hep kıyaslama içinde olmaları.. sen yemeği öyle mi yapıyorsun, aayy öyle olmaz, ben böyle yapıyorum gibi gibi. temizlik, çocuk bakımı, eşiyle ilişkisi vb. her şeyi kıyaslamaları. tecessüs yapmaları yani kendilerini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışmaları.
devamını gör...

yılmadan, yorulmadan, sabırla, mücadeleye devam ediyor olmaları.
devamını gör...

aman efendim sayın yoldaş benjamin franklinin yeni icraatlerinden olan kafa sözlük kulüplerinden herhangi biri değil bu sakın yanlış anlamayın. böyle bir kulüp olmasını isteyen varsa da öncelikle kendisini psikiyatri randevusu almaya davet ediyorum.

iskoç yazar robert louis stevenson'un 1970'lerde yayımlanan bir kitabı intihar kulübü. hayattan gerçekten bıktıysanız sizi bu gece bir buluşmaya götüreceğim gibi bir arka kapak yazısına sahip ancak keşke kitabın içeriği de bu yazı kadar iddialı olsaydı. yer yer sıkan ve akıcılığını kaybeden bir kitap bana göre.
neyse efendim kitabın içeriğine gelecek olursak; kitap birbiriyle ilişkili 3 hikayeden oluşuyor. hayattan bıkmış ve intihar etmek isteyen ancak cesaret edemeyen insanlar bu kulüpte buluşuyor. kulüpten bir kişinin diğer kişiyi öldürmesi için iskambil destesinden kart çekiliyor ve maçı ası gelen kişi, sinek ası gelen kişi tarafından öldürülüyor. böyle bir düzen kurulmuş ve bu böyle devam edip gidiyor. bir gün 2 kahramanımızın dahil olmasıyla, olaylar biraz kızışmaya başlıyor.

sonuç olarak isminden etkilenip büyük bir heyecanla okumaya başladığım bu kitap beklentilerimi karşılamadı. konusu ve kurgusu efsane olmaya adayken belki de yazarın anlatım ve işleyiş tarzı kitabı sıkıcı yapmış.


"gençlik korkaklıktır " diye karşılık verdi doktor . " insana; sorunları olduğundan daha kara görünür .ben yaşlıyım ama umutsuz değilim . "



dünya üzerinde hiçbir şey söz verilmiş bir itaat kadar edilgen ya da söz veren kişinin kendini mahkum ettiği şartlar kadar baskıcı olamazdı.



'' sağlığınıza! '' diye bağırdıktan sonra kadehini kafasına dikti. '' size iyi geceler, benim mahvolmuş adamlarım.''
devamını gör...

dünyaya geleli 35 yıl olmuş

yolu yarıladın desene

sanmam, yolda olduğumuza inanırım fakat yolun başlangıcı ile sonu arasında bir nefesten fazlasının olduğuna inanmam. dolayısıyla bana göre bu yolun yarısı diye bir sey olamaz.

boş yapıyorsun, yaşlanıyorsun, kabul et

bedenimdeki çürümenin hızlandığını kabul ediyorum, değişimi, dönüşmeyi. yalnız ilk çocukluk yıllarımda koşmaktan nasıl heyecan duyuyorsam bugün de aynı heyecanı duyuyorum. bir güler yüz bir tatlı söz beni o yıllarda nasıl mesud ediyorsa bugün de öyle. böylelikle, dostum, yaşlandığım konusunda seninle aynı fikirde değilim.

normal konuşmayı hiç bir zaman beceremedin, hep alangirli laflar.

normalden ne anlıyorsun?

ne anlaması. çoban rüstem gibi konuşmuyorsun işte. kasap hasan gibi de, manifaturacı hulusi bey gibi de. hep başka havalar var senin konuşmanda. biliyordum ben zaten sen o felsefe mi nedir onu okumaya gittiğin gün biliyordum başka başka halların olacağını.

iki çay söyle de senin hallarını konuşalım madem.

çay içerim amma hal filan sorma bana.

o niye o

zalımın kızı boşuna umutlanma sana varmam ben dedi. şehirli biriyle evlenip bu kasabadan gidecekmiş.

desene asıl sen yaşlanmaya başlamışsın, kara sevda adamı yer bitirir

essah diyon. yok mu bunun çaresi

var tabi, olmaz mı.
devamını gör...

provokatif bir başlık. hoş yazarın amacı da bu zaten. şahsen kim din diye neye inanırsan inansın hatta en radikal şekilde inansın saygı duyarım. kişi ineğe de tapar, dindardır. güneşe, aya, eşeğe vs. inansın beni ilgilendirmez. burada bahsi geçen islam dini için de geçerli bu. cehaleti de kendisini ilgilendirir. yobaz ve gerici tanımı içerisine girmek için kendi inancını başkalarına dayatmak, tek doğru olarak addedip yaşam ve düşünce alanlarını kısıtlamaktır esas şart olan. inancı ne olursa olsun yukarıda çizdiğim çerçevede yaşayan gerçek dindarların toplum tarafından her daim saygı göreceğini düşünüyorum. dolayısıyla dindar bile olmayıp sadece retorik bağlamda islamcı olanların yobaz olduğu ve toplumdan dışlanması gerektiği de bir gerçek. artık bırakın islamın yakasını sata sata tükettiniz. namaz kılmazlar, ateist olana kafayı takarlar. kokain çekerler, alkol alana kafayı takarlar. sözde fetva ve dini referanslarla her türlü iğrenç zinayı yaparlar, sokakta öpüşene karışırlar. erkek çocuklarına tecavüz ederler bir kereden nolacak derler.. işte bunlar islamsız, allahsız islamcı yobazlardır. tek tanrıları para ve konumdur.
devamını gör...

kordon'da yürümek.

(bkz: izmir)
devamını gör...

hani bi bilgisayar vardır ya, oyun oynayayım dersin kaldırmaz, film izleyeyim dersin donar kalır işte aynen buyum ben. her şeyi yapacakmış izlenimi verip hiçbir şey yapamam.
devamını gör...

(bkz: yoldaş bizi teravihe götür) başlığımın başına bir haller gelip cenabet olmasını ağlar gözlerle seyrettikten sonra yeniden cesaret bulup din yolunda bir şeyler yapmaya çalıştığım kampanya.

tüm gece burada zaten, elinin altında teknoloji ve zehir gibi elemanlar da var. nolur yani her gece, "hadi kalk tatlım okunacak birazdan, kalk bişiler ye" diye arasa? olmadı çaldır kapat? sms? bildirim?


peşin edit : hazall gözünü seveyim bu başlığımdan uzak dur, bak allahın adını verdim uzak dur!

edit : "abi nolmuştu ki?" diye soranlar için;

(bkz: kafa sözlük yönetiminin beni cehenneme yollaması)
devamını gör...

bir süre rum patrikhanesi olarak kullanılan havariyyun kilisesi yıkılarak yerine yapılmıştır.
devamını gör...

çalışmadan sabah akşam yiyip içen gezen şahıs. bu paranın kaynağı nereden geliyor ne hayatlar var be.
devamını gör...

bizimkiler 4 yıl nişanlı kalmışlar. sonrasında bakmışlar evlenecek para pul birikim bir türlü olmuyor, kaçmışlar. naapsınlar garipler. ben aşk çocuğuyum lan.
devamını gör...

aşıyla çip takılacağını savunan insanlar var ya, bazen onların halini gerçekten anlayabiliyorum. asla aşı karşıtı olmayan ben, böyle şeyler duyunca aşı karşıtlığı isteğim uyanıyor. aşıyla çip takacaklar diye propaganda yapasım geliyor. bir de kız vermek ne, batak oynarken mi açıklama yapmış?
devamını gör...

türkiye simülasyonu sunucusunun fişini çekerdi.
devamını gör...

ulan 150 lira burs vereceksiniz, istiyosunuz ki tüm akrabalarım ölmüş olsun, tutunacak dalım kalmasın. sakat kalayım, tecavüze uğrayayım.
devamını gör...

"insanın sevmekten başka seçeneği yoktur; çünkü, eğer sevmezse, seçeneklerinin yalnızlıkta, yıkımda ve umutsuzlukta olduğunu görür."
31.03.1996 * pazar günü çok sevdiğim yazar leo buscaglia'nın "sevgi" adlı kitabının ilk sayfasına tarih ve imza atarak bu sözü yazmışım. bugün elime geçen bu kitapla ufak bir nostalji yaptım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


tün” kelimesi ise eski türkçede “gece” anlamına gelmiş ve bugün kullandığımız “dün” kelimesinin eski hali. kuşlar “tünediğinde”, aslında “gecelemek” için konmuş oluyor.bu bağlamda “tünaydın” da aslında “ışıklı, aydın geceler” demek oluyor. karanlıkta bile aydınlık dileyen, paradoksal ama iyimser bir kelime.
devamını gör...

(bkz: memnun olmayan ortamı terk edebilir kimseyi zorla tutmuyorlar)

sınıflandırılmış insanlar daima insanları sınıflandırmaya çalışır. maruz kalınan psikolojinin etkisidir.
devamını gör...

1638 yılında tahtadan yaptırdığı kanatları sırtına takıp, galata kulesi'nden üsküdar'a uçtuğu söylenir. bu uçuş denemesi avrupa'da da dikkat çekmiş, bu uçuşla ilgili gravürler yapılmış.
devamını gör...

karyotakism fenomenine ismini vermiş olan yunan şair kostas karyotakis'in 1921 yılında yayımladığı ikinci şiir koleksiyonu. koleksiyon ismini homeros'un odysseia'sında unutmayı sağlayarak acıyı geçirdiği söylenen ilaçtan alır. aslında eserin karyotakis'in ilk şiir koleksiyonu olan the pain of men and things ile epey zıt bir bütünlük oluşturuduğunu söyleyenebilir. ilk koleksiyonda şiirler daha çok ikili bir diyalog şeklinde ilerlerken aradan geçen iki yıl nepenthe'de görülen şiirleri daha umutsuz monologlar haline getiriyor ve daha sonraki eserlerinde belirginleşen sarkastik tutumununun yavaş yavaş temellerinin atıldığı gözleniyor. özellikle sleep şiirindeki belirgin charles baudelaire izleri koleksiyonun geneline yayılmış olandan çok daha fazla. şiirler lirikal olarak ne kadar başarılı ise karyotakis o kadar umutsuz bir tutum benimsiyor. savaş karşıtı mihaliyos şiiri ve intihar ettiği prezeve'ye yazdığı şiir lirikal olarak en başarılı şiirleri olarak adledilse bile bu koleksiyonda yer bulan şiirler daha üst düzeydir çünkü sessiz lirizm ile romantik retorik arasında, mersiyeli çeviklik ve hiciv keskinliği arasında bir yerde gidip gelir ve karyotakis'in belirsiz ve dengesiz dünyası içinde okuyucuyu içeri hapsetmeyi ve aynı anda özgür de bırakabilmeyi de amaçlar.


imaginary suicides

they turn the key in the door, take out
their old, well-hidden letters,
read them quietly, then drag
their feet a final time.

their life has been a tragedy, they say.
god! people's frightful laughter,
and the tears, the sweat, nostalgia
of the skies, the landscape's solitude.

they stand there by the window, gazing at
the trees, the children, all of nature,
at the marble-workers hammering away,
the sun that wants to set forever.

ıt's over. here's the note --
appropriately short, profound, and simple,
full of indifference and forgiveness
for whoever's going to weep and read it.

they look in the mirror, look at the time,
ask if it's madness maybe, a mistake.
"ıt's over now" they murmur;
deep down, of course, they're going to put it off.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim