kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dik dik bakan insan silsilesi.
devamını gör...

başı köpük köpük bulut, içi dışı denizdir...
ve ne ilginçtir ki şiirde adı geçen gülhane parkında hiç ceviz ağacı yoktur.
devamını gör...

sadece renk uyumu olsun diye hazırlanmış bir kahvaltı.
turşuyu ve mısırı bir yere kadar anladım da; avakado püresi üzerine somon füme olan masada jelibon ve bonibonun olması ve milletin bu masayı güzel bulması. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...

inançsızım,* benim de anlamadığım konu bu. inanmıyorsun madem hala ne diye konuşuyorsun? sen dinden çıkmamışsın ki, hala onunla meşgulsün.
hem sen aydın bir insan değil misin? önce kendinden yola çık. nasıl ki senin inanmama özgürlüğün varsa onun da inanma hakkı var.
ayrıca enerjini din yerine başka şeylere harca* bırak daha da ona ömründen bir dakika bile verme...
devamını gör...

karne aldım ve eve gidiyorum, babam smackdown izleyip dövüş hareketleri öğreniyor.
devamını gör...

sahibi aynı zamanda ciner holding ve habertürk'ün sahibi olan turgay ciner olan spor kulübü. türkiyede borcu olmayan ve çok doğru yönetilen üç kulüpten biridir. diğer iki ise başakşehir ve göztepe. yaptığı yatırımın karşılığını daima almıştır. diagne 13 milyon, trezeguet 10 milyona satılmıştır. keşke ligimizde saçma sapan dernekle yönetilen kulüpler yerine böyle sahibi oln kulüpler olsa.
devamını gör...

insan psikolojisine, en iyi gelecek şey sevgidir. önce kendini sevmek sonra tüm canlıları karşılıksız sevmek. kendini sevmeyen insan, başkalarının ona kötü davranmasına razı olur. çünkü kendi gözünde bile değersizdir. lütfen dostlar kendinizi bol bol sevin. sevgiyle:)
devamını gör...

2012 yapımı zeki demirkubuz filmidir. film dostoyevski’nin yeraltından notlar kitabından esinlenilerek yapılmıştır. o havayı çok iyi yansıtan bir film. bunu söylememek olmaz.

şimdi yeraltından notlar kitabını okudunuz. size sorsalar bu film nerede çekilecek deseler nereyi derseniz film orada çekilmiş.
o kasveti, buhranı yansıtacak en iyi şehir tabii ki ankara.

filmi daha önce izlemiştim. dün gece canım sıkkındı iyice sıkılsın diye gittim açtım. tekrar izledim. tekrar etkilendim.

engin günaydın mükemmel oynamış. tam anlamıyla mükemmel oynamış. bazı oyuncular role girmek için çok çaba sarfederler ve problem yaşarlar. engin günaydın bu rol için mahvolmuş olmalı. aşırı derecede role girdiğini düşünüyorum.
setten sonra mutlaka böyle takılmıştır. kafayı yemiş olmalı. gerçekten inanılmaz bir performans. saygı. saygılar.

filmin genel olarak diyalogları ve atmosferi bu filmi hoş yapan detaylardan. atmosfer çok iyi yansıtılıyor. oyuncuların nefes alışverişleri bile bir şeyler anlatıyor. sigara içilen sahnelerde bile modum düşüyor. öyle karamsar öyle buhran içeren bir film.
spoiler içeren kısma geçmeden önce hala izlemeyen varsa tavsiye edeceğim bir film. izleyin. yemek sahnesini iki kere izleyin mest olun.


filmde hoş detaylar var ve bunlar seyirciye ipuçları veriyor.

belki ipuçları vermiyor ben saçmalıyorum. muharrem karakterinin yaşadığı umursamaz hayatı ve basit hayatı çok güzel anlatıyor. çok basit ama yumurta mevzusu bile basit, kolaycı hayatı gösteriyor. uğraşmak istemiyor uğraşamıyor yumurta kırıp yiyor.

bir süre sonra kendini rezil etmekten keyif alıyor. o hale geliyor. kitapta aynısı vardı. haz duyuyor.
gidiyor yemekte rezil olduğu için tepki gösteriyor iyice rezil oluyor. aman ormancı canım ormancı.
patates mevzusu var mesela onu zaten mastürbasyon ve fahişe ziyaretinde anlıyorsunuz.

filmde en çok bir şeyler anlattığı sahneler fahişe ile olan sahneler. onun gibi bir hayat yaşıyor çünkü. fahişe onu anlıyor. gidiyor içini döküyor “iyi bir insan olmak istiyorum, izin vermiyorlar olamıyorum” diyor.
fahişe ile kendisi çok benziyor. yaşadıkları hayatlar ve hayattan aldıkları keyif aynı geliyor. öyle hissediyorlar.

yemek sahnesi ise bence filmin zirve sahnesi. müthiş. nefis. geriliyorsunuz, utanıyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz, gülüyorsunuz. yanlarında gibi hissediyorsunuz.

bu duyguyu hissettiğim bir sahne daha vardı. nuri bilge ceylan bir zamanlar anadolu’da filminde muhtar sahnesi vardı. aynı böyle hissetmiştim. yanlarında gibiydim. aynı hislerle izledim. müthiş gerçekten.

ayrıca filmde müzik olmaması çok isabetli bir karar olmuş.
unutulmayacak bir film. arada açıp kendinizi mahvedeceğiniz bir film.
devamını gör...

yazım kuralları olarak içine zaman zaman girip zaman zaman çıktığım durum.

burada çoğu zaman çıkıyorum o ayrı. fakat lakin ama mesleğim gereği pek dikkat etmem gereken bir durumdur kendileri.

yani beni çeker mi çekmez. ama canım cicim çokomelimin ı am melting lannn melting dediği gibi dikkat ederim. şuan ediyor muyum yoo hayır. yarın eder miyim belki!

bu arada çekicilik derken beni etkileyecek olan çekicilik, diksiyon* ve ses tonudur. gülüşü de ekledik mi ohh tadından yenmez. konumuzla alakalı mı? yoo ben alakalı dedim mi? yoo.

ben gidem de başka yerde görüntü kirliliği yapam bu başlık bana göre değil. canım cicim açmış deyü bir cee yapıp kaçam dedim. *
devamını gör...

"yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine"
yazmışlar ama olsun, elimden gelse her sokak arasına yazarım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boğaziçi üniversitesinde doktora öğrencisi olup attığı tweet'le gündeme gelen şahıs. başörtülü bir kadına "yakında üniversiteye giremeyeceksiniz, bu günler geçici, üniversitelerde gericilik yasaklanacak" şeklinde faşist ve hadsizce bir söylemde bulunan kişi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dünyanın geldiği noktaya ve bizim tartıştığımız konuya bakın. hem de eğitimli insanlar tarafından tartışılıyor.
devamını gör...

-masa da masaymış ha-
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü, yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini, çıkrık sesini
ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
tokluğunu, açlığını koydu.

masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı, durdu
adam ha babam koyuyordu...
(bkz: edip cansever)

t:93 yıl önce bugün, dünya'ya ölümsüzlüğü kanıtlamak için teşrif etmiş şairdir. şiirleri sonsuzluğa atılan en güzel imzadır.

tanım girmeden önce başlığa yazılanları bir tarayım dedim. "acaba hayatımın şiirini kendine düstur edinen var mı?" diye. yokmuş. şiir çok girift bir yapı. ikinci yeni şairleri de bu durumu destekliyor bana göre. bir halkiyatçı olarak görüş farklılıklarımız olsa da hepsine ayrı ayrı hayranım. en çok da edip cansever'e. 3 yıl önce bir doğum günümde yakın arkadaşlarım olan iki güzel kadın bana yerçekimli karanfil ve ben ruhi bey nasılım kitabını hediye etmişlerdi. o gün ve gece doğum günüm şiir şölenine dönmüştü. hayatımın en güzel günlerinden biriydi muhakkak. ayda bir şiir ve türkü gecemiz olurdu. kimi türkü söyler, kimi bağlamasını konuşturur, kimi de şiir okurdu. güzel günlerdi. dolu dolu geçti. geleyim asıl meseleye biraz uzattım affedin. ben o gecelerde hep -masa da masaymış ha- şiirini okurdum. bazıları anlardı beni, acı'yı birlikte sevmiştik onlarla. bazıları da "neden bu şiir" diye sorarlardı. "hayatımın gerçeğine dokunduğundan" derdim, uzatmazdım. 14 yaşındaydım bu şiirle tanıştığımda. biraz zor zamanlardı. 10 gün boyunca -uyanık kalabildiğim zamanlar tabii- sürekli okudum, dinledim. hayat ayaklarımın altından kayıp giderken bir şiire tutundum. vertigo atakları da edip cansever'e hayran oldu yani. o'nun imgesi, benim anlamım oldu. kimdi o adam ya da kadın? belki de cismani bir varlık değil. bir yaratıcı! verdikleriyle, aldıklarıyla anlatmaya çalıştığı neydi? amacı neydi ya da ne? şeklimi ceviz ağacından vermiş belli. bir "masa" bu kadar dayanaklı olabilir miydi? her neyse "ben bir ceviz ağacıydım*, yaşanmışlıklarla dolu bir evin sessizliğinde" o da bilmiyordu bu kadar dayanıklı bir masa olacağımı.* halbuki ezel ve ebed ellerinde...

iyi ki doğdun canım edip cansever.
devamını gör...

benim de mi düşüncelerim olacaktı,
ben de mi böyle uykusuz kalacaktım,
sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
çok sevdiğim salatayı bile
aramaz mı olacaktım?
ben böyle mi olacaktım?
devamını gör...

"yüzeyden bakınca göremezsiniz. ama biraz derinlere inerseniz, içimde koskoca bir ümitsizliğin hüküm sürdüğünü görürsünüz.
ne tür bir ümitsizlik diye mi soruyorsunuz?
şöyle diyelim: zihnime sahip olamıyorum;
yabancı ve sefil düşünceler saldırıp zihnimi işgal ediyor. sonuç olarak kendimi küçük görüyor, dürüstlüğümden kuşku duyuyorum. yaşama nedenimi artık bilemiyorum, bir amacım kalmadı. yaşlanmakta olduğumu aklıma taktım. her gün ölüme biraz daha yaklaşsam da ondan giderek daha çok korkuyorum. böyle de olsa, bazen intihar etmeyi de aklımdan geçiriyorum."

nietzsche ağladığında, ırvin d. yalom
devamını gör...

kışın gelmesiyle birlikte ısı farklılığına bağlı her iki maskenin nemlenme durumu daha da artıyor sanki. bu yüzden maskelerin koruyuculuğu da azalabiliyor. eğer imkan varsa, çift maske de olsa sık aralıklarla değiştirilmesi daha güvenilir.
devamını gör...

ben kendimi bella hadid zannediyorum.

dua lipa zannedene saygı duyarım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tanım: sahip olduğumu bilmediğim effect. ula effect ne ola ki hırbo? böyle like gibim favori gibim bişey agam.

vıyyy.
devamını gör...

- ağız şapırtısı
- bir işle meşgulken gelen her türlü iş makinası sesi
- tabağa çatal sürtülünce çıkan ses de olabilir belki ama ondan rahatsız olmuyorum
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim