merhaba sevgili x,y ve z kuşağına mensup değerli büyüklerim, yaşıtlarım.

bu tarz şeyleri görmek, okumak beni üzüyor. bir insanın hangi yılda doğup doğmadığına göre ciddiye alan insanları görmek ise daha üzücü bir durum. her insan doğası gereği anlatmak, anlatabilmek ve anlaşılmak ister. bence bir insanı ciddiye alıp almamak, kesinlikle yaş meselesi değil. biz sadece anlaşılmaya açız.

siz değerli büyüklerimiz de bizimle aynı yollardan geçmiyor musunuz? tabiki geçiyorsunuz. siz de bizler gibi genç oluyorsunuz. bu yüzden sizin bizi daha iyi anlayabileceğinizi düşünmekteydim ki genel olarak pek öyle olmadığını görüyorum.

bütün kuşaklar birbirini bu kadar yermektense biraz birbirimizi desteklemeye ne dersiniz? daha iyi olmaz mı? sizden tek bir ricam var, biz gençleri, çocukları dinleyin. fikirlerimizi dinlediğinizi görmek dahi bizi çok mutlu eder. aslında birbirimizi mutlu etmek bu kadar basit. birbirimizin düşüncelerini küçümsemek yerine birbirimizle saygı çerçevesi dahilinde bir fikir alışverişi kurarsak çok daha iyi bir yaşam sürebileceğimizi düşünmekteyim.

kimse kimseyi sevmek zorunda değil zaten bunun farkındayım fakat birbirimize saygı duymamız gerek. birbirine karşı saygı duymayan insanların olduğu bir toplumda zaten sevginin olması da beklenemez.

umarım bu dediklerim ile bir nebze de olsa ifade etmek istediklerimi dile getirebilmişimdir.

-saygılarımla.
devamını gör...

gölgede kalmış ve harika sözlere sahip az bilinen eserlerinden
devamını gör...

yazılan bir çok ülkenin asla istemeyeceği federasyondur. arkadaşlar, adamlar bizi sandığınız kadar sayıp sevmiyor, birçoğu rusya ile birleşmeyi daha çok ister.
devamını gör...

umduğum değil, bulduğum.
sebebini filan hiç sormayın hiç..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir gün donduran bir gün kavuran, hele ilkbaharda ayarsızlıkta tavan olan şehir.
midemin ayarları off oldu gene.
sabah öğlen akşam ısı farkın bu kadar çok olmak zorunda mı?
evden hırka ile mi çıkmak zorundayım yazın bile?
az ortalama olsan sevecem seni be ankara.
ben sana uyamıyorum lütfen sen bana uy.
kaybedecen beni yoksa. terk edecem seni.
devamını gör...

fırtına öncesi sessizliktir. konuşmaya başlayınca artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
devamını gör...

(bkz: siya siyabend)
devamını gör...

mutsuzluğa, hüzne yenik düşmek istemediğim için sıkça yaptığım bir şeydir. zaten modum düşük bir de hüzünlü şarkılar açıp iyice psikolojimi mi bozayım diye düşündüğüm için hemen hareketli, insana keyif veren şarkılar açar iki şarkı sonra da kendimi toparlarım.
devamını gör...

yok yok bu sefer ursula k. le guin 'in kitap serisi değil, sözlük yazarı olan yerdeniz büyücüsünden bahsediyorum.

şu an okumakta olduğum yerdeniz serisi sayesinde tanışmış olduğum, aynı kitabı aynı anda okuduğumuzu keşfedince de bol bol kitap konuştuğumuz, değerlendirme yaptığımız sevgili yazar, hoş gelmiş iyi ki gelmiş.
devamını gör...

martıların duş saati.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazdığı tanımlara önce tanımın son cümlesini ya da satırını okuyarak başlıyorum. daha sonra tanım başı yaparak devam ediyorum, böylesi daha eğlenceli oluyor. * sınavlarında şimdiden başarılar dilerim kendisine, takipteyim zaten...
devamını gör...

dün çapraz komşumuza bir şeyler vermek için yukarı çıktım. 3 yaşında bir oğlu var. çocuk beni 1 yıl boyunca hep pencerenin başında, aşağıda onlar oyun oynarken izlediğim zamanlarda gördü. 2 ay önce de saçlarımı boyadım, yeni saç rengimle hiç görmemişti. dün kapıyı açtığında karşısında beni görünce önce kaşlarını çattı, sonra bıyık altından bir gülüş bahşetti. dayanamayıp "beni hatırladın mı?" diye sordum. kafasını salladı. kapıyı kapattıktan sonra ise şöyle bir cümle duydum. "anne camdaki abla kafasına salça sürmüş!"
devamını gör...

yavaş yağan kar anlamına gelmektedir.
devamını gör...

insanlık tarih'inin kara lekesi madımak katliamını politikacılar duymamazlıktan geldi.gamsızlıklarıyla hayata devam ettiler. hollanda hükümeti katliamda kaybettiği vatandaşı carina cuanna thedora için müzeyi ziyaret edip karanfil bıraktı.
tarihte çok üzücü şeyler olan bir yerdeyiz. bir vatandaşımızın da hayatını kaybettiği bir yerdeyiz. onun için bugün geldik. hem vatandaşımızı hem burada ölenleri hatırlamak için ve inşallah gelecekte böyle şeyler bir daha olmaz dedi. hollanda hükümeti, zaman aşımına uğrayan dava dosyasından ayrılan üç firari sanığın yargılandığı ankara 1. ağır ceza mahkemesindeki davada, olaylarda ölen hollandalı carina cuanna nedeniyle duruşmaya gözlemci göndermişti. biz ise arkalarında yürekleri yanmış çaresiz halk olarak kaldık. hayatımız zaman aşımı oldu.
aydınlıklarımızı yaktınız ciğerimizi söktünüz üstüne hesap bile vermediniz..
devamını gör...

bilmişlik taslayan, ukala boş malumat bidonları için kullanılan osmanlıca bir kelime.
devamını gör...

ahmet telli şiiri. aynı zamanda şiir kitabının da adı.

kimi zaman hiç beklemediğiniz anda biri çıkar karşınıza hem çok tanıdık hem çok yabancı gelir. hep oradaymış gibi. yeniden değil de eskiden tanıdık gibi.
bu şiir de öyle bugün bana. hem hep biliyormuşum gibi hem de ilk kez dinliyormuşum gibi.


dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
kum taneleri var ya onlardan birindeyim
yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum
dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı




dinlemek için
devamını gör...

daha önce yazmış mıydım bilmiyorum ama yazdıysam bile tekrar yazacağım.

ilkokula gidiyorum o yıllarda. sanırım 5. sınıftı.* zorunlu din dersine de girmeyen bir öğrenciydim. dava açtı ailem bu konuda hatta. tabii o süreçte başıma gelmeyen kalmadı. türkiye'nin sosyo-kültürel yapısı malumunuz. bizim millet dünyanın en şerefli, namuslu, onurlu rerörö milletidir ama kendinden olmayan birini fırsat bulsa bir kaşık suda boğar.

neyse işte o zamanlar okul yönetimi, öğrenciler, veliler allah ne verdiyse herkes dolaylı yoldan yapıyor yapacağı çirkefliği.
birgün okulda ders bitti; tenefüse girdik. ben de ara boyunca yerimde oturdum* ve karakalem çizimlerimden birine devam ettim. sonra zil çaldı, herkes içeri girdi ve ders başladı. tabii her ilkokulda olduğu gibi bir ders başlatma geleneği olan gammazlama faslına geçildi. biri kalktı dedi ki hocam x bana çarptı.* hoca x'e döndü, x de aynen şöyle dedi: "öğretmenim iorek beni ittirdi; ben o yüzden ona çarptım."

sonra hoca bu şerefsize inandı. beni bütün sınıfın önünde ayağa kaldırıp özür dilememi söyleyerek bağırdı. "öğretmenim ben bir şey yap..." cümlemi tamamlayamadan bizim şeref yoksunu eğitimci kılıklı yaratık tekrar bağırınca özür dileyip yerime oturmak zorunda kaldım. sonra derse başladı bu k....k.

ve bu şerefsiz annemin öğrencisiydi bir de. bu olaydan aylar önce tesadüfen öğrenmiştik.

belki çoğu kişiye çok basit ve anlamsız gelir bu anlattığım ama o yaşlarda ve özellikle de özgüveni düşük, içe kapanık küçük bir çocuk için korkunç bir şey bu bence. aklıma geldikçe öfkeden deliye dönüyorum. yapmadığım, hiçbir suçumun olmadığı bir şey için haksız yere birinden özür dilemek zorunda kaldım; üstelik yaşıtlarımdan oluşan kalabalık bir grubun önünde. yıllarca yaptığım her şeyde bir hata varmış gibi hissettim. hâlâ daha bir hata yapıp kendimi suçlu bir durumda bulmaktan korkuyorum. kafamda gerçek dışı senaryolar oluşuyor çoğu zaman.

hocam, olmaz ama eğer burayı okuyorsanız şunu belirteyim; ilk karşılaşmamızda bunun karşılığını ağır bir biçimde alacaksınız. diğer şikayetçi piçi de elden geçireceğim bulsam ama yapılan şeye o kadar takıldım ki kim olduğunu bile hatırlamıyorum.

bu zihniyetteki şerefsizler için küçük bir not bırakıp bu yazıyı bitireceğim; zaten yine anksiyete krizinin ortasındayım. allahın belası ilaç da bitti yine. geberiyorum alüminyum.

eğer üzerinde güç, denetim ve söz sahibi olduğunuz insanlarla birlikte çalıştığınız bir işiniz varsa, özellikle de çocuklarla çalıştığınız bir meslek, sakın ben bunun ağzına s.....m nasıl olsa bana bir bok yapamaz mantığıyla hareket etmeyin. sonra attığınız füze dönüp sizi vurur benden söylemesi.

(özellikle çocuklar bu tür olayları unutmaz. daha doğrusu insanlar pek çok şeyi unutur ama küçük yaşta yaşadığı travmaları ve bu travmaların öznesi olan yaratıkları asla unutmaz. hepimiz yeri geldiğinde pek çok insanla ağız burun kavga etmişizdir mesela ama çocukken yenen o yumruk unutulmuyor.)

t: denetlemeyen eğitim sisteminin küçücük çocuklar üzerinde bıraktığı trajik izleri içeren başlık.
devamını gör...

nüfusu aşırı artan karga, martı ve kedilerin sonucu diye tahmin ettiğim durum. şöyle bir süreç gözlemliyorum. hayvan severlerin sayısı hiç olmadığı kadar arttı. 40 yaşına kadar eli bir kedinin başını okşamamış insanlar, kedi sever oldu. güzel de fotoğraf veren hayvanlar. ınstagram'da filan bol bol like getiriyorlar.

neyse, kedilere mama koymak da artık bir istanbul geleneği. her köşe başında bu mamaları görebilirsiniz. ayrıca evde artan yemekleri, pilav, makarna, çorbayı laps diye rastgele kaldırıma, yola boşaltan da çok insan var. bu çevre kirletici ve medeniyete ters faaliyeti, hayvan severlik gibi kutsal bir ödev uğruna yaptıkları için onları kınayamayız tabii. böylece şehir, yukarıda söz ettiğim hayvanlar için bol gıda sunan bir cennete dönüşüyor. bol gıda, çok üremek demek. kedi mamalarıyla martılar ve kargalar da beslenmekte ve onlar da çoğalıyor. mamalarda üremeyi pompalayan bir şey var herhalde ki sayılar ciddi artış gösteriyor. (ne kadar çok kedi, o kadar çok "müşteri")

bunların sayısı artınca, kendilerine yaşayabilecek ortam bulamayan serçeler ortadan kayboluyor. eskiden her yerde pırrr diye uçuşan serçeleri istanbul'da görmek artık iyiden iyiye zorlaştı. bir ara pandemi yasakları sırasında sesleri duyulur oldu, sonra yine kayboldular.

peki serçelerin önemi ne ki? ne faydası var doğaya? kaybolsalar ne olur?
sivrisinekler, karasinekleri kim yakalayıp yiyecek efendim?
bu kuşlar, türlerinin f-16'sı gibiler. üstün hız ve manevra kabiliyetleriyle doğayı senin için temizliyorlar.
serçeler olmayınca ortalığı sinekler basıyor. sonra belediyeler sineklerle mücadele adına daha fazla gaz basıyor sokaklara.
doğa daha fazla ölüyor.
demek ki neymiş, doğanın dengesini bozmamak lazımmış.
("hayvanları suçlayacağına her tarafta ağaçları kesip bina yapan insanları suçla" diyecekler için not: bina, inşaat, yeşil alan, ağaç sayısı sabit olan mahallelerde de serçe popülasyonu azaldı.)
devamını gör...

demokrasi genellikle çoğunluğun iktidarı zannedilir. seçimde çoğunluğun desteğini alan kişi veya kişilerin halk desteği olduğu sürece istediğini yapabileceği, bunun demokratik olduğu zannedilir ancak bu yanlıştır. demokrasi bir değerler bütünüdür. isterse halkın %99’u kadın ile erkeğin eşit olmadığını savunsun eğer yasalar kadın ile erkeği eşit tutmazsa o ülke demokrasi ile yönetilmiş olmaz. barışçıl eylemler militarist müdahaleler ile sindiriliyorsa o ülke demokrasi ile yönetiliyor olamaz. demokrasi sadece bir seçim mekanizması değil insanlığa tanınmış haklar bütünüdür.

kitleler bilinçlendirilmeden demokrasiye geçilirse halk demokratik haklarını savunmaz, savunamaz. böyle ülkelerde iktidar genellikle kukla olur. amerika’nın ortadoğu projesinin temel mantığı da budur. demokrasi dağıtıyorum iddiasıyla kuklanı meydana çıkart. türlü manipülasyonlar ve fonlamalar ile kuklanı başta tut ve 21. yüzyıl tarzı sömürgen olsun.

işte avrupa’daki demokrasi ile türkiye’deki demokrasinin işlev bakımından bu kadar ayrılmasının nedeni budur. halk belirli bir bilinç düzeyine geldikten sonra kendi gücüyle demokrasiyi elde ederse ona sahip çıkar. türkiye’deki gibi halkın desteği olmadan bir kahraman ve onun silah arkadaşları demokrasi getirirse neler olduğunu görüyoruz zaten.
devamını gör...

seher vakitlerinde doğudan esen hafif rüzgar.

edebiyatta sevgiliden haber getirdiğine de inanılan manidar rüzgar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim