insan olmasaydın ne olmak isterdin sorunsalı
dinozor olmak isterdim efenim. soyum tükenirdi de görmezdim bu zamanları..
devamını gör...
her iki kadından biri gece taksiye binmeye korkuyor
ibb'nin yaptığı araştırmanın sonucudur. ülkenin gündeminden düşmeyen kadın cinayetlerinden sonra buna şaşırmak mümkün değil. katılımcıların yüzde 92'si taksilere kamera konulmasını istiyor. bir şeyleri kökten çözmez belki ama hiç yoktan iyidir.
bb istanbul planlama ajansı, ‘istanbul’da taksi kullanım alışkanlıkları, ihtiyaç ve beklentiler' başlığı ile 555 vatandaşla telefonla görüştü. araştırma, alo 153 çözüm merkezi'ne son iki yılda yapılan şikayetlerle desteklendi.
katılımcıların yüzde 39,9’u gece saatlerinde taksi yolculuğunu güvenli bulmuyor. bu konuda erkek ve kadın katılımcılar arasında fark ise dikkat çekiyor kadınların yüzde 51,9’u gece saatlerinde taksi yolculuğunu güvenli bulmazken erkeklerde bu oran yüzde 27,3.
gece saatlerinde taksi yolculuğu yapmayı güvenli bulmayan katılımcıların yüzde 70,9’u, taciz veya saldırıya uğrayabileceği korkusu yaşadıklarını söylüyor. bu korkuyu yaşayanların yüzde 63,2’si kadın.
katılımcıların yüzde 42,7’si, taksi kullanım sıklığının artması için ücretlerin daha uygun olması gerektiğini dile getiriyor. şoförlerinin tavrında iyileşme olması (yüzde 14,7) da öne çıkan bir diğer öneri. katılımcıların yüzde 9’u kadın şoförlerin sayısının artırılmasını istiyor. yüzde 92’si, taksilere kamera konulmasının yolculuk deneyimini iyileştireceğini söylüyor.
buradan
bb istanbul planlama ajansı, ‘istanbul’da taksi kullanım alışkanlıkları, ihtiyaç ve beklentiler' başlığı ile 555 vatandaşla telefonla görüştü. araştırma, alo 153 çözüm merkezi'ne son iki yılda yapılan şikayetlerle desteklendi.
katılımcıların yüzde 39,9’u gece saatlerinde taksi yolculuğunu güvenli bulmuyor. bu konuda erkek ve kadın katılımcılar arasında fark ise dikkat çekiyor kadınların yüzde 51,9’u gece saatlerinde taksi yolculuğunu güvenli bulmazken erkeklerde bu oran yüzde 27,3.
gece saatlerinde taksi yolculuğu yapmayı güvenli bulmayan katılımcıların yüzde 70,9’u, taciz veya saldırıya uğrayabileceği korkusu yaşadıklarını söylüyor. bu korkuyu yaşayanların yüzde 63,2’si kadın.
katılımcıların yüzde 42,7’si, taksi kullanım sıklığının artması için ücretlerin daha uygun olması gerektiğini dile getiriyor. şoförlerinin tavrında iyileşme olması (yüzde 14,7) da öne çıkan bir diğer öneri. katılımcıların yüzde 9’u kadın şoförlerin sayısının artırılmasını istiyor. yüzde 92’si, taksilere kamera konulmasının yolculuk deneyimini iyileştireceğini söylüyor.
buradan
devamını gör...
porno sitelerinin yasaklanması
siz ciddi misiniz ya? olum porno izlenmezse asıl sapıklık azalır. porno insanı yavaş yavaş doyumsuzlaştırır ve her seferinde daha iğrenç seviyelere varan fantezilerle sapıklaştırır. milf, matur, tecavüz, trans, gay, pedofili diye yolunu kaybedenlerle dolu memleket. acıcık bilim ya...
devamını gör...
udumbara
sanskritçe'deki anlamı “cennetten gelen hayır çiçeği” olan udumbara avatar filminden sonra “avatar çiçeği” olarak anılmıştır.

avatar filminde mutluluğu yakalayanların üzerine konduğunu gördüğümüz udumbara budizm'de ficus racemosa'nın ağacı, çiçeği ve meyvesini ifade eder.

budist efsanelerine göre udumbara dünyada üç bin yılda bir açan ve en nadir görülen çiçektir.
udumbara’nın üzerinde yaşadığı ağacın meyvesi içinde yetişmesi ve bir santimetreden bile küçük olması nedeniyle gözle fark edilmesinin epey zor olduğunu da belirtelim.
bu arada ortaya çıktığı zamanlarda o bölgede güzel şeyler olacağına ve efsanevi birinin tahta oturacağına ait inanış bulunan udumbara çiçeği başka….görüntüsü o çiçeğe benzeyen böcek yumurtaları başka.

yurdum insanları bu farkı bilmediklerinden “bizim köyde bunlardan çok var, chrysoperla carnea diye bir böceğin yumurtası” diye ahkam keserler anca.
haber ajansımızın kurucusu sevgili ateist kaplumbağa’nın #520441 bahsettiği dosyalarda bu çiçek ile ilgili gizli bilgiler de bulunmakta idi.
bir muhabirimizden aldığımız bilgiye göre bu çiçeğin bulunduğu gizemli bir yerde yüzüklerin efendisi’ndeki kralın kılıcı narsil de varmış. *
hem udumbara hem de narsil’e sahip olup tahta oturmak isteyen bir oturuşta 10 dürüm yiyenin elinden ateist kaplumbağa’yı kurtaranlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
udumbara ve narsil’i elde etmek için
helios ile göklerde
hazall ile çiçek tarlalarında
kuzguncuktaki vişne ile meyve bahçelerinde
evernevergreen ile ormanlarda
zümrüd-ü anka ile kaf dağında
petit prince de paris ile paris’te
oglalalakota ile amerika’da
japon 35 ve son samuray ile japonya’da,
ice ile kutuplarda
son feci mars ile mars'ta
tartarus ile yerin altında
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası ile süt ürünlerinin ulaştığı her yerde araştırmalar yapmayı düşünüyoruz, tabi ki arzu ederlerse.*
“öyle işler vardır ki sonu karanlık bile olsa, bu işlere başlamak yapmayı reddetmekten daha iyidir" – aragorn.

avatar filminde mutluluğu yakalayanların üzerine konduğunu gördüğümüz udumbara budizm'de ficus racemosa'nın ağacı, çiçeği ve meyvesini ifade eder.

budist efsanelerine göre udumbara dünyada üç bin yılda bir açan ve en nadir görülen çiçektir.
udumbara’nın üzerinde yaşadığı ağacın meyvesi içinde yetişmesi ve bir santimetreden bile küçük olması nedeniyle gözle fark edilmesinin epey zor olduğunu da belirtelim.
bu arada ortaya çıktığı zamanlarda o bölgede güzel şeyler olacağına ve efsanevi birinin tahta oturacağına ait inanış bulunan udumbara çiçeği başka….görüntüsü o çiçeğe benzeyen böcek yumurtaları başka.

yurdum insanları bu farkı bilmediklerinden “bizim köyde bunlardan çok var, chrysoperla carnea diye bir böceğin yumurtası” diye ahkam keserler anca.
haber ajansımızın kurucusu sevgili ateist kaplumbağa’nın #520441 bahsettiği dosyalarda bu çiçek ile ilgili gizli bilgiler de bulunmakta idi.
bir muhabirimizden aldığımız bilgiye göre bu çiçeğin bulunduğu gizemli bir yerde yüzüklerin efendisi’ndeki kralın kılıcı narsil de varmış. *
hem udumbara hem de narsil’e sahip olup tahta oturmak isteyen bir oturuşta 10 dürüm yiyenin elinden ateist kaplumbağa’yı kurtaranlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
udumbara ve narsil’i elde etmek için
helios ile göklerde
hazall ile çiçek tarlalarında
kuzguncuktaki vişne ile meyve bahçelerinde
evernevergreen ile ormanlarda
zümrüd-ü anka ile kaf dağında
petit prince de paris ile paris’te
oglalalakota ile amerika’da
japon 35 ve son samuray ile japonya’da,
ice ile kutuplarda
son feci mars ile mars'ta
tartarus ile yerin altında
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası ile süt ürünlerinin ulaştığı her yerde araştırmalar yapmayı düşünüyoruz, tabi ki arzu ederlerse.*
“öyle işler vardır ki sonu karanlık bile olsa, bu işlere başlamak yapmayı reddetmekten daha iyidir" – aragorn.
devamını gör...
yapılan işin doğru düzgün yapılmaması
bu başlığın açılması örnek verilebilir(!)
cinsiyetçi bir kullanımdır.
doğru düzgün, daha iyi bir kullanımdır.
başlık taşıma editi: tabii başlık bu şekilde açılmamıştı. adam akıllı diye açılmıştı. sözlük de cinsiyetçiliğe el ataraktan bu sorunu çözmüş.
tanım: insanın şevkini kıran durumdur. yarım yamalak işten ne anlarsınız, hiç anlamam ki.
cinsiyetçi bir kullanımdır.
doğru düzgün, daha iyi bir kullanımdır.
başlık taşıma editi: tabii başlık bu şekilde açılmamıştı. adam akıllı diye açılmıştı. sözlük de cinsiyetçiliğe el ataraktan bu sorunu çözmüş.
tanım: insanın şevkini kıran durumdur. yarım yamalak işten ne anlarsınız, hiç anlamam ki.
devamını gör...
1990 doğumlu teyzeler
31 yaşındaki kadına teyze deniyorsa sözlüğü ergenler basmış demektir.. teyze değillerdir..
devamını gör...
her sınıfta mutlaka bulunan tipler
hocam melis ağlıyor tuvalete gidebilir miyiz diyen tip. melis herhangi biri olabilir tabi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının olabileceği renk
doğaya zarardan çok yarar sağlayan hatta insanların açtığı yaraları saracak bir yeşil olmak ya da yeni filizler çıkmasını sağlayan bir kahverengi olmak isterdim.
devamını gör...
necati şaşmaz'ın kendisini mehdi olarak görmesi
necati şaşmış.
devamını gör...
normal sözlük'ü ekşi'ye çevirmiyoruz kampanyası
evet arkadaşlar kafa sözlüğün ateşli genç yazarı olarak bu kampanyayı başlatıyorum. tahmin ediyorum ki birçoğumuz ekşi'deki rezalet ötesi, herkesin birbirini gömdüğü kurtlar sofrasından kaçtık ve buraya sığındık. genç bir kardeşiniz olarak sizlerden ricam burayı herkesin birbirine laf sokmak için sıra beklediği, her başlıkta espri kasılmaya çalışılan saçma bir yere dönüştürmeyelim.
devamını gör...
u stambulu na bosforu
istanbul boğazı'nın üzerinde / anlamına gelen "u stambulu na bosforu " bosna'da (bkz: sevdalinka) denen bir halk şarkısıdır. hangi dönemde ve neyden kaynaklandığı bilinmemektedir /şiir, paşanın ölümü üzerine eşinin üzüntüsünü anlatıyor. bu şarkı çok farklı sevdalinka sanatçıları tarafından seslendirilse de şimdiki hali (bkz: zaim ımamovic)tarafından seslendirilmiştir.
sevdiğim yorumlardan bir tanesi:
sözleri:
u stambolu na bosforu bolan paša lezi,
duša mu je na izmaku, crnoj zemlji tezi.
molitva je njemu sveta,
dok mujezin s minareta
uci glasom svim:
"allah illallah, selam alejkjum"!
"dok ste vjerno sluge moje sluzili moj harem,
neka od vas svako uzme sedam zena barem".
iz oka mu suza kanu,
pa na minder mrtav pa´nu,
stari musliman.
"allah illallah, selam alejkjum"!
kad je cula pašinica za tu tuznu vijest,
da se paša preselio na ahiret svijet.
iz oka joj suza kanu,
pokraj paše mrtva pa´nu,
ljubav pašina.
"allah illallah, selam alejkjum"!
çeviri*
ıstanbul boğazında paşa hasta yatıyor.
ruhu çöküyor ve kara toprağın hasretini çekiyor.
ibadet onun için kutsal, müezzin minarede
sesleniyor;
"allah, illallah, selam aleyküm "
"allah,illallah,selam aleyküm "
"hizmetkarlarım haremime içtenlikle hizmet ettiğiniz için her biriniz en az bir kadın alabilirsiniz "
paşanın gözünden bir damla yaş düştü ve divanın üzerine düşüp kaldı.
yaşlı müslüman ;
"allah, illallah, selam aleyküm "
"allah, illallah, selam aleyküm "
paşanın karısı kötü haberi duyduğunda,
paşanın ahirete göç ettiği haberini
onun da gözünden bir damla yaş düştü ve o da divanın üzerine düşüp kaldı
paşanın sevgilisi;
"allah, illallah, selâm aleyküm"
"allah, illallah, selam aleyküm"
sevdiğim yorumlardan bir tanesi:
sözleri:
u stambolu na bosforu bolan paša lezi,
duša mu je na izmaku, crnoj zemlji tezi.
molitva je njemu sveta,
dok mujezin s minareta
uci glasom svim:
"allah illallah, selam alejkjum"!
"dok ste vjerno sluge moje sluzili moj harem,
neka od vas svako uzme sedam zena barem".
iz oka mu suza kanu,
pa na minder mrtav pa´nu,
stari musliman.
"allah illallah, selam alejkjum"!
kad je cula pašinica za tu tuznu vijest,
da se paša preselio na ahiret svijet.
iz oka joj suza kanu,
pokraj paše mrtva pa´nu,
ljubav pašina.
"allah illallah, selam alejkjum"!
çeviri*
ıstanbul boğazında paşa hasta yatıyor.
ruhu çöküyor ve kara toprağın hasretini çekiyor.
ibadet onun için kutsal, müezzin minarede
sesleniyor;
"allah, illallah, selam aleyküm "
"allah,illallah,selam aleyküm "
"hizmetkarlarım haremime içtenlikle hizmet ettiğiniz için her biriniz en az bir kadın alabilirsiniz "
paşanın gözünden bir damla yaş düştü ve divanın üzerine düşüp kaldı.
yaşlı müslüman ;
"allah, illallah, selam aleyküm "
"allah, illallah, selam aleyküm "
paşanın karısı kötü haberi duyduğunda,
paşanın ahirete göç ettiği haberini
onun da gözünden bir damla yaş düştü ve o da divanın üzerine düşüp kaldı
paşanın sevgilisi;
"allah, illallah, selâm aleyküm"
"allah, illallah, selam aleyküm"
devamını gör...
venüs
güneş doğmadan 2 saat önce venüs en parlak halini alır. aya çok yakın durur. eğer gökyüzünde güneş battıktan hemen sonra ve güneş doğmadan önce çok parlak bir yıldız ( gezegen) görüyorsanız bu venüs’tür. gece ayırt etmek zor ama bu zamanlarda kolay.
ayrıca bu sebeplerden ötürü hem morningstar hem de eveningstar denir.
ayrıca bu sebeplerden ötürü hem morningstar hem de eveningstar denir.
devamını gör...
jim carrey
truman show filmi performansı üstüne, performans tanımam.
çocukluğumu derinden etkileyen bir film olması yönünden de bunu, bu kadar içselleştiriyor olabilirim.*
t: duygusal filmlerin kurgusal karakteri. romantizmi komediye, duygusalı ise eğlenceye, kendine has bir üslupla dönüştürmeyi, tip-karakter ayrımını, üst düzey mimikleriyle ustaca sunabilen aktör.
magazinsel yönüne gelecek olursak, uzun zaman, eski kız arkadaşının intiharı sonucu eve kapanmış ve yeni yeni toparlanmaya başlamıştır. hala eski ününe ve karakterine geri döndüğü de söylenemez. e yani. yaşlanma diye de bir gerçek var. mental, sosyal ve ruhsal açıdan insanı olgunlaştırıp büyütüyor. *
her neyse, yeri doldurulabilseydi çok güzel olurdu.
çocukluğumu derinden etkileyen bir film olması yönünden de bunu, bu kadar içselleştiriyor olabilirim.*
t: duygusal filmlerin kurgusal karakteri. romantizmi komediye, duygusalı ise eğlenceye, kendine has bir üslupla dönüştürmeyi, tip-karakter ayrımını, üst düzey mimikleriyle ustaca sunabilen aktör.
magazinsel yönüne gelecek olursak, uzun zaman, eski kız arkadaşının intiharı sonucu eve kapanmış ve yeni yeni toparlanmaya başlamıştır. hala eski ününe ve karakterine geri döndüğü de söylenemez. e yani. yaşlanma diye de bir gerçek var. mental, sosyal ve ruhsal açıdan insanı olgunlaştırıp büyütüyor. *
her neyse, yeri doldurulabilseydi çok güzel olurdu.
devamını gör...
the midnight gospel
8 bölümden oluşan felsefe , doğa , varoluş , cinsellik , hayat , hayal , uyuşturucu ve aklıma gelmeyen bir sürü konu hakkında muazzam konuşmaları içeren çizgi dizidir.
son bölümde gerçekten çok etkilendim ve gözyaşlarıma hakim olamadım müthiş bir bölüm müthiş bir iş.
her bölümü ayrı ayrı güzel ve bol bol düşünmemize araştırmamıza sebep oluyor ve bir kere izlemekle hakim olamayacağımız konular tartışılıyor.
kesinlikle izlenmesi gereken harika bir yapım herkese tavsiye ederim.
ayrıca böyle işlerin netflixte daha çok olmasını rica ediyorum.
son bölümde gerçekten çok etkilendim ve gözyaşlarıma hakim olamadım müthiş bir bölüm müthiş bir iş.
her bölümü ayrı ayrı güzel ve bol bol düşünmemize araştırmamıza sebep oluyor ve bir kere izlemekle hakim olamayacağımız konular tartışılıyor.
kesinlikle izlenmesi gereken harika bir yapım herkese tavsiye ederim.
ayrıca böyle işlerin netflixte daha çok olmasını rica ediyorum.
devamını gör...
isa'ya göre incil
dün gece bitirdiğim jose saramago’ya ait eser.
bu kitaptan biraz uzun bahsedeceğim, çünkü kitabı okumak da oldukça zamanımı aldı. zamanımı almasının nedeni, yazarın dili değil veya kitabın kalınlığı da değil. kitabı hakkıyla anlayabilmek için, kitapta bahsi geçen konuları da okumak istedim. çünkü yazar yanlış hatırlamıyorsam 2-3 yerde , okuduğunuz kitap incildir ,diye belirtmiş. bu yüzden de karşılaştırma ihtiyacı duydum. kitabı okuyacak olanlar için, şu ufak araştırmaları da yapıp, şu başlıklarda topladım:
(bkz: matta incili)
mika kitabı
hirodes
hirodes antipa
öncelikle neden aforoz edildiğini anlıyoruz okudukça. isa’yı insanlaştırmış olması ve insani zevkleri, arzuları, korkuları da onu anlatırken kullanması tepki almasına neden olmuştu. ama kitabın sonlarına geldiğimizde, yazarın asıl derdinin isa değil, tanrı olduğunu görüyoruz. beytüllahim katliamı sonrası ( hirodes başlığında bahsettim) , şu isyan göze çarpıyor:
tanrı, bir kılıçla masum arasına giremiyorsa; o tanrı ne işe yarıyor
buradan ve sonlara doğru, isa, şeytan ve tanrının kayıkta buluşmaları bölümünde de bunu daha net anlıyoruz.
tanrı şeytan’ın barışma ve dünyadan kötülüğü çekme teklifini reddettikten sonra şunu söylüyor:
….elimden gelse seni daha kötü yapardım. çünkü,benim sunduğum iyilik, senin sunduğun kötülük var olmadıkça var olamaz. eğer sen bitersen, ben de biterim. şeytan şeytan olmadıkça, tanrı da tanrı olamaz.
bir de şu bölüm var ki burada da tanrı düşmanlığı görünüyor. şeytan ile 4 yıl çobanlık yapan isa ( bu arada yazar 4 yıl demiş ama kutsal kitaplarda 40 gün, şeytanın isa’yı ayartmaya çalışmasından bahseder), yanlışlıkla öldürdüğü kuzu üzerinden şu konuşmayı yapıyorlar:
…köleler bize hizmet etmek için doğuyorsa, içlerini açıp kölelik içlerindemi bakmamız lazım. kralın da içini açıp,krallık içinde mi var bakmalıyız. bir gün şeytanla karşılaşırsak ve içini açmamıza izin verirse, bahse girerim ki içinden tanrı çıkacak,şaşıp kalacağız.
buradan da anlıyoruz ki kitapta yazarın asıl eleştridiği tanrı kavramı. isa’yı yine mucizeler yapan bir tanrı oğlu olarak resmediyor. yukarda bahsettiğim gibi kitapta, incilden alıntıladığını ve hatta ‘elinizdeki incil’ kavramını kullandığı görülüyor. anlattıklarının dayanağının çoğu (bkz: matta incili)’nde geçiyor. ama bazı durumlar değiştirilmiş tabi, bunu yazar kendi zevkine göre mi değiştirdi, yoksa matta harici başka bir kaynak mı kullandı bilemiyorum.
kitabın asıl amacı dediğim gibi sonlarda kayık muhabbetinde anlaşılıyor. tanrı yolunda ölecekler için yazar üşenmemiş 5-6 sayfa ayırmış. burada da din adı altında yaşanan ölümler eleştiriliyor aslında.
kitabın yazım diline gelirsem; saramago bildiğimiz saramago. ama ben dilini çok sade buldum. zaten okumakta zorlandığım (bkz: fil’in yolculuğu) kitabıydı. şöyle diyeyim, okurken, isa ile bastığı topraklara bastım, üzerine yağan yağmuru hissettim, acısını yaşadım, hayal kırıklığını gördüm. yani kitapla birlikte yolculuk ettim. evet gerçekten okunacak bir kitap. ama din hassasiyeti olanlara tavsiye etmiyorum. çünkü jose’un arkasından küfür etmenizi istemem*.
daha yazacak çok şey var hakkında. aklıma geldikçe editlerim. bitirirken şu alıntıyı da ‘tatminsizlik’ çekenler için paylaşayım:
tatminsizlik evladım,insanın kalbine onu yaratan tanrı tarafından konmuştur. kendimden bahsediyorum ama bu tatminsizlik,ki insanı benim benzerim kılar, benim kendi kalbimde doğup büyüdü; zamanla zayıflayacağı yerde gitgide güçlendi; daha baskıcı, daha ısrarcı oldu.
bu kitaptan biraz uzun bahsedeceğim, çünkü kitabı okumak da oldukça zamanımı aldı. zamanımı almasının nedeni, yazarın dili değil veya kitabın kalınlığı da değil. kitabı hakkıyla anlayabilmek için, kitapta bahsi geçen konuları da okumak istedim. çünkü yazar yanlış hatırlamıyorsam 2-3 yerde , okuduğunuz kitap incildir ,diye belirtmiş. bu yüzden de karşılaştırma ihtiyacı duydum. kitabı okuyacak olanlar için, şu ufak araştırmaları da yapıp, şu başlıklarda topladım:
(bkz: matta incili)
mika kitabı
hirodes
hirodes antipa
öncelikle neden aforoz edildiğini anlıyoruz okudukça. isa’yı insanlaştırmış olması ve insani zevkleri, arzuları, korkuları da onu anlatırken kullanması tepki almasına neden olmuştu. ama kitabın sonlarına geldiğimizde, yazarın asıl derdinin isa değil, tanrı olduğunu görüyoruz. beytüllahim katliamı sonrası ( hirodes başlığında bahsettim) , şu isyan göze çarpıyor:
tanrı, bir kılıçla masum arasına giremiyorsa; o tanrı ne işe yarıyor
buradan ve sonlara doğru, isa, şeytan ve tanrının kayıkta buluşmaları bölümünde de bunu daha net anlıyoruz.
tanrı şeytan’ın barışma ve dünyadan kötülüğü çekme teklifini reddettikten sonra şunu söylüyor:
….elimden gelse seni daha kötü yapardım. çünkü,benim sunduğum iyilik, senin sunduğun kötülük var olmadıkça var olamaz. eğer sen bitersen, ben de biterim. şeytan şeytan olmadıkça, tanrı da tanrı olamaz.
bir de şu bölüm var ki burada da tanrı düşmanlığı görünüyor. şeytan ile 4 yıl çobanlık yapan isa ( bu arada yazar 4 yıl demiş ama kutsal kitaplarda 40 gün, şeytanın isa’yı ayartmaya çalışmasından bahseder), yanlışlıkla öldürdüğü kuzu üzerinden şu konuşmayı yapıyorlar:
…köleler bize hizmet etmek için doğuyorsa, içlerini açıp kölelik içlerindemi bakmamız lazım. kralın da içini açıp,krallık içinde mi var bakmalıyız. bir gün şeytanla karşılaşırsak ve içini açmamıza izin verirse, bahse girerim ki içinden tanrı çıkacak,şaşıp kalacağız.
buradan da anlıyoruz ki kitapta yazarın asıl eleştridiği tanrı kavramı. isa’yı yine mucizeler yapan bir tanrı oğlu olarak resmediyor. yukarda bahsettiğim gibi kitapta, incilden alıntıladığını ve hatta ‘elinizdeki incil’ kavramını kullandığı görülüyor. anlattıklarının dayanağının çoğu (bkz: matta incili)’nde geçiyor. ama bazı durumlar değiştirilmiş tabi, bunu yazar kendi zevkine göre mi değiştirdi, yoksa matta harici başka bir kaynak mı kullandı bilemiyorum.
kitabın asıl amacı dediğim gibi sonlarda kayık muhabbetinde anlaşılıyor. tanrı yolunda ölecekler için yazar üşenmemiş 5-6 sayfa ayırmış. burada da din adı altında yaşanan ölümler eleştiriliyor aslında.
kitabın yazım diline gelirsem; saramago bildiğimiz saramago. ama ben dilini çok sade buldum. zaten okumakta zorlandığım (bkz: fil’in yolculuğu) kitabıydı. şöyle diyeyim, okurken, isa ile bastığı topraklara bastım, üzerine yağan yağmuru hissettim, acısını yaşadım, hayal kırıklığını gördüm. yani kitapla birlikte yolculuk ettim. evet gerçekten okunacak bir kitap. ama din hassasiyeti olanlara tavsiye etmiyorum. çünkü jose’un arkasından küfür etmenizi istemem*.
daha yazacak çok şey var hakkında. aklıma geldikçe editlerim. bitirirken şu alıntıyı da ‘tatminsizlik’ çekenler için paylaşayım:
tatminsizlik evladım,insanın kalbine onu yaratan tanrı tarafından konmuştur. kendimden bahsediyorum ama bu tatminsizlik,ki insanı benim benzerim kılar, benim kendi kalbimde doğup büyüdü; zamanla zayıflayacağı yerde gitgide güçlendi; daha baskıcı, daha ısrarcı oldu.
devamını gör...
kişinin 5 yılda yaşadığı değişim
artık hiç kimseye güvenmiyorum
dinden soğudum
beklentiyi sıfırladım
insanlara merhametten vazgeçtim
iyilik yapmaya korkar oldum
herşeyi sorgular oldum
insan sevmez oldum (benim için sadece bitki, doğa ve hayvanlar var artık. geriye kalanlar formalite)
dinden soğudum
beklentiyi sıfırladım
insanlara merhametten vazgeçtim
iyilik yapmaya korkar oldum
herşeyi sorgular oldum
insan sevmez oldum (benim için sadece bitki, doğa ve hayvanlar var artık. geriye kalanlar formalite)
devamını gör...
kitap okumanın verdiği huzur
oturduğumuz yerde bambaşka dünyaların kapılarını açan, birçok hayata dokunabilmemizi sağlayan sihirli an.
devamını gör...
ziyan
umut_yazar isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
sözlükte ''zarar, israf'' anlamlarına gelen sözcüktür.
sözlükte ''zarar, israf'' anlamlarına gelen sözcüktür.
devamını gör...
boğulma hissi
sanki biri iki eliyle boğazınıza sarılmışta, sizi öldürecekmiş gibi zuhur eden bir duygu.
bu aralar sıklıkla böyleyim.
boğulacak gibi.
kendimi rus edebiyatı romanlarında gibi hissediyorum.
kaderimi dostoyevski mi yazdı acaba?
cebimdeki son 50 ruble ile karlı bir petersburg akşamı, karlı ve soğuk bir sokakta çıtırdayan zemine basarak, sağa sola sarsılarak yürüyor gibiyim.
bu aralar sıklıkla böyleyim.
boğulacak gibi.
kendimi rus edebiyatı romanlarında gibi hissediyorum.
kaderimi dostoyevski mi yazdı acaba?
cebimdeki son 50 ruble ile karlı bir petersburg akşamı, karlı ve soğuk bir sokakta çıtırdayan zemine basarak, sağa sola sarsılarak yürüyor gibiyim.
devamını gör...
yeni zelanda'da 8.1 büyüklüğünde deprem olması
son zamanlarda "keşke yeni zelanda'da yaşasam" demeye başladığım için gerçekleştiğini tahmin ettiğim olay.
adını andığım inek sütten kesiliyor...
adını andığım inek sütten kesiliyor...
devamını gör...