saddam hüseyin’in ordusu tarafından kimyasal saldırısı ile gerçekleştirilmiş katliamdır. katliam sonucunda çoğu kadın, yaşlı ve çocuk olmak üzere 5000(evet beşbin) insan hayatını kaybetmiştir. saldırı peşmergelere değil doğrudan sivil halka yöneliktir. bu saldırı ırak topraklarında gerçekleştirilen ne ilk ne de son katliam olacaktı.
devamını gör...

şu an çalan linkin park şarkısı ile kalbimi fetheden radyo yayınıdır. *

şarkı seçimlerine bayıldığımı da ayrıca belirtmek isterim. gayet keyifle dinlemekteyim. *
devamını gör...

bir witold gombrowicz kitabıdır.

okuduğum en etkili kitaplardan biridir. okurken müthiş keyif aldım. müthiş keyif aldım. witold gombrowicz hayranlığım bir kat daha arttı bu kitapla. muhteşem bir bakış açısı, zihni allak bullak eden bir anlatım, düşüncelerini izlemek inanılmaz bir keyifti yazarın. inanılmaz bir keyifti.

pornografiyi insan çıplaklığının saçma bir kurgu içinde aşırıya kaçılarak sınırsızca sergilemekten bahsetmiyor yazar bu romanda. daha derin bir pornografi bu. daha derin bir pornografi.

bir solucan düşünün ki ben kitap boyunca o solucanı düşündüm. gencecik iki insanın aralarında oluşan cinsel çekimi bu solucan aracılığıyla etraflarındaki yaşça daha büyük insanlara sergilemekten aldıkları keyifi düşünün.

bir insan bunu nasıl yapabilir diye düşündüm sürekli. bir yazar bunu nasıl bu kadar büyüleyici bir şekilde anlatabilir.

gençlerden biri solucanın üzerine basar. solucanın üzerine basılan ayağın dışında kalan kısmı hala kıvranmaktadır. genç ne yaptığının ve yaptığı şeyin günah olduğunun farkındadır. sonra genç kız solucanın üzerine basar. hala kıvranmakta olan solucanın üzerinde bu sefer günaha ortak olan kızın ayağı vardır. kızın ayağı vardır.

günahta ve ölümde cinsel bir çekime kapılarak buluşmak kadar derin ve etkileyici bir pornografi olamaz. bu sadece bir örnek ama en etkileyici olanı. en etkileyici olanı.

ölüm, cinayet, cinsel çekim, genç bedenlere dikilmiş yorgun gözler, hayal gücünün çarpıcı baştan çıkarıcılığı, hükmetmenin ve hükmedilen olmanın dayanılmaz hafifliği. her şey kitabı içinde ölmekte olan bir solucan gibi kıvranmakta. bir solucan gibi kıvranmakta.
devamını gör...

içim yanıyor, eziliyor, taşmak üzere olan bir deniz gibiyim. en çok duymak istediğim şey şu: seni merak ediyorum. hani herkes şu yalanın ardına saklanır ya: insan önce kendine değer vermeli. süslü sözlerin arkasına sığınmak öyle kolaydır ki bir yerden sonra beyin de onları gerçek sanır. başka bir yalan da var suyun akıp yolunu bulmasına dair. hiç düşündünüz mü dünyada neden sadece ben yokum veya siz? bunca insan arasında ben olmasam ne olurdu diye? yıkılmak üzere olan kayaları dengede tutan o küçük taş mıyım ki ben? herkes nasıl böyle yaşayabiliyor? yaşayan ölüler misiniz siz de? patronunuz mu karar veriyor buna yoksa? ne giyeceğimize sokaktan geçen birinin karar verdiği gibi. söyleyin şimdi bana kim kimin umurunda? ne yani şimdi bu kendi içimizde savaşıyor muyuz? yoksa her gece yorganın altında ağlıyor musunuz? yaşadığınız hayatın ne kadarı sizin? nasıl böyle sakin kalabiliyorsunuz? ben kalamıyorum, içten içe eriyorum. gözyaşlarım içime akıyor. aldığım nefes fazla geliyor. yo yo yo kendi canıma kıymayacağım. başka birilerin kararıyla geldiğim şu dünyada başka biri olarak yaşayacağım. depresyon diyip geçmek kolay bunlara, seni korkak arkadaşım, gerçeklerden korkuyorsun, şu dünyada değerli olduğuna öylesine inandırmışsın ki kendini, değerlisin tabiki de ama işte kum tanelerinden biri olarak. sizin derdiniz benim derdim, benim derdimin kimsenin derdi olmadığı kadar. ben ki bu koca dünyada koskocaman bir hiçim. düşük bir özgüvenin izleri değildir bunlar aksine gerçekleri görmeye dair olan cesaretin yürekliliğidir. hadi kendinizi kandırmaya devam edin. hadi kavgalar edin, hadi hadi haklayın birbirinizi sizi küçük kum taneleri.
devamını gör...

enis kirazoğlu, level dergisi zamanında yetişmiş eski toprak bir oyun analizcisi gamer ve video üreticisidir. sanırım 90 doğumlu. kendisi yine oyun camiasının old schoollarinin oluşturduğu multiplayer da bir süre çalışmış sanırım hala çalışıyor bilmiyorum hali hazırda kendi kanalına içerik hazırlamaya daha ağırlık vermiş isimdir.
gamer olmayan onu bırak doğru düzgün sistemi dâhi olmayan, olsa dahi oyun oynamaya eskisi gibi şevki olmayan benim gibi birinin çok uzun zamandır takip ettiği tek insandır enis. oyunları oynamaktan çok oyunların arka planları, stüdyolar, yapımcı firmalar, entrikalar, şerefsizlikler bir oyunun geçirdiği merhaleler, vs hakkında fikir sahibi olmayı daha çok seviyorum. ve enis bugüne kadar bir meseleyi anlatırken bu denli dinlemeyi sevdiğim yine tek insandır. yemek yerken, iş yerinde boş olduğumda, antrenman yaparken, bazen uyumadan önce sırf asmr yerine videolarını izlerim. adamdaki bu yetenek ve sempatiklik tamamıyla allah vergisi. içerik üretimi ise tamamıyla araştırma sevdası yüzünden.
zaman zaman outro larinda kullandığı şu eserle yazıyı sonlandıralim:
devamını gör...

güzel de bir hikayesi vardır.

tıbbiye’den arap asıllı bir teğmen‘e selam vermemesi nedeniyle atılmış olan hüseyin nihal atsız edebiyat öğretmenliği yapmaya başlar. kendisini, esaslarını ziya gökalp’in, ruhunu yahya kemal beyatlı, peyami safa, ömer seyfettin gibi yazarların koyduğu türkçülük fikrine ve türk tarihine adamış idealist bir öğretmendir. yıllar dava uğrunda çalışma ile geçerken aşk ve gönül ilişkilerine fırsat bulamaz.

bir gün tayin olduğu okulda yeşil gözlü bir öğretmene vurulur. kendisi için bu şiiri kaleme alır ve öğretmenin dolabına bırakır. atsız’ın ilgisinin farkında olan öğretmen hanım mektubu hiç açmadan geri atsız’ın dolabına bırakır. böylece şiirin adı geri gelen mektup olur.
devamını gör...

son günlerde sıkmaya başlamış olan konular. hadi 1 olur yazarsın, 2 olur tamam dersin ama sürekli sürekli "onu yapan yazar/bunu yapmayan yazar,/falanca yazarın eli kolu sağı solu" falan...

koskoca bir evren, içerisinde evrene göre küçük olsa da bize göre koskoca bir dünya ve o dünyada hakkında yazılıp çizilebilecek bir sürü konusu olan bir ülke... sanki yazacak hiç konu bulamıyormuşuz, isveç parlamentosuymuşuz da başka sıkıntımız yokmuş gibi boş işleri gündem yapma çabasındayız. akıllarda * kocamaaan bir soru: neden?

yani ne bileyim, şöyle çok ilgi çekici bir konu dururken ben neden üsttekine atılacak bir iftirayı okumak için merak duyayım ya da bir başkası neden duyuyor bu merakı? şimdi birileri çıkıp "sana ne!" ya da "faşist" falan diyecek. ben bunlar yazılıp çizilmesin, yasaklansın demiyorum ki ama. benim derdim başka. ben merak ediyorum, başkalarını neden bu kadar merak ettiğini insanların. ne bileyim, çok merak ettiğin yazara mesaj atabilirsin mesela. belki şurada fotoğrafına bakıp bayıldığın kişiyle konuşsan hiç anlaşamayacaksın, belki 2 yazdığı konuya bakıp yargıladığın insanı tanısan çok seveceksin... ne bileyim yani, mesajlaşma özelliği bulunan bir sözlükte bazı konular özelden halledilebilecekken sürekli yazarların konuşulması son derece garip geliyor bana.

çok tuhaf, çok... belki de tuhaf olan benim, bilemiyorum.
devamını gör...

en büyük sorunları kendi kök ailesiyle yaşamış biri olduğumdan, tek sığınağım eşimdir. sağ olsun, ara ara beni gerçeklerle yüzleştirir: "kendine gel, sen artık küçük bir kız çocuğu değilsin" der, saçma salak şakalar, espriler vs. yapar, birlikte yanaklarımız ağrıyana kadar güleriz...
devamını gör...

iç anadolu yöresinde sık kullanılan bir tabir. kendi aklını kullanmaktan imtina eden ve hep başkalarının aklyla hareket eden insanlar için kullanılır.
devamını gör...

kız ve oğlan on sekiz yaşından küçük çocuklar için kullanılan tabirler olduğu halde erkeklerin 23 yaşındaki kadından da "kız" diye bahsetmesi, "oğlumm bi' kızla tanıştım.." başlığını açsam kapışırlardı.
devamını gör...

"...
çarptı gözleri aman, ışıl ışıl
tam yerinde yıldızlar, şıkır şıkır
bütün alevler aşkımın şerefine
sönüp giden senden bilsin

içimde bir tebessüm ah, kıpır kıpır
işliyor ya kalbime, tıkır tıkır
bütün alevler aşkımın şerefine
sönüp giden senden bilsin."

geceye mustafa sandal ve gülben ergen'in düeti olan 'şıkır şıkır' bırakıyorum. gülümsetir, tavsiyemdir.
devamını gör...

sözlükte bir çok kişinin şikayetçi olduğu saçma sapan tanım ve başlıklara herhangi bir işlem yapılmamasının yegane amacı, daha önce de söylediğim gibi verilen bu istatistiki rakamlara ulaşmaktı.

bunu başardık, umarım 2021'de ıstatistik geliştireceğiz hevesinden kurtulur, az ama öz bir sözlük olma yolunda hep birlikte kararli bir duruş sergileriz.

herkese iyi yıllar.
devamını gör...

kız çocuğu
kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hepinize tekrardan merhabalar, öncelikle 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramınız umarım iyi geçiyordur. bugün sayın yoldaş benjamin franklin'in bize yaptığı kıyaktan sonra benim de bunun altında kalmamam gerekiyordu ve kafa caps başlığında yarın paylaşmayı planladığım capsleri bugün paylaşıyorum. konsepti zaten biliyorsunuz artık, bir daha tekrarlamama gerek olmadığını düşünüyorum. direkt mevzuya giriyorum.

lucifer:*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


nickaltı sorunsalı:*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kazıklı maria:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bonus: bugüne özel bir süprizim daha var. özellikle birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günlerde, bu haberin yazarlarımıza oldukça iyi geleceğini düşünüyorum. kiralık aşk dizisinden tanıdığınız güzel oyuncu elçin sangu, kafa sözlük'ü düzenli olarak takip ettiğini tarafıma iletti ve sizler ile şunu paylaşmamı istedi:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bu süprizler, umarım sizi yeterince mutlu etmiştir. hadi bana eyvallah.
devamını gör...

“az ötemde dur” dediğim insandır.
üzülüyorum böyle tipleri görünce.
hayat bize de her gün bayram değil.
elbette inişler ve çıkışlarla dolu.
fakat dipte olmayı alışkanlık edinmiş olan insanlar, beni her daim ürkütüyor. bundan haz duyuyorlar, sanırım. ilgi açlığı mıdır, dikkat çekme çabası mıdır…..
“karadeniz’de gemilerin mi battı” diye sorsak, “ahhh keşke armatör olsaydım, benim laz ziyadan ne eksiğim var” diye ağlarlar.
yani mutsuz olmaya yemin etmiş insan, sudan sebepler bulur. hatta ben sudan’a hiç gitmedim ki diye bile ağlayabilebilir…
devamını gör...

başka bir sansimiz mi kaldi.. zorunluluk gibi görünsede benim sevdiğim eylem..
arkadaşlıktan dostluğa..
kimbilir.. neden olmasın..
devamını gör...

kendini geliştirdiysen kendin için yaptın bunu eski sevgilin için değil. saçma buluyorum.
devamını gör...

çikolatalı gofret.
devamını gör...

son derece rahatsız edici. bir şeyler alma isteğimi götürür. orayı terk ettirir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim