çoğu zaman komik olduğu zannedip kendilerini küçük düşüren trollerdir.
devamını gör...

odalara kapanıp dışarı çıkılmaması elzemdir.
devamını gör...

duymak istediğiniz şeyleri söylüyorsa büyük ihtimalle yalan söylüyordur.
devamını gör...

ömer badem'in gözünden bakmaktır asıl mesele..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ruhu olan ışıktır. bulunduğu ortama yeni bir atmosfer kazandırıyor resmen. odamdaki beyaz ışığı bile gün ışığı olarak değiştirdim. farklı bir ruha bürünmüş gibi hissediyorum. ciddiyim ha. renkler, bulunan ortamlar insanın psikolojisini etkiliyor hep.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

önceden çektiğim sitedeki erguvan ağacımız.
her yere dikseler imiş keşke. her yer pembeli morlu olurdu tabi baharda.
devamını gör...

kaygı, stres ve heyecanın yoğun yaşanmasından da kaynaklanabilen durum. henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi muhtemel bir şey için öncesinde o kadar çok kaygılanırız ve stres altında oluruz ki; o şey gerçekleştiğinde beklediğimiz kadar kötü hissetmeyiz. çünkü öncesinde zaten o anın tüm stresini devamlı düşünerek/kaygılanarak tüketmiş oluruz. belki bu noktada kendimizi en kötüsüne hazırlayıp onunla karşılaşmamanın verdiği bir rahatlık da yaşıyor olabiliriz. örneğin; önemli bir sınava gireceğiz. sınav anına kadar çok yoğun stres yaşadığımızda aslında bir yandan da bununla baş etmeyi öğreniyoruz. ben bunu bir yıl boyunca yaşadım. sınav anında bir baktım gayet sakin ve kontrollüyüm.

şimdi böyle söyleyince kaygı bozukluğunu övüyormuşum gibi oldu ama insanı gerçekten çok yıpratan bir süreç. belki yalnızca son noktada işe yaradığını söyleyebilirim.

bir de işin pozitif duyguları yeterince hissedememe yanı var. aynı mantıkla; bir şey gerçekleşmeden önce ona yüklenen büyük anlamlar ve düşüne düşüne tüketilen heyecan/mutluluk da insanı aynı hissizliğe götürebilir.
devamını gör...

ayrılığı tatmış insanların dinlediğinde yüreğine adeta bir taş oturtan henüz tatmamış olanlara da nasıl bir acının eşiğine gelinebileceğini anlatan 'şükrü erbaş' şiiridir.

'insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!'
bu cümlesi yüreğime yer etmesinin nedenidir.



senin korkularını
benim inceliğimi


ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.


insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!


ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.


ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde
kendi sesiyle silinmek.
birdenbire büyümesi
gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.
insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde.


saçına rüzgar,
sesine ışık düşürememek kimsenin.
parmaklarını sözüne pınar edememek
uzaklarda bir adamın üşümesi
bir kadın dağlara daldıkça.
ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
yalnızca gölge vermesi ağaçların
iyiliğin küfre dönmesi ayrılık.
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması, süren korkusu inceliğin.

ayrılık, o küçük ölüm!

usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

şimdi anlıyor musun
gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprak düşmesi kadar ancak,
acısı ve ağırlığı olduğunu.
bir toplama işleminin
sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
boşluğa bir boşluk katmadığını,
kar yağdırmadığını yaz ortasında....

ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından
kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı.
ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna”
yanıt aramanla halkalanmış,
“aşkın şarabının ağzını açtım,
yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken,
odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
dağlarda öldürülen çocukların
fotoğraflarını kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?”
dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan.

ne mi yapacağım bundan sonra?

ayak izlerimi silmek için
sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.
şiir okumayacağım bir süre,
hediyelik eşya satan dükkanların
önünden geçmeyeceğim.
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
bir gül ağacının dibine dökeceğim.
yeni bir yanlışlık yapmamak için
telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar
arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için.
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak,
sonumu görmeye çalışacağım.
fotoğraflarını güneşe koyacağım,
bir an önce solsun diye.
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan
tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine.
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım.
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle
gülmeyeceğim kimseye.
fesleğenden başka bir çiçek
koymayacağım penceremin önüne.
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan
üç milyon yurtsuza evimi açacağım.
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa
bıraktığı acının yanına resmini asacağım.
şaşırma! yetimi korumak için
yeni aşklar bulacağım kendime.

ne yapacağımı sanıyorsun ki?

tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala akarken önümde,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
senin korkularını,
benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım.


şükrü erbaş
( 1953 - )
devamını gör...

deva partisi genel başkanı babacan'ın şahsi twitter hesabın yeter artık diye sonlandırdığı paylaşım.

ayıp denen bir şey var yeter artık.

zannımca sayın başkanın milleti tea 'ye alması yetti de geçti.
iyi geceler türkiye'm.

kaynak
devamını gör...

takipçi gitmiştir, gittiği gün bitmiştir.

keko günlüklerimden.
devamını gör...

ben de seni arayacaktım.
sorun sende değil bende.
bugünler de geçer.
zam değil güncelleme.
işsiz sayısı bu ay/yıl %10 düştü.
devamını gör...

macarlarla akraba olduğumuz doğrudur. ikimiz de ural-altay kökenli bir dil konuşuyoruz. soy bağımız ise attila'nın hun imparatorluğu'na dayanır. ama bizimle akraba olan her millete "türk" demenin yanlış bir sınıflandırma olduğu düşüncesindeyim. ikimiz de turaniyiz, ural-altay kavmiyiz işte bu kadar basit. almanlar da kürtler de aryandır mesela. ama bu almanların kürt olduğu, veya kürtlerin alman olduğu anlamına gelmiyor tabii ki. bu durumu göz önünde bulundurarak, herkese türk deme alışkanlığımızı bırakalım artık lütfen. turani demek daha kapsayıcı ve güzel bir tanımdır bana kalırsa.
devamını gör...

yusuf atılgan'ın tarzını ve hissettirmek istediği bilinç karmaşasını başlarda hazmetmek zor olsa da zamanla akıcı bir okuma sağlayan kaliteli bir kitaptır.

c.'de gördüğüm şey onun çocukluk travmasıyla karışık oedipus kompleksinin, c.'nin yaşam tarzını ve yaşama bakış açısını ne denli belirlediğiydi. c., pek ortalıkta görünmeyen, göründüğü zaman da sıkıcı bir sessizliğin sebebi olan, şefkatin ve huzurun kaynağı olan c.'nin teyzesini kendisinden uzaklaştıran babasını sevmiyordu. kulak olayı da cabası. c.'nin aylaklığının sebebi bana göre babasıydı. bu aylaklık, frank underwood'un babasının mezarına işemesinin c.'nin yaşam tarzında karşılığıydı. c.'ye ne iş yaparsın diye sorduklarında bir keresinde "aylakım ben, çalınmış paraları yerim." demişti. topluma karşı izleyici tavrını, yabancılığını ve hoşnutsuzluğunu da göz önüne alırsak babasından kaynaklı bu aylaklık c.'nin işine geliyordu.

belirsizliğin içinde türlü senaryolar kurup "nedir bana acı çektiren? ne istiyorum? kimim ben?" sorularını aşmış bay c.; her şeyin farkındaydı, kim olduğunu ve ne istediğini çok iyi biliyordu. belirsizliğin ne denli acı çektirici olduğunu bilirim, midem bulanır belirsizlikten. bay c. bana kesinliğin daha acı çektirici olduğunun çıkarımını yapmamı sağladı. insanların tutunduğu unsurları gülünç bulan c.; bir kurguya, bir arzuya tutunmuştu. c, ayşe'nin günlüğünde 23 temmuzun yanına yazılmış "onu seviyorum" cümlesini okuduğunda içinden "yalan! beni sevseydin o günün 23 temmuz olduğunu bilmezdin" demişti. yusuf atılgan'ın aşka bakış açısı mıdır yoksa insanlarda sık rastlanılan şu arzuya ve kurguya bilinçsizce düşkünlüğe dikkat çekmek istemesi midir bilinmez. oscar wilde ne güzel söylemiş; "hayatta iki türlü trajedi vardır: biri istediğini elde edememek, diğeriyse istediğini elde etmektir."
devamını gör...

unesco dünya mirası listesinde yer alan kerepakupai meru, venezuela canaima ulusal parkı’nda bulunan yaklaşık 1.000 metrelik yüksekliği ile dünyanın en yüksek şelalesidir.



up "yukarı bak" animasyon filmine www.imdb.com/title/tt1049413/ esin kaynağı olan bu şelalenin eski ismi angel falls idi.
2009 yılında hugo chavez tarafından pemon dilinde "en derin yerin şelalesi" anlamına gelen "kerepakupai meru" olarak değiştirilmiştir.
kimi kaynaklarda parakupa vena - "en yüksek noktadan düşüş şelalesi" olarak da adı geçmektedir.
devamını gör...

saçmalıyor gibi göründüğü tanımlar arasında; kgb'ye, mossad'a, cıa'ye gizli kodlamalarla şifreler devlet sırları gönderiyordur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bıkmadınız mı bizi ötekileştirmekten? size ne zararımız var anlamıyorum maç da izleriz, bira da içeriz. siyasette konuşuruz,hamur da açarız etmeyin eylemeyin insan olduğumuzu unutuyorsunuz.
devamını gör...

kelime anlamı dinmeyen fırtına olan, görmeden ölünmemesi gereken, muazzam bir doğa olayı.

venezuela'da catatumbo nehri'yle marakaibo gölü'nün el ele tutuştuğu yerde oluşan bulutların çarpışması sonucu şimşek fırtınası başlıyor. şimşekler yılın 140 veya 160 gecesinde, 10 saat boyunca ve saatte 280 ila 300 kez çakıyor aynı anda.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

parlaklıkları dolayısıyla 400 km öteden görülebilen şimşekler, denizcilere deniz feneri olarak görev yapıyor.
şimşek ve yıldırımlar oluşturdukları elektrik ile havadaki oksijeni ayrıştırır, ozon oluşumunu tetikler. bu sebepten bu alan dünyanın en büyük ozon kaynağı oluyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ortaklaşa müzik listeleri oluşturma özelliğine de sahiptir. çok nazlı bir sitesi ve uygulaması vardır.
devamını gör...

bunları gördükçe evliliğin ne kadar boktan olduğunu anlıyorum. 3 kuruşluk dünyada birbirine düşmüş iki zavallı.
devamını gör...

iyi bakalım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim