islamla ve müslümanlarla ne alıp vermediğiniz var
sizler, siyasal islamın beyin yıkama operasyonları yüzünden gerçeklik algısını tamamen yitirmiş insanlarsınız. dindar mahalleden kimle konuşsam hangi yayın organına baksam aynı terane: "ortada büyük bir komplo var ve amaçları islam'ı bitirmek, ezanları susturmak vs..."
bu toplumsal histeriyle, hezeyanlarla oturup mantıklı bir tartışma yapmaya çalışmanın anlamı yok zira siz uğradığınız travma yüzünden bütün mantıksal melekelerinizi yitirmiş durumdasınız. kanaat önderinizin salih mirzabeyoğlu olması bile bunun kanıtı aslında. böyle militan yaklaşımları benimseyip ondan sonra insan haklarından bahsetmek falan çok sakil durumlar. yapılan her eleştiri sizin gözünüzde islam'a hakaret. karşıt görüşü tamamen yok etmeye odaklı ehl-i sünnet anlayışı ve bu eleştirileri şeriat kurallarıyla cezalandıramamanın verdiği büyük bir öfke ve kudurukluk hali var sizde. çok şeyler vaadedip 21. yy'ın en temel meselelerini bile kavrayıp çözümler üretmekten aciz kaldığınızda kudurukluğun boyutları da artıyor.
sonuç: siyasal islam denen rezalet ideoloji, cemaatler, salih mirzabeyoğlu gibi militan görüşlüler, kadir mısıroğlu gibi şarlatanlar ya da akp gibi popülist siyasi partiler ve senin gibi "islamla ne alıp veremediğiniz var" diyen paranoyaklar. vardığınız nokta yine paranoya, daha çok paranoya, hep paranoya.
bunun güzel bir örneğini geçenlerde yine sözlükte yaşadım: bkz karşı tarafın cevabı: #1688679. son paragrafı dikkatle okuyun. islam'a yönelik bırakın alayı herhangi bir eleştirim dahi olmadığı halde bile böyle düşünüyor mahalleniz. tartışmanın devamında nasıl akıl ve mantıktan koptuğunu görebilirsiniz ilgili kişinin.
sizler delirmişsiniz. deliren kişinin yapması gereken tartışmak değil tedavi olmaktır. ama tedavi bile sizin için küfür.
bu toplumsal histeriyle, hezeyanlarla oturup mantıklı bir tartışma yapmaya çalışmanın anlamı yok zira siz uğradığınız travma yüzünden bütün mantıksal melekelerinizi yitirmiş durumdasınız. kanaat önderinizin salih mirzabeyoğlu olması bile bunun kanıtı aslında. böyle militan yaklaşımları benimseyip ondan sonra insan haklarından bahsetmek falan çok sakil durumlar. yapılan her eleştiri sizin gözünüzde islam'a hakaret. karşıt görüşü tamamen yok etmeye odaklı ehl-i sünnet anlayışı ve bu eleştirileri şeriat kurallarıyla cezalandıramamanın verdiği büyük bir öfke ve kudurukluk hali var sizde. çok şeyler vaadedip 21. yy'ın en temel meselelerini bile kavrayıp çözümler üretmekten aciz kaldığınızda kudurukluğun boyutları da artıyor.
sonuç: siyasal islam denen rezalet ideoloji, cemaatler, salih mirzabeyoğlu gibi militan görüşlüler, kadir mısıroğlu gibi şarlatanlar ya da akp gibi popülist siyasi partiler ve senin gibi "islamla ne alıp veremediğiniz var" diyen paranoyaklar. vardığınız nokta yine paranoya, daha çok paranoya, hep paranoya.
bunun güzel bir örneğini geçenlerde yine sözlükte yaşadım: bkz karşı tarafın cevabı: #1688679. son paragrafı dikkatle okuyun. islam'a yönelik bırakın alayı herhangi bir eleştirim dahi olmadığı halde bile böyle düşünüyor mahalleniz. tartışmanın devamında nasıl akıl ve mantıktan koptuğunu görebilirsiniz ilgili kişinin.
sizler delirmişsiniz. deliren kişinin yapması gereken tartışmak değil tedavi olmaktır. ama tedavi bile sizin için küfür.
devamını gör...
okuyamadık kardeş durumumuz yoktu
uzunca yazılan tanımları altına mükemmel bir bkz olabilecek cümle. buralar değerlenecek.
devamını gör...
lord of the portakals miğfer dibi
süpper yeni film. eline emeğine sağlık mellisho. ayrıntılar tek tek mükemmel. gidem de tekrar izleyem.
devamını gör...
hayvan hakları yasası
nedense sürekli bekleyen yasadır. bir anda kendileri için onlarca kanunu geçirenlerin, bu yasayı neden hala beklettiklerine anlam veremiyoruz. eşşeğin ağzını bağlayanlar, köpek vuranlar, kedilere işkence eden namussuzlar bunları yapıp içlerindeki vahşeti dışarıya kusup birde aramızda geziyorlar. artık buna bir dur denmeli! ne yapalım bizde çıkıp hayvanlar adına adaletimi sağlayalım? bu mudur insanlardan beklenen?
devamını gör...
özlemek
"şurama batan" diyor şair,
"şurama batana özlem demeselerdi;bıçak derdim"..
- cemal süreya
"şurama batana özlem demeselerdi;bıçak derdim"..
- cemal süreya
devamını gör...
beyza
arapça kökenli “beyaz, temiz” anlamlarına gelen bir kadın ismi. zaman zaman sonuna nur eklenerek beyaz ışık anlamına gelip kombo yapılmaktadır.
devamını gör...
eşinin genital bölgesine demir çubuk sokarak öldüren adam
koğuşunda makatına tornavida sokulması sonucu kan kaybından gebermesi dileğiyle...
devamını gör...
mfö'nün en sevilen şarkısı
asabiyim ben.
devamını gör...
the lobster
günümüz ilişkilerini çok güzel bir şekilde özetleyen bir film olmuş.
bir tarafta evliliği baş tacı görüp evli olmayanları hayvana çeviren algı;diğer tarafta tam tersi birlikteliğin yasak bireyselliğin ön planda olduğu bir benimseyiş.
insanların beraber olmak ya da olabilmek için diğer kişiye benzemesi ya da benziyor gibi sahte görünme çabası da filmde çok güzel bir şekilde işlenmiş.
burnu spontan kanayan kızla hayvan olmamak için birlikte olan adamın kendisinin de kanadığını söyleyerek çift olmaları
ayrıca filmdeki karakterlerin her iki tarafta da çok soğuk, donuk,ruhsuz olması gerçekten can sıkıcı. sanki gerçekten robotize edilmiş insanlar gibi.
sanki bir mesaj bundan 50-100 sene sonra olabilecek olaylar silsilesi için.
bir diğer algı da çiftlerin ilişkilerinde bir sorun olduğunda bunun çocukla çözülebilecek anlayışı ancak ben buna katılmıyorum.
böylelikle geçimsizlik devam ederse olan o yeni bebeğe daha konuşmayı bile öğrenmemişken yapılan bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.
beni etkileyen bir diğer an ise
sevdiği kadın âmâ olduğu için kendi gözlerini de kör eden baş rolümüz gönlümü fethetmiştir.
bir tarafta evliliği baş tacı görüp evli olmayanları hayvana çeviren algı;diğer tarafta tam tersi birlikteliğin yasak bireyselliğin ön planda olduğu bir benimseyiş.
insanların beraber olmak ya da olabilmek için diğer kişiye benzemesi ya da benziyor gibi sahte görünme çabası da filmde çok güzel bir şekilde işlenmiş.
burnu spontan kanayan kızla hayvan olmamak için birlikte olan adamın kendisinin de kanadığını söyleyerek çift olmaları
ayrıca filmdeki karakterlerin her iki tarafta da çok soğuk, donuk,ruhsuz olması gerçekten can sıkıcı. sanki gerçekten robotize edilmiş insanlar gibi.
sanki bir mesaj bundan 50-100 sene sonra olabilecek olaylar silsilesi için.
bir diğer algı da çiftlerin ilişkilerinde bir sorun olduğunda bunun çocukla çözülebilecek anlayışı ancak ben buna katılmıyorum.
böylelikle geçimsizlik devam ederse olan o yeni bebeğe daha konuşmayı bile öğrenmemişken yapılan bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.
beni etkileyen bir diğer an ise
sevdiği kadın âmâ olduğu için kendi gözlerini de kör eden baş rolümüz gönlümü fethetmiştir.
devamını gör...
hepsi grubunda en sevdiğin şarkı sözü
iki kişi seven iki defa ölürmüş bir kalp yalnız bir kalbi düşünürmüş
devamını gör...
pi günü
14 mart π günü cümleten mübarek olsun.
pi günü, ünlü matematik sabiti π sayısının anısına özel kabul edilmiştir ve her yıl 14 mart'ta saat 1.59 itibarıyla kutlanmaktadır. bunun sebebi ise amerikan tarih formatında bu günün 3.14'ün 1.59 olarak geçmesi ve bunun pi sayısının en yaygın kullanımını anımsatmasıdır.
pi günü, ünlü matematik sabiti π sayısının anısına özel kabul edilmiştir ve her yıl 14 mart'ta saat 1.59 itibarıyla kutlanmaktadır. bunun sebebi ise amerikan tarih formatında bu günün 3.14'ün 1.59 olarak geçmesi ve bunun pi sayısının en yaygın kullanımını anımsatmasıdır.
devamını gör...
yazarların en cedric özelliği
32 yaşındaysan ve borcun harcın varsa dünya çekilmez gelebilir
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
devamını gör...
idam cezası
türkiye'de yürürlükte olmayan cezai bir yaptırım.
idam cezası suçu önleyeceği düşüncesiyle talep edilmektedir. cezalar elbette caydırması için getirilir. fakat cezanın şiddetinin artması suçun önlenmesinde tek başına rol oynamaz*. çünkü suçların işlenmesini önleyecek olan esas şey cezanın istikrarlı ve adil şekilde uygulanması, insanların da cezanın ihtiva ettiği hakikati özümsemesidir. yani özünde önemli olan hukuk bilinci gelişmiş bireyler yetiştirmektir. bunun da yolu takdir edersiniz ki eğitimden geçer.
bütün bu unsurları hayata geçirdikten sonra ben hala idamdan yanayım diyebilirsiniz* bunun için de çok iyi işleyen ve işlemeye de devam etmesi gereken bir hukuk sistemine ihtiyacınız vardır. zira yargılamayı yapan hakimler ne kadar iyi hukukçu olursa olsunlar yanlış karar verebilmeleri ihtimal dahilindedir. insan hayatının da yüksek kıymette olduğu bir gerçektir.
ben şahsen idam cezasına karşıyım. tarihi; sosyal çalkantılar, devrimler, idamlar ve savaşlarla geçmiş avrupa'nın hukuki olarak ulaştığı sonuçlar bunu desteklemektedir. şer'i hukuk ve örf'i hukukun birarada uygulandığı bir tarih geçmişine sahip bizler de
bugün hala temel hukuki problemlerle uğraşıyoruz.yanlış anlamayın osmanlı devleti'nin de genel olarak bir hukuk devleti olduğunu söyleyebiliriz*. tıpkı hukuki ahvali içler acısı olan ülkemiz gibi. evet hala hukuk devletiyiz ama yaşam savaşı vererek.
adaletin tesisi için önemli olan hangi sistem olursa olsun hukukun eşit şekilde tatbikidir.
kanaatimce de ihtiyacımız olan şey daha şiddetli cezalardan ziyade* demokratik bir hukuk devletidir.
idam cezası suçu önleyeceği düşüncesiyle talep edilmektedir. cezalar elbette caydırması için getirilir. fakat cezanın şiddetinin artması suçun önlenmesinde tek başına rol oynamaz*. çünkü suçların işlenmesini önleyecek olan esas şey cezanın istikrarlı ve adil şekilde uygulanması, insanların da cezanın ihtiva ettiği hakikati özümsemesidir. yani özünde önemli olan hukuk bilinci gelişmiş bireyler yetiştirmektir. bunun da yolu takdir edersiniz ki eğitimden geçer.
bütün bu unsurları hayata geçirdikten sonra ben hala idamdan yanayım diyebilirsiniz* bunun için de çok iyi işleyen ve işlemeye de devam etmesi gereken bir hukuk sistemine ihtiyacınız vardır. zira yargılamayı yapan hakimler ne kadar iyi hukukçu olursa olsunlar yanlış karar verebilmeleri ihtimal dahilindedir. insan hayatının da yüksek kıymette olduğu bir gerçektir.
ben şahsen idam cezasına karşıyım. tarihi; sosyal çalkantılar, devrimler, idamlar ve savaşlarla geçmiş avrupa'nın hukuki olarak ulaştığı sonuçlar bunu desteklemektedir. şer'i hukuk ve örf'i hukukun birarada uygulandığı bir tarih geçmişine sahip bizler de
bugün hala temel hukuki problemlerle uğraşıyoruz.yanlış anlamayın osmanlı devleti'nin de genel olarak bir hukuk devleti olduğunu söyleyebiliriz*. tıpkı hukuki ahvali içler acısı olan ülkemiz gibi. evet hala hukuk devletiyiz ama yaşam savaşı vererek.
adaletin tesisi için önemli olan hangi sistem olursa olsun hukukun eşit şekilde tatbikidir.
kanaatimce de ihtiyacımız olan şey daha şiddetli cezalardan ziyade* demokratik bir hukuk devletidir.
devamını gör...
az
hakan günday çok sevmesem bile şans verdiğim kitap. kötü bir kitap değildi fakat tesadüfler bazen ehh dedirtmedi değil. her karakterin hikayesi kendince etkileyiciydi ama hakan günday gerçek hayatta var olabilen bu insanları öyle tesadüfler ile bir araya getirmiş ki karakterler gerçek olmaktan çıkmış.
--- alıntı ---
"ya hayatının anlamını bulamayanlar?"
diye söze girmişti kızıldereli.
"onlar ne olacak?"
"onlar da göğüslerinde bir et parçasıyla, canlı canlı çürüyecekler ve buna da yaşamak demeye devam edecekler."
--- alıntı ---
--- alıntı ---
"ya hayatının anlamını bulamayanlar?"
diye söze girmişti kızıldereli.
"onlar ne olacak?"
"onlar da göğüslerinde bir et parçasıyla, canlı canlı çürüyecekler ve buna da yaşamak demeye devam edecekler."
--- alıntı ---
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
askerim.
devamını gör...
17 haziran 2021 hdp izmir il binasına yapılan saldırı
hdp'nin pkk ile ilişkili olduğunu düşünenlerden biriyim. fakat eline silah alıp gözünü kırpmadan adam vurmak ve siyaset yapmak birbirinden çok farklı şeyler.
ısmini hatırlayamadığım bir sosyal bilimcinin güzel bir araştırması vardır. savaş ve çatışmalarda görev alan pilotların psikolojik travma ve stres bozukluğu yaşama oranı karacılara göre çok çok azdır. çünkü karadaki piyade bizzat kan ve vahşeti yaşar. pilot içinse önündeki ekrana bakıp bombayı bırakmak adeta bir oyun gibidir.
siyasetçiler de biraz bu pilotlara benziyor. evet, hdp'li siyasetçilerin bir kısmı doğrudan pkk'dan talimat alıyor olabilir. kendi kitlesini kontrol etmek adına radikal söylemde bulunanlar olabilir. söylemlerinin sonuçlarını iyi analiz edemeyenler, kutuplaşma ve kavgaya körükle gidenler olabilir. siyasetçiler neden oldukları sorunların travmasını halka yaşatırlar, kendileri yaşamazlar.
ama unutmamak gerekir ki bu insanların hiçbiri bir gün eline silah almamıştır. dağlarda dolaşmamışlardır. çatışmaya girmemişlerdir. insan öldürmek ne demek bilmezler. işleri kelimelerledir.
iktidarın 'hdpkk' söylemleri vatandaş gözünde siyasetçi ve teröristi eşit hale getiriyor, bunun sandığımızdan daha büyük tehlikeleri olabilir.
öldürene zaten lafım yok. kimden talimat almıştır, kimin tetikçisidir, kimin tiyatrosunda figürandır bilemem. ama söylemleri ne olursa olsun, hayatında eline silah almamış insanların zalimce öldürülmesine sevinmek ahlaksızlıktır.
saldırının nedenlerine, hükümetin kutuplaştırıcı siyasetine, muhaliflerin tehdit edilmesine filan girmiyorum. bunlar aşağı yukarı belli mevzular. ama sırf hdp'li diye insanların öldürülmesine sevinmek, destek olmak toplumumuz adına sorunun başka bir boyutu.
ısmini hatırlayamadığım bir sosyal bilimcinin güzel bir araştırması vardır. savaş ve çatışmalarda görev alan pilotların psikolojik travma ve stres bozukluğu yaşama oranı karacılara göre çok çok azdır. çünkü karadaki piyade bizzat kan ve vahşeti yaşar. pilot içinse önündeki ekrana bakıp bombayı bırakmak adeta bir oyun gibidir.
siyasetçiler de biraz bu pilotlara benziyor. evet, hdp'li siyasetçilerin bir kısmı doğrudan pkk'dan talimat alıyor olabilir. kendi kitlesini kontrol etmek adına radikal söylemde bulunanlar olabilir. söylemlerinin sonuçlarını iyi analiz edemeyenler, kutuplaşma ve kavgaya körükle gidenler olabilir. siyasetçiler neden oldukları sorunların travmasını halka yaşatırlar, kendileri yaşamazlar.
ama unutmamak gerekir ki bu insanların hiçbiri bir gün eline silah almamıştır. dağlarda dolaşmamışlardır. çatışmaya girmemişlerdir. insan öldürmek ne demek bilmezler. işleri kelimelerledir.
iktidarın 'hdpkk' söylemleri vatandaş gözünde siyasetçi ve teröristi eşit hale getiriyor, bunun sandığımızdan daha büyük tehlikeleri olabilir.
öldürene zaten lafım yok. kimden talimat almıştır, kimin tetikçisidir, kimin tiyatrosunda figürandır bilemem. ama söylemleri ne olursa olsun, hayatında eline silah almamış insanların zalimce öldürülmesine sevinmek ahlaksızlıktır.
saldırının nedenlerine, hükümetin kutuplaştırıcı siyasetine, muhaliflerin tehdit edilmesine filan girmiyorum. bunlar aşağı yukarı belli mevzular. ama sırf hdp'li diye insanların öldürülmesine sevinmek, destek olmak toplumumuz adına sorunun başka bir boyutu.
devamını gör...
toplumdan izole edilmesi gereken insanlar
doğaya ve hayvanlara zararı dokunan asalak tipler.
devamını gör...
hoşlanılan kişinin evli çıkması
hiç başıma gelmeyen durum ama gelse yıkılırdım herhalde. kadınlar bu konuda daha ciddi oluyor baştan belli ediyorlar. biz erkekler biraz daha maceraperestiz bu konuda.
devamını gör...

