ortadoğu gibi bir cehennemin ortasında yer alıyor olması en büyük etken.

basiretsiz ve yolsuzlukta master yapmış devlet adamlarını da es geçmiyorum tabii.
devamını gör...

sözlükte küfür kullanılmamasını eleştiren cümlelerde aranılan butondur. hayır kimse size "gel üye olursan istediğin gibi küfredeceksin" diye kandırmadı ki. zaten sözlüğün misyonu bu. bunu bile bile hala neyin eleştirisi anlamış değilim.
devamını gör...

daha kötüsü ise hiç anlayamamandır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"dinleyeni olmadığından değil, anlayanı olmadığından sessizleşir insan."
-osho
devamını gör...

sözlüğün bağımlı yapıcı etkisinden kaynaklanır. yada insan sabah sabah bildirimleri görünce bir mutlu başlıyor güne.
devamını gör...

klasik müzik dinlemek, kafamı resetliyor. bir de yürümek. amaçsızca uzun uzun yürümek.
devamını gör...

avusturya'daki am himmel yetimhanesi'nde kalan 6 yaşındaki werfel'in, ikinci dünya savaşı sürerken, noel'de kendisine amerikan kızılhaçı tarafından verilen yeni ayakkabılar için yaşadığı mutluluk...
yıl 1946. fotoğraf life dergisinde yayımlanmış.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel alıntıdır.)

ufacık şeyleri sorun eden insanların ders alması gereken bir fotoğraf bence bu. koskoca dünyada kimsesiz, savaşın ortasında bir çocuk ama bir çift ayakkabı onun için bunların hepsinden önemli bir mutluluk kaynağı o an için...

bunu yapmayı başaran kaç kişi vardır sizce dünyada? biz çok daha fazlasına sahip olduğumuz halde yetinmeyi bilmiyoruz. mutlu olmak için her zaman koşullarımız var. hayat mutluluğu bu kadar fazla koşulu olan insanlara kolay kolay tattırmaz.
devamını gör...

evet insan ilişkilerinde de sürekli görüştüğümüz ve sevdiğimizi düşündüğümüz insanlara karşı nezaketi elden bırakıyoruz, yıpratıcı olabiliyoruz. fakat yeni karşılaştığımız birine hayatımızda olan birine nazaran çok daha saygıyla, nezaketle davranıyoruz.
bu bana da çok ilginç gelmiştir, samimiyet ilerledikçe davranışlara dikkat etmek yerine, bayır aşağı giden freni patlak araba misali langur lungur gidiyoruz.
devamını gör...

bana gelse.. beraber yaparız.. neydi hayat ?!?paylaşınca güzel olandı..
devamını gör...

hicri 1442 yılının 30. ramazanı, miladi 2021 yılının 12. mayısı itibariyle son bulan, ramazan orucunun son iftarı. allah(c.c.) daha sağlıklı, daha huzurlu ve mutlu şekilde diğer ramanaza ulaşmayı nasip etsin.
devamını gör...

bir bir iki, iki iki dört, dört dört sekiz kıpırdayan keriz.
devamını gör...

bize bu primi veren kim? erkekler. peki bundan şikayet eden kim? yine erkekler. kendi kendinizle çelişmiyor musunuz?

hem siz sırf kadın olduğumuz için takip ediyorsunuz hem de neden kadın yazarların takipçi sayısı fazla diye ağlıyorsunuz. nerden baksan mantıksız bu haha.
devamını gör...

evde içki ve sirke üretmeyle beraber akım olmuş bir ihtiyaç. bu sayede insanlarımız fizik ve kimya bilimiyle ucundan da olsa tanışmış oldular.
devamını gör...

1) negatif düşünceler:

en önemli maddedir. evrende çekim kanunu vardır. ne düşünürsen onu yaşarsın yani.

2) sigara, alkol ve türevleri:

yaşamı kalitesizleştirmekten başka bir işe yaramayan bu şeylerden uzak durmak hem cebe hem de vücuda yararlı olur.

3) kendini küçük görmek:

'evet sen insan okyanusunda bir damlasın ama unutma ki o bir damla içinde kocaman okyanusu taşır' der mevlana. elinden geleni ardına koymamalı ve disiplinli bir şekilde hedefine ulaşmak için çalışmalı, çaba sarfetmelisin. ünlü psikolog abraham maslow der ki: 'olabileceğinizden daha azı olmayı planlıyorsanız, muhtemelen hayatınızın geri kalan günlerini mutsuz geçireceksiniz.'.

4) ertelemek:

ertelemek, yaşamı kaçırmaktır.size verilmiş en güzel hediye olan hayatı elinizde olan imkanlar dahilinde dolu dolu yaşamaya ve yaşam ile ölüm arasındaki kısa süreyi pişman olmayacak şekilde ve en güzel şekilde doldurun. . bu yüzden ne yapmak istiyorsanız şimdi başlayın, elinizde olan imkanlarla başlayın ve pes etmeyin. eğer başlamak için uygun koşulları bekliyorsanız boşuna bekliyorsunuzdur. zira şartlar hiçbir zaman gerektiği gibi olmaz, bütün şartlar yerine gelinceye kadar erteleyen, hiçbir iş yapamaz der ünlü yazar william feather.


5) zamanı boş yere harcamak:

üstte de dediğim gibi hayat size verilmiş en güzel hediyedir. fakat uzunluğunu biz bilemediğimiz için, her an sonlanabileceği için zamanı doğru kullanmak gerekir. her an, sona en yakın an olabilir. zamanımızı öyle bir kullanmalıyız ki hem eğlenmeli, hem öğrenmeli hem de verimli işler yapalım. atatürk'ü düşünelim. sadece 57 yıl yaşadı. bu kısacık zaman diliminde resmi olarak 3997 kitap okudu. bu kısacık zamana 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 13 kitap sığdırdı. koca bir ülke sığdırdı...


not: alıntı değildir, bana ait bir yazıdır. saygı ve sevgilerimle.
devamını gör...

çiko 2

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ormanda keşfe çıkan sunucu serdar kılıç, doğru malzemeleri kullanarak doğadan nasıl faydalanacağımız konusunda pratik bilgiler veriyor.
devamını gör...

orta çağ orta doğu'sunda var olan temelsiz inanış. kâşgarlı mahmud, dîvânu lugâti't-türk'ü yazarak açık bir şekilde arap oğullarına, ali şir nevaî ise muhakemetü'l-lugateyn'i yazarak fars oğullarına türk dilinin yeterli bir dil olduğu öğretmişlerdir. bugün ne türkoloji ne de dilbilimin içinde bu saçma düşüncenin zerresi yoktur. zaten diller bir at değildir ki yarıştırılsın. modern dilbilim her dili işlenmesi gereken bir cevher olarak görür, mesele o cevheri ne kadar iyi, işe yarar ve "saf" halini koruyarak işlediğiniz. haa orta çağ'dan kalma bu inanışlar söylediğim coğrafyada devam ediyorsa o onların geri kalmışlığıdır.
devamını gör...

aaaa beni anlatan başlık açmışlar şeklinde tepki verdiren başlık. benimdir efenim bu. ayrıca ajanslardan gelen son habere göre ne sitkom karakteriyim ne de ecnebiyim, yani öyle diyollaaa.
e kardeş ne demeye giyiyorsun? derseniz de anlatıverem gari. belki aranızda benim gibi ağrıları olan birileri vardır da çareyi buluverirler. yalnız dikkat, tanım birazcık uzun.
uzun yıllar boyunca gece gündüz fark etmeksizin bacaklarımda ağrılar oldu. kaç tane doktora gittiysem de hepsinden şu cevabı aldım "büyüme ağrısıdır, geçer".
doktordur dedik, vardır bi bildiği dedik; geçmesini bekledik ama geçmedi. tabi bu arada benim ağrıların şiddeti arttı. ağrılardan ağlarken sızarsam uyuyabiliyordum. yoksa uyutmuyordu meret. bu sıralarda doktorun biri huzursuz bacak sendromu olabilir dedi. sonunda farklı bi cümle duymuş olmanın verdiği sevinçle onu araştırdık, yapılması gerekenleri yaptık, ettik falan ama i ih. benim ağrılar aynı devam. ben yine doktor doktor gezerken bir gün bi doktor dedi ki "sende düz tabanlık var". kendimden emin şekilde dedim ki, "yooo onun da kontrolü yapıldı, düz taban değilim ben". doktor hanım* "bi de ben tetkik edeyim" dedi ve muayene etti kiii bin-go. normalde düz tabanlık doğuştan gelen bi durummuş lakin çok az bi oran da olsa sonradan oluşan düz tabanlık diye bir şey varmış ve bendeniz bu az orandaki insan topluluğunun içine girmeyi başarmışım *. iyi tamam teşhisi koyduk, peki nedir bu? dedim veee olaylar başladı. benim ayakta oluşan taban dengesizliği sebebiyle kaslarım ve iskeletim hasar görüyormuş. bu yüzden de ben yıllardır bacak ağrısı çekiyormuşum. hatta bu yüzden gencecik yaşımda bi de bel fıtığım var*. neyse. sonra ben yine dedim ki, ne olduğunu öğrendik, peki şimdi ne yapacağım? doktor hanım da dedi ki, bir medikale gideceksin ve kendine özel tabanlık yaptırıp devamlı kullanacaksın. o da neymiş, yeniyor muymuş? falan diye işin goygoyuna bakarken bi taraftan da gidip kendime bi tabanlık yaptırdım*. tamam bu sefer bitti derken de ayakkabı sorunu ile karşılaştım. ayakkabıya ayağım sığarsa tabanlık; tabanlık sığarsa benim ayak sığmıyordu. normal ayak numaramdan epeyce büyük ayakkabılar alarak bu sorunu da bi şekilde halletmiş oldum. eh dedim tamam artık, göreyim bunca emek ağrıları geçirecek mi? geçti dostlar... tabanlığı kullandıktan sonra gelen o his gerçekten dünya varmış dediğim nadirane anlardan birini yaşatan histir. her ne kadar ayağımda yarı yarıya düz tabanlık olsa da, bel fıtığı sahibi olsam da artık ağrılarım yok ya, bu bana yetiyor.
şimdi konunun başına dönersek, tabanlık kullanımı beni rahatlattığı için sadece evde giydiğim özel bi spor ayakkabım var. haliyle ben de bu başlıktaki gruba dahil oluyorum.

işte böyle sayın yazarlar. öyle kafanıza göre hemencik insanları kategorize etmeyin sitkom karakteri, ecnebi vs diye. konuyu biraz deşince altından bi kürek gübre* çıkar da kalıverirsiniz öyle. haydi selam ile.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkan şoray ve aytaç arman'ın birlikte rol aldığı yalancı isimli yeşilçam filminde çalan bir parçaydı...
ömür göksel- yaş kalmadı

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim