ahirette giyilecek kıyafet
cennet ve cehennem kombini olarak iki adet kıyafet diktireceğim özel terzime. ölçü almak için aramasını bekliyorum.* dikimi bitsin buradan paylaşırım.*
devamını gör...
balkon insanı (yazar)
balkonunda asma yetiştirip, gün batımında dalından bir üzüm alıp ağzına attıktan sonra bir yudum da rakısından içen insan prototipi olduğu izlenimi uyandıran yazar.
devamını gör...
tanışmak istenen ölmüş yazarlar
sait faik abasıyanık, adada iki duble bişey içseydik beraber ne güzel olurdu be!
devamını gör...
otobüs camına kafayı yaslayınca gelen hüzün
kafamı çat çat pata küte cama çarptığım için moda giremiyorum. girsem o hüzün gelir de işte..
devamını gör...
perdenin ardındakiler
yeni yeni popülerleşmeye başlayan perdenin ardındakiler grubu, ankara’da yaşayan iki üniversite öğrencisi doruk ereşter ve direnç tarafından 1 ağustos 2017 yılında kurulmuştur. grubun altyapı müziklerini ve teknik aşamalarını direnç, vokal ve söz yazım işlerini doruk ereşter yürütüyor. kendilerinin de söylediği gibi perdenin ardındakiler’in yaptığı müzik alternatif müzik denebilir.
grubun isim seçimi de kendileri kadar oldukça mütevazi ve güzel. yolculuk sırasında bir metinden veya kitaptan gördükleri ”perdenin ardındakiler” ismini benimseyen arkadaşlar, perdenin önünde olmak uğruna kalitesiz işler yapmak istemiyorlar. ömür boyu perdenin arkasında kalmaya razı olup, hikayelerini insanlara aktarmayı felsefe edinmişler.
2020 yılında en çok dinlenen 10 grup arasında yer almışlardır. vokalistin sesi (doruk) her ne kadar sesinden dolayı kadın zannedilse de erkektir ve birçok dinleyicisini ses tonundan dolayı şaşırtmıştır. (grubun youtube da bulunan videolarına denk geldiğinizde sıkça rastlayacağınız yorumlar arasında doruk'un kız sanılması ile ilgili yorumlardır.) (bkz: aaaa erkekmiş)
grup için en özel şarkılarısorulmuştur ve röportajlarında;
direnç : benim için en özel şarkımız “ankara’yla bozuşuruz”. şarkıyı yaptığımız zamandaki duygu durumum ve yaparken hissettiğim duygular bu şarkıyı benim için çok ayrı bir yere taşıyor demiştir. ankara'yla bozuşuruz
grubun en sevdiğim şarkısı ise anıl piyancı ile yaptıkları düet olan yağmurlar şarkısıdır.buradan
grubun isim seçimi de kendileri kadar oldukça mütevazi ve güzel. yolculuk sırasında bir metinden veya kitaptan gördükleri ”perdenin ardındakiler” ismini benimseyen arkadaşlar, perdenin önünde olmak uğruna kalitesiz işler yapmak istemiyorlar. ömür boyu perdenin arkasında kalmaya razı olup, hikayelerini insanlara aktarmayı felsefe edinmişler.
2020 yılında en çok dinlenen 10 grup arasında yer almışlardır. vokalistin sesi (doruk) her ne kadar sesinden dolayı kadın zannedilse de erkektir ve birçok dinleyicisini ses tonundan dolayı şaşırtmıştır. (grubun youtube da bulunan videolarına denk geldiğinizde sıkça rastlayacağınız yorumlar arasında doruk'un kız sanılması ile ilgili yorumlardır.) (bkz: aaaa erkekmiş)
grup için en özel şarkılarısorulmuştur ve röportajlarında;
direnç : benim için en özel şarkımız “ankara’yla bozuşuruz”. şarkıyı yaptığımız zamandaki duygu durumum ve yaparken hissettiğim duygular bu şarkıyı benim için çok ayrı bir yere taşıyor demiştir. ankara'yla bozuşuruz
grubun en sevdiğim şarkısı ise anıl piyancı ile yaptıkları düet olan yağmurlar şarkısıdır.buradan
devamını gör...
malazgirt savaşı başlarken meydanı bulamayınca komutanım whatsapp'tan konum atar mısınız diyen asker
malazgirt meydan savaşı'nın başlamasını geciktirmiş olan askerdir.
romalı komutan diyojen ve askerleri meydanda beklerken, sultan alparslan'ın başkomutanı çakır bey, asker sayımının yapılmasını ister. sayımda tamı tamına 199 bin 998 baş asker çıkmıştır. bunun üzerine çakır bey:
"nerede o iki münasebetsiz? bre akılsızlar! savaşa geç kalındığı nerede görülmüş! yüzbaşı! gel buraya! nerede bu iki akılsız!" diyerek yüzbaşı samed'i çağırır
yüzbaşı: "beyim yeri bulamamışlar whatsapp'tan konum atar mısınız diyor."
çakır bey: "bir gün önceden malazgirt fatihleri grubunda paylaştık ya yüzbaşı!! densizler!! grubu sessize almışlardır kesin!!"
yüzbaşı: "konumu attım beyim iki dakikaya geliyorlarmış."
bu sebeple malazgirt meydan savaşı, tamı tamına beş dakika gecikmeli başlamıştır. neyse ki bu iki askerin cezası, zafer coşkusundan dolayı arada kaynamıştır.
bazı ünlü tarihçilerin yorumları
danielle de'comp- university of massachusetts gerçekten inanılmaz bir andı! roma'lı diyojen saatine bakıp "erken gelmişiz" dediği rivayet ediliyor.
dimitri vazilesonicsky - lomonosov moscow state university alparsan gerçekten de üst düzey bir komutan. sadece 5 dakikalık rötardan bile mutlak zaferle ayrılmasını bildi. iki askerdeki bu anti-militarist hareket gerçtekten şaşırtıcı.
tatyana sedatova: savaşın seyrini değiştiren iki asker ve anadolu'nun sonsuza kadar açılan kapıları! türkler gerçekten kriz yönetiminde başarılılar. en kritik yerlerde bile, rüzgarı kendilerine çeviriyorlar!
romalı komutan diyojen ve askerleri meydanda beklerken, sultan alparslan'ın başkomutanı çakır bey, asker sayımının yapılmasını ister. sayımda tamı tamına 199 bin 998 baş asker çıkmıştır. bunun üzerine çakır bey:
"nerede o iki münasebetsiz? bre akılsızlar! savaşa geç kalındığı nerede görülmüş! yüzbaşı! gel buraya! nerede bu iki akılsız!" diyerek yüzbaşı samed'i çağırır
yüzbaşı: "beyim yeri bulamamışlar whatsapp'tan konum atar mısınız diyor."
çakır bey: "bir gün önceden malazgirt fatihleri grubunda paylaştık ya yüzbaşı!! densizler!! grubu sessize almışlardır kesin!!"
yüzbaşı: "konumu attım beyim iki dakikaya geliyorlarmış."
bu sebeple malazgirt meydan savaşı, tamı tamına beş dakika gecikmeli başlamıştır. neyse ki bu iki askerin cezası, zafer coşkusundan dolayı arada kaynamıştır.
bazı ünlü tarihçilerin yorumları
danielle de'comp- university of massachusetts gerçekten inanılmaz bir andı! roma'lı diyojen saatine bakıp "erken gelmişiz" dediği rivayet ediliyor.
dimitri vazilesonicsky - lomonosov moscow state university alparsan gerçekten de üst düzey bir komutan. sadece 5 dakikalık rötardan bile mutlak zaferle ayrılmasını bildi. iki askerdeki bu anti-militarist hareket gerçtekten şaşırtıcı.
tatyana sedatova: savaşın seyrini değiştiren iki asker ve anadolu'nun sonsuza kadar açılan kapıları! türkler gerçekten kriz yönetiminde başarılılar. en kritik yerlerde bile, rüzgarı kendilerine çeviriyorlar!
devamını gör...
rektörlüğü hak ediyorum
ben siyasete odtü'de okurken 2010 yılında, müslüman sol ideolojisi ile has partide başladım. daha sonra hüdapar gençlik kollarından teklif bile geldi. ben sekiz (8) yılımı odtü'de geçirdim. oradaki bir çok insandan daha odtü'lüyüm. bugün odtü'yü bilmeyen, kültürünü bilmeyenlerin odtü'ye girmesi, bir filin züccaciye dükkanına girmesi gibi olacaktır. ( özellikle şenliklerde dışarıdan insan girmesini engellemeliyiz). intihal meselesi kesinlikle iftira, hem intihal ne demek, benim zamanımda böyle bir şey yoktu. gördüğüm kadarıyla teknikler sürekli değişiyor zaten. bana apa öğrettiler, bir de plagiarism'in na olmaya sebep olduğunu biliyorum. mantığını anlatmadılar. işin matematiğini bilmek lazım, akademik alanda benim hem yayınlarım hem de atıflarım fena değildir. tamam belki mükemmel değildir fakat hiç fena da değildir. en azından kendimi verşan bey ile kıyaslayınca, alanımda ondan daha iyi olduğuma yemin edebilirim fakat kanıtlayamam. ben progressive rock dinleyen bir insan olmamın yanı sıra quenn'in bütün albümlerini ezbere bilen bir rektör olacağım. ayrıca rami malek'in freddy performansını hiç beğenmemiştim. sasha cohen'in yıllarca bu role hazırlanıp, oynatılmamasını da kabullenemiyorum. neyse konu benim nasıl mükemmel rektör olacağımdı, devam edeyim. efendim şimdi öğrenciler ve akademisyenler ve belki cehapeliler ve muhalifler beni eleştiriyor olabilirler fakat onlar büyük resmi göremiyorlar ki! bakın ben verşan bey'in makamına çıkmış, penceresinden a-1 kapısına bakıp büyük resmi görebilmiş müstakbel bir rektör adayıyım. beni rektör yapın. rektör olmak için akademik alanda çok başarılı olmak da gerekmiyor, ben bu yüce görevi, idare işlerini hakkıyla yapacağıma eminim. devrim'de, gıda'da playlistlerim ile kalabalıkları etkim altına alabiliyorum. bakınız bunlar çok önemli özelliklerdir. şahsım katında bunlar olmazsa olmazdır. okula polis girmemesi için talimat vereceğim. özel güvenliği tamamiyle kaldıracağım. bir işletmeci mantığıyla şenliklere sponsor kabul edeceğim, para kazanacağız yahuuu. bunları bir düşünün. ben rektörlüğü hak ediyorum.
devamını gör...
tokofobi
fındık ezmesinin damağa yapışma korkusu olan arakibutirofobiden daha ilginç olmayan fobi çeşidi.
hamilelik korkusu.
hamilelik korkusu.
devamını gör...
ayt 2021
dünkü tyt sınavında sürem yetmemişti. bugün de beynim yetmedi.. söyleyecek söz yok.
devamını gör...
1. normal sözlük kampı
çadırda sevişen gençleri kıskanarak viski içeceğim kamptır.
yaşlılık zor.
yaşlılık zor.
devamını gör...
tek cümleyle hayatı tanımla
yaşamak bu değil.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
devamını gör...
kimsenin takmadığı bir sözlükte kimsenin takmadığı bir yazar olmak
sözlük alemine yeni arkadaşların kafasına taktığı konulardan biridir; "yazdıklarımızı kimse okumuyor, o halde yazmanın da bir anlamı yok" meselesi. ben yaklaşık 12 senedir sözlüklerde yazar oldum, yazdım, çizdim, okudum, okundum, uzun uzun tartıştım, alkışlar aldım, davetler aldım, küfürler yedim. bugün geldiğim noktada çıkarımım, hiç fark etmediğidir.
esasında kimse kimsenin umurunda değildir. ilk önce bilmemiz gereken acı kural budur ve hayatımızın her döneminde, özellikle karar vermemiz gereken dönemlerde mutlaka adamakıllı ele almamız gerekir. sizin bir yerde konuştuğunuz şeylerden, karşınızdaki kendi yaşantısıyla ne kadarını bağdaştırabiliyorsa, ne kadar içselleştirebiliyorsa ya da o anda ne duymak istiyorsa o kadarını alır. sonra o konuda sizinle bir tartışma içine girer ve bu tartışma, eğer siz bir konuda yazarken ya da konuşurken o konuyla alakalı birikiminizle yazmışsanız, konuşmuşsanız genellikle kısır bir tartışma olur, nadiren insanlar birbirinin ufkunu açan sohbetler yapar. zaten öbür türlü bir boka yaramayan asalak bir yazarsınızdır ve kimse sizinle tartışmayacaktır.
beğeni, favori gibi şeyler kişinin kendisini değerlendirmesi açısından önemlidir. unutmamamız gereken şey ise, sözlükler, hayata dair konular hakkında düşünmemizi sağlayan yerlerdir. bazı yazarlardan bir şeyler öğreniriz, bazen kendi düşüncelerimizi yazıp okur, tutarsızlıkları buluruz. yavaş yavaş yontarız kendimizi, nerelerde uçlardaymışız, nerelerde gerideymişiz, yıllar geçerken bakakalmışmıyız öylece. üç beş paragraf yıkar geçer düşünce dünyanı, "yavan yaşamışız, çok yavan, yazık etmişiz" dersin kendine.
sözlüğü günlük gibi kullanmanızı tavsiye ederim. kendi izinizi takip edin, kime kızgınsanız dökün içinizi, kime ne söyleyemediyseniz, formata uydurup saçın etrafa. okuyan olursa, bir insan bir insana nasıl böyle kızabilir, bir insan bir insanı nasıl böyle sevebilir desinler. sonraları dönüp bakın, "ne toymuşum ya hu, amma da abartmışım, gençliğimin heyecanı varmış, biraz da aptalmışım" deyin. yaş geçtikçe insan nasıl duruluyormuş, hayat nasıl zalim yüzünü gösterip adam ediyormuş insanı gözlerinizle görün. bu yaşam sizin, tek kalıcı şahidi sizsiniz.
esasında kimse kimsenin umurunda değildir. ilk önce bilmemiz gereken acı kural budur ve hayatımızın her döneminde, özellikle karar vermemiz gereken dönemlerde mutlaka adamakıllı ele almamız gerekir. sizin bir yerde konuştuğunuz şeylerden, karşınızdaki kendi yaşantısıyla ne kadarını bağdaştırabiliyorsa, ne kadar içselleştirebiliyorsa ya da o anda ne duymak istiyorsa o kadarını alır. sonra o konuda sizinle bir tartışma içine girer ve bu tartışma, eğer siz bir konuda yazarken ya da konuşurken o konuyla alakalı birikiminizle yazmışsanız, konuşmuşsanız genellikle kısır bir tartışma olur, nadiren insanlar birbirinin ufkunu açan sohbetler yapar. zaten öbür türlü bir boka yaramayan asalak bir yazarsınızdır ve kimse sizinle tartışmayacaktır.
beğeni, favori gibi şeyler kişinin kendisini değerlendirmesi açısından önemlidir. unutmamamız gereken şey ise, sözlükler, hayata dair konular hakkında düşünmemizi sağlayan yerlerdir. bazı yazarlardan bir şeyler öğreniriz, bazen kendi düşüncelerimizi yazıp okur, tutarsızlıkları buluruz. yavaş yavaş yontarız kendimizi, nerelerde uçlardaymışız, nerelerde gerideymişiz, yıllar geçerken bakakalmışmıyız öylece. üç beş paragraf yıkar geçer düşünce dünyanı, "yavan yaşamışız, çok yavan, yazık etmişiz" dersin kendine.
sözlüğü günlük gibi kullanmanızı tavsiye ederim. kendi izinizi takip edin, kime kızgınsanız dökün içinizi, kime ne söyleyemediyseniz, formata uydurup saçın etrafa. okuyan olursa, bir insan bir insana nasıl böyle kızabilir, bir insan bir insanı nasıl böyle sevebilir desinler. sonraları dönüp bakın, "ne toymuşum ya hu, amma da abartmışım, gençliğimin heyecanı varmış, biraz da aptalmışım" deyin. yaş geçtikçe insan nasıl duruluyormuş, hayat nasıl zalim yüzünü gösterip adam ediyormuş insanı gözlerinizle görün. bu yaşam sizin, tek kalıcı şahidi sizsiniz.
devamını gör...
spontane radyo yayını
böyle muğlak muğlak konseptler. soru? ne sorusu? nerde? kim? ne belli? ya hayret bir şey ya... ben 98 alınca ağlayan kızım tamam mı!!1!ç!1,1! nerelerden sorumluyuz bilmem lazım. mağdurum. yönetim buna bir el atın...
beni geren yayındır*
beni geren yayındır*
devamını gör...
başka bir evrende yaşam olsa nasıl olurdu
çoklu evrenler teorisine göre sürekli büyük patlamalar yaşanıyor ve her patlama yeni evrenler ortaya çıkarıyor. bu da yaşadığımız dünyaya benzeyen yani yaşanılabilir gezegenler olduğu ihtimalini çok güçlendiriyor.
bu ihtimal üzerinden gidersek aynı anda yoksul, zengin, diktatör, katil, kahraman, ünlü bir sanatcı, nefret edilen bir insan olarak yaşıyoruz. muhtemel çok farklı dinlere inanıyoruz. belki bir gezegenin tanrısı biziz.
nefis ihtimaller bunlar bence.
bu ihtimal üzerinden gidersek aynı anda yoksul, zengin, diktatör, katil, kahraman, ünlü bir sanatcı, nefret edilen bir insan olarak yaşıyoruz. muhtemel çok farklı dinlere inanıyoruz. belki bir gezegenin tanrısı biziz.
nefis ihtimaller bunlar bence.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
önceden yere göğe sığdırılamayan bal porsuğunun bir sürü kişi tarafından tek taraflı bi bakış açısıyla değerlendirilmiş olması çok üzücü.
kendisiyle iki çift kelam etmiş olanlar böyle fitneci biri olmadığını zaten bilirler.
arkadaş olmamıza rağmen hiçbir zaman sözlüğe karşı tavır almamı söylemedi, hoşnutsuzlukları vardı sadece, ki bu konuda sonuna kadar ona katılıyorum. hiçbir şekilde yapıcı cevaplar almadı, çözüm yoluna gidilmedi.
cevap hakkı tanımadan uçurulması ne kadar etik tartışılır *, kışkırtıcı tek bir tanımı olmayan bu yazara atılan ithamlar gerçekten uzak duruyor.
ne diyelim sözlük en iyi yazarlardan birini kaybetti.
kendisiyle iki çift kelam etmiş olanlar böyle fitneci biri olmadığını zaten bilirler.
arkadaş olmamıza rağmen hiçbir zaman sözlüğe karşı tavır almamı söylemedi, hoşnutsuzlukları vardı sadece, ki bu konuda sonuna kadar ona katılıyorum. hiçbir şekilde yapıcı cevaplar almadı, çözüm yoluna gidilmedi.
cevap hakkı tanımadan uçurulması ne kadar etik tartışılır *, kışkırtıcı tek bir tanımı olmayan bu yazara atılan ithamlar gerçekten uzak duruyor.
ne diyelim sözlük en iyi yazarlardan birini kaybetti.
devamını gör...
kulak içi kulaklık önerileri
huawei freebuds 3'ü tavsiye edebilirim, dışarıdan gelen sesleri engelleme özelliğine sahip ilk bluetooth kulaklık olması da bir artı özelliği. dışında silikon olmamasına rağmen başarılı bir gürültü engelleme özelliğine sahip.
ortalama tek kulaklık 4 saat gitmekle beraber kutusuyla bir günü hiç sorun yaşamadan götürebilirsiniz.
ortalama tek kulaklık 4 saat gitmekle beraber kutusuyla bir günü hiç sorun yaşamadan götürebilirsiniz.
devamını gör...
kahve bağımlılığı
sabah uyanır uyanmaz koca kupa kahve sigara. öğlene kadar en az iki kupa daha. yemekten sonra tekrar. yani akşama kadar nerden baksak 6 kupaya kadar içiyorum. bağımlı mıyım, kesinlikle evet. henüz mükemmel filtre kahveyi bulamadım ama denemeye devam *
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
