üstteki yazara ithafen;
gerçekten millet şaka sanıyor olayı, çocuk oyuncağı sanıyor. yıllarca türkiye topraklarında bir miktar özgürlükçü ve laik, bir miktar tutucu yani ortaya karışık yaşıyorlar, şımarık bir velet gibi şeriat istiyorlar.
o olay gerçekten çok başka, bakın velev ki şeriat geldi, eminim maksimum 3 hafta sonra kolsuz bacaksız gezecek nüfusun %20 si.
cidden az akılcı davranmaları gerek, hadi arap kültürüne hayransın ona da eyvallah da, (aslında değil de) şeriat hükmünü istemek cidden yoğun zeka geriliği.
devamını gör...

kıymalı olanı makbul olan ve lezzeti içindeki kıyma oranı dolayısıyla fiyatı ile doğru orantılı olan efsane yiyecektir.

kalp damar hastalıklarının 1 numaralı davetçisidir.
devamını gör...

içinde adım yazan bir tanım bıraktın giderken, dönüp dolaşıp onu okuyor, o tanımın içindeki şarkıda boğuluyorum. adımı duymak, okumak hiç bu kadar zor gelmemişti.
oysa senin adının yanına yakışmıştım, sen bahçe ben rüzgâr, bir de denizi alacaktık ardımıza, sonrası hep iyilik güzellik.

geçen gün iskeleye gittim, sensiz oldu ama kusura bakma. yine de attığım ilk adımdan son tekerlek dönüşüne kadar her saniye aklımdaydın. ev vardı, ben vardım, seneler sonra gelen yaşama gücü vardı, bahçedeki zakkum kokuyordu, denizin iyotu tam kıvamındaydı, hanımelini ve limon ağacını dikeceğim yerleri sana soracaktım tam; yoktun...

bak işte bu çok kötü, yarım kalmışlığın bile yarısında kalmışım, öyle acımasız. vicdan azabı insanın içinde bir yerde asılı kalır ya, bilirsin belki o ağırlığı, öyle bir ağırlık.

olması lazım, olmaması lazım, yok, eksik, natamam, haber, deniz, kahve, çamur, şarkılar, urla, limon ağacı, hanımeli, didoş, bakılmayan bir mutsuz, kendine bakamayan ben, yarım kalmış bir şarkıda sen..

haksızlık çok hadsiz ve sensizlik çok haksız!
devamını gör...

son zamanlarda izlediğim en heyecanlı maçtı. hem benim hem de muslera'nın izlediği en heyecanlı maçtı.
adamı net yarım saat hiç görmedim, ne yaptı bir netflix mi patlattı, çekirdek mi çitledi bilemiyorum.
kaçan fırsatlarda delirdim. o direkleri, oraya dikenlere övgü dolu sözler dile getirdim. inanılmaz şanssızlıklar yaşadık.
halil derviş oğlu ilah mıdır? evet. bu çocuk bir kaç yıla canavar olacaktır.
kerem'in genç yaşına rağmen 70. dakikada tükenmiş olması ve terim'in onu 90. dakikaya kadar sahada tutması skandalı!
kolaysa sen çık 70 dakika koş diyeceksiniz fakat halil'in dalağının şiştiğini içimde hissettim, şener'in canı çıktı fakat asla pes etmediler ve ayrıca ben futbolcu değilim.*
arda'nın poposu cumhuriyet ilan etmiş, göndersinler artık o göbeleği....
oğulcan'ın çıkmadan saçlarına fön çektirmesi ayrıca takdire şayan.
gelelim hz. mustafa muhammedimize, iyi varsın. nice deistleri yeniden peygamber varlığına ve mucizelerine ikna ediyor.
yalnız 61. dakikada hz. mustafa muhammed bey hazırlanırken çıplaktı ve kameralar tam 30 saniye ona odaklanmıştı.
şu ramazan günlerinde günaha girmemek için bakamadın, peygamber günahına giremem, töbeeee....
covid dolayısı ile kasları erimiş, medine dilencileri gibi kalmış veya instagramda çıplak fotoğrafları shoplu.
antalya'nın kalecisi boffin'de ilah gibiydi. adam 80 dakika tek kale maça maruz kaldı ve ölümüne mücadele etti.
mete kalkavan net bir şekilde antalya'ya haksızlık yaptı, bence etik değildi. özellikle 87. dakika ve sonrasında barizdi.
maç sonu kırmızısı da bunu kanıtladı.
şahsen, antalya oyuncularına üzüldüm.
devamını gör...

hozier'in çok sevdiğim, eşcinsellerin gördükleri baskıyı konu alan bir şarkısıdır.

cinsellik ve cinsel yönelim ne olursa olsun doğaldır. cinsel eylemler en insani davranışlardır. ancak kilise gibi bir organizasyon cinsel yönelimle ilgili utanç duymayı başarılı bir şekilde öğreterek insanlığın ayağını kaydırır,günah der. tanrıya hakarettir der. bu şarkı kendini buna karşı savunmak, insanlığını aşkla ehlilleştirmekle ilgidir diyor hozier.
aynı zamanda inanca saldırmadığını da belirtiyor.
hozier bu parçayı ilk aşkına ithafen yazmış. "ı was born sick but ı love it. command me to be well" - "hasta doğdum ama bunu seviyorum. iyi olmamı emret" sözlerini bir şiirden esinlenmiş.




bu şahane şarkıyı birde sofia carlberg'den dinleyin. şarkının en sevdiğim coverlarından biri :

şarkının orijinali :

insanları cinsel yönelimine, dinine, dış görünüşüne, statüsüne ve daha bir çok şeye bağlı kalarak yargılamadığımız, insanları yalnızca iyi insan ve kötü insan olarak ayırdığımız, huzurlu ve barışçıl bir dünyada yaşamak dileğiyle...
devamını gör...

twitter.com/atavrattroll/st...

şanlıurfa’da gerçekleşen enteresan olay. hacamat yaptıran basur hastası vatandaşın anüsüne yağlı çay bardağı kaçmış. çay bardağı ameliyatla çıkarılmış. evet.

not: başlık karakter sınırına takıldığı için çay bardağı diyemedim. evet.
devamını gör...

erkeklerin söyledikleri yalanlar ile kapışan yalanlardır. temelinde de yine saçma sapan toplum baskısı vardır çoğunlukla..
devamını gör...

hayal edelim, küçük bir çocuk. deneme-yanılma yöntemi ile doğru ve yanlışı öğreniyor. doğru yapınca aferin; yanlış yapınca günah, deniyor. günah işleyenlere ne olur, diye sorunca da cehennemde yanar, yanıtını alıyor. bu yüzden bence; tanrı, bizi cezalandıran biriydi ve kaşlarını çatıp yukarıdan bizi izliyordu.
bir de çocuk halimle nereden bulup okuduysam bir dini ansiklopedide (sanırım o ara gazetelerin kupon karşılığı dağıttıklarından biri idi.) günahların karşılığı olarak tasvirler vardı. mesela yalan söyleyenlerin dili yerlerde sürünecek kadar kocaman ve irinli olacaktı. hayal etmesi şimdi zor, kendim kadar bir dil ağzımdan çıkmaz gibi ama o zaman zihnim tahayyül ediyordu. sonra hangi günahtı pek emin değilim ama etlerimiz parça parça dökülüyordu.
böyle işte... konudan komşudan, yaşlı akrabalardan duyduğum hep günah işlediğimdi. ee tanrı da beni cezalandıracak kişi. bir de çok merhametli olduğu için cezalarımızı çekince yine de bizi cennetine alacaktı.
oysa isterdim ki tanrı sadece sığınacağım, güveneceğim, dualar edeceğim biri olarak aktarılsaydı. yine büyüyünce hayal kırıklığım olurdu belki ama en azından çocukluk anılarımdaki tanrı, insanları seviyor olurdu.
devamını gör...

bazen yaptığım eylemdir. üç kuruşluk insanlar için başıma iş açılır korkusuyla yapılır.
devamını gör...

mart ayını beklemeleri.
devamını gör...

bu kitabın ününü çok duydum. her sorduğumda tavsiye edilen bir kitaptı. ama kalın olduğu için cesaret edememiş, kitaplıkta aylarca bekletmiştim. şimdi anlıyorum neden ısrarla tavsiye ettiklerini.

kelimeler özenle seçilmiş, cümleler inci gibi dizilmiş, sayfalar ilmek ilmek dokunmuş. kitabın edebiyatımızdaki yerini ve öneminin herkes biliyor. reşat nuri güntekin'e yakışır bir kitap. aşk, ihanet, özlem, üzüntü, sevgi tek bir kitapta ve tek bir insanın duyguları. bu kadar duyguyu üst üste kaldirabilmek zor, bunlarla birlikte yıllarca yaşayabilmek daha zor. bunların üstüne bir de geçim sıkıntısı yüklendimi feride'nin omuzlarına...

çalıkuşu'na açılan bu kitapta bizi feride'nin günlükleri karşılıyor. onun mutlulukları, onun hayal kırıklıkları.. yeri geldi feride'yle sevdim, çalıkuşu'yla daldan dala atladım, gülbeşeker'le kaçtım. nerden bakarsam bakayım kamran'ı suçlu buldum, kitabı okumadım hissettim.

tek suçu ölesiye sevmek olan, naifliğiyle gönlümüzde taht kurmuş bir ipekböceği'ydi o. nasıl kıydılar ona, insan acıtırım diyerek parmaklarının ucuyla okşarken saçlarını, kamran nasıl ihanet etti? nasıl üzmeyi başardı?

feride'nin neredeyse bütün hayatı kaçmakla geçiyor; kendisinden, kamran'dan, geçmişinden. ama kaderinden kaçmayı başaramıyor "aynı duayı birbirinden habersiz eden iki insan er ya da geç kavuşurmuş" birbirlerinin kaderi olurlarmış. evet, feride sarı çiçek romanından sonra kamran'dan nefret etti. ama vazgeçemedi, içinde bir yerlerde onu yaşatmaya devam etti.

her sayfasında kendimden bir parça bulduğum bu kitabı herkese tavsiye ederim.
devamını gör...

kafa sözlük'ü yuva bellemiş junkielerde görülen bir rahatsızlık. sözlükte olunmadığı anlarda herkesin hunharca eğlendiği, eğlenceli başlıklarda dostlukların başladığı hissi minnoş kalbime ağır geliyor. ben yokken eğlenmeyin bir daha.
devamını gör...

domestic yüzüğü takınca geldi şive
yenge'nin memleketi nere?
önce sakince otur bir köşeye
düşün bu adam niye böyle? *
devamını gör...

aşşırı uzun bir anonsla canınızı sıkacağım bir yayından hepinize merhaba sözlük radyo dinleyicileri,

bu anlaşılması zor, karanlık günlerde milliyetçilik ve dini konular ile bizi ayrıştırmayı kendine görev edinenlere karşı mezopotamya'nın ve anadolu'nun ücra köşelerinden kopup gelen canım türküleriyle bizleri birleştiren bengaripsengüzeldünyaumutluya çok teşekkür ederim. bütün halklarıyla yekpare olan, türküleriyle birleşen bütün milletimize özlemle minnetle. türküler bizim, bizden ayrılamayan parçalarımız kültürümüzdür.
devamını gör...

"annem birkaç gün önce öldü."
sanki ölen kendi annesiymiş de, haberi o an almış gibi
derin bir acı ifadesini, hayran olunacak bir beceriyle
yüzüne kakarak konuştu: "çok üzüldüm. başın sağ
olsun." "sağ olun,
" dedim ve sordum: "tiyatrocu
musunuz?"
yüzünden acıyı derhal silip küçük bir kahkaha
patlattı bu kez.
"yok canım, tuhafiyeciyim. mal almaya gidiyorum
istanbul'a. ama bunu ilk soran sen değilsin. konuşmayı,
sohbeti severim. gençliğimde amatör çapta
müsamerelerde... "

tol-
devamını gör...

boyle olmak kesinlikle isterdim ama agzimi tutamama gibi bi huyum var. soylemeyince içime dert oluyo ama soyleyincede degişmiyo bu durum yine dert oluyo. acaba anlattigim şeyde kötü düşündü mü niyeti kötü mü olucagi varsada olmucak mu vs vs.. sonrasi ise anlattigima pişman oluş ve kapanış...
devamını gör...

'the bro code'- barney stinson
ı have ony one rule... diye başlayıp giden replikler serisi lvkfhşlg. bu arada the bro code diye kitap var cidden. ilgililere duyurulur.
madde 38: ''bir kanka ölümüne bir kavgada bile bir kankasının kasığına vurmaz. asla.''
madde 4: '' bir kanka, bir kadına kanka kuralları'ndan asla bahsetmez. kanka kuralları, hiçbir nedenle kadınlarla paylaşılamayacak, kutsal bir belgedir... hayır, o nedenle bile olmaz'' lkjlfksg
devamını gör...

diğer kelebeklerden daha uzun ömre sahip olan göçmen kelebek türü.
kral kelebeği

bu kelebeği diğer kelebeklerden daha farklı, doğal olarak daha güzel yapan bence, göç etmek için doğmuş olmaları. bir yılda 4 nesil kral kelebeği göç ediyor. ve göç boyunca her seferinde aynı ağaçlarda geceliyorlarlar. kuzeye gidenler ile güneye dönenler aynı nesil değil. ama her seferinde aynı ağaçlarda konaklıyorlar. bu ağaçların cinsi kelebekler için önem taşımıyor, kelebeklerin konakladığı bu ağaçlara "kelebek ağaçları" deniliyor.

kelebeklerin neden bu ağaçları seçtiklerini bilememiş bilim insanları ve ağaçların rengini, kokusunu değiştirmişler ama kral kelebeklerini kandıramamışlar.
bu durum hafıza olarak tanımlanırsa genetik bir hafızadan söz etmemiz gerekiyor, bu da kabul etmek gerekirse biraz korkutucu. bir kelebek daima varması gereken yere vardığını bilir, diyerek konuyu kapatmak en mantıklısı.
devamını gör...

(bkz: gençlik)

gerçi biyolojik açıdan bakarsak hâlâ bir 15 yılım var ama yine de şu geç kalmışlık hissi gitmiyor bir türlü. hoş, bütün bunlar hep türkiye'de yaşamaktan kaynaklı.

tanım: zamanında müdahale edilmediği takdirde kaybedilmesi ağır sonuçlara yol açabilecek şeylerdir.
devamını gör...

anaokulu terk.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim