türkiye'de devlete kapağı atanın yan gelip yatması
isteği yan gelip yatmak olanların başka işe bakmadan doğrudan devlete kapak atması olarak düşünüldüğünde de doğru olan durum.
yalnız aslına bakarsanız bu yan gelip yatma isteği sadece devlette yok, ülke insanının genelinde var. ben genellemeleri seven biri değilim ama bu konuda ne yazık ki toplumun çok büyük bir kısmı için bu genellemeyi yapabilirim.
yine küçük bir azınlığı tenzih ederek şunu söyleyebilirim ki bir şeyleri elde eden kişiler, kendilerini daha fazla geliştirmek ya da ülkeye bir şeyler katmak gibi bir endişe içerisine girmiyor hiçbir zaman. doktorlar, öğretmenler, mühendisler gibi, sürekli olarak alanındaki yeniliklere açık olup kendisini geliştirmesi gereken kişilerin çoğu sadece para kazanmak olarak bakıyor olaya. yerini sağlama almışsa birazcık, bir şeyler üreteyim, keşfedeyim, icat edeyim falan demiyor. verilen işi yapıyor sadece, ötesine kafa yormuyor. zaten bu tür bölümlerin mezunlarına bakarsanız, mezun olmadan önce bölüm seçerken en büyük motivasyonları para. çok zengin olup da sırf bir şeyler üretmek adına mühendis olanı pek görmedim açıkçası. ya fakirlikten, insanları, hayat kurtarmayı önemsediği için değil, sırf parası için doktor oluyor adam ya da çok zenginim okumasam da olur kafasıyla nerede akşam orada sabah biçiminde takılıyor. bir işin ucundan tutayım da ülkeye faydam olsun, mesleğimin yeniliklerine kendimi uydurayım diyen o kadar az kişi var ki... onların bir kısmı da çoktan çekti gitti ülkeden zaten.
neyse... bu konularda çok konuşurum da, dinleyen ve anlayan hep aynı kesim olduktan sonra faydası yok.
yalnız aslına bakarsanız bu yan gelip yatma isteği sadece devlette yok, ülke insanının genelinde var. ben genellemeleri seven biri değilim ama bu konuda ne yazık ki toplumun çok büyük bir kısmı için bu genellemeyi yapabilirim.
yine küçük bir azınlığı tenzih ederek şunu söyleyebilirim ki bir şeyleri elde eden kişiler, kendilerini daha fazla geliştirmek ya da ülkeye bir şeyler katmak gibi bir endişe içerisine girmiyor hiçbir zaman. doktorlar, öğretmenler, mühendisler gibi, sürekli olarak alanındaki yeniliklere açık olup kendisini geliştirmesi gereken kişilerin çoğu sadece para kazanmak olarak bakıyor olaya. yerini sağlama almışsa birazcık, bir şeyler üreteyim, keşfedeyim, icat edeyim falan demiyor. verilen işi yapıyor sadece, ötesine kafa yormuyor. zaten bu tür bölümlerin mezunlarına bakarsanız, mezun olmadan önce bölüm seçerken en büyük motivasyonları para. çok zengin olup da sırf bir şeyler üretmek adına mühendis olanı pek görmedim açıkçası. ya fakirlikten, insanları, hayat kurtarmayı önemsediği için değil, sırf parası için doktor oluyor adam ya da çok zenginim okumasam da olur kafasıyla nerede akşam orada sabah biçiminde takılıyor. bir işin ucundan tutayım da ülkeye faydam olsun, mesleğimin yeniliklerine kendimi uydurayım diyen o kadar az kişi var ki... onların bir kısmı da çoktan çekti gitti ülkeden zaten.
neyse... bu konularda çok konuşurum da, dinleyen ve anlayan hep aynı kesim olduktan sonra faydası yok.
devamını gör...
sabah günaydın mesajıyla uyanmak
(bkz: güne iyi başlatan şeyler)
her sabah çok zor ve sinirli uyansam da gerçekten mutlu eden ve sabahları yüzümde tebessüm oluşturan nadir şeylerden birisi.
her sabah çok zor ve sinirli uyansam da gerçekten mutlu eden ve sabahları yüzümde tebessüm oluşturan nadir şeylerden birisi.
devamını gör...
patatesin görünüş olarak pek bir şey vadetmemesi
görünüş olarak pek bişey vaat etmeyen patates, kaptan kristof kolomb, amerika'yı keşfettiğinde avrupa'ya girmiş ve insanlar tüketmiş ve nüfuslarını artırmayı başarmışlardır.
öyle ki türlü savaşlardan, ambarların kilise gözetiminde olmasından, veba salgını ve bilumum olumsuzluktan kırılan avrupa, patatesi çiğ olarak tüketmiş ve bu sayede hayatta kalmıştır. işte o patates, böyle mühim bir sebzedir.
avrupa'nın, sebzeleri çiğ tüketme takıntısının altında da, geçmişte yaşanan bu trajik olay yatar.
hani olayların toplumu bağlayan bir tarihi, bir sosyolojik, bir psikolojik boyutu vardır ya...
işte bu da, bu olayın psikolojik boyutunu ve avrupalıların zihninde nasıl bir yer ettiğini, gözler önüne sermektedir.
öyle ki türlü savaşlardan, ambarların kilise gözetiminde olmasından, veba salgını ve bilumum olumsuzluktan kırılan avrupa, patatesi çiğ olarak tüketmiş ve bu sayede hayatta kalmıştır. işte o patates, böyle mühim bir sebzedir.
avrupa'nın, sebzeleri çiğ tüketme takıntısının altında da, geçmişte yaşanan bu trajik olay yatar.
hani olayların toplumu bağlayan bir tarihi, bir sosyolojik, bir psikolojik boyutu vardır ya...
işte bu da, bu olayın psikolojik boyutunu ve avrupalıların zihninde nasıl bir yer ettiğini, gözler önüne sermektedir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
elimde, kalemimle beraber en bakir yerler aramaya koyulmuştuk. zordu öyle topraklara rastlamak. olsun biz yola çıkmıştık bir kere. günler geçti, dolaştık dere tepe. derken bulduk bir yer. verimli topraklar olduğu her halinden belliydi. işlenmemişti. en azından, yakın zamanlarda. üzerinde ayak izleri de yoktu. en azından yakın zamanlarda kimse dolaşmamıştı üzerinde. ya izini belli etmeden sinsice yürüyenlerin, bırakamadıkları izler ne olacak dedi kalemim. bunu bilemezdik diye geçiştirdim. göremediğimiz yerde sezgilerimize güvenmekten başka ne yapabilirdik ki. güzel şeyler hissetmiyor muyuz bu yerle ilgili diye sordum. evet hissediyoruz dedi. o zaman vakit geçirmeden kazmaya başlayalım dedim. geldi elime haydi, beni kullan dedi. kalemimle kazarken toprağı, bir an bile olsun aklımdan çıkmıyordun. günlerce eştim toprağı.
yavaş yavaş saf, temiz ve kıpkırmızı harfler çıkmaya başlamıştı toprağın altından. kalemim, toplasana ne duruyorsun, doldur güzelim harfleri ceplerine dedi. topraklar verimliydi de, ondan mı bu kadar çoktu harfler, yoksa sevdan mı fazlaydı bende, yoksa bereketli olan ceplerim miydi bilinmez?
topladım hepsini. kalemimle beraber, tertemiz bir yere dizdik harfleri.
bu harflerden, sana olan, tertemiz sevgimi anlatır bir şeyler yazmaktı niyetim.
önce seni seviyorum yazdım. baktım ki elimde bir sürü harf var. nasıl sevdiğimi de anlatmak istedim.
ben senin, sadece güzelliğini, ruhunu, derin bir kadın oluşunu, iyi yürekli ve merhametli oluşunu sevmedim ki. bu taraflarını herkes severdi. her insan gibi seninde zaafların ya da sevmediğin tarafların vardı elbet. benim sana olan sevgim topyekün bir sevgidir. ve sadece arzularımı kapsamadığı için kolay kolay bitecek bir sevgi değildir. benim sana olan sevgim, yazı sevdiğim kadar kara kışı da sevmem gibidir; kar yağarken duyduğum hayranlığı, hani o kar erirde vıcık vıcık olur ya ortalık, böyle üstün başın batar ya zor yürürsün, işte bu hale de taşımam gibidir; haftanın tüm günlerini sevdiğim gibi pazartesi gününü de sendromsuz atlatmam gibidir.
yavaş yavaş saf, temiz ve kıpkırmızı harfler çıkmaya başlamıştı toprağın altından. kalemim, toplasana ne duruyorsun, doldur güzelim harfleri ceplerine dedi. topraklar verimliydi de, ondan mı bu kadar çoktu harfler, yoksa sevdan mı fazlaydı bende, yoksa bereketli olan ceplerim miydi bilinmez?
topladım hepsini. kalemimle beraber, tertemiz bir yere dizdik harfleri.
bu harflerden, sana olan, tertemiz sevgimi anlatır bir şeyler yazmaktı niyetim.
önce seni seviyorum yazdım. baktım ki elimde bir sürü harf var. nasıl sevdiğimi de anlatmak istedim.
ben senin, sadece güzelliğini, ruhunu, derin bir kadın oluşunu, iyi yürekli ve merhametli oluşunu sevmedim ki. bu taraflarını herkes severdi. her insan gibi seninde zaafların ya da sevmediğin tarafların vardı elbet. benim sana olan sevgim topyekün bir sevgidir. ve sadece arzularımı kapsamadığı için kolay kolay bitecek bir sevgi değildir. benim sana olan sevgim, yazı sevdiğim kadar kara kışı da sevmem gibidir; kar yağarken duyduğum hayranlığı, hani o kar erirde vıcık vıcık olur ya ortalık, böyle üstün başın batar ya zor yürürsün, işte bu hale de taşımam gibidir; haftanın tüm günlerini sevdiğim gibi pazartesi gününü de sendromsuz atlatmam gibidir.
devamını gör...
tuvalet yerine lavaboya gidiyorum demek
burnu pudralamak tabirini de kullanır zaman zaman. kibarlık alemetidir vesselam.
devamını gör...
türkiye bir mühendis kaybetti ama amerika bir bakıcı kazandı
hanımefendi için çok sevindim yalnız bir noktaya parmak basmam gerek, sınavda 200 puan alan tipler bile ''üniversite kazandım, bak mühendis oldum'' veya ''öğretmen oldum'' diye gezebiliyor. yapmayın.
çok sağlam bir mühendis olsan zaten orası seni mühendis olarak işe alırdı veya burda aç kalmazdın.
çok sağlam bir mühendis olsan zaten orası seni mühendis olarak işe alırdı veya burda aç kalmazdın.
devamını gör...
armysuzy
tanım girme kısmına gelene kadar okuduğum hiçbir entrikadan haberim yok ama kendisinin çok tatlı olduğunu bildiğim yazardır. gerek desteği gerek yazdıkları olsun, insanın içini ısıtıyor. profil fotoğrafı da içimdeki sempati çanlarının çalmasında etkili oluyor*.
devamını gör...
duyulduğunda koşarak kaçılması gereken cümleler
(bkz: sana bir güzellik yaparız)
şu cümleyi duyduysanız bilin ki asıl güzelliği size değil kendine yapacak olan satıcı tarafından az sonra kazıklanacaksınız.
şu cümleyi duyduysanız bilin ki asıl güzelliği size değil kendine yapacak olan satıcı tarafından az sonra kazıklanacaksınız.
devamını gör...
kedi
sokakta giderken önden yürüyen bir kediye pisi pisi deyince durur döner bakar ve sonra yürür, ikinci defa deyince kedi aynısını yapar, durup döner bakar ve tekrar yürür. üçüncü de pisi pisi deyince yine aynı hareketi yapar ve yoluna devam eder dördüncü, beşinci, altıncı, hatta onuncu seslenişe bile kedi aynı pozisyonu sergiler.
devamını gör...
19 yaşındakilere tavsiyeler
1 ay 7 gün sonra okumaya geleceğim başlıktır.
devamını gör...
insana verilmiş üç mucize
sevgi, hayat, mutluluk.
devamını gör...
sevgilisine kahvaltı hazırlayan erkek
jest ya da lütuf gibi görülmemesi gereken, gayet doğal bir durumdur.
esasen böyle konuların tartışmaya açılması bile ülkemizdeki durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.
esasen böyle konuların tartışmaya açılması bile ülkemizdeki durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.
devamını gör...
konfor alanı
bireyin kendisini korunaklı, güvenli, rahat hissettiği, bu aralar adının sık sık kulağımıza çalındığı davranışsal ruh halidir.
göründüğü kadar masum olmayan bu alan; sınırlarından uzaklaşınca insanı huzursuzluk, stres ve rahatsızlık gibi duygulara sürükler. kendimizi hayata karşı pozitif hissettiğimiz her an konfor alanındayız demektir. lakin bu alan egomuzu okşadığı için, beynimiz alanı terk etmek istemez. bu durumda takılı kalmak, tabir-i caizse paslanmak ve zamanla mutsuz olmak kaçınılmazdır. kişinin hayatı monoton hale gelir. ilerleme, değişiklik olmaz.
eğer konfor alanındaymış gibi hissediyorsanız veya takılı kalmışsanız; sürekli yeni şeyler hayal edin, fikirler üretin, hayal dünyanızın sınırlarını genişletin. "güvenli alanımın dışına çıkarsam ne olur? ne kazanırım/kaybederim?" diye düşünün. mümkünse bunları yazın. yazmak bir nevi beyni şartlandıracağı için alanı terk etmek daha kolay olacaktır.
devamını gör...
filmi varken gidip sayfalarca roman okuyan tip
ben ikisini de yapan tipim. okuduğum bir kitabın filmi varsa izler, izlediğim bir filmin kitabı varsa da okurum.
hayal gücü sınırsız. kişileri, mekanı, dekoru kendi kurma hakkım var ama diğer türlü sadece birinin bakış açısıyla gördüğümü izliyorum. ilk okuyup sonra da izlemeyi daha çok severim. ayrıca kitapta olan çoğu ayrıntıya da yer verilemiyor.
hayal gücü sınırsız. kişileri, mekanı, dekoru kendi kurma hakkım var ama diğer türlü sadece birinin bakış açısıyla gördüğümü izliyorum. ilk okuyup sonra da izlemeyi daha çok severim. ayrıca kitapta olan çoğu ayrıntıya da yer verilemiyor.
devamını gör...
motamot
fransızcadan türkçemize geçmiş bir tanımdır. fransızcada mot, kelime manasına gelir. mot à mot olarak yazılan kelimeler, bizde birleşip motamot olmuştur. fransızcası ile aynı anlamda kullanıyoruz, yani kelimesi kelimesine olarak.
devamını gör...
exxen'e üye olmamak için bir sebep bırak
şeyma subaşı için ödenen afaki nafaka efendim. şahsen o kadına yada gudubet eski kocası acuna gidecek bir lira dahi cebimden çıkmayacak. televizyon kanalını veyahut yaptığı diğer s2m sonik programlarıda izlemiyorum. kurduğu dandik platform'a girip bakmadım bile.
devamını gör...
çeşme'de covid-19 vakalarının sıfırlanması
çeşme'de, bodrum'da, kaş'ta, kalkan'da, alaçatı'da covid olur mu hiç canım arkadaşlarım? covid ümraniye'de, bağcılar'da, dikmen'de, yenidoğan'da, buca'da...
devamını gör...


