üniversitede yanlış bölümü tercih ettiğini anlamak
arttırıyorum. (bkz: bölüm tercihini ailenin habersiz yapması)
devamını gör...
nickaltına tanım gelince korkmak
aynen öyle oluyor bende. diyorum kızım millete arada artiz artiz cevap veriyorsun biri bastı küfrü kesin nickaltına. sonra korkarak giriyorum ve kısa bir korkunun ardından rahatlıyorum. tamam diyorum. bugünü de atlattık...
devamını gör...
akp'ye sürekli çamur atan tip
(bkz: başlıklarını engelle butonu)
devamını gör...
lgbt'li ve hdp'li tayfanın haklı olan her muhalif hareketi baltalaması
yahu ben şeyi merak ediyorum, siz sanıyor musunuz ki sadece türk bayrağı elinize alıp tek tip giyinseniz, a haber izleyen adam size destek olacak. "vay vadan hayınları fedoncular, vur polisim vur elin dert görmesin. ortalıgı coh garıstırdılar yine tayyibe verecem" diyecek yine. çünkü medya seni istediği gibi gösterebilir. istediği gibi algı yaratabilir.
ama küçük bir şansınız olsun istiyorsanız bence şöyle yapın. alın elinize defleri, giyin takkeleri cübbeleri, ilahi söyleye söyleye gidin protesto edin. polislere de esans ikram edersiniz. halka şirin gözükürsünüz. müthiş fikir bence de. *
ama küçük bir şansınız olsun istiyorsanız bence şöyle yapın. alın elinize defleri, giyin takkeleri cübbeleri, ilahi söyleye söyleye gidin protesto edin. polislere de esans ikram edersiniz. halka şirin gözükürsünüz. müthiş fikir bence de. *
devamını gör...
din
bir kültür. çoğu insan zaten dini hikayelere inanmıyor. ama kültürel olarak toplumun bir parçası olabilmek adına bir dine tabi oluyor. bizim toplumumuzda ateist sayısının az olmasının sebebi de buna dayanıyor. yani literally bir biçimde ilaha ve onunla ilgili hikayelere inanılmasa bile toplumda yer edinmek amacıyla dine inanılıyormuş gibi yapılıyor. buna ikiyüzlülük mü dersiniz ne dersiniz bilmiyorum ama durum bu.
devamını gör...
değersiz hissetmek
değer ve değersizlik hissi bizimle alakalıdır aslında. annenizin karnında büyümeye başladığınız andan itibaren yaşanan her şey değersizlik inancımızı besler. ve bunlar bize istemediğimiz kadar done sunar kendimizi değersiz görmemiz için. en nihayetinde çözüm yine bizde saklı.
1) bunu çözmeyi gerçekten istemek.(çünkü bazen bu his insanı farklı bir mazoşizme sürüklüyor ve bundan bahsetmek bu şekilde dramatik davranışlara girmek bir döngüye dönüşüyor.)
2) ihtiyacımız olan tek ama gerçekten tek değerin kendimize verdiğimiz değer olduğunu farketmek. ve tabii ki kendimize değer vermek. (farketmek yetmez çünkü.)
biz yaptığı fedakarlıklarla varolan bir toplumuz. bu düsturla yetişiyoruz. halbuki sağa sola yapılan bu gereksiz fedakarlıklar sadece bizi değersizleştiriyor ve bizi kendimizden uzaklaştırıyor. bir bakıyoruz bizden geriye ne kalmış ki. sonra dönüp fedakarlıklarımızın hesabını sorduğumuzda şöyle bir cevap almak işten bile değil: “iyi de ben senden bunu yapmanı istemedim ki.” ya da “ben senin de istediğinin bu olduğunu zannediyordum.”
garip bir toplumuz. komün yaşamı damarlarımızda. avrupa bu yüzden bu kadar ilginç bizim için. bireysellik karşısında şaşıp kalıyoruz.
kitap tavsiye etmeyeceğim. okudum ve bir işe yaramadı. sen farketmeden “ben artık böyle biri olmak istemiyorum.” demeden hiçbir şey değişmeyecek.
söyleyeceğim şu: insanların sana verdiği değer de senin kendine verdiğin değerle şekillenecek.
birkaç gün önce karşıma çıkan şu cümleyi de paylaşmak isterim. mutluluğun değerle bir alakası var çünkü.
“bir sabah uyanacaksın ve sana lazım olan mutluluğun şehirlerle, hayalini kurduğun işle, okulla, rüyalarına giren o aşkla ilgili değil, içinin iklimiyle ilgili olduğunu farkedeceksin. “
1) bunu çözmeyi gerçekten istemek.(çünkü bazen bu his insanı farklı bir mazoşizme sürüklüyor ve bundan bahsetmek bu şekilde dramatik davranışlara girmek bir döngüye dönüşüyor.)
2) ihtiyacımız olan tek ama gerçekten tek değerin kendimize verdiğimiz değer olduğunu farketmek. ve tabii ki kendimize değer vermek. (farketmek yetmez çünkü.)
biz yaptığı fedakarlıklarla varolan bir toplumuz. bu düsturla yetişiyoruz. halbuki sağa sola yapılan bu gereksiz fedakarlıklar sadece bizi değersizleştiriyor ve bizi kendimizden uzaklaştırıyor. bir bakıyoruz bizden geriye ne kalmış ki. sonra dönüp fedakarlıklarımızın hesabını sorduğumuzda şöyle bir cevap almak işten bile değil: “iyi de ben senden bunu yapmanı istemedim ki.” ya da “ben senin de istediğinin bu olduğunu zannediyordum.”
garip bir toplumuz. komün yaşamı damarlarımızda. avrupa bu yüzden bu kadar ilginç bizim için. bireysellik karşısında şaşıp kalıyoruz.
kitap tavsiye etmeyeceğim. okudum ve bir işe yaramadı. sen farketmeden “ben artık böyle biri olmak istemiyorum.” demeden hiçbir şey değişmeyecek.
söyleyeceğim şu: insanların sana verdiği değer de senin kendine verdiğin değerle şekillenecek.
birkaç gün önce karşıma çıkan şu cümleyi de paylaşmak isterim. mutluluğun değerle bir alakası var çünkü.
“bir sabah uyanacaksın ve sana lazım olan mutluluğun şehirlerle, hayalini kurduğun işle, okulla, rüyalarına giren o aşkla ilgili değil, içinin iklimiyle ilgili olduğunu farkedeceksin. “
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
insanlık tarihinin ortak noktası çalışanların hep yoksul olması, çalışmayanların ise zenginleşmesidir.
komünist manifesto.
devamını gör...
platonik aşk
platonik aşk kelime kökü olarak yunan düşünür platon'un isminden türetilmiştir.
devlet adlı eserinde platon, ideal devlet, ideal yönetici, ideal toplum gibi konulara eğilir.
''ideal'' demek arzulanması gereken demektir platon'a göre, fakat gerçek olamayacak kadar da tinseldir*.
dolayısıyla ideal olana, arzulanan fakat gerçek olamayacak kadar kusursuz olana platonik* denmiştir.
platon, aşkın güzelliği anlama ve deneyimleme isteği ya da dürtüsü olduğunu söyler.
ona göre sevginin* en üstünü, fiziksel güzelliğin ötesine geçen sonsuz, anlaşılabilir ve mükemmel fikirlerin güzelliğini de sevmektir.
başka bir deyişle, platon, aşkın güzelliği keşfetme ve deneyim etme isteğinden geldiğini düşünür. bu süreç, fiziksel güzelliği takdir ederek sonrasında ruhsal boyuta ilerlediğinizde başlar. yani bunun en yüksek seviyesi, saf, tutkulu ve bencil olmayan şekilde ifade edilmesidir.
şölen* diyaloğunda sevgiyi çeşitlendiren platon, aşktan ve seksüellikten öte olan bu sevgiyi yüceltmiştir.
işte bu sevgiye platonik sevgi/aşk denilegelmiştir.
nedendir bilmiyorum cemal süreya'ya ait şu dizede rastlıyorum hep mevzubahis sevgiye:
''keşke yalnız bunun için sevseydim seni''
devlet adlı eserinde platon, ideal devlet, ideal yönetici, ideal toplum gibi konulara eğilir.
''ideal'' demek arzulanması gereken demektir platon'a göre, fakat gerçek olamayacak kadar da tinseldir*.
dolayısıyla ideal olana, arzulanan fakat gerçek olamayacak kadar kusursuz olana platonik* denmiştir.
platon, aşkın güzelliği anlama ve deneyimleme isteği ya da dürtüsü olduğunu söyler.
ona göre sevginin* en üstünü, fiziksel güzelliğin ötesine geçen sonsuz, anlaşılabilir ve mükemmel fikirlerin güzelliğini de sevmektir.
başka bir deyişle, platon, aşkın güzelliği keşfetme ve deneyim etme isteğinden geldiğini düşünür. bu süreç, fiziksel güzelliği takdir ederek sonrasında ruhsal boyuta ilerlediğinizde başlar. yani bunun en yüksek seviyesi, saf, tutkulu ve bencil olmayan şekilde ifade edilmesidir.
şölen* diyaloğunda sevgiyi çeşitlendiren platon, aşktan ve seksüellikten öte olan bu sevgiyi yüceltmiştir.
işte bu sevgiye platonik sevgi/aşk denilegelmiştir.
nedendir bilmiyorum cemal süreya'ya ait şu dizede rastlıyorum hep mevzubahis sevgiye:
''keşke yalnız bunun için sevseydim seni''
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
çünkü zamandan alıntıdır,
bilmenin rengi.
tütsülü portakalların kokusunda dururken
saçların,
yönü bendir uzar sadece..
bir deyişle başlar
avuntunda lal kalmış dudaklar bu ezgi' de..
ellerin ıslak,
ellerin terli,
ellerin bir bahçedir dünya gözüne.
bu gözün kirpik aralığına kurdu gece saatleri..
bir söz var ucu uçlu düğümlerime latife,
bir söz var,
cebinde güneşler taşıyan telaşının içinde..
tuvallerce resim yapasım var rengine...kadrim'e..
bilmenin rengi.
tütsülü portakalların kokusunda dururken
saçların,
yönü bendir uzar sadece..
bir deyişle başlar
avuntunda lal kalmış dudaklar bu ezgi' de..
ellerin ıslak,
ellerin terli,
ellerin bir bahçedir dünya gözüne.
bu gözün kirpik aralığına kurdu gece saatleri..
bir söz var ucu uçlu düğümlerime latife,
bir söz var,
cebinde güneşler taşıyan telaşının içinde..
tuvallerce resim yapasım var rengine...kadrim'e..
devamını gör...
atmaya kıyılamayan eşyalar
erkeklerin kablo dolu kutusunun içindeki herşey.
devamını gör...
dünyanın en güçlü zehri
kesinlikle umut, varsa bunyede bir damla umut, ne oldurur ne guldurur.. bol bol surundurur.. gerceklesmezse sararsin, gerceklesirse baska umutlara cicek acarsin.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünyadaki tüm yılan balıkları sadece meksika körfezi'ndeki sargasso denizi'nde çiftleşir.bunun için dünyanın çeşitli bölgelerinden yetişkin yılan balıklarının sargasso denizi'ne yolculuk eder. anadolu'da da en fazla bafa gölü ile menderes ve gediz nehirlerinde yaşayan yılan balıkları her yıl yaklaşık 6 bin kilometrelik yolculuğa çıkar. yılan balıkları bafa gölü'nden büyük menderes yoluyla akdeniz'e, oradan da cebelitarık'ı geçerek meksika körfezi'ndeki sargasso denizi'ne ulaşır. eğer yolunuz aydın'a düşerse meksika göçmeni yılan balıklarının tadına bakmayı ihmal etmeyin.
devamını gör...
türkiye'nin halkına en az destek veren ülkeler arasında olması
çünkü biz napıyoruz başka milletlerin vatandaşlarına yardım ediyoruz. çünkü biiiz son köfte ekmeeenii köpeeeyle paylaşan sezerciğizz , hülooğ!!
devamını gör...
boğaziçi üniversitesini ve öğrencilerini bombalamak isteyen suriyeli bedevi
o kadar insan ''iyilik olsun'' diye türkiye'ye gelmeye teşvik edilmedi zaten diye düşündürten, daha doğrusu hatırlatan tweet'tir.
pakistan'ın 1970'lerdeki fotoğraflarına bakıp ''vay be ne kadar ilerilermiş'' dediğimiz olmuştur değil mi? peki pakistan bir günde mi bu hâle geldi? peki türkiye de pakistanlaşıyor desem? gerçekten de pakistan'ın başından geçenlerin aynısını türkiye de yaşıyor.
işte dudak uçuklatan gerçekler. hepsi ve daha fazlası için: (bkz: türkiye'nin pakistanlaşması)
pakistan'ın 1970'lerdeki fotoğraflarına bakıp ''vay be ne kadar ilerilermiş'' dediğimiz olmuştur değil mi? peki pakistan bir günde mi bu hâle geldi? peki türkiye de pakistanlaşıyor desem? gerçekten de pakistan'ın başından geçenlerin aynısını türkiye de yaşıyor.
işte dudak uçuklatan gerçekler. hepsi ve daha fazlası için: (bkz: türkiye'nin pakistanlaşması)
devamını gör...
4 nisan bildirisinden darbe mesajı çıkarmak
tam anlamı ile cahilliktir. yine şaşırtmamıştır ki bu cahilliği yapan siyasal islamcılar, bu bildiriden de kendilerine fayda sağlama derdine düşmüşlerdir.
bildiri bir uyarı ve öneri niteliği taşımaktadır. aksini iddia eden bu milletin bir ferdi olamaz.
kanal ve rant peşine düşen kansızlar, soysuzlar, alçaklar. ülkenin temeli niteliği taşıyan uluslararası anlaşmaları tartışmaya açmak ve bu yolla temel değerleri yargılamak istemektedir. bu işi yapmak, değil siyasal islam gibi ucube bir ideolojinin temsilcilerine, hiç kimsenin haddine değildir.
firavun'un boğazın derin sularında boğulması dileğiyle!
bildiri bir uyarı ve öneri niteliği taşımaktadır. aksini iddia eden bu milletin bir ferdi olamaz.
kanal ve rant peşine düşen kansızlar, soysuzlar, alçaklar. ülkenin temeli niteliği taşıyan uluslararası anlaşmaları tartışmaya açmak ve bu yolla temel değerleri yargılamak istemektedir. bu işi yapmak, değil siyasal islam gibi ucube bir ideolojinin temsilcilerine, hiç kimsenin haddine değildir.
firavun'un boğazın derin sularında boğulması dileğiyle!
devamını gör...
sözlük yazarlarının satın aldıkları son kitap
oğuz atay-tutunamayanlar
albert camus-yabancı
george orwell-1984
goethe-genç werther'in acıları
albert camus-yabancı
george orwell-1984
goethe-genç werther'in acıları
devamını gör...



