orijinal adı: taken
2008 fransa yapımı filmde eski amerikan ajanı bryan’ın kızı ve kızının arkadaşı paris’te kaçırılır. onları kaçıran şebeke, kaçırdıkları kızları 96 saat içinde pazarlamaktadır. bryan’ın kızını ve arkadaşını kurtarmak için kısıtlı zamanı vardır.
imdb: 7.8
2008 fransa yapımı filmde eski amerikan ajanı bryan’ın kızı ve kızının arkadaşı paris’te kaçırılır. onları kaçıran şebeke, kaçırdıkları kızları 96 saat içinde pazarlamaktadır. bryan’ın kızını ve arkadaşını kurtarmak için kısıtlı zamanı vardır.
imdb: 7.8
yönetmen:
pierre morel
oyuncular:
liam neeson
famke janssen
maggie grace
xander berkeley
holly valance
katie cassidy
pierre morel
oyuncular:
liam neeson
famke janssen
maggie grace
xander berkeley
holly valance
katie cassidy
*bmi film ve televizyon ödülleri (2009) - film müzik ödülü
*altın schmoes ödülleri (2009) - yılın en iyi çizgisi
*altın schmoes ödülleri (2009) - yılın en iyi çizgisi
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "ocho y medio" tarafından 30.03.2021 16:16 tarihinde açılmıştır.
1.
liseli vardı ya ah o liseli, sözde paris müzelerini gezecek idi
2008'de gösterime girmiş olan ve imdb'ye göre birleşik krallık, fransa ve abd ortak yapımı filmdir. zamanının en çok ses getiren yapımlarından biriydi ve yine aynı sitede 614.000 kişi tarafından oylanması da bunun bir nevi kanıtı zaten. sonra iki devam filmi daha çekildi ve onlar da ciddi ilgi gördü ve ortalama üstü rating ortalamaları aldılar internet movie database'de. taken; bir suç, gerilim ve aksiyon filmi. yazarlarından birinin luc besson olmasının da net etkilerini görüyoruz burada zira the fifth element filminde kendisinin nasıl aksiyonlu, kaçmalı kovalamalı işlerde başarılı olduğuna henüz 90'larda tüm dünya şahitlik etmişti.
liam neeson'ın oynadığı bryan mills, baş karakterimiz bu yapıtta ve kendisi hakikaten de imkansız koşullarda sevdiklerini kurtarabiliyor ve olmayacak durumlardan kendisini sıyırabiliyor. kendisini sıyırabiliyor derken, yani son derece mert bir abimiz kendisi de, hani adamı kelepçeleseniz de, 30 kişi sıkıştırsanız da bana mısın demiyor ve bryan herkesin hakkından geliyor.
bryan'ın kızı kim? kim. evet, onun ismi gerçekten de kim. ve eski karısı lenore var. kim vurduya mı gidiyor; yoksa vurdurmaya mı gidiyor?.. yok yok, fransa'ya gidiyor. babasına müzeleri gezeceğim diyor ama bu yalan. neyse, daha fazla spoiler vermeyeyim.
filmin önemli ve esas kısımları fransa'da geçiyor. bu kız, fransa'da başına ciddi belalar alıyor ve babası da onu kurtarmaya çalışıyor. bu spoiler'ı imdb de vermiş ve ben de aynı şeyi yapmakta bir sakınca görmedim.
25 milyon dolar bütçeli bu film, abd ve kanada'da daha açılış haftasında (hafta sonunda) bu parayı neredeyse çıkartmış ve toplamda da ilgililere neredeyse bunun 10 katını kazandırmış. ondan sonra da devam filmleri gelir elbette ki. biraz da onlardan bahsedeyim madem.
taken hakikaten sıkı bir aksiyon/macera filmiydi ve iki devam filminde de bu niteliğini koruyor. taken 2, istanbul'da geçiyor. 3. film ise abd'de.
2. filmle ilgili olarak... amerikan filmlerinde rastladığımız bir şey vardır. ne zaman ki ülkemizde film çekseler, hep varoş veya kırsal kesimlerde, oryantal "bazaar"larda falan olur sahneler ve biz türkler buna çok kızarız. ben de çok kızardım ülkemizi yanlış veya eksik tanıtıyorlar diye ama seneler önce bir amerikalı film yapımcısının veya yönetmeninin bu konudaki bir röportaj sorusu cevabını okumuştum. kendisi, türkiye'nin metropolitan alanlarında da film çektiklerini ama amerikan seyircisinin bunlarla hiç ilgilenmediğini söylemişti. bana mantıklı geldi bu açıklama zira adamlarda new york var, neden gökdelenli şulu bulu şehirsel alanlarımız onlara ilginç gelsin ki? gene de sürekli kara çarşaflı kadınların, varoş semtlerin, döküntü binaların olduğu yerlerimizin gösterilmesi pek de hoş bir şey değil tabii. ama, her sektördeki herkes nasıl ki para kazanmaya bakıyor, film sektörü de öyle olmalı. yani iki tarafa da hak veriyorum bu konuda.
taken 3'te ise konu artık tamamlanıyor ve bu bir film 3'lemesi olarak nihayete erdirilmiş durumda.
bana sorarsanız, ilk filmde aksiyon sahnelerinden fazlası var, ikinci filmde de bu nispeten korunmuş ama 3. film biraz zorlama olmuş. gene de 3'ünü de izlediğime pişman değilim. yani tekken 3'ün, aman, taken 3'ün de vasat üstü bir izlenebilirliği var.
ilk filme dönersem, ki bu yazının esas konusu o, bu türde izlediğim en eğlendirici ve heyecanlı işlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. oyunculuklar hakikaten iyi, hikaye güzel ve kurgusu da akıcılığıyla seyirciyi sürüklüyor.
bu filmin başlığının henüz açılmadığına da gerçekten şaşırdım. hayır, öyle "izlenmesi gereken filmlerden" biri falan değil bu ama ne bileyim, çıktığı zamanlarda cidden de herkes taken'ı konuşuyordu gibi bir şeydi.
2008'de gösterime girmiş olan ve imdb'ye göre birleşik krallık, fransa ve abd ortak yapımı filmdir. zamanının en çok ses getiren yapımlarından biriydi ve yine aynı sitede 614.000 kişi tarafından oylanması da bunun bir nevi kanıtı zaten. sonra iki devam filmi daha çekildi ve onlar da ciddi ilgi gördü ve ortalama üstü rating ortalamaları aldılar internet movie database'de. taken; bir suç, gerilim ve aksiyon filmi. yazarlarından birinin luc besson olmasının da net etkilerini görüyoruz burada zira the fifth element filminde kendisinin nasıl aksiyonlu, kaçmalı kovalamalı işlerde başarılı olduğuna henüz 90'larda tüm dünya şahitlik etmişti.
liam neeson'ın oynadığı bryan mills, baş karakterimiz bu yapıtta ve kendisi hakikaten de imkansız koşullarda sevdiklerini kurtarabiliyor ve olmayacak durumlardan kendisini sıyırabiliyor. kendisini sıyırabiliyor derken, yani son derece mert bir abimiz kendisi de, hani adamı kelepçeleseniz de, 30 kişi sıkıştırsanız da bana mısın demiyor ve bryan herkesin hakkından geliyor.
bryan'ın kızı kim? kim. evet, onun ismi gerçekten de kim. ve eski karısı lenore var. kim vurduya mı gidiyor; yoksa vurdurmaya mı gidiyor?.. yok yok, fransa'ya gidiyor. babasına müzeleri gezeceğim diyor ama bu yalan. neyse, daha fazla spoiler vermeyeyim.
filmin önemli ve esas kısımları fransa'da geçiyor. bu kız, fransa'da başına ciddi belalar alıyor ve babası da onu kurtarmaya çalışıyor. bu spoiler'ı imdb de vermiş ve ben de aynı şeyi yapmakta bir sakınca görmedim.
25 milyon dolar bütçeli bu film, abd ve kanada'da daha açılış haftasında (hafta sonunda) bu parayı neredeyse çıkartmış ve toplamda da ilgililere neredeyse bunun 10 katını kazandırmış. ondan sonra da devam filmleri gelir elbette ki. biraz da onlardan bahsedeyim madem.
taken hakikaten sıkı bir aksiyon/macera filmiydi ve iki devam filminde de bu niteliğini koruyor. taken 2, istanbul'da geçiyor. 3. film ise abd'de.
2. filmle ilgili olarak... amerikan filmlerinde rastladığımız bir şey vardır. ne zaman ki ülkemizde film çekseler, hep varoş veya kırsal kesimlerde, oryantal "bazaar"larda falan olur sahneler ve biz türkler buna çok kızarız. ben de çok kızardım ülkemizi yanlış veya eksik tanıtıyorlar diye ama seneler önce bir amerikalı film yapımcısının veya yönetmeninin bu konudaki bir röportaj sorusu cevabını okumuştum. kendisi, türkiye'nin metropolitan alanlarında da film çektiklerini ama amerikan seyircisinin bunlarla hiç ilgilenmediğini söylemişti. bana mantıklı geldi bu açıklama zira adamlarda new york var, neden gökdelenli şulu bulu şehirsel alanlarımız onlara ilginç gelsin ki? gene de sürekli kara çarşaflı kadınların, varoş semtlerin, döküntü binaların olduğu yerlerimizin gösterilmesi pek de hoş bir şey değil tabii. ama, her sektördeki herkes nasıl ki para kazanmaya bakıyor, film sektörü de öyle olmalı. yani iki tarafa da hak veriyorum bu konuda.
taken 3'te ise konu artık tamamlanıyor ve bu bir film 3'lemesi olarak nihayete erdirilmiş durumda.
bana sorarsanız, ilk filmde aksiyon sahnelerinden fazlası var, ikinci filmde de bu nispeten korunmuş ama 3. film biraz zorlama olmuş. gene de 3'ünü de izlediğime pişman değilim. yani tekken 3'ün, aman, taken 3'ün de vasat üstü bir izlenebilirliği var.
ilk filme dönersem, ki bu yazının esas konusu o, bu türde izlediğim en eğlendirici ve heyecanlı işlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. oyunculuklar hakikaten iyi, hikaye güzel ve kurgusu da akıcılığıyla seyirciyi sürüklüyor.
bu filmin başlığının henüz açılmadığına da gerçekten şaşırdım. hayır, öyle "izlenmesi gereken filmlerden" biri falan değil bu ama ne bileyim, çıktığı zamanlarda cidden de herkes taken'ı konuşuyordu gibi bir şeydi.
devamını gör...
