mansur yavaş'ın 2021 dünya belediye başkanı ödülü’ne aday gösterilmesi
ben seviyorum bu adamı. daha iyi yerlere gelir umarım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
normal sözlük’te tanıdık birilerine rastlamak
kafa dengi bulabilsem de, bol bol sohbet etsem.
ama yaşımdan dolayı zor gözüküyor.
ama yaşımdan dolayı zor gözüküyor.
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
bana kalırsa 'hiç yakıştıramadım' en kötüsü adamı boğasım geliyor böyle deyince
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
din sömürücülerin ve din üzerinde baskı yapanların sonucudur. hatta din tüccarları da denebilir bu kişilere. dini inancı kullanarak insanların saf duygularını suistimal ederler. böylece dini bu şekilde algılayanlar gittikçe soğuyor ve uzaklaşıyorlar.
devamını gör...
bazı kadınların yemek yapmayı hizmetçilik olarak görmesi
hizmetçilik olarak gören kadın değildir; kadına hizmetçilik yaptığı hissettirilmiştir. bunu da genelde eşleri yapar. eve gelen eş, hal hatır sormadan ‘ne yemek var?’ derse ve kadının duygusal ihtiyaçlarını tatmin etmezse, kadın da haliyle kendini ‘hizmetçi’ olarak görür.
devamını gör...
clytie (yazar)
nickaltında edebi ailesinden alamamışlardan edepli olmalarının "rica" edildiği yazar.
bugün yazılanlar karşısında birlikte kahkahalarla güldüğümüz doğrudur. nitekim kimin ne olduğunu biz biliyorduk da, koca sözlüğe anlatmaya kalksaydık bu kadar başarılı olamazdık.
bugün yazılanlar karşısında birlikte kahkahalarla güldüğümüz doğrudur. nitekim kimin ne olduğunu biz biliyorduk da, koca sözlüğe anlatmaya kalksaydık bu kadar başarılı olamazdık.
devamını gör...
aşı
bir insan veya hayvana enjekte edilen, mikropların sebep olduğu hastalıklara karşı bağışıklık gösteren tıbbi madde. uygulanış şekli ister deri içinden, ister deri altından, isterse ağız yoluyla olsun, zayıflatılmış ve kimyasal yollarla hastalık yapma etkisi azaltılmış mikrop kökenli bir maddedir.
mikrobiyolojinin kurucusu olan louis pasteur ilk olarak kuduz aşısını bulmuştur. o zamana kadar öldürücü olan bu hastalığa karşı bulduğu aşıyı, ilk kez 1884 yılında insan üzerinde deneyerek zayıflatılmış virüslerle aşılama yolunu açmıştır. hazırlanmaları şekliyle de virüslü hastalıkların yaptığı aşılar ve bakterilerin yaptığı hastalıklara karşı savaşan aşılar olarak ikiye ayrılırlar.
aşı, son 300 yıl içinde yapılmış ve hepimizin yaşam kalitesini yükseltmiş, çocuk ölüm oranlarını azaltarak ortalama yaşam beklentisini artırmış en önemli tıbbi icatlardan biridir. anılarını anlatan yaşlı insanlardan öğrendiğimiz kadarıyla o dönemlerde yaşamış beş anneden birinin çocuğu ya da kendi ailesinden bireyi, bugün aşı ile önüne geçilebilecek bulaşıcı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmiş. sapasağlam çocukların, çocuk felci illetine yakalanıp ömür boyu sakat kaldığı ve ateşlenip hayatını kaybeden bebeklerin erken yaşta toprağa verildiği tarih, sadece iki nesil öncesi.
mikrobiyolojinin kurucusu olan louis pasteur ilk olarak kuduz aşısını bulmuştur. o zamana kadar öldürücü olan bu hastalığa karşı bulduğu aşıyı, ilk kez 1884 yılında insan üzerinde deneyerek zayıflatılmış virüslerle aşılama yolunu açmıştır. hazırlanmaları şekliyle de virüslü hastalıkların yaptığı aşılar ve bakterilerin yaptığı hastalıklara karşı savaşan aşılar olarak ikiye ayrılırlar.
aşı, son 300 yıl içinde yapılmış ve hepimizin yaşam kalitesini yükseltmiş, çocuk ölüm oranlarını azaltarak ortalama yaşam beklentisini artırmış en önemli tıbbi icatlardan biridir. anılarını anlatan yaşlı insanlardan öğrendiğimiz kadarıyla o dönemlerde yaşamış beş anneden birinin çocuğu ya da kendi ailesinden bireyi, bugün aşı ile önüne geçilebilecek bulaşıcı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmiş. sapasağlam çocukların, çocuk felci illetine yakalanıp ömür boyu sakat kaldığı ve ateşlenip hayatını kaybeden bebeklerin erken yaşta toprağa verildiği tarih, sadece iki nesil öncesi.
devamını gör...
bir matematikçinin ayrılık şiiri
bir matematikçi şiir yazamaz demeyin, yazmış adam hem de ispatlı.
matematik terimlerinden böyle bir duygusallık ben de hiç ummazdım. *
buradan
sana romantik şiirler yazmayacağım artık.
kör olayım yazarsam
sana senin anladığın dilden yazacağım yani.
“matematik” ile yazacağım.
bir “mimar” matematikten anlar ve reel olur.
...
bulunduğum konumu uzun süre düşündüm
sonra kendimi buldum.
ben aşk çemberine teğet geçen bir doğruyum.
tek tesellim hala “doğru” oluşum.
teğet geçme nedenimse;
çemberin sabit duramayışı...
eksiğim yok muydu?
vardı...
ben iki komşu dik kenar arasındaki açı kadar “dik”tim.
90 dereceydim yani.
seni de hep bir “hipotenüs” gibi
hep karşımda duracak sandım
lakin aldandım.
sen bir gün çekip gidince
üçgenimiz bozuldu.
ben de “iki vektör arasındaki bir açı” oldum.
üçgen olmalıydık oysa.
dörtgen olmalıydık.
beşgen olmalıydık.
ne bileyim çokgen olmalıydık.
ama asla “yamuk” olmamalıydık.
yamuğu hiç sevmem.
ne zaman yamuk dense
bir “quasimodo” gelir aklıma.
ve içim cız eder notre-dame’ın kamburuna.
...
matematik sabittir:
2 x 2 = 4.
л = 3.14... gibi.
edebiyat ise değişkendir:
“ah aman gider o yâre haber
yarda yanar bir zaman” misali
olmayacak hayalleri vardır edebiyatın.
ne yâre haber gider ne de yar yanar.
olan sana olur eczacılara gün doğar.
(okulun kapısında seni beklerken
oturduğum o mermerin soğuğunu;
bir ben bilirim bir de
haftalar boyu yutulan antibiyotikler.)
...
“yârin yanağından gayri” demişti üstat.
benim için tektin paylaşılmazdın.
sonra bunun da formülünü buldum.
“4sen 2 + 2sen + 4 = 0”
ne dersin?
bununla kaç tane “içi boş sen” türetilebilir?
bence hiç... dört işlem bilirdim önce
senden önce yani
toplamayı severdim;
toplardım bütün güzellikleri
bölmeyi severdim;
yanlış anlama (ülkemi değil)
ekmeğimi bölerdim yüreğimi bölerdim.
çarpmaya başladım sonra;
kafamı bütün duvarlara.
sen beni bu güzelliklerden çıkardın da
eline ne geçti?
6 ile 5’in toplamından bile 1 kalırken
senin bu sevdadan elinde ne kaldı?
...
sen!
payı paydasından küçük
sen dört işlemin yutan elemanı
sen çarpım tablosunda yolunu şaşırmış x.
bense yanına ilişmiş herhangi bir rakam.
ve sen her defasında
x ’i yalnız bırakabilmek için
beni benimle sadeleştirdin.
biz sana ne değerler verdik de
sen eşitliğin sağına hep değersiz olarak geçtin.
şimdi soruyorum sana:
x ’i yalnız bırakabildin mi?
. . . .
ne hayaller kurmuştum
san dair bana dair.
kısacası bize dair;
kırmızı panjurlu bir evimiz olacaktı
küçük bir bahçe içerisinde
bahçemizde bir de havuz.
havuzumuzu 2 musluk 3 saatte doldururken
1 musluk 2 saatte boşaltacaktı.
iki de çocuğumuz olacaktı.
birinin adını “pascal” koyacaktık.
diğerini “abdülkerim”.
çocuklarımızın yaşları toplamı;
babalarınınkinden 1 eksik.
annelerininkinden 2 fazla olacaktı...
sen “profiterol” yerken
ben “acılı lahmacun” yiyecektim.
aaaatlar dünyasının en aaaat çifti biz olacaktık.
ama olmadı.
olsaydın olacaktı oysa.
ama olması için benim ne olmam gerekiyordu bilemiyorum.
bir “parabol” mü yoksa “parası bol” mu?
ben bir yarım uyaktım
kendi içimde edebiyatvari...
sence ne olmalıydım?
zengin kafiye mi?
...
sana romantik şiirler yazmayacağım artık.
kör olayım yazarsam.
çarpılayım da kendime geleyim.
hatta 10’un 3’e bölümünden kalan
33333... teki 3 gibi
sonsuzlukta boğulayım.
yanayım.
hatta kül olayım.
...
bütün kalbimle sana karşı hissettiklerimi
ve seni görmek istediğimi bildiğin halde
gittin ya;
git…
zıkkımın kareköküne kadar yolun var.
diyemiyorum.
yinede sana reel sayılar kadar reel mutluluklar
cezair gökçen'e aitmiş.
matematik terimlerinden böyle bir duygusallık ben de hiç ummazdım. *
buradan
sana romantik şiirler yazmayacağım artık.
kör olayım yazarsam
sana senin anladığın dilden yazacağım yani.
“matematik” ile yazacağım.
bir “mimar” matematikten anlar ve reel olur.
...
bulunduğum konumu uzun süre düşündüm
sonra kendimi buldum.
ben aşk çemberine teğet geçen bir doğruyum.
tek tesellim hala “doğru” oluşum.
teğet geçme nedenimse;
çemberin sabit duramayışı...
eksiğim yok muydu?
vardı...
ben iki komşu dik kenar arasındaki açı kadar “dik”tim.
90 dereceydim yani.
seni de hep bir “hipotenüs” gibi
hep karşımda duracak sandım
lakin aldandım.
sen bir gün çekip gidince
üçgenimiz bozuldu.
ben de “iki vektör arasındaki bir açı” oldum.
üçgen olmalıydık oysa.
dörtgen olmalıydık.
beşgen olmalıydık.
ne bileyim çokgen olmalıydık.
ama asla “yamuk” olmamalıydık.
yamuğu hiç sevmem.
ne zaman yamuk dense
bir “quasimodo” gelir aklıma.
ve içim cız eder notre-dame’ın kamburuna.
...
matematik sabittir:
2 x 2 = 4.
л = 3.14... gibi.
edebiyat ise değişkendir:
“ah aman gider o yâre haber
yarda yanar bir zaman” misali
olmayacak hayalleri vardır edebiyatın.
ne yâre haber gider ne de yar yanar.
olan sana olur eczacılara gün doğar.
(okulun kapısında seni beklerken
oturduğum o mermerin soğuğunu;
bir ben bilirim bir de
haftalar boyu yutulan antibiyotikler.)
...
“yârin yanağından gayri” demişti üstat.
benim için tektin paylaşılmazdın.
sonra bunun da formülünü buldum.
“4sen 2 + 2sen + 4 = 0”
ne dersin?
bununla kaç tane “içi boş sen” türetilebilir?
bence hiç... dört işlem bilirdim önce
senden önce yani
toplamayı severdim;
toplardım bütün güzellikleri
bölmeyi severdim;
yanlış anlama (ülkemi değil)
ekmeğimi bölerdim yüreğimi bölerdim.
çarpmaya başladım sonra;
kafamı bütün duvarlara.
sen beni bu güzelliklerden çıkardın da
eline ne geçti?
6 ile 5’in toplamından bile 1 kalırken
senin bu sevdadan elinde ne kaldı?
...
sen!
payı paydasından küçük
sen dört işlemin yutan elemanı
sen çarpım tablosunda yolunu şaşırmış x.
bense yanına ilişmiş herhangi bir rakam.
ve sen her defasında
x ’i yalnız bırakabilmek için
beni benimle sadeleştirdin.
biz sana ne değerler verdik de
sen eşitliğin sağına hep değersiz olarak geçtin.
şimdi soruyorum sana:
x ’i yalnız bırakabildin mi?
. . . .
ne hayaller kurmuştum
san dair bana dair.
kısacası bize dair;
kırmızı panjurlu bir evimiz olacaktı
küçük bir bahçe içerisinde
bahçemizde bir de havuz.
havuzumuzu 2 musluk 3 saatte doldururken
1 musluk 2 saatte boşaltacaktı.
iki de çocuğumuz olacaktı.
birinin adını “pascal” koyacaktık.
diğerini “abdülkerim”.
çocuklarımızın yaşları toplamı;
babalarınınkinden 1 eksik.
annelerininkinden 2 fazla olacaktı...
sen “profiterol” yerken
ben “acılı lahmacun” yiyecektim.
aaaatlar dünyasının en aaaat çifti biz olacaktık.
ama olmadı.
olsaydın olacaktı oysa.
ama olması için benim ne olmam gerekiyordu bilemiyorum.
bir “parabol” mü yoksa “parası bol” mu?
ben bir yarım uyaktım
kendi içimde edebiyatvari...
sence ne olmalıydım?
zengin kafiye mi?
...
sana romantik şiirler yazmayacağım artık.
kör olayım yazarsam.
çarpılayım da kendime geleyim.
hatta 10’un 3’e bölümünden kalan
33333... teki 3 gibi
sonsuzlukta boğulayım.
yanayım.
hatta kül olayım.
...
bütün kalbimle sana karşı hissettiklerimi
ve seni görmek istediğimi bildiğin halde
gittin ya;
git…
zıkkımın kareköküne kadar yolun var.
diyemiyorum.
yinede sana reel sayılar kadar reel mutluluklar
cezair gökçen'e aitmiş.
devamını gör...
nickaltı savaşları
lüzumsuz atışma grubu. derdi olan atar özelden mesajını, konuşup halleder.
yazılı iletişim hiçbir zaman yüz yüze yapılana benzemez. yanlış anlamalara çok açıktır. sizin olanca iyi niyetinizle yazdığınız bir şeyi bir başkası 180 derece tersinden anlayabilir. espri yaptığınızı düşünürken birilerini gücendirebilirsiniz. eleştiri yapayım derken saygı sınırını aşabilirsiniz. uzaktan uzağa birine gıcık olup kendi kendinize ona had bildirmek isteyebilirsiniz ama belki de hiç sizin düşündüğünüz gibi bir insan değildir o kişi vesaire vesaire... o nedenle yazılı ortamlarda insanların niyetini tam olarak anlamadan onlara saldırmak bana göre biraz ahmakça bir davranış.
bu tip kavgalar iki tarafın da birbirini anlamadan birbirine daha çok düşman kesilmesine neden oluyor sadece. maksat tüm yazarların önünde bir çeşit şov sergilemekse onu bilemem ama onun dışında hiçbir anlamı yok.
şu ana dek nickaltıma hoşlanmadığım tarzda tanım giren kimsenin nickaltına gidip ileri geri konuşmadım, konuşmam da. yapılmasını da doğru bulmuyorum. illa ki cevap vereceksem bunu onun nickaltında yapmam ve kendisine hakaret de etmem. herkes kendi seviyesini korumakla mükellef.
biliyorum çileden çıkarıyor bazı insanlar ama istediklerini de onlara vermemek gerekiyor sanırım.
yazılı iletişim hiçbir zaman yüz yüze yapılana benzemez. yanlış anlamalara çok açıktır. sizin olanca iyi niyetinizle yazdığınız bir şeyi bir başkası 180 derece tersinden anlayabilir. espri yaptığınızı düşünürken birilerini gücendirebilirsiniz. eleştiri yapayım derken saygı sınırını aşabilirsiniz. uzaktan uzağa birine gıcık olup kendi kendinize ona had bildirmek isteyebilirsiniz ama belki de hiç sizin düşündüğünüz gibi bir insan değildir o kişi vesaire vesaire... o nedenle yazılı ortamlarda insanların niyetini tam olarak anlamadan onlara saldırmak bana göre biraz ahmakça bir davranış.
bu tip kavgalar iki tarafın da birbirini anlamadan birbirine daha çok düşman kesilmesine neden oluyor sadece. maksat tüm yazarların önünde bir çeşit şov sergilemekse onu bilemem ama onun dışında hiçbir anlamı yok.
şu ana dek nickaltıma hoşlanmadığım tarzda tanım giren kimsenin nickaltına gidip ileri geri konuşmadım, konuşmam da. yapılmasını da doğru bulmuyorum. illa ki cevap vereceksem bunu onun nickaltında yapmam ve kendisine hakaret de etmem. herkes kendi seviyesini korumakla mükellef.
biliyorum çileden çıkarıyor bazı insanlar ama istediklerini de onlara vermemek gerekiyor sanırım.
devamını gör...
çocukken düşülen yanılgılar
ezan allah'ın sesiymiş sanırdım. sonra öğrendim aslında öyle bir şey yokmuş.
devamını gör...
cem karaca
her şarkısında kendimden bir şeyler bulduğum sanatçıdır. ülkemizde gerçekten nadir bulunan sanatçılardandır. tek bir kalıpta değil bütün şarkılarında toplumun her kesimine hitap ediyor. bu da onu daha çok sevmeme neden oluyor.
devamını gör...
meja (yazar)
şu tanımda #758288 genel olarak lucifer hakkında yazdıklarının yanlış anlaşıldığını söyleyen yazarımız.
ben de sanırım lucifer hakkında yazdıklarını yanlış anlamışım. özür dilerim. kendisinin sözlük hakkındaki düşüncelerine saygı duyuyorum.
kafa sözlük trolleri başlığına girdiğim şu #756103 tanım; sözlükte yaşanan haksız gidişlere bir tepkiydi ve duygusaldı bir açıdan.
elbette troll trollüğünü yapacak ciddi yazan yine yazacak. bu değişmeyecek. ben de biliyorum. ama içinde bulunmaktan hoşlandığım yerin duyarsız yazarlarla dolması da hoşuma gitmiyor. bunu laik-seküler kesimin yaşam tarzı müdahalelerine verdikleri tepkilere benzetebilirsiniz. o tepkiler de sonuna kadar haklı tepkilerdir, yanlış anlaşılmasın.
meja'nın da lucifer'in yanında duruyormuş gibi görünmesini hem hazmedemedim hem de az önce değindiğim gibi anlamlandıramadım.
bağışlayın beni affınıza sığınıyorum.
ben de sanırım lucifer hakkında yazdıklarını yanlış anlamışım. özür dilerim. kendisinin sözlük hakkındaki düşüncelerine saygı duyuyorum.
kafa sözlük trolleri başlığına girdiğim şu #756103 tanım; sözlükte yaşanan haksız gidişlere bir tepkiydi ve duygusaldı bir açıdan.
elbette troll trollüğünü yapacak ciddi yazan yine yazacak. bu değişmeyecek. ben de biliyorum. ama içinde bulunmaktan hoşlandığım yerin duyarsız yazarlarla dolması da hoşuma gitmiyor. bunu laik-seküler kesimin yaşam tarzı müdahalelerine verdikleri tepkilere benzetebilirsiniz. o tepkiler de sonuna kadar haklı tepkilerdir, yanlış anlaşılmasın.
meja'nın da lucifer'in yanında duruyormuş gibi görünmesini hem hazmedemedim hem de az önce değindiğim gibi anlamlandıramadım.
bağışlayın beni affınıza sığınıyorum.
devamını gör...
dolar aldığınızda bir yılda yüzde 20 kaybediyorsunuz
ağzına kürekle vurma isteği uyandıran bir organizma tarafından öne sürülen ifade. hiç mi ar yok siz de kameralardan milletin gözünün içine baka baka yalan söylemekten zerre çekinmiyorsunuz?
devamını gör...
zihni sinir
zihni sinir, karikatürist irfan sayar tarafından 1977 yılında gırgır dergisi'nde dünyaya gelen pratik zekalı, meraklı ve mizahi bir bilim insanı karikatür karakteridir. tübitak’ın bile dikkatini çekmeyi başarmış, popüler bilim kitapları arasında albümü yayınlanmıştır. bilim ve teknik dergisi'nin arka sayfasında yaklaşık beş yıl buluşlarını okurlarıyla paylaşmıştır. milli eğitim bakanlığı talim terbiye kurulu teknoloji tasarım dersi hazırlığı yaparken onunla ilişkiye geçmiştir. kolay çözülmesi gereken problemlerin çözülmemesinden dolayı biraz sinirlidir. herkesin yaratıcılığını harekete geçirebileceğini vurgular. 3.000’den fazla buluşu vardır.


devamını gör...
yaş ilerledikçe insanı yoran şeyler
sorumluluklar.
devamını gör...
bir zamanlar dillerimizden düşmeyen amatör şarkılar
irem - hayalet sevgilim
devamını gör...

