karaciğer yağlanması
doktora danışarak new life 4 hepa veya muadillerin milk thistle kolin enginar ekstresi gibi içerikleri temin edilerek diyete dahil edilip daha hızlı sonuç alınabilir. ama öncelik karaciğeri dinlendirici ve kendini daha kolay yenilemesine yardımcı diyetlerdir. bilinen bir farmokolojik ilacı yoktur maalesef, iyi bakacaksınız mecbuuur!
devamını gör...
kurtlar vadisi ilk 97 bölüm
izledikten sonra inzivaya çekilinir. çünkü hayattan tat alacak daha bir şey kalmamıştır.
devamını gör...
yazılacak kitabın ilk cümlesi
yine bir gün bizimkilerle oturuyoruz. ama kafamız nasıl güzel. bak bak dinle şimdi.
devamını gör...
cadı avı
cadılık mı kötü yoksa insanlık mı?
14. yüzyılda bütün avrupa, kara ölüm denen veba ile boğuşmaktaydı. salgın hastalık bütün kıtaya yayılırken köylerdeki bütün insanlar özellikle çocuklar ölmektedir. kara ölümle ile birlikte korkuya dayalı histeriye bağlı büyük ve kudretli şeytanın yeryüzüne geldiğine dair söylentiler yayılmıştı. yaşanan kötü kaderin şeytanın işi olduğuna inandılar. kilise durumdan faydalandı engizisyon mahkemeleri kurdu. kilise her zaman feodal sistemin devamlılığına katkı vermiştir. bu mahkemelerin görevi şeytanın günahkarlarını yeryüzünde yok etmekti. 14. yüzyılın sonunda, büyü, günahlar içerisinde en kötüsü olarak görüldü. çünkü ruhunuzu şeytana sattığınızın bir işareti idi. öyle ki yaratılan korku cadıların uçabildiği inancını yaygınlaştırdı. 16. yüzyılda yaşayan hollanda'lı doktor, okültist ve şeytanolog johann weyer, cadıların kullandığı natura adlı bir ilacın insanlarda halüsinasyonlara neden olduğunu iddia etmiştir. cadıların uçtuğu inancı böylece yaygın söylenti olarak yayıldı.

johann weyer
cadıların şeytanla bir anlaşma yaptıkları, geceleri büyülü toplantılarda şeytana taptıkları düşünülürdü. uçarak gittikleri bu toplantılarda ahlak dışı olaylarda gerçekleşmekteydi. ahlaksız, gizemli bir topluluktan bahsedilirdi. bu sebeple günlerinde ölü bebeklerden korkunç ziyafet düzenlendiğine inanılırdı. bu toplantılara karanlığın prensi şeytanın katılmasıyla doruk noktasına ulaşılır ve şeytan cadılarla cinsel ilişkide bulunurdu.

illüstrasyon, martin van maële 1911
1486 yılında cadıların belirlenmesi ve yok edilmesinde cadı avcılarına yardımcı olacak bir kitap yazıldı. kitaba “cadı baltası” (malleus maleficarum – hammer of witches) adı verildi. dominikan tarikatından iki alman keşiş (heinrich kramer and jacob sprenger) tarafından yazılan kitap o devrin en yaygın inanışını yansıtıyordu. bu kitaba göre kadınlar, şeytan için kolay bir avdı. kadının bedeni, şehvet ve büyü birlikte ilişkilendirildi. cadıların nasıl tanınacağı ve nasıl yakalanacağı anlatılıyordu. bu kitapta yazılanlar iki yüzyıl boyunca cadı avcılarına rehberlik etti. acımasızlık ve zulüm içeren bu kitap incil’den sonra en çok okunan kitapdı.

aslında kurbanlar o kötü günlerde topluma yardımcı olmaya çalışan kadınlardı. köylüler başlarına gelen felaketlerin sorumlusu olarak büyüyü ve kendilerine zarar veren cadının kadın olduğuna inandırıldı. yemeği pişiren, ebelik yapan, hastalıkta şifalı otlarla insanları tedavi eden kadınlar ve geliştirdikleri beceriler onlardan daha çok kuşku duyulmasına neden oldu. kadınlar neden kilise tarafından hedef tahtasına oturtuldu? kilise bilge kadınlardan neden korktu?
kaynağını derin bir korku ve nefretten alan engizisyonun alevleri asla sönmeyecek gibiydi. ilerleyen zamanlarda binlerce kadın korku ve ihanetle tuzağa düşürülecekti. cadı olmak ile suçlanan bir kadın yakalandığında dehşet başlıyordu. 1600’lü yılların sonunda binlerce insan yargılanmak üzere engizisyon mahkemelerine çıkarılıyordu. suçlananlar çırılçıplak soyulup inceleniyordu. şeytana ait izler bulmak üzere uzun iğneler ile acımasızca işkence ediliyordu. gariplik olarak ben ya da doğum lekesi yeterli olmaktaydı. delil bulunduktan sonra itirafta bulunması gerekiyordu, aksi takdirde öldürülemezdi. en korkunç en gelişmiş işkence metotları suçlarını itiraf ettirmek amacıyla tapınak şövalyeleri için geliştirilmişti.
tapınak şövalyelerinin 14.yüzyılda ortadan kaybolmasıyla, büyücü bilge kadınlara yönelik yeniden benzer işkenceler kilise tarafından başlatılmıştır. bu işkencelerin üç ayrı seviyesi vardı ve üçüncü seviye insanlara ölümü getiren işkenceleri içeriyordu. parmak ve bacakları döndürmek için yapılan aletler, baş için kullanılan mengeneler, çivili koltuk gibi dayanılmaz acı veren pek çok korkunç, vahşi işkence aletleri o yıllarda geliştirilmiştir. hatta işkence altında olan cadıların çok tehlikeli olduğu düşünülürdü. cadıların gözlerine bakılmazdı, sahip oldukları şeytani güçlerden korkulurdu. onların gözüne bakarsanız acıya bilirdiniz. getirilen açıklama ise cadının sizi büyülediği biçimindeydi. gerçek ise acıma ve merhamet etme ihtimalini ortadan kaldırmaktı.
işkence acımasızca artarak devam ettirildiğinde, en sonunda ne istenirse söylendi. bu gittikçe büyüyen bir girdabı andırıyordu. cadı olduğuna inanılan birkaç kadın ile başlıyor, sonunda düzinelerce kadının yok edildiği bir vahşete dönüşüyordu. mahkeme tarafından uydurulan iğrenç fantazilere dayalı acı dolu ve korkunç işkencelerden korkanların itiraf edeceği umuluyordu. kader günü geldiğinde suçlu bir vagona konuyor, dar sokaklardan geçirilerek köy meydanına getiriliyordu. burada bir kazığa bağlanıyordu. avrupa’da binlerce kadın yakılarak öldürüldü. nedeni ise içindeki şeytan ancak ve ancak yakılarak yok edilebilirdi. cadı dönemi denen iki yüz yıl boyunca fransa ve almanya’nın köylerinde çok korkunç katliamlar gerçekleşti.
ingilizler cadıyı yüzdürmek denen bir yöntem geliştirmişlerdi. suçlunun iki eli ve ayakları göbeği üzerinde bağlanıp su üzerine bırakılıyordu, eğer sanık su üzerinde kalmayı becerirse onun bir cadı olduğuna inanıp öldürüyorlardı, batar ve boğulursa suçsuz olduğuna inanıyorlardı. ancak her iki durumda da kadın ölüyordu. 16. yüzyılda kendilerini dehşete kaptırmış en tehlikeli olan yer almanya’nın wurzburg şehridir. hakimler en sonunda neredeyse tüm şehir halkının şeytana hizmet ettiğine karar verdi. 600 kişiyi ölümle cezalandırdılar. bunların 19'u rahip 41 ise çocuktu. geriye hiç kadın kalmamıştı. toplamda tüm avrupa’da 60.000 ile 300.000 kişinin yok edildiği iddia edilmektedir.
14. yüzyılda bütün avrupa, kara ölüm denen veba ile boğuşmaktaydı. salgın hastalık bütün kıtaya yayılırken köylerdeki bütün insanlar özellikle çocuklar ölmektedir. kara ölümle ile birlikte korkuya dayalı histeriye bağlı büyük ve kudretli şeytanın yeryüzüne geldiğine dair söylentiler yayılmıştı. yaşanan kötü kaderin şeytanın işi olduğuna inandılar. kilise durumdan faydalandı engizisyon mahkemeleri kurdu. kilise her zaman feodal sistemin devamlılığına katkı vermiştir. bu mahkemelerin görevi şeytanın günahkarlarını yeryüzünde yok etmekti. 14. yüzyılın sonunda, büyü, günahlar içerisinde en kötüsü olarak görüldü. çünkü ruhunuzu şeytana sattığınızın bir işareti idi. öyle ki yaratılan korku cadıların uçabildiği inancını yaygınlaştırdı. 16. yüzyılda yaşayan hollanda'lı doktor, okültist ve şeytanolog johann weyer, cadıların kullandığı natura adlı bir ilacın insanlarda halüsinasyonlara neden olduğunu iddia etmiştir. cadıların uçtuğu inancı böylece yaygın söylenti olarak yayıldı.
johann weyer
cadıların şeytanla bir anlaşma yaptıkları, geceleri büyülü toplantılarda şeytana taptıkları düşünülürdü. uçarak gittikleri bu toplantılarda ahlak dışı olaylarda gerçekleşmekteydi. ahlaksız, gizemli bir topluluktan bahsedilirdi. bu sebeple günlerinde ölü bebeklerden korkunç ziyafet düzenlendiğine inanılırdı. bu toplantılara karanlığın prensi şeytanın katılmasıyla doruk noktasına ulaşılır ve şeytan cadılarla cinsel ilişkide bulunurdu.

illüstrasyon, martin van maële 1911
1486 yılında cadıların belirlenmesi ve yok edilmesinde cadı avcılarına yardımcı olacak bir kitap yazıldı. kitaba “cadı baltası” (malleus maleficarum – hammer of witches) adı verildi. dominikan tarikatından iki alman keşiş (heinrich kramer and jacob sprenger) tarafından yazılan kitap o devrin en yaygın inanışını yansıtıyordu. bu kitaba göre kadınlar, şeytan için kolay bir avdı. kadının bedeni, şehvet ve büyü birlikte ilişkilendirildi. cadıların nasıl tanınacağı ve nasıl yakalanacağı anlatılıyordu. bu kitapta yazılanlar iki yüzyıl boyunca cadı avcılarına rehberlik etti. acımasızlık ve zulüm içeren bu kitap incil’den sonra en çok okunan kitapdı.
aslında kurbanlar o kötü günlerde topluma yardımcı olmaya çalışan kadınlardı. köylüler başlarına gelen felaketlerin sorumlusu olarak büyüyü ve kendilerine zarar veren cadının kadın olduğuna inandırıldı. yemeği pişiren, ebelik yapan, hastalıkta şifalı otlarla insanları tedavi eden kadınlar ve geliştirdikleri beceriler onlardan daha çok kuşku duyulmasına neden oldu. kadınlar neden kilise tarafından hedef tahtasına oturtuldu? kilise bilge kadınlardan neden korktu?
kaynağını derin bir korku ve nefretten alan engizisyonun alevleri asla sönmeyecek gibiydi. ilerleyen zamanlarda binlerce kadın korku ve ihanetle tuzağa düşürülecekti. cadı olmak ile suçlanan bir kadın yakalandığında dehşet başlıyordu. 1600’lü yılların sonunda binlerce insan yargılanmak üzere engizisyon mahkemelerine çıkarılıyordu. suçlananlar çırılçıplak soyulup inceleniyordu. şeytana ait izler bulmak üzere uzun iğneler ile acımasızca işkence ediliyordu. gariplik olarak ben ya da doğum lekesi yeterli olmaktaydı. delil bulunduktan sonra itirafta bulunması gerekiyordu, aksi takdirde öldürülemezdi. en korkunç en gelişmiş işkence metotları suçlarını itiraf ettirmek amacıyla tapınak şövalyeleri için geliştirilmişti.
tapınak şövalyelerinin 14.yüzyılda ortadan kaybolmasıyla, büyücü bilge kadınlara yönelik yeniden benzer işkenceler kilise tarafından başlatılmıştır. bu işkencelerin üç ayrı seviyesi vardı ve üçüncü seviye insanlara ölümü getiren işkenceleri içeriyordu. parmak ve bacakları döndürmek için yapılan aletler, baş için kullanılan mengeneler, çivili koltuk gibi dayanılmaz acı veren pek çok korkunç, vahşi işkence aletleri o yıllarda geliştirilmiştir. hatta işkence altında olan cadıların çok tehlikeli olduğu düşünülürdü. cadıların gözlerine bakılmazdı, sahip oldukları şeytani güçlerden korkulurdu. onların gözüne bakarsanız acıya bilirdiniz. getirilen açıklama ise cadının sizi büyülediği biçimindeydi. gerçek ise acıma ve merhamet etme ihtimalini ortadan kaldırmaktı.
işkence acımasızca artarak devam ettirildiğinde, en sonunda ne istenirse söylendi. bu gittikçe büyüyen bir girdabı andırıyordu. cadı olduğuna inanılan birkaç kadın ile başlıyor, sonunda düzinelerce kadının yok edildiği bir vahşete dönüşüyordu. mahkeme tarafından uydurulan iğrenç fantazilere dayalı acı dolu ve korkunç işkencelerden korkanların itiraf edeceği umuluyordu. kader günü geldiğinde suçlu bir vagona konuyor, dar sokaklardan geçirilerek köy meydanına getiriliyordu. burada bir kazığa bağlanıyordu. avrupa’da binlerce kadın yakılarak öldürüldü. nedeni ise içindeki şeytan ancak ve ancak yakılarak yok edilebilirdi. cadı dönemi denen iki yüz yıl boyunca fransa ve almanya’nın köylerinde çok korkunç katliamlar gerçekleşti.
ingilizler cadıyı yüzdürmek denen bir yöntem geliştirmişlerdi. suçlunun iki eli ve ayakları göbeği üzerinde bağlanıp su üzerine bırakılıyordu, eğer sanık su üzerinde kalmayı becerirse onun bir cadı olduğuna inanıp öldürüyorlardı, batar ve boğulursa suçsuz olduğuna inanıyorlardı. ancak her iki durumda da kadın ölüyordu. 16. yüzyılda kendilerini dehşete kaptırmış en tehlikeli olan yer almanya’nın wurzburg şehridir. hakimler en sonunda neredeyse tüm şehir halkının şeytana hizmet ettiğine karar verdi. 600 kişiyi ölümle cezalandırdılar. bunların 19'u rahip 41 ise çocuktu. geriye hiç kadın kalmamıştı. toplamda tüm avrupa’da 60.000 ile 300.000 kişinin yok edildiği iddia edilmektedir.
devamını gör...
kiko loureiro
marty friedman dan sonra megadeth'in en iyi gitaristi. marty başka bir adam olduğu için onunla kıyaslıyamıyorum. megadeth gitaristlerinden chris broderick de iyidir.
aşağıda her üçününde kıyaslamasını tornado of souls üzerinden kendiniz yapabilirsiniz:
aşağıda her üçününde kıyaslamasını tornado of souls üzerinden kendiniz yapabilirsiniz:
devamını gör...
lucifer (yazar)
peçeteden kendi imkanlarıyla doğduğunu tahmin ettiğim yazarımsı.*
devamını gör...
sözlük yazarlarının bedava elde ettiği değerli şeyler
kafa sözlük'te birinci nesil yazar olmak.
devamını gör...
dövme bakımı
eve gelince jelatin açılır , içme suyuyla yıkanır ve bepanthol sürülür. bir daha da jelatin ile kapatılmaz! kabuk atma dönemi bitene kadar tahmini 2 hafta boyunca bepanthol sürmeye devam edilir.
devamını gör...
sabit fikirli insanlar
şablon ve denklemlerle hayatlarını idame ettiren insanların sahip olduğu nitelik. hatta nicelik.
örneğin; ali'ye göre hayatta başarılı olmanın formülü "2x²+4x-7" olsun.
siz ali'ye ne bu konuda ne söylerseniz söyleyin, hepsini "çarpıtmak" suretiyle kendi formülüne entegre edecektir.
sonuç*, hatta bazen sebep*, size göre farklı olabilir/değişebilir/değiştirilebilir; ama ali'ye göre sonuç da sebep de aynı kalacaktır.
örneğin; ali'ye göre hayatta başarılı olmanın formülü "2x²+4x-7" olsun.
siz ali'ye ne bu konuda ne söylerseniz söyleyin, hepsini "çarpıtmak" suretiyle kendi formülüne entegre edecektir.
sonuç*, hatta bazen sebep*, size göre farklı olabilir/değişebilir/değiştirilebilir; ama ali'ye göre sonuç da sebep de aynı kalacaktır.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
“zayıflığımızı belli etmek istemediğimizde iyiyim deyip geçiştiririz.”
josé saramago - körlük
josé saramago - körlük
devamını gör...
yakutistan
bir çok ortak kelime kullandığımız yakut türklerinin yaşadığı, başkenti yakutsk olan ülke.
devamını gör...
can't take my eyes off you
bob crewe ve bob gaudio tarafından yazılan bir şarkıdır.
şarkı frank valli’nin 1967 yılında piyasaya sürdüğü teklisi için yazılmış ve sene boyu listelerde yerini almıştır. bob crewe ve bob gaudio’nun şarkısı frank valli’nin muhteşem yorumu ile birleşince ortaya enfes bir şarkı çıkmıştır. burada ufak bir uyarı yapmam lazım şarkı internette frank sinatra adıyla yayılmış durumda ancak bu tamamiyle yanlıştır. sinatra şarkıyı söylemedi.
frank valli
şarkının yolculuğu bu kadarla kalmadı elbette. 1997 yılında richard donner tarafından çekilen ve başrollerinde mel gibson ve julia roberts’ın oynadığı ve benim gerçekten çok beğendiğim* conspiracy theory filminde hem frank valli hem de lauryn hill versiyonu kullanılmıştır.
lauryn hill
elbette şarkımız yorulmak bilmez bir zaman yolcusu olduğu için bu sefer 1999 yılında gil junger tarafından çekilen 10 things i hate about*you filminde heath ledger’ın harika performansı ile karşımıza çıkıyor. heath ledger şarkıyı eğlenmeli bir koreografi ile de süsleyerek nasıl bir yetenek olduğunu hepimize gösteriyor.
heath ledger
daha sonra 2001 yılında sharon maguire tarafından sinemaya aktarılan ve bir helen fielding romanı olan bridget jones’s diary filminde andy williams versiyonu kullanılmıştır. çok beğendiğim bir kitap ve film olmasa da* filmde renee zellweger, colin firth ve hugh grant üçlüsü takdire şayandı.
andy williams
şarkı türkiye’ye de dolapdere big gang’in farklı ezgilerle donattığı ve bence çok başarılı olan cover’ı ile ulaşmıştır.
dolapdere big gang
şarkı frank valli’nin 1967 yılında piyasaya sürdüğü teklisi için yazılmış ve sene boyu listelerde yerini almıştır. bob crewe ve bob gaudio’nun şarkısı frank valli’nin muhteşem yorumu ile birleşince ortaya enfes bir şarkı çıkmıştır. burada ufak bir uyarı yapmam lazım şarkı internette frank sinatra adıyla yayılmış durumda ancak bu tamamiyle yanlıştır. sinatra şarkıyı söylemedi.
frank valli
şarkının yolculuğu bu kadarla kalmadı elbette. 1997 yılında richard donner tarafından çekilen ve başrollerinde mel gibson ve julia roberts’ın oynadığı ve benim gerçekten çok beğendiğim* conspiracy theory filminde hem frank valli hem de lauryn hill versiyonu kullanılmıştır.
lauryn hill
elbette şarkımız yorulmak bilmez bir zaman yolcusu olduğu için bu sefer 1999 yılında gil junger tarafından çekilen 10 things i hate about*you filminde heath ledger’ın harika performansı ile karşımıza çıkıyor. heath ledger şarkıyı eğlenmeli bir koreografi ile de süsleyerek nasıl bir yetenek olduğunu hepimize gösteriyor.
heath ledger
daha sonra 2001 yılında sharon maguire tarafından sinemaya aktarılan ve bir helen fielding romanı olan bridget jones’s diary filminde andy williams versiyonu kullanılmıştır. çok beğendiğim bir kitap ve film olmasa da* filmde renee zellweger, colin firth ve hugh grant üçlüsü takdire şayandı.
andy williams
şarkı türkiye’ye de dolapdere big gang’in farklı ezgilerle donattığı ve bence çok başarılı olan cover’ı ile ulaşmıştır.
dolapdere big gang
devamını gör...
şarkılarda geçen etkileyici sözler
hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden.
devamını gör...
meja (yazar)
elleri minici.....yok ya, o bu değildi.
çık gel artık turuncu saçlım, bir daha çık gel!
başım bağlı diye hayata küstün gittin biliyorum ama kapandı o devirler, çık gel kaldığımız yerden devam edelim. *
sen sonbaharda gelene kadar burası bana emanet, merak etme cicim.
çık gel artık turuncu saçlım, bir daha çık gel!
başım bağlı diye hayata küstün gittin biliyorum ama kapandı o devirler, çık gel kaldığımız yerden devam edelim. *
sen sonbaharda gelene kadar burası bana emanet, merak etme cicim.
devamını gör...
normal sözlük'te tanımlarından nefret ettiğiniz yazarlar
ayrıştırıcı başlık açanlar,kaostan beslenenler bir kitleye kin kusanlar.
devamını gör...
savaş ay
2013 yılında kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden televizyoncu, muhabir, gazeteci ve senaryo yazarıdır.
devrimci gençlik yıllarından sonra polis muhabiri olarak görev yapan ve bu işi de gayet iyi başaran savaş ay daha sonra uzun süren hazırlayıp sunduğu a takımı programı ile televizyonda boy göstermiştir. savaş ay bir zamanlar televizyon ekranlarını en çok izlenen programlarından biri olan a takımı’nı “ zıpkın gibi, fişek gibi bir programa hoşgeldiniz” şeklinde açardı.

program belli bir zaman sonra eski kalitesini yitirmeye ve polemik ve kavgalarla dolu bir programa dönüşmeye başladı. savaş ay bu dönemlerde ortalığın kızışması için meydan hazırlayıp daha sonra da “yapmayın, etmeyin” diyerek ortalığı yatıştırmaya çalışırdı.
savaş ay bir dönem senarist ve yönetmenlik de yaptı. 2001 yılında yazıp yönettiği ve çok önemli oyuncuların da oynadığı dansöz isimli bir film çekti. film o kadar kötüydü ki filmde oynayan büyük oyuncular bile filmi kurtaramadı.

bu filmden sonra şeytan torbası isimle bir film senaryosu daha yazan savaş ay cem yılmaz’ın hokkabaz filminde senaryosunu çaldığını iddia ederek ortalığı birbirine katsa da yardımcılığını yapan ve senaryoyu birlikte yazdığı kıvanç baruönü tarafından yalanlanınca bu iddia da film de rafa kalktı.
benim aklımda kalan olay ise çok daha magazine dair bir olaydır. dansöz filminde birlikte çalıştığı beyazıt öztürk’ün beyaz show programına konuk olarak katıldığı bölümde bir kadın canlı telefon bağlantısı ile yayın bağlandı. savaş ay ile görüşmek isteyen kadına beyazıt öztürk her zamanki gibi soğuk bir espiri yaparak “ savaş abiyi kimseyle görüştürmüyoruz, yemeğini suyunu veriyoruz sadece” deyince kadın “ o, o kadar bile insan değil’ dedi. ve apar topar yayından alınan kadından sonra savaş ay uzun süre suratı asık bir şekilde oturdu programda. hep merak eder dururum acaba o kadın kimdi ve aralarında ne geçmişti?
devrimci gençlik yıllarından sonra polis muhabiri olarak görev yapan ve bu işi de gayet iyi başaran savaş ay daha sonra uzun süren hazırlayıp sunduğu a takımı programı ile televizyonda boy göstermiştir. savaş ay bir zamanlar televizyon ekranlarını en çok izlenen programlarından biri olan a takımı’nı “ zıpkın gibi, fişek gibi bir programa hoşgeldiniz” şeklinde açardı.

program belli bir zaman sonra eski kalitesini yitirmeye ve polemik ve kavgalarla dolu bir programa dönüşmeye başladı. savaş ay bu dönemlerde ortalığın kızışması için meydan hazırlayıp daha sonra da “yapmayın, etmeyin” diyerek ortalığı yatıştırmaya çalışırdı.
savaş ay bir dönem senarist ve yönetmenlik de yaptı. 2001 yılında yazıp yönettiği ve çok önemli oyuncuların da oynadığı dansöz isimli bir film çekti. film o kadar kötüydü ki filmde oynayan büyük oyuncular bile filmi kurtaramadı.

bu filmden sonra şeytan torbası isimle bir film senaryosu daha yazan savaş ay cem yılmaz’ın hokkabaz filminde senaryosunu çaldığını iddia ederek ortalığı birbirine katsa da yardımcılığını yapan ve senaryoyu birlikte yazdığı kıvanç baruönü tarafından yalanlanınca bu iddia da film de rafa kalktı.
benim aklımda kalan olay ise çok daha magazine dair bir olaydır. dansöz filminde birlikte çalıştığı beyazıt öztürk’ün beyaz show programına konuk olarak katıldığı bölümde bir kadın canlı telefon bağlantısı ile yayın bağlandı. savaş ay ile görüşmek isteyen kadına beyazıt öztürk her zamanki gibi soğuk bir espiri yaparak “ savaş abiyi kimseyle görüştürmüyoruz, yemeğini suyunu veriyoruz sadece” deyince kadın “ o, o kadar bile insan değil’ dedi. ve apar topar yayından alınan kadından sonra savaş ay uzun süre suratı asık bir şekilde oturdu programda. hep merak eder dururum acaba o kadın kimdi ve aralarında ne geçmişti?
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
dünden beri aklımda olan, benden de eski, insanın içini kıpır kıpır yapan bir şarkı, benden tüm sözlüğe gelsin.
manfred mann
doo wah diddy diddy
manfred mann
doo wah diddy diddy
devamını gör...
insanlardan soğuma nedenleri
en büyük şıklarından birini sabit fikirli insanların alabildiğine doldurduğu nedenlerdir.
devamını gör...
homofobik
homofobi yapan kişi, yani eşcinsel düşmanlığı.
açıkçası insanların fikirlerini, düşüncelerini önemsemeyen birisi olarak homofobi karşısında aşırı hassasım. çok üzülüyorum. sırf bir yönelim yüzünden benden iğreniyorlar, nefret ediyorlar hatta beni darp etmek öldürmek istiyorlar.
benim ya, sokakta yanından geçerken size gülümseyen, otobüste yanına oturduğunuz, sırada arkasında beklediğiniz, arkadaşınız, ailenizden birisi, en yakınınız...
her yerdeyiz, siz sadece kendinizden uzakta olanı görüyorsunuz.
ve homofobinizi "bana ne ama sevmiyorum" adı altında meşru kılmanıza gerek yok. misal ben de kıvırcık saç sevmem ama gidip birisini kıvırcık saçlı diye dışlamam, ondan nefret etmem.
lakin siz benden nefret ediyorsunuz ve ne yazık ki bu da beni çok üzüyor.
not: kıvırcık saç bence çok süper bir şey.
açıkçası insanların fikirlerini, düşüncelerini önemsemeyen birisi olarak homofobi karşısında aşırı hassasım. çok üzülüyorum. sırf bir yönelim yüzünden benden iğreniyorlar, nefret ediyorlar hatta beni darp etmek öldürmek istiyorlar.
benim ya, sokakta yanından geçerken size gülümseyen, otobüste yanına oturduğunuz, sırada arkasında beklediğiniz, arkadaşınız, ailenizden birisi, en yakınınız...
her yerdeyiz, siz sadece kendinizden uzakta olanı görüyorsunuz.
ve homofobinizi "bana ne ama sevmiyorum" adı altında meşru kılmanıza gerek yok. misal ben de kıvırcık saç sevmem ama gidip birisini kıvırcık saçlı diye dışlamam, ondan nefret etmem.
lakin siz benden nefret ediyorsunuz ve ne yazık ki bu da beni çok üzüyor.
not: kıvırcık saç bence çok süper bir şey.
devamını gör...
