hep siyah giymek
bağımlılık yapar.
devamını gör...
insan bir milyon yıl sonra neye benzeyecek sorunu
evrimimizi anlayabilmek için geçmişimize bakmamız gerekiyor.
bizden sonra gelecek nesiller, bilim kurgu filmlerindeki gibi yüksek teknoloji makineler yüklenmiş, uzuvları kendiliğinden çıkan, gözlerine kamera yerleştirilmiş insan-robot karışımı 'sayborg' kuşağı mı olacak?
insanlar, biyolojik ve yapay varlıkların melezine mi dönüşecek? yoksa, daha kısa ya da daha uzun, daha kilolu mu olacağız? ya da acaba farklı cilt rengiyle farklı yüz hatları, özelliklerine sahip varlıklara mı dönüşeceğiz?
tabii ki bilmiyoruz, ama bu sorunun yanıtını bulmak için insanların bir milyon yıl önce nasıl göründüğüne bakabiliriz. o dönem 'homo sapiens' (insan) yoktu. bir milyon yıl önce muhtemelen homo sapien türlerinin farklı çeşitleri vardı. bunlara, 'homo erectus' (dik insan) ve modern insanlar ile benzerlikler taşıyan ama neandertallerin anatomisinden daha ilkel yapıya sahip olan 'homo heidelbergensis' (heidelberg insanı) dahil.
daha yakın tarihlerde, son 10 bin yıl boyunca insanların uyum sağlaması gereken büyük değişiklikler oldu. tarıma bağlı yaşam ve mahsuller, bilimin yardımıyla çözdüğümüz bazı sağlık sorunlarına yol açtı. örneğin diyabet tedavisinde insülin kullanımı. görünüş olarak da insanlar daha kilolu, bazı bölgelerde de daha uzun oldu.
ekosistem ve çevreyle ilgili konularla ilgilenen 'grand challenges in ecosystems and the environment' adlı girişimde görevli dr. jason a. hodgson şu yorumu yapıyor:
"bundan bir milyon yıl sonrasını öngörmek tamamen bir spekülasyon olur. ama genetik farklılıklar hakkında bilinenler ile demografik değişimin ilerleyişine dair modellemeleri birleştirerek biyoinformatik aracılığıyla daha yakın geleceği öngörmek tabii ki mümkün."
bazı topluluklar arasında doğum oranları da farklılık gösteriyor. örneğin afrika'da nüfus hızla artıyor; dolayısıyla buralardaki genler de küresel nüfus seviyesine göre daha hızlı artıyor. daha açık tenli toplulukların yaşadığı bölgelerde doğum oranları daha düşük. hodgson, cilt renklerine bakıldığında küresel olarak daha koyu renkli nüfusların artacağı öngörüsünde bulunuyor:
"koyu tenin küresel olarak daha açık tenlilere oranla daha hızlı arttığı neredeyse kesin. bundan birkaç kuşak sonrası ortalama bir kişinin şimdikinden daha koyu ten rengine sahip olmasını bekleyebiliriz."
peki ya uzayda neler olabilir? eğer insanlar mars'ı sömürge haline getirirse bizim görüntümüz nasıl evrimsel dönüşüme uğrayabilir?
yer çekiminin düşük olmasıyla vücudumuzdaki kasların yapısı da değişebilir. belki de kollarımız ve bacaklarımız daha uzun olacak.
daha soğuk, buzul çağı benzeri bir iklimde, neandertaller gibi vücut tüylerimiz daha yoğun, bedenlerimiz daha kilolu olur mu?
bilmiyoruz. ama insanların genetik varyasyonları kesinlikle artıyor.
hodgson, dünya genelinde insan genomlarındaki 3,5 milyar baz çiftten her birinin, her yıl en az iki yeni mutasyon geçirdiğini söylüyor. bu hayli şaşırtıcı bir durum. bundan bir milyon yıl sonra hala aynı görünüme sahip olmamızın da neredeyse imkansız olduğunu gösteriyor.
bizden sonra gelecek nesiller, bilim kurgu filmlerindeki gibi yüksek teknoloji makineler yüklenmiş, uzuvları kendiliğinden çıkan, gözlerine kamera yerleştirilmiş insan-robot karışımı 'sayborg' kuşağı mı olacak?
insanlar, biyolojik ve yapay varlıkların melezine mi dönüşecek? yoksa, daha kısa ya da daha uzun, daha kilolu mu olacağız? ya da acaba farklı cilt rengiyle farklı yüz hatları, özelliklerine sahip varlıklara mı dönüşeceğiz?
tabii ki bilmiyoruz, ama bu sorunun yanıtını bulmak için insanların bir milyon yıl önce nasıl göründüğüne bakabiliriz. o dönem 'homo sapiens' (insan) yoktu. bir milyon yıl önce muhtemelen homo sapien türlerinin farklı çeşitleri vardı. bunlara, 'homo erectus' (dik insan) ve modern insanlar ile benzerlikler taşıyan ama neandertallerin anatomisinden daha ilkel yapıya sahip olan 'homo heidelbergensis' (heidelberg insanı) dahil.
daha yakın tarihlerde, son 10 bin yıl boyunca insanların uyum sağlaması gereken büyük değişiklikler oldu. tarıma bağlı yaşam ve mahsuller, bilimin yardımıyla çözdüğümüz bazı sağlık sorunlarına yol açtı. örneğin diyabet tedavisinde insülin kullanımı. görünüş olarak da insanlar daha kilolu, bazı bölgelerde de daha uzun oldu.
ekosistem ve çevreyle ilgili konularla ilgilenen 'grand challenges in ecosystems and the environment' adlı girişimde görevli dr. jason a. hodgson şu yorumu yapıyor:
"bundan bir milyon yıl sonrasını öngörmek tamamen bir spekülasyon olur. ama genetik farklılıklar hakkında bilinenler ile demografik değişimin ilerleyişine dair modellemeleri birleştirerek biyoinformatik aracılığıyla daha yakın geleceği öngörmek tabii ki mümkün."
bazı topluluklar arasında doğum oranları da farklılık gösteriyor. örneğin afrika'da nüfus hızla artıyor; dolayısıyla buralardaki genler de küresel nüfus seviyesine göre daha hızlı artıyor. daha açık tenli toplulukların yaşadığı bölgelerde doğum oranları daha düşük. hodgson, cilt renklerine bakıldığında küresel olarak daha koyu renkli nüfusların artacağı öngörüsünde bulunuyor:
"koyu tenin küresel olarak daha açık tenlilere oranla daha hızlı arttığı neredeyse kesin. bundan birkaç kuşak sonrası ortalama bir kişinin şimdikinden daha koyu ten rengine sahip olmasını bekleyebiliriz."
peki ya uzayda neler olabilir? eğer insanlar mars'ı sömürge haline getirirse bizim görüntümüz nasıl evrimsel dönüşüme uğrayabilir?
yer çekiminin düşük olmasıyla vücudumuzdaki kasların yapısı da değişebilir. belki de kollarımız ve bacaklarımız daha uzun olacak.
daha soğuk, buzul çağı benzeri bir iklimde, neandertaller gibi vücut tüylerimiz daha yoğun, bedenlerimiz daha kilolu olur mu?
bilmiyoruz. ama insanların genetik varyasyonları kesinlikle artıyor.
hodgson, dünya genelinde insan genomlarındaki 3,5 milyar baz çiftten her birinin, her yıl en az iki yeni mutasyon geçirdiğini söylüyor. bu hayli şaşırtıcı bir durum. bundan bir milyon yıl sonra hala aynı görünüme sahip olmamızın da neredeyse imkansız olduğunu gösteriyor.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sevdiceğimin yanına gidemiyorum, şu anlık böyle. ağlama ihtimalim yüksek. boğazım düğümlendi, gözyaşlarım içime hıçkırarak aktı. daha demin bu yüzden gözlerim yaşardı ve koltuğu yumrukladım.
onu seviyorum. severken sarılamamak, öpememek, el ele tutuşmanın tadına varamamak çok fena. çalışıp para kazanmalıyım ama bi fırsatını bulursam gideceğim,o fırsatı kolluyorum. artık ona sarılıp uyumak istiyorum. dolandırıcı oldum çıktım,aileme az yalan konuşacağım. ahlaksızca bir şey değil ki. sevmek güzeldir ve bu yolda her şey mübahtır.
onu seviyorum. severken sarılamamak, öpememek, el ele tutuşmanın tadına varamamak çok fena. çalışıp para kazanmalıyım ama bi fırsatını bulursam gideceğim,o fırsatı kolluyorum. artık ona sarılıp uyumak istiyorum. dolandırıcı oldum çıktım,aileme az yalan konuşacağım. ahlaksızca bir şey değil ki. sevmek güzeldir ve bu yolda her şey mübahtır.
devamını gör...
mağazada açtığı kazağı katlayıp geri yerine koyan müşteri
aynı zamanda, sokakta elindeki çöpünü, çöp kutusu bulana kadar elinde taşıyordur, ve hatta çöp kutusu bulamazsa, eve kadar getirip, çöpe atıyordur da.
yani hiçbir durumda, nasılsa arkamı toplayan birileri var, diye düşünmek yerine, o eylemde fiili bulunduğu için, sorumluluğunu bilen insandır.
yani hiçbir durumda, nasılsa arkamı toplayan birileri var, diye düşünmek yerine, o eylemde fiili bulunduğu için, sorumluluğunu bilen insandır.
devamını gör...
tofaş model araba kullanan kız
muhtemelen tesbih sallamayı ve üçlü sarmayıda biliyordur..
devamını gör...
40 yaşında olup 20 yaşında gösteren insan
20 yaşında olup 40 yaşında göstermekten iyidir.
devamını gör...
koltuk minderinin altından çıkanlar
poşet, bulmaca, hediye paketi ve en güzeli para.* *
devamını gör...
emin çizenel
1949 malatya doğumlu, kıbrıslı türk ressam.
liseyi limasol'da okudu.
1974'te istanbul güzel sanatlar akademisinin yüksek resim bölümünden mezun oldu.
buradaki eğitimini devrim erbil atölyesi'nde gördü; mezuniyetinin ardından çalışmalarını bir süre viyana'da devam ettirdi.
1972-73 yılında ankara ve istanbul'daki "beş kıbrıslı genç ressam" sergisinde eserleri sergilendi.
ilk kişisel sergisi olan "çocukça 79", 1979'da lefkoşa'da gerçekleşti.
1989'da ankara'da gerçekleşen uluslararası asya-avrupa bienalinde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti temsilcisi olarak yer aldı.
liseyi limasol'da okudu.
1974'te istanbul güzel sanatlar akademisinin yüksek resim bölümünden mezun oldu.
buradaki eğitimini devrim erbil atölyesi'nde gördü; mezuniyetinin ardından çalışmalarını bir süre viyana'da devam ettirdi.
1972-73 yılında ankara ve istanbul'daki "beş kıbrıslı genç ressam" sergisinde eserleri sergilendi.
ilk kişisel sergisi olan "çocukça 79", 1979'da lefkoşa'da gerçekleşti.
1989'da ankara'da gerçekleşen uluslararası asya-avrupa bienalinde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti temsilcisi olarak yer aldı.
devamını gör...
georg simon ohm
kendisi alman bir fizikçidir. 1789 yılında bavaira'da bir çilingirin oğlu olarak dünyaya geldi. çeşitli lise ve üniversitelerde profesörlük yaptı.
lise öğretmenliği sırasında elektrokimyasal hücreleri incelemeye başladı. çalışması sırasında bir telden geçen akım şiddetinin geçtiği telin alanıyla doğru, uzunluğuyla ters orantılı olduğunu fark etti. bu dikkatiyle ohm; gerilim ,akım ve direnç arasındaki temel bağlantıyı ortaya koymuş oldu.
yaşamı süresince bilime yaptığı katkılar pek takdir görmemiş olsa da ölümünden ancak 30 yıl sonra direnç birimine ohm adı verilerek onurlandırılmıştır.
lise öğretmenliği sırasında elektrokimyasal hücreleri incelemeye başladı. çalışması sırasında bir telden geçen akım şiddetinin geçtiği telin alanıyla doğru, uzunluğuyla ters orantılı olduğunu fark etti. bu dikkatiyle ohm; gerilim ,akım ve direnç arasındaki temel bağlantıyı ortaya koymuş oldu.
yaşamı süresince bilime yaptığı katkılar pek takdir görmemiş olsa da ölümünden ancak 30 yıl sonra direnç birimine ohm adı verilerek onurlandırılmıştır.
devamını gör...
alper tunga öldü mü
lise edebiyat dersinde hepimizin beynine kazınan,yıllar geçse de unutulmayan bir sagudur.
hadi itiraf edin hepiniz başlığı okuyunca devamını söylediniz.
alp er tunga öldi mü.
ıssız ajun kaldı mu.
ödlek öçin aldı mu.
emdi yürek yırtılır.
hadi itiraf edin hepiniz başlığı okuyunca devamını söylediniz.
alp er tunga öldi mü.
ıssız ajun kaldı mu.
ödlek öçin aldı mu.
emdi yürek yırtılır.
devamını gör...
probis
devamını gör...
belleğin azmi
ressam salvador dali'nin eriyen saatleri tasvir ettiği ünlü tablosu. ressam, bu tabloyu çizerken peynirden ilham almış.
devamını gör...
80 tl'ye normal sözlük hesabını satan yazar
bir portalda denk geldiğim yazardır. ilan detayında yazdığına göre karma puanı da yüksekmiş.
üzerinden henüz 2.5 ay geçmesine rağmen hesabının bu denli değer kazanması göğsümü kabartsa da, tasvip etmediğim, beni üzen yazardır kendileri.
bir yönetici olarak yapmam gereken, hesabı satın alıp perma ban atmaktır tabi.
yok yere 80'lik olduk babasını satayım *
üzerinden henüz 2.5 ay geçmesine rağmen hesabının bu denli değer kazanması göğsümü kabartsa da, tasvip etmediğim, beni üzen yazardır kendileri.
bir yönetici olarak yapmam gereken, hesabı satın alıp perma ban atmaktır tabi.
yok yere 80'lik olduk babasını satayım *
devamını gör...
çayın şekerini iade eden tip
tabağın kenarındaki şekere hiç dokunmayan bir tipim. havalı olmak uğruna değilde şekeri alıp eve götürecek halimiz olmadığından geri iade ediyoruzdur.
bir dahaki sefere burun deliklerime sokacağım. *
bir dahaki sefere burun deliklerime sokacağım. *
devamını gör...
destansı besim tibuk alıntıları
türkiye'nin bir tek problemi ankara'dır, onu söyleyeyim. (bkz: ankara) allah'ın belası bir yerdir. türk halkının başına bela bir yer ankara'dır. ankara'yı bir yere satsak toptan, yollasak böyle... uzaya falan yollasak bir gün ankara'yı... tatile yollama projemiz var ama olmuyor.
devamını gör...
yoldaş'ın entrysini şikayet eden insan
insan şaşar beşer, hiç kimsenin hata yapmama lüksü yoktur. kimsenin hatası için hesap vermeme yetkiside yoktur.
şikayet eden yazarı üstün cesaretinden ötürü tebrik ediyorum.
şikayet eden yazarı üstün cesaretinden ötürü tebrik ediyorum.
devamını gör...
uzak durulması gereken insanlar
sürekli şikayet eden pesimist tipler.
devamını gör...


