the queen’s gambit detayları
1. satranç dünyasından referanslar
the queen’s gambit 7 bölümlük mini dizi olarak sunulmuştur. satranç dünyasında bir piyonun vezir olması için geçmesi gereken kare sayısı da 7’dir. buradaki anlama göre beth, başlarda bir piyon olarak yolculuğa başlıyor. 7 bölümde ilerlemesini tamamlayarak vezire dönüşüyor. dizinin sonunda da beth, beyaz vezir olarak simgeleniyor. the queen’s gambit aynı isimli bir kitap uyarlamasıdır. senaryo oluşumunda da gerçek dünyayı yansıtılmasından emin olmak için satranç ustaları referans alınmıştır. beth harmon, dünya satranç şampiyonası’nı kazanan ilk amerikalı bobby fischer’la benzer hikâyeler taşımaktadır. aynı isimli kitabın önsözünde de bobby fischer gibi isimlerin ilham kaynağı olduğu bilgisi yer almaktadır.
2. kıyafet seçimlerinde satranç tutkusu
beth harmon’ı ilk bölümlerde okul üniformasıyla görüyoruz. stil yolculuğu ise, kendisini evlat edinen alma wheathley’le gittiği bir new york mağazasında başlıyor. dizinin kostüm tasarımcısı gabriela binder, kostüm seçimleri için bazı isimlerden ilham almıştır ve beth harmon’ın satranç tutkusuna göre uyarlamıştır. 50’li yıllara atıfta bulunmak istediğinde jean seberg’ü, new york görünümleri için edie sedgwick’i referans almıştır. beth, evde tek başına satranç oynarken bile her zaman iyi görünmeyi başarmıştır. satranç taşlarını simgelemesi için çoğunlukla siyah, beyaz, krem renklerde kıyafetler tercih edilmiştir. desenlerde ise satranç tahtasını temsil eden damalı çizgiler kullanılmıştır.
3. tavandaki satranç seti
the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detayları arasında fark edilmesi zor bir konu yer alıyor; tavandaki satranç seti. beth harmon satranç tahtasıyla, yetimhanedeki bay shaibel sayesinde tanışmıştır. dizinin başlarında bay shaibel beth’le satranç oynamayı reddetmiştir. beth, aldığı hapların da etkisiyle, satranç tahtasını yatakhanenin tavanında görselleştirmiştir. oyunu öğrenmesi ve kendisini geliştirmesi de bu pratikler sayesinde gerçekleşmiştir. bay shaibel beth’le oynamayı kabul ettiğinde, beth satrançta uzun bir yol kat etmişti. beth, dizi boyunca zihnindeki satranç tahtasını tavanda hayal ederek pratik yapmaya devam etmiştir. beth’in her zaman tavanda görselleştirdiği set ise bay shaibel’le oynadığı satranç setidir.
4. finaldeki beyaz vezir
beth harmon final bölümde kar gibi beyaz görüntüsüyle karşımıza çıkıyor. kızıl saçlarının üzerindeki beyaz şapkasını, beyaz kabanı ve beyaz pantolonuyla tamamlamıştır. görüntüyü pekiştiren beyaz ayakkabısıyla da bir bütün oluşturulmuştur. beth’in final beyazının nedeni ise, artık satranç tahtasında bir kraliçe olduğunu vurgulamaktır. beyaz görünüm, beyaz vezir taşının görsel bir temsili olarak beth’in üzerine giydirilerek izleyiciye yansıtılmıştır. bu kıyafetin içerisinde beth’i arınmış, mutlu, başarmış ve özgüvenli görüyoruz. dizi her bölümde beth’in satranca olan tutkusuna yaptığı vurguyu, final sahnesinde “satrancın kraliçesi” olarak yansıtmıştır.
5. las vegas’ta dutch açı
dutch açı, gerçeklik algısının manipüle edildiği, eğik açıyı ifade etmek için kullanılıyor. psikolojik gerginliği ifade etmek için de tercih edilen, güçlü görüntü açılarından biri olarak biliniyor. dizide bu açıyla las vegas turnuvasında karşılaşıyoruz. benny watts satranç dünyasında ismi olan ve beth tarafından da takip edilen karakterlerden biridir. beth, turnuvada benny watts’a karşı zorlu bir mücadele verirken, kaybetmek üzere olduğunun farkındadır ve çok gergin bir ruh haline sahiptir. bu sahnelerde kamera beth’in etrafında eğik açıyla hareket etmeye başlıyor. beth’in gerilimi bu sahnede dutch açı ile izleyiciye yansıtılarak the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detayları arasında yer almıştır.
6. beth’in yaş temsili
beth’in ruj renkleri her sahne için özenle ve farklı tonlarda seçilmiştir. yapılan açıklamaya göre kullanılan renkler yaşını temsil etmektedir. dizinin makyaj ve saç tasarımcısı daniel parker; “sonlara doğru beth’in ruj rengi ölen annesine bir övgü olarak kabul edilebilir.” demiştir. alma’nın koyu ruju temel görünüşlerinden biriydi. beth’in final sahnesi de dahil kullandığı ruj, alma’ya ithafen seçilmiştir. daniel parker cümlesinin devamında; “dudaklar ve kirpikler bir karakterin ne yaptığını ya da davranışlarını temsil eden en önemli şeylerden biridir.” demiştir. beth’in kendisini eve kapattığı ve hayattan soyutlandığı bölümlerdeki makyajı da dağılmış ve solmuş ruh halini yansıtmaktadır.
7. beth’in ev duygusu
beth harmon’ı ilk gördüğümüz elbise, yakalı model ve açık gri renktedir. bu gri elbisenin üzerinde annesi tarafından yazılmış olan beth ismi yer almaktadır. yetimhaneye gittiği zaman elbisesi bayan deardorff tarafından yakılmak üzere kenara kaldırılıyor. elbisesini teslim etmeden önce dikkatlice incelediğini ve dikişlerine dokunduğunu görebiliyoruz. bath bu sahneyle, yanında kalan tek şeyi de ardında bırakmış oluyor. beth’i son oyununda da yakalı, açık gri bir elbiseyle görüyoruz. açıklamaya göre beth’in eve dönebileceği bir an yaratmak istedikleri için bu elbise tercih edilmiştir. the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detaylar arasında fark edilmesi zor olsa da, bu renk beth’in ev duygusunu temsil etmektedir.
8. bay schaibel’i onurlandırmak
beth harmon, verdiği röportajlarda kendisine satrancı öğreten kişinin bay schaibel olduğunu sıkça tekrarlıyor. buna rağmen yayınlanan röportajlarda bay schaibel’in ismi hiçbir zaman geçmiyor. beth, bay schaibel’in ölümüyle bodrum kat ofisine ziyaret ediyor ve başarılarının toplandığı bir panoyla karşılaşıyor. anlıyoruz ki bay schaibel beth’i her zaman takip etmiş ama kendi adının geçtiği herhangi bir röportajı okuyamamış. beth dizinin final bölümünde gazetecilere demeç verirken william schaibel’in kendisine ilk satrancı öğreten kişi olduğunu ve bu cümlesinin yayınlanması gerektiğini söylüyor. bay scheibel artık gazetelerde kendi adını göremeyecek olsa da beth tarafından final bölümünde onurlandırılmıştır.
9. the queen’s gambit örgütlenmesi
dizinin izleyicilerine anlattığı temalardan birisi de birbirine destek toplumların başarısıdır. benny karakteri bir noktada rus toplumunun satrançtaki başarısının en önemli özelliğinin dayanışma olduğunu vurguluyor. jolene, beth’in şampiyonaya katılması için gerekli olan maddi yardımı sağlayarak dayanışma döngüsünü başlatıyor. 7. bölümde bu kanı tam anlamıyla karşımıza çıkıyor. sscb satranç oyuncuları her ne kadar rakip olsalar da, yabancı olarak gördükleri beth’e karşı her zaman ittifak halindeler. beth, benny, harry ve diğer amerikalı satranç oyuncuları beth’i arayarak tüyo verdikleri zaman, aynı örgütlenmeyi amerikalılar olarak gerçekleştirmiş oluyorlar.
10. aynı isimli roman ve heath ledger
aynı isimli roman, 1983’te walter tewis tarafından kaleme alınmıştır. kitaptaki ilaç referansları kendi geçmişinden gelmektedir. walter tewis, new york times’a verdiği bir röportajda “gençken bana romatizmal kalp teşhisi konuldu ve hastanede ağır doz ilaçlar verildi.” demiştir. kadınların zekâsını yeni fark eden biri olarak değil, kadınların zekâlarını yeni gösterdiğini düşündüğü bir dönemden beth’i anlatmıştır. “… geçmişte birçok kadın zekâlarını saklıyordu şimdi böyle değil.” diyerek dönemin kadınlarından ilham aldığından bahsetmiştir. başlarda kitabın film olarak yapılması düşünülmüştür. heath ledger’ın yönetmenliğini yapacağı bir film olacakken, ledger 2008’de vefat etmiştir. mini dizi olarak daha iyi olacağı düşünülerek 2020 yılında netflix’ten yayınlanmıştır.
the queen’s gambit 7 bölümlük mini dizi olarak sunulmuştur. satranç dünyasında bir piyonun vezir olması için geçmesi gereken kare sayısı da 7’dir. buradaki anlama göre beth, başlarda bir piyon olarak yolculuğa başlıyor. 7 bölümde ilerlemesini tamamlayarak vezire dönüşüyor. dizinin sonunda da beth, beyaz vezir olarak simgeleniyor. the queen’s gambit aynı isimli bir kitap uyarlamasıdır. senaryo oluşumunda da gerçek dünyayı yansıtılmasından emin olmak için satranç ustaları referans alınmıştır. beth harmon, dünya satranç şampiyonası’nı kazanan ilk amerikalı bobby fischer’la benzer hikâyeler taşımaktadır. aynı isimli kitabın önsözünde de bobby fischer gibi isimlerin ilham kaynağı olduğu bilgisi yer almaktadır.
2. kıyafet seçimlerinde satranç tutkusu
beth harmon’ı ilk bölümlerde okul üniformasıyla görüyoruz. stil yolculuğu ise, kendisini evlat edinen alma wheathley’le gittiği bir new york mağazasında başlıyor. dizinin kostüm tasarımcısı gabriela binder, kostüm seçimleri için bazı isimlerden ilham almıştır ve beth harmon’ın satranç tutkusuna göre uyarlamıştır. 50’li yıllara atıfta bulunmak istediğinde jean seberg’ü, new york görünümleri için edie sedgwick’i referans almıştır. beth, evde tek başına satranç oynarken bile her zaman iyi görünmeyi başarmıştır. satranç taşlarını simgelemesi için çoğunlukla siyah, beyaz, krem renklerde kıyafetler tercih edilmiştir. desenlerde ise satranç tahtasını temsil eden damalı çizgiler kullanılmıştır.
3. tavandaki satranç seti
the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detayları arasında fark edilmesi zor bir konu yer alıyor; tavandaki satranç seti. beth harmon satranç tahtasıyla, yetimhanedeki bay shaibel sayesinde tanışmıştır. dizinin başlarında bay shaibel beth’le satranç oynamayı reddetmiştir. beth, aldığı hapların da etkisiyle, satranç tahtasını yatakhanenin tavanında görselleştirmiştir. oyunu öğrenmesi ve kendisini geliştirmesi de bu pratikler sayesinde gerçekleşmiştir. bay shaibel beth’le oynamayı kabul ettiğinde, beth satrançta uzun bir yol kat etmişti. beth, dizi boyunca zihnindeki satranç tahtasını tavanda hayal ederek pratik yapmaya devam etmiştir. beth’in her zaman tavanda görselleştirdiği set ise bay shaibel’le oynadığı satranç setidir.
4. finaldeki beyaz vezir
beth harmon final bölümde kar gibi beyaz görüntüsüyle karşımıza çıkıyor. kızıl saçlarının üzerindeki beyaz şapkasını, beyaz kabanı ve beyaz pantolonuyla tamamlamıştır. görüntüyü pekiştiren beyaz ayakkabısıyla da bir bütün oluşturulmuştur. beth’in final beyazının nedeni ise, artık satranç tahtasında bir kraliçe olduğunu vurgulamaktır. beyaz görünüm, beyaz vezir taşının görsel bir temsili olarak beth’in üzerine giydirilerek izleyiciye yansıtılmıştır. bu kıyafetin içerisinde beth’i arınmış, mutlu, başarmış ve özgüvenli görüyoruz. dizi her bölümde beth’in satranca olan tutkusuna yaptığı vurguyu, final sahnesinde “satrancın kraliçesi” olarak yansıtmıştır.
5. las vegas’ta dutch açı
dutch açı, gerçeklik algısının manipüle edildiği, eğik açıyı ifade etmek için kullanılıyor. psikolojik gerginliği ifade etmek için de tercih edilen, güçlü görüntü açılarından biri olarak biliniyor. dizide bu açıyla las vegas turnuvasında karşılaşıyoruz. benny watts satranç dünyasında ismi olan ve beth tarafından da takip edilen karakterlerden biridir. beth, turnuvada benny watts’a karşı zorlu bir mücadele verirken, kaybetmek üzere olduğunun farkındadır ve çok gergin bir ruh haline sahiptir. bu sahnelerde kamera beth’in etrafında eğik açıyla hareket etmeye başlıyor. beth’in gerilimi bu sahnede dutch açı ile izleyiciye yansıtılarak the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detayları arasında yer almıştır.
6. beth’in yaş temsili
beth’in ruj renkleri her sahne için özenle ve farklı tonlarda seçilmiştir. yapılan açıklamaya göre kullanılan renkler yaşını temsil etmektedir. dizinin makyaj ve saç tasarımcısı daniel parker; “sonlara doğru beth’in ruj rengi ölen annesine bir övgü olarak kabul edilebilir.” demiştir. alma’nın koyu ruju temel görünüşlerinden biriydi. beth’in final sahnesi de dahil kullandığı ruj, alma’ya ithafen seçilmiştir. daniel parker cümlesinin devamında; “dudaklar ve kirpikler bir karakterin ne yaptığını ya da davranışlarını temsil eden en önemli şeylerden biridir.” demiştir. beth’in kendisini eve kapattığı ve hayattan soyutlandığı bölümlerdeki makyajı da dağılmış ve solmuş ruh halini yansıtmaktadır.
7. beth’in ev duygusu
beth harmon’ı ilk gördüğümüz elbise, yakalı model ve açık gri renktedir. bu gri elbisenin üzerinde annesi tarafından yazılmış olan beth ismi yer almaktadır. yetimhaneye gittiği zaman elbisesi bayan deardorff tarafından yakılmak üzere kenara kaldırılıyor. elbisesini teslim etmeden önce dikkatlice incelediğini ve dikişlerine dokunduğunu görebiliyoruz. bath bu sahneyle, yanında kalan tek şeyi de ardında bırakmış oluyor. beth’i son oyununda da yakalı, açık gri bir elbiseyle görüyoruz. açıklamaya göre beth’in eve dönebileceği bir an yaratmak istedikleri için bu elbise tercih edilmiştir. the queen’s gambit dizisinin sevenlerini şaşırtacak detaylar arasında fark edilmesi zor olsa da, bu renk beth’in ev duygusunu temsil etmektedir.
8. bay schaibel’i onurlandırmak
beth harmon, verdiği röportajlarda kendisine satrancı öğreten kişinin bay schaibel olduğunu sıkça tekrarlıyor. buna rağmen yayınlanan röportajlarda bay schaibel’in ismi hiçbir zaman geçmiyor. beth, bay schaibel’in ölümüyle bodrum kat ofisine ziyaret ediyor ve başarılarının toplandığı bir panoyla karşılaşıyor. anlıyoruz ki bay schaibel beth’i her zaman takip etmiş ama kendi adının geçtiği herhangi bir röportajı okuyamamış. beth dizinin final bölümünde gazetecilere demeç verirken william schaibel’in kendisine ilk satrancı öğreten kişi olduğunu ve bu cümlesinin yayınlanması gerektiğini söylüyor. bay scheibel artık gazetelerde kendi adını göremeyecek olsa da beth tarafından final bölümünde onurlandırılmıştır.
9. the queen’s gambit örgütlenmesi
dizinin izleyicilerine anlattığı temalardan birisi de birbirine destek toplumların başarısıdır. benny karakteri bir noktada rus toplumunun satrançtaki başarısının en önemli özelliğinin dayanışma olduğunu vurguluyor. jolene, beth’in şampiyonaya katılması için gerekli olan maddi yardımı sağlayarak dayanışma döngüsünü başlatıyor. 7. bölümde bu kanı tam anlamıyla karşımıza çıkıyor. sscb satranç oyuncuları her ne kadar rakip olsalar da, yabancı olarak gördükleri beth’e karşı her zaman ittifak halindeler. beth, benny, harry ve diğer amerikalı satranç oyuncuları beth’i arayarak tüyo verdikleri zaman, aynı örgütlenmeyi amerikalılar olarak gerçekleştirmiş oluyorlar.
10. aynı isimli roman ve heath ledger
aynı isimli roman, 1983’te walter tewis tarafından kaleme alınmıştır. kitaptaki ilaç referansları kendi geçmişinden gelmektedir. walter tewis, new york times’a verdiği bir röportajda “gençken bana romatizmal kalp teşhisi konuldu ve hastanede ağır doz ilaçlar verildi.” demiştir. kadınların zekâsını yeni fark eden biri olarak değil, kadınların zekâlarını yeni gösterdiğini düşündüğü bir dönemden beth’i anlatmıştır. “… geçmişte birçok kadın zekâlarını saklıyordu şimdi böyle değil.” diyerek dönemin kadınlarından ilham aldığından bahsetmiştir. başlarda kitabın film olarak yapılması düşünülmüştür. heath ledger’ın yönetmenliğini yapacağı bir film olacakken, ledger 2008’de vefat etmiştir. mini dizi olarak daha iyi olacağı düşünülerek 2020 yılında netflix’ten yayınlanmıştır.
devamını gör...
yaşamaya dair
sözlerini aşağıya bıraktığım nazım hikmet ran şiiri.
“yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
'yaşadım' diyebilmen için..."
“yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
'yaşadım' diyebilmen için..."
devamını gör...
son izlenen dizi
uzun zamandır dizi izlemediğimi fark etmemi sağlamış olan başlıktır.
yaktın bizi eyledin viran ey yks.
yaktın bizi eyledin viran ey yks.
devamını gör...
14 şubat yalnızlığı
kaliteli yalnızlık tercihimdir.
devamını gör...
burun
gogol’un kısa öyküsü. ıvan yakovleviç sabah taze ekmek kokan mutfağa girer. o gün canı kahve içmek istemez, kahve tiryakisi eşinin canına minnettir. yanına soğan alır,ekmeği böler ve bir burun görür. burnu hemen tanır; müşterisi , kendini binbaşı olarak tanınan kovalev’indir. karısı kendisine kızar ve onu hemen yoketmesini söyler. zavallı ivan , gece içkiyi kaçırmış ne olduğunu hatırlamamaktadır. ivan ,burnu köprüden nehre aşağı atmaya çalışırken polise yakalanır.
kovalev ise 9.sınıf memur, yükselmesi zor. ‘burnu’ havada, özgüvensiz ve çevresindeki önemli kişilerle kendini kabul ettirme derdinde. sabah uyanır ve burnu yoktur. kan da yoktur; burun öylece çekip gitmiştir. önce polise ,ordan kayıp burnu için ilan vermeye giderken ,o koşuşturma içinde yaşadıklarını anlatır.
o dönemin rusya’sında önemli görevlere torpille, rüşvetle gelen , vasıfsız kişileri eleştirmektedir aslında. o koşturmaca içinde sokakta ‘burnuyla’karşılaşır. yüksek rütbeli üniforma giymiş burnuyla. burnu kendisine yüz vermemiş, tanımamazlıktan gelmiştir. yazar burada , o kadar vasıfsız insan önemli yerlere geldi ki, bunun kim olduğu önemli değil, bir burun bile olsa. burnun onu önemsememesi de , kovalev’in alt ünvanda olması ve burnun geldiği makama haketmeyerek gelmesinden dolayı oluşan kibrinden kaynaklıdır. aynı zamanda memurlar arası ‘kast ‘sistemi de söz konusudur. kovalev burnun sahtekar olduğunu ve o makamı hak etmediğini anlatmaya çalışır ama dinleyen olmaz.
kovalev aslında burnunu kaubetmesinden çok ,burunsuz nasıl memuriyet yapacağının( tek övünç kaynağı budur) ve o çok övündüğü arkadaş çevresinin onunla görüşmeyeceği derdindedir. ‘burunsuz’ nasıl memur olacaktır ki?
yazar öyküyü de yine hicivle bitirir. içinde bulundurduğu ince dokunduruşları anlayabilen için benzersiz, anlayamayan için absürd sayılabilicek bir öyküdür.
kovalev ise 9.sınıf memur, yükselmesi zor. ‘burnu’ havada, özgüvensiz ve çevresindeki önemli kişilerle kendini kabul ettirme derdinde. sabah uyanır ve burnu yoktur. kan da yoktur; burun öylece çekip gitmiştir. önce polise ,ordan kayıp burnu için ilan vermeye giderken ,o koşuşturma içinde yaşadıklarını anlatır.
o dönemin rusya’sında önemli görevlere torpille, rüşvetle gelen , vasıfsız kişileri eleştirmektedir aslında. o koşturmaca içinde sokakta ‘burnuyla’karşılaşır. yüksek rütbeli üniforma giymiş burnuyla. burnu kendisine yüz vermemiş, tanımamazlıktan gelmiştir. yazar burada , o kadar vasıfsız insan önemli yerlere geldi ki, bunun kim olduğu önemli değil, bir burun bile olsa. burnun onu önemsememesi de , kovalev’in alt ünvanda olması ve burnun geldiği makama haketmeyerek gelmesinden dolayı oluşan kibrinden kaynaklıdır. aynı zamanda memurlar arası ‘kast ‘sistemi de söz konusudur. kovalev burnun sahtekar olduğunu ve o makamı hak etmediğini anlatmaya çalışır ama dinleyen olmaz.
kovalev aslında burnunu kaubetmesinden çok ,burunsuz nasıl memuriyet yapacağının( tek övünç kaynağı budur) ve o çok övündüğü arkadaş çevresinin onunla görüşmeyeceği derdindedir. ‘burunsuz’ nasıl memur olacaktır ki?
yazar öyküyü de yine hicivle bitirir. içinde bulundurduğu ince dokunduruşları anlayabilen için benzersiz, anlayamayan için absürd sayılabilicek bir öyküdür.
devamını gör...
tedavisi olmayan türk hastalıkları
başkalarının hayatlarına karışmak. kınamak.
en basitinden sevgilinle el ele yürürken bile 9493 tane bakışa maruz kalıyorsun.* bir insan hiçbir şekilde kimseye zarar vermediği sürece ne yaparsa yapsın ya. salın.
saygı, saygı, saygı.
en basitinden sevgilinle el ele yürürken bile 9493 tane bakışa maruz kalıyorsun.* bir insan hiçbir şekilde kimseye zarar vermediği sürece ne yaparsa yapsın ya. salın.
saygı, saygı, saygı.
devamını gör...
murat soner
youtubeda kaliteli bir şekilde dizi ve film eleştirerek kendi emeği ile yükselen kişidir.
devamını gör...
açılan başlığa kimsenin tanım girmemesi
insanlar goygoy yapmak istiyor. ben de goygoy başlığı açmıyorum. bu kadar basit.
devamını gör...
hayal kurmak
evet bedava ama gerçek hayata dönüp baktığımda çoğu zaman büyük bir hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor benim için.
devamını gör...
soygun şakası yapmaya çalışırken öldürülen youtuber
ilgi çekmek uğruna canından olan akılsız kişi. 3-5 tık fazla alacaksınız, belki 3-5 kuruş fazladan kazanacaksınız diye nedir bu aptalca hareketlerin kurbanı olma durumu?
bir süre önce para uğruna sosyal medya üzerinden takipçisi ile yaptığı anlaşma ile kız arkadaşının ölümüne neden olan rus geldi aklıma. (bkz: stas reeflay)
insanlığın gittiği yön cidden düşündürücü. okullarda okutulması gereken çok fazla ders var bence, bu konularla ilgili olarak. insanlara matematiği, coğrafyayı falan anlatırken belli ki hayatın, internetin ne olduğunu ve nasıl yaşanması/yaşanmaması, kullanılması/kullanılmaması gerektiğini de anlatmak gerekiyor. yine bildiğini okuyanlar olur ama en azından belki sayı biraz azalır.
bir süre önce para uğruna sosyal medya üzerinden takipçisi ile yaptığı anlaşma ile kız arkadaşının ölümüne neden olan rus geldi aklıma. (bkz: stas reeflay)
insanlığın gittiği yön cidden düşündürücü. okullarda okutulması gereken çok fazla ders var bence, bu konularla ilgili olarak. insanlara matematiği, coğrafyayı falan anlatırken belli ki hayatın, internetin ne olduğunu ve nasıl yaşanması/yaşanmaması, kullanılması/kullanılmaması gerektiğini de anlatmak gerekiyor. yine bildiğini okuyanlar olur ama en azından belki sayı biraz azalır.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sıcak havayı,mantıyı seven iyi bir insan.koyu beşiktaşlı.
90'lardan seçtiği parçalarla dikkatimi çekmişti.evlilikten nefret ediyor.
kendi halinde yazıp çiziyor.
90'lardan seçtiği parçalarla dikkatimi çekmişti.evlilikten nefret ediyor.
kendi halinde yazıp çiziyor.
devamını gör...
bir insanın kalitesiz olduğunu gösteren detaylar
sürekli şikayet etmesi
kurallara alerjisi olması
toplum içinde ve toplu taşımada yüksek sesle konuşması
özellikle toplu çalışılan iş yerlerinde düzen bozan bir karakterde olması.
kurallara alerjisi olması
toplum içinde ve toplu taşımada yüksek sesle konuşması
özellikle toplu çalışılan iş yerlerinde düzen bozan bir karakterde olması.
devamını gör...
sözlük radyosu
bir sonraki parçayı istek yaptığım radyo.
haftalar oldu yahu, bir istek de ben yapayım.
edit : an itibarı ile çalıyor.
haftalar oldu yahu, bir istek de ben yapayım.
edit : an itibarı ile çalıyor.
devamını gör...
en müslüm gürsesçi özelliğiniz
benim de gönlümde kadehler kırılıyor.
devamını gör...
muzaffer izgü
1933 yılında adana doğumlu türk öğretmen ,yazar, ne yazık ki 2017 yılında vefat etmiştir nurlarda uyusun.kendisi ile tanışıklığım çocukken zıkkımın kökü kitabıyla oldu daha sonra sıpa ,bando takımı ve komunist leylek eserlerini okuma fırsatı buldum yazdığı her öykü bugünde geçerliliğini sürdüren tespitler içermektedir.kendisi 107 kitap ve iki yüze yakın radyo oyunu yazmıştır ayrıca üç halka yirmibeş isimli filmin öyküsünü kaleme almıştır. onu anlatmaya bence sözcükler yetmez çocuk ,genç ve gülmece eserleri denildiğinde akla gelen ve hala çok satan eserlerin yazarıdır.burada onun ile ilgili hiç kelam edilmemesi içimi rahatsız etti ,dilimin döndüğü kadarıyla merhumu anlatmaya çalıştım bana kattığı ufuk için kendisine minnettarım allah gani gani rahmet eylesin.
devamını gör...
dünyanın fani olduğunu farkına vardığın an
unutulmaması gereken andır.
zamanımız tıpkı kum saati gibi.
sadece daha yavaş akıyor.
insan, hayatının başlangıcı ve bitişi arasında geçen sürede fani olduğu gerçeğini aklından çıkarmayacak şekilde yaşar ise daha mutlu hayat süreceğine inanırım.
bir gün hayatını kaybedeceğini bilerek yaşamak zamanın kıymetini bilmeyi, aynı zamanda yaşamın da kıymetini bilmeyi sağlar. bir gün kaybedeceğinizi bildiğiniz yakınlarınıza daha da sıkı sarılmanızı sağlar.
zamanımız tıpkı kum saati gibi.
sadece daha yavaş akıyor.
insan, hayatının başlangıcı ve bitişi arasında geçen sürede fani olduğu gerçeğini aklından çıkarmayacak şekilde yaşar ise daha mutlu hayat süreceğine inanırım.
bir gün hayatını kaybedeceğini bilerek yaşamak zamanın kıymetini bilmeyi, aynı zamanda yaşamın da kıymetini bilmeyi sağlar. bir gün kaybedeceğinizi bildiğiniz yakınlarınıza daha da sıkı sarılmanızı sağlar.
devamını gör...
yazarların dinlediği podcastler
kalt'ın podcast'i. manyak eğlenceli saçma sapan muhabbet arıyorsanız doğru yer. h o ş ç a k a l ı n.
devamını gör...


