kara mizah
sevdiğimdir, güldüğümdür. ama türkiye’de her şeyde olduğu gibi burada da sınır aşılmıştır ve bazen b.ku çıkarılabilir mamafih kalp de kırar.
kara mizah ile vakitsiz yapılan dalga ayırt edilemiyor, karşı çıkarsanız “duyar kasmakla” suçlanabilmeniz mümkün.*
kara mizah ile vakitsiz yapılan dalga ayırt edilemiyor, karşı çıkarsanız “duyar kasmakla” suçlanabilmeniz mümkün.*
devamını gör...
sevgiliyle ortak açılan instagram hesabı
evli bile olsalar saçma bulduğum olay . oldu olacak tek kimlik kullanın.
devamını gör...
yazarların en sevdiği yalan
çok iyiyim.
devamını gör...
idam edilmeden söylenecek son söz
ben zaten bu hayatı şans eseri yaşıyorum ölürsek de kime kalmış.
devamını gör...
osmanlı döneminde olası normal sözlük başlıkları
(bkz: harem ağası olmak)
(bkz: istanbul'un fethini görmüş efsane nesil)
(bkz: bizans mallarını almıyoruz kampanyası)
(bkz: istanbul'un fethini görmüş efsane nesil)
(bkz: bizans mallarını almıyoruz kampanyası)
devamını gör...
ivriz kaya kabartması
konya ereğli'de bulunan ve geçmişi milattan önce 8.yüzyıla dayanan, tarım üzerine yapılan dünyadaki tek kaya anıtı olma özelliği taşımaktadır. geç hitit dönemine ait bu kabartmada tuvana kralı varpalavas ile fırtına tanrısı tarhundas betimlenmiştir. büyük boyutta betimlenen tarhundas, taşıdığı üzüm salkımları ve başak ile bereket sembolü olarak gösterilmiştir.
devamını gör...
dibe vurmuş insanlara tavsiyeler
çaresiz kalmak nedir ? kimler hangi durum veya durumlarda çaresiz kalır ? bizler bu durumu aşmak için ne veya neler yapabiliriz ? hepimizin aklında bu ve bunlar gibi yüzlerce soru olabilir ve bu soru veya siz ne dersiniz bilmem sorunlarımıza diyelim yüzlerce cevap var fakat benim önerilerim biraz daha farklı ve kişisel olacak. çaresiz kalmak nedir öncelikle hep birlikte bunu ele alalım genç yaşta veya orta yaşta en son olarak ileri yaşta bir birey olarak hepimiz çaresiz kalabilir, çaresiz hissedebiliriz. bu durum her yaştan insan için geçerlidir, hani derler ya ''herkesin yüke kendisine ağır.'' diye kimse kimsenin derdinin ne denli aşılmaz olduğunu anlamaz. benim için imkansızın sınırlarını zorlamayı gerektirecek bir durum başka bir insan, herhangi bir kişiye en basit düzeyde ki bir zorluk olarak gelebilir aynı durum tamamı ile benim için de geçerlidir. hiç kimsenin hayatı hakkında bilgimiz olmadan çektiği veya yaşadıkları zorluklar hakkında yorumda bulunmayalım hatta bilgimiz olsa dahi bulunmayalım elbette ki içimizden kendimizle o kişinin düştüğü zor durumlara düşmemek adına serzenişlerde bulacağızdır ama bunu karşıda ki kişiye belirtmemiz o kişinin kalbinde burukluklara ve üzüntülere yol açabilir. 12-13 yaşında ki bir çocuk için belki çaresizliğin adı liseye geçerken gireceği sınavdır ve korktuğundan dolayı ona imkansız gibi gözükür ve yapamayacağını sanarak kendi sonunun geldiğini düşünür. 17-18 yaşında ki bir genç için ise üniversiteye geçiş sınavı olabilir. tabii ki bunlar tamamı ile düz bir bir bakış açısıyla söylediğim varsayımlar o yaşlarda bambaşka dertlere ve çaresizliklere sahip olan yüz binlerce kişi mevcuttur. 20'li yaşlarında seyretmekte olan bir genç için maddi sıkıntılar, eğitim hayatında ki sıkıntılar, kendi hayatına atılma sürecinde ki sıkıntılar gibi dertler baş gösterebilir. daha ilerleyen yaşlarda ailesini geçindirme, çalıştığı iş yerinde konumu veya kalıcılığı, borçları, maddi yetersizlikler, aile içerisinde ki anlaşmazlıklar gibi çeşitli çaresizlik konumuna sürükleyecek durumlar ortaya çıkabilir. ne denli bir sürü konu başlığı olduğunu hep birlikte görmüş olduk değil mi ? ama sana bunların hepsinin tek bir çözümü olduğunu söylesem bana inanır mıydın ? bence inanmazdın ama emin ol bunların hepsinin tek çözüm yolu kaçınılmazın yani zamanın ilerlediğini bilmek ve o ilerleyen zamanın sana neler getireceğini bilmediğin için korkusuz bir şekilde tüm sorunlara karşı dik bir duruş sergileyerek o durumlar ile yüzleşmen olacaktır.
bu durumda korkusuzluğa erişemeyen ve kendisini çaresizliğin bitkinliğine, çaresizliğin kanlı ellerinin kucağına kendisini bırakan insanlar yaşamaya değer bu hayata karşı tavırlarını göstermek için kendi hayatlarına son vermeyi seçiyorlar. ne büyük bir yanılgı.. oysa ki her şey bizim ellerimizden çıkmaktaydı. içerisine düştüğümüz bu durum veya çıkabileceğimiz konumlar hemen hemen her şey bizim çabalarımız ve gösterdiğimiz korkusuz özveri sonucu ortaya çıkmaktaydı.
gelin bu gün evet evet bu yazıyı okuduğun gün birlikte bir karar verelim. çaresiz hissettiğimiz vakitlerde, bir çıkar yolun kalmadığını ve sonucun kaçınılmaz şekilde sizin için felaket olduğunu düşündüğünüz zamanda duraksayalım, birkaç dakika duraksayalım ve derin bir nefes alarak ben korkmuyorum! bu sorunların oluşmasını nasıl kendi ellerim ile sağladıysam bu sorunları ortadan kaldırmayı da başarabilecek güce sahibim diyerek korkusuzluğumuzu ve çaresizlik durumuna savaş ilan ettiğimizi evrene haykıralım.
zamana güvenelim çünkü zaman bizi o korktuğumuz çaresizliğin kucağına atacatır. günler veya haftalarca bekleyeceğizdir belki ama vakit gelecek ve zaman bizi çaresizliğin kucağına yüzleşmemiz için atacaktır işte o vakitte yukarıda birlikte yaptığımız haykırışları yapacağız. savaşımızı başlatacağız ve kazanacağız.
ve bu yazımızı şu güzel sözle noktalıyorum. bu sözün sizin yol göstericiniz olmasını ve karanlık sanarak ay'ın ışığını unuttuğumuz gecelerde penceremizden içeriye korkusuzluğun timsali bir ışık gibi doğmasını diliyorum..
''ümitsizliğin ardından nice ümitler var. karanlığın ardından nice güneşler var.''
bu durumda korkusuzluğa erişemeyen ve kendisini çaresizliğin bitkinliğine, çaresizliğin kanlı ellerinin kucağına kendisini bırakan insanlar yaşamaya değer bu hayata karşı tavırlarını göstermek için kendi hayatlarına son vermeyi seçiyorlar. ne büyük bir yanılgı.. oysa ki her şey bizim ellerimizden çıkmaktaydı. içerisine düştüğümüz bu durum veya çıkabileceğimiz konumlar hemen hemen her şey bizim çabalarımız ve gösterdiğimiz korkusuz özveri sonucu ortaya çıkmaktaydı.
gelin bu gün evet evet bu yazıyı okuduğun gün birlikte bir karar verelim. çaresiz hissettiğimiz vakitlerde, bir çıkar yolun kalmadığını ve sonucun kaçınılmaz şekilde sizin için felaket olduğunu düşündüğünüz zamanda duraksayalım, birkaç dakika duraksayalım ve derin bir nefes alarak ben korkmuyorum! bu sorunların oluşmasını nasıl kendi ellerim ile sağladıysam bu sorunları ortadan kaldırmayı da başarabilecek güce sahibim diyerek korkusuzluğumuzu ve çaresizlik durumuna savaş ilan ettiğimizi evrene haykıralım.
zamana güvenelim çünkü zaman bizi o korktuğumuz çaresizliğin kucağına atacatır. günler veya haftalarca bekleyeceğizdir belki ama vakit gelecek ve zaman bizi çaresizliğin kucağına yüzleşmemiz için atacaktır işte o vakitte yukarıda birlikte yaptığımız haykırışları yapacağız. savaşımızı başlatacağız ve kazanacağız.
ve bu yazımızı şu güzel sözle noktalıyorum. bu sözün sizin yol göstericiniz olmasını ve karanlık sanarak ay'ın ışığını unuttuğumuz gecelerde penceremizden içeriye korkusuzluğun timsali bir ışık gibi doğmasını diliyorum..
''ümitsizliğin ardından nice ümitler var. karanlığın ardından nice güneşler var.''
devamını gör...
karizmatik cevaplar
mehmet akif ersoy'a sormuşlar;
- efendim, siz baytar* mısınız?
o da durur mu, yapıştırmış cevabı;
+ evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?
- efendim, siz baytar* mısınız?
o da durur mu, yapıştırmış cevabı;
+ evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?
devamını gör...
guguk kuşu
başka kuşların yuvasına yumurtlayan kuş türüdür. zahmete hiç katlanamaz ve yumurtlama zamanı geldiğinde arsız, uğursuz hırsızlar misali etraftaki başka kuşların yuvalarını çaktırmadan gözetlemeye başlar. haftalarca sürecek bu dikizleme işinde o çok kıymetli yumurtası için yuva aramaktadır. sonunda o yuvayı gözüne kestirdiğinde, yuva sahibinin yumurtlaması için beklemeye koyulur. yuva sahibi yuvadan ayrıldığında kendi yumurtalarını güzelce yuvaya yerleştirir. yuvadaki diğer yumurtaları da aşağı atmak gibi çirkefliği yapar. yuva sahibi kuş da döndüğünde yumurtaların rengi aynı olduğundan guguk yumurtası olduğunu bilemez. kendi yavrusu gibi o yumurtadan çıkan yavruları doğurur ve yavru büyüyüp yuvadan uçana kadar besleme görevini üstlenir.
devamını gör...
tekerleme
ortaokul zamanlarında öğrendiğim ilk tekerleme.
"sizin damda var, beş boz başlı beş boz ördek,
bizim damda var, beş boz başlı beş boz ördek,
sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek
bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe,
siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz? demiş."
"sizin damda var, beş boz başlı beş boz ördek,
bizim damda var, beş boz başlı beş boz ördek,
sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek
bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe,
siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz? demiş."
devamını gör...
kitap hediye notu
verdiğimiz kitabı daha anlamlı kılar. karşı dakını mutlu eder.
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
“beni beni bihteri” tabi ki. (bkz: swh)
devamını gör...
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı
bu yıl ne kadar evde olsak da hepimizin 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlu olsun dostlar....
devamını gör...
ekranın sağ altında yer alan windows'u etkinleştir yazısı
crack dosyasını bulup indirirsiniz.
sonra içindeki text dosyasından gerekli metni dos ekranında gerekli yere yapıştırır, ardından interneti kesip etkinleştirirsiniz.
geçmiş olsun...
sonra içindeki text dosyasından gerekli metni dos ekranında gerekli yere yapıştırır, ardından interneti kesip etkinleştirirsiniz.
geçmiş olsun...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bu aralar youtube'da müzik dinlerken çocuk ve gençlerin yorumlarına denk geliyorum. özellikle metal müzik videolarının altında amerikalı gençler metal müzik çok özel herkes anlayamaz tarzı yorumlar atıyorlar. bilen bilir 13 yaşından beri metal dinlerim. lakin metal müzik dinlediği için kendini çok özel sanan bu yavrucakların bu manasız yorumlarını görünce bir sinirleniyorum. tam klavyeyi elime alacakken dur bir dk diyorum bunlar daha çok genç, hani sevmiş müziği pek seven de olmayınca etrafında kendini özel bulmuş ve bu müziğe bir aidiyet hissetmiş. bırak mutlu olsun yorumuyla diyorum. lakin tam çarpıya basacakken bir titreme geliyor ulan diyorum 1000 kişi beğenmiş bunu, bu ileri zekalı şimdi kendini daha da özel zannetmiştir. yoruma bak 3 tane metal müzik dinleyip kendini bir de duayen zannediyor allah'ın poser'ı. karanlık tarafım baskın çıkıyor. alıyorum klavyeyi 15-16 yaşındaki veletlere "cevablar" hazırlayıp yapıştırıyorum. ha bir de nostalji için eski oyun müzikleri dinliyorum. bir tane ergen velet çıkıp tiktokta da olsa bu müzik diyor. tepem atıyor sana da tiktok'una da dememek için tutmaya çalışıyorum kendimi tutamıyorum*. olum ergenler siz bu boş yorumlarınıza devam edin ben 60 yaşımda bile pc başındayım aslanım işimiz bu. size güzel cevablar hazırlayacağım. keşke hayatıma daha zevkli ya da işe yarar aktiviteler alsam*.
devamını gör...
erkeklerin tahammül edilemeyen hareketleri
kafa sözlük olarak hep kadınları gömmeyelim di mi yazar arkadaşlarım? birazda erkekleri gömelim bakalım.
hoşlandığı kadına " ya benimsin ya kara toprağın" minvalinde ki hareketleri.
hoşlandığı kadına " ya benimsin ya kara toprağın" minvalinde ki hareketleri.
devamını gör...
hayattaki küçük mutluluklar
çok yorgun olduğunuz bir günün akşamında kedinizin kucağınıza çıkıp mır mır diye bir melodi tutturması.
devamını gör...
whiplash
bir tarafta öğrencilerinin korkulu rüyası, jazz öğretmeni terrence fletcher (bkz: j.k. simmons), diğer tarafta “en iyi” olmayı kafasına koymuş, aşırı hırslı genç öğrencisi andrew neiman (bkz: miles teller)
iki taraf da baskın karakterlerinden taviz vermeyince, çok geçmeden mantık dışı olaylar gelişmeye başlar. bu süreçte elleri çalışmaktan kanlar içerisinde kalan neiman, fletcher’ın hakaretle bezeli eğitim tekniklerine boyun eğmek zorunda kalır. ama neiman’ın da kendine göre numaraları vardır ve en sonunda karşı karşıya kalacakları müzikal düellodan önce işler iyice çıkmaza girer.
ikinci uzun metraj filmi whiplash ile ismini duyuran 1985 doğumlu yönetmen damien sayre chazelle harward üniversitesi’nde “görsel ve çevresel çalışmalar” bölümünden mezun oldu. lise öğrenimi boyunca bir jazz davulcusu olma hayali kuran chazelle, kendi lise müzik öğretmeni ile aralarındaki ilişkiden esinlenerek yazdığı whiplash’i ilk kez 2013 te kısa film olarak çekti. sundance’te yapımcıların dikkatini çekerek uzun metraj yolculuğuna başlayan film 2015 te 5 dalda oscar a aday oldu ve en iyi kurgu, ses miksajı ve yardımcı erkek oyuncu dallarında ödülü kucakladı.
iki taraf da baskın karakterlerinden taviz vermeyince, çok geçmeden mantık dışı olaylar gelişmeye başlar. bu süreçte elleri çalışmaktan kanlar içerisinde kalan neiman, fletcher’ın hakaretle bezeli eğitim tekniklerine boyun eğmek zorunda kalır. ama neiman’ın da kendine göre numaraları vardır ve en sonunda karşı karşıya kalacakları müzikal düellodan önce işler iyice çıkmaza girer.
ikinci uzun metraj filmi whiplash ile ismini duyuran 1985 doğumlu yönetmen damien sayre chazelle harward üniversitesi’nde “görsel ve çevresel çalışmalar” bölümünden mezun oldu. lise öğrenimi boyunca bir jazz davulcusu olma hayali kuran chazelle, kendi lise müzik öğretmeni ile aralarındaki ilişkiden esinlenerek yazdığı whiplash’i ilk kez 2013 te kısa film olarak çekti. sundance’te yapımcıların dikkatini çekerek uzun metraj yolculuğuna başlayan film 2015 te 5 dalda oscar a aday oldu ve en iyi kurgu, ses miksajı ve yardımcı erkek oyuncu dallarında ödülü kucakladı.
devamını gör...
hezarpâre ahmed paşa
--- alıntı ---
16.yüzyılın sonların istanbulda doğdu. bir kapıkulu sipahisi'nin oğludur. hızlı ve güzel yazı yazması sebebi ile önce mali işlerden sorumlu kişi olarak saraya girdi. çok geçmeden sadrazam kemakeş kara mustafa paşa zamanında "tezkireci" yani resmi yazıları yazan kişi oldu. çok geçmeden sadrazam sultanzade mehmet paşa zamanında "mevkūfatçı" yani mevkufat adı altında toplanan kaçkın resmi, boşalmış timar ve vakıf gelirleri ile geleneksel vergilerden savaş için ayrılan para işleriyle uğraşan görevli oldu.
ardından 1646 yılında defterdar vezir olarak göreve getiridi. 17 eylül 1647’de vezîriâzam sâlih paşa’nın katli üzerine, vezîriâzamlık seferde bulunan mûsâ paşa’ya verilmişken o sırada getirildiği sadâret kaymakamlığında çevirdiği entrikalarla ve bir rivayete göre sultan ibrâhim’e sunduğu 300.000 kuruş karşılığında sadrazamlık makamını elde etti.
sadâret makamına getirildiği sırada devlet içeride büyük bir karışıklık içinde, dışarıda ise girit yüzünden venedik’le savaş halinde idi. çanakkale boğazı’nı tutan venedikliler bosna taraflarında da üstün durumdaydılar ve kırka sancağında bazı kale ve palankaları alarak ilerliyorlardı. bu arada stratejik önemi bulunan ve sınır boylarında yer alan klis kalesi de venedikliler’in eline geçti. vezîriâzam ahmed paşa, klis’in venedikliler’ce zaptedildiğini padişahtan sakladı ve bunu küçük bir kilise ve birkaç önemsiz palanka kaybı olarak gösterdi.
o sıralarda rumeli beylerbeyiliğinden ikinci vezirlikle istanbul’a getirtilen ve padişahın damadı olan fazlı paşa, gerçeği vezîriâzamın yanında sultan ibrâhim’e söylediği gibi onu rüşvet almak, devlet mansıplarını satmak ve gerçekleri padişahtan gizlemekle itham etti. bunları ilk defa duyan sultan ibrâhim fazlı paşa’yı azarladı; daha sonra hapsedilen fazlı paşa azak kalesi muhafızlığıyla istanbul’dan uzaklaştırıldı. ahmed paşa, gerçekleri padişahın öğrenebileceği endişesiyle sarayda savaşın konuşulmasını yasaklamış, bu arada venedik donanmasının çanakkale boğazı’nı kapattığını da padişahtan gizlemişti.
vezîriâzam ahmed paşa, bu tutum ve davranışlarıyla çeşitli kesimlerin tepkilerini çekmeye başladı. başta kara murad ağa olmak üzere yeniçeri ocağı ileri gelenleri de bu uygulamalardan rahatsızlık duymaktaydılar. yeniçeri ileri gelenlerinin düşmanlığını kazanan ahmed paşa bu muhalif grubu ortadan kaldırmaya çalıştı.
nitekim oğlu bâkî bey’in düğününe kara murad ağa ve arkadaşlarını da çağırarak onları topluca öldürtmek istediği, ancak ocak ağalarının bu davetin bir tuzak olduğunu öğrenerek düğünü terkettikleri belirtilir. yeniçerilerle olan anlaşmazlık ve onlar üzerinde otorite kurma mücadelesi vezîriâzamın sonunu hazırlayan sebeplerin başında gelir. ocak ağaları etmeydanı’ndaki orta cami’de toplandılar ve vezîriâzamın azlini kararlaştırdılar. ardından bu kararı şeyhülislâma bildirerek ondan ulemâyı ikna etmesini istediler.
fâtih camii’nde toplanan ağalar ve ulemâ meclisine sipahiler de katıldı. daha sonra vezîriâzam camiye davet edildi. ancak ahmed paşa durumu önceden öğrenip gizlenmişti. gelişmelerden haberdar olan sultan ibrâhim bir haseki göndererek cemiyetin dağılmasını istediyse de şeyhülislâm hoca abdürrahim efendi, hasekiye vezîriâzam kendilerine teslim edilmeden bunun mümkün olmayacağını söyledi.
öte yandan son gelişmelerden haberdar olan ve firar eden ahmed paşa, telhisçisi ve bir hizmetkârı ile kılık değiştirip bir heybe altın, değerli mücevherler ve şeyh hamdullah hattı bir mushafı alarak bazı tanıdıklarının evlerine sığınmak istedi, fakat hiçbiri tarafından kabul edilmedi. bunlardan hacı behram adlı bir kişinin ihbarı üzerine yakalandı ve o gece yarısı şeyhülislâm fetvasıyla boğularak öldürüldü.
cesedi çıplak olarak atmeydanı’nda bir çınarın altına konuldu ve burada “insan yağı mafsal ağrılarına iyi gelir” inancıyla kılıç darbeleriyle parça parça edildi. bundan dolayı ahmed paşa ölümünden sonra “bin parça” anlamına gelen hezarpâre lakabıyla anılmıştır.
--- alıntı --- buradan
16.yüzyılın sonların istanbulda doğdu. bir kapıkulu sipahisi'nin oğludur. hızlı ve güzel yazı yazması sebebi ile önce mali işlerden sorumlu kişi olarak saraya girdi. çok geçmeden sadrazam kemakeş kara mustafa paşa zamanında "tezkireci" yani resmi yazıları yazan kişi oldu. çok geçmeden sadrazam sultanzade mehmet paşa zamanında "mevkūfatçı" yani mevkufat adı altında toplanan kaçkın resmi, boşalmış timar ve vakıf gelirleri ile geleneksel vergilerden savaş için ayrılan para işleriyle uğraşan görevli oldu.
ardından 1646 yılında defterdar vezir olarak göreve getiridi. 17 eylül 1647’de vezîriâzam sâlih paşa’nın katli üzerine, vezîriâzamlık seferde bulunan mûsâ paşa’ya verilmişken o sırada getirildiği sadâret kaymakamlığında çevirdiği entrikalarla ve bir rivayete göre sultan ibrâhim’e sunduğu 300.000 kuruş karşılığında sadrazamlık makamını elde etti.
sadâret makamına getirildiği sırada devlet içeride büyük bir karışıklık içinde, dışarıda ise girit yüzünden venedik’le savaş halinde idi. çanakkale boğazı’nı tutan venedikliler bosna taraflarında da üstün durumdaydılar ve kırka sancağında bazı kale ve palankaları alarak ilerliyorlardı. bu arada stratejik önemi bulunan ve sınır boylarında yer alan klis kalesi de venedikliler’in eline geçti. vezîriâzam ahmed paşa, klis’in venedikliler’ce zaptedildiğini padişahtan sakladı ve bunu küçük bir kilise ve birkaç önemsiz palanka kaybı olarak gösterdi.
o sıralarda rumeli beylerbeyiliğinden ikinci vezirlikle istanbul’a getirtilen ve padişahın damadı olan fazlı paşa, gerçeği vezîriâzamın yanında sultan ibrâhim’e söylediği gibi onu rüşvet almak, devlet mansıplarını satmak ve gerçekleri padişahtan gizlemekle itham etti. bunları ilk defa duyan sultan ibrâhim fazlı paşa’yı azarladı; daha sonra hapsedilen fazlı paşa azak kalesi muhafızlığıyla istanbul’dan uzaklaştırıldı. ahmed paşa, gerçekleri padişahın öğrenebileceği endişesiyle sarayda savaşın konuşulmasını yasaklamış, bu arada venedik donanmasının çanakkale boğazı’nı kapattığını da padişahtan gizlemişti.
vezîriâzam ahmed paşa, bu tutum ve davranışlarıyla çeşitli kesimlerin tepkilerini çekmeye başladı. başta kara murad ağa olmak üzere yeniçeri ocağı ileri gelenleri de bu uygulamalardan rahatsızlık duymaktaydılar. yeniçeri ileri gelenlerinin düşmanlığını kazanan ahmed paşa bu muhalif grubu ortadan kaldırmaya çalıştı.
nitekim oğlu bâkî bey’in düğününe kara murad ağa ve arkadaşlarını da çağırarak onları topluca öldürtmek istediği, ancak ocak ağalarının bu davetin bir tuzak olduğunu öğrenerek düğünü terkettikleri belirtilir. yeniçerilerle olan anlaşmazlık ve onlar üzerinde otorite kurma mücadelesi vezîriâzamın sonunu hazırlayan sebeplerin başında gelir. ocak ağaları etmeydanı’ndaki orta cami’de toplandılar ve vezîriâzamın azlini kararlaştırdılar. ardından bu kararı şeyhülislâma bildirerek ondan ulemâyı ikna etmesini istediler.
fâtih camii’nde toplanan ağalar ve ulemâ meclisine sipahiler de katıldı. daha sonra vezîriâzam camiye davet edildi. ancak ahmed paşa durumu önceden öğrenip gizlenmişti. gelişmelerden haberdar olan sultan ibrâhim bir haseki göndererek cemiyetin dağılmasını istediyse de şeyhülislâm hoca abdürrahim efendi, hasekiye vezîriâzam kendilerine teslim edilmeden bunun mümkün olmayacağını söyledi.
öte yandan son gelişmelerden haberdar olan ve firar eden ahmed paşa, telhisçisi ve bir hizmetkârı ile kılık değiştirip bir heybe altın, değerli mücevherler ve şeyh hamdullah hattı bir mushafı alarak bazı tanıdıklarının evlerine sığınmak istedi, fakat hiçbiri tarafından kabul edilmedi. bunlardan hacı behram adlı bir kişinin ihbarı üzerine yakalandı ve o gece yarısı şeyhülislâm fetvasıyla boğularak öldürüldü.
cesedi çıplak olarak atmeydanı’nda bir çınarın altına konuldu ve burada “insan yağı mafsal ağrılarına iyi gelir” inancıyla kılıç darbeleriyle parça parça edildi. bundan dolayı ahmed paşa ölümünden sonra “bin parça” anlamına gelen hezarpâre lakabıyla anılmıştır.
--- alıntı --- buradan
devamını gör...


