kendim dışımda herkese yardım edebilmem.
devamını gör...

regl olağan bir durum tabii ki. serebral palsili kızının her gelişimine duyduğu sevinç gibi kızının regl oluşuna sevinmesi de son derece normal.
insanların tartıştığı konu olağan olan her durum paylaşılmalı mı? bir kadın olarak ben de reglin utanılacak bir durum olmadığını sonuna kadar savunmakla beraber bunu cümle aleme ilan etmeyi de mantıksız buluyorum.
bu bize ceyda düvenci'nin paylaşımı hakkında söz söyleme hakkı verir mi? vermez tabii, istediğini paylaşabilir.
peki ben benim adıma böyle bir paylaşım yapılsın ister miydim? hayır, istemezdim.
devamını gör...

katıldığı tv programında bizzat iç işleri bakanı süleyman soylu tarafından dile getirilen durumdur.
peki kim yaptı o zaman?
devamını gör...

köpürte köpürte duş almak, on gün aradan sonra yeni bir kupada nescafe içmek, bir kitabı bitirmek, ağlamak, küfretmek.
devamını gör...

neyse ki sevgilim yok olanlar düşünsün dediğim başlık.
devamını gör...

altı sayfalık intihar mektubunu okumak gerekiyor dediğim başlıktır. üzücü kayıp.
devamını gör...

4,5 yaşlarındayken millette nasıl uc yeme, peçete yeme huyu varsa gariptir ki bende de toz deterjan yeme isteği vardi. deterjanin kokusu iştahımı açıyordu derken bir gün deterjan kokusu yine iştahımı açmış elimde kepçe, deterjan kutusuna gözlerim hipnozlu bir şekilde yaklaşırken şans eseri babaannem görmüş ve toz deterjanı ulaşamayacağım bir yere kaldırmıştı. eğer babaannem yetismese ben sizlere ömür olacaktım sözlük ailesi kaldı 8 can.

mahallede yokuştan aşağı 3 tekerlekli bisikletimle "ulaa yirmağa gideyrum yırmaağa" diye bağırırken alt yoldan son sürat araba ile burun buruna gelmemiz sonucu yerde sekip duvarin arkasında bulunan evin çatısına uçmuştum. kaşım yarılmış, kolum incinmişti. kaldı 7 can.


yaklaşık 5 sene önce staj yaparken büyük yolcu servisi evime yakın yerde tam ineceğim zaman şoför gaza basmış,hareket etmişti. servisten kafa üstü yere çakılmıştım. servis yüksek olduğu için ve düştüğüm yer cadde üstü oldugu için düştüğüm yerde herkes arabasını park etmisti. arabaların üstüne düşmemem tamamen mucize. yine aynı kaşım yarılmış, 3 gun yerimden kalkamamıstım.staj bitene kadar herkes yere kafa atan kız diye benimle dalga geçmişti. kaldi 6 can.


kendi kusmuğumda boğulmuş nefes alamamıştım. şaka değil arkadaşlar. evet millet kendi b*kunda boğulur,ben kendi saframda boğulacaktım. nefes alamadığım için yere yığılmış, gecenin bir vakti tüm aile halkini korkutmustum. annem eger yetismese sırtıma vurmasa ve kafamı soğuk suyun altına sokmasa ben harbi harbi sizler ömürdüm. kaldi 5 can.

*liste güncellemeye açıktır. canlar tükendikçe yenisi gelecektir.
devamını gör...

en kısa ifade ile karşıtlıkların çatışırken oluşturdukları birliktir denilebilir. bir başka deyişle her şeyin kendi zıttı vardır ve bu zıtlıklar birlik oluşturur. gece/gündüz, hastalık/sağlık, yaşam/ölüm, artı/eksi, yin/yang vb.

cümlenin literatürde geçen aslı, "her şey zıddı ile kaimdir" şeklindedir. bu cümlenin başlık yapıldığı bir ege cansen yazısı için buradan

*
devamını gör...

kpss puansız bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarına yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıdır. türkiye uzay ajansında memur olarak atanmayı beklerken hiçbir yere yerleşemediniz yazısıyla karşılaşmam bir miktar üzdü, yalan yok.
devamını gör...

yapılmaması gerekendir. sizleri “eski” yapan sorun ne ise önünüze tekrar çıkacaktır. ben bu sorunları aşarım diyorsanız. neden ayrıldınız lan o zaman diye sorarlar? aşk bu! bitireceksen buna değmeli. sağlam durun! bir süre sonra yüzünü unutursunuz. ama yüzsüzlügünü asla! hayatınıza yeni biri girecektir. ve dokunacaktır sizin yaralarınıza. iyileştirecektir. siz de gerçek aşk buymuş diyeceksiniz. eski sevgili ise arada bir aklınıza gelecek bir “tanıdık” ya da “tanıyamadık” olacaktır.

erkek ya da kadın fark etmez;
“kaşarların peşinden koşan, fareden başka nedir ki?”

beyne format atın. hayatı kaçırmayın.
devamını gör...

evde taze fasülye var, yemeğe gidiyorum.
ne yaptın perihan?
devamını gör...

bugün 2. el alım-satım sitesinde ilanıyla karşılaştığım, atasına ceddine saygısı kalmamış olan torundur.

bugün kafa tatili yapmak istedim. bilen bilir oto galericiyim. işim dolayısıyla telefonlarım tıpkı bir çağrı merkezi gibi sürekli olarak çalmaktadır. hasar kayıtsız 50 bin km aracını satmak için uğraşan beyaz yakalı ekşici tiplerle hemhal olmamak için uçak moduna aldım telefonumu.. inanın dostlarım işimden zaman zaman nefret ediyorum. benim gibi entrepreneur bir kişilik, bu gibi insanlarla vaktini boşa çarçur ettikçe köreliyor. kendimi zaman zaman tükenmişlik sendromunda hissediyorum.

gelgelelim meselemize. daha önce söylemiştim sanırım. antika alım-satım yapmayı severim. özellikle savaş görmüş olan süvari kılıcı, matara, miğfer, zippo çakmak, antika tabanca gibi nesneleri koleksiyonuma koymayı severim. girdim malum 2. el alım-satım sitesine. bir yandan laptop'ımdan bitcoin'lerimin eriyişine bakıyor ve kahroluyorken, öbür yandan esra'mın benim için hazırlamış olduğu meyve tabağından tıkınıyorum. müstakbel kayınvalidem cevahir hanım iki akşam üzeri bizim eve yatıya geldi. fevzi amca ile kavga etmişler, koskoca kadın elinde bavulu gecenin bir körü kapıyı tıklattı. üstü başı depresif haldeydi ve yüzüklerin efendisindeki "neden et yiyemiyoss" diyen goblin gibi görünüyordu, yıpranmış görünüyordu. içeri buyurduk tabii salonda netflix'ten vegan belgeseli izleyerek uyumuş.

neyse girdim websitesine. madalyalar filtresini uyguladım. gözüme bir ilan ilişti ve gördüklerime inanamadım. önce bunun trollüğüne açılmış bir ilan olduğunu düşündüm. ne var ki böyle troll ilanlar siteden kolayca çıkabiliyordu.

tam da o sırada irkilerek bir aristo mantığı uygulayarak kendime bir düşünce çizelgesi hazırladım.. gramafonuma wagner'in faust'unu takarak, bir yandan dinlerken, bir yandan dört sayfa jean jacques rousseau okuyarak devrimlerin halktan mı yoksa burjuva güruhundan mı verilmesi gerektiği ikileminde bir müddet dolandım. tabii bu da yetmeyince dört sayfa da matthew arnold okuyarak devrimlerin sosyokültürel altyapısı hakkındaki olumlu ya da olumsuz bazı umdelerimi yenileme fırsatı buldum. sonra ekinezya çayımı içip "ben napıyorum anasını satimm??" diyerek kitapları kaldırdım ve gördüğüm manzara karşısında gözlerimi buruşturan bu sevimsizliğe döndüm.

dede yadigârı kafa sözlük madalyamı ihtiyaçtan satıyorum. "gecenin ikisinde sözlüğe giren kızın amacı" başlığında toplumun sinir uçlarına dokunan bir başlık sahibi trolle, rahmetli kafa sözlük yazarı dedem tarafından üsluplu bir "don't feed the troll" cevabı verilmiş olup, yönetim tarafından madalyaya layık görülmüştür. temiz temiz pırıl pırıl hiç kullanılmamıştır. fiyatı 1500 tl. pazarlık payı yoktur. ölücüler aramasın lütfen..!!

koskoca dede yadigarı madalyanın değeri 1500 tl mi yani? o şerefin, haysiyetin, onurun satış fiyatı bu mu gerçekten de?

ilan sahibini aradım. sesi çatallanmış bir ergen açtı. "neden böyle bir şey yapıyorsun dedenin hiç mi hatrı yok sende aslanım?" diye sordum. "abi oyunda silah alacam, para lazım oldu" dedi bana.

ulan oyun parası diyor oyun parası!!
gel de celallanme anasını satim!

neyse çocuğa parasını verdim cebimden. dedesinin kemikleri sızlamasın hiç değilse. adam zaten kabirde sorguya çekilirken bir ton sıkıntı çekmiştir, bir de mezarda takla atmasın yazıktır...

hesabın şifresini hash yaparak değiştirdim. bundan sonra ben de dahil kimse giremeyecek oraya. atalarımıza saygı duymalıyız derken lakırdı yapmıyoruz vesselam.
devamını gör...

acı.

hani anneler sıcak bir şeye yaklaşan bebekleri uyarmak için "cıs" derler ya... o hesap. acıtandır. yakandır.
devamını gör...

fransız yazar. öyküleri çok güzeldir. özellikle horla adlı korku öyküsü ünlüdür, hikayede görünmez ve insanları delirtip hasta eden bir hortlak anlatılır.
devamını gör...

arkadaş sayısı arttıkça birim arkadaş başına düşen arkadaşlık kalitesi azalır mı? sorusunu düşündüren sayıdır. arkadaştan kastımız nedir, onu da bi sorgulamak lazım tabi.
edit: neyse cevap veriyorum 5
devamını gör...

sabah erken kalkma sebebimdir. bir tek ben mi seviyorum şu kuşları.
devamını gör...

ben de küsüyorum bazen yalnız değilsin tatlısu... küsülgen insanlarız biz de napalım...
düşünsene bi ortamda espri yapıyorsun ama kimse gülmüyor aval aval bakıyorlar... öyle bi şey...
devamını gör...

aynı zamanda bu akademisyenlerin sünnetleri diyanet işleri başkanı tarafından yapılacaktır.
devamını gör...

osmanlı duraklama döneminin en elim olaylarından biridir. 1656 yılında tahtta padişah 4.mehmet oturmaktadır ve henüz 14 yaşında bir delikanlıdır. osmanlı imparatorluğu girit adasının fethi için epey asker kaybetmiş, ekonomisi de önemli bir ölçüde zayıflamıştır.

1656 yılında kapıkulu ocakları son ulufelerini düşük ayarlı gümüş akçe ile alınca, belli başlı bazı paşaların da kışkırtması ile ayaklanırlar. bu işte parmağı olduğunu düşündükleri kişilerin kellelerini isterler. 2 mart 1656 günü başlayan ayaklanmanın haberi saraya ulaşır.

nihayet 4 mart 1656 günü padişah asiler ile görüşmeye karar verir ve ayak divanına çıkmayı kabul eder. maiyeti ile birlikte soğukçeşme'deki alay köşküne gelir.

zorbalar burada padişaha şikayetlerini sıralamaya başlarlar. giritte venedikliler ile yağma konusunda yaşadıkları anlaşmazlıklardan, askere düşük ayarlı akçe ile ulufe verilmesinden, aynı zamanda ulufelerin gününde ödenmemesinden ve bundan ötürü kusurlu saydıkları tüm devlet adamlarını sıralayıp hepsinin teslim edilmesini isterler.

padişahın yanında bulunan ve henüz yeni sadrazam tayin edilmiş olan rikâb kaymakamı zurnazen mustafa paşa bu kişilerin mallarının müsadere edilip kendilerinin sürülmelerini teklif ettiyse de herhangi bir faydası olmadı. âsilerin, “seni dahi isteriz” demeleri üzerine ortalığa bir sessizlik hâkim oldu ve neticede padişahın hatt-ı şerifiyle önce dârüssaâde ağası behram ağa, kapı ağası bosnalı çalık ahmed ağa ve ibrâhim ağa bostancıbaşı vasıtasıyla öldürüldü ve cesetleri saraydan çıkarılarak asilere teslim edildi.

tüm bunlarla birlikte 30 kadar saray içinden ve dışından devlet adamı kapıkulu askerleri tarafından bulundukları yerde öldürüldüler. bunların cesetleri âsiler tarafından sultanahmet meydanı’ndaki çınar ağaçlarına asıldı. bundan dolayı bu olaya osmanlı tarihinde “çınar vak‘ası” adı verildi.

aynı zamanda bu manzara, meyveleri insan şeklinde bir ağaca benzetildiğinden tarihimizde “vak‘a-i vakvakıyye” adıyla da meşhur oldu.

bu isyanın sonunda zorbaların ısrarı ile devletin çeşitli kademelerinde önemli değişiklikler yapıldı ve isyan sona erdi.
devamını gör...

bizi hiç ilgilendirmeyen konulara burnumuzu sokmamak da medeni bir davranıştır. bizim ülkemiz insanı neden böyle? sadece selam verdiğin insan bile ayak üstü bir araba soru soruyor. yahut cocugunla ilgili bile akıl verip , yorum yapma hakkını kendinde buluyor. istemiyorum güzel kardeşim yapma, soru sorma, akıl verme. git şu merakını daha faydalı şeylere yönelt.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim