1.
yağlanmış saçlarla işe gitmek istemeyen abilerimiz ve ablalarımızın yeni çözümüdür, saç diplerine mesafeli bir şekilde uygulayıp şekil verebilirsiniz. kurtarıcı olduğundan tedarik edilmesi tavsiyedir.
devamını gör...
2.
ne işe yaradığını hala çözemedim desem.
devamını gör...
3.
mantığı; saç diplerine püskürtülen güzel kokulu nişastanın saçtaki yağı emerek tarandıkça uçmasıdır.
devamını gör...
4.
eskiden olmasa da, zamanında bir firmanın patentini alsaydı ihya olacağı ürün.
nasıl mı efendim? şimdi tardis’imize atlıyor ve 2004 yılına gidiyoruz. kısa mesafe olduğundan, tardis de çok yakmaz hem.
neyse efendim ben o zamanlar mezun olalı bir yıl olmuş, iş arayan masum bir gençtim. iyi bir firmada iş görüşmesine gittim. yeni mezunlar da iyi bilir ki, tecrübesizsen mülakatlar gerçekten saçma sapan olabiliyor. yani neredeyse survivor parkuru kurup, bizi engellerden de geçirirlerdi de neyse ki o dönem yoktu survivor falan.
grup mülakatını bilirsiniz. en sevmediğimdir aynı zamanda. işte grupta öne çıkman lazım, yok sorunu çözüme ulaştırman lazım ve bunu ‘grup çalışmasına’ uygunluğun da test edileceğinden , diğerleriyle birlikte yapacaksın.
ama bu sefer durum farklıydı. sanırım 10 kişi falandık. önümüze 10 adet ürün ismi koydular. ama ürünler saçma sapan ürünler. onu diğerlerine satmamız gerekiyor ve ikna edici olmamız gerekiyordu. bir de gruptakiler survivor ruhlu, acımasız sorular sorup, işi kendileri kapma niyetindeler. vahşi doğaya salınsalar aç kalacak tipler değiller yani.
neyse efendim, bana düşe düşe ‘suyla yıkanmayan şampuan’ ürünü düştü. o zamanlar kuru şampuan falan yok tabi. firma o zaman bunun patentini alsaydı, gerçekten ihya olurdu. geyik amaçlı sunulan bu saçma ürün, şimdi iyi bir pazar payına sahip. neyse, ben bir şekilde sattım ürünü. yani mülakattaki bey öyle dedi . işi aldım mı? hayır. bu saçma anıyla başbaşa kaldım.
zaten işi de çok istemiyordum* . iyi oldu *.
nasıl mı efendim? şimdi tardis’imize atlıyor ve 2004 yılına gidiyoruz. kısa mesafe olduğundan, tardis de çok yakmaz hem.
neyse efendim ben o zamanlar mezun olalı bir yıl olmuş, iş arayan masum bir gençtim. iyi bir firmada iş görüşmesine gittim. yeni mezunlar da iyi bilir ki, tecrübesizsen mülakatlar gerçekten saçma sapan olabiliyor. yani neredeyse survivor parkuru kurup, bizi engellerden de geçirirlerdi de neyse ki o dönem yoktu survivor falan.
grup mülakatını bilirsiniz. en sevmediğimdir aynı zamanda. işte grupta öne çıkman lazım, yok sorunu çözüme ulaştırman lazım ve bunu ‘grup çalışmasına’ uygunluğun da test edileceğinden , diğerleriyle birlikte yapacaksın.
ama bu sefer durum farklıydı. sanırım 10 kişi falandık. önümüze 10 adet ürün ismi koydular. ama ürünler saçma sapan ürünler. onu diğerlerine satmamız gerekiyor ve ikna edici olmamız gerekiyordu. bir de gruptakiler survivor ruhlu, acımasız sorular sorup, işi kendileri kapma niyetindeler. vahşi doğaya salınsalar aç kalacak tipler değiller yani.
neyse efendim, bana düşe düşe ‘suyla yıkanmayan şampuan’ ürünü düştü. o zamanlar kuru şampuan falan yok tabi. firma o zaman bunun patentini alsaydı, gerçekten ihya olurdu. geyik amaçlı sunulan bu saçma ürün, şimdi iyi bir pazar payına sahip. neyse, ben bir şekilde sattım ürünü. yani mülakattaki bey öyle dedi . işi aldım mı? hayır. bu saçma anıyla başbaşa kaldım.
zaten işi de çok istemiyordum* . iyi oldu *.
devamını gör...
5.
dünyanın en sokuk şeyi ya. buna aldanıp ve bunu kullanıp "ay temizlendim ferahlandım" diyen karı varsa uzak durun yahut bu karı yakinınızdaysa derhal boşayın terk edin ilişkiyi kesin filan.
1 adedine 300-400 lira verip oh temizledi vallahi diye kendinizi kandırmaya lüzum yok. kafanıza kolonya dökün daha iyi sonuç alırsınız.
tam bir hatun soklama ürünü. kozmetikçi olacaktım ah ayda 1 milyon kazanırdım. keriz çok.
1 adedine 300-400 lira verip oh temizledi vallahi diye kendinizi kandırmaya lüzum yok. kafanıza kolonya dökün daha iyi sonuç alırsınız.
tam bir hatun soklama ürünü. kozmetikçi olacaktım ah ayda 1 milyon kazanırdım. keriz çok.
devamını gör...