casper (çizgi dizi)
duvardan geçen ama bacada sıkışan küçüklüğümüzün sevimli mi sevimli çizgi film hayaletidir.
aynı isimle bir de teknoloji markası vardır. bilgisayarlarının kullanışlı olduğu fakat telefonlarından uzak durulması tavsiye edilir.
aynı isimle bir de teknoloji markası vardır. bilgisayarlarının kullanışlı olduğu fakat telefonlarından uzak durulması tavsiye edilir.
devamını gör...
bilim ve teknik dergisi
yıllık abone olduğum tek dergi, diğerlerini denk geldikçe alıyorum.
devamını gör...
üniversitede yanlış bölümü tercih ettiğini anlamak
çok üzen durumdur, bazı şeylerin dönüşü olmuyor çünkü. ben genetik mühendisliği istediğimi düşündüm lise sona kadar, lise sonda tıp yazmaya ikna oldum. bir sene tıp okuduktan sonra bana uygun bir bölüm olmadığını fark ettim ama bırakıp tekrar hazırlanırken keşke hangi bölümün bana uyacağı konusunda kendimi daha iyi tanısaydım.
bir sene hazırlandım, eşit ağırlıktan iyi bir sıralama yaptım, boğaziçi ekonomi kazandım. ama o yaz tıpı bırakma kararımı tekrar sorguladım tercih dönemi, ekonomi doğru bölüm mü diye düşünmeye başladım, çok zorlu kararsızlıkla dolu bir sürecin sonunda tıp fakültesine geri döndüm.
pişmanım. geri dönsem mühendislik için hazırlanırdım ya da boğaziçi fizik yazardım. akademide ilerlemeyi düşünüyorum zaten geçen zamanla doktorluğun benlik bir şey olmadığına emin oldum, matematik ve fizik içeren bir alanla ilgilenebilmek için çok şeyimi verirdim şu anda, bu kadar özleyeceğimi bilmiyordum sayısal şeyleri. tıp gibi hesaplamalı olmayan bir bölüm okumak cidden sıkıntılı akademi alanında özgür olmak istiyorsanız.
hesaplamalı bir bölüm okuduktan sonra sözel bir bölümde ya da biyoloji ve tıpla alakalı bir alanda doktora yapabilirsiniz çünkü analitik bir yaklaşım getireceğiniz düşünülüyor alana daha önce bunla alakalı hiçbir eğitim almamış olsanız da ama tıp okuduktan sonra hesaplamalı bir alanda ilerlemek imkansız gibi bir şey; kimse lisans sonrası dönemde gelen öğrenciyi matematik, fizik, programlama gibi alanlarda baştan eğitmek istemiyor hazır eğitilmiş olanlar varken.
beşinci sınıfım ve bu yaz bile merkezi geçiş yapsa mıydım diye düşündüm, 24 yaşında hala “ne olacağım” konusunda bir fikrim yok ve yoruyor çoğu zaman bu durum beni.
bir sene hazırlandım, eşit ağırlıktan iyi bir sıralama yaptım, boğaziçi ekonomi kazandım. ama o yaz tıpı bırakma kararımı tekrar sorguladım tercih dönemi, ekonomi doğru bölüm mü diye düşünmeye başladım, çok zorlu kararsızlıkla dolu bir sürecin sonunda tıp fakültesine geri döndüm.
pişmanım. geri dönsem mühendislik için hazırlanırdım ya da boğaziçi fizik yazardım. akademide ilerlemeyi düşünüyorum zaten geçen zamanla doktorluğun benlik bir şey olmadığına emin oldum, matematik ve fizik içeren bir alanla ilgilenebilmek için çok şeyimi verirdim şu anda, bu kadar özleyeceğimi bilmiyordum sayısal şeyleri. tıp gibi hesaplamalı olmayan bir bölüm okumak cidden sıkıntılı akademi alanında özgür olmak istiyorsanız.
hesaplamalı bir bölüm okuduktan sonra sözel bir bölümde ya da biyoloji ve tıpla alakalı bir alanda doktora yapabilirsiniz çünkü analitik bir yaklaşım getireceğiniz düşünülüyor alana daha önce bunla alakalı hiçbir eğitim almamış olsanız da ama tıp okuduktan sonra hesaplamalı bir alanda ilerlemek imkansız gibi bir şey; kimse lisans sonrası dönemde gelen öğrenciyi matematik, fizik, programlama gibi alanlarda baştan eğitmek istemiyor hazır eğitilmiş olanlar varken.
beşinci sınıfım ve bu yaz bile merkezi geçiş yapsa mıydım diye düşündüm, 24 yaşında hala “ne olacağım” konusunda bir fikrim yok ve yoruyor çoğu zaman bu durum beni.
devamını gör...
insana verilmiş üç mucize
akıl, kalp, irade.
devamını gör...
üniversiteyi şehir dışında okumak
bir de benim gibi oldukça uzak bir şehirde okuduysanız her şey farklıdır.eksileri olsa da artıları daha fazladır.
devamını gör...
bilgi içeriği arasam wikipedia'ya giderdim söylemi
kesinlikle dünyanın en manasız söylemi, gitmezdin kardeşim bunu ikimiz de biliyoruz, çünkü sen araştırmaktan üşenen tembel ve pasaklı bir adamsın bunu kabul et.
en azından sözlükte üstü kapalı bilgiler insanı araştırmaya sevk ediyor right ?
bilgi içerikli tanım ben de uzun süredir girmiyorum neden ? zaten 10 küsür saat çalışıyorum, zihinsel olarak çökmüş bir şekilde bilgisayarı açıp gırgır muhabbet yapmak istiyorum, gülmek eğlenmek istiyorum, insanlara tatlı tatlı sataşıp bundan arsızca zevk almak istiyorum.
edit:birileri bu başlıktan kendini özümsemiş, insanın kendini bilmesi çok güzel.
en azından sözlükte üstü kapalı bilgiler insanı araştırmaya sevk ediyor right ?
bilgi içerikli tanım ben de uzun süredir girmiyorum neden ? zaten 10 küsür saat çalışıyorum, zihinsel olarak çökmüş bir şekilde bilgisayarı açıp gırgır muhabbet yapmak istiyorum, gülmek eğlenmek istiyorum, insanlara tatlı tatlı sataşıp bundan arsızca zevk almak istiyorum.
edit:birileri bu başlıktan kendini özümsemiş, insanın kendini bilmesi çok güzel.
devamını gör...
kırmızı ojeyi çıkarmak
işte bu yüzden bordo! *
önceden wattepadlerle çıkarıyordum fakat kulak çöpünü asetona bandırıp tırnak diplerinden içe doğru sürerek çıkarmak daha kolay geldi.
önceden wattepadlerle çıkarıyordum fakat kulak çöpünü asetona bandırıp tırnak diplerinden içe doğru sürerek çıkarmak daha kolay geldi.
devamını gör...
kadın düşmanı başlıklara izin vermeyeceğiz
ucuz feminizm kokan başlık. bir erkeğin ruhsal sorunları olmadığı sürece genel olarak kadınlara düşman olması gibi bir durum söz konusu olamaz. misal ben kadınlar salaktır dersem kadın düşmanı olmuyorum.
devamını gör...
elastik kıkırdak
esnek, bükülebilir yapıdaki kıkırdaktır.
yapısında tip 2 kollajene ek olarak bol miktarda elastik lif bulunur.
kulak kepçesi, dış kulak kanalı,epiglottis,östaki borusu,plika vokalis(ses telleri),kuneiform kıkırdakta bulunan kıkırdak elastik kıkırdak yapısındadır.
yapısında tip 2 kollajene ek olarak bol miktarda elastik lif bulunur.
kulak kepçesi, dış kulak kanalı,epiglottis,östaki borusu,plika vokalis(ses telleri),kuneiform kıkırdakta bulunan kıkırdak elastik kıkırdak yapısındadır.
devamını gör...
sezen aksu'nun en hüzünlü şarkısı
gidiyorum.
devamını gör...
ödünç aldığı kıyafeti geri vermeyen canlı
aynı evde yaşamadıktan sonra son derece saçma bir iş. o kıyafeti ona hediye edip bu defteri kapatın.
devamını gör...
ölüm
ölüm düşünüldüğünde geriye kalan her şey anlamsızlaşır.
gerçekten de din ve ahlak felsefesi okumasını ve araştırmasını seviyorsanız belirli bir süre sonra bütün olayın "ölüm" kavramına tosladığını görürsünüz. her şeyin sonunda ölmek hayattayken yaptığımız hareketlerin ve bağlı olduğumuz yasaların geçerliliğini ortadan kaldırır. kısacası o, eğer teist biri değilseniz bağlı olduğunuz bütün değer yargılarını anlamsız kılar. yaşam dediğimiz şeye anlamı sadece dinler katabilir, sizler dinler olmadan sadece amaçlar edinebilirsiniz fakat anlam arayışınız dinler olmadan sonuçsuz kalır.
ölümün insana bir diğer etkisi de onu çıldırtıyor oluşudur. her insan ölüm üzerine kafa yormuştur, ölümünü hayal etmiştir, sonrasını düşünmüştür, korkmuştur. çünkü bilinmezdir. insanlığın hafızasında tamamen karanlıktır, hatta varsayımlar üzerine kuruludur bile diyebilirim.
ölümden korkmak kısmına gelirsek bu konuda en tatmin edici cevabı gördüğüm kadarıyla epikuros vermiştir.
ölümden korkmamalıyız çünkü ölümü deneyimleyemiyoruz. ben sadece ben olmayı bilirim. ben sadece ben olabilirim. ben asla sen olamam. ben sadece benim bilincimde olabilirim, beni hissedebilirim, beni tanımlayabilirim beni yaşayabilirim. seni de ancak kendi üstümden tanımlarım. sen canım acıyor dersin ben de kendi tecrübelerime dayanarak hissederek acıyı kendi üstümden tanımlar ve seni o şekilde anlayabilirim. sen bana benim bilmediğim bir hisle gelirsen ben onun ne olduğunu bilemem. mesela bana ölümün nasıl hissettirdiğini anlatabilir misiniz? veya ölümün nasıl bir şey olduğunu biliyor musunuz? daha önce hiç yaşamadığınız için bilmiyorsunuz. bana daha önce tatmadığım bir yemeğin tadını nasıl daha önce yediğim yemekler üzerinden anlatmaya ve o tatmadığım yemeğin tadını daha önce yediğim bir yemeği kast ederek "şuna benziyor" gibisinden açıklamaya başlayacaksanız bu, benim dış dünyayı kendi üzerimden ele alışımın bir kanıtıdır.
ölüm gerçekleştiğinde siz orada olmayacaksınız çünkü ölüm hayattaki bir olay değildir. bu da onu deneyimleme olanağını ortadan kaldırır, bilincinde olabileceğiniz bir şekilde "ölümü yaşama"nızı engeller.
ben varsam, ölüm yok; ölüm varsa, ben yokum.
epikuros'un ve müritlerinin yaptığı şey gelecek hakkında hissettiklerimizle geçmiş hakkında hissettiklerimiz arasındaki farka işaret etmekti. biz bu iki zamandan sadece birini önemseriz. doğumumuzdan önceki zamanı düşünün, var olmadığınız dönemi. annenizin karnında geçirdiğiniz haftaları, hatta anne babanız için sadece bir ihtimal olduğunuz gebelik öncesi zamanı değil, dünyaya gelmeden önceki trilyonlarca yılı. doğumunuzdan önceki onca bin yıl oyunca var olmamakla ilgili endişemiz yoktur. niye biri var olmadığı tüm o zamanı önemsesin ki? fakat bu doğruysa, o zaman ölümden sonra var olmayacağımız tüm o sonsuz zamanı neden bu kadar çok düşünüyoruz ki? düşünme şekillerimiz asimetriktir. nedense doğumdan önceki dönemle ilgili değil de, ölümden sonraki dönemle ilgili endişelenmeye yatkınız. epikuros bunun bir hata olduğunu düşünüyordu. bunu gördüğünüzde ise ölümünüzden sonraki zamanı, doğumunuzdan önceki zamanla aynı şekilde düşünmeye başlarsınız. o zaman ölüm de büyük bir endişe olmaktan çıkar.*
epiküros, kendi ölümümüzü hayal ettiğimizde ölü bedende ne olursa olsun hissetmeye devam edecek bir parçamızın geride kaldığını düşünme hatası yaptığımızı söyler. kendi ölümümüzü hayal ettiğimizde ortama kendi bakış açımızdan bakarız, sanki orda bir yükseklikten mesela ağaçtan veya cenazeye katılanların arsından bakarız. o ortamı düşünüp hüzünleniriz; sevdiklerimiz ağlar, yalnızızdır, hayallerimizi gerçekleştirme olanağımız olmaz... oysa ölünce hayattayken hissettiğimiz duyguları hissedebilecek miyiz, hayattayken sahip olduğumuz duygulara sahip olabilecek miyiz, öldükten sonra tıpkı hayal ettiğimiz gibi gömülüşümüzü izleyebilecek miyiz? evet tüm bu soruların cevabı muğlak ve bilinmez. aslında korkumuzun sebebi de bir noktada burada yatar ve yaşama devam etmemizi sağlayan şey de bu bilinmezliktir.
gerçekten de din ve ahlak felsefesi okumasını ve araştırmasını seviyorsanız belirli bir süre sonra bütün olayın "ölüm" kavramına tosladığını görürsünüz. her şeyin sonunda ölmek hayattayken yaptığımız hareketlerin ve bağlı olduğumuz yasaların geçerliliğini ortadan kaldırır. kısacası o, eğer teist biri değilseniz bağlı olduğunuz bütün değer yargılarını anlamsız kılar. yaşam dediğimiz şeye anlamı sadece dinler katabilir, sizler dinler olmadan sadece amaçlar edinebilirsiniz fakat anlam arayışınız dinler olmadan sonuçsuz kalır.
ölümün insana bir diğer etkisi de onu çıldırtıyor oluşudur. her insan ölüm üzerine kafa yormuştur, ölümünü hayal etmiştir, sonrasını düşünmüştür, korkmuştur. çünkü bilinmezdir. insanlığın hafızasında tamamen karanlıktır, hatta varsayımlar üzerine kuruludur bile diyebilirim.
ölümden korkmak kısmına gelirsek bu konuda en tatmin edici cevabı gördüğüm kadarıyla epikuros vermiştir.
ölümden korkmamalıyız çünkü ölümü deneyimleyemiyoruz. ben sadece ben olmayı bilirim. ben sadece ben olabilirim. ben asla sen olamam. ben sadece benim bilincimde olabilirim, beni hissedebilirim, beni tanımlayabilirim beni yaşayabilirim. seni de ancak kendi üstümden tanımlarım. sen canım acıyor dersin ben de kendi tecrübelerime dayanarak hissederek acıyı kendi üstümden tanımlar ve seni o şekilde anlayabilirim. sen bana benim bilmediğim bir hisle gelirsen ben onun ne olduğunu bilemem. mesela bana ölümün nasıl hissettirdiğini anlatabilir misiniz? veya ölümün nasıl bir şey olduğunu biliyor musunuz? daha önce hiç yaşamadığınız için bilmiyorsunuz. bana daha önce tatmadığım bir yemeğin tadını nasıl daha önce yediğim yemekler üzerinden anlatmaya ve o tatmadığım yemeğin tadını daha önce yediğim bir yemeği kast ederek "şuna benziyor" gibisinden açıklamaya başlayacaksanız bu, benim dış dünyayı kendi üzerimden ele alışımın bir kanıtıdır.
ölüm gerçekleştiğinde siz orada olmayacaksınız çünkü ölüm hayattaki bir olay değildir. bu da onu deneyimleme olanağını ortadan kaldırır, bilincinde olabileceğiniz bir şekilde "ölümü yaşama"nızı engeller.
ben varsam, ölüm yok; ölüm varsa, ben yokum.
epikuros'un ve müritlerinin yaptığı şey gelecek hakkında hissettiklerimizle geçmiş hakkında hissettiklerimiz arasındaki farka işaret etmekti. biz bu iki zamandan sadece birini önemseriz. doğumumuzdan önceki zamanı düşünün, var olmadığınız dönemi. annenizin karnında geçirdiğiniz haftaları, hatta anne babanız için sadece bir ihtimal olduğunuz gebelik öncesi zamanı değil, dünyaya gelmeden önceki trilyonlarca yılı. doğumunuzdan önceki onca bin yıl oyunca var olmamakla ilgili endişemiz yoktur. niye biri var olmadığı tüm o zamanı önemsesin ki? fakat bu doğruysa, o zaman ölümden sonra var olmayacağımız tüm o sonsuz zamanı neden bu kadar çok düşünüyoruz ki? düşünme şekillerimiz asimetriktir. nedense doğumdan önceki dönemle ilgili değil de, ölümden sonraki dönemle ilgili endişelenmeye yatkınız. epikuros bunun bir hata olduğunu düşünüyordu. bunu gördüğünüzde ise ölümünüzden sonraki zamanı, doğumunuzdan önceki zamanla aynı şekilde düşünmeye başlarsınız. o zaman ölüm de büyük bir endişe olmaktan çıkar.*
epiküros, kendi ölümümüzü hayal ettiğimizde ölü bedende ne olursa olsun hissetmeye devam edecek bir parçamızın geride kaldığını düşünme hatası yaptığımızı söyler. kendi ölümümüzü hayal ettiğimizde ortama kendi bakış açımızdan bakarız, sanki orda bir yükseklikten mesela ağaçtan veya cenazeye katılanların arsından bakarız. o ortamı düşünüp hüzünleniriz; sevdiklerimiz ağlar, yalnızızdır, hayallerimizi gerçekleştirme olanağımız olmaz... oysa ölünce hayattayken hissettiğimiz duyguları hissedebilecek miyiz, hayattayken sahip olduğumuz duygulara sahip olabilecek miyiz, öldükten sonra tıpkı hayal ettiğimiz gibi gömülüşümüzü izleyebilecek miyiz? evet tüm bu soruların cevabı muğlak ve bilinmez. aslında korkumuzun sebebi de bir noktada burada yatar ve yaşama devam etmemizi sağlayan şey de bu bilinmezliktir.
devamını gör...
hayattaki en yüce değer
psikolojik olarak da
fizyolojik olarak da ölümdür.
her açıdan
yaşadığımız günlerin kıymetini arttırır,
yaşanacak günlerin amacı olduğuna inandırır.
fizyolojik olarak da ölümdür.
her açıdan
yaşadığımız günlerin kıymetini arttırır,
yaşanacak günlerin amacı olduğuna inandırır.
devamını gör...
içinde karadeniz geçen şarkılar
devamını gör...
bir evi daha yaşanılır kılan detaylar
bahçesinin olması.
devamını gör...
yol boş olduğu halde yayaya yeşil yanmasını beklemek
çevredeki herkesin size bakıp ' salak mı bu bekliyor' dediğini düşünmenize sebep olur. kesin diyodurlar o ayrı.*
devamını gör...
sigara içmeyen insan
hayatımda hiç sigara içmedim (on sekiz yıllık bir hayatım var, farkındayım uzun bir zaman değil) ama geri kalan ömrümde de içeceğimi düşünmüyorum ve evde içecek biri olursa evden kovuyorum. sigaraları köşeden köşeye saklamaya çalışıyorlar. bu durum hoşuma gidiyor aslında ne yalan söyleyeyim.
devamını gör...
türkçe imla bilgisini bir üst seviyeye çıkaracak taktikler
eski bir edebiyat ogrencisi olarak ben de sunu ekleyeyim. tirnak icinde belirtilen cumleler icin de noktalama isareti kullanilir. ornegin "nerdesin?"
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının bir şeylere kırılıp sözlüğü terk ettiğini açıklaması
etkileşime tapılan günümüzde, biraz daha ilgi görmek için yapılmış olandır. kimsenin umrunda değil canım benim. ister kal, ister git...
ha, sana bir adaletsizlik yapıldıysa bunu anlat bize. güçlerimizi birleştirir, duruş gösteririz belki. hepimiz öğrenelim, çözüm arayalım.
ama sırf canın sıkıldı diye sözlükten ayrılıyor ve bunu duyurma ihtiyacı duyuyorsan bir problem var demektir.
ister git, ister kal, kimsenin umrunda değil.
ha, sana bir adaletsizlik yapıldıysa bunu anlat bize. güçlerimizi birleştirir, duruş gösteririz belki. hepimiz öğrenelim, çözüm arayalım.
ama sırf canın sıkıldı diye sözlükten ayrılıyor ve bunu duyurma ihtiyacı duyuyorsan bir problem var demektir.
ister git, ister kal, kimsenin umrunda değil.
devamını gör...
kendi saçını kesmek
başlığı görünce kafamın içinde hemen şu güzel şarkı çaldı.
t:bir hayli zor olan, ama bir kez yapmayı becerdiğinizde asla bırakmayacağınız eylem.
t:bir hayli zor olan, ama bir kez yapmayı becerdiğinizde asla bırakmayacağınız eylem.
devamını gör...