nickaltı başlığı bile açılmamış ezik yazar
al işte adıma başlık açılmış daha ne olsun.
devamını gör...
aktif yazarları sevmek
sempati duyuyorum hepsine. hem sözlüğü büyütüyorlar hem de bunu maddi karşılık beklemeden yapıyorlar. kaldı mı böylesi insanlar? herkes tabii mental rahatlık sağlayabiliyor yazarak ya da okuyarak.
bu işten en mutlu olan yoldaş'tır diye düşünüyorum. düşünsenize yeni bir oluşuma ön ayak oluyorsunuz ve çok çalışma, özveri ve şans ile başarılı oluyorsunuz. şans yanlış kelime oldu aslında. biraz arz-talep meselesi bu. çoğu insan ulu'dan ve ekşi'den şikayetçiydi. temiz bir nefes gibi geldi burası bize.
bu işten en mutlu olan yoldaş'tır diye düşünüyorum. düşünsenize yeni bir oluşuma ön ayak oluyorsunuz ve çok çalışma, özveri ve şans ile başarılı oluyorsunuz. şans yanlış kelime oldu aslında. biraz arz-talep meselesi bu. çoğu insan ulu'dan ve ekşi'den şikayetçiydi. temiz bir nefes gibi geldi burası bize.
devamını gör...
melisho (yazar)
sözlüğe her girdiğimde mutlaka ne yazmış diye baktığım, kafası pırıl pırıl çalışan, açık sözlü ve mizahı kuvvetli yazar.
devamını gör...
seni seviyorum sözüne karşılık verilebilecek cevaplar
şu garibi sevindirdin ya allah senden razı olsun.
devamını gör...
yazarların en sevdiği ağaç türü
nar ağacını severim, meyvesini de seviyorum ama daha çok yapraklarına hayranım. küçük küçük tok ve yağlı gibi parlak yaprakları vardır ve sonbahar geldiğinde hepsi sararır ve hepsi topluca dökülürler.
devamını gör...
doğu ekspresi
bilet satışlarının adil bir şekilde gerçekleştirilmediğini düşündüğüm, kamusal ulaşım aracı olduğu halde özel turizm şirketlerine peşkeş çekilen ulaşım aracı.
bildiğim kadarıyla şimdilerde bu turistik faaliyetler için ikinci bir tren devreye girdi ancak bu daha da saçma geliyor bana. madem ikinci bir tren koyup insanların daha fazla seyahat etmesi mümkün kılınabilir o zaman bu niye tek amacı para için insan silkelemek olan oluşumlara satılıyor; ben bunu anlamıyorum.
bildiğim kadarıyla şimdilerde bu turistik faaliyetler için ikinci bir tren devreye girdi ancak bu daha da saçma geliyor bana. madem ikinci bir tren koyup insanların daha fazla seyahat etmesi mümkün kılınabilir o zaman bu niye tek amacı para için insan silkelemek olan oluşumlara satılıyor; ben bunu anlamıyorum.
devamını gör...
kın
"kılıç kınını kesmez" sözündeki kılıcın kesmediği madde.
devamını gör...
aerojel
%99,8'i havadan oluştuğu için camdan 1000 kat daha az yoğun olan dayanıklı bir madde. silikon tabanlı katı bir maddenin içindeki sıvıyla havanın yer değiştirmesi sonucu oluşur.

bilinen diğer yalıtım maddelerinin en iyisinden yaklaşık 40 kat daha iyi yalıtma özelliğine sahip. dayanıklılığı yüksek olduğundan uzay araçlarında, itfaiyeci giysilerinde kullanılıyor.

bilinen diğer yalıtım maddelerinin en iyisinden yaklaşık 40 kat daha iyi yalıtma özelliğine sahip. dayanıklılığı yüksek olduğundan uzay araçlarında, itfaiyeci giysilerinde kullanılıyor.
devamını gör...
dr charles hoffe'un mrna aşısı yaptıranlara korkunç haberi
wuu çok korktuk aman allahım ne yaptık biz kendimize böyke dr charles ne anasının hamı ise. lan pembe kıçlı dingil doktor tanesi ben zaten tc vatandaşıyım. aşı bana bundan daha kötü ne yapabilir.
devamını gör...
kafa filmler radyo yayını
cam silerken dinliyorum.
entel dantel oldum,
cam silerken.
entel dantel oldum,
cam silerken.
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
çoğunluk gibi benim de sevmediğim bir bildirim. tam yeni bir yazar keşfediyorum ya da uzun zamandır profiline bakamadığım ama sevdiğim bi yazarın tanımlarını oylamaya başlıyorum ki bu bildirim çıkıyor karşıma*. sözlükte yazmaktan çok okumayı sevdiğimi ve diğer insanların yazdıklarını merak ettiğimi daha önceden de söylemiştim ama bu bildirim yüzünden okuduğumu karşımdaki yazara belli edemiyorum ve üzülüyorum gerçekten. umarım yakın bir zamanda tamamen kalkmasa bile oylama ve favorileme sınırını düzeltip daha çok ve sık oylamamıza izin verilir**.
devamını gör...
friedrich nietzsche sözleri
dindarlığınızı tanrı’ya gösterin, bana insanlığınız lazım.
devamını gör...
mecburiyet
"içinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin."
bir çırpıda okunabilecek, kitap bittikten sonra ise etkisini benliğinizde uzun süre hissedebileceğiniz bir stefan zweig eseridir mecburiyet. zweig kitabın ismini "firari" koyacakken son anda "mecburiyet" olarak değiştirmiştir. bu kitap bizleri ferdinand adında bir ressamla tanıştırıyor. ferdinand, karısı ile beraber savaştan kaçıp isviçre'ye yerleşmiş olan bir ressamdır. ülkesi adına savaştan kaçtığı için hep içinde bir yerlerde acaba aynı durumla tekrar karşı karşıya kalır mıyım korkusu yatmaktadır. ve nitekim bu korkusu gerçek olur ve ülkesinden kendisine bir tebligat gelir. ferdinand ülkesi adına savaşmaya çağrılmaktadır. çok zor bir seçim yapmak zorundadır: özgürlük mü? sorumluluk mu? eşi onun kesinlikle savaşa katılmaması gerektiğini düşünmektedir. ferdinand da bu görüşe katılmaktadır lakin içini kemiren bir vicdan hesaplaşması yaşamaktadır. bu içsel hesaplaşmayı, karar verme sürecini stefan zweig çok başarılı bir şekilde yansıtmaktadır okuyucuya. adeta o kararı ferdinand değil de biz verecekmişiz gibi. zaten onu da bu denli büyük bir yazar yapan özelliklerinden birisi de bu harika psikolojik tahlilleri değil midir? zweig aslında bu eserinde kendinden de bahsetmiştir bir anlamda. kendisi de savaş karşıtı olan zweig, bu eserinde aslında hüzünlü bir hikayeye değil de acıklı ve oldukça zor bir sorgulamaya davet etmiştir bizleri.
ferdinand "bunu yapmak istemezdim ama mecburum." der. eşi paula ise neden mecbur olduğunu sorgulamaktadır. ve ferdinand'a, "dürüst ol, vatanın hayatın kadar önemli mi senin için? soylu hükümdarlara bile kalmayan bir taşrayı resim yaptığın sağ elin kadar seviyor musun?" diye sorar. aslında bu cümleler mecburiyetin, vatanın ve savaşın sorgulamasını yaptırıyor bizlere. bize vatan neresidir diye soruyor.
elli sayfalık incecik bir kitap olan mecburiyet, aslında kendimize soramadığımız, insanlık olarak üzerine düşünmediğimiz bir konuda, derin bir sorgulamaya itiyor. kitap bittikten sonra dahi, içimizde bir yerlerde devam ediyor adeta.
bir çırpıda okunabilecek, kitap bittikten sonra ise etkisini benliğinizde uzun süre hissedebileceğiniz bir stefan zweig eseridir mecburiyet. zweig kitabın ismini "firari" koyacakken son anda "mecburiyet" olarak değiştirmiştir. bu kitap bizleri ferdinand adında bir ressamla tanıştırıyor. ferdinand, karısı ile beraber savaştan kaçıp isviçre'ye yerleşmiş olan bir ressamdır. ülkesi adına savaştan kaçtığı için hep içinde bir yerlerde acaba aynı durumla tekrar karşı karşıya kalır mıyım korkusu yatmaktadır. ve nitekim bu korkusu gerçek olur ve ülkesinden kendisine bir tebligat gelir. ferdinand ülkesi adına savaşmaya çağrılmaktadır. çok zor bir seçim yapmak zorundadır: özgürlük mü? sorumluluk mu? eşi onun kesinlikle savaşa katılmaması gerektiğini düşünmektedir. ferdinand da bu görüşe katılmaktadır lakin içini kemiren bir vicdan hesaplaşması yaşamaktadır. bu içsel hesaplaşmayı, karar verme sürecini stefan zweig çok başarılı bir şekilde yansıtmaktadır okuyucuya. adeta o kararı ferdinand değil de biz verecekmişiz gibi. zaten onu da bu denli büyük bir yazar yapan özelliklerinden birisi de bu harika psikolojik tahlilleri değil midir? zweig aslında bu eserinde kendinden de bahsetmiştir bir anlamda. kendisi de savaş karşıtı olan zweig, bu eserinde aslında hüzünlü bir hikayeye değil de acıklı ve oldukça zor bir sorgulamaya davet etmiştir bizleri.
ferdinand "bunu yapmak istemezdim ama mecburum." der. eşi paula ise neden mecbur olduğunu sorgulamaktadır. ve ferdinand'a, "dürüst ol, vatanın hayatın kadar önemli mi senin için? soylu hükümdarlara bile kalmayan bir taşrayı resim yaptığın sağ elin kadar seviyor musun?" diye sorar. aslında bu cümleler mecburiyetin, vatanın ve savaşın sorgulamasını yaptırıyor bizlere. bize vatan neresidir diye soruyor.
elli sayfalık incecik bir kitap olan mecburiyet, aslında kendimize soramadığımız, insanlık olarak üzerine düşünmediğimiz bir konuda, derin bir sorgulamaya itiyor. kitap bittikten sonra dahi, içimizde bir yerlerde devam ediyor adeta.
devamını gör...
türkiye'de ve dünyada islam'a yönelişin iyice hız kazanmasının nedeni
tam tersi olduğunu düşünüyorum. bir sürü imam hatipli tanıyorum ateist oldu. ateist olmayanın da namazında, niyazında olduğunu söyleyemem.
devamını gör...
uyumak için yapılanlar
morfinle anca olacak gibi şu aralar.
devamını gör...
türk kadınının eleştiri kabul etmemesi
türk erkeğinin ağzına her geleni eleştiri sanıp söylemesi, söylemeden önce akıl süzgecinden geçirmemesi gibi birşey olsa gerek
devamını gör...
anın fotoğrafı

dizimde bu arkadaş ile serviste eve dönüş yolundayım. bu kardeş de işten dönüyor herhalde yorgun bir hali var. (bkz: swh)
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
karşıdan gelen insanları cinayet haberlerindeki fotoğraflar gibi yüzü mozaikli şekilde görmek.
devamını gör...
ilgi göstermeyen erkeğe öfkelenip hırs yapan kadın
erkeklerin çoğu sıkıntılı tavrı kadınlara mâl etmesi ciddi bir sorun. çoğunun yetersizliği "kan verir gibi yatan kadın geyiğini" ortaya çıkardı mesela. ya da bu toplumda çocuk sahibi olamayan erkek bulmak çok zordur. hep kadınlar tedavi olur topluma göre. kısır gelin vardır, kısır damat yoktur. çok sıkıldım ben bu köylü kafalardan.
kadınların ilgi beklemesini olumsuz bir durum olarak gösteren hiçbir erkeğin şu soruyu kendisine sorduğunu görmedim. ilgi göstermek istemediğim biriyle neden görüşmeyi tamamen bitirmiyorum? görüşmek istemediğiniz bir kadın hâlâ sizden ilgi ve sevgi bekliyorsa evet burada kadının psikolojik olarak ne denli manyak olduğunu tartışabiliriz.
ancak benim gördüğüm örneklerde kadınlar "her şeyi görmüş geçirmiş erkek tribi" ile salağa döndürülüyor. her şeyi gördüm kadına doydum offfffff erkekleri vardır. tam dolandırıcı tipler.
önce kadına 2 hafta kesintisiz ilgi gösteriyorlar. her sabah günaydın mesajları, çok güzel cümleler, müthiş bir değer verme. sinsi sinsi kadının tek bir yanlış cümlesini bekliyorlar ve o cümle geldiği an kendilerini geri çekiyorlar. o güne kadar kusursuz ilgi gören kadın kendini suçlamaya başlıyor ve o erkeğe tüm ilgisini gösteriyor. gönül almaya, o ilgiye tekrar kavuşmaya, o adamı kazanmaya çalışıyor. sonra da ilgi görmeyince deliren kadın gibi görünüyor çoğu.
şimdi başa dönebiliriz. madem kadınla görüşmek istemiyorsun, onu istemiyorsun neden kadının hayatında duruyorsun? engelle, arayınca açma, mesajlara cevap verme. ne kadar çok ego tatmin aracı var insanların yahu. inanılmaz bir şey.
çoğu kız arkadaşım bahsettiğim erkek tipi nedenli salağa döndürülmüş durumda. oysa şu soruyu sorunca her şey sahiden düzeliyor.
bana ilgi göstermeyen, gün içinde aklına gelmediğim, bana değer vermeyen bir insanla olmak için neden çaba harcıyorum? hayatı boyunca tek ego tatmin aracı ona ilgi gösteren kadınlar ya da erkekler olan biriyle neden vakit harcıyorum?
tabii.
kadınların ilgi beklemesini olumsuz bir durum olarak gösteren hiçbir erkeğin şu soruyu kendisine sorduğunu görmedim. ilgi göstermek istemediğim biriyle neden görüşmeyi tamamen bitirmiyorum? görüşmek istemediğiniz bir kadın hâlâ sizden ilgi ve sevgi bekliyorsa evet burada kadının psikolojik olarak ne denli manyak olduğunu tartışabiliriz.
ancak benim gördüğüm örneklerde kadınlar "her şeyi görmüş geçirmiş erkek tribi" ile salağa döndürülüyor. her şeyi gördüm kadına doydum offfffff erkekleri vardır. tam dolandırıcı tipler.
önce kadına 2 hafta kesintisiz ilgi gösteriyorlar. her sabah günaydın mesajları, çok güzel cümleler, müthiş bir değer verme. sinsi sinsi kadının tek bir yanlış cümlesini bekliyorlar ve o cümle geldiği an kendilerini geri çekiyorlar. o güne kadar kusursuz ilgi gören kadın kendini suçlamaya başlıyor ve o erkeğe tüm ilgisini gösteriyor. gönül almaya, o ilgiye tekrar kavuşmaya, o adamı kazanmaya çalışıyor. sonra da ilgi görmeyince deliren kadın gibi görünüyor çoğu.
şimdi başa dönebiliriz. madem kadınla görüşmek istemiyorsun, onu istemiyorsun neden kadının hayatında duruyorsun? engelle, arayınca açma, mesajlara cevap verme. ne kadar çok ego tatmin aracı var insanların yahu. inanılmaz bir şey.
çoğu kız arkadaşım bahsettiğim erkek tipi nedenli salağa döndürülmüş durumda. oysa şu soruyu sorunca her şey sahiden düzeliyor.
bana ilgi göstermeyen, gün içinde aklına gelmediğim, bana değer vermeyen bir insanla olmak için neden çaba harcıyorum? hayatı boyunca tek ego tatmin aracı ona ilgi gösteren kadınlar ya da erkekler olan biriyle neden vakit harcıyorum?
tabii.
devamını gör...
