tutkunun ve heyecanin karsiligi olan terim. yani en azindan benim icin... neyse basligi biraz acayim; astrofotografcilik yildizlarin, gezegenlerin, galaksilerin ve diger gok cisimciklerin gozlemini ve fotografciligini kapsayan bir terimdir. fotografciligin bir dali gibi gorunebilir ama aslinda bilinen fotografciliktan oldukca farkli bir alandadir. kendi icerisinde de iki kisima ayrilir.
-geniş açı astrofotografciligi; bildigimiz dslr tarzi kamerlarla yapilan fotografciliktir. hatta son donemlerde cikan cep telefonlariyla da astrofotograflar cekmenin mumkun oldugu soyleniyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


-derin uzay yada nam-i diger deep sky fotografciligi; teleskopla yapilan fotografciliktir. astrofotografciligin daha gelismis versiyonudur. daha zorludur ve uzay hakkinda da ciddi bir bilgi birikimi gerekmektedir. ve daha maliyetlidir de. ise yarar bir teleskop 10-15 bin dolarcik arasindadir. ama tahmin ettigim uzerine bu alanin kisiye verecegi haz bambaskadir yani ayi, gezegenleri cekmenin verdigi hevesin gelismis ust versiyonudur diyebilirim ...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

deep sky astrofotografciligi hakkinda pek bir sey bilmedigim icin genis aci fotografciligi hakkinda biraz bilgi verebilirim; oncelikle fotografciligin bu alani gercekten maliyetli. maliyetin karsilanmasi da tek basina yeterli degil, bilgi birikimi ve deneyim de oldukca onemlidir. sahip olunacak kameraya degineyim;
aslinda baslangic icin cok da onemli degil deniyor. normal standartlarda dslr kamera yetecektir. ozellikle canon'un eos serisi is gorur nitelikte-ymis. bu alan icin cmos ve ccd cinsi ozel sensorlu kameralar bulunmakta fakat fiyat olarak da cok pahalilar ve yeni baslayanlar icin ekstra pahali kameralara butce ayirmanin yersiz oldugu belirtiliyor. hatta kameradan anlayan kesim kendilerine modifiye kameralar tasarlayip maliyetlerini dusurebiliyorlar.
bu arada yeni baslayanlar icin mumkunse otomatik yerine manuel bir makina tercih etmeleri tavsiye ediliyor cunku kameralardaki otomatik ayarlar gunduz cekimi icin uygundur. astrofotograflar gece cekimi yapilacagi icin isiklandirma ayarlarinin da elle ayarlanabiliyor olmasi cok daha iyidir.
iso duzeyi, diyafram degeri gibi teknik konularda cok onemlidir, ben bunlardan cok anlamadigim icin es geciyorum...

sahip olunan fotograf makinasindan da onemli olan mevzu, dedigim gibi bilgi birikimidir. bu alanda kisi yeniyse, astrofotografciligiyla ilgili kurslar mevcut gidebilir. ayriyeten ozellikle sosyal medya icerisinde olusturulmus kulupler de var diye biliyorum...
bilgi birikimi mevzusu zaten teknik bilgiden ote, isin icerisine girince edinilen tecrubelerle gelisecektir. o yuzden biraz emek biraz da zaman gerekli denilebilir.

bunlarin disinda en onemli bir diger unsur ise planlamadir. goruntulerin nerede ve ne zaman cekileceginin oncesinde planlanmasi gerekir. hava sartlari cok onemlidir, ayin ve yildizlarin hareketleri cok onemlidir. fotograflarin cekilecek alanin rakimli olmasi cok cok onemlidir. onemli olarak belirttigim konular iyi bir planlamayla goz onunde bulunduruldugu zaman ancak ortaya guzel kareler cikabilir.

ayriyeten cekilen fotograflarin islenmesi mevzusu var. bu konu da cok cok onemli... astro fotograflarda elde edilen karelerde ciddi bir emek soz konusu. on saniye baktigimiz fotograflar bir gunde bir kareyle cekilmez. bir fotograf icin 20 ile 40 saatlik arasi bir cekim gerekmektedir, hatta bazen bir fotografin cekimi haftalarca emek verilebilir. iste bu gunlerce haftalarca cekilen fotograflar birlesetirilerek islenmektedir. yani islemede gosterilen incelik gunlerce verilen emegin karsiligidir diyebiliriz.

astrofotografcilik bir tutkudur. zaman alan bir tutkudur, emek isteyen bir tutkudur, her yigidin harci olmayacak bir tutkudur. yapilan fedakarliklardan elde edilen ise sadece bir goruntudur evet ama(!) o goruntunun ne denli kiymetli oldugunu da bu alanla ilgilenenler cok iyi bilirler. tekrar soylemis oluyorum ama astrofotografcilik bir tutku, bir yasam tarzidir. icine girdiginiz zaman ciddi cekimine kapilmamak imkansiz. hicbir seyden alanamayacak kadar haz verir insana. yani benim icin boyle... gercekten hayatimda hic bir alana, hicbir konuya ve dahi hicbir seye bu denli heyecan hissettigimi hatirlamiyorum. tekrar tekrar yazayim bu konu bir hobi degil bir tutkudur . . . benim icin manasini "tutku" kelimesini surekli tekrarlamamdan anlayabilirsiniz evet*.
devamını gör...

arkadaş çevresinde bir şekilde birbirine yanlayan ama arkadaşlığa sığmaz düşüncesiyle ortaya konan sözdür.

ne hikmetse biri o zaman değin beklerken diğeri evlenmiş olur.
devamını gör...

siz bir de vurduğunuz yetmiyormuş gibi, kırdığınızı öğrenip atele alıyoruz dediklerinde yanındaki parmakla birbirine bantla yapıştırılınca görün cehennemi.

ne dedim lan ben? aynı acıyı tekrar te kalbimde hissetmişim ki kurduğum cümleye bak.
devamını gör...

(bkz: manası yok)

/ gönülden geçen yolu gömmüşler
ben geçer miyim yok
ah bu diyarda kimi kesmişler
haberin var mı koç
/
devamını gör...

böylelerine ne kadar küfür etsen az. insan değil bu. allah belasını versin. bütün kelimelerim tükendi şuan.
devamını gör...

insanı düşünmeye iten bir istatistiktir. işsizlikten dolayı insanlar düşük maaşları kabul etmek zorunda kalıyor, yoksa hiç maaşı olmayacak çünkü. işverenlerin de çoğu vicdansız olduğu için bu durumdan faydalanıyorlar ve düşük maaşla en yüksek performans alabilecekleri kişiyi seçiyorlar.
bunun tek çözümü kimsenin bu maaşları kabul etmemesi olurdu ama bu imkansız bir şey ve insanlardan bunu yapmalarını beklemek de çok büyük bir haksızlık. çünkü bu ülkede kaymak tabaka dışında kalan herkes çaresiz. kimse lüks için çalışmıyor, maaşıyla kira ve fatura ödüyor, bir şekilde gıda ihtiyacını karşılıyor ve maaş o şekilde bitiyor. yani o maaşa hayır dese, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak duruma düşecek.
hal böyleyken halktan bir şey beklemek vicdansızlık, işverenlerin de çoğu iyi değil, bu durumda iş devlete düşüyor. umutsuzluk da burada başlıyor zaten, bizim mükemmel devletimiz bizi yaşatmaya değil emeğimiz yemeye yeminli. o yüzden de bu durumu çözmek adına bir adım atmayı bırakın, tam tersi işleri daha da kötü duruma sokmak için elinden geleni yapıyorlar.
işte sırf bu yüzden ileride bu istatistiğin daha da artacağını düşünüyorum. türkiye'deki kimseyi iyi günler beklemiyor, aklınız varsa en azından burada çocuk yapmayın da bizden sonra ki nesiller de aynı şeyi yaşamak zorunda kalmasın.
devamını gör...

bu toprakların çocukları için son 300-500 yılın en büyük şanslarındandır. saygı ve sevgi ile.
devamını gör...

1960'larda kedilerin cia tarafından casusluk amacıyla kullanılmaya çalışıldığı proje. amaç, aynı dönemde yapılan diğer deneylerin çoğunda olduğu gibi, sovyetler birliği'ne ilişkin gizli bilgileri ele geçirebilmekti.

açlığa uyup kafasına göre yemek bulmaya gitmesin diye çeşitli ameliyatlardan geçirilen kedilerin kulaklarına mikrofon, kafatasına radyo vericisi, tüylerine de anten niyetine ince bir tel yerleştirilmiş.

ilk görev, arabanın altında kalan ilk "casus kedi" nedeniyle başarısız olmuş. projeye yaklaşık 20 milyon dolar harcanmış. fakat istendiği kadar faydalı bir proje olmadığı söylenmiş ve bunun nedeni olarak da kedilerin, istenen amaca uygun şekilde eğitilmelerinin zorluğu gösterilmiş. 7 yıl sonra da sonlandırılmış ve cia tarafından içeriği sansürlenerek yayımlanan belgelerle projenin varlığı doğrulanmış.

kim bilir neler ettiler zavallı hayvanlara...

***

projenin orijinal adı olan acoustic kitty, john mann albümünün adıdır aynı zamanda. link
devamını gör...

o anki ruh durumuna göre değişebileceği gibi sevdiceğin ve kendi isminin baş harflerini çizmek, kalp çizmek, güneş çizmek gibi aktiviteler olabilmektedir.
bir de bir şeyler çiziktirmek dışında da yapılan uygulamalar olabilmektedir:
cama hohlanır, yumruk yapılan elin tabanı buğuya bastırılarak bir adet ayak tabanı izi elde edilir, sonra parmakları da kondurusunuz. alın size bir adet ayak izi...
devamını gör...

kimsenin kalbini kırmayan, mafyaclık ve kabadayıcılık oynanmayan, eşsiz bir sese ve muhteşem bir karaktere sahip olan güzel ve naif insan.
devamını gör...

dün, bugün, yarın işledikleri/işleyecekleri cinayetler, sadece aramızdan değil etimizden, canımızdan, kanımızdan kopardıkları insanlar günün sonunda kahraman değiller, ölü bedenler! evet unutmayacağız ama acımızı kalıplaşmış cümlelerle avuttukça biz katletmeye de devam edecekler. affetmeyeceğiz ama bununla da yetinmemeli!

ayağa kalk!
devamını gör...

motosiklet sesi duyduğum an, mekaniği hakkında bir fikrim yok o ses neresinden çıkıyor hangi motosikletlerde çıkıyor bilmiyorum ama şu insanın kulağını sağır edecek kadar ses çıkartanları her duyduğumda küfür etmeyen ben, ediyorum.
devamını gör...

“kitap fiyatlarının aya kadar yükseldiğini duyunca, bir türk genci olarak, göğsümüz gururla doldu. aya insan göndermesek de fiyat gönderebiliyoruz.”
artık galaksi dışına bile yollamışızdır o fiyatları diye düşünüyorum.
devamını gör...

ama senin- cemal süreya

daha nen olayım isterdin,
onursuzunum senin!
devamını gör...

gerçekçilik.

bir estetik ve edebi kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında fransa'da ortaya çıkmıştır. nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasisizme hem de romantizme bir başkaldırıdır.
devamını gör...

philip k. dick'in do androids dream of electric sheep? romanından esinlenerek çekilen ridley scott'ın yönettiği bi' film. başrolde onlarca büyük filmlerden bildiğimiz harrison ford var. ayrıca ruh katan ışıkları, gölgeleri, dış sesleri, arka planı ve daha onlarcasını yapan adam da bu. (bkz: jordan cronenweth)
film çıktığı yılda pek tutmamış. sonraki yıllar kült mertebesine erişmiş. halen daha etkisi devam ediyor. ayrıca 2017'de denis villeneuve (döni vilnov) tarafından devamı çekildi.
sonraki bütün bilim kurguları etkilediği bi' gerçek. toplumsal ve insani değerlere yönelik en önemli işi yapan da budur zannımca.
yenilenmiş hali, farklı versiyonları, director's cut'ları ve her şeyden önemlisi görülmemiş ambiyansıyla resmen eşsiz bi sanat eseri.
konusunda geçen aşk bakımından la jetee ile benzerlik gösterir. deckard'ın yolculuğu bakımından da başrol eşsiz bir serüvene sürükler bizleri.

rick'in replikant olup olmadığı da halen sır. her ne kadar scott replikant olduğunu söylese de malum sahneden dolayı. rachael

roy batty ile de final yapar.
tears in rain
video
efsane müzikleri olmazsa olmaz. soundtrack
film üzerine
derin bir inceleme
ingilizce başka bir inceleme daha. bu daha derini ama. stanford
ve favori sahnem.
finished
devamını gör...

artılar iko'ya değil yazarlara gidecek yanlış yapıyorsunuz.
devamını gör...

genç bir müsaade et de geçeyim dediğim yazar.

yok, puan listesinde üstlerde olup hava atmak gibi bir niyetim yok ama turuncu saçlı amazonum meja balım eli kulağında dönmek üzere, o gelmeden yanına yakın bir yere geçeyim diyorum.*

yoksa bir ton laf işitirim "ben yokken sen ne yaptın domestic?" diye, bakmayın entel dantel hallerine kaç aydır çenesinden neler çektiğimi ben bilirim anca.
güneş'e de sesleniver sana zahmet, o da biraz kenara kaysın senden sonra..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

'gitmesine izin vermediğiniz her şey, sizden kaçıyor.' bırakın gitsin.
devamını gör...

bazı ağaç türlerinin tepe kısmındaki dallarının birbirine dokunmaktan kaçınması durumudur. ilk olarak 1920'li yıllarda keşfedilen bu doğa olayının tam neden kaynaklandığı bilinemiyor olsa da ağaçları zararlı böcek ve şiddetli rüzgarların olumsuz etkilerinden koruduğu düşünülüyormuş. ayrıca bu durum ağaçların güneş ışığını daha verimli kullanmasını sağlıyor. ağaçlar bile mahremiyete önem veriyorken bazı insanların ''mahremiyet'' kavramından bihaber olması üzücü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim