barış manço-bien fait pour toi.
devamını gör...

madımak otelinde kendisini kurtarmaya gelen itfaiyeciler bile onu aşağı halkın arasına atmak istemiştir. polis ve asker ise sayı olarak yetersiz kalmak ile beraber olay yerine de çok geç intikal etmiştir.

bundan 2 sene sonra 6 temmuz 1995 tarihinde alaçatı’da hayata gözlerini yummuştur.
devamını gör...

(bkz: booktuberların boktubır diye okunması)
devamını gör...

romanya metrosu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

az önce kedimi yaladım. n’apayım biraz gerçek annesiymişim gibi hissetmesini istedim.yerim ki ben onu.
devamını gör...

sevmek, var olmayan birine sahip olmadıklarını vermektir.
(bkz: jacques lacan)

lacan malum anlaşıl(a)mamasıyla meşhur (burada gülücük emojisi vardı). bu yüzden biraz açmak isterim. lacan demek istiyor ki seven kişi, sevdiği kişiye hayal kurma imkanı tanır. ve bu hayal kuruş, aşka sebebiyet verir. örnekle daha kolay anlaşılabilir. söz gelimi ahmet mehmete aşık. mehmet ise bunun farkında. mehmet her konuştuğunda ahmet hayran hayran onu dinliyor. mehmet ben şu filmi izledim diyor, ahmet ise içinden diyor ki "vayyy bu filmi izlediyse daha neler neler izlemiştir, ne cool çocuk " fakat işin aslı öyle değil. mehmet hasbelkader izlemiştir o filmi ve başka da o tarz film izlememiştir. ancak ahmetin kendisine aşık olduğunu bilir ve bunu engellemez, yani ahmetin hayal kurmasına izin verir. ona entelektüel bir imajı varmış gibi davranır. öyle biri değildir ama "öyle biri olmayı" verir ahmete. olmayanı verir. sevmek de budur zaten. olmayanı vermek.
edit: gülücük emojisi yasakmış da ehehe
devamını gör...

"κοιμήσου εσύ κι εγώ θα ονειρεύομαι
σαν ήσυχος θεός θα εκπορεύομαι"
*
devamını gör...

yeşil ve değerli bir yaprağını * daha dökmüş olan ulu çınar. tabii böyle giderse çınarlıktan kavaklığa doğru evrilecek. hani derler ya; kavakta da boy var ama işe yaramaz bir ağaçtır genel olarak.

açıkçası buraya ne yazarsam yazayım, fayda edeceğini düşünmüyorum. faydası olsaydı, benden önce yazanlar işi çözmüş olurdu. yine de birkaç kelam etmeyi hakkım olarak görüyorum, özellikle ilk başlarda açtığım başlık ve girdiğim tanımlar dolayısıyla. epey emek verdiğimi düşünüyorum zira.

una nocte'nin yazdıklarına %99 oranında katılıyorum, altına da imzamı atabilirim. iyi kötü bilenler, tanıyanlar, trollük konusundaki düşüncelerimi de bilir: sevmem. geldiğimiz noktadan geriye bakıldığında ise görünen -en azından bana görünen- şu ki, ilk başlarda karşı çıktığım trollüğü neredeyse ben bile özleyeceğim. zira şu an öyle bir profil var ki ne yazdıklarından bir şey anlaşılıyor ne formatın f'si var ortalıkta ne de yazılanların büyük bir kısmı bir anlam içeriyor. bir noktadan sonra "hangi birini şikayet edeceğim bunların?" diyerek bıraktım.

evet, bir sözlükte baştan aşağıya aynı tarzda yazan insanların olması mümkün değil. evet, bir kısım insanlar açıp wikipedia'da bulabileceğinizi sansanız da her zaman öyle olmayan tanımlar girip uzmanlıklarını paylaşırken, bazılarının da eser miktarda goygoy peşinde olması ortama renk katabilir. fakat geldiğimiz noktada denge, ikinci grup lehine fena halde bozulmuş durumda.

şimdi burada hangi grubun ya da kimlerin böyle takıldığını tek tek yazmama gerek yok. ancak buraya "kafa forum" muamelesi yapan insanlar sayesinde, beğenmediğimiz o troller bile kendilerini geri çekmiş, doğru dürüst yazmaz olmuşsa, konu trollükten çıkmış ve daha ciddi bir üst boyuta taşınmış demektir. burayı yeni gelecek aklı başında insanlar için tercih edilebilir olmaktan çıkaran olumsuz bir boyut...

yönetim durumdan memnun ise ona diyecek hiçbir şeyim yok. mahalle maçlarında evden topu kim getirirse o haklıdır ya hani... o hesap işte. fakat içten içe "yahu gerçekten nereye gidiyor bu iş acaba böyle?" diyorlarsa mutlaka akıllarında tutmaları gereken şey, batan gemilerde kaptana yapılan uyarıları kaptanın dinlememiş olması. birileri hâlâ buranın iyiliğini düşünüp kendi çapında uyarma gereği hissediyorsa kulak verilmeli çünkü bu kulak vermeme sorununun iyi bir noktada sonlandığı, hiçbir sözlükte görülmedi henüz.

"aman ne ciddiye aldınız... yazın geçin işte!" diyenler de çıkacaktır illa ki. ancak insanın içinde tırnak ucu kadar bile sorumluluk ve adil olmak adına yanlış bulduğunu söyleme hissiyatı varsa, susmak o kadar da kolay olmuyor. üstelik "yazıp geçmek" için yazma isteğine halel gelmemiş olması gerekir. biz de yazıp geçemeyenler olarak bu noktada düğümleniyoruz zaten. istek vardı ama nem çok nem...

her neyse. şimdilik buralarda olan tayfadanım. hep kötüyü söylemeyelim. mesela dergi ve radyo projelerini gayet güzel buluyorum. sürekli yenilikler yapılmaya çalışılması da güzel. başlığım silindi, tanımım silindi diyen arkadaşlar formatı okumamış ya da kurallarda yazmasa da ortamın genel huzuruna ilişkin konularda, moderasyonun alacağı inisiyatifi anlayamamış olabilirler. 1000'den fazla başlık açtım, 2000'den fazla tanım girdim. başlıkların taşınmasını gerektiren bkz. tanımlarım haricinde henüz silinen olmadı. bu noktada herkesin kendisine de bir dönüp bakması gerekiyor diye düşünüyorum.

puan tablosu olayında da değişikliğe gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. başkalarına yapılan beğeniden puan kazanmak ilk bakışta beğeniye teşvik etmek amacına hizmet ediyor gibi görünse de seri beğeniciler yüzünden geldiğimiz nokta ortada. gerçekten yazdığı şeylerin çoğunu okuduktan sonra seri olarak beğenmeye değer bulduğumuz insanları bile beğenemez olduk sayelerinde. insanları çok sıkmak da çok serbest bırakmak da iyi değil. ayarını iyi tutturmak ve ortasını bulmak lazım.

mutlaka unuttuğum için yazmadıklarım vardır. tanım yeterince uzadı. onları da hatırladıkça daha sonra yazmak üzere cebime atıyorum.
devamını gör...

genelde tanıdık olan insan topluluğu.
hepsine günaydın.
devamını gör...

ırkçılık, kesinlikle kabul edilemeyecek bir insanlık suçudur; o nedenle de bu insanlık dışı bakışın yayılmaması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. farklı bir ırk, farklı bir canlı türü değildir. bütün ırklar insanlardan oluşur. bir ırk, topyekün olağanüstü ya da sevilmeyecek nitelikler taşıyamaz. böyle bir bakış, akıl, mantık işi değildir. sen de doğdun, senin de ten rengin var, senin de damarında altın değil kan akıyor. senin de aklın var, senin de kalbin var.

insanlar fiziksel olarak dahi benzersizken, topyekün bir ırkı nasıl bir akıl aynı kefeye koyabilir. dünyadaki insanlar içinde, bizi özel ve benzersiz olmaktan çıkaran ortak olan tek yanımız aynı türde canlılar olmamız. bu konuda da bir tek ırk değil, hepimiz biriz, hepimiz insanız. bir insan düşünün ki karşısındaki insanı sadece rengi , adı , dini , dili , ırkı gibi sebeplerden yargılayabiliyor.. bir insan düşünün ki karşısındaki adamın kim olduğunu bilmeden ne olduğunu düşünüyor ve ona göre de onu yargılıyor.. ben türküm , ben ermeniyim, ben rumum, ben rusum, ben almanım, ben amerikalıyım, ben ingilizim, ben fransızım ve daha niceleri.. bu şekilde konuşan adama demezler mi ben işe yaramaz sen insansın insan.. kaldı ki üzerinde yaşanılan dünya coğrafyasında insanlar sürekli yer değiştirmekte ve ırklar arasında arilik kalmamaktadır.. neyin ırkçılığından bahsedersiniz ki kendiniz bile o ırkın safkan bir üyesi değilken? neyin ırkçılığından bahsedersiniz ki kendiniz bile yaşadığınız toprağın tarihini bilmeden?
devamını gör...

gelişigüzel kullandığımız kelimelerin ne anlama geldiğini sorduklarında şaşkın ördek gibi kalmamıza sebep olan bilim dalıdır. kelimelerin kökenlerini öğrenmek, anlamlar arasında bağlantı kurmak çok keyiflidir. sonsuzluktur, bir derya denizdir; her gün yeni bir bilgi çıkar karşınıza. özellikle türkçe gibi zengin bir dil yapısına sahip olduğumuz için araştırmanızın sonu çeşitli dil kökenlerine doğru yolculuğa çıkacaktır. hangi kelime hangi dile ait, ne zaman kullanılmaya başlanmış ve hangi dönüşümleri yaşayarak bugünkü kullanılma erişmiş olduğunu öğrendiğinizde yaşayacağınız aydınlanma hissini mutlaka deneyimlemelisiniz.

etimolojik bilgi, sadece salt kültürel birikim için değil aynı zamanda edindiğimiz bilginin daha kalıcı olmasını sağlayan bir merdiven basamağıdır. neyin neden söylendiğini öğrendiğinizde hatırlamanız ve bağlantı kurmanız kolaylaşacaktır. (bkz: uzun süreli bellek)
devamını gör...

beraberinde sese ve ışığa hassasiyet gibi durumlar da oluyorsa katlanılamaz bir ağrıdır. beyin dokusu ağrıya duyarsızdır aslında ama zarların,damarların,sinüslerin vs hasar görmesi o çekilmez ağrıyı oluşturur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne zaman bitecek bu işkence?
kalbim daha kaç ateşte târumar olacak?
ölümlü bir sevda bu,
ölümlü.
acının bilmem kaçıncı sarhoşluğunda,
günün yirmi beş saati seni düşünüyorum.
yüreğimden kanlar damlıyor,
ama gözyaşlarım yine senin için akıyor.
bugün yine başka bir acıyla sendeyim.
gözümün önünde çizdiğin manzaralar var.
kurtulamıyorum.
ruhani dermansızlık bu.
bir insanın başına gelebilecek en kötü şey.
acıdan bedenim, sesim, soluğum yorgun düşmüş.
yine sigarayı fazla kaçırmışım,
çatal bir sesle sana haykırıyorum.
seni çağırıyorum duy!
bana nefes olan sadece seni.
canım yanıyor.
bileklerimde güçsüzlük, vücudumda ölümün sinyalleri.
bir anda ölmekten korktuğum için yavaş yavaş öldürüyorum kendimi.
nerdesin dengim?
devamını gör...

sözlüğe yeni gelmiş ama iyi ki gelmiş*dediğim, henüz çok az tanımı olmasına rağmen hepsini severek okuduğum ve elimden geldiğince de oylamaya çalıştığım tanımlara sahip çok ama çok tatlı bi yazarımız. daha kendisiyle tanışma şansım olmadı ama çizim yeteneğine ve tanımlarına hayran kaldım gerçekten de. en kısa zamanda keşfedilmesi dileğiyle*.
devamını gör...

hindistan'ın uttarakhand eyaletinde bulunan himalaya dağları'nı oluşturan 7,120 m yüksekliğindeki trishul dağının eteğinde yer alan yaklaşık iki metre derinliğe sahip ve en yakın köye 4 – 5 günlük yürüme mesafesinde olan halk içindeki roopkund olarak adlandırılan bir buzul gölüdür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yüzlerce insan kemiğinin gölde ve gölün etrafında dağılmış halde bulunması dışında engebeli bir manzara için pek de olağan dışı sayılmayan sert çakıl taşları ve yamaç molozları arasında yer alan mücevher gibi parıldayan bir su kütlesidir. 300 ile 800 civarındaki sayıda kişiye ait olan bu kemikler bir orman korucusunun onları ilk kez 1942 senesinde dünyaya duyurmasından bu yana büyük bir gizem oluşturmuştur. göl çevresinde bulunan kemikler üzerinde yapılan araştırmada kemiklerin bir çoğunun akdeniz bölgesinden olan insanlara ait olduğu ortaya çıkmıştır. bilinen en eski dna örneklerini barındırmaktadır.. yalnızca kemiklerin kendileri bile yeterince esrarengizdir.. kemikler belki de onlarca yüzlerce yılda çeşitli dönemlerde ölmüş görünen kadın erkek birçok genç yetişkine aittir.. civardaki köylerde dilden dile aktarılan sözlü hikayelerde ayrıca vardır.. insanların nasıl öldükleri bilinmemekle beraber efsanesi şu şekildedir.

göl, hint tanrıçası parvati’nin bir tezahürü olan nanda navi’ye giden hac yolunun üzerindedir. yerel efsaneye göre, bir zamanlar uzak diyarlardaki krallardan biri nanda navi’yi kızdırdı. bunun üzerine, nanda navi de onun krallığının üzerine kuraklık gönderdi. tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için kral maiyeti ile birlikte günümüzde uttarkant devleti olarak bilinen roopkund’dan geçen bir hac yolculuğuna çıktı. ancak aptal kral hac yolculuğunda dansçıları ve gereksiz diğer lüks eşyaları da yanına alarak nanda navi’nin hiddetini daha da şiddetlendirdi. efsaneye göre, nanda navi kral ve maiyetinin başına korkunç bir dolu fırtınası gönderdi. ve kim var kim yoksa hepsini öldürdü.

hikaye gerçeklerden çok uzak gibi görünse de araştırmacılar kurbanlarından bazılarının kafataslarında künt cisim travmasının yol açabileceği çatlaklara benzer bulgular saptadı.. ölenlerin çoğunun nasıl ölmüş olduklarına dair şu anki en iyi tahmin ise..

gölün yukarı kesimindeki sırtta bazıları ölüme yol açabilecek kadar büyük dolu kütleleri içeren korkunç bir fırtınaya yakalandılar. kurbanların çoğu muhtemelen fırtınaya maruz kalmaktan ve hipotermiden öldü.. ve cesetleri göle ve göl çevresine yuvarlandı.. çünkü vücutları ya tepeden aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarla yamaçtan aşağıya doğru indi..


gidip görülmesi gereken nadir güzelliklerden sadece biridir..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunu bilerek geldiğiniz sözlüğü bu konuda eleştirmeniz çok komik. bir düzen oluşturulmaya, saygıyı üst seviyede tutmaya çalışılıyor ve sizin keyfinize uymadığı için bunun değiştirilmesini beklemeniz ne kadar doğru sizce?
devamını gör...

yorucu bir gün sonrası kendini yatağa atıp uyumak.
devamını gör...

dedeme sarılsam her şey düzelecek gibi. o gittiğinden beri hiçbir şey yolunda gitmiyor. ailemiz bambaşka bir forma evrildi. ama ölüye nasıl sarılırız ki toprağını avuçlamaktan başka? mezar taşına sarılabiliyorum.. keşke bu aklımla hayatımda sen olsaydın çınarım, seninle daha farklı bir ilişkimiz olurdu. seni anlardım, öldükten sonra anlamak hiç işe yaramıyor.. bir ay yirmi gün sonra beşinci sene-i devriyen.. alışmak zor.. kabullenemiyorum hâlâ. geçen gün sofrada aklıma gelince yine tutamadım gözyaşlarımı. yine elimin tersiyle yaşlarımı silmem koydu.. tabutun gözlerimin önünden gitmiyor hâlâ..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim