bir işaret beklemek
ikili ilişkilerde, ilişkiyi iyi ya da kötü bir şekilde etkileyecek, dilinin ucunda dönüp dolaşan bir cümleyi söyleyebilme cesareti bulabilmek için karşıdaki insanda küçük bir ima aramaktır.
bekleriz, beklemek güzeldir de ama hayat kaçırdığımız bu fırsatlar için çok kısa ne yazık ki.
bekleriz, beklemek güzeldir de ama hayat kaçırdığımız bu fırsatlar için çok kısa ne yazık ki.
devamını gör...
noel baba'nın bakım evi ziyaretinden sonra 18 kişinin hayatını kaybetmesi
belçika'da yaşlıların kaldığı bakımevine moral için düzenlenen "noel baba" ziyaretinin ardından yeni tip covid 19 virüsü 'ne yakalanan 18 kişi yaşamını yitirmesi hadisesi.
noel baba kıyafetli bir kişinin ziyareti sonrası 121 bakımevi sakini ile 36 çalışanın hastalandığı bildirildi.mol kasabasının yetkilileri, ziyaretten sonra hastalanan kişilerden bugüne kadar 18'inin hayatını kaybettiğini belirtildi.
ayrıntılar ; buradan
noel baba kıyafetli bir kişinin ziyareti sonrası 121 bakımevi sakini ile 36 çalışanın hastalandığı bildirildi.mol kasabasının yetkilileri, ziyaretten sonra hastalanan kişilerden bugüne kadar 18'inin hayatını kaybettiğini belirtildi.
ayrıntılar ; buradan
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
“bilmezler yalnız yaşamayanlar,
nasıl korku verir sessizlik insana;
insan nasıl konuşur kendisiyle;
nasıl koşar aynalara,
bir cana hasret,
bilmezler.”
orhan veli kanık - yalnızlık şiiri
bütün şiirleri, sayfa 122, yky.
devamını gör...
su jeti
bir torna yönetimi?!
norman franz denilen bir orman mühendisi, suyun aşındırmalarını ve oyma etkisini izleyerek ''ulan tazyikli suyla her şeyi keser biçerim'' demiş ve deneme yapmıştır. ilk olarak kağıtta denemiş başarılı olmuş, ancak iş keresteye geldiğinde, başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
franz; bir çok metod denemiş ama bir türlü odun kesmeyi başaramamıştır. kesse bile makinede devamlılık sağlayamamıştır.
onun buluşunu geliştiren kişi, 1979'da dr. mohamed hashish olacaktır sevgili dostlar. üstelik çok basit bir yöntemle...
tazyikli su bıçağının içine kum karıştırmış ve maddeye tazyikli su ve kum karışımı vurunca, şahane bir kesim gerçekleştiğini görmüşlerdir.
inanmayacaksınız ama; bu ürün şu anda, otomotiv, havacılık ve cam endüstrilerinde kullanılmaktadır.
metal, mermer, cam ve daha pek çok malzemeyi kesip biçmektedir. pürüzsüz bir kesim oluşturma özelliğine sahiptir.
en güzel tarafı işlem sırasında ısı ortaya çıkmamasıdır. bazı malzemeler ısıdan çok etkilenir bu kesim şekli sebebiyle bozunma yaşamadan titanyum kesmek güzeldir zaar.
su ve kumdan oluşan bir malzeme oluştuğundan zehirli gaz filan oluşmaz.
çevrecidir velhasılı kelam...
belkide; gözümüzün önünde keşfedilmeyi bekleyen bir düşünce var ve jetonun kafamıza düşmesi bekleniyor.
mühendisler yada teknik arkadaşlar, daha iyi açıklayacaklardır mevzuyu.
''
''
''
''
norman franz denilen bir orman mühendisi, suyun aşındırmalarını ve oyma etkisini izleyerek ''ulan tazyikli suyla her şeyi keser biçerim'' demiş ve deneme yapmıştır. ilk olarak kağıtta denemiş başarılı olmuş, ancak iş keresteye geldiğinde, başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
franz; bir çok metod denemiş ama bir türlü odun kesmeyi başaramamıştır. kesse bile makinede devamlılık sağlayamamıştır.
onun buluşunu geliştiren kişi, 1979'da dr. mohamed hashish olacaktır sevgili dostlar. üstelik çok basit bir yöntemle...
tazyikli su bıçağının içine kum karıştırmış ve maddeye tazyikli su ve kum karışımı vurunca, şahane bir kesim gerçekleştiğini görmüşlerdir.
inanmayacaksınız ama; bu ürün şu anda, otomotiv, havacılık ve cam endüstrilerinde kullanılmaktadır.
metal, mermer, cam ve daha pek çok malzemeyi kesip biçmektedir. pürüzsüz bir kesim oluşturma özelliğine sahiptir.
en güzel tarafı işlem sırasında ısı ortaya çıkmamasıdır. bazı malzemeler ısıdan çok etkilenir bu kesim şekli sebebiyle bozunma yaşamadan titanyum kesmek güzeldir zaar.
su ve kumdan oluşan bir malzeme oluştuğundan zehirli gaz filan oluşmaz.
çevrecidir velhasılı kelam...
belkide; gözümüzün önünde keşfedilmeyi bekleyen bir düşünce var ve jetonun kafamıza düşmesi bekleniyor.
mühendisler yada teknik arkadaşlar, daha iyi açıklayacaklardır mevzuyu.
''
''''
devamını gör...
isviçre çakısı
antik zamanlarda kullanılan aletleri gösteren bir belgeselde, isviçre çakısı kadar detaylı olmasada daha basit bir benzerinin, roma imparatorluğu askerlerinin kullandığını söylüyordu.
devamını gör...
sen parasını ver ben sana sonra veririm
(bkz: yalancının)
devamını gör...
daha neler
satılık enkaz isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
şaşırma durumunda kullanılan bir söz öbeğidir.
örnek olarak:
+ kız hayriye, remzi eniştenin altınlarını çalmışlar.
-daha neler şükrüye abla!.
şaşırma durumunda kullanılan bir söz öbeğidir.
örnek olarak:
+ kız hayriye, remzi eniştenin altınlarını çalmışlar.
-daha neler şükrüye abla!.
devamını gör...
maraş kuşatması
638 yılında gerçekleşen kuşatma. kuşatma, günümüzdeki kahramanmaraş'ı almak adına hulefâ-yi raşidin * ve bizans impatorluğu arasında gerçekleşmiştir. müslümanlar bu olaydan birkaç yıl önce bizans imparatoru herakleios'a karşı zafer elde ettikten sonra suriye * civarını ele geçirdiler. bu sayede, heraklios'un, suriye fethi girişimleri de başarısız oldu. ardından gayri-müslim araplar, emesa'yı kuşattılar. müslümanlar belirgin bir savaş yapmak yerine savunma stratejisini uyguladılar. hz. ömer'in emriyle müslümanlardan bir ordu, yukarı mezopotomya'ya saldırdı. gayri-müslim araplar da, emesa kuşatmasını kaldırmak zorunda kaldılar.
bu olaydan bir süre sonra, hz. ömer, yukarı mezopotomya işgali başlattı. ve yukarı mezopotomya'nın batı bölgeleri ele geçirildi. bu sırada hz. ebu ubeyde, hz. iyaz bin ganem'in komutasına girmesini hz. ömer'den talep etti. hz. ömer bunu kabul etti. hz. iyaz bin ganem de, emesa'ya geldi. hz. ebu ubeyde, anadolu'da * tarsus'a kadar olan bizans topraklarına saldırmak için birçok bölümden oluşan bir sefer başlatır. ki bu bölümlerin ikisine, hz. halid bin velid ve hz. iyaz bin ganem komuta etmektedir.
hz. halid bin velid, maraş'taki antik kent olan germanicia kentini ister. müslüman ordusu, bir bizans birliğinin bulunduğu şehri kuşatmayı başarır. bizans birliği, yardım beklemeksizin, birliğin ve bir de halkın affedilmesini şart koşarak, cizye şartları altında şehri teslim ederler. yani, şehir kan dökülmeden fethedilir. bazı kaynaklarda maraş'ta müslümanların birçok, hatta daha önce eşi benzeri görülmemiş ganimetler elde ettiği geçer.
hz. halid bin velid, döneminin süper güçleri olan bizans ve sasanilere karşı artık büyük zaferler elde etmişti. hatta bazı kaynaklara göre, 100'den çok savaşa katılmış ve hiç yenilgiye uğramamıştır. anadolu'da kahramanmaraş'a kadar uzanan fetihler yapmıştır. iran ve ırak'ı 3 yıl içerisinde, islam devletine bağlamıştır. dolayısıyla artık kendini kanıtlamıştır. bu kuşatmadan sonra da, artık kendini tamamıyla kanıtlamış olan hz. halid bin velid, hz. ömer tarafından görevden alınmıştır.
hatta bazı kaynaklara göre, hz. ömer, hz. halid bin velid'i, insanların onu aşırı büyüttüklerini, hatta allah'ı bırakıp ona tevekkül edeceklerinden korktuğu için görevden alınmıştır. yine bazı kaynaklarda, hz. halid bin velid'in, hz. ömer'e zarar vermesi için arkadaşları tarafından kışkırtıldığı yazılıdır. hz. halid bin velid oldukça güçlüydü. fakat böyle bir şey yapmamış, artık siyaset işlerinden uzak durmuş ve 642 yılında vefat etmiştir.
bu olaydan bir süre sonra, hz. ömer, yukarı mezopotomya işgali başlattı. ve yukarı mezopotomya'nın batı bölgeleri ele geçirildi. bu sırada hz. ebu ubeyde, hz. iyaz bin ganem'in komutasına girmesini hz. ömer'den talep etti. hz. ömer bunu kabul etti. hz. iyaz bin ganem de, emesa'ya geldi. hz. ebu ubeyde, anadolu'da * tarsus'a kadar olan bizans topraklarına saldırmak için birçok bölümden oluşan bir sefer başlatır. ki bu bölümlerin ikisine, hz. halid bin velid ve hz. iyaz bin ganem komuta etmektedir.
hz. halid bin velid, maraş'taki antik kent olan germanicia kentini ister. müslüman ordusu, bir bizans birliğinin bulunduğu şehri kuşatmayı başarır. bizans birliği, yardım beklemeksizin, birliğin ve bir de halkın affedilmesini şart koşarak, cizye şartları altında şehri teslim ederler. yani, şehir kan dökülmeden fethedilir. bazı kaynaklarda maraş'ta müslümanların birçok, hatta daha önce eşi benzeri görülmemiş ganimetler elde ettiği geçer.
hz. halid bin velid, döneminin süper güçleri olan bizans ve sasanilere karşı artık büyük zaferler elde etmişti. hatta bazı kaynaklara göre, 100'den çok savaşa katılmış ve hiç yenilgiye uğramamıştır. anadolu'da kahramanmaraş'a kadar uzanan fetihler yapmıştır. iran ve ırak'ı 3 yıl içerisinde, islam devletine bağlamıştır. dolayısıyla artık kendini kanıtlamıştır. bu kuşatmadan sonra da, artık kendini tamamıyla kanıtlamış olan hz. halid bin velid, hz. ömer tarafından görevden alınmıştır.
hatta bazı kaynaklara göre, hz. ömer, hz. halid bin velid'i, insanların onu aşırı büyüttüklerini, hatta allah'ı bırakıp ona tevekkül edeceklerinden korktuğu için görevden alınmıştır. yine bazı kaynaklarda, hz. halid bin velid'in, hz. ömer'e zarar vermesi için arkadaşları tarafından kışkırtıldığı yazılıdır. hz. halid bin velid oldukça güçlüydü. fakat böyle bir şey yapmamış, artık siyaset işlerinden uzak durmuş ve 642 yılında vefat etmiştir.
devamını gör...
yazarların olmak istediği şiir
bize kâfir demiş müftî efendi,
tutayım ben ana diyem müselmân,
vardıkda yarın rûz-i cezâ’ya,
ikimiz de çıkarız anda yalan!”
devamını gör...
umurumda bile olmaz nükleer denemeler
umurumda bile olmaz nükleer denemeler
bıraktım nietzsche'yi kant'ı kafam hiç karışık değil.*
tam bırakmışken felsefeyi yolumuz denkleşti. peki şimdi ne yapacağız konumuz edebiyat mı yoksa yemek mi?
hepsinden alırım birer parça derken gönül yine kayar nietzche'ye sizde buyurmaz mısınız benim profile?
ilaveten hem mantı açar hem felsefe yapar büyük yetenek kendisi.
bıraktım nietzsche'yi kant'ı kafam hiç karışık değil.*
tam bırakmışken felsefeyi yolumuz denkleşti. peki şimdi ne yapacağız konumuz edebiyat mı yoksa yemek mi?
hepsinden alırım birer parça derken gönül yine kayar nietzche'ye sizde buyurmaz mısınız benim profile?
ilaveten hem mantı açar hem felsefe yapar büyük yetenek kendisi.
devamını gör...
türk dizilerinde mantıklı olan şeyler
yoktur. fakir kızın elinde 10 binlik telefon var. yollar 5 dk sürüyor istanbul trafiğinde. vee gidilen hastane hiçbir zaman söylenmiyor.
devamını gör...
2250 yılında normal sözlük başlıkları
devamını gör...
bitiş ve başlangıç
polonya şiirinin en büyük ustası olarak kabul edilen wislawa szymborska'nın yazdığı bir şiir. özkan mert tarafından türkçe'ye çevrilmiştir.
her savaşın ardından
birileri ortalığı temizlemeli.
az buçuk bir düzen
kendiliğinden kurulmaz
birileri temizlemeli kürekle
yollardaki döküntüleri
ki ceset dolu arabalar
devam edebilsin yollarına
birileri tıkanıp kalacak elbet
çamurlarda ve küllerde
parçalanmış koltuklarda, cam
parçalarında
ve kanlı bezlerin arasında
birileri kütükleri bulup
dayamalı duvarlara
pencerelere cam takmalı
kapıları geçirmeli menteşelere
kendiliğinden olmaz bunlar,
fotoğraflarda
yıllar, yıllar alır.
tüm kameralar şimdiden
başka bir savaşa gitti.
köprüler yeniden kurulmalı
ve istasyonlar yenilenmeli.
kolları sıvamaktan
gömleğin kolları parçalanmalı
birisi elinde süpürge
anlatıyor savaşın nasıl olduğunu.
öbürü dinliyor
ve parçalanmamış başını sallıyor.
fakat hemen çok yakında
bulunmalı böyleleri
tüm bunlardan yorgun.
birileri bazen
kazıp çıkarmalı çalıların altından
o boktan gerekçeleri
fırlatıp atmak için çöplüğe
onlar ne yaptıklarını bilenler
yer açmalı
kendilerinden az bilenlere
azdan daha az bilenlere.
hiç bilmeyenlere.
çimenler örtüyor şimdi
nedenleri ve yaşananları.
birileri yattığı yerden
ağzı açık
bakıyor bulutlara.
her savaşın ardından
birileri ortalığı temizlemeli.
az buçuk bir düzen
kendiliğinden kurulmaz
birileri temizlemeli kürekle
yollardaki döküntüleri
ki ceset dolu arabalar
devam edebilsin yollarına
birileri tıkanıp kalacak elbet
çamurlarda ve küllerde
parçalanmış koltuklarda, cam
parçalarında
ve kanlı bezlerin arasında
birileri kütükleri bulup
dayamalı duvarlara
pencerelere cam takmalı
kapıları geçirmeli menteşelere
kendiliğinden olmaz bunlar,
fotoğraflarda
yıllar, yıllar alır.
tüm kameralar şimdiden
başka bir savaşa gitti.
köprüler yeniden kurulmalı
ve istasyonlar yenilenmeli.
kolları sıvamaktan
gömleğin kolları parçalanmalı
birisi elinde süpürge
anlatıyor savaşın nasıl olduğunu.
öbürü dinliyor
ve parçalanmamış başını sallıyor.
fakat hemen çok yakında
bulunmalı böyleleri
tüm bunlardan yorgun.
birileri bazen
kazıp çıkarmalı çalıların altından
o boktan gerekçeleri
fırlatıp atmak için çöplüğe
onlar ne yaptıklarını bilenler
yer açmalı
kendilerinden az bilenlere
azdan daha az bilenlere.
hiç bilmeyenlere.
çimenler örtüyor şimdi
nedenleri ve yaşananları.
birileri yattığı yerden
ağzı açık
bakıyor bulutlara.
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
herhangi bir şey yerken yemeğim bitene kadar tam karşıma geçip beni izliyor. canı çekiyor gibi durmasına dayanamayıp bazen bir parça uzatıyorum yediğim şeyden. yemiyor fakat beni izlerken yalanıyor ve yutkunuyor canı istiyormuş gibi. psikolojik baskı resmen. bir de bazen saatlerce kuyruğunu ve poposunu izliyor hiçbir şey yapmadan. saatlerce... ne düşünüyorsun öyle derin derin kurban olduğum
devamını gör...
mahlasınla ilgili bir görsel bırak
yazarlardan nick'i ile alakalı bir görsel rica eden başlıktır.
devamını gör...
türkiye'nin düzelmesinin tek yolu
keşke tc numarası olan herkes, insanlık sınavına sokulsa, ve herkes geçer not alana kadar tekrar tekrar sınava girse,
belki bu şekilde öğrenirler, okumak zorunda kalırlarsa öğrenirler...
okumayı anlamayı öğrenirler, düşünmeyi öğrenirler, okuma yazma öğretmek yeterli değil, düşünmeyi anlamayı öğretmek lazım,
herkes eğitim demiş de, eğitim evet ama ne eğitimi... eğitimi düzelttin verdin, ee.. güya eğittiğin kişi öğrenecekmi, anlayacakmı, uygulayacak cesareti bulacakmı...
insanlar varlıklarının farkında değil, kimse önce ailesine karşı bile sınırlarını bilmiyor, koruyamıyor,
"bir insana fiziksel olarak tecavüz edilmesi ile kişisel haklarına tecavüz edilmesi aynı yaraları açar..."
nerede okuduğumu kimin söylediğini unuttum ama tam olarak böyle, nihan kaya büyük ihtimalle
dolayısıyla her zaman söylediğim bir şey var, biz saygı adı altında, maalesef sömürülmek için "kandırıldık"
bize sürekli saygı adı altında, büyüklere yaşlılara, anaya babaya, öğretmene, müdüre, milletvekiline, bakana, cumhurbaşkanına, saygı diye başlayarak, söyledikleri herşeyin altında, bizim haklarımıza tecavüz vardı,
saygıyı, bize saygı göstererek, öğretmediler... bir şekilde anne, baba, öğretmen, müdür, bakan vs olanların hepsi, saygıyı "menfaati" için kullandı, çünkü toplumda bu mevkilere tapılıyor, ve hepsi de sonuna kadar kullanıyor, hala, maalesef bu bilinçsiz kesimin yeni nesil çocuklarının çocukları da böyle yetişiyor, çok da değişen bir şey yok...
genelde hiçbir yerde otorite kuramayan insanlar, yada çok kolay mevki sahibi olmuş insanlar, eşlerini ve çocuklarını da maddi manevi yönetme eğiliminde oluyorlar, (bir şekilde eğitimi ve yeterliliği olmadan, küçük yaşta devlet memuru olup, haketmeden yetki sahibi olan, kolay para kazanan kişiler gibi, evlenmek ve çocuk yapmak dışında ürettiği hiçbir değer olmayan, olsada farkedilmeyen annelerimiz gibi)
anne baba da olsa kimse kimsenin yerine düşünme, karar verme hakkına sahip değildir, türkiyede ailelerdeki en önemli sorun, iyiliğini düşünme adı altında, çocukları "rahat bırakmamalarıdır"
çocuklar "kendisi olma"nın ne olduğunu öğrenemiyor, bilmiyor, çünkü rahat bırakılmıyor... baskıyı "normal" bir şey olarak tanıyor çocuklar, ve rahatsız edilmeye alışıyorlar, baskıya alışıyorlar, mecbur olduklarını öğreniyorlar, çünkü başka bir alternatif görmüyorlar, hep içinden düşünüyor, fikrini söylemek saygısızlık olarak öğretiliyor...
önce evde, sonra okulda, sonra işyerinde susuyor, bu böyle devam ediyor...
dar gelirli de böyle, zengin aile de böyle bence, çünkü anne babaların kendi kişisel hayatları yok, anne babalık, geçim/gelir dışında bireysel bir hayatları, mevzuları yok, kendilerini tanımaya, vakitleri, halleri de olmamış zaten, karakterleri oturmamış...
şuraya gelicem, dolayısıyla çocukluktan itibaren, kişisel haklarının gasp edilmesini normal bir şey olarak öğreniyor çocuklar, ev dışında da sesini çıkaramıyor, yeni kuşaklarda da bir fark göremiyorum, dışarıda polis durdurduğu zaman, bize ne sorabilir, nelere hakkı yok bilmiyoruz, evde de bilmiyoruz, dışarıda da bilmiyoruz...
çünkü çocuklara ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor, bize ilk öğretilen şey "susmak" hep öğretilen şey "söz dinlemek" ve sözü sorgulamamak, çünkü devam edecek tartışmaya tahammül yok...
çocuklar ciddiye alınmıyor, çocuklara saygı duyulmuyor, ama bolca isteniyor, sınırsız, koşulsuz, bedelsiz, sürekli saygı isteniyor... hemde zorla... çünkü alışmışlar ekmeğini yemeye...
çocuklar saygı görmenin ne olduğunu öğrenmiyor, hatta saygı gördüğünde tanımıyor, zayıflık zannediyor, şımarıyor, kendini şaşırıyor doğal olarak ve gördüğünde de ilk yaptığı şey suistimal etmek oluyor, bunu fırsat olarak görüyor, çünkü kendisine öyle davranılarak büyümüş...
bütün televizyon kanallarının yayınlarını durdurup ekrandanmı okumalı, ülke genelinde elektriği kesip, camilerdenmi bağırmalı bilmiyorum, ama okuldaki eğitimle olacak iş değil bu, eğitim veren insanlarda da bu bilinç yok, herkeste bir bekleyiş, herkeste bir oturduğu yerden söylenmek, bir şeyler oluyor ve onun üzerine konuşuluyor, herkes yorum yapıyor, hep vakit kaybı, ya bu damızlık çoğunluğun dinlediği hocalardan birini konuşturmak lazım, yada yine bu ahalinin dinlediği bir hocanın adıyla kitap basıp dağıtmak lazım, çünkü fanatikler, din konusunda da fanatikler, ben bakıyorum dindar insanlara 7/24 bir dua okuma hali, o da anlayarak değil, öyle görünmek için, göstere göstere ibadet ediyorlar, onu da bilinçli yapmıyorlarki, bakınız futbol fanatikliği de, ekonomik durumdan bağımsız, çok fazladır, genel olarak fanatik olma hali sapkın bir ruh halidir, zaten sağlıklı bir insan bence hiçbirşeyin fanatiği olmaz, ordan anlayın işte...
evet resmen, tamda manipülasyon yapmaktan bahsediyorum, başka yolu yok, onlara muhalefet olarak yaklaşıp konuşunca, kapatıyorlar devreleri, nereyi dinliyorlarsa, nerden anlıyorlarsa, maalesef oralardan girmek zorundayız, bir övüp, bir allah peygamber diyip, bir bunlar zaten senin hakkın ne bu kadar minnet ediyorsun, elektrik faturanın yarısından fazlası vergi dememiz lazım,
bazen diyorumki ülkedeki akp lileri omuzlarından tutup silkeleyip şunları söylesek;
"bana bak, sen var ya, tek başına, hakları olan bir insansın, sen varsın, herkes seni görmek zorunda, kimse sen yokmuşsun gibi davranamaz, hiçbirşey yapmasanda, oy vermesende, kendi sınırların var, sen değerlisin, annenin babanın sana değer verme mecburiyeti var, menfaatsiz... sen çocuklarına değer vermek zorundasın, menfaatsiz, verdiklerini aldıklarını hesaplamadan, sahip olduğun ev araba eşyayı düşünmeden, insan olarak kendi varlığına saygı duyman, kendine değer vermen ve haklarının farkında olman lazım, kimse senden üstün değil, kimse hiçbir makamla, altın koltukları, sarayları haketmiyor, kimse kimseden büyük değil, kimsenin kıldığı namaz için senin sevinmen gerekmiyor, senin kıldığın namaza rt nin bir katkısı yok, ak parti giderse, kuran okumak yasaklanmıycak, kimse kuran okuyor diye oy vermen gerekmiyor, zaten senin hakkın olanı, senden aldıkları parayla, sana lütfeder gibi veriyorlar, kendi sınırlarını çiz, farket, ve oradaki özgürlüğüne kimsenin senden izinsiz yaklaşmasına bile izin verme..."
şimdi yazınca daha iyi anladım, hep düşünüyorum bunları ama, gerçekten de işimiz çok zor, açlıkla, yoklukla bile, nelere sebep olduklarının farkında olmayan insanların, değişmesi çok zor, ama imkansız değil,
benim önerim büyük bir sivil itaatsizlik düşünmek, bulmak, yapmak...
ama akıllıca bir hareket olması lazım, malum iktidarın elinde, gözünün üstünde kaşın var bile diyerek, hatta hiçbirşey demeyerek bile tutuklama kozu var..
baya akıllıca bir hareket olması lazım...
çok "ince" olmak lazım...
tanıdığınız "ince" karakterli insanlar varsa onlara sorun, bazı insanlar gerçekten çok "ince" oluyor... ben hatırı sayılır "incelikler"le karşılaştım hayatım boyunca, ama yinede kafam öyle çalışmıyor, bunların hakkından gelmek için "ince"nin önde gideni olmak lazım , bi düşünün bakalım, sonu silivride bitmeyecek bir hareket...
edit:
ince ; argoda ihanet eden, yarı yolda bırakan, satan anlamında kullanılan küfürün yerine koyduğum kelime, cinsel tercih anlamında değildir.
(daha iyi anlatan başka sıfat bulamadığım için, kullandığım tek küfür olan kelimenin kendimce şıklaştırmaya çalıştığım hali)
belki bu şekilde öğrenirler, okumak zorunda kalırlarsa öğrenirler...
okumayı anlamayı öğrenirler, düşünmeyi öğrenirler, okuma yazma öğretmek yeterli değil, düşünmeyi anlamayı öğretmek lazım,
herkes eğitim demiş de, eğitim evet ama ne eğitimi... eğitimi düzelttin verdin, ee.. güya eğittiğin kişi öğrenecekmi, anlayacakmı, uygulayacak cesareti bulacakmı...
insanlar varlıklarının farkında değil, kimse önce ailesine karşı bile sınırlarını bilmiyor, koruyamıyor,
"bir insana fiziksel olarak tecavüz edilmesi ile kişisel haklarına tecavüz edilmesi aynı yaraları açar..."
nerede okuduğumu kimin söylediğini unuttum ama tam olarak böyle, nihan kaya büyük ihtimalle
dolayısıyla her zaman söylediğim bir şey var, biz saygı adı altında, maalesef sömürülmek için "kandırıldık"
bize sürekli saygı adı altında, büyüklere yaşlılara, anaya babaya, öğretmene, müdüre, milletvekiline, bakana, cumhurbaşkanına, saygı diye başlayarak, söyledikleri herşeyin altında, bizim haklarımıza tecavüz vardı,
saygıyı, bize saygı göstererek, öğretmediler... bir şekilde anne, baba, öğretmen, müdür, bakan vs olanların hepsi, saygıyı "menfaati" için kullandı, çünkü toplumda bu mevkilere tapılıyor, ve hepsi de sonuna kadar kullanıyor, hala, maalesef bu bilinçsiz kesimin yeni nesil çocuklarının çocukları da böyle yetişiyor, çok da değişen bir şey yok...
genelde hiçbir yerde otorite kuramayan insanlar, yada çok kolay mevki sahibi olmuş insanlar, eşlerini ve çocuklarını da maddi manevi yönetme eğiliminde oluyorlar, (bir şekilde eğitimi ve yeterliliği olmadan, küçük yaşta devlet memuru olup, haketmeden yetki sahibi olan, kolay para kazanan kişiler gibi, evlenmek ve çocuk yapmak dışında ürettiği hiçbir değer olmayan, olsada farkedilmeyen annelerimiz gibi)
anne baba da olsa kimse kimsenin yerine düşünme, karar verme hakkına sahip değildir, türkiyede ailelerdeki en önemli sorun, iyiliğini düşünme adı altında, çocukları "rahat bırakmamalarıdır"
çocuklar "kendisi olma"nın ne olduğunu öğrenemiyor, bilmiyor, çünkü rahat bırakılmıyor... baskıyı "normal" bir şey olarak tanıyor çocuklar, ve rahatsız edilmeye alışıyorlar, baskıya alışıyorlar, mecbur olduklarını öğreniyorlar, çünkü başka bir alternatif görmüyorlar, hep içinden düşünüyor, fikrini söylemek saygısızlık olarak öğretiliyor...
önce evde, sonra okulda, sonra işyerinde susuyor, bu böyle devam ediyor...
dar gelirli de böyle, zengin aile de böyle bence, çünkü anne babaların kendi kişisel hayatları yok, anne babalık, geçim/gelir dışında bireysel bir hayatları, mevzuları yok, kendilerini tanımaya, vakitleri, halleri de olmamış zaten, karakterleri oturmamış...
şuraya gelicem, dolayısıyla çocukluktan itibaren, kişisel haklarının gasp edilmesini normal bir şey olarak öğreniyor çocuklar, ev dışında da sesini çıkaramıyor, yeni kuşaklarda da bir fark göremiyorum, dışarıda polis durdurduğu zaman, bize ne sorabilir, nelere hakkı yok bilmiyoruz, evde de bilmiyoruz, dışarıda da bilmiyoruz...
çünkü çocuklara ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor, bize ilk öğretilen şey "susmak" hep öğretilen şey "söz dinlemek" ve sözü sorgulamamak, çünkü devam edecek tartışmaya tahammül yok...
çocuklar ciddiye alınmıyor, çocuklara saygı duyulmuyor, ama bolca isteniyor, sınırsız, koşulsuz, bedelsiz, sürekli saygı isteniyor... hemde zorla... çünkü alışmışlar ekmeğini yemeye...
çocuklar saygı görmenin ne olduğunu öğrenmiyor, hatta saygı gördüğünde tanımıyor, zayıflık zannediyor, şımarıyor, kendini şaşırıyor doğal olarak ve gördüğünde de ilk yaptığı şey suistimal etmek oluyor, bunu fırsat olarak görüyor, çünkü kendisine öyle davranılarak büyümüş...
bütün televizyon kanallarının yayınlarını durdurup ekrandanmı okumalı, ülke genelinde elektriği kesip, camilerdenmi bağırmalı bilmiyorum, ama okuldaki eğitimle olacak iş değil bu, eğitim veren insanlarda da bu bilinç yok, herkeste bir bekleyiş, herkeste bir oturduğu yerden söylenmek, bir şeyler oluyor ve onun üzerine konuşuluyor, herkes yorum yapıyor, hep vakit kaybı, ya bu damızlık çoğunluğun dinlediği hocalardan birini konuşturmak lazım, yada yine bu ahalinin dinlediği bir hocanın adıyla kitap basıp dağıtmak lazım, çünkü fanatikler, din konusunda da fanatikler, ben bakıyorum dindar insanlara 7/24 bir dua okuma hali, o da anlayarak değil, öyle görünmek için, göstere göstere ibadet ediyorlar, onu da bilinçli yapmıyorlarki, bakınız futbol fanatikliği de, ekonomik durumdan bağımsız, çok fazladır, genel olarak fanatik olma hali sapkın bir ruh halidir, zaten sağlıklı bir insan bence hiçbirşeyin fanatiği olmaz, ordan anlayın işte...
evet resmen, tamda manipülasyon yapmaktan bahsediyorum, başka yolu yok, onlara muhalefet olarak yaklaşıp konuşunca, kapatıyorlar devreleri, nereyi dinliyorlarsa, nerden anlıyorlarsa, maalesef oralardan girmek zorundayız, bir övüp, bir allah peygamber diyip, bir bunlar zaten senin hakkın ne bu kadar minnet ediyorsun, elektrik faturanın yarısından fazlası vergi dememiz lazım,
bazen diyorumki ülkedeki akp lileri omuzlarından tutup silkeleyip şunları söylesek;
"bana bak, sen var ya, tek başına, hakları olan bir insansın, sen varsın, herkes seni görmek zorunda, kimse sen yokmuşsun gibi davranamaz, hiçbirşey yapmasanda, oy vermesende, kendi sınırların var, sen değerlisin, annenin babanın sana değer verme mecburiyeti var, menfaatsiz... sen çocuklarına değer vermek zorundasın, menfaatsiz, verdiklerini aldıklarını hesaplamadan, sahip olduğun ev araba eşyayı düşünmeden, insan olarak kendi varlığına saygı duyman, kendine değer vermen ve haklarının farkında olman lazım, kimse senden üstün değil, kimse hiçbir makamla, altın koltukları, sarayları haketmiyor, kimse kimseden büyük değil, kimsenin kıldığı namaz için senin sevinmen gerekmiyor, senin kıldığın namaza rt nin bir katkısı yok, ak parti giderse, kuran okumak yasaklanmıycak, kimse kuran okuyor diye oy vermen gerekmiyor, zaten senin hakkın olanı, senden aldıkları parayla, sana lütfeder gibi veriyorlar, kendi sınırlarını çiz, farket, ve oradaki özgürlüğüne kimsenin senden izinsiz yaklaşmasına bile izin verme..."
şimdi yazınca daha iyi anladım, hep düşünüyorum bunları ama, gerçekten de işimiz çok zor, açlıkla, yoklukla bile, nelere sebep olduklarının farkında olmayan insanların, değişmesi çok zor, ama imkansız değil,
benim önerim büyük bir sivil itaatsizlik düşünmek, bulmak, yapmak...
ama akıllıca bir hareket olması lazım, malum iktidarın elinde, gözünün üstünde kaşın var bile diyerek, hatta hiçbirşey demeyerek bile tutuklama kozu var..
baya akıllıca bir hareket olması lazım...
çok "ince" olmak lazım...
tanıdığınız "ince" karakterli insanlar varsa onlara sorun, bazı insanlar gerçekten çok "ince" oluyor... ben hatırı sayılır "incelikler"le karşılaştım hayatım boyunca, ama yinede kafam öyle çalışmıyor, bunların hakkından gelmek için "ince"nin önde gideni olmak lazım , bi düşünün bakalım, sonu silivride bitmeyecek bir hareket...
edit:
ince ; argoda ihanet eden, yarı yolda bırakan, satan anlamında kullanılan küfürün yerine koyduğum kelime, cinsel tercih anlamında değildir.
(daha iyi anlatan başka sıfat bulamadığım için, kullandığım tek küfür olan kelimenin kendimce şıklaştırmaya çalıştığım hali)
devamını gör...


