hain diyerek insan öldürtmek
bu ülkede hain damgası yiyerek öldürtülen, ölen insanlar genelde aydınlar, edebiyatçılar ya da sanatçılardır. kimileri ülkelerinden sürgün edilip yurt dışında ölüme mahkum edilmiş, kimileri otelde yakılarak katledilmiş, kimileri de araba kazası, kurşun bilmem nesi bahaneleriyle bir şekilde öldürülmüşlerdir. hiç isim vermedim ama okurken hepsini anladınız değil mi? ben de öyle düşünmüştüm.
devamını gör...
zaman zaman
1983 tarihli fikret kızılok albümü ve aynı zamanda şarkısı.
bir gün olsun unutunca
dışımda kalıyorsun
oysa seni düşününce
içime sığmıyorsun
zaman zaman.....
............................
bir gün olsun unutunca
dışımda kalıyorsun
oysa seni düşününce
içime sığmıyorsun
zaman zaman.....
............................
devamını gör...
hızlı konuşan insan
içinde olduğum insan.
bizim oraların adeti.
yavaş konuşan insanı dinlemek beni yoruyor.
(bkz: mesut yılmaz) bu konuda istisna olan bir karadenizli.
adam bir cümleye başlardı bekle ki gerisi gelsin.
bizim oraların adeti.
yavaş konuşan insanı dinlemek beni yoruyor.
(bkz: mesut yılmaz) bu konuda istisna olan bir karadenizli.
adam bir cümleye başlardı bekle ki gerisi gelsin.
devamını gör...
boşanmış bir kadınla evlenmek
bir kızla tanışmıştım çok iyiydi birde 2 yaşında kız çocuğu vardı karaktersiz kocası kız hamileyken yurtdışına kaçmış sonrada boşanmışlar birbirimizi çok sevdik ama cahil ebeveynlerim bu evliliğe karşı çıktı bundan sana hayır gelmez,aklı hep ilk kocasında olur falan bir sürü iğrenç laflar yemin ediyorum tiksiniyorum insanlardan.
devamını gör...
bacağı kesilen mahra melin'in hayatını kaybetmesi
kaynak

antalya'da sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalıp yaralanan ve sağ bacağı diz üstünden kesilen mahra melin pınar (10), tedavisinin 23'üncü gününde yaşamını yitirmiş.

antalya'da sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalıp yaralanan ve sağ bacağı diz üstünden kesilen mahra melin pınar (10), tedavisinin 23'üncü gününde yaşamını yitirmiş.
devamını gör...
burdur'da iğneden dolayı hemşireye dayak atılması
cahillige gel... bakiniz hemsireyi dovme sebebi cocugun caninin acimasi. e be ruh hastasi cikardigin su olay cocugu daha cok korkuttu ya. dön bir cocugun haline baksana geri zekali.
dip not; ne olur su tur cahilleri savunacak nitelikte yorumlar yapmayin, gordukce yemin ederim ulkemden umudu kesiyorum...
dip not; ne olur su tur cahilleri savunacak nitelikte yorumlar yapmayin, gordukce yemin ederim ulkemden umudu kesiyorum...
devamını gör...
detachment
filmi herkese önerebilirim.ama bence öğretmen adayları da izlemeli. amerikan kapitalist toplum düzeninde sosyoekonomik olarak bitik, arka mahalle okullarına ayna tutuyor. dolayısıyla amerika gibi toplum yapısı olan ülkeleri de gözümüzün önüne seriyor.
çocukluğu zor diyebileceğimiz yaşantılarla geçmiş başrol kahramanımız(piyanist filminin başrol oyuncusu olarak bildiğimiz adrien brody) kendisine hiç de yabancı olmayan bu dönemin z kuşağı diye tabir edebileceğimiz(çevre etkisine açık, insan hayatının en hassas olduğu yaş aralığı olarak ele alıyorum), yine buradaki adıyla ücretli öğretmenlik yapıyor.
okulun ticarethaneye dönmesi(kar-zarar ilişkisi, eğitim kalitesinden, öğrencilerin hayata hazırlanmasından ziyade afedersiniz barınak gibi olması), öğretmenlerin de çocuklardan yılıp, kendilerini onlara göre koşullaması, ailelerin çocuklar üzerindeki baskısı filmden çıkarım yapılabilecek bazı önemli konular.
başrol oyuncumuz da bu kaotik ve karanlık, ümit vermeyen ortamda filmin adına yaraşır şekilde karşımızda yer alıyor; detachment-kopma-kayıtsızlık!
kime, neye göre kopma, kayıtsız olma? kendimize mi, başkasına mı, topluma mı? koptukça, kayıtsız kaldıkça yaşamıyoruz.
"ah kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya"
gülten akın-ilkyaz şiirinden
ionna kuçuradi'nin sözü çok hoşuma gidiyor.
"uzaya da gitsek yapılacak ilk iş insan ilişkileri"
diye
filmi tersten okursak aslında bir bağlanış söz konusu. kopmama, kayıtsız olmama. insanları bu farkındalığa yönlendiriyor.
fimdeki karakterler çok da uzağımızda olmayan kişilerdir. hatta belki bizden yakınımızdan birileri. daha ileri gidiyorum belki de ben!
film dram türünde bir film ve amerikan yapımı. buna istinaden yine amerikalı bir yazar olan f. scott fitzgerald'a ait muhteşem gatsby romanından bir alıntılama yapmak istiyorum;
birisini eleştirmeye kalkıştığında, "dedi bana, "şu dünyada her insanın senin sahip bulunduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını hiç aklından çıkarma."
çocukluğu zor diyebileceğimiz yaşantılarla geçmiş başrol kahramanımız(piyanist filminin başrol oyuncusu olarak bildiğimiz adrien brody) kendisine hiç de yabancı olmayan bu dönemin z kuşağı diye tabir edebileceğimiz(çevre etkisine açık, insan hayatının en hassas olduğu yaş aralığı olarak ele alıyorum), yine buradaki adıyla ücretli öğretmenlik yapıyor.
okulun ticarethaneye dönmesi(kar-zarar ilişkisi, eğitim kalitesinden, öğrencilerin hayata hazırlanmasından ziyade afedersiniz barınak gibi olması), öğretmenlerin de çocuklardan yılıp, kendilerini onlara göre koşullaması, ailelerin çocuklar üzerindeki baskısı filmden çıkarım yapılabilecek bazı önemli konular.
başrol oyuncumuz da bu kaotik ve karanlık, ümit vermeyen ortamda filmin adına yaraşır şekilde karşımızda yer alıyor; detachment-kopma-kayıtsızlık!
kime, neye göre kopma, kayıtsız olma? kendimize mi, başkasına mı, topluma mı? koptukça, kayıtsız kaldıkça yaşamıyoruz.
"ah kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya"
gülten akın-ilkyaz şiirinden
ionna kuçuradi'nin sözü çok hoşuma gidiyor.
"uzaya da gitsek yapılacak ilk iş insan ilişkileri"
filmi tersten okursak aslında bir bağlanış söz konusu. kopmama, kayıtsız olmama. insanları bu farkındalığa yönlendiriyor.
fimdeki karakterler çok da uzağımızda olmayan kişilerdir. hatta belki bizden yakınımızdan birileri. daha ileri gidiyorum belki de ben!
film dram türünde bir film ve amerikan yapımı. buna istinaden yine amerikalı bir yazar olan f. scott fitzgerald'a ait muhteşem gatsby romanından bir alıntılama yapmak istiyorum;
birisini eleştirmeye kalkıştığında, "dedi bana, "şu dünyada her insanın senin sahip bulunduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını hiç aklından çıkarma."
devamını gör...
teşekkür etmek
ülkemizde parayla satılıyor gibi davranılan tabir.
devamını gör...
vefat eden normal sözlük yazarları
henüz bu ben değilim. vefat etmedim. edince editlerim.
devamını gör...
organik tarım
ticari amaçla üretmek aşırı zor saha kontrolü bahse konu olan tırtıl-yaprak biti vs gibi etkenler sebebiyle cidden aşırı zor.
lakin pazar payı (bkz: organik halk pazarları) iyidir. perakendecilerde de satış kontrolü sağlayınca getirisi hoştur.
ilk dönüm kurumu yani tarlanın ilk senesi masraflı geçer. bir yandan da toprağı tanıma yılıdır deneme yanılma yapılır.
disiplin+süreklilik+istikrar=organik tarım.
lakin pazar payı (bkz: organik halk pazarları) iyidir. perakendecilerde de satış kontrolü sağlayınca getirisi hoştur.
ilk dönüm kurumu yani tarlanın ilk senesi masraflı geçer. bir yandan da toprağı tanıma yılıdır deneme yanılma yapılır.
disiplin+süreklilik+istikrar=organik tarım.
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan mahlaslar
(bkz: farukovski)
(bkz: erbilovski)
(bkz: no more)
(bkz: 1more)
(bkz: ilbi)
(bkz: idle)
(bkz: olgakaramazov)
(bkz: emekliraskolnikov)
(bkz: basileos)
(bkz: basorexia)
(bkz: antiktahteravalli)
(bkz: antinkuntin).
(bkz: erbilovski)
(bkz: no more)
(bkz: 1more)
(bkz: ilbi)
(bkz: idle)
(bkz: olgakaramazov)
(bkz: emekliraskolnikov)
(bkz: basileos)
(bkz: basorexia)
(bkz: antiktahteravalli)
(bkz: antinkuntin).
devamını gör...
neden yapıldığı anlaşılamayan şeyler
parmak çıtlatmak.
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
ölümdür.
en yakınını gözden çıkarmak; pişmenin en büyük belirtisidir.
çocuğun olur. ona bakarken bir gün öleceği gerçeği aklına gelir. ben ondan önce öleyim dersin. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
anne/baban hastalanır, bir süre çırpınır didinirsin. sonra çaresizliğin tokat gibi yüzüne çarpar. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
en yakınını gözden çıkarmak; pişmenin en büyük belirtisidir.
çocuğun olur. ona bakarken bir gün öleceği gerçeği aklına gelir. ben ondan önce öleyim dersin. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
anne/baban hastalanır, bir süre çırpınır didinirsin. sonra çaresizliğin tokat gibi yüzüne çarpar. gözden çıkarmak zor gelir, ama gerçek budur.
devamını gör...
ömür hanımla güz konuşmaları
şükrü erbaş’a ait harika eser.
“kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.
ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. ürperiyorum. bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. içimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?”
“kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.
ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. ürperiyorum. bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. içimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?”
devamını gör...
kadına şiddete hayır da erkeğe evet mi sorunsalı
her şey, herkes için geçerli tabii ki. ama ülkede kadına şiddet oldukça fazla olduğu için ve çoğunluğu da ceza almadığı için ona dikkat çekmeye çalışıyor insanlar. bir kadının döverek öldürdüğü bir erkek görmedim hiç. ha ama evet bir erkeğin döverek öldürdüğü erkek vardır. şiddetin her türlüsü kötüdür. asla hiçbir şey için çözüm değildir.
devamını gör...
öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması
kafa sözlüğü, yavaş yavaş ekşi sözlüğün kötü bir kopyasına dönüştürmek isteyen başlık.
devamını gör...
osvaldo nartallo
sevimli adamdır nartallo. yetenek yoksunudur ama sahada kapasitesi neyse onu vermiştir. tamam çok top ezerdi, bazen topla kendisine çalım falan atardı ama has çocuktu. hele gol kaçırdıktan sonra, iki elini havaya açışı var ya, o muhteşemdir. yani nasıl olur der gibi kendini yerdi garibim. nasıl olmasın ki? yetenek yok! zaten o golleri atsan vatandaşın maradona'nın farklı versiyonu olacaksın. düşünsenize ''tanrının saçı'' osvaldo nartallo... vallahi havalı dururdu.
kaçırdığı gollerle beşiktaşlılara az saç baş yoldurmadı ama kendi saçları hep havalıydı. ilk geldiği zaman saçlarını görünce, bir de arjantinli olunca, allah bu adam ortalığı kasıp kavurur demiştik. kavurdu ama bizi cehennem ateşinde kavurdu kerata. fakat şu da bir vakıa; saçı ile gol atabilen ender bir yetenektir nartallo. saçı ile gol atan ömrü hayatımda gördüğüm tek futbolcudur. yani yaptığı kafa vuruşu değildi cidden. hafifçe top o uzun dalgalı saçlarına sürtünüp, filelerle buluşmuştu. o golü attıktan sonra ellerini iki yana açıp koşuşu vardır ki gel de kız şimdi bu adama. işte bu yüzden efsanenin diğer adıdır nartallo. saçıyla gol atan adamı gömmenize izin vermeyeceğim. kaldı ki bu gözler ohen'i izledi. o yüzden nartallo'ya laf etmek ohen'e şirk koşmak demektir. öyle böyle, bu adam 10 gol attı beşiktaş'ta. hem güvenç kurtar boş adam mı? petrolofisi'ne transfer etti adamı. orada da 7 gol attı. biz bu kadar gole ulaşamayan ne yıldızlar gördük türkiye liginde.
kaçırdığı gollerle beşiktaşlılara az saç baş yoldurmadı ama kendi saçları hep havalıydı. ilk geldiği zaman saçlarını görünce, bir de arjantinli olunca, allah bu adam ortalığı kasıp kavurur demiştik. kavurdu ama bizi cehennem ateşinde kavurdu kerata. fakat şu da bir vakıa; saçı ile gol atabilen ender bir yetenektir nartallo. saçı ile gol atan ömrü hayatımda gördüğüm tek futbolcudur. yani yaptığı kafa vuruşu değildi cidden. hafifçe top o uzun dalgalı saçlarına sürtünüp, filelerle buluşmuştu. o golü attıktan sonra ellerini iki yana açıp koşuşu vardır ki gel de kız şimdi bu adama. işte bu yüzden efsanenin diğer adıdır nartallo. saçıyla gol atan adamı gömmenize izin vermeyeceğim. kaldı ki bu gözler ohen'i izledi. o yüzden nartallo'ya laf etmek ohen'e şirk koşmak demektir. öyle böyle, bu adam 10 gol attı beşiktaş'ta. hem güvenç kurtar boş adam mı? petrolofisi'ne transfer etti adamı. orada da 7 gol attı. biz bu kadar gole ulaşamayan ne yıldızlar gördük türkiye liginde.
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
çok güzel bir kullanıcı adı değil mi sizce de. bu arada milletin kullanıcı adına salça olmaya başladığımı fark ettim. hepsi benim olsa keşke havalarında dolanıyorum ortalıkta, alamadım ama inceden deniyorum.
t: duygulara tercüman yazarın duygulara tercüman kullanıcı adı. keyifli sözlükler ola.
t: duygulara tercüman yazarın duygulara tercüman kullanıcı adı. keyifli sözlükler ola.
devamını gör...
film ve dizi klişeleri
hemen hemen her filmde ve dizide gördüğümüz, yaka silktiren sahneler.
(bkz: korku filmi klişeleri), (bkz: türk dizisi klişeleri) gibi bazı başlıklar var ama ben hepsini bir arada toplayıp ayrı ayrı başlık açmamak adına bu şekilde açtım. zira hepsi hakkında diyecek bir çift lafım var.
öncelikle amerikan filmlerinden gelsin;
- yaklaşan bir felaketi herkese anlatan ama kimsenin kendisine inanmadığı bilim insanı,
- 2 adım ötesinde kıyamet kopup dünya yıkılırken bile aşk yaşayan sevimsiz bir çift,
- aklı eski karısında kalmış, tercihen 2 çocuklu bir bilim insanı. film sonunda felaket atlatıldığında genelde barışırlar.
- yine doğal afet konulu filmlerde, işi önceden çözmüş olan bilim insanının çok zeki çocuklarının herkese liderlik edip hayat kurtarması,
- birini vuracak kişinin, silah doğrulttuğu kişiye karşı çenesinin düşmesi. fazla konuştuğu için kişiyi vuramadan işlerin bozulması,
- ukala ve garibanların en önce ölmesi,
- kolejli gençlerin olduğu eğlenceli filmlerdeki okulun gözde kız grubu, en yakışıklının bulunduğu futbol grubu ve çirkin ördek yavrusu olan kız ya da erkeğin sonunda okulun en gözde kişisi haline gelmesi...
örnekler çoğaltılabilir.
türk filmlerine gelelim:
yeni filmlerin çoğunu izlemedim, onu size bırakıyorum. ben yeşilçam'dan başlıyorum:
- zengin kız - fakir oğlan, fakir kız - zengin oğlan kombinasyonları (ki dizi klişemizdir aynı zamanda bu),
- kapı dinleyen, kötü bir şey duyan ve konuşmanın sonunu dinlemeyip aslında durumun kendi lehine döndüğünü duymadan oradan ayrılan 7 aylık sabırsız... madem ayıp edip kapı dinliyorsun, bari hepsini dinle.
- bir şeyle suçlanan, mesela kocasını aldattığı sanılan kadının, hızlıca 2 kelimeyle kendisini dinletecek can alıcı şeyi itiraf etmek yerine "açıklayabilirim, sandığın gibi değil..." türünden boş laflarla vakit kaybederken terk edilmesi,
- tüm cesaretini toplayıp kötü bir durumu haber verecek kişinin "sana bir şey söylemek zorundayım" dediği sırada "sus! öyle mutluyum ki, şu an hiçbir şeyin bunu bozmasını istemiyorum" diyen ama sonra o gerçeği öğrenince ortalığı "neden daha önce söylemedin" diye ayağa kaldıran saftirik,
- bando mızıka çalan, cıvık mutfak personeli...
türk dizilerine geçeyim:
- mutlaka hastane - karakol - mezarlık üçgeninin varlığı,
- şu videoyu akla getiren evlerde yaşayan "normal" insanlar,
- aynı kişiye aşık olan zibilyon tane kişi ve ille de ara bozmaya çalışacak işler yapmaları,
- içimizi bayan uzun aşk sahneleri,
- komik olmayan komedi sahneleri, bağırıp çağırmayı, cıvıklığı komik sanmak...
yeter, çok yazdım. geri kalanları ve yabancı dizi klişelerini de size bırakıyorum. hint dizilerinden iyi malzeme çıkıyor bu konuda, tüyo vermiş olayım *
(bkz: korku filmi klişeleri), (bkz: türk dizisi klişeleri) gibi bazı başlıklar var ama ben hepsini bir arada toplayıp ayrı ayrı başlık açmamak adına bu şekilde açtım. zira hepsi hakkında diyecek bir çift lafım var.
öncelikle amerikan filmlerinden gelsin;
- yaklaşan bir felaketi herkese anlatan ama kimsenin kendisine inanmadığı bilim insanı,
- 2 adım ötesinde kıyamet kopup dünya yıkılırken bile aşk yaşayan sevimsiz bir çift,
- aklı eski karısında kalmış, tercihen 2 çocuklu bir bilim insanı. film sonunda felaket atlatıldığında genelde barışırlar.
- yine doğal afet konulu filmlerde, işi önceden çözmüş olan bilim insanının çok zeki çocuklarının herkese liderlik edip hayat kurtarması,
- birini vuracak kişinin, silah doğrulttuğu kişiye karşı çenesinin düşmesi. fazla konuştuğu için kişiyi vuramadan işlerin bozulması,
- ukala ve garibanların en önce ölmesi,
- kolejli gençlerin olduğu eğlenceli filmlerdeki okulun gözde kız grubu, en yakışıklının bulunduğu futbol grubu ve çirkin ördek yavrusu olan kız ya da erkeğin sonunda okulun en gözde kişisi haline gelmesi...
örnekler çoğaltılabilir.
türk filmlerine gelelim:
yeni filmlerin çoğunu izlemedim, onu size bırakıyorum. ben yeşilçam'dan başlıyorum:
- zengin kız - fakir oğlan, fakir kız - zengin oğlan kombinasyonları (ki dizi klişemizdir aynı zamanda bu),
- kapı dinleyen, kötü bir şey duyan ve konuşmanın sonunu dinlemeyip aslında durumun kendi lehine döndüğünü duymadan oradan ayrılan 7 aylık sabırsız... madem ayıp edip kapı dinliyorsun, bari hepsini dinle.
- bir şeyle suçlanan, mesela kocasını aldattığı sanılan kadının, hızlıca 2 kelimeyle kendisini dinletecek can alıcı şeyi itiraf etmek yerine "açıklayabilirim, sandığın gibi değil..." türünden boş laflarla vakit kaybederken terk edilmesi,
- tüm cesaretini toplayıp kötü bir durumu haber verecek kişinin "sana bir şey söylemek zorundayım" dediği sırada "sus! öyle mutluyum ki, şu an hiçbir şeyin bunu bozmasını istemiyorum" diyen ama sonra o gerçeği öğrenince ortalığı "neden daha önce söylemedin" diye ayağa kaldıran saftirik,
- bando mızıka çalan, cıvık mutfak personeli...
türk dizilerine geçeyim:
- mutlaka hastane - karakol - mezarlık üçgeninin varlığı,
- şu videoyu akla getiren evlerde yaşayan "normal" insanlar,
- aynı kişiye aşık olan zibilyon tane kişi ve ille de ara bozmaya çalışacak işler yapmaları,
- içimizi bayan uzun aşk sahneleri,
- komik olmayan komedi sahneleri, bağırıp çağırmayı, cıvıklığı komik sanmak...
yeter, çok yazdım. geri kalanları ve yabancı dizi klişelerini de size bırakıyorum. hint dizilerinden iyi malzeme çıkıyor bu konuda, tüyo vermiş olayım *
devamını gör...
bir araya gelince muazzam olan şeyler
ben,keyfim ve kahyası.
devamını gör...