atlantik
yazılarını keyifle okuduğum ve bugün tanışma şerefine eriştiğim dünyalar tatlısı yazardır kendileri.
devamını gör...
nickaltı başlığı bile açılmamış ezik yazar
al işte adıma başlık açılmış daha ne olsun.
devamını gör...
oruca niyet etmeyi unutmak
bu konuda bir bilgim yok, ama vicdanım neden olmasın diyor. sonuçta amaç önemli. birkaç ufak ayrıntı değil.
devamını gör...
wylde
has yazar.
hızına yetişilmiyor
41 kere maşallah
birinci ol inşallah.
hızına yetişilmiyor
41 kere maşallah
birinci ol inşallah.
devamını gör...
kadın yazarlardan kadın yazarlara sorular
(bkz: başlık sahibi yazarın kadınları çirkef sanması)
sevgili kadınlar çok içten soruyorum nasılsınız? sahiden iyi misiniz? hayatıma anlam kattı dediğiniz kitaplar nelerdir? çok dibe vurduğunuz zamanlarda nasıl baş ediyorsunuz? sevgiyle kalın..
sevgili kadınlar çok içten soruyorum nasılsınız? sahiden iyi misiniz? hayatıma anlam kattı dediğiniz kitaplar nelerdir? çok dibe vurduğunuz zamanlarda nasıl baş ediyorsunuz? sevgiyle kalın..
devamını gör...
neden şort giyiyorsun diyen yobaz
twitter’da görüp kendisine bol bol küfür ettiğim hakkında sürekli (bkz: şöyle koyayım böyle koyayım) dediğim yobazdır.
hala bu kafaların olmasına inanamadığım gibi bu insanlara hak verenlere de inanamıyorum.
sene 2021 yemin ederim öyle. bak cidden sene 2021 ya. siz manyak mısınız lan manyak mısınız ?
tek yaptığız sabahtan akşama kadar kahvede oturup gelene geçene bakmak. iktidarın şak şakçılığını yapmak. evde eşiniz çocuğunuz var onlara hayvan gibi davranmak. edepsiz herifler.
hala bu kafaların olmasına inanamadığım gibi bu insanlara hak verenlere de inanamıyorum.
sene 2021 yemin ederim öyle. bak cidden sene 2021 ya. siz manyak mısınız lan manyak mısınız ?
tek yaptığız sabahtan akşama kadar kahvede oturup gelene geçene bakmak. iktidarın şak şakçılığını yapmak. evde eşiniz çocuğunuz var onlara hayvan gibi davranmak. edepsiz herifler.
devamını gör...
çaya şeker atmadan içen kişi
çayı şekerli içen insanlara dehşet dolu gözlerle bakan insandır. ne yaptık alt tarafı çaya iki küp şeker attık bu ne sinir.
devamını gör...
sezen cumhur önal
özel günlerde yaptığı uzun konuşmalarla,çevredeki diğer insanları bayması ile de bilinir.son örneği samanyolu berkant'ın cenazzesinde gerçekleşti ve selçuk ural tepki göstermişti.
devamını gör...
kahkahayla gülmek
aklımı şu karikatürü getiren başlık.
devamını gör...
arjantin
amerika kıtasında en çok avrupa kökenli insan barındıran ülkedir. kızılderililer yok denecek kadar azdır ve eskiden oralarda yaşadıklarına dair iz bile bulunmaz.
devamını gör...
sarı kabartmalı parke taşı
görme engelliler için tasarlanmış sarı kabartmaları bulunan parke taşları. tasarlayan da geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden mimar cengiz bektaş. ilk olarak kızılay ile tandoğan arasında kullanılmış ve sonra yaşadığımız şehirlere yayılmış. tek kötü tarafı kar yağdığında kayganlaşması.
devamını gör...
suriyelileri istemeyen tipler
ulan kendi vatandaşım aç neden isteyeyim? bu kadar cevabı net olan soru mu olur? aynı ülke vatandaşlarım her gün intihar etsin elin suriyeliside sigortasız yevmiyeyle şekline baksın!
devamını gör...
helios (yazar)
görüp görebileceğiniz en azimli kadın kişisi.
kariyer basamaklarını bir bir tırmanıyor.
bu hızla yarın bir gün sözlüğü üzerine bile yapabilirim*
kariyer basamaklarını bir bir tırmanıyor.
bu hızla yarın bir gün sözlüğü üzerine bile yapabilirim*
devamını gör...
mizah anlayışını birkaç cümle ile anlat
benim de üstteki arkadaştan farkım yok.
sana cemin selamı var.
hangi cem?
sivilcem hahahaha ne komik.
sana cemin selamı var.
hangi cem?
sivilcem hahahaha ne komik.
devamını gör...
moderasyon sisteminin eskiye dönmesi
bugün önce yeni sistemi kullandım ama maalesef ikna olamadan eski sisteme döndüm.ama koşullar beni itti diyeyim.memnun kaldığınız moderatörden kopamıyorsun ikna edici cevaplar onda oluyor genelde.
devamını gör...
hafızada yer kaplayan gereksiz bilgiler
yarasalar, mağaradan çıktıkları zaman daima sola dönerler. şimdi bu bilgiyi napıyorsanız yapın.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
2008’den günümüze kadar hayatlarını kaybetmiş kadınların isimlerinin yazdığı ve maalesef sürekli güncellenen anıt sayaca bakıyorum. matrix filminde ekranda akan yeşil rakamlar değil bunlar. her isim yiten bir can. 2008’de 66, 2009’da 125, 2010’da 203, 2011’de 129, 2012’de 145, 2013’de 231, 2014’te 290, 2015’te 293, 2016’da 289, 2017’de 350, 2018’de 405, 2019’da 421, 2020’de 409, 2021’de ise (an itibariyle ben bunu yazarken) sadece seksen günde 82 kadın, toplamda ise 3438 kadın öldürülmüş. 3438 insan! (2021’deki gidişat böyle devam ederse yıl sonunda takribi 350 kadın öldürülmüş olacak) bir stadyum dolusu insan... sanırsın savaştayız. listeye sadece medyaya yansıyanlar, haber olanlar girmiş. tacize uğrayanlar, dayak yiyenler ve istismar edilen çocuklar bu sayaçta yok. bu gidişatın yükselen trendin ne kadar dehşet derecede olduğunu anlamak için türev integral bilmene gerek yok. biraz vicdanın olsa yeter.
www.anitsayac.com/?year=2021
toplumumuz maalesef bu hale, sistemli bir şekilde, 19 yıldır baştaki iktidar tarafından peyderpey getirildi. gönül isterdi ki, ülkesinde kadın vatandaşlarının da canını korumakla yükümlü olan devlet, spesifik bir sözleşmeye bağlı olmaksızın, yapması gerekeni yapsa. bizzat kendisinin imzaladığı ve kanun hükmünde yaptırımı olan bir sözleşmeyi uygulasa.
türkiye, istanbul sözleşmesi'nin ilk imzacı devletlerinden olup 24 kasım 2011'de türkiye büyük millet meclisi'nde 247 vekilden 246’sının kabul oyu, 1 vekilin çekimser oy vermesi ile sözleşmeyi uygun bulan 6251 sayılı kanunu "onaylayarak", parlamentosundan geçiren ilk ülke.
dışişleri bakanlığı yaptığı açıklamada, avrupa konseyi dönem başkanlığının türkiye'de olduğu sırada imzalanan sözleşmede "kadına karşı şiddet alanında ilk uluslararası belge olan söz konusu sözleşmenin müzakere sürecinde ülkemiz tarafından öncü rol oynanmıştır." ifadesine yer verildi. recep tayyip erdoğan tarafından tbmm'ye yollanan tasarının gerekçesinde de sözleşmenin hazırlanması ve sonuçlandırılmasında türkiye'nin "öncü rol" oynadığına dikkat çekildi.
insanların dilinde tüy bitti sözleşmeyi uygulayın diye, ama kalkıp gecenin bir yarısı yangından mal kaçırır gibi sözleşmeyi iptal etmek, ne kadar zavallıca. vatandaşını, kadını, çocuğu, sokaktaki hayvanı, doğasını, ağacını toprağını koruyamayan bir ülke çöker.
acil bir durumda önce kadınlar ve çocuklar kurtarılır hesapta. oysa gemi batıyor, önce terk eden kaptan. ilk aşıyı erkenden olan da kaptan. çünkü aynı gemide değiliz aslında. isminde adalet ve kalkınma olan bir partinin yönettiği ülkede adaletin a’sı yok. kalkınmadan kasıt ise üç beş yandaş şirketin milyar dolarları biraz daha cukkalaması son yirmi yılda ülke yüz yıl geriye gitti resmen. yapımda ve yönetimde emeği geçenleri eşek arıları soksun. kadını erkeğiyle topyekün mücadele edip kurtuluş savaşı’nı kazanmış, yeni bir devlet kurmuş, medeni kanunlar yapmış, kadını padişahın kulu kölesi olmaktan kurtarıp kanunlar önünde eşit ve hür bir yurttaş yapmış, seçme ve seçilme hakkı vermiş bir cumhuriyetin son yirmi yılına bakınca gel de isyan etme. siyasal islam kanserdir.
aynı iktidarın 19 yıldır yönettiği bir ülkede kadın cinayetleri bu kadar dehşet seviyede yükselmişse; sistematik bir şekilde siyasetçiler vasıtasıyla kadınlara karşı nefret dili ve ayrıştırıcı söylemler toplumu kutuplaştıracak bir şekilde artmışsa, verilen cezalar caydırıcı değilse ve hatta onca kanıta rağmen suçu işleyenler ellerini kollarını sallayarak herkesin gözü önünde serbest bırakılıyorsa, elbette kadın cinayetleri politiktir.
üç beş oy hesabı uğruna istanbul sözleşmesi’nden ayrılan ve insanların aklıyla dalga geçerek "akp'den önce kadının adı yoktu" diyenler, kadın ve aileden sorumlu devlet bakanlığından kadın ibaresini çıkaranlar sizsiniz.
(bkz: kadın ve aileden sorumlu devlet bakanları)
dillerinden örf adet türk aile yapısı ve dini düşürmeyenler, tarikat yurtlarında çocukların tecavüze uğramasına ses çıkarmıyor, görmezden geliyor. konuşulmasın istiyor. hatta tecavüzcü vakfı ödüllendiriyor, plaket veriyor. ahlaki yozlaşma almış başını gitmiş. türk kelimesini yasaklayanlar, türk demekten çekinenler, türkiyeli diyenler, işine gelince türk aile yapısı diyor utanmadan, riyakârlık diz boyu. istanbul sözleşmesi’nin türk aile yapısına uygun olmadığı bahanesiyle iptal edilmesi riyakârlığın ve yalanın daniskasıdır. hangi türk aile yapısı? istenilen türk aile yapısı nedir? çocuğunu internetten pazarlayan sapık baba mı? eski karısını işkenceyle öldüren adam mı? çocuk yaşta okula gitmesi gerekirken başgöz edilip zorla evledirilen kız çocukları mı? eski türkler’de kadınlar değer görür, erkeklerle ülke yönetir, savaşlara katılırdı. biraz tarih okusanız atalarınızı tanıyacaksınız. ama araplaşmayı seçtiniz. siyasal islam’ı benimsediniz.
internetteki yorumlara şöyle bir bakıyorum, bir çok insan okumamış bile sözleşmeyi. bilmiyor maddelerini. bilgileri yok ama fikirleri var. takip ettiğim bir youtube kanalında duydum, yeni akit paçavrasında yazan hüseyin öztürk isimli bir yazarımsı insanımsı şöyle demiş misal: “ben istanbul sözleşmesi’ni okumadım. sözleşmeyi destekleyenlere baktım, sözleşmenin karşısında olanlara baktım, onun için sözleşmeye karşı çıkmaya karar verdim.” işte yeni türkiye’deki cehaleti çok güzel özetleyen sözler. maddelerini okumadığı, bilmediği şeye karşı çıkmak. iptal edilmesini savunmak. maalesef bu zihniyettekiler ülkeyi yönetiyor, yalanlarıyla büyük kitleleri yönlendiriyor. bilgileri yok, fikirleri yok, vicdanları da yok.
istanbul sözleşmesi’ni lgbt tayfasının yaptırttığını sanan milli ve dini hassasiyetleri tavan yapmış delikanlılar. kandırılıyorsunuz. size yalan söylüyorlar. sözleşmede yer alan “cinsel yönelimleri nedeniyle insanlar ayrımcılığa uğrayamaz” ibaresi sözleşmeyi lgbt’ci yapmaz. istanbul sözleşmesini savunmak bir insanı, bir erkeği meriç yapmaz, lgbt’ci yapmaz, totoş yapmaz. 90’lı yıllarda tv’de ailecek huysuz virjin’i izlerdik. ben, annem, babam, dedem, babaannem. kahkahalarla. komikti çünkü. hiçbirimiz sonradan kafamıza sarı peruk geçirip castara castara castara cass diye dans edip lgbt’ci trans ya da totoş olmadık. rahmetli dedem ve babaannem beş vakit namazını kılmaya devam etti. milli dini hassasiyetleri yüksek olanlardan, aynı hassasiyeti çocuklar yurtlarda tecavüze uğrarken da göstermelerini beklerdik. istanbul sözleşmesini lgbt de destekliyor diye, sen de lgbt ya da totoş olmazsın. sırf bu yüzden olmazsın. velev ki bir gün totoş olursan, bu başka bir sebeptendir. belki kız arkadaşın, karın, kız kardeşin yok. o yüzden bu karar seni bağlamıyor sanıyorsun. ama unutma, her erkeğin bir annesi vardır. o sayaçta annenin ninenin isminin kurbanların yanında yazmasını istemezsin. daha iki hafta önce 92 yaşındaki bir kadın, yaşlı bir nine, tecavüze uğrayarak hunharca öldürüldü. yeni türkiye maalesef böyle bir bataklık. bu haberler, bütün bu olanlar, midenizi bulandırmıyor mu?
cb iletişim sözcüsü fahrettin altun, joe biden’ın türkiye’nin istanbul sözleşmesi’nden ayrılacağına istinaden yaptığı açıklamaya yalanlarla dolu bir cevap yazmış. özetle diyor ki, kadınları ve haklarını korumaya devam edeceğiz.
…
as known, türkiye was the first signatory to the ıstanbul convention by demonstrating a strong commitment to protect women’s status in society and fight any violence against women. the ıstanbul convention, originally intended to promote women’s rights, was hijacked by a group of people attempting to normalize homosexuality – which is incompatible with türkiye’s social and family values. hence the decision to withdraw.
…
the decision to withdraw from the ıstanbul convention by no means denotes that the state of the republic of türkiye “compromises the protection of women.” türkiye will not give up on its fight against domestic violence by quitting the convention.
…
ın relation to the issue, president erdoğan strongly emphasizes that türkiye will continue protecting the safety and the rights of all women and underlines that fighting domestic violence with the principle of zero tolerance will remain on top of the government’s agenda.
yazının tamamı:
www.iletisim.gov.tr/english...
ülkeyi yöneten bu zihniyet, sistematik ve düzenli bir şekilde yalan söylüyor. en üzücü olan ise, bu karara destek veren kadınlar. akp’li kadın milletvekilleri, bazı yandaş kadın gazeteciler. bu yalanlara ortak olmaları akla kabataş yalanını getiriyor.
kendi politik gündemleriyle örtüştüğü için bir zamanlar akp’ye destek vermiş, ama kürt açılımı yüzünden, ama diğer sebeplerden, yetmez ama evetçi kadınlar, ülkenin gidişatında, bugünlere gelmemizde onların da payları var. benim de böyle tanıdıklarım oldu. fikirlerimizin hiç örtüşmediği. akademisyen. beyaz yakalı. kariyerli. feminist ama atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdiğini görmezden gelen. atatürk’ün ismini ağzına almayan. cadılar bayramı’nı ekseriyetle kutlayan ama cumhuriyet bayramı’nı kutlamayan. sırf işid’le savaştı diye ypg’li pkk’lı kadın militanları kahramanlaştırıp, kobane tweet’leri atan. ama zafer bayramı’nı kutlamayan. kara fatma’nın adını anmayan. yeni türkiyeli. ülkenin gidişatından, kadınlara yönelik bu şiddetten bir parça onlar da sorumlu. bu zihniyete bir zamanlar onay verdikleri için.
serap eser’in adını hatırlayan var mı? 8 kasım 2009’da küçükçekmece’de iett otobüsündeyken pkk’lı teröristlerin otobüse attığı molotof kokteyli yüzünden ağır yaralaranak 17 yaşında hayatını kaybeden lise öğrencisi sarap eser’i? onu da hatırlayın istedim. yaşasaydı 29 yaşında olacaktı.
www.anitsayac.com/?year=2021
toplumumuz maalesef bu hale, sistemli bir şekilde, 19 yıldır baştaki iktidar tarafından peyderpey getirildi. gönül isterdi ki, ülkesinde kadın vatandaşlarının da canını korumakla yükümlü olan devlet, spesifik bir sözleşmeye bağlı olmaksızın, yapması gerekeni yapsa. bizzat kendisinin imzaladığı ve kanun hükmünde yaptırımı olan bir sözleşmeyi uygulasa.
türkiye, istanbul sözleşmesi'nin ilk imzacı devletlerinden olup 24 kasım 2011'de türkiye büyük millet meclisi'nde 247 vekilden 246’sının kabul oyu, 1 vekilin çekimser oy vermesi ile sözleşmeyi uygun bulan 6251 sayılı kanunu "onaylayarak", parlamentosundan geçiren ilk ülke.
dışişleri bakanlığı yaptığı açıklamada, avrupa konseyi dönem başkanlığının türkiye'de olduğu sırada imzalanan sözleşmede "kadına karşı şiddet alanında ilk uluslararası belge olan söz konusu sözleşmenin müzakere sürecinde ülkemiz tarafından öncü rol oynanmıştır." ifadesine yer verildi. recep tayyip erdoğan tarafından tbmm'ye yollanan tasarının gerekçesinde de sözleşmenin hazırlanması ve sonuçlandırılmasında türkiye'nin "öncü rol" oynadığına dikkat çekildi.
insanların dilinde tüy bitti sözleşmeyi uygulayın diye, ama kalkıp gecenin bir yarısı yangından mal kaçırır gibi sözleşmeyi iptal etmek, ne kadar zavallıca. vatandaşını, kadını, çocuğu, sokaktaki hayvanı, doğasını, ağacını toprağını koruyamayan bir ülke çöker.
acil bir durumda önce kadınlar ve çocuklar kurtarılır hesapta. oysa gemi batıyor, önce terk eden kaptan. ilk aşıyı erkenden olan da kaptan. çünkü aynı gemide değiliz aslında. isminde adalet ve kalkınma olan bir partinin yönettiği ülkede adaletin a’sı yok. kalkınmadan kasıt ise üç beş yandaş şirketin milyar dolarları biraz daha cukkalaması son yirmi yılda ülke yüz yıl geriye gitti resmen. yapımda ve yönetimde emeği geçenleri eşek arıları soksun. kadını erkeğiyle topyekün mücadele edip kurtuluş savaşı’nı kazanmış, yeni bir devlet kurmuş, medeni kanunlar yapmış, kadını padişahın kulu kölesi olmaktan kurtarıp kanunlar önünde eşit ve hür bir yurttaş yapmış, seçme ve seçilme hakkı vermiş bir cumhuriyetin son yirmi yılına bakınca gel de isyan etme. siyasal islam kanserdir.
aynı iktidarın 19 yıldır yönettiği bir ülkede kadın cinayetleri bu kadar dehşet seviyede yükselmişse; sistematik bir şekilde siyasetçiler vasıtasıyla kadınlara karşı nefret dili ve ayrıştırıcı söylemler toplumu kutuplaştıracak bir şekilde artmışsa, verilen cezalar caydırıcı değilse ve hatta onca kanıta rağmen suçu işleyenler ellerini kollarını sallayarak herkesin gözü önünde serbest bırakılıyorsa, elbette kadın cinayetleri politiktir.
üç beş oy hesabı uğruna istanbul sözleşmesi’nden ayrılan ve insanların aklıyla dalga geçerek "akp'den önce kadının adı yoktu" diyenler, kadın ve aileden sorumlu devlet bakanlığından kadın ibaresini çıkaranlar sizsiniz.
(bkz: kadın ve aileden sorumlu devlet bakanları)
dillerinden örf adet türk aile yapısı ve dini düşürmeyenler, tarikat yurtlarında çocukların tecavüze uğramasına ses çıkarmıyor, görmezden geliyor. konuşulmasın istiyor. hatta tecavüzcü vakfı ödüllendiriyor, plaket veriyor. ahlaki yozlaşma almış başını gitmiş. türk kelimesini yasaklayanlar, türk demekten çekinenler, türkiyeli diyenler, işine gelince türk aile yapısı diyor utanmadan, riyakârlık diz boyu. istanbul sözleşmesi’nin türk aile yapısına uygun olmadığı bahanesiyle iptal edilmesi riyakârlığın ve yalanın daniskasıdır. hangi türk aile yapısı? istenilen türk aile yapısı nedir? çocuğunu internetten pazarlayan sapık baba mı? eski karısını işkenceyle öldüren adam mı? çocuk yaşta okula gitmesi gerekirken başgöz edilip zorla evledirilen kız çocukları mı? eski türkler’de kadınlar değer görür, erkeklerle ülke yönetir, savaşlara katılırdı. biraz tarih okusanız atalarınızı tanıyacaksınız. ama araplaşmayı seçtiniz. siyasal islam’ı benimsediniz.
internetteki yorumlara şöyle bir bakıyorum, bir çok insan okumamış bile sözleşmeyi. bilmiyor maddelerini. bilgileri yok ama fikirleri var. takip ettiğim bir youtube kanalında duydum, yeni akit paçavrasında yazan hüseyin öztürk isimli bir yazarımsı insanımsı şöyle demiş misal: “ben istanbul sözleşmesi’ni okumadım. sözleşmeyi destekleyenlere baktım, sözleşmenin karşısında olanlara baktım, onun için sözleşmeye karşı çıkmaya karar verdim.” işte yeni türkiye’deki cehaleti çok güzel özetleyen sözler. maddelerini okumadığı, bilmediği şeye karşı çıkmak. iptal edilmesini savunmak. maalesef bu zihniyettekiler ülkeyi yönetiyor, yalanlarıyla büyük kitleleri yönlendiriyor. bilgileri yok, fikirleri yok, vicdanları da yok.
istanbul sözleşmesi’ni lgbt tayfasının yaptırttığını sanan milli ve dini hassasiyetleri tavan yapmış delikanlılar. kandırılıyorsunuz. size yalan söylüyorlar. sözleşmede yer alan “cinsel yönelimleri nedeniyle insanlar ayrımcılığa uğrayamaz” ibaresi sözleşmeyi lgbt’ci yapmaz. istanbul sözleşmesini savunmak bir insanı, bir erkeği meriç yapmaz, lgbt’ci yapmaz, totoş yapmaz. 90’lı yıllarda tv’de ailecek huysuz virjin’i izlerdik. ben, annem, babam, dedem, babaannem. kahkahalarla. komikti çünkü. hiçbirimiz sonradan kafamıza sarı peruk geçirip castara castara castara cass diye dans edip lgbt’ci trans ya da totoş olmadık. rahmetli dedem ve babaannem beş vakit namazını kılmaya devam etti. milli dini hassasiyetleri yüksek olanlardan, aynı hassasiyeti çocuklar yurtlarda tecavüze uğrarken da göstermelerini beklerdik. istanbul sözleşmesini lgbt de destekliyor diye, sen de lgbt ya da totoş olmazsın. sırf bu yüzden olmazsın. velev ki bir gün totoş olursan, bu başka bir sebeptendir. belki kız arkadaşın, karın, kız kardeşin yok. o yüzden bu karar seni bağlamıyor sanıyorsun. ama unutma, her erkeğin bir annesi vardır. o sayaçta annenin ninenin isminin kurbanların yanında yazmasını istemezsin. daha iki hafta önce 92 yaşındaki bir kadın, yaşlı bir nine, tecavüze uğrayarak hunharca öldürüldü. yeni türkiye maalesef böyle bir bataklık. bu haberler, bütün bu olanlar, midenizi bulandırmıyor mu?
cb iletişim sözcüsü fahrettin altun, joe biden’ın türkiye’nin istanbul sözleşmesi’nden ayrılacağına istinaden yaptığı açıklamaya yalanlarla dolu bir cevap yazmış. özetle diyor ki, kadınları ve haklarını korumaya devam edeceğiz.
…
as known, türkiye was the first signatory to the ıstanbul convention by demonstrating a strong commitment to protect women’s status in society and fight any violence against women. the ıstanbul convention, originally intended to promote women’s rights, was hijacked by a group of people attempting to normalize homosexuality – which is incompatible with türkiye’s social and family values. hence the decision to withdraw.
…
the decision to withdraw from the ıstanbul convention by no means denotes that the state of the republic of türkiye “compromises the protection of women.” türkiye will not give up on its fight against domestic violence by quitting the convention.
…
ın relation to the issue, president erdoğan strongly emphasizes that türkiye will continue protecting the safety and the rights of all women and underlines that fighting domestic violence with the principle of zero tolerance will remain on top of the government’s agenda.
yazının tamamı:
www.iletisim.gov.tr/english...
ülkeyi yöneten bu zihniyet, sistematik ve düzenli bir şekilde yalan söylüyor. en üzücü olan ise, bu karara destek veren kadınlar. akp’li kadın milletvekilleri, bazı yandaş kadın gazeteciler. bu yalanlara ortak olmaları akla kabataş yalanını getiriyor.
kendi politik gündemleriyle örtüştüğü için bir zamanlar akp’ye destek vermiş, ama kürt açılımı yüzünden, ama diğer sebeplerden, yetmez ama evetçi kadınlar, ülkenin gidişatında, bugünlere gelmemizde onların da payları var. benim de böyle tanıdıklarım oldu. fikirlerimizin hiç örtüşmediği. akademisyen. beyaz yakalı. kariyerli. feminist ama atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdiğini görmezden gelen. atatürk’ün ismini ağzına almayan. cadılar bayramı’nı ekseriyetle kutlayan ama cumhuriyet bayramı’nı kutlamayan. sırf işid’le savaştı diye ypg’li pkk’lı kadın militanları kahramanlaştırıp, kobane tweet’leri atan. ama zafer bayramı’nı kutlamayan. kara fatma’nın adını anmayan. yeni türkiyeli. ülkenin gidişatından, kadınlara yönelik bu şiddetten bir parça onlar da sorumlu. bu zihniyete bir zamanlar onay verdikleri için.
serap eser’in adını hatırlayan var mı? 8 kasım 2009’da küçükçekmece’de iett otobüsündeyken pkk’lı teröristlerin otobüse attığı molotof kokteyli yüzünden ağır yaralaranak 17 yaşında hayatını kaybeden lise öğrencisi sarap eser’i? onu da hatırlayın istedim. yaşasaydı 29 yaşında olacaktı.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
duydum ki uykusu yok
hedef ararmış atacak ok
jilet ne güne duruyor
hem sırtı pek hem karnı tok
hedef ararmış atacak ok
jilet ne güne duruyor
hem sırtı pek hem karnı tok
devamını gör...

