vişneizm
sözlükteki eli beğen butonuna giden cömert yazarlarımızdan birtanesi.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
güzel etkinlik ben de varım.
devamını gör...
endemik bitki
yeryüzünün yalnızca belirli bölgelerinde yayılış gösteren (yaşam alanı belirli bir bölgeyle sınırlı) canlı tür ya da cinslerine endemik denir.
türkiye'de yaklaşık 3000 endemik tür vardır.
kasnak meşesi
en sık görüldüğü bölgeler konya, afyon, ısparta ve kütahya illeridir.
sığla ağacı
endemik bitkiler arasında bulunan sığla ağacı türkiye'de en sık muğla ve fethiye civarlarında görülür.
ispir meşesi
ispir meşesi yozgat, kastamonu ve doğu anadolu bölgesinin genelinde görülebilen bir türdür.
datça hurması
teke yarımadası ve datça’da yetişen bir bitkidir.
kazdağı göknarı
yalnızca kazdağı'nda görülebilen bu türün boyu yaklaşık olarak 30 metreye kadar uzayabilir.
anadolu glayölü
genellikle akdeniz ve ege bölgelerinde rastlanılan anadolu glayölü, kızılçam ormanları ve makilerde bahar ve yaz aylarında görülür. çok narin bir endemik bitki olan anadolu glayölü, hızlı azalma nedeniyle tamamen yok olma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
ters lale
anadolu'da hemen hemen her bölgede rastlanılan bu çiçek türü en çok hakkari ve van bölgelerinde yetişir. her dalında 6 yaprak bulunan ters lale'nin boyu yaklaşık 70 cm kadar uzar. genellikle 1000-3000 metre arasındaki rakımlarda görülür.
eber sarısı - piyam
türk botanikçiler tarafından 1982 yılında keşfedilen eber sarısı, dünyada yalnızca akşehir ve eber göllerinin yamaçlarında parçalı popülasyonlar halinde bulunmaktadır.
antalya çiğdemi
adından da anlaşılacağı gibi yalnızca antalya'da yetişen bir türdür.
zambakgiller
türkiye'de 430 farklı türü bulunan zambakgiller en sık manisa'da görülürler.
kral eğreltisi
başta karadeniz bölgesi olmak üzere ülkemizdeki nemli topraklarda görülür.
buradan
türkiye'de yaklaşık 3000 endemik tür vardır.
kasnak meşesi
en sık görüldüğü bölgeler konya, afyon, ısparta ve kütahya illeridir.
sığla ağacı
endemik bitkiler arasında bulunan sığla ağacı türkiye'de en sık muğla ve fethiye civarlarında görülür.
ispir meşesi
ispir meşesi yozgat, kastamonu ve doğu anadolu bölgesinin genelinde görülebilen bir türdür.
datça hurması
teke yarımadası ve datça’da yetişen bir bitkidir.
kazdağı göknarı
yalnızca kazdağı'nda görülebilen bu türün boyu yaklaşık olarak 30 metreye kadar uzayabilir.
anadolu glayölü
genellikle akdeniz ve ege bölgelerinde rastlanılan anadolu glayölü, kızılçam ormanları ve makilerde bahar ve yaz aylarında görülür. çok narin bir endemik bitki olan anadolu glayölü, hızlı azalma nedeniyle tamamen yok olma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
ters lale
anadolu'da hemen hemen her bölgede rastlanılan bu çiçek türü en çok hakkari ve van bölgelerinde yetişir. her dalında 6 yaprak bulunan ters lale'nin boyu yaklaşık 70 cm kadar uzar. genellikle 1000-3000 metre arasındaki rakımlarda görülür.
eber sarısı - piyam
türk botanikçiler tarafından 1982 yılında keşfedilen eber sarısı, dünyada yalnızca akşehir ve eber göllerinin yamaçlarında parçalı popülasyonlar halinde bulunmaktadır.
antalya çiğdemi
adından da anlaşılacağı gibi yalnızca antalya'da yetişen bir türdür.
zambakgiller
türkiye'de 430 farklı türü bulunan zambakgiller en sık manisa'da görülürler.
kral eğreltisi
başta karadeniz bölgesi olmak üzere ülkemizdeki nemli topraklarda görülür.
buradan
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
yeni olduğumdan dolayı kimse görmedi herhalde. yine de teşekkürler.
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
bülent ecevit: adını kıbrısa yazdım yarim
devamını gör...
öz şefkat
kendimizle pozitif ilişki kurmamızdır. insanın kendi ile dost olması durumu. bir başkasına teselli verdiğinde sen yaparsın, atlatılmayacak bir şey değil gibi mantıklı düşünme uyarlamasını sıra kendine geldiğinde de yapabilmektir. size de oluyor mu, keşke senin gibi olabilsem diyenlerin yanında hafif karizmatik bir gülümsemeyle yok canım demenin gururunu yaşama isteği. oysa bir bilse kendimde aynı onun verdiği gibi tepki gösteriyorum. bana da aynı akılla gelene ben de vay be diyorum. neden başkalarına bu kadar hoşgörülü olup sıra kendimize geldiğinde çuvallıyoruz?

kendimizi zor zamanlarda sert eleştirir ve suçlarsak stres seviyemizi daha çok yükseltiriz. halbuki böyle zamanlarda iyimserlikle enerjimizi yükseltmeyi başarabilirsek kaygımızı bir nebze azaltabiliriz. tamamen hayatımızı etkileyecek bir şey bu. kendimizi sevmemizi sağlayacak ve başarı getirecek bir kavram.
benim anlayışlı bir iç sese ihtiyacım var.
iç sesim beni duydun mu?*

kendimizi zor zamanlarda sert eleştirir ve suçlarsak stres seviyemizi daha çok yükseltiriz. halbuki böyle zamanlarda iyimserlikle enerjimizi yükseltmeyi başarabilirsek kaygımızı bir nebze azaltabiliriz. tamamen hayatımızı etkileyecek bir şey bu. kendimizi sevmemizi sağlayacak ve başarı getirecek bir kavram.
benim anlayışlı bir iç sese ihtiyacım var.
iç sesim beni duydun mu?*
devamını gör...
mardonios
hep sayın ateist kaplumbağa’nın bir ukdesini doldurmak istemiştim; kısmet bugüneymiş. onun kadar güzel ifade edemeyecek olsam da, kendi çapımda bir şeyler karalayacağım. düzeltme yapılacaksa, yapmasını rica ediyorum.
efendim bu mardonios (mardonius olarak da geçer), herodot tarafından da sıkça dile getirilen bir pers komutanı. babası gobryas, kayınbabası dairus’tur. kendisinin hırslı ve başarılı bir asker olduğunu dile getirmemize gerek yok sanırım. heredot kendisi için ‘macera sever ve yaramaz’ ifadesini de kullandığını söylemeden geçmeyelim.
mardonios’un tarih sahnelerine çıkması, pers imparatorluğu’nun yunanistan’a ilk saldırısıyla başlıyor. dairus, iyonya ayaklanması’nın (pers imparatorluğu’na karşı iyonya devletlerinin başlattığı ayaklanma) suçlusu ve teşvikçisi olarak atina eretria şehirlerini bilmektedir ve hadlerini bildirmek ister. darios, damadı mardonios’u bu seferle görevlendirdi. sefere iyonya’dan başlamış ve buradaki ayaklanmayı bastırmış; buraya demokrasiyi getirmiştir. demokrasi dediysek, sözde demokrasi efendim; ama işe yaradı mı ona bakmak lazım.
çok da ayrıntıya kaçmadan, damadımız trak kabilelerine saldırmış ve makedonya krallığı’nı pers imparatorlu’na bağlamış. aralarında mardonios’un da bulunduğu pers ordusu, brygianların saldırısına uğramış ve mardonios yaralanmıştır. yaralanmasına rağmen, pers ordusu bu saldırıyı bertaraf etmiş.
ama yunan tanrılarıyla şaka olmaz. kendisi orada saldırıya uğrarken,gemi ile hareket eden pers ordusu, aynaroz yarımadası’na geldiklerinde fırtınayla karşılaşmış ve heredot’a göre 300 gemi, 20bin pers askeri kaybedilmiş.
hem denizdeki bu kayıp, hem de karada uğradıkları saldırı neticesiyle, zayıflamış orduyla yola düşmektense geri dönmeyi tercih etmişler.
seferden bir yıl sonra darius, grek devletlerine birer elçi göndermiş. önceki saldırırının da onlar için göz dağı olduğunu düşünerek, boyun eğmelerini ve eğer boyun eğeceklerse kendisine ‘toprak ve su’ göndermelerini istemiş.
diğer devletler kabul ederken, o zaman da naif bir devlet olan atina, önce elçiyi yargılamış , sonrasında idam ettirmiş. spartalılar ise ‘ne uğraşıcam ‘deyip direk kuyuya atıp öldürmüşler.
bölgede yapayalnız kalan atina ve sparta , düşman olmalarına rağmen ittifak yapmak zorunda kalmışlar.
ikinci sefer, darius’tan sonra başa geçen kserkes zamanında oldu. kserkes kendi halinde takılırken, kanı deli akan mardonios,intikam alması için kserkes’in başının etini yiyordu. kserkes’in aklı başında danışmanı artabanus, ona bunun iyi bir fikir olmadığınu söylüyordu. aslında mardonios’un amacı yunanistan’a vali olmaktı. nitekim, salamis savaşı’ndan sonra, perslerin ele geçirdiği bölgenin valisi oldu.
bu seferden sonra mardonios 300bin asker ile yunanistan’da kaldı. heredot efendi şöyle yazmış:
mardonius her şeyden önce persler denilen orada seçti ölümsüzler , sadece tasarruf hydarnes o kralın kişiyi çıkmak olmaz diyen, genel; ve sonra, pers zırhlıları ve bin at ve medler ve sacae ve baktriyalılar ve kızılderililer, hem onların uşakları hem de diğer atlıları. bu ulusların tamamını seçti; müttefiklerinin geri kalanından her halktan birkaç tane seçti, en iyi adamları ve iyi hizmet ettiğini bildiği kişileri... böylece, atlılarla birlikte tam sayı üç yüz bin kişiye ulaştı.
mardonios, sonrasında hem atina’yı yakıp yıkmış, hem de atinalıları ateşkese davet etmiş. teklifi de şuymuş: yakıp yıktım ama sor neden yaptım. bir anlık delilikle yaptım. gel barışalım, atina’yı beraber tamir edelim. atinalılar ateşkesi reddedince, yeni bir savaş hazırlığı falan derken, bu sefer şansı yaver gitmemiş mardonios’un ve platea savaşı’nda spartalılar tarafından öldürülmüş.
heredot tarihe şunu da düşmüş: aeginetalı biri spartalı lider pausanias’a mardonios’un kellesini direğe monte etmeyi önerdiğinde, pausanias şöyle demiş:
‘’
böyle işler yunanlılardan çok barbarlara yakışıyor ve barbarlarda bile onlardan tiksiniyoruz... bir daha önüme böyle bir sözle, böyle bir öğütle gelme ve şimdi cezalandırılmadığın için sabrıma şükret".
kaynakça: en.m.wikipedia.org/wiki/Mar...
efendim bu mardonios (mardonius olarak da geçer), herodot tarafından da sıkça dile getirilen bir pers komutanı. babası gobryas, kayınbabası dairus’tur. kendisinin hırslı ve başarılı bir asker olduğunu dile getirmemize gerek yok sanırım. heredot kendisi için ‘macera sever ve yaramaz’ ifadesini de kullandığını söylemeden geçmeyelim.
mardonios’un tarih sahnelerine çıkması, pers imparatorluğu’nun yunanistan’a ilk saldırısıyla başlıyor. dairus, iyonya ayaklanması’nın (pers imparatorluğu’na karşı iyonya devletlerinin başlattığı ayaklanma) suçlusu ve teşvikçisi olarak atina eretria şehirlerini bilmektedir ve hadlerini bildirmek ister. darios, damadı mardonios’u bu seferle görevlendirdi. sefere iyonya’dan başlamış ve buradaki ayaklanmayı bastırmış; buraya demokrasiyi getirmiştir. demokrasi dediysek, sözde demokrasi efendim; ama işe yaradı mı ona bakmak lazım.
çok da ayrıntıya kaçmadan, damadımız trak kabilelerine saldırmış ve makedonya krallığı’nı pers imparatorlu’na bağlamış. aralarında mardonios’un da bulunduğu pers ordusu, brygianların saldırısına uğramış ve mardonios yaralanmıştır. yaralanmasına rağmen, pers ordusu bu saldırıyı bertaraf etmiş.
ama yunan tanrılarıyla şaka olmaz. kendisi orada saldırıya uğrarken,gemi ile hareket eden pers ordusu, aynaroz yarımadası’na geldiklerinde fırtınayla karşılaşmış ve heredot’a göre 300 gemi, 20bin pers askeri kaybedilmiş.
hem denizdeki bu kayıp, hem de karada uğradıkları saldırı neticesiyle, zayıflamış orduyla yola düşmektense geri dönmeyi tercih etmişler.
seferden bir yıl sonra darius, grek devletlerine birer elçi göndermiş. önceki saldırırının da onlar için göz dağı olduğunu düşünerek, boyun eğmelerini ve eğer boyun eğeceklerse kendisine ‘toprak ve su’ göndermelerini istemiş.
diğer devletler kabul ederken, o zaman da naif bir devlet olan atina, önce elçiyi yargılamış , sonrasında idam ettirmiş. spartalılar ise ‘ne uğraşıcam ‘deyip direk kuyuya atıp öldürmüşler.
bölgede yapayalnız kalan atina ve sparta , düşman olmalarına rağmen ittifak yapmak zorunda kalmışlar.
ikinci sefer, darius’tan sonra başa geçen kserkes zamanında oldu. kserkes kendi halinde takılırken, kanı deli akan mardonios,intikam alması için kserkes’in başının etini yiyordu. kserkes’in aklı başında danışmanı artabanus, ona bunun iyi bir fikir olmadığınu söylüyordu. aslında mardonios’un amacı yunanistan’a vali olmaktı. nitekim, salamis savaşı’ndan sonra, perslerin ele geçirdiği bölgenin valisi oldu.
bu seferden sonra mardonios 300bin asker ile yunanistan’da kaldı. heredot efendi şöyle yazmış:
mardonius her şeyden önce persler denilen orada seçti ölümsüzler , sadece tasarruf hydarnes o kralın kişiyi çıkmak olmaz diyen, genel; ve sonra, pers zırhlıları ve bin at ve medler ve sacae ve baktriyalılar ve kızılderililer, hem onların uşakları hem de diğer atlıları. bu ulusların tamamını seçti; müttefiklerinin geri kalanından her halktan birkaç tane seçti, en iyi adamları ve iyi hizmet ettiğini bildiği kişileri... böylece, atlılarla birlikte tam sayı üç yüz bin kişiye ulaştı.
mardonios, sonrasında hem atina’yı yakıp yıkmış, hem de atinalıları ateşkese davet etmiş. teklifi de şuymuş: yakıp yıktım ama sor neden yaptım. bir anlık delilikle yaptım. gel barışalım, atina’yı beraber tamir edelim. atinalılar ateşkesi reddedince, yeni bir savaş hazırlığı falan derken, bu sefer şansı yaver gitmemiş mardonios’un ve platea savaşı’nda spartalılar tarafından öldürülmüş.
heredot tarihe şunu da düşmüş: aeginetalı biri spartalı lider pausanias’a mardonios’un kellesini direğe monte etmeyi önerdiğinde, pausanias şöyle demiş:
‘’
böyle işler yunanlılardan çok barbarlara yakışıyor ve barbarlarda bile onlardan tiksiniyoruz... bir daha önüme böyle bir sözle, böyle bir öğütle gelme ve şimdi cezalandırılmadığın için sabrıma şükret".
kaynakça: en.m.wikipedia.org/wiki/Mar...
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
gardiyan misali bahçede görünen öğretmen ve hademeler.
omuz baş hizasından sıraya diziliş.
sürü halinde sınıflara giriş.
duvarları dolduran dört mevsim tabloları.
omuz baş hizasından sıraya diziliş.
sürü halinde sınıflara giriş.
duvarları dolduran dört mevsim tabloları.
devamını gör...
kanarya adaları
sanılanın aksine adaya atfedilen kanarya ismi kuşlardan değil ada içerisinde bulunan çok sayıda vahşi ve evcil köpek varlığından ötürü romalıların köpek adası anlamına gelen insula canaria ismini adayla bağdaştırmalarından kaynaklanmakla beraber günümüzde bir kuş çeşidini tanımlarken kullandığımız kanarya kavramının bu olaydan sonra ortaya çıktığı düşünülmektedir.
devamını gör...
bir yerde okumuştum diyen insan
"bir yerde okumuştum" cümlesini konuşmanın gidişatını belirlemek için kullanırım. "nerede okumuştun?" diye sorulursa belirtir, daha çok detay veririm. sorulmazsa, pek de ilgisini çekmediğini anlar konuşmamı daha kısa tutarım.
devamını gör...
mısır mitolojisi
mısır mitolojisini diğer mitolojilerden ayıran en belirgin özellik sembollerle anlatılmasıdır.
önemli tanrıları
osiris: yer altı dünyasının hakimi,ölümsüz yaşam için diriliş tanrısı, kural koyucu,koruyucu, ölülerin yargıcı olan tanrıdır. osiris hep sivri külah başlığıyla,ayakları bitişik olarak tasvir edilir.
seth: çöl ve fırtınalar tanrısıdır.bir eşeği anımsatan uzun saçlı ve büyük kulaklı bir hayali hayvan olarak temsil edilir.
isis: mısırın en büyük tanrıçasıdır.aynı zamanda osiris'in karısıdır. sevgisi tüm canlıları kapsayan annedir. bir çift boynuzun arasında güneş diski bulunan akbaba şeklinde bir şapka giymiş kadın olarak gösterilir.
horus: gök tanrısıdır. horus, şahin başlı tasvir edilir.
anubis: mumyalama tanrısıdır. görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir. anubis, çoğunlukla bir çakalın ya da kurdun siyah başı ile insan formunda tasvir edilirdi. bu yüzden mumyalamayla görevli kişiler anubis maskesi takardı.
ra: güneş tanrısıdır.genellikle başında bir disk bulunan şahin kafalı insan biçiminde canlandırılmıştır.
toth:ay tanrısıdır. yaşam anahtarının sahibidir. ibiş kuşu başıyla tasvir edilir.
bast:koruyucu tanrıça olarak firavunun savunucusu ve koruyucusu olarak görülürdü.

osiris efsanesi:
osiris, mısır kültünde en önemli tanrılardan biridir.tanrıça isis'in kocası, hem kardeşi hem de horus'un ise babasıdır.osiris, bu dünyanın kural koyucusudur.aynı zamanda bereket ve tarımın simgesidir.
mitolojiye göre insanlar osiris'i severler. koyduğu kuralları severek yerine getirirler. kardeşi seth onun bu başarısını kıskanır. seth osiris'ten kurtulmak için bir plan yapar. kardeşinin ölçülerine uygun bir tabut yaptırır. bir şölen düzenler. osiris'i de şölene davet eder. şölenin sonunda önceden yaptırdığı tabutu çıkararak bu tabutun kime uyarsa ona verileceğini söyler. herkes dener ve tabut sadece osiris'e uyar.bunun üzerine seth hemen kabutun kapağini kapatır ve osiris'in içinde olduğu tabutu nehire atar.
osiris'in karısı isis,kocasını aramaya başlar. sonunda tabutunu bulur ve onu da alıp mısır'a döner. cenaze töreni yapmak için tabutu bir bataklığa saklar. seth avdan dönerken tabutu bulur ve çok sinirlenir. osiris'in vücudunu tabuttan çıkarıp parçalara böler ve mısır'ın çeşitli yerlerine dağıtır.
isis bu parçaları teker teker bulur.bir parçası eksiktir. buna rağmen sihir ve büyü gücünü kullanarak dağılmış parçalarından osiris'i canlandırır. isis ve osiris'in horus adında çocukları olur. horus büyüyünce seth'e savaş açar. bu savaşın sonuçları çeşitli şekillerde anlatılır. savaşın sonucunda osiris yer altı dünyasının kralı, horus yaşamın kralı, seth ise şeytanlık ve kötülüğün kralı olarak kabul edilmeye başlanır.
önemli tanrıları
osiris: yer altı dünyasının hakimi,ölümsüz yaşam için diriliş tanrısı, kural koyucu,koruyucu, ölülerin yargıcı olan tanrıdır. osiris hep sivri külah başlığıyla,ayakları bitişik olarak tasvir edilir.
seth: çöl ve fırtınalar tanrısıdır.bir eşeği anımsatan uzun saçlı ve büyük kulaklı bir hayali hayvan olarak temsil edilir.
isis: mısırın en büyük tanrıçasıdır.aynı zamanda osiris'in karısıdır. sevgisi tüm canlıları kapsayan annedir. bir çift boynuzun arasında güneş diski bulunan akbaba şeklinde bir şapka giymiş kadın olarak gösterilir.
horus: gök tanrısıdır. horus, şahin başlı tasvir edilir.
anubis: mumyalama tanrısıdır. görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir. anubis, çoğunlukla bir çakalın ya da kurdun siyah başı ile insan formunda tasvir edilirdi. bu yüzden mumyalamayla görevli kişiler anubis maskesi takardı.
ra: güneş tanrısıdır.genellikle başında bir disk bulunan şahin kafalı insan biçiminde canlandırılmıştır.
toth:ay tanrısıdır. yaşam anahtarının sahibidir. ibiş kuşu başıyla tasvir edilir.
bast:koruyucu tanrıça olarak firavunun savunucusu ve koruyucusu olarak görülürdü.

osiris efsanesi:
osiris, mısır kültünde en önemli tanrılardan biridir.tanrıça isis'in kocası, hem kardeşi hem de horus'un ise babasıdır.osiris, bu dünyanın kural koyucusudur.aynı zamanda bereket ve tarımın simgesidir.
mitolojiye göre insanlar osiris'i severler. koyduğu kuralları severek yerine getirirler. kardeşi seth onun bu başarısını kıskanır. seth osiris'ten kurtulmak için bir plan yapar. kardeşinin ölçülerine uygun bir tabut yaptırır. bir şölen düzenler. osiris'i de şölene davet eder. şölenin sonunda önceden yaptırdığı tabutu çıkararak bu tabutun kime uyarsa ona verileceğini söyler. herkes dener ve tabut sadece osiris'e uyar.bunun üzerine seth hemen kabutun kapağini kapatır ve osiris'in içinde olduğu tabutu nehire atar.
osiris'in karısı isis,kocasını aramaya başlar. sonunda tabutunu bulur ve onu da alıp mısır'a döner. cenaze töreni yapmak için tabutu bir bataklığa saklar. seth avdan dönerken tabutu bulur ve çok sinirlenir. osiris'in vücudunu tabuttan çıkarıp parçalara böler ve mısır'ın çeşitli yerlerine dağıtır.
isis bu parçaları teker teker bulur.bir parçası eksiktir. buna rağmen sihir ve büyü gücünü kullanarak dağılmış parçalarından osiris'i canlandırır. isis ve osiris'in horus adında çocukları olur. horus büyüyünce seth'e savaş açar. bu savaşın sonuçları çeşitli şekillerde anlatılır. savaşın sonucunda osiris yer altı dünyasının kralı, horus yaşamın kralı, seth ise şeytanlık ve kötülüğün kralı olarak kabul edilmeye başlanır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
mahallede ki kadinlarin sosyalleşmesi için (güne,kahvaltıya,alışverişe,kahveye, çaya gidip daha rahat dedikodu yapabilmeleri için..) belli saatler araliginda çocukarına ailelerinden coğu zaman göremedikleri sevgiyi ve ilgiyi gösterdigim ,eğitim verdiğim ,çok severek yaptığım bir iş ile iştigal etmekteyim.(bir velimin cocugunu bırakırken arkadaşlari bekliyorum hocam onlar da gelsin bugün de ayşenin annesinde toplanicaz demesi aklımdan nedense hiç çıkmaz.)
devamını gör...
bir sözlük yazarına aşık olmak
görmeden? havanda su dövmek gibi bir şey olsa gerek.
devamını gör...
kitap satın alma hastalığı
içimdeki en büyük aşk sanırım, bu durumu durduramamak ile beraber acaba bir ömre ne kadarını sığdırabilirim düşüncesi hiç bitmiyor.
devamını gör...
anın fotoğrafı
yumak ellim ile hayatın bilgisi adı altında çırpınıyoruz. temel bilgilerin çocuklara aktarilmasindaki maksat onları eğitmek mi kendimize benzetmek mi bilemedim? aslında bildim de bildiğimden bu kadar uzattım. bilmesem oğlumla ders çalışıyoruz bunu da fotografliyoruz derdim. derdim dert olsa çekilmez, çile olsa bitmez. yeni normal günler dilerim.
devamını gör...
aile tarafından üzülmek
sanki içimde deprem olmuşta bende o göçüğün altında kalmış gibi hissederim çoğu zaman.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en eski eşyası
annem benim icin kucukken ahşap taki kutusu yaptırmıştı. her seyi de benim istedigim şekilde olmuştu. rengi, şekli, içine yazdirdigim yazi. şimdi bi düşündümde en eski eşyam oymuş.
devamını gör...
en sevilen gora repliği
arif’in merdivenden kendinden önce çıkan ceku’nun afedersiniz g*tüne bakarken “atmosfer gayet güzel bence” demesi. kimin -yine afedersiniz- g*tüne baksam kullandığım bir replik.
saf sanılmamak için “hocam bunun nitrojenini falan koydun mu?” repliği yine aynı şekilde hayatımın her alanında yer alan bir replik.
ortaya absürt bir şey koyduysam, mesela deneysel yemek yapmaya çalıştım leş gibi olduysa: “eli belindedir motifin adı” veya “eserimin adı: benimsin”
bir hedefim gerçekleşmekten çok uzak, hatta hayal boyutundaysa “taksim meydanını görür gibiyim...”
yok saymak istediğim bir sorunla karşılaştığımda “b şıkkı, yokmuş gibi yapıyoruz”
birinden özür dileyeceksem “o girişte bi tatsızlık oldu, onu unutalım.”
kafam patatese döndüğünde “beyler rica ediyorum ceku’nun babası ben çıkmayayım.”
saf sanılmamak için “hocam bunun nitrojenini falan koydun mu?” repliği yine aynı şekilde hayatımın her alanında yer alan bir replik.
ortaya absürt bir şey koyduysam, mesela deneysel yemek yapmaya çalıştım leş gibi olduysa: “eli belindedir motifin adı” veya “eserimin adı: benimsin”
bir hedefim gerçekleşmekten çok uzak, hatta hayal boyutundaysa “taksim meydanını görür gibiyim...”
yok saymak istediğim bir sorunla karşılaştığımda “b şıkkı, yokmuş gibi yapıyoruz”
birinden özür dileyeceksem “o girişte bi tatsızlık oldu, onu unutalım.”
kafam patatese döndüğünde “beyler rica ediyorum ceku’nun babası ben çıkmayayım.”
devamını gör...

