mafya sözlük olsa alınabilecek nick
pudracı dai..
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
"yazmasını iste."
nedir bu yazmasını iste? ukte dediğimiz şeyin birkaç eksen etrafında döndürülmüş hali aslında. fikrin orijini, bilenler vardır aranızda, quora sitesindeki "ask to answer". orada nasıl çalışıyor? x konusu, sorusu görüyorsunuz ve "yahu bir y kişisi vardı bu konularda yetkin, cevaplamasını bi isteyeyim bakayım, ne diyecek bu konuda merak ediyorum" diyor ve y kişisine ask to answer gönderiyosunuz, y şahsı da kendini acayip önemli hissedip, "yahu baksana fikrime danışıyolla, negzel kişiyim ben" deyip yazıyor.
sözlükte nasıl çalışır? x başlığını gördüğünüzde, o konuyla ilgili olduğunu bildiğiniz y yazarına mesajla "ya kankim şu başlığı gördün mü sen de yazsana tam senlik" demek yerine tek tuşla ona, "x yazar sizin y başlığında yazmanızı istedi" bildirimi gönderiyorsunuz. bildirimlerin salgılattığı dopamine bağımlı olan 21. yüzyıl y insanı da hem bildirimden, hem önemsendiğini hissettiğinden mutlu oluyor; hem de normalde gözünden kaçırdığı bir başlığı görmüş oluyor. herhangi bi sözlükte denendi mi? bildiğim kadarıyla hayır.
artılar:
- entry sayısının artması
- etkileşim sayısının artması
- total yazar tatminine katkıda bulunma ihtimali
eksiler:
- abuse edilebilir.
- mutlak suretle "günde x kadar yazmasını iste gönderebilirsiniz" yahut "yalnızca takip ettiğiniz yazarlardan yazmasını isteyebilirsiniz" şeklinde kısıtlamalar gerektirir.
- iko'ya ekstra iş çıkarır.
nedir bu yazmasını iste? ukte dediğimiz şeyin birkaç eksen etrafında döndürülmüş hali aslında. fikrin orijini, bilenler vardır aranızda, quora sitesindeki "ask to answer". orada nasıl çalışıyor? x konusu, sorusu görüyorsunuz ve "yahu bir y kişisi vardı bu konularda yetkin, cevaplamasını bi isteyeyim bakayım, ne diyecek bu konuda merak ediyorum" diyor ve y kişisine ask to answer gönderiyosunuz, y şahsı da kendini acayip önemli hissedip, "yahu baksana fikrime danışıyolla, negzel kişiyim ben" deyip yazıyor.
sözlükte nasıl çalışır? x başlığını gördüğünüzde, o konuyla ilgili olduğunu bildiğiniz y yazarına mesajla "ya kankim şu başlığı gördün mü sen de yazsana tam senlik" demek yerine tek tuşla ona, "x yazar sizin y başlığında yazmanızı istedi" bildirimi gönderiyorsunuz. bildirimlerin salgılattığı dopamine bağımlı olan 21. yüzyıl y insanı da hem bildirimden, hem önemsendiğini hissettiğinden mutlu oluyor; hem de normalde gözünden kaçırdığı bir başlığı görmüş oluyor. herhangi bi sözlükte denendi mi? bildiğim kadarıyla hayır.
artılar:
- entry sayısının artması
- etkileşim sayısının artması
- total yazar tatminine katkıda bulunma ihtimali
eksiler:
- abuse edilebilir.
- mutlak suretle "günde x kadar yazmasını iste gönderebilirsiniz" yahut "yalnızca takip ettiğiniz yazarlardan yazmasını isteyebilirsiniz" şeklinde kısıtlamalar gerektirir.
- iko'ya ekstra iş çıkarır.
devamını gör...
styx nehri
ölümsüzlükten ziyade yenilmezlik sembolü olan nehir. nehir mutlak bir yaşam vadetmiyor, yenilmez yapıyor fakat bu yenilmezliği sınırlayan ufak bir detay var. akhilleus örneğinde annesi su tanrıçası thetis elini suya sokmaması için uyarıldığından dolayı akhilleus'u tuttuğu ayağının topuk kısmı suya girmemiş bundan ötürü vücudundaki hasar alma ihtimali olan yani aslında korunmayan tek bölge bu nokta olmuştu. bu örnek dışında başka bir şeyden söz etmek istiyorum. yenilmezlik yani mutlak güç tanrılar ve tanrıçalar katında bedelsiz değildir, styx'ın sularında başka bir tehlike daha yatar; küle dönme tehlikesi. kendi rızası ile styx sularına teslim olan biri kendi aşil topuğunu yaratır aslında. suya girildiğinde geriye dönebilmek için insanı hayata bağlayan bir şey olmak zorundadır yoksa su içine giren bedeni -mecazen mi gerçekten mi emin değilim ama- yakıp kavurur. suya giren kişiyi hayata bağlayan, geri dönme isteğini tetikleyen kişinin hayali belirsiz bir şekilde onu yukarı çeker ve bu dokunduğu nokta kişinin aşil topuğu olur. bu tezat aslında oldukça güzeldir çünkü gerçek hayatta da böyledir, sevdiklerimiz bizi hayatta tutar ama aynı zamanda bizim zayıf noktamızdır ve bu esasında medusa'nın kanı gibidir çünkü gorgonun vücudunun sağ tarafından akan kan ölüleri diriltebilecek kadar şifalıyken sol tarafından akan kan kısa sürede insanı öldürebilecek kadar güçlü bir zehirdir. bizi yaşatan şey aynı zamanda bizi öldürebilir yani bir nevi "find what you love and let it kill you" söylemini doğrular bu. gücümüz ve güçsüzlüğümüz aynı yerden gelir, kökeni aynıdır ve aynı suretlerde şekillenir. bu yüzden styx nehri kendi içinde yarattığı tezat ile oldukça güzel bir gerçekliğe işaret eder. büyük güç uman kendini o gücün getirdiği zayıflıklara da hazırlamalıdır aynı şey sevgi için de geçerlidir belki de bu yüzden yapılacak en iyi eylem eylemsizliktir.
devamını gör...
yaran ingilizce çevirileri
dont make me foot = bana ayak yapma.
devamını gör...
yeni takipçi bildirimi
bildirim kutumu bolca meşgul eden bildirimdir. nasıl açıldığını öğrenmek isteyenler mesaj atabilir.
devamını gör...
nasılsın sorusuna verilecek cevaplar
memleket gibiyim. edip cansever'in dediği gibi:
"gülemiyorsun ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir
ne kadar benziyoruz türkiye'ye ahmet abi"
"gülemiyorsun ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir
ne kadar benziyoruz türkiye'ye ahmet abi"
devamını gör...
frodo
belki kitapların değil ama filmlerin en nefret edilen karakteri. ancak düşününce kendisinin çok da suçu olmadığı anlaşılıyor. gandalf, yüzüğü doğru kişiye emanet etmiştir. diğer karakterlerle yüzüğün arası nasıl bir bakalım:
-isildur, yüzüğü ateşe atamamıştır. sonunda yüzük tarafından öldürülmüştür.
-deagol ve smeagol yüzüğü görür görmez kavgaya tutuşmuştur ve smeagol gözünü kırpmadan yüzük için cinayet işlemiştir.
-bilbo, yüzüğü gördüğünde anında ceplemiştir. 111 yaşına geldiğinde ancak gandalf'ın zoruyla yüzüğü bırakmıştır ancak yıllar sonra bile keşke bir daha görebilsem demiştir.
-elrond'un divanı sırasında tüm ırkların temsilcileri yüzük için birbirine girmiştir.
-aragorn, gandalf, elrond kendilerini ele geçireceğini bildiğinden yüzüğe dokunmak istememiştir. elrond yüzüğün ayrıkvadi'de bile kalmamasını istemiştir. galadriel ise kendisine sunulan yüzüğü alırsa dönüşeceği kişiyle yüzleşmiş ve yüzüğü almayarak sınavını geçmiştir.
-boromir yüzüğü almaya çalışırken kısa süreliğine delirmiştir.
-saruman yüzüğü ele geçirmek için sauron'a bile kazık atmaya çalışmıştır.
-gollum seri boyunca yüzüğü tekrar ele geçirmek için entrikalar çevirmiştir. hatta yüzük için volkana atlamıştır. sadece kısa bir süreliğine yüzüğün yarattığı kişiliğinden kurtularak tekrar smeagol olmuştur.
-yüzükten en az etkilenen karakter olan samwise gamgee bile yüzüğü geri verirken bir an tereddüt etmiştir.
görüldüğü gibi yüksek elfler ve maia'lar bile yüzükten bu denli etkilenir ve korkarken frodo'nun biraz delirmesi çok normal. hatta en sonunda yüzüğü saklamak istemesi de çok normal. koskoca evrende tom bombadil harici yüzükten etkilenmeyen kimse yok, sadece samwise var azıcık etkilenen. zaten o da yardımcı yüzük taşıyıcısı. yani gandalf yüzüğü doğru kişilere emanet etmiştir ve frodo bu yüzden nefret edilesi bir karakter değildir.
-isildur, yüzüğü ateşe atamamıştır. sonunda yüzük tarafından öldürülmüştür.
-deagol ve smeagol yüzüğü görür görmez kavgaya tutuşmuştur ve smeagol gözünü kırpmadan yüzük için cinayet işlemiştir.
-bilbo, yüzüğü gördüğünde anında ceplemiştir. 111 yaşına geldiğinde ancak gandalf'ın zoruyla yüzüğü bırakmıştır ancak yıllar sonra bile keşke bir daha görebilsem demiştir.
-elrond'un divanı sırasında tüm ırkların temsilcileri yüzük için birbirine girmiştir.
-aragorn, gandalf, elrond kendilerini ele geçireceğini bildiğinden yüzüğe dokunmak istememiştir. elrond yüzüğün ayrıkvadi'de bile kalmamasını istemiştir. galadriel ise kendisine sunulan yüzüğü alırsa dönüşeceği kişiyle yüzleşmiş ve yüzüğü almayarak sınavını geçmiştir.
-boromir yüzüğü almaya çalışırken kısa süreliğine delirmiştir.
-saruman yüzüğü ele geçirmek için sauron'a bile kazık atmaya çalışmıştır.
-gollum seri boyunca yüzüğü tekrar ele geçirmek için entrikalar çevirmiştir. hatta yüzük için volkana atlamıştır. sadece kısa bir süreliğine yüzüğün yarattığı kişiliğinden kurtularak tekrar smeagol olmuştur.
-yüzükten en az etkilenen karakter olan samwise gamgee bile yüzüğü geri verirken bir an tereddüt etmiştir.
görüldüğü gibi yüksek elfler ve maia'lar bile yüzükten bu denli etkilenir ve korkarken frodo'nun biraz delirmesi çok normal. hatta en sonunda yüzüğü saklamak istemesi de çok normal. koskoca evrende tom bombadil harici yüzükten etkilenmeyen kimse yok, sadece samwise var azıcık etkilenen. zaten o da yardımcı yüzük taşıyıcısı. yani gandalf yüzüğü doğru kişilere emanet etmiştir ve frodo bu yüzden nefret edilesi bir karakter değildir.
devamını gör...
soğuk baklava
soğuk baklava dolaba koyup soğutulan baklava değil sütle yapılan ve geçenlerde yeme fırsatı bulduğum korkunç lezzetli bir ürün. biraz paraya kıyıp bu kusursuz lezzete, hakaret olmayan kalitede malzeme kullanımına özen gösteren bir kuruluştan yemek baklavanın şanına yakışır bir hareket olacaktır.
canım istiyor ki her hafta yiyeyim ama baklava yerken güzel cüzdandan çıkarken kanatan bir tatlı.
canım istiyor ki her hafta yiyeyim ama baklava yerken güzel cüzdandan çıkarken kanatan bir tatlı.
devamını gör...
ölü bir bedene dokunmak
insanı ürperten ve derin derin düşüncelerde dolaştıran hüzünlü bir durum.
bunu ilk olarak hastaneden sonra çaresizce eve getirilip de vefat eden dedemde deneyimlemistim. o kocaman kuvvetli bedenin içindeki kan buz gibiydi, artık nefes almıyordu bu çok ilginçti. sanki nefesini tutuyor ama hiç bırakmıyordu. karnının inip inip çıkmasını beklerken sabit şekilde öylece durması, teninin soğukluğu, bedeninin kaskatı kesilişi, açık olan gözlerinin artık seni görmediğini bilmek, hepsi çok garipti. bu kadar uzun süre hareketsiz yatabilmesi, bu kadar uzun süre nefes almamasi çok ilginçti. yaşamiyordu. bedeni artık etten ibaretti. duyguları da kaybolmuştu. daha bir gün önce o yatakta hareketsizce de olsa yatan nefes alan kişi simdi yoktu. onu o yapan gitmişti. orada yatan ise sadece değişmis baskalasmis bir bedendi yalnızca. bir çok anıyi bizlere bırakmasına, bizlerce hatırlanmasına yarayan yalnızca bir et yığını kalmıştı. kendisi çoktan uzaklara yolculanmisken ardında kalan bir mektuptu dokundugum. hatıraların yazılı olduğu bir mektuptu. çürümeye mahkum o mektubu da zihnimize gömerek yolcu ettik.
bunu ilk olarak hastaneden sonra çaresizce eve getirilip de vefat eden dedemde deneyimlemistim. o kocaman kuvvetli bedenin içindeki kan buz gibiydi, artık nefes almıyordu bu çok ilginçti. sanki nefesini tutuyor ama hiç bırakmıyordu. karnının inip inip çıkmasını beklerken sabit şekilde öylece durması, teninin soğukluğu, bedeninin kaskatı kesilişi, açık olan gözlerinin artık seni görmediğini bilmek, hepsi çok garipti. bu kadar uzun süre hareketsiz yatabilmesi, bu kadar uzun süre nefes almamasi çok ilginçti. yaşamiyordu. bedeni artık etten ibaretti. duyguları da kaybolmuştu. daha bir gün önce o yatakta hareketsizce de olsa yatan nefes alan kişi simdi yoktu. onu o yapan gitmişti. orada yatan ise sadece değişmis baskalasmis bir bedendi yalnızca. bir çok anıyi bizlere bırakmasına, bizlerce hatırlanmasına yarayan yalnızca bir et yığını kalmıştı. kendisi çoktan uzaklara yolculanmisken ardında kalan bir mektuptu dokundugum. hatıraların yazılı olduğu bir mektuptu. çürümeye mahkum o mektubu da zihnimize gömerek yolcu ettik.
devamını gör...
normal sözlük hatıra ormanı
kesinlikle desteklenmesi gerektiğini düşündüğüm bir projedir. her dikilen fidana yazarların isimleri verilirse tadından yenmez.
devamını gör...
insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı ve temelleri üzerine
insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı ve temelleri üzerine ya da orijinal adiyla discours sur l'origine et les fondements de l'inégalité parmi les hommes. cenevreli filozof, jean-jacques rousseau tarafindan yazilmis ve 1755'de yayinlanmis bir denemedir.
rousseau, bu denemede, adindan da anlasilabilecegi gibi insanlarin arasindaki esitsizligin kaynagini anlamaya calisir. bunun icin, rousseau insanlarin primitif oldugu donemleri hayal eder ve insanin ilkel caglardan gunumuze nasil geldigini ve toplum gelisirken nasil esitsizliklerin de arttigini anlatir.
rousseau, ilkel ve dogal hayati utopik olarak resmeder. doga durumunda, insan bolluk icinde yasar. doga, insana karnini doyuracak derecede besini saglar ve insanin cok az calismasini gerektirir. bu toplumsuz bir yasam modelidir. (bkz: le mythe du bon sauvage)
rousseau, esitsizligin kaynaginin mulkiyet oldugunu dusunur. rousseau'ya gore, ilk esitsizlik, bir insanin "bu benim" demesi sonucu ortaya cikmistir. mulkiyet toplumu yaratmis, toplum yasalari ve yasalar da esitsizliklerin korundugu ve saglamlastirdigi politik sistemleri yaratmislardir. mesela (bkz: monarşi) ve (bkz: aristokrasi).
rousseau, bu denemede, adindan da anlasilabilecegi gibi insanlarin arasindaki esitsizligin kaynagini anlamaya calisir. bunun icin, rousseau insanlarin primitif oldugu donemleri hayal eder ve insanin ilkel caglardan gunumuze nasil geldigini ve toplum gelisirken nasil esitsizliklerin de arttigini anlatir.
rousseau, ilkel ve dogal hayati utopik olarak resmeder. doga durumunda, insan bolluk icinde yasar. doga, insana karnini doyuracak derecede besini saglar ve insanin cok az calismasini gerektirir. bu toplumsuz bir yasam modelidir. (bkz: le mythe du bon sauvage)
rousseau, esitsizligin kaynaginin mulkiyet oldugunu dusunur. rousseau'ya gore, ilk esitsizlik, bir insanin "bu benim" demesi sonucu ortaya cikmistir. mulkiyet toplumu yaratmis, toplum yasalari ve yasalar da esitsizliklerin korundugu ve saglamlastirdigi politik sistemleri yaratmislardir. mesela (bkz: monarşi) ve (bkz: aristokrasi).
devamını gör...
regl ağrısı
kadınların ömür boyu bu ağrıya maruz kalmasının adaletli olmadığını düşündüğüm olay.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
belleğin azmi
sürrealizm en belirgin ifade şekillerinde olan eserin
özelliklerini öğrenmek ve böylece mümkün olmaktır.
"salvador dali" adlı ressamın eserlerinde yansıtmaya çalıştığı
gerçek üstü veya gerçeğin kendi anlayışıyla anlatılması
sürrealizm olarak ortaya çıkmış ve böylece günümüze kadar gelmiştir.
belleğin azmi yani diğer adıyla eriyen saatler eseri ressam salvador dali tarafından 1931 yılında resmedilmiş ve 1932 yılında
sergilenmiştir. salvador dali'nin diğer tablolarında da olduğu gibi
ark planda ispanyada yer alan katalonya bölgesinden bir manzara yer almaktadır.
salvador dali "belleğin azmi" tablosunda zaman konusuna vurgu yaparak resmin içerisinde saatler çizerek bunu belirtmiştir. tabloda bulunan saatlerin erimesi ve 4 adet saat bulunması birinin üzerinde sinek yer alırken birinin karıncalar tarafından taşınması zamanın dayanıksızlığını göstermektedir.
sürrealizm en belirgin ifade şekillerinde olan eserin
özelliklerini öğrenmek ve böylece mümkün olmaktır.
"salvador dali" adlı ressamın eserlerinde yansıtmaya çalıştığı
gerçek üstü veya gerçeğin kendi anlayışıyla anlatılması
sürrealizm olarak ortaya çıkmış ve böylece günümüze kadar gelmiştir.
belleğin azmi yani diğer adıyla eriyen saatler eseri ressam salvador dali tarafından 1931 yılında resmedilmiş ve 1932 yılında
sergilenmiştir. salvador dali'nin diğer tablolarında da olduğu gibi
ark planda ispanyada yer alan katalonya bölgesinden bir manzara yer almaktadır.
salvador dali "belleğin azmi" tablosunda zaman konusuna vurgu yaparak resmin içerisinde saatler çizerek bunu belirtmiştir. tabloda bulunan saatlerin erimesi ve 4 adet saat bulunması birinin üzerinde sinek yer alırken birinin karıncalar tarafından taşınması zamanın dayanıksızlığını göstermektedir.
devamını gör...
gotlar
günümüzde isveç’ te bir ada ve birkaç bölgeye adını vermesi haricinde izleri silinen bu kavim, tarihte ilk hristiyan okuryazar germen kavmiydi. bu “barbar” toplum incil’ i de grekçeden got diline tercüme etti.
ilkçağdan ortaçağa geçişin en büyük hazırlayıcısı, batı roma imparatorluğunun çöküşüne sebep oldular. batı roma’ nın son imparatoru romulus augustus'un hakimiyetine son veren komutan ve ardından italya kralı olan odoacer, tarihi kaynaklara göre bir ihtimal hun ondan daha muhtemel görülen got kavminin mensubuydu.
ilkçağdan ortaçağa geçişin en büyük hazırlayıcısı, batı roma imparatorluğunun çöküşüne sebep oldular. batı roma’ nın son imparatoru romulus augustus'un hakimiyetine son veren komutan ve ardından italya kralı olan odoacer, tarihi kaynaklara göre bir ihtimal hun ondan daha muhtemel görülen got kavminin mensubuydu.
devamını gör...
un coeur en hiver
favori filmim. bu filmden daha iyi filmler yok demiyorum asla.* ama duygusuyla, atmosferiyle beni içine almış, ben de bir iz bırakmış şahane filmdir. ne zaman hatırlasam içimde garip bir şeyler oluverir. bu filmde camus'un yabancısından, georges perec'in uyuyan adamından parçalar bulurum nedense. insan üşür, içi donar. sığınakları, perdeleri, duvarları görüverir, şaşar, sıkılır.
maxime ve stephane keman yapan ve tamir eden iki arkadaştır. stephane içine kapanık, gizemli bir karakterdir. onun aksine maxime fazlasıyla sosyal ve neşelidir. maxime'in harikulade güzel sevgilisi camille de çok yetenekli bir kemancıdır. ve ardından aşk üçgeni başlar..
emmanuelle beart bu film ile beni kendine aşık etmiştir. tabi ki rolünün hakkını vermesiyle. bu filmde onu hem zarafetiyle, sadeliğiyle, güzelliğiyle görürüz, hem de kendinden çıkmış, delirmiş, dibe batmış halleriyle. şahanedir. filmin sonu epey bir süre hatırda kalır, o derin ve uzak bakış, çalan müzik, sık sık hatırlanır.
şöyle de bir repliği vardır: "sen de arıyorsun, biliyorum. seni olduğun gibi kabul ediyorum. kurduğun o kapalı dünyaya aldırmıyorum. senin için buradayım."
maxime ve stephane keman yapan ve tamir eden iki arkadaştır. stephane içine kapanık, gizemli bir karakterdir. onun aksine maxime fazlasıyla sosyal ve neşelidir. maxime'in harikulade güzel sevgilisi camille de çok yetenekli bir kemancıdır. ve ardından aşk üçgeni başlar..
emmanuelle beart bu film ile beni kendine aşık etmiştir. tabi ki rolünün hakkını vermesiyle. bu filmde onu hem zarafetiyle, sadeliğiyle, güzelliğiyle görürüz, hem de kendinden çıkmış, delirmiş, dibe batmış halleriyle. şahanedir. filmin sonu epey bir süre hatırda kalır, o derin ve uzak bakış, çalan müzik, sık sık hatırlanır.
şöyle de bir repliği vardır: "sen de arıyorsun, biliyorum. seni olduğun gibi kabul ediyorum. kurduğun o kapalı dünyaya aldırmıyorum. senin için buradayım."
devamını gör...
batman
bir ara ilginç bir haber çıkmıştı batmanla ilgili.
efendim batman belediye başkanı tırı vırı, dünyada gişe rekorları kıran "batman" film yönetmeni christopher nolan'a, batman şehrinin adını izinsiz kullandıkları gerekçesiyle dava açmaya hazırlanıyormuş.
abd'li yönetmen christopher nolan'ın yaptığı "batman" filminin adının batman şehrine ait olduğunu ve isim hakkının da kendilerinin olduğunu ve kendilerinden izinsiz kullanıldığını savunan başkan tırı vırı, konuyla ilgili hukukçuların çalışmalarının devam ettiğini söylemiş.
efendim batman belediye başkanı tırı vırı, dünyada gişe rekorları kıran "batman" film yönetmeni christopher nolan'a, batman şehrinin adını izinsiz kullandıkları gerekçesiyle dava açmaya hazırlanıyormuş.
abd'li yönetmen christopher nolan'ın yaptığı "batman" filminin adının batman şehrine ait olduğunu ve isim hakkının da kendilerinin olduğunu ve kendilerinden izinsiz kullanıldığını savunan başkan tırı vırı, konuyla ilgili hukukçuların çalışmalarının devam ettiğini söylemiş.
devamını gör...
günün sözü
zaten yalnızlığımızın sebebi, kitaplardaki kahramanları semtimizde bulamayışımız değil miydi ( sebahattin ali )
devamını gör...


