ismail bir tuhaf adamdır
üç kuruş için hesap sorandır
uyanık geçinir amma yalandır
tüm mal varlığı cebinde olandır.
(bkz: çılgın çocuk iso)
ismail felsefe yapma. onu ben yapıyorum.
komik çocuk iso'yu, mor ve ötesi üyelerinden ve müzeyyen abla'dan özür dilemeye davet ediyorum. arada kaçırdıklarım da var onlar için ayrı bir gün artık. harun haber bekliyor iso. adamı delirtmişsin.

ismail, sen kocaman bir çılgınsın.
devamını gör...

lisede müdür yardımcımız bilinçli bir insan olduğu için bizi gruplara, grupları da günlere bölerek fotoğrafımızı çekmişti bu yüzden üniversite sınavı için ucuz bilgisayar kamerasıyla çekilen fotoğrafım çok güzeldi. üniversiteye başladım, kimliği verdiler gözümden siyah bant geçiyor. baskı hatası yüzünden güzelim fotoğraf hiç oldu.
devamını gör...

normalde sinir bozucu derecede pozitif bir insanken yakın geçmişimde hayatın bana ''aynen aynen'' diyerek vurduğu sillelerle biraz sendelemiştim. bugün çok da saçma bir sebepten uzun bir gülme krizine girdim. hiç gülmediğimden falan değil ama gülmeyi özlemişim. böyle bir şey olabilir mi. oluyormuş.
devamını gör...

hayırlara vesile olsun. sanki bilim adamı oldu emenike.
devamını gör...

her gece şarkısının klibindeki koşmasıyla akıllara kazınmış, sesi de ayrı güzel sanatçı.
devamını gör...

canlıların genleri üzerinde daha detaylı araştırma ve değişiklik yapılabilmesi amacıyla, bakterilerin kendilerini virüslerden korumak için kullandığı yöntemlerin temel alındığı dna düzenleme teknolojisi. "düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri" terimindeki kelimelerin ingilizce karşılıklarının baş harflerinden türetilmiş bir isim.

genlere müdahale olayı bu teknolojiden önce de vardı, ancak uygulanması zor ve sonuçları daha az etkili olduğundan çok da kullanışlı değildi.

bakteri - virüs karşılaşmasında süreç kısaca şöyle: virüsün dna'sı bakterinin içine girer. bunu algılayan bakteri, 2 kısa rna üretir. cas9 adlı bir enzim içeren bir yapı oluşturan bu rna'lardan bir tanesi virüsle uyumlu dizilime sahiptir. cas9, protein yapılıdır ve dna zincirini herhangi bir noktasından kesebilir. bakterinin üretttiği ve virüsün dna yapısıyla uyumlu olan rna parçası hedefe ulaştığında cas9 devreye girer ve virüsün dna'sını makasla keser gibi net bir şekilde keserek bakteriyi virüsün etkisinden kurtarır.

***

bunu gören bilim insanları durur mu? bu olayın her dna'da kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmalara başlarlar ve görürler ki bu sadece laboratuvar ortamında değil, canlı bir hücrede bile gerçekleştirilebilecek bir olay. özellikle döllenmiş yumurtalarla çalışıldığında, hedeflenen genlere sahip yavrular oluşturulabileceği de düşünülür. maymun ve fareler üzerinde birtakım çalışmalar başarıyla uygulanmakla kalmaz, bazı bitki türlerinde yapılan testler sonucunda, bitkilere de uygulanabildiği görülür.

bu arada canlılar, dna'larının bu şekilde çift sarmalının da kesildiği noktalarda dna'larını bir şekilde onarma yetisine sahipler. bu durum, kesilen bozuk dna'nın yerine yeni ve sağlam dna yapısı oluşturulabilmesi ihtimalinden dolayı, kalıtsal hastalıkların önüne geçilmesi için bir umut ışığı olabilir diye düşünülüyor.

hemen hemen her tıp çalışmasında olduğu gibi, teoride her şey toz pembe gibi duruyor. düşünsenize; insan ya da hayvan ve hatta bitki genlerini istediğiniz gibi inceleyebileceğiniz, özellikle kalıtsal hastalıkları tam da istediğiniz şekilde tedavi edebilmenizi sağlayacak, hatta kusursuz yavrular üretebilmenize olanak tanıyacak bir teknolojiniz var. ancak elbette, tıpkı atom fiziğinin birçok faydalı uygulamasının yanında insanlara bir yandan da atom bombası şeklinde geri dönüşü gibi, bu teknolojinin de kötü emellere alet edilebileceği gün gibi açık.

***

hemen şunu belirteyim; yapılan çalışmaların hepsi başarılı olamadı. öncelikle, 2018 yılında çinli bir bilim insanı embriyo üzerinde bunu denediği için etik açıdan büyük tartışmalara yol açarak 3 yıl hapis ve 430 bin dolar para cezasına çarptırıldı.

columbia üniversitesi de geçen yıl bir çalışma yaparak işin hiç de sanıldığı gibi olmadığını gösterdi. araştırmacılar, 40 sağlıklı yumurta hücresi ve 1 adaydan alınan sperm üzerinde çalışmalara başladılar. spermin alındığı kişinin dna diziliminde, körlüğe neden olan bir eksiklik vardı. hedef, bu eksik geni yerine koyarak doğacak çocuklarda sağlıklı bir gen dizilimi sağlamaktı. tam döllenme aşamasında ve döllenmeden 2 gün sonra, crispr teknolojisi aracılığıyla genlere müdahalede bulunuldu. döllenme aşamasındaki hiçbir embriyoda başarılı olunamadı. döllenmeden daha sonraki aşamalarda müdahale edilen embriyolardan sadece 3 tanesinde etki görüldü. bunlarda görülen etki ise, mutasyon taşıyan kromozomun tamamen kaybolması oldu. buradan çıkan sonuç da, tıpkı bilgisayarların harddisklerinde veri kaybı nedeniyle kötü sonuçlar doğabilmesi gibi, kromozom ve gen kayıpları yaşanabileceği...

şimdilik işe yarayacağının düşünüldüğü tek yer, fazla kopyası olan kromozomlar nedeniyle ortaya çıkan mutasyonların tedavisi gibi görünüyor. ilerleyen yıllarda ne olur bilemiyorum ama şu an için insanlarda embriyoya müdahale fikri pek de parlak sonuçlara yol açacağa benzemiyor.
devamını gör...

valla nisanlısının suratına emoji koyanı gördükten sonra bebek o kadar garip gelmiyor bana.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en yakın zamanda bulunmasını diliyorum.
up.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kar yağmasıdır.
devamını gör...

kendisini soylu diğer insanları köle gibi görüyorsa en büyük problemi bu olan insan. her an çok sağlam bi balans ayarı yemesi çok olası bir durum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: supportgirl) bugün yarın yazar olacak gibi hissediyorum.
devamını gör...

kıl oluyorum şerefsize! mal geldi mal gidecek, üstüne üstlük bu üç kuruşluk dünyada üç kopeklik insanları kafaya takmıyor mu çıldırıyorum. erken ölecek haberi yok!
devamını gör...

fındıklısını, oda sıcaklığında ki nutellaya batırıp batırıp yedirdiğim hede falan feşman.. çok güzel lan. fiyat performans açısından da bir çok gofrete aşık attırır.
devamını gör...

tipsizdir diyerek genelleyen yazarı görmemi sağlayan ve beni çok güldüren başlık.
"tipli" olmak nedir sevgili yazar? evet, toplumun genel olarak beğendiği bazı özellikler var ama gerçekten bunlara sahip olmayan kimsenin aşkı deneyimleyemeyeceğini mi sanıyorsun? sen sanırım yaşadığın yüzeysel ilişkileri aşk zannetmişsin ya da kimseye gerçekten aşkla bakmamışsın çünkü insan sevdiğini güzel görür, bunun için o kişinin başkalarınca güzel görülmesi bile gerekmez.
devamını gör...

ruhun şad olsun güzel insan. zamanın ve mekanın apayrı sevdiği adam.
biz, zaman kırıntıları,
zaman sinekleri,
tozlu camlarında günlerin sessiz kanat çırpanlar
ve lüzumsuz görenler artık
bu aydınlıkta kendi gölgelerini!

(bkz: zaman kırıntıları)


buyrun bir tanıklık sohbetine;
devamını gör...

bimden alabileceğim hiçbir şeyi başka yerden almıyorum
devamını gör...

kafamı çıkartmaktan çok korkuyordum. bir yunan askeri leşi almak için her şeyimi feda edebilirdim oysa. kafamı siperin ıslak yüzeyine yasladım. bir yastık gibi yumuşaktı. göz ucu ile bizim cepheye doğru koşan intihar bombacısını gördüm. "gözlerinde her şeyden bıkmış. yaşamayı ölmek ile nişanlamış birini görüyordum" savaştan mı yoksa delirdiğimden mi bilmem her şeyiyle bendim bizim cepheye koşan asker. cesaretimi topladım ve silahı doğrulttum. o askeri hala kendim olarak görüyordum. bana benden daha çok benzediği hissettim. bunu umursamadım ve tetiğe bastım. silah ateş etmiyordu. tekrar ve tekrar bastım. kendimi öldüremiyordum. üzerime koştu, aramızda 1 metre kalmıştı. koşarak zıpladı ve pimi çekmedi. bombayı patlatmadı. bana sarıldı. "ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?" bir anda sesler kesildi. bu da yetmezmiş gibi kulağımda müslüm şarkısı çalıyordu. gözlerimi açtım. geçen sene binbir zorlukla boyadığım oda duvarımı gördüm. sabah zil sesimi arabesk şarkı yapmaktan vazgeçmeliydim.


kurduğum 8. alarmda uyanmıştım. her 5 dakika daha fazla uyumak istediğimde, ölüm döşeğinde azrail ile sözleşme yapıyor gibi hissediyordum. elinde sonunda uyanacaktım. elinde sonunda ölecektim. yatağımın karşısında boy aynam vardı karşısına güçsüz ve bitkin şekilde dikildim. gözlerime baktım. gözlerimde " her şeyden bıkmış, yaşamakla ölmeyi nişanlamış birini" görüyordum. kahvaltı yapmadım. ağzımda iğrenç bir tat vardı. hiç bu yoğun tadı bozmak istemedim.


kapıdan sonunda çıkabildim. bahçede beni hazır bekleyen kedimle karşılaştım. tebessüm ettim ve oturup sarıldım. "ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?" sanırım gün içerisinde tek tebessüm ettiğim anıda arkamda bırakmıştım.

evde yalnızdım. iş yerinde yalnızdım. vücudumun her yerine temas edilen bu mahşer yerini andıran minibüste de yalnızdım. sağımda ve solumda ki cephelerde bulunan arkadaşlarım vardı. ancak hiçbiri bana isabet eden bir merminin önüne geçmeyecekti. işte bu yüzden yalnızdım. bu merminin önüne geçecek herkes uzak diyarlara göçmüştü. intihar bombacısı gibi üstüme koşan azrail annemi, babamı, bütün sevdiklerimi almış. bana sarılmıştı.


minibüs olduğundan fazla hızlı gidiyordu. girdiği her çukur nefret ettiğim insanların bana temas etmesini sağlıyordu. öyle ya insanlardan nefret ediyordum. sağıma baktığımda bir durak dolusu insanı almadan devam etmişti. ikinci durak, üçüncü durak. minibüs durmuyordu. üzerime koşan intihar bombacısının gözlerinde ki ışık kadar kararlıydı. ben kadar kararlıydı durmamakta. şoför arkasını döndü "fren boşaldı duramıyorum" diye bağırdı. şoför bendim. nasıl olabilirdi. yüzünde ki her mimik benimdi. öleceğiz diye bağırdı. ben bağırmıyordum. ama şoför ben olduğumdan emindim. bir darbeyle sarsıldım. minibüs yan devrilmişti. herkes çürümüş bir kadavra gibi yerlerdeydi. oysa daha yeni ölmüşlerdi. minibüsünün yan devrilişi bana kendimi hatırlattı. şuan ayağa dikilmiş bedenim, yıllardır sürünen ruhumu gizliyordu. bir darbe daha aldım. bu sefer minibüs çarpmamıştı. müdürüm öğlen arasının bittiğini, işime geri dönmemi söyledi. uykuyu mu yoksa yarı ölmeyi mi çok sevdiğimden bilmem, 1 saat arada her zaman uyurdum.


işten çıktım. uzun bir nefes aldım. elimde olsa gün içerisinde tek nefes aldığımi hissettiğim bu anda aldığım bu nefesi geri vermezdim. ki öyle oluyordu. bebeğini kaybetmiş bir annenin yürek acısının binde birini hissetmeden bu nefesi vermiyordum. bu acı bile beni bazen yere düşürmeye yetiyordu. minibüse bindim şoförün yüzüne baktım. tekrar tekrar baktım. minibüsünü ben sürmüyordum. buna sevindim mi bilmiyorum. çünkü kaza yapmak, bedenimin bir minibüs gibi yan devrilmesini istiyordum.


eve girdim. annem kahvaltıyı hazırlamıştı. hafif sitemkar, hafif tebessüm ederek anne zamanları karıştırıyorsun akşam akşam ne kahvaltısı dedim. canım sabah kahvaltı yapmadın o yüzden bu gece kahvaltı yapacağız dedi. bir saniye? annem mi? öl.. doğru ya, evet evet bugün ikinciye gülümsedim.


odama girip üstümü değiştirdim. bembeyaz geceliklerimi giymiştim. boy aynama döndüm. üstümde kefen gibi duruyordu. o yüzden en sevdiğim kıyafet bunlardı. gözlerime baktım. gözlerimde " her şeyden bıkmış. yaşamakla ölmeyi nişanlamış birini"
görüyordum.

babam hadi kahvaltıya diye bağırdı. misafirimiz var dedi. kim olduğunu merak etmiyordum. ama içimi bir heyecan kaplamıştı. kapıyı açtım geçen hafta askerde şehit olmuş arkadaşım bize akşam kahvaltısına gelmişti. bu beni çok sevindirdi. sarıldık.
"ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?"bilmiyorum
arkadaşım soğuktu. ben ise yanıyordum.

evet kahvaltı yapmamıştım. öğle arasında da uyumuştum. annecim ne hazırladın diye sordum. önüme büyük bir kapak içerisinde bir şey getirdi. sürpriz dedi. masada ki 5 kişi yemeği görmek için kapağı aynı anda kaldırdık. annem, babam, arkadaşım, ben ve ...

5. kimdi bilmiyorum. onu daha önce görmemiştim.

önümüzde silah şeklinde pastalar vardı. kahvaltı da pasta mı yenirdi? masada ki dört kişi de heyecanlı bir şekilde yiyordu. ben de çok açtım. vişne aroması bana hep güzel gelmiştir. bu yüzden kırmızı olan namlusundan başlamak istedim yemeye. gözlerimi kapattım ve başladım. gözlerimi açtım.
ve kafamı ıslak olan sipere yasladım. yastık gibiydi. bir yunan askerinin leşini almak için her şeyimi verebilirdim ama korkuyordum. cesaretimi topladım. kafamı çıkarttım. bana doğru koşan intihar bombacısını gördüm. yüzü bana çok benziyordu. mimikleri benimkilerin aynısıydı. aldırmadım. bedenimi doğrulttum ve tetiğe bastım. bu sefer silah ateşlenmişti. vişne tadı ağzıma geldi. fazla suluydu. ama tadı güzel ve ıslaktı. müslümün şarkısını duymadım. müdürüm de uyandırmadı. anne çok güzel olmuş. eline sağlık diyebildim. sonra uyudum ve birdaha uyanmadım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim