bilemiyorum artık bir parçamız gibi oldu maske fakat yine de kabul etmiyor beynim reddediyor bir şekilde kapının önüne çıkıyorsun yürümeye başlıyorsun tuhaf bakışlara maruz kaldığında tak kafanda şimşek çakıyor. koştura koştura eve geri dönüyorsun suç işlemiş gibisin arkadan polis mi geliyor ne oluyor böyle ne zaman bitecek bu işkence?
devamını gör...

sabahattin ali, türk edebiyatı’nda özel bir yer edinmiş o güzel adamlardan biridir. toplumcu gerçekçi yazarlardan biri olarak kabul görmüş. kürk mantolu madonna’yı, sonra içimizdeki şeytan’ı kuyucaklı yusuf’u yazdı ve hepsi türk edebiyatının önemli yapı taşlarından biri oldu.
kuyucaklı yusuf, 100 temel eser’den biridir.
devamını gör...

iyi anlaşıyoruz keratayla. çok sıkıntımız yok
devamını gör...

- ara yüzde bir takım geliştirmelere gidilerek, sözlüğün 'ekstraları' olarak tabir edilen özellikler turunçgiller adında hamburger menü içerisine alındı, mobil versiyonda mesajlar ortalandı.

-kategorilerin sayısında ciddi oranda azaltmaya gidildi.

-aylık puan tablosunda oluşan bug düzeltildi, aynı zamanda puan tablosu menüsünde -aylık tablo- olarak yerini aldı.
ekim ayı itibarı ile ayın en iyi 10 yazarı etkinliğimiz de tekrar faaliyete başlamış oldu.
31 ekim 2021 saat 23.59'a kadar, ekim ayı içerisinde en çok puan toplayan 10 yazar kütüphanemizden dilediği kitabın sahibi olacak.

-aktif olmayan kulüpler kapatıldı.
an itibarı ile devam eden sözlük kulüplerimiz : (bkz: kitap kulübü), (bkz: sanat kulübü), (bkz: sinema-tv kulübü), (bkz: çalışma kulübü)

- sözlük mağazasına 70'e yakın yeni rozet hazırlandı.
aynı zamanda sözlük mağazasını bir farkındalık oluşturmak için dolar kuruna endeksledik.
doların fiyatına göre her gün, sözlük mağazasındaki fiyatlar güncellenecek.
son rötuşları yapmaktayız, en erken tarihte yayına alacağız.

[email protected] mail adresinin yanı sıra, bundan sonra ; [email protected] [email protected] [email protected] mail adresleri ile de hizmet vereceğiz.
en erken tarihte, güncel mail adreslerimizi kapsayan iletişim butonunu turunçgiller menüsü içerisine yerleştirmiş olacağız.

-sözlük kütüphanemizde kitap biriktirmeye devam ediyoruz, en geç 10 ekim 2021 tarihinde yazarlara açık hale getirip, sipariş almaya başlayacağız.

-normaller.com etkin bir biçimde kullanılmaya başlandı. sözlük hakkında gelişmeleri yakından takip edebileceğiniz gibi, pek yakında dergi ekibi, yazarların yeni yazılarını kabul etmeye başlayacak.

- kitap-film kategorisinde yaşanan bug düzeltildi.

-teknik anlamda daha hızlı bir sözlük deneyimi için, bir takım optimizasyonlarda bulunduk.

-günün ünlüsü ve tarihte bugün paylaşımlarını bu hafta itibarı ile tekrar faaliyete alacağız.
bir süredir, mücbir sebeplerden paylaşım yapamadığımız sosyal medya hesaplarımızdan, paylaşımlarımıza bu hafta itibarı ile başlamış olacağız.

-uzun vadeli stratejilerimizden birisi de, gündemin daha çok konuşup işlendiği bir sözlük olmaktır.
ilerleyen haftalarda, üzerinde epeydir uğraştığımız gündem kategorisi algoritmasını yayına alacağız.

edit : uçurulan yazarların puan tablosunda gösterilmemesi ile alakalı isteği bitirdik.
en yakın tarihte yayına alacağız.
devamını gör...

ingilizce'de tam çevirisi "hiçbir şey için teşekkürler" anlamına gelen bir deyimdir. türkçe'ye "çok sağol ya" veya "olmayan yardımın için teşekkürler" şeklinde çevrilebilir, tercih meselesi. bu deyim (bkz: sarcasm) barındırır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocuk sahibi olmanın, oy kullanmanın vs ehliyet gibi bir takım eğitimler alındıktan sonra kazanılması gereken bir hak olması gerektiğini destekleyen sayısız olaydan sadece biri.
devamını gör...

çevresine kan kusturan dangalaklar için kullanıldığında elinin tersiyle ağzın ortasına çarpma isteği uyandıran cümlemsi.

özde olan bir şey mutlaka bir yerden bir şekilde kendini gösterir ama her boku yedikten sonra bunun söylenmesi birazcık absürt kaçabilir tabii; dikkatli olmak lazım.
devamını gör...

(bkz: sen bir bayan mısınız?)
tdk şok.
tdk üzgün.
tdk ağlıyor.
yoldaş benjamin bey, tdk ağlıyor lavaboya götürebilir miyiz?
devamını gör...

artık kuzenine açılsada rahatlasak. ama kuzeni reddederse işte o zaman eyvahlar olsun iki katı yandık.
devamını gör...

yadsınması mümkün olmayan, duyan herkesin mutlaka hissettiği ve hangi eserde olursa olsun varlığını duyuran etkidir.

eğer bir şarkının içinde ud varsa, o şarkı ud sesi eşliğinde yapılmışsa ya da daha da iyisi sadece ud ile çalınmışsa dinlemelere doyamıyorum. belki sadece benim için geçerli olan bir durum ama ud sesi her durumda bana derin ve sarsılmaz bir huzur veriyor. ki huzur bu dünyada en zor bulunacak duygulardan biridir.

mesela smooth criminal sevdiğim bir şarkıdır ama ahmed alshaiba’nın ud ile cover yaptığı versiyonu benim için orijinali kadar iyidir ve orijinalinden farklı olarak da bana tatlı bir huzur verir.

bir gün üniversite bahçesinde bir arkadaşımla ders beklerken benim tanımadığım ama arkadaşımın arkadaşı olan biri elinde uduyla yanımıza geldi. o zamanlar izlediğimiz unutma beni diye bir dizi vardı. metin şentürk ve şevket altuğ’un oynadığı. dizi müziği udla çalınan unutma beni diye bir şarkı idi. istedik çaldı arkadaşımız. ağaçların altında o şarkıyı udla canlı canlı dinlemek müthiş bir keyifti. sanki göklerden gelen o gümbür gümbür ama hassas ses o an beni her zamankinden fazla etkilemişti.

anın ve ud sesinin verdiği huzuru hissettiğim nadir anlardan biriydi. derse doğru giderken arkadaşımıza tosun paşa’yı da çalıp çalamayacağını sordum. güldük, eğlendik ve ben bloka doğru yürümeye başladım. tam o an tosun paşa’nın o ikonik şarkısı çalmaya başladı arkamdan. dönüp bakmadım. ama çok mutlu oldum.

evet, hakiki tosun paşa benim!
devamını gör...

müjde müjde bize parizyenden müjde size , müjde müjde halka , rte den müjde bize , müjde müjde bize , yine girecek bize.
müjde müjde size.....
perşembe nin , gelişi salı dan bellidir.
devamını gör...

bir ülkü tamer kitabıdır.

şairliğine hayran olduğum ülkü tamer’in bir öykü kitabını okumak fikri ilk başta beni ürkütmüştü ama şairinin kalemine güvenim sonsuz olduğu için ilk andaki tereddütüm yerini yeni bir şey karşısında duyulan heyecana bıraktı. iyi ki de öyle olmuş ve iyi ki de okumuşum.

tarihte anlatılan bütün başarılar, bütün ilerlemeler, bütün medeniyet adımları bana hep uydurma gelmiştir. sanki anlatıldığı gibi olmamıştır o olaylar. kazananlar yazmasa belki tarih bambaşka bir okumaya açık olabilirdi.

ülkü tamer de benim gibi düşünmüş, yani aslında ben onun gibi düşünmüşüm. ama o oturmuş bir de yazmış bunları. tarihte hiç yaşanmamış olayları anlatmış. ivan rubinoviç’in yükselişini de anlatmış dördüncü piramitin tarihini de, hatta yetinmemiş brütüs’ü de anlatmış. çin seddinde yapılan büyük koşunun tarihi bile var bu kitapta.

daha ne olsun! tarihi uydurmalarla okuyup bir ders çıkarmadan hayatlarımıza devam ederken aynı yalanların tekerrür etmesini bekleme safdilliği içindeyiz. yazarı tarafından uydurma olduğu açıkça beyan edilen bir tarih kitabı ise bizi bu aymazlıktan kurtarabilir.

tarihte hiç yaşanmamış olayları öğrenmek için ideal bir başvuru kitabı bu kitap.
devamını gör...

geçen geçti / poli / o sene işte.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

torpilinin görev süresi dolduğunda ya da o makamdan ayrıldığında sap gibi ortada kalmaktadırlar. üzülüyor muyum? hayır tabii. işe girerken kimbilir kimlerin hakkını yiyerek oraya geliyorsun ve her ay maaşını alıp gönül rahatlığıyla harcıyorsun.

son yerel seçimlerde de gördüğümüz üzere yönetimi el değiştiren illerde işten çıkarmalar epey gündem oldu. şu hayatta özellikle türkiye'deki ortamda birilerinin adamı olarak bir yerlere gelmek çok mantıklı bir iş değil.

kul hakkı nedir? nasıl yenir? başlıklı kitaba katkıda bulunabilir tümü.
devamını gör...

biyolojiden 20 alıp sınıfta herkese maskara olmam, sonraki sınav 100 alıp tüm sınıfı gt etmem.
devamını gör...

aslında orada en çarpıcı vurgusu kitapların taşıdığı ruhun, sesin ve soluğun kiliseyi ve devlet aygıtını rahatsız etmesi noktasıdır ki bu günümüzde de devam eden bir problem. kitaplar yaşar. kitaplar aktarır. kitaplar geçmişten günümüze not düşer. devam eden bir hafıza bütünüdür. bu yüzden de kitaplar suçludur. özellikle de egemenin çarkına çomak tutan kitaplar ve yayınların kellesinin vurulması gerekir. e ingiltere parlamantosu da gelmekte olanı görüp gereğini yapmış elbette (!) tabi zamana bakıyorsunuz, sansür yasasına bakıyorsunuz ve buna karşı çıkan bir şairin reddiyesine bakıyorsunuz bir arpa boyu yol kat etmediğimizi görüyorsunuz. milton özetle diyor ki; bizim ışığımızı elimizden almaya çalışıyorsunuz, en büyük gücümüz olan düşünce hürriyetimizi elimizden almak istiyorsunuz, bizi cahil bırakıp köleler haline getirmeye çalışıyorsunuz. tanıdık geliyordur herhalde? * işin komik tarafı sistemler, yönetim şekilleri ve aygıtlar değişiyor ama halkın gözündeki at gözlüğü bazı ayrık otlarının haricinde bir türlü yerinden çıkmak bilmiyor. yüzyıllardır yapılan uyarılar, düşülen şerhler, ince ince anlatımlara rağmen insanlar düşünmek, bilmek ve ifade etmek gibi temel edimlerini yerine getirecekleri hakları bir türlü gerçek anlamda talep edemiyorlar. aklı kiraya vermek durumu tam olarak bu oluyor.

akıl kiradaysa ne kadar geliştirseniz de teknolojinizi, ne kadar medenileştirseniz de yaşam koşullarını, köle olarak yaşamaktan bir adım öteye gitmek mümkün değil. işin basınla ilgili ayağına gelirsek bu metni okuduktan sonra bir de bulursanız pierre lazereff'in 1945 yılında şevket rado tarafından çevrilen ''fransa'da basın rezaletleri'' adlı bir kitabı var. iki metin üzerinde düşünüp, kıyaslama yapıp neden sorusunun cevabıni gayet net bir şekilde alabilirsiniz. tabi bu arada kitabın basımı yoktur diye düşünüyorum. bende ilk basımı var. ama üniversitelerde ya da milli kütüphane de muhakkak bir nüshası vardır. olmadı fotokopi vesaire alıp muhakkak okuyun derim. pek bilinmez ama çok değerli kitaptır. o şerhi de düşmüş olayım. başlık açma özürlü olduğumu her zaman dile getiriyorum. o yüzden bu ve benzer başlıkları açan değerli yazar arkadaşların hepsine teşekkür ederim. yancılık yapıp görünce hemen bir kaç satır çiziktiriveriyorum iyi oluyor bana. tembellik var serde * neyse yavaştan yol alayım. anca varırım gideceğim yere. malum bizim adımlar biraz ağır. okuyunuz efendim *
devamını gör...

var böyle bisey. zorla sahura kaldırıp niye uyukluyosun diye kızardı bana.uykum olduğu için deyince daha da kızardı.neyse ki o zamanlar çok geride kaldı.
devamını gör...

köyüme döner, küçük bir evde tavuklarım ve ben baş başa bir hayat yaşarız.
devamını gör...

arılar, kırmızı rengi algılayamazlar. kırmızı renk onlara koyu mavi olarak görünür.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim