlarla aynı evde yaşadıkları için filyasyon ekipleri burak ve gülfem'in evlerine gidip ikisine de test yapıyor ve ikisi de pozitif sonuç alıyor. 5 gün sonra burak iyice kötülemeye başlıyor, nefes almada zorluk yaşamaya başlıyor. 7. günde nefes darlığı başlıyor, 8. günde ards ve pnömoni gelişiyor, hastaneye yatırılıp entübe ediliyor. 9. günde sepsis gelişiyor, 12. günde yoğun bakıma yatırılıyor. 15. günde akut böbrek yetmezliği gelişiyor, 18.günde burak pars-cov-2 enfeksiyonun yol açtığı bütün bu tabloya yenik düşüp hayatını kaybediyor.
diğer yanda gülfem aşı olup vücuduna neyle savaşması gerektiğini önceden öğrettiği için ekstra zamanı vardı. burak, kendini pars-cov-2'ye karşı kendini koruyacak olan hücreleri üretip, o hücreleri eğitip, ince ayarlarını yapıp, pozitif/negatif kontrol noktalarından geçirip antikor sentezini başlatana kadar zamanı bitti ve savaşı kaybetti. gülfem ise bu antikor üretim işini cok daha önceden, vücuduna aşı ile birlikte verilen antijenlerle başlatmıştı. vücut ve bağışıklık sistemi için antikorun neye karşı üretileceği önemli degildir (ister hastalık etkenini kendinize bulaştırıp hasta olun, ister etkeni öldürüp inaktif formda verin, ister etkenin sadece bir parçasını verin, isterseniz de o parçanın genetik kodunu verip parçayı kendi hücrelerinize ürettirin). aşı sayesinde gülfem'in vücudunda pars-cov-2'ye karşı antikorlar çoktan oluşmuştu, bu antikorları oluşturan hücreleri de mevcut bulunuyordu. ailesindeki pozitif kişiden gerçek virüs bulaştığı zaman hem kanındaki antikor, hem de bu önceden oluşturulan hücreler inanılmaz hızlı ve güçlü bir yanıt verip gülfem'i hem ölümden, hem de hastaneye yatmaktan korudu.
işte bütün bu hikayenin sonundaki "antijenle yeniden karşılaşıldığında verilen daha güçlü ve hızlı ikincil yanıt"a anamnestik yanıt denir.
*** kamu spotu ***
aşı olun. burak gibi olursunuz sonra.
*** kamu spotu ***
örneğin bir virüs düşünelim. bu virüs öyle bir virüs olsun ki inanılmaz hızlı bulaşıyor olsun. mesela 4 ayda bütün dünyada salgın hastalıklara sebep olsun. adına da pars-cov-2 diyelim hadi (azıcık değiştir kanka kopya çektiğin belli olmasın). bu pars-cov-2 virüsü daha önce hiçbir insana bulaşmamış olsun, bu da demek oluyor ki yeryüzünde yaşayan bir tane insan evladında bile bu virüse karşı bağışık yanıt yoktu. böyle bir virüsün bulaşması ihtimali bile olmadığından ne tanı testi, ne bir tedavi, ne semptomları, ne ilaç, ne aşı, ne o ne bu hiçbir şey yok elimizde doğal olarak.
sonra bir grup bilim insanı çıkıp dedi ki biz bu virüse karşı aşı yaptık. bu ne demek biliyor musunuz, vücudunuza bir şekilde virüsün parçalarını tanıtabileceğiniz yeni bir yöntemimiz var elimizde demek. hem de hasta olmaya gerek kalmadan.
şimdi de iki insan düşünelim. burak 24 yaşında, bilinen bir kronik hastalığı olmayan bir erkek. gülfem ise 22 yaşında, aynı burak gibi bilinen bir rahatsızlığı olmayan bir kadın. burak ve gülfem arasında büyük bir fark var ki burak aşı olmak istemiyor. gülfem ise aşı çıkar çıkmaz hemen bir şekilde ilk dozu uygulatıyor (gülfem ne şanslıymış ya, 22 yaşında aşı oldu. kendi yarattığım karakteri kıskanıyorum şu an). aradan 1 ay daha geçiyor, gülfem 2. doz aşısını da oluyor fakat burak hala aşı olmamış. aşı olmadığı gibi gülfem'e de sataşıyor, "sen aşı oldun da ne oldu, bak ben olmadım ben de hasta değilim sen de hasta değilsin, boşuna aşı vuruldun nmağağağağ" diye pis pis gülüyor. gülfem akıllı kız, hiç çizgisini bozmayıp muhatap olmamayı tercih ediyor.
aradan 1 ay daha geçiyor, ikisinin de ailesinde pozitif vaka tespit ediliyor. pars-cov-2 bulaşı olan insanlarla aynı evde yaşadıkları için filyasyon ekipleri burak ve gülfem'in evlerine gidip ikisine de test yapıyor ve ikisi de pozitif sonuç alıyor. 5 gün sonra burak iyice kötülemeye başlıyor, nefes almada zorluk yaşamaya başlıyor. 7. günde nefes darlığı başlıyor, 8. günde ards ve pnömoni gelişiyor, hastaneye yatırılıp entübe ediliyor. 9. günde sepsis gelişiyor, 12. günde yoğun bakıma yatırılıyor. 15. günde akut böbrek yetmezliği gelişiyor, 18.günde burak pars-cov-2 enfeksiyonun yol açtığı bütün bu tabloya yenik düşüp hayatını kaybediyor.
diğer yanda gülfem aşı olup vücuduna neyle savaşması gerektiğini önceden öğrettiği için ekstra zamanı vardı. burak, kendini pars-cov-2'ye karşı kendini koruyacak olan hücreleri üretip, o hücreleri eğitip, ince ayarlarını yapıp, pozitif/negatif kontrol noktalarından geçirip antikor sentezini başlatana kadar zamanı bitti ve savaşı kaybetti. gülfem ise bu antikor üretim işini cok daha önceden, vücuduna aşı ile birlikte verilen antijenlerle başlatmıştı. vücut ve bağışıklık sistemi için antikorun neye karşı üretileceği önemli degildir (ister hastalık etkenini kendinize bulaştırıp hasta olun, ister etkeni öldürüp inaktif formda verin, ister etkenin sadece bir parçasını verin, isterseniz de o parçanın genetik kodunu verip parçayı kendi hücrelerinize ürettirin). aşı sayesinde gülfem'in vücudunda pars-cov-2'ye karşı antikorlar çoktan oluşmuştu, bu antikorları oluşturan hücreleri de mevcut bulunuyordu. ailesindeki pozitif kişiden gerçek virüs bulaştığı zaman hem kanındaki antikor, hem de bu önceden oluşturulan hücreler inanılmaz hızlı ve güçlü bir yanıt verip gülfem'i hem ölümden, hem de hastaneye yatmaktan korudu.
işte bütün bu hikayenin sonundaki "antijenle yeniden karşılaşıldığında verilen daha güçlü ve hızlı ikincil yanıt"a anamnestik yanıt denir.
*** kamu spotu ***
aşı olun. burak gibi olursunuz sonra.
*** kamu spotu ***
devamını gör...
odtü'lü olmanın zorlukları
(bkz: öteki dünya teknik üniversitesi)
edit: başlık ödtü'lü olmanın.. olarak açılmıştı. tşkler moderasyon.
edit: başlık ödtü'lü olmanın.. olarak açılmıştı. tşkler moderasyon.
devamını gör...
benimle çıkar mısın sorusu
senelerce neden böyle aptal bir kalıbı kullandığımızı bir kere daha düşündürten başlıktır. yahu neden yaptık biz bunu niye çıkıp demedik yahu sevgili olur musun demek varken neden çıkmak diyoruz bu duruma diye isyan etmedik anlamıyorum.
devamını gör...
nickaltı başlığı bile açılmamış ezik yazar
biri ezik demiş biri hatıra defteri bomboş olan yazar demiş bir diğeri de çıtayı allahu ekber dağlarına çıkarıp köylü demiş kötü hissetmemek elde değil. şahsımca birilerinin kalbine dokunmamış olan yazardır. ne olmuş yani nickaltımız açılmadıysa sözlüğü satmadık ya!
devamını gör...
son görülmesi ve mavi tiki kapalı insan
bu insan benimdir. mavi tik, son görülme beni geriyor. takip ediliyor gibi hissedip, geriliyorum. allah ın verdiği bu gözler istediği zaman görür kardeşim size ne...
devamını gör...
zeytin ağacı
antik yunan'da kutsal sayılan ağaç. çoğunlukla devlet malıydı; dolayısıyla ne kesilebilir ne de yakılabilirdi.
athena ile poseidon, atina'nın yönetimini üstlenmek amacıyla bir rekabet içindedir. zeus, insanlığa en değerli ödülü veren hangisi olursa yönetimin de onun eline geçeceğini söyler. bunun üzerine poseidon, üç dişli mızrağını akropole saplayarak tuzlu bir göl oluşturur. athena ise şehirde bir zeytin ağacı yetişmesini sağlar ve bu bitkinin insanlığa olan sayısız faydasını anlatır. böylece rekabetten galip çıkarak atina'nın yönetimini eline alır.
tanrıçanın o vakit yerden fışkırtmış olduğu kökten çıkan on iki filize m.ö. 5. yüzyılda hala tapıldığı söylenir.
athena ile poseidon, atina'nın yönetimini üstlenmek amacıyla bir rekabet içindedir. zeus, insanlığa en değerli ödülü veren hangisi olursa yönetimin de onun eline geçeceğini söyler. bunun üzerine poseidon, üç dişli mızrağını akropole saplayarak tuzlu bir göl oluşturur. athena ise şehirde bir zeytin ağacı yetişmesini sağlar ve bu bitkinin insanlığa olan sayısız faydasını anlatır. böylece rekabetten galip çıkarak atina'nın yönetimini eline alır.
tanrıçanın o vakit yerden fışkırtmış olduğu kökten çıkan on iki filize m.ö. 5. yüzyılda hala tapıldığı söylenir.
devamını gör...
uykusuzkahve
bu ona büyük ihtimalle 2. tanımım. * fakat 1000. tanımımın onunla ilgili olmasını istedim. çünkü kendisi benim için sözlükteki en önemli insan. ocak zamanından beri buradayım ve kendisinin ne kadar yardımsever ve duyarlı olduğunu o zamandan beri biliyordum, fakat o zamanlar benim için bu kadar değerli olacağını hiç tahmin etmemiştim. hatta sözlükteki bana yazan ilk insandır kendisi. mesajda her ne kadar ben bot değilim dese de bot sanmıştım kendisini. * daha sonrasında bu tür yerlere güvenmediğimden haziran ayına kadar mesaj kutum kapalıydı taa ki kulüp işleri olana kadar. kulüp işlerinde de kendisine yazdım, ne kadar heyecanlı olduğumu, endişelerimi anlattım hatta çok sıcak karşıladı beni. insanlarla, olaylar ve durumlarla herhangi bir sıkıntımda yardımıma koşan ilk insan oldu. toplantı vs derken fark ettik ki birbirimizin aynısıyız. tek fark benden büyük olmasıydı. *
fakat biliyorum ki sadece bana böyle değil. herkesle ayrı bir iyi anısı vardır kendisinin. sevmeyeni azdır, onu da uykusuzu sevenler bastırır zaten görünmez o kısım.
ona verdiğim değeri hiçbir şekilde anlatamam. kendisi benim için çok özel, bu yüzden de 1000. tanımım onunla ilgili olsun istedim. çünkü şu anda ona verebileceğim en iyi hediye bu. iyi ki tanımışım seni uykusuz!!!! iyi ki iyi kiiii iyi ki. *
fakat biliyorum ki sadece bana böyle değil. herkesle ayrı bir iyi anısı vardır kendisinin. sevmeyeni azdır, onu da uykusuzu sevenler bastırır zaten görünmez o kısım.
ona verdiğim değeri hiçbir şekilde anlatamam. kendisi benim için çok özel, bu yüzden de 1000. tanımım onunla ilgili olsun istedim. çünkü şu anda ona verebileceğim en iyi hediye bu. iyi ki tanımışım seni uykusuz!!!! iyi ki iyi kiiii iyi ki. *
devamını gör...
gibson
gitarlarından birine temas edince , başka bir gitara enstrüman gözü ile bakamayacağınız marka. 1902 yılında amerika'da kurulmuştur. ürettikleri gitarların tonu , kullanım rahatlığı ve kalitesi üst düzeydir . les paul modeli bir çok gitarı , müzik dünyasının efsane isimlerinin ellerinden en az bir kere geçmiş hatta çoğu ile özdeşleşmiştir . joe perry , jimmy page , eric clapton , tony iommi ve şuan aklıma gelen isimler yalnızca.
daha önce les paul studio , les paul jr ve flying v kullanan bir insan olarak , şahsi önerim les paul studio . flying v sahne kullanımı rahat olsa bile otururak çalmak için uygun değil .
edit: hendrix için ekstra not düşmem gerekirken bu marka ile özdeşlemiş olan isimlerin arasına pat diye yazmış bulunmaktayım bu bir alkollüyken tanım girmeyiniz kamu spotudur. uyaran yazar arkadaşımız kelenderis' e teşekkürler.
daha önce les paul studio , les paul jr ve flying v kullanan bir insan olarak , şahsi önerim les paul studio . flying v sahne kullanımı rahat olsa bile otururak çalmak için uygun değil .
edit: hendrix için ekstra not düşmem gerekirken bu marka ile özdeşlemiş olan isimlerin arasına pat diye yazmış bulunmaktayım bu bir alkollüyken tanım girmeyiniz kamu spotudur. uyaran yazar arkadaşımız kelenderis' e teşekkürler.
devamını gör...
güneş'in rengi
sarı ya da turuncu zannedilse de beyaz olan renk. daha doğrusu buna bir renk demek doğru değil; bu renklerin bir karışımı.
uzaydan çekilen fotoğraflarda durum net şekilde görülür:

(görsel bbso. njit. edu'dan alıntıdır.)
farklı renkli fotoğrafları da var tabi ki güneş'in. fakat onlar doğrudan esas rengini değil, belirli dalga boyundaki ışıkların rengini veren filtrelerle çekildiği için öyle. hatta bazıları gözümüzle göremediğimiz, ancak teleskoplarla elde edilebilen kızılötesi yahut morötesi bölgede çekilir. şurada görebilirsiniz örneklerini.
güneş doğarken ya da batarken onu sarı, turuncu hatta kırmızı görürüz. bu durum güneş'in kendi renginden ziyade, içindeki farklı renkli ışıklardan dalga boyu kısa olanların, atmosfer içerisinde saçılmasıyla ilgilidir. aynı durum, gökyüzünün mavi görünmesinin de sebebidir. (bkz: rayleigh saçılması)
uzaydan çekilen fotoğraflarda durum net şekilde görülür:

(görsel bbso. njit. edu'dan alıntıdır.)
farklı renkli fotoğrafları da var tabi ki güneş'in. fakat onlar doğrudan esas rengini değil, belirli dalga boyundaki ışıkların rengini veren filtrelerle çekildiği için öyle. hatta bazıları gözümüzle göremediğimiz, ancak teleskoplarla elde edilebilen kızılötesi yahut morötesi bölgede çekilir. şurada görebilirsiniz örneklerini.
güneş doğarken ya da batarken onu sarı, turuncu hatta kırmızı görürüz. bu durum güneş'in kendi renginden ziyade, içindeki farklı renkli ışıklardan dalga boyu kısa olanların, atmosfer içerisinde saçılmasıyla ilgilidir. aynı durum, gökyüzünün mavi görünmesinin de sebebidir. (bkz: rayleigh saçılması)
devamını gör...
tahtakuşlar etnografya müzesi
balıkesir'in edremit ilçesine bağlı tahtakuşlar köyü içerisinde yer alan müze.
emekli öğretmen alibey kudar tarafından 1991 yılında açılan müzede başta şaman kültürü ile ilgili olmak üzere pek çok farklı eser ve oldukça büyük deri sırtlı deniz kaplumbağası sergileniyor.
emekli öğretmen alibey kudar tarafından 1991 yılında açılan müzede başta şaman kültürü ile ilgili olmak üzere pek çok farklı eser ve oldukça büyük deri sırtlı deniz kaplumbağası sergileniyor.
devamını gör...
iş hayatının ilk kuralı
ses çıkar, yaptığın en ufak işi bile söyle hatta abart. sessiz sedasız sadece işini yaparsan, işinin basit olduğu ve çalışmadığın düşünülür.(!)
devamını gör...
akrabaların sosyal medyada takip isteği göndermesi
isteği bekleterek karşılık verdiğim durumdur. neden kabul etmedin derlerse instagram'ı aktif olarak kullanmadığımı söylemeyi düşünüyorum. hayır siz beni sevmezsiniz ben de sizi. sırf dedikodu malzemesi çıkar mı diye takip etmek istiyorlar.
devamını gör...

