ingilizce occlusion kelimesinden türkçeye uyarlanan bir sözcüktür. genellikle tıpta kullanılan bir terim olmakla birlikte kapanma anlamına gelir. mesela kulak açısından bir örnek vermek gerekirse, elinizle tragus'a bastırıp dış kulak yolunun girişini kapattığınızda kulağınızda bir oklüzyon etkisi oluşturmuş olursunuz.
devamını gör...

fşa
münzevisatır (bkz: neşesizm) sizler çok yaşayın. güldürmek ağlatmaktan evladır.*
devamını gör...

bunu söyleyenlere inat, " herkese vaktim var"
nefesim yettiğince, bu yürek bu bedende attığınca...
devamını gör...

insan olarak yatıp hamam böceği olarak kalkan gregor samsa'yı aklıma getiren başlıktır. ( dönüşüm romanı ) .
devamını gör...

sporcuların aerobik güçlerini ölçmek amacıyla uygulanan ve 12 dk.' da en çok koşabilecekleri mesafenin belirlendiği saha testidir.

testin esası 12 dakikada koşulabilen uzaklığın metre olarak ifadesidir.
30 yaşının altında olan erkeklerde 2800 m çok iyi, 2401-2800 m iyi, 2001-2400 m orta, 1600-2000 m zayıf, 1600 m'den az ise çok zayıf olarak değerlendirilir.
devamını gör...

(bkz: steve jobs) denen ademoğlu dört bir tarafımıza akıllı telefonları sarmadan önce sol bileğimizde taşıdığımız alet. eskiden itibar nesnesi, statü belirleme aletiydi. orta hallinin kolundaki zamanı, zenginin kolundaki de onu taşıyanın kalibresini gösterirdi. şimdi herkes telefonunun ekranına bir tık atıp zamanı hesaplamaya çalışıyor. kol saati de artık akıllı telefonlarla baş etmeye çalışan bir gariban oldu.
devamını gör...

baştan sona dersek 7. koğuştaki mucize derim ama sahne dersek o çok başka.

üstüne başına böyle süre süre annesinin kucağında şeftali yiyen çocuk bir noktadan sonra elindekinden bıkıyor ve atıyor yere.

o çocuğu annesinin kucağında izleyen yoksul çocuk ise vahşi bir hayvan gibi atlıyor şeftalinin üzerine.

nerdeyse bebeydim bu sahneye denk geldiğimde. o kadar çok ağlamıştım ki kimse susturamamıştı. bildiğin travmatik bir sahnedir bu benim için. hâlâ aklıma gelince kalbim acır, nerede çocuk görsem ve üstü başından yoksul olduğunu anlasam çocuğa bildiğin yemek ısmarlamak için yalvarırım. çünkü bir çocuğun aynı öyle yerde duran yemeğe koşmasını engellemeye çalışıyorum. bir kez daha o görüntüye şahit olsam aklımı kaybedermiş gibi hissediyorum. hatta hayvanlar bile yemeğe koşarak geldiğinde ve ham diye yemeğin üstüne atladığında kalbim sıkışır.

son derece saçma mı? bence öyle. travma dediğin böyle ilginç bir şey.
devamını gör...

kıyafetlerin saltanat usulü ile bir önceki kardeşe devredilmesi durumudur.
devamını gör...

kitap pahalılığının insanı sürüklediği aslında doğru olmayan durum. kitaplar bu kadar pahalı olmasaydı zaten kimse korsan kitap basma gereksinimi duymaz kimse de almazdı.bizi bu duruma,korsan kitap almayın diyenler sürüklüyor ama farkında değiller.
devamını gör...

tuborg tuborg nereye kadar?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vakti zamanında bir vesile pek çok orijinal görselini inceleme fırsatını bulmuştum. orada bir noktaya fena halde takılmıştım. öğrenciler ile birlikte bir eğitimcimizin çekilmiş fotoğrafları vardı. buraya kadar her şey normal elbette. fotoğrafta mı çektirmesinler değil mi? *

ama mevzu şu; aynı eğitimcimizin farklı köy enstitülerinde ve farklı tarihlerde çekilmiş bir kaç fotoğrafına denk geldim. bütün fotoğraflarda eğitimcinin üzerinde aynı takım elbise, aynı yün çoraplar -çoraplar pantolonun üzerine çekilmiş vaziyetteydi- ve yine tahminim odur ki aynı ayakkabılar vardı. fotoğrafların arkasına tarihler yazılmış, hangi köy enstitüsü olduğu da belli. lakin o eğitimci kimdir nedir? bir türlü o bilgiye ulaşamamıştım. sonrasında da çok fazla inceleme yapamadım. başka şeyler girdi araya.lakin ne zaman birisi köy enstitülerinden bahsetse benim gözümde o fotoğraflar canlanır ve o eğitimcimizin hali ahvali gelir gözümün önüne. hangi şartlarda ve zorluklarda bu işe girişildiğini düşünürken bulurum kendimi. hayıflanırım da biraz. bu konu hakkında bilgisi olan ya da daha derin araştırma yapma imkanı bulmuş olan bir yazar arkadaşımız varsa ve kafamdaki fotoğrafın baş kahramanın adını koyabilirse çok sevinirim. bunu yapan arkadaşımız zihinsel anlamda bir tamamlanma yaşamama vesile olmuş olur.

diğer mevzulara ise hiç hiç girmeyeceğim zira herkes neyin ne olduğunu biliyor. enstitülerin kapatılmalarını meşrulaştırmak adına türlü bahaneler üretildi. çoğu da bugünün magazin haberciliği kıvamındaydı. yetiştirdiği eğitimciler, yazarlar ve o güzel kuşak zaten her şeyin ispatı. gerisi laf-ü güzaf...
devamını gör...

bisiklete çok sevinmiştim
devamını gör...

ayyy ne kasmışsınız be.
şunun şurasında bir yüz sene sonra arap masal kitabı olacak.
ne tanrılar gördü bu dünya...
devamını gör...

öneri veren dostlar 400 bin lira nasıl kazanılır onu da tavsiye ederse memnuniyetle okurum dediğim başlıktır.
devamını gör...

"umutları boşa çıkarmayacak" anlamına gelen, aynı zamanda en sık kullandığım latince deyim.
devamını gör...

tam olarak böyle ;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"bütün yaptıklarımdan ve bütün söylediklerimden
kimse anlamaya çalışmasın kim olduğumu
bir engel vardı, bir engel, bütün eylemlerimi
ve baştan aşağı tutumumu değiştiren
hep bir engel vardı tam konuşacağım sıra
susturuverirdi beni
en göze çarpmamış davranışlarımdan
en kapalı sözlerimden, yazdıklarımdan
yalnız onlardan anlaşılabilirim
ama belki de değmez bunca çabaya
bunca dikkate, gerçekte kim olduğumu bulmak,
daha güzel bir toplumda, ilerde
bir başkası tıpkı bana benzeyen
çıkar kuşkusuz, yaşar özgürce."

konstantinos kavafis, yürek yolcularına ithaf olunur
devamını gör...

kitap ve film arasında bariz farklılıklar var. iyi ki de var. zira kitap ciddi anlamda durağan bir kitap. melankolinin dibine vuruyor. kurgu bir eser beklerken, yalnızlık güzellemeleri ve tek başına dünyadan ayrılma korkusu üzerinde sürekli kendisini tekrar ediyor. artı vampirlerde kitap gibi durağan. orada burada kendi hallerinde takılıyorlar. robert'a bir uğrayalım halini hatırını soralım falan gibi bir düşünce tarzları yok. e hal böyle olunca da adam şişenin dibini görmekten önünü göremiyor. yani özetle aksiyondan uzak, konuyu ele alış biçimi zayıf olan bir kitap. sarımsak ve haç ikilisi ile takılmaya devam ediyoruz özetle. kitabın hali ahvali bu olunca film her halükârda kitabın önüne geçiyor. kitabı okumuşsanız ve filmi sonradan izlemişseniz maçın sonucu belli. film zaten maça 1-0 önde başlıyor.

filme gelirsek, filmde en azından aksiyon var diyebiliriz. tamam yalnızız abi, tek başınayız, kafayı kırmak üzereyiz, huniyi de takmışız ama vampirler hareketli. atraksiyon sağlıyorlar. ayrıca vampirlerin et falan yemesine takılmayın. o tarz vampir türleri çeşitli mitolojilerde var. misal türk mitolojisindeki oburlar, meçkeyler, yalmavuzlar falan hep bu fraksiyondan gelen vampirler. yani vampir sadece kan içmez, ette yer. en güzelini de bizim kültürün vampirleri yer. yani zombi değil o deyyuslar özetle.

bu filmin kuşkusuz başrol oyuncusu sam! will simith sadece ona eşlik etmiş. sam'in geyiğin peşinden apartmana girdiği sahne gibi gerilimli sahneyi çok az filmde bulabilirsiniz. muazzam bir sahne bana göre. zaten ben efsaneyim diyen sahne de orası. ipucu olmasın, o kısımlara pek girmeyeceğim ama cidden her ayrıntısı hatırladığım sahnelerden birisidir ve arada açar izlerim. buna rağmen her izleyişim de yine de heyecanlanırım. yani sam' in oyunculuğuna oscar vermemek de ne bileyim halt yemenin abartılmış versiyonu oluyor. şu oscar tarihinde bir kerede bir köpek oscar kazansın ne olacak yani? akademi şu ayrımcı kafadan bir türlü kurtulamadı gitti. kendilerini esefle kınıyorum. kın! o sahnede çekim hataları da var lakin sam' in oyunculuğu hepsini kapatıyor. sam ile ilgili daha fazla şey yazıp çizerim ama efkarlanıyorum. ve o durumda sizi ipucu manyağı ederim, bu sebeple sam güzellemelerime burada son veriyorum.

tabi filmi çekilir kılan detaylardan birisi de bob marley abimiz. sam'in olmadığı noktalar da ona sarılıyorsunuz. bu sebeple kendisi de filmin yardımcı erkek oyuncusu diyebiliriz. hani diyor ya abimiz; ''insanların hayatına müzik ve sevgi aşılarsan, onları tedavi edebilirsin.'' hah diyorsun bulacak tedaviyi az kaldı. bu deyyuslar bob abimizi dinleyerek kendine gelecek, iş nihayete erecek. tabi öyle olmuyor. rastalı vampirler hayalimiz yok olup gidiyor.

ez cümle fena film değildir. will simith'de yanında sam varken iyi oyunculuk çıkarmıştır. * onun haricinde biraz vasat kalmıştır. ha bu arada sam'den sonra en iyi yardımcı kadın oyuncu da samantha'dır onu da unutmayalım. yoksa ayıp etmiş oluruz. robert bu ikisi olmasa arada kaynar giderdi. golf oynayıp, ses kaydı alıp, sağa sola bön bön bakan bir karakter olarak takılır dururdu. bu iki muazzam oyuncuya ne kadar teşekkür etse az.

öyle işte, sırf sam ve sam'in içinde bulunduğu sahneler için bile izlenir bu film.
devamını gör...

iki şekilde uzun süreli ilişki olur birincisi duyguların baskın çıkmasıyla tahammül ve sabırla sürütülen ,yıpratıcı ve genelde sonu hüsranla biten..ikincisi ise kişilerin samimiyetle beraberliklerine, sevgilerine gösterdikleri özen sayesinde gelişen ve sonunda örnek bir çifti temsil eden...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ivan alivazovsky, mehtaplı kıyıdaki figürler, 1858
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim