diğer ismiyle gnomon, güneş saatinde gölgeyi tabana yansıtan kısımdır. anaksimandros tarafından icat edilmiştir.

güneş gökyüzünde ilerledikçe çubuğun ucunun saat üzerinde bıraktığı gölge, farklı saat çizgilerine denk gelecek şekilde hareket eder. bulutlu günlerde bu saat türü kullanışsız olur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bedenen insan olmak değil mesele...sözünle, özünle, saygınla, sevginle kamil insan olman gerekir.sözleri nimri dede'ye ait "insan olmaya geldim" türküsünün şu dizelerini akla getirir.
"ikilik kinini içimden atıp
özde ben bir insan olmaya geldim
taht kuralı ariflerin gönlüne
sözde ben bir insan olmaya geldim
serimi meydana koymaya geldim
meğerse aşk imiş canın mayası
ona mihrab olmuş kaşın arası
hakkın işlediği kudret boyası
yüzde ben bir insan olmaya geldim
serimi meydana koymaya geldim"
devamını gör...

üniversite de tanıdığın kişiler dostun olmuyor. herkes çıkarı için seninle arkadaşlık ediyor. tercih yapmadan önce seçeceğiniz okulu bir gidin görün, aksi halde kampus hayatı olmayınca ya da beklentinizin altında olunca ben bunun için mi çabaladım diyorsunuz. konuları son güne bırakmayın, vize ve finale her daim hazırlık olun.
devamını gör...

half life'ın crossfire bölümündeki alarm butonu gibi olmalı.
devamını gör...

sessiz sakin tabiata sahip olup, kolay sinirlenmeyen, patlama anına kadar olan zaman diliminde birçok şeyi alttan almış, içine atmış, son damlada ağzına ne geliyorsa söyleyen insandır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insan haklarını ihlal eden bir eylemdir. ne yazık ki latin amerika da bizim gibi 'dindar' bir ülke olduğu için nüfuslarını arttırmaları gerektiğine inanırlar, kürtaja izin vermezler. gelişmemiş ülke olmak ne yazık ki böyle bir şey.
ayrıca bu şekilde hamile kalan kadınların hiçbir şekilde o çocuklara bakma zorunlulukları olmamalıdır. düşünsenize siz korunuyorsunuz, önleminizi alıyorsunuz ama devlet yüzünden yine istenmeyen bir çocuğu 9 ay boyunca taşımak, sağlığınızı tehlikeye atmak, bin acı içinde doğum yapmak zorunda kalıyorsunuz. bari bakımını üstlenmek zorunda kalmayın, mükemmel fikri hayata geçiren devlet halletsin onu da.
devamını gör...

asla eğlence demek değildir. çalışmak kelimesinin fransızca "travail" ve ispanyolca "trabajo" sözcüklerinin etimolojisine baktığımız zaman latince* "işkence etmek veya acı vermek" ten geldiğini görürüz.

kaynak: yedi ucuz şey üzerinden dünya tarihi, raj patel, sayfa: 101
devamını gör...

giderlerin pedden ve ıslak mendilden tıkanması,
erkeklerin kızlar koğuşunda basılması,
saç baş kavga eden kızların çığlık seslerinin yurtta yankılanması,
ağalık sistemi kurulup yeni gelen çömezlere diş geçirme operasyonu,
örgütlenme,
erkekler tarafına geçme planları yapan kızların başarısız girişimleriyle yurttan tasviyesi,
şehrin magandaları tarafından yurttan kaçırılma,
sevgilileriyle ortak kantinde dera çalışma ayağına yiyişme,
okuma odasında seks skandalı,
yemeklerden saç çıkınca senindi benimdi diye kavga çıkarma,
su kesilince ortak salona bornozla inip "suları kim kesti alooooğ" diye müdüreye bağırma,
pembemsi çiçekli donla ortak alanlarda fink atma,
duvarlardan erkekler bloğunu dinleyip dedikodu yapma,
son olarak da olmazsa olmaz yurt binası altında ki yatır, türbe muhabbetleri...

bunlar benim 4 ay ikamet ettiğim üniversite yurdunda ki olanlardı. kadınlarla aynı binada karışık kalıyorduk. onlar a blok merdiveni biz b blok merdivenini kullanıyorduk. odalarımıza çıkınca sesleri duvardan duyuluyordu aramızda bir duvar olunca haliyle. her şeye hakimiz. hwhdhsn
bu arada bizimkisi yarı vakıf yurduydu da biraz elit tayfa vardı. anlatılanlara göre kyk'da kalan kızlar bıyık falan alıyormuş iple.
devamını gör...

bu ne arkadaşım diye sorduğum yazar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi olay şu, dün gece bu yazar arkadaş bana mesaj attı, normal sözlük entellerinin arasına girmek, sabah akşam paso milleti baymak istiyorsan beni inceden bir görmen lazım diye.

arayıp bulamadığım şey, düşünsene tüm gün in aşağı sokrates çık yukarı dostoyevski, ortama bak? arka planda orotaryolar çalıyor, pencereden sokağa bakıyorsun hayatlar singing in the rain tadında, şarabından bir yudum alıyorsun allaaaah yaşasın varoluş sancıları!

tamam, borcum ne kadar yenge dedim, 100 dolar dedi, valla üzerimde yok az önce arkadaşa verdim dedim, tamam sen 100 kağıt ateşle, geri kalanı cari hesaba yazarım dedi, şüphelenmedim verdim.

biraz önce mesaj attı, al üye kartın diye. karta bakıyorum, kart kart değil, böyle özensiz, böyle ötekileştirilmiş, böyle esrik, böyle tuhaf bişi daha önce daha görmedim.

sonra "kim yav bu kadın, kimin nesidir?" diye nickaltına baktım, bir üstte kuzguncuktaki vişne..

o an anladım tüm olan biteni ama maalesef artık çok geçti.
keşke, keşke daha önce baksaydım bunun arkadaşı kimdir diye..

bi de borçluyum ya işin kötüsü, bugün yarın paranın geri kalanını vermezsem üstüme whatsapp kitap okuma kulübü atar bu, hahahahhahhaha.
devamını gör...

ben de 2022 tayfadanım. bugün sınav olanlar öyle konuşuyorlar ki gözüm çok fazla korktu. 1 yıl sonra ben de sınav gireceğim bakalım durumlar ne olacak. sınav gelip çattığında hortlatın tamam mı?
devamını gör...

bu cocuk poz vermeye basladi, bence hizli olun!*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üretim hatasından sonra okumaya zahmet etmedim.
devamını gör...

insana göre davranma insan gibi davran.

eddi anter
devamını gör...

kuzey amerika'nın pasifik kıyısı bölgesinde yaşayan, salish dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
kabilenin bir diğer ismi syilx'dir. yaşadıkları ormanlık bölgelerde küçük topluluklar halinde yaşadılar. genelde balıkçılık yapıyorlardı. yaşadıkları topraklar onların haberi bile olmadan paylaşıldı. 1846'da kanada ve a.b.d hükümetlerinin oregon bölgesi hakkında antlaşmaları ile okanagan topraklarının yarısı a.b.d, yarısı kanada içinde kaldı. beyazlara karşı savaş vermediler.
bugün kanada'nın british columbia eyaleti ve a.b.d'nin washington eyaletindeki rezervasyonlarda yaşıyorlar.
devamını gör...

emir kusturica'nın en iyi filminin (bkz: çingeneler zamanı) soundtrack'inde yer alan goran bregoviç'in bir parçasıdır. aslında balkan çingenelerinin halk şarkısıdır. sezen aksu, "düğün ve cenaze" albümünde de "hıdrellez" adıyla yorumlamıştır.

şöyle bir şeydir.
devamını gör...

öncelikle iyi geceler sayın moderatörlerim.

takip butonuna bastığımızda takip ettiğimiz yoldaşların yazdığı entryler yerine nickleri çıksa olmaz mı? nick'e tıklayıp yazdıklarını görsek daha iyi olur kanaatindeyim.

teşekkürler, saygılar, sevgiler...
devamını gör...

sayısalcı şarkı.

ama benim gibi kafası sözele bile doğru düzgün basmayan birini bile bir haftadır esir aldı, o ayrı.
yanılmıyorsam ümmüşen hanımefendi bu şarkıyı yazarken matematik veya muhasebe üzerine ( veya alakalı bir bölüm) eğitim alıyormuş, taktir ettim valla.

"sen bir bir incelemiştin
benle geleceğinin artısını eksisini yar
ben hesap yapmadım
çünkü bilirdim sensiz geçen dakikam zarar

yar.. yar..
o nasıl hesaptı yar
bir eksiği artılara çarp...
eksi sonuçlar..
yar.. yar..
bana uymuyor bu hesaplar
iki olumsuzluktan çıkan olumluluklar

gözlerin gözlerime dokunsa gördüğüm anlamlanırdı..
sözlerin sözlerimi okşasa dediğim nakışlanırdı..

yar.. yar...
ne zaman gördüysem seni yar
yürek salıncaklarda uçar
göklere konar
yar... yar...
ne zaman düşünsem seni yar
yürek alır başını çıkar
mavilik toplar..

sen toplayıp çıkarmıştın
benimle bir yaşamın girdisini cıktısını yar
ben hesap yapmadım
çünkü bilirdim
sen yoksan ben külliyen zarar

yar... yar...
şimdi denkleşmekte hesaplar
sen kardan etmektesin zarar
ben zarardan kar..

yar...yar...
yıllar sonra tuttu mizanlar
ne bende zarar ne sen de kar
elde sıfır var..

yollarım yollarına baglansa
kaf dağlarını aşardım
kollarım kollarına dolansa
dünyaları kucaklardım..

yar.. yar...
ne zaman gördüysem seni yar
yürek salıncaklarda uçar
göklere konar
yar... yar...
ne zaman düşünsem seni yar
yürek alır başını çıkar
mavilik toplar.."


spotify yanii, başka ne olacağıdı?
devamını gör...

benim, yıllar önce alıp bir kaç kez baştan başlayıp, okuyup bıraktığım, okuyup bıraktığım, kursa konu soruları düşünmekten, içerisine bir türlü nüfuz edemediğim, yahut içime nüfuz etmesinden, bir türlü dış dünyaya dönmediğim bir kitaptır. kronolojik felsefe tarihi ve felsefe yapım aşaması romanıdır. aşaması dedim, çünkü bu aşama sizin, aşağıda anlatacağım, merak duygunuzun ne kadar diri kaldığına bağlıdır.
kitaba, kitap olarak baktığınız ve salt bitirmeye odaklandığınızda, bu aşamaya geçemiyorsunuz.
sadece siz değil, hepimiz geçemiyoruz: ve aslında kitabı elimize alıp alıp bırakmalarımızın yegane sebebi de bu. en azından benim açımdan.

... iyi bir filozof olmak için gereksindiğimiz tek şey hayret etme yeteneğimizdir...

kitabın sen kimsin? bölümünden sonraki başlığı...
başlıktan da anlaşıldığı üzere, iyi bir filozof öncelikle hayret etme yeteneğini kaybetmemiş olacak. bu da, yazarın niçin 15 yaşında, çocukluktan genç kızlığa adım atan sofie'yi seçtiğini göstermektedir.
çünkü sadece çocuklar. hayret etme yeteneğine sahiptir. bir de filozoflar.
..
çocuklar ise, zamanla* bu yeteneklerini kaybeder ve dünyada meydana gelen olaylara merak duymak yerine, monoton bir alışma yada yaşama uyum sağlama sürecini benimserler.
peki ya sofie?.. işte yazarın, tam da bu* zaman ayrımındaki kızı, hayret yeteneğinden tutup felsefenin ocağına atması, yazarın bize mesajıdır: hayatın monotonluğuna alışmamamız ve gördüğümüz her şeye merakla bakmamızı aşılamak istemesindendir. kitabın ilerleyen evrelerinde, esasında bu felsefe kursunun sofie amundsen için değil, bizim için olduğunu görürüz.
yazarın, bunu yaparken kullandığı dilin basitliği de kitabı daha anlaşılır kılıyor.

gelelim bana;
şimdi hincime allah aşkına kendi yaşamından örnek verme riv riv diyeceksiniz. yooo
.. o da sözlüğün en sevdiğim kısmı...

kitabın içerisinde bulduğum buğday başağını ayraç olarak kullanmaya başladım, en azından bu kitap için. ve bununla ilk defa, kitap ayracına bir bağ kurduğumu fark ettim. bu kitap, sanırım bu kez bitecek. aslında yazacak daha çok şeyim var fakat uzun zamandır olduğu gibi yine zihnimi toplayamıyorum ve cümlelerimi bir diziye sokamıyorum. o nedenle, kitap hakkında söylenecek zırvalarım bu kadar. haa bir de mümkünse yazıyı, can bonomo eşliğinde okuyun. yahut kitaba ara verip, bir süre can bonomo dinleyin: kitap derinize nüfuz etsin. benim önerim bu şarkı, şimdilik* keyfim bilir... : varsa sizin de önerileriniz bonibon tadında... keyfiniz bilir.
devamını gör...

ahmet haşim'in
ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden' dizesini benimsediğimi zannederken; bu videodaki hanımefendi gibi yanlış çıkıyormuşum merdivenlerden.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim