kudüs'e asker gönderelim
askerliğini bedelli yapmış olan fatih erbakan'ın, israil saldırılarına karşı bulduğu çözüm önerisidir.
yeniden refah partisi genel başkanı fatih erbakan, israil'in filistin'e saldırılarına ilişkin "kudüs'e yapılan saldırıları sonlandırmak üzere acilen türk silahlı kuvvetleri (tsk) öncülüğünde 'barış gücü' oluşturulmalıdır" dedi.
erbakan, yaptığı yazılı açıklamada, işgal altındaki doğu kudüs'te devam eden şiddet olaylarına dünyanın sessiz kaldığını ve harekete geçilmesi gerektiğini söyledi.
buradan
yeniden refah partisi genel başkanı fatih erbakan, israil'in filistin'e saldırılarına ilişkin "kudüs'e yapılan saldırıları sonlandırmak üzere acilen türk silahlı kuvvetleri (tsk) öncülüğünde 'barış gücü' oluşturulmalıdır" dedi.
erbakan, yaptığı yazılı açıklamada, işgal altındaki doğu kudüs'te devam eden şiddet olaylarına dünyanın sessiz kaldığını ve harekete geçilmesi gerektiğini söyledi.
buradan
devamını gör...
kedi besleyenlerin ortak özellikleri
kediler hiçbir şey yapmayıp sadece uyusa bile çok sevimli buluyoruz.* her halleri ayrı güzel.
devamını gör...
orkun ışıtmak'ın tuhaf anaokulu videosu
videonun sadece bir bölümünü izleme şansım oldu. orkun bey kimseye kötü davranmadığı halde çocuklar (belli ki ailelerince çok şımartılmışlar) kıyameti koparıyorlar... allah bunlara bakan öğretmenlere yardım etsin...
kızın biri durduk yere annemi istiyorum!!! diyerek avazı çıkana kadar bağırıyor. sanki kızı ortadan ikiye kesiyorlarmış gibi...
kendini yerden yere vurmak niye?
ben de yuvada kaldım. dilini bilmediğim bir ülkede italyan rahibelerin gözetiminde.
günün 13-14 saatini haftanın 6 günü olmak üzere o okulda geçiriyordum. 3 yaşından 6 yaşına kadar kaldım. bir kere çığlık basmadım.
annemi istiyorum! diye haykırmadım. ki bizim kaldığımız yer tam anlamıyla hapishane gibiydi. katı kuralları vardı. sevgi şefkat, duygusal bir iletişim yoktu. dayak da yoktu ama buna rağmen korkunçtu.
zorluklar ve özlem karşısında avrupa'daki çocuklar nedense birer yetişkin gibi davranır.
bağıran çağıran çocuğa nadiren rastlarsınız. çünkü orada çocuklar bağırarak bir şeyler yaptıramayacaklarını iyi bilirler.
fakat bizim ülkemizdeki çocuklar bunun işe yaradığını iyi bildiklerinden ağlar ve sızlarlar. bunu bir koz olarak kullanırlar.
çocuklarımız problemli çünkü çocukların anne ve babaları problemli.
çocuklarına ya tapıyorlar ya da hiç ilgilenmiyorlar... bunun bir ortası yok.
ayrıca anaokulu filan değil orası, orası cehennemin ortası...
vallahi o ağlayan zırlayan bütün gerzek çocuklardan iğrendim yine.
bunların anne babalarına da katlanamıyorum ben. çocuğundan yetişkinine herkesten nefret eder hale geldim...
ekleme: ayrıca bu kısa video çekimi için, ''çocukların hayatlarında telafisiz bir travma olarak kalabilir'' diye duyar kasan, bütün işi gücü abartmak olan terbiyesizlere de gülüyorum. hadi anam hadi...
kızın biri durduk yere annemi istiyorum!!! diyerek avazı çıkana kadar bağırıyor. sanki kızı ortadan ikiye kesiyorlarmış gibi...
kendini yerden yere vurmak niye?
ben de yuvada kaldım. dilini bilmediğim bir ülkede italyan rahibelerin gözetiminde.
günün 13-14 saatini haftanın 6 günü olmak üzere o okulda geçiriyordum. 3 yaşından 6 yaşına kadar kaldım. bir kere çığlık basmadım.
annemi istiyorum! diye haykırmadım. ki bizim kaldığımız yer tam anlamıyla hapishane gibiydi. katı kuralları vardı. sevgi şefkat, duygusal bir iletişim yoktu. dayak da yoktu ama buna rağmen korkunçtu.
zorluklar ve özlem karşısında avrupa'daki çocuklar nedense birer yetişkin gibi davranır.
bağıran çağıran çocuğa nadiren rastlarsınız. çünkü orada çocuklar bağırarak bir şeyler yaptıramayacaklarını iyi bilirler.
fakat bizim ülkemizdeki çocuklar bunun işe yaradığını iyi bildiklerinden ağlar ve sızlarlar. bunu bir koz olarak kullanırlar.
çocuklarımız problemli çünkü çocukların anne ve babaları problemli.
çocuklarına ya tapıyorlar ya da hiç ilgilenmiyorlar... bunun bir ortası yok.
ayrıca anaokulu filan değil orası, orası cehennemin ortası...
vallahi o ağlayan zırlayan bütün gerzek çocuklardan iğrendim yine.
bunların anne babalarına da katlanamıyorum ben. çocuğundan yetişkinine herkesten nefret eder hale geldim...
ekleme: ayrıca bu kısa video çekimi için, ''çocukların hayatlarında telafisiz bir travma olarak kalabilir'' diye duyar kasan, bütün işi gücü abartmak olan terbiyesizlere de gülüyorum. hadi anam hadi...
devamını gör...
the roses of heliogabalus
lawrence alma-tadema'nın 1888 tarihli tablosu.*
the roses of heliogabalus (1888) kaynak: wikimedia
elagabalus kim, önce ondan bahsedelim. kendisi 14 yaşında tahta oturmuş, 218-222 yılları arasında hüküm süren roma hükümdarı. hem yaşantısı hem dini inancı hem de cinsel yönelimiyle diğer roma imparatorlarından ayrılıyor. yaşı da küçük olduğundan dolayı sadece eğlence için yaşamış. tahtta geçirdiği 4 yılın sonunda suikaste uğrayarak hayatını kaybetmiş.
bu tablo da elagabalus'un eğlenmek için düzenlediği bir ziyafeti anlatıyor. ama eğlence anlayışı biraz garip çünkü ziyafet için çağırdığı misafirlerini tablonun yukarısında bulunan çarşaflara doldurulmuş menekşe yığınlarıyla boğarak öldürüyor ve bunu yukarıdan müzik eşliğinde seyrediyor. biraz tuhaf evet. kendisi en solda, yanında muhtemelen annesi, anneannesi ve başka soylular var.

öncelikle asıl hikayede menekşe iken ressamın tabloda menekşe yerine gül yaprakları kullandığını eklemem lazım. hatta gül yapraklarını çizebilmek için fransa'dan londra'daki atölyesine güller getirtmiş.
aslında tabloya baktığımızda gül yapraklarının her yeri sarmış olması, arkada müziğin çalıyor, elagabalus ile soyluların yukarıdan misafirlerini keyifle izliyor olması ve özellikle misafirlerin hali bana ölüm sahnesini hiç çağrıştırmıyor. hikayeyi öğrendiğiniz zaman bir ölüm sahnesinin sadece normal bir ziyafet sahnesi gibi anlatılması tabloyu çok daha ilginç kılıyor bence.

tablonun her detayı ayrı ilginç ve uzun uzun bakılası ama bir de şu mücevher detaylarını eklemek istedim çünkü bayıldım.

kaynak 1 kaynak 2
the roses of heliogabalus (1888) kaynak: wikimediaelagabalus kim, önce ondan bahsedelim. kendisi 14 yaşında tahta oturmuş, 218-222 yılları arasında hüküm süren roma hükümdarı. hem yaşantısı hem dini inancı hem de cinsel yönelimiyle diğer roma imparatorlarından ayrılıyor. yaşı da küçük olduğundan dolayı sadece eğlence için yaşamış. tahtta geçirdiği 4 yılın sonunda suikaste uğrayarak hayatını kaybetmiş.
bu tablo da elagabalus'un eğlenmek için düzenlediği bir ziyafeti anlatıyor. ama eğlence anlayışı biraz garip çünkü ziyafet için çağırdığı misafirlerini tablonun yukarısında bulunan çarşaflara doldurulmuş menekşe yığınlarıyla boğarak öldürüyor ve bunu yukarıdan müzik eşliğinde seyrediyor. biraz tuhaf evet. kendisi en solda, yanında muhtemelen annesi, anneannesi ve başka soylular var.

öncelikle asıl hikayede menekşe iken ressamın tabloda menekşe yerine gül yaprakları kullandığını eklemem lazım. hatta gül yapraklarını çizebilmek için fransa'dan londra'daki atölyesine güller getirtmiş.
aslında tabloya baktığımızda gül yapraklarının her yeri sarmış olması, arkada müziğin çalıyor, elagabalus ile soyluların yukarıdan misafirlerini keyifle izliyor olması ve özellikle misafirlerin hali bana ölüm sahnesini hiç çağrıştırmıyor. hikayeyi öğrendiğiniz zaman bir ölüm sahnesinin sadece normal bir ziyafet sahnesi gibi anlatılması tabloyu çok daha ilginç kılıyor bence.

tablonun her detayı ayrı ilginç ve uzun uzun bakılası ama bir de şu mücevher detaylarını eklemek istedim çünkü bayıldım.

kaynak 1 kaynak 2
devamını gör...
yeni nick
son dönemlerde nickaltı dili ve edebiyatı alanında önemli eserler veren yazar. akıcı dili ve kurgusu ile bu türün olmazsa olmaz yazarlarından birisi haline gelecek gibi duruyor. bu alana verdiği emek ve katkı cidden yadsınamaz. yazarın eserlerini incelediğinizde taşlama ve hicvin onun yazınında önemli bir yer tuttuğunu açıkça görüyorsunuz. zannımca edebiyatın henüz tam olarak keşfedilmemiş bu türü, kendisinin güneş gibi parlayarak, insanları aydınlatacağı bir alan olacak. yalnız kimi zaman depresif bir ruh hali içerisinde yazdığı eserlerle de karşılaşmıyor değiliz. bu sebeple dilini tam olarak oturttuğunda, nickaltı dili ve edebiyatı dendiğinde akla ilk gelecek yazarın kendisi olduğu aşikar. nobel'e giden yolda kendisine başarılar dilerim.
devamını gör...
ısrarla hayal kurmanızı hayallerinizin peşinden koşmanızı istiyorum
kuracağımız hayallerin bilgisayar, telefon, araba gibi değersiz şeylerden oluşmasını sağladığınız için teşekkürler cumhurbaşkanım.
devamını gör...
kadınlarda ilk baktığınız yer
önce gözlerine bakıyorum sonra istemsizce parmaklarına.
devamını gör...
deniz salyası önergesinin reddedilmesi
geçen gün biri ile konuşurken bu müsilaja meselesi açıldı. imamoğlu'nda ya belediye istanbul'un tüm pisliği marmara'ya akıyor hep bundan oluyor, dedi.
çok az zaman afallayıp susarım. bu cehalete yorum yapamadım.
belki de onların da kendi tezleri olduğu için araştırmaya gerek duymamışlardır. (!)
çok az zaman afallayıp susarım. bu cehalete yorum yapamadım.
belki de onların da kendi tezleri olduğu için araştırmaya gerek duymamışlardır. (!)
devamını gör...
aslan burcu kadını
bir kova erkeği olarak aşırı zaafım olan kişilerdir. terazi, ikizler gibi kalitesiz değillerdir. seviniz !
devamını gör...
türk kızlarının çirkin olması
çirkin olduğumuzu düşünen türk erkeklerinin yüzde yetmişinin dağ ayısına benzemesi durumuna göre gayet birbirimize uygunuz bence beyler. ağlamayalım, herkes işine baksın. mutlu mutlu yaşayalım ...
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
bir yıldızın kaydığını gördüğün zaman dilek dilersen dileğinin gerçekleşeceği sözü.
devamını gör...
pk
2014 yılında çekilen, yönetmeni rajkumar hirani olan,başrollerini amir khan, anuşka şarma’nın oynadığı bilim kurgu ve komedi filmidir.
filmin bir müzikal havası da vardır. sözleri anlamlı olan, müziği kıpır kıpır olan sahneleri de vardır. filmin müziklerini ankit tiwari, shantanu moitra, ajay gogavale, atul gogavale hazırladı.
film, bir aşk hikayesi gibi başlar. biri hindistanlı biri pakistanlı iki öğrenci belçika’da karşılaşırlar. ikisi de şiir delisidir. tek bileti kalmış olan bir programa katılmak isterler. onların haline üzüldüklerini sandıkları bir ihtiyar sayesinde, programa katılamayıp, koca bir gün gezerler. filmlerde olur ya, neşeli müzik eşliğinde neredeyse tüm ülkeyi gezerler. öyle bir sahne geçer. sonrasında öğrenirler, iki ayrı dine mensup olduklarını. ordan bir din sorgulaması başlar.
o esnada hindistan’a bir uzay gemisi gelir. uzay gemisinden bir adam çıkar. cem yılmaz’ın uzay filmleri ile dalga geçtiği sahneye yakın bir sahne yaşanır.
sonrası, evine yani gezegenine dönmek isteyen, dünyalık olan hiç bir şeyi, din de dahil, anlayamayan adı sanı olmayan bir uzaylı ile yaşadığı talihsizlik sonucu, hayatına format atmak zorunda kalan, bir haberci kızın maddi manevi arayışı ile geçer.
filmden aklımda kalan replikler
*çarşaf giyip, kuran mı okuyacaksın
*kendi tanrımı bulmam zordu, bende bütün tanrılara inanmaya karar verdim.

her kadının hayatında bir tane sarfaraz, bir tane peekay, bir tane de baba olmak üzere 3 erkek olması gerektiği fikrini veren bolca komik, yer yer hüzünlü, tamamında sürprizli bir kült bir filmdir.
bir dost tavsiyesi üzerine izlediğim, beğenmekle kalmayıp üstüne tanım girmeyi kendime vazife ettiğim filmdir.
filmin bir müzikal havası da vardır. sözleri anlamlı olan, müziği kıpır kıpır olan sahneleri de vardır. filmin müziklerini ankit tiwari, shantanu moitra, ajay gogavale, atul gogavale hazırladı.
film, bir aşk hikayesi gibi başlar. biri hindistanlı biri pakistanlı iki öğrenci belçika’da karşılaşırlar. ikisi de şiir delisidir. tek bileti kalmış olan bir programa katılmak isterler. onların haline üzüldüklerini sandıkları bir ihtiyar sayesinde, programa katılamayıp, koca bir gün gezerler. filmlerde olur ya, neşeli müzik eşliğinde neredeyse tüm ülkeyi gezerler. öyle bir sahne geçer. sonrasında öğrenirler, iki ayrı dine mensup olduklarını. ordan bir din sorgulaması başlar.
o esnada hindistan’a bir uzay gemisi gelir. uzay gemisinden bir adam çıkar. cem yılmaz’ın uzay filmleri ile dalga geçtiği sahneye yakın bir sahne yaşanır.
sonrası, evine yani gezegenine dönmek isteyen, dünyalık olan hiç bir şeyi, din de dahil, anlayamayan adı sanı olmayan bir uzaylı ile yaşadığı talihsizlik sonucu, hayatına format atmak zorunda kalan, bir haberci kızın maddi manevi arayışı ile geçer.
filmden aklımda kalan replikler
*çarşaf giyip, kuran mı okuyacaksın
*kendi tanrımı bulmam zordu, bende bütün tanrılara inanmaya karar verdim.

her kadının hayatında bir tane sarfaraz, bir tane peekay, bir tane de baba olmak üzere 3 erkek olması gerektiği fikrini veren bolca komik, yer yer hüzünlü, tamamında sürprizli bir kült bir filmdir.
bir dost tavsiyesi üzerine izlediğim, beğenmekle kalmayıp üstüne tanım girmeyi kendime vazife ettiğim filmdir.
devamını gör...
künefe
limonlu dondurmayla yenmemelidir.
güzel bir tatlıdır.
güzel bir tatlıdır.
devamını gör...
soyması yemesinden daha zevkli şeyler
örnek verebilirim ama üşürüm diye korkuyorum. zira bazı ilçelerin bazı kapalı mekanları çok soğukmuş. canım ülkem.
devamını gör...
misafire hoş geldin diyememe sendromu
çocukken yaşadığım sendromdur. ayrıca abilerimden birisi dayıma hoş geldin dememek için bir odada aç susuz on saatten fazla kalarak bu alandaki dünya rekorunu elinde tutmaktadır. yok diyemiyoruz, bir beklenti oluşunca dilimiz varmıyor işte.
devamını gör...
planlı yaşamak
hayat tarzım. yoğun çalışan biri olduğumdan, başka türlüsünü düşünemiyorum, ajandam vardır, yapılacak işleri, teslim sürelerini, günlük yapacağım ev işleri vb. her şeyi yazarım ve ona göre planlı ilerlerim. o yüzden de spontan yaşayan kişilere uyum sağlayamıyorum. bir plan/program yapılacaksa, misafir gelecekse ya da misafirliğe gidilecekse en az 2 gün önceden planlamam lazım..
devamını gör...


