datça’da turistlere bakıp denize giren vatandaşa ceza
'en kötü ihtimalle türkiye'deyim' sözünü anımsatan olay.
devamını gör...
the lord of the portakals
o kadar güzel olmuş ki gülerken sahne kaçıracağım korkusunda kahkalarımı* biriktirip videonun sonunda patlatıyorum *
devamı kesinlikle gelmesi gereken bir montaj olmuş* kafasına kalp atarım ki ben bunun*
devamı kesinlikle gelmesi gereken bir montaj olmuş* kafasına kalp atarım ki ben bunun*
devamını gör...
fleabag
--! spoiler !--
+bazen ne istediğimi bilmediğim için utanıyorum. aslında ne istediğimi biliyorum.
- neymiş o?
+ aslında çok kötü bir şey istiyorum. birisinin bana sabahları ne giyeceğimi söylemesini istiyorum. ne yiyeceğimi, neyi seveceğimi, neden nefret edeceğimi, neye kızacağımı neyi dinleyeceğimi, hani müzik grubunu dinleyeceğimi, hangi konsere bilet alacağımı, neyin şakasını yapıp neyin şakasını yapmayacağımı, birinin bana neye inanacağımı, kime oy vereceğimi, kime aşık olacağımı ve bunları onlara nasıl ifade edeceğimi söylemesini istiyorum. sadece birinin bana hayatımı nasıl yaşamam gerektiğini söylemesini istiyorum peder.
- diz çök! sadece diz çök!
--! spoiler !--
+bazen ne istediğimi bilmediğim için utanıyorum. aslında ne istediğimi biliyorum.
- neymiş o?
+ aslında çok kötü bir şey istiyorum. birisinin bana sabahları ne giyeceğimi söylemesini istiyorum. ne yiyeceğimi, neyi seveceğimi, neden nefret edeceğimi, neye kızacağımı neyi dinleyeceğimi, hani müzik grubunu dinleyeceğimi, hangi konsere bilet alacağımı, neyin şakasını yapıp neyin şakasını yapmayacağımı, birinin bana neye inanacağımı, kime oy vereceğimi, kime aşık olacağımı ve bunları onlara nasıl ifade edeceğimi söylemesini istiyorum. sadece birinin bana hayatımı nasıl yaşamam gerektiğini söylemesini istiyorum peder.
- diz çök! sadece diz çök!
--! spoiler !--
devamını gör...
en uyuz edici uyandırma metodları
demir dolaplara kabzayla vurup içtimaaa diye bağırdılar acemilik döneminde. uyanırken savaş çıktı sandım bı an.
devamını gör...
17 şubat 1926 türk medeni kanunu'nun kabulü
4 ekim 1926 da yürürlüğe girmiştir. kabulü ile yürürlük tarihi arasındaki sürede eski medeni kanun* hükümleri devam etmiştir.
devamını gör...
namaz kılan insan hak yemez kötülük etmez
en korktuğum insan tipi dinin arkasına sığınıp dindar gözüktüğü halde her türlü pisliği yapan insandır.
devamını gör...
yaz mevsimini sevmemek
kat kat giyinebilirsin ama kat kat soyunamazsın
devamını gör...
cinsel yönelime moda demek
öncelikle cinsel yönelim doğuştan gelir, ergenliğe girmekle beraber kendisini gösterir.
bu kavramı çok geniş tutabiliriz lakin bazı insanlar büyük bir hata yaparak nekrofili, pedofili; zoofili gibi hastalık olan "sapkın yönelimleri" de cinsel yönelim sanıyor.
çoğu insan homoseksüelliği, aseksüelliği, biseksüelliği veyahut transseksüellik gibi gayet doğal olan yönelimleri hem sapkınlık sanıyor hem de moda sanıyor.
tabii ki toplumda bu yönelimleri sırf dikkat çekmek için kullananlar var lakin bu kişilere bakarak "şu da moda oldu artık" demek büyük bir hata bence.
evet, eskiden cinsel yönelimle ilgili kullanılan kavramlar az, aktivistler ise yok diyebileceğimiz kadar azdı. gelişiyoruz, yeni kavramlar bulunuyor ve kendisini bu kavramın tabirine uygun görenler ise bu kavramı benimsiyor ve yeniliğin getirdiği heyecan ile bu kavram geniş kitlelere çok hızlı bir şekilde ulaşıyor ve kendilerini koyabilecekleri bir köşe bulamayan insanlar, bu köşeye kendilerini ait hissediyor, bazıları da çıkıp "ay bu da moda oldu artık yhaa" diyor.
bir şeyin moda -belirli bir süre bir şeye karşı toplumca gösterilen aşırı, yaygın düşkünlük.- olabilmesi için yükselişe geçmesi ve sonra da unutulması, artık demode olması lazım. cinsel yönelimler mevsimlik elbiseler değildir, sürekli canlı kalır ve o yönelimi taşıyan insanlar her daim olur.
ve bu arada, hiç kimseden " ay şekerim artık homoseksüellik demode oldu yhaa" tarzında bir söylem duymadım.
bu kavramı çok geniş tutabiliriz lakin bazı insanlar büyük bir hata yaparak nekrofili, pedofili; zoofili gibi hastalık olan "sapkın yönelimleri" de cinsel yönelim sanıyor.
çoğu insan homoseksüelliği, aseksüelliği, biseksüelliği veyahut transseksüellik gibi gayet doğal olan yönelimleri hem sapkınlık sanıyor hem de moda sanıyor.
tabii ki toplumda bu yönelimleri sırf dikkat çekmek için kullananlar var lakin bu kişilere bakarak "şu da moda oldu artık" demek büyük bir hata bence.
evet, eskiden cinsel yönelimle ilgili kullanılan kavramlar az, aktivistler ise yok diyebileceğimiz kadar azdı. gelişiyoruz, yeni kavramlar bulunuyor ve kendisini bu kavramın tabirine uygun görenler ise bu kavramı benimsiyor ve yeniliğin getirdiği heyecan ile bu kavram geniş kitlelere çok hızlı bir şekilde ulaşıyor ve kendilerini koyabilecekleri bir köşe bulamayan insanlar, bu köşeye kendilerini ait hissediyor, bazıları da çıkıp "ay bu da moda oldu artık yhaa" diyor.
bir şeyin moda -belirli bir süre bir şeye karşı toplumca gösterilen aşırı, yaygın düşkünlük.- olabilmesi için yükselişe geçmesi ve sonra da unutulması, artık demode olması lazım. cinsel yönelimler mevsimlik elbiseler değildir, sürekli canlı kalır ve o yönelimi taşıyan insanlar her daim olur.
ve bu arada, hiç kimseden " ay şekerim artık homoseksüellik demode oldu yhaa" tarzında bir söylem duymadım.
devamını gör...
şömiz
türkiye’de kitaplara uygulandığında fiyatı direkt olarak ikiye katlayan olay. kitap fiyatları zaten kağıt yüzünden yeterince pahalı ve kalitesizken, şömizli ve ciltli kitap olayını bitiriyor.
tam tanım : kitabın ciltli yüzüne geçirilen kağıt kapak.
tam tanım : kitabın ciltli yüzüne geçirilen kağıt kapak.
devamını gör...
avrupa’yı çekici kılan detaylar
yakın zamanda arazisinden tren yolu geçmiş ve devlet demiryolları ile mahkemelik olmuş biri olarak, ben tercihimi mülkiyet hakkının kutsal olmasından yana kullanıyorum. avrupa'da devlet senin bir malını alacaksa ya da içinden geçecekse fiyatı sen belirliyorsun..
ama türkiye'de öyle mi? satılmış bilirkişiler ve sonucu önceden belli mahkemelerle malını ederinden aşağı kapatmaya çalışan bir devlet buluyorsun karşında. kamu yararı dediler mi kalıyorsun öyle. sesini çıkaramıyorsun.
ama türkiye'de öyle mi? satılmış bilirkişiler ve sonucu önceden belli mahkemelerle malını ederinden aşağı kapatmaya çalışan bir devlet buluyorsun karşında. kamu yararı dediler mi kalıyorsun öyle. sesini çıkaramıyorsun.
devamını gör...
akarsuya bırakılan mektup
hasan hüseyin korkmazgil'in okuyunca "yahu ne kadar güzel yazmış" dedirten dizelerine sahip harika şiiridir. *
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç .
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç .
devamını gör...
zeytinyağının meyve suyu olması
yanlış olan önermedir. meyve suyu sıkılarak, zeytinyağı ise ekstraksiyon düzeneği ile bir nevi damıtılarak özütünün çıkarılması ile elde edilir.
devamını gör...
idol
aslında tapılan nesne anlamını taşısa da mecaz olarak hayranlık duyulan insanlar için kullanılır. aynı zamanda bir şarap markasıdır.
devamını gör...
ön libero
fatih terim'in mezun olduğu* pozisyondur.
devamını gör...
çaresizlik
2012 senesinde, bir arkadaşımın halası ankara onkoloji hastanesinde tedavi görüyordu. birlikte hastaneye gittik. o halasının yanına çıktı ben de bahçede takılıyordum. keşke arkadaşımla hastaneye gitmeseydim ya da onunla yukarı çıksaydım şeklinde düşündürten cümleleri, 30-35 yaşları arası bir adamdan duydum. adam, telefonla, dayısı olduğunu sonradan öğrendiğim kişiyle sessizce konuşuyordu. bir anda gözlerinden yaşlar boşalarak “ dayı allah rızası için yardım et, çocuk ölüyor” dedi. sesinde, bu çaresizlik denen meret sonuna kadar vardı. dayısında belki de yardım edecek güç vardı. belki de daha önce de gitti kapısına ama son çare mi diyelim yoksa çaresizlik mi diyelim tekrardan ona yalvarmak zorunda kalıyordu. ben resmen koşar adım kaçtım ordan. elimden bir şey de gelmiyordu. o konuşmalara o kadar şahit olmak bile yetmişti çaresizliği anlamama.
daha kötüsü de günler geçiyor ama çaresizlik kavramına hiç mi hiç karşı koyan bir şey olmuyor. son zamanlarda ismini daha çok duyduğumuz, sma denen illet.
bir babasın, anasın. çalışıyorsun, vergi veriyorsun, sağlık için sigortanı ödüyorsun. sen tüm tedbirlerini almışken ve çalıştığın devlet çocuğunu kanunlarla ekstra güvence altına almışken, çocuğun sma oluyor. güvendiğin ve katkı sağladığın bu çark, bu derdine derman olmuyor.
bu hastalığın bir çözümü olmasa, başımızı öne eğip takdiri ilahi kelimesini kullanıp hep birlikte üzülelim. ama çözüm var ve birileri parayı bastırıp, ilaçları getirtip çocuğunu yaşatırken, kimilerinin de gözlerinin önünde, parasızlıktan göz göre göre ölüyor. sıra, bütün insanları da geçip “ bütün çocuklar eşittir, bazıları daha eşittir” e kadar mı düştü?
hem çare var hem de çaresizlik. bu sanki çaresizlikten daha kötü.
daha kötüsü de günler geçiyor ama çaresizlik kavramına hiç mi hiç karşı koyan bir şey olmuyor. son zamanlarda ismini daha çok duyduğumuz, sma denen illet.
bir babasın, anasın. çalışıyorsun, vergi veriyorsun, sağlık için sigortanı ödüyorsun. sen tüm tedbirlerini almışken ve çalıştığın devlet çocuğunu kanunlarla ekstra güvence altına almışken, çocuğun sma oluyor. güvendiğin ve katkı sağladığın bu çark, bu derdine derman olmuyor.
bu hastalığın bir çözümü olmasa, başımızı öne eğip takdiri ilahi kelimesini kullanıp hep birlikte üzülelim. ama çözüm var ve birileri parayı bastırıp, ilaçları getirtip çocuğunu yaşatırken, kimilerinin de gözlerinin önünde, parasızlıktan göz göre göre ölüyor. sıra, bütün insanları da geçip “ bütün çocuklar eşittir, bazıları daha eşittir” e kadar mı düştü?
hem çare var hem de çaresizlik. bu sanki çaresizlikten daha kötü.
devamını gör...
benim sevgilim var demenin yolları
insan içindeyken sevgili telefonla ararsa, telefonun ekranına önce yavşak bir gülümsemeyle bakılır sonra arkadaş ortamında ise yavşak yavşak izin isteyip kalkılır sonra yavşak yavşak ortalarda dolaşarak yavşak yavşak kahkahalar atılır, telefonu kapatırken mutlaka "ben de" denir. hala anlamayan olduğu hissedilirse arkadaşların arasına dönerken yavşak bir ses tonuyla "benimki aramış ehe" denir. *
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sıkılıyorum sözlük, daralıyorum.
ofiste ayrı sıkılıyorum evde ayrı sıkılıyorum.
tam hayatıma renk getirecek biri oldu flortlesme olayı başladı sonra düşündüm ki kredi ödemem var, kızla takılsan benzin olmuş 10 lira, çay simit edebiyatı yapacak yaşları da geçtin... sonra kestim muhabbeti.
vallahi bunaldim ev iş, ev iş awk. tl kazanıyorsun dolar harcıyorsun. bi şu reisci tayfayı bir de hala bu yüzyılda sol edebiyatı yapanları yatırıp s**mek istiyorum.
neyse yarın tatil. düşünüp sıkılacak bolca zamanım var.
ofiste ayrı sıkılıyorum evde ayrı sıkılıyorum.
tam hayatıma renk getirecek biri oldu flortlesme olayı başladı sonra düşündüm ki kredi ödemem var, kızla takılsan benzin olmuş 10 lira, çay simit edebiyatı yapacak yaşları da geçtin... sonra kestim muhabbeti.
vallahi bunaldim ev iş, ev iş awk. tl kazanıyorsun dolar harcıyorsun. bi şu reisci tayfayı bir de hala bu yüzyılda sol edebiyatı yapanları yatırıp s**mek istiyorum.
neyse yarın tatil. düşünüp sıkılacak bolca zamanım var.
devamını gör...

