ne takipçilerimi görmek umrumda (zaten üç tane var) ne de kişisel ileti. yeşil renkli mahlas için yaşıyorum.
devamını gör...

kahvehaneler
devamını gör...

kitabevi işletiyorum. müşterilerim genellikle arkadaşlarıyla veya ailesiyle geliyor. iştahla rafları dolaşıp, kitaplara dokunan, kurcalayan her müşterinin yanında bir tane de gönülsüz, uzaktan öyle eblek eblek bakan bir yakını oluyor. sevmiyor okumayı veya ilgisini çekmiyor...

sessizliği bölmek için soruyorum:
+siz ne tarz okuyorsunuz?

cevap hazır. yüz kez duyduğum klişe:
-benim boş vaktim olmuyor pek.

bu diyaloğu her gün yaşıyorum. ancak bir kez bile kitap boş vakitte okunmaz diyemedim. gerginlik yaratmak istemiyorum. insanlar yeterince gergin zaten.

bakın gerçekten de kitap okumak için vakit ayırmak gerekir arkadaşlar. şakaya gelmez kitap okumak. kimi insanlar stresli zamanlarında sular seller gibi okur, kimiyse sakin, relax zamanında okur. okumak isteyen zaman bulur. bu dediğimi konformist bir düşünce olarak algılamayın, ayıp edersiniz.

canınız tehlikede değil veya kitapların itfaiyeciler tarafından yakıldığı bir gerçeklikte yaşamıyorsanız okuyun abilerim ablalarım.
devamını gör...

katılıyor ve artırıyorum; kutlama yapan akrabaların da çaldıkları enstrümanların üzerine oturtulmasını talep ediyorum. hoş bunlar ondan da zevk alır. başkasının başına gelen felaketi bile keyifle kutladıklarına göre...
devamını gör...

bir ses kaydım,
çalarsa bir gün kapını.
al onu içeri.
anlatsın sana bir takım şeyleri.

bir ses kaydım,
çıplak sessizliğinde bir ucube.
dinle bu zavallı sesi.
bak neler söyleyecek sana.

bir ses kaydım,
gönlünün egemenliğinde biçare.
dokun bu sese.
bak nasıl da savunmasız.

bir ses kaydım,
sesine muhtaç bir geveze.
konuş bu sesle.
bak nasıl da hayran sana.

bir ses kaydım,
kulaklarına mahkum bir sevdalı.
azad et bu sesi.
ulaşsın ruhununun derinliklerine.
devamını gör...

bana en zor gelen eylem.
senede bir kaç kez ev taşıyanlara hayranım. ev taşımak dendi mi benim enerjim moralim psikolojim off oluyor.
ironi olsa keşke.
devamını gör...

benimki boş boş duvar izlemekten zevk almam.
ve kendi kendime aşırı derecede çok konuşmam olabilir.
devamını gör...

yok zekatım anasını satim.
devamını gör...

senelerdir trollük yapıp, yönetim kadrosuyla ağır taşak geçmelere doyamadığım türkiye'nin en ezik sözlüğüdür. yazar kitlesinin alayı asosyal, ezik, cahil, kadın düşmanı, gay lardan oluşur. bide burada tanışıp sevgili olan 2 gün sonra ayrılıp birbirini ifşa eden escort kızlar ve pasif meriçler var. en son 6 ay önce yazıyordum. geçen ay 1 tane hesap açtım onunla ara sıra entry giriyorum fakat sözlüğü bıraktım sayılır. bu arada yukarıda yazmışlar bende belirteyim bu sözlüğün yönetim kadrosu bursalı sanayici ve bir kaç yazarın karısı olmuştur. özellikle bir kaç yazar hakkında girilen entryler 'polemik' nedeniyle silinir. ifade özgürlüğü yoktur, sözlüğün büyük bir kısmı linç kültüründen beslenir. başlıkların büyük bir kısmı moderasyon tarafından sansürlenir, sol frameye gelmesi engellenir. hatta kafalarına göre entry silip, başlıkları değiştiriyorlar. seçim zamanları fake hesaplarla akp reklamı yapıyorlar. geçmiş seneler içerisinde bir sürü rezaletin ve ifşa olayların yaşandığı iğrenç yerdir. kurucusu çapsız ve vizyonsuzdur. sözlükte doğruları yazan yazarları sevmezler. dikkat ederseniz yalaka olmayan, gerçekleri tokat gibi insanların önüne çarpanlar genelde eksi karmalı yazarlardır. ya neyse bu çöp sözlük için bu kadar yazı yazmam bile hata!!
devamını gör...

reis yalan söylememiş, eksik söylemiş. berbat olan her şeyin verildiği doğru.
devamını gör...

birinci dünya savaşının başladığı 1914 yılında müdafaa-i milliye cemiyeti tarafından üretilen yüzük. bu yüzüğün orduya gelir kapısı oluşturmak için yüksek miktarda satıldığı biliniyor. türkiye'de şimdiye dek iki numunesi olduğu bilinen yüzüğün, diğer bir numunesi arkeolojik kazılarda elazığ harput'ta ortaya çıkmış. demir döküm imalatı olan yüzüğün iki yüzünde ay yıldız ve orta kısmında müdafaa-i milliye yazısı bulunuyor. yüzüğün maddi değeri fazla yüksek olmamakla birlikte orduya destek için satılmış, yalnızca manevi değeri yüksek bir hatıra olarak kalmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"bitmemiş bir şiirimde, kesip attığın tırnağa kurban olurum diyorum.
bilmem bir fikir verir mi bu sana?
seninim .
yoksa, hiçbir şey olmak istemiyorum.
ve sen, itmez, terslemezsen bu bana yeter.

kaç bin kere söyleyeyim,
öyle yaşatan, öyle sevdirensin ki!
seni tanımak milyarlarca yıl yaşamaktan daha dolu."
devamını gör...

deniz arcak-eyvallah.
devamını gör...

italya tabii ki.
devamını gör...

dünya büyük, çok küçük ellerim; seni tutmaya bile yetmiyor.

fatma turgut- ilkbaharda kıyamet
devamını gör...

enseden içeri bir avuç kar kaçmış gibi hissettiren ama bizleri kendimize getiren yeni uygulamadır. hayırlı olsundur.
devamını gör...

yorgunum, kılımı kıpırdatacak bile halim yok. tüm gün yatıp uyumak istiyorum. hastalıklı düşünceleri ile başbaşa kalmış raskolnikov gibiyim. uyumaktan alıkoyamıyorum kendimi. rüyalarımda bekliyorum, bir kerecik gelir misin? uzun zamandır görmüyorum seni. hava deliler gibi sıcak üzerimde battaniyen. biraz terliyorum sanırım ama pek umrumda da değil. deliler gibi ağlamak istiyorum, hiç susmadan, durmadan ağlamak ama olmuyor ya işte, göz yaşlarıma da dargınım.
duvarla bakıştık uzun zaman, ne düşündüm bilmiyorum, aklım benimle değil sanki. doğru ya aklım seninle, ruhum kırık, üzerimde ise bir battaniye...
devamını gör...

buradan izleyebileceğiniz, izlediğim zaman şaşkınlıktan küçük dilimi yuttuğum olaydır. kelimeler gerçekten kifayetsiz kalıyor artık.

edit: mesafe kurallarını gerekçe gösteren yazar kardeşimize koronavirüs döneminde yapılmış olan akp kongrelerinden bir manzarayı paylaşmak isterim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dna ilk olarak 1869 yılında friedrich miescher tarafından keşfedilmiştir fakat uzun yıllar işlevi çözülememiştir.

dna'nın yapısının keşfi önemlidir, james watson ve francis crick, 1953 yılında dna’nın ikili sarmal yapısını ortaya çıkararak nobel ödülü'ne layık görülmüştür fakat bu başarıya ulaşırken bazı etik olmayan davranışlar içerisine girmişlerdir.

öncelikle, dna'nın kraliçesi/ dna'nın gizli kahramanı olarak adlandırılan genç bilim insanı rosalind franklin, x ışını kırınımını kullanarak dna'yı fotoğraflamış ve devrim niteliğinde bir işe imza atmıştır. meslektaşı maurice wilkins, dna'nın yapısını gösteren 51 numaralı fotoğrafı franklin’in bilgisi olmadan james watson ve francis crick’e göstermiştir ve bu fotoğraf sayesinde ikili, dna'nın gerçek yapısını çözebilmiştir.

ne yazık ki hayat adil olmuyor ve her zaman hak edene, hak ettiği değeri vermiyor. franklin'in fotoğrafı çok önemli bir role sahip olsa da, ödül watson ve crick'e veriliyor ve zaten ödül verilmeden önce franklin hayatını kaybediyor. eğer hayatını kaybetmeseydi nobel ödülü alır mıydı diye akıllarda soru işareti kalmasın çünkü hem o dönemde kadın bilim insanları fazla ön plana çıkartılmıyordu hem de bu ikili, çalışmalarına öncülük eden kişi olarak franklin'den öte kendilerine fotoğrafı gösteren maurice wilkins'in adını anmışlardı.
devamını gör...

önemli olan takipçilerimizin bizi görmesi diye düşünüyorum.
bir insan bir insanı tanımlarını beğendiği, fikirlerini kendisine yakın bulduğu için takip eder. yani en azından ben öyle yapıyorum. benim takip ettiğim kişi beni görse ne olur görmese ne olur, ben onu her türlü takip ederim zaten.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim