kangren
dokuları besleyen atardamarların yetersizliğine bağlı oluşan doku ölümüdür. dokuların fizyopatolojik bir nedenle yıkımı veya kan akımının kesilmesine bağlı olarak oluşan doku kaybıdır.
devamını gör...
renkli çorap giyen insan
benimdir. çoraplarımla tanınırım bu yüzden. yeni bir koleksiyon yaptım geçen hafta.. muzlu, avakadolu, limonlu, meyveli, sebzeli ne ararsanız var.. rengarenk oooh ne güzel. *
devamını gör...
günaydın sözlük

günaaayydıınnn sözlük ahalisi..
hala uyanamayanlara, içi uyuyanlara, gözünden uyku akanlara, uyandım da keyif yapcam diyenlere salatadan kahve geldi cancağızım.
üşenmedim kalktım size kahve yaptım. herkese benden kahveee!
çok güzel bir gün olsun. herkese hayırlı işler, bol güneşler efenim.
gülümsüyoruz, bulaştırıyoruuuz.
devamını gör...
ptt puluna sırp cumhuriyeti cumhurbaşkanı dodik’in resminin basılması
gün geçmiyor ki riyakar islamcılar çirkin yüzlerini göstermesinler. srebrenitsa soykırımı için, ‘uydurma’ diyen bosnalı sırp milliyetçisi milorad dodik'in resmini bastırmış ptt puluna adamlar şaka gibi ya....
buradan
buradan
devamını gör...
the queen’s gambit
altın küre ödüllü dizidir.
-en iyi mini dizi
-mini dizi dalında en iyi kadın oyuncu
(bkz: 78. altın küre ödülleri)
-en iyi mini dizi
-mini dizi dalında en iyi kadın oyuncu
(bkz: 78. altın küre ödülleri)
devamını gör...
7 mayıs 2021 market satış yasağı
yeni alınan karar ile zorunlu temel ihtiyaçlar olarak ve kedi köpek maması temizlik ürünlerinin dışında diğer ürünlerin satışi yasaktır. ne saçma sapan döneme geldik hayır anlamıyorum ben markete bir şekilde gittim ha pil almışım ha yağ sucuk peynir.
buradan
buradan
devamını gör...
ateş pahası
ederinden fazla, çok pahalı şeyler için kullanılan bu deyimin çıkış hikayesi kanuni sultan süleyman döneminde gerçekleşmiştir.
kanuni sultan süleyman maiyetiyle halkalı civarında ava çıkmıştır. aniden başlayan yağmur, padişah ve yanındakileri ilk buldukları eve sığınmak zorunda bırakmıştır. evdeki ateşin yanında giysilerini kurutan padişah yanındakilere, "şu ateş bin altın eder" demiştir. ev sahibi, konukları tanımasa da önemli, zengin kişiler olduklarını anlamıştır. padişah ve yanındakiler geceyi orda geçirdikten sonra sabah ev sahibine borçlarının ne kadar olduğunu sormuşlar. ev sahibi de "binbir altın" cevabını vermiş. cevaba şaşıran misafirlerine, "konaklama bir altın ateş bin altın" cevabını vermiştir. "ateş pahası" deyimi de burda doğmuştur.
kanuni sultan süleyman maiyetiyle halkalı civarında ava çıkmıştır. aniden başlayan yağmur, padişah ve yanındakileri ilk buldukları eve sığınmak zorunda bırakmıştır. evdeki ateşin yanında giysilerini kurutan padişah yanındakilere, "şu ateş bin altın eder" demiştir. ev sahibi, konukları tanımasa da önemli, zengin kişiler olduklarını anlamıştır. padişah ve yanındakiler geceyi orda geçirdikten sonra sabah ev sahibine borçlarının ne kadar olduğunu sormuşlar. ev sahibi de "binbir altın" cevabını vermiş. cevaba şaşıran misafirlerine, "konaklama bir altın ateş bin altın" cevabını vermiştir. "ateş pahası" deyimi de burda doğmuştur.
devamını gör...
in time
olsa iyi olurmuş ama olmamış bu film. yönetmen kurbanı. the truman show'un senaristi andrew niccol yönetmiş. güzel abim sen sadece yazsan olmaz mı be?
"madem senaryo orijinal ve vermek istediği fikri izleyicisine veriyor; o zaman nerede başarısızlık?" diye sorarlar ise adama, adamlar da şöyle yanıtlar; filmin olayı zaman değil mi? dakikalar saniyeler...
1- poker sahnesini hatırlayın. hepimiz poker biliyoruz değil mi? tamam tamam bilmeyenlerimiz vardır şöyle açıklayayım; elinizde 10 tl varsa ve karşınızda 1000 tl'si olan bir adam varsa, adam 900 tl yapıyorsa potu, siz ya all in der ve elinizdeki 10 tl'yi masaya koyasınız ya da çekilirsiniz. 10 tl'yi koydu ve kazandı iseniz 20 tl alırsınız yerden (iki kişilik bir oyundan bahsediyorum ki filmde de bahsi geçen sahnede durum buydu) geri kalan parayı adam 890 tl olarak yerden alır.
şimdi bir film isterse mantıksızlık mantığı üzerine kurulsun, kendi içinde bir bütünlüğe sahip olmalı. bu bütünlüğü de yönetmen kuruyor filmler buna göre başarılı yahut başarısız oluyor. şayet o el oynanmadan önce bizim eleman adamın potunun tamamını görecek bir birikim elde ettiyse oyunda, film bunu seyirciye göstermeli ki bütünlük kurulabilsin. aksi takdirde ne oluyor diyorsun bir izleyici olarak...
2- kızı kaçırdığı sahne. parti başlıyor. kızla çocuk çıkıyor yüzüyor. geri dönüyorlar. gece. saat olsun olsun 00:00 hadi tamam 02:00 olsun yahu. polis geliyor, zamana el koyuyor bizimkiler kaçıyor. saldırıya uğruyorlar. hop bakıyorsun ortam aydınlık. sabah olmuş. kız çocuğa zaman da vermedi. bizimkinin 2 saati bir türlü bitemedi.
ya tamam ben takılıyorum da normal bir film olsa bundan bahsetmezdim. ama yani, rica ediyorum; olay zaman. sen daha ana konunu, zaman bütünlüğünü bile doğru kurgulamıyorsun filmde.
resmen yazık olmuş. iyi senaryo kötü bir yönetmenin elinde ne hale geliyor sorusunun cevabı bir diğer film. bir ara unutturmayın da listeleyelim bunları yaa...
"madem senaryo orijinal ve vermek istediği fikri izleyicisine veriyor; o zaman nerede başarısızlık?" diye sorarlar ise adama, adamlar da şöyle yanıtlar; filmin olayı zaman değil mi? dakikalar saniyeler...
1- poker sahnesini hatırlayın. hepimiz poker biliyoruz değil mi? tamam tamam bilmeyenlerimiz vardır şöyle açıklayayım; elinizde 10 tl varsa ve karşınızda 1000 tl'si olan bir adam varsa, adam 900 tl yapıyorsa potu, siz ya all in der ve elinizdeki 10 tl'yi masaya koyasınız ya da çekilirsiniz. 10 tl'yi koydu ve kazandı iseniz 20 tl alırsınız yerden (iki kişilik bir oyundan bahsediyorum ki filmde de bahsi geçen sahnede durum buydu) geri kalan parayı adam 890 tl olarak yerden alır.
şimdi bir film isterse mantıksızlık mantığı üzerine kurulsun, kendi içinde bir bütünlüğe sahip olmalı. bu bütünlüğü de yönetmen kuruyor filmler buna göre başarılı yahut başarısız oluyor. şayet o el oynanmadan önce bizim eleman adamın potunun tamamını görecek bir birikim elde ettiyse oyunda, film bunu seyirciye göstermeli ki bütünlük kurulabilsin. aksi takdirde ne oluyor diyorsun bir izleyici olarak...
2- kızı kaçırdığı sahne. parti başlıyor. kızla çocuk çıkıyor yüzüyor. geri dönüyorlar. gece. saat olsun olsun 00:00 hadi tamam 02:00 olsun yahu. polis geliyor, zamana el koyuyor bizimkiler kaçıyor. saldırıya uğruyorlar. hop bakıyorsun ortam aydınlık. sabah olmuş. kız çocuğa zaman da vermedi. bizimkinin 2 saati bir türlü bitemedi.
ya tamam ben takılıyorum da normal bir film olsa bundan bahsetmezdim. ama yani, rica ediyorum; olay zaman. sen daha ana konunu, zaman bütünlüğünü bile doğru kurgulamıyorsun filmde.
resmen yazık olmuş. iyi senaryo kötü bir yönetmenin elinde ne hale geliyor sorusunun cevabı bir diğer film. bir ara unutturmayın da listeleyelim bunları yaa...
devamını gör...
29 ekim cumhuriyet bayramı
29 ekim cumhuriyet bayramını kutlamayan net çok net operasyon çocuğudur
.
.
devamını gör...
celal şengör'ün şizofreni olma ihtimali
hoca asperger sendromludur. yürüyüşünden yüz şekline kadar birçok farklı detay kendisinin asperger sendromu olduğunu gösteriyor. bir süre önce bir çocuğu linç eden topluluğa karşı çıkıp çocuğun asperger sendromlu olduğunu ilk söyleyen ve nedenlerini madde madde anlatan kişilerden biri bendim. hemen sonra oytun erbaş çocuğun asperger olduğunu yine söyledi. bir asperger sendromlu başka bir asperger sendromluyu tanır. bu da benim iddiam değildir, asperger sendromluların toplandığı ortamlarda yine kendileri bundan bahsediyor. asperger sendromu dışardan çok kolay fark edilebilir detaylar bütünü ancak otizmli olmayanlar kendisine benzemeyeni direkt olarak gözden çıkarıp linç ettiği için bunları göremiyorlar. otizmli olmayanların davranışları inanılmaz değişik. hakkatan gram anlam veremiyorum.
şimdi ben celal şengör'ü aklamaya çalışmam. ben asperger sendromunu anlatmaya çalışırım. celâl hoca yine tepki çekecek açıklamalar yapmış. ondan önce oytun yapmıştı. sıra sıra yapıyorlar böyle şeyler.
asperger sendromlu erkekler kadınlardan çoğu konuda ayrılır. asperger sendromunda bir kadın çok daha şanslı sayılır çünkü nihayetinde kadindir ve sosyal zekası daha yüksektir. kadınlar sosyal ortamlara çok daha kolay uyum sağlar. erkek asperger sendromlular ise bu konularda çok daha zorlanır. evet oradadır, bir şekilde en iyi bildiği işi yapıyordur ama psikolojik olarak tamamen içine sıkışmış haldedir. bir süre sonra her an ağrıyan karnına alışıp o ağrıyı hissetmemek ama sürekli seni bir şeyin rahatsız etmesi meselesi gibidir bu. asperger sendromlular ısı, koku ve vücut temasına karşı inanılmaz hassastır. bu nedenle sosyal ortamlarda oldukça anlamsız hareketler yaparlar.
bir diğer mevzu asperger sendromluların cinselliği algılama şekli ile alakalıdır. 100 asperger sendromluyu soruyorlar, cinsellikten nefret eden bir kişi çıkıyor ama bu meseleler tam tersi olarak biliniyor. sadece bir kişi düşkün gibi davranılıyor. oysa arka tarafta her gün bir kaç kez kendini bu konularda rahatlatmak zorunda kaldığını söyleyen sendromlular var. otizmli olmayanlardan ayrıldıkları bir başka nokta bu. cinsel istek kısmında bir farklılık var. bi de asperger sendromluların ilişki sırasında değişen hormon seviyesi nedenli kendilerini otizmli gibi hissetmeme ve tamamen normal hissetmeleri meselesi var. tüm tüm bunlar çok karmaşık meseleler ancak bir şekilde asperger sendromlu o hormon seviyesinin pesinde gidiyor. normal hissetmek mutlu hissettiriyor çünkü. madde kullanmak gibi düşünün. asperger sendromlu onu normal hissettiren o şeyin peşine düşüyor ama niyeti kötü olmuyor. sadece istediği şeyi nasıl alacağını bilmiyor. direkt olarak söylüyor, direkt olarak seni öpmek istiyorum falan diyor. hiç süzgeçleri yok çoğunun.
bu istekli halin ortaya çıkışı da üzücü şekilde gerçekleşebiliyor. bunun farkında olup bir şekilde isteğini düzene sokabilen asperger sendromlular toplumda daha rahat ilerliyor ancak yapmayanlara böyle davranışlar görüyoruz. böyle davranan asperger sendromlu içsel olarak kendisi de niyetinin farkında değildir. tamamen dürtüsel davranır. niyeti cinsel taciz değildir ama davranışı tacizdir. sosyal zekası çok çok düşük olduğu için işler iyice karışıyor. içindeki cinsel enerji, sosyal ilişkilerde olan davranış bozuklukları ve dürtüsel davranma birlikte görülünce olan bu.
zaten asperger sendromlulara bu nedenle özel eğitim veriliyor. hangi davranışın ne anlama geldiği tek tek öğretiliyor. bir asperger sendromlu sosyal ilişkiyi oluşturan tüm davranışları anlayamaz. bazılarını anlar ve uygular. sürekli öğrenmeye devam eder ama hep eksik kalır. asperger sendromunun ne olduğunu tek örnekle anlatayım, bir asperger sendromlunun insanları nasıl gördüğünü daha iyi anlayacaksınız.
annen çocukken seni dövüyor. annenle ilgili bildiğin tek şey seni dövüyor olduğu. öncesinde sana bağırmıyor, yüzünde seni döveceğine dair hiçbir şey yok, hiçbir mimik yok. geliyor ve dövüyor. çünkü asperger sendromlu özellikle çocukluk döneminde ne mimikleri ne de ses tonunu bilir, anlar. bildiği tek sey annesinin onu dövdüğüdür. bu nedenle annesiyle de tam olarak bağ kuramayan çok fazla asperger sendromlu vardır. erkekler daha az mimik kullanıp daha stabil davranabildigi için erkekler daha az karmaşık gelir otizmli insanlara.
ha işte asperger sendromlu erkeklerin çoğu o çocuk. ancak o çocuklar şizofren değil. asperger sendromlu. bunun ayrımını çok iyi yapalım.
benim celal hocayı aklama derdim yok. dinlemedim bile söylemini, anladığım kadarıyla bir taciz iddiası var. kimisi hayır taciz niyetli değil diyor. celal hocanın gerçek niyetini ben bilemem. ben asperger sendromunu çok iyi bilirim.
dediğim gibi asperger karmaşık bir mevzudur. çocukluk cağında görülen belirtileri düzeltmeye çalışan bazı uzmanlar, sendromluları ergenlik ve yetişkinlik döneminde içine kapanacak, cinsellikten nefret edecek, sosyal iletişim kurmak istemeyecek insanlar gibi görüyorlar ve ileriye yönelik düzeltmeleri çoğunlukla yapmıyorlar. toplum olarak asperger sendromlu ünlü insanların bu tür yanlış davranışlarını, çocuk asperger sendromlular yapmasın diye uğraşsak, eğitimi sosyal ve cinsel yönden versek bence daha iyi yaparız. sadece parçalamaya ve yok etmeye çalışıyoruz, düzeltmeye çalışmıyoruz.
özetle asperger sendromlular şizofren değildir. celâl hoca'da çok açık şekilde asperger sendromludur. teşekkürler. bb.
şimdi ben celal şengör'ü aklamaya çalışmam. ben asperger sendromunu anlatmaya çalışırım. celâl hoca yine tepki çekecek açıklamalar yapmış. ondan önce oytun yapmıştı. sıra sıra yapıyorlar böyle şeyler.
asperger sendromlu erkekler kadınlardan çoğu konuda ayrılır. asperger sendromunda bir kadın çok daha şanslı sayılır çünkü nihayetinde kadindir ve sosyal zekası daha yüksektir. kadınlar sosyal ortamlara çok daha kolay uyum sağlar. erkek asperger sendromlular ise bu konularda çok daha zorlanır. evet oradadır, bir şekilde en iyi bildiği işi yapıyordur ama psikolojik olarak tamamen içine sıkışmış haldedir. bir süre sonra her an ağrıyan karnına alışıp o ağrıyı hissetmemek ama sürekli seni bir şeyin rahatsız etmesi meselesi gibidir bu. asperger sendromlular ısı, koku ve vücut temasına karşı inanılmaz hassastır. bu nedenle sosyal ortamlarda oldukça anlamsız hareketler yaparlar.
bir diğer mevzu asperger sendromluların cinselliği algılama şekli ile alakalıdır. 100 asperger sendromluyu soruyorlar, cinsellikten nefret eden bir kişi çıkıyor ama bu meseleler tam tersi olarak biliniyor. sadece bir kişi düşkün gibi davranılıyor. oysa arka tarafta her gün bir kaç kez kendini bu konularda rahatlatmak zorunda kaldığını söyleyen sendromlular var. otizmli olmayanlardan ayrıldıkları bir başka nokta bu. cinsel istek kısmında bir farklılık var. bi de asperger sendromluların ilişki sırasında değişen hormon seviyesi nedenli kendilerini otizmli gibi hissetmeme ve tamamen normal hissetmeleri meselesi var. tüm tüm bunlar çok karmaşık meseleler ancak bir şekilde asperger sendromlu o hormon seviyesinin pesinde gidiyor. normal hissetmek mutlu hissettiriyor çünkü. madde kullanmak gibi düşünün. asperger sendromlu onu normal hissettiren o şeyin peşine düşüyor ama niyeti kötü olmuyor. sadece istediği şeyi nasıl alacağını bilmiyor. direkt olarak söylüyor, direkt olarak seni öpmek istiyorum falan diyor. hiç süzgeçleri yok çoğunun.
bu istekli halin ortaya çıkışı da üzücü şekilde gerçekleşebiliyor. bunun farkında olup bir şekilde isteğini düzene sokabilen asperger sendromlular toplumda daha rahat ilerliyor ancak yapmayanlara böyle davranışlar görüyoruz. böyle davranan asperger sendromlu içsel olarak kendisi de niyetinin farkında değildir. tamamen dürtüsel davranır. niyeti cinsel taciz değildir ama davranışı tacizdir. sosyal zekası çok çok düşük olduğu için işler iyice karışıyor. içindeki cinsel enerji, sosyal ilişkilerde olan davranış bozuklukları ve dürtüsel davranma birlikte görülünce olan bu.
zaten asperger sendromlulara bu nedenle özel eğitim veriliyor. hangi davranışın ne anlama geldiği tek tek öğretiliyor. bir asperger sendromlu sosyal ilişkiyi oluşturan tüm davranışları anlayamaz. bazılarını anlar ve uygular. sürekli öğrenmeye devam eder ama hep eksik kalır. asperger sendromunun ne olduğunu tek örnekle anlatayım, bir asperger sendromlunun insanları nasıl gördüğünü daha iyi anlayacaksınız.
annen çocukken seni dövüyor. annenle ilgili bildiğin tek şey seni dövüyor olduğu. öncesinde sana bağırmıyor, yüzünde seni döveceğine dair hiçbir şey yok, hiçbir mimik yok. geliyor ve dövüyor. çünkü asperger sendromlu özellikle çocukluk döneminde ne mimikleri ne de ses tonunu bilir, anlar. bildiği tek sey annesinin onu dövdüğüdür. bu nedenle annesiyle de tam olarak bağ kuramayan çok fazla asperger sendromlu vardır. erkekler daha az mimik kullanıp daha stabil davranabildigi için erkekler daha az karmaşık gelir otizmli insanlara.
ha işte asperger sendromlu erkeklerin çoğu o çocuk. ancak o çocuklar şizofren değil. asperger sendromlu. bunun ayrımını çok iyi yapalım.
benim celal hocayı aklama derdim yok. dinlemedim bile söylemini, anladığım kadarıyla bir taciz iddiası var. kimisi hayır taciz niyetli değil diyor. celal hocanın gerçek niyetini ben bilemem. ben asperger sendromunu çok iyi bilirim.
dediğim gibi asperger karmaşık bir mevzudur. çocukluk cağında görülen belirtileri düzeltmeye çalışan bazı uzmanlar, sendromluları ergenlik ve yetişkinlik döneminde içine kapanacak, cinsellikten nefret edecek, sosyal iletişim kurmak istemeyecek insanlar gibi görüyorlar ve ileriye yönelik düzeltmeleri çoğunlukla yapmıyorlar. toplum olarak asperger sendromlu ünlü insanların bu tür yanlış davranışlarını, çocuk asperger sendromlular yapmasın diye uğraşsak, eğitimi sosyal ve cinsel yönden versek bence daha iyi yaparız. sadece parçalamaya ve yok etmeye çalışıyoruz, düzeltmeye çalışmıyoruz.
özetle asperger sendromlular şizofren değildir. celâl hoca'da çok açık şekilde asperger sendromludur. teşekkürler. bb.
devamını gör...
çocukların yarattığı kelimeler
büyük oğlum yapmıştı bunlardan sadece.
erken konuşmuştu ama kendi kelimeleriyle konulmuştu.
babanneye, babil
kaplumbağaya, kaplulum gibi.
erken konuşmuştu ama kendi kelimeleriyle konulmuştu.
babanneye, babil
kaplumbağaya, kaplulum gibi.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
yaşadık ve bugün de bitti.
devamını gör...
islam'ın evrimle çelişmemesi
evrimi, tanrının yokluğununa kanıt olarak sunan ateistlerin ve evrim varsa tanrı yoktur söylemine karşı, evrimi reddeden teistlerin anlamak istemeyeceği kabul ettiğim çelişmeme durumu.
evrim vardır. gözlerimizle görebileceğimiz kadar yakındır. şu fotoğrafa bakın. ehehehe ne kadar benziyoruz değil mi?
evrim var ama ya yaratılış? sayın inanan arkadaş, hoca ve şeyhler seni korkutmasın. bu evreni tanrının yarattığını düşünüyorsan evrenle ilgili gerçekleri kabul etmekten tırsmayacaksın. çelişki görüyorsan bildiklerini sorgulayacaksın.
"allah ademi topraktan yarattı." burada allah'ın yerden bir parça toprak alıp insana benzeyen şekle sokup üflemesi ile o toprak şeklin aniden kalbi olan, akyuvarları olan, insana dönüştüğü mü anlatılıyor? yoksa yaratılan insanın hammaddesinin toprak olduğuna mı işaret ediliyor.
insan evrim ile olgunlaştı. homo sapiens olacak kıvama geldi. allah tarafından ademlik bahşedildi. indirmiş de olabilir, aralarından seçmiş de olabilir. ya da adem tüm sapienslere verilen isimdir.
bize anlatılan yaratılış nasıl açıklanır? eğer daha önce insan yok ise sadece adem ve havva var ise kaçınılmazdır.
bununla ilgili buraya uzun uzadıya destekleyici metinler ya da destekleyici ayetler yazılabilir. fakat zaten yazdıklarım benim fikrim değil. araştırılacak kadar ilginç bulunuyorsa zaten nette kaynak bulunabilir.
duam allah önyargısız duru bir beyinle gerçeği öğrenmek isteyene yardım etsin.
ben de size iki adet link bırakayım.
bir müslüman evrimci olabilir mi - caner taslaman(ücretsiz pdf indirilebilir.)
celal şengör'ün de konuk olduğu tv programı(eski bir programdır. oradaki müslümanların evrime bakış açısını değerlendirebilirsiniz)
edit: evrimi kabul eden her kişi ateist olmak zorunda mıdır? evrim teorisi allah'ın varlığı ya da yokluğu hakkında bilgi mi veriyor? islama güncelleme de gelmiyor zaten yüzyıllar öncesinden evrimi destekleyici felsefi çıkarım yapan bir dolu islam bilgini var. bir müslüman illaki evrimi reddetmek zorunda değildir.
evrim vardır. gözlerimizle görebileceğimiz kadar yakındır. şu fotoğrafa bakın. ehehehe ne kadar benziyoruz değil mi?
evrim var ama ya yaratılış? sayın inanan arkadaş, hoca ve şeyhler seni korkutmasın. bu evreni tanrının yarattığını düşünüyorsan evrenle ilgili gerçekleri kabul etmekten tırsmayacaksın. çelişki görüyorsan bildiklerini sorgulayacaksın.
"allah ademi topraktan yarattı." burada allah'ın yerden bir parça toprak alıp insana benzeyen şekle sokup üflemesi ile o toprak şeklin aniden kalbi olan, akyuvarları olan, insana dönüştüğü mü anlatılıyor? yoksa yaratılan insanın hammaddesinin toprak olduğuna mı işaret ediliyor.
insan evrim ile olgunlaştı. homo sapiens olacak kıvama geldi. allah tarafından ademlik bahşedildi. indirmiş de olabilir, aralarından seçmiş de olabilir. ya da adem tüm sapienslere verilen isimdir.
bize anlatılan yaratılış nasıl açıklanır? eğer daha önce insan yok ise sadece adem ve havva var ise kaçınılmazdır.
bununla ilgili buraya uzun uzadıya destekleyici metinler ya da destekleyici ayetler yazılabilir. fakat zaten yazdıklarım benim fikrim değil. araştırılacak kadar ilginç bulunuyorsa zaten nette kaynak bulunabilir.
duam allah önyargısız duru bir beyinle gerçeği öğrenmek isteyene yardım etsin.
ben de size iki adet link bırakayım.
bir müslüman evrimci olabilir mi - caner taslaman(ücretsiz pdf indirilebilir.)
celal şengör'ün de konuk olduğu tv programı(eski bir programdır. oradaki müslümanların evrime bakış açısını değerlendirebilirsiniz)
edit: evrimi kabul eden her kişi ateist olmak zorunda mıdır? evrim teorisi allah'ın varlığı ya da yokluğu hakkında bilgi mi veriyor? islama güncelleme de gelmiyor zaten yüzyıllar öncesinden evrimi destekleyici felsefi çıkarım yapan bir dolu islam bilgini var. bir müslüman illaki evrimi reddetmek zorunda değildir.
devamını gör...
yapay zeka bilinç kazanabilir mi sorunsalı
başlangıç olarak bilincin kısa tanımıyla başlamak daha doğru olduğunu düşünerek bilincin tanımıyla başlıyorum.
bilinç kişinin kendisinin ve çevresinin farkında olması durumuna verilen isimdir.
günümüz teknolojisine bakarak her şeyin mümkün olabileceğini korkarak izliyoruz.
bazı uzmanlar bilincin, yeni bilgileri algılamayı, eski bilgileri depolamayı, gerek görüldüğündeyse bu bilgileri geri kullanmayı ve bunların hepsinin algı ve eylemlere yönelik bilişsel işlemeyi içerdiğini düşünüyor. bu düşüncenin doğru olduğu anlaşılırsa, o zaman bir gün makinelerin gerçekten de bilinçli olabileceği söylenebilir.
böyle bir makine, bir insana göre daha fazla bilgiye ulaşabilecek, kütüphanelerce bilgiyi hafızasında barındırabilecek, devasa veri tabanlarına milisaniyeler içinde erişebilecek ve hepsini, herhangi bir kişinin yapabileceğinden çok daha karmaşık ve daha mantıklı sonuçlar elde edecek şekilde hesaplayarak yapabilecektir.
hatta tıbbi olarak artık yapay zekanın içine yüklenecek tıbbi bilgilerle hastalık tanılarını koyabileceği, doktora gerek kalmayacağı söylenirse de fiziki muayene hastalıklar için en önemli safha olduğu için çok mümkün görükmüyor.
hep birlikte olup olmayacağını göreceğiz, umarım hayatımızı robotize edici yönden bir gelişme olmaz.
bilinç kişinin kendisinin ve çevresinin farkında olması durumuna verilen isimdir.
günümüz teknolojisine bakarak her şeyin mümkün olabileceğini korkarak izliyoruz.
bazı uzmanlar bilincin, yeni bilgileri algılamayı, eski bilgileri depolamayı, gerek görüldüğündeyse bu bilgileri geri kullanmayı ve bunların hepsinin algı ve eylemlere yönelik bilişsel işlemeyi içerdiğini düşünüyor. bu düşüncenin doğru olduğu anlaşılırsa, o zaman bir gün makinelerin gerçekten de bilinçli olabileceği söylenebilir.
böyle bir makine, bir insana göre daha fazla bilgiye ulaşabilecek, kütüphanelerce bilgiyi hafızasında barındırabilecek, devasa veri tabanlarına milisaniyeler içinde erişebilecek ve hepsini, herhangi bir kişinin yapabileceğinden çok daha karmaşık ve daha mantıklı sonuçlar elde edecek şekilde hesaplayarak yapabilecektir.
hatta tıbbi olarak artık yapay zekanın içine yüklenecek tıbbi bilgilerle hastalık tanılarını koyabileceği, doktora gerek kalmayacağı söylenirse de fiziki muayene hastalıklar için en önemli safha olduğu için çok mümkün görükmüyor.
hep birlikte olup olmayacağını göreceğiz, umarım hayatımızı robotize edici yönden bir gelişme olmaz.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
/ yiğidin sevdiği güzel olunca
ömrü ardı sıra sökülür gider /*
ömrü ardı sıra sökülür gider /*
devamını gör...
efsane kopya anıları
hiç unutmam lise 2 zamanıydı. çok uzun ve ezber yapmayı sevmeyen ben için can çıkarıcı bir şiir ezberlememiz istenmişti. ezberlemeyi unuttum ve son gün kala ne yapsam diye düşünürken aklıma efsane bir fikir geldi. akıllı saat. şiiri internette okuyan birini buldum ve saate yükledim. air pods ile saati bağladım. cam kenarında oturduğum için sol kulağıma taktım saçım zaten kulaklığı iyice gizliyordu. gün geldi çattı. sıra bana geldi. saatten şiiri başlattım ve okudum. videoda şiiri okuyan arkadaş dörtlük aralarında küçük molalar verdiği için zorunda olarak ben de durmak zorunda kalıyordum. hiç çaktırmadan güzelce okudum notumu aldım. sınav sonu arkadaşlarla konuşurken yaptığım taktiği onlara anlattım. tabi herkes hayretler içinde beyin bedava modunda. hayatımın en heyecanlı ve sanırım tek kopyasıydı. bize her zaman teknolojiyi yararlı kullanmamızı söylediler. yanlış bir şey yapmadım bence.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
kuyumcu ve kuymak kelimelerinin kökeni aynıdır.kuy eski türkçede bir şeyi eritmek anlamına gelir.kuyumcu değerli madenleri eritip şekil verirken kuymak yemeğinde de peyniri eritmek vardır.
devamını gör...


