beğendiğim bütün tanımları okuyorum. içiniz rahat olsun canlarım.*
devamını gör...

namussuz bir agri. her ay ilac almayacagim diye direniyorum her ay yeni guncelleme ile geliyor.
devamını gör...

(bkz: umduğunu bulamamak)

ister geyik amaçlı olsun ister trol ister bilgi. herhangi bir konuda başlık açıp etkileşim alamayınca heves kırıklığı yaşamayan yoktur.

dönem dönem başlık açma bağımlılığı sarıyor insanı ve bu dönemde like ve fav almaktan ziyade entry girilmesi kişinin şevkini artırıyor.
devamını gör...

icerigi zengin tanimlariyla ortaligi cayir cimen yapan, gicir gicir yazar tanesi*.
devamını gör...

"mazlumun zalimden intikam alacağı gün, zalimin mazluma zulmettiği günden daha çetin olacaktır*."

elma kokusuna koşan çocukların, başına ne geleceğini bilmeden, katledilişinin 33. yıl dönümü. arap faşisti saddam, abd nin hiroşima ve nagazaki ye yaptığı saldırılardan sonra, tarihin en alçakça saldırısını mazlum kürtlere yaptı.

devamını gör...

yer:kahvaltı sofrası
kardeşim: benim en büyük hayalim ne biliyor musunuz?
(herkes pür dikkat merakla bekliyor)
kardeşim: emekli olup çizgi film izlemek.
ben takdir ettim
devamını gör...

arkadaşlar kim reddetti sizi de dakika başı bu başlıkları açıyorsunuz?
devamını gör...

hepinize kucak dolusu selam söyleyebilir miyim?
*
devamını gör...

(bkz: beirut) isimli harika grubun 2007 yılında yayınladığı pompeii ep'sinde yer alan, dijital kimliğimi oluşturan şarkıdır nickimin hikayesi.

tanımı yaptıktan sonra başlayalım yazmaya. ep'deki üç şarkı da apayrı hisler yaşatır, başka başka mekanlarda gezdirir insanı ama napoleon on the bellerophon; tüm beirut albümlerindeki en hüzünlü, en karanlık şarkı olabilir. belki la llorona bu karanlık seviyesine yaklaşır. sözleri belli belirsiz anlaşılan bu şarkının şöyle bir hikayesi olduğuna inanıyorum. teorim doğru da olabilir yanlış da ama bence bu anlamıyla çok çok başka bir boyut kazanıyor şarkı.

şarkının isminde geçen iki tarihi şahıs mevcut. biri hepimizin bildiği napoleon, diğeri ise yunan mitolojisinden bir kahraman olan (bkz: bellerophontes). ikisininde gücü ele geçirip, kaybetme öykülerinde benzerlikler vardır. napolyon da bellerophon da memleketleri dışında en tepeye çıkmış, daha sonra da kibirleri yüzünden tepe taklak olmuş şahıslar.

ikisi de kendisini en tepeye taşımış şeyleri kibirleri nedeniyle terketmişler. bellerophon hayat boyunca bir çok zorlukla karşılaşır. son görevlerinden birini kendisine verilen (bkz: pegasus) ile tamamlar ve artık kendisini çok yüksekte görmeye başlar. hedefi artık (bkz: olympos) dağıdır. kendisini tanrılarla bir görmeye başlar ve kafa tutar. pegasus'a atladığı gibi tanrılar katına doğru yol almaya başlar. fakat buna sinirlenen (bkz: zeus) yolladığı bir at sineği ile pegasus'un bellerophontes'i sırtından atmasını sağlar. yere düşen fakat ölmeyen bellerophontes; kalan ömrünü aç, sefil bir şekilde geçirir. daha sonra evlatları da tanrılar tarafından öldürülür ve bunun acısını, kaybını ölene kadar yaşar. kibri yüzünden tepetaklak olmuş görkemli bir yaşamdır onunki.

arada bazı farklar olsa da; napolyon da ülkesi dışında çeşitli savaşlar, görevleri tamamlar. devrim sonrası fransa'da var olan ilişkileri nedeniyle sürgün yer. italya'da, mısır'da bir savaşa katıldı. burdaki başarıları ile ünlendi. bu ünü sayesinde çeşitli darbe ve siyasi oyunların içinde yer aldı. en sonunda kendi pegasus'unu bulmuştu. onun pegasus'u; imparatorluk tahtıydı. imparator olan napolyon; gözünü olympos'a dikmiş ve avrupa devletleri ile bir bir savaşa girmişti. başlangıçta başarılı da olan napolyn; rus seferinin başarısız bitmesi üzerine; ordusunun büyük çoğunluğunu kaybeden napolyon; biraz durup soluklanmak yerine kibrine yenik düşüp yeni bir ordu kurmaya çalışır. bu süreçte artan vergiler, savaştan bıkmış insanlar, ele geçirilen yerlerdeki halkların huzursuzluğu gibi sebepler işini zorlaştırır. kaybedeceği belli bir savaşa girer kibri yüzünden. tahtı bırakması, geri alması, waterloo falan derken ölene kadar sürgüne st. helena adasına gönderilir.

ve başka bir ilginç tesadüfte; ikinci kez yakalanan ve st. helena adasına sürgüne giden napoleon'un bindiği ingiliz gemisinin adı hms bellerophon'dur. agamemnon gemisi ile çanakkale'yi bombalayan kurnaz, sinsi ingiliz diplomasisinin bir oyunu mu yoksa tesadüf mü bilmem. ama bana göre bu şarkı; o geminin güvertesinde yolculuğun bitmesini bekleyen napoleon'a fon müziği olarak yazılmış gibi. senelerce süren savaşlar, kazanılan zaferler, parlak bir deha ve en büyük mağlubiyetinden sonra düştüğün durum. orada olup napoleon'a bu şarkıyı dinletmek isterdim. şarkı bellerophon gemisinin güvertisindeki napolyon'un yaşadığı hüznü taşımakta sanki..

son olarak; william quiller orchardson adlı ressamın konuyla ilgili yaptığı enfes bir resmi buraya bırakayım.
bellerophon güvertesindeki napolyon

ben buraya başka bir sözlükten geldim. orada napoleon on the bellerophon idim. burada napoleon oldum.
devamını gör...

şüphesiz ki sağlam yere tezgah açmaktır. ayrıca bir kayserili fikri de olabilir tabii, adamlar utanmasa sırat köprüsüne de işporta tezgah açacak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
karaköy/istanbul
bir hobimiz de fotoğraf çekmek işte.
devamını gör...

kalkmak değil, zorunda olmaktır zor olan..
devamını gör...

benim için tamamı ile yanlış önerme; yüz hatlarım aşırı belirgin, çıkkın, at hırsızı bir tipim. zayıfım, giyinip kuşansam fakülte reisi falan olabilirim, ama sinek bile öldüremem. kelender... yazsan ağlarım, ama gören 50 leşi var sanıyor. değilim lan...
devamını gör...

bir elias canetti yöntemidir.

birçok edebi figürün ölümsüz olmak için takıntılı bir isteği vardır. elbette kimse ölmek istemez. woody allen gibi düşünen yazarlar da vardır dünyada. bir sözlük yazarı olarak ben de woody allen ile aynı fikirdeyim:

ben ölümsüzlüğü eserlerimle elde etmek istemiyorum; ölmeyerek elde etmek istiyorum.

ben de ölmeyecek ölümsüz olmak isteyenlerdenim. ama canneti gibi eserleri ile ölümsüz olmak isteyen yazarlar da çok sayıda mevcut.

bunların arasında en bilinen yazarlardan bir tanesi elbette ki franz kafka’dır ve franz kafka benim için sadece büyük bir yazar değil, aynı zamanda bir yol gösterici, bir yaşam kaynağı, hatta bir peygamberdir. ancak kafka ölümsüzlüğe ulaşmak için kendi çevresinde sahte bir gizem yaratmış ve bunu yaparken de en yakın arkadaşı max brod’u maşa gibi kullanmıştır.

yukio mişima gibi bazı yazarlarsa ölümsüzlüğe ölerek ulaşmaya çalışmışlardır. törensel bir intiharla hatırlarda kalarak ölümsüz olmak isteyen mişima ile aynı fikirde olan birçok yazar vardır. virginina woolf da bunlardan bir diğeridir. ernest hemingway, stefan zweig, mayakovsi. hepsi görkemli intiharları ile ölümsüzlüklerini perçinlemeye çalışmıştır.

elias canetti ise daha kurnazca bir iki yöntem uygulamıştır. birinci yöntem; birçok eserini yarım bırakmak olmuştur. bunun nedeni ise eserleri yarım olduğu için yayımlanmayacak ancak ölümünden sonra bulunduğunda yayımlanıp yazarın hatırlanmasını sağlayacaktır.

bununla da yetinmez canetti. otobiyografik eserler yazarak ölümsüzlüğünü perçinlemek ister.

kurtarılmış dil, kulaktaki meşale, gözlerin oyunu otobiyografik bir üçlemedir. soylu sınıfın sonbaharı ise öyle değilmiş gibi görünse de yazarın tamamen kendini anlattığı bir deneme kitabıdır.

aynı şekilde insanın taşrası, sinek azabı ve saatin gizli yüreği de yazarın çaktırmadan ya da açık açık kendini anlattığı kitaplardır.


otobiyografi yazmak sizin ölmeyerek ölümsüz olmanızı sağlamayabilir ama yan anlam bir ölümsüzlük için iyi bir yönetimdir.
devamını gör...

artık umrumda olmayan site.
devamını gör...

bazı insanlar tarafından ziyadesiyle yanlış yorumlanmaktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir mahlasla tanındıktan sonra zordur. eğer değiştirmek isterseniz öncelikle "bakın mahlasımı değişiyorum ama ben şu kişiyim unutmayın" falan demeniz gerekir diğer yazarlara.

sonuçta birbirimizi mahlastan tanıdığımız inkar edilemez bir gerçek. bugün ben son feci mars yerine bir anda x kişisi olsam tanıyan yazarlar bir afallar. bu kimdi ya, moduna girerler ister istemez, e biz de bunu asla istemeyiz, öyle değil mi? o zaman ya zamanında güzel bir mahlas seçip yola koyuluyoruz, ya da kararlı olduğum zaman mahlası değiştiriyoruz. nacizane tavsiyemdir.
devamını gör...

tüik takibi bıraktı çünkü,pandemi öncesi seçilen aileydik 1 sene boyunca ailenin işsizlik durumunu arayıp takip edeceklerdi. ne olduysa aramayı kestiler acaba sonradan değerlendirmemeye mi karar verdiler orasını bilemem.
devamını gör...

yazarların sevişirken dinlenecek şarkılar önerdiği başlıktır.
ben şarkı dinlemiyorum piyano üstünde sevişiyorum ve sevişirken şarkı kendiliğinden ortaya çıkıyor.
yazarız yavrum biz evimizde piyano var.
devamını gör...

dırın dırın dırııın, yine ben sevgili sözlük ahalisi.

kaptanlarınmerdumu olarak bu hafta bommmba 2 sanatçı ile yeniden karşınızdayım.
ikisi de sesleriyle herkesi kendisine hayran bıraktıran, mevcut yaşlarını asla göstermemeleri ve pek yüksek enerjileriyle konserlerinde ortamları coşturan sanatçılarımız.

n'eeemiş, n'eeemiş; kimmiş, kimmiş?
şebnem ferah ve teoman imiiiiş. o halde bu güzide 2 insana dair hasbihal için, istek parçalarınızı dinlemek için 18:00'da sözlük radyosu'na bekliyorum heeeerkesleri!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


| sözlük radyosu için tıklamanızı reca ettim

| instagram adresimiz için tıklamanızı reca ediyorum

| twitter adresimiz için tıklamanızı reca edeceğim
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim