hoşlanılan yazarın profil fotoğrafını mouse ile okşamak
akabinde ekrana öpücük atılır.
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
cumartesi gecesi olunca.
devamını gör...
hanabiko
modifiye edilmiş bir çeşit işaret diliyle iletişim kurabilen, koko adıyla da bilinen goril.
hanabiko, 1971 yılında san francisco hayvanat bahçesi'nde doğdu. doğduğunda hastaydı. götürüldüğü hastanede doktora yapmakta olan francine patterson isimli bakıcısına ödünç olarak verildi. bakıcının onu alabilmesinin koşulu, en az 4 yılını onunla geçireceğine dair taahhütte bulunmasıydı.
hanabiko, 3 yaşındaki bir çocuğun bilebileceği kadar kelime biliyordu. patterson, "goril işaret dili" olarak adlandırdığı bir dilde, hanabiko'nun 1000 kadar işaret bildiğini bildirdi. yaklaşık 2000 tane ingilizce kelimeyi de anlıyordu. iq testlerinde 70-90 puanlık skor yapıyordu. farklı duygu ve düşüncelerini anlatabilmek için yeni işaretler üretmişti. kendisi gibi olan diğer hayvanlara açık ara fark atıyordu testlerin çoğunda.
yine de bir grup bilim insanına göre hanabiko ne yaptığını gerçekte bilmiyor ve tüm bunları ödül mekanizmasının varlığı nedeniyle yapıyordu.
1978'de national geographic dergisinin kapağında, kendi çektiği fotoğraf ile meşhur olan hanabiko, 2018 yılında aramızdan ayrıldı.
hanabiko, 1971 yılında san francisco hayvanat bahçesi'nde doğdu. doğduğunda hastaydı. götürüldüğü hastanede doktora yapmakta olan francine patterson isimli bakıcısına ödünç olarak verildi. bakıcının onu alabilmesinin koşulu, en az 4 yılını onunla geçireceğine dair taahhütte bulunmasıydı.
hanabiko, 3 yaşındaki bir çocuğun bilebileceği kadar kelime biliyordu. patterson, "goril işaret dili" olarak adlandırdığı bir dilde, hanabiko'nun 1000 kadar işaret bildiğini bildirdi. yaklaşık 2000 tane ingilizce kelimeyi de anlıyordu. iq testlerinde 70-90 puanlık skor yapıyordu. farklı duygu ve düşüncelerini anlatabilmek için yeni işaretler üretmişti. kendisi gibi olan diğer hayvanlara açık ara fark atıyordu testlerin çoğunda.
yine de bir grup bilim insanına göre hanabiko ne yaptığını gerçekte bilmiyor ve tüm bunları ödül mekanizmasının varlığı nedeniyle yapıyordu.
1978'de national geographic dergisinin kapağında, kendi çektiği fotoğraf ile meşhur olan hanabiko, 2018 yılında aramızdan ayrıldı.
devamını gör...
hi my i run
derdimi anlattığımda sabırla dinleyen, çözüm yolları öneren, anlayışlı ve kibar bir moderatördür kendisi.
devamını gör...
başlık parsellemek
(bkz: 1 ocak 2023) başlığını kaptım efendim. çok uygun fiyata satarım.
devamını gör...
erkan oğur
yavuz çetin ile birlikte çaldıkları ''dünya'' şarkısı türk müziğinde zirvedir. aynı zamanda bülent ortaçgil'in şarkılarını perdesiz gitarıyla tamamlamış aşmış gitarist.
devamını gör...
fol
tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta ya da yumurta benzeri şeye denir.
devamını gör...
kapalı gişe
tiyatro ve sinema gibi etkinliklerde bütün biletlerin satıldığını ifade eden tabirdir.
devamını gör...
l'autopsie de satan
luis de la higuera'nın 2006 yılında piyasaya sürdüğü, harika bir konusu olsa da bunu hiç etmiş eseri. bu romanı yıllar önce antalya migros avm'nin d&r'ında görmüş ve almak istemiştim ama param yetmemişti, o süre zarfından sonra unutmuştum varlığını, geçen sene bir şekilde hatırlayıp sipariş ettim ve bir köşede okunmayı beklemişti, gün itibariyle bitti.
spoiler vermeden anlatmaya çalışacak olur isem, 1600'lü yıllarda tuhaf bir köye bir kilise inşa ediliyor ve temel atılma kısmında iskelet bulunuyor, bu iskeletin bir azizeye ait olduğu düşünülüyor ama iskelet araştırılmaya başlanıyor, papalık olaya el koyuyor ve işler karışıyor.
bu iskeletin tarihi, kim olduğu, gerçekten bir azizeye mi yoksa başka bir şeye mi ait olduğu kısmını bir güzel merak ettiriyor yazar ama son 20 sayfaya kadar hiçbir şey öğrenemeden bir oraya, bir buraya, "bir an önce bitsin artık..." diyeceğimiz gereksiz ve bir şey kazandırmayan detaylarda boğmuş bizi sevgili yazar. üstüne hiç tatmin edecek bir son olmayınca da kitap oldukça başarısız bir hale bürünmüş...
spoiler vermeden anlatmaya çalışacak olur isem, 1600'lü yıllarda tuhaf bir köye bir kilise inşa ediliyor ve temel atılma kısmında iskelet bulunuyor, bu iskeletin bir azizeye ait olduğu düşünülüyor ama iskelet araştırılmaya başlanıyor, papalık olaya el koyuyor ve işler karışıyor.
bu iskeletin tarihi, kim olduğu, gerçekten bir azizeye mi yoksa başka bir şeye mi ait olduğu kısmını bir güzel merak ettiriyor yazar ama son 20 sayfaya kadar hiçbir şey öğrenemeden bir oraya, bir buraya, "bir an önce bitsin artık..." diyeceğimiz gereksiz ve bir şey kazandırmayan detaylarda boğmuş bizi sevgili yazar. üstüne hiç tatmin edecek bir son olmayınca da kitap oldukça başarısız bir hale bürünmüş...
devamını gör...
ödünç verilen kitabın bir türlü geri gelmemesi
kitabı okuduktan sonra verdiyseniz, geri alıp ne yapacaksınız? çöptür o. mutfakta kullandığınız sarı bez, okunmuş kitaplardan daha işlevseldir.
ülkemizde kitap okuma oranı düşük ama kitaplara yüklenen manevi değer çok yüksek. kusura bakmayın hatta bakın ama bu saçmalıktır.
sanırım bunun nedenlerinden biri, bir türlü* geliştirilmeyen kütüphanelerdir. avrupa’da kitap satın alma oranı çok düşüktür. çünkü kitap alacak yer yok ulen. gidiniz viyana’ya ve kitapçı arayınız. sanırım koca şehirde iki tane kitapçı var, ikisi de aynı mağazanın şubeleridir. ama kütüphane sayısı çoktur. sadece ulusal kütüphanede 7 buçuk milyon kitap var. şehir nüfusu 2 milyon, kütüphanelerde bulunan kitap sayısı 20 milyondan fazladır. alırsınız kitabı, okur geri verirsiniz. olay bu kadar basit.
kitapları değil, içinde olan bilgileri beyninizde saklayın. bu kadar da kutsamayın. verin gitsin.
ülkemizde kitap okuma oranı düşük ama kitaplara yüklenen manevi değer çok yüksek. kusura bakmayın hatta bakın ama bu saçmalıktır.
sanırım bunun nedenlerinden biri, bir türlü* geliştirilmeyen kütüphanelerdir. avrupa’da kitap satın alma oranı çok düşüktür. çünkü kitap alacak yer yok ulen. gidiniz viyana’ya ve kitapçı arayınız. sanırım koca şehirde iki tane kitapçı var, ikisi de aynı mağazanın şubeleridir. ama kütüphane sayısı çoktur. sadece ulusal kütüphanede 7 buçuk milyon kitap var. şehir nüfusu 2 milyon, kütüphanelerde bulunan kitap sayısı 20 milyondan fazladır. alırsınız kitabı, okur geri verirsiniz. olay bu kadar basit.
kitapları değil, içinde olan bilgileri beyninizde saklayın. bu kadar da kutsamayın. verin gitsin.
devamını gör...
yastığını gözyaşlarıyla ıslatmak
zor bir günün sonunda içinde biriktirdiklerinin boğazında oluşturduğu yumruyla, cenin pozisyonunda usul usul akmaya başlayan ve durdurulamayan gözyaşlarının yastığı ıslatması ve uyumaya çalışmak. zordur hem de çok zor.
devamını gör...
teoman şarkılarından bir kuple
şimdi ölmek istemem. bir kalbi sarmadan. aşkı tatmadan daha, deniz görmeden, onla sarhoş olmadan. çobannnyıldızııııı.
devamını gör...
regl oldum demenin alternatif yolları
"her tarafım şiş şiş"
devamını gör...
her şey bitti derken çıkagelen insan
zamanın da gelmemisse.. gerek yok..
devamını gör...
görsel fikir ihtiyacı duyanlar için adeta bir dijital kütüphane olan sosyal mecra.
devamını gör...
yazarlar bir kitap olsa olacağı kitap
sanki hiç kitap okumamışım gibi aklıma bir şey gelmedi.
devamını gör...
sfenks kedisi
aklıma sürekli antik mısır dönemini getiren kedi. adından mıdır asilliğinden midir bilemeyeceğim. tanım: tüysüz bir kedi cinsi.
ayrıca en sevdiğim kedi cinsidir. sfenks kedisi genetik mutasyon sebebiyle tüysüzdür. aslında tüm tüysüz kedilerin tüysüz olmasının sebebi bu mutasyondur. bildiğim kadarıyla sfenks kedileri arasında bıyıkları olanlar da var, fakat bıyıkları çok çok azdır. bazılarında ise hiç bulunmaz.
peki bu kediler soğuk hava konusunda zorluk yaşar mı? kısmen. yani şu bir gerçek: bu kedilerin tüyleri olmadığı için diğer kedilere göre daha fazla ısı kaybederler. buna rağmen sfenks kedileri kolayca sıcak yer bulabiliyorlar. dolayısıyla muhtemelen bu konuda pek zorluk yaşamıyorlar.
bu kediler büyük kulaklara sahiplerdir, kulaklarına bakarsanız tüysüz gözüküyor, ama aslında içi tüylüdür. ayrıca yumuşak kulaklara sahiptirler. büyük, limonu andıran gözleri var, fakat gözlerini kısınca çok küçük gözüküyor.
çok güzel olduğunu düşündüğüm kuyrukları var, sivri kuyruklular. vücutları inceymiş gibi gözüküyor ama aslında bir kediye göre iyi, dayanıklı vücutları var.
ayrıca ilk bakışta soğuk kanlıymış gibi gözüküyorlar biliyorum. hani çok sessiz, sakin gözüküyorlar. ama aslında öyle değiller. bu kediler akıllıdırlar(zaten bunu hissetmişsinizdir), sevgi doludurlar, ayrıca çok enerjikler. sahiplerine karşı sevgi gösterirler.
bu kediler kendi sahiplerini çoğunlukla kapıda karşılamayı severler, ayrıca yabancılara karşı da iyi davranırlar. görünüşleri bir kediden çok köpeği andırır. tabi köpekler daha iri vücutlu olurlar.
sfenks kedilerine soğuktan korumak için giysi giydirilmesi de iyi olur.


ayrıca en sevdiğim kedi cinsidir. sfenks kedisi genetik mutasyon sebebiyle tüysüzdür. aslında tüm tüysüz kedilerin tüysüz olmasının sebebi bu mutasyondur. bildiğim kadarıyla sfenks kedileri arasında bıyıkları olanlar da var, fakat bıyıkları çok çok azdır. bazılarında ise hiç bulunmaz.
peki bu kediler soğuk hava konusunda zorluk yaşar mı? kısmen. yani şu bir gerçek: bu kedilerin tüyleri olmadığı için diğer kedilere göre daha fazla ısı kaybederler. buna rağmen sfenks kedileri kolayca sıcak yer bulabiliyorlar. dolayısıyla muhtemelen bu konuda pek zorluk yaşamıyorlar.
bu kediler büyük kulaklara sahiplerdir, kulaklarına bakarsanız tüysüz gözüküyor, ama aslında içi tüylüdür. ayrıca yumuşak kulaklara sahiptirler. büyük, limonu andıran gözleri var, fakat gözlerini kısınca çok küçük gözüküyor.
çok güzel olduğunu düşündüğüm kuyrukları var, sivri kuyruklular. vücutları inceymiş gibi gözüküyor ama aslında bir kediye göre iyi, dayanıklı vücutları var.
ayrıca ilk bakışta soğuk kanlıymış gibi gözüküyorlar biliyorum. hani çok sessiz, sakin gözüküyorlar. ama aslında öyle değiller. bu kediler akıllıdırlar(zaten bunu hissetmişsinizdir), sevgi doludurlar, ayrıca çok enerjikler. sahiplerine karşı sevgi gösterirler.
bu kediler kendi sahiplerini çoğunlukla kapıda karşılamayı severler, ayrıca yabancılara karşı da iyi davranırlar. görünüşleri bir kediden çok köpeği andırır. tabi köpekler daha iri vücutlu olurlar.
sfenks kedilerine soğuktan korumak için giysi giydirilmesi de iyi olur.


devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
aşık olabilirim ama aşk çok acımasız . bu yüzden soğuk ve gıcık biri olmayı kendime savunma mekanizması olarak kullanıyorum.hadi bakalım.
büdüt: istesem de olamıyorum zaten. bunu saklamaya gerek yok ;)
büdüt: istesem de olamıyorum zaten. bunu saklamaya gerek yok ;)
devamını gör...
laf olsun torba dolsun diye başlık açıp tanım girmek
özellikle bugün baya bi örneğini görmüş bulunmaktayım.
ayrıca artık yok 800 tanım yok hediye kitap minvalinde başlık açmaktan vazgeçelim canım yazar kardeşlerim, sözlük bu tanımdan geçilmiyor çünkü.
ayrıca artık yok 800 tanım yok hediye kitap minvalinde başlık açmaktan vazgeçelim canım yazar kardeşlerim, sözlük bu tanımdan geçilmiyor çünkü.
devamını gör...
