hani çocukken doğum gününe bütün sınıfı çağırırsın da kimse gelmez ya işte bu his o his.
devamını gör...

öyle olduğunu zannetmiyorum. hayat arkadaşın zekiyse zorluklar ikiye bölünüyor, yarı yarıya hafifliyor.
devamını gör...

tom hardy.
devamını gör...

ay sevdim ben bu programı. şarkılar çok güzeeell. iyi yayınlar dilerim efenimm.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

az önce yaptım,fırından yeni çıktı. isteyenlere 1 dilim verebilirim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sürekli arayış içinde olmasıdır. bu kez ihtiyaçtan değil tatminsizlikten elbette.
devamını gör...

liyakat dili ve edebiyatı.
buna tüm toplumun ihtiyacı vardır.
devamını gör...

1) aşırı yüksek vergiler.

2) ülkemizin parasının değersiz olması.

3) özellikle benim gibi gençler için geleceğin belirsizliği.

4) obezite.

5) diyabet hastalığı.

6) kanserin her türü.

7) asgari ücret.


tanım : öldürmeyip süründüren şeyleri paylaştığımız başlık.
devamını gör...

bayılıyorum kendime. çok daha güzel olduğumda da çat çekiyorum kendimi. hele böyle tuvalet, kabin aynası görünce dayanamıyorum. ışık da harika. sadece asansör sevmem. public sonuçta. her an her şey olabilir. çok geriliyorum.
devamını gör...

bir manyak olduğumdan tüm konser kaydını yüzüncü kere dinliyorum*.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2013 yılında gösterime giren faysal soysal filmidir. filmin hem senaryosunu hem yönetmenliğini faysal soysal üstlenmiştir.
üç yol yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olmuştur, film trt ve kültür bakanlığının katkılarıyla çekilmiştir.

filmin oyuncu kadrosunda nik xhelilaj, kristina krepela, reshad strik, alma terziç, aldin omerovic, faketa salihbegovic, rıza akın, turgay aydın gibi isimler oturmaktadır.

filmin konusuna gelecek olursak. bosna'da toplu mezarlardan ceset çıkaran bir kuruluşta çalışan bünyamin, türkiye'ye dönmesine günler kala mostar köprüsü'nde intihar etmeye çalışan zrinka ile tanışıyor ve film o dakikadan sonra birçok konuya parmak basmaya çalışıyor. olaylar ikili üzerinden anlatılırken bünyamin'in hikayesi hazreti yusuf hikayesi üzerinden gidiyor.

film güzel görüntülerle kendini izlettiren bir film. hasankeyf ve bosna görüntüleri gerçekten çok hoşuma gitti. maalesef hoşuma giden şeyler bunlarla sınırlı kaldı. yönetmen filme her şeyi katmış, bütün olaylara değinmek istemiş, bütün metaforları, bütün imgeleri kullanmış. bu durum filmin tadını kaçırmış. yönetmen heybesindeki bütün malzemeyi filme eklemiş ve ortaya üç yol çıkmış. bu kadar malzemeden yemek bile olmaz sayın faysal soysal diyorum kendisine.

tabii ki güzel detaylar, güzel hikayeler vardı ama pek tatmin olmadım. eh işte bir film. yönetmenin ilk filmi olduğu için normal. konuyu merak edenler açıp bakabilir. hasankeyf ve batman görüntülerini mutlaka seveceklerdir.


filmde en etkilendiğim sahne bünyamin tabuttayken kadının batman'a gitmesiydi. sevdiği adam üstünde tabutun içinde. çok üzücüydü.

rum ressam ve çinli ressam hikayesini çok beğendim.

ayrıca tahta salın üzerindeyken çalan müzik ve kamera kullanımı güzeldi.
devamını gör...

the queen s gambit
unbelievable
unorthodox
chernobly
devamını gör...

adam esas suçu, istanbul büyükşehir seçimlerini kazanıp cumhur ittifakına beklenmedik bir sandık darbesi yapınca en başta işlemişti zaten .
devamını gör...

cebinden düşen 10 kuruşu alıp almama kararsızlığına benzer bir durum. "neyse kalsın ya" diyorum genelde.
devamını gör...

ikisini birden yapabilen kadın sayısı azımsanmayacak kadar çok.
devamını gör...

ilk kez douglas adams tarafından 70'li yıllarda bir radyo programı olarak çıkmış, sonrasında ise 5 serilik bir kitap, tv yapımları, diziler ve hatta bilgisayar oyunları bile çıkmış bir fenomen. allah var douglas dayı çok ekmeğini yemiş bu olayın.
şimdi kitaba gelecek olursam; bir arkadaşımın ısrarlı tavsiyeleri üzerine başladım ve 2-3 gün gibi kısa bir sürede elimden hiç düşürmeden bitirdim. (228 sayfa) (bu arada alfa yayınları 5 kitabı birleştirip kalınca kocaman bir baskısını çıkarmış)
sıradan bir hayatı olan arthur'un evinin yol yapılacak olması nedeniyle yıkılması ve aynı zamanda da yine yol yapılacak olması nedeniyle yer kürenin yıkılması inanılmaz bir tesadüf gibi :) bu arada da galaksiler arası otostop yapan bir uzaylı olan ford prefect bu otostopu sırasında dünyada 15 yıldır kalmış ve kendi galaksisine dönmeyi bekliyordur. yer kürenin yıkılmasından 5 dakika kadar önce arthur'u da yanına alır ve otostopa devam eder. hangi otostop? gezegenler arası otostop. ve kitap uzun süre boyunca uzayda galaksilerde ford ve arthur'un başlarından geçeni anlatır. son bölümde ise dünya ile ilgili bir gerçeği öğrenmeye çalışırız. bunu burada yazıp spoiler vermeyeceğim ama o bölümlere geldiğimde ohaaa dedim inanılmaz şaşırdım. kitap birden felsefe yapmauya başlıyor ve hayatın anlamı, ne, neden , nasıl gibi soruları hem soruyor hem de okuyucuya sorduruyor. ben çok beğendim ve hemen gidip ikinci kitabın siparişini verdim. evet 5 kitabı ayrı ayrı almayı ve tek tek okumayı tercih ettim.
devamını gör...

çok yanlış bulduğum durumdur. caiz değildir.
hemen gidip nikah kıyılmalı, sonra nickaltı girilmeli. tanımadığın yazarın nickinin altında ne işin var efendi demezler mi adama? herkes nickine sahip çıkacak.
devamını gör...

duruyorum. ne ileri gidebiliyorum ne bir adım geri. bir büyük boşlukta... boşluk ve karanlık. tanımlayabilirim, betimleyebilirim diyorum işte bunu... sonra bir şiir dizesi geliyor o ara buzz gibi aklımdan, kafam mı kanıyor? düşünceler mi ıslak? bir şiir geliyor o ara buz gibi: alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde...... ben seni hiç sevmedim ki kafamı göğe kaldırıyorum, balonlarım uçuyor... balonlarım renkli.. bileklerim ıslak, bileklerim kesik, bileklerim acıyor hala.. balonların ipi, sıkılmakta bileklerime.... bırakmam diyor biri..

yok balon malon özgürüm diyorum, kaç kez bileklerim acıyor. inliyorum bu kez, yüzüm yerde... sol bileğim belli belirsiz sessizlikte...
izler belirsiz, izler sınırsız, izler iz.......
yaralar geçiyor, kalp kesiği baki... bırakmam, bırakmıyorum diye ünlüyor biri..

ne ileri gidebiliyorum ne geri... olduğum yerdeyim. bir büyük boşlukta, alemin ortasında kimsesizliğin sesinde...

silütler geçiyor etrafımdan, bir sürü silüetler... silüetler diyorum, seçemiyorum, belli belirsizler.
sonra, birileri bir şeyler anlatıyor, kulak kesiliyorum... dinliyorum.. sonra yine o his, hep aynı his... ben ne yaşıyorum? diyorum ben ne yaşıyorum?..

bitti mi? bilmiyorum. bir ses oluyor kulağımda.. fren sesi, sanıyorum. yani öyle olmalı... burnum acıyor, burnum düşüyor, kafam ıslak, kanıyor mu?
yok...
burnum düşüyor.

en iyi sen bilirsin çocukluğundan, diyor alışkınsın diye ünlüyor biri.. alışkınım lakin içimde sürülmemişti hiç... bileklerim diyorum çok acıyor. kesik diyorum. bırak diyorum.... silüetler geliyor, silüetler geçiyor hayatımdan. kimseyle konuşmak istemiyorum...


ya da

veya da

son iki şarkı aynı, farkındayım. ama ayın resmine aşığım...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim