atatürk'ten sonra asla eski çizgisine dönemeyen parti.
uzun yıllar boyunca dolaylı olarak akp'yi iktidarda tutan parti.
muharrem ince'nin başına geçmesini umduğum partidir.
bir gün gerçek atatürkçülerin partinin başına geçip
" oyumuz düşse de düşmese de biz artık hdpyle, falanla, kısacası; terörle alakası olan oluşumlarla ilişki içinde olmayacağız " açıklamasını umduğum partidir.
üniversiteden mezun olduktan sonra uzuuuunca bir süre görüşmediğiniz, sizi aramayan, sormayan tam da bu aylarda "ders çalışıyor musun?" diye kontrol mekanizması kuran arkadaş tipi.
aşırı sinir bozucu.
yazlık ayakkabı giydiğimizde genelde ayağımızın ıslanmasına sebep olan, küfürü hak eden sokaklardır.
siyah pantolon giydiğimizde kirlenmesine neden olabilen sokaklardır. hele ki mahallenin kuzeyine düşen yerlerde hiç kurumayan sokaklardır.
paranın değeri yoksa bir halta yaramaz. mesele artık para olmaktan da çıktı. alım gücü yok. tl artık kağıt parçası. acilen devletçilik politikasına dönülmeli. üretim yapılmalı. özelleştirmelere son verilmeli.
aktroller diyince, aklımıza malum şahsa; koşulsuz şartsız itaat eden, doğruyu yanlışı ayırt edemeyen, malum şahıs ne derse onu uygulayan bir kitle geliyor.
bir de ak yürüyenler var. yani white wolkerler.
bunlar da aynı aslında. malumunuz gece kralı denen moruğa koşulsuz, şartsız itaat ediyorlar. adam daha ağzını açmadan bütün işlerini yaptırıyor karda kışta. bu aktroller tıpkı bunlar gibiler. neyse taştaşı bırakalım ekonomik durum böyleyken hâlâ hükümeti ölümüne savunan insanlar ak yürüyenler gibi iradesizlerdir. beyinleri zaten yoktur.
bu konuda cem gürdeniz ve cihat yaycı paşaları adam akıllı dinlemek lazım. hatta devletin bu adamlara bu mevzuyla ilgili yetki vermesi lazım. ama mevcut iktidarın umurunda değil.
"süper ekim" ve "kara cuma" isimleri ardında kerizlenmek istiyor musunuz? eğer istiyorsanız tam da zamanı. bu zamanda zaten 10 liralık ürünü 20tl yazıp %50 indirimle(güya) yine 10 liraya satıyoruz. hatta utanmıyoruz, 13tlye satıyoruz. yani ürünümüz değerinden bir şey kaybetmiyor, aksine marka değeri artıyor.
yanlış anlaşılmasın biz paraya muhtaç değiliz, siz m.lsınız(!) çünkü zaten elinizde var olan (muhtemelen) bir ürünü sırf indirime girdi diye aynı fiyattan hatta bir tık pahalıya almış oluyorsunuz.
amannn neyse tüm bunlar amariganın oyunları canımmmm. gideyim de trendyolda favladığım ürünün siparişini vereyim, %40 indirim gelmiş de(!
kebapçı terör örgütünü bilmem ama bizim antep'te kebapçı terörü var diyebilirim.
efenim "bu kebapçılar n'apıyormuş?" diye sorarsanız;
1 porsiyon kebabı en az 60 tl'ye veriyorlar.
1 dürüm istiyorsunuz, size çaktırmadan porsiyonu kitliyorlar.
bahçeli'nin açıklamalarına gelince;
ülkeye içişleri bakanı, eski başbakanın oğlu vs. bile uyuşturucu sokuyorsa sınırdan,
tabii ki terminolojiye ve gündeme yeni terör örgütleri eklenecektir. o kadar usulsüzlük var ki bunları yıkacak birileri lazım değil mi?
amannn neyse banane bunlardan, gidip kömürünü yeni attığım sobamın karşısında ısınarak makarnamı yiyeyim. üzerine de çay içerim ohh mis.
alexander soljenitsin'in stalin'in toplama kamplarında yaptığı zulümleri tüm gerçekliğiyle anlattığı üç ciltlik ölümsüz eseri.
kendisi de bizzat bu toplama kamplarında kaldığı için bize büyük tarihsel kaynak sunuyor aslında.
kitabın ilk cildi çok akıcı olsa da diğer ciltler için aynı şeyi söyleyemem.
özellikle stalin'in hitler gibi içeride ve dışarıda kendisine karşı insanları nasıl sindirdiği ve bunun için sıra dışı teknikler kullandığı çok güzel anlatılıyor kitapta.
öyle bir korku imparatorluğu kuruluyor ki kamplarda kalan insanlar dışarıda özgür yaşayan insanlara göre daha rahat nerdeyse. içeride kalanlar nasıl olsa bir gün öleceklerini biliyorlar, hatta durumu abartanlar o psikolojiyle kurşuna dizilmeden stresten ölüyorlar. dışarıdaki insanlar ise her an gulag takım adalarına götürülecek diye korkup siniyorlar.
medya susturuluyor, bürokrasi susturuluyor, politika bitiriliyor ve daha nicesi.
romanda, rusyada bulunan türklerin durumu hakkında da bilgi veriliyor. kazakların, kırgızların, kırımlıların gördüğü baskılar başarılı bir şekilde anlatılıyor.
lenin'in sözüne kanan türklerin stalin'ce nasıl katletildiği anlatılıyor.
roman 'ruslara güven olmaz' sözünün kanıtı gibi.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.