ankara’da yeni bir taş fırın açıldı. sadece kedi mamiki imal ediyorlar ve ürünler şasiko ustanın imzasını taşıyor. çok lezzetli oldu yönünde yorumlar aldım.
gıda güvenliğine ve hijyene çok dikkat ediyorlar. gıdanın plastikle temas etmesini istemedikleri için eldiven kullanmıyorlar. bunun yerine beş dakikada bir ön patilerini yalıyorlar.
turan ateş cingılı içime öyle işledi ki olur olmaz yerde çalıp duruyor. tv izlerken emirates yazısı görmek, bir hakimden avukattan bahsedildiğini duymak, ateş soyadı veya turan isimli kişilerle rastlaşmak… bu anlarımda hep sen varsın.
-buuuu faytlaşmalarda uzun uzun “üzüldün mü çen, kıjdın mı çen” falan yazıp karşısındaki aşağıladığını ya da sinirlendirdiğini düşünen yazarlar… lütfen yapmayın bunu. eminim karşı taraf tetiklenmiyordur buna. faytı seyredenler surat ekşitiyor. yazdığınızın ehemmiyeti sıfırlanıyor.
-yine faytlaşmalarda “seni var ya şöyle rezil edeceğim, böyle perişan edeceğim, yumruk manyağı yapacağım”lar… aranızda dağlar var, kilometreler var. ana bacı küfürleştikten sonra dm’ye geçeceksiniz. sonra da barıştık diyeceksiniz zaten. helal olsun. ne diyelim. *
- ben bilirimcilik, ben söylemiştimcilik. evet hocam, sen daima haklısın. bizim gibi gariplerin senin kelamına iman etmesi lazım.
yapay zekanın biraz daha gelişmesini, yaşamın kılcal damarlarına kadar girmesini bekliyorum. ne için mi? google maps’imi istemi betil’in seslendirmesi için. su kaynaklarımızı buna çar çur etmekte bir beis görmüyorum.
rotasına uymadığım zaman:
“bak koçuuuum! sen kısa donla gezerken ben üç bin kişiye yol tarif ediyordum.”
-neden bu yoldan götürüyorsun, bildiğin bir şey mi var?
+bilmediğim çok az şey var.
geçen gün derin düşüncelere daldım ve bir fikir peydah oldu. iri kıyım koko dostu neden köz sarımsakla denemiyoruz? yoksa zaten yapılıyordu da bunca zaman bensiz mi yiyordunuz?
bir sonraki çiftlik ziyaretimde ustalara bahsedeceğim. “abi güzel fikirmiş neden olmasın” diyerek yüzüme gülecekler, sonra arkamdan toşbil geçecekler.
vaktiyle bir konu üzerine deneyimlerini ve araştırmalardan elde ettiğin bilgileri kapsamlı biçimde yazmıştın. hasbelkader tanımlarından birine rastladım. üşenmedim okudum. kendimle ilgili “acaba?” fitilini ilk kez sen ateşledin. o acaba sorusu kendime daha fazla soru sormamı ve kendimi daha iyi anlamı sağladı. yazdığın bir tanımla hayatıma etki ettin. sana minnettarım.
evvelden diskoların oynak şarkısı sandığım fakat sırrına yeni erdiğim stromae şarkısı.
“bak, herkes çocuk nasıl yapılır bilir
ama kimse baba nasıl olunur bilmiyor
her şeyi bilen adamdan mı miras kalıyor bu?
başparmağımızdan mı emmemiz gerekiyor yani?
söyleyin bize, bu nerede saklı
en az bin kez olmuştur ki
parmaklarımızı kemirdik”
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.