emekli koca sendromu
cem yılmaz tabiriyle, elvis'in bünyeyi terk etmesi sonucu ortaya çıkan hadise. uzak durulması gereken insan tipi.
devamını gör...
ıssız adaya düşerseniz yanınıza alacağınız 3 şey
bear grylls, ed stafford ve bir isveç çakısı. yemin ediyorum iki haftaya kalmaz o ıssız adaya medeniyeti getiririz. hayatta kalmayı bırak yeni bir imparatorluk kurmak asıl hedefim olurdu.
devamını gör...
toplu taşıma savaşları
eğitim için taksim’de olduğum bir zaman, adana’dan gelen masum bir arkadaş ile zaman geçirmeye başlamıştık.
eğitim bitiminde, ilk duraktan binelim diye zincirlikuyu’na geçtik; amacımız naçizane sadece metrobüse binebilmekti.
neyse arkadaş tabi başka şehirden gelmiş; istanbul’un toplu taşıma kuralsızlığından bihaber. ben tecrübeliyim tabi. sırada en öndeyiz. kapı açılsa ilk biz bineceğiz. tabi ben ittireceklerini bildiğim için ayaklarımı yere sağlam basıyorum.
kapının açılmasıyla arkadaş itim kuvvetiyle metrobüsün içine kapaklanmıştı. gelen giden de basıyor, umurlarında sadece yer kapmak var. neyse kaldırdık; sinirlerimiz bozuldu tabi. bir o gülüyor, bir ben.
neyse sonrasında evlenip istanbul’a yerleşti. artık öğrenmiştir tüm kuralsızlıkları diye düşünüyorum.
eğitim bitiminde, ilk duraktan binelim diye zincirlikuyu’na geçtik; amacımız naçizane sadece metrobüse binebilmekti.
neyse arkadaş tabi başka şehirden gelmiş; istanbul’un toplu taşıma kuralsızlığından bihaber. ben tecrübeliyim tabi. sırada en öndeyiz. kapı açılsa ilk biz bineceğiz. tabi ben ittireceklerini bildiğim için ayaklarımı yere sağlam basıyorum.
kapının açılmasıyla arkadaş itim kuvvetiyle metrobüsün içine kapaklanmıştı. gelen giden de basıyor, umurlarında sadece yer kapmak var. neyse kaldırdık; sinirlerimiz bozuldu tabi. bir o gülüyor, bir ben.
neyse sonrasında evlenip istanbul’a yerleşti. artık öğrenmiştir tüm kuralsızlıkları diye düşünüyorum.
devamını gör...
sürgün insanlık suçudur dediği için 1880 km uzağa sürülmek
yine, yeniden, sadece ülkemizde görülebilecek trajikomik olaylardan biri.
izmir’de tcdd 3. bölge müdürlüğü'nde hareket memuru olan serdar urun, sosyal medyadaki "sürgün insanlık suçudur" paylaşımı ve sendikal faaliyetleri nedeniyle izmir'den 1880 kilometre uzaklıktaki tcdd'nin iran sınırında bulunan van kapıköy istasyonu'na gönderildi.
link
izmir’de tcdd 3. bölge müdürlüğü'nde hareket memuru olan serdar urun, sosyal medyadaki "sürgün insanlık suçudur" paylaşımı ve sendikal faaliyetleri nedeniyle izmir'den 1880 kilometre uzaklıktaki tcdd'nin iran sınırında bulunan van kapıköy istasyonu'na gönderildi.
link
devamını gör...
28 şubat normal sözlük darbesi
#493624
ateist kaplumbağa'ya katıldığım durum.
ne adam sandıklarımız store'a koştu, karma puanları harcamak için. yok şu rozet bitmeden alayım vs.
hele anında diğer sözlük hesaplarına gidenler, onlar adına çok utandım.
ben tanımımın son harfini bile kurtarmaya çalıştım. direndim. son noktayı da koydum. göndere basamadan yenik düştüm.
geçmiş olsun.
ateist kaplumbağa'ya katıldığım durum.
ne adam sandıklarımız store'a koştu, karma puanları harcamak için. yok şu rozet bitmeden alayım vs.
hele anında diğer sözlük hesaplarına gidenler, onlar adına çok utandım.
ben tanımımın son harfini bile kurtarmaya çalıştım. direndim. son noktayı da koydum. göndere basamadan yenik düştüm.
geçmiş olsun.
devamını gör...
en sevilen gora repliği
ben başlayayım devam ettirin
aslında imkanım olsa tüm senaryoyu yazardım ama seçelim bir tanesini:
"malı arap faik'ten alıyorduk, karabük'te ikinci yükleme yapılıyordu, adana'ya kadar da ben kullanıyordum kamyonu."
aslında imkanım olsa tüm senaryoyu yazardım ama seçelim bir tanesini:
"malı arap faik'ten alıyorduk, karabük'te ikinci yükleme yapılıyordu, adana'ya kadar da ben kullanıyordum kamyonu."
devamını gör...
aşık olmak
ben eskiden bunun "bir anda" olduğuna inanmazdım. sonra bir anda fark ettim aşık olduğumu. yıllarca sözümona taş kestirdiğimiz kalbimizi eritip, toz konduramadığımız yalnızlığımıza anında sırt döndürebiliyormuş. güçlü bir şey bu. üzerine konuşacağız, bu işleri iyi bilenler arasında bir dertleşme olacak. biralarımız ve çerezimiz hazır; alkol ve müzik de etkisini gösterdiğine göre başlayalım.
ilk olarak, insan aşık olduğunu gün boyunca onu düşünüp, işlerini, odağını ertelemeye başladığında anlıyor. sözgelimi akşam oyun oynayacaksınız ya da film izleyeceksiniz. hiç şansı yok. çıkarsınız balkona, yakarsınız bir sigara ve onu düşünürsünüz. herkesin hayalleri farklı farklıdır ama her biri titizlikle işlenir. adım adım kurgularsın sahneleri. yanlış olan, tutarsız olan bir durum olursa durdurursun mesela hayali. orayı düzenlersin, tekrar tekrar oynatırsın. otobüs durağında sarılmışsındır. orada olmaz, otobüs ve insanlar vardır. o halde otobüs durağının biraz ilerisinde sarılırsın, daha rahattır. olmayacak şeyleri de düzenlersin. öpersin mesela. haha, hop dedik! daha erkendir a.koyim. daha 2 ay geçmiştir ve öpmek için erkendir. hemen geri sararsın, öpücük yoktur. sadece sarılmak yeter de artar bile. allah bereket versin. bir bakmışsın hava kararmış, 1 saattir aynı yere bakmışsın ya da şarkı listenin sonuna gelinmiştir. sigara paketinin dibi görünmüştür; ne hayaller üflenmiştir gökyüzüne. nefistir gerçekten. çok güçlüdür.
allah bereket versindir aslında. eh, bu kadarı yetmelidir neticede. yetmez. bir kadın vardır; bedenen orada değildir ama oradadır. heyecan bastırıyordur sürekli. mutlusundur işte. lakin yetmez. aşk, benlikten bilince buram buram akar. o durmak istese sen durmazsın. "ben biraz uzanacağım, bugün erken uyuyacağım" der kaçarsın. sonra 3 saat geçer, kalkar bir sigara içersin. ne oldu ? "uyku tutmadı a.koyim, kafamız bozuk." haha. kafa falan bozuk değildir, "sevdiğim kadını düşünmek için biraz yalnız kalmak istedim" diyemezsin. aşk biraz özeldir neticede. akıtırsın aşkı her zerrene. bir noktadan sonra bilinç alarm vermeye başlar. hayallerden alınan haz, yerini ızdıraba bırakmaya başlar. bunun sebebi şudur abicim: o ellerini tuttuğun, sarıldığın insanın hayalinde yarattığı duygunun gerçeğini istiyorsun. bu kadar basit. net bir şey. o hissin bir imitasyonunu kafanda kurgulayıp yaşamak yetmiyor insana işte lan. bu kadar basit a.koyim.
işte bu noktada arızaya bağlıyoruz. çünkü hayalimizde kadın, biz ona sarılmak istediğimizde sarılıyordur. çünkü biz öyle istemişizdir. lakin gerçekler farklıdır. gerçek nedir biliyor musunuz ? "bu akşam beraber yemek yiyelim mi ?" bile diyememektir. haha, bu kadar uzaktır işte hayallerle gerçekler. sonra diyelim ki yemeğe çıktık. öyle bir duygusal ortam olur ki davet kabulu tamamen nezakettendir. telefon eldedir, biz sohbet ederken birileriyle konuşulmaktadır. taksi durağına yürüdük. "hadi görüşürüz" deyip kapıyı vurup girer. haha, eve kıçından vurulmuş gibi topallayarak dönersin.
bazıları, hayal dünyası ile gerçek arasında bir ilişki kurar. gerçekler acıdır maalesef, bunu bilirler. o yüzden o günün kurgusunu, kendi hayallerinden ziyade karşısındakinin davranışlarından yapar. basit bir ortamda, birer dal sigara içilmiştir. mevzu basittir. 10 dakikadır toplasan. lakin dakikada bir mesaj için telefona bakılıyordur. nedir bu ya a.koyim. sen, onun gözlerinden başka bir yere baktığın zamanlarda dahi "dön hadi, konu aç, onu dinleyeceğin, onun da konuşacağı bir şey bul aptal herif" diye kendine kızarken, o başka bir insana cevap yetiştirmektedir. senin için adil değildir ama gerçektir. sen onu, o başkasını.
bu sahneye bakarsın, o akşam yemeği davetini düşünürsün. vay anasınıdır ya. altı üstü 2 saat beraber oturup sohbet etmektir bütün mesele. işin içine duygular, başka başka hayal kırıklıkları, umutsuzluklar girince bir anda imkansız gelir o basit yemek. basit bir yürüyüşün arkasından bir sarılma; çok uzaktır artık senden. kendi kendine gelin güvey olmuşsundur kaç gecedir. hiçbirinde aklına bile gelmemişsindir belki. kendin çalıp oynamışsındır. kendi kendini aldatmışsındır.
hepsini bir toparlarsın. "peki" dersin. "bu işler böyleymiş, bizim haddimize değilmiş." artık kenardasındır, kenarı kabullenmişsindir. mücadele yoktur, cesaret yoktur ortada. bir yandan da eskisi gibi yalnızlığınla mutlu değilsindir artık. seni kucağından bir anda bırakmıştır ve tutmasını istediğin insan da tutmamıştır. sen düşerken, o bunu görürken, başka yöne bakmıştır işte. şimdi ne yalnızlık tutar elini ne de aşk. ikisinde terk edip gitmiştir kısacık bir sürede, sahipsiz kalmışsındır. düşüp, paramparça olursun.
bir kenarda, yavaş yavaş kırılan parçalarını toplamaya başlarsın. ilk bir iki gün geçer, biraz toparlanma var gibidir. üçüncü gün, zihnini aldatmaya gücünün kalmadığı zaman, bir anda tüm sahneyi görürsün. parçaların her yerdedir. çok yükselmiş ve büyük düşmüşsündür. artık zaman lazımdır, yine, yeniden zamana sığınırsın.
bu aşkın kavuşulduğu versiyonunu hiç deneyimlemedim. deneyimleyemediğim şeyi de yazamam. ben aşkın, acısını yaşayanlarla konuşabilirim ancak.
ilk olarak, insan aşık olduğunu gün boyunca onu düşünüp, işlerini, odağını ertelemeye başladığında anlıyor. sözgelimi akşam oyun oynayacaksınız ya da film izleyeceksiniz. hiç şansı yok. çıkarsınız balkona, yakarsınız bir sigara ve onu düşünürsünüz. herkesin hayalleri farklı farklıdır ama her biri titizlikle işlenir. adım adım kurgularsın sahneleri. yanlış olan, tutarsız olan bir durum olursa durdurursun mesela hayali. orayı düzenlersin, tekrar tekrar oynatırsın. otobüs durağında sarılmışsındır. orada olmaz, otobüs ve insanlar vardır. o halde otobüs durağının biraz ilerisinde sarılırsın, daha rahattır. olmayacak şeyleri de düzenlersin. öpersin mesela. haha, hop dedik! daha erkendir a.koyim. daha 2 ay geçmiştir ve öpmek için erkendir. hemen geri sararsın, öpücük yoktur. sadece sarılmak yeter de artar bile. allah bereket versin. bir bakmışsın hava kararmış, 1 saattir aynı yere bakmışsın ya da şarkı listenin sonuna gelinmiştir. sigara paketinin dibi görünmüştür; ne hayaller üflenmiştir gökyüzüne. nefistir gerçekten. çok güçlüdür.
allah bereket versindir aslında. eh, bu kadarı yetmelidir neticede. yetmez. bir kadın vardır; bedenen orada değildir ama oradadır. heyecan bastırıyordur sürekli. mutlusundur işte. lakin yetmez. aşk, benlikten bilince buram buram akar. o durmak istese sen durmazsın. "ben biraz uzanacağım, bugün erken uyuyacağım" der kaçarsın. sonra 3 saat geçer, kalkar bir sigara içersin. ne oldu ? "uyku tutmadı a.koyim, kafamız bozuk." haha. kafa falan bozuk değildir, "sevdiğim kadını düşünmek için biraz yalnız kalmak istedim" diyemezsin. aşk biraz özeldir neticede. akıtırsın aşkı her zerrene. bir noktadan sonra bilinç alarm vermeye başlar. hayallerden alınan haz, yerini ızdıraba bırakmaya başlar. bunun sebebi şudur abicim: o ellerini tuttuğun, sarıldığın insanın hayalinde yarattığı duygunun gerçeğini istiyorsun. bu kadar basit. net bir şey. o hissin bir imitasyonunu kafanda kurgulayıp yaşamak yetmiyor insana işte lan. bu kadar basit a.koyim.
işte bu noktada arızaya bağlıyoruz. çünkü hayalimizde kadın, biz ona sarılmak istediğimizde sarılıyordur. çünkü biz öyle istemişizdir. lakin gerçekler farklıdır. gerçek nedir biliyor musunuz ? "bu akşam beraber yemek yiyelim mi ?" bile diyememektir. haha, bu kadar uzaktır işte hayallerle gerçekler. sonra diyelim ki yemeğe çıktık. öyle bir duygusal ortam olur ki davet kabulu tamamen nezakettendir. telefon eldedir, biz sohbet ederken birileriyle konuşulmaktadır. taksi durağına yürüdük. "hadi görüşürüz" deyip kapıyı vurup girer. haha, eve kıçından vurulmuş gibi topallayarak dönersin.
bazıları, hayal dünyası ile gerçek arasında bir ilişki kurar. gerçekler acıdır maalesef, bunu bilirler. o yüzden o günün kurgusunu, kendi hayallerinden ziyade karşısındakinin davranışlarından yapar. basit bir ortamda, birer dal sigara içilmiştir. mevzu basittir. 10 dakikadır toplasan. lakin dakikada bir mesaj için telefona bakılıyordur. nedir bu ya a.koyim. sen, onun gözlerinden başka bir yere baktığın zamanlarda dahi "dön hadi, konu aç, onu dinleyeceğin, onun da konuşacağı bir şey bul aptal herif" diye kendine kızarken, o başka bir insana cevap yetiştirmektedir. senin için adil değildir ama gerçektir. sen onu, o başkasını.
bu sahneye bakarsın, o akşam yemeği davetini düşünürsün. vay anasınıdır ya. altı üstü 2 saat beraber oturup sohbet etmektir bütün mesele. işin içine duygular, başka başka hayal kırıklıkları, umutsuzluklar girince bir anda imkansız gelir o basit yemek. basit bir yürüyüşün arkasından bir sarılma; çok uzaktır artık senden. kendi kendine gelin güvey olmuşsundur kaç gecedir. hiçbirinde aklına bile gelmemişsindir belki. kendin çalıp oynamışsındır. kendi kendini aldatmışsındır.
hepsini bir toparlarsın. "peki" dersin. "bu işler böyleymiş, bizim haddimize değilmiş." artık kenardasındır, kenarı kabullenmişsindir. mücadele yoktur, cesaret yoktur ortada. bir yandan da eskisi gibi yalnızlığınla mutlu değilsindir artık. seni kucağından bir anda bırakmıştır ve tutmasını istediğin insan da tutmamıştır. sen düşerken, o bunu görürken, başka yöne bakmıştır işte. şimdi ne yalnızlık tutar elini ne de aşk. ikisinde terk edip gitmiştir kısacık bir sürede, sahipsiz kalmışsındır. düşüp, paramparça olursun.
bir kenarda, yavaş yavaş kırılan parçalarını toplamaya başlarsın. ilk bir iki gün geçer, biraz toparlanma var gibidir. üçüncü gün, zihnini aldatmaya gücünün kalmadığı zaman, bir anda tüm sahneyi görürsün. parçaların her yerdedir. çok yükselmiş ve büyük düşmüşsündür. artık zaman lazımdır, yine, yeniden zamana sığınırsın.
bu aşkın kavuşulduğu versiyonunu hiç deneyimlemedim. deneyimleyemediğim şeyi de yazamam. ben aşkın, acısını yaşayanlarla konuşabilirim ancak.
devamını gör...
sangria
sangria ülkemizde yapmak istiyorsak özellikle kaliteli şarapla yapmamalıyız. yazık olur ...cumartesi şarabı, sprite limonlu gazoz, şeftali,elma, tarçın, karanfil, limon kabuğu, şeker, az rom ve bol buz ile kolaylıkla yapılabilen bir yaz içkisidir.
devamını gör...
albert camus
yabancı kitabıyla tanıdığım yazar.okumanızı öneririm.
devamını gör...
normal sözlük atasözleri
acele başlığa moderatör karışır.
devamını gör...
kaza masrafını ödeyemem deyip kafaya sıkmak
üst edit: +18 görüntüler içeren linki aşağıya bırakıyorum, kaldıramam diyen izlemesin ben bile 45 dakikadır yeni kendime gelebildim.
samsun/terme'de kaza yapan araç sahibinin, masrafları maddi olarak karşılayamayacağını belirterek tüfekle kafasına sıkarak intihar etmesi olayıdır. psikolojimiz gerçekten çok bozuldu. kimse yaşamak istemiyor gibi.
+18 link
samsun/terme'de kaza yapan araç sahibinin, masrafları maddi olarak karşılayamayacağını belirterek tüfekle kafasına sıkarak intihar etmesi olayıdır. psikolojimiz gerçekten çok bozuldu. kimse yaşamak istemiyor gibi.
+18 link
devamını gör...
sallama çay
yıllardır demleme çayın yerini tutmadığı söylenen ama inatla tüketilen çaydır.
ulan bu kadar tüketiliyorsa satılıyorsa bir bildikleri vardır bir alıcısı vardır.
şimdi sallama çayı icat eden herife ayıp değil mi ne zaman sallama çay muhabbeti geçse abi demleme çayın yerini tutmuyor yaaaa muhabbeti dönüyor.
ulan bu kadar tüketiliyorsa satılıyorsa bir bildikleri vardır bir alıcısı vardır.
şimdi sallama çayı icat eden herife ayıp değil mi ne zaman sallama çay muhabbeti geçse abi demleme çayın yerini tutmuyor yaaaa muhabbeti dönüyor.
devamını gör...
yazarların hayat felsefesi
gece 2 ' den sonra asla karar verme.
gidebildiğin yere kadar sür arabayı. benzin biterse de yürürsün.
( araba ve benzin mecazdır) .
gidebildiğin yere kadar sür arabayı. benzin biterse de yürürsün.
( araba ve benzin mecazdır) .
devamını gör...
huzur sokağı
ismini bile duyduğumda "ığğğğğğğğ" olduğum. dini pazarlayan, tamamen gerçek dışı, kağıt israfı bir kitaptır
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
ağlamak istediğiniz zaman ağlayınız. kırılan kalbiniz, eskisi gibi acımayacaktır.
devamını gör...
siddal
hakkında ne yazsam az, kendisi sözlüğe ne yazsa o da az yazarı.
saygılar, selamlar.
daim olsun.
hof, olmuyor!
ciddi ciddi nickaltı yazayım dedim ama ı ıh, bana yakışmıyor.*
keşke bundan 5-10 tane daha olsa da hepsi birden yazsa yazarı.
oh be, normale döndüm!
saygılar, selamlar.
daim olsun.
hof, olmuyor!
ciddi ciddi nickaltı yazayım dedim ama ı ıh, bana yakışmıyor.*
keşke bundan 5-10 tane daha olsa da hepsi birden yazsa yazarı.
oh be, normale döndüm!
devamını gör...
normal sözlük'e katkı sağlamak için yazarların yapabilecekleri
(bkz: bilgi içerikli tanım girmek)
devamını gör...
gece saat 2'de verilen kararlar
uyumak.
devamını gör...




