hediye gelen borcamı hediye etmek
belki benim aldığım borcam döne dolaşa senin sofranda yer almıştır.....
bor'dan üretilen cam ile yerli ve milli ürünlerimizi alıp ekonomiye can veriyoruz...
bor-sa istanbul'un sabancılara ait olduğunu düşünen albayrak şokta....
%10 hisse ile katarlı ortağın varlığı, yeni isim çalışmalarına sebep oldu.
borsa-ka istanbul isim önerileri arasında.
bor'dan üretilen cam ile yerli ve milli ürünlerimizi alıp ekonomiye can veriyoruz...
bor-sa istanbul'un sabancılara ait olduğunu düşünen albayrak şokta....
%10 hisse ile katarlı ortağın varlığı, yeni isim çalışmalarına sebep oldu.
borsa-ka istanbul isim önerileri arasında.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
kar yağıyor.
ve ben hatırlıyorum
şimdi sen de herkes gibisin.
ve ben hatırlıyorum
şimdi sen de herkes gibisin.
devamını gör...
görüşürüz deyip bir daha görüşmemek
en çok da sokakta denk gelinen ilk okul arkadaşına söylenir.
devamını gör...
şiirlerde sorulan en zor sorular
kırılan hangi kanadımız?
bir sıçrayışta artık dimdik duramıyoruz?
philippe tancelin- adımlar- sf- 26
bir sıçrayışta artık dimdik duramıyoruz?
philippe tancelin- adımlar- sf- 26
devamını gör...
bruce dickinson
iron maiden grubunun efsane vokalisti, günlük hayatında boeing 757 uçurabilen başarılı bir pilot, yazar, senarist, yapımcı ve eskrimci mükemmel insan. 62 yaşında olmasına karşın sahnedeki inanılmaz enerjisi ve yıllandıkça bir şarap gibi daha da güzelleşen sesi ile bana göre heavy metal tarzında gelmiş geçmiş en iyi vokalisttir.
devamını gör...
komşu gürültüsü
üst katınızda 1.5 yıldır bitmek bitmeyen tadilat varsa bayar.şu an olduğu gibi.
devamını gör...
kendini anlatamamak
anlatamadığım için uzun zaman önce anlatmaya çalışmayı bıraktığım durum. ne görüyorlarsa öyle anlasınlar. *
(bkz: entry nick uyumu)
(bkz: entry nick uyumu)
devamını gör...
theseus'nun gemisi

paul kleinman'ın notlarının ve kendi notlarımın bir harmanlamasidir. iyi okumalar
theseus'un gemisi
bir gemi ne zaman aynı gemi olmaktan çıkar?
klasik bir paradoks olan theseus'un gemisi paradoksunu anlamak için, ilk önce paradoksun ne olduğunu anlamak gerekir.
paradoks: felsefede paradoks, görünürde doğru bir önermey le başlayan bir ifadedir; ama daha derinlemesine sorgulanınca, o doğru görünen önermenin gerçekte yanlış olduğu sonucuna varılır.
theseus'un gemisi paradoksuna ilk kez antik yunan filozofu (ve platoncu) plutarkhos'un yazılarında rastlanır. plutarkhos, theseus'un (atina'nın kurucu kralı) uzun bir deniz yolculuğundan dö nüşünü anlatır.
yolculuk boyunca, geminin yapılmış olduğu ahşap tahtaların eskiyenleri, çürüyenleri denize atılıp yeni, sağlam tahtalarla değiştirilmiş.
öyle ki, theseus ve mürettebatı en sonunda yolculuktan geri döndükleri zaman, geminin yapılmış olduğu ahşap tahtaların tamamı yenilenmiş durumdaymış. dolayısıyla, şöyle bir soru akıllara takılır: farklı ahşap kısımları tamamen yenilenmiş olsa bile, geri döndükleri gemi, yola çıkarken bindikleri geminin aynısı mıydı? gemide ilk ahşap parçalardan biri hâlâ dursaydı ne olurdu?
gemide hâlâ iki parça ahşap olsaydı ne olurdu? bu durum, verile cek yanıtı değiştirir miydi?
thomas hobbes'un katkısı çok daha sonra, ünlü on yedinci yüzyıl filozofu thomas hobbes bu paradoksu bir adım ileriye taşıdı.
farz edelim ki, theseus'un gemisini bir çöp toplayıcı takip ediyor. theseus'un mürettebatı eski tahtaları güverteden attıkça, çöp toplayıcı onları sudan alıp kendi gemisini inşa ediyor. iki gemi limana varıyor: biri theseus ile mürettebatını taşıyan, yeni ahşaptan yapılma gemi; diğeri ise theseus'un mürettebatının güverteden attığı eski ahşaptan yapılma gemi.
bu senaryoda, hangi gemi the seus'un gemisidir?
bu senaryoda, çöp toplayıcıyı getiren gemiyi c harfiyle göste relim.
b*c olduğunu biliyoruz, çünkü limana iki gemi demirliyor, do layısıyla bunların bir ve aynı olmadıkları açıktır.
öyleyse, bir gemiyi theseus'un gemisi yapan nedir? o gemiyi oluşturan tek tek parçalar mı? geminin yapısı mı? geminin tarihçesimi?
buradan nereye varırız?
mereolojik kimlik kuramı (mereological theory of identity, mtı) denilen bir kuram, bir şeyin kimliğinin, bileşimindeki parçaların kimliğine bağlı olduğunu belirtir. bu kuramın iddiasına göre kimliğin zorunlu bir koşulu, kısımlarda bir aynılığın bulunmasıdır.
başka bir deyişle, eğer x'in bütün parçaları aynı zamanda y'nin de parçaları olsa, x = y'dir; bunun tersi de geçerlidir.
örneğin, x nesnesi, bir zaman diliminin başlangıcında (t1) belirli bileşenlerden oluşur. eğer o zaman diliminin sonunda (t2), nesne (o artık y'dir) aynı bileşenlere sahipse, varlığını sürdürüyor demektir.
mtı'ya göre, theseus'un gemisi paradoksunda a = c'dir. bu, iki gemi olduğu anlamına gelir. theseus'un yolculuğuna başladığı gemi, çöp toplayıcının içinde geldiği geminin aynısıdır (bu da onları tek gemi yapar), bir de theseus'un limana içinde girdiği, yeni parçalardan oluşan gemi vardır.
bununla birlikte, bu sonucun içerdiği bir sorun vardır. bu senaryoda, theseus'un yolculuğunda gemi değiştirmesi gerekirdi, oysa ki limana b ile geldi (o ise c'ye eşit değil). ama theseus, gemisin den hiçbir zaman ayrılmaz. a ile yolculuğa çıkar, b ile geri gelir ve hiçbir zaman iki geminin güvertesinde bulunmaz (mtı, öyle olması gerektiğini belirtiyor).
bu sorunu çözmenin başka olası yolları bulunabilir. mtı'nın de diğini tamamen bir yana bırakabilir ve onun yerine, a = b savını öne sürebiliriz. bu senaryoda, yine yalnızca iki gemi vardır: theseus'un yolculuğuna çıktığı gemi (a) ve yolculuğundan döndüğü gemi (b) tek bir gemi olarak, çöp toplayıcının gemisi ise ikinci gemi olarak düşünülür.
bu senaryoda da sorunlar ortaya çıkar. a = b olduğunu söylemek, b * c ve dolayısıyla, a * c imasını da içerir. ama bunu söylemek uygun düşmez çünkü c'nin her parçası a'nın parçasıdır ve bunun tersi de geçerlidir. ek olarak, a ve b herhangi bir ortak parçaya sahip değildir ama yine de onların aynı gemi olduğunu iddia ediyoruz.
theseus'un gemisi paradoksuna uygulanabilecek başka bir kuram, uzay-zaman sürekliliği (spatiotemporal continuity, stc) kuramıdır.
bu kuram, değişimin aşamalı olması, şeklin ve biçimin korunması koşuluyla bir nesnenin uzay-zamanda sürekli bir yol izle yebildiğini belirtir. bu, gemide zaman içinde aşamalı olarak yapılan değişikliklere olanak verir.
ne var ki, burada bile sorunlarla karşılaşırız! geminin her parçası ayrı ayrı kutulara konulsa, dünyanın her yanında farklı yerlere götürülse, sonra da geri getirilip kutuları açılsa ve yeniden monte edilseydi ne olurdu? bu sayısal açıdan aynı gemi olabilmekle birlikte, nesne, uzay-zaman boyunca sürekli olarak gemiye benzer bir theseus'un gemisi nesne halinde bulunmaz (dikkat edilirse, mtı bu senaryoya uygun görünüyor).
theseus'un gemisi ne anlam taşıyor?
elbette ki bu paradoks, gemilerle ilgili bir problem olmanın ötesindedir. theseus'un gemisi gerçekte kimlikle ve bizi biz yapanın ne olduğuyla ilgilidir. yıllar geçtikçe bizde kısım kısım değişiriz ve yine de kendimizi aynı kişi olarak görmeye devam ederiz.
kimliğimiz yapımızdan dolayı mı aynıdır? eğer öyle olsaydı, bir uzvunuzu kaybetmeniz, hatta saçınızı kestirmeniz halinde, siz artık siz olmazdınız. zihninizden ve duygularınızdan dolayı mıdır? eğer öyle olsaydı, anılarınızı kaybetmeniz ya da fikrinizi değiştirmeniz halinde, artık kendiniz olur muydunuz? bizi oluşturan kısımlardan dolayı mıdır? geçmişimizden dolayı mıdır?
theseus'un gemisi ve kimlikle ilgili içerdiği imalar bugün de hâlâ tartışılmaktadır.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
uluların ulusu, yücelerin yücesi, gerektiğinde yoldaş ama gerekirse bir kartal kadar sert, şefkati ne güzel ama hiddeti aleme ibret. işte o yoldaş benjamin franklin.
çekinir abi der bana. bana geldi dedi trevor abi trevor abi ben dedi sözlük açcam. get lan işine dedim kafa mı buluyon benle dedim. tak ordan kafa sözlük diye ismi buldu. bak dedim gardaş bu işler ucuz olmaz, benjamine bakar. abi dedi sen dedi parayı merak etme, sen bana yoldaş ol altından kalkarız dedi. tak ordan bide yoldaş benjamin diye nicki koydumu sana. dedim kanka bak dedim cigara bok birader, ben kafamı bulamıyorum sen sözlük diyorsun. tak ordan dedimi abi dedi senin dedi adın trevor olsun, abi dedi her şey dedi çok güzel olacak, sen bana fırsat vermiyorsun abi dedi. ama böyle konuştukça kunduz gibi içine kaçıyo adam. tuttum aldım kunduzu oturttum karşıma. bak dedim cengo bu işlere girip dağılan çok adam var. tamam hevesini almak istiyorsan kur sözlüğü ama çok da bağlanma. der demez abi baktım site tak ertesi günü açılmış. o gün bugündür yazıyorum kendimi bilmeden. ama şunu söyleyeyim, cigara bok birader. sonra geldi dedi abi dedi ilk yirmiye girmişiz türkiye çapında. hiiih dedim çok mutlu oldum ben. nasıl olmayayım? dünya kadar sözlük sitesi var. dedim yaşşa len kelle sen adam olacan da işte ben göremeyecem. ama nasıl bir sevinç var evde. aman yarabbim. evin itleri bile iki ayak üsründe geziyor sevinçten. evin hizmetçisi diyor sevinçli sevinçli donatayım masayı size bu akşam. dedim donat tabi yaaa sabahlar olmasın kutlama yapaciz. abi biz nasıl sevinçliyiz anlatamam. benjamin diyor allah'ım sana şükürler olsun deyip ordan tak şarap kadehini kaldırdı. vurdum ensesine o anda şarap boğazında kaldı benjaminin. dedi abi oldu mu şimdi ne güzel eğleniyorduk bak şarap boğazıma durdu falan derken dedim cengo şarap içiyorsun allah diyorsun bi kendine gel. abi dedi ben dedi sevinçten ne yaptığımı biliyor muyum falan derken terastayız orda yemek yiyoruz hemen yan bina bizim şoparların yeri. akşam abi bizim çalgıcılar da kurmuş çilingir sofrasını, biz şarap çalgıcılar rakı takılıyoruz karşılıklı teraslardan. adamlar tekirdağlı abi, düğün dernek çalgı işlerinin membaa artık. ordan seslendim;üstad kanun yanında mı? şoparların en büyük olanı ordan seslendi, sen sipariden haber ver olmasa da buluruz. yaaa dedim üstad sen bilirsin işini patlat ordan güzel bişey ayarlarız bişeyler. abi adam aldı kanunu döktürüyor ama nasıl anlatamam. biz kanun dedik ama bunlar ekip. hiiih ordan çıktımı sana klarnetiydi darbukasıydı falan. üstad dokuz sekizlik giriyor aman yarabbi. yerinde durabilene aşk olsun. ölüyü diriltir abi o müzik. neyse lafı uzatmayayım o gece epey eğlendik. bir ara artık iş sanat müziğine falan kaydı biraz hüzün oldu tabi. benim eski kırık vardı onu düşündüm falan neyse derin mevzular.
yani demek istediğim kolay kurmadı benjamin bu sözlüğü.
çekinir abi der bana. bana geldi dedi trevor abi trevor abi ben dedi sözlük açcam. get lan işine dedim kafa mı buluyon benle dedim. tak ordan kafa sözlük diye ismi buldu. bak dedim gardaş bu işler ucuz olmaz, benjamine bakar. abi dedi sen dedi parayı merak etme, sen bana yoldaş ol altından kalkarız dedi. tak ordan bide yoldaş benjamin diye nicki koydumu sana. dedim kanka bak dedim cigara bok birader, ben kafamı bulamıyorum sen sözlük diyorsun. tak ordan dedimi abi dedi senin dedi adın trevor olsun, abi dedi her şey dedi çok güzel olacak, sen bana fırsat vermiyorsun abi dedi. ama böyle konuştukça kunduz gibi içine kaçıyo adam. tuttum aldım kunduzu oturttum karşıma. bak dedim cengo bu işlere girip dağılan çok adam var. tamam hevesini almak istiyorsan kur sözlüğü ama çok da bağlanma. der demez abi baktım site tak ertesi günü açılmış. o gün bugündür yazıyorum kendimi bilmeden. ama şunu söyleyeyim, cigara bok birader. sonra geldi dedi abi dedi ilk yirmiye girmişiz türkiye çapında. hiiih dedim çok mutlu oldum ben. nasıl olmayayım? dünya kadar sözlük sitesi var. dedim yaşşa len kelle sen adam olacan da işte ben göremeyecem. ama nasıl bir sevinç var evde. aman yarabbim. evin itleri bile iki ayak üsründe geziyor sevinçten. evin hizmetçisi diyor sevinçli sevinçli donatayım masayı size bu akşam. dedim donat tabi yaaa sabahlar olmasın kutlama yapaciz. abi biz nasıl sevinçliyiz anlatamam. benjamin diyor allah'ım sana şükürler olsun deyip ordan tak şarap kadehini kaldırdı. vurdum ensesine o anda şarap boğazında kaldı benjaminin. dedi abi oldu mu şimdi ne güzel eğleniyorduk bak şarap boğazıma durdu falan derken dedim cengo şarap içiyorsun allah diyorsun bi kendine gel. abi dedi ben dedi sevinçten ne yaptığımı biliyor muyum falan derken terastayız orda yemek yiyoruz hemen yan bina bizim şoparların yeri. akşam abi bizim çalgıcılar da kurmuş çilingir sofrasını, biz şarap çalgıcılar rakı takılıyoruz karşılıklı teraslardan. adamlar tekirdağlı abi, düğün dernek çalgı işlerinin membaa artık. ordan seslendim;üstad kanun yanında mı? şoparların en büyük olanı ordan seslendi, sen sipariden haber ver olmasa da buluruz. yaaa dedim üstad sen bilirsin işini patlat ordan güzel bişey ayarlarız bişeyler. abi adam aldı kanunu döktürüyor ama nasıl anlatamam. biz kanun dedik ama bunlar ekip. hiiih ordan çıktımı sana klarnetiydi darbukasıydı falan. üstad dokuz sekizlik giriyor aman yarabbi. yerinde durabilene aşk olsun. ölüyü diriltir abi o müzik. neyse lafı uzatmayayım o gece epey eğlendik. bir ara artık iş sanat müziğine falan kaydı biraz hüzün oldu tabi. benim eski kırık vardı onu düşündüm falan neyse derin mevzular.
yani demek istediğim kolay kurmadı benjamin bu sözlüğü.
devamını gör...
karavan
günün birinde sahip olmak istediğim araçtır. alacağım başımı gideceğim buralardan. soğuk bir kış günü karavanımı deniz kenarına çekip köpüren dalgalara baka baka sıcak şarapımı yudumlamak istiyorum.
devamını gör...
vincent van gogh
eserlerinde çoğunlukla sarı-yeşil tonlarına yer veren ressamdır. bu sarı-yeşil tonlarını bu kadar sık kullanmasının sebebi aslında dünyayı öyle görmesiydi.
peki neden dünyayı sarı-yeşil tonlarda görüyordu? çünkü günümüzde kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ve dijitaller grubunda bulunan digoksin ilacını kullanıyordu. bu ilaç o zamanlar psikolojik rahatsızlıklar için kullanılan bir ilaçtı. ilacın en önemli yan etkisi sarı-yeşil diskromapatisidir.
bazı tablolarında ise ilacın ham maddesi olan digitalis purpurae diye adlandırılan “yüksük otu” bitkisini resmetmiştir. bunlar da bize van gogh’un yüksek miktarda digoksin maruziyetine kaldığını gösteriyor. van gogh sarısının hikayesi aslında bir yan etkiden ibaretmiş.
peki neden dünyayı sarı-yeşil tonlarda görüyordu? çünkü günümüzde kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ve dijitaller grubunda bulunan digoksin ilacını kullanıyordu. bu ilaç o zamanlar psikolojik rahatsızlıklar için kullanılan bir ilaçtı. ilacın en önemli yan etkisi sarı-yeşil diskromapatisidir.
bazı tablolarında ise ilacın ham maddesi olan digitalis purpurae diye adlandırılan “yüksük otu” bitkisini resmetmiştir. bunlar da bize van gogh’un yüksek miktarda digoksin maruziyetine kaldığını gösteriyor. van gogh sarısının hikayesi aslında bir yan etkiden ibaretmiş.
devamını gör...
mayıs'tan sonra gıda fiyatlarında düşüş bekliyoruz
hala bunlara inanan var mı merak ediyorum.olmasa bu adamlar hala iktidarda olmazdı.
devamını gör...
yazarların en sevdiği atasözü
ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni tartar
terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var.
koça kuyruk yük olmaz.
terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var.
koça kuyruk yük olmaz.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
ne kadar süslenirsen süslen, gülümseyebildiğin kadar güzelsin.
devamını gör...
dış kulak yolu
her ne kadar çevresi kulak kepçesi ile çevrilmiş olsa da, sonuç olarak kulak deliğimizden içeriye doğru giden yola denir.
devamını gör...
muhabbet kuşu öldü diye ağlayan erkek
candır o erkek.
merhametli, sevgi dolu, kalbi pır pır...
yahu yeme de.. bu burda olmaz ay dur aman.*
şahsen yakınlarında olan beğenmeyen varsa bana kargolasın. evet adresi veriyorum yazın. *
merhametli, sevgi dolu, kalbi pır pır...
yahu yeme de.. bu burda olmaz ay dur aman.*
şahsen yakınlarında olan beğenmeyen varsa bana kargolasın. evet adresi veriyorum yazın. *
devamını gör...
sigmund freud
sigmund freud, psikanalizin babası, puro bağımlısı, kokainin tedavi amaçlı olduğunu söyleyip bağımlısı olan kendi ve sevdiği kadın martha da deneyen ve martha ya "benim en değerli hazinem, benim prensesim "diyen romantik mektuplar yazan, hastalarını hipnoz edip konuşturarak iyileştirmeye çalışan bir terapist. sigara bağımlılığından dolayı yakalandığı kanser nedeni ile acı çekmesinin dayanılmaz boyutlara ulaştığında kızı anna ve doktoruna "zamanının geldiğini" söyleyip yüksek dozda morfin alıp huzur içinde ölmek istemesinde ona yardımcı olmalarını söylemiştir. tuhaf yaşantısı olan, başarı hırsı ve zekası ile dünyanın ünlü psikiyatristlerinden biri olmuştur.
devamını gör...
uzak durulması gereken insanlar
kendisiyle çelişen , bir dediği şeyi ertesi gün desteklemeyen. dengesiz insanlardan uzak durulmalı , gereksiz romantik insanlardan , hayatı amerikan filmlerinden ibaret sanan aptallardan. altını dolduramayacağı egoya sahip insanlardan , kendini dünyanın merkezinde sananlardan.
devamını gör...
hala seviyorum
eski sevgiliyi unutamayan kişi söylem'idir.
devamını gör...