satın almak isteyen yazarlara duyurulur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sinema tarihinin en kült film serilerinden the godfather’da yer alan ikonik malikane, bir kez daha satışa sunuldu. filmde jack woltz karakterinin evi olarak kullanılan yerde daha önce abd eski başkanı john f kennedy balayı tatilini yapmış, malikanenin bir türlü satılamamasından dolayı ev lanetli olarak adlandırılmıştı. 

malikane, 1927 yılında inşa edilmişti ve 2016 yılında 195 milyon dolarlık satış fiyatıyla amerika'nın en pahalı evleri arasına girmişti. 5 yıl sonra tekrar satışa sunulan malikanenin fiyatında büyük oranda indirim yapıldı ve gerçekten de devasa diyebileceğimiz malikanenin fiyatı 89,75 milyon dolar olarak belirlendi. 

mülk sahibi leonard ross’un devasa malikanenin fiyatını neden bu kadar düşürdüğü de belli oldu. açıklanan bilgilere göre malikanenin bağlı olduğu gayrimenkul şirketi, borç batağına girmiş durumda ve savcılık ross’tan evi bir an önce satmasını istemiş. ross da 2016 yılında 195, 2018 yılında 135 ve 2020 yılında 125 milyon dolara düşürdüğü malikanenin fiyatında %54’lük bir indirim yapmak zorunda kalmış.

kaynak:

www.webtekno.com/the-godfat...

malikenin özellikleri:


2 bin 500 metrekareden büyük malikanede 18 yatak odası, 25 banyo, olimpik yüzme havuzu, art deco mimari tarzına göre tasarlanmış gece kulübü ve 400'den fazla misafiri ağırlayabilecek devasa teraslar var. 
devamını gör...

o değil de sabah 09.48 de bu başlığa sebep olan neydi merak ettim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: turnike)
devamını gör...

konuşmayı öğrendiği yaştan itibaren verilmesi gereken eğitimdir. çocuklar dinleyerek değil gözleyerek öğrenir bu yüzden her defasında tutarlı olarak buna uygun davranmak gerekir

1- banyoda çok erken yaşlardan itibaren "bacak aranı ben yıkamayayım sen yıka, poponu sen yıka" şeklinde koşullanma sağlamak, "ben bu sefer yardım ettim ama aslında herkes kendi yıkar diye şartlamak gereklidir.

2- amca, teyze, dede nine sıkıştırdığında, "gel bi öpcem" dediğinde "hayır" deme hakkının olduğu iyi anlatılmalıdır. "hayır" hakkı 'rıza' kavramının kalbidir. eğer nine, dayı "hayır" a rağmen oldu bittiye getirip öpmeye, mıncıklamaya çalışıyorsa veli olarak devreye girip, çocuk oradayken net şeklide uyarmak, ona güven ve doğruyu yaptığına dair onay verecektir.

3- okulda, arkadaş evinde vs. geçen zamanı dolaylı yoldan mutlaka sormak, ilgilenmek ve eğlenceli bir konuşma olarak sunmak, olan biteni anlatmayı alışkanlık haline getirmek için yararlıdır.
devamını gör...

boynunuzu arkaya kuvvetlice eğip örneğin sol tarafa başınızla döndüğünüzde, boynunuzun sağ yan tarafında kasılan genişçe bir kas hissedersiniz; hatta aynanın karşısında bakarsanız görebilirsiniz, o kas bu kastır.

ben kısaca scm olarak bahsedeceğim. scm ile ilgili olarak herkesi ilgilendiren önemli sayılabilecek bir bilgi vermek istiyorum.*

günlük hayatımızda eğer diyafram solunumu yerine göğüs solunumu yapıyorsak, scm daha da güçleniyor. çok güçlü bir kas olduğundan bu sefer yakınındaki diğer kaslar güçsüzleşmeye başlıyor. güçlü güçsüzü yer. ama artık diyafram solunumu yapmaya karar verdik diyelim, ki olması gereken bu. bu sefer scm de dahil olmak üzere diğer kaslarda işlevsel oluyor ama bu diğer kaslar önceden yapılan göğüs solunumu nedeniyle daha az gelişmiş olduğu için beyne giden sinirsel iletim daha az oluyor. bu sebeple sanki diyafram solunumu yaparken yetersiz oksijen almışız gibi hissederiz aslında böyle bir durum söz konusu değil. bir süre sonra kaslarda gelişme ve kişide adaptasyon sağlanıyor. zaten verimli ve sağlıklı olan diyafram solunumunu daha da efektif uygulamaya başlıyoruz.

evet koşarken falan göğüs solunumu yapıyoruz ancak günlük hayatımızda diyafram solunumu yapmaya özen göstermeliyiz. yatın bir yere. karnınıza kitaplar koyun birkaç tane. nefes alıp verirken bu kitaplarında hareket etmesi lazım. o zaman diyafram çalışıyor demektir.
devamını gör...

sıradan olduğumuza inandırıldık.. çünkü bize bizi olağanüstü hissettirecek kimse yoktu.
devamını gör...

ilk önce "nereden çıktı şimdi bu" evresi yaşanır. o kişi isterse dünyanın en sempatik insanı olsun o andan itibaren karşı karşıya gelseniz pozitif duygu besleyemeyeceğiniz tek insan olabilir.
ardından gelen araştırma isteği. gözüne eski güzel günler gelir sevgilinle geçen. ama asla kötü anlar gelmez o an. bıraktığın düşü kimin büyüteceğini görmüşsündür artık.
ardından (bkz: model) grubundan sen ona aşıksın şarkısının şu dizeleri geçer arka fondan. ve her şeyi özetler.

"demek bugün yeni bir hikayeye başlıyorsun.
dilerim bunun sonu bizimkinden mutlu olsun.
çok şey unutturması gerekiyor şimdi sana.
işi de biraz zor benden sonra aslında.
şarkınız falan olacak, yeni bir diziye başlanacak.
tatiller planlanacak, fotoğraflar konulacak.
neyse seni çok seviyormuş ne tatlı.
ona de her şeyim demişsin bana ne kaldı?"
ve ardından her şey gibi bunu da kabulleneceksin. belki gözünden son kez bir yaş süzülecek. bu son olacak. ve şu söz ile her şey sonlanacak kalbinde ona dair.
"sen ona aşıksın, böyle bitecekmiş meğer."
devamını gör...

can sikan hareketlere karsi sakin kalmaya calisan bireylerin kullandigi bir kalip.
bir diger kalip (bkz: le havle vela is la bonita)*

en guzel ornek hareketini tabii ki atam vermistir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

heyecanla ara sıra bakıp, oradaki 1 yazısını görmek insanı mutlu ediyor.
devamını gör...

bu sene stajda tanıdığım bi kız - sadece 2 kez sohbet etmiştik - vizelerden sonra ailesinin yanına memleketine gitmiş. tatili bitip erzuruma geleceği zaman otogarda tezgahların birinde beşiktaş (b büyük) kupası görmüş ve almış. stajda bana verirken şunu demişti , birdenbire gözüme ilişti aklıma hemen sen geldin.
şimdiye kadar bi sürü beşiktaş (b büyük)'lı kupa ve çeşitli taraftar ürünleri hediye edildi bana. ama hiçbiri bu kadar anlamlı ve güzel hissettirmemişti. hani plansız , çıkarsız , karşılıksız ve gerçekten samimi olarak hissettiğimiz duygular vardır ya hah o an hissettiğim şey tam olarak bu duyguydu. inanın kızın adını hala bilmiyorum ama bana hissettirdiği o muazzam duyguyu ömrümün sonuna kadar unutmam.
incelikler , insanlar tarafından ansızın hatırlanmak.. iyi ki böyle insanlar var.
devamını gör...

bir bjkli olarak söylüyorum kutlama yapmaları ahmaklık.
devamını gör...

uzun zamandır film izlemeye vakit ayıramıyorum fakat buraya katılırsam şart olur, izlerim. mükemmel bir me time fırsatı.
devamını gör...

çanakkale savaşı'na giden bir askerin ağzından yazılmış olan kastamonu yöresine ait türkü.
devamını gör...

yazar, varını yoğunu harcamış, emek sarf etmiş, biz okuyalım diye. bazen okumaya bir başlıyorum, sonra dikkat dağılıyor. okumasam acaba ne yazılmış diye pişman oluyorum. okusam bu seferde şahsıma hitap eden, anlaşılır bir tanım olmamış diye okuduğuma pişman oluyorum .
anlayacağınız uzun olmasına uzun, tanımdan fazla bir destan yazılmış ama işte gel gör ki yazıya başlayıp bitirene kadar da dışarıda mevsim değişiyor.
devamını gör...

sigortası olmayan, işsiz ve gelir testi yaptırmayan türk vatandaşının hanesine her ay yazılan 2021 yılı genel sağlık sigortası borç miktarı. ne iş yaptığı bilinmeyen tüik'in verilerine göre %10un üzerine çıkartılmayan enflasyon miktarı istatistiğini, 2020 yılına göre gelen %22lik zamla tek başına çökerten gss haracı saçmalığıdır. "vermezsen sağlını çizerim bak" denmektedir ve değnekçilikten hiçbir farkı yoktur.
devamını gör...

105 tl'ye çekirdek çitleyip, pepsi içtikten sonra durex ile keyfin doruklarında gezeceğiniz pakettir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

haber kaynağı
devamını gör...

bu ara ekstra bir cimrileştik yine. bedava arkadaşlar beğeni hatta karma puan kazanıyorsunuz. bu ne pintilik yahu.
devamını gör...

#uyandırma servisi

dünyada 'türkçülük günü' diye birşey yok. türkiye siyasi tarihi için önemli bir gündür. sabahattin ali hüseyin nihal atsız'ı ve beraberinde 22 siyasetçi yazarı ırkçılık-turancılık suçlamasıyla dava eder. 26 nisan 1944'te ankara'da başlayan ilk celseye dönemin öfkeli gençleri de seyirci olarak katılır. mahkeme, 3 mayıs 1944'e ertelenir.
mahkeme salonundaki öfkeli gençler tıpkı bugün de olduğu gibi fişlenip polis gücüyle dövülür. üsteğmen rütbesiyle gösterilere katılan alparslan türkeş bu durumu ""3 mayıs günü heyecanla sokağa fırlayan gençler kıyasıya dövüldüler" der.

peki nedir bu turancılık - türkçülük ilkeleri;
- emre mutlak itaat gerekir. disiplinsiz insanlarla bu dava yürümez. her konuda örnek (ideal) türklerle davamız yürür.
- türkler özüne dönmelidir. çok çalışmalıdır, türk türkü kayırmalıdır.
- dokuz ışık, türk'ün ülküsüdür.
- insanlığın en şerefli ailesi (ırkı) türklerdir.
- ülkücüler (kendilerine böyle diyorlar), ne uşak olurlar ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı hedeflerler. ülkücüler, şerefli türk bayrağının taşıyıcılarıdır.
- türk'ün en büyük yeteneği teşkilatlanma yeteneğidir. teşkilatlar kurulacak.
- fikir, iman, ülkü... bir türkün yaşamsal gayesi ve ebedi aşkıdır.
- ülküsüz insan çamur gibidir. ona ruh üflenmemiştir.
- türk töresi, türkün ayrılmaz parçasıdır.
- hürriyetin tek garantisi mülkiyettir (devlettir).
- ahlakımızın temeli müslümanlık ve türklüktür.
- bölünme kabul edilemez. büyük türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz.

yukarıdaki ilkelerin çoğu alparslan türkeş'e aittir. bazen mustafa kemal atatürk'ün de fikirleri benimsenmiştir. bu çok pragmatiktir ve iki yüzlülüktür. alparslan türkeş'in dokuz ışık doktrini olarak bilinen ülkücülüğün ilkeleri milliyetçi hareket partisi'nin parti programı olmuştur.
dokuz ışık doktrini, temelinde çarpıktır. apollonik bir ismi vardır. kültür tarihi açısından bakıldığında türk kültürü-mitolojisi hakkında hiçbir şey bilmedikleri ortadadır. bu korkuları 'küresel' sisteme anti tez olarak 'tam kapanma, tek ırk' gibi mussolini faşizanlığı derecesinde ilkelerle dile getirilmektedir. ama vikipedi'yi açıp okursanız 'türk kürt kardeştir; faşizm, marksist kapitalizmin dejenere olan bir yoludur" gibi söylemler var.

yani bi şu tezlere bak bir de şimdi ki mhp'nin haline. akp gibi vasıfsızlar partisi nasıl bunca organizasyonu yaptı? ak parti, tam bir askeri örgüttür. fişleme yapıyor, ajanlık yapıyor, ayasofya'yı cami yapıyor, rüşvet ve karapara aklama var, sosyal yardım adı altında kendi yandaşlarını besliyor, ne tesadüf ki alparslan türkeş'in bütün tezlerinin anti tezi akp.

alparslan türkeş, önce türkçülük sonra islam diyor; akp önce din kardeşliği diyor.
türkeş, önce köylüler kalkındırılmalı diyor; akp tarım bakanı şirket danışmanı çöıkıyor. tarım arazileri peşkeş çekiliyor, çiftçi borçlandırılıyor, çiftçinin su ihtiyacını karşılayan derelere hes barajları kuruluyor, çifçiye su sayacı takılıyor.
türkeş, sanayileşmeliyiz diyor; akp var olan fabrikalarımızı da satıyor.
türkeş, türk töresi diyor; akp şeriat diyor.
türkeş, bölünme kabul edilemez türk ve kürt kardeştir diyor; akp başkanı bop eş başkanıyım diyor.

isme bak 'dokuz ışık' tam bir apollonik isim. apollon kim? klasisizm de güneş tanrısı.
derdi türklük olan biri kendi doktrinine, niye batı toplumunun derinden bağlandığı grek mitolojisine atfen bir isim seçer ki. askerlikle sembolizm çok önemlidir. batılılar neden ürettikleri rokete grek mitolojisinden isim veriyor? çünkü herifin özü bu. uzaya atılan ilk roketin adı ne? apollo değil mi?
türk roketlerinin, tanklarının ismi nedir? pars, kaplan, atmaca değil mi? nerde yaşar bu hayvanlar? batı'da yaşamaz mesela.

ak partinin sembolü ne? ampül ya ampul. ampulü kim keşfetti edison değil mi? siz hiç tesla ve edisonu fonlayan jp morgan diye birini duydunuz mu? (bkz: john pierpont morgan)
hani sürekli ekonomik krizler çıkartan, altın fiyatlarında manipülasyon yapan londranın en zengin finans kurumu.
tesla, etrafı aydınlatacak bir icat yapıyor. morgan diyor ki, bunu neresine sayaç takıcaz? tesla'nın projelerini desteklemeyi bırakıyor, hatta kendisine destek bulamasın diye piyasayı domine ediyor, teslayı yalnızlaştırıyor. bugün tesla kimin markası? elon musk'ın değil mi? elon musk'ı kim fonluyor? jp morgan değil, abd'nın teknoloji daire başkanlığı fonluyor. elektrik bağımlılığı üzerine çok büyük bir savaş dönüyor londra bankerleri ile ulsu devletler arasında.

gelelim edison'a. ampulü keşfediyor, sayaç da takılabiliyor kablonun ucuna, tam jp morgan'ın istediği sistem. ama ampüller tükenmiyor. herkes 2 veya 3 tane alıyor ömür boyu kullanıyor. dönemin elektrik şirketleriyle toplantı yapıyorlar; planlı eskitme sistemini devreye koyuyorlar. tesla'nın modeli kablosuzdu, sayaç takılamıyordu, büyüktü, halka satılamazdı. bugün bizim kulağımıza yeni gelen 'kablosuz şarj teknolojisi' yaklaşık 180 yıl önce tesla'nın keşfidir.

kendisine bilim insanıyım diyen bu beyaz yakalar boşuna çalışıyor. dünya'da keşfedilecek çok az şey kaldı; mikroskobik dünya, su altı araştırmaları, genetik ve ölümsüzlük ve kozmoz-uzay araştırmaları tam gaz devam ediyor. her datum veritabanından anahtar kelimelerle bulunup çıkarılıyor, önümüze geliyor. artık hekimler bile kendilerini 'teknisyen' olarak hissediyor. hekimlik hani en büyük sanattı?

teknoloji içimizdeki doğa sevgisini ve sanatçı kişiliği yok ediyor. bu yüzden saçma salak ideolojiler uyduruyoruz ve sanki dünya'daki tek gerçek bu ideolojiymiş gibi ona bağlanıyoruz. dünya'da başka bir savaş var. artık cephe savaşları yok; toplumlar intihar ettiriliyor artık. bak japonya'ya. abd, neden atom bombası attı japonya'ya. büyük bir kin ve nefret var asyalılara ve afrikalılara. nerden geliyor bu kin-ırkçılık? antikçağ'dan beri batı toplumlarının içine işleyen kölelik kurumundan.

türkler'de kölelik sistemi var mı? yok tabi ki de. o yüzden biz batı'lı olamıyoruz. -mış gibi yapıyoruz. alparslan türkeş de -mış gibi yapıyor. arada kalmış. batı ülkeleri gibi teknolojik olarak gelişmek istiyor ama bir yandan da islamiyeti savunuyor. o maya tutar mı? tutmaz.

batı'da ne oldu? re-naissance yani latin dillerinde re- eki ne demektir? tekrar, döngü demektir. o zaman rönesans nedir? bugün islam dünya'sı diye zorlama bir tabirle üzerine konulmak istenen fars bilgi mirasıdır, iskenderiye kütüphanesidir, antikçağ'ın bilgi ve kültür merkezi sümer-babil-iran'dır, zerdüştlüktür değil mi? (bkz: ardavirafname)
ama modern batılılar antik yunanlara babilden geçen bilgiyi özümser, öyle kabul eder. klasisizm diyoruz buna, neden? klasik demek bir şeyin zirve noktasıdır çünkü.

peki teknoloji napıyordu sanatı öldürüyordu? kubizm akımı niye çıktı? fotoğraf makinesi icat olundu. her şeyi gerçekçi, gölgeli bir şekilde çizen naturalist sanat bitti, kubizm çıktı. niye? çünkü kubizm de cisimlerin şekilleri çarpıktır; fotoğraf makinelerinin çekemeyeceği bir görüntüdür değil mi?

başlarım türkçülüğünüze be. uyanın biraz. türkler hala kültür tarihi konusunda batılı kaynaklara muhtaç. mustafa kemal atatürk bunu gördüğü için türk tarih kurumunu ve türk dil kurumunu kurmuş.
ne bizansı, ne osmanlısı? senin kültür tarihin taaa sümere kadar gidiyor. en eski türk yazısı tamgalardır. millet yazıya geçmemişken sen tamgalarla mülkiyet hakkını koruyordun. hem de batılılar gibi çit çekerek bahçe yaparak değil; büyük bir kayanın üzerine ailenin tamgasını kazıyordun.

ben şu cahil halimle üsteğmen alparslan türkeş'ten daha iyi ülküler üretebiliyorum, kabul edin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim