geceye bir şarkı sözü bırak
sen ki özgürlük kadar güzelsin, sevgi kadar özgür. o güzel başını uzat göklere, gül güneşlere gül..
devamını gör...
aşk
halbuki aşk,
başka ne olsundu hayatın mazereti
ismet özel
başka ne olsundu hayatın mazereti
ismet özel
devamını gör...
stefan zweig
hacimce az ancak manaca derin kitapları olan bir yazar.
devamını gör...
elli liranın yeni yirmi tl olması
bir zaman önce cepte yirmi lira insana en azından evime giderim, otobüs parası, bir paket sigaram bir de atıştıracak birşeyler hallederim diye düşündürüyordu. üstelik cepten çıktığı an tıkır tıkır harcanıyordu.
şimdi aynı şeyler için elli lira var. bir anda harcanıp gidiyor.
şimdi aynı şeyler için elli lira var. bir anda harcanıp gidiyor.
devamını gör...
kurtlar vadisi pusu
ilk sezon. dört büyük aileyi anlatmıştır. ancak bu ailelerin her biri bir konsey gücünde olduğu söyleminin altı doldurulamamış, bu ailelerin hepsi ileride t... oğlanı olacaktır.
ikinci sezon. derin devlet ve iskender büyük ile devam etmiş. iskender büyük ile dizi yükselmiştir. çünkü villainler kahraman ve hikayeyi yükseltir. sezon finali ile bu kanıtlanmıştır.
üçüncü sezon. iskender büyük dönemi. iskender, polat ve ekibini sıkıştırmış, dizinin temposunu yükseltmiştir.
dördüncü sezon. gladio ve aron feller diziye giriş yaptı. iskender büyük karakterinin kabak tadı vermeye başladığı sezondur. feller, polat ve ekibini zora uğratmıştır. dizinin düşüşü bu sezonda başlamış. birçok saçma sapan hatalar ve hareketler yaşanmıştır. bu sezonda reytinglerde aşk-ı memnu'nun gerisinde kalmıştır.
beşinci sezon. mafyaya dönüş yapılmaya çalışılmış, bununla birlikte reyting artmış ancak eldeki malzeme yetersiz olunca ve iskender büyük fanlarını tatmin etmek için ersoy ulubey karakteri dahil oldu. sonraki bir iki bölüm aksiyon dozajı yüksek bölümler ile birinci olsa da,
daha sonrasında ölmeyen ulubey karakteriyle sıkıcı bir hal almıştır.
altıncı sezon. daha profesyonel yayınlar yapmaya başlayan tnt'de ekrana geldi. kanalın reyting yükünü sırtladı. bu sezonda geride kalan düşmanlar ile mücadele edilmiştir. daha sakin bir sezondur.
yedinci sezon. şahsi kanaatim en iyi sezonudur. gizemi, tehditkar düşmanları ve iyi bir hikaye ile dizi (rakibinin olmaması da buna dahil) zirveye geçti.
sekizinci sezon. bu sezondan sonra özellikle 17-25 aralık sürecinden sonra şu anda gördüğümüz çizgi film gibi olan işlere dönüşmüştür. 15 temmuz sonrası ile bitirilmiştir. kimi 15 temmuz'u biliyordu dedi, kimi reyting dedi.
dizi açıkça bir iktidar propagandasıydı. ergenekon kumpasına destek çıkması ve yönlendirme yapması, çözüm süreciyle muro'nun sempatik gösterilmesi,17-25 aralık sürecinde aldığı tutum, en bariz örnekleridir.
dizi maalesef selefi kurtlar vadisi'nin ekmeğini bolca yemiştir. ancak o kadar kaliteli bir yapım olayı becerememiştir
ikinci sezon. derin devlet ve iskender büyük ile devam etmiş. iskender büyük ile dizi yükselmiştir. çünkü villainler kahraman ve hikayeyi yükseltir. sezon finali ile bu kanıtlanmıştır.
üçüncü sezon. iskender büyük dönemi. iskender, polat ve ekibini sıkıştırmış, dizinin temposunu yükseltmiştir.
dördüncü sezon. gladio ve aron feller diziye giriş yaptı. iskender büyük karakterinin kabak tadı vermeye başladığı sezondur. feller, polat ve ekibini zora uğratmıştır. dizinin düşüşü bu sezonda başlamış. birçok saçma sapan hatalar ve hareketler yaşanmıştır. bu sezonda reytinglerde aşk-ı memnu'nun gerisinde kalmıştır.
beşinci sezon. mafyaya dönüş yapılmaya çalışılmış, bununla birlikte reyting artmış ancak eldeki malzeme yetersiz olunca ve iskender büyük fanlarını tatmin etmek için ersoy ulubey karakteri dahil oldu. sonraki bir iki bölüm aksiyon dozajı yüksek bölümler ile birinci olsa da,
daha sonrasında ölmeyen ulubey karakteriyle sıkıcı bir hal almıştır.
altıncı sezon. daha profesyonel yayınlar yapmaya başlayan tnt'de ekrana geldi. kanalın reyting yükünü sırtladı. bu sezonda geride kalan düşmanlar ile mücadele edilmiştir. daha sakin bir sezondur.
yedinci sezon. şahsi kanaatim en iyi sezonudur. gizemi, tehditkar düşmanları ve iyi bir hikaye ile dizi (rakibinin olmaması da buna dahil) zirveye geçti.
sekizinci sezon. bu sezondan sonra özellikle 17-25 aralık sürecinden sonra şu anda gördüğümüz çizgi film gibi olan işlere dönüşmüştür. 15 temmuz sonrası ile bitirilmiştir. kimi 15 temmuz'u biliyordu dedi, kimi reyting dedi.
dizi açıkça bir iktidar propagandasıydı. ergenekon kumpasına destek çıkması ve yönlendirme yapması, çözüm süreciyle muro'nun sempatik gösterilmesi,17-25 aralık sürecinde aldığı tutum, en bariz örnekleridir.
dizi maalesef selefi kurtlar vadisi'nin ekmeğini bolca yemiştir. ancak o kadar kaliteli bir yapım olayı becerememiştir
devamını gör...
yaşadığın hayattan mutlu musun sorunsalı
internetten izlediğim dizileri bile ne zaman izleyeceğimi belirlediğim, sabah alarmın sesiyle uyandığım ve neredeyse kimseye güvenemiyor olduğum hayatımdan henüz mutlu değilim. ama her şeyin çok başındayım, en azından sonunda olmadığımı umuyorum. yapacak, görecek, hissedecek çok şeyim var. umutluyum yani. bugün mutlu değildim ama neden yarın kahkaha atamayayım ki?
devamını gör...
kız isteme cinsiyetçi midir sorunsalı
bence gereksiz ve abartılan bir adet. umarım yakında tarihin tozlu raflarında yerini alır.
devamını gör...
aşk
aşk hakkında bütün kelimeler tükenmiş, bütün yollar denenmiş olsun, ismini bilmesem de hayatıma hiç girmeyecek olsan bile sana bir şeyler yazacağım, kendimden en uzak noktaya sana. çünkü aşk bunları denemek için tüm ruhumu çekiyor. bütün acılara ve üzüntülere rağmen. sana ulaşacağım ve bunu ispatlayacağım.
beni bekleme ve hatta kaç. aşk kaçmalıdır sonsuza kadar. yeterince inancım varsa kalbine sana ulaşmalıyım. cesaretim sana denk değilse yetişemeyeceğim ve saçlarının gölgesinde donarak yok olacağım.
beni bekleme ve lütfen kaç. sana yetişmeyelim kendimi tamamlamak için.
beni bekleme ve nolur git uzaklara. uzaklarda bulursam seni bütün ihtişamınla tanıyacağım.
beni bekleme
beni bekleme
bekletmeyi hiç sevmem
beni bekleme ve hatta kaç. aşk kaçmalıdır sonsuza kadar. yeterince inancım varsa kalbine sana ulaşmalıyım. cesaretim sana denk değilse yetişemeyeceğim ve saçlarının gölgesinde donarak yok olacağım.
beni bekleme ve lütfen kaç. sana yetişmeyelim kendimi tamamlamak için.
beni bekleme ve nolur git uzaklara. uzaklarda bulursam seni bütün ihtişamınla tanıyacağım.
beni bekleme
beni bekleme
bekletmeyi hiç sevmem
devamını gör...
kadın erkek ilişkisindeki en önemli şey
bazen neyin gerçekten önemli olduğunu gözümüzden kaçırırız, çünkü birini sevmenin en önemli şey olduğunu düşünürüz fakat asla ve asla öyle değildir. bir ilişkinin yürümesi için birden çok önemli ''şey'' vardır.
güvenmek: güven bir ilişkideki bana kalırsa en önemli faktörlerden biridir. beraber olduğunuz kişiye güvenmiyorsanız ya da aklınızda bir şüphe varsa çok büyük olasılıkla sağlıklı ve istikrarlı bir ilişki yaşamıyorsunuz demektir. ilişkinin ilk başlarında büyük ihtimalle iki taraftan biri güven eksikliği yaşayabilir fakat endişelenmeyin, güven sonradan inşa edilebilen bir şeydir.
dürüstlük: ilişkiler söz konusu olduğunda dürüst olmak oldukça önemlidir. pembe yalanlar üzerine kurulu bir ilişki, karşındaki insanı ne kadar seversen sev ne yazık ki bitecektir. dürüst olmak bir ilişkiyi birçok yönden güçlendirecek iyi bir iletişime yol açar.
saygı: bu biraz klişe olacak fakat, aşk gerçekten insanın gözünü kör edebilir, aşk saygısızlık için geçerli bir neden değildir. sağlıklı bir ilişki için çiftler birbirine saygılı olmalıdır.
iletişim: iletişim aslında güvenden sonra gelen en önemli madde bana kalırsa, duygularınızı, ihtiyaçlarınızı ve beklentilerini ifade etmek için kesinlikle iletişime ihtiyacımız var. ayrıca bir ilişkide tartışmalar, anlaşmazlıklar olacaktır bu konuları da aynı şekilde iletişim kurarak çözeceksiniz. iyi bir iletişim olmadan ilişkideki hiçbir şey netleşmez. buna dikkat edin.
sadakat: yukarıda güven konusuna değinmiştim. karşınızdaki insana sadık kalacak sadakatiniz yoksa neden bir ilişkiniz var? sadakat bu saymış olduğum maddeler için bir yapı taşı görevi görür. işe yaraması için bu ilişkiyi gerçekten istiyor musun, istemiyor musun kendine sormalısın.
mutluluk: tamam bu konuda dürüst olacağım, her zaman mutlu olamazsınız, bunu çok istediğinizi biliyorum, hepimiz mutluluğu hak ediyoruz, fakat ilişkiler her zaman gökkuşağı gibi kusursuz değildir. fakat mutlu geçirdiğiniz zamanlar mutsuz zamanlara göre çok daha ağır basmalı. eğer bir ilişkide mutlu değilseniz, ne yazık ki o ilişkiyi bitirme vakti gelmiş demektir.
taviz vermek: ilişkiler tamamen al gülüm ver gülümdür* ilişkide sadece bir kişi sadece alıp vermezse sıkıntılar başlar. ilişkide mutluluğu ve sürdürülebilirliği tesis etmek istiyorsanız iki tarafında yapması gereken kendinizden yeri geldiğinde taviz vermek.
özgürlük: arada sırada partneriniz olmadan vakit geçirmek, arada sırada halı saha maçları, beş çayları iyidir. birbirinizle vakit geçirmeyi çok sevseniz bile, kendi yaşantınızda yapmaktan keyif aldığınız şeyleri bırakmamalısınız.
güvenmek: güven bir ilişkideki bana kalırsa en önemli faktörlerden biridir. beraber olduğunuz kişiye güvenmiyorsanız ya da aklınızda bir şüphe varsa çok büyük olasılıkla sağlıklı ve istikrarlı bir ilişki yaşamıyorsunuz demektir. ilişkinin ilk başlarında büyük ihtimalle iki taraftan biri güven eksikliği yaşayabilir fakat endişelenmeyin, güven sonradan inşa edilebilen bir şeydir.
dürüstlük: ilişkiler söz konusu olduğunda dürüst olmak oldukça önemlidir. pembe yalanlar üzerine kurulu bir ilişki, karşındaki insanı ne kadar seversen sev ne yazık ki bitecektir. dürüst olmak bir ilişkiyi birçok yönden güçlendirecek iyi bir iletişime yol açar.
saygı: bu biraz klişe olacak fakat, aşk gerçekten insanın gözünü kör edebilir, aşk saygısızlık için geçerli bir neden değildir. sağlıklı bir ilişki için çiftler birbirine saygılı olmalıdır.
iletişim: iletişim aslında güvenden sonra gelen en önemli madde bana kalırsa, duygularınızı, ihtiyaçlarınızı ve beklentilerini ifade etmek için kesinlikle iletişime ihtiyacımız var. ayrıca bir ilişkide tartışmalar, anlaşmazlıklar olacaktır bu konuları da aynı şekilde iletişim kurarak çözeceksiniz. iyi bir iletişim olmadan ilişkideki hiçbir şey netleşmez. buna dikkat edin.
sadakat: yukarıda güven konusuna değinmiştim. karşınızdaki insana sadık kalacak sadakatiniz yoksa neden bir ilişkiniz var? sadakat bu saymış olduğum maddeler için bir yapı taşı görevi görür. işe yaraması için bu ilişkiyi gerçekten istiyor musun, istemiyor musun kendine sormalısın.
mutluluk: tamam bu konuda dürüst olacağım, her zaman mutlu olamazsınız, bunu çok istediğinizi biliyorum, hepimiz mutluluğu hak ediyoruz, fakat ilişkiler her zaman gökkuşağı gibi kusursuz değildir. fakat mutlu geçirdiğiniz zamanlar mutsuz zamanlara göre çok daha ağır basmalı. eğer bir ilişkide mutlu değilseniz, ne yazık ki o ilişkiyi bitirme vakti gelmiş demektir.
taviz vermek: ilişkiler tamamen al gülüm ver gülümdür* ilişkide sadece bir kişi sadece alıp vermezse sıkıntılar başlar. ilişkide mutluluğu ve sürdürülebilirliği tesis etmek istiyorsanız iki tarafında yapması gereken kendinizden yeri geldiğinde taviz vermek.
özgürlük: arada sırada partneriniz olmadan vakit geçirmek, arada sırada halı saha maçları, beş çayları iyidir. birbirinizle vakit geçirmeyi çok sevseniz bile, kendi yaşantınızda yapmaktan keyif aldığınız şeyleri bırakmamalısınız.
devamını gör...
28 temmuz 2021 türkiye orman yangınları
ülkenin en ama en kötü günleri geçirmesidir. orman yangınları mülteci sorunu cinayetler kötü ekonomi neresine dokunsan dökülüyor biz nasıl düzeleceğiz.
devamını gör...
3.murat zamanında maymunların idam edilmesi olayı
tarihimiz, çok ilginç olaylara tanıklık etmiştir. osmanlı imparatorluğu'nun 12. padişahı olan sultan 3. murat han (ya da sultan murat veya 3. murat) da bunun en ilginç örneklerinden birisinin baş aktörüdür. oldukça başarılı bir kumandan, zeki bir savaş stratejisti ve son derece eğitimli bir kişiydi.
tarihin bu kesidinin ikinci aktörü ise maymunlar... ancak daha spesifik olarak, istanbul'da yaşayan maymunlar! özellikle yavuz sultan selim dönemindeki fetihler ve fethedilen bölgelerden getirilen mallar (ki bunlara canlılar da dahildir) sebebiyle istanbul'daki maymun popülasyonu dikkate değer miktarda bir artış göstermiştir. ancak bu hayvanlar öylesine, zevk olsun diye osmanlı topraklarında taşınan hayvanlardan ibaret olmamışlardır. çeşitli nitelikleri sebebiyle hem ev hayvanı olarak kullanılmışlar, hem de çok sıradışı amaçlara alet edilmişlerdir. bu amaçlardan birisi de, osmanlı donanması'nda görev almalarıdır!
16. yüzyılın akdeniz'deki en güçlü donanmasına sahip olan osmanlı imparatorluğu, söz konusu maymunları eğiterek özellikle donanma gemilerinde gözcü olarak kullanmışlardır. elbette ki osmanlı donanması'nda maymunların kullanılması kör bir tesadüf değildir. tam tersine, bu yakın kuzenlerimizin yüksek zekaları ve insanlarda olmayan bazı nitelikleri sebebiyle bu işlere harika birer aday olarak karşımıza çıkmaktadırlar. dursun gürlek tarafından kaleme alınan kültür dünyamızdan manzaralar isimli kitap içerisinde konu şu şekilde anlatılmaktadır:
bu hayvanlar, görme yeteneklerinin çok güçlü olması nedeniyle, eğitilerek böyle değerlendiriliyorlardı. maymunlar, çok uzak mesafelerden kalyonları fark ederler ve belli ses ve hareketlerle aşağıdakilere haber verirlerdi. eğitilmiş maymunlar azapkapı çarşısında satışa sunulurlardı. maymun dükkânları bugünkü unkapanı köprüsü’nün şişhane tarafının, haliç kıyısında bulunan sokullu mehmet paşa camii kenarındaydı.
ibrahim hakkı konyalı ise konuyla ilgili şunları yazıyor:
kuzey afrika tamamen türk sınırları içine alındıktan sonra istanbul’a çok sayıda maymun getirilmişti, üçüncü sultan murat devrinin refahlı ve zengin halk tabakaları arasında maymun bir süs ve oyuncak olmuştu.
maymunların zekası modern bilim sayesinde de yakından tanıdığımız bir gerçekliktir. insan haricinde doğada karşınıza çıkabilecek en zeki, dolayısıyla en fazla eğitilebilir hayvanlardan birisi de bu canlılardır. ne yazık ki kaynaklarda spesifik olarak hangi maymun türünün özellikle donanmada kullanıldığı belirtilmemiş; bu nedenle çok kesin bir analiz yapmak mümkün değil. ancak coğrafi gerekçeler ve çeşitli görsellerden elde edilen bilgiler çerçevesinde bu maymunların, insanların da dahil olduğu kuyruksuz maymunların en yakın kuzen grubu olan eski dünya maymunları arasından macaca cinsi makaklar olması çok olası gözükmektedir. bu canlıların yüksek zekası, fazlasıyla eğitilebilir oldukları gerçeği, hareketlerinin insansılığı dönemin kumandanlarının ve eğitmenlerinin dikkatini çekmiş olmalıdır. öyle ki, kemaleddin ebu abdullah ed-demirî tarafından kaleme alınan hayâtü’l-hayevan isimli kitapta hem terzilikte görev alan, hem de kuyumculukla uğraşan maymunlardan söz edilmektedir. aynı kaynağa göre yemen'deki maymunlar bakkallık ve kasaplık gibi işlerde bile çalıştırılmıştır.
tabii ki bu durum herkesin hoşuna gitmiyordu. bazı osmanlı vatandaşları ve güç sahipleri, maymunların insanlarla bu kadar iç içe olmasından hiç de hoşnut değildi. öyle ki, sultan muradın imamlığını yapan ve daha sonra rumeli kazaskeri olan manisalı molla abdulkerim efendi adeta "maymun düşmanı" seviyesine varacak kadar bir nefret besliyordu. maymunların oyun ve eğlenceye alet edildiğini düşünüyor, bunun müslüman halkı yoldan çıkardığına inanıyordu. bu nefreti öyle boyutlara ulaşmıştı ki, her maymun gördüğünde hayvanın asılmasını emrettiği, dolayısıyla adının "maymunkeş imam"a çıktığı rivayet edilmektedir. dursun gürlek, 1590-1591'li yıllara denk gelen olayları şöyle anlatıyor:
bilhassa hicri 999 yılında istanbul meydanlarındaki bütün büyük ağaçlar, sanki maymundan meyve vermiş ağaçlara benzemişti. iri maymunlar için özel idam sehpaları bile kurularak cesetleri halka teşhir ediliyordu. abdulkerim atına atlar, semt semt dolaşır, idam edilecek maymunların iplerini kendi eliyle çekerdi.
bu olaylar kimi zaman toplu katliam düzeyine de ulaşmıştır. son derece tutucu olan abdulkerim efendi, ayrıca maymunların fuhuş amacıyla ve kadınların kendilerini tatmin etmek amacıyla kullanılmasından da korkmakta; halkın bu sebeple de yoldan çıkacağını düşünerek maymunlara daha da fazla nefret beslemektedir. çeşitli kaynaklara göre bu olaylardan birisi şu şekilde yaşanmış ve abdulkerim efendi'ye "maymunkeş" lakabını kazandırmıştır:
tüm hikaye bu dini bütün mollanın fatih camii’nde verdiği bir cuma vaazıyla başlıyor, molla, ateşli bir konuşmayla 'kadınların bu maymunları fena işlerde kullandığını' anlatıyor. cuma çıkışı kızgın kalabalık önde bizim molla, azapkapı ve galata’daki maymun satıcılarını basıyor. tarihçiler o günü 'istanbul’da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı.' diye anlatır. molla, yakalanan maymunları kendi elleriyle asıyor, iri maymunlar için ayrı idam sehpası hazırlıyor. istanbul’un maymunlarının hikayesi maalesef bu şekilde sona eriyor, yapılan katliama tanık olan halk o günden sonra mollaya 'maymunkeş' lakabını takıyor. tarihçiler, maymunkeş abdülkerim efendi’nin vefatında birçok hayvansever istanbullu’nun kutlamalar yaptığından bahseder.
murat bardakçı da bu tarihi verileri doğruluyor. reşad ekrem koçu tarafından kaleme alınan eserlerden yola çıkan bardakçı, 17. yüzyılda maymunların topluca katliyle ilgili koçu'nun şunları yazdığını belirtiyor:
yelken ve kürek devri gemiciliği zamanında direklerin tepesine tırmanarak korsan gözcülüğü yapan tálimli maymunlardan istifade edilirdi. istanbul'da tersane kapısı önünde ‘‘gemi maymunu’’ yatiştirip satan esnaf dükkánları vardı. bir gün üçüncü murad'ın hürmetini kazanmış olan váizlerden abdülkerim efendi 'kadınlar maymunları fuhuş aleti yaparlar' deyip başına binlerce kişiyi topladı, bu dükkánları bastı ve zavallı hayvanları idam ettirdi’.
sunay akın ise 23 mart 2007'de sabah gazetesi'ne yazdığı insanlar cehennemi başlıklı köşe yazısında şöyle anlatıyor:
istanbul'da yasaklanan hayvan yalnızca sokak köpeği olmamıştır. kuzey afrika'nın, imparatorluk sınırlarına katılmasından sonra kente getirilen ve zenginler arasında bir süs oyuncağına dönüşen maymunlar da yasaklardan paylarına düşeni fazlasıyla almışlardır. halk arasında yaygınlaşan maymun sevgisine düşman olan, ııı. murat'ın imamı ve sonradan rumeli kazaskeri görevine atanan molla abdülkerim efendi'dir. nefretinden dolayı 'maymunkeş imam' olarak anılan abdülkerim efendi zamanında, istanbul'da neredeyse dallarına bir maymun asılmayan ağaç kalmamıştır. iri yapılı maymunlar için özel idam sehpaları bile hazırlatan maymunkeş imam, atıyla istanbul'u gezmekte, zavallı hayvanların iplerini bizzat kendi elleriyle çekmekteydi. oysa, osmanlı donanmasının akdeniz'de kurduğu egemenlikte büyük payı vardır maymunların! özellikle ıı. beyazıt'tan sonra, maymunların uzağı görmedeki başarılarından faydanılmak amacıyla onları birer dürbün gibi kullanma yoluna gidilmiştir. gelibolu ve istanbul'daki tersanelerde özel bir eğitimden geçirilen maymunlar, görev yaptıkları gemilerin direklerinde gözlerini ufuktan ayırmaz ve bir gemi gördüklerinde aşağıya haber verirlerdi.
--- alıntı ---
evrimagaci.org/3-murat-zama...
--- alıntı ---
tarihin bu kesidinin ikinci aktörü ise maymunlar... ancak daha spesifik olarak, istanbul'da yaşayan maymunlar! özellikle yavuz sultan selim dönemindeki fetihler ve fethedilen bölgelerden getirilen mallar (ki bunlara canlılar da dahildir) sebebiyle istanbul'daki maymun popülasyonu dikkate değer miktarda bir artış göstermiştir. ancak bu hayvanlar öylesine, zevk olsun diye osmanlı topraklarında taşınan hayvanlardan ibaret olmamışlardır. çeşitli nitelikleri sebebiyle hem ev hayvanı olarak kullanılmışlar, hem de çok sıradışı amaçlara alet edilmişlerdir. bu amaçlardan birisi de, osmanlı donanması'nda görev almalarıdır!
16. yüzyılın akdeniz'deki en güçlü donanmasına sahip olan osmanlı imparatorluğu, söz konusu maymunları eğiterek özellikle donanma gemilerinde gözcü olarak kullanmışlardır. elbette ki osmanlı donanması'nda maymunların kullanılması kör bir tesadüf değildir. tam tersine, bu yakın kuzenlerimizin yüksek zekaları ve insanlarda olmayan bazı nitelikleri sebebiyle bu işlere harika birer aday olarak karşımıza çıkmaktadırlar. dursun gürlek tarafından kaleme alınan kültür dünyamızdan manzaralar isimli kitap içerisinde konu şu şekilde anlatılmaktadır:
bu hayvanlar, görme yeteneklerinin çok güçlü olması nedeniyle, eğitilerek böyle değerlendiriliyorlardı. maymunlar, çok uzak mesafelerden kalyonları fark ederler ve belli ses ve hareketlerle aşağıdakilere haber verirlerdi. eğitilmiş maymunlar azapkapı çarşısında satışa sunulurlardı. maymun dükkânları bugünkü unkapanı köprüsü’nün şişhane tarafının, haliç kıyısında bulunan sokullu mehmet paşa camii kenarındaydı.
ibrahim hakkı konyalı ise konuyla ilgili şunları yazıyor:
kuzey afrika tamamen türk sınırları içine alındıktan sonra istanbul’a çok sayıda maymun getirilmişti, üçüncü sultan murat devrinin refahlı ve zengin halk tabakaları arasında maymun bir süs ve oyuncak olmuştu.
maymunların zekası modern bilim sayesinde de yakından tanıdığımız bir gerçekliktir. insan haricinde doğada karşınıza çıkabilecek en zeki, dolayısıyla en fazla eğitilebilir hayvanlardan birisi de bu canlılardır. ne yazık ki kaynaklarda spesifik olarak hangi maymun türünün özellikle donanmada kullanıldığı belirtilmemiş; bu nedenle çok kesin bir analiz yapmak mümkün değil. ancak coğrafi gerekçeler ve çeşitli görsellerden elde edilen bilgiler çerçevesinde bu maymunların, insanların da dahil olduğu kuyruksuz maymunların en yakın kuzen grubu olan eski dünya maymunları arasından macaca cinsi makaklar olması çok olası gözükmektedir. bu canlıların yüksek zekası, fazlasıyla eğitilebilir oldukları gerçeği, hareketlerinin insansılığı dönemin kumandanlarının ve eğitmenlerinin dikkatini çekmiş olmalıdır. öyle ki, kemaleddin ebu abdullah ed-demirî tarafından kaleme alınan hayâtü’l-hayevan isimli kitapta hem terzilikte görev alan, hem de kuyumculukla uğraşan maymunlardan söz edilmektedir. aynı kaynağa göre yemen'deki maymunlar bakkallık ve kasaplık gibi işlerde bile çalıştırılmıştır.
tabii ki bu durum herkesin hoşuna gitmiyordu. bazı osmanlı vatandaşları ve güç sahipleri, maymunların insanlarla bu kadar iç içe olmasından hiç de hoşnut değildi. öyle ki, sultan muradın imamlığını yapan ve daha sonra rumeli kazaskeri olan manisalı molla abdulkerim efendi adeta "maymun düşmanı" seviyesine varacak kadar bir nefret besliyordu. maymunların oyun ve eğlenceye alet edildiğini düşünüyor, bunun müslüman halkı yoldan çıkardığına inanıyordu. bu nefreti öyle boyutlara ulaşmıştı ki, her maymun gördüğünde hayvanın asılmasını emrettiği, dolayısıyla adının "maymunkeş imam"a çıktığı rivayet edilmektedir. dursun gürlek, 1590-1591'li yıllara denk gelen olayları şöyle anlatıyor:
bilhassa hicri 999 yılında istanbul meydanlarındaki bütün büyük ağaçlar, sanki maymundan meyve vermiş ağaçlara benzemişti. iri maymunlar için özel idam sehpaları bile kurularak cesetleri halka teşhir ediliyordu. abdulkerim atına atlar, semt semt dolaşır, idam edilecek maymunların iplerini kendi eliyle çekerdi.
bu olaylar kimi zaman toplu katliam düzeyine de ulaşmıştır. son derece tutucu olan abdulkerim efendi, ayrıca maymunların fuhuş amacıyla ve kadınların kendilerini tatmin etmek amacıyla kullanılmasından da korkmakta; halkın bu sebeple de yoldan çıkacağını düşünerek maymunlara daha da fazla nefret beslemektedir. çeşitli kaynaklara göre bu olaylardan birisi şu şekilde yaşanmış ve abdulkerim efendi'ye "maymunkeş" lakabını kazandırmıştır:
tüm hikaye bu dini bütün mollanın fatih camii’nde verdiği bir cuma vaazıyla başlıyor, molla, ateşli bir konuşmayla 'kadınların bu maymunları fena işlerde kullandığını' anlatıyor. cuma çıkışı kızgın kalabalık önde bizim molla, azapkapı ve galata’daki maymun satıcılarını basıyor. tarihçiler o günü 'istanbul’da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı.' diye anlatır. molla, yakalanan maymunları kendi elleriyle asıyor, iri maymunlar için ayrı idam sehpası hazırlıyor. istanbul’un maymunlarının hikayesi maalesef bu şekilde sona eriyor, yapılan katliama tanık olan halk o günden sonra mollaya 'maymunkeş' lakabını takıyor. tarihçiler, maymunkeş abdülkerim efendi’nin vefatında birçok hayvansever istanbullu’nun kutlamalar yaptığından bahseder.
murat bardakçı da bu tarihi verileri doğruluyor. reşad ekrem koçu tarafından kaleme alınan eserlerden yola çıkan bardakçı, 17. yüzyılda maymunların topluca katliyle ilgili koçu'nun şunları yazdığını belirtiyor:
yelken ve kürek devri gemiciliği zamanında direklerin tepesine tırmanarak korsan gözcülüğü yapan tálimli maymunlardan istifade edilirdi. istanbul'da tersane kapısı önünde ‘‘gemi maymunu’’ yatiştirip satan esnaf dükkánları vardı. bir gün üçüncü murad'ın hürmetini kazanmış olan váizlerden abdülkerim efendi 'kadınlar maymunları fuhuş aleti yaparlar' deyip başına binlerce kişiyi topladı, bu dükkánları bastı ve zavallı hayvanları idam ettirdi’.
sunay akın ise 23 mart 2007'de sabah gazetesi'ne yazdığı insanlar cehennemi başlıklı köşe yazısında şöyle anlatıyor:
istanbul'da yasaklanan hayvan yalnızca sokak köpeği olmamıştır. kuzey afrika'nın, imparatorluk sınırlarına katılmasından sonra kente getirilen ve zenginler arasında bir süs oyuncağına dönüşen maymunlar da yasaklardan paylarına düşeni fazlasıyla almışlardır. halk arasında yaygınlaşan maymun sevgisine düşman olan, ııı. murat'ın imamı ve sonradan rumeli kazaskeri görevine atanan molla abdülkerim efendi'dir. nefretinden dolayı 'maymunkeş imam' olarak anılan abdülkerim efendi zamanında, istanbul'da neredeyse dallarına bir maymun asılmayan ağaç kalmamıştır. iri yapılı maymunlar için özel idam sehpaları bile hazırlatan maymunkeş imam, atıyla istanbul'u gezmekte, zavallı hayvanların iplerini bizzat kendi elleriyle çekmekteydi. oysa, osmanlı donanmasının akdeniz'de kurduğu egemenlikte büyük payı vardır maymunların! özellikle ıı. beyazıt'tan sonra, maymunların uzağı görmedeki başarılarından faydanılmak amacıyla onları birer dürbün gibi kullanma yoluna gidilmiştir. gelibolu ve istanbul'daki tersanelerde özel bir eğitimden geçirilen maymunlar, görev yaptıkları gemilerin direklerinde gözlerini ufuktan ayırmaz ve bir gemi gördüklerinde aşağıya haber verirlerdi.
--- alıntı ---
evrimagaci.org/3-murat-zama...
--- alıntı ---
devamını gör...
yamyamlık
#596348
her boy, her oba kendini insan görüyor dıştakileri insan olarak görmüyor.* kendi boyları dışındaki toplulukları aşağlayan isimler takılıyor, ötekileştiriliyor ve onlara insan gözüyle bakılmıyordu.
bundan dolayı başkalarını yemek çok eski dönemlerde gayet normal ve olağan bir şeydi. tıpkı hayvan eti yemek gibi. çünkü kendileri dışındakileri insan olarak görmüyorlardı.
bunun getirisi ile şekllenen değerler bütünü ve onun getirisi olan örfler de yamyamlığı doğuruyordu.
bize iğrenç gelen yamyamlık olayının temeli bunlara dayanıyor.
şuan bize yamyamlığın kötü ve inanılmaz aşağlık bir hareket olarak gelmesinin temel sebebi ise bağlı olduğumuz din veya başka değerler bütünüdür*. çünkü yamyamlık insan doğasına aykırı bir durum değildir.
nietzsche'nin söylediği gibi "ahlak, insanla doğanın arasına girmektir."
inandığımız değerler günümüzde yamyamlığın sebeplerini değişime uğrattı.
şuan bir insan insan eti yiyorsa bunun sebebi eski çağlardaki sebeplerle aynı değil tabiki.
mesela sovyetlerde 1921-1922 yılları arasında yaşanan kıtlık ölen insanların diğer insanlar tarafından yenmesine sebep oldu bunun sebebi eski çağlardakiyle aynı değil.
veya akli ve psikolojik bozukluklar sebebiyle öldürülen insanların katilleri tarafından yenmesi.
her boy, her oba kendini insan görüyor dıştakileri insan olarak görmüyor.* kendi boyları dışındaki toplulukları aşağlayan isimler takılıyor, ötekileştiriliyor ve onlara insan gözüyle bakılmıyordu.
bundan dolayı başkalarını yemek çok eski dönemlerde gayet normal ve olağan bir şeydi. tıpkı hayvan eti yemek gibi. çünkü kendileri dışındakileri insan olarak görmüyorlardı.
bunun getirisi ile şekllenen değerler bütünü ve onun getirisi olan örfler de yamyamlığı doğuruyordu.
bize iğrenç gelen yamyamlık olayının temeli bunlara dayanıyor.
şuan bize yamyamlığın kötü ve inanılmaz aşağlık bir hareket olarak gelmesinin temel sebebi ise bağlı olduğumuz din veya başka değerler bütünüdür*. çünkü yamyamlık insan doğasına aykırı bir durum değildir.
nietzsche'nin söylediği gibi "ahlak, insanla doğanın arasına girmektir."
inandığımız değerler günümüzde yamyamlığın sebeplerini değişime uğrattı.
şuan bir insan insan eti yiyorsa bunun sebebi eski çağlardaki sebeplerle aynı değil tabiki.
mesela sovyetlerde 1921-1922 yılları arasında yaşanan kıtlık ölen insanların diğer insanlar tarafından yenmesine sebep oldu bunun sebebi eski çağlardakiyle aynı değil.
veya akli ve psikolojik bozukluklar sebebiyle öldürülen insanların katilleri tarafından yenmesi.
devamını gör...
arandığı zaman bulunmayan şeyler
kimlik kartı.
kaybettigim hafta boyunca aradım bulamadım, sonra aramayınca kesin bir şekilde gözüme takılır diye aramayı bıraktım, yine bulamadım. yeni kimlik kartı çıkarttım dedim ki kesin bu sefer yürüyerek odama gelecek, bekledim ve yine ortaya çıkmadı. yani bazı şeyler sadece arandıgında degil aranmadıgında da bulunmuyor.
gerçekten kaybettiginiz şeyleri aramayın. mesela aşk, dostluk gibi.
kaybettigim hafta boyunca aradım bulamadım, sonra aramayınca kesin bir şekilde gözüme takılır diye aramayı bıraktım, yine bulamadım. yeni kimlik kartı çıkarttım dedim ki kesin bu sefer yürüyerek odama gelecek, bekledim ve yine ortaya çıkmadı. yani bazı şeyler sadece arandıgında degil aranmadıgında da bulunmuyor.
gerçekten kaybettiginiz şeyleri aramayın. mesela aşk, dostluk gibi.
devamını gör...
anıların düş gibi hayal gibi bir şey olması
gerçekle hayali ayırmama olmuş muydu olmamış mıydı ikileminde bırakır insanı.
devamını gör...
here comes the rain again
hypnogaja'nın bir şarkısıdır. melodisiyle, sözleriyle insanı üzer.
here comes the rain again
falling on my head like a memory
falling on my head like a new emotion
ı want to walk in the open wind
ı want to talk like lovers do
ı want to dive into your ocean
ıs it raining with you
so baby talk to me
like lovers do
walk with me
like lovers do
talk to me
like lovers do
here comes the rain again
raining in my head like a tragedy
tearing me apart like a new emotion
oh
ı want to breathe in the open wind
ı want to kiss like lovers do
ı want to dive into your ocean
ıs it raining with you
so baby talk to me
like lovers do
here comes the rain again
falling on my head like a memory
falling on my head like a new emotion
(here is comes again, here it comes again)
ı want to walk in the open wind
ı want to talk like lovers do
ı want dive into your ocean
ıs it raining with you
ooh here comes again
here comes the rain again
falling on my head like a memory
falling on my head like a new emotion (ooh ooh yeah)
ı want to walk in the open wind
ı want to talk like lovers do
ı want to dive into your ocean
ıs it raining with you
here comes the rain again
falling on my head like a memory
falling on my head like a new emotion
çok içten bağırdıktan sonra müzik girince insan ister istemez etkileniyor.
here comes the rain again
falling on my head like a memory
falling on my head like a new emotion
ı want to walk in the open wind
ı want to talk like lovers do
ı want to dive into your ocean
ıs it raining with you
so baby talk to me
like lovers do
walk with me
like lovers do
talk to me
like lovers do
here comes the rain again
raining in my head like a tragedy
tearing me apart like a new emotion
oh
ı want to breathe in the open wind
ı want to kiss like lovers do
ı want to dive into your ocean
ıs it raining with you
so baby talk to me
like lovers do
here comes the rain again
falling on my head like a memory
falling on my head like a new emotion
(here is comes again, here it comes again)
ı want to walk in the open wind
ı want to talk like lovers do
ı want dive into your ocean
ıs it raining with you
ooh here comes again
here comes the rain again
falling on my head like a memory
falling on my head like a new emotion (ooh ooh yeah)
ı want to walk in the open wind
ı want to talk like lovers do
ı want to dive into your ocean
ıs it raining with you
here comes the rain again
falling on my head like a memory
falling on my head like a new emotion
çok içten bağırdıktan sonra müzik girince insan ister istemez etkileniyor.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yine sınıyor hayat.
geçmişte de defalarca yaptığı gibi.
tıpkı; çok ihtiyaç duyduğumuzda parasızlıkla,
kaybettimiz sağlığımıza kavuşmak için kapı kapı derman arayışımızda, kargaşa hâlinde veya manevî boşlukta huzuru arayisimızda,
çok kalabalıkta sakinliği, yalnızlıkta kalabalığı,
tempolu bir çalışma dönemi sonrası tatili özlettiği veya özlem duyduğumuz ilgiyi, aşkı, sevgiyi aratarak, bazen bulduktan sonra pişman ederek yaptığı gibi yine yeniden sınıyor.
geçmişte de defalarca yaptığı gibi.
tıpkı; çok ihtiyaç duyduğumuzda parasızlıkla,
kaybettimiz sağlığımıza kavuşmak için kapı kapı derman arayışımızda, kargaşa hâlinde veya manevî boşlukta huzuru arayisimızda,
çok kalabalıkta sakinliği, yalnızlıkta kalabalığı,
tempolu bir çalışma dönemi sonrası tatili özlettiği veya özlem duyduğumuz ilgiyi, aşkı, sevgiyi aratarak, bazen bulduktan sonra pişman ederek yaptığı gibi yine yeniden sınıyor.
devamını gör...
karşı cinste çekici gelen özellikler
entelektüel olma yolunda araştırma ve okumalar yapması.
devamını gör...
dedesinin mezar taşını okuyamayan tek toplum
dedeni mezardan çıkarsan, 100 dedenden 3 tanesi okuyabilecekti zaten.
devamını gör...
yazarların aldıkları en unutulmaz mesaj
''farkında değilsin belki ama,
sen üzülmeyi seviyorsun.'' demişti eski birisi.
sen üzülmeyi seviyorsun.'' demişti eski birisi.
devamını gör...
sinopsis
kısa bir paragrafı geçmeyecek hacimde, mümkünse on cümleden az olan, senaryonun içeriğini yansıtan metinlerdir. çekim teknikleri sinopsiste yer almaz. sinopsis metni az ve öz olmalı, gereksiz ayrıntılara boğulmamalıdır.
sinopsis, söz konusu senaryonun veya reklam metninin cv'si niteliğindedir denilebilecek kadar önemlidir.
sinopsis, söz konusu senaryonun veya reklam metninin cv'si niteliğindedir denilebilecek kadar önemlidir.
devamını gör...