türkiye'de yaşamak
ya da yaşamaya çalışmak dediğim başlık
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
o ilk geceyi hatırlıyorum. danslar ettiğimiz, şiirler yazıp okuduğumuz, birbirimize hayran hayran baktığımız o geceyi. hatırlıyor musun hem deliler gibi heyecanlı hem de bir bebeğin annesinin kucağındaki hali gibi huzurluyduk. hem deliler gibi mutlu hem de en aklı başımızda halimizle seviyorduk birbirimizi. eski iki roman karakteri gibiydik. anlamalıydım zaten. böyle mutluluklar ya masallarda olurdu ya da sonu mutsuz biterdi. deriz ya kader oynadı yine oyununu diye. heh işte aynen o şekilde oynadı bizimle. ve biz... kaybettik
çok hatam oldu biliyorum hep giden taraf da bendim. farkındayım ama hep korkumdandı olan bitenler. korktum, hiçbir şeyden korkmayan ben olacaklardan korktum, bizim sebep olacağımız şeylerden, bir buket açelyadan korktum. az buz şeyler değildi bunlar anlattım da sana, defalarca. korktum...
sonra s*****r ettim her şeyi. bütün korkularım senin yokluğunda, seninle birlikte gittiler sanki. yokluğunun soğukluğu yaktı tenimi, ah! ne çok yandı canım bir bilsen. geceler boyu kıvrandım bu acıyla. gözünden tek damla akmayan ben, aklıma her geldiğinde ağlar oldum. sonra geldim sana. bak dedim, buradayım, eskisinden de iyi bir şekilde yanındayım. yokluğuna bir dakika daha katlanmak istemedim o an.
ama çok şey değişmişti, sonradan anladım. artık aşık olduğum adam yoktu karşımda. sesin, nefesin, bakışın, hatta varlığın bile yabancılaşmıştı bana. o telefonu canımmm diye açtığın, hayran olduğum sesin kaybetmişti güzelliğini.* nefesin bir yabancının nefesi kadar soğuk ve yabancıydı sanki. o nahif ve kırılmamdan dahi korkacak şekilde bana bakan gözler tamamen boş bir şekilde bakıyordu bana. sokaktan geçen bir yabancıdan bile daha yabancı geldin bana o an. saatlerce bir şeyler anlattın bana. "böyle olması lazımdı, senin iyiliğin için" falan filan ve daha niceleri. klasikleşmiş şeylerden uzak olan sevgimizi o kalıplaşmış cümlelerle boğdun sanki. nefessiz kaldım çünkü, hissettim.
bana güvenmeni istemiştim senden. bir kez, sadece tek bir kez güvenecektin bana ama olmadı. boşver bu saatten sonra çok da önemli değil zaten. bana hala bir masal sözün var. tutar mısın bilmem. eski sen olsan "o verdiği her sözü tutar " derdim. şimdi varlığından bile emin değilken tek kelime edemiyorum, ah ne acı ama sevgilim. tahmin eder miydik böyle olacağını? bilseydik eğer o gece yazar mıydın bana o şiirleri? yine "hayranım size" der miydin bana? sanırım ben derdim. çünkü *eski bizi hala seviyorum.
ama seni artık sevmiyorum. yaptığımız o son konuşmada anladım bunu. sesini duyduğumda heyecanlanmadım mesela. söylediğin her cümle içimde büyük bir boşlukta yankılandı. sonrası ise kocaman bir sessizlik. her bir yankıda daha çok acıdı içim. ruhlarımız izledi bizi uzaktan, sonra gittiler. nereye? ben de bilmiyorum. o ilk gece ne kadar tanıyorsak, son gece de o kadar yabancıydık birbirimize. senin yokluğundan daha da soğuktu bu yabancılık hissi. titredim. çok fazla...
şimdi ise geçti hepsi. eski etkin yok üzerimde. adın geçtiği zaman masum ve acı bir gülümseme peydah oluyor yüzümde. 1 saniye kadar, belki o kadar bile değil. sonra ise yine yok olmaya devam ediyorsun. tamamen uzaklaştım senden, artık yoksun benim için. zamanında gördüğüm bir hülya gibi kalacaksın aklımda. en güzel halinle. bu adını andığım, sana yazdığım son yazı. bir veda mektubu da diyebilirim sanırım. sen zaten her şeyi biliyorsun, hoşça kal.
çok hatam oldu biliyorum hep giden taraf da bendim. farkındayım ama hep korkumdandı olan bitenler. korktum, hiçbir şeyden korkmayan ben olacaklardan korktum, bizim sebep olacağımız şeylerden, bir buket açelyadan korktum. az buz şeyler değildi bunlar anlattım da sana, defalarca. korktum...
sonra s*****r ettim her şeyi. bütün korkularım senin yokluğunda, seninle birlikte gittiler sanki. yokluğunun soğukluğu yaktı tenimi, ah! ne çok yandı canım bir bilsen. geceler boyu kıvrandım bu acıyla. gözünden tek damla akmayan ben, aklıma her geldiğinde ağlar oldum. sonra geldim sana. bak dedim, buradayım, eskisinden de iyi bir şekilde yanındayım. yokluğuna bir dakika daha katlanmak istemedim o an.
ama çok şey değişmişti, sonradan anladım. artık aşık olduğum adam yoktu karşımda. sesin, nefesin, bakışın, hatta varlığın bile yabancılaşmıştı bana. o telefonu canımmm diye açtığın, hayran olduğum sesin kaybetmişti güzelliğini.* nefesin bir yabancının nefesi kadar soğuk ve yabancıydı sanki. o nahif ve kırılmamdan dahi korkacak şekilde bana bakan gözler tamamen boş bir şekilde bakıyordu bana. sokaktan geçen bir yabancıdan bile daha yabancı geldin bana o an. saatlerce bir şeyler anlattın bana. "böyle olması lazımdı, senin iyiliğin için" falan filan ve daha niceleri. klasikleşmiş şeylerden uzak olan sevgimizi o kalıplaşmış cümlelerle boğdun sanki. nefessiz kaldım çünkü, hissettim.
bana güvenmeni istemiştim senden. bir kez, sadece tek bir kez güvenecektin bana ama olmadı. boşver bu saatten sonra çok da önemli değil zaten. bana hala bir masal sözün var. tutar mısın bilmem. eski sen olsan "o verdiği her sözü tutar " derdim. şimdi varlığından bile emin değilken tek kelime edemiyorum, ah ne acı ama sevgilim. tahmin eder miydik böyle olacağını? bilseydik eğer o gece yazar mıydın bana o şiirleri? yine "hayranım size" der miydin bana? sanırım ben derdim. çünkü *eski bizi hala seviyorum.
ama seni artık sevmiyorum. yaptığımız o son konuşmada anladım bunu. sesini duyduğumda heyecanlanmadım mesela. söylediğin her cümle içimde büyük bir boşlukta yankılandı. sonrası ise kocaman bir sessizlik. her bir yankıda daha çok acıdı içim. ruhlarımız izledi bizi uzaktan, sonra gittiler. nereye? ben de bilmiyorum. o ilk gece ne kadar tanıyorsak, son gece de o kadar yabancıydık birbirimize. senin yokluğundan daha da soğuktu bu yabancılık hissi. titredim. çok fazla...
şimdi ise geçti hepsi. eski etkin yok üzerimde. adın geçtiği zaman masum ve acı bir gülümseme peydah oluyor yüzümde. 1 saniye kadar, belki o kadar bile değil. sonra ise yine yok olmaya devam ediyorsun. tamamen uzaklaştım senden, artık yoksun benim için. zamanında gördüğüm bir hülya gibi kalacaksın aklımda. en güzel halinle. bu adını andığım, sana yazdığım son yazı. bir veda mektubu da diyebilirim sanırım. sen zaten her şeyi biliyorsun, hoşça kal.
devamını gör...
kendini ispatlayan genç iş bulur
kendimizi ispatlayabilmemiz için fırsat mı veriyorsunuz sanki bu ülkede? sanırsın tüm imkânlar ayaklarımıza serilmiş de biz mal olduğumuz için kendimizi ispatlayamıyoruz. maddi sıkıntılar, eğitim hakkını elinden alarak dört duvar arasına tıkıp psikolojisini alt üst ettiğiniz koskoca bir nesil... bu ülkede gelmiş geçmiş en umutsuz nesil sizin sayenizde yetişiyor. hâlâ kalkmış utanmadan sıkılmadan gençlere sallıyorsunuz. o kadar tepeden bakıyorsunuz ki gerçekleri, neler hissettiğimizi bile görmüyorsunuz. yapmayın artık.
devamını gör...
kafa rock radyo yayını
ilk yayınınınız için şimdiden başarılar diliyorum.
rock'çılar toplanın bakalım, 23:00'te kopacağız. *
rock'çılar toplanın bakalım, 23:00'te kopacağız. *
devamını gör...
benjamin'i takip etmemek
sadece bir kişi var takip ettiğim.yoldaş'ı severim ama takip etmiyorum.müebbet mi cezam?
devamını gör...
kütle
fizikte cisimlerin, bir kuvvet karşısında ivmelenmeye direnç göstermesini sağlayan madde miktarına verilen ad.
ayrıca (bkz: kütle ve ağırlık farkı)
ayrıca (bkz: kütle ve ağırlık farkı)
devamını gör...
güne ingilizce bir söz bırak
ı wish you're fish in my dish.
devamını gör...
eski tanımlarını okumak
kaçınılmaz biçimde kendimden utanmamla ve seri tanım silmeye çalışmamla sonuçlanacak olan olaydır...
devamını gör...
sözlüğe niteliksiz trollerin akın etmesi
daha önceden hangi sözlükte yazdığınızı pek önemsemiyorum açıkcası oradaki insanlar da önemsememiş ki burda şansınızı denemeye çalışıyorsunuz enerjinize yazık diyorum sadece. ilgi çekme çabalarınız yabancı bir göz tarafından çocuksu kalıyor ve gülünç durumdan ziyade acınası bir konuma yerleşiyorsunuz.
başlıklarınız zaten ilgi görmüyor burdaki kitlenin mizah seviyesini eleştirildiğinize de eminim. insanların huzurunuzu bozmayın şurda 1 aydır kendi halimizde geyiğimizi döndürüyoruz efendi gibi moderatörler de fazla müsamaha gösteriyorlar çapulcular da meydanın kendilerine kaldığını sanıyor.
başlıklarınız zaten ilgi görmüyor burdaki kitlenin mizah seviyesini eleştirildiğinize de eminim. insanların huzurunuzu bozmayın şurda 1 aydır kendi halimizde geyiğimizi döndürüyoruz efendi gibi moderatörler de fazla müsamaha gösteriyorlar çapulcular da meydanın kendilerine kaldığını sanıyor.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
geceye bir şiir bıraktığımız başlıktır.
ben de bi can yücel şiiri olan 'her şey sende gizlidir'i paylaşıyorum.
--- alıntı ---
yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
sevdiğin kadar sevilirsin…
--- alıntı ---
ben de bi can yücel şiiri olan 'her şey sende gizlidir'i paylaşıyorum.
--- alıntı ---
yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
sevdiğin kadar sevilirsin…
--- alıntı ---
devamını gör...
duygusal zekası yüksek olan insanların ortak özellikleri
sosyal zekalarının da yüksek olması...
karşıdaki insanların gerek jest gerek mimik hareketlerini kısaca beden dillerini doğru duygularla eşleştirecek şekilde analiz edebilmeleri.
insanları yadırgamamaları,
yargılamamaları,
herkesi kendi şartları altında değerlendirebilmeleri...
duygusallık değişkendir. hepsinde görülmesi mümkün olmayabilir. ama duyguludurlar. yani duyguların farkında. kişiyi anlar, şartlarına göre duyarlı davranır.
karşıdaki insanların gerek jest gerek mimik hareketlerini kısaca beden dillerini doğru duygularla eşleştirecek şekilde analiz edebilmeleri.
insanları yadırgamamaları,
yargılamamaları,
herkesi kendi şartları altında değerlendirebilmeleri...
duygusallık değişkendir. hepsinde görülmesi mümkün olmayabilir. ama duyguludurlar. yani duyguların farkında. kişiyi anlar, şartlarına göre duyarlı davranır.
devamını gör...
la luna
üslubu nahif ve aynı zamanda espritüel olduğundan hiç sıkmadan kendini okutan, tanımlarını merakla bekleten yazarımız.
lütfen anılarını daha fazla aktar buraya sevgili yazar, genelde ağlamanla sonuçlanıyor gibi bir izlenim verse de hoş anılar olduğunu ve senin de anlatırken tebessüm ettiğini düşünüyorum çünkü*.
keyifli sözlükler.
lütfen anılarını daha fazla aktar buraya sevgili yazar, genelde ağlamanla sonuçlanıyor gibi bir izlenim verse de hoş anılar olduğunu ve senin de anlatırken tebessüm ettiğini düşünüyorum çünkü*.
keyifli sözlükler.
devamını gör...
tanımı silen mod kim görülsün kampanyası
evet arkadaşlar ha babam sil hareketlerine ket vuracak kampanyadır. biraz adalet istemez misin küçük adam? küfür yasak diye alüminyum elementini telef ettik o da hakaret sataşma imiş vay alüminyum! beni kıskanan modlar mı mevcut? şok şok ve de şokkk! azz sonraaaaa....
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
mal beyanı
bir: avşa adası'nda üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen.
iki: gökyüzünde bi bulut.
üç: bitlis’te beş minare.
dört: biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili.
beş: büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı.
altı: ıslıkla da çalınabilen dört anonim türkü.
yedi: palandöken’de bir palan, iki döken.
sekiz: kastamonu’da üç kasto.
dokuz: biri ingilizce 6 adet küfür.
on: sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht.
on bir: anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.
can yücel.
iki: gökyüzünde bi bulut.
üç: bitlis’te beş minare.
dört: biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili.
beş: büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı.
altı: ıslıkla da çalınabilen dört anonim türkü.
yedi: palandöken’de bir palan, iki döken.
sekiz: kastamonu’da üç kasto.
dokuz: biri ingilizce 6 adet küfür.
on: sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht.
on bir: anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.
can yücel.
devamını gör...
manas destanı gibi tanım giren sözlük yazarı
gıpta edilen ve hayran bırakan tanımlar giren yazarlardır. ufku açar , yeni bilgiler katar insana, parmaklarına sağlık denilesi az ve öz yazarlardır.
devamını gör...
oyunculuğun tavan yaptığı filmler
one flew over the cuckoo's nest - jack nicholson
misery-kathy bates
split -james mcavoy
the machinist-christian bale
şahsiyet-haluk bilginer.
misery-kathy bates
split -james mcavoy
the machinist-christian bale
şahsiyet-haluk bilginer.
devamını gör...
özgürlük
elalem hapishanesinden kurtulup, yasaların izin verdiği haliyle istediğimiz gibi davranabilme veya konuşabilme.
özgürlük yasaların izin verdiği her şeyi yapmaktır.
montesquieu
özgürlük yasaların izin verdiği her şeyi yapmaktır.
montesquieu
devamını gör...
ölümün en iyi tanımı
"... ufka bakarlar;ölüm uzaktamı uzakta...
ve tabut bekler,suya inmek için kızakta...
sultan olmak dilersen,tacı,sorgucu,unut !
zafer araban senin,gıcırtılı bir tabut!"
necip fazıl kısakürek
ve tabut bekler,suya inmek için kızakta...
sultan olmak dilersen,tacı,sorgucu,unut !
zafer araban senin,gıcırtılı bir tabut!"
necip fazıl kısakürek
devamını gör...

