0.5 uç
0.7den 0.5e geçmek bir büyümek hissi verir. bu kontrolü zor olan kalemi kullanıcam şimdi ve ona aynı zamanda diğerlerine kontrolün bende olduğunu göstericem demektir. ayrıca sınıfta en zor bulunan uçtur. muhakkak kalemle beraber ucu da almak gerekir.
devamını gör...
turgut uyar
"bir elim sağ cebimde, bir elim sol cebimde.
bu hüznü siz de bilirsiniz.."
bu hüznü siz de bilirsiniz.."
devamını gör...
karl marx
sekiz kişilik bir ailenin ikinci çocuğu olan karl heinrich marx , 5 mayıs 1818'de trêves'de (ren ve köln'e yakın rheinland'da bir kasaba) doğdu (vallaha doğmuş işte). babası trêves temyiz mahkemesi'nde avukat olarak çalıştı. oğluna aydınlanma felsefesine (özellikle voltaire ve rousseau), bilim ve ilerlemenin gücüne, aynı zamanda özgürlük, eşitlik ve kardeşlik değerlerine olan inancını başlatarak aktardı. marx, lisans derecesinin ardından bonn'a ve ardından 1841'de felsefe alanında doktora yaptığı berlin'e gitti.
1843'te büyük prusya aristokrasisinden bir çocukluk arkadaşı olan barones jenny von westphalen ile evlendi. bu konuda, marx'ın babasıyla aynı çevrelerde dolaşan ılımlı liberal babası tarafından desteklenen, “küçük kara domuzu” karl marx ile evlenmeyi tercih ediyor. onun için, topluluğundan genç bir memurla olan ilişkisini bozar. birlikte yedi çocukları olacak, ancak sadece üç kız yetişkinliğe ulaşacak.
siyasi taahhütlerinin kurbanı olan doktorasından sonra üniversitede bir görevi reddettiğini gören marx, gazeteci olarak çalışarak ailesi için zar zor geçimini sağlayamaz. devrimci taahhütleri onu paris'e, ardından brüksel ve londra'ya sürgüne göndermeye yöneltti. hayatının son yıllarına karısının ve iki çocuğunun hastalığı ve ölümü damgasını vurdu. karl marx 14 mart 1883'te öldü.
karl marx, ekonomik düşüncesini mücadelelerinden ve siyasi inançlarından geliştirir: her şeyden önce mevcut kapitalist sosyal düzenin yıkılmasına katkıda bulunmak ister . devrimci , zamanının sosyalist hareketlerine güçlü bir şekilde dahil oldu ve 1848'de arkadaşı friedrich engels, komünist manifesto ile birlikte yayınlandı.
1843'te büyük prusya aristokrasisinden bir çocukluk arkadaşı olan barones jenny von westphalen ile evlendi. bu konuda, marx'ın babasıyla aynı çevrelerde dolaşan ılımlı liberal babası tarafından desteklenen, “küçük kara domuzu” karl marx ile evlenmeyi tercih ediyor. onun için, topluluğundan genç bir memurla olan ilişkisini bozar. birlikte yedi çocukları olacak, ancak sadece üç kız yetişkinliğe ulaşacak.
siyasi taahhütlerinin kurbanı olan doktorasından sonra üniversitede bir görevi reddettiğini gören marx, gazeteci olarak çalışarak ailesi için zar zor geçimini sağlayamaz. devrimci taahhütleri onu paris'e, ardından brüksel ve londra'ya sürgüne göndermeye yöneltti. hayatının son yıllarına karısının ve iki çocuğunun hastalığı ve ölümü damgasını vurdu. karl marx 14 mart 1883'te öldü.
karl marx, ekonomik düşüncesini mücadelelerinden ve siyasi inançlarından geliştirir: her şeyden önce mevcut kapitalist sosyal düzenin yıkılmasına katkıda bulunmak ister . devrimci , zamanının sosyalist hareketlerine güçlü bir şekilde dahil oldu ve 1848'de arkadaşı friedrich engels, komünist manifesto ile birlikte yayınlandı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kasvetvari bir gün.
evet evet bu gün, bir sıfat olsaydı tam olarak bu olurdu: kasvetvari...
bir yandan bastıran sıcak, diğer yandan evdeki herkesin üzerinde sezdiğim garip sinirlilik hali.
öte yandan babamın, buz mavisine boyatıp, sanki büyük babaların büyük halasının antika evine dönen salonumuz. sanki o fransız berjerleri yetmiyormuş gibi bir de buna duvarın kasvetli rengi eklendi, diyor annem... yo yoo fransız usulü klasik salon takımında herhangi bir sorun yokmuş kanınca. onun derdi duvarların kasvetli rengiymiş. ayyh insanın içini basıyor, ruhunu daraltıyormuş... esasen içini basan konunun o olmadığını hepimiz biliyoruz, babam da.. lakin şimdilik dillendirmeye kimsenin cesareti yok. susuyoruz...
hepimizi, eften püften bir bahaneyle azarlıyor.
susuyoruz...
canımız sıkılıyor.
susuyoruz..
insanoğlunun ölüm haberine böyle tepki vermesi çok garip geliyor.
susuyoruz..
ağlaması gerekirdi oysa. fakat ağlayamıyor. dua ediyor içi ferahlamıyor. ölüm diyoruz.. hazmedemiyor.
susuyoruz..
anlayacağınız sorunumuz çok büyük: babamın boyattığı buz mavisi duvarlar salonumuzu, hani sade bayramda gidip elini öptüğümüz, meşhur büyükbabaların büyük halasının, antika evine benzetmiş...
sorunumuz çok büyük.
evet evet bu gün, bir sıfat olsaydı tam olarak bu olurdu: kasvetvari...
bir yandan bastıran sıcak, diğer yandan evdeki herkesin üzerinde sezdiğim garip sinirlilik hali.
öte yandan babamın, buz mavisine boyatıp, sanki büyük babaların büyük halasının antika evine dönen salonumuz. sanki o fransız berjerleri yetmiyormuş gibi bir de buna duvarın kasvetli rengi eklendi, diyor annem... yo yoo fransız usulü klasik salon takımında herhangi bir sorun yokmuş kanınca. onun derdi duvarların kasvetli rengiymiş. ayyh insanın içini basıyor, ruhunu daraltıyormuş... esasen içini basan konunun o olmadığını hepimiz biliyoruz, babam da.. lakin şimdilik dillendirmeye kimsenin cesareti yok. susuyoruz...
hepimizi, eften püften bir bahaneyle azarlıyor.
susuyoruz...
canımız sıkılıyor.
susuyoruz..
insanoğlunun ölüm haberine böyle tepki vermesi çok garip geliyor.
susuyoruz..
ağlaması gerekirdi oysa. fakat ağlayamıyor. dua ediyor içi ferahlamıyor. ölüm diyoruz.. hazmedemiyor.
susuyoruz..
anlayacağınız sorunumuz çok büyük: babamın boyattığı buz mavisi duvarlar salonumuzu, hani sade bayramda gidip elini öptüğümüz, meşhur büyükbabaların büyük halasının, antika evine benzetmiş...
sorunumuz çok büyük.
devamını gör...
10 türk dizisinden 9’unun konusunun aynı olması
bu sene her dizide ne hikmetse aldatma konusu işleniyor. korkunçç.
devamını gör...
the prestige
christopher nolan'ın en çok beğendiğim ve üzerinde en çok kafa patlattığım filmi. harika detaylara sahip olan bu filmin mühendisi nolan abimiz bu mükemmel senaryoyu harika oyuncular seçerek ve onları gayet iyi yöneterek kült olmaya aday bir film çıkarmış.
ana karakterlerin isimleri olan alfred borden ve robert angier'in baş harfleri alındığında sihirbazlar tarafından kullanılan ortak bir kelime olan "abrakadabra"da olduğu gibi, "abra" kelimesi ortaya çıkar.
--! spoiler !--
dikkatli bakıyor musunuz?
her sihirbazlık numarası üç bölüm ya da perdeden oluşur.
-birincisi "vaat" bölümüdür. sihirbaz size sıradan bir şey gösterir. iskambil destesi, bir kuş ya da bir insan. bu nesneyi size gösterir. son derece gerçek, üzerinde oynanmamış, normal bir şey olduğunu görmeniz için nesneyi incelemenizi ister. fakat gerçek, farklı olabilir.
-ikinci perdeye "dönüşüm" denir. sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür. hilenin sırrını arıyorsunuz, ama bulamazsınız. çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz. henüz alkışlamazsınız, çünkü bir şeyi yok etmek yeterli değildir. onu geri getirmeniz gerekir.
-işte bu yüzden her sihirbazlık numarasında üçüncü bir perde bulunur. içlerinde en zorlusu. bizlerin deyişiyle "prestij".
--! spoiler !--
ana karakterlerin isimleri olan alfred borden ve robert angier'in baş harfleri alındığında sihirbazlar tarafından kullanılan ortak bir kelime olan "abrakadabra"da olduğu gibi, "abra" kelimesi ortaya çıkar.
--! spoiler !--
dikkatli bakıyor musunuz?
her sihirbazlık numarası üç bölüm ya da perdeden oluşur.
-birincisi "vaat" bölümüdür. sihirbaz size sıradan bir şey gösterir. iskambil destesi, bir kuş ya da bir insan. bu nesneyi size gösterir. son derece gerçek, üzerinde oynanmamış, normal bir şey olduğunu görmeniz için nesneyi incelemenizi ister. fakat gerçek, farklı olabilir.
-ikinci perdeye "dönüşüm" denir. sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür. hilenin sırrını arıyorsunuz, ama bulamazsınız. çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz. henüz alkışlamazsınız, çünkü bir şeyi yok etmek yeterli değildir. onu geri getirmeniz gerekir.
-işte bu yüzden her sihirbazlık numarasında üçüncü bir perde bulunur. içlerinde en zorlusu. bizlerin deyişiyle "prestij".
--! spoiler !--
devamını gör...
merhaba ben larktwain_123_ sorularınızı yanıtlamıyorum
evet. yanıtlamıyorum! ama yine de sorun... (bkz: swh)
devamını gör...
mert çok yakışıklı ama cenk de çok sempatik ne yapsam ki
ikisini birbirine ayarlayarak işin içinden çıkılabilecek ikilem.
derdini sevmek için buton da yaptırılabilir tabii, o da olumlu.
derdini sevmek için buton da yaptırılabilir tabii, o da olumlu.
devamını gör...
çorapla uyuyan insan
yanında biri uyumuyorsa kimseye hesap vermek zorunda olmayan insandır, ayakları üşüyen insandır ve yine birilerine dert olan insandır.
devamını gör...
öğretmenler tarafından sevilmeyen çocuk
3 yıl boyunca flüt üflemeyi beceremedim diye her müzik dersinde dayak yedim, allah uzun ömür versin, adam dayaktan kacmaya yim diye ayaklarıma basıp öyle dövüyordu, orta okul yahu zaten ufacık çocuğum o zamanlar, ve heb müzik dersinden bütünleme ye kalırdım, hiç doğrudan sınıf geçirmedi.
yinede hürmet ile ellerinden öpüyorum.
yinede hürmet ile ellerinden öpüyorum.
devamını gör...
maskeyle güzel olmak
fahrettin koca'nın maske takmaya özendirmek için kafa sözlüğe girip gizlice açtığı başlıktır.
devamını gör...
perşembe ilçesinden çarşamba ilçesine gidersek zamanda geriye gitmiş olur muyuz sorunsalı
(bkz: alkollüyken sözlüğe girmek) eyleminin bir sonucu olarak açılmış olabileceğine inandığım başlık.
devamını gör...
tekrar twin peaks'e başlayacağım galiba
sol frame'de adını görünce keşfettiğim ve sanat tarihiyle ilgili tanımlarını okuyabilmek için hemen takibe aldığım yazar.
devamını gör...
libido ve zeka ilişkisi
birçok kişiye göre tartışmaya açık kabul edilebilecek ilişki.
canımın içi nikola tesla'cığım özetle der ki; bir bilim insanının tutkusu çok yüksektir ama bu tutkuyu mesela bir kadına yöneltirse, bilim adına yapabileceği pek bir şey kalmaz. tüm tutkusunu bilime yönlendirirse başarı kaçınılmazdır.
buna katılmayanlar illa ki olacaktır ama ben katılıyorum. şu yüzden: bütün insanların kendini kontrol etme mekanizması çok güçlü olmayabilir. bazı insanlar bir ilişkiyi "tadında bırakarak" yani karşısındakini hayatında tam da olması gereken yere koyarak yaşayabilir ama bazı insanlar aşırı duygusal olduğundan bunu kontrol edemeyebilir. en ufak tartışmada, en ufak ayrılıkta dağılabilir. bilim insanı da olsa bu değişmez çünkü sonuçta onlar da insan ve duyguları var. bu nedenle, tutkuyu nereye ve ne kadar yöneltebileceğiniz kişiden kişiye değişecek bir durum bence.
ikinci nokta şu; insan boş oturunca aklına genellikle boş işler gelir. "boş bir kafa şeytanın çalışma masasıdır" derler. ne kadar çok çalışırsanız, başınızı kaşıyacak vaktiniz ne kadar az olursa, başka işlere kafa yorma ihtimaliniz de o derece az olur. bu nedenle herhangi bir hedefe sıkı sıkıya bağlı olan, mesela bir icat ya da keşif yapma derdinde olan kişinin düşüneceği en son şey seks olabilir.
neyse uzatmıyorum konuyu. bunun bir şeyleri bastırmakla ilgisi olduğunu düşünmüyorum. bu biraz, insanın zekâ seviyesi nedeniyle ona kendiliğinden yüklenen default bir özellik bence.
konu doğrudan bu değil belki ama bu da bonus
canımın içi nikola tesla'cığım özetle der ki; bir bilim insanının tutkusu çok yüksektir ama bu tutkuyu mesela bir kadına yöneltirse, bilim adına yapabileceği pek bir şey kalmaz. tüm tutkusunu bilime yönlendirirse başarı kaçınılmazdır.
buna katılmayanlar illa ki olacaktır ama ben katılıyorum. şu yüzden: bütün insanların kendini kontrol etme mekanizması çok güçlü olmayabilir. bazı insanlar bir ilişkiyi "tadında bırakarak" yani karşısındakini hayatında tam da olması gereken yere koyarak yaşayabilir ama bazı insanlar aşırı duygusal olduğundan bunu kontrol edemeyebilir. en ufak tartışmada, en ufak ayrılıkta dağılabilir. bilim insanı da olsa bu değişmez çünkü sonuçta onlar da insan ve duyguları var. bu nedenle, tutkuyu nereye ve ne kadar yöneltebileceğiniz kişiden kişiye değişecek bir durum bence.
ikinci nokta şu; insan boş oturunca aklına genellikle boş işler gelir. "boş bir kafa şeytanın çalışma masasıdır" derler. ne kadar çok çalışırsanız, başınızı kaşıyacak vaktiniz ne kadar az olursa, başka işlere kafa yorma ihtimaliniz de o derece az olur. bu nedenle herhangi bir hedefe sıkı sıkıya bağlı olan, mesela bir icat ya da keşif yapma derdinde olan kişinin düşüneceği en son şey seks olabilir.
neyse uzatmıyorum konuyu. bunun bir şeyleri bastırmakla ilgisi olduğunu düşünmüyorum. bu biraz, insanın zekâ seviyesi nedeniyle ona kendiliğinden yüklenen default bir özellik bence.
konu doğrudan bu değil belki ama bu da bonus
devamını gör...
aldatıldığı itiraf edilen sevgiliyle son defa sevişmek
hiç işim olmayacak hareket. ağzıyla burnunun yerini değiştirir bir daha da suratını görmem. s..sin gitsin.
devamını gör...
buz ile yakılan ateş
t. eğer bir buzu ince kenarlı merceğe* dönüştürebilirseniz ateş elde edebilirsiniz. link
edit. mercek orada büyüteç gibi davranır. gelen tüm güneş ışığıda bir noktada toplanınca ateş elde edebilirsiniz.*
edit. mercek orada büyüteç gibi davranır. gelen tüm güneş ışığıda bir noktada toplanınca ateş elde edebilirsiniz.*
devamını gör...



