iğrenç espriler
adamın birisi kitap okurken ölmüş, niye?
çünkü satır başına gelmiş.
çünkü satır başına gelmiş.
devamını gör...
nötrofil
enfeksiyon bölgesine giden ilk hücre tiplerinden biri olan bağışıklık hücresi tipi. nötrofiller mikroorganizmaları sindirerek ve mikroorganizmaları öldüren enzimleri serbest bırakarak enfeksiyonla mücadeleye yardımcı olurlar. bir nötrofil, bir tür beyaz kan hücresi, bir tür granülosit ve bir tür fagosittir.
devamını gör...
normal sözlük'te anonim olmak
kendimi daha rahat hissettiğim durum.
yoksa koyarım profile bir fotoğraf takılırım. ama yapasım yok. çünkü böyle daha rahatım. daha mutluyum. bu durum benim samimiyetsiz olduğumu gösterecekse ve kendim gibi davranmadığımı hissettirecekse size evet her ikisiyim. istediğinizi düşünebilirsiniz , umrumda da değil.
ben dilediğimi yazarım, yazıyorum da. sözlükte anonim olmak/olmamaktan ziyade iyi bir yazar olmak, kurallara uymak daha önemli benim için.
yoksa yemişim resmini, cismini *
herkes nasıl rahat ediyorsa öyle takılsın. ayy anksiyetem tuttu yine.
uslu bir çocuk olursaniz whisper'ı da görebilirsiniz bir gün.
yoksa koyarım profile bir fotoğraf takılırım. ama yapasım yok. çünkü böyle daha rahatım. daha mutluyum. bu durum benim samimiyetsiz olduğumu gösterecekse ve kendim gibi davranmadığımı hissettirecekse size evet her ikisiyim. istediğinizi düşünebilirsiniz , umrumda da değil.
ben dilediğimi yazarım, yazıyorum da. sözlükte anonim olmak/olmamaktan ziyade iyi bir yazar olmak, kurallara uymak daha önemli benim için.
yoksa yemişim resmini, cismini *
herkes nasıl rahat ediyorsa öyle takılsın. ayy anksiyetem tuttu yine.
uslu bir çocuk olursaniz whisper'ı da görebilirsiniz bir gün.
devamını gör...
eşin çirkin olduğunu hissettirip estetiğe zorlamak
allahu teala akıl dağıtırken, bir köşede şemsiye ile saklanmış yazar beyanı.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
nazım hikmet
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
nazım hikmet
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
ne günlerdi o günler cancağızım,
ne günlerdi;
sen, on yedisinde sevgilerin sisinde
başı duman duman bir kız.
ben, yirmi üstünde
gönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı
öylesiye bir şair, öylesiye bir delikanlı.
-rıza polat akkoyunlu
ne günlerdi;
sen, on yedisinde sevgilerin sisinde
başı duman duman bir kız.
ben, yirmi üstünde
gönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı
öylesiye bir şair, öylesiye bir delikanlı.
-rıza polat akkoyunlu
devamını gör...
umursamaz birine dönüşmek
yaşamış olduğu durumlardan ötürü artık sadece kendine değer veren insandır gözümde. o kadar hataya katlanmış ve yanlışlarla kendini yıpratmıştır ki artık çevresinde olan çoğu şeye hissizleşip umursamaz bir insan haline gelmiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ben sanki senin adını, bütün defterlerimin en arka sayfasına yazarak büyümüşüm.
sanki 07 ucum bitmiş, senden istemişim.
sanki prensesin öptüğü kurbağa senin bedenine bürünmüş.
zihnimin tüm hareketleri sen neredeysen oraya yerleşmiş. nerede yaşadığın pek mühim değil. srilanka da sen içindeysen ülkemdir nihayetinde.
zihnim doğru zamanda, bugünde.hatta belki de doğru yerde. ama artık zihnimde konu sen değilsin, konu deniz...
bir cuma gecesi. şarap içmişizdir belki, konu denizdir. denize bakıyoruzdur. bir kazadır, olmuştur; oturmak isterken yanyana, parmaklarım parmaklarının arasına geçmiştir. saçlarımın avucunun altında ne işi var diye sormamışızdır kendimize, kendimiz derken sen ve ben değil 'biz' oluvermişizdir. biraz da sarhoşuzdur belki, başım omzuna düşmüştür. kokun konuya sonradan dahil olmuştur. birbirimizin hakkında bilmemiz gerekenler, verilmesi gereken cevaplar gülerken ortadan kaybolmuştur. öpüşmüşüzdür, konu dağılmıştır. dudaklarımızın terbiyesizliğinden yüzümüz kızarmıştır.
konu denizdir.
saat geçtir.
ama geç değildir sıkı sıkı sarılmaya...
konu deniz.. sadece deniz..
zihnim derya
zihnim deniz..
sanki 07 ucum bitmiş, senden istemişim.
sanki prensesin öptüğü kurbağa senin bedenine bürünmüş.
zihnimin tüm hareketleri sen neredeysen oraya yerleşmiş. nerede yaşadığın pek mühim değil. srilanka da sen içindeysen ülkemdir nihayetinde.
zihnim doğru zamanda, bugünde.hatta belki de doğru yerde. ama artık zihnimde konu sen değilsin, konu deniz...
bir cuma gecesi. şarap içmişizdir belki, konu denizdir. denize bakıyoruzdur. bir kazadır, olmuştur; oturmak isterken yanyana, parmaklarım parmaklarının arasına geçmiştir. saçlarımın avucunun altında ne işi var diye sormamışızdır kendimize, kendimiz derken sen ve ben değil 'biz' oluvermişizdir. biraz da sarhoşuzdur belki, başım omzuna düşmüştür. kokun konuya sonradan dahil olmuştur. birbirimizin hakkında bilmemiz gerekenler, verilmesi gereken cevaplar gülerken ortadan kaybolmuştur. öpüşmüşüzdür, konu dağılmıştır. dudaklarımızın terbiyesizliğinden yüzümüz kızarmıştır.
konu denizdir.
saat geçtir.
ama geç değildir sıkı sıkı sarılmaya...
konu deniz.. sadece deniz..
zihnim derya
zihnim deniz..
devamını gör...
18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
daddy'ye sorun bakalım ! fenerbahçe şampiyon olunca benden kaçabilecek mi ?
devamını gör...
çaylak entrylerini beğenmek
büyüyünce ben de aynısını yapacam !! hepsini beğeneceeem !!
devamını gör...
kupa ile çay içmek
istersem kavanozda içerim istersem pipetle içerim istersem demlikten içerim aw yeter karıştınız her şeye tansiyonumu zıplatmayın gece gece*
devamını gör...
rodos semahı
ne rodos'u? ne alevisi? demeyin! yüce osmanlı empayırımızın rodos'a sürdüğü alevilerdir.
ayıplarım gönül seni,
hal bilmeze hal sorarsın.
yanında bülbül dururken,
kargalardan gül sorarsın.
hudey hudey hudey
hudey hudey hudey
nerden düştüm gizli derde?
aşkın gözümüzde perde.
nalbant olmayan şehirde,
aşk atına nal sorarsın.
hudey hudey hudey
hudey hudey hudey
hak nazar eylemiş göze,
odur yol gösteren bize.
kulağı sağır dilsize,
iklim iklim yol sorarsın.
hudey hudey hudey
hudey hudey hudey
pir dede'yi beğenmezsin.
ne söylüyor dinlemezsin.
kendi kusurun görmezsin,
elin eksiğin ararsın.
hudey hudey hudey
hudey hudey hudey
ayıplarım gönül seni,
hal bilmeze hal sorarsın.
yanında bülbül dururken,
kargalardan gül sorarsın.
hudey hudey hudey
hudey hudey hudey
nerden düştüm gizli derde?
aşkın gözümüzde perde.
nalbant olmayan şehirde,
aşk atına nal sorarsın.
hudey hudey hudey
hudey hudey hudey
hak nazar eylemiş göze,
odur yol gösteren bize.
kulağı sağır dilsize,
iklim iklim yol sorarsın.
hudey hudey hudey
hudey hudey hudey
pir dede'yi beğenmezsin.
ne söylüyor dinlemezsin.
kendi kusurun görmezsin,
elin eksiğin ararsın.
hudey hudey hudey
hudey hudey hudey
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük fobisi
kendimi gerçekleştirmeden ölmek ve sevdiklerimin ölümünü görmek..
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
saçma bir istektir. bir sokak köpeği size bıçak çekmez. öldürüp varile koyup yakmaz. tecavüz etmez. çocuğunuzu kaçırıp valize koyup gömmez. hatta bir kap su ve mamayla sizi koruyacağına emin olabilirsiniz.
devamını gör...
güneş (yazar)
okuması çok keyifli yazılar yazan, ortağıyla birlikte büyük şehrin kaosundan kurtulma şansına sahip olmuş değerli bir yazarımızdır.
ikizlerine uzun, sağlıklı ömürler diliyorum.
kalemi körelmesin.
ikizlerine uzun, sağlıklı ömürler diliyorum.
kalemi körelmesin.
devamını gör...
duygusal olmanın güçsüzlük olarak görülmesinin nedenleri
yıpratıcı bir yanı olmasından kaynaklıdır. kalp kırıklığı, hüzün ve gözyaşı bu paketin bölünmez parçalarıdır ne yazık ki.
devamını gör...
pisa kulesi'ni düzeltme önerileri
gözümle görmesem inanmazdım. bildiğin yamuk. hayır madem olmuş bir hata, şu kuleye bir el atsanız ya.
efendim 11 yy. da inşasına başlanan bu çan kulesi, ancak 200 yıl sonra bitirilmiş. araya giren savaşlar nedeniyle deniliyor ama italyanları bilirim, oldum olası serin insanlardır. ağırdan almışlardır işi.
yapımına başlandığında ilk iki katı doğru yükselmiş. sonrasında ise mimarlar yamukluğu fark etmişler, “bu yükseldikçe düzelir” demişler. güzel bir bakış açısı.
sorunun kulenin zemininde olduğu biraz geç anlaşılmış. sen yap 60 metre, koy 294 basamak sonra “ya bu biraz sola mı çekiyor?”
zaman içinde kule, güney yönüne doğru eğilmeye devam etmiş. ha gittim gidiyom derken, 1990 yılında şuna bi el atalım denmiş. sağlamlaştırma işlemi 11 yıl sürmüş, bi ton para harcanmış. ama gel gör ki kule hala yamuk.
italyan yetkililerle yaptığım görüşmede “bana sağlam bi ip verin, 5-10 da kaslı biscolata italyan erkeği, ben düzletirim” dedim. nedense beni bölgeden uzaklaştırdılar!
oysa dola ipi, asıl! düzelir o ya.
efendim 11 yy. da inşasına başlanan bu çan kulesi, ancak 200 yıl sonra bitirilmiş. araya giren savaşlar nedeniyle deniliyor ama italyanları bilirim, oldum olası serin insanlardır. ağırdan almışlardır işi.
yapımına başlandığında ilk iki katı doğru yükselmiş. sonrasında ise mimarlar yamukluğu fark etmişler, “bu yükseldikçe düzelir” demişler. güzel bir bakış açısı.
sorunun kulenin zemininde olduğu biraz geç anlaşılmış. sen yap 60 metre, koy 294 basamak sonra “ya bu biraz sola mı çekiyor?”
zaman içinde kule, güney yönüne doğru eğilmeye devam etmiş. ha gittim gidiyom derken, 1990 yılında şuna bi el atalım denmiş. sağlamlaştırma işlemi 11 yıl sürmüş, bi ton para harcanmış. ama gel gör ki kule hala yamuk.
italyan yetkililerle yaptığım görüşmede “bana sağlam bi ip verin, 5-10 da kaslı biscolata italyan erkeği, ben düzletirim” dedim. nedense beni bölgeden uzaklaştırdılar!
oysa dola ipi, asıl! düzelir o ya.
devamını gör...
kalbe dokunan şarkı sözleri
...küsmenin ne faydası var, solup gidiyor bahar
güzelinden biriktir, öldüm derken diriltir
seven elbet sevilir, nefret işte nefret kadar...
adamlar - sarılırım birine
güzelinden biriktir, öldüm derken diriltir
seven elbet sevilir, nefret işte nefret kadar...
adamlar - sarılırım birine
devamını gör...

