sözlük radyosu kaçak yayınları
geçmiş doğum günün kutlu olsun, radyo yayınlarını çok seviyorum! sesinde bazen hüznü bazen mutluluğu dinlemek güzel. peçeteye yazmasam da entrye istek parça yazsam mı diye düşündüm ama müzik zevkini sevdiğim için öylece durup dinleyeceğim. keyifli yayınlar dilerim.
devamını gör...
kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
borçlarının son taksidini ödemek.
devamını gör...
çalıntı tanım girmek
yani ortada bir hata var elbette.
ama insanları hemen yerin dibine sokmaya çalışmak da hatadır.
bakıyorum hemen " vay ne biçim yazar " manasında yazılar yazılmış.
hangimiz hata yapmadık ki ?
hem de nerelerde yapmadık ki ?
insanlar yaptığı hatalardan ders çıkarabildiği derecede iyi insandır, kendine saygısı olan insandır.
hatalar insanlar içindir, yoksa robot olurduk.
bu konuyu da tatlıya bağlayıp yolumuza devam edelim derim ben.
ama insanları hemen yerin dibine sokmaya çalışmak da hatadır.
bakıyorum hemen " vay ne biçim yazar " manasında yazılar yazılmış.
hangimiz hata yapmadık ki ?
hem de nerelerde yapmadık ki ?
insanlar yaptığı hatalardan ders çıkarabildiği derecede iyi insandır, kendine saygısı olan insandır.
hatalar insanlar içindir, yoksa robot olurduk.
bu konuyu da tatlıya bağlayıp yolumuza devam edelim derim ben.
devamını gör...
flörtün sevgililiğe dönmeme sebepleri
iyi kadınları kötü erkekler, iyi erkekleri de kötü kadınlar üzdü de ondan.
kimsenin kimseye verecek iyi niyeti kalmadı.
kimsenin kimseye verecek iyi niyeti kalmadı.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
“saçların aklarla dolduğu zaman
geriye hasretle bir bakar mısın?
yıllar mazimizi yolduğu zaman
göğsüne menekşe, gül takar mısın?”
bu sözleri söyleyen asım bezirciyi
unutmadık!
2 temmuzu unutmadık!
edit: bu program, radyo tarihine adını benim için yazdırmıştır. frekanslarınıza kuşlar konsun...
geriye hasretle bir bakar mısın?
yıllar mazimizi yolduğu zaman
göğsüne menekşe, gül takar mısın?”
bu sözleri söyleyen asım bezirciyi
unutmadık!
2 temmuzu unutmadık!
edit: bu program, radyo tarihine adını benim için yazdırmıştır. frekanslarınıza kuşlar konsun...
devamını gör...
haber vermeden gelen akraba sorunsalı
biz de başkasına davetliyiz oraya gidiyoruz deyip def edilebilecek akrabadır. ben arkadaşıma yaptım. yolladım. pişman değilim.
devamını gör...
aynı bilgisayarı 7 yıl kullanmak
yani normalde her sene bilgisayar değiştiriliyor da ben mi bilmiyorum dediğim basliktir. bilgisayar tamamen bozulup kullanılmayacak hale gelene kadar kullanılmalıdır. senesi yada zamanı yoktur ki. her sene değiştirmek yahut saglamken üzerine yenisini almak israftır. evde bir masaüstü bilgisayarımız var. yılların bilgisayari on yılı geçti belki. ondan çizim yapamayacağım için ve sürekli yanımda tasiyamadigim için laptop almıştım 4 yıl önce. hala sapasağlam. ben bunu daha bir bu kadar daha kullanırım. çünkü neden kullanmayayim.
devamını gör...
en sevilmeyen insan tipi
"sana öyle geliyor"culardan nefret ederim.
burası görmeyeli çok hoş olmuş vs. tarzında bir şey desem hemen "yok ya, sana öyle geliyor" diye yapıştırırlar cevabı. nasıl ya, bir tek ben mi böyle düşünmüştüm? insanın hevesini kursağında bırakıyorlar. sana da öyle gelmiyor mu ya. hiç mi bir şeylerin farkında değilsin, böyle bir sabit fikirlilik olabilir mi?
burası görmeyeli çok hoş olmuş vs. tarzında bir şey desem hemen "yok ya, sana öyle geliyor" diye yapıştırırlar cevabı. nasıl ya, bir tek ben mi böyle düşünmüştüm? insanın hevesini kursağında bırakıyorlar. sana da öyle gelmiyor mu ya. hiç mi bir şeylerin farkında değilsin, böyle bir sabit fikirlilik olabilir mi?
devamını gör...
kafir sevgiliyle beraber kuşluk namazı kılmak
size anlatacağım bu stres dolu hikayeyi, hala daha aklıma gelip andığımda sessizleşir, içime kapanır ve huşu içinde ağlarım efenim. umarım tanrım, bu ibadetimizi kabul eylemiş ve bize cennet bahçelerinden 200 metrekarelik bir daire ayırmıştır.
dini hassasiyeti olan aile bireylerinin, yüreklerine indirmemek için yapılan eylemdir bu efenim.
üniversite biri okumakta olduğum o yıllarda, annem ve babam hac ibadetlerini tamamlamış ve birer hacı olarak yurtlarına geri dönmüşlerdi. ben deniz dini bütün, muhafazakar bir ailede yetişmekle birlikte, inancını çeşitli sorgularla zora sokmuş, mana denizinde beyhude çalkalanmakta olan bir kayık gibi, henüz bu konuda aileme açılamamış ve onları mutlu etmek adına bazı ibadetleri yer yer yapıyor gibi görünmekte olan biriydim.
parmağımı çapraz tutup, "allahım çarpma nolur" diyerek zemzem niyetine içtiğim vodkaları saymazsanız, pekala da hain bir evlat sayılmazdım. ailemin gözbebeği, biricik, tek çocuklarıydım ve onları üzmemek için kimliğime ket vuruyor, gerçek morticia'yı herkeslerden saklıyordum.
üniversiteye gitmemle birlikte, ailemin kanatları altından nihayet çıkmış, tek yaşamakta olduğum evimin duvarlarını zina günahının tüm incelikleriyle o bdsm senin bu bdsm benim inletmekteydim. işte bu hızlı çapkın günlerden birinde tanışmıştık o kafir gençle. hiç unutmam, zerre nur bulunmayan dinsiz sıfatına bakınca, midemde kelebeklerin uçuşmaya başladığını hissetmiştim.
kafirdi ama yakışıklıydı efenim, onunla uzun sohbetler ediyor; nietzsche'den alıntılarla karşılıklı derin düşüncelere dalıyorduk:
-tanrı nasıl ölüyor yasin? yani anlayamadım, tanrı ölümsüzdür ki.
-hayır balım onu kast etmiyor orada, tanrı fikrinin doğuşuna atıfta bulunuyor. doğdu, yaşadı ve öldü.
-ya nasıl? işte tanrı ölmez diyorum ben de, ölümsüz, sonu yok filan. zati ve subuti sıfatlarında hep anlatmışlar bunları.
adı yasin olan ve adından da anlaşılacağı üzere tıpkı benimki gibi muhafazakar bir ailede yetişmiş, ancak sonrasında inanmayı bir yerlerde bırakmış bu kafir bey ile ten uyumumuz öylesine mükemmeldi ki, damızlığa ayrılmış azgın aygırlar gibi durmadan sevişiyorduk. ahh tanrım, bu kafir gençler kesinlikle yaşıtları mümin gençlerden daha iyi zina yapıyorlardı!!!11
bir zaman sonra, birlikte öğrenci evimde yaşar olmuştuk; kendisi nadiren evine geçiyor, genellikle bende kalmayı ve gayri meşru ilişkilerimizi komşulara yer yer sevişme ve yer yer kavga sesleri eşliğinde dinletmeyi seviyordu. benden dört mahalle ötede oturmakta olan ve "kızınız bize emanet" diyerek beni ailemden kurbanlık koyun gibi teslim alan paragöz ev sahibim hacı amcanın da ve elbette ailemin de tüm bunlardan haberi yoktu. aktif bir cinsel hayatım olduğu bilgisini, üniversiteye yollarken "alnımıza leke sürdürmeyelim" diyerek gayet ataerkil bir şekilde beni uyaran anneme nasıl açabilirdim ki? bunu öğrendiğinde tansiyondan gözlerini kaybedeceğine, tehlikeli ve fakat tatlı bir kalp spazmı geçirebileceğine yemin edebilirdim. en kötü ihtimalle oracıkta bayılırdı.
minik aşk yuvamızda her şey ne kadar da güzel ilerliyordu öyle, her gece absolut vodkaya nasıl para yetirebiliyorduk bilmiyorum ama, içmekten karaciğerimizi halıya düşürecek hale geldiğimiz o meşk dolu akşamların sabahında, bir gün, annemlerin bana haber vermeden, "bizim kız napıyor acaba, hiç sesi de çıkmıyor?" fikriyle baskın basanındır yapmaya karar verip gelecekleri tuttu efenim. hayır işte salmışsınız kızınızı üniversiteye, bırakın kendi halinde kötü yollara mı düşecek, alkol komasına girip acilden doktorlar mı arayacak, buluştuğu sanal insanlarının birinin banyosunda sağ böbreği alınmış vaziyette buzlu küvette mi oturacak, ne merak ediyorsunuz, bu evlat sevgisi de nereden çıktı? ah lanet olasıca kontrol manyağı ebeveynler, biraz çocuklarınıza güvenmeyi öğrenin!!!111
-morticiaaa. ay duymuyor, morticiaa açsana kızım kapıyı?!
evde olmadığımı zannederek cep telefonumdan da aramaya başlamışlardı, telefonum evin içinde, acı acı çalıyordu:
don't you know, pump ıt up, you got to pump ıt up, don't you know pump ıt up, you've got to pump ıt up...
işte arkadaşlar, kapıma ansızın dayanmışlardı ve ben daha aynı gece sarhoştum, evimdeki boş içki şişelerini henüz nereye saklayabileceğimi bile düşünmemiştim ki yanımda dikilmekte olan yasin'i fark ettim. "sen evine gitmemiş miydin?! hiih yasin, annemler ağzıma sçar, vallahi kadın kahrından ölür benim kız eve oğlan alıyor diye. naapçaz?!11111"
işte en parlak fikirler, en zor anlarda ortaya çıkar diye boşuna dememişler efenim, aklıma hemen annemleri, gördüklerinde çok memnun kalacakları o manzara ile karşılamaya karar verdim. hemen namaza uygun giyindim ve yasin'e de kuşluk namazına durmasını söyledim.
o sırada ortalıktan "allah'ım bu günü atlatırsam, vallayi sadaka vereceğim" diyerek boş alkol şişelerini toplayarak, salondaki çekyatın altına tıkmaktaydım.
kısa bir bekletmenin ardından kapıyı açtım:
-kızım, kapıda bekle bekle bir hal olduk.
-namaz kılıyordum anneciğim, ancak oldu.
-aferin benim kızıma. çekil de girelim içeri. şunları al bakayım elimden. yoruldum vallahi.
içeri giren annem, kafir boy friendim yasin'i salonda namaz kılarken görünce önce bir afalladı. sonrasında sormaya başladı:
-bu oğlan kim? noluyor burada morticia?
-ee şey, namaz kılıyorduk anneciğim.
-iyi de ne işi var bu oğlanın senin evinde? morticia, ne haltlar yiyorsun sen??!111
-teessüf ederim size anneciğim, öyle halt malt, yemek filan, niye öyle söylüyorsunuz? kendisi benim üniversiteden arkadaşımdır, adı yasin. ders notu bırakmaya gelmişti bana. bakmış kuşluk namazı vaktini kaçırmak üzere, gelmişken hemen namazını da eda etmek istedi. zaten hemen sizin biraz öncenizde geldi kendisi. namazını kılıp gidecek.
bir şekilde olayı hasar almadan atlatmayı başarmıştım arkadaşlar. kafir boy friendim yasin, hacı annemin şüpheli bakışları eşliğinde, abdestsiz namazını kılarken, içimden "allah'ım nolur çok günah yazma" diye papağan gibi tekrar ediyor ve artık ailemi gerçek morticia ile tanıştırma zamanımın gittikçe yaklaştığını derinlerde bir yerlerde kendime itiraf ediyordum.
-
dini hassasiyeti olan aile bireylerinin, yüreklerine indirmemek için yapılan eylemdir bu efenim.
üniversite biri okumakta olduğum o yıllarda, annem ve babam hac ibadetlerini tamamlamış ve birer hacı olarak yurtlarına geri dönmüşlerdi. ben deniz dini bütün, muhafazakar bir ailede yetişmekle birlikte, inancını çeşitli sorgularla zora sokmuş, mana denizinde beyhude çalkalanmakta olan bir kayık gibi, henüz bu konuda aileme açılamamış ve onları mutlu etmek adına bazı ibadetleri yer yer yapıyor gibi görünmekte olan biriydim.
parmağımı çapraz tutup, "allahım çarpma nolur" diyerek zemzem niyetine içtiğim vodkaları saymazsanız, pekala da hain bir evlat sayılmazdım. ailemin gözbebeği, biricik, tek çocuklarıydım ve onları üzmemek için kimliğime ket vuruyor, gerçek morticia'yı herkeslerden saklıyordum.
üniversiteye gitmemle birlikte, ailemin kanatları altından nihayet çıkmış, tek yaşamakta olduğum evimin duvarlarını zina günahının tüm incelikleriyle o bdsm senin bu bdsm benim inletmekteydim. işte bu hızlı çapkın günlerden birinde tanışmıştık o kafir gençle. hiç unutmam, zerre nur bulunmayan dinsiz sıfatına bakınca, midemde kelebeklerin uçuşmaya başladığını hissetmiştim.
kafirdi ama yakışıklıydı efenim, onunla uzun sohbetler ediyor; nietzsche'den alıntılarla karşılıklı derin düşüncelere dalıyorduk:
-tanrı nasıl ölüyor yasin? yani anlayamadım, tanrı ölümsüzdür ki.
-hayır balım onu kast etmiyor orada, tanrı fikrinin doğuşuna atıfta bulunuyor. doğdu, yaşadı ve öldü.
-ya nasıl? işte tanrı ölmez diyorum ben de, ölümsüz, sonu yok filan. zati ve subuti sıfatlarında hep anlatmışlar bunları.
adı yasin olan ve adından da anlaşılacağı üzere tıpkı benimki gibi muhafazakar bir ailede yetişmiş, ancak sonrasında inanmayı bir yerlerde bırakmış bu kafir bey ile ten uyumumuz öylesine mükemmeldi ki, damızlığa ayrılmış azgın aygırlar gibi durmadan sevişiyorduk. ahh tanrım, bu kafir gençler kesinlikle yaşıtları mümin gençlerden daha iyi zina yapıyorlardı!!!11
bir zaman sonra, birlikte öğrenci evimde yaşar olmuştuk; kendisi nadiren evine geçiyor, genellikle bende kalmayı ve gayri meşru ilişkilerimizi komşulara yer yer sevişme ve yer yer kavga sesleri eşliğinde dinletmeyi seviyordu. benden dört mahalle ötede oturmakta olan ve "kızınız bize emanet" diyerek beni ailemden kurbanlık koyun gibi teslim alan paragöz ev sahibim hacı amcanın da ve elbette ailemin de tüm bunlardan haberi yoktu. aktif bir cinsel hayatım olduğu bilgisini, üniversiteye yollarken "alnımıza leke sürdürmeyelim" diyerek gayet ataerkil bir şekilde beni uyaran anneme nasıl açabilirdim ki? bunu öğrendiğinde tansiyondan gözlerini kaybedeceğine, tehlikeli ve fakat tatlı bir kalp spazmı geçirebileceğine yemin edebilirdim. en kötü ihtimalle oracıkta bayılırdı.
minik aşk yuvamızda her şey ne kadar da güzel ilerliyordu öyle, her gece absolut vodkaya nasıl para yetirebiliyorduk bilmiyorum ama, içmekten karaciğerimizi halıya düşürecek hale geldiğimiz o meşk dolu akşamların sabahında, bir gün, annemlerin bana haber vermeden, "bizim kız napıyor acaba, hiç sesi de çıkmıyor?" fikriyle baskın basanındır yapmaya karar verip gelecekleri tuttu efenim. hayır işte salmışsınız kızınızı üniversiteye, bırakın kendi halinde kötü yollara mı düşecek, alkol komasına girip acilden doktorlar mı arayacak, buluştuğu sanal insanlarının birinin banyosunda sağ böbreği alınmış vaziyette buzlu küvette mi oturacak, ne merak ediyorsunuz, bu evlat sevgisi de nereden çıktı? ah lanet olasıca kontrol manyağı ebeveynler, biraz çocuklarınıza güvenmeyi öğrenin!!!111
-morticiaaa. ay duymuyor, morticiaa açsana kızım kapıyı?!
evde olmadığımı zannederek cep telefonumdan da aramaya başlamışlardı, telefonum evin içinde, acı acı çalıyordu:
don't you know, pump ıt up, you got to pump ıt up, don't you know pump ıt up, you've got to pump ıt up...
işte arkadaşlar, kapıma ansızın dayanmışlardı ve ben daha aynı gece sarhoştum, evimdeki boş içki şişelerini henüz nereye saklayabileceğimi bile düşünmemiştim ki yanımda dikilmekte olan yasin'i fark ettim. "sen evine gitmemiş miydin?! hiih yasin, annemler ağzıma sçar, vallahi kadın kahrından ölür benim kız eve oğlan alıyor diye. naapçaz?!11111"
işte en parlak fikirler, en zor anlarda ortaya çıkar diye boşuna dememişler efenim, aklıma hemen annemleri, gördüklerinde çok memnun kalacakları o manzara ile karşılamaya karar verdim. hemen namaza uygun giyindim ve yasin'e de kuşluk namazına durmasını söyledim.
o sırada ortalıktan "allah'ım bu günü atlatırsam, vallayi sadaka vereceğim" diyerek boş alkol şişelerini toplayarak, salondaki çekyatın altına tıkmaktaydım.
kısa bir bekletmenin ardından kapıyı açtım:
-kızım, kapıda bekle bekle bir hal olduk.
-namaz kılıyordum anneciğim, ancak oldu.
-aferin benim kızıma. çekil de girelim içeri. şunları al bakayım elimden. yoruldum vallahi.
içeri giren annem, kafir boy friendim yasin'i salonda namaz kılarken görünce önce bir afalladı. sonrasında sormaya başladı:
-bu oğlan kim? noluyor burada morticia?
-ee şey, namaz kılıyorduk anneciğim.
-iyi de ne işi var bu oğlanın senin evinde? morticia, ne haltlar yiyorsun sen??!111
-teessüf ederim size anneciğim, öyle halt malt, yemek filan, niye öyle söylüyorsunuz? kendisi benim üniversiteden arkadaşımdır, adı yasin. ders notu bırakmaya gelmişti bana. bakmış kuşluk namazı vaktini kaçırmak üzere, gelmişken hemen namazını da eda etmek istedi. zaten hemen sizin biraz öncenizde geldi kendisi. namazını kılıp gidecek.
bir şekilde olayı hasar almadan atlatmayı başarmıştım arkadaşlar. kafir boy friendim yasin, hacı annemin şüpheli bakışları eşliğinde, abdestsiz namazını kılarken, içimden "allah'ım nolur çok günah yazma" diye papağan gibi tekrar ediyor ve artık ailemi gerçek morticia ile tanıştırma zamanımın gittikçe yaklaştığını derinlerde bir yerlerde kendime itiraf ediyordum.
-
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
şöle içinde muhteşem bir pazar kahvaltısı olanından, sonrasında arkadaşlarla buluşulanından, ya da elinizde daha özeli varsa onla olanından mis gibi bir gün olsun.
hiç olmadı temizlik yapın, baharı mis gibi karşılayın.
cemre suya düştü, gelmek üzere bahar.
baharlı kışlı son günler.
biraz ayarsız, bolca kararsız ama önü güzel günler.
yani geliyor gelmekte olan,
hadi bakalım, karşılayalım.
şöle içinde muhteşem bir pazar kahvaltısı olanından, sonrasında arkadaşlarla buluşulanından, ya da elinizde daha özeli varsa onla olanından mis gibi bir gün olsun.
hiç olmadı temizlik yapın, baharı mis gibi karşılayın.
cemre suya düştü, gelmek üzere bahar.
baharlı kışlı son günler.
biraz ayarsız, bolca kararsız ama önü güzel günler.
yani geliyor gelmekte olan,
hadi bakalım, karşılayalım.
devamını gör...
bez adamla evlenip bez bebek sahibi olan kadın
kaynak

brezilya'da yaşayan 37 yaşındaki bir kadın, annesinin diktiği bez adamla evlendikten sonra bir de "bez bebek" sahibi olmuş.
kadın, bez adamı görür görmez aşık olduğunu ve birkaç ay içinde hamile olduğunu duyurmuş.
evlilik dışı çocuk olmasın diye düğün yapmışlar daha sonra bir doktor ve hemşire yardımıyla 30 dakika içinde bez bebeği doğurmuş.
kadının şikayetçi olduğu tek nokta kocasının tembel olup eve bakmamasıymış.

brezilya'da yaşayan 37 yaşındaki bir kadın, annesinin diktiği bez adamla evlendikten sonra bir de "bez bebek" sahibi olmuş.
kadın, bez adamı görür görmez aşık olduğunu ve birkaç ay içinde hamile olduğunu duyurmuş.
evlilik dışı çocuk olmasın diye düğün yapmışlar daha sonra bir doktor ve hemşire yardımıyla 30 dakika içinde bez bebeği doğurmuş.
kadının şikayetçi olduğu tek nokta kocasının tembel olup eve bakmamasıymış.
devamını gör...
yazarların isimlerinin anlamı
beyaz ışık. aynı isimle bir pastane de bulunması “acaba annem pastanesi olsun mu istiyormuş?” diye düşündürür.
devamını gör...
ünlü futbolcu hakan ünal
şu linkte hakkında bilgi bulabileceğiniz futbolcudur.
devamını gör...
yazarların yaşadığı komik olaylar
gıda sektöründe faaliyet gösteriyorum. turistik bir belde de bir restoran açma planımız var.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
devamını gör...
erkeklerin zeki kadın sevmemesi
zeki insanlar zeki insanlarla birlikte olmaktan hoşlanacağından, yanlış önerme.
gerçekten zeki bir insan, herhangi bir nedenle yanında bulunan aptal bir insana tahammül edemez. her söylediğini tekrar tekrar açıklaması gerektikçe yorulur, karşılıklı iki laf konuşamadıkça sıkılır, mantıksız hareketlerinden rahatsız olur... zeki insan sevmeyen biri varsa, o insanın kendisi de büyük ihtimalle zeki değildir (istisnalar kaideyi bozmaz). kendini zeki sanan bir kurnaz olabilir en fazla.
gerçekten zeki bir insan, herhangi bir nedenle yanında bulunan aptal bir insana tahammül edemez. her söylediğini tekrar tekrar açıklaması gerektikçe yorulur, karşılıklı iki laf konuşamadıkça sıkılır, mantıksız hareketlerinden rahatsız olur... zeki insan sevmeyen biri varsa, o insanın kendisi de büyük ihtimalle zeki değildir (istisnalar kaideyi bozmaz). kendini zeki sanan bir kurnaz olabilir en fazla.
devamını gör...
gel benimle
1996 yılında çıkan enfes bir yaşar şarkısı.
devamını gör...




