1.
geceye ilginç bir bilgi bırak
kur'an'ın 1400 yıl önce haber verdiği 9 gerçek
1- dünyanın elipsoid olması
1597 yılında francis drake dünyanın etrafında dolaşarak dünyanın küre biçiminde olduğunu ispatladı
peki ondan asırlar önce inen kerim kitabımızda bakın rabbimiz ne buyuruyor:
“bundan sonra yeri (elips şeklinde) yuvarlattı yayıp döşedi.” (nâzi’ât sûresi 30.)
ayette geçen dehâ” kelimesi, devekuşu yumurtası şekline getirdi mânasına geldiğinden “elips şeklinde” diye tercüme edilmiştir. “dehâ” kelimesinin “yapıp döşeme” anlamı da vardır. dünya tam bir yuvarlak değildir elipsoid şeklindedir ve deve kuşu yumurtasının şekli incelenirse o da elipsoiddir.
2- yörüngeler
dünya ve gezegenler güneş etrafında dönerken güneş de onlarla birlikte dönmektedir. , güneş kendi ekseni etrafında döner ama gaz halinde olduğu için katı bir cisim gibi dönmez. güneş, ekvatorunda kutuplarından daha hızlı bir şekilde döner. 27 günde bir ekvatorunda, 31 günde bir de kutuplarındaki dönüşünü tamamlar. bunu güneş lekelerini ve diğer solar(güneşsel) olayların güneş üzerindeki hareketini izleyerek anlayabiliyoruz. 400 yıl kadar önce galileo da güneş üzerindeki hareketleri inceleyerek bu sonuca ulaşmıştır.
jüpiter, satürn, uranüs ve neptün gibi büyük gaz halindeki gezegenler de ekvatorlarında daha hızlı dönerler. atom ve atom parçacıklarının hareketleri kendileri için belirlenmiş yörüngelerde hiç durmaksızın akıp gider. ve bütün kainatta muhteşem akıl almaz bir düzen vardır.
“geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan o’dur. her biri bir yörüngede yüzmekte (dönerek gitmekte)dirler.” (enbiyâ sûresi 33.)
3- evren genişliyor
ısaac newton (1643-1727) kütle çekim yasasını geliştirdikten sonra, evren’in değişmezliği konusu tartışılmaya başlanmıştı. bütün gök cisimleri bir çekime sahipse evren küçülüyor olmalıydı! henüz 1700 lü yıllarda bile evrenin küçüldüğü düşünülüyor. modern bilim ise evrenin sürekli genişlediğini kanıtlamıştır. ve asırlar öncesinden gelen rabbimizin mesajı mealen şöyledir:
“biz göğü kudret(imiz)le bina ettik. şüphesiz, onu genişleten de biziz.” (zâriyât sûresi 47)
4-su döngüsü
bernard palissy 1580 yılında su döngüsünden bahseden ilk batılı bilim adamıdır. su döngüsü suyun okyanus ve denizlerden atmosfere, atmosferden yeryüzüne, ve yeniden deniz ve okyanuslara ulaşması şeklindeki genel turuna verilen isimdir. ayet mealleri şöyle:
“allah’ın gökten bir yağmur indirip de, onu yerdeki kaynaklara dahil (edip depo) ettiğini, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler (bitkiler) çıkardığını, daha sonra da kuruttuğunu görmedin mi? nihayet sen onu sararmış olarak görürsün. sonra (allah), onu bir çöp kırıntısına çevirir. şüphesiz bunda akl-ı selîm sahipleri için elbette bir ibret (ve öğüt) vardır.” (zümer sûresi 21)
“size bir korku ve (yağmur) ümidi vermek için şimşeği göstermesi, gökten yağmur indirip onunla ölümünden sonra yeri diriltmesi de, o’nun (kudretinin) delillerindendir. şüphesiz bunda akıl erdirecek bir toplum için elbette ibretler vardır.” (rum sûresi 24.)
5-tatlı su ve tuzlu su arasındaki engel
tatlı su ve tuzlu su ve ikisinin karışmasını önleyen bir engel vardır. bu engeli 1962’de alman bilim adamları, aden körfezi ile kızıldeniz’in birleştiği mendep boğazı’nda bulmuşlardı. daha sonra bu su engelinin, bütün denizlerin birleşme noktalarında bulunduğunu tespit eden, ünlü fransız su altı araştırmacısı kaptan cousteau olmuştur. allahu teala mealen şöyle buyuruyor:
“o (allah)’dır ki iki denizi (birbirine) salmıştır. bu(nlardan) biri tatlı, susuzluğu keser, şu (diğeri) de tuzlu ve acıdır. (allah) aralarına bir perde ve (karışmalarını) önleyen bir engel koymuştur.” ( furkân sûresi 53.)
6- kur’an bize biyolojiden haber veriyor!
küfre sapanlar/inkâr edenler, gökler ve yer (bir madde halinde) birleşik iken onları (büyük bir patlama ile) ayırdığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı bilmediler mi? onlar hâlâ inanmazlar mı? (enbiyâ sûresi 30.)
yüce allah’ın, “her canlı şeyi sudan yarattık.” buyurması, müfessirlere göre, “her şeyi sudan canlı kıldık, yahut her canlı şeyi su sebebiyle yarattık.” manasındadır. canlılarda % 80-90 temel unsur su olmuştur. mucize dışında, gözle görülen her canlı -bitkiler dahil- susuz oluşmamış ve susuz yaşayamaz demektir. (hasan tahsin feyizli hoca feyz’ul furkan mealinden)
7- kur’an bize zoolojiden haber veriyor!
“allah’tan başka (sığınacak, bağlanacak) velîler edinenlerin durumu, tıpkı kendisine (ağdan) bir ev edinen örümceğe benzer. halbuki evlerin en zayıfı, elbet örümcek ağıdır, keşke bilselerdi!” ( ankebût sûresi 41.)
ayet-i kerime’de görüldüğü gibi bal arısının bal yapacağı çiçeği bilmesi, bulması ilahi sevk neticesidir. ayrıca altı gen petek en az bal mumuyla en fazla saklama alanı sağlamaktadır.
“sonra meyve (ve çiçek)lerden ye. (bunun için) rabbinin (bal yapımı için) kolaylıklar gösterdiği (öğreti) yollarına boyun eğerek gir.” onların karınlarından rengârenkbir içecek (bal şerbeti) çıkar ki o, insanlar için bir şifa (kaynağı)dır. şüphesiz ki bunda düşünecek bir toplum için bir ibret (ve allah’ın kudretine işaret) vardır. (nahl suresi 69.)
8-rabbimiz 1400 yıl önce anne karnındaki canlının şeklini tarif ediyor
“sonra onu(n neslini, ondaki) bir nutfe (yani sperma ile yumurtayı aşılamış) olarak sağlam (ve emin) bir yer (olan rahim)e yerleştirdik.” ( mü’minûn sûresi 13.)
“sonra (rahimde o) nutfeyi (zigotu) bir “alaka” yaptık; derken, o “alaka”yı da bir “mudga”ya, “mudga”yı da kemiklere çevirdik, o kemiklere de et giydirdik. sonra onu bambaşka bir varlık yaptık. (varlıkları) yaratıp şekil verenlerin en güzeli olan allah ne yücedir!” ( mü’minûn sûresi 14.)
alaka: döllenmiş yumurtanın (zigotun) rahim duvarına yapışması (zona pellusida)’ndan sonraki devredir.
mudga: et halinde küçük bir parça (2-2,5 cm).
9-dağlar hareket ediyor!
“dağları görür de onları donmuş (hareketsiz ve yerlerinde durur) zannedersin. halbuki onlar, bulutların geçmesi gibi geçip gider. (bu,) her şeyi sapasağlam yapan allah’ın sanatıdır. şüphesiz o, yaptıklarınızdan hakkıyla haberi olandır.” (neml sûresi 88.)
burada dağların geçip gitmesinde, dünyanın döndüğüne işaret vardır. şimdi dünya ile birlikte dönüp giden dağlar, sûr’a üfürüldüğü gün parçalanıp ufalanacak ve yerlerinden kaybolup gideceklerdir. diğer taraftan levha tektoniği alanında çalışmalarla varılan bilimsel netice kısaca şöyledir: yer kabuğu “mağma”nın üzerinde yüzmekte olup üzerindeki dağlar ve diğer şeyler hareket halindedir. bu hareket ortalama yılda 1-2 cm olup bu da insanın hissedebileceği bir hız değildir. fakat jeolojik olarak mühimdir. işte hareketsiz zannedilen dağların bu yönden de bulutlar gibi hareket ettiğini bilim ispat etmiştir. (hasan tahsin feyizli hoca feyz’ul furkan mealinden)
1- dünyanın elipsoid olması
1597 yılında francis drake dünyanın etrafında dolaşarak dünyanın küre biçiminde olduğunu ispatladı
peki ondan asırlar önce inen kerim kitabımızda bakın rabbimiz ne buyuruyor:
“bundan sonra yeri (elips şeklinde) yuvarlattı yayıp döşedi.” (nâzi’ât sûresi 30.)
ayette geçen dehâ” kelimesi, devekuşu yumurtası şekline getirdi mânasına geldiğinden “elips şeklinde” diye tercüme edilmiştir. “dehâ” kelimesinin “yapıp döşeme” anlamı da vardır. dünya tam bir yuvarlak değildir elipsoid şeklindedir ve deve kuşu yumurtasının şekli incelenirse o da elipsoiddir.
2- yörüngeler
dünya ve gezegenler güneş etrafında dönerken güneş de onlarla birlikte dönmektedir. , güneş kendi ekseni etrafında döner ama gaz halinde olduğu için katı bir cisim gibi dönmez. güneş, ekvatorunda kutuplarından daha hızlı bir şekilde döner. 27 günde bir ekvatorunda, 31 günde bir de kutuplarındaki dönüşünü tamamlar. bunu güneş lekelerini ve diğer solar(güneşsel) olayların güneş üzerindeki hareketini izleyerek anlayabiliyoruz. 400 yıl kadar önce galileo da güneş üzerindeki hareketleri inceleyerek bu sonuca ulaşmıştır.
jüpiter, satürn, uranüs ve neptün gibi büyük gaz halindeki gezegenler de ekvatorlarında daha hızlı dönerler. atom ve atom parçacıklarının hareketleri kendileri için belirlenmiş yörüngelerde hiç durmaksızın akıp gider. ve bütün kainatta muhteşem akıl almaz bir düzen vardır.
“geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan o’dur. her biri bir yörüngede yüzmekte (dönerek gitmekte)dirler.” (enbiyâ sûresi 33.)
3- evren genişliyor
ısaac newton (1643-1727) kütle çekim yasasını geliştirdikten sonra, evren’in değişmezliği konusu tartışılmaya başlanmıştı. bütün gök cisimleri bir çekime sahipse evren küçülüyor olmalıydı! henüz 1700 lü yıllarda bile evrenin küçüldüğü düşünülüyor. modern bilim ise evrenin sürekli genişlediğini kanıtlamıştır. ve asırlar öncesinden gelen rabbimizin mesajı mealen şöyledir:
“biz göğü kudret(imiz)le bina ettik. şüphesiz, onu genişleten de biziz.” (zâriyât sûresi 47)
4-su döngüsü
bernard palissy 1580 yılında su döngüsünden bahseden ilk batılı bilim adamıdır. su döngüsü suyun okyanus ve denizlerden atmosfere, atmosferden yeryüzüne, ve yeniden deniz ve okyanuslara ulaşması şeklindeki genel turuna verilen isimdir. ayet mealleri şöyle:
“allah’ın gökten bir yağmur indirip de, onu yerdeki kaynaklara dahil (edip depo) ettiğini, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler (bitkiler) çıkardığını, daha sonra da kuruttuğunu görmedin mi? nihayet sen onu sararmış olarak görürsün. sonra (allah), onu bir çöp kırıntısına çevirir. şüphesiz bunda akl-ı selîm sahipleri için elbette bir ibret (ve öğüt) vardır.” (zümer sûresi 21)
“size bir korku ve (yağmur) ümidi vermek için şimşeği göstermesi, gökten yağmur indirip onunla ölümünden sonra yeri diriltmesi de, o’nun (kudretinin) delillerindendir. şüphesiz bunda akıl erdirecek bir toplum için elbette ibretler vardır.” (rum sûresi 24.)
5-tatlı su ve tuzlu su arasındaki engel
tatlı su ve tuzlu su ve ikisinin karışmasını önleyen bir engel vardır. bu engeli 1962’de alman bilim adamları, aden körfezi ile kızıldeniz’in birleştiği mendep boğazı’nda bulmuşlardı. daha sonra bu su engelinin, bütün denizlerin birleşme noktalarında bulunduğunu tespit eden, ünlü fransız su altı araştırmacısı kaptan cousteau olmuştur. allahu teala mealen şöyle buyuruyor:
“o (allah)’dır ki iki denizi (birbirine) salmıştır. bu(nlardan) biri tatlı, susuzluğu keser, şu (diğeri) de tuzlu ve acıdır. (allah) aralarına bir perde ve (karışmalarını) önleyen bir engel koymuştur.” ( furkân sûresi 53.)
6- kur’an bize biyolojiden haber veriyor!
küfre sapanlar/inkâr edenler, gökler ve yer (bir madde halinde) birleşik iken onları (büyük bir patlama ile) ayırdığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı bilmediler mi? onlar hâlâ inanmazlar mı? (enbiyâ sûresi 30.)
yüce allah’ın, “her canlı şeyi sudan yarattık.” buyurması, müfessirlere göre, “her şeyi sudan canlı kıldık, yahut her canlı şeyi su sebebiyle yarattık.” manasındadır. canlılarda % 80-90 temel unsur su olmuştur. mucize dışında, gözle görülen her canlı -bitkiler dahil- susuz oluşmamış ve susuz yaşayamaz demektir. (hasan tahsin feyizli hoca feyz’ul furkan mealinden)
7- kur’an bize zoolojiden haber veriyor!
“allah’tan başka (sığınacak, bağlanacak) velîler edinenlerin durumu, tıpkı kendisine (ağdan) bir ev edinen örümceğe benzer. halbuki evlerin en zayıfı, elbet örümcek ağıdır, keşke bilselerdi!” ( ankebût sûresi 41.)
ayet-i kerime’de görüldüğü gibi bal arısının bal yapacağı çiçeği bilmesi, bulması ilahi sevk neticesidir. ayrıca altı gen petek en az bal mumuyla en fazla saklama alanı sağlamaktadır.
“sonra meyve (ve çiçek)lerden ye. (bunun için) rabbinin (bal yapımı için) kolaylıklar gösterdiği (öğreti) yollarına boyun eğerek gir.” onların karınlarından rengârenkbir içecek (bal şerbeti) çıkar ki o, insanlar için bir şifa (kaynağı)dır. şüphesiz ki bunda düşünecek bir toplum için bir ibret (ve allah’ın kudretine işaret) vardır. (nahl suresi 69.)
8-rabbimiz 1400 yıl önce anne karnındaki canlının şeklini tarif ediyor
“sonra onu(n neslini, ondaki) bir nutfe (yani sperma ile yumurtayı aşılamış) olarak sağlam (ve emin) bir yer (olan rahim)e yerleştirdik.” ( mü’minûn sûresi 13.)
“sonra (rahimde o) nutfeyi (zigotu) bir “alaka” yaptık; derken, o “alaka”yı da bir “mudga”ya, “mudga”yı da kemiklere çevirdik, o kemiklere de et giydirdik. sonra onu bambaşka bir varlık yaptık. (varlıkları) yaratıp şekil verenlerin en güzeli olan allah ne yücedir!” ( mü’minûn sûresi 14.)
alaka: döllenmiş yumurtanın (zigotun) rahim duvarına yapışması (zona pellusida)’ndan sonraki devredir.
mudga: et halinde küçük bir parça (2-2,5 cm).
9-dağlar hareket ediyor!
“dağları görür de onları donmuş (hareketsiz ve yerlerinde durur) zannedersin. halbuki onlar, bulutların geçmesi gibi geçip gider. (bu,) her şeyi sapasağlam yapan allah’ın sanatıdır. şüphesiz o, yaptıklarınızdan hakkıyla haberi olandır.” (neml sûresi 88.)
burada dağların geçip gitmesinde, dünyanın döndüğüne işaret vardır. şimdi dünya ile birlikte dönüp giden dağlar, sûr’a üfürüldüğü gün parçalanıp ufalanacak ve yerlerinden kaybolup gideceklerdir. diğer taraftan levha tektoniği alanında çalışmalarla varılan bilimsel netice kısaca şöyledir: yer kabuğu “mağma”nın üzerinde yüzmekte olup üzerindeki dağlar ve diğer şeyler hareket halindedir. bu hareket ortalama yılda 1-2 cm olup bu da insanın hissedebileceği bir hız değildir. fakat jeolojik olarak mühimdir. işte hareketsiz zannedilen dağların bu yönden de bulutlar gibi hareket ettiğini bilim ispat etmiştir. (hasan tahsin feyizli hoca feyz’ul furkan mealinden)
devamını gör...