tekrar twin peaks’e başlayacağım galiba yazar profili

tekrar twin peaks’e başlayacağım galiba kapak fotoğrafı
tekrar twin peaks’e başlayacağım galiba profil fotoğrafı
rozet
karma: 33005 tanım: 2383 başlık: 796 apolet: 6 takipçi: 176
ghastly afterthoughts

son tanımları


sözlük yazarlarının favori metal şarkıları

welcome home sanitarium

bir şarkıdan istediğim her şeyi karşılıyor.
devamını gör...

cehennem diskosu

jean christophe grange'ın 2025 yılında piyasaya sürdüğü, ışıl özgüner'in gayet sade, süslü cümlelerden uzak bir biçimde çevirdiği, güneşsiz ismini verdiği serisinin ilk romanı.

spoiler vermeden elimden geldiği kadar bahsedeceğim sizlere ama en başında belirtmem gerekiyor ki kesinlikle eski grange romanları gibi bir şey beklememek lazım.

1980'ler'de fransa'dayız. diskotekler, dans gösterileri, ev partileri derken ölümü bekleyen gencecik bir çocuğun çok vahşice işlenen bir cinayeti sonrasında dönemin eşcinsel tayfasının içerisine karışıyoruz... bu şekilde dönemin politikacılarının, siyasi rüzgarının, televizyon programları ve hatta müzik camiasının eşcinselliğe karşı bakış açısını da çok güzel biçimde orta yere seriyor grange.

dönemin parisini ve eşcinsel camiasını oldukça renkli ve enteresan biçimde anlatan grange cinayet ve katile giden süreç dışında her şeyi çok detaylı ve güzel anlatmış açıkçası. misal dönemin porno endüstrisi içerisinde eşcinsellerin yeri, tuhaf ve insanı şok eden fetişlerinden tutun siyasi rüzgarın nereye eserse oraya sürüklediği politikacılara ve hatta cia'ın avrupa üzerindeki hegamonyasına kadar sürüklemiş.

katil neden öldürüyor, motivasyonu ne? bunların cevabı o kadar havada ki inanın eski grange romanlarından gram eser yok... üzücü biçimde katilin bulunuşu da zaten o kadar oldu bittiye geliyor ki hiçbir şey anlayamıyor insan. sanıyorum ki ikinci kitap kısmına saklamış birçok sorunun cevabını lakin hal böyle olunca insanın da ikinci kitap için motivasyonu olmuyor bilindiği üzere.

çok bozdun grange. coldplay kadar, muse kadar bozdun.
devamını gör...

ilkokulun vazgeçilmezleri

nike total 90 krampon...
devamını gör...

apostolik kriptografi ve ritüel mimarinin oluşumu

theophile beaudoire'nin kaleme aldığı, kabalcı yayınevi aracılığıyla yayımlanmış, fatma canverdi çelik'in oldukça temiz ve anlaşılabilir çevirisiyle türkçeye çevrilen bu kitaptan bahsedelim biraz.

kitap isminden de anlaşıldığı üzere *apostolik=havarilerle alakalı olan demek* sadece hristiyanlığa odaklanmış ve hristiyanlıkla alakalı olan sembollerin kökeni ve nasıl hem mimariye, hem gündelik hayata uyarlandığını çok net biçimde gözler önüne sermiş bir yapıt.

ilk kaya mezarlarından ilk kiliselere, vitraylardan gündelik yaşama kadar uzanan bir doğrultuda sembollerin ezoterik anlamları, tarihte hristiyanlıktan önce kullanıldıkları yerler ve tarihler, şifreli kullanım neticesiyle ortaya çıkan istihbarat ağları ve hatta ilk şifreleme taktiklerine kadar uzanması bir yana dursun, bunların sanata ve mimariye nasıl çözümlendiği ve kullanıldığını adım adım anlatabilmiş bir kitap.
devamını gör...

roma mermer şehir

jona lendering'in kaleme aldığı, 2011 yılında kitap yayınevi aracılığyla yayımlanan bu kitap hakkında biraz bilgi vereyim sizlere.

öncelikle burak şengir'in gayet akıcı bir çevirisi ile olması gerekenden birkaç nokta iyi bir yere taşınmış kitap. içeriği oldukça hap bilgilerle dolu, aynı zamanda birçok noktada eleştiriye dönen kısımlar da mevcut. antik roma'nın kuruluş mitlerinden*ki sadece tek bir miti ele almak yerine bilinen birkaç farklı miti ele almış* krallığın kuruluşuna, sabin kadınlarının tecavüzünden tutun etrüsk krallarına, oradan yıkılışı, cumhuriyetin kuruluşu, pön savaşları, kayzer ve düşüşü, augustus ve yükseliş derken yıkımına kadar süren süreci tek tek özet gibi anlatabilmiş bir kitap lakin kitabın en tuhaf kısmı bunları yaparken asıl yapmak istediği yere insanı yavaş yavaş götürmesi; mimari, evet roma mimarisi!

antik roma'nın yunan savaşları sonrası elde ettiği sanat ganimetleriyle mimariye nasıl yön vermeye başladığı
o dönem nasıl karşı çıkıldığı gibi detaylar bir yana dursun, roma'nın tiber nehrine akan su kanallarından tutun su ihtiyacı vesilesiyle ortaya çıkardığı su kemerleri, kubbe mimarisi, mega yapıların süreçleri ve nasıl yapıldığı, neler kullanıldığı gibi detaylar ile çok zengin bir içerik kendisi.

hiç unutmuyorum, roma mimarisi dersinde eğitimcimizin ısrarla okumamızı istediği bir kitaptı. okuduktan sonra roma mimarisinin ne denli güzel, ne denli detaylı olduğunu daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.
devamını gör...

selim ışık

hiç unutmuyorum 2011-2012 yılları arasında yeni gitar almış birçok arkadaşım youtube'tan bu adamı takip ediyor, bu adamın gitar dersleriyle bir şeyler tıngırdatmaya çalışıyordu. tabi bir zamandan sonra neredeyse hepsi sıkıldı ve saldı, down in a hole intro'sunu çalabilmeyi başarınca hevesleri kaçtı belki de bilemiyorum... hatta çok net hatırlıyorum, youtube kanalının adı wwwselimrocknet tarzı bir şeydi, siteye girine sitenin çökmüş olduğunu görüp hayal kırıklığına uğrardık...

bir neslin dijital müzik öğretmeniydi kendisi.
devamını gör...

sözlük radyosu kaçak yayınları

bu gece de bir yayın olsa keşke, dinlesek, katılsak... hiç fena olmazdı.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

yolculuk.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir yazara şarkı armağan et

sözlük radyosu kaçak yayınları

çok iyi anlıyorum, özellikle çok yoğun bi takvim vardı, hatta 2 saati geçmeyecek biçimde ayarlanmıştı bi dönem ama şu an yapan yok gibi resmen, tekrar ben de bir şeyler mi yapsam diye düşünmüyor değilim, hatta aklımda yine bir dönem yaptığımız paranormal temalı bir şeyler var, kiminle konuşacağımı da bilmiyorum, daha da kötüsü büyük ihtimalle editörlerden birine sorsam çözeceğim sorunu çözmeye de üşeniyorum....
devamını gör...

sözlük radyosu kaçak yayınları

iyi yayınlar, yayın yakaladığıma sevindim şu an!

son günlerde radyo yayınlarını çok özlüyorum ben ya, bir dönem markete bile gidip gelmeye vakit bulamıyorduk dinlemekten. hiç unutmuyorum seneler önce patagonyalının bir yayınını dinliyordum, yayında birkaç kişi daha vardı konuk olarak, muhabbet o kadar sarmıştı ki ''abi 2 şarkıyı arkası arkaya çalsanız da tuvalet molası versek'' dediğimi hatırlıyorum... eskisi gibi neden yayınlar yapılmıyor? yoksa yapılıyor da ben mi çok giremediğim için kaçırıyorum?
devamını gör...

yazmak için girilen başlığa yazamadan çıkmak

bu son birkaç yıldır başıma çok fazla geliyor.

misal avrupa mimarisi başlığına giriyorum, avrupa mimarisinin birçok akımına dair yazılar yazmak, onları diğerlerinden ayırmamızı sağlayacak temel nedenleri mimariyle ilgilenmeyen bir insanın bile anlayacağı biçimde yazarken bir anda ''ulan sanki yazsak da okuyacaklar ha...'' diyerek yazmadan çıkıyorum.

mimari kısmında roma mimarisidir, etrüsk mimarisidir ve hatta dönemin rezaket depresif mimarileriyle ilgili yazıları bile bitirmeden komple silip *evet taslağa kaydetmeyecek kadar da salağım.'' çıkıyorum.

sadece bunlar değil tabi, birçok başlıkta böyle oluyor bu durum. şimdi aklına insanın okunma kaygısıyla iş yapmak geliyor tabi lakin konu kaygıdan ziyade bir kişiye de olsa bir şeyler kazandırabilmek lakin burada neden bilmiyorum, bir kişiye bile bir şeyler kazandırabilmek bazen çok zor gibi geliyor. boşa yazıyor, çiziyorum gibi hissediyorum buradayken... sırf bundandır ki son bir yıldır doğru düzgün bir şey yazdığım da yok. yazdıklarımın büyük çoğunluğunu da silip silinenlerimde bırakmayı tercih etmiştim bu yüzden...

yazma motivasyonunu kaybetmek mi denir buna yoksa iyice üşengeç bir hale gelerek insanın kendi dışında herkesi ve her şeyi suçlaması mı denir bilmiyorum ama yarından itibaren bir şeyler yazıp çizmeye başlayacağım yine.
devamını gör...

allah fenerbahçe gerginliği

bugün itibariyle hala bitmediğine tanıklık ettiğimiz gerginlik.
devamını gör...

anın fotoğrafı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

let it happen tame impalacısı

60'ların ve 70'lerin o gerçek saykodelik ruhunu hissetmek yerine 2010'ların "estetik" filtreli sound'una tav olan kitle...

kevin parker'ın disko dönemi hayranları... bunlar için tame impala currents ile başlar, lonerism ve innerspaeker sadece bir albüm kapağı... aynı zamanda tame impala'nın bas gitarının the less ı know the better'dan ibaret olduğunu sanmaları da ayrı bir durum... oysa ki ne lonerism'in hipnotik davul yürüyüşlerini, ne de innerspaker'ın neo psychedelia'yı ayrı bir noktaya taşıyan gitar tonlarını bilmezler...

2015 sonrası her noktada dinleyebileceğimiz karanlık devrim olan r&b'yi synth pop ile karıştırdıkları korkunç esintileri müzik tarihinin en büyük devrimi sanmaları da ayrı bir nokta...
devamını gör...

z kuşağı

30 yaşını aşkın insanların kendini 16-17 yaşında çocuklarla kıyasladığını gördükçe şaşırıyorum.

bu kuşak y kuşağı kadar ''kafasına vur, ekmeğini al...'' diyebileceğimiz bir şekilde yetişmedi, neyin ne olduğunu çok iyi biliyor... mesela birçoğu apolitik, siyaset denen bok çukurunun ne olduğunu çok iyi çözmüş bir nesil. aynı zamanda agnostik-deist yoğunluk diğer kuşaklara oranla çok daha fazla, din ile kandırılamayacak kadar farkındalar bazı şeylerin... lakin sorun burada başlıyor, bir ortası yok... apolitik olmayan ise kendisini belirli bir güruha kabul ettirebilmek için aşırı ateşli davranıyor, siyaset ile hiç olmaması gerektiği kadar ilgili oluyor... ırkçılık kısmına da değinmek istiyorum, y kuşağından çok daha ırkçı bir nesil yetişiyor z kuşağı olarak ama bu konuda zorunda kaldıklarını düşünüyorum ben... zira y kuşağının ergenliği ve gençliğinde ülkede yaşayan afganı, suriyelisi, ne olduğu belli olmayan tuhaf tipleri yoktu yani...

beni şaşırtan diğer bir kısım ise futbolu takip ettiği halde y kuşağı kadar holigan davranmamaları. ortalığı alevlendirecek y kuşağı olmasa, birbirlerine sarılarak karşıyaka-göztepe maçını izlerler mesela.

bu kuşağın diğer bir tuhaflığı da aşırı özgüvenli olmaları. akıllı, bilgili olanları kendini çok iyi sıyırabiliyor bu özgüven ile ama akıldan nasip alamamış olanlar öylesine kabak gibi sırıtıyor ki anlatamam...

velhasıl, z kuşağının bu hale gelmesinin sebeplerinden birisidir y kuşağı... zira, y kuşağı ailesini memnun etmeye çalışarak gençliğini heba etmiş bir kuşak, kendi içerisindeki travmalarını da çözebilmiş değil henüz, hal böyle olunca z kuşağına düzgün bir abilik, ablalık, annelik, babalık yapabilmiş değil. bir de utanmadan z kuşağını eleştirir işte, ne yazık.
devamını gör...

güne bir şarkı bırak

flavius belisarius (yazar)

parachutes çok güzel albüm, gerçekten mükemmel bir albüm ama sanki a rush of blood to the head'e veyahut x&y'ye göre çok çiğ, hem altyapı olarak hem de söz olarak daha çiğ gibi geliyor bana her dinleyişimde... özellikle x&y'nin gelmiş geçmiş en iyi coldplay albümü olduğunu düşündüm çoğu zaman, gecenin bi vakti açıp coldplay maratonu yaptıracaksın bana bir entryini görmem vesilesiyle.

sahiden, keşke hiç bozmasaydı coldplay... çoğu grubu teke tek kafes dövüşünde döverdi oysa ki....
devamını gör...

ölüm (yazar)

kimin feykiydi acaba, merak ediyorum...
devamını gör...

defalarca aynı diziyi izlemek

benim için twin peaks bu, tuhaf biçimde o atmosfere girmek beni bambaşka bir dünyaya götürüyor sanki...
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim