şu an başlığın hortladığını görüp "ulan yine kimin damarına bastım! bi salın beni be!" demesini sağlayabildiysem harika! biraz ezber bozmak istiyorum izninizle. hoş, izin vermeseniz de yazacağım.

kural gereği tanım: birçok kişi için "sözlük trollü" yahut "ahlâksızın teki" kadar basit ifadelerle tanımlanıp geçilen (ki bu tanımları yapanlara da kızmak zor, tarzı ve üslubu malum) biri olsa da bana göre başka şekilde tanımlanması gereken yazar.

fakat işin kötüsü, tanımın başka olduğunu biliyorum da, ne olduğunu ben de bilmiyorum. bir zamanlar bir reklam vardı "kızgın kumlardan serin sulara atlamak" cümlesinin geçtiği... işte sanki biraz öyle gibi bu. bir an gelir, öyle bir şey yapar ki kafa göz dalmak isterim ama sonra bir bakarım, hiç bayılmadığı bir şeyi, beni mutlu edeceğini bildiği için yapıverir sessiz sedasız. alakasız bir yerde, hiç sevmediği bir hareket olsa da dayanamayıp hayatına karışacak haddi kendimde bulur ve "aha şimdi yiyeceksin fırçayı! sana ne kızım! diyecek" diye beklerken "tamam canım, yapmam bir daha." deyiverir. ha, yine de bazılarını yapmaya devam eder tabi, o ayrı * ama en azından o an kalbimi kırmaz. bazen o da çok şeydir benim için.

sohbet ederken birden olmadık bir yerden meme çıkıverir, girer şöyle aramıza, yerleşir ve bizi dinler. "bu kimin memesi? sen koydun di mi yine bunu buraya?" demeye kalmadan bir bakarım, hayatına ilişkin planlarından bahsediyor, memeyi falan unut(tur)muş, gardını az da olsa düşürerek. sevmez ama fazla düşürmeyi de... maazallah, ruhunu deler geçer zihnim, her şeyi anlayıveririm, o "same old troll luci" gözüyle bakmam artık ona diye korkar belki de. içinde bir yerlerde, kendisi bile çok farkında olmasa da, hâlâ istediği bazı şeyler olduğundan mıdır, aslında kırılmaz görünse de gayet kırılabilir olduğunun keşfedilmesi mümkün bir durum olduğunu bildiğinden midir, bende bazı beklentilere neden olacağını sandığından mıdır, orası bilinmez ama korktuğunu söyler mi bizim bildiğimiz luci? söylemez, söylemiyor. belki hiç söylemeyecek, belki de o gelecek planlarını gerçekleştirdiği gün her şey çıkıverecek ağzından bir anda, istemli ya da istemsizce. bu sefer korkmadan. şimdilik "değişimi bekliyor".

biraz değişmesine ok'im ama 180 derece olmasın. değişmezse güzel olacak halleri de var çünkü. bıcır bıcır konuşurken, kurduğum cümle sayısının bir anda 1'e düşmesinin nedenini anlayıvermesi mesela... kafamın içini görüyor bazen ama hemen şımarmasın! sadece bazen...

şeytanın tüy dökme mevsiminde yakınından geçmiş, dökülen tüylerin hepsini kapmış, bir kanat yapmış kendine onlardan. kısa süreli ilişkilerden, tek gecelik zevklerden "uzamaya" çalışırken kanat çırptıkça, o kanadın rüzgârı yüzünden daha çok peşine takılma isteği yaratıyor. işte bunlar hep şeytan tüyü... rüzgârla birleşince daha tehlikeli oluyor. "küçük emrah" bakışıyla baksa da yüzüme, o rüzgâr bambaşka şeyler fısıldıyor kulaklara. söylediklerine inanmak isteğiyle "fırıldağın teki bu be!" duygusu arasında pinpon topu gibi gidip geliyorum bazen. tam o sırada "meme" diyor ve soğuk duş eşliğinde fırıldaklık kazanıyor. "başıboş" bir fırıldak...

nereye kadar dönebilir öyle? enerjisinin bittiği yere kadar. biter mi? her şey gibi, o da biter. kendi etrafında dönerken, hayatından geçen tüm kadınların ipleri sarılır bir süre daha fırıldağa ve biraz daha enerji kazanır belki. sonra? hiçbirinin ipi kalmayacak, enerji bitecek. düşeceği yer neresi? fethiye mi? kimin kucağı? "en seksi sözlük kadını"nın mı? yoksa başka planları mı var bilmediğim. sahi, ne biliyorum ki ben onunla ilgili? hiçbir şeyin %5'ini belki... evrenin, evrimin %5'i... şimdilik çözülebilmiş olan tek oran.

içkiyle aram yok ama bir gün discord'dan "koy ulan bana da bir kadeh şarap! beyaz olsun ama, zevksizim ben" diyerek şaşırtma isteğiyle aram iyi. ne olacak sonra? onun kanadı var da benim yok mu? var. söylemiştim daha önce ona da "o resimdeki melek benim" diye. kanatlanıp giderek dikileceğim karşısına. "yalan söyledim sana" diyeceğim. "hangi konuda?" diyecek. hatta belki "yoksa senin memen yok mu? hiç mi yok?" diyecek her zamanki meme arsızlığının arkasına sığınarak. "ben içki içmem. o kadeh boşa gitti." diyeceğim. üzülmeyecek çünkü kendisi içecek onu da. kısa günün zarardan kârı!.. * ama yalan söylemediğimden emin olacağı bir şey var. bu kadar çalkantılı trollük hayatına rağmen, her ne kadar çok kişiyi şaşırtacak hatta belki kızdıracak olsa da bu söyleyeceğim*, yeri çok ayrı benim için. o yüzden biliyor burada kimsenin bilmediklerini, hakkımda.

çok kişi sevmedi/sevmeyecek seni ki zaten umurunda değil. kızdırıp kaçırdıklarının bazıları da yerden göğe dek haklı. belki bana da "amma yazdı bir troll için" diyerek sallayacaklar. sallasınlar, benim de umurumda değil. bu yazdıklarım "trolleri savunan" bir "entel" yazısı, bir sözlük içi mevzusu da değil zaten. hepimiz gibisin, belki en çok benim gibisin, belki de hiç benim gibi değilsin ama sanıldığın gibi "canavar" değilsin, onu biliyorum.

evet, "minnoş" bir yazar da değilsin *, hakkında yazdığın konuların %95'ine hiç mi hiç bayılmıyorum ve sevgi böceğine dönüşüp "var olsun! hep koştursun buralarda" falan demeyeceğim. hatta trollüğü bırakıp normal yazmaya başlasan çok kişiyi de sollayıp geçeceğini biliyorum, o yüzden keşke bir gün kendi isteğinle bırakabilseydin ama bu yazarlık olayının ötesinde düşünürsek diyebilirim ki;

iyi ki tanımışım seni "morningstar".

not: bu tanımın altına "entellere şok" içerikli bir yorum girersen külahları değişiriz *
devamını gör...

alf benim için halk kahramanıdır. bu konuda kaptan mağara adamı ile yarışır ve ondan her daim bir adım öndedir. ''kedi yiyen halk kahramanı mı olur?'' diyenleriniz olacaktır elbet. insan kanı ile beslenen yüzlerce, binlerce adamdan/kadından kahraman oluyor da melmac'in püsküllü, tüylü, sarı yağız delikanlısından mı kahraman olmayacak? bal gibi de olur!

hem şöyle düşünün melmac gezegenindeki tüm saç kurutma makineleri aynı anda çalıştırıldığında ve gezegen yok olduğunda tek kurtulan kimdi? tabi ki de kahramanların hası melmac gezegenin son umudu alf! bu bile onun kahraman ilan edilmesi için kafi. hem alf'in kedi yediğini göreniniz var mı? kedi işi onun dilinde. tamam şanslı ile ilgili bir kaç denemesi oldu ama hepsi de teşebbüs aşamasında kaldı. yani, elinizde kedi yediğini ispat edebileceğiniz hiç bir veri yok. masumiyet karinesi'ni falan da geçtim, alf bu mevzuda direkt beraat etmiştir. o yüzden kedi işini artık unutun! alf, kedi sever bu kendi beyanıdır ama kedi yediği ne görülmüştür ne de duyulmuştur. yeseydi zaten willie tanner'da onu yerdi.

alf, aynı zamanda benim için müşfik kenter demektir. o muazzam seslendirme yüzünden yıllar sonra diziyi orijinal dilinde izleyeyim dediğimde başıma kaynar sular dökülmüştü. ''yooo yooo alf değil bu!'' diyerek haykırmak istediğimi hatırlıyorum. o yüzden alf'in orijinal sesi müşfik kenter'in sesidir ve bu konuda karşıt görüş kabul etmem. o kadar netim. aksini iddia eden de benim gözümde terör örgütü üyesidir!

bakın şimdi aklıma düştü yine; harika bir alf anahtarlığım vardı benim. babamın hediyesiydi. bayağı bir zaman kullandım. hatta üniversite yıllarında bile alf anahtarlığı kullanıyordum. sonra ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama anahtarlık kayboldu gitti. aynısını da bir daha bulamadım. bulsam zaten kaybetme riskine karşın bir düzüne alırım. ama yok yani. benzerlerini gördüm ama aynısını bir daha bulmak kısmet olmadı.

alf denince benim aklıma direkt şu sahne gelir;


old time rock and roll'u melmac üzerine yemin ederim ki, bob seger'dan daha adanmış bir biçimde söylüyor. şu hareketlere bir bakınız. yaşıyor resmen! iliklerine kadar hissediyor. kahramanlar böyledir işte. adanmışlık onların kanında vardır.

tabi bu giriş haricinde bu bölümün ve dizinin en güzel kısmı alf'in filozof yönünü gözler önüne serdiği andır;

will alf'e ''bir uzaylı nasıl bu kadar sorumsuz olabilir ki?'' diye sorduğunda verdiği cevabı benim diyen filozof veremez. ''sorumsuz değildim ki, acıkmıştım.''

efkarlandım yahu. alf'i saçma sapan bir finalle aramızdan alıp götüren tom patchett ve paul fusco umarım melmac gezegenini yeniden keşfedersiniz ve tüm saç kurutma makineleri açık kalır, siz de seyreylersiniz gümbürtüyü. yalnız nefis beddua ettim. içim soğudu resmen. hadi bana eyvallah.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mutlaka devamı gelmeli dediğim video.
gece gece iyi güldüm. elinize sağlık. *
devamını gör...

hulusi hem babacan hem de fabrikatör amca ismi
devamını gör...

niye açıldı ki bu başlık? bıyık bırakan adam diye başlık açmakla bir farkını göremiyorum. herkes kendini nasıl mutlu hissediyorsa öyle yapsın. karışmayın artık insanlara!
devamını gör...

nezaketten zerre haberi olmayan, her durumda olayda sadece kendini düşünen ve sadece kendi iyiliği için çabalayan bunun için başka insan veya canlılara kötülük yapmaktan çekinmeyen, yüreğinde her daim kin, nefret olan insandan nefret ederim. kimse sevmez onları zaten. sadece kendileri severler.
devamını gör...

en sevdiğim şarkısını başlığı açan yazar arkadaşım paylaştığı için * diğer sevdiğim şarkısını paylaşmak isterim ben de.

güzel sesli kadın...

devamını gör...

cesaret kaynağı istanbul sözleşmesi'nin geçersiz kılınmasıdır.

madde 32 – zorla evlendirmelerin doğuracağı hukuki sonuçlar
taraflar mağdura gereksiz bir parasal veya idari yük getirmeksizin, zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.
devamını gör...

kirpiler aşırı tatlı değiller mi ?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dunkirk.... (gelibolu)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir kere cesaret ettim ve artık elim sürekli makasa gidiyor bağımlılık oldu *
devamını gör...

dünyanın en iyi müzisyenlerinden olan sting'in 1987 tarihli 'nothing like the sun' albümünde yer alan şarkısıdır.elbette ki kendi bestesidir. fragile,'hassas,kırılgan' anlamındadır.bu eser,bir insanın harika bir kalp ve harika bir gitar ile neler başarabileceğinin kanıtıdır.
insanların birbirine karşı uyguladığı şiddete ve insanın aslında ne denli güçsüz ,hassas olduğuna dair bundan daha anlamlı olan başka bir eser bilmemekteyim kendi adıma.
''şiddet hiçbir zaman bize bir şey kazandırmadı,asla da kazandırmayacak,
ne denli hassas olduğumuzu unutmayalım diye,durmadan yağar yağmur.tıpkı bir yıldızın gözyaşları gibi.''

edit: muhteşem bir cover bırakayım:
devamını gör...

yazacaklarim tecrube midir veyahut kisisel bir tespit midir bilmiyorum...hani cevremizde enerjisi yuksek, pozitif insanlar vardir ya, bizim gozumuz de olabildigince dertsiz gibidirler. o aslinda hic oyle degil biliyor musunuz?.. o haller sadece yaralari saklama taktigidir. yuzu cok gulenin ici cok aglar aksine henuz hic denk gelmedim...
devamını gör...

çok değişmemiş ama güzel olmuş. insan ulaşamayacağını bilince daha güzel geliyor insana.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın allah'ın manyağı.

aslında daha erken uyandım da birkaç teknik aksaklıktan dolayı şimdiye günaydın demek nasip oldu. bir de arkadaşlar bu aralar bana bir fotoğraf çekme aşkısı gelmiş, anlatamam. şuna bakın ya;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hediyem olsun size. güne musmutlu başlayın. *
devamını gör...

çok sevilen serimize özel iki kesitimi siz sevgili yazarlarla paylaşıyorum. bugünkü kesitlerimizde sözlük içine ve ekstra olarak küfürlü entry giren yazarlara ne olacağı hakkında bilgi sahibi olacağız.
klavyelerinizi kenara koyun ve keyfini çıkarın.
goodkafas meet the sözlük;
buradan izleyebilirsiniz
goodkafas küfürlü entry hazin son;
buradan izleyebilirsiniz
———————————————————-———-
goodkafas ilk bölüm izlemek için;
goodkafas meet the mods
tüm kesitleri izlemek için;
kafa açan kesitler
devamını gör...

ben hiçbir sözlük erkeğine mesaj atmaya bile tenezzül etmem de buradaki kızlar bence mesaj atacakları sözlük erkeğini iyi seçsin aramızda hakikaten leş insanlar var, dikkat etmelerini öneririm.
devamını gör...

çok hoş bir insan olup şiirlerini de bir o kadar güzel yazmıştır. kolları bağlı odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, garip akımına mensup şairimizdir. yenilikleri de gayet güzel işlemişlerdir bence. her dönemden okumayı sevince hepsini harmanlamayı da seviyorsunuz. “garip” bulmamak lazım yazdıklarını. kendisinin de bu konuda bir askerlik anısı var. 1989 trt arşivden şöyle bırakayım.
devamını gör...

aslında tüm akp'lilerin mentalitesini anlatan cümledir. birçok arkadaş beyaz tv sunucusunun dediklerini dikkate almayın demiş, haklılar aslında ama olay onlarda bitse keşke. inanın akp'lilerin çok ama çok büyük bir kısmı aynı düşüncede. resmen tayyibe tapıyor bu insanlar, asla suçlu bulmuyorlar ve bulmayacaklar da. tayyip ne yaparsa yapsın haklıdır, ne derse desin doğrudur. zıttı düşünülemez onlar için.

hangi zihniyetle karşı karşıyayız, neden bu kadar tehlikeliler ve neden kendilerine izin vermemeliyiz'in cevabını çok güzel veriyor bu cümle aslında.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim