her beğeni bir karma puan
niden beni beğenmiyorlar diye düşündüğümde aklıma geldi
başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.
ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.
şenlenmez mi?
hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.
ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -
hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.
ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.
şenlenmez mi?
hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.
ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -
hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
-devlet sanatçısı" teklifi almadınız mı?
-devlet benim ödülümü sıkıyönetim dönemlerinde tırnaklarımı çekerek verdi!
-kaç yıl yattınız?
-peyder pey beş yılın üstünde.
-çok işkence gördünüz mü peki?
-çook. benim mesela gördüğüm iskenceden
dolayı on tırnağımın onu da düştü.
-çektiler mi?
-falakalardan tabanlarıma vurdukları o sert
cisimle tümden uldu!
-uldu’mu?
-uldu tabir ederiz.
-çürüdü tırnaklarım, çekmek zorunda kaldılar.
-başka?
-ayağımdan asılmalar, cereyan vermeler, gözü bağlı olarak her türlü hakaretlere maruz kaldım. ama bir gün ben kalkıp o sopadan bahsetmedim.
-neden?
-çünkü o bahsetmem gereken sopa devletin kendi sistemiydi.
-daha sonra türkülerinizden etkilenip özür dileyen işkenceci oldu mu?
-hayır. aksine o kadar işkence çekmeme rağmen özür dilemesi gerekenler benim devletten özür dilemem gerektiğini söylediler!
-pişmanlık duydunuz mu hiç?
-eğer pişmanlık duysaydım aşık mahzuni şerif olmazdım.
-ne soruyorlardı..?
-en çok alevilerin hangi örgüte bağlı olduklarını soruyorlardı. alevi oluşum suçumu daha çok arttırıyordu benim. bir de deniz gezmiş’lerin dönemindeki yürüyüşlere sazımla katılmama bozuluyorlardı.
-peki bunca acı, işkence, dışlanma korkusu sizi "uslandırma" dı mı?
-aksine daha da bileyledi. çünkü eğer gerçekten halk ozanıysanız yasadığınız toplumsal gerçeklere dikkat çekmek ve o acıları paylaşmak zorundasınız.
aşık mahzuni şerif
yaşadığımız çağın pir sultan'ı aşık mahzuni şerif'in anısı önünde saygıyla eğiliyorum ..
-devlet benim ödülümü sıkıyönetim dönemlerinde tırnaklarımı çekerek verdi!
-kaç yıl yattınız?
-peyder pey beş yılın üstünde.
-çok işkence gördünüz mü peki?
-çook. benim mesela gördüğüm iskenceden
dolayı on tırnağımın onu da düştü.
-çektiler mi?
-falakalardan tabanlarıma vurdukları o sert
cisimle tümden uldu!
-uldu’mu?
-uldu tabir ederiz.
-çürüdü tırnaklarım, çekmek zorunda kaldılar.
-başka?
-ayağımdan asılmalar, cereyan vermeler, gözü bağlı olarak her türlü hakaretlere maruz kaldım. ama bir gün ben kalkıp o sopadan bahsetmedim.
-neden?
-çünkü o bahsetmem gereken sopa devletin kendi sistemiydi.
-daha sonra türkülerinizden etkilenip özür dileyen işkenceci oldu mu?
-hayır. aksine o kadar işkence çekmeme rağmen özür dilemesi gerekenler benim devletten özür dilemem gerektiğini söylediler!
-pişmanlık duydunuz mu hiç?
-eğer pişmanlık duysaydım aşık mahzuni şerif olmazdım.
-ne soruyorlardı..?
-en çok alevilerin hangi örgüte bağlı olduklarını soruyorlardı. alevi oluşum suçumu daha çok arttırıyordu benim. bir de deniz gezmiş’lerin dönemindeki yürüyüşlere sazımla katılmama bozuluyorlardı.
-peki bunca acı, işkence, dışlanma korkusu sizi "uslandırma" dı mı?
-aksine daha da bileyledi. çünkü eğer gerçekten halk ozanıysanız yasadığınız toplumsal gerçeklere dikkat çekmek ve o acıları paylaşmak zorundasınız.
aşık mahzuni şerif
yaşadığımız çağın pir sultan'ı aşık mahzuni şerif'in anısı önünde saygıyla eğiliyorum ..
devamını gör...
bu pandemi artık aşılanmamışların pandemisi
insanları kobay fare gibi gören bir adet mürekkep yalamış beyanı.
ben olmuyorum. biri bana bunu dikte edene kadar da olmayacağım. dikte edildiği takdirde de orada bir dalavere çevireceğim kesin. bir kez korona oldum benim için soğuk algınlığından tek farkı uyku hali ve t bölgesi ağrısıydı. yine geçiririm sorun değil. neymiş korona geçirenleri 3 sene sonra imamın kayığı bekliyormuş. ulan sen şuna biz bi bok yedik milleti damgalı eşşek gibi aşıladık ama ilerde nolur bilmiyoz en olmadı bunlar korona geçirdi deyip aşılananlar ölünce korona geçirmişlerdi deriz demiyor da böyle diyorlar. enteresan. vücudu dirençli olup koronayı atlatan kimsenin şiddetli akut enfeksiyonu geçirdi diye bilmem kaç yıl sonra öleceğine inanmıyorum.
ben olmuyorum. biri bana bunu dikte edene kadar da olmayacağım. dikte edildiği takdirde de orada bir dalavere çevireceğim kesin. bir kez korona oldum benim için soğuk algınlığından tek farkı uyku hali ve t bölgesi ağrısıydı. yine geçiririm sorun değil. neymiş korona geçirenleri 3 sene sonra imamın kayığı bekliyormuş. ulan sen şuna biz bi bok yedik milleti damgalı eşşek gibi aşıladık ama ilerde nolur bilmiyoz en olmadı bunlar korona geçirdi deyip aşılananlar ölünce korona geçirmişlerdi deriz demiyor da böyle diyorlar. enteresan. vücudu dirençli olup koronayı atlatan kimsenin şiddetli akut enfeksiyonu geçirdi diye bilmem kaç yıl sonra öleceğine inanmıyorum.
devamını gör...
günün ünlüsü
uzun süredir bakmayı bıraktığım başlık idi.
bi bakayım, gene hangi gıcıklar günün ünlüsü seçilmiş dedim ki ne göreyim, lan bende listedeyim.
temmuz ayında yazdığım tanımım, şu an anlaşılmış.
ey gidi epiktetos senin sayesinde beni de anladılar.
biz bir şey biliyoruz da yazıyoruz.
iki sene üstüne iş ilanına geri dönülen iş arayan gibi hissettim.
zeki müren'de bizi görecek bence.
hadi iyi okumalar.
bi bakayım, gene hangi gıcıklar günün ünlüsü seçilmiş dedim ki ne göreyim, lan bende listedeyim.
temmuz ayında yazdığım tanımım, şu an anlaşılmış.
ey gidi epiktetos senin sayesinde beni de anladılar.
biz bir şey biliyoruz da yazıyoruz.
iki sene üstüne iş ilanına geri dönülen iş arayan gibi hissettim.
zeki müren'de bizi görecek bence.
hadi iyi okumalar.
devamını gör...
online kişi sayısının 300'ün altında kalması
valla benimden gözümden kaçmayandır. hadi online kişisini geçtim solda hep aynı başlıklar bir sirkülasyon sorunu aldı başını gidiyor. elimden geldiğince fikrimi süzüp işe yarar dedikçe her başlığa yazıyorum, seviyoruz bu ortamı sonuçta ama insan azcık da canlansın istemiyor değil.
devamını gör...
entel görünme başlangıç paketi
bahsettiğiniz kitap kahve fotoları entellik başlangıcına girmez, nedeenn iyi bir entel özentisi şiir okurmuş gibi yapar kitap değil . bir iki vurucu mısra makaslar her duruma yapıstırır olsun olmasın . iyi bir entel özentisi bir iki sanat filmi bilir. bildiği yanıldıgına yetmez ya olsun. ortama girişte filmin adını zikredince hiç duymamışlarda kafa karışıklığı yaratır. daima çoğul eklerke konusur. sanki bir gruplar da bir siz yokmussunuz gibi. bir halttan anlamaz ama araya sıkıstırdıgı kulaktan dolma ve yalan yalnıs kullandıgı yabancı kelımelerle etrafa sözcük kapasıtesını pazarlayarak karızmasına doygunluk kattıgına inanır ve unutmayın bir entel özentisi daima kadınlara ilgisizmiş gibi, cinselliğin açlığını aşmış gibi davranır.(ki bıraksan uluyordur). ve olmazsa olmaz kelimeleri sündürerek vurgulayarak kullanır. işte tam anlamıyla özentinin tanımı budur. boş tenekedir vurunca çınlar
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan sözlük yazarı
keyfi yerinde, kendi ile barışık yazardır, like me.
devamını gör...
mobbing
üretkenliğin olduğu yerde karşılaşılamayacak davranış biçimi. zira mobbing varsa üretkenlik yoktur. yöneticilik, 5 karış mesafeden yüzüne dahi bakmadan muhatap almadan iş buyurmak, laf atıp sataşarak eksiğin gediğin içine insan gömmek demek değildir! çok iddialıyım evet ve hatta bu tespite kalıbımı basarım.
kurumsal olan işi de yaptım, sanatla da uğraştım, vasıfsız iş de üstlendim. çalıştığım her tür iş ortamında onlarca yönetici gördüm. beni yönetenler, yanımdaki departmanı yönetenler, yönetenleri yönetenler, onları da yönetenler... -bu böyle sabaha kadar sürebilir işte varın siz hesap edin-
yöneten kesimin bir türlü çözemediği bireysel iletişim problemleri, yönettiği koca koca ekiplere ve o ekiplerin de ürettiği ve yürüttüğü organizasyona sirayet edip, o iletişim sorunlusu yönetici en son halkada problemlerle yeniden karşılaştığında asla dönüp kendine bakmaz. parmağını en başta kime salladıysa dönüp yine ona söver, o da altındakine, o da altındakine... it ite it kuyruğuna derken hayat bu kısır döngüde sürer gider. üretim durur ya da ittire kaktıra zorla devam eder. zaten esas mesele iş aş organizasyon üretim değil, çalım satmak, hava basmak, unvan yarıştırmak, senin titleın benim titleımdan küçük diyebilmek, ego tatmin etmektir.
yönetici bireysel iletişim sorunlarını çözmüşse zaten her günün sonunda önce aynaya rapor verir, kendine dürüst olur, bir parmak sallanması gerekiyorsa önce kendine sallar derdini meramını anlatamadığı için. sonra herkesi toplar kulaktan kulağa oynamak yerine tüm ekibini açık iletişime teşvik eder. zira hepsi gününün yarısını birlikte geçirdiği, birlikte aynı havayı soluduğu insanlardır, kendi insanıdır. herkes birbirinden ve birbirinin görev tanımından, görev ve sorumluluklarından haberdar olur. zayıf halka kendini bilir, herkes zayıf halkayı bilir, açıkça ve olumlu üslupla bilinmesi sağlanır, zayıflıkların eksiklerin geri dönüşsüz şekilde giderilmesi için dayanışma yoluna gidilir. zira esas olan iştir, iş yürüsündür, gerisi teferruattır.
kurumsal olan işi de yaptım, sanatla da uğraştım, vasıfsız iş de üstlendim. çalıştığım her tür iş ortamında onlarca yönetici gördüm. beni yönetenler, yanımdaki departmanı yönetenler, yönetenleri yönetenler, onları da yönetenler... -bu böyle sabaha kadar sürebilir işte varın siz hesap edin-
yöneten kesimin bir türlü çözemediği bireysel iletişim problemleri, yönettiği koca koca ekiplere ve o ekiplerin de ürettiği ve yürüttüğü organizasyona sirayet edip, o iletişim sorunlusu yönetici en son halkada problemlerle yeniden karşılaştığında asla dönüp kendine bakmaz. parmağını en başta kime salladıysa dönüp yine ona söver, o da altındakine, o da altındakine... it ite it kuyruğuna derken hayat bu kısır döngüde sürer gider. üretim durur ya da ittire kaktıra zorla devam eder. zaten esas mesele iş aş organizasyon üretim değil, çalım satmak, hava basmak, unvan yarıştırmak, senin titleın benim titleımdan küçük diyebilmek, ego tatmin etmektir.
yönetici bireysel iletişim sorunlarını çözmüşse zaten her günün sonunda önce aynaya rapor verir, kendine dürüst olur, bir parmak sallanması gerekiyorsa önce kendine sallar derdini meramını anlatamadığı için. sonra herkesi toplar kulaktan kulağa oynamak yerine tüm ekibini açık iletişime teşvik eder. zira hepsi gününün yarısını birlikte geçirdiği, birlikte aynı havayı soluduğu insanlardır, kendi insanıdır. herkes birbirinden ve birbirinin görev tanımından, görev ve sorumluluklarından haberdar olur. zayıf halka kendini bilir, herkes zayıf halkayı bilir, açıkça ve olumlu üslupla bilinmesi sağlanır, zayıflıkların eksiklerin geri dönüşsüz şekilde giderilmesi için dayanışma yoluna gidilir. zira esas olan iştir, iş yürüsündür, gerisi teferruattır.
devamını gör...
memleketinin adını söylemeden anlat
otuz büyükşehir ve benim şehrim.
devamını gör...
yalnızlık ömür boyu
doğru olan önermedir. zira mezara bile yanlız gireceğiz.
devamını gör...
ananı da al git
11 şubat 2006 tarihinde mustafa kemal öncel adında bir çiftcinin “çiftçinin hali ne olacak, anamız ağladı” demesi üzerine sayın prezidıntımızın ''ananı da al git'' demesi ile vuku bulmuş olan hadise.
çiftçinin başına bela olmuşlar zamanında. kendisi şunları demiştir.
“benim hayatımı mahvettiler. o tartışmanın ardından ve tayyip erdoğan'ın bana hakaretlerinden sonra özür dilettirildim. özür dilettirildiğim halde başıma gelmeyen kalmadı.bir televizyon kanalında canlı yayına bağlandığında ‘onun anasının ellerinden öpüyorum' dediği halde başıma gelmeyen kalmadı, ekmeğimle oynadılar. işçiyi ve tüccarı bahçeme göndermediler.''
''başkasının işlediği bir suçtan mütevellit adli tıplara gönderildim. akıllı mı deli mi diye… düzmece raporlarla siyasi bir karar bağlamında deli raporları verildi, tımarhanelere atıldım. tımarhane sonrasında şizofren teşhisi konularak zorla taburcu ettiler. her mahkeme ayrı ayrı gönderince, hakkımda birkaç defa dava açtılar başkalarının işlediği suçlardan açılan davalar bunlar”
kendisi şöyle yakarmıştır. ''erdoğan her mersin'e geldiğine beni gözaltına alıyorlar. artık bu kadar olamaz. benim erdoğan ile tartıştığım günden önce bir tek sabıkam yoktu. ben müracaat da ettim, ‘benim sicilimi temizleyin' dedim. ancak, yetkililer hala uyuyor.''
çiftçinin başına bela olmuşlar zamanında. kendisi şunları demiştir.
“benim hayatımı mahvettiler. o tartışmanın ardından ve tayyip erdoğan'ın bana hakaretlerinden sonra özür dilettirildim. özür dilettirildiğim halde başıma gelmeyen kalmadı.bir televizyon kanalında canlı yayına bağlandığında ‘onun anasının ellerinden öpüyorum' dediği halde başıma gelmeyen kalmadı, ekmeğimle oynadılar. işçiyi ve tüccarı bahçeme göndermediler.''
''başkasının işlediği bir suçtan mütevellit adli tıplara gönderildim. akıllı mı deli mi diye… düzmece raporlarla siyasi bir karar bağlamında deli raporları verildi, tımarhanelere atıldım. tımarhane sonrasında şizofren teşhisi konularak zorla taburcu ettiler. her mahkeme ayrı ayrı gönderince, hakkımda birkaç defa dava açtılar başkalarının işlediği suçlardan açılan davalar bunlar”
kendisi şöyle yakarmıştır. ''erdoğan her mersin'e geldiğine beni gözaltına alıyorlar. artık bu kadar olamaz. benim erdoğan ile tartıştığım günden önce bir tek sabıkam yoktu. ben müracaat da ettim, ‘benim sicilimi temizleyin' dedim. ancak, yetkililer hala uyuyor.''
devamını gör...
ghosting
bir ilişkide taraflardan birinin, karşıdakinin iletişim taleplerine cevap vermemesi, görmezden gelmesi, öte yandan da bunun sebebine ilişkin bilgi vermemesi durumu.
en temelde ghosting'e uğrayan birey bu bilinmezlik (iletişimin kopması üzerine) ile mücadele ederken bu durumu oluşturan diğer değişkenler üzerine kafa yorar. yarım kalan duygu, düşünce ve izlenimlerin bireyde yarattığı tahribatın yanı sıra karşı tarafın iletişimi "sebepsizce" sonlandırmış olması, tarafta yoğun bir özgüven tahribatı da yaratabilir. iletişimin sonlanmış olmasının temelinde kendinden kaynaklanan bir durumun var olduğuna ilişkin düşünceler bireyde güçsüzlük, özgüven sorunları, olası ilişkilerden kaçınma gibi tepkiler yaratabilir. ancak ghosting'e uğrayan birey bu aşamada çoğunlukla yanılır, iletişimin sonlanmış olmasının sebebi karşı taraftan da kaynaklanıyor olabilir. karşı tarafın zihninde çözemiyor olduğu bir sorun, taleplerin tam anlamıyla uyuşmamış olması, iletişim sürecinde tarafın yaşamında oluşan değişiklikler gibi sebepler yok olmayi tercih eden bireyin sebepleri olabilir.
ghosting'e uğrayan birey açısından ise -özellikle o birey dışında kişiler ile iletişim çabaları sınırlı ise- büyük bir başarısızlık, yarım kalmışlık, kendini suçlama gibi davranışlar ortaya çıkar. bu durum çözümlenene dek de bu soru ve hisler devam eder.
her ne kadar ikili ilişkiler bağlamında değerlendiriliyor olsa da ghosting göründüğünden daha büyük etkilere sahiptir. medeniyet bu histen kaçınmak için cenaze törenlerini, vedaları yarattı, anneleri-babaları çoktan ölmüş olduklarına inandıkları çocuklarının cenazelerine ulaşmak için çaba göstermeye itti.
yarım bırakmak, kapalı davranmak, bitirmekten kaçınmak kötü, sonuç her ne kadar kırıcı olursa olsun açık olmak, iyi giden bir şeyi sonlandırmaya karar vermişsek karşı tarafın bunu bilmeye hakkı olduğunu düşünmek bu noktada hepimize iyi gelebilir.
en temelde ghosting'e uğrayan birey bu bilinmezlik (iletişimin kopması üzerine) ile mücadele ederken bu durumu oluşturan diğer değişkenler üzerine kafa yorar. yarım kalan duygu, düşünce ve izlenimlerin bireyde yarattığı tahribatın yanı sıra karşı tarafın iletişimi "sebepsizce" sonlandırmış olması, tarafta yoğun bir özgüven tahribatı da yaratabilir. iletişimin sonlanmış olmasının temelinde kendinden kaynaklanan bir durumun var olduğuna ilişkin düşünceler bireyde güçsüzlük, özgüven sorunları, olası ilişkilerden kaçınma gibi tepkiler yaratabilir. ancak ghosting'e uğrayan birey bu aşamada çoğunlukla yanılır, iletişimin sonlanmış olmasının sebebi karşı taraftan da kaynaklanıyor olabilir. karşı tarafın zihninde çözemiyor olduğu bir sorun, taleplerin tam anlamıyla uyuşmamış olması, iletişim sürecinde tarafın yaşamında oluşan değişiklikler gibi sebepler yok olmayi tercih eden bireyin sebepleri olabilir.
ghosting'e uğrayan birey açısından ise -özellikle o birey dışında kişiler ile iletişim çabaları sınırlı ise- büyük bir başarısızlık, yarım kalmışlık, kendini suçlama gibi davranışlar ortaya çıkar. bu durum çözümlenene dek de bu soru ve hisler devam eder.
her ne kadar ikili ilişkiler bağlamında değerlendiriliyor olsa da ghosting göründüğünden daha büyük etkilere sahiptir. medeniyet bu histen kaçınmak için cenaze törenlerini, vedaları yarattı, anneleri-babaları çoktan ölmüş olduklarına inandıkları çocuklarının cenazelerine ulaşmak için çaba göstermeye itti.
yarım bırakmak, kapalı davranmak, bitirmekten kaçınmak kötü, sonuç her ne kadar kırıcı olursa olsun açık olmak, iyi giden bir şeyi sonlandırmaya karar vermişsek karşı tarafın bunu bilmeye hakkı olduğunu düşünmek bu noktada hepimize iyi gelebilir.
devamını gör...
türkiye bir insan olsa hakkında söyleyeceklerin
kendisiyle çeliştiğini ve medeni olmadığını söylerdim.
devamını gör...
hoşlanılan kişinin abi veya abla demesi
hiç başıma gelmeyen olay. avımı iyi seçerim *
devamını gör...
acun teklif etse kimsenin olmaz demeyeceği gerçeği
her şey para değil. herkes o kadar sığ görüşlü de değil. kendini seven ve kendine değer veren, saygı duyan kimse* evet demez.
devamını gör...
dövme bakımı
90'lı yıllardaki sakızdan çıkan dövmeler de dahilse bakım kolay olan ilk duşta cin aliye dönüşen he-man dövmesidir.
devamını gör...
gerekirse adam gibi ölürüz kadın gibi yaşamayız
sifon cekme istegi uyandiran beyan.
devamını gör...
sardinya
italya'nın güney ucunda bulunan, italya'ya bağlı olan, başkenti ve yönetim merkezi cagliari olan, turkuvaz denize sahip akdeniz'in ikinci büyük adası. korsika ile tunus arasında yer alır.
tarihte, italya ve ispanya arasında paylaşım konusunda anlaşmazlık yaşanmış. ada halkı, kendilerini italyan olarak kabul etmez, kendileri için sarda ismini kullanırlar. konuştukları lisanlar arasında italyanca, ispanyolca ve bir de yerel lisanlarını konuşurlar. bayrakları haç işaretinden oluşmuş olup dört kenarında da dört tane siyahi korsan kafası figürü bulunur. bu figürler, endülüs etkisinden ortaya çıkmıştır.

dünyada ortalama ömrün en uzun olduğu yerlere blue zone, yani mavi bölge ismi verilmiş. sardinya adası da, işte bu bölgelerden biri. bu adada, ortalama ömür 100 yaşına varıyor. işlenmemiş gıdalardan oluşan, bitki ve hububat kökenli beslenme hakim. et tüketimi yaygın değil. hatta bu yüzden 1980'li yıllara kadar et tüketiminin düşük olmasından dolayı da köylerde buzdolabı kullanılmamış.
ilginç bir nokta ise adada balık kültürü oluşmaması. motorlu taşıta sahip olmayan yerli halkın dağ köylerinden denize ulaşması için 25 km. kadar mesafe kat etmeleri gerektiğinden, o süre içerisinde tuttukları balıkların dönüş esnasında bozulma durumu oluyor. daha çok çay, kahve, su ve polifenol açısından zengin bir ev şarabı tüketme alışkanlıkları var.
tarihte, italya ve ispanya arasında paylaşım konusunda anlaşmazlık yaşanmış. ada halkı, kendilerini italyan olarak kabul etmez, kendileri için sarda ismini kullanırlar. konuştukları lisanlar arasında italyanca, ispanyolca ve bir de yerel lisanlarını konuşurlar. bayrakları haç işaretinden oluşmuş olup dört kenarında da dört tane siyahi korsan kafası figürü bulunur. bu figürler, endülüs etkisinden ortaya çıkmıştır.

dünyada ortalama ömrün en uzun olduğu yerlere blue zone, yani mavi bölge ismi verilmiş. sardinya adası da, işte bu bölgelerden biri. bu adada, ortalama ömür 100 yaşına varıyor. işlenmemiş gıdalardan oluşan, bitki ve hububat kökenli beslenme hakim. et tüketimi yaygın değil. hatta bu yüzden 1980'li yıllara kadar et tüketiminin düşük olmasından dolayı da köylerde buzdolabı kullanılmamış.
ilginç bir nokta ise adada balık kültürü oluşmaması. motorlu taşıta sahip olmayan yerli halkın dağ köylerinden denize ulaşması için 25 km. kadar mesafe kat etmeleri gerektiğinden, o süre içerisinde tuttukları balıkların dönüş esnasında bozulma durumu oluyor. daha çok çay, kahve, su ve polifenol açısından zengin bir ev şarabı tüketme alışkanlıkları var.
devamını gör...
akraba bağlarının kopuk olması
o kadar kopuk ki bağlarımız hepimiz türkiye'de yaşamamıza rağmen bazı kuzenlerimi tanımıyorum bile. hatta marmara,ege ve ankara'ya kadar dağılabilmişiz yani yakın illerdeyiz de. hepimiz birbirimize yük gibi bakıyoruz.
şikayetçi miyim, kesinlikle hayır. hatta mutluyum bu halimden neredeyse hepsi beş para etmez insanlar ama çevremdeki insanların bu bağları güçlü olduğunu görünce insan hayret etmiyor değil de sözlük.
edit: başlık düzeltilmiş
şikayetçi miyim, kesinlikle hayır. hatta mutluyum bu halimden neredeyse hepsi beş para etmez insanlar ama çevremdeki insanların bu bağları güçlü olduğunu görünce insan hayret etmiyor değil de sözlük.
edit: başlık düzeltilmiş
devamını gör...
