gerek olmayan saçmalık.

aşı olmamakta direnen komplocu arkadaşları kapatsak yeterli. aralarında meditasyon mu yapıyorlar, evrene mesaj mı yolluyorlar, ayin mi yapıyorlar... ne halt yerlerse yesinler ama kendine ve topluma karşı sorumluluğunu yerine getiren insanları rahat bırakın artık.
devamını gör...

önceden çeşitli sebeplerle birşeyleri yapmayan veya yapamayan* kişilere cesaret edip de yaptıklarında söylenen motivasyon düşürücü, moral bozucu cümle.
önceden belki yorgundu, hastaydı, depresyondaydı, morali bozuktu ya da nasıl yapılacağını bilmiyordu sonra öğrenip cesaret etti yaptı. birinin önceden birşeyleri yapmamış olması, ömrü boyunca yapamayacağı anlamına gelmez. o yüzden de kendisini tebrik ediniz, bende o kadar yürek yok diyorsanız bari böyle bir cümle kurarak motivasyonunu düşürmeyiniz.
devamını gör...

olmayan nedendir.

elbette kimse mükemmel değil, insan sayısız hatalar yapabiliyor hatta en çok önce kendini, sonra sevdiklerini ve ona değer verenleri üzüyor. ama hiçbiri kendini sevmemek için bir neden olmamalı. kendini sevip, değer vermeyen bir kişinin diğerlerini sevmesinin daha zor olacağını düşünüyorum. öz saygı - öz sevgi *ve öz güven olmazsa olmaz. o yüzden kendimi ve beni sevenleri seviyorum.
devamını gör...

sözlükte senin iplenmediğin kadar twitter'da iplenmiş kadın arkadaş. gençlerine gelecek vaat edemeyen bir ülkede daha çok beyin göçü veririz. keşke beyin göçü yerine senin gibi yobaz tiplemelerin göçünü versek.

edit: yorumum o kadar haklıymış ki özelden hakaret etti yazar bozuntusu.
devamını gör...

devamını gör...

boğaziçi üniversitesinde doktora öğrencisi olup attığı tweet'le gündeme gelen şahıs. başörtülü bir kadına "yakında üniversiteye giremeyeceksiniz, bu günler geçici, üniversitelerde gericilik yasaklanacak" şeklinde faşist ve hadsizce bir söylemde bulunan kişi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dünyanın geldiği noktaya ve bizim tartıştığımız konuya bakın. hem de eğitimli insanlar tarafından tartışılıyor.
devamını gör...

9 kelimelik trajikomik hikaye.
devamını gör...

avrupa'nın genel durumunu bilemem ama viyana özelinde konuşacak olursak, istanbul örneğine bakılarak "neler olacağı" tahmin edilebilecek durumdur.

muhtemelen, mükemmel ötesi şehir planlamacılığı ve kaldırım mühendisliği seviyesindeki alt yapı çalışmaları yüzünden şehir dev bir gettoya dönüşürdü.
devamını gör...

cok sevmek... cok sevince elestiremiyorsun, gozune bir perde iniyor birde gercek yuzunu goremiyorsun. fazlaca fedakarlik yapiyorsun, sonsuz guveniyorsun birde. saf gibi ne dese inaniyorsun...gunun birin de aptal yerine bile koysa, kendini sucluyorsun oyle bir iyi niyet iste.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ana temsilcileri şunlardır; zeno ( m.ö 334-262), cleanthes ( mö 303-233), marcus aurelıus (121-180), epıctetus ( 60-117)

temel düşünceler ise şunlardır:
tanrı tüm doğada bulunan mantıklı bir varlıktır.
evrensel bir doğal yasa ve kardeşlik bulunmaktadır.
kendini kontrol etme ve metanet yıkıcı duyguların ( onlara göre duygular yıkıcıdır) üstesinden gelmede önemlidir.
sakin bir şekilde bize verilen rolleri oynamalıyız. tutularımız bizim kontrolümüz altındadır kaderimizi değiştiremesek de.
inayet, bilgiden, erdemden ve kontrol edilemeyen şeylerin kabulünden gelir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dillerin oluşumu beni hep çok düşündürmüştür. ispanyolcada bir acele havası var.

küçüklüğümden beri hep şöyle düşünürüm: sanki dilin oturmaya başladığı dönem bu topluluğun çok sinirli bir yöneticisi varmış da sürekli koştura koştura hizmet ediyorlarmış, çok ortada görünmek istemiyorlarmış ya da boğalar çok başıboşlarmış sürekli onlardan kaçıyorlarmış da ondan bu kadar hızlı konuşuyorlarmış.

mesela rusçanın da çok ön damaktan konuşulmasının sebebini soğuktan kasılmalarına bağlardım. ya da arapların çöl sıcağından, ter içinde dilleri dışarda wahelahela gibi seslerle konuştuklarını düşünürdüm.
devamını gör...

plansız olmak. ne kadar çoğu zaman işime yarasa da başıma büyük belalar açtığı da çoktur. siz siz olun bu hataya düşmeyin dostlar.
devamını gör...

şahsen ben hiç çekinmeden artı oyları dağıtıyorum faydalı bir tanım girmişse neden vermeyeyim ki, hoşuma giden bir tanım varsa basıyorum artı oyumu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
1997 yapımı robin williams ve matt damon’un başrolde oynadığı film.

filmde, sosyal becerinin eksik olduğu çok zeki bir gencin hikayesi anlatılıyor. sayısal anlamda dikkat çekecek kadar çok zeki bir genç olan kahraman sosyal anlamda antisosyal bir gençtir. antisosyallik toplumun huzurunu bozmaktır, bir kişilik bozukluğudur. başkalarının haklarına saygı duymamak, başkalarının haklarına tecavüz etmek eğilimde olmaktır. dürtüsel hareket etmek, öfke kontrolü sağlayamamaktır.

gençteki potansiyeli ketleyen antisosyal davranışlardan kurtulması kendine zekasına uygun bir hayat kurabilmesi için bir danışmanla çalışmaya yönlendirilir.

danışman eşini yeni kaybetmiş biridir. kaybettikleri ya da kaybedeceklerini düşünmek yerine sahip olduğu yaşadığı güzellikleri düşünen biridir. kendi halinde, üstü başı da kendi halinde, başarı peşinde koşmayı bulduğu güzelliklere sahip olmaya yeğleyen, yaşamın amacını öğrenmiş birisidir.

antisosyal haliyle direnen genç kahramana, filmin sonuna doğru ulaşır. antisosyallik kişiliğin altında, bağlanma korkusu olduğunu ortaya çıkarır. kaybetmekten korkan kahraman, sevdiği kızda dahil, elde ettiği her yeni insanı, kendi terk ederek, aklınca kendini kaybetmekten kurtarır. başarısız olmaktan korktuğu için, kendini potansiyelinin altında işlerle oyalar.

neredeyse 25 yıllık film şu an dejenere olmuş ülke insanlarının halini anlatılıyor.

teknoloji dışında her şeyi, en az 20 yıl gerisinden aldığımız batı aleminin o zamanını yaşıyoruz ülke olarak.

gençlerin ve gençlerden bir iki jenerasyon üstteki insanların ağzında hep aynı laf.

bağlanmaya, evliliğe, çocuk sahibi olmaya karşı bir duruş var. mutsuz olunan işlerle bezgin bir hayat yaşayıp, anlık paraya, hazza endeksli bir yaşam yaşama merağı var.

bakarsan herkes gününü gün ediyor. sonraki gün önceki güne baktığında ise birbirinin aynı günler yaşamış, içindeki potansiyeli açığa çıkarma adına hiç bir şey yapmayan, maslow’un ihtiyaç hiyerarşisindeki piramidin en alttaki adımlarımda kalarak, fiziki ihtiyaç gidererek ömür geçirmeyi yaşamak sanan, hayatı yaşayan insanlar var.

bir can dostumun tavsiyesi üzerine izledim, tavsiye ederim.
devamını gör...

burcumu sorup duraksadiktan sonra"olsun" diyen tipler tanıdım. görende köprü altında bali çekerek bugünlere geldik sanır ne salak tepkilerdir bunlar denilesi cinsten seçmeler.
devamını gör...

hay cinsiyet organınız içine kaçsın alüminyum dediğim başlık.
devamını gör...

etimolojik olarak derinlerine inemediğimiz sözcük. nereden gelir nereye gider belli değil.

tdk direkt olarak "yorgana geçirilen torba şeklinde kılıf" olarak tarif etmiş.

farsça navrasm sözcüğünden gelmiş olsa onun da anlamı bambaşka; yeni usul, yeni tip, moda demek.

kubbealtı lugatı şöyle demiş:

farsça nev “yeni” ve arapça resm “âdet, usûl” ile nev-resm’den. kelime aşağıdaki anlamları türkçe’de kazanmıştır *:
1. içine yorgan, battâniye vb. konan torba biçiminde çarşaf.
2. büyük yakalı kolsuz bir tür kaput.
devamını gör...


aşk
sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim