attila ilhan
''... aysel git başımdan ben sana göre değilim
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim''
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim''
devamını gör...
paganizm
boş olduğunu görünce dumura uğradığım başlık. yazalım madem, merak edene paganizm'e giriş olsun.
politeistik & panteistik doğa dinleri bütünüdür.
geneli itibariyle paganizm aslında ibrahimi olmayan her dini kapsayan bir şemsiye terimdir, ancak kendi çevrelerinde ağırlıklı olarak doğa dinleriyle anılır.
modern paganizm çok zengin ve farklı geleneklerden oluşur. burada geleneklerden kasıt, farklı dinlerdir, ancak yine alakalı çevreler içerisinde pagan dinleri gelenekler veya "yollar" olarak anılır ve birbirinden ayrılır.
(bkz: neopaganizm)
her pagan oturmuş düzene ve işleyişe sahip bir geleneği takip etmek durumumda değildir, maneviyat hakkında kendi görüşlerini takip ederek kendi yollarını çizebilirler, bu yönüyle günümüzde çoğu pagan dini öznelliği yüceltir ve kişisel deneyimi ön plana çıkartır. dolayısıyla paganizm dogmatik değildir. paganlar doğaya hürmet ederler ve pek çok tanrı & tanrıçaya tapabilirler. buna onurlandırmak veya onurlanmak denir.
paganizm'in çokça tanrısının bulunmasının sebebi, doğanın kendi içinde bulunan çeşitliliğini tanımaya dayanır. bazı paganlar, tanrı ve tanrıçaları bir bireyler bütünü olarak görür, tıpkı bir insan toplumu gibi. diğerleri, örneğin antik zamanlardan bu yana osiris ve isis'in takipçileri, günümüzün wicca temelli paganları ile birlikte, bütün tanrıçaları bir büyük tanrıça olarak görürler, bütün tanrıları ise bir bütün; birbirleriyle olan ahenk ve düzenli etkileşimleri, evrenin sırlarını yaratır ve imgeler bize.
buna rağmen de pek çok gelenekte en yüksekte yüce bir ilahi prensip olduğu düşünülür, herakleitos'un deyimiyle "zeus olarak anılmak isteyen ve istemeyen bir tanrı." gibi. bu prensip bazıları için de her şeyin büyük tanrıça ve annesi'dir. isis'in ilk yüzyıl yazarı apuleyus'a olduğu gibi, bu paragrafta ikincil olarak bahsettiğim prensip günümüzde çoğu batılı pagan tarafınca takip edilir.
ama diğerleri, hıristiyan antikliğinde paganizm'i eski haline kavuşturan imparator julian gibi, günümüz vakitlerinde bazı hindu mistikler ile birlikte, soyut bir yüce kaideye inanırlar, her şeyin kaynağı ve özü. ama bu paganlar bile, diğer ruhani varlıkların daha yüce olabileceği ihtimalini kabul etmekle birlikte, kendilerini kutsal olarak tanırlar, yanlış veya kısmi olmayan. bahsetmiş olduğum bir'e inanan paganlar henoteist olarak adlandırılırlar, bir doğru ilahiliğe inanıp diğer bütün tanrıları reddeden monoteistlerden ayrı olarak.
biraz da tanrıçaya değinmeli. bütün pagan dinleri kutsallığın feminen yüzünü tanırlar, tanrıçalar barındırmayan bir pagan dinini, pagan dini olarak tanımlamak epey zordur. odin ya da mitra kültü gibi bazı pagan yolları, bir erkek tanrıya da özel bir bağlılık sunarlar. ama monoteistlerin yaptığının aksine, diğer tanrı ve tanrıçaları reddetmezler. judaizm, islam ya da hıristiyanlık gibi pagan olmayan dinlerin dişi bir kutsallık fikrinden iğrenmesi durumunun aksine.
politeistik & panteistik doğa dinleri bütünüdür.
geneli itibariyle paganizm aslında ibrahimi olmayan her dini kapsayan bir şemsiye terimdir, ancak kendi çevrelerinde ağırlıklı olarak doğa dinleriyle anılır.
modern paganizm çok zengin ve farklı geleneklerden oluşur. burada geleneklerden kasıt, farklı dinlerdir, ancak yine alakalı çevreler içerisinde pagan dinleri gelenekler veya "yollar" olarak anılır ve birbirinden ayrılır.
(bkz: neopaganizm)
her pagan oturmuş düzene ve işleyişe sahip bir geleneği takip etmek durumumda değildir, maneviyat hakkında kendi görüşlerini takip ederek kendi yollarını çizebilirler, bu yönüyle günümüzde çoğu pagan dini öznelliği yüceltir ve kişisel deneyimi ön plana çıkartır. dolayısıyla paganizm dogmatik değildir. paganlar doğaya hürmet ederler ve pek çok tanrı & tanrıçaya tapabilirler. buna onurlandırmak veya onurlanmak denir.
paganizm'in çokça tanrısının bulunmasının sebebi, doğanın kendi içinde bulunan çeşitliliğini tanımaya dayanır. bazı paganlar, tanrı ve tanrıçaları bir bireyler bütünü olarak görür, tıpkı bir insan toplumu gibi. diğerleri, örneğin antik zamanlardan bu yana osiris ve isis'in takipçileri, günümüzün wicca temelli paganları ile birlikte, bütün tanrıçaları bir büyük tanrıça olarak görürler, bütün tanrıları ise bir bütün; birbirleriyle olan ahenk ve düzenli etkileşimleri, evrenin sırlarını yaratır ve imgeler bize.
buna rağmen de pek çok gelenekte en yüksekte yüce bir ilahi prensip olduğu düşünülür, herakleitos'un deyimiyle "zeus olarak anılmak isteyen ve istemeyen bir tanrı." gibi. bu prensip bazıları için de her şeyin büyük tanrıça ve annesi'dir. isis'in ilk yüzyıl yazarı apuleyus'a olduğu gibi, bu paragrafta ikincil olarak bahsettiğim prensip günümüzde çoğu batılı pagan tarafınca takip edilir.
ama diğerleri, hıristiyan antikliğinde paganizm'i eski haline kavuşturan imparator julian gibi, günümüz vakitlerinde bazı hindu mistikler ile birlikte, soyut bir yüce kaideye inanırlar, her şeyin kaynağı ve özü. ama bu paganlar bile, diğer ruhani varlıkların daha yüce olabileceği ihtimalini kabul etmekle birlikte, kendilerini kutsal olarak tanırlar, yanlış veya kısmi olmayan. bahsetmiş olduğum bir'e inanan paganlar henoteist olarak adlandırılırlar, bir doğru ilahiliğe inanıp diğer bütün tanrıları reddeden monoteistlerden ayrı olarak.
biraz da tanrıçaya değinmeli. bütün pagan dinleri kutsallığın feminen yüzünü tanırlar, tanrıçalar barındırmayan bir pagan dinini, pagan dini olarak tanımlamak epey zordur. odin ya da mitra kültü gibi bazı pagan yolları, bir erkek tanrıya da özel bir bağlılık sunarlar. ama monoteistlerin yaptığının aksine, diğer tanrı ve tanrıçaları reddetmezler. judaizm, islam ya da hıristiyanlık gibi pagan olmayan dinlerin dişi bir kutsallık fikrinden iğrenmesi durumunun aksine.
devamını gör...
persona
eleştirmenlerce sinemanın everesti olarak adlandırılan bir bergman filmi. bu filmin bergman'ın bilinç dışının bir yansıması olduğu psikanalizcilerce söylenir. hakkında yazılmış çeşitli incelemeleri okudum. gerçekten ancak bir şeyler okuyunca filmi kendimce anlayabildim. bu çağın belki de en güzel yanı bilgiye ulaşım kolaylığı gerçekten.
devamını gör...
her şeyden sıkılmış olmak
uzun zamandır bu durumdayım, muhtemelen son nefesimi verirken de aynı his içinde olacağım.
devamını gör...
artıkparlamayanyıldız
tanımları keyfimi aşırı yerine getiren yazar. bazen neşelenmek için profilini ziyaret ettiğim doğrudur.
devamını gör...
baklava vs profiterol
başlığı açan yarına felç uyanabilir. yaradanın gücüne gider, o parmakların tutmaz bir daha. bana damak tadı değişkendir, yok zevkler, renkler edebiyatı yapmayın. proferol, baklava reyizi gördüğü yerde utanıp mekana girmez, siz burada utanmadan versusunu yapıyorsunuz. yazıklar olsun, başka sözüm yok. sinirlendim lan ciddi ciddi.*
devamını gör...
gölge etme başka ihsan istemem
kinik filozof, sinoplu diyojen'in* büyük iskender'e söylediği meşhur sözdür.
ilk entry'de bahsedilenin aksine büyük iskender şehirde gezerken diyojen'e tesadüfen rastlamaz. halihazırda aristoteles'in öğrencisi olan büyük iskender, felsefeye meraklı ve dönemindeki filozofara çok değer veren bir hükümdardır. kinizm ekolü hakkında da bilgi sahibidir.
bu yüzden, toplumun kanıksadığı normların dışında yaşayan diyojen hakkında da pek çok şey duymuştur. bizzat kendisini görmek ve tanışmak için ayağına kadar gider. makedon imparator, arkasındaki kalabalıkla birlikte diyojen'in yaşadığı fıçıya yaklaşır ve "ben, büyük iskender'im." diyerek kendisini tanıtır.
yattığı yerden biraz doğrularak kalabalığa bakan diyojen, imparatora dönüp "ben de köpek diyojen'im." der. bu cevap karşısında şaşıran büyük iskender, filozoflara değer verdiğinden dolayı ona samimiyetle kendisinden bir isteği olup olmadığını sorar. bu soruyu evet, diye yanıtlayan diyojen dünyevi istekleri umursamadığını ima eden bu cevabı verir.
bu olay, pek çok ressam tarafından resmedilmiş, ancak ben fransız ressam nicolas-andre monsiau'nun bu eserini ayrı tutuyorum. diğer tablolardakinin aksine burada diyojen'in büyük makedonya imparatoru'nun yüzüne bile bakmamış olması, atlanılmaması gereken bir detay.

son olarak büyük iskender'in de filozofla yaşadığı bu diyaloğun ardından "eğer iskender olmasaydım, diyojen olurdum." dediği rivayet edilir.
ilk entry'de bahsedilenin aksine büyük iskender şehirde gezerken diyojen'e tesadüfen rastlamaz. halihazırda aristoteles'in öğrencisi olan büyük iskender, felsefeye meraklı ve dönemindeki filozofara çok değer veren bir hükümdardır. kinizm ekolü hakkında da bilgi sahibidir.
bu yüzden, toplumun kanıksadığı normların dışında yaşayan diyojen hakkında da pek çok şey duymuştur. bizzat kendisini görmek ve tanışmak için ayağına kadar gider. makedon imparator, arkasındaki kalabalıkla birlikte diyojen'in yaşadığı fıçıya yaklaşır ve "ben, büyük iskender'im." diyerek kendisini tanıtır.
yattığı yerden biraz doğrularak kalabalığa bakan diyojen, imparatora dönüp "ben de köpek diyojen'im." der. bu cevap karşısında şaşıran büyük iskender, filozoflara değer verdiğinden dolayı ona samimiyetle kendisinden bir isteği olup olmadığını sorar. bu soruyu evet, diye yanıtlayan diyojen dünyevi istekleri umursamadığını ima eden bu cevabı verir.
bu olay, pek çok ressam tarafından resmedilmiş, ancak ben fransız ressam nicolas-andre monsiau'nun bu eserini ayrı tutuyorum. diğer tablolardakinin aksine burada diyojen'in büyük makedonya imparatoru'nun yüzüne bile bakmamış olması, atlanılmaması gereken bir detay.

son olarak büyük iskender'in de filozofla yaşadığı bu diyaloğun ardından "eğer iskender olmasaydım, diyojen olurdum." dediği rivayet edilir.
devamını gör...
kız arkadaşına mini etek giydirip sokaklarda gezen tip
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
etrafimda gordugum taniyip tanimadigim her cocuga yavrum ayağına çorap giy, içinde atlet var mı senin diye sormak.
devamını gör...
başlık açayım derken çığır açmak
herkesin başına gelmesi gereken durum.
ekşi'de eskiden mesela öyleydi, herhangi bir başlık pat diye patlardı, aynı gün google'da 1. sırada gündem olurdu. önemli bir özelliktir. gücü bir yüzüğün içinde sihirli şekilde taşımak gibidir.
ekşi'de eskiden mesela öyleydi, herhangi bir başlık pat diye patlardı, aynı gün google'da 1. sırada gündem olurdu. önemli bir özelliktir. gücü bir yüzüğün içinde sihirli şekilde taşımak gibidir.
devamını gör...
çatalburun
mersin'in tarsus ilçesine özgü bir köpek ırkı. güçlü koku alma özelliği, zekası, akılcı iz sürme yeteneğiyle diğer av köpeklerinden farklıdır.
devamını gör...
tv kumandası
tv izlemedigim için bir anlamı olmayan alet..
devamını gör...
kendini üç kelime ile tanımla
ben, keyfim ve kahyası
devamını gör...
sır çocukları
nur sürer, fırat tanış, özgü namal ve memet ali alabora tarafından başrolleri paylaşılan ayrıca kadrosunda mustafa uğrurlu, nail kırmızıgül, beyazıt öztürk, sanem çelik gibi çok sayıda ismin de yer aldığı 2002 yapımı sinema filmi. yönetmen koltuğunda ümit cin güven ve aydın sayman oturuyor.
film katmanlı bir senaryoya sahip olmasına rağmen bana kalırsa çok net belgesel tadında. çok sayıda gerçekten sokakta yaşayan insana oyuncu kadrosunda (evet figürasyon değil) yer verdiğinden midir, direkt anlatımından mı çok emin olamasam da bu fikrimde sabitim. bir dizi sevmez olarak benim için fırat tanış ile tanışma filmi aynı zamanda. fırat tanış’ın canlandırdığı velit karakterinin çok detaylı ve başarılı sunumu oyuncuya çok sayıda ödül kazandırmıştı. altın portakal ve siyad dahil.
nur sürer’in adana’da istanbul’a kaçan oğlunun peşinden gelen aynı zamanda namus davası için peşine adam takılmış anne münevver rolü ile döktürdüğü, içinde çok sayıda sosyal eleştiri, politik mesaj ve salt gerçeklik ögesi barındıran bu film adından uzun süre söz ettirmişti. memet ali alabora’nın da oyunculuk kariyerinin mihenk taşlarından biridir aynı zamanda. münevver ve reşo’nun karşılıklı sahneleri aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen bugün bile aklımda. doksanlar türk sinemasının çok sayıda güzel filminden biri kısacası. ben ne yazık ki çok geç izleyebildim filmi. yine bildiğimiz sebeplerden gölgede kalmış işlerden biri. her film bir piano piano bacaksız olamıyor malumunuz. dehlizlerden kazıyıp çıkarmak zorunda kalıyoruz…
izleyiniz, izlettiriniz efendim.
film katmanlı bir senaryoya sahip olmasına rağmen bana kalırsa çok net belgesel tadında. çok sayıda gerçekten sokakta yaşayan insana oyuncu kadrosunda (evet figürasyon değil) yer verdiğinden midir, direkt anlatımından mı çok emin olamasam da bu fikrimde sabitim. bir dizi sevmez olarak benim için fırat tanış ile tanışma filmi aynı zamanda. fırat tanış’ın canlandırdığı velit karakterinin çok detaylı ve başarılı sunumu oyuncuya çok sayıda ödül kazandırmıştı. altın portakal ve siyad dahil.
nur sürer’in adana’da istanbul’a kaçan oğlunun peşinden gelen aynı zamanda namus davası için peşine adam takılmış anne münevver rolü ile döktürdüğü, içinde çok sayıda sosyal eleştiri, politik mesaj ve salt gerçeklik ögesi barındıran bu film adından uzun süre söz ettirmişti. memet ali alabora’nın da oyunculuk kariyerinin mihenk taşlarından biridir aynı zamanda. münevver ve reşo’nun karşılıklı sahneleri aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen bugün bile aklımda. doksanlar türk sinemasının çok sayıda güzel filminden biri kısacası. ben ne yazık ki çok geç izleyebildim filmi. yine bildiğimiz sebeplerden gölgede kalmış işlerden biri. her film bir piano piano bacaksız olamıyor malumunuz. dehlizlerden kazıyıp çıkarmak zorunda kalıyoruz…
izleyiniz, izlettiriniz efendim.
devamını gör...
klasikleşmiş muhteşem yüzyıl replikleri
sabah şerifler katırlı olsun sultanım -hürrem
devamını gör...
joseph goebbels
çok usta bir yalancı ve usta bir propagandacıdır. hitler döneminde propaganda bakanlığı görevini üstlenmiştir.
devamını gör...
corona biterken sözlüğün entübe olması
sözlüğün siyasi ve dini konulardan arındırılması dileklerimle. hangi dine veya hangi siyasi tutuma sahip olduğunuz beni ilgilendirmiyor. bu konuda da buradan kimsenin yönlendirilmesi altına girmeye ihtiyacım yok. teşekkürler. *
devamını gör...





