ailelerin çocuklarına uyumlu isim koyma takıntısı
babamın ailesi de recep, ramazan koymuş 3. olmayınca 3 ayları tamamlayamamışlar.
devamını gör...
üniversite mezunu olup iş bulamamak
maalesef hem rekabet çok fazla hem açılan pozisyon sayısı az hem ekonomi diye uzuyorda uzuyor. iş bulmam uzun sürdü ama sürekli aramak gerekiyor.
devamını gör...
kanser hastası çocuklara yardım etkinliği
ben şimdi buraya haber vermeden direkt gönderemiyor muyum?
devamını gör...
bilginin bir inanç olması
bakırın elektriği ilettiğine inanmıyorum derseniz çarpılırsınız. bilimsel bilgi inançtan bağımsızdır.
kesin olarak bilinmeyen şeylere inanç olur. o da zaten doğrulanmamış bilgidir.
kesin olarak bilinmeyen şeylere inanç olur. o da zaten doğrulanmamış bilgidir.
devamını gör...
sadri alışık
en çok güldürenler aynı zamanda en çok ağlatanlardır.ah müjgan ah filminde"etme müjgan bırakma beni nolur" sahnesi üzer, oyunculuğunun kalitesini gösterir.
turist ömer yamyamlar adasında ise"tanrı mıyız karaköy'de trafik polisi miyiz"repliği ile güldürür.
turist ömer yamyamlar adasında ise"tanrı mıyız karaköy'de trafik polisi miyiz"repliği ile güldürür.
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
herkesin geleneklere uygun yaşaması gerektiği geleneği ve geleneklerin kesinlikle doğru olduğu geleneği. hayır kardeşim, sen aptal bir şeyi senelerdir yapıyorsun diye ben ona saygı duymak zorunda değilim. gelenek kisvesi altında yediremezssin bana.
devamını gör...
en son alınan hakaret
kendini bu kadar önemseme.
ne yani seni mi önemseyeyim ?
hıh.
ne yani seni mi önemseyeyim ?
hıh.
devamını gör...
kamyon arkası sözleri
federallerin canı cehenneme yaşasın zabıtalar.
hukuk okumadık ama her mevzuya hakimiz.
hatalıysam aramızda kalsın.
hukuk okumadık ama her mevzuya hakimiz.
hatalıysam aramızda kalsın.
devamını gör...
meiji dönemi
meiji restorasyonu’nu tanımlamak veya anlamak için dönem japonya’sının siyasi unsurlarına ve yönetim şekline bakmak gerekiyor esasen.
meiji resrorasyonu’nun gerçekleştiği 1868 yılına gelmeden, son şogunluk olan tokugawa şogunluğu, 16.yy’da ticaret gemileri ile yayılmaya başlayan hristiyanlığa önlem olarak 250 yıla yakın bir süreç boyunca, dış dünyaya kapalı bir politika yürütüyor.
genel olarak şogunluk sistemi, imparatora ek ve yetkileri elinde bulunduran feodal bir yönetim şekli. şogunluktan daimyolara oradan samuraylara ve samuraylardan halka inen bir kast sistemi. mibun sistemi
tokugawa döneminde, politik olarak dışa kapalı olunmasına rağmen sanat, kültür, ekonomi açısından oldukça parlak bir dönem yaşanıyor fakat teknolojik olarak 250 yılllık bir gerileme mevcut.
abd, ingiltere, fransa gibi dönemin gözünü asya’dan alamayan sömürgecileri ve imparator’un gücü yine merkezi yönetimde toplama isteğiyle birlikte, çeşitli baskılarla 1853 yılında limanları tüccarlara açmak zorunda kalan tokugawa şogunluğu, ilki abd ile olmakla birlikte çeşitli ve aleyhine ticari antlaşmalar yapmak zorunda kalıyor ve güç kaybetmeye başlıyor.
1867’de imparator keiki’nin ölümüyle tahta oğlu meiji geçiyor.
1868’te ticari, siyasi ve teknolojik olarak çağın gerisinde kalan tokugawa şogunluğu, yapmak istedikleri reformlar bahane edilerek meiji ve taraftarları (imparator yanlısı elitler) tarafından yok edilerek güç yeniden imparatora geçiyor ve meiji dönemi başlıyor.
meiji restorasyonu’nda, batılı ülkeler baz alınarak (bkz: ıwakura heyeti) siyasi, ticari, ekonomik, teknolojik ve sosyolojik alanlarda 40 yıl sürecek bir gelişme dönemi başlıyor. meiji döneminde yapılan reformların arasında; avrupa ve abd’ye gönderilen öğrenciler, anayasal değişiklikler, eğitim reformları ve askeri yenilikler var. restorasyonun başlamasından 20 yıl sonra japonya çağı yakalamış bir şekilde 1850’lerde imzaladığı aleyhine ticari anlaşmaları değiştirmeyi başarır.
gerçekleşen reformların yanında, yaşanan kanlı savaşlarla binlerce samuray ve samuraylık gelenekleri yok ediliyor. yine her ne kadar bir tür kast sistemi de olsa şintoizm ve budizm’de yer alan ‘her varlığın önemsenmesi’ anlayışına dayanan sistem ortadan kaldırılır.
1912’de meijinin ölmesiyle son bulur
meiji resrorasyonu’nun gerçekleştiği 1868 yılına gelmeden, son şogunluk olan tokugawa şogunluğu, 16.yy’da ticaret gemileri ile yayılmaya başlayan hristiyanlığa önlem olarak 250 yıla yakın bir süreç boyunca, dış dünyaya kapalı bir politika yürütüyor.
genel olarak şogunluk sistemi, imparatora ek ve yetkileri elinde bulunduran feodal bir yönetim şekli. şogunluktan daimyolara oradan samuraylara ve samuraylardan halka inen bir kast sistemi. mibun sistemi
tokugawa döneminde, politik olarak dışa kapalı olunmasına rağmen sanat, kültür, ekonomi açısından oldukça parlak bir dönem yaşanıyor fakat teknolojik olarak 250 yılllık bir gerileme mevcut.
abd, ingiltere, fransa gibi dönemin gözünü asya’dan alamayan sömürgecileri ve imparator’un gücü yine merkezi yönetimde toplama isteğiyle birlikte, çeşitli baskılarla 1853 yılında limanları tüccarlara açmak zorunda kalan tokugawa şogunluğu, ilki abd ile olmakla birlikte çeşitli ve aleyhine ticari antlaşmalar yapmak zorunda kalıyor ve güç kaybetmeye başlıyor.
1867’de imparator keiki’nin ölümüyle tahta oğlu meiji geçiyor.
1868’te ticari, siyasi ve teknolojik olarak çağın gerisinde kalan tokugawa şogunluğu, yapmak istedikleri reformlar bahane edilerek meiji ve taraftarları (imparator yanlısı elitler) tarafından yok edilerek güç yeniden imparatora geçiyor ve meiji dönemi başlıyor.
meiji restorasyonu’nda, batılı ülkeler baz alınarak (bkz: ıwakura heyeti) siyasi, ticari, ekonomik, teknolojik ve sosyolojik alanlarda 40 yıl sürecek bir gelişme dönemi başlıyor. meiji döneminde yapılan reformların arasında; avrupa ve abd’ye gönderilen öğrenciler, anayasal değişiklikler, eğitim reformları ve askeri yenilikler var. restorasyonun başlamasından 20 yıl sonra japonya çağı yakalamış bir şekilde 1850’lerde imzaladığı aleyhine ticari anlaşmaları değiştirmeyi başarır.
gerçekleşen reformların yanında, yaşanan kanlı savaşlarla binlerce samuray ve samuraylık gelenekleri yok ediliyor. yine her ne kadar bir tür kast sistemi de olsa şintoizm ve budizm’de yer alan ‘her varlığın önemsenmesi’ anlayışına dayanan sistem ortadan kaldırılır.
1912’de meijinin ölmesiyle son bulur
devamını gör...
plan yaparken hayatın karşına çıkardıkları
(bkz: korona)
devamını gör...
kafa sözlük
ekşimiş, bayatlamış, cılkı çıkmış, 20 liraya entry giren trollerin atıp tuttuğu bir mecradan göç ettiğim platform. temennim, tarihe büyük suserler göçünü başlatan mecra olarak adını yazdırmasıdır. kafa sözlüğe yazarken, içimde bir yerlerde altar'ın oğlu tarkan haykırıyor sanki: "bu entry anam için, bu babam için, bu da küfür ettiği için raporladığım kişinin entry'sini debede gördüğüm gün için!"
devamını gör...
hz. muhammed
son din islam'ın son temsilcisi olan son peygamberidir. hz ibrahim'den beridir hanif dini olan islam'ın son tebliğcisi ve elçisidir. insandır, görevini yapmış ve bu dünyadan göç etmiştir.
devamını gör...
sözlük kulüpleri
yetişemediğim kulüplerdir. anca arada satranca bakabiliyorum, gerisi çok zor. oysa o kadar heyecanlanmistim ben, kusuruma bakmayın, beceremedim. gözyaşım pıt.
devamını gör...
süt verdiğim kedinin duvardan üzerime jeff hardy atlayışı yapması
bir ara kedi çöpten sıçrayarak korkuttu beni. tabi ben cumali koçovalı intikamımı alırım. üç sokak boyunca kovaladım o kediyi. sonra dönüp ağam napıyoz biz dedi ben de ne bilim gaza geldim dedim. olaysız dağıldık sonra.
devamını gör...
dünya'nın geçmişini görmek
teorik olarak mümkün olan eylem.
yeterince büyük bir kara delik bulabilirseniz bu cisim işinizi görür. kara delikler uzay ve zamanı büyük ölçüde bükmeleriyle meşhur. dünya'nın geçmiş zamanlarında dünya'dan çıkan bir foton düşünün*. bu foton bir kara delik yakınından geçerken bükülen dokuda yolunu değiştirebilir ve kara deliğin etrafından dolaşarak 180 derecelik açıyla geldiği yöne geri dönebilir. bu durumda -karşısına başka herhangi bir cisim çıkmayacağını umut ederek- diyebiliriz ki buradan, yani dünyadan çıkan foton tekrar buraya ulaşacak.
şimdi bunu tek bir foton değil, bir foton demeti yani ışık olarak düşünün. dünya üzerinde yaşanan olayların uzaya yansıması ve bir kara deliğin etrafından geri dönerek tekrar bize kozmik bir ekrandan izletilmesi gibi... ancak dediğim gibi, bu teorik bir durum. gerçekte buradan giden tüm fotonları bize geri döndürecek büyüklükte bir kara delik olup olmadığı, bu fotonların yol üzerinde başka cisimlere rastlamadan başka bir bükülme nedeniyle yön değiştirmemesi gibi birtakım olasılıklar düşünüldüğünde, bu durum pratikte imkânsıza yakın görünüyor.
***
bir başka teorik görüş de şöyle: evreni ya da işinizi görecek kadarlık bir kısmını birbirine "yapıştırmak". bir a4 kâğıdı alıp rulo yapın ve üst üste gelen kenarlarını birbirine yapıştırın. işte evrene bunu uygulamayı başarırsanız -ki başaramazsınız- bu, geçmişi görmek için bir yoldur. özellikle atari ile büyüyen nesiller iyi bilir; bazı oyunlarda * ekranın bir tarafından kaybolup tam tersi taraftan tekrar ekrandan belirebildiğiniz oyunlar vardır. işte bu da ona benzer: buradan çıkan ışık rulo evrenin etrafını dolaşıp tekrar diğer taraftan geri gelir. böylece geçmişteki bir ana ait ışık size tekrar gelir ve geçmişi izleme şansına sahip olursunuz.
***
bir başka teorik yol da şu: eğer şu anda dünya'dan çok daha uzak bir yere ışınlanmayı başabilirseniz, oradan -yine yapılması imkânsız olur ama- yeterince büyük bir teleskop yaparak dünya'ya bakarsanız, onun geçmişini görürsünüz. ne kadar eskiyi görürsünüz? ne kadar uzağa gitmişseniz o kadar...
***
tabii bunlar, az önce de dediğim gibi, pratikte imkânsız olan işler. ancak kesin olan şey şu ki; uzay ve zamanı eğmek, geçmişe yolculuğu mümkün hale getirir. tek sorun bunu yapabilecek bir teknolojimizin olmaması ve muhtemelen de hiçbir zaman olmayacak olması. en azından burada sıraladığım 3 seçenek için...
yeterince büyük bir kara delik bulabilirseniz bu cisim işinizi görür. kara delikler uzay ve zamanı büyük ölçüde bükmeleriyle meşhur. dünya'nın geçmiş zamanlarında dünya'dan çıkan bir foton düşünün*. bu foton bir kara delik yakınından geçerken bükülen dokuda yolunu değiştirebilir ve kara deliğin etrafından dolaşarak 180 derecelik açıyla geldiği yöne geri dönebilir. bu durumda -karşısına başka herhangi bir cisim çıkmayacağını umut ederek- diyebiliriz ki buradan, yani dünyadan çıkan foton tekrar buraya ulaşacak.
şimdi bunu tek bir foton değil, bir foton demeti yani ışık olarak düşünün. dünya üzerinde yaşanan olayların uzaya yansıması ve bir kara deliğin etrafından geri dönerek tekrar bize kozmik bir ekrandan izletilmesi gibi... ancak dediğim gibi, bu teorik bir durum. gerçekte buradan giden tüm fotonları bize geri döndürecek büyüklükte bir kara delik olup olmadığı, bu fotonların yol üzerinde başka cisimlere rastlamadan başka bir bükülme nedeniyle yön değiştirmemesi gibi birtakım olasılıklar düşünüldüğünde, bu durum pratikte imkânsıza yakın görünüyor.
***
bir başka teorik görüş de şöyle: evreni ya da işinizi görecek kadarlık bir kısmını birbirine "yapıştırmak". bir a4 kâğıdı alıp rulo yapın ve üst üste gelen kenarlarını birbirine yapıştırın. işte evrene bunu uygulamayı başarırsanız -ki başaramazsınız- bu, geçmişi görmek için bir yoldur. özellikle atari ile büyüyen nesiller iyi bilir; bazı oyunlarda * ekranın bir tarafından kaybolup tam tersi taraftan tekrar ekrandan belirebildiğiniz oyunlar vardır. işte bu da ona benzer: buradan çıkan ışık rulo evrenin etrafını dolaşıp tekrar diğer taraftan geri gelir. böylece geçmişteki bir ana ait ışık size tekrar gelir ve geçmişi izleme şansına sahip olursunuz.
***
bir başka teorik yol da şu: eğer şu anda dünya'dan çok daha uzak bir yere ışınlanmayı başabilirseniz, oradan -yine yapılması imkânsız olur ama- yeterince büyük bir teleskop yaparak dünya'ya bakarsanız, onun geçmişini görürsünüz. ne kadar eskiyi görürsünüz? ne kadar uzağa gitmişseniz o kadar...
***
tabii bunlar, az önce de dediğim gibi, pratikte imkânsız olan işler. ancak kesin olan şey şu ki; uzay ve zamanı eğmek, geçmişe yolculuğu mümkün hale getirir. tek sorun bunu yapabilecek bir teknolojimizin olmaması ve muhtemelen de hiçbir zaman olmayacak olması. en azından burada sıraladığım 3 seçenek için...
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
güzel birtakım ağbi gözlemleridir. bir üniversite öğrencisi olarak katılıyorum sonuna kadar.
o zaman forza işimbu.*
o zaman forza işimbu.*
devamını gör...
sözlüğün getirdiği mesleki deformasyon
yeğenine tanım yapmış herif ya..
t: mesleki değil de uslup olarak diyebiliriz.
t: mesleki değil de uslup olarak diyebiliriz.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
üst edit: karambol kalbimdesin.
üst not: son feci mars'ın daha önce hiç kimse hakkında böyle konuşmadığını bilenler, lütfen anlayışla okuyun.
açılın, linç yiyenler ikinci kulüpten aktarıyorum;
arkadaşlar iyice güneşe bırakılan dondurma kıvamına gelmişiz bence ya. *
bahsi geçen kişiyi ben de çok fazla sever, halini hatrını sorardım ancak kendisi bu değeri tek bir mesajıyla bitirdi. siz inanıyor musunuz ki fazla muhabbet tez ayrılık getirmesin? ve size şu kadarını söyleyeyim; yoldaş ne dediyse doğru çünkü şahsı "izin verseydim" bana da "hadi yazma"ya kadar giden şeyler derdi. bizatihi yaşadım ve birinci elden anlatıyorum;
bal porsuğu başlığına bir yazar arkadaş ironi biçiminde bal porsuğu'nu öven bir entry girmişti. ben bunu oyladım. ardından gelen kutumda özetle "o yazar beni kötüledi, oyunu kaldır, söylediğim (burası önemli) diğer yazarlar da oyunu kaldırdı." manasına gelen bir mesaj attı.
bu ne demek oluyor? ithamlar doğru. eğer direkt yaşamış olmasaydım gelip tek harf bile yazmazdım ama burada yoldaş kesinlikle haklı. her bildiğimiz, maalesef ki bildiğimiz gibi çıkmıyor.
"hepimizin nickaltında sayıp söven var, ne yapalım, moderasyonun başını mı şişirelim sil de sil diye? bu adamlar zaten işlerini yapmıyorlar mı? hem meyve veren ağaç taşlanır deyip kenara çekilmemek neden?" diyor, bu başlığa elveda diyorum.
••
hoşça kalın bal porsuğu. sözlük ve ben emeklerinizi unutmadı ancak bu hareketler asla size yakışmıyordu. emek verdiğiniz için kendi adıma teşekkür ediyorum.
üst not: son feci mars'ın daha önce hiç kimse hakkında böyle konuşmadığını bilenler, lütfen anlayışla okuyun.
açılın, linç yiyenler ikinci kulüpten aktarıyorum;
arkadaşlar iyice güneşe bırakılan dondurma kıvamına gelmişiz bence ya. *
bahsi geçen kişiyi ben de çok fazla sever, halini hatrını sorardım ancak kendisi bu değeri tek bir mesajıyla bitirdi. siz inanıyor musunuz ki fazla muhabbet tez ayrılık getirmesin? ve size şu kadarını söyleyeyim; yoldaş ne dediyse doğru çünkü şahsı "izin verseydim" bana da "hadi yazma"ya kadar giden şeyler derdi. bizatihi yaşadım ve birinci elden anlatıyorum;
bal porsuğu başlığına bir yazar arkadaş ironi biçiminde bal porsuğu'nu öven bir entry girmişti. ben bunu oyladım. ardından gelen kutumda özetle "o yazar beni kötüledi, oyunu kaldır, söylediğim (burası önemli) diğer yazarlar da oyunu kaldırdı." manasına gelen bir mesaj attı.
bu ne demek oluyor? ithamlar doğru. eğer direkt yaşamış olmasaydım gelip tek harf bile yazmazdım ama burada yoldaş kesinlikle haklı. her bildiğimiz, maalesef ki bildiğimiz gibi çıkmıyor.
"hepimizin nickaltında sayıp söven var, ne yapalım, moderasyonun başını mı şişirelim sil de sil diye? bu adamlar zaten işlerini yapmıyorlar mı? hem meyve veren ağaç taşlanır deyip kenara çekilmemek neden?" diyor, bu başlığa elveda diyorum.
••
hoşça kalın bal porsuğu. sözlük ve ben emeklerinizi unutmadı ancak bu hareketler asla size yakışmıyordu. emek verdiğiniz için kendi adıma teşekkür ediyorum.
devamını gör...

