insanlar çok küçük evlerde, eşyaları yatay olarak yerleştirip, genelde yaşam alanlarının, %80 ni dolduruyorlar, evler çok dolu ve karışık, camdan dışarı bakıyoruz, yine bir çokluk, yere bakıyoruz taş asfalt, dekor olsun diye taşların arasında bir ağaç,

camdan dışarı baktığımızda gördüğümüz manzara için yapacak birşey yok ama,
genel olarak, yaşamı kolaylaştıracak, sadece evdeki yatay alanı değilde, hacimi kullandığımız, eşyaların kullanılmadığı zaman şık bir görüntüyle kamufle edildiği, belkide görünmediği, kendi kendine açılan kapanan, kayan dönen şeyler icat edilmeli.

katlanan, tekerlekli, açılan kapanan masalara yataklara bakıyorum sürekli, ama hem sağlam görünen, hemde güzel görünen pek birşey yok, videolarda bile zor açılıp kapanıyorlar, çok yer kaplıyorlar, o kadar mimarlar, iç mimarlar, dönüp dolaşıp aynı şeyleri tasarlıyorlar galiba...
devamını gör...

akraba ziyatlerinde hissettiğim durum.
devamını gör...

herkes kendi adını arayıp, görünce favoriliyor.

abi manyak mısınız sısıısı
devamını gör...

(bkz: zara) ve (bkz: volkan konak)'tan dinlediğim yozgat yöresi türküsüdür.
hikayesi öğrendiğim kadarıyla şudur:

komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır, hava değişimi alarak yozgat'a gelir. sözlüsünün ailesi, hasta gence kızlarını göstermek istemez. genç, tedavi için istanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla bu türküyü söyler. yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak hastanede ölür. ailesi cenazesini yozgat'a getiremez, istanbul'da kalır.
devamını gör...


ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında
devamını gör...

okula hevesle gidip bir hafta sonra bu kadar yeter daha gitmek istemiyorum demem. okul hiç hayal ettiğim gibi olmadı.
devamını gör...

bir "göğüs kalp damar cerrahi uzmanı"nın, viroloji üzerine bol keseden sallaması hadisesi. yani tam olarak, berat albayrak'ın ekonomi bakanı olması gib... lan!

(bkz: komplo teorisi)

---

bir de belirtmeden edemeyeceğim, adam hemen aşağıda "reptile/kabal* bize baskı kurmak için harekete geçti..." falan diye bir şey rt'lemiş ya. artık ciddiye alan varsa, bari ondan anlasaydı bir şeylerin yanlış gittiğini.

ve bir şey daha: başlık tam anlamıyla cem uzan'a hapis şoku kıvamında. bir tek sağdan soldan rengarenk reklamlar fışkırması eksik. sabah sabah türk internet haber sitesi tadını yakaladık. e şahane.
devamını gör...

hiçbir zaman sevildiğinizi, gerçekten ilgilenildiğinizi hissedemediğiniz, hiçbir zaman yaranamadığınız annedir. ne yapsanız yaranamazsınız. yaptığınız hiçbir şeyi beğenmez, aşağılar, hakaretler yağdırır, sözünü dinlemediğinizde acımasızca eleştirir, yerin dibine sokar. onun yanındayken gittikçe küçüldüğünüzü, enerjinizin çekildiğini hissedersiniz. sürekli suçlar.. en çok hissettiğiniz duygu, suçluluk duygusudur. öyle bir manipüle eder ki "kötü, yetersiz, değersiz, nankör" biri olduğunuza sizi inandırır. sevgiyi hissedemezsiniz çünkü sevmeyi bilmez, sürekli kontrol eder. çocuğunu kendi uzantısı olarak görür, o yüzden her yaptığına karışır, asla onu bir birey olarak görmez. kendini çok değersiz ve yetersiz hissettiğinden haliyle onun uzantısı da onun gibi değersiz ve yetersizdir.

"zor bir ailede büyümek" kitabı, benim bu konuda farkındalık kazanmamı sağladı. annenizin narsist olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zordur zira kendisi tam bir görev yapıcıdır. yedirir, içerir, güzel kıyafetler giydirir ama duygusal olarak hiçbir zaman yanınızda yoktur. mesela fiziksel olarak hasta olduğunuzda çayınızı çorbanızı yapar ama duygusal sorunlarınıza asla yanınızda yoktur. duygularınızı yok sayar, "sen de amma abartıyorsun, kafanda kuruyorsun" gibi şeyler söyler. üzüldüğünüzde teselli etmez, niye üzülüyorsunuz diye kızar. yanlış bir şey yapsa bile, hiçbir zaman özür dilemez çünkü hiçbir zaman pişmanlık hissetmez. size kötü davrandıysa siz zaten hak etmişsinizdir, niye sizden özür dilesin ki?
her zaman haklıdır. kendini her durumda haklı görür.

böyle biriyle mücadele çok zordur ama farkındalık kazandığınızda olgunluk sahibi bir birey oluyorsunuz. öncelikle, kendinizi suçlamayı bırakın, ne olursa olsun siz koşulsuz sevilmeyi, iyi davranılmayı hak eden iyi birisiniz. ondan ilgi, sevgi, onay beklemeyin. kendi kendinizi sevmeyi, sarıp sarmalamayı ve onaylamayı öğrenin. siz böyle duygusal olarak güçlendikçe sizin üzerinizde etkili olamadığını görecek, belki ilk zamanlar daha da saldıracak ama siz, kararlılıkla kendi arkanızda durdukça o da mecburen sizi olduğunuz gibi kabul edecek ki etmese bile, siz zaten bunu umursamayacaksınız...

benim yıllarımı aldı, hiç kolay değil ama sonundaki ödül yani kendimi bulmam için tüm bu mücadeleye değdi...
devamını gör...

bakara 25,
"(habîbim, yâ muhammed!) îmân edip sâlih ameller işleyenlere, şübhesiz kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! (onlar) ne zaman rızık olarak oradan, herhangi bir meyveden rızıklandırılsalar: “bu, daha önce rızıklandırıldığımız şeydir” derler. çünki bu (cennet ni'metleri), kendilerine (dünyadaki rızıklarıyla) birbirine benzer şekilde verilir. onlar için orada tertemiz zevceler de vardır ve onlar, orada ebedî olarak kalıcıdırlar."

zevce bir erkek tarafından nikahlanan kadın demektir. bunun gibi bir sürü örnek mevcut kuranın içinde. evrenselliği bırakın, sadece o coğrafyadaki erkeklere yönelik bir kitaptır bu. kutsallıktan çok uzak olduğunu düşünüyorum. kadınlara hiçbir zaman erkek vadedilmemiştir ama erkeklere savaşmaları karşılığı "garı" vardır. söylenecek söz yok efendim, görüyorsunuz.

güncelleme: birkaç tane daha ayet koymak isterim.
(nisa,20)eğer bir eşi bırakıp da yerine başka bir eş almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. siz onu, iftira ederek ve apaçık günah işleyerek mi geri alacaksınız? (eş alma hakkı,biliyorsunuz 4'e kadar çıkıyor, sadece erkeklere verilmiştir.

(nisa,34)  allah’ın, (iki cinse) birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. sâliha kadınlar allah’a itaatkârdır; allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü allah yücedir, büyüktür. (bu ayet hakkında konuşmaya bile gerek yok)

bakara 228, boşanan kadınlar kendi başlarına (evlenmeksizin) üç âdet süresince beklerler. allah’a ve âhiret gününe iman ediyorlarsa, allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. eğer taraflar arayı düzeltmeyi istiyorlarsa kocaları, onları kendilerine geri çevirme hususunda başkalarından daha ziyade hak sahibidirler. kadınların, mâkul ve meşrû ölçülerde ödevlerine denk hakları vardır; erkeklerin ise onların üzerinde bir dereceleri mevcuttur. allah izzet ve hikmet sahibidir. (tesfirinde aynen şu yazıyor: ir: a) kadın haklar bakımından erkeğe mutlak anlamda eşit değildir; her ikisinin hakları arasındaki nisbet “benzerlik ve denklik”tir. b) nasların değişmez kıldıklarının dışında kalan haklar ve ödevlerin değişim ve dengesi sosyal şartlara ve kamu vicdanındaki meşruiyet ölçülerine (ma‘rûf) göre ayarlanabilecektir. c) haklar ve ödevler karşılaştırıldıkları zaman erkeklerin haklarında bir derecelik fazlalık bulunduğu görülecektir.)

maide surei 6, ey iman edenler! namaz kılmaya kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin, ayaklarınızı da topuk kemiklerine kadar (yıkayın). eğer cünüp olursanız temizlenin. şayet hasta veya yolculuk halinde veya içinizden biri ayak yolundan gelirse yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunursa, bu hallerde su bulamadığınız takdirde temiz bir toprağa yönelin (teyemmüm edin), yüzünüzü ve ellerinizi onunla meshedin. allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez, fakat o sizi tertemiz kılmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. (sıradan bir ayette bile erkeklere yönelik konuşuluyor.)

kurana arada güncellemeler geliyor bildiğiniz gibi. zevce kelimesini değiştirdiler, eski kuranlarda var hala. bir de adetle ilgili bir ayet vardı onu da güncellemişler. arada uptade geliyor. kuranın da zamana uyması lazım, değil mi?
devamını gör...

benim bildiğim kadarıyla* 4 yaşımdan beri her yaz gittiğim, bütün okul tatillerimin büyük bi kısmını geçirdiğim ilçe. insanlar genelde karabük’ten çok safranboluyu bilirler zaten çünkü kendisi evleriyle, lokum çeşitleriyle, safran çiçeğiyle, son zamanlarda daha da bilinmeye başlayan mükemmel manzarasıyla insanı kendine hayran bırakan ama yüksekliğinden dolayı da biraz korkutan cam terası ve tokatlı kanyonuyla ünlenmiş turistik açıdan önemli bi yerdir. hayatınızda bi kere de olsa 2 günlük minik bi turu hak eden bu tarihi yeri gezmelisiniz bence. etrafında zonguldak,bartın, amasra ve kastamonu gibi yerler olmasından dolayı güzel ve tercih edilen bi uğrak noktasıdır.*
devamını gör...

türkçe, her zaman yazıldığı gibi okunan bir dil değildir. tahminen 8500 yıllık bir dil olan türkçe oldukça zengin ve güzel bir dildir. içerisinde arapça ve farsça birçok kelime barındıran dilimiz sadece bu sözcüklerden ibaret değildir.
yazı dilimizde 29 harf (ses) ile kendimizi ifade ederiz. fakat konuşma dilinde bu 29 ses yeterli değildir. tam 45 e yakın ses ile konuşma dilinde duygu ve düşüncelerimizi aktarırız. elbette bu ses artışı dilimizi daha doğru, güzel, akıcı ve estetik bir şekilde ifade etmemizi olanak sağlar.
yazı dilinde bulunan 29 ses dışında konuşma dilinde türkçe'ye estetik kazandıran diğer sesleri şöyle ifade edebiliriz.
kalın -a
ince -a

açık -e
kapalı -e

ince -o
ince -u
nispet -i
akıcı-c
ince-k
ince-l
geniz(nazal) -n
ince-t

g sesi ince ünlüler ile farklı kalın ünlüler ile farklı telaffuz edilir.
ayrıca -ğ sesini konuşurken telaffuz etmeyiz. telaffuzda ya yutulur ya da -y sesine dönüşür.
ağır : a:r olarak telaffuz edilir. a sesi biraz uzatılarak ı ve ğ sesleri ifade edilmeden söylenir.
eğlence kelimesini yazarken böyle yazarız ama telaffuz ederken -eylence olarak ifade ederiz. tüm bunlar daha akıcı ve estetik bir dil için oluşturulmuş kurallardır.
devamını gör...

yanlış: su uyur, düşman uyumaz.
doğrusu: sü(asker)uyur, düşman uyumaz.
devamını gör...

dostlara sığınmak.
bol alkol
gülmeye çalışmak
hatırlamak güzel zamanları
ağlamak gelecekten çalınanlara
bir çeşit yas tutma
devamını gör...

başlarım insan haklarına da, yaşam özgürlüğüne de.. böyle hastalıklı, artık betimleyecek küfür bulamadığım insanların bu ilkeler yüzünden hakettiklerini bulmaması delirtiyor artık.
devamını gör...

din sömürgenleri.
devamını gör...

sırtımdan soğuk terler döktüren bir canlı olması haricinde* aziz nesin'e ait mizahi hikayelerden biridir aynı zamanda. hikayenin tam adı 'gemiyi istila eden salyangozlar' olup marsilya'nın en ünlü restoranlarında envai çeşit yemekte kullanılması için salyangoz dolu konteynerleri taşıyan bir yük gemisinde yaşanan hem komik hem de epeyce nemli* olayı anlatır.

salyangoz konteynerlerinin kilidi bir gece bozulmuştur ve yüzbinlerce salyangoz geminin ve tayfaların her yerinde dolaşmaya başlar. gemi kaptanı sos ihbarı yapar, çevre gemilerden yardım ister ama bir türlü inanmaz diğerleri acil bir salyangoz durumu yaşandığına. gemi bu korkunç durumla yüzleşerek bir süre sonra marsilya limanına ulaşır.
devamını gör...

(bkz: teşekkür ederim)
söyleyen ben olmama rağmen, benim bile içim acıdı be. o ne saçma bir cevaptı.
devamını gör...

japon rock grubu olan shinsei kamattechan'ın jidou karte adındaki sekizinci albümünde yer alan ilk şarkıdır. şarkı adını "ruru'nun canlı yayındaki intihar gösterisi" olarak çevirebiliriz. şarkı, rorochan_1999 kullanıcı adlı 14 yaşındaki bir japon kızın 24 kasım 2013 tarihindeki intiharını konu alır.

internetteki kaynaklara göre rorochan_1999, 1999 yılında doğmuştur. 2012 yılında fc2 ve niconico adındaki platformlarda yayın yapmaya başlar. ilk zamanlar piyano çaldığı ve şarkı söylediği, daha sonrasında ise trafiğe atlamak, binaların yüksek noktalarında durmak gibi tehlikeli durumlara girdiği bildirilmiştir. ölümüne yol açacak olsa bile internette bir efsane olmak istediğini yazmıştır.

24 kasım 2013 tarihinde balkona çıkar. internette bulduğum videosunda korkuyorum dedikten sonra balkonun ucuna biraz daha yaklaşır ve kendini aşağıya bırakır. telefonu bu esnada balkona düşer ve kısa bir süre sonra vücudunun yere çarpma sesi duyulur.

kendisi hakkında okulda çok yalnız olduğu, annesi ile arasındaki ilişkinin de kötü olduğu yazmaktadır. aradığı ilgiyi internette bulmaya çalışan rorochan_1999'un mental açıdan iyi olmadığı ortadadır. ona eğer atlarsa bir efsane olacağını söyleyen embesiller yüzünden hayatını kaybetmiştir ama efsane olmuştur da. sonuç olarak istediğini başarmıştır.



atlamadan önce kendisinin son görüntüsü: prnt.sc/12rw921

twitter adresi: twitter.com/rorochan_1999
devamını gör...

terör örgütünün açıklamasıdır, halen mecliste olup bu açıklamayı yayınlaması bile türkiye cumhuriyeti adına utanç vericidir.
devamını gör...

azgın zap suyuna devletin inşa etmediği köprüyü onlar inşa etti, sadece öğrenciydiler...

gericiler mustafa kemal heykellerini paramparça ederken, onlar mustafa kemal heykellerinin önünde sabaha kadar nöbet tuttu... gardrop atatürkçüleri ortada yoktu...

filistine israil ile savaşmaya gittiler... genceciktiler, kimisi öldü, kimisi ağır işkenceler gördü... bugünün anti siyonistleri altıncı filoyu kıble eylemişti...

köylere gittiler, köy okulları yaptılar... kütüphaneler açtılar, köylünün hasadına yardım ettiler... herhangi bir çıkarları yoktu...

kitaplar çevirdiler yığınla... okunacak yüzlerce kaliteli eseri onların sayesinde okuyorsunuz...

türkiyede ilk dağcılık kulüpleri onlar tarafından kuruldu... zirvelere türk bayrakları diktiler...

basketbolu türkiye'ye sevdirdiler... itü efsanesi onların döneminde yaratıldı...

bu liste uzar gider. benim parmaklarımda hepsini yazacak derman yok.

siz soldan solcudan ne anlıyorsunuz onu bilemem ama 12 eylülün üzerinden silindir gibi geçtiği bu güzel insanlar artık olmadığı için bu haldesiniz...

kıçınızı koltuğa yapıştırıp ona buna verip veriştiriyor, yargı dağıtıyorsunuz. onların yaptıklarının yakınından geçemeyecek insanların bu cesareti gösterebilmesi de taktire şayan (!)

ha unutmadan bunları yaparken henüz öğrenciydiler! söylemiş miydim? söylemişim, yine altını çizmiş olayım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim