branşlarına göre öğretmen tipleri
edebiyat öğretmeni: insana kafayı sıyırtır! okumuş olduğu kitapların kibirini çoğu zaman sözlerinde görürsün, edebiyat veya felsefik konuşmaların yani sıra eğer hatalı olduğu bir konuyu anlatmak isterseniz bence hendekten deveyi atlatın daha kolay.
resim öğretmeni: bayan veya erkek farketmeksizin 40 yaş altı ise idealist, 40 ve üstü yaşlardaysa dersin sadece puan tutturmak icin olduğunu benimsemiş öğretmendir.
din kültürü öğretmeni: anlayışlı başlayıp zamanla sertleşen tiplerdir.
müzik öğretmeni: eskiden ek ders alacak öğretmenlerin girdiği dersin öğretmenidir azıcık müzik eğitimi varsa blok flüt ile kara basma iz olur çaldırırdı simdi gitar falan kullanmaya baslamışlar.
matematik öğretmeni: herhalde en sevilen ve en korkulan öğretmenlerdendir ama derslerinde zaman su gibi akıp geçer.
resim öğretmeni: bayan veya erkek farketmeksizin 40 yaş altı ise idealist, 40 ve üstü yaşlardaysa dersin sadece puan tutturmak icin olduğunu benimsemiş öğretmendir.
din kültürü öğretmeni: anlayışlı başlayıp zamanla sertleşen tiplerdir.
müzik öğretmeni: eskiden ek ders alacak öğretmenlerin girdiği dersin öğretmenidir azıcık müzik eğitimi varsa blok flüt ile kara basma iz olur çaldırırdı simdi gitar falan kullanmaya baslamışlar.
matematik öğretmeni: herhalde en sevilen ve en korkulan öğretmenlerdendir ama derslerinde zaman su gibi akıp geçer.
devamını gör...
cepte görülen kadın olmak
"kazanabileceğim bu oyunu oynamak istemedim. istediğim biricik kredi, gösterdiğim biricik özveri bu benim, ama bunu yaptım ve bu yüzden benim o kasvetli, benim o kederli kıskançlığımı, bazı bazı seni haklı olarak sinirlendirmiş olan bayağılıklarımı bağışlamış olduğunu ummak isterdim, philippe. ben de bağlayabilirdim seni, gücünden özgürlüğünden, mutluluğundan yoksun bırakabilirdim; o korktuğun, o aradığın acılı kaygıyı ben de uyandırabilirdim içinde. istemedim. seni hiçbir kurnazlığa başvurmadan sevmek, göğüs göğüse çarpışmak istedim. silahları sen bana kendi elinle verirken, hiçbir savunmaya başvurmadan bıraktım kendimi sana. iyi ettiğimi sanıyorum. bana öyle geliyor ki sevgililer arasındaki bu amansız savaştan daha büyük bir şeydir aşk. sevdiğimizi açıkça söylememiz, gene de sevilmemiz olanaklı olmalı... ben sana karşı akıllı bir politika gütmek istemiyordum ki, sevgilim. yapmacığa kaçamazdım, önlemci olamazdım. seni seviyordum."
andré maurois - iklimler
andré maurois - iklimler
devamını gör...
misafirliğe gittiği evi gezen misafir
ben çıkayım sen rahat rahat takıl demek istediğim insandır.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
dolmanın dışınıda yemeye başladığım o ilk an.
devamını gör...
sinop
bir karadeniz turu hayal edin;
istanbul'dan 4 kişi yola çıkıyorsun kastamonu'da kuyu kebabı ile başlıyorsun tura sonra rotayı arabada belirliyorsun.
her gittiğin şehrin nesi meşhur? nerde kalacağız, nereleri gezip, göreceğiz ve ne yiyeceğiz şeklinde..
rotada ki ilk şehir sinop , sonrasında artvin'e kadar tüm şehirler sıra ile ve dönüşte hayran bırakan şehir yine sinop şeklinde.
biz bu geziyi yapalı çok uzun zaman oldu çok güzeldi, çok fazla eğlenildi sonrasında aynı ekip hep gidelim dedik bir daha tekrarı olamadı başlığı görünce sinoptan akılda kalanları yazmamak olmazdı.
hamsilos koyunda tekne ile gezilmeli, erfelek şelallerine tırmanılmalı, en az 2 porsiyon mantı yenilmeli, bizim hayatımızda ilk kez tanıştığımız balık olan iskorpit( çarpan balığı) mutlaka yenilmeli, ha birde unutmadan muhabbet güzel ise kumsalda sabahlanılıyor.
her şey normale döndüğünde gidilecek yerler listesine sinop'u yazın derim.
istanbul'dan 4 kişi yola çıkıyorsun kastamonu'da kuyu kebabı ile başlıyorsun tura sonra rotayı arabada belirliyorsun.
her gittiğin şehrin nesi meşhur? nerde kalacağız, nereleri gezip, göreceğiz ve ne yiyeceğiz şeklinde..
rotada ki ilk şehir sinop , sonrasında artvin'e kadar tüm şehirler sıra ile ve dönüşte hayran bırakan şehir yine sinop şeklinde.
biz bu geziyi yapalı çok uzun zaman oldu çok güzeldi, çok fazla eğlenildi sonrasında aynı ekip hep gidelim dedik bir daha tekrarı olamadı başlığı görünce sinoptan akılda kalanları yazmamak olmazdı.
hamsilos koyunda tekne ile gezilmeli, erfelek şelallerine tırmanılmalı, en az 2 porsiyon mantı yenilmeli, bizim hayatımızda ilk kez tanıştığımız balık olan iskorpit( çarpan balığı) mutlaka yenilmeli, ha birde unutmadan muhabbet güzel ise kumsalda sabahlanılıyor.
her şey normale döndüğünde gidilecek yerler listesine sinop'u yazın derim.
devamını gör...
alıngan erkek çekiciliği
en sevmediğim.
alıngan insanı komple sevmem.
sevmem derken, sevdiğim alıngan yengeçler var ama yenilerini ister miyim, hayır.
alınmayın arkadaş.
ben bilakis alıngan olmayan, her denilende bir şey aramayan, keyif almaya yer arayan, insanı çekici buluyorum. yanında durasım, onunla keyif alasım geliyor hayattan.
ölümlü dünya, alınmayın lütfen.
benden alınan varsa, kusura bakmasın.
alıngan insanı komple sevmem.
sevmem derken, sevdiğim alıngan yengeçler var ama yenilerini ister miyim, hayır.
alınmayın arkadaş.
ben bilakis alıngan olmayan, her denilende bir şey aramayan, keyif almaya yer arayan, insanı çekici buluyorum. yanında durasım, onunla keyif alasım geliyor hayattan.
ölümlü dünya, alınmayın lütfen.
benden alınan varsa, kusura bakmasın.
devamını gör...
hobaaa3434
çok tanımıyorum ama mahlasından dolayı ne kadar samimi olduğu aşikâr.
devamını gör...
bir yazar ya da şair neden yazma ihtiyacı duyar sorunsalı
bir kiraz ağacına "sen neden/nasıl kiraz veriyorsun?" diye sormak ile aynı cevaba çıkacak sorunsal.
sadece kirazı yemeli, tadını çıkarmalıdır.
sadece kirazı yemeli, tadını çıkarmalıdır.
devamını gör...
bff
sosyal medyada oldukça sık kullanılan bir terim.
bilhassa kadınlar arasında bayağı popüler.
best friend forever demektir.
türkçe anlamı ise sonsuza kadar en iyi arkadaş demektir.
#bff etiketi ile sıkça paylaşımlarını görürüz.
bilhassa kadınlar arasında bayağı popüler.
best friend forever demektir.
türkçe anlamı ise sonsuza kadar en iyi arkadaş demektir.
#bff etiketi ile sıkça paylaşımlarını görürüz.
devamını gör...
geceye bir aforizma bırak
tek ihtiyacımız olan şey, bir deniz kıyısında
sabaha kadar oturup, olanı biteni gözden geçirdikten sonra, kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.
sait faik abasıyanık.
sabaha kadar oturup, olanı biteni gözden geçirdikten sonra, kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.
sait faik abasıyanık.
devamını gör...
yazarların küçükken allah sandıkları şeyler
samanyolu tv'de yayınlanan, her dizide oynayan salih isimli şahıs.
devamını gör...
das boot
lothar günther buchheim'ın 1973 yılında yazmış olduğu aynı isimli kitaptan uyarlanan muhteşem bir alman filmi. zamanında u-571, greyhound gibi tamamen propaganda amacı güden vasat filmler ile bir tutulmuş olsa da -harvey keitel beni bağışlasın- bu filmin yeri johnny got his gun, the thin red line, a bridge too far gibi savaş filmlerinin yanıdır. petersen öyle bir atmosfer yaratır ki gerek kamera açıları gerek kullanılan müzikler tamamen o 283 dakikayı mürettebat ile beraber bizzat u-96'nın içinde geçiriyormuş gibi hissettirir izleyiciye. film ile alakalı tek kafama takılan şey bir kaç ingiliz destroyerini patlattıkları sahnenin tam tarihi bilememek çünkü hafızam beni yanıltmıyor ise laconia faciası aşağı yukarı 1942 yılının eylül ayında gerçekleşmekte ve bundan çok kısa bir süre sonra da zaten karl doenitz laconia order ile keskin bir çıkış yapmıştı. kaptan ve mürettebat yanarak denize atlayan ingiliz askerlerini gördüğünde onları kurtarmaya vakti olduğu halde kendi birliklerinin onları kurtarmadan gitmesi karşısında dehşete düşmüştü ve üzüldüler de ama yardım etmeden gitmelerinin sebebi onlarla paylaşabilecek yeterli yiyecek stokları ve yaşam alanları olmadığı için miydi yoksa olaylar gerçekleşirken çoktan laconia emri verilmiş miydi? kitapta da özellikle tam bir tarih belirtilmiyor genel itibari ile. cevap kesin olmasa bile o sahne filmin en güzel sahnelerinden biridir bu arada. eugène ıonesco şöyle buyurur:
"ideologies separate us. dreams and anguish bring us together."
bu sahnede de aslında bu cümlenin ete kemiğe bürünmüş halidir. işin özü; savaş filmlerinde, özellikle 2. dünya savaşı temalı savaş filmlerinde çoğu zaman bütün alman askerleri korkunç canavarlar olarak lanse edilirken savaşın diğer tarafı her zaman bir kahramanmış gibi pazarlanır. oysa das boot bir savaşın kahramanı olmadığını, anlatılan pek çok kahramanlık öyküsünün yalnızca fazladan cilalanmış, en kötü kısımları kesilmiş ve abartılmış saçmalıklardan ibaret olduğunu beyaz perdeye en güzel aktarmış filmdir. biz bu filmde kahramanlıklar izlemeyiz, savaşın çılgınlığı karşısında etten kemikten yapıldığının bilincinde korkmuş insanları izleriz. bir çoğu çocuktur daha, hatta bazıları o cilalanmış kahramanlık öyküleri ile büyülenmiştir de ama fotoğraflarda yaşları belli olmasın diye sakallarının uzamasını bekleyen bir grup çocuklardır sadece. bu nazi karşıtı bir film değil direkt savaş karşıtı bir filmdir ve bunun en güzel kanıtı da hiç istemediği bir savaşın ortasında, tamamen harcanabilir piyonlar olduğunun bilincinde herkesi hayatta tutmak için elinden geleni yapmaya çalışan kaptan karakteridir. eine reise ans ende des verstandes!
"ideologies separate us. dreams and anguish bring us together."
bu sahnede de aslında bu cümlenin ete kemiğe bürünmüş halidir. işin özü; savaş filmlerinde, özellikle 2. dünya savaşı temalı savaş filmlerinde çoğu zaman bütün alman askerleri korkunç canavarlar olarak lanse edilirken savaşın diğer tarafı her zaman bir kahramanmış gibi pazarlanır. oysa das boot bir savaşın kahramanı olmadığını, anlatılan pek çok kahramanlık öyküsünün yalnızca fazladan cilalanmış, en kötü kısımları kesilmiş ve abartılmış saçmalıklardan ibaret olduğunu beyaz perdeye en güzel aktarmış filmdir. biz bu filmde kahramanlıklar izlemeyiz, savaşın çılgınlığı karşısında etten kemikten yapıldığının bilincinde korkmuş insanları izleriz. bir çoğu çocuktur daha, hatta bazıları o cilalanmış kahramanlık öyküleri ile büyülenmiştir de ama fotoğraflarda yaşları belli olmasın diye sakallarının uzamasını bekleyen bir grup çocuklardır sadece. bu nazi karşıtı bir film değil direkt savaş karşıtı bir filmdir ve bunun en güzel kanıtı da hiç istemediği bir savaşın ortasında, tamamen harcanabilir piyonlar olduğunun bilincinde herkesi hayatta tutmak için elinden geleni yapmaya çalışan kaptan karakteridir. eine reise ans ende des verstandes!
devamını gör...
iyi parti’nin sürrealist billboard afişi
ıvanmılınskı hariç herkesi koymuşlar.
tüm tuşlara basmanın görsel hali. nefis.
tüm tuşlara basmanın görsel hali. nefis.
devamını gör...
en yakındaki kitabın 84. sayfasının ilk cümlesi
iki çocuk doğuyordu: phobos'la demos, bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar.
(ve su sekilde devam ediyor)
belalı, korkunç savaşlarda bu tanrılar
iter kakarlardı ordu birliklerini
yakıp yıkıcı ares'in yardımıyla.
(ve su sekilde devam ediyor)
belalı, korkunç savaşlarda bu tanrılar
iter kakarlardı ordu birliklerini
yakıp yıkıcı ares'in yardımıyla.
devamını gör...
yazarları ağlatan şarkılar
manga/ dursun zaman
"sınav filmini hatırlatır"
"sınav filmini hatırlatır"
devamını gör...
bıngıldak
bebeğin kafa kemiklerinin birleşme noktaları arasında kalan boşluklara tıp diliyle fontonel yani bıngıldak denir. bebeklerin kafasında toplam 6 adet bıngıldak bulunur. bu bıngıldaklar bebeğin büyüme sürecinde beynini korur. sanılanın aksine çok hassas değildir. yine de dikkat edilmesi gerekir. bıngıldak ayrıca bebeğin doğarken doğum kanalından daha rahat geçebilmesini sağlar. bıngıldaklar genellikle 9-18 aylık bir süreçte kapanır. kapanması bazen 2 yaşına kadar da sürebilir.
devamını gör...
atomların kökeni
evrendeki her şeyi oluşturan atomların çıkış noktası.
atom dediğimiz şey, proton ve nötron adlı parçacıkların çekirdek denen bir bölgede toplanması, bu çekirdeğin dışındaki bir hacimde de elektronların dolanmasından ibaret bir yapı. o halde bu parçacıkları bir araya getirip bir atom oluşturabiliriz diyebilirsiniz ama bu öyle normal koşullar altında yapılabilecek bir şey değil. zira çekirdekteki protonlar, pozitif yüklü parçacıklar ve birbirlerini itiyorlar. bunları bir arada tutmak için büyük bir enerji gerekiyor.
çekirdekteki proton ve nötronları bu şekilde bir arada tutmak için gereken sıcaklık, 100.000.000 kelvin civarında. doğal olarak biz bunu yeryüzündeki laboratuvarlarda oluşturamıyoruz. fakat bundan çok daha yüksek sıcaklık değerleri, evrenin oluşum anında, yani büyük patlama aşamasında mümkündü.
bahsi geçen dönemde ortada atomlardan ziyade, bağımsız atom altı parçacıklardan oluşan çok yoğun bir plazma vardı. büyük patlamanın hemen akabinde gerçekleşen kozmik enflasyon sonrasında ortam biraz "soğuduktan" sonra, bu parçacıkların bazıları, yani proton ve nötronlar, birbirlerine yapışmaya başladı. böylece ilk atom çekirdeklerinin temeli atılmış oldu. zaten pozitif yük olan protonların varlığı, negatif yüklü elektronların da zamanla ortama çekilmesi anlamına gelecekti.
bu şekilde hidrojen, helyum, lityum ve berilyum oluşmaya başladı çünkü bunlar en hafif ve basit atomlardı. bu sürece "büyük patlama nükleosentezi" diyoruz.
bu hafif elementlerin ortaya çıkışından yaklaşık 100.000.000 yıl sonra yavaş yavaş ağır elementler de oluşmaya başlayacaktı çünkü artık yıldızlar yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. yıldız çekirdekleri, sıcaklığı çok yüksek olan ikinci ortamdı. böylece bu ortam, hafif elementleri birbiriyle kaynaştırıp daha büyük elementlerin oluşumunu, yani nükleer füzyonu gerçekleştirmeyi başardı. zaten yıldızların enerjisi de bu yolla üretilir.
ancak bunun da bir sınırı vardır. periyodik tabloda demir atomuna kadar olan elementler (ki yaklaşık 22 taneler) bu yolla oluşabilir. fakat demir atomlarını birbirine kaynaştıracak güç yıldızlarda bile bulunmaz.
peki bundan daha ağır elementler nereden çıktı?
bu kez devreye "nötron yakalama" adlı süreç girer. nötronlar yüksüz parçacıklar olduğundan, atom çekirdeğine girmeleri, protonların girişinden kolaydır. üstelik bozunarak proton, elektron ve elektron antinötrinosu oluşturabilirler. bunun anlamı, atomda daha fazla proton ve elektron oluşması ve daha ağır bir atomun ortaya çıkmasıdır. bu süreç çok yaşlı yıldızlarda oldukça yavaş şekilde işler. bu nedenle bu yıldızlarda çok fazla ağır element oluşamaz.
aslında evrende var olan bol miktardaki ağır elementin süpernovalarla ortaya çıktığı düşünüldü uzun süre. fakat astrofizikçilerin ağır element üretimi için son gözde adayı, nötron yıldızı çarpışmaları. aslında nötron yıldızları da süpernovaların sonucu olduğundan, ağır elementlerin süpernovalar sonrasında oluştuğu fikri çok da yanlış sayılmaz.
nötron yıldızı çarpışmalarında (birleşme de diyebiliriz) "hızlı nötron yakalama" sürecinin devreye girdiği tahmin ediliyor. gözlemler de bu tahmini destekliyor.
bir de son derece kararsız olup hemen radyoaktif bozunmaya uğrayan çok ağır atomlar var. bunların bir kısmını yapay olarak üretmek mümkün.
atom dediğimiz şey, proton ve nötron adlı parçacıkların çekirdek denen bir bölgede toplanması, bu çekirdeğin dışındaki bir hacimde de elektronların dolanmasından ibaret bir yapı. o halde bu parçacıkları bir araya getirip bir atom oluşturabiliriz diyebilirsiniz ama bu öyle normal koşullar altında yapılabilecek bir şey değil. zira çekirdekteki protonlar, pozitif yüklü parçacıklar ve birbirlerini itiyorlar. bunları bir arada tutmak için büyük bir enerji gerekiyor.
çekirdekteki proton ve nötronları bu şekilde bir arada tutmak için gereken sıcaklık, 100.000.000 kelvin civarında. doğal olarak biz bunu yeryüzündeki laboratuvarlarda oluşturamıyoruz. fakat bundan çok daha yüksek sıcaklık değerleri, evrenin oluşum anında, yani büyük patlama aşamasında mümkündü.
bahsi geçen dönemde ortada atomlardan ziyade, bağımsız atom altı parçacıklardan oluşan çok yoğun bir plazma vardı. büyük patlamanın hemen akabinde gerçekleşen kozmik enflasyon sonrasında ortam biraz "soğuduktan" sonra, bu parçacıkların bazıları, yani proton ve nötronlar, birbirlerine yapışmaya başladı. böylece ilk atom çekirdeklerinin temeli atılmış oldu. zaten pozitif yük olan protonların varlığı, negatif yüklü elektronların da zamanla ortama çekilmesi anlamına gelecekti.
bu şekilde hidrojen, helyum, lityum ve berilyum oluşmaya başladı çünkü bunlar en hafif ve basit atomlardı. bu sürece "büyük patlama nükleosentezi" diyoruz.
bu hafif elementlerin ortaya çıkışından yaklaşık 100.000.000 yıl sonra yavaş yavaş ağır elementler de oluşmaya başlayacaktı çünkü artık yıldızlar yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. yıldız çekirdekleri, sıcaklığı çok yüksek olan ikinci ortamdı. böylece bu ortam, hafif elementleri birbiriyle kaynaştırıp daha büyük elementlerin oluşumunu, yani nükleer füzyonu gerçekleştirmeyi başardı. zaten yıldızların enerjisi de bu yolla üretilir.
ancak bunun da bir sınırı vardır. periyodik tabloda demir atomuna kadar olan elementler (ki yaklaşık 22 taneler) bu yolla oluşabilir. fakat demir atomlarını birbirine kaynaştıracak güç yıldızlarda bile bulunmaz.
peki bundan daha ağır elementler nereden çıktı?
bu kez devreye "nötron yakalama" adlı süreç girer. nötronlar yüksüz parçacıklar olduğundan, atom çekirdeğine girmeleri, protonların girişinden kolaydır. üstelik bozunarak proton, elektron ve elektron antinötrinosu oluşturabilirler. bunun anlamı, atomda daha fazla proton ve elektron oluşması ve daha ağır bir atomun ortaya çıkmasıdır. bu süreç çok yaşlı yıldızlarda oldukça yavaş şekilde işler. bu nedenle bu yıldızlarda çok fazla ağır element oluşamaz.
aslında evrende var olan bol miktardaki ağır elementin süpernovalarla ortaya çıktığı düşünüldü uzun süre. fakat astrofizikçilerin ağır element üretimi için son gözde adayı, nötron yıldızı çarpışmaları. aslında nötron yıldızları da süpernovaların sonucu olduğundan, ağır elementlerin süpernovalar sonrasında oluştuğu fikri çok da yanlış sayılmaz.
nötron yıldızı çarpışmalarında (birleşme de diyebiliriz) "hızlı nötron yakalama" sürecinin devreye girdiği tahmin ediliyor. gözlemler de bu tahmini destekliyor.
bir de son derece kararsız olup hemen radyoaktif bozunmaya uğrayan çok ağır atomlar var. bunların bir kısmını yapay olarak üretmek mümkün.
devamını gör...


