1.
ilk buluşmada hesabı kim öder sorunsalı
ben ödemem de kim ödersin ödesin.
çünkü ben kimseyi davet de etmem. davet eden ödesin. yok öyle hem davet et, insanlar gelsin; hem de hesabı da kitle onlara.
ojh ne ala mualla!
hem vakit harcayalım o kadar, hem de gelip can sıkıntısını giderelim arkadaşın sonra bi de üstüne para verelim. yok öyle yağma, hele de bu zamanda.
geçenlerde metroda komik bi şey geldi başıma anlatayım kısaca bununlan ucundan alakalı. zira başlangıçtaki tahminimce uzun olacak biraz entrym. neyse efenim metroya bindim gidiyorum mecidiyeköy'e tam. bir iki durak sonra vagona komik bakışlı bi çocuk girdi. adımını atar atmaz da başladı bağırmaya. ama nasıl? tam o sırada da bir arkadaşın sesli mesajını dinliyorum telefondan. bir ürktüm önce, sonra baktım meğer şarkı söylüyormuş lol. öyle enstrümansız, müziksiz, fütursuz ve bağırarak... derken gide gele söyledi. sonra arka cebinden de beresini çıkararak dolaşmaya başladı, gönlünüzden ne koparsa diyerek.
eee bazen veriyorum öğrencilere güzel enstrümanla söylediklerinde de bunun nesine vercem parayı?
neyse efenim gittim, işimi hallettim dönüyorum eve, metrodan indim tramvaya aktarma bindim geliyorum. yine bir mi iki mi durak sonra derken tekrar bu tipitoş girmesin mi vagona?
ve yine adımını atar atmaz çığırarak bağırtılı anırtılı bi sesle şarkı söylemeye başlamasın mı? ben şok!!!
hayır tesadüfün daniskası mı desem bilemedim. bürün gün öyle metro tramvayda geze geze şarkı söylüyor diye insanların kafasını mikmiyorsa bu arkadaş hem giderken hem dönerken denk gelmesi başka türlü açıklanamaz zira. neyse bir koptum görünce tabii, bastım kahkahayı da akabinde.
bu da gitti geldi söyleye bağıra, çıkardı beresini yanımdan geçiyor. böyle bana da imalı imalı gülerek bakarak uzattı bereyi. komik olansa ben yine o bağırarak şarkı söylemeye başladığı an ses dinlemeye çalışıyordum lol.
geldiğinde bir daha dayanamadım, "bugün iki defa kafamı şişirdin diye bir de üstüne para mı vereceğim sana? dedim. o da canın sağolsun abla diyerek müstehzi bir gülümseme ile uzaklaştı. hayır keşke seni dinliyoruz diye üstüne sen bize para vermelisin de ekleseydim dedim kendi kendime sonra.
ezcümle (ezemedim bi türlü!) davet eden kişi ile buluştuğumuzda muhtemelen beni darlayacak, derdini anlatacak, ya da geyiğine bakıp gülecek diye ben onca zaman harcayacağım ve bi de yiyip içtiğini de mi ödeyeceğim üstüne? come on!!
yaaaniii davet eden öder.
not: ayhh hadi inşallah 150 karakteri geçmişimdir de bu kadar yazdığıma değer ve bir madalya takarlar diyorum. bir daha bu kadar yazamam.*
çünkü ben kimseyi davet de etmem. davet eden ödesin. yok öyle hem davet et, insanlar gelsin; hem de hesabı da kitle onlara.
ojh ne ala mualla!
hem vakit harcayalım o kadar, hem de gelip can sıkıntısını giderelim arkadaşın sonra bi de üstüne para verelim. yok öyle yağma, hele de bu zamanda.
geçenlerde metroda komik bi şey geldi başıma anlatayım kısaca bununlan ucundan alakalı. zira başlangıçtaki tahminimce uzun olacak biraz entrym. neyse efenim metroya bindim gidiyorum mecidiyeköy'e tam. bir iki durak sonra vagona komik bakışlı bi çocuk girdi. adımını atar atmaz da başladı bağırmaya. ama nasıl? tam o sırada da bir arkadaşın sesli mesajını dinliyorum telefondan. bir ürktüm önce, sonra baktım meğer şarkı söylüyormuş lol. öyle enstrümansız, müziksiz, fütursuz ve bağırarak... derken gide gele söyledi. sonra arka cebinden de beresini çıkararak dolaşmaya başladı, gönlünüzden ne koparsa diyerek.
eee bazen veriyorum öğrencilere güzel enstrümanla söylediklerinde de bunun nesine vercem parayı?
neyse efenim gittim, işimi hallettim dönüyorum eve, metrodan indim tramvaya aktarma bindim geliyorum. yine bir mi iki mi durak sonra derken tekrar bu tipitoş girmesin mi vagona?
ve yine adımını atar atmaz çığırarak bağırtılı anırtılı bi sesle şarkı söylemeye başlamasın mı? ben şok!!!
hayır tesadüfün daniskası mı desem bilemedim. bürün gün öyle metro tramvayda geze geze şarkı söylüyor diye insanların kafasını mikmiyorsa bu arkadaş hem giderken hem dönerken denk gelmesi başka türlü açıklanamaz zira. neyse bir koptum görünce tabii, bastım kahkahayı da akabinde.
bu da gitti geldi söyleye bağıra, çıkardı beresini yanımdan geçiyor. böyle bana da imalı imalı gülerek bakarak uzattı bereyi. komik olansa ben yine o bağırarak şarkı söylemeye başladığı an ses dinlemeye çalışıyordum lol.
geldiğinde bir daha dayanamadım, "bugün iki defa kafamı şişirdin diye bir de üstüne para mı vereceğim sana? dedim. o da canın sağolsun abla diyerek müstehzi bir gülümseme ile uzaklaştı. hayır keşke seni dinliyoruz diye üstüne sen bize para vermelisin de ekleseydim dedim kendi kendime sonra.
ezcümle (ezemedim bi türlü!) davet eden kişi ile buluştuğumuzda muhtemelen beni darlayacak, derdini anlatacak, ya da geyiğine bakıp gülecek diye ben onca zaman harcayacağım ve bi de yiyip içtiğini de mi ödeyeceğim üstüne? come on!!
yaaaniii davet eden öder.
not: ayhh hadi inşallah 150 karakteri geçmişimdir de bu kadar yazdığıma değer ve bir madalya takarlar diyorum. bir daha bu kadar yazamam.*
devamını gör...

