mpic yazar profili

mpic kapak fotoğrafı
mpic profil fotoğrafı
rozet
karma: 5583 tanım: 29 başlık: 1 takipçi: 1

son tanımları


kuzu sözlük

eski sözlükspotçuların bir araya gelip sonunda sıfırdan tasarlayabildikleri yeni sözlük sitesi. özgür sözlük formatına ve daha doğrusu formatsızlığa, anarşiye meyilli bireyler için uygun bir platform.

kuzu sozluk
devamını gör...

sozlukspot

vakti zamanında burada yazmış insanlar bana ulaşabilir mi? biraz nostalji yaşamak istiyorum...
devamını gör...

yazarların entel görünmek için yaptıkları

futbol başlıklarına entry girmiyorum.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

sağ ol, almayayım. ben fransızcadan başkasına gülmem.
devamını gör...

emre_1974tr

yıllar önce din-felsefe araştırmaları yaparken karşıma çıkan kişilerden biriydi. burada nickini ve o ikonik pp'sini görür görmez tanıdım. şöyle uzun süreli blog kullanma işini ben de kapmak isterdim açıkçası. iyi forumlar
devamını gör...

cemre demirel

kendisini ilk blog yazılarını yazdığı zamanlardan takip ederdim. yayınları ilk açtığı zamanlar ve hatta o kutsal yayında dahi bizzat katilmisligim vardır. ama bir süre sonra tekrara düştüğünü gördükten sonra haliyle bıraktım. en son 6 şubat depremi döneminde takip ediyordum, sonrası yok.

bu başlık vesilesiyle bir bakayım dedim ne yapıyor diye. yayın başlıkları hala aynı: bir gün depresyondan kurtuldum hayat ne güzel, başka bir gün allah çok büyük lan minvalinde bir başlık ve daha sonra da ölmek istiyorum... umarım bu döngüyü kirabilir ya da bu donguyle başa çıkmayı daha iyi başarabilir gittikçe.

benim anlamadığım nokta hala aynı sayılarda izleniyor olması. o zamandan bu zamana çok fazla bir içerik değişeceğini düşünmüyorum. ona rağmen aynı seyirciyi koruyabilmesi bence büyük yetenek. sunumu ve iletişim becerisi çok yüksek.
devamını gör...

yazarlar altı yaşında olsa açılacak başlıklar

çalışma kulübü

mevcut çalışma kanalının admini bizi içeri alsın da yeni server açmaya ugrasmayalim bir daha.
devamını gör...

çalışma kulübü

günde 9-10 saatleri deviren bir istikrar abidesi olarak yeniden canlandırmak istediğim discord kanalıdır. talep gelirse gerekirse yenisini de açarız.
devamını gör...

kaybetmek

bir psikolojidir, içinde bulunulan ruh halidir. ne kadar kaybettiginiz ya da neleri kaybettiginiz değil o dönemki ruh durumunuza göre kaybeden hisseder ve kaybeden olursunuz. ben de kaybettim. muhtemelen buradaki herkes de zaman zaman kaybetti. belki de halihazırda da kaybediyor. yarın, öbür gün ne kadar büyük zaferler kazanırsanız kazanın yine bir gün belki kaybeden psikolojisine gireceksiniz.

cünkü kaybetmek çoğu zaman sandıgımiz gibi trajik bir çöküş değil, emil cioran’ın o karanlık aforizmalarında dolaşan o ince varoluş yorgunluğudur; insan bazen hiçbir şey kaybetmekden de tükenmiş hisseder ve tukenmislik, en rafine yenilgidir. minkowski’nin zamanın içsel akışı gorusune göre kayıp çoğu zaman nesnel bir eksilme değil, zamanla kurduğumuz bağın kopmasıdir, insan geleceğe doğru akamadığında kendini kaybetmiş sayar.

otto rank doğum travmasından söz ederken aslında ilk kopuşu , ilk kaybı işaret eder; belki de bütün yenilgilerimiz o ilk ayrılığın yankısıdr. helmuth plessner insanın “eksantrik konumundan” bahsederkenkendine dışarıdan bakabilen tek varlık oluşumuzu anlatır; işte kaybeden psikolojisi tam da o dış bakışın acımasızlaştığı yerde başlar, insan kendini seyreden bir yargıca dönüşür.

bazen yenilgi dediğimiz şey, flusser’in tarif ettiği gibi programlanmış bir oyunun içinde hamle yapmaktan ibarettir; sistemin kodlarını sorgulamadan oynadığımız her oyunda kazansak bile kaybetmisşizdir. gomez davila’nın skolyonlarında ima ettiği o aristokratik yalnızlık vardır bir de; insan çoğunlukla aynı dili konuşmadığı için kaybeder, kalabalığın içinde azınlıkta kalmak bir yenilgi gibi görünür ama belki de hakiki mesafe oradadır.

simone weil “ağırlık ve lütuf” arasında gidip gelirken, bazı kayıpların insanı yere bastırdığını ama tam da o ağırlığın içinden bir tür arınma doğduğunu söyler; kaybetmek bazen iradenin degil, egonun kırılmasıdır. ernst jünger’in içsel geri çekiliş fikrini düşünub; dış dünyada yenilmiş görünen biri, iç dünyasında tahkimat kuruyorsa gerçekten mağlup mudur?

belki de kaybeden psikolojisi dediğimiz şey, peter zapffe’nin insan bilincini fazlalık olarak görmesinden doğan o aşırı farkındalıktiır; insan, varoluşunun ağırlığını taşıyamadıginda bunu kayıp diye adlandırır. oysa kimi zaman kaybetmek, sadece bir illüzyonun çökmesidir; cornelius castoriadis’in dediği gibi anlamı biz icat ederiz ve icat ettiğimiz anlam çöktüğünde dünya değil, tahayyülümüz yıkılır.

ben kaybettim dedim ya; belki de sadece kurduğum sembolik düzen çöktü, belki de içimdeki anlatı yanlış çerçevelenmişti ve ben çerçeveyi gerçek sandım; çünkü insan çoğu zaman olaylara değil, onlara verdiği isme yenilir. kaybetmek bu yüzden bir fiil değil, bir yorumdur ve yorum değiştiğinde mağlubiyetin metafiziği de dağılır.

ve belki de mağlubiyetleri kabul etmek, rövanşı alma hissinden uzaklaşıp bambaşka maçlara doğru yol almak, gerçek galibiyet olacaktır. bohçasını sırtına vurup gidebilmeli bu yüzden bir insan. ben bunu yapamıyorum, yapamamışım güzel dostlarım. allah'ın selamı, lucifer'in ışığı, ahuramazda'nın bilgeliği, yahweh'in torpili ve kayirmasi sizinle olsun.
devamını gör...

doğmak

bilinenin aksine yolu ilk tamamlayan sperm, başarılı olan sperm değildir. yolu ilk tamamlayanlar, yumurtanın sert ve korunaklı tabakasını aşındırırlar ancak bu sırada enerjilerini tükettiklerinden şehit olurlar... doğduğunuza göre, haliyle başarılı olan spermsiniz, yani sizden önce nice spermler sizin ugrunuzda -tabii ki de öyle bir amaçları yoktu- kurban oldu. yani, kuru kafalarla dolu bir piramitin tepesinde muzaffer bir komutan edasıyla dünyayı selamlıyorsunuz. lakin durum çok da düşündüğünüz gibi değil. elbette bu süreçte sizin de payınız var ancak diğer etmenleri göz önüne alırsak o kadar da abartılı bir oranda değil.

öncelikle sürecin en başında, rekabetin başladığı o noktada, ananızın amı tarafından -uygun tabirle vajina/yumurta- secilmeniz gerekiyordu. yumurta, siz ve rakipleriniz arasından zayıf olanları eleyip uygun gördüklerine kaş göz yapmaya başladı. yani, kimyasal sinyaller yollamaya başladı. burada şu ilginizi çekecek ve tespitler sicmaniza olanak verecek: yumurta, burada bağışıklık sistemi genleri aynı değil farklı olanları seçiyor ki doğacak yavrucagin dar bir bağışıklık seti yerine geniş havuzlu bir bağışıklık seti olsun. kendisine benzer bağışıklık sistemi genleri olan spermleri ise yumurta itiyor, siktir çekiyor, ghostluyor, stepne yapıyor, rebaund ilişkiye bile değer görmüyor.

peki, amcuk bu spermler arasında bu tercihini nasıl olur da uzaktan yapabiliyor derseniz, burada devreye kemotatik sinyaller devreye giriyor. bir tür kimyasal kokular yayarak tee uzaktan tüm stalkini yapiveriyor burada yumurta. şöyle de bir bilgi var, ne derece doğru bilmem. diyorlar ki, ter kokusu da insan evladı üzerinde benzer işe yarıyor. yani, evleneceğiniz erkeğin önce koltuk altını hımffss hmffsss diye koklamanız biyolojik olarak doğru tercih yaptığınıza dair bir veri sağlayacaktır.

bir spermin başarılı olup doğmasında yumurtanın bu seçiminin yaklaşık yüzde 50 civarında bir etkisinin olduğu söylenebiliyor.

şimdi de bir diğer faktör olan şans faktörüne gelelim. bunun da yüzde 20-30 civarında bir etkisinin olduğu söyleniyor. rahmin içine ulaşabilen spermlerin karşısına iki yol çıkıyor. burada yanlış yolu seçsen brad pitt bile olsan doğamazsın, yarragi yedin. gg. yine tabii ilk paragrafta bahsettiğim şu tabakayı aşmaya çalışırken geberip gitme olasılığı da var.

gelelim, spermin bireysel başarısına... dna yapısı ve kuyruk gücü başat faktörler. kuyruk gücü dediğimiz spermin hızını belirliyor ama dna yapısında iş yoksa schumacher olsun fayda etmez. ayrıca bu kuyruk genelde yılan gibi tasvir edilir ama aslında bir tirbuson gibi sallanarak ilerler. böyle de bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmiş olalım.

bir de spermle fırlar fırlamaz büyük bir yarışın içine hurraaa diye dalmiyorlar. ritmik şekilde sırayla güzelce ilerliyorlar. ne zaman amcuk kalkıp bunlara sinyali çakıyor, o zaman işte yukarıda bahsettiğim seçilmiş spermle hızlanıp taze bomba yemiş iran gibi, başı kesik horoz gibi takılmaya başlıyorlar.

tüm bu süreci sayısal olasılığa dökersek:

başlangıçta 200-300 milyon sperm var;
bunların hepsi hayatta.

öyle böyle süreçler sonucunda anca 100-200 tanesi yumurtanın yanına varabiliyor. döllenmede de bildiğiniz gibi 1 tanesi hayatta kalıyor ve bu da totalde yüzde 0.0000005'e denk geliyor.

peki yumurta neden sadece birine izin veriyor ya da nasıl verebiliyor? birden fazla sperm demek hücrede fazladan kromozom seti olması demek, bu da organizmanın hayatta kalmasının imkansız olması demek. o yüzden bunu engellemek amacıyla polispermy block dediğimiz 2fa devreye giriyor. i̇lk sperm girdikten hemen sonra milisaniyeler icerisinde diğer spermlerin içeri girmesini önlemek amacıyla bildiğiniz elektrik çarpıyor. hatta yapılan araştırmalarda bildiğiniz havai fişek patlaması gibi ışık gösterilerine maruz kalınmış. bunu başarılı spermi kutlamak olarak da okuyabiliriz sanırım xd

ancak bu elektrik dalgaları tek başına yeterli olmadığından hemen sonra amcuğa beton dökme de diyebileceğimiz şekilde bir dizi eylemle zarı sertleştiriyor.

i̇şin ilginç kısmı şu ki, bu yarışı neticede kazandınız diye iş o an orada bitmiyor. 5.gunde bebek olup devam etme ya da bir sonraki adet döngüsünde vücuttan çıkarılma ihtimaliniz var. hatta bu erken gebelik kaybı dedikleri durumun görülme sıklığı yüzde 50 civarında. bu elemeyi de geçtiniz diyelim, o zaman da annenin vücuduna hcg salgilayip adet görmesini engellemeye çalışırsın. o da görmez ve neticede ilk ciddi sınavlarını vermiş ve sistemi başarıyla hacklemiş olursun.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi

2012 eylül'üne dayanıyor benimki. o zaman sözlükspot'ta bir o sözlük bir bu sözlük takılıyordum. armonik'teyken bir eleman beni yeni açtığı 0 km sözlüğüne davet etti. ben de katıldım ve başta 5-6 şizofren takılmaya başladık. sözlüğün adı mantıklıydı, ben de ona gönderme olarak mantikli pic nickini seçmiştim. gel zaman git zaman mpic olarak kısaldı.
devamını gör...

merve taşkın

kendini gerçekleştirme konusunda üst bir seviyede olduğundan çok fazla yaftalamaya maruz kalan cinsel obje.
devamını gör...

ilk yardım bilen yapmalı mı yapmamalı mı ikilemi

kurumlara güvenin ve 112'yi arayın. geç gelirse de din kurumuna güvenip eceli gelmiş zavallının dersiniz.
devamını gör...

mart 2026 normal sözlük çekilişi

çekilişe katıldım! numaram:41
devamını gör...

yazarların en sevdiği ilahiler

o euchari in leta via
devamını gör...

bu yaşa kadar nasıl geldin sorusu

cesaret etmeyerek
devamını gör...

kendini yeniden inşa etmek

genetik altyapı ve çevreden ibaretiz. istesek de değiştiremeyeceğimiz yonlerimiz var. bu açıdan kendini sil baştan yeniden yaratmak mümkün değil ve doğru da değil. her ne kadar sevmesek de bizi biz yapan özellikler onlar. bu ozelliklerimizi daha iyiye yönlendirmeyi tercih etmek doğru olanı. bunlardan istesek de kacamayiz çünkü.

demek istediğim şey çocuklukta aldığımız temelin tamamıyla degistirilemeyecek olduğu değil. günümüzde bu kabul biraz eskide kalmış bir anlayış açıkçası. onun yerine yeni deneyimler ve öğrenmeler sağlayan beynimizin yeni sinaptik bağlar kurmasiyla pekala bu genetik faktorde biraz esnemeler sağlayabiliriz.

yine de sıfırdan bir inşaat yerine ancak kendimizi restorasyona sokabiliriz. geçmişteki hatalariniza bir sünger çekmek yerine onları birer öğrenme fırsatı olarak değerlendirirseniz ve en başta cesur olup bu konuda kendinize guvenirseniz zaman zaman tokezlemelerinizde de kendinize acımasız davranmazsaniz uzun vadede elbette kendinizi nihayet yeniden inşa edebilirsiniz. ama bunun insanların davranışlarına basit bir tepki inşası olmaması gerekiyor. yoksa pişmanlıklarla dolu bir başka süreci tetiklersiniz.
devamını gör...

michael corleone

ablasının düğününe askeri üniformayla giderek günümüz uzman çavuşlarına ilham kaynağı olmuştur.
devamını gör...

zeki insanın her şeyi erken fark etme laneti

ardından gelecek 10192827 aydınlanmanın habercisidir.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim