1.
sarhoş atlara ağıt yakan kadim balıklar
sarhoş atlara ağıt yakan kadim balıklar şarkı sözleri:
sarhoş atlar var ağıtlar yaktığım
tenleri ruhlarından ayrışmış
siperleri yüzlerine pek büyük
ve vicdanlarına ırak
ve gözlerden çok uzak
peki tüm renkleri göğüs kafesime sığdırabilen bir ceylansam
avcı yine de vurur mu beni…
bu şarkıyı ilk dinlediğimde, savaşın, hayatın ya da insanın ruhunu örseleyen her şeyin ardından geriye kalan kırgınlık beni mahvetti. içimde bir yerlerde sakladığım gizlediğim kırılganlığımla bütünleşti…
artık yönünü kaybetmiş, ne uğruna koştuğu unutturulmuş insanlar, yaşayan ama içi çoktan ölmüş insanlar, nefes alıyorlar ama ruhları bedenlerini terk etmiş gibi “ vicdanlarına ırak” belki en acı tarafı bu insanın en çok kendisinden uzaklaşması.
en çok etkilendiği söz ise şu
“peki tüm renkleri göğüs kafesime sığdırabilen bir ceylansam, avcı yine de vurur mu beni?”
bence bu, şarkının kalbi.
içinde bütün renkleri taşıyan bir insanı ne güzel tanımlamış. merhameti, sevgiyi, acıyı, umudu, öfkeyi, kısacası insan olmanın bütün tonlarını göğsünde taşıyan kırılgan ama zarif bir ceylan… masumiyetin ve inceliğin simgesi.
ve en sarsıcısı; “ avcı yine de vurur mu beni?”
hayat bazen bize, iyi olmanın, güzel olmanın, vicdanlı olmanın koruyucu bir zırh olmadığını gösteriyor. bütün renkleri içinde taşısan da, kimseye zarar vermesen de, yine de hedef olabiliyorsun. avcı, çoğu zaman ceylanın nasıl olduğunuyla ilgilenmiyor; onun tek gerçeği vurmak.
belki de bu yüzden bu soru olarak kalıyor. çünkü aslında hepimizin içinde aynı soru var… insan, güzelliği, vicdanı, insanlığı sayesinde kurtulabilir mi, yoksa bazı kurşunlar masumiyetle ilgilenmez mi?
koşulsuz isteğim ceylanın vurulmaması… ama hayatın bana öğrettiği şey şu; avcı hep ateş ediyor. buna rağmen ceylanın renklerini kaybetmemesi, belki de asıl direnişin kendisi. belki de dünyayı değiştirenler çoğu zaman avcılar değil, göğüs kafesine bütün renkleri sığdırmayı başarabilen o kırılgan insanlar…
devamını gör...




