erkeklerin üzerinde nasıl baskı yok ? 25 yaşında işsiz bir erkekle 25 yaşında bir kadını kıyaslayın bakalım. o erkeği bi kişi bile adam yerine koymazken kadın ise hala evinin prensesi sayılır.
devamını gör...

birçok yörede yaygın olarak inanılan batıl bir inancın ifade bulduğu cümledir.

eğer doğru değilse cümlenin önermesi, zaten benim açımdan bir sorun yok. sonuçta ağzı torba olmayan insan ırkının büzülecek bir yanı de yoktur kanımca. bir gün bir aklı evvel bu cümleyi kurmuş ve cümle genel kabul görüp bolca beğeni alınca da nesilden nesile aktarılmaya karar verilmiş olabilir. daha sonra kendi söylediği yalana kendisi inanmayı alışkanlık haline getiren insanlar incir ağaçlarına mesafeli davranmaya başlayarak bu batıl inancın tarihsel seyahatinde ona yardımcı olmuş olabilirler. dediğim gibi eğer durum böyleyse benim açımdan bir sorun yok.

ama eğer bu cümle doğru ise o zaman herkes temkinli olmalı. çünkü ben incir ağacından düştüm. hem de öyle basit bir düşme değil. sanki düşerken yanından geçtiğim hiçbir dalın hatrı kalmasın istermişim gibi her dala kafamı, kolumu, bacağımı, kulağımın arkasına varana kadar her yanımı çarparak.

o zamanlar da hayalci bir insandım ve bunun normal bir şey olduğunu düşünürdüm. sonra bu kadar hayalci olmanın iyi bir şey olmadığını anlasam da değiştirmek elimden gelmedi. bir çocuk kitabının kapağında büyük bir ağacın tepesinde oturmuş, dizinde kitabıyla denize bakan bir çocuk görmüştüm. ben de bunu yapmaya karar verdim. çünkü bu çocuk hem çok havalı hem de çok huzurlu görünmüştü gözüme. dedemin evimin yakınında, anneannemin mezarına gölge yapan kocaman bir incir ağacı vardı o zamanlar. sonra oraya yapılacak ev için kesildi o ağaç, tamamen amaçsız ve saçmasapan bir şekilde. halbuki o ağaç kesilmese, şimdi ağacı kesen amcamın mezarına da gölge yapacaktı.

elimde kitabımla, binbir zahmetle çıktım ağacın en tepesine. epey zamanımı aldı açıkçası o tepeye varmak. kalın dalların sonuncusu idi çıktığım. aslında çıkınca hem düşme korkusundan hem de tırmanmanın verdiği bıkkınlıkla okuma hevesim çoktan kaçmıştı ama bir kere çıkmıştım oraya, ille de iki sayfa olsun okuyacaktım.

üstüne üstlük tam karşımda ışıl ışıl karadeniz de vardı. en az o çocuk kadar huzurlu ve havalı olmak için bütün şartlar elverişli idi. ben de önce bir süre denize baktım gözlerimi kısarak. bence gözlerimi kısınca daha havalı görünüyordum o zaman, aslına bakarsanız hala öyle, gözlerimi kısınca jet lee’nin gençliğine benziyorum, tam açınca adeta bir tom hardy’yim.

tanımlarımı okuyan yazarlar bilir, çoğu zaman gereksiz ve manasızca konudan saparım. hoşgörün. devam ediyorum anlatmaya kaldığım yerden. kısık gözlerle denize bakıp yeterince havalı olacak bir süre boyunca anlamsız bir şekilde denizdeki ışıltıyı izledikten sonra elimdeki kitabın adına baktım bir kez daha, ki o an içinde bulunduğum duruma en uygun kitaptı bu: tom sawyer. ben de tom kadar asi bir çocuktum, zira annem beni ağacın tepesinde görse ben ağaçtan inene kadar bağırır ve elindeki terlik ile başıma gelecekler konusunda beni uyararak darbelere hazırlıklı hale getirirdi.

hemen açtım kitabı çünkü bir iki sayfa okuyup bir an önce inmek istiyordum ağaçtan. bu kadar gerginlik ileride çok yakışıklı olacak bünyeme ağır gelmeye başlamıştı. tabii ki kitabı dizlerimin üzerinde okuyacaktım. çünkü hayalimdeki çocuk öyle yapmıştı. dizimdeki kitaba uzanırken kitap birden düşer gibi olunca ben aptalca bir insiyak ile kitabı tutmaya çabaladım. ama ben sendeleyince kitap beni tutmak için hiçbir şey yapmadı. ee madem beni tutan yok neden kafa üstü düşmüyorum ki diye düşünmüş olmalıyım ki kendimi newton’un elması gibi yerçekimin dayanılmaz cazibesine bıraktım.

dallara vurdukça yön değiştirdiğim için yere vuran ilk yerim oturma organım oldu. ki bence bu çok iyi bir mesajdı evren tarafından bana verilen. zira oturmam gereken asıl yerin neresi olduğu bana net bir şekilde gösterilmişti.

kolumda, bacağımda, kaba etimde ağrılarla yerden kalktığımda daha büyük bir darbe ile yerle yeksan oldum çünkü ben düşerken hangi fizik kuralına kafa tutarak bilmiyorum ama kitap, düştüğüm dalda sallanarak bana bakıyordu. yani kağıttan yapılmış bir nesne kendini korumak konusunda benden daha maharetli idi.

kitabı bıraktım, kalktım eve gittim, anneme de bir şey söylemedim. ama içimde de derin bir korku. incir ağacından düşen yaşamaz. şimdi ben schrödinger’in kedisi gibi hem ölü hem diri olmalıydım. önce kardeşime baktım - o zamanlar bir tek kardeşim vardı- beni görüp görmediğini anlamam gerekiyordu. ama o her zamanki gibi boş boş baktı bana. sonra annemin yanına gittim. o da namaz kılmakta olduğu için bana dönüp bakmadı bile. babamsa zaten normal zamanlarda bile farkıma varmazdı, yarı ölü bir beni görmesini beklemek ona haksızlık olurdu.

uzatmak istemiyorum lafı. yani on ikinci paragrafa gelmişken uzatmak istemiyorum artık. ben o gün öldüm. incir ağacından düştüm ve yaşamadım. eğer bu cümle doğru ise ben bir ölüyüm. incir ağacı, tom sawyer ve adını hatırlamadığım o kitap karadeniz ile işbirliği yaptı ve benim salaklığımdan faydalanarak beni öldürdü.

şimdi içinde bulunduğum ve vicdansız schrödinger tarafından çıkmama izin verilmeyen bu kutunun güzel kokan bir çiçeğe, rüzgarda dağılan saçlara, poyraza ve handa içilen biranın serinliğine benzer bir insan eliyle açılıp ölü olup olmadığına bakılmasını istiyorum.
devamını gör...

"daha fazla insanı kurtarabilirdim. bu araba. satsam, goeth bu arabayı alırdı. arabayı neden satmadım ki? on kişi ederdi. on kişi. on kişi daha. bu iğne, iki kişi. bu altın. iki kişi. buna karşılık bana iki kişi verirdi. en azından bir. bana bir kişi verirdi, bir kişi daha. bir insan daha. bir insan, stern. bunun için… daha fazlasını kurtarabilirdim. kurtarmadım! kurtarmadım!" repliği ile hafızalara kazınan efsane film.
devamını gör...

nicki almış başını giden yazar.
işte bunlar hep dış minnakların oyunu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

*
devamını gör...

hayat herşeye rağmen yaşamak değil mi zaten?.
devamını gör...

doğru sandığımız haksız davranışları bir kenara koyar ve iyi bir anlayış tutumu öğrenilirse, diğer cinsiyet insanı kadar değerli olduğu anlaşılır. asıl, islam'ın kadına değer vermediği sanısı, bilgisizlikten ve dogmatiklikten doğmuştur.

islam evrensel bir dindir. istanbul gibi metropolik bir bölgede yaşayan biri için de, amerika gibi özgür ve ileri bir ülkede yaşayan biri için de, doğunun en ücra köşesinde bir köyde yaşayan insan için de geçerlidir. bu saydığım üç yerde yaşayış ve değer anlayışları birbirinden farklıdır. ama islam'ın yaptığı bu noktalarda yaşam konusunda haksızlığa uğrayacak insanların hakkını korumaktır.

kadın erkeğin malıdır diye bir sanı var mesela. bu, açıkça söyleyebilirim ki, tamamen yanlıştır. kadın tek başına bir bireydir, erkek tek başına bir bireydir. ikisi de başlangıç olarak eşit seviyede kuldur. üstünlük ancak takvadadır.* ikisi de allah tarafından yaratılmıştır. birinin sevabını/günahını, bir diğeri üstlenemez. düşününce, allah'ın yarattığı aynı tür canlıya farklı cinsiyetlerde yarattı diye farklı değerler vermesi mantıklı değildir. hiçbir cinsiyet tanrılığa daha yakın değildir, yalnızca insandırlar.

kadının işi evidir diye bir sanı da var ki bu da doğru değildir. aile bir kurumdur ve ev içinde yapılması gereken işler vardır ama kadın bu ev işlerinin hiçbirini yapmak zorunda değildir. ne yazık ki evdeki erkek birey bu konuda daha çok yükümlülüğe sahiptir ve evin ihtiyaçlarını bir şekilde karşılamak zorundadır, kural olarak. tabii bu kural olduğu için, ama karşılıklı birbirini seven iki insan bir aile kurmuşlarsa iki birey de zorunda hissetmeden işleri ortaklaşa yapacaktır. *

başka bir yanlış anlaşılmanın aksine, kadın çalışıp kendi parasını kazanabilir * ve kendi rızası dışında hiçbir alanda harcamak zorunda değildir. bu noktada da yine, erkek birey karısının ve ailesinin maddi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür ve karısının parasını talep edemez, kural olarak. kadın isterse ailesiyle parasını paylaşabilir pek tabii. sanıyorum ki metreopolik bölgelerde yaşayan aydın insanların hiçbiri kocam kazansın ben harcayayım şeklinde düşünmeyecektir, kimse de böyle düşünecek biriyle hayatını birleştirmek zorunda değildir. yine de islam anlayışı olarak kadın, kendi kazandığı parayı ailesi adına harcamak zorunda değildir, kimse tarafından zorlanamaz.

erkeklerin dört kadınla evlenebilmeleri hakkında: bu bir izindir, islam'da vardır ve bir müslümanın kuran'ın devamı gibi iman etmesi gereken bir kaidedir. yalnız, çoklu nikah tavsiye edilmemiştir. hatta bir erkeğin bunu yapabilmesi için adaletli davranması gerekir ve kuran'da açıkça yazar ki bu adaleti sağlamak ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın mümkün değildir *. ama yine de izindir. peki neden izindir? belki gerçek nedenini bilemeyiz ama normalüstü anlarda gerekebilir: kadın popülasyonunun aşırı artması gibi ya da insan popülasyonunun çok azalması sebepli nüfusu daha çok arttırabilmek için.

gelelim bunun kadınla bağlantısına. bir kadın evlenme akdinde kocasının başka evlilik yapmayacağını talep edebilir, kocası da bunu kabul ederse söz vermiş olur. verilen sözü tutmak bir kul hakkıdır. verdiği söze karşı başka evlilik yapar ise en büyük günahlardan olan kul hakkına girmiş olur. ve karısı, bu durumu kabul etmek zorunda da değildir, mahkemeye gidip boşanabilir.

çok (dörde kadar) evliliğin hak olduğuna inanmak imanın gereğidir. ancak, buna inanmak kadının, kocasının kendi üzerine evlenmesini onaylayarak rıza göstermesi, tasvip etmesi zorunluluğunu getirmez. link sorularla islamiyet


genel anlamda bir kadın istemediği biriyle evlenmek zorunda da değildir, kimse tarafından da zorlanamaz. gerektiği taktirde de boşanabilir *.

boşanma hakkında da yine nikahta kadın kocasının üç boşama hakkından birini talep edebilir. kocası razı olursa verir, verildiyse geri alınamaz. vermediyse de kadın nikahı gerçekleştirmek zorunda değildir. (bu konular genelde nikah öncesinde konuşulur tabii.) neden iki tanesini isteyemiyor diye düşünmeye gerek yok bence, zira bunun asıl amacı tek bir kişide toplanan gücü bölmektir.

mehir, denen bir şey vardır ve kadının inkar edilemez hakkıdır. nikahta erkek birey bu mehir miktarını kabul ederek evlenmişse, artık kadın ne kadar ne istediyse, bunu temin edip karısına vermek erkeğin sorumluluğudur. kadının erkeğe mehir verme gibi bir zorunluluğu yoktur.

miras konusunda çok ayrıntı var. ama erkek kardeşin 2 pay, kız kardeşin 1 pay almasında adaletsizlik var gibi görünüyor. yalnız, kadın evlendiğinde kocası tarafından ihtiyaçları karşılanmak zorunda olduğu için, kız kardeş kocası tarafından ihtiyaç halinde bırakılmayacak zaten. ve erkek kardeş de kendi karısının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. kız kardeş evlenmese de erkek kardeş tarafından ihtiyaçları karşılanmak durumunda. hiçbir durumunda kadın çalışmak zorunda kalmadan ihtiyaç halinde bırakılamaz zaten. ki öncesinde dediğimiz ve modern dünyada da dememiz gerektiği gibi hiçbir kadın bir erkeğe muhtaç değildir ve kendi emeğiyle çalışıp kazanabilir. evet, bir kadın bir erkeğe muhtaç değildir ama ihtiyacı olan durumlarda yakınlık derecesine göre erkekler tarafından ihtiyacının karşılanması o erkeklerin sorumluluğudur.

şiddet konusunda: allah'ın verdiği vicdanı kullanan herkes bir insana fiziksel, psikolajik, maddi-manevi herhangi bir şiddet uygulamanın yanlış olduğunu bilir, hisseder. bu konuda ayette* geçen "dövün" ifadesi iyi irdelenmelidir. herhangi sinirli olunan bir durumda yapılabilir gibi bir algı oluşmasın, çünkü bu doğru değil. kadının kocasına karşı aşırı kötü bir şey yapması lazım. ona rağmen öncelik uyarmada ve yatakları ayırmadadır. dövmenin boyutu da asla toplum tarafından aşağılayıcı olarak nitelendirilen boyutta olamaz, buna bağlı olarak bir tokat dahi bizim kültürümüzde yanlış kabul edildiğinden, bu dövme ifadesini, haberlerde gördüğümüz olayların bir izni olarak düşünemeyiz. tefsircilerden ata, tüm hadislerle birlikte ayeti anlayarak "koca, karısını dövemez." demiştir. tefsir için sonuç olarak islam erkeğe şiddet uygulama hakkını vermez. iyi niyetli, kendini kontrol edebilen bir insan da, bu hak verilmiş olsa dahi, bir insanı incitemez, incitmeyi vicdanına yediremez.

cinsellik konusunda herhangi bir ayrım yoktur. çiftlerinin birbirini sevmesine dayanır. hayır, hayırdır. karşılıklı rıza yoksa tecavüz vardır. insan olan bunu anlar. bu konuyla alakalı hadis, seksi emelleri için kullanmaya çalışacak insanlar içindir. açıklamalı link sorularla islamiyet

şahitliğinin kabul edilmemesi gibi bir durum da yoktur. *

kadın bu bakımdan da ikinci sınıf ve dereceden bir insan olarak algılanmadığı içindir ki, “erkek bulunmadığı takdirde” denilmemiş, erkek bulunsa bile kadınların tanıklığı kabul edilmiştir. âyetin ifadesine dikkat edildiğinde anlaşılacağı üzere iki kadının şahitliğinde tanıklık eden yine bir kadındır; yani nisabı (şahitlik için gerekli sayı) doldurma bakımından bir kadın, bir erkek gibidir. diğer kadının işi, hemcinsinin unutması veya yanılması halinde ona hatırlatmaktan, hatırlamasına yardımcı olmaktan ibarettir. kaynak


peki nedir bu erkek > kadın algısı? ayette şöyle geçiyor: "erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. yalnız, erkekler için onların üzerinde bir derece vardır. allah´ın izzeti var, hikmeti var." *

ayette geçen “erkeklerin onların üzerindeki hakları bir derece daha fazladır.” mealindeki ifadeden maksat, mirastaki farklılık ve cihatla mükellefiyettir. güzel bir açıklama sorularla islamiyet


----

ben burada kadının islam'da ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışmadım zira en başında dediğim gibi üstünlük ancak takvadadır. "islam kadına değer vermiyor." algısının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım. başka şeyler aklıma gelirse eklerim.
devamını gör...

gidip maaşımı atm'den çekiyorum, var mı daha yaşlı özellik ?
devamını gör...

bu ülkenin diyarbakır cezaevi diye bir gerçeği var. üstünün örtülmesi yerine yüzleşilmesi gerekilen bir gerçektir. şimdi bunu dedik diye ajitasyon yapıyorsunuz diyenler de olur.

psikolojisi sağlam olanlara birkaç sahne bırakıyorum.

sorgu sahnesi
türkçe konuş çok konuş
hatırlatma üzerine türkçe konuş çok konuş'un daha detaylı kısmı
devamını gör...

yakalandığını sananları eklersek, bir hayli uzayacak listedir.

"yaa şubat ayı gibi ben bi grip olmuşum, yok böyle bir şey kesin o ara geçirdim"
devamını gör...

ağzından çıkanı kulağı duymayanların, kötü niyetle olmasa da düşünmeden yazanların neden olabileceği üzücü hadise..
bugün galiba bazılarının kalbini kırdım... üslubumun düzgün olmadığını fark ettim ama biraz geç oldu...

#1598692

tanımımı yeniden düzenledim. sevgili (bkz: i am melting lannn melting)

geri vites değil bu.
düşüncemi kaba/yanlış bir şekilde ifade etmiş olduğum için senden özür dilerim. dargın ayrılmayalım.
şurada kaç kişiyiz ki? birbirimizi eleştirebiliriz de. ama kullandığımız ifadelere dikkat etmemiz gerekiyor elbette..
bugün seni seven yazarlara, nick6yalayıcıları diyerek hakaret ettiğim için herkesin huzurunda özür dilerim o yazar arkadaşlardan ve senden.
övgücüleri deseydim. hiç büyümeyecekti konu. evet.
barıştık mı? ben hatamın farkına vardım...

kankacılığı tasvip ederim etmem o ayrı ama nick6 yalayıcıları ifadesi çok yanlıştı. evet.
devamını gör...

patti'nin horses albümüne kadar yaşadıklarının yanı sıra hem bu yolda tanıştığı, ilham aldığı şairler, hem albümün kapağının yaratıcısı ve hem de uzun yıllar yol arkadaşı ve en büyük destekçisi olmuş robert mapplethorpe'dan bahsettiğimiz bu sohbeti umarım beğenirsiniz.saatler 22:00'ı gösterdiğinde kahvenizi, çayınızı alın gelin! tütünü unutmayın.*
devamını gör...

matematiği olmayan anneyi kandırmalık yalan.
canım evlâdım ya.
devamını gör...

değer verdiğiniz birinin aniden size soğuk davrandığını hissetmek. çoğu zaman somut bir örnekle anlatılamaz. hissedilir...
devamını gör...

kız sergen yalçın olabilir.*
devamını gör...

imamoğlu'nun yeni hamlesi. bakalım bu iş nereye varacak?
kültürel çalışmalarından ötürü ibb'yi kutlarım.

istanbul büyükşehir belediye (ibb) başkanı ekrem imamoğlu, ingiltere'deki müzayede evi sotheby's'in yaptığı açık artırmada 'islam dünyası ve hindistan sanatları' başlıklı 183 eserden oluşan koleksiyondan 9 tarihi kuran-ı kerim ve el yazmaları aldıklarını açıkladı.

buradan ve buradan
devamını gör...

(bkz: başlığa girmeden kimin tarafından açıldığını bilmek) durumunu yaşadığım başlıktır.
devamını gör...

the blind side filminden çok ciddi intihal yapıldığına dair iddiaların olduğu film. aynı zamanda lale mansur gibi tüm hücrelerinden türk düşmanlığı fışkıran çözüm sürecinin akili ! bir piyondan tam beklenen hareket olmuş.
tüm bunlar bir tarafa küresel sermaye, türkiye demografisinin değişimi ve mültecileri türkiye'ye entegre etme projesini tüm hızıyla sürdürüyor. bu vasat filmde zaten bu projenin basit bir propaganda ayağı.
devamını gör...

hiç para vermediğim hazır yiyecek.
makarna ile yaşamaya devam.
aynı şey hazır çorba için de geçerli.
tarhana,mercimek,yoğurt çorbasıyla devam.
full doğalcı değilim ama ihtiyaç duymuyorum.
ıstek de almıyorum.
devamını gör...

"sorarlar derdin ne diye
derdim sana doymaz doymaz inan
bu efkârın bir tarifi yâr
kitaplara sığmaz sığmaz inan
alma alma ahımı
yalanım yok, yok günahım yok
gayrı duy figanımı
benim sensiz muradım yok
alma..."
[ güzel yazarımız fakat müzeyyen derin bir tutku mahlaslı kişiden öğrendiğim bu şarkıcı insanın içine işleyen güzel şarkıları bulunuyor.]
devamını gör...

özür dilerim evde giymelik abiyem olmadığı icin hemen sipariş veriyorum
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim