kanser hastası çocuklara yardım etkinliği
ben şimdi buraya haber vermeden direkt gönderemiyor muyum?
devamını gör...
aralıklı oruç
niyetli ve niyetsiz olarak ikiye ayrılmaktadır.
niyetsiz olanı ketojenik diyetle,
niyetli olanı teravih namazı ile kombinlenir
niyetsiz olanı ketojenik diyetle,
niyetli olanı teravih namazı ile kombinlenir
devamını gör...
stefan zweig
çok ince çok kısa kitaplarında çok yoğun bir anlatımı olan yazar. bu yazarın kitaplarının okunması gerekir.
devamını gör...
kestane
kış aylarımın vazgeçilmezidir. en sinir eden kısmı pişirdikten sonra kestanenin içindeki ince kabuktan ayrılmamış olmasıdır. soba artık nostalji olduğuna göre fırınlama tekniğini anlatalım ki bahsettiğim sorunu yaşamayın.
fırınlamadan önce kestaneleri 2-3 dk kadar suda bekletip, sonra dış kabuğunu kuruluyoruz. sonrasında kabuğu delecek çizik veya çizikler atıyoruz. 200 dereceye önceden ısıtılmış fırına atıp kestanelerin büyüklüğüne göre 20 ile 30 dk arasında bekliyoruz, afiyetle yiyoruz.
kestanenin ağaç üzerinde nasıl göründüğünü hiç bilmeyen yazar arkadaşlarımız için bir görsel bırakayım, ilginç bulabilirler.
fırınlamadan önce kestaneleri 2-3 dk kadar suda bekletip, sonra dış kabuğunu kuruluyoruz. sonrasında kabuğu delecek çizik veya çizikler atıyoruz. 200 dereceye önceden ısıtılmış fırına atıp kestanelerin büyüklüğüne göre 20 ile 30 dk arasında bekliyoruz, afiyetle yiyoruz.
kestanenin ağaç üzerinde nasıl göründüğünü hiç bilmeyen yazar arkadaşlarımız için bir görsel bırakayım, ilginç bulabilirler.
devamını gör...
takip listem
sözlükte en sevdiğim kısım takip ettiğim yazarların hepsinin tanımlarının olduğu kısım. çok güzel seçmişim. tebrik ediyorum kendimi*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük fobisi
genellikle beni geceleri uyutmayan fobilerdir. bunların başında da ahh... şey.... hacı yağı üretiminin sonsuza kadar durdurulması gelir! hacı yağı sürmeyen erkeklerin olduğu bir dünya düşünemiyorum maalesef.
devamını gör...
oyun oynarken mesajlara cevap veren sevgili
(bkz: asla gerçek olmayacak şeyler)
devamını gör...
ateistlerin vatan haini olduğu gerçeği
şaka olmasını umduğum başlıktır. şaka değilse durum vahim çünkü.
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
böyle bir kültür yoktur. çünkü insanlar anlamak için değil, cevap vermek için dinler. sonuç: iki tarafında birbirini anlamadan yaptığı savunmalar üzerine kurulur.
devamını gör...
babaya rağmen yapılan şeyler
saçlarımı özgürce savurabilmektir!
evet 1993 doğumlu bir gencin gözlerini açtığı andan itibaren doğduğu coğrafyaya karşı verdiği savaş bu.
ortaokula geçmemle bayramdan bayrama alınan pantolonları alınmamaya başlandı önce, sonra yeni bir tshirt bakmadık hiç.. olanlara da eskisin diye bakılıyordu, sistematik olarak bir çocuğun zorunlu başının örtülüşüydü bu aslında.kimse bu konuda fikrimi sormuyordu sormasına ama ne annem ne de babam islamiyet için değil adeta köydeki rutin bir süreç için başımın kapalı olmaısını istiyorlardı. bunu yıllar sonra artık başımı kapatmayacağımı söylediğimde" köye geldiğinde kapat bari"dediklerinde daha iyi anlayacaktım..zamana ihtiyacım vardı, 3-5 yıl değil üstelik eğitim hayatıma devam edebilmem için şarttı başımın kapalı olması.. yetti mi? yetmedi işe başlamak için şehir değiştirmemden tutun,kendi paramı kazanıyor olduğumda dahi korkumdan açamıyorum başımı.alıştığım, başka ihtimalim olmadığını sandığım için, korktuğum için istemeye istemeye hergün başımı örtmeye devam ediyordum.. çünkü 11 yaşımdan 21 yaşıma kadar gördüğüm sistematik baskının kölesi olmuştum.dahası benim o istemeyerek başımı örttüğüm örtüyü çıkarırsam köye gidemeyeceğimi düşünüyordum..lise son sınıfta başım açık olursa okula göndermeyeceğini söyleyen,her itirazımda ölümüne dayaklar yediğim babamın telefonunda iğrenç mesajlar yakaladım defalarca tanımadığı kadınlarla pis muhabbetlere giriyordu ki o zamanlar görüntülü arama vs yok, muhtemelen karşıdakinin kadın olduğunu sanıp annemi aldatıyordu, ağzından küfür kesilmiyor sağa sola uçan kuşa küfrediyordu ama benim başımın kapalı olmasını istiyordu. kendi belki benden 2 yaş büyük bir kız düşürme hayali yaşarken onun kızı edep, ahlak abidesi olacak hatta mümkünse aldığı eğitimler dini taraftan seçilecekti(hafızlık okulu , imamhatip lisesi vs).
ne büyük hayal ama ne büyük günahlardan arınma projesi.. çocuk değil adeta onu cennete götürecek amellerdik(!)ilkokul mezunu olmaları değil yaşama, ahlaka bakışlarının yanlış olmasıydı sorun.. evet benim kendi babam mini etek giydiysen tecavüzü hakedensin fikrine sahip, evet o ayıplayıp değiştirmeye çalıştığımız zihniyetin elinde esir büyüdüm ben.. onun kanından dünyaya geldim.. makyaj yaparsam erkek aradığımı söylerdi çünkü kendi bakımlı kadınlara düşüyordu.. aslında kendiyle, sapık zihniyetiyle savaşıyordu.. neyse ki tek kızdım.. bir ablam ölmüş daha 20 günlükken kim bilir benim kadar katlanamayacak,belki de daha asi olup daha çok eziyet görecekti.. şimdi düşününce ona hep kurtulmuş gözüyle baktığımı hatırlıyorum.. evet istemediğim bir yaşam tarzıyla nefes alıp veriyorken ölümü kurtuluş kabul ediyordum.. okumak için üstelik.. tüm çabam, gayretim o evden, köyden koşarak uzaklaşmaktı.. babamın her bakımlı kadının potansiyel tacizcisi olduğu evden olabildiğince uzakta yaşamak için çabalıyordum.. başardım da, gittim ama bir türlü kafamı açamıyordum babamın anlattığı gibi saçımı açınca, makyaj yapınca bir erkek için değil kendim için istediğimi biliyor ama yinede ikna edemiyordum kendimi.. sonra eşimle tanıştım,kendimi anlattım, istediklerimi başımın neden kapalı olduğunu vs.. öyle şefkatli öyle anlayışlıydı ki yadırgamadan uzun uzun anlattı, nasıl istiyorsan öyle yaşa ahlak bir başörtüden ibaret değil, seni ahlaklı yapmadığı gibi çıkarınca da ahlaksız olmayacaksın dedi.. kırmadan incitmeden.. çünkü problem asla başörtüsü değildi problem babamın tavrıydı.. gördüğüm baskıydı.. aldığım tehditler, kafamı yere vurarak yediğim dayaklardı.onca yıl sonunda ilk kez eşimle(ki o zaman sözlenmiştik) başım açık köye gidebildim.. başımı o zamanlar açsam arkamdan o***u olmuş diyecek dedikodunun allahını yapıp yediğimiz ekmeği boğazımızdan getirecek köy halkı şimdi kocası düşünsün artık onun sözü geçer diye lafını etmiyor..ne büyük ikiyüzlülük (!) başörtmeyi din dışında kullanan başka yerleşim yeri/topluluk var mı bilemiyorum ama geçen yaz katıldığım bir nikah töreninde yine kendi köyümde başı açık reşit olmuş 3 kadından biriydim.. koca köy ve bir diğerinin misafir olduğunu varsayarsak geriye başörtü mücadelesini kazanmış genc bir kız kalıyordu.. hiç tanımadığım halde gidip tebrik ettim bile :) ben başaramamıştım çünkü.. biraz zaman geçince ortamdan bulunan 7-8 kız "abla bizde evlenince açılacağız" dedi.. yapmayın bunu insanlara! diye bağırasım geldi..neden bu ısrarcılık, insanlar istemeye istemeye başını neden kapatsın ki.. ahlak, edep, başörtü ile kazanılan yahut kaybedilen birşey değil ki... niye bu kadar cahiliz, anadolunun bağrında nasıl bu kadar geride kalabildik hayret ediyorum.. ne olurdu medeni bir köy olsak, babam ç*küne sahip çıkmadığı için ben cezalandırılmasaydım mesela.. ne olurdu bu ortadoğu cahiliyetine denk gelmeden çocukluğumu yaşayabilseydim.. çok mu zor yahu bu seviyeye gelmek.. yüce yaradan alplerin eteğine serpiştirecek kadarda mı sevmiyor bizi. ne için bu kadar bilimsiz, eğitimsiz kaldık böyle ve yıllar geçmesine rağmen hala aynı anlayış devam ediyor.. baskıyla, dayakla, sistematik eziyetlerle darbelerle büyüyoruz.. sizin adını dahi duymadığınız şehrin bir köyünde kızlar doğmasaydım keşke diye uyanıyor sabahlara.. 2021 yılında hala evlenince başımı açacağım umudu taşıyorlar.. siz, pis iğrenç ruhlu sapık adamlar yüzünden kadınlar daha çocukken sen suçlusun sen kapan diye azarlanıyor..
evet 1993 doğumlu bir gencin gözlerini açtığı andan itibaren doğduğu coğrafyaya karşı verdiği savaş bu.
ortaokula geçmemle bayramdan bayrama alınan pantolonları alınmamaya başlandı önce, sonra yeni bir tshirt bakmadık hiç.. olanlara da eskisin diye bakılıyordu, sistematik olarak bir çocuğun zorunlu başının örtülüşüydü bu aslında.kimse bu konuda fikrimi sormuyordu sormasına ama ne annem ne de babam islamiyet için değil adeta köydeki rutin bir süreç için başımın kapalı olmaısını istiyorlardı. bunu yıllar sonra artık başımı kapatmayacağımı söylediğimde" köye geldiğinde kapat bari"dediklerinde daha iyi anlayacaktım..zamana ihtiyacım vardı, 3-5 yıl değil üstelik eğitim hayatıma devam edebilmem için şarttı başımın kapalı olması.. yetti mi? yetmedi işe başlamak için şehir değiştirmemden tutun,kendi paramı kazanıyor olduğumda dahi korkumdan açamıyorum başımı.alıştığım, başka ihtimalim olmadığını sandığım için, korktuğum için istemeye istemeye hergün başımı örtmeye devam ediyordum.. çünkü 11 yaşımdan 21 yaşıma kadar gördüğüm sistematik baskının kölesi olmuştum.dahası benim o istemeyerek başımı örttüğüm örtüyü çıkarırsam köye gidemeyeceğimi düşünüyordum..lise son sınıfta başım açık olursa okula göndermeyeceğini söyleyen,her itirazımda ölümüne dayaklar yediğim babamın telefonunda iğrenç mesajlar yakaladım defalarca tanımadığı kadınlarla pis muhabbetlere giriyordu ki o zamanlar görüntülü arama vs yok, muhtemelen karşıdakinin kadın olduğunu sanıp annemi aldatıyordu, ağzından küfür kesilmiyor sağa sola uçan kuşa küfrediyordu ama benim başımın kapalı olmasını istiyordu. kendi belki benden 2 yaş büyük bir kız düşürme hayali yaşarken onun kızı edep, ahlak abidesi olacak hatta mümkünse aldığı eğitimler dini taraftan seçilecekti(hafızlık okulu , imamhatip lisesi vs).
ne büyük hayal ama ne büyük günahlardan arınma projesi.. çocuk değil adeta onu cennete götürecek amellerdik(!)ilkokul mezunu olmaları değil yaşama, ahlaka bakışlarının yanlış olmasıydı sorun.. evet benim kendi babam mini etek giydiysen tecavüzü hakedensin fikrine sahip, evet o ayıplayıp değiştirmeye çalıştığımız zihniyetin elinde esir büyüdüm ben.. onun kanından dünyaya geldim.. makyaj yaparsam erkek aradığımı söylerdi çünkü kendi bakımlı kadınlara düşüyordu.. aslında kendiyle, sapık zihniyetiyle savaşıyordu.. neyse ki tek kızdım.. bir ablam ölmüş daha 20 günlükken kim bilir benim kadar katlanamayacak,belki de daha asi olup daha çok eziyet görecekti.. şimdi düşününce ona hep kurtulmuş gözüyle baktığımı hatırlıyorum.. evet istemediğim bir yaşam tarzıyla nefes alıp veriyorken ölümü kurtuluş kabul ediyordum.. okumak için üstelik.. tüm çabam, gayretim o evden, köyden koşarak uzaklaşmaktı.. babamın her bakımlı kadının potansiyel tacizcisi olduğu evden olabildiğince uzakta yaşamak için çabalıyordum.. başardım da, gittim ama bir türlü kafamı açamıyordum babamın anlattığı gibi saçımı açınca, makyaj yapınca bir erkek için değil kendim için istediğimi biliyor ama yinede ikna edemiyordum kendimi.. sonra eşimle tanıştım,kendimi anlattım, istediklerimi başımın neden kapalı olduğunu vs.. öyle şefkatli öyle anlayışlıydı ki yadırgamadan uzun uzun anlattı, nasıl istiyorsan öyle yaşa ahlak bir başörtüden ibaret değil, seni ahlaklı yapmadığı gibi çıkarınca da ahlaksız olmayacaksın dedi.. kırmadan incitmeden.. çünkü problem asla başörtüsü değildi problem babamın tavrıydı.. gördüğüm baskıydı.. aldığım tehditler, kafamı yere vurarak yediğim dayaklardı.onca yıl sonunda ilk kez eşimle(ki o zaman sözlenmiştik) başım açık köye gidebildim.. başımı o zamanlar açsam arkamdan o***u olmuş diyecek dedikodunun allahını yapıp yediğimiz ekmeği boğazımızdan getirecek köy halkı şimdi kocası düşünsün artık onun sözü geçer diye lafını etmiyor..ne büyük ikiyüzlülük (!) başörtmeyi din dışında kullanan başka yerleşim yeri/topluluk var mı bilemiyorum ama geçen yaz katıldığım bir nikah töreninde yine kendi köyümde başı açık reşit olmuş 3 kadından biriydim.. koca köy ve bir diğerinin misafir olduğunu varsayarsak geriye başörtü mücadelesini kazanmış genc bir kız kalıyordu.. hiç tanımadığım halde gidip tebrik ettim bile :) ben başaramamıştım çünkü.. biraz zaman geçince ortamdan bulunan 7-8 kız "abla bizde evlenince açılacağız" dedi.. yapmayın bunu insanlara! diye bağırasım geldi..neden bu ısrarcılık, insanlar istemeye istemeye başını neden kapatsın ki.. ahlak, edep, başörtü ile kazanılan yahut kaybedilen birşey değil ki... niye bu kadar cahiliz, anadolunun bağrında nasıl bu kadar geride kalabildik hayret ediyorum.. ne olurdu medeni bir köy olsak, babam ç*küne sahip çıkmadığı için ben cezalandırılmasaydım mesela.. ne olurdu bu ortadoğu cahiliyetine denk gelmeden çocukluğumu yaşayabilseydim.. çok mu zor yahu bu seviyeye gelmek.. yüce yaradan alplerin eteğine serpiştirecek kadarda mı sevmiyor bizi. ne için bu kadar bilimsiz, eğitimsiz kaldık böyle ve yıllar geçmesine rağmen hala aynı anlayış devam ediyor.. baskıyla, dayakla, sistematik eziyetlerle darbelerle büyüyoruz.. sizin adını dahi duymadığınız şehrin bir köyünde kızlar doğmasaydım keşke diye uyanıyor sabahlara.. 2021 yılında hala evlenince başımı açacağım umudu taşıyorlar.. siz, pis iğrenç ruhlu sapık adamlar yüzünden kadınlar daha çocukken sen suçlusun sen kapan diye azarlanıyor..
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
sarımsak kokar, sarımsaklamadan saklayalım.
bir derdin olursa gel bergen kankine, çözemesem bile dinlerim.
bir derdin olursa gel bergen kankine, çözemesem bile dinlerim.
devamını gör...
depresyonla başa çıkma yöntemleri
teve jobs'ın çok güzel bir sözü vardır.
"sometimes, life hits you in the head with a brick". bazen hayat hakikten kafanıza balyozu geçiriveriyor.
hayatın hiçbir zaman kusursuz olmadığını, olmayacağını kabul edin. içinize dönmekten kaçınmayın. ve en önemlisi, olanlardan dolayı kendiniz dahil kimseyi suçlamayın.
oturun, bir soluklanın, içinize dönün, gerekirse kendinizi bir süre kitaplara verin, hayattan geri kalmayın, sorumluluklarınızı ötelemeyin.
sağlığınız yerinde olduğu sürece hiç bir şey aşılamaz değil.
"sometimes, life hits you in the head with a brick". bazen hayat hakikten kafanıza balyozu geçiriveriyor.
hayatın hiçbir zaman kusursuz olmadığını, olmayacağını kabul edin. içinize dönmekten kaçınmayın. ve en önemlisi, olanlardan dolayı kendiniz dahil kimseyi suçlamayın.
oturun, bir soluklanın, içinize dönün, gerekirse kendinizi bir süre kitaplara verin, hayattan geri kalmayın, sorumluluklarınızı ötelemeyin.
sağlığınız yerinde olduğu sürece hiç bir şey aşılamaz değil.
devamını gör...
amak-ı hayal
kitap bölüm bölümdür, hayatını aylaklık ederek ve türlü zevk alemlerinde sürdüren racinin aynalı baba ismini taşıyan ve şapkasına kirik ayna parçaları taşıyan biriyle tanışmasıyla başlar. bana gore bu şapkadaki aynalar , kişinin aynalı babaya baktığında gülmesini sağlasa da aslinda güldükleri, alaya aldıkları kisi özbenlikleridir. çünkü insan bir hiçtir. kendini ehemmiyetli sansa da, kürkler giyip, saraylarda otursa da varacağı yer hicliktir. aynalı baba ile racinin zaman geçirdiği yer de mezarlık olması bundandir ki raci türlü yerlere ney eşliğinde gider. (bkz: astral seyahat)e benzer. ılk bölümünde budayla tanışır ve hiçlik tepesine (bkz: nirvana)ya ulaşmaya çalışır. ama hickimse ilk elden oraya ulaşamamıştır. ıkinci bölümde ise insanın içindeki duyguların savaşına tanık oluruz. ve iyi olanlar kotu olanları yenebilecek mi yenemeyecek mi onu düşündürür. tam kötüler kazanacakken aşk kazanır. tabi buradaki aşk ilahi bir anlam içermektedir. kitap fazla metaforiktir. bir bölümünde gözlerinde soğan siskasi olan bir evde dogar. herkes görüyordur ama aslında kördür, ama deryanın icinde olup deryayı bilmeyen balık gibi farkında degillerdir kör olduklarının. bu ve bunun gibi bir-çok bölümden oluşur. ve her bölümde felsefe-din ağırlıklı tasavvufi bir yolculuk geçirir raci. ve dönüşümünü tamamlar.
aynalı baba diye birinin gerçekte olması ve filibeli ahmetin otobiyografisine benzemesi bana hep kitabın bir tarafının gerçekle iliskisi oldugunu düşündürmüştür.
aynalı baba diye birinin gerçekte olması ve filibeli ahmetin otobiyografisine benzemesi bana hep kitabın bir tarafının gerçekle iliskisi oldugunu düşündürmüştür.
devamını gör...
insan ruhuna en iyi gelen şey
namaz. inananlar için tabi.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
– bizimki kolay, nasıl olsa geçer, dedi, ama yalnızlık zor...
– hiç de değil vallahi, daha bile iyi..
başımı dinliyorum... oooooh, ne güzel...
– olur mu canım hiç... bir kişi, cennetin bile tadı olmaz!
bu söz üzerine birden çarpılır gibi oldum. “bir kişi, cennetin bile tadı olmaz!” evet doğru... ama iki kişi de cenneti cehenneme çevirir, bu da doğru...
ah biz eşekler/aziz nesin
– hiç de değil vallahi, daha bile iyi..
başımı dinliyorum... oooooh, ne güzel...
– olur mu canım hiç... bir kişi, cennetin bile tadı olmaz!
bu söz üzerine birden çarpılır gibi oldum. “bir kişi, cennetin bile tadı olmaz!” evet doğru... ama iki kişi de cenneti cehenneme çevirir, bu da doğru...
ah biz eşekler/aziz nesin
devamını gör...
türkiye'nin son 10 yıllık gidişatını gösteren grafik
f(x)=x+1000 fonksiyonunu baz alırsak,-f(x) fonksiyonudur.
umarım yakın zamanda f(x)=x* doğrusuna dönüşür.
sözelcilerden özür diliyorum*
umarım yakın zamanda f(x)=x* doğrusuna dönüşür.
sözelcilerden özür diliyorum*
devamını gör...
ucemak
bir kaç gündür ilgimi çeken yazardır.
tanımlarını keyif alarak okuyorum.
tanımlarını keyif alarak okuyorum.
devamını gör...


