numarasını, fotoğraflarını silmeye bi türlü eli gitmez insanın. kabullenmek istemez çünkü. artık olmadığına bidaha hiç aramayacağına.
devamını gör...

canım kardeşim final sahnesi.
devamını gör...

efendi efendi! #517551 bir bakalım şu tanıma.; yer meksika, sene 1968... tommie smith ve john carlos podyumda. siyah eldivenlerini takmışlar ve kara panter selamını milletin gözüne gözüne çakmışlar! insanlık tarihinin en özgürlükçü hareketi olarak tanımlamış lucifer bunu. güzelde yapmış.

itiraf et luci, sol cenaha giydirirken aslında gizliden gizliye bir aşk yaşıyorsun. platonik bir aşk. sevip de kavuşamamanın verdiği öfke bütün bünyeni titretiyor. bu yüzden yakaladığın yerden vuruyorsun sola. aşk ve nefret arasındaki ince çizgide gidip geliyorsun. bu aşk seni parça parça yiyip bitiriyor. uykuların kaçıyor. o yüzden geceleri bambaşka bir adam oluyorsun. dönüşüm geçiriyorsun. bünyen bu iki duyguyu aynı anda taşıma yükünü kaldıramıyor. olsun geçecek bu günler. bir gün tüm sevip de kavuşamayanlar hasretle kucaklaşacak ve sen o gün özgürleşeceksin. zincirlerinden kurtulacak ve ışığa doğru yürüyeceksin. en nihayetinde ışık getireceksin insanlara.

mevzuyu buraya not düştükten sonra devam edelim. şimdi çoklarının bana kızacağı ya da tepki göstereceği bazı şeyler yazacağım için peşinen ne yazdığımı biliyorum deyip şerhimi koyayım. *

lucifer samimiyetsizliğe öfkeli. gıcık oluyor adam. bunu lisanı münasibince anlatsa, kimsenin umurunda olmayacak. kimseden reaksiyon alamayacak. insanlar okuyacak ve geçecekler. zira siz insanların edimlerine dair eleştirilerinizi efendi bir şekilde yazdığınızda/söylediğinizde, başınıza bu gelir. okurlar, dinlerler belki, hak bile verirler ama onları rahatsız etmeyi, onları huzursuz etmeyi başaramazsınız. adam bu noktayı çözmüş. aslında bu yüzden yılmış. yılgınlıktan doğan çözümü de reaksiyon almak üzerine kurmuş. arkadaş efendi gibi anlatıyoruz da ne oluyor demiş, kendince tanımları ve başlıkları ile vermiş odunu.

ha şu kısım mühim; bazı tanımlarını okurken gelişine 90'a çaktığını düşünüyorum. üç bant oynamış, tersten ince görmüş diyorum. yetenekli vesselam. ama bazı tanımlarında gazdan ayağını çekmeyi unutuyor, kaptırıyor gidiyor. misal o hareketleri bana dokuz kusurlu hareketten biri gibi geliyor, çalıyorum penaltıyı, onlardan çok haz etmiyorum. lakin dediğim gibi reaksiyonu alması için sinir uçları ile oynaması lazım. kimileri kendisinden nefret ediyor, kimleri ona gülüyor. ama zülfi yâre dokunduğu tanımlarında aslında ayna tutuyor. insanları rahatsız eden kısımda bu.

cinsiyetçi başlıkları yada gazdan ayağını çekemediği o anlar yüzünden de hepsi gümbürtüye gidiyor. oysa adamın elinde bir ayna var. zamanında kendi elinde kırılmış, parça parça tutuyor herkese. bunu güzellikle yapsa kimse umursamayacak. ifrit olmayacak, gıcık olmayacak, öfkelenmeyecek ve doğal olarak üzerinde durmayacak. kendince geliştirdiği bu yöntemle ve kendi üzerinden harladığı nefretle turnusol olmuş adam.

evet bu kadar cümleyi herkesin troll dediği adam için kuruyorum. **

sözlükte benim için iki tane lucifer var. birini seviyorum. diğerinden haz etmiyorum. genelde de ilk lucifer'in tanımlarını okuyorum. ikincinin yaptıklarına pek takılmıyorum. zira biliyorum ki, insanların onda yarattığı huzursuzluğu onlara gerisin geri iade etmek istiyor.

naçizane derim ki, ayna tuttuğu kısımlara odaklanın. diğer yansıttığı lucifer'ın pek hükmü yok.

bakın iddia ediyorum; bu adam efendi huylu bir adamdır. kalkıp burada açtığı cinsiyetçi başlıkların gerçek yaşamda, izdüşümünü fiiliyata dökenlerle sorunu yoksa ve onlara tepki göstermiyorsa bende hiç bir şey bilmiyorum. kabuğu bunca sene boşa parlatmışız demek ki...

yanılıyor da olabilirim lakin gözlemlediklerim ve hissettiklerim bunlar.
devamını gör...

daha önce filmini izlediğim şimdilerde okumaya başladığım kitaptır. filmin bazı sahneleri izlerken insanı inanılmaz rahatsız etmektedir bunu söylemek istedim, çok hassas kişiler izlemesin. ancak gelelim kitaba... kitabın can yayınlarından olan çevirisini edindim ve 50 sayfasını okudum hali hazırda. okurken insana duygusuzluğun duygusunu çok güzel verdiğini söyleyebilirim. ana karakter olan greenouille'in koku duyusundan başka hiçbir nesneye, insana ya da kendisine olan duygusunun olmadığını hissettim. koku duyusuna karşı ise hayatta belki de yetenekli olduğu tek konu olmasından dolayı sevgi beslediğini düşündürdü bana. hatta bu karakteri gerçek yaşamda gözlemleyebilseydim antisosyal kişilik bozukluğu (bkz: sosyopat) olduğunu düşünürdüm muhtemelen. daha önce filmini izlememe rağmen yazarın yapmış olduğu betimlemelerle filmdeki sahneler yerine benim kafamda bambaşka bir ortam ve bambaşka bir greenouille canlanıyor. bunun yazarın bir başarısı olduğunu düşünüyorum çünkü çeviri kitap olmasına rağmen tasvirlerini okurken inanılmaz keyif aldım. ileride klasikleşecek eserlerden biri olacak bence. yazarı şimdilerde 72 yaşındaymış henüz ölmediği için tam manasıyla herkesçe bilinen bir eser olamamış olabilir belki de. imkanım olsa yazarla konuşmak ve iç dünyasını anlamak isterdim çünkü yazarın üslubundan ziyade zaten kurgu başlı başına daha önce izlediklerim ve okuduklarımdan çok farklı.
devamını gör...

99 depremini yaşamış olanlarda kalan bir araz. mesela dün eşimle bir yere yemek yemeye gittik, koltuklar birleşik olduğundan arkadaki adam sürekli koltuğu salladıkça biz de sallandık. eşimin verdiği ilk tepki "kalk deprem oluyor" oldu. ben de bir anda irkildim ama durumu çözünce "yahu dur arkadaki adam sallıyor" dedim de rahatladık. evet, her ikimiz de 99 depreminin yaşattığı o duyguyu halen hafızamızdan silebilmiş değiliz.
devamını gör...

mesela kızgın olunduğunda diğer kişiler sizin sinirli biri olduğunuzu, onları sevmediğinizi ya da kaba biri olduğunuzu düşünürler.aslında belki de onlardan beklentinize karşılık verememeleri , farkında olmadan değersiz hissettirmeleri ya da sizin için yapılmasını istediğiniz bir kaç küçük şeyin bile büyük mutluluk getireceğinin farkında olmamaları nedeniyle ; onlara hırslandığınız gerçeğini bir türlü anlamlandıramamaları halidir.
devamını gör...

ben burada pavyonda çalışan hanımefendilerimiz için duyar kasıldığını,bunun için de 5 sayfa yazanı bile gördüm.
tabi ki ciddiye alın ama biraz dozunda.
devamını gör...

17. ve 18. yüzyıllarda fransa’da ortaya çıkan ve teolog (bkz: cornelius otto jansen)’in görüşleri etrafında şekillenen teolojik akımdır.
alın yazısının mutlaklığına, özgür iradenin olmadığına ve tanrı tarafından önceden seçilmiş az sayıda kişinin cennete gidebileceğine inanan katı bir felsefi görüştür.
1638'de vefat eden jansen'in ölümünden sonra yayınlanan eserini arkadaşı abbot jean du vergier de hauranne popüleştirmiş onunda 1643 yılında ölümünden sonra antoine arnauld tarafından yönetilmiştir.
jansen’in eserini yazarken öykündüğü temel doktrin başka bir eski çağ tanrıbilimcisi olan (bkz: aurelius augustinius)’un insan özgürlüğünün kısıtlı olduğu tezidir.
jansenistler, katolik hiyerarşisinde en büyük mücadelelerini insan özgürlüğüne önemli bir pay ayıran cizvitler’e karşı vermiştir.
bir janseniste göre; insanın günahlarından arınmak için ilahi bir lütufa gereksinim duyması zorunludur. ayrıca insanın hayatta yaptığı seçimler, kendi seçimleri değil, kaderin onu yönlendirdiği yoldur. tanrı doğmadan önce insanları günahkar ve günahsız olarak belirlemiştir ve isa sadece seçilmişlerin mesihidir.
bu katı ve katolik felsefi görüş 17. yüzyıl fransız toplumunda filozof ve matematikçi blaise pascal ve oyun yazarı jean racine gibi etkileyici figürleri de bünyesine katabilmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkiye'de ki ingilizce eğitiminin çok yetersiz olduğunu düşünenlerdenim çünkü şöyle bir baktığımızda kaçımız bu ingilizceyi ortaokulda ya da lisede öğrenebildik. özel okulda okuyanlar ve bir iki seçkin lise dışında dışında ingilizce seviyesi hello, how are you? ötesine geçemedi. her sene sımple present falan gibi devam eden konular ama sonuç kocaman bir hiç.
devamını gör...

kitap çok fazla ironi içeriyor. en çok güldüğüm yer ise kitabın baş karakterinin halasını öldü deyip gömüyorlar sonra hala bir anda canlanıyor halayı eve tabutun içinde tekrar geri getirirken hala acıktım diyip kendisini tabutta taşıyan kişilere yemek aldırıyor ve tabutun içinde yemek yiyerek kendi evine geri geliyor.
devamını gör...

ölü canlar, bir delinin hatıra defteri gibi eserlerin sahibi rus yazar. yüce kişilik.
devamını gör...

gombrich-sanatın öyküsü. cep boyu bile bu kadar pahalı olabilir mi ya...
devamını gör...

zaten zor olan hediye konusu iyice karmaşık hale getirebilecek nesnelerdir.

kimisi batıl inançlar sebebiyle, kimisi de altta yatan anlam sebebiyle alınmaması daha iyi olur kategorisine girmiştir.

örnek vermek gerekirse; parfüm. son derece kibar ve zevkinizi yansıtacak bir hediye gibi görünse de karşıdaki insana kokusunu beğenmediğiniz mesajını vermeniz çok muhtemel.

iç giyim ve pijama. pejmürdelikten dem vuruyor olabilirsiniz.

size hediye olarak gelmiş, kullanmadığınız ve hediye olarak götürdüğünüz eşyalar. burada bir efsane var ki evlere şenlik; borcam.

hediye kartları; kolaya kaçıyorum demenin bir yolu.
devamını gör...

en orjinallerinden biri , üzerinde hes kodunuz olan anahtarlık .
devamını gör...

verginin vergisini ödemek.
devamını gör...

bi çay olsada içsek.
devamını gör...

"the meeting of two personalities is like the contact of two chemical substances: if there is any reaction, both are transformed." sözünün sahibi isviçreli psikiyatrist. aynı zamanda freud'un da öğrencisidir ve analitik psikolojinin kurucusudur.
devamını gör...

ege de bi yer
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pikap.
devamını gör...

sözlüğün yakışıklılık ortalamasını tek başına yukarı çekebilecek bir yazarımız.
ancak ondan yalnızca estetik çıkarımlarda bulunmak pek bir yanlış, zira kendisi müthiş bir hızla fevkalade tanımlar giriyor.

(bkz: ıvan mikinski, ölüm için ayırdık geceleri, gülerken galata'da.)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim