iktisat
başlık "ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi" tarafından 21.11.2020 01:07 tarihinde açılmıştır.
1.
keşke öğrenebilsem dediğim ders, bu sene başaracağım seni öğreneceğim.
devamını gör...
2.
kıt kaynaklarla sonsuz ihtiyaçların karşılanmasını sağlayan bilim dalıdır.
iktisadın amacı yoksulluğu bitirmektir. kapitalist sistemde fakir olmamalıdır. insanlar yoksul olursa zenginlerin ürettiği malları satın alamaz böylece zengin daha da zengin olamaz. pastanın en büyük dilimini her zaman pastanenin sahibi yer, pastayı yapanlar değil.
iktisadın amacı yoksulluğu bitirmektir. kapitalist sistemde fakir olmamalıdır. insanlar yoksul olursa zenginlerin ürettiği malları satın alamaz böylece zengin daha da zengin olamaz. pastanın en büyük dilimini her zaman pastanenin sahibi yer, pastayı yapanlar değil.
devamını gör...
3.
dersini gördüğüm başlık. şöyle ki arkadaşlar şimdi sayılabilen değeri ölçülebilen her şey iktisattır. bunlara iktisatlı denir. iktisat bilimi kıt kaynakların sınırsız insan ihtiyaçlarını karşılayamamasından doğan bir bilimdir. sınırsız insan ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklarla karşılamanın yollarını araştıran bilim dalına iktisat (ekonomi) denilmektedir . aynı zamanda iktisat bir tercihler bilimidir. yanlışım varsa iletin hocama çemkirmeye gideyim.
devamını gör...
4.
okuyanlarin instagram hasaplarina ekonomist yazdiklari bilim dali. en kisa tanimiyla “az maliyet, cok is” demektir. kitkaynak yonetimi, insanlarin sonsuz ihtiyaclari sonu olan kaynaklarla yonetmek gibi tanimlarida vardir. ders olarak gorulursa igrenc bir hal alır. bence eglencelidir. fakultelerde egriler-dogrular-yaklasimlar isin icine girince dahada anlasilmaz olur. aslinda hayatin taa kendisidir.
devamını gör...
5.
mezun olunca işsiz kaldığınız bölüm, aslında çok kıymetli ve değerli bir bölüm ama türkiye şartları işte.
milli güreşçinin vakıfbank gm, damadın ekonomi bakanı olduğu ülkeden bahsediyoruz. böyle bir ülkede iktisadı napacaksın?
milli güreşçinin vakıfbank gm, damadın ekonomi bakanı olduğu ülkeden bahsediyoruz. böyle bir ülkede iktisadı napacaksın?
devamını gör...
6.
iktisat ikt- kökeninden türemiştir. onun da en basit hali kısıttır. çünkü gerçek hayatta her şey kıt olduğu için kısıtlıdır. mesela fayda fonksiyonu yazılırken bütçe kısıtı altında yazılır. dünyada kabul görmüş halı economics'dir. bizde ise iktisattır. 1859 yılında mülkiye'de sakızlı ohannes efendi tarafından ilm-i servet (servet bilimi) olarak okutulmuştur. bence servet ilmi de çok hoş bir adlandırmadır.
devamını gör...
7.
varsayımlarla iş yapmaya kalkan bilim dalıdır. mikro iktisat, makro iktisat, pozitif iktisat, normatif iktisat gibi birçok alt dalı mevcuttur. birinde örneğin alacağınız "1" değerini öteki iktisat dalı veya teorisi "0" olarak sayabilmektedir. bu yönüyle hem öğrencilik hayatında hem akademik hayatta sizi oldukça sıkıntıya uğratması muhtemel bir daldır.
devamını gör...
8.
özel ders verilir. sen aslansın,kralsın,yaparsın denir.
ücret:100 karma puan.
ücret:100 karma puan.
devamını gör...
9.
aşağıdaki aydınlanma seansı tamamen ücretsizdir.
ders : iktisada giriş
konu : iktisattan çıkış
süre : 10sn
online dersimiz bitmiştir, artık bir iktisatçısınız, istediğiniz tv kanalında ekonomi hakkında atıp tutabilirisiniz.
ders : iktisada giriş
konu : iktisattan çıkış
süre : 10sn
online dersimiz bitmiştir, artık bir iktisatçısınız, istediğiniz tv kanalında ekonomi hakkında atıp tutabilirisiniz.
devamını gör...
10.
her türk vatandaşının ki tanımını bilmeyenler dahil, farkında olmadan veya farkında olarak uygulaďığı bir hayat felsefesidir. zira paramız az, borçlarımız çoktur.
devamını gör...
11.
böylesi uçsuz bucaksız bir bilim hakkında söylenecek çok şey var ama en yüzeysel anlamda düşünürsek;
şimdi bir an için günlük yaşamınızı düşünün ve bu yaşamda hissettiğiniz ihtiyaçlarınızı.sahip olmayı istedikleriniz veya sınırlı kaynaklar hasebiyle tam anlamıyla sahip olamadıklarınızı. hepimizin hemen her konuda sonsuz istek ve ihtiyaçları var fakat bunların sadece bir kısmını karşılayabiliyor,büyük bir kısmını ertelemek zorunda kalıyoruz.işte bu basit gerçek iktisat biliminin temelini oluşturuyor. hepimiz her konuda kıtlık yani çok az kaynak sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz yaşamımızın her safhasında ve bu görece dar kaynakları kullanırken karşılaştığımız iki büyük handikap var. harcama gücü ve zamanın sınırlılığı.yani ihtiyaçlarımızın hemen hepsinde bu iki faktörün sınırlılığı bizi o ihtiyaçlardan vazgeçmeye veya ertelemeye iter.bu da iktisadi manada tercih yapmak demektir bu iki durum arasında.
işte iktisat bireyler olarak yaptığımız tercihleri ve bu tercihlerin ekonomi üzerindeki etkilerini inceler.iktisat bilimi , sosyal bilimler mühendisliği olarak da tanımlanabilir .ihtiyaçların gereğini irdeleyerek bu ihtiyaçların meşru dairede akıllıca ve hünerle giderilmesini inceler. multidisipliner hatta interdisiplinerdir. dolayısıyla bir çok farklı disipline (matematik, teknoloji, sosyoloji, felsefe, psikoloji) hakimiyet ve sıkı hukuk bilgisi gerektirdiği söylenegelir. dolayısıyla kendi içinde de pek çok alt dala ayrılır;makro-mikro iktisat,normatif iktisat gibi...
nasıl ki iktidar “kudret sahibi olma” ’yı niteliyorsa, iktisat da kasıt sahibi olmayı niteler, yani niyetlenmeyi, ihtiyacını gidermek üzere maksat kesbetmeyi (iktisab)niteler. çok kabaca ve mahzurlu olsa da ihtiyaç sarfiyatı, sarfiyat üretimi, üretim pazarı, pazar ekonomiyi doğurmaktadır.
iktisat bilimindeki öğretilere bakacak olursak işte mevzu burada karışıyor.tüm dünyada kabul gören bir öğretisi yok aslında. şöyle bir şey mümkün, bütün ihtimalleri bize gösterip zamanına yerine göre uygun tepkiyi üstüne bir de inisiyatif alarak doğru kararı vermemizi sağlamak en temel öğretisi sanırım. zaten ne kadar irdelenirse tüketici ve üretici davranışları, sonunda en küçük karar alıcı olan bireye ve hatta bireyin o günkü keyfine kadar bile inebiliyor. şöyle bir şey var; freudyen iktisat kitabını, okumuştum biraz. eninde sonunda mutfakta ev ekonomisi yapan anneme kadar gitti yani mesele:)
gelelim iktisadın ülkemizdeki eğitimi konusuna. her iktisat mezununun kendini iktisatçı / ekonomist gibi tanımlamadıkları belki dikkatinizi çekmiştir. bunun sebebi şudur ki; iktisatçılar ikiye ayrılır. birincisi bu işi sindirmiş adeta bir pizza ustasının elinde hamuru döndürmesi gibi iktisadı her yöne çekebilen, hayatının bir parçası haline getirip sürekli okuyan, her alanda bir düşüncesi bir yorumu olan kişilerdir. zira iktisat hangi alanda çalışırsanız çalışın, hangi konuyu ele alırsanız alın farklı bir bakış, anlayış ve veri yorumlama kabiliyeti kazandırır. aklınıza gelebilecek her olay ve konu bir iktisatçı gözüyle değerlendirildiğinde meselenin özüne mutlaka fayda sağlayacaktır. kendi kişisel hayatınıza dair ve hiç de parasal olmayan mevzularda karar alırken dahi iktisat biliminin faydası olacaktır kişiye. ikincisi ise bla bla üniversitesinden iktisat gibi ağır bir bölüm okuyup çevresi sayesinde kurumsal firmalarda genel müdür veya türevleri olanlardır ki ülkemizde bu bilimin ilerlemesindeki en büyük engeldirler.
son olarak bu ilme ilgi duyanlara; stephen dubner - görünmeyeni düşünmek,robert frank - darwin ekonomisi, daron acemoğlu- ulusların düşüşü gibi kitapları karıştırmalarını,russell d. roberts ve tim harford gibi yazarları takip etmelerini tavsiye edebilirim.
şimdi bir an için günlük yaşamınızı düşünün ve bu yaşamda hissettiğiniz ihtiyaçlarınızı.sahip olmayı istedikleriniz veya sınırlı kaynaklar hasebiyle tam anlamıyla sahip olamadıklarınızı. hepimizin hemen her konuda sonsuz istek ve ihtiyaçları var fakat bunların sadece bir kısmını karşılayabiliyor,büyük bir kısmını ertelemek zorunda kalıyoruz.işte bu basit gerçek iktisat biliminin temelini oluşturuyor. hepimiz her konuda kıtlık yani çok az kaynak sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz yaşamımızın her safhasında ve bu görece dar kaynakları kullanırken karşılaştığımız iki büyük handikap var. harcama gücü ve zamanın sınırlılığı.yani ihtiyaçlarımızın hemen hepsinde bu iki faktörün sınırlılığı bizi o ihtiyaçlardan vazgeçmeye veya ertelemeye iter.bu da iktisadi manada tercih yapmak demektir bu iki durum arasında.
işte iktisat bireyler olarak yaptığımız tercihleri ve bu tercihlerin ekonomi üzerindeki etkilerini inceler.iktisat bilimi , sosyal bilimler mühendisliği olarak da tanımlanabilir .ihtiyaçların gereğini irdeleyerek bu ihtiyaçların meşru dairede akıllıca ve hünerle giderilmesini inceler. multidisipliner hatta interdisiplinerdir. dolayısıyla bir çok farklı disipline (matematik, teknoloji, sosyoloji, felsefe, psikoloji) hakimiyet ve sıkı hukuk bilgisi gerektirdiği söylenegelir. dolayısıyla kendi içinde de pek çok alt dala ayrılır;makro-mikro iktisat,normatif iktisat gibi...
nasıl ki iktidar “kudret sahibi olma” ’yı niteliyorsa, iktisat da kasıt sahibi olmayı niteler, yani niyetlenmeyi, ihtiyacını gidermek üzere maksat kesbetmeyi (iktisab)niteler. çok kabaca ve mahzurlu olsa da ihtiyaç sarfiyatı, sarfiyat üretimi, üretim pazarı, pazar ekonomiyi doğurmaktadır.
iktisat bilimindeki öğretilere bakacak olursak işte mevzu burada karışıyor.tüm dünyada kabul gören bir öğretisi yok aslında. şöyle bir şey mümkün, bütün ihtimalleri bize gösterip zamanına yerine göre uygun tepkiyi üstüne bir de inisiyatif alarak doğru kararı vermemizi sağlamak en temel öğretisi sanırım. zaten ne kadar irdelenirse tüketici ve üretici davranışları, sonunda en küçük karar alıcı olan bireye ve hatta bireyin o günkü keyfine kadar bile inebiliyor. şöyle bir şey var; freudyen iktisat kitabını, okumuştum biraz. eninde sonunda mutfakta ev ekonomisi yapan anneme kadar gitti yani mesele:)
gelelim iktisadın ülkemizdeki eğitimi konusuna. her iktisat mezununun kendini iktisatçı / ekonomist gibi tanımlamadıkları belki dikkatinizi çekmiştir. bunun sebebi şudur ki; iktisatçılar ikiye ayrılır. birincisi bu işi sindirmiş adeta bir pizza ustasının elinde hamuru döndürmesi gibi iktisadı her yöne çekebilen, hayatının bir parçası haline getirip sürekli okuyan, her alanda bir düşüncesi bir yorumu olan kişilerdir. zira iktisat hangi alanda çalışırsanız çalışın, hangi konuyu ele alırsanız alın farklı bir bakış, anlayış ve veri yorumlama kabiliyeti kazandırır. aklınıza gelebilecek her olay ve konu bir iktisatçı gözüyle değerlendirildiğinde meselenin özüne mutlaka fayda sağlayacaktır. kendi kişisel hayatınıza dair ve hiç de parasal olmayan mevzularda karar alırken dahi iktisat biliminin faydası olacaktır kişiye. ikincisi ise bla bla üniversitesinden iktisat gibi ağır bir bölüm okuyup çevresi sayesinde kurumsal firmalarda genel müdür veya türevleri olanlardır ki ülkemizde bu bilimin ilerlemesindeki en büyük engeldirler.
son olarak bu ilme ilgi duyanlara; stephen dubner - görünmeyeni düşünmek,robert frank - darwin ekonomisi, daron acemoğlu- ulusların düşüşü gibi kitapları karıştırmalarını,russell d. roberts ve tim harford gibi yazarları takip etmelerini tavsiye edebilirim.
devamını gör...
12.
ekonomi bilimi.
devamını gör...
13.
2. sinif sonuna kadar iktisada giris aşamasini ve take off aşamasi öncesini size yaşatan bölüm.take off'tan kastim kendinize bir alan belirlemek.taner berksoy hocanin da dedigi gibi 3. siniftan itibaren ister makro iktisat,ben her tür matematiğe açığım ve sıyırrmaya hazirimm diyenler icin ekonometri ve iktisatta biraz giris niteliginde geometri ve matematik aromasi isterim diyenler icin de mikro iktisat secilebilir.uzmanlik veya bitirme alaniniz bunlar olabilir.keza baska alanlara da yönelebilirsiniz.iktisat cok genis bir alan.dünya ekonomisi,iktisat tarihi,türkiye ekonomisi de birer seçenek.
devamını gör...
14.
.... hukuku baslikli sadece ezber gerektiren derslerden nefret ettim ama makro mikro iktisat sosyolojisi iktisat teorileri falan guzeldi.
ivit.
ivit.
devamını gör...
15.
dünyanın en kolpa bilimi olduğuna karar verdim.
diğer şartlar sabitse istediğin kadar sallayabiliyosun, bunun adına da hipotez diyolar. sonra biri o öyle değil böyle hacı diyo, çıkarıp vuruyo masaya eğriyi. ortalığın eğriden geçilmiyo anasını satayım.
diğer bilimler birbirini destekleyerek ilerlerken iktisat yalanlayarak ilerler.
mesela gerçek dünyaya uygulayınca hiçbiri uymaz, karma ekonomi, sosyal devlet falan var son zamanlarda; ortaya karışık demek.
“senin kuramın uymadı hafız ne iş?” deyince de;
“ya ben onu emek tam mobilize olmak şartıyla olur” dedim falan diyo.
kardeşim herkesin altına araba mı verelim napalım.
diğer şartlar sabitse istediğin kadar sallayabiliyosun, bunun adına da hipotez diyolar. sonra biri o öyle değil böyle hacı diyo, çıkarıp vuruyo masaya eğriyi. ortalığın eğriden geçilmiyo anasını satayım.
diğer bilimler birbirini destekleyerek ilerlerken iktisat yalanlayarak ilerler.
mesela gerçek dünyaya uygulayınca hiçbiri uymaz, karma ekonomi, sosyal devlet falan var son zamanlarda; ortaya karışık demek.
“senin kuramın uymadı hafız ne iş?” deyince de;
“ya ben onu emek tam mobilize olmak şartıyla olur” dedim falan diyo.
kardeşim herkesin altına araba mı verelim napalım.
devamını gör...