sosyal anksiyete toplumun “gizli” problemidir. toplum bize her zaman girişken olmamızı ve sosyal olmamızı emreder. bu döngüyü tamamlayabilmek ve hayatta kalabilmek için bireysellik anlayışıyla hareket edilir. fakat bazıları bu yolda mutsuzluğa kapılır. azımsanmayacak kadar bu aksiyete türünü yaşayan insanlar var.
her insan bazı ortamlarda ve belirli insanlar karşısında bir derece heyecan ya da huzursuzluk duyabilir.bu gayet normaldir ve beyninizin yeni ve tanıdık olmayan çevreye uyum gösterme çabasının bir işaretidir. ancak bu durum çok sık yaşanıyorsa, kaygı düzeyi bozukluğuna anksiyete'ye kadar gider. iyileşmek için doktora başvursanız bile tanımadığınız birine kendinizi açmak çok zor olacaktır. kişi'nin tedavi olması için rahat bir ortam sağlanması şarttır. tedavi edilemeyenler yoğun yalnızlık ve çaresizlik duygusu altındadırlar. (bkz: spot ışığı etkisi)'ni herkes bana bakıyor hissiyatını çokça yaşarlar.
devamını gör...

günaydın.* umarım iyisinizdir. guzel bir pazarı guzel bir kahvalti ile karşılayıp,daglarinda heidi gibi koşmak istiyorum. harika bir gün yine harikasın bunu okuyan kişi . var olunuz. hayat kısa,hadi uçalım. *
devamını gör...

her mevsim yaprakları yeşil kalan ağaçlar vardır, karlı havalarda yeşil dalından kar yediğimiz çam ağacı gibi.
evernevergreen diye bir renk vardır, ormanın yeşiline müptela olanların favori rengi.
kafa sözlük’te evernevergreen diye bir yazar vardır; hayatın bize yüklediği ağır stres yükünü üzerimizden atan, duygularımızı canlandıran, tabiat sevgisini bize aşılayan kıymetli biri.
kitaplar ile ilgili başlıklarla kitapseverlerin, filmler ile ilgili başlıklarla filmseverlerin takip ettiği.
yazıları ile ruhumuzu besleyen evernevergreen insana dair umudumuzu yeşerten önemli bir sebepsin.
devamını gör...

(bkz: çok komikmiş kardeş)*
devamını gör...

bir fotoğrafta kalmış eski arkadaşlara.....

kar yağar geceye
üşür sazın telleri, titrer
bir türkü çığırır
yorgun günlere...
gülümser yüzler
eşlik ederken türkülere
ve güzel günlere...
devamını gör...

ben gri olurdum galiba.siyah ile beyaz arasına sıkışmış, kararsız ve tarafsız...
devamını gör...

orijinal adı "bom dia, verônica" olan netflix gerilim dizisi. şu anlık 1 sezon ve 8 bölümü bulunuyor, bölümlerin her biri yaklaşık 40-50 dakika süresinde. 2. sezonunun da bu yıl çıkması bekleniyor.

dizimizin ana kahramanı olan veronica torres, cinayet masasında çalışan bir polis. televizyonda yaptığı bir röportaj sonrasında kendisine ulaşan farklı kişiler oluyor, bunlardan biri de janete isminde, kocası ile çocuk sahibi olmaya çalışan ancak başaramayan ve bu yüzden kocasının yaptığı bir takım eylemlere kafes içerisinden şahit olan bir kadın. bu konu hakkında veronica'dan yardım istemeye çalışıyor, ama kadının kocası da oldukça nüfuzlu biri. o yüzden bu olayın içerisindeki hiçbir şey kolay olmuyor.

dizi gayet akıcı ve bir dahaki bölümde ne olacak merakıyla kendini hemencecik izletiyor. ben ilk sezonunu çok beğenerek ve merakla izledim ama hala açıklanmadığını düşündüğüm* kısımlar var. onların da 2. sezonda açıklığa kavuşacağını umuyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gelen olumsuz eleştirilerden gerçekten de haklı olanları dikkate almak. ve eleştirildiği tarafları düzeltmek için gayret göstermesi.
devamını gör...

gerçekten bu kadar ucuz insanların yaptıklarına sinirlenmeyi bırakalı çok oldu. yoksa sinir hastası olurdum şimdiye.
atatürk ne büyük dert olmuş bunlara ve bunların tayfaya. yıllardır böyle ucuz yollara başvurmaktan bıkmadılar.
devamını gör...

çikolatalı yuvarlak bisküvilerin arasina krema yerleştirmek suretiyle ortaya cikan eti'nin muhtesem bisküvisi. soğuk sütle super gider.
yıllar yılı pek çok rakibi çıksa da benim için halen vazgeçilmezdir.
devamını gör...

"kuşkonmaz dallarına astım kendimi
sedir ağaçlarına gül yapraklarına
başımı taşlara vurdum
göz bebeklerimde büyük camlar parçalandı
tanrısal duygular içindeydim
bütün tanrısızlığımdan uzakta
bir kemiklerinin sertliğini aldım
bir teninin aklığını
sonra sıcaklığını dudaklarının
gel bak
sana bir tanrı getirdim
gel bak
bir tanrı yarattım senden."

ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...

arkadaki yolcudan rica etmelidir aksi halde her türlü küfürü hak eder.
devamını gör...

how to get away with murder ve narcos.
devamını gör...

yaşam, enstrümanları akortlu da olsa, akortsuz da olsa, devamlı çalan bir orkestradır.

ölüm bir varmış bir yokmuş
devamını gör...

kimi ateistler allah'a şükretsinler, seküler ailelerden geliyorlar. benim gibi bazıları ise taaa homo habilis atalarımıza kadar hepsi dindar bireylerden oluşan ailelerden geliyor.

benim ailemde başı açık kadın yoktur. onların anneleri, nineleri de hep kapalıydı. erkekler de öyle... tabi başları kapalı değil, zihinleri kapalı. sülalede tunç, deniz, rüya, defne v.s. gibi isimler yoktur. isimlerin hepsi arapçadır. din ailemde öyle bir yerdedir ki dini ritüel olmadan hiç bir hareket yapılmaz. ayrıntılara girmeyeceğim... ama muhammet ve ona en çok biat eden araplar bile bizim aile kadar müslüman değildir.

neyse... efendime söyliyeyim, bir gün yine, arapça kelimelerin havada uçuştuğu dini sohbetlerin birinde çok dindar bir arkadaşım dedi ki "kertenkeleyi tek vuruşta öldürmek çok sevaptır. vuruş sayısı arttıkça sevap sayısı azalır. ters orantı yani."
-saçmalama mümin kardeşim, öyle şey olur mu? işinde gücünde bir mahluk o. o da zikir çekiyor. niye öldürelim gariban hayvanı? dedim.
-sahih hadistir ya mümin. dedi.

araştırdım. diyanet'e mektup yazdım. (başlığa arapça "bismillahirrahmanirrahim" yazarak) kendim de kütüb-ü sitte'ye baktım. gerçekten böyle bir hadis vardı. diyanet'ten de mümin kardeşimi doğrulayan bir cevap geldi. dahası köpek, doğan, şahin, kerkenez gibi hayvanların öldürülmesi de sevapmış.

yıllardır beynimi kurcalayan, müslüman beni kabuslara sürükleyen bir sürü "kafir" soru nihayet cevaplanmıştı. aslında cevap çok basitti. allah yoktu. din tamamen saçmalıktı. bunu sindirmek herhalde 1 ayımı aldı. bir ay sonra tertemiz ateisttim. sekülerlikten gelen bir ateistlik değil bu, islamı mükemmel bir şekilde biliyorum ve müslümanları çok iyi anlıyorum. çok da mutluyum ve huzurluyum elhamdülillah.
devamını gör...

1901 - 1991 yılları arasında yaşamış, çağdaş sanatın öncülerinden olan ve soyut sanatın türkiye'de ilk temsilcilerinden olan kadın ressam.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pakistanda, swat vadisi pakistanın kuzeyinde yer alan bir bölgedir. ve bu bölgede taliban tarafından kızların okula gitmesi yasaklanmıştı.
kızların eğitim hakkı, taliban tarafından gasp edilirken , elbette talibana karşı duracak kadınlarda olmuştur. bu kadınlardan biridir malala...

eğitimci bir aileden gelen malala benazir buttoyu örnek almıştı. babası yardım çalışmalarına katılan bir aktivistti ve her kız çocuğu gibi babasının bu düşüncelerini benimsedi.
kızların eğitim görmesi üzerine bir çok konuşma yaptı, bir çok yazı yazdı.
2009 yılında, 11 yaşındayken bbc için, talibanın swat işgalinin hayatına etkilerini anlattığı bir blog yazdı. bu yazıyı can güvenliğinden dolayı mahlas kullanarak yazdı.
ertesi sene pakistan ordusunun, swat bölgesindeki talibana müdahalesi sırasında , new york times tarafından yapılan belgeselde röportaj verdi. o artık ön plana çıkan bir aktivistti. bu sebeple bir başka aktivist desmond tutu tarafından çocuk haklarını savunan kişilere verilen uluslararası çocuk barış ödülü'ne aday gösterildi .
bu durum talibanı iyice kızdırmıştı. talibanın bu kızgınlığı aktivist hareketine misilleme yapmak oldu ve 2012 yılında otobüsle yolculuk ettiği sırada kendisi ve otobüsteki bulunan diğer iki kız bir taliban militanı tarafından vuruldu.
hastaneye kaldırıldı ve tedavisi için queen elizabeth hastanesi'nde de birmingham'a götürüldü.
hayatına kast edilmesi, infial yarattı..
onu öldürmeye çalışan tetikçi için 50 kadar müslüman lider fetva yayınlayıp olayı lanetledi. taliban hükümetler, insan hakları örgütleri ve feminist gruplar tarafından uluslararası olarak kınandı.
taliban ise kendilerini kınayanları kınadı ve malalayı öldürmek ''boynumuzun borcu'' dedi.
birçok uluslar arası ödül aldı.
pakistan gibi ülkelerde kızçocukları erken büyüyüp yaşlandıklarından zaar; 2014 yılında nobel barış ödülünü aldığında henüz 17 yaşındaydı ve ödüle sahip olan en genç kişi olarak tarihe geçti.
12 temmuz 1997'de doğan bu kız çocuğu, ailesi tarafından malala olarak isimlendirilmiştir.
''kederli'' anlamına gelen malala, pakistan gibi ülkelerde kız çocuklarının doğarken bile kaderinin ne olacağını gösterir niteliktedir.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

robin in şarkılarının klipleri ve barney(tümüyle karakter olarak)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim