yapılmış en aptalca dalgınlık
babamın yanında, gayet olağan bir şeymiş gibi paketi çıkartıp bir sigara yakmak.
evet babam sigara içtiğimi bilmiyordu. en azından o ana kadar.
evet babam sigara içtiğimi bilmiyordu. en azından o ana kadar.
devamını gör...
banucabirhayat
kedi anası hu hu,
nasıl haberleşeceğiz cancağızım seninle?
siz toptan kapatırsanız mesaj alımlarını, buradan yazabilecek kabiliyete sahip olduğumu da belirtmem gerekecek. neyse vardır haklı sebepleri. kişi engeli en güzeli. şu sıralar biraz ara mı versem diye bir düşüncedeyim.*ama banu'un profilindeki kedileri görüncede bir kendime geliyorum. bir de günlük gibi yazıyorsun. samimiyetini anlatım biçimini durun daha anlatacağım kaçmayın dediğini duyar gibi oluyorum. senli benli hitap ettim aslında yapmam böyle şeyler.. ama çok doğal buluyorum tarzını. anasın ya bir de duygu yüklü oluyor insan. bugün sana döktüm içimi sanki dertleşecek veri tabanısın* sevgiler, saygılar... bende senin gibi cümlelerimi bitiremiyorum artık. bitti ama şimdi..
nasıl haberleşeceğiz cancağızım seninle?
siz toptan kapatırsanız mesaj alımlarını, buradan yazabilecek kabiliyete sahip olduğumu da belirtmem gerekecek. neyse vardır haklı sebepleri. kişi engeli en güzeli. şu sıralar biraz ara mı versem diye bir düşüncedeyim.*ama banu'un profilindeki kedileri görüncede bir kendime geliyorum. bir de günlük gibi yazıyorsun. samimiyetini anlatım biçimini durun daha anlatacağım kaçmayın dediğini duyar gibi oluyorum. senli benli hitap ettim aslında yapmam böyle şeyler.. ama çok doğal buluyorum tarzını. anasın ya bir de duygu yüklü oluyor insan. bugün sana döktüm içimi sanki dertleşecek veri tabanısın* sevgiler, saygılar... bende senin gibi cümlelerimi bitiremiyorum artık. bitti ama şimdi..
devamını gör...
şu an üzerinde ne var
hafif bi kırgınlık.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
erkekleri poposuna göre yargılıyor musunuz ?
devamını gör...
2023'te ankara'ya deniz gelir mi sorunsalı
deniz seki esprisinden sonra kesin geleceğini düşündüğüm başlıktır.
devamını gör...
unutursun
iclal aydın'ın artemis yayınları'ndan çıkan bir cihan kafeste, üç kız kardeş ve unutursun kitap üçlemesinin birisi.
kitapsız kaldığım geçen hafta, annemin kitaplarına dadanmam sonucu, okudum. iclal aydın'ı az çok biliyorum. yazım dili temiz nasılsa, gideri var düşüncesiyle, kendimi içinde buldum. beni yanıltmayacak bir akıcılıktaydı roman.
fakat tahminimden daha çok etkiledi beni.
romandaki her bir kişinin kendi gözünden her olayı görmek, çok hoşuma gitti. birisinin gözünden gördüğümüz olayda, ona hak verirken, bir sonraki bölümde, başka bir karakterin gözünden aynı olayı görünce, bakış açımızı değiştirtip, ona da hak verirken buluyoruz kendimizi.
içerisinde yer verdiği tarihsel olayları, objektif, kişisel yorumsuz aktarması kitabı temiz bir hale getirmiş.
her kadın karakterin, hayatın ve bir kuşak üstündeki büyüğünün hayatına ne kadar etki ettiğini ve bu etkiyi kendi hayatında nasıl karşıladığını görüyoruz. sonra aslında hepsinin birbiri için ne derece önem arz ettiğini, bu önemi ne denli geç fark etmelerine şahitlik ediyoruz. bu noktada okuyucuya, isteyerek ya da istemeyerek, kendi bir kuşak üstüyle ya da bir kuşak altıyla iletişimini sorgulatıyor. bu sorgulamalardan bazılarında, ağlattığını itiraf etmeliyim.
"unutursun" iclal aydın'ın kendi annesinin hastalığından esinlenerek ortaya çıkmış bir kitap. bunu da başlarken kısmında yazmasıyla, kitabı okumaya başlamadan öğreniyoruz. bu da kitaba, hikayesine gerçeklik katmış bence.
okurken, aslında tüm hikayeler bu dünyada bir puzzle parçası gibi. her hikaye diğerini tamamlıyor hissini, son sayfalarda yazarın kaleminden görmek, kitabın beni, benim kitabı anlamış olduğumu gösterir cinstendi.
bütün hikayelerin içinden geçenler, birbirleriyle kavuşup, hiç rastlaşamadan yoluna devam edenler, sadece kendi hikayelerini biricik zanneder. oysa hepsi birbirini tamamlamak içindir.
kitapsız kaldığım geçen hafta, annemin kitaplarına dadanmam sonucu, okudum. iclal aydın'ı az çok biliyorum. yazım dili temiz nasılsa, gideri var düşüncesiyle, kendimi içinde buldum. beni yanıltmayacak bir akıcılıktaydı roman.
fakat tahminimden daha çok etkiledi beni.
romandaki her bir kişinin kendi gözünden her olayı görmek, çok hoşuma gitti. birisinin gözünden gördüğümüz olayda, ona hak verirken, bir sonraki bölümde, başka bir karakterin gözünden aynı olayı görünce, bakış açımızı değiştirtip, ona da hak verirken buluyoruz kendimizi.
içerisinde yer verdiği tarihsel olayları, objektif, kişisel yorumsuz aktarması kitabı temiz bir hale getirmiş.
her kadın karakterin, hayatın ve bir kuşak üstündeki büyüğünün hayatına ne kadar etki ettiğini ve bu etkiyi kendi hayatında nasıl karşıladığını görüyoruz. sonra aslında hepsinin birbiri için ne derece önem arz ettiğini, bu önemi ne denli geç fark etmelerine şahitlik ediyoruz. bu noktada okuyucuya, isteyerek ya da istemeyerek, kendi bir kuşak üstüyle ya da bir kuşak altıyla iletişimini sorgulatıyor. bu sorgulamalardan bazılarında, ağlattığını itiraf etmeliyim.
"unutursun" iclal aydın'ın kendi annesinin hastalığından esinlenerek ortaya çıkmış bir kitap. bunu da başlarken kısmında yazmasıyla, kitabı okumaya başlamadan öğreniyoruz. bu da kitaba, hikayesine gerçeklik katmış bence.
okurken, aslında tüm hikayeler bu dünyada bir puzzle parçası gibi. her hikaye diğerini tamamlıyor hissini, son sayfalarda yazarın kaleminden görmek, kitabın beni, benim kitabı anlamış olduğumu gösterir cinstendi.
bütün hikayelerin içinden geçenler, birbirleriyle kavuşup, hiç rastlaşamadan yoluna devam edenler, sadece kendi hikayelerini biricik zanneder. oysa hepsi birbirini tamamlamak içindir.
devamını gör...
sincaplara doğum kontrol hapı projesi
bu ingilizler medeni adamlar, üremesini engellemeyi falan planlıyorlar.
ya avustralya? orda böyle bişey olsa bu sincapları vururlardı kesin.
ya avustralya? orda böyle bişey olsa bu sincapları vururlardı kesin.
devamını gör...
buz devri replikleri
-hanım hanııım bunlay benim yavyulayım..!
devamını gör...
her zaman yanındayım
büyük yalanlardan birisidir.
yalan sıralamasında ilk sıralarda yerini alır bence.
yalan sıralamasında ilk sıralarda yerini alır bence.
devamını gör...
boşanmanın ülkemizde bir aile faciası olarak düşünülmesi
halbuki evlenmek kadar olağan bir durumdur. nedense toplumumuz özellikle kadın açısından bir namussuzluk gözüyle bakıyor bu olaya. çevre baskısı ise hem erkek hem kadın için ayrı bir problem teşkil ediyor. bireyler boşanıp kendi yollarına gitse bile toplum buna izin vermiyor. özellikle kadının kendine tekrar bir hayat kurmasının erkeğin namusuna leke sürmüş gibi algılanması çok büyük bir sorun. arada çocuk varsa bile eminim ki o çocuğun mutsuz, her gün kavga dövüş olan bir evde büyümesinden daha kabul edilebilir boşanmak.
devamını gör...
patates kızartmasını üst noktaya taşıyan detaylar
salçalı naneli sos dökmek ve kıyılmış maydanozla servis yapmak. mis.
devamını gör...
yazar mahlaslarının öteki dünya versiyonu
banucabirahiret
banucabirötekitaraf
banucabirkavrulmacalar *
banucabirötekitaraf
banucabirkavrulmacalar *
devamını gör...
para üstü yerine sakız veren bakkal
kendisini akıllı sanan çakal esnaftır.
devamını gör...
ahmet hamdi tanpınar
“fakat artık imkânsız. bir şeye bağlanamıyorum.
yoruluyorum.”
bugün ölüm yıldönümü olan edebiyatçımız.
yoruluyorum.”
bugün ölüm yıldönümü olan edebiyatçımız.
devamını gör...
influencer
deneyimlediği ürünleri takipçileriyle sosyal medya üzerinden paylaşan ve bu şekilde yönlendiren insandır. fakat bazıları öyle abartıyorlar ki her şeyi öneriyorlar. onu mu alalım, öbürünü mü insan şaşırıyor. bu işi layığıyla yapanlara saygım var, en azından almadan önce bakarak 'vereceğim parayı hak ediyor mu' diye düşünebiliyorum. bazılarıysa kendileri para kazansın da önemi yok ne tavsiye ettiğinin. dikkatli olmak lazım.
devamını gör...
ülkeler sözlük yazarı olsaydı alacakları nickler
almanya: henüz üç yaşında bir kardeşim var seni ondan bile kıskanıyorum.
devamını gör...
başörtülü biri ile evlenmek
bir kadın olarak sevdiğim erkeğin başörtüsüne karışmam.
devamını gör...
akarsu (yazar)
kalemi kıvrak ve gülmece sosuna bulanmış tanımlarla kendisini ifade eden çiçeği burnunda bir sözlük yazarı.
devamını gör...
özgürüz deyip küfretmeyi yasaklamak
çok küfür etmek istiyorsanız gidin başka platformlar da vakit geçirin. bu kadar basit.
devamını gör...
mjölnir
eski nors dilinde mjolnir'in anlamı şimşek, fırtınadır. thor'un temel silahıdır ve tanrı thor'un çekicini sallayarak gök gürültüsü ve fırtınaların oluşmasını sağlayarak düşmanlarına karşı sayısız zafer kazandırıyordu.
bu çekici loki'nin düzenlediği bir yarışmada brokk ve eitri adındaki cüce kardeşler yapmıştır. çekicin yapımında cücelerin başarılı olması takdirinde loki'nin kellesini alacak olan bu cüce kardeşler, yapım aşamasında loki'nin sinek kılığına girip cücelerin yapımına engel olmak için rahatsız etmesi üzerine çekicin sapı kısa olmuştur. thor ve diğer tanrılar bu çekicin özelliklerine hayran kalmışlar ve loki'nin iddiaya girdiği üzerine kellesine alacak olan cüce kardeşler loki'nin kurnazlığı sayesinde hedeflerine varamamıştır.
thor'un çekici aesir tanrıları arasında sahip olunan en iyi silah olarak bilinmektedir ve bu çekici sadece thor ve her şeyin babası olan odin ve layık olan kişiler kaldırabilir. çekiç nereye fırlatılırsa fırlatılsın mutlaka thor'a geri döner. bu çekiç sadece silah olarak kullanılmamakta hatta aynı zamanda kutsama törenlerinde de kullanılmaktadır. mjolnir, resmi törenlerde, evlilik kutlamalarında, doğumlarda hatta cenazelerde bile kullanılmaktaydı.
gök gürültüsü, fırtına ve şimşek tanrısı olarak bilinen thor'un az bilinen güçlerinden birkaçı ise, onurlandırma, bereket sağlama, şifa verme gibi yetenekleri vardır. bu yetenekler en güçlü silah olarak bilinen mjolnir ile birleşince ortaya bir varlığı tekrar hayata döndürme gibi yeteneği ortaya çıkarır.
snorri sturluson'un prose edda kitabında şöyle bir bölüm yer almaktadır: "thor bir gün kendi keçisini öldürüp yemiştir, daha sonra keçisinin kemiklerini bir araya getirmiş ve çekici ile onu tekrar hayata döndürmüştür."
bu çekici loki'nin düzenlediği bir yarışmada brokk ve eitri adındaki cüce kardeşler yapmıştır. çekicin yapımında cücelerin başarılı olması takdirinde loki'nin kellesini alacak olan bu cüce kardeşler, yapım aşamasında loki'nin sinek kılığına girip cücelerin yapımına engel olmak için rahatsız etmesi üzerine çekicin sapı kısa olmuştur. thor ve diğer tanrılar bu çekicin özelliklerine hayran kalmışlar ve loki'nin iddiaya girdiği üzerine kellesine alacak olan cüce kardeşler loki'nin kurnazlığı sayesinde hedeflerine varamamıştır.
thor'un çekici aesir tanrıları arasında sahip olunan en iyi silah olarak bilinmektedir ve bu çekici sadece thor ve her şeyin babası olan odin ve layık olan kişiler kaldırabilir. çekiç nereye fırlatılırsa fırlatılsın mutlaka thor'a geri döner. bu çekiç sadece silah olarak kullanılmamakta hatta aynı zamanda kutsama törenlerinde de kullanılmaktadır. mjolnir, resmi törenlerde, evlilik kutlamalarında, doğumlarda hatta cenazelerde bile kullanılmaktaydı.
gök gürültüsü, fırtına ve şimşek tanrısı olarak bilinen thor'un az bilinen güçlerinden birkaçı ise, onurlandırma, bereket sağlama, şifa verme gibi yetenekleri vardır. bu yetenekler en güçlü silah olarak bilinen mjolnir ile birleşince ortaya bir varlığı tekrar hayata döndürme gibi yeteneği ortaya çıkarır.
snorri sturluson'un prose edda kitabında şöyle bir bölüm yer almaktadır: "thor bir gün kendi keçisini öldürüp yemiştir, daha sonra keçisinin kemiklerini bir araya getirmiş ve çekici ile onu tekrar hayata döndürmüştür."
devamını gör...