hayat kurtaran bilgilerde bugün!

kanama çeşidine göre değişecektir. şayet bu konuda 2 günlük hızlandırılmış ilk yardım kursunu almadıysanız, şöyle yapabilirsiniz. kan hızlıysa bu atardamar kanamasıdır, sadece üzerine bastırın, kılcal damarsa bölgeyi belirli aralıklarla açmak kaydıyla turnike yapabilirsiniz.
devamını gör...

bu dizilerden dolayı trajikomik bir anım var.
yakın akrabam yaşı var eşi vefat etmiş dul adam evlenmek istedi bunun üzerine kardeşi,yanında çalışan ortadoğu ülkesi bir kişinin teyzesini buldular neyse, tanıştılar telefonla görüştüler anlaştılar, kadın kalktı geldi ülkesinden onunda yaşı var o da dul, tanışma yemeği için geldiler, kadın yemekten sonra ev sahibine hizmetçileri, yardımcıları sordu, bizim öyle hizmetçi, yardımcımız yok cevabını aldığı an kadın şaşırdı ya ben türk dizilerinden herkesin aşçı, hizmetçi, yardımcıları var biliyordum demez mi.
kadın hayal kırıklığı yaşadı ya, ama evlendi kaldı burda.
çok uzattım özür dilerim.
devamını gör...

jandarma tarafından fellik fellik aranmanıza ve kendi köyünüze kendi köylünüz tarafından 6 ay girme yasağıı almanıza sebep olan mehter marşı.*

şirin bir ege köyü benimki, eskiden bağ vardı tütün vardı, şimdi hiçbir b*k yok, gençler zaten kaçmış, yarı ölü bir köydü.

ta ki çeşme, alaçatı'da ev alamayan bu yüzden de arkadaşlarına instagram' da hava atamayan cihangir entelleri tarafından öğrenilinceye kadar.

5-10 sene önce sokaklarında mezarlığa doğru bakan ihtiyarlar ve 2-3 uyuz itten başka kimsenin olmadığı bu köy şimdilerde "italyan usta tarafından pizza yapım kursu, sanat atölyeleri, yetişkinlere gece masalları" düzenleyen tiplerle dolu.
benim dökükköy oldu mu sana entelköy?
benim memleket insanı da uyanık, içine it bağlasan durmaz eski evleri "aaaa, rumlardan kalma 150 yıllık sakız tipi ev" diye kakaladı bunlara, neşeleri yerinde.

bir bayram günü sabah çok erken vakitte köyde olmam lazım, bi aile işi. tabanı yanık it gibi koşturduğumdan dolayı aile büyükleri bana kakaladı işi ses etmedim, gece güvendik'te içtik, biraz uyudum yola çıktım.

köye tam gireceğim, bayram namazına kalkmayan entel dantel köy sakinlerine bi şaka yapayım dedim, hem de namaza gitmelerine vesile olurum, bedavadan sevap point yüklenir haneme, win win yani?


köyün tam girişinde durdum, arabadan daha pahalı ses sistemini açtım, başladım bunu bangır bangır çalarak köy içine yanında akşemsettin olan fatih gibi ağır ağır girmeye. kapılar, pencereler açılıyo paldır küldür, itler uluyo tam bi curcuna!
ben ne bileyim, yaptım işimi bastım gittim öbür taraftan ıldırı tarafına hatunun yanına, arkamdan jandarma aranmış, şikayetçi olunmuş, jandarma* peşime düşmüş bir sürü olay?

insanlara sevap yolunu açmak da kolay değil bu coğrafyada onu anladım.

şimdiki planım bir gece yarısı alaçatı'ya ortodoks ilahileri ile giriş yapmak, sonrasında xios' a kaçarım artık bu sefer çay/şeker /sigara ile ikna edemem jandarmayı.


devamını gör...

halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinir.kan basıncının yüksekliği idrarda protein gözükmesi ile bilinir.anne tansiyon yüksekliği ile nöbet geçirebilir.bebeğin acilen alınmasını gerektirebilir.
devamını gör...

mağaza nedir diye girdim baktım, takipçi görme özelliğini fark ettim. sonra usulca karma puanıma bakıp mağazadan çıktım. ben daha banacak ekmeği bile alamıyorum. size afiyet olsun.
devamını gör...

evet gramsci, büyük bir teorisyendir. yeni bir yol açmış ve geçmişin düşünce kalıplarını (özellikle marx) kırarak, onları yaşadığı döneme uyarlama yolunu seçmiştir. ama bana göre gramsci bundan çok çok daha fazlasıdır. evet elinize onun kitaplarını alıp, düşünceleri ile nutuklar atabilir, literatüre kazandırdığı yeni kavramlar üzerinden derin analizler kasabilir ve tüm bu derinliğin arasında kaybolabilirsiniz. veyahut tam tersi şekilde onu revizyonistlikle suçlayıp, kendisine karşı devrimci sıfatı yapıştırıp, eskinin ezber cümleleri ile fikirlerine ve durduğu yere saldırabilirsiniz. ama tüm bunlar en nihayetinde, sonuç alamayacağınız, yaşama ve yaşamın içindeki sömürüye karşı fiilen kullanamayacağınız tutumlardır. bunlarla sadece fikirsel mastürbasyon yapmış olursunuz. kimilerinin zamanında yaptıkları gibi (!)

oysa gramsci bunların hepsinden ötedir; bir kere yaptıklarının ve mücadelesinin yaşamda karşılığı vardır. özellikle ''fabrika konseyleri hareketi'' gramsci'nin hayata ve insanlara dokunduğu bir gerçekliktir. eskinin süslü sloganları arasında sıkışıp kalmış sosyalist yöneticilere ve kalıplaşmış bir politik tutumun esiri olmuş zavallılara verilen bir derstir. gramsci sadece teori üretip, nutuk atmamıştır. bunların altını doldurmuş ve bu yüzden de ciddi tepkiler almış sonrasında da bedeller ödemiştir. işçi sınıfını direkt mücadele evresine katabilmek adına arkadaşlarıyla birlikte, gezmedik fabrika ve neredeyse konuşmadık işçi bırakmamıştır. bu çabaları da olumlu sonuçlar doğurmuştur. seçimlere direkt olarak etki etmiştir. alınan %32'lik oy oranı büyük oranda gramsci ve arkadaşlarının eseridir.

halkı gütmeyi, onların yerine düşünmeyi, popülist söylemlerle halkın gözünü boyamayı seçmiş olan sözde devrim neferleri (!) ve aymaz aydınlarla arasındaki keskin çizgi halkla birlikte yürümeyi ve onları mücadele evresine katmayı seçmiş olmasıdır. zaten bununla ilgili hapishane defterleri adlı yapıtında sıkça göndermeleri bulunur. aydın (!) olmanın verdiği yetkiye dayanarak, kendilerini halktan farklı bir noktada konumlandıranları ve böylece fikirsel dünya ile mücadele alanı arasındaki bağların kopmasına sebep olanları sağlam argümanlarla yerin dibine sokar. hani bizde de vardır ya bazı meşhur söz kalıpları; halka inememek, halkla buluşamamak, halkın dilinden anlayamamak vesaire, işte bunlara ilişkin tüm somut çözümler gramsci'nin yaşam hikâyesinde ve eserlerinde açıkça görülmektedir. lakin bu husus kimsenin umurunda değildir.

bu mevzu ile ilgili, en zihin açıcı saptamalarından birisi şudur; ''sistemin gerçek gücü yönetici sınıfın şiddetinde veya devlet örgütünün zorlayıcı kuvvetinde değil, yöneticilere ait ‘dünya kavramının yönetilenler tarafından kabul edilişindedir. yönetici sınıfın felsefesi ''ortak duyu'' durumuna gelene kadar karmaşık basitleşme süreçlerinden geçer. ortak duyu, yığınların felsefesidir; yaşadıkları toplumun ahlâk, gelenek ve kurumlarını böylelikle benimserler.''

siz ne kadar bu düşünce dünyasının çarpıklığını da anlatsanız, siz ne kadar kalkıp bu yanlışlarla ilgili nutuklarda atsanız, sahada o insanlarla birlikte bir şeylerin üzerine taş koymadıkça, onlara dokunmadıkça ve tepeden bakmaya devam ettikçe aynı hüsranı yaşamaya devam edersiniz. zira oturmuş olan bu düşünce tarzının arkasında yüzyılların birikimi vardır. bunları aydın aymazlığı ve eski moda süslü sloganlarla yıkamazsınız. neyse çok uzamasın, gramsci fikir dünyasına kattıklarıyla birlikte mücadele dünyasına kattıkları sebebiyle ayrı ve özel bir yerdedir. okunması ve anlaşılması özellikle hayata soldan bakanlar için elzem olduğu kadar aslında her kesimden insan için önemlidir. sonrasında benzer eleştiriler anlamında, tamamlayıcı olması açısından togliatti okuması da yapmak gerekir diye düşünürüm.

özetle kavram analizinden ziyade pratiğin analizini yapmak gramsci konusunda daha önemlidir. kavramlar zaten okunur anlaşılır gramsci'nin sırrı pratiğinde ve onun geliştirilmesinde saklı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her alanda bitter çikolatanın ezip gececegine inandigim versustur. bitter cikolatayi herkes sevmez bu dogrudur lakin, bu cikolatayi sevenler bilir ki, bir cikolatadan alinacak hazzın en top noktasini bitter verir. ustelik sagliklidir, en iyi antioksidanlardan biridir, kalp dostudur. gunde ufak bir miktar bile olsa tuketilmesi onerilir. ayrica kahvenin yanina en cok bu cikolata yakisir...
devamını gör...

bu cougar'lardan biri, 1997'de haliç'te düşmüş, 2 polis ve 1 teknisyen ölmüştü. olayın birebir şahidiyim. tuhaf şekilde alçalan helikopteri görür görmez bir tuhaflık olduğu anlaşılıyordu zaten. pilot muhtemelen uygun bir yere inmeye çalışıyordu ama ne şanssızlık ki eminönü gibi civcivli bir yerin üstündeydi.
www.hurriyet.com.tr/gundem/...
devamını gör...

ışıktan daha hızlı gidebilmemiz mümkün mü ? aslında bunun cevabını teorik olarak verecek olursak, evet. yani ışıktan daha hızlı gidebilmemiz mümkün. peki bu nasıl mümkün olabilir ? albert einstein ışık hızından gitmenin mümkün olmadığını söylerken yanılıyor muydu ?

warp motoru adı verilen motor ile ışık hızının + katları kadar hızlı gitmemiz mümkün olabilir. önce warp motoru nedir bunu söyleyeyim; warp motoru takılmış bir uzay gemisi veya roketin astronomik uzay mesafelerinde ışık hızı dediğimiz hızın pozitif katlarında yolculuk yapabilmesine izin veren, aslında henüz var olmayan ancak var sayım evreninde bulunan bir teknoloji ürünüdür. bilim-kurguda filmleri, dizileri, kitaplarında çok sık kullanılmakta ve konu olarak gösterilmektedir. günümüzde fizik camiasından bazı profesörler bunun "genel görecelik etkileri" ile gerçekleşebileceğini düşünmektedir. şimdi biraz daha detaylandıracak olursam, en büyük warp sürati ışık hızından tam 10 kat daha hızlıdır. bu da 1 saniye içinde 3 milyon kilometreye tekabül etmektedir. yani siz buna ışık hızında seyahat değil de, ışınlanmak deseniz çok daha doğru olur. peki bu nasıl mümkün ?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

esasında herşey uzay-zaman düzlemini bükmekten geçiyor ve bir kez daha albert einstein'nin haklı olduğunu görüyoruz. yani biz ışık hızını geçmiş olmuyoruz, sadece ilerlediğimiz düzlem olan uzay-zaman düzlemi bükülüyor. ve bunun sayesinde ışıktan daha hızlı gitmiş oluyoruz. peki böyle bir motorun yapılması mümkün olabilir mi ? bu sorunun da cevabı tahmin edeceğimiz gibi "evet..." teorik olarak bir warp motoru yapılması mümkün. geçen bir kaç yıl içerisinde nasa'nın bir warp motoru üzerinde çalıştığı da bilinen bir husus. warp motoru yapılmasına yapılır da asıl problem şu; bu motoru çalıştırmaya yetecek kadar yakıt var mıdır ? hesaplamalara göre sadece çalışması için bile jüpiter büyüklüğünde bir yakıt gerekmekte. bu problemi de nasa'nın gelişmiş itki çalışma grubu müdürü dr.harold white ve ekibi çözdü. yeni bir warp motoru tasarlayan bu ekip, yarım tonluk bir yakıtla yakınımızdaki yıldızlara gitmemizin 6 ay kadar zamanımızı alacağını ileri sürmekte. ve bu durum esasında kağıt üzerinde kanıtlanmış durumda. dünyamızdan yollanan ve güneş sistemimizin dışına çıkan voyager-1 isimli uzay mekiğinin doğru yönde gitmiş olsaydı eğer, bize en yakın yıldız sistemine 77 bin yılda ulaşabileceği düşünülüyordu. bu açıdan bakınca 6 aylık süreç çok da uzun değil.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bize en yakın yıldız olan proxima centauri'e gitmemiz aşağı yukarı 4.2 ışık yılında mümkünken, warp motoru ile bu süre sadece ve sadece 4 ay'a düşmüş olacak. çok uç bir nokta üzerinden örnek verecek olursam, gözlemleyebildiğimiz evrenin sonuna varmamızın yaklaşık 93 milyar ışık yılı süreceği tahmin ediliyor. warp motoru ile bu süre 9.3 milyar yıla tekabül ediyor. bu süre elbette çok çok büyük bir süre. kainat o kadar yaşar mı tabii ki de bilmiyoruz ancak 93 milyar yıla göre düşününce 9.3 milyar yıl elbette çok daha kısa bir süre oluyor.

kaynakça:
1- khosann.com/nasadan-isiktan...
2- tr.wikipedia.org/wiki/Warp_...
devamını gör...

sevgili normal sözlük yönetimi kitap gönderme kısmıyla beni benden alması bir yana dursun, çevremdeki birçok insanı da "lan o ne güzel sözlükmüş biz de üye olalım" nidaları atarak sözlüğe çekti, çok hoş bir detay değil mi? ama.... aması ne yazık ki var, bu güzel organizasyonun belki de tek can yakan kısmı ptt kargo ile teslimat sağlanması...

bildiğimiz üzere, türkiye'de işini hakkıyla yapan kargo şirketi yok, daha da kötüsü tüm kargo şirketleri toplanmış, "nasıl en şerefsiz olabiliriz?" mantığı ile çalışıyorlar.

bir hafta kadar önce sözlük kütüphanesinden kitap talep etmiştim, daha o gün içerisinde geri dönüşler sağlandı, birkaç gün sonra da kargo verildi, buraya kadar her şey kusursuz, kitap kısmı sözlük yönetimi elinden çıkıp kargonun elinin altına girince, nasıl değişiyor biliyor musunuz? misal, 2 gün önce, cumartesi sabahı saat 10 civarlarında gelmiş evime?! kargo, gelemeyince de apartmanın dış kapısına bir kağıt bırakıp şubeden almamı istemişler.

saat 8'de uyanmış, kitap okumaya dalmış bir insan evladı olarak, gelen bir kargonun kapıyı çalması veyahut zili çalması gerekmez mi? öyle bir durumda duymamam imkansız çünkü salonda otururken hemen yanı başımda olan kapı sesini duymayı bırakın, dışarıda denizden gelen gemilerin sesini dahi duyuyorum... yemin ediyorum sırf yukarı çıkmaya üşeniyorlar, kaldı ki bana "abi aşağıdayız bi gelsene" diyerek aramış olsa, üşenmem inerim.

üşenmem dedim, hakikaten gideyim alayım şubeden diye düşünüyorum ama bulunduğum yere en uzak ptt şubesinde bekletmişler, hadi ona da laf etmiyorum belki kargo kısımları ayrıdır diye, asıl sorun neresi biliyor musunuz? birkaç hafta önce yurtiçi %50, yurtdışı da %80 civarında zam yapılmış kargo ücretlerine, yani şöyle söyleyeyim kitap olduğu halde 16 lira kargo ücreti tutmuş, normalde kitap olması halinde indirim olması gerekiyor biliyorsunuz böyle bir kampanyaları var, ulan 16 liraya kampanyalı kitap alıyor insan.

şimdi diyeceksiniz ki, "la it, bi hafta sigara içme, alkol içme, git kargonu al da oku."
ben sigara kullanmıyorum, alkolüm de yok, cumaya kadar 42 lira ile idare etmem gerek, çok kızgınım sana ptt kargo, çok çok çok kızgınım.

sözlük yönetimi cansınız, sizin ayaklarınızı gül suyu ile yıkarım.
ptt kargo, senin allah belanı versin.
devamını gör...

ingiliz futbol takımıdır. şu an ingiltere championship liginde boy göstermektedir. kulübün lakabı aslanlardır. logosunda beyaz bir aslan bulunmaktadır.
maçlarını 20 bin kapasiteli the den stadyumunda oynuyorlar.
kuruluş yılları 1885 yılıdır.

benim bu takımla tanışmam ve ilgi duymam yeşil sokak holiganları filmiyle olmuştu.
orada west ham united ile aralarında bulunan rekabet. hatta savaş bu takımı tanımama vesile olmuştu.
zaten futbol dünyasında genelde west ham ile olan rekabetleri yüzünden tanınırlar.
taraftarları son derece vahşi ve ateşlidir. onları kimse sevmez ve bundan keyif alırlar.
rivayete göre west ham ile olan rekabetlerinin sebebi bir grevmiş.
tershane işçileri tarafından kurulan milwall west ham grev yaparken daha düşük ücrete çalışıyor ve grev bozuluyor. sonra bu iki ekip birbirine düşman oluyor.

taraftarları bence takımlarından daha ünlüdür. adamlar hala 2021 yılında holiganlık yapmaya devam ediyorlar. polis sevmiyorlar. medya sevmiyorlar. londra takımlarını sevmiyorlar.
nefret olmadan nefes alamıyorlar. bizi kimse sevmez umurumuzda değil diye beste söylüyorlar.
neden bilmiyorum ama bütün bu saçmalıkları çok çekici buluyorum. bu yüzden ilgi duyuyorum. garip ama orijinal futbolu hala yaşattıklarını düşünüyorum.
milwall taraftarı arkadaşlarımla rezalet bir ingiliz barında sulu bira içip dağıtmak istiyorum.

tabi böyle manyak bir taraftar grubuna sahip olup sadece west hamdan nefret etmelerini beklemek biraz salaklık olur.
kendileri leeds united takımından da nefret ederler. hatta bir leeds maçında milwall taraftarı galatasaray forması giyip bıçak hareketi yapmıştır.
galatasaray'ı severler. aslan mevzusu yüzünden ve leeds olayları yüzünden hoşlarına gidiyor sanırım.

ayrıca crystal palace takımından da nefret ederler. herkesten nefret ediyorlar ama bu takımlardan bir tık fazla nefret ediyorlar.

bakın kendilerinden bahsederken futboldan bahsetmiyorum çünkü bunlar böyle bir ekip. böyle bir takım. genelde ırkçılık, holiganlık, kavga, nefret gibi kavramlarla anılıyorlar.

sevdiğim bir pankartı koyup yazımı sonlandırıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: hıyar derken)
(bkz: ayıp oluyor bak immo)*
devamını gör...

çok yanlış bulduğum durumdur. caiz değildir.
hemen gidip nikah kıyılmalı, sonra nickaltı girilmeli. tanımadığın yazarın nickinin altında ne işin var efendi demezler mi adama? herkes nickine sahip çıkacak.
devamını gör...

ben de radyo yayını sonlandı diye kapatıyorum, son anda yetiştim, ne güzel sesini işitmek.
devamını gör...

dünyanın en eski tek tanrılı dini. 3500 yıl önce zerdüşt tarafından iran'da kurulmuş, pers imparatorluğu'nun resmi dinidir. ölenlerin ahura mazda'nın huzuruna çıkıp sorgulanacağı inanılır. zerdüşt gatalar denen dörtlükler yazmış, bu dörtlükleri avesta'da toplamıştır. zerdüşt'ün neye inandığını gösteren tek yazı belgedir. dünya'da yaklaşık 190.000 civarı inananı vardır.

zerdüşt dini 3 ilahi

ahuna-vaırya (yasna 27.13)

ölümlü efendiler gerçekleştirirken iradelerini dünya üzerinde,
böyle onların aşa hocalarının bilgeliğiyle;
vohu menah'ın armağanları gelir ödül olarak
yaşamın efendisi sevgiyle yapılmış eylemlere;
tabii ki ahura'nın kşatriya'sı aşağıya gelir
hizmet edenlere gayretle alçak gönüllü kardeşlerine.

aşem vohu (yasna 27.14)

iyi olanların en iyisidir doğruluk,
ışıltılı amacıdır dünya üzerindeki yaşamın;
bu ışık'a ulaşır biri doğrulukla yaşarken
yalnızca en yüce doğruluk adına.

yenghe hatam (yasna 27.15)

taparız bu erkeklere ve kadınlara,
her ibadetleri
aşa, yaşamın sonsuz yasası ile dolu olan;
onlar mazda ahura'nın gözünde
en iyi ve en ölümlülerdir;
bunlar en gerçek liderleridir insan oğlunun.
devamını gör...

şu ana kadar okuduğum için pişman eden kitap yoktur. seçiciyimdir. ama tavsiyem (bkz: osuruktan teyyare) sosyal medya fenomenlerinin kitaplarını okumanızı tavsiye etmem efendim.
devamını gör...

ıssız bir adada kalakalmak gibidir.

etrafına bakarsın. arkadaşlarına, ailene gereken önemi verememişsin. çevrendeki insanlardan bir tık uzaklaşmışsın. sevgilin ve sen yetiyordur çünkü. her şeyin farkına yavaş yavaş varırsın. gerçekten sevdiysen uzun süre içinde kalacak bir sızı olur. onla beraber gittiğiniz yerlerde gözler onu arar hep. hatta ruh hastası olursanız arkadan ona benzetip koşar adım gidip yüzüne bakmaya çalışırsınız.(ben değil bir arkadaşım, yerseniz tabi)

neyseki tamamen bitti gitti bende. ama çok zor günlerdi. sevmeye tövbe ettirir insanı uzun ilişki sonrası günler.
devamını gör...

ara ara aklıma gelen 'lan acaba mı?' dedirten ama asla gerçekleştiremeyeceğim bir adet yamyam sözü.

sözlük bizi dinliyor. bubbles of death bu başlıkta kanıtı.

demincek az önce kendileriyle babaların denizden çıkma ihtimaliyle ilgili fikir münakaşası yapmıştık. gayet usturuplu bir şekilde yemeyeceğimize karar vermiştik ki. akışta bizi baştan çıkarmaya çalışan bir adet başlık gördüm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bundan sonra şifreli şaapıyoruz aman tikkat.*
devamını gör...

1836-1912 yılları arasında yaşamış, akademizm ve romantizm akımı temsilcilerinden, hollandalı ressam.
ailesi kendisinin avukat olmasını ister ama 15 yaşında verem olur ve kısa bir ömrünün kaldığı söylenir. hayatının kalan süresinde canının istediğini yapmasına ailesi izin verince o da çizmeye başlar, bir süre sonra iyileşir ve ressam olmaya karar verir.
1870'de ingiltere'ye yerleşen sanatçı ününü ingiltere'de kazanmış, döneminin en çok ilgi gören ve kazanç sağlayan ressamlarından olmuştur. ingiltere kraliyet akademisi üyeliğine seçilmiş ve 1899'da kraliçe victoria tarafından ''sir'' ünvanıyla onurlandırılmış.

italya'ya yaptığı gezilerden sonra roma ve yunan sanatına ilgi duymaya başladığı için eserlerinde roma, mısır ve yunan dönemini resmetmiştir.
en ünlü eseri, roma imparatoru heliogabalus'un sarayındaki misafirlerin yukarıdan döktürdüğü menekşe yığınları içinde boğularak ölmesini yukarıdan seyrettiği the roses of heliogabalus (1888) isimli tablodur. garip bir karaktere sahipmiş zaten bu imparator. 4 yıl tahtta kaldıktan sonra suikaste uğramış. ek bilgi olsun. tabloyla ilgili güzel bir yazı okumak isterseniz buradan
resmi buraya eklemezsem olmaz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayrıca kendisi mermer çizmekte bir usta. resimlerinde öyle gerçekçi mermerler çiziyor ki resim mi fotoğraf mı anlamakta zorlanıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
expectations (1885)

bayıldığım bir kaç eserini daha ekliyorum:
sappho and alcaeus (1881)
the finding of moses (1904)
egyptian chess players (1879)
spring (1894)

tüm eserlerine bakmak isterseniz buradan
kaynak
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim