türkiye'nin en çok uluslararası öğrenci çeken ülkelerden biri olması
nedeni şudur; türk gencinin didinip uğraştığı ve çok yüksek puanla girilen üniversitelere yabancı öğrencilerin kıytırık puanlarla girebilmesidir
devamını gör...
cep telefonu numarasını hiç değiştirmemiş insan
orta okuldan beri aynı.
bu yaşıma geldim numara hala babamın üstüne kayıtlı.
geçen telefon alacaktım hat üstüne. baba dedim gel bi imza at. ne yapacaksın sen telefonu diyor. makatıma sokacağım awk ne yapabilirim.
numara değiştirmemek pişmanlıktır.
bu yaşıma geldim numara hala babamın üstüne kayıtlı.
geçen telefon alacaktım hat üstüne. baba dedim gel bi imza at. ne yapacaksın sen telefonu diyor. makatıma sokacağım awk ne yapabilirim.
numara değiştirmemek pişmanlıktır.
devamını gör...
zengin güzelliği
her sabah kahvaltıda portakal suyundan yudumlayarak; iyi peynir, kaliteli bal, iyi kalite yumurta, birinci sınıf şarküteri ürünleri yemenin doğal sonucudur. çocukken kolejde düzenli sporun verdiği sıhhati de hesaba katarsak, bunların suratlarının ışıl ışıl ışıldaması kaçınılmazdır.
devamını gör...
sorunlu aile hayatı
hem cahil hem de ilkel olan toplumumuzda katmerli bir yaradır. pek çoğumuz muzdatiptir bundan. ama üzülmeyin çaresi var elbette.
bir kere aile şapkasını atıp birey şapkasını takacaksın. ailenin acıları, sorunları ve kavgaları bitmez. iyileşmiyorlarsa, daha doğrusu sorun direkt onlardan kaynaklıysa ve bunu kabullenmiyorlarsa atacaksın aileyi. bu kendini korumanın ön şartıdır. bu radikal kararı veremeyenler ailelerinin karanlığında boğulur ve muhtemelen ileride kurmaya yeltendikleri aile de aynen geldikleri aile gibi sorunlu ve işlevsiz olur.
atın kardeşim! sizi üzeni yıpratanı atın, öz evladınız hayırsız olsa onu bile atın! hayırsız oğlunuzu/kızınızı "evlenince düzene girer." diye birilerinin başına sarmayın! ruh sağlığı berbat yakınınıza "bak yaşlanınca yalnızlık çekersin, yap bir çocuk da yaşlanınca kapılara bakma." demeyin. sorunlu ailelerin büyümesine, dallanıp budaklanmasına yol açmayın. sorunlu aileler büyümemelidir, ıslah edilmelidir!
ayrıca allah aşkına üst üste yapılan düşük ve ölü doğumları ciddiye alın! siz idrak edemeseniz de kabul etmek istemeseniz de natürel seleksiyon ya da "her şerde bir hayır var" mekanizması çürükleri elemekte yüzbinlerce yıldır kusursuz işliyor. olmuyorsa bırakın olmasın.
bir kere aile şapkasını atıp birey şapkasını takacaksın. ailenin acıları, sorunları ve kavgaları bitmez. iyileşmiyorlarsa, daha doğrusu sorun direkt onlardan kaynaklıysa ve bunu kabullenmiyorlarsa atacaksın aileyi. bu kendini korumanın ön şartıdır. bu radikal kararı veremeyenler ailelerinin karanlığında boğulur ve muhtemelen ileride kurmaya yeltendikleri aile de aynen geldikleri aile gibi sorunlu ve işlevsiz olur.
atın kardeşim! sizi üzeni yıpratanı atın, öz evladınız hayırsız olsa onu bile atın! hayırsız oğlunuzu/kızınızı "evlenince düzene girer." diye birilerinin başına sarmayın! ruh sağlığı berbat yakınınıza "bak yaşlanınca yalnızlık çekersin, yap bir çocuk da yaşlanınca kapılara bakma." demeyin. sorunlu ailelerin büyümesine, dallanıp budaklanmasına yol açmayın. sorunlu aileler büyümemelidir, ıslah edilmelidir!
ayrıca allah aşkına üst üste yapılan düşük ve ölü doğumları ciddiye alın! siz idrak edemeseniz de kabul etmek istemeseniz de natürel seleksiyon ya da "her şerde bir hayır var" mekanizması çürükleri elemekte yüzbinlerce yıldır kusursuz işliyor. olmuyorsa bırakın olmasın.
devamını gör...
örnek vatandaş (yazar)
tanımları güzel olan aynı zamanda beğeni konusunda da eli bol olan yazar arkadaşımız.
devamını gör...
yalnızlığın en çok dokunduğu an
ramazan ayın da tek başına yapılan iftar..
devamını gör...
kablolu kulaklık
kakaolu kulaklık olarak okuduğum başlık. acıktım her halde.
devamını gör...
haddinden fazla pahalı olan ürünler
temizlik ürünleri.
t:haddinden fazla pahalı olan ürünlerin bahsedildiği başlık.
t:haddinden fazla pahalı olan ürünlerin bahsedildiği başlık.
devamını gör...
sözlüğe sadece okumak için kaydolup yazmadan duramayanlar
valla bıhtım çaylaklıktan deyip geldim, orada yazamadıklarımı o kadar içime atmışım ki sonuç ortada.(bkz: lol) ama ben de her akşam online yazar sayısına bakıp hayıflanırım, 300 küsur kişi var da benim tanımlarda gördüğüm yazar sayısı neden 50'yi geçmiyor diye de şaşar kalırım.
devamını gör...
mabel matiz'in kocası
devamını gör...
fırında bir şey pişerken başında beklemek
an itibariyle yaptığım, şekerpare'lerin başını bekleme eylemi.
genelde kek kurabiye tarzı, hassas ürünlerin yanmaması için yapılır bu. her ne kadar suresi, derecesi ayarlanabilen bir fırın kullanılıyor olsa da, güvenilmez/guvenemem.
genelde kek kurabiye tarzı, hassas ürünlerin yanmaması için yapılır bu. her ne kadar suresi, derecesi ayarlanabilen bir fırın kullanılıyor olsa da, güvenilmez/guvenemem.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
bizim mesleğimiz müşteri ile alakalı olmaktan çok hayatın kendisi ile alakalı..
yeri gelir ağaçta kalan bir kedinin, yeri gelir evine su basan vatandaşın imdadına koşarız.
yeri gelir su altına dalıp arama yapar, yeri gelir gecenin karanlığında kayıp bir çocuğun aranmasına yardım ederiz.
yeri gelir trafik kazasına koşarız, yeri gelir bacası çekmeyen vatandaşın evinin bacasını temizleriz.
yoluna engel olan ağacın dallarının budanması için de bizi ararlar, ocakta yemeğim kaldı kapım kilitli imdadıma koşun da derler.
hayatın her yerinde biz varız. sessiz sedasız, siz bizi fark etmeden bir çoğunuzun tabiri caizse hayatına dokunuruz.
depremde, selde, heyelanda, yangında, boğulmada, trafik kazasında, baca temizliğinde, su kesintisinde..
hepsi de zor diyilecek durumlardır. kiminin malı yanar, kiminin canı.. kimi evini kaybeder yangında, kimi eşini trafik kazasında...
mesleğimin en zor yanı var oluşu.. ama bir o kadar da gurur kaynağımdır..
bu hayata tekrar gelsem itfaiye görevlisi olmayı isterdim yine...
yeri gelir ağaçta kalan bir kedinin, yeri gelir evine su basan vatandaşın imdadına koşarız.
yeri gelir su altına dalıp arama yapar, yeri gelir gecenin karanlığında kayıp bir çocuğun aranmasına yardım ederiz.
yeri gelir trafik kazasına koşarız, yeri gelir bacası çekmeyen vatandaşın evinin bacasını temizleriz.
yoluna engel olan ağacın dallarının budanması için de bizi ararlar, ocakta yemeğim kaldı kapım kilitli imdadıma koşun da derler.
hayatın her yerinde biz varız. sessiz sedasız, siz bizi fark etmeden bir çoğunuzun tabiri caizse hayatına dokunuruz.
depremde, selde, heyelanda, yangında, boğulmada, trafik kazasında, baca temizliğinde, su kesintisinde..
hepsi de zor diyilecek durumlardır. kiminin malı yanar, kiminin canı.. kimi evini kaybeder yangında, kimi eşini trafik kazasında...
mesleğimin en zor yanı var oluşu.. ama bir o kadar da gurur kaynağımdır..
bu hayata tekrar gelsem itfaiye görevlisi olmayı isterdim yine...
devamını gör...
acı
hayatta kalmamızı ve öğrenmemizi sağlayan yegâne olgu.
acı kendi içinde kabaca 3'e ayrılıyor ama bu acıların sınırları çok net değildir baştan söyleyeyim.
fiziksel acı en basit anlatımla şudur; herhangi bir yerinize dışsal veya içsel bir zarar gelirse ve vücut bütünlüğünüz bozulmaya uğrarsa sinir hücreleri beyninize bunu iletir ve sizi o eylemden uzak tutmaya çalışır neticesinde acı çekeriz. örneğin ateşe değerseniz ateşe değme durumunuzun devam etmemesi için acı çekersiniz ve bu teması sonlandırırsınız.
psikolojik / zihinsel acı bu acı da fiziksel acıya benzer. temel ihtiyaçlarınıza herhangi bir saldırı olduğunda -seks, yemek, barınma- beyniniz size bu durumu bildirir ve sonucunda acı çekmiş olursunuz. farz-ı misal sevgilinizden ayrıldınız üreme -seks- ihtiyacınız zarar görür ve beyniniz size bu durumun devam etmemesi için acı çektirir ya sevgilinize dönersiniz yâda başka bir sevgili bulursunuz. *buradaki sevgili fuckbuddy de olabilir. lovebuddy de olabilir. pavyondaki veya striptiz kulübündeki insan da olabilir.
duygudaşlık/sempati acısı; bu da evrimsel bir tepki. diğer ikisine benzer ama daha kapsamlısıdır. sadece bireysel değil türsel bir acıdır. televizyon izlerken biri birine vurduğunda dişlerimizi sıkmamız vs bu sebeptendir. diğer memelilerde de vardır. bütün primatlar refleks olarak bunu yapar. insan yavrusunu sahiplenen goril vs... ayna nöronlar karşınızda gördüğünüz acıyı sizde simule ederek türünüzü bazen de canlılığı korumak için yaşanan durumun devamlılığını bitirmek için tepki yaratır: acı çektirir. tecavüze, şiddete gösterdiğimiz tepki bu acı sebebiyledir.
başta dediğim gibi bu acılar kesin sınırlarla ayrılmaz. ortak özelliklerinden bazıları şunlardır; uzun süre maruz kalırsanız duyarsızlaşırsınız. yıllarca yumruğunuz üzerinde şınav çekerseniz yumruk bölgesindeki sinir hücreleri ölür veya yavaşlar ve artık yumruk attığınızda canınız yanmaz. muay-thai dövüşçülerinin kaval kemiği de aynı şekilde low-kick atmaktan acı çekemez olur.
psikolojik acıya da uzun süre maruz kalındığında beklentilerinizden vazgeçmenize sebep olur ve acı süreçlerini hissetmemize sebep olur. hayatları boyunca birçok insan kaybetmiş insanların -genelde yaşlılar- ölümle yeni tanışan insanlara göre -genelde gençler - daha az acı çekmesini sebebi de budur. biz ise buna halk arasında "güç " deriz. psikolojik dayanıklılık -résilience - ile karıştırılmaması gerekir.
duygudaşlık/sempatik acı ise neredeyse hissedilemez konuma gelmiştir. güdümleme ve bilgi çarpıtma ile binlerce insanın ölümü küçük puntolarla yazılır, 5 dakikalık haber videoları ile izlettirilir. biz de bunun sonucunda acıyla uzlaşırız ve türümüzü korumamız için çektiğimiz acıyı hissedemeyiz. kısacası türümüze ihanet ederiz. daha fazla kaynak isteyen duygudaşlık acısı ve ayna nöron konusuna bakabilir. kropotkin'in etik anlayışına bakabilir.
acı kendi içinde kabaca 3'e ayrılıyor ama bu acıların sınırları çok net değildir baştan söyleyeyim.
fiziksel acı en basit anlatımla şudur; herhangi bir yerinize dışsal veya içsel bir zarar gelirse ve vücut bütünlüğünüz bozulmaya uğrarsa sinir hücreleri beyninize bunu iletir ve sizi o eylemden uzak tutmaya çalışır neticesinde acı çekeriz. örneğin ateşe değerseniz ateşe değme durumunuzun devam etmemesi için acı çekersiniz ve bu teması sonlandırırsınız.
psikolojik / zihinsel acı bu acı da fiziksel acıya benzer. temel ihtiyaçlarınıza herhangi bir saldırı olduğunda -seks, yemek, barınma- beyniniz size bu durumu bildirir ve sonucunda acı çekmiş olursunuz. farz-ı misal sevgilinizden ayrıldınız üreme -seks- ihtiyacınız zarar görür ve beyniniz size bu durumun devam etmemesi için acı çektirir ya sevgilinize dönersiniz yâda başka bir sevgili bulursunuz. *buradaki sevgili fuckbuddy de olabilir. lovebuddy de olabilir. pavyondaki veya striptiz kulübündeki insan da olabilir.
duygudaşlık/sempati acısı; bu da evrimsel bir tepki. diğer ikisine benzer ama daha kapsamlısıdır. sadece bireysel değil türsel bir acıdır. televizyon izlerken biri birine vurduğunda dişlerimizi sıkmamız vs bu sebeptendir. diğer memelilerde de vardır. bütün primatlar refleks olarak bunu yapar. insan yavrusunu sahiplenen goril vs... ayna nöronlar karşınızda gördüğünüz acıyı sizde simule ederek türünüzü bazen de canlılığı korumak için yaşanan durumun devamlılığını bitirmek için tepki yaratır: acı çektirir. tecavüze, şiddete gösterdiğimiz tepki bu acı sebebiyledir.
başta dediğim gibi bu acılar kesin sınırlarla ayrılmaz. ortak özelliklerinden bazıları şunlardır; uzun süre maruz kalırsanız duyarsızlaşırsınız. yıllarca yumruğunuz üzerinde şınav çekerseniz yumruk bölgesindeki sinir hücreleri ölür veya yavaşlar ve artık yumruk attığınızda canınız yanmaz. muay-thai dövüşçülerinin kaval kemiği de aynı şekilde low-kick atmaktan acı çekemez olur.
psikolojik acıya da uzun süre maruz kalındığında beklentilerinizden vazgeçmenize sebep olur ve acı süreçlerini hissetmemize sebep olur. hayatları boyunca birçok insan kaybetmiş insanların -genelde yaşlılar- ölümle yeni tanışan insanlara göre -genelde gençler - daha az acı çekmesini sebebi de budur. biz ise buna halk arasında "güç " deriz. psikolojik dayanıklılık -résilience - ile karıştırılmaması gerekir.
duygudaşlık/sempatik acı ise neredeyse hissedilemez konuma gelmiştir. güdümleme ve bilgi çarpıtma ile binlerce insanın ölümü küçük puntolarla yazılır, 5 dakikalık haber videoları ile izlettirilir. biz de bunun sonucunda acıyla uzlaşırız ve türümüzü korumamız için çektiğimiz acıyı hissedemeyiz. kısacası türümüze ihanet ederiz. daha fazla kaynak isteyen duygudaşlık acısı ve ayna nöron konusuna bakabilir. kropotkin'in etik anlayışına bakabilir.
devamını gör...
normal sözlük'ten kız düşmemesi
kızların yere sağlam bastıklarını gösterir.
uyarı: dikkat kaygan temin
uyarı: dikkat kaygan temin
devamını gör...
kalbimiz seninle
ilk gördüğümde, zor günler geçirmekte olan birine destek verme bakınızı sanmıştım. köşeli jetonum anca düşebildi.
meğerse bir tür şutlama repliğiymiş. esprili ve hoş bir deyiş. ben beğendim.
meğerse bir tür şutlama repliğiymiş. esprili ve hoş bir deyiş. ben beğendim.
devamını gör...
tanımlara etkileşim gelmeyince gelen acaba görünmez mi oldum düşüncesi
buradasın sevgili yazar arkadaşımız dediğim başlıktır.
devamını gör...
city lights
charlie chaplin’in oyuncu, yönetmen ve senarist olduğu 1931 yılına ait zamanın çok çok ötesine geçmeyi başarmış kemal sunal'ın başrolünde olduğu en büyük şaban filmi ile türk sinemasına'da uyarlanmış şaheseri. charlie chaplin bu filmde öyle bir oynar ki...
en başta belirteyim charlie chaplin filmlerinin çoğu gibi sessiz bir film ama bütün çığlıkları atıyorsunuz filmde karakterlerin yerine. zaten, chaplin'in olayı budur sesle söyleyemediklerimizi mimikler ile öyle bir anlatır ki...
film sizi şehirde başıboş umarsamaz bir şekilde gezen charlie chaplin ile açıyor, ama bir gün bu gezintiler sırasında köşe başında çiçek satan bir kıza rastlar. kızdan çok etkilenir ama güzelliğinden değil kızın gözlerinin görmüyor oluşundan. filmimizin merkezine yerleştirdiğimiz olay işte burada başlıyor. hemen ardından film bir trajıkomik sahne ile devam ediyor . sebebini bilmediğimiz bir şekilde intihar etmeye çalışan sarhoş bir adamın yanında buluyor kendini chaplin ve onu engelliyor burada olan hareketlerini izlemeniz gerekmektedir. intihar etmeye çalışan adam chaplin’i dost beller ve onu bir an bile yanından ayırmak istemez. sahip olduğu her şeyden charlie’nin de yararlanmasını isteyecektir. soluğu hemen gözleri görmeyen kızın yanında alır. charlie’nin film boyunca tek bir amacı vardır: kıza yardım edip, gözlerinin görmesini sağlamak. sonu çok hüzünlü bitse de izlenilmesi gereken bir charlie chaplin filmidir.
virginia cherrill kör çiçekçi kız rolünde duyguyu çok güzel geçirir insana, ayrıca çokta güzel bir hanımefendidir.harry myers zengin adamdır resmen chaplinle beraber ikili sahnelerinde döktürmüşlerdir.
boks sahnesinde gülmekten karnınıza ağrılar girebilir benden söylemesi. modern times'tan sonra olan en sevdiğim chaplin filmidir.
en başta belirteyim charlie chaplin filmlerinin çoğu gibi sessiz bir film ama bütün çığlıkları atıyorsunuz filmde karakterlerin yerine. zaten, chaplin'in olayı budur sesle söyleyemediklerimizi mimikler ile öyle bir anlatır ki...
film sizi şehirde başıboş umarsamaz bir şekilde gezen charlie chaplin ile açıyor, ama bir gün bu gezintiler sırasında köşe başında çiçek satan bir kıza rastlar. kızdan çok etkilenir ama güzelliğinden değil kızın gözlerinin görmüyor oluşundan. filmimizin merkezine yerleştirdiğimiz olay işte burada başlıyor. hemen ardından film bir trajıkomik sahne ile devam ediyor . sebebini bilmediğimiz bir şekilde intihar etmeye çalışan sarhoş bir adamın yanında buluyor kendini chaplin ve onu engelliyor burada olan hareketlerini izlemeniz gerekmektedir. intihar etmeye çalışan adam chaplin’i dost beller ve onu bir an bile yanından ayırmak istemez. sahip olduğu her şeyden charlie’nin de yararlanmasını isteyecektir. soluğu hemen gözleri görmeyen kızın yanında alır. charlie’nin film boyunca tek bir amacı vardır: kıza yardım edip, gözlerinin görmesini sağlamak. sonu çok hüzünlü bitse de izlenilmesi gereken bir charlie chaplin filmidir.
virginia cherrill kör çiçekçi kız rolünde duyguyu çok güzel geçirir insana, ayrıca çokta güzel bir hanımefendidir.harry myers zengin adamdır resmen chaplinle beraber ikili sahnelerinde döktürmüşlerdir.
boks sahnesinde gülmekten karnınıza ağrılar girebilir benden söylemesi. modern times'tan sonra olan en sevdiğim chaplin filmidir.
devamını gör...



