9 eylül
bugün günlerden 9 eylül; bugün günlerden izmir; bugün günlerden türkiye; bugün günlerden özgürlük! kutlu olsun!
.
.
devamını gör...
accepted
2006 yapımı amerikan yapımı komedi gençlik filmi. yönetmenliğini steve pink yapmıştır. türkçe'ye "hayali üniversite" adıyla çevrilmiştir.
hiçbir üniversiteye kabul edilmeyen bartleby, ailesini kandırmak için arkadaşlarıyla beraber eski bir akıl hastanesini onarıp üniversite diye yutturmaya çalışır. adına da güney harmon bilim okulu der ve hatta arkadaşına okula ait web sayfası bile yaptırır ki, ailesi adı sanı duyulmamış bu üniversite hakkında bilgi edinebilsin diye. başta bu sözde okulda bartleby ve arkadaşları takılıp zaman geçirir ve işler yolunda gider. durumu da kimse durumu çakmaz. fakat web sayfasında yapılan küçük bir hata sonucu işler bir anda ciddiye biner ve okula yüzlerce öğrenci katılır. kurulmuş olan bu hayali üniviersite (ki film türkçe'ye de bu adla çevrildi) artık gerçekte var olan harmon üniversitesi'ne rakip olmuştur. ta ki her şey anlaşılıncaya kadar.
bense filmin sonlarına doğru bartleby'in kurulda yaptığı konuşmada kaldım ve keşke şu filmi, özellikle de şu kurul sahnesini ülkemizdeki eğitimin başına olan yöneticiler izlese diye iç geçirdim. bunu daha önce aamir khan'ın oynadığı 3 idiots filmi için de düşünmüştüm. biraz spoiler içerecek belki ama umurumda değil açıkçası. o nedenle kurulda yaptığı can alıcı konuşmayı yazıyorum;
"bartleby: harmon üniversitesi ve 100 yıllık gelenekleri... ama neyin geleneği? çocuklarla dalga geçmek ve biraz değişik olan birisini aşağılamak mı? çocukları fazla baskıdan stres manyaklarına ve kafein bağımlılarına çeviriyorlar.
esas üniversitenin yöneticisi: düzmece okulunuz bütün gerçek üniversiteleri küçük düşürüyor!
bartleby: niçin? neden ikimiz de olamıyoruz ha? notlarınız, kurallarınız, yapınız ve hayal aleminize sahip olabilirsiniz. biz de kendi yöntemimizle yaparız. neden sizin isteklerinize uymak zorundayız?
esas okulun yöneticisi: müfredatınız şaka gibi ve siz bayım suçlusunuz!
bartleby: biliyor musunuz siz suçlusunuz! çünkü bu çocukalrın yaratıcılığını ve arzularını çalıyorsunuz. işte gerçek suç bu! peki ya siz veliler? sistem sizin için gerçekten işledi mi? kalbinizi dinlemenizi gerçekten öğretti mi? yoksa garanti oynayıp yuvarlanıp gittiniz mi? peki ya sizler? hep okul yöneticisi mi olmak istemiştiniz? dr. alexander hayaliniz bu muydu? belki de değil, belki de şair olmak istemiştiniz. belki sihirbaz veya sanatçı olmak istemiştiniz. belki de sadece dünyayı dolaşmak istemiştiniz. bakın, size yalan söyledim. hepinize yalan söyledim ve özür dilerim. baba, özellikle senden. ama o çaresizlik sonuucnda çok şaşırtıcı bir şey oldu. hayat olasılıklarla doluydu. ve bu sonuçta bizim için istediğiniz şey değil mi? veliler olarak, yani... olasılıklar değil mi? bugün sizin onayınızı almak için buraya geldik ve bir şeyi anladım. bir bok fark etmez! sizin onayınız kimin umurunda? yaptığımızın gerçek olduğunu anlamak için onayınıza ihtiyacımız yok. çünkü bu dünyada görür görmez anlaşılan çok az gerçeklik var. ve bunun gerçek olduğunu biliyorum. güney harmon'da gerçekten bir öğrenim oldu. beğenseniz de beğenmeseniz de oldu. çünkü öğrenmek için öğretmenlere, sınıflara, süslü geleneklere veya paraya ihtiyaç yok. sadece kendilerini geliştirme isteği olan insanlar gerekli. ve güney harmon'da bizde bok gibi bundan var. o yüzden durmayın, formlarınızı imzalayın. bizi reddedin, kapatın ve ne gerekiyorsa onu yapın. bu noktadan sonra önemi yok. çünkü öğrenmeyi bırakmayacağız, büyümemiz hiç durmayacak. ve o yerde içimize işleyen ideallerimizi hiç unutmayacağız. çünkü biz artık b.o.k kafayız ve sonsuza kadar b.o.k kafa olacağız. söylkediğiniz, yaptığınız veya damgaladığınız hiçbir şey bizden bunu alamaz. devam edin! durmayın!"
hiçbir üniversiteye kabul edilmeyen bartleby, ailesini kandırmak için arkadaşlarıyla beraber eski bir akıl hastanesini onarıp üniversite diye yutturmaya çalışır. adına da güney harmon bilim okulu der ve hatta arkadaşına okula ait web sayfası bile yaptırır ki, ailesi adı sanı duyulmamış bu üniversite hakkında bilgi edinebilsin diye. başta bu sözde okulda bartleby ve arkadaşları takılıp zaman geçirir ve işler yolunda gider. durumu da kimse durumu çakmaz. fakat web sayfasında yapılan küçük bir hata sonucu işler bir anda ciddiye biner ve okula yüzlerce öğrenci katılır. kurulmuş olan bu hayali üniviersite (ki film türkçe'ye de bu adla çevrildi) artık gerçekte var olan harmon üniversitesi'ne rakip olmuştur. ta ki her şey anlaşılıncaya kadar.
bense filmin sonlarına doğru bartleby'in kurulda yaptığı konuşmada kaldım ve keşke şu filmi, özellikle de şu kurul sahnesini ülkemizdeki eğitimin başına olan yöneticiler izlese diye iç geçirdim. bunu daha önce aamir khan'ın oynadığı 3 idiots filmi için de düşünmüştüm. biraz spoiler içerecek belki ama umurumda değil açıkçası. o nedenle kurulda yaptığı can alıcı konuşmayı yazıyorum;
"bartleby: harmon üniversitesi ve 100 yıllık gelenekleri... ama neyin geleneği? çocuklarla dalga geçmek ve biraz değişik olan birisini aşağılamak mı? çocukları fazla baskıdan stres manyaklarına ve kafein bağımlılarına çeviriyorlar.
esas üniversitenin yöneticisi: düzmece okulunuz bütün gerçek üniversiteleri küçük düşürüyor!
bartleby: niçin? neden ikimiz de olamıyoruz ha? notlarınız, kurallarınız, yapınız ve hayal aleminize sahip olabilirsiniz. biz de kendi yöntemimizle yaparız. neden sizin isteklerinize uymak zorundayız?
esas okulun yöneticisi: müfredatınız şaka gibi ve siz bayım suçlusunuz!
bartleby: biliyor musunuz siz suçlusunuz! çünkü bu çocukalrın yaratıcılığını ve arzularını çalıyorsunuz. işte gerçek suç bu! peki ya siz veliler? sistem sizin için gerçekten işledi mi? kalbinizi dinlemenizi gerçekten öğretti mi? yoksa garanti oynayıp yuvarlanıp gittiniz mi? peki ya sizler? hep okul yöneticisi mi olmak istemiştiniz? dr. alexander hayaliniz bu muydu? belki de değil, belki de şair olmak istemiştiniz. belki sihirbaz veya sanatçı olmak istemiştiniz. belki de sadece dünyayı dolaşmak istemiştiniz. bakın, size yalan söyledim. hepinize yalan söyledim ve özür dilerim. baba, özellikle senden. ama o çaresizlik sonuucnda çok şaşırtıcı bir şey oldu. hayat olasılıklarla doluydu. ve bu sonuçta bizim için istediğiniz şey değil mi? veliler olarak, yani... olasılıklar değil mi? bugün sizin onayınızı almak için buraya geldik ve bir şeyi anladım. bir bok fark etmez! sizin onayınız kimin umurunda? yaptığımızın gerçek olduğunu anlamak için onayınıza ihtiyacımız yok. çünkü bu dünyada görür görmez anlaşılan çok az gerçeklik var. ve bunun gerçek olduğunu biliyorum. güney harmon'da gerçekten bir öğrenim oldu. beğenseniz de beğenmeseniz de oldu. çünkü öğrenmek için öğretmenlere, sınıflara, süslü geleneklere veya paraya ihtiyaç yok. sadece kendilerini geliştirme isteği olan insanlar gerekli. ve güney harmon'da bizde bok gibi bundan var. o yüzden durmayın, formlarınızı imzalayın. bizi reddedin, kapatın ve ne gerekiyorsa onu yapın. bu noktadan sonra önemi yok. çünkü öğrenmeyi bırakmayacağız, büyümemiz hiç durmayacak. ve o yerde içimize işleyen ideallerimizi hiç unutmayacağız. çünkü biz artık b.o.k kafayız ve sonsuza kadar b.o.k kafa olacağız. söylkediğiniz, yaptığınız veya damgaladığınız hiçbir şey bizden bunu alamaz. devam edin! durmayın!"
devamını gör...
mesaja dönmeyen insan
sonrasında, hiçbir şey olmamış gibi iletişimin kaldığı yerden devam etmesini bekleyen insandır. işte asıl sopalık bunlar yemin ediyorum. canın istemediği için dönmediysen, canım istemediği için dönmüyorum. bu kadar basitse madem.
iletişim kurmak istemediği için olsun, meşgul olduğu için olsun, sebep ne olursa olsun geri dönüş yapmamaktansa -nezaketen- karşı tarafa sebebin söylenmesi gerektiğini düşünüyorum.
iletişim kurmak istemediği için olsun, meşgul olduğu için olsun, sebep ne olursa olsun geri dönüş yapmamaktansa -nezaketen- karşı tarafa sebebin söylenmesi gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı

evet değerli okuyazarlar bize ulaşan üzücü bir haber vesilesiyle satranç turnuvası haberlerimize ara vermek zorunda kaldık. sözlüğümüzün medar-ı iftiharı, the lords of the portakals serisinin dahi yönetmeni mellisho, içinde bulunduğu ekonomik dar boğazı bir türlü aşamamış ve karnını doyurmak için girdiği evin mutfağında bulunan bulaşık makinesinin içerisinde, suç üstü yakalanmak suretiyle ne yazık ki tutuklanmıştır.
gelişmeleri an be an takip ediyoruz...
ancak mellisho bu hale nasıl geldi? sözlük halkı olarak bunun üzerinde biraz düşünmemiz gerekiyor. onun gibi bir değerin, amerika'da, elin gavurunun evinde, aç ve bitap bir halde, acınası bir vaziyette tutuklanmış olması, sözlüğümüz adına onarılmaz bir yara açtı. onun bu noktalara gelmiş olmasını kimsenin fark etmemesi cidden üzücü. böyle büyük bir yönetmeni bu hallerde görmek bizleri ziyadesiyle üzdü.
aldığımız bilgilere göre; mellisho filmlerinin yakaladığı gişe başarısı sonrasında ciddi miktarda karma puan sahibi oldu. kazandığı karma puanların da etkisi ile lüks ve şatafat dolu bir yaşama yelken açtı. nereden geldiğini, bir halk rakunu olduğunu unuttu. sonrasında hiç bir şey kendisini tatmin etmemeye başladı. serinin üçüncü filmini bir türlü çekemiyordu. ilham gelmiyor, havamda değilim, olmuyor işte! diyerek sürekli projeyi öteledi. sanat yaşamından uzaklaştıkça kendisini içinden bir türlü çıkamadığı bir bataklığın ortasında buldu. bir elinde viski şişesi diğer elinde iskambil kartları ile ortamlarda gezmeye başladı. bu hareketler bir rakunun yapmaması gereken hareketlerdi. ancak onun tabutuna son çiviyi çakanlar dost bildikleriydi. güzide rakunumuzu gaza getirdiler, nasıl olsa paran bol, kalk las vegas'a uçalım birader! söylemlerinin kurbanı oldu. kendisini bu batağa çeken şahıslarında sözlük efradının bilinen yazarlarından olduğu söyleniyor.
sonrası ise bilindik bir hikâye... bu sevimli rakun tüm mal varlığını las vegas kumarhanelerinde, içine düştüğü alkol illetinin de etkisi ile kaybetti. onunla birlikte amerika'ya giden yazarlar, kendisini dımdızlak ortada bırakarak kayıplara karıştı. mellisho ormanlarını pek iyi bilmediği bir coğrafyada beş parasız ve bir başına kaldı. açlığını dindiremedi ve en sonunda iç güdülerine yenik düşerek, gecenin kör vaktinde bir ailenin evine girerek karnını doyurmaya çalıştı.
muhabirimiz konuyla ilgili kendisini tutuklayan polis memuru john metzo'dan şu bilgileri aldı;
gecenin bir yarısı eve girmiş. önce lambaları kırmış. zeki kerata. bu sayede görünmeyeceğini düşünmüş olabilir. eve geldiğimizde mutfağın her yerini dağıtmış olduğunu gördük. ne buldu ise yemiş. sonrasında yorgunluğa ve uykusuzluğa dayanamayarak, bulaşık makinesinde uyuyakalmış. onu makinenin içinde bulduğumuzda yanında bir elma vardı. sanırım zor zamanlar için yanına almak istedi. bize mukavemet gösterecek gücü kalmamıştı. acınası bir haldeydi. bize zorluk çıkarmadan teslim oldu. "abi ben türk rakunuyum bizim elçiliğe bir telefon açabilir misiniz?" dedi. tamam açarız dedik ama önce görevimizi yapmak zorunda olduğumuzu kendisine ilettik. tasmaya kafasını kabullenmiş bir biçimde uzattı. o anda haline ben de üzüldüm. çünkü yüzünden pişmanlık akıyordu. sonra onu karakola götürdük. biraz yiyecek ve içecek verdik. çok mutlu oldu. şimdi nezarethanede uyuyor. yarın mahkemesi var. durumu ondan sonra netlik kazanır.
evet değerli dostlar konunun yakinen takipçisiyiz. rakun dostumuzla ilgili tüm gelişmeleri size aktarmaya çalışacağız. umarız vicdanlı bir hakime denk gelir ve hafif bir ceza ile kurtulur.
açık mert korkusuz kafa sözlük haber ajansı'nı okudunuz...
sürç-i lisan ettiysek af ola!
devamını gör...
pera
“kırık cam misali hatalarım, acıtır. seni böyle mi kaybettim?” sözü ile en çok etkilendiğim şarkısı ‘sensiz ben’.
‘sezen aksu - vazgeçtim’ şarkısını da mükemmel cover’lamış müzik grubu.
dinlemek istersen buradan
‘sezen aksu - vazgeçtim’ şarkısını da mükemmel cover’lamış müzik grubu.
dinlemek istersen buradan
devamını gör...
kitap kulübü hakkında her şey
normal sözlük kulüpleri'nin şu pandemi döneminde ne kadar yararlı olduğunu gösteren kulüplerden sadece biri.
bugün yaşlı adam ve deniz hakkında konuştuk. toplantıdan önce beni pek etkilemeyen kitap, toplantıdan ve dolayısıyla arkadaşlarla tartışma ve fikir alışverişimizden sonra soru işaretleriyle birlikte bambaşka yönlerden de bakmamı sağlayan bir kitaba dönüştü. kulüp olmasa okuyup kendimce çıkarımlarda bulunduktan sonra kitaplığıma kaldıracaktım lakin serin ama üşütmeyen bir sonbahar akşamı* gerçekleştirdiğimiz sohbetle anlamlı bir hâl aldı.
bugün yaşlı adam ve deniz hakkında konuştuk. toplantıdan önce beni pek etkilemeyen kitap, toplantıdan ve dolayısıyla arkadaşlarla tartışma ve fikir alışverişimizden sonra soru işaretleriyle birlikte bambaşka yönlerden de bakmamı sağlayan bir kitaba dönüştü. kulüp olmasa okuyup kendimce çıkarımlarda bulunduktan sonra kitaplığıma kaldıracaktım lakin serin ama üşütmeyen bir sonbahar akşamı* gerçekleştirdiğimiz sohbetle anlamlı bir hâl aldı.
devamını gör...
yazarların favori arabesk şarkısı
ütü yaparken istemsiz :
yıllar yılı dert yolunda
ne ilk ne de sonuncuyum
kahrediyor hayat beni
ben acılar çocuğuyum
(şu empatik ve sempatik düşünme tarzına bakın)
bir tanıdığım araba aldığında:
yallah şoför yallah apar beni
(sadece bu kısmı biliyorum )
not: şarkı linklerini özellikle koymadım, mazallah aklınıza takılır :)
yıllar yılı dert yolunda
ne ilk ne de sonuncuyum
kahrediyor hayat beni
ben acılar çocuğuyum
(şu empatik ve sempatik düşünme tarzına bakın)
bir tanıdığım araba aldığında:
yallah şoför yallah apar beni
(sadece bu kısmı biliyorum )
not: şarkı linklerini özellikle koymadım, mazallah aklınıza takılır :)
devamını gör...
sözlük yazarlarını şaşırtan şeyler
ırkçılık hastalığından muzdarip malların arazide sağa sola pislemesine müsamaha gösterilmesi.
malın mallık yapması normal de arazi sahipleri neden izin verir ki beyindeki irinlerini sağa sola saçmalarına. trajikomik.
malın mallık yapması normal de arazi sahipleri neden izin verir ki beyindeki irinlerini sağa sola saçmalarına. trajikomik.
devamını gör...
tek cümleyle hayatı tanımla
devamını gör...
ispanya
7 ay kadar başkenti madrid'de ve 1 sene kadar sevilla 'da ikamet ettiğim ülke. iklimi can sıkıcı olmasına rağmen bir çok bölgede mimarisi insana sabah sabah nefes aldırmaktadır. dil bilmiyorsanız eğer eziyet çekmeniz olası. benim yaşadığım zamanlar , dilini öğrenene kadar elimde sözlükle gezmeme sebep olmuştur. kalabalığı bazen yorar ama prado müzesi sizi şehire zincirleyecek kadar güzeldir. sanatın hayat bulduğu ülkelerden biri ispanya . yazın gitmediğiniz , polislerle tartışmadığınız ve insanlarla din üzerine polemiğe girmediğiniz sürece çok sorun yaşamazsınız . ayrıca rìo manzanares karşısında biraz sangria içmeden yaşamış hissetmiyor insan.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
benim varlığım. kimin çevresinde olursam olayım kahkaha ve ürpertiyle beraber ruh yorgunluğu getiriyorum.
devamını gör...
kadınların seks yapmayı bir ödül olarak kullanması
sizler kendinizi "evcil hayvanlar olarak mı tanımlıyorsunuz?" diye düşündürten başlık. neyin ödülü bu? hadi kadınlar konusunda fikir beyan ederken özenli davranmanızı geçtim, kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz? sizler birey değil misiniz, hiç mi iradeniz yok böyle bir durumu olağan karşılıyorsunuz? ne yapıyorsunuz; pati falan da veriyor musunuz hanım istediğinde? * bir de kadınların bedenini metalaştırması, kendisini sunmasıyla ilgili girdiler gördüm çok üzücü. hiçbir kadının size bedenini bir lütuf olarak sunduğu yok, şunu bir anlayın. bir insan bunu kullandıysa şahsını ilgilendiren bir durumdur; bunu homeseksüel bir erkek de yapabilir.
bilemiyorum arkadaşlar bir kere evcil olmadığınız konusunda bir anlaşalım, böyle başlıklarda kadınları aşağılamaya çalıştığınız için tamlanan kısmı karşılıyor gibisiniz...
nasıl iletişimler içindesiniz yahu?! duygusal ya da değil her türlü birlikteliğin güven ilişkisi içinde karşılıklı istek ve rıza ile doğal akıştı gerçekleşmesi gerekmiyor mu? normal ve sağlıklı, aklı başında bireylerde süreç böyle oluyor, olmalı. neyin ödülü, neyin hesabı, nasıl yani kullanmak nedir, inanın algılayamıyorum?!
en fazla erkeklerin seks için aşık taklidi yapması grubundaki erkeklerin başına gelebilecek durumdur. bu da karşılıklı al birini vur ötekine insanları arasındaki ilişkiyi ifade ettiği için yine tabii ki de cinsiyetler dışında insani olarak yorumlanmalı, bence direkt bizleri ilgilendirmemeli.
çarpık düşüncelerinizi doğruymuş gibi bir cinsiyetle bağdaştıramazsınız. verdiğim gbkz'da çok iğrenç bir ifadedir. sadece iğneleyici olmak adına kullandım. yoksa insanların kendi karakterlerine özgü doğru ve yanlışlarını direkt cinsiyet bazında değerlendirmek nereden baksanız ahmakça.
fikrinizin nezdimde gram önemi yok da hemcinslerime karşı sorumluluk hissediyorum...
edit: 0-140 iq bandında herkesin anlayacağı şekilde uzun uzun açıkladım. insanları bilgilendirmeyi ve eğitmeyi severim. roman okumak istemeyenler twittera gitsin ya da işbu entry direkt geçebilir. çünkü keyfim ve kahyası ile bu siteye milyon satırlık entryler yazmaya geldik, bazı romanlar yazılacak arkadaşlar. en ilkel yanınız anlayana kadar sizleri eğitmek boynumuzun borcu. yoksa yine gidip bir kadına rıstım oluyorsunuz, lütfen biraz çaba gösterin vallahi insan olmak çoksel.
bilemiyorum arkadaşlar bir kere evcil olmadığınız konusunda bir anlaşalım, böyle başlıklarda kadınları aşağılamaya çalıştığınız için tamlanan kısmı karşılıyor gibisiniz...
nasıl iletişimler içindesiniz yahu?! duygusal ya da değil her türlü birlikteliğin güven ilişkisi içinde karşılıklı istek ve rıza ile doğal akıştı gerçekleşmesi gerekmiyor mu? normal ve sağlıklı, aklı başında bireylerde süreç böyle oluyor, olmalı. neyin ödülü, neyin hesabı, nasıl yani kullanmak nedir, inanın algılayamıyorum?!
en fazla erkeklerin seks için aşık taklidi yapması grubundaki erkeklerin başına gelebilecek durumdur. bu da karşılıklı al birini vur ötekine insanları arasındaki ilişkiyi ifade ettiği için yine tabii ki de cinsiyetler dışında insani olarak yorumlanmalı, bence direkt bizleri ilgilendirmemeli.
çarpık düşüncelerinizi doğruymuş gibi bir cinsiyetle bağdaştıramazsınız. verdiğim gbkz'da çok iğrenç bir ifadedir. sadece iğneleyici olmak adına kullandım. yoksa insanların kendi karakterlerine özgü doğru ve yanlışlarını direkt cinsiyet bazında değerlendirmek nereden baksanız ahmakça.
fikrinizin nezdimde gram önemi yok da hemcinslerime karşı sorumluluk hissediyorum...
edit: 0-140 iq bandında herkesin anlayacağı şekilde uzun uzun açıkladım. insanları bilgilendirmeyi ve eğitmeyi severim. roman okumak istemeyenler twittera gitsin ya da işbu entry direkt geçebilir. çünkü keyfim ve kahyası ile bu siteye milyon satırlık entryler yazmaya geldik, bazı romanlar yazılacak arkadaşlar. en ilkel yanınız anlayana kadar sizleri eğitmek boynumuzun borcu. yoksa yine gidip bir kadına rıstım oluyorsunuz, lütfen biraz çaba gösterin vallahi insan olmak çoksel.
devamını gör...
asla satın alınamayan yeşil ceketin öyküsü
barış mançonun "ahmet beyin ceketi" şarkısı bile bukadar dokunaklı değil.
devamını gör...
artı oy veren yazarın profilini incelemek
tatlı bir heyecan içerir. birkaç görsel, üç beş tanımla ilk intiba oluşuverir.
devamını gör...
aybüke yalçın
şehit öğretmenimiz.
şenay aybüke yalçın, batman'ın kozluk ilçesinde 9 haziran 2017'de belediye başkanı veysi ışık’ın aracına yönelik pkk saldırısında, karne dağıttıktan sonra evine gittiği sırada yaralandı ve kaldırıldığı hastanede şehit oldu.
insanlık düşmanı pkk'lı caniler tarafından katledildi.
ruhu şad olsun.
şenay aybüke yalçın, batman'ın kozluk ilçesinde 9 haziran 2017'de belediye başkanı veysi ışık’ın aracına yönelik pkk saldırısında, karne dağıttıktan sonra evine gittiği sırada yaralandı ve kaldırıldığı hastanede şehit oldu.
insanlık düşmanı pkk'lı caniler tarafından katledildi.
ruhu şad olsun.
devamını gör...
seksi şempanze
1996 yılında yayınlanmaya başlayan ve çok güldüren bir absürt komedi dizisi olan tatlı kaçıklar’dan bir karakterdir.
dizinin başrollerinde iyi bir oyuncu olmasına rağmen sululuktan başını kaldıramayan mehmet ali erbil ve bir dönem sürekli alkol problemleriyle gündeme gelen yalçın menteş paylaşmakta idi.
dizide dursun ali sarıoğlu’nun canlandırdığı tarumar baba tarumar kırbaç isimli mafyatik karakterin sevgilisi rolünde oynayan yıldız kaplan’a taktığı isim seksi şempanze idi.
sharon stone’un 154 iq seviyesi ile bile yerle bir etmeyi başaramadığı aptal sarışın tiplemesinin türkiye’de bulduğu karşılıktır seksi şempanze.
dizide yıldız kaplan zengin mafya babasının yanında sadece güzel olmak vasfı ve beklentisi ile bulunan sarışın, sarışın olduğu kadar da aptal bir kadını canlandırır.
sinemada ve televizyonda bir kadının komik olması ya da bir komedide rol alması ve bunu yaparken de dikkat çekebilmesi için ya çok güzel ve aptal ya da çirkin ve akıllı olması gerekir çoğu zaman. elbette istisnalar vardır ama genel beklenti bu yöndedir. seksi şempanze sarışından az kullanılmış beyin reklamlarında oynayabilecek aptallıkta olduğu için ve dönem için oldukça seksi olduğu için dizinin unutulmayan karakterlerinden bir oldu her zaman.
dizinin başrollerinde iyi bir oyuncu olmasına rağmen sululuktan başını kaldıramayan mehmet ali erbil ve bir dönem sürekli alkol problemleriyle gündeme gelen yalçın menteş paylaşmakta idi.
dizide dursun ali sarıoğlu’nun canlandırdığı tarumar baba tarumar kırbaç isimli mafyatik karakterin sevgilisi rolünde oynayan yıldız kaplan’a taktığı isim seksi şempanze idi.
sharon stone’un 154 iq seviyesi ile bile yerle bir etmeyi başaramadığı aptal sarışın tiplemesinin türkiye’de bulduğu karşılıktır seksi şempanze.
dizide yıldız kaplan zengin mafya babasının yanında sadece güzel olmak vasfı ve beklentisi ile bulunan sarışın, sarışın olduğu kadar da aptal bir kadını canlandırır.
sinemada ve televizyonda bir kadının komik olması ya da bir komedide rol alması ve bunu yaparken de dikkat çekebilmesi için ya çok güzel ve aptal ya da çirkin ve akıllı olması gerekir çoğu zaman. elbette istisnalar vardır ama genel beklenti bu yöndedir. seksi şempanze sarışından az kullanılmış beyin reklamlarında oynayabilecek aptallıkta olduğu için ve dönem için oldukça seksi olduğu için dizinin unutulmayan karakterlerinden bir oldu her zaman.
devamını gör...
mig-25
havacılık tarihinde halen kırılamamış olan en yüksek irtifa rekorunun sahibi uçaktır ki 37500 metrelik bir irtifaya kadar çıkabilmiştir. o irtifadan dünyanın yuvarlaklığını gözle canlı olarak seyredebilirsiniz.
öte yandan askeri havacılık tarihinin ilk jet avcı uçağı konseptini ortaya çıkartması yönüyle de ayrı bir yeri olan sovyet uçağıdır. nato kod adı foxbattır.
1950 li yılların sonları ve 60 lı yıllar sovyetler ile natonun soğuk savaş yıllarının belki de en civcivli zamanlarıydı. ve amerika en azından psikolojik üstünlüğü elinde tutabilme amaçlı olarak sürekli sovyet hava sahasını taciz ediyordu. ta ki sovyetlerin kendi hava sahası üzerinde bir adet amerika ı-2 keşif uçağını düşürene kadar.
bu kırılma noktasından sonra amerika b-70 ve sr-71 gibi projelerle tekrar üstünlüğü eline alma çabasına girişti. b-70 sadece bir proje olarak kaldıysa da sr-71 hayata geçti ve o dönem için bu psikolojik hava üstünlüğünü tekrardan amerikaya geçirdi ki 3 mach üzeri hızlara çıkabiliyor ve de 25000 metre gibi irtifalarda görev yapabiliyordu sr-71.
bu noktada ise sovyetler bu üstünlüğü çözebilmek adına iki yola başvurdu. ilki hava savunma sistemleri yatırımları ki bu konuda zaten natonun hep önünde oldular. bir diğeri ise; sr-71 gibi uçakları engelleyebilecek çok hızlı bir uçak yapma fikriydi ve mig-25 in temelleri 1964 yılında atıldı.
geliştirme süreci 1970 yılına kadar süren mig-25 bu tarihten sonra sovyet ordusuna katıldı. natonun bu uçakla alakalı bildiği tek şey uçağın çok hızlı olduğu ve yüksek irtifalara tırmanabilmesiydi. fakat uçağın yeteneklerini görebilmeleri fazla uzun sürmedi.
1974 yılında sibiryanın kuzeyinde bir keşif görevi yapan sr-71 in peşine takılan mig-25 onu yakalamayı başardı ve radar kilidi attı. vurulmasına çok kısa bir süre kalan sr-71 ölümcül bir manevrayla mig-25 ten kaçıp amerikaya dönebildi. bu olaydan sonra amerika bir daha sr-71 leri sovyet hava sahasına sokmadı ve çılgın proje olan sr-71 için de son başlamış oldu.
mig-25 adına kırılma noktası ise 6 eylül 1976 yılında gerçekleşti. kamçatka üzerinde devriye görevi icra eden bir mig-25 pilotu uçağıyla birlikte japonyaya iltica etti ve uçak japonyaya iner inmez amerikalı ve japon mühendisler uçağı incelediler 2 ay boyunca. tabii sovyetlerin baskısı sonucu bu süre daha da uzamadı.
uçağı inceleyen mühendisler ilk başta sovyetlerin mühendisliğini küçümseyerek neredeyse kullandığı teknolojilere gülecek noktaya gelmişlerdir. çünkü uçakta gerçekten eski sayılabilecek teknolojiler vardır. fakat mühendisler incelemelere devam ettiklerinde iş hayranlığa dönüşmüştür. zira uçak sovyet mühendisliği mantalitesi ürünüdür. basittir, güvenilirdir ve de mükemmeldir. mig-25 basit bir tasarıma sahipti.
bu olaydan sonra 80 li yıllarda sovyetler bu uçağın yeni versiyonlarını üretmiştir. mig-29 ve mig-31 gibi. şu an rus hava kuvvetlerinde mig-31 lerde halen görev alıyor.
peki bu uçağın kusursuz kısımları neydi ¿ yukarıda belirttiğim üzere halen kırılamamış rekorlara sahip ve yeni bir konsepti doğurmuş bir uçaktı.
fakat durum bunlarla sınırlı değildi. uçak o dönem ki en gelişmiş sovyet radarı olan zaslon radarını kullanıyordu. 200 km menzili olan bu radar o dönem sovyetlerin iddiasına göre 12 ayrı hedefi izleyebilmekteydi. ilerleyen yıllarda uçağa kızılötesi tarayıcı da eklendi. 150 km menzilli güçlü hava hava füzeleri taşıyabilmekteydi aynı zamanda uçak.
ayrıca radara bir parantez daha açmak gerekirse; bu gelişmiş radar ile sovyetler özellikle sibirya tarafındaki radar boşluklarını kapatabilmeyi amaçlamıştı. yani uçak aslında bir avcının yanında uçan bir radardı da.
bunlara ek olarak çift motorlu bu uçak 3.2 mach hızına erişebiliyordu fakat o hızlardaki yüksek yakıt tüketimi nedeniyle bu 2.5 mach ile sınırlıydı. sadece özel durumlarda bu hız aşılıyordu.
son olaraksa çok sağlam bir uçaktı. adamlar bildiğiniz titanyumdan uçak gövdesi yapmışlar ki halen bu gövde sağlamlığından ötürü bazı kuzey afrika ülkeleri bu uçakları kullanmaya devam etmekte.
ayrıca harp sahasında da rüştünü ispatlayabilmiş bir uçak mig-25. zira 82 yılındaki ufak çapta olan arap israil çatışmalarında da bazı israil uçaklarını düşürdüğü gibi iran ırak savaşında da pek çok iran f-4 uçağını düşürmüştür. tabii aynı dönemde 2 adet f-15 ve f-18 de mig-25 kurbanı olmuşlardır. gerçi amerika yıllardır f-15 ve f-18 olaylarını reddetse de 2004 yılında bir tane f-18 için bunu kabul etmek durumunda kalmıştır.
öte yandan askeri havacılık tarihinin ilk jet avcı uçağı konseptini ortaya çıkartması yönüyle de ayrı bir yeri olan sovyet uçağıdır. nato kod adı foxbattır.
1950 li yılların sonları ve 60 lı yıllar sovyetler ile natonun soğuk savaş yıllarının belki de en civcivli zamanlarıydı. ve amerika en azından psikolojik üstünlüğü elinde tutabilme amaçlı olarak sürekli sovyet hava sahasını taciz ediyordu. ta ki sovyetlerin kendi hava sahası üzerinde bir adet amerika ı-2 keşif uçağını düşürene kadar.
bu kırılma noktasından sonra amerika b-70 ve sr-71 gibi projelerle tekrar üstünlüğü eline alma çabasına girişti. b-70 sadece bir proje olarak kaldıysa da sr-71 hayata geçti ve o dönem için bu psikolojik hava üstünlüğünü tekrardan amerikaya geçirdi ki 3 mach üzeri hızlara çıkabiliyor ve de 25000 metre gibi irtifalarda görev yapabiliyordu sr-71.
bu noktada ise sovyetler bu üstünlüğü çözebilmek adına iki yola başvurdu. ilki hava savunma sistemleri yatırımları ki bu konuda zaten natonun hep önünde oldular. bir diğeri ise; sr-71 gibi uçakları engelleyebilecek çok hızlı bir uçak yapma fikriydi ve mig-25 in temelleri 1964 yılında atıldı.
geliştirme süreci 1970 yılına kadar süren mig-25 bu tarihten sonra sovyet ordusuna katıldı. natonun bu uçakla alakalı bildiği tek şey uçağın çok hızlı olduğu ve yüksek irtifalara tırmanabilmesiydi. fakat uçağın yeteneklerini görebilmeleri fazla uzun sürmedi.
1974 yılında sibiryanın kuzeyinde bir keşif görevi yapan sr-71 in peşine takılan mig-25 onu yakalamayı başardı ve radar kilidi attı. vurulmasına çok kısa bir süre kalan sr-71 ölümcül bir manevrayla mig-25 ten kaçıp amerikaya dönebildi. bu olaydan sonra amerika bir daha sr-71 leri sovyet hava sahasına sokmadı ve çılgın proje olan sr-71 için de son başlamış oldu.
mig-25 adına kırılma noktası ise 6 eylül 1976 yılında gerçekleşti. kamçatka üzerinde devriye görevi icra eden bir mig-25 pilotu uçağıyla birlikte japonyaya iltica etti ve uçak japonyaya iner inmez amerikalı ve japon mühendisler uçağı incelediler 2 ay boyunca. tabii sovyetlerin baskısı sonucu bu süre daha da uzamadı.
uçağı inceleyen mühendisler ilk başta sovyetlerin mühendisliğini küçümseyerek neredeyse kullandığı teknolojilere gülecek noktaya gelmişlerdir. çünkü uçakta gerçekten eski sayılabilecek teknolojiler vardır. fakat mühendisler incelemelere devam ettiklerinde iş hayranlığa dönüşmüştür. zira uçak sovyet mühendisliği mantalitesi ürünüdür. basittir, güvenilirdir ve de mükemmeldir. mig-25 basit bir tasarıma sahipti.
bu olaydan sonra 80 li yıllarda sovyetler bu uçağın yeni versiyonlarını üretmiştir. mig-29 ve mig-31 gibi. şu an rus hava kuvvetlerinde mig-31 lerde halen görev alıyor.
peki bu uçağın kusursuz kısımları neydi ¿ yukarıda belirttiğim üzere halen kırılamamış rekorlara sahip ve yeni bir konsepti doğurmuş bir uçaktı.
fakat durum bunlarla sınırlı değildi. uçak o dönem ki en gelişmiş sovyet radarı olan zaslon radarını kullanıyordu. 200 km menzili olan bu radar o dönem sovyetlerin iddiasına göre 12 ayrı hedefi izleyebilmekteydi. ilerleyen yıllarda uçağa kızılötesi tarayıcı da eklendi. 150 km menzilli güçlü hava hava füzeleri taşıyabilmekteydi aynı zamanda uçak.
ayrıca radara bir parantez daha açmak gerekirse; bu gelişmiş radar ile sovyetler özellikle sibirya tarafındaki radar boşluklarını kapatabilmeyi amaçlamıştı. yani uçak aslında bir avcının yanında uçan bir radardı da.
bunlara ek olarak çift motorlu bu uçak 3.2 mach hızına erişebiliyordu fakat o hızlardaki yüksek yakıt tüketimi nedeniyle bu 2.5 mach ile sınırlıydı. sadece özel durumlarda bu hız aşılıyordu.
son olaraksa çok sağlam bir uçaktı. adamlar bildiğiniz titanyumdan uçak gövdesi yapmışlar ki halen bu gövde sağlamlığından ötürü bazı kuzey afrika ülkeleri bu uçakları kullanmaya devam etmekte.
ayrıca harp sahasında da rüştünü ispatlayabilmiş bir uçak mig-25. zira 82 yılındaki ufak çapta olan arap israil çatışmalarında da bazı israil uçaklarını düşürdüğü gibi iran ırak savaşında da pek çok iran f-4 uçağını düşürmüştür. tabii aynı dönemde 2 adet f-15 ve f-18 de mig-25 kurbanı olmuşlardır. gerçi amerika yıllardır f-15 ve f-18 olaylarını reddetse de 2004 yılında bir tane f-18 için bunu kabul etmek durumunda kalmıştır.
devamını gör...
tanım yazarken dikkat edilmesi gerekenler
birtakım tavsiyeler bütünü olan başlık.
:)
bunu koymayın.
:d
ya da bunu.
xd bunu da. veya ☺ bunun gibileri.
yapacaksanız yıldız butonu içine alın.
forumsal yazmayın. yazdığınız harflerden oluşan cümleler bütünü var ya ? hani 32 tane? heh işte onlar anlamlı ve yazdığınız başlığı tanımlar nitelikte olmalı.
üstteki yazara cevap vermeyin ya da hakaret etmeyin. tartışma ortamımız alçak puşt tan bir tık ileri seviye olsun lütfen. illa cevap verecekseniz onun başlığı altına yazmayın. sağlam bir başlık açın. ona cevap olsun ama cevap gibi de gözüktürmeyin. evet bence bunu başarabilirsiniz.
entry butonları hakkında başlığını okuyun ve onları kullanmaya özen gösterin. böylece tanımlarınız daha göze çarpar olur ve daha çok okunur. mesela tek kelimelik tanım atacaksanız bkz butonunu kullanın derim.
daha yazarım aslında ama sabah iş güç var kardeşim arada sahur için de uyanacaz. bu entry sabah kendini editler.
:)
bunu koymayın.
:d
ya da bunu.
xd bunu da. veya ☺ bunun gibileri.
yapacaksanız yıldız butonu içine alın.
forumsal yazmayın. yazdığınız harflerden oluşan cümleler bütünü var ya ? hani 32 tane? heh işte onlar anlamlı ve yazdığınız başlığı tanımlar nitelikte olmalı.
üstteki yazara cevap vermeyin ya da hakaret etmeyin. tartışma ortamımız alçak puşt tan bir tık ileri seviye olsun lütfen. illa cevap verecekseniz onun başlığı altına yazmayın. sağlam bir başlık açın. ona cevap olsun ama cevap gibi de gözüktürmeyin. evet bence bunu başarabilirsiniz.
entry butonları hakkında başlığını okuyun ve onları kullanmaya özen gösterin. böylece tanımlarınız daha göze çarpar olur ve daha çok okunur. mesela tek kelimelik tanım atacaksanız bkz butonunu kullanın derim.
daha yazarım aslında ama sabah iş güç var kardeşim arada sahur için de uyanacaz. bu entry sabah kendini editler.
devamını gör...
uzunlar
uzunlaağğğr yanıyor arabamızdaaa bu ışık hepimize fazlaağğğ...* kendilerini bir tesadüf eseri keşfettiğim müziğin bir de v2'si vardır ki onu daha çok severim sözlerden ve bir değişik ritminden ötürü.
devamını gör...
