çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
hiç kuşkusuz ganyan bayi. gidin görün oradaki topluluğu.
devamını gör...
adminin yoğun olması
(bkz: iyi güzel de biraz abartıyor olabilir misiniz)
tartıştınız falan ama yani birbirinizin açığını dökmek de ne bileyim.
tartıştınız falan ama yani birbirinizin açığını dökmek de ne bileyim.
devamını gör...
16 ocak 2021 ankara mamak’ta evlerin kapılarına şeriat bildirisi asılması
haber yalan olsa bile " tağut " denen şeyi savunan büyük bir grup insan var bu coğrafya da. t : yarın kendi mahallemizde denk gelebileceğimiz bir olay bu.
üstelik çoğalan din tüccarları, yolda namaz kılan cübbeliler, tv'lerde lâiklik karşıtı söylemleriyle artan türbanlılar bunun bir göstergesidir. bizim payımıza da bademleme de düşmese bari.
üstelik çoğalan din tüccarları, yolda namaz kılan cübbeliler, tv'lerde lâiklik karşıtı söylemleriyle artan türbanlılar bunun bir göstergesidir. bizim payımıza da bademleme de düşmese bari.
devamını gör...
temassız var mı sorusu
eskiden temassız çekmek için yalvarırdık, şimdi kartta temassız yoksa surat yiyoruz kasiyerden.
devamını gör...
erdal baksır production
erdal baksır production "zorla" sunar.
gecenin konusu "bir intiharın anatomisi"
unutmak ve kaybetmek üzerine…
önce hangisinin nimetinden bahsetmek gerek bilemedim. bir tarafta ağır ağır havada dolaşıp yüreğinize bir kasvet sindiren kaybetmek! diğer tarafta ise sıra size geldiğinde kim olduğunuzu anlatmak yerine pas geçmek.
unutan, ne unuttuğunu bilmediği için kulağa hoş gelir başta. hatırlarsa bilir ki; iyi olduğu kadar kötü de anısı vardır her yaşta. sevmekten ve özlemekten muaftır unutmak sonra. bazen herkesin istediği ama şartların el vermediği şekilde başlangıç ayarlarında hayata tutunmak.
ama unuturum, ama unutamam orası bana kalsın!!
boynunda ilmekle dizlerin yere değerken bence boğulamazsın!!
sizden son bir ricam var bir kere olsun aynaya bakın yerli yersiz..
ve sorun kendinize “kimiz ulan biz”
önce kaybetmekten başlamak istiyordum oysa. bir olumsuzlamadır kaybetmek önce. düşünce olarak ne kadar kullanılırsa kullanılsın, doğum mucizesi durana kadar kaybedeceğiz. lanetler ve nefretler edeceğiz ona. kinimizi kusmak için bazen bile bile kaybedeceğiz çünkü aciziz ve bunun asla farkında değiliz. yarını bilemez, dünü göremez ve bu günü yaşayamadan çeker gideriz. gülüşlerimiz mutsuzluğu hatırlayana, bakışlarımız zavallı bir ruha çarpana kadar diretiriz yaşamaya..kaybettiysek ya ağlarız gözyaşımız aynadan seker, ya da ağlayacak g*t yoktur kimisinde, onun da başı yastığa, gözleri tavana değer.
olumlanabilir de kaybetmek sonra.. deneyim, tecrübe falan feşmekan..
bir de bu anasını sattığımın hayatında bir kere tecrübe edilecek bir şey var ki ah’larla önünde eğil.
kolay değil!
kolay değil!
kaybettiklerime üzülmem ben, kaybetmeme değmeseydi kazanırdım ben.
ben son kez kaybedersem yerime başkaları üzülür zaten..
gecenin konusu "bir intiharın anatomisi"
unutmak ve kaybetmek üzerine…
önce hangisinin nimetinden bahsetmek gerek bilemedim. bir tarafta ağır ağır havada dolaşıp yüreğinize bir kasvet sindiren kaybetmek! diğer tarafta ise sıra size geldiğinde kim olduğunuzu anlatmak yerine pas geçmek.
unutan, ne unuttuğunu bilmediği için kulağa hoş gelir başta. hatırlarsa bilir ki; iyi olduğu kadar kötü de anısı vardır her yaşta. sevmekten ve özlemekten muaftır unutmak sonra. bazen herkesin istediği ama şartların el vermediği şekilde başlangıç ayarlarında hayata tutunmak.
ama unuturum, ama unutamam orası bana kalsın!!
boynunda ilmekle dizlerin yere değerken bence boğulamazsın!!
sizden son bir ricam var bir kere olsun aynaya bakın yerli yersiz..
ve sorun kendinize “kimiz ulan biz”
önce kaybetmekten başlamak istiyordum oysa. bir olumsuzlamadır kaybetmek önce. düşünce olarak ne kadar kullanılırsa kullanılsın, doğum mucizesi durana kadar kaybedeceğiz. lanetler ve nefretler edeceğiz ona. kinimizi kusmak için bazen bile bile kaybedeceğiz çünkü aciziz ve bunun asla farkında değiliz. yarını bilemez, dünü göremez ve bu günü yaşayamadan çeker gideriz. gülüşlerimiz mutsuzluğu hatırlayana, bakışlarımız zavallı bir ruha çarpana kadar diretiriz yaşamaya..kaybettiysek ya ağlarız gözyaşımız aynadan seker, ya da ağlayacak g*t yoktur kimisinde, onun da başı yastığa, gözleri tavana değer.
olumlanabilir de kaybetmek sonra.. deneyim, tecrübe falan feşmekan..
bir de bu anasını sattığımın hayatında bir kere tecrübe edilecek bir şey var ki ah’larla önünde eğil.
kolay değil!
kolay değil!
kaybettiklerime üzülmem ben, kaybetmeme değmeseydi kazanırdım ben.
ben son kez kaybedersem yerime başkaları üzülür zaten..
devamını gör...
kazuo ishiguro
nobel ödülünü kazandığını kendisi arayan muhabirlerden öğrenen, önce bu duruma inanmayan yazardır. kendisinin dilimize çevrilmiş eserleri oldukça fazladır. okuması keyiflidir. her romanında bir derdi vardır aslında. fakat bunu öyle okuyucuyu yorarak değil, kurguladığı çevreye doğal olarak yedirir ki bu sizi hiç rahatsız etmek.
(bkz: gömülü dev) gibi bir kitapta mitolojik ögeleri kullanarak bir olay kurgulayabilirken, aynı zamanda bir distopya denebilecek kadar derin, katmanlı örülmüş (bkz: beni asla bırakma) kitaplarını yazabilecek kabiliyettedir.
(bkz: gömülü dev) gibi bir kitapta mitolojik ögeleri kullanarak bir olay kurgulayabilirken, aynı zamanda bir distopya denebilecek kadar derin, katmanlı örülmüş (bkz: beni asla bırakma) kitaplarını yazabilecek kabiliyettedir.
devamını gör...
iki çeşit insan vardır
albert einsteinin sözü "dünyada sadece iki tip insan vardır :iyi ve kötü.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
manipülasyona açık olmak... evet maalesef bazı davranışlarımızla manipülatörlerin ağına düşüyoruz, sonra da bizimle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar. mesela, kendimizi anlatma ve onaylanma isteğimiz. kendinizi her anlattığınızda sizi anlamıyormuş gibi yaparlar. muhtemelen siz iyi niyetli, saf birisiniz ve bir gün gelecek, ona kendimi anlatabileceğim ve bir gün gelecek bana hak verecek umuduyla kendinizi anlatır durursunuz ama o sizi anlamıyormuş gibi yaparak manipüle eder, ayarlarınızı bozar, dengenizi altüst eder. şimdi her seferinde aynı tongaya düşmenin anlamı ne? bu kısırdöngüden ancak kendimizi anlatmaktan vazgeçerek kurtulabiliriz. kısa cümlelerle geçiştirerek, onay beklemeden kendi arkamızda durarak manipüle edilmekten kurtuluruz. o sizin içinizdeki çocuğun onaylanma isteğinin farkında ve bunu esirgeyerek kontrolü elinde tutuyor. başkasından onay beklemeden kendi kendimizi onaylamayı öğrenirsek, o da ayarlarımızı bozamaz. manipülatörün oyununu bozmak, bizim elimizde. kendimizle* yüzleşecek kadar cesur olursak, hiç kimse bizi üzemez, yoramaz, incitemez ve manipüle edemez.
devamını gör...
1 kelimelik hikayeler
beceremedim.
devamını gör...
sevişmek istenilen yazarlar
nik vererek birini digerinden ayirmak istemem.
devamını gör...
aynı gün doğanlar
57 kişiden fazla gruplarda aynı gün doğma ihtimali neredeyse %100'dür. hatta 2 sene önce aldığım sonlu matematik dersinde bunu denemiştik ve 20 kişi bile değildik. yine de aynı gün doğan kişiler çıkmıştı. eğer daha detaylı bir şey okumak isterseniz buradan. **
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
iş yoğunluğundan dolayı sabahtan beri sözlüğe girememiş, ne var ne yok diye bakamamıştım. şimdi oturup bilgisayarı açında 177 bildirim ve dün yazdığım nickaltı girisinden ötürü gelen, sıcacık geri dönüş mesajlarını gördüm.
burada oldukça yeni olmama, hiç tanınmıyor ve kimseyi tanımıyor olmama rağmen böyle sıcak bir ortamın insanı beklediğini görmek mutlu etti. burada öyle güzel insanlar var ki dertleri kimseyi eleştirip yargılamak değil, başka insanların görüşlerini öğrenip bu görüşlerde yer alan duygu durumuna göre fikir paylaşımında bulunmak. işte o insanlar iyi ki varlar.
bu tanıma karikatür bırakmayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. *
(bkz: o zaman dans)
burada oldukça yeni olmama, hiç tanınmıyor ve kimseyi tanımıyor olmama rağmen böyle sıcak bir ortamın insanı beklediğini görmek mutlu etti. burada öyle güzel insanlar var ki dertleri kimseyi eleştirip yargılamak değil, başka insanların görüşlerini öğrenip bu görüşlerde yer alan duygu durumuna göre fikir paylaşımında bulunmak. işte o insanlar iyi ki varlar.
bu tanıma karikatür bırakmayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. *
(bkz: o zaman dans)
devamını gör...
cui bono
(kui bono) latince 'kimin yararına?' anlamına gelir.klasik hukuk mantığında cicero'dan beridir var olan bir kavramdır hatta cicero'nun bu denli meşhur olmasının ve hukukçu kimliğinin ön plana çıkmasının sebebidir.bu soru, şüphelilerin belirlenmesi amacıyla kullanılır. işlenen suçta hangi tarafın mali vs çıkarı olduğu belirlenmeye çalışılır.böylece haksız yere suçlanan insanların dürüstlüğü de kanıtlanabilir.
devamını gör...
misvak'ın mehmet ceyhan karikatürü
cehaletin övüldüğü bir toplumda az bile. sen bunlara bakma hocam. senin arkanda binlerce yetiştirdiğin bilim insanı var. onların arkasında yedikleri haram lokmaları, haksız kazançları, emeksiz makamları var ve tutuşmaya başladılar. bizim hep aklımız hür, vicdanımız hür, irfanımız hür olacak.
devamını gör...
(tematik)
spor yapmayan insan
geçen haftaya kadar içinde bulunduğum insan grubudur.
artık spora başladım. hedef tabii kilo vermek ve sağlıklı bir vücuda sahip olmak.
artık spora başladım. hedef tabii kilo vermek ve sağlıklı bir vücuda sahip olmak.
devamını gör...
sen söylemeden acını fark eden insan
o an ürperti gelir içime. başa dönüp tekrar tekrar anlattığın zaman bile farkedilmeyen duyguyu kimseye çaktırmadan içinde bıraktığın anda pat diye anlayabilme kapasitesine sahip olan insanlara müneccim gözüyle bakıyorum.
bu kişi seni çok iyi takip ediyor olabilir, önemlisinizdir onun için. ya da tanıdık duygular şak diye bir anda kafaya şimşek çakar. bu kişilerin yorumları benim için çok kıymetlidir. pür dikkat odaklanırım her cümlelerine. derin bir bağ oluşur orası kesin. farkedilmek bence güzeldir.
bu kişi seni çok iyi takip ediyor olabilir, önemlisinizdir onun için. ya da tanıdık duygular şak diye bir anda kafaya şimşek çakar. bu kişilerin yorumları benim için çok kıymetlidir. pür dikkat odaklanırım her cümlelerine. derin bir bağ oluşur orası kesin. farkedilmek bence güzeldir.
devamını gör...


