sigarayı bırakmak isteyenlere tavsiyeler
sigara diş eti enflamasyonunu baskılar. özellikle bunu yazmak istedim çünkü diğerlerini belki de yüzlerce kez duydunuz. sigara içen kişinin diş etleri kanamaz, normal bir insana göre keratinizasyon da fazla olur. bu iyi bir şey değildir yanlış anlamayın. diş eti kanaması bir şeylerin yolunda gitmediğine işarettir ve diş etleriniz oluk oluk kanadığında sorunu çözmek için mutlaka diş hekimi ararsınız. ama yoğun sigara içenlerde dişi çevreleyen kemikte yıkım olmasına rağmen hastanın ruhu duymaz. ilerleyen yaşlarda bir anda dişleri sallanmaya başlar ve dökülür. büyüklerinizde çok duyarsınız kendiliğinden döküldü hikayesini. çoğunlukla sebep budur.
devamını gör...
sözlük radyosu şarkı yarışması
anaaa ne eğlenceli :) bugüne kadar yaptığım karaokeler boşa gitmesin.
devamını gör...
kurtlarla koşan kadınlar
hayatımda hiç başucu kitabım diyeceğim bir eser olmamıştı. ta ki bu kitabı okuyana kadar. jung’cu ve çok kültürlü bir yazarın kaleminden, kadın arketipini mitler ve öyküler temelinde okumak ve kadın olarak kendini hatırlama, bulma, tanıma ve sevme yolculuğuna şahit olmak eşsiz bir deneyim. erkekler de bu çalışmayı anlayamadıklarını iddia ettikleri kadınlar ile ilgili bir bakış açısı kazanmak adına okumalı.
spotify’da bu kitaptan ilhamla bir de liste yaptım. meşakkatli bir işe girişmeden önce dinlemek güç veriyor.
spotify’da bu kitaptan ilhamla bir de liste yaptım. meşakkatli bir işe girişmeden önce dinlemek güç veriyor.
devamını gör...
sözlük kulüpleri
normal sözlük bünyesinde kurulan fakat ne yazık ki bazı bireysel discord grupları ile karıştırılan kulüplerdir.
dilerseniz bazı arkadaşlarda oluşan yanlış algıya kendimce bir açıklık getireyim. sözlük bünyesinde kurulan kulüplerde herhangi bir yazar hakkında dedikodu, kötü söz söyleme, arkadan konuşma vb. yapılamaz. yasaktır ve görüldüğü an mesajlar başkanlar tarafından silinip ilgili üye uyarılır hatta kulüpten atılabilir. henüz böyle bir şey başımıza gelmedi. evet bir ara bir yazar arkadaşın isteği ile gıybet kulübü kurulmuş olsa dahi yine aynı kişinin isteği ile kulüp kapatıldı.
aynı şekilde linçletme gibi bir girişimde de bulunulamaz. bu olay bir ara sözlükte olay olmuştu lakin ilgili discord grubunun normal sözlük kulüpleri ile hiçbir ilgisi ve bağlantısı yoktu. bunun altını çizmek isterim. her kulübün iki eş başkanı olduğundan böyle şeyler itina ile kontrol edilmekte.
kulüpler sözlükten bağımsız düşünülemez. örneğin normal sözlük kitap edebiyat kulübü'nde toplantısı gerçekleştirilen kitapların sözlükte tanımı girilmekte, tüm kulüplerin etkinlikleri sözlükte duyurulmakta. zaten kulüp üyeleri sözlüğümüzün yazarlarından oluşuyor. yani bir satranç turnuvasına katıldığınızda sözlük yazarları ile katılmış oluyorsunuz. sanat-bilim, sağlıklı yaşam, müzik, felsefe, moda, dizi-film hakkında konuştuğunuz konular, yapılan toplantılar, oynadığınız oyunlar vb. sözlük yazarlarıyla gerçekleşiyor. bunu tanımlarınızla sözlüğe taşımak da size kalıyor*.
dilerseniz bazı arkadaşlarda oluşan yanlış algıya kendimce bir açıklık getireyim. sözlük bünyesinde kurulan kulüplerde herhangi bir yazar hakkında dedikodu, kötü söz söyleme, arkadan konuşma vb. yapılamaz. yasaktır ve görüldüğü an mesajlar başkanlar tarafından silinip ilgili üye uyarılır hatta kulüpten atılabilir. henüz böyle bir şey başımıza gelmedi. evet bir ara bir yazar arkadaşın isteği ile gıybet kulübü kurulmuş olsa dahi yine aynı kişinin isteği ile kulüp kapatıldı.
aynı şekilde linçletme gibi bir girişimde de bulunulamaz. bu olay bir ara sözlükte olay olmuştu lakin ilgili discord grubunun normal sözlük kulüpleri ile hiçbir ilgisi ve bağlantısı yoktu. bunun altını çizmek isterim. her kulübün iki eş başkanı olduğundan böyle şeyler itina ile kontrol edilmekte.
kulüpler sözlükten bağımsız düşünülemez. örneğin normal sözlük kitap edebiyat kulübü'nde toplantısı gerçekleştirilen kitapların sözlükte tanımı girilmekte, tüm kulüplerin etkinlikleri sözlükte duyurulmakta. zaten kulüp üyeleri sözlüğümüzün yazarlarından oluşuyor. yani bir satranç turnuvasına katıldığınızda sözlük yazarları ile katılmış oluyorsunuz. sanat-bilim, sağlıklı yaşam, müzik, felsefe, moda, dizi-film hakkında konuştuğunuz konular, yapılan toplantılar, oynadığınız oyunlar vb. sözlük yazarlarıyla gerçekleşiyor. bunu tanımlarınızla sözlüğe taşımak da size kalıyor*.
devamını gör...
yağmur
"bazı insanlar yağmuru hisseder. diğerleri sadece ıslanır."
~bob dylan
~bob dylan
devamını gör...
burun estetiğinin aşırı yaygınlaşması
aslında bakıldığında ozguveni düşük, sosyolojik gelişmenin pek de iyi gerçekleşmediği ülkelerde daha yaygın olan durumdur. *
iran'da neredeyse burun estetiksiz kadın kalmamış. türkiye' de buna doğru gidiyor. bu da bana kadınların kendilerini entelektüel olarak geliştirmemelerini ve özgüvensiz olduklarını düşündürüyor. batı'da bu kadar değil bu durum.
iran'da neredeyse burun estetiksiz kadın kalmamış. türkiye' de buna doğru gidiyor. bu da bana kadınların kendilerini entelektüel olarak geliştirmemelerini ve özgüvensiz olduklarını düşündürüyor. batı'da bu kadar değil bu durum.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
önceki hikayeyi okumadan bunu okumamanızı tavsiye ediyorum. zira bu onun devamı niteliğinde olacak. önceki hikaye için: #454431
••
onunla görüşmüşler ama ellerine çok bir şey vermemiş adam. tehlikeli bir tipe de benzemiyormuş. boş dönmüşler anlayacağın."
bayan g bir an durup düşündü. zihninde oturmayan bir şeyler vardı. tıpkı boncuk'un da zihninde olduğu gibi... kilit kişinin kim olduğunu biliyorlardı, ikisi de o kadar çok cinayet haberi yapmış ve o kadar çok olay görmüşlerdi ki! yalnızca bir sorun kalıyordu geriye; adamı konuşturmak veyahut gerçeğe onun aracılığıyla ulaşmak.
peki, bunun için ne yapılabilirdi? o adama gitseler bile nasıl konuşturacaklardı? bayan g, düşüncelere daldığında yaptığı gibi boynunu sıvazlamaya başladı. düşün, diyordu, düşün g. hayır, esaslı bir plan gelmiyordu aklına! sonra boncuk aniden yerinden sıçradı. aklında düşünceler kol gezdiğinde böyle olurdu. heyecandan sandalyesinden düştüğü bile olmuştu!
"buldum g!" dedi heyecanla. "teknolojiden yararlanalım, nasıl örnek olacağız z kuşağına? bak şimdi; gidelim adamın evine, haberci kimliğimizi gizleyelim, polisiz, konuşup gideceğiz, diyelim. ben bir şekilde şu minnak dinleme cihazlarından bulacağım. oturduğumuz koltuğa, adamın odasındaki masaya vs. neresi denk gelirse işte, yerleştiriverelim. ne duyarsak kâr değil mi? basit ama etkili bir yöntem. böceği bulursa da bulsun canım, ne olacak?"
plan güzeldi, en azından denemeye değerdi. g'nin kalbine şimdiden bir heyecan, bir umut taht kurmuştu. uğruna işten çıkarıldığı (yalnızca işten değil, gözden de çıkarılmıştı) dosyaya yardımcı olmak, onu çözümlemek içinde tarifi imkânsız duygulara sebebiyet veriyordu. arkadaşına baktı. birbirilerine attıkları bakış aynı şeyi söylüyordu; gidelim ve yapalım! düşünceleri konuştuğundan kelimelere gerek kalmadı. boncuk getirdiklerini tekrar çantasına atarken, g, üzerini değiştirdi. alelacele evden çıktılar.
dinleme cihazını alabilecekleri bir yer bulup işlerini bitirdiler ve adamın evine doğru yola koyuldular. giderken söyleyeceklerini bir bir dizayn ettiler, her dedikleri birbiriyle uyuşmalıydı. ivedi konuların üzerinde durmaya niyetleri yoktu, hele ısrar etmek, asla istemiyorlardı. önemsizmiş gibi davranıp ona göre konuşacaklardı. boncuk, burası, deyince aynı heyecan tekrar geldi g'nin kalbine. ikisi de derin bir nefes alıp arabadan indiler. ev, geniş bir bahçeye sahip, görkemsiz ancak garip hisler uyandıran bir evdi. belki de yalnızca düşüncelerinden dolayı garip hissetmişlerdi, bilemediler.
g kapıyı çaldı. birkaç dakika sonra içerinden adım sesleri gelmeye başladı. kapı açıldığında karşılarında gayet temiz yüzlü, hafif kirli sakallı, yaşına rağmen karizmatik olan bir adam duruyordu. kibar bir ses tonuyla "merhaba?" dedi, sorarcasına. boncuk boğazını temizledi ve "merhaba," diye karşılık verdi. boncuk bir an durdu, polisiz, diyemezlerdi. kimlikleri yoktu, adam kimlik gösterilmesini isteyebilirdi. "biz buraya yakın bir eve taşındık. birçok yeri tanımıyoruz, sorup soruşturmamız icap etti ancak bazı komşularımızın bugün dışarı çıkası gelmiş." burada şuh bir kahkaha attı. samimi görünmek istediği belliydi ve bunu başarıyordu. g şaşırdı. o kadar şey planlamışlardı, ne yapıyordu bu kız? sonra anladı. arkadaşı tam bir kurnazdı.
adam da güldü. aynı ses tonuyla "öncelikle hoş geldiniz. umarım aldığınız ev size mutluluk getirir. sorunu anladım. eğer yardım edebileceğim bir şey olursa seve seve elimden geleni yaparım. dedi. o sırada devreye g girdi. onun da konuşması lazımdı. "aslında en başta bir bardak suyunuzu içsek," dedi sevecen bir tavırla. adamın birden yüz ifadesi değişti ancak çabucak toparlanıp "tabii, buyrun lütfen," dedi aynı içten ses tonuyla. şimdi evdeydiler. güzel kokan bir odada oturmuş, etrafı meraklı gözlerle seyrediyorlardı. boncuk acele davranıp koltuklardan birine böceği yapıştırıverdi. önceden birçok detayı halletmişlerdi. g getirilen suyu içti. adamla havadan sudan, evden, hatta ev fiyatlarındaki artıştan konuştular. ikisi de içlerinden "bu adam yapmaz," diyorlardı. hayatın insana neler yaptırdığından bihaberlerdi anlaşılan.
müsade isteyip ayaklandılar. girişe doğru geldiklerinde g etrafa kısaca göz attı. sade, minimal düzenlenmiş bir evdi. duvarları çok güzel bir griye boyanmış, mobilyalar ona göre seçilmişti. günlük temizliğine de dikkat ediliyordu anlaşılan. bir erkeğe göre fazla temizdi, çok fazla temiz. o sırada gözü portmantodaki ilaç kutusuna ilişti. çaktırmadan ilacın adını telefonuna kaydedip konuşulanlara odaklandı.
"lütfen bir şeye ihtiyacınız olduğunda çekinmeyin. siz güzel bayanlara yardımcı olmak gurur verici olacaktır."
bu adam neden bu kadar samimi davranıyordu? karakter yapısı mı böyleydi yoksa g'nin içini yiyip bitiren kuruntular boşuna değil miydi? kafasını sallayıp düşüncelerden kurtulmaya çalıştı. boncuk onun yerine konuşuyordu zaten. en sonunda evden çıkmayı başarmışlardı. hızlıca arabaya koşup bilgisayarı açtılar. kulaklıkları takıp ses duymayı beklediler. ne yazık ki ortamdaki tek ses hışırtı sesleriydi. daha sonra ise açılıp kapanan tahta kapı benzeri bir sesi geldi, daha sonra duyulan tek şey yine aynı hışırtılardı.
akşam olmuş, ortalık iyiden iyiye karanlığın hükmüne girmişti. boncuk'un artık eve dönmesi gerekiyordu, aynı şekilde g'nin de ancak burayı bırakmak içlerinden gelmiyordu. ya onlar yokken işe yarar şeyler olursa? riske atamazlar, şansa bırakamazlardı. g annesinden boncuk'larda kalacağına dair izin aldı. planı gereği azıcık yalan kullanmak zorunda kalmıştı. her şey hallolunca arkadaşı evine gitti. şimdi dinleme zamanıydı.
kahretsin ki yaşama yönelik tek belirti yoktu! nereye girmişti bu adam böyle? bir an başına bir şeyin gelmiş olmasından korktu. tam o sırada yeniden aynı kapının sesi geldi. kalbi yeniden heyecanla kıpırdamaya başladı.
••
yine devamı sonraya ama heyecanlı gelecek sonu. *
••
onunla görüşmüşler ama ellerine çok bir şey vermemiş adam. tehlikeli bir tipe de benzemiyormuş. boş dönmüşler anlayacağın."
bayan g bir an durup düşündü. zihninde oturmayan bir şeyler vardı. tıpkı boncuk'un da zihninde olduğu gibi... kilit kişinin kim olduğunu biliyorlardı, ikisi de o kadar çok cinayet haberi yapmış ve o kadar çok olay görmüşlerdi ki! yalnızca bir sorun kalıyordu geriye; adamı konuşturmak veyahut gerçeğe onun aracılığıyla ulaşmak.
peki, bunun için ne yapılabilirdi? o adama gitseler bile nasıl konuşturacaklardı? bayan g, düşüncelere daldığında yaptığı gibi boynunu sıvazlamaya başladı. düşün, diyordu, düşün g. hayır, esaslı bir plan gelmiyordu aklına! sonra boncuk aniden yerinden sıçradı. aklında düşünceler kol gezdiğinde böyle olurdu. heyecandan sandalyesinden düştüğü bile olmuştu!
"buldum g!" dedi heyecanla. "teknolojiden yararlanalım, nasıl örnek olacağız z kuşağına? bak şimdi; gidelim adamın evine, haberci kimliğimizi gizleyelim, polisiz, konuşup gideceğiz, diyelim. ben bir şekilde şu minnak dinleme cihazlarından bulacağım. oturduğumuz koltuğa, adamın odasındaki masaya vs. neresi denk gelirse işte, yerleştiriverelim. ne duyarsak kâr değil mi? basit ama etkili bir yöntem. böceği bulursa da bulsun canım, ne olacak?"
plan güzeldi, en azından denemeye değerdi. g'nin kalbine şimdiden bir heyecan, bir umut taht kurmuştu. uğruna işten çıkarıldığı (yalnızca işten değil, gözden de çıkarılmıştı) dosyaya yardımcı olmak, onu çözümlemek içinde tarifi imkânsız duygulara sebebiyet veriyordu. arkadaşına baktı. birbirilerine attıkları bakış aynı şeyi söylüyordu; gidelim ve yapalım! düşünceleri konuştuğundan kelimelere gerek kalmadı. boncuk getirdiklerini tekrar çantasına atarken, g, üzerini değiştirdi. alelacele evden çıktılar.
dinleme cihazını alabilecekleri bir yer bulup işlerini bitirdiler ve adamın evine doğru yola koyuldular. giderken söyleyeceklerini bir bir dizayn ettiler, her dedikleri birbiriyle uyuşmalıydı. ivedi konuların üzerinde durmaya niyetleri yoktu, hele ısrar etmek, asla istemiyorlardı. önemsizmiş gibi davranıp ona göre konuşacaklardı. boncuk, burası, deyince aynı heyecan tekrar geldi g'nin kalbine. ikisi de derin bir nefes alıp arabadan indiler. ev, geniş bir bahçeye sahip, görkemsiz ancak garip hisler uyandıran bir evdi. belki de yalnızca düşüncelerinden dolayı garip hissetmişlerdi, bilemediler.
g kapıyı çaldı. birkaç dakika sonra içerinden adım sesleri gelmeye başladı. kapı açıldığında karşılarında gayet temiz yüzlü, hafif kirli sakallı, yaşına rağmen karizmatik olan bir adam duruyordu. kibar bir ses tonuyla "merhaba?" dedi, sorarcasına. boncuk boğazını temizledi ve "merhaba," diye karşılık verdi. boncuk bir an durdu, polisiz, diyemezlerdi. kimlikleri yoktu, adam kimlik gösterilmesini isteyebilirdi. "biz buraya yakın bir eve taşındık. birçok yeri tanımıyoruz, sorup soruşturmamız icap etti ancak bazı komşularımızın bugün dışarı çıkası gelmiş." burada şuh bir kahkaha attı. samimi görünmek istediği belliydi ve bunu başarıyordu. g şaşırdı. o kadar şey planlamışlardı, ne yapıyordu bu kız? sonra anladı. arkadaşı tam bir kurnazdı.
adam da güldü. aynı ses tonuyla "öncelikle hoş geldiniz. umarım aldığınız ev size mutluluk getirir. sorunu anladım. eğer yardım edebileceğim bir şey olursa seve seve elimden geleni yaparım. dedi. o sırada devreye g girdi. onun da konuşması lazımdı. "aslında en başta bir bardak suyunuzu içsek," dedi sevecen bir tavırla. adamın birden yüz ifadesi değişti ancak çabucak toparlanıp "tabii, buyrun lütfen," dedi aynı içten ses tonuyla. şimdi evdeydiler. güzel kokan bir odada oturmuş, etrafı meraklı gözlerle seyrediyorlardı. boncuk acele davranıp koltuklardan birine böceği yapıştırıverdi. önceden birçok detayı halletmişlerdi. g getirilen suyu içti. adamla havadan sudan, evden, hatta ev fiyatlarındaki artıştan konuştular. ikisi de içlerinden "bu adam yapmaz," diyorlardı. hayatın insana neler yaptırdığından bihaberlerdi anlaşılan.
müsade isteyip ayaklandılar. girişe doğru geldiklerinde g etrafa kısaca göz attı. sade, minimal düzenlenmiş bir evdi. duvarları çok güzel bir griye boyanmış, mobilyalar ona göre seçilmişti. günlük temizliğine de dikkat ediliyordu anlaşılan. bir erkeğe göre fazla temizdi, çok fazla temiz. o sırada gözü portmantodaki ilaç kutusuna ilişti. çaktırmadan ilacın adını telefonuna kaydedip konuşulanlara odaklandı.
"lütfen bir şeye ihtiyacınız olduğunda çekinmeyin. siz güzel bayanlara yardımcı olmak gurur verici olacaktır."
bu adam neden bu kadar samimi davranıyordu? karakter yapısı mı böyleydi yoksa g'nin içini yiyip bitiren kuruntular boşuna değil miydi? kafasını sallayıp düşüncelerden kurtulmaya çalıştı. boncuk onun yerine konuşuyordu zaten. en sonunda evden çıkmayı başarmışlardı. hızlıca arabaya koşup bilgisayarı açtılar. kulaklıkları takıp ses duymayı beklediler. ne yazık ki ortamdaki tek ses hışırtı sesleriydi. daha sonra ise açılıp kapanan tahta kapı benzeri bir sesi geldi, daha sonra duyulan tek şey yine aynı hışırtılardı.
akşam olmuş, ortalık iyiden iyiye karanlığın hükmüne girmişti. boncuk'un artık eve dönmesi gerekiyordu, aynı şekilde g'nin de ancak burayı bırakmak içlerinden gelmiyordu. ya onlar yokken işe yarar şeyler olursa? riske atamazlar, şansa bırakamazlardı. g annesinden boncuk'larda kalacağına dair izin aldı. planı gereği azıcık yalan kullanmak zorunda kalmıştı. her şey hallolunca arkadaşı evine gitti. şimdi dinleme zamanıydı.
kahretsin ki yaşama yönelik tek belirti yoktu! nereye girmişti bu adam böyle? bir an başına bir şeyin gelmiş olmasından korktu. tam o sırada yeniden aynı kapının sesi geldi. kalbi yeniden heyecanla kıpırdamaya başladı.
••
yine devamı sonraya ama heyecanlı gelecek sonu. *
devamını gör...
üç silahşor
alexandre dumas tarafından yazılmış olan tarihi macera romanı.
fransa’da xııı. louis döneminde kralın muhafız birliğinde görev yapan athos, porthos ve aramis adlı üç silahşore katılmak üzere paris’e giden d'artagnan romansı (dartanyan) adlı gencin maceralarını konu alır. roman kahramanlarının, kralı düşürmek isteyen kardinal richelieu’nun komplolarından kralı korumak için giriştikleri maceralar anlatılır.
fransa’da xııı. louis döneminde kralın muhafız birliğinde görev yapan athos, porthos ve aramis adlı üç silahşore katılmak üzere paris’e giden d'artagnan romansı (dartanyan) adlı gencin maceralarını konu alır. roman kahramanlarının, kralı düşürmek isteyen kardinal richelieu’nun komplolarından kralı korumak için giriştikleri maceralar anlatılır.
devamını gör...
türk insanının beceremediği şeyler
karşılıksız bir şey yapmamak. sevgi dahil.
devamını gör...
ilkokulda montu hoşlandığın kişinin yanına asmak
çok iyi zamanlardı, gerçekten böyle yazılı olmayan kurallar vardı eskiler ne kadar komikmiş dedirten başlıktır.
devamını gör...
girift radyo yayını
sözlük radyosunun taze programlarından. hoş gelmişler, gayet güzel başlamışlardır. nice güzel yayınları olsun.*
edit: anemos'tan moiazeis me fotia çalarak kalbimi kazanmışlardır ayrıca.*
ikinci edit: bilakis mutlu olurum, şarkılar hepimizin efendim, gönderin gelsin *
edit: anemos'tan moiazeis me fotia çalarak kalbimi kazanmışlardır ayrıca.*
ikinci edit: bilakis mutlu olurum, şarkılar hepimizin efendim, gönderin gelsin *
devamını gör...
nietzsche ağladığında
bende eksik olan neydi? iyi bir yaşamım yok muydu? yaşamımın giderek daralan bir dehlize geri dönülmez bir biçimde dönüşmekte olduğunu kime anlatabilirdim? çektiğim işkenceyi, uykusuz gecelerimi, intiharla flört etmemi kim anlayabilirdi?
böyle harika bir paragrafa sahiptir. okunulan dönemin etkisiyle de böyle düşündürtmüş olabilir tabi.
devamını gör...
tüm yazarların profilinde kurucu yazması
ulan yoldaş ne şapşal insansın yha utandım bak.
darbe mi yapsam acaba?
darbe mi yapsam acaba?
devamını gör...
güneş banyosu
fazlası oldukça zararlı olabilecek olan eylemdir.
devamını gör...
çocuklu kadınların maruz kaldığı çevre baskısı
10 aylık bir kızım var. her gördüğümüz kişiden aynı şeyleri duyuyoruz. kalın giydirmişsiniz, üstü ince değil mi, çok çorba içmesin, arada şerbet te verin, geceleri beşikte sallamayın... ve bunu söyleyenler aileden olmayan, yabancı insanlar. herkes çocuk profesörü, özellikle çocuğu olanlar, onlardan uzak durun en iyi çocuğu onlar yetiştirmiştir çünkü.
doktorumuz var o ne derse onu yapıyoruz diyorum konu kapanıyor.
doktorumuz var o ne derse onu yapıyoruz diyorum konu kapanıyor.
devamını gör...
tek şarkısı dahi kötü olmayan şarkıcı
cem karaca, barış manco yazilmis.
yazılmayan, yenilerden melike şahin diyebilirim.
yazılmayan, yenilerden melike şahin diyebilirim.
devamını gör...
yaprak sarma fan kılap
insan duygularıyla acımasızca oynayan yazar, çakma yaprak sarması şeyi.
bana "gel nasıl güzel sarma olur, sana öğreteyim" dedi, bi güzel yanına çekti. allah sizi inandırsın anca carcarcar çene, daha soğan bile hazır değil, yapraklar desen tekrar salamuraya attı kendini, tuz bozuldu bak düşün, tuz!
sarmadan filan vazgeçtim, "ablam bi çay / su bişi ver, ölüyorum" diyorum, "niyetliyim ben" diyor.
allahını seven çekip çıkarsın beni buradan, ya da polis jandarma haber verin!*
şaka şaka, güzel dert dinliyor, güzel yazıyor, güzel insan, güzel kardeş..
bana "gel nasıl güzel sarma olur, sana öğreteyim" dedi, bi güzel yanına çekti. allah sizi inandırsın anca carcarcar çene, daha soğan bile hazır değil, yapraklar desen tekrar salamuraya attı kendini, tuz bozuldu bak düşün, tuz!
sarmadan filan vazgeçtim, "ablam bi çay / su bişi ver, ölüyorum" diyorum, "niyetliyim ben" diyor.
allahını seven çekip çıkarsın beni buradan, ya da polis jandarma haber verin!*
şaka şaka, güzel dert dinliyor, güzel yazıyor, güzel insan, güzel kardeş..
devamını gör...
fal bakan sözlük yazarları
yerli yersiz yol çıkartırım. zorlada göndertirim.üç vakte kadar derim (bakınız burası önemli demediğinizde fal bakıyorum demeyin) içiniz sıkılmıştır onu da rahatlıkla görebiliyorum(ben sıkılmışsınız diyorsam sıkılmışsınızdır) beğenilmezsede falım azar işitirsiniz.inanmıyorsan baktırma canım * gereksiz trip atıyorum özetle bakamıyorum.
devamını gör...
sözlüğün demirbaşları
hame, homeros,hate, zülal_kalender1,örnek vatandaş, ıvanmılınskı,armysuzy, kuzguncuktaki vişne vee sözlük kurulmadan önce de sözlükte olan benimdir.
t: doğar doğmaz gözünü kafa sözlükte açan yazarlardır.
edit: unuttuğum yazarlar sonradan aklıma gelirse bu tanım düzenlenecektir.
t: doğar doğmaz gözünü kafa sözlükte açan yazarlardır.
edit: unuttuğum yazarlar sonradan aklıma gelirse bu tanım düzenlenecektir.
devamını gör...
