"şimdiki maymunlar neden insan olmuyor" argümanı ile çürüttüğünü sanan yazar beyanıdır.
devamını gör...

anadolu topraklarında hayat bulan mucizevi bir bitki. bu bitkiyi çoğumuz bilmez, bilenler de tam bilemez, damağımızı şenlendiren besinleri tatlandıran maddedir. en çok da tahin helvası, koz helvası, köpük helvası, ağda helvası gibi helvalar ile mersin'e özgü kerebiç tatlısının bembeyaz köpüğü çövenden yapılıyor. listeyi uzatırsak son zamanlarda şekerci tezgahlarında gördüğümüz içi cevizli dışı kar köpüğü gibi beyaz lokumlar ile dondurmacıların sattığı kağıt helvanın katmanlar halinde yapışmasını sağlayan beyaz macun da çövenden yapılıyor.

çöven, diğer normal bitkiler gibi odunsu yapısı olan bir bitki. ama çövenin özü de kökünden çıkarılan köpürücü bir madde. toplanan çövenler parçalar halinde kurutuluyor, sonra da kaynatılarak açık zeytinyağı görünümünde ve çalkalandığında köpüren bir bir sıvı elde ediliyor. sonra bu sıvı çırpılma işleminden geçtikten sonra da şerbet veya ağda ile karıştırılıyor. sonuç olarak da bembeyaz renkte lastik gibi uzayan bir köpük maddesi ortaya çıkıyor. çöven maddesi bazen baharatçı dükkanlarında helvacı kökü ismiyle de satılır. ama son zamanlarda helvacı ve şekerciler, daha kolay olan çövenlerin özüt halinde olanlarını alıp kullanıyorlar.
devamını gör...

programın muhtelif yerlerinde, sözlük yazarları (temsili)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1972

yalvardım adlarını bilmediğim tanrılarıma
günlerime bir şey yada birini göndersinler diye.

jorge luis borges-
devamını gör...

antik yunan dili.
antik yunanca.
yunancanın atası olmasına karşın farklı harfler içermesi, gramer ve telaffuzunun faklı olması ile gelişmiş bir vurgu sistemine sahip olmasından dolayı günümüz yunancasından farklı bir dildir.

hint avrupa dil ailesine bağlı olan dil, en eski ve en gelişmiş alfabetik yazı sistemi olarak bilinen, günümüze kadar kullanılmış bütün alfabetik yazıların atası sayılan sami alfabesinden gelişmiş bir yazı sistemine sahiptir.

antik yunanistanda ve doğu akdenizde m.s 6. yüzyıla kadar yaklaşık 1500 yıl kullanılmış ölü dildir.
devamını gör...

sürekli yaşadığım olaydır.kibarlıklarından beğeniyorlar ama muhtemelen tanımlarımı okumuyorlar.*
edit : okuyorlarmış,vay be mutlu etti.
devamını gör...

zeki erkek değilse sevmemesi yerinde olur.
devamını gör...

mis gibi geçen günümün keyfimi paylaşayım.
oturmaya mı geldik?
devamını gör...

terketmedi sevdan beni,
aç kaldım, susuz kaldım,
hayın, karanlıktı gece,
can garip, can suskun,
can paramparça...
ve ellerim, kelepçede,
tütünsüz uykusuz kaldım,
terketmedi sevdan beni...

devamını gör...

balkonda çay dolduruyorum. evet evin çaycısı benim...
devamını gör...

sen kimsin?
senin ne işin var burda?
devamını gör...

"öz güvenim var". herkes öz güvenli olduğunu sanıyor. "öz güven" adı altında ne büyük patavatsızlıklar yaptıklarının farkında değiller.
bunun bir de "ben açık sözlüyüm" olanı var, aynı şey sayılır.

bir de "ben özgürüm" diyerek her türlü saçmalığı yapan insanlar, insanlarımız... tamam en özgür sensin de neden otobüste bağırarak telefonda konuşuyor , gülüyorsun kardeşim? bu özgürlük değil ahmaklık!

bu kavramların içleri sadece boşaltılmakla kalmadı. bu kavramlar saçma sapan anlamlara maruz kalarak tekrar dolduruldu.
devamını gör...

bir (bkz: paulo coelho) kitabıdır…

kitaba ve paulo coelho’ya göre ölüm bilinci, insanı o bilinç uyanmadan önce yaşadığından çok daha yoğun yaşamaya yöneltir… kitabın ana konusu da budur anladığım kadarıyla…

20’li yaşlarında son derece genç ve güzel olan, sosyalleşme konusunda sorunu olmayan veronika isimli genç bir kadının, ne yaşanırsa yaşansın bir tarafının hep eksik kaldığı bir yaşamaktan zevk almamasıyla intihar etmesini konu almaktadır.

ilgili intihar girişimiyle hayata veda ettiğini zanneden veronika, gözlerini bir hastane odasında aralar ve işte o an başarısız bir intihar girişimi sonucunda bir akıl hastanesinde olduğunu fark eder… veronika’ya durumunu açıklamaya gelen dr. igor, veronika’ya yarım kalmış bu girişimini yakın bir zamanda tamamlayabileceğini, çünkü 1 haftalık ömrü kaldığını söyler…

haberi aldıktan sonraki ilk birkaç gün veronika için umursanmaz bir durumken, birkaç günün sonunda hastanedeki diğer hastalarla arkadaşlık ilişkisi kurmaya başlar. bunlardan bir tanesi ile duygusal bir yakınlık kurar ve olaylar gelişir…

yani abartıldığı kadar iyi bir kitap olduğundan emin değilim ama okurken beni çok yormadı açıkçası. bira masasındaki tuzlu fıstık gibi bir kitaptı. koca kitabı (koca dediğim de 198 sayfa) zaten girişteki ‘’ölüm bilinci, insanı daha yoğun yaşamaya yöneltir’’ minvalindeki cümlemle özetlemiş oldum…

bazı güzel aforizmalar da barındırıyor içinde. hatta ilgimi çeken birkaçını aşağıda sizin için paylaşayım:

‘’her insan tektir. her bireyin kendi özellikleri, içgüdüleri, farklı beğenileri, istekleri, serüven biçimleri vardır. ancak toplum her zaman belirli davranış kurallarını herkese empoze etme eğilimindedir. insanlarsa neden bir kurala uymak zorunda olduklarını merak etmezler. bunları kabullenirler. tıpkı yazı makinesi kullananların belirli bir klavyeyi en doğrusudur sanarak benimsedikleri gibi: qwerty ’’

‘’ insanlar, başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyormuş gibi söz ederlerdi ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı. çünkü böylece, kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı…’’

‘’çok yorgunum ama uyumak istemiyorum. yapacağım çok şey var. hayatın sonsuza dek süreceğini sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar. sonra, hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da unuttuğum…’’


özetle, okunabilirliği bakımından tavsiye edebileceğim bir kitap...
devamını gör...

kadinlar sever efenim. icinde bulundugu ortama kendinden bir seyler katmayi, bulundugu mekani guzellestirmeyi, yuva bildigi alana emek vermeyi... yemek yapmak, temizlik yapmak ya da dahasi. bunlar aslinda bir tür icindeki sevgiyi gosterme eylemleridir. dusunuldugunun aksi kadinlarin hosuna gider bunlari yapmak. zor gelmez o yuzden. ama yaptiklarina karsi bir tesekkur, bir takdir bekler elbet. ayrica cok zor da olmasa gerek bir "eline saglik" soylemi dimi?
diliniz yediginiz yemekten lezzetli olursa eger, yapilanin farkindaligini hissettirirseniz, tek kisilik goreviymiscesine bir tavirla yaklasmazsaniz kadin yapar. seve seve, sevkle hem de. kadin sorumluluktan kacmaz, kadin toparlamaktan, cekip cevirmekten kacmaz. aksi yonde bir seyler isliyorsa muhtemelen sevkini kiran partnerinin/esinin salakligindandir. (biraz agir oldu ama oyle)
devamını gör...

akıl, kalp, irade.
devamını gör...

(bkz: vargit çiçeği) doğu karadenizde yaz sonunda çıkan artık yaylanın sonunun geldiği anlamına gelen çiçektir.
yaylacılar bu çiçeği görünce evlerini kapatır yayladan inerler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ızdırabın kaynağında insanın hayatına anlam verememesi yatar.

viktor emil frankl.
devamını gör...

nasıl dramatik, nasıl trajik bir anı. kpss'den 90 almış da torpili olmadığı için atanamamış arkadaşlarımız, albayrak'ı çok iyi anlar.
keşke yüzük koleksiyonundan bahsetseymiş, kesin alınırmış.
siyasal islam ağlaklığı beni bitiriyor.
devamını gör...

aşk dediğimiz kavram göreceli bir kavram olsa da, aşık olmayı sanırım tutkulu yoğun bir şekilde sevmek olarak tanımlarsak yanlış olmaz. herkeste uyandırdığı his farklıdır. midende kelebekler uçuşur ya da bunu kelebek yerine daha olumsuz bir şeyle de ifade edebilirsin tabii. bir kere bakışını değiştirir ya. her şeye aşkla bakarsın. sokakta gördüğün kedi artık daha sevimlidir, ağaçlar artık daha yeşil, çiçekler daha canlıdır. içine çektiğin hava daha temizdir, ciğerlerine nüfuz edişini hissedersin. sanki pembe bir gözlük takmış gibi hissedersin. tabii bu bahsettiğim durumlar biraz daha ilk zamanların duyguları. işler iyice sarpa sarınca kara sevdaya dönüşürse biraz keyifsiz olabiliyor. o zaman da insan kendini dünyanın en mutsuz insanı zannediyor. dinlediğin duygusal olmayan bir şarkı bile gözlerinin dolmasına sebep olabiliyor. daha hüzünlü oluyorsun, bir tarafın eksik kalmış sanki. her türlü bir şeyleri çok daha yoğun duyumsarsın. yaşadığını hissedersin. bazen vücudum aşık olmanın verdiği heyecanı aramıyor değil.
devamını gör...

pasifik okyanusu'nda bulunan 1000 civarı irili ufaklı adanın olduğu bölgeye verilen isimdir. yeni zelanda, hawaii ve paskalya adası'nın (rapa nui) oluşturduğu üçgende ve içindeki diğer adaları kapsar. adı sık bilinen diğer polinezya adalarından bazıları şunlardır: samoa, tonga, tahiti, bora bora , christmas adası, tuvalu vb.

bu bölge dünyanın en güzel denizlerinden bazılarına, çok renkli bir polinezya kültürüne ve inanılmaz derecede sıcakkanlı bir topluma ev sahipliği yapar. gidip görülesi yerlerdendir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim