türk aile yapısının psikolojik şiddeti normalleştirmesi
sadece psikolojik değil her türlü şiddeti normalleştiriyorlar. maalesef bu baskıcı zihniyet yüzünden hayalimizdeki* hayatı ya gizli saklı yaşıyoruz ya da aileden bağları kopararak. özellikle de bir kadınsanız en modern ailede bile illa baskı var. dilerim yeni nesil anne-baba olduğunda bu zinciri kırar da çocuklarına eziyet etmez.
devamını gör...
nick değiştirme
ilk katıldığımda yaptım yönetime yazmıştım yardımcı oldu. bir kereliğine izin verilebilitesi olan olay.
devamını gör...
madalyasız yazarların boş beleş tipler olması
tüm madalyalara hükmeden tek bir yüzük... bu saatte bu kadar şaka yapabiliyorum. şimdi bu şakayı yapmasam bir taraflarım şişer. benim şişeceğine sizin şişsin kardeşim.
bize milletimizin taktığı madalyalar yeter ey kılışdaroğlu.
bize milletimizin taktığı madalyalar yeter ey kılışdaroğlu.
devamını gör...
trollere kızıp sözlüğü bırakmak
hayatı fazla ciddiye alan, egoist ve narsist yazar davranışı. egoist çünkü, bulunduğu ortamda onun sevmediği şeyler olmasın ister. o varsa ben yokum diyip, kendisini bulunmaz hint kumaşı sanarak, gidişinin, gittiği yere ağır tahribat bırakacağını sanarak gider.
bu demek değildir ki, giden herkes böyle. tabii ki değil ama sözlükte bulunduğu süre boyunca, sözlük çok bozdu, troller var burada yaşanmaz artık şeklinde takılıp, trolleri göndermediler o zaman ben giderim diyenler benim tanımın içinde olanlar.
halbuki burdan gitmek kolay. belki birgün ben de giderim ama var olduğumuz süre boyunca sözlüğün bize sunduğu özellikleri kullansak trol görmiycez bile belki. mesela engelle, başlıklarını engelle, alanın olan, okumak istediğin kategoriye girmek, kendi bilgi ve birikimini yazmak vs.
bunları söyledim diye geçmiş zamanda, yüzeysel olmakla suçlanmıştım bir de. o da garip bir anıydı.
hayatı bu kadar sığ ve ciddiye alarak yaşamayın bence, çabuk yaşlanırsınız. her yer sizin gibi düşünen insanlarla dolu olamaz malesef.
bu arada bunları trolleri savunmak için yazmadım. kantarın topuzunu fazlaca kaçırdıklarının ben de farkındayım. ama görmezden gelebilme özelliği de büyük lüks gerçekten.
bu demek değildir ki, giden herkes böyle. tabii ki değil ama sözlükte bulunduğu süre boyunca, sözlük çok bozdu, troller var burada yaşanmaz artık şeklinde takılıp, trolleri göndermediler o zaman ben giderim diyenler benim tanımın içinde olanlar.
halbuki burdan gitmek kolay. belki birgün ben de giderim ama var olduğumuz süre boyunca sözlüğün bize sunduğu özellikleri kullansak trol görmiycez bile belki. mesela engelle, başlıklarını engelle, alanın olan, okumak istediğin kategoriye girmek, kendi bilgi ve birikimini yazmak vs.
bunları söyledim diye geçmiş zamanda, yüzeysel olmakla suçlanmıştım bir de. o da garip bir anıydı.
hayatı bu kadar sığ ve ciddiye alarak yaşamayın bence, çabuk yaşlanırsınız. her yer sizin gibi düşünen insanlarla dolu olamaz malesef.
bu arada bunları trolleri savunmak için yazmadım. kantarın topuzunu fazlaca kaçırdıklarının ben de farkındayım. ama görmezden gelebilme özelliği de büyük lüks gerçekten.
devamını gör...
zen hikayeleri
çamurlu yol
çamurlu bir yolda, tanzan ve ekido birlikte yolculuğa çıkmışlar. bir dönemece geldiklerinde, çamurda karşıya geçmekte zorlanan, ipek kimono ve kuşağıyla çok güzel bir kız görmüşler.
“haydi gel” demiş tanzan. kızı, kucağına alıp çamurlu yolda taşımış. böylece onun karşıya geçmesini sağlamış.
ekido, konaklayacakları tapınağa gelene kadar o gece hiç konuşmamış. sonunda kendini tutamayıp “biz keşişler, kadınların yanına yaklaşmamalıyız” demiş. “özellikle de genç ve güzel olanlara. bu çok tehlikeli. neden böyle bir şey yaptın ki?” diye de eklemiş.
tanzan da demiş ki: “ben kızı orada bıraktım, sen hâlâ onu taşıyor musun?”
kaynak: writings from zen masters
penguin classics kindle edition
sayfa. 81
çamurlu bir yolda, tanzan ve ekido birlikte yolculuğa çıkmışlar. bir dönemece geldiklerinde, çamurda karşıya geçmekte zorlanan, ipek kimono ve kuşağıyla çok güzel bir kız görmüşler.
“haydi gel” demiş tanzan. kızı, kucağına alıp çamurlu yolda taşımış. böylece onun karşıya geçmesini sağlamış.
ekido, konaklayacakları tapınağa gelene kadar o gece hiç konuşmamış. sonunda kendini tutamayıp “biz keşişler, kadınların yanına yaklaşmamalıyız” demiş. “özellikle de genç ve güzel olanlara. bu çok tehlikeli. neden böyle bir şey yaptın ki?” diye de eklemiş.
tanzan da demiş ki: “ben kızı orada bıraktım, sen hâlâ onu taşıyor musun?”
kaynak: writings from zen masters
penguin classics kindle edition
sayfa. 81
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
yine çarşamba, yine sözlük radyosu, yine yayınlar... diyeceğim ama maalesef bu hafta brothers düğüm salonu radyo yayını yoktu**.
amaaa öğrendik ki, imperactusve denacesbu hafta neşet ertaş yayını yapacaklarmış*. dinlemedeyiz efenim.
anılara gelirsek de...
sanırım 7-8 yaşlarımdaydım. yaşadığım yerde bi festival yapılıyordu ve şansa bak ki neşet ertaş o festivalde konser verecekti... ailecek gittik dinlemeye. sanırım o yaşıma gördüğüm en kalabalık ortam o gündü. iğne atsam yere düşmez, garanti havaya kaçardı "bu ne kılıbılık*". dediler ki, üstad geç çıkacak. biz de sahneyi çok uzaktan gören bi tepe bulduk ve oraya oturduk. bütün konser boyunca, o kadaaaar insanın olduğu yerde çıt çıkmadan insanlar neşet ertaş'ı dinliyorlardı desem yalan olmaz. çok dikkatimi çekmişti bu konu.
ayrıca şöyle de bi durum var. neşet ertaş sahneye çok geç çıkmıştı ve benim yaşım dolayı olsa gerek pek bi uykum gelmişti. ama inatla uyumamıştım. küçüktüm ama biliyordum, neşet ertaş çok önemli ve değerli biriydi. benim elime de bu şans bi daha gelmezdi, ileride çok pişman olurdum. neşet ertaş sahneden inene kadar gözlerimi ovuştura ovuştura dinledim hep. ayrıca o günden aklımda kalan çok net bir şey var; sayın ertaş'ın cahildim dünyanın rengine kandım derken ki hali... o yüzden müsaadenizle bu şarkıyı kendime istiyorum.
dinleyicilere iyi dinlemeler; yayıncılara iyi sohbetler.
sayın yazar denaces'e not:
tesadüfe bakın! 3 yıldır neredeyse her ay şehir değiştiriyorum ve geçtiğim şehirler arasında hep kırşehir de oluyor. tam da sizin dediğiniz gibi, kırşehir'den geçerken özellikle neşet ertaş dinlerim. hatta otogarda yolcu inip-binerken de özellikle inip bi kendime bi sayın ertaş adına nefes almayı kendimce ritüel haline getirmişimdir.
amaaa öğrendik ki, imperactusve denacesbu hafta neşet ertaş yayını yapacaklarmış*. dinlemedeyiz efenim.
anılara gelirsek de...
sanırım 7-8 yaşlarımdaydım. yaşadığım yerde bi festival yapılıyordu ve şansa bak ki neşet ertaş o festivalde konser verecekti... ailecek gittik dinlemeye. sanırım o yaşıma gördüğüm en kalabalık ortam o gündü. iğne atsam yere düşmez, garanti havaya kaçardı "bu ne kılıbılık*". dediler ki, üstad geç çıkacak. biz de sahneyi çok uzaktan gören bi tepe bulduk ve oraya oturduk. bütün konser boyunca, o kadaaaar insanın olduğu yerde çıt çıkmadan insanlar neşet ertaş'ı dinliyorlardı desem yalan olmaz. çok dikkatimi çekmişti bu konu.
ayrıca şöyle de bi durum var. neşet ertaş sahneye çok geç çıkmıştı ve benim yaşım dolayı olsa gerek pek bi uykum gelmişti. ama inatla uyumamıştım. küçüktüm ama biliyordum, neşet ertaş çok önemli ve değerli biriydi. benim elime de bu şans bi daha gelmezdi, ileride çok pişman olurdum. neşet ertaş sahneden inene kadar gözlerimi ovuştura ovuştura dinledim hep. ayrıca o günden aklımda kalan çok net bir şey var; sayın ertaş'ın cahildim dünyanın rengine kandım derken ki hali... o yüzden müsaadenizle bu şarkıyı kendime istiyorum.
dinleyicilere iyi dinlemeler; yayıncılara iyi sohbetler.
sayın yazar denaces'e not:
tesadüfe bakın! 3 yıldır neredeyse her ay şehir değiştiriyorum ve geçtiğim şehirler arasında hep kırşehir de oluyor. tam da sizin dediğiniz gibi, kırşehir'den geçerken özellikle neşet ertaş dinlerim. hatta otogarda yolcu inip-binerken de özellikle inip bi kendime bi sayın ertaş adına nefes almayı kendimce ritüel haline getirmişimdir.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
alışılmış yalnızlığa bir başkasının müdahale etmesiyle yaşanabilecek pişmanlıkların artmasından endişe duyulması.
devamını gör...
nickaltı başlıkları akışta gözükmesin kampanyası
kampanyalardan sorumlu yazar arkadaş ermolettin tarafından başlatılmadığı için tutmayacak kampanya. *
ayrıca neden gelmiyor yahu? bırakın gelsin. bu motivasyonla yazan yazarlar var. kullanıcı adım solda gözüksün, insanlar hakkımda bir şeyler yazsın diye düşünen yazar sayısı azımsanmayacak kadar çok diye düşünüyorum.
ne kadar tanım girilirse girilsin gündem altına taşınmaması konusunda aynı fikirdeyim.
ayrıca neden gelmiyor yahu? bırakın gelsin. bu motivasyonla yazan yazarlar var. kullanıcı adım solda gözüksün, insanlar hakkımda bir şeyler yazsın diye düşünen yazar sayısı azımsanmayacak kadar çok diye düşünüyorum.
ne kadar tanım girilirse girilsin gündem altına taşınmaması konusunda aynı fikirdeyim.
devamını gör...
erdoğan'ın insanlar yurtdışına gitmek istemiyor açıklaması
hahahahahahahaha, doğru tabii ki, bir birikimi olmadan, açık bırakacağı kapılar olmadan, bir güvencesi olmadan kim gitmek ister ki.
devamını gör...
son feci mars
kısa zamanda dönmesini temenni ettiğim maziden dost. *
devamını gör...
kızıl nelson is back
çok sevindiğim bir olay başlık açma gereği duydum. evet kral geri döndü kendisine hoşgeldin diyor bir daha bu kadar uzun zaman kaybolmamasını reca ediyorum.
devamını gör...
orhan veli kanık'ın atatürk'ü eleştirmesi
yoktur efendim böyle bir şey. ölmüş adamın arkasından yapmadığı bir şeyi ona ithaf etmek hem ayıptır hem yakışıksızdır.
nutuk atmak veyahut nutuk söylemek tabiri, sadece konuşan, eleştiren hiçbir iş yapmayan insanlar için kullanılır.
yani orada olsa olsa cepheden kaçanları, isyan başlatanları, milli mücadeleyi eleştirenleri kast etmiş olur.
mustafa kemal'in nutku ile olayın alakası yoktur.
düşüncelerinizi insan gibi dile getirin. ölmüş insanların arkasına saklanıp onların aziz hatıralarını kirletmeyin.
sevim koş analiz gelmiş ama yine olmamış editi:
kendinizi bu kadar zorlamanıza, taklacı güvercin gibi takla atmanıza, paçalı güvercin gibi paçalarınızın tutuşmasından mütevellit darıyı sağa sola saçmanıza gerek yok.
zor değil yahu, bir halt yedim kusura bakmayın demek. bu durumda kimse kalkıp size bir şey demez. hatayı kabul etmek erdemdir.
neyse bakın şimdi size istanbul lisesi öğrencisi orhan veli'nin, mustafa kemal'in tarih dersi sınavlarına girmesi sonrasındaki düşüncelerini kendi ağzından aktarayım.
"yazarken damarlarımda hâlâ o saatlerin ateşi, kaynayışı ve ürpermesini duyuyorum. bir talebeyi en çok korkutan hadise imtihan bile gazi’nin karşısında zevkli bir hadise oluyor. yalnız tarih değil, bütün bildiklerimi onun kaşısında anlatsaydım, saatlerce o sorsaydı ben cevap verseydim. gazi’nin karşısında imtihan verme şerefini ömrüm boyunca saklayacağım.”
okudunuz umarım. siz zorlama analizler kasarak deveye hendek atlatmaya çalışırken ben bizzat şairin kendi sözleri ile size cevap veriyorum. mustafa kemal'e böylesine saygı duyan bir insanı kendinize siper etmeye çalışıyorsunuz cidden ayıp oluyor. zorlamayınız artık lütfen. özür dileyiniz ve konuyu kapatınız.
ha bu arada mustafa kemal eleştirilemez değildir. bana göre de bazı hataları vardır. ama ister sevin ister sevmeyin bu coğrafyada yetişen ve saygı duyulması gereken birincil şahsiyettir.
eleştirilerinizi tarihi gerçekliklere dayanarak, yan yollara sapmadan ve bel altı vurmadan yapabiliyorsanız yapın, yoksa susun ki, en azından bizde cahil uğurlaması yapmak zorunda kalmayalım.
dibine not: #410883 nolu ileti de orhan veli'nin aynı sözleri paylaşılmış. gerçeği arayanlara selam olsun.
nutuk atmak veyahut nutuk söylemek tabiri, sadece konuşan, eleştiren hiçbir iş yapmayan insanlar için kullanılır.
yani orada olsa olsa cepheden kaçanları, isyan başlatanları, milli mücadeleyi eleştirenleri kast etmiş olur.
mustafa kemal'in nutku ile olayın alakası yoktur.
düşüncelerinizi insan gibi dile getirin. ölmüş insanların arkasına saklanıp onların aziz hatıralarını kirletmeyin.
sevim koş analiz gelmiş ama yine olmamış editi:
kendinizi bu kadar zorlamanıza, taklacı güvercin gibi takla atmanıza, paçalı güvercin gibi paçalarınızın tutuşmasından mütevellit darıyı sağa sola saçmanıza gerek yok.
zor değil yahu, bir halt yedim kusura bakmayın demek. bu durumda kimse kalkıp size bir şey demez. hatayı kabul etmek erdemdir.
neyse bakın şimdi size istanbul lisesi öğrencisi orhan veli'nin, mustafa kemal'in tarih dersi sınavlarına girmesi sonrasındaki düşüncelerini kendi ağzından aktarayım.
"yazarken damarlarımda hâlâ o saatlerin ateşi, kaynayışı ve ürpermesini duyuyorum. bir talebeyi en çok korkutan hadise imtihan bile gazi’nin karşısında zevkli bir hadise oluyor. yalnız tarih değil, bütün bildiklerimi onun kaşısında anlatsaydım, saatlerce o sorsaydı ben cevap verseydim. gazi’nin karşısında imtihan verme şerefini ömrüm boyunca saklayacağım.”
okudunuz umarım. siz zorlama analizler kasarak deveye hendek atlatmaya çalışırken ben bizzat şairin kendi sözleri ile size cevap veriyorum. mustafa kemal'e böylesine saygı duyan bir insanı kendinize siper etmeye çalışıyorsunuz cidden ayıp oluyor. zorlamayınız artık lütfen. özür dileyiniz ve konuyu kapatınız.
ha bu arada mustafa kemal eleştirilemez değildir. bana göre de bazı hataları vardır. ama ister sevin ister sevmeyin bu coğrafyada yetişen ve saygı duyulması gereken birincil şahsiyettir.
eleştirilerinizi tarihi gerçekliklere dayanarak, yan yollara sapmadan ve bel altı vurmadan yapabiliyorsanız yapın, yoksa susun ki, en azından bizde cahil uğurlaması yapmak zorunda kalmayalım.
dibine not: #410883 nolu ileti de orhan veli'nin aynı sözleri paylaşılmış. gerçeği arayanlara selam olsun.
devamını gör...
erbaş'tan zenginlere zekat çağrısı
müslüman olduğum yıllarda zekâtımı veriyordum ki maddi olarak tek varlığım biriktirdiğim (şimdi olmayan) 240 gr altındı.
şimdi dinsizim pandemi dönemi işe gidemediğini bildiğim tanıdığım olan kişilere, hiç olmazsa birkaç ayda bir nefes aldıracak kadar da olsa yardım ediyorum. bunu bana tanrı da demiyor.
sorarım geçen yaz hastanelerde sıcaktan bunalan *derileri türlü türlü hastalığa tutulan sağlık emekçilerine klima dışında bir soğutucu alabilecekken almayıp milletin orasına burasına koyanlara milyar liralık ihlaleleri peşkeş çekenlere destek veren bu tipler hiç zekat verir mi?
verirse de göstermelik yardım kolisi olarak 5-10 kişiye veriyorlar. kimse sahiden malının 1/40'ini ya da öşrünün 1/10 -1/20'sini vermiyor.*
bu işin de tekeli nakış gıda'dır. * ayrıca nakdî yardımdan yanayım kimin ne derdi varsa ona harcasın.
şimdi dinsizim pandemi dönemi işe gidemediğini bildiğim tanıdığım olan kişilere, hiç olmazsa birkaç ayda bir nefes aldıracak kadar da olsa yardım ediyorum. bunu bana tanrı da demiyor.
sorarım geçen yaz hastanelerde sıcaktan bunalan *derileri türlü türlü hastalığa tutulan sağlık emekçilerine klima dışında bir soğutucu alabilecekken almayıp milletin orasına burasına koyanlara milyar liralık ihlaleleri peşkeş çekenlere destek veren bu tipler hiç zekat verir mi?
verirse de göstermelik yardım kolisi olarak 5-10 kişiye veriyorlar. kimse sahiden malının 1/40'ini ya da öşrünün 1/10 -1/20'sini vermiyor.*
bu işin de tekeli nakış gıda'dır. * ayrıca nakdî yardımdan yanayım kimin ne derdi varsa ona harcasın.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'e soru sor
1- #603480 numaralı iletide altını çizdiğim bir husus olan, çaylakların tanımlarının daha sıkı kontrolü ve çaylak moderatörlüğü müessesini uygulamakla ilgili kafanızda bir fikir belirdi mi?
2- #475397 numaralı iletide değindiğim ve yazarların değerli gördükleri yazılarını ön plana çıkararak, bizlerin iğne ile kuyu kazmasını engelleyecek öneri hakkında herhangi bir gelişme var mı?
3- başlık altında dahi geyik boynuzlarını cilalayıp, parlatıp, sitenin kurucusundan direkt olarak cevap alabilecekleri bir ortamda dahi tatava yapan kitlenin, sizin sözlüğü kurarken amaçladığınız hedefle örtüşüp örtüşmediği konusunda ne söylersiniz?
4- kurulma aşamasından beri ciddi emek verdiğinizi düşünürsek, insanların sürekli şikayetleri ve talepleri sonrasında oluşan bir metal yorgunluk yaşıyor musunuz? farklı beklentileri aynı potada eritmek noktasında elinizden geleni yapmanıza rağmen * bu şikayetlerin hepsinin köküne kibrit suyu deyip, dükkanı kapatıp, moskova'ya gittim gelmeyeceğim tarzı bir tabelayı sözlüğe asmak içinizden geçiyor mu?
5- sözlük içerisinde size takılan lakaplar hakkında ne düşünüyorsunuz? sandalyeden düşme hobinizin arka planında ne yatıyor?
6- sözlük trollerinde dahi oluştuğu gözlenen sözlüğe aidiyet duygusu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
7- geçtiğimiz günlerde yaşanan kavimler göçünün müsebbibi kimdir? eski yazarları vampir zannedip kalplerine kazık saplamak isteyen bir kitlenin varlığından haberdar mısınız?
cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
2- #475397 numaralı iletide değindiğim ve yazarların değerli gördükleri yazılarını ön plana çıkararak, bizlerin iğne ile kuyu kazmasını engelleyecek öneri hakkında herhangi bir gelişme var mı?
3- başlık altında dahi geyik boynuzlarını cilalayıp, parlatıp, sitenin kurucusundan direkt olarak cevap alabilecekleri bir ortamda dahi tatava yapan kitlenin, sizin sözlüğü kurarken amaçladığınız hedefle örtüşüp örtüşmediği konusunda ne söylersiniz?
4- kurulma aşamasından beri ciddi emek verdiğinizi düşünürsek, insanların sürekli şikayetleri ve talepleri sonrasında oluşan bir metal yorgunluk yaşıyor musunuz? farklı beklentileri aynı potada eritmek noktasında elinizden geleni yapmanıza rağmen * bu şikayetlerin hepsinin köküne kibrit suyu deyip, dükkanı kapatıp, moskova'ya gittim gelmeyeceğim tarzı bir tabelayı sözlüğe asmak içinizden geçiyor mu?
5- sözlük içerisinde size takılan lakaplar hakkında ne düşünüyorsunuz? sandalyeden düşme hobinizin arka planında ne yatıyor?
6- sözlük trollerinde dahi oluştuğu gözlenen sözlüğe aidiyet duygusu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
7- geçtiğimiz günlerde yaşanan kavimler göçünün müsebbibi kimdir? eski yazarları vampir zannedip kalplerine kazık saplamak isteyen bir kitlenin varlığından haberdar mısınız?
cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
devamını gör...
evlilikteki en büyük sorun
zaman içinde kadın da erkekde değişiyor. ilk zamanlarda boyunu postunu huyunu suyunu sevdiğiniz insan yıllar içinde aynı sizin gibi bambaşka biri haline gelebiliyor. aynı anda değişime uğramak ya da birbirinin degismine ayak uydurmamak evliliği sorun haline getiren noktalardan birisi. evlilikte ilk ve tek amaciniz mutlu olup mutlu etmek ise yeterince mutlu olduğunuzu ve mutlu ettiğinizi düşündüğünüzde evliliğiniz sizin için heyecan verici ve anlamlı hale gelmekten uzaklasabilir. gerçekten neden evlendiğiniz ve evlilikten ne beklediğinizi çok iyi belirlemeniz gerekir.
devamını gör...
kürk mantolu madonna
bu kitap ve okuduğum zamanki lokasyon kesinlikle ironikti. neresi olduğundan şimdilik bahsetmeyeceğim fakat o debdebe ortamında bana hissettirdiği duyguları esirgemek, bu şaheserin kendisine kabalık olur diye düşünüyorum. benim için bu kitabın orijinine dönelim. kürk mantolu madonna kitabını, pop sanatçısı madonna'nın biyografisi olduğunu sananlarla aynı zihniyete sahip olduğunu düşündüğüm insanlar, kullandıkları sosyal platformlarda bir masa, kahve, atıştırmalık ve bu kitap ile -kendilerince- entellektüel bir caka satma peşindeydiler. onca paylaşımlar içinde boğulurken bir diğer yandan oldukça ön yargılı davranıyordum. iyi ki de öyle düşünmüşüm. nice şeylerde olduğu gibi bunda da hazır olmadığımın farkına vardım. bu kitabı okumanın zamanı değildi diye düşündüm. taa ki, polis okulunun intibak zamanlarında bu kitapla karşılaşıncaya değin. bir abi bana bu kitabı getirmişti. burnum havada elime aldım. iki sayfadan sonra köşeye atacağım bir kitapmış gibi düşündüm. ve yine yanıldım. onca antremandan, sunumlardan, eğitimlerden sonra bir köşeye çekilip göğsümde sakladığım bu kitabı okuyordum. hayret ediyordum. acaba devamında ne olacak? sonu nasıl bitecek? maria puder'a ne oldu? minvalinde sorular soruyordum sürekli. son yaprağına geldiğim zaman yanaklarımın ıslandığını fark ettim. emile zola'nın meyhane kitabından sonra büyük bir vurgun yedim. cidden meyhane'den sonra beni bu kadar etkileyebilir miydi, bir kitap? daha sonrasında polis okulundan istifamı verdim ve eve geldiğim ilk gün bu kitabı tekrardan okudum. bu sefer hıçkıra hıçkıra ağlayarak.
şimdilerde ise filminin neden çekilmediğini düşünmekteyim. gerçi türk filmleri biraz bayıyor. acaba netflix ve türevi platformlar bu konuda ne yapabilir diye düşünüyorum. benim için bu eser; sabahattin ali'nin bedeninden çıkıp manevi içtenliği ile yazdığı bir romantik eserdir. henüz üstüne bir eser tanımadım...
teşekkürler, sabahattin ali.
şimdilerde ise filminin neden çekilmediğini düşünmekteyim. gerçi türk filmleri biraz bayıyor. acaba netflix ve türevi platformlar bu konuda ne yapabilir diye düşünüyorum. benim için bu eser; sabahattin ali'nin bedeninden çıkıp manevi içtenliği ile yazdığı bir romantik eserdir. henüz üstüne bir eser tanımadım...
teşekkürler, sabahattin ali.
devamını gör...
kitaplarda geçen mükemmel benzetmeler
geçenlerde bitirmeye yüz tutan romanımdan*, şahsımın dahi hastası olduğu bir benzetme bırakayım efendim;
••
"yavru serçeler yuvalarından düşüp de tekrar yuvaya konmayınca; ilk birkaç gün sessizleşir, yemek yemez, uyku uyumaz olurlar. kalplerindeki yeri dolmaz boşluğu kendi dillerince böyle çıkarırlar dışarı. ya ölürler, ya da hırçınlaşırlar. her türlüsünün sonu ölümdür. günümüzdeki birçok çocuk da, tıpkı bu serçeler gibi olmaya başladı. kendi dillerince yaralarını gösteriyorlar ancak biz anlamıyor, yargılıyoruz. daha sonra ise ortaya çıkan "şey" için onu, bunu, şunu suçluyoruz."
••
bu benzetmeyi nasıl yaptım, ben de bilmiyorum. zira henüz zihinsel olarak yerli yerince tespitler yapabilecek konumda olduğumu düşünmüyorum ama yapmışım işte. işin garip yanı gerçekten de doğru olması. birçok çocuk bu şekilde elimizden kayıp gidiyor. kimse onu anlamadığı için, dilini bilen olmadığı için...
••
"yavru serçeler yuvalarından düşüp de tekrar yuvaya konmayınca; ilk birkaç gün sessizleşir, yemek yemez, uyku uyumaz olurlar. kalplerindeki yeri dolmaz boşluğu kendi dillerince böyle çıkarırlar dışarı. ya ölürler, ya da hırçınlaşırlar. her türlüsünün sonu ölümdür. günümüzdeki birçok çocuk da, tıpkı bu serçeler gibi olmaya başladı. kendi dillerince yaralarını gösteriyorlar ancak biz anlamıyor, yargılıyoruz. daha sonra ise ortaya çıkan "şey" için onu, bunu, şunu suçluyoruz."
••
bu benzetmeyi nasıl yaptım, ben de bilmiyorum. zira henüz zihinsel olarak yerli yerince tespitler yapabilecek konumda olduğumu düşünmüyorum ama yapmışım işte. işin garip yanı gerçekten de doğru olması. birçok çocuk bu şekilde elimizden kayıp gidiyor. kimse onu anlamadığı için, dilini bilen olmadığı için...
devamını gör...
sözlüğün ekşimeye başlaması
bu durumu yaşayıp göreceğiz sanırım.şimdi şöyle bi şey var,diğer sözlüklerde yazar olmak meşakatli işler olduğu için burdan acısını çıkaran bi kesim de var, acısını çıkaran derken her başlığa bi şey yazmak zorunda hisseden falan(kişi kendinden bilir işi),ya da zırt pırt başlık açan foruma dönmüş başlıklar yüzünden falan böyle bi ekşime olabilir. ama her bizim hoşumuza gitmeyen duruma da böyle ekşidi falan demek de hoş olmaz, sonuçta burası sözlük, değişik değişik düşünceler kaynıyor ortalıkta. bence 2-3 seneye falan kemik bi yapı oturur, yani olur öyle ya arada... takılmamak lazım
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
pazartesi'den_
o, bir yanılma sanıldı,sabaha bırakıldı.
(sabaha kaldım)
bir çerçeveyi ansıyordu,baktıkça kımıldamayan..
"kutsal yenilgi!..şimdiki.
o'na bağımsızlığını hatırlatıyorsun şimdi,
herşeye yeniden başlaman,
kanattıkça..
turgut'dan uyar'lı cümleler_
o, bir yanılma sanıldı,sabaha bırakıldı.
(sabaha kaldım)
bir çerçeveyi ansıyordu,baktıkça kımıldamayan..
"kutsal yenilgi!..şimdiki.
o'na bağımsızlığını hatırlatıyorsun şimdi,
herşeye yeniden başlaman,
kanattıkça..
turgut'dan uyar'lı cümleler_
devamını gör...
