bağımsız filmler / korku / gerilim
4 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

yönetmenliğini oz perkins'in yaptığı ve başrollerinde maika monroe ve nicolas cage'in oynadığı gerilim türünde ki filmin gösterim tarihi 6 eylül 2024.

longlegs | official trailer | ın theaters july 12 / neon
devamını gör...
hayatımda izlediğim en kötü nicolas cage filmi afedersiniz çok boktan, bu adamı severdim ben ne olduysa bu kötü senaryo seçimleri kariyerini bitirdi. zaten kendisini bir iki sahne dışında görmüyorsunuz. hikaye iyi ama başroldeki abla bütün film boyunca aynı yüz ifadesiyle bön bön bakıyor. bir ara kadın akıl hastası falanda ben mi anlamadım diye düşünmedim değil. kuzuların sessizliği, the balck phone, anabell arası bir şey, rahibe göndermesi bile var o kadar söyleyeyim. neyse benim puanım 4 onunda kukla karakterine veriyorum.*
devamını gör...
dün sinemada, sevgilimle izlemeye gittiğim filmdir. öncelikle şunu söylemek istiyorum ki; ikimizde gerilim/ korku türündeki filmleri izlemeye düşkünüz. eğer kurgusu işe yarar bir mesaj veriyorsa ya da kurgusu hayali olsa dahi, bir seyir tadı sağlıyorsa; biz iyi puan verir çıkarız. dün sinemaya girmeden önce 2 seçenek arasında kaldık; 1. alien, 2. longlegs.

erkek arkadaşım yazı/ tura attı ve longlegs kazandı. şunu bilmenizde fayda var; normal şartlarda korku filmi izleyicisi değilseniz, film sizi ürkütebilir. şiddet ve kan sahneleri çok fazla yani normalde bu kurgulara aşina değilseniz, film sizi her türlü ayakta uyutur. var edemedikleri kurgusal dinamiği anlamsız bir sürü şiddet sahnesiyle kamufle etmeye çalışmışlar ama batırmışlar.

dünya dinleri üstüne çalışmış biri olarak şunu söyleyebilirim; film size ne veriyor bilmiyorsunuz keza psikoloji konusunda baya donanımlı olan erkek arkadaşım bile gram tatmin olmadı filmden. yani psikolojik açıdan da izlediğiniz karakterlerin bir derinliği yok.

bundan sonrası spoiler, izlemeyen okumasın.





----------------------------------------------

filmin afişine aldanmayın. " tüm zamanların en iyi kurgusu, en iyi film, karakter vs vs." bunlar tamamen tırı vırı. amaç; sizi filme sokup, filmin gişe bandını yükseltmek. siz girdikten sonra " ben simdi ne izledim" oluyorsunuz şahsen ben ve erkek arkadaşım tam bu cehennemin içerisine düştük.


filmin benim kalbimi alma şansı çok düşük çünkü çok derin şekilde dünya dinleri üstüne çalıştım ve bu konuda yazdığım hayli dolgun bir tezim var. eğer herhangi bir dini olgu ya da dine aykırı felsefe ( satanizm, deizm, agnostizm vb) doğru kullanılmazsa, film benim kafamda tüm şeritleri geri döndürülemez şekilde kopartır. bu filmde tam olarak bu oldu.

film satanizm ve tarikat kültürü üzerine dönüyor daha doğrusu döndürülmeye çalışılmış ama her şey inanılmaz havada ve birbirinden inanılmaz alakasız şekilde kullanılmış. o kadar birbiri ile bağdaşmayan görsel done, obje ve elementler var ki izlerken " daha ne kadar saçmalayacaklar acaba?!" diyorsunuz.

filmde satanizm, wodoo büyüsü ile eşleştirilmeye çalışılmış ki bu doğru bağlayamazsanız, mantıksal açıdan büyük hatalar doğurur. filmde bu bağlantı yok. satanizm, dante'nin infernosu ve cinayet olgusu ile karma yapılmaya çalışılmış, bu da işe yaramıyor ki dante ciddi bir şah'tır, eğer doğru kullanırsanız. ortalıkta queer şeklinde dolanan bir nicholas cage var ki son zamanlarda maddi anlamda sıkıntıya girdiğini düşünüyorum çünkü aldığı her rol tam bir fiyasko. burada ise, şeytana tapan, olayın temelinde ki " kolon" görevinde olan bir amcayı oynuyor. yani asıl kötü karakterimiz kendisi fakat satanizm'e uymayan, garip bir sempati ile yaratılmış. görsel olarak makyajı ve rolüne girişi iyi olsa da, kurgu yeterli değil. nedense filmde anlamsızca kullanılan bir 13-14 rakamı var ama bununda altı dolu değil. üstelik 13-14 kutsal üçlemeye ait bir yapıda değil. kutsal üçlemenin katlarından biri olarak kullanılsın. filmle alakalı tüm tahminlerim tuttu yani daha başında sonunun ne vereceğini biliyordum. erkek arkadaşım da doğru tahmin etti. kısacası; korku severler için tatmin edici değil. kafanızı çok kurcalamanın anlamı yok fakat film fiyasko. alien'a gidin.

biraz teoloji bilen birinden yardım alınsaydı, film seri haline bile gelebilirdi ama bu hali ile sadece zaman kaybı. sadece size gösterilen tek bir açısının doğru olduğunu söyleyebilirim ;

filmde var olan manipülasyon, gerçeği yansıtıyor. tarikat kültüründe var olan " müritler", ana karakterimizin annesinin manipule edildiği şekilde; " şeytan ve onun ultra güçleri" algısı ile manipule edilip, kullanılıyor özellikle filmin finalinde, annenin ne kadar manyak şekilde ve doğrudan çıldırtıldığını görüyorsunuz. o kadar yüksek oranda var olmayan bir " orijinal güç" algısına inandırılmış ki, kadının " tanrıya" olan inancı örselenmiş. şeytanın her şeyi yapabileceğine ve ondan korunmanın tek yolunun ona itaat olduğuna inandırılmış. bu tarikat manipülasyonlarında doğru bir açı. tabi oralarda olanlar çok uç, film o açılara ister istemez giremez ama bunun dışında elle tutulur bir done yok.
devamını gör...
yönetmen koltuğunda oz perkins bulunan, bu sene vizyona girmiş ve gerçekten son zamanlarda izlediğim en kötü, en boktan, en leş senaryoya sahip film olma özelliğini taşıyan longlegs'ten biraz bahsedeyim size, bahsedeyim ki her yere reklam vermiş ve insanların öve öve bitiremediği bu leş film için 2 saate yakın zamanınızı boşa harcamayın.

öncelikle konusuyla başlamam lazım, korkmayın spoiler yok.

oldukça kötü bir oyunculuk sergileyen, sözde duygusuz, özde tuhaf bir fbi ajanı ablamız var... bu ablamız oldukça ürkütücü bir seri katil davasına bakıyor. dava şu şekilde ilerliyor, insanlar evlerine birini alıyorlar ve sonrasında delirip birbirlerini katlediyorlar...

konusu güzel gibi gelse de kesinlikle çok kötü bir senaryo ile çok yavaşlatılmış bir şey çıkıyor ortaya... evet atmosfer hiç fena değil, aksine çok iyi, renkler, sesler oldukça hoş... hatta jumpscare denilen gavat korkutma tekniğinin kullanılmadığını bile söyleyebilirim ama övme kısmı buraya kadar olabilir pekala, sonrası bomboş...

şeytan ile özdeşleştirilmiş semboller, sözde satanist bir tarikat ve paranormal bir şeylere dayandırma gibi şeyler çıkıyor karşımıza ama yok arkadaş, o kadar sembolist bir şekilde ilerliyor ki bir zamandan sonra inanın içiniz sıkılıyor, koskocaman bir anlamsızlığı bir şeylere dayandırma zorbalığıyla karşı karşıya kalıyoruz; işte bu yüzden kavramsal sanattan nefret ediyorum ben, her neyse.

her kısmını finale saklamak ve hatta paranormal bir şey katarak sonlandırma fikri de kimden çıktıysa bok gibi bir fikri varmış demekten alıkoyamıyorum kendimi... a24 filmleri arasından sevebildiğim sadece lighthouse var galiba, onun dışında harika çekim açıları, müthiş renkler, harika atmosfer içerisinde çok çok çok kötü senaryosu olan filmler bütünü gibi geliyor a24 filmleri...
devamını gör...
abartıldığının yarısı kadar olmayan, insana "nerde o eski filmler" dedirten, korku severler için vakit kaybı denecek kadar olmasa da izlenmese de olur tadında bir polisiye-gerilim-korku filmi. yani bu kadar abartı, yüksek puanlar, övgüler falan bu muydu dedirtiyor. bu arada polisiye kısmı sizi yanıltmasın filmin sadece ilk 1 saati polisiye, fbi, seri cinayetler falan, sonra bi anda iptal oluyor o kısım, finali de etkilemiyor fazla. konu tamamen başka bir şey çıkıyor. kesinlike seri katil içeren bi polisiye film beklentisiyle izlenilmemeli.


filmi izleyeli çok olmadı, ama parça parça izledim yanlışlarım olabilir kusura bakmayın.



film gizemli bir seri katilin yaptıklarıyla başlıyor, komple aileleri öldürüyormuş/öldürtüyormuş, olay yerlerinde hiçbir izi yokmuş, arkasında şifreli mesajlar bırakıyormuş çözemiyolarmış, yıllardır devam ediyomuş hala hiçbir şey yokmuş polisin elinde vs. seri katil filmleri için standart bi başlangıç. filmin başında asıl kızımız rastgele eşleştikleri ortağıyla beraber kapı kapı gezerek birini aradıkları sırada böyle bir şeyler hissediyor falan, ahan da bu ev diyor. sonra fbi arkadaşı evin kapısını çalıp headshot yiyor. ama daha sonra bu hissetmeler, malum olmalar kesiliyor ve 50-60 dakika yalandan şifreler, çözümlemeler, olayı araştıran polise gönderilen zarflar, karanlık atmosfer, uzak yerlere saklanmış cinayet "aletleri" gibi polisiye şeyleri izliyoruz ve biraz geriliyoruz, güzel. ara sıra da kızın annesinde ve geçmişinde bi gariplik olduğu anlatılıyor. kız da bi garip zaten asperger sendromu var gibi öyle bi havası var yürürken kollarını düz tutuyor robot gibi bi kız.


öyle çok da uğraşmadan, esas kızımızın geçmişinden bulduğu bi fotoğraf ve yine esas kızın sözüne güvenerek, bence hiç haketmese de filme adını veren longlegs abimizi buluyorlar, çekiyorlar sorguya, adamın cinayetlerin işlenişiyle birinci elden ilgisi yok gibi bir şey, zaten cinayetleri işleyen de evin babaları, fbi bu adam babaları nasıl bu hale getiriyor diye araştırıyor. evlerin hiçbirinde herhangi bir dna vs de olmadığı için insan gerçekten merak ediyor nasıl oldu bu olaylar diye, en azından ben merak etmiştim çünkü bu kadar ağır paranormal olaylara bağlanacağını düşünmemiştim. şahsen babalar zaten bunu yapmaya niyetli kişiler, longlegs sadece bunları cesaretlendiriyor falan sanıyordum, ya da evdekilerde bi durum var, evin babası mecbur kalıyor falan bir şeyler düşünmüştüm ama başka şeyler de vardı, böyle şeytani şekiller, tarihler falan, kafamda hiçbirini tam oturtamıyordum yani. bu da beni merak ettirdi. sorguda hadi lan longlegs açıkla bakalım bir şeyler, en azından belli bir yere getir dedim ama film burda patlıyor bence. longlegs denen zat bir polisiyeden beklenen açıklamayı vs. yapamıyor, olayları bi yere de taşımıyor. kendisinde sadece ben üstüme düşeni yaptım havası var, ortağı var kesin falan diyerek ortağını soruyorlar ama adam deli gibi bir şey, son sözlerini söyleyip intihar ediyor. halihazırda filmin ilk bir saati "polisin çözebileceği bir olay yoktu aslında burda, zaten esas kız da olaylarla bağlantılı o yüzden buraya kadar gelebildi, veya gelmesi istendi" şeklinde özetlenebilir. bu andan sonra da filmin polisiye ve mantık çerçevesindeki(en azından polisiye mantığı, cinayet sebebinin "içime cin girdi, şeytan yaptırıyor bunları" olamayacağı durumlar) olayları bitiyor ve bi anda tüm olaylar şeytan, şeytanla yapılan anlaşmalar, paranormal olaylar, büyüye falan bağlanıyor. ama bu da izleyiciyi fazla şaşırtmıyor çünkü filmin önceki kısımlarında ufak dokunuşlar var, voodoo lafları geçiyor falan, ayrıca başlarda kız da bir şeyler hissettiği için esas kızın ve o tuhaf anasının olaylarla bi bağının çıkacağı çok belli oluyor. ayrıca filmin ilk bir saati bence oldukça sıkıcıydı, sırf bi yerlere bağlayacaklar diye sabrettim, ama hiç bir anlamı yokmuş. filmin son 30 dakikasına yetişen biri de iyi kötü filmin tamamını izlemiş kadar olur.


şahsen ben filmi pek beğenmedim, hatta neredeyse kandırılmış hissettim. seri katil kovalamacası gibi başlayıp, uzun süre öyle devam eden bir filmi böyle pat diye direkt olarak şeytanın kendisine nasıl bağladınız. tarikat falan çıksa yine bi nebze kurtarırdı. zaten bi dünya açıklamasız kalan şey var, kız niye dağbaşında ormanın ortasında yaşıyor, her isteyen öyle ekibe dahil olabiliyor mu, longlegs abi niye bu işi yapıyor, o tarihler neydi bazen önce bazen sonra öldürüyodu ama ayın 13 ü boştu, bi şekil çizdiriyodu güya şimdi ne olcak yarım mı kalıcak, kız mı devam edicek taşıyıcılık yapmaya, son kurbanlar niye kızın patronunun ailesi çıkıyor başka karakter mi kalmadı(zaten çok az karakter var filmde) vs. vs.


4.5/10 veriyorum
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim