bir erkeğin en tatlı olduğu an
ağlayan erkekler gözüme hep bir tatlı gelir sebepsiz..psikopat falan değilim arkaaşlar,ağlayan erkek görünce (bir de yakısıklıysa) sarılıp öpmek isterim sürekli..ağladığı için gözüme masum gelmesinden midir nedir bilemedim şimdi yauv..
devamını gör...
hangi konuda sorun yaşadığınızı söyleyen psikoloji testi
sınavların, ödevlerin, sunumların, akraba ziyaretlerinin üst üste geldiği bu dönemde çok da doğru tespit yapmış olan testtir.
uzun süredir taşıdığınız sorumluluklarla başa çıkmakta zorlanıyorsunuz. her şeye rağmen dikkatli davranmaya ve çevrenizi kendinizden daha çok önemsemeye alışkın hale gelmişsiniz. aileniz ve arkadaşlarınız, her şeyle başa çıkabileceğinizi düşünüyor. ancak siz neredeyse sınırdasınız. bencillik, böyle durumlarda ilaç gibi gelebiliyor.
uzun süredir taşıdığınız sorumluluklarla başa çıkmakta zorlanıyorsunuz. her şeye rağmen dikkatli davranmaya ve çevrenizi kendinizden daha çok önemsemeye alışkın hale gelmişsiniz. aileniz ve arkadaşlarınız, her şeyle başa çıkabileceğinizi düşünüyor. ancak siz neredeyse sınırdasınız. bencillik, böyle durumlarda ilaç gibi gelebiliyor.
devamını gör...
annenin ölmesi
yuvarlanıyorum son hızla. görmezden geldikçe daha da artıyor ivmem. direnç gösterebilecek kadar güçlü olduğumu biliyorum. kimsenin bana bunu söylemesine ihtiyacım yok. ihtiyacı geç, gerek yok gerek. bana kendimle ilgili ne söyleyebilirsin benim bilmediğim ya da senin yanılmadığın? ama yapmıyorum!
günler kaldı. kimine göre anlamı saçma -tartışmam- bana göre olmayan bir yıl dönümüne. o yana bakmamaya çalıştıkça büyüyor içimde korkusu. günler kaldı.
annem hayatta. annemin doğum günü bugün. babam ölü. toprağın altında. öldüğü günü anmaya günler kala. hatırlıyorum da neler yaşandığını, neler yapıldığını bugünün yirminci yüzyılın son çeyreğine denk gelen zamanlarında, içim acıyor. aklım çıkacak gibi oluyor bir ömür aynı yastığa baş koyduktan sonra onsuz ilk doğum gününü "kutlayacak" olan annemi düşününce. tarifsiz bir şekilde korkuyorum bir gün bu başlığa da bir şeyler yazamayacağım günün gelmesinden. bir yazsan düzelir belki, hafifler bir nebze diyecekleriniz olacaktır. olmasın. umarım bunu doğru sanmaya devam edeceğiniz bir ömrünüz olsun ama dillendirmeyin siz böyle saçma şeyler yine de e mi?
hala arayamadım annemi, elim gitmedi. kalkıp gideceğim yanına ama aramam da gerekirdi. babamlı zamanlarda en hiçbir şey yapılmamış gün şaşkınlıktan küçük dilini yutturacak bir hediye alırdı bu kadın. ben ne yapacağım şimdi? lisedeydim hiç unutmuyorum, birlikte oldukları her sene için bir mektup yazmıştı anneme. babam öldüğünde eşyalarını toplarken bazı mektuplar bulduk da asıl annem öldüğünde nelerle karşılaşacağız kim bilir? bir keresinde de kocaman bir kutu ile gelmişti babam eve. ama insan boyutunda. dev bir kutu. buzdolabı var sanırsın içinde o kadar büyük. ama adam kucaklamış çıkmış merdivenlerden 8 kat. öyle de hafif. asansöre sığmadı dedi nefes nefese eve girip. "ne bu samet allah aşkına neye para verdin" diye huysuzlandı annem tabi, "aç aç" dedi babam. annem açtı kutuyu, içi boş. hiçbir şey yok. annem anlamadı, biz de tabi, ne oluyor diye bakınırken babam bastı kahkahayı. parasının hesabını hiç bilmeyen bir adam olan babama söz verdirmiş annem tatildeyken biz, bu tatil çok para harcadık, benim hediyem bu, söz ver bana bir şey almayacaksın diye, o da tamam demiş; "ne yapsaydım elim boş mu gelseydim" dedi. "bir çiçek alsaydın samet, ne bu zevzeklik ne yapıcam ben şimdi bu kutuyu" dedi annem, "senin bana verdiğin mutluluğu temsilen, bulabildiğim en büyük kutu buydu" dedi... ben ne yapabilirim ki şimdi bu kadının doğum gününde!
çok benzetiyorlar beni annemin gençliğine. ben hiç benzetmiyorum. işin ilginci o da "ne alakası var yaa?" diyor. tamam hadi ben aynada kendimi insanların beni gördüğü gördüğü gibi görmüyorum da o niye böyle diyor herkes ayyyynı semra'nın gençliğisin derken anlamıyorum bak orasını. o da çocuğuyum diye herkesten başka görüyor beni herhalde. doğurmadım, bilmiyorum. benzemiyoruz bizce kısacası. karakterlerimiz de çok farklı. ben zaten babasının kızı diye tabir ettiklerindenim ama annemle siyahla beyaz kadar farklıyız. neredeyse hiç ortak noktamız yok. garip gerçekten.
iyi ilişkilerimiz var aslında. ilişmemeyi öğrendik pek birbirimize. öncesinde çok tartışırdık. zamanla oturdu dinamikler. güzel anları, mutlu zamanları samimiyetle, içtenlikle yaşayabiliyoruz. ama gergin durumlar, acılı, dertli, kaotik konular hala aramızda diyalogsuzlukla çözülüyor. çözülemiyor mu demeliyim gerçi emin değilim. öyle işte. tahmin edersiniz bugün için çok gerginim. içimde çok büyük bir sıkıntı var. nasıl kotarabileceğimi bilmiyorum. ne gibi bir tabloyla karşılaşabileceğimi az biraz tahmin edebilsem eylem planımı hazırlayabilirim belki ama ne yazık ki böyle bir imkanım yok. her şeyin bir ilki vardır. her şeyin de bir sonu. kimi olaya göre ilk kimi olaya göre de son daha iyi olandır. bu olay içinse ilk berbat olan. hiçbir şey bilmesem de bunu biliyorum.
günler kaldı. kimine göre anlamı saçma -tartışmam- bana göre olmayan bir yıl dönümüne. o yana bakmamaya çalıştıkça büyüyor içimde korkusu. günler kaldı.
annem hayatta. annemin doğum günü bugün. babam ölü. toprağın altında. öldüğü günü anmaya günler kala. hatırlıyorum da neler yaşandığını, neler yapıldığını bugünün yirminci yüzyılın son çeyreğine denk gelen zamanlarında, içim acıyor. aklım çıkacak gibi oluyor bir ömür aynı yastığa baş koyduktan sonra onsuz ilk doğum gününü "kutlayacak" olan annemi düşününce. tarifsiz bir şekilde korkuyorum bir gün bu başlığa da bir şeyler yazamayacağım günün gelmesinden. bir yazsan düzelir belki, hafifler bir nebze diyecekleriniz olacaktır. olmasın. umarım bunu doğru sanmaya devam edeceğiniz bir ömrünüz olsun ama dillendirmeyin siz böyle saçma şeyler yine de e mi?
hala arayamadım annemi, elim gitmedi. kalkıp gideceğim yanına ama aramam da gerekirdi. babamlı zamanlarda en hiçbir şey yapılmamış gün şaşkınlıktan küçük dilini yutturacak bir hediye alırdı bu kadın. ben ne yapacağım şimdi? lisedeydim hiç unutmuyorum, birlikte oldukları her sene için bir mektup yazmıştı anneme. babam öldüğünde eşyalarını toplarken bazı mektuplar bulduk da asıl annem öldüğünde nelerle karşılaşacağız kim bilir? bir keresinde de kocaman bir kutu ile gelmişti babam eve. ama insan boyutunda. dev bir kutu. buzdolabı var sanırsın içinde o kadar büyük. ama adam kucaklamış çıkmış merdivenlerden 8 kat. öyle de hafif. asansöre sığmadı dedi nefes nefese eve girip. "ne bu samet allah aşkına neye para verdin" diye huysuzlandı annem tabi, "aç aç" dedi babam. annem açtı kutuyu, içi boş. hiçbir şey yok. annem anlamadı, biz de tabi, ne oluyor diye bakınırken babam bastı kahkahayı. parasının hesabını hiç bilmeyen bir adam olan babama söz verdirmiş annem tatildeyken biz, bu tatil çok para harcadık, benim hediyem bu, söz ver bana bir şey almayacaksın diye, o da tamam demiş; "ne yapsaydım elim boş mu gelseydim" dedi. "bir çiçek alsaydın samet, ne bu zevzeklik ne yapıcam ben şimdi bu kutuyu" dedi annem, "senin bana verdiğin mutluluğu temsilen, bulabildiğim en büyük kutu buydu" dedi... ben ne yapabilirim ki şimdi bu kadının doğum gününde!
çok benzetiyorlar beni annemin gençliğine. ben hiç benzetmiyorum. işin ilginci o da "ne alakası var yaa?" diyor. tamam hadi ben aynada kendimi insanların beni gördüğü gördüğü gibi görmüyorum da o niye böyle diyor herkes ayyyynı semra'nın gençliğisin derken anlamıyorum bak orasını. o da çocuğuyum diye herkesten başka görüyor beni herhalde. doğurmadım, bilmiyorum. benzemiyoruz bizce kısacası. karakterlerimiz de çok farklı. ben zaten babasının kızı diye tabir ettiklerindenim ama annemle siyahla beyaz kadar farklıyız. neredeyse hiç ortak noktamız yok. garip gerçekten.
iyi ilişkilerimiz var aslında. ilişmemeyi öğrendik pek birbirimize. öncesinde çok tartışırdık. zamanla oturdu dinamikler. güzel anları, mutlu zamanları samimiyetle, içtenlikle yaşayabiliyoruz. ama gergin durumlar, acılı, dertli, kaotik konular hala aramızda diyalogsuzlukla çözülüyor. çözülemiyor mu demeliyim gerçi emin değilim. öyle işte. tahmin edersiniz bugün için çok gerginim. içimde çok büyük bir sıkıntı var. nasıl kotarabileceğimi bilmiyorum. ne gibi bir tabloyla karşılaşabileceğimi az biraz tahmin edebilsem eylem planımı hazırlayabilirim belki ama ne yazık ki böyle bir imkanım yok. her şeyin bir ilki vardır. her şeyin de bir sonu. kimi olaya göre ilk kimi olaya göre de son daha iyi olandır. bu olay içinse ilk berbat olan. hiçbir şey bilmesem de bunu biliyorum.
devamını gör...
kendini bu dünyaya ait hissetmemek
kişinin kendini belirli bir toprak parçasından veya bir bölgeden yada bir insan topluluğundan ziyade, bütün dünyaya ait hissedememesi durumu.
şöyle ki;
çok sıcak oldu mu duramayız, hemen serin yer ararız. bulamazsak ölürüz.
çok soğuk oldu mu hemen sıcak ararız, bulamazsak ölürüz.
dünya sular ile kaplıyken anca arıtılmış su içebiliriz, tuzlu suyu filan içemeyiz. içersek ölürüz.
vahşi doğaya çıplak atsan iki üç güne geberir gideriz. aslanıydı, yılanıydı, enfeksiyondu, vb...
bunların dışında bizim varlığımzda dünya için iyi değildir.
yaşadığımız her gün, daha da yaşanmaz hale getirmekteyiz dünyayı.
bunlar insan olarak ait hissetmeme nedenleri.
bir de birey olarak ait hissetmemek var.
insanalar en zalim varlıklardır. hayvanlar keyif için öldürmez. ya karnı açtır yada tehdit altındadır. öyle acı filan çektirmez öldürürken.
insan öyle mi. öldürmez de ölene kadar süründürür.
hatta en yakınına bile yapar bunu. sorumluluk yükler toplum insanın sırtına, beklentiler yükler ve sürekli bir şeyler ister ondan.
önce hayallerini ister, sonra arzularını, ardından onurunu, gururunu, sağlığını ve en sonda canını.
bu yüzdendir ki işte, bir insanın kendini ait hissetmemesi şu dünyaya.
en iyisini yine hayyam yapmış.
şöyle ki;
çok sıcak oldu mu duramayız, hemen serin yer ararız. bulamazsak ölürüz.
çok soğuk oldu mu hemen sıcak ararız, bulamazsak ölürüz.
dünya sular ile kaplıyken anca arıtılmış su içebiliriz, tuzlu suyu filan içemeyiz. içersek ölürüz.
vahşi doğaya çıplak atsan iki üç güne geberir gideriz. aslanıydı, yılanıydı, enfeksiyondu, vb...
bunların dışında bizim varlığımzda dünya için iyi değildir.
yaşadığımız her gün, daha da yaşanmaz hale getirmekteyiz dünyayı.
bunlar insan olarak ait hissetmeme nedenleri.
bir de birey olarak ait hissetmemek var.
insanalar en zalim varlıklardır. hayvanlar keyif için öldürmez. ya karnı açtır yada tehdit altındadır. öyle acı filan çektirmez öldürürken.
insan öyle mi. öldürmez de ölene kadar süründürür.
hatta en yakınına bile yapar bunu. sorumluluk yükler toplum insanın sırtına, beklentiler yükler ve sürekli bir şeyler ister ondan.
önce hayallerini ister, sonra arzularını, ardından onurunu, gururunu, sağlığını ve en sonda canını.
bu yüzdendir ki işte, bir insanın kendini ait hissetmemesi şu dünyaya.
en iyisini yine hayyam yapmış.
devamını gör...
ah eğleniyor kendi başına neşesi yeter
devamını gör...
rütbe müracaatları
şahsımın da sözlük sunucuları arasına sıkışmış bir rütbeciği vardı. onu gönderin. bak onu bana gönderin. rütbemi şahsıma doğru salın.
devamını gör...
motive edici sözler
"sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? "
devamını gör...
kalıp esprileri yanlış yerde kullanmak
çok komik olmasına rağmen çokmu komik demek ahh bunu çok yaşadım.
devamını gör...
mendelevyum
adını periyodik tablonun mucidinden alan ve simgesi md olan 101 atom numaralı elementtir.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
devamını gör...
aldığı borcu ödemeyen insan
selamın sabahın kesilmesi gereken insandır.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
üye kabulü bu başlık altına ister yüzünüz gizli ister açık.. hunili resminizi paylaştığınızda gerçekleşecektir.
huni cinsiyet ayrımı yapmaz..
lütfen sizde yapmayın
0330 cingene pembesi hunisi ile
tospikğin ki ateist kablumbağa cıfcıflı sarı hunisi ile
bythemali bendeniz şampanya fümesi hunim ile zihin yolu ile üye kaydı yapıyoruz.
kulüp kuruluşu resmi gazetede yayımlandı..
girişte ücret talep edilmemekte
ilk huni ücretsiz..
kaybetmeniz halinde mali yaptırımı vardır..
ona göre
huni cinsiyet ayrımı yapmaz..
lütfen sizde yapmayın
0330 cingene pembesi hunisi ile
tospikğin ki ateist kablumbağa cıfcıflı sarı hunisi ile
bythemali bendeniz şampanya fümesi hunim ile zihin yolu ile üye kaydı yapıyoruz.
kulüp kuruluşu resmi gazetede yayımlandı..
girişte ücret talep edilmemekte
ilk huni ücretsiz..
kaybetmeniz halinde mali yaptırımı vardır..
ona göre
devamını gör...
sek (yazar)
başından beri gözüm tutmadı derler ya o hislerimin olduğu bir insandı, başka mecralarda da kendisini az daha tanıma fırsatım oldu. doğru karardır hele ki bugün ki tanımlardan sonra. yolu açık olsun.. ha ben dömisek olarak geri geleceğini tahmin ediyorum ya o ayrı.(bkz: swh)
devamını gör...
sevilen latince deyişler
ad astra per aspera.
(zorluklardan geçip, zorlukların içinden yıldızlara ulaşmak).
(zorluklardan geçip, zorlukların içinden yıldızlara ulaşmak).
devamını gör...
diş ağrısı
annecim der ki,
-bir diş ağrısı bi de çocuk sancısı beterdir.
-bir diş ağrısı bi de çocuk sancısı beterdir.
devamını gör...
pabucun dama atılması
osmanlı zamanında kurallara uymayarak daha pahalıya satan bir ayakkabıcının trajik idamından sonra ibreti alem olsun diye ayakkabılar dama atılmıştır. bu kavramın böyle ortaya çıktığını kanada'da öğretim görevlisi olan bir sosyoloji profesörü tarafından öğrendim.(kendisi türk)
devamını gör...
fevkaladenin fevkinde
güzelliğin de üzerinde, en üst sınırda şahanelik anlamında kullanılan bülent ersoy tamlaması.
biraz daha abartılmış hali; fevkaladenin fevkindesinin de fevkinde olarak ifade edilebilir.
biraz daha abartılmış hali; fevkaladenin fevkindesinin de fevkinde olarak ifade edilebilir.
devamını gör...
sabahın köründe terk edilmek
hiç kendimizi kandırmaya gerek duymayalım sevgili dostlarım. biliyorsunuz biz aileyiz. ayrılık mesajları saat kaçta atılırsa atılsın şöyle okunur
civciv sana bunları mesaj yolu ile söylediğim için çok özür dilerim. 8 aydır her sabah günaydın mesajımla uyanırken şimdi hoşçakal dememi okuyacaksın, biliyorum çok ağır. uzun zamandır bu ilişkinin içinde kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum. seni çok sevdim ama olmuyor işte. bazı konularda anlaşamıyoruz. anlaşmak için elimden geleni yaptım, inadını aşamadım. evlenecektik, kızlarımız olacaktı, aileni de çok sevmiştim ama hayal olarak kaldı. içimi yakıyor bu durum. özür dilerim. keşke her şey farklı olsaydı. seni ne olursa olsun çok seveceğim. ne zaman zor durumda olsan elim sana uzanmak için bekliyor olacak.
ancak gerçekte şu anlama gelir
civciv allah belami versin sinirden uyuyamadım. senin allah bin türlü belanı versin. çingen seni. 8 aydır her gün, her an seni terk etmeyi düşünüyorum. sırf surat asıyorsun, günümün içine ediyorsun diye kendimi zorlayıp günaydın mesajı gönderiyordum. seni sevmek için kendimi zorladım ama olmuyor ya. kusura bakma ama ben çok daha iyilerine layığım. ayşe mesaj gönderdi zaten ne zamandır ayıklamaya çalışıyordum, o senden daha iyi. 5-6 saattir konuşuyoruz, yarın eve atacağım onu ahahaha. sabah ararsın falan kıza ayıp olur diye hemen ayrılayım da benden uzak dur. aşktan gözüm kör olup seninle evlenseydim olacakları düşünebiliyor musun? korku filmi gibi. bi de daha seninle uğraşmazken sana benzeyen evde kız çocuklarının gezmesi. içim ürperdi. ayrıca ailenin aalakea koyalaoaoeyım. hepinizden ayrı ayrı nefret ettim, kimden daha çok nefret ettim çözemedim. arayıp sorma beni. pesimi bırak. ayşe olmazsa ben zaten sana gelirim. hadi eyvallah.
bu nedenle bence sabah, öğle, akşam falan fark etmiyor hiç. hepsi aynı. hepsi derin bir sızı. ah ah.
civciv sana bunları mesaj yolu ile söylediğim için çok özür dilerim. 8 aydır her sabah günaydın mesajımla uyanırken şimdi hoşçakal dememi okuyacaksın, biliyorum çok ağır. uzun zamandır bu ilişkinin içinde kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum. seni çok sevdim ama olmuyor işte. bazı konularda anlaşamıyoruz. anlaşmak için elimden geleni yaptım, inadını aşamadım. evlenecektik, kızlarımız olacaktı, aileni de çok sevmiştim ama hayal olarak kaldı. içimi yakıyor bu durum. özür dilerim. keşke her şey farklı olsaydı. seni ne olursa olsun çok seveceğim. ne zaman zor durumda olsan elim sana uzanmak için bekliyor olacak.
ancak gerçekte şu anlama gelir
civciv allah belami versin sinirden uyuyamadım. senin allah bin türlü belanı versin. çingen seni. 8 aydır her gün, her an seni terk etmeyi düşünüyorum. sırf surat asıyorsun, günümün içine ediyorsun diye kendimi zorlayıp günaydın mesajı gönderiyordum. seni sevmek için kendimi zorladım ama olmuyor ya. kusura bakma ama ben çok daha iyilerine layığım. ayşe mesaj gönderdi zaten ne zamandır ayıklamaya çalışıyordum, o senden daha iyi. 5-6 saattir konuşuyoruz, yarın eve atacağım onu ahahaha. sabah ararsın falan kıza ayıp olur diye hemen ayrılayım da benden uzak dur. aşktan gözüm kör olup seninle evlenseydim olacakları düşünebiliyor musun? korku filmi gibi. bi de daha seninle uğraşmazken sana benzeyen evde kız çocuklarının gezmesi. içim ürperdi. ayrıca ailenin aalakea koyalaoaoeyım. hepinizden ayrı ayrı nefret ettim, kimden daha çok nefret ettim çözemedim. arayıp sorma beni. pesimi bırak. ayşe olmazsa ben zaten sana gelirim. hadi eyvallah.
bu nedenle bence sabah, öğle, akşam falan fark etmiyor hiç. hepsi aynı. hepsi derin bir sızı. ah ah.
devamını gör...
aşk heykeli
boyu 8 metre olan ''erkek ve kadın'' isimli heykel, gürcistanlı tamara kvesitadze tarafından yapılmış. gürcistan'ın batum kentinde bulunan heykellerin üzücü bir hikayesi var.ali ve nino heykelindeki erkek figürü ali adında müslüman bir çocuğu, kadın figürü ise nino isimli gürcistanlı bir prensesi temsil ediyor. trajik hikaye ise, sovyet rusya'nın işgali sonucu aşıkların ayrılması ile sonlanıyor.
heykel her gün akşam saat 19:00'da hareket etmeye başlıyor ve iki figür tekrar ayrılmadan önce birbirlerini kucaklıyor. 10 dakika sonra ise bütün hareket son buluyor.
heykel her gün akşam saat 19:00'da hareket etmeye başlıyor ve iki figür tekrar ayrılmadan önce birbirlerini kucaklıyor. 10 dakika sonra ise bütün hareket son buluyor.
devamını gör...
