aslında atanan rektörden ziyade, tepeden inme atamalara ve üniversitelerin özerkliğine karşı alınan tavırlaradır eleştiriler.

fakat hilal kaplan gibi düşünenlerin bu durumu görmezden geldikleri bellidir. popülist söylemler ile “milleti” arkasına alma çabasıdır. ayrıca metnin altında “elit” kötülemesi de vardır.
devamını gör...

samoa dilinde hikaye anlatıcısı anlamına gelen bir kelimedir.

samoa, ismini dr. jekyll ve mr. hyde’ın tam arasına gizleyen ve beni define adasının varlığına inandırıp yaşadığımız liman köyünde bir sandal çalıp arayışlara sürürkleyen büyük yazar robert louis stevenson’un o muhteşem hayatının son yıllarını geçirdiği ve mezarının da bulunduğu yerdir.

burada geçirdiği yıllarda samoa’da yaşayan insanlar büyük yazara tusitala demeyi alışkanlık haline getirmiştir. çünkü robert louis stevenson muhteşem bir hikaye anlatıcısıdır. belki de en iyilerden biridir. belki de en iyisidir.

onun anlattığı bütün hikayeler insanda gerçek olmadığı halde ısrarla inanmak istediği her şeyin simgesidir. gökkuşağının altındaki altın dolu küptür, asla ulaşılmayan kaf dağıdır, herkesin aşkla aradığı deniz kızlarıdır robert louis stevenson’ın hikayeleri.

ne zaman robert louis stevenson okusam ona takılan bu isim gelir aklıma. ve ben yazarın bütün kelimelerini sanki ondan dinliyormuşum gibi davranırım. sanki yazar benim kişisel tusitalammış gibi. belki bencilce bir tavır ama şehrazad sendromuna düşmek için tusitaladan dinlenen hikayeler güzel bir başlangıç olabilirdi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
monica belluci.
devamını gör...

çok fazla var benim için. "tabi siz anneleri tarafından..." falan filan ama bu yazacağımı hatırlayınca istemsiz gülüyorum:

bülent: baba biz fakir mi oluyoruz şimdi?
adnan: daha neler.

*
devamını gör...

zaman çarkı evreninde tek güç’ü ya da diğer adıyla gerçek kaynak’ı yönlendirme yetisine sahip büyücüler.

bilindiği üzere tek güç’ün bir dişil yarısı (bkz: saidin) bir de eril yarısı (bkz: saidar) bulunmaktadır ve saidar shai’tan tarafından kirletildikten sonra saidar’a uzanan her erkek aes sedai zamanla engellenemez biçimde çıldırmış ve ölmüştür.
erkek aes sedailerin sonuncusu da ölünceye kadar sürecek olan dünyanın kırılışı gerçekleşmiştir.
öyle ki bu erkek aes sedailer dünyanın coğrafyasını değiştirmiş , dağlar batırıp çıkartmış , denizleri kurutup yaratmışlardır. dünyanın kırılışı 100 sene sürmüştür.

daha sonraki yıllarda erkek aes sedailer var oldularsa da kadın aes sedailer tarafından yakalanıp ehlileştirilmiş ve gerçek kaynakla olan bağlarını kaybetmişlerdir. ehlileştirilen aes sedai gerçek kaynağı hissetmeye devam eder ama ona dokunamaz. ehlileştirilen aes sedailer genellikle mutsuzluktan ölürler.
erkek aes sedailerin ehlileştirilmesi ve ölmeleri sonucu artık çok seyrek görülmeye başlamışlardır.
karaethon döngüsü kehanetine göre yeniden doğacak olan ejder yönlendirebilen bir erkek olacak ve tarmon gai’don’da gölge ile savaşacaktır.

aes sedailerin şehirleri tarvalon’dur ve merkezleri ise tarvalon’daki beyaz kule’dir.
beyaz kule’de aes sedailer ajahlara ayrılmıştır ve her ajahı temsil eden bir renk kullanılmaktadır. bütün ajahların üstündeki rütbe ise amyrlin makamıdır. amyrlin’ler hayat boyu hizmet vermek üzere aes sedai ajahlarından seçilirler.

kırmızı( kızıl ) ajah : amaçları tek güçü amaç dışı kullananları avlamaktır. tam bir erkek düşmanı olan bu ajah üyelerinin muhafızları da bulunmamaktadır.

gri ajah : bu arkadaşlar tam bir diplomattır , barışı , düzeni korurlar.

yeşil ajah : bu arkadaşlar ise kızılların aksine erkekleri pek severler. birden çok muhafız aldıkları ve bazılarının muhafızlarıyla evlendikleri bile görülmüştür.savaş temel uzmanlık alanlarıdır , her an son savaşı beklerler.

kahverengi ajah : celal şengör’ün dahil olduğunu düşündüğüm ajahtır zira bu arkadaşlar bilgiye , bilmeye , bilgi edinme yolları bulmaya aşıktırlar. yazılı , yazısız her türlü kaynağı incelemek yegane görevleridir.

sarı ajah : bu arkadaşlar lokman hekimdir.şifa konusunda yetenekli üyelerden oluşurlar ve kırılma esnasında kaybolan şifa bilgilerini bulmayı hedeflerler.

mavi ajah : iki gözümün çiçeği moiraine sedai’nin de dahil oldu keskin zekalılara ve gelişkin haberleşme ağına sahip ajahtır.doğruluk ve adalet temel şiarlarıdır.

beyaz ajah : bu arkadaşlar filozoftur, düşün düşün düşün düşün… başka işleri yoktur.

kara ajah : bu ajah resmen yoktur ve aes sedailer arasında varlığı iddia bile edilmez. fakat vardırlar karanlıklar efendisine hizmet ederler. (bkz: karanlıkdostu)

kaynak : zaman çarkı serisi
devamını gör...

sözlükten gidenlerin veya gitme niyeti olanların şu nabız yoklama olayını anlamlandıramadığım başlıklardan birisi daha. bir insan herhangi bir sözlükten gidebilir. ama neden gidiyorum diye başlık açar bunu bilmiyorum. n’apıyorsunuz gittikten sonra başlığı açıp arkamda ne yazmışlar diye okuyor musunuz? *
devamını gör...

sıkıcı olmayan, güldüren, ince göndermelerle düşündüren, kendime yakın gördüğüm, tanımlarımı okumaktan keyif aldığım tatliş bir yazar.
devamını gör...

bir kere başıma gelmişti. güvenip sırrınızı veriyorsunuz o gidip başkalarına söylüyor. öğrendiğinizde yaşadığınız hayal ve güven kırıklığı çok acı.
devamını gör...

sanırım veda etmek için ister. şöyle ki dedemin çok hasta olduğu zamanlar, vefatına yakındı, bizim görmemize izin vermezlerdi. onu eski haliyle hatırlayın derlerdi. çünkü gerçekten en son hangi halini gördüyseniz aklınızda o hali kalıyor. ama işte biz de dayanamıyorduk son zamanlarında yanında olmak istiyorduk.

bu da ona benziyor insan veda edebilmek istiyor en azından. tabii yüreğinizde hep taşıyorsunuz bu sadece fiziksel bir veda. belki son kez dokunmak, son kez yüzünü görmek, eskiden gülen gözleri, tebessümle kıvrılan dudakları, şaşırınca kalkan kaşları son bir kez cansız da olsa görmek istiyorsunuz. bir zamanlar sıcaklığıyla içinizi ısıtan o bedenin sıcaklığını son kez hissedebilmek istiyorsunuz. çaresizlikten biraz da...

hiç onsuz kalmamışsınız ki o olmadan nasıl yaşanır, sesini duymadan, kollarına sarılmadan nasıl yaşanır bilemiyorsunuz. son kez görmek istiyorsunuz, son kez sarılmak istiyorsunuz, hem ona hem anılara küçük bir veda... artık o andan sonra da onun sıcaklığını, bakışlarını, gülüşünü, kısacası onu içinizde yaşatıyorsunuz. belki de son kez görmek istemek bu yüzdendir...
devamını gör...

büyük resmi görmüş yazarın başlığı. adam aydınlanmış.
devamını gör...

hable con ella ile ingilizce olmayan bir film ile en iyi özgün senaryo gibi son derece önemli bir kategoride akademi ödülü almayı başaran ünlü ispanyol yönetmen pedro almodovar'ın 2016 yapımı filmi. yönetmenin filmografisi için görece daha az sansasyonel olan bu filmin cannes ve bafta adaylıkları ve ayrıca başrolde izlediğimiz emma suárez'in de çokça en iyi kadın oyuncu ödülü mevcut.

klasik bir avrupa sineması başyapıtı gerçekten. merkeze alınmış bir duygu, bu duygu durumunu anlatan, detay çalışılmış çok iyi sahneler (bu film için özellikle yakın plan ve metaforik ögelerle işlenmiş sahneler), iyi oyunculuk, akışkan bir dil ve bolca müzik. benim bu filmde en çok sevdiğim şey, yönetmenin suçluluk ve suçluluktan doğan intikam dürtüsü gibi son derece güçlü ve agresif duyguları bu kadar sakince ele almış olmasıydı. birçok sahne hatırlıyorum filmden. spoiler vermek istemem izlemeyenler için ama sanırım şunu söylemem lazım, hatırlayanlarınız muhakkak olacaktır, geyik sahnesi, dalga sahnesi, trendeki sevişme sahnesi, basketbol oynayan çocukların sahnesi, duş sahnesi... bunlar üzerinde uzun uzun, burada hakkında sayfalarca konuşabileceğimiz kadar etkili sahneler. yani bazen bazı filmleri izlerken bunu evde de mutlaka izlemeliyim diye düşünürsünüz. dilediğiniz gibi durdurabilmek, geriye alabilmek, yeniden izleyebilmek, düşünebilmek için. almodovar filmleri sık sık yaptırır bunu size işte.

bastırılmış öfkenin, dışavurulmamış, yüzleşilmemiş suçluluk duygusunun ve aslında bireyselleşmenin değil, insanları hayatımızdan dışlamamamızın sonuçlarını bir anne-kız ilişkisi üzerinden ele alan oldukça çarpıcı bir iş. tavsiye; 8/10.
devamını gör...

rütbeli sevilmek isterim. halktan biri sevmesin beni kardeşim,üzerim. şöyle albay,yarbay bir hanım neden sevgilim olmasın? ya da yok yok allah'ın japon'u prensesle evleniyor benim neyim eksik? prenses tarafından sevilmek isterdim.
devamını gör...

başlık yanlış açılmış sanırım (bkz: maaşı iyi olan meslekler) olacaktı bu olursa erkeğe bile çekici gelir sen neyden bahsediyorsun düdük?.
devamını gör...

acilen piskolojik destek almalısın. miğdem bulandı.
devamını gör...

yetiştirdikleri 4 büyük sadrazam ile osmanlının kuruluş döneminde askeri,idarî ve siyasi alanda büyük rol oynamış ailedir. döneminde osmanlı ailesinden sonra en büyük güçtür. hatta fatih sultan mehmet (bkz: çandarlı halil paşa)'yi sadrazamlıktan alabilmesi istanbul'un fethinden sonra gerçekleşmiştir.
devamını gör...

geçmişte kalması gerekeni geçmişte bırakmak için yapılan eylem.

bana göre uzunca bir süre sonra o malum banka gittim, ilk defa. son vedamı yaptım. oradan çekilecek son fotoğrafı çektim. artık özgürüm. artık rahatım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hissedilen her duygu bir şeyler anlatır. o duyguyu okumayı bilmek lazım. nasıl ki vücutta bir anormallik olduğunda vücut bunu çeşitli belirtilerle belli ediyorsa (örneğin; ağrı, ateş vs gibi), ruh da duygularla bir şeyleri anlatmaya çalışır. duygu denen şey zaten ruhumuzun sinyal sistemidir. işte depresyon da bunlardan biri. ancak korkmamak lazım, çünkü eğer kendinizi tanır, duygularınızı okumayı başarır ve kendi kendinizin yöneticisi olursanız üstesinden de rahatlıkla gelebilirsiniz. üstesinden gelmek tabiri de doğru değil aslında. çünkü sorun denen şeyin üstesinden gelinir. depresyonsa sorun değildir aslında. dediğim gibi, ruhunuzun size anlatmak istediği bir şeyleri iletme yoludur. eğer kendinizle iletişime geçebilirseniz, zaten onun da ortadan kaybolduğunu görürsünüz. ve inanın, hayata depresyondaki biri olarak gelmediğiniz gibi, depresyona girdiğinizde de çıkma şansınız var. sonuçta hayata o şekilde gelmediniz ve yaşam sırasında depresyona girersiniz. çıkması da kesinlikle mümkün.


geçtiğimiz günlerde vefat eden psikoloji profesörü doğan cüceloğlu'nun, "savaşçı" adlı kitabından depresyonla ilgili bir alıntı bırakmak istiyorum. kendisi de başka bir kitaptan alıntı yapmış. doğan hoca'yı da saygı ve rahmetle anmış olayım bu arada. alıntı şöyle ki:


"kırk yaşlarında bir kadın hastam ağır depresyonu nöbetlerine tutuluyordu. bu hastam yıllar yılı psikoanalize girmişti, ama yılın belirli zamanlarında aynı depresyon onu aynı şiddetli etkisi altına almaktaydı. depresyon kadının kendi yaşamının ve genellikle hayatın tamamen anlamdan yoksun olduğu duygusu üzerine yoğunlaşıyordu. bu depresyonu nöbetlerinde kadın yatakta kalır, dış dünyayla ilişkisini keser, haftalarca umutsuzca yatakta uzanır ve hastalığının gelmesini beklerdi.

hasta bana gelip derdini anlattığında, depresyonunun altındaki anlamsızlık ve umutsuzluk duygusunun onun gerçek yaşamından kaynaklanabileceğini söyledim ve bu anlamsızlık duygusunun önemli şeylere işaret edebileceğini, bu duyguya kötü bir şey olarak değil, ders alınabileceği bir öğrenmek fırsatı olarak bakılması gerekebileceğini anlattım. kendini insanlığa adamış birçok insanın ilk başlarda bu tür depresyonlardan geçtiğini ve bu depresyon sırasında insanlığa hizmet edebilecek fırsatların yarattıklarına işaret ettim. "anlamsızlık duygusunu itmeden, onu bir arkadaş olarak kabul etmeli; anlamsızlık duygusunu bir öğretmen gibi düşünüp onun öğreteceği şeylere açık olmalı" dedim. araştırıcı tutumu içinde "şimdi içinde bulunduğum durum bana ne öğretmek istiyor?" diye düşünmenin değerli bir tutum olduğunu belirttim.

hastam beni gittikçe artan bir ilgi ve heyecanla dinlemeye başladı. bu depresyon duygusunu bastırmaya çalışmak yerine, bir öğrenme fırsatı olarak görmek onun içini rahatlattı ve patolojik bir durum içinde olduğunu düşünmek yerine, bir araştırıcının (kendini ilgilendiren bir şeyi araştıran bir araştırıcının) merakı ve heyecanı içine girmeye başladı. daha sonraki her tedavi seansına daha heyecanlı, daha meraklı, daha tutarlı ve en önemlisi daha anlamlı bir insan olarak gelmeye başladı. hem kendi hayatı, hem genel olarak yaşam bir anlam kazanmaya başlamıştı. kendi hayatının ve çevresindeki, ilişki kurduğu insanların hayatının anlamsızlığıyla yüz yüze gelmemek için sakladığı birçok "çöplük" gün ışığına çıkmaya başlamıştı."
devamını gör...

şaman ve yörük karagöz ile gezgin ve fırlama hacivat'ın birbirleriyle tanışmaları, arkadaşlıkları ve atışmalarının temasıyla, osmanlı beyliğinin o döneme ait sosyal ve kültürel yaşanan bazı değişimlerini çok güzel anlatmış bir filmdir. yörük olan karagöz'ün çocukluk masumiyetiyle annesine söylediği sözleri hatırlarım filmle ilgili çoğunlukla:

"biz yörük olmayalım artık, ben yörümek istemiyorum.."

güzel de bir şarkısı vardır:

"yüklenüp karanluğu, ışıklara yörürün,
yıldızlaru aş edüp, rüyalara yörürün,
göç dedüğün heç bitmez, bilünmeze yörürün,
gurbettür melmeketüm, yanluzluğa yörürün...."

devamını gör...

kutlamalarda kullanılan, doğaya ve canlılara zarar veren icat.

havai fişeğin içinde bir fitil ve bunun ateşlediği barut ile ikincil bir fitil ve kimyasallar bulunur. barut ateşlendiğinde fişek yükselir. ikincil fitil ise fişeğin yükselmesinden sonra kimyasalları ateşler. böylece havai fişeğin meşhur pırıltılı, gösterişli görüntüsü ortaya çıkar. bu görüntüde hangi renklerin hangi sırayla ortaya çıkacağı, kimyasalların fişek içerisindeki yerleşim sıralamasına ve bileşimine göre değişir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim