taşra üniversitesinde okumak da adı bilinmeyen herhangi bir özel üniversitede okumak da sayın yazar arkadaşımız da dediği gibi tamamen zaman kaybıdır.

ben de üniversiteye hazırlanan bir öğrenci olduğum için az çok hakimim bu konulara.

bu sene mezun olarak gireceğim sınava. eğer isteseydim birçok özel üniversitede tam burslu olarak veya herhangi bir taşra devlet üniversitesinde okuyabilirdim ama maalesef ki üniversitelerin bir prestiji var.

atıyorum istanbul üniversitesi ile sıradan bir özel üniversitenin veya taşra üniversitesinin diplomasının prestiji aynı olmuyor.

bu sebeple eğer ki benim gibi üniversite sınavına hazırlanıyorsanız elinizden geleni ardınıza koymayın ve prestij sahibi bir üniversite kazanmaya çalışın.
devamını gör...

bir sonraki adım yoldaş'ın nickaltı girmesidir ki iyi de olsa kötü de olsa suratta pis bir sırıtışa sebep olur.*
devamını gör...

biz yine cuma gecesi klasiğimizi gerçekleştiriyoruz ve ailece bu dinlendirici yayını dinliyoruz. istek parçamız yok. yeterince keyifli bir liste var zaten.
devamını gör...

insanlar ilgilendikleri konular hakkında konuşurken daha çok çekici görünürler.
devamını gör...

ikinci dünya savaşı'na sıradan bir piyade eri olarak katılan, savaş sonrasında yerle yeksan olmuş almanya'dan insan manzaralarını eserlerinde işleyen büyük yazar. trenin tam saatiydi, yolcu sparta'ya varırsan eğer, ademoğlu neredeydin? gibi eserlerinde askerlerin hem cephedeki hem de cephe gerisindeki psikolojisini merkeze almıştır. bu sayede hollywood ve sovyet sinemasının yansıttığı gibi alman ordusu'nun yediden yetmişe ölüm makinelerinden müteşekkil olmadığını rahatça gözlemleyebiliriz. bilhassa trenin tam saatiydi adlı novellası "ölüm korkusu" üzerine yazılmış en etkileyici yapıtlardan biridir. istemediği bir savaşa zorla sürüklenen genç bir asker, -milyonlarca kişinin öldüğü ve öleceği- rus cephesi'ne giderken neler hisseder, neler düşünür mükemmel bir şekilde yansıtılmıştır. elbette bu anlatımdaki başarı, heinrich böll'ün edindiği şahsi tecrübelerden kaynaklanır.

ilk yılların ekmeği, babasız evler, ve o hiçbir şey demedi gibi eserleri ise ağırlıklı olarak savaş sonrası almanya'da ayakta kalmaya çalışan insanları konu alır. kitaplardaki karakterlerin yol ayrımları, içsel çelişkileri ve yaşam şartları gri bir hüzne bulanmıştır. maddi ve manevi olarak mahvolmuş bir ülkeden arta kalanlar arasında toparlanmaya çalışan küçük insanların tutunma çabaları bütün çıplaklığı ile resmedilir.

bilinç akışı tekniğini hemen her eserinde kullanan heinrich böll'ün anlatım tarzı herkese uymayabilir. ikinci dünya savaşı, nazi almanyası ve yıkım/yıkıntı edebiyatı'na duyduğum büyük ilgi sayesinde ağzı kuyruğunu ısıran ve ne anlattığı bazen müphem kalan kitapları sabredip okuyabildim. sadece bu türün meraklısına tavsiye ediyorum.
devamını gör...

posta gazetesinin en kıymetli yazarı, haydar dümen'in, çağın ihtiyaçlarına göre evrilerek online hizmet verdiğini düşündüğüm platformdur.
sorular çok benzer, 15 yıl önce sorulmuş olanlara bile denk gelebiliyorsunuz.
devamını gör...



*
devamını gör...

vücudunun yüzde 90 ı zekadan oluşan abidir.
kendisinin konuşmalarını youtube dan keyif alarak takip ediyorum.
devamını gör...

sütlü zehir çorbası. her an zehirlenebilirsiniz ayık olun. *
devamını gör...

repin'in en ünlü eserlerinden biridir. resme konu olan olayın gerçekliği, en azından sebebi hala tartışma konusu olsa da bir anlatıma göre korkunç ivan oğlu ivan'ın karısının odasına girdiği bir vakit, hamile olan karısı yelena'yı uygunsuz bir şekilde giyinmesi gerekçesi ile döver. karısının çığlıklarını duyan oğul ivan odaya gelir ve aralarında gerginlik yaşanır. yelena, bu olayın ardından düşük yapar. ertesi günü oğlu, babası ile bu konuda tartışır ve korkunç ivan oğlunu, livonya savaşı ile alakalı olarak kendisine itaatsizlikle suçlar. oğlu sadakatli olduğunu ve yapılması gerekeni ona söyler. bu tavrına öfkelenen korkunç ivan asası ile oğlunun kafasına vurur. oğlu yere yıkılır ve ivan oğluna koşar.

tabloda net bir şekilde duyulan pişmanlığın, korkunun, acının, umutsuzluğun, dehşetin, kanlı bir temsilini görebiliyoruz. kimilerince rahatsız edici bulunabilecek bu tabloda ressamın duyguları tasvir etme ve ele alış biçimini takdir etmekten başka bir şey yapamayız. yaşanan olayların ve trajedilerin insanın iç dünyasına yaptığı bu gerçek etkileri, ruha uzanan acıları tabloya yansıtmak denenmişti ve başarılı olunmuştu.

günümüze kadar 2 saldırıya uğramış ve ciddi zarar görmüş tablo moskova'daki tretyakov galerisi'nde sergilenmektedir.
devamını gör...

amerikalı imalatçı olan boeing tarafından yapılmış orta menzilli çift motorlu yolcu/kargo uçağı. tek koridorludur. çoğunlukla kargo taşımak için kullanılmış olsa da ülkemizde atlasglobal gibi firmalar tarafından yolcu taşımak için de kullanılmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
toplamda 1050 adet boeing 757 üretilmiştir. boeing 3.1 757-200 ,757-200pf , 757-200m , 757-200sf, 757-300 olmak üzeri farklı varyasyonlara sahiptir. 200 ile 290 arasında yolcu taşıyabilir*. uçağın en büyük özelliği ise ağrılığını çok iyi dağıttığı için küçük pistlere inebilir. -emsalleri genelde bu tür pistlere inemez-
2005 yılında üretimi durdurulmuştur.
benim için bu uçağın önemi ise kendisi ilk kez bindiğim uçak olur. atlasglobal ile istanbul'dan antalya havaalanına gitmiştim bu uçakla. bu yüzden atlasglobal ve boeing 757'nin yeri bende ayrıdır.
devamını gör...

tecavüz suçlularını hadım et tecavüzden kurtul. bu daha mantıklı sanki. ben kozmetikçilerden destek almaya gidiyorum.
devamını gör...

yaşanan bir anlaşmazlığa ilişkin cevaplar içeren başlık.

anladığım kadarıyla ortada, taraflar arasında yaşanmış bir iletişim sıkıntısı var. nereden vardım bu kanıya? şuradan: sek'in diğer başlıkta yazdığı


ben yayın esnasında süremi 30 dk geçtim ve yayın sürem 1,20 dk falan oldu diye kapat artık şeklinde mesajlar aldım. sol framede en üste sabitlenmedi başlığım.


cümlesinden...

yayın saati dolduğu halde süre 30 dakika kadar aşılmış. burada 2 ihtimal var:
- sek, yayını kafasına göre uzattı ama yönetim için bunda bir sakınca olmadığından ses çıkarılmadı buna,
- sek, yönetimin bilgisi dahilinde yayını uzattı, yani uzatmasında sorun yoktu ama çok uzatması da istenmedi.

sizi bilmem ama en azından bana göre yönetimin her iki durumda da kendisiyle acilen iletişime geçerek ya "tamamdır, sıkıntı yok, devam edebilirsin. zaten sonrasında başka yayın yok" demiş olması ya "uzatabilirsin ama sadece yarım saat kadar" demiş olması ya da süreyi birkaç dakika geçtiği ve yayını kapatmak üzere konuyu toparlamadığı anda "süreyi fazla geçirme. şu kadar saat üzerinden konuşup anlaşmıştık. belki bir sonraki programı uzatırız duruma göre" demesi gerekirdi. yani açıkçası, benim yayınımın arkasında başka program olmasa ve yarım saati geçirdiğim halde ses çıkarılmasa, ben de devam etmeyi düşünebilirdim. bir anda "kapat çabuk" gibi sıkıştırılırsam da "ne oluyoruz yahu!" düşüncesine sürüklenirdim. yani konunun bu kısmında sek'in haklı olduğunu düşünüyorum.

başlık sabitlenmemesi olayına ise diğer başlık altında yazmıştım yorumlarımı. burada tekrarlamaya gerek yok.

kuzguncuktaki vişne'ye katılıyorum ve bu durum nedeniyle iki tarafın da üzüldüğünü düşünüyorum. eğer karşılıklı olarak bir kötü niyet yoksa (ki ben olduğunu sanmıyorum) çözülmeyecek bir problem değil sanırım bu.

ve bana göre, sek haklı olsa da sonuç şu: "eğer ortada çok uzun süren bir anlaşmazlık varsa, iki taraf da haksızdır" diye bir söz var. önümüzdeki saatler yahut günler içerisinde bu konu iki tarafı da memnun edecek şekilde çözülürse herkesin iyi niyetinden emin olacağız. yok eğer bu olay böyle uzayıp gider ve bu program bir daha yayına alınmazsa, en iyi ihtimalle en az tek tarafın, en kötü ihtimalle iki tarafın da burnundan kıl aldırmadığını, geri adım atmadığını ve uzlaşma yoluna gitmediğini anlamış olacağız ki, bu da uzun vadede 2 tarafı da haksız konuma düşürebilir bence.

***

özet geç diyenler için; olayın bu hale gelmesinden tarafları geçtim, dinleyiciler bile memnun olmadığına göre, işin tatlıya bağlanması gerektiğini düşünüyorum. sözlük için bir şeyler yapılmak isteniyorsa, bu tür durumlarda uzlaşmak da bunun bir gereğidir. kimseyi böyle şeyler için kırmamak, küstürmemek taraftarıyım.
devamını gör...

enypniastes adıyla da bilinen bir derin deniz canlısı. okyanusların tabanında dokungaçları sayesinde dakika da 2 cm ilerleyerek yaşayan bu canlılar diğer hayvanların artıkları ile besleniyorlar ve tamamen transparan bir yapıdalar. içi dışı bir diyebiliriz rahatlıkla.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eğer 1500 karma puan toplayıp takipçilerini gör özelliğini satın almadıysanız ara ara aldığınız bildirim.

sözlükte kullandığım 3 özellikten biri. diğeri rozet (fb) bir diğeri gizli gezinme. (gizliliğime önem veren insanım. onu bunu stalklarken bilineyim istemem.)

bunun dışında 20.000 küsür kumbaramda mevcut. ben oğlağım pintiyim arkadaş. öyle boş beleş dağıtılacak karma yok bizde. canım karmalarım nasıl tatlı tatlı gülümsüyorlar bana. ablanız kurban olsun size.
devamını gör...

iki kere başıma gelen olay.
ilkinde eti form yiyordum, eti form yemeyi bıraktım. son eti form yemem oldu o gün.

ikincisi, azcık*yaktığım döneri yerken oldu. o günden sonra döner ısıtırken daha dikkatli oldum. daha da döner yakmadım. döner ısıtırken başında bekledim.

ikinci implanta sebep oldu.
hiç hoş bir durum değildi.

çocuklara bir şey anlatırken, şunu anlayın hele dişimi kıracam derdim, daha demiyorum. güzel şeyler demek lazım.
çağırmamak lazım.
devamını gör...

ilk aşaması, sorgusuz biat etmek olan kavram.
2. aşama rab edinmek
3. aşama ibadet etmek/ dua-medet.

mesela; ekmeği yerden alıp, 3 kez öpüp başa götürdükten sonra yüksek bir yere koymak.
dini vecibe gibi addedilir, ve o eylemden sevap kazanılması umulur.. kazanılır mı bilemem.

ama aynı kişi; yerde gördüğü incir ve zeytini umursamaz, görse bile tekmeler. e kuran'da ayet var "vettini vezzeytun"

not: çıkarım yapma ihtimali olanlar, incir ve zeytin de kutsal değil.. hani uyarayım da vebali kalmasın.
devamını gör...

onur ünlü'nün komedi türünde dişiyle tırnağıyla oluşturduğu komedi, aile dizisi. hem yazıp hem yönetti kendileri ve daha bir çok görevi üstlendi dizide.

leyla ile mecnun'dan sonra boşa düşen ekip bir kaç dizi denemesi daha yaptı. tam kadro olanlar (ben de özledim) bir yana böyle bir iki kişiyi alıp çektikleri (mutlu ol yeter- sadece ali atay var ama idare edi verin. ) ve malesef hepsinin sonu aynı olan diziler bunlar. bu dizi mesela 1 sezon devam etti. yıllardır türk yapımı dizi izlemeyen beni bile çekti kendine. ağa, aşiret, birkaç eşli, sevgilili holding dizileri ya da vurdulu kırdılı mafya dizileri ne olduğu kimin eli kimin cebinde belli olmayan garip gurup senaryolardan bıkıp yıllarca tv dizisi izlemeyen ben bu ekibin dizilerini pür dikkat izledim.

yani vaavv değil tabi ama insanın hayatına dokunan bir yapısı var dizinin. beş kardeş beşi birbirinden başka. telaşlar, istekleri, hayata bakışları falan. mantık hataları yok mu evet var ama biz onur ünlü'nün ve bu ekibin ürünlerini böyle sevdik. saf, temiz, kendi halinde hayatlara değinen projeler. ara ara saçmalamak hakları hangimiz saçmalamadık? bizi anlatıyor işte yahu.

bitince biraz üzülmüştüm. böyle diziler neden sevilmiyor anlamış değilim. entrika, vurdu kırdı, kadın çocuk istismarı kısaca psikolojimizi tarumar eden kasvet abideleri daha bir rüvanşta aman ben izlemiyorum onları zaten. izleyip dertlenenler düşünsün.

iyi seyirler...

oyuncular,
serkan keskin
osman sonant
tansu biçer
nadir sarıbacak
fatih artman
serdar orçin
melisa sözen
nihal yalçın
ece dizdar
gizem erdem
eylül su sapan
merve ateş
merve dizdar
köksal engür
ayşen gruda
serkan kuru
ahmet kaynak
bahar selvi
devamını gör...

biyolojinin neden sayısal ders , coğrafyanın da neden sözel ders olduğunu hâlâ sorarım kendi kendime.
devamını gör...

vapur kalkarken her şeyi geride bırakmıştı.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim