isim şehirdeki atmasyonlar
l ile şehir: lüleburgaz.
devamını gör...
söz verip tutmayan insan
gözümden düşen insandir. o günden sonra vereceği sözlerin inandiriciligi yoktur.
devamını gör...
anormal olan ama normal görünen şeyler
anormal derecede kötüye giden hayatlarımız.
maalesef herkes normal görüyor olanları.
çünkü düzeleceğine dair inanç da yitirildi.
maalesef herkes normal görüyor olanları.
çünkü düzeleceğine dair inanç da yitirildi.
devamını gör...
2 şubat 2021 galatasaray başakşehir maçı
henry onyekuru ve mostafa mohamed'in 5 gün sonraki maç için fenerbahçeye gözdağı verdikleri maç olmuştur.
bakalım önümüzdeki hafta bizim çitlembik hangise kadıköy turu attıracak, mostafa hangi futbolcuyu kaleye top ile birlikte sokacak hep birlikte göreceğiz.
bakalım önümüzdeki hafta bizim çitlembik hangise kadıköy turu attıracak, mostafa hangi futbolcuyu kaleye top ile birlikte sokacak hep birlikte göreceğiz.
devamını gör...
kendisiyle dalga geçebilen insan
ego sahibi bir insan değildir.
devamını gör...
psikiyatri bilim midir sorunsalı
insan beyninin dünya üzerindeki en karmaşık ve gizemli organı olduğunu düşünürsek, bu organın meydana getirdiği kimyasal bozuklukları ve hastalıkları inceleyen bir bölüm elbette bilim dalıdır. bir panik atak olursanız mazallah tabii olmayın da, işte o gün bilimin babası aç kapıyı diye hastanede alırsınız soluğu.
devamını gör...
how to become a tyrant
6 bölümden oluşan netflix belgeselidir.
kısa sürede izlediğim ve çok beğendiğim bir belgesel oldu. genel olarak netflixin belgesellerini çok beğeniyorum. hatta her belgesel tanımımda bahsettiğim gibi netlixin en iyi yaptığı işlerin belgeseller olduğunu düşünüyorum. yine öyle bir iş olmuş.
belgesel dünyada iz bırakan zorbaları anlatıyor. yok yok henüz bizim zorbayı anlatmıyor. ileride belki. diktatör dediğimiz tarihte büyük olaylar yaşatan bu zorba abilerimizin neler yaptıklarını ve nasıl bir yol izlediklerini çok güzel bir şekilde tarif ediyor. belgeselde kullanılan alaycı üslup ve alaycı müzikler belgeseli daha güzel hale getiriyor.
kullanılan görüntüler ve yardımcı olan alanında uzman kişiler doyurucu bir bilgilendirme çalışması yapıyor. hem de sıkmadan. hem eğleniyoruz. hem öğreniyoruz. hem ders çıkarıyoruz.
belgeselin ana teması bir kitap üzerinden oluşuyor ve bu güzel bir plan. ciddi şekilde nasıl zorba olunur kitabı varmış gibi bize tüyolar veriliyor.
peki kimdir bu zorba diktatörler derseniz şöyle bırakayım.
hitler, kaddafi, stalin, kim ailesi, idi amin ve saddam hüseyin bu isimlerin tarih boyunca nasıl bu kadar destekçi topladıkları ve halkı nasıl manipüle ettikleri en ince ayrıntısıyla inceleniyor. görüntülerle destekleniyor.
bölüm isimleri ise şunlar
gücü ele geçir
rakiplerini bastır
korku rejimi kur
gerçekleri manipüle et
yeni bir toplum oluştur
sonsuza kadar hükmet
tabi bunlar sadece bölüm isimleri belgeseli izlerken daha ilginç ve daha değişik taktikleri görüyoruz. bunlar ne yahu herkes biliyor baya yaratıcısınız demeyin diye bu açıklamayı yapıyorum.
ayrıca bu belgeselde insan denen canlının hükmedilmeyi ne kadar sevdiğini öğrendim. yani detaylı şekilde öğrendim. kötü bir haldeyken ortaya çıkan kişiye hemen sarılıp hayranlık duyuyoruz. mesela ekonomi çok kötü. birisi çıkıp ben hallederim diyor ve seçiliyor. ona inanmak zorunda kalıyoruz.
ayrıca insanların bir şeylere inanma mecburiyetinin ne kadar kötü olduğunu gösteren bir yapım oldu.
belgeselde seslendiren kişileri çok beğendim. özellikle zorba amcaların adını söyleyen karizmatik sesli kişi çok hoşuma gitti.
belgeselde animasyon işlerini yapan kişileri de çok beğendim. çizerek animasyon yaparak anlatma fikri çok hoşuma gitti.
bölüm sayısı ve bölüm dakikaları da bu belgeseli güzel yapan detaylardan birisiydi. her şey çok yerli yerindeydi. 30 dakikadan 6 bölüm gayet iyiydi.
belgesel sevenlere tavsiye ederim. izlenmesi gerekir.
kısa sürede izlediğim ve çok beğendiğim bir belgesel oldu. genel olarak netflixin belgesellerini çok beğeniyorum. hatta her belgesel tanımımda bahsettiğim gibi netlixin en iyi yaptığı işlerin belgeseller olduğunu düşünüyorum. yine öyle bir iş olmuş.
belgesel dünyada iz bırakan zorbaları anlatıyor. yok yok henüz bizim zorbayı anlatmıyor. ileride belki. diktatör dediğimiz tarihte büyük olaylar yaşatan bu zorba abilerimizin neler yaptıklarını ve nasıl bir yol izlediklerini çok güzel bir şekilde tarif ediyor. belgeselde kullanılan alaycı üslup ve alaycı müzikler belgeseli daha güzel hale getiriyor.
kullanılan görüntüler ve yardımcı olan alanında uzman kişiler doyurucu bir bilgilendirme çalışması yapıyor. hem de sıkmadan. hem eğleniyoruz. hem öğreniyoruz. hem ders çıkarıyoruz.
belgeselin ana teması bir kitap üzerinden oluşuyor ve bu güzel bir plan. ciddi şekilde nasıl zorba olunur kitabı varmış gibi bize tüyolar veriliyor.
peki kimdir bu zorba diktatörler derseniz şöyle bırakayım.
hitler, kaddafi, stalin, kim ailesi, idi amin ve saddam hüseyin bu isimlerin tarih boyunca nasıl bu kadar destekçi topladıkları ve halkı nasıl manipüle ettikleri en ince ayrıntısıyla inceleniyor. görüntülerle destekleniyor.
bölüm isimleri ise şunlar
gücü ele geçir
rakiplerini bastır
korku rejimi kur
gerçekleri manipüle et
yeni bir toplum oluştur
sonsuza kadar hükmet
tabi bunlar sadece bölüm isimleri belgeseli izlerken daha ilginç ve daha değişik taktikleri görüyoruz. bunlar ne yahu herkes biliyor baya yaratıcısınız demeyin diye bu açıklamayı yapıyorum.
ayrıca bu belgeselde insan denen canlının hükmedilmeyi ne kadar sevdiğini öğrendim. yani detaylı şekilde öğrendim. kötü bir haldeyken ortaya çıkan kişiye hemen sarılıp hayranlık duyuyoruz. mesela ekonomi çok kötü. birisi çıkıp ben hallederim diyor ve seçiliyor. ona inanmak zorunda kalıyoruz.
ayrıca insanların bir şeylere inanma mecburiyetinin ne kadar kötü olduğunu gösteren bir yapım oldu.
belgeselde seslendiren kişileri çok beğendim. özellikle zorba amcaların adını söyleyen karizmatik sesli kişi çok hoşuma gitti.
belgeselde animasyon işlerini yapan kişileri de çok beğendim. çizerek animasyon yaparak anlatma fikri çok hoşuma gitti.
bölüm sayısı ve bölüm dakikaları da bu belgeseli güzel yapan detaylardan birisiydi. her şey çok yerli yerindeydi. 30 dakikadan 6 bölüm gayet iyiydi.
belgesel sevenlere tavsiye ederim. izlenmesi gerekir.
devamını gör...
bir ilişkinin sağlıklı olduğunu gösteren şeyler
kendinizi iyi hissettiğiniz, açık ve çekinmeden kendinizi ifade edebildiginiz, sinirlarinizi koruyabildiginiz ve degerli hissettiginiz ilişki sağlıklı olabilir. siralayacak daha cok kriter var tabii ki. he bir de bu her ilişki icin gecerli.
devamını gör...
hafızadan çıkmayan reklam jingleları
olur olmadık yerlerde ağzıma takılan sözlerdir.
(bkz: mutluluk denince akla hemen onun adı gelir eti eti eti)
(bkz: mutluluk denince akla hemen onun adı gelir eti eti eti)
devamını gör...
şahsiyet
t: son bölümlere kadar kabızsal ve aşırı yapaysal bir diziydi. ilk bölümü 6 ay civarında bitirdim.
"kurgu bu sonuçta, yapaylık ne alâka?" demediğinizi duyar gibiyim. efendim, kurgusalın da kendi içinde bir mantığı, olağanlığı var, diye düşünüyorum. gerçek dünyadaki gerçek bir olayı anlatan tamamen yapay bir evren ve buna bağlı olarak yapay diyaloglar gördüm ben dizide. bana göre değil.
son 2-3 bölümde işler iyice ciddiye binince niyeyse bir anda herkes ciddili olmaya başladı. onun öncesinde yapmacık, sahneyle alakasız, bağlamdan kopuk, ne idüğü belirsiz özlü sözler yerlerini sıradan laflara bıraktı.
öz: absürttü, izledik, yarı-beğendik.
"kurgu bu sonuçta, yapaylık ne alâka?" demediğinizi duyar gibiyim. efendim, kurgusalın da kendi içinde bir mantığı, olağanlığı var, diye düşünüyorum. gerçek dünyadaki gerçek bir olayı anlatan tamamen yapay bir evren ve buna bağlı olarak yapay diyaloglar gördüm ben dizide. bana göre değil.
son 2-3 bölümde işler iyice ciddiye binince niyeyse bir anda herkes ciddili olmaya başladı. onun öncesinde yapmacık, sahneyle alakasız, bağlamdan kopuk, ne idüğü belirsiz özlü sözler yerlerini sıradan laflara bıraktı.
öz: absürttü, izledik, yarı-beğendik.
devamını gör...
normal sözlük'teki aile ortamı
ilk tanımı heady'ye ait olan başlık. trolllerle ilgili kısım hariç imzamı atarım tanımına*.
aile nitelemesi abartılı gelebilir ama biraz mübalağadan zarar gelmez*.
not editi: başlığı açan yazar da farkındadır ihtilafların, yine de olaylara güzel bakmak ve bu başlığı açmak istemiş olabilir. imzamı atarım dediysem, bu bir temenniyi yansıtıyor işte...
aile nitelemesi abartılı gelebilir ama biraz mübalağadan zarar gelmez*.
not editi: başlığı açan yazar da farkındadır ihtilafların, yine de olaylara güzel bakmak ve bu başlığı açmak istemiş olabilir. imzamı atarım dediysem, bu bir temenniyi yansıtıyor işte...
devamını gör...
karısı dururken ev işi yapan erkeğe söylenebilecek şeyler
dişinin avlandığı ancak avı ilk erkeğin yediği aslan sürüsü müyüz? yardımlaşma ve destek olma özellikle aile söz konusu iken erkeğin borcudur.
ailesi ile vakit geçirmeyen bir adam asla gerçek bir adam olamaz. vito corleone
ailesi ile vakit geçirmeyen bir adam asla gerçek bir adam olamaz. vito corleone
devamını gör...
yobazların çok küfürbaz olması
buradaki örneğinden bahsedersek, sırf kendi fikirlerini savunmuyorsunuz ve onlarla aynı düşünceleri paylaşmıyorsunuz diye tanımlarınızın altına gelip amaçsızca (bkz: kafir), (bkz: tağut), (bkz: bilgisiz fikir sıçmak), (bkz: mal beyanı), (bkz: mal değneği) hakaret içeren bkz'lar yazarlar. içlerindeki nefret, tanımlarında da kendini gösterir olmuştur. bu kişiler sevgi görmediğinden, saygı duyulmadığından ne sevgiyi ne de saygı bilmiyorlar. çok görmüyorum, sevgi ve saygı görmemiş insanlar bu davranışları sergileyebilirler. son olarak, kötü söz her zaman sahibine aittir ve sahibinin düşüncesini yansıtır.
devamını gör...
bruce dickinson
iron maiden grubunun efsane vokalisti, günlük hayatında boeing 757 uçurabilen başarılı bir pilot, yazar, senarist, yapımcı ve eskrimci mükemmel insan. 62 yaşında olmasına karşın sahnedeki inanılmaz enerjisi ve yıllandıkça bir şarap gibi daha da güzelleşen sesi ile bana göre heavy metal tarzında gelmiş geçmiş en iyi vokalisttir.
devamını gör...
insanların zamanla değişmesi
zaman senden çok şey alıp götürebilir.
ama sen de ona çok şey verebilirsin...
ama sen de ona çok şey verebilirsin...
devamını gör...
avatar: the way of water
james cameron'un saniyede ortalama 30-35 kare ile çekilen sinema filmlerinin olduğu dönemde saniyede 45+ kare ile çektiği filminin 2022'de vizyona girecek devam filmi. ikişer yıl arayla üçüncü, dördüncü ve beşinci film de vizyona girecek. ortalama 60 kare ile (her zamanki gibi) hiç yapılmamışı yapacak buna rağmen fütursuzca eleştiriliyor. yok efendim hikaye banalmış. bu ne biçim filmmiş. sıradanmış. sürprizi yokmuş. ha bi' de şey vardı; çalıntıymış... yav he he.
yaptığı her işle çığır açmış bir yönetmenden bahsediyoruz. emsalsiz bir görsellik uzmanı. eşsiz! her dönem, her işinde, istisnasız her projesiyle akıllara durgunluk vermiş, nasıl yaa dedirtmiş! dünya sinemasına the terminator'ü kazandırmış. batacağı belli bir gemide geçen bir aşk hikayesini öyle tanımlanamaz şekilde beyaz perdeye aktarmış ki 1997 yılında yapılmış bir film, bugün hala dünyada en çok ödül alan film unvanının sahibi. sürprizi var mıydı titanic'in? batmayacak mıydı sonunda filmin, biliyordun, niye izledin yavrum? anasının ak sütü gibi helal! sinema böyle bir şey değil abi. ağzı olan konuşmasın rica ediyorum ya. abi insanlar delirmiş james cameron bokluyorlar. ya yönetmenci değil senaryocu olabilirsin, tamam anlarım, gerçekten ama başarısını takdir etmemek, kötü yönetmen yaa, ne o öle, böyle film mi olur demek gerçekten akıl tutulması yaşamak demek. sinema tanrılarının gazabına uğrarsınız. çarparlar valla, yapman, etmen. bu neye benziyor biliyor musunuz; fazıl say şarkı söylemiyor diye "ne biçim müzisyen meh" demeye. "ne o öle bir aletin tuşlarına basıyor, bu ne biçim sanat ıyy..." hala bikbik ama senaryosu kötüüüğğğ deniyor ya gerçekten inanılmaz. tamam annem, kötü senaryo. haydi. valla sinirleniyorum ya...
avatar'ı izlediğimden beri gün sayıyorum. 66 yaşında yönetmen. ikinci ve üçüncü filmin çekimlerini tamamlamış. hız kesmeden dört ve beşinci için çalışıyor. ömrü vefa etsin de soksun filmlerini vizyona şansımız varsa. kendisi muadili olmayan bir yönetmendir. henüz. valla çok üzülürüm ya. yeminle bak!
yaptığı her işle çığır açmış bir yönetmenden bahsediyoruz. emsalsiz bir görsellik uzmanı. eşsiz! her dönem, her işinde, istisnasız her projesiyle akıllara durgunluk vermiş, nasıl yaa dedirtmiş! dünya sinemasına the terminator'ü kazandırmış. batacağı belli bir gemide geçen bir aşk hikayesini öyle tanımlanamaz şekilde beyaz perdeye aktarmış ki 1997 yılında yapılmış bir film, bugün hala dünyada en çok ödül alan film unvanının sahibi. sürprizi var mıydı titanic'in? batmayacak mıydı sonunda filmin, biliyordun, niye izledin yavrum? anasının ak sütü gibi helal! sinema böyle bir şey değil abi. ağzı olan konuşmasın rica ediyorum ya. abi insanlar delirmiş james cameron bokluyorlar. ya yönetmenci değil senaryocu olabilirsin, tamam anlarım, gerçekten ama başarısını takdir etmemek, kötü yönetmen yaa, ne o öle, böyle film mi olur demek gerçekten akıl tutulması yaşamak demek. sinema tanrılarının gazabına uğrarsınız. çarparlar valla, yapman, etmen. bu neye benziyor biliyor musunuz; fazıl say şarkı söylemiyor diye "ne biçim müzisyen meh" demeye. "ne o öle bir aletin tuşlarına basıyor, bu ne biçim sanat ıyy..." hala bikbik ama senaryosu kötüüüğğğ deniyor ya gerçekten inanılmaz. tamam annem, kötü senaryo. haydi. valla sinirleniyorum ya...
avatar'ı izlediğimden beri gün sayıyorum. 66 yaşında yönetmen. ikinci ve üçüncü filmin çekimlerini tamamlamış. hız kesmeden dört ve beşinci için çalışıyor. ömrü vefa etsin de soksun filmlerini vizyona şansımız varsa. kendisi muadili olmayan bir yönetmendir. henüz. valla çok üzülürüm ya. yeminle bak!
devamını gör...
kadınları etkilemenin yolları
etkilemek için çaba göstermemek gerekir. çünkü bu rol yapıyorsun demektir. oysa doğal hâlinleyken , çabasızken seni gözlemleyip etkilenme olasılığı yüksektir.
devamını gör...
paleontoloji
tarih öncesi hayvanların fosillerini inceleyerek bunlar hakkında bilgi veren bilim dalı.
devamını gör...
normal sözlük'ün ekşi sözlük’ten farkı
az ve öz yazarlardan oluşuyor olması.
devamını gör...
