yazarların uyumama sebepleri
ben küçüklükten beri geceleri uyuyamayan biriyim. asıl nedenini de asla çözemedim. vücudum yorgunluktan ölecek olsa dahi beynim uyumama müsade etmiyor maalesef. üniversitede yurtta kalırken geceleri ders çalışırdım genelde. yurtta bir hocam vardı bana sürekli çok uyuduğumu söylerdi. ben ise geceleri pek uyuyamazdım hatta sınav geceleri hiç uyumayıp o şekilde sınava girdiğim bile oluyordu. hocam ise gece nöbetçi olduğu zamanlarda bu durumu görmesine rağmen sürekli çok uyuduğumu söylerdi. ben birkaç defa neden söylediğini sormaya çalıştım fakat söylemiyordu. bir gün fırsatını bulunca yanına gidip halimi gördüğü halde niye çok uyuduğumu söylediğini sordum. bana dedi ki "seninki tavşan uykusu. tavşanlar gözleri açık uyur" dedi. işte o zaman anladım ki hocam bana maddi değil manevi uykuda olduğumu sürekli hatırlatıyormuş. meğer ben ise bunca söylemesine rağmen anlamamışım. zaten anlasaydım çok uyuduğumu söylemezdi...
devamını gör...
oy verin tanımlara can verin
bu sloganı tekrar hortlatalım arkadaşlar. bir oy ya. emek veriyor arkadaşlar. motivasyon,moral, azim için çok görmeyelim. *
devamını gör...
varoluş sıkıntısı
işte tam olarak beni tarif eden içinde bulunduğum durum.
sartre’a göre, insan, insanlığın bütün değerlerini kendisi yaratır ve
bunu tek başına yapar. yapamadığı zamanda heralde bir yıldız gibi kayar düşüncesindeyim.kaya kaya gidiyorsun sağa sola... kendi seçimlerimin sonucunu yaşıyorsam ve hayatımdan sorumluysam içinde bulunduğum mutsuzluğun sebebi de benim o halde. buraya kadar problemi adlandırdık*
şimdi sorunu çözme vakti. varoluşumu tamamlama,kendimi tanıma ve eksikliğimi giderme evresi. tam olarak oraya gelememek o insanı üzüyor işte.aynı seyirde ilerlemek düşünsel anlamda bir yol katedememek... burayı çözmeyince hep aynı yerlerde takılıp hep aynı yerlerde düşüyorsun.her seferinde tekrar başa sarıyorsun. elindeki oyuncağı yerine yerleştiremeyen ağzını büzmüş ağlamaklı çocuk burukluğuna dönmek. yardım almak istemeyen kendi eliyle doğru yere istediği hamleyi yapan çocuk olmak vardı. bu kadar basite almayın bu sıkıntıyı seninki de dert mi deyip geçmeyin.*
insanız ve hepimiz aynı dertten muzdaribiz.
sartre’a göre, insan, insanlığın bütün değerlerini kendisi yaratır ve
bunu tek başına yapar. yapamadığı zamanda heralde bir yıldız gibi kayar düşüncesindeyim.kaya kaya gidiyorsun sağa sola... kendi seçimlerimin sonucunu yaşıyorsam ve hayatımdan sorumluysam içinde bulunduğum mutsuzluğun sebebi de benim o halde. buraya kadar problemi adlandırdık*
şimdi sorunu çözme vakti. varoluşumu tamamlama,kendimi tanıma ve eksikliğimi giderme evresi. tam olarak oraya gelememek o insanı üzüyor işte.aynı seyirde ilerlemek düşünsel anlamda bir yol katedememek... burayı çözmeyince hep aynı yerlerde takılıp hep aynı yerlerde düşüyorsun.her seferinde tekrar başa sarıyorsun. elindeki oyuncağı yerine yerleştiremeyen ağzını büzmüş ağlamaklı çocuk burukluğuna dönmek. yardım almak istemeyen kendi eliyle doğru yere istediği hamleyi yapan çocuk olmak vardı. bu kadar basite almayın bu sıkıntıyı seninki de dert mi deyip geçmeyin.*
insanız ve hepimiz aynı dertten muzdaribiz.
devamını gör...
yazarların açtığı ilk başlık
henüz yapamadığım.
ilham bekliyorum evet işte bu! dedirtecek.
ilham bekliyorum evet işte bu! dedirtecek.
devamını gör...
nisan hakan özkan
kendisi ve eşi seda özkan takip ettiğim tek instagram ünlüleri. ikisi de çok samimi ve yaptıkları işin ticaret ve reklam olduğunu göze soka soka değil de insanı gülümseterek yapan kişiler. taze bebişleri oldu. onu da çok tebrik ederim.
devamını gör...
mantının abartılmış bir yemek olması
o nasıl söz öyle. çarpılırsın alim allah. tövbe de. tövbe de.
devamını gör...
friedrich nietzsche sözleri
bir nesneyi hem sevebilen hem de onunla alay edebilen kimse, dehaya erişmiş demektir.
devamını gör...
indirim yapmadığı için katledilen 3 çocuk annesi kadın
tekirdağ'da, recep özkan'ın indirim isteğini reddeden, 3 çocuk annesi, dönerci, kader balcı isimli kadın.
hayatını kaybeden kadın son anlarında çevresine toplanan esnafa 'abi çocuklarım görmesin beni' demiş.
katilin 7 yıl önce de babasını öldürdüğü öğrenilmiş. yani adam babasını öldürmüş sadece 7 yıl yatmış. e niye dışarda bu adam daha?
dün akşam kapaklı'nın bahçelievler mahallesi halide edip adıvar caddesi üzerinde bulunan dönercide iddiaya göre akli dengesinin yerinde olmadığı belirtilen recep özkan, geldiği dönercide iş yeri sahibi kader balcı'dan indirim yapmasını talep etti.
indirim yapılmayınca bıçakla saldırdı
talebi reddedilince de üzerindeki bıçağı çıkartıp, balcı'ya saldırdı. kendisini korumaya çalışan kadın aldığı bıçak darbeleriyle yere düşerken, sesler üzerine iş yerine giren çevredekiler, özkan'ı elindeki bıçağı alıp, etkisiz hale getirdi.
kaynak: www.haberler.com/son-dakika...
hayatını kaybeden kadın son anlarında çevresine toplanan esnafa 'abi çocuklarım görmesin beni' demiş.
katilin 7 yıl önce de babasını öldürdüğü öğrenilmiş. yani adam babasını öldürmüş sadece 7 yıl yatmış. e niye dışarda bu adam daha?
dün akşam kapaklı'nın bahçelievler mahallesi halide edip adıvar caddesi üzerinde bulunan dönercide iddiaya göre akli dengesinin yerinde olmadığı belirtilen recep özkan, geldiği dönercide iş yeri sahibi kader balcı'dan indirim yapmasını talep etti.
indirim yapılmayınca bıçakla saldırdı
talebi reddedilince de üzerindeki bıçağı çıkartıp, balcı'ya saldırdı. kendisini korumaya çalışan kadın aldığı bıçak darbeleriyle yere düşerken, sesler üzerine iş yerine giren çevredekiler, özkan'ı elindeki bıçağı alıp, etkisiz hale getirdi.
kaynak: www.haberler.com/son-dakika...
devamını gör...
kafa sözlük
benim gibi fiziğin f'sinden anlamayan birine audiotest gibi bir bilim insanının makale niteliğindeki tanımları için her ne kadar haddim olmasa da madalya takma fırsatı veren sözlüktür. varlığı daim olsun!
devamını gör...
kazdağlarında 19 bin futbol sahası büyüklüğünde yeni maden sahası girişimi
her şeyin içine edilen bir ülkede kazdağları kalmıştı.oraya da girin.
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
seyit onbaşı - 215 kilogramlık mermiyi kaldıramayan erkek
devamını gör...
rakamların kökeni
günümüzde kullandığımız rakamlar aslında bünyelerinde barındırmış oldukları açı sayılarını 'değer' olarak belirtirler. bu durum sürülerindeki hayvanları vb. şeyleri saymak amacıyla sürüdeki hayvan sayısı kadar taş, çubuk (çöp) vs.leri yanlarındaki keselerinde taşıyan ve gündelik işlerini bu eşlenik nesnelerin takas yoluyla artıp azalmasıyla yürüten insanların bu durumun kullanışsız olduğuna karar vermesiyle beraber taş, çöp vb. nesneleri doğrudan taşıma methodundan vazgeçip bu nesneleri kağıt, deri, ağaç kabuğu ve taş gibi nesneler üzerine 'temsil' yoluyla aktarmış olmalarıyla açıklanabilir. muhtemelen insanlar rakamların günümüzdeki hallerinin atası olarak kabul edilebilecek rakamları (şekilleri) oluştururken 'açı' kavramından ziyade çizgilerin birbirleri ile kesiştikleri noktalara ve bu kesişim noktalarının böldükleri uzay düzlemde oluşturdukları parça sayısına odaklanmış ve farkında olmadan 'açı sayılarını' baz alarak bahsettiğimiz 'rakam sistemini' oluşturmuşlardır.
devamını gör...
sohbeti bitiren cümleler
hayırlısı ya
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
"benim izin kağıdım var en imzalısından.. hehehe" dediğim, ama bunu kullanmayıp evde çoluk çocuğumla vakit geçirmek istediğim günlerdir. mesela bugün depişmece ve yıvrılmaca oynayacağız oğluşla.
devamını gör...
28 şubat normal sözlük darbesi
hain limonların yaptığı darbedir ama yoldaşın erken uyarması üzerine sokağa çıkıp vatan kurtarılmıştır.
devamını gör...
beşiktaş
2020-2021 sezonunun ilk derbi mağlubiyetini ligin 40. haftasında galatasaray'a karşı almış olan, sezonu şampiyon olarak tamamlayacak takım.
fanatiklik ciddi anlamda insanların gözlerini köreltiyor. at gözlüğü takmanın yanı sıra ahlaksızlık kisvelerini de takım elbise görüntüsünde kuşanmalarına sebep oluyor.
sezon başını bir hatırlayın bakalım. şampiyonluk yarışında beşiktaş'ın adı bile geçmiyordu. fenerbahçe uçanı kaçanı öpüyor. galatasaray kaçamayanı yakalıyordu. ligin 6. haftasında beşiktaş düşme potasındaydı. spor otoriteleri ve çok bilmiş zevat beşiktaş'ın bu kadrosu ile ilk beş içinde bile yer alamayacağını buyuruyor, sergen yalçın'ın yakın zamanda istifa edeceğinden dem vuruluyordu.
peki ne oldu? dalga geçilen, yerin dibine sokulan takım. son iki hafta öncesi ciddi bütçelerle kurulan rakiplerinin halen önünde. beşiktaş'ın galatasaray mağlubiyetini aklıselim beşiktaşlıların çoğu bekliyordu zaten. o yüzden beşiktaş-hatay maçı çok önemliydi. beşiktaş'ın şampiyonluk maçı da o maçtı. eğer o maçta bir kaza olsaydı, o zaman işler değişirdi. lakin o maçla birlikte fişi çekmiş olan beşiktaş cebindeki bir mağlubiyet hakkını güzelce ve yerinde kullandı. galatasaray maçında 1 puanı kurtarsaydı iyi olur muydu? elbette olurdu.
lakin maçı izleyenler görmüştür ki; beşiktaş hamle oyuncusu olarak kulübeden dorukhan, necip ve rıdvanı oyuna sokabildi. öyle dar bir rotasyondan bahsediyoruz. işte bu yoklukta halen rakipleri beşiktaş'ın puan kaybını beklemek zorunda ise değmesin kimse beşiktaşlıların keyfine. alemin bir akıllısı sizsiniz zaten. sanıyorsunuz ki, sergen yalçın bunun olacağını bilmiyordu. sanıyorsunuz ki, beşiktaş panikleyecek. yok öyle bir dünya. bu durumun şifreleri de sergen'in hatay maçı sonrasında verdiği röportaj da saklı. muhabirin şampiyonluk sorusuna verdiği cevapta şöyle diyordu; ''önümüzdeki 3 maçta 4 puan alıp şampiyon olacağız.'' adam bütün maçlarımızı kazanacağız, şöyle ezeceğiz, böylece yeneceğiz demiyor. bize 4 puan yetiyor diyor. önümüzdeki 3 maçta da onu almaya çalışacağız diyor. adam gerçekçi. hayal kurmuyor. bazıları gibi hayal satmıyor (!)
sergen'in hesabı karagümrük galibiyeti sonrası göztepe maçına cebinde beraberlik avantajı ile çıkmak. kuvvetle muhtemelde böyle olacak. zira bu sezon içerisinde gördük ki, rakipler ellerini ovuşturmaya, beşiktaş yandı bitti kül oldu şarkıları söylemeye başladığında beşiktaş her seferinde güçlü bir oyunla rakiplerine cevap verdi. halen bundan ders çıkarmamış olanlar var ki, bu da enteresan.
bir kaç çift lafta yeni yetme beşiktaş taraftarlarına etmek lazım; pandemi süreci vesaire yüzünden belki dolmabahçe'den stada kadar tezahüratlarla yürüme imkanınız olmadı. köy içinde marşlara türkülere eşlik edemediniz. belki de canlı olarak hiç beşiktaş maçı izleme fırsatınız olmadı. o yüzden beşiktaşlılığı internet ortamında rakip taraftarların yaptıklarının aynısını yapmak zannediyor ve onlar gibi abidik gubidik tepkiler veriyorsunuz. bu yüzden size kızmıyoruz ama içinize biraz ruh üflemek lazım. hemen enseyi karartıp başkaları gibi timsah yürüyüşüne özenmeyin derim.
ez cümle; beşiktaş'ın bu sezonu şampiyon olarak tamamlayacağını düşünüyorum ki, saydığım sebeplerden ötürü de sergen'in ve takımın başardığı şey azımsanacak bir şey olmayacak. adam çoklarına göre çer çöp kadrodan şampiyon çıkarmak üzere. şapkadan tavşan çıkarmak tam olarak bu oluyor. rakip takımlara da bu durumda havuç suyu, havuç suyu diye söylenmek düşer.
ha futbol bu, hiç ihtimal vermiyorum ama olmuşla-ölmüş bir araya gelir beşiktaş şampiyonluğu kaybeder. bu durumda da rakipleri tebrik eder, önümüze bakarız. ama yine altını çiziyorum bu ancak büyük bir futbol mucizesi ile olur. futbolun tanrılarının sahaya inmesi lazım.
bir ufak iliştirme de sevgili trolümüze yapayım. meşiktaş, emişbahçe, yemişsaray yazmanız bu camiaların büyüklüğüne halel getirmez. olsa olsa sizin hazımsızlığınızın bir göstergesidir. bu sebeple ne diyoruz;
siyah ulan!
fanatiklik ciddi anlamda insanların gözlerini köreltiyor. at gözlüğü takmanın yanı sıra ahlaksızlık kisvelerini de takım elbise görüntüsünde kuşanmalarına sebep oluyor.
sezon başını bir hatırlayın bakalım. şampiyonluk yarışında beşiktaş'ın adı bile geçmiyordu. fenerbahçe uçanı kaçanı öpüyor. galatasaray kaçamayanı yakalıyordu. ligin 6. haftasında beşiktaş düşme potasındaydı. spor otoriteleri ve çok bilmiş zevat beşiktaş'ın bu kadrosu ile ilk beş içinde bile yer alamayacağını buyuruyor, sergen yalçın'ın yakın zamanda istifa edeceğinden dem vuruluyordu.
peki ne oldu? dalga geçilen, yerin dibine sokulan takım. son iki hafta öncesi ciddi bütçelerle kurulan rakiplerinin halen önünde. beşiktaş'ın galatasaray mağlubiyetini aklıselim beşiktaşlıların çoğu bekliyordu zaten. o yüzden beşiktaş-hatay maçı çok önemliydi. beşiktaş'ın şampiyonluk maçı da o maçtı. eğer o maçta bir kaza olsaydı, o zaman işler değişirdi. lakin o maçla birlikte fişi çekmiş olan beşiktaş cebindeki bir mağlubiyet hakkını güzelce ve yerinde kullandı. galatasaray maçında 1 puanı kurtarsaydı iyi olur muydu? elbette olurdu.
lakin maçı izleyenler görmüştür ki; beşiktaş hamle oyuncusu olarak kulübeden dorukhan, necip ve rıdvanı oyuna sokabildi. öyle dar bir rotasyondan bahsediyoruz. işte bu yoklukta halen rakipleri beşiktaş'ın puan kaybını beklemek zorunda ise değmesin kimse beşiktaşlıların keyfine. alemin bir akıllısı sizsiniz zaten. sanıyorsunuz ki, sergen yalçın bunun olacağını bilmiyordu. sanıyorsunuz ki, beşiktaş panikleyecek. yok öyle bir dünya. bu durumun şifreleri de sergen'in hatay maçı sonrasında verdiği röportaj da saklı. muhabirin şampiyonluk sorusuna verdiği cevapta şöyle diyordu; ''önümüzdeki 3 maçta 4 puan alıp şampiyon olacağız.'' adam bütün maçlarımızı kazanacağız, şöyle ezeceğiz, böylece yeneceğiz demiyor. bize 4 puan yetiyor diyor. önümüzdeki 3 maçta da onu almaya çalışacağız diyor. adam gerçekçi. hayal kurmuyor. bazıları gibi hayal satmıyor (!)
sergen'in hesabı karagümrük galibiyeti sonrası göztepe maçına cebinde beraberlik avantajı ile çıkmak. kuvvetle muhtemelde böyle olacak. zira bu sezon içerisinde gördük ki, rakipler ellerini ovuşturmaya, beşiktaş yandı bitti kül oldu şarkıları söylemeye başladığında beşiktaş her seferinde güçlü bir oyunla rakiplerine cevap verdi. halen bundan ders çıkarmamış olanlar var ki, bu da enteresan.
bir kaç çift lafta yeni yetme beşiktaş taraftarlarına etmek lazım; pandemi süreci vesaire yüzünden belki dolmabahçe'den stada kadar tezahüratlarla yürüme imkanınız olmadı. köy içinde marşlara türkülere eşlik edemediniz. belki de canlı olarak hiç beşiktaş maçı izleme fırsatınız olmadı. o yüzden beşiktaşlılığı internet ortamında rakip taraftarların yaptıklarının aynısını yapmak zannediyor ve onlar gibi abidik gubidik tepkiler veriyorsunuz. bu yüzden size kızmıyoruz ama içinize biraz ruh üflemek lazım. hemen enseyi karartıp başkaları gibi timsah yürüyüşüne özenmeyin derim.
ez cümle; beşiktaş'ın bu sezonu şampiyon olarak tamamlayacağını düşünüyorum ki, saydığım sebeplerden ötürü de sergen'in ve takımın başardığı şey azımsanacak bir şey olmayacak. adam çoklarına göre çer çöp kadrodan şampiyon çıkarmak üzere. şapkadan tavşan çıkarmak tam olarak bu oluyor. rakip takımlara da bu durumda havuç suyu, havuç suyu diye söylenmek düşer.
ha futbol bu, hiç ihtimal vermiyorum ama olmuşla-ölmüş bir araya gelir beşiktaş şampiyonluğu kaybeder. bu durumda da rakipleri tebrik eder, önümüze bakarız. ama yine altını çiziyorum bu ancak büyük bir futbol mucizesi ile olur. futbolun tanrılarının sahaya inmesi lazım.
bir ufak iliştirme de sevgili trolümüze yapayım. meşiktaş, emişbahçe, yemişsaray yazmanız bu camiaların büyüklüğüne halel getirmez. olsa olsa sizin hazımsızlığınızın bir göstergesidir. bu sebeple ne diyoruz;
siyah ulan!
devamını gör...
alice harikalar diyarında sendromu
adını aynı isimli kitabın yazarı lewis carol'dan alan (onun da bu hastalıktan şikayetçi olduğu biliniyor) sendromu yaşayan kişinin; aynaya baktığında vücudunun el, ayak ve kafasının orantısız olduğunu düşündüğü yani vücut ve cisim algısında birtakım bozulmalar oluştuğu, dünyanın en ilginç rahatsızlıklarından biri.
göz ve beyin arasındaki sinyallerin doğru çalışmaması sebebi olarak düşünülmektedir. bazı rahatsızlıklarla ortaya çıkar ve asıl sebebi bilinmemektedir. kişi görmesinde problem olduğunu düşünür. migren, sık psikoaktif ilaç kullanımı , beyin tümörü, beynin kan dolaşımındaki sorunlar sendroma sebebiyet vermektedir. çocuk ve ergenlikte görülüp 20'li yaşlarda kaybolmaktadır.
aslında herkesin yaşadığı söylenilen alice harikalar diyarında sendromu, ortalama yılda bir kez yaşandığında sorun teşkil etmezken, günde birçok kez yaşanması kişide büyük psikolojik sorunlara yol açmaktadır.
sendromun belirtileri şu şekildedir:
mikropsi (cisimleri olduğundan küçük görme)
makropsi (objeleri olduğundan büyük görme)
metamerhopsi (cisimleri çok şişman, çok ince, kısa, uzun görme)
telopsi (cisimleri olduğundan uzakta görme)
pelepsiya (cisimleri olduğundan yakın görme)
vücut imajını farklı algılama, hareketlerde asimetri
dokunma duyusundaki bozukluklar
zaman algısının bozulması
ses algısının bozulması
koltuğu karınca gibi küçücük görürken, pencereye konan kuşu pencere büyüklüğünde görebilir. bir süngeri çok sert, bir masayı yumuşak algılayabilir, olmayan sesler duyabilirler. semptomlar genellikle gece ortaya çıkar. bunun nedeni gece ışığın ve sesin azalmasıdır. belirtiler hastalara göre değişebilir.
yeteri kadar bir ilerleme sağlanamadığı için etkili bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. tedavi migren tedavisine benzer bir yolla yapılır ve bazı vakalarda istirahat, rahatsızlığın ortadan kalkmasında etkili olmaktadır.
kişilerin birbirleriyle deneyimlerini paylaşması da tedavi açısından rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.
kaynakça
göz ve beyin arasındaki sinyallerin doğru çalışmaması sebebi olarak düşünülmektedir. bazı rahatsızlıklarla ortaya çıkar ve asıl sebebi bilinmemektedir. kişi görmesinde problem olduğunu düşünür. migren, sık psikoaktif ilaç kullanımı , beyin tümörü, beynin kan dolaşımındaki sorunlar sendroma sebebiyet vermektedir. çocuk ve ergenlikte görülüp 20'li yaşlarda kaybolmaktadır.
aslında herkesin yaşadığı söylenilen alice harikalar diyarında sendromu, ortalama yılda bir kez yaşandığında sorun teşkil etmezken, günde birçok kez yaşanması kişide büyük psikolojik sorunlara yol açmaktadır.
sendromun belirtileri şu şekildedir:
mikropsi (cisimleri olduğundan küçük görme)
makropsi (objeleri olduğundan büyük görme)
metamerhopsi (cisimleri çok şişman, çok ince, kısa, uzun görme)
telopsi (cisimleri olduğundan uzakta görme)
pelepsiya (cisimleri olduğundan yakın görme)
vücut imajını farklı algılama, hareketlerde asimetri
dokunma duyusundaki bozukluklar
zaman algısının bozulması
ses algısının bozulması
koltuğu karınca gibi küçücük görürken, pencereye konan kuşu pencere büyüklüğünde görebilir. bir süngeri çok sert, bir masayı yumuşak algılayabilir, olmayan sesler duyabilirler. semptomlar genellikle gece ortaya çıkar. bunun nedeni gece ışığın ve sesin azalmasıdır. belirtiler hastalara göre değişebilir.
yeteri kadar bir ilerleme sağlanamadığı için etkili bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. tedavi migren tedavisine benzer bir yolla yapılır ve bazı vakalarda istirahat, rahatsızlığın ortadan kalkmasında etkili olmaktadır.
kişilerin birbirleriyle deneyimlerini paylaşması da tedavi açısından rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.
kaynakça
devamını gör...
roman yazmak
çok çalışıyorum bunu başarabilmek için. kimi zaman kendi yarattığım karakteri öldürdüm diye ağlıyorum, kimi zaman karakterden o kadar nefret ediyorum ki fazla acımasız bir biçimde hayatları sonlanıyor.
devamını gör...
iç döküşler
iyi değilim ama neden iyi değilim bilmiyorum...
daha doğrusu iyi olmamak için o kadar sebep var ki hangisi yüzünden bu kadar iyi değilim bilmiyorum.
iyi olmak için belki çok daha harika sebeplerim var ama onları gözüm görmüyor her zaman olduğu gibi...şükretmek şimdilerde dile dolanan bir kelime olmaktan öteye gidemiyor ve içten içe çok kızıyorum kendime.
eylül'e bağlamıştım tüm hüzünleri, ekim geldi değişen bir şey yok. bir huzursuzluk kemiriyor içimi. sanki kötü şeyler olacak gibi. belki de oluyor tam da şu anda ama bilmiyorum. belki birilerine veda ediyorum onun acısı bu, belki zor oluyor. belki de birileri bana veda ediyor haberim yok. belki hayat zorluyor fazlasıyla.
istediğim gibi değil de günün getirdiği bir insana dönüşüyorum günün sonunda. her söylenenden bir şey anlamaya çalışıyorum, rahat bırakmıyorum kendimi ve insanları. onlar bir sürü sorun yaşıyor, belki ben onun hayatında hiçbir şey değilim! üzmüyorum bile, üzemeyecek kadar yokum aslında. bu ne kendini bu kadar önemsemek? görmüyor bile beni belki, etkisiz eleman gibi onun hayatında olmam ya da olmamam sonuca hiç etki etmiyor belki...
peki benim onu koyduğum yer? hani çok severek aldığın, ona anlamlar ve anılar yüklediğin bir sanat eseri gibi saklamaya çalıştığın, içinin en değerli parçası yaptığın senin için paha biçilemez bir biblo vardır ya da sana hediye gelen ama kıyamadığın için hiç kullanamadığın bir eşya. gelip yaramaz bir çocuk salak salak koşarken çarpıp düşürecek diye ödün kopar hani. oralara koyduğumuz insanlar... onlar eğer gidiyorsa bizden? o zaman ne yapmalı?
iyi değilim ben... * *
daha doğrusu iyi olmamak için o kadar sebep var ki hangisi yüzünden bu kadar iyi değilim bilmiyorum.
iyi olmak için belki çok daha harika sebeplerim var ama onları gözüm görmüyor her zaman olduğu gibi...şükretmek şimdilerde dile dolanan bir kelime olmaktan öteye gidemiyor ve içten içe çok kızıyorum kendime.
eylül'e bağlamıştım tüm hüzünleri, ekim geldi değişen bir şey yok. bir huzursuzluk kemiriyor içimi. sanki kötü şeyler olacak gibi. belki de oluyor tam da şu anda ama bilmiyorum. belki birilerine veda ediyorum onun acısı bu, belki zor oluyor. belki de birileri bana veda ediyor haberim yok. belki hayat zorluyor fazlasıyla.
istediğim gibi değil de günün getirdiği bir insana dönüşüyorum günün sonunda. her söylenenden bir şey anlamaya çalışıyorum, rahat bırakmıyorum kendimi ve insanları. onlar bir sürü sorun yaşıyor, belki ben onun hayatında hiçbir şey değilim! üzmüyorum bile, üzemeyecek kadar yokum aslında. bu ne kendini bu kadar önemsemek? görmüyor bile beni belki, etkisiz eleman gibi onun hayatında olmam ya da olmamam sonuca hiç etki etmiyor belki...
peki benim onu koyduğum yer? hani çok severek aldığın, ona anlamlar ve anılar yüklediğin bir sanat eseri gibi saklamaya çalıştığın, içinin en değerli parçası yaptığın senin için paha biçilemez bir biblo vardır ya da sana hediye gelen ama kıyamadığın için hiç kullanamadığın bir eşya. gelip yaramaz bir çocuk salak salak koşarken çarpıp düşürecek diye ödün kopar hani. oralara koyduğumuz insanlar... onlar eğer gidiyorsa bizden? o zaman ne yapmalı?
iyi değilim ben... * *
devamını gör...
ingilizler
genelleme yapmak iyi değildir ama çoğu çakaldır, insanın yüzüne gülüp malı götürür, ırkçı olsa bile çaktırmaz, duygularını belli etmezler. güney afrikanın altın, elmas ve diger madenlerini işletir, siyahları ayakta uyuturlar ama siyah kardeşlerimize göre tarla, çiftlik sahibi hollanda kökenliler ırkçıdır, kötüdür ama ingilizler çok iyidir.
devamını gör...