hayvan sevgisi
dünyanın en temiz, en kıymetli sevgisi olabilir. özellikle bir canı sahiplenip onunla vakit geçirdikçe bu sevgi katlanarak büyür, daha da somut bir hal alır.
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
temizlik malzemeleri.
devamını gör...
sertab erener'in artık doğurmamamız gerekiyor sözleri
ne olacağını düşünmeden yaşıyoruz"yeni asır'da yer alan habere göre, bodrum belediyesinin düzenlediği atık toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm konulu basın toplantısında konuşma yapan sanatçı sertap erener, şunları söyledi: "bireysel olarak o kadar çok şeyi bilinçsizce tüketip sonradan ne olacağını düşünmeden yaşıyoruz ki bununla ilgili keskin bir bilince ve birlikteliklere ihtiyacımız var."

"fareden beter olduk, onlar bizden az ürüyor""ben her gün yola çıktığımda sağa sola bakmamaya çalışıyorum çünkü gerçekten çok acıklı. en temel sorunumuzda çoğuz, milyarlarca insanız ve artık çocuk doğurmamamız gerekiyor. biraz duralım gerçekten, çoğalmamamız gerekiyor. fareden beter olduk, onlar bizden az ürüyor olabilirler."
buradan
devamını gör...
torpilin olsa kullanır mıydın sorunsalı
kendi küçük etkisi büyük bir cismin getireceği gürültüyü kaldırıp kaldıramayacağımız sorunsalı.
aa kullanırım neden olmasın ki dedim başlığı görünce.

bakın konuya o kadar uzağım işte.
hemen çocukluk anılarıma daldım.
boş arazide pat pat patlattığımız torpiller geçti gözümün önünden.
hatta şuan nerede patlatılabilir diye bile düşündüm.
kusura bakmayın ses mes ben kullanırım abi. zaten gürültülü memleketiz azcıkta ben ses yapayım kırk yılın başında bir.
hadi toplanıp tüm torpilleri patlatalım. ne dersiniz?
aa kullanırım neden olmasın ki dedim başlığı görünce.

bakın konuya o kadar uzağım işte.
hemen çocukluk anılarıma daldım.
boş arazide pat pat patlattığımız torpiller geçti gözümün önünden.
hatta şuan nerede patlatılabilir diye bile düşündüm.
kusura bakmayın ses mes ben kullanırım abi. zaten gürültülü memleketiz azcıkta ben ses yapayım kırk yılın başında bir.
hadi toplanıp tüm torpilleri patlatalım. ne dersiniz?
devamını gör...
nutuk’u yasaklamak
bu da oldu. nutuk’ta yer alan ifadelerin öğrenciler için olumsuz örnek teşkil edeceği gerekçesiyle mersin çamlıyayla ilçe milli eğitim müdürlüğünce yasaklanması durumu.
yoruma ne hacet. ne desek boş. adım adım test ediyorlar cumhuriyetin tüm kurucu değerlerini.
buradan
zorunlu edit:
öncelikle meb'in açıklamasından gidelim: meb basın açıklamasında aşağıda yer alan ifadelerle olayı yalanlıyor:
1- ''bir sosyal medya hesabından "müdürlüğümüze ait resmi yazının üstü kapatılarak", "çamlıyayla'da ülkü ocakları tarafından gençlere dağıtılmak istenen nutuk kitabına mustafa kemal atatürk'ün gençlere kötü örnek olacak resmi ve sözleri nedeniyle izin verilmediği" şeklinde yapılan paylaşım kesinlikle gerçek dışıdır.''
bu yalanlamasından sonra hemen alt kısımda yalan dediği belgeyi alın orijinali bu diyerek yayınlıyor ki bu belge zaten sosyal medyada dolaşan belge.
meb'in yayımladığı belge:

açıklamada her alan diğer sorunlu kısım ise şöyle:
2-''...orijinalinden değiştirilmiş, gerçek nutuk'tan farklı olan, öğrencilerin gelişim seviyesine uygun olmayan söz konusu kitabın öğrencilere dağıtılmasına izin verilmesi....suç oluşturacağından kitabın dağıtılması komisyonumuzca uygun görülmemiştir.''
bu açıklamada da nutuk'un ''tahrif'' edildiği iddiası var..nutuk öncelikle kutsal kitap değildir. gerçek nutuk ifadesi bile başlı başına sorunludur. burada ''sadeleştirilmiş'' ifadesi daha doğru olurdu. öte yandan, varsayalım ki gerçek nutuk'tan farklı.. yani aslında vahdettin'e ya da osmanlı'ya karşı o ifadelerin kullanılmadığı mı anlatılmaya çalışılıyor meb tarafından? halbuki realite öyle mi tabii ki değil: yapıkredi yayınlarından ilk baskısı 2011 yılında çıkmış nutuk'un 597. sayfasından aynen aktarıyorum:
fi’l-hakika, her ne sebep ve suretle olursa olsun, vahideddin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde, tehlikede görebilecek
kadar âdi bir mahlûkun, bir dakika dahi olsa, bir milletin re’s-i kârında bulunduğunu düşünmek ne hazindir! şâyân-ı teşekkürdür ki bu alçak, mevrus saltanat makamından millet tarafından ıskat olunduktan sonra,
denâetini itmâm etmiş bulunuyor. türk milletinin bu takaddümü elbette, takdire lâyıktır. âciz, âdi his ve idrâkten mahrum bir mahlûk, kabul eden, herhangi bir ecnebinin himayesine girebilir, fakat böyle bir mahlûkun, bütün islâmların halifesi sıfatını hâiz bulunduğunu ifade etmek elbette muvâfık değildir. böyle bir telâkkinin doğru olabilmesi, evvel emirde, bütün islâm kitlelerinin esir olmaları şartına vâbestedir. halbuki cihanda hakikat, böyle midir? biz, türkler, bütün tarih-i hayatımızca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz! kıymetsiz hayatlarını iki buçuk gün fazla, sefilâne sürükleyebilmek için, her türlü mezelleti
mübâh gören halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik. bu suretle devletlerin, milletlerin, yekdiğeriyle münasebatında
şahısların, bâhusûs mensup olduğu devlet ve milletin zararına da olsa, şahsî vaziyet ve hayatlarından başka bir şey düşünemeyecek pespâyelerinehemmiyeti olamayacağı hakikat-i malûmesini teyid ettik.
'
son olarak da atatürk'ün elinde sigara bulunan meşhur fotoğrafı.. ya bir şeyi anlamaktan aciz insanlar gerçekten.. şekle takılmayı maalesef resmi bir politika olarak uygulamaktayız. biz diyoruz, fikir.. düşünce.. bilim.. insanlık.. bunlar diyor saç sakal türban sigara içki şu bu..biz diyoruz.. nitelik.. onlar hayır.. ille de nicelik.. en büyük en büyük.. en harika büyük.
ayrıca, mavi çatı yayınlarından çıkan nutuk da bildiğiniz üzere kültür bakanlığı logosunu taşıyan resmi izinle çıkan nutuk'tur.. dr'den rahatlıkla alabilirsiniz. buradan
yani özetle ortada bir yasaklama mevcuttur.. lokal düzeyde denenmiş fakat akim kalmıştır..fakat yine deneyeceklerdir.
yoruma ne hacet. ne desek boş. adım adım test ediyorlar cumhuriyetin tüm kurucu değerlerini.
buradan
zorunlu edit:
öncelikle meb'in açıklamasından gidelim: meb basın açıklamasında aşağıda yer alan ifadelerle olayı yalanlıyor:
1- ''bir sosyal medya hesabından "müdürlüğümüze ait resmi yazının üstü kapatılarak", "çamlıyayla'da ülkü ocakları tarafından gençlere dağıtılmak istenen nutuk kitabına mustafa kemal atatürk'ün gençlere kötü örnek olacak resmi ve sözleri nedeniyle izin verilmediği" şeklinde yapılan paylaşım kesinlikle gerçek dışıdır.''
bu yalanlamasından sonra hemen alt kısımda yalan dediği belgeyi alın orijinali bu diyerek yayınlıyor ki bu belge zaten sosyal medyada dolaşan belge.
meb'in yayımladığı belge:

açıklamada her alan diğer sorunlu kısım ise şöyle:
2-''...orijinalinden değiştirilmiş, gerçek nutuk'tan farklı olan, öğrencilerin gelişim seviyesine uygun olmayan söz konusu kitabın öğrencilere dağıtılmasına izin verilmesi....suç oluşturacağından kitabın dağıtılması komisyonumuzca uygun görülmemiştir.''
bu açıklamada da nutuk'un ''tahrif'' edildiği iddiası var..nutuk öncelikle kutsal kitap değildir. gerçek nutuk ifadesi bile başlı başına sorunludur. burada ''sadeleştirilmiş'' ifadesi daha doğru olurdu. öte yandan, varsayalım ki gerçek nutuk'tan farklı.. yani aslında vahdettin'e ya da osmanlı'ya karşı o ifadelerin kullanılmadığı mı anlatılmaya çalışılıyor meb tarafından? halbuki realite öyle mi tabii ki değil: yapıkredi yayınlarından ilk baskısı 2011 yılında çıkmış nutuk'un 597. sayfasından aynen aktarıyorum:
fi’l-hakika, her ne sebep ve suretle olursa olsun, vahideddin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde, tehlikede görebilecek
kadar âdi bir mahlûkun, bir dakika dahi olsa, bir milletin re’s-i kârında bulunduğunu düşünmek ne hazindir! şâyân-ı teşekkürdür ki bu alçak, mevrus saltanat makamından millet tarafından ıskat olunduktan sonra,
denâetini itmâm etmiş bulunuyor. türk milletinin bu takaddümü elbette, takdire lâyıktır. âciz, âdi his ve idrâkten mahrum bir mahlûk, kabul eden, herhangi bir ecnebinin himayesine girebilir, fakat böyle bir mahlûkun, bütün islâmların halifesi sıfatını hâiz bulunduğunu ifade etmek elbette muvâfık değildir. böyle bir telâkkinin doğru olabilmesi, evvel emirde, bütün islâm kitlelerinin esir olmaları şartına vâbestedir. halbuki cihanda hakikat, böyle midir? biz, türkler, bütün tarih-i hayatımızca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz! kıymetsiz hayatlarını iki buçuk gün fazla, sefilâne sürükleyebilmek için, her türlü mezelleti
mübâh gören halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik. bu suretle devletlerin, milletlerin, yekdiğeriyle münasebatında
şahısların, bâhusûs mensup olduğu devlet ve milletin zararına da olsa, şahsî vaziyet ve hayatlarından başka bir şey düşünemeyecek pespâyelerinehemmiyeti olamayacağı hakikat-i malûmesini teyid ettik.
son olarak da atatürk'ün elinde sigara bulunan meşhur fotoğrafı.. ya bir şeyi anlamaktan aciz insanlar gerçekten.. şekle takılmayı maalesef resmi bir politika olarak uygulamaktayız. biz diyoruz, fikir.. düşünce.. bilim.. insanlık.. bunlar diyor saç sakal türban sigara içki şu bu..biz diyoruz.. nitelik.. onlar hayır.. ille de nicelik.. en büyük en büyük.. en harika büyük.
ayrıca, mavi çatı yayınlarından çıkan nutuk da bildiğiniz üzere kültür bakanlığı logosunu taşıyan resmi izinle çıkan nutuk'tur.. dr'den rahatlıkla alabilirsiniz. buradan
yani özetle ortada bir yasaklama mevcuttur.. lokal düzeyde denenmiş fakat akim kalmıştır..fakat yine deneyeceklerdir.
devamını gör...
simo
çeşitli tarifleri, uğraşları, didinmeleri nafile bırakıp yine de yolunu bulamadığını iddia eden yazar. ben nickin yalancısıyım. *

yolunu bulamamış ama benim nickaltımı bulmuş şükür. eee baya da kıyak cümleler bırakmış. düşündüm taşındım, taşındım düşündüm tabağı boş göndermeyeyim dedim. *
#1096945 hayat isteyen değil 'hayatı yaşayan' olarak düzeltebilirim.
hayatı, yaşamayı, insanları, hayvanları, doğayı, kainatı yahu... kendince yaşayan, kendince yorumlayan... banuca yaşayan işte.
kendimi bir kenara bırakıp sayın yazara gelmem gerekirse pek analizci bir birey. biraz da mübalağayı seven bir yazar. * onure olduk efem. *
eeee dedik ama sataşırız, uğraşırız, canını sıkarız diye. * *
pek naif, pek kibar bir yazar kendileri. bir süredir minik minik konuşmalarımız. tanımlar üzerine fikir münakaşalarımız oluyor. henüz nezaket çizgisinden çıkartamadım pekte niyeti yok gibi. yahu ne kadanda zor şuradaki insanları kendi çamuruma çekmek. *
oynamıyorum arkadaşım ben ağız tadıyla bir mahalle kavgası yaptırtmadınız insana. * *
neyse tamam seni de böyle kabul ettim sevgili yazar. tüm güzel cümlelerini gördüm, kabul ettim. ee benden de anca bu kadar idare et.
hep yaz çok yaz hadi ben bu sefer kaçar.
saygılar efem.

yolunu bulamamış ama benim nickaltımı bulmuş şükür. eee baya da kıyak cümleler bırakmış. düşündüm taşındım, taşındım düşündüm tabağı boş göndermeyeyim dedim. *
#1096945 hayat isteyen değil 'hayatı yaşayan' olarak düzeltebilirim.
hayatı, yaşamayı, insanları, hayvanları, doğayı, kainatı yahu... kendince yaşayan, kendince yorumlayan... banuca yaşayan işte.
kendimi bir kenara bırakıp sayın yazara gelmem gerekirse pek analizci bir birey. biraz da mübalağayı seven bir yazar. * onure olduk efem. *
eeee dedik ama sataşırız, uğraşırız, canını sıkarız diye. * *
pek naif, pek kibar bir yazar kendileri. bir süredir minik minik konuşmalarımız. tanımlar üzerine fikir münakaşalarımız oluyor. henüz nezaket çizgisinden çıkartamadım pekte niyeti yok gibi. yahu ne kadanda zor şuradaki insanları kendi çamuruma çekmek. *
oynamıyorum arkadaşım ben ağız tadıyla bir mahalle kavgası yaptırtmadınız insana. * *
neyse tamam seni de böyle kabul ettim sevgili yazar. tüm güzel cümlelerini gördüm, kabul ettim. ee benden de anca bu kadar idare et.
hep yaz çok yaz hadi ben bu sefer kaçar.
saygılar efem.
devamını gör...
yüksek lisans
doktoradan bir tık daha az hırpalayan akademik eğitim. illa akademisyen olacağım demiyorsanız yapmayın. yok ben akademik kariyer yapacağım diyorsanız hayatta kalma mücadelenizde başarılar dilerim. yükseği bitirip doktoradan da sağ çıkanı hayatta 50 level ileride görüyorum.
devamını gör...
kendini geliştirdikçe yetersiz hissetmek
kendini geliştirmeye başladıkça yetersizlik hissinin artması durumu. öyle ki hiç okumazsın, araştırmazsın tamsındır eksik yok gibi gelir. bir iki şey öğrenirsin bir tık üstüne koyarsın tamam ben oldum baya bir şey biliyorum hissi gelir. tabi ardından yeni bilgiler öğrenme ihtiyacı duyar gibi olursun sanki, bir tık daha koyalım üstüne dersin ama bir şeyler olur... hani sen çok şey biliyordun ya? emin misin ki acaba? diye sesler gelmeye başlar içinden, görmezden de gelemezsin artık bir kez başladı gelişim çünkü bunu istedin sen öylesine olsa bile. bir şeyler daha öğrenirsin akabinde ama sen içindeki boşluğu doldurmak isterken o boşluğun ne kadar büyük olduğu gerçeğiyle karşılaşırsın.
artık hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi gelir, daha fazla gelişmelisindir, daha fazla öğrenmeli. okursun, izlersin, araştırırsın, dinlersin ama bir gariplik ki devam eder. dolması gereken boşluk sanki gün geçtikçe daha da artırıyordur. hatta artık bağımlı olmuşsundur. bir kere isteyerek yapınca bu şeyleri daha fazla yapmak zorunda hissedersin. aslında nasıl bir hiç olduğumuzu fark edersin. bu hiçliği, hepliğe dönüştürmek ister insan ama ne mümkün? bırak hepi, daha da hiç olmuş gibi gelir insana. gerçekte olan ise sadece farkına varırsın sahip olduğumuz hiçliğin ve artık kendini geliştirmek zorundasındır. ne yani? yerinde mi sayacaksındır? ne garip... geliştikçe ne kadar eksik olduğunu anlarsın, oysaki hiçbir şey bilmiyorken tastamam olduğunu sanırsın bütün eksikliğinin farkına bile varmazsın.hoş, güzel ve sonu olmayan bir döngüdür ama bir o kadar da tuhaftır.
farkındalığın tuhaflığı, ne kadar olduğunu bilmenin getirdiği yetersizlik hissi.
akıllara "bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. ikinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar." sözünü getirir.
ve sen dördüncü kitabı da okuyarak doldurulamaz hiçliğin, hepliğe dönüşmesi umuduyla yola çıkar daha da fazlasını okuyarak hepliği ulaşılmaz görmeye başladığında hep olana yaklaşırsın.
artık hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi gelir, daha fazla gelişmelisindir, daha fazla öğrenmeli. okursun, izlersin, araştırırsın, dinlersin ama bir gariplik ki devam eder. dolması gereken boşluk sanki gün geçtikçe daha da artırıyordur. hatta artık bağımlı olmuşsundur. bir kere isteyerek yapınca bu şeyleri daha fazla yapmak zorunda hissedersin. aslında nasıl bir hiç olduğumuzu fark edersin. bu hiçliği, hepliğe dönüştürmek ister insan ama ne mümkün? bırak hepi, daha da hiç olmuş gibi gelir insana. gerçekte olan ise sadece farkına varırsın sahip olduğumuz hiçliğin ve artık kendini geliştirmek zorundasındır. ne yani? yerinde mi sayacaksındır? ne garip... geliştikçe ne kadar eksik olduğunu anlarsın, oysaki hiçbir şey bilmiyorken tastamam olduğunu sanırsın bütün eksikliğinin farkına bile varmazsın.hoş, güzel ve sonu olmayan bir döngüdür ama bir o kadar da tuhaftır.
farkındalığın tuhaflığı, ne kadar olduğunu bilmenin getirdiği yetersizlik hissi.
akıllara "bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. ikinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar." sözünü getirir.
ve sen dördüncü kitabı da okuyarak doldurulamaz hiçliğin, hepliğe dönüşmesi umuduyla yola çıkar daha da fazlasını okuyarak hepliği ulaşılmaz görmeye başladığında hep olana yaklaşırsın.
devamını gör...
gece mezarlıktan korkmak
korkmayın arkadaşlar, gece de gündüz de korkmayın. zira ben daha hiç bir ölünün insana zarar verdiğini görmedim. diriden korkun ölüden değil.
devamını gör...
4 haziran 2021 135 milyar metreküp doğalgaz keşfi
doğalgaz fiyatını niye yükselttiniz olum o zaman?
devamını gör...
sevmek
içinden bir parça vermektir.
devamını gör...
dario moreno
dario moreno kimdir? bütün şarkılarına bayıldıgım sanatçıdır kendileri dostlar.
devamını gör...
piyanist (yazar)
hesabını niye kapattın, beni çok üzdün dediğim yazardır. raskolnikov geri dönersen çok iyi olur.* yeni yazılarını ve öneri şarkılarını sabırsızlıkla bekliyor olacağım.!
devamını gör...
gogol’un dar paltosu
tuhaf bir yazar, yazsa da okusak denen türden.
sürekli bir şeyleri çağrıştırıyor yazdıkları. bazı yazılarda big babol sakızını balon yapıp patlattıktan sonra ağızda kalan tadı hissediyor insan, bazı yazılarda ölü filozoflar kahvesinde çay içer gibi hissediyor.
biraz pessoa’nın lunaparkı gibi ama en kalabalık zamanlarında.
okuyacağız artık ne yazarsa, elden bir şey gelmiyor.
sürekli bir şeyleri çağrıştırıyor yazdıkları. bazı yazılarda big babol sakızını balon yapıp patlattıktan sonra ağızda kalan tadı hissediyor insan, bazı yazılarda ölü filozoflar kahvesinde çay içer gibi hissediyor.
biraz pessoa’nın lunaparkı gibi ama en kalabalık zamanlarında.
okuyacağız artık ne yazarsa, elden bir şey gelmiyor.
devamını gör...
arandığı zaman bulunmayan şeyler
benim bütün eşyalarım bana böyle küçük küçük sürprizler yapmaya bayılırlar, şakacı şeyler kendi kendine yer değiştirebiliyor;
mesela en şakacı olan telefonum, acil telefon açmam gerekliyse hemen bir koltuk kenarına saklanır veya o gün hiç gitmediğim bir odayı özlemiştir, akıllı ya kendileri sağ olsun yapıyor durduramıyoruz.
dışarı yürümeye çıkacaksam ya da kulaklıkla telefonda konuşacaksam sevgili kulaklığım bu fırsatı asla kaçırmaz ve mutlaka hiç akla gelmeyen, her seferinde takdir toplayacağı bir yer bulur kendine. alkışlarla yaşıyor...
ama asıl elimde alışveriş poşetleri ile kapıda can çekişiyorsam en büyük oyunu evin anahtarı yapıyor bana. onunla epey hararetli tartışmalar yaşadık, yaşıyoruz ama asi gençlik laf dinlemiyor, kendi kendine canı nasıl isterse öyle takılıyor.
allah'ım sabır ver yarabbim.
ben mi? ben asla unutkan değilim...
mesela en şakacı olan telefonum, acil telefon açmam gerekliyse hemen bir koltuk kenarına saklanır veya o gün hiç gitmediğim bir odayı özlemiştir, akıllı ya kendileri sağ olsun yapıyor durduramıyoruz.
dışarı yürümeye çıkacaksam ya da kulaklıkla telefonda konuşacaksam sevgili kulaklığım bu fırsatı asla kaçırmaz ve mutlaka hiç akla gelmeyen, her seferinde takdir toplayacağı bir yer bulur kendine. alkışlarla yaşıyor...
ama asıl elimde alışveriş poşetleri ile kapıda can çekişiyorsam en büyük oyunu evin anahtarı yapıyor bana. onunla epey hararetli tartışmalar yaşadık, yaşıyoruz ama asi gençlik laf dinlemiyor, kendi kendine canı nasıl isterse öyle takılıyor.
allah'ım sabır ver yarabbim.
ben mi? ben asla unutkan değilim...
devamını gör...
huzursuzluğun kitabı
''hissetmek ne renktir acaba?''
-fernando pessoa.
-fernando pessoa.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün öğrendikleri
asla yapamasam da gerektiğinde hem kendim için hem de hayatımdaki insanlar için birilerinden ya da bi şeylerden vazgeçmenin doğru şey olduğunu.
devamını gör...
yazarlardan çaylaklara tavsiyeler
troll olmayın yeter. ben engellemekten sıkıldım onlar türemekten sıkılmadı.
devamını gör...

