uyuduğu esnada insanın hiç de güvende olmaması
niye güvende olmasın serengetide geyik miyiz oğlum biz?
devamını gör...
düğüm salonu
2018 yapımı hakan algül yönetmenliğinde
yapımcılığını necati akpınar'ın senaristliğini şahin ırmak'ın yaptığı romantik komedi filmidir.
oyuncuları,
şahin ırmak
irem sak
gonca vuslateri
emre karayel
şimdi show tv'de yayımlanıyor kendileri. göz ucuyla izliyorum lakin çok hareketli ve olaylara yetişemiyorum. anladığım kadarıyla iki sevgili bazı nedenlerden dolayı ayrılıyor ve düğünleri aynı gün ikiz salonlarda yapılıyor.
serkan (şahin ırmak) ve hülya (irem sak) havuz başında bir anda öpüşüyor ve olaylar olaylar. serkan'ın buseyle (gonca vuslateri) hülya'nın adını kaçırdım ama başka biriyle düğünü olması dışında sorun yok tabi.
bu öpüşmeyi hem düğün fotoğrafçısı hem de hülta'nın kocasının kardeşi görüyor. kaos, kargaşa bitmiyor sonrasında. aslında anlık güldürdü beni film. ama tabi tam adapte izlemedim. diyaloglar falan komik tabi aman izleyin gitsin. zaman geçirmelik değişik bir film.
özellikle osman sayesinde bir çok kirli çamaşır ortaya dökülüyor. hee hülya ile serkan böyleyken buse ile tarık (evet evet ismi yeni duydum) suçsuz mu onlar da fırıldağın dik alası. hele o buse ne biçim bir karakter arkadaş ya. çiğ, pis şey hahah. ben gonca'yı severim. güzel rol yapar burada biraz çiğ ama sanırım çiğ olması gerektiği için çiğ.
bak şimdi bakıyorum anılara falan daldılar hülya ile serkan, bayağı bayağı komik yav bu film. yav izleyin gitsin sevdim ben. güzel güzel hahah.
iyi seyirler efem.
yapımcılığını necati akpınar'ın senaristliğini şahin ırmak'ın yaptığı romantik komedi filmidir.
oyuncuları,
şahin ırmak
irem sak
gonca vuslateri
emre karayel
şimdi show tv'de yayımlanıyor kendileri. göz ucuyla izliyorum lakin çok hareketli ve olaylara yetişemiyorum. anladığım kadarıyla iki sevgili bazı nedenlerden dolayı ayrılıyor ve düğünleri aynı gün ikiz salonlarda yapılıyor.
serkan (şahin ırmak) ve hülya (irem sak) havuz başında bir anda öpüşüyor ve olaylar olaylar. serkan'ın buseyle (gonca vuslateri) hülya'nın adını kaçırdım ama başka biriyle düğünü olması dışında sorun yok tabi.
bu öpüşmeyi hem düğün fotoğrafçısı hem de hülta'nın kocasının kardeşi görüyor. kaos, kargaşa bitmiyor sonrasında. aslında anlık güldürdü beni film. ama tabi tam adapte izlemedim. diyaloglar falan komik tabi aman izleyin gitsin. zaman geçirmelik değişik bir film.
özellikle osman sayesinde bir çok kirli çamaşır ortaya dökülüyor. hee hülya ile serkan böyleyken buse ile tarık (evet evet ismi yeni duydum) suçsuz mu onlar da fırıldağın dik alası. hele o buse ne biçim bir karakter arkadaş ya. çiğ, pis şey hahah. ben gonca'yı severim. güzel rol yapar burada biraz çiğ ama sanırım çiğ olması gerektiği için çiğ.
bak şimdi bakıyorum anılara falan daldılar hülya ile serkan, bayağı bayağı komik yav bu film. yav izleyin gitsin sevdim ben. güzel güzel hahah.
iyi seyirler efem.
devamını gör...
miss jane marple
agatha christie'nin görevinde amatör olan dedektif kahramanı.
marple karakteri, kadınlık içgüdüleri ve empati gösterme kabiliyetine güvenen tipik bir ingiliz dedektifi olarak görevini yerine getirmiştir.
marple karakteri, kadınlık içgüdüleri ve empati gösterme kabiliyetine güvenen tipik bir ingiliz dedektifi olarak görevini yerine getirmiştir.
devamını gör...
rbf vs rahatsız
bu başlık ne zaman açıldı lan.
hayret gözümden kaçmış, yaşlanıyorum zaar.
neyse bence rbf banko alır, benim gibi avam değil çünkü incelikli yazar.
hayret gözümden kaçmış, yaşlanıyorum zaar.
neyse bence rbf banko alır, benim gibi avam değil çünkü incelikli yazar.
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
sevgili kafa sözlük yazarları, bugün dergimizi şereflendiren yazarımız aktrolavcisi ve yazısı mocha dick: moby dick’e ilham veren balina. kendisine bu güzel yazısı için teşekkür ediyorum. bugün yayınlanan bir başka yazı ise benim kaleme aldığım doğu türkistan dosyası: ı. bölüm adlı yazı. umuyorum ki yazılarımızı beğenir ve keyifle okursunuz. bir solukta okunacak diğer güzel yazılara buradan ulaşabilirsiniz. sizde yazılarınızı [email protected] adresine göndererek yazınızı sözlük dergisinde yayınlayabilir ve sözlük dergisine katkı sağlayabilirisiniz. ve bunlarla birlikte…
.
.
.
bir hayalim var!
yazarlarının kimi zaman dertlerini döktüğü, çoğu zaman keyifli vakit geçirdiği ve eğlendiği bu güzel sözlükte, şu anda aranızda bulunmaktan kıvanç duyuyorum.
bundan birkaç ay kadar önce, şu an manevi himayesinde bulunduğumuz yoldaş benjamin franklin derginin teşekkülü için start vermişti. bu bir kıvılcımla alevlenen meşale, değerli bilgilerini kendisine saklamayı sevmeyen ve yazma ateşiyle yanıp kavrulmuş yüzlerce yazar için dertlerini sona erdirecek bir umut ışığı haline gelmişti. ancak ne yazık ki, bunca aydan ve sayısız yazıdan sonra bile, bu ıstırapları çeken değerli yazarlarımız var ve bunlardan bir kısmı da sözlük dergisine yazı göndermemek için direniyor. derginin keyifli ve samimi havasından yararlanıyorlar fakat derginin ufuk açan ve dokunaklı yazılarını sadece okumakla kalıyorlar.
uçsuz bucaksız zenginlikler okyanusun içinde, fakirlikle kuşatılmış yalnız bir adada yaşıyorlar. oysa her bir yazarın içinde sonsuz bir okyanus olduğunu unutuyorlar ve dışarıya sunmaktan imtina ediyorlar. hala kendilerini sözlüğün asil yazarları olarak değil, gelip geçici yazarlarıymış gibi hissediyorlar ve kıvranıyorlar.
oysa sözlüğümüze kaydolan her bir yazar, yazılanları canı gönülden okumak ve daha da önemlisi yazmak için de burada olduklarının farkındaydılar ve bunu samimiyetle vaat etmişlerdi.
bu öyle bir vaatti ki, herkesin; evet, yazar olsun çaylak olsun herkesin vazgeçilmez ve devredilemez, özgürce yazma ve bu güzel sözlükte mutlu olma haklarını teminat altına almaktaydı.
bu gün artık şurası gerçektir ki; kafa sözlük, radyosu ve dergisiyle vaat edilen bu haktan, duygu ve düşünceleri söz konusu olduğunda her bir yazara ayrı ayrı önem veriyor. bu kutsal yükümlülüğü başta yoldaş benjamin franklin olmak üzere tüm moderasyon ekibi, radyo ekibi ve dergi ekibi ifa ediyorlar. tüm yazarlara ”karşılıksız” ilgilerini gösteriyorlar. her yeni fikre ve düşünceye önem veriyorlar. sözlüğün her bir yeniliği ve bu yeniliklerle gelen dinamikliği şüphesiz bu özgür iklimin meyveleridir.
ve son meyve… sözlük dergisi.
şimdiye dek 77 yazı çıkan bu güzel oluşuma katkı yapan tüm kafa sözlük yazarlarına sonsuz teşekkürü bir borç biliyorum. ve umuyorum ki bu dergi kafa sözlüğün nazar nişanesi olarak sözlükle var olmaya devam edecektir. şüphesiz siz değerli yazarların ve kendimin de bir hayaldir bu.
evet… bir hayalim var benim…
her bir yazarın içindeki sonsuz okyanusundan bir damla yüzümüze vurmak gibi bir hayal.
bir hayalim var…
yazarların yüreklerinden mavi kuşları çıkarmalarını öğütleyen bir hayal.
bir hayalim var…
her birimizin dergide imzasının yer almasını içeren bir hayal bu.
bir hayalim var!*
yazmayı, düşündürmeyi, hislendirmeyi seven tüm insanların ortak olabileceği bir hayal…
.
.
.
bir hayalim var!
yazarlarının kimi zaman dertlerini döktüğü, çoğu zaman keyifli vakit geçirdiği ve eğlendiği bu güzel sözlükte, şu anda aranızda bulunmaktan kıvanç duyuyorum.
bundan birkaç ay kadar önce, şu an manevi himayesinde bulunduğumuz yoldaş benjamin franklin derginin teşekkülü için start vermişti. bu bir kıvılcımla alevlenen meşale, değerli bilgilerini kendisine saklamayı sevmeyen ve yazma ateşiyle yanıp kavrulmuş yüzlerce yazar için dertlerini sona erdirecek bir umut ışığı haline gelmişti. ancak ne yazık ki, bunca aydan ve sayısız yazıdan sonra bile, bu ıstırapları çeken değerli yazarlarımız var ve bunlardan bir kısmı da sözlük dergisine yazı göndermemek için direniyor. derginin keyifli ve samimi havasından yararlanıyorlar fakat derginin ufuk açan ve dokunaklı yazılarını sadece okumakla kalıyorlar.
uçsuz bucaksız zenginlikler okyanusun içinde, fakirlikle kuşatılmış yalnız bir adada yaşıyorlar. oysa her bir yazarın içinde sonsuz bir okyanus olduğunu unutuyorlar ve dışarıya sunmaktan imtina ediyorlar. hala kendilerini sözlüğün asil yazarları olarak değil, gelip geçici yazarlarıymış gibi hissediyorlar ve kıvranıyorlar.
oysa sözlüğümüze kaydolan her bir yazar, yazılanları canı gönülden okumak ve daha da önemlisi yazmak için de burada olduklarının farkındaydılar ve bunu samimiyetle vaat etmişlerdi.
bu öyle bir vaatti ki, herkesin; evet, yazar olsun çaylak olsun herkesin vazgeçilmez ve devredilemez, özgürce yazma ve bu güzel sözlükte mutlu olma haklarını teminat altına almaktaydı.
bu gün artık şurası gerçektir ki; kafa sözlük, radyosu ve dergisiyle vaat edilen bu haktan, duygu ve düşünceleri söz konusu olduğunda her bir yazara ayrı ayrı önem veriyor. bu kutsal yükümlülüğü başta yoldaş benjamin franklin olmak üzere tüm moderasyon ekibi, radyo ekibi ve dergi ekibi ifa ediyorlar. tüm yazarlara ”karşılıksız” ilgilerini gösteriyorlar. her yeni fikre ve düşünceye önem veriyorlar. sözlüğün her bir yeniliği ve bu yeniliklerle gelen dinamikliği şüphesiz bu özgür iklimin meyveleridir.
ve son meyve… sözlük dergisi.
şimdiye dek 77 yazı çıkan bu güzel oluşuma katkı yapan tüm kafa sözlük yazarlarına sonsuz teşekkürü bir borç biliyorum. ve umuyorum ki bu dergi kafa sözlüğün nazar nişanesi olarak sözlükle var olmaya devam edecektir. şüphesiz siz değerli yazarların ve kendimin de bir hayaldir bu.
evet… bir hayalim var benim…
her bir yazarın içindeki sonsuz okyanusundan bir damla yüzümüze vurmak gibi bir hayal.
bir hayalim var…
yazarların yüreklerinden mavi kuşları çıkarmalarını öğütleyen bir hayal.
bir hayalim var…
her birimizin dergide imzasının yer almasını içeren bir hayal bu.
bir hayalim var!*
yazmayı, düşündürmeyi, hislendirmeyi seven tüm insanların ortak olabileceği bir hayal…
devamını gör...
hoşlanılan kişiye açılacakken sur'un üflenmesi
barış manço'nun domates biber patlıcan şarkısında bahsettiği olay. yalnız burada suru üfleyen israfil değil, sebzeci...*
domates biber patlıcan
"keşke hislerimi sana açıkça anlatabilseydim
sana deli gibi aşık olduğumu söyleyebilseydim
göz göze geldiğimiz o anda
sanki dilim tutuldu bir anda
konuşamadım karşında
oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
senin için çarpan şu kalbi gör istemiştim
tam elini tutmak üzereyken
aşkımı itiraf edecekken
sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam
domates, biber, patlıcan
domates, biber, patlıcan
bir anda bütün dünyam karardı
bu sesle sokaklar yankılandı
domates, biber, patlıcan
"
domates biber patlıcan
"keşke hislerimi sana açıkça anlatabilseydim
sana deli gibi aşık olduğumu söyleyebilseydim
göz göze geldiğimiz o anda
sanki dilim tutuldu bir anda
konuşamadım karşında
oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
senin için çarpan şu kalbi gör istemiştim
tam elini tutmak üzereyken
aşkımı itiraf edecekken
sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam
domates, biber, patlıcan
domates, biber, patlıcan
bir anda bütün dünyam karardı
bu sesle sokaklar yankılandı
domates, biber, patlıcan
"
devamını gör...
prenses_aurora
okumayı ve yazmayı seven, bakış açısını kurduğu cümlelere ve anlatış tarzına da yansıtan değerli yazar.
önceden sessizce takibime almışım zaten fakat pek rastlamıyordum kendisine, kısa bir süre önce tanımlarına bir daha göz gezdirince nickaltı yazma gereksinimi hissettim.
keyifli tanımlar.
önceden sessizce takibime almışım zaten fakat pek rastlamıyordum kendisine, kısa bir süre önce tanımlarına bir daha göz gezdirince nickaltı yazma gereksinimi hissettim.
keyifli tanımlar.
devamını gör...
aliterasyon
edebi bir sanat türü olup, aynı seslerin veya hecelerin ahenkle yinelenmesi yoluyla etki bırakma yöntemidir.
ilk kullanım yeri olarak dede korkut hikayeleri kabul edilir :
"karşı yatan karlı kara dağlar karayıptır, otu bitmez."
görüleceği üzere burada k sesi tekrarlanmış.
"salkım salkım tan yelleri estiğinde sakallı bozaç turgay sayradıkta."
burda da s sesi.
modern zamanlardaki bir örneği için mesela reklamlardan bileceğiniz :
"çakar çakmaz çakan çakmak."
ilk kullanım yeri olarak dede korkut hikayeleri kabul edilir :
"karşı yatan karlı kara dağlar karayıptır, otu bitmez."
görüleceği üzere burada k sesi tekrarlanmış.
"salkım salkım tan yelleri estiğinde sakallı bozaç turgay sayradıkta."
burda da s sesi.
modern zamanlardaki bir örneği için mesela reklamlardan bileceğiniz :
"çakar çakmaz çakan çakmak."
devamını gör...
kızların erkeklerden çocuk diye bahsetmesi
özellikle yaşı 18 ile 25 arasında değişen hanım kızlarımız için, vazgeçilmez bir ritüel.
20 yaşındaki er kişiye adam diyemezsin sonuçta, nasıl diyeceksin? karşındaki de adam değildir zaten. adam nedir? büyük çocuktur.
hatta programı bile vardır; adam olacak çocuk.
''bey'' devreye girene kadar, çocukla idare edilecektir artık.
20 yaşındaki er kişiye adam diyemezsin sonuçta, nasıl diyeceksin? karşındaki de adam değildir zaten. adam nedir? büyük çocuktur.
hatta programı bile vardır; adam olacak çocuk.
''bey'' devreye girene kadar, çocukla idare edilecektir artık.
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
misafir uğurlanırken kapı eşiğinde veya apartman koridorunda uzun uzadıya sohbete girilmez. sohbetin uzayacağı anlaşılırsa, komşuları rahatsız etmemek adına içeri geçilip devam edilir konuşmaya.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
yaaaa istediğim groot rozeti gelmiş.* çok mutlu oldum, teşekkürler.
86 karma puan biriktirip alacağım hemennn.*
86 karma puan biriktirip alacağım hemennn.*
devamını gör...
normal sözlük hiyerarşi piramidi
maslow getir götürünü yapamaz öyle bir piramit.
devamını gör...
türkçe isimlerin yabancılardaki karşılığı
samuel - ismail
john - yahya
john - yahya
devamını gör...
spotify
çocukların ısrarı ile kullanmaya başladığım uygulama.
arabada, şehir içinde, benim radyomun yerini bir şey tutamaz ama itiraf ediyorum uzun yolda iyi oluyor.
mustafa sandal ile ankara istanbul yaptım
tarkan ile istanbul ankara yapabilirim.
playlist falan uğrasmak için zaman bulursam bir de onu yapacağım.
evet arkadaşlar ben de amerika'yı keşfettim.
güzel yermiş valla.
arabada, şehir içinde, benim radyomun yerini bir şey tutamaz ama itiraf ediyorum uzun yolda iyi oluyor.
mustafa sandal ile ankara istanbul yaptım
tarkan ile istanbul ankara yapabilirim.
playlist falan uğrasmak için zaman bulursam bir de onu yapacağım.
evet arkadaşlar ben de amerika'yı keşfettim.
güzel yermiş valla.
devamını gör...
nevermore (yazar)
griezmann uzun saçlarıyla da güzel, önemli olan boyamaması. ben kısa saçını saçmalayamayacağı için seviyorum*. başka neyi seviyorum? bu güzel insanları çok seviyorum. tarifi mümkün olmayan duygular yaşatıyorlar insana. aslında anlatırım duygularla ilgili konulara hakimim ama alkolün bana verdiği yetkiye dayanarak çok da uzun yazamıyorum. asla evde değilim. ayrıca şimdiden söylüyorum bir sonraki nickim - değiştirecek olursam- bitter ziyagil. sizi seviyorum korocuğum. iyi ki varsınız. hepiniz iyi ki doğdunuz.
devamını gör...
sevilen insanla kitapçıda tanışmak
bunun bir ileri versiyonu vardı.
(bkz: sevilen insanla psikiyatri koridorunda tanışmak)
(bkz: sevilen insanla psikiyatri koridorunda tanışmak)
devamını gör...



