1.
ikiliksizlik
ikiliksizlik (nondualism);
varlığın özünde tek bir gerçeklikten ibaret olduğunu ve "ben" ile "evren", "gözlemci" ile "gözlenen" veya "yaradan" ile "yaratılan" gibi ayrımların aslında yapay olduğunu savunan felsefi ve manevi bir anlayıştır.
normalde zihnimiz şöyle çalışır: "ben buradayım, o masa orada. ben iyi biriyim, şu arkadaş biraz gıcık." yani sürekli bir ayırma, kutuplaştırma halindeyiz.
nondualism ise arkadan sinsice yaklaşıp omuzumuza dokunur ve "sakin ol dostum, ancak okyanusun içindeki damla kadar farklısınız." der. (mevlana'nın "kendini okyanustaki bir damla sanma, bir damlanın içindeki okyanussun" öğretisini akla getiriyor.
tasavvufta vahdet-i vücud olarak adlandırılır, varlıktaki teklik.)
sabah kalkıp aynaya baktığımızda "vay be, ne kadar eşsiz bir bireyim, dertlerim var, faturalarım var..." diyoruz ya, nondualist bakış açısına göre bu, bir aktörün kendini gerçekten filmde oynadığı karakter sanması gibi bir şey. (ki jim carry, andy kaufman'ın hayat hikayesini anlatan biyografik filmin çekimleri sırasında rolünden çekimler boyunca çıkmayınca ben-o ikilemi ile bir aydınlanma yaşamıştır.)
bir manzaraya baktığımızda, genelde "ben buradayım, manzara orada" diye düşünürsün. ikiliksizlik diyor ki: "hayır dostum, o an sadece bir 'görme deneyimi' var."
bakan kişi ile bakılan nesne arasındaki o hayali çizgiyi sildiğinde, geriye sadece saf bir var oluş kalıyor. biraz korkutucu ve kafa karıştırıcı olduğu kadar rahatlatıcı da, çünkü her şeyle bir olduğunu anladığında, o kronik yalnızlık hissi de valizini toplayıp gidiyor.
okuyabileceğiniz kitaplar;
ben o'yum
perfect brilliant stillness
varlığın özünde tek bir gerçeklikten ibaret olduğunu ve "ben" ile "evren", "gözlemci" ile "gözlenen" veya "yaradan" ile "yaratılan" gibi ayrımların aslında yapay olduğunu savunan felsefi ve manevi bir anlayıştır.
normalde zihnimiz şöyle çalışır: "ben buradayım, o masa orada. ben iyi biriyim, şu arkadaş biraz gıcık." yani sürekli bir ayırma, kutuplaştırma halindeyiz.
nondualism ise arkadan sinsice yaklaşıp omuzumuza dokunur ve "sakin ol dostum, ancak okyanusun içindeki damla kadar farklısınız." der. (mevlana'nın "kendini okyanustaki bir damla sanma, bir damlanın içindeki okyanussun" öğretisini akla getiriyor.
tasavvufta vahdet-i vücud olarak adlandırılır, varlıktaki teklik.)
sabah kalkıp aynaya baktığımızda "vay be, ne kadar eşsiz bir bireyim, dertlerim var, faturalarım var..." diyoruz ya, nondualist bakış açısına göre bu, bir aktörün kendini gerçekten filmde oynadığı karakter sanması gibi bir şey. (ki jim carry, andy kaufman'ın hayat hikayesini anlatan biyografik filmin çekimleri sırasında rolünden çekimler boyunca çıkmayınca ben-o ikilemi ile bir aydınlanma yaşamıştır.)
bir manzaraya baktığımızda, genelde "ben buradayım, manzara orada" diye düşünürsün. ikiliksizlik diyor ki: "hayır dostum, o an sadece bir 'görme deneyimi' var."
bakan kişi ile bakılan nesne arasındaki o hayali çizgiyi sildiğinde, geriye sadece saf bir var oluş kalıyor. biraz korkutucu ve kafa karıştırıcı olduğu kadar rahatlatıcı da, çünkü her şeyle bir olduğunu anladığında, o kronik yalnızlık hissi de valizini toplayıp gidiyor.
okuyabileceğiniz kitaplar;
ben o'yum
perfect brilliant stillness
devamını gör...


