friedrich nietzsche sözleri
'' beni anlamıyorlar, ben bu kulaklara göre ağız değilim.”
(bkz: böyle buyurdu zerdüşt)
(bkz: böyle buyurdu zerdüşt)
devamını gör...
güllaç
olmasa da olur dediğim tatlılardan.bir diğeri de tulumba.
devamını gör...
yazarların izledikleri en kötü film
kesinlikle ve kesinlikle oğuzhan uğur'un borç harç filmidir. kendi isteğimle gitmemiştim zaten. hikayesini de anlatayım hatta:
ocak ayının karne gününde okula gittik ve karnelerin saat 14'te dağıtılacağını öğrendik 2 arkadaşımla. sinemaya gitmeye karar verdik ve yakınımızdaki bir avm'ye gittik. aquaman filmi de vardı ama onun saati bize pek uygun değildi ama geç kalsak da pek sorun olmazdı sadece biraz geç alırdık karneleri. ben ve bir arkadaşım aquaman filmini izleyelim dedik ama diğer arkadaşım bu filmi izlemek için tutturunca biz de merak ettik ve izledik.
o kadar iğrenç bir filmdi ki midemiz bulandı ya. boşu boşuna 2 saatimiz gitmişti.
işte böyle sözlük.
ocak ayının karne gününde okula gittik ve karnelerin saat 14'te dağıtılacağını öğrendik 2 arkadaşımla. sinemaya gitmeye karar verdik ve yakınımızdaki bir avm'ye gittik. aquaman filmi de vardı ama onun saati bize pek uygun değildi ama geç kalsak da pek sorun olmazdı sadece biraz geç alırdık karneleri. ben ve bir arkadaşım aquaman filmini izleyelim dedik ama diğer arkadaşım bu filmi izlemek için tutturunca biz de merak ettik ve izledik.
o kadar iğrenç bir filmdi ki midemiz bulandı ya. boşu boşuna 2 saatimiz gitmişti.
işte böyle sözlük.
devamını gör...
yazarların üzülünce yaptıkları şeyler
uyumak.
devamını gör...
sabaha bir ayet bırak
allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. allah, güzel davrananları sever
ali imran suresi 148. ayet
ali imran suresi 148. ayet
devamını gör...
boxerla sokağa çıkma kararı
bu yaz yapılacaklar listesine eklediğim eylem..
kadın erkek eşitliğine daime hayatım boyunca inanan biri oldum. aylardır evde tıkılıp kaldık fakat ne zaman dışarı çıksam göbeği açık, popoya yapışan şortlar giyen kadınlar görmeye başladım, hoşuma gitmiyor değil, hatta daha fazla olsun.
ben de karşılık olarak minnetlerimi sunmak adına böyle bir karar aldım. önünde ejder resmi olan lacivert boxerımla çıkmayı düşünüyorum bundan sonra.
öyle giyinmeye böyle ejder, iyi gider hep. eşitiz hacım ne yani?
kadın erkek eşitliğine daime hayatım boyunca inanan biri oldum. aylardır evde tıkılıp kaldık fakat ne zaman dışarı çıksam göbeği açık, popoya yapışan şortlar giyen kadınlar görmeye başladım, hoşuma gitmiyor değil, hatta daha fazla olsun.
ben de karşılık olarak minnetlerimi sunmak adına böyle bir karar aldım. önünde ejder resmi olan lacivert boxerımla çıkmayı düşünüyorum bundan sonra.
öyle giyinmeye böyle ejder, iyi gider hep. eşitiz hacım ne yani?
devamını gör...
rna dünyası hipotezi
birkaç saat önce okuduğum bir yazıda denk geldiğim ve ilgimi çekmesi sonucu hakkında küçük bir araştırma yaptığım hipotezdir. bu hipoteze göre, ilk dünya ortamında dna'dan bile önce rna bulunuyordu. özetle, rna'nın temellendirdiği hayat, dna'nın temellendirdiği hayattan önce vardı. buna "rna dünyası hipotezi" deniyor. biyologlar, 80'lere kadar rna basit bir şey sanıyordu. fakat bu tarihten sonraki araştırmalarla rna'nın çok daha fazlası olduğu gösterildi. rna'nın kimyasal reaksiyonlara sebep olabildiği ama bunun yanı sıra bilgi de taşıyabildiği keşfedildiğinde, biyologlar rna tarihini daha fazla sorgulamaya başladılar. ve yaşamın ortaya çıkışı döneminde, rna'nın aktif bir rol, bir görev üstlenmiş olduğunu düşündüler. hatta o dönemde rna'nın kendini kopyalayabildiğini, hücredeki birçok işi yaptığını söylediler. ve buna da rna dünyası hipotezi adını verdiler. yani bir zamanlar hayat, rna temelliydi. birçok şey rna kontrolündeydi. adeta bir "rna dünyası" vardı. ama günümüzdeki birçok görev artık rna tarafından yapılmıyor. işte bu yüzden artık çoktan "rna dünyası" devrinin kapandığına ve rna dünyası döneminde tüm her şeyi rna'nın üstlendiğine inanıyorlar. ama tabii bu hipotezin de bazı eksik yanları bulunuyor. bu arada günümüzde artık rna kendisini tek başına çoğaltamaz. **
(bkz: rna) (bkz: dna)
(bkz: rna) (bkz: dna)
devamını gör...
daddy (yazar)
seni şovmen daddy seni merak edip ilgi duymamızı istiyorsun değil mi.
iki üç güne tekrar buraya gelecektir at artıya bekle.
iki üç güne tekrar buraya gelecektir at artıya bekle.
devamını gör...
normal sözlük'e eksileme butonu gelsin kampanyası
eksileme butonu isteyenler, madem eksileme butonu gelsin istiyorsunuz, o zaman eksileyen yazarın mahlası da görünsün isteyin. hem eksileyeyim hem de mahlasım gizli kalsın, yok öyle kaçak güreşmek.
devamını gör...
yayında biri rezil olurken veya zorlanırken bakamayan insan
benimdir. gözlerimi kapatırım. oradan kaçarım. tuhaf bir duygu ama evet var.
devamını gör...
unutulanlar dışında yeni bir şey yok
mustafa kemal'den sonra askeriyle yan yana çatışmaya giren tek komutanımız osman paşa'nın kitaplarından biridir. zamanın koşullarını ve doğunun halini kendi gözlemleri ve tespitleriyle, göreve nasıl geldiğinden başlayarak sonuna kadar anlatır. maalesef kendisinin günümüzde askeri tesislere girmesi yasaktır. başımızdaki hainliği varın siz hesaplayın..
''analar evlatlarını askere leş toplatmak için göndermedi. geberdikleri yerde kalırlar, askere leş toplatmam. biz imha eder, geçeriz. askerlerime bir kurşun atana beş kurşun atarım.''
''hakkari'de 23.000 asker var.
herkesin anne, baba, ağabey, kardeş, amca, dayı gibi yirmiye yakın akrabası olsa, şu anda sırf buradaki askerler için yarım milyonun kalbi; gece ve gündüz bizden kötü bir haber gelecek diye endişeyle atıyor.''
"cumhuriyet denilen şey onu ilan edenlerin canlarıyla, kanlarıyla imzalanır. ve kuranlar hangi bedeli ödediyse, ancak o bedel ortaya konularak savunulabilir."
''kimse türk ulusuna silah zoruyla bir şeyler kabul ettiremez, kendi vatanımızda türk ordusuna kabadayılık yapıp, caka satamaz.''
''analar evlatlarını askere leş toplatmak için göndermedi. geberdikleri yerde kalırlar, askere leş toplatmam. biz imha eder, geçeriz. askerlerime bir kurşun atana beş kurşun atarım.''
''hakkari'de 23.000 asker var.
herkesin anne, baba, ağabey, kardeş, amca, dayı gibi yirmiye yakın akrabası olsa, şu anda sırf buradaki askerler için yarım milyonun kalbi; gece ve gündüz bizden kötü bir haber gelecek diye endişeyle atıyor.''
"cumhuriyet denilen şey onu ilan edenlerin canlarıyla, kanlarıyla imzalanır. ve kuranlar hangi bedeli ödediyse, ancak o bedel ortaya konularak savunulabilir."
''kimse türk ulusuna silah zoruyla bir şeyler kabul ettiremez, kendi vatanımızda türk ordusuna kabadayılık yapıp, caka satamaz.''
devamını gör...
federico garcia lorca
1898 ile 1936 yılları arasında yaşamış ispanyol şair ve oyun yazarıdır. franco'nun söndürdüğü ışıklardan bir tanesidir.
vurulup bırakılmış sokağa
yüreğinde bir hançer.
kimseler tanımıyor onu
nasıl da titriyor fener!
anam,
nasıl da titriyor fenercik
sokakta!
gün doğuyordu.
kimseler yansımıyordu kuru ayazda
aralık kalan gözlerinde.
sokakta bırakılmış bir ölü işte
yüreğinde bir hançer
ve onu kimseler tanımıyor.
şaşırtı-ezginin günlüğü
vurulup bırakılmış sokağa
yüreğinde bir hançer.
kimseler tanımıyor onu
nasıl da titriyor fener!
anam,
nasıl da titriyor fenercik
sokakta!
gün doğuyordu.
kimseler yansımıyordu kuru ayazda
aralık kalan gözlerinde.
sokakta bırakılmış bir ölü işte
yüreğinde bir hançer
ve onu kimseler tanımıyor.
şaşırtı-ezginin günlüğü
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
öncelikle bir konuda anlaşalım sevgili yazar arkadaşlarım, hanımefendiler, dostlar, vatandaşlar, romalılar...
ben evliyim.
ben evliyim.
devamını gör...
yazarların maske değiştirme sıklığı
ortamına göre, kimi yerde gülen bir yüz lazım olurken kimi yerde daha ciddi bir yüz gerekiyor. ailemin yanında ise hiçbir maske kullanmıyorum.
devamını gör...
gay olduğunu öğrendiğin an
lise birinci sınıftaydık, sene 2008. beden eğitimi dersinde içerisinin bol testesteron kokusuyla kaplı soyunma odasında birbirimize şimdi düşündüğümde çok abes kaçan şakalar yapardık. kamil diye biri var, ilk o girerdi en son o soyunur, eşofmanını giyip çıkardı. hatta vücudu iyi olan arkadaşlarımıza benim barbara palvin'e baktığım gibi bakardı. arkadaşlarla ona yumuşak kamil derdik ama tam da emin değiliz tabii. bir gün soyunma odasına geç girdim. herkes soyunmuş, çıkmıştı. kamil hariç. o soyunmuş ama daha giyinmemişti. içeri girdim, çantamı karşıdaki askılığa astım, arkamı bir döndüm, bizim kamil iç çamaşırıyla duruyordu. problem onun şişman olmasında ya da iç çamaşırıyla durmasında değildi. problem, giydiği iç çamaşır kırmızı renkli, dantelli ve üzerinde öpücük deseni olmasındaydı. çıkıp da kimseye kamili böyle gördüm demedim. kendisi de bayağı bi' yalvardıydı tabii. ilk kez bir anonim olarak buraya yazıyor, kamil'i de hayatımda unutamadığı bir travma bıraktığı için selamlıyorum. işte o gün arkadaşım kamil'in gay olduğunu öğrendim. kimsenin eşcinsel olmasını yadırgamasam da heteroseksüel olduğum için mutluyum.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevmediğiniz yazarlar
belki kendimi görürüm diye geldim.*
devamını gör...
pitch black process
günümüz trendine rağmen metal müzik yapmaya çalışan türk grubu, bateristi tam bi manyak. tek sorun isminde. daha kolay unutulabilen bi isim olamaz heralde, koysana havalı bi isim alla alla...
halil ibrahim sofrası
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz
halil ibrahim sofrası
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz
devamını gör...
absürdizm
saçmacılık, uyumsuzluk, absürdizm felsefesi olarak adlandırılır.
bu akımın en büyük temsilcisi olan albert camus tarafından ortaya çıkmıştır. başkalarına göre delilik ya da abartı gelen şeylerin ona saçma gelmesiyle oluşmuştur. yarattığı bu felsefeyi yabancı ve veba (kitap) gibi kitaplarında da ayrıntılı bir şekilde görüyoruz.
camus'un kitaplarında bu yüzden hep ikililik hep bir çelişki var. her bir satırda düşünceler çarpışır. yaşam ve ölüm mücadelesi gibi. mesala; bir satırda
genel durum kaygı vericiydi çok umut yoktu derken bir diğerinde inadına sonunda her şey'in üstesinden geleceğine hep inanmıştır der.
herşeye rağmen( ölüme,savaşa, salgına,kötülüğe) yeniden başlamak.. hem zulmün yapıldığı dünyayı reddeder hem de korkmasına rağmen umutsuz olmadığını anlatır. aslında buradaki absürtlük beklentiler ve gerçekler arasındaki çatışmadan kaynaklanır. yaşamın anlamsızlığı bir şekilde anlaşılır. bunun için varoluşu reddedip felsefi bir yokuluşa doğru gider. bazı inanç ve düşünce sistemlerine karşı gelmekle başlar. absürtlükle cesurca yüzleşip, özgürce yaşayıp( istediğine karar verme) ve çok çeşitliliğe (hayatın tüm yaşanabilinecek his ve tutkuları) önem verme vardır. herşeyi farkına varıp umursamazca yaşamak. hayatta bizi ayakta tutan en önemli şey sevgidir yani sevdiklerimiz bu felsefe de onlarında bir gün acılar çekip öleceğini söyler. yabancı'nın giriş cümlesinin umursamazlığı da buradan gelir.
annem ölmüş bugün. belki de dün. bilmiyorum.
yabancının baş kahramanı aslında absürtlük felsefesinin kahramanıdır.
hayat hiçbir şey değildir, itina ile yaşayınız.
insan kendi yöntemleriyle hayatı sorgulayıp, başkaldırandır. tabii bunun için önce varlığını anlamlandırman gerekir. o zaman güçlü ve yenilmez olursun.
hayatın anlamı nedir?
yaşamın değeri nedir?
sorularının cevabını bulabilmektir mesele.
evett... kafalar yandı mı? saçma mı geldi? *
şuraya yakışıklı filozofumuzun fotoğrafını koyalım. son sözü de yine ona bırakalım.
bu akımın en büyük temsilcisi olan albert camus tarafından ortaya çıkmıştır. başkalarına göre delilik ya da abartı gelen şeylerin ona saçma gelmesiyle oluşmuştur. yarattığı bu felsefeyi yabancı ve veba (kitap) gibi kitaplarında da ayrıntılı bir şekilde görüyoruz.
camus'un kitaplarında bu yüzden hep ikililik hep bir çelişki var. her bir satırda düşünceler çarpışır. yaşam ve ölüm mücadelesi gibi. mesala; bir satırda
genel durum kaygı vericiydi çok umut yoktu derken bir diğerinde inadına sonunda her şey'in üstesinden geleceğine hep inanmıştır der.
herşeye rağmen( ölüme,savaşa, salgına,kötülüğe) yeniden başlamak.. hem zulmün yapıldığı dünyayı reddeder hem de korkmasına rağmen umutsuz olmadığını anlatır. aslında buradaki absürtlük beklentiler ve gerçekler arasındaki çatışmadan kaynaklanır. yaşamın anlamsızlığı bir şekilde anlaşılır. bunun için varoluşu reddedip felsefi bir yokuluşa doğru gider. bazı inanç ve düşünce sistemlerine karşı gelmekle başlar. absürtlükle cesurca yüzleşip, özgürce yaşayıp( istediğine karar verme) ve çok çeşitliliğe (hayatın tüm yaşanabilinecek his ve tutkuları) önem verme vardır. herşeyi farkına varıp umursamazca yaşamak. hayatta bizi ayakta tutan en önemli şey sevgidir yani sevdiklerimiz bu felsefe de onlarında bir gün acılar çekip öleceğini söyler. yabancı'nın giriş cümlesinin umursamazlığı da buradan gelir.
annem ölmüş bugün. belki de dün. bilmiyorum.
yabancının baş kahramanı aslında absürtlük felsefesinin kahramanıdır.
hayat hiçbir şey değildir, itina ile yaşayınız.
insan kendi yöntemleriyle hayatı sorgulayıp, başkaldırandır. tabii bunun için önce varlığını anlamlandırman gerekir. o zaman güçlü ve yenilmez olursun.
hayatın anlamı nedir?
yaşamın değeri nedir?
sorularının cevabını bulabilmektir mesele.
evett... kafalar yandı mı? saçma mı geldi? *
şuraya yakışıklı filozofumuzun fotoğrafını koyalım. son sözü de yine ona bırakalım.
devamını gör...
kırtasiyeye girince gelen her şeyi alma isteği
siz de kalem hastası bir insansanız titremenize sebep olacak istektir.
devamını gör...
