umutları elinden alınmış ve alınmaya devam eden insandır. herkesin anlayamayacağı bir insandır.
devamını gör...

şu linkte hakkında bilgi bulabileceğiniz futbolcudur.
devamını gör...

gerçeği bulmak ya da gerçeğe varmak adına kişinin içinde yaşattığı fikrine sadık olması durumu.
devamını gör...

türk kurtuluş savaşının yegane lojistik destek aracıdır. büyük taarruz başarıyla sonuçlanıp izmir kurtarıldığında fransız devlet adamı henry franklin-bouillon, dönemin en üstün ikmal araçlarıyla donatılmış yunan ordusunu kast ederek ''kağnı kamyonu yendi'' demiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kuzuların sessizliği filminin devamı ve ridley scott’un aynı isimli hanibal romanından uyarlanmış 2001 yapımı psikolojik gerilim filmi.
izlediğimde uzunca bir süre et ve türevlerini yiyememiştim.
devamını gör...

çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gövdemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.

yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.

bir yağsam pahalıya malolacağım.
ben bir bodrum kat kızıyım bayım
yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
fakat korkuyorum. birazdan da
kırk üç numara ayakkabılarınızla
bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
bu iyi olmaz bayım!”
devamını gör...

an itibariyle çalan parçayla kendime geldiğim yayın...
teşekkür ediyorum bu parçayı seçen kişiye*.
devamını gör...

selda bağcan'ın uğurlar olsun şarkısının hikayesinin baş karakteridir.

araştırmacı gazetecidir. evinin önündeki aracına yerleştirilen bir bombanin patlaması ile hayata veda etmiştir.
devamını gör...

basligi da bu sekilde acmaniza sebep olacak durum. saniyorum ki eksi sozlukun ilk zamanlarinda epey yaygin bir durum oldugundan 2000lerin basindan beri interaktif sozluk okuyanlarin gozlerini coktan alismistir bu sekilde yazilan tanimlari okumaya.
devamını gör...

tanım: bir devlet bahçeli sözüdür.

şuan ki durumlarına bakıldığında bunu hesap sormaktan pek hallicedir. muhabbet sardı illa ki gönül yaraları kapandı. koltuk-rant sevdası her şeyin ilacı.

devamını gör...

fotoğrafta 256 metre yükseklikte ayakları sarkarak bir kiriş üzerinde oturmuş yemek yiyen on bir erkek gösterilmektedir. arka planda ise new york manzarası görünmektedir. işçilerin büyük buhran nedeniyle güvenliklerini önemsemeksizin herhangi bir işte çalışmak durumunda oldukları için güvenlik kayışı takmadıkları görülmektedir. fotoğraf rockefeller center binasının inşaatının son aylarında binanın 69. katında 29 eylül 1932 tarihinde çekilmiştir. arşivcilere göre fotoğraf anlık değil önceden ayarlanmış bir şekilde çekilmiş . bence o döneme ait başka önemli fotoğraflar da vardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bertrand russell*ın 1930 yılında yaşam deneyimleri ile gözlemlerine dayanarak yazdığı, mutlu ve tatminkar bir hayat yaşamak üzerine olan kitabının adıdır.

kitap, yaşam kalitesini artırmak isteyenlere bir reçete niteliğinde olan popüler bir sağduyu ürünüdür. kişisel gelişim adına yazılmış bir çok kitapta aranan mutluluğun sırlarını açıklar.

russell'e göre mutluluk, bazı insanların bizim elimizden alabileceği temel insani haklardan birisi değildir. kişi mutluluğa başkalarını suçlayarak değil, belirlediği hedeflere erişmek için mücadele ederek ve bu mücadele sırasında eğlenerek ulaşmalıdır. kişi bu mücadeleyi iç dünyasında değil, sosyal yaşamına yönelerek vermelidir.


hoşnutsuzluk ile heves kırıklığının başlıca nedenlerinden birisi, insanın sevilmediği duygusuna kapılmasıdır. bunun aksi olarak, seviliyorum duygusu da, keyfi artırır. bir insan, sevilmediği duygusuna birçok nedenlerden kapılabilir. ya kendisinin hiç kimse tarafından sevilemeyecek derecede kötü bir insan olduğuna inanmıştır ya çocukluğunda fazla sevilmemiş ve bunu kabullenmek zorunda kalmıştır ya da gerçekten hiç kimsenin sevmediği bir insandır. bu sonuncusu, çocuklukta uğranılmış bir talihsizlik nedeniyle kendine güvenini yitirmiş olmaktan ileri gelebilir. sevilmediğini sanan kimse, değişik davranışlarda bulunur. sevilmek için büyük çaba harcar; örneğin, görülmemiş iyilikler yapabilir. ama bunda başarısızlığa uğraması çok olasıdır, çünkü iyiliğin asıl nedeni, iyilik görenlerce kolayca anlaşılır; oysa insanın yapısı, sevilmeyi az isteyenlere sevgi göstermeye uygundur.

hayatı güvenle karşılayanlar, güvensizlikle karşılayanlardan çok daha mutludurlar; hiç değilse kendilerine güvenleri bir felakete yol açmadığı sürece bu böyledir. üstelik her durumda olmasa bile, büyük bir çoğunlukla güven duygusu, başkalarının karşılaşacağı tehlikelerden kaçabilmeye yardımcı olur. bir uçurumun bir kıyısından öbürüne uzatılmış dar bir kalas üzerinde yürürken, korkanın düşme olasılığı, korkmayandan fazladır. yaşam yolunda da aynı durum vardır. korkusuz da beklenmeyen bir felaketle karşılaşabilir, ama çekingenin mutsuzluğa düşeceği birçok güç durumdan burnu bile kanamadan kurtulma şansı büyüktür. güvende olmanın bu yararlı biçimi çeşitlidir. birisi dağlarda, diğeri denizlerde, bir diğeri havalarda güvenli olur. ama genelde yaşama güvenmek, gereksinim duyulan sevginin bulunmasıyla mümkün olur.

güven duygusunu sevmek değil, sevilmek doğurur, ama bu duygu en çok karşılıklı sevgiyle oluşur. daha doğrusu, yalnız sevgi değil, hayranlık da bu etkiye sahiptir. anne-babası kendisine düşkün olan bir çocuk, bu sevgiyi bir doğa yasası olarak kabul eder. bu sevgi onun mutluluğu için büyük önem taşımasına karşın, üzerinde pek fazla durup düşünmez. dünyayı, önüne çıkmış ve büyüdüğü zaman çıkacak olan daha ilgi çekici serüvenleri düşünür. ama bütün bu dış ilgilerin ardında, kendisini her felaketten koruyacak bir anne-baba sevgisi bulunduğunu hisseder. şu ya da bu nedenle anne-baba sevgisinden yoksun kalan bir çocuk, korkuya ve kendine acıma duygusuna kapılır, pısırıklaşıp çekingen olur ve artık dünyaya görüp öğrenme isteği ile bakamaz. böyle çocuklar, şaşılacak derecede küçük yaşlarından itibaren hayatı, ölümü ve insanlığın kaderini düşünmeye başlarlar. önce melankolik olurlar; sonunda ise herhangi bir felsefe ya da inançtan medet umar, içlerine kapanırlar. oysa dünya, belirli bir sıra gözetilmeden serpiştirilmiş hoş ve hoş olmayan şeylerle dolu bir pazar yeridir. bunlardan anlaşılması mümkün bir sistem çıkarma isteği, aslında korkuya dayanır, daha doğrusu agorafobiden, yani açık alan korkusundan gelir. çekingen öğrenci, kitaplığın dört duvarı içinde güven duyar. eğer kendisini dış alemin de aynı biçimde düzenli olduğuna inandırabilirse, sokağa çıktığında da buna benzer bir güven duyar. eğer bu kişi daha fazla sevilmiş olsaydı, gerçek dünyadan daha az korkar ve onun yerine ideal bir dünya yaratma zorunluluğu duymazdı.

sevginin en iyi biçimini tarif etmek kolay değildir, çünkü her türünde az çok bir koruma niteliği vardır. sevdiklerimizin acılarına omuz silkemeyiz. ama ben, sevilenin uğradığı talihsizliğe acımanın da, ileride uğrayabilecekleri için endişe etmenin de, sevgide mümkün olduğu kadar az yer alması gerektiğine inanıyorum.

buraya kadar, kişinin hedef olduğu sevgiden, sevilmekten söz ettik. şimdi de sevmekten söz açmak istiyorum. sevmek iki türlüdür; birisi hayata karşı duyulan istek ve hevesin belki en büyük ifadesi, diğeri ise korku ifadesidir. bence ilki bütünüyle hayran olunacak bir durum, ikincisi ise, olsa olsa bir avuntudur. güzel bir günde göz alan bir kıyı boyunca vapurda giderken kıyıyı seyreder, manzaradan zevk alırsınız. bu, dışarıya bakmakla alınmış bir zevktir ve herhangi büyük bir gereksiniminizle bağlantısı yoktur. ama eğer geminiz batmış da kıyıya doğru yüzmekteyseniz, bu kıyıya başka türlü bir sevgi beslersiniz: kıyı, sizin için güvenliği temsil eder; güzel ya da çirkin olması önemli değildir. sevmenin üstün olanı, gemisi güvenli olan kişinin duygusuna benzeyendir; daha az güzel olanı da, gemisi batmış olana uyandır. bu iki türlü sevginin birincisini, kişi ancak güvendeyken ya da en azından kendisini kuşatan tehlikelere aldırış etmiyorsa duyabilir; ikincisi ise tam tersine, güvenli olmayan bir durumda bulunmaktan ileri gelir. güvenli olmayan durumun doğurduğu sevgi, diğerinden çok daha öznel ve bencildir; çünkü sevilen, nitelikleri için değil, işe yaradığı için değerli görülmektedir. böyle bir sevginin hayatta hiç yeri yoktur demek istemiyorum. aslına bakarsak, hemen hemen bütün gerçek sevgilerde her iki durumun yan yana bulunduğunu, sevginin güvende olmama duygusunu gerçekten sona erdirmesi kadar, dış dünyaya karşı zayıflamış olan ilginin tehlike ve korku anlarında yeniden doğduğunu görürüz. yalnız, böyle bir sevginin hayatta rolü olabileceğini kabul etmekle birlikte, diğerinden daha az güzel olduğunu da aklımızdan çıkarmamalıyız, çünkü bu sevgi, korkudan doğmaktadır, korku ise kötüdür ve çünkü sevginin böylesi bencil bir sevgidir.

en iyi sevgi, insanın eski mutsuzluklarından kaçmak için değil de, yeni mutluluklara kavuşmak umuduyla beslediği sevgidir.

sevginin en iyisi her iki tarafa da hayat verir; her iki taraf da sevilmekten haz duyar ve kendini zorlamadan sever; bu karşılıklı mutluluğun sonucu olarak iki taraf da dünyayı daha bir ilgiye değer bulur. sevgi taşımayan bir büyük istek, genel olarak ya gençlikte başa gelmiş bir talihsizlik ya daha sonraki yıllarda uğranılmış bir haksızlık ya da işkence korkusunu doğuran nedenlerden biri yüzünden insanlığa karşı duyulan bir çeşit öfke ya da nefretten ileri gelir. fazla güçlü bir benlik, kişiyi bağlayan bir zincirdir; eğer dünyadan tam olarak zevk almak istiyorsa, kişi bu zincirden kurtulmak zorundadır. gerçekten sevebilme yeteneği ise, kişinin bu zincirden kurtulmuş olduğunu gösteren belirtilerden biridir. sevilmek hiçbir zaman yetmez; sevilmek sevgiye yol açmalıdır ve ancak bu iki kapı eşit olarak açık tutulursa sevgi en büyük olanaklarını gerçekleştirebilir. karşılıklı sevgi tomurcuğunun açmasına engel olan psikolojik ya da toplumsal bütün nedenler, dünyanın yaşamış olduğu ve hala da yaşadığı büyük kötülüklerdir. insanlar yanılmış olma korkusu ile hayranlık göstermekte yavaş davranırlar; sevdiklerinin ya da her şeyde bir kusur bulan insanların kendilerine acı çektirmesinden çekindikleri için de sevmekte yavaş davranırlar. ahlak ve sağgörü adına tedbirli olmak istenir, bunun sonucu olarak da sevgide cömertlik ve ataklık hoş görülmez. bu ise insanlığa karşı çekingenlik ve öfkeyi doğurur, çünkü böylece birçok insan yaşamları boyunca gerçek temel gereksinimlerinden ve onda dokuzu da dünyaya karşı mutlu ve coşkunca davranışın vazgeçilmez koşullarından yoksun edilmiş olur.

bir yatırım tavsiyesi değildir, şuradan indirilip okunabilecek okuma tavsiyesidir.
afiyetle okuyunuz efendim..
devamını gör...

dünyanın ilk çocuk hakları mitingi'ni, 1930 yılında taksim’de çocuklarla birlikte düzenleyerek, çocuk hakları bildirisini okuyan öğretmen.
1882 yılında istanbul’da doğan nakiye elgün, ilk kadın milletvekillerindendir.
devamını gör...


“ çölü güzelleştiren şey, bir yerinde bir kuyunun gizlenmiş olmasıdır.”


küçük prens
devamını gör...

atasözüdür. devlet işlerinden uzak durmayı öğütler.
benim de sizlere tavsiyem; beylik çeşmesinden bırakın su içmeyi, önünden geçmeyin!
devamını gör...

bütün günü dolu dolu yaşayacak olan insandır.
devamını gör...

yeni katıldığım. beni de bağrına basmasını beklediğim oluşum.
devamını gör...

yıldırım beyazıt komutasındaki osmanlı ordusu ve timur komutasındaki moğol ordusu arasında 1402 yılında ankara'nın çubuk ovasında yaşanan savaştır.

timur'un amacı anadolu üzerinde hakimiyet sağlamak değildir. nitekim savaşı kazanan timur anadolu'yu ilhak etmemiştir. onun amacı düzenleyeceği çin seferi öncesinde yeni yükselen bir güç olan osmanlı devletine karşı sırtını sağlama almaktır. bu savaşın bana göre osmanlı devletindeki etkileri çok büyüktür.

osmanlı hanedanının sonraki dönemlerinde gerçekleştirdiği bazı uygulamaları bu savaşın sonuçlarına bağlarım. bunlara kısaca değinirsek; evlenmeme yıldırım beyazıt'tan sonra kanuni sultan süleyman'ın nikahladığı hürrem sultan'a kadar hiçbir padişah nikah kıymamıştır. bunun sebeplerinden en önemlisinin, ankara savaşı sonrasında timur'un yıldırım beyazıt'ı aşağılamak için hanımına yaptıkları gösterilir. kardeş katli ankara savaşı, ortaçağda bir devleti parçalamanın en kolay yolunun, hanedanı birbirine düşürmek olduğunu osmanlı ailesine göstermiştir.

timur anadolu'dan gitmeden önce sırf kargaşayı arttırmak için toprakları yıldırım'ın 3 çocuğu arasında paylaştırmış, 4. şehzade olan şehzade mustafa'yı da yanına almıştır.
bu durum karşısında fatih sultan mehmet kardeş katlini meşru saymıştır. anti-aristokrasi osmanlı imparatorluğunun yüzyıllarca devam edecek bir karakteristiğidir. dikkat edilirse, son birkaç yüzyıla kadar osmanlı imparatorluğunda, osmanlı hanedanı dışında başka bir aristokratik aile görülemez. bu bilinçli uygulanan bir politikadır.

ankara savaşı sonrasında timur bölünmeyi pekiştirmek için, anadolu selçuklu devleti'nden sonra ortaya çıkan diğer beyliklere topraklarını geri vermiştir.
osmanlı ailesi bu tehditi sonrasında görmüş, kendisine karşı olan tüm alternatif aileleri fetret devrinin bitmesiyle ortadan kaldırmıştır. bundan sonra da, devlet kademelerinde dikey geçiş çok serbest tutulmuştur. kıyaslama yaparsak, örneğin avrupa ve rusya gibi ülkelerde aristokrasi köklüdür. tebaa sınıfla aralarındaki ayrım derindir. bir köylü asla ama asla bir aristokratla yan yana bulunamaz, veya bir aristokrak aile mensubu, ne kadar zayıf karakterli olursa olsun, sırf soyadından ötürü üstün yaradılışlı kabul edilir. ama osmanlı imparatorluğunda böyle bir uygulama görülmez. çok zeki bir çoban rahatlıkla sadrazam cübbesi giyebilir. oğlu başarısız ise, aynı hızla devlet kademlerini inebilir. devşirmelik anti-aristokrasi politikasının bir devamı sayılabilir.

ayrıca imparatorluğun kozmopolitliğini canlı tutma uygulaması olarak da görülebilir. dikkat edilirse sadrazamların, hatta harem kadınlarının devşirmelerden seçildiği görülür. devşirme olan bir sadrazam asla tam olarak bir köklü aile kuramaz. bu durum, osmanlı ailesini devirip yerine kendi ailesini geçirme hayallerine kapılmasını engeller. söylediğim gibi, şahsıma göre ankara savaşı osmanlı imparatorluğununu karakterini belirleyen savaşlardan biridir, bu sebeple önemi büyüktür. savaş sonrasında yaşanan fetret dönemi 1. çelebi mehmet tarafından sona erdirilmiştir.
devamını gör...

son derece doğru önermedir. sanat tabii ki de toplum için, topluma bir şeyler katmak içindir. sanatçı, kişiliğiyle, yaşamıyla ve kalemiyle halka örnek olması gereken bir öğretmendir para avcısı değil! sanat eserinin amacı güzel bir üslupla, doğruları estetik güzelliğe serpiştirmek suretiyle doğruları insanları yormadan, onları sıkmadan, onlara estetik bir duyguyla insan hayatının bir parçası haline getirmektir. öğretici bir metin halkın büyük çoğunluğu için sıkıcıdır genel anlamda zira çok yoğundur, insanı yorar, akıcı değildir. ancak sanat sağlam bir fikrin estetik bir güzelliğin içine güzel bir üslupla eleştirilmesidir. sözgelimi hemen hemen kimse kaşığı pul bibere daldırıp yemek istemez çünkü bu çok yoğun bir acı verip insanın dilini yakacak ve hatta insanı öksürtecektir. ama aynı bir kaşık pul biberi bir kebabın içine katarsanız kebaba lezzet katacaktır hem lezzetli bir yemek yemiş olursunuz hem de o biberi yemiş olursunuz.
devamını gör...

şimdi keşfettiğim* ufuk açan, tanımları gayet güzel ve anlaşılır olan değerli sözlük yazarımız. güzel tanımlarıyla hep aramızda olsun*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim