finlandiya milli destanıdır. elias lönnrot tarafından fin kabileleri arasından derlenmiştir. eserde doğaya karşı uğraş veren kuzey insanları, onların aile erdemleri, bilgeliği ve sözün yaratıcı gücü övülür. destan kahramanları, olağanüstü özelliklere sahiptir.

olaylar dört kişi etrafında döner. lemninkainen, pohjola’nın kuzey yöreleri, en güzel kızının gönlünü kazanmaya çalışan kişidir. ilmainen, insanlara mutluluk getirdiğine inanılan fakat onları savaşa sürükleyen sampo adlı büyülü değirmeni yapan demircidir. vainamoinen, sözün büyülü gücünden yararlanan, tek gücü bilgelik olan yaşlı bir ozandır. lempa ise kötülük ruhudur.
aslı ölçülü ve uyaklı olan bu manzum destan dünyanın pek çok diline çevrilmiştir. destan finlilerin ulusal bilinçlerinin uyanmasında, unuttukları ana dillerini öğrenmelerinde oldukça önemli bir görevi yerine getirmiştir. kaynak
devamını gör...

yer sofrasını çok seviyorum, daha samimi ve doğal geliyor.
yemek masasının sıkış sıkışlığı ve kasılmışlığı yok.
bir de arada soğanın ortasına yumruk atıp öyle yiyorum.
soğan hassas noktamızdır, lütfen.
devamını gör...

keşke kendi evim olsa... böyle tek başıma felekten bir gece çalsam, rahat rahat balkonumda sigara-kahve yapabilsem...
devamını gör...

parlament mavisi .
bütün renklere ihtiyacımız var , ama bazen bir tık daha fazla sevilen renk vardır.
devamını gör...

güzelcim'in kaçırdığım tek yayını an itibariyle; live!
90'lar pop!

bir yer bulalım dünyadan uzak...**
devamını gör...

mehmet akif asla olmazdı. bilenler bilir dönemin yıldız mukimine yazdığı şiiri.
devamını gör...

atopik (alerjik) kişilerde görülen disfaji ile karakterize yemek borusu hastalığıdır.
atipik göğüs ağrısı ve ppi(proton pompa inhibitörü)'lara cevapsız retrosternal yanma görülür.
biyopside eozinofilik infiltrasyon tipiktir.
tedavide kortikosteroid kullanılır.
devamını gör...

tartışmalı bir mesele.

bir ara sahaflarda dolaşırken tarihe meraklı olduğum için gözüme bir tarih kitabı takıldı. elime alıp şöyle bir göz gezdirince farkettim ki bildiğin alternatif inkılap tarihi kitabı yazmış adam.

yeterli süre aynı tarih anlayışı devam ettirilirse bir gün gelecek bu tip tartışmalara gerek kalmayacak çünkü tarihi olayları kafasına göre yeniden yazan tarih anlayışı her yere sirayet edeceği için yeni nesil mustafa kemal'i padişahın adamlarından biri olarak tanıyıp kabul edecek.

inşallah ben görmem.
devamını gör...

katlanılmasi zor bir yazgidir. duygu ve düşünceler paylaşılamaz. kendi kendine konuşmalar başlar. mutlu görünen bir grup fark edilince başka yana bakılır. ruh eşi başka galakside olsa gerek şeklinde düşünülür. yalnızlık tanrıya değil bu insanlara mahsustur. kimse tarafindan anlasilmazlar. sürüden kovulmuş lanetli varlıklardir. yitik bir ruh olarak hayalet gibi sürüklenirler. cemiyet bunlara uzaylı muamelesi yapar.
devamını gör...

pek güzel gözükmeyen ve pek faydalı bir iş yapmadığı düşünülen ama oldukça faydalı olan bir böcektir. bir de meşhur bir hikayesi vardır:

adamın biri bir gün bahçesinde otururken hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş:
- ey allahım! her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın?
aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış.
derdine kimseler çare bulamamış.
en sonunda bilge bir doktor ''bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiyeceksin" demiş.
adam 40 gün boyunca o pislikleri yemiş ve iyileşmiş. aradan yıllar geçmiş aynı adam gemiye binmiş ve denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar. herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken bu adam bacak bacak üstüne atıp sakince çayını yudumluyomuş.
birileri dayanamamış sormuş. "biz yana yakıla dua edip bağırıp çağırıyoruz sendeki bu rahatlık ne be adam ?!."
adam şöyle cevap vermiş
- kurban olduğumun bir kere işine karıştım bana kırk gün bok yedirdi, ister yüzdürür, ister batırır ben karışmam kardeşim.

kaynak .
devamını gör...

bu da benim amatör çekim çiçek fotoğrafım;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hava geç kararmaya başladıysa tamam işte, yaz geldi. hele bariz bir şekilde belli olduğu zaman bir keyifleniyorum. bir de evde tüm camları açıyosun ama asla soğuk esmiyor. yaz çok güzel ya. cidden. cıvıl cıvıl. rengârenk. bayılıyorum şu mevsime.
devamını gör...

erdal eren anısına bestelenen grup yorum şarkısıdır. sözlere dikkat ederek dinlendiğinde derin bir hüzün bırakır geride.


büyü de baban sana
büyü de büyü
acılar alacak yokluklar alacak
büyü de baban sana

büyü de baban sana
büyü de büyü
bitmez işsizlikler açlıklar alacak
büyü de baban sana

büyü de baban sana
büyü de büyü
baskılar işkenceler kelepçeler gözaltılar
zindanlar alacak

büyü de baban sana
büyü de büyü
büyüyüp de on yedine geldiğinde baban sana
idamlar alacak
devamını gör...

sırrı süreyya önder'in yönetmenliğinin yanı sıra senaristliğini de yaptığı film 2006 yılında çekilmiş 2007 yılında ise gösterime girmiştir. başrollerinde özgü namal cezmi baskın umut kurt oynamıştır yine dilber ay oktay kaynarca gibi bir çok ünlü ismide filmde görmek mümkündür. 12 eylül darbesi sonrasında doğuda yerel halkın istibdat yönetimi ile ilişkilerini işlemiş ve yerel müzisyenlerin aile yaşantılarına yer vermiştir. komedi filmi olmasına rağmen duygusal yoğunluğu çok fazla olan sahneleri de yok değildir.

adıyamanda yerel müzisyenler olan gevendelerin sıkıyönetim komutanı tarafından düzenli bir orkestraya dönüştürülmeye çalışılması ile film sarpa sarmaya başlar. benim bu filme aşık olma sebeplerimden birisi ise daha önce hakkında yazdığım bacha bazi geleneğinin türkiye'de hala nasıl yaşatıldığına değiniyor olmasıdır. darbenin, kanlı, vurdulu kırdılı tüm süreçlerini ustaca bir şekilde anlatmış ama buna rağmen çok fazla şiddet sahnesine de yer vermemiştir. çok fazla ismin çok fazla kez ustalıkla hiciv edildiği filmin imbd puanı ise 7,2'dir.

devrimciyse canı yok mu?*
devamını gör...

vallahi doğru cevap. müzik öğretmeniyim. alttaki yazarın en sevdiği yemek biber dolması.
devamını gör...

ön edit: başlığım 10 entryi geçti ve gündem kısmına gelmeyi hak etti. fakat gündemde görünmüyor. yöneticiye sordum ve bana teknik bir sorun olduğunu söylüyor. bu haksızlıktır.

saygıdeğer kapitalist ve komünist parti üyeleri ve yazarları ve de yöneticileri; bu konuyu ikinci ve son kez gündeme getirme çabasındayım. eğer bu kez de sevgili yazarlar görüş bildirip tepki göstermezse ve yöneticiler açık bir açıklama yapmazsa artık kimsenin bu keyfi uygulamayı umursamadığını düşünerek durumu önemsemeyi bırakacağım. partide muhalif kanadın oluşamadığına kanaat getirerek hüzünlü bir şekilde başımı öne eğeceğim.

bildiğiniz gibi ve yöneticiler tarafından açıklanan üzere sözlüğün gündem kısmının 10 ve üzeri tanım alan başlıklardan oluşması gerekmekte. fakat moderatörler sık sık gündeme gelmesi gerektiğini düşündükleri başlıkları “#gündem” etiketi ile sözlük gündemine sokmaktalar. bu başlıkların görmezden gelinemez kadarı ise moderatörlerin kendi açtıkları başlıklardan oluşmakta. bu durumun beni rahatsız eden etkileri şunlardır;
-moderatörler kendilerini rahatça görünür kılıyorlar ve bu diğer yazarlar için adaletsiz bir durumdur.
-gündem kısmını istedikleri gibi oluşturabildikleri için, aslında yazarların değil azınlık bir kesimin gündemine maruz kalıyoruz.
-günlük haberleri buraya taşıdıklarını söylemelerine rağmen, bazen çok alakasız başlıklar da gündem etiketi alabiliyor. örnek olarak “sosyal fobi” ve “albert camus” başlıkları.
-başlıklara bu etiketi koydukları için günler sonra bu başlığa bir entry girildiğinde başlık daha ilk entrysinde gündeme geliyor. ki bu durumun trollüğünü yapmıştım.
-en önemlisi ise; neyin konuşulacağına ve neyin bizi ilgilendirdiğine sözlüğün yazarları değil yöneticileri karar veriyor.

yazarlara çağrım bu duruma sessiz kalmamaları ve fikirlerini söylemeleridir.

yöneticilere çağrım ise bu duruma herkesin görebileceği bir entry ile açıklama getirmeleridir. durumu özel mesaj yolu ile iki yöneticiyle konuşmuştum fakat en ufak bir değişim olmadı.

eğer ki bu uygulamayı sözlüğün gelişmesi için yapıyorlarsa bunu sebepleri ile açıklamalarını talep ediyorum. buradaki yazarların gündem ile ilgili bir halt konuşacakları yok, o yüzden bu sorumluluğu üzerimize aldık diyorlarsa yapacakları açıklama beni tatmin edecektir.
devamını gör...

sosyoloji toplum bilimidir. toplumsal anlamda her hareket; değişim, gelişim, toplumsal gruplar, cinsiyet, tarih, psikoloji, bilim, medya, din, suç, vb. sosyolojinin alanına girer. koca bir derya denizdir yani.

eğitim süreci kişiye farklı bakış açıları kazandırmayı hedefler ve sistemli düşünebilmeyi öğretir. fakat özellikle yaşadığı toplumu anlamak isteyen kişi için sosyoloji eğitimi almış olmak yeterli değil maalesef.

temellerini saint-simon'un attığı ve modern anlamda comte ile başlayan, durkheim, marx, weber, spencer, j.s. mill, ve günümüze kadar yaşamış daha bir çok sosyoloğu okuyup anlamak tabiri caizse hatmetmek gerek.

aynı zamanda iyi bir gözlemci olmak, günü gündemi iyi okuyabilmek, tarihi de iyi bilmek gerekir.

yani ilgi duymayan, merak etmeyen de okur bitirir bir şekilde ve bir diploma sahibi olur fakat sosyolog olmak bambaşka bir şey.
devamını gör...

sene bilmem kaç, babamla birlikte malatya oto sanayideyiz, günlerden pazar açık tamirci arıyoruz, sanayideki dükkanlardan birinden makina sesleri geliyor ama kapı pencere kapalı, babamla merak edip dükkana yaklaştık, babam cama vurdu, içerden bir adam çıktı buyur beyim dedi, biraz gergin görünüyordu, babamda ben müfettiş xxx deyince adamın hepten rengi attı, ne yapıyorsunuz burda diye daldı içeri babam bende peşinden, meğer adamlar merdivenaltı diye tabir ettiğimiz şekilde gofret imal ediyorlar, ruhsat muhsat hak getire tabi babamda müfettişim deyince adamın aklı içine kaçıyor, neyse sonra babamın milli eğitim müfettişi olduğunu anlayınca bi rahatladılar, bize içeriyi gezdirdi adam gofret makinalarını yakından inceledim, bir kutu hediye etti, bir kutuda babam satın aldı adamlardan, vel hasıl kelam, hayatımda yediğim en güzel gofretlerdi markası olmadığı için adını "mos gofret" koydum (malatya oto sanayi). mos gofretleri - kalitenin adı, sanayinin tadı.
devamını gör...

bir iki noktasına değineceğim yazıdır.

random atılması yasak olmalı ve hatta "çük, bok" vb. dediğiniz saçma kelimeler de 'kullanılabilir' denerek teşvik edilmemeli.

ayrıca "bir sorununuz olduğu zaman ulaşabilirsiniz ancak sorunun çözüleceğine dair güvence verilmez" tanımı ve üslubu güven ve disiplin duygusuna çok uzak kaçan bir konuydu. rahatsız olunan bir durum varsa tabii çözülmelidir.

ekşi sözlük'te, hakkında yazılanlardan ötürü geldim ve beni en çok etkileyen entry, birinin "lan diyerek entry girdim ama ortam o kadar entelektüeldi ki geri dönüp utanıp sildim" demesiydi.

popüler kültür ayağına burayı random atanlarla, gereksiz leş kelimeler kullananlarla doldurursanız ve de "bir sorun varsa kesinlikle çözülmesi için aksiyon alınır" demediğiniz takdirde sizi ekşi sözlük denen mecradan farklı kılan tek şey, daha az tıkanıyor oluşunuz kalır.

burası bilgi paylaşım platformu olan ciddi bir yer olduğu takdirde burası "bir şey" olur. diğer türlü yeni bir sözlük açmanın bile bir anlamı yoktur.
devamını gör...

güney afrika cumhuriyeti'nin güney doğusunda, hint okyanusu'na kıyısı olan bir eyaletidir. yüzölçümü 94.361 km²'dir.
lesotho, swaziland ve mozambik ile sınırları vardır.
durban, pietermaritzburg en büyük şehirleridir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim