yağmur
bugün çok yağ olur mu? tüm kara bulutlarını gökyüzünde istiyorum. şimşekler çaksın her dakika. yıldırımlar düşsün yüreğime. beynim sırılsıklam olsun. zihnim bulanıklaşsın. yağmur canımın içi yağmur bugün çok yağ olur mu? bedenim sellerine kapılıp gitsin bu diyardan. ruhumun tüm şemsiyelerini kaldırdım bak, bugün çok yağ yağmur. ruhumu kopart at bedenimden.
devamını gör...
art brut
fransızca bir kavram olan art brut'un tam karşılığı "ham sanat"tır. deliliğin sanatı, dışarda kalmış sanat, ötekinin sanatı da denilebilir.
1942'de ressam ve heykeltıraş jean dubuffet tarafından ortaya atıldı. 1948'de ise arkadaşları breton ve tapie ile birlikte aynı isimde bir topluluk kurdu. amacı; kendi kendini yetiştirenlerin, meşhur olmayanların, hapistekilerin ve ruh hastalarının eserlerini ortaya çıkarmaktı.
dubuffet, kazanılmış kültürün ürünleri olan tüm sanatları reddetti. desteklediği çoğu sanatçı okuma yazma bilmeyen, müzelere ayak basmamış, sanatı için herhangi bir eğitim almamış kimselerdi. ona göre bu kişilerin sanat yoluyla kendilerini ifade etme biçimleri kültürel koşullanmışlığın tüm etkilerinden uzak, olabilecek en özgün seviyedeydi. estetik hiçbir kaygı taşımayan, kaba çizimler dubbuffet'e göre yaratıcılığın özüydü.
rehabilitasyon merkezlerinde yıllarını geçirdi. amacı sanatın iyileştirici etkisini kanıtlamak değildi. o yalnızca kimsenin görmeyeceği, ödüllendirmeyeceği veya yermeyeceği, göz önünde olmayan sanatçıların ve eserlerinin yaratıcılığını görmek istiyordu.
dubuffet 1948'de compagnie de l'art brut'u kurduğunda büyük bir sanat koleksiyonu yaptı. koleksiyon, günümüzde isviçre'nin lozan kentinde collection de l'art brut müzesinde sergilenmektedir. şüphesiz burada eserleri bulunan ve en dikkat çeken ressam, şizofreni hastası adolf wölfli'dir. yaklaşık 30 yıl boyunca tımarhanedeki hücresinde 25.000 sayfalık otobiyografisi için uğraşmış, yaklaşık 1500 illüstrasyonla desteklemiştir.

1942'de ressam ve heykeltıraş jean dubuffet tarafından ortaya atıldı. 1948'de ise arkadaşları breton ve tapie ile birlikte aynı isimde bir topluluk kurdu. amacı; kendi kendini yetiştirenlerin, meşhur olmayanların, hapistekilerin ve ruh hastalarının eserlerini ortaya çıkarmaktı.
dubuffet, kazanılmış kültürün ürünleri olan tüm sanatları reddetti. desteklediği çoğu sanatçı okuma yazma bilmeyen, müzelere ayak basmamış, sanatı için herhangi bir eğitim almamış kimselerdi. ona göre bu kişilerin sanat yoluyla kendilerini ifade etme biçimleri kültürel koşullanmışlığın tüm etkilerinden uzak, olabilecek en özgün seviyedeydi. estetik hiçbir kaygı taşımayan, kaba çizimler dubbuffet'e göre yaratıcılığın özüydü.
rehabilitasyon merkezlerinde yıllarını geçirdi. amacı sanatın iyileştirici etkisini kanıtlamak değildi. o yalnızca kimsenin görmeyeceği, ödüllendirmeyeceği veya yermeyeceği, göz önünde olmayan sanatçıların ve eserlerinin yaratıcılığını görmek istiyordu.
dubuffet 1948'de compagnie de l'art brut'u kurduğunda büyük bir sanat koleksiyonu yaptı. koleksiyon, günümüzde isviçre'nin lozan kentinde collection de l'art brut müzesinde sergilenmektedir. şüphesiz burada eserleri bulunan ve en dikkat çeken ressam, şizofreni hastası adolf wölfli'dir. yaklaşık 30 yıl boyunca tımarhanedeki hücresinde 25.000 sayfalık otobiyografisi için uğraşmış, yaklaşık 1500 illüstrasyonla desteklemiştir.

devamını gör...
hiç başlık açmamış yazarlar uçurulsun kampanyası
istanbul semalarına doğru uçurabilirler, kabulüm. te allah'ım ya.. bir bu kalmıştı.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
aşşırı sevimliyim daha ne olayım. *
devamını gör...
yürüdüm büyüdüm çürüdüm
kit sebastian'ın good girls * dizisinde çalan ve dinlediğimde yanlış anladığımı düşünmeme neden olan şarkısıdır. dizide türkçe bir şeyi o kadar beklemiyordum ki fransızca bir sözü türkçe olarak duyuyorum sandım*.
devamını gör...
kafa sözlük
yazar olduğumdan beri hep iyi niyetli insanlar ile karşılaşıyorum. dilerim sonsuza dek bu böyle sürer.
devamını gör...
denize işemek
yakın çevredeki insanlara mikrop kaptıracak eylem. özellikle kadınlar mikrop kapmaya meyillidir bu tür durumlarda. havuzlarda zaten bankodur bu durum ama denizde de su dediğimiz şey ışık hızıyla uzaklaşıp gitmediğinden engin denizlere doğru, sizden çıkan idrarın yakınlarda bulunan insanlarla temas ihtimali vardır her zaman.
sadece kendinizi düşünürseniz belki bir sakınca bulamaz hatta yukarıdaki gibi faydalı bile bulabilirsiniz ama başkalarını da düşünmek zorundasınız.
kedinin, köpeğin bile tuvalet eğitiminin olduğu bir dünyada çişini yakındaki tuvalete kadar tutamayan insan da ne bileyim...
sadece kendinizi düşünürseniz belki bir sakınca bulamaz hatta yukarıdaki gibi faydalı bile bulabilirsiniz ama başkalarını da düşünmek zorundasınız.
kedinin, köpeğin bile tuvalet eğitiminin olduğu bir dünyada çişini yakındaki tuvalete kadar tutamayan insan da ne bileyim...
devamını gör...
aryan
nazi düşüncesinde yirminci yüzyılın başlarında patlak vermiş saf ırk, üstün ırk anlamına gelen kavramdır.
ayrıca;
yüzlerce dil ve lehçe içeren dünyanın en büyük dil ailesi olan hint-avrupa dil ailesine bağlı, hint-iran dilleri konuşmuş halkların kendilerini tanımlamak ve bölgede ki diğer halklardan ayırt etmek için kullandıkları bir terimdir.
ayrıca;
yüzlerce dil ve lehçe içeren dünyanın en büyük dil ailesi olan hint-avrupa dil ailesine bağlı, hint-iran dilleri konuşmuş halkların kendilerini tanımlamak ve bölgede ki diğer halklardan ayırt etmek için kullandıkları bir terimdir.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
baba olmak spermden ibaret sandın.. oysa ki sorumluluğu dünyalar kadardı.. başaramadın..
devamını gör...
world of warcraft
ultima online ile ziyan ettiğim 4 yılın ardından önce bug dolu private serverda (bkz: wepla) başlayıp 2 ay sonra burning crusade'in yayınlanması ile orjinalini alıp oynamaya başlayıp devam ettiğim, gelmiş geçmiş en fazla hasılat yapmış blizzard şaheseri mmorpg.
oyunun gerek pve gerek pvp bakımından dengelerin oturduğu, eşşeğin bi tarafına su kaçırılmaya henüz başlanmamış olduğu dönem burning crusade dönemidir. insanların heroic run grubu toplamak/bulmak için şehir kanallarında saatlerce bağırdığı, sosyal yönün çok daha ağır bastığı, server içinde dostukların filizlendiği bu dönemden sonra wrath of the lich king paketi çıkmıştır. bu paketle birlikte otomatik grup arama gibi bir çok oyunu kolaylaştırıcı yenilik gelmiştir ve ufaktan tadı kaçmaya başlamıştır.
wotlk de bir süre raid yaptıktan sonra gerek yaşın ilerlemesi ve oyunlara olan ilginin azalması, gerekse oyunun sürekli item kas,raidleri bitir,yeni patch gelsin,yeni raid gelsin daha iyi itemlar gelsin şeklindeki döngüsünün baymaya başlaması ile hardcore oynamayı bıraktım. sırf meraktan ve eskiye olan özlemimden dolayı cataclysm ve mists of pandaria eklentilerini de alıp max levele 1-2 karakter getirip heroicleri tamamlayıp tekrar bıraktım.
nagrand da sabahlara kadar yapılan element farmlar eşliğinde guild arkadaşları ile dönen geyikleri özlerim…
çok ama çok uzun zaman oldu bırakalı.
oyunun gerek pve gerek pvp bakımından dengelerin oturduğu, eşşeğin bi tarafına su kaçırılmaya henüz başlanmamış olduğu dönem burning crusade dönemidir. insanların heroic run grubu toplamak/bulmak için şehir kanallarında saatlerce bağırdığı, sosyal yönün çok daha ağır bastığı, server içinde dostukların filizlendiği bu dönemden sonra wrath of the lich king paketi çıkmıştır. bu paketle birlikte otomatik grup arama gibi bir çok oyunu kolaylaştırıcı yenilik gelmiştir ve ufaktan tadı kaçmaya başlamıştır.
wotlk de bir süre raid yaptıktan sonra gerek yaşın ilerlemesi ve oyunlara olan ilginin azalması, gerekse oyunun sürekli item kas,raidleri bitir,yeni patch gelsin,yeni raid gelsin daha iyi itemlar gelsin şeklindeki döngüsünün baymaya başlaması ile hardcore oynamayı bıraktım. sırf meraktan ve eskiye olan özlemimden dolayı cataclysm ve mists of pandaria eklentilerini de alıp max levele 1-2 karakter getirip heroicleri tamamlayıp tekrar bıraktım.
nagrand da sabahlara kadar yapılan element farmlar eşliğinde guild arkadaşları ile dönen geyikleri özlerim…
çok ama çok uzun zaman oldu bırakalı.
devamını gör...
hiç görmediği birine aşık olan insan
o ne biliyor musunuz? kendinize çok benzeyen birini bulmuşsunuzdur. size bir cümle kuruyordur, o tombik yanaklarınız al al olup "ya aynı benim gibi düşünüyoo," diye sevinirsiniz ya? hah işte! bu onun etkisi onun. hiç görmediğiniz birini sadece cümleleriyle sevdiyseniz muhtemelen sanki kendinizin bir kopyasıyla konuşuyormuşsunuz gibi hissettiğinizdendir. eşi ve benzeri olmayan insan yok nihayetinde. kişi hep kendine en çok benzeyeni arar.
devamını gör...
normal sözlük'e reklam verecek ilk firma
bir fanta reklamı cuk oturmaz mıydı?
devamını gör...
sigara içmeyen insan
sigara ve içki "hiç" kullanmadığımı söylüyorum şaşırıyorlar. çok tuhaf birşeymiş gibi. şart mı benim bu zararlı pis şeylerin tadına bakmam? özentiliğinizi genellemeyiniz. mümkünse.
devamını gör...
kafa sözlük
kazıklı maria'dan görüp geldiğim bir sözlük.şu ana kadar hiçbir sözlük kullanmamama rağmen gerek yaptığı yardımlar gerek sözlükteki ortam olsun beni kendisine bağlamış ilk ve tek sözlüktür kendisi.
devamını gör...
az ya da çok
az ya da çok
yeniden dolaşır buldum kendimi. imgemle konuşuyorum, sessizliği öldürmesini bekliyorum.
-önce nefes al…
bir karıncayı gözlüyorum uzun zamandır...
birden gölgemi fark ediyorum
kendisinin olmayan bir şeyi sahipleniyor gölgem
kendi farkına varmakta zorlanıyor şüphesiz
sonra çok saçma bir şey oluyor, kendinden iğreniyor, suya atlıyor
başkaları için iğrenç bir yansı ama en çok kendisi için
bağışla beni gölgem
hiçbir şey normal değil, kimse için!
karınca öldü…
ben bir gün bir kupaydım, tutarsız ve de beceriksiz parmaklarımla kendimi tutup sarmaya çalıştım
anlamaya hazır değildim
yere düştüm
gerçek avucumda kaldı
karınca...
hiçbir gözeneğe sığmıyorum ne tuhaf
anları yükseltiyorum
tren saat kaçta kalkıyor?
ötenaziye karşı değilim, ilan ediyorum
sınıflara ayırıyorum kendimi, yasallaşıyorum. toplumlasallaşıyorum. genelleşiyorum. boğuluyorum. kendimi bulduğumu sandığım an tekrar kaybediyorum.
artık öz gibi hissetmiyorum. hiç kimse olamıyorum. ama hâlâ şaşırabiliyorum
oyunu doğru oynamalıyım!
ağır büküm, bedenimden çıktım.
uyruksuzum.
hiçbir temas noktam yok, hiçbir yere bağlı değilim
yalnızca ve yalnızca insan olduğumu hatırlayan bilincim ben, gerçeğim.
biletimi aldım mı?
sesimin mekanı,
le moulin...
dingin denge,
kendiliğinden uyum…
yedinci dem karalaması*
yeniden dolaşır buldum kendimi. imgemle konuşuyorum, sessizliği öldürmesini bekliyorum.
-önce nefes al…
bir karıncayı gözlüyorum uzun zamandır...
birden gölgemi fark ediyorum
kendisinin olmayan bir şeyi sahipleniyor gölgem
kendi farkına varmakta zorlanıyor şüphesiz
sonra çok saçma bir şey oluyor, kendinden iğreniyor, suya atlıyor
başkaları için iğrenç bir yansı ama en çok kendisi için
bağışla beni gölgem
hiçbir şey normal değil, kimse için!
karınca öldü…
ben bir gün bir kupaydım, tutarsız ve de beceriksiz parmaklarımla kendimi tutup sarmaya çalıştım
anlamaya hazır değildim
yere düştüm
gerçek avucumda kaldı
karınca...
hiçbir gözeneğe sığmıyorum ne tuhaf
anları yükseltiyorum
tren saat kaçta kalkıyor?
ötenaziye karşı değilim, ilan ediyorum
sınıflara ayırıyorum kendimi, yasallaşıyorum. toplumlasallaşıyorum. genelleşiyorum. boğuluyorum. kendimi bulduğumu sandığım an tekrar kaybediyorum.
artık öz gibi hissetmiyorum. hiç kimse olamıyorum. ama hâlâ şaşırabiliyorum
oyunu doğru oynamalıyım!
ağır büküm, bedenimden çıktım.
uyruksuzum.
hiçbir temas noktam yok, hiçbir yere bağlı değilim
yalnızca ve yalnızca insan olduğumu hatırlayan bilincim ben, gerçeğim.
biletimi aldım mı?
sesimin mekanı,
le moulin...
dingin denge,
kendiliğinden uyum…
yedinci dem karalaması*
devamını gör...
lisedeki sıra arkadaşlığı
evlilikten hallice bir arkadaşlıktır. seviyorsanız şahane, sevmiyorsanız kıllıkları bahane.
devamını gör...

