efsane kopya anıları
efsane değil ama unutamadığım bir kopya anım.
ingilizce her zaman en iyi olduğum dersti. notlarım da haylı yüksek tabii. bir sınavda arkamda oturan okul birincisine kopya verirken yakalanmıştım. hocam “notlarının neden bu kadar yüksek olduğunu şimdi anladım.” diyerek şoka uğratmıştı beni. kopyayı alanın ben olduğumu sanmıştı çünkü okul birincisiydi ya o en iyi o olmalıydı her şeyde.
(bkz: özgüveni zedeleyen öğretmen)
ingilizce her zaman en iyi olduğum dersti. notlarım da haylı yüksek tabii. bir sınavda arkamda oturan okul birincisine kopya verirken yakalanmıştım. hocam “notlarının neden bu kadar yüksek olduğunu şimdi anladım.” diyerek şoka uğratmıştı beni. kopyayı alanın ben olduğumu sanmıştı çünkü okul birincisiydi ya o en iyi o olmalıydı her şeyde.
(bkz: özgüveni zedeleyen öğretmen)
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
bir yıldız gökte kayıp giderken,
ıslak bir yolda yalnız yürürken
bambaşka bir şeyi düşünürken
aklımdasın..
(bkz: sen benim şarkılarımsın)
ıslak bir yolda yalnız yürürken
bambaşka bir şeyi düşünürken
aklımdasın..
(bkz: sen benim şarkılarımsın)
devamını gör...
insanı neşelendiren şarkılar
yalın'ın tüm şarkıları.
devamını gör...
zeytin çiçeği kolonyası
eyüp sabri tuncer'in beni benden alan kolonya kokusudur.* gittiğim her yere bu kokuyu bırakıyorum. izimi bu şekilde bulanlar var.
devamını gör...
sezar
latince kesilmiş, kesik anlamına gelen caesar kelimesinden gelme. julius caesar da doğumu esnasında anne karnından kesilerek alınmıştır. bugünkü sezaryen doğum ifadesi buradan gelir.
devamını gör...
beyazları ve renklileri ayırmadan yıkamak
hani bazı kıyafetlerin renklilerle mi beyazlarla mı atılacağına karar veremeyiz ya? o an eğer "renkli bu" kararı çıkarsa bir açık renk için de aynı kararı veriyorum. böyle böyle geriye iki üç beyaz kalıyor. ee diyorum bunları da atayım ne olacak?
t: boşvermişlikten değil kararsızlıktan gerçekleştirilebilen eylem. anneme göre boşvermişlik, üşengeçlik, tek yaşasam mahvolurmuşumculuk ama konumuz bu değil.
t: boşvermişlikten değil kararsızlıktan gerçekleştirilebilen eylem. anneme göre boşvermişlik, üşengeçlik, tek yaşasam mahvolurmuşumculuk ama konumuz bu değil.
devamını gör...
fyodor mihayloviç dostoyevski
rus yazar. yememiş içmemiş yazmış kendileri.
devamını gör...
regl anıları
hiç yemek anısı paylaşılmamış mı, benim mi gözümden kaçtı?
kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.
ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...
ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.
-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.
çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;
-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?
sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.
-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.
baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.
geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.
ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...
ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.
-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.
çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;
-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?
sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.
-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.
baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.
geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
devamını gör...
cehenneme gidildiğinde yapılacak ilk aktivite
tanıdık kim var kim yok ona bakmaya çalışırdım.
devamını gör...
mide bulantısına iyi gelen şeyler
kusmaktır.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
nerde az önce ki kafiye ve uyağın
anlat hadi sende kulağım
can sıkıntısıyla oturuyordum gece gece
yazdıkların bana anca eğlence.
anlat hadi sende kulağım
can sıkıntısıyla oturuyordum gece gece
yazdıkların bana anca eğlence.
devamını gör...
kadınların alıngan olması
karşınızdaki insana imtinalı davranın. insan olun. kimse durup dururken alınganlık göstermez.
devamını gör...
hayata dön
istanbullu gelin dizisinin uyarlandığı gülseren budayıcıoğlu kitabı. yine kitap ile dizi arasında hiçbir benzerlik yok. kitap da istenmeyen ve takıntılı olan gelin süreyya iken dizi de diğer oğullarının karısı ipek. tamamen kitabından bağımsız bir dizi istanbullu gelin.
alya’nın hikayesini gözyaşları ile okuyabilirsiniz. ailenin çalkantılı hayatlarının bir çocuk üzerindeki etkisini yakından gözlemleyeceksiniz. dizilerini izlemediyseniz keyif alarak okursunuz.
“dünyada adalet diye bir şey yok bunu biliyorum. her şey gibi acı da eşit dağıtılmamış dünyaya.”
alya’nın hikayesini gözyaşları ile okuyabilirsiniz. ailenin çalkantılı hayatlarının bir çocuk üzerindeki etkisini yakından gözlemleyeceksiniz. dizilerini izlemediyseniz keyif alarak okursunuz.
“dünyada adalet diye bir şey yok bunu biliyorum. her şey gibi acı da eşit dağıtılmamış dünyaya.”
devamını gör...
tayland'ın tohum bombaları
yanılmıyorsam 2013 yazında hayata geçirilen, ormansızlaşmaya doğru giden dünyaya karşı tayland'ın aldığı karar.
tayland cumhuriyeti daha önce savaşlarda kullanılan araçları, şimdi oksijen üretimine katkı sağlamak amacıyla kullanmaya başladı.
tohumların toprağa havadan ekilmesi yıllardır kullanılan bir yöntemdi ancak tayland cumhuriyeti bu yöntemi bir hayli geliştirdi. toprak ve kilden yapılan toplar içerisine tohum yerleştiriliyor. daha sonra belirlenen askeri araçlar (uçaklar vs.) bunları önceden belirlenmiş alanlara serpiyor. böylece kullanılan ağaçların neredeyse 2 katı kadar ağacın temeli atılıyor.
projenin sağladığı birçok yarar var. en önemlilerinden biri ise; savaşta kullanılamayacak fakat henüz iş görür haldeki uçakların kullanılıyor olması. ne israf yapıyorlar, ne yeni üretim, ne de ihtiyaç dışı ürün... adamlar her şeyleriyle üstün başarı göstermişler anlayacağınız. üstelik bu bombalar sayesinde günde yaklaşık 900.000 bin tohum ekiliyor. inanılmaz bir rakam. *
tayland cumhuriyeti daha önce savaşlarda kullanılan araçları, şimdi oksijen üretimine katkı sağlamak amacıyla kullanmaya başladı.
tohumların toprağa havadan ekilmesi yıllardır kullanılan bir yöntemdi ancak tayland cumhuriyeti bu yöntemi bir hayli geliştirdi. toprak ve kilden yapılan toplar içerisine tohum yerleştiriliyor. daha sonra belirlenen askeri araçlar (uçaklar vs.) bunları önceden belirlenmiş alanlara serpiyor. böylece kullanılan ağaçların neredeyse 2 katı kadar ağacın temeli atılıyor.
projenin sağladığı birçok yarar var. en önemlilerinden biri ise; savaşta kullanılamayacak fakat henüz iş görür haldeki uçakların kullanılıyor olması. ne israf yapıyorlar, ne yeni üretim, ne de ihtiyaç dışı ürün... adamlar her şeyleriyle üstün başarı göstermişler anlayacağınız. üstelik bu bombalar sayesinde günde yaklaşık 900.000 bin tohum ekiliyor. inanılmaz bir rakam. *
devamını gör...
kısa şiirler
düştün
ve
uyandım
düştüm
ama
uyanmadın
ve
uyandım
düştüm
ama
uyanmadın
devamını gör...
dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
çocukluk çağında başlayan nöropsikiyatrik bir bozukluktur. çocuklarda aşırı hareketlilik şeklinde tanımlanan hiperaktivite ile seyrederken yaş ilerledikçe hiperaktivitenin azaldığı, dikkatle ilgili sorunların daha ön plana çıktığı görülür. dehb sorunu yaşayanlar dürtüsel davranışlarını kontrol etmekte zorlanır. yetişkinlerde daha çok işe başlayamama, iş yerinde verimsizlik ve kötü zaman yönetimi, çok sayıda işe başlanmasına rağmen bir çoğunu bitirememe, bir toplantı boyunca oturamama, stresle baş edememe şeklinde kendini gösterir. çocuklarda hiperaktivite olduğu zaman fark edilmesi kolayken, dikkat eksikliğinin baskın olduğu durumlarda teşhis edilmesi daha zor olabiliyor. teşhisi psikiyatr koyuyor. rahatsızlıklarınızı söylediğinizde dehb şüphesi taşıyorsanız test yapılıyor, bunun için birçok test olmakla beraber en yaygını moxo dikkat testidir. hayatın her alanını etkileyen bir bozukluktur. ani kararlar verme gibi dürtüsel davranışları olsun, uzun süre sabit bir yerde oturamama olsun, sevdiğin bir şeyi yaparken bile dikkatini verememek olsun ciddi hayat kalitesini düşürür. ben ancak bu sene fark edip gidebildim. tedavi konusunda da ilaç olsun, psikoterapi olsun birtakım yöntemler mevcut. haa tamamen kurtuluyor musunuz bilemem ama minimuma indirmekten fayda var.
devamını gör...
fake it till you make it
-mış gibi yaparsan olur diyo.
devamını gör...
popüler olmayan sözlük yazarlarının yazma amacı
her şeyi de popüler arkadaşlar mi yapacak be kardeşim dediğim başlık. yazıyoruz ,yazacağız..
devamını gör...
bazı kadınların yemek yapmayı hizmetçilik olarak görmesi
yemek yapmayı hizmetçilik olarak görmüyoruz*, bu işin sadece kadınların yapması zorunlu bir iş gibi bakılmasını hizmetçilik olarak görüyoruz. aynı şey temizlik ve diğer ev işleri için de geçerli. eski zamanlarda gücün ön planda olduğu işlere erkekler gidiyordu ve kadınlar çalışamadığı için evdeki işleri yapıyordu. ama şu an ikisi de çalışıyor ve işler yine kadına yükleniyor. sorunumuz işte bu bizim.
devamını gör...
