hafızadan çıkmayan reklam jingleları
noldu tutamadın mı tüylü bamya.
devamını gör...
mehmet günsür’ün silik bir tip olduğu gerçeği
abimiz bildiğin yakışıklı. hatta abi demeye bile dili varmıyor insanın. bir aurası, duruşu, ruhu var bu adamın.
boş laf.
boş laf.
devamını gör...
mao zedong'un serçe katliamı
doğanın dengesi ile seksek oynamaya kalkarsan, ele güne rezil olduğunla kalırsın.
devamını gör...
saatleri ayarlama enstitüsü
newton başına düşen elmayı, elma olmak haysiyetiyle mütalaa etseydi belki çürümüş diye atabilirdi. fakat o öyle yapmadı. şu elmadan nasıl istifade edebilirim?.. diye kendine sordu. azamî istifadem ne olabilir?.. dedi. siz de öyle yapın!
kitapta en çok dikkatimi çeken halit ayarcı karakteri'nin hayri iradal'a söylediği sihirli cümlelerdi. halit ayarcı bir motivasyoncuydu umut vaadeden kişiydi. hangimiz işin içinden çıkamadığımız zaman yardım istemeyiz ki? tam çaresizliğe batmışken sizi çekip kurtaracak o kişilik ömür boyu unutmayacağınız hayatınıza altın harflerle adını yazdıran o kişilik.. işte hayri'nin vefasıda böyle bir şey.
baş kahramanımız geçmiş'in şansızlığını bir kenara bırakıp o malum kişiyle tanışıyor hikaye burada başlıyor.
yazar kitabın başından beri övgülerle bahsedilen karakteriyle okuyucuya merak uyandırmıştır. benim de kim bu halit ayarcı dememe sebep oldu.
1954 de yayınlanan bu eserde yer yer osmanlı ve farsça kelimelere denk geliyorsunuz. sık sık behelmahal kelimesini duydum. kelime hafızama hemen ittim. trajikomik hikayelerde var içinde aslında kara mizah havasında ilerliyor her şey. kefen yırtan zarife karakterini oldukça gülünç buldum mesela. pakize'siydi ramiz'iydi sanki hepsi baş karakterimiz hayri irdal ile alay eder gibiydi. psikanaliz'e değinildiği yerler oldukça dikkat çekiciydi. yeni yeni hastaların üzerinde denenen metotların acemiliği gözler önüne serilmişti.
osmanlı'nın gelenekselci yapısının cumhuriyet'in çağdaş, cesur ve güvenli kollarına bıraktığına şahit olacağınız nadide bir kitap. bir de kitaba adı verilen saatler var. biri mübarek diye anılıyor öyle bir zamandan sesleniyor yazar bize. hemen her yerde muhakkak okunmalı denilen kitaplardan. üzerine de uzun uzun yazmak gerektirdi bana.
hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
bazı insanların ömrü vakit kazanmakla geçer. ben zamana, kendi zamanıma çelme atmakla yaşıyordum.'
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
uzun bir aradan sonra yeğenimi görüp onla vakit geçirmek.
devamını gör...
köpeğinin parçalarına 36 dolar veren kadın yüreği
kadının köpeği sokaktan bir motorla çalınıyor daha sonra kadın köpeğini çalanları kamera ve tanık vasıtasıyla 30 kilometre uzaklıktaki bir köyde bir köpek eti tezgahında buluyor ve parçalarını almak için 36 dolar ödüyor.
kadın mikroblog sitesi weibo'daki bir gönderisinde “kendimi tamamen kaybettim” "ellerim titriyordu. öfke, hayal kırıklığı ve çaresizlik beynimi doldurdu… arabama dönüp kapıyı kapattıktan sonra yüksek sesle ağlamaya başladım.” yazdı. vice
burdan erkek yüreğinin özünde sertlik vardır, oysa kadının yüreği özünde kötüdür diyen friedrich nietzsche abimize selam olsun. sevilmiyorsun sevilmeyeceksin.
kadın mikroblog sitesi weibo'daki bir gönderisinde “kendimi tamamen kaybettim” "ellerim titriyordu. öfke, hayal kırıklığı ve çaresizlik beynimi doldurdu… arabama dönüp kapıyı kapattıktan sonra yüksek sesle ağlamaya başladım.” yazdı. vice
burdan erkek yüreğinin özünde sertlik vardır, oysa kadının yüreği özünde kötüdür diyen friedrich nietzsche abimize selam olsun. sevilmiyorsun sevilmeyeceksin.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
arılar, kırmızı rengi algılayamazlar. kırmızı renk onlara koyu mavi olarak görünür.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan
gönlün çok şey yazmak istediği ama malum organımın yemediği başlık.
devamını gör...
türkiye'den umudunu kesmek
kendi adıma sadece türkiye bazında olmayan şeydir. insanlardan da dünyadan da ümidimi kestim ben. bencil zihinlerimiz tüm canlılara zehir ediyor dünyayı.
devamını gör...
ecevit döneminde niye dış güçler yoktu sorunsalı
parmaklarımı yormayayım, direk olarak ecevit'ten dinleyelim.
ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.
umarım bazılarına ders olur.
ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.
umarım bazılarına ders olur.
devamını gör...
kadın kelimesini kullanmadan başlık açamamak
sığ beyinlerin beceriksizliği. hoş sığ da olsa azıcık beyin barındırabilseydi bu kadar düşük bir profil çizmezdi. o zaman tanımı değiştirelim şöyle olsun; gövdesinde kafa yerine saksı ve onun da içinde dolu dolu gübre barındıran kişi, hatta kişi de olmaz bi' dk bu hareket kişiliksiz bir hareket çünkü o yüzden şöyle olsun; saksı ve onun da içinde dolu dolu gübre barındıran bir 'şey' hareketi. sürekli aynı dingilliği tekrarlayınca bir halt becerdiklerini sanıyorlar ama aksine ne kadar aciz, ne kadar acınası, ne kadar komik, bu sığlık sayesinde de ne kadar kadınlarla ilgili dert sahibi olmuş olduklarını görüyoruz.
daha çok şey de yazasım var ama malum bazı sebeplerden yazamıyoruz ulan ona da çok sinirliyim ama hadi neyse!
daha çok şey de yazasım var ama malum bazı sebeplerden yazamıyoruz ulan ona da çok sinirliyim ama hadi neyse!
devamını gör...
görsel fikir ihtiyacı duyanlar için adeta bir dijital kütüphane olan sosyal mecra.
devamını gör...
eşek hoş laftan ne anlar
bu sözün doğrusu, her zaman olduğu ve olacağı gibi, eşek hoşaftan ne anlardır.
peki insanlar neden bu yanlışı sürekli dile getiriyor?
yıl 2013. o zamanlar tabii yetenek sizsiniz zirve. herkes çılgınlar gibi izliyor.
en komik esprisi "okuma kitabı" olan bir insan olan atalay demirci -ki kendisi aynı zamanda en son fetöden içeri girmişti, o kısımları karışık- sahnede bununla ilgili bir şeyler söylüyordu.
tam komiklik yapacaktı, eşek hoşaftan ne anlar, sanki diğer şeyleri denediniz mi falan filan derken, arkadan, bir çokbilmiş atladı.
"o lofon doğroso oylo doğol bo koro, hoş lof o" dedi.
sonrasında farklı olmak isteyen herkes ama herkes bu arkadaşı referans göstererek, "knk aslında o hoş lafmış, hoşaf değilmiş ya" demeye başladı.
değil aga. doğrusu hoş laf değil.
ama olsun, sanki eşek hoş laftan anlıyor mu?
en az hoşafın iyisinden anladığı kadar anlıyordur. eşek için fark eden bir durum olmaz bence.
peki insanlar neden bu yanlışı sürekli dile getiriyor?
yıl 2013. o zamanlar tabii yetenek sizsiniz zirve. herkes çılgınlar gibi izliyor.
en komik esprisi "okuma kitabı" olan bir insan olan atalay demirci -ki kendisi aynı zamanda en son fetöden içeri girmişti, o kısımları karışık- sahnede bununla ilgili bir şeyler söylüyordu.
tam komiklik yapacaktı, eşek hoşaftan ne anlar, sanki diğer şeyleri denediniz mi falan filan derken, arkadan, bir çokbilmiş atladı.
"o lofon doğroso oylo doğol bo koro, hoş lof o" dedi.
sonrasında farklı olmak isteyen herkes ama herkes bu arkadaşı referans göstererek, "knk aslında o hoş lafmış, hoşaf değilmiş ya" demeye başladı.
değil aga. doğrusu hoş laf değil.
ama olsun, sanki eşek hoş laftan anlıyor mu?
en az hoşafın iyisinden anladığı kadar anlıyordur. eşek için fark eden bir durum olmaz bence.
devamını gör...
spor salonlarında millete salça olan tip
spor salonlarının en çok sevdiği müşteri tipi , en yoğun saate randevu verilir, gelir zampara bakar her yer kadın kaynıyor tamam der,burdan iş çıkar bir altı aylık en pahalı üyelikten kilitleyerek parayı alırlar, adam başlar bir hafta on gün bakar yok kimse yüz vermiyor, dümeni başka bir lüks otelin spor salonu na çevirir.
bu döngü sürer gider.
ülke böyle öküz dolu.
bu döngü sürer gider.
ülke böyle öküz dolu.
devamını gör...
theseus'nun gemisi

paul kleinman'ın notlarının ve kendi notlarımın bir harmanlamasidir. iyi okumalar
theseus'un gemisi
bir gemi ne zaman aynı gemi olmaktan çıkar?
klasik bir paradoks olan theseus'un gemisi paradoksunu anlamak için, ilk önce paradoksun ne olduğunu anlamak gerekir.
paradoks: felsefede paradoks, görünürde doğru bir önermey le başlayan bir ifadedir; ama daha derinlemesine sorgulanınca, o doğru görünen önermenin gerçekte yanlış olduğu sonucuna varılır.
theseus'un gemisi paradoksuna ilk kez antik yunan filozofu (ve platoncu) plutarkhos'un yazılarında rastlanır. plutarkhos, theseus'un (atina'nın kurucu kralı) uzun bir deniz yolculuğundan dö nüşünü anlatır.
yolculuk boyunca, geminin yapılmış olduğu ahşap tahtaların eskiyenleri, çürüyenleri denize atılıp yeni, sağlam tahtalarla değiştirilmiş.
öyle ki, theseus ve mürettebatı en sonunda yolculuktan geri döndükleri zaman, geminin yapılmış olduğu ahşap tahtaların tamamı yenilenmiş durumdaymış. dolayısıyla, şöyle bir soru akıllara takılır: farklı ahşap kısımları tamamen yenilenmiş olsa bile, geri döndükleri gemi, yola çıkarken bindikleri geminin aynısı mıydı? gemide ilk ahşap parçalardan biri hâlâ dursaydı ne olurdu?
gemide hâlâ iki parça ahşap olsaydı ne olurdu? bu durum, verile cek yanıtı değiştirir miydi?
thomas hobbes'un katkısı çok daha sonra, ünlü on yedinci yüzyıl filozofu thomas hobbes bu paradoksu bir adım ileriye taşıdı.
farz edelim ki, theseus'un gemisini bir çöp toplayıcı takip ediyor. theseus'un mürettebatı eski tahtaları güverteden attıkça, çöp toplayıcı onları sudan alıp kendi gemisini inşa ediyor. iki gemi limana varıyor: biri theseus ile mürettebatını taşıyan, yeni ahşaptan yapılma gemi; diğeri ise theseus'un mürettebatının güverteden attığı eski ahşaptan yapılma gemi.
bu senaryoda, hangi gemi the seus'un gemisidir?
bu senaryoda, çöp toplayıcıyı getiren gemiyi c harfiyle göste relim.
b*c olduğunu biliyoruz, çünkü limana iki gemi demirliyor, do layısıyla bunların bir ve aynı olmadıkları açıktır.
öyleyse, bir gemiyi theseus'un gemisi yapan nedir? o gemiyi oluşturan tek tek parçalar mı? geminin yapısı mı? geminin tarihçesimi?
buradan nereye varırız?
mereolojik kimlik kuramı (mereological theory of identity, mtı) denilen bir kuram, bir şeyin kimliğinin, bileşimindeki parçaların kimliğine bağlı olduğunu belirtir. bu kuramın iddiasına göre kimliğin zorunlu bir koşulu, kısımlarda bir aynılığın bulunmasıdır.
başka bir deyişle, eğer x'in bütün parçaları aynı zamanda y'nin de parçaları olsa, x = y'dir; bunun tersi de geçerlidir.
örneğin, x nesnesi, bir zaman diliminin başlangıcında (t1) belirli bileşenlerden oluşur. eğer o zaman diliminin sonunda (t2), nesne (o artık y'dir) aynı bileşenlere sahipse, varlığını sürdürüyor demektir.
mtı'ya göre, theseus'un gemisi paradoksunda a = c'dir. bu, iki gemi olduğu anlamına gelir. theseus'un yolculuğuna başladığı gemi, çöp toplayıcının içinde geldiği geminin aynısıdır (bu da onları tek gemi yapar), bir de theseus'un limana içinde girdiği, yeni parçalardan oluşan gemi vardır.
bununla birlikte, bu sonucun içerdiği bir sorun vardır. bu senaryoda, theseus'un yolculuğunda gemi değiştirmesi gerekirdi, oysa ki limana b ile geldi (o ise c'ye eşit değil). ama theseus, gemisin den hiçbir zaman ayrılmaz. a ile yolculuğa çıkar, b ile geri gelir ve hiçbir zaman iki geminin güvertesinde bulunmaz (mtı, öyle olması gerektiğini belirtiyor).
bu sorunu çözmenin başka olası yolları bulunabilir. mtı'nın de diğini tamamen bir yana bırakabilir ve onun yerine, a = b savını öne sürebiliriz. bu senaryoda, yine yalnızca iki gemi vardır: theseus'un yolculuğuna çıktığı gemi (a) ve yolculuğundan döndüğü gemi (b) tek bir gemi olarak, çöp toplayıcının gemisi ise ikinci gemi olarak düşünülür.
bu senaryoda da sorunlar ortaya çıkar. a = b olduğunu söylemek, b * c ve dolayısıyla, a * c imasını da içerir. ama bunu söylemek uygun düşmez çünkü c'nin her parçası a'nın parçasıdır ve bunun tersi de geçerlidir. ek olarak, a ve b herhangi bir ortak parçaya sahip değildir ama yine de onların aynı gemi olduğunu iddia ediyoruz.
theseus'un gemisi paradoksuna uygulanabilecek başka bir kuram, uzay-zaman sürekliliği (spatiotemporal continuity, stc) kuramıdır.
bu kuram, değişimin aşamalı olması, şeklin ve biçimin korunması koşuluyla bir nesnenin uzay-zamanda sürekli bir yol izle yebildiğini belirtir. bu, gemide zaman içinde aşamalı olarak yapılan değişikliklere olanak verir.
ne var ki, burada bile sorunlarla karşılaşırız! geminin her parçası ayrı ayrı kutulara konulsa, dünyanın her yanında farklı yerlere götürülse, sonra da geri getirilip kutuları açılsa ve yeniden monte edilseydi ne olurdu? bu sayısal açıdan aynı gemi olabilmekle birlikte, nesne, uzay-zaman boyunca sürekli olarak gemiye benzer bir theseus'un gemisi nesne halinde bulunmaz (dikkat edilirse, mtı bu senaryoya uygun görünüyor).
theseus'un gemisi ne anlam taşıyor?
elbette ki bu paradoks, gemilerle ilgili bir problem olmanın ötesindedir. theseus'un gemisi gerçekte kimlikle ve bizi biz yapanın ne olduğuyla ilgilidir. yıllar geçtikçe bizde kısım kısım değişiriz ve yine de kendimizi aynı kişi olarak görmeye devam ederiz.
kimliğimiz yapımızdan dolayı mı aynıdır? eğer öyle olsaydı, bir uzvunuzu kaybetmeniz, hatta saçınızı kestirmeniz halinde, siz artık siz olmazdınız. zihninizden ve duygularınızdan dolayı mıdır? eğer öyle olsaydı, anılarınızı kaybetmeniz ya da fikrinizi değiştirmeniz halinde, artık kendiniz olur muydunuz? bizi oluşturan kısımlardan dolayı mıdır? geçmişimizden dolayı mıdır?
theseus'un gemisi ve kimlikle ilgili içerdiği imalar bugün de hâlâ tartışılmaktadır.
devamını gör...
meme yerine miim yazmayı tercih eden insan
saçma bir eylem yapan ama coğrafyamız sebebi ile hak verilebilecek olan insandır.
devamını gör...
ölmeye verilen isimler
(bkz: uçmağa varmak) eski türklerde ölen kişiler için uçmağa vardı denirdi. cennete gittiği inanılan kişiler için kullanılırdı.
devamını gör...
görgüsüzce davranışlar
bir arkadaşım görümcesinden yana dert yanarken anlatmıştı. cüzdanını çıkartıp karşısında eurolarını ve dolarlarını sayıp : '' yeaa eşim sürekli bana para veriyor ben istemiyorum illa veriyor ben de bir sayayım ne kadar olmuş dedim ''diyormuş. *
devamını gör...
duşta sıcak-soğuk su ayarı yapayım derken trt fm'in frekansını bulmak
trt'nin ve radyosunun halkının yanında olduğunu gösteren bir durumdur. vergi alınmıyor olması da ilginçtir. yıl oldu 2021, ama halen mutfakta musluk açıldığında banyodaki suyun soğuması olayı da devam ediyor.
devamını gör...
yazarların gerildiği durumlar
saygısızlık
haksızlık
yemek yerken ağız şapırdatan
trafikte saçmalayan
mıymıy ve salak olan
sürekli mutsuz olup bunu dile getiren kişiler.
haksızlık
yemek yerken ağız şapırdatan
trafikte saçmalayan
mıymıy ve salak olan
sürekli mutsuz olup bunu dile getiren kişiler.
devamını gör...