totalde 1814 yazar ve 3708 çaylak olduğunu bildiren başlıktır. yazar sayısının yaklaşık 2 katı kadar çaylak var. bu da demek oluyor ki bugün ben işsizim.
devamını gör...

beyindir.düşünme,araştırma,algılama ve analiz etme yeteneği de 2.sırada gelir
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

glass ceilling.
iş hayatında* azınlık durumunda bulunanların muzdarip olduğu, kişinin bulunduğundan iyi bir pozisyona gelmesinin önünde çeşitli görünmez engellerin var olduğu algısıdır. bu sendromla ilgili klasik örneklerden biri pirelerle yapılan bir zıplama deneyidir. pireler bir fanusa hapsedilir ve fanustan 30 cm yüksekliğe bir engel yerleştirilir. zemin ısıtılmaya başlanır, pireler de zıplamaya başlar fakat her seferinde 30 cm yukarıdaki cam plakaya çarparak yere düşerler. bu olay defalarca kez tekrarlanır, ta ki pireler 30 cm yukarıdaki engeli aşamayacaklarını kabulleninceye kadar. sonrasında ise plaka kaldırılır, pireler o andan itibaren istedikleri yüksekliğe zıplayıp fanustan kurtulabilirler ancak artık her pire sadece 30 cm'e kadar zıplamaktadır, daha yükseğe zıplamayı denemezler bile. kabullenirler ve oluşturdukları bu önyargıya göre davranış oluştururlar, cam tavan sendromu da tam olarak budur aslında; öğrenilmiş çaresizlik. kişinin kendi içinde yarattığı kanaatler ya da dış dayatmalar, ne yapsa ne kadar çabalasa iş hayatında daha iyi bir konuma gelemeyeceğine dairdir. yani kişinin kariyerinde ulaşabileceği yüksek bir pozisyonla arasında görünmez bir sınır vardır.

diğer taraftan da gerçekten azınlık durumundaki çalışanlar bu "şeffaf camla" çok sık karşılaşırlar, en sık yaşayanları ise kadınlardır. erkeklere nazaran çalışma hayatına yeni dahil olmuş kadınlar iş yaşamında çoğunlukla azınlık konumundadır. kadın, erkek bireyle eşit ya da daha çok çalışmasına rağmen mevkisinde yükselemeyeceğini kabullenmişse ve bu önyargıyı taşıyorsa, bu cam tavan sendromudur. kadın çalışan, erkek bireyle eşit ya da daha fazla çalışıyor olmasına rağmen kariyerinde sadece erkek birey yükseliyorsa bu da kadın bireyin cam tavanla karşılaşması durumudur. ilk durumda kişi çeşitli sebeplerden kendi kendini sabote ederken ikinci durumda ise kişi hakikaten bu şeffaf (görünmez) engele çarp(tırıl)arak yükselmesine mani olunur.
devamını gör...

takip eden 14 arkadaşa ayriyeten teşekkürlerimi sunuyorum.
çok sağolun.
devamını gör...

tok olduğu halde yenilib içilen her türlü qıda
devamını gör...

burnu merdiven altı estetikçiden çıkma gibi görünen kötü büyücüdür. estetik düşünen birçok kişi kendi burnu da bu hale gelir de korkudan uzak durmaktadır. sonrasında mağdur olup böyle bir burunla show habere çıkmak gerçekten korkunç bir ihtimaldir.
devamını gör...

aklıma evrim adlı filmi getiren çalışmaya ilişkin haber. bakalım insanlık adına iyi mi olacak kötü mü...

bir yandan da aklımda, cem yılmaz'ın "sende olanı sana koyucaz" mevzusu gelmiyor değil.
devamını gör...

senin bir şeyin yok. olsaydı buraya kendi isteğinle gelmezdin. bir şeyim yok benim der, kabullenmezdin.
devamını gör...

türkiye’nin en kaliteli yayinevidir.

öncelikle tercüme eserleri önüne gelene yaptırmaz. genel itibari ile tercüme edilecek eserin dili üzerine profesör olmuş kişileri görebilirsiniz.

saçma sapan kapak tasarımları yoktur. modern klasikler serisinde alışıkdık hasan ali yücel dizisinden farklı tasarımlar vardir ancak her biri oturup izlemelik desem yeridir.

bugüne kadar okuduğum hiç bir kitaplarında yazım veya baskı hatası görmedim. işlerini ne kadar titiz yaptıklarının göstergesi.
devamını gör...

benim şahsen gıcık olduğum tiptir ya. ne bileyim, çabucak samimi olandan hayır gelmez, dostluğu da çabucak kaybolur.
devamını gör...

üniversite düzeyindeki ilk kurumlardan biri olan akademi'nin kurucusu olan platon'un diğer adıdır.

siyaset felsefesi üzerine yazdığı "devlet" okunmaya şayandır.
devamını gör...

sozlugumle dertlesiyorum..
devamını gör...

direk ve direkt'in cok farklı konular olduğunun farkında olması gereken insandır.

direk, herhangi bir malzemeden (beton, demir, ağaç, plastik vb.) yapılmış, taşıma kapasitesi olan genellikle uzun olan araçlardır. yapılarda da yapının iskeletini oluşturan ve ayakta durmasını sağlayan iç ve dış alandaki taşıyıcıdır.

direkt ise doğrudan, saptırmadan, dolaysız anlamlarına gelen sözcüktür. herhangi bir konuyla ilgili bir şeyi dolaysız yoldan belirtmek için kullanılır.
devamını gör...

işgalle fetih cok ayrı şeylerdir. işgalde sonsuz gözyaşı, tecavüz, işkence vardır. fetihte ise olabildiğince az can yakmaya çalışılır. amaç yakmak, yıkmak değil ihya etmektir.

türkler ve müslümanlar ne kadar canidir, şudur budur deseniz de bu konuda batasıca batı'nın eline su dökemezler.

bizim yaptığımız fetihtir, evet.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biz hissediyoruz inan ki.
devamını gör...

abdestimi satmıştım küçükken. eve gelen dindar amca harçlık verme bahanesi olarak abdestimi satın aldığını söylemişti. ama abdestim yoktu. özür dilerim.
devamını gör...

türk, öğün, çalış güven yazısının altından geçerek girdiğimiz koridor: solda iki sıra çeşme var, onun arkasında amonyak kokan malûm yer.
muslukların hemen yan tarafında kocaman bir leğen içinde taş gibi sert simitler satılır.bayrak töreni varsa o leğen kaldırılmıştır. andımız okunurken sıra küçük sınıflardaysa simit satılan masanın üstüne çıkar hiç olmadığı kadar uzun boylu olur minicik birler.
yanında merdiven var, oradan daha üst sınıflara çıkılır.
sağ taraftaysa minicik bir kooperatif: beşler kendilerine sıra geldiğinde ellerine verilen anahtarla küçük kulübeyi açar ve satış yapar.

uzun koridorda birlerin annelerinin kamp kurduğu koridor vardır. düğmeleri sökülen çocukların üstünü başını düzeltmek, unuttukları beslenme çantasını getirmek üzere oradadırlar. okul yeni başladıysa, birlerden bazıları salya sümük ağlar;bazıları da kaygısızca oradan oraya koşturup kızların saçını çeker,kurdelelerini bozar, uslu duranları yaramazlığa teşvik etmek için şöyle bir vurup kaçar.
bir de iki çocuk eğer birbirine kollarını arkadan dolamış size doğru geliyorsa kaçmanız gerekir. ‘önümüze gelene bir tekme’ nidalarıyla kimi yakalarlarsa o kişinin kara önlüğü ya da ayakkabıları toz toprak içinde kalır.

sınıfların bittiği yerde kreş vardır, tülleri çekilidir. herkes orayı çok merak eder, üstlerinde masa örtüsü benzeri ekose önlüklü çocukları cama burun dayanarak izleyebilir.
orayı en iyi bilen nadir’dir aslında.o yaramazın tekidir, siyah önlüğünün beyaz yaka kısmı sürekli kopuktur,sallanmaktadır koşturduğunda, dizler yaralıdır.bu kadar enerji harcamanın sonu ya annesinin elinde bir dikiş takımıyla okula gelmesiyle ya da o gizemli kreşte sağlam bir uyku çekmesiyle son bulur.sabah yediye yirmi kala derse başlayan pire kadar çocuklar beslenme çantalarından çıkan türlü yiyeceklerle biraz güç toplarken,sınıfın hiperaktifi (o zamanlar bunun yerine yaramaz kullanılırdı),gözleri uykudan şişmiş şekilde aramıza katılır.
beslenmelerde kokusu ortalığı saran haşlanmış yumurta, ekmek arası peynir ya da köfte,çokokrem sürülmüş dilimler ya da mevsimine göre meyve vardır.mandalina varsa sınıftakilerden en az bir kişinin gözü çıkan gazla yanar ve ağlamaya başlar.annelerin çantaya fazladan koyduğu kurabiye ve poğaça gibi şeyler öğretmene gururla sunulur.
hele yerli malı haftasıysa veliler okula tepsi tepsi taşınırlar, herkes evinde ne varsa koyar çantalara, kuruyemişler de eklenir menüye. öğretmenler odasının bayram günüdür, diğer günler ancak gözünü uyduranların görebildiği kapısı ardına kadar açıktır, portakalla karışık kıymalı börek ve karbonatlı kek kokuları gelmektedir içerden.

zil çaldığında çil yavrusu gibi dağılır çocuklar koridorlara ve bahçeye. sütunlu giriş köşe kapmaca için uygundur, büyük sınıflar herkesten önce koşup oyun alanını belirler.

cebinde harçlığı olanlar en üst katta satılan kola, gazoz ve bisküvilerden alabilir.beşler burda da işletmeci olarak karşımıza çıkar.her yerde mutlaka bir itiş kakış hakimdir.

resim dersi varsa kırmızı yangın kovalarından ikisi sınıfa gelir: birinde temiz,ötekinde boyalarla renklenmiş su vardır.
güzel yazı, divitler, hokkalar, bozulan uçlar, dökülen mürekkepler dersidir. küçücük eller sınırların içinde yazılar yazmak için eğitilir.

sınıf kapısına örtülen yeşil perde, orhan öğretmen’in objektifine kırmızı gözlü yüzlerce çocuğun takılacağının habercisidir. öğretmenler bozulan saçları örer, kurdele varsa düzeltir. haylazların yana kaymış yakalarını toparlar.

birler sene sonuna doğru okuma bayramı yapmak için hazırlanırlar: şiirler, rontlar,tekerlemeler, küçük tiyatro oyunları sunacaklardır.başarılı ve sivri öğrenciler başrol oynarken, yardımcı oyuncular öğretmenin pek de ilgi göstermediği çocuklar arasından seçilir.
necmettin ve döne sınıfın ikizleridir,ayrımcı öğretmenin sınıfında arka sırayı ‘işgal ‘ ederler.okumayı öğrenmediklerini için bu bayramda da varlık gösteremezler.
öğretmenler arasında en güzel okuma bayramı yapma yarışı öğrenci ve veliler tarafından da hissedilir.
bayramlar pek renkli kutlanır: özellikle 29 ekim ve 23 nisan çeşitli rollerin, kıyafet değişikliği yapmanın, folklörcülerin ve havalı bando takımının zamanıdır.
beş para ver, beş para ver
beş para yoksa on para ver

tonunda çalar davullarını, üflerler borularını bandocular.kırmızı beyaz kıyafetleri ile arz-ı endam ederler.

çocuklar uygun adım tören alanına götürülür,veliler meraklı vatandaşlar, gaziler ve resmî erkân izlemek üzere oradadır.
yıl içinde binbir şekle giren ilkokul insanları, temiz ve özenli kıyafetlerinin, taşıdıkları bayrak ve flamaların hakkını verme çabasıyla en uslu hallerine bürünmüşlerdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ışığı önünde ara, geçmişte kalan gölgendir...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim