kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan
daha 4 gün önce oslo'daki ünlü kunstnernes hus'taydım.
kısa oslo seyahatimde dışavurumculuk konusunda nam salmış ünlü bir ressamın sergisine katılma imkanım oldu. şarap ikramı nedeniyle ismini hatırlayamıyorum.
en çok ilgi gören tablolardan birine dikkat kesilmişken, birden dikkatim 60'larındaki danimarkalı çiftin sohbetiyle bölündü.
"inanılmaz güzel bir tablo, ancak bir "kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan" tanımı kadar değil." dedi yaşlı kadın.
eşi şarabından ufak bir yudum aldıktan sonra alaycı bir şekilde gülümsedi; "onun gibisi bir daha gelecek değil ya."
hemen spotify'dan türk marşı açıp airpods pro'ma yönlendirdim. gözlerimden süzülen iki damla gurur gözyaşı.
sağ ol, var ol.
kısa oslo seyahatimde dışavurumculuk konusunda nam salmış ünlü bir ressamın sergisine katılma imkanım oldu. şarap ikramı nedeniyle ismini hatırlayamıyorum.
en çok ilgi gören tablolardan birine dikkat kesilmişken, birden dikkatim 60'larındaki danimarkalı çiftin sohbetiyle bölündü.
"inanılmaz güzel bir tablo, ancak bir "kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan" tanımı kadar değil." dedi yaşlı kadın.
eşi şarabından ufak bir yudum aldıktan sonra alaycı bir şekilde gülümsedi; "onun gibisi bir daha gelecek değil ya."
hemen spotify'dan türk marşı açıp airpods pro'ma yönlendirdim. gözlerimden süzülen iki damla gurur gözyaşı.
sağ ol, var ol.
devamını gör...
yaşadığın şehri 3 kelime ile anlat
pismaniye.
simit..
körfez..
simit..
körfez..
devamını gör...
işçi temalı filmler
işçi sınıfının, mavi yakalıların hayatlarına ve sorunlarına değinen filmlerdir. top 20 listesi yapacaktım, sonra haksızlık olmasın diye vazgeçtim. kronolojik ve kişisel bir liste hazırladım. seçki geniş. grev, sendika hakları, vahşi kapitalizme odaklanan filmler: satchka, maden, germinal, karanlıkta uyananlar, ziemia obiecana, la classe operaia va in paradiso. kadın işçilerin zor yaşam koşulları ve hakları için norma rae, north country, deux jours, une nuit. acı tatlı dram filmi izlemek isteyenler için whisky, los lunes al sol, i, daniel blake. komedi de olsun diyenler için modern times, blue collar. klasik olsun diyenler için ladri di biciclette, on the waterfront. roman uyarlaması olsun diyenler için of mice and men, germinal. biografik olsun isteyenler için hoffa. psikolojik gerilim de olsun diyenler için the machinist. kafa sözlükteki sinefillere hediyem olsun.
satchka - 1925
yön: sergei m. eisenstein
modern times- 1936
yön: charlie chaplin
the grapes of wrath - 1940
yön: john ford
ladri di biciclette -1948
yön: vittorio de sica
on the waterfront - 1954
yön: elia kazan
saturday night and sunday morning- 1960
yön: karel reisz
karanlıkta uyananlar- 1964
yön: ertem göreç
la classe operaia va in paradiso- 1971
yön: elio petri
otobüs- 1975
yön: tunç okan
ziemia obiecana- 1975
yön: andrzej wajda
blue collar - 1978
yön: paul schrader
maden- 1978
yön: yavuz özkan
days of heaven - 1978
yön: terrence malick
norma rae - 1979
yön: martin ritt
matewan- 1987
yön: john sayles
hoffa - 1992
yön: danny devito
of mice and men- 1992
yön: gary sinise
germinal - 1993
yön: claude berri
dirty pretty things - 2002
yön: stephen frears
los lunes al sol- 2002
yön: fernando león de aranoa
whisky - 2004
yön: juan pablo rebella, pablo stoll
the machinist - 2004
yön: brad anderson
noth country - 2005
yön: niki caro
biutiful- 2010
yön: alejando g. iñárritu
deux jours, une nuit - 2014
yön: jean-pierre dardenne, luc dardenne
i, daniel blake- 2016
yön: ken loach
satchka - 1925
yön: sergei m. eisenstein
modern times- 1936
yön: charlie chaplin
the grapes of wrath - 1940
yön: john ford
ladri di biciclette -1948
yön: vittorio de sica
on the waterfront - 1954
yön: elia kazan
saturday night and sunday morning- 1960
yön: karel reisz
karanlıkta uyananlar- 1964
yön: ertem göreç
la classe operaia va in paradiso- 1971
yön: elio petri
otobüs- 1975
yön: tunç okan
ziemia obiecana- 1975
yön: andrzej wajda
blue collar - 1978
yön: paul schrader
maden- 1978
yön: yavuz özkan
days of heaven - 1978
yön: terrence malick
norma rae - 1979
yön: martin ritt
matewan- 1987
yön: john sayles
hoffa - 1992
yön: danny devito
of mice and men- 1992
yön: gary sinise
germinal - 1993
yön: claude berri
dirty pretty things - 2002
yön: stephen frears
los lunes al sol- 2002
yön: fernando león de aranoa
whisky - 2004
yön: juan pablo rebella, pablo stoll
the machinist - 2004
yön: brad anderson
noth country - 2005
yön: niki caro
biutiful- 2010
yön: alejando g. iñárritu
deux jours, une nuit - 2014
yön: jean-pierre dardenne, luc dardenne
i, daniel blake- 2016
yön: ken loach
devamını gör...
benden bir halt olmaz farkındalığı
birisi size (kendiniz de dahil) 'senden bi bok olmaz' diyorsa umursamayın.
7. sınıfta iken türkçe hocamız tüm sınıfa 'sizden bir bok olmaz. salaksınız siz.' demişti ve ciddi ciddi demişti bunları. aradan yıllar geçti 2020'de odtü psikoloji kazandım.
lütfen kimsenin sizi aşağılamasına izin vermeyin.
7. sınıfta iken türkçe hocamız tüm sınıfa 'sizden bir bok olmaz. salaksınız siz.' demişti ve ciddi ciddi demişti bunları. aradan yıllar geçti 2020'de odtü psikoloji kazandım.
lütfen kimsenin sizi aşağılamasına izin vermeyin.
devamını gör...
duyunca mutlu olunan sesler
yağmur damlalarının sesi.
devamını gör...
space oddity
houstan ile bağlantısı kopunca uzayın derinliklerine doğru yalnız başına sürüklenmeye başlayan major tom,yani binbaşı tomdan bahseden şarkıdır. fakat neyse ki gerçekte yaşanmış bir olay değildir bu,kurmacadır. david bowie'nin space oddity'yi yazmasındaki ilhamının 2001:a space oddyssey filmi olduğu söylenir. bowie'nin ilginç bir özelliği de şarkılarına uzaya dair veya onu çağrıştıran isimler koymayı sevmesidir*. ayrıca tesadüftür ki filmdeki astronotun ismi de david bowman'dır*. zihinlerimize secret life of walter mitty filmi ile kazınmış müthiş bir şarkıdır space oddity.
oddity'nin anlamı ise 'tuhaflık'tır.
oddity'nin anlamı ise 'tuhaflık'tır.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
fikrimden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem.
sözleri çok güzeldir. melodisi ise can alır. bu besteyi yapan, kesin veremden ölmüştür. enstrümental yorumunu yine bizim kıvırcık (bkz: muhlis berberoğlu) uçurmuş. o çalıyor ben söylüyorum.
her bir dertten alan yaman ayrılık
ayrılık ayrılık aman ayrılık
yine düştük üzüme, yine gittik uzaklara.
bu fikri başımdan atabilmirem.
sözleri çok güzeldir. melodisi ise can alır. bu besteyi yapan, kesin veremden ölmüştür. enstrümental yorumunu yine bizim kıvırcık (bkz: muhlis berberoğlu) uçurmuş. o çalıyor ben söylüyorum.
her bir dertten alan yaman ayrılık
ayrılık ayrılık aman ayrılık
yine düştük üzüme, yine gittik uzaklara.
devamını gör...
celal şengör'ün ilber ortaylı'ya dipsiz kuyu pezevenk demesi
tanım: yan yana geldiklerinde iki tatlış dede gibi samimiyetle konuşan ikilinin dışa yansıyan samimiyeti.
atayizsindir ama "vallahi billahi kikiki" dersin. atayizler şok. *
bir de mesaj limiti doldu uyarısı alan bir ben bırakayım. faşistsin yoldaş, yönetim istifa! *
instagram girişi yapamayanlar için;
atayizsindir ama "vallahi billahi kikiki" dersin. atayizler şok. *
bir de mesaj limiti doldu uyarısı alan bir ben bırakayım. faşistsin yoldaş, yönetim istifa! *
instagram girişi yapamayanlar için;
devamını gör...
rezil de eder vezir de
herhangi bir şeyin insanı daha yukarı taşıyabileceği gibi daha da aşağıya çekebileceğini anlatan söz öbeğidir.
para, bu duruma verilebilecek en iyi 'şey'dir.
para, bu duruma verilebilecek en iyi 'şey'dir.
devamını gör...
sözlükteki dağınıklığın toplanması gerekliliği
örneğin sözlükte iki tane "tip benim için önemli değil diyen kız" başlığı gördüm, bu başlıktan iki tane olması bence düzeni bozar.
lütfen başlık açmadan önce kabaca göz gezdirin diğer başlıklara. aynısı olmamasına özen gösterin.
tanım: bir gereklilik.
lütfen başlık açmadan önce kabaca göz gezdirin diğer başlıklara. aynısı olmamasına özen gösterin.
tanım: bir gereklilik.
devamını gör...
yazarlara karamsarlık çöken zaman aralığı
akşam altı ile yedi otuz arasıdır genellikle. hayat anlamsız gelir, sevdiğim şeyler bile cazibesini tümüyle yitirir, uyku çöker, yatar ve bu uğursuz periyodun geçmesini sessizce, sabırla beklerim. başka ve daha iyimser, enerjik biri olarak kalkar, kaldığım yerden devam ederim, şu ne idüğü belirsiz hayata sonra.
devamını gör...
okumak
okuduğunuzu anlayın lütfen.
"hayvanları çok sevdiğim için hayvan çiftliği kitabını aldım"
"hayvanları çok sevdiğim için hayvan çiftliği kitabını aldım"
devamını gör...
nepotizm
günümüzün sorunlarından bir tanesi. gerçi yıllar önce de coğrafya gözetmeksizin vardı ve var olacak !
papaların kendilerini yaradan adayıp bakir bir hayat idame ettiklerinden yeğenlerini bir yere getirme uğraşlarına verilen isim. ah papa ah. sormayacak mı yaradan kul hakkını? swh
ülkemizde özel sektör ve kamuda bir şekilde tanık ya da muhattap olduğumuz adam kayırmacılık.
böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah
adam genel müdür şirkete alım olacak vasıfsız yeğenini alıyor. bir de yetmez gibi sıfır deneyimli birini o birimde yetkili yapıyor.
kamu tarafına girersek çıkamayız. her dönemde ayyuka çıkan skandal liyakatsiz atamalar.
papaların kendilerini yaradan adayıp bakir bir hayat idame ettiklerinden yeğenlerini bir yere getirme uğraşlarına verilen isim. ah papa ah. sormayacak mı yaradan kul hakkını? swh
ülkemizde özel sektör ve kamuda bir şekilde tanık ya da muhattap olduğumuz adam kayırmacılık.
böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah
adam genel müdür şirkete alım olacak vasıfsız yeğenini alıyor. bir de yetmez gibi sıfır deneyimli birini o birimde yetkili yapıyor.
kamu tarafına girersek çıkamayız. her dönemde ayyuka çıkan skandal liyakatsiz atamalar.
devamını gör...
öd tengri aysar kişi oglı kop ölgeli törümiş
bilge kağanın, kardeşi kül tigin'in ölümü üzerine söylediği sözdür. köktürk anıtlarında geçer.
zaman tanrısı buyurur, insanoğlu hep ölmek için türemiş şeklinde çevrilebilir.
zaman tanrısı buyurur, insanoğlu hep ölmek için türemiş şeklinde çevrilebilir.
devamını gör...
kösedağ savaşı
relax isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
türkiye selçuklu devleti ile moğol devleti arasında yaşanmış olan savaştır.
2. gıyaseddin keyhüsrev, devletin yönetimini sadettin köpek isimli vezirine bırakınca devlet içinde olumsuzluklar başlamıştır.
halk, vezir sadettin köpek’e ve devletin yönetimine karşı yoğun tepki göstermiştir.
halkın bu tepkileri bir süre sonra isyan niteliğine taşındı ve bu süreçte, 1240 yılında anadolu’da baba ishak isyanı baş gösterdi.
baba ishak isyanı sonucu türkiye selçuklu devleti zayıfladı.
türkiye selçuklu devleti’nin zayıflaması, moğol devleti’nin anadolu’ya girişini kolaylaştırdı.
1243 yılında yaşanan bu savaş sonucunda moğol devleti’ne yenilen türkiye selçuklu devleti yıkılma sürecine girdi.
yine bu savaş sonucunda anadolu sahasındaki türk siyasi birliği bozulmuş, çok sayıda bağımsız beylik kurulmuştur.
türkiye selçuklu devleti moğol devleti’nin egemenliğine girmiştir.
devleti ele geçiren moğolların ticaret yollarını ve önemli şehirleri yağmalaması sonucu ticari hayat neredeyse durma noktasına gelmiştir.
yine moğolların bu şehirleri yağmalaması ve ağır vergiler koyması, devlet içinde ekonomik yapının bozulmasına neden olmuştur.
moğol devleti’nin baskısından kurtulmak isteyen türkmenlerin batıya doğru göç etmeleri bu bölgedeki türk nüfusunun artmasına neden olmuştur.
zaten savaşın tek olumlu sonucu da bu gelişmedir.
moğolların baskısı nedeniyle çok sayıda türkmen boyunun ve türk bilim insanının anadolu’ya gelmesi, buranın türkleşme sürecini hızlandırmıştır.
türkiye selçuklu devleti ile moğol devleti arasında yaşanmış olan savaştır.
2. gıyaseddin keyhüsrev, devletin yönetimini sadettin köpek isimli vezirine bırakınca devlet içinde olumsuzluklar başlamıştır.
halk, vezir sadettin köpek’e ve devletin yönetimine karşı yoğun tepki göstermiştir.
halkın bu tepkileri bir süre sonra isyan niteliğine taşındı ve bu süreçte, 1240 yılında anadolu’da baba ishak isyanı baş gösterdi.
baba ishak isyanı sonucu türkiye selçuklu devleti zayıfladı.
türkiye selçuklu devleti’nin zayıflaması, moğol devleti’nin anadolu’ya girişini kolaylaştırdı.
1243 yılında yaşanan bu savaş sonucunda moğol devleti’ne yenilen türkiye selçuklu devleti yıkılma sürecine girdi.
yine bu savaş sonucunda anadolu sahasındaki türk siyasi birliği bozulmuş, çok sayıda bağımsız beylik kurulmuştur.
türkiye selçuklu devleti moğol devleti’nin egemenliğine girmiştir.
devleti ele geçiren moğolların ticaret yollarını ve önemli şehirleri yağmalaması sonucu ticari hayat neredeyse durma noktasına gelmiştir.
yine moğolların bu şehirleri yağmalaması ve ağır vergiler koyması, devlet içinde ekonomik yapının bozulmasına neden olmuştur.
moğol devleti’nin baskısından kurtulmak isteyen türkmenlerin batıya doğru göç etmeleri bu bölgedeki türk nüfusunun artmasına neden olmuştur.
zaten savaşın tek olumlu sonucu da bu gelişmedir.
moğolların baskısı nedeniyle çok sayıda türkmen boyunun ve türk bilim insanının anadolu’ya gelmesi, buranın türkleşme sürecini hızlandırmıştır.
devamını gör...
rezalet şarkıların milyonlarca dinlenmesi
hak verdiğim skandal durumdur. arkadaş bir giriyorum youtube'a, yok efenim mozart, handel, shostakovich... ben bu zatların şarkılarının notalarını anaokulundayken kağıtlara yazıyordum do majör, si bemol şeklinde. beğenmeyip çöpe atıyordum.
devamını gör...
ölümün en iyi tanımı
ölümün en iyi tanımı ölümdür. bir kelimenin bu kadar korku saldığı da görülmemiştir. ki bir çok insan yok sayar bu kelimeyi. kılıflara sarar. alt etmeye çalışır. ama nafile, gelecektir o gün. o yüzden:
“ölmeden önce ölünüz.”
hadis-i şerif
“ölmeden önce ölünüz.”
hadis-i şerif
devamını gör...
sosyalizm vs kemalizm
evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı...
bu sözler mustafa kemal'in "harp okulu" yıllarında günlüklerine yazmış olduğu notlarda bulunuyor. kimileri bu sözleri, gençlik ateşi ve algısı içerisinde değerlendirme yoluna gitse de esasen bunun böyle olmadığını görüyoruz; eğer bu tez doğru olsaydı, mustafa kemal 1921 yılında "hakimiyet-i milliye"de şu sözlerin altına imzasını atmazdı;
"sağa mı sola mı nereye gideceğiz? herhalde sağa değil. çünkü insanlar, fikirleriyle, siyasetleriyle, ilimleriyle, devamlı olarak aksi istikameti takip ediyorlar."
keza yine doğan avcıoğlu'nun "milli kurtuluş tarihi" adlı eserinde mustafa kemal'in şu sözleri karşımıza çıkıyor;
"bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan asya ve afrika'nın köleleştirilmiş halkları uluslar arası sermayenin (kapitalizmin) kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç dünya işçilerince kavrandığı gün, burjuvazinin gücü sona erecektir. ben buna inanıyorum."
mustafa kemal bu sözleri de 1922 yılında sarf etmiştir!
yurttaşlık bilgisi (medeni bilgiler) esasen mustafa kemal tarafından kaleme alınmış, afet inan tarafından hazırlanmıştır... orada "dayanışma" bölümünde yazılanları okumakta da fayda vardır;
örneğin; "ne var ki, yalnızca bir düşünce olarak ele aldığımız dayanışma kurumları, uygulamada "sosyal yardımlar" adı altında toplanabilir. bu sosyal yardımlara, devlet sosyalistliğine yaklaşarak ulaşılabilir..." (sy: 91)
bütün bunları cepte tutun. asıl anlatmak istediğim mevzuya geleceğim; mustafa kemal elbette sosyalist bir figür değildir. devrimci ve ilerici bir figürdür. bu sebeple de aklı başında her sosyalist mustafa kemal'e ve onun bağımsızlıkçı ve ilerici hareketine ve kendisine saygı gösterir. bundan gocunanların, rahatsız olanların ise derdinin başka olduğu aşikardır.
genç kuşakların başta mustafa kemal olmak üzere dünya tarihinin bütün devrimcilerini derinlemesine inceleyip öğrenmeleri elzemdir. zira şu çok iyi bilinmelidir ki; büyük devrimler öyle gökten zembille inmezler. hepsini tetikleyen olaylar ve kişiler vardır. bir nevi bu insanlar devrimlerin önsözüdür, başlangıç metnidir.
mustafa kemal gibi, simon bolivar gibi, jose marti gibi şahsiyetler de işte bu nokta da önem arz ederler. onlar bir silsilenin çıkış noktalarıdır ve her coğrafyanın sosyalistleri bu çıkış noktalarına, ilerici ve bağımsızlıkçı tavra dayanarak mücadelelerini inşa ederler.
venezüella'da chavez sosyalist bir mücadelenin altına imza attıysa arkasında ki temel etken, simon bolivar'dı, fidel ve che'nin, küba devriminin dayandığı ana nokta jose marti'ydi. ve tabiri caizse reddi miras yoluna gitmedikleri için de başarılı olmuşlardır. kendi geçmişlerinden çıkmış olan devrimcileri sahiplenerek, amacı bir adım öteye götürmeyi başarmışlardır.
küba örneğine bakalım mesela, ilk anlamda bu başkaldırının kimse ''komünist'' bir başkaldırı olduğunu savlayamaz. zira açık bir şekilde ne olduğunu kendisi ortaya koymaktadır. çürümüş bir yönetime karşı girişilmiş yurtsever bir harekettir. sierra maestra bildirisi ilgilenenler için gayet güzel bir kaynak olacaktır. keza bu hareketin ilk evrelerinde psp'de yer almamıştır. yani küba komünist partisi işin içerisinde bile değildir.
castro hareketi ilk elden şunu savunuyordu; ''küba'nın iç işlerine herhangi bir yabancı elin karışmasına düşman olma ilkesi''! ve fidel bu programını ulusçu ve ilerici bir program olduğunun altını bizzat kendisi çizmektedir. pek çok siyaset bilimci sierra maestra'da verilen sözleri solcu, ulusçu bir hareket olarak betimler ve altını çizer. ancak konumuz küba olmadığı için bunların şimdilik ayrıntılarına girmiyorum. gerekirse gireriz!
peki, bu hareket daha sonra ne noktaya gelmiştir? sosyalist bir küba'ya zemin hazırlayabilecek bir yol haritasını çizebilecek bir noktaya!
yurtseverlik, antiemperyalizm bakışı kendisini sol iktisatla ve bakışla bütünlemiş ve devrimin nihai çizgisi belli olmuştur.
sıçrama tahtasını iyi kullanmış ve belirli bir noktaya gelmişlerdir.
küba'daki öznel ara parantezden sonra tekrar konunun ana akışına dönelim;
en başta belirttiğim ve devrimlerin çıkış noktası olarak gördüğüm devrimcilerin, genel itibarıyla nasıl bir rol oynadıklarına bakalım; fransızlar açısından olaya fransız sosyalist jean – jaures şöyle bakıyor;
“jakoben liderler, aslında terörü legalleştirerek ve radikalleştirerek çok daha korkunç olabilecek bir halk terörünü önlemek istiyorlardı. jakobenler, aydınlanma düşüncesinin henüz dar bir elitin sınırlarını aşmadığı köylü bir toplumda, özgürlük ve özellikle eşitlik ilkesini geniş kitlelere yaymışlardır.” (taner timur, sivil toplum, jakobenler ve devrim, mülkiye dergisi, sayı 219.)
esasen görünüm bizde de büyük farklılık arz etmemektedir. mustafa kemal ve anadolu hareketi de saltanat, hilafet gibi halkı tebaa sayan orta çağa ait kurumları tasfiye etmiş, köklü bir eğitim ve kültür devrimine imza atmış ve benzer bir işlev görmüşlerdir.
yine bu harekete farklı ülkelerin sosyalist liderlerinin bakışı da bu çerçevededir.
stalin, sun yat-sen üniversitesi öğrencileriyle konuşurken çinli öğrencilere şöyle soruyordu; ''nerede sizin kemal'iniz?''
mao zetung ‘`yeni demokrasi'yi kaleme alırken, ''nerede çin'in kemal'i?'' diyordu...
lenin aralof'a mustafa kemal'le ilgili düşüncelerini şöyle aktarıyordu;
"mustafa kemal paşa, tabi ki sosyalist değildir. ama görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı. kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. ilerici akıllı bir devlet adamı. bizim sosyalist inkılâbımızın önemini anlamış olup, sovyet rusya'ya karşı olumlu davranıyor. o işgalcilere karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum..."
rüştünü ispatlamış ve bu konuda söz sahibi devrimciler mustafa kemal hakkında benzeri ifadeleri kullanıyor. konunun uzamaması açısından, fidel'in söylediklerine, bin bella'nın anlattıklarına girmiyorum. ama merak edenler açıp bakabilir ya da gerekirse onlara da gireriz!
1928 komünist enternasyonal programında ''türk devrimi''nin nasıl tanımladığı ve nasıl selamlandığı ise ayan beyan ortadadır!
sosyalist olmak iddiası taşıyan insanların, bu sözleri ve düşünceleri yok saymaya çalışması gibi bir şey olabilir mi?
rus devrimi'nin olgunlaşma sürecinin altında yatan herzen, çernişevski, bellinski gibi isimler de diğerleri gibi bir ön söz özelliği taşırlar. sahiplenilirler.
lenin 1914'te şöyle bir konuşma yapıyor: “ulusal gurur duygusu bize yabancı bir duygu mu? elbette değil! biz, dilimizi ve yurdumuzu severiz... çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde, güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulmü, aşağılamaları görmek ve duymak bizim için çok acıdır. radiçev'i, dekabristleri, 1870'lerin devrimcilerini kendi içinden yaratmış olan biz büyük rusların, bu zulüm ve aşağılamalara karşı göstermiş olduğumuz direnişten ötürü gurur duyuyoruz.”
şimdi kalkıp, bu cümle içerisinde lenin'in kullanmış olduğu ''biz büyük ruslar'' sözünden ötürü kendisini faşist olmakla suçlayabilecek biri çıkabilir mi? bu mümkün müdür? ama burada ki sahiplenme önemlidir! kendilerinden önce ki devrimcileri nasıl gördüklerini ve onların mirasına nasıl sahiplendiklerini de gözler önüne sermektedir.
sömürgeleştirilmiş ya da yarı sömürge haline getirilmiş bir toplumsal kesitte, toprak ağalarının, feodalitenin, yeni nesil derebeylerinin kol gezdiği, hurafeler ve yobazlığın baskın çıkmaya başladığı bir ortamda sosyalizm hayalinden bile bahsedilemez. emperyalist boyunduruğu kırmış, yobazlığı tasfiye etmiş, antiemperyalist bir mirasa sahip çıkılamamış olmasının acılarını da 68 kuşağı bizzat görmüş, kendi önsözlerini doğru okumuş ve yola koyulmuştur. yöntem yanlışları ve hareketin doğru kurgulanamamış olması konusu ise farklı bir konu olduğu için o kısma da şimdilik girmiyorum.
68 hareketinin bilinen önderleri de kendi topraklarından filizlenmiş olan bu harekete diğer tüm ülkelerde ki devrimcilerin yaptığı gibi sahip çıkmış, onu bir kenara bırakmamıştır.
mahir çayan şu tahlilleri yapar;
kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. kemalizm'in özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır!
kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. bu yüzden, kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.
ülkede, kendi solunda, emperyalizme karşı hiçbir devrimci, ulusal-radikal sınıf hareketi olmadığı, dünyada, bugünkü gibi milli kurtuluş savaşlarının destekçisi bir dünya sosyalist bloğunun olmadığı bir evrede, emperyalizme karşı, dünyada ilk muzaffer olmuş bir halk savaşını veren radikal-milliyetçiler, bu bakımdan, ülkemizin -kökeni osmanlı alt bürokrasisinin ilericiliğine dayanan- bir orijinalitesidir. kemalistler için ülkemizdeki, asker-sivil aydın zümrenin jakobenleri diyebiliriz.
ki görüldüğü üzere oda ön sözüne sahip çıkmaktadır. mücadelesinin girizgâhını yapanlara karşı bir devrimcinin alması gereken tavrı takınmıştır...
mahir gibi deniz'de benzer bir konumlandırmayla olaya yaklaşmaktadır. thko savunma metni her şeyi gözler önüne sermektedir;
keza türkiye sosyalist hareketinin öncü isimleri, mehmet ali aybar, hikmet kıvılcımlı, behice boran gibi düşün insanlarının da miraslarına karşı koruyucu oldukları çok net görülecektir ki söylediğim gibi uzamaması için o ayrıntılara da şimdilik girmeyeceğim gerekmesi halinde onları da aktarırız.
netice olarak; mustafa kemal, simon bolivar, jose marti, sun yat-sen, omar torrijos, jomo kenyatta, muhammed musaddık, samora machel gibi önsözler sosyalistler için iyi okunup tahlil edilmesi gereken, olumlu tüm yönleri ile sahip çıkılması lazım gelen, sosyalist olmayan mücadele adamlarıdır ve saygıyı sonuna kadar hak ederler. mustafa kemal ise bu coğrafya üzerinde saygıyı hak eden en önemli figürdür. o yüzden bir sosyalistin 10 kasım saat 9:05'te ülkesini işgalden kurtaran ve bu coğrafyanın zincirlerini kırıp, makus talihini değiştiren tarihi bir figür için saygı duruşunda bulunması ve onu anması kadar doğal bir şey olamaz.
asıl, sosyalist olduğunu söyleyip, bu unsurları görmezden gelerek, mustafa kemal'i yok saymaya çalışanlar ve ona saldıranlardan korkun. onların fikir dünyasını kazıdığınızda altından çok başka şeylerin çıktığını göreceksiniz. selam olsun mustafa kemal'e ve tüm milli kurtuluşçulara!!!
bu sözler mustafa kemal'in "harp okulu" yıllarında günlüklerine yazmış olduğu notlarda bulunuyor. kimileri bu sözleri, gençlik ateşi ve algısı içerisinde değerlendirme yoluna gitse de esasen bunun böyle olmadığını görüyoruz; eğer bu tez doğru olsaydı, mustafa kemal 1921 yılında "hakimiyet-i milliye"de şu sözlerin altına imzasını atmazdı;
"sağa mı sola mı nereye gideceğiz? herhalde sağa değil. çünkü insanlar, fikirleriyle, siyasetleriyle, ilimleriyle, devamlı olarak aksi istikameti takip ediyorlar."
keza yine doğan avcıoğlu'nun "milli kurtuluş tarihi" adlı eserinde mustafa kemal'in şu sözleri karşımıza çıkıyor;
"bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan asya ve afrika'nın köleleştirilmiş halkları uluslar arası sermayenin (kapitalizmin) kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç dünya işçilerince kavrandığı gün, burjuvazinin gücü sona erecektir. ben buna inanıyorum."
mustafa kemal bu sözleri de 1922 yılında sarf etmiştir!
yurttaşlık bilgisi (medeni bilgiler) esasen mustafa kemal tarafından kaleme alınmış, afet inan tarafından hazırlanmıştır... orada "dayanışma" bölümünde yazılanları okumakta da fayda vardır;
örneğin; "ne var ki, yalnızca bir düşünce olarak ele aldığımız dayanışma kurumları, uygulamada "sosyal yardımlar" adı altında toplanabilir. bu sosyal yardımlara, devlet sosyalistliğine yaklaşarak ulaşılabilir..." (sy: 91)
bütün bunları cepte tutun. asıl anlatmak istediğim mevzuya geleceğim; mustafa kemal elbette sosyalist bir figür değildir. devrimci ve ilerici bir figürdür. bu sebeple de aklı başında her sosyalist mustafa kemal'e ve onun bağımsızlıkçı ve ilerici hareketine ve kendisine saygı gösterir. bundan gocunanların, rahatsız olanların ise derdinin başka olduğu aşikardır.
genç kuşakların başta mustafa kemal olmak üzere dünya tarihinin bütün devrimcilerini derinlemesine inceleyip öğrenmeleri elzemdir. zira şu çok iyi bilinmelidir ki; büyük devrimler öyle gökten zembille inmezler. hepsini tetikleyen olaylar ve kişiler vardır. bir nevi bu insanlar devrimlerin önsözüdür, başlangıç metnidir.
mustafa kemal gibi, simon bolivar gibi, jose marti gibi şahsiyetler de işte bu nokta da önem arz ederler. onlar bir silsilenin çıkış noktalarıdır ve her coğrafyanın sosyalistleri bu çıkış noktalarına, ilerici ve bağımsızlıkçı tavra dayanarak mücadelelerini inşa ederler.
venezüella'da chavez sosyalist bir mücadelenin altına imza attıysa arkasında ki temel etken, simon bolivar'dı, fidel ve che'nin, küba devriminin dayandığı ana nokta jose marti'ydi. ve tabiri caizse reddi miras yoluna gitmedikleri için de başarılı olmuşlardır. kendi geçmişlerinden çıkmış olan devrimcileri sahiplenerek, amacı bir adım öteye götürmeyi başarmışlardır.
küba örneğine bakalım mesela, ilk anlamda bu başkaldırının kimse ''komünist'' bir başkaldırı olduğunu savlayamaz. zira açık bir şekilde ne olduğunu kendisi ortaya koymaktadır. çürümüş bir yönetime karşı girişilmiş yurtsever bir harekettir. sierra maestra bildirisi ilgilenenler için gayet güzel bir kaynak olacaktır. keza bu hareketin ilk evrelerinde psp'de yer almamıştır. yani küba komünist partisi işin içerisinde bile değildir.
castro hareketi ilk elden şunu savunuyordu; ''küba'nın iç işlerine herhangi bir yabancı elin karışmasına düşman olma ilkesi''! ve fidel bu programını ulusçu ve ilerici bir program olduğunun altını bizzat kendisi çizmektedir. pek çok siyaset bilimci sierra maestra'da verilen sözleri solcu, ulusçu bir hareket olarak betimler ve altını çizer. ancak konumuz küba olmadığı için bunların şimdilik ayrıntılarına girmiyorum. gerekirse gireriz!
peki, bu hareket daha sonra ne noktaya gelmiştir? sosyalist bir küba'ya zemin hazırlayabilecek bir yol haritasını çizebilecek bir noktaya!
yurtseverlik, antiemperyalizm bakışı kendisini sol iktisatla ve bakışla bütünlemiş ve devrimin nihai çizgisi belli olmuştur.
sıçrama tahtasını iyi kullanmış ve belirli bir noktaya gelmişlerdir.
küba'daki öznel ara parantezden sonra tekrar konunun ana akışına dönelim;
en başta belirttiğim ve devrimlerin çıkış noktası olarak gördüğüm devrimcilerin, genel itibarıyla nasıl bir rol oynadıklarına bakalım; fransızlar açısından olaya fransız sosyalist jean – jaures şöyle bakıyor;
“jakoben liderler, aslında terörü legalleştirerek ve radikalleştirerek çok daha korkunç olabilecek bir halk terörünü önlemek istiyorlardı. jakobenler, aydınlanma düşüncesinin henüz dar bir elitin sınırlarını aşmadığı köylü bir toplumda, özgürlük ve özellikle eşitlik ilkesini geniş kitlelere yaymışlardır.” (taner timur, sivil toplum, jakobenler ve devrim, mülkiye dergisi, sayı 219.)
esasen görünüm bizde de büyük farklılık arz etmemektedir. mustafa kemal ve anadolu hareketi de saltanat, hilafet gibi halkı tebaa sayan orta çağa ait kurumları tasfiye etmiş, köklü bir eğitim ve kültür devrimine imza atmış ve benzer bir işlev görmüşlerdir.
yine bu harekete farklı ülkelerin sosyalist liderlerinin bakışı da bu çerçevededir.
stalin, sun yat-sen üniversitesi öğrencileriyle konuşurken çinli öğrencilere şöyle soruyordu; ''nerede sizin kemal'iniz?''
mao zetung ‘`yeni demokrasi'yi kaleme alırken, ''nerede çin'in kemal'i?'' diyordu...
lenin aralof'a mustafa kemal'le ilgili düşüncelerini şöyle aktarıyordu;
"mustafa kemal paşa, tabi ki sosyalist değildir. ama görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı. kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. ilerici akıllı bir devlet adamı. bizim sosyalist inkılâbımızın önemini anlamış olup, sovyet rusya'ya karşı olumlu davranıyor. o işgalcilere karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum..."
rüştünü ispatlamış ve bu konuda söz sahibi devrimciler mustafa kemal hakkında benzeri ifadeleri kullanıyor. konunun uzamaması açısından, fidel'in söylediklerine, bin bella'nın anlattıklarına girmiyorum. ama merak edenler açıp bakabilir ya da gerekirse onlara da gireriz!
1928 komünist enternasyonal programında ''türk devrimi''nin nasıl tanımladığı ve nasıl selamlandığı ise ayan beyan ortadadır!
sosyalist olmak iddiası taşıyan insanların, bu sözleri ve düşünceleri yok saymaya çalışması gibi bir şey olabilir mi?
rus devrimi'nin olgunlaşma sürecinin altında yatan herzen, çernişevski, bellinski gibi isimler de diğerleri gibi bir ön söz özelliği taşırlar. sahiplenilirler.
lenin 1914'te şöyle bir konuşma yapıyor: “ulusal gurur duygusu bize yabancı bir duygu mu? elbette değil! biz, dilimizi ve yurdumuzu severiz... çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde, güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulmü, aşağılamaları görmek ve duymak bizim için çok acıdır. radiçev'i, dekabristleri, 1870'lerin devrimcilerini kendi içinden yaratmış olan biz büyük rusların, bu zulüm ve aşağılamalara karşı göstermiş olduğumuz direnişten ötürü gurur duyuyoruz.”
şimdi kalkıp, bu cümle içerisinde lenin'in kullanmış olduğu ''biz büyük ruslar'' sözünden ötürü kendisini faşist olmakla suçlayabilecek biri çıkabilir mi? bu mümkün müdür? ama burada ki sahiplenme önemlidir! kendilerinden önce ki devrimcileri nasıl gördüklerini ve onların mirasına nasıl sahiplendiklerini de gözler önüne sermektedir.
sömürgeleştirilmiş ya da yarı sömürge haline getirilmiş bir toplumsal kesitte, toprak ağalarının, feodalitenin, yeni nesil derebeylerinin kol gezdiği, hurafeler ve yobazlığın baskın çıkmaya başladığı bir ortamda sosyalizm hayalinden bile bahsedilemez. emperyalist boyunduruğu kırmış, yobazlığı tasfiye etmiş, antiemperyalist bir mirasa sahip çıkılamamış olmasının acılarını da 68 kuşağı bizzat görmüş, kendi önsözlerini doğru okumuş ve yola koyulmuştur. yöntem yanlışları ve hareketin doğru kurgulanamamış olması konusu ise farklı bir konu olduğu için o kısma da şimdilik girmiyorum.
68 hareketinin bilinen önderleri de kendi topraklarından filizlenmiş olan bu harekete diğer tüm ülkelerde ki devrimcilerin yaptığı gibi sahip çıkmış, onu bir kenara bırakmamıştır.
mahir çayan şu tahlilleri yapar;
kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. kemalizm'in özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır!
kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. bu yüzden, kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.
ülkede, kendi solunda, emperyalizme karşı hiçbir devrimci, ulusal-radikal sınıf hareketi olmadığı, dünyada, bugünkü gibi milli kurtuluş savaşlarının destekçisi bir dünya sosyalist bloğunun olmadığı bir evrede, emperyalizme karşı, dünyada ilk muzaffer olmuş bir halk savaşını veren radikal-milliyetçiler, bu bakımdan, ülkemizin -kökeni osmanlı alt bürokrasisinin ilericiliğine dayanan- bir orijinalitesidir. kemalistler için ülkemizdeki, asker-sivil aydın zümrenin jakobenleri diyebiliriz.
ki görüldüğü üzere oda ön sözüne sahip çıkmaktadır. mücadelesinin girizgâhını yapanlara karşı bir devrimcinin alması gereken tavrı takınmıştır...
mahir gibi deniz'de benzer bir konumlandırmayla olaya yaklaşmaktadır. thko savunma metni her şeyi gözler önüne sermektedir;
keza türkiye sosyalist hareketinin öncü isimleri, mehmet ali aybar, hikmet kıvılcımlı, behice boran gibi düşün insanlarının da miraslarına karşı koruyucu oldukları çok net görülecektir ki söylediğim gibi uzamaması için o ayrıntılara da şimdilik girmeyeceğim gerekmesi halinde onları da aktarırız.
netice olarak; mustafa kemal, simon bolivar, jose marti, sun yat-sen, omar torrijos, jomo kenyatta, muhammed musaddık, samora machel gibi önsözler sosyalistler için iyi okunup tahlil edilmesi gereken, olumlu tüm yönleri ile sahip çıkılması lazım gelen, sosyalist olmayan mücadele adamlarıdır ve saygıyı sonuna kadar hak ederler. mustafa kemal ise bu coğrafya üzerinde saygıyı hak eden en önemli figürdür. o yüzden bir sosyalistin 10 kasım saat 9:05'te ülkesini işgalden kurtaran ve bu coğrafyanın zincirlerini kırıp, makus talihini değiştiren tarihi bir figür için saygı duruşunda bulunması ve onu anması kadar doğal bir şey olamaz.
asıl, sosyalist olduğunu söyleyip, bu unsurları görmezden gelerek, mustafa kemal'i yok saymaya çalışanlar ve ona saldıranlardan korkun. onların fikir dünyasını kazıdığınızda altından çok başka şeylerin çıktığını göreceksiniz. selam olsun mustafa kemal'e ve tüm milli kurtuluşçulara!!!
devamını gör...

