ilk defa sözlükte yazıyorum. başımın ağrısını hep açlığa, strese bağlardım, meğer ben sözlüğe açmışım. yazdıkça ağrım hafifliyor. majezik'in yapamadığını yaptığından dolayı sana puanım 10 sözlük.
devamını gör...

cura, yörük halk çalgılarından biridir. akdeniz ozanları tarafından çoklukla kullanılan bu çalgının uzunluğu 55–60 cm kadardır ve bağlama ailesinin en küçük çalgısıdır. cura genellikle altı, beş, dört ya da üç tellidir. iki telli curalar da vardır. bu curaların alt teli "la", üst teli "re" sesine ayarlanmıştır. curaların tekne derinlikleri ile göğüs genişlikleri 15 cm dolayındadır. sap uzunlukları ise 40 cm kadardır. sapın ucundaki burgu denen anahtarlarla çalgı akort edilir. dört telli curalarda üstteki tel ahenk telidir. öbür teller bu ahenk telinin sesine ayarlanır. sapları kısa olduğu için curalarda az sayıda perde bulunur.
cura mızrapla ya da tellere parmakla vurularak çalınır. ama genelde tek başına çalınan bir çalgı değildir. yaygın olarak öbür sazlarla birlikte çalınır.
curalar büyüklüklerine göre değişik adlar alır. curadan biraz büyük olanlara "cura bağlama" denir. sesi curadan daha kalın olan cura bağlama en yaygın kullanılan cura türüdür. "cura cura" ya da "cura zurna" adıyla bilinen tür ise curadan daha küçüktür ve sevimli görünüşü nedeniyle süs eşyası olarak çokça kullanılır.
devamını gör...

bilmeye çalışan insandır*. bilmiyorum olumsuz bir kelime olarak görülse de insanı öğrenmeye götüren itici güçtür. biliyorum demek ise tam tersine netliktir kişinin bilgiye kapalı olmasıyla sonuçlanabilir.

benim kanaatime göre kişinin bilmiyorum demeye cüret etmesi gerekir. bu hem kendisi hem de çevresi için çok daha iyi olacaktır.*
devamını gör...

içerisinde olmaktan gurur duyduğum koro. bana bu guzel teklif ile gelen (bkz: miko) ya çoook teşekkür ediyorum. biz söylerken çok eğlendik umarım sizler de eğlenmişsinizdir. çoook keyifli aksamlarrrr.
devamını gör...

gittikçe boğuluyorum sözlük. aydınlığı gördüğümü sanırdım. ama boğuluyorum. yoruldum. konuşmaya gücüm kalmadı. küfürler etmek istiyorum. bir kez olsun merhametli davranmayıp hak edenlere hak ettikleri gibi davranmayı isterdim. ama imkanı yok. kendimi ifade etmeyi isteyemez miyim? suçluluk duygusundan kurtulmayı isteyemez miyim? çok mu şey istiyorum? ben de bir insanım. zaman zaman kontrolü kaybedip canavarca davrandığım düşünülse de ben de bir insanım. bir canavar olsam bile yaşama hakkım yok mudur? hem biliyorum, canavar değilim ben. olsaydım zaten bu kadar karanlıkta bırakılamazdım.
devamını gör...

ahtapot yememek için en önemli nedenlerimden biridir. bir kez yedim tadını çok beğenmedim. ama bu bilgiyi öğrendikten sonra da ağzıma sürmedim. sıkıntılı bir durum. karnımız doyacak diye de her şeyi yemeyelim. ya yanlışlıkla? tövbeler olsun!

(bkz: yarra yering)
devamını gör...

sevdiği insanın başarısına, mutluluğuna onun gibi sevinebilenleri kastettiğim başlık.
ömrümce şiar edindiğim önerme.
kötü günde birinin yanında olmak çok kolaydır.
canı yanan ya da keyfi kaçan birinin yanında olmak zor olabilir mi?
olmaz ki.
oysa, keyfi yerinde olan birinin o keyfine paylaşmak asıl dostluktur.
hayatımın hiç bir döneminde acımı ortaya dökmedim, acımı paylaşma ihtiyacım olmadı.
her seferinde onu kendi kendime hallettim.
her düze çıkıp iyi bir şeyler başıma geldiğinde, insan ararım ben.
sevincimi haykırdığımda, hadi bunu kutlayalım diyen insan benim dostumdur.
ben havalarda uçarken benimle havalara uçan insan benim dostumdur.
havalara uçunca beni arayan benim dostumdur.
kötü gün dostu her yerde bulunur.
alkollü mekanlar kötü gün dostu ile dolu.
bana yüz gülderen insan lazım.
ben kendi kendime çok güzel ağlarım, kimseye ihtiyacım olmaz, ağlarken.
katılın ya da katılmayın ben de böyle bir modelim.
devamını gör...

aşkın ve mutluluğun yan etkilerinden biridir gözlerinin içi gülmek. ruhunuz mutluysa gözlerinizin içi de gülüyor hâliyle.

çok sevindiği gözlerinden belli olmak anlamına gelen deyim.

fascinating ukdesi.
devamını gör...

quentin tarantino'nun yönetmenliğini yaptığı pulp fiction filmiyle tanınan pump it şarkısını hemen herkes dinlemiştir ya da melodisine kulak aşinalığı vardır sanıyorum. peki yabancı olarak bilinen bu şarkının zeki müren' le alakası neydi ve aslında kime aitti?

şarkı filmden sonra oldukça popüler olmuş ve hatta dinlenme rekoru bile kırmıştı. bestesi rock gitarist dick dale' e ait olduğu düşünülse de şarkı abd' den oldukça uzaktaydı. ama yine de bir süre bestecisinin dick dale olduğu söyleyerek mevzu kapatıldı. fakat bir kaç sene sonra, 2004 yılında düzenlenen atina olimpiyatları esnasında yunan sanatçı anna vicci' nin orijinal sözleriyle şarkıyı yeniden seslendirmesi sonucu kime ait olduğu konusu tekrar açıldı. şarkının esas adı pump it değil, osmanlı rumları' nın kullandığı ve mısırlı anlamına gelen "misirlou" idi ve şarkının sözleri mısırlı bir gencin yaşadıklarını anlatıyordu.

şimdi gelelim zeki müren' le olan alakasına. alanındaki uzmanlar şarkıyı tekrar araştırdıktan sonra türkiye' de de şarkının izlerine rastlamıştı. zeki müren, aynı besteyi farklı sözlerle dick dale' den yıllar yıllar evvel zaten seslendirmişti. fakat şarkının atina' ya oradan da amerika' ya gidişi rum ve yunan göçmenler sayesinde oldu. şuan şarkı yunanlara ait olarak bilinse de esas besteleyen kişinin kim olduğu bilinmediğinden bu anonim olarak kabul gördü.

dinlemek isterseniz üç versiyonun da linklerini sizler için bırakıyorum. buyurunuz,

buradan bu herkesin bildiği versiyon
buradan bu asıl olduğu söylenen, misirlou versiyonu
buradan ve bu da zeki müren'in yorumladığı versiyonu

iyi günler dilerim.
devamını gör...

özür dilemek kimi insan bunu hak etmiyor.
devamını gör...

yıllar sonra normalleştiğim için olabilir. dışarı falan çıkıyorum, hala çok garip geliyor.
devamını gör...


inci küpeli kız - johannes vermeer

çoğu insan tarafından ¨kuzeyin mona lisa’sı¨ olarak düşünülen ¨inci küpeli kız¨, 17. yüzyılın alman ressamı johannes vermeer tarafından resmedildi. bakıldığında oldukça basit görünen bu portre ise aslında fazlasıyla gizemli! başrolünde sadece inci bir küpe takan kız görülse de kızın kimliği etrafındaki spekülasyon, vermeer’in metresi olmaktan onun 15 çocuğundan biri olmaya kadar uzanıyor. kızın saçlarının altın rengi, elbisesiyle zıtlık yaratan mavi bir bantla bağlı olması, arka fonun karanlığını denkleştirerek resme aydınlık kazandırıyor. 1665 yılı civarında yapılmış olan bu ünlü eser, hollanda’daki mauritshuis galerisi’nde görülebilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ülke iyice ortaçağ medeniyetlerine benzedi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: magna carta)
devamını gör...

dil yaşayan bir varlık olarak kabul edildiğinden; doğması, değişim gerçirmesi, yozlaşması hatta ölmesi bile normal bir olay. bütün diller için geçerli evreler bunlar. tabi bu konuşan kitlenin elinde olan bir şey.

beni en rahatsız eden şey türkçesi* olan sözcükler yerine ingilizcesinin kullanılaya başlanması. mesela özellikle tiki kızlarımızdan kurabiye yerine cookie dendiğini duyuyorum. ya da hindistan cevizi yerine coconat kullanılmaya başlandı çok fazla. bunun gibi birçok sözcük var.
he tabi -bu gibi sözcükler için- insanları çok da suçlamamak lazım, çünkü bu iki sözcük için de dilde en az çaba yasasının etkisi var. e o zaman da sevgili tdk arka bahçede mangal yapmaya ara verip bi burayla ilgilenirse çok sevineceğim.
devamını gör...

(bkz: evernevergreen)
(bkz: ozgur1ey)
(bkz: viva zapata)
(bkz: zed's dead baby)
(bkz: iorek byrnison)
(bkz: bol giyimli kukla)
(bkz: miredi ferkuri)
(bkz: arnella)
(bkz: meja)
devamını gör...

"normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. olmayınca da, anormal dediler." hislerime tercüman olan sözlerin sahibi.
devamını gör...

-adın ne?
-hz. ebubekir
-adın ne dedim?
-haaa hz.şaban
-kac yaşındasın?
-1453
hababam sınıfı*
devamını gör...

birkaç gün önce tekrar başlayan ve bu son birkaç gündür yakamı bırakmayan iğrenç ötesi rahatsızlık.

o kadar kötü hissediyorum ki, sanki ölsem kurtulacakmışım gibi geliyor. sürekli çok kötü bir şeylerin olacağı hissi var.

mantıklı tarafımla anksiyete atakları beynimin içersinde savaş halinde şuan.
takıntılar da eşlik edince durum çok daha berbat bir hâl alıyor. halihazırda takıntılarla tetiklenen anksiyete atakları geçiriyorum. geçmişte olan saçma sapan bir şeyin (ne olduğunu bile bilmiyorum) geleceğim üzerinde çok kötü bir etkisinin olacağı kaygısı var.

edit: arkadaşlar, bu durumu fark ettiğiniz anda bir saniye bile düşünmeden gidip profesyonel destek alın. koşarak gidin. yatırım tavsiyesidir. tünelin ucu çok pis yerlere çıktı; oradan biliyorum.

büdüt: enteresan bir şekilde, çok ileri boyutlara ulaştığında şizofreni ya da başka bir paranoid bozukluğa dönüşüp dönüşemeyeceğini merak ettiğim rahatsızlık.
devamını gör...

*kimse kırlarda dolaşmıyordu. insanlar sanki konsolun üstüne bırakılan birer biblodan farksızdı.
* gülen, sohbet eden binlerce insanın içinde ben kendi içimdeki o kayıp insanı arıyordum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim