görüntülü arama terörü
nefret ediyorum nefret. ben kendimi aynada görmeye tahammül edemiyorum o ekranda küçücük görmek bile sinirimi bozuyor. hele birden fazla kişiyle arama yapma olayı daha da beter. bayramda ne olduğunu anlamadan 8 farklı kişinin olduğu bir sohbet içinde buldum. ne gerek var ne gerek var?
devamını gör...
mera
bu bir dopaminendorfin ukdesidir.
orman içi, orman altı ve orman üstü olarak incelenmesi gereken, ot alanların yetişmesine elverişli alanlar olarak nitelendirilebilir.
orman altında bulunan meralar yaz sıcaklığında, ilk kuruyan alanlardır. bu alanlar kuruduğunda; orman altı ve üstü otlaklar, hayvancılık ve arıcılık gibi faaliyetler için kullanılmaya başlar.
arkadaşlar insanlar var olduğundan beri meralar, insan hayatında önemli yer tutar. özellikle hayvancılık faaliyetleri için çok önemlidir.
ancak orman içi mera alanları, yeterli güneşi görmediğinden ve gölgelik olduğundan ''açık altlar'', geç kurusa da, hem besleyici olmasından hemde, geç kurumasından dolayı önemli bir yem kaynağıdır.
ancak bu orman içi alanlarının ''gölge'' olmasından dolayı ve aşırı tüketim ile birlikte bazı sorunlar meydana gelebilir.
vejetatif üreme, bazı bitkilerin, ana kökten belli bir kısımların sürgün vererek yeni ''ana kökler'' oluşturması olayıdır. bu bir eşeysiz üreme çeşididir.
bazı bitkiler ise, tohumların toprağa düşmesi ile ürerler örneğin; buğdaygiller.
ancak aşırı otlatma sebebiyle, vejatatif üreyen bu ''kısa'' bitkilerin yerini, tohumla üreyen daha uzun bitkiler alır. meralardaki bitki konsantrasyonları bozulur. kısa boylu,vejetatif üreyen bitkiler azalmaya başlar.
şunu unutmayalım ki , hayvanların, arıların,insanların bünyelerine aldıkları protein ve vitaminler tek tipleşir. buda besin yetersizliğine sebep olur.
açık alanlarda da benzer durumlar yaşanır.
uzun boylu tohumla üreyen buğdaygiller, kısa boylu vejetatif üreyen kısa boylu bitkileri gölgeler ve artık meramızda sadece buğdaygiller bulunmaya başlar.
işte bu olumsuz durumun yaşanmasını istemiyorsak meralarımızı etkili ve planlı bir şekilde kullanmak zorundayız.
tabi bizim hayvancılıktan kaynaklı aşırı otlatma sorunundan ziyade, '' beton'' gibi daha öncelikli sorunlarımızda vardır.
''b'' bağımlısı bir arkadaşın da dediği gibi
''rib''
orman içi, orman altı ve orman üstü olarak incelenmesi gereken, ot alanların yetişmesine elverişli alanlar olarak nitelendirilebilir.
orman altında bulunan meralar yaz sıcaklığında, ilk kuruyan alanlardır. bu alanlar kuruduğunda; orman altı ve üstü otlaklar, hayvancılık ve arıcılık gibi faaliyetler için kullanılmaya başlar.
arkadaşlar insanlar var olduğundan beri meralar, insan hayatında önemli yer tutar. özellikle hayvancılık faaliyetleri için çok önemlidir.
ancak orman içi mera alanları, yeterli güneşi görmediğinden ve gölgelik olduğundan ''açık altlar'', geç kurusa da, hem besleyici olmasından hemde, geç kurumasından dolayı önemli bir yem kaynağıdır.
ancak bu orman içi alanlarının ''gölge'' olmasından dolayı ve aşırı tüketim ile birlikte bazı sorunlar meydana gelebilir.
vejetatif üreme, bazı bitkilerin, ana kökten belli bir kısımların sürgün vererek yeni ''ana kökler'' oluşturması olayıdır. bu bir eşeysiz üreme çeşididir.
bazı bitkiler ise, tohumların toprağa düşmesi ile ürerler örneğin; buğdaygiller.
ancak aşırı otlatma sebebiyle, vejatatif üreyen bu ''kısa'' bitkilerin yerini, tohumla üreyen daha uzun bitkiler alır. meralardaki bitki konsantrasyonları bozulur. kısa boylu,vejetatif üreyen bitkiler azalmaya başlar.
şunu unutmayalım ki , hayvanların, arıların,insanların bünyelerine aldıkları protein ve vitaminler tek tipleşir. buda besin yetersizliğine sebep olur.
açık alanlarda da benzer durumlar yaşanır.
uzun boylu tohumla üreyen buğdaygiller, kısa boylu vejetatif üreyen kısa boylu bitkileri gölgeler ve artık meramızda sadece buğdaygiller bulunmaya başlar.
işte bu olumsuz durumun yaşanmasını istemiyorsak meralarımızı etkili ve planlı bir şekilde kullanmak zorundayız.
tabi bizim hayvancılıktan kaynaklı aşırı otlatma sorunundan ziyade, '' beton'' gibi daha öncelikli sorunlarımızda vardır.
''b'' bağımlısı bir arkadaşın da dediği gibi
''rib''
devamını gör...
mahalle baskısı
ciddiye alınmaması gereken saçma bir tahakküm kurma hevesidir.
türkiye’ye özel bir durum olmasa da biz şahit olduklarımızı gördüğümüz ve yaşadığımız için bunları anlatıp bitmesini sağlamamız gerekir.
öğretmenliğe yeni başladığım yıllarda okula sırt çantam ve bisikletimle giderdim. bir gün bir öğretmen arkadaş bana geldi ve “sana çok özeniyorum, keşke ben de yapabilsem” dedi. neden yapmadığını sorduğumda “ fakire bak bir araba bile alamamış” derler burda dedi bana. ilginçti ve sanırım fakir olan bendim.
yine aynı şehirde kafamda şapkam altımda şortumla gezerken sakallı bir amca bana “ şapka takmak günah” dedi. ilginç yanı ise şorta takılmamış olmasıydı. sanırım ona sıra gelmedi o ara.
mahalle baskısının ille de büyük olaylarda kendini göstermesi gerekmez. küçük olaylar daha çok can sıkar. sürekli kitap alan bir insan olduğum için öğretmen arkadaşların uyguladığı mahalle baskısı şöyle saçma bir şeydi. “ hocam, kitap karın doyurmaz. önce evini, arabanı al.” halbuki ben o satın aldığım kitapları şu anda kendime ait olan evimdeki kütüphaneme kendi arabamla götürüyorum.
demem o ki; kimseyi dinlemeyin. can sıkıntısı çeneye vurur çoğu zaman. kimsenin çene ishalinin sizin hayatınızı etkilemesine izin vermeyin.
türkiye’ye özel bir durum olmasa da biz şahit olduklarımızı gördüğümüz ve yaşadığımız için bunları anlatıp bitmesini sağlamamız gerekir.
öğretmenliğe yeni başladığım yıllarda okula sırt çantam ve bisikletimle giderdim. bir gün bir öğretmen arkadaş bana geldi ve “sana çok özeniyorum, keşke ben de yapabilsem” dedi. neden yapmadığını sorduğumda “ fakire bak bir araba bile alamamış” derler burda dedi bana. ilginçti ve sanırım fakir olan bendim.
yine aynı şehirde kafamda şapkam altımda şortumla gezerken sakallı bir amca bana “ şapka takmak günah” dedi. ilginç yanı ise şorta takılmamış olmasıydı. sanırım ona sıra gelmedi o ara.
mahalle baskısının ille de büyük olaylarda kendini göstermesi gerekmez. küçük olaylar daha çok can sıkar. sürekli kitap alan bir insan olduğum için öğretmen arkadaşların uyguladığı mahalle baskısı şöyle saçma bir şeydi. “ hocam, kitap karın doyurmaz. önce evini, arabanı al.” halbuki ben o satın aldığım kitapları şu anda kendime ait olan evimdeki kütüphaneme kendi arabamla götürüyorum.
demem o ki; kimseyi dinlemeyin. can sıkıntısı çeneye vurur çoğu zaman. kimsenin çene ishalinin sizin hayatınızı etkilemesine izin vermeyin.
devamını gör...
normal sözlük yönetiminin beni cehenneme yollaması
kafa sözlük yönetiminin domestic hıyar'ı yatağına göndermesi diye bir başlık gelecek şimdi sol akışa.
bu yönetim fena, yapar mı yapar; benden demesi.*
bu yönetim fena, yapar mı yapar; benden demesi.*
devamını gör...
feraset
çabuk sezme ve anlama kabiliyeti.
keskin anlayış, sezgi.*
keskin anlayış, sezgi.*
devamını gör...
anime önerileri
mahou shoujo madoka magica.
bu sabah bitirdiğim, kısacık olsa da gözümdeki yaşları tüketmeme neden olan anime.
bu sabah bitirdiğim, kısacık olsa da gözümdeki yaşları tüketmeme neden olan anime.
devamını gör...
haksızlık
beklenen ve olması gerekenin tersi davranışla birilerinin zarar görmesi ya da üzülmesine neden olma durumu.
devamını gör...
insanların zamanla değişmesi
değişmekle kalsalar iyi?
yıllar önce halamla aramda şu an tam hatırlayamadığım bir diyalog geçti. konumuz "değişim"di ve ben değişmeyeceğimi savunuyordum. müzik zevkimin, arkadaşlarımın hatta fikirlerimin bile değişmeyeceği yanılgısındaydım. benden yalnızca beş yıl büyük olan halam o gün sesini çıkarmadı. geçen yıl, elimde "asla okumam" dediğim türden bir polisiye roman gördü ve anlamlı anlamlı güldü. konuşmayı bir anda hatırlayan ve baştan aşağı bambaşka biri olan ben gözlerimdeki şaşkınlıkla bir süre kalakaldım olduğum yerde. değişmez, dediğim her şey değişmişti. değişmekle kalmamış, değişimin mutlak olduğunu savunur hale gelmiştim bile.
şimdi düşünüyorum; zamanla evler, arabalar, telefonlar, sözcükler dahi değişiyorken, bir insan neden değişmesin ki? sonuçta hepimiz aynı zamanın içerisindeyiz. üstelik gün gün farklı şeyler yaşıyoruz. yaşadıklarımız bize bakış açıları kazandırıyor. bundan da mütevellit olsa gerek değişime uğramadan duramıyoruz.
velhasıl değişmeyen tek şey, değişimin kendisi.
yıllar önce halamla aramda şu an tam hatırlayamadığım bir diyalog geçti. konumuz "değişim"di ve ben değişmeyeceğimi savunuyordum. müzik zevkimin, arkadaşlarımın hatta fikirlerimin bile değişmeyeceği yanılgısındaydım. benden yalnızca beş yıl büyük olan halam o gün sesini çıkarmadı. geçen yıl, elimde "asla okumam" dediğim türden bir polisiye roman gördü ve anlamlı anlamlı güldü. konuşmayı bir anda hatırlayan ve baştan aşağı bambaşka biri olan ben gözlerimdeki şaşkınlıkla bir süre kalakaldım olduğum yerde. değişmez, dediğim her şey değişmişti. değişmekle kalmamış, değişimin mutlak olduğunu savunur hale gelmiştim bile.
şimdi düşünüyorum; zamanla evler, arabalar, telefonlar, sözcükler dahi değişiyorken, bir insan neden değişmesin ki? sonuçta hepimiz aynı zamanın içerisindeyiz. üstelik gün gün farklı şeyler yaşıyoruz. yaşadıklarımız bize bakış açıları kazandırıyor. bundan da mütevellit olsa gerek değişime uğramadan duramıyoruz.
velhasıl değişmeyen tek şey, değişimin kendisi.
devamını gör...
itici gelen hitap şekilleri
-cankuş.
-bilader.
-oğlum.
-amca oğlu.
-adaş.
-topraam.
-bilader.
-oğlum.
-amca oğlu.
-adaş.
-topraam.
devamını gör...
bir zamanlar moda olan şimdi yüzüne bakmadığımız şeyler
deri mont.
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
muzei: her gün bir sanat eserini telefonunuza wallpaper yapıyor.
dailyart: her gün yeni bir sanat eseri öğrenmek isteyenler için. bildirim olarak telefonunuza geliyor.
dailyart: her gün yeni bir sanat eseri öğrenmek isteyenler için. bildirim olarak telefonunuza geliyor.
devamını gör...
kuzen evliliği
hem kanunen hem dinen legal olan evlilik türü. üstelik evrensel ahlak kuralları bile yıllar içinde değişiklik gösteriyorken sırf sen kuzeninle kardeş
gibi büyütüldün diye niye başkalarının tercihlerini iğrençlik olarak yargiliyorsun ? işin ilginci lgbt li bireylere özgürlükden bahseden, hoşgörü ve sevgi ile yaklaşanların kuzen evliliğini ensest olarak yaftalamasi da ayrı bir ilginçlik. bana göre de eşcinsellik sapikliktir ama bunu söylediğinde hemen homofobik ilan ediliyorsun.
eğer uygunsuz bir durum olsaydı binlerce yıldır bı dünya ulkede kanunlar yasaklardı,dinler de yasaklardı. demek ki kuzenlerin evliliği pek de öcü bir durum değil ki yasaklanmamış. akraba evliliğine ben de karşıyım ama
bu noktada katıldığım iki husus var. birincisi engelli doğabilecek nesiller ki, sırf bu yüzden akraba evliliğinden hep uzak durdum. ikincisi ise sosyal ilişkileri ve kadının aile içindeki yerini alaşağı etmesi. teyze ya da hala olarak bildiğin yakınlık duyduğun kişinin kayınvaliden olması gerçekten iletişimi zorlayan, işleri karmakarışık hale getiren bir durum.
yine de annesi teyzeleri, teyze çocukları hep kuzen evliliği yapmış bir aileden geldiğim için coğrafya kaderdir diyebilirim. çok şükür annem yeminliydi de başıma gelmedi. o çok güvendiğiniz methiyeler duzdugunuz aşk bir gün hiç beklemediğimiz bir kuzen kapısında size göz kırpmasın yalnız, dikkat edin. *
gibi büyütüldün diye niye başkalarının tercihlerini iğrençlik olarak yargiliyorsun ? işin ilginci lgbt li bireylere özgürlükden bahseden, hoşgörü ve sevgi ile yaklaşanların kuzen evliliğini ensest olarak yaftalamasi da ayrı bir ilginçlik. bana göre de eşcinsellik sapikliktir ama bunu söylediğinde hemen homofobik ilan ediliyorsun.
eğer uygunsuz bir durum olsaydı binlerce yıldır bı dünya ulkede kanunlar yasaklardı,dinler de yasaklardı. demek ki kuzenlerin evliliği pek de öcü bir durum değil ki yasaklanmamış. akraba evliliğine ben de karşıyım ama
bu noktada katıldığım iki husus var. birincisi engelli doğabilecek nesiller ki, sırf bu yüzden akraba evliliğinden hep uzak durdum. ikincisi ise sosyal ilişkileri ve kadının aile içindeki yerini alaşağı etmesi. teyze ya da hala olarak bildiğin yakınlık duyduğun kişinin kayınvaliden olması gerçekten iletişimi zorlayan, işleri karmakarışık hale getiren bir durum.
yine de annesi teyzeleri, teyze çocukları hep kuzen evliliği yapmış bir aileden geldiğim için coğrafya kaderdir diyebilirim. çok şükür annem yeminliydi de başıma gelmedi. o çok güvendiğiniz methiyeler duzdugunuz aşk bir gün hiç beklemediğimiz bir kuzen kapısında size göz kırpmasın yalnız, dikkat edin. *
devamını gör...
türk dizilerinin olmazsa olmazları
"birazdan yalıya geçeceğim" söylemi.
devamını gör...
okuduğun üniversiteyi söylemeden anlat
".... yolu yokuştur
kafaları tokuştur
bize faşo diyenler
ya komünist ya p...tur."
işte böyle nezih ve sanat ile yogurulmus bir okulu bitirdim.*
kafaları tokuştur
bize faşo diyenler
ya komünist ya p...tur."
işte böyle nezih ve sanat ile yogurulmus bir okulu bitirdim.*
devamını gör...
öz güven
özgüven,
bir odaya girip herkesten daha iyi olduğunu düşünmek değildir.
o odaya girip kendini kimse ile kıyaslama ihtiyacı duymammaktır.
dolores cannon
bir odaya girip herkesten daha iyi olduğunu düşünmek değildir.
o odaya girip kendini kimse ile kıyaslama ihtiyacı duymammaktır.
dolores cannon
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
çikolata yemek, yeni bir kitap almak.
devamını gör...
isimlerin kişiliğe etkisi
isminin anlamlarından biri dalgalı
ruh halim dengesizdir.
ayrıca resim yapmayı severim.
ruh halim dengesizdir.
ayrıca resim yapmayı severim.
devamını gör...
karaca mağarası
trabzon’a 119 km, erzurum’a 208 km uzaklıkta bulunan, zigana ve kop geçitlerinin enfes manzarası eşliğinde gümüşhane'den geçecek olanlara mutlaka gösmelerini tavsiye ettiğim bir mağara bu.
5 odadan oluşan, karaca mağarası gümüşhaneilinin torul ilçesinde bulunuyor.
jeolojik yapısı gereği oluşan, sarkıt, dikit, sütun, traverten ve içindeki göletleri ile bizi bizden alan, enfes bir güzellik bulunmaktadır. zira damlataş havuzlarının derinliği, 1 metreyi bulmaktadır.
ana yoldan mağara yoluna döndüğümüzde, mağaraya gidene kadar, gidilen asfalt ve virajlı yokuş boyunca harika bir kanyon manzarası size eşlik ediyor.
değerli arkadaşlar; karbondioksit oranı yüksek su, kireçtaşını çözer bu çözme olayı suyun değdiği yerlerde boşluklar oluşmasını sağlar.
ayrıca sökerek aldığı, karstik birikimle yeni ve eşsiz şekiller meydana getirir.
ayrıca yazın serin olduğundan içinden hiç çıkmak istemezsiniz. kışın görmedik ama biz yazanların yalancısıyız ; çok sıcak oluyormuş arkadaşlar.
mağaranın ilerisinde; krom antik kenti ve limni gölü'de bulunuyormuş.. ancak biz gitmedik sadece geçerken, mağara yakın olduğundan bir görelim dedik.
ilk fırsatta gezilmesi gereken yerler listemize aldığımız gümüşhane'de ki bu mağarayı muhakkak görün.
gümüşhane gezecekler için bir öneri: okuduğum kadarı ile 283 yaylası bulunan il de, kadırga, doyduk, yağmurdere yaylalarında şenlik ve festivaller yapılıyormuş. gezme işini bu festivallere denk getirmeye çalışın. kendim öyle yapacağım *



5 odadan oluşan, karaca mağarası gümüşhaneilinin torul ilçesinde bulunuyor.
jeolojik yapısı gereği oluşan, sarkıt, dikit, sütun, traverten ve içindeki göletleri ile bizi bizden alan, enfes bir güzellik bulunmaktadır. zira damlataş havuzlarının derinliği, 1 metreyi bulmaktadır.
ana yoldan mağara yoluna döndüğümüzde, mağaraya gidene kadar, gidilen asfalt ve virajlı yokuş boyunca harika bir kanyon manzarası size eşlik ediyor.
değerli arkadaşlar; karbondioksit oranı yüksek su, kireçtaşını çözer bu çözme olayı suyun değdiği yerlerde boşluklar oluşmasını sağlar.
ayrıca sökerek aldığı, karstik birikimle yeni ve eşsiz şekiller meydana getirir.
ayrıca yazın serin olduğundan içinden hiç çıkmak istemezsiniz. kışın görmedik ama biz yazanların yalancısıyız ; çok sıcak oluyormuş arkadaşlar.
mağaranın ilerisinde; krom antik kenti ve limni gölü'de bulunuyormuş.. ancak biz gitmedik sadece geçerken, mağara yakın olduğundan bir görelim dedik.
ilk fırsatta gezilmesi gereken yerler listemize aldığımız gümüşhane'de ki bu mağarayı muhakkak görün.
gümüşhane gezecekler için bir öneri: okuduğum kadarı ile 283 yaylası bulunan il de, kadırga, doyduk, yağmurdere yaylalarında şenlik ve festivaller yapılıyormuş. gezme işini bu festivallere denk getirmeye çalışın. kendim öyle yapacağım *



devamını gör...
animal instinct
the cranberries’in yag gibi akan, ninni niyetine dinlenesi sarkisi.
dolores o'riordan bebisimin ipeksi sesiyle insanin icine dokunur, eslik etmeden dinlemek mumkansiz*.
en vurucu yeri;
- alıntı -
suddenly i was feeling depressed
i was utterly and totally stressed
do you know you made me cry
do you know you made me die
- alıntı -
annelik; en buyuk icgudu, en hayvanisi: buradan
dolores o'riordan bebisimin ipeksi sesiyle insanin icine dokunur, eslik etmeden dinlemek mumkansiz*.
en vurucu yeri;
- alıntı -
suddenly i was feeling depressed
i was utterly and totally stressed
do you know you made me cry
do you know you made me die
- alıntı -
annelik; en buyuk icgudu, en hayvanisi: buradan
devamını gör...
beğenilmeyen kitabı bitirmeye çalışmak
yıllar önce orhan pamuk'un yeni hayat adlı kitabıyla başıma gelen durum. tam bir işkenceydi ama başladığım işi bitirme saplantım yüzünden hepsini okudum. benim adım kırmızı'yı aynı kişinin yazdığına inanmak güçtü.
neyse ki artık ağırlıklı olarak bilim kitapları okuyorum da, pek yaşamıyorum bu sorunu. fakat bu kitapların bazılarında da kötü çeviri sorunu yaşadığım ve kitaptaki bazı cümlelerin bozukluğundan ötürü sinir krizi geçirdiğim doğrudur.
bu arada, tübitak genel olarak gözümüze batan saçma uygulamalarıyla gündeme gelen bir kurum olsa da, bilim kitapları serisinin çevirileri çok iyi. yeri gelmişken tavsiye edeyim dedim.
neyse ki artık ağırlıklı olarak bilim kitapları okuyorum da, pek yaşamıyorum bu sorunu. fakat bu kitapların bazılarında da kötü çeviri sorunu yaşadığım ve kitaptaki bazı cümlelerin bozukluğundan ötürü sinir krizi geçirdiğim doğrudur.
bu arada, tübitak genel olarak gözümüze batan saçma uygulamalarıyla gündeme gelen bir kurum olsa da, bilim kitapları serisinin çevirileri çok iyi. yeri gelmişken tavsiye edeyim dedim.
devamını gör...