felsefe
felsefeci itirafçıdır.
bu ilk elden bir gözlem değil, (bkz: agah aydın)dan duydum ilk kez. sonra düşündüm üzerine. gittikçe daha da oturdu. önce ne demek felsefe biraz onu düşünmek lazım. ondan sonraysa itirafçılığın üzerine düşünürüz.
felsefeci olmak illa çok okumak, çok yazmak ya da akademide olmak değildir. felsefeci olmak en temel haliyle söylersek “ne düşündüğünü düşünen insanın kendi kendini kovalamasıdır.” derim ben. bu tabii ki insan olmanın bir getirisi olduğundan hepimiz zaman zaman felsefe yapıyoruz. fakat her pasta yapan pastacı olamadığına göre her düşünen de felsefeci olamıyor doğal olarak. bunu hayatının en azından bir bölümünde önemli bir noktaya koyup ona göre yaşayan biri olmak gerekir kendine felsefeci diyebilmek için. dolayısıyla bu konulara kafa yoran birinin ‘ben felsefeciyim’ demesi kadar doğal bir şey olamaz. bu kısmı biraz açmış olmamın sebebi “sen kimsin ulen felsefeciyim diyorsun?” sorusuna önceden cevap vermek istememdi.
ikinci kısımda itirafçı olmanın ne demek olduğuna baktığımızda şunu görüyoruz: olayın içerisinden bilgi sızdıran kişi. bu bakımdan yalnızca gözlemci olmaktan da ayrılıp kendisini de işin içine dahil etmek kastediliyor. yani bir sosyolog ya da psikolog gibi dışarıdan gözlem yapmak yerine olayı deneyimleyerek sonuçlara ulaşmak kastediliyor. evet, sahiden felsefeci olmak itirafçılık yapmaktır. hayatın karanlık yönlerini aydınlatmaktır. insanın ne’liğini sorgulamak ve bu konuda itiraflarda bulunmaktır. sizi şaşırtmayan birisi felsefeci olamaz. size sizi itiraf eder felsefeci. ondandır ki felsefeci karşısındakini bilir. beylik laflar etmez öyle, atıp tutmaz. itiraf eder.
kendimce itiraf ediyorum. hayatın, ahlakın, aşkın ne olduğunu çözmeye ve sonra da itiraf etmeye çalışıyorum. niye peki? çünkü anlam arıyorum. itiraf ederken aslında yardım dileniyorum, sürünüyorum ben. tıpkı diğer felseficiler gibi, itiraf ediyorum. annesinden onay almak için ispiyonlayan bir çocuk gibi. hep onun peşindeyiz biz. en büyük itirafımız da bu zaten. onaylanmak istiyoruz biz.
bu ilk elden bir gözlem değil, (bkz: agah aydın)dan duydum ilk kez. sonra düşündüm üzerine. gittikçe daha da oturdu. önce ne demek felsefe biraz onu düşünmek lazım. ondan sonraysa itirafçılığın üzerine düşünürüz.
felsefeci olmak illa çok okumak, çok yazmak ya da akademide olmak değildir. felsefeci olmak en temel haliyle söylersek “ne düşündüğünü düşünen insanın kendi kendini kovalamasıdır.” derim ben. bu tabii ki insan olmanın bir getirisi olduğundan hepimiz zaman zaman felsefe yapıyoruz. fakat her pasta yapan pastacı olamadığına göre her düşünen de felsefeci olamıyor doğal olarak. bunu hayatının en azından bir bölümünde önemli bir noktaya koyup ona göre yaşayan biri olmak gerekir kendine felsefeci diyebilmek için. dolayısıyla bu konulara kafa yoran birinin ‘ben felsefeciyim’ demesi kadar doğal bir şey olamaz. bu kısmı biraz açmış olmamın sebebi “sen kimsin ulen felsefeciyim diyorsun?” sorusuna önceden cevap vermek istememdi.
ikinci kısımda itirafçı olmanın ne demek olduğuna baktığımızda şunu görüyoruz: olayın içerisinden bilgi sızdıran kişi. bu bakımdan yalnızca gözlemci olmaktan da ayrılıp kendisini de işin içine dahil etmek kastediliyor. yani bir sosyolog ya da psikolog gibi dışarıdan gözlem yapmak yerine olayı deneyimleyerek sonuçlara ulaşmak kastediliyor. evet, sahiden felsefeci olmak itirafçılık yapmaktır. hayatın karanlık yönlerini aydınlatmaktır. insanın ne’liğini sorgulamak ve bu konuda itiraflarda bulunmaktır. sizi şaşırtmayan birisi felsefeci olamaz. size sizi itiraf eder felsefeci. ondandır ki felsefeci karşısındakini bilir. beylik laflar etmez öyle, atıp tutmaz. itiraf eder.
kendimce itiraf ediyorum. hayatın, ahlakın, aşkın ne olduğunu çözmeye ve sonra da itiraf etmeye çalışıyorum. niye peki? çünkü anlam arıyorum. itiraf ederken aslında yardım dileniyorum, sürünüyorum ben. tıpkı diğer felseficiler gibi, itiraf ediyorum. annesinden onay almak için ispiyonlayan bir çocuk gibi. hep onun peşindeyiz biz. en büyük itirafımız da bu zaten. onaylanmak istiyoruz biz.
devamını gör...
esat oktay yıldıran
mezopotamya eşeklerini adam eden şerefli türk subayı.
kansız , bölücü terör örgütü pkk tarafından belediye otobüsünde şehit edilmiştir.
ama bilmezler bu millette esat oktay yıldıran’lar bitmez
kansız , bölücü terör örgütü pkk tarafından belediye otobüsünde şehit edilmiştir.
ama bilmezler bu millette esat oktay yıldıran’lar bitmez
devamını gör...
ilk bilgisayar kullanımında yapılan mallıklar
daha bilgisayar kullanmayı yeni öğrendiğim zamanlar sene 2009 falan okuma yazmayı yeni öğreniyorum. dersler mükemmel kimse beni pc başından kaldıramıyor. bir hafta sonu nerede okuduğumu tam hatırlamıyorum kendi oyununuzu yapın diye c# ile oyun geliştirme şeklinde bir tutorial gördüm. tabi küçük guardian durur mu atladım direkt. adam neler anlatıyor her şeyini okuyup emdim sonra hadi başlayalım dedim.
adamın yaptığı her şeyi yapmama rağmen yazdığım oyun çalışmıyordu. internette bununla ilgili saatlerce bir şeyler okudum. ingilizce de yok tabi google translate üzerinden allah ne verdiyse çeviriyorum. sonunda bilgisayarınız xp ise linux yapın diye bir şey okuduğumu hatırlıyorum nereden oraya gitmişim yazılan sorun ne hakkında hiç bilmesem de ya bu linuxta neymiş diyip ona da giriştim. internete yazınca bir şeyler çıktı 7 8 saat sonunda yazdığım kod umrumda değil ben bilgisayarı linux yapacam diye evin içinde dolaşıyorum. akşam saat 8 falan olmuş sabahtandır okuyorum ama eskiden google translate aşırı kötü şu anda da türkçe kaynak yok o zaman hiç yok, en son bilgisayarıma linux yükleyebilmem için (bu arada o zaman linaks diyorum) bir cd'ye ihtiyacım varmış.
direkt babama koştum bana cd lazım neye lazım linaks yükleyecem. babam hala daha benimle linaks diye dalga geçse de ne yapmak istediğimi anlamıştı. bana bir cd verdi ne yaptığımı izlemek için odama geldi ben hevesli hevesli cd mi taktım. dönemine göre hızlı bir bilgisayarım olsa da yüklemeyi yapmam yaklaşık 2-3 saatimi almıştı. babam hevesle yatağımın üzerinde oturup ne yaptığımı izliyordu.
en sonunda linaksımı yüklemiştim. fakat yanlış yaptığım bir şey vardı linaks yüklerken aynı zamanda windows'u da silmiş bilgisayarımda yüklü onlarca oyundan olmuştum. o zaman çok ağlasam da babamın sabrı ve benim deli merakım sayesinde ilk defa windows haricinde bir işletim sistemi olduğunu öğrenmiş, babama da seneler boyunca (bilgisayar mühendisi olacam hala daha) linaks diye benimle eğlenmesini sağlayacak bir sözcük kazandırmıştım. şu anda yaptığıma hiç pişman olmadığım en tatlı mallık budur.
adamın yaptığı her şeyi yapmama rağmen yazdığım oyun çalışmıyordu. internette bununla ilgili saatlerce bir şeyler okudum. ingilizce de yok tabi google translate üzerinden allah ne verdiyse çeviriyorum. sonunda bilgisayarınız xp ise linux yapın diye bir şey okuduğumu hatırlıyorum nereden oraya gitmişim yazılan sorun ne hakkında hiç bilmesem de ya bu linuxta neymiş diyip ona da giriştim. internete yazınca bir şeyler çıktı 7 8 saat sonunda yazdığım kod umrumda değil ben bilgisayarı linux yapacam diye evin içinde dolaşıyorum. akşam saat 8 falan olmuş sabahtandır okuyorum ama eskiden google translate aşırı kötü şu anda da türkçe kaynak yok o zaman hiç yok, en son bilgisayarıma linux yükleyebilmem için (bu arada o zaman linaks diyorum) bir cd'ye ihtiyacım varmış.
direkt babama koştum bana cd lazım neye lazım linaks yükleyecem. babam hala daha benimle linaks diye dalga geçse de ne yapmak istediğimi anlamıştı. bana bir cd verdi ne yaptığımı izlemek için odama geldi ben hevesli hevesli cd mi taktım. dönemine göre hızlı bir bilgisayarım olsa da yüklemeyi yapmam yaklaşık 2-3 saatimi almıştı. babam hevesle yatağımın üzerinde oturup ne yaptığımı izliyordu.
en sonunda linaksımı yüklemiştim. fakat yanlış yaptığım bir şey vardı linaks yüklerken aynı zamanda windows'u da silmiş bilgisayarımda yüklü onlarca oyundan olmuştum. o zaman çok ağlasam da babamın sabrı ve benim deli merakım sayesinde ilk defa windows haricinde bir işletim sistemi olduğunu öğrenmiş, babama da seneler boyunca (bilgisayar mühendisi olacam hala daha) linaks diye benimle eğlenmesini sağlayacak bir sözcük kazandırmıştım. şu anda yaptığıma hiç pişman olmadığım en tatlı mallık budur.
devamını gör...
yazarların an itibarıyla düşündüğü şey
telefonumu kapatıp uzuuuun güzel bir tatil yapmak. illa deniz kum güneş üçlüsüne ihtiyacım yok. karadeniz'in yaylaları tercihimdir.
devamını gör...
leyla ile mecnun
türkiye'nin gelmiş geçmiş, en iyi reyting ve ımdb'yeburadan sahip dizisizi. senaristliğini burak aksak'ın yaptığı dizinin, yönetmenliğini onur ünlü üstlendi. bir çok usta oyuncuyu kadrosunda barındıran, izlerken hiç bitmesini istemediğiniz bir diziydi. kamu kanalında mevcut sistemi en güzel şekilde eleştiren bir diziydi. bu tarz nedenlerden dolayı yayından sıklıkla kaldırılsa da, ekranda ki yerini bir şekilde almayı başardı. en iyi reytinge sahip olmasına rağmen, yayından kaldırılmasının nedeni reyting gösterilmişti. bir yerde ahmet mümtaz taylan'ın verdiği bir demeçten okuduğum bilgiye göre dizi kadrosunda yer alan oyuncuların gezi olayında yer almasından dolayı yayından kaldırıldığı biliniyor... dizinin yönetmeni bir çok yönüyle öne çıktığı gibi ah muhsin ünlü mahlasıyla şiir de yazıyor. şimdi acun medya bünyesinde bulunan exxen platformunda seyircilerle tekrar buluşması için gerekli hazırlıklar yapılıyor. fakat erdal bakkal karakterini canlandıran cengiz bozkurt'un kabul etmediği ileri sürülüyor. ben de leyla ile mecnun dizisini çok seven birisi olarak tekrar başlamasını istemem...
devamını gör...
sürekli terk etmekle tehdit eden sevgili
er ya da geç terk edeceğinden derhal terk edilmesi gereken konuk sevgili. sürekli eleştirel tavırlar takınır ve sen bana layık değilsin fikrini empoze eder. alkolik ya da aşırı kiskanc iseniz pek de haksiz diyemem. sebep önemli.
devamını gör...
hayvan çiftliği
şöyle bir kitap için bir başlık açılıyor fakat ilk tanım tek bir cümleden ibaret. ne kitap hakkında bir bilgi ne bir yorum ne de yazardan bahsedilmiş. bu şekilde açılan bir çok başlığa denk geliyorum. bunun amacı sanırım başlığı fazla uğraşmadan ilk açan olup, enrty girildikçe puan yükseltmek. yönetimin böyle önemli başlıklarda, böyle özensiz açılmış ilk enrty silmesini öneriyiroum.
tanım: george orwell tarafından yazılmış ve hayvanlar üzerinden insanların yozlaşmış yapısını anlatan metaforlar ve simgeler ile dolu şaheser. konu olarak, hayvanların haklarının çiftçiler tarafından ihlal edildiği bir çiflikte, domuzların liderliğinde isyan eden ve daha sonra domuzlar tarafından yeniden sömürülmeye başlan hayvanları anlatır.
orwellin bütün işleri gibi okuması keyifli ve akıcı bir kitaptır.
tanım: george orwell tarafından yazılmış ve hayvanlar üzerinden insanların yozlaşmış yapısını anlatan metaforlar ve simgeler ile dolu şaheser. konu olarak, hayvanların haklarının çiftçiler tarafından ihlal edildiği bir çiflikte, domuzların liderliğinde isyan eden ve daha sonra domuzlar tarafından yeniden sömürülmeye başlan hayvanları anlatır.
orwellin bütün işleri gibi okuması keyifli ve akıcı bir kitaptır.
devamını gör...
geceye cevabı olmayan bir soru bırak
allah, neden insanları imtihat etmeye gerek duyuyor?
ortalama 70 yıl yaşayan, allahın istediği gibi yaşamayan bir insana sonsuz cehennem azabı fazla değil mi?
ortalama 70 yıl yaşayan, allahın istediği gibi yaşamayan bir insana sonsuz cehennem azabı fazla değil mi?
devamını gör...
normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
pandemi olmasa "buluşma isteriz yoldaş" diyeceğim listedir.(#ilk100)
devamını gör...
cemil meriç
"paris'e gittiğimde paris evde yoktu." hayatı boyunca görmeyi hayal ettiği şehre, kör olan gözlerinin tedavisi için gittiğinde bu cümleyi zikreden, hatırıma geldikçe de üzüldüğüm yazar, araştırmacı, eğitimci. *
tam olarak bu cümleyi, bu adamı düşündükten biraz sonra, başlık karşıma çıktığından ben de böyle anmak istedim.
*
tam olarak bu cümleyi, bu adamı düşündükten biraz sonra, başlık karşıma çıktığından ben de böyle anmak istedim.
*
devamını gör...
dünyanın en eski yalanı
aynısı kaynımda da var.
devamını gör...
ezgi asaroğlu
leyla ile mecnun dizisinin ilk ve en hakiki leylasını oynamış tatlı mı tatlı görünen kadındır.
devamını gör...
karaktersizlik
karaktersizlikten önce karakterin ve karakterli olmanın incelenmesi gerekir.
karakter: türkçeye, fransızca caractère kelimesinden alıntılanmıştır.
tdk tarafından manasına baktığımızda kullanım durumuna göre 6 farklı durumu vardır.
olayı kişilik yönünden ele aldığımızda; karakter, kişinin kendine has özelliği,
onu diğer kişilerden ayıran davranışları ve kendine özgü hali manasına gelir.
karakterli: kişinin kendi karakterinde özgün olması aynı zamanda davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmasıdır.
karaktersizlik: karakterli olmanın tam tersi. kişinin davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmama durumu.
ne kadar çok ve birbirine benzemeyen arkadaşları vardı ali'nin. bu birbirlerine benzemeyen insanların hepsiyle ayrı ayrı nasıl anlaşıyordu? bu biraz karaktersizlik gibi görünüyordu doğan'a. öyle ya insanın belirli bir kişiliği olunca, bu kişiliğe akraba olanlarla dost olabilir ancak. ya da kişiliğinden ödün vermesi gerekir. - yenişehir'de bir öğle vakti - sevgi soysal
karakter: türkçeye, fransızca caractère kelimesinden alıntılanmıştır.
tdk tarafından manasına baktığımızda kullanım durumuna göre 6 farklı durumu vardır.
olayı kişilik yönünden ele aldığımızda; karakter, kişinin kendine has özelliği,
onu diğer kişilerden ayıran davranışları ve kendine özgü hali manasına gelir.
karakterli: kişinin kendi karakterinde özgün olması aynı zamanda davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmasıdır.
karaktersizlik: karakterli olmanın tam tersi. kişinin davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmama durumu.
ne kadar çok ve birbirine benzemeyen arkadaşları vardı ali'nin. bu birbirlerine benzemeyen insanların hepsiyle ayrı ayrı nasıl anlaşıyordu? bu biraz karaktersizlik gibi görünüyordu doğan'a. öyle ya insanın belirli bir kişiliği olunca, bu kişiliğe akraba olanlarla dost olabilir ancak. ya da kişiliğinden ödün vermesi gerekir. - yenişehir'de bir öğle vakti - sevgi soysal
devamını gör...
basit insanların basit davranışları
kişinin basit olmasından dolayı karşısındakini de kendisi gibi sanmasında, karşısındakine "basit insan" yakıştırması yapabilecek kadar acizleşmesidir.
derler ki; kişi kendinden bilir işi.
yine derler ki; kişi kendisi ne ise karşısındakini de öyle bilirmiş.
birine bir konuda laf atarken, aslında attığı lafın niteliklerini taşıyor olduğunu unutmamalıdır.
karşısındakine basit diyorsa aslında kendisi basittir.
karşısındakine hakaret/küfür ediyorsa ettiği bütün hakaretleri/küfürlerin niteliklerini kendisi taşıyordur.
bunu da basit insanlar yapar, basit olmayan insan basit konularla ilgilenmez.
derler ki; kişi kendinden bilir işi.
yine derler ki; kişi kendisi ne ise karşısındakini de öyle bilirmiş.
birine bir konuda laf atarken, aslında attığı lafın niteliklerini taşıyor olduğunu unutmamalıdır.
karşısındakine basit diyorsa aslında kendisi basittir.
karşısındakine hakaret/küfür ediyorsa ettiği bütün hakaretleri/küfürlerin niteliklerini kendisi taşıyordur.
bunu da basit insanlar yapar, basit olmayan insan basit konularla ilgilenmez.
devamını gör...
takipten çıkan takipçi
bizde gidene dur denmez
giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir
zaten kim olduklarını da bilmiyorum çok koymuyor onun için.
giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir
zaten kim olduklarını da bilmiyorum çok koymuyor onun için.
devamını gör...
whiplash
bir tarafta öğrencilerinin korkulu rüyası, jazz öğretmeni terrence fletcher (bkz: j.k. simmons), diğer tarafta “en iyi” olmayı kafasına koymuş, aşırı hırslı genç öğrencisi andrew neiman (bkz: miles teller)
iki taraf da baskın karakterlerinden taviz vermeyince, çok geçmeden mantık dışı olaylar gelişmeye başlar. bu süreçte elleri çalışmaktan kanlar içerisinde kalan neiman, fletcher’ın hakaretle bezeli eğitim tekniklerine boyun eğmek zorunda kalır. ama neiman’ın da kendine göre numaraları vardır ve en sonunda karşı karşıya kalacakları müzikal düellodan önce işler iyice çıkmaza girer.
ikinci uzun metraj filmi whiplash ile ismini duyuran 1985 doğumlu yönetmen damien sayre chazelle harward üniversitesi’nde “görsel ve çevresel çalışmalar” bölümünden mezun oldu. lise öğrenimi boyunca bir jazz davulcusu olma hayali kuran chazelle, kendi lise müzik öğretmeni ile aralarındaki ilişkiden esinlenerek yazdığı whiplash’i ilk kez 2013 te kısa film olarak çekti. sundance’te yapımcıların dikkatini çekerek uzun metraj yolculuğuna başlayan film 2015 te 5 dalda oscar a aday oldu ve en iyi kurgu, ses miksajı ve yardımcı erkek oyuncu dallarında ödülü kucakladı.
iki taraf da baskın karakterlerinden taviz vermeyince, çok geçmeden mantık dışı olaylar gelişmeye başlar. bu süreçte elleri çalışmaktan kanlar içerisinde kalan neiman, fletcher’ın hakaretle bezeli eğitim tekniklerine boyun eğmek zorunda kalır. ama neiman’ın da kendine göre numaraları vardır ve en sonunda karşı karşıya kalacakları müzikal düellodan önce işler iyice çıkmaza girer.
ikinci uzun metraj filmi whiplash ile ismini duyuran 1985 doğumlu yönetmen damien sayre chazelle harward üniversitesi’nde “görsel ve çevresel çalışmalar” bölümünden mezun oldu. lise öğrenimi boyunca bir jazz davulcusu olma hayali kuran chazelle, kendi lise müzik öğretmeni ile aralarındaki ilişkiden esinlenerek yazdığı whiplash’i ilk kez 2013 te kısa film olarak çekti. sundance’te yapımcıların dikkatini çekerek uzun metraj yolculuğuna başlayan film 2015 te 5 dalda oscar a aday oldu ve en iyi kurgu, ses miksajı ve yardımcı erkek oyuncu dallarında ödülü kucakladı.
devamını gör...
düşünen türkçe
okuyucuyu türkçe kelimelerin kökenlerine doğru uzunca bir yolculuğa çıkartan, türkolog prof. dr. ali akar tarafından kaleme alınan bir etimoloji kitabı. her gün kullandığımız ve bize gayet sıradan gelen kelimelerin öyle derin felsefi anlamlar içeren kökenleri olduğunu öğrenince türkçe konuşan herkesin heyecanlanması ve bu dilin lezzetini daha iyi almaları içten bile değil. bu dili icat eden eski insanların geçmişte dünyayı (bizden daha başarılı) algılayış biçimlerine şahit olmak gerçekten de heyecan verici bir duygu.
--! spoiler !--
od: ateş
odak: önemli yer/ merkez
ocak: içinde ateş yakılan, ısınma, yemek pişirme, ısıtma gibi amaçlarla kullanılan yer (odak).eski türklerde evin merkezidir. evin odağı ocağıdır.
ocağım söndü, ocağıma incir ağacı dikti atasözleri de buradan gelir.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
od: ateş
odak: önemli yer/ merkez
ocak: içinde ateş yakılan, ısınma, yemek pişirme, ısıtma gibi amaçlarla kullanılan yer (odak).eski türklerde evin merkezidir. evin odağı ocağıdır.
ocağım söndü, ocağıma incir ağacı dikti atasözleri de buradan gelir.
--! spoiler !--
devamını gör...
in god we trust
müthiş ingilizcemle tanrı için biz doğruyuz diyerek çevirdiğim söz .doğrusu "yanlızca tanrıya güveniriz" miş.
devamını gör...
tutarlı görünmek adına yanlışında ısrar etmek
bence asıl tutarsızlık budur. daha önce de dediğim gibi* ılımlı olmak lazım. aşırıcılık kimseye fayda sağlamıyor.
devamını gör...
hayalet dansı
lakota siyuları adlı kızılderili grubun yaptığı ve yaralı diz katliamı'nı tetikleyen kutsal bir tören dansı. amerika birleşik devletleri bu dansı bir savaş dansı "zannederek" kabileye saldırmış ve 150'den fazla insanın ölümüne neden olmuştur.
devamını gör...