aşırı açık giyinen kadınların erkekleri tahrik etmesi
kadın olmak çok güzel bir şey ya. sen her gün gördüğün bacağını dışarıda bi açıyorsun erkek milleti bir define bulmuş gibi eriyoring. ilginç. o kadar gülüyorum ki bu başlığa ve tanımlarına hiç ciddili şeyler yazamıyorum. *
devamını gör...
muhafazakar ailenin seküler çocuğu
sanırım seküler, bu duruma en uyumlu tanım.
bende bunlardan biriyim açıkcası. çocukluğum din dersleriyle, sohbetlerle, cami köşelerinde ve sakallı abilerin, sadece yüzleri gözüken ablaların içinde geçti.
dini bilgim gerçekten iyidir. en son ne zaman kuran okuduğumu hatırlamıyorum ama ben sofiyim diyeni bile kıskandırırım.saolsunlar ailem beni hafız yapamadı ama en azından geriye (bana göre) kültürel bir bilgi yığını bıraktılar.
muhafazakar bir ailede büyüyüpte, seküler olmak demiyorum, olmaya çalışmak bile çok büyük zorlukları beraberinde getiriyor. en basitinden *ulan burda bir sıkıntı var öyle değil böyle olması gerekiyor sanki" diye düşünmek bile insanı dehşete düşürüyor. korkuyorsun, yalnız hissediyorsun kendini. hemde çokca.
o düşüncelere alışıp, "ya bir tek ben böyle düşünmüyormuşum, yalnız değilim galiba" dediğin an tünelin ucundaki ışık görünmeye başlıyor. ama o tünelin ucundaki ışığı görmek bile o kadar yorucu ve insanı tüketiyor ki ışığa ulaşacağına olan inancın sıfıra iniyor.
-mış gibi yapmaya başlıyorsun yavaş yavaş. düşüncelerin ve ailen arasında ince bir çizgi üzerinde siyaset yapıp "ailemi değiştirebilir miyim" diye uğraşmaya başlıyorsun. daha henüz kendin bile değişmemişken.
bu arada x bir konunun doğru olduğunu aileden öğrenmekle, sonradan farkedip öğrenmek arasında dağlar kadar fark var. bu "çocukları leylek getirmiyormuş farkındalığı" değil. daha yıpratıcı ve zor.
benim şansım ilkokul ve lisede öğretmenlerimin "bu çocukta bir ışık var yolunu açın bunun" demeleri oldu aslında. gerçektende derslerim görece iyiydi. aslında bende hocaların gördüğü daha farklı bişey vardı ve her veli toplantısında bu aileme söyleniyordu. yoksa hafız olacaktım.
erkek olmamın etkisi, ablamın evlilik telaşı, maddi zorluklar filan derken biraz özgür bırakılma şansı elde ettim ben. küçüklükten beri yalan söylememe huyumunda etkisiyle ailemin güvenini iyice kazandım. tabi bu o dönem kasten yaptığım birşey değildi. şimdi geriye dönüp baktığım zaman bu değişimin nedenlerini daha rahat anlayabiliyorum.
kısaca özgür, ama aklı başında sıkıntısız bir ergenlikten sonra, bide iyi bir bölüm tutturunca üniversiteye gidip kendimi tam anlamıyla keşfetmem 6-7 ay sürdü. şuan bir agnostiğim. tabi ailem bunu bilmiyor. - mış gibi yapmaya devam ediyorum. ama kendim için değil onlar mutsuz olmasın diye yapıyorum. onlardan korktuğum yada evlatlıktan reddedileceğimden değil. onları sevdiğim için yapıyorum bunu.
tabi kavgalar ediyoruz, ben sürekli öyle değil böyle aslında diyorum ama ne benim ne de onların değişmeyeceğini iki tarafta biliyor. maksat tartışma olsun bizimkisi.
onlara göre ben farklıyım, neden böyle olduğumu anlamıyorlar. akrabalar geldiği zaman annem "bizim oğlanda üniversiteye gidince böyle oldu işte, saçma sapan düşünceleri var" diyor mesela. başlıyoruz yine kavga dövüşe.ne zaman eve gelsem sürekli ya siyaset ya da din hakkında bir tartışma halindeyiz. sonu olmayan hiçbir yere varmayan kavgalar sadece.
ama gözlerinin içine baktığım zaman, altlarda biryerlerde benimle aşşırı gurur duyduklarını hissediyorum. belki öyle hissetmek istediğim içindir bilmiyorum. benimle gurur duymaları bana zaten çokca yetiyor. varsın beni müslüman zannetsinler çokta önemli değil.
ben hiç cemaat yurdunda kalmadım. çünkü bana "para bu. burda kalırsan kahvaltıda 5 çeşit yersin, şurda kalırsan 2 çeşit yersin" diye seçenek sunuldu. ben özgür olabileceğim yeri seçtim. evet param yoktu ama özgürdüm kimse aydınlanmama, yükselmeme engel olamıyordu. karnım açtı ama beynim doyuyordu. bu da bana fazlaca yetiyordu zaten.
şanslı muhafazakar ailenin seküler çocuğu demek daha doğru olur sanırım. ama kabul etmeli bende bu şansı iyi değerlendirdim.
benim gibi birçok genç var eminim. belki bunu okuyup iyi hissederler. başka bir yerde başka biri aynı zorlukları yaşamış, benim gibi birileri var yalnız değilim desinler istiyorum. ve başardıkları şey (yaşayan bilir ) gerçekten çok ama çok zor birşey. bir iki tane değil yüzlerce tabuyu yıkmanız gerekiyor.
bende bunlardan biriyim açıkcası. çocukluğum din dersleriyle, sohbetlerle, cami köşelerinde ve sakallı abilerin, sadece yüzleri gözüken ablaların içinde geçti.
dini bilgim gerçekten iyidir. en son ne zaman kuran okuduğumu hatırlamıyorum ama ben sofiyim diyeni bile kıskandırırım.saolsunlar ailem beni hafız yapamadı ama en azından geriye (bana göre) kültürel bir bilgi yığını bıraktılar.
muhafazakar bir ailede büyüyüpte, seküler olmak demiyorum, olmaya çalışmak bile çok büyük zorlukları beraberinde getiriyor. en basitinden *ulan burda bir sıkıntı var öyle değil böyle olması gerekiyor sanki" diye düşünmek bile insanı dehşete düşürüyor. korkuyorsun, yalnız hissediyorsun kendini. hemde çokca.
o düşüncelere alışıp, "ya bir tek ben böyle düşünmüyormuşum, yalnız değilim galiba" dediğin an tünelin ucundaki ışık görünmeye başlıyor. ama o tünelin ucundaki ışığı görmek bile o kadar yorucu ve insanı tüketiyor ki ışığa ulaşacağına olan inancın sıfıra iniyor.
-mış gibi yapmaya başlıyorsun yavaş yavaş. düşüncelerin ve ailen arasında ince bir çizgi üzerinde siyaset yapıp "ailemi değiştirebilir miyim" diye uğraşmaya başlıyorsun. daha henüz kendin bile değişmemişken.
bu arada x bir konunun doğru olduğunu aileden öğrenmekle, sonradan farkedip öğrenmek arasında dağlar kadar fark var. bu "çocukları leylek getirmiyormuş farkındalığı" değil. daha yıpratıcı ve zor.
benim şansım ilkokul ve lisede öğretmenlerimin "bu çocukta bir ışık var yolunu açın bunun" demeleri oldu aslında. gerçektende derslerim görece iyiydi. aslında bende hocaların gördüğü daha farklı bişey vardı ve her veli toplantısında bu aileme söyleniyordu. yoksa hafız olacaktım.
erkek olmamın etkisi, ablamın evlilik telaşı, maddi zorluklar filan derken biraz özgür bırakılma şansı elde ettim ben. küçüklükten beri yalan söylememe huyumunda etkisiyle ailemin güvenini iyice kazandım. tabi bu o dönem kasten yaptığım birşey değildi. şimdi geriye dönüp baktığım zaman bu değişimin nedenlerini daha rahat anlayabiliyorum.
kısaca özgür, ama aklı başında sıkıntısız bir ergenlikten sonra, bide iyi bir bölüm tutturunca üniversiteye gidip kendimi tam anlamıyla keşfetmem 6-7 ay sürdü. şuan bir agnostiğim. tabi ailem bunu bilmiyor. - mış gibi yapmaya devam ediyorum. ama kendim için değil onlar mutsuz olmasın diye yapıyorum. onlardan korktuğum yada evlatlıktan reddedileceğimden değil. onları sevdiğim için yapıyorum bunu.
tabi kavgalar ediyoruz, ben sürekli öyle değil böyle aslında diyorum ama ne benim ne de onların değişmeyeceğini iki tarafta biliyor. maksat tartışma olsun bizimkisi.
onlara göre ben farklıyım, neden böyle olduğumu anlamıyorlar. akrabalar geldiği zaman annem "bizim oğlanda üniversiteye gidince böyle oldu işte, saçma sapan düşünceleri var" diyor mesela. başlıyoruz yine kavga dövüşe.ne zaman eve gelsem sürekli ya siyaset ya da din hakkında bir tartışma halindeyiz. sonu olmayan hiçbir yere varmayan kavgalar sadece.
ama gözlerinin içine baktığım zaman, altlarda biryerlerde benimle aşşırı gurur duyduklarını hissediyorum. belki öyle hissetmek istediğim içindir bilmiyorum. benimle gurur duymaları bana zaten çokca yetiyor. varsın beni müslüman zannetsinler çokta önemli değil.
ben hiç cemaat yurdunda kalmadım. çünkü bana "para bu. burda kalırsan kahvaltıda 5 çeşit yersin, şurda kalırsan 2 çeşit yersin" diye seçenek sunuldu. ben özgür olabileceğim yeri seçtim. evet param yoktu ama özgürdüm kimse aydınlanmama, yükselmeme engel olamıyordu. karnım açtı ama beynim doyuyordu. bu da bana fazlaca yetiyordu zaten.
şanslı muhafazakar ailenin seküler çocuğu demek daha doğru olur sanırım. ama kabul etmeli bende bu şansı iyi değerlendirdim.
benim gibi birçok genç var eminim. belki bunu okuyup iyi hissederler. başka bir yerde başka biri aynı zorlukları yaşamış, benim gibi birileri var yalnız değilim desinler istiyorum. ve başardıkları şey (yaşayan bilir ) gerçekten çok ama çok zor birşey. bir iki tane değil yüzlerce tabuyu yıkmanız gerekiyor.
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
yanlış anlaşılmaktan korkmayı bırak artık *, seni anlamayan, anlamak istemeyen veya anlamıyormuş gibi yapıp manipüle etmeye çalışanlara laf anlatmayı bırak.
devamını gör...
küfürbaz olan insanların kafasının çalışmaması
kelime dağarcığı kısıtlı ya da geri zekalı insanlar değillerdir. aksine genelde kelime dağarcığı oldukça fazla ve akıllı insanlardır. bununla ilgili bir sürü araştırma var fakat benim yakın zamanda okuduğum bir tanesinde (aşağıya linkini de koyucam) deneklere bir harf verilmiş ve bir dakika içerisinde o harfle başlayıp küfür olmayan kelimeleri söylemeleri istenmiş. daha sonra yine aynı kişilerin belirli bir süre içinde bildikleri tüm küfürleri etmelerini istemişler. ve tatataaamm. daha çok küfür bilen insanların kelime dağarcığı da diğerlerine kıyasla daha fazla çıkmış. ayrıca 2012’de yapılan başka bir araştırmada fazla küfür eden insanların diğer insanlara kıyasla daha dürüst olduğu tespit edilmiş. yani özetle; küfürbaz dediğiniz insanlar sandığınız kadar da geri zekalı, güvenilmez insanlar değillermiş.
kaynak
kaynak
devamını gör...
normal sözlük'ün renginin turuncu olmasının anlamı
belki gece vakti yakılan bir kamp ateşi, belki loş bir mutfakta açılan aspiratörün ışığı, belki de elektrik kesintisinde yanan mum ışığı, belki de sevilen insanla yapılan şömine romantizmi.
kesin bunların biri bilinçaltına hükmetmiş ve sözlüğün renklerine ilham kaynağı olmuştur.
kesin bunların biri bilinçaltına hükmetmiş ve sözlüğün renklerine ilham kaynağı olmuştur.
devamını gör...
girift radyo yayını
bizim susup yıldız tilbe'nin şarkılarıyla konuşacağı yayınımız 21.00 da.
kulak pası silmeye bekleriz anacığım.
aykut umarım playlistin bunun için hazırdır karşim?
kulak pası silmeye bekleriz anacığım.
aykut umarım playlistin bunun için hazırdır karşim?
devamını gör...
roxanne
aslen ingiliz rock grubu the police'e ait ve sting'in seslendirdiği bir şarkı olsa da tango versiyonu olan el tango de roxanne ile çok daha fazla sayıda insanı kendisine hayran bırakan şarkıdır.
ayrıca moulin rouge yani kırmızı değirmen adlı nicole kidman ve ewan mcgregor'un yer aldığı 2001 yapımı filmdeki bir sahneyle ölümsüzleşmiştir.
keman solosu muhteşemdir ve saatlerce dinlense yine de etkisinde en ufak bir azalma olmaz.
bu şarkıyla gerçekleştirdikleri buz dansı ile 2018 pyeongchang kış olimpiyatlarında tessa virtue ve scott moir çifti bir altın madalya ve bir dünya rekoru kazanmıştır.
ayrıca moulin rouge yani kırmızı değirmen adlı nicole kidman ve ewan mcgregor'un yer aldığı 2001 yapımı filmdeki bir sahneyle ölümsüzleşmiştir.
keman solosu muhteşemdir ve saatlerce dinlense yine de etkisinde en ufak bir azalma olmaz.
bu şarkıyla gerçekleştirdikleri buz dansı ile 2018 pyeongchang kış olimpiyatlarında tessa virtue ve scott moir çifti bir altın madalya ve bir dünya rekoru kazanmıştır.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
salonda yere uzanıp bacaklarımı da klimaya doğru koltuğa dikmiş vaziyette ayılıp bayılıyorum. ayaklarımın altından alev fışkırıyor resmen. yeter da yeter.
devamını gör...
gelecekte olmasıyla mutlu edecek şeyler
kız çocuğu.
çok fazla hayal kuran biri değilim, evliliğe de sıcak bakan biri değilim.
ama bir kızım olursaaa allahım yerim onu, saçlarını tararım, neler neler yapmayız ki birlikte.
bekle beni canımmm kızıım.*
çok fazla hayal kuran biri değilim, evliliğe de sıcak bakan biri değilim.
ama bir kızım olursaaa allahım yerim onu, saçlarını tararım, neler neler yapmayız ki birlikte.
bekle beni canımmm kızıım.*
devamını gör...
ölmenin en kötü yanı
unutulmak.
devamını gör...
kitap hediye notu
sırlarını teslim ediyormuş hissiyatı yaratan durum.
kolay kolay yapmadığım eylem. benim için çok özel biri olmalı ve okadar iyi tanımalıyım ki ne okuduğunu ne okuyacağını bilmeliyim. beyninin, ruhunun koridorlarında dolaşabilmeyilim.
bilmem anlata bildim mi? daha sonra tekrar deneyiniz
#1086723 hiç hatırlamıyorum böyle bir şey? yoksa yoksa bunu bana nasıl yaparsın nelannn!
kolay kolay yapmadığım eylem. benim için çok özel biri olmalı ve okadar iyi tanımalıyım ki ne okuduğunu ne okuyacağını bilmeliyim. beyninin, ruhunun koridorlarında dolaşabilmeyilim.
bilmem anlata bildim mi? daha sonra tekrar deneyiniz
#1086723 hiç hatırlamıyorum böyle bir şey? yoksa yoksa bunu bana nasıl yaparsın nelannn!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının elleri
kamu spotu:
lütfen el fotolarınızı eldiven giyerek atınız. nude el fotosu göndermeyiniz. sözlüğümüz nude isteme olaylarından ötürü ziyadesi ile yara almış ve bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. sözlüğün akıbeti için düşünceli olup, armullahın harf sistemine riayet etmeniz daha sağlıklı olacaktır. ha illa atacağım diyorsanızda sonuçlarına katlanırsınız, etraf manyak kaynıyor. elinize sahip olun...
lütfen el fotolarınızı eldiven giyerek atınız. nude el fotosu göndermeyiniz. sözlüğümüz nude isteme olaylarından ötürü ziyadesi ile yara almış ve bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. sözlüğün akıbeti için düşünceli olup, armullahın harf sistemine riayet etmeniz daha sağlıklı olacaktır. ha illa atacağım diyorsanızda sonuçlarına katlanırsınız, etraf manyak kaynıyor. elinize sahip olun...
devamını gör...
oreo
ya benim damak zevkim gelişmiş değil ya da bu bisküvi çok şişirilmiş. bildiğin bisküvi işte. negro varken elim uzanmaz almaya. bir ara fiyatları da çok fahişti. son durumundan haberim yok. canım milka çikolata bile bunlusunu çıkarmış. merak edip, bu bari güzeldir, deneyeyim dedim; cık cık olmamış.
devamını gör...
düz oturamayan insan
"skolyoz olacak insandır." tanımını görünce istemsiz olarak oturuş düzelttiren başlık. *
devamını gör...
ruh diye bir şeyin olmaması
ruhu, insan canlıyken içinde duran, ölünce beyaz ışıksı şekilde çıkıp yükselen bir şey olarak beynimize yerleştirdiler.
lakin ruh dediğimiz şey vücudun işletim sistemidir. çalışması için bir vücuda ihtiyacı var. görüntü işleyebilmesi için göze ihtiyacı var. vücut iflas edip ölüm olduğunda o bilgi ve deneyim nereye gidiyor?
nerden biliyorum. sallıyorum.
lakin ruh dediğimiz şey vücudun işletim sistemidir. çalışması için bir vücuda ihtiyacı var. görüntü işleyebilmesi için göze ihtiyacı var. vücut iflas edip ölüm olduğunda o bilgi ve deneyim nereye gidiyor?
nerden biliyorum. sallıyorum.
devamını gör...
yediğinin içtiğinin fotoğrafını çekip paylaşan insanlar
başkalarına göstermek için yaşayan insandır. kendine yazık ediyordur.
devamını gör...
hazall
çok nazik ve tatlı bir şekilde mesajlarıma cevap vermekte, kendisine ilgi ve alakasından dolayı teşekkür ediyorum.
devamını gör...
basının yapması gereken görevi halkın üstlenmesi
bütün görevleri halkın üstlenmesi.
devamını gör...
yazarların en sevdiği geçiştirme sözcüğü
alla alla.. gerisi yok..
devamını gör...
herr holz
kendisi zamanında #725957 no'lu tanımında duyurduğu üzere sözlüğü bir ay boyunca protesto etmişti. o bir aylık süreçte sözlükte pek değişen bir şey olmamıştı, sözlük yine kendisinin bıraktığı gibi devam ediyordu. herkesin elbette bireysel olarak protesto hakkı vardır ancak bu protesto şekli hiçbir zaman kafama yatmadı ve yatmayacak. buna ek olarak, yazdığı metnin içeriğinden sonra burada yazmaya devam etmesi de büyük bir çelişkidir bence.
protestosu sonrası yazmaya devam ettiği süre boyunca kendisi ile ilgili kişisel bilgilerini de sözlükte paylaştı veya bu husus ile alakalı bilgileri duyduk. bu süreçte analiz ettiğim kadarıyla, kendisi siyasi statüde iltica etmesine rağmen* sürekli buradaki basit troller ile laf yarışına girmektedir ve bunu da akp tiranlığına karşı sanki tek kendisiymiş gibi bir tavır takınarak yapmaktadır. aynı zamanda bu durum kendisinin vizyonsuzluğunu da göz önüne sermektedir. sen git o kadar iltica et; dönüp dolaştığın yer anonim bir mecrada gerçek hayatta büyük bir ihtimalle görmeyeceğin troller ile laf yarışına girmek olsun. helal olsun karşim, vizyonuna şapka çıkarıyorum.
tamam sayın herr holz sözlükteki en muhalif sensin; sözlükte senden başka hiç kimse hayatı boyunca muhaliflik yapmadı, en çok bedeli sen ödedin.* bundan mütevellit "yılın en muhalif kafa sözlük yazarı" ödülü için 14 madalyamı kendisine armağan etmek istiyorum. senin için daha fazlasını yapmak isterdim de elimden ancak bu kadarı geliyor.
protestosu sonrası yazmaya devam ettiği süre boyunca kendisi ile ilgili kişisel bilgilerini de sözlükte paylaştı veya bu husus ile alakalı bilgileri duyduk. bu süreçte analiz ettiğim kadarıyla, kendisi siyasi statüde iltica etmesine rağmen* sürekli buradaki basit troller ile laf yarışına girmektedir ve bunu da akp tiranlığına karşı sanki tek kendisiymiş gibi bir tavır takınarak yapmaktadır. aynı zamanda bu durum kendisinin vizyonsuzluğunu da göz önüne sermektedir. sen git o kadar iltica et; dönüp dolaştığın yer anonim bir mecrada gerçek hayatta büyük bir ihtimalle görmeyeceğin troller ile laf yarışına girmek olsun. helal olsun karşim, vizyonuna şapka çıkarıyorum.
tamam sayın herr holz sözlükteki en muhalif sensin; sözlükte senden başka hiç kimse hayatı boyunca muhaliflik yapmadı, en çok bedeli sen ödedin.* bundan mütevellit "yılın en muhalif kafa sözlük yazarı" ödülü için 14 madalyamı kendisine armağan etmek istiyorum. senin için daha fazlasını yapmak isterdim de elimden ancak bu kadarı geliyor.
devamını gör...