herkesin dışarıda maskeyle dolaşması. takmayana ceza kesiyorlar o derece..
devamını gör...

(bkz: silah zoruyla başlık açmak)
devamını gör...

formata göre yanlış yapan yazardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

indie rock türünde müzikler yapan teksaslı grup shearwater'ın * 2008 tarihli rook yani 'karga' isimli albümünde 2. sırada yer alan şarkıdır.

yer yer sitemin ön plana çıktığı hüzünlü bir hava hakimdir bu şarkıda. bahsedilen kuşlar ise aslında birer imge olup kastedilen şey; insanın hayatında kaçmak için hiçbir yerinin olmadığı, dünyamızın 'paralize' -felç- olduğudur.yani elimizden gelen hiçbir şey yok ve bize sunulana katlanmak durumundayız, anlamında.

kargalar yığıldığında
when the rooks were laid in piles
yolun kenarlarında
by the sides of the road
antenlere çarpıyor
crashing into the aerials
çamaşırhane hattında karışık
tangled in the laundery line
ve bir tarlada toplandı
and gathered in a field
tüy gibi bir ateşte yakıldılar
they were burned in a feathering pyre
soğuk siyah bir gözle
with a cold black eye
kırlangıçlar saçaklardan düştüğünde
when the swallows fell from the eaves
ve kulelerden gelen martılar
and the gulls from the spires
ve milyonlarca sığırcık
and starlings in the millions
yattıkları yerde beslenecekler
will feed on the ground where they lie

ambulans görevlileri dedi ki
the ambulance men said there's
hayatın için kaçacak hiçbir yer yok
nowhere to flee for your life
bu yüzden içeride kaldık
so we stayed inside
ve biz uyuyacağız
and we'll sleep until
insanın dünyası felç olana dek
the world of man is paralyzed

ah şahin varisi uyanır
oh the falcon heir awakes
çanların sesine
to the sound of the bells
güneye doğru ilerliyorlar
they're heading southbound
canlı bırakıyorlar
they're leaving it alive
ve her boş kafes sadece zil çalıyor
and each empty cage just rings
ve bir zil gibi duyulur
and is heard like a bell
bu soğuk yıldızların altında
underneath these cold stars
ve bu sıkıntılı gece
and this troubled night
ve insanın çığlıkları
and the cries of man
krallığın yaklaşmasına izin ver
let the kingdom come to nigh
bu hayalin gerçekleşmesine izin ver
let this dream be realized


devamını gör...

forrest gump
neden bu kadar geç izledim diye de ayrıca üzüldüğüm filmdir.
devamını gör...

depp’in başrolde olduğu 1999 yılı çıkışlı ilginç bir filmdi. sanıyorum 2 veya 3 defa izledim.

polanski bazı yerlerde soru işareti bırakmış ama bazı yönetmenler bazı boşluklar bırakıp, kalanını seyircinin hayal gücüne bırakıyor. son izlediğim filmlerden kutsal geyiğin ölümü’nde de benzer bir durum vardı.

bana film, işleniş ve gizem tarzıyla dan brown’ın da vinci’nin şifresi kitabını anımsattı. çünkü bazı parçalar var ve gizemi bulmaya çalışıyor kahramanımız. sahnelerin geçişleri iyi olsa da , sonu beklenenden biraz daha vasat geldi açıkçası. ama gizem öğeleri ve özellikle resimdekilere benzer ölümler etkileyiciydi.

bazıları sarışın hatunun kim olduğu ve depp’in nasıl şeytana ulaşabildiği konusunda muallakta kalmış. çünkü depp’in karakteri öyle alıştığımız kötü adam karakteri değil. aksine boris, baştan ayağa kötü adam. peki neden boris değil de depp seçildi?

bence şeytanın başta amacı depp idi ve yapılan tüm aktiviteler, aslında depp’in şeytanı bulması içindi. demek içinde ne cevher varsa(bana göre zeka) şeytan onu seçmişti.

kadın ise bana göre şeytan değildi. nasıl melek tanrının yardımcısıysa, sarışın hatun da şeytanın yardımcısıydı. ayrıca oyunculuğunu beğenmediğim ve bana çok iyici gelen bir performansı vardı; belki de amaç buydu bilemem.

neyse efendim; 9.kapı bir şekilde açıldı. izlenir bir film. ama özümsemek için gerçekten 3/4 kere izlemek gerekiyor. izledikçe taşlar daha çok yerine oturuyor.
devamını gör...

ben hikaye yazarken, kafamdaki insanlar balığa çıkardı.
sait faik abasıyanık
devamını gör...

binlerce karma puanı olmasına rağmen 1 tane rozeti bile olmayan karizmatik yazar.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben taş devrine gidip 'binlerce yıl sonra pekte bir değişiklik yok üzülmeyin diye haber veremeye geldim' derim.
devamını gör...

cama çizdiğim bir çizim bırakıyorum buraya
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

erkeklerin giydiği dar kot. böyle bir rezalet yok, olamaz ya.
devamını gör...

eğer o tahtaların sesini hiç duymasaydım öldüğüne inanmayacaktım. sanki hala odadasın , hani yine hasta olsam hemen arayacak geleceksin yanıma. bişey oluyor koşa koşa gelmek istiyorum yanına birden dank ediyor kafama artık yoksun. ama iyi ki vardın. yoksun ama varsın. varsın ama yoksun. ben seni burada, orda büyütüyorum 3 yaşında artık hasretimiz. bu da demektir ki kavuşmamızdan 3 yıl eksilmiş. seni çok seviyorum . çok özlüyorum biliyorum ki özlemek kavuşmaya yetmiyor. sızlatan , e biraz da kanayan ama gururlu ama tebessümle içimde anılar. hep dediğin gibi allah senden çok benden razı olsun. bal yanaklarından öperim. hasretle selam ederim. burda çok yoruldun orda iyi uyu. nurlar içinde uyu
devamını gör...

bertolt brecht tarafından kaleme alınmış, arkasında gerçek bir hikaye yatan şiir. tarih 1933 yılını gösterdiğinde almanya'da "bozguncu" adı altında pek çok şair ve yazarın eserleri bir bir yasaklanıyor ve toplatılıp meydanlarda yakılıyordu. fahrenheit 451 kitabından fırlamış gibi dehşet verici ve distopik bu ortamda alman yazar oskar maria graf oldukça trajik bir durumun ortasında buldu kendini. kitapları yakılmak ve yasaklanmak şöyle dursun beyaz listeye eklenmiş ve okunması gerekliliğine karar verilmişti dönemin hükümeti tarafından. o dönemler ülkesinde bulunmayan graf hükümete bir mektup yazdı. aşağı yukarı şöyle diyordu mektupta graf: " ben kitaplarımda her zaman doğruları söyledim, beni de yakılacaklar listesine alın. kitaplarımı yakın çünkü ben sizden değilim. ben yalanlar anlatmıyor, doğruları söylüyorum!"

brecht bu olay üzerine die bücherverbrennung yani kitaplar yakılıyor şiirini yazmaya karar veriyor. die gedichte von bertolt brecht in einem band isimli şiir derlemesinin 694. sayfasında yer alan şiir mehmed kemal'in acılı kuşak kitabının 142.sayfasında karşımıza çıkıyor ve orada şiir kitap yakılıyor ismi ile okuyucuya sunuluyor.


buyurunca hitler hazretleri
zararlı fikirlerle dolu kitapların yakılmasını
halkın önünde, alanlarda,
öküzler odun yığınlarına araba araba kitap taşıdı.
gözden düşmüş şairlerden biri,
hem de en iyilerinden biri,
şöyle bir göz gezdirdi yakılacak listesine,
gitti aklı başından:
unutulmuştu kendi adı.
hemen seğirtti çalışma odasına,
sanki öfkesinden kanatlanmıştı.
o saat bir mektup karaladı zorbalara:
'benimkileri de yakın! ' dedi. 'benimkileri de!
yapamazsınız bana bu kötülüğü,
kenarda bırakamazsınız beni!
ben de hep gerçeği söylemedim mi kitaplarımda?
neden davranırsınız bana yalancıymışım gibi?
yakın benimkileride! '
devamını gör...

ben denemedim ama sadece yumurta sarısı ile güzel olabilir, nasıl bir empatiyle okuduysam ilham geldi,

aralıklı açlık yapıyorum, sabahı bekliycem artık, yorumları okuyunca resmen canım istedi, normalde hiç aklıma gelen yaptığım yediğim bir şey değildir, üstelik diyette yapacak yemek bulamıyordum, sadece sebze ve yumurtayla beslenip aklıma gelmemesi de enteresanmış.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir bağımlılıktır. ×2 de izlemediğim video yok neredeyse. o kadar arttı ki bu artık ders videolarını bile hıslandırarak izliyorum.
devamını gör...

filistin kurtuluş örgütü sol olduğu için islamcılar pek sevmez. mesela sarışın bir kız vardı fkö den, israil in serbest bıraktığı hani. kaç kere haber oldu yandaş kanallarda? sabah akşam filistin de filistin diyen ahmak çomar bilmez ki deniz gezmiş fkö saflarında eğitim görmüş. varsa yoksa katil terörist hede hödö. hayır, kimseyi öldürmemiş biri nasıl katil oluyor o da apayrı bir mevzu...neyse, kahramanı ogün samast olan ülkenin teröristi elbette denizler olur.
devamını gör...

kulaklarını gün aşırı çınlatanlar kaç milyon kişi acaba?

ben her saat başı, alarm kurmuş gibi sinkaflı kelimeler ile yad ediyorum kendilerini.
devamını gör...

dilin türümüzün en güçlü ve en muhteşem icadı olduğunu söyleyen vietnamlı yazar hoa nguyen’in a thousand times you lose your treasure isimli şiir kitabındaki diep before completion isimli şiirinden bir dizedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu dize şairin annesine yazdığı bir şiirin son dizesi ve daha önce tanım olarak yazdığım yeryüzünde bir an için muhteşemiz kitabında bu dizeyi ocaean vuong da kitabı bitirmek için kullanmış.

hem dizeyi şiirini bitirmek için kullanan şair hem de romanını bitirmek için kullanan yazar bir yarım kalmışlık hissi ile dopdolu. vietnam’dan yeni dünyaya göç eden ve kabul görmekte zorlanan bu insanlar dillerine sarılıp hayatta kalmaya çalışmışlar. çünkü insanın anavatanı dilidir.

şair şiiri annesine ithaf ettiğinde annesi şiiri çok beğenmiş. böyle bir şiir kim için yazılırsa yazılsın büyük bir mutluluk verirdi zaten.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu dizede bir kelime oyunu var. ama türkçeye çevirmek mümkün değil. sing fiili düzensiz bir fiil olduğu için düzenli fiiller gibi -ed son eki alarak ikinci hale geçmez, ikinci hali sang’dir. ikinci nokta ise singed sözcüğünün hafifçe yanmış, uçlarından tutuşmuş anlamına gelmiş olmasıdır.

bu şiir bana attila ilhan’ın “ o mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız” dizesinde yaptığı kelime oyununu hatırlatır hep.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim