srebrenitsa katliamı
avrupalılara güvenmemeniz gerektiğini size öğreten tarihi olay.
devamını gör...
kendinle aran nasıl sorunsalı
bombok. bu küfür sayılır mı acaba sayılmasın öyle çünkü.
devamını gör...
amaterasu (yazar)
her ne kadar muhabbetimiz olmasa da, denk geldikçe tanımlarını severek okuduğum yazar.
özellikle kitaplar hakkında yorumları (çoğu benim de okuduğum kitaplar) aynı duyguları hissetmek çok güzel. kalemine sağlık *
özellikle kitaplar hakkında yorumları (çoğu benim de okuduğum kitaplar) aynı duyguları hissetmek çok güzel. kalemine sağlık *
devamını gör...
ayakta işemek
bazı kızların" 1 günlüğüne karşı cins olsanız ne yaparsınız? "sorusuna verdiği cevaplardan herhangi biridir.
zararlı olduğu söyleniyor.
zararlı olduğu söyleniyor.
devamını gör...
edebiyat dedikoduları
birini yazıyorum dedikodu mu bilemem. milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in oğlu can yücel arkadaşıyla birlikte paralarını biriktirip eğitim için yurt dışına gitmek istiyorlar. hasan ali yücel, oğluna ayrıcalık yaptığı düşünülür diye göndermiyor can yücel'i. arkadaşı giderken can yücel biriktirdiği parasını ona veriyor. gazi yaşargil, cerrah olarak dönüyor yurda. can yücel, şair kalıyor.
devamını gör...
iki insanın arasında bağ oluşmasını sağlayan şeyler
insanlar genelde maddi, duygusuz, basit şeyleri örnek gösterip bunlarla bağ oluşabilir manasında bir şeyler yazmışlar.
zaten hayat hep böyle gidecek zannedenler; birisiyle kalplerinizi değiştirince ne yapacaksınız ? çok merak ediyorum doğrusu.
zaten hayat hep böyle gidecek zannedenler; birisiyle kalplerinizi değiştirince ne yapacaksınız ? çok merak ediyorum doğrusu.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
günlerden çarşambaysa akşama bay impoş sayesinde bir sanatçımızı enine boyuna öğreneceğiz, şarkılarını dinleyeceğiz demektir. hattaaaa, belkiiii, biziii biiir dee sürpriz bekliyordur? bilemeyiz.* sabırsızlıkla beklemedeyiz efenim.
o arada şuraya bir anı bırakalım:
hayli küçük bir tıfılken ezbere söylediğimi hatırladığım ilk şarkı, küpeli abiden dinlediğim akdeniz akşamları şarkısıdır. evimiz bahçe içinde müstakil bir evdi. bahçenin bir kısmında yerden yüksek, bazen havuz bazen su depolama amaçlı kullandığımız bi kısım vardı. kendi kendime oynadığım zamanlarda o havuzun kenarına çıkıp suya bacaklarımı sallandırıp “akdeniiiizzz akşamlarııı” şeklinde, o cırtlak sesimle şarkı söylemeyi çok severdim. normal zamanda da severdim şarkı söylemeyi, ama özellikle akdeniz akşamlarını o havuz kenarında söylemeyi daha çok severdim. bir iç anadolu bebesi olarak, yazın gittiğimiz tatillerden mütevellit akdenizi havuzla bağdaştırmam çok da garip değil sanki *.
bir de, en başta dediğim küpeli abi mevzusu var. isim hafızam tıfılken de pek fena olmalıymış ki, haluk levent’i dinlemek istediğimde “bana küpeli abiyi açar mısınız?” dermişim evde büyüklerime. o yüzden, biri bana sorsa ki haluk levent senin için ne demek? derim ona ki*, haluk levent demek küpeli abi demek.
o arada şuraya bir anı bırakalım:
hayli küçük bir tıfılken ezbere söylediğimi hatırladığım ilk şarkı, küpeli abiden dinlediğim akdeniz akşamları şarkısıdır. evimiz bahçe içinde müstakil bir evdi. bahçenin bir kısmında yerden yüksek, bazen havuz bazen su depolama amaçlı kullandığımız bi kısım vardı. kendi kendime oynadığım zamanlarda o havuzun kenarına çıkıp suya bacaklarımı sallandırıp “akdeniiiizzz akşamlarııı” şeklinde, o cırtlak sesimle şarkı söylemeyi çok severdim. normal zamanda da severdim şarkı söylemeyi, ama özellikle akdeniz akşamlarını o havuz kenarında söylemeyi daha çok severdim. bir iç anadolu bebesi olarak, yazın gittiğimiz tatillerden mütevellit akdenizi havuzla bağdaştırmam çok da garip değil sanki *.
bir de, en başta dediğim küpeli abi mevzusu var. isim hafızam tıfılken de pek fena olmalıymış ki, haluk levent’i dinlemek istediğimde “bana küpeli abiyi açar mısınız?” dermişim evde büyüklerime. o yüzden, biri bana sorsa ki haluk levent senin için ne demek? derim ona ki*, haluk levent demek küpeli abi demek.
devamını gör...
cinsel istismarda somut delil şartı
“tecavüze uğrayan, doğursun” diyen zihniyet, çocuğu doğurduktan sonra dna testi mi istiyor…
devamını gör...
neden olmuyor
şans yok şans. bir başkasının ki bakkaldan ekmek alırcasına kolay olur ama senin ki yan yıkıl çabala uğraş ver olmaz.
devamını gör...
pazarda 10 liraya çanta alan varoş kız
başlık ve tanım ne kadar şuursuzca ve vasat.. kelime bulamadım gerçekten.
bir lokma ekmeğe muhtaç olan o kadar insan varken.. ne bileyim. insanları fiziksel görünüşüne, maddiyatına göre yargılamak.. çocuk esirgeme kurumlarında böyle "varoş" kızlar olabiliyor senin deyiminle. yüzlerine böyle söyleme bari, çok onur kırıcı. insanoğlu ne zaman para sevdasından vazgeçecek bilmiyorum ama acınası. herkes aynı imkanlarla yaşayamıyor. özür diliyor o kızlarım da 10 tl'lik çanta aldıkları için.
bu başlığa kadar severek takip ettiğim bir yazardın, gülerdim yazılarına hatta ama bundan sonra senin ve yazıların hakkında aynı şeyi düşüneceğimi sanmıyorum. bu düşünceni bir gün değiştirirsin umarım.
bir lokma ekmeğe muhtaç olan o kadar insan varken.. ne bileyim. insanları fiziksel görünüşüne, maddiyatına göre yargılamak.. çocuk esirgeme kurumlarında böyle "varoş" kızlar olabiliyor senin deyiminle. yüzlerine böyle söyleme bari, çok onur kırıcı. insanoğlu ne zaman para sevdasından vazgeçecek bilmiyorum ama acınası. herkes aynı imkanlarla yaşayamıyor. özür diliyor o kızlarım da 10 tl'lik çanta aldıkları için.
bu başlığa kadar severek takip ettiğim bir yazardın, gülerdim yazılarına hatta ama bundan sonra senin ve yazıların hakkında aynı şeyi düşüneceğimi sanmıyorum. bu düşünceni bir gün değiştirirsin umarım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
bir arkadaşımla* beraber yazdığımız hafif şakalı şiir:*
ne oldu yani
yıkandık mı diyeceğim de
önüme koca koca dizeler getirme
güneşe demir atmış ıssız sandal
bulaşık sulara yayılmış güller mavi
tam, o anda aklıma geliyor
komodinde unuttuğun mavi sürahi
kanepelere terk ettiğin gözler zift
bütün kallarıma inat gitmeleri diz
neresi olduğu da belli değil halbuki
olsun ister misin london bridge
evi piç bıraktın yetmedi be kadın
ingiltere mi şimdi de adın
süsleyip gözlerimi şehirlere
hapsettin güneşi ıssız dizelere
küfürlerin bulaşık tüm şiirlere
nereyi silsem, katran katran katran!*
vocaroo.com/186t3WFf8e7b
not: gürültü kirliliğine maruz kalmanızın sebebi tamamıyla arkadaşım, arkadaşlar. *nasıl sıyrıldım hemen ya.
ne oldu yani
yıkandık mı diyeceğim de
önüme koca koca dizeler getirme
güneşe demir atmış ıssız sandal
bulaşık sulara yayılmış güller mavi
tam, o anda aklıma geliyor
komodinde unuttuğun mavi sürahi
kanepelere terk ettiğin gözler zift
bütün kallarıma inat gitmeleri diz
neresi olduğu da belli değil halbuki
olsun ister misin london bridge
evi piç bıraktın yetmedi be kadın
ingiltere mi şimdi de adın
süsleyip gözlerimi şehirlere
hapsettin güneşi ıssız dizelere
küfürlerin bulaşık tüm şiirlere
nereyi silsem, katran katran katran!*
vocaroo.com/186t3WFf8e7b
not: gürültü kirliliğine maruz kalmanızın sebebi tamamıyla arkadaşım, arkadaşlar. *nasıl sıyrıldım hemen ya.
devamını gör...
the blind girl
ingiliz ressam john everett millais'nin 1856 tarihli tablosu.

iki kız, muhtemelen iki kız kardeş, dinlenmek için bir kasabanın yakınlarında oturmuşlar. yağmur sonrası çifte gökkuşağı çıkmış, küçüğü çok etkilenmiş manzarayı izliyor. büyüğünün ise gözleri kapalı.
resme yaklaşıp detaylarına bakalım çünkü detaylar bize eseri daha iyi açıklıyor.

büyük kızın boynunda ''köre merhamet edin'' (pity the blind) yazısı asılı. kızın kucağında bir akordiyon duruyor ve ikisinin de kıyafetleri eski püskü. demek ki bu iki kız akordiyon çalarak geçinmeye çalışıyor.

kıyafetlerinin eski olduğunu burada daha net görebiliyoruz. bunun yanında, kör olan büyük kızın çimenleri nasıl sıkıca tuttuğuna dikkat edelim. sol eliyle de küçük kızın elini tutmuş.
arkasında muhteşem bir manzaranın olduğunu biliyor olsa gerek, küçük kız muhteşem manzararaya bakarken o manzaraya arkasını dönmüş. güneş ışığı yüzüne vuruyor, çimenlere dokunarak, belki etrafındaki hayvanların sesini dinleyerek ya da yağmur sonrası toprağın kokusunu alarak etrafı hissediyor.
kör kızın diğer duyularına yoğunlaştığını anlayabiliyoruz aslında. ressam bize kızın gözleri kapalı olduğu halde onun kör olduğunu anlatacak bir çok ipucu bırakmış.
eser ne kadar muhteşem gökkuşaklarıyla canlı renklere sahip olsa da hüzünlü bir hava veriyor. bu kızların burada ne kadar uzun süre otururlarsa otursunlar, kalkıp yola devam etmeleri gerektiğini ve hayat şartlarının ne kadar zor olduğunu az çok tahmin edebiliyoruz çünkü. bu tezatı yansıtması açısından çok başarılı bana göre.
millais'nin resmin sağ altındaki imzasına, özellikle m harfine hayran kaldım ayrıca. böyle detaylara bayılıyorum. onu da ekleyeyim buraya. çünkü neden olmasın.

iki kız, muhtemelen iki kız kardeş, dinlenmek için bir kasabanın yakınlarında oturmuşlar. yağmur sonrası çifte gökkuşağı çıkmış, küçüğü çok etkilenmiş manzarayı izliyor. büyüğünün ise gözleri kapalı.
resme yaklaşıp detaylarına bakalım çünkü detaylar bize eseri daha iyi açıklıyor.

büyük kızın boynunda ''köre merhamet edin'' (pity the blind) yazısı asılı. kızın kucağında bir akordiyon duruyor ve ikisinin de kıyafetleri eski püskü. demek ki bu iki kız akordiyon çalarak geçinmeye çalışıyor.

kıyafetlerinin eski olduğunu burada daha net görebiliyoruz. bunun yanında, kör olan büyük kızın çimenleri nasıl sıkıca tuttuğuna dikkat edelim. sol eliyle de küçük kızın elini tutmuş.
arkasında muhteşem bir manzaranın olduğunu biliyor olsa gerek, küçük kız muhteşem manzararaya bakarken o manzaraya arkasını dönmüş. güneş ışığı yüzüne vuruyor, çimenlere dokunarak, belki etrafındaki hayvanların sesini dinleyerek ya da yağmur sonrası toprağın kokusunu alarak etrafı hissediyor.
kör kızın diğer duyularına yoğunlaştığını anlayabiliyoruz aslında. ressam bize kızın gözleri kapalı olduğu halde onun kör olduğunu anlatacak bir çok ipucu bırakmış.
eser ne kadar muhteşem gökkuşaklarıyla canlı renklere sahip olsa da hüzünlü bir hava veriyor. bu kızların burada ne kadar uzun süre otururlarsa otursunlar, kalkıp yola devam etmeleri gerektiğini ve hayat şartlarının ne kadar zor olduğunu az çok tahmin edebiliyoruz çünkü. bu tezatı yansıtması açısından çok başarılı bana göre.
millais'nin resmin sağ altındaki imzasına, özellikle m harfine hayran kaldım ayrıca. böyle detaylara bayılıyorum. onu da ekleyeyim buraya. çünkü neden olmasın.
devamını gör...
yemin ettim
kayahan'ın 1991 çıkışlı albümü ve bir şarkısının ismi.
çok ses getirmiş, içindeki şarkıların bir çoğu farklı kulvarlardaki şarkıcılar tarafından yorumlanmıştır.
çok ses getirmiş, içindeki şarkıların bir çoğu farklı kulvarlardaki şarkıcılar tarafından yorumlanmıştır.
devamını gör...
yazarların hayata karşı duruşları
karşısında değilim. tam anlamıyla dahil de değilim/değiliz. böyle kıyısında köşesinde bir yerlerde dolanıyorum çaktırmadan. hani büyük balıkların yanında yüzen küçük balık vardır ya?* öyleyim işte, yüzüyoruz birlikte. karşıdan başka büyük balık gelince de kaçıyorum usul usul.
devamını gör...
pandeminin tek kelimelik özeti
sıkışmışlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
eskitilmiş ve fıçılanmış acımtırak bir acının hatırasından geçtim. yetim olan çığlıkları ve öksüz kalan hatıranın geri dönüşü bu. şimşekler ne denli çaksa bile uzaklaştıkça zaman, hatıralar yüklenir belleğine insanın. aslında uzaklaştıkça silinmesi kaybolması küçülmesi gerekmez mi ? neden uzaklaştıkça derinleşiyor ? uzaklaştıkça büyüyor. hatırlanması imkansız buğulu flu zamanların ayrıntılarını hatırlamak ne kadar da emniyetli ? toynaklarıyla bilhassa ezilmiş bir kalbin bu denli ağrılı saniyeyi yaşamadı hak mı ?
anne kabuslarımdan uyandır beni. gerçeklerden korkuyorum.
anne kabuslarımdan uyandır beni. gerçeklerden korkuyorum.
devamını gör...
dinlerin tek cümlelik özeti
(bkz: mitolojik hikayeler)
devamını gör...


