afganistan merkez bankası başkanının basına verdiği fotoğraf

gündem olan fotoğraftır.
şekilde gördüğünüz gibi çok prezantabl bir beyefendi. büyük ihtimalle afganistan ekonomisi uçacaktır.
buradan
devamını gör...
yağmur başlayınca duygulanmak
çok duygusal olan insanların başına geliyordur bence. nerede bi yağmur nerede bi gözyaşı biz oradayız.
devamını gör...
hoşlanılan kızı orkid alırken görmek
orkid alırken, bir sapık tarafından dikizlendiğini gören kızdan, daha vahim olmayan durum.
devamını gör...
elin sıkça gittiği yer
telefon. malesef sanırım bağımlıyım.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
poyraz ve ayşegül bence ya ya da monica ve chandler !!
devamını gör...
düşün ki yoldaş benjamin franklin bunu okuyor
herkes istemek yoldaştan bir şey, ama kimse sormamak yoldaş nasıl. naber yoldaş?
devamını gör...
süleymancılar
abla yüzüne tükürseler yarabbi şükür diyeceksin ben ne okudum ya yukarıda? oğlunu istismar* etmişler, gelmiş burada eve bağlılığı arttı diyor allahım sabır ver. dini abartan herkesten çok korkuyorum, aklını bu kadar ayak altına alabilen insanlardan çok korkuyorum.
tanım: ülkenin içinden geçen topluluklardan birisi.
tanım: ülkenin içinden geçen topluluklardan birisi.
devamını gör...
iş dünyasındaki kişilerin diğer kişilerle iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan profesyonel sosyal iş ağı ve sosyal paylaşım platformudur. sunnyvale, kaliforniya merkezlidir. aralık 2002'de kurulan linkedin'in web sayfası 5 mayıs 2003'te kullanıma açıldı. esas olarak iş ilan eden işverenler ve cv'lerini gönderen iş arayanlar dahil olmak üzere profesyonel ağ oluşturma için kullanılır. 2015 itibarıyla, şirketin gelirinin çoğu, üyeleri hakkındaki bilgileri, işe alım görevlilerine ve satış uzmanlarına satmaktan geldi. aralık 2016'dan bu yana tamamen microsoft'a ait bir yan kuruluş olmuştur. linkedin'in en popüler olduğu ülke olan amerika birleşik devletleri'nde kullanıcı sayısı 160 milyon, ikinci sıradaki hindistan'da ise 62 milyon kişidir. en çok linkedin kullanıcısına sahip 15. ülke türkiye'de ise toplam kullanıcı sayısı 2020 itibarıyla 8,4 milyona ulaşmıştır. mayıs 2020 itibarıyla linkedin'in 150 ülkede 706 milyon kayıtlı üyesi vardı. bright.com, slideshare, linkedin pulse, linkedin learning (lynda.com) ve connectifier yan kuruluşları var.
linkedin, üyelerin (hem çalışanların hem de işverenlerin) çevrimiçi bir sosyal ağda profiller ve birbirleriyle "bağlantılar" oluşturmasına olanak tanır. bu, gerçek dünyadaki iş ilişkilerini temsil edebilir. üyeler, herkesi (mevcut üye olsun veya olmasın) "bağlantı" olmaya davet edebilir.
2006 yılında 20 milyon kez görüntülenen linkedin, haziran 2013'te ise 200 farklı ülkeden 200 milyonun üzerinde kayıtlı kullanıcıya ulaştı. linkedin sitesi, aralarında türkçenin de bulunduğu 20 dilde hizmet vermektedir.
13 haziran 2016 tarihinde 26,2 milyar dolara microsoft tarafından satın alındığı açıklandı.
son yıllarda iş verenler de iş ilanları için kariyer siteleri yerine sıklıkla bu platformu tercih etmeye başlamışlardır.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
nalan-sök kalbini.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
ses tonlarından ruh hallerini hissedebilirim ayrıyeten bitmedi * frekanslarına da bazen girebiliyorum . *
devamını gör...
türk kadınının türkçü feminist örgütlenmesini başlatması gerekliliği
konuya önce feminizmin anadolu coğrafyası içindeki konumuna bakarak başlamak gerekir.
erken cumhuriyet evresinde ve mustafa kemal atatürk önderliğinde kadının seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 1934 tarihine kadar bu topraklarda feminizm var olmuştur.
ilk feminist önderlerden nezihe muhittin 1931 basımlı kitabı olan türk kadını’nda şöyle yazar;
“cumhuriyet yürüyecek ve kadınlık hayatına dair bir çok ışıklar serpecektir. siyasal hakkımızın verildiğini kutlayacağımız gün uzak değildir”.
türk kadın hareketleri, o dönemdeki feminist çabalar milli karakterli görülüp, türk milliyetçileri tarafından desteklenmiştir.
türk kadınlarının, çoğu avrupa ülkesinden önce bu haklara sahip olması, neredeyse tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. bu bağlamda avrupa ülkeleri, totaliter rejimlerin baskısı altında kavrulurken tüm dünyadan feministlerin katıldığı 12. uluslararası kadınlar birliği kongresi 1935 yılında türkiye’de gerçekleşmiştir. bu konuda kapsamlı bir sinan meydan makalesini aşağıya ekledim.

gelelim 12 eylül 1980 darbesi sonrası bugün feminist hareketlerin geldiği noktaya.
elbette tüm dünyada neoliberal politikalar namuslu kavramların özünü emip posasını çıkardığı için bugün türkiye feminizmi alt metinlerinde kürtçülük yapılan bir marjinal harekete evrilmiştir.
sözlükte ve ülkede oluşan feminizm ve feminist düşmanlığının temelinde kanımca bu yatmaktadır.
türkiye’de kadına şiddeti meşru gören aklı başında tek bir türk erkeği olduğuna inanmıyorum.
fakat meydanlarda yapılan feminist hareketlerin iç dinamiklerine bakınca muhafazakar anadolu insanının neden tepki gösterdiğini az çok anlayabiliyorum. bir kaç bol takipçili feminist örgütün paylaşımlarına bakınca bu gerçeklik daha parlak bir hal alıyor. detaylı bir tarama ile sizler daha radikal kürtçü oluşumların sözde kadın hakları temalı paylaşımlarını bulabilirsiniz.


öte yandan kadının sosyal yaşamın her yerinde olduğu ülkemizde sözde kadın duyarı kasan bu oluşumların tek bir kadın polisten, tek bir kadın askerin şehadetinden, başarısından bahsettiğini veya karşılaştıkları zorlukları dile getirdiğini göremezsiniz.



demem o ki, türkiye’nin aydın türk kızları ve türk kadınları arka planında ihanetten başka bir çaba gütmeyen bu kürtçü dernekleri terketmeli ve kendi bağımsız örgütlenmelerini başlatmalıdır.
"ey kahraman türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
mustafa kemal atatürk
kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
erken cumhuriyet evresinde ve mustafa kemal atatürk önderliğinde kadının seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 1934 tarihine kadar bu topraklarda feminizm var olmuştur.
ilk feminist önderlerden nezihe muhittin 1931 basımlı kitabı olan türk kadını’nda şöyle yazar;
“cumhuriyet yürüyecek ve kadınlık hayatına dair bir çok ışıklar serpecektir. siyasal hakkımızın verildiğini kutlayacağımız gün uzak değildir”.
türk kadın hareketleri, o dönemdeki feminist çabalar milli karakterli görülüp, türk milliyetçileri tarafından desteklenmiştir.
türk kadınlarının, çoğu avrupa ülkesinden önce bu haklara sahip olması, neredeyse tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. bu bağlamda avrupa ülkeleri, totaliter rejimlerin baskısı altında kavrulurken tüm dünyadan feministlerin katıldığı 12. uluslararası kadınlar birliği kongresi 1935 yılında türkiye’de gerçekleşmiştir. bu konuda kapsamlı bir sinan meydan makalesini aşağıya ekledim.

gelelim 12 eylül 1980 darbesi sonrası bugün feminist hareketlerin geldiği noktaya.
elbette tüm dünyada neoliberal politikalar namuslu kavramların özünü emip posasını çıkardığı için bugün türkiye feminizmi alt metinlerinde kürtçülük yapılan bir marjinal harekete evrilmiştir.
sözlükte ve ülkede oluşan feminizm ve feminist düşmanlığının temelinde kanımca bu yatmaktadır.
türkiye’de kadına şiddeti meşru gören aklı başında tek bir türk erkeği olduğuna inanmıyorum.
fakat meydanlarda yapılan feminist hareketlerin iç dinamiklerine bakınca muhafazakar anadolu insanının neden tepki gösterdiğini az çok anlayabiliyorum. bir kaç bol takipçili feminist örgütün paylaşımlarına bakınca bu gerçeklik daha parlak bir hal alıyor. detaylı bir tarama ile sizler daha radikal kürtçü oluşumların sözde kadın hakları temalı paylaşımlarını bulabilirsiniz.


öte yandan kadının sosyal yaşamın her yerinde olduğu ülkemizde sözde kadın duyarı kasan bu oluşumların tek bir kadın polisten, tek bir kadın askerin şehadetinden, başarısından bahsettiğini veya karşılaştıkları zorlukları dile getirdiğini göremezsiniz.



demem o ki, türkiye’nin aydın türk kızları ve türk kadınları arka planında ihanetten başka bir çaba gütmeyen bu kürtçü dernekleri terketmeli ve kendi bağımsız örgütlenmelerini başlatmalıdır.
"ey kahraman türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
mustafa kemal atatürk
kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
devamını gör...
askerde eşini hamile karısıyla aldatmak
bu terste bir işlik var. hiçbir şey olmadığıysa bile mutlaka bir şey olmuştur diyebileceğim bir başlık.
devamını gör...
türkiye'nin 2020 yılında yüzde 1.8 büyümesi
2009 gibi küresel finans krizinin zincirleme hacim endeksinde baz alınması nedeniyle hiç sağlıklı sonuçlar çıkmıyor. 2008-2009 dönemi zaten ekstrem bir dönem.
detaylı bilgi için buradan
detaylı bilgi için buradan
devamını gör...
güne bir söz bırak
herkes hayattan sadece bir şeyler almaya bakıyor. fakat kimse hayata bir şeyler katmayı düşünmüyor.
grigoriy petrov
grigoriy petrov
devamını gör...
işe yarar bir şey
pelin esmer'in biraz tren, biraz şiir filmi. barış bıçakçı ile beraber senaryosunu da yazmıştır.
--! spoiler !--
film, iki kadının hikayesiyle başlar. canan, hayatının nereye gittigini kontrol edemez, biraz öyle savrulup giden bir karakter iken, leyla hayatın kenarında durup yaşamadan yaşamı seyreden bir tiptir. leyla, işte o canan'ı hemen tanır bu yüzden de. içindeki gelgitleri tanır. şair ya, illa hikayeyi görür, peşini de bırakmaz.
canan'ın o kararsızlığı film boyu sürer. leyla ise çok az hareket eder o ırmağın kenarındaki yerinden ve ancak yavuz'la oturup konuştuğunda ayağını bir parça daldırır o nehre. o da, ufacık bir dalga yarattı mı bilmeden bitiririz filmi. leyla yavuz'u ikna etmeye, fikrini değiştirmeye çalışmaz da, yavuz'un da hikayesini öğrenme derdine düşer gibi gelir bana. hayatı yaşamak yahut bitirmek yavuz'un kararıdır. kalkıp o yavuz'a yol göstermek haddini görmez kendimde. severim bu halini.
leyla'nın yavuz'a söylediği her şeyi şuraya topluyor barış bıçakçı:
"yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var"
yavuz ne der bize söylemez pelin esmer. sen ne dersen o olsun der. ben derim ki o yavuz dese dese şunu demiştir:
"ama baktım sen rüzgârsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucunda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun"
--! spoiler !--
--! spoiler !--
film, iki kadının hikayesiyle başlar. canan, hayatının nereye gittigini kontrol edemez, biraz öyle savrulup giden bir karakter iken, leyla hayatın kenarında durup yaşamadan yaşamı seyreden bir tiptir. leyla, işte o canan'ı hemen tanır bu yüzden de. içindeki gelgitleri tanır. şair ya, illa hikayeyi görür, peşini de bırakmaz.
canan'ın o kararsızlığı film boyu sürer. leyla ise çok az hareket eder o ırmağın kenarındaki yerinden ve ancak yavuz'la oturup konuştuğunda ayağını bir parça daldırır o nehre. o da, ufacık bir dalga yarattı mı bilmeden bitiririz filmi. leyla yavuz'u ikna etmeye, fikrini değiştirmeye çalışmaz da, yavuz'un da hikayesini öğrenme derdine düşer gibi gelir bana. hayatı yaşamak yahut bitirmek yavuz'un kararıdır. kalkıp o yavuz'a yol göstermek haddini görmez kendimde. severim bu halini.
leyla'nın yavuz'a söylediği her şeyi şuraya topluyor barış bıçakçı:
"yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var"
yavuz ne der bize söylemez pelin esmer. sen ne dersen o olsun der. ben derim ki o yavuz dese dese şunu demiştir:
"ama baktım sen rüzgârsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucunda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun"
--! spoiler !--
devamını gör...
halkların demokratik partisi
içinde demokrasi hariç her şeyin bulunduğu parti.
he pkk'ya oy vermişsin he hdp'ye oy vermişsin hiç bir farkı yok. evet.
he pkk'ya oy vermişsin he hdp'ye oy vermişsin hiç bir farkı yok. evet.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
benimle muhabbeti olup bana dair kötü düşünceler barındıran ve bunu öfkelendiğinde olur olmadık kelimelerle ifade eden insanları sevmiyorum.
iyiymiş, beni seviyormuş taklidi gibi geliyor ve hiç samimi değil.
insanlara ya da çevremize karşı daima sevgi barındıramayız bu olağandır. bir davranışını sevmediğimizi belirtebilriz konuşarak hallolur ya da hiç hoşlanmıyorsak şahsından onla iletişim kurmayız.
içinde ona dair kötü hisler besleyip patlamanın da gereği yoktur. karşındakine dürüst olan kişi bunu yapmaz.
iyiymiş, beni seviyormuş taklidi gibi geliyor ve hiç samimi değil.
insanlara ya da çevremize karşı daima sevgi barındıramayız bu olağandır. bir davranışını sevmediğimizi belirtebilriz konuşarak hallolur ya da hiç hoşlanmıyorsak şahsından onla iletişim kurmayız.
içinde ona dair kötü hisler besleyip patlamanın da gereği yoktur. karşındakine dürüst olan kişi bunu yapmaz.
devamını gör...
aşık olma isteği
bazen öyle esip gelen, sonra çekeceğim derdi, kederi, tribi düşününce geri giden istek.
devamını gör...
türk kadınıyla evlenmek
başlığın devamını; herkese nasip olamayacak güzellikte bir hayatın sırrına erişmek derim...*
niyetiniz iyiyse nasibiniz de iyi olur.
niyetiniz iyiyse nasibiniz de iyi olur.
devamını gör...
yazarların izlerken heyecandan çıldırdığı aksiyon filmleri
kill bill vol 1
devamını gör...