kulağınıza küpe olan öğütler
hayatındaki her şeyi insanlara anlatma, farkında olmadan bir düşmanını eğitiyor olabilirsin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının son 3 yıl içindeki gelişimleri
2017 - cok iyi bir işim vardı. yüksek maaşım ile yaşıyordum.
2018 - aralık ayında rahatsızlandım, 11 gün hastanede yattım
2019 - engelli raporu aldım.
2020 - emekli oldum.
2021 - emeklilik hayatım başladı.
2018 - aralık ayında rahatsızlandım, 11 gün hastanede yattım
2019 - engelli raporu aldım.
2020 - emekli oldum.
2021 - emeklilik hayatım başladı.
devamını gör...
mitoloji
yunanlılara özgü bir şeymiş gibi sanılması yanlıştır. dünya üzerindeki bütün destansı varlıkları kapsamaktadır.
devamını gör...
bonkör
fransızca bon coeur "iyi yürekli" deyiminden türkçeye geçmiş olup eli açık ve cömert anlamlarına gelir.
devamını gör...
turkishmusic.org'daki sezen aksu tartışması
tam bir türkiye portresi.
küfürü kullanarak kendini ifade eden bir mal
aşırı tepki gösteren diğer mal
sadece iyi vakit geçirmeye çalışan ama nasibini alan masum
yargı dağıtmaya çalışan vigilante mal
hiç bir şeyi ciddiye almayan chad.
küfürü kullanarak kendini ifade eden bir mal
aşırı tepki gösteren diğer mal
sadece iyi vakit geçirmeye çalışan ama nasibini alan masum
yargı dağıtmaya çalışan vigilante mal
hiç bir şeyi ciddiye almayan chad.
devamını gör...
eti cicibebe yerken gelen bebeklerin rızkını yiyorum hissi
(bkz: okuyunca gülümseten başlıklar)
kötü bir histir bence. ama biz dedik eti kocabebeleri çıkarın diye. ben vicdan azabıyla pöskevit * yemek zorunda mıyım?
t: çok minnoş ve anlık bir his.
kötü bir histir bence. ama biz dedik eti kocabebeleri çıkarın diye. ben vicdan azabıyla pöskevit * yemek zorunda mıyım?
t: çok minnoş ve anlık bir his.
devamını gör...
19 yaşındaki kadının 32 yaşındaki adamla çıkması
kanunen sıkıntı yaratmayacak bir durumdur.
19 yaşında ki kadın isterse 32 değil 62 yaşında adamla da çıkabilir.
insanların niyetlerini okuyamayız, o yüzden yargılamamamız gerekir.*
19 yaşında ki kadın isterse 32 değil 62 yaşında adamla da çıkabilir.
insanların niyetlerini okuyamayız, o yüzden yargılamamamız gerekir.*
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
özellikle bu dönemde sol frame'de gördüğüm yabancı isim başlıklarını fenerbahçe'nin yeni transferi zannediyorum, o heyecanla açıyorum.
cahilliğime veriniz lütfen.
cahilliğime veriniz lütfen.
devamını gör...
daddy (yazar)
sözlüğün adı gibi babası sayılabilecek yazar. sonuçta ikisi de aileyi ayakta tutuyor.*
devamını gör...
nerelisin diyen tip
genelde diyalog şöyle gelişir;
- nerelisin ?
- istanbul.
- baban ?
- o da istanbul.
- deden nereli ?
- o da istanbul
- olmaz öyle şey ! kesin bir yerden geldiniz. istanbul'lu olmaz !
- abi geç oldu yat istersen.
- nerelisin ?
- istanbul.
- baban ?
- o da istanbul.
- deden nereli ?
- o da istanbul
- olmaz öyle şey ! kesin bir yerden geldiniz. istanbul'lu olmaz !
- abi geç oldu yat istersen.
devamını gör...
genç bir doktorun anıları
bir doktor adayı olarak keyifle okuduğum bir kitaptı. kitap dokuz farklı hikayeden oluşuyor. bu hikayeler birbirinden ayrı olsalar da birbirinden bağımsız değiller, belli bir kronolojik sırayı takip ediyorlar ve üniversiteden yeni mezun olmuş genç bir doktorun edindiği tecrübeleri anlatıyorlar. bu tecrübeler sonucunda doktorumuzun mesleki ve karakter olarak adım adım nasıl geliştiğine şahit oluyoruz ve rusyanın ücra bir köyüne atanan bu doktorumuzun atandığı yerde zorlu yaşam koşulları ve köylülerin batıl inançlarıyla nasıl mücadele ettiğini okuyoruz. tabi bu doktor vasıtasıyla iki doktorun daha başından geçen bazı olayları da okuyoruz, fakat hikayenin esas noktasını köye atanan bu genç doktorumuz oluşturuyor.
dönem olarak 1. dünya savaşında geçiyor hikaye. fakat savaşın etkisini çok fazla hissetmiyorsunuz, yazar daha çok karakterin başından geçenlere ağırlık veriyor. (son hikaye hariç.)
yazarın kiev üniversitesi tıp fakültesi mezunu olduğunu öğrendim. kitabı okuduğunuzda bunu net bir şekilde anlayabiliyorsunuz, yazarın hikayelerini oldukça sağlam bir temele kurmasını da sağlıyor bu durum.
benim en sevdiğim hikaye morfin adlı hikaye oldu. hikayeler arasında en uzun hikaye oydu, en vurucu olanın da o olduğunu düşünüyorum. olaylar en ince ayrıntılarına kadar verilmese de karakterin yaşadığı duygusal iniş çıkışlar net bir şekilde aktarılmıştı okura. şahsen ben çok beğendim.
kitabın en sevdiğim yönü ise doktorları kahramanlaştırmadan objektif bir tavırla ele alması oldu. kitapta anlatılan doktor hepimiz gibi insan, hepimiz gibi korkuları, zayıflıkları ve eksiklikleri var.
özetle benim sevdiğim bir kitap oldu genç bir doktorun anıları. herkes okuyabilir tabi fakat doktor olacak ya da doktor olmak isteyen herkesin ileride bu mesleğin getireceği zorlukları anlayabilmeleri adına bu kitabı mutlaka okumaları gerektiğini düşünüyorum
dönem olarak 1. dünya savaşında geçiyor hikaye. fakat savaşın etkisini çok fazla hissetmiyorsunuz, yazar daha çok karakterin başından geçenlere ağırlık veriyor. (son hikaye hariç.)
yazarın kiev üniversitesi tıp fakültesi mezunu olduğunu öğrendim. kitabı okuduğunuzda bunu net bir şekilde anlayabiliyorsunuz, yazarın hikayelerini oldukça sağlam bir temele kurmasını da sağlıyor bu durum.
benim en sevdiğim hikaye morfin adlı hikaye oldu. hikayeler arasında en uzun hikaye oydu, en vurucu olanın da o olduğunu düşünüyorum. olaylar en ince ayrıntılarına kadar verilmese de karakterin yaşadığı duygusal iniş çıkışlar net bir şekilde aktarılmıştı okura. şahsen ben çok beğendim.
kitabın en sevdiğim yönü ise doktorları kahramanlaştırmadan objektif bir tavırla ele alması oldu. kitapta anlatılan doktor hepimiz gibi insan, hepimiz gibi korkuları, zayıflıkları ve eksiklikleri var.
özetle benim sevdiğim bir kitap oldu genç bir doktorun anıları. herkes okuyabilir tabi fakat doktor olacak ya da doktor olmak isteyen herkesin ileride bu mesleğin getireceği zorlukları anlayabilmeleri adına bu kitabı mutlaka okumaları gerektiğini düşünüyorum
devamını gör...
adam
asperger sendromu ile ilgili en çarpıcı filmlerden biridir. çoğu insan bu filmi tatlı bulur ancak tatlı değildir. gayet çarpıcı bir dram filmidir.
--spoiler--
bu filmde 2 karakter vardır. biri asperger sendromludur. karakterin babası ölür, cenazeye katılır, eve gelir ve evi süpürmeye başlar. çünkü o evi süpürme saatidir. rutindir bu. babasının yasını bile tutamaz. işinde çok başarılı olduğu halde para kazandırma hırsı olmadığı için işinden atılır. evini satması gerekir ki oysa aspergerli birey yerini çok kolay değiştiremez. adam şehirden bile çıkamıyordur. yalan söyleyemiyordur. paraya ihtiyacı vardır. borcu vardır. hepsinin toplamı aslında hayatını tek başına idame ettirecek özelliklere sahip değildir.
filmde bir de kadın karakter vardır. otizmli değildir. işi, evi, dolandırıcı zengin babası, annesi, arkadaşları, belirli bir düzeni vardır ve asperger sendromlu ona seni seviyorum demediği için adamdan ayrılmak ister. çünkü bir an bile yalan söyleyemeyen birinin onu kullandığını düşünür. adam onun zor hayatını güya anlamıyordur.
ve bu film, bakın burası çokemelli, asperger sendromlu biriyle aşk yaşamanın zorluğunu anlatır gibi görünür. sürekli her şeyden şikayet eden mızmız bir kadın, asperger sendromlunun o zor hayatını bir saniye bile göremez.
iste bu film, otizmli olmayan bir insanla yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatan çarpıcı bir dram filmidir. bu filmi izleyecek olan varsa otursun ve otizmli olduğuna inansin. sahiden oturup buna inansın. sonra filmi açsın ve filmi asperger sendromlu karakterin gözüyle izlesin. iste o zaman asıl sorunun otizm değil aslında otizmli olmamak olduğunu görmüş olacaksınız.
--spoiler--
seyredin. bence.
--spoiler--
bu filmde 2 karakter vardır. biri asperger sendromludur. karakterin babası ölür, cenazeye katılır, eve gelir ve evi süpürmeye başlar. çünkü o evi süpürme saatidir. rutindir bu. babasının yasını bile tutamaz. işinde çok başarılı olduğu halde para kazandırma hırsı olmadığı için işinden atılır. evini satması gerekir ki oysa aspergerli birey yerini çok kolay değiştiremez. adam şehirden bile çıkamıyordur. yalan söyleyemiyordur. paraya ihtiyacı vardır. borcu vardır. hepsinin toplamı aslında hayatını tek başına idame ettirecek özelliklere sahip değildir.
filmde bir de kadın karakter vardır. otizmli değildir. işi, evi, dolandırıcı zengin babası, annesi, arkadaşları, belirli bir düzeni vardır ve asperger sendromlu ona seni seviyorum demediği için adamdan ayrılmak ister. çünkü bir an bile yalan söyleyemeyen birinin onu kullandığını düşünür. adam onun zor hayatını güya anlamıyordur.
ve bu film, bakın burası çokemelli, asperger sendromlu biriyle aşk yaşamanın zorluğunu anlatır gibi görünür. sürekli her şeyden şikayet eden mızmız bir kadın, asperger sendromlunun o zor hayatını bir saniye bile göremez.
iste bu film, otizmli olmayan bir insanla yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatan çarpıcı bir dram filmidir. bu filmi izleyecek olan varsa otursun ve otizmli olduğuna inansin. sahiden oturup buna inansın. sonra filmi açsın ve filmi asperger sendromlu karakterin gözüyle izlesin. iste o zaman asıl sorunun otizm değil aslında otizmli olmamak olduğunu görmüş olacaksınız.
--spoiler--
seyredin. bence.
devamını gör...
biraz soluklan yiğidim
başıma gelen, ansızın karşıma çıkan levhadır.
devamını gör...
prenses_aurora
an itibarıyla nickaltı neden bu kadar boş diye yakındığım kaliteli bir yazardır.
devamını gör...
öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı
aslında şu örnek ve devamındaki soruların cevaplarını tam alabilsek, o zaman biseyler yapılabilir.
devlet okulunda öğretmenlik yapan öğretmenlerin, çocuklarını kendi eğitim verdikleri okullara değilde, özel okullara kayıt ettirmesi;
devlet okulundaki öğretmenin kendi verdiği eğitime güvenmemesi midir?
yoksa bu ülkedeki eğitim sisteminin tamamen çöktüğü anlamına mı gelir?
devlet okulunda öğretmenlik yapan öğretmenlerin, çocuklarını kendi eğitim verdikleri okullara değilde, özel okullara kayıt ettirmesi;
devlet okulundaki öğretmenin kendi verdiği eğitime güvenmemesi midir?
yoksa bu ülkedeki eğitim sisteminin tamamen çöktüğü anlamına mı gelir?
devamını gör...
güzel bir kız görünce moralin bozulması
özgüven ile alakalı bir sendrom diyebiliriz buna.
tam tersini yaşıyorum şahsen, moralim yerine geliyor.
eğer tanıdığım biriyse ve karşı karşıya gelmişsek, ne kadar güzel göründüğünü ve adeta etrafına ışıklar saçtığını söylüyorum.
hem güzel hem mutlu olan kadın o an daha güzel görünüyor gözüme.
karşımdaki insan mutlu olduğu zaman bende mutlu oluyorum. sonuç? hiç kapris yapmadan bedavadan mutlu olan iki insan.
tam tersini yaşıyorum şahsen, moralim yerine geliyor.
eğer tanıdığım biriyse ve karşı karşıya gelmişsek, ne kadar güzel göründüğünü ve adeta etrafına ışıklar saçtığını söylüyorum.
hem güzel hem mutlu olan kadın o an daha güzel görünüyor gözüme.
karşımdaki insan mutlu olduğu zaman bende mutlu oluyorum. sonuç? hiç kapris yapmadan bedavadan mutlu olan iki insan.
devamını gör...
yazarların ilk girişimcilik denemeleri
apartmanımızın çoğunluğu yaşlılardan oluştuğu için onların yerine markete, bakkala, fırına gidiyor ve karşılığında onlardan onlar için küçük ama benim için büyük bahşişler alıyordum.
şimdi getir'i çıkmış, yemeği sepeti çıkmış...
hepsi beni örnek aldı*.
şimdi getir'i çıkmış, yemeği sepeti çıkmış...
hepsi beni örnek aldı*.
devamını gör...
kafa sözlük
son günlerde entel vs troll konulu başlıkların ayyuka çıktığı sözlük.
ne yapacağımı şaşırdım sizin yüzünüzden. bakıyorum, domestic hıyar'ın da dediği gibi, burada entel takılıp geceleri at kafasıyla köpeklere dans ettiğim için entel olmadığım sonucuna varıyorum. sonra tam "tamam, demek ki trollüm ben." diyecekken bir anda içim sayfalar dolusu fizik tanımı girme, birilerine romantik yazılarla ilanıaşk * etme isteğiyle fokurduyor. enerjimi hangi yöne boşaltacağımı şaşırdım.
ne meleğim ne şeytan; arafta kaldım. her dakika açtığınız başlıklardan hangisine dahil olduğumu artık anlayamıyorum. geceleri dans faslından sonra gizlice ağlamaya başladım. domestic'in şaraplarını aşırıyorum üstelik, ağlarken iyi gidiyor. kaç kadeh kırıldı bu "minnoş" gönlümde, haberiniz yok.
biriniz çıkıp söylesin: neyim ben ulan? hiçliğin ortasında, boşlukta sürükleniyorum sizin yüzünüzden. tüm hayatım altüst oldu. mutlu musunuz şimdi? yazıklar olsun be!
edit: vaaay! ne çabuk unutuldu birlikte sarhoş olup hayvanat bahçesinden lama çaldığımız günler... * bir daha ihtiyacın olduğunda sana rakun getirirsem iki olsun *
ne yapacağımı şaşırdım sizin yüzünüzden. bakıyorum, domestic hıyar'ın da dediği gibi, burada entel takılıp geceleri at kafasıyla köpeklere dans ettiğim için entel olmadığım sonucuna varıyorum. sonra tam "tamam, demek ki trollüm ben." diyecekken bir anda içim sayfalar dolusu fizik tanımı girme, birilerine romantik yazılarla ilanıaşk * etme isteğiyle fokurduyor. enerjimi hangi yöne boşaltacağımı şaşırdım.
ne meleğim ne şeytan; arafta kaldım. her dakika açtığınız başlıklardan hangisine dahil olduğumu artık anlayamıyorum. geceleri dans faslından sonra gizlice ağlamaya başladım. domestic'in şaraplarını aşırıyorum üstelik, ağlarken iyi gidiyor. kaç kadeh kırıldı bu "minnoş" gönlümde, haberiniz yok.
biriniz çıkıp söylesin: neyim ben ulan? hiçliğin ortasında, boşlukta sürükleniyorum sizin yüzünüzden. tüm hayatım altüst oldu. mutlu musunuz şimdi? yazıklar olsun be!
edit: vaaay! ne çabuk unutuldu birlikte sarhoş olup hayvanat bahçesinden lama çaldığımız günler... * bir daha ihtiyacın olduğunda sana rakun getirirsem iki olsun *
devamını gör...

