rahatsızım diyen burayı terk edebilir
rica ederim bu başlık silinsin.
muayen günümde denk gelince moralim bozulayor.
muayen günümde denk gelince moralim bozulayor.
devamını gör...
prens
machiavelli'nin eseridir kendisi. kitabın temel amacı prenslere nasıl yönetici olunacağı konusunda tavsiyeler vermektir. machiavelli'yi bir 'counter-renaissance' düşünürü olarak değerlendirmeyi mümkün kılar. kendisi rönesansın getirdiği evrensellik ilkesine karşıdır. tam olarak o anda spesifik olarak ne olduğuna odaklanır. herkesin tecrübesinin birbirinden farklı olduğuna dolayısıyla ideal toplumların bir reçetesi olmadığına inanmak gerektiğini savunur. hatta kitabının 15. bölümünde yazar kendisi söylemiştir; 'ben burada hayali toplumları anlatmıyorum.' thomas more'u tanımasa da onun ütopyasına net bir zıtlık oluşturur prens kitabıyla. gerçi bu karşıtlığının asıl hedefi platon'un devleti de olabilir. onu okumuş olması daha muhtemel diye düşünüyorum.
kendisi kitabında siyaset ve etiğin birlikte düşünülmemesi gerektiğini savunur. yani demek ister ki neyin etik olduğundansa sonuçlar önemlidir. yani 'power politics' kavramını savunur. eğer bir kararın sonucu diğer alternatiflerden daha iyiyse o zaman o karar iyidir. niyetin, yani ahlaki yaklaşımın, bir önemi yoktur. niyetler zamana ve duruma göre değişir ama iyi sonuç her zaman iyidir diye anlıyorum ben bu durumu. kendisinin bunu savunma şeklide şudur; iyi niyetler kötü sonuçlar doğurabilir ve kötü niyetler bazen iyi sonuçlar doğurabilir. bir yönetici sadece kendi çıkarları üzerinden planlar yapmalıdır der. mesela toplumun bir kısmından kurtulmak istiyorsunuz, bunu yaptığınızda eğer düzen kuruluyorsa bu karar iyidir. insanlar da bunu iyi olarak algılarlar çünkü onlar da sonuçlara bakarlar.
romalılardan da etkilenmiştir kendisi. tabii iyi zamanlarından. buradan yola çıkarak da gerektiği zaman şiddetin uygulanmasında hiçbir sakınca görmez. mesela krallığın bir yerinde küçük bir isyan başladı. prens hızla bunu gerekiyorsa şiddetle bastırmalı ki sonuçlar daha da fena olmasın. yılanın başını küçükken ezmeli mantığı anlayacağınız.
ayrıca kendisinin prenslere bir tavsiyesi de halkın itaatini sağlamakla ilgilidir. der ki, insanların size öylece uymasını bekleyemezsiniz. toplumunuzda bir sorun olmasa bile her zaman olma ihtimaline hazırlıklı olmalısınız. çünkü birileri her zaman sorundan faydalanır. kendisinin aksine eski düşünce toplumda sorun çıkarmanın mantıksız olduğuna inansa da, machiavelli uyarır; sorun birilerinin çıkarına olabilir. mesela yabancılar. sorunun çıkması için destekleyip sonra da düzeni yeniden kurma bahanesiyle topraklarınıza girebilir.
toplumun fakir kısmına çok da şiddet uygulanmasına gerek olmadığını söyler. onlar makul miktarda bir baskıyla zaten size uyarlar. ama önemli olan aristokratlar. onların gözü prensin yerinde olabilir çünkü onlar kendilerini prensle eşit görürler. dolayısıyla tehlikelidirler.
bir de virtu of fortuna kısmı var. orayı tam algılayamadığım için açıklayamıyorum sözlük. aştı beni.
kendisi kitabında siyaset ve etiğin birlikte düşünülmemesi gerektiğini savunur. yani demek ister ki neyin etik olduğundansa sonuçlar önemlidir. yani 'power politics' kavramını savunur. eğer bir kararın sonucu diğer alternatiflerden daha iyiyse o zaman o karar iyidir. niyetin, yani ahlaki yaklaşımın, bir önemi yoktur. niyetler zamana ve duruma göre değişir ama iyi sonuç her zaman iyidir diye anlıyorum ben bu durumu. kendisinin bunu savunma şeklide şudur; iyi niyetler kötü sonuçlar doğurabilir ve kötü niyetler bazen iyi sonuçlar doğurabilir. bir yönetici sadece kendi çıkarları üzerinden planlar yapmalıdır der. mesela toplumun bir kısmından kurtulmak istiyorsunuz, bunu yaptığınızda eğer düzen kuruluyorsa bu karar iyidir. insanlar da bunu iyi olarak algılarlar çünkü onlar da sonuçlara bakarlar.
romalılardan da etkilenmiştir kendisi. tabii iyi zamanlarından. buradan yola çıkarak da gerektiği zaman şiddetin uygulanmasında hiçbir sakınca görmez. mesela krallığın bir yerinde küçük bir isyan başladı. prens hızla bunu gerekiyorsa şiddetle bastırmalı ki sonuçlar daha da fena olmasın. yılanın başını küçükken ezmeli mantığı anlayacağınız.
ayrıca kendisinin prenslere bir tavsiyesi de halkın itaatini sağlamakla ilgilidir. der ki, insanların size öylece uymasını bekleyemezsiniz. toplumunuzda bir sorun olmasa bile her zaman olma ihtimaline hazırlıklı olmalısınız. çünkü birileri her zaman sorundan faydalanır. kendisinin aksine eski düşünce toplumda sorun çıkarmanın mantıksız olduğuna inansa da, machiavelli uyarır; sorun birilerinin çıkarına olabilir. mesela yabancılar. sorunun çıkması için destekleyip sonra da düzeni yeniden kurma bahanesiyle topraklarınıza girebilir.
toplumun fakir kısmına çok da şiddet uygulanmasına gerek olmadığını söyler. onlar makul miktarda bir baskıyla zaten size uyarlar. ama önemli olan aristokratlar. onların gözü prensin yerinde olabilir çünkü onlar kendilerini prensle eşit görürler. dolayısıyla tehlikelidirler.
bir de virtu of fortuna kısmı var. orayı tam algılayamadığım için açıklayamıyorum sözlük. aştı beni.
devamını gör...
tartışırken ağlamaya başlamak
psikolog tülay kök ablamızın bu durumu çok iyi analiz ettiği ve ne yapılması gerektiğini anlattığı bir videosu var. izleyip öğrenelim ki kendimize çekidüzen verelim. buradan
devamını gör...
kadir topbaş
ölümü umrumda olmayan adamlardan.
devamını gör...
abdulkadir geylani
kadiri tarikatının üstadı, büyük evliya.
bağdat'ta büyük alimlerden fıkıh, belagat, usul-u fıkıh tahsil etmiş, yine bağdatlı büyük evliya müslim el debbas'tan halifelik almıştır. daha sonra kendisi de insanlara şer'i ilimleri öğretmiş, irşada çalışmıştır. günümüzde dahi evliya denince ilk akla gelen isimlerdendir.
meşreb-i sufilerin dediği gibi, allah şefaatine nail eylesin.
bağdat'ta büyük alimlerden fıkıh, belagat, usul-u fıkıh tahsil etmiş, yine bağdatlı büyük evliya müslim el debbas'tan halifelik almıştır. daha sonra kendisi de insanlara şer'i ilimleri öğretmiş, irşada çalışmıştır. günümüzde dahi evliya denince ilk akla gelen isimlerdendir.
meşreb-i sufilerin dediği gibi, allah şefaatine nail eylesin.
devamını gör...
freddie mercury
queenin solisti ve britanyalı sanatçıdır. gerçek adı farrokh bulsara'dır.
live aid'teki bu performansı ile inanılmaz bir sesi olduğunu göstermiştir.
live aid'teki bu performansı ile inanılmaz bir sesi olduğunu göstermiştir.
devamını gör...
titan
son derece ilginç ve tüyler ürpertici bir kitabın konusu olan geminin ismi.
kitabın orijinal adı the wreck of the titan or futility. özelliği ise şu: titanic faciasının yaşanmasından 14 yıl önce yazıldığı halde, kazayı neredeyse tüm detaylarıyla yazmış olması.
kitabın yazarı morgan robertson adlı bir adamdı. pek başarılı bir yazar değilmiş robertson ve yazdığı dönemde bu kitabı da pek tutmamış. titanic kazasından sonra ise meşhur olmuş.
***
- kitabın başrolündeki titan adlı gemi, ilk seferini amerika - ingiltere arasında yapar. tıpkı titanic gibi...
- yolcu kapasitesi titanic'inkiyle aynıdır.
- geminin boyu titanic'in boyundan birkaç metre kısadır ve ağırlıkları da yakındır.
- pervane sayıları titanic'inkiyle aynıdır.
- titan, çıktığı bu ilk seferinde buz dağına çarpar. tıpkı titanic gibi...
- geminin darbe aldığı kısım, battığı yer, yolculuk sırasındaki hızı gibi özellikler hemen hemen titanic'inkiyle aynıdır.
- titan da tıpkı titanic gibi batar ve yine aynı şekilde, gemideki filikaların yetersizliği nedeniyle birçok insan ölür. kitapla gerçek arasındaki ölü sayıları birkaç farkla benzerdir.
hikâyedeki tek farklılık, titan'ın bir başka geminin daha batmasına neden olmasıdır.
titanic kazasından sonra robertson, falcılık, medyumluk gibi bazı sıfatlarla anılmaya başlanmışsa da kendisi bütün bunları reddetmiştir.
kitabın orijinal adı the wreck of the titan or futility. özelliği ise şu: titanic faciasının yaşanmasından 14 yıl önce yazıldığı halde, kazayı neredeyse tüm detaylarıyla yazmış olması.
kitabın yazarı morgan robertson adlı bir adamdı. pek başarılı bir yazar değilmiş robertson ve yazdığı dönemde bu kitabı da pek tutmamış. titanic kazasından sonra ise meşhur olmuş.
***
- kitabın başrolündeki titan adlı gemi, ilk seferini amerika - ingiltere arasında yapar. tıpkı titanic gibi...
- yolcu kapasitesi titanic'inkiyle aynıdır.
- geminin boyu titanic'in boyundan birkaç metre kısadır ve ağırlıkları da yakındır.
- pervane sayıları titanic'inkiyle aynıdır.
- titan, çıktığı bu ilk seferinde buz dağına çarpar. tıpkı titanic gibi...
- geminin darbe aldığı kısım, battığı yer, yolculuk sırasındaki hızı gibi özellikler hemen hemen titanic'inkiyle aynıdır.
- titan da tıpkı titanic gibi batar ve yine aynı şekilde, gemideki filikaların yetersizliği nedeniyle birçok insan ölür. kitapla gerçek arasındaki ölü sayıları birkaç farkla benzerdir.
hikâyedeki tek farklılık, titan'ın bir başka geminin daha batmasına neden olmasıdır.
titanic kazasından sonra robertson, falcılık, medyumluk gibi bazı sıfatlarla anılmaya başlanmışsa da kendisi bütün bunları reddetmiştir.
devamını gör...
kadınların sorunlu erkekleri sevip onları düzeltmek istemeleri
insanlara iyi gelmek kadınların mayasında var, seviyoruz.. :)
devamını gör...
tatil yapmak için köye gitmek
her yıl tatile para vermektense dağların, güneşin ve denizin bulunduğu canım köyüme gidiyorum. evet bazı hayvan turleriyle hasir neşir olmak zorunda kalabiliyorum hatta telefon bile çekmiyor ama insan alışıyor. tatil isteğimi giderdiği icin sorun yok.
tanim: güzel bir aktivite.
tanim: güzel bir aktivite.
devamını gör...
sözlükte tanışıp sevgili olmak
bir burası kalmıştı denilcek bir olaydır
devamını gör...
osmanlı döneminde olası normal sözlük başlıkları
devamını gör...
sokakta top oynayan çocukların sesinin gelmesi
günümüzde malesef artık böyle bir şeye çok az rastlanır oldu. kızardık falan ama güzel sesmiş değerini bilememişiz. zaten şimdi sokak diye bir şey kaldı mi? mahalle diye bir şey?
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
böyle başlıkları görünce ister istemez kendimi çok yabancı hissediyorum. herkes birbirini tanıyor sanki de ben bir yabancı :( ismi olmayanlar üzülmesin ama saygısızca şeyler yazmayan herkesi seviyorum ben
devamını gör...
for those who died alone
pentagram'ın 2001 yılında çıkardıkları unspoken albümünden enstrümantal bir parça.
17 ağustos depremi'nde enkaz altında kalanlara ithaf edildiği söylenir. bir diğer ihtimal de 1993 yılında siirt'te şehit düşen grup üyesi ümit yılbar'a ithaf edilmiş olmasıdır.
17 ağustos depremi'nde enkaz altında kalanlara ithaf edildiği söylenir. bir diğer ihtimal de 1993 yılında siirt'te şehit düşen grup üyesi ümit yılbar'a ithaf edilmiş olmasıdır.
devamını gör...
8 nisan 2021 ayasofya camisi çayı üretilmesi
ticari kaygı ile sıradan bildiğimiz çaya ayasofya camiii görseli ile piyasaya sürülecektir. tutar mı? elbette tutmaz. hedefleri yurtdışına açılmakmış, ilk hedef pakistan imiş.*
mardin'de yer alan deyrülzafaran manastırı nda yıllardır deyrülzafaran çayı satılmaktadır.mardin'de çay mı yetişiyor? elbette hayır!
manastır ismini, çevresinde yetişen safran bitkisinden almaktadır. zafaran ise safran'ın arapça karşılığıdır. fakat adamlar oturmuş, turizmin can damarı olan bu manastıra gelen ziyaretçilere, manastıra özgü bir şeyler satabilmek için düşünmüş taşınmış. çaya safran ve bir kaç aromatik baharat katarak, kendi markalarını yaratabilmişlerdir. bakınız efendim, eğer ticari kaygı ile üretim yapacaksanız böyle orjinal fikirlerle gelin.
manastırı ziyaret ettiğinizde, içeride bulunan kafede bu çayı tadabilme imkanınız var ve yanında mükemmel süryani çöreği ikramıyla. bir kere içen müptelası oluyor haliyle*. bugün türkiye'nin her şehrine ve hatta ülke dışına dahi satışı yapılmaktadır.
ayasofya fotoğrafı ile satışa çıkacak olan çayı, marketlerden yerli ve milli vatandaşlarımız sadece heves için bir kaç kere alacaklardır. uzun vadede kötü bir yatırımdır çünkü bu türden popülist çıkışlarının sonu her zaman hüsran olmuştur.
durmak yok, yola devam edin! bizler, elbette yol kenarında sizleri gülümseyerek izliyor olacağız!!
mardin'de yer alan deyrülzafaran manastırı nda yıllardır deyrülzafaran çayı satılmaktadır.mardin'de çay mı yetişiyor? elbette hayır!
manastır ismini, çevresinde yetişen safran bitkisinden almaktadır. zafaran ise safran'ın arapça karşılığıdır. fakat adamlar oturmuş, turizmin can damarı olan bu manastıra gelen ziyaretçilere, manastıra özgü bir şeyler satabilmek için düşünmüş taşınmış. çaya safran ve bir kaç aromatik baharat katarak, kendi markalarını yaratabilmişlerdir. bakınız efendim, eğer ticari kaygı ile üretim yapacaksanız böyle orjinal fikirlerle gelin.
manastırı ziyaret ettiğinizde, içeride bulunan kafede bu çayı tadabilme imkanınız var ve yanında mükemmel süryani çöreği ikramıyla. bir kere içen müptelası oluyor haliyle*. bugün türkiye'nin her şehrine ve hatta ülke dışına dahi satışı yapılmaktadır.
ayasofya fotoğrafı ile satışa çıkacak olan çayı, marketlerden yerli ve milli vatandaşlarımız sadece heves için bir kaç kere alacaklardır. uzun vadede kötü bir yatırımdır çünkü bu türden popülist çıkışlarının sonu her zaman hüsran olmuştur.
durmak yok, yola devam edin! bizler, elbette yol kenarında sizleri gülümseyerek izliyor olacağız!!
devamını gör...
fiske vurmadan çocuk büyütmek
herhangi bir sorunu fiziksel şiddet uygulamadan çözerek çocuk büyütmektir. bunun iki ihtimali vardır;
- fiziksel şiddet uygulamadan fakat psikolojik, sözel, duygusal, cinsel veya ekonomik şiddet uygulayarak da büyütüyor olabilir. bu durumda tamamen şiddetin yokluğundan bahsedemeyiz. tam tersine fiziksel şiddetten daha kötü sonuçlar doğuracağı aşikardır. hal böyle olunca sağlıksız bir çocuk büyüyecek ve sağlıksız bir birey olacaktır.
- şiddetin hiçbir çeşidini uygulamadan çocuk büyütmek demek sağlıklı bir birey sağlıklı bir toplum demektir.
- fiziksel şiddet uygulamadan fakat psikolojik, sözel, duygusal, cinsel veya ekonomik şiddet uygulayarak da büyütüyor olabilir. bu durumda tamamen şiddetin yokluğundan bahsedemeyiz. tam tersine fiziksel şiddetten daha kötü sonuçlar doğuracağı aşikardır. hal böyle olunca sağlıksız bir çocuk büyüyecek ve sağlıksız bir birey olacaktır.
- şiddetin hiçbir çeşidini uygulamadan çocuk büyütmek demek sağlıklı bir birey sağlıklı bir toplum demektir.
devamını gör...
kadınların yakışıklı erkek yerine göbekli erkek tercihi
var ki yiyiyoruz dedikleri için.
devamını gör...
deniz börülcesi
deniz kıyısına yakın yerlerde yetişen bir bitkidir. biz egeliler bayılarak yeriz.
devamını gör...

