kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

online listesinde denk geldiğimde üzüldüğüm ibare.
çaylaklar insan değil mi eyy yönetim? iktidar böyledir işte, köylü kısmını hiç düşünmez...

kendileri burjuvadır, aristokrattır.
biz yazarlar orta sınıfızdır.
çaylaklar da köyüne elektrik varmayan, tarla işçisi köylü...
devamını gör...

(bkz: çok içli köfte)
devamını gör...

verilen bir şey var tabi ki, korku. evet bize her şey korku, her şey tasa. gelecek korkusu, fikir belirtirsem bir şey olur mu korkusu, dışarıda tek başıma yürürken bir şey olur mu korkusu. baskının getirdiği korku öyle bir yer edinmiş ki omuzlarımızda adeta eziliyoruz altında, ama merak etmeyin doğruluyoruz, bunun da altından kalkarız. unutmayın ki sevgili atamın izinde olan türk gençliğine hiçbir şey olmaz.
devamını gör...

yadsınamaz bir gerçektir.

yıllardır profesyonel bir sözlük okuyucusu olduktan sonra* kafa, benim ilk sözlük yazarı deneyimini tattığım bir mecra oldu. başlarda bu nickaltı övgü muhabbeti hemen dikkatimi çekti. "aa, ne kadar kibar insanlar, güzel ifadelerle beğendikleri yazarları motive ediyorlar." demiştim. ilk kez sözlük yazarı olan kişilerin de bu klişeye dahil olmasıyla birlikte bu "övgü yarışı" bambaşka bir noktaya ulaştı.

bir süre sonra, kendimce yaptığım gözlemlerden çıkardığım sonuca göre, aslında gerçekten kıymetli yazarlar için başladığını düşünüdüğüm bu övgü işinde, ipin ucunun çoktan kaçırılmış olduğunu fark ettim. öyle ki, bazı yazarların bir diğerini överken kullandıkları cümleleri görünce, cıvık olarak nitelendirebileceğim bu yazarları, sanki smokin giymiş, önünü iliklemiş de öyle yazıyor gibi tahayyül etmeye başladım.

hatta yazarların pek çoğu, birbirlerini överken basmakalıp sözler kullanmaktan bile kaçınmamaya başladı. birbirini tekrar eden övgüler peş peşe yığılmaya başlayınca, bu işin samimiyetini sorgulamak durumunda kaldım. çünkü bazı yazarlar, bir başkasını överek kendini ön plana çıkarmaya çabalıyor gibiydi. her sosyal mecrada olduğu gibi burada da "tık"* alma hevesinin, nitelik ve kaliteyi talan ettiğine tanıklık ettikten sonra bu hususu fazla önemsememeye başlayıp, akışına bıraktım.

hatta başlarda irrite olduğum bu övgü yarışında benim kafamı rahatlatan olay, seri artı oy veren melekler oldu. parmağıyla ekranda bulunan bazı piksellere seri bir şekilde dokunmayı becerebilen kişilerin övgülere mazhar olduğunu gördükten sonra, bu işin samimi bir beğeniyi ifade etmekten çok, sözlük içi lobicilik olduğunu fark ettim. yeni yazarlar, bir süre takıldıktan sonra bu beğeni-övgü-takip lobiciliğini tecrübe edebilirler. belki de bu zaten sosyal medyanın doğasında olan bir şeydir, kullanmadığım için ben yeni fark etmiş olabilirim.

kimseye nereye, ne yazacaklarını tembihleyecek değilim. istediklerini yazıp çizebilirler. istedikleri yazarların tanımlarını okumadan beğenebilirler. karşılığında o yazarların içi boş övgülerinden tatmin olabilyorlarsa, ne mutlu onlara. ancak dışarıdan bakılınca bence* komik duruma düştüklerinin farkında değiller.

epeydir bu konuda söyleyeceklerimi biriktirip bir anda patlattıktan sonra, son sözüm de bu konudan rahatsızlık duyan yazarlara gelsin. burası kamuya açık bir platform, çeşit çeşit yazar var ve hepsi kuralları ihlal etmeden istediklerini yapmakta özgürler.* o yüzden şu övmüş şu beğenmiş gibi detaylara çok takılmayın. beğendiğiniz yazarlar için tabii ki övgü dolu tanımlar girin ama bunu yaparken... neyse siz daha iyisini bilirsiniz.
devamını gör...

tam yobaz engellemelik başlık. bakıyorsun kim bu fesliyi övmüş, övenin tanımını kimler oylamış; şaaak engel. bu hizmetinden dolayı teşekkür ederim sayın yobaz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sanırım başlığın anlatmak istediği; öleceğini bildiğin kişiyle vakit geçirmek.

iki taraf da bilecek ne olacağını. görmezden, duymazdan geleceksin. içindeki hüzün dinmez ama hüzünle hatırlamak istemiyorsun onu. bir hayalini gerçekleştireceksin. belki başka bir ülkeye götüremezsin ama hep şu restorana gidelim diyorsa artık o restorana gideceksin. hep yüksek sesle konuşmandan rahatsızsa sesini alçaltacaksın. biliyorsun, şimdi yan yana olduğun o insanın cansız bedenini göreceksin bir gün.

bu acıyla sen yüzleşeceksin. ölmeden öldürmeyeceksin onu, ölümün ve kaybetmenin acısını ölümden sonrasına saklayacaksın. elinde bir kuş var. o kuşla uçacaksın. güçten düşünce gücendirmeden yardım edeceksin. geleceğini bildiğin o güne kadar. o kuşun senden uzaklara uçacağı o ana kadar. o günden sonra ne yaparsan yap elinde sadece yaşadıkların olacak. ihtimaller tükenmiş ve ulaşabileceğin tek şey hatıraların olacak.

o insanı kaybettiğinde kötü hatıralar yerine iyileri hatırlamak isteyeceksin. bir kavga yerine bir gülüşü anımsamak isteyeceksin. bu yüzden anımsamak istediklerini yaşatacaksın ona. karşındaki beden bir yabancıya ait gibi dursa da, çöken gözlerine bakarken tedirgin de olsan o yabancı bakışı sileceksin yüzünden.

sen onu nasıl hatırlamak istiyorsan ona öyle bakacaksın. gereksiz avutmayacaksın ne kendini ne de onu. sen onun yoluna eşlik edeceksin, o da seninkine. güzel hatıralar kalacak geride. güzel yaşayacaksın, güzeli yaşatacaksın. bir kötülüğü bekler gibi ölümü beklemek yerine o acı vedaya kadar güzellikler ekleyeceksin onun hayatına.
devamını gör...

neler oluyor la bugün ? takipçi sayım 1 günde 60 kişiden 75 e çıktı. adamlar yağmur oldu yağdı bugün resmen. hepsine de mesaj attım konuştum. birbirinden kaliteli insanlarsınız seviliyorsunuz *
devamını gör...

karşılıklı oturup çay içerken eski anılardan konuşulup hiç çekinmeden en saçma hallerrini bile onun yanında sergilediğin kişidir.(prof)dedikodu dahil.
devamını gör...

türk dil kurumuna göre ''eğitim bilimci, eğitimci'' anlamlarına gelmektedir. çocuk psikoloğu ile karıştırılmaması gerekir. pedagoglar çocukların psikolojik ve zihinsel gelişimlerini takip ederken aynı zamanda çocuk yetiştirmekle ilgili konularda ebeveynlere de yardımcı olup onlara yol gösterebilir.
devamını gör...

bazende budur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"sen bu çirkin dünyanın pencere önü çiçeğisin."
devamını gör...

when a flower doesn’t bloom you fix the environment in which it grows, not the flower.
devamını gör...

baskıya maruz kaldığımda sadece 8 yaşındaydım. amcam karar vermiş artık kapanmam gerektiğine. eğer inat etmeseydim dayağa boyun eğseydim şuan ben de onlardan biri olacaktım.
devamını gör...

beyin sarsıntısı demektir. baş dönmesi, bulantı olabilir. birey 24-48 saate normale döner.
devamını gör...

kaşınıyordur... bu sebeple eli vücudunda sürekli gezinir...
devamını gör...

genelde olumsuzluk pompalayan sözler

evleneceksin - allah kurtarsın
çocuk olur - şimdi sıçtınız, geceniz gündüzünüze karışacak
askere gidersin - sen bu kafayla kesin dayak yersin
iş kuracaksın - maaşlı iş candır, gelirin giderin belli abi
işe girersin - insan kendi işinin patronu olacak varya mis
hasta olursun - ooo gözün toprağa bakıyo
araba alırsın - çok yakıyo bunlar, parçası pahalı, falancada vardı tamirciden çıkamazdı

gibi gibi gibi.
devamını gör...

belirli bir denge noktası ile bunun dışında kalan 2 ya da daha fazla nokta arasında, periyodik olarak ve belirli bir hız ile tekrarlanan hareket.
devamını gör...

akıllara shutter island filmindeki repliği getirir. "arzu ettiğin şeyler sen beklemekten vazgeçtiğin anda gerçekleşir. bu hayatın sen bakıyorken soyunamıyorum deme şeklidir."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim