makinede kaybolan çorapların çözülememiş gizemi
çamaşır makinesinin talep ettiği kurban çoraptır.
devamını gör...
10 kasım 1938
20 yaşından 57 yaşına kadar 37 yılda bir medeniyete altın çağını yaşatmış olan liderin fiziken ölüp fikren yaşamaya devam etmesi.
bir daha bu ülke 1923-1938 yılları arasındaki kadar aydınlık olmayacak.
her cümlesinin sonuna "ama umudum var" diyenlere bazı hatırlatmalar yapmak isterim ki uykularından uyansınlar.
- mustafa kemal'in vefatından beridir- ki bu 83 koca yıl yapıyor- bu ülke hiçbir zaman yönetilemedi.
- mustafa kemal'in hayatı boyunca mücadele ettiği iç düşmanlar üredi, üredi ve şu anda milyonları aşan bir kalabalık halindeler.
- mustafa kemal'in vefatından beri bu ülke hep mustafa kemal'in nefret ettiği, bir kaşık suda boğmak için can attığı kitle tarafından yönetildi, yönetiliyor ve yönetilmeye devam edecek. çünkü bu ülke sizin sürekli umut sattığınız gibi bir ülke değil. sokak röportajlarında bunu rahatlıkla görebilir, bu kitlenin üremeye, çoğalmaya devam ettiğini ve sürekli çoğunluğu oluşturacağı gerçeğini kabul edebilirsiniz.
- mustafa kemal'in heykellerine tapan, fikirlerinde, anlatılarında, yazılarında sürekli anlattığı "kişiler değil fikirler önemli" mottosuna uygun değil anıtkabir'de yatan cansız bir bedenden medet uman ve "atam kalk ülke ne halde!" diyen umutsuz, vasat, rezil bir kitle var ve bu kitle yukarıda anlattığım kitle yüzde 60'ı oluşturuyorsa, yüzde 30'u oluşturuyor. ülkenin ne yaptığını bilen, gerçekten vatanını ve vatanının geleceğini düşünen, eğitimli, kendini geliştirmiş çağdaş dünya insanı olan yüzde 10'luk kesimi nesillerdir harap olmaya, seçimlerde hep kaybeden taraf olmaya, ülkeyi yönetememeye devam etmekte ve kaybeden olmaya, umutsuz olmaya devam etmekte.
- mustafa kemal'in ölümsüz olduğu fikri doğrudur. ancak geri gelmeyecek olduğu gerçeğini bir türlü kabullenemeyen, mustafa kemal'den bir tane daha olma ihtimaline inanan, hala daha yeni bir mustafa kemal bekleyen milyonlarca insan var bu ülkede. oysa yapılması gereken çok basit. ülke yönetimini ele geçirecek çoğunluğu oluşturmak, ne olursa olsun bilimi öğretmek ve öğrenmek.
- mustafa kemal'in bu ülkedeki yobazlara, din tüccarlarına açtığı savaşı vefat ettikten sonra kaybetmesi, bizim nesiller olarak ne kadar ezik, ne kadar zavallı olduğumuzun en büyük göstergesi.
- sümüklü mendili ile 30 yılda ülkenin bütün damarlarına nüfuz etmiş, ülkenin bütün siyasilerini satın almış, ülkenin genelkurmay başkanını tutuklatacak kadar güçlenmiş, ülkenin gizli neyi var neyi yoksa ele geçirebilecek kadar güçlenmiş olan sümüklü fethullah ve avanelerinin bu ülkede yargıyı, siyaseti, askeriyeyi ele geçirebilmesi, bu ülkenin mustafa kemal'in yolundan ne kadar saptığının, bu ülkenin mustafa kemal'e ne kadar büyük bir ihanet içinde olduğunun en büyük göstergesidir.
son olarak. yukarıda defaatle tekrarladığım üzere, şovlarla, gösterişli reklamlarla, ülkenin 80 yıl önce hayata gözlerini yummuş olan kurucusuna tapmakla bizden hiçbir şey olmayacağını anladığımız gün, tıpkı sümüklü fethullah'ın genelkurmay başkanını hapise attırdığı zaman kafanızdan kaynar sular boşaldığı gibi kaynar sular boşalacak ve herşey bitmiş olacak.
dediklerim size aptalca mı geldi???? ülkemizin 80 yıllık yakın siyasi tarihini öğrenerek güzellik uykunuzdan uyanabilirsiniz. çünkü 80 yıldır hiçbir şeyin değiştiği yok, ve sürekli aynı döngü içinde dönüp duran kitleler var.
bir daha bu ülke 1923-1938 yılları arasındaki kadar aydınlık olmayacak.
her cümlesinin sonuna "ama umudum var" diyenlere bazı hatırlatmalar yapmak isterim ki uykularından uyansınlar.
- mustafa kemal'in vefatından beridir- ki bu 83 koca yıl yapıyor- bu ülke hiçbir zaman yönetilemedi.
- mustafa kemal'in hayatı boyunca mücadele ettiği iç düşmanlar üredi, üredi ve şu anda milyonları aşan bir kalabalık halindeler.
- mustafa kemal'in vefatından beri bu ülke hep mustafa kemal'in nefret ettiği, bir kaşık suda boğmak için can attığı kitle tarafından yönetildi, yönetiliyor ve yönetilmeye devam edecek. çünkü bu ülke sizin sürekli umut sattığınız gibi bir ülke değil. sokak röportajlarında bunu rahatlıkla görebilir, bu kitlenin üremeye, çoğalmaya devam ettiğini ve sürekli çoğunluğu oluşturacağı gerçeğini kabul edebilirsiniz.
- mustafa kemal'in heykellerine tapan, fikirlerinde, anlatılarında, yazılarında sürekli anlattığı "kişiler değil fikirler önemli" mottosuna uygun değil anıtkabir'de yatan cansız bir bedenden medet uman ve "atam kalk ülke ne halde!" diyen umutsuz, vasat, rezil bir kitle var ve bu kitle yukarıda anlattığım kitle yüzde 60'ı oluşturuyorsa, yüzde 30'u oluşturuyor. ülkenin ne yaptığını bilen, gerçekten vatanını ve vatanının geleceğini düşünen, eğitimli, kendini geliştirmiş çağdaş dünya insanı olan yüzde 10'luk kesimi nesillerdir harap olmaya, seçimlerde hep kaybeden taraf olmaya, ülkeyi yönetememeye devam etmekte ve kaybeden olmaya, umutsuz olmaya devam etmekte.
- mustafa kemal'in ölümsüz olduğu fikri doğrudur. ancak geri gelmeyecek olduğu gerçeğini bir türlü kabullenemeyen, mustafa kemal'den bir tane daha olma ihtimaline inanan, hala daha yeni bir mustafa kemal bekleyen milyonlarca insan var bu ülkede. oysa yapılması gereken çok basit. ülke yönetimini ele geçirecek çoğunluğu oluşturmak, ne olursa olsun bilimi öğretmek ve öğrenmek.
- mustafa kemal'in bu ülkedeki yobazlara, din tüccarlarına açtığı savaşı vefat ettikten sonra kaybetmesi, bizim nesiller olarak ne kadar ezik, ne kadar zavallı olduğumuzun en büyük göstergesi.
- sümüklü mendili ile 30 yılda ülkenin bütün damarlarına nüfuz etmiş, ülkenin bütün siyasilerini satın almış, ülkenin genelkurmay başkanını tutuklatacak kadar güçlenmiş, ülkenin gizli neyi var neyi yoksa ele geçirebilecek kadar güçlenmiş olan sümüklü fethullah ve avanelerinin bu ülkede yargıyı, siyaseti, askeriyeyi ele geçirebilmesi, bu ülkenin mustafa kemal'in yolundan ne kadar saptığının, bu ülkenin mustafa kemal'e ne kadar büyük bir ihanet içinde olduğunun en büyük göstergesidir.
son olarak. yukarıda defaatle tekrarladığım üzere, şovlarla, gösterişli reklamlarla, ülkenin 80 yıl önce hayata gözlerini yummuş olan kurucusuna tapmakla bizden hiçbir şey olmayacağını anladığımız gün, tıpkı sümüklü fethullah'ın genelkurmay başkanını hapise attırdığı zaman kafanızdan kaynar sular boşaldığı gibi kaynar sular boşalacak ve herşey bitmiş olacak.
dediklerim size aptalca mı geldi???? ülkemizin 80 yıllık yakın siyasi tarihini öğrenerek güzellik uykunuzdan uyanabilirsiniz. çünkü 80 yıldır hiçbir şeyin değiştiği yok, ve sürekli aynı döngü içinde dönüp duran kitleler var.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hala okuyorsun ya yazdıklarımı yuh olsun sana. bıraktın, yazmıyorsun bakmazsın diye uzun zaman sonra bir şeycik yazdım. senden kaçmak için buraya gelmiştim ben zaten. napayım ya sen okuyorsun diye sevdiğim bir yere yazmayı mı bırakayım?
saçmalık tamam mı attığın mesaj. ben sana bunu söylemek istesem yazarım, bahane bulurum annen nasıl derim, şunları çözemedim der soru atarım. istemiyorum seninle konuşmak ben artık. git istiyorum kalbimden. bırak yazdıklarımı okuma, istemediği birinin yazdıklarını niye okur insan ya? verdiğin akıllara senin ben.
durup dururken huzurumu bozma artık!
saçmalık tamam mı attığın mesaj. ben sana bunu söylemek istesem yazarım, bahane bulurum annen nasıl derim, şunları çözemedim der soru atarım. istemiyorum seninle konuşmak ben artık. git istiyorum kalbimden. bırak yazdıklarımı okuma, istemediği birinin yazdıklarını niye okur insan ya? verdiğin akıllara senin ben.
durup dururken huzurumu bozma artık!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
8 saatten az uyuyun.
çok ciddiyim.
çok ciddiyim.
devamını gör...
mesafe
"mesafenin önemi yoktur...
burnunun dibinde olsa ne olacak?
seni anlamıyorsa!
ama birisi vardır ki dünyanın öbür ucunda
en ihtiyaç duyduğun anda,
iki satırıyla bile olsa
bir çırpıda yanı başında.
mesafe uzaklıklarda değil,
mesafe fedâkarlıkta."*
gerçekten de mesafelerin bir önemi yok. sizi anlamayan insanlar yanı başınızda olsa ne yazar. kalabalıklar arasında siz yine yalnızsınızdır.
ama sizi anlayan kişi dünyanın öbür ucunda da olsa aslında yanınızda. çünkü onun bir cümlesi, bir bakışı, bir gülüşü yeter... sizi anladığını belli eden bir mimik bile yeter.
o yüzden boş verin mesafeleri siz iki yürek arasındaki mesafeye bakın işte en önemlisi o. iki yürek arasında mesafe yoksa onlar zaten ebediyen beraberdir. kilometrelerce uzakta olsalar da...
burnunun dibinde olsa ne olacak?
seni anlamıyorsa!
ama birisi vardır ki dünyanın öbür ucunda
en ihtiyaç duyduğun anda,
iki satırıyla bile olsa
bir çırpıda yanı başında.
mesafe uzaklıklarda değil,
mesafe fedâkarlıkta."*
gerçekten de mesafelerin bir önemi yok. sizi anlamayan insanlar yanı başınızda olsa ne yazar. kalabalıklar arasında siz yine yalnızsınızdır.
ama sizi anlayan kişi dünyanın öbür ucunda da olsa aslında yanınızda. çünkü onun bir cümlesi, bir bakışı, bir gülüşü yeter... sizi anladığını belli eden bir mimik bile yeter.
o yüzden boş verin mesafeleri siz iki yürek arasındaki mesafeye bakın işte en önemlisi o. iki yürek arasında mesafe yoksa onlar zaten ebediyen beraberdir. kilometrelerce uzakta olsalar da...
devamını gör...
5 kiloluk ipek şampuan
beyaz hacı şakir sabunundan sonra terfi ettiğimiz ilk şampuan.
90'lı yılların başındayız. hamam usulü su ısıtma sisteminden elektrikli şofbene terfi etmişiz. annem her pazar akşamı bizi kalıp sabunla yıkıyor. sabun gözlerimizi yakıyor ağlıyoruz, annem ağladığımız için bize kızıyor yine ağlıyoruz. sanırım duygularımı gizlemeye başladığım yıllar...
okulda tülin var. saçları dümdüz ve ipeksi. benim ise bonus reklamına koy oynasın sırıtmaz kadar kıvırcık saçlarım.
ama ben tülin'e başka bir reklamdan aşırma soru soruyorum:
- bu ipeksi saçların sırrı ne*
- tabi ki "ipek şampuan" diyor.
o zamanlar köyümüzün bakkalı olan muhittin amca bu şampuanı çok yeni satışa sunmuş. daha sonra muhittin amcadan ilham alarak kedime "muhittin" ismini koymuştum bilen bilir.
eve gider gitmez anneme bu şampuandan bahsediyorum. "sabun gibi temizlemez, kız o *ok senin saçından arınmaz" diyor ama sonunda şampuanı alıyor. bizim evde bir dönem kapanıyor.
bu şampuan sayesinde saçlarım daha bonus, daha hoyrat ve daha karşı konulamaz olarak * )uzun bir dönem geçiriyorum. ta ki bir gün kendi şampuanımı kendim seçene dek.
90'lı yılların başındayız. hamam usulü su ısıtma sisteminden elektrikli şofbene terfi etmişiz. annem her pazar akşamı bizi kalıp sabunla yıkıyor. sabun gözlerimizi yakıyor ağlıyoruz, annem ağladığımız için bize kızıyor yine ağlıyoruz. sanırım duygularımı gizlemeye başladığım yıllar...
okulda tülin var. saçları dümdüz ve ipeksi. benim ise bonus reklamına koy oynasın sırıtmaz kadar kıvırcık saçlarım.
ama ben tülin'e başka bir reklamdan aşırma soru soruyorum:
- bu ipeksi saçların sırrı ne*
- tabi ki "ipek şampuan" diyor.
o zamanlar köyümüzün bakkalı olan muhittin amca bu şampuanı çok yeni satışa sunmuş. daha sonra muhittin amcadan ilham alarak kedime "muhittin" ismini koymuştum bilen bilir.
eve gider gitmez anneme bu şampuandan bahsediyorum. "sabun gibi temizlemez, kız o *ok senin saçından arınmaz" diyor ama sonunda şampuanı alıyor. bizim evde bir dönem kapanıyor.
bu şampuan sayesinde saçlarım daha bonus, daha hoyrat ve daha karşı konulamaz olarak * )uzun bir dönem geçiriyorum. ta ki bir gün kendi şampuanımı kendim seçene dek.
devamını gör...
vefa lisesi
1872'de kurulan, türkiye'de ilk türkçe eğitim veren lise. fatih'te vefa semtinde tarihin tam ortasında yer alır. şehzadebaşı camii bahçesi ve bozdoğan kemeri'nin birleştiği yerde tarihi binalarıyla eğitim verir.
öğrencisi olunası liselerdendir. galatasaray, iel, kabataş, cağaloğlu gibi kafadaki liselere puanı yetmeyen zeki ama çalışmayanların(!)* ve çok çalışıp anca o seviye çıkanların karmasından oluşan ilginç kitlesi vardır. kız yurdu vardır, şehir dışından birçok öğrenci gelir. mezunları her yıl boza gününde bir araya gelir, boza ve leblebi yenir, yediden yetmişe bir kalabalığa şahit olunur. öğretmenleri kalitelidir ve öğrencileriyle ilişkileri çok iyidir. sadece bilgi vermez, kendini ve toplumu tanımayı öğretir. akp hükümetinin kaliteli liseleri yok etme vizyonuyla birlikte diğer iyi okullar gibi hocaları dağıtılmıştır.
şener şen, kemal sunal, hasan ali yücel, sabahattin zaim, mehmet akif ersoy, yahya kemal beyatlı, toktamış ateş, hüseyin cahit yalçın, gazanfer özcan, erol büyükburç müjdat gezen gibi kültür, sanat, sosyal bilim camiasından önemli isimler buradan mezundur.
öğrencisi olunası liselerdendir. galatasaray, iel, kabataş, cağaloğlu gibi kafadaki liselere puanı yetmeyen zeki ama çalışmayanların(!)* ve çok çalışıp anca o seviye çıkanların karmasından oluşan ilginç kitlesi vardır. kız yurdu vardır, şehir dışından birçok öğrenci gelir. mezunları her yıl boza gününde bir araya gelir, boza ve leblebi yenir, yediden yetmişe bir kalabalığa şahit olunur. öğretmenleri kalitelidir ve öğrencileriyle ilişkileri çok iyidir. sadece bilgi vermez, kendini ve toplumu tanımayı öğretir. akp hükümetinin kaliteli liseleri yok etme vizyonuyla birlikte diğer iyi okullar gibi hocaları dağıtılmıştır.
şener şen, kemal sunal, hasan ali yücel, sabahattin zaim, mehmet akif ersoy, yahya kemal beyatlı, toktamış ateş, hüseyin cahit yalçın, gazanfer özcan, erol büyükburç müjdat gezen gibi kültür, sanat, sosyal bilim camiasından önemli isimler buradan mezundur.
devamını gör...
kedinin sen de adam mısın der gibi bakması
kediler oturdukları yerden adeta bakışlarıyla yargılar, küçük ve önemsiz bir böcek gibi bakarlar adama. "ne yaptım ben sana be!?" tepkisi oluşur insanda. sahibine değil kölesine bakıyor sanki..
(bkz: kem göz)
(bkz: kem göz)
devamını gör...
bir şehir bir kütüphane
(bkz: klementinum kütüphanesi)
prag'da bulunan ve barok mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan klementinum kütüphanesi, jesuit üniversitesinin bir parçası olarak 1722 yılında açılmıştır.

günümüzde çek cumhuriyeti'nin milli kütüphanesi olarak görülen yapının tarihi oldukça eski ve zengindir. ilk başlarda 1556'da isa toplumu da denilen katolik kilisesinin üyeleri olan cizvitler tarafından kurulmuş 170 yıl boyunca genişletilmiştir.

1773'te varlığı sona eren cizvitlerden sonra clementinum varlığını sürdürmeye devam ederek 1930 yılında clementinum ulusal kütüphanenin merkezi haline geldi.

ülkenin merkez kütüphanesi konumunda olan yapıda 1807 yılından bu yana yayınlanan tüm kitaplar, elyazmaları ve diğer yayınlar korunmaktadır. en eskileri 1. yüzyıldan kalma yunan papirileri olan eski belgeler de mevcuttur. altı milyondan fazla belgeyi saklaması ve erişilebilir kılması sebebiyle en büyük ve en eski avrupa kütüphanelerinden biri sayılır. bünyesinden 20000'den fazla kitap bulundurmaktadır.

binanın tavanlarındaki resimleri jan hiebl isimli sanatçı yapmıştır, salonu ise bilim ve sanat temalı tablolar ile dekore edilmiştir. bunlara ek olarak, kütüphanede çeşitli koleksiyonlar ve çek cizvit eyaletinin kurucusu peter canisius’un tasviri olan, kutsal roma imparatoru joseph ıı’nin bir resmi bulunmaktadır.

kaynak: klementinum
kaynak: clementinum
prag'da bulunan ve barok mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan klementinum kütüphanesi, jesuit üniversitesinin bir parçası olarak 1722 yılında açılmıştır.

günümüzde çek cumhuriyeti'nin milli kütüphanesi olarak görülen yapının tarihi oldukça eski ve zengindir. ilk başlarda 1556'da isa toplumu da denilen katolik kilisesinin üyeleri olan cizvitler tarafından kurulmuş 170 yıl boyunca genişletilmiştir.

1773'te varlığı sona eren cizvitlerden sonra clementinum varlığını sürdürmeye devam ederek 1930 yılında clementinum ulusal kütüphanenin merkezi haline geldi.

ülkenin merkez kütüphanesi konumunda olan yapıda 1807 yılından bu yana yayınlanan tüm kitaplar, elyazmaları ve diğer yayınlar korunmaktadır. en eskileri 1. yüzyıldan kalma yunan papirileri olan eski belgeler de mevcuttur. altı milyondan fazla belgeyi saklaması ve erişilebilir kılması sebebiyle en büyük ve en eski avrupa kütüphanelerinden biri sayılır. bünyesinden 20000'den fazla kitap bulundurmaktadır.

binanın tavanlarındaki resimleri jan hiebl isimli sanatçı yapmıştır, salonu ise bilim ve sanat temalı tablolar ile dekore edilmiştir. bunlara ek olarak, kütüphanede çeşitli koleksiyonlar ve çek cizvit eyaletinin kurucusu peter canisius’un tasviri olan, kutsal roma imparatoru joseph ıı’nin bir resmi bulunmaktadır.

kaynak: klementinum
kaynak: clementinum
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kedim öldüğünden beri ajandama hiçbir şey yazmamışım. 16 nisan ya da mayıs olabilir. tarih konusunda pek emin değilim.
bugün hiçbir şey yemedim. işin tuhafı aç da hissetmiyorum, hala. bu bir sorun mu bilmiyorum. açken uyumakta zorlanacağımı fark edince bir tane domates yedim ve biraz kahve içtim. kahveyi bitiremedim.
okaliptüs yağı aldım, yerleri ovdum. kokusu fena değildi ama komik bir his bıraktı. kollarım naneli hissediyor.
sürekli aynı şarkıları dinlemekten de sıkıldım. çalma listelerimin hepsini silesim geldi. yeni şeyler bulmaya çalışsam da zor beğeniyorum, bir türlü olmuyor.
dün gece 4-5 saat uyudum. sürekli uyandım. muhtemelen yine sabaha karşı uyuyacağım.
bugün hiçbir şey yemedim. işin tuhafı aç da hissetmiyorum, hala. bu bir sorun mu bilmiyorum. açken uyumakta zorlanacağımı fark edince bir tane domates yedim ve biraz kahve içtim. kahveyi bitiremedim.
okaliptüs yağı aldım, yerleri ovdum. kokusu fena değildi ama komik bir his bıraktı. kollarım naneli hissediyor.
sürekli aynı şarkıları dinlemekten de sıkıldım. çalma listelerimin hepsini silesim geldi. yeni şeyler bulmaya çalışsam da zor beğeniyorum, bir türlü olmuyor.
dün gece 4-5 saat uyudum. sürekli uyandım. muhtemelen yine sabaha karşı uyuyacağım.
devamını gör...
başlığı engelle butonu
gerçekten beni çok mutlu eden ve en çok işime yarayacak özelliklerinden biri. iko bizi çok iyi anlıyosun yaa teşekkür ederiz*
devamını gör...
ssuuddee
kim lan bu demek istediğim başlıktır.
eğer bahsettiğiniz gibi birisiyse bana da sövsün özelden çok merak ettim.
eğer bahsettiğiniz gibi birisiyse bana da sövsün özelden çok merak ettim.
devamını gör...
16 şubat 2021 hindistan'da 40 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazası
hindistan'da bir yolcu otobüsünün, su kanalına düşerek kırk insanın maalesef yaşamını yitirdiği kazadır. bereket ki altı insan kurtarılmış.

ülke basınındaki habere göre, yetkililer, madhya pradeş'in sidhi bölgesinde patna köyü yakınlarında en az 46 kişinin bulunduğu yolcu otobüsünün köprüden su kanalına düştüğünü bildirdi.
kazada 40 kişinin yaşamını yitirdiğini aktaran yetkililer, 6 kişinin de kurtarıldığını kaydetti. olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
hindistan'da bakımsız yollar, eski araçlar, kapasitesinin üzerinde yolcu taşıyan otobüsler ve dikkatsiz sürücülerin yol açtığı trafik kazalarında her yıl 100 binden fazla kişi yaşamını yitiriyor.
kaynak: tr.sputniknews.com/asya/202...

ülke basınındaki habere göre, yetkililer, madhya pradeş'in sidhi bölgesinde patna köyü yakınlarında en az 46 kişinin bulunduğu yolcu otobüsünün köprüden su kanalına düştüğünü bildirdi.
kazada 40 kişinin yaşamını yitirdiğini aktaran yetkililer, 6 kişinin de kurtarıldığını kaydetti. olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
hindistan'da bakımsız yollar, eski araçlar, kapasitesinin üzerinde yolcu taşıyan otobüsler ve dikkatsiz sürücülerin yol açtığı trafik kazalarında her yıl 100 binden fazla kişi yaşamını yitiriyor.
kaynak: tr.sputniknews.com/asya/202...
devamını gör...
eyüp sabri tuncer
özellikle diş macunlarını ve şampuanlarını başarılı bulduğum marka. vegan olmaları; florür, titanyum dioksit, gluten ve paraben içermemeleri ile kalbimi kazandılar. markaların bu tür hassasiyetleri gözetmesi insanı mutlu ediyor.
devamını gör...
nadirkitap
online sahaftır. türkiye'nin birçok farklı noktasındaki sahaflar kendilerini buraya kaydederek bir nevi görünürlüklerini arttırır. satış yaparlar.
istanbul'da yaşamamamın güzelliği olsa gerek alacağım kitapları burada bakınıyorum,satıcı istanbul avrupa yakasında ise atlıyorum metroya hem istanbul'u geziyorum hem de sahafa gidip kitabımı alıyorum. bazen aslıhan pasajında bazen beşiktaş taraflarında bazen istiklalin ara sokaklarında bazen de beyazıt da.. her yerde olabiliyor. güzel bir şey efenim.
istanbul'da yaşamamamın güzelliği olsa gerek alacağım kitapları burada bakınıyorum,satıcı istanbul avrupa yakasında ise atlıyorum metroya hem istanbul'u geziyorum hem de sahafa gidip kitabımı alıyorum. bazen aslıhan pasajında bazen beşiktaş taraflarında bazen istiklalin ara sokaklarında bazen de beyazıt da.. her yerde olabiliyor. güzel bir şey efenim.
devamını gör...
kelimenin son harfini uzatan insan iticiliği
katılmadığım önermedir. mesajlar daha samimi gözüksün diye yapılıyor. konuşma dilinde neyi, nasıl söylediğin çok rahat anlaşılıyor fakat mesajlaşmada bu farkı ancak böyle kapatabiliyorsun. günaydın ile günaydııın aynı değildir şimdi. bunu bilen insan da kullanmaktan çekinmiyordur. cümledeki her kelime için yapıyorsa bilemicem, gerek yok o kadarına.
devamını gör...
gece vakti sokakta nara atan kedi
terbiyesizdir net. sokağa çıkma yasağı var ve sen sütü içip içip deli danalar gibi maaauuuuuvvvv diye bağırıyorsun. çoluk çocuk var kardeşim.
devamını gör...
yeğen tarafından kurulacak indie rock grubuna isim önerileri
naçizane iki tane bırakıyorum şöyle:
(bkz: indie yürek yırtulur)
(bkz: indie bindie)
sonradan gelen şakacı edit:
düşündüm de; (bkz: yeğenimindie) de güzel olurmuş...
(bkz: indie yürek yırtulur)
(bkz: indie bindie)
sonradan gelen şakacı edit:
düşündüm de; (bkz: yeğenimindie) de güzel olurmuş...
devamını gör...
paleontoloji
ross geller'ın şevkle ve aşkla yaptığı mesleği.
phoebe buffay onu kızdırmak için evrim teorisine inanmadığını söyleyerek damarına basar ve olaylar gelişir. esasında phoebe gerçekten de evrime inanmaz ve ross bunu dert edinir. günlerce onu ikna etmeye çalışsa da başaramaz. sonuç olarak phoebe onu çıldırtır. ilgili bölümü ara ara açıp izlerim işine aşık bir paleontolog böyle mi oluyormuş diyerekten izlerim.
phoebe buffay onu kızdırmak için evrim teorisine inanmadığını söyleyerek damarına basar ve olaylar gelişir. esasında phoebe gerçekten de evrime inanmaz ve ross bunu dert edinir. günlerce onu ikna etmeye çalışsa da başaramaz. sonuç olarak phoebe onu çıldırtır. ilgili bölümü ara ara açıp izlerim işine aşık bir paleontolog böyle mi oluyormuş diyerekten izlerim.
devamını gör...
