bazı insanlar vardır, içlerindeki iyiliği ta en başından fark edersiniz. yapmacıklıktan uzak, doğal, neyse o. ben hayatımda böyle birkaç insan tanıdım. bunlardan birisi de hazaldır. sözlüğe giriş yaptığım zamanlarda ilk konuşmaya başladığım kişilerden birisidir. daha ilk dakikadan ( bakın karşımdaki insanın ne yüzünü görüyorum, ne tanıyorum, ne kim olduğunu biliyorum ) yakaladım o içindeki saf iyiliği. konuşma tarzın, üslubun, alçak gönüllü oluşun ve naifliğin ile her zaman kalbimin bir köşesinde olacaksın güzel insan. iyi varsın hazalcığım .
devamını gör...

cehalet eskiden de vardı ama hiç bugünkü kadar özgüvenli olmamıştı.sözünün sahibidir.
devamını gör...

fonda trt nagme, koltukta oturmus, pencereden disarda ki insanlari seyrediyorum. neye yetisiyorlar acaba? diye düsünüyorum.
devamını gör...

1973 yılında kurulmuş türkiye'nin kızlardan oluşan ilk futbol takımı olan dostlukspor isimli takım, trabzon gibi eril bir şehre gelip ismi gibi dostluk havasında bir maç yapmak istiyor. tabi kızlarla yapılacak maç alışılmış bir şey olmadığı için, dalga konusu oluyor. özkan sümer hoca da kabul ediyor. yıllarca dalga geçilmeyi göze alarak takımını, kız futbol takımı ile oynatıyor.

futbola, kitap ve felsefeyi sokan, donanımlı, bilgi ve kültür abidesi bir başkan. toprak sahanın kenarına sandalyesini koyup 12 yaş çocuklarının futbol müsabakasını hiç sıkılmadan, yeni bir yetenek keşfetme umudu ile seyreden bir başkan. uçağa atlayıp dünyanın uzak ülkelerinde yetenekli ve ucuz futbolcu arayan, bulduğu futbolcu ile kıran kırana pazarlık yapıp kolundan tutup takıma kazandıran bir başkan. yani efsane ünvanı kolay kazanılmıyor.

bunun dışında futbolcularla olan komik diyaloglarını az buçuk herkes duymuştur. yazmaya klavye yetmez. tipik karadenizli karakterini de yansıtır. teknik direktörlük zamanında kendisine tribünden ana, avrat, soy, sop, sülale söven adana demirspor taraftarına karşı soğukkanlılığını koruyup tepki vermeyen ama taraftarın en sonunda gözündeki siyah gözlüğe sövmesiyle kayışı koparıp kulübeden tribüne atlayıp küfürbaz taraftara saldırmaya kalkışmışlığı da vardır.

trabzon'daki altyapı okulu başarısını uygulamak isteyen galatasaray altyapının başına getirmiş, ancak o dönem teknik direktör görevden ayrılınca apar topar teknik direktör yapılmış ve takıma iki kupa kazandırmış. hasbelkader altyapının başında dursaydı, belki de galatasaray'daki gidişata farklı bir etkisi de olurdu.
yani, böyle hem mahmut hoca ve hem de nasreddin hoca gibi bir insan ve spor adamı kolay kolay gelmez. ruhu şad olsun.
devamını gör...

hayırlı olsun, bu işi de layığıyla yaparsınız, şahsen hiç kuşkum yok, hadi allah utandırmasın şimdiden iyi yayınlar.
devamını gör...

her bölgeye test şeklinde sorulmuşken orta doğuya klasik sorulmuş.
devamını gör...

tertemiz bir karar. umarım sonsuza kadar böyle devam eder.
devamını gör...

bir elektromanyetik dalganın, sahip olduğu dalga boyundan çok daha küçük tanecikler tarafından saçılımı ve gökyüzünü mavi görme nedenimiz.

cümlenin son kısmının ne anlama geldiğine ilişkin biraz merakı olanlar için ek bilgi:
ışık, elektromanyetik bir dalga. beyaz ışık dediğimiz güneş ışığının içerisinde, gökkuşağı renkleri dediğimiz renklerde, yani farklı dalga boylarında ışık bileşenleri var. bunların hepsinin, mesela bir prizmadan geçerken kırılma ya da atmosferde yol alırken saçılma miktarı birbirinden farklı.

rayleigh saçılımı, dalga boyu ile ters orantılı. yani ışığın dalga boyu ne kadar küçükse saçılması o kadar fazla olur. mavi ışığın dalga boyu, beyaz ışıktaki diğer bileşenlere göre daha kısa olduğundan, mavi ışık atmosferde daha fazla dağılır. bu nedenle de gökyüzü bize mavi görünür.
devamını gör...

yönetmeni ajeossi filminden esinlenmiştir ki benim güney kore sinemasından en sevdiğim filmdir bu. her yıl birkaç kez açar izlerim, öyle efsanevi bir filmdir bence.

john wick bu filmin kolaya kaçılmış halidir. iyi film midir? kesinlikle öyledir. kolaya kaçılmış mıdır? çok net.

--spoiler--

konunun güney kore haline bakalım önce. çünkü neden bakmayalım? filmde kahramanımızın bilgilerine polis ulaşamaz. öyle bir adamdır bu. amerikan başkanına onun adıyla tehdit mesajı gönderildiği zaman amerika tarafından bilgileri gönderilir ki john wick ülkeye girdiği zaman bilirsiniz papa için mi geldin sorusu ile muhatap olmuştur. benzerlik vardır.

güney koreli kahramanımız bombalama ve suikast gibi konularda uzmanlaşmış, dövüş eğitmeni, silah patladığı zaman gözünü kırpmayan, bir insanın elinden bıçağı o fark etmeden alabilen, aslında kendi sektöründe efsaneleşmiş bir abidir. ancak eşi öldüğü için içine kapanmıştır. tamamen sıradan bir adam olarak yaşar ve bir gün komşunun küçük kızı onu sever, güvenir. sonucunda mafya tarafından kaçırılır. işte o zaman büyük bir savaş başlatır ki kimse tarafından durdurulamaz. polisler ile başı belaya girer ve yönetmen polis eleştirisi yapmaktan çekinmez. polisler film boyunca oradadır. kahraman polise yakalanmadan mafyanın içine sızmaya çalışır. bu da gerilimi artıran unsurdur.

john wick yine eşinin ölümü nedenli içine kapanmış, yas sürecine girmiş, onu seven köpeğin intikamı için intikam yemini etmiştir ki bence sahiden iyi yapmıştır, izledik keyifle. ancak yönetmen bunca ölümü nasıl açıklayacağını bilemediği için içinde polisin olmadığı bir yapılaşma uydurmuştur ki bana sorarsanız onun içi tam doldurmamıştır. muggle ve sihirbazlar gibi gerçek dünya'da ayrılmışlardır ki ne alakadır?

bir de işin başrol oyuncu kısmı vardır. güney koreli oyuncu tamamen çaresizdir aslında. evet sinirlidir, gücünün farkındadır ama vicdan azabı ile yanar. o duygunun içine katar bizi yönetmen. hatta yetmez, filmin kahramanı ile en gizemli kötü adamının kavgasında kamerayı öyle bir kullanır ki seyirci kavganın ortasında kalır. bana kalırsa bu da seyirciye yönetmenin yaptığı bir eleştiridir. film yönetmenlik harikasıdır.

ha gemide ya da barda gibi etik değerlerin farkında olmayan ve toplum eleştirisini hiç sunmadan, sadece gişe yapabilmek amacı ile yayınlanmış ici boş filmlere kült diyen insanlar benim iki filmi uzun uzun incelememi anlamsız bulacaktır. o da beni çok üzer tabii. hemen gidip yüz üstü ağlıyorum.

ağladım ve geldim.

keanu reeves ise çok net olarak yürüyüş bozukluğuna sahiptir. dizini hiç bükmeden yürür. birileriyle kavga ederken çok net yavaştır aslında. zıplaması, yere uzanması, yerde yuvarlanması yavaştır ama asla kurşun isabet etmez. normalde filmin ilk dakikasında ölmesi gerekirdi. gerçi bizim ülke insanı keanu reeves delisi olduğu için filmin bu olumsuzluğunu yine görmemiştir ki zaten filmin tek kusuru başrolü değildir.

--spoiler--

aslında daha yazarım. benim aslında sunmaya çalıştığım eleştiri şu. esinlenilen film müthişken neden john wick bu kadar bilinir hale geldi?

amma boş yaptın diyenler için özet geçiyorum. sahiden iyi filmdir. birkaç kez izledim, ara ara açıp izliyorum.
devamını gör...

içimizi ısıtan çok tatlı bir ses rengine sahip olan, dizilere müzikleriyle nefes veren bir şarkıcıdır. şarkılarını dinlerken kalpten söylediğini çok iyi hissettiriyor ve o akışa kapılıp gidiyorsunuz. kaleminin de yüreği gibi kuvvetli olduğunu şarkı sözlerinden anlayabiliyoruz, işini aşkla yapan nadir insanlardan. huzur veren sesiyle maalesef günümüzde hak ettiği değeri göremeyen bir sanatçımız.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
televizyon izleyenler sesine aşina olabilir çünkü birçok dizide şarkıları kullanılıyor. ben kendisini "yalnızlıklar" şarkısıyla tanışmıştım. o günden beridir severek takip ediyorum.
2012-2013 yıllarında arkadaşlarıyla beraber "meriva" adında bir grupları varmış. grup daha da eski büyük ihtimalle, çünkü meriva'dan önce de grubun başka bir adı varmış. o dönemler ses getiren ve merak edilen bir grup olmuşlar ve "bu gruba dikkat, geleceğin grubu" dedirtmişler. internette "yolu açın, meriva geliyor" gibi haberlere rastlamak mümkün. ama sonrasında her ne olduysa grup dağılmış, spotify'daki şarkıları kaldırılmış ve koca bir bilinmezlikle yok olmuşlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ondan sonra anladığımız kadarıyla soner avcu solo olarak kariyerine devam etmeye karar vermiş, iyi ki de bu kararı vermiş. çok daha iyi yerlere gelmesini temenni ediyorum.

şarkılarından birkaç tanesini bırakıyorum;
kuşlar
sen yokken
yan kaderim*
devamını gör...

arada kalanlar, alçalanlar, yükselenler, şeytanlar ve türevleri... filmin çok farklı bir atmosferi var.
konu olarak özel bir görü yeteneğine sahip birinin yaşadığı mücadeleyi anlatan fantastik bir filmdir.
devamını gör...

dün ukdeyi veren yazarla bir muhabbetimiz oldu. muhabbet sırasında; "yargıtör" diye bir kelime kullandı. türkçeye olan eşsiz katkıları gerçekten görmezden gelinemez. tdk ne iş yapar? alınsanıza hanımefendiyi? acayip eğlenceli biri. kafası başka çalışıyor. ama dantellektüel kelimeciği bir l ile mi yazılıyor iki l ile mi? onu da açıklamalı.
devamını gör...

çok romantize edilen bir şey. isteyen insan belirli kliniklerle veya programlarla eroin gibi ilk kullanımdan bağımlılık kazandıran bir maddeyi bile bırakabiliyor iken hiçbir şey yapmadan ben bunu bırakamıyorum diyen birisinin yaptığı sadece romantize etmektir, ilgi çekmektir.

akilli telefonları geçtim en ufak bir sus eşyasının yüzeyi zarar görmesin diye kılıflara ve koruyuculara bir suru zaman ve para harcıyorsunuz ama sıra kendi bedeninizi korumaya gelince oldukça özensiz davranıyorsunuz. siz insanlar gerçekten çok değişik bir canlı türüsünüz.
devamını gör...

insanlığın en acımasız paradokslarından biridir.
uyumam gerekiyor sinyalini alan beyin, bunu niye ters işletir anlamıyorum. bir tek benim beynim bunu yapmıyordur umarım. yoksa kendimle kavgama bir neden daha eklenecek.
devamını gör...

arabanın camından el, kol sarkıtmak
devamını gör...

tövbe bismillah bu nasıl bir zeka seviyesi böyle nazar değmesin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

okumadığı halde kitaptan bahsediyor, kitap hakkında rahat konuşabiliyorsa, tebrik edilmesi gereken insandır. sonuçta okumasa da, gerekli araştırmayı yapmış, kitap hakkında az çok bir şeyler okumuştur. ve okuduğu halde bir şey hatırlamayan bana göre daha çok şey biliyordur. ne okuduğum kitap ne de izlediğim film/dizi aklımda kalmıyor.*
devamını gör...

bende her gün yaşamak şiirini bırakayım şuracığa,

ışıklı günlerinde düşün,
memleketini, dostlarını, sevgilini,
onlarla kal, dinlen
bırak kendinden bir şeyler,
bir mağlup akşamın mahzunluğu
silinsin gözlerinden.

bir kavga sonunu unut.
sen maceralar peşinde değil,
umutsuz bir yolculukta değilsin.

yaşamak sadece sevmektir, inan bana.
sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor.
yaşamak suda, toprakta, insanlarda görünerek;
bir zeytin ağacı gibi.
bir zeytin ağacı gibi, ne güzel
denize yakın olacaksın,
uzayan dallarında, yapraklarında ışık
ta derinlerde köklerin.
bir zeytin ağacı gibi, bin yıl severek
yaşamak her gün...

arif damar
devamını gör...

küçükken herkes atatürk'ü sever zannediyordum...
devamını gör...

müzik zevklerimiz uyuşursa eğer dinlemeye değer listelerim var canlar:

janis joplin
karışık metal
zeppelin
alternatif
ruhunu rahatlatmak isteyenlere
woodstock
benim için çok özel az biraz romantik
bir de bu var ama çok güzel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim