zaten gündemdeki her meseleyle ilgili yazılıp çiziliyor. 20-30 kişinin aktif olup aynı anda taş çatlasa 10 kişinin entry girdiği bir sözlükle malum sözlüğün ilgili başlıklarındaki tanım sayısını karşılaştırmak elmayla armutu karşılaştırmaya benziyor. zaten mevcut potansiyeli dahilinde gündemle ilgili bir sözlük olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

dark tranquillity’in 27 kasım 1995 yılında çıkarmış olduğu duygu yüklü ve şahane albümüdür, aynı zamanda da şarkısıdır. şarkısı çok güzel azizim ama albümün içindeki olan şarkılar daha da güzel. bu albümün başlığı niye açılmadı bu zamana kadar anlam veremiyorum ya. halbuki sözlükte o kadar metalci var, şu eski ama bir o kadar da değerli albümün başlığı açılması lazımdı. neyse bana nasipmiş artık yapacak bir şey yok.

birbirinden değerli şarkılara sahip olan bu albüm dark tranquillity’in metal kariyerinin zirve yapmasına neden olan albümdür aynı zamanda. dark tranquillity’i dark tranquillity yapan albümdür. hayranları tarafından yere göğe sığdırılamaz, haklılar da, albüm on numara beş yıldız olmuş.
albüme ait şarkılar şunlardır;

punish my heaven
silence, and the firmament withdrew
edenspring
the dividing line
the gallery
the one brooding warning
midway through ınfinity
lethe
the emptiness from which ı fed
mine ıs the grandeur
of melancholy burning

şimdi bakalım albümün içindeki şarkılara, bu albümde lethe diye bir efsane şarkı var, ağıt gibi dinlemesi oldukça keyiflidir çünkü şarkı kendisini dinletiyor ve akıcılığı ahengi sayesinde adeta büyülüyor. her şarkısı güzel de, lethe başka azizim ya, bu şarkı metal dünyasında vazgeçilmez bir şarkı haline gelmiştir adeta. punish my heaven, the dividing line, the gallery gibi şarkıları da pas geçmek istemiyorum bunlar da şahane dark tranquillity şarkılarıdır. metalcilere itina ile önerilir, dinleyin dinletin anasını satıyım. dinlemeyenler varsa acilen aşağıdaki vereceğim linke tıklasın derim.

the gallery albüm videosu;
devamını gör...

ne yalan söyleyeyim ojeli tırnakları görünce gaza geldim.* her nekadar yeni olmasa da sırf ojeli tırnak görselim var diye atmak istedim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öncelikle belirteyim. teknoloji ne kadar ilerlerse o kadar zararlarıda beraberinde getiriyor. tamam. ‘senin tüm geçmişin’ bölümünde fark ettik bunu.

ben diyorum ki olsuuun. olsun ya. yararı, zararı kendime. ben bu teknolojiden istiyorum. aşık oldum, bayıldım diziye başladığımda en etkilendiğim bu oldu. sonrasında herkesin anlayabileceği kadar basit bi anlatımla günümüz gerçeklerini suratımıza çarptılar. gayette hoş oldu. umarım biraz olsun farkındalık kazanmışızdır.

her bölümü illaki düşüncelere sürüklüyor beni ama özellikle ‘hang the dj’ bölümü zaten üzerine düşündüğüm bi konuydu. spoiler sayılmayacağnı bilerekten:

“ya simülasyondaysak ve bu yaşadıklarımızın hiç biri gerçek değilse?” konusu hepimizin aklından en az bir kere geçmiştir diye düşünüyorum. hah işte bu bölümde tamda böyle bi tat var. aşk bile var.

beni en yıpratan bölüm ise ‘metal kafa’ olmuştur. hiç bir şekilde “kaçış” olmadığı için. hala ara sıra aklıma gelir. ayyy tüylerim ürperdi yine. öyle bir dünyam olsaydı kesin kafayı yerdim, başka faktörlere gerek kalmazdı.

bu arada 6. sezonu psikoloğumuz bozulur diye yayınlamadılar henüz. ben razıyım diye bas bas bağırdım sosyal medyada. sezonları fırlatın ben baş ederim dedim. cevap gelmedi.

yeni sezon hakkında bi takım teoriler üretmiştim. yayınladıklarında bakıcam ne kadarı tutmuş tahminlerimin. şimdiden hepimize güzel delirmeler.
devamını gör...

tatlı hayat dizisinde, fevkaladenin fevki bir şekilde ihsan yıldırım karakterini canlandıran ve aklıma hep o karakterde yer edecek oyuncudur.
devamını gör...

beyaz gülü andıran kokusu ile ilkbaharın ikinci yarısına yakın açmaya başlayan ayva ağacının çiçeğidir.
ayva yaprağının ve çiçeğinin bitki çayı şeklinde demlenerek tüketilmesinin kalp damar sağlığı, bağışıklık sistemi, ruh sağlığı üzerinde dinlendirici etkileri, anne sütünü artırmaya faydaları birçok farklı kaynakta geçmektedir.
ayrıca yazın müjdecisi olarak kabul edilen ayva çiçeğinin, mevsiminde çok olması arkasından gelecek kışın soğuk geçeceği şeklinde de yorumlanır. bahçemizden görsellerle ayva çiçekleri...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1909-2003 yılları arasında yaşamış 1936 yılı türkiye güzeli.

tıp eğitimi aldı;sonrasında kendisi gibi doktor olan mustafa sakaoğlu ile evlenip abd’ye yerleşti. yaklaşık 7 yıl abd’de çalıştıktan sonra ülkeye geri döndüler.

onunla ilgili en önemli detay, daha yeni kurulmuş sayılan bir cumhuriyette, kadının adının olmasını kanıtlamasıdır. bir çok ülkenin hala kadını arka plana attığı bir dönemde, hem güzel seçilmiş hem de doktor olmuştur. bu durum basit gibi görünse de yüzyıllardır gelen alışkanlıkların ve ön yargıların, bu kadar kısa sürede silinmesi bana göre mucizevi bir olaydır.

mahmure birsen hanım, hayatı boyunca iki kere yangın felaketine maruz kalmıştır ve tesadüf odur ki ikisinde de fatih itfaiyesi müdahale etmiştir ve hayatını kurtarmıştır. birinci yangın 4 yaşındayken, diğeri ise 2000 yılında meydana gelmiştir.

eşi ile çocukları olmamıştı ve 1999 yılında da eşini kaybedince ve 2000 yılındaki yangından sonra iyileşir iyileşmez akıl sağlığı yerinde raporu aldı ve vasiyetini yazdı.

vasiyetine göre, kardeşine ve yeğenlerine kuruş para bırakmadı. bankada bulunan 25 milyon lira paranın aylık yasal faizlerinin tümünün, fatih itfaiyesi’nin tüm personeline bıraktı. bankadaki paranın yasal faizleri her ay bu personellere bırakılacak, personelin vefatı halinde yasal varisleri bu haktan faydalanamayacak ve devlet hazinesine aktarılacaktı.

kardeşi ve yeğenleri bu vasiyet ile ilgili dava açsa da kazanamadılar. fatih itfaiyesi’nin de taraf olduğu davada, mahkeme itfaiye lehine karar verdi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kaynak : odatv4.com/guncel/mahmure-b...
foto kaynak: m.sabah.com.tr/yasam/turkiy...
devamını gör...

20 senedir değişmeyen şey tayyip.
devamını gör...

cemaatlere nefret kusanların, cemaate methiyeler düzülen tanımları favorilemesi skandalı.
artı oy alabilmek için omurgayı feda etmek.
okumadan oylamak, yazar sevmek ama okumamak, yahu siz bir yazarı niye sevmek*
devamını gör...

hakikaten (bkz: truman show)'da olduğumuzu düşünüyorum artık.
devamını gör...

her ay onların yatak döşek hallerini çekmek zorunda kalırdık. abartıp ilk reglinde vasiyet yazdıranlar bile çıkabilirdi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
keşke yaşıyor olsaydı da ben bokunu temizleseydim yine... ağladığınızda gözlerinizin içine içine bakan, içini eriten bir canlının bokunu seve seve temizliyor insan.
devamını gör...

fotoğraf çektirecek tonla yer olması. yoksa o trafik falan çekilir çile değil vallahi.

bide söylemesi havalıdır hani: nerde yaşıyorsun? istanbul'da ya yaşanacak başka yer mi var ki? *
devamını gör...

meslek lisesi mezunları, meslek yüksekokulu ya da fakülte okumadan kolaylıkla iş bulabiliyordu.
devamını gör...

''the lord of the portakals gösterime girdi''

sözlük sinemasının ilk örneği olarak gösterilen ve mellisho'nun yönetmenliğini üstlendiği ''the lord of the portakals'' adlı yapım sözlük yazarlarının beğenisine sunuldu. filmin gösterime girmesiyle birlikte başlıkta oluşan uzun kuyruklar ve yaşanan izdiham gözlerden kaçmadı.

film, bir avuç portakalın sözlük dünyasını ekşiten, azılı limonlarla olan mücadelesini epik bir dille beyaz perdeye yansıtıyor. fantastik kurgu ögelerin öne çıktığı yapım ''at bordagalları'' repliği ile uzun süre akıllardan çıkmayacak gibi duruyor.

aldığımız bilgilere göre mellisho bu filmi ev temizliğinden arta kalan zamanlarda bin bir güçlükle çekmiş. takriben bir iki aydır evini temizlemeye erinmiş olan yönetmen, çamaşır suyunun kapağını açtığı anda bir aydınlanma yaşayarak, bu projeyi hayata geçirmeye karar vermiş. bununla ilgili yorumu ise şu oldu; ''çamaşır suyunun zihnimde oluşturduğu o kadim yaratıcılık etkisini hayatım boyunca unutmayacağım.''

henüz filmi izleme imkanı bulamamış olan yazarlarımıza, filmi izlemelerini şiddetle tavsiye ediyoruz. ekran başına geçmeden önce portakallarınızı soyup baş ucunuza koymanız da önemle rica edilir.

sözlükten kısa havadisler

* aldığımız bilgilere göre meja mahlaslı yazarımız, "bal yerine reçel yapan arı" mahlaslı yazarımızı incelemek için sözlük yönetimine başvurmuş. bilimsel konulara ilgisi ile dikkat çeken yazarımızın, reçel yapan arıyı kesip biçip, üzerinde farklı deneyler yapabileceğinden korkuluyor. bu sebeple yazar hakları derneklerinin ayaklandığı ve yönetime baskı yaparak bu sözde bilimsel çalışmayı durdurun çağrısında bulunduğundan bahsediliyor.

* tutankamon'un laneti kendisini karma puan çılgınlığına kaptırdı. gözleri kararan ve durdurulamayan yazarımız, üçüncü rozetini alarak, sözlüğün yoksul yazarlarına nazire yapıyor. ilerleyen günlerde bir estetik ameliyat yaptırmayı planladığını öğrendiğimiz yazarımız, kullanıcı adını tutankamonun karması olarak değiştirecekmiş.

* sofmusic mahlaslı yazarımızın, bizlerin bale sevgisini arttırmak için yaptığı paylaşımlar sonrasında, yönetime başvurarak, tüm yazarlara rusya'dan bale pabucu getirtelim dediği öğrenildi.

yoldaş'ın konuya olumlu yaklaştığı ve bu pabuçların sipariş edildiği bilgisini de teyit ettik. fakat yaklaşık bir aydır pabuçların akıbeti hakkında herhangi bir bilgi alınamıyor.. yönetim nezdinde bir indira gandi durumu yaşanmış olabilir. bu yüzden tüm sözlük yazarlarının hakları olan bale pabuçlarını yönetimden istemesi ve bu mühim konu ile ilgili baskı yapması gerekliliğini sizlere özenle hatırlatırız.

* antiseptik özellikteki tanımları sonrasında tentürdiyot'un sözlüğün resmi ilacı olmasına karar verildi. bu mevzu ile ilgili yoldaş'ın ''buraya batticon girmeyecek! bu kullanıcı adını yasaklıyorum.'' tarzında bir ifade kullandığı sızan bilgiler arasında. ne diyelim hayırlı olsun.

* yönetim çözülemeyen sudoku'nun başına ödül koydu. kimsenin bir türlü çözemediği çözülemeyen sudoku mahlaslı yazarımızın çözülmesi için kesenin ağzını açan yönetim, sudoku'yu çözene 250 karma puan hediye edeceğini açıkladı. konuyla ilgili görüşlerini aldığımız çözülemeyen sudoku, muhabirimize; '' bunlar beni çözeceğim derken, gemici düğümü atarlar. bu konuda hiç umudum yok.'' şeklinde yanıt vererek karamsarlığını gözler önüne serdi.

açık mert korkusuz kafa sözlük haber ajansının ara bültenini okudunuz.

önemli not: bir sonraki bültende ''sözlük radyosu ve ortam dinlemesi'' üzerine hazırladığımız dosyayı paylaşacağız. ayrıca ''the lord of the portakals''dan sonra gösterime giren yeni filmleri değerlendireceğiz.

ayrıca fark ettiyseniz ajansımız hangi haberi geçerse, sonrasında sözlükte yaşananlar bizleri teyit eder bir nitelik arz ediyor.

kaos'un ayak seslerini ve istibdat-i yönetimin geldiği noktayı uzun uzun sizlere aktarmıştık. sonrasında sözlükte yaşananlar yine bizleri haklı çıkardı. haberciliği müneccim pastası yenilen bir boyuta taşımış olmaktan ayrıca kıvanç duyuyoruz.
devamını gör...

her insanın bir başkası için sonsuz bir muamma oluşu, üzerinde düşünülmesi gereken muazzam bir hakikattir.
iki şehrin hikayesi - charles dickens
devamını gör...

en çok, umutları için yaşar.

o umutlar kayboldukça yaşama isteği de azalır.
devamını gör...

bir (bkz: fikret kızılok) şarkısı. sözlerini yazam da tam olsun.

bunca yıl herkesten kaçtın, en sonunda buldum sandın
ansızın içini açtın yapma dedim, yaptın gönül
gözleri senden uzaktı, farkedilmez bir tuzaktı
sana böylesi yasaktı yapma dedim, yaptın gönül
o bir yolcu sen bir hancı
gördüğün en son yalancı
içindeki derin sancı
gitmez dedim kaldı gönül
sen istedin, ben dinledim
senden ayrı olmaz dedim
en sonunda ben de sevdim
şimdi beni kurtar gönül
gözlerin bakar da görmez, ellerin tutar da bilmez
gece gündüz farkedilmez
demedim mi sana gönül?
sabahın tam üçündesin, dertlerin en gücündesin
hala onun peşindesin gitme dedim, gittin gönül
böylesi sevdiğin için
bir kördüğüm oldu için
ağlıyorsun için için
demedim mi sana gönül?
sen istedin, ben dinledim
senden ayrı olmaz dedim
en sonunda ben de sevdim
şimdi beni kurtar gönül
böylesi sevdiğin için
bir kördüğüm oldu için
ağlıyorsun için için
demedim mi sana gönül?
sen istedin, ben dinledim
senden ayrı olmaz dedim
en sonunda ben de sevdim
şimdi beni kurtar gönül
o bir yolcu sen bir hancı
gördüğün en son yalancı
içindeki derin sancı
gitmez dedim kaldı gönül
sen istedin, ben dinledim
senden ayrı olmaz dedim
en sonunda ben de sevdim
şimdi beni kurtar gönül
o bir yolcu sen bir hancı
gördüğün en son yalancı
içindeki derin sancı
gitmez dedim kaldı gönül
sen istedin, ben dinledim
senden ayrı olmaz dedim
en sonunda ben de sevdim
şimdi beni kurtar gönül
o bir yolcu sen bir hancı
gördüğün en son yalancı
içindeki derin sancı
gitmez dedim kaldı gönül
sen istedin, ben dinledim
senden ayrı olmaz dedim
en sonunda ben de sevdim
şimdi beni kurtar gönül


benim en sevmediğim fikret kızılok şarkısı olabilir. kalbim'i buna ziyade hep daha çok sevmişimdir. bunun her rakı sofrasına bir şekilde dahil olmasından dolayı olabilir, bilemiyorum. o tekrarlar beni boğuyor.
devamını gör...

çarşambaları artık çok seviyorum ya hu!
önce brothers düğüm salonu radyo yayını, sonrasında şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını ile ha-ri-ka geçiyor çarşamba gecelerim.
bu hafta bay impoş* bize pilli bebek anlatacakmış. o zaman ben de şuraya bi anımı iliştireyim:

bilenler bilir, kızılay, ankara'daki yeraltı ulaşımın ortak noktasıdır. hat geçişleri vs. o duraktan yapılır. bu sebeple bazı bekleme yerlerinde sağ tarafta bir hat, sol tarafta başka bi hat vardır. genelde bu bekleme yerinin ortasında da oturaklar* olur. bu oturaklar da genelde sırt sırta olacak şekilde ikişer kişilik 2 taraflı olur.
mekan anlatımım bu kadar.

günün sakin saatlerinde olmalı ki bir gün metro beklerken bu oturaklarda, galiba metro bekleyen yaşı biraz ilerlemiş bi teyzeyle sırt sırta oturuyordum. kulağımda kulaklık uslu uslu dinliyorum. ama bi sorun var. dinlediğim şarkı sanki dışarıdan geliyor gibi. hafifçe yokluyorum kulaklığı. acaba sesini çok mu açtım da dışarı çıkıyor, diye. yok, benden değil ama dinlediğim şarkıyı başka bi yerden daha duyuyorum. o anda fark ettim ki, yandaki oturakta oturan, benim emsallerimde bi çocuk kendince bu şarkıyı söylüyor. adımın merdumkaptan olduğundan emin olduğum kadar eminim ki o çocuk o an orada bizimle değildi. yani cismen var kabul, ama ruhu başka yerde başka birinin yanındaydı. neyse, kulaklığın tekini çıkardım usulca dinliyorum söylediği şarkıyı * *.
şarkının özellikle bi kısmı var ki, ne şarkıcılar burayı söyleyemedikleri için rezil oldular; merak ediyorum o yüzden orayı nasıl söyleyecek? derkeeen bu arkadaş şöyle bi dikleşti ve "olsuuuuuuun" diye bi giriş yaptı amaaa gerçekten pek güzel söyledi. sesi de çok güzeldi ayrıca. aynı zamanda söylerken de ellerini falan iki yana açtı, kafayı yukarı kaldırdı; tammm modunda yani. yüzümde ufak bi gülümsemeyle hem izledim hem dinledim. kısa bi süre içinde de metro ve tramvay, aynı anda geldi. o anda yapılan anonslarla çocuk bi silkelendi. sanıyorum, sesli bi şekilde böylesine söylediğinin farkında değildi. hemen etrafına bakmaya başladı ve o arada denk geldik. hafifçe güldüm, o da biraz mahcup bi ifadeyle güldü. "bazen olsun demek gerekiyor" dedi. "olsun" dedim. sonra karşılıklı ufak bi asker selamı gibi selam verip karşı hatlara binip gittik.

önce kulaklığımla, peşi sıra duraktaki çocuktan dinlediğim şarkı pilli bebek-olsun şarkısıydı. çocuğun da dediği gibi, bazen olsun demek düşüyor bizim payımıza, bazen bi ayrılığa, bazen bi hastalığa, bazen bi dost kazığına, bazen de hayatın ta kendisine...
gönlümüzce ve huzurla tabi bi de detone olmadan "olsuuuuuuun" demekler olsun hepimizeee.
devamını gör...

katıldığım fikirdir. sözde lisans mezunu oranımız yüksek diyebilmek için siyasi çevrelerce gençlerin emekleri zayi olup gidiyor (bkz: işsizliğin artması). onca emeğe rağmen atanamayan bir dünya gencimiz birikiyor. yazık bu gençlere... istihdam olmayacaksa neden okuyor bunca genç?

belki o çocuk hiç üniversiteyi okuyamayacak, ama en azından hayata 4 sene önce hazırlanmaya başlayacak. belki çırak olur, belki haylaz... ama en azından ne olacağını görebilmek için 4 sene boşuna beklemiş olmaz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim