"bu memleket gerizekalılarla, delilerle, ruh hastalarıyla doludur."
nihal atsız'ın sözleri.

kendisinin faşist, ırkçı düşüncelerine tamamen karşıyım ama gün geçtikçe, insanların yaptıklarını gördükçe, hak veriyorum bu sözlerine.
devamını gör...

"acı çekmek ruhun fiyakasıdır."

acı çekmek bir bağımlılıktır. nasıl ki bedenimizi terbiye etmek , dinç kalmak, daha iyi görünmek veya daha sağlıklı yaşamak için bedenimizi yormamız; 150 kilogram ile bench press yapmamız , günde 8 km koşmamız veya plates topunun üstünde zıplamamız gerekiyorsa ruhumuzu dinç tutmanın yolu da düzenli olarak acı çekmektir. belirli periyodik aralıklarla yaptığımız fiziksel aktiviteyi yapmayı bir anda kestiğimizde hem fiziksel hem de psikolojik bir boşluğa düşeriz, binaenaleyh acı çekmediğimiz zaman da elimiz ayağımız titreyecek, yoksunluk hissi beynimizin içinde dönüp duracaktır.

acı çekmeye alışmış bir insan, acı çekilen konunun unutulması veya durumun düzelmesi sayesinde bir rahatlamaya ulaşır. bu rahatlama hissi acı çekmesi sayesinde oluşmuştur. bunun tersi durumda, acı çekmeyen insan sürekli keyif halindedir ancak bunun farkında değildir. çünkü acıyı tatmadığı için içinde olduğu durumun güzelliğini içselleştirememiştir. n.ş.a'da periyodik olarak acı çeken insanı ele aldığımızda, acı çekme durumundan kurtulduğu anda keyif parametresindeki ani yükseliş inanılmaz bir haz vermektedir. işte acı çekmediğimiz zaman oraya buraya sataşıp kırılıp paramparça olmaya çalışmamızın sebebi budur.

son olarak konuyla ilgili düşüncelerimin gelişmesinde bana yardımcı olan , serdar ortaç'ın muhteşeme yakın şarkısında söylediği şu sözlerle tanımımı noktalamak istiyorum:

masumum, dışarıdan daha masumum
maalesef, bunun için sana mecburum
yüksek uçan kuşun, yüreği sarhoşun
acı çeker gibi, kölesi olmuşum
devamını gör...

''vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. devrim'i satın alamazsınız. devrim'i yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak. devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde değildir.'

konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı."

mülksüzler / ursula k. le guin
devamını gör...

anne anlamına da gelen kelime.
devamını gör...

açıklayamam, gözlerine bakarak rakı yudumlayıp kucağına kıvrılabilirim
devamını gör...

ülkemiz kadınlarının sıklıkla başına gelen durumdur.
bundan birkaç yıl evvel metrobüste orta bölümde cam kenarında ayakta seyehat ederken üç erkek etrafımı sardı. sürekli iğrenç şeyler söylemeye başladılar. etraftakiler duydukları halde bu karaktersiz sapıklara tepki göstermedi. bir zaman sonra sinirlerim bozuldu ağlamaya başladım. o zamana kadar bunları duyup müdahale etmeyenlerden biri "gel bacım otur" diyerek bana yerini verdi. oturdum koltuga çok geçmedi, yer veren kişi fiziksel tacize başladı. ellerim dizlerim titremeye başladı, ağlayarak ilk durakta indim.
o olaydan sonra devasa bir postacı çantası aldım,sırtımı eskisi cama yaslamaya devam ettim. önüme çantamı getirip, elime de bir toplu iğne aldım. gereginden fazla yaklaşana, burnumun dibine girip laf atıp haddini aşana saplıyorum. siz de yapın başka türlü bize seyehat hakkı yok.
edit: imla.
devamını gör...

(bkz: platon ders anlatırken hocam fotokopi alsak olur mu diyen atinalı)
(bkz: buffy de vampir sayılır) (bir başka sözlükte görmüştüm, çok hoşuma gitti.)
devamını gör...

sabahın 6 sında yenen patos acılı cips. esenler otogarının tuvaletinde bunu sabahın 6sında bayıla bayıla yiyen 60 yaşlarında teyzeyi gördükten sonra olaylara bakış açım değişmişti. yalnızca midesine değil kainata saygısı yoktu bence.
devamını gör...

devrimsel özellik. böyle devam sözlük.
devamını gör...

namaz kılmak için mekke'de bulunan kabe'ye doğru dönülmesi gereken yön.
belkide dünyada bir tek surinam ülkesi iki ayrı yöne kıblesi olan camilerin olduğu bir ülkedir, çünkü insanlar bu ülkeye gelirken hangi yönden gelmişse ona göre kıble tayin etmişler. endonezya kökenli müslümanların camilerinin kıblesi batıya doğru, hint kökenli müslümanların camilerinin kıblesi doğuya doğrudur.
devamını gör...

ahmet ümit, gençliğinde siyasi olaylar yüzünden polisten köşe bucak kaçmaktan ve saklanmaktan tecrübe kazanarak polisiye romancısı olmuş. hani derler ya anlatılmaz yaşanır diye.
devamını gör...

"daha önce kimseyi böyle sevmemiştim."
devamını gör...

sabonis benim için 1986 dünya kupası finali ile özdeşleşmiş bir adam. trt sağ olsun bu finali özellikle 90'ların ortasında evirip çevirip tam kayıt olarak yayınlardı. en az 4-5 kere izlemişimdir o finali. sonucu bilmeme rağmen her seferinde de aynı heyecanla izledim maçı ki o da benim arıza tarafım *

amiral'in üzerinden yapmış olduğu takip smacına artık şapka mı çıkarırsınız? yoksa önünde saygıyla eğilir misiniz bilemem ama o dönem için bu hareket bence tam bir sanat eseriydi. sabonis bu smaçla david robinson ağabeyimize resmen şu mesajı verdi; çekil şuradan! hava kuvvetleri komutanı geldi. selam dur ve saygı duy!

bahsettiğim takip smacını 3.50'den itibaren aşağıda ki videoda bulabilirsiniz.

tabi o dünya kupasının efsane maçı yugoslavya-sovyetler yarı finalini de izlemenizde fayda var. o maçında tamamını aşağıya iliştireyim. zira drazen petrovic ve arvydas sabonis'i aynı parke üzerinde görmek büyük keyif.

bu adam bana göre basketbol tarihinin gördüğü en komplike beyaz pivottu. oyun tekniği ve görüşü muhteşemdi. 5 numara pozisyonu için pek de rastlanmayan muhteşem bir asist yeteneğine sahipti. ağır sakatlıklar geçirmiş olmasına rağmen nba'de oynadığı 6-7 senelik süreç onu efsaneler arasına sokmaya yetmiştir.

tanım: basketbol topu elinde kaybolan, parkelerin efendisi serisinin nahif ağaçsakal'ı, basketbol aşığı ent ağabeyimiz.
devamını gör...

bıktık ya vallahi bıktık.
devamını gör...

dizi olarak sunulan feride ile kitaptaki feride arasında farklar var. feride öğretmeye ve hizmete tüm olumsuzluklarla savaşarak göğüs geriyordu. anadolu’nun içinde var olmanın, insanı en saf haliyle görmenin sancılarını çekiyordu. kitabın ilk bölümü o kadar hızlı ilerler ki diziyse bu bitmeli dersiniz.

reşat nuri için “genç kız” romanınızı demeleri yerinde olmuş. feride’yi tanıyıp bir köy öğretmeni olmayı hayal etmeyen kadın yoktur.

kitaptaki en güzel yerlerden biri maarif müdürünün batı hayranlığı ile sürekli olarak kendi ülkesini yerip bir an da fransızcaya kendisinden daha hakim bir öğretmen ile karşılaşınca susmasıydı. iki üç yabancı sözcükle kendini avrupalı sananlara ve yetişen öğretmenlerin niteliklerine göz yuman maarif müdürlerine iyi bir göndermeydi.

kamuran sorunsalında hiç girmeyeceğim. zira sonunda da başında da pek değişmemişti. kitabını okumanızı tabii ki tavsiye ederim. ama dizisini izlemek isterseniz 1986 yapımı aydan şener’in başrol olduğu dizi kitapla daha uyumlu ve insanı sıkmayan ayrıntılardan uzak, kısa süreli yayını ile şimdiki dizilerin yarısı bir zamanda 22 bölümdeki finali vermiştir. başarılıdır.
devamını gör...

nedendir bilinmez, benimki papatyadır.
devamını gör...

emeğimizin karşılığı.
devamını gör...

açıklamayı tam okumadım, burada gördüklerim neticesinde bir iki bir şey demek istiyorum. haklı olduğumu gören ancak kabullenmek istemeyen olursa zahmet etmesin, nickini belli etsin ben engellerim. linç falan da işe yaramaz.

akepe'den ve de olaylardan uzakta yorum yapacağım; sınavdan çıkıp yorgun argın eve döndüğümde, sınava gireceğim günün gecesinde yahut dinlenmek için erken yatacağım saatte biri beni uyarmaksızın rahatsız ederse gider kapısına dayanırım birader. yok öyle.
düşünsenize; tam uyuyacaksınız üst kattan bangır bangır müzik sesi geliyor. kafayı yersiniz. öyle olmadığını ispatlayın, arka planıma bok resmi koymazsam adım ne olsun, hadi.

ezanları kaldır'mış, ulan ne alaka? * saat birçok kişinin uyuduğu bir saat. ne hakkınız var o lanet müziğin sesini arşa kadar açmaya?

ne sağcıyım ne solcu ama bu kararın arkasındayım. anneannem geldi gözümün önüne ya, yaşlı haliyle bıkmıştı üst komşuya "duyabileceğin kadar aç sesini." demekten. başlıkta toplasan beş entry var*, beşi de aynı rengin farklı tonu. *
ölüyorum size. *

edit: imla hatası.
devamını gör...

su götürmeyeceğini düşündüğüm gerçek.
çocukların okulda gereksiz diplomasilerle, klişe hareketlerle zamanını harcaması yerine kendilerine zaman ayırmalarını, ellerine kitap almalarını sağladı uzaktan öğretim. artık daha fazla pratik yapabiliyor öğrenciler. öyle duruşlarıyla, görünüşleriyle yargılanma dertleri de yok. travmasız ve verimli.
hem canlı dersleri kontrol etmek daha da kolay, sınıf ortamındaki gereksiz hareketler yapılamıyor canlı derste.
tek sorun herkesin online eğitime katılabilecek cihazı olmaması.

edit: yazarlarımızın tanımlarını okuyunca hak verdim kendilerine, evet.
devamını gör...

'bana sarılmayan insan bin yaşasın' dediğim başlık.
sevmiyorum yahu. ama şimdi desteğe ihtiyacım var diyen olursa elimle sırtına pış pış yaparım o kadar. daha fazla bir şey beklemeyin benden.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim