baryogenez
evrenin oluşum aşamasında madde - antimadde asimetrisine neden olduğu düşünülen süreç.
--- uzun yazı uyarısı ---
madde ile antimadde her zaman çiftler halinde oluşur. ancak bu çiftler bir araya gelir gelmez yok olurlar ve ortaya büyük bir enerji çıkar. büyük patlama ile evren oluştuğu anda burada çiftler halinde yaratılan madde ve antimaddenin birbirini yok etmesi ve evrenin hiç var olmaması gerekirdi; en azından bugün bildiğimiz şekliyle... ancak öyle olmadığını görüyoruz.
etrafımızda ve uzayda gördüğümüz her şey, normal madde ya da baryonik madde adını verdiğimiz maddeden oluşuyor: galaksiler, içlerindeki yıldızlar, asteroitler, dünya, biz... ancak laboratuvar ortamlarında oluşturduğumuz zamanlar ya da bazı radyoaktif bozunmalar gibi belirli koşullar dışında antimaddeyi pek sık görmüyoruz. peki bu nasıl oldu?
bu baryon asimetrisinin ortaya çıkması için birtakım özel koşullar oluşmuş olmalı. zaman içerisinde, soruya tam olarak doğru yanıtı veremeyen çok farklı fikirler öne sürüldü bu konuyla ilgili. en meşhur olan 3 tanesine bakalım.
1- nükleer fizikçi andrei sakharov bu sürecin gerçekleşebilmesi için 3 koşul öne sürdü. tek tek inceleyelim.
a) evrenin termal dengede olmaması
bunun doğru olduğunu biliyoruz çünkü evren ortaya çıktığından bu yana soğumaya devam ediyor. üstelik böyle bir denge durumuna sahip olabilmek için, kapalı bir sistem ve yeterli süre gerekiyor diyebiliriz. bir oda gibi mesela... odadaki havanın her yeri birbiriyle eşit sıcaklığa gelecek kadar zamanımız varsa böyle bir durum gerçekleşebilir ve en sonunda odada sıcaklık dağılımı her noktada aynı olur. bu koşullarda, odadaki gaz moleküllerinin birbiriyle etkileşime geçecek kadar zamanı olmuştur. fakat evren oluşurken bunun böyle olmadığını biliyoruz. hatta kozmik enflasyon teorisinin ortaya çıkmasının bir nedeni de bu soruna açıklık getirme çabasıydı.
b) c ve cp simetrisi ihlali
telaşa gerek yok, şimdi anlayacağız bunların ne olduğunu.
c simetrisi "charge conjugation" kelimelerinden geliyor. yük konjugasyonu ya da yük simetrisi olarak anabiliriz bu özelliği. fizik yasalarının madde ve antimaddeye aynı şekilde uyarlanabileceğini ifade ediyor diye de özetleyebiliriz. madde ile antimadde mesela aynı spine sahiptir. eğer c simetrisini ihlal ederseniz, madde yine öncekiyle aynı spine sahipken, antimadde artık ters yönlü spine sahip olabilir. zayıf çekirdek kuvveti ya da zayıf nükleer kuvvet dediğimiz ve doğadaki temel kuvvetlerden biri olan kuvvet, bu yasayı sürekli olarak ihlal eder. nötrino ve antinötrino spinleri buna örnektir.
nötrinoların spinleri her zaman saat yönündeyken, antinötrinoların spini saatin tersi yöndedir. eğer bunu değiştirmek isterseniz parçacığın doğrultusunu değiştirmeniz gerekir ki burada da devreye cp simetrisi olayı girer. bu da "charge - parity" kelimelerinden gelir. burada artık işin içine ayna simetrisi girmiştir. aynaya bakıp sağ gözünüzü kırparsanız, aynadaki görüntü size sol gözünü kırpıyormuş gibi görünür.
basitçe nasıl anlatılır bilemiyorum ama şöyle deneyelim; diyelim ki pozitif yüklü bir parçacığımız var. bunu negatif yüklü bir parçacığa çevirdiğimizi düşünelim. bu yük simetrisidir. 1/2 spinle dönen bir parçacığımız olsun. bunu -1/2 spinle dönen bir parçacığa çevirirsek buna da ayna simetrisi diyebiliriz. pozitif yüklü +1/2 spinli parçacığa karşılık negatif yüklü -1/2 spinli bir parçacık birlikte yük-ayne simetrisi oluşturur, yani cp simetrisi. işte bunu ihlal edersek baryonik maddenin antimaddeye sayıca üstün gelmesi gibi bir sonuçla karşılaşabiliriz ve evet; doğa bunu ihlal eder. yine zayıf çekirdek kuvveti aracılığıyla.
standart modeldeki bazı parçacıklar da cp simetrisini bozar. ancak sorun şu ki evrendeki tüm bu antimadde yokluğunu bu ihlaller açıklayamaz.
c) baryon sayısı korunumunun ihlali
proton ve nötron gibi baryon adını verdiğimiz parçacıklar kuarklardan oluşur. bunlar çeşitli çekirdek tepkimeleri sonrasında dönüşümler geçirebilir ama genel olarak baktığınızda sayıca değişmezler. bir radyoaktif bozunum sonrasında bir baryondan başka bir baryon elde edebilirsiniz ama baryonları ortadan kaldırmazsınız. bu nedenle baryon sayısı korunumludur. andrei sakharov'un baryon asimetrisini açıklamak için öne sürdüğü 3 koşuldan 2'si gerçekten evrende karşımıza çıkarken bu sonuncusu yani baryon sayısının korunumu, ihlale uğramaz. doğada mesela 1 protondan 3 proton oluşması diye bir şey görmeyiz.
maalesef ilk 2 seçenek problemin bir kısmını açıklayacak gibi göründüyse de 3. seçenek bu iddianın sorunu çözmeye yetmeyeceğini göstermiş oldu.
2- bir başka fikir de şöyleydi: evren oluştuğu anda madde ve antimadde birbirinden o kadar büyük bir hızla uzaklaştı ki, birbirlerini yok etmeye fırsat bulamadılar. ilk bakışta mantıklı gibi görünen bu öneriye göre, evrenin uzak noktalarında, yakınlardakinin aksine, antimaddeden oluşan birtakım gök cisimleri olmalıydı. ancak bu durumda ortaya şöyle bir açmaz çıkıyor: biliyoruz ki madde - antimadde ikilileri büyük bir enerjiyle birbirini yok ediyor. şu halde uzak evrendeki antimadde yapılarla yakındaki baryonik madde yapılarının birbiriyle çarpıştığı bir sınır olmalı ve bu sınırda sürekli olarak bu türden çarpışıp yok olmalar yaşanacağından bu bölgede bir enerji şelalesi gözlenmeli. ancak bildiğimiz kadarıyla böyle bir şeye evrenin hiçbir bölgesinde rastlanmıyor.
üçüncü bir ihtimal de richard feynman tarafından ortaya atılmıştı. feynman, antimaddenin, baryonik madde parçacıklarının zamanda geriye doğru giden versiyonları olduğunu öne sürdü. buna göre büyük patlama ile evren oluştuğunda madde şimdi bildiğimiz haliyle içinde bulunduğumuz zamana doğru hareket etmiş, antimadde ise zamanda geriye doğru hareket etmiş olmalıydı. bu durumda ortaya birbirinin zıttı olan 2 evren çıkmış olmalıydı. fakat laboratuvar ortamında antimadde üreten deneylerde böyle bir duruma ilişkin herhangi bir bulgu gözlenmedi. antimadde de tıpkı madde gibi davranıyor zaman söz konusu olduğunda. yani bu ihtimal de çöpe gitmiş oluyor böylece.
***
günümüzde cern deneylerinde bu konu ele alınıyor. her ne kadar umut verici bazı çalışmalar yapılmış olsa da bu sonuçların evren boyutunda bir antimadde kaybının nasıl gerçekleştiğine ilişkin bir cevabı henüz yok.
edit: unutmuşum, ekleme yapayım. 2008'de nambu, kobayashi ve maskawa nobel ödüllerini bu konuyla ilgili çalışmalar için aldılar. o konuya da zaman olursa ve unutmazsam ayrıca değinirim.
--- uzun yazı uyarısı ---
madde ile antimadde her zaman çiftler halinde oluşur. ancak bu çiftler bir araya gelir gelmez yok olurlar ve ortaya büyük bir enerji çıkar. büyük patlama ile evren oluştuğu anda burada çiftler halinde yaratılan madde ve antimaddenin birbirini yok etmesi ve evrenin hiç var olmaması gerekirdi; en azından bugün bildiğimiz şekliyle... ancak öyle olmadığını görüyoruz.
etrafımızda ve uzayda gördüğümüz her şey, normal madde ya da baryonik madde adını verdiğimiz maddeden oluşuyor: galaksiler, içlerindeki yıldızlar, asteroitler, dünya, biz... ancak laboratuvar ortamlarında oluşturduğumuz zamanlar ya da bazı radyoaktif bozunmalar gibi belirli koşullar dışında antimaddeyi pek sık görmüyoruz. peki bu nasıl oldu?
bu baryon asimetrisinin ortaya çıkması için birtakım özel koşullar oluşmuş olmalı. zaman içerisinde, soruya tam olarak doğru yanıtı veremeyen çok farklı fikirler öne sürüldü bu konuyla ilgili. en meşhur olan 3 tanesine bakalım.
1- nükleer fizikçi andrei sakharov bu sürecin gerçekleşebilmesi için 3 koşul öne sürdü. tek tek inceleyelim.
a) evrenin termal dengede olmaması
bunun doğru olduğunu biliyoruz çünkü evren ortaya çıktığından bu yana soğumaya devam ediyor. üstelik böyle bir denge durumuna sahip olabilmek için, kapalı bir sistem ve yeterli süre gerekiyor diyebiliriz. bir oda gibi mesela... odadaki havanın her yeri birbiriyle eşit sıcaklığa gelecek kadar zamanımız varsa böyle bir durum gerçekleşebilir ve en sonunda odada sıcaklık dağılımı her noktada aynı olur. bu koşullarda, odadaki gaz moleküllerinin birbiriyle etkileşime geçecek kadar zamanı olmuştur. fakat evren oluşurken bunun böyle olmadığını biliyoruz. hatta kozmik enflasyon teorisinin ortaya çıkmasının bir nedeni de bu soruna açıklık getirme çabasıydı.
b) c ve cp simetrisi ihlali
telaşa gerek yok, şimdi anlayacağız bunların ne olduğunu.
c simetrisi "charge conjugation" kelimelerinden geliyor. yük konjugasyonu ya da yük simetrisi olarak anabiliriz bu özelliği. fizik yasalarının madde ve antimaddeye aynı şekilde uyarlanabileceğini ifade ediyor diye de özetleyebiliriz. madde ile antimadde mesela aynı spine sahiptir. eğer c simetrisini ihlal ederseniz, madde yine öncekiyle aynı spine sahipken, antimadde artık ters yönlü spine sahip olabilir. zayıf çekirdek kuvveti ya da zayıf nükleer kuvvet dediğimiz ve doğadaki temel kuvvetlerden biri olan kuvvet, bu yasayı sürekli olarak ihlal eder. nötrino ve antinötrino spinleri buna örnektir.
nötrinoların spinleri her zaman saat yönündeyken, antinötrinoların spini saatin tersi yöndedir. eğer bunu değiştirmek isterseniz parçacığın doğrultusunu değiştirmeniz gerekir ki burada da devreye cp simetrisi olayı girer. bu da "charge - parity" kelimelerinden gelir. burada artık işin içine ayna simetrisi girmiştir. aynaya bakıp sağ gözünüzü kırparsanız, aynadaki görüntü size sol gözünü kırpıyormuş gibi görünür.
basitçe nasıl anlatılır bilemiyorum ama şöyle deneyelim; diyelim ki pozitif yüklü bir parçacığımız var. bunu negatif yüklü bir parçacığa çevirdiğimizi düşünelim. bu yük simetrisidir. 1/2 spinle dönen bir parçacığımız olsun. bunu -1/2 spinle dönen bir parçacığa çevirirsek buna da ayna simetrisi diyebiliriz. pozitif yüklü +1/2 spinli parçacığa karşılık negatif yüklü -1/2 spinli bir parçacık birlikte yük-ayne simetrisi oluşturur, yani cp simetrisi. işte bunu ihlal edersek baryonik maddenin antimaddeye sayıca üstün gelmesi gibi bir sonuçla karşılaşabiliriz ve evet; doğa bunu ihlal eder. yine zayıf çekirdek kuvveti aracılığıyla.
standart modeldeki bazı parçacıklar da cp simetrisini bozar. ancak sorun şu ki evrendeki tüm bu antimadde yokluğunu bu ihlaller açıklayamaz.
c) baryon sayısı korunumunun ihlali
proton ve nötron gibi baryon adını verdiğimiz parçacıklar kuarklardan oluşur. bunlar çeşitli çekirdek tepkimeleri sonrasında dönüşümler geçirebilir ama genel olarak baktığınızda sayıca değişmezler. bir radyoaktif bozunum sonrasında bir baryondan başka bir baryon elde edebilirsiniz ama baryonları ortadan kaldırmazsınız. bu nedenle baryon sayısı korunumludur. andrei sakharov'un baryon asimetrisini açıklamak için öne sürdüğü 3 koşuldan 2'si gerçekten evrende karşımıza çıkarken bu sonuncusu yani baryon sayısının korunumu, ihlale uğramaz. doğada mesela 1 protondan 3 proton oluşması diye bir şey görmeyiz.
maalesef ilk 2 seçenek problemin bir kısmını açıklayacak gibi göründüyse de 3. seçenek bu iddianın sorunu çözmeye yetmeyeceğini göstermiş oldu.
2- bir başka fikir de şöyleydi: evren oluştuğu anda madde ve antimadde birbirinden o kadar büyük bir hızla uzaklaştı ki, birbirlerini yok etmeye fırsat bulamadılar. ilk bakışta mantıklı gibi görünen bu öneriye göre, evrenin uzak noktalarında, yakınlardakinin aksine, antimaddeden oluşan birtakım gök cisimleri olmalıydı. ancak bu durumda ortaya şöyle bir açmaz çıkıyor: biliyoruz ki madde - antimadde ikilileri büyük bir enerjiyle birbirini yok ediyor. şu halde uzak evrendeki antimadde yapılarla yakındaki baryonik madde yapılarının birbiriyle çarpıştığı bir sınır olmalı ve bu sınırda sürekli olarak bu türden çarpışıp yok olmalar yaşanacağından bu bölgede bir enerji şelalesi gözlenmeli. ancak bildiğimiz kadarıyla böyle bir şeye evrenin hiçbir bölgesinde rastlanmıyor.
üçüncü bir ihtimal de richard feynman tarafından ortaya atılmıştı. feynman, antimaddenin, baryonik madde parçacıklarının zamanda geriye doğru giden versiyonları olduğunu öne sürdü. buna göre büyük patlama ile evren oluştuğunda madde şimdi bildiğimiz haliyle içinde bulunduğumuz zamana doğru hareket etmiş, antimadde ise zamanda geriye doğru hareket etmiş olmalıydı. bu durumda ortaya birbirinin zıttı olan 2 evren çıkmış olmalıydı. fakat laboratuvar ortamında antimadde üreten deneylerde böyle bir duruma ilişkin herhangi bir bulgu gözlenmedi. antimadde de tıpkı madde gibi davranıyor zaman söz konusu olduğunda. yani bu ihtimal de çöpe gitmiş oluyor böylece.
***
günümüzde cern deneylerinde bu konu ele alınıyor. her ne kadar umut verici bazı çalışmalar yapılmış olsa da bu sonuçların evren boyutunda bir antimadde kaybının nasıl gerçekleştiğine ilişkin bir cevabı henüz yok.
edit: unutmuşum, ekleme yapayım. 2008'de nambu, kobayashi ve maskawa nobel ödüllerini bu konuyla ilgili çalışmalar için aldılar. o konuya da zaman olursa ve unutmazsam ayrıca değinirim.
devamını gör...
20 yaş
bunun sonu bi yere varmaz bak insan ömrü uzundur her yaşa başlık açmayın diye serzenişte bulunduğum başlık.
devamını gör...
neden mutsuzsun sorusu
ne diyordu sevgili montaigne; mutsuzluğunuzun nedenini düşünerek mutlu olamazsınız.
(denemeler)
(denemeler)
devamını gör...
akp'ye beddua edip intihar eden genç
ben medeni bir insan değilmişim onu fark ettim. ben bu adamların baştan indirilmesini falan değil, acı çekmesini istiyorum. yeter ulan yurt dışına teşvik versen bu kadar genç çıkmaz, ailesini kessen bu kadar insan intihar etmez.
utanmadan bir de ateistlere
"allah yoksa sorun yok ama varsa ben her türlü garantideyim." diyorlar ya. ulan... değil ateist 40 ömür ateist yaşasa senin 1 günde yaşadığın günahı işleyemez be ahlak yoksunları.
bunlara oy veren kim varsa oy sandığında elleri kırılsın. her kim bunların müslüman olduğunu düşünüyorsa allah onun bir türlü belasını versin. dininize tüküreyim sizin arap köpekleri. bir gün mutlu uyanamayacak mıyız ulan biz?
utanmadan bir de ateistlere
"allah yoksa sorun yok ama varsa ben her türlü garantideyim." diyorlar ya. ulan... değil ateist 40 ömür ateist yaşasa senin 1 günde yaşadığın günahı işleyemez be ahlak yoksunları.
bunlara oy veren kim varsa oy sandığında elleri kırılsın. her kim bunların müslüman olduğunu düşünüyorsa allah onun bir türlü belasını versin. dininize tüküreyim sizin arap köpekleri. bir gün mutlu uyanamayacak mıyız ulan biz?
devamını gör...
normal sözlük iş ağı
farklı platformlarda olan başlık.
belki insanları bir araya getirir.
sözlüğün bir yönü de bu ne de olsa.
belki insanları bir araya getirir.
sözlüğün bir yönü de bu ne de olsa.
devamını gör...
sözlükte bile arkadaş edinememek
ne kadar yeteneksizsem onu bile beceremiyorum. galiba yalnızlık kaderimiz olmuş. püh sana kör talih.buradan
(bkz: bile'den incinir karınca)
(bkz: bile'den incinir karınca)
devamını gör...
8 cm topuklu giyen kapalı kadın
neden "8 cm"? neden "kapalı kız"? isterse 15 cm giysin, hatta direkt minare olsun. bize ne? swh
devamını gör...
meditasyon yapıp öz benliğe ulaşmak üzereyken dışarıdan gelen hanımların dikkatine anonsu
hanımların dikkatine. halı, kilim, yolluk, paspas kenarına, halıfleks kenarına overlok çekilir. 5 dakikada yapılır, hemen teslim edilir *. çocukluğumdan zihnime çiviyle kazınmış anons. hala unutmamışım.
sinir bozucudur.
sinir bozucudur.
devamını gör...
şu an hissettiğiniz burukluğun sebebi
ağlıyorum, sürekli bir şeylere koşmaktan ; sürekli bir seyler beklenmesinden, her ne yaparsam yapayım kimseye yetememekten, iğrenç bencilliklerinden dolayı ağlıyorum. hatta ölesim var.
devamını gör...
hayattan zevk alıyorum aktiviteleri
dans etmek. bunun için yaratılmış gibiyim.
devamını gör...
24 yaşında olmak
ortalama bir insan hayatı ülkemizde 75-80 yıl olduğundan henüz yolun üçte biri gidilmiştir. bunun ilk on yılının çocukluğa dahil olduğu da düşünülürse yalnızca 14 yıl yaşamış bireylerdir.
t: hiçbir şey için geç kalınmamış yaştır.
ayrıca (bkz: melankoli bağımlılığı)
edit: anlatım bozukluğu
t: hiçbir şey için geç kalınmamış yaştır.
ayrıca (bkz: melankoli bağımlılığı)
edit: anlatım bozukluğu
devamını gör...
yabancı
annesinin ölümü dahil her şeye nesnel bir biçimde yaklaşan meursault'un dünyayla arasına koyduğu mesafeyi anlatan camus romanıdır.
okurken sevmekle nefret etmek arasında gidip gidip geldiğim bir karakter meursault. bu da yazarın vermek istediği mesajı “insanın dünyadan kopuşunun, onunla anlamlı ve özlemlerine uygun düşen bir ilişkiyi kuramayışının ifade çabasını” oldukça iyi yansıttığı fikrini uyandırır.
--- alıntı ---
"bazen içimden herkesin sözünü kesip 'bir dakika, burada sanık kim? sanık olmak önemli bir şey. benim de söyleyeceklerim var!' demek geliyordu. ama şöyle bir düşününce, söyleyecek bir şeyim yoktu aslında."
--- alıntı ---
okurken sevmekle nefret etmek arasında gidip gidip geldiğim bir karakter meursault. bu da yazarın vermek istediği mesajı “insanın dünyadan kopuşunun, onunla anlamlı ve özlemlerine uygun düşen bir ilişkiyi kuramayışının ifade çabasını” oldukça iyi yansıttığı fikrini uyandırır.
--- alıntı ---
"bazen içimden herkesin sözünü kesip 'bir dakika, burada sanık kim? sanık olmak önemli bir şey. benim de söyleyeceklerim var!' demek geliyordu. ama şöyle bir düşününce, söyleyecek bir şeyim yoktu aslında."
--- alıntı ---
devamını gör...
bir zengin nasihati
çok çalış...çoğu zaman baba'dan zengin olanın kullandığı bir ifadedir.
devamını gör...
babişko asuman
(bkz: akademiklink)'in söz dağarcığımıza kazandırdığı, liyakatsiz ve torpille akademide yer edinen şahısları tanımlamak için kullanılan söz grubu. her ne kadar asuman dense de her cinsiyetten birey babişko asuman olabilir.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
+sırrı arıyor abi. sırrı kim ya?
-***ümüze 18'lik inşaat çivisini çaktığı zaman anlarsın kim olduğunu.
(bkz: kolpaçino)
-***ümüze 18'lik inşaat çivisini çaktığı zaman anlarsın kim olduğunu.
(bkz: kolpaçino)
devamını gör...
uçak rotalarının düz olmama sebebi
1'den fazla yanıtı olan soru.
başlıca neden dünya'nın şekli. kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklı olarak kutuplardan biraz basık, ekvatorda ise şişkin olan küresel dünya üzerindeki düz çizgi kavramıyla 2 boyutlu bir harita üzerindeki düz çizgi kavramı aynı değil. daha doğrusu kavramsal olarak aynı şeyden bahsediyor olsak da, çizgiyi çizdiğimizde göreceğimiz sonuç aynı değil.
şöyle:


not: görselleri şu adresten alıp üzerine çizgi çektim.
böyle baktığınız zaman olaya, kâğıt üzerinde çizeceğiniz düz çizgi, dünya üzerindeki beklentinize uymaz ve size daha uzun görünen rota aslında gerçekte, kâğıt üzerinde görünenden daha kısa olabilir.:

görselin kaynağı
elbette havayolları mümkün olduğunca az yakıt harcayıp masrafları en aza indirgemeyi tercih edeceğinden, 3 boyutlu bir harita üzerindeki kısa yol onlar için daha uygun bir rotadır. ayrıca bu rotalar sırasında çok fazla ülke ya da şehir ziyaret etmek durumunda olduklarından, daha fazla bilet satarak kâr elde ederler.
bir başka neden, özellikle okyanus üzerinden rota belirlenirken, mümkün olduğunca bu bölgelerden kaçınmak. okyanuslar, çok güçlü fırtınaların yaşandığı bölgeler ve çok uzun saatler boyunca uçağı indirecek bir havaalanı bulamayacağınız yerler. eğer böyle bir bölgede herhangi bir kaza gerçekleşirse, bu durum yolcular için çok büyük tehlike arz eder.
yine benzer bir neden, jet akımları veya türbülanslar. hava hareketlerinin dengesiz olduğu bölgelerden kaçınmak adına uçaklar eğri rotalar çizebilirler.
kısa vadeli uçuşlardaki eğri rotanın bir nedeni de hava trafiğidir. dünya üzerinde herhangi bir anda bir uçuş uygulamasını incelerseniz, 10 binlerce uçağın aynı anda aynı bölgelerden geçtiğini görürsünüz. bunlara verilen rotalar bu nedenle oldukça karmaşıktır ve düz bir çizgi olmaktan uzaktır.
başlıca neden dünya'nın şekli. kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklı olarak kutuplardan biraz basık, ekvatorda ise şişkin olan küresel dünya üzerindeki düz çizgi kavramıyla 2 boyutlu bir harita üzerindeki düz çizgi kavramı aynı değil. daha doğrusu kavramsal olarak aynı şeyden bahsediyor olsak da, çizgiyi çizdiğimizde göreceğimiz sonuç aynı değil.
şöyle:


not: görselleri şu adresten alıp üzerine çizgi çektim.
böyle baktığınız zaman olaya, kâğıt üzerinde çizeceğiniz düz çizgi, dünya üzerindeki beklentinize uymaz ve size daha uzun görünen rota aslında gerçekte, kâğıt üzerinde görünenden daha kısa olabilir.:

görselin kaynağı
elbette havayolları mümkün olduğunca az yakıt harcayıp masrafları en aza indirgemeyi tercih edeceğinden, 3 boyutlu bir harita üzerindeki kısa yol onlar için daha uygun bir rotadır. ayrıca bu rotalar sırasında çok fazla ülke ya da şehir ziyaret etmek durumunda olduklarından, daha fazla bilet satarak kâr elde ederler.
bir başka neden, özellikle okyanus üzerinden rota belirlenirken, mümkün olduğunca bu bölgelerden kaçınmak. okyanuslar, çok güçlü fırtınaların yaşandığı bölgeler ve çok uzun saatler boyunca uçağı indirecek bir havaalanı bulamayacağınız yerler. eğer böyle bir bölgede herhangi bir kaza gerçekleşirse, bu durum yolcular için çok büyük tehlike arz eder.
yine benzer bir neden, jet akımları veya türbülanslar. hava hareketlerinin dengesiz olduğu bölgelerden kaçınmak adına uçaklar eğri rotalar çizebilirler.
kısa vadeli uçuşlardaki eğri rotanın bir nedeni de hava trafiğidir. dünya üzerinde herhangi bir anda bir uçuş uygulamasını incelerseniz, 10 binlerce uçağın aynı anda aynı bölgelerden geçtiğini görürsünüz. bunlara verilen rotalar bu nedenle oldukça karmaşıktır ve düz bir çizgi olmaktan uzaktır.
devamını gör...




