ben cümle kuruş şeklinden bile anlıyorum.
devamını gör...

sözlüklerden edindiğim bilgilere göre erkeklerin gerçekten de çok düşkün olduğu seks türünün üstü kapalı adıdır. erkeği kendine bağlama yöntemleri arasında sıkça adı geçtiğinden de dolayı, ilişkime yatırım amaçlı olarak konu üzerine eğilmiş bu ablanızı dinleyin sevgili kardeşlerim. özellikle evli bacılarım, kocalarınızı eve bağlama büyüsü yerine bunu öğreniniz.

tabi küçük bir şerh düşeyim, ciddi şeyler düşündükleri bir kızı sırf “oral seksi iyi yapıyor, demek ki çok kişiye* yaptı, öğrendi” diye silen zihniyetin de farkında olun. ülke gerçekleri…

şimdi konumuza gelelim. erkeğin penis çevresindeki temizliğine azami dikkat etmesi default zaten, buna göre anlatacağım.

iyi sakso çekmenin birincil şartı penisi sevmektir. niye sevmeyeceksiniz ki zaten? bence vajinadan bile daha estetik duran bir organ. sevdiğiniz erkeğin* en önemli parçalarından biri. sevin ve benimseyin.

ikincil şart, oral seksin sadece penisle alakalı olmadığını bilmektir. iyi bir oral seks için penis, testisler ve kasıklar uyarılmalı ve öpülmelidir.

üçüncü şart, dili kullanmanın önemidir. oral seks yapmak sadece penisi emmek değildir. penisi emerken aynı zamanda dilinizi kullanarak penis başına vurmanız hazzı çok daha arttıracaktır.

dördüncü gereklilik, elleri de işin içine katmanızdır. penisi emerken testisleri ve penisin ağzınıza almadığınız kısmını elinizle okşamanız gerekir.

beşinci olarak penisi yapabildiğiniz kadar sık ve derine alarak deep throat yapmaktır. olmazsa olmaz bir gereklilik. öğürecek kadar sık değil tabi.

bonuslar da göz teması ve sperm yutmaktır. orası tercih konusu.

hadi yine iyisiniz gençler…
devamını gör...

daha ilkokula bile başlamamışım 5-6 yaşlarında falanım. bizimkiler tabi beni o yaşta sokağa oynamaya yollamıyor zaten apartmanın çevresinde de oynamaya müsait bi alan da yok. benim dünyayla tek bağım televizyon, radyo (evet o zamanlar radyo vardı), annem, babam ve arada bir bize gelen benden 5-6 yaş büyük annemin amcasının oğulları idi.

bu elemanlar benden büyük oldukları için annem onlarla apartmanın önündeki küçük bahçeye çıkmama izin verirdi, ben tabi bunlarla takılmak için çıldırıyorum, muhabbet edelim, oyun oynayalım diye darlıyorum. bu elemanlar bahçe duvarının üstüne oturuyorlar ben boyumun 1,5 katı duvara götüm götüm tırmanmaya çalışıyorum fırat gibi, ezikliğin sınırlarında çılgın atıyorum.

bi gün işte televizyonda izlediğim bişiyi anlatıyorum ben bunlara, aralarından biri tvde izlediğin insanlar seni görüyo dikkatli ol tadında bişiler söyledi, diğeri de evet doğru söylüyo vs diye destekleyince nohuttan hallice olan beynimle ben buna ciddi şekilde inandım ve benim için çok heyecanlı günler başladı.

o zamanlar icraatın içinden diye bi program vardı başbakan özal çıkıp şunu yaptık, bunu yaptık diye anlatırdı, neyse özal çıkıyo babam pijamalarıyla uzanıyor evde aklım almıyo babama bak be ne taşşaklı adam özal'ın karşısında pijamalarıyla uzanıyo diyorum içimden. bi yandan da özal çıkınca evde çok koşup sağa sola saldırmıyorum uslu durmaya çalışıyorum falan. program bitsin de sağa sola saldırayım diye dakikaları sayıyorum.

bi de o dönem adile naşit'in çocuklara masal anlattığı bir program var, ben adile naşit'in en ateşli fanıyım adile naşit çıkınca böyle gözlerinin içine bakıyorum, elimle öpücük yapıp yolluyorum falan, bizimkiler de demiyo olm mal mısın napıyosun.

işin en can alıcı olan kısmı ve dananın kuyruğunun koptuğu nokta ise, o zamanlar yine trt çocuk korosu var tvde, benim yaşıma yakın çocuklardan oluşan bi koro çıkıp şarkı söylüyolar işte küçük ayşe küçük ayşe neyin var bana söyle vs.

o koroda sarışın bi kız var ama nası var ya yıkılıyo, afet bişi. ben de buna kesiğim hafiften, koro çıkınca ben bu sarıya kitleniyorum başından sonuna kadar. bi yandan da artık kızın beni gördüğünü biliyorum tabi, gün içinde pijamalarıyla, elinde plastik kılıcı ile boyunun iki katı oyuncak pandanın üstünde he man diye koşturan ben tv de koro başlayacağı zaman gidip en güzel kıyafetlerimi giyiyorum saçlarıma su vurup tarıyorum tvnin karşısındaki kanepeye geçip bacak bacak üstüne atıp bi kolumu da koltuğa uzatıyorum (babam öyle oturduğuna göre bu havalı bi oturuş olmalıydı çünkü) koro çıkıyo ben kıza bakıyorum havalı havalı, kamera bazen kıza zoom yapıyo işte ben sanıyorum ki o da bana bakıyo, utanıyorum kafamı çeviriyorum falan böyle delikanlılığı da elden bırakmıyorum ama flört ediyoruz yani belli o da bana karşı boş değil.

bu durum böyle 1 hafta falan sürdü, sonra annem oğlum sen niye giyinip saçını tarıyosun her gün, seni gezmeye mi götüreyim onu mu demek istiyosun vs diye sorunca olay ortaya çıkmıştı. işte ilk o gün anlamıştım ne kadar seversen sev, imkansız aşk diye bişi olduğunu.
devamını gör...

atatürk ve cumhuriyet düşmanı da olduk ya,artık ölsem de gam yemem.
ben zeytinyağı nin en kaliteli olduğu bölgede olduğum halde, bu kadar güzel üste çıkacak başka zeytinyağı görmedim.
devamını gör...

markete gidilebilen sokağa çıkma yasağıdır. aslında haftasonu nasılsa yine aynı. marketler saat 10 gibi açılıp 5 gibi kapanmak zorundaymış.

evet, sigarasız kaldım anne..
devamını gör...

kurbanları arasında türk çocuğununda olduğu "utanç" duvarı, aşağıdaki linke tıkladığınızda anlatmaya başlıyor, "bunlar da ilginizi çekebilir" yazısı çıktığında aşağıya doğru sayfaya devam ediniz, yazı devam etmektedir.

www.bbc.com/turkce/haberler...
devamını gör...

deadpool : killogy serisi'nin ikinci ve şahsımca en eğlenceli cildi.

kurgu bir evrende yaşadığının farkında olan deadpoolumuzun; kahraman ya da düşman fark etmeksizin hepsinin bir yalanı yaşamasına o ponçik kalbi razı gelmiyor ve hepsini bu külfetten kurtarma sorumluluğunu üzerine alıyor. ancak bu kolay bir görev değil. çünkü ne kadar öldürürse öldürsün o kahramanın paralel evrendeki başka bir versiyonu çıkıyor. bunu bitirmenin tek yolu o kahramanların esinlenildikleri kaynakları, ataları öldürmek.

hangi kahramanın hangi edebiyat klasiğinden yaratıldığını keşfedemeyecek kadar sıkılgan olan deadpoolumuz ise elbetteki radikal cerrahiye baş vurarak bütün edebiyat kahramanlarını öldürmeye başlıyor. kaptan ahab'tan don kişot'a, pinokyo'dan drakula'ya, küçük deniz kızından, mowgli'ye pek çok karakteri katleden deadpool'u durdurmak içinse "varoluşun tehlikede olduğu"nun farkında olan dedektif sherlock holmes; beowulf, natty bumpo, mulan ve dr. watson'dan oluşan bir ekip kurarak deli karakterimizin peşine düşüyor.

içinde deadpool'un olduğu her şey elbette inanılmaz vahşi ve komik oluyor (evet ikisi bir arada) ancak hem çizgi roman karakterlerinin edebiyat dünyası ile bağlarını görmek hem de sevdiğim bu kadar karakteri (büyük kısmı katledilse de) aynı hikaye içinde okumak açısından en lezzetlisi olabilir.
devamını gör...

bazen de etrafında, geyik muhabbeti yapacak birilerinin her zaman bulunmasına karşın seni gerçekten anlayacak birilerinin bulunmamasıdır.
devamını gör...

ikisi de güzel ve keyif veren şeyler. neden ayırayım ki?
devamını gör...

kesinlikle katıldığım gerekliliktir. yeni bir takım oyunlar, flörtler felan döndüğü çakıyorum ama stalklamakla uğraşamam.

ekleme: ayrıca nicklere verilen bakınızları da görmeliyiz.
devamını gör...

(bkz: turgut uyar)’ın (bkz: göğe bakma durağı) adlı seçme şiirlerden oluşan kitabında yer alan, okuduğumdan beri etkisinden kurtulamadığım şiir.
bir insan mutsuzluğu, umutsuzluğu, vazgeçmişliği, çaresizliği daha nasıl ifade edebilirdi bilmiyorum. kitaptaki özellikle 2 şiiri okudukça gözlerim doluyor, boğazımda bir şeyler düğümleniyor.

mutsuzluktan söz etmek istiyorum dikey ve yatay mutsuzluktan mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun sevgim acıyor biz giz dolu bir şey yaşadık onlar da orada yaşadılar bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak en başta mutsuzluk elbet kasaba meyhanesi gibi kahkahası gün ışığına vurup da ötede beride yansımayan yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi öbürünün bir kadından aldığı verem bütün işhanlarının tarihçesi bütün söz vermelerin tarihçesi sevgim acıyor yazık sevgime diyor birisi güzel gözlü bir çocuğun bile o kadar korunmuş bir yazı yoktu ne denmelidir bilemiyorum sevgim acıyor gemiler gene gelip gidiyor dağlar kararıp aydınlanacaklar ve o kadar tavrım bir şeyi bulup coşmaktır sonbahar geldi hüzün kış geldi kara hüzün ey en akıllı kişisi gündüzün sevgim acıyor kimi sevsem kim beni sevse eylül toparlandı gitti işte ekim falan da gider bu gidişle tarihe gömülen koca koca atlar tarihe gömülür o kadar
devamını gör...

yine mi summer queen arkadaş ya? eşimden çok bu arkadaşı görüyorum. esprisi bir yana, var aslında bir çok sevdiğim yazar ama birini yazsam digerini unutsam ona ayıp olacak gibime geliyor. daha sonra güncellenmek üzere bu iletiyi birakayım.
devamını gör...

''insan kalbi'' der ahmet hamdi tanpınar, ''başkalarının duygularına ancak kendi tecrübeleri nispetinde açıktır.''
devamını gör...

babababa
devamını gör...

sevgilimin 5 ay yanağına temas edemeyip kılını öptüren bir meraktır. yakışana yakışıyor yine de.
devamını gör...

sözlüğün gizli forveti, derin devleti, kaleci oyuncusu. sınıfın sessiz ve çalışkan öğrencisi. sayesinde buradayız elhamdülillah.
devamını gör...

insanlar çok küçük evlerde, eşyaları yatay olarak yerleştirip, genelde yaşam alanlarının, %80 ni dolduruyorlar, evler çok dolu ve karışık, camdan dışarı bakıyoruz, yine bir çokluk, yere bakıyoruz taş asfalt, dekor olsun diye taşların arasında bir ağaç,

camdan dışarı baktığımızda gördüğümüz manzara için yapacak birşey yok ama,
genel olarak, yaşamı kolaylaştıracak, sadece evdeki yatay alanı değilde, hacimi kullandığımız, eşyaların kullanılmadığı zaman şık bir görüntüyle kamufle edildiği, belkide görünmediği, kendi kendine açılan kapanan, kayan dönen şeyler icat edilmeli.

katlanan, tekerlekli, açılan kapanan masalara yataklara bakıyorum sürekli, ama hem sağlam görünen, hemde güzel görünen pek birşey yok, videolarda bile zor açılıp kapanıyorlar, çok yer kaplıyorlar, o kadar mimarlar, iç mimarlar, dönüp dolaşıp aynı şeyleri tasarlıyorlar galiba...
devamını gör...

şarkıcının aslında vitiligo nedeniyle ten rengini açtırdığı söylenir.
eserleri arasında "they don't care about us" şarkısı favorimdir.
devamını gör...

güne bir nazım, bir necip gibi başlayan yazarların yaptığı eylemdir. biz de anca yataktan sürüklenerek çıkalım..
devamını gör...

kafa sözlük yazarlarının poğaça tercihini merak eden başlıktır.

hemen hemen hepimiz poğaça yiyoruz.
kimisi işe giderken kimisi okula giderken alıyor eline kemire kemire kahvaltısını yapıyor.
kimler hangi poğaçayı tercih ediyor.
ben şahsen kaşarlı poğaça seviyorum bazen dümdüz simit yiyorum.
not: bu saatte uyanmak zorunda olan bütün sözlük yazarlarına günaydın diyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim