topuklu ayakkabı
eteğin altına çok yakışan ayakkabı.
devamını gör...
hoşlanılan sözlük yazarından ilk mesajı beklemek
burası beni korkutmaya başladı.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
ben. dönüp dönüp yazdığımı okuyorum ve daha da mutlu oluyorum. *
devamını gör...
karnabahar
ikindi vakti. pazarın en zevkli olduğu vakit.
gökyüzünde mavinin en güzel tonu.
hiçbir şey almayacak olsanız bile öylesine gezilebilir bu vakitte.
yine de biraz kalabalık.
pazarların en güzel tarafı da normalde bir araya gelmeyecek insanları görebilmek.
çeşit çeşit insan.
farkındalar mıydı acaba bir arada olduklarından?
menfaatti onları bir arada tutan.
menfaatleriydi o an tek düşündükleri.
masum bir menfaat ama.
'yok yok burdan almayalım baksana şu portakallara biraz küçükler, hem ucuzmuş, ekşi çıkar bir de... hiç gerek yok' tadında bir menfaatti.
keşke bütün menfaatler portakalın ekşiliğine endeksli olsaydı*.
bu küçük menfaatlerin arasında gezmek güzeldi.
ama bu küçük menfaatler bazen toplumsal bilinçaltının ortaya çıkmasına sebep oluyordu.
artık alacağını almış, rahat rahat dönüş yolundaydı.
solundaki tezgahta ise bir pazarlık dönüyordu.
kadın elindeki bozuk iki lirayı uzatmıştı. isteği çok basitti.
iki liralık karnabahar istiyordu.
pazarcı ise üçe tamamlayayım mı dedi.
kadın iki liralık istediğini söyledi. pazarcıda bir cesaret vardı.
tamamlayayım işte üç liraya, uğraştırma beni.
kadın bu sefer açıklama yapma gereği hissetti, ne yapayım o kadarını ihtiyacım olmayanı alacağım da nolacak!
bir lira için anlamsız bir diyaloğa girmişlerdi. pazarcının sesi yükselmeye başlamıştı.
kadının naifliğinden, yanında bir erkek olmayışından, yalnız alışverişe çıkmasından faydalanıyordu. elbette bunu bilinçsizce yapıyordu.
kadınsa karşısındakinin ne yaptığını anlayamamıştı. neden bağırıyordu ki? altı üstü bir karnabahar istemişti.
aslında biraz üste çıksa, biraz ses tonunu sertleştirse pazarcı geri adım atacaktı.
ama o kadının bunu yapmasına imkan yoktu sanki. o kadar çaresizdi ki. kim bilir kimden öğrenmişti bu sessizliği, bu hakkını arayamayışı.
işin tuhafı pazarcı, kadına bağırıyordu resmen ve onlarca insan sadece seyrediyordu. halbuki o kadın onlar için yabancı olmasaydı kıyametler kopardı.
ama bu güne kadar böyle gelinmişti. o an yaşanacaktı.
kadının çaresiz ısrarı sonucu pazarcı geri adım attı. iki liralık karnabahar alınmıştı.
bu kadar tantanaya gerek var mıydı?
bir lira için değer miydi? o karnabaharlar zaten parçalar halindeydi.
dönüş yolu kötü bir sürprizle sonuçlanmıştı.
menfaatlerin kesiştiği beyaz bir sebzeydi karnabahar.
gökyüzünde mavinin en güzel tonu.
hiçbir şey almayacak olsanız bile öylesine gezilebilir bu vakitte.
yine de biraz kalabalık.
pazarların en güzel tarafı da normalde bir araya gelmeyecek insanları görebilmek.
çeşit çeşit insan.
farkındalar mıydı acaba bir arada olduklarından?
menfaatti onları bir arada tutan.
menfaatleriydi o an tek düşündükleri.
masum bir menfaat ama.
'yok yok burdan almayalım baksana şu portakallara biraz küçükler, hem ucuzmuş, ekşi çıkar bir de... hiç gerek yok' tadında bir menfaatti.
keşke bütün menfaatler portakalın ekşiliğine endeksli olsaydı*.
bu küçük menfaatlerin arasında gezmek güzeldi.
ama bu küçük menfaatler bazen toplumsal bilinçaltının ortaya çıkmasına sebep oluyordu.
artık alacağını almış, rahat rahat dönüş yolundaydı.
solundaki tezgahta ise bir pazarlık dönüyordu.
kadın elindeki bozuk iki lirayı uzatmıştı. isteği çok basitti.
iki liralık karnabahar istiyordu.
pazarcı ise üçe tamamlayayım mı dedi.
kadın iki liralık istediğini söyledi. pazarcıda bir cesaret vardı.
tamamlayayım işte üç liraya, uğraştırma beni.
kadın bu sefer açıklama yapma gereği hissetti, ne yapayım o kadarını ihtiyacım olmayanı alacağım da nolacak!
bir lira için anlamsız bir diyaloğa girmişlerdi. pazarcının sesi yükselmeye başlamıştı.
kadının naifliğinden, yanında bir erkek olmayışından, yalnız alışverişe çıkmasından faydalanıyordu. elbette bunu bilinçsizce yapıyordu.
kadınsa karşısındakinin ne yaptığını anlayamamıştı. neden bağırıyordu ki? altı üstü bir karnabahar istemişti.
aslında biraz üste çıksa, biraz ses tonunu sertleştirse pazarcı geri adım atacaktı.
ama o kadının bunu yapmasına imkan yoktu sanki. o kadar çaresizdi ki. kim bilir kimden öğrenmişti bu sessizliği, bu hakkını arayamayışı.
işin tuhafı pazarcı, kadına bağırıyordu resmen ve onlarca insan sadece seyrediyordu. halbuki o kadın onlar için yabancı olmasaydı kıyametler kopardı.
ama bu güne kadar böyle gelinmişti. o an yaşanacaktı.
kadının çaresiz ısrarı sonucu pazarcı geri adım attı. iki liralık karnabahar alınmıştı.
bu kadar tantanaya gerek var mıydı?
bir lira için değer miydi? o karnabaharlar zaten parçalar halindeydi.
dönüş yolu kötü bir sürprizle sonuçlanmıştı.
menfaatlerin kesiştiği beyaz bir sebzeydi karnabahar.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
gün gelecek "aaa sende mi burdaydın" diyecekler.
devamını gör...
ayrılma klişeleri
çok yoğun bir dönem geçiriyorum,
psikolojim çok bozuk,
ailemle sorunlarım var,
sen çok iyi birisin ama ben yapamıyorum, bu günlerde kendimi çok kötü hissediyorum,
seni gerçekten seviyorum ama kendimden emin olamıyorum,
sana yetemediğimi farkettim,
seni mutlu edemiyorum,
ben öyle çok arayan soran biri değilim zaten telefonu elime almıyorum,
aslında sürekli arayıp sürekli yanına gelebilirim ama korkuyorum...
gibi devam eden cümleleri içinde barındırır. sizi seven size ilgi göstermekten ve sizinle olmaktan mutlu olandır, unutmayın.
psikolojim çok bozuk,
ailemle sorunlarım var,
sen çok iyi birisin ama ben yapamıyorum, bu günlerde kendimi çok kötü hissediyorum,
seni gerçekten seviyorum ama kendimden emin olamıyorum,
sana yetemediğimi farkettim,
seni mutlu edemiyorum,
ben öyle çok arayan soran biri değilim zaten telefonu elime almıyorum,
aslında sürekli arayıp sürekli yanına gelebilirim ama korkuyorum...
gibi devam eden cümleleri içinde barındırır. sizi seven size ilgi göstermekten ve sizinle olmaktan mutlu olandır, unutmayın.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
benim. ama phalaenopsis (yani orkidenin alt türü) başlığımı ne hiç dolduruyorsunuz ne de beğeniyorsunuz. ona çok üzülüyorıum işte. orkidelerle ne alıp veremediğiniz var !!!
devamını gör...
prenses_aurora
yaz kızım, yaz evladım, ben beğeniyorum elimden geldiğince. güzel yazan herkese selam olsun.
devamını gör...
hz. ali'den hikmetler
"bir insana başkalarının yanında verilen öğüt, öğüt değil hakarettir."
devamını gör...
güzel olup sevgilisi olmayan kız
hayatta daha önemli şeylerin olduğunu fark etmiş olabilecek insan.
herkes hayatının her döneminde sevgili edinmek zorunda değil. işine gücüne, okuluna falan odaklanmayı seçen akıllı insanlar var bu dünyada.
sevgili edinmek akılsızlık değil tabi ki. fakat "sevgiliii, sevgiliii..." diye sayıklayıp kafayı bununla bozmak derseniz evet, işte o bir akılsızlık.
kaderinizde olanı yaşarsınız ve o sizi bir şekilde bulur; siz onu aramasanız da. olmayan için ise kendinizi yırtmanıza gerek yok. bu nedenle bu tür işleri bir parça oluruna bırakın ve öyle yapanlara da "niye yalnız ki bu?" diye gerekçe aramayın.
herkes hayatının her döneminde sevgili edinmek zorunda değil. işine gücüne, okuluna falan odaklanmayı seçen akıllı insanlar var bu dünyada.
sevgili edinmek akılsızlık değil tabi ki. fakat "sevgiliii, sevgiliii..." diye sayıklayıp kafayı bununla bozmak derseniz evet, işte o bir akılsızlık.
kaderinizde olanı yaşarsınız ve o sizi bir şekilde bulur; siz onu aramasanız da. olmayan için ise kendinizi yırtmanıza gerek yok. bu nedenle bu tür işleri bir parça oluruna bırakın ve öyle yapanlara da "niye yalnız ki bu?" diye gerekçe aramayın.
devamını gör...
cautionary tales
us tarafından yazılıp yönetilen ve büyük emek harcandığı her karesinden belli olan, çok güzel, insanı içine işleyen bir senaryosu olan ve castın akışı bile çok etkileyici olan kısa filmdir.

cautionary tale ingilizcede birini uyarmak için anlatılan masallara verilen isimdir. küçükken annelerimizin bizi belli konularda tedbirli ve dikkatli olmamız için uyarmak amacıyla anlattıkları masallar gibi. ya da nasreddin hoca’nın su almaya giden kızına testiyi kırmasın diye tokat atması gibi.
küçükken ne zaman annemi dinlemesem başıma bir şey gelirdi, bu murphy kanunlarından daha kesin bir durumdu benim için. hatta kolumun kırıldığı gün annem benim en az on kez uyarmıştı ama elbette ki ben onu dinlemedim. ve bir yaz tatili boyunca kolum alçıda gezdim.
filmde de küçükken annesini dinlemediği için bedensel bir deformasyon yaşayan aaron’ın hikayesi var. aaron bu bozukluk yüzünden toplumdan dışlandığını hisseder ta ki bir toplantıya katılana kadar.
insanların kendilerini yalnız ve dışlanmış hissetmesinin nedeni acaba kendilerine benzeyen insanlardan uzakta olmaları mıdır? onlarla bir araya gelirsek aslında farklı olmadığımızı anlar mıyız?
annenizin sözünü dinleyin efendim, size anlattıkları masalları da her seferinde tam isabet terliklerinin sesini de.
cautionary tales

cautionary tale ingilizcede birini uyarmak için anlatılan masallara verilen isimdir. küçükken annelerimizin bizi belli konularda tedbirli ve dikkatli olmamız için uyarmak amacıyla anlattıkları masallar gibi. ya da nasreddin hoca’nın su almaya giden kızına testiyi kırmasın diye tokat atması gibi.
küçükken ne zaman annemi dinlemesem başıma bir şey gelirdi, bu murphy kanunlarından daha kesin bir durumdu benim için. hatta kolumun kırıldığı gün annem benim en az on kez uyarmıştı ama elbette ki ben onu dinlemedim. ve bir yaz tatili boyunca kolum alçıda gezdim.
filmde de küçükken annesini dinlemediği için bedensel bir deformasyon yaşayan aaron’ın hikayesi var. aaron bu bozukluk yüzünden toplumdan dışlandığını hisseder ta ki bir toplantıya katılana kadar.
insanların kendilerini yalnız ve dışlanmış hissetmesinin nedeni acaba kendilerine benzeyen insanlardan uzakta olmaları mıdır? onlarla bir araya gelirsek aslında farklı olmadığımızı anlar mıyız?
annenizin sözünü dinleyin efendim, size anlattıkları masalları da her seferinde tam isabet terliklerinin sesini de.
cautionary tales
devamını gör...
evlenmek için sebepler
tabi ki çocuk.
devamını gör...
yazarların karantinada kendi için yaptığı en faydalı şey
ilk defa ocakta tencerede kek yaptım..
fırınimin olmamasından sebep..
yoklukda da insanın istediğine ulaşabileceğini deneyimledim..
fırınimin olmamasından sebep..
yoklukda da insanın istediğine ulaşabileceğini deneyimledim..
devamını gör...
yalın'ın 41 yaşında olması
adam gözümüzün önünde büyüdü resmen. zalim şarkısı çıktıĝında 25 iken şimdi 41 oluşu zamanın kanıtı.
devamını gör...
tanımlarını engelle mesajlarını engelle
50 kadar kişinin bulunduğu ve daha da artarak kullanacağım harika bir seçenek. absürt saçma salak mide bulandırıcı hiç bir zeka pırıltısi taşımayan forum dolu yazılara sahip ne kadar tip varsa bas geç. varlığından dahi haberin olmuyor.
son 1.5 haftadır sözlüğe şuursuzca gelen ne idugu belirsiz akımında kullanılmalik en akıllıca uygulama.
son 1.5 haftadır sözlüğe şuursuzca gelen ne idugu belirsiz akımında kullanılmalik en akıllıca uygulama.
devamını gör...
orgasmatron
devamını gör...
karma puanını bir kere kullanınca asla kullanılabilir karma puanına eşit olmaması
(bkz: bütün sırrı bozdun ya)
devamını gör...
erkeğin ağlaması
duyguların dışa vurumu olması nedeniyle çoğunlukla normal olan bir durum.
ağlamak çok insani bir durum olmakla beraber ağlanılan şeyin ne olduğuna göre bazen itici olabilir. bir şehit haberi ya da ailesinden birinin kaybı nedeniyle ağlayan bir erkeği asla yadırgamam hatta çok saygı duyarım. ama sevgiliden ayrılırken ağlayıp yalvaran bir erkek kanımca hiç hoş değil. hiçbir kadının buna tahammül edeceğini sanmıyorum.bana gelince hassas bir insan olduğum için animasyon seyrederken bile ağlayabilirim yalnız bunu mümkün olduğunca saklar, kimseye belli etmem. başkalarının yanında ağlamak hiç hoşuma gitmez . aynı şeyi yapan bir erkek de gurur yaptığını bildiğim için bana daha sempatik gelir.
kısacası bu konuda çok sert olmamakla beraber her şeyin bir dozajı olduğunu düşünüyorum.
bu arada tabir-i caizse bir de ağlak erkekler var, her şeyden şikayet eder, nazlanır, hiç mutlu olmaz. işte lütfen onlar benden uzak olsun.
ağlamak çok insani bir durum olmakla beraber ağlanılan şeyin ne olduğuna göre bazen itici olabilir. bir şehit haberi ya da ailesinden birinin kaybı nedeniyle ağlayan bir erkeği asla yadırgamam hatta çok saygı duyarım. ama sevgiliden ayrılırken ağlayıp yalvaran bir erkek kanımca hiç hoş değil. hiçbir kadının buna tahammül edeceğini sanmıyorum.bana gelince hassas bir insan olduğum için animasyon seyrederken bile ağlayabilirim yalnız bunu mümkün olduğunca saklar, kimseye belli etmem. başkalarının yanında ağlamak hiç hoşuma gitmez . aynı şeyi yapan bir erkek de gurur yaptığını bildiğim için bana daha sempatik gelir.
kısacası bu konuda çok sert olmamakla beraber her şeyin bir dozajı olduğunu düşünüyorum.
bu arada tabir-i caizse bir de ağlak erkekler var, her şeyden şikayet eder, nazlanır, hiç mutlu olmaz. işte lütfen onlar benden uzak olsun.
devamını gör...

