okuduğun bölümü söylediğinde sorulan garip sorular
başka bölüm tutmuyor muydu?
kırıcısınız, hiç sözelci olmamış kadar kırıcı...
kırıcısınız, hiç sözelci olmamış kadar kırıcı...
devamını gör...
sel oldu iban veriyorum türk milleti büyüktür
“vergi vermeyelim, ihtiyaç oldukça iban yollasınlar, biz para yollayayalım” bu cümleyi duydum haberlerde az önce, bana daha mantıklı geldi. (hızlı geçildi söyleyen kişi, kaçırdım kim olduğunu.)
devamını gör...
partlar
bugünkü iran coğrafyasında m.ö 247’den m.s 224’e dek 500 yıl hüküm süren büyük imparatorluktur.
kökenlerinin iskitlere dayandığı rivayet edilen göçebe bir halktır.
m.ö 53’ teki harran savaşı’nda 40.000 romalı askeri bozguna uğratarak roma imparatorluğu’na tarihinin en büyük yenilgisini aldırmışlardır.
m.s 224 yılında sasani hanedanlığı’nın kurulmasıyla hükümdarlıkları son bulmuştur.
kökenlerinin iskitlere dayandığı rivayet edilen göçebe bir halktır.
m.ö 53’ teki harran savaşı’nda 40.000 romalı askeri bozguna uğratarak roma imparatorluğu’na tarihinin en büyük yenilgisini aldırmışlardır.
m.s 224 yılında sasani hanedanlığı’nın kurulmasıyla hükümdarlıkları son bulmuştur.
devamını gör...
konjonktür
ekonomik, toplumsal ve siyasal alanlarda istatistiklerden, olgulardan ve nesnel durumlardan yararlanarak olayların gelecekte nasıl şekilleneceğine dair yapılan tahminlerin tümü.
devamını gör...
garip psikolojik rahatsızlıklar
katatonik şizofreni: hastalar kaskatı kesilirlerken şizofreni de seyreder. ama öyle bir kaskatılıktır ki günlerce aynı vaziyette durabilirler.
majör depresyon: kişi kendini çok değersiz ve işe yaramaz görür. bunu kendi içerisinde bitirmiştir, kendine kanıtlamıştır. en sonunda hareket bile edemeyecek hâle gelebilir. sürekli aklında intihar ve kendine zarar verme vardır.
şizofreni: kişi, depresyonunu alakasız şeylere bağlayabilir. örneğin yerlere basılmasına. yerlere basmasak sıkıntısı geçecek sanar ve buna öyle inanır ki kendisinin "yer" olduğunu düşünür, sanar. paranoyalar geliştirir ve yankı gibi sesler duyar. örneğin herkes ona bomba atmak istiyor sanabilir. tabii bu kadar absürt olmak zorunda değil. seyrek de olsa gerçekte olmayan şeyler görür. tabii bunların hepsi değişebilir.
manik depresyon*: depresyondaki kişi değerli olmak uğruna koşar da koşar. böylece depresyondan kurtulur ama bu kez de gereksiz bir neşeli veya sinirli olma hâli seyreder. yorulmayabilirler. bu hastalar önce depresyona sokulur sonra da depresyonları tedavi edilir. aşırı neşeli oluşları sıkıntı yaratabilir. delice şeyler yaparak kendilerine ve çevreye zarar verebilirler.
anksiyete: her türlü tedavi edilmesi gereken psikolojik tepkidir. kaygılıdırlar. ellerini ceplerine atmak konusunda mesela çok kaygılanabilirler. kalpleri hızlıca çarpmaya başlar kaygılandıklarında. bu doğal bir şey olsa da kaygıları yersizdir. travmalar nedeni ile tuhaf alışkanlıklar geliştirebilirler. kişi kirpiklerini kopartabilir, taş yiyebilir, kafasını duvara vurabilir, bir gülüp bir ağlama krizine girebilir.
hepsi oldukça garip ve inanması, anlaması güç bence psikolojik rahatsızlıkların. öte yandan hepsi de birbiri ile iç içe, değişken, kronik. kişi psikolojik rahatsızlığına alışmalı. ilaçlar çoğu kez kesin bir çözüm sağlamaz. çünkü beyne ulaşmaları çok dolanbaçlıdır. toplumumuz ne yazık ki psikolojik rahatsızlıklar konusumda bilinç ve duyar yoksunu. kafaya takmamakla vs. düzelir sanıyorlar, numara yapılıyor, rahat etmeye çalışılıyor zannediyorlar.
uzman bir klinik psikolog ile uzun süreli bir terapi ve rutin bir doktor muaynesi önerilir. (bkz: hiwell)
majör depresyon: kişi kendini çok değersiz ve işe yaramaz görür. bunu kendi içerisinde bitirmiştir, kendine kanıtlamıştır. en sonunda hareket bile edemeyecek hâle gelebilir. sürekli aklında intihar ve kendine zarar verme vardır.
şizofreni: kişi, depresyonunu alakasız şeylere bağlayabilir. örneğin yerlere basılmasına. yerlere basmasak sıkıntısı geçecek sanar ve buna öyle inanır ki kendisinin "yer" olduğunu düşünür, sanar. paranoyalar geliştirir ve yankı gibi sesler duyar. örneğin herkes ona bomba atmak istiyor sanabilir. tabii bu kadar absürt olmak zorunda değil. seyrek de olsa gerçekte olmayan şeyler görür. tabii bunların hepsi değişebilir.
manik depresyon*: depresyondaki kişi değerli olmak uğruna koşar da koşar. böylece depresyondan kurtulur ama bu kez de gereksiz bir neşeli veya sinirli olma hâli seyreder. yorulmayabilirler. bu hastalar önce depresyona sokulur sonra da depresyonları tedavi edilir. aşırı neşeli oluşları sıkıntı yaratabilir. delice şeyler yaparak kendilerine ve çevreye zarar verebilirler.
anksiyete: her türlü tedavi edilmesi gereken psikolojik tepkidir. kaygılıdırlar. ellerini ceplerine atmak konusunda mesela çok kaygılanabilirler. kalpleri hızlıca çarpmaya başlar kaygılandıklarında. bu doğal bir şey olsa da kaygıları yersizdir. travmalar nedeni ile tuhaf alışkanlıklar geliştirebilirler. kişi kirpiklerini kopartabilir, taş yiyebilir, kafasını duvara vurabilir, bir gülüp bir ağlama krizine girebilir.
hepsi oldukça garip ve inanması, anlaması güç bence psikolojik rahatsızlıkların. öte yandan hepsi de birbiri ile iç içe, değişken, kronik. kişi psikolojik rahatsızlığına alışmalı. ilaçlar çoğu kez kesin bir çözüm sağlamaz. çünkü beyne ulaşmaları çok dolanbaçlıdır. toplumumuz ne yazık ki psikolojik rahatsızlıklar konusumda bilinç ve duyar yoksunu. kafaya takmamakla vs. düzelir sanıyorlar, numara yapılıyor, rahat etmeye çalışılıyor zannediyorlar.
uzman bir klinik psikolog ile uzun süreli bir terapi ve rutin bir doktor muaynesi önerilir. (bkz: hiwell)
devamını gör...
sözlüğün eski günleri
kopppppek gibi ozlenen.
bebegimin buyuyor oldugunu gormekle duydugum gurur; gozlerini doldurup koltuklarimi kabartsa da minnak halini cok ozluyorum.
simdi arada sirada oyun parkina cevriliyor, arada melek yargici’lar var flnn. demirin tuncuna, yazarin hincina kaldik saaaddd.
bebegimin buyuyor oldugunu gormekle duydugum gurur; gozlerini doldurup koltuklarimi kabartsa da minnak halini cok ozluyorum.
simdi arada sirada oyun parkina cevriliyor, arada melek yargici’lar var flnn. demirin tuncuna, yazarin hincina kaldik saaaddd.
devamını gör...
siyah normal sözlük logosu
çok beğenip benim de çaldığım logodur. * *
devamını gör...
defne
güzel bir kız ismidir.
ağacı ise mis kokulu yapraklara sahiptir, şifalıdır. defne ağacının hikayesinde gizli belki bu güzel kokunun ve şifanın kaynağı.
güzeller güzeli daphne ve ona aşık olup karşılık bulamayan apollon'un hikayesidir. daphne bir su perisi ve yalnız kalmaya yemin etmiş, evlenmek istemeyen bir kız. apollon ise ona görür görmez aşık oluyor. sonra da başlıyor kovalamaca. apollon kovalıyor daphne kaçıyor. apolloncuğum bu ne ısrae yiğidim, kız hayır demiş işte niye peşine yardırıyorsun? zorla güzellik olur mu hiç? hayret.
uzun bir kovalamaca sonrası güzel perimiz daphne yorgun düşmüş artık, eh bu nasıl bir kovalamacaysa artık ilkokulda oynadığımız erkeklerin sevdiği kızı kovalayıp yakalamacasına benziyor. bildiğin peşlemiş kızı, napsın kız çöküvermiş toprağa "toprak ana kurtar beni apollon'dan!" diye yalvarmış. duası da kabul olmuş o an, bir bakmış ki daphne bacakları falan sertleşiyor, ayakları toprağın altına girmiş kök salıyor. o ara da apollon yetişiyor daphne'ye. daphne anlıyor tabii ağaç olduğunu, son sözleri de "meyvem ne yenilsin ne içilsin." oluyor. apollon tam daphne'ye sarılacak kız ağaç oluyor.
apollon'un o günden sonra en sevdiği ağaç defne ağacı oluyor. kızsam mı üzülsem mi bilemedim. şu erkeklerin ısrarı yok mu bak kız ağaç olmuş onun yüzünden. neyse.. yine de apollon'a ve ısrarcı aşkına teşekkür etmek lazım, defne ağacından ötürü. mis kokulu yapraklara sahip harika bir ağaç kendisi. daphne'nin de sözleri üzerine, cidden meyvesi filan yenip içilmiyor, acı anacım. yaprağından tütsü yapıyorum, yemeklere kokusunu versin diye atıyorum ama geçenlerde bir çayını içeyim dedim bildiğin hap acısı. insan kendine bu işkenceyi yapmaz.
efendim yine de içmek lazım, daphne sanırım tüm güzelliğini katmış yapraklara. yaprakları daphne'nin saçlarıymış. işte bu yapraklar gribal enfeksiyonlara, strese, sindirim sistemine iyi gelir. dediğim gibi iğrenç bir tadı var ama faydalı işte. shotlayın olmadı.
sabunu da var tabii kendisinin. düşündüm de her bişeyinden de faydalanmışız kızcağızın. neyse efenim, sabunu da sedef, egzama, akne gibi cilt sorunlarını tedavi ediyor. esasen yağı tedavi ediyor diyebiliriz, saçları da defne sabunuyla sabunlarsanız yağlı saç derdinden kurtulursunuz ama tabii fazla da kurutuyor, nem dengesini korumanız lazım defne sabunu kullandıktan sonra.
afiyet şifa olsun bu yalnız güzelin vücudu bize. yine de sana kırgınım apollon. çok da değil ama defne ağacını seviyorum çünkü.
ağacı ise mis kokulu yapraklara sahiptir, şifalıdır. defne ağacının hikayesinde gizli belki bu güzel kokunun ve şifanın kaynağı.
güzeller güzeli daphne ve ona aşık olup karşılık bulamayan apollon'un hikayesidir. daphne bir su perisi ve yalnız kalmaya yemin etmiş, evlenmek istemeyen bir kız. apollon ise ona görür görmez aşık oluyor. sonra da başlıyor kovalamaca. apollon kovalıyor daphne kaçıyor. apolloncuğum bu ne ısrae yiğidim, kız hayır demiş işte niye peşine yardırıyorsun? zorla güzellik olur mu hiç? hayret.
uzun bir kovalamaca sonrası güzel perimiz daphne yorgun düşmüş artık, eh bu nasıl bir kovalamacaysa artık ilkokulda oynadığımız erkeklerin sevdiği kızı kovalayıp yakalamacasına benziyor. bildiğin peşlemiş kızı, napsın kız çöküvermiş toprağa "toprak ana kurtar beni apollon'dan!" diye yalvarmış. duası da kabul olmuş o an, bir bakmış ki daphne bacakları falan sertleşiyor, ayakları toprağın altına girmiş kök salıyor. o ara da apollon yetişiyor daphne'ye. daphne anlıyor tabii ağaç olduğunu, son sözleri de "meyvem ne yenilsin ne içilsin." oluyor. apollon tam daphne'ye sarılacak kız ağaç oluyor.
apollon'un o günden sonra en sevdiği ağaç defne ağacı oluyor. kızsam mı üzülsem mi bilemedim. şu erkeklerin ısrarı yok mu bak kız ağaç olmuş onun yüzünden. neyse.. yine de apollon'a ve ısrarcı aşkına teşekkür etmek lazım, defne ağacından ötürü. mis kokulu yapraklara sahip harika bir ağaç kendisi. daphne'nin de sözleri üzerine, cidden meyvesi filan yenip içilmiyor, acı anacım. yaprağından tütsü yapıyorum, yemeklere kokusunu versin diye atıyorum ama geçenlerde bir çayını içeyim dedim bildiğin hap acısı. insan kendine bu işkenceyi yapmaz.
efendim yine de içmek lazım, daphne sanırım tüm güzelliğini katmış yapraklara. yaprakları daphne'nin saçlarıymış. işte bu yapraklar gribal enfeksiyonlara, strese, sindirim sistemine iyi gelir. dediğim gibi iğrenç bir tadı var ama faydalı işte. shotlayın olmadı.
sabunu da var tabii kendisinin. düşündüm de her bişeyinden de faydalanmışız kızcağızın. neyse efenim, sabunu da sedef, egzama, akne gibi cilt sorunlarını tedavi ediyor. esasen yağı tedavi ediyor diyebiliriz, saçları da defne sabunuyla sabunlarsanız yağlı saç derdinden kurtulursunuz ama tabii fazla da kurutuyor, nem dengesini korumanız lazım defne sabunu kullandıktan sonra.
afiyet şifa olsun bu yalnız güzelin vücudu bize. yine de sana kırgınım apollon. çok da değil ama defne ağacını seviyorum çünkü.
devamını gör...
markette yandaki kasanın ışık hızıyla akması
benim şansıma da beklediğim kasa sırasında, önümde tek bir müşteri varsa, o da mutlaka kredi kartı ödemesi yapar, işlemi de beş dakika sürer.
devamını gör...
üniversite okumak
kimse aynı imkanla doğmaz ve kimsenin hayalleri bir değildir. bu yüzden üniversiteyi ailesinden kaçmak için ya da farklı amaçlarla okumayı düşünenleri yargılamam fakat yapılan bazı tanımları okuyunca da şaşırmadım değil. üniversiteyi hiçbir zaman bir şeylerden kaçış olarak, aylaklık yapılacak bir yer olarak görmedim. üniversiteyi okusam mı okumasam mı diye de hiç düşünmedim, çünkü yemek yemek ve su içmek kadar doğal ve zorunlu bir şeydi benim için üniversite.
nitelikli bir üniversite, kendini geliştirme kaynağıdır. genelde insanlar üniversiteye geçtiğinde yolu yarıladığını söyler fakat üniversiteye geçtiğimde farkına vardığım ilk şey, daha yola yeni başladığım olmuştu. başta korktum ve zorlandım. sonuçta yolu yarıladım diye düşünüyorsun fakat aslında bir hiçsin. yoldan bile haberin yok belki. fakat biraz yürümeye başlayınca ve hedeflerimi de düşününce, zorlanmaktan keyif duymaya başladım.
lütfen sadece kendinizden yola çıkıp çocuk ölü yatırımdır sözlerini sarf etmeyin. hiçbir çocuk dünyaya gelmeyi kendisi seçmez, eğer aile çocuk sahibi olmaya karar veriyorsa, çocuğuna bakmak, onunla ilgilenmek ve onu okutmak zorundadır. çocuk okumak istemezse o başka.
nitelikli bir üniversite, kendini geliştirme kaynağıdır. genelde insanlar üniversiteye geçtiğinde yolu yarıladığını söyler fakat üniversiteye geçtiğimde farkına vardığım ilk şey, daha yola yeni başladığım olmuştu. başta korktum ve zorlandım. sonuçta yolu yarıladım diye düşünüyorsun fakat aslında bir hiçsin. yoldan bile haberin yok belki. fakat biraz yürümeye başlayınca ve hedeflerimi de düşününce, zorlanmaktan keyif duymaya başladım.
lütfen sadece kendinizden yola çıkıp çocuk ölü yatırımdır sözlerini sarf etmeyin. hiçbir çocuk dünyaya gelmeyi kendisi seçmez, eğer aile çocuk sahibi olmaya karar veriyorsa, çocuğuna bakmak, onunla ilgilenmek ve onu okutmak zorundadır. çocuk okumak istemezse o başka.
devamını gör...
çay sevmeyenlere dönük mahalle baskısı
benle konuşmasınlar.
şaka ya, bir çok arkadaşım çay içmiyor.
içseler keşke ama olmazsa da olmasın.
şaka ya, bir çok arkadaşım çay içmiyor.
içseler keşke ama olmazsa da olmasın.
devamını gör...
fatih sultan mehmet’in iyi bir padişah olmadığı gerçeği
(bkz: entry nick uyumu)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yaşadığım yerde çok güzel bir akşam hayatı var. akşam hayatı dediğim masalar sandalyeler, insanlar, çimenler, ışıklar, caddeler.. sadece akşamları güzel olan bir ortam. keşke hadi çıkalım dediğimde hemen telefonumun ucunda bir insan olsaydı diyorum bazen. sevdiğim insan. her akşam çıkabileceğim. sıkılmadan muhabbet eedebileceğim. ne bileyim itiraf işte. bunu her balkona çıktığım serin akşamlarda da düşünüyorum. sadece düşünüyorum. bu güzel zamanların bazen böylece akıp gittiğini zannediyorum.
devamını gör...
insanı en sakin anında bile sinir eden şeyler
durmadan bulunduğum odaya giriş çıkış yapılması net.
devamını gör...
cesaret
taklit edilen ve zamanla kazanılan bir olgudur. bir kazanımdır. davranış biçimidir. hiç bir insan anasından demir gibi bir irade ve cesaretle doğmaz. yetiştirilmesi, inancı ve düşünce tarzı cesaret denilen hasleti oluşturur.
devamını gör...
doğrusunu unutturan yanlışlar
arkadaşım "buraya kaç vasiyetle geldin" diyerek, vesait kelimesini unutmama sebep olmuştu.
edit: annem bir yenisine imza attı ; tavsiye- tasfiye
edit: annem bir yenisine imza attı ; tavsiye- tasfiye
devamını gör...
ideal sözlük yazarı
her telden yazabilen, nabza göre şerbet verebilen bordo bereli yazardır.
devamını gör...


