kavak yelleri
dawson’s creek dizisinin türk versiyonudur. ülkede çokça tutmuştur, ilk sezon iyi gidip sonrasında bozan dizidir zannımca.
devamını gör...
spotify'a story özelliği gelmesi
geriye sadece story özelliği gelmeyen 2 site kalmıştır; e-devlet ve kafa sözlük. benjamin franklin elini çabuk tutarsa trendi yakalarız yoksa story özellığini biz getirdik diyerek sürü psikolojisine karşı olduğumuzu ifade ederiz.
devamını gör...
evlenecek erkekler için öneriler
evlenmeyi ev satın almak sanan, stratejik düşünen yazar tavsiyeleridir. bu konuda kendileri dikkate alınmamalıdır.
tek tavsiyesi aşık olun olmalıydı. aşk olunca saydıklarının bir önemi kalmıyor zaten.
tek tavsiyesi aşık olun olmalıydı. aşk olunca saydıklarının bir önemi kalmıyor zaten.
devamını gör...
hiçbir yere ait olamamak
bireyin kendini yalnızca kendine ait hissetmesi gerektiği düşüncesindeyim. yer , zaman, kişi üçlemesinden hiçbirine ait olmak için çabalamayın. bu üç faktör dinamiktir. her koşulda var olan ise yalnız sizsinizdir.
hemen her yere gidebilir ve hiçbir yere dönmeyebilirim.
içinizden hiçbirinize ait hissedemiyorum.
*şarkı sözlerini aklıma getiren başlık.
hemen her yere gidebilir ve hiçbir yere dönmeyebilirim.
içinizden hiçbirinize ait hissedemiyorum.
*şarkı sözlerini aklıma getiren başlık.
devamını gör...
zwei gefangene
alman yazar, şair ve çevirmen paul heyse tarafından sappho ve gabriele reuter motifi kullanılarak yazılmış olan eser. roman heyse'nin edebi gelişimini incelemek için de oldukça önemli bir noktada. heyse'nin eserleri çoğunlukla apolitik bir kavramı, sanatsal bir idealizmi temsil eder. sanat parlatılmalı, soylulaştırmalı, zamansal olanı ebedi olanın ışığında temsil etmelidir. eserlerinde erdemli, entelektüel ve duyarlı karakterler yaratır fakat zwei gefangene heyse'nin bu belirli özelliklere sahip karakterleri için kırılma noktalarından biridir aynı zamanda. clara bir bakıma bu soylu ruh'u temsil etse de eserin diğer ayağı olan josef heyse'nin yaratmayı hedeflediği o 'kahraman'dan oldukça uzaktadır çünkü esere de ismini vermiş olan bu mental ve zihinsel zincirlerini kıran iki mahkumun ilerledikleri yolda josef bir kahramandan ziyade clara'yı trajik bir sona doğru götüren faktör rolünü üstlenir. heyse'nin l'arrabbiata'sında da kendine yer bulan aşk yoluyla kendini gerçekleştirme teması zwei gefangene'de de tekrarlanır ki l'arrabbiata'da laurella üzerinden verilen bu tema bu romanda clara üzerinden aktarılmaktadır. clara'nın kendi özgürlüğü olarak gördüğü josef'in ihanetinden sonra kendisini kısıtlayıcı bir etken olarak görerek yaşamına son verme isteği çok ince bir şekilde işlenmiş heyse trajedisidir ki heyse eserde bunu bir cömertlik olarak sunmaktan kaçınmaz.
gezogen und unterhielt sich leise und eifrig mit dem kinde. dabei brildte fie von zeit zu zeit ihre überquellenben augen gegen das weiche haar und das rosentränzchen, bas die kleine trug. aber niemand bekümmerte sich darum, der am wenigsten, bem biese verftohlenen thränen galten. jener lange, tabellos gefleidete junge mann mit bem bitn nen blonden haar am scheitel mußte ber bräutigam fein. er benahm sich, auf einem der sophas ausgestreckt, die ei garre zwischen den weißen zähnen, mit einer möglichst füh len, gönnerhaften herablaffung gegen ein paar fleinstädtisch geschmiegelte bettern, die vor ihm standen und jeden feiner bişe mit unmäßigem lachen honorirten. dazwischen gähnte der gegenstand ihrer bewunderung völlig zwanglos unb machte endlich den vorschlag, ob sie sich nicht ins neben zimmer flüchten und einen tarok spielen wollten. erst als ber keltere der bettern, während der jüngere die bee capital" fand, die besorgniß äußerte, die alten damen würden diese absonderung vielleicht noch übler nehmen als bie jungen, verzichtete der bräutigam auf seinen ein fall, erklärte aber, von tanzen könne für ihn gleichwol feine rebe sein, er sei viel zu groß für seine kleine frau und tanze überhaupt nur mit fremben weibern. p.11
gezogen und unterhielt sich leise und eifrig mit dem kinde. dabei brildte fie von zeit zu zeit ihre überquellenben augen gegen das weiche haar und das rosentränzchen, bas die kleine trug. aber niemand bekümmerte sich darum, der am wenigsten, bem biese verftohlenen thränen galten. jener lange, tabellos gefleidete junge mann mit bem bitn nen blonden haar am scheitel mußte ber bräutigam fein. er benahm sich, auf einem der sophas ausgestreckt, die ei garre zwischen den weißen zähnen, mit einer möglichst füh len, gönnerhaften herablaffung gegen ein paar fleinstädtisch geschmiegelte bettern, die vor ihm standen und jeden feiner bişe mit unmäßigem lachen honorirten. dazwischen gähnte der gegenstand ihrer bewunderung völlig zwanglos unb machte endlich den vorschlag, ob sie sich nicht ins neben zimmer flüchten und einen tarok spielen wollten. erst als ber keltere der bettern, während der jüngere die bee capital" fand, die besorgniß äußerte, die alten damen würden diese absonderung vielleicht noch übler nehmen als bie jungen, verzichtete der bräutigam auf seinen ein fall, erklärte aber, von tanzen könne für ihn gleichwol feine rebe sein, er sei viel zu groß für seine kleine frau und tanze überhaupt nur mit fremben weibern. p.11
devamını gör...
hicligindansi
pek bi neşeli yazar. kulağıma çok iyi kitap özetleri çıkardığı da geldi kendisi hakkında. doğru olduğuna eminim:> umarım en yakın zamanda biz de faydalanırız o engin birikiminden diyor ve hep yazmasını temenni ediyorum.
devamını gör...
yemek yemekten tiksindiren durumlar
yemekten kıl çıkması.
devamını gör...
sinir bozan şeyler
sabah boyun ağrısı ile uyanmak.evet hayatta daha sinir bozucu birşey varmı bilmiyorum.ama ikindin vaktine kadar geçmiyor o ağrı.
devamını gör...
sünnet parasıyla alınan atari
"bedel ödedim." dese yeridir.
bildiğin diyet bu...
"al cocuk bedenimden bir parça beni ampute yap ,ver atarimi."korkunç!
bildiğin diyet bu...
"al cocuk bedenimden bir parça beni ampute yap ,ver atarimi."korkunç!
devamını gör...
köpeklerin saldırısı yüzünden bayılan kadın
bu başıboş sokak köpeklerin birinci sorumlusu belediyelerdir, çünkü onların sorumluluk alanına giriyor.
ikinci sorumlusu ve hatta suçlusu da bir hevesle köpek edinip, sonra bakamayınca onları sokağa bırakan sahipleridir.
ikinci sorumlusu ve hatta suçlusu da bir hevesle köpek edinip, sonra bakamayınca onları sokağa bırakan sahipleridir.
devamını gör...
zengo
yasemin sakallıoğlu’nun yazıp şahan gökbakar’ın yönettiği ve bence imdb’den 2.4 alarak büyük bir başarı elde etmiş filmdir.
sosyal medyada otuz saniyelik, bir dakikalık video çekerek her nasılsa ün kazanan insanların film yapmaya kalkışmasının ne kadar büyük facialara neden olabileceğini bize gösteren filmlerden biridir.

şahan gökbakar’ın dikkat şahan çıkabilir programındaki tiplemelerinden biri olan recep ivedik’i filmini yaparak çok sayıda seyirci çekmesiyle sosyal medyada ünlü olan abartı tiplemelerin sinema perdesine akması da hız kazandı.
şu dönemlerde bunun çok sayıda örneğini görüyor ve dişimizi sıkarak bu dönemin geçmesini bekliyoruz. aslında bunun en facia örneklerinden birini zamanında internet alemini sallayan bates motel pro’nun çektiği patlak sokaklar filminde görmüştük ama kimse ders almadığı ve herkes ya tutarsa dediği için böyle filmler gelmeye devam ediyor.
bu filmin konusuna değinmeye gerek yok. zaten öyle aman aman bir konusu da yok. herhangi bir handycamle sözlük yazarlarının herhangi birinin çekebileceği kadar da basit bir çekimi var. ama asıl sorun karakterlerin komik olmak için sürekli bağırmaları. hayatımda bu kadar saçma az şey izledim. sinir bozuculuk konusunda the annoying apple ile yarışır.
ben 17 dakika dayandım. sinirleriniz sağlamsa belki siz sonuna kadar gidersiniz.
sosyal medyada otuz saniyelik, bir dakikalık video çekerek her nasılsa ün kazanan insanların film yapmaya kalkışmasının ne kadar büyük facialara neden olabileceğini bize gösteren filmlerden biridir.

şahan gökbakar’ın dikkat şahan çıkabilir programındaki tiplemelerinden biri olan recep ivedik’i filmini yaparak çok sayıda seyirci çekmesiyle sosyal medyada ünlü olan abartı tiplemelerin sinema perdesine akması da hız kazandı.
şu dönemlerde bunun çok sayıda örneğini görüyor ve dişimizi sıkarak bu dönemin geçmesini bekliyoruz. aslında bunun en facia örneklerinden birini zamanında internet alemini sallayan bates motel pro’nun çektiği patlak sokaklar filminde görmüştük ama kimse ders almadığı ve herkes ya tutarsa dediği için böyle filmler gelmeye devam ediyor.
bu filmin konusuna değinmeye gerek yok. zaten öyle aman aman bir konusu da yok. herhangi bir handycamle sözlük yazarlarının herhangi birinin çekebileceği kadar da basit bir çekimi var. ama asıl sorun karakterlerin komik olmak için sürekli bağırmaları. hayatımda bu kadar saçma az şey izledim. sinir bozuculuk konusunda the annoying apple ile yarışır.
ben 17 dakika dayandım. sinirleriniz sağlamsa belki siz sonuna kadar gidersiniz.
devamını gör...
nafaka
süresizin gerçekten saçmalık, geri kalanının büyük ölçüde yetersiz olduğu uygulamadır.
bu konuda çok doluyum sözlük, düşüncelerimi en kısa şekilde özetlemeye çalışacağım, umarım kendimi iyi bir şekilde açıklayabilirim.
öncelikle zaman zaman kötüye kullanıldığını düşünüyorum, ancak bunun genele vurulduğunda çok az olduğuna da inanıyorum.
süresiz nafakaya zaten karşıyım, herhangi bir şekilde mantıklı olduğunu düşünmüyorum. en korkunç durumda bile evli kalınan süre artı karşıdaki kişiye verilen zarara uygun olarak gerekirse ek süre şeklinde ödenmeli bence.
insanların buna karşı olması kadar doğal bir şey yok. ama gelgelelim buna karşı olmakla kalmayıp, çocuklarına ödediği iki kuruş nafakaya bile karşı olan erkek dolu bu ülkede. ve ben artık bu durumdan bıktım. bu arada aynı şeyi biz babamla da yaşamıştık, ben küçükken ayrıldılar * ve adam bir kuruş bile vermek istemedi 3 çocuğuna. neyse ki mahkeme kararıyla annem bizim için nafaka alabildi, babam ödemediği için maaşına haciz konuldu. bu arada ödediği de yanlış hatırlamıyorsam 270 lira falandı. :) öyle inanılmaz rakamlar dönmüyor bu nafaka işinde. *
şimdi burada konuyu biraz toplumumuza döndürmek istiyorum. biz ataerkil bir toplumuz ve insanlarımızın büyük çoğunluğu inanılmaz cinsiyetçi düşüncelere sahip. evet, herkes böyle değil. evet, belki biz çevremizi daha iyi seçebiliyoruz ama bu yüzden böyle düşünen insanlar yok olmuyor.
bu cinsiyetçi düşüncelerden bu konuda en önemli olanları namusun kadınlara özgü görülmesi, sevişmenin kadının değerini düşürdüğüne inanılması, ev işlerinin tam anlamıyla kadın işi olması, kadının erkeğe itaat etmesi ve erkeklik gururunu kırmaması *, çocuk yapıldığında yine tüm yükün kadında olması *, ve kadının erkekten hiçbir şey beklememesi gerektiği.
bu durumda klasik bir evlilikte ne oluyor? kadın çalışıyorsa bile evin neredeyse tüm yükünü üstleniyor, kocasının akrabalarıyla uğraşıyor*, ismi bile değişiyor*, kendini kariyerine adayamıyor hatta bazen işi bırakmak zorunda kalıyor ya da direkt kocasının isteğiyle işini bırakıyor, çocuk olduysa kendini tamamen ona adıyor yoksa "ne biçim annesin" sen diye laf yiyor. tüm bunları yaptığını söyleyecek olsa da "e yapmasaydın" şeklinde karşılık alıyor.
ve boşanınca da tüm bu yaptıkları, tüm fedakarlıkları boşa gidiyor. üstüne artık "bakire" olmadığı için değeri düşmüş oluyor insanların gözünde. sarkıntılıklarla uğraşmak zorunda kalıyorlar, kendilerine yeni bir hayat kurmak isteseler çocukları olduğu için toplum tarafından "evlenme sen annesin" baskısına uğruyorlar, sevgilisi falan olursa zaten kıyamet kopuyor çoğunlukla. evlilik boyunca iş hayatına odaklanamadığı için de maddi olarak sıkıntı yaşıyor. işte toplum gerçeği bu, hatta daha fazlası. doğal olarak boşandıktan sonra kadın kendisini toparlayana kadar -ve tabii ki kadın hatalı değilse- nafaka ödenmesi çok doğal bir gereklilik.
erkekler istiyor ki ben karımdan hem çalışmasını isteyeyim hem de ev işlerini ona bırakayım arada bir salata yapıp ev süpürüp çok iş yapmış gibi dır dır edeyim, ya da karım hiç çalışmasın vereceğim iki kuruşa tamah etsin, maddi özgürlüğü olmasın benden de çok fazla para istemesin, ben kadınların cinsel hayatı olmasına karşı çıkayım, illa herkesin bakire olmasını bekleyeyim olmazsa dayak atayım aşağılayayım, sevişmeyi kadını küçük düşürücü bir olay gibi göreyim ve bu düşüncülerimi her yerde söyleyeyim, karımı aldatayım o karşı çıkmasın çünkü erkek adam için normal böyle şeyler, çocuklarımı yaptıktan sonra tüm bakımı annesine atayım hatta beğenmediğim yer olursa bin tane laf sayayım ama ben gece uykumdan hiç uyanmayayım, en fazla günde 1 saat çocukla oynayayım ağlarsa, bezi değişmesi gerekirse annesi yaptığı işi bırakıp koşup bebeğe bakmaya gelsin, bu arada karım çocuk doğurup onun bakımıyla ilgilense de manken gibi olsun, benimle ilgilenmeye devam etsin ve 3 çeşit yemeğimi önüme koysun, ev de pırıl pırıl olsun ve bunların sonucunda ben hiçbir bedel ödemeyeyim.
siz sürekli cinsiyetçilik yapar ve bu düşünceleri beslemeye devam ederseniz arada sırada olayın ucu böyle size dokunur işte. bana boşuna "her erkek böyle değil ya," lafıyla gelmeyin, evet her erkek böyle değil ama ne yazık ki bu ülkedeki çoğu erkek böyle.
bu konuda çok doluyum sözlük, düşüncelerimi en kısa şekilde özetlemeye çalışacağım, umarım kendimi iyi bir şekilde açıklayabilirim.
öncelikle zaman zaman kötüye kullanıldığını düşünüyorum, ancak bunun genele vurulduğunda çok az olduğuna da inanıyorum.
süresiz nafakaya zaten karşıyım, herhangi bir şekilde mantıklı olduğunu düşünmüyorum. en korkunç durumda bile evli kalınan süre artı karşıdaki kişiye verilen zarara uygun olarak gerekirse ek süre şeklinde ödenmeli bence.
insanların buna karşı olması kadar doğal bir şey yok. ama gelgelelim buna karşı olmakla kalmayıp, çocuklarına ödediği iki kuruş nafakaya bile karşı olan erkek dolu bu ülkede. ve ben artık bu durumdan bıktım. bu arada aynı şeyi biz babamla da yaşamıştık, ben küçükken ayrıldılar * ve adam bir kuruş bile vermek istemedi 3 çocuğuna. neyse ki mahkeme kararıyla annem bizim için nafaka alabildi, babam ödemediği için maaşına haciz konuldu. bu arada ödediği de yanlış hatırlamıyorsam 270 lira falandı. :) öyle inanılmaz rakamlar dönmüyor bu nafaka işinde. *
şimdi burada konuyu biraz toplumumuza döndürmek istiyorum. biz ataerkil bir toplumuz ve insanlarımızın büyük çoğunluğu inanılmaz cinsiyetçi düşüncelere sahip. evet, herkes böyle değil. evet, belki biz çevremizi daha iyi seçebiliyoruz ama bu yüzden böyle düşünen insanlar yok olmuyor.
bu cinsiyetçi düşüncelerden bu konuda en önemli olanları namusun kadınlara özgü görülmesi, sevişmenin kadının değerini düşürdüğüne inanılması, ev işlerinin tam anlamıyla kadın işi olması, kadının erkeğe itaat etmesi ve erkeklik gururunu kırmaması *, çocuk yapıldığında yine tüm yükün kadında olması *, ve kadının erkekten hiçbir şey beklememesi gerektiği.
bu durumda klasik bir evlilikte ne oluyor? kadın çalışıyorsa bile evin neredeyse tüm yükünü üstleniyor, kocasının akrabalarıyla uğraşıyor*, ismi bile değişiyor*, kendini kariyerine adayamıyor hatta bazen işi bırakmak zorunda kalıyor ya da direkt kocasının isteğiyle işini bırakıyor, çocuk olduysa kendini tamamen ona adıyor yoksa "ne biçim annesin" sen diye laf yiyor. tüm bunları yaptığını söyleyecek olsa da "e yapmasaydın" şeklinde karşılık alıyor.
ve boşanınca da tüm bu yaptıkları, tüm fedakarlıkları boşa gidiyor. üstüne artık "bakire" olmadığı için değeri düşmüş oluyor insanların gözünde. sarkıntılıklarla uğraşmak zorunda kalıyorlar, kendilerine yeni bir hayat kurmak isteseler çocukları olduğu için toplum tarafından "evlenme sen annesin" baskısına uğruyorlar, sevgilisi falan olursa zaten kıyamet kopuyor çoğunlukla. evlilik boyunca iş hayatına odaklanamadığı için de maddi olarak sıkıntı yaşıyor. işte toplum gerçeği bu, hatta daha fazlası. doğal olarak boşandıktan sonra kadın kendisini toparlayana kadar -ve tabii ki kadın hatalı değilse- nafaka ödenmesi çok doğal bir gereklilik.
erkekler istiyor ki ben karımdan hem çalışmasını isteyeyim hem de ev işlerini ona bırakayım arada bir salata yapıp ev süpürüp çok iş yapmış gibi dır dır edeyim, ya da karım hiç çalışmasın vereceğim iki kuruşa tamah etsin, maddi özgürlüğü olmasın benden de çok fazla para istemesin, ben kadınların cinsel hayatı olmasına karşı çıkayım, illa herkesin bakire olmasını bekleyeyim olmazsa dayak atayım aşağılayayım, sevişmeyi kadını küçük düşürücü bir olay gibi göreyim ve bu düşüncülerimi her yerde söyleyeyim, karımı aldatayım o karşı çıkmasın çünkü erkek adam için normal böyle şeyler, çocuklarımı yaptıktan sonra tüm bakımı annesine atayım hatta beğenmediğim yer olursa bin tane laf sayayım ama ben gece uykumdan hiç uyanmayayım, en fazla günde 1 saat çocukla oynayayım ağlarsa, bezi değişmesi gerekirse annesi yaptığı işi bırakıp koşup bebeğe bakmaya gelsin, bu arada karım çocuk doğurup onun bakımıyla ilgilense de manken gibi olsun, benimle ilgilenmeye devam etsin ve 3 çeşit yemeğimi önüme koysun, ev de pırıl pırıl olsun ve bunların sonucunda ben hiçbir bedel ödemeyeyim.
siz sürekli cinsiyetçilik yapar ve bu düşünceleri beslemeye devam ederseniz arada sırada olayın ucu böyle size dokunur işte. bana boşuna "her erkek böyle değil ya," lafıyla gelmeyin, evet her erkek böyle değil ama ne yazık ki bu ülkedeki çoğu erkek böyle.
devamını gör...
yazarların en dindar özelliği
çalmıyorum.
yalan söylemiyorum.
hak yemiyor, adil olmaya özen gösteriyorum.
yalan söylemiyorum.
hak yemiyor, adil olmaya özen gösteriyorum.
devamını gör...
sheldon cooper
sheldon cooper, "the bing bang theory" isimli sitcomda oynayan oldukça entelektüel bir kişidir. rutin davranışları ve alışkanlıkları, ironi sözleri anlayamayışı ve espri anlayışının olmaması, nispeten sosyal olmayışı ile asperger sendromu ve okb (obsesif kompulsif bozukluk) belirtileri olduğunu; diğer karakterleri de zaman zaman zekasıyla alt etmesi, bundan zevk alması ve kendini üstün görmesi hafif bir narsistik yanı olduğunu gösterir.
iletişim beceriler oldukça yetersiz olan cooper, duygularından ziyade mantık ve zekası ile hareket etmektedir. tam bir bilim insanıdır. ayrıca koyu bir spock hayranıdır.
sevdiriyor kendini velet.
bu kadar anlattım, aklıma düştü. bir koşu izleyip geleyim.
(bkz: the big bang theory)
iletişim beceriler oldukça yetersiz olan cooper, duygularından ziyade mantık ve zekası ile hareket etmektedir. tam bir bilim insanıdır. ayrıca koyu bir spock hayranıdır.
sevdiriyor kendini velet.
bu kadar anlattım, aklıma düştü. bir koşu izleyip geleyim.
(bkz: the big bang theory)
devamını gör...
yeni yıla tanım yazarak girecek sözlük yazarları listesi
başı çektiğim listedir. portakal stokum ile beraber 2021'i sözlükte karşılayacağım efendiler.
bu lanet 2020 yılından kenetlenerek kurtulacağız *
buyurun müracaatları alalım.
bu lanet 2020 yılından kenetlenerek kurtulacağız *
buyurun müracaatları alalım.
devamını gör...
yeraltından notlar alıntıları
ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlere battım, sıkıştım kaldım.
devamını gör...
yazarların engellediği ilk yazar
(bkz: yigityilmaz) zaten ilgili şahsın nickaltına bakınca sebebi açıkça belli. paylaşımları da hakeza aynı şeklde.
devamını gör...
en sevdiğiniz düetler
shakira ft. alejandro sanz - la tortura. şöyle bırakalım canlı performans görsün gözler.
devamını gör...

