kimsenin zihninde olmadığında , gerçekten ölmüş olur o toprağa gömülen. ne anısı kalmıştır ne kimsede bir izi. hiç olmamış sanki bu dünyâda o kişi. ışte asıl ölüm, unutulmaktır. benim düşüncem bu şekilde ve hepimiz unuttuklarımızın kâtiliyiz
devamını gör...

boş beleş değil de aşırı dolu tipler de olabilirler bakınız burası çokomelli.
madalya alacak bir tanımım yok. 12 saat işte çalışıyorum. sözlükte belli bir saat bulunmak durumundayım. evde valide hanımla, artı sözlüm beyle de gün içinde ilgilenmek durumundayım. evde baktığım muhabbet kuşum; onun uçması, kafese itelemesi, sokak kedileri ve köpkeleriyle ilgilenmesi derken uykusuz günler geçirdiğim oluyor. gelip şurada görevimi yapınca ya rabbi şükür diyorum. az evvel düğüm salonu adında bir film bitirdim vakit kıstırıp. ben de isterim dizi film kategorisi yapıştırıp başlığını açayım. modun birinden rica edeyim bana madalya versin. uzun uzadıya filmdeki mantık hatalarını gözler önüne sereyim falan. ama vaktim yok...
devamını gör...

samimiyetsiz davranması
kaba olması
bedenine uygun kıyafet seçimi yapamaması
kibirli davranışı
ben çok güzelim havalarında olması
devamını gör...

lütfen yeni şeyler öğrenebileceğiniz birini sevin, beraber öğrenebileceğiniz birini. ne kadar yaş almış olursanız olun* yaşama karşı olan heyecanınıza ortak olacak* birini sevin. sizi ilgiyle dinleyen birini sevin.*. mutluluğunuz için emek veren birini sevin. size özel şeyler: size özel olarak korunsun, ne dostunuzu ne de başkalarını bunlara dahil etmekten kaçının. (özelikle tartışmalarınızı başkalarına açmak, fikir almak gibi bir düşünceye girmeyin, öncelikle kendi aranızda halletmeye çalışın sorunları beraber aşabilin.) size ait bir parkınız olsun mesela; yazını, kışını ve sonbaharını bildiğiniz ağaçlarla çevrili bir park. en büyük sözlerinizi orada verin ona, tabii öncelikle kendinize. hayata dair planlarınızı anlatın ona, saçmalamaktan korkmayın. ancak hayatın gücüne gidecek şeylerden kaçının; onsuz yapamam demeyin; o olursa daha iyisini yaparım, deyin. mutluluğumuzu hiçbir şey bozamaz demeyin; bu mutluluğun devamı için elimden geleni yapacağım, demeyi tercih edin. ve en iyi arkadaşlar olun: ona anlatın; düşüncelerinizi, duygularınızı, sevginizi olduğu kadar nefretinizi anlatın. farklılıklarınızdan (benzerliklerinizden olduğu kadar) mutluluk duyun, onu anlamaya çalışın. bu arkadaşlık ne kadar uzun sürer ya da ne boyuta gelirse gelsin, kişisel sınırlarınızı belirleyin. bir yerde farklı iki birey olduğunuzu unutmayın. yıllarca aynı espriye ilk gün ki gibi gülün. bol film izleyin ve ortak kitaplar okuyun, deneyimleriniz hakkında düşüncelerinizi paylaşın. onu yapıcı şekilde eleştirin; onun da bunu yapmasına izin verin ki gelişebilesiniz. benim için ne kadar zor olsa da; planlarla yaşamayın, hayatın sizin için olan planlarını göz ardı etmeyin. spontane gelişen olaylara kendinizi bırakın... *
devamını gör...

olası bir ihtimaldir. yoldaş bizlerin üzerinde ufaktan etki göstermeye başlamıştır.

hapishane duvarı gibi çıkış yapmışlar iko'yla beraber. kendileri de hapishane müdürü. yakında hepimizde stockholm sendromu gelişecek şaka maka. *

işin esprisi bir yana, pek mümkün olmayandır. düşüncelerine aşık olabilirsiniz elbette fakat yüz yüze olunca o etki gidecektir. herkes yazdığı gibi çıkmayabiliyor.
devamını gör...

ne zaman sinemadan çıksam aklıma gelen değerli yazar
(bkz: sinemadan çıkmış insan)
devamını gör...

1998 yapımı film olup , yönetmen guy ritchie'nin ilk uzun metraj filmidir.

film, hileli bir kart oyunu sonrası bir arkadaş grubunun güçlü bir mafya babasına yüklü miktarda para borçlanmasını ve o parayı bulma çabalarını anlatıyor.

guy ritchie'nin hollywood'a girmeden önceki bütün filmleri güzeldir, kendisi ne zaman hollywooda gitti o ilk anlarındaki büyüsünü kaybetmeye başladı. diğer filmlerinde olduğu gibi filmin mizahi ve rahat bir havası var. özellikle ingilizlerin kendilerine has olan mizah anlayışından hoşlananıyorsanız bu filmi beğenirsiniz. zaten film british crime moviedenen türün en başarılı örneklerinden birisi.

diğer ritchie filmlerindeki gibi karakterler ön planda. yönetmen zaten karakterlerini yazarken hepsini birbirinden farklı ancak bir o kadar tamamlayıcı olarak yazmaya dikkat ediyor.

film, aynı zamanda jason statham'ın ilk filmi olup kendisinin kariyerinin nereden nereye geldiğini göstermesi açısından da bayağı ilginç, abuk sabuk filmlerde oynamak yerine bu tarz filmlerde devam etseymiş keşke, gayet iyi bir performans sergilemiş. iyi bir yönetmen ile çalıştığında fazlasıyla potansiyeli olabilen bir oyuncu aslında.

filmde ayrıca vinnie jones da rolünün hakkını çok iyi vermiş, bu da onun ilk filmi, kendisi eski bir fubolcu, premier league de oynamışlığıda var. futbolcuyken "kemik kıran" çok sert bir oyuncuydu, filmdeki rolü bu yüzden ona cuk oturmuş, nereden hatırlıyorum onu derseniz maç sırasında paul gascoigne' ni şeyini sıkarken ki şu pozu ile olabilir .

vinnie jones o kadar garip bir adam ki filmin çekimlerinin ilk gününde, nezarethaneden çıkıp film setine gelmiş, komşusunu dövdüğü için nezarete düşmüş.

film gayet akıcı bir şekilde ilerliyor. hiç sıkılmadan, her sahnesinden zevk alarak izlemek gayet mümkün. özellikle karakterlerin birbirleriyle olan diyalogları müthiş yazılmış. oldukça doğal ve "sokak dili" bolca kullanılan , özellikle final sahnesi de çok güzel olan bir film ortaya çıkmış.

filmin adı türkçeye "ateşten kalbe, akıldan dumana" gibi süper yaratıcı (!) bir şekilde çevrilmiş ve bu isim ile oynatılmıştı. filmin orjinal adındaki lock, stock and two smoking barrels kelimelerinin hepsi tüfeğin bir parçasının ingilizce adıdır aslında, adamlar şiir gibi isim koymuşlar, bizimkiler abuk subuk bir çeviri yapmışlar..
devamını gör...

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

(bkz: ah muhsin ünlü)
devamını gör...

markus zusak' en iyi kitaplarından biridir. kitapta liesel'in evlatlık verilmesi için çıktığı yolculuktan-evlatlık verilmesi ve ondan sonra yaşadığı olaylar anlatılır. kardeşini yolculukta kaybetmesi ve mezarı kazmak için gelen adamların cebinden düşen siyah kitabı çaktırmadan alması ilk kitap hırsızlığıdır ve bu kitap hırsızlığı devam edecektir. daha sonra yeni ailesine alışma serüveni anlatılır kitapta. zamanla üvey annesine ve babasına alışır. hatta arkadaş bile edinir (rudy) . okula başlayacağı zaman yaşıtlarından çok çok geridedir. üvey babası sayesinde kitap okumayı öğrenir. babası her gece liesel'ın çaldığı kitabı ona okur. 2. kitap hırsızlığı yakılmak için toplanan ve yakılan kitaplarının arasından kimseye çaktırmadan çaldığı "omuz silkiş" kitabıdır. 3. çaldığı kitap ise çamaşır toplamak için gittiği valinin karısına aittir. okumayı günden güne ilerletir. hitler döneminde toplanıp öldürülen,işkenceler edilen yahudi max ile tanışması ,münih'in bombalanması ve daha birçok olay anlatılır kitapta. kitabın aynı zamanda filmi de bulunmaktadır ama filmi yerine kitabı okumanızı tavsiye ederim. çünkü filmde bazı kısımlar üstünkörü geçilmişken, kitapta konulara daha ayrıntılı yer verilmiştir.tavsiye edilir.

--- alıntı ---

caddenin her yerinde insanlar vardı ama boş olsa, yabancı bundan daha yalnız olamazdı.

--- alıntı ---
devamını gör...

"herkes kendi talihinin mimarıdır" anlamına gelen latince deyiş.

evet.. hayat, bazı insanlar için kolay, bazıları için zor başlar. ama bir dereden geçerken basacağımız taşları biz belirleriz.
devamını gör...

genelde çok geç anlaşılan cümlelerdir. mesela ben 16 yıl sonra anladım haklı olduğunu
devamını gör...

behçet necatigil'in muazzam şiiridir.

çoklarından düşüyor da bunca
görmüyor gelip geçenler
eğilip alıyorum
solgun bir gül oluyor dokununca.

ya büyük şehirlerin birinde
geziniyor kalabalık duraklarda
ya yurdun uzak bir yerinde
kahve, otel köşesinde
nereye gitse bu akşam vakti
ellerini ceplerine sokuyor
sigaralar, kâğıtlar
arasından kayıyor usulca
eğilip alıyorum, kimse olmuyor
solgun bir gül oluyor dokununca.

ya da yalnız bir kızın
sildiği dudak boyasında
eşiğinde yine yorgun gecenin
başını yastıklara koyunca.

kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
en çok güz ayları ve yağmur yağınca
alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
solgun bir gül oluyor dokununca.

ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
akşamlara gerili ağlarla takılıyor
yaralı hayvanlar gibi soluyor
bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
yollar, ya da anılar boyunca.

alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
solgun bir gül oluyor dokununca.
devamını gör...

kafa sözlük'ün sıradan bir interaktif sözlükten ziyade bir sivil toplum örgütü gibi fonksiyona sahip olduğunu gözler önüne bir kez daha seren yardım kampanyasıdır. güzel gönüllü insanlar var olduğu sürece bu dünyada yaşamak için bir neden vardır demektir.

gezegenimizin sadece biz insanlara ait bir yer olmadığını ve doğrudan ya da dolaylı olarak yaşam alanlarını istila etmek mecburiyetinde kaldığımız hayvanlara da bir vefa borcumuz olduğunu daima hatırlamalıyız. zaten iyi insanlar bunu hiç göz ardı etmiyor. bu da bunun nişanesi.

teşekkürler güzel insanlar!
devamını gör...

(bkz: yoldaş sizin kulunuz köpeğiniz)
devamını gör...

hele de modern güzellik algısının kurbanı insanlarımızın 7/24 aktif olması boşluğuna boşluk katmaktadır.
devamını gör...

gerçek değillerse nasıl video çekiyorlar sorusunu soran olabilir. pek üstelenmemesi gereken bir iddia deyip geçelim.
devamını gör...

ben, keyfim ve kahyası.
devamını gör...

ara ara yanlışlıkla yapıyorum sanırım. o kadar yanlışlıkla yapıyor olabilirim ki ben bile yanlışlıkla yaptığımın farkında değilimdir. hayatla ilgili hiçbir şeyden emin değilim.

bunun haricinde sırf bir fikrimi beğenmediği için takipten çıkan birisi varsa en iyisini yaptığını düşünüyorum. insanların her zaman aynı fikirde olamayacağını anlayabilecek zeka seviyesinde olan insanlara ihtiyacım var benim. böyle baskıcı zihinleri sevmem. takipten çıkarma, eksiler ve oradan buradan laf sokma ile ders veren insanların ayrıca ne kullandığını çok merak ediyorum. hangi psikolojik hastalıkları kullanıyorsunuz? önemli bir konu.

offf durduk yere gerildim. sabah sabah aşırı şekilde seda sayan gibi uyandım. çok fena.
devamını gör...

şahsi fikrim iş bulamayan gençlerin borçları ertelenmeli, faiz işlememelidir. iş bulanlarınki de uzun vadelere yayılarak alınmalıdır. hiç bana biz zamanında ödedik, alırken biliyorlardı demesin kimse insanlar zaten mezun olduktan sonra işsizlik bunalımına girmiş haldeler bir de borçları ile dertlerine dert eklemeye gerek yok.
devamını gör...

dağlık alanlarda ekimi yapılmadan doğal olarak yetişen, ağaçlardan toplanan ve tadı antep fıstığını andıran menengiç taneleri önce kurutuluyor, ardından kavrularak öğütülüyor. yoğun aroması nedeniyle de süt ile hazırlanan kahvesi, türk kahvesi gibi suyla da pişirilebiliyor. osmanlı padişahı 4'üncü murat'ın bir sefer dönüşü uğradığı gaziantep'te dinlenirken içtiği kahve, gaziantep adına tescillendi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim