lucifer (yazar)
şu adamın nickaltına entry girmeyin, sizden rica ediyorum. ne kadar çok nickaltına yazarsanız bu adamın o kadar mutlu oluyor bu adam, amacı da bu olsa gerek.
devamını gör...
hayvanat bahçesi
suçu olmayanların hapsedildiği tek hapishane.
devamını gör...
ervah-ı ezelde
(bkz: grup abdal)ın mükemmel bir şekilde yorumladığı, sözleri anlayana çok anlamlı olan türküdür. sözleri şöyledir:
ervahı ezelden levhi kalemden, levhi kalemden
bu benim bahtımı kara yazmışlar
bilirim güldürmez devri alemden
birgünümüzü yüz bin zara yazmışlar
bilirim güldürmez devri alemden
birgünümüzü yüz bin zara yazmışlar
dünyayı sevenler veli değildir, canım değildir
canı terkedenler deli değildir
insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkara yazmışlar
insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkara yazmışlar
nedir bu sevdanın nihayetinde, nihayetinde
yadlar gezer yarın vilayetinde
herkes diyarında muhabbetinde
bilmem bizi ne civara yazmışlar
herkes diyarında muhabbetinde
bilmem bizi ne civara yazmışlar
olaydım dünyada ikbali yaver, hey can yaver
el etsem sevdiğim acep kim neder
bilemem tecelli mi yoksa ki kadar
beni bir vefasız yara yazmışlar
bilemem tecelli mi yoksa ki kadar
beni bir vefasız yara yazmışlar
yazanlar leyla yı mecnun kitabın
sümmani yi bir kenara yazmışlar
yazanlar leyla yı mecnun kitabın
sümmani yi bir kenara yazmışlar.
ervahı ezelden levhi kalemden, levhi kalemden
bu benim bahtımı kara yazmışlar
bilirim güldürmez devri alemden
birgünümüzü yüz bin zara yazmışlar
bilirim güldürmez devri alemden
birgünümüzü yüz bin zara yazmışlar
dünyayı sevenler veli değildir, canım değildir
canı terkedenler deli değildir
insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkara yazmışlar
insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkara yazmışlar
nedir bu sevdanın nihayetinde, nihayetinde
yadlar gezer yarın vilayetinde
herkes diyarında muhabbetinde
bilmem bizi ne civara yazmışlar
herkes diyarında muhabbetinde
bilmem bizi ne civara yazmışlar
olaydım dünyada ikbali yaver, hey can yaver
el etsem sevdiğim acep kim neder
bilemem tecelli mi yoksa ki kadar
beni bir vefasız yara yazmışlar
bilemem tecelli mi yoksa ki kadar
beni bir vefasız yara yazmışlar
yazanlar leyla yı mecnun kitabın
sümmani yi bir kenara yazmışlar
yazanlar leyla yı mecnun kitabın
sümmani yi bir kenara yazmışlar.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
1)dünya düz değil
2) bill gates sizi çip takacak kadar önemsemiyor. zaten çiplisiniz (cep telefonları)
3) aşılar sağlıklıdır otizm yapmaz aidin salih kitapları okuyup birkaç tane psudeo scince makale ile lobilerin ve rothschild'lerin büyük oyununu çözüp aydınlanamazsınız. o doktorlar ve bilim insanları salak değil.
4) evrim bir gerçektir. siz çürütemezsiniz ama belki bir gün bilim insanları çürütür. araformlar sahte değil gerçekten de var.
5) istanbul sözleşmesini ve lgbti+ insanları büyük lobiler ve amerikan ateist satanist masonlar fonlamıyor.
bütün dünyanın sizinle uğraştığını düşünmek, kendini çok önemsemek şizofreni belirtisidir. dikkatli olunuz
2) bill gates sizi çip takacak kadar önemsemiyor. zaten çiplisiniz (cep telefonları)
3) aşılar sağlıklıdır otizm yapmaz aidin salih kitapları okuyup birkaç tane psudeo scince makale ile lobilerin ve rothschild'lerin büyük oyununu çözüp aydınlanamazsınız. o doktorlar ve bilim insanları salak değil.
4) evrim bir gerçektir. siz çürütemezsiniz ama belki bir gün bilim insanları çürütür. araformlar sahte değil gerçekten de var.
5) istanbul sözleşmesini ve lgbti+ insanları büyük lobiler ve amerikan ateist satanist masonlar fonlamıyor.
bütün dünyanın sizinle uğraştığını düşünmek, kendini çok önemsemek şizofreni belirtisidir. dikkatli olunuz
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
ilk zamanlar bir tülün arkasından izliyor gibi oluyor insan. faydasız kalabalıklar dağıldığında o tül de kalkıyor. yerin altından kaydığı bir koltukta otururken yavaş yavaş gözüne takılıyor bazı şeyler.
su içtiği bardak, damlalar hala üstünde. çoraplar, bir köşeye bırakılmış ve sanki hala şeklini korumakta. bir not kağıdı eskilerden, kurabiye tarifi yazılmış. yapabilseydi kesin çok lezzetli olurdu. hele o ayakkabılar yok mu, bir günde eskimiş sanki. her şey eskimiş aslında, her yer toz içinde. kenarda bir yerlerde toz bezleri, olsaydı kesin bu tozları hemen silerdi.
ne demiş şair:
"bıçağın ucundaydı insanların hafızası
insan unutandır ve insan unutulmaya mahkum olandır
tanrı şöyle derdi o zaman, ah!"
su içtiği bardak, damlalar hala üstünde. çoraplar, bir köşeye bırakılmış ve sanki hala şeklini korumakta. bir not kağıdı eskilerden, kurabiye tarifi yazılmış. yapabilseydi kesin çok lezzetli olurdu. hele o ayakkabılar yok mu, bir günde eskimiş sanki. her şey eskimiş aslında, her yer toz içinde. kenarda bir yerlerde toz bezleri, olsaydı kesin bu tozları hemen silerdi.
ne demiş şair:
"bıçağın ucundaydı insanların hafızası
insan unutandır ve insan unutulmaya mahkum olandır
tanrı şöyle derdi o zaman, ah!"
devamını gör...
kız istemeye gidildiğinde artı puan kazandıran şeyler
maddi gücünüz varsa hiçbir şeyinize bakmazlar, kafadan bol artılı olurusunuz, kızı vermek için adeta 40 takla atmadıkları kalacaktır.
devamını gör...
ida
ülkemizde batı anadolu'da edremit körfezi üzerinde bulunan doğa harikası kaz dağları'nın mitolojik dönemlerdeki ismi.
devamını gör...
solak olmanın yararları
salak olmanın yararları diye okuyup tıkladığım başlık...
devamını gör...
4 kişiyle pazar kahvaltısı yapma şansınız olsa
celal şengör, ilber ortaylı, fatih altaylı ve erol mütercimler...
artık siyaset din felsefe tarih konuşalım derken menemen tavada yanar herhalde. gerçi fatih bu işlere meraklı gibi wp fotoğrafında ıstakoz yaparkenki pozu vardı...
artık siyaset din felsefe tarih konuşalım derken menemen tavada yanar herhalde. gerçi fatih bu işlere meraklı gibi wp fotoğrafında ıstakoz yaparkenki pozu vardı...
devamını gör...
haçlı seferleri
birinci haçlı seferi; (aklımda kaldığı kadarıyla)
tarih 1096 yılını gösterirken anadolu selçukluların baskılarından bıkmış olan bizans imparatoru aleksios batı hristiyan dünyasından askeri yardım ister. (yıllarca moğolunuz ayrı dert, türkünüz ayrı dert, iki dakka rahat bırakın kardeşim diye bıkmıştır)
batı ülkeleri önce pek rağbet etmez, kim uğraşıcak şimdi elin bizanlısıyla, türkleriyle filan diye ses etmezler. aleksios hemen (günümüzde de rağbet gören) din kartını ortaya atar ve papa'dan da yardım ister. papa da boş durur mu?? atlar hemen orta yere, doğudaki ortodoks hristiyanları da kendisini desteklemelerini sağlamak için fransa'da konsül toplar.
orada başlar "eeyyy hristiyan alemi... kudüs'ü en iyi biz biliriz biiizzz, ıstavroz çıkarmayı sizden öğrenecek değiliz" diye konuşmalara. bu çağrılara kutsal roma-germen imparatorluğu filan pek kulak asmaz. ne haliniz varsa görün,bizim başımızı didiklemeyin derler. e tabi bunu duyan ingilizler de pek sallamazlar, "siz önce bi gidin bakın bakalım neymiş ne değilmiş ona göre ilerde bakarız" derler.
bu çağrılara anca öyle ufak kontluklar, prenslikler, ne idüğü belirsiz ufak tefek dükalıklar filan cevap verirler. "oğlum aşağı mahallede kavga varmış koş lan koş" diye atılırlar orta yere.
bizans imparatoru aleksios askeri yardım filan diye elini ovuşturup beklerken bir anda sürüler halinde ag parti yardım kamyonuna tosunu konduran ahali gibi haçlı askerleri akın etmeye başlarlar.
e haliyle aleksios da tırsmaya başlar "napıcaz olm bunları, hepsi izbandut gibi doluştular bizans'ın içine. karımıza kızımıza, türbanlı bacımıza sarkacaklar , camiye ayakkabılarıyla girip bira mira içecekler" diye.
biraz düşünür aleksios, hemen kafayı toparlar bizans işi çözüm bulur. öyle gelen izbandut sürülerinin başındaki kazmalara der ki "hacı öyle bedavadan geçiş yok, her gelen bizim askerlerimizin rehberliğinde belli noktalarda konaklayacak, yemekti iaşeydi filan herkes cebinden alman usulü ödeyecek. bak size pazarlar kurdum, oradan alın işte ne istiyorsanız. konstantinapol'e gelenler de önce elimi eteğimi öpecek, sonra geçecek. anadolu'da kaybettiğim eski toprakları da ele geçirirse bir kısımını bana verecek" der.
hem ayranım dökülmesin hem belim incinmesin diye şart koşar bu elemanlara.
haçlılar konstantinapolis sınırına geldiğinde "hoopp nereye hacı, öyle her elini kolunu sallayan giremez buralara, başhekimin emri var,geçemen" diye şehre sokulmazlar. önce gidip imparatora bağlılık yemini ettirilirler sonra hızlı bir şekilde gemilerle boğazdan karşıya geçirilerek anadolu topraklarına salınırlar.
bu haçlılar öyle toplu halde gelmezler. orta çağ milletleri her hıyarım var diyene tuzu benden demedikleri için dalga dalga ilerlerler. misal, önce halk haçlı hareketi dediğimiz köylülerden ve küçük soylulardan oluşanlar dalarlar bizans kapılarına, daha sonra baronların ve daha büyük soyluların askerleri gelirler.
anadolu'ya geçerler, ilk önce iznik'i alıp bizans'a verirler. daha sonra anadolu içlerine doğru devam ettiler. anadolu içlerinde gerek türk'lerin gerilla savaşımsı saldırıları, gerek arazinin yaz aylarındaki çoraklığı derken baya kırılırlar antakya'ya gelene kadar.
antakya ele geçirilir uzun kuşatmalardan sonra, diğer yandan burayı geçtikten sonra kudüs'ü ele geçirirler. kudüs'ü ele geçirdikten sonra birbirlerine düşerler, sen mi yöneticen ben mi yöneticem diye diye. en son kudüs krallığını kurarlar ama bunun yönetimi iyice karışıktır.
tarih 1096 yılını gösterirken anadolu selçukluların baskılarından bıkmış olan bizans imparatoru aleksios batı hristiyan dünyasından askeri yardım ister. (yıllarca moğolunuz ayrı dert, türkünüz ayrı dert, iki dakka rahat bırakın kardeşim diye bıkmıştır)
batı ülkeleri önce pek rağbet etmez, kim uğraşıcak şimdi elin bizanlısıyla, türkleriyle filan diye ses etmezler. aleksios hemen (günümüzde de rağbet gören) din kartını ortaya atar ve papa'dan da yardım ister. papa da boş durur mu?? atlar hemen orta yere, doğudaki ortodoks hristiyanları da kendisini desteklemelerini sağlamak için fransa'da konsül toplar.
orada başlar "eeyyy hristiyan alemi... kudüs'ü en iyi biz biliriz biiizzz, ıstavroz çıkarmayı sizden öğrenecek değiliz" diye konuşmalara. bu çağrılara kutsal roma-germen imparatorluğu filan pek kulak asmaz. ne haliniz varsa görün,bizim başımızı didiklemeyin derler. e tabi bunu duyan ingilizler de pek sallamazlar, "siz önce bi gidin bakın bakalım neymiş ne değilmiş ona göre ilerde bakarız" derler.
bu çağrılara anca öyle ufak kontluklar, prenslikler, ne idüğü belirsiz ufak tefek dükalıklar filan cevap verirler. "oğlum aşağı mahallede kavga varmış koş lan koş" diye atılırlar orta yere.
bizans imparatoru aleksios askeri yardım filan diye elini ovuşturup beklerken bir anda sürüler halinde ag parti yardım kamyonuna tosunu konduran ahali gibi haçlı askerleri akın etmeye başlarlar.
e haliyle aleksios da tırsmaya başlar "napıcaz olm bunları, hepsi izbandut gibi doluştular bizans'ın içine. karımıza kızımıza, türbanlı bacımıza sarkacaklar , camiye ayakkabılarıyla girip bira mira içecekler" diye.
biraz düşünür aleksios, hemen kafayı toparlar bizans işi çözüm bulur. öyle gelen izbandut sürülerinin başındaki kazmalara der ki "hacı öyle bedavadan geçiş yok, her gelen bizim askerlerimizin rehberliğinde belli noktalarda konaklayacak, yemekti iaşeydi filan herkes cebinden alman usulü ödeyecek. bak size pazarlar kurdum, oradan alın işte ne istiyorsanız. konstantinapol'e gelenler de önce elimi eteğimi öpecek, sonra geçecek. anadolu'da kaybettiğim eski toprakları da ele geçirirse bir kısımını bana verecek" der.
hem ayranım dökülmesin hem belim incinmesin diye şart koşar bu elemanlara.
haçlılar konstantinapolis sınırına geldiğinde "hoopp nereye hacı, öyle her elini kolunu sallayan giremez buralara, başhekimin emri var,geçemen" diye şehre sokulmazlar. önce gidip imparatora bağlılık yemini ettirilirler sonra hızlı bir şekilde gemilerle boğazdan karşıya geçirilerek anadolu topraklarına salınırlar.
bu haçlılar öyle toplu halde gelmezler. orta çağ milletleri her hıyarım var diyene tuzu benden demedikleri için dalga dalga ilerlerler. misal, önce halk haçlı hareketi dediğimiz köylülerden ve küçük soylulardan oluşanlar dalarlar bizans kapılarına, daha sonra baronların ve daha büyük soyluların askerleri gelirler.
anadolu'ya geçerler, ilk önce iznik'i alıp bizans'a verirler. daha sonra anadolu içlerine doğru devam ettiler. anadolu içlerinde gerek türk'lerin gerilla savaşımsı saldırıları, gerek arazinin yaz aylarındaki çoraklığı derken baya kırılırlar antakya'ya gelene kadar.
antakya ele geçirilir uzun kuşatmalardan sonra, diğer yandan burayı geçtikten sonra kudüs'ü ele geçirirler. kudüs'ü ele geçirdikten sonra birbirlerine düşerler, sen mi yöneticen ben mi yöneticem diye diye. en son kudüs krallığını kurarlar ama bunun yönetimi iyice karışıktır.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
bir gün hepimiz ölmüş olacağız. ve bizi hatırlayan son kişi de öldüĝünde , bir hayal kahramanı olarak kalacaĝız.
özenle yıkadıĝımız ve aynada her gün gördüĝümüz bu beden bu yüz bu her şey, bir gün toz olacak.
özenle yıkadıĝımız ve aynada her gün gördüĝümüz bu beden bu yüz bu her şey, bir gün toz olacak.
devamını gör...
annen yok kimsen yok
her izlediğimde gözlerimin dolduğu ve birkaç damla yaş a hakim olamadığım röportajın en can alıcı cümlesidir ve hayatın en net gerçeğidir.
devamını gör...
homofobik
"toplumun belli bir kısmının bazı hal ve hareketleri estetik bulmayıp, görmek istemeyen kişi." bu kadar masum bir tanımla geçiştirilecek kişi değildir. homofobik, görmek istememekle kalmaz, yok olmalarını, telef edilmelerini, linç edilmelerini, binadan aşağı atılmalarını, taşlanmalarını destekleyen, fırsat bulsalar bu eylemlere de katılabilecek kapasitede kişilerdir.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan sözlük yazarı
her koşulda yazdıklarımın arkasında durabileceğim için çekinmem, gocunmam koyarım fotoğrafımı. anonim kalmak fıtratımda yoktur bir kere.
kendimi severim ben, klavyemden dökülenler saçımdaki beyazların, göz altlarımdaki mor halkaların emeğidir.
istersem kapak fotoğrafımı da yine kendimle süslerim, kime ne?
geçiniz bunları efendim geçiniz, güzel güzel yazınız.
asap bozmayınız, vesselam.
kendimi severim ben, klavyemden dökülenler saçımdaki beyazların, göz altlarımdaki mor halkaların emeğidir.
istersem kapak fotoğrafımı da yine kendimle süslerim, kime ne?
geçiniz bunları efendim geçiniz, güzel güzel yazınız.
asap bozmayınız, vesselam.
devamını gör...
maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
kendini gerçekleştirmenin en tepede bulunduğu ve bunun bize ne kadar çok mutluluk vereceğini çok güzel anlatan bir hiyerarşi.
devamını gör...
yazarların apartman girişine asmak istediği duyurular
bu binada insanların yaşadığını unutmayın.
devamını gör...
karl popper
marksizm'in kuramsal açıdan eleştiricisidir.kuram'ların sadece yanlış olabileceğinin ıspatlanabileceğini savunur. objektif bilimin üstünlüğünü ve deneme yanılma gibi yollarla fikirlerin test edilmesi gerektiğini, bunun dışında bir durumun ise reddedilmesi gerektiğini öne sürmektedir.
devamını gör...
churchill
sade sodaya biraz limon suyu ve tuz eklenerek yapılan güzel içecektir.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
birbirinden farklı programlarla zenginleşen radyomuza yepyeni bir renk olacağa benzeyen program. yolu açık, dinleyicisi bol olsun.*
devamını gör...
