(bkz: eternal sunshine of the spotless mind (film)) yalan yok güzel aforizmalar sıkıştırmışlar, hele film başında tekdüze bir hayatı konu alıyor gibi, tamam ya aradığım film bu dedim, olmadı. laned olsun yapana edene. tam da olmasın, yönetmenin the science of sleep (film)'ini sevdim. insan hiç mi gülmez, hiç mi şaşırmaz, hiç mi üzülmez bi' filmde? (bkz: başaramadık abi)
devamını gör...

sevgisizlikten yaşanmaz hale gelen dünyada bırakın da insanlar istediği şeyi sevsin demek istediğim kızlar.
devamını gör...

aya benzer yüreğim!
devamını gör...

tutunamayanlar.
hayat enerjimi alıp götürdü yaşama tutunmakta zorlanınca bu kararı aldım.
devamını gör...

şöyle uzunca boylu, yağız bi delikanlı.kara kaşlı kara gözlü.
kalbi kendinden güzel ama içinde ben yokum ayrı.
devamını gör...

yapmayın efendiler yapmayın, doğru bildiğinin bile arkasında duramayan, hiç bir idealistlik belirtisi göstermeyen, “bana karışmayan yılan bin yıl yaşasın” düsturu ile büyütülen bizler; hangi değer yargımızı kullandık bu zamana kadar da; z kuşağını yargılayabilir hale geldik. onlara bıraktığımız ülkeye bak.
devamını gör...

türkiye'de kırkpınar yağlı güreşlerinde verilen en büyük ödül. kemer, 22 ayar işlemeli altından olup 1 kilo ağırlığındadır. kırkpınar başpehlivanlığını üst üste üç sene kazananlar kemerin devamlı sahibi olmayı hak ederler.
devamını gör...

asansör çalışırken bir anda durmasından kaynaklanan kısa hapis hayatı aynı zamanda az önce tecrübe ettiğim tahlisiz olay. yardımsever bina sakinleri sayesinde kurtuldum. swh
devamını gör...

burası gerçek bir aşık atışması
nizanim ile afillibirbey çalar sazı
arada uğrar bir kaç mani yazar kafa sözlük halkı
buyur ederiz vişneyi,bilemedimi,diş'i her biri farklı farklı...
devamını gör...

valla on numaraydı, kız arkadaşıma attığım bir sms şu anki sayfalarca wp yazışmasından on kat daha keyifliydi. ve gerçekten özlemek vardı, ayrıca saf odaklanabildiğimiz sohbetler vardı. en önemlisi de milletin ar damarı bu kadar çatlamamıştı.
devamını gör...

bir tarafın, diğer tarafı gözünde çok büyütmesi. *
devamını gör...

bir @hicligindansi ukdesi.
şimdi bakalım türkiye'nin katıldığı şarkılara:

1997’de şebnem paker, "dinle" isimli şarkısıyla üçüncü oldu. 2003’te sertab erener "everyway that ı can" isimli şarkıyla, eurovision şarkı yarışması'nda ülkeye ilk ve tek birinciliğini kazandırdı. 2004'te istanbul’da yarışmaya ev sahipliği yapan türkiye’yi bu yıl "for real" isimli şarkıyla athena temsil etti ve 195 puan ile dördüncü oldu (bu şarkı ile türkiye, eurovision tarihindeki en yüksek puanı kazandı). 2007’de kenan doğulu "shake ıt up şekerim" isimli şarkısıyla dördüncü, 2008’de mor ve ötesi "deli" isimli türkçe şarkıyla finalde yedinci oldu. 2009 yılında türkiye, hadise’nin "düm tek tek" isimli şarkısıyla bir başka dördüncülük daha elde etti. 2010’da, müzik grubu manga "we could be the same" isimli şarkısı ile finalde ikinci oldu. türkiye bu başarılı sonuçlarına devam ederken 2011'de düsseldorf'ta temsil eden yüksek sadakat grubu finale kalamadı, türkiye yarıfinal uygulamasına geçilen 2004 yılından beri ilk defa büyük finale çıkamadı. 2012’de ise can bonomo’nun seslendirdiği love me back isimli şarkı ile türkiye bir kez daha yedinci olmuştur.

şimdi:
şebnem paker'in şarkısına ne mükemmel, ne de çok kötü diyebilirim. güzel bir başarı olmuş bence.

sertab erener'in şarkısını gerçekten beğendim. diğer ülkelerin şarkılarını tek tek dinlemedim, ama bu şarkının yanında kötü olduklarına eminim.

athena'nın şarkısı da güzeldi, ama sanki birazcık yavandı. bir yerde ani bir patlamayla rahatlıkla ilk üçe girebilirlerdi.

kenan doğulu ise dördüncülüğü haketmiyordu bence.

mor ve ötesi'nin şarkısı muhteşemdi ama yabancılar hiçbir şey anlamadıklarından ve sahnede dansçılar olmadığından güzelim şarkıyı yedinciliğe layık gördüler.

hadise'ye sahne şovu için dördüncülük verdiler. başka bir açıklaması olamaz.

manga ise sahne şovuyla*, ingilizce olan kıpır kıpır bir
şarkıyla katıldıklarından* bu dereceyi aldılar. ama ne yazık ki aptal bir şarkıya kaybettiler.
(bkz: manga'nın birinci olamaması)

can bonomo'nun da hakettiği değeri alamaması çok yazık olmuş. şarkısı güzeldi.

katılan bütün sanatçılara gururumuzu kabarttıkları için teşekkür ediyorum.
kaynak

sonuç olarak benim en beğendiğim şarkı deli'ydi.
devamını gör...

1960'lı yıllarda reklamcılığın gerek gizli gerek açık rekabetçi çocuklarının hayatlarını türlü baharat ve meze çeşitleriyle önümüze getiren dahice yapım. bu dizide her şey vardır. aşk vardır, para vardır, puro vardır, seks vardır, kızılı vardır, sarışını vardır, kötüsü vardır, masumu vardır vardır. tıpkı sıradan bir hayat gibi. bu arada herkes don draper'a bayılır durur ancak mahallemizin roger sterling'tir, her neyse... isminin mad men olduğuna bakmayın dizide her ne kadar olaylar bu adamların iş hayatları ve karmaşık ilişkileri etrafında dönüyor olsa da arka planda ya da hayır hayır direkt ön planda kadın karakterlerin de gelişimlerini bu divane adamlar karşısında süratle tamamladıkları görülmekte ve izlerken bu durum bana haz vermektedir. çıkarcı insanlar, dedikodular, ahlaksız ve sıra dışı ilişkiler, karşı konulamaz arzular tüm gerçekliğiyle sebepli sebepsiz göze sokulur. şimdi bunun nesi güzel ablacığım diyebilirsiniz, her insan evladının hakkıdır bunu demek; ama burada gerçek ile yalan arasındaki kırmızı çizgide gidip gelmektedir karakterlerimiz. çok önemsiz gibi görünen sahneler aslında çok şey anlatmaktadır. bilinçaltındaki her bir düşünce ve görünenin ardındaki gerçek hisler çok güzel aktarılır. gerçekleri ana hatlar değil detaylar şekillendirir. bu deli adamlar ve aynı oranda kaçık kadınların yemişş oldukları her bir haltın aslında dile getirilenden çok daha başka sebepleri, istekleri vardır bir yerlerde.

bu arada hemen hemen her bölümün diğer dizilerdeki gibi ciddi bir olay olmaksızın gayet sıradan bir biçimde bitivermesi ayırt edici özelliklerinden biridir. müzikler başarılıdır, kostümler başarılıdır, oyuncular harikadır
devamını gör...

geometride,dik dairesel bir koni'yi bir düzlem'le kestiğimizde kesişim bölgesinde oluşan eğridir.
devamını gör...

t: medeniyet hayaliyle yanıp tutuşanların bir an önce pılını pırtını toplayıp kaçmak istedikleri doğa harikası ve hep birlikte nordic council'i oluşturan ülkeler.

nordik ülkeleri adlandırması yıllardır süregelen bir yanlış kullanım örneğidir. oysaki nordik bir sıfattır, dolayısıyla nordik ülkeler olmalıdır. fakat artık yerleştiği ve de pek bir önem arz etmediği için deşilmesine gerek yoktur.
devamını gör...

kanımca oyunculuk performanslarının tavan yaptığı bir filmdir. evet konu çok güzel, konunun işlenişi olabildiğince akıcı ama filmi tepe noktaya taşıyan şey; ustaların o muazzam oyunculuk performansı. robert de niro'yu pek çok filmde izledim lakin bu filmde bana verdiği hissiyat çok başka. adam girdiği her rolün hakkını veriyor falan, tamam bu klişelere alıştık ama buradaki oyunculuğu başka bir boyut. canlandırdığı karakter özelinde bakarsanız mimikleri kullanış tarzı, şaşkınlıkları, sinir krizleri ve karaktere dair tüm iniş çıkışları kusursuz bir şekilde ortaya koyuyor. tabi millet alışmış robert abinin yardırdığı filmlere bu yüzden de buradaki oyunculuğunu pek beğenmiyorlar. kiminle konuşsanız bir burun bükme hali mevcut. yahu arkadaş adam zaten yapılması gereken ne varsa yapmış. size tüm hissi veriyor. kaldı ki, işin odak noktası sayer karakterini canlandıran robin williams. o performansın yanında bu adamın oyunu gölgede kalmıyorsa, filmin akıcılığına ayak uydurup, bazı sahnelerde sizin kalbinize mıh gibi çakan o mimikleriyle hissi veriyorsa, daha neyin tatavasını yapıyorsunuz anlamıyorum cidden. *

kaldı ki, rahmetli robin abimiz içinde aynı teraneler döndürülüyor bu gömücü tayfa tarafından. ustaların oynadıkları karakterlerin özelliklerini hiç gözetmeden oyunculuk analizi yapılmaya kalkılıyor. ve daha da komiği başka karakterlerdeki başarılı oyunlarıyla kıyas yapmaya falan kalkıp, baltayı taşa vuruyorlar. hepiniz uyuyorsunuz ama bu adamlar uyanık arkadaş. filmi kaç kere izlemişimdir. hani şu oyunculuk bazında yapılan eleştirilere dair bende bir şeyler yakalayayım diye resmen kılı kırk yarmışımdır ama sonuç her seferinde, ''hadi oradan!'' şeklinde olmuştur. bu karakterleri zaten başka türlü oynayamazsınız. oynarsanız o gerçekçi algıyı yaratamazsınız. elbette bunlar benim düşüncelerim. lakin nasıl bir aksiyon beklendiğini bu dünyadan göçüp gideceğiz halen anlayamadım. şu filmdeki oyunculuklara saygı duymayı bilmiyorsanız, oturun recep ivedik izleyin ve alkışlayın demek geliyor vallahi içimden. neyse içimizi dökmüş olduk bu vesile ile.*

güzel filmdir. bu filmi ve oyunculukları gömenlere kulak vermeyin derim. panny marshall abi sana da helal olsun! mümkün mertebe ustaların tam gaz gitmesine izin vermişsin. saygılar abicim.
devamını gör...

inanmayan kişi edebi azapla tehdit ediliyor, buna karşın ondan saygı duyması isteniyor. biraz fazla ironik değil mi sizce de?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"asılmak üzere olan bir adamı düşün mesela. onu asarsın ve her şey biter. ama onu, asılması için yapılan bütün hazırlıklara şahit olmaya zorlarsan ve tam darağacının önüne getirildiğinde infazının ertelendiğini söylersen adamın hayatının geri kalanını ona zehir etmiş olursun".
.
.

babaya mektup .
devamını gör...

yanlış binildiğinde motosiklet sürücüye biniyormuş gibi hissettiren araç.

her zaman bir dört tekerden daha dikkatli kullanılması gerekir. motosiklet sürücüsü kendine ne kadar güvenirse güvensin hem diğer sürücülere hem de yola güven olmaz. raşit abi vardı zamanında, şimdi toprağa karıştı. kalkmış gitmiş bir yerlerden karate öğrenmiş. dönmüş sonra köyüne. köyde saldırgan, herkesi ürküten bir köpek var. demiş ki ben bu köpeği yenerim, köylüler demiş yenemezsin. yok demiş raşit abi, ben yenerim, karate biliyorum. ısrar kıyamet. köylüler de razı gelmiş. iyi demişler, salmışlar köpeği adamın üstüne. raşit abi karate hareketlerini yaparken bizim köpek gelmiş ısırmış adamı. köpek karate bilmiyor ki, ısıracak tabi. o hesap.

motosikletten daha önemlisi her zaman ekipmandır benim için. öğrenirken ufacık bir düşmede, devrilmede dahi morlukların, kemik ağrılarının ne kadar kolay oluşabileceğini anlıyor insan. rüzgarı yüzümde hissediyorum, çiçek kokusu alıyorum derken insan kendini diz kapağından, kolundan çakıl taşı ayıklarken bulabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim