tanışma hikayemizi eksik anlatmış yazardır.

kendisi çok başarılı bir mühendisken ben de yedek parçacı olarak sanayide kendi halinde, aç bırakmayan bir dükkanın sahibiydim. albay emeklisi dedemin adam olması için zorla gönderildiği sanayi aynı zamanda. kendisini çok sever, saygı duyarım hâlâ. dedemin bir sözünü hiç unutmam “sanayide içtiğin çayın tadını hiçbir starbucks’ta arama torunum.”

dedemin bu sözlerinin de etkisiyle franchising üzerinden starbucks açmaya çalışsam da bütçem yetmedi, hem çocuğuz daha o zamanlar, nerede gezer o kadar para? ben de ilerleyen zamanlarda sanayide, hem sanayi çayının tadını unutmamak adına hem de dedeme olan saygımdan dolayı yedek parçacı açtım. bir de küçük bir atölyem var, orada da zor bulunan parçaların dökümünü yapıyorum.

hafta sonu saat 4-5 civarı evimde uzanırken hükümet kanadından sevdiğimiz bir ağabey aradı. “yardım göndereceğimiz kargo uçağının bir parçası eksik, eğer mümkünse bugün içerisinde dökebilir misin?” diye bir ricada bulundu. parçaya ait verileri gönderirseniz neden olmasın diyerek o gün açmadığım dükkana gidip, kalıbı çıkartıp dişliyi bir güzelce döktüm. 3-4 saat içerisinde de hazır edip dişliyi benden isteyen kişiyi aradım. gece 11’den sonra kadife sokak karga’ya bir mühendislerini göndereceklerini söyleyip bir de fotoğrafını gönderdiler. ben de dişliyi kaybetmemek adına anahtarlığıma taktım ve aç olan karnımı doyurmak için bir yere gittim. saat yaklaşmıştı ve hemen karga’nın yolunu tuttum. nihayet erkenden gelebilmiştim.

karga’ya girip gözlerimle mühendisi bir yokladım ama yok, daha gelmemişti. barda oturup bir şeyler içerken anahtarlığı da elimde bir o yana bir bu yana sallamaya başladım. derken beklenildiğinden tamamen habersiz, fotoğrafından çıkarttığım mühendis geldi. dönüp selam verdim ve oturabileceğini söyledim. yaptığı işlerden, gezdiği yerlerden ve ayakkabılarımdan bahsetti. sonra da dişliye gözü takılıp içerisinde bulunduğu sorundan bahsetti. zaten haberimin olduğundan, dişliyi bu sabah döktüğümden ya da ülkenin imkansızlıklarından bahsetmedim. dedemin hikayesini ve bu dişlinin de onun bir anısı olduğunu söyledim. ödünç istedi ama ben zaten o dişliyi kendisi için, hediye olarak yapmıştım. dişliyi verdim ve kalkması gerektiğini söyleyerek kalktı. tekrar görüşmek için sözleştik fakat gelemeyeceğini zaten biliyordum. hükümet kanadındaki ağabeyden sürekli kendisi hakkında bilgileri alıyordum. ara sıra karga’ya da uğruyordu ama sürekli düşünceliydi. hepsinden haberdardım.

işte tanışma hikayemizin aslı budur kendisiyle. eğer dedemi dinlemeyip starbucks açsaydım hem sanayi çayının tadını hem de böyle bir insan olmam gerektiğini unuturdum. sanayi çayı tadında, samimi ve iyi niyetlerle dolu bir tanışmaydı bizimkisi.
devamını gör...

şimdiki oyunlara taş çıkartır.
devamını gör...

saniyelerle, saliselerle yaşadığımızın farkına vardım. ölüm ile o kadar yakınız ki bunu bugün hatırladım. yaşadığıma, nefes aldığıma şükrediyorum şu anda. yaralanmadığım için o kadar mutluyum ki, yaşamak gerçekten büyük bir mucize olmalı.
bazen nefes almanın değerini bilmiyormuşum, bunu daha birkaç saat önce anlayabildim.
devamını gör...

you'll never walk alone
asla yalnız yürümeyeceksin.
devamını gör...

(bkz: teşekkürler)
buna gerçekten ihtiyaç vardı. ilgili oldukları için tüm yönetime teşekkür ediyorum. burası gün geçtikçe daha iyi bir hal alıyor. marka bir sözlük olma yolunda emin adımlarla...
devamını gör...

içinde belirttiği gibi yüzeysel ve hidayete ulaşma derdi olmayan insanları daha da saptıran; benim gibi ilk başta yüzeysel okuyup dinden çıkan sonra bir gün ciddiyetle üstüne düşmeye karar verip yıllarını veren ve bu muhteşem kitap karşısında dizlerinin bağı çözülüp iman eden insanlar yaratan ve bu halimle bile beni cahil hissettiren allah'ın insanlığa gönderdiği son kitap. yıllar oluyor, her gün saatlerimi veriyorum araştırmalara ve her gün yeni şeyler öğrenip şok oluyorum. bu ilimler ciddi ilimler.
devamını gör...

"ben tek başıma çok kalabalığım gelemem" diyerek n'apacağımı bilemediğim yayın.

ama gelirim ya, çünkü uçağım ben*

iyi yayınlar, kolay gelsin.
devamını gör...

dinozor olmak isterdim efenim. soyum tükenirdi de görmezdim bu zamanları..
devamını gör...

hipertiroidili bir hastada araya giren ciddi bir enfeksiyona,cerrahiye veya travmaya bağlı bulguların şiddetli görülmesiyle oluşan durumdur.
bulgularda hipertermi(ateş),taşikardi,şok,kusma görülür.

tedavisinde yüksek doz propiltiyourasil(ptu) öncelikli tercih edilen antitiroid ajandır.
ptu verildikten sonra sodyum iyot ya da potasyum iyot verilir.
kortikosteroidler ve beta blokörler periferde t4-t3 dönüşümünü azalttığı için kullanılabilir
ateş için ise asetaminofen(parol) kullanılır.aspirin kontrendikedir.
devamını gör...

her programı seveceksiniz diye bir şart var mı? ben sevdiğim programları dinliyorum. siz bir programı sevmediğiniz ve size hitap etmediği için tu kaka ilan etme hakkına sahip değilsiniz. dinlemezsiniz olur biter. o programın da dinleyicileri ve hitap ettiği bir kitle muhakkak vardır. ben bu mevzuyu bilmiyordum. bence iyi olmuş. radyo programlarının her kesime hitap etmesi gerekir. kanımca ramazan için ayrı bir radyo programı bile yapılmalıydı. sanırım teknik aksaklıklar vesaire sebebiyle bu mümkün olmamıştır.

tanım: kafa sözlüğün müslümanlığı * övmesi değil, müslüman dinleyicileri için içerik üretmesi olayıdır.
devamını gör...

1963 erzurum doğumlu halk müziği sanatçısı.
sesiyle, hanımefendiliğiyle, kişiliğiyle, her şeyiyle tam bir sanatçı olan aysun gültekin'in kendine has güçlü bir okuyuş tarzı vardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genelde itin teki gibi uyuduğu halde melek gibi bir pozunu yakalamıştım o gün.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fareler ve insanlar- lennie çok üzülmüştüm ama bir yandan da george kendi köpeğini kendi öldürmeliydi gerçekten.
devamını gör...

dedektif romanlarımın ana hatlarını, bulaşık yıkarken düşünüyorum.  çünkü bu o kadar kötü bir iş ki insan cinayetten başka bir şey düşünemez

kötü bir işten ilham almak ve onu avantaja çevirmek... o işi yaparken kafanda başka bir şey düşünerek ,onu hiç yapmıyorsun hissiyatına kapılmak. bu sözden yola çıkarak bende kendimi yemek yapmaya adayacağım. bu süre zarfı içinde psikolojik gerilim hikayesi yazmayı planlıyorum. 2 saat emek harcanan bir,iki kap yemeğin bitme süresini baz alırsak ve sürekli tekrarlanan bir döngü içine bizi hapsettiğinide eklersek ,yapma zorunluluğumuzu da ekleyelim aman ha tuz'u unutmayalım... evett kesin bir gerilim hikayesi çıkaracağım. * kitabın ismi, on çeşit baharat.. bu kadar zırvaladıktan sonra biraz agatha'dan bahsedelim.

polisiye roman deyince akıllara gelen ilk isimlerdendir. yazar küçük yaşlarda okuduğu polisiye kitaplardan etkilenerek bu yola girmeye karar vermiş. 80 e yakın dedektif romanı yayınlamıştır.
doğu ekspresinde cinayet adlı romanını istanbul beyoğlu ilçesinde yer alan pera palas otelinde kaleme almıştır. 411 numaralı oda söylenene göre christie'ne tahsis edilmiş. hatta bir rivayet'e göre 11 gün boyunca hiç görülmemiş ortalıktan kaybolmuştur. ara ara istanbul'a otel'de konaklamaya gelirmiş. belki de dedektiflik hikayeleri için bu şehirden ilham alıyordur ne dersiniz?

yaptığı evliliklerde pek yüzü gülmemiştir. yazar'ın katil kim sorusunu sorduğu romanlarındaki bazı karakterler belki de eski eşlerinden biridir.
gençken evlenin, çünkü yaşlanınca insanın aklı başına gelir. ve akıllı bir insan da asla evlenmez. bu akılda kalıcı, zekice söze katılmamak elde değil.

yazdığı romanlar'ın film uyarlarmalarınıda bulubilirsiniz. on küçük zenci kitabını okuyup, üç bölümlük dizisine geçtim.
kitap ve film kıyaslaması yapmayı seviyorsunuz on küçük zenci'yi kesinlikle tavsiye ederim.

yazar'ın okuduğum bir kaç kitabından yola çıkarak, benim açımdan okunması zevkli ve akıcı üslubu olduğunu söyleyebilirim. sadece seri'ye bağlanılır mı kitapları bilemedim. bir yerden sonra polisiye sevsem bile sıkıcı gelmeye başlıyor. ama başladığınız kitap asla yarıda kalmıyor dikkat ve merak unsuru olduğu için sonu çabuk geliyor.
devamını gör...

benim tercihim hdfilmcehennemi1080pizle'den yana.
devamını gör...

gerçek bir okur imkanı elveriyorsa orijinal kitap alır.
aksi halde korsan kitap da alabilir. bence bir mahzuru yok.
devamını gör...

böyle bir şeyin gerekli olduğunu düşünüp üretene de, her kadından giymesini bekleyen insanlara da sövmekte kendimi sonsuz haklı buluyorum. ne gerek vardı?
devamını gör...

pek de skandal bir davranış değil bence...

ama daha doğrusu ne olurdu? sorusunu kendime sorunca şöyle bir cevap buldum..
hanımefendinin konuşması nihayete erdikten sonra ödülünü verip sitemini de inceden mikrofonlardan iletebilirdi.
muhtemelen hanımefendi heyecandan ödülü almayı ve tokalaşmayı unuttuğunu belirtecek ve mahcup bir eda ile kendisine kırıldığını belli eden tamer beyin gönlünü alacaktı.

tamer karadağlı kırılmakta haklı olsa bile siteminde daha doğrusu fevri hareketinde haksızdır.
nihal hanımın yapması gereken, adet olduğu üzere sahneye çıkar çıkmaz ödülü veren kişiyle tokalaşmak ve ödülünü almak ve öylece konuşmaktı... tamer karadağlı hem yok sayılmaktan hem de on dakika arka fonda bekletilmekten rahatsızlık duymuş ama sinirine kurban gitmiştir biraz da...
sonuç olarak diyeceğim, keşke böyle olmasaydı...
devamını gör...

otomatik vitesli araba kullanan erkek yada türk kızlarının... olması kadar ilgi çeker mi bilemem ama, bu yıl mayıs ayında yapılacak olan davos zirvesinin çok dikkatle takip etmemiz gereken hepimizi ve geleceğimizi ilgilendiren ana teması : “ büyük sıfırlama - great reset “
katılımcı olarak her yıl dünyayı perişan eden büyük ülkelerin buluştuğu davos ekonomik forumu’na bu yıl garip bir şeyler oluyor. salgın nedeniyle forum, mayıs ayına alındı. üstelik ilk kez isviçre davos dışında bir yerde yapılacak: mayıs ayında singapur’da!
bundan sonrası sn banu avar’dan ;

“25 devlet başkanı dünyanın haracını kesmeye nasıl devam ederiz diye kafa yoruyorlar. 600 şirket ceo’su yani haraca kesenlerin memurları da katılımcı… tabii ki avrupa merkez bankası başkanı christine lagarde, tabii ki microsoft’un kurucusu bill gates de katılımcı… diğer büyük başlar arasında birleşmiş milletler genel sekreteri gueterres, dünya sağlık örgütü genel sekreteri ve ımf’den kristalina georgieva da var…
büyük başlar ve emirleri altındaki uzmanlar kapitalizmin tıkanıklığından şikayet edip durmaktalar. ekonomik forumun başkanı prof. klaus schwab, “büyük sıfırlama” gerekli lafını tekrarlıyor. aslında dünyayı haraca kesen ailelerin onlarca yıldır planladığı sondayız… yıllardır söyledikleri buydu işte: ulus devletler yok edilmeli!

hani david rockefeller “dünya hükümeti” demişti… george bush “yeni dünya düzeni” diyordu, hitler “yeni dünya nizamı”… işte tam o noktaya geldik! nedir o nokta?

orwell’in 1984’ü desek yeridir! yani üsttekiler baskıyı, denetimi, zorbalığı, yasakları küresel çapta devreye soktular… ve küresel prof. schwap, hani dünya ekonomik forum’un ev sahibi diyor ki: “bir tane gezegenimiz var ve iklim krizi bu gezegeni mahvedebilir… doğa ile uyumlu yaşamak için tüm gücümüzü harcama zamanı.”

ilginç olan, bu gibi söylemler en son 1939’da tam da ikinci dünya savaşı öncesinde ortada dolaşmaya başlamıştı. o savaşın sonunda dünya krallığı ingiltere bir kenara itilmiş, tahta amerika kurulmuştu. doların krallığı başlamış malum aileler rockefeller ve rothschild küresel hakimiyeti pekiştirmek için hareket etmişlerdi.

şimdi aynı aileler bir sonraki dönemin küresel hakimiyetine giden taşları döşüyor. bunun adına “büyük sıfırlama” diyorlar! büyük sıfırlama için tek dünya devleti gerek. büyük sıfırlama ya da reset’in halkla ilişkilerini dünya ekonomik forum başkanı prof. klaus schwab yapıyor. schwab, rockefeller’ın adamı ve henry kissinger’ın 50 yıllık harvard arkadaşı…

biden da sürekli “yeniden yapılandırma” diyor.

araştırmacı william engdahl, hani ölüm tohumları, petrol, para ve iktidar kitaplarının yazarı, çok çarpıcı açıklamalar yaptı. bugün sizinle bunları paylaşmak istiyorum.

geçen yıl mayıs ayında salgın dünyayı evlere tıkarken ingiltere prensi charles ve prof. schwab birlikte dünyanın ‘büyük reset’ noktasına geldiğini açıkladılar ve bunu çok keyifle yaptılar.

o günden beri birden dünya liderleri ya da iş çevrelerinin ağzından bu tabir düşmüyor ya da “4. endüstri devrimi” ya da biden’dan duyduğumuz gibi “yeniden yapılanma” sık sık tekrarlanıyor.

‘amerikan ve avrupa yeşil anlaşması’ yeni dünya düzeninin yeni adı…

bu dünyayı bu hale getiren, kaynakları sömüren, yok eden, zehire boğan, ölüm tohumları eken süper zengin aileler yine iş başında bu kez iyilik meleği doğa koruyucusu iklim hamisi pozunda…

bunun için şizofren bakışlı küçük kızları kullanmakla kalmıyorlar tüm toplumların üzerine kendi suçlarını yıkıyorlar.

4. endüstri devriminden anladıkları da tüm teknolojik değişimlerle sarılı insanın her aldığı nefesin izleneceği ve denetleneceği…

prof. schwab google, facebook,twitter gibi yeni kuşak teknolojilerin hükümetlere toplum denetimi konusunda yeterli aracı sağladığını söylüyor. artık hepimizin ne düşündüğünü, ne yapacağını biliyor, izliyorlar!

schwab ayrıca diyor ki, 4. endüstri devrimi, bizi fizik, biyolojik ve dijital bir karışıma sürükleyecek. ve bunlar arasında çok konuşulan insan vücuduna yerleştirilecek mikroçiplerden de söz ediyor.

prof. schwab şöyle diyor…

“insan vücuduna yerleştirilmiş çipler sayesinde iletişimimizi sadece sözcüklerle değil deri altına yerleştirilmiş telefonlarla da yapabileceğiz. dile getirmediğimiz duygu ve düşüncelerimiz okunabilir olacak!”

korkunç değil mi?

birleşmiş milletler, 2030 ajandasından söz ediyor. william engdahl, gıdalarımızın geleceğini anlatıyor. 1950’lerde rockefeller küresel tarım zehiriyle toplumları tanıştırmıştı. şimdi “sürdürülebilir tarım” palavrasıyla karşımızdalar. bu ne mi? laboratuvar yapımı yiyecekler, sentetik etler, zehir dolu sebzeler vesaire!

rockefeller‘ın has adamı klaus schwab, aynı zamanda bir gıda forumu‘nun da ortağı. bunun adı ‘eat forum’ ingilizce ‘ye’ anlamına gelen ‘eat’. bu forum yine isviçre’de 2016’da kuruldu. destek ingiltere’deki ‘wellcome vakfı’ diye bir şirketten geldi… bu vakıf ‘glaxosmithkline’ adlı ilaç şirketinin ve ‘german potsdam enstitüsünün’ verdiği fonlarla kuruldu.

laboratuarda üretilen yiyeceklerin, destekçileri arasında şu meşhur bill gates de var.

sözünü ettiğimiz bu ‘eat forumu’ bazı başka şirketlerle de çalışıyor. mesela google, jeff bezos ve bill gates ortaklığında kurulan bir şirket var. adı “ımpossible foods” yani “imkansız yiyecekler”…

son laboratuar sonuçları gösterdi ki bu şirketin ürettiği sahte et yüksek miktarda zehir yani glyphosate içeriyor.

2017’de bu yapı yani eat forum sürdürülebilir tarım ve sağlık için gıda reform paketini açıkladı. bunun adına “fresh” dediler. bu sağlıklı gıda reform paketinin destekçisi kimler, bilin bakalım! bayer şirketi, cargill, dupont gibi dünyanın en zehirli böcek ilacını üreten şirketler.

işte size yeşil dünya! işte tarımın geleceği… işte sizin için düşündükleri sürdürülebilirlik! o ne demekse! 2020’de yayınlanan kitabında dünya ekonomik forum başkanı schwab dünya nüfusunun genetiği değiştirilmiş sahte gıdaya alıştırılmasının şart olduğu ve bunun yollarının bulunması gerektiği üzerinde yazıyor. en büyük destekçisi de bill gates!

engdahl şöyle diyor:

bu adamlar geleceğin sağlıklı beslenme formülü adı altında korkunç bir plana imza atıyorlar. brüksel üniversitesinden profesör frederic leroy “hedefledikleri diette gerçek et ve süt yüzde 90 oranında kesilmiş… bunların yerine sahte laboratuar ürünleri konulmuş!” bize dayatacakları gıda sentetik ve ölümcül olacak veya yiyip öleceğiz ya açlıktan öleceğiz! bütün bunlar salgın bahanesi altında hazırlanmaktadır. bunları açıklayanları komplocu olarak suçlamayıp ne yapsınlar, bu açıklamalar hiç işlerine gelmez!

ama 2021 bu insan karşıtı hazırlıkların netleştiği yıl olacaktır. insanlar evden çalışma durumuna getirildi bunun yasaları çıktı. milyonlarca iş yerinin kapanması söz konusu…

size gerçeküstü gelebilir. ama işte, şu anda kissinger’in talebesi schwab ve diğer büyükbaşlar davos forumu’nda bunları tartışıyor. ımf de orada, avrupa komisyonu da dünya sağlık örgütü de birleşmiş milletlerin başındaki zat da!

onlar konuşadursun, geçen gün mehmet ali güller de cumhuriyet’teki köşesinde yazdı: oxfam raporu dünyadaki süper güçlerin salgın döneminde daha da zenginleştiğini, yoksulların ise iyice yoksullaştığını rakamlarla açıkladı. rapora göre dünyanın en zengin 10 kişisinin serveti, son 1 yılda 4 trilyon dolar artarak 12 trilyon dolara ulaşmış. rapora göre zenginler salgının etkilerini 9 ayda atlatmış ancak yoksulların toparlanması onlarca yıl alacak!

ve dünya en büyük istihdam krizi içine girdi. yüz milyonlar işini, gelirini kaybetti! oxfam raporuna göre dünyadaki yoksulların sayısı 500 milyon daha arttı.

banu avar
28.01.2021“
şimdi kısır gündemimize kaldığımız yerden devam edebiliriz, giden sevgilinin geri gelmesi vs vs ...
meraklısı için : fast food firmaları ve market zincirleri “beyond burger” yada “plant based ”başlığı ile menülerine ve raflarına çoktan makalede bahsedilen suni gıdaları ekleyip satmaya başladılar bile.

web.aw.ca/en/our-menu/burge...

www.kfc.ca/menu/overview/sa...

www.beyondmeat.com/products...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim