shakira
devamını gör...
fotoğrafa resim diyen insan
bir kelimenin bir dile girişi ve kullanılması bir ihtiyaçtan doğar. bu husus tartışmasızdır. işbu noktada her kelimenin o dile ne zaman girdiğini ve hangi anlamda kullanıldığını bilmekte yarar vardır. (bkz: etimoloji)
resim kelimesi;
~ ar rasm رسم [#rsm msd.] 1. iz, ayak izi, işaret, simge, damga, mühür, 2. suret, 3. resmi tören, ayin < ar rasama رسم 1. ayağını yere bastı, iz bıraktı, damga bastı, 2. resim yaptı, işaret etti" anlamına gelirken; bu kelime ile ilgili türkçede tarihte yazılı en eski kaynak: resm "suret" [ aşık paşa, garib-name (1330) ] link
fotoğraf kelimesi;
~ fr photographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ ing photograph a.a. ☼ 1839 sir john herschel, ing. fizikçi. § eyun phôs, phōt- φῶς, φωτ- ışık + eyun graphē γραφη yazı, kayıt → foto+<sup, +graf kelimelerinin birleştirilmesinden oluşmuş ve bu kelime ile ilgili türkçede tarihte yazılı en eski kaynak: fotoğraf [ namık kemal, osmanlı modernleşmesinin meseleleri (1873) ] link
her kelime tarihsel süreç olarak ortaya çıkışı ve teknik içeriği bağlamında birbirinden farklıdır. ancak bazısının kullanıldığı yerde bazısı kullanılamazken bazı durumlarda iki ayrı kelime aynı yerlerde aynı şeyleri ifade etmek için de kullanılabilmektedir. örneğin "resim" kelimesi "fotoğraf" kelimesi için aynı yerde aynı şeyi ifade etmek için kullanılabilen bir kelimeyken; "fotoğraf" kelimesi resim kelimesi yerine kullanılamaz. bunun temelinde yatan neden "resim" kelimesinin zaman içerisinde "varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri" anlamını kazanmış, fotoğrafın icadıyla da fotoğrafı da kapsayacak genel bir kelime haline gelmesiyken, fotoğraf için böyle bir durumun varlığının söz konusu olmamasıdır.
tdk güncel türkçe sözlükte "resim" kelimesini içeren bir arama yaptığımızda "resim çekmek" birleşik fiilinin yer aldığı görülür. bu birleşik fiil sözlükte "fotoğraf makinesiyle bir şeyin biçimini kâğıda geçirmek" şeklinde tanımlanmış olması nedeniyle "fotoğraf çekmek" deyimiyle aynı anlama geldiği hususu tartışmasız olur.
nitekim ingilizcede de benzer bir durum söz konusudur. "picture" kelimesi "photograph" kelimesini de kapsayan bir kelimedir. link dolayısı ile fotoğraf kelimesi yerine kullanılabilir. hatta "picture" kelimesi "film, movie" anlamında bile kullanılmaktadır: "academy award for best picture: link
ezcümle, fotoğrafa resim diyen insan hata yapan biri değildir; velev ki her iki kelimenin arasındaki teknik farkları bilmiyor olsa da.
resim kelimesi;
~ ar rasm رسم [#rsm msd.] 1. iz, ayak izi, işaret, simge, damga, mühür, 2. suret, 3. resmi tören, ayin < ar rasama رسم 1. ayağını yere bastı, iz bıraktı, damga bastı, 2. resim yaptı, işaret etti" anlamına gelirken; bu kelime ile ilgili türkçede tarihte yazılı en eski kaynak: resm "suret" [ aşık paşa, garib-name (1330) ] link
fotoğraf kelimesi;
~ fr photographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ ing photograph a.a. ☼ 1839 sir john herschel, ing. fizikçi. § eyun phôs, phōt- φῶς, φωτ- ışık + eyun graphē γραφη yazı, kayıt → foto+<sup, +graf kelimelerinin birleştirilmesinden oluşmuş ve bu kelime ile ilgili türkçede tarihte yazılı en eski kaynak: fotoğraf [ namık kemal, osmanlı modernleşmesinin meseleleri (1873) ] link
her kelime tarihsel süreç olarak ortaya çıkışı ve teknik içeriği bağlamında birbirinden farklıdır. ancak bazısının kullanıldığı yerde bazısı kullanılamazken bazı durumlarda iki ayrı kelime aynı yerlerde aynı şeyleri ifade etmek için de kullanılabilmektedir. örneğin "resim" kelimesi "fotoğraf" kelimesi için aynı yerde aynı şeyi ifade etmek için kullanılabilen bir kelimeyken; "fotoğraf" kelimesi resim kelimesi yerine kullanılamaz. bunun temelinde yatan neden "resim" kelimesinin zaman içerisinde "varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri" anlamını kazanmış, fotoğrafın icadıyla da fotoğrafı da kapsayacak genel bir kelime haline gelmesiyken, fotoğraf için böyle bir durumun varlığının söz konusu olmamasıdır.
tdk güncel türkçe sözlükte "resim" kelimesini içeren bir arama yaptığımızda "resim çekmek" birleşik fiilinin yer aldığı görülür. bu birleşik fiil sözlükte "fotoğraf makinesiyle bir şeyin biçimini kâğıda geçirmek" şeklinde tanımlanmış olması nedeniyle "fotoğraf çekmek" deyimiyle aynı anlama geldiği hususu tartışmasız olur.
nitekim ingilizcede de benzer bir durum söz konusudur. "picture" kelimesi "photograph" kelimesini de kapsayan bir kelimedir. link dolayısı ile fotoğraf kelimesi yerine kullanılabilir. hatta "picture" kelimesi "film, movie" anlamında bile kullanılmaktadır: "academy award for best picture: link
ezcümle, fotoğrafa resim diyen insan hata yapan biri değildir; velev ki her iki kelimenin arasındaki teknik farkları bilmiyor olsa da.
devamını gör...
sözlük kadınlarının fotoğrafları
kafa sözlük diye geldik, inci sözlük çıktı.
devamını gör...
uzun saç
ben şahsen seviyorum. 8 senedir de alıştım sanırım. artık bakımı da kolay geliyor bana.
zaten çabuk kuruyor olduğu için de pek uğraştırmıyor beni.
zaten çabuk kuruyor olduğu için de pek uğraştırmıyor beni.
devamını gör...
normal sözlük hikayesi
gözünü açtı, nerde olduğunu ilk etapta anlayamadı. boş boş odayı inceledi. sonra yatağın karşısındaki aynada akşamdan kalma şişmiş suratını görünce dün tuttuğu ucuz otel odasında olduğunu anladı. ve akşamın hatıraları parça parça düştü ,canlandı beyninde. neden bu kadar içmişti yine hiç bilmediği bu kasvetli ilçede. kasvet! evet evet kasvetli, böyle bir havaya sahip bu yerleşkede iç daraltısını içmeyerek nasıl geçirecekti ki?
neyse deyip yataktan doğruldu, banyoya gitti yüzünü yıkadı. duş almak niyetindeydi ama sıcak su olup olmadığı çelişkisinden dolayı işi kumara vurmadı, vazgeçti. yanında getirdiği yedek pantolon ve çok da sevmese de temiz diye çantaya attığı gömleği giyip aşağı indi. resepsiyondaki gence kahvaltı var mı? dedi. akşam şu an bu gencin durduğu yerde kim vardı hatırlamıyordu bile. genç istemsiz bir gülüş atıp yok efendim, ama çıkınca solda bir börekçi var ben de oradan alıyorum sabahları tavsiye ederim dedi. eyvallah deyip çıktı, börek cidden taze ve enfesti üç bardak çay içti böreğini yerken. vücudu resmen kurumuş haldeydi, gece uyumadan önce su içemeyecek kadar sarhoştu çünkü.
börekçiden çıktı, alelade gezinmeye başladı. bu ilçeyle herhangi bir bağı yoktu. senelerdir çalıştığı muhasebe bürosundan artık canıma tak etti misali olaylı bir şekilde ayrılmıştı. yaşadığı şehirde bir dakika bile durası kalmamıştı. yine bir iki duble rakı içtiği bir akşam külüstür bilgisayarını açıp arama motoruna huzur dolu yaşanılası ilçeler yazdı. okudu da okudu, sızana kadar okudu. sabah kalktığında zihninde kalan tek isim bu ilçenin ismiydi. hemen bu bir işaret heyecanına kapılıp şansını burada denemeye karar verdi.
neyse deyip yataktan doğruldu, banyoya gitti yüzünü yıkadı. duş almak niyetindeydi ama sıcak su olup olmadığı çelişkisinden dolayı işi kumara vurmadı, vazgeçti. yanında getirdiği yedek pantolon ve çok da sevmese de temiz diye çantaya attığı gömleği giyip aşağı indi. resepsiyondaki gence kahvaltı var mı? dedi. akşam şu an bu gencin durduğu yerde kim vardı hatırlamıyordu bile. genç istemsiz bir gülüş atıp yok efendim, ama çıkınca solda bir börekçi var ben de oradan alıyorum sabahları tavsiye ederim dedi. eyvallah deyip çıktı, börek cidden taze ve enfesti üç bardak çay içti böreğini yerken. vücudu resmen kurumuş haldeydi, gece uyumadan önce su içemeyecek kadar sarhoştu çünkü.
börekçiden çıktı, alelade gezinmeye başladı. bu ilçeyle herhangi bir bağı yoktu. senelerdir çalıştığı muhasebe bürosundan artık canıma tak etti misali olaylı bir şekilde ayrılmıştı. yaşadığı şehirde bir dakika bile durası kalmamıştı. yine bir iki duble rakı içtiği bir akşam külüstür bilgisayarını açıp arama motoruna huzur dolu yaşanılası ilçeler yazdı. okudu da okudu, sızana kadar okudu. sabah kalktığında zihninde kalan tek isim bu ilçenin ismiydi. hemen bu bir işaret heyecanına kapılıp şansını burada denemeye karar verdi.
devamını gör...
kudüs'e asker gönderelim
gitmek için yanıp tutuşanlar filistindeki örgütlere katılabilirler. giriş için şart aranmıyor.
türk askerinden yakından uzaktan alakası olmayan soysuzlar işlerine gelince türk askeri oraya gitsin buraya gitsin, tabi ki paşam şuan istediğiniz yere sevk ediyoruz...
türk askerinden yakından uzaktan alakası olmayan soysuzlar işlerine gelince türk askeri oraya gitsin buraya gitsin, tabi ki paşam şuan istediğiniz yere sevk ediyoruz...
devamını gör...
ünlülerin gerçek isimleri
mahsun kırmızıgül - abdullah bazencir.
banu alkan - liz remka rebronja.
okan bayülgen - kaan okan görgün.
ferdi tayfur - turhan bayburt.
müjde ar - kamile suat ebrem.
bunlar benim aklıma gelenler.
banu alkan - liz remka rebronja.
okan bayülgen - kaan okan görgün.
ferdi tayfur - turhan bayburt.
müjde ar - kamile suat ebrem.
bunlar benim aklıma gelenler.
devamını gör...
predestination
robert anson heinlein tarafından yazılmış olan all you zombies adlı kısa bilim kurgu öyküden esinlenilerek çekilmiş 2014 avustralya yapımı film.
bu öykü bir seminerde michio kaku tarafından da dinleyicilere anlatıldı.
ben de özetlemeye çalışayım size mevzuyu.
--! spoiler !--
- yıl 1945. bir kız bebekle beraber çıkagelen ve onu yetimhaneye bırakan bir yabancı görürüz ilk olarak öyküde. rahibeler onu alır ve adını jane koyarak büyütürler. büyürken de sürekli olarak anne ve babasının kim olduğunu merak eder.
- jane 17 yaşına gelince biriyle tanışır ve sevgili olur. ondan hamile kalır ancak sevgilisi onu terk eder.
- 9 ay sonra hastanede bir kız doğurur jane. ancak aşırı derecede kanaması vardır ve doktorlar hayatta kalması için son bir şans olarak bir deneme yaparlar: onun cinsiyetini değiştirirler. o artık jim'dir. üstelik ameliyattan hemen önce kim olduğu belirsiz biri bebeğini de çalmıştır jane'in, yani yeni jim'in.
- yaşamına jim olarak devam eder ama yaşadıkları nedeniyle alkolik olup çıkmıştır. sürekli bardadır. kim olduğunu, ailesini soranlara cevap veremedikçe içmeye de devam eder. ta ki bir bar kavgasına karışıp dayak yediği güne dek...
- barmen yanına gelir, onu ayıltır ve "ben bir zaman yolcusuyum. istersen zaman makinesi ile geçmişe gidip aileni bulalım" der. jim hemen atlar tabii bu teklife mal bulmuş mağribi gibi...
- geçmişe giderler. jim şaşkın şaşkın etrafta dolanırken güzel bir kızla tanışır ve sevgili olurlar. hem ziyaret hem ticaret durumları...
- ancak doğa kanunları yine rahat durmaz ve jim kızı hamile bırakır. sonra bir tartışma nedeniyle ayrılırlar. jim, eskiden jane olduğu günleri anımsar. o zaman çocuğu, kim olduğunu bilmediği biri tarafından kaçırılmıştır malum. bu çocuğunun kötü ellere geçmesini önlemek ister. bebek doğunca onu hastaneden kaçırır ve zaman makinesi ile 1945'e geri giderek yetimhaneye bırakır.
- rahibeler bebeği bulur ve ona jane adını vererek onu büyütürler. jane büyüyene dek "annem kim, babam kim, kim kim kim? kiziroğlu mustafa bey..." şeklinde takılır.
- bu esnada jim artık hayatını bir sarhoş olarak geçirmemeye karar vermiştir. gidip zamanda yolculuk yapan bir ekibe katılır. birçok olayda rol alır ve yaşlanır. "bunca görevde rol aldım ama son bir iş daha yapacağım" der ve şuna karar verir: "son görevim için zamanda tekrar geriye döneceğim ve barda gördüğüm, sürekli anne babasını arayan o adamla tanışıp ona ailesini bulacağım." ve geriye dönerek kendisiyle tanışır.
all you zombies zaten "ben nereden geldiğimi biliyorum ama siz zombiler; siz nereden geldiniz?" temalı bir şekilde son bulur.
yani zaten esas olay jane'in esas anne babasını bilemiyor ve işin içinden çıkamıyor oluşumuzdur. bu nedenle de film aslında amacına ulaşmıştır.
--! spoiler !--
burada devreye şu da giriyor olabilir tabii: bir teorik fizik görüşüne göre zamanda, zaman makinesinin icadından daha geriye gidilemez. bu nedenle de biz bu olayda jane'in yetimhaneye bırakıldığı noktadan öteye gidemiyor olabiliriz.
bir de bitirmeden benzer bir hikâye daha yazmak istiyorum.
--- alıntı ---
yetişkin bir kızı olan bir dul kadınla evlenmiştim.
babam da üvey kızımla tanışınca, ona aşık oldu ve sonunda da kandırdı ve evlendiler.
böylece babam damadım oldu. üvey kızım da annem durumuna geldi.
karım bir oğlan doğurdu.
çocuk tabii ki babamın kayın biraderi ve üvey annemin kardeşi olarak benim dayım sayıldı,
üvey annem de bir oğlan doğurdu. böylece kardeş sahibi oldum.
ama üvey kızımın çocuğu olduğundan, aynı zamanda da torunum sayıldı.
iş bu kadarla da bitmedi.
karım annemin annesi olduğu için, benim büyük annem sayıldı.
ben de babamın babası oluyordum.
sonunda kendimin dedesi olmuştum...
--- alıntı ---
bu öykü bir seminerde michio kaku tarafından da dinleyicilere anlatıldı.
ben de özetlemeye çalışayım size mevzuyu.
--! spoiler !--
- yıl 1945. bir kız bebekle beraber çıkagelen ve onu yetimhaneye bırakan bir yabancı görürüz ilk olarak öyküde. rahibeler onu alır ve adını jane koyarak büyütürler. büyürken de sürekli olarak anne ve babasının kim olduğunu merak eder.
- jane 17 yaşına gelince biriyle tanışır ve sevgili olur. ondan hamile kalır ancak sevgilisi onu terk eder.
- 9 ay sonra hastanede bir kız doğurur jane. ancak aşırı derecede kanaması vardır ve doktorlar hayatta kalması için son bir şans olarak bir deneme yaparlar: onun cinsiyetini değiştirirler. o artık jim'dir. üstelik ameliyattan hemen önce kim olduğu belirsiz biri bebeğini de çalmıştır jane'in, yani yeni jim'in.
- yaşamına jim olarak devam eder ama yaşadıkları nedeniyle alkolik olup çıkmıştır. sürekli bardadır. kim olduğunu, ailesini soranlara cevap veremedikçe içmeye de devam eder. ta ki bir bar kavgasına karışıp dayak yediği güne dek...
- barmen yanına gelir, onu ayıltır ve "ben bir zaman yolcusuyum. istersen zaman makinesi ile geçmişe gidip aileni bulalım" der. jim hemen atlar tabii bu teklife mal bulmuş mağribi gibi...
- geçmişe giderler. jim şaşkın şaşkın etrafta dolanırken güzel bir kızla tanışır ve sevgili olurlar. hem ziyaret hem ticaret durumları...
- ancak doğa kanunları yine rahat durmaz ve jim kızı hamile bırakır. sonra bir tartışma nedeniyle ayrılırlar. jim, eskiden jane olduğu günleri anımsar. o zaman çocuğu, kim olduğunu bilmediği biri tarafından kaçırılmıştır malum. bu çocuğunun kötü ellere geçmesini önlemek ister. bebek doğunca onu hastaneden kaçırır ve zaman makinesi ile 1945'e geri giderek yetimhaneye bırakır.
- rahibeler bebeği bulur ve ona jane adını vererek onu büyütürler. jane büyüyene dek "annem kim, babam kim, kim kim kim? kiziroğlu mustafa bey..." şeklinde takılır.
- bu esnada jim artık hayatını bir sarhoş olarak geçirmemeye karar vermiştir. gidip zamanda yolculuk yapan bir ekibe katılır. birçok olayda rol alır ve yaşlanır. "bunca görevde rol aldım ama son bir iş daha yapacağım" der ve şuna karar verir: "son görevim için zamanda tekrar geriye döneceğim ve barda gördüğüm, sürekli anne babasını arayan o adamla tanışıp ona ailesini bulacağım." ve geriye dönerek kendisiyle tanışır.
all you zombies zaten "ben nereden geldiğimi biliyorum ama siz zombiler; siz nereden geldiniz?" temalı bir şekilde son bulur.
yani zaten esas olay jane'in esas anne babasını bilemiyor ve işin içinden çıkamıyor oluşumuzdur. bu nedenle de film aslında amacına ulaşmıştır.
--! spoiler !--
burada devreye şu da giriyor olabilir tabii: bir teorik fizik görüşüne göre zamanda, zaman makinesinin icadından daha geriye gidilemez. bu nedenle de biz bu olayda jane'in yetimhaneye bırakıldığı noktadan öteye gidemiyor olabiliriz.
bir de bitirmeden benzer bir hikâye daha yazmak istiyorum.
--- alıntı ---
yetişkin bir kızı olan bir dul kadınla evlenmiştim.
babam da üvey kızımla tanışınca, ona aşık oldu ve sonunda da kandırdı ve evlendiler.
böylece babam damadım oldu. üvey kızım da annem durumuna geldi.
karım bir oğlan doğurdu.
çocuk tabii ki babamın kayın biraderi ve üvey annemin kardeşi olarak benim dayım sayıldı,
üvey annem de bir oğlan doğurdu. böylece kardeş sahibi oldum.
ama üvey kızımın çocuğu olduğundan, aynı zamanda da torunum sayıldı.
iş bu kadarla da bitmedi.
karım annemin annesi olduğu için, benim büyük annem sayıldı.
ben de babamın babası oluyordum.
sonunda kendimin dedesi olmuştum...
--- alıntı ---
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
lol
eyluling
celebrant
ickiliydibilmemne
mırmırsu
quinn
fujerfuji
sevgi parçacığı
son feci mars
ıvanmılınskı
zülal_kalender1
kafakirankopek
örnek vatandaş
yoldaş benjamin franklin
kuzey yemin ederim bilmiyordum
not: ben her yazarı seviyormuşum.
eyluling
celebrant
ickiliydibilmemne
mırmırsu
quinn
fujerfuji
sevgi parçacığı
son feci mars
ıvanmılınskı
zülal_kalender1
kafakirankopek
örnek vatandaş
yoldaş benjamin franklin
kuzey yemin ederim bilmiyordum
not: ben her yazarı seviyormuşum.
devamını gör...
kişinin kendi yaptığı espriye gülmesi
gülme krizine bile girmişliğim var. komikse, neden gülmeyeyim zaten. nadir yaparım ama güzel yaparım şimdi, hakkımı yedirtmem.*
devamını gör...
uzaylıların dünyaları
dünya dışı gezegenlerde yaşam olsaydı nasıl olurdu, hangi türler yaşardı gibi konuları işleyen, insanın ufkunu bir kaç kat arttıran 4 bölümlük harikulade bir netflix belgeseli. ayrıca çok açık ve anlaşılır akademik ingilizcesi var. ingilizce öğrenen ya da ingilizcesini geliştirmek isteyen arkadaşlar not tutarak çok dikkatli bir şekilde izlerlerse baya bir yol alacaklardır.
devamını gör...
tahmin
bilinmeyen herhangi bir şey üzerinde olası bir sonuca varmak.
devamını gör...
çekoslovakya
1918'den 1993'te slovakya ve çekya olarak iki devlete bölünene dek varlığını sürdüren bir devlettir. çekoslovakya'nın yaşamış olduğu bu bölünme, hiçbir sorun yaşanmadan, tek bir kurşun sıkılmadan gerçekleşmiş tek bölünmedir.
devamını gör...
açma
ama bu saatte :( gece 12 den sonra bu başlıkları açan bir tim var heralde...
açma benim kırmızı çizgim.. özellikle çikolatalı olanı, şu anda kaç tane yediğimi de yazmak isterdim ama, iyi kötü bir profilim var, kekoya bağlamayım :)
ama şunu söyleyebilirim, sabah çay ve çikolatalı açma ile yaptığım kahvaltı hiç bitmesin istiyorum, doyunca üzülüyorum diyim ben size.. ordan anlayın ne kadar sevdiğimi...
açma benim kırmızı çizgim.. özellikle çikolatalı olanı, şu anda kaç tane yediğimi de yazmak isterdim ama, iyi kötü bir profilim var, kekoya bağlamayım :)
ama şunu söyleyebilirim, sabah çay ve çikolatalı açma ile yaptığım kahvaltı hiç bitmesin istiyorum, doyunca üzülüyorum diyim ben size.. ordan anlayın ne kadar sevdiğimi...
devamını gör...
kendisinin regl olmasından hoşlanan kadın
gurur duymuyoruz da sağlıklı olduğumuzu düşünüyoruz.
ayrıca kirli kanı değil rahim duvarını kanla döküyoruz. yanlış bilgilendirmeyin insanları.
kadın üreme hücresi olan yumurtanın, yumurtalık rezervinde olgunlaşmasıyla birlikte rahmin iç dokusu da kalınlaşmaya başlar. döllenmenin olmaması durumunda kalınlaşan doku, dökülür ve bir miktar kanla birlikte vajinal yoldan vücut dışına atılır.
morumsugibi'nin #178056 tanımını okuyabilirsiniz.
edit: ekleme.
ayrıca kirli kanı değil rahim duvarını kanla döküyoruz. yanlış bilgilendirmeyin insanları.
kadın üreme hücresi olan yumurtanın, yumurtalık rezervinde olgunlaşmasıyla birlikte rahmin iç dokusu da kalınlaşmaya başlar. döllenmenin olmaması durumunda kalınlaşan doku, dökülür ve bir miktar kanla birlikte vajinal yoldan vücut dışına atılır.
morumsugibi'nin #178056 tanımını okuyabilirsiniz.
edit: ekleme.
devamını gör...
cuma akşamı evde oturan ezik insan
cuma akşamı dışarı çıkmadan eğlenmeyi beceremeyen eziklere dert olan insan
şeklinde tanım yapsam hoş olur mu? olmaz bence de. o zaman siz de evde oturanlara demeyiniz. herkes halinden memnun olduğu seçimleri yapıyor sonuçta.
şeklinde tanım yapsam hoş olur mu? olmaz bence de. o zaman siz de evde oturanlara demeyiniz. herkes halinden memnun olduğu seçimleri yapıyor sonuçta.
devamını gör...
sıkma
nerde bir mersinli anne görsem yap da yiyelim dedigimdir.
devamını gör...
vincent van gogh'un abartılmış bir ressam olması
tamam leonardo!
sanatsever olmak sanatçının sanatçı kişiliğini hunharca eleştirme hakkı vermez. ki van gogh un hayatını az okuyabilirsen, bunun ışığında eserlerini değerlendirirsen daha haddini bilerek yaklaşabilirsin. adamın meslektaşları bile böyle bir hüküm vermemiştir muhtemelen zamanında, sen eserlerini sun biz de onları değerlendirelim. bu kadar kaale alıp cevap vermem de van gogh'un kesik kulağının hattına. *
sanatsever olmak sanatçının sanatçı kişiliğini hunharca eleştirme hakkı vermez. ki van gogh un hayatını az okuyabilirsen, bunun ışığında eserlerini değerlendirirsen daha haddini bilerek yaklaşabilirsin. adamın meslektaşları bile böyle bir hüküm vermemiştir muhtemelen zamanında, sen eserlerini sun biz de onları değerlendirelim. bu kadar kaale alıp cevap vermem de van gogh'un kesik kulağının hattına. *
devamını gör...
su geyiği
böyle geyik gibi ama sanki değil de gibi. vampir gibi ama sevimli bir şey. ayrıca tavşan gibi de zıplıyor. ona baktığınızda garip hisler uyanıyor bünyenizde. yani en azından bende öyle oldu. kendileriyle bir belgesel vesilesi ile tanışmıştım. doğada tanışmak kısmet olmadı. olsaydı kuvvetle muhtemel gülümsememi gizleyemezdim. yok gerçeği ifade etmem lazım; kesinlikle kahkahayı basardım. komik hayvan cidden. genetik özellikler gereği geyik oldukları için çiftleşme dönemlerinde vesaire bunlarda kavgaya karışıyor ama bunların ki pek komik; boynuzları olmadığı için tokuşturacak bir şey bulamıyorlar tabi, o vampirimsi çıkıntıları ile birbirlerini yaralamaya çalışıyorlar. o esnada da çok komik gözüküyorlar. ama haklarını vermem lazım; mağlubiyeti kabul etmeyi ve rakibi tebrik etmeyi biliyorlar. yani o konuda çok olgun hayvanlar. bu vampirsel çatışmayı kaybeden su geyiği, başını hafifçe öne eğip, ''tamam kardeş sen kazandın.ben buradan gidiyorum" diyor ve cidden bulunduğu mecrayı terk ediyor. yani bu geyik gibi görünmeyen geyiklerin aralarında resmen bir centilmenlik antlaşması bulunduğunu söyleyebilirim size. bu arada çinliler, onlara "vampir geyik" adını takmış, belgeselci abi öyle söyledi. zıplayan vampir geyik. vallahi muazzam yaratık.
devamını gör...
