rahat alışveriştir. parmağınızı kaydıra kaydıra alırsınız ne güzel. fakat sıkıntı yarattığı durumlar da olmuyor değil. geçen aldığım bir üründen sonra kartı kopyalmışlar herhalde. bir mesaj geldi. vatandaşın teki benim kartla pizza yemiş. hayır vizyonsuzluğuna mı üzüleyim, kartı tekrar çıkarmak zahmetlerine girdiğime mi?

neyse afiyet olsun kardeş.
devamını gör...

bazen çok mutsuz hissediyorum. sanki dünyadaki herkes beni terk etmiş gibi. o kadar boktan bir his. o zamanlarda iliklerime kadar yalnız hissediyorum. bu arkada kalınmışlık hissiyle devam etmek zor oluyor bazen ama sabah kalkıp yine kendime gülecek bir şeyler buluyorum. hayatımın bir kısmı kendimi kandırmakla geçiyor ve önemli bir kısmı. umarım daha fazla devam etmez.
devamını gör...

akp nin karşısında en güçlü olan neyse.
devamını gör...

bir işi yapacak kişi, yapacağı işi ayrıntılı şekilde araştırmalı, sonra faaliyete geçmelidir.
devamını gör...

maalesef içinde bulunamadığım yazar grubudur. bir türlü bırakamıyorum sosyal medyayı ama eskiye nazaran oldukça azalttım, buna da şükür.
devamını gör...

beğeni denen şey kişiden kişiye değiştiği için ortaya çıkan kitap grubu. bize harika gelen bir şey, bir başkasına çok sönük gelebilir, normaldir.

kendi adıma konuşacağım çünkü yukarıda da söylediğim gibi, bu işler göreceli. bana göre simyacı, sofi'nin dünyası, yeni hayat, tavuk suyuna çorba gibi birkaç kitap ve kişisel gelişim kitapları bu grupta. tabii ki bunlardan kendi hayatına göre birtakım sonuçlar çıkaran, bunların faydasını gören insanlar vardır ama yine kendi adıma konuşuyorum, benim için tamamen vakit kaybıydı bu kitaplar. yine de okumayı seven biri olarak çok büyük bir pişmanlık saymıyorum hiçbirini.
devamını gör...

sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
foto: sadettin şensoy
devamını gör...

evet herkesin ödemesi var rutin olarak ve yazarımızın bahsettiği sorun bir stres topu olmanıza sebebiyet verebilir. benim şirket devlet gibi yatırıyor ama ne fark eder diyorum bazen, maaş dediğin telefon ekranında birkaç dakika gördüğün rakamlar sonrası pufff gittiii.(bkz: lol)
devamını gör...

yalnızca ellerini öptüğüm,vefat etmiş sevdiğim insanlar.başka bir şey değil.
devamını gör...


milgram deneyi: itaat dersleri

1960’larda yale üniversitesi’nde bir psikolog olan stanley milgram, itaat üzerine korkutucu bir dizi deney gerçekleştirdi.

milgram, bir durumun bir kişinin bilincini nasıl etkisi altına alabileceğini gösterdi.

bulguları; yahudi soykırımı, my lai katliamı ve ruanda’daki soykırım gibi zamanımızın bazı büyük vahşetlerini açıklamak için kullanıldı.

milgram, erkek ve kadın deneklerini hukukçuları, itfaiyecileri ve inşaat işçilerini içine alacak şekilde hayatın tüm alanlarından seçti. hepsi, saati 4.50 dolara, öğrenme ve cezalandırma üzerine bir deneye katılmaya hazırdı. denekler, görüş alanı dışında olan ama yan odadan duyabilen bir “öğreniciye”, bir çağrışım sözcükleri listesini okuyan “öğretici” olarak davranmak üzere, beyaz önlüklü bir doktor tarafından yönlendirildiler. eğer öğrenici bir çağrışımı yanlış algılarsa, o zaman öğreticiden her bir yanlış cevabın arkasından öğreniciye voltajı arttırarak elektrik şoku vermesi istendi.

ilk şok, “hafif şok – 15 volt”, sonucusu “tehlike: ciddi şok – 450 volt” olarak etiketlendi.

elbette, gerçek deney, ne kadar cezalandırmayı üstlenebileceklerini görmek üzere öğreticiler üzerineydi.

bir oyuncu olan öğrenici, 180 voltta acıya dayanamayacağını feryatlarla iletiyordu, 300 voltta katılmayı reddediyordu, 330 voltta sessizlik vardı.

stanley milgram’ı şaşırtan şey ise deneklerin % 65’inin, öğrenicinin hafif bir kalp sorunu olduğu söylenmesine rağmen sonuna kadar gidip 450 volta basmalarıydı.

öğreticilerin pek çoğu ciddi şekilde rahatsız olmuştu –bolca terleyerek ve dudaklarını ısırarak– ama beyaz önlüklü deneycinin kışkırtmasıyla, ahlaki vicdanlarına rağmen devam ettiler.

milgram’ın bulgusu, 1960’ların akademi camiasını hem etik açıdan tartışmalı yöntemleri hem de ürkütücü sonuçlarıyla dehşete düşürdü. ama bu araştırma, sıradan insanların otoritenin varlığı ile insanlık dışı hareketler yapmak üzere harekete geçirilebileceğini açıkça gösterdi.

milgram aynı zamanda deneğin psikolojik olarak kurbandan uzakta olmasıyla, daha çok acıya neden olacak emirleri daha rahat uyguladıklarını keşfetti. öğreticilerden sadece soruları okuyan ama şokları yönetmeyenlerin % 90’ı deneyi tamamladı. ancak şokları yönetmek üzere öğreniciyle temas kuranların yalnızca % 30’u 450 volta kadar çıktı.
devamını gör...

atmayın guzum atmayın yawrım benimm! cevap gelmeyecek mesaja sonradan pişman olacağın mesaja kafa ve zaman harcama yeğenn!
devamını gör...

gömünüz bizi. kendi çapında yaşayan yazarlardır.
devamını gör...

sözüm meclisten dışarı, sünnet olurken çektiğim acı kadar başka bir acı çekmedim. hatta o acının etkisiyle yaşlı sünnetçiye sunturlu bir küfür savurmuştum. şimdi hatırlayınca içim cız eder, adamcağız da ettiğim küfürü hiç unutmamış, diğer zamanlar karşılaştığımızda şakayla karışık niye bana sövdün lenn! derdi.
devamını gör...

iş ve işçi bulma konusunda bildiğiniz insan pazarının dijitalleşmiş halidir. ne zaman ismi zikredilse aklıma (bkz: kibar feyzo) filmindeki maraba pazarı geliyor. bunun yanı sıra 5 çayına malzeme yapılacak, kim hangi firmayı beğenmiş, kim nereye gidecekmiş veya ünvanını ne diye değiştirmiş gibi dedikodu kaynaklarını da aynı zamanda içinde barındırır.
devamını gör...

atatürk'ü sonsuzluğa hapsetmiş olması.
devamını gör...

yusuf, yosef batıda joseph diye anılan yusuf hz.yakup'un oğludur. dedesi hz.ishak, dedesinin babası hz. ibrahimdir. israiloğulları yusuf ve onbir kardeşinden meydana gelmiştir. bünyamin öz kardeşi diğer on kardeşi üveydir. ismi gibi kendisi de güzeldir. hatta öyle güzeldir ki, köle olarak mısır valisi tarafından satın alındıktan sonra güzelliği başına bela olmuştur. güzellik başa bela sözünün buradan geldiği tahmin edilmektedir. zindanda hapis hayatı yaşamış. bu sebepten mapushanelere yusuf mektebi medrese-i yusufiyye denmektedir. yusuf'u görmeyen züleyha'yı kınamasın diye söylenir. zira yusuf'u gören kadınlar parmaklarını kesmiştir. kuran-ı kerim'deki en güzel sure yusuf suresi kabul edilir.
devamını gör...

-şimdi ne yapıcaksın ezel?
-en başından beri yapmam gerekeni…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rüya görme engellisi bir birey olarak merakla dinleyeceğim yayın olacaktır. belki vizyonum genişler?
devamını gör...

vikipedi diyor ki:


türkçenin en uzun kelimesi, popüler kültürde, 70 harften oluşan muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine sözcüğü olarak geçmektedir.

teknik olarak türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için sonsuz sayıda harften oluşan kelimeler oluşturmak mümkündür. ancak, aynı ek birden çok kullanıldığı zaman kelime anlaşılmaz bir hâl almaktadır; bu yüzden en uzun kelimeden bahsederken anlaşılır olması esas alınır.

muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine kelimesi popüler olarak en uzun kelime olarak kabul edilir de, başında 15 harften oluşan "muvaffakiyetsiz" kısmını, anlamı bozulmadan 20 harflik bir sözcükle değiştirmek mümkündür, çünkü türkçe sözlüklerde geçen en uzun kelimeler 20 harflidir: kuyruksallayangiller, ademimerkeziyetçilik, egzistansiyalizm veya elektroensefalografi.

örneğin, kuyruksallayangillersizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesinedir gibi bir kelime hem anlaşılır, hem de 81 harfli olmasına rağmen, popüler kültürde kuyruksallayangiller, ademimerkeziyetçilik veya elektroansefalografi gibi uzun kelimelerinden türetilen sözcükler yer edinmemiştir.

ya peki bu en uzun türkçe kelimenin tarihçesi nedir?


bu kelimeden önce "çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mıymışsınız?" kelimesi en uzun kelime olarak gösteriliyordu. bu tekerleme o dönemin popüler kelimeleri arasında yer aldı.

daha sonrasında çekoslovakya'nın dağılmasıyla bu kelimenin yerine afyonkarahisarlılaştırabildiklerimizdenmişsinizcesine kullanılmaya başlandı. bu kelimenin de daha uzunu bulunduğunda popülerliğini yitirdi.

sonuç olarak türkçe'nin en uzun kelimesinin hangi kelime olduğu tam olarak belli değil.
devamını gör...

bir jacques cazotte kitabıdır. kitap büyük yazar, hayallerimin kütüphanesini zihninde kurmuş olan jorge luis borges tarafından derlenen babil kitaplığının dördüncü kitabı.

insan ile şeytanın mücadelesini faust kitabında farklı yazarların anlatımı ile defalarca okuduk. hepsinden şeytan insanın aklını çelmek için çeşit çeşit yöntem denedi ancak gerçek hayatta olabileceği kadar başarılı olamadı.

insanın zaaflarını çok iyi bilen ve bu zaaflardan faydalanmak için aklında her daim bir plan olan şeytan cennetten kovulmasına sadece bir elma ile neden olduğu insanı alt etmek için savaşıp duruyor ama elmadan da anlayacağımız üzere insanı ele geçirmek için merakını ve açgözlülüğünü kullanmak yeter de artar bile.

ama bu sefer şeytan insanı ele geçirmek için hem merak duygusuna hem açgözlülük ve hırsına hem de en zayıf olduğu noktalardan biri olan aşka başvuruyor. don alvaro’nun karşısına dayanılmaz güzellikte bir aksın suretinde çıkan şeytan erdemi ve güzelliği kullanarak zavallı soyluyu halden hale fırlatıyor.

borges’in söylediği gibi “ garip bir kargaşa ama aynı zamanda harika bir gösteriydi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim