kadın yazarlardan kadın yazarlara sorular
hande ataizi bir jülide ateş ile yaptığı bir programda eşi ile ayrılma sebebini türk erkeği gibi olmamasına bağlamış.* türk kadını türk erkeği ile mutlu olabiliyor dedi.
türk erkeğinin koruyucu olması, gerektiğinde bir omuz olması, ilgili olması, kadına madden ve manen destek olması ihyacından bahsetti.
avrupai erkek hande ataizi'ne bile göre değilken soru gelsin*
-türk erkeği gibi türk erkeği mi avrupai olmuş türk erkeği mi?
türk erkeğinin koruyucu olması, gerektiğinde bir omuz olması, ilgili olması, kadına madden ve manen destek olması ihyacından bahsetti.
avrupai erkek hande ataizi'ne bile göre değilken soru gelsin*
-türk erkeği gibi türk erkeği mi avrupai olmuş türk erkeği mi?
devamını gör...
theodor adorno
"yanlış bir hayat doğru yaşanmaz" demiş kişi. behzat ç.'nin baş karakter olduğu her temas iz bırakır (kitap)'ında çok güzel bir pasaj vardır bu sözle ilgili.
"ben istifa edip idman ocağı'na döndüm. yarın öbür gün, 'gel sana emekli maaş: bağlayalım,' derlerse ne diyeceğimi bilemiyorum, sonuçta idman ocağı'nın durumu malum, bu da benim hakkım sayılır, yirmi bir yılımı verdim cinayet bürosu'na, içim karardı. bahar'ı arayıp, sen haklıymışsın diyeceğim, yanlış bir hayat doğru yaşanmaz. artık bu söz kime aitse o daha iyi bilir, tornalı, pornolu bir adı vardı, işte bıraktım. kendi dişlimi alıp, bu çarktan ayrıldım."
"ben istifa edip idman ocağı'na döndüm. yarın öbür gün, 'gel sana emekli maaş: bağlayalım,' derlerse ne diyeceğimi bilemiyorum, sonuçta idman ocağı'nın durumu malum, bu da benim hakkım sayılır, yirmi bir yılımı verdim cinayet bürosu'na, içim karardı. bahar'ı arayıp, sen haklıymışsın diyeceğim, yanlış bir hayat doğru yaşanmaz. artık bu söz kime aitse o daha iyi bilir, tornalı, pornolu bir adı vardı, işte bıraktım. kendi dişlimi alıp, bu çarktan ayrıldım."
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
merhabalar sevgili portakallar!
her hafta perşembe gecesi olduğu gibi bugün de saat 22.00'da buluşuyoruz! yol şarkıları ile uzun bir yolculuğa çıkmaya hazır mıyız canım dinleyenlerim?
bazı teknik aksaklıklar sebebi ile afişimiz bugün biraz geç kaldı ama gecenin yıldızlarına yakışan bir afiş oldu her zamanki gibi!
bugün çok beklettim biliyorum, daha fazla bekletmeden gelsin afişimiz, gelsin yıldızlar!

ps: afiş için her zaman ve her koşulda başının etini yediğim, başının belası olduğum gomercan'a çoook teşekkür ederim.*
her hafta perşembe gecesi olduğu gibi bugün de saat 22.00'da buluşuyoruz! yol şarkıları ile uzun bir yolculuğa çıkmaya hazır mıyız canım dinleyenlerim?
bazı teknik aksaklıklar sebebi ile afişimiz bugün biraz geç kaldı ama gecenin yıldızlarına yakışan bir afiş oldu her zamanki gibi!
bugün çok beklettim biliyorum, daha fazla bekletmeden gelsin afişimiz, gelsin yıldızlar!

ps: afiş için her zaman ve her koşulda başının etini yediğim, başının belası olduğum gomercan'a çoook teşekkür ederim.*
devamını gör...
tafra teorisi
cismin mesafenin bir bölümünü sıçrayarak geçtiğini söyleyen teori. teoriyi öncelikle hişam bin hakem(v.795) kullanmış fakat günümüze gelen haliyle mu'tezile kelâmcılarından olan nazzâm(v. 845) tarafından geliştirilmiştir.
şöyle ki nazzâm, nesnelerin bölünmeyen parçalar(yani atomlar)dan oluştuğu düşüncesini reddetmiştir. o, nesnelerin zihnen bölünebileceğini söylemiştir. böylelikle kelâmcıların çoğunun benimsediği bir nesnenin bir yerdeki bulunuşunun önceki bir bulunuşu ile öncelenmemesi düşüncesini de reddetmiştir. nazzam'a göre, bir cisim zihnen sonsuza kadar bölünebilmekteyse, bu durumda var sayılacak herhangi bir mesafe de sonlu olmayacaktır. o zaman hareketi açıklamak da imkânsızlaşacaktır.
nazzâm'a göre bunu aşmak için mesafenin bir bölümünü cisim sıçrayarak geçmelidir. çünkü cisim hareket sırasında sonsuza kadar bölünebilecek olan parçaları katedemez. o zaman hareket eden şey de mesafenin bir bölümünü sıçrayarak kateder. örneğin iki fare düşünelim. bu fareler kedi yiyen fare olsunlar.* engellerle dolu kısa bir yol var. bu fareler ikisi de bu engelleri aşarak yolu geçip kediye ulaşacaklar. tamam böyle bir örnek vahşet dolu olacak. hadi tamam peynire ulaşacaklar. sonra bir fare engelleri düz bir şekilde geçmek yerine, farklı bir şekilde, mesela üçgen şeklinde hareket ediyor. böylelikle engelleri de kolay aşıyor olsun. diğer fare ise engelleri düz bir şekilde geçsin. hangisi peynire ilk varan olacaktır? tabi ilk fare yani üçgen bir biçimde hareket eden fare, kendine bir taktik belirlemiştir ve buna göre hareket etmiştir. diğeri düz bir şekilde engelleri aşmaya çalışmıştır. buna göre ilk fare çabuk varmıştır. yani ilk fare, bazı engelleri sıçrayarak peynire ulaşmıştır.
kelâmcıların çoğu, bir cisim, ikinci yere gitmeden üçüncüye varamaz diyerek tafra görüşüne karşı çıkmışlardır.
şöyle ki nazzâm, nesnelerin bölünmeyen parçalar(yani atomlar)dan oluştuğu düşüncesini reddetmiştir. o, nesnelerin zihnen bölünebileceğini söylemiştir. böylelikle kelâmcıların çoğunun benimsediği bir nesnenin bir yerdeki bulunuşunun önceki bir bulunuşu ile öncelenmemesi düşüncesini de reddetmiştir. nazzam'a göre, bir cisim zihnen sonsuza kadar bölünebilmekteyse, bu durumda var sayılacak herhangi bir mesafe de sonlu olmayacaktır. o zaman hareketi açıklamak da imkânsızlaşacaktır.
nazzâm'a göre bunu aşmak için mesafenin bir bölümünü cisim sıçrayarak geçmelidir. çünkü cisim hareket sırasında sonsuza kadar bölünebilecek olan parçaları katedemez. o zaman hareket eden şey de mesafenin bir bölümünü sıçrayarak kateder. örneğin iki fare düşünelim. bu fareler kedi yiyen fare olsunlar.* engellerle dolu kısa bir yol var. bu fareler ikisi de bu engelleri aşarak yolu geçip kediye ulaşacaklar. tamam böyle bir örnek vahşet dolu olacak. hadi tamam peynire ulaşacaklar. sonra bir fare engelleri düz bir şekilde geçmek yerine, farklı bir şekilde, mesela üçgen şeklinde hareket ediyor. böylelikle engelleri de kolay aşıyor olsun. diğer fare ise engelleri düz bir şekilde geçsin. hangisi peynire ilk varan olacaktır? tabi ilk fare yani üçgen bir biçimde hareket eden fare, kendine bir taktik belirlemiştir ve buna göre hareket etmiştir. diğeri düz bir şekilde engelleri aşmaya çalışmıştır. buna göre ilk fare çabuk varmıştır. yani ilk fare, bazı engelleri sıçrayarak peynire ulaşmıştır.
kelâmcıların çoğu, bir cisim, ikinci yere gitmeden üçüncüye varamaz diyerek tafra görüşüne karşı çıkmışlardır.
devamını gör...
şamanizm kökenli türk adetleri
su dökerek uğurlama
loğusa döneminde olan kadınların başına bağlanan kırmızı kurdele
kurşun dökme
câmi avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması
40 sayısı
mevlit okutma
tahtaya vurmak
mezar taşı
halı kilim desenleri
davul ve kopuz çalma adeti gibi örnekler verilebilir.
loğusa döneminde olan kadınların başına bağlanan kırmızı kurdele
kurşun dökme
câmi avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması
40 sayısı
mevlit okutma
tahtaya vurmak
mezar taşı
halı kilim desenleri
davul ve kopuz çalma adeti gibi örnekler verilebilir.
devamını gör...
her başlığa entry giren yazar
format kurallarına aykırı bir durum olmadığı sürece isteyen her başlığın altına düşüncelerini dile getirebilir. gayet normaldir.
devamını gör...
esrarengiz tesadüfler
carl gustav jung, rüyasında bir ırmak kenarında bulunduğunu görür. ansızın ırmaktan çıkan devasa bir balık kendisini yemeye çalışırken uyanır. bir gün sonra fakülteye gittiğinde ise odasındaki sınav kağıtlarına bakarak şaşırır. her sınav kağıdına, rüyasında gördüğü ırmaktan çıkarak kendisini yemeye çalışan “balığın” resmi çizilmiştir. bunun, öğrencilerin tertiplediği “1 nisan” şakası olduğunu anlaması zaman alır.
peki nasıl olmuştu da öğrenciler, jung’un rüyasında gördüğü ve kimseye anlatmadığı balığı çizmişlerdi sınav kağıtlarına? jung’un başından bu olaya benzerlik gösteren başka olaylar da geçince, dostlarından biri olan einstein ile istişare ederek “eşzamanlılık” adını taşıyacak kitabını kaleme almaya başlar. görünürde aralarında mantıkî bir ilişki bulunmayan olguların niçin birbirlerine benzediklerini araştırır. ispritizmadan matematiğe, matematikten fiziğe ve psikolojiye kadar pek çok disiplinden faydalanır bu çalışmayı tamamlarken.
peki nasıl olmuştu da öğrenciler, jung’un rüyasında gördüğü ve kimseye anlatmadığı balığı çizmişlerdi sınav kağıtlarına? jung’un başından bu olaya benzerlik gösteren başka olaylar da geçince, dostlarından biri olan einstein ile istişare ederek “eşzamanlılık” adını taşıyacak kitabını kaleme almaya başlar. görünürde aralarında mantıkî bir ilişki bulunmayan olguların niçin birbirlerine benzediklerini araştırır. ispritizmadan matematiğe, matematikten fiziğe ve psikolojiye kadar pek çok disiplinden faydalanır bu çalışmayı tamamlarken.
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
1000k ,kitapdostum,
devamını gör...
yazarların kalbine yara olan film
çizgili pijamalı çocuk. ah be herkese çocuk masumiyeti lazım. o zaman dünya bu kadar kötü olmazdı.
devamını gör...
sana vurana sen de vur diyen ebeveyn
seni seveni sen de sev...
deseydi bu ebeveyn, insanımız bu kadar mutsuz olmazdı. bu kadar sevgisiz yaşamak gerçekten nefessiz kalmak kadar boğucu.
deseydi bu ebeveyn, insanımız bu kadar mutsuz olmazdı. bu kadar sevgisiz yaşamak gerçekten nefessiz kalmak kadar boğucu.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
evett sevgili yazarlar, nasıl geçti bilmiyorum ama programda 4. haftamıza gelmiş bulunuyoruz.
geçen hafta pilli bebek ile ağır bir duygusal karmaşa yaşadıktan sonra bu hafta; yer yer içinizi ısıtacak, yer yer de geçmiş zamanları hatırlatarak içinizi cız ettirecek bir grup : pinhani
fark etmeyerek de olsa her hafta ele aldığımız sanatçıları kendi açımdan tanımlamak ve sizlerin tanımlarını görmek bir gelenek olmaya başlıyor. bu hafta da sizleri pinhani hakkında düşüncelerinizle, en önemlisi varsa hikayeleriniz, anılarınızla ve de istek şarkılarınızla radyomuzda bekliyor olacağım.*
saat 23.00'da şarkılarla geçtim aranızdan, pinhani ile canlı yayında! görüşmek üzere.
geçen hafta pilli bebek ile ağır bir duygusal karmaşa yaşadıktan sonra bu hafta; yer yer içinizi ısıtacak, yer yer de geçmiş zamanları hatırlatarak içinizi cız ettirecek bir grup : pinhani
fark etmeyerek de olsa her hafta ele aldığımız sanatçıları kendi açımdan tanımlamak ve sizlerin tanımlarını görmek bir gelenek olmaya başlıyor. bu hafta da sizleri pinhani hakkında düşüncelerinizle, en önemlisi varsa hikayeleriniz, anılarınızla ve de istek şarkılarınızla radyomuzda bekliyor olacağım.*
saat 23.00'da şarkılarla geçtim aranızdan, pinhani ile canlı yayında! görüşmek üzere.
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
onlar da insansız sokak istiyor.
devamını gör...
pazar banyosu
özellikle pazartesi günü işe veya okula gidilecekse muhakkak yapılan banyodur. akşam yatmaya yakın saatlerde yapılır. en azından bizde öyleydi.
banyo sonrası güzelce önlükler*, gömlekler ütülenir ve sabahın köründe uyanmak üzere sıcacık yatağa girilir.
artık çok sık görülmüyor ama bende alışkanlık olmuş, pazar akşamı o banyo muhakkak yapılacak.
banyo sonrası güzelce önlükler*, gömlekler ütülenir ve sabahın köründe uyanmak üzere sıcacık yatağa girilir.
artık çok sık görülmüyor ama bende alışkanlık olmuş, pazar akşamı o banyo muhakkak yapılacak.
devamını gör...
guy debord
socialisme ou barbarie üyesi marksist. gösteri toplumu'nda gösteri'nin kitle iletişim teknolojilerinin ürettiği görsel yanılgılara indirgenemeyeceğini savunarak 20. yüzyılın en önemli eserlerinden birine imza atmıştır.
gösteri toplumu'nda kurtuluş vaatleri de gösterinin bir parçasıdır ve her birimiz yine bu gösterinin bir parçasıyızdır. belki de kurtuluşumuz yoktur.
gösteri toplumu'nda kurtuluş vaatleri de gösterinin bir parçasıdır ve her birimiz yine bu gösterinin bir parçasıyızdır. belki de kurtuluşumuz yoktur.
devamını gör...
trt 2
şubat ayı boyunca orijinal dilinde yayımlanacak filmler:
1 şubat pazartesi 21.00 "transit"
2 şubat salı 21.00 "the diving bell and the butterfly" (kelebek ve dalgıç)
3 şubat çarşamba 21.00 "five easy pieces" (beş kolay parça)
4 şubat perşembe 21.00 "anons"
5 şubat cuma 21.30 "about elly" (elly hakkında)
6 şubat cumartesi 21.30 "the butler" (başkanların hizmetkârı) tv'de ilk
7 şubat pazar 21.30 "good day's work" (çalışmak için iyi bir gün)
8 şubat pazartesi 21.30 "mister twister at the pitch" (bizim sınıf sahada)
9 şubat salı 21.00 "salesman" (satıcı)
10 şubat çarşamba 21.00 "admiral" (amiral)
11 şubat perşembe 21.00 "aydede"
12 şubat cuma 21.30 "hostiles" (vahşiler)
13 şubat cumartesi 21.30 "big eyes" (büyük gözler)
14 şubat pazar 21.30 "midnight in paris" (paris'te gece yarısı)
15 şubat pazartesi 21.30 "cloudboy" (niilas'ın öyküsü)
16 şubat salı 21.00 "the wind will carry us" (rüzgar bizi sürükleyecek)
17 şubat çarşamba 21.00 "kuyucaklı yusuf"
18 şubat perşembe 21.00 the silence" (sükut)
19 şubat cuma 22.15 "honeyland" (bal ülkesi)
20 şubat cumartesi 21.30 "looking for eric" (hayata çalım at)
21 şubat pazar 21.30 "the man who knew ınfinity" (sonsuzluk teorisi)
22 şubat pazartesi 21.00 "journeyman"
23 şubat salı 21.00 "the truth" (saklı gerçekler)
24 şubat çarşamba 21.00 "the children of genghis" (cengiz'in çocukları)
25 şubat perşembe 21.00 "çırak"
26 şubat cuma 21.30 "deep rivers" (derin nehirler)
27 şubat cumartesi 21.30 "supa modo" (süper kahraman)
28 şubat pazar 21.30 "black snow" (siyah kar)
1 şubat pazartesi 21.00 "transit"
2 şubat salı 21.00 "the diving bell and the butterfly" (kelebek ve dalgıç)
3 şubat çarşamba 21.00 "five easy pieces" (beş kolay parça)
4 şubat perşembe 21.00 "anons"
5 şubat cuma 21.30 "about elly" (elly hakkında)
6 şubat cumartesi 21.30 "the butler" (başkanların hizmetkârı) tv'de ilk
7 şubat pazar 21.30 "good day's work" (çalışmak için iyi bir gün)
8 şubat pazartesi 21.30 "mister twister at the pitch" (bizim sınıf sahada)
9 şubat salı 21.00 "salesman" (satıcı)
10 şubat çarşamba 21.00 "admiral" (amiral)
11 şubat perşembe 21.00 "aydede"
12 şubat cuma 21.30 "hostiles" (vahşiler)
13 şubat cumartesi 21.30 "big eyes" (büyük gözler)
14 şubat pazar 21.30 "midnight in paris" (paris'te gece yarısı)
15 şubat pazartesi 21.30 "cloudboy" (niilas'ın öyküsü)
16 şubat salı 21.00 "the wind will carry us" (rüzgar bizi sürükleyecek)
17 şubat çarşamba 21.00 "kuyucaklı yusuf"
18 şubat perşembe 21.00 the silence" (sükut)
19 şubat cuma 22.15 "honeyland" (bal ülkesi)
20 şubat cumartesi 21.30 "looking for eric" (hayata çalım at)
21 şubat pazar 21.30 "the man who knew ınfinity" (sonsuzluk teorisi)
22 şubat pazartesi 21.00 "journeyman"
23 şubat salı 21.00 "the truth" (saklı gerçekler)
24 şubat çarşamba 21.00 "the children of genghis" (cengiz'in çocukları)
25 şubat perşembe 21.00 "çırak"
26 şubat cuma 21.30 "deep rivers" (derin nehirler)
27 şubat cumartesi 21.30 "supa modo" (süper kahraman)
28 şubat pazar 21.30 "black snow" (siyah kar)
devamını gör...
wattpad
genellikle 12-15 yaş arası genç insanların yazım yeteneklerini geliştirmek veya sadece eğlenmek için kullandığı hikaye yazma platformudur. kulağa çok hoş gelse de günümüz çağında güzel ve kaliteli içerikleri bulmak iğneyle kuyu kazmaya benzer ancak hiç yok demek de o yazarların hakkını yemek olur. bu nadir yazılar dışında olanlar ise ensest, pedofili gibi çeşitli psikoseksüel rahatsızlıklarla süslenmiş genç rüyalarını barındırır bünyesinde. eğer biraz zamanınız varsa ve gerçekten sıkıldıysanız güzel hikayeleri bulmak için uğraşıp onları okumanızı tavsiye edebilirim. tabii bunları bulmakla uğraşmak yerine kitapçılarda satılan çok daha özgün eserlere yönelmeniz daha akıl kârıdır.
devamını gör...
plajda türk olduğunu belli etmenin yolları
plajda insanlıktan çıkıp, radar görevi görmektir.
devamını gör...
eski sevgiliden kalan eşyalar
ayrıldıktan 1 ay sonra falan bir şeyler içip sohbet etmek için görüştüğümüzde onda kalan pijamalarımı yıkayıp getirmişti. ben de evin altını üstüne getirerek aylar önce evde kaybolan en sevdiği küpesinin tekini bulup götürmüştüm.
ikimiz de bunları benim sende şuyum kaldı buyum kaldı konuşmasını yapmadan kendi irademizle yapmıştık. bir insanın gerçek yüzünü ve karakterini en net şekilde ayrılık sürecinde görebilirsiniz. ayrılırken bile ne kadar doğru bir insanla beraber olmuş olduğumu göstermişti bana.
ikimiz de bunları benim sende şuyum kaldı buyum kaldı konuşmasını yapmadan kendi irademizle yapmıştık. bir insanın gerçek yüzünü ve karakterini en net şekilde ayrılık sürecinde görebilirsiniz. ayrılırken bile ne kadar doğru bir insanla beraber olmuş olduğumu göstermişti bana.
devamını gör...
türk
çok çeşitli anlamlara geldiği düşünülen, onlarca bilim insanının farklı anlamlar yüklediği türk sözcüğü, günümüzde ''güç, kuvvet'' anlamına gelecek şekilde kullanıllmaktadır. bazı bilim insanlarının ''türk'' sözcüğünün anlamı için ileri sürdüğü görüşler şunlardır;
macar asıllı türkolog arminius wambery'e göre ''türemek'' fillinden gelen bir sözcüktür.
alman asıllı türkolog gerhard doerfer'e göre ise ''devlete bağlı olan halk'' anlamına gelen bir sözcüktür.
''türk milliyetçiliğinin babası'' olarak bilinen aynı zamanda bir toplum bilimci ve siyasetçi olan, ulu önder gazi mustafa kemal atatürk'ün ''fikir babam'' dediği ziya gökalp'e göre ise ''töreli, nizam sahibi, kanun sahibi'' anlamına gelir türk sözcüğü.
türkçenin bilinen en eski sözlüğünün yazarı olan kaşgarlı mahmut'a göre ise türk sözcüğü ''olgunluk çağı'' anlamlarına gelir.
''türk'' sözcüğünün bir devlet ismi olarak kullanılması ise göktürkler zamanında gerçekleşmiş bir olaydır.
biraz da türklerin ana yurtları ve yetiştikleri coğrafi koşullar hakkında yazmak istiyorum.
türklerin bilinen ilk ana yurdu, türkistan olarak da bilinen ''orta asya'' bölgesidir.
orta asya denilen bu bölge, adından da anlaşılacağı gibi asya kıtasının ortasında yer alır.
bu bölge doğuda kingan dağları, batıda hazar denizi, kuzeyde sibirya ve güneyde hindikuş ve karanlık dağları ile çevrilidir.
türklerin bu bölge çevresinde hazar denizi ile ural-altay dağları arasında yoğun olarak yaşadığı bilinmektedir.
bu bölgede iklim tipi olarak karasal iklim hüküm sürmekteyken, bu iklime bağlı olarak yetişen bozkırlar, bu bölgenin bitki örtüsünü oluşturur.
macar asıllı türkolog arminius wambery'e göre ''türemek'' fillinden gelen bir sözcüktür.
alman asıllı türkolog gerhard doerfer'e göre ise ''devlete bağlı olan halk'' anlamına gelen bir sözcüktür.
''türk milliyetçiliğinin babası'' olarak bilinen aynı zamanda bir toplum bilimci ve siyasetçi olan, ulu önder gazi mustafa kemal atatürk'ün ''fikir babam'' dediği ziya gökalp'e göre ise ''töreli, nizam sahibi, kanun sahibi'' anlamına gelir türk sözcüğü.
türkçenin bilinen en eski sözlüğünün yazarı olan kaşgarlı mahmut'a göre ise türk sözcüğü ''olgunluk çağı'' anlamlarına gelir.
''türk'' sözcüğünün bir devlet ismi olarak kullanılması ise göktürkler zamanında gerçekleşmiş bir olaydır.
biraz da türklerin ana yurtları ve yetiştikleri coğrafi koşullar hakkında yazmak istiyorum.
türklerin bilinen ilk ana yurdu, türkistan olarak da bilinen ''orta asya'' bölgesidir.
orta asya denilen bu bölge, adından da anlaşılacağı gibi asya kıtasının ortasında yer alır.
bu bölge doğuda kingan dağları, batıda hazar denizi, kuzeyde sibirya ve güneyde hindikuş ve karanlık dağları ile çevrilidir.
türklerin bu bölge çevresinde hazar denizi ile ural-altay dağları arasında yoğun olarak yaşadığı bilinmektedir.
bu bölgede iklim tipi olarak karasal iklim hüküm sürmekteyken, bu iklime bağlı olarak yetişen bozkırlar, bu bölgenin bitki örtüsünü oluşturur.
devamını gör...
genç oyuncuya ormanda tecavüz eden kuryeye 22 yıl hapis cezası verilmesi
amerika’da ki yargı sistemini ülkemize alsak ya? amerika’nın işe yaramaz bir çok geleneğini ve hayat tarzını alıyoruz da ağır cezalar veren yargı sistemini neden almıyoruz? bu kişi izolasyonda müebbet yemeliydi. sonradan vatandaş olmuş ise, vatandaşlığı alınıp ülkesine deport bile edilmeli ki, vergilerimiz ziyan olmasın.
devamını gör...