hoşlanılan kızın gömlek cebinde uzun tekel 2000 görmek
son bir yıldan uzun süredir kullandığım sigaradır tekel 2000 uzun, gayet güzel bir sigaradır. bundan öncesinde de 2 yıl lark mavi uzun kullandığımdan ötürü alıştığım bir tabirdir "kamyoncu musun kız" esprisi.
devamını gör...
türk milletinin gereksiz kutsallaştırdığı şeyler
errrkeklik efendim. vay evimin direğidir. vay erkek evladım olsundur. vay erkekler ev işi mi yapardır. erkekleri resmen kutsallık seviyesin yükselmişler.
devamını gör...
kahve kuşağı
dünyada yengeç ve oğlak dönencesi arasında kalan yer kahve kuşağı olarak adlandırılır. bu bölge sıcak iklim şartlarına sahip olduğu için kahve ağacının daha hızlı büyümesine ve lezzetlenmesine sebep oluyor. kahve bitkisi özellikle bol güneşli ve yağmurlu yerleri tercih ediyor.
genellikle üç kuşakta kahve yetiştirilir; güney amerika, afrika ve asya kuşağı.
güney amerika* kuşağındaki kahvenin fındıksı ve baharatlı bir tadı vardır.
afrika* kuşağındaki kahvenin asitli ve meyvemsi bir tadı vardır.
asya* kuşağındaki kahvenin tatlı ve çikolata aromalı bir tadı vardır.
genellikle üç kuşakta kahve yetiştirilir; güney amerika, afrika ve asya kuşağı.
güney amerika* kuşağındaki kahvenin fındıksı ve baharatlı bir tadı vardır.
afrika* kuşağındaki kahvenin asitli ve meyvemsi bir tadı vardır.
asya* kuşağındaki kahvenin tatlı ve çikolata aromalı bir tadı vardır.
devamını gör...
bim'in covid-19 açıklaması
güler misin ağlar mısın dediğim açıklama. demekki ortalıkta dolaşan bim'de covid aşısı satılacak söylemlerine inanan bir sürü insan var.
açıklama: www.instagram.com/p/CJgEwsh...
kaynak: tr.sputniknews.com/turkiye/...
açıklama: www.instagram.com/p/CJgEwsh...
kaynak: tr.sputniknews.com/turkiye/...
devamını gör...
jean baptiste monnoyer
jean baptiste monnoyer,12 ocak 1636 - 20 şubat 1699 tarihleri arasında yaşamış fransız-flaman bir ressamdı. gobelins manufactory ve beauvais manufactory gibi kanaviçe (dokuma, duvar halısı vb.) fabrikalarında eserler üreten sanatçı, beauvais manufactory'de çin imparatoru için eserler üreten üç sanatçıdan biriydi. ev süslemelerinin yanında natürmort eserler de üretti. çiçekli natürmort resimleri çağdaşlarının (botanik illüstratörlerin) bilimsel yaklaşımlarını değil; süslü, stilistik sanatsal yaklaşımları içeriyordu. sanatın yayılması ve popülerleşmesi için eserlerini desen kitapları şeklinde dekoratif amaçlı yayınlıyordu. bu tarz halılar, dokumlara ve nakkaşlar bir dönem fransa'sında hala belirgindi.
hôtel lambert, château de meudon gibi binaların duvar süslemelerinde, dekorlarında çalışan baptiste, ''académie royale de peinture et de sculpture'' denen resim ve heykel akademisine de alınmıştı. duvar süslemeleri sırasında rené-antoine houasse ve hyacinthe rigaud gibi sanatçılar ile işbirliği halinde olan baptiste farklı şatolarda, kalelerde işe alınmıştı. eserlerin insanlar ile buluşturulduğu ünlü paris salonunda 1673 yılında eserleri sergilendi. ingiltere'ye giden sanatçı burada da çalışmalarına devam etti. montagu house'un süslemelelerinde çalıştı. 1699 yılında londra'da hayatını kaybetti. 18. yüzyılda eserleri popülerdi ve yaşadığı dönemde de üretken bir sanatçıydı. eserlerinin çoğu koleksiyonlara alınıyordu ve ünü, müşterileri çok fazlaydı.
jean baptiste monnoyer'in oğullarından biri olan antoine monnoyer de 1670 – 1747 yılları arasında yaşamış bir ressamdı. andien de clermont'un öğretmeniydi ve genç baptiste olarak anılırdı.
kaynakça ve daha fazlası: getty,edu, museothyssen.org, wikipedia, doaks.org,
hôtel lambert, château de meudon gibi binaların duvar süslemelerinde, dekorlarında çalışan baptiste, ''académie royale de peinture et de sculpture'' denen resim ve heykel akademisine de alınmıştı. duvar süslemeleri sırasında rené-antoine houasse ve hyacinthe rigaud gibi sanatçılar ile işbirliği halinde olan baptiste farklı şatolarda, kalelerde işe alınmıştı. eserlerin insanlar ile buluşturulduğu ünlü paris salonunda 1673 yılında eserleri sergilendi. ingiltere'ye giden sanatçı burada da çalışmalarına devam etti. montagu house'un süslemelelerinde çalıştı. 1699 yılında londra'da hayatını kaybetti. 18. yüzyılda eserleri popülerdi ve yaşadığı dönemde de üretken bir sanatçıydı. eserlerinin çoğu koleksiyonlara alınıyordu ve ünü, müşterileri çok fazlaydı.
jean baptiste monnoyer'in oğullarından biri olan antoine monnoyer de 1670 – 1747 yılları arasında yaşamış bir ressamdı. andien de clermont'un öğretmeniydi ve genç baptiste olarak anılırdı.
kaynakça ve daha fazlası: getty,edu, museothyssen.org, wikipedia, doaks.org,
devamını gör...
32 yaşında koca koca bireylerin sims oynaması sorunsalı
altmışlarının başındaki bölüm başkanı profesörümüz oynuyor.
büyütülmemesi gereken meseledir.
büyütülmemesi gereken meseledir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yemek siparişi getiren kuryenin sesine aşık olmam sonucunda son bir haftada 5 gün tavuk yedim, yakında gıdaklamaya başlayacağım.
işin kötü tarafı o da bana boş değil galiba, dün gece kaskını çıkardı, filmlerdeki gibi saçlarını savurarak "tatlıyı değiştirmişsiniz bugün hıyar bey?" dedi, "her gün senin geleceğini bilsem zaten tatlıya ihtiyacım olmaz" dedim, kikir kikir güldü.
hayırlısı bakalım, kır düğünü düşünüyoruz.

edit : biriciğimin ticari hayatı sıkıntıya girmesin diye görseli sansürledim, ama halim ortada işte?
işin kötü tarafı o da bana boş değil galiba, dün gece kaskını çıkardı, filmlerdeki gibi saçlarını savurarak "tatlıyı değiştirmişsiniz bugün hıyar bey?" dedi, "her gün senin geleceğini bilsem zaten tatlıya ihtiyacım olmaz" dedim, kikir kikir güldü.
hayırlısı bakalım, kır düğünü düşünüyoruz.

edit : biriciğimin ticari hayatı sıkıntıya girmesin diye görseli sansürledim, ama halim ortada işte?
devamını gör...
az tanım girmesine rağmen karma puanı yüksek olan yazarlar veri tabanı
tanım sayısıyla ilgili değildir . şu beğen tuşuna basmaya korkanlarla ilgili bir durumdur .
ben yoldaş benjamin franklinle konuştum. bize özel beğenilerden ücret almayacak , ikna ettim . korkmayın beğenmeye canlarım .
edit : yazıklar olsun size 800 küsür tanım girdim bu kadar beğenmediniz , illa ağzımızla beğen mi diyelim canım .
ben yoldaş benjamin franklinle konuştum. bize özel beğenilerden ücret almayacak , ikna ettim . korkmayın beğenmeye canlarım .
edit : yazıklar olsun size 800 küsür tanım girdim bu kadar beğenmediniz , illa ağzımızla beğen mi diyelim canım .
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
hiç kafamda yokken ani bir kararla katıldım. içkimizi içtik, muhabbetimizi ettik.
bir meslektaşımı ve fenerbahçe kulübü'ndeki renktaşlarımı dijital dünya dışında tanımış oldum.
epey kişi vardı, ses edemediklerime, erkenden gelip gidenlere de selam olsun. organizasyonu düzenleyen herkese teşekkürler.
bir meslektaşımı ve fenerbahçe kulübü'ndeki renktaşlarımı dijital dünya dışında tanımış oldum.
epey kişi vardı, ses edemediklerime, erkenden gelip gidenlere de selam olsun. organizasyonu düzenleyen herkese teşekkürler.
devamını gör...
unutulmayan fakirlik anıları
en beteri ise; gördüğün bolluktan, görülmemiş yokluğa düşmek olmalı...
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.
biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.
babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...
asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.
sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.
defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.
onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.
biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.
babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...
asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.
sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.
defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.
onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
devamını gör...
intiharın eşiğinde olmak
"intihar edeceksek yaşayarak edelim." diye düşündürten durum. en nihayetinde öleceğiz. bir şeyler dene. bir daha dene. bir daha dene. zaten ölmeyi göze almadın mı? en kötü ne olabilir ki?
bir daha dene.
bir daha dene.
devamını gör...
uğur mumcu
günümüz türkiye'sine ulaşmak için ortadan kaldırılması gerekenler listesinde ismi en üstlerdeydi. 90'ların başında kaotik olayların yaşanması bir yazarın kitabından çıkabilecek kadar distopik olsa da tamamen gerçek olmasına rağmen yaşananlara zamanla alışmamız daha da distopik bir ruh haline giren bir vatandaş profili çıkardı ortaya. insanlar gerçekleri kurtlar vadisi'nden öğrendiğini sanarak uğur mumcu ve kitapları hiç var olmamış gibi yaşadılar. ve ne gariptir ki vatandaşın bu duruma getirileceği tespitini yıllar öncesinden yapmıştı.
devamını gör...
bir oturuşta okunacak kitap önerileri
mart menekşeleri
sarah jio
sarah jio
devamını gör...
yazarların efsane cimrilik hikayeleri
2400 karma puanım olmasına karşın tek bir kafa store ürünü almamam.
devamını gör...
maaşın yarısını harcatan olaylar
temel ihtiyaçlar dışında kitaplardır.
devamını gör...
insanı neşelendiren şarkılar
yalın'ın tüm şarkıları.
devamını gör...
günaydın sözlük
gece 11'de hazırladığım bugünün öğle yemeğini evde unuttuğum, çoraplarımı farklı renkte giydiğim ve üstüne de bilgisayarın şarj aletini almadan işe geldiğim mükemmel bir sabahtan günaydın.
devamını gör...


