toplumun ahlakına zarar vermiyorlar, toplum zaten ahlaksız.
devamını gör...

sıcaktan bunalan kişi soğuk ama üşütmeyecek bir nesneye muhtaçtır. o yorgan bu nesnedir ve tam olarak şiirdir. yastığın soğuk yüzü de öyle.
devamını gör...

saygı göstersin, sevgisini versin. bir de öldürmesin yeterli.
devamını gör...

beynin, nörotransmitterlerin ve biyolojimizin düşüncelerimizi ve duygularımızı nasıl etkilediğini analiz eden psikoloji dalıdır.
bu alandaki araştırmaların uzun bir geçmişi olsa da (ilk filozofların zamanına kadar uzandığı söyleniyor) biyopsikoloji 20. yüzyıla kadar bir disiplin haline gelmemiştir.

pinel, j. p. j. (2010) biopsychology, 8th edition, p:3.
devamını gör...

akdeniz sahillerimizin renginden esinlenerek, fransızca türk kelimesinden türetilmiş renk ismi.

cam göbeğinin hafif daha mavisi
devamını gör...

aslında "ahır beyi" demektir. bu yüzden bir meslek tanımı değildir, halk ağzıdır. (bkz: veteriner hekim)
devamını gör...

(bkz: köle isaura)'ya ağlayıp sızlayanlar, bizim tarihimizde de kölelik müessesesinin olduğundan habersiz o gözyaşlarını akıtmışlardır. 1839 yılında tanzimat fermanı okunduktan sonra kölelik yasaklandı. yasaklayan padişah sultan abdülmecid ama bu yasakları takan olmadı. köle ticareti, merdiven altı olarak da devam etti. fiili ticaret 1900'lere kadar sürdü. sadrazam talat paşa bu meseleye yüklenmese, bu ağır yük cumhuriyete kalacaktı.
devamını gör...

bilimsel ismi forsythia intermedia olan altın çanak ilkbaharda altın sarısı çiçekler açmaya başlayan, kışın ise yaprak döken bir bitkidir. yaklaşık iki metre büyüyen ve aşırı soğuğa bile dayanıklı olan bir çalı türüdür aslında. ince dallardan oluşur ve muhteşem bir görüntüye sahiptir. bu ince dallardan kesilip ekilerek çoğaltılabiliyor altın çanak.

kendisini keşfetmem (bkz: plantnet) uygulaması sayesinde oldu. altın çanak yaygın olarak kullanılan bir süs bitkisi aslında. sadece ismini bilmiyordum. tanışıp kaynaşmış, uzun uzun koklaşmıştık sitenin bahçesinde. ilkbaharda herkesin dalları yeşillenirken kim bu dalları sararmaya başlayan aykırı dedim ki, altın çanak olduğunu öğrendim bu güzelliğin isminin. soğuğa karşı dayanıklı olduğu için ülkemizde çoğu yerde kolaylıkla yetişebiliyor olsa da altın çanak tam bir sıcak iklim bitkisi gibi görünüyor. sarı sıcak güneşin renginde, tam bir akdeniz bitkisi görüntüsü var. pandeminin sürdüğü günlerde içimi yaşam sevinci ve bahar ile doldurduğu için teşekkür ediyorum kendisine.

bu muhteşem güzellikteki bitkinin çiçekleri özellikle sindirim ve böbrek rahatsızlıklarında çay olarak tüketilebiliyormuş ancak kıyıp da koparıp içemem ben bunu.
görsel
devamını gör...

an itibariyle olmuş olandır. hukuk fakültelerinde eğitim artık 5 yıl olacak.

kaynak
devamını gör...

sözlük kurallarına uymuyorsa saçmalık olmayan durumdur. ilk tanım diye müsamaha gösterilmesi fazlasıyla saçma bence.
devamını gör...

insan önce kendini okumalı, evreni okumalı. sonra kitap yapraklarını istiyorsa okumalı. anlamak, anlamlandırmak için.
devamını gör...

bir tatil beldesi olarak valhalla

evet değerli dostlar bugün tatilinizi huzur içerisinde geçirebileceğiniz bir mekan önerisinde bulunacağım. tanrı odin'in muazzam salonu valhalla...

nasıl bir yerdir?

valhalla, çatısı altın kalkanlardan oluşan , duvarları ve kirişleri mızraklardan yapılmış bir mekan. kapısında kurtlar bekliyor ve başınızı göğe çevirdiğinizde üzerinizde sürekli uçan kartallar görüyorsunuz. etrafta valkür adıyla bilinen silahlanmış genç ve güzel kadın savaşçılar geziyor. salon içerisinde biraz dikkatli olmanız gerekiyor. özellikle huzur kaçırıcı hareketlerden uzak durmanız lazım. yoksa tepenize binerler ve vallahi valhalla'dan atılırsınız. içki serbest. dilediğiniz kadar içebiliyorsunuz. yemekler on numara, her tür yemeğe bedava erişiminiz var. ekmek elden su gölden takılabileceğiniz bir mekan.

nasıl giderim?

önce asgard'ı bulmanız gerekiyor. duyduğuma göre navigasyon'un pek bir faydası olmuyormuş. bu sebeple hislerinize güveneceksiniz, hele bir yola çıkın gerisi gelir zannımca. neyse, asgard'ı buldunuz diyelim, burada karşınıza 540 tane kapı çıkacak, bu kapıların her biri 800 kişi alıyor o yüzden elinizi çabuk tutmanız lazım. artı, viking pasaportu çıkarmayı ve yanınızda götürmeyi de ihmal etmeyin. yoksa onca yolu boşa gitmiş olursunuz.

tabi en önemli şart, bir savaşta onurunuzla ölmüş olmanız gerekliliği, onu da kendiniz halledersiniz diye düşünüyorum. insan isterse her şeyin üstesinden gelir.

ne tarz etkinlikler vardır?

en önemli etkinlik sabahın ilk ışıkları ile kalkıp, mekanda bulunan diğer arkadaşlarınızla, kılıç kalkan oyunu oynamak...

akşama kadar birbirinize kılıç sallar, oranızı buranızı yaralar, akşam olduğunda ise bir anda iyileşerek alemlere akma fırsatına erişirsiniz.

bu etkinlik sonrasında çok fazla acıkmış olacağınız için, sizi aşçıların efendisi andhrimnir’in hazırladığı, sihirli dev domuz eti karşılayacak. bazılarınızın tövbe tövbe dediğini duyar gibiyim lakin geldiniz bir kere ve aç kalmayı tercih ediyorsanız, elbette seçim sizin, buna saygı duymaktan başka yapacak bir şey yok.

e hani başlangıçta her türlü yiyecek serbest demiştin diyebilirsiniz. serbest efendim. o vakti bulursanız yiyebilirsiniz.

arkasından bal şarabı şenlikleri başlıyor. savaştınız, karnınızı tıka basa doyurdunuz ve bingo! keçi heidrun'un memesinden akan bal şarabı ile kafayı bulma şansına erişiyorsunuz. mekanın böyle de güzel yanları var.

unutmadan at turlarına da katılabiliyorsunuz.

keyfiniz daim olsun. iyi tatiller dilerim.
devamını gör...

aynı kapıya çıkar.*
devamını gör...

düşünsenize. okuyorsun, çalışıyorsun, çabalıyorsun. zor da olsa bir yerlere geliyorsun. birikimler, yatırımlar yapıyorsun. ve tık bir anda ölüyorsun. bitti, her şey geride kaldı ve gitti. sevdiklerin, ailen, varlığın hepsi gitti. öldüğümüz de eğer duygusal olarak bir şeyler hissediceksek tek hissim üzüntü olucak ve çabalarım için ağlayacağım.
devamını gör...

istanbul'da sefarad bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş filozof. yaşamı neredeyse ölümü beklemek üzerine kuruludur. tüm ailesini yitirdikten çok kısa bir süre sonra da bu bekleyişi intihar ile sonlandırmayı seçmiştir. her ne kadar post mortem'deki o karamsar ve umutsuz tutum annesinin ölümünün bir etkisi olsa bile caraco'nun zihninin içinde başından beri benzer düşünceler dışarıya çıkmak için kıvrandığından bu tutumu tamamen annesinin ölümüne de bağlamak mümkün olmuyor. caraco'nun üslubu bellidir, cümleleri bulduğu ilk çatlaktan içeri sızar ve ruhunuzun her köşesine sirayet eder. caraco okumak açıkça saldırıya uğramaktır ama tam olarak bu yüzden okunmalıdır. sanat ruhumuza bir balyoz gibi indiğinde gerçek bir değişim yaratabilir zannımca. zihin içine bilgileri ve başkalarının düşüncelerini tıkıştıracağımız bir kap değil daha çok düşünmek için ateşlenmesi gereken bir çıradır ve caraco bunun bilincinde olarak yazar. kendi fikirlerini empoze etmeye değil düşünmeye iten bir mizacı benimser kitaplarında. bundan ötürü kısa ama etkili bir anlatı sunar ve okuyucuyu yormak yerine insanın derinine, karanlığa inmesine yardımcı olacak bir yol işlevi görür. insanın içindeki karanlığı huzursuz eden (bkz: bréviaire du chaos) kitabından bir kaç alıntı:


" biz deliliği ve ölümü sunakların üzerine yerleştirdik, tanrı'nın çıldırdığını ve can çekiştiğini söylüyorsak artık ne kalır geriye sorarım size? paradoksun bedelini ödemek kalır ve bunun ödeneceğini öngörüyorum, vaktiyle oynadığımız fikirler şimdi insanlarla oynamaya başlıyor ve insanlar ölçüsüzce tüketecekler kendilerini. hiçbir şeyden kaçamayacağız ve hiçbir şey bize artık lütufta bulunmayacak, sürdürdüğümüz düzen asla iyileşmeyecek, delilik ve ölüm bu düzenin temelleri olarak kalıyor, düzen onlara bağlı ve sağlıklı bir şekilde değişemeyeceğinden, biz istemesek de destekleyen şey öldürecek düzeni. "


"biz onarmak istiyoruz ve bu nedenle yok etmeyi düşünüyoruz, uyuma yeniden kavuşmak istiyoruz ve bu nedenle kaosu sevgimizle silahlandırıyoruz, her şeyi yenilemek istiyoruz ve bu nedenle hiçbir şeyi affetmeyeceğiz. çünkü eğer canlılar böcek olma ve karanlıklarda, uğultu ve pis koku içinde üreyip çoğalma tercihinde bulunursa bile, biz onları engellemek ve insan'ı soyunu kurutarak kurtarmak için buradayız."


"dünya çirkin, giderek daha da çirkinleşecek, ormanlar balta darbeleriyle yok oluyor, her yandan şehirler her şeyi yutarak yükseliyor, çöller her yerde yayılıyor, çöller de insanın eseri. toprağın ölümü şehirlerin uzağa yansıyan gölgesidir, şimdi buna suyun ölümü de ekleniyor, sırada havanın ölümü var, ama dördüncü element olan ateş, diğerlerinin intikamını almak için varlığını sürdü­recek; bizler, sıramız geldiğinde, ateşle öleceğiz."
devamını gör...

kale gibi sağlam karaktere, empati yeteneğine sahip, cefakar, vefakar, fedakar dost. kötü gün insanı. bir tür aziz. dört yapraklı yonca gibidir.
devamını gör...

maalesef vazgeçen olmaktır. aksi takdirde vazgeçilen tarafındasınız demektir. çünkü insanlar ufak bir kısmı hariç acımasız ve merhametsiz.
devamını gör...

"gecenin ardından nasıl gün doğuyorsa, adaletsizlikte bir gün son bulacaktır. zorbalığın ölümünü de göreceğiz, ışığın ve mucizelerin doğuşunu da."
cebelavi sokağı'nın çocukları-necib mahfuz
devamını gör...

katıldığım kampanya. hatta ücretsiz olmalı. her isteyen istediği gibi kullanmalı. hatta kullananlar sözlük girişinde bedava çayını içip kekini yedikten sonra molalarda da sözlük bahçesinde yeşillikler üzerinde yuvarlanmalıdırlar.

hayır böyle bir imkanımız yok bahanesini kabul etmiyoruz sevgili sözlük. nasıl yarışacağız muasır medeniyetlerle?
devamını gör...

1.dünya savaşının başladığı, bosna savaşının ilk kurşunun atıldığı, içinden nehirler akan, tarihi (bkz: başçarşı)'sı olan avrupa' nın onda aklı kaldığı mazlum güzel (bkz: evlad-ı fatihan) olan şehir.
devamını gör...

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim