hayat kalitesini artıran küçük detaylar
t: nasıl daha iyi yaşanılabilir sorusuna cevap aramak.
okumak. dinin ilk emrinde de olduğu gibi ikra. insan ilk önce kendini okumalı sonra doğayı, insanı, hayatı, dünyayı kısacası herşeyi okumalıdır. ama önce kendini okumalıdır. unutmamak gerek birçok sorunun cevabı içimizden başka bir yerde değil.
okumak. dinin ilk emrinde de olduğu gibi ikra. insan ilk önce kendini okumalı sonra doğayı, insanı, hayatı, dünyayı kısacası herşeyi okumalıdır. ama önce kendini okumalıdır. unutmamak gerek birçok sorunun cevabı içimizden başka bir yerde değil.
devamını gör...
fallot tetralojisi
kalpte bulunabilecek defektlerden dördünün bir araya gelmesine verilen özel isimdir. bu defektler:
-pulmoner stenoz
-sağ ventrikül hipertrofisi
-ventriküler septal defekt
-aortanın sağa pozisyonu
hatta bazı çocuklarda beşinci defekt bile olabilir.
-pulmoner stenoz
-sağ ventrikül hipertrofisi
-ventriküler septal defekt
-aortanın sağa pozisyonu
hatta bazı çocuklarda beşinci defekt bile olabilir.
devamını gör...
askerde eşini hamile karısıyla aldatmak
şu an tedavülde olmayan bir sözlükte, zamanında açılmış başlıktır.
moderatörler defalarca düzeltmeye kalkmışsa da kimse bu başlıktan net bir anlam çıkartamamıştır.
üzerinden yıllar geçmesine rağmen gizemini korumaktadır.
moderatörler defalarca düzeltmeye kalkmışsa da kimse bu başlıktan net bir anlam çıkartamamıştır.
üzerinden yıllar geçmesine rağmen gizemini korumaktadır.
devamını gör...
iko'nun cennet vatan türkiyeye döneceği zaman
yılda 1 tatile gelir onun dışında avrupa'ya kazığı çakmıştır. temelli dönüş gibi bir niyeti önümüzdeki 20 sene içinde yoktur.
devamını gör...
az demli çay
sabah kahvaltıda içiliyorsa tatsız bir çaydır.
sabahki çay biraz demli olmalı ki gözleri açsın, uykuyu dağıtsın.
sabahki çay biraz demli olmalı ki gözleri açsın, uykuyu dağıtsın.
devamını gör...
yemek pişirmenin püf noktaları
pişme sırasını bilmelisiniz. sebzelerin pişme zorlukları ve süreleri farklıdır. etlerin de öyle. baharat salça ve yağ her şeyi güzelleştirir. miktarı önemlidir.
devamını gör...
engelli biriyle evlenmemek
çocukluğumda aksini düşündüğüm eylemidir.
adı burcu'ydu. annesi oturduğumuz sitenin çocuk parkına getirir salıncakta sallardı. zihinsel engelliydi ve çok farklı bir enerjisi vardı. burcu ve annesiyle karşılaştığımda sokakta top oynuyorsam eğer soluklanma bahanesine durup onu seyrederdim. evdeysem, kimi zaman camdan sarkıp kimi zaman da gizliden gizliye perdenin kenarından onu izlerdim.
çok güzeldi, zihinsel engelini kavrayacak yaştaydım ama sallanırken savrulan saçları, öylesine saf kahkahaları ve inci gibi parlayan dişleriyle büyüsüne kapılıp giderdim. adını öğrendiğim gibi zamanla oturduğu apartmanı bile buldum. tesadüfen de olsa ona sitenin sınırları dışında denk gelmek beni çok sevindirmişti. çünkü her hafta annemle çıktığım pazartesi pazarının kurulduğu cadde üzerinde oturuyorlardı.
annesinin elinden tutup bizim parka sallanmaya geldiğinde, çok sefer deli divane olduğum topun peşinde koşmayı bıraktığımı hatırlıyorum. çünkü onun salıncakta sallanırken mutluluğunu görmek beni herşeyden alıkoyuyordu. balkondan annem seslense ve sevdiğim yemeği pişirdiğini söyleyip beni eve girmem için ikna etmeye çalışsa bile dönüp bakmazdım. güzel yüzlü burcu ve en büyük eğlencesi olan salıncakta sallanmasını izleyip onun mutluluğuna ortak olmak, herkesten gizlediğim tutkum haline gelmişti.
o zamanlar aklım evlilik mevzularına çok etmese de onunla bir hayat kurduğumu hayal ederdim. hayalimde hep mutluydu, gülüyordu ve ben de onun güzel yüzünü görüp huzurla doluyordum. çocuk aklımla bile acaba onu hayatım boyunca böyle güldürebilir miyim diye düşündüğüm, kendimce hayallere daldığım çok olurdu.
aradan çok uzun zaman geçti. aynı muhitte oturmama rağmen çocukluğuma dair unutmadığım bir karakter olan burcu'yu yıllar sonra tekrar gördüm. o ana kadar hiçbir şekilde karşıma çıkmamıştı. onu gördüğüm zaman bir koşu yanına gidip sarılmak istedim ama onun için yabancının tekiydim, hatta yanındaki annesi için de. içimden geldiği gibi ona asla sarılamayacağımı bilmek canımı çok yakmıştı.
askere gitmeden önce, birliğime katılmama 15, 20 gün varken zaman geçsin diye oturduğumuz yere yakın bir kafede garsonluk yaptım. burcu ve annesini en son orada gördüm. sanki onları ilk defa görüyorumuşcasına karşıladım, siparişlerini aldım ve servislerini açtım. annesi pizza istedi. ben de pizzayı çok severim.
belki de 15 yıl geçmişti anne ve kızı ilk gördüğüm günden beri. zaman onu değiştirmişti sanki. çocukluğumda göründüğünden daha durgun, belki biraz daha tedirgin ve huzursuz gibiydi. ya ben? ben de çocukluğumdaki gibi hayat dolu görünüyor muydum acaba dışarıdan? birazdan çok severek yiyeceği pizzasını ona götürürken hissiz gibi olduğumu hatırlıyorum. buz gibi.
ah be burcu. seni son gördüğümde ne hissedeceğimi bilemesem de bir zamanlar seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. çocuk aklı mı derler yoksa çocuk kalbi mi bilmem. salıncakta sallanırkenki mutluluğunu her zaman olmasa da hep hatırlayacağım. bir sonraki yaşamda beraber sallanacağımızdan o kadar eminim ki. hem de en güneşli günlerde yine bizim sitenin parkında. umarım hayat senin için hep mutlu olduğun şekilde, annen için de biraz daha kolay geçmiştir.
adı burcu'ydu. annesi oturduğumuz sitenin çocuk parkına getirir salıncakta sallardı. zihinsel engelliydi ve çok farklı bir enerjisi vardı. burcu ve annesiyle karşılaştığımda sokakta top oynuyorsam eğer soluklanma bahanesine durup onu seyrederdim. evdeysem, kimi zaman camdan sarkıp kimi zaman da gizliden gizliye perdenin kenarından onu izlerdim.
çok güzeldi, zihinsel engelini kavrayacak yaştaydım ama sallanırken savrulan saçları, öylesine saf kahkahaları ve inci gibi parlayan dişleriyle büyüsüne kapılıp giderdim. adını öğrendiğim gibi zamanla oturduğu apartmanı bile buldum. tesadüfen de olsa ona sitenin sınırları dışında denk gelmek beni çok sevindirmişti. çünkü her hafta annemle çıktığım pazartesi pazarının kurulduğu cadde üzerinde oturuyorlardı.
annesinin elinden tutup bizim parka sallanmaya geldiğinde, çok sefer deli divane olduğum topun peşinde koşmayı bıraktığımı hatırlıyorum. çünkü onun salıncakta sallanırken mutluluğunu görmek beni herşeyden alıkoyuyordu. balkondan annem seslense ve sevdiğim yemeği pişirdiğini söyleyip beni eve girmem için ikna etmeye çalışsa bile dönüp bakmazdım. güzel yüzlü burcu ve en büyük eğlencesi olan salıncakta sallanmasını izleyip onun mutluluğuna ortak olmak, herkesten gizlediğim tutkum haline gelmişti.
o zamanlar aklım evlilik mevzularına çok etmese de onunla bir hayat kurduğumu hayal ederdim. hayalimde hep mutluydu, gülüyordu ve ben de onun güzel yüzünü görüp huzurla doluyordum. çocuk aklımla bile acaba onu hayatım boyunca böyle güldürebilir miyim diye düşündüğüm, kendimce hayallere daldığım çok olurdu.
aradan çok uzun zaman geçti. aynı muhitte oturmama rağmen çocukluğuma dair unutmadığım bir karakter olan burcu'yu yıllar sonra tekrar gördüm. o ana kadar hiçbir şekilde karşıma çıkmamıştı. onu gördüğüm zaman bir koşu yanına gidip sarılmak istedim ama onun için yabancının tekiydim, hatta yanındaki annesi için de. içimden geldiği gibi ona asla sarılamayacağımı bilmek canımı çok yakmıştı.
askere gitmeden önce, birliğime katılmama 15, 20 gün varken zaman geçsin diye oturduğumuz yere yakın bir kafede garsonluk yaptım. burcu ve annesini en son orada gördüm. sanki onları ilk defa görüyorumuşcasına karşıladım, siparişlerini aldım ve servislerini açtım. annesi pizza istedi. ben de pizzayı çok severim.
belki de 15 yıl geçmişti anne ve kızı ilk gördüğüm günden beri. zaman onu değiştirmişti sanki. çocukluğumda göründüğünden daha durgun, belki biraz daha tedirgin ve huzursuz gibiydi. ya ben? ben de çocukluğumdaki gibi hayat dolu görünüyor muydum acaba dışarıdan? birazdan çok severek yiyeceği pizzasını ona götürürken hissiz gibi olduğumu hatırlıyorum. buz gibi.
ah be burcu. seni son gördüğümde ne hissedeceğimi bilemesem de bir zamanlar seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. çocuk aklı mı derler yoksa çocuk kalbi mi bilmem. salıncakta sallanırkenki mutluluğunu her zaman olmasa da hep hatırlayacağım. bir sonraki yaşamda beraber sallanacağımızdan o kadar eminim ki. hem de en güneşli günlerde yine bizim sitenin parkında. umarım hayat senin için hep mutlu olduğun şekilde, annen için de biraz daha kolay geçmiştir.
devamını gör...
fıstık ahmet
lakapsız adı ahmet tanrıverdi olan, doğma büyüme büyükadalı, "prinkipo" adlı bir meyhaneyi aynı dede ve babalarımızın anlattığı tarzda işleten muhteşem insan.
ayrıca bu kültürü ve meze tariflerini anlattığı kitapları da mevcuttur.
ayrıca bu kültürü ve meze tariflerini anlattığı kitapları da mevcuttur.
devamını gör...
artık benim geleceğe dair umudum yok hayalim yok beklentim yok
bir yaşlının ölümü külfettir, bir gencin bu şekilde ölümü ise adaletin, umudun, devletin, hakkın ve hukukun ölümüdür. yazık olmuş gencecik insan.
devamını gör...
bip tüm bilgilerinizi emniyetle paylaşabilir
yapılan sosyal medya temsilcisi atamalarının ardından yalnızca bip değil, temsilcisi bulunan bütün platformlar bilgilerinizi güvenlik güçleriyle paylaşabilir. bütün bu atamalar da ilgili sürecin olabildiğince kısaltılması üzerine yapılmıştır. güzide memleketimizde internet özgürlüğü uzun süredir tatlı bir rüyadır ve bu gidişle de öyle kalacaktır. mesela telegram ya da signal mi kullanıyorsunuz? sorun değil. radara yakalandıkları gibi temsilci atamaları istenecek yoksa yaptırımlara maruz bırakılacaklar. bu iş koca bir kısa döngü artık. ve şimdilik yapacak bir şey yok.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük…
ama öyle, ışınlanmak istediğiniz yetmişlere ışınlanamadığınız, tasavvufla huzur bulayım derken varoluş sancıları çektiğiniz, üç milyar saniyenizin bir kısmını sıfırın ortasına bir delik daha açmaya çalışmakla tükettiğiniz, alışamadığınız bir kainatın gündüzüne uyandığınız bir günaydın değil elbet…
(bkz: şeyhim beni ışınla)
kaan boşnak - şeyhim beni ışınla
kadıköy rıhtım'dan boğa’ya çıkarken, önünden geçtiğiniz kuru kahveci mehmet efendi’nin açık kapısından burnunuza hücum eden, sıcak, taze, türk kahvesi kokusu gibi buram buram bir günaydın…
sizi sırılsıklam eden bir yağmurda, eliniz ayağınız kâfi miktarda buz kestikten sonra vardığınız sınıfınızda, dövülmek için ateşten çıkarılmış akkor bir demir çubuktan hallice kalorifer peteğinin sıcaklığına mabadınızı emanet etmişsiniz gibi sıcak bir günaydın…
sıradan değil özgün bir günaydın…
özgür bir günaydın…
şov sevmeyen, ama yine de birazcık ‘ben buradayım’ diye bağıran bir günaydın…
ama öyle, ışınlanmak istediğiniz yetmişlere ışınlanamadığınız, tasavvufla huzur bulayım derken varoluş sancıları çektiğiniz, üç milyar saniyenizin bir kısmını sıfırın ortasına bir delik daha açmaya çalışmakla tükettiğiniz, alışamadığınız bir kainatın gündüzüne uyandığınız bir günaydın değil elbet…
(bkz: şeyhim beni ışınla)
kaan boşnak - şeyhim beni ışınla
kadıköy rıhtım'dan boğa’ya çıkarken, önünden geçtiğiniz kuru kahveci mehmet efendi’nin açık kapısından burnunuza hücum eden, sıcak, taze, türk kahvesi kokusu gibi buram buram bir günaydın…
sizi sırılsıklam eden bir yağmurda, eliniz ayağınız kâfi miktarda buz kestikten sonra vardığınız sınıfınızda, dövülmek için ateşten çıkarılmış akkor bir demir çubuktan hallice kalorifer peteğinin sıcaklığına mabadınızı emanet etmişsiniz gibi sıcak bir günaydın…
sıradan değil özgün bir günaydın…
özgür bir günaydın…
şov sevmeyen, ama yine de birazcık ‘ben buradayım’ diye bağıran bir günaydın…
devamını gör...
berserk_gloria
çok sevdiğim yazarlardan, kral adam ya. alternatif, fantastik evrenlere bayağı ilgili diye biliyorum. hatta bir de kitap çalışması var sanırım bu yönde, kitabını bastırırsa ilk okuyucularından olmaya talibim. ha belki de çoktan çıkarmıştır da siz ne anlarsınız amokaçi deyip bize söylememiştir.* doğum günüsüymüş; senin gibi naif, güzel insanlar çıksın karşına sevgili yazar. güzel insanlarla güzel günlerin olsun.*
devamını gör...
melih bulu'nun görevden alınmasına inanmaması
dünyanın en itici hikayesini paylaşıp silmesi durumudur.
zamanında twitterdan aynı itici şekilde peki bundan şeyin haberi var mı gönderisi paylaşmıştı. devran döndü.
itici herif.
zamanında twitterdan aynı itici şekilde peki bundan şeyin haberi var mı gönderisi paylaşmıştı. devran döndü.
itici herif.
devamını gör...
içinde hukuk sistemini barındıran en iyi filmler
hukuk temalı filmleri izlerken keyif alıyorum. izlediğim ve tavsiye edeceğim filmleri aşağıya yazıyorum. izledikçe ek yapacağım.
12 kızgın adam (12 angry men)
beni suçlu bulun
bir cinayetin anatomisi
birkaç iyi adam
bülbülü öldürmek
dava
hüküm
jüri
şeytanın avukatı
suikast
sanık
the rainmaker
...and justice for all
nuremberg mahkemesi
öldürmek üzerine kısa bir film
12 kızgın adam (12 angry men)
beni suçlu bulun
bir cinayetin anatomisi
birkaç iyi adam
bülbülü öldürmek
dava
hüküm
jüri
şeytanın avukatı
suikast
sanık
the rainmaker
...and justice for all
nuremberg mahkemesi
öldürmek üzerine kısa bir film
devamını gör...
ankara gar katliamı
birilerine göre terör saldırısı değil sanırım. her yıl orada teröre lanet okumak için gidenlere saldırmanın başka nasıl izahı var? aynı tren kazasında küçücük yavrularını kaybedenlere ceza vermek gibi bir kötülük. son çaresi çöp toplamak olan insanlar günde 20 lira kazanmasınlar diye şirket emirleriyle tutuklanmaları gibi.
suriye de iki askeri personeli cayır cayır yakan adamın ülkemizde bugün şirketler topluluğu olduğu ortaya çıktı. örnekler nice nice çoğaltılır da yürek el vermiyor. bunca kötülüğü organize etmeye nasıl yürek elverir anlamak imkansız. görüp de susmaya namus el vermiyor. ama hesap açıktır. sorulacaktır. kimse dünyayı bugünkü gücüyle hesap etmesin. yunan tregadyalarından beri en büyük ahmaklık budur. devran her zaman döner zira.
artık anlayın ki salt biz sosyalistlere, kürtlere, alevilere düşman değiller. kendi küçük çetelerinin ayağına taş değmesin diye herkese her kötülüğü yapıyorlar.
birbirimizin acısına yüz çevirmek kurtuluş yöntemi değildir.
suriye de iki askeri personeli cayır cayır yakan adamın ülkemizde bugün şirketler topluluğu olduğu ortaya çıktı. örnekler nice nice çoğaltılır da yürek el vermiyor. bunca kötülüğü organize etmeye nasıl yürek elverir anlamak imkansız. görüp de susmaya namus el vermiyor. ama hesap açıktır. sorulacaktır. kimse dünyayı bugünkü gücüyle hesap etmesin. yunan tregadyalarından beri en büyük ahmaklık budur. devran her zaman döner zira.
artık anlayın ki salt biz sosyalistlere, kürtlere, alevilere düşman değiller. kendi küçük çetelerinin ayağına taş değmesin diye herkese her kötülüğü yapıyorlar.
birbirimizin acısına yüz çevirmek kurtuluş yöntemi değildir.
devamını gör...
psikolog yazarlar veri tabanı
bir gün delirirsem diye önlerden bi bilet rica ediyim*
devamını gör...
çaylaklara oy verirken gelen his
biz ilk önce oyumuzu veriyoruz çaylak mı aylak mı sonradan bakıyoruz.
oy tanıma verilir.
oy tanıma verilir.
devamını gör...
bir baba sözü olarak bakarız
sen o işi unutun kalp kırmamak için evrildiği şeydir. arada ben de kullanırım.
devamını gör...

