neo
1. keanu reeves'ın canlandırdığı bir matrix filmi karakteri.
2. çin, şanghay merkezli kripto para. 8 aralık 2020 tarihi itibaryile 1 neo= 132.99 tl'dir.
-
7 şubat 2020 tarihi itibariyle: 174,74 tl'dir.
2. çin, şanghay merkezli kripto para. 8 aralık 2020 tarihi itibaryile 1 neo= 132.99 tl'dir.
-
7 şubat 2020 tarihi itibariyle: 174,74 tl'dir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ben bu kişiyi seviyorum bayağı. böyle nasıl desem üzülüyorum, ağlıyorum zaman zaman. arıyor, yüzümü güldürüyor. sesi, gülüşü, bakışı her şeyi çok tatlı geliyor bana. sevdikçe de daha da mı tatlı oluyor yoksa bana mı öyle geliyor bilmiyorum. kışın zalimdi bu. bensizlik ona yaramamış. o'nsuzluk da bana yaramıyor. kötü şeyler oldu yazar arkadaşlarım. aileme sığınamadım, beni hiç yalnız bırakmadı, ilk defa bu kadar "yanındayım." diyen birine inandım. hissettim çünkü yanımdaydı. benim için şöyle bir yerde: şöyle bir yer dediğim "kalbimin güzel köşelerinin birini o'na verdim, mutlu." sonra telefon çalıyor o arıyordur diye mutlu oluyorum, telefonum yanımda değilse aramış mı diye bakıyorum, sanki kalbimdeki o olmasa ben bir evin çatısı yok olur ya ben de öyle olurum gibi geliyor, dünyanın o'nsuz tadı tuzu yokmuş gibi. kariyer yaparım, paralarım, evim olur ama sevdiğim kişi yoksa anlamsız gibi olur bence. benim bazen yavrum oluyor, bazen güçlü bir kuşun kanadı altında güvende hissettiğim kişi...
benim hayatıma çok kişi girmedi ama ben hiç böyle güzel sevmedim,sevilmedim.
...
mutluluklar bizimle olsun canım yazar arkadaşlarım.
benim hayatıma çok kişi girmedi ama ben hiç böyle güzel sevmedim,sevilmedim.
...
mutluluklar bizimle olsun canım yazar arkadaşlarım.
devamını gör...
sözlük solcularının aklına uyup mahkemelik olmak
aha başladık.
3 günlük huzur battı di mi? başlayın burayı da kirletmeye. inşallah moderatörler moderatörlük yapar. n'olur yapsın çünkü.
tanım da yapayım şey olmasın : kişinin kendi iradesinin tezahürüdür.
3 günlük huzur battı di mi? başlayın burayı da kirletmeye. inşallah moderatörler moderatörlük yapar. n'olur yapsın çünkü.
tanım da yapayım şey olmasın : kişinin kendi iradesinin tezahürüdür.
devamını gör...
isimlerle ilgili genellemeler
başlığı görünce zihnimde çalmaya başlayan şarkı:
"ahmet, mehmet, süreyya hepsi boş hepsi hülya
bir gün hayat bitecek dersin görmüşüm rüya
boşvermişim, boşvermişim, boşvermişim dünyaya
ağlamak istemiyorsan sen de boşver dünyaya"
"ahmet, mehmet, süreyya hepsi boş hepsi hülya
bir gün hayat bitecek dersin görmüşüm rüya
boşvermişim, boşvermişim, boşvermişim dünyaya
ağlamak istemiyorsan sen de boşver dünyaya"
devamını gör...
mesajı kelime kelime gönderen arkadaş
buyrun benim. herkes saydırmış ama o kadar da kötü değil aksine eğlenceli bence.* kendimi öyle daha rahat ve kolay ifade edebildiğimi düşünüyorum.*
devamını gör...
marshall eriksen
gerek dostluğuyla, gerek lily'e olan aşkıyla, gerek ailesiyle olan ilişkileriyle, gerek karakteriyle herkesin gönlünü çalmış bir karakterdir. benim en sevdiğim himym karakteridir.
devamını gör...
90'larda çocuk olmak
her açıdan farkli olmaktır.
- elektriğin her yerde olmadığı dönem ile internetle(ne adsli? 185 aramasi ile) tee zibilyon kilometre uzaktaki insanlarla konuşulabilen döneme hızlı geçiş yapan en adaptif nesildir.
- sokakta oynarken yorulunca hic tanımadığı halde herhangi bir kapiyi çalıp bir bardak su istendiği ve asla geri çevrilmediği dönemi gören nesildir.
- cocuk oyunlarının fiziksel aktiviteye dayalı olduğu, simiiiiiittt, ortada sıçan, saklambaç, kovalambac, yakalanbac, gibi uyduruk türevlerde isimlerin oynandığı ve aksam ezanı ile anında bitirilen oyunlari bilfiil oynamış nesildir.
- hicbir yazılı kurala dayanmayan mahalle maçları kurallarını ezbere bilen nesildir.( misal : kaleden kaleye gol olmaz, penaltı boş kaleye ters dönerek topukla atılır. hele hele top seninse ve henüz huysuz bir ihtiyar tarafından kesilmemişse kuralları sen koyarsın. net.. velev ki kesildiyse de kesik toplar kafaya geçirilip baslik yapilirdi.
- denize giden mahalle çocuğunun bunu ispatlamak icin asla keselenmedigini bilen ve ölü derileri arkadaşlarının yaninda çıkardığında tiksinilmeyecegini bilen nesildir.
-bakkalin rafında kurumuş turbo sakızların bile tatlı geldiği nesildir.
- pıringıls cipsini ilk defa star gazetesinin ilk baskisinda hediye olarak vermesiyle yemiş, star ve show tvnin ve daha da küçükken trt2'nin ve trt3'un açılışına şahit olmuş, uzaktan kumanda teknolojisinin yaygınlaşmasına kadar evde yakından kumanda görevini layıkıyla ifa etmiş, karincali goruntulerde ise catiya cikan babaya camdan oldu olmadı diye seslenen nesildir.
- bayramlarda elinde poşetle kapı kapı gezip topladığı şekerlerle dişlerini çürüten, nadiren de olsa verilen mendil ya da paraları iç etmeden annesine getiren nesildir.
- atari kelimesinin "atarlanmak" fiiline ait bir fiil çekimi olmadığını bilen, şimdilerin yazılımcı ya da hackerlarini yetiştiren nesildir.
-80 darbesinin soğukluğunu ailesi tarafından "asker ve polislerden korkutularak" yaşamaya devam etmiş , bu sebeple belki de antimilitarist ve antisiyaset güdülenmiş, hala ezbere "andımızı" okuyabilecek nesildir.
- şimdilerde bu yaziyi okuyup bıyık altından sırıtan ve yanindaki çocuğuna bakıp "keske sizlerin de bu imkanı olsaydı yavrum" diye iç geçiren şimdilerde "y" 'ye dönüşmüş, zamanın z kuşağı nesildir.
- elektriğin her yerde olmadığı dönem ile internetle(ne adsli? 185 aramasi ile) tee zibilyon kilometre uzaktaki insanlarla konuşulabilen döneme hızlı geçiş yapan en adaptif nesildir.
- sokakta oynarken yorulunca hic tanımadığı halde herhangi bir kapiyi çalıp bir bardak su istendiği ve asla geri çevrilmediği dönemi gören nesildir.
- cocuk oyunlarının fiziksel aktiviteye dayalı olduğu, simiiiiiittt, ortada sıçan, saklambaç, kovalambac, yakalanbac, gibi uyduruk türevlerde isimlerin oynandığı ve aksam ezanı ile anında bitirilen oyunlari bilfiil oynamış nesildir.
- hicbir yazılı kurala dayanmayan mahalle maçları kurallarını ezbere bilen nesildir.( misal : kaleden kaleye gol olmaz, penaltı boş kaleye ters dönerek topukla atılır. hele hele top seninse ve henüz huysuz bir ihtiyar tarafından kesilmemişse kuralları sen koyarsın. net.. velev ki kesildiyse de kesik toplar kafaya geçirilip baslik yapilirdi.
- denize giden mahalle çocuğunun bunu ispatlamak icin asla keselenmedigini bilen ve ölü derileri arkadaşlarının yaninda çıkardığında tiksinilmeyecegini bilen nesildir.
-bakkalin rafında kurumuş turbo sakızların bile tatlı geldiği nesildir.
- pıringıls cipsini ilk defa star gazetesinin ilk baskisinda hediye olarak vermesiyle yemiş, star ve show tvnin ve daha da küçükken trt2'nin ve trt3'un açılışına şahit olmuş, uzaktan kumanda teknolojisinin yaygınlaşmasına kadar evde yakından kumanda görevini layıkıyla ifa etmiş, karincali goruntulerde ise catiya cikan babaya camdan oldu olmadı diye seslenen nesildir.
- bayramlarda elinde poşetle kapı kapı gezip topladığı şekerlerle dişlerini çürüten, nadiren de olsa verilen mendil ya da paraları iç etmeden annesine getiren nesildir.
- atari kelimesinin "atarlanmak" fiiline ait bir fiil çekimi olmadığını bilen, şimdilerin yazılımcı ya da hackerlarini yetiştiren nesildir.
-80 darbesinin soğukluğunu ailesi tarafından "asker ve polislerden korkutularak" yaşamaya devam etmiş , bu sebeple belki de antimilitarist ve antisiyaset güdülenmiş, hala ezbere "andımızı" okuyabilecek nesildir.
- şimdilerde bu yaziyi okuyup bıyık altından sırıtan ve yanindaki çocuğuna bakıp "keske sizlerin de bu imkanı olsaydı yavrum" diye iç geçiren şimdilerde "y" 'ye dönüşmüş, zamanın z kuşağı nesildir.
devamını gör...
karaoğlan
relax ukdesidir.
karikatürün ülkemizde önem kazanmaya başladığı yıllarda, yönetmen ve çizer suat yalaz tarafından hayat verilmiş bir çizgi roman karakteridir. 70'li yıllarda sinemaya da uyarlanmıştır bu karakter ama sanırım kara murat kadar ilgi görmemiştir.
karikatürün ülkemizde önem kazanmaya başladığı yıllarda, yönetmen ve çizer suat yalaz tarafından hayat verilmiş bir çizgi roman karakteridir. 70'li yıllarda sinemaya da uyarlanmıştır bu karakter ama sanırım kara murat kadar ilgi görmemiştir.
devamını gör...
üçüncü sayfa radyo yayını
sevgili coldboy ile konuşulacak çok şeyi birkaç dakikaya sığdırmaya çalıştık. böylesine bir günde kadının gücünden bahsetmeyi isterdik. biz yer yer söyleyecek kelime bulamadık, size bıraktık söylenecekleri. kadın cinayetlerinin son bulması dileği ile, emekçi kadınlar günü kutlu olsun.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kukla gibi ne duruyorsun orada? yapsana bir şeyler. yani istersen kadının kafasına yanı başında duran şişeyi geçir ya da ne bileyim yakarım kendimi bak ciddiyim diyerek tehditler saç. sonuç? başı hafif sallamak. çünkü bazen başka seçenek kalmıyor. duvarlar üç taraftan ve bir taraftan kafes tel. burnunu uzatıyorsun telin dikdörtgen aralığından. şehir önünde akıyor ama sen işte yirmi ikinci katta bir asansörün seni fırlatmasıyla, seramik zeminin üzerine bastığın çıplak ayaklarınla, parmakların kıvrık bekliyorsun bir şey olsun diye. bir şey olmuyor. zaman sanıldığı gibi akmıyor. sekteye uğruyor. girdaplar halinde seni yoruyor. dayanıyorsun o üç duvara sırasıyla. hani yıkılacak gibi de duruyorlar ama enerjin yok işte. tırnağını geçirsen bir yarıktan belki iniverecek. kapı nerede? kapıyı neden unutuyorsunuz? sen değil misin tasarlayan? kapısız mekan mı olur? oluyor işte tam da çizdiğin gibi… kendi hayatının içerisine çıkışları koymayı unutmuşsun. kimse yok mu?
devamını gör...
buz parmak
algida'nın en alt donanım seviyesindeki dondurması. çocukluğun cep dostu boğaz düşmanı tadı. yerken ne yiyom lan ben hissi yaşatandır.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
alarm çalmadan uyanmak ve tekrar uyumak.
devamını gör...
burnu kanayan erkeğine tentürdiyot getiren kız çekiciliği
burnu kanayan erkeğimin burnunu kanatan kişinin azrayili olurum. *
devamını gör...
bensu soral'ın aşı olması
önce malum sözlükte gördüm ve orda yazmayı bırakmamın çok iyi bir karar olduğunu düşünmüştüm. üzerinden çok geçmeden burda da aynı başlığa rastladım.
okuduğunuzu anlamakta mı zorlanıyorsunuz yoksa hayatın sadece size neden kıyak geçmediğine mi takılıyorsunuz bilemiyorum ama..
malum kişiye anlatır gibi anlatıyorum, here we go;
sırası gelenler; 60 yaş üstü ve eşleri (neden mi eşleri? çünkü 60 yaş üstü ve riskli olarak değerlendirilen eşlerine bulaştırma durumu riskli görüldüğü için, sanırım yeterince açık oldu),
immunsupresif ilaç kullananlar (including me and some others as well, hatta 30 yaşın altında bile olabilir bu insanlar inanır mısınız!),
down sendromlular.
şimdi bu kadının bunlardan hangisine dahil olduğunu bize açıklamasına gerek var mı? gerçekten böyle bir gereksinim hissediyorsanız adınıza üzülürüm sadece.
bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar denilen grup sanırım ülkenin en az %10'unu falan oluşturuyordur. kusura bakmayın ama ön yargılarınızı ve çıkarımlarınızı kendinize saklayın.
eklemeden geçemeyeceğim; geçende başka bir başlıkta buna değinmiştim, ülkede insanlar birilerinin ayrıcalıklı olduğunu, bir şekilde torpilli olduğunu o kadar kanıksamış ki, özeleştiri yapmam gerekirse buna kendimi de dahil ederim. yalnız bunun anlamadan, araştırmadan ya da mantıklı bir bağlam kurmadan bodoslama birilerini suçlama ve iftira pozisyonuna sizi sokmasına izin vermeyin be arkadaş.
geçen hafta aile büyüklerim ve kendim için sıramız gelmesi dolayısıyla aşımızı olduk, ki bunu da yazmıştım.. aşılarımızı olup kenara beklemeye geçerken tereddütle de olsa bir amca yanıma gelip sessizce önce rahatsız ettiği için özür diledi ve şöyle devam etti cümlesine.. kızım pek genç görünüyorsun acaba nasıl aşı olabildin, bizde kızımız yurtdışına göndereceğiz ama aşı yaptıramadık.. acaba, derken amca cevap verdim hemen, kronik hastalığım var benim beyefendi ondan sıram geldi ve olabildim. bir otuz saniye falan yüzüme baktı öylece, anlayamadı.
gayet makul karşılıyorum, o kadar alışmışız ki birilerinin bir şekilde torpilli olmasına. iki kez tekrar ettim o amcaya cümlemi ancak sonra, tamam kızım anladım, dedi ve geçmiş olsun dedik birbirimize. üzgünüm ama sizce ne kadar ciddi hastalıklara sahip olduğunuz değil, belirli kriterlere göre ne kadar hayati tehlikeniz olduğu önemli. bu da burada dursun.
okuduğunuzu anlamakta mı zorlanıyorsunuz yoksa hayatın sadece size neden kıyak geçmediğine mi takılıyorsunuz bilemiyorum ama..
malum kişiye anlatır gibi anlatıyorum, here we go;
sırası gelenler; 60 yaş üstü ve eşleri (neden mi eşleri? çünkü 60 yaş üstü ve riskli olarak değerlendirilen eşlerine bulaştırma durumu riskli görüldüğü için, sanırım yeterince açık oldu),
immunsupresif ilaç kullananlar (including me and some others as well, hatta 30 yaşın altında bile olabilir bu insanlar inanır mısınız!),
down sendromlular.
şimdi bu kadının bunlardan hangisine dahil olduğunu bize açıklamasına gerek var mı? gerçekten böyle bir gereksinim hissediyorsanız adınıza üzülürüm sadece.
bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar denilen grup sanırım ülkenin en az %10'unu falan oluşturuyordur. kusura bakmayın ama ön yargılarınızı ve çıkarımlarınızı kendinize saklayın.
eklemeden geçemeyeceğim; geçende başka bir başlıkta buna değinmiştim, ülkede insanlar birilerinin ayrıcalıklı olduğunu, bir şekilde torpilli olduğunu o kadar kanıksamış ki, özeleştiri yapmam gerekirse buna kendimi de dahil ederim. yalnız bunun anlamadan, araştırmadan ya da mantıklı bir bağlam kurmadan bodoslama birilerini suçlama ve iftira pozisyonuna sizi sokmasına izin vermeyin be arkadaş.
geçen hafta aile büyüklerim ve kendim için sıramız gelmesi dolayısıyla aşımızı olduk, ki bunu da yazmıştım.. aşılarımızı olup kenara beklemeye geçerken tereddütle de olsa bir amca yanıma gelip sessizce önce rahatsız ettiği için özür diledi ve şöyle devam etti cümlesine.. kızım pek genç görünüyorsun acaba nasıl aşı olabildin, bizde kızımız yurtdışına göndereceğiz ama aşı yaptıramadık.. acaba, derken amca cevap verdim hemen, kronik hastalığım var benim beyefendi ondan sıram geldi ve olabildim. bir otuz saniye falan yüzüme baktı öylece, anlayamadı.
gayet makul karşılıyorum, o kadar alışmışız ki birilerinin bir şekilde torpilli olmasına. iki kez tekrar ettim o amcaya cümlemi ancak sonra, tamam kızım anladım, dedi ve geçmiş olsun dedik birbirimize. üzgünüm ama sizce ne kadar ciddi hastalıklara sahip olduğunuz değil, belirli kriterlere göre ne kadar hayati tehlikeniz olduğu önemli. bu da burada dursun.
devamını gör...
aşkın sonu
1951'de yayımlanmış bir graham greene kitabıdır. orijinal ismi the end of the affair olan kitap ülkemizde türkiye iş bankası modern klasikler serisinden çıkmış.
hikaye sarah miles ve sevgilisi maurice bendrix merkezinde gelişmekte. bu gizli bir aşktır çünkü sarah evlidir, sarah'nın kocası henry de oldukça farkındadır bu durumun ama hiçbir şey söylemez. adından anlaşıldığı gibi bu 'gizli' aşkın son dönemlerine şahit oluyoruz. çokça flashback yaşandığı için nereden nereye atladığını fark etmeye çalışmak bazen okuyucuyu yorsa da takibi o kadar zor olmadı benim için. ilişkileri sonlandıktan iki sene sonra denk gelen sarah ve maurice'in arasındaki aşkın küllenmemiş, tekrardan alevlenebilecek bir köz halinde olduğunu anlıyoruz. mourice, sarah'yı takip etmesi için dedektif tutuyor. hikaye gelişirken sarah tanrıyı ve hristiyanlığı, mourice ise kendini sorgulamaya başlıyor, tabii siz de kendinizi. bu kitabı gerçekten bir aşkın sonundayken okuyunca gerçekten daha fazla etkiliyor ve empati yapmanızı sağlıyor. aşk ve nefretin birbirine ne kadar yakın olduğunu tekrar tekrar anlatıyor size bu kitap.
kitap aynı zamanda iki kere beyazperdeye uyarlanmış.
hikaye sarah miles ve sevgilisi maurice bendrix merkezinde gelişmekte. bu gizli bir aşktır çünkü sarah evlidir, sarah'nın kocası henry de oldukça farkındadır bu durumun ama hiçbir şey söylemez. adından anlaşıldığı gibi bu 'gizli' aşkın son dönemlerine şahit oluyoruz. çokça flashback yaşandığı için nereden nereye atladığını fark etmeye çalışmak bazen okuyucuyu yorsa da takibi o kadar zor olmadı benim için. ilişkileri sonlandıktan iki sene sonra denk gelen sarah ve maurice'in arasındaki aşkın küllenmemiş, tekrardan alevlenebilecek bir köz halinde olduğunu anlıyoruz. mourice, sarah'yı takip etmesi için dedektif tutuyor. hikaye gelişirken sarah tanrıyı ve hristiyanlığı, mourice ise kendini sorgulamaya başlıyor, tabii siz de kendinizi. bu kitabı gerçekten bir aşkın sonundayken okuyunca gerçekten daha fazla etkiliyor ve empati yapmanızı sağlıyor. aşk ve nefretin birbirine ne kadar yakın olduğunu tekrar tekrar anlatıyor size bu kitap.
kitap aynı zamanda iki kere beyazperdeye uyarlanmış.
devamını gör...
ace of spades
on küsür sene önce lisedeki cover grubumuzda canım çatallı sesimden dolayı vokalleri bana düşen, gitar-vokal yapması çok güzel olan bir motörhead şarkısıdır.
devamını gör...
ya kızım beni deli etme ben aradığımda o telefon açılacak diyen erkek
eve gidince mesaj atıp haber et diyen erkeğin yanında bir hiçtir.
devamını gör...
hala koronovirüse yakalanmamış insan
ben halâ koronovirüse yakalanmadım, yakalananı da görmedim.*
devamını gör...
en çabuk unuttuğumuz şey
acılarımız dir, unutmadan ne o acılar geçer ne öfkemiz, ne üzüntümüz.
unutma olmasa evladı ölmüş bir anne nasıl yaşar? unutma olmasa haksızlığa uğramış bir insan intikam almadan nasıl durabilir ki?
iyi ki unutuyoruz, yoksa bu dünya hiç yaşanmaz olurdu.
unutma olmasa evladı ölmüş bir anne nasıl yaşar? unutma olmasa haksızlığa uğramış bir insan intikam almadan nasıl durabilir ki?
iyi ki unutuyoruz, yoksa bu dünya hiç yaşanmaz olurdu.
devamını gör...
güne bir siyasetçi yalanı bırak
ekonomimiz uçuyor.
devamını gör...