cinsiyetsiz tuvaletler istiyoruz
her kuşu öptük bir leylek kaldı zaten.
devamını gör...
gulet
genellikle mavi turlarda ve kıyıya yakın gezintilerde kullanılan ahşaptan yapılma iki direkli gezinti teknesi. rengarenk mavi yolculuk guletleri, yat limanlarında denizkızlarını andırırlar.
devamını gör...
klavyen eskimesin
çok güzel bir düşünce aslında ama ben eski deyimleri kullanmaya devam edeceğim.
büyük düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
büyük düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...
gökyüzüne mi aitsin denize mi sorunsalı
deniz ne kadar özgür olsa da sadece gökyüzünün izin verdiği kadar mavidir. benim en büyük hayranlığım bu maviliğin sonsuz kaynağınadır. bu yüzden gökyüzüne aitim.
devamını gör...
chernobyl
oldukça merak ettiğim dizidir. fragmanları vs çok hoşuma gitmiştir. üniversite sınavı geçtikten sonra izlemeyi umuyorum.
devamını gör...
doğrusunu unutturan sözler
ptt = pijama terlik televizyon
bkz. posta telefon telgraf.
bkz. posta telefon telgraf.
devamını gör...
türkiye’de gelir eşitsizliği ve yoksulluk raporu
kendilerini eleştiren her insana 'terörist' damgası yapıştıran yöneticilerimiz var. asıl sebebi bu olan durumdur.
eğer eleştirilere açık olsalar, yanlış yaptıklarını kabul etseler ülkemiz bu hale gelmezdi.
ülkemiz çok güzel bir ülke, çok verimli topraklara sahibiz.
bu topraklarda itibardan tasarruf olmaz deyip saray yapılacağına tarım yapılmalı, hayvancılık yapılmalı; fabrikalar kurulmalıdır.
aksi halde çok daha fazla fakirleşeceğiz.
eğer eleştirilere açık olsalar, yanlış yaptıklarını kabul etseler ülkemiz bu hale gelmezdi.
ülkemiz çok güzel bir ülke, çok verimli topraklara sahibiz.
bu topraklarda itibardan tasarruf olmaz deyip saray yapılacağına tarım yapılmalı, hayvancılık yapılmalı; fabrikalar kurulmalıdır.
aksi halde çok daha fazla fakirleşeceğiz.
devamını gör...
yadsımak
yadsımak, çocukluk dönemlerinde travmatik olaylara maruz kalmış ve bununla baş edebilmenin tek yolunun “yokmuş” , “olmamış” gibi davranmak durumunda kaldığı dönemlerde başlangıç gösterip, bireyin yetişkinlik döneminde de baş edemeyeceğini düşündüğü olaylarlarda bir kaçış mekanizması olarak kullandığı ve ciddi olumsuz sonuçlar verebilecek bir durumdur. çevresi tarafından çoğunlukla algılanmayabilir. var olan durumu önemsemediği ya da “numara” yaptığı oyun oynadığı düşünülebilir. aslında birey bunu yaptığının farkında değildir ve dışardan yapılan hatırlatmalara olumsuz tepkiler verebilir.
devamını gör...
ruhi mücerret
bir murat menteş kitabıdır. hızlı süratli okuyacağınız (iddia ediyorum) bir macera okumaktan çok keyif aldım mutlaka okunması tavsiye edilir.
murat menteş okuyanlar kendisinin nasıl bir tarzı olduğunu bilirler o yüzden okumayanlar için biraz bir şeyler yazayım.
yazar çok zeki aşırı zeki satırlarından bunu belli ediyor ve zekice yazılmış bir kurgu okuyorsunuz. yer yer kahkaha atıyorsunuz yer yer üzülüyorsunuz. yer yer sizinle dalga geçiyor ve size soruyor. yani okunması gereken bir kitap nasıl olması cevabını size verecek bir kitap.
beğenmediğim kısımları spolier vererek yazıp bitireyim. --! spoiler !--
yahu güzel abicim murat abicim öyle bir üslubun var ki bir süre sonra hiç bir şeye şaşırmıyoruz konudan uzak kalıyoruz hikayenin içinde gezemiyoruz. trenle gemi çarpışıyor adamın hikayesinde sonra can alıcı bir noktada şok olamıyorum çünkü tarzın yüzünden beklediğim bir şey oluyor. bu okurken beni çok ama çok rahatsız etti. mesela biri ölüyor aha kesin ölmedi diyorum ve ölmemiş olarak karşıma çıkıyor. serpir silahlıperi karakteri bir yerden çıkacaktı en başından anlamıştım ve çıktı son derece canımı sıktı bu durum.
--! spoiler !--
dublörün dilemmasına göre daha kötü bir kitap bence ama murat menteş çıtasında bir kötülük.
--- alıntı ---
aşk, birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
tamam, ölenle ölünmüyor. lakin yaşayanla da yaşanılmıyor.
--- alıntı ---
murat menteş okuyanlar kendisinin nasıl bir tarzı olduğunu bilirler o yüzden okumayanlar için biraz bir şeyler yazayım.
yazar çok zeki aşırı zeki satırlarından bunu belli ediyor ve zekice yazılmış bir kurgu okuyorsunuz. yer yer kahkaha atıyorsunuz yer yer üzülüyorsunuz. yer yer sizinle dalga geçiyor ve size soruyor. yani okunması gereken bir kitap nasıl olması cevabını size verecek bir kitap.
beğenmediğim kısımları spolier vererek yazıp bitireyim. --! spoiler !--
yahu güzel abicim murat abicim öyle bir üslubun var ki bir süre sonra hiç bir şeye şaşırmıyoruz konudan uzak kalıyoruz hikayenin içinde gezemiyoruz. trenle gemi çarpışıyor adamın hikayesinde sonra can alıcı bir noktada şok olamıyorum çünkü tarzın yüzünden beklediğim bir şey oluyor. bu okurken beni çok ama çok rahatsız etti. mesela biri ölüyor aha kesin ölmedi diyorum ve ölmemiş olarak karşıma çıkıyor. serpir silahlıperi karakteri bir yerden çıkacaktı en başından anlamıştım ve çıktı son derece canımı sıktı bu durum.
--! spoiler !--
dublörün dilemmasına göre daha kötü bir kitap bence ama murat menteş çıtasında bir kötülük.
--- alıntı ---
aşk, birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
tamam, ölenle ölünmüyor. lakin yaşayanla da yaşanılmıyor.
--- alıntı ---
devamını gör...
önemli birinin yanında saçmalamak
genelde olan oluyor sonrasında da ya bu hareket çok saçmaydı keşke yapmasaydım diye düşünülüyor. o aydınlanma önemli birinin yanındayken gelse her şey daha güzel olabilirdi.
devamını gör...
babaya mektup
üzerimizde bir gölge ile büyürüz biz erkekler. yaş aldıkça yaşlanmamak kadınlara özgü bir kapristir elbette ama yaş alsak da yaşlanamamak sadece erkeklerin harcıdır. ne kadar büyürsek büyüyelim bir demokles kılıcı sallanır tepemizde. ne zaman tepemize ineceğini bilemeden, şeytan azapta yaşarız. yaptıklarımız, hep bizden önce, bize çok benzeyen bir adamın hayatının sağlamasıdır çoğu zaman, ya da o adamın yaşadığı hayatın eksiklerini gidermek için piyasaya sürülmüş deneme sürümü gibiyiz sanki. biz büyümeye başlamadan önce babamızın sadece ayaklarını görebilecek kadar aşağılarda kalırız, büyüdükçe belki dizlerine kadar ulaşabiliriz, her halükarda onu ulaşmak için yukarı bakmak zorundayızdır ama biz onun karşısında başımız öne eğeriz. bu yüzdendir ki bir baba ile oğulun göz teması kurması enikonu imkansızdır. siz hep onun önceden yaşamış olduklarını yaşadığınız için, sürekli uyarılırsınız. “biz de zamanında neler yapmadık”lı cümleler kakılır başımıza. “biz sizin yaşınızdayken”li öğüt ve mesaj içerikli cümleler çarpar, sakarlığa meyyal zihnimize.
bir türlü derdini anlatamazsın. çünkü ona karşı sarf edebileceğin cümleler yoktur. savunmaya geçemezsin, kendini anlatamazsın, farklı bir adam olduğunu veya olmaya çalıştığını ifade edemezsin. o dediğim dedik adam, ne kadar büyürsen büyü, hep büyüyünce anlayacağımız cümlelerle savunurlar kendilerin, eğer savunma ihtiyacı duyarlarsa. duymazlarsa eğer sadece üstten bakan bir gülümseme belirir dudaklarının kenarında, bizim bir ucundan tutunup uçurumdan düşmemek için dua ettiğimiz bir gülümseme.
sonra kendi kişiliğin oluşmaya başladığında onun gibi bacak bacak üstüne attığını görürsün, sigarayı onun gibi içersin, onun gibi yürürsün, onun gibi tutarsın çay bardağını ve bu yaptıklarını farkında olmadan yaparsın. fark ettiğinde içinden sarkan buzullar yerle bir olup bulundukları yerden düşüp ve düştüğü yer yine senin içindir.
dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarı olan franz kafka, bu dertten en çok mustarip olan yazarlardan biridir. elbette başka isimler de vardır, dumas’yı sayabiliriz mesela. ama hiçbiri kafka kadar bu etkinin altında ezilmemiştir. kafka babasının karşısında o kadar küçülmüştür ki hayatı boyunca, kendinin onu karşısında “hamamböceği” olarak gördüğü bile olmuştur. kendi fiziksel yetersizlikleri karşısında, babasının olymposvari fiziği daha da fazla ezilmesine neden olmuştur. kafka babasına karşı içinde büyük bir korku beslemektedir. hatta bu korku o dereceye varmıştır ki, yazı yazarken bile ondan korkmayı sürdürmüştür:
“şimdi sana yazıyla yanıt vermeye kalkıyorsam, bu yanıtta da yine pek çok boşluk kalacak, çünkü söz konusu nedeni kaleme alırken, senden duyduğum korku ve bunun yol açacağı sonuçlar sana karşı özgür davranmaktan beni alıkoyacak, konunun büyüklüğü belleğimle zeka gücümü enikonu aşacaktır. “
kafka için babası önünde duran büyük bir duvarlar dizisidir. en önde duran duvarı aşsan da arkasında daha büyük bir duvar belirir ve bu döngüsel bir intihara dönüşene kadar sürer. baba imajından asla kurtulamaz kafka, her an aklındadır, her an önündedir, her an onun için bir engeldir.
“bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin boylu boyunca üzerine uzandığını hayal ediyorum.”
kafka, babasına yazdığı bu büyük ve uzun mektupta bile yeterince açık olmayı başaramamıştır, hep aralık bir kapının ardından seslenir gibi ulaşmaya çalışmıştır babasına. yazı sürecinde babasının etkisinin büyük olduğunu düşünürsek belki bu babaya teşekkür borçluyuzdur.
bir türlü derdini anlatamazsın. çünkü ona karşı sarf edebileceğin cümleler yoktur. savunmaya geçemezsin, kendini anlatamazsın, farklı bir adam olduğunu veya olmaya çalıştığını ifade edemezsin. o dediğim dedik adam, ne kadar büyürsen büyü, hep büyüyünce anlayacağımız cümlelerle savunurlar kendilerin, eğer savunma ihtiyacı duyarlarsa. duymazlarsa eğer sadece üstten bakan bir gülümseme belirir dudaklarının kenarında, bizim bir ucundan tutunup uçurumdan düşmemek için dua ettiğimiz bir gülümseme.
sonra kendi kişiliğin oluşmaya başladığında onun gibi bacak bacak üstüne attığını görürsün, sigarayı onun gibi içersin, onun gibi yürürsün, onun gibi tutarsın çay bardağını ve bu yaptıklarını farkında olmadan yaparsın. fark ettiğinde içinden sarkan buzullar yerle bir olup bulundukları yerden düşüp ve düştüğü yer yine senin içindir.
dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarı olan franz kafka, bu dertten en çok mustarip olan yazarlardan biridir. elbette başka isimler de vardır, dumas’yı sayabiliriz mesela. ama hiçbiri kafka kadar bu etkinin altında ezilmemiştir. kafka babasının karşısında o kadar küçülmüştür ki hayatı boyunca, kendinin onu karşısında “hamamböceği” olarak gördüğü bile olmuştur. kendi fiziksel yetersizlikleri karşısında, babasının olymposvari fiziği daha da fazla ezilmesine neden olmuştur. kafka babasına karşı içinde büyük bir korku beslemektedir. hatta bu korku o dereceye varmıştır ki, yazı yazarken bile ondan korkmayı sürdürmüştür:
“şimdi sana yazıyla yanıt vermeye kalkıyorsam, bu yanıtta da yine pek çok boşluk kalacak, çünkü söz konusu nedeni kaleme alırken, senden duyduğum korku ve bunun yol açacağı sonuçlar sana karşı özgür davranmaktan beni alıkoyacak, konunun büyüklüğü belleğimle zeka gücümü enikonu aşacaktır. “
kafka için babası önünde duran büyük bir duvarlar dizisidir. en önde duran duvarı aşsan da arkasında daha büyük bir duvar belirir ve bu döngüsel bir intihara dönüşene kadar sürer. baba imajından asla kurtulamaz kafka, her an aklındadır, her an önündedir, her an onun için bir engeldir.
“bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin boylu boyunca üzerine uzandığını hayal ediyorum.”
kafka, babasına yazdığı bu büyük ve uzun mektupta bile yeterince açık olmayı başaramamıştır, hep aralık bir kapının ardından seslenir gibi ulaşmaya çalışmıştır babasına. yazı sürecinde babasının etkisinin büyük olduğunu düşünürsek belki bu babaya teşekkür borçluyuzdur.
devamını gör...
sena şener
sesinin tinisina dustugum, durusunu da begendigim bir muzisyen. sarkilarinin guzelliginden bahsetmeme gerek yok sanirim, ozellikle her an gidebilirim, insan gelir insan gecer ve sendin dusmanim sarkilarinin yeri bende ayridir...
devamını gör...
takipçi kaybetmek
bir kişi gitmiş. sağlık olsun. kapım hep açık. siyasi tanım girince gidiyorlar genelde. hahaha.
devamını gör...
bütün balıkların tadı aynı diyen insan
bütün erkekler aynısınız diyen kızdan farkı olmayan insandır kendileri.
tattın mı kardeşim hepsini?
tattın mı kardeşim hepsini?
devamını gör...
köylülerin depresyona girmemesi
tüm gün, köydeki on kişiyle kavga ettikleri için, kalan zamanlarda kızdıkları köylülerin dedikodusunu yaptıkları için, içlerine bir şey atmadıkları için olan durum.
annem köyde şu an, bezdi oradaki dedikodulardan kavgalardan, küslüklerden. küçük yerlerde insanlar birbirlerini yemekten depresyona mepresyona girmeye gerek kalmıyor.
ayşe teyze diyesi yiyin gari.
köyün doğal seleksiyon hali.
annem köyde şu an, bezdi oradaki dedikodulardan kavgalardan, küslüklerden. küçük yerlerde insanlar birbirlerini yemekten depresyona mepresyona girmeye gerek kalmıyor.
ayşe teyze diyesi yiyin gari.
köyün doğal seleksiyon hali.
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
sesi, videosu, numarası, kıyafetleri, ayakkabıları, ilaçları, ileri bir tarih için alınan hastahane randevuları, yaptığı konserve yemekler, turşular...
devamını gör...
pişman insanlar cemiyeti
2016 aralık ayında reha özcan ve aytek teoman'ın hazırlayıp sunduğu bir radyo programı olarak başlayan “pişman insanlar cemiyeti” kısaca p.i.c birkaç ay içinde başlı başına bir internet radyosu haline gelmiştir. program her perşembe saat 23.59da yayına girmektedir. program haricinde neredeyse her türden müzik çalınmaktadır.
devamını gör...
cahil insanların ortak özellikleri
bilgisizliklerini bastırabilmek için çok konuşurlar, bağırarak konusurlar. karşıdaki insan sakinken ona saldırmaya başlarlar, alakası olmadığı halde karşıdaki kişinin değerlerine laf söylerler ve bu böyle gider..
devamını gör...
kemalistlerin cahil olma nedenleri
kim alıyor bunları içeri .
devamını gör...
suçiçeği
"suçiçeği" olarak düzeltilmesi gereken başlıktır.
dünyanın hemen her yerinde genellikle çocukluk döneminde görülen, hafif ateş ve vücutta çeşitli döküntüler ile karakterize bir solunum yolu enfeksiyon hastalığıdır. üst solunum yollarında virüslerin yolu oldukça uzundur. belli bölgelerde üreyip kana karışır. kan yoluyla karaciğer ve dalak başta olmak üzere belirli organlara ulaşır. buradan da deriye ulaşarak döküntüleri meydana getirir.
bu hastalığa sebep olan etmen aynı zamanda büyüklerde zona adı verilen rahatsızlığı oluşturur.
dünyanın hemen her yerinde genellikle çocukluk döneminde görülen, hafif ateş ve vücutta çeşitli döküntüler ile karakterize bir solunum yolu enfeksiyon hastalığıdır. üst solunum yollarında virüslerin yolu oldukça uzundur. belli bölgelerde üreyip kana karışır. kan yoluyla karaciğer ve dalak başta olmak üzere belirli organlara ulaşır. buradan da deriye ulaşarak döküntüleri meydana getirir.
bu hastalığa sebep olan etmen aynı zamanda büyüklerde zona adı verilen rahatsızlığı oluşturur.
devamını gör...