yazarların itiraf köşesi
5 saat sonra iki yıllık esaretim bitiyor. şaka gibi. bu iki yılda neler yaşadım, nasıl olgunlaştım, canım ne kadar yandı ve ne kadar sabrettiğimi ben biliyorum.
hâlâ inanamıyorum, bitti sonunda. artık ruhum iyileşecek. tuhaf hissediyorum..
uğradığım şiddetler, iftiralar, evden kovulmalar, kodeste kalmam.. hepsi bitiyor.
ben özgürlüğüme kavuşuyorum bugün!
artık gözyaşı yok, kahkaha var. esaretin bedelini ödediğine göre, oyna devam bergen!
hâlâ inanamıyorum, bitti sonunda. artık ruhum iyileşecek. tuhaf hissediyorum..
uğradığım şiddetler, iftiralar, evden kovulmalar, kodeste kalmam.. hepsi bitiyor.
ben özgürlüğüme kavuşuyorum bugün!
artık gözyaşı yok, kahkaha var. esaretin bedelini ödediğine göre, oyna devam bergen!
devamını gör...
alamancı akraba
daha dün türkiye’ye gelen, bol bol çikolata, alman peyniri ve makyaj malzemesi getirmiş canım teyzemin içinde bulunduğu gruptur. şerefine pastalar baklavalar alındı, ertesi günü de güzel bir kahvaltı hazırlandı. bir de giderken harçlık olarak avro fişeklemesi muhtemeldir. iyi ki varsınız alamancı akrabalar.
devamını gör...
günün ünlüsü olamayan yazar
ne dünün ne bugünün ne de yarının ünlüsü olacağım. (bkz: sözlüğün düz yazarları)
devamını gör...
normal sözlük burs desteği
tüsev mütevelli heyeti üyesi olan ve istanbul'da faaliyet gösteren bir vakfın, transkript başarısı ölçütünde verdiği burs faaliyetleri için aracı olmak isterim.
tarafıma ulaşabilirsiniz.
bir çocuğumuza, gencimize daha faydalı olabilirsek ne ala. yeter ki doğru adrese gitsin.
tarafıma ulaşabilirsiniz.
bir çocuğumuza, gencimize daha faydalı olabilirsek ne ala. yeter ki doğru adrese gitsin.
devamını gör...
bir savaş pilotunun anıları
mesleğim gereği eskiden pek çok pilotla tanıştım.
yaşadıkları anekdotları anlatırlardı.
kimilerini göğsüm kabararak, kimilerini hüzünle dinlerdim.
çok eskilerde türkiyede meşhur iki tane hava üssü vardı.
biri eskişehir diğeri konya hava üssü idi.
dog fighter denilen, havada uçak muharebesi eğitimleri konya ovasında verilirdi.
tanıdığım pilotlar arasında devrecilik veya sınıf arkadaşlığı diye bir kavram vardı.
yani üç, beş tanesi, bir vesileyle sıkı arkadaş olurdu.
genelde beraber gezerler, ayrılmazlardı.
bir gün bu kankilerden bir grup pilot işyerimize geldi.
bir tanesi eksik.
hani dedim, mehmet nerede ?
dedilerki, dün konya ovasında düştü ve şehit oldu.
uçağı arızalanmış.
telsiz konuşmalarında, uçağı terket komutu verilmiş.
yani pilot fırlatmayla atlaması gerekli.
fakat uçak şehrin üstünde.
eğer uçağı terkederse, uçağın şehre düşme ihtimali var.
emre itaat etmemiş.
uçak, şehri terkedinceye kadar, mehmet pilot uçağı terketmemiş.
şehri terkedinceye kadar ise uçak çok fazla irtifa kaybetmiş,
ve pilotun hayatta kalmasına yetmeyecek kadar yere yaklaşmış.
sonuç....
mehmet pilot sivil insanların hayatını kurtarmak için, kendi hayatını feda etmiş.
bu vatan sizin gibi evlatları olduğu için ayaktadır.
bu vatan sizin gibi evlatlarına minnettardır.
önünde saygıyla eğiliyorum.
ruhun şad olsun mehmet.
yaşadıkları anekdotları anlatırlardı.
kimilerini göğsüm kabararak, kimilerini hüzünle dinlerdim.
çok eskilerde türkiyede meşhur iki tane hava üssü vardı.
biri eskişehir diğeri konya hava üssü idi.
dog fighter denilen, havada uçak muharebesi eğitimleri konya ovasında verilirdi.
tanıdığım pilotlar arasında devrecilik veya sınıf arkadaşlığı diye bir kavram vardı.
yani üç, beş tanesi, bir vesileyle sıkı arkadaş olurdu.
genelde beraber gezerler, ayrılmazlardı.
bir gün bu kankilerden bir grup pilot işyerimize geldi.
bir tanesi eksik.
hani dedim, mehmet nerede ?
dedilerki, dün konya ovasında düştü ve şehit oldu.
uçağı arızalanmış.
telsiz konuşmalarında, uçağı terket komutu verilmiş.
yani pilot fırlatmayla atlaması gerekli.
fakat uçak şehrin üstünde.
eğer uçağı terkederse, uçağın şehre düşme ihtimali var.
emre itaat etmemiş.
uçak, şehri terkedinceye kadar, mehmet pilot uçağı terketmemiş.
şehri terkedinceye kadar ise uçak çok fazla irtifa kaybetmiş,
ve pilotun hayatta kalmasına yetmeyecek kadar yere yaklaşmış.
sonuç....
mehmet pilot sivil insanların hayatını kurtarmak için, kendi hayatını feda etmiş.
bu vatan sizin gibi evlatları olduğu için ayaktadır.
bu vatan sizin gibi evlatlarına minnettardır.
önünde saygıyla eğiliyorum.
ruhun şad olsun mehmet.
devamını gör...
hemoglobin a1c
diyabetik hastalarda geçmiş 6-8 haftalık ortalama kan glukozunu gösteren özel hemoglobin çeşididir.
eritrositlere giren kan glikozu lizin ve valin aminoasitlerine kovalent bağlanarak oluşur.
bağlanma geri dönüşsüz bir bağlanmadır.
eritrositlere giren kan glikozu lizin ve valin aminoasitlerine kovalent bağlanarak oluşur.
bağlanma geri dönüşsüz bir bağlanmadır.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün tahtının sallanması
sözlükler ekşi nin sayesinde sözlük oldular ve tanindilar , ekşi nin kapatılma durumu olmaz demiyorum olabilir ama başka bir isim ile devam eder .
biz kafa için kafa yoralim nasıl daha aktif, daha faal, daha verimli yaparız, daha çok konuşulan bir sözlük yaparız , bunun için kafa yoralim bence.
biz kafa için kafa yoralim nasıl daha aktif, daha faal, daha verimli yaparız, daha çok konuşulan bir sözlük yaparız , bunun için kafa yoralim bence.
devamını gör...
çocuğunun adını normal koyan insan
normalim, guzum, gel buraya diye sevilesi çocuk.
devamını gör...
her başlığa entry giren yazar
a- bilgi birikimi yuksek olan arkadastir
b-ilgi alani oldukca genis olan arkadastir
c-vakti bol olan bir arkadastir
d-yazmayi, kendini ifade etmeyi seven arkadastir
e-butun şıkları icinde barindiran arkadastir.
b-ilgi alani oldukca genis olan arkadastir
c-vakti bol olan bir arkadastir
d-yazmayi, kendini ifade etmeyi seven arkadastir
e-butun şıkları icinde barindiran arkadastir.
devamını gör...
günaydın sözlük
yeniden yalnızlığa karıştığım bir gün. çok yorgunum aynı zamanda.
güzel bir kahvaltı hazırlamaya gidiyorum. buz gibi bir odada sıcacık tutan kalın polar battaniyeyle uyumak çok iyi hissettiriyor. kalın giyinmeye rağmen hafif üşümeyi ve ısınmaya çalışma hissini seviyorum, kahveyle gideriyorum.
gönlü üşüyenlere ayrı günaydın.
güzel bir kahvaltı hazırlamaya gidiyorum. buz gibi bir odada sıcacık tutan kalın polar battaniyeyle uyumak çok iyi hissettiriyor. kalın giyinmeye rağmen hafif üşümeyi ve ısınmaya çalışma hissini seviyorum, kahveyle gideriyorum.
gönlü üşüyenlere ayrı günaydın.
devamını gör...
aylak adam
” aylak olmak dünyanın en güç işiydi.”
zannedilir ki aylak olmak kolaydır, zamanını boşa harcamak, hiçbir şeyle meşgul olmamak, çalışacak bir işe sahip olmamak… oysa aylak adam’ı okuyanlar bilir, aylak olmak zordur, hele de zengin değil de paralıysanız. yapılacak çok iş vardır. mesela gidip yemek yediğiniz lokantalada müşteri olmamak, sokak isimlerini araştırmak, karşınızda oturan insanlara bir geçmiş uydurmak ve b.yi bulabilmek…
c iseniz eğer b.yi bulmak daha zordur çünkü bilmeseniz de hep bir adım önündesinizdir onun. size her gelişinde bacaklarını da getiren kadınlar vardır hayatınızda, düzen isteyen, dahası sizi anladığını sandıkça yanılan kadınlar…ve insanlar ” dökme kalıplarına uydurmadan sizi rahat edemezler.”
eğer c. iseniz ve bir babanız varsa geçmişte kalmış olması gereken, hayat zordur ziyadesiyle, zorlar sizi yaşamak. kulağınız kaşınır biteviye. kadınlarının bacaklaından korkarsınız, gözlerine bakarsınız en çok. c.yi bulmaktır umudunuz ve c.de size daha yakın birini.
“yoksa her şey benim olmadığım yerlerde benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?” diğer bir soru takılır zihninize tam soru işaretinin çengelinden.
insanların kurtuluşu için sizin bulduğunuz yollardan biri de sinemadır, tıpkı sesinizin yankılandığı bu yerin sakinleri gibi. dersiniz ki yusuf atılgan’ın kaleminden;
” çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona bir şeyler yapmış. salt çıkarının düşünen kişi değil. ama beş on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleri ile onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar. bunları kurtarmanın yolunu biliyorum. kocaman sinemalar yapmalı. bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara. iyi bir film görsünler. sokağa hep birden çıksınlar.”
ve bilirsiniz “siz sevilmez, sen sevilir” ve bilirsiniz karıncalar bilmeden severler ve adako’yu ve kuyaro’yu tanırsınız, ve isimlerin insanların en alakasız yanları olduğunu öğrenirsiniz…
ve b.yi ararsınız yine, yanınızdan geçerken bile, çarpıştığınızda bile…
ve ” ah, zehra…”
zannedilir ki aylak olmak kolaydır, zamanını boşa harcamak, hiçbir şeyle meşgul olmamak, çalışacak bir işe sahip olmamak… oysa aylak adam’ı okuyanlar bilir, aylak olmak zordur, hele de zengin değil de paralıysanız. yapılacak çok iş vardır. mesela gidip yemek yediğiniz lokantalada müşteri olmamak, sokak isimlerini araştırmak, karşınızda oturan insanlara bir geçmiş uydurmak ve b.yi bulabilmek…
c iseniz eğer b.yi bulmak daha zordur çünkü bilmeseniz de hep bir adım önündesinizdir onun. size her gelişinde bacaklarını da getiren kadınlar vardır hayatınızda, düzen isteyen, dahası sizi anladığını sandıkça yanılan kadınlar…ve insanlar ” dökme kalıplarına uydurmadan sizi rahat edemezler.”
eğer c. iseniz ve bir babanız varsa geçmişte kalmış olması gereken, hayat zordur ziyadesiyle, zorlar sizi yaşamak. kulağınız kaşınır biteviye. kadınlarının bacaklaından korkarsınız, gözlerine bakarsınız en çok. c.yi bulmaktır umudunuz ve c.de size daha yakın birini.
“yoksa her şey benim olmadığım yerlerde benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?” diğer bir soru takılır zihninize tam soru işaretinin çengelinden.
insanların kurtuluşu için sizin bulduğunuz yollardan biri de sinemadır, tıpkı sesinizin yankılandığı bu yerin sakinleri gibi. dersiniz ki yusuf atılgan’ın kaleminden;
” çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona bir şeyler yapmış. salt çıkarının düşünen kişi değil. ama beş on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleri ile onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar. bunları kurtarmanın yolunu biliyorum. kocaman sinemalar yapmalı. bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara. iyi bir film görsünler. sokağa hep birden çıksınlar.”
ve bilirsiniz “siz sevilmez, sen sevilir” ve bilirsiniz karıncalar bilmeden severler ve adako’yu ve kuyaro’yu tanırsınız, ve isimlerin insanların en alakasız yanları olduğunu öğrenirsiniz…
ve b.yi ararsınız yine, yanınızdan geçerken bile, çarpıştığınızda bile…
ve ” ah, zehra…”
devamını gör...
içinde gitme kelimesi geçen şarkı
devamını gör...
profiterol
profiterol hamuru için:
1 su bardağı su
1 su bardağı un
1/2 paket margarin(125 gram)
3 adet büyük boy yumurta
kreması için:
500 ml. süt
1,5 çay bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı un
1 adet yumurta
1 paket vanilin(veya vanilya çubuğu)
çikolata sosu için:
220 gram bitter çikolata
200 gram krema
püf noktası için;
yumurtaların kesilmemesi için; hazırladığınız şu hamuru soğuduktan sonra yumurtaları tek tek ekleyin ve hızlıca karıştırın. hazırladığınız profiterol hamurlarını tabanını yağlı kağıt ile kapladığınız fırın tepsisine kabarma payı bırakacak şekilde aralıklı olarak yerleştirin. hamurların büyüklükleri piştikten sonra farklılık gösterebilir. kremayı soğuttuktan sonra kullanabilirsiniz.
profiterol tarifi nasıl yapılır?
kremasını hazırlamak için, bir sos tenceresine 2,5 su bardağı süt, 1,5 çay bardağı toz şeker ekleyin.
3 yemek kaşığı un ve 1 adet yumurta ekleyip orta ateşte koyu bir kıvam alana kadar sürekli olarak karıştırın.
koyulaşana kremaya 1 paket vanilin ekleyip tekrar karıştırın ve ocaktan alıp, oda sıcaklığına geldikten sonra sıkma poşetine doldurup, en az 1 saat buzdolabında bekletin.
profiterol hamurunu hazırlamak için, 1 su bardağı suyu ve 125 gram margarini bir tencerede kaynatın.
ardından 1 su bardağı unu da ekleyerek 3-4 dakika sürekli olarak karıştırın. toparlanan hamuru ozaktan alın ve oda sıcaklığında 15 dakika dinlenmeye bırakın.
3 adet büyük boy yumurtayı birer birer ekleyerek dinlenmiş olan hamura yedirin.
hamur, yumurtalarla tamamen karıştıktan sonra 15 dakika daha dinlendirin.
1'er tatlı kaşığı hamuru pişirme kağıdı serili fırın tepsisine arada boşluk kalacak şekilde kaşık yardımıyla dökün.
önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40 dakika pişirin.
pişen profiterol hamurlarını oda sıcaklığında dinlendirin.
sonrasında alt kısımlarından bıçak yardımıyla delik açın.
içini hazırladığınız kremayla doldurun.
çikolata sosu için; küçük parçalara ayırdığınız bitter çikolatayı, küçük bir sos tenceresinde krema ile tamamen eriyene kadar karıştırın ve ocaktan alıp ılımaya bırakın.
üst üste dizdiğiniz profiterollerin üzerine hazırladığınız çikolata sosu ve file antep fıstığı gezdirip servis edin. afiyet olsun!..
1 su bardağı su
1 su bardağı un
1/2 paket margarin(125 gram)
3 adet büyük boy yumurta
kreması için:
500 ml. süt
1,5 çay bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı un
1 adet yumurta
1 paket vanilin(veya vanilya çubuğu)
çikolata sosu için:
220 gram bitter çikolata
200 gram krema
püf noktası için;
yumurtaların kesilmemesi için; hazırladığınız şu hamuru soğuduktan sonra yumurtaları tek tek ekleyin ve hızlıca karıştırın. hazırladığınız profiterol hamurlarını tabanını yağlı kağıt ile kapladığınız fırın tepsisine kabarma payı bırakacak şekilde aralıklı olarak yerleştirin. hamurların büyüklükleri piştikten sonra farklılık gösterebilir. kremayı soğuttuktan sonra kullanabilirsiniz.
profiterol tarifi nasıl yapılır?
kremasını hazırlamak için, bir sos tenceresine 2,5 su bardağı süt, 1,5 çay bardağı toz şeker ekleyin.
3 yemek kaşığı un ve 1 adet yumurta ekleyip orta ateşte koyu bir kıvam alana kadar sürekli olarak karıştırın.
koyulaşana kremaya 1 paket vanilin ekleyip tekrar karıştırın ve ocaktan alıp, oda sıcaklığına geldikten sonra sıkma poşetine doldurup, en az 1 saat buzdolabında bekletin.
profiterol hamurunu hazırlamak için, 1 su bardağı suyu ve 125 gram margarini bir tencerede kaynatın.
ardından 1 su bardağı unu da ekleyerek 3-4 dakika sürekli olarak karıştırın. toparlanan hamuru ozaktan alın ve oda sıcaklığında 15 dakika dinlenmeye bırakın.
3 adet büyük boy yumurtayı birer birer ekleyerek dinlenmiş olan hamura yedirin.
hamur, yumurtalarla tamamen karıştıktan sonra 15 dakika daha dinlendirin.
1'er tatlı kaşığı hamuru pişirme kağıdı serili fırın tepsisine arada boşluk kalacak şekilde kaşık yardımıyla dökün.
önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40 dakika pişirin.
pişen profiterol hamurlarını oda sıcaklığında dinlendirin.
sonrasında alt kısımlarından bıçak yardımıyla delik açın.
içini hazırladığınız kremayla doldurun.
çikolata sosu için; küçük parçalara ayırdığınız bitter çikolatayı, küçük bir sos tenceresinde krema ile tamamen eriyene kadar karıştırın ve ocaktan alıp ılımaya bırakın.
üst üste dizdiğiniz profiterollerin üzerine hazırladığınız çikolata sosu ve file antep fıstığı gezdirip servis edin. afiyet olsun!..
devamını gör...
uzaylıların dünyaları
dünya dışı gezegenlerde yaşam olsaydı nasıl olurdu, hangi türler yaşardı gibi konuları işleyen, insanın ufkunu bir kaç kat arttıran 4 bölümlük harikulade bir netflix belgeseli. ayrıca çok açık ve anlaşılır akademik ingilizcesi var. ingilizce öğrenen ya da ingilizcesini geliştirmek isteyen arkadaşlar not tutarak çok dikkatli bir şekilde izlerlerse baya bir yol alacaklardır.
devamını gör...
en ilginç hastaneye gitme nedeniniz
kızım orta parmağını sulugun ağız kısmına sokup cikaramayinca ambulans ile hastaneye gitmiştik. ambulans diyaloğumuz efsanedir, baba biliyor musun şu yaşıma geldim ilk defa ambulansa biniyorum (6 yas) ben de babacım (38 yas)
devamını gör...
vedat türkali
eşsiz türk romancılarından biri. usta. türkali'yi hiç okumamışların ''ben türk edebiyatı okur/severim'' tarzı ifadelerden uzak durması gereklidir. yazın ürünleri bir yana, söyleşileri ve kişisel düşünceleri doğrultusundaki edebi-politik duruşu kayda değerdir.
*--- alıntı ---
vedat türkali (doğum abdulkadir pirhasan. 13 mayıs 1919, samsun) yazılarında kullandığı ismidir. senarist, şair ve romancı olan türkali, liseyi samsun lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi türk dili ve edebiyatı bölümü'nden mezun olmuştur. aynı yıl eşi merih pirhasan'la evlenmiştir.
maltepe askeri lisesi ve kuleli askeri lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır.
gar yayınları'nı rıfat ılgaz ile kurduktan sonra, 1960'da dolandırıcılar şahı ile senaristliğe başlamıştır. senaristliğine devam eden türkali, 1965'de yönetmenliği denemiştir.
bir gün tek başına ve mavi karanlık gibi romanları türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da yeşilçam dedikleri türkiye ve tek kişilik ölüm romanlarını da yazmıştır.
mihri belli'nin yakın arkadaşı ve atıf yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. tkp'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde dehap'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.
vedat türkali, oyuncu deniz türkali ve yönetmen barış pirhasan'ın babası, deniz türkali'nin kızı şarkıcı zeynep casalini'nin dedesidir.
--- alıntı ---
*--- alıntı ---
vedat türkali (doğum abdulkadir pirhasan. 13 mayıs 1919, samsun) yazılarında kullandığı ismidir. senarist, şair ve romancı olan türkali, liseyi samsun lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi türk dili ve edebiyatı bölümü'nden mezun olmuştur. aynı yıl eşi merih pirhasan'la evlenmiştir.
maltepe askeri lisesi ve kuleli askeri lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır.
gar yayınları'nı rıfat ılgaz ile kurduktan sonra, 1960'da dolandırıcılar şahı ile senaristliğe başlamıştır. senaristliğine devam eden türkali, 1965'de yönetmenliği denemiştir.
bir gün tek başına ve mavi karanlık gibi romanları türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da yeşilçam dedikleri türkiye ve tek kişilik ölüm romanlarını da yazmıştır.
mihri belli'nin yakın arkadaşı ve atıf yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. tkp'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde dehap'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.
vedat türkali, oyuncu deniz türkali ve yönetmen barış pirhasan'ın babası, deniz türkali'nin kızı şarkıcı zeynep casalini'nin dedesidir.
--- alıntı ---
devamını gör...
sarımsak terazisi elinden alınan amcanın gözyaşları
kaynak
osmaniye belediyesi tarafından sarımsak tarttığı terazisi alınan yaşlı adamın çaresizce ağlaması sosyal medyada gündem olmuş.
ne desek boş...
osmaniye belediyesi tarafından sarımsak tarttığı terazisi alınan yaşlı adamın çaresizce ağlaması sosyal medyada gündem olmuş.
ne desek boş...
devamını gör...
yeşil renkli yazarlar
devamını gör...
kadınlı erkekli başlıkların tutması
insanlar konuşmayı sever hele ki kendileri ya da başkaları hakkında konuşmaya bayılırlar. normal yani.
devamını gör...
