yüzyıllık yalnızlık
çok beğenerek okuduğum, birçok satırda sarsıldığım bir kitap.
birisi kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında,cırt diye açılıveriyor ve kanamaya başlıyor yeniden oluk oluk.birine teslim olduğumuzda içimizi döktüğümüzde,bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıyor.o yüzden değil mi içimizi tutmalarımız,birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta gergin ve tedirgin dolanmalarımız? 'anlatsam mı anlatmasam mı?' kararsızlığımız.'bu sevgi beni acıtır mı?' kuşkularımız.
birisi kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında,cırt diye açılıveriyor ve kanamaya başlıyor yeniden oluk oluk.birine teslim olduğumuzda içimizi döktüğümüzde,bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıyor.o yüzden değil mi içimizi tutmalarımız,birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta gergin ve tedirgin dolanmalarımız? 'anlatsam mı anlatmasam mı?' kararsızlığımız.'bu sevgi beni acıtır mı?' kuşkularımız.
devamını gör...
hz süleyman
süleyman,israil krallığı'nın dördüncü krallığını yapmış yahudi kral, lider ve din büyüğü. kral davut ile batşeba'nın oğludur.
yahudilikte din büyüğü, vaiz ve özdeyişlerin yazıcısı olarak; hristiyanlıkta yasa koyucu ve kral olarak; islam'da ise peygamber olarak görülür. din dışı tarihte süleyman'ın mö 970–931 yıllarında kral olduğu kabul edilir.gelelim o çok meşhur
hz.süleyman yüzüğüne;
yüzüğün üzerinde birbirine geçmiş biri ters bir düz iki üçgenden oluşan altı köşeli bir yıldız bulanmaktadır.hz süleyman mührünün cennetten gelme olduğuna inanılır. cebrail tarafından allah'ın emri ile önce hz davud'a getirilmiştir. hz davud israiloğulları'ndan bir peygamber ve hükümdar idi. o, oğullarına on hikmetli soru sordu. cevapları yalnızca hz süleyman verebildi ve böylece hz süleyman yüzüğü babadan oğla intikal etmiş oldu.
yüzük yada mührün özelliği nedir derseniz;
cinlere, rüzgarlara ve hayvanlara dahi hükmedebilecek güçlere sahip olduğu söylenir.
yahudilikte din büyüğü, vaiz ve özdeyişlerin yazıcısı olarak; hristiyanlıkta yasa koyucu ve kral olarak; islam'da ise peygamber olarak görülür. din dışı tarihte süleyman'ın mö 970–931 yıllarında kral olduğu kabul edilir.gelelim o çok meşhur
hz.süleyman yüzüğüne;
yüzüğün üzerinde birbirine geçmiş biri ters bir düz iki üçgenden oluşan altı köşeli bir yıldız bulanmaktadır.hz süleyman mührünün cennetten gelme olduğuna inanılır. cebrail tarafından allah'ın emri ile önce hz davud'a getirilmiştir. hz davud israiloğulları'ndan bir peygamber ve hükümdar idi. o, oğullarına on hikmetli soru sordu. cevapları yalnızca hz süleyman verebildi ve böylece hz süleyman yüzüğü babadan oğla intikal etmiş oldu.
yüzük yada mührün özelliği nedir derseniz;
cinlere, rüzgarlara ve hayvanlara dahi hükmedebilecek güçlere sahip olduğu söylenir.
devamını gör...
aldous huxley
"eğer farklıysan, yalnızlığa mahkumsun." demiştir cesur yeni dünya adlı eserinde. ne de güzel söylemiştir.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
kız yurdunda yaşamak başlı başına tuhaf zaten. gecenin körü sabahın bilmem kaçında sürekli koridorda bağıranlar, saat fark etmeksizin elektrikli süpürge çamaşır makinası çalıştıranlar, sevgilisiyle kavga edenler, sevgilisiyle kavga edip sözde fenalaşıp ambulans çağıranlar,zırt pırt rahatsız olacağını düşünmeden odana gelenler,yemekhanede resmen ulusa sesleniş yaparak dedikodu yapanlar,sanki 3 yaşında veletmiş gibi banyoyu tuvaleti pis bırakanlar, uyarınca üste çıkmaya çalışanlar. sürekli kız ortamı samimi olsun gibi saçma bir mottoyla gereksiz özel hayat soruları. daha devam ederim ama bunu okuyup yurtta kalmak isteyen kişilere kötü örnekleme yapmamak için burada bırakıyorum.
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
tam bir atom karınca. işini severek yapıyor. ordan oraya durmaksızın çalışıyor. tam şikayet geliyor el atacağım... işlem yapılmış bile. bir bakıyorum kim diye ö.a.h.s. *
devamını gör...
kanser olduğunu öğrenmek
13 yaşında onkolojinin dahi ne demek olduğunu bilmeyen benim, ameliyattan sonra bir kağıt parçasından öğrendiğim gerçekti. bu konuyla ilgili bir fikriniz olmayınca bir tepki veremiyorsunuz ancak sonunda yaşam olsa dahi bir daha eski gücünüze kavuşamıyorsunuz. kanser bitiyor iyileşiyorsunuz, psikolojik ve fiziksel yan etkileriyle olan savaşınız bitmiyor. bir kere o tanı konulduğunda bir daha o eskiden olduğunuz kişi olamıyorsunuz. ben mutluyum, hayatı daha iyi görmeme sebep oldu, perdelerin arkasındaki hayatlara tanık oldum, daha dün yanıma gelip konuşan arkadaşımın, ertesi gün gizlice odadan cansız bedeninin çıkartıldığını öğrendim, iyileşip çiğ köfte yemenin hayallerini kuran çocuklar gördüm, yüzleri hiç gülmeyen. radyoterapide beraber sıra beklediğimiz, tatlı amcayı bir gün orda bir daha göremediğimde içime sindiremediğim gerçeği öğrendim. sabah hastane önüne geldiğimizde araba camından okula giden üniformalı çocukları izleyen 13 yaşında bir çocuktum.
geçti evet, ben şanslıydım belki ama şanssız bir çok çocuk hala bunu ve daha fazlasını yaşıyor. demem o ki hayat çok kötü, ama korkmayın, kanser öldürmez, erken teşhis hayat kurtarır.
geçti evet, ben şanslıydım belki ama şanssız bir çok çocuk hala bunu ve daha fazlasını yaşıyor. demem o ki hayat çok kötü, ama korkmayın, kanser öldürmez, erken teşhis hayat kurtarır.
devamını gör...
kullanılmayan eşyalar veri tabanı
hiç gitmediğiniz veya gitmeyeceginiz doğunun ücra köylerinden birindeki minikleri sevindirmek isteyen arkadaşlar olursa bi mesaj uzaginizdayim.kitap,kıyafet,kırtasiye malzemesi vs hepsi olur.
devamını gör...
starman
1984 yapımı, bilim kurgu filmi. yönetmeni john carpenter, oyuncular ise jeff bridges ve karen allen.
bu filmden biraz uzun bahsedeceğim. çünkü bu filmin sonradan devam dizisi de çevrildi. jeff oynamıyordu dizide, oyuncular değişmişti haliyle( karen değişti mi bilmiyorum). ama dizisini severek izlediğimi hatırlıyorum. bu diziden bahsetmeyeceğim, çünkü detaylarını hatırlamıyorum . ben film kısmını alayım; dizi kısmını başka yazara bırakayım.
filmde her şey voyager ıı’nin fırlatılmasından sonra oluyor. carl sagan , kozmos kitabında bu bölüme ayrı yer ayırmıştı. bildiğimiz üzere, bir çok dilden mesajlar, müzikler de konmuştu bu araca; başka bir zeki tür bulursa bizi biraz tanısınlar diye. hawking sonradan ‘mesaj göndermeyin, tanrı muhafaza gelirler’ falan da demişti hatırlarsınız. bu filmde de bu anlatılıyor. mesaj alınıyor ve bizi ziyaret etmeye geliyorlar. işin ilginci(ki sonraki sahnelerde bununla ilgili diyalog da var), hem davet ediyorsun, hem kendi türünü cicik canlılar gibi gösteriyorsun; sonra da ziyarete gelince düşman belliyorsun. bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.
konusu kısaca ,yukarıda anlattıklarımla birlikte, bu davete icabet eden uzaylı dostlarımız saldırıya uğruyor. sonra birisi eşini yeni kaybetmiş jenny’nin evinin yakınına düşüyor.
bundan sonrası tamamen spoiler.
eski yapım diye bakmamak lazım. gerçekten dönemine göre iyi filmdir. özellikle evde, ölen scott’ın bedeninin şeklini alması sahnesi iyiydi. bir de bu tür kovalamacaların olduğu filmlerde mustang eksik olmaz bilirsiniz. buradada 1977 model wisconsin plakalı mustang, tüm ihtişamıyla yerini alıyor. bazı mantık hataları var ve normal, bilim kurgu türünde genelde mantık hatalarına rastlarız.
uzaylının kendi geldiği yeri tanımlaması iyiydi. düşünün tek bir dil, tek bir ülke var; savaş yok kıtlık yok. güçlüler güçsüzleri ezmiyor. ama yine de bir şeyin eksikliğini hissediyor. bizdeki heyecan duygusuna imreniyor sevgili uzaylımız. oysa gelse bir kaç ay yaşasa, anlayacak her şeyi de, neyse.
spoiler bitti.
izlenebilir bir film. dizide de, jenny’ye giderken bıraktığı ‘hediyeyi’ izledik. bu türü sevenler için dönemi de baz alırsak, güzel filmdir. ama beklentinizi yüksek tutmayın. filmleri çekildiği zamana göre değerlendirmek lazım. iyi seyirler.
bu filmden biraz uzun bahsedeceğim. çünkü bu filmin sonradan devam dizisi de çevrildi. jeff oynamıyordu dizide, oyuncular değişmişti haliyle( karen değişti mi bilmiyorum). ama dizisini severek izlediğimi hatırlıyorum. bu diziden bahsetmeyeceğim, çünkü detaylarını hatırlamıyorum . ben film kısmını alayım; dizi kısmını başka yazara bırakayım.
filmde her şey voyager ıı’nin fırlatılmasından sonra oluyor. carl sagan , kozmos kitabında bu bölüme ayrı yer ayırmıştı. bildiğimiz üzere, bir çok dilden mesajlar, müzikler de konmuştu bu araca; başka bir zeki tür bulursa bizi biraz tanısınlar diye. hawking sonradan ‘mesaj göndermeyin, tanrı muhafaza gelirler’ falan da demişti hatırlarsınız. bu filmde de bu anlatılıyor. mesaj alınıyor ve bizi ziyaret etmeye geliyorlar. işin ilginci(ki sonraki sahnelerde bununla ilgili diyalog da var), hem davet ediyorsun, hem kendi türünü cicik canlılar gibi gösteriyorsun; sonra da ziyarete gelince düşman belliyorsun. bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.
konusu kısaca ,yukarıda anlattıklarımla birlikte, bu davete icabet eden uzaylı dostlarımız saldırıya uğruyor. sonra birisi eşini yeni kaybetmiş jenny’nin evinin yakınına düşüyor.
bundan sonrası tamamen spoiler.
eski yapım diye bakmamak lazım. gerçekten dönemine göre iyi filmdir. özellikle evde, ölen scott’ın bedeninin şeklini alması sahnesi iyiydi. bir de bu tür kovalamacaların olduğu filmlerde mustang eksik olmaz bilirsiniz. buradada 1977 model wisconsin plakalı mustang, tüm ihtişamıyla yerini alıyor. bazı mantık hataları var ve normal, bilim kurgu türünde genelde mantık hatalarına rastlarız.
uzaylının kendi geldiği yeri tanımlaması iyiydi. düşünün tek bir dil, tek bir ülke var; savaş yok kıtlık yok. güçlüler güçsüzleri ezmiyor. ama yine de bir şeyin eksikliğini hissediyor. bizdeki heyecan duygusuna imreniyor sevgili uzaylımız. oysa gelse bir kaç ay yaşasa, anlayacak her şeyi de, neyse.
spoiler bitti.
izlenebilir bir film. dizide de, jenny’ye giderken bıraktığı ‘hediyeyi’ izledik. bu türü sevenler için dönemi de baz alırsak, güzel filmdir. ama beklentinizi yüksek tutmayın. filmleri çekildiği zamana göre değerlendirmek lazım. iyi seyirler.
devamını gör...
normal sözlük varoşlar zirvesi
varoşların zirvesi daha iyi olur gibi geldi.hem çoğunluk kadın hem de gün tadında olur sanki.*
listede bir hassas.
listede bir hassas.
devamını gör...
çok pis torpil döndüğü düşünülen yerler
devlet memurluğu mülakatları.
devamını gör...
trabzon
fenerbahçe forması giyilmeyen şehir
devamını gör...
birine sadece kadın olduğu için saygı duymak
"fazladan ağırlık taşımak" çirkin bir tabir olmakla birlikte doğum yapmak kadının göreviymiş gibi lanse etmektir ve tamamıyla yanlış bir düşüncedir.
"bir insanın bu dünyaya gelip yaşamış olması bile kendisine saygı duyulmasını gerektirir" diye bir söz var ve ben buna da katılmıyorum mesela.
evet insanların düşüncelerine, yaptıklarına, söylediklerine saygı göstermeliyiz fakat bunun bir sınırı var, kendimizi kandırmayalım. mesela neden genç bir insan genelin yanlış gördüğü bir şey yaptığında eleştirilirken aynı şeyi yaşlı bir birey yaptığında "o büyük, saygı göster" oluyor? saygı, yaşa göre artıp azalan bir kavram mı? o kişi kendisine saygı gösterilmesi için çabalamadı ki, sadece uzun süre hayatta kaldı.
kısaca, birine sadece cinsiyeti ya da yaşından dolayı saygı duymak bana düşüncesizce bir hareket olarak geliyor. normal konularda ve insanların hassasiyetine dokunmayan alanlarda zaten saygı göstermek zorundayız fakat dediğim gibi her şeyin bir sınırı var. sınırı geçen kişilere saygı gösteremem. saygı göstermeme hareketim de o kişileri dinlememek ve söylediklerini, yaptıklarını önemsememektir.
"bir insanın bu dünyaya gelip yaşamış olması bile kendisine saygı duyulmasını gerektirir" diye bir söz var ve ben buna da katılmıyorum mesela.
evet insanların düşüncelerine, yaptıklarına, söylediklerine saygı göstermeliyiz fakat bunun bir sınırı var, kendimizi kandırmayalım. mesela neden genç bir insan genelin yanlış gördüğü bir şey yaptığında eleştirilirken aynı şeyi yaşlı bir birey yaptığında "o büyük, saygı göster" oluyor? saygı, yaşa göre artıp azalan bir kavram mı? o kişi kendisine saygı gösterilmesi için çabalamadı ki, sadece uzun süre hayatta kaldı.
kısaca, birine sadece cinsiyeti ya da yaşından dolayı saygı duymak bana düşüncesizce bir hareket olarak geliyor. normal konularda ve insanların hassasiyetine dokunmayan alanlarda zaten saygı göstermek zorundayız fakat dediğim gibi her şeyin bir sınırı var. sınırı geçen kişilere saygı gösteremem. saygı göstermeme hareketim de o kişileri dinlememek ve söylediklerini, yaptıklarını önemsememektir.
devamını gör...
özlemek
yazmak hic kolay degil cunku guvenmiyorum hayal gucume pek. suan jokerin yasamak oldurur dedigi noktadayim. kulakligimi takip yagmurlu havada dilimde rap ile okula yurudugum gunleri ozledim. o gunlerin bu kadar hizli gececegini bilseydim daha erken kalkar okula giderken daha cok sarki dinlerdim. her kose basinda birer sigara daha icerdim.
devamını gör...
su samuru
zamanlarının çoğunu suda geçiren sevimli mi sevimli, lutrinae alt familyasında bulunan etçil memelilerdir.
13 türü bulunan su samurları, balıklar ve omurgasızlarla beslenir.
araç gereç kullanabilme yetisine sahiptirler, oyuna düşkündürler.
su samurları hakkında edindiğim en ilgi çekici bilgi, uyurken el ele tutuşmaları sanırım.
bunun sebebi, uyurken denizde birbirlerini kaybetme korkusuymuş. başka bir neden ise eşlerini başka bir erkeğe kaptırma ihtimaliymiş.*
tabii bir diğer nedeni ise kendilerini tehlikelerden korumak.

su samurları, el ele tutuştukları kişiyi seçerken oldukça seçicidirler. herkesle el ele tutuşmazlar. el ele tutuştukları kişi genelde ya ailelerinden biri ya da dişisidir.
bir dişiye veya aileye sahip olmayan su samurları denizin tabanından yüzeye kadar büyümüş olan yosunlara sarılarak uyurmuş. *
el ele tutuşamayacak kadar küçük olan yavru su samurları ise annelerinin üstünde uyurlar.
anne ava gideceği zaman, yavrusunu yosuna sarar ve yavru anne gelene kadar hareketsiz kalırmış.

bu minnoş canlılar maalesef değerli kürkleri nedeniyle avlanarak insanoğlunun caniliğine kurban gidiyorlar.
insanoğlu dünya'nın başına gelen en kötü şey olabilir.
13 türü bulunan su samurları, balıklar ve omurgasızlarla beslenir.
araç gereç kullanabilme yetisine sahiptirler, oyuna düşkündürler.
su samurları hakkında edindiğim en ilgi çekici bilgi, uyurken el ele tutuşmaları sanırım.
bunun sebebi, uyurken denizde birbirlerini kaybetme korkusuymuş. başka bir neden ise eşlerini başka bir erkeğe kaptırma ihtimaliymiş.*
tabii bir diğer nedeni ise kendilerini tehlikelerden korumak.

su samurları, el ele tutuştukları kişiyi seçerken oldukça seçicidirler. herkesle el ele tutuşmazlar. el ele tutuştukları kişi genelde ya ailelerinden biri ya da dişisidir.
bir dişiye veya aileye sahip olmayan su samurları denizin tabanından yüzeye kadar büyümüş olan yosunlara sarılarak uyurmuş. *
el ele tutuşamayacak kadar küçük olan yavru su samurları ise annelerinin üstünde uyurlar.
anne ava gideceği zaman, yavrusunu yosuna sarar ve yavru anne gelene kadar hareketsiz kalırmış.

bu minnoş canlılar maalesef değerli kürkleri nedeniyle avlanarak insanoğlunun caniliğine kurban gidiyorlar.
insanoğlu dünya'nın başına gelen en kötü şey olabilir.
devamını gör...
yaran fıkralar
bir fransız, bir alman ve bir türk müzede ‘adem ve havva cennet bahçesinde’ tablosuna bakıyorlarmış.
alman: “bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? adem ile havva mutlaka alman olmalı” demiş.
fransız, alman’a karşı çıkmış: “havva ne kadar güzel, adem ne kadar yakışıklı. bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz fransız olmalılar.”
türk, tabloyu uzun uzun izledikten sonra kararını vermiş:
“bunlar kesin türk’tür. üstte yok, başta yok, elmadan başka yiyecek yok, ama hâlâ kendilerini cennette sanıyorlar.”
alman: “bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? adem ile havva mutlaka alman olmalı” demiş.
fransız, alman’a karşı çıkmış: “havva ne kadar güzel, adem ne kadar yakışıklı. bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz fransız olmalılar.”
türk, tabloyu uzun uzun izledikten sonra kararını vermiş:
“bunlar kesin türk’tür. üstte yok, başta yok, elmadan başka yiyecek yok, ama hâlâ kendilerini cennette sanıyorlar.”
devamını gör...
teşekkürler
maalesef az kullanılan, bal köpüğü gibi kelime. kullanın eksilmezsiniz.
devamını gör...
kükürt
doğada saf halde veya başka cisimlerle bileşik olarak da bulunabilen elementtir.
devamını gör...
bu akşam ölürüm
çıktığı dönemde artan intiharların sorumlusu sayılan şarkı.
intihar sayısındaki artışı geçtim, olur olmaz her şeye "o şarkıyı dinledim de yaptım" diyenler nedeniyle murat kekilli epey zor zamanlar geçirmiş ve memleketi adana'ya dönmüştü müziği falan bırakıp.
--- alıntı ---
- psikolojik olarak yük mü oldu size?
- ister istemez çünkü öyle enteresan olaylar gelişti ki… ali kırca'nın programına çıkmıştım. hayatımda sadece bir kere unkapanı'nda karşılaştığım biri programa bağlandı ve yalan yanlış şeyler anlattı. neyin içine düştüğümü anlayamıyordum. güya ben ona 1.000 lira verip kendimi ayağımdan vurdurmuşum… olanları aklım almıyordu. benim cebimde o zaman para yoktu ki sana 1.000 lira vereyim…"
haberler. com'dan alıntı:
--- alıntı ---
bence çok güzel bir şarkıdır. çok sıkıntılı zamanlarımda bile dinlemişliğim ve keyif almışlığım vardır. intiharı kafasına koymuş kişi bu durumdan kurtarılmadığı sürece herhangi bir şeyi bahane edebilir. faturanın bu şarkıya kesilmesi üzücü olmuştu.
intihar sayısındaki artışı geçtim, olur olmaz her şeye "o şarkıyı dinledim de yaptım" diyenler nedeniyle murat kekilli epey zor zamanlar geçirmiş ve memleketi adana'ya dönmüştü müziği falan bırakıp.
--- alıntı ---
- psikolojik olarak yük mü oldu size?
- ister istemez çünkü öyle enteresan olaylar gelişti ki… ali kırca'nın programına çıkmıştım. hayatımda sadece bir kere unkapanı'nda karşılaştığım biri programa bağlandı ve yalan yanlış şeyler anlattı. neyin içine düştüğümü anlayamıyordum. güya ben ona 1.000 lira verip kendimi ayağımdan vurdurmuşum… olanları aklım almıyordu. benim cebimde o zaman para yoktu ki sana 1.000 lira vereyim…"
haberler. com'dan alıntı:
--- alıntı ---
bence çok güzel bir şarkıdır. çok sıkıntılı zamanlarımda bile dinlemişliğim ve keyif almışlığım vardır. intiharı kafasına koymuş kişi bu durumdan kurtarılmadığı sürece herhangi bir şeyi bahane edebilir. faturanın bu şarkıya kesilmesi üzücü olmuştu.
devamını gör...
çiğ köfteciye yapılan ikinci saldırı
şahısın yakınlarının dükkana saldırması ile zorbalık devam ediyor. ekmek parası derdine düşülmüşken bir de bu kalıpsızlarla uğraşılıyor. yazık.
buradan
buradan
devamını gör...
