gyorgy lukacs
filozof ve kuramcıdır. ernst bloch ile estetik üzerine uzun yıllar tartışmışlardır.
devamını gör...
en merak edilen yaş
27-30 arası yıllarım yaşıyor olursam bana güzel günler vadediyorsunuzdur umarım.
devamını gör...
kadın prezervatifi
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
"biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
o gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanıbaşımızda kalırsın."
gerçek dostlara selam olsun.
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
o gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanıbaşımızda kalırsın."
gerçek dostlara selam olsun.
devamını gör...
üç harfli
3 harfliler biziz hepimiziz dediğim şahıs zamirleridir.
ben.
sen.
biz.
siz.
hep 3 harfliyiz. (bir tek o farklı)
ben.
sen.
biz.
siz.
hep 3 harfliyiz. (bir tek o farklı)
devamını gör...
charlie chaplin
nam-ı diğer şarlo. gerçek adı charlie spencer chaplin.
ingiliz asıllı oyuncu. popüler sinemasının başlangıcı kabul edilen bir deha.
benim de profil fotoğrafımdaki şahsiyet.
kendisine benzeyenler yarışmasına üç kere katılıp üçünde de elemeyi geçemeyen bir efsane.
kendisinin buradan görebileceğiniz fotoğrafı ile filmlerindeki siması arasında dağlar kadar fark olduğu için jüri üyelerini suçlamamak doğru olsa gerek.
ingiliz asıllı oyuncu. popüler sinemasının başlangıcı kabul edilen bir deha.
benim de profil fotoğrafımdaki şahsiyet.
kendisine benzeyenler yarışmasına üç kere katılıp üçünde de elemeyi geçemeyen bir efsane.
kendisinin buradan görebileceğiniz fotoğrafı ile filmlerindeki siması arasında dağlar kadar fark olduğu için jüri üyelerini suçlamamak doğru olsa gerek.
devamını gör...
köpek saldırısında yapılması gerekenler
dostlar bir köpeklere fısıldayan adam olmasam da bu konuda iyiyimdir. sürekli yemek verdiğim, beni ve kokumu tanıyan yaşlı köpek bile gaflete düşerek bana havlayarak saldırmıştı. olur bazen böyle içgüdüsel davranışları. onlara kin tutmayın, yüzyıllarca beraber yaşamışız, yardımlaşma içerisinde bu günlere gelmişiz.
her neyse. bir gece ıssız bir yerde yürürken elektrikler gitti ve köpek çetesi beni şüpheli hissederek saldırdı. köpeğin tek ya da çete halinde olması aslında fark etmiyor. kendi yerlerini koruma içgüdüsü ile üzerinize koşarak havlarlar. bu esnada yapmanız gerekenleri söylüyorum:
-ilk olarak ne kadar zor olsa da soğuk kanlılığınızı korumalısınız. asla kaçmayın. (pitbull ve türevleri tehlikeli kategoride yer alan köpekler hariç. onlarda en yakın arabanın üstüne zıplayın.) ve asla yere oturmayın. bu öneriyi kim verdiyse bir şehir efsanesi halinde hala yeni nesillere ulaşıyor maalesef. oturmayın, çünkü siz köpekten daha büyüksünüz ve oturduğunuz zaman onun boyutunda olacağınızdan saldırıya açık hale gelirsiniz. kedi köpek kavgası izlediyseniz kediler sırtlarını yukarı çıkarıyor çünkü kendilerini daha büyük gösteriyor. bu evrimsel içgüdü sayesinde kediler köpeklere gözdağı verebiliyor.
-size havlayan köpekleri dikkate almıyor gibi yapın ve onu/onları yan gözle izleyerek yolunuza devam edin. havlamayı hala sürdürüyorsa önce sakin olmasını sağlayın. yavaşça konuşun. (ben mesela o köpeğin adını biliyorsam adıyla hitap ederek, "karabaş sakin ol oğlum" gibi iletişim kuruyorum.) asla onlara meydan okur şekilde dik dik bakıp atar yapmayın. baktınız çok saldırgan davranıyor/lar, ayağınızı yere vurun ve ses çıkartın. üzerinize gelmeyi bırakacaktır. çete saldırısında da aynı şeyler geçerli fakat elinizde çanta, şemsiye vs. varsa kendinizi korumaya alın.
-bu sokak köpekleri kendi bölgesini koruma içgüdüsü ile şüpheli hissettikleri kişilere ya da yüksek gürültü yapan şeylere havlar. (özellikle bisiklete, motora ve kartoncu arabalarına) umarım kimse bu durumlarla karşılaşmaz. sevgiler.
her neyse. bir gece ıssız bir yerde yürürken elektrikler gitti ve köpek çetesi beni şüpheli hissederek saldırdı. köpeğin tek ya da çete halinde olması aslında fark etmiyor. kendi yerlerini koruma içgüdüsü ile üzerinize koşarak havlarlar. bu esnada yapmanız gerekenleri söylüyorum:
-ilk olarak ne kadar zor olsa da soğuk kanlılığınızı korumalısınız. asla kaçmayın. (pitbull ve türevleri tehlikeli kategoride yer alan köpekler hariç. onlarda en yakın arabanın üstüne zıplayın.) ve asla yere oturmayın. bu öneriyi kim verdiyse bir şehir efsanesi halinde hala yeni nesillere ulaşıyor maalesef. oturmayın, çünkü siz köpekten daha büyüksünüz ve oturduğunuz zaman onun boyutunda olacağınızdan saldırıya açık hale gelirsiniz. kedi köpek kavgası izlediyseniz kediler sırtlarını yukarı çıkarıyor çünkü kendilerini daha büyük gösteriyor. bu evrimsel içgüdü sayesinde kediler köpeklere gözdağı verebiliyor.
-size havlayan köpekleri dikkate almıyor gibi yapın ve onu/onları yan gözle izleyerek yolunuza devam edin. havlamayı hala sürdürüyorsa önce sakin olmasını sağlayın. yavaşça konuşun. (ben mesela o köpeğin adını biliyorsam adıyla hitap ederek, "karabaş sakin ol oğlum" gibi iletişim kuruyorum.) asla onlara meydan okur şekilde dik dik bakıp atar yapmayın. baktınız çok saldırgan davranıyor/lar, ayağınızı yere vurun ve ses çıkartın. üzerinize gelmeyi bırakacaktır. çete saldırısında da aynı şeyler geçerli fakat elinizde çanta, şemsiye vs. varsa kendinizi korumaya alın.
-bu sokak köpekleri kendi bölgesini koruma içgüdüsü ile şüpheli hissettikleri kişilere ya da yüksek gürültü yapan şeylere havlar. (özellikle bisiklete, motora ve kartoncu arabalarına) umarım kimse bu durumlarla karşılaşmaz. sevgiler.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
diyecekler ki arkamdan
ben öldükten sonra
o yalniz şiir yazardi
ve yagmurlu gecelerde
elleri cebinde gezerdi
yazik diyecek
hatira defterimi okuyan
ne talihsiz adammis
imani gevremis parasizliktan
devamını gör...
hava soğuyunca gölge veren ağaçları unutmak
insanın vefasızlığını çok güzel bir şekilde anlatan sözdür. anlayana tabii.
devamını gör...
suçu ve suçluyu övmek
hem hukuken hem vicdanen suçtur.
bir kere etik değildir. hoşgörülü bir davranış değildir. aptallıktır.
bir kere etik değildir. hoşgörülü bir davranış değildir. aptallıktır.
devamını gör...
madalyalı tanım özelliği karşıtı yazarlar
hepsinin kendince sebebi vardır elbette. ancak ben kendi sebebim ile karşınızdayım. öncelikle bu işe emek veren, vakit ayıran ve bir şekilde katkısı olan herkesin emeğine saygı duyduğumu belirterek bir kenara koyuyorum. bu bir sistem eleştirisidir. nasıl ki zamanında iyi olana iyi dedik şimdi vakit kötü olana kötü demekte.
şimdi efendim bu özellik duyurulduğunda içerisinde olmak istemediğimi belirttim çünkü düşününce sağlıklı ilerleyebilecek bir sistem olmadığı gözüküyordu. düşünsene şimdi yazılan bir tanıma madalya vereceksin. o madalyayı tanıma iliştirmek için konunun uzmanı olmak gerekir ki gerçekten madalyayı hak ettiği söylenebilsin. başta konan sınırlamalar ya da kotalar gereksiz gözüktü zaten. bilmem ne kategorisinde, 150 kelime, özgün olacak vırt zırt.
bugün deneyimlediğim hadise yanılmadığımı gösterdi. #1016945 numaralı tanımı yazdığım zihin haritalama adlı kitabın başlığındaki tanım yaklaşık 3 dk. içerisinde madalyalı tanım statüsüne erişti. maşallah dedim ne kadar hızlı çalışıyoruz. ancak bu tanımın madalya almasının tek sebebi belirtilen kriterlere uygun olması. ya içerik? asıl önemli olan o olmalıydı. haksız mıyım?
şimdi bahsi geçen tanımında "bilgi" verdiği iddia edilen ve madalya almaya layık görülen tanımın aslında hiçbir şey anlatmadığını söylesem. yazılanların tamamen laf salatası yapıp kelime sayısını arttırmaktan ibaret olduğunu söylesem. ve en fenası ilgili kitabın tek bir satırını dahi okumadığımı söylesem.
buradan yola çıkarsak içeriğinde ne yazdığından bağımsız olarak 150 kelimeyi geçen her tanıma madalya verilmeli. ne anlattığına bakılmadan ya da anlattıklarının doğru olup olmadığı bilinmeden.
ne başlığın, ne tanımın, ne profilin hiçbirinin ekran görüntüsü yok. olur da silinirse diye belirteyim. * ve başta yazdığımı tekrar ediyorum. işin içerisinde bulunan herkesin emeğine saygım sonsuz. amacım sadece sistemin çok fazla açık muhteva ettiği ve birkaç kişi ile yapılamayacağına dair. yapılmaya çalışılsa da iş buralara varıyor işte. gelin yol yakınken vazgeçelim bu işten.
şimdi efendim bu özellik duyurulduğunda içerisinde olmak istemediğimi belirttim çünkü düşününce sağlıklı ilerleyebilecek bir sistem olmadığı gözüküyordu. düşünsene şimdi yazılan bir tanıma madalya vereceksin. o madalyayı tanıma iliştirmek için konunun uzmanı olmak gerekir ki gerçekten madalyayı hak ettiği söylenebilsin. başta konan sınırlamalar ya da kotalar gereksiz gözüktü zaten. bilmem ne kategorisinde, 150 kelime, özgün olacak vırt zırt.
bugün deneyimlediğim hadise yanılmadığımı gösterdi. #1016945 numaralı tanımı yazdığım zihin haritalama adlı kitabın başlığındaki tanım yaklaşık 3 dk. içerisinde madalyalı tanım statüsüne erişti. maşallah dedim ne kadar hızlı çalışıyoruz. ancak bu tanımın madalya almasının tek sebebi belirtilen kriterlere uygun olması. ya içerik? asıl önemli olan o olmalıydı. haksız mıyım?
şimdi bahsi geçen tanımında "bilgi" verdiği iddia edilen ve madalya almaya layık görülen tanımın aslında hiçbir şey anlatmadığını söylesem. yazılanların tamamen laf salatası yapıp kelime sayısını arttırmaktan ibaret olduğunu söylesem. ve en fenası ilgili kitabın tek bir satırını dahi okumadığımı söylesem.
buradan yola çıkarsak içeriğinde ne yazdığından bağımsız olarak 150 kelimeyi geçen her tanıma madalya verilmeli. ne anlattığına bakılmadan ya da anlattıklarının doğru olup olmadığı bilinmeden.
ne başlığın, ne tanımın, ne profilin hiçbirinin ekran görüntüsü yok. olur da silinirse diye belirteyim. * ve başta yazdığımı tekrar ediyorum. işin içerisinde bulunan herkesin emeğine saygım sonsuz. amacım sadece sistemin çok fazla açık muhteva ettiği ve birkaç kişi ile yapılamayacağına dair. yapılmaya çalışılsa da iş buralara varıyor işte. gelin yol yakınken vazgeçelim bu işten.
devamını gör...
unutursun
iclal aydın'ın artemis yayınları'ndan çıkan bir cihan kafeste, üç kız kardeş ve unutursun kitap üçlemesinin birisi.
kitapsız kaldığım geçen hafta, annemin kitaplarına dadanmam sonucu, okudum. iclal aydın'ı az çok biliyorum. yazım dili temiz nasılsa, gideri var düşüncesiyle, kendimi içinde buldum. beni yanıltmayacak bir akıcılıktaydı roman.
fakat tahminimden daha çok etkiledi beni.
romandaki her bir kişinin kendi gözünden her olayı görmek, çok hoşuma gitti. birisinin gözünden gördüğümüz olayda, ona hak verirken, bir sonraki bölümde, başka bir karakterin gözünden aynı olayı görünce, bakış açımızı değiştirtip, ona da hak verirken buluyoruz kendimizi.
içerisinde yer verdiği tarihsel olayları, objektif, kişisel yorumsuz aktarması kitabı temiz bir hale getirmiş.
her kadın karakterin, hayatın ve bir kuşak üstündeki büyüğünün hayatına ne kadar etki ettiğini ve bu etkiyi kendi hayatında nasıl karşıladığını görüyoruz. sonra aslında hepsinin birbiri için ne derece önem arz ettiğini, bu önemi ne denli geç fark etmelerine şahitlik ediyoruz. bu noktada okuyucuya, isteyerek ya da istemeyerek, kendi bir kuşak üstüyle ya da bir kuşak altıyla iletişimini sorgulatıyor. bu sorgulamalardan bazılarında, ağlattığını itiraf etmeliyim.
"unutursun" iclal aydın'ın kendi annesinin hastalığından esinlenerek ortaya çıkmış bir kitap. bunu da başlarken kısmında yazmasıyla, kitabı okumaya başlamadan öğreniyoruz. bu da kitaba, hikayesine gerçeklik katmış bence.
okurken, aslında tüm hikayeler bu dünyada bir puzzle parçası gibi. her hikaye diğerini tamamlıyor hissini, son sayfalarda yazarın kaleminden görmek, kitabın beni, benim kitabı anlamış olduğumu gösterir cinstendi.
bütün hikayelerin içinden geçenler, birbirleriyle kavuşup, hiç rastlaşamadan yoluna devam edenler, sadece kendi hikayelerini biricik zanneder. oysa hepsi birbirini tamamlamak içindir.
kitapsız kaldığım geçen hafta, annemin kitaplarına dadanmam sonucu, okudum. iclal aydın'ı az çok biliyorum. yazım dili temiz nasılsa, gideri var düşüncesiyle, kendimi içinde buldum. beni yanıltmayacak bir akıcılıktaydı roman.
fakat tahminimden daha çok etkiledi beni.
romandaki her bir kişinin kendi gözünden her olayı görmek, çok hoşuma gitti. birisinin gözünden gördüğümüz olayda, ona hak verirken, bir sonraki bölümde, başka bir karakterin gözünden aynı olayı görünce, bakış açımızı değiştirtip, ona da hak verirken buluyoruz kendimizi.
içerisinde yer verdiği tarihsel olayları, objektif, kişisel yorumsuz aktarması kitabı temiz bir hale getirmiş.
her kadın karakterin, hayatın ve bir kuşak üstündeki büyüğünün hayatına ne kadar etki ettiğini ve bu etkiyi kendi hayatında nasıl karşıladığını görüyoruz. sonra aslında hepsinin birbiri için ne derece önem arz ettiğini, bu önemi ne denli geç fark etmelerine şahitlik ediyoruz. bu noktada okuyucuya, isteyerek ya da istemeyerek, kendi bir kuşak üstüyle ya da bir kuşak altıyla iletişimini sorgulatıyor. bu sorgulamalardan bazılarında, ağlattığını itiraf etmeliyim.
"unutursun" iclal aydın'ın kendi annesinin hastalığından esinlenerek ortaya çıkmış bir kitap. bunu da başlarken kısmında yazmasıyla, kitabı okumaya başlamadan öğreniyoruz. bu da kitaba, hikayesine gerçeklik katmış bence.
okurken, aslında tüm hikayeler bu dünyada bir puzzle parçası gibi. her hikaye diğerini tamamlıyor hissini, son sayfalarda yazarın kaleminden görmek, kitabın beni, benim kitabı anlamış olduğumu gösterir cinstendi.
bütün hikayelerin içinden geçenler, birbirleriyle kavuşup, hiç rastlaşamadan yoluna devam edenler, sadece kendi hikayelerini biricik zanneder. oysa hepsi birbirini tamamlamak içindir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yetenekli olduğu konular
resim belki bir parça, fotoğraf çekmek de bir parça, şarkı/şiir seslendirmek de bir parça dikkat ettim de hiç bir konuda tam değilmişim.
devamını gör...
aileden birinin özlü sözleri
anneannem özü ağlamayanın gözü ağlamaz derdi.
devamını gör...
leonardo da vinci'nin mona lisa'yı çizdikten sonra instagram'a post atmamış olduğu gerçeği
az önce youtube'ta takipçilerime canlı aerobik dersleri verirken aklıma gelen düşünce. birdenbire aklıma şimşek gibi hücum eden bu aydınlanma karşısında yayını kapatıp instagram'a girdim.
kullanıcı adı kısmına "leonardodavinci,, leodavinci,, davincileo,, leovinci,,vs." gibi isimler deneyerek araştırdım bu ünlü ressamı. ancak fake hesaplar vardı, bu üstat ressamın resimlerini paylaşan tonla ıvır zıvır hayran hesapları işte...
reddit, 4chan, ekşisözlük, memurlar. net, twitter gibi ünlü siteleri de stalkladım ancak yok kardeşim yok...
bir sonraki adım olarak internet archive sitesine gittim. bilenler bilir bu sitede web sitesi sayfalarının eski hallerini görebiliyorsunuz kronolojik olarak, bilmeyenler öğrenmiş oldu. çok faydalı bir sitedir.
neyse buraya girdim ancak 1503 yılına bakamadığımız için web sitelerinden pek bir şey bulamadım.
en son çare olarak en tehlikeli yola başvurdum. artık hedefime ya yaklaşmıştım, ya da araştırmacı gazeteci olarak bu acı gerçeği halkımıza açıklamak zorundaydım.
deep web'e girdim dostlar...
internetin en derin katmanlarında, cia, fbi gibi bilumum kimselerin ulaşabileceği top secret belgeleri bile taradım ancak leonardo da vinci'nin mona lisa ile alakalı ressamın attığı herhangi bir instagram postuna denk gelmedim. internetin hiçbir yerinde yok anlayacağınız.
bu acı gerçek beni ziyadesiyle üzdü. zaten duygusal dönemimdeyim sözlük... gerçekten mutlu bir günüm olmayacak mı bilmiyorum. nefret ediyorum bu durumlardann.....
kullanıcı adı kısmına "leonardodavinci,, leodavinci,, davincileo,, leovinci,,vs." gibi isimler deneyerek araştırdım bu ünlü ressamı. ancak fake hesaplar vardı, bu üstat ressamın resimlerini paylaşan tonla ıvır zıvır hayran hesapları işte...
reddit, 4chan, ekşisözlük, memurlar. net, twitter gibi ünlü siteleri de stalkladım ancak yok kardeşim yok...
bir sonraki adım olarak internet archive sitesine gittim. bilenler bilir bu sitede web sitesi sayfalarının eski hallerini görebiliyorsunuz kronolojik olarak, bilmeyenler öğrenmiş oldu. çok faydalı bir sitedir.
neyse buraya girdim ancak 1503 yılına bakamadığımız için web sitelerinden pek bir şey bulamadım.
en son çare olarak en tehlikeli yola başvurdum. artık hedefime ya yaklaşmıştım, ya da araştırmacı gazeteci olarak bu acı gerçeği halkımıza açıklamak zorundaydım.
deep web'e girdim dostlar...
internetin en derin katmanlarında, cia, fbi gibi bilumum kimselerin ulaşabileceği top secret belgeleri bile taradım ancak leonardo da vinci'nin mona lisa ile alakalı ressamın attığı herhangi bir instagram postuna denk gelmedim. internetin hiçbir yerinde yok anlayacağınız.
bu acı gerçek beni ziyadesiyle üzdü. zaten duygusal dönemimdeyim sözlük... gerçekten mutlu bir günüm olmayacak mı bilmiyorum. nefret ediyorum bu durumlardann.....
devamını gör...
her gün içsem bıkmam içecekleri
şalgam ve turşu suyu. bardak bardak içerim.
devamını gör...
elem (yazar)
sözlüğümüze yeni gelmiş hoşgelmiş. pek neşeli ve enerjik. mizahı da oldukça iyi.
sözlüğün kokuşmuş ruhlarının baş düşmanı.
pek kıymetli hocaların hocası elem.
sözlüğün kokuşmuş ruhlarının baş düşmanı.
pek kıymetli hocaların hocası elem.
devamını gör...
mini etek giyip otururken bacaklarını örten kız
ortamdaki aç gözlü erkeklerin bakışlarından rahatsız olmuştur. hadi diyelim 1 kez baktın da yiyecekmiş bakmak hoş değil.
devamını gör...

