görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda
insanlıktan utanmama sebep olan videodaki bir cümledir.
hayatta her şeyi parayla çözmeye alışmış insanlık nedir bilmeyen tiplere cuk oturan bir cümledir.
umarım rahat uyuyorsunuzdur yataklarınızda.
bu video canımı çok ama çok acıtan bir videodur.
hayatta her şeyi parayla çözmeye alışmış insanlık nedir bilmeyen tiplere cuk oturan bir cümledir.
umarım rahat uyuyorsunuzdur yataklarınızda.
bu video canımı çok ama çok acıtan bir videodur.
devamını gör...
güneş (yazar)
ikinci bir nickaltını yerden göğe kadar hak eden yazarımız.
efendim böyle bir dil,
böyle bir üslup,
böyle bir hayatın içindenlik,
böyle bir hikayecilik yok!
edebiyat dergisinde yazsa zaten bu kadar olur!
sözlüğümüzün kara bulutlarını dağıtıyor kendisi.
iyi ki var ve iyi ki yazıyor.
sıradaki şarkı değerli yazarımız güneş için gelsin.
bulutlar ışığınıza engel olmasın efendim.
efendim böyle bir dil,
böyle bir üslup,
böyle bir hayatın içindenlik,
böyle bir hikayecilik yok!
edebiyat dergisinde yazsa zaten bu kadar olur!
sözlüğümüzün kara bulutlarını dağıtıyor kendisi.
iyi ki var ve iyi ki yazıyor.
sıradaki şarkı değerli yazarımız güneş için gelsin.
bulutlar ışığınıza engel olmasın efendim.
devamını gör...
stenoterm
çok az değişen ya da belirli olan ısı derecelerinde yaşayabilme yeteneğinde olan organizmalara verilen isim.
örneğin bir alabalık türü olan salvelinus fontinalis sadece 13 ila 18 santigrat derece arasındaki sularda yaşayabilir.
tersi : (bkz: öriterm)
örneğin bir alabalık türü olan salvelinus fontinalis sadece 13 ila 18 santigrat derece arasındaki sularda yaşayabilir.
tersi : (bkz: öriterm)
devamını gör...
gece balkonda sigara içmek
t: huzur veren, anlamsız derin düşüncelere daldıran, zaman zaman ulan içmese miydim keşke dedirten her gecemin ritüeli olan eylemdir.
devamını gör...
homofobiklerin gizli eş cinsel olduğu iddiası
at yalanı üzeyim inananı tarzında bir iddiadır.
nerden biliyorsun dersen birincisi homofobik bir bireyim. *
aslında olayın amacı çok açık, böyle söyleyerek insanların homofobik olduğu düşüncesini dile getirmelerini engellemek.
ee o zaman ben hırsızları da sevmiyorsam hırsızım, katilleri sevmiyorsam katilim gibi gibi mi yürüteceğiz bu düşünceyi.
ne salak salak tespitler bunlar üstelik bilimsel bir veri bile yok sadece twitter'da biri söyledi diye herkes duyup duyup yazıyor sonra aaa bilgi işte.
ne yapak şimdi size ahlak kavramını falan yeniden en baştan mı tanımlayalım.
#363319 şu tanımı da iliştirelim. 2 nonoştan korkacak değiliz sadece doğru bulmuyoruz o kadar.
nerden biliyorsun dersen birincisi homofobik bir bireyim. *
aslında olayın amacı çok açık, böyle söyleyerek insanların homofobik olduğu düşüncesini dile getirmelerini engellemek.
ee o zaman ben hırsızları da sevmiyorsam hırsızım, katilleri sevmiyorsam katilim gibi gibi mi yürüteceğiz bu düşünceyi.
ne salak salak tespitler bunlar üstelik bilimsel bir veri bile yok sadece twitter'da biri söyledi diye herkes duyup duyup yazıyor sonra aaa bilgi işte.
ne yapak şimdi size ahlak kavramını falan yeniden en baştan mı tanımlayalım.
#363319 şu tanımı da iliştirelim. 2 nonoştan korkacak değiliz sadece doğru bulmuyoruz o kadar.
devamını gör...
yazılıma başlayacaklara tavsiyeler
baslamayin
devamını gör...
türk halkının en bilgili olduğu konu
gıybete konu olacak her konu..
devamını gör...
migren
üstteki yazarın serzenişine hak veriyorum. her şiddetli baş ağrısı migren değil. kimseye bunu tek tek soramazsın fakat doktor tescilli olmasa da çoğu kişi migrenim var diyor. buna da hayır bak o iş öyle değil diye açıklama yapmaktan sıkılıp, peki cınım geçmiş olsun madem deyip, kendimi yormayı bıraktım.
gerçeklere dönersek; migren ciddi anlamda hayat kalitesini düşüren bir hastalık. hayattaki her şey mi baş ağrısı yapar? yaparmış. koku, sıcak, soğuk, açlık, fazla tokluk, her türlü ulaşım aracı, üzüntü, heyecan, fazla sevinç, krem, parfüm, sıcak su, soğuk su.... yazamayacağım kadar çok ve bir o kadar da hayatın içinde var olan her şey etkiliyor.
hiçbir zaman hiçbir yerde tam anlamıyla mutlu olamamak demek bu. çünkü ne kadar dikkat edersen et, illa tetikleyecek bir etken çıkıyor. herkes mutlu mesut eğlenirken, sen içten içe kendinle uğraşıyor oluyorsun. hiçbir şeye tam adapte olamamak demek bu.
saniyelik girdim mi bitti geri dönüşü yok. ilaç, cık faydası yok. raporlu raporsuz kullanılan hiçbir ilacın faydası olmadı şimdiye kadar. bitkisel yağlar, çaylar vs. hiçbir faydası olmadı.
baş ağrısı şiddetlenince kusmak kaçınılmaz zaten. gerçi tüm ilaçlar < kusmak. bir nebze de olsa faydası var.
karanlık ve sessiz bir odada uyumak lazım fakat şartları sağlasan da, gözlerin çıkacak şekilde, başını koparıp atmak isteyeceğin ağrıdan uyumak imkansız. o yatak batar, öyle bir illet. en son bir noktada vücut artık dermansız kalıyor, o zaman sızma şeklinde uyuyabiliyorsun. bitti sanma, umarım biter ama dün bu süreci yaşadıktan sonra, bugün hala ağrım devam ediyor. artık vücudum yorulmuş, dayak yemiş gibiyim. ortalama 3. gün bitiyor genelde.
hani korona çıktığında herkes bi ben geçirdim galiba diyordu da, asıl korona olanlar, geçirseniz o farkı anlarsınız diyordu ya, işte bu da onun gibi. şiddetli baş ağrısıyla, bunu yaşayan aradaki farkı anlar.
anlatılmaz yaşanır bir şey yani.
tabii umarım kimse yaşamaz.
gerçeklere dönersek; migren ciddi anlamda hayat kalitesini düşüren bir hastalık. hayattaki her şey mi baş ağrısı yapar? yaparmış. koku, sıcak, soğuk, açlık, fazla tokluk, her türlü ulaşım aracı, üzüntü, heyecan, fazla sevinç, krem, parfüm, sıcak su, soğuk su.... yazamayacağım kadar çok ve bir o kadar da hayatın içinde var olan her şey etkiliyor.
hiçbir zaman hiçbir yerde tam anlamıyla mutlu olamamak demek bu. çünkü ne kadar dikkat edersen et, illa tetikleyecek bir etken çıkıyor. herkes mutlu mesut eğlenirken, sen içten içe kendinle uğraşıyor oluyorsun. hiçbir şeye tam adapte olamamak demek bu.
saniyelik girdim mi bitti geri dönüşü yok. ilaç, cık faydası yok. raporlu raporsuz kullanılan hiçbir ilacın faydası olmadı şimdiye kadar. bitkisel yağlar, çaylar vs. hiçbir faydası olmadı.
baş ağrısı şiddetlenince kusmak kaçınılmaz zaten. gerçi tüm ilaçlar < kusmak. bir nebze de olsa faydası var.
karanlık ve sessiz bir odada uyumak lazım fakat şartları sağlasan da, gözlerin çıkacak şekilde, başını koparıp atmak isteyeceğin ağrıdan uyumak imkansız. o yatak batar, öyle bir illet. en son bir noktada vücut artık dermansız kalıyor, o zaman sızma şeklinde uyuyabiliyorsun. bitti sanma, umarım biter ama dün bu süreci yaşadıktan sonra, bugün hala ağrım devam ediyor. artık vücudum yorulmuş, dayak yemiş gibiyim. ortalama 3. gün bitiyor genelde.
hani korona çıktığında herkes bi ben geçirdim galiba diyordu da, asıl korona olanlar, geçirseniz o farkı anlarsınız diyordu ya, işte bu da onun gibi. şiddetli baş ağrısıyla, bunu yaşayan aradaki farkı anlar.
anlatılmaz yaşanır bir şey yani.
tabii umarım kimse yaşamaz.
devamını gör...
kaostan beslenen insanlar
''bazı insanlar para gibi mantıklı şeylerin peşinde değildir. satın almak, korkutmak, anlaşmak ya da pazarlık etmek mümkün değildir. bazı insanlar sadece dünyanın yandığını seyretmek ister.'' - the dark knight (film)
devamını gör...
kız çocuk istemeyen erkek
beyni terk-i diyar eylemiş zavallıdır.. evlat yahu evlat, bunun kız veya erkek diye ayrımımı olur*
devamını gör...
sezai karakoç
neyse ki yarın var, umutların en sevdiği gün.
sözünün sahibi olan, rahmetli bilge.
sözünün sahibi olan, rahmetli bilge.
devamını gör...
jose saramago
1922-2010 yılları arasında yaşamış portekizli ‘özgün’ yazabilen yazar. özgün dedim, buna sonradan değineceğim.
öncelikle kendisinin fakir bir ailede doğduğunu belirteyim. hatta ekonomik problemlerden okulu da yarım bırakmış; sonrasında bir çok farklı işlerde çalışmış. yazarlığa geçişinin başlangıcı, bir yayınevinde çalışması ile başladı. sonrasında kitaplarında da havası hissedilen ‘siyasi’ yazılar yazdı. sonrasında ise kendini kitap yazarlığına verdi.
aslında ilk kitabı 1947’de yayımlanan günah ülkesi adlı kitabı. 1966’da şiir kitabı olan olası şiirler ‘i ; 1977’de ise ressamın günlüğü adlı kitapları yayımlandı. bu sıralar maddi olarak zorluk yaşan yazar, fransızca çeviriler yapıyordu. 1969’da ‘portekiz komünist partisi’ üyeliği, kitaplarına siyaseti serpiştirmesinin kapılarını araladı. ‘toprağın uyanışı’ ve baltasar ve blimunda’ aflı kitapları ona ödüller ve ün kazandırdı. ama onu üne kavuşturup, 1998’de nobel ödülü kazandıran kitabı körlük kitabı oldu. ödülü kazadıktan sonra ona duyguları sorulunca şöyle cevap vermiştir:
her yerde gösterilmesi gereken güzellik yarışmasının galibiymişim gibi nobel’in görevini bu şekilde göstermeyeceğim… böyle bir tahta talip değilim, olamam da tabii ki.”
yazarın ilk yasağı ise ‘körlük’ kitabından önce 1991’de yayımlanan isa’ya göre incil adlı kitabıyla oldu. yarışmaya da aday gösterilen bu kitap, dini engellere tosladı. yazarı oldukça üzen bu durumu şöyle ifade etmiştir:
böyle barbarca bir eylemi haklı çıkarabilecek herhangi bir hükümet var mı? benim için çok acı vericiydi.
ayrıca ‘isa’ya göre incil’ kitabı yazarın aforoz edilmesine neden olan kitaptır. çünkü kitapta isa kutsallıktan çıkarılmış;her davranışıyla normal insan olarak tasvir edilmiştir. ha aforoz edilmesi ateist olan saramago için bir şey ifade etmiş midir, bilemem*. ama kilise uzun zaman hıncını alamamış olacak ki, yazar öldükten sonra kilise şu açıklamayı yapmıştır:
saramago dünyaya kötülüğü yaymak için gelmişti.”
yazarın yazım şekli kendine özgüdür. konuşma çizgileri çekmeyi sevmez; konuşmalar da tasvirler de hepsi düz yazı şeklindedir. cümleleri uzun, konudan kopmaya müsait. ama bir o kadar muzip, ciddi konuları bile ince mizahla birleştirebilen bir yazar. yukarıda özgün demiştim kendisi için. kitapları kendini tekrar etmez, konular farklı ,mekanlar farklıdır. yazım diliyle , anlatım tarzıyla tamamen özgün bir yazardır. politik düzen ve din karşıtlığını kitaplarında mutlaka görürsünüz;çünkü fakir bir ailede yaşayıp, o zorluğu yaşayan bir yazardır. kiliseden aforoz edilmiş, kitapları sansüre uğramış; faşizm karşıtı, filistin- israil savaşı’nda israil’in haksızlığını dile getirecek kadar cesur bir yazar. evet onu tam olarak böyle nitelendirebilirim: ‘cesur’.
yazımı onun ‘görmek’ kitabından bir alıntıyla bitirmek istiyorum:
sizin suçunuz hanımefendi, o adamı öldürmek değil, hepimiz körken kör kalmamış olmak
öncelikle kendisinin fakir bir ailede doğduğunu belirteyim. hatta ekonomik problemlerden okulu da yarım bırakmış; sonrasında bir çok farklı işlerde çalışmış. yazarlığa geçişinin başlangıcı, bir yayınevinde çalışması ile başladı. sonrasında kitaplarında da havası hissedilen ‘siyasi’ yazılar yazdı. sonrasında ise kendini kitap yazarlığına verdi.
aslında ilk kitabı 1947’de yayımlanan günah ülkesi adlı kitabı. 1966’da şiir kitabı olan olası şiirler ‘i ; 1977’de ise ressamın günlüğü adlı kitapları yayımlandı. bu sıralar maddi olarak zorluk yaşan yazar, fransızca çeviriler yapıyordu. 1969’da ‘portekiz komünist partisi’ üyeliği, kitaplarına siyaseti serpiştirmesinin kapılarını araladı. ‘toprağın uyanışı’ ve baltasar ve blimunda’ aflı kitapları ona ödüller ve ün kazandırdı. ama onu üne kavuşturup, 1998’de nobel ödülü kazandıran kitabı körlük kitabı oldu. ödülü kazadıktan sonra ona duyguları sorulunca şöyle cevap vermiştir:
her yerde gösterilmesi gereken güzellik yarışmasının galibiymişim gibi nobel’in görevini bu şekilde göstermeyeceğim… böyle bir tahta talip değilim, olamam da tabii ki.”
yazarın ilk yasağı ise ‘körlük’ kitabından önce 1991’de yayımlanan isa’ya göre incil adlı kitabıyla oldu. yarışmaya da aday gösterilen bu kitap, dini engellere tosladı. yazarı oldukça üzen bu durumu şöyle ifade etmiştir:
böyle barbarca bir eylemi haklı çıkarabilecek herhangi bir hükümet var mı? benim için çok acı vericiydi.
ayrıca ‘isa’ya göre incil’ kitabı yazarın aforoz edilmesine neden olan kitaptır. çünkü kitapta isa kutsallıktan çıkarılmış;her davranışıyla normal insan olarak tasvir edilmiştir. ha aforoz edilmesi ateist olan saramago için bir şey ifade etmiş midir, bilemem*. ama kilise uzun zaman hıncını alamamış olacak ki, yazar öldükten sonra kilise şu açıklamayı yapmıştır:
saramago dünyaya kötülüğü yaymak için gelmişti.”
yazarın yazım şekli kendine özgüdür. konuşma çizgileri çekmeyi sevmez; konuşmalar da tasvirler de hepsi düz yazı şeklindedir. cümleleri uzun, konudan kopmaya müsait. ama bir o kadar muzip, ciddi konuları bile ince mizahla birleştirebilen bir yazar. yukarıda özgün demiştim kendisi için. kitapları kendini tekrar etmez, konular farklı ,mekanlar farklıdır. yazım diliyle , anlatım tarzıyla tamamen özgün bir yazardır. politik düzen ve din karşıtlığını kitaplarında mutlaka görürsünüz;çünkü fakir bir ailede yaşayıp, o zorluğu yaşayan bir yazardır. kiliseden aforoz edilmiş, kitapları sansüre uğramış; faşizm karşıtı, filistin- israil savaşı’nda israil’in haksızlığını dile getirecek kadar cesur bir yazar. evet onu tam olarak böyle nitelendirebilirim: ‘cesur’.
yazımı onun ‘görmek’ kitabından bir alıntıyla bitirmek istiyorum:
sizin suçunuz hanımefendi, o adamı öldürmek değil, hepimiz körken kör kalmamış olmak
devamını gör...
can yücel
zamanın milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in oğlu ve şairdir. bir anısını anlatırken; can yücel ve arkadaşı, gençlik yıllarında yurtdışında eğitim görmek için harçlıklarını biriktirir ve babasının karşısına çıkarlar. hasan ali yücel, can yücel'i dedikodu olur diyerek göndermez. can yücel'de biriktirmiş olduğu harclıkları arkadaşına verir ve onu gönderir. bu kişi tüm dünyada tanınan prof. (bkz: gazi yaşargil)
devamını gör...
tarihte bugün
1876 - alexander graham bell, telefonun patentini aldı.
1979 - abd uzay aracı voyager 1, jüpiter ve uranüs'ün satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. voyager 1, jüpiter'in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.
1979 - abd uzay aracı voyager 1, jüpiter ve uranüs'ün satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. voyager 1, jüpiter'in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.
devamını gör...
kitap alıntıları
"istemeden varım ve istemeden öleceğim. olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum."
huzursuzluğun kitabı-fernando pessoa
huzursuzluğun kitabı-fernando pessoa
devamını gör...
koronavirüsün bize öğrettikleri
(bir düşünürün de işaret etmesiyle) içimizdeki virüsü göstermiştir, mesela şahsıma:
-ölüm haberlerine sevinerek bakıyorsak
-verilere, ölüm haberlerine çok bilmiş edayla bakıyorsak içimizdeki virüslü fikirleri sorgulamalıyız.
müspet(?) anlamda fikrim ise.
teknolojik ya da sanalda bazı gelişmeler yaşandı gibi. mesela(özel örnek) son dönem de sözlükler dahi çoğaldı vs. vs..
daha uzatılır ama yazımı burada sonlandırıyorum.
-ölüm haberlerine sevinerek bakıyorsak
-verilere, ölüm haberlerine çok bilmiş edayla bakıyorsak içimizdeki virüslü fikirleri sorgulamalıyız.
müspet(?) anlamda fikrim ise.
teknolojik ya da sanalda bazı gelişmeler yaşandı gibi. mesela(özel örnek) son dönem de sözlükler dahi çoğaldı vs. vs..
daha uzatılır ama yazımı burada sonlandırıyorum.
devamını gör...
dünyanın sonuna doğmuşum
klibi de güzel mesajlar içeren manga grubu şarkısıdır. (bkz: mutluyum artık bi beynim yok)
devamını gör...


