karikatürler efendisi
(bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu)
devamını gör...
rozet pazarı
alındığına pişman olunan rozetlerin isteyenlere cüzi bir karma puanıyla satılması olayıdır. yönetimin bu özelliği acilen getirmesi gerekir. kafa sözlük sadece sözlük değil aynı zamanda hayatın kendisidir. ticaret bu hayatta olmazsa olmaz.
devamını gör...
çift monitör kullanmak
hem evde hem de ofiste yaptığım şey. gözlere eziyet, ben yaptım siz yapmayın.
devamını gör...
pandeminin götürdükleri
yaşama sevincim.
devamını gör...
yazarların çaldığı enstrüman
ney üflüyorum, uzun sap bağlama da orta seviyede çalıyorum.
devamını gör...
nikos vertis
1976 doğumlu yunan asıllı müzisyendir. genç yaşlarından itibaren müzik ile ilgili olan nikos vertis, her sene verdiği röportajlarda artık evlenip çocuk çocuğa karışmak istediğini de ifade ediyor. * pop müzik türünün son kalan nitelikli isimlerindendir kendisi.
albümleri şuraya ekleyeyim;
poli apotoma vradiazei (2003)
pame psichi mou (2004)
pos perno ta vradia monos (2005)
mono gia sena (2007)
ola einai edo (2009)
eimai mazi sou (2011)
protaseis (2013)
nikos vertis live tour – 10 chronia (2014)
nikos vertis (2015)
erotevmenos (2017)
an eisai ena asteri hatta bu şarkı israil asıllı müzisyen eyal golan ile ibranice-yunanca olarak düette yapılmıştı eyal golan-nikos vertis versiyonu
''αν είσαι ένα αστέρι
που φως θα φέρει στην άδεια μου ζωή
ποτέ μη σβήσεις ποτέ να μη μ'αφήσεις
ποτέ να μη χαθεί η αγάπη αυτά''
edit: şarkıyı 325. dinleyişimde düşündüm girişimi daha etkiliyor beni yoksa nakaratımı sanırım bu kısmı, duygulandım.
albümleri şuraya ekleyeyim;
poli apotoma vradiazei (2003)
pame psichi mou (2004)
pos perno ta vradia monos (2005)
mono gia sena (2007)
ola einai edo (2009)
eimai mazi sou (2011)
protaseis (2013)
nikos vertis live tour – 10 chronia (2014)
nikos vertis (2015)
erotevmenos (2017)
an eisai ena asteri hatta bu şarkı israil asıllı müzisyen eyal golan ile ibranice-yunanca olarak düette yapılmıştı eyal golan-nikos vertis versiyonu
''αν είσαι ένα αστέρι
που φως θα φέρει στην άδεια μου ζωή
ποτέ μη σβήσεις ποτέ να μη μ'αφήσεις
ποτέ να μη χαθεί η αγάπη αυτά''
edit: şarkıyı 325. dinleyişimde düşündüm girişimi daha etkiliyor beni yoksa nakaratımı sanırım bu kısmı, duygulandım.
devamını gör...
üniversiteler yüz yüze eğitime açılsın
bunu isteyen kişilerin genellikle eğitimle işi olmadığı da gözlemlediğim bir durumdur.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
uzun yaşamanın sırrı
köy ortamında yaşayıp doğal beslenmek.
en önemlisi kafaya takmamak,umursuz olmak.
en önemlisi kafaya takmamak,umursuz olmak.
devamını gör...
zümrüd-ü anka (yazar)
hiç sıkılmadan 4 sayfa tanım okumamı sağlamış yazar.
tanımlarının neredeyse hepsi bilgi içerikli. bilgi kategorisini renklendireceğini düşünüyorum.
yazarın profilinde kafa izninde yazısını görmemek dileğiyle.
tanımlarının neredeyse hepsi bilgi içerikli. bilgi kategorisini renklendireceğini düşünüyorum.
yazarın profilinde kafa izninde yazısını görmemek dileğiyle.
devamını gör...
fil
'hortumlular' takımından hayatta kalan tek hayvan türüdür.
devamını gör...
asidite
şarabın sert ve tırmalayıcı niteliğini belirleyen unsurlardan biridir. şarabın muhteviyatındaki asit oranına tekabül eder.
dinlendirilmiş şaraplarda bu oran daha yüksektir. çoğunlukla tanenle karıştırılır. içtiğiniz bir şarabın asiditesi konusunda şöyle bir test yapabilirsiniz. eğer şarap sert ve ağzınızda tükrük salgısını arttıran bir yapıdaysa asiditesi yüksektir.
dinlendirilmiş şaraplarda bu oran daha yüksektir. çoğunlukla tanenle karıştırılır. içtiğiniz bir şarabın asiditesi konusunda şöyle bir test yapabilirsiniz. eğer şarap sert ve ağzınızda tükrük salgısını arttıran bir yapıdaysa asiditesi yüksektir.
devamını gör...
yalın’ın cornetto reklamı için tekrar şarkı yapması
yalın canım sonunda yeniden şarkı yapmışşş. işte yaz şimdi geldi. neydi o öyle yalın'ın olmadığı eski yazlar. zaten baştan emindim mükemmel bir şarkı olacağına tam benlik olmuş aş klişeleri gül aşka*. yalın bu yazı getirdi artık bu yaz eminim çok güzel geçer*
devamını gör...
uğur mumcu
vatanını milletini seven nadir solculardan birisiydi. saygıyla anıyorum.
devamını gör...
anosmi
'koku körlüğü' olarak da tanımlanan durum. geçici ya da kalıcı, doğuştan veya sonradan oluşan türleri mevcuttur. covid hastalığının belirtileri arasındadır. covidde görülen koku kaybı ekstra bir durum yoksa geçicidir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
küçük kardeşe büyük bir hayat dersi!
küçük bir çocukken abim radyodan dinlediği bir olayı anlatmıştı. bir genç otobüste yolculuk yaparken yanına orta yaşlı bir kadın oturur. bir süre sonra gence saati sorar. saati söyledikten sonra gencin gözü kadının kolundaki saate takılır. kadın fark eder ve saatinin yanlış olduğunu ayarlamayı bilmediğini söyler. genç şaşırır. ‘ama nasıl olur, saat ayarlamayı herkes bilir’ der ve hafiften kadını küçümser bir gülücük atar. kadın mahçup bir edayla ‘ona henüz sıra gelmedi’ der. sohbete başlarlar genç artık daha çok şaşkındır. kadının çok iyi bir üniversitede profesör olduğunu öğrenir. ve ekler kadın; ‘o kadar yoğun bir hayatım oldu ki böyle ufak ayrıntıları öğrenmeye zamanım olmadı. bunlara kafa yoramadım. evdeki tv’yi açamıyorum. telefonumun bazı ayarlarını beceremiyorum hala. aile toplantılarında anlatılan uzaktan akrabanın kızının, oğlunun maceraları ilgimi çekmiyor. kazara gittiğim düğünlerde ki kıyafet şaşasına yetişemiyorum. işin özü ufak şeylere yetişemiyorum. geri kalıyorum. o kadar yıl okudum, o kadar kitap yazdım, onca derse girdim, konferans verdim… gel gelelim hayatın detaylarına yetişemedim…’
abim bu hikayeyi bana ben çok ufakken anlatmıştı. daha o yaşta anlamamı istiyordu. küçük insanların küçük olaylarla ilgileneceğini. eğer büyük insan olmak istiyorsan hedeflerin büyük olsun diyordu. bazen rastgele bir hikaye, bir mimik, bir hareketin nasihatten daha çok işe yarayacağını biliyordu. gözlerimin içine bakıp ‘ya gördün mü koca prof. saat ayarlayamıyor’ diyordu. ayıplamıyor özendiriyordu. tabi bu şu demek değil. bırakın saatler ayarsız kalsın, tv’ler açılmasın bu işin özünü kavramak amaçlı anlatılmış bir hikaye . asıl mesele şuydu. küçük olayların gölgesinden sıyrılırsan büyük insan olursun. ya da o büyük saydığın hedeflere ulaşırsın.
birde işin küçük insanlar boyutu var. tabi ben şimdi kimseye küçük insan yaftası vurmayacağım. biliyorum ki küçük insan yok. küçük hedefler, küçük amaçlar, küçük uğraşlar, küçük dünyalar var… bunları küçük kılan düşüncelerimiz. kendi hayatımızı kendimiz küçültüyoruz çoğu zaman. bir arkadaşımız iş hayatında bir başarımı elde etmiş onunla mutlu olmak yerine onu delice kıskanmak küçüklük. komşumuz bir araba mı almış hayırlı olsun komşum demek yerine ala ala şu kıytırık arabayı almış bizim jep’in çeyreği bile etmez demek küçüklük. iş yerinizde yeni başlayan iş arkadaşınıza işi öğretmek, destek olmak yerine bilgi saklamak açık aramak küçüklük. akrabalarla, komşularla iyi geçinip aile gibi olmak varken onun lafını buna bununkini şuna taşımak küçüklük. herkesle anlaşamazsın tabi, bunu kimse beceremez ama senin düşmanın bellediğinin dostunun aklını çelmeye çalışmak, düşmanının düşmanıyla dost olmaya çalışmak küçüklük.
bile isteye niyetliyse bir insan küçük davranmaya yapacak bir şey yoktur. ama bazen insan tamamıyla içten taşan duygularla hareket eder işte buradaki büyüklük bunu fark edip duygularına hakim olup doğruyu fark etmektir. duygular bizi değil biz onları yönetmeliyiz. kontrol bizde olmazsa duygu yoğunluğu ve karışıklığıyla baş edemeyip hem kendi canımızı hem de çevremizdekilerin canlarını fena yakabiliriz.
abim büyüdüğümde küçük heveslere, küçük hesaplara, küçük duygulara kapılabileceğimi düşünmüş ya da çevremdekilerin bu tarz yönelişlerde bulunup beni üzebileceklerini hissetmiş olmalı. erken bir uyarıyla beni gerçek dünyaya hazırlamaya çalıştığı çok açık.
aldanma! aldırma! sen hedefini belirle koş koşabildiğin kadar. yanında olanlar seninle, olmayanlar geride kalır… büyük ol! büyüklük yap! belki dünyayı değiştiremezsin. ama dünyanı ve çevrendekilerin dünyasını değiştirebilirsin. tıpkı abimin kendi dünyasını ve benim dünyamı değiştirdiği gibi. teşekkürler abim. güzel uyu…
05.15.2015 yerel bir gazetedeki köşe yazım.
şuan yayında değil.
küçük bir çocukken abim radyodan dinlediği bir olayı anlatmıştı. bir genç otobüste yolculuk yaparken yanına orta yaşlı bir kadın oturur. bir süre sonra gence saati sorar. saati söyledikten sonra gencin gözü kadının kolundaki saate takılır. kadın fark eder ve saatinin yanlış olduğunu ayarlamayı bilmediğini söyler. genç şaşırır. ‘ama nasıl olur, saat ayarlamayı herkes bilir’ der ve hafiften kadını küçümser bir gülücük atar. kadın mahçup bir edayla ‘ona henüz sıra gelmedi’ der. sohbete başlarlar genç artık daha çok şaşkındır. kadının çok iyi bir üniversitede profesör olduğunu öğrenir. ve ekler kadın; ‘o kadar yoğun bir hayatım oldu ki böyle ufak ayrıntıları öğrenmeye zamanım olmadı. bunlara kafa yoramadım. evdeki tv’yi açamıyorum. telefonumun bazı ayarlarını beceremiyorum hala. aile toplantılarında anlatılan uzaktan akrabanın kızının, oğlunun maceraları ilgimi çekmiyor. kazara gittiğim düğünlerde ki kıyafet şaşasına yetişemiyorum. işin özü ufak şeylere yetişemiyorum. geri kalıyorum. o kadar yıl okudum, o kadar kitap yazdım, onca derse girdim, konferans verdim… gel gelelim hayatın detaylarına yetişemedim…’
abim bu hikayeyi bana ben çok ufakken anlatmıştı. daha o yaşta anlamamı istiyordu. küçük insanların küçük olaylarla ilgileneceğini. eğer büyük insan olmak istiyorsan hedeflerin büyük olsun diyordu. bazen rastgele bir hikaye, bir mimik, bir hareketin nasihatten daha çok işe yarayacağını biliyordu. gözlerimin içine bakıp ‘ya gördün mü koca prof. saat ayarlayamıyor’ diyordu. ayıplamıyor özendiriyordu. tabi bu şu demek değil. bırakın saatler ayarsız kalsın, tv’ler açılmasın bu işin özünü kavramak amaçlı anlatılmış bir hikaye . asıl mesele şuydu. küçük olayların gölgesinden sıyrılırsan büyük insan olursun. ya da o büyük saydığın hedeflere ulaşırsın.
birde işin küçük insanlar boyutu var. tabi ben şimdi kimseye küçük insan yaftası vurmayacağım. biliyorum ki küçük insan yok. küçük hedefler, küçük amaçlar, küçük uğraşlar, küçük dünyalar var… bunları küçük kılan düşüncelerimiz. kendi hayatımızı kendimiz küçültüyoruz çoğu zaman. bir arkadaşımız iş hayatında bir başarımı elde etmiş onunla mutlu olmak yerine onu delice kıskanmak küçüklük. komşumuz bir araba mı almış hayırlı olsun komşum demek yerine ala ala şu kıytırık arabayı almış bizim jep’in çeyreği bile etmez demek küçüklük. iş yerinizde yeni başlayan iş arkadaşınıza işi öğretmek, destek olmak yerine bilgi saklamak açık aramak küçüklük. akrabalarla, komşularla iyi geçinip aile gibi olmak varken onun lafını buna bununkini şuna taşımak küçüklük. herkesle anlaşamazsın tabi, bunu kimse beceremez ama senin düşmanın bellediğinin dostunun aklını çelmeye çalışmak, düşmanının düşmanıyla dost olmaya çalışmak küçüklük.
bile isteye niyetliyse bir insan küçük davranmaya yapacak bir şey yoktur. ama bazen insan tamamıyla içten taşan duygularla hareket eder işte buradaki büyüklük bunu fark edip duygularına hakim olup doğruyu fark etmektir. duygular bizi değil biz onları yönetmeliyiz. kontrol bizde olmazsa duygu yoğunluğu ve karışıklığıyla baş edemeyip hem kendi canımızı hem de çevremizdekilerin canlarını fena yakabiliriz.
abim büyüdüğümde küçük heveslere, küçük hesaplara, küçük duygulara kapılabileceğimi düşünmüş ya da çevremdekilerin bu tarz yönelişlerde bulunup beni üzebileceklerini hissetmiş olmalı. erken bir uyarıyla beni gerçek dünyaya hazırlamaya çalıştığı çok açık.
aldanma! aldırma! sen hedefini belirle koş koşabildiğin kadar. yanında olanlar seninle, olmayanlar geride kalır… büyük ol! büyüklük yap! belki dünyayı değiştiremezsin. ama dünyanı ve çevrendekilerin dünyasını değiştirebilirsin. tıpkı abimin kendi dünyasını ve benim dünyamı değiştirdiği gibi. teşekkürler abim. güzel uyu…
05.15.2015 yerel bir gazetedeki köşe yazım.
şuan yayında değil.
devamını gör...
arkadaşın ölmesi
bu tanım kelimeler ile süslenmez, bu acı da o kelimeler ile ifade edilmez.
arkadaşın gider, sen yalnız kalırsın. acı da her zaman yoklamak için orada kalır.
ilk kez yedi yaşımda bir kamyon altında, alınmayan bir önleme yitirmiştik arkadaşımı. biraz daha büyüyünce yine bir kamyona motosikletle çarpan bir başka arkadaşımı. bir diğeri yine trafik kazasında marmara'ya uçmuştu. ve sonuncusu da emniyet kemeri takmadığından arabanın altında yitirmişti canını. bunlar sadece sözcükler. bir olayın akışı ve sonucu. içinde çok daha fazlası.
bu yüzden arkadaşın gider, sen olmadık bir yerde tekrar yüzleşirsin yokluğunla.
arkadaşın gider, sen yalnız kalırsın. acı da her zaman yoklamak için orada kalır.
ilk kez yedi yaşımda bir kamyon altında, alınmayan bir önleme yitirmiştik arkadaşımı. biraz daha büyüyünce yine bir kamyona motosikletle çarpan bir başka arkadaşımı. bir diğeri yine trafik kazasında marmara'ya uçmuştu. ve sonuncusu da emniyet kemeri takmadığından arabanın altında yitirmişti canını. bunlar sadece sözcükler. bir olayın akışı ve sonucu. içinde çok daha fazlası.
bu yüzden arkadaşın gider, sen olmadık bir yerde tekrar yüzleşirsin yokluğunla.
devamını gör...
linç yerim korkusuyla düşünceleri özgürce söyleyememek
klasik edebi eserleri okumaktan nefret ediyorum mesela...
devamını gör...

