death magnetic
metallica'nın 2008 çıkışlı albümü. prodüktörlüğünü rick rubin'in yaptığı albüm, metallica'nın uzun bir aradan sonra hem riffler hem de kayıt niteliği açısından bolca thrash öğe sunduğu albüm olmuştur. zaten grup da bu albümün master of puppets ile and justice for all arası bir şey olacağını söylemişti hatırlarsak.
kötü bir kayıtla piyasaya sunulduğundan dem vurulsa da, babaların bunu thrash'in amatör ruhuna bir gönderme amaçlı yaptığını düşünerek rahatlatabiliriz kendimizi.
nihayetinde taş gibi bir metallica albümüdür, gerisi teferruattır.
kötü bir kayıtla piyasaya sunulduğundan dem vurulsa da, babaların bunu thrash'in amatör ruhuna bir gönderme amaçlı yaptığını düşünerek rahatlatabiliriz kendimizi.
nihayetinde taş gibi bir metallica albümüdür, gerisi teferruattır.
devamını gör...
afgan mülteci istilası
ülkenin yol geçen hanına döndüğü günlerde bu duruma sessiz kalan herkes geleceğini baltalıyor.
"sınır namustur." cümlesi artık tarih oldu.
"sınır namustur." cümlesi artık tarih oldu.
devamını gör...
judas keçisi
gerçek anlamıyla (bkz: günah keçisi) işte buymuş dedirtendir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
ilgi
devamını gör...
kilo versen güzel kızsın aslında
güzellik algısı kilo ile sınırlı sığ beyinli insanların kendilerince kilolu diye tabir ettikleri güzel kadınlara sözlü ve psikolojik şiddeti.
ayrıca size ne bizim kilolarımızdan? alla alla ya. biz kimseye demiyoruz senin ç**kün yamuk, memen sarkık diye.
sanane benim kilomdan!1 sananee!!*
dip: kendinizi nasıl güzel hissediyorsanız o kiloda kalın. verince mutlu olunmuyor.
ayrıca size ne bizim kilolarımızdan? alla alla ya. biz kimseye demiyoruz senin ç**kün yamuk, memen sarkık diye.
sanane benim kilomdan!1 sananee!!*
dip: kendinizi nasıl güzel hissediyorsanız o kiloda kalın. verince mutlu olunmuyor.
devamını gör...
kızılgerdan
dünya tatlısı bir kuş o: kızılgerdan. turuncusu yüzünden bu adı alan göğsü beyaz açık kahverengi kuş, robin olarak biliniyor avrupa’da.

genç bireylerde boyundaki bu kızıllık henüz ortaya çıkmamıştır.ülkemizin karadeniz,marmara ve ege bölgelerinde sıklıkla görülür.
anaç bir kuştur; kendi türü dışındaki minik kuşları bile beslemeye meyillidir.
12-14 cm boyu ve 20 gr civarı ağırlığına ve 20 cm kadar kanat açıklığına sahiptir. bir yıl kadar yaşayabilir.
elden mamalar yiyecek kadar da cana bu yakın kuşumuz.

ötüş agresifleşmiş tüyler kabartılmışsa etrafta tehdit edici başka bir kızılgerdan var demektir.minicik kışlar bu yüzden kavgaya tutuşur ve on kuştan biri bu şekilde hayatını kaybeder.
sesini burdan dinleyebilirsiniz
iskandinav mitolojisinde şimşek tanrısı thor'un kutsal kuşu, hristiyanlık'ta ise isa'ya destek olan kuş olduğuna inanılırmış.
buraya kadar olan bilgileri internette benzer şekilde ya da kopyala yapıştır tarzda ifadelerle bulabilirsiniz.
sosyal medyada kuşları fotoğraflayan kimseleri takip ettiğimden güzelliği cezbetti elbette ama, bu yazıyı yazmamdaki asıl neden her canlı gibi bu miniciğin de ‘sıradan’ olmayışı.
(bkz: kuantum sınırında yaşam) adlı kitapta anlatıldığı kadarıyla bu hayvancık göçe hazırlanmak üzere tıka basa doldurup mideyi iki katı ağırlığına ulaşıyor.soğuk iklimi terkederek daha sıcak yerlere doğru yola çıkacak,kısacık ömrünün önemli bir kısmı bu seyahat ile geçecek: günde on saat sürecek ve güneyin 15 derece batısına doğru olacak bu kanat çırpma.
peki, bu kuşcağız bir pusula mı yutmuş acaba, nereden biliyor ne yöne gideceğini?sonbaharda minik gövdesiyle üç bin iki yüz kilometrelik yol bu, dile kolay!
kızılgerdan dünyanın manyetik alanının yönünü ve kuvvetini algılayabiliyor: bu manyetizma kuvveti buzdolabı mıknatısının yüzde biri kadar olmasına karşın.uçuş bilgisi ona atalarından aktarılan dna sında saklı.
‘
…ancak dünyanın manyetik alanının canlı hücrelerindeki moleküllerle olan etkileşiminden açığa çıkan enerji miktarı, bir kimyasal bağı kırmak ya da kurmak için gereken enerjinin milyarda birinden bile azdır. o halde bu manyetik alan kızılgerdan tarafından nasıl algılanabilir?’
bu da dünyanın manyetik alanını gösteren çizgiler:

kızılgerdan ile ilgili yankı uyandıran çalışma science dergisinde yayınlandığında yıllardan 1976’ydı.ve o zamanlar bu pusulacığın minik bedende nasıl çalıştığı anlaşılamamıştı. sonra sonra kuantum mekaniğinin penceresinden bakıldığında göç anlamlandırılabildi. organizmaların üzerinde fizik ve kimyanın etkisi elbette kaçınılmaz.
(bkz: kuantum mekaniği) çok detaylı ve uzmanlık isteyen bir konu.henüz bunu ‘altı yaşında bir çocuğa anlatabilecek gibi’ (einstein’in betimlediği üzere)bilmiyorum. dolasıyla tam anlamış da sayılmam.
merak etmek ve araştırmak çok güzel: hayranlık duymak her seferinde doğaya.

genç bireylerde boyundaki bu kızıllık henüz ortaya çıkmamıştır.ülkemizin karadeniz,marmara ve ege bölgelerinde sıklıkla görülür.
anaç bir kuştur; kendi türü dışındaki minik kuşları bile beslemeye meyillidir.
12-14 cm boyu ve 20 gr civarı ağırlığına ve 20 cm kadar kanat açıklığına sahiptir. bir yıl kadar yaşayabilir.
elden mamalar yiyecek kadar da cana bu yakın kuşumuz.

ötüş agresifleşmiş tüyler kabartılmışsa etrafta tehdit edici başka bir kızılgerdan var demektir.minicik kışlar bu yüzden kavgaya tutuşur ve on kuştan biri bu şekilde hayatını kaybeder.
sesini burdan dinleyebilirsiniz
iskandinav mitolojisinde şimşek tanrısı thor'un kutsal kuşu, hristiyanlık'ta ise isa'ya destek olan kuş olduğuna inanılırmış.
buraya kadar olan bilgileri internette benzer şekilde ya da kopyala yapıştır tarzda ifadelerle bulabilirsiniz.
sosyal medyada kuşları fotoğraflayan kimseleri takip ettiğimden güzelliği cezbetti elbette ama, bu yazıyı yazmamdaki asıl neden her canlı gibi bu miniciğin de ‘sıradan’ olmayışı.
(bkz: kuantum sınırında yaşam) adlı kitapta anlatıldığı kadarıyla bu hayvancık göçe hazırlanmak üzere tıka basa doldurup mideyi iki katı ağırlığına ulaşıyor.soğuk iklimi terkederek daha sıcak yerlere doğru yola çıkacak,kısacık ömrünün önemli bir kısmı bu seyahat ile geçecek: günde on saat sürecek ve güneyin 15 derece batısına doğru olacak bu kanat çırpma.
peki, bu kuşcağız bir pusula mı yutmuş acaba, nereden biliyor ne yöne gideceğini?sonbaharda minik gövdesiyle üç bin iki yüz kilometrelik yol bu, dile kolay!
kızılgerdan dünyanın manyetik alanının yönünü ve kuvvetini algılayabiliyor: bu manyetizma kuvveti buzdolabı mıknatısının yüzde biri kadar olmasına karşın.uçuş bilgisi ona atalarından aktarılan dna sında saklı.
‘
…ancak dünyanın manyetik alanının canlı hücrelerindeki moleküllerle olan etkileşiminden açığa çıkan enerji miktarı, bir kimyasal bağı kırmak ya da kurmak için gereken enerjinin milyarda birinden bile azdır. o halde bu manyetik alan kızılgerdan tarafından nasıl algılanabilir?’
bu da dünyanın manyetik alanını gösteren çizgiler:

kızılgerdan ile ilgili yankı uyandıran çalışma science dergisinde yayınlandığında yıllardan 1976’ydı.ve o zamanlar bu pusulacığın minik bedende nasıl çalıştığı anlaşılamamıştı. sonra sonra kuantum mekaniğinin penceresinden bakıldığında göç anlamlandırılabildi. organizmaların üzerinde fizik ve kimyanın etkisi elbette kaçınılmaz.
(bkz: kuantum mekaniği) çok detaylı ve uzmanlık isteyen bir konu.henüz bunu ‘altı yaşında bir çocuğa anlatabilecek gibi’ (einstein’in betimlediği üzere)bilmiyorum. dolasıyla tam anlamış da sayılmam.
merak etmek ve araştırmak çok güzel: hayranlık duymak her seferinde doğaya.
devamını gör...
istediğin her şeye sahip olup mutsuz olmak
bir zengin dramı.
onlara beterin beteri var şarkısını yolluyorum.
onlara beterin beteri var şarkısını yolluyorum.
devamını gör...
haklıyken haksız çıkan insan
kendini ifade etmeyi bilmiyordur ya da karşısında olan insan fazla zekidir ve sinsidir. haksız insanlarda genelde bağırarak suçlarını bastırmaya çalışsa da haklı olanlar ise ağlayabiliyor bu şekilde farklı bir algı yaratabiliyorlar.
devamını gör...
mutluluk kumbarası
son yıllarda japonya'da trend olan, sizi mutlu eden şeyleri küçük kağıtlara yazıp içine attığınız bir kumbara. sene sonunda açıp okumak eminim insanı bir kez daha mutlu edecektir. geçen yıldan bu fikir aklımdaydı ama yapamamıştım, bu yıl ben de yaptım. belki siz de böyle bir kumbara hazırlamak istersiniz diye sözlüğümüze yazayım dedim.
benim mutluluk kumbaram hazıır :') mutlu anlarım lütfen siz de hazır olun.
benim mutluluk kumbaram hazıır :') mutlu anlarım lütfen siz de hazır olun.
devamını gör...
eğitim hayatı boyunca en sevilen ders
başlığı okuyunca düşündüm de,
derse girmek zorunda olmak hep sıkıntıydı bana, okul kavramını hiç sevmedim, çok fazla ciddiye de almadım, yine de notlarım yüksekti, kazandığım bölümler olmasına rağmen üniversiteyi okumadım, sırf bu yüzden, öğretmen, müdür, sınav, niye yapmak zorunda olduğumuza hiç bir zaman ikna olmadım,
mimarlık okumak isterdim, onun içinde hazırlanıp filan, üşendim.
ama bir tek ingilizce dersini seviyormuşum, tek isteyerek girdiğim ders odur, türkçe konuşulmadığı için heralde.
tam 100 alırdım, ingilizce haberler, şarkılar filan, yabancı dile değilde yurt dışına, dünyaya merakım varmış, bak şimdi farkettim.
o dünya haritası, dünya ile iletişim gözümü alıyordu belki de, zaten meslek olarak da uluslarası operasyon da çalıştım hep, sonra çalışmayı da sevmediğimi farkettim o da ayrı bir konu.
derse girmek zorunda olmak hep sıkıntıydı bana, okul kavramını hiç sevmedim, çok fazla ciddiye de almadım, yine de notlarım yüksekti, kazandığım bölümler olmasına rağmen üniversiteyi okumadım, sırf bu yüzden, öğretmen, müdür, sınav, niye yapmak zorunda olduğumuza hiç bir zaman ikna olmadım,
mimarlık okumak isterdim, onun içinde hazırlanıp filan, üşendim.
ama bir tek ingilizce dersini seviyormuşum, tek isteyerek girdiğim ders odur, türkçe konuşulmadığı için heralde.
tam 100 alırdım, ingilizce haberler, şarkılar filan, yabancı dile değilde yurt dışına, dünyaya merakım varmış, bak şimdi farkettim.
o dünya haritası, dünya ile iletişim gözümü alıyordu belki de, zaten meslek olarak da uluslarası operasyon da çalıştım hep, sonra çalışmayı da sevmediğimi farkettim o da ayrı bir konu.
devamını gör...
fatma şahin'in rte'yi başöğretmen ilan etmesi
iki üstteki yazarın da dediği gibi ( büyük harflerle) hasss..... diye başlayıp ağız dolusu söveceğim bir beyan.
devamını gör...
ölümcül hastalık umutsuzluk
mahlassızım nickli yazarımızın ukdesidir. kendisinin kafa izninde olduğunu görmek üzücü.
hemen dolduralım:
varoluşçuluğun babası, søren kierkegaard'ın eseridir.
"kierkegaard’a göre umutsuzluk evrenseldir, çünkü insan sonluluktan sonsuzluğa geçişi umutsuzluk yoluyla gerçekleştirir. umutsuzluk kaçınılmazdır, onu bir an olsun yabana atamayız. benliğin iflah olmaz hastalıklarına karşılık umut üzerine topyekûn iyimser bir felsefe geliştirmek ruhumuza yapılabilecek en ağır saldırılardan biridir. bir mustarip kötü bir teselliyle avutulabilir mi? umut üzerine gerekli-gereksiz sarfedilen sözler ölümcül bir hastanın yanında yapılan gaflara benzeyecektir ve pek az teskin edicidir! oysa umudunu sonuna kadar tüketmiş bir ruh hali gerçeği kavramak adına daha doğru bir adım atmış olur. umutsuzluk kaçınılmazdır, insanın karşıtların bir sentezi olmasının, daha doğrusu diyalektik bir varlık oluşunun gereğidir. sonlu varlığı ile sonsuz varlığı arasına sıkışan insan “kendi olma” sürecini umutsuzluk içinde yaşar.
kierkegaard için umutsuzluk ölümcül hastalıktır. “bu hastalıktan ölünmesinden veya bu hastalığın fiziksel ölümle sona ermesinden çok, bu hastalığın işkencesi, can çekişen ama ölemeden ölümle savaşan kişi gibi ölememektedir, sürekli bir can çekişme hali içindedir.” “ölümcül hastalık dar anlamda kendisinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme giden bir hastalık demektir. ve umutsuzluk budur.” umutsuzluğun özü yaşamın hiçbir şey olmamasıdır.
kierkegaard bir dinin çerçevesi içinde yapıtlar üretmesine karşılık aynı zamanda insanoğlunun en temel sorunlarını ortaya koyar. kierkegaard birden ve doğrudan varoluş gizeminin içine dalar. hegel’de en üst noktasına ulaşan akıl ve sistem felsefesine karşı bireyin varoluşunun akıldışılığını, paradoksunu açığa serer."
kaynak
hemen dolduralım:
varoluşçuluğun babası, søren kierkegaard'ın eseridir.
"kierkegaard’a göre umutsuzluk evrenseldir, çünkü insan sonluluktan sonsuzluğa geçişi umutsuzluk yoluyla gerçekleştirir. umutsuzluk kaçınılmazdır, onu bir an olsun yabana atamayız. benliğin iflah olmaz hastalıklarına karşılık umut üzerine topyekûn iyimser bir felsefe geliştirmek ruhumuza yapılabilecek en ağır saldırılardan biridir. bir mustarip kötü bir teselliyle avutulabilir mi? umut üzerine gerekli-gereksiz sarfedilen sözler ölümcül bir hastanın yanında yapılan gaflara benzeyecektir ve pek az teskin edicidir! oysa umudunu sonuna kadar tüketmiş bir ruh hali gerçeği kavramak adına daha doğru bir adım atmış olur. umutsuzluk kaçınılmazdır, insanın karşıtların bir sentezi olmasının, daha doğrusu diyalektik bir varlık oluşunun gereğidir. sonlu varlığı ile sonsuz varlığı arasına sıkışan insan “kendi olma” sürecini umutsuzluk içinde yaşar.
kierkegaard için umutsuzluk ölümcül hastalıktır. “bu hastalıktan ölünmesinden veya bu hastalığın fiziksel ölümle sona ermesinden çok, bu hastalığın işkencesi, can çekişen ama ölemeden ölümle savaşan kişi gibi ölememektedir, sürekli bir can çekişme hali içindedir.” “ölümcül hastalık dar anlamda kendisinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme giden bir hastalık demektir. ve umutsuzluk budur.” umutsuzluğun özü yaşamın hiçbir şey olmamasıdır.
kierkegaard bir dinin çerçevesi içinde yapıtlar üretmesine karşılık aynı zamanda insanoğlunun en temel sorunlarını ortaya koyar. kierkegaard birden ve doğrudan varoluş gizeminin içine dalar. hegel’de en üst noktasına ulaşan akıl ve sistem felsefesine karşı bireyin varoluşunun akıldışılığını, paradoksunu açığa serer."
kaynak
devamını gör...
kiloda artış fark edildiğinde yapılan ilk şey
tartılmayı bırakırım.
devamını gör...
2021 krizinin türkiye'yi teğet geçtiği gerçeği
2021 krizinin kendini 2022 krizine devretmesi olayıdır. teğet de geçmemiştir; tam içinden yaralaya yaralaya, hırpalaya hırpalaya geçmiştir.
(bkz: kendi yalanına inanmak)
(bkz: kendi yalanına inanmak)
devamını gör...
yazarların en eften püften başarıları
sözlüğün en uzun nickine sahibim. sayılır mı?
devamını gör...
epicaricacy
yunanca kökenli bir kelimedir. başkalarının başarısızlığından, kötü olmasından ve acı çekmesinden mutluluk duyma, keyif alma durumudur.
devamını gör...
merdumgiriz_
açılışı yapayım.* tanımlarını okurken kendimi bulduğum yazar arkadaşımız. yaptığı çıkarımlarda da kendisini haklı buluyorum. kaleminiz daim olsun efenim.
devamını gör...
tükenmişlik sendromu
insan doğasına aykırı beton cehennemlerinde yaşamanın sonucu olarak ortaya çıkar. kalahari bushmen kabilesinde, massailerde, eskimolarda, geleneksel olarak yaşayan laponlarda, aborjinlerde falan yoktur mesela.
devamını gör...
tiamat
1987 yılında kurulan isveçli gotik metal grubudur. bu tarihi eski ama bir o kadar da şahane grup halkında sadece 2 entry girilmiş şiddetle kınıyorum sizleri metalciler. * grup ilk başta black metal tarzında olup sonra doom metale kaymışlardır ardından da gotik metal yapmaya karar vermişler. şarkıları cidden şahanedir, geçmişte de muhteşem albümler yapmışlardır. ilk kurulduğunda grubun adı aslında treblinka imiş. bir tane albüm yapmışlar ardından grubun kurucu üyesiyle birlikte bir gitarist gruptan ayrılmış diğerleri devam ettirmiş.
bazı albümleri beğenilmiş bazı albümleri de beğenilmemiş. metal dünyası böyle zaten, her grubun albümlerinin tamamı beğenilmiyor, eleştirmenler tarafından eleştiriliyor. bu grupta da aynısı olmuş. grup ismini, babil ve akad mitolojisi'ndeki okyanus tanrıçasından almış.
grubun favori albümleri şunlardır; the astral sleep, wildhoney, the scarred people gibi gibi. yalnız bazı şarkıları gerçekten enfes. misal vote for love olsun, on golden wings olsun, angels far beyond olsun teonanacatı falan filan.
bazı metalciler hep klişe müzik gruplarını beğeniyorlar dinliyorlar. aslında biraz farklılık yapmak lazım, her grubun tadına bakmak lazım. her ne kadar black metalci de olsam bütün metal müzik gruplarının tadına bakarım. sanırım dinlemediğim müzik grubu yok şu yaşıma kadar. demem o ki; tek bir gruba bağlı olmayın klişelerden uzak durun böyle şahane metal gruplarını da dinleyin arada.
bu gruba da eriyorum vallahi be. çok albüm yapsın çok dinleyeyim o derece.
bazı albümleri beğenilmiş bazı albümleri de beğenilmemiş. metal dünyası böyle zaten, her grubun albümlerinin tamamı beğenilmiyor, eleştirmenler tarafından eleştiriliyor. bu grupta da aynısı olmuş. grup ismini, babil ve akad mitolojisi'ndeki okyanus tanrıçasından almış.
grubun favori albümleri şunlardır; the astral sleep, wildhoney, the scarred people gibi gibi. yalnız bazı şarkıları gerçekten enfes. misal vote for love olsun, on golden wings olsun, angels far beyond olsun teonanacatı falan filan.
bazı metalciler hep klişe müzik gruplarını beğeniyorlar dinliyorlar. aslında biraz farklılık yapmak lazım, her grubun tadına bakmak lazım. her ne kadar black metalci de olsam bütün metal müzik gruplarının tadına bakarım. sanırım dinlemediğim müzik grubu yok şu yaşıma kadar. demem o ki; tek bir gruba bağlı olmayın klişelerden uzak durun böyle şahane metal gruplarını da dinleyin arada.
bu gruba da eriyorum vallahi be. çok albüm yapsın çok dinleyeyim o derece.
devamını gör...
3 tane kuş yaz
devamını gör...