allaha şirk koşarken dalağı şişen ateist yazar profili

allaha şirk koşarken dalağı şişen ateist kapak fotoğrafı
allaha şirk koşarken dalağı şişen ateist profil fotoğrafı
rozet
karma: 77615 tanım: 5998 başlık: 94 takipçi: 100
Beni siz delirttiniz

son tanımları | başucu eserleri


wherever i may roam

ilk dinlediğimde orta okuldaydım sanırım. liseye geçiş zamanları da olabilir. ama metallica'nın favori metal grubum olmasına hatta metal müzik dinlememe vesile olmuş şarkıdır. metallica'nın 5. stüdyo albümü olan black album'ün dördüncü teklisidir. şarkının çıkış noktasındaki hikayeye göre james ve lars yoldaki yaşam hakkında yazdılar. metallica o günlerde sürekli turnelerde yol savaşçılarıydı. şarkı, tur sırasında ve sonundaki yorucu yolculuklardan bahseder. bunu şu sözlerden de anlamak mümkündür.

rover wanderer
nomad vagabound
call me what you will

parça kısaca yolda geçen bir hayatı anlatır. o yoldaki insanların da tıpkı bir yılan gibi yalnız ilerleyen, ağır ağır ama her şeye rağmen yoluna devam eden özgür seyyahlar olduğunu söyler.

carved upon my stone
my bode lie, but still i roam
wherever i may roam
devamını gör...

schism

geleneksel tool şarkısı övme gecesinde bugünün konuğu olan ve tool'un en sevdiğim, efsanevi albümü lateralus'un beşinci şarkısı. analitik düzlemde bas varyasyonları ve danny carey denen hayvan evladının yaptığı aksak ritim ile adeta destan niteliğindedir. her sözünde ise ayrı bir derin mana taşır. öyle ki schism kelime anlamı olarak "ayrılma, bölünme"dir. şarkının geneline bakıldığında şarkının hristiyan kilise bölünmesi üzerine olduğunu anlayabilirsiniz. zira bu adamların dine bakış açısına ve şarkılarında ne derece yer verdiğini tool dinleyen herkes az çok aşinadır.


i know the pieces fit cause i watched them tumble down
no fault, none to blame, it doesn't mean i don't desire to
point the finger, blame the other, watch the temple topple over
to bring the pieces back together, rediscover communication

özellikle rediscover communication diye bir söz geçiyor. şarkının geri kalanından bağımsız olarak düşündüğümde çok daha fazla seviyorum bu sözü. yani insanın uzun süredir tanıdığı birine daha önce hiç bakmadığı şekilde bakmaya başlaması durumunu çok güzel açıklıyor sanırım.

ek: tanımı yazana kadar 7 8 kere dinledim de geldim
devamını gör...

bütün şarkıları mükemmel olan albümler

4 gün sonra gelen edit: işbu liste özel bir yazara ithaf edilmiştir. *
arşivlik tam sıralı liste
axel rudi pell- kings and queens, masquerade ball
anathema-a natural disaster, judgement, weather systems
arctic monkeys-favourite worst nightmare, a.m
audioslave-audioslave, out of exile
apocalyptica-apocalyptica, ınquisition symphony, worlds collide,reflections
black sabbath - black sabbath, paranoid
cradle of filth- nymphétamine, godspeed on the devil's thunder
deep purple- top gear transmissions, machine head, stormbringer
dream theater- parasomnia, ımages and words, metropolis pt. 2: scenes from a memory, octavarium, awake, dream theater, systematic chaos
fear factory-obsolete
godsmack- the scorpion king
haggard-eppur si muove
him - love metal, dark light
judas priest - painkiller, british steel
iron maiden- the number of the beast, fear of the dark, powerslave, killers, seventh son of a seventh son, piece of mind, flight 666
in flames- clayman, the quiet place, siren charms, foregone, ı, the mask
kalmah-they will return
katatonia-the great cold distance
korn-korn, follow the leader,ıssues, life is peachy, untouchables, see you on the other side
lamb of god - ashes of the wake, lamb of god, sacrament, omens, as the palaces burn, resolution
limp bizkit - significant,results may vary, chocolate starfish and the hot dog flavored water
linkin park-hybrid theory, meteora, minutes to midnight
metallica- black album, master of puppets, ride the lightning, load, ...and justice for all, s&m, death magnetic, kill 'em all, hardwired
megadeth- youthanasia, peace sells,rust in peace
motörhead - motörhead, overkill,ace of spades, bastards
porcupine tree- fear of a blank planet, absentia, deadwing, xmii, signify, up the downstair, stupid dream
rage against the machine- rage against the machine
opeth- blackwater park, damnation, still life, ghost reveries
tool -lateralus, ænima, fear inoculum, 10,000 days, undertow

aklıma gelen grup ve albümler bunlar daha sonra yeniden güncellenir bu liste.
edit: opeth ve in flames eklenmiştir.
devamını gör...

pneuma

fear inoculum albümü ilk çıktığında göz ardı ettiğim bir tool şaheseri. * ilk etapta 7empest şarkısına daha çok sarmıştım nedense. dönüp dönüp 7empest dinliyordum. sonra ne oldu da bu şarkıya sardım hatırlamıyorum. ama sonrasında her dinleyişimde sinir uçlarımı dürttüğü için bu albümden başka bir şarkı dinlememeye başladım. böyle bir etki yarattı bende.
şarkının sözleri, bateri, vokal, şarkının formülü, her şeyi ile bir baş yapıttır. bakın bu şarkıyı sevmek için tool hayranı olmanıza bile gerek yok. çünkü gözlerinizi kapatıp dinlediğinizde adeta ayaklarınızın altından yer yüzü kayıyor hissini veriyor. hele de danny carey'nin o bateri performansı arşa çıkmış durumda. mike portnoy bile çalarken anası ağlamıştır. onunla ilgili şu videoyu da bırakmış olayım.

özetle tool'un ruh, beden, zihin ile bu kavramların antik öğretilerdeki karşılıkları ve psikolojiye bu denli hakimiyeti tertemiz bir soundla da birleştiğinde ortaya, başka bir örneği olmayan, eşsiz bir oluşum çıkıyor. aynı şeyi aenima'da da yaptılardı bak. anlatacak kelime, cümle yok. dümdüz bir sanat eseri. loop'a alıp saatlerce dinlenebilecek bir sanat eseri.

allaha şirk koşarken dalağı şişen ateist ile tool şarkısı övüyoruz köşemizin bugünkü konuğuydu pneuma. zaten bu zamana kadar nasıl oldu da yazmadım orası da benim ayıbım.
devamını gör...

one

metalica’ nın şarkısı olan one johnny adındaki genç asker hikayesini anlatır.
rivayete göre ikinci dünya savaşı sırasında yanında bir patlama olur ve vücudu çok büyük hasar alır. kulakları sağır, gözleri görmeyen, kolları ve bacaklarının kesildiği bir vücuda mahkum olur. rüyasında babasını görür ve ona mors alfabesini hatırlatır.mors alfabesiyle insanlara ölmek istediğini söyler ama ölmesine izin vermezler.


darkness imprisoning me
all that ı see
absolute horror
ı cannot live
ı cannot die
trapped in myself
body my holding cell
devamını gör...

aenema

96 çıkışlı aenima albümünün final şarkısı olan tool şarkısı. yıllar sonra, lan neden artık eskisi kadar dinlemediğimi fark ettim günlük tool dozuna bu şarkıyı da ekledim son zamanlarda. şarkının orjinal yazılışı ænemadır aslında. bu da anima ve enema kelimelerinin birleşimidir.
buradaki anima: latincede hava akımı, rüzgar, hava, nefes, yaşam ilkesi, yaşam, ruh anlamlarına geliyormuş
enema ise lavman demekmiş.

aslında şarkıda amerika'nın pislik yuvası olduğundan ve bunun artık temizlenmesi gerektiğini anlatıyor. bu temizlenmenin de ancak büyük bir felaketle olabileceğini anlatıyor ki zaten şarkıda mom diye bahsettiği kişi de doğa anne * olarak tasvir ederek temizliğin doğa annenin uyanıp dünyayı yakıp yıkmasını istiyor.
'cause mom's gonna fix it all soon.
mom's comin' 'round to put it back the way it ought to be.


mom, please flush it all away.

bu kombinasyonları bir araya getirip sözlerine dikkat edildiğinde tam olarak şarkının derinliğini anlayabiliyorsunuz. kurcuklasak daha neler çıkacak ama kafa james keanen maynard gibi çalışmıyor bizim. *
özetle tool için sıradan ama bizim harikulade bir eser. keza klibi de öyle



sözlerini de bırakıyorum ki tam olsun.

some say the end is near.
some say we'll see armageddon soon.
certainly hope we will.
ı sure could use a vacation from this bullshit three-ring circus sideshow of freaks.

here in this hopeless fucking hole we call l.a.
the only way to fix it is to flush it all away.
any fucking time. any fucking day.
learn to swim, see you down in arizona bay.

fret for your figure
and fret for your latte
and fret for your lawsuit
and fret for your hairpiece
and fret for your prozac
and fret for your pilot
and fret for your contract
and fret for your car.

ıt's a bullshit three-ring circus sideshow of freaks.

here in this hopeless fucking hole we call l.a.
the only way to fix it is to flush it all away.
any fucking time. any fucking day.
learn to swim, see you down in arizona bay.

some say a comet will fall from the sky.
followed by meteor showers and tidal waves.
followed by fault lines that cannot sit still.
followed by millions of dumbfounded dip shits.

and some say the end is near.
some say we'll see armageddon soon.
certainly hope we will
ı sure could use a vacation from this stupid shit, silly shit, stupid shit.

one great big festering neon distraction,
ı've a suggestion to keep you all occupied.

learn to swim.
learn to swim.
learn to swim.

'cause mom's gonna fix it all soon.
mom's comin' 'round to put it back the way it ought to be.

learn to swim. [repeat]

fuck l ron hubbard
and fuck all his clones.
fuck all these gun-toting
hip gangster wannabes.

learn to swim. [repeat]

fuck retro anything.
fuck your tattoos.
fuck all you junkies
and fuck your short memory.

learn to swim. [repeat]

fuck smiley glad-hands
with hidden agendas.
fuck these dysfunctional
ınsecure actresses.

learn to swim. [repeat]

'cause ı'm praying for rain
ı'm praying for tidal waves
ı wanna see the ground give way.
ı wanna watch it all go down.

mom, please flush it all away.
ı wanna see it go right in and down.
ı wanna watch it go right in.
watch you flush it all away.

time to bring it down again.
don't just call me pessimist.
try and read between the lines.
and ı can't imagine why you wouldn't welcome any change, my friend.

ı wanna see it come down.
bring it down
suck it down.
flush it down.
some say the end is near.
some say we'll see armageddon soon.
certainly hope we will.
ı sure could use a vacation from this bullshit three-ring circus sideshow of freaks.

here in this hopeless fucking hole we call l.a.
the only way to fix it is to flush it all away.
any fucking time. any fucking day.
learn to swim, see you down in arizona bay.

fret for your figure
and fret for your latte
and fret for your lawsuit
and fret for your hairpiece
and fret for your prozac
and fret for your pilot
and fret for your contract
and fret for your car.

ıt's a bullshit three-ring circus sideshow of freaks.

here in this hopeless fucking hole we call l.a.
the only way to fix it is to flush it all away.
any fucking time. any fucking day.
learn to swim, see you down in arizona bay.

some say a comet will fall from the sky.
followed by meteor showers and tidal waves.
followed by fault lines that cannot sit still.
followed by millions of dumbfounded dip shits.

and some say the end is near.
some say we'll see armageddon soon.
certainly hope we will
ı sure could use a vacation from this stupid shit, silly shit, stupid shit.

one great big festering neon distraction,
ı've a suggestion to keep you all occupied.

learn to swim.
learn to swim.
learn to swim.

'cause mom's gonna fix it all soon.
mom's comin' 'round to put it back the way it ought to be.

learn to swim. [repeat]

fuck l ron hubbard
and fuck all his clones.
fuck all these gun-toting
hip gangster wannabes.

learn to swim. [repeat]

fuck retro anything.
fuck your tattoos.
fuck all you junkies
and fuck your short memory.

learn to swim. [repeat]

fuck smiley glad-hands
with hidden agendas.
fuck these dysfunctional
ınsecure actresses.

learn to swim. [repeat]

'cause ı'm praying for rain
ı'm praying for tidal waves
ı wanna see the ground give way.
ı wanna watch it all go down.

mom, please flush it all away.
ı wanna see it go right in and down.
ı wanna watch it go right in.
watch you flush it all away.

time to bring it down again.
don't just call me pessimist.
try and read between the lines.
and ı can't imagine why you wouldn't welcome any change, my friend.

ı wanna see it come down.
bring it down
suck it down.
flush it down.

devamını gör...

the pot

tool'un 10.000 days albümünün 5. şarkısı. belki en iyi parçaları değil ama yine de hakkı yenmeyecek kadar da sağlam bir parçadır. who are you to wave your finger diye başlanır mı şarkıya. maynard abimiz başlıyor tabii. işin içinde birilerine giydirmek varsa çok güzel beceriyor. gerçi girişte maynard'ın sesi biraz adam levine'a benziyor orada bi tık can sıkıyor ama sonrasında çok güzel toparlıyor. bir de girişteki vokalden önce, bir sonraki dizeleri arkadan mırıldanan bir maynard sesi mevcuttur. ancak yüksek seste çok dikkatli dinlenirse duyabilirsiniz. bu da başka bir tool mekaniğidir işte. onun dışında bass rifflerine olabildiğince doyarsınız. çok iddialı olacak ama bas gitar partisyonları beni bu şarkıdakinden daha fazla tatmin eden ikinci bir şarkı var mı bilemedim şimdi. canlıda dinlenildiğinde çok daha farklı etkiler yaratacağından eminim.
şarkının geneline bakacak olursak bir nevi tool'un another brick in the wall 'udur. hem popülarite hem de gaza getirme açısından. siyaset, öğüt, ağıt, iç görü şarkısıdır.
unofficial klibini de bırakıyorum. şarkının sözleriyle daha bir anlamlı oluyor.

bir de sözlerini bırakayım tam olsun.

who are you to wave your finger?
you must have been outta your head
eye hole deep in muddy waters
you practically raised the dead
rob the grave to snow the cradle
then burn the evidence down
soapbox house of cards and glass so
don't go tossin' your stones around
you must have been high
you must have been high
you must have been
foot in mouth and head up ass-hole
whatcha talkin' 'bout?
difficult to dance 'round this one
'til you pull it out, boy
you must have been so high
you must have been so high
steal, borrow, refer, save your shady inference
kangaroo done hung the juror with the innocent
now you're weeping shades of cozened indigo
got lemon juice up in your eye
when you pissed all over my black kettle
you must have been high-high
you must have been high-high
who are you to wave your finger?
so full of it
eyeballs deep in muddy waters
fuckin' hypocrite
liar, lawyer; mirror show me, what's the difference?
kangaroo done hung the guilty with the innocent
now you're weeping shades of cozened indigo
got lemon juice up in your eye, eye
when you pissed all over my black kettle
you must've been-
so who are you to wave your finger?
who are you to wave your fatty fingers at me?
you must have been out your mind
weepin' shades of indigo
trapped without a reason
weepin' shades of indigo
liar, lawyer; mirror for ya', what's the difference?
kangaroo be stoned. he's guilty as the government
now you're weeping shades of cozened indigo
got lemon juice up in your eye, eye
now when you pissed all over my black kettle
you must've been
high
high
high
high
eyeballs deep in muddy waters
your balls deep in muddy waters
ganja, please
you must have been out your mind


not: normalde başka bir tool şarkısı övecektim ama bunun başlığının açılmamış olması sebebiyle önceliği bu şarkıya tanıdım. * başka bir allaha şirk koşarken dalağı şişen ateist ile tool şarkısı övüyoruz köşesinde görüşmek üzere.
devamını gör...

i wanna be yours

birine ait olmanın ya da birinin her şeyi olmanın/olabilmenin değişik materyallerle anlatıldığı arctic monkeys şarkısı. baktığınızda aramızda süpürge olmayı * düşünen olmuş mudur ya da kaç kişi kahve fincanı olmayı * düşünmüştür.
mesela;

i wanna be your ford cortina
i will never rust
derken 70'lerin çok popüler bir modeli olan ancak şimdilerde paslanmaya yüz tutmuş ford cortina modeliyle örnek vererek bazı şeylerin tükenmeyeceğini, uzun soluklu yaşamak istediğini anlatıyor.
kaldı ki şarkının her detayında böyle böyle farklı bir anlam çıkıyor. her şey olabilmek; ihtiyaç olan anda, ihtiyaç olan şey olabilmek. herkes her şey olur da; istenen ve gereken anda olabilmek zordur. şarkının sözlerinde öyle ufak göndermeler var ki şarkının ne kadar derin anlamlar içerdiğini o zaman anlıyorsunuz.
bir de şarkının şöyle bir kısmı var en can alıcı kısmıdır.

i wanna be your setting lotion (i wanna be)
hold your hair in deep devotion (how deep?)
at least as deep as the pacific ocean
i wanna be yours

özetle her bir cümlesi ayrı dokunuyor insana. bu şarkı yazılırken hissedilen duygunun coşkusunu tahayyül bile edemiyorum.
şuraya da sevdiğim akustik halini salıp gidiyorum
devamını gör...

space oddity

en büyülü david bowie şarkısıdır şahsım nazarımda. uzaya bir gidip gelmek için en kolay ve ucuz yol bu şarkıyı dinlemek olsa gerek. zira ben de bir şekilde bir uzay gemisine binip, rotayı, görevi, kalan havayı sektir edip gemiyi uzay boşluğuna sürme isteği doğurmakta.
rivayete göre apollo 8'in astronotlarından etkilenerek yazdığı söylenir. 80 yılında ashes to ashes isimli eserinde david bowie yine major tom'dan bahseder.

ashes to ashes, funk to funky
we know major tom's a junkie
strung out in heaven's high
hitting an all-time low

ve son repeatte geçen şu kısım:

my mother said to get things done
you'd better not mess with major tom

parçanın sound'u, kullanılan efektler, elektronik yapısı ve başlı başına doğal olarak çalan gitar o kadar iyi kullanılmış ki parçada anlatılanları, uzayı, o havayı direkt olarak verip gözlerinizi kapattığınızda sizi uzay boşluğunda aheste aheste ilerliyor bir vaziyete sokuyor. muhteşem bir başarı bu.


başlıkta sözleri olmadığı için sözlerini de bırakıyorum.

ground control to major tom
ground control to major tom
take your protein pills and put your helmet on
ground control to major tom (ten, nine, eight, seven, six)
commencing countdown, engines on (five, four, three)
check ignition and may god's love be with you (two, one, liftoff)

this is ground control to major tom
you've really made the grade
and the papers want to know whose shirts you wear
now it's time to leave the capsule if you dare
"this is major tom to ground control
ı'm stepping through the door
and ı'm floating in the most peculiar way
and the stars look very different today
here am ı sitting in my tin can
far above the world
planet earth is blue
and there's nothing ı can do

though ı'm past one hundred thousand miles
ı'm feeling very still
and ı think my spaceship knows which way to go
tell my wife ı love her very much, she knows
ground control to major tom
your circuit's dead, there's something wrong
can you hear me, major tom?
can you hear me, major tom?
can you hear me, major tom?
can you hear and ı'm flaoting around my tin can
far above the moon
planet earth is blue
and there's nothing ı can do.

bir de bonus olarak steven wilson ve ninet tayeb coverını da çok beğendiğim için onu da bırakıyorum
devamını gör...

metallica vs megadeth

metallica dünyaca daha ünlü olan ve her kesimce dinlenebilen bir grup. to live is to die çalıp duygusala bağlarken bir anda master of puppets'a girip bünyede enerji patlaması yaşatır. megadeth ise daha mütevazi ve sadece metal dinleyenlere hitap ediyor.
8 kişi arasında dave mustaine açık ara en iyi enstrüman çalan adam. doğruya doğru. ama vokal konusunda çok başarısız, hele ki james hetfield son yıllarda inanılmaz seviyelere çıktı vokal konusunda. dave şarkı sözleri ve vokalde ve frontmanlikte james'in tırnağı olamaz.
konser performanslarında yine metallica açık ara önde olmuştur hep. hele 80'lerde metallica sadece müziğe odaklanıp seyirciyi ve stadları sallarken dave mustaine'in sarhoş halde konserlerin içine etmesi, yarım bırakması, seyirciyle kavga etmesi vs skandaldır, fiyaskodur.
megadeth'de dave her zaman çok yetenekli müzisyenleri bir araya getirmiştir. cliff hariç tabi. ve her seferinde takıştığı müzisyeni kovup yenisini getirmiştir. ama metallica başlangıç kadrosuna sadık kalıp nispeten bir aile ortamı oluşturmuştur. metallica tarihinde gruptan kovulan yegane insan dave mustaine'dir.
bir de şöyle ilginç bir gerçek vardır. metallica'nın en büyük hayranı yine dave mustaine'dir. kirk yarın istifa etsin, dave soluğu james'in kapısında alır.
devamını gör...

porcupine tree

konserlerine gidemediğim için hayıflandığım nadir gruplandan birisidir. yıllar önce şans eseri keşfedip o günden beri hayatımın merkezindeki bu grubu ne kadar övsem az. yeri gelir coşkudan yerinde oturtmaz, yeri gelir melankoliden uzaklara daldırır. bütün bu deneyimler arasında değişmeyen tek şey müzikal açıdan dinleyiciyi inanılmaz doyurmasıdır. konser kayıtlarının da genel olarak stüdyo kayıtlarından daha iyi olması ise bu ruh hastası heriflerin ne derece iyi müzisyenler olduklarını kanıtlıyor zaten. umarım bir gün yeniden bir araya gelip konsere türkiye’ye gelirler de bağıra çağıra söyleriz şarkılarını.
devamını gör...

blues rock

sözlükte bununla ilgili başlık olmaması çok rahatsız edici. * en basit tanımı ile blues ile rockı sentezleyen müzik türü. 70'lerin başında ingilizlerin amerikan blues'unu dönüştürdükleri janr. daha sonralarında coğrafyasını genişleterek aslında rock müziğin alt türlerinden birisi haline gelmiştir.
en bilindik temsilcileri
(bkz: the jimi hendrix experience)
(bkz: john mayall and the bluesbreakers)
(bkz: eric clapton)
(bkz: dire straits)
(bkz: stevie ray vaughan) ve kardeşi (bkz: jimmie ray vaughan)
(bkz: the doors)
günümüz modern temsilcileri arasında
(bkz: gary clark jr)
(bkz: the black keys)
(bkz: kenny wayne shepherd) eklenebilir.
devamını gör...

forty six & 2

bazı şarkıları gençken gaza gelmek için dinlersiniz, sonra o bazı şarkılar yıllar içerisinde inanılmaz anlamlı şarkı haline gelir. bu da öyle. metamorfoz, dönüşüm, kendini bulmak, doğu felsefesi, inanç değişimi, neyseniz osunuz. bu şarkı da öyledir. bu şarkıyı ilk dinleyişte benim için özel kılan şey, ilk bakışta kulağa çarpan ve kalıcı iz bırakan efsane ritimleridir. şarkı içindeki aksak geçişler şarkıyı müzik dünyamda ulvi bir yere koydu. ancak buna rağmen aşırı derecede düzensiz bir şarkı ve şarkıyı çekici yapan da bu düzensizlik ritimler. bana kalırsa her yönüyle çok iyi işlenmiş bir şarkı.


sözlerini de yazalım tam olsun


join in my
join in my child
and listen, digging through
my old numb shadow
my shadow's shedding skin
ı've been picking scabs again
ı'm down, digging through
my old muscles looking for a clue
ı've been crawling on my belly
clearing out what could've been
ı've been wallowing in my own confused
and insecure delusions
for a piece to cross me over
or a word to guide me in
ı want to feel the changes coming down
ı want to know what ı've been hiding
ın my shadow
my shadow
change is coming through my shadow
my shadow
shedding skin
ı've been picking
my scabs again
join in my
join in my child
my shadow's
closer to meaning
ı've been crawling on my belly
clearing out what could've been
ı've been wallowing in my own chaotic
ınsecure delusions
ı wanna feel the change consume me
feel the outside turning in
ı wanna feel the metamorphosis and
cleansing ı've endured in
my shadow
my shadow
change is coming
now is my time
listen to my muscle memory
contemplate what ı've been clinging to
forty six and two ahead of me
ı choose to live and to
grow, take and give and to
move, learn and love and to
cry, kill and die and to
be paranoid and to
lie, hate and fear and to
do what it takes to move through
ı choose to live and to
lie, kill and give and to
die, learn and love and to
do what it takes to step through
see my shadow changing
stretching up and over me
soften this old armor
hoping ı can clear the way by
stepping through my shadow
coming out the other side
step into the shadow
forty six and two are just ahead of me


devamını gör...

take me somewhere nice

sözlükte bu şarkı için başlık açılmadığına inanamıyorum. yazıklar olsun size. *
tanıma gelecek olursak kendisi mükemmel bir mogwai şarkısı olur. rahatsız edici bir şekilde huzur veriyor bünyeye; depresiflik ile huzur arasında gidip geliyor insan. bu anlamda oksimoron kategorisine rahatlıkla girebilecek bir şarkıdır. sakinleştirici, zihin açıcı, hava karartıcı, böyle garip bir şey. anlamıyorum, yıllardır da anlamadım. sadece dinledim hep. sadece mükemmeldi hep. bazı şeyleri açıklamak gerekmiyor, hissettiğiniz gibi kalmakta fayda var bu şarkıyı dinlerken.

sözlerini de yazayım tam olsun.


ghosts in the photograph
never lie'd to me.
i'd be all of that
i'd be all of that.
a false memory
would be everything.
a denial my eliminent.
what was that for?
what was that for?
what would you do
if you saw spaceships
over glasgow?
would you fear them?
every aircraft,
every camera,
is a wish that
wasn't granted.
what was that for?
what was that for?
try to be bad.
try to be bad.

devamını gör...

reconsider baby

lowell fulson tarafindan yazilmis ve birçok blues sanatçısı tarafından coverlanmış efsane şarkı.
şu ana kadar ki en güzel coverı tabii ki joe bonamassa‘dan gelmiştir.


allaam o gitar solosu ıslatıyor resmen. sözlerini de yazayım da tam olsun
so long, oh i hate to see you go.
so long, oh i hate to see you go.
and the way that i will miss you, i guess you will never know.

we've been together so long to have to separate this way.
we've been together so long to have to separate this way.
i'm gonna let you go ahead on now baby, pray that you'll come back home someday.

you said you once had loved me, but now i guess you've changed your mind.
you said you once had loved me, but now i guess you've changed your mind.
why don't you reconsider baby? give yourself just a little more time.
devamını gör...

stranded

yeni nick ukdesidir.

gojira’nın magma albümünden bir parça. riffler basit ama akılda kalıcı tipik gojira riffleri, sözler aynı şekilde basit ama etkileyici ve bestesi gibi karanlık, kasvetli.

don't lock the door on me
you'd kill me, face down, dead
another part of me falls for you
another day in the dark
no, no
stranded in the night
stranded in the cold

devamını gör...

the raven that refused to sing

tam ismi the raven that refused to sing (and other stories) olan steven wilson'ın üçüncü solo albümüdür. 2013 yılında çıkan albüm şu şarkılardan oluşur.
1- luminol
2- drive home
3- the holy drinker
4- the pin drop
5- the watchmaker
6- the raven that refused to sing
albümle aynı adı taşıyan şarkı ise albümün inci tanesi olup hüzünlü bir de hikayesi vardır. steven wilson şarkının hikayesini şöyle anlatır;

oldukça basit bir şarkı, birini kaybetmekle ve ölümlülükle alakalı. bana kalırsa birinin ölümlülük hakkında yazması, yazılan bir nebze kişisel olmadığı sürece zor hale gelirdi.
ne kadar kabul etmeyi reddetsek de, hepimiz ölümlülük konusunda takıntılıyız. takıntılı olmalıyız da, çünkü bir gün yok olacağımızın farkındayız. öleceğiz. ölüm, insan ırkının tek ortak özelliği ve muhtemelen, dünyada kendi yaklaşan ölümünden haberdar olan tek canlıyız. bu omzunuzda taşımanız gereken o kadar ağır bir yük ki; hayatınızdaki her şeyi etkiliyor.
the raven, hayatının sonuna gelmiş, ölmeyi bekleyen yaşlı bir adamla ilgili. çocukluğunda, ablasına inanılmaz derecede yakın olduğu dönemi düşünüyor. ablası onun her şeyiydi, o da ablasının. ne yazık ki, ikisi de çok gençken ablasını kaybetti. bu anlamda şarkının bu kısmı kişisel değil, kurgu. fakat adam artık hayatının sonuna gelmiş ve farklı türden hiçbir ilişki kuramamış. tüm hayatını yalnız geçirmiş.
bir kuzgun adamın bahçesini ziyaret etmeye başlıyor ve bu kuzgun, zamanla kız kardeşinin hatırasının yerine geçiyor. kız kardeşi çocukken kendisi ne zaman korksa veya endişelense, ona karşı söylermiş ve bu adam üzerinde sakinleştirici bir etki yaratırmış. kendi bakış açısıyla, kuzguna şarkı söyletebilirse, kuzgunun kendisini diğer hayata götürmek için geri gelen kız kardeşi olduğunun son kanıtına ulaşacağını düşünüyor.


sözlerini de şuraya bırakayım da tam olsun

sing for me
sing for me
you can come with me
you can live with me
heal my soul
make me whole

(here the raven sings in a dream)

sister i lost you
when you were still a child
but i need you now
and i need our former life
i'm afraid to wake
i'm afraid to love

just because i'm weak
you can steal my dreams
you can reach inside my head
and you can put your song there instead
please come to me
please stay with me

please
sing
cry

sing to me raven
i miss her so much
sing to me lily
i miss you so much

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim