flörtün yazdığı mesajları çerçeveletip odaya asma isteği
flört edilen kişinin tatlı dilli ve zeki biri olmasından dolayı başvurulan eylemdir. ah o flört edilen kişi yok mu, ne güzel seçiyor kelimelerini... ne güzel anlatıyor anlatmak istediği şeyleri...
yazdığı o mesajları okurken hem mest oluyorum hem mesut...
yazdığı o mesajları okurken hem mest oluyorum hem mesut...
devamını gör...
güzel günlerin gelmesini uyuyarak bekleyen insan
şahsım.
zamanında fazla atraksiyon yapıp, güzel günlerin gelmesini beklerdim. hiçbir işe yaramadığını keşfettiğimden beri, bari kendimi fazla yormayım diyip, uyuyarak bekliyorum. gelecek birgün biliyorum.
zamanında fazla atraksiyon yapıp, güzel günlerin gelmesini beklerdim. hiçbir işe yaramadığını keşfettiğimden beri, bari kendimi fazla yormayım diyip, uyuyarak bekliyorum. gelecek birgün biliyorum.
devamını gör...
nazım hikmet ran
şaşıp kalma üstüne
sevebilirim
hem de nasıl,
dile benden ne dilersen,
canımı, gözlerimi
kızabilirim,
ağzım köpürmez,
ama devenin öfkesi halt etmiş benimkinin yanında,
devenin öfkesi, kinciliği değil.
anlayabilirim
çoğu kere burnumla,
yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak
ve dövüşebilirim,
doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum her şey için, herkes için,
yaşım başım buna engel değil,
ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı.
şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni.
yazık.
1963 şubat,
tanganika maranga oteli
sevebilirim
hem de nasıl,
dile benden ne dilersen,
canımı, gözlerimi
kızabilirim,
ağzım köpürmez,
ama devenin öfkesi halt etmiş benimkinin yanında,
devenin öfkesi, kinciliği değil.
anlayabilirim
çoğu kere burnumla,
yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak
ve dövüşebilirim,
doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum her şey için, herkes için,
yaşım başım buna engel değil,
ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı.
şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni.
yazık.
1963 şubat,
tanganika maranga oteli
devamını gör...
doktor yazısı
online hale gelen reçete sistemi ile eczacı arkadaşların öğrenmek zorunda kalmadıkları elf dilidir.
bir arkadaşım preklinik derslerden sıkılıp hocam ne zaman doktor yazısı yazmayı öğrenicez diye tivit atmıştı. hâlâ dalgası geçilir.
bir arkadaşım preklinik derslerden sıkılıp hocam ne zaman doktor yazısı yazmayı öğrenicez diye tivit atmıştı. hâlâ dalgası geçilir.
devamını gör...
sevişme sahnesi yüzünden netflix yapımını reddeden oyuncu
(bkz: durumumuz yoktu sevisemedik)
devamını gör...
iyi insan olmak için dine ihtiyaç olmaması
" vicdan, insanin icindeki tanridir" victor hugo.
devamını gör...
pascal'ın kumarı
hazreti ali'nin ağzından anlatılan versiyonu daha çok bilinir. pascal'a ait olduğunu öğrenince, daha sonrasında hazreti ali'ye uyarlanmış olduğunu düşünüp gerçekte hazreti ali'nin böyle bir argümanda bulunmadığını düşünmüştüm ama sanırım bu manaya gelen bir sözü var.
pascal olaya pragmatist bir şekilde yaklaşmış. inanç ile pragmatizm yan yana geldiğinde ortaya pek hoş bir şey çıkmıyor bence. bu yolla inanan insanın samimiyetini önce kendi kafamda sorgular sonra da boş verirdim muhtemelen.
son olarak inanç ile ilgili tartışmalarda vazgeçilmez argümanlardan biridir. her tartışmada illa ki "ya varsa..." ile başlayan bir cümle kurulur. cümleyi kuran her ne hikmetse haklı olduğunu düşünüp buna uygun bir tavır takınır. karşı tarafa da ya korkuyla karışık hesap kitap işlerine girer ya da işin samimiyetini sorgular.
pascal olaya pragmatist bir şekilde yaklaşmış. inanç ile pragmatizm yan yana geldiğinde ortaya pek hoş bir şey çıkmıyor bence. bu yolla inanan insanın samimiyetini önce kendi kafamda sorgular sonra da boş verirdim muhtemelen.
son olarak inanç ile ilgili tartışmalarda vazgeçilmez argümanlardan biridir. her tartışmada illa ki "ya varsa..." ile başlayan bir cümle kurulur. cümleyi kuran her ne hikmetse haklı olduğunu düşünüp buna uygun bir tavır takınır. karşı tarafa da ya korkuyla karışık hesap kitap işlerine girer ya da işin samimiyetini sorgular.
devamını gör...
ben çaylak değilim
ben ikna oldum çaylak olmadığına.
devamını gör...
tokalaşmak isterken elin havada kalması
“abdestlisiniz herhalde” tepkisini hemen yapıştırırım. siyasal islamdan ayrı olarak islamın mezheplere göre kuralları vardır.
şafi mezhebine bağlı/ait/mensup olan insanlar, karşı cinsin tenine değdiği zaman abdestleri bozuluyor. burunları kanayınca o abdest bozulmuyor.
bir diğer mezhep olan hanefiler de ise iğne ucu kadar kan aktığında misal sivilce patlatınca abdest bozuluyor. arkadaşlar sivilcelerinizi patlatmayın, hanefi olan arkadaşlar “abdestim bozulursa bozulsun, dayanamıyorum bu sivilce patlayacak, o kan akacak” triplerine girmeyin. özellikle alın ve yanaklarda çıkan sivilceler, beynin hava almasını sağlayan kanalların geçtiği yerlerde bulunduğundan dolayı çok tehlikelidir.
hanefiler karşı cinsin elini sıkıyor, enseye tokat patlatıyor ama abdest bozulmuyor, ilginç.
hanefi ve şafiliğin birbirine bu denli zıt kurallar barındırması her zaman ilgimi çekmiştir.
yazılı olmayan görgü kuralı diye biliyorum, size uzatılan eli sıkacaksınız. elim havada kaldığında “abdesti arada tazelemek şart” cümlesi ile devam edip insanı bezdiriyorum. görgü önemli arkadaşlar, evet tatlı su oranı çok düşük suyu boşuna harcamamak lazım fakat buzullar da eriyor. küresel ısınma ile su buharlaşıyor olabilir fakat teemmüm edersiniz, ne olacak ki!
şafi mezhebine bağlı/ait/mensup olan insanlar, karşı cinsin tenine değdiği zaman abdestleri bozuluyor. burunları kanayınca o abdest bozulmuyor.
bir diğer mezhep olan hanefiler de ise iğne ucu kadar kan aktığında misal sivilce patlatınca abdest bozuluyor. arkadaşlar sivilcelerinizi patlatmayın, hanefi olan arkadaşlar “abdestim bozulursa bozulsun, dayanamıyorum bu sivilce patlayacak, o kan akacak” triplerine girmeyin. özellikle alın ve yanaklarda çıkan sivilceler, beynin hava almasını sağlayan kanalların geçtiği yerlerde bulunduğundan dolayı çok tehlikelidir.
hanefiler karşı cinsin elini sıkıyor, enseye tokat patlatıyor ama abdest bozulmuyor, ilginç.
hanefi ve şafiliğin birbirine bu denli zıt kurallar barındırması her zaman ilgimi çekmiştir.
yazılı olmayan görgü kuralı diye biliyorum, size uzatılan eli sıkacaksınız. elim havada kaldığında “abdesti arada tazelemek şart” cümlesi ile devam edip insanı bezdiriyorum. görgü önemli arkadaşlar, evet tatlı su oranı çok düşük suyu boşuna harcamamak lazım fakat buzullar da eriyor. küresel ısınma ile su buharlaşıyor olabilir fakat teemmüm edersiniz, ne olacak ki!
devamını gör...
eşdeğerlik ilkesi
kapalı bir laboratuvar içerisinde bulunan bir gözlemcinin, laboratuvarın ivmeli hareketi nedeniyle ortaya çıkacak etkilerle, düzgün bir kütle çekim alanı nedeniyle ortaya çıkacak etkileri birbirinden ayıramayacağını söyleyen ilke.
bu ilke, izafiyet teorisinin temelini oluşturur. gözlemci dünya üzerinde dururken, üzerine etki eden bir kütle çekim kuvveti vardır. gözlemci bunun etkilerini hisseder. aynı gözlemciyi yer çekiminin olmadığı bir ortama kapalı bir kutu içerisinde koyar ve kutuya bir ivme kazandırırsak, ortamda çekim kuvveti olmadığı halde, kutu içindeki gözlemci bu ivmelenmeden kaynaklanan yalancı kuvveti kütle çekim kuvveti zannedecektir. zira cismin kütle çekimsel kütlesi ile eylemsiz kütlesi birbirine eşittir (ya da uygun sabit seçilip kütleler oranlanarak birbirlerine eşitlenir.)
***
eşdeğerlik ilkesinin çeşitlerine kısaca değineyim.
1- zayıf eşdeğerlik ilkesi
galileo galilei'nin bir deney yaptığı iddia edilir. buna göre galileo, pisa kulesi'nden aşağıya biri diğerinden daha ağır olan 2 cisim bırakır ve ikisinin de yere aynı anda çarptığını gözlemler. her ne kadar deneyin varlığı kesin olmasa da, galileci eşdeğerlik ilkesi olarak da bilinen bu ilkeye göre, bir kütle çekim alanında bulunan noktasal bir cismin izleyeceği yol, sadece onun başlangıçtaki hızıyla konumuna bağlıdır. bu cismin yapısının, bu yol üzerinde bir belirleyiciliği yoktur. yerel olarak bakıldığında kütle ve ağırlık oranları tüm cisimler için aynıdır.
2- einstein eşdeğerlik ilkesi
bu ilke, ilkinin bir çeşit teyididir. genel olarak başta tanım olarak bahsettiğim ilke aslında bu ilkedir.
3 - güçlü eşdeğerlik ilkesi
bu ilke, yerel eylemsiz referans sistemleri söz konusu olduğunda, hem zayıf eşdeğerlik ilkesinin hem de einstein eşdeğerlik ilkesinin doğru olmasını gerektirir. ancak einstein eşdeğerlik ilkesine göre biraz daha katıdır çünkü kütle çekim sabitinin evrenin her yerinde aynı olması gerektiği şartını getirir.
bu ilke, izafiyet teorisinin temelini oluşturur. gözlemci dünya üzerinde dururken, üzerine etki eden bir kütle çekim kuvveti vardır. gözlemci bunun etkilerini hisseder. aynı gözlemciyi yer çekiminin olmadığı bir ortama kapalı bir kutu içerisinde koyar ve kutuya bir ivme kazandırırsak, ortamda çekim kuvveti olmadığı halde, kutu içindeki gözlemci bu ivmelenmeden kaynaklanan yalancı kuvveti kütle çekim kuvveti zannedecektir. zira cismin kütle çekimsel kütlesi ile eylemsiz kütlesi birbirine eşittir (ya da uygun sabit seçilip kütleler oranlanarak birbirlerine eşitlenir.)
***
eşdeğerlik ilkesinin çeşitlerine kısaca değineyim.
1- zayıf eşdeğerlik ilkesi
galileo galilei'nin bir deney yaptığı iddia edilir. buna göre galileo, pisa kulesi'nden aşağıya biri diğerinden daha ağır olan 2 cisim bırakır ve ikisinin de yere aynı anda çarptığını gözlemler. her ne kadar deneyin varlığı kesin olmasa da, galileci eşdeğerlik ilkesi olarak da bilinen bu ilkeye göre, bir kütle çekim alanında bulunan noktasal bir cismin izleyeceği yol, sadece onun başlangıçtaki hızıyla konumuna bağlıdır. bu cismin yapısının, bu yol üzerinde bir belirleyiciliği yoktur. yerel olarak bakıldığında kütle ve ağırlık oranları tüm cisimler için aynıdır.
2- einstein eşdeğerlik ilkesi
bu ilke, ilkinin bir çeşit teyididir. genel olarak başta tanım olarak bahsettiğim ilke aslında bu ilkedir.
3 - güçlü eşdeğerlik ilkesi
bu ilke, yerel eylemsiz referans sistemleri söz konusu olduğunda, hem zayıf eşdeğerlik ilkesinin hem de einstein eşdeğerlik ilkesinin doğru olmasını gerektirir. ancak einstein eşdeğerlik ilkesine göre biraz daha katıdır çünkü kütle çekim sabitinin evrenin her yerinde aynı olması gerektiği şartını getirir.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
ağacı ay karanlığında değil dolunayda kesmek gerekiyormuş. dolunayda özler kökte, ay karanlığında ise gövdede olduğundan böcekler bayram edermiş ve o yüzden eşya yapıldığında da çürüme ihtimali yüksekmiş.
devamını gör...
unutulmaz kolpaçino replikleri
hayırdır ingiltere prensiyle mi konuşuyorum.
devamını gör...
koltuk altını tıraş eden erkek
başlığı açan trol olsun lütfen dediğim konudur. yahu kadın erkek fark etmez, koltuk altı ve kasıklar her daim kılsız tutulmadığı sürece koku yapar. duş ve deodorant bile yenemez bunu. seks hayatınız yok mu sizin?
devamını gör...
aşk evliliği vs mantık evliliği
mantık diyene saygım sonsuz, ama sevmediğin insanla da ömür mü geçer be sözlük? sabah uyandığında ilk onun yüzünü gördüğün de yüzünde bir tebessüm oluşmuyorsa, işten eve dönerken onu göreceğin için mutlu olmuyorsan ne anladım o evlilikten.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
sabah hepiniz uykunuzu alamamıs uyanacaksınız
devamını gör...
kendini gerçekleştiren kehanet
mesele evren ilişkisi, doğa ana değil! kendini gerçekleştiren kehanet, psikolojik bir doktrindir. kişinin bilinç altına göre davranışlarını tayin etmesinin sonucu korktuğu şeye dönüşmesi yahut korktuğu olumsuzluğu başına çekmesi durumu ile açıklanır.
örneğin yakını hasta olan birinin hastalık kalıtsal olmadığı halde hastalıklara karşı aşırı duyarlı olması, evde hastalik lafı ettirmemesi, her karşılaştığı insanin sağlık durumunu sorup yakınlığını ona göre kurması sonucu, belli bir yaşta yakınının hastalığına yakalanma riskini çoğaltır, bu da kendini gerveklestiren kehanet olarak karşımıza çıkar.
insan vücudu bilinç ve bilinç altı komutlarla çalışır. bir şeyi çok uzun süre kafaya takmak, takıntıyı hastalık haline getirmek demektir dolayısı ile sürekli hastalık düşünen bir vücut, hastalanır.
bu durumun psikolojik vakai oranı daha yüksektir. küçükken babası annesini aldatan çocuk, ömrü boyunca aldatmayan bir eş hedeflerler. bu hedefleri onların gözlerini o kadar kör etmiştir ki tek kriterli aldatılmamak olduğu için ömürlerinin bir döneminde aldatılırlar.
psikolojide henüz ispatlanmamış ancak sayısız vakıası olan bu doktrinimizin atasözü versiyonu da vardır.
derler ki; "sakınılan göze çöp batar."
örneğin yakını hasta olan birinin hastalık kalıtsal olmadığı halde hastalıklara karşı aşırı duyarlı olması, evde hastalik lafı ettirmemesi, her karşılaştığı insanin sağlık durumunu sorup yakınlığını ona göre kurması sonucu, belli bir yaşta yakınının hastalığına yakalanma riskini çoğaltır, bu da kendini gerveklestiren kehanet olarak karşımıza çıkar.
insan vücudu bilinç ve bilinç altı komutlarla çalışır. bir şeyi çok uzun süre kafaya takmak, takıntıyı hastalık haline getirmek demektir dolayısı ile sürekli hastalık düşünen bir vücut, hastalanır.
bu durumun psikolojik vakai oranı daha yüksektir. küçükken babası annesini aldatan çocuk, ömrü boyunca aldatmayan bir eş hedeflerler. bu hedefleri onların gözlerini o kadar kör etmiştir ki tek kriterli aldatılmamak olduğu için ömürlerinin bir döneminde aldatılırlar.
psikolojide henüz ispatlanmamış ancak sayısız vakıası olan bu doktrinimizin atasözü versiyonu da vardır.
derler ki; "sakınılan göze çöp batar."
devamını gör...
kırık telefon camı
telefonunun ön camının yara alması sonucu oluşan durumdur.
bir yazarın kozalak futbolu oynarken başına gelmiştir.
geçmiş olsun.
bir yazarın kozalak futbolu oynarken başına gelmiştir.
geçmiş olsun.
devamını gör...

