kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün teyzem 16 yaşında ilk çocuğunu doğurduğunu, evlenirken eşiyle sadece el ele gezeceğini sandığını, ilk ilişki sonrası " beni evime götürün"diye ağladığını anlatmıştı.
teyzem 58 yaşında...
devamını gör...

devamını gör...

türk rock camiasının önde gelen isimlerindendir. gitarist ve vokaldir. uzun yıllar televizyona iş yapmış, "babalar" tarafından çok saygı görmemiş olsa da ciddi işlere imza atmıştır. amerika'da yetiştiği, garip bulunan demeçler verdiği ama en önemlisi televizyona, reklam piyasasına iş yaptığı için yeterince ciddiye alınmadığı kanaatindeyim. yoksa çok iyi bir gitaristti.
yeni neslin yakından tanıdığı evrencan gündüz'ün babasıdır. 2016 yılında henüz 60 yaşındayken geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir.
devamını gör...

hadım etmek ve asla hapisten çıkarmamak. hapishanede de tecavüzcüler koğuşu yapın abi. orada onlara gereken ceza verilir zaten. ama işte olay ceza verilirken ki yargılama süreci. sorgusuz sualsiz. sadece beyan ile cezalandıracaksın. yoksa nice tecavüzcüler delil yetersizliğinden ceza bile almıyor
devamını gör...

bütün yazdıklarınız yorumlara katılıyorum, yalnız bizim erkek çocukların, ders sırası ve sonrasında yapacakları göndermeleri, kızları rahatsız edecek davranış ve imalı konuşmaları rahatsız eder.
benim naçizane tavsiyem ayrı ayrı sınıflarda ders görmeleri.
utanmak iyidir, ar perdesi olsun çocuklarda.
devamını gör...

ihanet edeni, iyi etmesin diyedir.
ama, ilacı yoksa pekala ah okunabilir.
kelin ilacı olsa ne olmasa ne?
ihanete uğrayan da kurtardı diyedir.
ya boşver, bak önündeki maçlara.
devamını gör...

izlediğiniz süre zarfı boyunca başrol oyuncusu audrey tautou'nun gülümsemesini taklit etmekten başka bir şey yapamadığınız, sevimlilik abidesi film. olay örgüsü, karakterlerin seçimi, oyuncuların başarılı performansları... hepsi birer sebeptir bu gülümsemeye.
en büyük etkenlerden biri de, soundtrackleri olsa gerek.

(bkz: yann tiersen)
devamını gör...

sormaz ki bilsin sorsa bilirdi.
bilmez ki sorsun bilse sorardı.
sadi-i şirazi.
devamını gör...

çok güzel bir dildir. telaffuz konusunda ben de biraz bilgi vereyim.

- z harfi ispanya'da ingilizcedeki 'th' gibi okunur. türkçe'de olmayan bir ses, ama peltek s şeklinde dersek anlaşılır sanırım. aynı zamanda c harfi eğer arkasından ince sesli bir harf geliyorsa aynı şekilde okunur. latin amerika'da ise bu ses yoktur, tamamen s şeklinde okunur.

- g harfi eğer arkasından ince ünlü bir harf geliyorsa h şeklinde okunur. örneğin 'girar', 'hirar' şeklinde okunur. eğer g'nin ardından sesli harf geldiğinde 'h' şeklinde değil de 'g' şeklinde okunmasını istiyorsanız u eklemeniz gerekiyor. örneğin: guerra. gerra şeklinde okunuyor, eğer u olmasaydı h şeklinde okunacaktı.

-ü harfini görürseniz bilin ki o u'dur. üstte bahsettiğim kuraldan dolayı eğer 'gue' sesi vermek istiyorsanız u'nun üstüne iki nokta eklemeniz gerekiyor. yoksa 'ge' şeklinde okunur, çünkü oradaki u olmasaydı g harfi h olarak telaffuz edilecekti. o yüzden 'gue' sesi için 'güe' yazmamız gerekiyor. örneğin: vergüenza

- daha önce bahsedilmiş ama ben de bahsedeyim, b ve v harfleri arasında bir ayrım yok. ikisi de b olarak okunuyor diyebilirim, ama çoğunlukla yumuşak bir b olarak telaffuz ediliyor, çok sert değil.

- y harfi de y ile c arasında bir ses veriyor, hatta çoğunlukla c olarak telaffuz ediliyor direkt. ll harf ikilisi de aynı şekilde.
devamını gör...

ben inanıyorum. hatta astrolojik harita üzerinden değerlendirme yapıp burçlara farklı baktırdığım insanlar var. magazin içerikli astroloji paylaşımları gerçek astrolojiden çok uzakta.
insanlar olarak yaşadığımız gezegenden, hayat kaynağımız güneşten, kainattan bağımsız varlıklar değiliz. med-cezir olayının okyanusları nasıl dalgalandırdığını biliyoruz. örneğin; gökyüzünde dolunayı gördüğümüz zamanlarda yaşadığımız gerginliğin, uykusuzluğun ve ödemin açıklaması da olabiliyor bu.
eski çağlarda insanlar, hatta on iki hayvanlı takvimi kullanan türkler, gezegen hareketlerine göre sosyal yaşamı düzenleyip buna göre hareket etmişlerdir. bakınız biraz da (bkz: şamanizm). hatta günümüzde ay hareketlerine göre ekim biçim yapan insanlar var. yeni ayda ve ay büyürken ekilen ekinler verimli olur, başlanan işler nihayete ulaşır. m.ö yaşayan tıp üstadı hipokrat ,ay'ın yaklaşık 2 buçuk gün içerisinde farklı bir burcu temsil ettiğini bilmesi ve öğrencilerine bu takvime göre tıbbi tedavileri önermesi tesadüf değil. hatta buraya kadar okuyan arkadaşlara tavsiye etmem gereken bir site var.buradan. bu siteyi takip ederseniz kendi bakımınız ve sağlığınız adına güzel bir şey yapmış olursunuz.
astrolojiye tapınmıyorum ama geçerli olduğunu gördüğüm bir çok nokta var. kendi haritam üzerinde çalışıp faydalandığım çok şey oldu. ki benimkisi kısıtlı bir bilgi. bir kavramı yalanlamak için de o kavram da derinleşmenin ya da en azından birkaç araştırma yapmanın önemine inanıyorum. ama herkesin tercihine kimse karışamaz tabi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

eğleniyor muyuz?
devamını gör...

biraz sonra troller başlığa dolusacaktir. ben şimdiden yazayım. gidiciler elbet, deniz bitti. ama sonrasında çok daha zor günler bekliyor bizi. diğer yandan hem ülke genelinde hem yerelde öyle pislikler sacilacak ki ortalığa bir ön yıl bunları konuşuyor olacağız sanırım.
edit : herkes, her şey bir yana en çok adalet mensuplarına çok kızgınım. bu işler geçtiğinde, kafalarını kumdan çıkartıp eski saygı ve güvenimizi beklemesinler bizden...
devamını gör...

bilmeyen yazar dostlar varsa söyleyelim. yapılan hareket 1970 yılında kurulmuş olan mhp'ye ait bir hareket değildir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


burası bir sözlük. burada bilmediğiniz konuda insanları yanlış yönlendirmeyin. bu hareket bırak mhp'yi sadece türklerin hareketi de değildir. bilgilendirme yapardım da hakikaten arada ben de troll olmak istiyorum. mhp ile şu hareketi ilişkilendirmek size üzülmemden başka bir şeye yol açmıyor.

ha bu arada, hiç ama hiç sevmem ama çavuşoğlu nerede ne yapması gerektiğini toplantılarda verdiği pozlarla belli ediyor. burada da ergenxe bir hareket değil, tam olarak anlaşılması için net bir gönderme yapıyor. yani bu 14 yaşında mhp'ye üye olmuş bir bebenin yaptığı değil, diplomatik gönderme yapan bir adamın hareketi. diyor ki "sen hümanizm adı altında türk düşmanlığı ve ermeni faşizmi yaparsan ben de bu parmakları bir yerine sokarım."

siz ekşi değilsiniz beyler bayanlar. burası ekşi değil. ekşi'de yazar olamadınız diye burayı da çöplüğe çevirmeyin.
devamını gör...

japon anime ve manga karakterlerinde saf, şirin, masum, güzel, sevimli karakterler için kullanılan kelime. çizilen karakterin hem kişiliği hem dış görünüşü bu tanıma uygun olarak tasarlanır. cinsel bir arzu uyandırması istenmediği için giyiniktirler ve fanservice* yapmak için kullanılmazlar. başlarda bu tanım belli bir çizim kalıbında yapılmaktaydı. minyon bir görünüş, kısa boy, küçük göğüs* gibi başlasa da * yıllar içerisinde moe kavramı şekil değiştirmiştir. şimdilerde uzun boylu, gözlüklü, iş kadını görünümlü çizimler bile moe olarak görülebilmekte.
moe başlarda kadınlar için kullanılsa da son yıllarda özellikle fujoshi ve fudanshilerin beklentileri sonucu yaoi, shounen-ai karakterlerde de görmek mümkündür.
moe olan karakter cinsellikten uzak duygularla beğenilir ve sevilir, doğrusunun bu olduğu düşünülür. yine de moe karakterlerin body pillow şeklinde satılmalarına engel değil bu durum. hayranlar bu noktada kendi içlerinde fazlaca tartışmaktalar. kimisi bu durumun karakteri kirlettiğini düşünürken kimisi sarılıp uyumanın masum bir duygu olduğunu ifade ediyor.
japonyada moe kavramını en iyi maid cafelerde görürsünüz. genellikle genç kızlar hizmetçi kılığındadır ve gelen müşterilere sahibim, efendim diyerek hitap eder. gelen erkek-kadın kendisini çok özel hissedecek şekilde davranırlar. sizle sohbet eder, oyun oynar, kapıdan geçirerek uğurlarlar. burada hatırlatmakta fayda var tensel, cinsel hiç bir hizmet vermemekteler. bu maid cafe lerle ilgili son yıllarda fazlaca kötü haber çıkmaktadır. genç kızların günde 18-20 saat çalışmaya zorlandıklarına dair haberler okuyabilirsiniz. zor bir iş olduğu için ücreti yüksektir. ama gelen müşterilerin çoğu zaten asosyal, anime-manga düşkünü erkekler olduğu için düşünüldüğü kadar sıkıntılı bir iş değildir.
genelde moe karakterler otakular için çizilir. otakular moe karakterlere aşık olur* ya da fanı olur. moe haremim var dediklerinde bir çok moe karaktere hayran olduğunu, beğendiğini, duygusal olarak bağlandığını ifade ediyordur. bu durum waifu ve husbando terimlerinin doğmasına neden olmuştur.
devamını gör...

insan gerçekten dertlendi mi konuşamıyormuş.

önceden buraya yazardım. kötü olduğum zamanlarda.

şimdi dedim ki nasıl yazabilmişim ya. çünkü şu an yazamıyorum.

içim çok kötü. bunaldım. nefes alamıyor gibiyim. sadece bunu diyebiliyorum. çünkü ne desem az kalıyor. yazamıyorum.

artık kötü hissettiğimde de yazamayacağım galiba; konuşamayacağım.

bitmişim gibi. finito yani. the end.
devamını gör...

tabağı tepeleme doldurup geri gönderen yazar.
devamını gör...

hem fiziksel hemde ruhsal bir çalışmadır. meditasyon, nefes egzersizleri, esneme, güçlenme gibi fiziksel aktivitelerin asıl amacı zihinsel rahatlığa erişmektir. bir insanın kendine yönelik yapabileceği en iyi yatırımdır *, neden?

****
her şeyden önce sağlık. gün içerisinde yorduğumuz kasların gevşemesi ya da kullanmadığımız kasların çalışması amacıyla yapılır. işleyen demir pas tutmaz efendim. bugünkü ağrı ve yorgunluğumuza çözüm olabilmenin yanı sıra vücudumuzun erken yaşta çökmesine, dolayısıyla da ileride yaşanabilecek fiziksel ağrılara karşı bir önlemdir.

*****
saç telinizden parmak ucunuza kadar her bir dokunuzu tanımayı öğrenir, sınırlarınızı keşfedersiniz; daha da ötesini başarabilirseniz o sınırları genişletirsiniz. size kendimden örnek vereyim, dinleyin. mütemadiyen baş ağrısı yaşarım. bilirsiniz masaj yapılır, ilaçlar içilir, yazmalar düğümlenir ama hepsi geçicidir. var olan hastalığımı geçici çözümlerle iyileştirmeye çalışırken, asıl kaynağını hiç merak etmemişim. yoga size bunun için fırsat veriyor. kaslarınıza kulak vermeyi öğretiyor; siz en son ne zaman konuştunuz kendi bedeninizle? başımın ağrısına asıl sebep olan boynumdaki kasların gerilmesi olduğunu, ve bu gerilmeye de gün içindeki yoğun çalışmamın sebep olduğu farkettiğimde yeni bir bakış kazandım. bir iş yapıyorken boynumdaki kasları mümkün olduğunca serbest bırakmaya çalışıyorum ve inanın bu gerçekten işe yarıyor.

*****
yoga esnasında zihinsel bir dinginlik yaşanması beklenir. meditasyon amaçlı zihnimizi harekete geçirip zihnin içinde ne kadar çöp duygu varsa onlardan kurtulmak amaçlanır. zihninizi düzenlemeyi, neyi nasıl hissettiğinizi anlamanızı, neyin sizi gergin hale getirdiğini, zihninizde size yük olan düşünceleri.. vs anlamanıza yardımcı olur. ki bence bu çok önemli; çünkü gün içerisinde bilinçli/bilinçsiz birçok eylem içindeyken farkında olmadan bize ve çevremize zarar veren huzursuzluğu taşıyoruz zihnimizde. insanın kendini tanımasına, kendinde neyin çalışmadığına odaklanmasına yardımcıdır yoga.*

*****
yoga duruşları genelde sabittir. zorlamadan yaptığınız her hareket ile zihninizi yoklayın. kendinize süre tanıyın. ne var o sırada aklınızda? hayır, o hareket değil sizi zorlayan; bedeniniz yaşıyor, hissediyorsunuz. ölü ağırlığı olan başka bir engeliniz var, inançlarınız, endişeleriniz var. sabrınızı ve gücünüzü etkileyen şeyler var. birine olan öfke belki, ya da kendinize ait bir pişmanlık, peki ya cevap bekleyen mailler? size ağırlık olanı bulup neden bunu taşıdığınızı düşünmelisiniz. zihninizi boşaltmayı, yüklerinizi serbest bırakmayı denemelisiniz. zaman içinde bu çalışmanın stres ve öfke yönetiminize katkısı olacağına emin olabilirsiniz.

*****
yogaseverler bilirler, yeri hissetmek ve temas etmek oldukça önemlidir. sahi, en son ne zaman toprağa bastınız? belki de bizim babannelerimizin yaptıklarını biz modernize edip tekrar yaşıyor olabilir miyiz? ben derim çamurda oynamak, siz deyin yoga. toprağa basmak, yaşadığını hissetmek, dünyada var olduğumuzu farketmek için ayakkabıları çıkarıp yere uzanmak için bizlere sunulan güzel bir fırsattır. ha bir de, gökyüzüne bakmayı unutmayın : )
devamını gör...

okuduğum yere kadar altını çizdiğim birkaç cümleyi paylaşmak istiyorum..

neredeyse uçsuz bucaksız yolların sonunda göreceğimi umduğum aydınlık çıkışta kayboldum.*

××

dünyamın yıkılmasından şikayetim yok, zaten yıkılma aşamasındaydı; tekrar inşa olmasından şikayetçiyim, güçsüz yanlarımdan şikayetçiyim, doğmuş olmaktan şikayetçiyim, güneş ışığından şikayetçiyim. *

××

her şeye rağmen inandığım bir şey var: şayet mutluluktan ölünüyorsa, bu benim başıma gelmeli! ve ölüme mahkûm olan biri mutluluk sayesinde hayatta kalacaksa, o halde ben yaşayacağım. *

××

ben zamanımı, tüm zamanımın bin katını ve var olan tüm zamanları sana harcamak istiyorum; seni düşünmeye, senin için nefes almaya adamak istiyorum. *

milena'ya mektuplar - franz kafka
devamını gör...

"strelitzia reginae" olarak da bilinen ve ötücü kuşlar familyasından, paradisaeidae takımının bir üyesidir. dişisini etkilemek için acaip bir şekilde dans eder. soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan türlerin arasındadır aynı zamanda.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim