daha fazla harçlık istemekten utanıp, çekinip okula yürüyerek gitmek, yol parasını harcamak.

hem de kar, çamur demeden her gün.
devamını gör...

"şimdi karşıya geçebilirsiniz"
devamını gör...

#1144106

bu girinin ardından "neden?" ya da "nasıl yani?" diye düşünenler olacaktir. ben de bunun sebebini açıklayayım:

hindistan'da gerçekten de ineğe tapılmaz. fakat dini olarak kutsal olan bazı canlılar vardır: maymun, kaplan, fare ve inek gibi. fakat bu canlılardan en kutsalinin inek olduğu kabul edilir.

çünkü hindistan'da bir rivayete göre 300 milyondan fazla tanrı vardır. her durumla ilgili ayrı bir tanrı vardır. bu nedenle çok fazla bulunmaktadır. ayrıca tanrılar arasında da aynı hinduizm'deki kast sisteminde olduğu gibi olceklendirme vardır. yani birinci sınıf tanrılar, ikinci sınıf tanrılar vb gibi.

( tanrılar arasındaki sınıfsal farklar ne işe yarar derseniz, halk daha alt sınıf tanrılara tapar. üst sınıf tanrılarla ancak brahman gibi çok dindar olan kişiler muhatap olabilir. halk bu üst sınıf tanrılara ulaşamaz. bu noktada alt sınıf tanrıların işlevi halk için bir tapınma aracı olmasıdır. )

konumuza tekrar dönelim. ineğe tapmiyorlar ama en kutsal hayvan kabul ediyorlar dedik, ayrıca çok fazla tanrıları olduğundan bahsettik. işte bu çok tanrılı dindeki en üst düzeydeki tanrı "brahma"dır. ve brahma bir ineğin vücudunda hayat bulur. bu nedenle inek kutsal kabul edilir.

yani görünürde tapılan şey inek gibi dursa da aslında taptıkları şey brahma'dır. gösterilen saygı ineğe değil brahma'nın ruhuna karşıdır. çünkü brahma evreni yaratmıştır ve evrende var olan her şeyin mutlak sahibidir. ineğin her bir uzvu da brahma'nın ruhuna ait sembolik bir parçadır.


ek: ayrıca inekleri kesmemelerinin ve inek eti yemeklerinin sebebi yalnızca sembolik olarak ona tapiniyor olmaları değil. hinduizmde ineğin kutsallığı şu 5 ürünü insanlığın yararına sunmasindan dolayidir:
1) süt
2)peynir
3) tereyağı
4)idrarı ( şifa niyetine içiyorlar )
5) gübresi. ( dışkısi yakacak olarak kullanılıyordu.)

hinduizm'e göre bu mükemmel hayvanı kesip tek seferde etinden faydalanmak yerine verdiği ürünlerden daha uzun sürede ve daha çok insan faydalanabilirdi.
devamını gör...

misafirliğe gidilen evde kudurmanın limitlerini zorladıysak o bakış mutlaka gelir. özellikle 90'ların çocukları iyi bilir.
devamını gör...

önce bir düşünün, ben istesem verir miydi diye? cevap %100 verir çıkarsa istediği meblağı veriniz. ama ihtimal daha düşük ise ah be babacım bende de yok inan deyip yol veriniz.
devamını gör...

eğitim bilimlerinde kullanılan bir terimdir. bu terim tekrar edici ve törensel olan hareketleri ifade etmek için kullanılır. özellikle otizm, uyaran eksikliği ve mental retardasyon gibi engel türlerinin tanılanmasında aranan bulgulardan birisidir. bunun dışındanorölojik ve psikolojik problemleri olan kişilerde de sıklıkla gözlenmektedir. ekolalide olduğu gibi stereotipik hareketler stres seviyesinin artmasına bağlı olarak artış gösterir. açlık, öfke, aşırı mutlu olmak, heyecanlanmak vb. gibi onlarca durum stres seviyesinin artmasına sebep olabilir. en bilinen streotipik hareketler; elleri sallamak, saçlarla oynamak, tırnakları kemirmek, eşyaları yalamak ve kulakları kapatmaktır.

stereotipik hareketler aynı zamanda bir uyarıcıdır. kişi, ilgi çekmek, kendini çevresel uyaranlara kapatmak ve duyusal açlıklarını bastırmak için bu hareketleri geliştirebilirler. örneğin; işitsel uyarana daha fazla ihtiyacı olan otizmli bir çocuk kulaklarını kapatmak veya ses yayan oyuncakları sallamak gibi davranışlar geliştirirken, tat duyusu zayıf olan çocuklar ise nesneleri yalamak gibi stereotipik hareketler geliştirebilir.

bu tür tekrar edici hareketler ile kendini uyaran çocuklarda; eğitim süreçleri ve iletişim becerileri olumsuz yönde etkilendiği için bu davranışlar azaltılmaya çalışılmaktadır. tepkiyi yarıda kesme ve yönlendirme, tepkiyi bloke etme vediğer davranışların ayrımlı pekiştirmesi gibi yöntemler başta olmak üzere çok fazla yöntem uygulanabilir.

konu ile ilgililer var ise;

anadolu üniversitesinin eğitim profesörlerinden halil ibrahim diken ve özlem toper korkmaz'ın bir ortak çalışması;
stereotipik davranışların azaltılmasında kullanılan yöntemlerin etkililiği; betimsel ve meta analizi
devamını gör...

mezarlıklar. şöyle ağız tadıyla ölemiyoruz bile.
devamını gör...

ıssız bir adada kalakalmak gibidir.

etrafına bakarsın. arkadaşlarına, ailene gereken önemi verememişsin. çevrendeki insanlardan bir tık uzaklaşmışsın. sevgilin ve sen yetiyordur çünkü. her şeyin farkına yavaş yavaş varırsın. gerçekten sevdiysen uzun süre içinde kalacak bir sızı olur. onla beraber gittiğiniz yerlerde gözler onu arar hep. hatta ruh hastası olursanız arkadan ona benzetip koşar adım gidip yüzüne bakmaya çalışırsınız.(ben değil bir arkadaşım, yerseniz tabi)

neyseki tamamen bitti gitti bende. ama çok zor günlerdi. sevmeye tövbe ettirir insanı uzun ilişki sonrası günler.
devamını gör...

isyanım var bu çarpık düzene
bana sataşmaya kalkan maniciye
tersim pistir söyleyeyim baştan
bana ilişmeyin derim bence
devamını gör...

hiç yemek anısı paylaşılmamış mı, benim mi gözümden kaçtı?

kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.

ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...

ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.

-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.

çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;

-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?

sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.

-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.

baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.

geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
devamını gör...

eylem aktaş - zor yıllar (hatırla sevgili)
ömrümüzün son demidir
dönülmeyen o vedalar
kuşatıldık zor yıllarda
yarım kaldı hep o sevdalar
devamını gör...

düşünce özgürlüğü, sanata verilen değer, doğaya verilen değer, eğitime verilen değer, adalet kavramı diye uzar gider lakin şahsımca en önemlisi bilgili bireylerin oluşturduğu bir ülke olmasıdır.
devamını gör...

1971 yapımı, asıl senaryosunu colin higgins’in yazdığı bu filmin yönetmenlik koltuğunda hal ashby oturmaktadır.
filmin türüne kara komedi demek pekâlâ uygundur diye düşünmekteyim.

filmin ana konusu, 20’li yaşlarının başında depresif ruh halinde, oldukça ölüme yatkın bir genç olan harold’un (but cort),
80’li yaşların başına gelmiş olan pozitif, neşeli, dopdolu bir yaşam sevincine sahip olan maude’un (ruth gordon) birbirleriyle bir cenaze töreninde karşılaşmalarını ve bu karşılaşma sonucunda ortaya çıkacak olan dostluklarını, arkadaşlıklarını ve aşklarını izlemiş oluyoruz.

harold, çok küçük yaşta babasını kaybetmiştir ve bu yüzden ilgisiz ve sevgisiz büyüyen bir çocuk olarak büyümüştür. bu yüzden bu depresif karakterimiz, annesinin karşısında sayısızca sahte intihar denemelerinde bulunmuş ve annesinden ilgi görmek istemiştir. fakat annesi olan mrs.chasen (vivian pickles), fazlasıyla soğukkanlı bir kadındır ve oğlunun bu davranışlarına alışıktır bundan dolayı oğluna hiçbir şekilde ilgi göstermez.

az önce dediğim gibi, maude seksenli yaşlarının başlarında olmasına rağmen çok neşeli, yaşamayı olabildiğince seven bir kadın. aslında ‘harold’ karakterinin tam tersi. belki de bu iki karakterin zıtlıkları birbirlerini birleştiren, tamamlayan özellik oldu.
avusturya asıllı bir amerikalı olduğunu öğrendiğimiz maude’un filmin ilerleyen sahnelerinde kolunda görmüş olacağımız dövmesi sayesinde, zamanında toplama kamplarında bulunmuş olabileceği fikrini çıkartmak pek de zor değil.

ayrıca bu eksantrik filmin herkese hitap etmeyeceğini belirtmem gerekir. bu iki aşığın sevgisi çok alışılmışın dışında, çok çok farklı. ilk başta izlerken yadırgayabilirsiniz fakat sonradan alışacaksınızdır. ben bu filmi yüzümde büyük bir tebessümle izledim, insana sebepsiz yere yaşam sevinci aşılıyor sanki.

bu harikulade filmin güzide şarkılarını cat stevens bestelemiş. çok da güzel ve keyifli olmuş. ben şarkıların hepsini beğensem de, bana dokunan iki şarkısı var sizlerle de paylaşayım. miles from nowhere ve if you want to sing out

filmi izleyecek olanlara şimdiden keyifli izlemeler diliyorum. cat stevens’ın bu harika şarkıları size yolda eşlik eden çok iyi bir arkadaş olacak. sevgiler.
devamını gör...

kendinize depresyon ya da düşük özgüven teşhisi koymadan önce, ilk olarak, aslında sadece hoş olmayan insanlarla çevrili olmadığınızdan emin olun. bir insan komplekslerini ortadan kaldırmaya değil, onlarla uyum sağlamaya çalışmalıdır: bunlar, dünyadaki davranışlarını meşru bir şekilde yöneten şeydir.
devamını gör...

deva partisi genel başkanı babacan'ın şahsi twitter hesabın yeter artık diye sonlandırdığı paylaşım.

ayıp denen bir şey var yeter artık.

zannımca sayın başkanın milleti tea 'ye alması yetti de geçti.
iyi geceler türkiye'm.

kaynak
devamını gör...

öncelikle "hobi" tanımının zihinlerde tam oturmayışından kaynaklanıyor olabilir. kitap okumak, film izlemek gibi eylemler muhatap olunan nesnenin entelektüel derinliğine göre "boş zaman aktivitesi"nden ziyade insanın kendini geliştirmesi yolunda attığı bir adım, apayrı bir zaman ve emek isteyen birer süreçtir. akademik dersler haricinde öğrenilen bilgilerin "gereksiz" ve "işe yaramaz" olduğu algısı ve merak nahiyesinin yetersiz olması da hobi kavramının yanlış anlaşılmasındaki yegane nedenlerdendir. bana kalırsa puzzle yapmak, boyama yapmak, bitki yetiştirmek yahut müzik dinlemek zihin dinlendiriciliği bakımından hobi olmaya daha uygun akivitelerdir. ancak gelin görün ki hızla akan sosyal medya çağında bahsi geçen aktiviteler pek de "cool" aktiviteler olarak algılanmamaktadır gençler tarafından.
devamını gör...

termometrelerin eksi 21 dereceyi gördüğü, havaya atılan sıcak suyun donup kristalleştiği doğu anadolu kenti.
devamını gör...

supernatural (dizi) dean winchester. mizah yeteneği desen var, müzik zevki de güzel. sadece oturup kahve eşliğinde anılarını dinlemek bile zevkli olur diye düşünüyorum. asla sıkmayacak bir arkadaş olurdu benim için.
devamını gör...

iki tarafın da fedakarlık yapabiliyor olmasıdır.
devamını gör...

ben de sanki hiç bitmeyeceğini düşünenlerdenim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim