dünyanın en kısa korku hikayesi
biri tek başına evidneyken gece vakti elektrikler kesilir, aman kötüyü çağırmayalım
devamını gör...
onlyfans.com
yurt dışına yerleşmemin önünü açan internet sitesi.
büyük umutlarla mezun olduğum üniversite sonrası ne iş bulabilmiş, ne de bir devlet kurumuna atanabilmiştim. parasızlık, her gün ailenin evinde kalmak, onların umutsuz ve acıyan bakışları, gelen akrabaların "artık evlen" baskısı psikolojimi iyice bozmuştu.
o dönemde tanıştım bu siteyle. hesabı açıp, kendi odamda çektiğim ilk fotoğraflarımı atarken çok utandım; ama başka çarem yoktu. tek güzel yanı, kimse yüzümü de görmediği ve gerçekten tanımadığı için, reelde hayatıma bir şekilde devam edebilecek olmamdı.
fotoğraflarımı attığım an, satışlar başladı. açtığım dolar hesabında biriken para ile önce kendime bir ev tuttum. aileme de internet satışı yapacağımı söyledim. göstermelik bir pazar mağazası açtım. oradaki mağaza da tuttu. bir taraftan gündüzleri gelen siparişleri kargolarken, bir taraftan da akşamları bu sitedeki hesabımda takılıp, ciddi bir gelir elde ediyordum. çok kazanmama rağmen, çevreme bu parayı nasıl kazandığımı açıklayamayacağım için harcayamadığım bir para olarak birikmeye başladı.
bir süre sonra hesabımda biriken para, istediğim ülkeden vatandaşlık alabilecek kadar çoğaldı. ben de ingiltere'ye yerleşme / çalışma izni başvurusu yaptım. üniversite mezunu, hesabında binlerce doları olan, aynı zamanda kendi ülkesinde de şirketi olan biri olarak bu talebimi reddetmeleri için bir gerekçeleri yoktu.
ülkeye yerleştim ama, burada başıma gelmeyen kalmadı. hükümetin üst düzey yetkilileri, hatta saraydan kişiler, garip fantezi istekleri sebebiyle kapıma dayandı. onlardan intikam alabilmek için bana yaptıkları her şeyi, bütün o iğrenç fantezilerini gizlice videoya kaydettim. sonrasında da, bu bilgilerin tamamını özel olarak şifrelenmiş bir cep telefonuna yükledim. parola yanlış girilince, kendini tamamen imha edecek özel bir telefona. elimdeki bilgilerin peşinde tüm dünya istihbaratı düşmüş durumdaydı.
bu bilgilerden birkaçını, sarayı tehdit etme amaçlı olarak, şantaj malzemesi yaptım. hepsi tutuştu. peşime bir dedektif taktılar. takılan dedektifin kim olduğunu bildiğim için, o geldiğinde büyük bir özgüvenle karşısına çıktım. ama o da neydi? hayatımda ilk kez, ama gerçekten ilk kez aşık olmuştum.
insan aşık olunca ister istemez, hayatındaki her şeyin merkezini o adam yapıveriyor. benim tek hatam, telefonumun şifresini o adamın adı ile değiştirmek olmuştu. kendisine olan ilgimi nabzımı ölçerek farkeden bu adam, bütün sırlarımı ele geçirmişti. aynı zamanda da beni korumasız bırakmıştı.
neyse ki onun da bana karşı ilgisi varmış. bilgileri hükümet yetkililerine teslim ederken, beni de kurtardı. şu an tüm devletler için ölüyüm. sahte bir kimlikle, ama hala çok parayla huzurlu bir hayat yaşıyorum. ve o zeki dedektifin mesajları kadar keyif aldığım başka hiçbir şey yok.
büyük umutlarla mezun olduğum üniversite sonrası ne iş bulabilmiş, ne de bir devlet kurumuna atanabilmiştim. parasızlık, her gün ailenin evinde kalmak, onların umutsuz ve acıyan bakışları, gelen akrabaların "artık evlen" baskısı psikolojimi iyice bozmuştu.
o dönemde tanıştım bu siteyle. hesabı açıp, kendi odamda çektiğim ilk fotoğraflarımı atarken çok utandım; ama başka çarem yoktu. tek güzel yanı, kimse yüzümü de görmediği ve gerçekten tanımadığı için, reelde hayatıma bir şekilde devam edebilecek olmamdı.
fotoğraflarımı attığım an, satışlar başladı. açtığım dolar hesabında biriken para ile önce kendime bir ev tuttum. aileme de internet satışı yapacağımı söyledim. göstermelik bir pazar mağazası açtım. oradaki mağaza da tuttu. bir taraftan gündüzleri gelen siparişleri kargolarken, bir taraftan da akşamları bu sitedeki hesabımda takılıp, ciddi bir gelir elde ediyordum. çok kazanmama rağmen, çevreme bu parayı nasıl kazandığımı açıklayamayacağım için harcayamadığım bir para olarak birikmeye başladı.
bir süre sonra hesabımda biriken para, istediğim ülkeden vatandaşlık alabilecek kadar çoğaldı. ben de ingiltere'ye yerleşme / çalışma izni başvurusu yaptım. üniversite mezunu, hesabında binlerce doları olan, aynı zamanda kendi ülkesinde de şirketi olan biri olarak bu talebimi reddetmeleri için bir gerekçeleri yoktu.
ülkeye yerleştim ama, burada başıma gelmeyen kalmadı. hükümetin üst düzey yetkilileri, hatta saraydan kişiler, garip fantezi istekleri sebebiyle kapıma dayandı. onlardan intikam alabilmek için bana yaptıkları her şeyi, bütün o iğrenç fantezilerini gizlice videoya kaydettim. sonrasında da, bu bilgilerin tamamını özel olarak şifrelenmiş bir cep telefonuna yükledim. parola yanlış girilince, kendini tamamen imha edecek özel bir telefona. elimdeki bilgilerin peşinde tüm dünya istihbaratı düşmüş durumdaydı.
bu bilgilerden birkaçını, sarayı tehdit etme amaçlı olarak, şantaj malzemesi yaptım. hepsi tutuştu. peşime bir dedektif taktılar. takılan dedektifin kim olduğunu bildiğim için, o geldiğinde büyük bir özgüvenle karşısına çıktım. ama o da neydi? hayatımda ilk kez, ama gerçekten ilk kez aşık olmuştum.
insan aşık olunca ister istemez, hayatındaki her şeyin merkezini o adam yapıveriyor. benim tek hatam, telefonumun şifresini o adamın adı ile değiştirmek olmuştu. kendisine olan ilgimi nabzımı ölçerek farkeden bu adam, bütün sırlarımı ele geçirmişti. aynı zamanda da beni korumasız bırakmıştı.
neyse ki onun da bana karşı ilgisi varmış. bilgileri hükümet yetkililerine teslim ederken, beni de kurtardı. şu an tüm devletler için ölüyüm. sahte bir kimlikle, ama hala çok parayla huzurlu bir hayat yaşıyorum. ve o zeki dedektifin mesajları kadar keyif aldığım başka hiçbir şey yok.
devamını gör...
kutsala saygı duymanın saçmalık olması
kutsala saygı duyulmayacaksa hiçbir şeye saygı duyulması mümkün değildir. sayın yazarın gerekçesinden yola çıkarsak insanlara neden saygı duyuyoruz mesela? kime göre neye göre? o bireyin çünkü bir değeri, bir hayatı, bir anlamı, karşılığı ve aklıma gelmeyen çok daha fazlası var. bunlar olmazsa insanlara da saygı göstermezdik belki. kutsal olan şey de insanlar tarafından bir değer atfedilmiş, yüce bir konuma koyulmuş şeyler demektir. insana saygı duyup da insanın yüce atfettiği şeye neden saygı göstermiyorsun? saçmalık değildir, saçmalık ağır da bir ifadedir ayrıca.
devamını gör...
kafamıza göre radyo yayını
kafasına göre özür dileyen yayıncı.* özür dilediği için toptan özür diliyorum.
balkan türküleri off be ne güzel...
yerlerimizi alıp safları sıklaştıralım lütfen.
özür dileyerek önden yer kapıyorum kendime torpil falan demeyin sakın sabahtan bekledik hep. bu şarkılar türküler tam benlik kusura bakmayın arkalara yollayamazsınız beni.
balkan türküleri off be ne güzel...
yerlerimizi alıp safları sıklaştıralım lütfen.
özür dileyerek önden yer kapıyorum kendime torpil falan demeyin sakın sabahtan bekledik hep. bu şarkılar türküler tam benlik kusura bakmayın arkalara yollayamazsınız beni.
devamını gör...
nickaltı başlıkları akışta gözükmesin kampanyası
bunu savunan arkadaş, 25 mayısta kaydolmuş ve kendi nickaltına 2 tane tanım girmiş.
devamını gör...
100 yazarın 800 tanımı geçmesi
bu listede olmak bana gurur verdi.
devamını gör...
evladına sen onu beceremezsin diyen ebeveyn
böyle böyle o çocukta özgüven diye bişey kalmiyo işte.herzaman kendisini yetersiz hissedecektir ne kadar acı yazık . ilgilenemiyorsanız yapmayın .en hassas olduğum konu. bide bununla gurur duyup soyluyolar benimdir o diye.
devamını gör...
üniversiteli kızı şort giydi diye döven adam
“ifadesi alınıp serbest bırakıldı”
ülkede artık duymamıza bile gerek kalmadan bildiğimiz, kabullendiğimiz cümle.
adaletin olmadığı yerde, halk kendi adaletini yaratır. tepkiler çok olursa tutuklanır, sessiz sedasız yine bırakılır.
olabilecek en kötü şey oldu alıştık.elimizden de hiçbir şey gelmiyor.
ülkede artık duymamıza bile gerek kalmadan bildiğimiz, kabullendiğimiz cümle.
adaletin olmadığı yerde, halk kendi adaletini yaratır. tepkiler çok olursa tutuklanır, sessiz sedasız yine bırakılır.
olabilecek en kötü şey oldu alıştık.elimizden de hiçbir şey gelmiyor.
devamını gör...
7 kasım
benim ve the matrix isn't real in doğum günü. kafa daha bebek. biz daha önceden vardık.*
devamını gör...
the green mile
namı diğer yeşil yol. 1999 yapımı bir hollywood filmi. stephen king'in romanından uyarlanmıştır. yönetmeni ve senaristi frank darabont'tur. en iyi film akademi ödülü, en iyi yardımcı erkek oyuncu akademi ödülü, en iyi uyarlama senaryo akademi ödülü ve en iyi özgün müzik akademi ödülü'ne aday gösterilmiştir. başrollerini tom hanks ve micheal clarke duncan oynamıştır.
john coffey'nin "kahve gibi ama yazılışı farklı" diyerek kendini tanıtması unutulmayandır.
izleyin, izlettirin.
john coffey'nin "kahve gibi ama yazılışı farklı" diyerek kendini tanıtması unutulmayandır.
izleyin, izlettirin.
devamını gör...
hoşlanılan kişiye mesaj atma bahaneleri
"selam kocacım, ay allah söyletti, pardon neyse, sence de merkür biraz fazla hızlı gerilemiyor mu?" bile olabilir. ben yazmak istedikten sonra milyonlarca bahane bulabilirim.
devamını gör...
müslüman yazarlara sorular
yazdıklarıyla en elit gurûhun mensubu olduğu egosuyla dolaşan, sözüm ona "aydin" takımından bir yazarın, faşist duygularla yazdığı başlık.
ha siyaha, beyaz insanı,
ha aleviye, sunniyi*,
ha sağcıya, solcuyu,
ha türk'e, kürt'ü,
ha inanana, inanmayanı sorarak;
hangi yarayı kaşımayı, hangi hareket noktalarını ayağa kaldırmayı, kimi kime düşürmeyi, kırdırmayı hedefliyorsunuz.
modersyonun bu konuyu değerlendirmesini rica ediyorum. açılan her 10 başlıktan 4, 5 tanesinin tarzı bu. ötekilestirmek özgürlük değil faşizmdir.
12 eylül' ü yaşatan alçak adam, " birkaç yıl önce de müdahale edebilirdim, ama şartları olgunlaşmamıştı" diyordu.
işte o alçağın bahsettiği şartlar yukarıdaki şartlardı. önce olgunlaştırdılar sonra "bir sağdan, bir soldan" astılar.
dünyada mükemmel hayat görüşü, mükemmel yönetim düzeni yoktur, olsaydı hiçbir şeyin alternatifi olmazdı. tartışma kültürü, "senin fikrinin eksik yönü, benim şu fikrimle doğru hale gelir" i tartışabilmektir, tartışabiliyorsak gelişir.
kavga etmek için sebep aramakla değil.
ha siyaha, beyaz insanı,
ha aleviye, sunniyi*,
ha sağcıya, solcuyu,
ha türk'e, kürt'ü,
ha inanana, inanmayanı sorarak;
hangi yarayı kaşımayı, hangi hareket noktalarını ayağa kaldırmayı, kimi kime düşürmeyi, kırdırmayı hedefliyorsunuz.
modersyonun bu konuyu değerlendirmesini rica ediyorum. açılan her 10 başlıktan 4, 5 tanesinin tarzı bu. ötekilestirmek özgürlük değil faşizmdir.
12 eylül' ü yaşatan alçak adam, " birkaç yıl önce de müdahale edebilirdim, ama şartları olgunlaşmamıştı" diyordu.
işte o alçağın bahsettiği şartlar yukarıdaki şartlardı. önce olgunlaştırdılar sonra "bir sağdan, bir soldan" astılar.
dünyada mükemmel hayat görüşü, mükemmel yönetim düzeni yoktur, olsaydı hiçbir şeyin alternatifi olmazdı. tartışma kültürü, "senin fikrinin eksik yönü, benim şu fikrimle doğru hale gelir" i tartışabilmektir, tartışabiliyorsak gelişir.
kavga etmek için sebep aramakla değil.
devamını gör...
hasan sabbah
iran’ın kum şehirlerinden birinde dünyaya gelmiştir ki bu da iran devletinin başlama noktasıdır. 17 yaşına kadar astronomi, matematik, metafizik gibi birçok ilim dersi alır. hayatı boyunca evlenmemiş ve küçük yaşlardan itibaren ileri zekalı biri olarak görülmüştür. o kadar egolu ve hırslı biridir ki kendisine “ el-muntakım” yani bedel ödeten, zarar veren demeyi seçmiştir. bilinenin aksine akımına da haşhaşiler adını düşmanları vermiştir asıl ismi nizârilerdir.
sabbah kendisine kartal yuvası da denilen 2000 metre yüksekliğindeki alamut kalesini seçer. burada öğrencilerine hem savaş hem de ilmi dersler verir. sadece suikast için yetiştirmez öğrencilerini.
burada müritlerine uyuşturucu falan verdiği, onlara cenneti gösterdiği gibi şeyler düşmanları tarafından uydurulmuş söylemlerdir. zira bu konuda hiçbir kanıt yoktur. alamut kalesi yıkıldığında bahsi geçen ırmaklara, şelalelere veya uyuşturuculara rastlanmamıştır. sadece tam disiplinli bir eğitim almışlardır. bugün kendini patlatan ölüme giden insanlarda mı içiyor veya cenneti görüyor? hayır beyni yıkanıyor. beyin en iyi din ve etnik köken ile yıkanır.
sabbah öyle müritler yetiştirmişlerdir ki bugünkü en iyi ajanlara taş çıkartır. zira suikast işleyen kişiler kaçmaz ve yerlerinde beklerlermiş. biz ölümden korkmuyoruz mesajı verip ayrıca korku salarlarmış. ramiz dayının da dediği gibi “ öldürmeye gelen öldürmeden dönebilir ama ölmeye gelen ölmeden dönmez kardeş.”
1092 nizamılmülk, 1103 hums hükümdarı, 1108 ıshafan kadısını, 1113 mısır valisini, 1127 selçuklu vezirini, 1130 fatımi halifesini ( kendi halife’leri), 1200 harezm vezirini öldürürler. hristiyanların ünlü tapınak vezirleri de bu uzun listeye dahil edilebilir.
devamını gör...
american horror story
her sezonunu severek izlediğim rahatsız edici ve enteresan dizi serisi.tabi arada fire verenler oldu ama olsun resmin bütününe bakmak lazım. benim için ; jessica lange ve evan peters oyunculuklarıyla da bayağı etkileyiciydiler. favori sezonlarım ise kesinlikle asylum ve coven’dır. izleyin izlettirin efendim.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
tarihteki ilk kadın savaş pilotu ile ilk siyahi pilot türktür.
devamını gör...
ankara kalesi
çok güzel ve çok önemli bir tarihi eserdir. sahip çıkılması gerekir.
devamını gör...
thedansözkiller
48 saatin bir gün olduğuna çok inandığı anlar olan yazar.
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
rakının aslan sütü olduğunu sanırdım ciddi ciddi.
devamını gör...
