ali sami yen ve arkadaşları tarafından "türk olmayan takımları yenmek" amacıyla kurulduğu halde fransız olmakla suçlanan, koskoca camianın içerisinde, milyonlarca insanın tamamının aynı görüşe sahip olması ihtimali %0 olduğu halde bunun mümkün olduğuna inananlar tarafından taraftarı fetöcülükle suçlanan, özetle her türlü iftiraya maruz bırakılan ama bunu hak etmeyen taraftara sahip spor kulübü.

galatasaraylıyım. bundan gurur duyuyorum. bana ve yakından tanıdığım diğer galatasaraylılara fransız, fetöcü, suriyeli gibi saçma sapan sıfatlar yakıştıranlara da bu söylediklerini aynen iade ediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

insanı telefona kitler. sms gelir, bildirim sesi duyulur, kesin yazdı dersin, bir bakarsın ki, çiçeksepeti mesaj atmış, bir bakarsın ki digitürk ödemeyi hatırlatıyor...

lanet olsun...
devamını gör...

iki kişinin birbirine ölümüne meydan okuduğu düello geleneği güney amerikada yer alan bir ülke olan paraguayda düello yapacak kişilerin kan bağışında bulunması koşuluyla legalleştirilmiş olmakla birlikte hala geçerliliğini ve yasallığını korumaktadır.
devamını gör...

meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.
-süleyman demirel
devamını gör...

resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır.
devamını gör...

yer sofrasını çok seviyorum, daha samimi ve doğal geliyor.
yemek masasının sıkış sıkışlığı ve kasılmışlığı yok.
bir de arada soğanın ortasına yumruk atıp öyle yiyorum.
soğan hassas noktamızdır, lütfen.
devamını gör...

"sessizliğin sahibinin ses olduğu
üstelik kökten uca doğru çürüdüğü ağaçların
tuhaf bir zamanın içinden geçiyoruz"

(bkz: gard şiir)
devamını gör...

nubian veya meravi piramitleri, günümüz sudan sınırlarında kalan; bir zamanlar deniz kavimlerinin göçü ile mısır'dan ayrılmış kuş krallığı'nın başkenti olan meroe antik kentinde bulunan piramitlerdir. kent ismini, pers kralı cambyses'in kız kardeşini onurlandırmak adına şehre ismini vermesi ile almıştır. bir zamanlar çevresinde bir nehir de olduğu için ada diyebileceğimiz meroe, siyahi firavunlar olarak adlandırılan kuş krallığı hükumdarlarının son başkanti idi. milattan sonra dördüncü yüzyıla doğru aksum krallığı tarafından yıkıldı. piramitler, farklı zamanlarda farklı bölgelerde inşa edilmiştir ve günümüzde unesco dünya miras listesi'nde yer almaktadırlar.

nil vadisinde yaklaşık 1100 yıl hüküm sürmüş kuş veya kuşit krallığının yöneticileri tarafından yapılan bu piramitlerin sayısı 255'tir. yani sudan, piramitleri ile ünlü mısır'dan daha çok piramit bulundurur. ve ilginçtir ki mısırlılar'ın mezarlarını anıtsal piramitler şeklinde yapmaktan vazgeçtikleri zamanlarda, onların kültürlerinden etkilenerek bu piramitleri inşa etmeye başlamışlardır. fakat meravi piramitlerinin, mısır'dakilerden daha eski olduğunu söyleyen tarihçiler de vardır.

kullanım amaçları mısır'dakiler ile aynıdır. mezarlık olarak kullanılan bu piramitlerde oklar, yaylar, at koşum takımları, çömlekler, camlar da bulunmuştur. çevresindeki uygarlıklar ile ticaret yaptıkları doğrulanmıştır. roma imparatorluğunun etkisi de bu kazılarda bulunan imparator augustus büstü ile hissedilebilir.

güneşin doğuşunu karşılarına alarak doğuya yönelen kapıları ile piramitler boyut olarak mısır'dakilerden küçüktür. ilk kez milattan önce sekizinci yüzyıl civarlarında inşa edilmiş piramitlerden ayakta kalanların sayısı, mısır'dakilerin iki katıdır. fiziksel ve mimari olarak da farklılık gösterirler.

ne yazık ki zaman, hiçbir esere iyi davranmadığı gibi bu piramitleri de yıpratmıştır. afrika'nın ücra bir köşesinde kalmış olsa da özellikle napolyon'un mısır seferinden sonra bu tarafa ilgiler arttıkça, senelerce gizli kalmış bu piramitler de dikkat çekmeye başlamıştır. zamanın etkisi ile yıprananlar yanında piramitlerin bazıları da hazine avcılığı amacı ile soyulmuş ve yıkılmıştır.
devamını gör...

ilki "tablo edalı bir pencerem ve manzaram var" adlı çalışmam.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir diğeri ise "hamburger aşkımızı kimse sorgulamasın" temalı bu fotoğraftır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

27 eylül 1896 tarihli the alarm'ın 3. sayfasında yer alan emma goldman makalesi. bugün hala kurumlar, fahişelik, ataerkillik, anarşi, seks, bağımsızlık, kadın kavramları birleşince milyon soru türeyen beyne sahip bireylerin üzerinde düşünmesi farzdır.

--- alıntı ---

kuvveti ve kasları solgun, çelimsiz zengin kişiler tarafından oldukça beğenilen, ancak emeği açlık kurdunu kapısından uzak tutmaya ancak yeten işçi sınıfı erkekleri, onlara sabahtan akşama kadar kölelik yapmak ve harcamaları düşük tutmak üzere her türlü çabayı sarf etmek zorunda kalan eşlere veya ev-hizmetçilerine sahip olmak için evlenirler yanlızca. kadının, kocasının acınacak ücretinin ikisinin de yaşamını sürdürmesini sağlamak için devamlı çaba sarfetmekten sinirleri o kadar gerilir ki, giderek asabi hale gelir ve (yazık ki kısa zamanda umut ve planlarının kül olup uçtuğu sonucuna ulaşacak ve evliliğin gerçekten de başarısız olduğunu düşünmeye başlayacak olan) lordunun ve efendisinin sevgi talebini yerine getirmekte artık başarılı olamaz.

harcamalar azalmak yerine çoğaldıkça, evliliğinde çok az kuvveti olan, benzer şekilde kendini ihanete uğramış hisseden eş bu kuvvetinin tümünü de yitirir, ve devamlı açlık sıkıntısı ve korkusu, güzelliğini evliliğinin ardından kısa zaman içinde tüketir. giderek ümitsizleşir, ev işlerini ihmal etmeye başlar; ve kendisiyle kocası arasında, onlara yaşamlarındaki keder ve yoksullukları göğüsleme kuvveti verecek hiçbir sevgi ve sempati bağı da olmadığı için, birbirlerine daha da sıkıca kenetlenmek yerine birbirlerine giderek daha fazla yabancılaşırlar ve hatalarına karşı giderek daha tahammülsüz olurlar.

milyonerlerin yaptığı gibi klübe gidemeyen erkek meyhaneye gider, ve kederini bira veya viski bardaklarında boğmaya çalışır. ihmal edilişini bir sevgilinin kollarında unutmaya çalışamayacak kadar onurlu ve herhangi bir meşru eğlence ve uğraştan faydalanmak için fazlasıyla yoksul olan erkeğin kederinin talihsiz ortağı ise, ev diye adlandırdığı sefil ve derme çatma yerin içine sıkışıp kalır, ve kendini bu zavallı adamın eşi yapan ahmaklığa kötü kötü lanet eder.

ancak onların birbirlerinden ayrılmalarının hiçbir yolu yoktur.

ancak kanun ve kilise tarafından boyunlarına vurulan zincir ne kadar canlarını yakarsa yaksın, bu iki kişi onun kırılmasına müsade etmedikçe kırılamaz.

yasanın onlara özgürlük bahşedecek kadar merhametli olması için, özel yaşamlarının tüm detayları gözler önüne serilmelidir. kadın, kamu oyunda ayıplanır ve tüm yaşamı alt üst olur. bu utancın korkusu, kendisini ve pek çok kızkardeşini ezen insafsız sisteme karşı tek bir protestoya dahi girişmeksizin, onun evlilik yaşamının ağır yükü altında ezilmesine yol açar.

zengin olan skandaldan sakınmak için buna katlanır ,fakir ise çocukları uğruna ve kamu oyunun korkusuyla. onların yaşamları ikiyüzlülük ve yalanın uzun bir sürekliliğidir.

cinselliğini satan bir kadın onu satın alan adamları terk etme özgürlüğüne her zaman sahipken, “namuslu eş” ise onun canını yakan birlikten (evlilikten) kendisini kurtaramaz.

kilise ya da toplum öyle kabul etsin ya da etmesin, aşkla kutsanmamış, doğal olmayan tüm birlikler fahişeliktir. bu gibi birliklerin toplumun ahlakını ve sağlığını azaltmaktan başka bir yanı olamaz.

kadınları kadınlıklarını ve bağımsızlıklarını en yüksek fiyat teklif eden alıcıya satmaya zorlayan sistem, az sayıdaki kişiye arkadaşları (aynı toplumun üyeleri olan kişiler) tarafından üretilen refahla yaşama hakkı sunan sistemin bir dalıdır. emeklerinin meyveleri, refahın satın alabileceği her türlü lüksün içinde yüzen bir avuç aylak vampir tarafından emilirken, (toplumun) yüzde 99'u ise ruh ve bedenlerini ancak bir arada tutacak kadar (bir şey için) sabahtan akşama kadar güç koşullarda çalışmak ve kölelik yapmak zorundadır.

bir anlığına yirminci yüzyıl toplumsal sisteminin şu iki resmine bakın.

pahalı iç döşemeleri fakir erkek ve kadınların rahat koşullarda yaşamasını sağlayabilecek o muhteşem saraylara, refah sahiplerinin evlerine bir bakın. refah içindekilerin oğullarının ve kızlarının akşam yemeği partilerine bir bakın; tek bir tanesi suyla kuru ekmeğe talim eden açlık içindeki yüzlerceyi doyuracak olan bunlar lükstür. günlerini kendi kendilerini tatmin etmeye yarayan yeni uğraşlar (tiyatrolar, balolar, konserler, yatçılık, süs ve gösteriş ile sefahat için delicesine bir arayışla dünyanın bir yerinden başka bir yerine koşuşturma), icat etmekle geçiren o moda düşkünlerine bir bakın.

hiçkimsenin sevgi dolu bir tek sözcük ve şefkat dolu bir ilgi sarfetmediği çocukları çıplak ve aç bir şekilde sokaklarda koşuşturan, cehalet ve hurafelerle büyüyen, doğdukları güne lanet yağdıran; asla bir parça temiz hava dahi soluyamadıkları karanlık, rutubetli bodrumlarda (hayvan sürüsü gibi) kümelenen, yırtık pırtık elbiseler giyinen, sefaletin tüm yükünü beşikten mezara sırtında taşıyanlara bir bakın.

siz ahlakçılar, siz hayırseverler, bu iki resmin ürkütücü karşıtlığına bir bakın ve bana bunun suçlusunun kim olduğunu söyleyin! yasal yollarla veya başka şekillerde fahişelik yapmaya itilenler mi, yoksa kurbanlarını böylesi bir ahlaki bozulmaya itenler mi?

sebep fahişelikte değil, toplumun kendisindedir; özel mülkiyetin eşitsizliği(ne dayanan) sistemde, devlet ve kilise’dedir. suçsuz kadınların ve çaresiz çocukların soyulmasını, katledilmesini ve onlara şiddet uygulanmasını yasallaştıran bu sistemdedir.

bu canavar yok edilmedikçe, senato’da, tüm kamu dairelerinde, zenginlerin evlerinde olduğu gibi keza yoksulların sefil barakalarında da var olan bu hastalıktan kurtulamayız. insanoğlu kendi kuvvetinin ve yeteneklerinin bilincine ulaşmalıdır; daha yeni bir yaşam, daha iyi ve onurlu bir yaşam başlatmak için onların özgür olması gereklidir.

fahişelik, saygıdeğer dr. parkhurst ve diğer reformcuların kullandıkları araçlarla önlenemez. (fahişelik) onu besleyen sistem var oldukça sürecektir.

tüm bu reformcular çabalarını, her türlü suçun babası olan sistemi yıkmak için mücadele edenlerinkiyle birleştirdikleri ve tam bir eşitliğe dayanan bir sistem (her bir üyesine, erkeğe, kadına ve çocuğa emeğinin ürününün tamamını veren, doğanın hediyelerinden faydalanmakta ve en yüksek bilgiye erişmekte tamamıyle eşit haklar sunan bir sistem) inşa ettiklerinde, kadınlar kendi başlarına var olabilecek ve bağımsız olacaklardır. erkek artık sağlıksız, doğal olmayan tutkulara ve kötü huylara sahip olmazken, kadının sağlığı da artık bitip tükenmeyen zorlu çalışma ve kölelikle ezilmeyecek, o artık erkeğin kurbanı olmayacaktır.

her biri, fiziki kuvvet ve karşısındakine ahlaki güvenle evlilik haline girecektir. her biri diğerini sevecek ve saygı gösterecektir; ve sadece kendi refahları için değil, kendilerini mutlu edecek işlere yardım edecektir; aynı zamanda insanlığın evrensel mutluluğunu arzu edeceklerdir. bu tip bir birliğin ürünü zihinsel ve bedeni olarak güçlü ve sağlıklı olacaktır; ebeveynlerini onurlandıracak ve saygı göstereceklerdir; bunu görevleri olduğu için değil, ebeveynleri bunu hak ettiği için yapacaklardır. onlar bütün bir topluluk tarafından eğtilecek ve bakılacaklardır, ve kendi isteklerinin peşinden gitmekte serbest olacaklardır; ve onlara dalkavukluğu ve kendi arkadaşlarını (toplum üyelerini) soyma temel sanatını öğretmenin gereği kalmayacaktır. onların yaşamdaki amacı kardeşleri üzerinde iktidar kurmak değil, topluluğun her üyesinin saygı ve takdirini kazanmak olacaktır.

erkek ve kadın arasındaki birliğin onlar için tatminkar ve hoş olmadığı ortaya çıkarsa, sessizce ve arkadaşça ayrılacaklar ve sevimsiz bir birliği devam ettirerek evliliğin pekçok ilişkisini bayağılaştırmayacaklardır.

günün reformistleri eğer kurbanlara eziyet etmek yerine, çabalarını sebebi ortadan kaldırmak için birleştirirlerse, fahişelik artık insanlığın yüz karası olmayacaktır.

bir sınıfı baskı altına almak ve bir diğerini ise korumak ahmaklıktan daha kötü bir şeydir. bu bir suçtur. siz ahlak sahibi erkek ve kadınlar, başlarınızı öte tarafa çevirmeyin.

önyargılarınızın sizi etki altına almasına izin vermeyin: soruna önyargısız bir açıdan bakın.

kuvvetinizi heba etmek yerine, el ele verin ve bu bozuk, hastalıklı sistemin yıkılmasına yardım edin.

eğer evlilik yaşamı onurunuzu ve kendinize saygınızı çalmadıysa, eğer çocuklarım dediklerinizi seviyorsanız, onlar için olduğu kadar kendiniz için de kurtuluşu hedeflemeli ve özgürlüğü kurmalısınız. o zaman, ancak bundan (bu gerçekleştikten) sonra evlilik kurumunun kötülükleri son bulacaktır.

--- alıntı ---
devamını gör...

puan tablosu ne ki dünyayı ben yöneteceğim *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şaka bir yana ben çok yazmayı seviyorum siz de yazdıklarımı seviyorsunuz. beni seveni ben de seviyorum böyle bir döngü işte. bütün büyüyü bozdum iyi mi! bu arada evet kafa sözlük ekibine de katılmak istiyorum o ayrı. yetkililere bin beş yüzüncü defa çığırıyorum.

uyarı: hürrem sultan fotoğrafını koydum ama ben erkeğim arkadaşlar. inanmıyorsunuz ama evet öyleyim.
devamını gör...

kendi ırkını üstün görmek gibi akıl ve mantıkla bağdaşmayan durumdur. bir kere insan hangi ırktan olacağını kendisi belirleyemez. bu nedenle elinde olmayan şeylerden ötürü gurur duyulmamalıdır.
devamını gör...

yarın sabah önce okula ardından işe gidecek, saat 20.00'e kadar evde olmayacak olmama ve uykusuz kalacağımı bilememe rağmen şu sohbeti bırakamıyorum. arkadaşım yatakta ben ise yerde kahvelerimizi içiyoruz. hastasıyız bu sohbetin...
devamını gör...

ne kadar sıcak da olsa ne kadar bunaltsa da hep yazcıyım. özlemedim valla.*
devamını gör...

keşke ebu leheb galip geleydi. dinine hakaret eden muhammede karşı dinini, malını, mülkünü, ailesini, arkadaşlarını ve geleneğini savunmuştur. savaşı ilk muhammed başlatmıştır. putperest insanların dinine ilk muhammed saldırmıştır. saldırmakla yetinmeyip kuran'da da putperest insanlara ve kendisine inanmayan insanlara kin ve nefret kusmuştur.

sonsuz güçte olan, her şeyi yaratan, her daim var olan, kimse tarafından yaratılmamış bir varlık kendisinin yarattığı bir insana beddua edip kin ne nefret kusuyor. ne kadar mantıklı acaba? gerçi dinde mantık olmaz iman olur.
devamını gör...

erkek aşık olmaz diyerek bu konuyu sonsuza dek kapatıyorum.(bkz: swh)
devamını gör...

sanatsal entrylerini pek beğendiğim yazar/editör. emeklere sağlık, teşekkürler.
devamını gör...

her türlü kurtarıcı bir kozmetik ürünü. gündüz ve daha spor şıklığı tamamlamak isteyince, sadece bir rimel ve bu tamamdır. göz makyajı olmadığı için, makyaj abartı durmaz. gece ya da özel günlerde kullanımında siyah ya da toprak tonlu göz makyajına ki yine de abartmamak lazım göz makyajını, bu ruj tamamlayıcı olur. tabii ten rengine uygun tonu bulmuş ve mat kalıcı olanının tercih edilmesini öneririm. tek bir handigap var. o da, esmer tenliler kullanınca pek de güzel durmuyor. ya da kişisel olarak benim göz zevkim bu yönde diyeyim. esmerleri üzmek istemem.
devamını gör...

gözlerim dolu bir şekilde izledim videoyu. ülkenin bu içler acısı gündemi üzerine çok anlamlı bir video olmuş, emeğine sağlık. ama benim asıl teşekkür etmek istediğim nokta, bize vermiş olduğunuz destek. keşke herkes aynı bilince ve duyara sahip olsa; umarım seneye böyle bir video hazırlamaya hiç ihtiyaç duymazsın. tekrardan kendi adıma teşekkür ederim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim