efferent loop sendromu
postgastrektomi(mide cerrahisi sonrası) görülen geç komplikasyonlardan birisidir.
afferent loop sendromu' ndan farklı olarak kusmukta gıda artıkları mevcuttur.
tedavisi cerrahidir.
afferent loop sendromu' ndan farklı olarak kusmukta gıda artıkları mevcuttur.
tedavisi cerrahidir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
hatırladık da ne oldu
sular taştı taştı doldu
manimi tamamlamaya çalışırken
son cümlem yandı,bitti, kül oldu.
sular taştı taştı doldu
manimi tamamlamaya çalışırken
son cümlem yandı,bitti, kül oldu.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
ben de olabilirim. gececi degilim aslinda da, yasadigim ulkenin saat farkindan kaynakli bu saatlerde girebiliyorum cogu zaman.sozlugu bana emanet edebilirsiniz yani ,bakarim ben...
iki ay sonrasinda edit: istedim ve oldu evet...
iki ay sonrasinda edit: istedim ve oldu evet...
devamını gör...
prenses_aurora
an itibarıyla nickaltı neden bu kadar boş diye yakındığım kaliteli bir yazardır.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
hiçbirini ayırmıyorum. hepsini seviyorum. aynı benim için aynıdır.
devamını gör...
özgürüz deyip küfretmeyi yasaklamak
insanlara küfretmeyi özgürlük sanan yazar beyanı.
devamını gör...
eleştirmek
kritik etmek, tenkit etmek ve eleştirmek aynı yerlerde kullanılan farklı niyetteki eylemlerdir.
kritik antik yunan'dan gelen, felsefi düşünce sürecini nitelendiren bir kavram. incelemek, araştırmak, öğrenmek ve geliştirmek amaçlı yapılan düşüncel süreç.
tenkit arapça kökenlidir. gagalamak, eleştirmek, şiddetle iğnelemek anlamlarına gelir. amaç karşıdakinin eksik yönlerini ayyuka çıkarıp hırpalamaktır.
eleştirmek türkçe kökenli al>el>ele>eleştir silsilesiyle türeyen sözcüktür. kritik etmek ve tenkit etmek anlamlarının ikisinde de eleştirmek kullanılabilinir.
önemli olan eleştiren insanın eleştirmekle neyi hedeflediğidir.
-eleştirdiği şey/kişinin gelişmesini istemek
-yapmak için kusur tespitinde bulunmak
-daha doğru ve güzele yöneltmek
-başkasının zayıf yönlerini yüze vurmak
-kendini üstün hissetmek
-kendi eksiklerini başkalarınınkini açarak örtmeye çalışmak
vb
kritik antik yunan'dan gelen, felsefi düşünce sürecini nitelendiren bir kavram. incelemek, araştırmak, öğrenmek ve geliştirmek amaçlı yapılan düşüncel süreç.
tenkit arapça kökenlidir. gagalamak, eleştirmek, şiddetle iğnelemek anlamlarına gelir. amaç karşıdakinin eksik yönlerini ayyuka çıkarıp hırpalamaktır.
eleştirmek türkçe kökenli al>el>ele>eleştir silsilesiyle türeyen sözcüktür. kritik etmek ve tenkit etmek anlamlarının ikisinde de eleştirmek kullanılabilinir.
önemli olan eleştiren insanın eleştirmekle neyi hedeflediğidir.
-eleştirdiği şey/kişinin gelişmesini istemek
-yapmak için kusur tespitinde bulunmak
-daha doğru ve güzele yöneltmek
-başkasının zayıf yönlerini yüze vurmak
-kendini üstün hissetmek
-kendi eksiklerini başkalarınınkini açarak örtmeye çalışmak
vb
devamını gör...
yaşlılık
çocukken oynayacak topumuz olmadığında kola kutusunu ayakkabımızın tabanıyla ezer onunla oynardık. top niyetine.
yokluk işte bir topun yerini tutmazdı ama napalım bir süre idare ederdi bizi.
ah bir topumuz olsa ne şutlar çeker ne paslar atardık.
şimdi bir düşünelim paramız olsa topumuz olsa uyduruk bir kola kutusuyla oynar mıyız? oynamayız elbet. yani akıllı insan eli yüzü düzgün bir topla icra eder oyun eylemini.
şimdi diyeceksiniz ki n'oldu aykut yaşlandın mı yoksa? yok yok şükürler olsun gencim. ama bazıları hiç yaşlanmayacağını zanneder ya ona şaşıyorum.
yaşlılık'ı bir kola kutusu gibi kullananlar var. kardeşim gençsin kuvvetlisin aklın başında, ne diye kola kutusuna tamah ediyorsun?
aklını fikrini zekanı kullansana. yap şöyle en afilisinden bir top.
artık ondan sonra sektirir misin, çalım mı atarsın yoksa aykut hoca'dan uyarı mı alırsın orasını ben bilemem.
çünkü bilirsiniz aykut hoca bazı oyuncuların takımın önüne geçmesini istemez. önemli olan takım oyununa sadık kalmak.
topu yapabilecek durumdasın, topu yaptın. bitti mi? bitmedi. sahaya çıkman lazım.
yıllardır şikayet ederiz türkiye'de top oynanmıyor diye? nedeni sürekli faul yapılması. neden faul yapıyorsun kardeşim topunu oynasana.
pas yap, rakip takımın kilidini aç. ama yok illa sert girilecek illa faul yapılacak illa hakem aldatılacak.
olmaz, oynayabiliyorsanız delikanlı gibi topunuzu oynayın!
t: yaşlı olma durumu.
yokluk işte bir topun yerini tutmazdı ama napalım bir süre idare ederdi bizi.
ah bir topumuz olsa ne şutlar çeker ne paslar atardık.
şimdi bir düşünelim paramız olsa topumuz olsa uyduruk bir kola kutusuyla oynar mıyız? oynamayız elbet. yani akıllı insan eli yüzü düzgün bir topla icra eder oyun eylemini.
şimdi diyeceksiniz ki n'oldu aykut yaşlandın mı yoksa? yok yok şükürler olsun gencim. ama bazıları hiç yaşlanmayacağını zanneder ya ona şaşıyorum.
yaşlılık'ı bir kola kutusu gibi kullananlar var. kardeşim gençsin kuvvetlisin aklın başında, ne diye kola kutusuna tamah ediyorsun?
aklını fikrini zekanı kullansana. yap şöyle en afilisinden bir top.
artık ondan sonra sektirir misin, çalım mı atarsın yoksa aykut hoca'dan uyarı mı alırsın orasını ben bilemem.
çünkü bilirsiniz aykut hoca bazı oyuncuların takımın önüne geçmesini istemez. önemli olan takım oyununa sadık kalmak.
topu yapabilecek durumdasın, topu yaptın. bitti mi? bitmedi. sahaya çıkman lazım.
yıllardır şikayet ederiz türkiye'de top oynanmıyor diye? nedeni sürekli faul yapılması. neden faul yapıyorsun kardeşim topunu oynasana.
pas yap, rakip takımın kilidini aç. ama yok illa sert girilecek illa faul yapılacak illa hakem aldatılacak.
olmaz, oynayabiliyorsanız delikanlı gibi topunuzu oynayın!
t: yaşlı olma durumu.
devamını gör...
kırk yaşındaki adamın börek çörek yapması
dayımın gerçekleştirdiği eylem. normal şartlarda yapmıyor ama yapmak için fırsat kolluyor. yengem hasta olunca yemek yapma işi ona kalıyor ve deyim yerindeyse; gün doğuyor. pastalar, börekler, çorbalar, tatlılar..
yengem iyileştiğini iddia ettiği hâlde kabullenmiyor, direniyor mutfağı bırakmamak için. sonra da annemi arayıp "çok yoruluyorum abla" diyor.*
yengem iyileştiğini iddia ettiği hâlde kabullenmiyor, direniyor mutfağı bırakmamak için. sonra da annemi arayıp "çok yoruluyorum abla" diyor.*
devamını gör...
birçok konuda eksik olunduğunu fark etmek
insan zaten ben tamamım dediği zaman gaflete düşüp kendi gelişimini kendi bitirmiş demektir.
devamını gör...
küçükken en sevdiğin oyuncak
bi bebeğim vardı kocamandı ve ağlıyordu, mama yiyordu, altına yapıyordu ve az çok konuşabiliyordu. babam hediye olarak almıştı bana onu ve gerçekten bir süre ben nereye gidersem o oraya geliyordu hep beraberdik. bide aşırı sevdiğim başka bi bebek için yine canım babacığıma* çok ısrar etmiştim. kırmızı şapkalı elbiseli üstünde elmalar olan diye uzun uzun tarif ettiğim bi bebek istemiştim ondan. o da 2-3 gün aramıştı bildiği tüm oyuncakçılarda ve bulup getirmişti bana.
devamını gör...
kafa sözlük renk modu güncellemesi
yahu bu nasıl bir güzelliktir. ellerinize beyninize sağlık efendim.
devamını gör...
sözlükte yazmak ama okumamak
her şeyi bildiğini sanan yazarlarımız yapar bunu. üstteki tanımları açıp okumak yerine direk tanım yazmakla meşgullerdir.
devamını gör...
üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler
işbu entry tıp fakültesini kazanan arkadaşlar için küçük bir rehber niteliğindedir:
- genç hekim adayı meslektaşlarım, ilk yapmanız gereken şey hekimliğin ne olduğunu kavramaktır. ilk derslerinizden birinde en azından bir hocanız hekimin ve hekimliğin arka planını oluşturan fikirlerin neler olduğundan bahsedecektir kendi inisiyatifi ile. tıbbın tarihi dersinden bağımsız olarak dinleyeceğiniz bu nutuğa iyice kulak kabartın.
- iyi bir hekimin aynı zamanda entellektüel bir insan olması gerekir, hekimliğin tarihi ve tıbbın felsefesi gereği bu durum böyle olmalıdır. fakülteye kavuştuğunuzda sizden daha entellektüel ya da daha alt entellektüelitede insanlarla karşılaşabilirsiniz, hatta öyle kişilerle karşılaşacaksınız/karşılaşmalısınız ki hayatınızın seyri değişecek/değişmeli.
- entellektüel bir zevke/okuma alışkanlığına sahip olun. sosyal bilimlerle ve sanatla ilgilenin, hem mesleğinizin sosyal yönü hem de bireysel olarak sosyal yönünüz gelişecektir.
- eğitim hayatınızın bir yerinde en azından bir hocanız ile ders dışında oturup konuşun, ders dışı etkinliklerde karşılaşın. o an konuştuğunuz 15 dakika bile hayatınızı bambaşka noktalara taşıyabilir (muhtemelen taşıyacaktır).
- okul derecesi yapmaya kalkmak çok çok ciddi bir efor gerektirir, bu eforu göze alamıyorsanız baştan bu işe girmeyin, girmişseniz de bırakmayın. ortalamanız sınıfı ucu ucuna geçecek derecede olmamalı. bu yöntemle sınıfı geçen arkadaşlarınız olacak, siz ondan daha yüksek ortalama ile geçerken o size bunun önemsiz olduğundan işin sonunda ikinizin de aynı işi yapacağınızdan vs. bahsedip aklınızı çelmeye çalışacaktır. sakın bunlara kulak asmayın. ortalamanızın iyi olup olmadığına diğer fakültelerdeki gibi harf notuyla karar vermek anlamsızdır, sisteminiz diğer fakültelerden farklıdır çünkü. siz bir şeyler öğrenmiş hissediyorsanız, arkadaşlarınız da size soru soruyorsa, hocalarınızın da sorularını yanıtlayabiliyorsanız ortalamanız da iyi düzeyde demektir.
- 2+1 3+1 diye tabir edilen tıp fakültesi sınav çalışma mantığına düşmeyin. düşecekseniz de şunu bilin ne 2+1 ne de 3+1 ile yeterli yetkinliğe erişemezsiniz. hekim, çalışkan olmak zorundadır. düzenli çalışın, bunu yaptığınızı söylediğinizde arkadaşlarınız sizinle dalga geçebilir önemsemeyin, sınava yaklaştıkça onlar sabahlara kadar ders çalışırken siz yatağınızda mışıl mışıl uyuyacaksınız üstüne bir de daha iyi notlar alacaksınız.
- diğer fakültelerdeki arkadaşlarınız partilere giderken ders çalışmak ağırınıza gidebilir, gitsin de. madem partiye gidemiyorsunuz o halde yaptığınız işin gereklerini tam yerine getirin. aksi halde 2 kat zararda olursunuz.
- tıp okuduğunuzu söylediğinizde insanların büyük çoğunluğundan saygı görürsünüz. tıp okuyan arkadaşların büyük kısmının düştüğü şu hataya sakın düşmeyin: tek başına tıp okumak bir üstünlük göstergesi değildir. insanlar size saygı duyuyorsa bunun esasen sizin bilginize olan saygı olduğunu aklınızdan çıkarmayın, bu saygıyı hak edecek bilgiye sahip olun. bu durumu suistimal etmeyin.
- hekim her bilginin güncelini takip etmek durumundadır, güncel bilgiye yalnızca ingilizce ulaşabilirsiniz bunu unutmayın. bir yaz tatilinizde elinize bir ingilizce kitabı alsanız iyi seviyelere gelirsiniz o tatil bitene kadar. ingilizceyi çat pat söktükten sonra mutlaka ingilizce makaleler, denemeler okumaya başlayın. ingilizce başka, tıp ingilizcesi bambaşkadır unutmayın. ayrıca ingilizcenin gereksiz olduğunu söyleyen ya da yabancı dil sınavını geçebilecek ingilizcenin yeterli olduğunu söyleyenler olacaktır onlara kulak asmayın.
- kırtasiye fotokopilerinden tıp eğitimi alamazsınız, belki sınav geçersiniz ama öğrenemezsiniz. boş zamanlarınızda textbook karıştırın mutlaka.
- öğrenci notlarıyla, slaytlarla tıp öğrenilmez, açık öğretim mantığıyla tıp öğrenilmez. bu işin doğasında usta-çırak ilişkisi vardır. hocanız sizin ustanızdır, eğitimi bizzat ondan alırsınız. derslere mutlaka gidin. derse gitmeyip yatan, sınıf geçen, iyi notlar alan arkadaşlarınız olacaktır, onlara aldanmayın. o notlarda hocalarınızın kendi tecrübeleri asla yazmaz, o tecrübeleri ancak onların ağzından dinleyebilirsiniz. duyacaklarınız da kitaplarda bulamayacağınız şeylerdir, çok kıymetlilerdir.
- mutlaka yapmaktan zevk aldığınız bir sosyal aktiviteniz olsun. oyun oynamanın, halı sahaya gitmenin ya da bira içmenin tek başına bir sosyal aktivite olmadığını bilin. herkesin her gün yaptığı şeylerin ötesinde aktiviteler gerçek sosyal aktivitelerdir: maket yapmak, çiçeklerle ilgilenmek, enstrüman çalmak, resim çizmek, tırmanış/trekking gibi...
- fakülte dışından mutlaka arkadaşlarınız olsun. aynı fakültedeki arkadaşlarınızla aynı ortamda bulunmak ve aynı şeyleri konuşup durmak dünyanın en monoton şeyi olacak bir süre sonra.
- size yaklaşmak isteyen kızlar/erkekler olacaktır, bunların hepsinin sizin kara kaş kara gözünüze gelmediğinin bilincinde olun. hayatınıza her insanı sokmayın.
- tıp fakültesi ağır olabilir fakat kitap okumak için her zaman boş vakit vardır. mutlaka düzenli kitap okuyun, dergi takip edin.
- sınav bittikten sonraki o bir hafta boyunca günde 10 saat uyumayın. sınav haftası boyunca günde 3 saat uyumuş da olsanız bu yorgunluk birkaç günde atılır. zamanınızdan tasarruf edin, kendinize vakit ayırın.
- uykusuz kalmak zorundasınız. düzeniniz kötüyse çok uykusuz kalırsınız düzeniniz iyiyse az uykusuz kalırsınız. her halükarda uykusuz kalırsınız. uykusuz kaldığınıza değecek şekilde çalışın.
- hocalarınızla tartışmayın dememe gerek yoktur herhalde. hocalarınızın büyük kısmı güç zehirlenmesi yaşıyor olacaktır, ona göre davranın.
- fakülte içindeki insanlarla tuhaf olaylara girişmeyin, herkesin ağzına meze olmayın. tıp fakültelerinde böyle olayların daha sık dillendirildiğini bilin.
- önlüğünüze kavuşur kavuşmaz onu her yerde giymeye, kendinizi göstermeye kalkmayın. komik duruma düşmeyin.
- üniversiteler şans kapılarıdır. hiç beklemediğiniz anlarda hiç beklemediğiniz insanlarla tanışabilirsiniz. kendinize denk insanlarla elbette karşılaşacaksınız fakat sizden üstün insanlarla tanışmaya/karşılaşmaya özen gösterin.
- tıp fakültesindeki öğrenci kulüpleri çoğunlukla türlü entrikaların döndüğü saray haremlerinden öteye gitmez. kendinizi onlara fazla kaptırmayın.
- bütün gün ders çalışmayın, spor yapın, sinemaya gidin, arkadaşlarınızla buluşun. sınav bittikten sonra bütün gün odada bilgisayar ya da telefon başında vakit geçirmeyin. saatlerce günlerce dizi film izlemek sizin eğitiminizin misyonuna ters. dizi izleyecekseniz de bu belli saatten öteye geçmesin. sınav bittikten sonra mümkün olduğunca gezmeye çalışın, sosyal aktivitelerinizle ilgilenin, kendinizi tıp dışı alanlarda geliştirin. unutmayın hastane dışına çıktığınızda tıp bilginizin işlevselliği de kaybolur, tıp dersleri dışında ne okumuşsanız siz o insan olursunuz. yani tek bildiğiniz şey hastanın nasıl muayene edileceği, hastaya hangi ilacın yazılacağı olmasın.
- hocalarınızla (en azından göze değen hocalarınızla) iletişim kurmak istiyorsanız en azından felsefe okuyun. kaliteli hocalarınız mutlaka felsefe okumuştur/okuyordur. çünkü mesleğin temelinin "düşünmek, fikir yürütmek" olduğunu bilirler.
- siyasi bir duruş sergilemeyin, siyasi eylemlerde/topluluklarda boy göstermeyin. sizin işiniz bu değil. sonrasında pişman olabileceğinizi asla unutmayın. fakülte içindeki çevrenizin size karşı aldığı tavır da değişecektir zaten böyle durumlarda. tıp fakülteleri içinde siyasi söylemler/duruşlar sevilmez, hoş görülmez. ayrıca siz hiçbir zaman en doğruyu düşünen değilsiniz, sizin gibi düşünmeyen kimse de aptal değil.
- fakülteye başladığınızın ilk zamanlarında çok fazla ve çeşitli insanla karşılaşacaksınız, kısa sürede kalabalık arkadaş grupları oluşacak. burada 20li erkek grubuna düşmeyin, eğitim hayatınız boyu yaptığınız tek şey 11-12 halı sahası olur. her türden insanla tanışmaya çalışın, size uysun ya da uymasın. birkaç ay içinde bu gruplarda küçük değişimler olacak ve hepsi özerk bir hâl alacak isteseniz de bi süre sonra bu gruplara dahil olamayacaksınız. bu süreçte yapmanız gereken tek bir gruba dahil olmak değil birkaç grupla etkileşim halinde olmaktır. farklı gruplar farklı ilgi alanları ve sosyal aktiviteler demektir. kafanıza çok uyan bir grup insanla birarada olmak başta çok keyifli gelebilir fakat bu gruplar ileride mutlaka dağılacak yeni gruplar kurulacaktır unutmayın. bir süre sonra "kadere bak kimler kimlerle beraber" diyeceğiniz arkadaş grupları olacaktır.
- fakülteye ilk gittiğinizde bir sürü güzel/yakışıklı hanım/bey'le karşılaşacaksınız, sakın birine takılıp gitmeyin. böyle ilişkilerin ömrü en fazla 2 ay oluyor bilginize. yok ya takılacağız işte ne ilişkisi diyorsanız da eğitim hayatınızın geri kalan yıllarında o kişiyi ve arkadaşlarını sürekli göreceğinizi unutmayın. hoş durumlar olmayacaktır. üstelik bu kişilerle birlikte nöbet tutmak durumunda kalmanız da ihtimal dahilinde.
- kimseye çok güvenmeyin, fazla özelinizi açmayın. çok yakın arkadaşım dostum dediğiniz kişiler bile size zarar verebilir. üniversitedeki insanların büyük kısmı sadece kendini düşünür, belki birkaçı hariç hiçbiri hayatınızda kalmayacak bunun farkında olun.
- okul/ev/kütüphane üçgeninde hayat sürmeyin. olabildiğince insanla tanışın, hocalarınızla bağlantı kurun. bunlar sizin hem eğitim hayatınızda hem de sonrasında işinize yarayabilir, üniversite network sağlama merkezidir.
- tavuk döner ve tantuniye yaslanmayın midenizde ozon deliği açmayın, sonraki hayatınızda bunun zararlarını mutlaka görürsünüz. marketlerden ve pazardan tane ile meyve sebze alabilirsiniz, bir ya da iki tane portakal/muz/domates almaktan çekinmeyin.
- kişisel tavsiye: arada paranızı biriktirip üst segment restoranlarda yemek yemeye çalışın.
- film, dizi, tiyatro, opera, sergi takip edin. hiç beklemediğiniz bi şeyden çok keyif aldığınızı farkedebilirsiniz.
- anadolu kırsalından gelen arkadaşlar için, istanbul türkçesine kendinizi alıştırın. gereksiz mikromilliyetçilik yapmayın. bilimin belli kuralları vardır, güzel ve düzgün konuşmak da bunlardan biridir. bir diğer konu ise güzel giyinmek bakımlı olmak. siz türkiye'nin seçkin öğrencilerindensiniz, sahip olduğunuz bilgiyi taşıyabilecek şekilde giyinmeye özen gösterin. kıyafetleriniz ve önlüğünüz her daim temiz ve ütülü olsun, bir gün bir hocanız aranızdan birini insanların içinde bu sebepten aşağılayınca anlayacaksınız neden bunun böyle olması gerektiğini. ayrıca elbiseleriniz aşırı niteliklerde olmasın. bunun ne demek olduğunu da hocalarınız size öğretecektir nasılsa.
- okul/hastane yaşamınızda giydiklerinize, saçınıza, sakalınıza, makyajınıza, takılarınıza özen gösterin, aşırılığa kaçmayın. zira icra ettiğiniz meslek buna müsaade etmeyecektir zaten. ondan da önce bizzat hocalarınız buna müsaade etmez;) bu konuyu bir çeşit baskı olarak algılamayın, bilimin gereğidir bu. dünyanın neresine giderseniz gidin bu durum böyledir.
- eğitiminizi tamamlamadan ve hastane dışında kimseye bir tanı-tedavi uygulamayın. zaman içinde size çok fazla şey konusunda danışan olacaktır. ayaküstü tanı da tedavi de mesleğinizin etiğine aykırıdır unutmayın.
- tıp okumak, hekim olmak sizi özgüvenli hissettirecektir nitekim bu sizin hakkınızdır da fakat bu demek değildir ki siz her şeyi biliyorsunuz. bilmediğiniz şey konusunda ahkâm kesmeyin, okuyun öğrenin ya da bilmiyorum demeye alışın.
- saçınız dökülebilir, saçı dökülen arkadaşlarınız olabilir, sakın buradan espri devşirmeye kalkmayın. bu sorunu yaşayan arkadaşlarınızın psikolojisinin sandığınızdan çok daha kötü durumda olması muhtemeldir. onun bu esprilere gülüyor olması bu durumu değiştirmez.
- derslere daha iyi odaklanmak için takviye ilaçlara kesinlikle başvurmayın. bunun ne demek olduğunu ileride anlayacaksınız. unutmayın ritalin eşeği at yapmaz sadece daha hızlı bir eşek yapar;)
- okulun ilk günleri önlüğünüzle güzel bir fotoğrafınız olsun, zaman sandığınızdan çok daha çabuk geçecek;)
- genç hekim adayı meslektaşlarım, ilk yapmanız gereken şey hekimliğin ne olduğunu kavramaktır. ilk derslerinizden birinde en azından bir hocanız hekimin ve hekimliğin arka planını oluşturan fikirlerin neler olduğundan bahsedecektir kendi inisiyatifi ile. tıbbın tarihi dersinden bağımsız olarak dinleyeceğiniz bu nutuğa iyice kulak kabartın.
- iyi bir hekimin aynı zamanda entellektüel bir insan olması gerekir, hekimliğin tarihi ve tıbbın felsefesi gereği bu durum böyle olmalıdır. fakülteye kavuştuğunuzda sizden daha entellektüel ya da daha alt entellektüelitede insanlarla karşılaşabilirsiniz, hatta öyle kişilerle karşılaşacaksınız/karşılaşmalısınız ki hayatınızın seyri değişecek/değişmeli.
- entellektüel bir zevke/okuma alışkanlığına sahip olun. sosyal bilimlerle ve sanatla ilgilenin, hem mesleğinizin sosyal yönü hem de bireysel olarak sosyal yönünüz gelişecektir.
- eğitim hayatınızın bir yerinde en azından bir hocanız ile ders dışında oturup konuşun, ders dışı etkinliklerde karşılaşın. o an konuştuğunuz 15 dakika bile hayatınızı bambaşka noktalara taşıyabilir (muhtemelen taşıyacaktır).
- okul derecesi yapmaya kalkmak çok çok ciddi bir efor gerektirir, bu eforu göze alamıyorsanız baştan bu işe girmeyin, girmişseniz de bırakmayın. ortalamanız sınıfı ucu ucuna geçecek derecede olmamalı. bu yöntemle sınıfı geçen arkadaşlarınız olacak, siz ondan daha yüksek ortalama ile geçerken o size bunun önemsiz olduğundan işin sonunda ikinizin de aynı işi yapacağınızdan vs. bahsedip aklınızı çelmeye çalışacaktır. sakın bunlara kulak asmayın. ortalamanızın iyi olup olmadığına diğer fakültelerdeki gibi harf notuyla karar vermek anlamsızdır, sisteminiz diğer fakültelerden farklıdır çünkü. siz bir şeyler öğrenmiş hissediyorsanız, arkadaşlarınız da size soru soruyorsa, hocalarınızın da sorularını yanıtlayabiliyorsanız ortalamanız da iyi düzeyde demektir.
- 2+1 3+1 diye tabir edilen tıp fakültesi sınav çalışma mantığına düşmeyin. düşecekseniz de şunu bilin ne 2+1 ne de 3+1 ile yeterli yetkinliğe erişemezsiniz. hekim, çalışkan olmak zorundadır. düzenli çalışın, bunu yaptığınızı söylediğinizde arkadaşlarınız sizinle dalga geçebilir önemsemeyin, sınava yaklaştıkça onlar sabahlara kadar ders çalışırken siz yatağınızda mışıl mışıl uyuyacaksınız üstüne bir de daha iyi notlar alacaksınız.
- diğer fakültelerdeki arkadaşlarınız partilere giderken ders çalışmak ağırınıza gidebilir, gitsin de. madem partiye gidemiyorsunuz o halde yaptığınız işin gereklerini tam yerine getirin. aksi halde 2 kat zararda olursunuz.
- tıp okuduğunuzu söylediğinizde insanların büyük çoğunluğundan saygı görürsünüz. tıp okuyan arkadaşların büyük kısmının düştüğü şu hataya sakın düşmeyin: tek başına tıp okumak bir üstünlük göstergesi değildir. insanlar size saygı duyuyorsa bunun esasen sizin bilginize olan saygı olduğunu aklınızdan çıkarmayın, bu saygıyı hak edecek bilgiye sahip olun. bu durumu suistimal etmeyin.
- hekim her bilginin güncelini takip etmek durumundadır, güncel bilgiye yalnızca ingilizce ulaşabilirsiniz bunu unutmayın. bir yaz tatilinizde elinize bir ingilizce kitabı alsanız iyi seviyelere gelirsiniz o tatil bitene kadar. ingilizceyi çat pat söktükten sonra mutlaka ingilizce makaleler, denemeler okumaya başlayın. ingilizce başka, tıp ingilizcesi bambaşkadır unutmayın. ayrıca ingilizcenin gereksiz olduğunu söyleyen ya da yabancı dil sınavını geçebilecek ingilizcenin yeterli olduğunu söyleyenler olacaktır onlara kulak asmayın.
- kırtasiye fotokopilerinden tıp eğitimi alamazsınız, belki sınav geçersiniz ama öğrenemezsiniz. boş zamanlarınızda textbook karıştırın mutlaka.
- öğrenci notlarıyla, slaytlarla tıp öğrenilmez, açık öğretim mantığıyla tıp öğrenilmez. bu işin doğasında usta-çırak ilişkisi vardır. hocanız sizin ustanızdır, eğitimi bizzat ondan alırsınız. derslere mutlaka gidin. derse gitmeyip yatan, sınıf geçen, iyi notlar alan arkadaşlarınız olacaktır, onlara aldanmayın. o notlarda hocalarınızın kendi tecrübeleri asla yazmaz, o tecrübeleri ancak onların ağzından dinleyebilirsiniz. duyacaklarınız da kitaplarda bulamayacağınız şeylerdir, çok kıymetlilerdir.
- mutlaka yapmaktan zevk aldığınız bir sosyal aktiviteniz olsun. oyun oynamanın, halı sahaya gitmenin ya da bira içmenin tek başına bir sosyal aktivite olmadığını bilin. herkesin her gün yaptığı şeylerin ötesinde aktiviteler gerçek sosyal aktivitelerdir: maket yapmak, çiçeklerle ilgilenmek, enstrüman çalmak, resim çizmek, tırmanış/trekking gibi...
- fakülte dışından mutlaka arkadaşlarınız olsun. aynı fakültedeki arkadaşlarınızla aynı ortamda bulunmak ve aynı şeyleri konuşup durmak dünyanın en monoton şeyi olacak bir süre sonra.
- size yaklaşmak isteyen kızlar/erkekler olacaktır, bunların hepsinin sizin kara kaş kara gözünüze gelmediğinin bilincinde olun. hayatınıza her insanı sokmayın.
- tıp fakültesi ağır olabilir fakat kitap okumak için her zaman boş vakit vardır. mutlaka düzenli kitap okuyun, dergi takip edin.
- sınav bittikten sonraki o bir hafta boyunca günde 10 saat uyumayın. sınav haftası boyunca günde 3 saat uyumuş da olsanız bu yorgunluk birkaç günde atılır. zamanınızdan tasarruf edin, kendinize vakit ayırın.
- uykusuz kalmak zorundasınız. düzeniniz kötüyse çok uykusuz kalırsınız düzeniniz iyiyse az uykusuz kalırsınız. her halükarda uykusuz kalırsınız. uykusuz kaldığınıza değecek şekilde çalışın.
- hocalarınızla tartışmayın dememe gerek yoktur herhalde. hocalarınızın büyük kısmı güç zehirlenmesi yaşıyor olacaktır, ona göre davranın.
- fakülte içindeki insanlarla tuhaf olaylara girişmeyin, herkesin ağzına meze olmayın. tıp fakültelerinde böyle olayların daha sık dillendirildiğini bilin.
- önlüğünüze kavuşur kavuşmaz onu her yerde giymeye, kendinizi göstermeye kalkmayın. komik duruma düşmeyin.
- üniversiteler şans kapılarıdır. hiç beklemediğiniz anlarda hiç beklemediğiniz insanlarla tanışabilirsiniz. kendinize denk insanlarla elbette karşılaşacaksınız fakat sizden üstün insanlarla tanışmaya/karşılaşmaya özen gösterin.
- tıp fakültesindeki öğrenci kulüpleri çoğunlukla türlü entrikaların döndüğü saray haremlerinden öteye gitmez. kendinizi onlara fazla kaptırmayın.
- bütün gün ders çalışmayın, spor yapın, sinemaya gidin, arkadaşlarınızla buluşun. sınav bittikten sonra bütün gün odada bilgisayar ya da telefon başında vakit geçirmeyin. saatlerce günlerce dizi film izlemek sizin eğitiminizin misyonuna ters. dizi izleyecekseniz de bu belli saatten öteye geçmesin. sınav bittikten sonra mümkün olduğunca gezmeye çalışın, sosyal aktivitelerinizle ilgilenin, kendinizi tıp dışı alanlarda geliştirin. unutmayın hastane dışına çıktığınızda tıp bilginizin işlevselliği de kaybolur, tıp dersleri dışında ne okumuşsanız siz o insan olursunuz. yani tek bildiğiniz şey hastanın nasıl muayene edileceği, hastaya hangi ilacın yazılacağı olmasın.
- hocalarınızla (en azından göze değen hocalarınızla) iletişim kurmak istiyorsanız en azından felsefe okuyun. kaliteli hocalarınız mutlaka felsefe okumuştur/okuyordur. çünkü mesleğin temelinin "düşünmek, fikir yürütmek" olduğunu bilirler.
- siyasi bir duruş sergilemeyin, siyasi eylemlerde/topluluklarda boy göstermeyin. sizin işiniz bu değil. sonrasında pişman olabileceğinizi asla unutmayın. fakülte içindeki çevrenizin size karşı aldığı tavır da değişecektir zaten böyle durumlarda. tıp fakülteleri içinde siyasi söylemler/duruşlar sevilmez, hoş görülmez. ayrıca siz hiçbir zaman en doğruyu düşünen değilsiniz, sizin gibi düşünmeyen kimse de aptal değil.
- fakülteye başladığınızın ilk zamanlarında çok fazla ve çeşitli insanla karşılaşacaksınız, kısa sürede kalabalık arkadaş grupları oluşacak. burada 20li erkek grubuna düşmeyin, eğitim hayatınız boyu yaptığınız tek şey 11-12 halı sahası olur. her türden insanla tanışmaya çalışın, size uysun ya da uymasın. birkaç ay içinde bu gruplarda küçük değişimler olacak ve hepsi özerk bir hâl alacak isteseniz de bi süre sonra bu gruplara dahil olamayacaksınız. bu süreçte yapmanız gereken tek bir gruba dahil olmak değil birkaç grupla etkileşim halinde olmaktır. farklı gruplar farklı ilgi alanları ve sosyal aktiviteler demektir. kafanıza çok uyan bir grup insanla birarada olmak başta çok keyifli gelebilir fakat bu gruplar ileride mutlaka dağılacak yeni gruplar kurulacaktır unutmayın. bir süre sonra "kadere bak kimler kimlerle beraber" diyeceğiniz arkadaş grupları olacaktır.
- fakülteye ilk gittiğinizde bir sürü güzel/yakışıklı hanım/bey'le karşılaşacaksınız, sakın birine takılıp gitmeyin. böyle ilişkilerin ömrü en fazla 2 ay oluyor bilginize. yok ya takılacağız işte ne ilişkisi diyorsanız da eğitim hayatınızın geri kalan yıllarında o kişiyi ve arkadaşlarını sürekli göreceğinizi unutmayın. hoş durumlar olmayacaktır. üstelik bu kişilerle birlikte nöbet tutmak durumunda kalmanız da ihtimal dahilinde.
- kimseye çok güvenmeyin, fazla özelinizi açmayın. çok yakın arkadaşım dostum dediğiniz kişiler bile size zarar verebilir. üniversitedeki insanların büyük kısmı sadece kendini düşünür, belki birkaçı hariç hiçbiri hayatınızda kalmayacak bunun farkında olun.
- okul/ev/kütüphane üçgeninde hayat sürmeyin. olabildiğince insanla tanışın, hocalarınızla bağlantı kurun. bunlar sizin hem eğitim hayatınızda hem de sonrasında işinize yarayabilir, üniversite network sağlama merkezidir.
- tavuk döner ve tantuniye yaslanmayın midenizde ozon deliği açmayın, sonraki hayatınızda bunun zararlarını mutlaka görürsünüz. marketlerden ve pazardan tane ile meyve sebze alabilirsiniz, bir ya da iki tane portakal/muz/domates almaktan çekinmeyin.
- kişisel tavsiye: arada paranızı biriktirip üst segment restoranlarda yemek yemeye çalışın.
- film, dizi, tiyatro, opera, sergi takip edin. hiç beklemediğiniz bi şeyden çok keyif aldığınızı farkedebilirsiniz.
- anadolu kırsalından gelen arkadaşlar için, istanbul türkçesine kendinizi alıştırın. gereksiz mikromilliyetçilik yapmayın. bilimin belli kuralları vardır, güzel ve düzgün konuşmak da bunlardan biridir. bir diğer konu ise güzel giyinmek bakımlı olmak. siz türkiye'nin seçkin öğrencilerindensiniz, sahip olduğunuz bilgiyi taşıyabilecek şekilde giyinmeye özen gösterin. kıyafetleriniz ve önlüğünüz her daim temiz ve ütülü olsun, bir gün bir hocanız aranızdan birini insanların içinde bu sebepten aşağılayınca anlayacaksınız neden bunun böyle olması gerektiğini. ayrıca elbiseleriniz aşırı niteliklerde olmasın. bunun ne demek olduğunu da hocalarınız size öğretecektir nasılsa.
- okul/hastane yaşamınızda giydiklerinize, saçınıza, sakalınıza, makyajınıza, takılarınıza özen gösterin, aşırılığa kaçmayın. zira icra ettiğiniz meslek buna müsaade etmeyecektir zaten. ondan da önce bizzat hocalarınız buna müsaade etmez;) bu konuyu bir çeşit baskı olarak algılamayın, bilimin gereğidir bu. dünyanın neresine giderseniz gidin bu durum böyledir.
- eğitiminizi tamamlamadan ve hastane dışında kimseye bir tanı-tedavi uygulamayın. zaman içinde size çok fazla şey konusunda danışan olacaktır. ayaküstü tanı da tedavi de mesleğinizin etiğine aykırıdır unutmayın.
- tıp okumak, hekim olmak sizi özgüvenli hissettirecektir nitekim bu sizin hakkınızdır da fakat bu demek değildir ki siz her şeyi biliyorsunuz. bilmediğiniz şey konusunda ahkâm kesmeyin, okuyun öğrenin ya da bilmiyorum demeye alışın.
- saçınız dökülebilir, saçı dökülen arkadaşlarınız olabilir, sakın buradan espri devşirmeye kalkmayın. bu sorunu yaşayan arkadaşlarınızın psikolojisinin sandığınızdan çok daha kötü durumda olması muhtemeldir. onun bu esprilere gülüyor olması bu durumu değiştirmez.
- derslere daha iyi odaklanmak için takviye ilaçlara kesinlikle başvurmayın. bunun ne demek olduğunu ileride anlayacaksınız. unutmayın ritalin eşeği at yapmaz sadece daha hızlı bir eşek yapar;)
- okulun ilk günleri önlüğünüzle güzel bir fotoğrafınız olsun, zaman sandığınızdan çok daha çabuk geçecek;)
devamını gör...
alıcı gözüyle bakan teyzeler
çalışma alanları genellikle düğünler ve cenazelerdir. ama yolda yürürken bile radara yakalanabilirsiniz. sonra daha önce adını bile duymadığınız bir insanın ne kadar özelliği varsa öğrenirsiniz. kimin nesi olduğunuzu ustaca siz daha anlamadan öğrenebilirler.
aşırı ısrarcı ve rahatsız edicidirler.
aşırı ısrarcı ve rahatsız edicidirler.
devamını gör...
squid game
az önce, sözlüğün film-dizi kulübünde reklamını yaptığım dizi.
tam olarak şöyle yazdım;
------liar game veya ona benzer türde dizilere bayılıyorum. bugünlerde asya bize bir güzellik daha yapmış görünüyor. kanlı şiddet sahneleri ilk bölümden belli olan, +18 ,''kalamar oyunu'' şimdiden dikkatimi çekti. ilk bölümü ile beni sardı. şimdiden söyleyeyim netflix'te varmış.----
takibe aldığım yazarlar ne yazmış diye bakarken banu'nun diziyi çoktan izleyip bitirdiğini anladım.
maalesef ben daha birinci bölümdeyim. belki bitince buralara bir edit gelir.
gong yoo'mu konuk oyuncu etmişler, biraz içerlendim.
edit: çok sevemedim yaa, çok karanlık bir havası var bence... herkesin birbirini öldürmesi, ''oyun''luktan çıkarıyor her şeyi.. sevimli olmuyor o zaman. bence liar game kesinlikle bu diziye 10 basar.
tam olarak şöyle yazdım;
------liar game veya ona benzer türde dizilere bayılıyorum. bugünlerde asya bize bir güzellik daha yapmış görünüyor. kanlı şiddet sahneleri ilk bölümden belli olan, +18 ,''kalamar oyunu'' şimdiden dikkatimi çekti. ilk bölümü ile beni sardı. şimdiden söyleyeyim netflix'te varmış.----
takibe aldığım yazarlar ne yazmış diye bakarken banu'nun diziyi çoktan izleyip bitirdiğini anladım.
maalesef ben daha birinci bölümdeyim. belki bitince buralara bir edit gelir.
gong yoo'mu konuk oyuncu etmişler, biraz içerlendim.
edit: çok sevemedim yaa, çok karanlık bir havası var bence... herkesin birbirini öldürmesi, ''oyun''luktan çıkarıyor her şeyi.. sevimli olmuyor o zaman. bence liar game kesinlikle bu diziye 10 basar.
devamını gör...
hayat felsefeniz olan sözler
kendinle öyle bir dalga geç ki
kimse seninle dalga geçecek bir boşluğunu bulamasın.
%100 benden.
kimse seninle dalga geçecek bir boşluğunu bulamasın.
%100 benden.
devamını gör...
yürümekten keyif alınan yollar
kapalıçarşı'dan başlayıp tahtakale ve sirkeci'den geçip eminönü'ne, oradan karaköy'e doğru uzamak. karaköy'den ya yürüyerek istiklal'e çıkmak ya da kabataş'a kadar yürümek.
devamını gör...

