ya siz delisiniz fjfjcjc. beni güldürdünüz siz de çok gülün ne diyeyim. dm kapalı olduğundan rahatlıkla sallayabilirim. hermafroditim, aradıklarım fark etmiyor. hermafrodit varsa 4lü bile yapabiliriz.* yaş önemli değil bence. kendini genç hissedenler ve gençler üşüşsün hemen.
devamını gör...

burada bulunma sebebimiz cinsel yönelimimizi ön plana almak değil klavyemizi konuşturmak.
t : gereksiz başlık.
devamını gör...

bu karar bile salgınla alakalı alınan önlemlerin göstermelik olduğunun kanıtı.
devamını gör...

sonra yıllanmış evlilikleri görüp şükrediyorum.bu da böyle bir kısır döngü işte,istek ve vazgeçiş.
devamını gör...


baba bugün dağlar yeşil boyandı
kim yaktı kim uyandı
gözlerim agam kalbime ataş düştü
içinde yar da yandı
gözlerim agam su serptim ataş sönsün
serptigim su da yandı
aman amaaan, amaaan amaaan amaan
amman amman aman elinden
di gel otur o güzel boyuna ben de ölem

baba bugün dağlar başı dolu kar
benzim sarı ufkum dar
gözlerim agam her gelen benzim sorar
bilmez kalbimde ne var
aman amaaan, amaaan amaaan amaan
amman amman aman elinden
di gel otur o güzel boyuna ben de ölem.


devamını gör...

tanım: bir devlet bahçeli sözüdür.

şuan ki durumlarına bakıldığında bunu hesap sormaktan pek hallicedir. muhabbet sardı illa ki gönül yaraları kapandı. koltuk-rant sevdası her şeyin ilacı.

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haritalara bakmak. yer yüzünde geziyormuşçasına harika bir zevke ulaştırıyor.
devamını gör...

lise zamanlarımı özlüyorum. yurtta kalmıştım,özellikle yurt ortamını çok özlüyorum. sabahlara kadar olan konuşmalarımızı,her şeyi paylaşabilmemizi özlüyorum. üniversitede özellikle pek bir şey paylaşamaz oldum. bir şeyler paylaşabilmeyi çok özledim maddi manevi o kadar özledim ki...en basitinden aldığım bir bisküviden sadece 1-2 tane yiyebilmeyi çok özledim. yemekhanede hiç yiyemediğim yemekleri özledim,gece etütlerini bile özledim. aramın bozulduğu arkadaşlarımı özlüyorum en çok. çok üzüldüm çok kırıldım ama çok özlüyorum.
o zamanlar kendimi hapiste hissediyordum aslında ama özgürlüğü kazanmak o kadar güzeldi ki. o bahçeden çıkmak o kadar güzeldi ki. şimdi o kadar çok özledim ki oraları.
aslında elimde ne güzel fırsatlar varmış da ben hepsini mahvetmişim,geriye sadece pişmanlıklar ve özlem kalmış.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1946 yılında yapılan bir frank capra filmi. başrolde james stewart var. siyah beyaz bir filmdir fakat renkli versiyonu da bulunmaktadır bazı film sitelerinde. bu filmi izlemek, yurt dışında yeni yıl planlarının olmazsa olmazlarından biridir. çok spoiler vermeden konusundan bahsedeyim;

george bailey, tüm çevresine iyilik yapmış, başkalarının hayallerinin gerçekleşmesi, hayatlarının rahat olması için kendi hayallerinden vazgeçmiş, dünya tatlısı bir adamdır. bir gün bazı terslikler sebebiyle, christmas günü, kendini köprüden aşağı atarak intihar etmeye karar verir. o sırada kanatlarını kazanmak için birisinin hayatına dokunması gereken bir melek, george'u kurtarır. george, melek clarice ile konuşurken laf arasında "hiç doğmamış olmayı dilerdim" der. clarice de bunu fırsat bularak george'a onsuz hayatın nasıl olduğunu gösterir. george hiç doğmamış gibidir. zamanında hayatına ciddi olumlu katkılar yaptığı kişiler, sırf o doğmadı orda yoktu diye, acınası hayatlar yaşamışlardır. bütün bunları gördükten sonra george eski hayatına dönmek ister. ve döndüğünde, tüm ailesi, sevdikleri ve onu sevenler george'un hayatını zora sokan sorunu çözmek için onun gelmesini bekliyorlardır.


en sevdiğim filmdir diyebilirim. bu film olmasaydı çoktan bedenen dünyadan ayrılmış olurdum dostlarım. kendimden ne zaman nefret etsem, ne zaman bir işe yaramadığımı hissetsem, filmi düşünürüm, izlerim bazen, işte o zaman herhangi birinin hayatına olumlu bir konuda dokunduğum gelir aklıma, bir anlığına kendimi, yaşamayı severim. ve bu filmi bana öneren kıvırcık saçlı, hafif ayrık dişli, müthiş gülüşlü adam; ne düşündüğümü sen çok iyi biliyorsun.
devamını gör...

bunun için dondurmacıya koşarak gitmektir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün bir vakıfta çini boyama workshop'una katıldım. sizlere göstermek isterim:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir dönem düzenli olarak sinemada filmlerde uyuyarak dahil olduğumdur. hatta bir dönem uyumak için gidiyordum galiba sinemaya (şaka değil, filmin başından sonuna uyuyup, çıkıyordum salondan). bir gece sabiha gökçen'in mescidinde ve yine çeşitli camilerde uzun ve kısa süreli uyumuşluğum vardır.
devamını gör...

eğer müslüman ise hacet namazı kılmasını tavsiye ederim. olmayacak dua tabirini sevmem, umudu diri tutmak gerek.
devamını gör...

tam da şu anda bir tanesinin, sözlüğün altını üstüne getirdiği durum.
sözlükte başlık açacağım diye, muhtemelen eline sözlük alıp, meseleyi seri bir eyleme dökme durumu...
devamını gör...

doğar doğmaz özünü bulmuş ve ona sıkı sıkı sarılmış, umut sarıkaya tiplemesi.
kültürüne, geçmişine sıkı sıkı bağlıdır, kendi öz babasından helallik isteyecek kadar anadolu'nun yanık tenli öz oğludur, batıya bakmaz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gazeteci murat ağırel'in güzel bir araştırma kitabı. ben sıradan vatandaşların büyük resmi görme , dış güçler gibi olaylarla ilgilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. işimiz bu değil. bizim işimiz şuanı görmek ve cebimizdeki üç lira nerede bunu sormak. eğer şuan cebimizde üç lira değilde bir lira varsa kalan iki lira nerede ? işte bunu öğrenmek için bu kitabı okumak gerekir.

kendisine pek sempati duymasam da , imamoğlu seçildiğinde , derneklere ,vakıflara peşkeş dönemi bitmiştir demişti. bunun ne demek olduğunu bu kitabı okumadan anlayamayız.

kitap komplo teorilerine girmeden , cumhuriyet döneminden itibaren ülke sermayesi nasıl paylaşılmış , kimler yemiş ve hala yiyor belgeleriyle bunu anlatıyor. spoiler vermek gerekirse , en başından beri hep aynı kişiler , farklı kimlikler , örgütler altında yemiş ve hala yiyor. bir azınlığın eline düşmüş bütün sermaye , herkes birbirine peşkeş çekiyor. çok fazla isim olduğu için biraz sıkıcı gelebilir lakin murat ağırel akıcı bir üslupla bunun önüne geçmeye çalışmış.

kitapla ilgili tek eleştirim hep muhafazakar-sağ ideolojinin örgütlenmelerini , derneklerini , vakıflarını anlatmış. sol kesime hiç toz kondurmamış. yazarın ideolojik bakış açısı burada yansımış. ama şu konuda hak vermek gerekirse , her zaman güçlü olan, sermayeyi yiyen sağ kesim olmuştur. bundan dolayı neden böyle yaptığını anlıyorum.
devamını gör...

ayşegül aldinç-haberi yok.
devamını gör...

çocuk olmayı özledim üzüntü yok, stres yok, aşırı düşünme yok, kalp kırıklığı yok.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim