beni heyecanlandıran bir yayın duyurusudur. istismar ve çocuğun yan yana geldiği haberleri okuduğum veya izlediğim günlerde nefret dolu oluyorum. aklım asla almıyor, gereğinden fazla empati mi demeliyiz buna veya gereğin fazla vicdan mı bilemiyorum. biz büyüdük kirlendi mi dünya yoksa her zaman mı böyleydi bilmiyorum. özellikle son beş yıl içinde haberlerde çokça karşılaşıyoruz çocuk istismarı ve cinayeti haberleriyle.
şimdiden soru alır mısınız bilmiyorum fakat aslında gözlemlediğim bir gelişme var son zamanlarda. çocuk cinayetleri haberlerinde ''istismar'' kelimesi dile getirilmemeye başlandı. bu gelişme toplumda infial oluşturmamak için mi bilmiyorum ve sebebini çok merak ediyorum. bununla alakalı olarak şunu da dile getirmek istiyorum. toplumda büyük bir kesim var ki ''ay benim psikolojim bozuluyor, böyle haberler görmek istemiyorum''cular sebebiyle mi haberlere filtre uygulanıyor.
çocuk istismarı haberleri ile ilgili müge anlı bir gün ''bunlar eskiden de vardı, sadece haberlere çıkmıyordu'' demişti. ben nedense bu çirkin gelişmelerin zamanla ve ülke gidişatıyla yükseldiğini düşünüyorum. siyasal islam tü kaka demek bir yana, bizler skandal haberlere maruz kalıyoruz. misal ''9 yaşındaki kız çocuğuna nikah kıyılabilir'' haberi vardı.
çocukluğunda istismara uğramış bireylerin ilerleyen yaşlarında bu kötü tecrübenin yarattığı travmaları atlatamadığını görüyor ve okuyoruz.
kafamda deli sorular, yazmak istediğim onlarca şey var. bu konuların alanı olan tıp, psikoloji, veya sosyaloji hakkında bilimsel hiç bir bilgim yok. ben bu konulara sadece bir izleyici ve duygusal bir vatandaş olarak yaklaşıyorum. bir bilenden dinleyecek olmak bana gerçekten iyi gelecek, şimdiden teşekkür ediyorum.
devamını gör...

bir modele kafayı takıp kendi kendinize saçınızı kesip biçiniz.
devamını gör...

sessiz bir ortam demiyorum tabiki de , en sağlıklı olanı ne çok gürültülü ne de çok sessiz olacak bir ortam da dikkat dağınıklığı engellenir.
devamını gör...

yani gerçekten anlamıyorum bu kadının neden bu denli beğenildiğini. güzel, evet ama bence ortalamanın bir iki tık üstünde sadece. umarım öldürülmem.
devamını gör...

kendi dilimden değil ama ahmed paşa’nın kaleminden gelen mutluluk tanımı.

“canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr
öyle mest oldum ki gayrın merhabasın bilmedim.”
devamını gör...

"bayram" kelimesi pek çok farklı dilde farklı anlam ve köklerle kullanılmıştır. paδrām kaynaklarında "ofa" olarak geçer. anlamı ise "sogd patrām" yani ; neşe, huzur, mutluluk, sükûn' dir.

günümüzdeki bayram sözcüğüne (anlam olarak) en yakın halini mısır kaynaklarında görürüz, iki kelimenin birleşiminden oluşur.
ir *pati- geri, tekrar + ir *rāma- sükûn, barış ve mutluluk (= sans rāma)

bu sözcük sanskritçe aynı anlama gelen rāma sözcüğü ile eş kökenlidir.

ram hepimizin bildiği gibi bir mısır tanrısıdır. ancak mısırlılar özel gün ve geceleri "ram geceleri" olarak nitelendirip kaynaklara geçirmişler.

gelelim orta asyada bayram sözcüğünün kullanımına;

bu sözcük proto-iranca (ana-iranca) yazılı örneği bulunmayan *pati- "geri, tekrar (önek)" ve proto-iranca (ana-iranca) yazılı örneği bulunmayan *rāma- "sükûn, barış ve mutluluk" sözcüklerinin bileşiğidir.

türk tarihinde en eski yazılı kaynak kullanımları şunlardır;

badram [ divan-i lugat-it türk ]
beyrem [ divan-i lugat-it türk ]
bayram [ mukaddimetü'l-edeb]

1300 yılından önce yazılan eserde cümle içinde şu sekilde geçer;

( bayramḳa ḥāzır boldılar...)

bu kaynak, kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.

o zaman burada şunu da belirtmeden geçmeyelim, iran yazıtları (bu kelime söz konusu olunca) mısır yazıtlarını solluyor ve tarihe bayram kelimesini, ilk yazılı olarak bırakan irani kökenli "badram" kelimesi, damgasını vuruyor.

arapçasını biliyorsunuz “ıyd”. “iyd”, adet kelimesi ve dönmek anlamına gelen avdet kelimesi ile aynı kökten.

bayramların tekrar tekrar gelen bir yapısı ağırlık basıyor ki, allah gerçekten de tekrarına kavuştursun.

yeri gelmişken değinelim, bayram kutlamalarında ķültleşmiş bir dua olan “allah tekrarına kavuştursun” duası kelimenin aslına uygun bir duadır. bayram zaten gelecek. onda bir problem yok da; o geldiğinde biz burada olabilecek miyiz, manasında bir mesajla gün yüzüne çıkıyor. aslında yine kendimize dua etmiş bulunuyoruz dostlar.

kisaca arapca عيد kelimesi için "esenlik icinde dönüp duran gün" açıklanmasını yapsak, hatalı bir tanım olmaz diye düşünüyorum.

son olarak yakın tarih sözlükler “bayram” hakkında ne demiş bakalım ve sizi çok sıkmadan bitirelim.

bayram kelimesi tüm türk lehçelerinde “bayram” olarak, kazak ve kırgızlarda “maryam” olarak da geçiyor.

kubbealtı lügati’nde eski türkçede badram- bayram şeklinde geçtiği belirtildikten sonra “kökü kesin olarak belli değildir” denilmiş.

haydaaaa o kadar yazdın yazdın, kökü belli değildir deyip nasıl biteceksiniz demeyin. adamlar bulamamış ben ne yapayım?

kucağınıza tatlı bir belirsizlik bırakıyor, hepinizin her dilde bayramını kutluyorum. bir gün de "kutlu" kelimesini inceleriz...
devamını gör...

yeni rozetlerimiz yayında !
devamını gör...

çeşme'de, bodrum'da, kaş'ta, kalkan'da, alaçatı'da covid olur mu hiç canım arkadaşlarım? covid ümraniye'de, bağcılar'da, dikmen'de, yenidoğan'da, buca'da...
devamını gör...

(bkz: hem çirkin olup hem profiline foto koyan yazar)
(bkz: kafa sözlük kadınlarının güzel olmadığı gerçeği)
(bkz: fakir varoşların sürekli olarak zenginlere çatması)

son yarım saattir sözlüğün gündemi bu başlıklar. biri birine * kendinde üstün gördüğü şeyler üzerinden sallıyor ve gündem yaratmaya çalışıyor ama aslında nefret topluyorlar. en kötüsü de bundan zevk alıyorlar.

artık buna bir dur mu desek?
devamını gör...

genelde tabela olan levha zannediliyorum ama pek öyle değil. anlamı: yer kabuğunu oluşturan parçalardan her birine verilen isim. yer kabuğu on iki temel levhadan oluşuyor. konveksiyonel akım sayesinde de akış yönünde sürükleniyor. ben de kendimin bir parçası olarak ancak diğer parçalarla tamamlandığımda bütün olabileceğimi ve beni harekete geçiren görünmez birçok sebebin olduğunu hissederek bu nicki almıştım. hem sade hem de anlamlı benim için. biraz da coğrafya sevgisi işte.
daha ayrıntılı öğrenmek isteyenler için link: levhalar
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
rütbemiz yok daha.
devamını gör...

üniversitede bölümle ilgili çok önemli bir derste "ben bu mesleği nası yapıcam yaa" diye ağlamaya başlamıştım durduk yere. neyse ki arka sıralardaydım da kimse görmedi.
devamını gör...

ibrahim tatlıses'in avrupa turnesinde olduğu sırada, almanya'da kaldığı otel odasında mangal yakması.
devamını gör...

araştırmalara göre haftada 3 gün en az 30´ar dakikalık orta veya yüksek yoğunluklu fiziksel aktivite yapan bireylerin daha mutlu, daha az stresli, daha fazla özgüven sahibi ve olası depresyon ataklarına karşı daha dirençli oldukları tespit edilmiştir. bir araştırmadaki fiziksel aktif grupta, belirli bir yaştan sonra doğal olarak kabul edilen yıllık % 1 beyin küçülmesi yerine % 2 beyin büyümesi gözlenmiştir. yani fiziksel aktivite onların beyinlerini gençleştirmiş, hafıza kapasitelerini arttırmış, demens ve alzheimer riskini azaltmış, özgüven ve planlama yetilerini arttırmıştır. elbette sadece spor yapmak, düzenli uyku çekmek, sağlıklı beslenmek, sosyal ilişkiler kurmak kişiyi depresyon ve demensten veya psikyatrik hastalıklardan tam olarak kurtarmaz ancak yaşam kalitesinde ve beynin kendini yenileme sürecinde ve en önemlisi kendini mutlu hissetme ve sosyalleşme çabalarında gözle görülür farklılıklar yaptırır. spor yapın, yaptın.
devamını gör...

bu son 2 yıldır hissetiğimdir. 92 ye basalı 2 sene oldu ve gözlemlediğim kadarıyla hakikaten 92 ye geldikten sonra yaşamaya karşı istekli olmuyorsunuz. çok şükür elden ayaktan düşmedik ama apartmanın altındaki dostlar kıraathanesi kapandığından beri günler , dakikalar geçmeyi bilmiyor. böyle giderse sıkıntıdan gideceğim.
devamını gör...

tıpçı, yazar, filozof ve bilim insanıdır.
kendisinden sonraki doğu ve batı filozoflarının çoğunu etkileyen ibn-i sina, müzikle de ilgilenmiştir. 250'yi aşkın yapıtının başlıcası olan şifa ve kanun, felsefenin temel yapıtı sayılarak, uzun yıllar boyunca pek çok üniversitede okutulmuştur.
çok sevdiğim bir sözünü şuraya iliştirmek isterim:


aletlerin en faydalısı kalemdir. bir şişe mürekkep bir külçe altından daha hayırlıdır.
devamını gör...

"yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını.
yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı." *

"binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa..."*
devamını gör...

1922 yılında bizzat tbmm tarafından vatan haini ilan edilirken bir gün neredeyse kahraman ilan edileceği düzmece bir tarih yazılacağını kendisinin bile tahmin etmediği osmanlı padişahı.
1861 yılında sultan abdülmecit'in 30 çocuğunun 23üncüsü olarak dünyaya gelmiştir.
vahdettin,çocukluğunda ve gençliğinde saray entrikalarına ve cinayetlerine şahit olmuştur. amcası abdulaziz'in öldürülmesi, ağabeyleri v.murat ve ıı. abdülhamit'in tahttan indirilmeleri onu derinden etkileşmiştir.
bu sebeple içine kapanık bir karakterdir. duygusaldır,yakınlarına karşı cömerttir.
iyi bir bestecidir. çokça sigara içtiği, zaman zaman içki içtiği bilinir. yobazlık derecesinde olmamak kaydıyla dindardır.
çocukluğundan itibaren sıklıkla hastalanmıştır. romatizmasından dolayı fazla yürümemektedir.
geçirdiği rahatsızlıklardan dolayı ciddi bir eğitim alamamıştır ama konuşması düzgündür.
bir almanya gezisinde kendisine eşlik eden ulu önder mustafa kemal atatürk, vahdettin'in düşüncelerini çok düzgün bir şekilde ifade ettiğini belirtmiştir.
58 yaşında tahta çıktığında pek istekli değildir. "ben bu makam için hazırlanmadım." demiştir.
gelelim asıl meseleye...
vahdettin,mondros mütarekelerini yürütme görevine bahriye nazırı rauf bey'in getirilmesini sadrazam ahmet izzet paşanın ısrarları ile zoraki kabul ederken,
rauf bey'i huzuruna davet ederek ona şu şartı koşmuştur:
"hilafetin, saltanatın ve osmanlı hanedanlığının hukukunun korunması"
yani önce vatan değil. önce ben...
bir hükümdarla,onun kullarını idare etmek,demokratik rejimle yönetilen özgür bir yurttaşlar topluluğunu idare etmekten çok daha kolaydır.
bu sebeple emperyalistler vahdettini desteklemiştir.
vahdettin ingilizlere yaranmak için meclis-i mebusanı dağıtmış, damat ferit'i sadrazamlığa getirmiştir.aralıklarla tam 5 kez hükümet kurma görevi vermiştir bu kişiye.
damat ferit paşa tarihimizin cahil siyasetçilerinden biridir. en cahili demeyelim yine de.
onun kim olduğunu 20 sene kadar sonra tarih yazacaktır.
vahdettin ve damat ferit, ingilizlerle kürtleri mustafa kemal aleyhine kışkırtma planları yapmışlardır.
erzurum ve sivas kongrelerini dağıtmak için bizzat emir vermişlerdir.
10 nisan 1920'de istanbul müftüsü dürrizade abdullah'a atatürk ve arkadaşlarını "dinsiz,zındık" ilan eden fetvayı yayınlatmışlardır.
bu fetvayı anadoludan hint müslümalarına kadar ingiliz uçakları dağıtmıştır.
11 mayıs 1920 de atatürk ve 9 arkadaşı hakkında idam cezası verilirken milli hareket aleyhinde de bir bildiri yayınlanmıştır.
milli kuvvetlerin telgraflarının çekilmesi yasaklanmıştır.
işgali protesto eden istanbul mitingleri yasaklanmıştır.
genelge yayınlayıp "izmirde çete teşkil edenleri dağıtmak için gerekirse askeri kuvvete müracaat edeceğiz" denmiştir.
5 ağustos 1920'de damat ferit,vahdettin'in emriyle harbiye nazırı ve polis müdürüyle toplantı yaparak atatürk'ü ortadan kaldırmak için neler yapılabileceğini görüşmüştür.
9 ağustos 1920'de atatürk'ün rütbe ve nişanları padişah fermanı ile elinden alınmıştır.
kuvayı milliyeyi ortadan kaldırmak için nasihat ve tahkik heyetleri kurulmuştur. akil adamlar yani :)
kahramanlar, yurdu işgalden kurtarmaya çabalarken bir yandan da vahdettin ve damat feritin çalışmaları ile çıkarılan 10dan fazla ayaklanmayla meşgul olmuşlardır.
damat ferit paşa, 9 mart 1919'da ingiliz yüksek komiseri yardımcısı richard webb'i ziyarette "padişahımızla benim ümitlerimiz tanrıya ve ingiliz yönetimine dayanır" demiştir.
webb, ingiliz dış işleri bakanlığına gönderdiği bir mektupta yazmaya utandığım şeyler anlattıktan sonra şu ifadeleri kullanmıştır:
"halife elimizin altında olduğu sürece islam dünyası üzerinde ek bir denetim aracına sahibiz. bildiğiniz gibi padişah bizi buraya yerleştirmeyi diliyor."
vahdettinin en yakın ikinci adamı da sait molladır. kendisi ingiliz muhipleri cemiyetinin kurucularındandır. bir de gazetesi var. "yeni istanbul" ne kadar tanıdık :)
sevr anlaşması bizzat vahdettinin emriyle imzalanmıştır.
vahdettin atatürk'e hem istanbuldayken hem de kaçtıktan sonra defalarca kez hakaret etmiştir.
bu mesele üzerine çok daha uzun ve ayrıntılı yazılabilir.
ahkam kesmeden önce tarih bilmek metodoloji bilmek gerek.
son olarak bir bilgi verelim.
18 nisan 1920'de vahdettin, ingilizlerin maddi yardımı ile kuvvayı inzibatiye ordusunu kurmuştur.
paşa yaptığı ahmet anzavur, bu paralı kuvvetlerle kuvayi milliye ordularına üst üste iki saldırı düzenlemiştir.
bu ihanet ordusu ali fuat paşa'nın ankara'dan gönderdiği 20. kolordu birlikleri ile takviye edilen çerkez ethem komutasındaki kuva-yi seyyare karşısında yenilgiye uğramıştır e adapazarı'na çekilmek zorunda kalmıştır.
20. kolordu birlikleri 23 mayıs'ta bir karşı saldırı düzenleyerek adapazarı ve sapanca'yı kuva-yi inzibatiye'nin elinden almıştır.
14 haziran'da yeni bir saldırı düzenleyen kuva-yi inzibatiye yine yenilgiye uğramıştır.
sultan vahdettinin su katılmamış bir vatan haini olması için daha ne gerekli acaba?
devamını gör...

eskiden biriktirip çeşitli kitaplar, ansiklopediler almışlığım vardı. o günler çok özlendi.
devamını gör...

kahvaltının iptal olduğunu müjdeleyen kokudur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim