geceye bir şarkı bırak
fikret kızılok& bülent ortaçgil- olmasın varsın
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
cinsiyet eşitsizliğinin ailede başladığının ve bu durumda kadınların da azımsanmayacak derecede payının olduğunun göstergesidir.
devamını gör...
seks yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar
devamını gör...
benimsin
cem yılmaz’ın yazdığı ömer faruk sorak’ın yönettiği ve gösterime girdiği 2004 yılından beri ciddi bir hayran kitlesine sahip olan ve kült mertebesine eriştiğini söyleyebileceğimiz gora filminde geçen enfes şarkıdır.
ceku’ya; dokuyan çocuğun kör olduğu ve bu çocuğun ameliyatı için ciddi bir para harcamasına neden olabilecek halıyı hediye etmeye gelen komutan logar, ceku tarafından reddedilince önce askeri vurup sonra dışarı çıkmak üzereyken orada duran arpı işaret ederek “ güzel numaraymış, bundan bir tane de ben alayım der.”
filmin ortasına doğru bir sahnede bu dediğini yaptığını ve arp çalmaya başladığını görürüz komutan logar’ın.
daha sonra ceku, komutan logar ile evlenmek zorunda kaldığında düğün başlamak üzereyken komutan logar bir şarkı çalmaya karar verir. komutanın sanatsal yeteneğini gözler önüne seren şarkı çok ciddi bir beğeniye neden olur. alkış.
eserin adı benimsin’dir elbette ve bu sesleniş elbette ki güzeller güzeli ceku’yadır. şarkının büyüleyici havası komutan logar için iyi bir gelecek getirmese de zihinlerimize kazıdığı melodisi asla unutulmayacaktır.
ceku’ya; dokuyan çocuğun kör olduğu ve bu çocuğun ameliyatı için ciddi bir para harcamasına neden olabilecek halıyı hediye etmeye gelen komutan logar, ceku tarafından reddedilince önce askeri vurup sonra dışarı çıkmak üzereyken orada duran arpı işaret ederek “ güzel numaraymış, bundan bir tane de ben alayım der.”
filmin ortasına doğru bir sahnede bu dediğini yaptığını ve arp çalmaya başladığını görürüz komutan logar’ın.
daha sonra ceku, komutan logar ile evlenmek zorunda kaldığında düğün başlamak üzereyken komutan logar bir şarkı çalmaya karar verir. komutanın sanatsal yeteneğini gözler önüne seren şarkı çok ciddi bir beğeniye neden olur. alkış.
eserin adı benimsin’dir elbette ve bu sesleniş elbette ki güzeller güzeli ceku’yadır. şarkının büyüleyici havası komutan logar için iyi bir gelecek getirmese de zihinlerimize kazıdığı melodisi asla unutulmayacaktır.
devamını gör...
her yazar bir çaylak sahipleniyor
mantıklı gelen önermedir.
çırak ustayı geçmezse öyle ustalığı seveyim cümlesi çok doğrudur.
verin bir çaylak tribe gireyim ona yol yordam öğreteyim.
bak evlat ile başlayan cümleler kurayım.
çırak ustayı geçmezse öyle ustalığı seveyim cümlesi çok doğrudur.
verin bir çaylak tribe gireyim ona yol yordam öğreteyim.
bak evlat ile başlayan cümleler kurayım.
devamını gör...
petra antik kenti
geçmişi mö 400 yılına dayanan petra antik kenti ürdün'dedir ve nebatiler'e başkentlik yapmıştır.
çeşitli nedenlerle unutulan ve önemini yitiren şehir 1812 yılında isviçreli gezgin johann burckhardt tarafından yeniden keşfedildi. şehrin ilk yapım amacı halen tam olarak bilinmiyor, bilinen en önemli şeylerden biri şehirde kral mezarlarının yer aldığı.
7 temmuz 2007'de dünyanın yedi harikası listesinde, 6 aralık 1985'te de unesco dünya kültürel mirası listesinde yerini almıştır.
kent aynı zamanda ındiana jones ve mumya gibi birçok filme set yuvası olmuştur.


kaynak 1 :petra
kaynak 2: petra
çeşitli nedenlerle unutulan ve önemini yitiren şehir 1812 yılında isviçreli gezgin johann burckhardt tarafından yeniden keşfedildi. şehrin ilk yapım amacı halen tam olarak bilinmiyor, bilinen en önemli şeylerden biri şehirde kral mezarlarının yer aldığı.
7 temmuz 2007'de dünyanın yedi harikası listesinde, 6 aralık 1985'te de unesco dünya kültürel mirası listesinde yerini almıştır.
kent aynı zamanda ındiana jones ve mumya gibi birçok filme set yuvası olmuştur.


kaynak 1 :petra
kaynak 2: petra
devamını gör...
kanal istanbul'un olumsuz yanları
komple trakya bölgesini öldürmek demek, istanbul'un artık küçülmesi, göç vermesi lazım iken , siz o şehrin kaldıramayacağı bir ağır yük daha yüklüyorsunuz.
anlamaları için illah bir felâket olması lazım , zararı yine halk çekiyor.
of of nato mermer , nato kafa.
anlamaları için illah bir felâket olması lazım , zararı yine halk çekiyor.
of of nato mermer , nato kafa.
devamını gör...
gün geçtikçe azalan şeyler
siyah saç taneciklerim. yavaş yavaş aklar düşüyor.
devamını gör...
tolunoğulları
mısır'da kurulan ilk müslüman türk devleti. 868-905 yılları arasında varlığını sürdürmüş olsa da, bazı kaynaklarda kurulma tarihi 875 olarak geçer. devletin ilk emir'i ahmed bin tolun yani tolunoğlu ahmet'dir. ki devletin en parlak dönemi de ahmet döneminde geçmiştir. ahmed/ahmet, abbasiler döneminde yaşamış cesur, yiğit bir adamdı. daha sonra abbasi valisinin vekili olarak mısır'a geldi. ama bir anda baktı, bölgeleri fethetmeye başlamış, kendi ordusunu kurmuş. ve böyle güç toplayınca bağımsızlığını ilan etti. daha sonra mısır halkını yoksulluktan kurtarınca halkın sevgisini kazandı. adana ve tarsus'u falan aldı. ahmet'in babası tolun türktür. yani ahmet de türktür.
tabii şimdi ahmet kendi devletini kurunca abbasilerin ve şiilik'in mezhebinden olan karmatilerin düşmanlığını kazandı ve bunların arasında savaş başladı. ahmet vefat edince diğer hükümdarlar abbasiler ve karmatilerle savaştı.
ve bu türk devletini de, yine bir türk olan ama abbasilerin safında yer alan komutan muhammed bin süleyman yıktı.
yani efendim özetle, türkün sonunu yine türk getirdi..
tabii şimdi ahmet kendi devletini kurunca abbasilerin ve şiilik'in mezhebinden olan karmatilerin düşmanlığını kazandı ve bunların arasında savaş başladı. ahmet vefat edince diğer hükümdarlar abbasiler ve karmatilerle savaştı.
ve bu türk devletini de, yine bir türk olan ama abbasilerin safında yer alan komutan muhammed bin süleyman yıktı.
yani efendim özetle, türkün sonunu yine türk getirdi..
devamını gör...
hayvanlarla duygusal bağ kuran tip
hachiko geldi aklıma. evet senle bağ kuramazlar, akılsızlar. bu yüzden sahibinin öldüğünü anlamadığı için, onun metro istasyonunda dönmesini beklerken ölür.
devamını gör...
togg
işin ekonomik tarafını bilmiyorum. modern dünyanın ekonomisi pek de aklımın aldığı bir alan değil. ama herhalde kafamın bastığı* teknolojik tarafından, bundan yola çıkarak da vizyonundan bahsedebilirim. hatta yeri gelmişken çok konuşulan bir iki konu üzerine naçizane görüşlerimi de belirteyim.
küçük bir çocukken öğrendiğim zamandan beri devrim projesi çok ilgimi çekmiştir. olabildiğince kısıtlı bir zamanda, olabildiğince yetersiz imkanlarla, olabildiğince aptal yöneticilerin varlığına karşın tamamen türk mühendisler tarafından yapılan bir otomobil. ve bütün bunlara rağmen gayet de hakkıyla gerçekleştirilen fakat yaşadığı talihsiz kaza sonucunda ölü doğmuş bir proje. hatta cemal gürsel'in meşhur bir sözü var ya: "garp kafasıyla araba yaptık ama şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk." herhalde memleketin gördüğü en saçmasapan şeylerden biridir.
işte ta o zamandan beri, içimizde bir ukte kalmış hep. malumunuz, siyaset de insanların içinde ukte kalanları manipüle ederek taraftar toplama sanatıdır. böylece de siyasi bir malzemeye dönüşmüş. belli bir zamandan sonra gerek ekonomide küreselleşmenin etkisiyle, gerekse yabancı şirketlerin türkiye'de yaptıkları yatırımlarla birlikte unutulup gitmiş. işte hortlatılması da "yerli ve milli" sloganlarını çokça görür olduğumuz bu zamanlara denk düştü.
togg, vizyonu ve misyonu bakımından tamamen alakasız bir proje olmasına karşın, devrim'in devamıdır. çünkü ortaya çıkış sebepleri, kökleri aynıdır. ikisi de "cumhuriyetin bilmemkaçıncı yılında yerli otomobilimizi üretmiş olalım" isteğinin bir sonucudur. tam da bu sebepten, devrim'in de hatrına, ilk günden beri destekliyor ve takip ediyorum togg'u.
öncelikle vizyonu bu kadar geniş bir projeye imza atabileceklerini hiç ama hiç zannetmiyordum. dünyada yeni yeni konuşulan ve kabullenilen teknolojilerin söz konusu olacağını hiç düşünmemiştim. bugün otonom sürüş, nesnelerin interneti ya da başlı başına elektrikli otomobil üzerine çalışan bir türk şirketinden bahsediyoruz. henüz sektörün koca koca devlerinin bile yeni yeni giriştiği bir meseleyi bu kadar önceden analiz edebilerek yatırım yapmak, araştırma ve geliştirmeye başlamak çok başarılı bir hamle. bence başlı başına bu bile övgüyü hak ediyor.
takdir edersiniz ki, bu çok meşakkatli bir süreç olacak. pek çok komplike iş, son derece üst düzey bir titizlikle yapılmak zorunda. sadece arabaları seri üretim bandına koyabilmekle de bitmiyor: bunun şarj ağı var, servis ağı var... var da var. bütün bunları (ne yazık ki yine) son derece kısıtlı bir zamanda* yetiştirebilmek zorundalar. dolayısıyla bu da, belli başlı şeylerde yardım almak zorundalar demek. hem dediğim gibi zamanları kısıtlı, hem de gerekli kaliteyi yakalamak zorundalar çünkü. yalnızca türk bir ekip tarafından geliştirildiği için dandik bir tasarım, dandik batarya teknolojileri ya da dandik her neyse kullanmamalılar da zaten.
bu sebepten yapılan "ama tasarımını italyan yapmış" ya da "bataryasını çinliler üretecekmiş" gibi eleştirileri yersiz ve hatta aptalca buluyorum. çünkü şimdiye kadar çalıştıkları ya da çalışacaklarını açıkladıkları firmaların hepsi de işlerini gayet düzgün yapan, alanlarında küresel çapta kabul ve değer görmüş firmalar. bu "küresel çapta değer" meselesi de ayrıca çok önemli. sonuçta togg yalnızca türkiye'ye değil bütün dünyaya hitap ediyor, edecek ve etmeli de. aksi takdirde rusların lada'sı gibi yalnızca kendi topraklarına hitap eden ve dünyada esamesi okunmayan bir marka olacaklarının onlar da farkındalar.
bununla ilgili ortada koca bir apple gerçeği de var. kesinlikle amerikan olan fakat mesela ekranını koreli, işlemcisini tayvanlı, kamera lenslerini japon şirketlerin ürettiği; bunların montajını da çin'de yaptıran bir şirket. ama amerikan şirketi sonuçta, değil mi? işte togg da hangi parçasını kimin ve nasıl ürettiğinden bağımsız olarak, türk mühendisler tarafından tasarlandığı sürece bir türk şirketi olacak. o sebepten bu yersiz "yerlilik" eleştirilerinizi başka alanlara yönlendirebilirsiniz, mesela %100 hissenin de rus şirketlerinde olduğu akkuyu nükleer enerji santrali'ne.*
velhasılıkelam, sezar'ın hakkı sezar'a, gayet de iyi düşünülmüş ve şimdiye kadar da iyi yönetildiği anlaşılan bir proje togg. esasen siyasete malzeme yapılması pek de anlaşılmaz şey değil fakat onu eleştirecekseniz laf etmem de bak.* daha da yazacaktım da yeter artık. çok uzun oldu be.
küçük bir çocukken öğrendiğim zamandan beri devrim projesi çok ilgimi çekmiştir. olabildiğince kısıtlı bir zamanda, olabildiğince yetersiz imkanlarla, olabildiğince aptal yöneticilerin varlığına karşın tamamen türk mühendisler tarafından yapılan bir otomobil. ve bütün bunlara rağmen gayet de hakkıyla gerçekleştirilen fakat yaşadığı talihsiz kaza sonucunda ölü doğmuş bir proje. hatta cemal gürsel'in meşhur bir sözü var ya: "garp kafasıyla araba yaptık ama şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk." herhalde memleketin gördüğü en saçmasapan şeylerden biridir.
işte ta o zamandan beri, içimizde bir ukte kalmış hep. malumunuz, siyaset de insanların içinde ukte kalanları manipüle ederek taraftar toplama sanatıdır. böylece de siyasi bir malzemeye dönüşmüş. belli bir zamandan sonra gerek ekonomide küreselleşmenin etkisiyle, gerekse yabancı şirketlerin türkiye'de yaptıkları yatırımlarla birlikte unutulup gitmiş. işte hortlatılması da "yerli ve milli" sloganlarını çokça görür olduğumuz bu zamanlara denk düştü.
togg, vizyonu ve misyonu bakımından tamamen alakasız bir proje olmasına karşın, devrim'in devamıdır. çünkü ortaya çıkış sebepleri, kökleri aynıdır. ikisi de "cumhuriyetin bilmemkaçıncı yılında yerli otomobilimizi üretmiş olalım" isteğinin bir sonucudur. tam da bu sebepten, devrim'in de hatrına, ilk günden beri destekliyor ve takip ediyorum togg'u.
öncelikle vizyonu bu kadar geniş bir projeye imza atabileceklerini hiç ama hiç zannetmiyordum. dünyada yeni yeni konuşulan ve kabullenilen teknolojilerin söz konusu olacağını hiç düşünmemiştim. bugün otonom sürüş, nesnelerin interneti ya da başlı başına elektrikli otomobil üzerine çalışan bir türk şirketinden bahsediyoruz. henüz sektörün koca koca devlerinin bile yeni yeni giriştiği bir meseleyi bu kadar önceden analiz edebilerek yatırım yapmak, araştırma ve geliştirmeye başlamak çok başarılı bir hamle. bence başlı başına bu bile övgüyü hak ediyor.
takdir edersiniz ki, bu çok meşakkatli bir süreç olacak. pek çok komplike iş, son derece üst düzey bir titizlikle yapılmak zorunda. sadece arabaları seri üretim bandına koyabilmekle de bitmiyor: bunun şarj ağı var, servis ağı var... var da var. bütün bunları (ne yazık ki yine) son derece kısıtlı bir zamanda* yetiştirebilmek zorundalar. dolayısıyla bu da, belli başlı şeylerde yardım almak zorundalar demek. hem dediğim gibi zamanları kısıtlı, hem de gerekli kaliteyi yakalamak zorundalar çünkü. yalnızca türk bir ekip tarafından geliştirildiği için dandik bir tasarım, dandik batarya teknolojileri ya da dandik her neyse kullanmamalılar da zaten.
bu sebepten yapılan "ama tasarımını italyan yapmış" ya da "bataryasını çinliler üretecekmiş" gibi eleştirileri yersiz ve hatta aptalca buluyorum. çünkü şimdiye kadar çalıştıkları ya da çalışacaklarını açıkladıkları firmaların hepsi de işlerini gayet düzgün yapan, alanlarında küresel çapta kabul ve değer görmüş firmalar. bu "küresel çapta değer" meselesi de ayrıca çok önemli. sonuçta togg yalnızca türkiye'ye değil bütün dünyaya hitap ediyor, edecek ve etmeli de. aksi takdirde rusların lada'sı gibi yalnızca kendi topraklarına hitap eden ve dünyada esamesi okunmayan bir marka olacaklarının onlar da farkındalar.
bununla ilgili ortada koca bir apple gerçeği de var. kesinlikle amerikan olan fakat mesela ekranını koreli, işlemcisini tayvanlı, kamera lenslerini japon şirketlerin ürettiği; bunların montajını da çin'de yaptıran bir şirket. ama amerikan şirketi sonuçta, değil mi? işte togg da hangi parçasını kimin ve nasıl ürettiğinden bağımsız olarak, türk mühendisler tarafından tasarlandığı sürece bir türk şirketi olacak. o sebepten bu yersiz "yerlilik" eleştirilerinizi başka alanlara yönlendirebilirsiniz, mesela %100 hissenin de rus şirketlerinde olduğu akkuyu nükleer enerji santrali'ne.*
velhasılıkelam, sezar'ın hakkı sezar'a, gayet de iyi düşünülmüş ve şimdiye kadar da iyi yönetildiği anlaşılan bir proje togg. esasen siyasete malzeme yapılması pek de anlaşılmaz şey değil fakat onu eleştirecekseniz laf etmem de bak.* daha da yazacaktım da yeter artık. çok uzun oldu be.
devamını gör...
ilk buluşmada normal sözlük yazarıyım demek
kafadan kaybettirecek bir muhabbet.
-başka hesabın var mı bi yerde?
+kafa sözlük'te yazıyorum.
-kafa sözlük mü?
+evet. ortam falan çok güzel.
-kadınların hep genellendiği yer değil mi orası?
+yok yaaa birkaç trollün işi onlar.
-sen yapmıyorsun yani?
+işim olmaz ya...erkek feministm ben zaten.
-(ben de yedim) hmm ne güzel.
+ehihihi!
-başka hesabın var mı bi yerde?
+kafa sözlük'te yazıyorum.
-kafa sözlük mü?
+evet. ortam falan çok güzel.
-kadınların hep genellendiği yer değil mi orası?
+yok yaaa birkaç trollün işi onlar.
-sen yapmıyorsun yani?
+işim olmaz ya...erkek feministm ben zaten.
-(ben de yedim) hmm ne güzel.
+ehihihi!
devamını gör...
sevdiğiniz için yaptığınız en çılgınca şey
hiçbir şey yapmamış olarak, bencil ve mutlu bir insanım teşekkürler benlik.
devamını gör...
uzun entrylerin okunmaması
bir eylem.
okumayan kendi kaybeder, bana ne! ben uzununu da kısasını da yazarım, uzununu da okurum, kısasını da okurum. dolayısıyla bir şekilde her konu hakkında biraz bilgim olur. bilgisi olmayıp da okumayan kendisi bilir. bilgi bu; ne zaman nerede lazım olacağı belli olmaz. yeri gelir, hayat kurtarır.
okumayın siz. marifet çünkü okumamak. okumaya okumaya geldiğimiz nokta yeni türkiye işte; hayrını görün...
okumayan kendi kaybeder, bana ne! ben uzununu da kısasını da yazarım, uzununu da okurum, kısasını da okurum. dolayısıyla bir şekilde her konu hakkında biraz bilgim olur. bilgisi olmayıp da okumayan kendisi bilir. bilgi bu; ne zaman nerede lazım olacağı belli olmaz. yeri gelir, hayat kurtarır.
okumayın siz. marifet çünkü okumamak. okumaya okumaya geldiğimiz nokta yeni türkiye işte; hayrını görün...
devamını gör...
insan olmak
bedenen insan olmak değil mesele...sözünle, özünle, saygınla, sevginle kamil insan olman gerekir.sözleri nimri dede'ye ait "insan olmaya geldim" türküsünün şu dizelerini akla getirir.
"ikilik kinini içimden atıp
özde ben bir insan olmaya geldim
taht kuralı ariflerin gönlüne
sözde ben bir insan olmaya geldim
serimi meydana koymaya geldim
meğerse aşk imiş canın mayası
ona mihrab olmuş kaşın arası
hakkın işlediği kudret boyası
yüzde ben bir insan olmaya geldim
serimi meydana koymaya geldim"
"ikilik kinini içimden atıp
özde ben bir insan olmaya geldim
taht kuralı ariflerin gönlüne
sözde ben bir insan olmaya geldim
serimi meydana koymaya geldim
meğerse aşk imiş canın mayası
ona mihrab olmuş kaşın arası
hakkın işlediği kudret boyası
yüzde ben bir insan olmaya geldim
serimi meydana koymaya geldim"
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sözlüğün energizer tavşanından* beklenmeyecek ağırlıkta bir şarkıyla içimizden geçtiği yayın...
devamını gör...
allah bir yastıkta kocatsındaki yastık
anneanne evindeki beton yorganla kombinlenmelidir.
devamını gör...
depresyonla başa çıkma yöntemleri
doktora gitmek. psikolojik destek almak. çünkü depresyon çikolatayla falan halledilebilecek bir şey değil. ciddi bir hastalık. hadi bunu anlayalım artık.
devamını gör...

