kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
vedat soğukpınar'ın çekimi ile minik bir serçe.
devamını gör...

demekki peygamberimiz medine devletinin başkanı olmasına rağmen mescidde yatarak yanlış yapıyormuş yada hz. ömer bütün ortadoğuyu alan islam devletinin başkanı olmasına rağmen, bizans elçisini mescidde karşılayarak yanlış yapıyormuş. devletin itibarını düşürmüşler.
devamını gör...

olay bundan 5 ay önce gerçekleşti.
yine absürt, pek fazla insana hitap etmeyen mizahımı yaptığım tanımlarımdan birine bir beğeni geldi.
"allah allah bu pek sık olmayan bir durum" dedim.
dediğimin 2. saniyesi bildirim kayboldu.
ama bu elf kırması gözlerim hemen kişinin nickini korneasından geçirmişti bile.
hemen o kişiye mesaj attım.
-pardon beğeninizi niye geri çektiniz
+yaa şey yanlışlıkla bastım pardon
-anlıyorum olur öyle şeyler ben de yanlışlıkla güzelliğnize vuruldum ama ben geri çekemiyorum.
evet bu cümleyi kurduğumda ipler kopmuştu.
3 gün sonra düğünümüz var.
devamını gör...

hey jude şarkısı ile beni daima uzak diyarlara sürükleyen grup. şarkının yazılma hikayesi ise ayrı güzeldir. mccartney grup üyelerinden biri olan lennon'un oğlu jules için yazmıştır bu şarkıyı çünkü jules ailesinin boşanma sürecinden fazlasıyla etkilenmiştir ve mccartney onu rahat hissettirmek istemiştir.

--- alıntı ---

hey jude, don’t be afraid
you were made to go out and get her

--- alıntı ---
devamını gör...

favorim italya'mın kazandığı yarışma olmuştur. rock will never dies.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küfür ifade özgürlüğüdürden sonrasını okumadım.
devamını gör...

bana genelde ishalken oluyor.
devamını gör...

marienplatz meydanı, bu meydanda olan yeni belediye binası, binada olan saat kulesi ve belli saatlerde aşağıda videosunu paylaştığım gösterisi, gene bina içinde olan bizi götürdükleri restaurant, artık tamamen halkın kullanımına açılmış münich olimpiyat köyü, bu kompleks içinde olan ve tepesine çıkabildiğiniz olimpiyat kulesi, kara eylül terör örgütünün 1972 münich olimpiyat oyunları sırasında yaptığı eyleme sahne olan sporcuların kaldığı olimpiyat köyü, fuarları, yakınındaki dachau toplama kampı #219672, biraları, oktoberfesti ve çok daha fazlası.

devamını gör...

sözlükte yapılabilecek hobilerin başında gelir. bakarsınız yazarın hesabına karma puanından yola çıkarak henüz onu takip eden yazarları göremediğini anlarsınız. heyecanlandırmak adına o takip et butonuna basar ve o takipçileri gör butonunu aktif etmeden takibi bırakırsınız. *
devamını gör...

"bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar."

ailesinden kalan miras ile sıradan ve sıkıntısız bir hayat süren kahramanımızın kendine olan yolculuğunu ele alıyor kitap. burjuva olarak adlandırılan kahramanımız, kendisine yabancılaşmış, hayata karşı son derece duyarsızlaşmış, duygularını yitirmiş ve hissetmeyi unutmuştur. bu şekilde devam ettirdiği hayat kendisi için adeta bir ızdıraptır. kitap tam da bu noktada, kahramanın işlediği bir suç ile içindeki duygu patlamasını, insan olmanın hissiyatını ve heyecanını tüm benliğinde yaşamasını anlatıyor. alt tabaka olarak nitelendirilen mahallede geçirmiş olduğu bir gecede, kendi benliğine yapmış olduğu yolculuğu, duyguları ve hisleri ile tekrar barışmasını harika bir şekilde ele alıyor yazar. işte bu olağanüstü gece adeta kahramanın tekrar doğuşudur. hissiz, duyarsız, duyarsız bir hayata, yaşamak denilebilir mi?
stefan zweig'ın harika psikolojik tespitleri ile dolu, mükemmel bir içsel yolculuk.
devamını gör...

sevdiklerimiz üzerinde olması gerekenden daha fazla hakkımız olduğunu düşünebiliyoruz zaman zaman.
bazen empati kuramıyoruz, bazen kendimizden başka kimseyi düşünemiyoruz. bazen haddimizi bilmiyoruz.
söylediğimiz sözler ya da eylemler nereye gidecek, karşımızdaki insanı üzecek mi düşünmüyoruz. bazen de her şeyin farkında oluyoruz ama umurumuzda olmuyor.
başka bir yazar arkadaşımın da dediği gibi bir mecburiyet varsa sahte bir özen, itina gösteriyoruz ama asıl değer gördüklerimize bunu göstermiyoruz.
kendi adıma konuşmam gerekirse kimseyi bilerek üzmemeye çalıştım ama aynı özeni genel olarak göremiyorum. bu insanlar kötü olduğundan mı değil, herkesin içinde olan-biten bir şeyler var ve dışarıya da bu yansıyor.
sevip sevmemekten bağımsız insanları üzmemek, üzdüysek gönül almak gerekir.
bize nasıl davranılmasını istiyorsak insanlara da öyle davranırsak kimseyi üzmeyiz diye düşünüyorum.
devamını gör...

doğru kişi olduktan sonra nerede, nasıl tanışıldığı önemli değildir. travia crack oyununda tanışıp evlenen arkadaşım var benim. çocukları var şimdi..
devamını gör...

dinlemek bu konuda kabul edelim ki pek de başarılı değiliz.
devamını gör...

zaten şaka gibi olan zamların bu defa tam da şaka gününe denk gelmekle beraber hiç de güldürmemesi... bıktık.

savunma da hazır: "bütün dünya sıkıntıda"

yahu daha dünya sıkıntıya falan düşmemişken biz zaten bu hâldeydik! şimdi onlar bizim seneler önceki durumumuza yeni geldi, biz hepsini üçe beşe katladık sıkıntı konusunda. üstelik ne hikmetse iyi olan şeyleriyle hiçbir zaman kıyaslamayız da ne zaman kötü duruma düşseler mal bulmuş mağribi gibi sarılırız bahaneye "ama onlarda da böyle yeaaa!" diye. şeytan diyor, vur bunu söyleyenin ağzına fırıncı küreğiyle!

tanımı unutmuşuz. lanet olsun dedirten bindirme.
devamını gör...

galatasaray'ın eh işte diyeceğimiz bek oyuncusudur. ulan amerika'dan futbolcu çıkar mı söylemini akıllara getiren bir isim.

bek oyuncusuna benzeyen tek özelliği tempolu ve dirençli olması. bence kenar ortalarında ve asist anlamında kötü bir futbolcu.
28 yaşında sağ bek oyuncusu olan yedlin milli takım forması giyiyor. siz düşünün amerikalılar ne kadar kötü futbol oynuyorlar. yedlin çok kötü demiyorum ama o seviyelere çıkması bilmiyorum garip geliyor.

kariyerinde tottenham, sunderland, newcastle united gibi takımlarda forma giydi. premier lig görmüş bir futbolcu o yüzden çok tempolu. fizik ve dayanıklılığı belirli seviyenin üstünde.

futbolculuğunun dışında adamı tip olarak çok beğeniyorum. saçları, dövmeleri, giyinişi mükemmel. sevgilisiyle ikisi moda ikonu gibi dolanıyorlar. çok tarzlar.

hızlı oyun oynayan takımlar için aslında iyi bir oyuncu ama oyunun her yönünde ve her anlamında var olamıyor. oyun ve futbol değişken bir oyun sürekli değişiyor duruma göre kendi tarzının dışında kalabiliyor. oyun doldur boşalta dönüyor. pas oyununa dönüyor. yedlin bazen oyuna eşlik edemiyor. yaptığı kötü ortalar ve pas hataları galatasaray taraftarını çileden çıkarıyor.

iyi bir dribling özelliği var. geriye dönüşlerde büyük avantaj sağlıyor ama ikili mücadelelerde eziliyor. fatih terimin düşüncesi geriye dönüşlerde rakibi yedlin ile beraber yakalamak. atağa çıkarken sağ koridoru doldurmak ve hızlı geçmek. yedlin bunları ne kadar yapabiliyor orası soru işareti. ilk geldiği süreçte çok iyi bir oyuncu gibi göründü ama sonra pek etkili olamadı. umarım yakın zamanda daha etkili bir oyuncu olur. lig uzun bir süreç ve kendisine ihtiyaç var.
devamını gör...

camille claudel-the waltz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her ne kadar venom'da çirkin olsa da.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fantastik kurgunun birçok alt janrı vardır. science fantasy denen ve bilimkurgu ile harmanlanan bir alt janrı daha var. arthurian, medieval, fantastik romans, gotik fantastik, steampunklu fantastik, dark fantasy denen karanlık fantastik ve şehir ortamında geçen urban fantasy gibi alt türlerin hepsi fantastik edebiyat klasmanına girer. bu yüzden fantastik edebiyat denince akla sadece yüzüklerin efendisi'nin gelmesi biraz abes olur. nitekim tolkien'in asıl şaheseri olan silmarillion'da game of thrones'dan aşağı kalmayacak derecede yıkımlar yaşanır. kan rwvan savaş sahneleriyle dolu yuzuklerin efendisi'ne disneyland demek esere büyük hakaret olur. kaldı ki silmarillion da disneyland olmaktan çok uzaktır. game of thrones dizisi ile popüler olan george r.r. martin'in asoiaf serisi ise fantastik edebiyat olarak alabildiğine karanlık bir örnek teşkil eder.
devamını gör...

insan, anlam arayan değil anlamı bulduğuna inanan bir varlık sanırım. zaten anlam da aramayız biz, inandığımız olgu ve değerleri destekleyecek bilgiler toplarız sadece. gerçeklik atfettiklerimiz de bu yüzden dayanılmaz veya tahammül edilemezdir belki de. ama bilmemeye ve bilmemenin huzursuzluğuna katlanabiliriz. cehaletimizi sürdürecek bilgileri toplamaya ömrümüzün sonuna kadar devam edebiliriz.
devamını gör...

selâtin, arapça “sultan” kelimesinin çoğuludur. bir diğer mânâsı ise sıfat olarak “büyük” ve “geniş”tir. selâtin camii ise osmanlı tarihinde padişahların, hanım sultanların, valide sultanların ve şehzadelerin yaptırdığı camilere denir. bu camiler, ekseriyetle civarın en büyük camileri olmakla beraber bu camileri inşa ettirmenin bazı şartları bulunmakta idi. saray geleneğine binaen bir padişah, selâtin camisi inşa ettirmek için nispeten mühim bir savaş galibiyeti neticesinde büyük bir ganimet elde etmeliydi. selâtin camilerinin inşasında bu koşulların karşılanma geleneği, bir açıdan bakılırsa padişahın, bu denli büyük bir eser bırakabilmesi için kendini ispatlama süreci olarak yorumlanabilir. bu inşalarda padişahın şahsî serveti kullanılır, devlet hazinesine dokunulmazdı. bu gelenek, 17. yüzyılda ı. ahmed’in sultanahmet camii’ni inşa ettirmesi ile bozulmuş ve bu tarihten itibaren selâtin camilerinin sayısı hızla artmıştır. imparatorluk tarihindeki ilk selâtin camii, bursa ulu camii olarak kabul edilebilir. tamamlanması 1399 yılına denk gelen bu camiyi, yine bursa’da bulunan 1424’te açılan yeşil cami izlemektedir. bu camiler, ilk iki selâtin camii olarak kabul edilebilir. ancak devletin, yükselme dönemine girmesi yani bir imparatorluğa dönüşümü göz önüne alındığında istanbul’daki selâtin camileri öne çıkmaktadır. umumi kanının aksine istanbul’un ilk selâtin camii, ayasofya değil fatih camiidir. selâtin camileri, tüm gün açık olurlardı. padişahlar; cuma, bayram ve kandil gecelerinin yatsı namazlarını selâtin camilerinde eda ederlerdi. bu da selâtin camilerinde neden hünkâr mahfili olduğunu açıklar. hünkâr mahfili, padişahların namaz kılmaları için yapılmış hususi mekânlara denir. selâtin camilerinin en mühim ve değinmek istediğim hususlardan birisi de birden fazla minareleri olmasıdır. osmanlı geleneğinde birden fazla minareler sadece selâtin camilerinde bulunurdu. günümüzde sıradan bir köy camiinde dahi birden fazla minare rahatlıkla görülebilir. bu tür gelenekler, sadece devlet özelinde incelenmemeli, bir kültürün parçası olarak görülmelidir. bu geleneklere sahip çıkmak, biraz da bu mühim hususları himaye ederek yapılmalıdır. selâtin camilerini eşsiz kılan bir diğer husus ise bu camilere mahya asma geleneğidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim