(bkz: zımbırtı)
devamını gör...

tarih boyunca daima mağdur ayağına yatan topluluk. şöyle ki sol görüşlü olanları ve milliyetçi olanları genelde siz 'türküm' dediğiniz zaman faşist derler, ama kendileri 'kürdüm' deyince hümanist, sosyalist olduklarını sanarlar.
devamını gör...

çok yorgun olduğunuz bir günün akşamında kedinizin kucağınıza çıkıp mır mır diye bir melodi tutturması.
devamını gör...

klozet kapağına başımı koyup uyumuşluğum var, türkiye geneli deneme sınavında uyumuşluğum var, derbi izlerken uyumuşluğum var, kuaförde işlem sırasında uyumuşluğum var. seçemiyorum en ilgincini, sanırım ben hep ilginç yerlerde uyuyorum.
devamını gör...

bu insan yüzde 99.9* yalan söylüyordur. genelde bu insanlar, gerçekten sevmek yerine çıkar ilişkisi yaşarlar. tipini beğendiği insanı yanında sadece taşımak/göstermek için kullanır.

[tipe önem vermeyen insanlar da var. onları zan altında bırakmak istemem, sözüm tipe bakanlaradır. böyle güzel insanlara denk gelirseniz, onları üzmeyin.]
devamını gör...

4,5 yaşlarındayken millette nasıl uc yeme, peçete yeme huyu varsa gariptir ki bende de toz deterjan yeme isteği vardi. deterjanin kokusu iştahımı açıyordu derken bir gün deterjan kokusu yine iştahımı açmış elimde kepçe, deterjan kutusuna gözlerim hipnozlu bir şekilde yaklaşırken şans eseri babaannem görmüş ve toz deterjanı ulaşamayacağım bir yere kaldırmıştı. eğer babaannem yetismese ben sizlere ömür olacaktım sözlük ailesi kaldı 8 can.

mahallede yokuştan aşağı 3 tekerlekli bisikletimle "ulaa yirmağa gideyrum yırmaağa" diye bağırırken alt yoldan son sürat araba ile burun buruna gelmemiz sonucu yerde sekip duvarin arkasında bulunan evin çatısına uçmuştum. kaşım yarılmış, kolum incinmişti. kaldı 7 can.


yaklaşık 5 sene önce staj yaparken büyük yolcu servisi evime yakın yerde tam ineceğim zaman şoför gaza basmış,hareket etmişti. servisten kafa üstü yere çakılmıştım. servis yüksek olduğu için ve düştüğüm yer cadde üstü oldugu için düştüğüm yerde herkes arabasını park etmisti. arabaların üstüne düşmemem tamamen mucize. yine aynı kaşım yarılmış, 3 gun yerimden kalkamamıstım.staj bitene kadar herkes yere kafa atan kız diye benimle dalga geçmişti. kaldi 6 can.


kendi kusmuğumda boğulmuş nefes alamamıştım. şaka değil arkadaşlar. evet millet kendi b*kunda boğulur,ben kendi saframda boğulacaktım. nefes alamadığım için yere yığılmış, gecenin bir vakti tüm aile halkini korkutmustum. annem eger yetismese sırtıma vurmasa ve kafamı soğuk suyun altına sokmasa ben harbi harbi sizler ömürdüm. kaldi 5 can.

*liste güncellemeye açıktır. canlar tükendikçe yenisi gelecektir.
devamını gör...

dinazorlar kırmızı çizgimizdir!!!
devamını gör...

lübnan'daki en büyük hıristiyan topluluk. maruni kilisesine bağlıdırlar ve anayasa gereği lübnan'da cumhurbaşkanı da maruniler 'den seçilmektedir.
devamını gör...

fok balığı. elleri ve ayakları yüzgeç şeklinde olan, denizde çok hızlı yüzebilen, küçük balıkları yiyen ama köpek balığı tarafından yenilen, bıyıklı bir hayvandır.
yavrularının, çok güzel beyaz kürkleri vardır. bu yüzden kanada'da bile binlerce fok daha yavruyken öldürülür. delici yada kesici alet kullanıp kürkü bozmamak için kafalarına sert cisimlerle vurarak öldürürler.
cape town'da, deniz kenarındaki turistik alışveriş merkezi waterfront'da gezinirken homurtulu seslerini duyabilirsiniz ama yanlarına çok yaklaşınca sidik kokusunu farkedersiniz. çünkü bu hayvanlar, toplu halde yanyana yatıyor ve sadece acıkınca balık yemek için denize giriyor, karnını doyurur doyurmaz, gelip yatıyor.
devamını gör...

su aygırı diyen acaba neye benziyor?!?
devamını gör...

saartjie baartman 1789’da büyük kalçalara sahip anatomik yapıları ile bilinen afrika’daki khoisan - hottentot kabilesi’nde dünyaya gelir.
steatopygia” yani vücut yağının kalçalarda toplanması ve devasa vajinalara sahip olmaları bu kabilenin kadınlarının genetik özelliğidir.

saartjie, köle olarak bir çiftlikte çalışırken ona sarah diyen ingiliz bir doktor tarafından satın alınır. doktor onu londra’ya götürüp kafes içinde boynuna tasma takarak çocuk yaştaki kızı çıplak olarak sergileyip para kazanır.
1.60 mt boyu, oldukça çıkıntılı büyük kalçası ve epey büyük vajinası olan saartjie onu görmeye gelenlerin tacizine uğrar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

daha sonra parisli bir vahşi hayvan terbiyecisine satılır. hayvanlarla birlikte sirklerde gösterilerde kullanılmaya başlanan kızcağız, terbiyecisinin emirlerine uyan bir sirk hayvanı gibi görülür.

onun vücudu üzerinden değerlendirme yapılarak beyaz ırkın üstünlüğünü öven sözde bilimsel makaleler yazılır.
onu aşağılayan fransız sosyetesinin, bilim adamlarının ve avrupalı zengin erkeklerin saartjie ile cinsel ilişki yaşamak için sıraya girdiğini de eklemek lazım.
köle, hayvan, canavar olarak nitelendirdikleri bu afrikalı kadınla cinsel ilişki yaşamak için saartjie’nin sahibine avuç dolusu para dökülmesi ikiyüzlülüğün net bir göstergesi olarak tarihe yazılmıştır.

batı dünyası ona hottentot venüsü diyerek alay eder. insan olduğu bile unutturulmuş bu gencecik kadın çektiği zulüme dayanamaz ve ölür.
ne var ki napolyon’un cerrahı ve zoolog yazar george cuvier, üzerinde çalışmak için canavar diye tanımladığı sarah’ın bedenini parçalara ayırır.
bu parçalar daha sonra birleştirilerek mumyalanır ve paris’teki musee de l’homme’da halka açık bir şekilde sergilenir.

güney afrika'nın en eski halkı olan khoisanlılar 200 yıl boyunca kızlarının müzede sergilenen parçalarını geri ister.
ama fransızlar bu isteği “fransız müzelerinde sergilenen tüm eserler fransa’ya aittir” diye geri çevirir.

diana ferrus bir şiir yazar
seni eve götürmeye geldim.
eve, hatırlar mısın bozkırı?
yemyeşil çimeni büyük meşe ağaçlarının altındaki hava serindir.
orada güneş yakmaz.
bir tepenin eteğine serdim yatağını
battaniyen çalı çırpıyla ve nane yapraklarıyla çevrili,
sarı beyaz çiçeklerle kaplı
akarsuyun şarkısı işitiliyor
çakıl taşlarının üstünden sekerek akarken.

fransız senatör nicolas about çok etkilendiği şiiri senatoda okurken “onu bir canavar, bir ucube olarak kayda geçmek istiyorlar ama bu işte gerçek canavarlık nerede" diye sorar.
ve nihayet saartjie'nin parçaları doğduğu topraklarda kadınlar günü’nde düzenlenen törenle toprağa verilir

kadın hakları kuruluşlarının önemli bir referansı haline gelen saartjie baartman’ın yaşamı, makalelere, kitaplara, filmlere konu olmuştur.
onun hayat hikâyesini anlatan “venus noire” adlı filmi
abdellatif kechiche tarafından yönetilmiş ve birçok ödüle layık görülmüştür.

saartjie'nin 23 yıllık hayatında bu kadar acı çekmesinin tek nedeni ise kadın olmasıdır.
saartjie’nin ait olduğu hottentot kabilesi erkeklerinin devasa boyutlarda penisleri olduğu tespit edilmiştir. hottentot erkeğini avrupa’ya götürüp çıplak olarak sergilemeyi hiçbir batılı erkek göze alamamıştır.
devamını gör...

ilkokullarda elimizde duran türkçe sözlük gibi tanım yapmaktır amacın ne olduğu kestirilemez ama hani türkçe sözlük istesek tdk ile iş birliği yapardık. interaktif sözlüklerin amacı biraz olsun başlığın karşılığını vermek biraz olsun kendi yorumunu katmaktır.
devamını gör...

hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et. hiç incinmemiş gibi sev. hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle. ve dünya cennetmiş gibi yaşa.
~mark twain
devamını gör...

insanların can sıkıntısına dışarı çıkıp, markete cips almaya çıktığı bir gün daha.
bizimkiler dizisindeki benim adım cemilgibi oturdum, caddeye bakan pencereden dışarıyı izliyorum, çekirdeğim yanımda. her gün aslında haftasonları nerdeyse aynı insanları görüyorum, bir yandan da analiz yapıp küçük hikayeler yazıyorum kafamda.
bir amca var yaş 50-60 arası haftasonları aynı saatlerde çıkıyor. nasılsa kimse yok diye maskesi de yok. sen böyle rahat dolaş diye biz evdeyiz amca. sağlıkçılar da sen böyle rahat dolaş diye çalışıyorlar...
başka biri de markete girdi, cips almış poşette sadece cips var. yahu kadınlar hadi anlıyorum ekmek almaya gönderiyorsunuz erkekleri de, cips için göndermeyin bari. sonra neden erkekler virüsten daha çok ölüyor??
çöpleri karıştırıp işe yarar bişey var mı diye bakanlar... aynı çöpü iki kere kontrol ediyorlar bi günde nerdeyse. hijyen önemli diyoruz ama bu insanlar napsın? evde bile kolonya ile geziyoruz biz...
bir sürü araba geçiyor, anormal günlerden bir farkı yok bu günün... çocukken plakalardan kelime ya da cümle türetmece oynardık. hadi dedim oynayayım. daha bi cümle kuramadan diğer araba geçiyor...
motorcu kuryeler ekmek parası peşinde ama “kalbim tatilde” şarkısını çalan bir araba sahibinin neyin peşinde olduğunu çözemedim...
yürüyüşe çıkan kadınlar. afferin size bizim aklımıza gelmemişti bu güzel havada çıkıp yürümek.
6 kişilik bir aile de çıkmış yürüyüşe. çoluk çocuk dışarda...

mahallenin bıçkın delikanlısı bobittin ve arkadaşları öğrendi bir tek karantinayı, geçen arabaların arkasından koşturup havlıyorlar. herkesin başına bir bobittin dikelim o halde...

yahu düşünüyorum da ben niye evdeyim??
devamını gör...

tanımı bile okumadan koşa koşa aldığım rozettir. beğendim.tişikirlir sipirmin.
devamını gör...

arkadaşımın boyadığı bir adet peçete.
ortaokul tübitak etkinliğinden kalma yaka kartlarım.
lisenin son senesinde dershaneyi/okulu ekip kafelere gittiğimiz o güzel günlerden kalma nargile sipsileri.
devamını gör...

avakado.ılk yedigimde el kremi yiyormuş gibi hissetmiştim.
devamını gör...

üniversite bittikten sonra içime çöken ve yılardır kurtulamadığım his. kendimi yaşıtlarım ile kıyaslamadan duramıyorum. keşke arada sırada kendimi daha iyi durumda hissedebilsem.
devamını gör...

bir defa ve sadece 1 defa. dahası olmaz. diğerleri aşk değil hoşlanmaktır.
devamını gör...

alman disiplinine sahip modumuz.
pek de çalışkan.

(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim