william butler yeats
bir erkeğin yumruğundan bile serttir bazen bir kadının son sözü. çünkü, ilki dişlerini döker, öteki düşlerini. sözünün sahibi irlanda'lı şair ve oyun yazar'ıdır.
devamını gör...
likit radyo yayını
herkese merhabalar,
her hafta olduğu gibi bu haftada likit radyo programı türkiye saati ile 22,00-00,00 arasında sözlük radyosunda canlı yayında olacak. daha önce sevildiği için sevindiğim fransızca şarkıların part.2'si ile sizlere sesleniyor olacağım. oldukça zengin ve bol süprizli bir liste hazırladım dolayısı ile dinleyicilerin bir adet tercih edeceği cinsten arkadaş ve bol miktarda likit stoklaması önemle rica olunur.*
herkesin likitlerine kimsenin karışamadığı radyo programına* katılmak isteyen dinleyiciler bu başlığın altına yazarak yada yayın süresince bana özel mesaj atarak ulaşabilecek anons edilmesini istediklerini iletebilecekler.
%500 enflasyonla mücadele timinin sevgilerini ileteceğim radyo programında saat tam 22.00'da sözlük radyosunda buluşmak üzere*
her hafta olduğu gibi bu haftada likit radyo programı türkiye saati ile 22,00-00,00 arasında sözlük radyosunda canlı yayında olacak. daha önce sevildiği için sevindiğim fransızca şarkıların part.2'si ile sizlere sesleniyor olacağım. oldukça zengin ve bol süprizli bir liste hazırladım dolayısı ile dinleyicilerin bir adet tercih edeceği cinsten arkadaş ve bol miktarda likit stoklaması önemle rica olunur.*
herkesin likitlerine kimsenin karışamadığı radyo programına* katılmak isteyen dinleyiciler bu başlığın altına yazarak yada yayın süresince bana özel mesaj atarak ulaşabilecek anons edilmesini istediklerini iletebilecekler.
%500 enflasyonla mücadele timinin sevgilerini ileteceğim radyo programında saat tam 22.00'da sözlük radyosunda buluşmak üzere*
devamını gör...
bir daha bana benzeme angel
bir küçük iskender şiiridir.
şiiri kendim okuduğum zaman ister sessizce içimden okuyayım isterse sesli bir şekilde okuyayım asla küçük iskender’in sesinden dinlediğim zaman aldığım keyfi vermeyen ama küçük iskender’in okuyuşu ile dinlediğimde dünyanın en güzel şiirlerinden biri gibi gelen muhteşem şiirdir.
içimde bir sıkıntı gibi cinayet
içimde bir sığıntı gibi telaş
içimde felaket gibi bir merak
ben derdini konuşarak anlatabilen biri değilim, hiçbir zaman da olmadım. yazmak benim için bir keyfi işi değil, yazmak benim için bir itibar konusu da değil. yazmak, içimdeki sıkıntı benzeri cinayeti anlatabilmek için bir yöntem, içimde bir köşeye istenmeyen bir sığıntı gibi saklanmış telaşı önlemek için bir yöntem ve felakete dönüşmesini istemediğim merakın önüne kurduğum bir set.
tanrı affeder diye korktum
belki de en korktuğum şeydir bu. tanrının varolma ihtimali değil korkum, ondan hiç korkmuyorum. inanın bana. benim asıl korkum, tanrının var olması ve bunca günaha rağmen tanrılığını gösterip beni affetmesi. umarım beni affetmez. umarım cezamı çekerim. umarım cehennem o kadar da sıcak değildir.
yağmura çok teşekkür ederim
çok teşekkür ederim yağmura. bugün içime işleyen cümleleri yıkamak için geldiği, sadece küçük iskender’in canım şiirine yağdığı ve sadece küçük iskender’in değil benim de cesedime yağdığı için.
bir daha bana benzeme angel
şiiri kendim okuduğum zaman ister sessizce içimden okuyayım isterse sesli bir şekilde okuyayım asla küçük iskender’in sesinden dinlediğim zaman aldığım keyfi vermeyen ama küçük iskender’in okuyuşu ile dinlediğimde dünyanın en güzel şiirlerinden biri gibi gelen muhteşem şiirdir.
içimde bir sıkıntı gibi cinayet
içimde bir sığıntı gibi telaş
içimde felaket gibi bir merak
ben derdini konuşarak anlatabilen biri değilim, hiçbir zaman da olmadım. yazmak benim için bir keyfi işi değil, yazmak benim için bir itibar konusu da değil. yazmak, içimdeki sıkıntı benzeri cinayeti anlatabilmek için bir yöntem, içimde bir köşeye istenmeyen bir sığıntı gibi saklanmış telaşı önlemek için bir yöntem ve felakete dönüşmesini istemediğim merakın önüne kurduğum bir set.
tanrı affeder diye korktum
belki de en korktuğum şeydir bu. tanrının varolma ihtimali değil korkum, ondan hiç korkmuyorum. inanın bana. benim asıl korkum, tanrının var olması ve bunca günaha rağmen tanrılığını gösterip beni affetmesi. umarım beni affetmez. umarım cezamı çekerim. umarım cehennem o kadar da sıcak değildir.
yağmura çok teşekkür ederim
çok teşekkür ederim yağmura. bugün içime işleyen cümleleri yıkamak için geldiği, sadece küçük iskender’in canım şiirine yağdığı ve sadece küçük iskender’in değil benim de cesedime yağdığı için.
bir daha bana benzeme angel
devamını gör...
abartılan ünlüler
şeyma subaşı
demet akalın
hande erçel
demet özdemir
burcu esmersoy
alişan
ibrahim tatlıses
kerem bursin
burak özçivit
demet akalın
hande erçel
demet özdemir
burcu esmersoy
alişan
ibrahim tatlıses
kerem bursin
burak özçivit
devamını gör...
doğalgaza yüzde 25 elektriğe yüzde 52 zam güncellenmesi
zaten gülmek eğlenmek bizim neyimize. üç kişilik bir aileyiz. geçen ay 400 lira ödedim. bu ay aynı kullanıma yaklaşık 1000 lira vereceğim. peki maaşlar aynı oranda artıyor mu? delirmeme az kaldı. yaşamayalım mı. 30 yaşındayım ve ilk defa bir yıla bu kadar umutsuz giriyorum.
devamını gör...
aileden para isterken utanmak
valla hiç çekinmem. çok rahatımdır bu konuda. sonuçta doğmak için ben yalvarmadım. öyle her şeye para döken biri de değilimdir zaten. kimseyi de zor duruma sokmaya gerek yok yani.
devamını gör...
feryad-ı isyanım
2002 çıkışlı mazlum çimen albümü ve albüme ismini veren mükemmel şarkı.
bir ozan emekçi şiiridir.
tamamı aşağıda.
mem nelere gark olmadı zin'in ateşi için
ferhat dağlar delmedi mi şirinin düşü için
kusur ise her saniye her yerde seni anmak
mecnun az mı yemin etti leyla'nın başı için
sesi yorgun gözlerinden uykusuzluk seçilir
görkeminin zerresinden ağrı dağı küçülür
gecelerin kollarında leblerinin bal suyu
aydan dökülürcesine kana kana içilir
uykularından kopardım hoş geldin mihmanımsın
artık geri dönüşü yok ahımsın eyvahımsın
el alem ne derse desin hiç umurumda değil
akıbetine razıyım sevabım günahımsın
sana yine sana yandım nesimide dün gece
gözlerine yüzüleyim bend olayım hallaca
öyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanında
ha ben sana yollanmışım ha muhammed miraca
cümle cihan güzelleri yüzlerine ben örsün
gözlerin balyozu oldu içerimdeki örsün
ruhumdaki fırtınalar merih-i usandırdı
nuh-a haber eyleyin de gelsin de tufan görsün
yokluğuna dayanamam ahım arş-ı boyladı
gölgeni nil'de görmüşler piramitler söyledi
hele bir bak şu sevdaya kimler yanmış ben gibi
dediği üzre yunus'un gör beni aşk neyledi
son duraklarda beklerdim sonun olsaydı senin
neler verilmez ki yerim yanın olsaydı senin
çıkar kınından ne olur kirpilerinle bile
çal sineme gözlerini aşkına şah hüsey'nin
harikalardan biriymiş diyorlar çin seddine
seni görmeden hükmetmek kimin düşmüş haddine
ulu divana baş vurdum dönsün diye bağdat'tan
ol sebepten ahvalimi arz ettim bedreddin'e
gamzelerini görseler bülbüller de lal olur
aşklar ülkesi sarsılır korkunç ihtilal olur
beklenmedik bir zamanda olur isem sebebi
beni eritip bitiren savda-i iclal olur
kahreden ateş bilinem yananı sen olsaydın
nal olurdum aşk atına bineni sen olsaydın
deseler ki şu kadehte ağu var içen ölür
bir solukta bitirirdim sunanı sen olsaydın
belki de hatırlanırım ararsın şimdi nerde
izim deryada damladır köyüm hatçepınar'da
bizim köyün kıyısında dilav suyuna uğra
hangi çobanın kavalı ağlıyorsa ben orda
tanrılar yaratan zerdüşt serdarıdır aslinin
mazdek hürrem nişanıdır inancımın neslimin
dersimli seyyid rıza'ya ağır selamları var
himmeti var gayreti var horasanlı müslim'in
seni tanrılara sunam keremetin görünsün
nazar eden köryılandan beter olsun sürünsün
dağlar naz yapmaya aday insafını bağışla
bağışla ki gözlerinde eşkıyalar barınsın
söyler misin anlar mısın ah çekerin suçu ne
bulutlardan damlar gibi düştüm girdap içine
ay bulandı güneş kustu yıldızlar beklemede
artık yolla gözlerini yolla çin u maçin'e
titanik'ten son sesleri alizeler getirdi
son seslerin son demini balinalar bitirdi
her yerde terör estiren sabıkalı gözlerin
bermuda'yı kamçılayıp atlantis'i batırdı
toprak sudan bülbül gülden dost dosttan bulur deva
dara'dan çok önce seni ağırlamış ninova
benim ömrüm yanan roma senin gözlerin neron
örste demir dövmededir şimdi demirci kawa
melekler ipek yolu'nda aryaları gözledi
yeri göğe ayı güne seni bana söyledi
ılık bir güz akşamıydı yine senin yüzünden
koçero harran'a doğru atını mahmuzladı
kirpiklerin yeni deymiş kaşların firik başak
ay ışığı az geliyor hadi gözlerini yak
fesatların hasetlerin eli kına görmesin
terk-i canan eylemeden şahmeran'a danışak
keşke gelmez olaydı böyle bir hal başıma
temaşaya meraklılar toplandı el başıma
herkesin dilinde şarkı elinde yarin eli
artık yine sensiz artık yalnızım kul başıma
en yorulmaz yolcusuyum müptelası bu yolun
ben zamanla boğuşayım sen seyreyle sen salın
kor alevler buz kesilir gördüklerinde beni
bir sensizlik yakar bir de hasreti istanbul'un
sen ey gönüller sahibi ey yüzleri gök zemin
ey deryalar şahanesi sen ey gözleri kimin
düzgün baba hatırına munzurlara mihman ol
mihman ol da güneşlensin yaylaları dersim'in
gözlerinin dokunduğu her mekan memleketim
bakıver de uzamasın gurbetin esaretin
ahmed arif hasretinden prangalar eskitmiş
beni böyle eskitense prangalı hasretin
umutların menzilinden uzaklara atılmış
iki cihan mucizesi ilahlara katılmış
en amansız gecelerde aynalar yine suskun
perçemi yüzünü gizler sanırsın ay tutulmuş
senin yüzdüğün sularda ayrılık ölümü yur
en son yolcun ben olayım bekle biraz gitme dur
beni istanbul'a götür ya da istanbul getir
dokununca nazım'ın ellerini yakan vapur
gördüklerin sensizliğin dayanılmaz gücüdür
sıla gurbet gurbet sıla bir birinin içidir
ne aradın ne de sordun ben nerde neylerim
kara fatma kara yılan senden şikayetçidir
bilirsin ki sevenlerin ayrılığı kâbustur
tahir'i zühre'ye bahset zemmedenleri sustur
sen istesen sina çölü bin çeşit çiçek açar
suya sudan köprü kurmak yalnız sana mahsustur
bazen kırmızı karanfil zakkum mereti bazen
sevmeyenleri şad edip sevenlerini üzen
ağlayanın güleninden misli misli fazladır
"işte gidiyorum çeşm-i siyahım" diyen ozan
bahçıvanlar kır bayırda boz kevene gül aşlar
ol sebepten didelerden eksilmez kanlı yaşlar
sana yanar sana susar sana acıkır sana
ehle haklar kaka iler ve mağrur kızılbaşlar
meri keklik binboğa'dan çukurova'yı süzer
yörüklere konuk olur yaylalarını gezer
al osman'a diklenenler gov osman'a kul oldu
avşar ellerinin hali dadaloğlu'nu üzer
sana sevdalıdır diye pir sultan asılırken
kadılar bayram ettiler hızır'a susulurken
bilcümle taş kesildiler sözde ıtır sevenler
kirli sarı bir bıçakla nergisler kesilirken
senin rengin tüm renklerin şahı padişahıdır
senin ahın tüm ahların kahredici ahıdır
yıllar gün misali geçti asırlar ay misali
herkes kendi aleminde bu neyin eyvahıdır
yüreğim atom yüklenir sesini duyduğum an
dört kitap çaresiz kalır el aman aman aman
başka biri yapar mıydı eyyub'a sabır verdim
ay kendini kuşatıp da gece sustuğu zaman
arzu'yu kamber'e yolla bayram seyran etsinler
on emiri on bir eyleyip tur'da semah tutsunlar
lûtfeyle de eshab-ı kehf açsın kapılarını
yediler'e yoldaş olup yedi asır yatsınlar
güzelliklerin mimari cennetlerin ustası
misk-u amberli cemlerin vazgeçilmez bestesi
dört kapı kırk makam madur mecbur olsa da sana
en çok zerdüşt yanar bir de zerst'in avestası
tay dağından kafdağına bakışların gerilmiş
nazlarını çekemiyor arap atlar yorulmuş
yol bilenler hal bilenler sırrın sual etmişler
nesimi hallaca mansur şah hatay'a darılmış
gel de dağ tomura dursun dala uzansın elim
eski dostu yarenleri gel de çağırsın dilim
bir he desen ben sıratı tez geçerim kıratla
köroğlu tek vekilimdir kiziroğlu kefilim
ay ışığı biladestur rüyalarıma dalar
kuşkularımı bağlamış uykularımı yolar
daha kuşlar uçmazken nergisler açmazken
bir sen vardın gülümseyen birsen bir de inkalar
gözlerinden uzak olmak inan beni bitirir
gider de gelmez bilirim yıllarımı götürür
bir sonbahar yaprağı ol dalı ver kuşun çekme
kızıl ırmak incitmeden seni bana getirir
ağıları yıllandırıp içirdin yudum yudum
ahvalimi anlar diye baba üryan'a dedim
karıncayı gözlerinin karasından vuran ben
çok saldırdım ruhumdaki seni öldüremedim
yerim yurdum meçhul oldu nerdeyim şaşmışım
kafdağını turnaların kanadında aşmışım
kanlılar kandan vazgeçer üçler beşler aşkına
sen de bir gün maraş'tan geç ocağına düşmüşüm
bana gözlerini gönder sakın ha olmaz deme
kime yanam dertlerimi yalnızlığımı kime
bir başıma kabuslarla boğuşurken ansızın
hayallerin şeref verdi dün akşam viraneme
hicran son arifesinde yolculuk var makbere
siyabend'i öldürdüler xece ölmek üzere
ab-ı hayat çeşmesidir leblerin esirgeme
ne o tanrıya minnet ne de dal tevekküre
bulutlar yağmur yorgunu ufuklar ateş yüklü
bir damla ateşte derdim senisizliklerim saklı
yedi kıtaya dağılıp elleri boş döndüler
huma kuşu intizarda turnalar ağlamaklı
sana sunulmaya hazır gök kuşağı destimde
emrine amade olmak hayran olmak kastımda
gözden ırak alemlerde yitik insanlar gibi
ha ülkeler zaptedilmiş ha gözlerin üstümde
hal bilmeze yoldaş olmak yola zulüm değil mi
cevreyleyip gönül kırmak dile zulüm değil mi
ömründe bir defa bile gül koklamamışların
bahçıvana saldırması güle zulüm değil mi
mevsimlerin prensidir güzleri akdeniz'in
aşikârdır huzurunda gizleri akdeniz'in
damıtılıp lût golüne bağışlansa suları
leblerinde denizleşir buzları akdeniz'in
şarkılarını dokudun senle geçen heran'ın
sebebi katili olma olma yorgun yaralı canın
sen de anlamazsan beni sen de gider gelmezsen
şikayet ederim seni şahına pir sultan'ın
sürmeleri yel götürür gözlerine güneş çek
yağmur yanak rengin yağsın bulutlara kına ek
lübnan yeniden kurulur yine şenlenir beyrut
ama senin gözlerinin savaşı bitmeyecek
yeter çektiklerim yeter benden beter olası
yusuf'u kahretmedi mi züleyha'nın çilesi
yüzün suyu hürmetine binboğalar and içer
ol diyarda vekilimdir diyarbakır kalesi
karda kan damlası rengi yüreklerde ölmezin
ne hükmü var ne kıymeti gidip geri gelmezin
dost fuzuli mest fuzuli mayalara anlatmış
sızıları zap suyunda siverek'li yılmaz'ın
bana renklerini uzat uzat ellerimi tut
tut ki gönüller şenlensin tut ki yeşersin umut
kervanlar yollara düştü şam'dan jerusalemden
doğuver de incinmesin mahcup olmasın nemrut
sırrın dirheminde tutsak arzuların ağlaşır
bıçkın kaçak hislerinde gece gündüz bağlaşır
bir elinde van gölü var bir elinde urmiye
damlasını sürgün etsen nurhaklarda çağlaşır
duyar mısın ince memet toroslardan seslenir
iki canlı hatçesiyle doruklara yaslanır
en onulmaz en insafsız en çaresiz ağrılar
gözlerinin feri değse iflah olur uslanır
senin olmadığın yerde benim yokluğum başlar
hayallerim yola düştü arandı dağlar taşlar
hayyam çorak yüreğime bir kaç damla dem serpti
periler cudi dağında izine rastlamışlar
sen pervasız çığlıklar at ben kahrolam ben üzgün
sen kırklarda demlene dur ben beklemekten bezgin
deryaların kucağında cem tutar semazenler
düşlerim ağlar başında düşlerim dolu dizgin
seni dicle beni fırat resmetmiş güneş ya rab
güneşin vekili aya yıldızlar olmuş turab
bizleri merak edenler aydan izin alsınlar
bir başkadır yıldızlardan görülse şattu'l-arap
yağmur yüklü bulutlardan ruhunu koklayışım
çağları tedirgin etmiş ömrünü saklayışın
eyyubun sabrı tükendi tükenmiyor nedense
ne senin gelmeyişlerin ne benim bekleyişim
gözlerinin damlasıyla çölde gül yetiştirdim
sam yelleri yenik düştü sesinle çatıştırdım
gölgenin düştüğü yerden bir avuç sönmüş külü
serptim derin uykularda kerem'i tutuşturdum
dilek ağacına gittim sesini bağlamışsın
ıslaktı dallar yapraklar hıçkırıp ağlamışsın
karac'oğlan hayıflanır hayyam duysa gücenir
bulanık göl sularını şaraba yeylemişsin
düştüm dipsiz kuyuların zifiri yerine
sarkıt gözlerini durma muhtaç oldum narına
semiramis haber salmış zümrüd'ü-anka ile
davetliymişiz babilin asma bahçelerine
sen mavi rengi esmer bu diyarda sazların
geceleri parlamaktır töresi yıldızların
dağlar uykulara daldı okyanuslar uykuda
beni sabahlara boğan senin deli gözlerin
teninin saçtığı nurdan güneş bile utanır
söyle seni benden başka daha iyi kim tanır
sevdalıların tarihi ıstıraba büründü
seni arzular kıskanır seni aslı kıskanır
yanarım ah çeker gibi çekerim nazlarını
canını canıma değdir tutuştur közlerini
bir bilsen bir bilebilsen hallerim pemperişan
merhem ol yarelerime gizleme yüzlerini
düşlerimle savaşarak gün be gün yordum seni
hayallerimle kuşatıp ruhuma kordum seni
dediler ki aradığın sarba yoldaş oldu
yani başımda bekleyen hayyama sordum seni
daha mecalim kalmadı bitti bu son çağrı gel
gel ki yokluğun tükensin tükensin bu ağrı gel
köroğlu'dan kıratını istesen sana verir
seni nemruta beklerim her sabaha doğru gel
aşıkların sırdaşıdır dicle gizemli akar
siti muradına erdi botan seyrana çıkar
korolası kinli beko keyfinden dört köşedir
mem zini'i zin mem'i yakar tacdin evini yakar
serbest geceleri giyin korkularını sıyır
yudumla ki mest olasın şarabı sudan ayır
çöl su ister lâl dil ister gözlerini isterem
vermeyenin iki yüzü ben garibanı doyur
haramiler cirit atar kaynağında bu nehrin
dudaklarını savur ki hükmü kırılsın zehrin
bir bakışın bir taburdur gönder ordularını
sana mecburiyeti var yedi tepeli şehrin
kudretinden sual olmaz can verir can alırsın
ya ömrü sadetim ya da azrailim olursun
mecrum'un yerine sordum dediler allah bilir
ben nerede ne olurum onu da sen bilirsin
bir yanımda yarasalar işitir ağıtları
halepçeli bir çocuğa taşıtır ağıtları
küllerim ağrı'da çiğdir tüterim çığlık çığlık
sivasta tutuşan ateş kuşatır ağıtları
gözlerinin beşiğinde rüyalarım sallanır
zehri kana zerk etseler damarımda ballanır
gılgamış küçük asyanın sensiz fotoğrafıdır
yaşar kemalin dilinde anadolu dillenir
ben dostumu hak bilirim hakkı bilir dost beni
tanrıların sofrasına çağırır bir dest beni
nesimi'nin derisinden sızan şarabı tattım
damlasına dilim sürdüm bir hoş etti mest beni
hallac olup taşlandılar hak ruhunu tadanlar
zal'ın elinden savruldular riyakârlar nadanlar
aşkı şehvete boğduran ummi nebi misali
zul'm ile serdar oldular nefse biat edenler
hakkı sırda sır olanın sor kendisi necidir
aklı mahrum ruhu kanlı her kelâmı acıdır
baba üryan yana yana der ki aman uzak dur
gönül gözü görmeyenin allahı kıyıcıdır
saçlarından dökülüyor yıldız yıldız sırmalar
düştüğü yeri yakar da sırlarımı tırmalar
kör karanlık bir gecede cürm-i meshut dediler
gözlerinde saklanıyor beni ele vermeler
gözlerinde gözlerinde en çılgın uçurumlar
atmacalar yuvalanmış bıldırcınları kovalar
kabil habil'e yapmadı senin yaptıklarını
duy feryad-ı isyanımı duy artık havar havar
beni sensizliğe sürme uzaklara bakamam
girdaplarda boğulurum boğulurum çıkamam
nice sefil ihanetin ceremesini çektim
öldürseler gözlerimi gözlerinden çekemem
yaslı doruklardan güler sağlarımıza kacak
bir tılsımlı anahtardır bağlarımızda kacak
tiksinirim siliklikten mıntıkama uğrama
bize kaçaklık yakışır dağlarımıza kacak
gel de bülbüller kıskansın gel de güller serpilsin
gel de ah limanlar yansın gel de allar serpilsin
ıstıraplar diyarını baykuşlara hibe et
gel de emekçiyi güldür gel de diller serpilsin.
bir ozan emekçi şiiridir.
tamamı aşağıda.
mem nelere gark olmadı zin'in ateşi için
ferhat dağlar delmedi mi şirinin düşü için
kusur ise her saniye her yerde seni anmak
mecnun az mı yemin etti leyla'nın başı için
sesi yorgun gözlerinden uykusuzluk seçilir
görkeminin zerresinden ağrı dağı küçülür
gecelerin kollarında leblerinin bal suyu
aydan dökülürcesine kana kana içilir
uykularından kopardım hoş geldin mihmanımsın
artık geri dönüşü yok ahımsın eyvahımsın
el alem ne derse desin hiç umurumda değil
akıbetine razıyım sevabım günahımsın
sana yine sana yandım nesimide dün gece
gözlerine yüzüleyim bend olayım hallaca
öyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanında
ha ben sana yollanmışım ha muhammed miraca
cümle cihan güzelleri yüzlerine ben örsün
gözlerin balyozu oldu içerimdeki örsün
ruhumdaki fırtınalar merih-i usandırdı
nuh-a haber eyleyin de gelsin de tufan görsün
yokluğuna dayanamam ahım arş-ı boyladı
gölgeni nil'de görmüşler piramitler söyledi
hele bir bak şu sevdaya kimler yanmış ben gibi
dediği üzre yunus'un gör beni aşk neyledi
son duraklarda beklerdim sonun olsaydı senin
neler verilmez ki yerim yanın olsaydı senin
çıkar kınından ne olur kirpilerinle bile
çal sineme gözlerini aşkına şah hüsey'nin
harikalardan biriymiş diyorlar çin seddine
seni görmeden hükmetmek kimin düşmüş haddine
ulu divana baş vurdum dönsün diye bağdat'tan
ol sebepten ahvalimi arz ettim bedreddin'e
gamzelerini görseler bülbüller de lal olur
aşklar ülkesi sarsılır korkunç ihtilal olur
beklenmedik bir zamanda olur isem sebebi
beni eritip bitiren savda-i iclal olur
kahreden ateş bilinem yananı sen olsaydın
nal olurdum aşk atına bineni sen olsaydın
deseler ki şu kadehte ağu var içen ölür
bir solukta bitirirdim sunanı sen olsaydın
belki de hatırlanırım ararsın şimdi nerde
izim deryada damladır köyüm hatçepınar'da
bizim köyün kıyısında dilav suyuna uğra
hangi çobanın kavalı ağlıyorsa ben orda
tanrılar yaratan zerdüşt serdarıdır aslinin
mazdek hürrem nişanıdır inancımın neslimin
dersimli seyyid rıza'ya ağır selamları var
himmeti var gayreti var horasanlı müslim'in
seni tanrılara sunam keremetin görünsün
nazar eden köryılandan beter olsun sürünsün
dağlar naz yapmaya aday insafını bağışla
bağışla ki gözlerinde eşkıyalar barınsın
söyler misin anlar mısın ah çekerin suçu ne
bulutlardan damlar gibi düştüm girdap içine
ay bulandı güneş kustu yıldızlar beklemede
artık yolla gözlerini yolla çin u maçin'e
titanik'ten son sesleri alizeler getirdi
son seslerin son demini balinalar bitirdi
her yerde terör estiren sabıkalı gözlerin
bermuda'yı kamçılayıp atlantis'i batırdı
toprak sudan bülbül gülden dost dosttan bulur deva
dara'dan çok önce seni ağırlamış ninova
benim ömrüm yanan roma senin gözlerin neron
örste demir dövmededir şimdi demirci kawa
melekler ipek yolu'nda aryaları gözledi
yeri göğe ayı güne seni bana söyledi
ılık bir güz akşamıydı yine senin yüzünden
koçero harran'a doğru atını mahmuzladı
kirpiklerin yeni deymiş kaşların firik başak
ay ışığı az geliyor hadi gözlerini yak
fesatların hasetlerin eli kına görmesin
terk-i canan eylemeden şahmeran'a danışak
keşke gelmez olaydı böyle bir hal başıma
temaşaya meraklılar toplandı el başıma
herkesin dilinde şarkı elinde yarin eli
artık yine sensiz artık yalnızım kul başıma
en yorulmaz yolcusuyum müptelası bu yolun
ben zamanla boğuşayım sen seyreyle sen salın
kor alevler buz kesilir gördüklerinde beni
bir sensizlik yakar bir de hasreti istanbul'un
sen ey gönüller sahibi ey yüzleri gök zemin
ey deryalar şahanesi sen ey gözleri kimin
düzgün baba hatırına munzurlara mihman ol
mihman ol da güneşlensin yaylaları dersim'in
gözlerinin dokunduğu her mekan memleketim
bakıver de uzamasın gurbetin esaretin
ahmed arif hasretinden prangalar eskitmiş
beni böyle eskitense prangalı hasretin
umutların menzilinden uzaklara atılmış
iki cihan mucizesi ilahlara katılmış
en amansız gecelerde aynalar yine suskun
perçemi yüzünü gizler sanırsın ay tutulmuş
senin yüzdüğün sularda ayrılık ölümü yur
en son yolcun ben olayım bekle biraz gitme dur
beni istanbul'a götür ya da istanbul getir
dokununca nazım'ın ellerini yakan vapur
gördüklerin sensizliğin dayanılmaz gücüdür
sıla gurbet gurbet sıla bir birinin içidir
ne aradın ne de sordun ben nerde neylerim
kara fatma kara yılan senden şikayetçidir
bilirsin ki sevenlerin ayrılığı kâbustur
tahir'i zühre'ye bahset zemmedenleri sustur
sen istesen sina çölü bin çeşit çiçek açar
suya sudan köprü kurmak yalnız sana mahsustur
bazen kırmızı karanfil zakkum mereti bazen
sevmeyenleri şad edip sevenlerini üzen
ağlayanın güleninden misli misli fazladır
"işte gidiyorum çeşm-i siyahım" diyen ozan
bahçıvanlar kır bayırda boz kevene gül aşlar
ol sebepten didelerden eksilmez kanlı yaşlar
sana yanar sana susar sana acıkır sana
ehle haklar kaka iler ve mağrur kızılbaşlar
meri keklik binboğa'dan çukurova'yı süzer
yörüklere konuk olur yaylalarını gezer
al osman'a diklenenler gov osman'a kul oldu
avşar ellerinin hali dadaloğlu'nu üzer
sana sevdalıdır diye pir sultan asılırken
kadılar bayram ettiler hızır'a susulurken
bilcümle taş kesildiler sözde ıtır sevenler
kirli sarı bir bıçakla nergisler kesilirken
senin rengin tüm renklerin şahı padişahıdır
senin ahın tüm ahların kahredici ahıdır
yıllar gün misali geçti asırlar ay misali
herkes kendi aleminde bu neyin eyvahıdır
yüreğim atom yüklenir sesini duyduğum an
dört kitap çaresiz kalır el aman aman aman
başka biri yapar mıydı eyyub'a sabır verdim
ay kendini kuşatıp da gece sustuğu zaman
arzu'yu kamber'e yolla bayram seyran etsinler
on emiri on bir eyleyip tur'da semah tutsunlar
lûtfeyle de eshab-ı kehf açsın kapılarını
yediler'e yoldaş olup yedi asır yatsınlar
güzelliklerin mimari cennetlerin ustası
misk-u amberli cemlerin vazgeçilmez bestesi
dört kapı kırk makam madur mecbur olsa da sana
en çok zerdüşt yanar bir de zerst'in avestası
tay dağından kafdağına bakışların gerilmiş
nazlarını çekemiyor arap atlar yorulmuş
yol bilenler hal bilenler sırrın sual etmişler
nesimi hallaca mansur şah hatay'a darılmış
gel de dağ tomura dursun dala uzansın elim
eski dostu yarenleri gel de çağırsın dilim
bir he desen ben sıratı tez geçerim kıratla
köroğlu tek vekilimdir kiziroğlu kefilim
ay ışığı biladestur rüyalarıma dalar
kuşkularımı bağlamış uykularımı yolar
daha kuşlar uçmazken nergisler açmazken
bir sen vardın gülümseyen birsen bir de inkalar
gözlerinden uzak olmak inan beni bitirir
gider de gelmez bilirim yıllarımı götürür
bir sonbahar yaprağı ol dalı ver kuşun çekme
kızıl ırmak incitmeden seni bana getirir
ağıları yıllandırıp içirdin yudum yudum
ahvalimi anlar diye baba üryan'a dedim
karıncayı gözlerinin karasından vuran ben
çok saldırdım ruhumdaki seni öldüremedim
yerim yurdum meçhul oldu nerdeyim şaşmışım
kafdağını turnaların kanadında aşmışım
kanlılar kandan vazgeçer üçler beşler aşkına
sen de bir gün maraş'tan geç ocağına düşmüşüm
bana gözlerini gönder sakın ha olmaz deme
kime yanam dertlerimi yalnızlığımı kime
bir başıma kabuslarla boğuşurken ansızın
hayallerin şeref verdi dün akşam viraneme
hicran son arifesinde yolculuk var makbere
siyabend'i öldürdüler xece ölmek üzere
ab-ı hayat çeşmesidir leblerin esirgeme
ne o tanrıya minnet ne de dal tevekküre
bulutlar yağmur yorgunu ufuklar ateş yüklü
bir damla ateşte derdim senisizliklerim saklı
yedi kıtaya dağılıp elleri boş döndüler
huma kuşu intizarda turnalar ağlamaklı
sana sunulmaya hazır gök kuşağı destimde
emrine amade olmak hayran olmak kastımda
gözden ırak alemlerde yitik insanlar gibi
ha ülkeler zaptedilmiş ha gözlerin üstümde
hal bilmeze yoldaş olmak yola zulüm değil mi
cevreyleyip gönül kırmak dile zulüm değil mi
ömründe bir defa bile gül koklamamışların
bahçıvana saldırması güle zulüm değil mi
mevsimlerin prensidir güzleri akdeniz'in
aşikârdır huzurunda gizleri akdeniz'in
damıtılıp lût golüne bağışlansa suları
leblerinde denizleşir buzları akdeniz'in
şarkılarını dokudun senle geçen heran'ın
sebebi katili olma olma yorgun yaralı canın
sen de anlamazsan beni sen de gider gelmezsen
şikayet ederim seni şahına pir sultan'ın
sürmeleri yel götürür gözlerine güneş çek
yağmur yanak rengin yağsın bulutlara kına ek
lübnan yeniden kurulur yine şenlenir beyrut
ama senin gözlerinin savaşı bitmeyecek
yeter çektiklerim yeter benden beter olası
yusuf'u kahretmedi mi züleyha'nın çilesi
yüzün suyu hürmetine binboğalar and içer
ol diyarda vekilimdir diyarbakır kalesi
karda kan damlası rengi yüreklerde ölmezin
ne hükmü var ne kıymeti gidip geri gelmezin
dost fuzuli mest fuzuli mayalara anlatmış
sızıları zap suyunda siverek'li yılmaz'ın
bana renklerini uzat uzat ellerimi tut
tut ki gönüller şenlensin tut ki yeşersin umut
kervanlar yollara düştü şam'dan jerusalemden
doğuver de incinmesin mahcup olmasın nemrut
sırrın dirheminde tutsak arzuların ağlaşır
bıçkın kaçak hislerinde gece gündüz bağlaşır
bir elinde van gölü var bir elinde urmiye
damlasını sürgün etsen nurhaklarda çağlaşır
duyar mısın ince memet toroslardan seslenir
iki canlı hatçesiyle doruklara yaslanır
en onulmaz en insafsız en çaresiz ağrılar
gözlerinin feri değse iflah olur uslanır
senin olmadığın yerde benim yokluğum başlar
hayallerim yola düştü arandı dağlar taşlar
hayyam çorak yüreğime bir kaç damla dem serpti
periler cudi dağında izine rastlamışlar
sen pervasız çığlıklar at ben kahrolam ben üzgün
sen kırklarda demlene dur ben beklemekten bezgin
deryaların kucağında cem tutar semazenler
düşlerim ağlar başında düşlerim dolu dizgin
seni dicle beni fırat resmetmiş güneş ya rab
güneşin vekili aya yıldızlar olmuş turab
bizleri merak edenler aydan izin alsınlar
bir başkadır yıldızlardan görülse şattu'l-arap
yağmur yüklü bulutlardan ruhunu koklayışım
çağları tedirgin etmiş ömrünü saklayışın
eyyubun sabrı tükendi tükenmiyor nedense
ne senin gelmeyişlerin ne benim bekleyişim
gözlerinin damlasıyla çölde gül yetiştirdim
sam yelleri yenik düştü sesinle çatıştırdım
gölgenin düştüğü yerden bir avuç sönmüş külü
serptim derin uykularda kerem'i tutuşturdum
dilek ağacına gittim sesini bağlamışsın
ıslaktı dallar yapraklar hıçkırıp ağlamışsın
karac'oğlan hayıflanır hayyam duysa gücenir
bulanık göl sularını şaraba yeylemişsin
düştüm dipsiz kuyuların zifiri yerine
sarkıt gözlerini durma muhtaç oldum narına
semiramis haber salmış zümrüd'ü-anka ile
davetliymişiz babilin asma bahçelerine
sen mavi rengi esmer bu diyarda sazların
geceleri parlamaktır töresi yıldızların
dağlar uykulara daldı okyanuslar uykuda
beni sabahlara boğan senin deli gözlerin
teninin saçtığı nurdan güneş bile utanır
söyle seni benden başka daha iyi kim tanır
sevdalıların tarihi ıstıraba büründü
seni arzular kıskanır seni aslı kıskanır
yanarım ah çeker gibi çekerim nazlarını
canını canıma değdir tutuştur közlerini
bir bilsen bir bilebilsen hallerim pemperişan
merhem ol yarelerime gizleme yüzlerini
düşlerimle savaşarak gün be gün yordum seni
hayallerimle kuşatıp ruhuma kordum seni
dediler ki aradığın sarba yoldaş oldu
yani başımda bekleyen hayyama sordum seni
daha mecalim kalmadı bitti bu son çağrı gel
gel ki yokluğun tükensin tükensin bu ağrı gel
köroğlu'dan kıratını istesen sana verir
seni nemruta beklerim her sabaha doğru gel
aşıkların sırdaşıdır dicle gizemli akar
siti muradına erdi botan seyrana çıkar
korolası kinli beko keyfinden dört köşedir
mem zini'i zin mem'i yakar tacdin evini yakar
serbest geceleri giyin korkularını sıyır
yudumla ki mest olasın şarabı sudan ayır
çöl su ister lâl dil ister gözlerini isterem
vermeyenin iki yüzü ben garibanı doyur
haramiler cirit atar kaynağında bu nehrin
dudaklarını savur ki hükmü kırılsın zehrin
bir bakışın bir taburdur gönder ordularını
sana mecburiyeti var yedi tepeli şehrin
kudretinden sual olmaz can verir can alırsın
ya ömrü sadetim ya da azrailim olursun
mecrum'un yerine sordum dediler allah bilir
ben nerede ne olurum onu da sen bilirsin
bir yanımda yarasalar işitir ağıtları
halepçeli bir çocuğa taşıtır ağıtları
küllerim ağrı'da çiğdir tüterim çığlık çığlık
sivasta tutuşan ateş kuşatır ağıtları
gözlerinin beşiğinde rüyalarım sallanır
zehri kana zerk etseler damarımda ballanır
gılgamış küçük asyanın sensiz fotoğrafıdır
yaşar kemalin dilinde anadolu dillenir
ben dostumu hak bilirim hakkı bilir dost beni
tanrıların sofrasına çağırır bir dest beni
nesimi'nin derisinden sızan şarabı tattım
damlasına dilim sürdüm bir hoş etti mest beni
hallac olup taşlandılar hak ruhunu tadanlar
zal'ın elinden savruldular riyakârlar nadanlar
aşkı şehvete boğduran ummi nebi misali
zul'm ile serdar oldular nefse biat edenler
hakkı sırda sır olanın sor kendisi necidir
aklı mahrum ruhu kanlı her kelâmı acıdır
baba üryan yana yana der ki aman uzak dur
gönül gözü görmeyenin allahı kıyıcıdır
saçlarından dökülüyor yıldız yıldız sırmalar
düştüğü yeri yakar da sırlarımı tırmalar
kör karanlık bir gecede cürm-i meshut dediler
gözlerinde saklanıyor beni ele vermeler
gözlerinde gözlerinde en çılgın uçurumlar
atmacalar yuvalanmış bıldırcınları kovalar
kabil habil'e yapmadı senin yaptıklarını
duy feryad-ı isyanımı duy artık havar havar
beni sensizliğe sürme uzaklara bakamam
girdaplarda boğulurum boğulurum çıkamam
nice sefil ihanetin ceremesini çektim
öldürseler gözlerimi gözlerinden çekemem
yaslı doruklardan güler sağlarımıza kacak
bir tılsımlı anahtardır bağlarımızda kacak
tiksinirim siliklikten mıntıkama uğrama
bize kaçaklık yakışır dağlarımıza kacak
gel de bülbüller kıskansın gel de güller serpilsin
gel de ah limanlar yansın gel de allar serpilsin
ıstıraplar diyarını baykuşlara hibe et
gel de emekçiyi güldür gel de diller serpilsin.
devamını gör...
üniversiteli kızı şort giydi diye döven adam
komşusun lan sen. sen kimsin ki yani sana ne a**. kızın anası babası karışmıyor bu manyak kendinde söz hakkı görüyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
bozuk olan bilgisayarlar /programlar beni görünce düzeliyo.....
“ay walla çıktı almıyordu, sen geldin bak bastı”
tabi canım tabi
“ay walla çıktı almıyordu, sen geldin bak bastı”
tabi canım tabi
devamını gör...
clytie (yazar)
yks için umutla ve azimle kampa girecek pek bi sevdiğim yazar.
hayallerine ulaşmış , hatta muzaffer bir kumandan, adeta azize olan jan dark gibi ufukta belirdiği o günü bekliyor olacağım.
şimdiden sınavda başarılar dilerim umarım hayallerine kavuşursun. görüşmek dileğiyle uranüs, kendine çok iyi bak.
hayallerine ulaşmış , hatta muzaffer bir kumandan, adeta azize olan jan dark gibi ufukta belirdiği o günü bekliyor olacağım.
şimdiden sınavda başarılar dilerim umarım hayallerine kavuşursun. görüşmek dileğiyle uranüs, kendine çok iyi bak.
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
"bir fırtına tuttu bizi, deryaya kardı
o bizim kavuşmalarımız a yarim
mahşere kaldı."
o bizim kavuşmalarımız a yarim
mahşere kaldı."
devamını gör...
münih’e kadar 6 mezar
bir mario puzo romanıdır.
sinemaya uyarlanan ve efsane filmler arasında çok sağlam bir yere sahip olan the godfather’ın yaratıcısı mario puzo’nun mario cleri mahlası ile yazdığı hacimsiz ve vasat bu roman sanki öylesine yazılmış izlenimi uyandırdı bende.
kitap hakkında araştırma yaparken sosyal medya fenomeni, vitaminsiz mafya sedat peker’in kitabı paylaşması ile türkiye’de satışlarının arttığını öğrendiğimde kitabın vasatlığı konusunda da fikrim pekişmiş oldu.
kitap ikinci dünya savaşının ardından bir intikam hissi ile dopdolu olan yakışıklı ve müthiş zeki bir casusun kendine işkence eden nazileri bir bir avlamasını anlatıyor.
kötü amerikan aksiyon filmlerinin senaryosundan pek de farklı olmayan kurgusu ve nedendir bilinmez anlatımdaki yavanlığı ile ancak metro yolculukları ya da şehirlerarası seyahatlerde zaman geçirmek için okunacak bir kitap olmaktan öteye geçememiş.
şiddet ve cinselliğin kitabın sayfalarından taşması bazı okurlar için kitabı çekici bir hale getirebilir ama edebiyat namına kitabın içinde en ufak bir kırıntı bile yok.
okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünmesem de kötü bir aksiyon filmi yerine değerlendirilebilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
keşke yazar bana reddedemeyeceğim bir teklif yapsaydı bu kitabı yazmak yerine.
sinemaya uyarlanan ve efsane filmler arasında çok sağlam bir yere sahip olan the godfather’ın yaratıcısı mario puzo’nun mario cleri mahlası ile yazdığı hacimsiz ve vasat bu roman sanki öylesine yazılmış izlenimi uyandırdı bende.
kitap hakkında araştırma yaparken sosyal medya fenomeni, vitaminsiz mafya sedat peker’in kitabı paylaşması ile türkiye’de satışlarının arttığını öğrendiğimde kitabın vasatlığı konusunda da fikrim pekişmiş oldu.
kitap ikinci dünya savaşının ardından bir intikam hissi ile dopdolu olan yakışıklı ve müthiş zeki bir casusun kendine işkence eden nazileri bir bir avlamasını anlatıyor.
kötü amerikan aksiyon filmlerinin senaryosundan pek de farklı olmayan kurgusu ve nedendir bilinmez anlatımdaki yavanlığı ile ancak metro yolculukları ya da şehirlerarası seyahatlerde zaman geçirmek için okunacak bir kitap olmaktan öteye geçememiş.
şiddet ve cinselliğin kitabın sayfalarından taşması bazı okurlar için kitabı çekici bir hale getirebilir ama edebiyat namına kitabın içinde en ufak bir kırıntı bile yok.
okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünmesem de kötü bir aksiyon filmi yerine değerlendirilebilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
keşke yazar bana reddedemeyeceğim bir teklif yapsaydı bu kitabı yazmak yerine.
devamını gör...
italya'daki dev peluş tavşan
tamamen organik atıklardan yapılma, yaklaşık 60-61 metre uzunluğundaki pembiş tavşan.

bu tavşan colletto fava dağı'nın 5000 metrelik yüksek eteklerine, 2005 yılının hazin bir gününde yerleştirilmiş. epey turist çekiyor ve net bir şekilde ya ziyaret edilerek ya da google earth'de görülüyor. doğruysa eğer eserin yapılış amacı; tavşanın çok yüksek bir yerden dağın üzerine düşmüş gibi görünmesi. bu nedenle kolları iki yana açık, bacakları aynı yandadır. düşüp bayılmış insan bedenini andırır.

avustralya'lı kökenli bir şirket tarafından yapılmaya başlanmış. su geçirmiyor ve örülmesi, yerleştirilmesi falan tam 5 yıl sürmüş fakat emeğe saygısızlık edip kendisini sanat eseri saymıyorlar. onun sanat eseri niteliği taşıdığına inanmıyorlar. tabii herkes bu şekilde düşünmüyor. değer veren, çok çok uzaklardan onu görmeye gelenler de var.
ilk yerleştirildiği zamanlar parlak bir pembeye sahipken, şimdiki rengi soluk gri-pembe arası renge evrilmiş. çok üzücü.
edit: fotoğraf düzenleme.

bu tavşan colletto fava dağı'nın 5000 metrelik yüksek eteklerine, 2005 yılının hazin bir gününde yerleştirilmiş. epey turist çekiyor ve net bir şekilde ya ziyaret edilerek ya da google earth'de görülüyor. doğruysa eğer eserin yapılış amacı; tavşanın çok yüksek bir yerden dağın üzerine düşmüş gibi görünmesi. bu nedenle kolları iki yana açık, bacakları aynı yandadır. düşüp bayılmış insan bedenini andırır.

avustralya'lı kökenli bir şirket tarafından yapılmaya başlanmış. su geçirmiyor ve örülmesi, yerleştirilmesi falan tam 5 yıl sürmüş fakat emeğe saygısızlık edip kendisini sanat eseri saymıyorlar. onun sanat eseri niteliği taşıdığına inanmıyorlar. tabii herkes bu şekilde düşünmüyor. değer veren, çok çok uzaklardan onu görmeye gelenler de var.
ilk yerleştirildiği zamanlar parlak bir pembeye sahipken, şimdiki rengi soluk gri-pembe arası renge evrilmiş. çok üzücü.
edit: fotoğraf düzenleme.
devamını gör...
eeg
beynin elektriksel etkinliklerini, iletken elektronlar yardımıyla milisaniyelik çözünürlükte ölçen tekniktir. kafa yüzeyine bağlanan her elektrot, bulunduğu yerin derinlerinde yer alan milyonlarca nöronun toplam etkinliğini yakalar. bu teknikle beyin kortekslerindeki etkinliklerin çok hızlı değişimleri gözlenir hale gelir.
her geçen nesil daha donanımlı tarayıcılar, daha açılımlı yöntemlerle insan beyni, insan beyniyle anlaşılmaya çalışılıyor. bunun üzerine emerson pugh’ ın şu sözünü hatırlıyorum: “beynimiz onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o kadar basit olurduk ki onu anlayamazdık. “
fakat şimdi astrofizikte olduğu gibi nörobilim sahasında da anlama adına verilen çabaların getireceği büyük değişimlerin ayak seslerini duyuyoruz.
her geçen nesil daha donanımlı tarayıcılar, daha açılımlı yöntemlerle insan beyni, insan beyniyle anlaşılmaya çalışılıyor. bunun üzerine emerson pugh’ ın şu sözünü hatırlıyorum: “beynimiz onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o kadar basit olurduk ki onu anlayamazdık. “
fakat şimdi astrofizikte olduğu gibi nörobilim sahasında da anlama adına verilen çabaların getireceği büyük değişimlerin ayak seslerini duyuyoruz.
devamını gör...
normal sözlük kızları vs ekşi sözlük kızları
normal sözlük kızları, sözlüğün çoğunluğu olan kızlardır. aralarında çok candan ablalarımız da var. severiz. ideolojik olarak da bir örgütlenme yok. bazı sözlüklerin aksine bir erkeğin söylediği bir şeye katılabilme olanağını yok saymıyorlar.
ekşi sözlük kızları, yoktur. kendimizi kandırmayalım. bu kadar "türk kızlarının biraz şey olması" başlığını kadınlar açıyor olamazlar.
ekşi sözlük kızları, yoktur. kendimizi kandırmayalım. bu kadar "türk kızlarının biraz şey olması" başlığını kadınlar açıyor olamazlar.
devamını gör...
pandemi döneminin kaybettirdikleri
(bkz: akıl sağlığım)
devamını gör...



