hidra
hidra veya gerçek adıyla fatih uslu, türk rapçi ve söz yazarı.
youtube kanalı
ve en sevdiğim şarkısı: ölüme inat
youtube kanalı
ve en sevdiğim şarkısı: ölüme inat
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
revolution is coming.
devamını gör...
şamanizm kökenli türk adetleri
kültür denen olgunun ne kadar kuvvetli bir bağ olduğunu göstermesi açısından muazzam örneklerdir.
ilk olarak tahtaya vurmak eylemi geliyor benim aklıma. buna göre eski türkler ağaçların da ruh taşıdığına inanırdı ve herhangi kötü bir durum karşısında ağaçtaki iyi ruhu uyandırıp kendilerine yardım etmeleri için ağaca vururlarmış.
bir diğer ilgimi çeken , eşiğe oturmama ve kapı eşiğinin her sabah temizlenmesi örneği. her ne kadar artık pek görülen bir durum olmasa da yakın tarihe kadar, özellikle anadolu köylerinde, varlığını sürdürmüştür bir gelenektir bu. zira inanışa göre tanrıça umay her sabah gelir ve eşiğe oturarak hanedeki çocukları ve kadınları korurdu.
ilk olarak tahtaya vurmak eylemi geliyor benim aklıma. buna göre eski türkler ağaçların da ruh taşıdığına inanırdı ve herhangi kötü bir durum karşısında ağaçtaki iyi ruhu uyandırıp kendilerine yardım etmeleri için ağaca vururlarmış.
bir diğer ilgimi çeken , eşiğe oturmama ve kapı eşiğinin her sabah temizlenmesi örneği. her ne kadar artık pek görülen bir durum olmasa da yakın tarihe kadar, özellikle anadolu köylerinde, varlığını sürdürmüştür bir gelenektir bu. zira inanışa göre tanrıça umay her sabah gelir ve eşiğe oturarak hanedeki çocukları ve kadınları korurdu.
devamını gör...
kedi
tekiri evde rahat durmaz illa bir fırlamalık yapar.
devamını gör...
teşekkür etmek
kullanımıyla ufak bir kelebek etkisi oluşturabilecek, yapılan bir iyiliğe karşı duyulan gönül borcunu ve hoşnutluğunu sözle ifade etme cümlesidir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
iki yıl iki ay önce göçüp giden babamı çok özlüyorum. çocuklara belli etmemek için onların yanında ve uyanık oldukları saatlerde babamın fotoğraf ve videolarına bakmıyorum.
onlar uyuyup da el ayak çekilince ardiye olarak kullandığımız küçük balkona gidip doya doya bakıyorum fotoğraflarına. o an bir dal sigara alıyorum yanıma, sırdaşlık etsin diye bana.
ondandır ki günde iki üç dal sigarayı çıkaramıyorum hayatımdan.
(bkz: özlemek)
22.04.2023 günü gelen edit: bu özlemek denen şey zaman geçtikçe dik bir yamaçta aşağı doğru yuvarlanarak çığ gibi büyüyen bir şey.
onlar uyuyup da el ayak çekilince ardiye olarak kullandığımız küçük balkona gidip doya doya bakıyorum fotoğraflarına. o an bir dal sigara alıyorum yanıma, sırdaşlık etsin diye bana.
ondandır ki günde iki üç dal sigarayı çıkaramıyorum hayatımdan.
(bkz: özlemek)
22.04.2023 günü gelen edit: bu özlemek denen şey zaman geçtikçe dik bir yamaçta aşağı doğru yuvarlanarak çığ gibi büyüyen bir şey.
devamını gör...
mircan kaya
1963 artvin doğumlu müzisyen.
genelde karadeniz türküleri ve diğer yöre türkülerini seslendiriyor. türkülerin yanı sıra ninni albümü de vardır.
ninni'den bir örnek,
türkü'den bir örnek,
genelde karadeniz türküleri ve diğer yöre türkülerini seslendiriyor. türkülerin yanı sıra ninni albümü de vardır.
ninni'den bir örnek,
türkü'den bir örnek,
devamını gör...
on iki hayvanlı türk takvimi
türkülerin ilk takvimidir.hayvancılıkla uğraşıldığının kesin kanıtıdır bu takvim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük fobisi
genellikle beni geceleri uyutmayan fobilerdir. bunların başında da ahh... şey.... hacı yağı üretiminin sonsuza kadar durdurulması gelir! hacı yağı sürmeyen erkeklerin olduğu bir dünya düşünemiyorum maalesef.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten başlık çalmak
kafa sporudur.
edit: başlığı çaldıktan sonra tanımını kendi yapsa gam yemeyeceğimdir. bari enpopüler tanımı çalma be yazar(ımsı). ss alıp ifşaladığımda itinayla entarisini alıp gitmektedir bu yazarımsılar. olsun. ss orada dursun. belki utanır. (sanmam)
büdüt: örnekler #319757 - #319631 - #110423 - #110547
edit: başlığı çaldıktan sonra tanımını kendi yapsa gam yemeyeceğimdir. bari enpopüler tanımı çalma be yazar(ımsı). ss alıp ifşaladığımda itinayla entarisini alıp gitmektedir bu yazarımsılar. olsun. ss orada dursun. belki utanır. (sanmam)
büdüt: örnekler #319757 - #319631 - #110423 - #110547
devamını gör...
agrega
beton veya harç yapımında kullanılan kum, taş gibi malzemeler. betonun hacim olarak yaklaşık %70'ini oluşturur.
agrega taneleri, çimentonun zamanla neden olabileceği çatlakları azaltır. doğal ve yapay agrega olmak üzere ikiye ayrılırlar. çakıl, doğal agregaya, genleştirilmiş kil yapay agregaya örnektir. işlenmiş agregalar da bulunur.
agrega taneleri, çimentonun zamanla neden olabileceği çatlakları azaltır. doğal ve yapay agrega olmak üzere ikiye ayrılırlar. çakıl, doğal agregaya, genleştirilmiş kil yapay agregaya örnektir. işlenmiş agregalar da bulunur.
devamını gör...
humbaracı ocağı
humbara askerî terim olarak demirden yapılmış, içine patlayıcı madde doldurulan yuvarlak bir çeşit merminin adıdır. farklı ağırlıklarda ve büyüklükte olan humbaraların el ile atılanlarına “humbara-i dest”, havanla atılanlarına “humbara-i kebîr” adı verilirdi. bu mermiyi havan topu vasıtasıyla kullanan topçuya humbaracı , bunu yapan ve kullananların bağlı bulunduğu ocağa da humbaracı ocağı denirdi. humbaracı ocağı aynı zaman da tarihteki ilk havan topu sınıfı olma vasfını taşır. sultan 2.mahmud han zamanında yeniçeri ocağı ile birlikte kaldırılmıştır.
kaynak
kaynak
devamını gör...
çocuklarımın okula gitmesini istemiyorum
abdurrahman dilipak'ın 30 nisan 2020 tarihinde armağan çağlayanın gör beni isimli programında sarf ettiği rezalet söylemdir. bu söyleminden yola çıkarak kirli zihniyetlerinin nasıl çalıştığını ifade etmek istiyorum izninizle.
kendilerinin derin okumaları ve geldikleri çevrenin çok entelektüel(!) olması sebebiyle okulların yetersiz olduğunu ifade eden şahıs devamında ise okullarda öğretilen yalan yanlış* bilgilerin insanı imanından edebileceğine gönderme yapıyor. hatta yetmiyor olacak ki söyleşinin devamında çocukları yalan yanlış dini bilgiler edinmemesi için kendi kitaplarını okumaya yönlendirdiğinden bahsediyor.
daha detaylı izlemek isteyenler için;
programa buradan ulaşabilirsiniz
aslında bu kısma yazının ilerleyen vakitlerinde gelmeyi planlıyordum lakin videonun altında yazılan güzellemeleri okuduğumda yeniden sinir katsayım tavan yaptı ve manipülasyona ne kadar açık bir toplum olduğumuz ile yüzleştim o sebeple video altında okuyacağınız yorumlar bu girdiye kısmi manada kanıt niteliği taşımaktadır.
entelektüel toplum oluşturmak için birkaç kuşak okur-yazar olmalı ve temel düşünsel faaliyetleri yerine getirebilmelidir. bu konuda elbette çok fazla üzerine söylenecek söz yok. lakin eğitim kurumlarını karalayarak çok idealize ettiğiniz topluma ulaşmanızda mümkün görünmüyor bunun sebeplerini ise hemen aşağıda tüik verileri ile sabit olacak şekilde siz okuyuculara paylaşacağım.
öncelikle 2018 tarihli bir tüik verisini sizinle paylaşmak isterim;
2018’de 15 yaşından küçük 167 çocuk doğum yaptı. 15-17 yaş grubunda ise 11 bin 636 çocuk, anne oldu.
daha detaylı bilgi sahibi olmak için bu haber ile ilgili;euronews haberine buradan ulaşabilirsiniz
türkiyede son yıllarda artan çocuk evlilikleri ve istismar vakaları göz önüne alındığında bu tip söylemlerin sosyo-kültürel seviyesi düşük ve ekseriyetle ortadoğu zihniyetini koruma çabasında olan aileler tarafından bir savunma mekanizması olarak kullanılacağı gün gibi aşikardır. hemen ardından gelen bir konu ise bu memlekette bir çok aktivist yakın zamanlara kadar hala köy köy dolaşıp; baba beni okula gönder gibi projeler ile çocukları okullara ulaştırmaya çalışıyordu ki hala benzeri onlarca proje yürütülmeye devam edilmektedir. işte bu noktada bu tür söylemlerden salt kötü niyet okumak son derece yerli yerinde bir davranış olacaktır.
akışı biraz böleceğim bu paragrafta ancak buraya eklemeden edemeyeceğim. video boyunca nasıl mazlumun yanında olduğu konusunda güzellemeler yapan zat-ı muhterem islam ve diğerkamlık konusunda pek düşünmemiş olacak ki önünü ardını düşünmeden bu tehlikeli söylemlerini gün geçtikçe daha yüksek bir sesle ifade ediyor.
neyse efendim ben yazmaya devam edeyim çünkü hırsımı kolay kolay alabilecek gibi değilim.
kocaeli üniversitesi akademisyenlerinden yrd.doç.dr. ibrahim güran yumuşak'ın gelişmekte olan ülkeler ve türkiye açısından
kadın eğitiminin ekonomik ve sosyal boyutu üzerine bir değerlendirme isimli makalesinde türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler arasından seçtiği ülkeler arasında dahi 1990 senesi verilerine göre; erkeklerde %89, kadınlarda %66 oranında okuma-yazma oranı ile geri sıralarda. tüm bu veriler göz önüne alındığında dahi bile söylemin ne kadar kötücül sonuçlar doğurabileceği açıkca göz önündedir.
ilgili makalenin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz
hala öfkem geçmedi ara ara gelip bu başlığı editleyerek yazmaya devam edeceğim.
kendilerinin derin okumaları ve geldikleri çevrenin çok entelektüel(!) olması sebebiyle okulların yetersiz olduğunu ifade eden şahıs devamında ise okullarda öğretilen yalan yanlış* bilgilerin insanı imanından edebileceğine gönderme yapıyor. hatta yetmiyor olacak ki söyleşinin devamında çocukları yalan yanlış dini bilgiler edinmemesi için kendi kitaplarını okumaya yönlendirdiğinden bahsediyor.
daha detaylı izlemek isteyenler için;
programa buradan ulaşabilirsiniz
aslında bu kısma yazının ilerleyen vakitlerinde gelmeyi planlıyordum lakin videonun altında yazılan güzellemeleri okuduğumda yeniden sinir katsayım tavan yaptı ve manipülasyona ne kadar açık bir toplum olduğumuz ile yüzleştim o sebeple video altında okuyacağınız yorumlar bu girdiye kısmi manada kanıt niteliği taşımaktadır.
entelektüel toplum oluşturmak için birkaç kuşak okur-yazar olmalı ve temel düşünsel faaliyetleri yerine getirebilmelidir. bu konuda elbette çok fazla üzerine söylenecek söz yok. lakin eğitim kurumlarını karalayarak çok idealize ettiğiniz topluma ulaşmanızda mümkün görünmüyor bunun sebeplerini ise hemen aşağıda tüik verileri ile sabit olacak şekilde siz okuyuculara paylaşacağım.
öncelikle 2018 tarihli bir tüik verisini sizinle paylaşmak isterim;
2018’de 15 yaşından küçük 167 çocuk doğum yaptı. 15-17 yaş grubunda ise 11 bin 636 çocuk, anne oldu.
türkiyede son yıllarda artan çocuk evlilikleri ve istismar vakaları göz önüne alındığında bu tip söylemlerin sosyo-kültürel seviyesi düşük ve ekseriyetle ortadoğu zihniyetini koruma çabasında olan aileler tarafından bir savunma mekanizması olarak kullanılacağı gün gibi aşikardır. hemen ardından gelen bir konu ise bu memlekette bir çok aktivist yakın zamanlara kadar hala köy köy dolaşıp; baba beni okula gönder gibi projeler ile çocukları okullara ulaştırmaya çalışıyordu ki hala benzeri onlarca proje yürütülmeye devam edilmektedir. işte bu noktada bu tür söylemlerden salt kötü niyet okumak son derece yerli yerinde bir davranış olacaktır.
akışı biraz böleceğim bu paragrafta ancak buraya eklemeden edemeyeceğim. video boyunca nasıl mazlumun yanında olduğu konusunda güzellemeler yapan zat-ı muhterem islam ve diğerkamlık konusunda pek düşünmemiş olacak ki önünü ardını düşünmeden bu tehlikeli söylemlerini gün geçtikçe daha yüksek bir sesle ifade ediyor.
neyse efendim ben yazmaya devam edeyim çünkü hırsımı kolay kolay alabilecek gibi değilim.
kocaeli üniversitesi akademisyenlerinden yrd.doç.dr. ibrahim güran yumuşak'ın gelişmekte olan ülkeler ve türkiye açısından
kadın eğitiminin ekonomik ve sosyal boyutu üzerine bir değerlendirme isimli makalesinde türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler arasından seçtiği ülkeler arasında dahi 1990 senesi verilerine göre; erkeklerde %89, kadınlarda %66 oranında okuma-yazma oranı ile geri sıralarda. tüm bu veriler göz önüne alındığında dahi bile söylemin ne kadar kötücül sonuçlar doğurabileceği açıkca göz önündedir.
ilgili makalenin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz
hala öfkem geçmedi ara ara gelip bu başlığı editleyerek yazmaya devam edeceğim.
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
(bkz: kimseyi sevecek kadar tanımamam rezaleti)
(bkz: kimsenin beni sevecek kadar tanımaması rezaleti)
(bkz: kimsenin beni sevecek kadar tanımaması rezaleti)
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
özverili bir insan. şimdiye kadar ufak tefek her konuşmamızda bunu hissetmiş olsamda bugün ayrıca hissettim.
corona falan boşverdik, hepimiz sarıldık bu akşam sana be yoldaş.
bu ay maaş da istemiyorum, takma o konuyu da kafana şimdi.
corona falan boşverdik, hepimiz sarıldık bu akşam sana be yoldaş.
bu ay maaş da istemiyorum, takma o konuyu da kafana şimdi.
devamını gör...
reenkarnasyon
konuyla ilgili başlık altında çok farklı yorumlar mevcut, kimi tamamen imkansız olduğunu belirtirken, kimi de materyalist görüş ile olamayacağını net şekilde belirtmiş, bazıları da islamın toptan bu konuyu reddettiğine dair haklı yorumlarda bulunmuş..
reenkarnasyon öğretisi genel olarak bizim topraklardaki dinsel öğreti temellerine oturmuyor görünmekle birlikte içerik açısından daha detaylı incelediğinde özellikle tasavvuf bakış açısında benzerlikler hemen göze çarpabilmektedir.
insanların bu dünyadaki zorluklar ve acılardan tek seferde kurtulup ya hiçliğe ya da cennet ya da cehenneme kavuşma fikri tekrar tekrar bu zor dünya koşullarına geri dönerek burada deneyim yaşamaktan daha cazip gelmektedir ..
bu bağlamda hayat planlarımızda belli bir seviyeye gelebilmek %99'umuz için neredeyse imkansıza yakındır ve bir varlığın tek bir yaşamda iyi doğru vicdanlı bir varlığa dönuşebilmesi çok ama çok zordur *
reenkarnasyon fikri ve ekolü şu anda dünya üzerinde bulunan tüm tek tanrılı din ekollerinden daha eski zamanlardan beri insanlar arasında aktif şekilde bulunmaktadır fakat anlayış biçimleri kültürden kültüre farklılıklar göstermektedir.. (bkz: brahmanizm) (bkz: hinduizm)
fakat bu yüzyılda özellikle deneysel ruhçuluk (bkz: deneysel ruhçuluk) ekolünün yaptığı geçmiş yasam regresyon (bkz: regresyon terapisi) ve hipnotizma çalışmaları neticesinde varlıkların önceki yaşamlarına ve hatta öte dünyaya göçmüş varlıkların oradan aktardıklarına ait ciddi miktarda bir külliyat oluşmuştur..
yapılan çalışmalar kapsamında bu fikrin özeti ruh varlıklarının dünya maddesi ile temas etmeye başladıktan sonra gelmeden önce varlığın kendindeki bilgiyi keşfetmesi yolunda çıktığı dünya yolcuğunda özgür irade yasası ile verdiği kararlar neticesinde oluşturduğu kaderi (bkz: mukadderat) ile öldükten sonra kendi yaptıklarının üzerinden geçmesi (bkz: kadir azabı) eksik kaldığı yönleri belirlemesi (bkz: cehennem)(bkz: karma) ve belirlediği bu eksiklikler ile dünyaya dönme hazırlığı yaparak eksik yönlerini tamamlayabilecek en doğru bedeni seçerek yeniden doğuşu gerçekleştirmesidir..
türkiye'de de benzer şekilde çalışmalar yapılmış olup bilyay vakıf ve ruh ve madde yayınlarından çıkmış bulunan kitaplar konuyla ilgilenenler için ilgi çekici olabilir. bilyay vakfının kurucusu ergün arıkdal'ın konuyla ilgili 1996 yılında verdiği bir konferans reenkarnasyon, ölüm, ölüm ötesi ve yeniden doğuş kavramları ile ilgili ilginç bilgiler barındırmaktadır..
ergün arıkdal'ın 1996 yılındaki reenkarnasyon konferansı
konu halen tartışmaya açık olup konunun avrupa'daki öncüsü olan allan kardec'in (bkz: allan kardec) yaşamı ve de kitapları öte dünya, ruhlar , reenkarnasyon konularında araştırma yapmak isteyen zihinler için doğru seçenekler olacaktır ..
ruhlar kitabı
reenkarnasyon öğretisi genel olarak bizim topraklardaki dinsel öğreti temellerine oturmuyor görünmekle birlikte içerik açısından daha detaylı incelediğinde özellikle tasavvuf bakış açısında benzerlikler hemen göze çarpabilmektedir.
insanların bu dünyadaki zorluklar ve acılardan tek seferde kurtulup ya hiçliğe ya da cennet ya da cehenneme kavuşma fikri tekrar tekrar bu zor dünya koşullarına geri dönerek burada deneyim yaşamaktan daha cazip gelmektedir ..
bu bağlamda hayat planlarımızda belli bir seviyeye gelebilmek %99'umuz için neredeyse imkansıza yakındır ve bir varlığın tek bir yaşamda iyi doğru vicdanlı bir varlığa dönuşebilmesi çok ama çok zordur *
reenkarnasyon fikri ve ekolü şu anda dünya üzerinde bulunan tüm tek tanrılı din ekollerinden daha eski zamanlardan beri insanlar arasında aktif şekilde bulunmaktadır fakat anlayış biçimleri kültürden kültüre farklılıklar göstermektedir.. (bkz: brahmanizm) (bkz: hinduizm)
fakat bu yüzyılda özellikle deneysel ruhçuluk (bkz: deneysel ruhçuluk) ekolünün yaptığı geçmiş yasam regresyon (bkz: regresyon terapisi) ve hipnotizma çalışmaları neticesinde varlıkların önceki yaşamlarına ve hatta öte dünyaya göçmüş varlıkların oradan aktardıklarına ait ciddi miktarda bir külliyat oluşmuştur..
yapılan çalışmalar kapsamında bu fikrin özeti ruh varlıklarının dünya maddesi ile temas etmeye başladıktan sonra gelmeden önce varlığın kendindeki bilgiyi keşfetmesi yolunda çıktığı dünya yolcuğunda özgür irade yasası ile verdiği kararlar neticesinde oluşturduğu kaderi (bkz: mukadderat) ile öldükten sonra kendi yaptıklarının üzerinden geçmesi (bkz: kadir azabı) eksik kaldığı yönleri belirlemesi (bkz: cehennem)(bkz: karma) ve belirlediği bu eksiklikler ile dünyaya dönme hazırlığı yaparak eksik yönlerini tamamlayabilecek en doğru bedeni seçerek yeniden doğuşu gerçekleştirmesidir..
türkiye'de de benzer şekilde çalışmalar yapılmış olup bilyay vakıf ve ruh ve madde yayınlarından çıkmış bulunan kitaplar konuyla ilgilenenler için ilgi çekici olabilir. bilyay vakfının kurucusu ergün arıkdal'ın konuyla ilgili 1996 yılında verdiği bir konferans reenkarnasyon, ölüm, ölüm ötesi ve yeniden doğuş kavramları ile ilgili ilginç bilgiler barındırmaktadır..
ergün arıkdal'ın 1996 yılındaki reenkarnasyon konferansı
konu halen tartışmaya açık olup konunun avrupa'daki öncüsü olan allan kardec'in (bkz: allan kardec) yaşamı ve de kitapları öte dünya, ruhlar , reenkarnasyon konularında araştırma yapmak isteyen zihinler için doğru seçenekler olacaktır ..
ruhlar kitabı
devamını gör...
lily allen
pek bi' sevdiğim ingiliz şarkıcı. womanizer konser performansı da ayrı güzeldir.
devamını gör...


