kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şeytan ayrıntıda gizlidir. ortada yaşa tomris hatun diyerek dolanıyorum.
devamını gör...

1922, istanbul doğumlu olmasına rağmen zonguldak'ta uzun süre yaşaması nedeniyle zonguldaklı şairlerimiz ile anılır. rüştü onur'un kader birliği ettiği, kalemi güçlü, ömrü kısa şairimiz de 1946'da arkadaşı onur gibi veremden hayatını yitirmiştir.
parasızlığın, hastalığın, hüznün hâkim olduğu hayatında acıyı güzelleştirip şiirlerinde işlemiş; umudunu pek çok zaman diri tutmuş ancak o da rüştü onur gibi şiirlerinin ardına hep bir hüzün gizlemiştir. onun için yaşamanın tek maksadı mesut olmak, insanca yaşamaktır. kalbinde sonsuz bir sevgi varmışçasına ve bu sevgiyi şiir körüklüyormuşçasına yazmış, yazdıkları ile dünyasını anlatmıştır. en acı mısraları bile kırıntı da olsa sevgi ve umut barındırır.
şiirlerinde garip akımının izlerini görmek mümkündür. bununla birlikte şairin hayalperest bir bakış açısına sahip olduğu da aşikârdır. zira kendisi de "siz bakmayın bana/ben şairim/denizin üzerinde yürüyebilirim" dizelerinde bu fikri destekler.
ömrü, rüştü onur'unkinin aksine, uslu'ya yazdıklarını bir şiir kitabı hâline getirmesine olanak tanımıştır. böylece şair, şimdilik adlı kitabını yayımlamıştır. kitabının sonunda rüştü onur'un ölümü üzerine yazdığı bir yazı yer almaktadır ki bu yazıda şairin kalbini sıkan derin acıyı hissetmemek mümkün değildir. rüştü onur'un ölümü ile yalnızlığın gelişini itiraf etmiş, onun yokluğunun nice yokluklar yarattığına değinmiştir.
onur'un ölümünden dört yıl sonra aynı dertten hayata gözlerini yummuş, bizlere kıymetli şiirler ve yazılar bırakmıştır. ardından necati cumalı da şairin eserlerini muzaffer tayyip adlı kitapta yeniden bir araya getirmiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ankara şereflikoçhisar
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dusunulmeden ve arastirilmadan acilmis bir baslik.
"hic dusunmez misiniz? akletmez misiniz? hala dusunmuyor musunuz? akil erdirmez misiniz? aklinizi calistirmaz misiniz?" bu sorular kuran'in ayetlerinde yer alan cumleler. ve google'a gore de bu cumleler ayetler icerisinde tam tamina 700'den fazla kere kulanilmis. bir degil bes degil 700'den fazla. yani insanoglunu dusunmeye, aklini kullanmaya israrla yonlendirmis...
sorgulamaya, dusunmeye bu denli tesvik eden bir dine "sorgulanamaz cunku izin verilmiyor" denilmesi bence ahmakliktir.
gerci bir ayette yine şöyle deniyor; "insanlarin cogu dusunmez" (maide/103)
ne kadar da dogru. insanlarin cogu dusunmez, sadece akli disinda farkli yerlerinden bir seyler uydurur.

#1994857 en'am suresi 107. ayette hz muhammed'e ithafen verilmis bir uyari vardir. ve denir ki; "...biz seni, onların bekçisi yapmadık ve sen onların yaptıklarından da, sorumlu değilsin." onlardan da kasit inanmayanlardir ve denilmek istenen; "inanmadiklari icin sen onlara baski yapamazsin". . .
peygamberine bile bu konuda kisitlama getiren bir dinde kisiye inanmamasindan oturu ceza olarak ölüm emri verilemez. ki din bir inanctir ve bu zorla empoze edilemez, zorla sevdirilemez, zorla inandirilamaz. cunku bunun baskisi da ise yaramaz aksine, kisiyi bir diger gunah olarak nitelendirilen munafikliga yonlendirir ancak.
bir diger neden ise; bugun inancini birakan kisinin yarin tekrar dinine yonelmesi ihtimali her daim vardir. birinin canini alarak bu ihtimali goz ardi edemezsin. eger bu nedenle bir ceza verilecekse verecek olan sadece allah'tir. kulun kula bu konuda en ufak bir yaptirimi soz konusu olamaz!
sanilanin aksine olum cezasi da su gerekce ile verilir; dinden cikilmis olabilir. ama bu noktadan sonra dine ve muslumanlara savas acip, fitne cikarildiginda cezasi olumdur...
devamını gör...

günaydın sözlük.
yeni bir gün,
yeni bir hafta,
yeni bir normalleşme ve mis gibi bahar sonu yaz başı havaları.
bu günü sanki sadece bize özel bir günmüş gibi yaşayalım.
kimseyi incitmeden, olumsuzlukları üzerimize alınmadan, gülümsemeyi yüzümüzden eksik etmeden hakkını verelim tüm günün.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ünlü filozof diyojen, zenginliğinden başka marifeti olmayan, kibirli mi kibirli bi adamla dar bir sokakta karşılaşır. adam ukala şekilde:
- ben bir serserinin önünden kenara çekilmem, der ve yerinden kımıldamaz. diyojen kenara çekilir ve cevap verir:
- ama ben çekilirim.
devamını gör...

yönetim içinde konuşulması gereken mevzuların ifşası ile ilgilenmeyen yazarlardır. haksızlık vardır, olabilir. ama kavgaya adam toplar gibi başlık açmak yersiz. yönetimin de aynı başlığa yazmaktansa başlığın sonuna "hakkında" ekleyerek yeni başlık açması ve yaptığı ya da yapmak zorunda kaldığı gereksiz açıklamalar ile vaktini harcamak istemiyordur. onu sabitledin, beni sabitlemedin. onu uzattın, beni uzatmadın. öyle dedin, böyle yaptın. yayın yapmam, yayın yaptırmam vs.

ne radyoymuş ya la. *
devamını gör...

bu hikaye, üniversite'de bir tıp kariyer sınıfında gözlerimin önünde gerçekleşti.

profesör, menide bulunan yüksek glikoz seviyelerinden bahsediyordu. bir asistan elini kaldırdı ve sordu:

-sizi doğru anladıysam, erkek menisinde şekerde olduğu gibi çok fazla glikoz olduğunu söylüyorsunuz.

"doğru" diye cevapladı öğretmen.

elini tekrar kaldırarak kız sordu:

- peki neden tadı tatlı değil?

şaşırtıcı bir sessizliğin ardından, tüm sınıf kahkahalara boğuldu. zavallı kızın yüzü, istemeden ne söylediğini anlayınca kıpkırmızı oldu. tek kelime etmeden kitaplarını aldı ve bir daha dönmemek için sınıftan ayrıldı. ancak kapıdan geçerken profesörün tepkisi klasikti. tamamen ciddi, sorusunu yanıtladı:

- tatlılık tadı boğazın arkasında değil dilin ucunda olduğu için tatlı değildir...
devamını gör...

tsk, mevzuattında yer alan, en son kıbrıs barış harekatı’nda kullanılan, savaş zamanlarında kadro açılan din işleri subaylığı kademesi için ilan açılma hadisesi.
tsk tarafından verilen atama kararı ile hayata geçecek birimin, kuvvet komutanlıklarının tamamında yer alacağı ileri sürüldü.
akit haberi "60 yıl sonra din subaylığı müjdesi " olarak yayımladı.
buradan
devamını gör...

o kadar çok var ki…ilki galiba ilk sevgilimdi.. bana çok kötü şeyler yaşatmıştı. sonrasında bir daha aşık olmayacağım olsam bile asla belli etmeyeceğim diye kendime söz vermiştim. ne tekim de öyle oldu, deli gibi alt benliğime bunu işlemiştim.
ikincisi; işe ilk atandığım yerin müdürü. bana mobbing yapıp durmuştu cahilliğinden. burda da bir kişilik değiştirdim. 3. sü yine bir erkek arkadaşımdı en sonuncusu ve kalıcı olanı ise; uzun süreli ilişki yaşadığım kişinin beni aldatmasıydı.evet kırılma noktalarım beni olgunlaştırdı, güçlü kıldı, gözlerimi açtı…amaa artık ben sinirli, küçük şeylerle mutlu olamayan ve her şeyin altında bir şey arayan bir manyağa dönüştüm.. halbuki eski ben; ne tatlış, ne sevecen, ne güler yüzlü, hayattan zevk alan biriydi.. ne gerek vardı?? yazık oldu…
devamını gör...

kadınlar bağyandır,
çiçekler falandır,
başarı babamdır.

4/c sınıfından cenk'in şiirini dinlediniz, iyi yayınlar.
devamını gör...

bir türlü yakamı bırakmayan,beni bunaltan olay.mezun olmamış mıydım ben diyorsun kendi kendine,rüyadayım da diyemiyorsun.yine de askerlik yaptığını görmekten iyidir.
devamını gör...

antalya'nın antik dönemdeki adı pamphylia idi.

osmanlılar zamanında anadolu eyaletine bağlı teke sancağı'nın merkezi olan antalya ve çevresi yani antalya körfezi ile fethiye körfezi arasında kalan bölge "teke yöresi" olarak adlandırılır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

elin dursa parmakların durmuyor iko, parmaklarını ısıt da birgün böyle kalma.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herkesin hayat hikayesi basit olaylardan oluşmuyor, bazılarımızınki oldukça travmatik anıları barındırıyor ki böyle kişiler için bence pozitif psikoloji, toksik bir bakış açısı* oluşturuyor. kendimden yol çıkarsam, kendimi bildim bileli hem türkçe hem ingilizce kişisel gelişim/psikoloji kitapları* okurum, makaleler okurum, halen okuyorum ama bazılarımız için "pozitif düşün, pozitif olsun" bakış açısı daha da umutsuzluğa sürükleyici oluyor. nasıl ya nasıl diyorsun bu sefer, herkes bu kitapları okuyor, şifalanıyor, bende neden değişiklik yok? geçmişin olumsuz duygularını boşaltmadan sadece pozitife odaklanınca her şey pozitif olmuyor. geçmişi görmezden gelince geçmiş, geçmiş olmuyor. bu şeye benziyor, tüm tozu, kiri, pisliği halının altına süpürüp "ev çok temiz" demeye benziyor, o halının altına süpürülen duygular, öyle beklenmedik bir anda* karşınıza çıkıyor ki o anı size ve etrafınızdakilere zehir ediyor. o yüzden de pozitif yönlerinize odaklanmakta zorlanan biriyseniz, öncelikle olumsuz duygularınızı boşaltmanın yollarını (mesela; sedona yöntemi, eft (emotional freedom technique: duygusal özgürleşme tekniği), kendi başınıza üstesinden gelemiyorsanız terapi görmek vs.) arayın, sonrasında zaten pozitif yönlerinizi görmek zor olmuyor, zaten ister istemez daha olumlu bir bakış açısı ediniyorsunuz.
devamını gör...

özgün adı le fabuleux destin d'amélie poulain olan ve ülkemizde amelie ismiyle vizyona giren bir jean-pierre jeunet filmi, bir feel-good movie. başrolünde audrey tautou oynamaktadır. tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi görmüştür.
devamını gör...

aşkolsun, tamam kulaklarım biraz uzun ama gözlerim güzeldir.*
devamını gör...

artık bir discord kulübü olan radyodur. allah için katılım artsın, çıkın gelin ahali. geçen şarkı adı sordum, cevaplayacak kimse yoktu. el mahkum dinlediğim cümleyi aklımda tutmak zorunda kaldım. iki üç kere tekrarlayamasaydım içimden uçup gidecekti o şarkı. benim için ne büyük ızdırap bilemezsiniz. şöyle bir beş yüz on milyon kişi olsa discord sunucusunda, sorduğum şarkı anında cevaplansa, beynimi kullanmaktan kaçsam? nasıl olur? müzikli olur. gelin hadi içerde çekirdek dağıtıyor gomercan, ben şahidim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim