linç kültürünün yaşatılmamasını diliyorum. çok rahatsızsan engelle geç kardeşim. açtığın başlıklara bakıldığında bi karın ağrının olduğu belli, fakat neden bizlerin acaba ne yazmış ki diye bakmamıza ve vakit kaybetmemize sebep oluyorsun?
devamını gör...

gereksiz bir hareket laf kalabalığı ayrıca insanların boş yere sinirleri bozmaktan başka bir şey değil
devamını gör...

ömrümde gördüğüm en çirkin sözlerden biridir.
hakaret ve kızdırmak için söylüyorsan aptalsındır. iltifat olarak söylüyorsan başka bir şey de ne biçim laftır bu.
devamını gör...

zat-ı muhterem
devamını gör...

beni geriyor.

hani güçlü insanlar vardır ki tercihimdir. herkesin tercihleri vardır, benim tercihim güçlü insanlar. çünkü kendim mızmız, her şeyden şikayet eden, en ufak olumsuzluk sonrası dünyası kararan biri değilim. öylesi ile anlaşamam.

haliyle seçimin bana getirdiği insan tipi belli. sanki hayatı boyunca hiçbir olumsuzluk yaşamamış, hiç kötü bir anı olmamış, hiç ağlamamış gibi oturuyor karşında. hiç şikayeti yok ama belki bir gün önce evde tek başınayken ağladı, bilemezsin. ketum. gocuman. kimseye eyvallahı yok. artık başka insanlar ile nasıl anlar yaşadıysa sözünün üstüne söz söylemeye korkuyorlar. dağ taş gibi duruyor orada.

ve işte o insanın gözünde seninle ilintili kocaman bir yumuşak bakış oluyor. bir bakıyor sana, sanki hiç zarar vermezmiş gibi. zarar veren herkesin karşısına dikilir gibi. bir şey söylüyorsun ya da yapıyorsun, arkasına yaslanıyor, gözünde görüyorsun o öfkeyi ama 5 saniye sürüyor. biraz fazla sürse o öfke çok belli bağıracak, bu bana uymaz diyip çekip gidecek, tüm ipleri koparacak ama o bakış geri geliyor. gözüne bakarken okşuyor seni, sarıyor, korkma benim yanımda sana kimse hiçbir şey yapamaz diyor.

ve işte bundan daha korkunç bir şey yok. birinin kıyamadığı insan olmak, o bakış, o şefkat tehlikelidir arkadaş. o sıcaklığa alışmak insanın ayarını bozar. insan değişir çünkü, zaman geçer şefkat azalır, kızgınlıklar boyu aşar, sesler yükselir. ve o alışık olmadığın öfke o gözlerde dakikalarca durduğu zaman eskisi kadar sevilmediğini anlarsın. bir bakışla seni artık sevmiyorum der. ağzı ile dese belki inanmazsın ama gözleri ile dese inkar edemezsin.

beni bu nedenle geriyor. niye bakmıyon insanlara uzun uzun diyorlar, bu yüzden bakmıyorum. çünkü alışmamak lazım insanların bakışına.

bi de sana kıyamayan insana karşı sorumluluk hissi oluşuyor, o da ayrı dert. üzmek, kırmak, kavga etmek falan mümkün olmuyor, üzülür diye korkuyorsun. hep içe atarak yaşıyorsun her şeyi.

o yüzden yine ne diyoruz gençler.

y a s ı k.
devamını gör...

moskova'da ki inanılmaz soğuk. uww buradan bile içim ürperdi.
devamını gör...

anı yaşayarak anlamı aramak gerekir. keşif ölene kadar bitmiyor.
evet, her birimiz farklı imtihanlarla öğreniyoruz bu hayatı. ve her yeni tecrübede bu anlam değişiyor. eskiden anlamsız gelen bir durum acı bir tecrübe ile anlamını kanıtlayabilir. ya da tam tersi olabilir.
ama anlam arama işini çok ciddi yaparsak anı kaçırırız. o doz iyi ayarlanmalı.
zamanı tutamıyoruz, biz sürekli değişiyoruz, bari anı elimizde tutalım.
devamını gör...

sabahtan beri yaptığımdır,
bugün marketteyken, radyoda duydum tesadüfen, hemde hiç dinlemediğim dandik bir radyoda, yüzyüzeyken konuşuruz gibi bilinmeyen bir grup veya şarkıcı zannettim ama, hemen "sanırım herşey yolunda" yazıp google dan aradım, daha önce yıldız tilbe nin "hastayım sana" şarkısını çok yüksekten söyleyen çocukmuş,

şarkıyı duyunca, insanı içine alıyor, çocuk sesinin tonunu, kendine özgü hafif pürüzünü de çok yakınınızda söylüyormuş gibi duyuruyor, arada yükseldiğim zamanlarda, alkolün yanında, diğer şarkısını da dinlemişliğim vardı, ama bunu daha çok beğendim *

devamını gör...

bir şarkı açarım ve ağlarım. ağlayınca hafiflemiş hissediyorum.*
devamını gör...

diğer kızlardan pek farkı olmayan kızlardır.
devamını gör...

yağlı kazığa oturtmak.
devamını gör...

kişilere o ortamda bulunma hissini yaşatan, bilgisayar kaynaklı üç boyutlu ortamlar için kullanılan isimdir.
devamını gör...

şu an da atatürk ilkeleri ile ilgili bir bölüm okuyordum düşünüyorum da atatürk şuanda hayatta olsaydı yapacağı tek şey sizden utanmak olurdu. böyle bilgin bir insanın halkı nasıl bu kadar cahil olabiliyor anlam veremiyorum. düşündüğünüz tek şey ırkçılık aklınız başka bir şeye çalışmıyor ayrıca hewal demek arkadaş,dost demek bu kelimeyi söylediğin için teşekkür ediyorum. benim kürdistan hayalim yok, kürdistan devlet ismi değil bölgesel bir kelime bunu da cahilliğine veriyorum. sadece gerçek olanı söyledim bence sizde hayal dünyanızdan uyanırsanız iyi edersiniz . kimsenin bir şey istediği yok tarihide anlatmak suç olmuş yahu, tabi yalana alışmıssınız gerçekler ağır geliyor sizde haklısınız.
devamını gör...

mutluluk yaşanmaz, hatırlanır.
devamını gör...

benim kurmadığım hayal türüdür. geçici özellikler için karma puanımı harcayacak göz var mı ben de?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

profiterolün havada karada tokatlayacağı versustur.

yaz kış nefasetle tüketilir. akışkan çikolatası ve enfes kremalı hamuru ağzınızda şölen yaratır.
devamını gör...

selpak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hasan izzettin dinamo'nun milli mücadele yıllarını detayları ile aktardığı 8 ciltlik (5 cilt olarak yeniden basılmıştır) romanı. 1918 kasımının cumayı cumartesiye bağlayan gecesinde enver paşanın kaçışı ile başlıyor roman. her şeyin gerçek olduğu bir kurgu tezatlığı okurken insanın hem geçmişe detaylı bir yolculuk yapmasını sağlıyor hem de günümüzde içi boşaltılmış olan pek çok kavramın o yıllarda bir şeyler ifade etmesinin altında eziyor. tarihin gerçek figürleri öyle güzel resmediliyor ki hasan izzattin dinamo tarafından, onlarca karakter ve isim bulunsa bile sanki gerçekten her yüzü görmüş herkes ile tanışmışım gibi kafam karışmamış yabancılık çekmemiştim okurken. dinamo bana bizanslı vakanüvis leo the deacon'u anımsatıyor bu eserden ötürü çünkü deacon kendi gözlemleri üzerinden tarihi aktarmaya gayret etmiş, içinde bulunmadığı bir savaşı pek yansıtmamıştı tarihi yazarken. hasan izzettin dinamo deacon gibi tarihi tamamen kendi gözlemleri ve analizleri ile hikayeleştirip oldukça akıcı bir dil ile aktarıyor. tarihi figürlerin bakış açısından olayları aktarırken mümkün mertebe sebep-sonuç ilişkisi kurup ruh hallerini tasvir ediyor ve bu durum gerçeğe en yakın olanı okuyucuya sunmasına olanak sağlıyor. mustafa kemal atatürk'ün hayatına dair ve savaş yıllarında yaptığı zekice, kararlı ve yerinde hamlelerini; yaşadığı zorlukları, yapılan fedakarlıkları daha detaylı ve gerçekçi bir biçimde okuma olanağına da sahip oluyor okuyucu aynı zamanda. kıymeti bilinmemiş, göz ardı edilmiş muhteşem bir eser. devamında hasan izzettin dinamo kutsal barış adında 7 ciltlik (4 cilt olarak yeniden basılmıştır) bir eser daha yazıp yayımlıyor aynı zamanda. "bu sağır ve dilsiz insan kalabalığından hangi yaşatan umuda yönelebilirdi?" sorusunun cevabı niteliğinde okunması gereken bir eser.




hele softalığa, gericiliğe karşı ateş püskürüyorlardı. gericilerin, her türlü ilerlemenin ve gelişmenin önünü kestiğini ve eski düzeni, istibdadın her biçimini desteklediklerini yakından biliyorlardı. yarın da ilk safta karşılarına çıkacak en azılı düşmanların bu gericilik ve gericiler olacağını da seziyorlardı. s.379

dayan­mak, dayanmak, bütün memleketin üzerine yürüyen karanlık felaket dalgalarına karşı dayanmak gerek. her şeyi yitirmedik daha! her şey yitmedi. s.26

enver paşa: "sizin için orduda daima vazife mevcuttur.fakat sofya ataşemiliterliğinde kalmanız daha mühimdir."
mustafa kemal: "vatanın müdafaasına ait fiili vazifelerden daha mühim ve ulu vazife olamaz.arkadaşlarım ateş hatlarında bulunurken ben sofya'da ataşemiliterlik yapamam! "
s.488

vahidettin, bu çok önemli öneriden çok hoşlanmıştı. onun istediği de bundan başkası değildi. osmanlı tahtını rakipsiz olarak , tıpkı dedeleri, fatih, yavuz,kanuni gibi yönetmek biricik düşüncesi, idealiydi. ne var ki henüz güçsüzdü. ortamsızdı, örgütsüzdü. talat'la enver'in üzerine bindikleri ittihat ve terakki ejderhası, onu bir lokmada yutabilirdi. enver'i başkumandan vekilliğinden kaldırıp atmak , bütün ordunun dizginini eline almak, çok şanlı bir davaydı. yalnız bunun kurmay başkanlığına mustafa kemal'i getirmek de aynı tehlike ile baş başa kalmak, burun buruna gelmekten başka neydi ki? mustafa kemal, askerlik bilgisi ve görüşüyle, yüksek zekâsı ve seçkin kişiliğiyle onun silik varlığını ezecek, meydandan silecek ve yerine o geçecekti. bu tehlikeyi düşünüp durmasa mustafa kemal onun için çok sağlam payanda direklerin den biri sayılırdı. s.111

enver paşa,onu (atatürk) gölgelemek için çanakkale'nin en kötü savaş bölgesine vermişse de o,burada çanakkale destanının altın sayfalarını yaratmış,hiç olmazsa istanbul'u kurtarmıştı.şimdiyse yalnız bir şehri değil,koca bir türkiye'yi kurtaracaktı. s.374


devamını gör...

evde beni bulurlar mı korkusunu çoktan geçtiğim olay.yanlış şehre gitmesin gerisi önemli değil.birde telefonu zinhar açmıyor kargo şirketleri.öüşteri hizmetlerine bağlanmaya çalışıyosunuz oda hayal.mail atıyosun umarım sorununuz çözülmüştür diye geri cevap geliyor 1 ay sonra sjsjsjsjs.umarım çözülmüştür ne lan sjsjsjjs.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim