ames testi
bir maddenin vücuda alındığında karsinojenik potansiyeli olup olmadığını göstermeye yarayan testtir.
bu test mutasyona uğrayan bir hücreye diğer bir mutasyon ya da geri mutasyon uygulaması yapılarak hücrenin orijinal haline benzer bir duruma getirilmesi temeline dayanır.
testte kullanılan mikroorganizmalardan en yaygın olanı salmonella typhimurium'dur.
bu test mutasyona uğrayan bir hücreye diğer bir mutasyon ya da geri mutasyon uygulaması yapılarak hücrenin orijinal haline benzer bir duruma getirilmesi temeline dayanır.
testte kullanılan mikroorganizmalardan en yaygın olanı salmonella typhimurium'dur.
devamını gör...
meksikalı karteller
dünyanın en vahşi mafyaları, uyuşturucu kartelleri denilen ölüm şebekeleri. nato'nun verdiği raporda bu kartelleri sadece 2011 yılında 1778 kişiyi öldürmüş, 322 kişiyi yaralamış. 2012' den sonraki dönem aralarında hesaplaşmaya başlamışlar, en sonunda da ordu ile savaşmışlar.
ordunun kartellere karşı yürüttüğü ve en ünlüsü olan sinalao kartelinin el chapo lakabıyla anılan lideri joaquin guzman ile birkaç yardımcısının abd'ye teslim edilmesiyle son bulan uyuşturucu savaşı, bir bakıma nato, cia, fbi baskısıyla yapılmış bir savaştır.
dizilerde, filmlerde görülen bu karteller senaryo değil gerçek. hükümetler kurup, hükümetleri yıkan bu karteller zehir piyasasını ellerinde tutuyorlar.
ordunun kartellere karşı yürüttüğü ve en ünlüsü olan sinalao kartelinin el chapo lakabıyla anılan lideri joaquin guzman ile birkaç yardımcısının abd'ye teslim edilmesiyle son bulan uyuşturucu savaşı, bir bakıma nato, cia, fbi baskısıyla yapılmış bir savaştır.
dizilerde, filmlerde görülen bu karteller senaryo değil gerçek. hükümetler kurup, hükümetleri yıkan bu karteller zehir piyasasını ellerinde tutuyorlar.
devamını gör...
supportgirl ile çocuk istismarı radyo yayını
"çocuk istismarı vakalarında istikrarlı artış söz konusudur"
bilmeyenler için nedir bu çocuk istismarı diyeceğim ama........
yuh bunu da bilmeyen demeyin..
var oğlum aramızda.. aranızda.. aralarında..
her ilk okulda bir adet mit bünyesinde bir çocuk vardır hatta sıra arkadaşındır a inanıyorsun da buna mı şaşırdın..
olabilir oğlum bilmeyenler yeni katılanlar geçmişte yaşamış ve içine atanlar.. saklayanlar.. ne yapacağını bilemeyenler.. derdini anlatanları anlamayanlar.. anlaşılamayanlar..
nasıl tanımlamış aile ve sosyal hizmetler bakanlığımız
çocuk istismarı, sorumluluk, güven veya güç ilişkisi bağlamında çocuğun sağlığına,
yaşamına, gelişimine veya onuruna fiilî ya da potansiyel bir zarara neden olarak
fiziksel ve/veya duygusal kötü muamele, cinsel istismar, ihmâl veya ihmâlkâr
muamele yahut ticarî veyahut da diğer sömürünün her tür biçimini oluşturmaktadır.
anladık mı..
sanırım anlamadık.. neden birilerinin işine gelmedi.. üç maymun olduk.. olmayanlar sövdü bile..
aile sosyal bakanlığı ve 20 yıl bi canlandı hafızalarda.. zaten devamı göz önünde..
eeee ne oldu çocuk.. bu süreç.. nerede bilir kişiler.. kim bu erol egemen.. vb konular dahilinde bak supportçuma giymiş çelik yeleğini.. çarşambaya bilenmiş..
valla zor konu.. hassas.. yelpazenin bir perdesi sadece.. ve uzun..
ama güzel bir risk..
bilmeyenler için nedir bu çocuk istismarı diyeceğim ama........
yuh bunu da bilmeyen demeyin..
var oğlum aramızda.. aranızda.. aralarında..
her ilk okulda bir adet mit bünyesinde bir çocuk vardır hatta sıra arkadaşındır a inanıyorsun da buna mı şaşırdın..
olabilir oğlum bilmeyenler yeni katılanlar geçmişte yaşamış ve içine atanlar.. saklayanlar.. ne yapacağını bilemeyenler.. derdini anlatanları anlamayanlar.. anlaşılamayanlar..
nasıl tanımlamış aile ve sosyal hizmetler bakanlığımız
çocuk istismarı, sorumluluk, güven veya güç ilişkisi bağlamında çocuğun sağlığına,
yaşamına, gelişimine veya onuruna fiilî ya da potansiyel bir zarara neden olarak
fiziksel ve/veya duygusal kötü muamele, cinsel istismar, ihmâl veya ihmâlkâr
muamele yahut ticarî veyahut da diğer sömürünün her tür biçimini oluşturmaktadır.
anladık mı..
sanırım anlamadık.. neden birilerinin işine gelmedi.. üç maymun olduk.. olmayanlar sövdü bile..
aile sosyal bakanlığı ve 20 yıl bi canlandı hafızalarda.. zaten devamı göz önünde..
eeee ne oldu çocuk.. bu süreç.. nerede bilir kişiler.. kim bu erol egemen.. vb konular dahilinde bak supportçuma giymiş çelik yeleğini.. çarşambaya bilenmiş..
valla zor konu.. hassas.. yelpazenin bir perdesi sadece.. ve uzun..
ama güzel bir risk..
devamını gör...
nöroşirürji
(bkz: mahmut gazi yaşargil)
devamını gör...
bir evin huzurlu olduğunu gösteren detay
aile içinde sohbet iyi ve kimse kimseyi düşünceleri yüzünden eleştirmiyorsa huzur vardır.
devamını gör...
kendine el uzatan tanrı karşısında adem’in rahatlığı
sistine şapeli’nin tavanında bulunan ve michalengelo tarafından 1511 dolaylarında yapılmış olan creazione di adamo isimli freske bakarken beni düşüncelere sevk eden rahatlıktır.

freskte anadan üryan bir vaziyette bir dağ yamacı ya da kayanın üzerinde oturmakta olan adem’e tanrı elini uzatır ve ona hayat verir. beyazlar içindeki saçı sakalı ağarmış tanrı adem’e doğru uzanırken arkasında bu olayı seyretmekte olanların arasında tam tanrının sol kolunun altında havva bulunmaktadır. kalan onbir kişi ise adem ve havva’nın soyundan gelecek olan insan ırkını temsil eder. tanrı adem’e sağ elini azimle uzatırken adem sol eliyle hafif bir uzanma hareketi yapar.
bu kısa girizgahtan sonra gelelim asıl konumuza. bu freski ilk gördüğüm andan itibaren beni rahatsız eden şey adem’in rahat tavırları oldu. daha yaratılma aşamasındaki bu rahatlık gerçekten takdire şayan. evrenin yaratıcısı, cennet ve cehennemin sahibi tanrı, adem’e elini uzatıyor ona hayat vermek için ama adem’in dünya yansa bir kalbur samanı yanmayacak gibi. sanki “ sen yarattın sen düşün” der gibi bir havada.
tanrı güçlükle uzanmaya çalışırken adem zahmet edip iki santim oynamıyor yerinden. hiç kalkamam, der gibi bir eda ile elimi tutmak isteyen bir yolunu bulur tutar, diyor sanki tanrıya.
ben geleneksel bir yöntemle yetiştirilmiş bir adam olduğum için hala babamın yanında uzanıp yatamam, bacak bacak üstüne bile atamam. ama adem sere serpe uzanıyor, oturuşunu bile değiştirmeden. gerçekten hayret verici bir olay.
bir de anadan üryan. üstümü başımı düzelteyim derdine de düşmüyor asla. insan sormadan edemiyor: tanrıdan utanmadın da arkasındaki havva’dan ve gelecekteki evlatlarından da mı utanmadın?
bence freskin ismi adem’in yaratılışı değil modern ve edebi bir tabirle söylemek gerekirse tanrı karşısında rahatlık seviyem olmalıydı.
ademoğulları olarak içinde yaşadığımız gezegene karşı duyduğumuz bu aymazlığın, bu umursamazlığın nedeni bu olmalı. rahatımızdan ödün vermemek, kendi kendimize düşkün olmamız hep bu nedenden bence.

freskte anadan üryan bir vaziyette bir dağ yamacı ya da kayanın üzerinde oturmakta olan adem’e tanrı elini uzatır ve ona hayat verir. beyazlar içindeki saçı sakalı ağarmış tanrı adem’e doğru uzanırken arkasında bu olayı seyretmekte olanların arasında tam tanrının sol kolunun altında havva bulunmaktadır. kalan onbir kişi ise adem ve havva’nın soyundan gelecek olan insan ırkını temsil eder. tanrı adem’e sağ elini azimle uzatırken adem sol eliyle hafif bir uzanma hareketi yapar.
bu kısa girizgahtan sonra gelelim asıl konumuza. bu freski ilk gördüğüm andan itibaren beni rahatsız eden şey adem’in rahat tavırları oldu. daha yaratılma aşamasındaki bu rahatlık gerçekten takdire şayan. evrenin yaratıcısı, cennet ve cehennemin sahibi tanrı, adem’e elini uzatıyor ona hayat vermek için ama adem’in dünya yansa bir kalbur samanı yanmayacak gibi. sanki “ sen yarattın sen düşün” der gibi bir havada.
tanrı güçlükle uzanmaya çalışırken adem zahmet edip iki santim oynamıyor yerinden. hiç kalkamam, der gibi bir eda ile elimi tutmak isteyen bir yolunu bulur tutar, diyor sanki tanrıya.
ben geleneksel bir yöntemle yetiştirilmiş bir adam olduğum için hala babamın yanında uzanıp yatamam, bacak bacak üstüne bile atamam. ama adem sere serpe uzanıyor, oturuşunu bile değiştirmeden. gerçekten hayret verici bir olay.
bir de anadan üryan. üstümü başımı düzelteyim derdine de düşmüyor asla. insan sormadan edemiyor: tanrıdan utanmadın da arkasındaki havva’dan ve gelecekteki evlatlarından da mı utanmadın?
bence freskin ismi adem’in yaratılışı değil modern ve edebi bir tabirle söylemek gerekirse tanrı karşısında rahatlık seviyem olmalıydı.
ademoğulları olarak içinde yaşadığımız gezegene karşı duyduğumuz bu aymazlığın, bu umursamazlığın nedeni bu olmalı. rahatımızdan ödün vermemek, kendi kendimize düşkün olmamız hep bu nedenden bence.
devamını gör...
banyoya girmeye üşenmek
özellikle hava soğukken yaşanılan durum. eğer tatil günüyse sabah banyo yaparım diye güne başlanır, akşama kadar ertelenir.
devamını gör...
6 mayıs 1972
"vatan onu parsel parsel satanların değil, uğrunda darağacına gidenlerin vatanıdır."
deniz gezmiş.
deniz gezmiş.
devamını gör...
öpülmekten hoşlanmamak
kimin öptüğüne bağlı olan durumdur. 20 yıldır tekel 2001 içen eniştenin tükürüklü öpücüğüyle sevgilinin yanağa kondurduğu minik öpücük aynı değildir. eniştenin öpücüğü daha güzeldir. *
devamını gör...
üç frenk havası radyo yayını
elde olmayan sebeplerden ötürü sözlüğe veda edeceğim yayın olacaktır. kâh bakir başlıklarla, kâh tanımlarımızla, kâh işbu güzel adlı radyo yayını aracılığıyla dilimizin döndüğünce sizlere şiiri anlatmağa gayret ettik. sözlüğü otomatik bir ayıp makinesi veya kantarın topuzunu kaçırma yeri olarak değil, bir bilgi kaynağı ve esaslı bir yorum sahası olarak gören başta biricik dostlarım anders lie ve aleksi zorba'ya, değerli moderatörümüz uykusuzgayfe'ye, gomercan'a, yedinci dem'e, azabihici'ye mahlassızım'a, arolium'a ve dahi nice sözlük yazarına selam eder, sağlık, sıhhat, afiyet ve mutluluk dolu günler dilerim. güle güle sözlük.
devamını gör...
seviştikten sonra erkeğin göğüs kıllarını burmak
devamını gör...
yazarların kendilerine yakın hissettiği filozof
devamını gör...
olanaksızın fiziği
canım biraz abartmıyor musun sorusunu bir zamanlar sıklıkla içten içe sorduğum teorik fizikçi michio kaku'nun bilim-kurgu ile bilim arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmayı amaçlayan eseri. eser physics of the impossible ismi ile yayımlanmış daha sonra dilimize olanaksızın fiziği olarak çevrilmiştir. back to the future veya star trek gibi bilim-kurgularda sıklıkla karşımıza çıkan ışınlanma, zamanda yolculuk, görünmezlik, lazer silahları hatta gariptir ki telekinezi ve telepati vs. pek çok konuyu ele almakla beraber bilim-kurgularda karşımıza çıkan teknolojinin günümüzde veya gelecekte ne kadar olasılıklı olup olmadığını bilim sınırları içerisinde açıklamaya çalışır michio kaku fakat bence krauss'un the physics of star trek'i bu konuda daha tatmin edicidir. yine de krauss'a oranla kaku daha basit bir anlatım yoluna gittiğinden olanaksızın fiziği daha fazla kitlelere yayılmış durumda bana kalırsa. şöyle bir okuyup kenara kaldırmalık bir kitap, düşük beklenti hayat kurtarır.
bütün bunlara karşın geleceğe doğru zaman yolculuğu mümkündür ve deneysel olarak milyonlarca kez doğrulanmıştır. zaman makinesi'ndeki kahramanın uzak geleceğe yaptığı yolculuk, fizik açısından gerçekten mümkündür. eğer bir astronot ışık hızına yakın bir hızla yolculuk yapacak olsaydı, mesela en yakındaki yıldızlara ulaşması bir dakika sürerdi. dünya üzerinde dört yıl geçerdi, fakat onun için yalnızca bir dakika geçmiş olurdu çünkü roketin içinde zaman yavaşlardı. böylece o, dünya'daki ölçülere göre dört yıl geleceğe yolculuk yapmış olurdu.
(astronotlarımız uzaya her gidişlerinde aslında geleceğe doğru küçük bir yolculuk yapmış olurlar. dünya'nın yörüngesinde saatte 29.000 kilometre hızla yol alırken, saatleri dünya üzerindeki saatlerden küçücük bir miktar daha yavaş çalışır. dolayısıyla, uzay istasyonunda bir yıl uzunluğunda bir görevin ardından dünya'ya geri döndükleri zaman, geleceğe doğru saniyenin küçük bir kesri kadar bir yolculuk yapmış olurlar. şu anda geleceğe yolculuk konusunda dünya rekoru, 748 gün boyunda yörüngede kalan ve dolayısıyla 0,02 saniye geleceğe giden rus astronot sergei avdeyev'e aittir.)
dolayısıyla, bizi geleceğe götürebilecek bir zaman makinesi, einstein'ın özel görelilik kuramı ile tutarlıdır. fakat ya zamanda geriye gitmek?
bütün bunlara karşın geleceğe doğru zaman yolculuğu mümkündür ve deneysel olarak milyonlarca kez doğrulanmıştır. zaman makinesi'ndeki kahramanın uzak geleceğe yaptığı yolculuk, fizik açısından gerçekten mümkündür. eğer bir astronot ışık hızına yakın bir hızla yolculuk yapacak olsaydı, mesela en yakındaki yıldızlara ulaşması bir dakika sürerdi. dünya üzerinde dört yıl geçerdi, fakat onun için yalnızca bir dakika geçmiş olurdu çünkü roketin içinde zaman yavaşlardı. böylece o, dünya'daki ölçülere göre dört yıl geleceğe yolculuk yapmış olurdu.
(astronotlarımız uzaya her gidişlerinde aslında geleceğe doğru küçük bir yolculuk yapmış olurlar. dünya'nın yörüngesinde saatte 29.000 kilometre hızla yol alırken, saatleri dünya üzerindeki saatlerden küçücük bir miktar daha yavaş çalışır. dolayısıyla, uzay istasyonunda bir yıl uzunluğunda bir görevin ardından dünya'ya geri döndükleri zaman, geleceğe doğru saniyenin küçük bir kesri kadar bir yolculuk yapmış olurlar. şu anda geleceğe yolculuk konusunda dünya rekoru, 748 gün boyunda yörüngede kalan ve dolayısıyla 0,02 saniye geleceğe giden rus astronot sergei avdeyev'e aittir.)
dolayısıyla, bizi geleceğe götürebilecek bir zaman makinesi, einstein'ın özel görelilik kuramı ile tutarlıdır. fakat ya zamanda geriye gitmek?
devamını gör...
erdoğan'ın bu ülkede gençlere her şey veriliyor demesi
reis yalan söylememiş, eksik söylemiş. berbat olan her şeyin verildiği doğru.
devamını gör...
mutsuz insanlardan iyi arkadaş olmaması
kendine hayrı olmamasından kaynaklanan durumdur.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
bugün babam hastaneden çıkacak, normal şartlar altında mutlu olunabilecek bir haber ama bu babamın her zamanki haline bürünüp akşama kadar aç gezmesi, uyumaması, uyanmaması, ilaçlarını düzenli almaması demek. ve ben günün 14 saatini işte geçiren bir insan olarak bunlara asla ama asla yetişemiyorum. üşeniyor, zorlanıyor diye kahvaltı hazırlayıp çıkıyorum, akşam geldiğimde kahvaltılıkların hepsini olduğu gibi bıraktığım yerde görüp, hepsini çöpe atıyorum. poğaçalar börekler yapıyorum, onu dahi alıp yemiyor*
yani anlayacağınız aslında hiç çıkartmasalar mis gibi olacak ama bir sonraki kemoterapi kürü 21 gün sonra* olunca 21 gün hiç bir işlem yapmadan hastanede tutmalarını beklemek imkansız olur.
günaydın sözlük değil, sevgili günlük oldu biraz, bugünlük canım sağolsun mu?
bugün babam hastaneden çıkacak, normal şartlar altında mutlu olunabilecek bir haber ama bu babamın her zamanki haline bürünüp akşama kadar aç gezmesi, uyumaması, uyanmaması, ilaçlarını düzenli almaması demek. ve ben günün 14 saatini işte geçiren bir insan olarak bunlara asla ama asla yetişemiyorum. üşeniyor, zorlanıyor diye kahvaltı hazırlayıp çıkıyorum, akşam geldiğimde kahvaltılıkların hepsini olduğu gibi bıraktığım yerde görüp, hepsini çöpe atıyorum. poğaçalar börekler yapıyorum, onu dahi alıp yemiyor*
yani anlayacağınız aslında hiç çıkartmasalar mis gibi olacak ama bir sonraki kemoterapi kürü 21 gün sonra* olunca 21 gün hiç bir işlem yapmadan hastanede tutmalarını beklemek imkansız olur.
günaydın sözlük değil, sevgili günlük oldu biraz, bugünlük canım sağolsun mu?
devamını gör...
dünyanın en uzun köpeği freddy'in ölmesi
guinness rekorlar kitabına göre dünyanın en uzun köpeği olan danua cinsi freddy adlı köpek 8 yaşında hayatını kaybetti.
dört ayak üzerindeyken 103,5 santimetre uzunluğunda olan freddy, arka ayaklarının üzerine kalktığında ise 226 santimetre uzunluğundaydı. freddy 2016 yılında dünyanın en uzun köpeği unvanını kazanmıştı.
haber için
dört ayak üzerindeyken 103,5 santimetre uzunluğunda olan freddy, arka ayaklarının üzerine kalktığında ise 226 santimetre uzunluğundaydı. freddy 2016 yılında dünyanın en uzun köpeği unvanını kazanmıştı.
haber için
devamını gör...
turgut uyar
"sen nereye, ben oraya, adım adım.
insan sevdikçe iyileşiyor artık anladım."
"bana bir şey söyle ilkbahar gibi...
çiçek aç mesela, veya yağ rahmet olarak içime. veya gökkuşağı ol, sar ruhumu...
bir şey söyle,
sözü aşsın, öze değsin...
bir şey söyle yanındayım mesela?"
"bir tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur."
ikinci yeninin öncü şairlerindendir. ayrılık, kavuşma, özlem gibi birçok konuyu en çok da insanı anlatan şiirler yazmıştır. bu sözler de sevdiklerimdendir.
insan sevdikçe iyileşiyor artık anladım."
"bana bir şey söyle ilkbahar gibi...
çiçek aç mesela, veya yağ rahmet olarak içime. veya gökkuşağı ol, sar ruhumu...
bir şey söyle,
sözü aşsın, öze değsin...
bir şey söyle yanındayım mesela?"
"bir tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur."
ikinci yeninin öncü şairlerindendir. ayrılık, kavuşma, özlem gibi birçok konuyu en çok da insanı anlatan şiirler yazmıştır. bu sözler de sevdiklerimdendir.
devamını gör...
kitap alıntıları
neticede yapamadığımız için anlamıyor, anlamadığımız için yapamıyoruz.*
sinan canan- i.f.a 1 beden
sinan canan- i.f.a 1 beden
devamını gör...
normal sözlük'ün siyasi çizgisi
yönetim adına cevaplayayım, başka zaman sorulursa gördükçe yine cevaplarım.
sözlük bir birey değildir herkesin içeride söz hakkının olduğu interaktif bir alandır ve herkesin siyasi düşüncesi kendisini bağlar! bu yeni katılan yazardan, adminine kadar herkes için geçerlidir.
herkes siyasi fikrini medeni kurallarda beyan edip paylaşıma veya tartışmaya açabilir aynı şekilde diğer yazarlarda bu fikirleri benimser veya karşı çıkabilir.
burası üstüne basa basa söylemek gerekirse gerçekten özgür bir platformdur ve öyle kalması için elimizden geleni yapıyoruz.
bazı insanların siyasi hassasiyeti olduğu gibi dini hassasiyetleri de vardır ve bu hassasiyet göz önüne alınarak allah kelimesinin ilk harfini büyük yazma hakkı tanınmıştır kullanma hakkı yazarın kendisini bağlar.
bunun haricinde ısrarla "siyasi düşünceniz nedir" sorusunun gündeme getirilmesi kötü niyetten başka şey değildir!
sözlük bir birey değildir herkesin içeride söz hakkının olduğu interaktif bir alandır ve herkesin siyasi düşüncesi kendisini bağlar! bu yeni katılan yazardan, adminine kadar herkes için geçerlidir.
herkes siyasi fikrini medeni kurallarda beyan edip paylaşıma veya tartışmaya açabilir aynı şekilde diğer yazarlarda bu fikirleri benimser veya karşı çıkabilir.
burası üstüne basa basa söylemek gerekirse gerçekten özgür bir platformdur ve öyle kalması için elimizden geleni yapıyoruz.
bazı insanların siyasi hassasiyeti olduğu gibi dini hassasiyetleri de vardır ve bu hassasiyet göz önüne alınarak allah kelimesinin ilk harfini büyük yazma hakkı tanınmıştır kullanma hakkı yazarın kendisini bağlar.
bunun haricinde ısrarla "siyasi düşünceniz nedir" sorusunun gündeme getirilmesi kötü niyetten başka şey değildir!
devamını gör...
