evli bir kadının kocasından başka bir erkeğe arkadaşım demesi
ne absürt başlık.
devamını gör...
entryi okumadan başlığa yazan yazar
çokluğuyla şaşırtan insan grubu. ya kendi söyleyeceklerini aşırı derecede önemsedikleri, başkalarının fikirlerini zerre kadar umursamadıkları ya da okumaktan kaçtıkları için yapıyorlar bunu genelde. başka nedenler de vardır illa ki.
bununla ilgili bir deney yapılmıştı. bir link paylaşmışlardı. linkte insanların okumadan, sadece başlıklara bakarak yorum yapma huyu eleştiriliyordu. başlık ise bunu kanıtlamak amacıyla tamamen alakasız ve dikkat çekici başka bir konu hakkındaydı. linkin altındaki yorumların çoğu başlıkla alakalıydı ve bunları yazanların linke tıklamadıkları ve tam da bu durumun eleştirildiğini okumadıkları son derece açıktı. ne yazık ki böyle kötü bir eğilimi var insanların. okumaktan kaçma sorunumuz çok yüksek oranlarda. hoş, okuduğunu anlayan yüzdesi de çok parlakk değil de, neyse...
bununla ilgili bir deney yapılmıştı. bir link paylaşmışlardı. linkte insanların okumadan, sadece başlıklara bakarak yorum yapma huyu eleştiriliyordu. başlık ise bunu kanıtlamak amacıyla tamamen alakasız ve dikkat çekici başka bir konu hakkındaydı. linkin altındaki yorumların çoğu başlıkla alakalıydı ve bunları yazanların linke tıklamadıkları ve tam da bu durumun eleştirildiğini okumadıkları son derece açıktı. ne yazık ki böyle kötü bir eğilimi var insanların. okumaktan kaçma sorunumuz çok yüksek oranlarda. hoş, okuduğunu anlayan yüzdesi de çok parlakk değil de, neyse...
devamını gör...
zenginin horozu bile yumurtlar
kısır bir işten dahi parası sayesinde verim alabilen zengin insanları anlatan atasözü.
devamını gör...
tarhana çorbası
temelde bir tür kurutulmuş domates çorbası. ege usulü, kuru biberli ve kuru börülceli hazırlananı damaklara şenlik olur, bulursanız da şanslısınızdır.
soğuk havalarda ilaç gibi geldiği kesindir, sürekli el altında oluşu harika olur. gurbet ellerde imdadıma yetişmişliği vardır ki ömür boyu minnet duyarım yapana ve pişirene. şöyle ki evden çok uzak bulunduğum bir kış döneminde yanımda bir yarım kilo götürmüştüm tarhanadan. havalar dengesizleşip boğazım tırmalandıkça ben burdayım demişti adeta. kaldığım yerde öyle evdeki gibi tencere tava da yoktu, bir mikrodalga fırınla idare ediyorduk. hal böyleyken o çorba illa ki yapılacak deyip pratik bir yöntem bulmuştum. derin bir kasenin içine iki dolu yemek kaşığı ekleyip küçük bir bardak suyla iyice karıştırır, bir dakikalığına mikrodalganın en yüksek derecesinde ısıtırdım. çıkarıp yarım bardak daha su ekleyip tekrar karıştırır, bir dakika daha aynı derecede ısıttıktan sonra aynı işlemi üçüncü kez tekrarlayınca * içilebilir kıvamda bir kase çorba hazır olurdu. elbette evde tereyağlı, kuru börülceli ve biberli hazırlananın yerini tutmazdı ama hiç olmamasından da iyi olurdu. kase içine kıyılmış beyaz ya da süzme peynir koyup üzerine sıcak çorbayı ekleyince de değişik bir domates çorbası lezzeti almak olası, peynir bir tür krema tadı çıkarıyor ortaya.
bunun bir de yalancı versiyonu var, onda da normal domates çorbası yapar gibi iki yemek kaşığı tereyağında üç silme yemek kaşığı unu kavuruyoruz, bir buçuk yemek kaşığı salça ile biraz pul biberi de ekleyip iyice çeviriyoruz tencerede. üzerine kıvamına göre 5-6 bardak su ekleyip topaklanmasın diye çırparak karıştırıyoruz. su kaynamadan bir kase yoğurdu da tenceredeki sudan kaseye alıp azaz azar ılıştırarak ayran kıvamına getirdikten sonra tencereye ekliyoruz. kaynadıktan sonra da nane ve tuz ekleyince çorba hazır oluyor. ihtiyaçtan ya da keyiften türlü çeşit çorba çıkaran anadolu kültüründe azıcık kurcalayınca ne tarifler çıkıyor, şaşırmamak mümkün değil.
millet instagramda buzlu soğuk kahve, granita, sangria paylaşırken bana burda çorba tarifi verdiren, haziranda bile hala soğuk giden havalar daha ne yapmaz merak içindeyim diyerek bu girdinin sonuna geliyoruz. o yaz buraya gelecek, evet.*
soğuk havalarda ilaç gibi geldiği kesindir, sürekli el altında oluşu harika olur. gurbet ellerde imdadıma yetişmişliği vardır ki ömür boyu minnet duyarım yapana ve pişirene. şöyle ki evden çok uzak bulunduğum bir kış döneminde yanımda bir yarım kilo götürmüştüm tarhanadan. havalar dengesizleşip boğazım tırmalandıkça ben burdayım demişti adeta. kaldığım yerde öyle evdeki gibi tencere tava da yoktu, bir mikrodalga fırınla idare ediyorduk. hal böyleyken o çorba illa ki yapılacak deyip pratik bir yöntem bulmuştum. derin bir kasenin içine iki dolu yemek kaşığı ekleyip küçük bir bardak suyla iyice karıştırır, bir dakikalığına mikrodalganın en yüksek derecesinde ısıtırdım. çıkarıp yarım bardak daha su ekleyip tekrar karıştırır, bir dakika daha aynı derecede ısıttıktan sonra aynı işlemi üçüncü kez tekrarlayınca * içilebilir kıvamda bir kase çorba hazır olurdu. elbette evde tereyağlı, kuru börülceli ve biberli hazırlananın yerini tutmazdı ama hiç olmamasından da iyi olurdu. kase içine kıyılmış beyaz ya da süzme peynir koyup üzerine sıcak çorbayı ekleyince de değişik bir domates çorbası lezzeti almak olası, peynir bir tür krema tadı çıkarıyor ortaya.
bunun bir de yalancı versiyonu var, onda da normal domates çorbası yapar gibi iki yemek kaşığı tereyağında üç silme yemek kaşığı unu kavuruyoruz, bir buçuk yemek kaşığı salça ile biraz pul biberi de ekleyip iyice çeviriyoruz tencerede. üzerine kıvamına göre 5-6 bardak su ekleyip topaklanmasın diye çırparak karıştırıyoruz. su kaynamadan bir kase yoğurdu da tenceredeki sudan kaseye alıp azaz azar ılıştırarak ayran kıvamına getirdikten sonra tencereye ekliyoruz. kaynadıktan sonra da nane ve tuz ekleyince çorba hazır oluyor. ihtiyaçtan ya da keyiften türlü çeşit çorba çıkaran anadolu kültüründe azıcık kurcalayınca ne tarifler çıkıyor, şaşırmamak mümkün değil.
millet instagramda buzlu soğuk kahve, granita, sangria paylaşırken bana burda çorba tarifi verdiren, haziranda bile hala soğuk giden havalar daha ne yapmaz merak içindeyim diyerek bu girdinin sonuna geliyoruz. o yaz buraya gelecek, evet.*
devamını gör...
5 liraya dert dinlenir
ben bedavaya dert dinlerim. derdini dinlediğim kişi, benim dertlerimi duyup haline şükreder belki.
devamını gör...
4 haziran 2021 yekta saraç'ın açıklaması
yök başkanının üniversitelerin tanımını yaparken sarf ettiği sözlerdir. yine emanet edilmekten ve birilerinin himayesi altına girmekten kurtulamamışız... buradan
devamını gör...
parmaksız ıslık çalabilen tip
heeaaa benim noldu ki diyerek girdigim baslik.
her turlu hali, kilim, yolluk, paspas kenarina, halifleks kenarina overlok cekilir. bes dakikada yapilir, hemen teslim edilir.
tum parmaklarimla ayri ayri, parmaksiz dislerimle, hic olmadi dudaklarimla ottururum efenim. (bkz: erkek fatma)*
her turlu hali, kilim, yolluk, paspas kenarina, halifleks kenarina overlok cekilir. bes dakikada yapilir, hemen teslim edilir.
tum parmaklarimla ayri ayri, parmaksiz dislerimle, hic olmadi dudaklarimla ottururum efenim. (bkz: erkek fatma)*
devamını gör...
zeki müren
en sevdiğim sanatçı olur kendileri. 6 aralık 1931'de doğmuş. 24 eylül 1996'da ızmir'de aramızdan ayrılmıştır. türk şarkıcı, besteci, söz yazarı, şair ve oyuncudur. 600'ü aşkın plak ve kaset doldurmuş 1955'te o harika "manolyam" şarkısıyla türkiye'de ilk kez verilen altın plak ödülü'nü kazanmıştır.
1950'lerin türkiye'sinde (hâlâ tamamen gelişememiş olsak da) alışılmamış kalıpları yıkıyordu. gerek kıyafetleri gerek hâli ve tavrı dolayısıyla çok hoş bir insandır. ağdalı türkçesiyle bilinir. sanat güneşimiz olur kendisi. klasik türk müziğinin en büyük isimlerinden olan müren, 6 yıllık inzivasından sonra 1996'da trt izmir televizyonunda kendisine düzenlenen tören sırasında kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuştur.
en güzel şarkılarından olan "veda busesi" hikayesiyle de gayet sıcaktır. beş hececilerden orhan seyfi orhon'un 10 yaşındaki kızının ağır hastalığı vardır. son anlarında da babasının kucağındadır. ölümünden saniyeler önce babasının ardından gözyaşı dökmemesi icin bir söz almıştır fakat kucağında ölen evladına dayanamayan şairin şu dizeleri can bulur.
bir alev hâlinde düştün elime
hani ey gözyaşım akmayacaktın?
vedabusesi
1950'lerin türkiye'sinde (hâlâ tamamen gelişememiş olsak da) alışılmamış kalıpları yıkıyordu. gerek kıyafetleri gerek hâli ve tavrı dolayısıyla çok hoş bir insandır. ağdalı türkçesiyle bilinir. sanat güneşimiz olur kendisi. klasik türk müziğinin en büyük isimlerinden olan müren, 6 yıllık inzivasından sonra 1996'da trt izmir televizyonunda kendisine düzenlenen tören sırasında kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuştur.
en güzel şarkılarından olan "veda busesi" hikayesiyle de gayet sıcaktır. beş hececilerden orhan seyfi orhon'un 10 yaşındaki kızının ağır hastalığı vardır. son anlarında da babasının kucağındadır. ölümünden saniyeler önce babasının ardından gözyaşı dökmemesi icin bir söz almıştır fakat kucağında ölen evladına dayanamayan şairin şu dizeleri can bulur.
bir alev hâlinde düştün elime
hani ey gözyaşım akmayacaktın?
vedabusesi
devamını gör...
erkin koray
daha bebekken dinlemeye başladığım harika müzisyen. zamanın çok ötesinde bir insan. öyle büyük bir adam ki, rolling stones erkin korayın şarkısından esinlendiğini itiraf etmişti.
çok seviyorum erkin babayı, gerçekten babam gibi seviyorum.
daha 70li yıllarda türkiye gibi bir ülkede stoner ve psidelik müzik yapmış. vizyona bak kurban olurum vizyonuna baba.
şu an gitar çalan, müzik dinleyen, riff yazan biriysem erkin koray en büyük etkiye sahiptir.
çok seviyorum erkin babayı, gerçekten babam gibi seviyorum.
daha 70li yıllarda türkiye gibi bir ülkede stoner ve psidelik müzik yapmış. vizyona bak kurban olurum vizyonuna baba.
şu an gitar çalan, müzik dinleyen, riff yazan biriysem erkin koray en büyük etkiye sahiptir.
devamını gör...
hayatta olmayan bir sanatçının hayranı olmak
kişi için çok duygu yüklü bir durumdur. kendi gibi hissedenler olduğunu bilmek onu biraz olsun rahatlatır. eğer sanatçı kişisi yakın zamanda vefat etmişse, imkan varken gidilmeyen bir konser, bir oyun ya da bir sinema filmi insanda kahır etkisi yaratır. gidilmişse de, dünya kadar parası olsa bile alamayacağı bir hatıra almıştır kişi kendine, bu yüzden çok şanslıdır.
bazen kırılır insan kadere, bu kadar gereksiz insanın yaşadığı dünyada neden bu güzel insanlar aramızda değil diye düşündürür.
neden diye sordurur. neden gitti barış akarsu, kemal sunal, kazım koyuncu, müslüm gürses, küçük iskender, ahmet kaya, neşet ertaş ve çok daha fazlası.
bazen kırılır insan kadere, bu kadar gereksiz insanın yaşadığı dünyada neden bu güzel insanlar aramızda değil diye düşündürür.
neden diye sordurur. neden gitti barış akarsu, kemal sunal, kazım koyuncu, müslüm gürses, küçük iskender, ahmet kaya, neşet ertaş ve çok daha fazlası.
devamını gör...
bitirilince üzülünen şeyler
bilim kurgu filmleri; özellikle de başka yaşam formlarının keşfedildiği.hep o keşfeden ekibin arasında olmak istediğimden film bitince gerçekliğe dönüş gerçekten üzücü oluyor benim için. *
devamını gör...
yay burcu
hadi bugün nereye gidiyoruz diyen burç kişisi.
devamını gör...
beklenmedik anda mutlu eden olaylar
sahaftan aldığın kitabın içinden çıkan notlar
devamını gör...
karl marx
marx'a göre kapitalist sistemde özgürlükten söz etmek mümkün değildir. bu sistem sömürü ve eşitsizliklere dayanmaktadır. üretim araçlarına sahip burjuva sınıfı işçi sınıfını her anlamda sömürmektedir. kol gücü değildir sadece sömürülen; aynı zamanda zihinlerini de sömürmektedir. işçiler kendi ürünlerine yabancılaşmaktadır. genel olarak insanlar doğaya, türdeşlerine ve hatta kendilerine yabancılaşmaktadırlar. bu yabancılaşma durumu marx için çok önemlidir. bir bakıma kişinin kendi benliğini yitirmesidir. varoluşları kendi çabalarına ve eylemlerine bağlı değildir. bu durumda da gerçek bir varoluştan ve özgürlükten söz etmek imkânsızlaşmaktadır. marx prensip olarak insanların akıllı varlıklar olduğunu ve özgür olabileceklerini kabul etmektedir. ancak bunun için bazı şartların olgunlaşması gereklidir. kapitalist sistemde insanlar özgürlük vaatleri altında aslında özgürlükten mahrum bırakılmışlardır. rousseau bütün insanların özgür doğduğunu fakat her yerde zincire vurulduklarını söylemişti. marx için bu zincir kapitalizm ve onun üretim ilişkileridir. tarihsel ve toplumsal bir bakış açısına sahip olan marx özgürlüğun ancak bu sistemin sona ermesiyle mümkün olabileceğini düşünmektedir. kapitalizmde sınıf çatışmaları, özel mülkiyet, eşitsiz ve adil olmayan gelir dağılımı, üretim araçları hegemonyası ve yabancılaşma vardır. marx burjuva ahlakına ve çarpık bireysellik anlayışına karşı çıkmaktadır. ona göre gerçek bireysellik de ancak ve ancak kolektif bir yapıda mümkün olacaktır. burjuva ahlakının özgürlük anlayışı bir illüzyondan ibâretttir. insanın kendini gerçekleştirmesi ve yeteneklerini ortaya koyabilmesi anlamındaki özgürlük marx'a göre komünal bir yapıda mümkün olabilecektir.
devamını gör...
provizyonizm
iaşecilik olarak da adlandırılmaktadır. aynı zamanda
osmanlı devletinde yükselme ve duraklama dönemlerinde uygulanan bir ekonomik politikadır. ülke sınırları içerisinde malların bol ve fiyatların düşük olmasını amaçlayan ekonomik politikaya verilen isimdir.tüccarın değil, halkın refah ve huzurunun ön planda tutulduğu ekonomik politikadır.
osmanlı devletinde yükselme ve duraklama dönemlerinde uygulanan bir ekonomik politikadır. ülke sınırları içerisinde malların bol ve fiyatların düşük olmasını amaçlayan ekonomik politikaya verilen isimdir.tüccarın değil, halkın refah ve huzurunun ön planda tutulduğu ekonomik politikadır.
devamını gör...
son feci mars
"birer birer masadan eksiliyor dostlar."
devamını gör...
çirkin erkeklerdeki öz güven
özgüven ile tip arasında bir bağlantı kurabilmek için odada dönüp duruyorum ama cık olmuyor.
devamını gör...


