here comes the rain again
bir dönem ergenlerinin marşıdır.
devamını gör...
ezberlenen en saçma şey
kürt bedo öldü.
freud fethi öldü.
faris sarıyayla öldü.
üstün kısa öldü.
demir görkemli öldü.
cerrahpaşalı halit öldü.
süleyman çakır öldü.
insanın sabah gözünü açınca da aklına ilk gelen bu olmaz, olmamalı.
freud fethi öldü.
faris sarıyayla öldü.
üstün kısa öldü.
demir görkemli öldü.
cerrahpaşalı halit öldü.
süleyman çakır öldü.
insanın sabah gözünü açınca da aklına ilk gelen bu olmaz, olmamalı.
devamını gör...
çalışmadan yaşamak
bir yakınımız bir gün çalışmadan emekli oldu babası sayesinde.kira geliri de var.o dernek senin bu dernek benim geziyor.tuzu kuru olmak gerekiyor.
devamını gör...
128 milyarı sormak ihanetin ve melanetin maskesidir
tabii canım kulağımızın arkası da aynı fikirde mi acaba sayın bahçeli? o da gitti elden çünkü!
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
tek kelimeyle muhteşem bir yayın. çıtayı allahuekber dağlarına çıkardınız.*
devamını gör...
painkiller
ingilizcedeki en güzel kelimelerden biri olup ağrı kesici manasındadır.
ayrıca, metal tarihinin en güzel bateri introlarından birini barındıran judas priest grubunun 1990 tarihli aynı adlı albümünden bir şarkısının da adıdır. baterist : scott travis.
şarkı, judas priest tarafından yaratılan the painkiller adlı bir karakteri anlatır. kötülüğü yok etmek ve insanlığı kurtarmak için dünyaya gönderilmiştir.
ayrıca 1999 yılında death grubu tarafından coverıda yapılmıştır. peşpeşe aşağıya bırakayım orjinalini ve coverını:
ayrıca, metal tarihinin en güzel bateri introlarından birini barındıran judas priest grubunun 1990 tarihli aynı adlı albümünden bir şarkısının da adıdır. baterist : scott travis.
şarkı, judas priest tarafından yaratılan the painkiller adlı bir karakteri anlatır. kötülüğü yok etmek ve insanlığı kurtarmak için dünyaya gönderilmiştir.
ayrıca 1999 yılında death grubu tarafından coverıda yapılmıştır. peşpeşe aşağıya bırakayım orjinalini ve coverını:
devamını gör...
sabah nemrutluğu
zamanında önce uyanıldıysa oluşan olağan durumdur.melaike değiliz sonuçta.
devamını gör...
modların tarafsız olduğuna inanıyor musun sorunsalı
boşu boşuna dert edinme gününde bugün.
benim tek bir tarafım var o da fenerbahçe !
diğerleri ile öyle fanatik bağım yok.
yazarlarla da mümkün olduğu kadar yardımcı bir tavırla davranmaya çalışıyorum.
illa ki eksik, hata olacaktır.
varsa kusurum affola...
benim tek bir tarafım var o da fenerbahçe !
diğerleri ile öyle fanatik bağım yok.
yazarlarla da mümkün olduğu kadar yardımcı bir tavırla davranmaya çalışıyorum.
illa ki eksik, hata olacaktır.
varsa kusurum affola...
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
bir audi marka arabam vardı. babam bana, hemen hemen her kız çocuğuna alındığı gibi oyuncak bir bebek almıştı. oysa ben vitrinde o arabayı görmüştüm ve bebek istemediğimi, onu istediğimi söylemiştim. her istediğimi yapan adam, ne hikmetse inat etmiş, almamıştı onu.
sonra ben birkaç saat boyunca ağlayınca (lanet bir çocuktum, kabul ediyorum) zırıltıma dayanamayıp arabayı almıştı bana. nereye gitsem yanımda götürürdüm. hele o açılan kapılarına, kaportasına, bagajına aşıktım.
kazık kadar olduğumda bile senelerce durdu o araba bende. sonra ne oldu da verdim birilerine hatırlamıyorum ama, geçen yine özledim "keşke vermeseydim" dedim.
kahverengiydi. tam hatırlamıyorum ama şuna benziyordu, eski bir modeldi:

(görsel, hobbylandbg. com'dan alıntı)
sonra ben birkaç saat boyunca ağlayınca (lanet bir çocuktum, kabul ediyorum) zırıltıma dayanamayıp arabayı almıştı bana. nereye gitsem yanımda götürürdüm. hele o açılan kapılarına, kaportasına, bagajına aşıktım.
kazık kadar olduğumda bile senelerce durdu o araba bende. sonra ne oldu da verdim birilerine hatırlamıyorum ama, geçen yine özledim "keşke vermeseydim" dedim.
kahverengiydi. tam hatırlamıyorum ama şuna benziyordu, eski bir modeldi:

(görsel, hobbylandbg. com'dan alıntı)
devamını gör...
güne bir şiir bırak
istersen hiç başlamasın
bu hikaye eksik kalsın
onca yaraların ardından
yeni bir aşk yaratamazsın
örselenmiş bir çocukluk
işte benim bütün hikayem
kaç sevda geçse de yüreğimden
bu yıkıntıları onaramazsın.
istersen hiç başlamasın
geç kalmışız birbirimize
yanlış kapılarla geçmiş bunca yıl
dönemeyiz artık ilk gençliğimize
istersen hiç başlamasın
söz verelim kendimize * *
aynı zamanda yeni türkü tarafından bestelenip yorumlanmıştır. linkini de usulca bırakıyorum buraya *
istersen hiç başlamasın...
bu hikaye eksik kalsın
onca yaraların ardından
yeni bir aşk yaratamazsın
örselenmiş bir çocukluk
işte benim bütün hikayem
kaç sevda geçse de yüreğimden
bu yıkıntıları onaramazsın.
istersen hiç başlamasın
geç kalmışız birbirimize
yanlış kapılarla geçmiş bunca yıl
dönemeyiz artık ilk gençliğimize
istersen hiç başlamasın
söz verelim kendimize * *
aynı zamanda yeni türkü tarafından bestelenip yorumlanmıştır. linkini de usulca bırakıyorum buraya *
istersen hiç başlamasın...
devamını gör...
üstünlük kompleksi
adler'e göre her birey doğuştan gelen bir aşağılık kompleksine sahiptir. (bkz: aşağılık kompleksi)
aşağılık kompleksi de bireyde yetersizlik duygularına sebebiyet verir. birey bundan kurtulmak amaçlı bazı tutum ve davranışlarda bulunur. yani üstünlük çabasına girer. üstünlük çabası genelde sağlıklı hemen her insanın başvuracağı bir durumdur.
örnek vermek gerekirse küçükken çok hırpalanan bir çocuğun büyüdüğünde fitness yaparak fiziken ve güç bakımından güçlü hissetmeye çabalaması. eğer olay sadece bundan ibaret olur ise sorun yoktur ancak birey bunu bir takıntı haline getirirse işte buna da üstünlük kompleksi denir. nevrotik kişilerin başvurduğu bir durumdur.
aşağılık kompleksi de bireyde yetersizlik duygularına sebebiyet verir. birey bundan kurtulmak amaçlı bazı tutum ve davranışlarda bulunur. yani üstünlük çabasına girer. üstünlük çabası genelde sağlıklı hemen her insanın başvuracağı bir durumdur.
örnek vermek gerekirse küçükken çok hırpalanan bir çocuğun büyüdüğünde fitness yaparak fiziken ve güç bakımından güçlü hissetmeye çabalaması. eğer olay sadece bundan ibaret olur ise sorun yoktur ancak birey bunu bir takıntı haline getirirse işte buna da üstünlük kompleksi denir. nevrotik kişilerin başvurduğu bir durumdur.
devamını gör...
triangle
*christopher smith'in yönetmen koltuğunda oturduğu 2009 yapımı korku/gerilim filmidir. başrol melissa george iken liam hemsworth, michael dorman, rachel carpani, emma lung ve henry nixon başrole eşlik eder.
jess isimli başrolümüz, tommy adındaki engelli oğluyla birlikte yaşamaktadır. pek kolay bir hayatı yoktur ancak arkadaşlarıyla birlikte çıkacağı bir tekne gezisi onun zor günleri için kendisine iyi gelecektir. victor, greg, sally, downey ve heather'ın bulunduğu arkadaş grubuyla birlikte denize açılırlar. ancak aralarından victor, jess'de bir gariplik olduğunu sezer. tabii ki jess ile diğerlerine kıyasla daha yakın olan greg bu durumu umursamaz. tekne gezintilerine sakince devam ettikleri sırada, birden bire rüzgârın kesildiğini fark ederler. motoru da durdurdukları için tekne denizin ortasında öylece kalır. ancak ileriden gelen gri bulutlar bir fırtınanın habercisidir. tam o sırada telsizden bir çağrı alırlar. bu çağrı,bir kadın tarafından istenilen yardım çağrısıdır. ancak ses kesildiği için bir şey anlaşılmamıştır. zaten bu arkadaş grubu yaşanan fırtına ile birlikte bunu düşüncek değildir.
fırtına, gemiyi alabora etmiştir ve heather hariç tüm arkadaş grubu öylece ortalıkta kalmıştır. tam o anda, ileriden yardımlarına yetişen büyük bir gemi yaklaşır. yardım istediklerini belirterek gemiye girerler ancak içeride kimse yoktur. bir süre öylece bakınırlar. aynı zamanda heather'ın da burada olabileceğini düşünürler fakat heather'ı bırak, tek bir insan bile görünmez. tüm bunların tuhaf olduğunun farkında olan aslında jess'dir. buraya daha önce gelmiş gibi hissettiğinden bahseder ama bu greg için mantıklı değildir. tam tartıştıkları sırada bir tablo görürler. bu, sisyphos'un tablosudur.
sisyphos, sonsuza kadar bir kayayı tepeden yuvarlamakla cezalandırılmıştır. bu kayayı tepeye tam çıkaracakken kaya ile birlikte aşağı doğru sürüklenecektir. bu bir döngüdür ve sisyphos'un cezasıdır. bu tablo ve hikâye arkadaş grubunun dikkatini çekse de oyalanmamaları gerektiğini düşünerek yollarına devam ederler. artık olaylar sarpa sarmaktadır. herkes ayrı bir yere ayrılır ve jess gemide birinin olduğunu fark eder. ancak kimseyi bulamadığı gibi arkadaş grubundan victor yara alır, greg öldürülür. tüm gözler jess'e döner çünkü greg ölmeden önce kendisini vuranın jess olduğunu söyler. o andan sonra geriye kalan downey, sally ve jess de peşlerindeki silahlı biri yüzünden kaçmak zorunda kalır. ancak ne sally ne de downey hayatta kalmayı başarabilir.
jess tek başına kaldıktan sonra silahla teknede gezinen kişinin peşinden geldiğini fark eder. onunla bir arbede yaşadıktan sonra kendisini kurtarır ancak bu kişi ölmeden önce jess'e, "eve gitmek için onları öldürmek zorundasın." der. bunun üzerine jess hiçbir şey anlayamaz ama tam o anda, tıpkı biraz önce kendisinin arkadaşlarıyla bu gemiden yardım istediği gibi ileriden gelen arkadaşlarını ve kendisini görür. arkadaşları gemiye bindikten sonra onları uyarmaya çalışır ama kimse ona kulak asmaz. aynı şeyler bir döngü olarak yeniden yaşandığında, jess arkadaşlarını öldürmeye çalışananın kendisi olduğunu anlar. kendini bu durumdan kurtarmak için arkadaşlarını korumaya çalışır ancak yaptığı tek şey döngünün içindeki küçük bölümleri değiştirmektir. yaşanan şeyin sonucu değişmeyeceğini anladıktan sonra, sonuca varmak için arkadaşlarını öldürür. kendisi ile bir arbede yaşayıp denizden atıldıktan sonra kendini evinde bulur. eve girmeden önce içeriden gördüğü manzara, kendisinin çocuğunu azarladığını ve bağırdığı bir andan ibarettir. jess kendini tutamayarak evdeki kendisini öldürür ve oğluyla birlikte evinden kaçar. ancak yolda bir kaza yapar ve öldürdüğü benliğini ve oğlunu yerde ölü halde görürken öylece izler. arkasından bir taksi sürücüsü yaklaşır ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini, ama onu istediği yere götürebileceğini söyler. fakat jess hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini anlayamamıştır, tıpkı sisyphos'un kayayı tepeye çıkarmaya çalışması gibi; kendini ve oğlunu kurtarmak adına taksiciyle birlikte sahile, arkadaşlarının planladığı tekne gezintisine katılır.
jess isimli başrolümüz, tommy adındaki engelli oğluyla birlikte yaşamaktadır. pek kolay bir hayatı yoktur ancak arkadaşlarıyla birlikte çıkacağı bir tekne gezisi onun zor günleri için kendisine iyi gelecektir. victor, greg, sally, downey ve heather'ın bulunduğu arkadaş grubuyla birlikte denize açılırlar. ancak aralarından victor, jess'de bir gariplik olduğunu sezer. tabii ki jess ile diğerlerine kıyasla daha yakın olan greg bu durumu umursamaz. tekne gezintilerine sakince devam ettikleri sırada, birden bire rüzgârın kesildiğini fark ederler. motoru da durdurdukları için tekne denizin ortasında öylece kalır. ancak ileriden gelen gri bulutlar bir fırtınanın habercisidir. tam o sırada telsizden bir çağrı alırlar. bu çağrı,bir kadın tarafından istenilen yardım çağrısıdır. ancak ses kesildiği için bir şey anlaşılmamıştır. zaten bu arkadaş grubu yaşanan fırtına ile birlikte bunu düşüncek değildir.
fırtına, gemiyi alabora etmiştir ve heather hariç tüm arkadaş grubu öylece ortalıkta kalmıştır. tam o anda, ileriden yardımlarına yetişen büyük bir gemi yaklaşır. yardım istediklerini belirterek gemiye girerler ancak içeride kimse yoktur. bir süre öylece bakınırlar. aynı zamanda heather'ın da burada olabileceğini düşünürler fakat heather'ı bırak, tek bir insan bile görünmez. tüm bunların tuhaf olduğunun farkında olan aslında jess'dir. buraya daha önce gelmiş gibi hissettiğinden bahseder ama bu greg için mantıklı değildir. tam tartıştıkları sırada bir tablo görürler. bu, sisyphos'un tablosudur.
sisyphos, sonsuza kadar bir kayayı tepeden yuvarlamakla cezalandırılmıştır. bu kayayı tepeye tam çıkaracakken kaya ile birlikte aşağı doğru sürüklenecektir. bu bir döngüdür ve sisyphos'un cezasıdır. bu tablo ve hikâye arkadaş grubunun dikkatini çekse de oyalanmamaları gerektiğini düşünerek yollarına devam ederler. artık olaylar sarpa sarmaktadır. herkes ayrı bir yere ayrılır ve jess gemide birinin olduğunu fark eder. ancak kimseyi bulamadığı gibi arkadaş grubundan victor yara alır, greg öldürülür. tüm gözler jess'e döner çünkü greg ölmeden önce kendisini vuranın jess olduğunu söyler. o andan sonra geriye kalan downey, sally ve jess de peşlerindeki silahlı biri yüzünden kaçmak zorunda kalır. ancak ne sally ne de downey hayatta kalmayı başarabilir.
jess tek başına kaldıktan sonra silahla teknede gezinen kişinin peşinden geldiğini fark eder. onunla bir arbede yaşadıktan sonra kendisini kurtarır ancak bu kişi ölmeden önce jess'e, "eve gitmek için onları öldürmek zorundasın." der. bunun üzerine jess hiçbir şey anlayamaz ama tam o anda, tıpkı biraz önce kendisinin arkadaşlarıyla bu gemiden yardım istediği gibi ileriden gelen arkadaşlarını ve kendisini görür. arkadaşları gemiye bindikten sonra onları uyarmaya çalışır ama kimse ona kulak asmaz. aynı şeyler bir döngü olarak yeniden yaşandığında, jess arkadaşlarını öldürmeye çalışananın kendisi olduğunu anlar. kendini bu durumdan kurtarmak için arkadaşlarını korumaya çalışır ancak yaptığı tek şey döngünün içindeki küçük bölümleri değiştirmektir. yaşanan şeyin sonucu değişmeyeceğini anladıktan sonra, sonuca varmak için arkadaşlarını öldürür. kendisi ile bir arbede yaşayıp denizden atıldıktan sonra kendini evinde bulur. eve girmeden önce içeriden gördüğü manzara, kendisinin çocuğunu azarladığını ve bağırdığı bir andan ibarettir. jess kendini tutamayarak evdeki kendisini öldürür ve oğluyla birlikte evinden kaçar. ancak yolda bir kaza yapar ve öldürdüğü benliğini ve oğlunu yerde ölü halde görürken öylece izler. arkasından bir taksi sürücüsü yaklaşır ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini, ama onu istediği yere götürebileceğini söyler. fakat jess hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini anlayamamıştır, tıpkı sisyphos'un kayayı tepeye çıkarmaya çalışması gibi; kendini ve oğlunu kurtarmak adına taksiciyle birlikte sahile, arkadaşlarının planladığı tekne gezintisine katılır.
devamını gör...
bu devirde türkü dinleyen insan
"hangi müzik türünü hangi zaman diliminde dinleyeceğimizi senden* öğrenecek / sana soracak değiliz" dedirten başlık. kimseye zararı olmayan özgürce yapılan seçimlere karışmamayı / laf etmemeyi ne zaman öğreneceksiniz?
devamını gör...
büyük boy prezervatif
seneye takarım prezervatifi.
devamını gör...
sözlüğe mobilden giren ezik
kurban ol sen o eziğe.
sen sözlüğe ay üssünden mi giriyon, tabletlim.
sen sözlüğe ay üssünden mi giriyon, tabletlim.
devamını gör...
90’lı yıllardaki zenginlik belirtileri
tatilya'ya gitmek.
devamını gör...
süngerbob'da patrick'in geçimini nasıl sağladığı sorunsalı
bikini bottom belediyesinde kadrolu çalışan olarak görünüyor ve hiç işe gitmeden maaş alıyor.
devamını gör...


