zuhal olcay
1957 yılı doğumlu zuhal olcay hala zerafeti ile dikkat çekmeye devam ediyor.
sanat dünyasına oyuncu olarak giriyor : birçok tiyatro oyununda,sinema filminde görüyoruz.ardından mükemmel yorumlarıyla sesine doyamıyoruz.
aldığı sayısız ödül de bu alanlarda olan başarısını ortaya koyuyor.
2001 yılında yeditepe istanbul’da hem başı dik,her türlü zorluğa göğüs gerecek denli güçlü bir anneydi,hem de bir sevgiliydi.
o zamanlar izleyemedim ama yıllar sonra trt arşivinden diziyi bitirdim.

2009’da şölen oyununda izledim onu, bir kez daha hayran oldum kendisine.


sesi en sevdiğim kadın seslerinin başında geliyor. bazen takılır bütün bir gün onun şarkılarını mırıldanırım.
çok kafam bozuksa,sen bana fazla iyisin mesela :
depresifsem biraz, eyletmen beni söyletmem beni aynalar:
eh,keyifliysem yine aşk var :
diyerek bitireyim.
sanat dünyasına oyuncu olarak giriyor : birçok tiyatro oyununda,sinema filminde görüyoruz.ardından mükemmel yorumlarıyla sesine doyamıyoruz.
aldığı sayısız ödül de bu alanlarda olan başarısını ortaya koyuyor.
2001 yılında yeditepe istanbul’da hem başı dik,her türlü zorluğa göğüs gerecek denli güçlü bir anneydi,hem de bir sevgiliydi.
o zamanlar izleyemedim ama yıllar sonra trt arşivinden diziyi bitirdim.


2009’da şölen oyununda izledim onu, bir kez daha hayran oldum kendisine.



sesi en sevdiğim kadın seslerinin başında geliyor. bazen takılır bütün bir gün onun şarkılarını mırıldanırım.
çok kafam bozuksa,sen bana fazla iyisin mesela :
depresifsem biraz, eyletmen beni söyletmem beni aynalar:
eh,keyifliysem yine aşk var :
diyerek bitireyim.
devamını gör...
haziran 2021 köy okulları yardım projesi
bizim ev tam bir kitap kuyusu, sondaj yaptıkça çıkıyor :)
geçtiğimiz hafta silvan’da bir okula ulaşmıştı gönderdiklerim.öğretmenimiz kitap okuyan miniklerin fotoğraflarını paylaşmış( haklarını korumak adıma ben burada yayınlamayacağım). o kadar mutlu oldum ki, bana bu kadar kitap gelse hem de içlerinde okumaya doyamadıklarım olsa yine de bu kadar sevinemezdim.
kafa sözlükçülerin de yaptıkları gerçekten çok güzel, onlar da mutlu olsun minik yürekler de.
bende bir deney seti var onu gönderebilirim, içine de hikaye kitaplarından eklerim.
bir hikaye kitabı, bir kalem bazen dünyaya bir pencere açar, kalpten kalbe bir yol gözükür oradan.
sevgiyle kalın sözlükçüler.
geçtiğimiz hafta silvan’da bir okula ulaşmıştı gönderdiklerim.öğretmenimiz kitap okuyan miniklerin fotoğraflarını paylaşmış( haklarını korumak adıma ben burada yayınlamayacağım). o kadar mutlu oldum ki, bana bu kadar kitap gelse hem de içlerinde okumaya doyamadıklarım olsa yine de bu kadar sevinemezdim.
kafa sözlükçülerin de yaptıkları gerçekten çok güzel, onlar da mutlu olsun minik yürekler de.
bende bir deney seti var onu gönderebilirim, içine de hikaye kitaplarından eklerim.
bir hikaye kitabı, bir kalem bazen dünyaya bir pencere açar, kalpten kalbe bir yol gözükür oradan.
sevgiyle kalın sözlükçüler.
devamını gör...
evde çingene gibi giyinmek
en sevdiğim aktivitelerden biri.
nerede eski püskü elbisem var efenim eşofman tişört falan acaip rahat geliyor çok seviyorum.
evde dilenci gibi takılıyorum ama para veren yok, yine de güzel bana evin rahatlığını hissettiriyor.
nerede eski püskü elbisem var efenim eşofman tişört falan acaip rahat geliyor çok seviyorum.
evde dilenci gibi takılıyorum ama para veren yok, yine de güzel bana evin rahatlığını hissettiriyor.
devamını gör...
yetti artık denilen şeyler
"minnoş yazar" * tamlaması ve "var olsun" cümlesi. lafım doğrudan birilerine değil. bunu yazan ya da kendisine bu yorumlar yapılan, çok sevdiğim yazarlar var. yani belirli şahıslara yönelik bir eleştiri değil bu. genel olarak bıkkınlık geldi bu ikisinden.
ha, bir de "yazık, çok yazık..." cümlesi... *
ha, bir de "yazık, çok yazık..." cümlesi... *
devamını gör...
ilgi arsızı
kimse beni anlamıyor, kimse benimle ilgilenmiyor diye olur olmadık şeyler yapan;
bunu yaparken de kendi bencilliğinden dolayı başka insanların bu yüzden ne düşüneceğini, ne hissedeceğini zerre umursamayan kanser insan tipidir.
sözlükte gördüğümüz kadarıyla son zamanlarda sivilce misali artmaktadır.
bunu yaparken de kendi bencilliğinden dolayı başka insanların bu yüzden ne düşüneceğini, ne hissedeceğini zerre umursamayan kanser insan tipidir.
sözlükte gördüğümüz kadarıyla son zamanlarda sivilce misali artmaktadır.
devamını gör...
ela gözlü pirim geldi
ben de ilk defa dinliyorum bunu. vasiliki papageorgiou.
erzincan-aşık ismail daimi
hudey hudey canlar hudey
erzincan-aşık ismail daimi
hudey hudey canlar hudey
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın caağnım sözlük.
bugün yapmam gereken bir sürü iş, gitmem gereken bir sürü yer var. hepinize harika bir gün diliyorum.
gününüz çok güzel geçsin. diyelim kötü mü gidiyor? biri çıksın karşınıza ve o günü güzelleştirsin.*
bugün yapmam gereken bir sürü iş, gitmem gereken bir sürü yer var. hepinize harika bir gün diliyorum.
gününüz çok güzel geçsin. diyelim kötü mü gidiyor? biri çıksın karşınıza ve o günü güzelleştirsin.*
devamını gör...
barış manço şarkılarında geçen etkileyici sözler
yüce hakan sefere gitmiş
bilge hatun dokuz doğurmuş
dokuz oğlan beş yaşına gelmiş
dokuzu birden kılıç kuşanmış.
buyrunuz
bilge hatun dokuz doğurmuş
dokuz oğlan beş yaşına gelmiş
dokuzu birden kılıç kuşanmış.
buyrunuz
devamını gör...
sabah üç gibi sokakta yürüyen gizemli şahıslar
başlıktaki anlatım şekline bakılırsa, her gün aynı şekilde stratejik saatlerde, stratejik yerlerde olmalarından mütevellit, npc olmalarından şüphelenilmesi gereken kişiler. arada bir ortadan kayboluyorlarsa o zaman insan olduklarını düşünebilirsiniz.
devamını gör...
konuşma
ilk okuduğum günden bu yana beni acayip cezbeden bir şiir. her okuyuşumda biçim olarak bir çok şiirde bulamadığım lezzeti verdiğini itiraf etmeliyim lakin bu kadar güzel hissin arasında merakımı uyandıran bu anlamsızlık bütünü zannımca bir anlamı ifade ediyor olmalı diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. tabi bu giz dolu mısraların hakikatini elbet şairi bilebilir fakat nedense şiir üstüne değil şiirin bende uyandırdıkları üstüne bir kaç kelam etme isteği uyandığından bu girdiyi oluşturuyorum.
şimdi öncelikle dikkatimi celbeden şiirin en başındaki “aman,” kısmı. burda en hafif tabirinden bir umursamazlık hissediyorum. bir de manası bence iki noktayı işaret eden bi’ “zenci”miz var. bir kere “zenci” olmasının birinci gerekliliği; kendisinin toplumun çoğunluğundan belki de hepsinden farklı olmasıdır. bu farklılıktan yahut farklılıklardan ötürü de bu zenci ya toplum tarafından dışlanmış üçüncü bir kişiye işaret eden bir “zenci”, bu yüzden de “aman,” diyen kişimiz ilgili intihar eylemini gereksiz yahut saçma bulmaktadır. ikinci ihtimal ise dışlandığını hisseden aslında bizzat kendisi olan “zenci” mizdir.
öyleyse buraya kadar ki kısımda olan “aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci” mısrası bence içinde iki anlam barındırıyor olabilir. kuvvetle muhtemel ilk seçeneğim; dışlandığını hisseden zencimizin “ulan bıktım beni yalnızlığa mecbur bırakmanızdan” mottosundan hareketle kendisini asmasının aslında kimse tarafından da umursanmayacağını bilmesine ironi yoluyla bir serzenişte bulunmasıdır.
“üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten”
ilk bakışta bakılınca ne alaka dedirten bir mısra olabilir. ama ilk dörtlüğün bütünü, amacına ulaşamayan bir eylemi anlatmaktadır. yani ortada ölmek isteyen biri var, bunun için de bir girişimde bulunuyor ama isteyerek yahut istemeyerek bunu beceremiyor.
herkesin uyuduğu bir saat düşünün. kendini asan bir adam, asmak için kümesin üstüne denk gelen bir odada yahut evlerden uzak bir kümesin içinde bu eylemi gerçekleştiriyor olsun. bu iki mısra da bu beceriksizliğe bir atıftır zannımca.
“ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci.
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten...”
ilk başta dediğim, gibi iki ihtimal var hala. ilk ihtimal “kendini asmayı beceremeyen o adamın yerinde olsam utanırdım. hem ölmek istiyorsun, hem de bunun gerekliliklerini yerine getirmekten acizsin” anlamı taşıyor olabilir. ya da kuvvetle muhtemel ihtimalim olarak; “beni farklı gördükleri o kadar fazla şeyim var ki, bunlardan biri de belki bugün yapmak istediğim şeyi başarmama engel oldu” sitemi olabilir.
gelelim ikinci dörtlüğümüze. ikinci dörtlükte mısraları atlayarak birleştirince bence asıl hikaye o zaman ortaya çıkıyor...
“iyi nişan alırdı, kendini asan zenci.
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci..”
ilk mısrada ihtimaller dahilinde olan zencimiz çok iyi kararlar alamazdı diyebilirim. o kadar ki; eş tercihi yahut evlilik kararı diyelim kötü bir karar aldığından sonuç olarak bitmiş bir ilişkisi belki de ilişkileri var. hatta “boşanmada birinci” derken ilişkilerden değil, ilişkinin bitiş hızından bile bahsedebiliriz. hatta “iyi nişan alabilen” zencimizin intihar yolu olarak kendini ipe çekmek istemesi de ilk kıtadaki “dersini bilmeyen öğrenci” ye bir atıftır zannımca.
ikinci bir ihtimal olarak ilk kıtadaki şişmanlıkla, “bira içmez, ağlardı babası değirmenci” mısrası arasında bir bağ bulunduğunu düşünüyorum. yani şişmanlığı ağırlık olarak değil de, insan arzuları, istekleri olarak düşünürsek; aslında elinde olan imkanların sınırlarını kestirebilen, ama arzularının bu imkanların çok üstünde olduğunun farkında olan ve bu farkındalıktan dolayı acı çeken bir zencimiz olduğu sonucuna varıyorum.
yani özetle; sahip olduğu/sahip olduğunu zannettiği farklılıklardan ötürü çoğunluk tarafından dışlanarak yalnızlığa mahkum edilmiş bir insanın; aslında ölmek istemediği halde (ki çünkü gerçekten isteseydi bunu gerçekten becerebileceği yetkinlikte tercihleri seçerdi) farkına varılması isteği üzre çareyi ölümde arayıp; -burda kurtuluş değildir ölüm, girdiği ruh halinin çoğunluk tarafından farkedilmeyeceğini bile bile farkedilmesini istemektir- bulamamasını, bunun da kendisinde uyandırdığı sıkıntıyla artan/dışavuran şiddet duygusunu haketmediğini düşündüğü birilerine/şeylere yansıtmaktan da korktuğunu düşünüyorum.
çünkü;
çooook canı sıkılıyor,
kuş vurabilir isterse...
şimdi öncelikle dikkatimi celbeden şiirin en başındaki “aman,” kısmı. burda en hafif tabirinden bir umursamazlık hissediyorum. bir de manası bence iki noktayı işaret eden bi’ “zenci”miz var. bir kere “zenci” olmasının birinci gerekliliği; kendisinin toplumun çoğunluğundan belki de hepsinden farklı olmasıdır. bu farklılıktan yahut farklılıklardan ötürü de bu zenci ya toplum tarafından dışlanmış üçüncü bir kişiye işaret eden bir “zenci”, bu yüzden de “aman,” diyen kişimiz ilgili intihar eylemini gereksiz yahut saçma bulmaktadır. ikinci ihtimal ise dışlandığını hisseden aslında bizzat kendisi olan “zenci” mizdir.
öyleyse buraya kadar ki kısımda olan “aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci” mısrası bence içinde iki anlam barındırıyor olabilir. kuvvetle muhtemel ilk seçeneğim; dışlandığını hisseden zencimizin “ulan bıktım beni yalnızlığa mecbur bırakmanızdan” mottosundan hareketle kendisini asmasının aslında kimse tarafından da umursanmayacağını bilmesine ironi yoluyla bir serzenişte bulunmasıdır.
“üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten”
ilk bakışta bakılınca ne alaka dedirten bir mısra olabilir. ama ilk dörtlüğün bütünü, amacına ulaşamayan bir eylemi anlatmaktadır. yani ortada ölmek isteyen biri var, bunun için de bir girişimde bulunuyor ama isteyerek yahut istemeyerek bunu beceremiyor.
herkesin uyuduğu bir saat düşünün. kendini asan bir adam, asmak için kümesin üstüne denk gelen bir odada yahut evlerden uzak bir kümesin içinde bu eylemi gerçekleştiriyor olsun. bu iki mısra da bu beceriksizliğe bir atıftır zannımca.
“ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci.
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten...”
ilk başta dediğim, gibi iki ihtimal var hala. ilk ihtimal “kendini asmayı beceremeyen o adamın yerinde olsam utanırdım. hem ölmek istiyorsun, hem de bunun gerekliliklerini yerine getirmekten acizsin” anlamı taşıyor olabilir. ya da kuvvetle muhtemel ihtimalim olarak; “beni farklı gördükleri o kadar fazla şeyim var ki, bunlardan biri de belki bugün yapmak istediğim şeyi başarmama engel oldu” sitemi olabilir.
gelelim ikinci dörtlüğümüze. ikinci dörtlükte mısraları atlayarak birleştirince bence asıl hikaye o zaman ortaya çıkıyor...
“iyi nişan alırdı, kendini asan zenci.
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci..”
ilk mısrada ihtimaller dahilinde olan zencimiz çok iyi kararlar alamazdı diyebilirim. o kadar ki; eş tercihi yahut evlilik kararı diyelim kötü bir karar aldığından sonuç olarak bitmiş bir ilişkisi belki de ilişkileri var. hatta “boşanmada birinci” derken ilişkilerden değil, ilişkinin bitiş hızından bile bahsedebiliriz. hatta “iyi nişan alabilen” zencimizin intihar yolu olarak kendini ipe çekmek istemesi de ilk kıtadaki “dersini bilmeyen öğrenci” ye bir atıftır zannımca.
ikinci bir ihtimal olarak ilk kıtadaki şişmanlıkla, “bira içmez, ağlardı babası değirmenci” mısrası arasında bir bağ bulunduğunu düşünüyorum. yani şişmanlığı ağırlık olarak değil de, insan arzuları, istekleri olarak düşünürsek; aslında elinde olan imkanların sınırlarını kestirebilen, ama arzularının bu imkanların çok üstünde olduğunun farkında olan ve bu farkındalıktan dolayı acı çeken bir zencimiz olduğu sonucuna varıyorum.
yani özetle; sahip olduğu/sahip olduğunu zannettiği farklılıklardan ötürü çoğunluk tarafından dışlanarak yalnızlığa mahkum edilmiş bir insanın; aslında ölmek istemediği halde (ki çünkü gerçekten isteseydi bunu gerçekten becerebileceği yetkinlikte tercihleri seçerdi) farkına varılması isteği üzre çareyi ölümde arayıp; -burda kurtuluş değildir ölüm, girdiği ruh halinin çoğunluk tarafından farkedilmeyeceğini bile bile farkedilmesini istemektir- bulamamasını, bunun da kendisinde uyandırdığı sıkıntıyla artan/dışavuran şiddet duygusunu haketmediğini düşündüğü birilerine/şeylere yansıtmaktan da korktuğunu düşünüyorum.
çünkü;
çooook canı sıkılıyor,
kuş vurabilir isterse...
devamını gör...
mitolojik kitap önerisi
iskandinav mitolojisi, nail gaiman. okuması çok keyifli mitolojik öyküler içeriyor. haftanın günlerinin inglizce karşılığının iskandinav tanrılarından geldiğini öğrenmiştim bu kitap sayesinde. thursday =thor day
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının almış olduğu en güzel iltifat
''sevgi kokuyorsun anne. ''
sevginin de kokusu varmış, mest olmuştum duyunca..
sevginin de kokusu varmış, mest olmuştum duyunca..
devamını gör...
nokia n97
2010ların en havalı cep telefonu modellerinden biri idi en azından tasarım olarak. dokunmatik ekranının altında tam boy bir q klavye var idi ve yana doğru açılır idi. nokia'nın symbian inadı yüzünden bu güzel tasarıma rağmen kötü bir telefon ortaya çıkmıştı. çıktığı ilk zamanda edinmiş idim ve teknoloji çöplüğü çekmecemde 1 adet bulunuyor hala.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
can sıkıntısı. öyle sizler gibi özel sebepler yazamayacağım üzgünüm canlarım.
devamını gör...
müslüm gürses
kimsenin kalbini kırmayan, mafyaclık ve kabadayıcılık oynanmayan, eşsiz bir sese ve muhteşem bir karaktere sahip olan güzel ve naif insan.
devamını gör...
kadınların ilişkilerini kız arkadaşlarıyla birlikte yaşaması
doğru olmayan önermedir. özellikle ilişkinin başında kadınlar kendilerini fazla kaptırırlar. arkadaşların görevi o kadını objektif düzleme çekerek sonrasında hırpalanmasını minimuma indirmektir. evet, konuşulur ve gerçekçi yorumlar yapılır. yani pigmeye selvi boylu denmez. genellikle de sonunda "mutluysan devam et canım, gittiği yere kadar" denir, olmazsa biz onu toplarız zaten.
devamını gör...
reşat nuri güntekin
öğretmen ve müfettiş olarak anadolu'ya gitmiş. anadolu'yu ve anadolu insanını yakından tanıma fırsatı bulmuştur. kahramanları genellikle tek yönlü ve insancıl özelliklere sahiptir. istanbul kızı adıyla kaleme aldığı tiyatrosunu sahneleme imkanı olmayınca 1922 yılında çalıkuşu adıyla romanlaştırmıştır.
devamını gör...
sana hayranlığını duyurup sonra ortadan kaybolan yazar
önce seri beğeni ve favoriler gelir. ardından seni takip eder. yetmez bir de üzerine mesaj atar ve seni takdir eder. hatta geç keşfettiği için özür diler. çok geçmeden de sırra kadem basar. sözlükte bu şekilde yaşayan birçok yazar bulunmaktadır. şu an neredeler, sözlüğün arka sokaklarında ne yapıyorlar merak edilmektedir.
devamını gör...
bir ülkenin gelişmişlik seviyesini gösteren detaylar
trafikte yaya ya yol vermektir.
devamını gör...
