ırgat = erga
ırgat kelimesi yunanca erga'dan gelir. erga iş demektir, ırgat işçi.

trabzon= trapezous
trabzon'un kökeni hellence masa demektir. kent m.ö. 7. yüzyıl civarında kurulurken denizden etrafındaki dağlar sebebiyle masa gibi görünmesi üzerine bu adı aldığı söylenir. bir diğer rivayete göre kent antikçağda döviz ofisi görevi görüyor ve kentin girişinde yer alan masalarda para takasları gerçekleşiyordu.

iskenderiye = aleksandreia
büyük iskender zamanında onun adına kurulmuş bir çok kent bu isimle anılır. iskenderin (kenti) demektir.

kaka = kakos
kakos hellencede kötü anlamındadır. bizdeki "kaka,pis" burdan geliyor olmalı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne şehittir ne gazi, pisi pisine gitti niyazi mi diyorduk?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir italyan rahip, kilisenin bölgede "yardıma muhtaçlar için topladığı" bağış paralarını uyuşturucu almak ve orji düzenlemek için kullanmaktan dolayı üç yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı.

italya menşeli corriere della sera gazetesinin haberine göre, 40 yaşındakipeder francesco spagnesi, uyuşturucu ticareti, kaçakçılığı ve zimmete para geçirme suçlamalarını kabul etti.

ancak düzenlediği orjilerde korunmasız cinsel ilişkiye girdiği birkaç erkek partnere hıv pozitif olduğunu bildirmediği için kendisine karşı yöneltilen ağır zarar vermeye teşebbüs suçlamalarındansa beraat etti.

kararın ardından gazeteye verdiği demeçte, "müminlerime çoban olmak, onları rab'bin yollarına yönlendirmek istedim ve sonunda ahlaksızlık yaptım ve helak oldum" dedi.

buradan
tanrının evinde mi yaptınız, kitapsızlar. arkadaşlar altıma sıçıyorum gülmekten.
devamını gör...

tüm isyanlar sıradan ve son derece sıkıcıdır. daima aynı yolu izleyip aynı şekilde gelişirler; hepsi birbirine benzer. isyana yönelten faktör, adrenalin bağımlılığı ve kişisel güç kazanma arzusudur. tüm asiler içten içe aristokrattır.
frank herbert/dune tanrı imparatoru'ndan.
bu da farklı bir bakış açısıyla;
vücudunuz aynı anda adrenalin, dopamin, serotonin, oxytocin ve vasopressin hormonlarını salgılarsa bir ayıya bile aşık olabilirsiniz.hermann hesse
devamını gör...

leonardo da vinci bu kitabı ayna görüntülü tekniği ile yazmıştır. yani kelimelerin sağdan sola doğru okunması gerekiyor.
kitap hidrolik ve su hareketleri üzerine yazılmıştır. suyun gelgit hareketi, setler ve barajlar üzerine odaklanan kitap ayrıca ay-dünya-güneş arasındaki ilişkiye de yer vermektedir. içerisinde çokça çizim ve taslak barındırır. bunlardan birisi de galata köprüsü ile ilgilidir.

bill gates tarafından 11 kasım 1994'te 30,802,500 dolara satın alınan bu kitap, dünyanın en pahalı kitabı olarak bilinir.
devamını gör...


belki de yeni bir başlangıç yapmanın vaktidir. 

sabahattin ali - içimizdeki şeytan
devamını gör...

cumhuriyet tarihinin en büyük katliamıdır. ışid tarafından gerçekleştirilmiştir ve devletin açık ihmali vardır. barış için haykirmaya giden onlarca arkadaşımız öldü orada. içimiz hâla ilk günkü gibi yangın yeri. size söz; er ya da geç barış gelecek.
devamını gör...

yılbaşı süsüne aşık oldu. kendi nereye giderse yanında götürüyor. oynaya oynaya uyuyor ağzını, burnunu yediğimin kedisi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çatı katında ev tutarak üst komşunuzun hiç varolmamış olmasını sağlamaktır. swh.

yatırım tavsiyesidir.
devamını gör...

kendisi için yapabileceğim en güzel benzetme: gökkuşağı.

gökkuşağı gibi rengarenk, yazdıkları onun kadar çeşitli ve bu çeşitliliğinden ötürü de okunması harika. yazım dili, orada gizlediği masumluğu, kibarlığı görmemek imkansız.

yıllar önce bir yerde izledim, nerdeydi hatırlamıyorum. gökkuşağının yerle temas ettiği yeri bulabilirseniz, o yerde bir küp altın olduğu şeklindeydi. onun için de aynı şeyi söyleyebilirim; gökkuşağı kadar güzel ve görünenden çok daha fazla hazine barındırıyor.

rütbesi de kendisine çok yakışmış bir yazarımızdır. yazarlığı daim olsun.
devamını gör...

tiyatro yazarlığıdır efendim.
devamını gör...

it's haram. haraaam.
devamını gör...

"beğendiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup adına aşk diyorsunuz."
devamını gör...

gittiğim denizlerden deniz kabuğu, taş ve deniz suyunu şişeliyorum. aynı zamanda mini bir pet şişe koleksiyonum var demek oluyor bu.
devamını gör...

bazen "keşke bir kapatma düğmesi" olsa diye düşünülen hafıza türü.

ilahi bir yetenek ya da sonsuz bir lanet gibi.
devamını gör...

gerçekten büyük bir merakla incelediğim başlıktır.
3 sikke karşılığında büyük boy olsun mu sorusu akıllara gelmiştir.
devamını gör...


kafesteki kuş neden şakır bilirim (i know why the caged bird sings) kitabı yazar, şair, şarkıcı, dansçı, oyun yazarı ve öğretmen maya angelou’ nun yedi kitaptan oluşan sıra dışı ve ilham verici yaşam öyküsünün ilk cildi. savunmasız, şiddet gören küçük bir kızın, ırkçılık ve bağnazlıkla savaşarak güçlü bir karaktere; onurlu ve göz kamaştırıcı bir genç kadına dönüşmesinin öyküsünü anlatıyor.
ilk kez 1969’da amerika’da yayımlanan bu kitap okuyanların kalbine dokunan ve düşüncelerini değiştiren dünya çapında sevilen bir modern klasik. "abd'nin en çok yasaklanan yazarı" olarak bilinen maya angelou'nun bu romanı, şiddet, müstehcenlik, küfürlü dil kullanımı vs. gibi gerekçelerle defalarca yasaklandı. en zor zamanlarda dahi umudunuzu kaybetmeyin mesajı veren bu önemli eser amerikan edebiyatının en önemli 25 klasik eseri arasında yer alıyor.
“içinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir eziyet yoktur".
devamını gör...

ilkokul çağımdayken türlü vandallıklar yapan illegal bir tiptim. bir gün arkadaşlarla bizim evin oradalardaki boş tarlaların birine atılmış eski püskü bi somya bulduk süngerli neli. üzerinde iyice oturup tepindikten sonra yakmaya karar verdik. süngeri aleve verdikten sonra süngerin hızla tutuşması karşısında büyülenmiştim. ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım. aklıma hemen yanan bir parça süngeri elime alıp kendimi ateş tanrısı ilan etme fikri geldi. paramparça ettiğimiz süngerden enine ince boyuna uzun bir parça alıp alttan aleve verdim. deliler gibi sallıyor önüme gelen herkesi tehdit ediyordum ama bir sorun vardı. sünger yanarken damlıyordu ve parmağımın ucunda bir acı hissediyordum. evet ayağımda sandalet vardı ve sünger ayak baş parmağıma damladığı için yanıyordum. işin kötüsü çevredeki kuru otlara da sünger sıçratmış idim. her yer yanıyordu. yıllar sonra dumanın beni yak kendini yak şarkısına aslında o gün klip çektiğimi anlamıştım. annem balkondan bana bağırıyordu ama ben acımı gizlemek için renk vermemeye çalışıyordum lâkin çok canım yanıyordu. ortalığı iyi kötü söndürüp yarısı yanmış çorapla annemin karşısına çıktım. yüzleşme anıydı ve annem sinirliydi. dışarı kaçamazdım bende kendimi banyoya kilitlemeyi düşündüm. annemi aşmaya çalıştım, malesef aşamadım. o gün annem beni öyle bir dövdü ki ne zaman yanan bir somya süngeri görsem o yediğim dayak aklıma gelir.
devamını gör...

çok şükür şimdiye kadar kullanma gereği duymadigim ilaç türü ile ben. büyük travmalarım, fiziksel ya da nörolojik rahatsızlıklarım olmadı. kullanan insanları asagilamiyorum ancak doğru aile tutumu ile büyütülmedigi için şımarık çocuklara dehb tanısı konulan, çocuklara şeker verir gibi ritalin verilen, asalak yetiştiği için mabadını kaldırmaya gücü yetmeyen gençlere prozac verilen, sürekli karşı tarafı suçlamaya ya da kendini acındırmaya alışmış yetişkinlere lityum verilen bu ülkede hiç antidepresan almamak madalya hakettiriyor gerçekten.

bir zamanlar "ilaç kullanıyormuş, yazık!" diye fiskos edilip acınan insanlar bugün yaşadıkları en ufak sıkıntıda "ben zaten antidepresan kullanıyorum." diye davranışlarına bahane üretme derdindeler. bunda büyük pay sahibi olanlar da medya ve doktorlar. psikiyatriste, psikologa gitmenin delilik olmadığını anlatmaya çalışırken birden bire aile hekimine gider gibi psikiyatriste gitmeye başlayan bir toplum oluştu. diğer yandan da, o giden hasta olduğu iddia edilen insanları hasta eden yakınları ise elini kolunu sallayarak dolaşıyor. hani sosyal medyada karşımıza çıkan
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gorseldeki söz gibi, o hasta neden hasta oldu hiç düşünülmez.
yakın çevremde antidepresan kullanan insanlara baktığımda ya kocası ya ailesi yuzunden kullanmaya başlamış ya yaşadığı ölüm, deprem, boşanma vs travmalar sonrasinda zamanında gerekli yardımı almadıkları iş son noktaya gelip antidepresan almaya baslamislar. bir de şu tv de internette doğru olmayan, sizi yanlış yönlendiren müge anlı vb programları, gerçek hayatla bağlantısı olmayan diziler ile sosyal medya uygulamaları da cabası.
aslında ilaç kullanımı son nokta olması gerekirken ilk sıraya geçmiş durumda.
bu noktada gerçek iman ve tevekkül de antidepresan kullanımını gerçekten azaltan bir durum. ancak nörolojik bozukluktan ayrı olarak tabiki.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim