zevk için sevişmek haramdır
zaten herhangi bir şeyden zevk almak haram...
devamını gör...
almanya’dan oğlum gelecek daireyi boşaltın
kontratı gözüne tutup, sektiri çekmeniz gereken ev sahibidir.
parayı düzenli ödedikten sonra sıkıntı yok.
kaldı ki mahkemelik olsan bile seni evden çıkarması 6 aydan az sürmez.
parayı düzenli ödedikten sonra sıkıntı yok.
kaldı ki mahkemelik olsan bile seni evden çıkarması 6 aydan az sürmez.
devamını gör...
zeki olmanın dezavantajları
yukarıdakileri okuyunca allah başka dert vermesin dediğim arkadaşlardır.
azıcık iqum, kaygısız başım.
azıcık iqum, kaygısız başım.
devamını gör...
kara kedi
batıl inançlara göre uğursuz sayılan kedi.
bana göre ise en güzel kedidir. canım oğlum da kara kedi kategorisinde. annesi yesin onu.
bana göre ise en güzel kedidir. canım oğlum da kara kedi kategorisinde. annesi yesin onu.
devamını gör...
keşke içinde olsaydım denilen dizi
friends,o arkadaş ortamını deneyimlemek isterdim.
devamını gör...
iki derviş
iki derviş, yolculukları sırasında bir dere kenarına varmışlar. genç bir kadın dere kenarında karşıya nasıl geçeceğini bilemez halde umutsuzca beklemekteymiş. dervişlerden biri, genç kadını kucaklayıp suyun öteki tarafına bırakmış. öteki derviş, arkadaşının bu davranışını hiç hoş karşılamamış ancak sesinide çıkarmamış. dervişler tekrar yola revan olmuşlar. yolda giderken diğer derviş kendi kendine söylenip,
-bir dervişin bir kadını kucaklaması, olacak iş değil, diye kendi kendine söylenirken artık dayanamayarak yanındaki dervişe;
- sen, böyle bir şeyi nasıl yaparsın? biz dervişiz! bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmeyi, onlara bakmamız bile yasaktır! hatta seni baştan çıkarabilirdi.
öteki derviş oldukça sakin karşılık vererek;
- dostum ben o kadını dereden geçirdikten sonra orada bıraktım. sen neden hala içinde taşırsın? demiş.
günümüzde boş yere, zihnimizde taşıdığımız o kadar gereksiz ve boş vesvese ve suizan var ki, bütün bunları bir kenara bırakmalıyız. çünkü hayat çok kısa ve yapılacak çok iş var.
-bir dervişin bir kadını kucaklaması, olacak iş değil, diye kendi kendine söylenirken artık dayanamayarak yanındaki dervişe;
- sen, böyle bir şeyi nasıl yaparsın? biz dervişiz! bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmeyi, onlara bakmamız bile yasaktır! hatta seni baştan çıkarabilirdi.
öteki derviş oldukça sakin karşılık vererek;
- dostum ben o kadını dereden geçirdikten sonra orada bıraktım. sen neden hala içinde taşırsın? demiş.
günümüzde boş yere, zihnimizde taşıdığımız o kadar gereksiz ve boş vesvese ve suizan var ki, bütün bunları bir kenara bırakmalıyız. çünkü hayat çok kısa ve yapılacak çok iş var.
devamını gör...
yazmayınca unutulmak
büyük haksızlık.
devamını gör...
japon olmayı arzulamak
jopon olunmaz japon doğulur! zeki, çalışkan, ahlaklı bir türk de muadil sayılır, daha kolay hem dediğim arzu.
devamını gör...
hayal edilen ölüm şekli
uykudayken sessiz sedasız ölmektir.
devamını gör...
erkeğin ağlaması
insanı bu kadar rahatlatan başka birşey daha yoktur bence, birikmiş bişeylerin çıkması gitmesidir. mutluluktan da oluyor ve umarım üzüntü uğramaz size. mustafa kemal kitabını okurken hiç tutamadım kendimi hep yanında olmak istedim.
devamını gör...
küçüktür işareti
küçüktür işareti.
devamını gör...
kısa sürede kilo vermek için yapılması gerekenler
en son rıza kocaoğlu nun 15 gün hiçbirşey yemeden, sanırım sadece kahve ve su içerek 9 kilo verdiğini okumuştum, ve tabiiki denedim :)
3. günü akşamı, bu denemeyi yanlış tarihlerde yaptığım için, aynı anda pilav mantı ve lahmacun yiyerek bozdum,
pandemide 70 kilonun altında tutmayı başardığım kilom şu an 75 kiloyu geçti, (boyum 1.70)
tek öğün, aralıklı açlık, dukan diyeti, kalori hesabı, akşam aç yatmak gibi bütün diyet çeşitlerini, ayrı ayrı ve birlikte yapmış bir insan olarak söylüyorum, en etkilisi kilo verme sürecinde sadece sebze yemek ama havuç patates, hatta pancar, taze fasulye gibi, şeker oranı yüksek keyif verici sebzeler hariç, tabiiki kızartarak yine keyif verici hale getirmeden, yarı çiğ, ızgara haşlayarak, iyi zeytinyağını sonradan çiğ olarak ekleyerek, iki üç günde bir, haşlanmış/fırında et tavuk balık da yiyebilirsiniz,
ve organik yumurta, bunun dışında tahıl bakliyat ceviz bunlar hep kan şekerinizi uyaran yiyecekler, görüntü olarak una dönüşebilen herşeyi çıkarın hayatınızdan, karbonhidrat olarak da sadece yulaf kepeği yiyin, "yulaf unu" değil, yulaf kepeği, 7 gün dayanabilirseniz, yavaş yavaş alışıyorsunuz, süt ve süt ürünlerini de kesin, sütün içindeki hormonlar beyninizi düşüncelerinizi bile etkiliyor, şunu unutmayın, vücudunuzu alıştırmaya çalıştığınız şey, "tatlı tadını" unutturmak, çünkü bu bir ihtiyaç değil,
gün içerisinde sadece sebze yerseniz, o gün bitmeden yedikleriniz hazmedilmiş sindirilmiş ve vücudunuzdan çıkmış olacak, iç organlarınız rahat, hücreleriniz rahat, ve tabiiki beyniniz daha berrak olacak, fiziksel olarak bu şekilde uyumanız vücudunuzu besleyecek, iyileştirecek, birde sadece tam olarak acıktığınızda ve açlığınız geçene kadar günde bir kere yemek yeterli, sinan canan günde bir defa vücudu aç bırakmak gerektiğini söylüyor, yani iki defa tam acıktığımıza göre bir öğün yiyip bir öğün kendimizi aç bırakarak, vücudumuza dinlenmesi ve kendini onarması için fırsat vermiş oluyoruz aslında,
sonuç olarak önemli olan istediğimiz kiloya gelene kadar açlığa dayanıp, o istediğimiz kıyafetleri giymek olmamalı,
ideal kiloda olmak, fiziksel ve mental olarak en verimli halimizi görmek için, en doğrusu bence sebzeyle beslenmek, eğer kendinizi kontrol edebiliyorsanız kilo verme süreci bittiğinde, ceviz fındık, tahıl ekleyebilirsiniz, ama ben öyle 3 tane ceviz yiyip durduramıyorum kendimi, chia tohumu ve tef tohumunu önerebilirim, salataya yada pişmiş sebzeye de döküp yiyebilirsiniz, birde yemek telaşeside olmuyor aslında, bir kasede sadece sebzeleri değiştirerek, yemek işini halletmiş oluyorsunuz, tabi sebzeleri haşlayıp çorba şeklinde de tüketebilirsiniz, sıkıldıkça, pişirme şeklini, sebze çeşitlerini değiştirin, bir süre sonra alışıyor insan, meyve de yok tabiiki ama çilek ve olmamış mavi nektariler şekersiz olduğu için, bir sakıncası yok, kolay gelsin :)
3. günü akşamı, bu denemeyi yanlış tarihlerde yaptığım için, aynı anda pilav mantı ve lahmacun yiyerek bozdum,
pandemide 70 kilonun altında tutmayı başardığım kilom şu an 75 kiloyu geçti, (boyum 1.70)
tek öğün, aralıklı açlık, dukan diyeti, kalori hesabı, akşam aç yatmak gibi bütün diyet çeşitlerini, ayrı ayrı ve birlikte yapmış bir insan olarak söylüyorum, en etkilisi kilo verme sürecinde sadece sebze yemek ama havuç patates, hatta pancar, taze fasulye gibi, şeker oranı yüksek keyif verici sebzeler hariç, tabiiki kızartarak yine keyif verici hale getirmeden, yarı çiğ, ızgara haşlayarak, iyi zeytinyağını sonradan çiğ olarak ekleyerek, iki üç günde bir, haşlanmış/fırında et tavuk balık da yiyebilirsiniz,
ve organik yumurta, bunun dışında tahıl bakliyat ceviz bunlar hep kan şekerinizi uyaran yiyecekler, görüntü olarak una dönüşebilen herşeyi çıkarın hayatınızdan, karbonhidrat olarak da sadece yulaf kepeği yiyin, "yulaf unu" değil, yulaf kepeği, 7 gün dayanabilirseniz, yavaş yavaş alışıyorsunuz, süt ve süt ürünlerini de kesin, sütün içindeki hormonlar beyninizi düşüncelerinizi bile etkiliyor, şunu unutmayın, vücudunuzu alıştırmaya çalıştığınız şey, "tatlı tadını" unutturmak, çünkü bu bir ihtiyaç değil,
gün içerisinde sadece sebze yerseniz, o gün bitmeden yedikleriniz hazmedilmiş sindirilmiş ve vücudunuzdan çıkmış olacak, iç organlarınız rahat, hücreleriniz rahat, ve tabiiki beyniniz daha berrak olacak, fiziksel olarak bu şekilde uyumanız vücudunuzu besleyecek, iyileştirecek, birde sadece tam olarak acıktığınızda ve açlığınız geçene kadar günde bir kere yemek yeterli, sinan canan günde bir defa vücudu aç bırakmak gerektiğini söylüyor, yani iki defa tam acıktığımıza göre bir öğün yiyip bir öğün kendimizi aç bırakarak, vücudumuza dinlenmesi ve kendini onarması için fırsat vermiş oluyoruz aslında,
sonuç olarak önemli olan istediğimiz kiloya gelene kadar açlığa dayanıp, o istediğimiz kıyafetleri giymek olmamalı,
ideal kiloda olmak, fiziksel ve mental olarak en verimli halimizi görmek için, en doğrusu bence sebzeyle beslenmek, eğer kendinizi kontrol edebiliyorsanız kilo verme süreci bittiğinde, ceviz fındık, tahıl ekleyebilirsiniz, ama ben öyle 3 tane ceviz yiyip durduramıyorum kendimi, chia tohumu ve tef tohumunu önerebilirim, salataya yada pişmiş sebzeye de döküp yiyebilirsiniz, birde yemek telaşeside olmuyor aslında, bir kasede sadece sebzeleri değiştirerek, yemek işini halletmiş oluyorsunuz, tabi sebzeleri haşlayıp çorba şeklinde de tüketebilirsiniz, sıkıldıkça, pişirme şeklini, sebze çeşitlerini değiştirin, bir süre sonra alışıyor insan, meyve de yok tabiiki ama çilek ve olmamış mavi nektariler şekersiz olduğu için, bir sakıncası yok, kolay gelsin :)
devamını gör...
moderatörlerdeki öz güven
ha adam buranın afedersiniz anasını belliyor ben şikayetçi olunca cevap ne biliyor musunuz? üslubunuza dikkat edin. kafa sözlükte değer mi görmek istiyorsun? troll olun troll.
troll ü şikayet ettiğim diye yediğim muamele. bu entry neden silinir? tanımsız imiş. adamın açtığı passat mı ferrari mi? başlığı tanım bizim ki değil, çoluk çocukla uğraşıyoruz. silinmeden burayı okuyan herkese selam.
edit: haa bir de özelden yazınca gider yapıyor bunu da belirteyim, sözlük içi mod muhabbetinin neden anonim olduğu belli oldu.
troll ü şikayet ettiğim diye yediğim muamele. bu entry neden silinir? tanımsız imiş. adamın açtığı passat mı ferrari mi? başlığı tanım bizim ki değil, çoluk çocukla uğraşıyoruz. silinmeden burayı okuyan herkese selam.
edit: haa bir de özelden yazınca gider yapıyor bunu da belirteyim, sözlük içi mod muhabbetinin neden anonim olduğu belli oldu.
devamını gör...
ümit yılbar
türk rock grubu olan (bkz: pentagram) grubunun ‘‘uzun saçlı ve satanist’’ diyenlere inat vatan aşkıyla gönüllü komando olarak askere gidip şehit düşen rock gitaristi.
şehit mezarı
askerlik fotoğrafı
--- alıntı ---
pentagram grubunu, özellikle rock dinleyicileri iyi bilir. türkiye’nin gelmiş geçmiş en köklü ve en efsane ‘‘heavy metal’’ gruplarından biridir. hele bazı şarkıları, ağızlarda neredeyse marş gibi olmuştur.grubun tarihi, belki de birçoğumuzun çocukluğundan eski. zaten ümit’in gruba girişi de hemen hemen o yıllara denk geliyor.
1984 yılında bursa’da bir lise grubu olarak cenk ünnü, hakan utangaç, kaan bozoğlu tarafından kuruluyor pentagram. henüz kimsenin metal müziği tam olarak bilmediği zamanlar hatta. iki yıl sonra hakan utangaç gruptan çıkıyor ve yerinde tarkan gözübüyük geliyor. böylece pentagram’ın kemik kadrosu da oluşuyor ama tabii daha gruba eklenecekler var: mesela ümit yılbar.
bir heavy metal grubunun bağcılar’daki düğün salonunda 200 kişilik konser verdiğini söylesek herhalde pek inanmazsınız ama gerçekten de durum bu.
pentagram’ın ilk konseri, bir düğün salonunda gerçekleşiyor. sene 1988. öyle bir izdiham oluyor ki, düğün salonunda sandalyeler havada uçuşuyor ve salon, konserden sonra ciddi bir tadilata giriyor. bu konserden sonra da ikinci bir gitarist arayışı doğuyor ve nihayet ümit yılbar, pentagram’a giriş yapıyor.
daha ilkokul çağlarındayken eline gitar alıp çalan bir adamın müzik aşkını tahmin edebilirsiniz. fakat o, sadece iyi bir müzisyen olarak yoluna devam etmiyor.
iktisat fakültesini bitiriyor bir kere. disk atma dalında milli atlet oluyor, aynı zamanda da kayak yapıyor. yetenek kelimesi ümit’in bedeninde bir kere daha hayat buluyor.
gitaristliği aynı zamanda eğitmenliğe de dönüşüyor. athena grubundan tanıdığımız gökhan ve hakan özoğuz gibi birçok sanatçının da gitar hocalığını yapıyor.
dönem öyle bir dönem ki, uzun saçlı olan bütün erkekler “kız gibi”; sert müzikler dinleyip siyah giyinenler ise “satanist”. ümit de bu kesin hükümlerden nasibini alıp metanetle yoluna devam edenlerden.
yetenek ve başarının toplum tarafından kimsenin umurunda olmadığı bir zaman dilimi. hatta bu sebepten tartaklanıp hakarete maruz kalanlar bile oldu. tüm bu baskı dolu atmosfere rağmen ne yaptığı müzikten ne de yeteneklerinden vazgeçti ümit yılbar. ama önce yapması gereken daha önemli bir işi vardı: askere gitmek!
kariyerinin en üst noktasındayken gruptan ayrılıp askere gitmeyi kafasına koymuştu bir kere. hem de komando olarak!
terör belasının ciğerleri dağladığı bir dönemde, bazı kişilerin bir kılıf bularak askerlikten “yırtmanın” yollarını aradığı zamanlardan bahsediyoruz.
öyle ki, yedek subay sınavına gözlüklerini evde bırakıp lenslerini takarak gidiyor ve orada da gönüllü olarak komando seçiliyor.
eğitimde dereceye girmesine rağmen güneydoğu’ya gidebilmek için derecesini düşürüyor ve istediği oluyor: siirt’in eruh ilçesi bağgöze jandarma komutanlığı’na komando olarak gidiyor.
hep yaptığı gibi, annesine gülen yüzü ile çekilmiş bir fotoğraf göndermeyi ihmal etmiyor çünkü herkes onu sürekli gülen o meşhur ifadesiyle tanımış, öyle bilmiş.
annesinin oğlunun hasretine dayanmasındaki en büyük güç ise oğlunun vatan için teröristlerle çatışmaktan onur duyması.
ümit bunu annesine sık sık dile getirmiş. vatan aşkı böyle bir şey!
17 kasım 1993’de terhis olup evine dönecek, yeniden müzik çalışmalarına başlayacak diye beklenirken 25 eylül’de teröristlerle girdiği çatışma sonrası şehit düşüyor ümit.
bilmiyordum dağların bu kadar dik olduğunu
bilmiyordum gecelerin bu kadar uzun olduğunu
bilmiyordum zamanın bu kadar yavaş geçtiğini
ama biliyordum içimdeki vatan sevgisini
biliyordum içimdeki aşkı.
kanımı istersin toprağım
yoksa cesedimi mi
yeter ki sen susa
suyun olurum senin
tasmasından bağlanmış çılgın köpek gibiyim
salıvermiyorlar ki gideyim
bilmiyorlar mı ki ben türk evladıyım
bırakın ben ölmeye gideyim
ben koymuşum bu yola baş
isterse düşsün kafama taş
vazgeçmem bu yoldan arkadaş
gelsin yedi düvel ezerim hepsini.
ümit yılbar
14.05.1993
bağgöze/siirt
--- alıntı ---
şehit mezarı
askerlik fotoğrafı
--- alıntı ---
pentagram grubunu, özellikle rock dinleyicileri iyi bilir. türkiye’nin gelmiş geçmiş en köklü ve en efsane ‘‘heavy metal’’ gruplarından biridir. hele bazı şarkıları, ağızlarda neredeyse marş gibi olmuştur.grubun tarihi, belki de birçoğumuzun çocukluğundan eski. zaten ümit’in gruba girişi de hemen hemen o yıllara denk geliyor.
1984 yılında bursa’da bir lise grubu olarak cenk ünnü, hakan utangaç, kaan bozoğlu tarafından kuruluyor pentagram. henüz kimsenin metal müziği tam olarak bilmediği zamanlar hatta. iki yıl sonra hakan utangaç gruptan çıkıyor ve yerinde tarkan gözübüyük geliyor. böylece pentagram’ın kemik kadrosu da oluşuyor ama tabii daha gruba eklenecekler var: mesela ümit yılbar.
bir heavy metal grubunun bağcılar’daki düğün salonunda 200 kişilik konser verdiğini söylesek herhalde pek inanmazsınız ama gerçekten de durum bu.
pentagram’ın ilk konseri, bir düğün salonunda gerçekleşiyor. sene 1988. öyle bir izdiham oluyor ki, düğün salonunda sandalyeler havada uçuşuyor ve salon, konserden sonra ciddi bir tadilata giriyor. bu konserden sonra da ikinci bir gitarist arayışı doğuyor ve nihayet ümit yılbar, pentagram’a giriş yapıyor.
daha ilkokul çağlarındayken eline gitar alıp çalan bir adamın müzik aşkını tahmin edebilirsiniz. fakat o, sadece iyi bir müzisyen olarak yoluna devam etmiyor.
iktisat fakültesini bitiriyor bir kere. disk atma dalında milli atlet oluyor, aynı zamanda da kayak yapıyor. yetenek kelimesi ümit’in bedeninde bir kere daha hayat buluyor.
gitaristliği aynı zamanda eğitmenliğe de dönüşüyor. athena grubundan tanıdığımız gökhan ve hakan özoğuz gibi birçok sanatçının da gitar hocalığını yapıyor.
dönem öyle bir dönem ki, uzun saçlı olan bütün erkekler “kız gibi”; sert müzikler dinleyip siyah giyinenler ise “satanist”. ümit de bu kesin hükümlerden nasibini alıp metanetle yoluna devam edenlerden.
yetenek ve başarının toplum tarafından kimsenin umurunda olmadığı bir zaman dilimi. hatta bu sebepten tartaklanıp hakarete maruz kalanlar bile oldu. tüm bu baskı dolu atmosfere rağmen ne yaptığı müzikten ne de yeteneklerinden vazgeçti ümit yılbar. ama önce yapması gereken daha önemli bir işi vardı: askere gitmek!
kariyerinin en üst noktasındayken gruptan ayrılıp askere gitmeyi kafasına koymuştu bir kere. hem de komando olarak!
terör belasının ciğerleri dağladığı bir dönemde, bazı kişilerin bir kılıf bularak askerlikten “yırtmanın” yollarını aradığı zamanlardan bahsediyoruz.
öyle ki, yedek subay sınavına gözlüklerini evde bırakıp lenslerini takarak gidiyor ve orada da gönüllü olarak komando seçiliyor.
eğitimde dereceye girmesine rağmen güneydoğu’ya gidebilmek için derecesini düşürüyor ve istediği oluyor: siirt’in eruh ilçesi bağgöze jandarma komutanlığı’na komando olarak gidiyor.
hep yaptığı gibi, annesine gülen yüzü ile çekilmiş bir fotoğraf göndermeyi ihmal etmiyor çünkü herkes onu sürekli gülen o meşhur ifadesiyle tanımış, öyle bilmiş.
annesinin oğlunun hasretine dayanmasındaki en büyük güç ise oğlunun vatan için teröristlerle çatışmaktan onur duyması.
ümit bunu annesine sık sık dile getirmiş. vatan aşkı böyle bir şey!
17 kasım 1993’de terhis olup evine dönecek, yeniden müzik çalışmalarına başlayacak diye beklenirken 25 eylül’de teröristlerle girdiği çatışma sonrası şehit düşüyor ümit.
bilmiyordum dağların bu kadar dik olduğunu
bilmiyordum gecelerin bu kadar uzun olduğunu
bilmiyordum zamanın bu kadar yavaş geçtiğini
ama biliyordum içimdeki vatan sevgisini
biliyordum içimdeki aşkı.
kanımı istersin toprağım
yoksa cesedimi mi
yeter ki sen susa
suyun olurum senin
tasmasından bağlanmış çılgın köpek gibiyim
salıvermiyorlar ki gideyim
bilmiyorlar mı ki ben türk evladıyım
bırakın ben ölmeye gideyim
ben koymuşum bu yola baş
isterse düşsün kafama taş
vazgeçmem bu yoldan arkadaş
gelsin yedi düvel ezerim hepsini.
ümit yılbar
14.05.1993
bağgöze/siirt
--- alıntı ---
devamını gör...
sahip olmak istenilen süper güç
bir defaligina ölmek. ve insanların arkamdan verdiği tepkiyi görebilmek.
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
benim kedim eğer kumunu temizlemeyi biraz ihmal edersem halının üzerine kakasını yapacakmış gibi yapıp beni tehdit ederdi. yaptığı en anormal şey buydu. ben nöbetten döndüğüm zamanlarda birkaç saat benimle küs kalması da ikinci sıraya oturur.
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
doğadan kopmasıdır. doğadan uzaklaşıp teknolojiye sığındık. şimdi teknoloji bağımlısı olduk, doğa da elimizde ölüme sürükleniyor. oysa doğa bizim yaşam kaynağımız, bunu unutuyoruz.
devamını gör...
tearjerker
amerikalıların "acıklı filmler" için kullandığı bir tabirdir. filmin sonunda gözyaşlarınız sel olur. mesela love story, mesela babam ve oğlum filmi.
devamını gör...
iki insanın arasında bağ oluşmasını sağlayan şeyler
eksiklikler. biri bir diğerini tamamlıyorsa ve bunu layığı ile yapıyorsa çok zor kopacak bir bağ oluşur.
devamını gör...
bir terapi olarak araba kullanmak
özellikle gece sahil yolunda yapılabilecek aktivite. aç müziği, indir camları yak sigarayı, sür istediğin yere. istediğin yerde dur, bi seyyar satıcıdan çay al, otur dalga sesleri eşliğinde yakamozu izle, rüzgarı hisset. kafa dağıtmaya birebir. gidebilmek özgürlüktür. temelli gitmiş olmasan da bir nebze rahatlatır.
devamını gör...