çılgın hırsız
2010 yapımı çılgın hırsız -orijinal adıyla despicable me- çocuk, komedi türünde bir animasyon filmidir.
pierre coffin ve chris renaud yönetmenliğinde, cinco paul ve ken daurio'nun kaleminin mahsulüdür.
gru'nun karakteri analiz ederken hep bir ağızdan söylenen söz kötü karakterdir. hayatına bir anda dahil olan üç küçük kızın gru'nun içindeki baba figürünü, iyi tarafı, yufka yüreği gördüklerini ve bu sayede gru'nun değiştiğini ifade ederler.
gru aslında hepimiz kadar kötü. ortaya atılan özünde her insan iyidir safsatasına benim gibi siz de inanmıyorsanız ne demeye çalıştığımı çok iyi anlarsınız. hepimiz kötüyüz özümüzde ve iyi olmaya iyi kalmaya çalışıyoruz.
gru da öyle. o üç küçük kız çıkıp gelene kadar iyi olmak için bir nedeni yoktu. yorumların aksine kızlar çıkarmadılar o iyiliği gru iyiliği yansıtmak için bir neden buldu. biz küçük küçük hırsların peşinde koşarken, gizli saklı bir haltlar yerken gru bunları açık açık yapmaktan çekinmiyor. içini dışarı yansıtıyor. biz safi iyilik olduğumuzu iddia ederken o göğsünü gere gere nasıl kötü olunabiliri gösteriyor bize. işte katıksız samimiyet budur.
minyonların sahnelere sızıp birbirinden komik hallere girmeleri, sürekli şakalaşmaları ve tatlı tatlı birbirlerinin kuyularını kazmaları herkesleri kahkahaya boğuyor. sarı minik yaratıklar sürekli rol çalıyor ve özellikle çocuk izleyicileri güldürüyor. biraz kedilik var gibi geldi bana ama uzaylıda olabilirler emin değilim. gerçi zaten kedilerinde uzaylı olduğunu düşünürsek yine bir şekilde akraba çıkıyorlar.
agnes, margo, edith; gru'nun iyiliği seçme nedenleri. onlarda kendi tatminsiz çocukluğunu görüyor belki kim bilir? annesi tarafından biraz ötelenmiş bir çocuk minik gru, ciddiye alınmamış, sevgi gösterilmemiş... belki de kötü olma çabasının altında yatan sebep bu. bir intikam ya da bir şekilde yine de annesinin gözüne girme çabası. ama başarısız bir çaba kötü olamıyor gru. gözlere soka soka bakın ben en kötüyüm dese de üç küçük kızla birlikte ne olması gerektiğini öğreniyor.
seslendirme ekibi;
gru (ata demirer)
margo (melis severcan)
edith (mısra balkan)
agnes (idil küner)
vector (yekta kopan)
dr. nefario (faruk akgören)
mr. perkins (mazlum kiper)
miss hattie (özden ayyıldız)
fred mcdade (murat şenol)
turist baba (oğuz özoğul)
turist anne (ezel kalkan)
eleştiri oklarına maruz kalmış bir animasyon, belki beklentinin biraz altında ama ailecek ve keyifle izlenebilecek bir film. bir animasyondan ne bekliyorsanız hepsi var içinde. ayrıca karakterlerin oluşturulma şeklide çok hoş. hepsi kendine has. özellikle gru.
iyi seyirler efem.
pierre coffin ve chris renaud yönetmenliğinde, cinco paul ve ken daurio'nun kaleminin mahsulüdür.
gru'nun karakteri analiz ederken hep bir ağızdan söylenen söz kötü karakterdir. hayatına bir anda dahil olan üç küçük kızın gru'nun içindeki baba figürünü, iyi tarafı, yufka yüreği gördüklerini ve bu sayede gru'nun değiştiğini ifade ederler.
gru aslında hepimiz kadar kötü. ortaya atılan özünde her insan iyidir safsatasına benim gibi siz de inanmıyorsanız ne demeye çalıştığımı çok iyi anlarsınız. hepimiz kötüyüz özümüzde ve iyi olmaya iyi kalmaya çalışıyoruz.
gru da öyle. o üç küçük kız çıkıp gelene kadar iyi olmak için bir nedeni yoktu. yorumların aksine kızlar çıkarmadılar o iyiliği gru iyiliği yansıtmak için bir neden buldu. biz küçük küçük hırsların peşinde koşarken, gizli saklı bir haltlar yerken gru bunları açık açık yapmaktan çekinmiyor. içini dışarı yansıtıyor. biz safi iyilik olduğumuzu iddia ederken o göğsünü gere gere nasıl kötü olunabiliri gösteriyor bize. işte katıksız samimiyet budur.
minyonların sahnelere sızıp birbirinden komik hallere girmeleri, sürekli şakalaşmaları ve tatlı tatlı birbirlerinin kuyularını kazmaları herkesleri kahkahaya boğuyor. sarı minik yaratıklar sürekli rol çalıyor ve özellikle çocuk izleyicileri güldürüyor. biraz kedilik var gibi geldi bana ama uzaylıda olabilirler emin değilim. gerçi zaten kedilerinde uzaylı olduğunu düşünürsek yine bir şekilde akraba çıkıyorlar.
agnes, margo, edith; gru'nun iyiliği seçme nedenleri. onlarda kendi tatminsiz çocukluğunu görüyor belki kim bilir? annesi tarafından biraz ötelenmiş bir çocuk minik gru, ciddiye alınmamış, sevgi gösterilmemiş... belki de kötü olma çabasının altında yatan sebep bu. bir intikam ya da bir şekilde yine de annesinin gözüne girme çabası. ama başarısız bir çaba kötü olamıyor gru. gözlere soka soka bakın ben en kötüyüm dese de üç küçük kızla birlikte ne olması gerektiğini öğreniyor.
seslendirme ekibi;
gru (ata demirer)
margo (melis severcan)
edith (mısra balkan)
agnes (idil küner)
vector (yekta kopan)
dr. nefario (faruk akgören)
mr. perkins (mazlum kiper)
miss hattie (özden ayyıldız)
fred mcdade (murat şenol)
turist baba (oğuz özoğul)
turist anne (ezel kalkan)
eleştiri oklarına maruz kalmış bir animasyon, belki beklentinin biraz altında ama ailecek ve keyifle izlenebilecek bir film. bir animasyondan ne bekliyorsanız hepsi var içinde. ayrıca karakterlerin oluşturulma şeklide çok hoş. hepsi kendine has. özellikle gru.
iyi seyirler efem.
devamını gör...
pandeminin götürdükleri
konuşma yeteneği. insanlarla konuşmaya konuşmaya bakkalla bile zor konuşur hâle geldim. kelimeleri söylerken öyle bir yutuyorum ki artık. konuşurken yoruluyorum ve cümlenin sonunu getiremiyorum. cidden konuşmak çok yorucu olmaya başladı.
devamını gör...
yazarların ruh hallerini anlatan bir söz
restless.
devamını gör...
bir yazarda olması gereken özellikler
cep telefonu ya da pc.
devamını gör...
tanımın gönderilmeden moderasyon tarafından görüntülenmesi
#256938
iddianı kanıtla sözlüğü üstüne yapacam.
önizle butonuna bastığında metin sunucuya gider hiç bir yere kaydedilmeden html şeklinde biçimlendirilir ve geri gönderilir. bunun dışında göndere basana kadar sunucuya veri transferi olmaz, herhangi bir şekilde kayıt işlemi de gerçekleşmez.
iddianı kanıtla sözlüğü üstüne yapacam.
önizle butonuna bastığında metin sunucuya gider hiç bir yere kaydedilmeden html şeklinde biçimlendirilir ve geri gönderilir. bunun dışında göndere basana kadar sunucuya veri transferi olmaz, herhangi bir şekilde kayıt işlemi de gerçekleşmez.
devamını gör...
piedra ırmağı'nın kıyısında oturdum ağladım
anlamsız bir şekilde ilk okuduğumda ağladığım kitaptır.
ayrıca ismi beni çok etkileyen bir kitap, paulo coelho’yu bu kitapla tanımıştım.
edit: kitabı okuduktan sonra yıllarca elime almamıştım. tanımı yaptıktan sonra bir bakayım beğendiğim alıntıları neydi dedim. kitap arasında 3 dolar çıktı.* zengin oldum ey sözlük.
inanmayanlar için : buradan
ayrıca ismi beni çok etkileyen bir kitap, paulo coelho’yu bu kitapla tanımıştım.
edit: kitabı okuduktan sonra yıllarca elime almamıştım. tanımı yaptıktan sonra bir bakayım beğendiğim alıntıları neydi dedim. kitap arasında 3 dolar çıktı.* zengin oldum ey sözlük.
inanmayanlar için : buradan
devamını gör...
sözlükte profil fotoğrafı büyütmek
beyuk iş.
neyse emeğe saygısızlık etmeyeyim.
ama illa bir şey demem lazım.
yanımdaki uzun olan, benim yanında küçücük kaldığım uşak, oğlum olur.
yormayın kendinizi diye yazdım.
büyütsende anlayamazsın. *
bu arada, çok yakışıklı ama de mi?
e kimin oğlu.
neyse emeğe saygısızlık etmeyeyim.
ama illa bir şey demem lazım.
yanımdaki uzun olan, benim yanında küçücük kaldığım uşak, oğlum olur.
yormayın kendinizi diye yazdım.
büyütsende anlayamazsın. *
bu arada, çok yakışıklı ama de mi?
e kimin oğlu.
devamını gör...
hayatının aşkını normal sözlük'te bulmak
ışte yokluk, işte yalnızlık, işte umutsuzluk, işte yalıtılmışlık işte adam gibi adamlık.
devamını gör...
32 yaşında hayatı çözdüğünü düşünen insan
20sinde de aynı şekilde düşünmüştür.
devamını gör...
yazarların annem haklıymış dediği anlar
genelde çok geç anlaşılan cümlelerdir. mesela ben 16 yıl sonra anladım haklı olduğunu
devamını gör...
sözlük radyo istek saati
yaşlı amca- yıldızlara bak
kurban-insanlar
emre aydin- rüyamdaki aptal kadın
dolu kadehi ters tut- kaçar gider
şekersiz- bir büyük hüzün
cem adrian & mark eliyahu -kül
kurban-insanlar
emre aydin- rüyamdaki aptal kadın
dolu kadehi ters tut- kaçar gider
şekersiz- bir büyük hüzün
cem adrian & mark eliyahu -kül
devamını gör...
kemal sunal filmlerindeki fantastik karakterler
(bkz: gardrop fuat)
devamını gör...
nöro ekonomi
nöro pazarlama ile karıştırılabilecek, ekonomik kararların verilmesini anlamaya çalışan; sinirbilim pazarlama ekonomi psikoloji gibi pek çok konuyla ilişkili interdisipliner bir alandır. örneğin markete süt almaya gittiniz ve karşınızda iki tane markanın ürünü var. burada dikkatinizi çeken nokta nedir? sizin vereceğiniz cevap haliyle objektif olmanın ötesinde sübjektif olacaktır çünkü önce gördüm, sonra aklımdaki bilgileri işledim gibi zihnin arkaplanında dönen olaylar zincirini açıklayamayız.
işte nöro ekonomide tam bu noktada devreye girer ve sinirbilim üzerine şekillenmiş teoriler, sinirbilimde kullanilan mri vb. cihazlarla bilimsel açıdan anlamlı sonuçlar elde eder. e şimdi bizim markette karar verdiğimizi nasıl deney ortamında gerçekleştiriyorlar diye sorabilirsiniz. iş bu noktada neyi araştırdığınıza ve elinizdeki imkanlara göre değişebileceğinden basitçe söylemek gerekirs etraflıca işin metodolojik boyutu araştırılır ve olabilecek yanılgıları minimize edecek şekilde araştırma oluşturulur.
peki bu sonuçlar nerede kullanılır? genel olarak yapılan araştırmalar akademik seviyededir denilebilinir. günün sonunda sizin hangi ürünü seçtiğinizden öte işin arkaplanı anlaşılmak istenendir. araştırma bulgularından edilen sonuçlar elbet bir noktada piyasadaki düşünce biçimini etkileyebiliyor. ama bu süreç oldukça uzun olur genelde çünkü bir araştırma işin bir noktasını irdeler ve bu diğer araştırmalara gebe olur.
tanımımı kapatmadan sinirbilim yani işin nöro kısmı neden önemlidir diye soracak olursanız insanlar olarak aslında nöronlardan ibaretiz. ve biz beyin hücrelerimizi daha iyi anlarsak onları teknoloji sayesinde modelleyebilir ve üzerinde test edebiliriz. yani iyi bir modelleme gelecekte şunu sağlayabilir. örneğin insanın oksipital lobunu kapatalım da haydi bakalım görme işlemi nasıl olacak diye bir test yapamazsınız. ancak zihnin gerçekçi bir örneğini tasarlayarak oradaki oksipital lobu aynı bir bilgisayar butonu gibi kapatabilir ve gözlemleyebilirsiniz. beyni ne kadar çok anlarsanız psikolojide de o kadar objektiflik sağlarsınız.
ülkemizde freud klinik psikoloji dışındaki alanlar çok bilinmek istenmese de psikoloji okuyanlara ağabeyinizden tavsiyem alanın genişliğini kavrayıp psikolojinin farklı alanlarına da odaklanmanızdır.
işte nöro ekonomide tam bu noktada devreye girer ve sinirbilim üzerine şekillenmiş teoriler, sinirbilimde kullanilan mri vb. cihazlarla bilimsel açıdan anlamlı sonuçlar elde eder. e şimdi bizim markette karar verdiğimizi nasıl deney ortamında gerçekleştiriyorlar diye sorabilirsiniz. iş bu noktada neyi araştırdığınıza ve elinizdeki imkanlara göre değişebileceğinden basitçe söylemek gerekirs etraflıca işin metodolojik boyutu araştırılır ve olabilecek yanılgıları minimize edecek şekilde araştırma oluşturulur.
peki bu sonuçlar nerede kullanılır? genel olarak yapılan araştırmalar akademik seviyededir denilebilinir. günün sonunda sizin hangi ürünü seçtiğinizden öte işin arkaplanı anlaşılmak istenendir. araştırma bulgularından edilen sonuçlar elbet bir noktada piyasadaki düşünce biçimini etkileyebiliyor. ama bu süreç oldukça uzun olur genelde çünkü bir araştırma işin bir noktasını irdeler ve bu diğer araştırmalara gebe olur.
tanımımı kapatmadan sinirbilim yani işin nöro kısmı neden önemlidir diye soracak olursanız insanlar olarak aslında nöronlardan ibaretiz. ve biz beyin hücrelerimizi daha iyi anlarsak onları teknoloji sayesinde modelleyebilir ve üzerinde test edebiliriz. yani iyi bir modelleme gelecekte şunu sağlayabilir. örneğin insanın oksipital lobunu kapatalım da haydi bakalım görme işlemi nasıl olacak diye bir test yapamazsınız. ancak zihnin gerçekçi bir örneğini tasarlayarak oradaki oksipital lobu aynı bir bilgisayar butonu gibi kapatabilir ve gözlemleyebilirsiniz. beyni ne kadar çok anlarsanız psikolojide de o kadar objektiflik sağlarsınız.
ülkemizde freud klinik psikoloji dışındaki alanlar çok bilinmek istenmese de psikoloji okuyanlara ağabeyinizden tavsiyem alanın genişliğini kavrayıp psikolojinin farklı alanlarına da odaklanmanızdır.
devamını gör...
aşırı mutluluğun huzursuz edici bir yanı olması
mutluluğun yerini daha sonra mutsuzluğun alacağı ve bu mutluluk süresinin tersine dönmesi endişesidir. rahat ve huzurlu yaşamanın da bir gün bedeli olacağını düşünmektir.
devamını gör...
hayalini kurduğunuz 3 şey
asker olabilmek.
bir adet kız çocuğu sahibi olmak.
imanla geberip gitmek.
bir adet kız çocuğu sahibi olmak.
imanla geberip gitmek.
devamını gör...
wasserfall roketi
ikinci dünya savaşı sırasında, ilk askeri alanda gerçekleştirilen uzaktan kumanda teknolojisinin uygulandığı bir silah olan, almanlar'ın geliştirmiş olduğu ve havadayken yönlendirilen bir füze çeşidi.
devamını gör...
çıplak bir insanla yapılabilecek en zevkli şey
devamını gör...



