marmaray'da yaşanan neden sevişiyorsunuz kavgası
öncelikle gençleri savunan dangalaklar görüyorum. her b*ku özgürlükle bağdaştıran fakat bir başkasının özgürlüğünün umurunda olmadığı dangalaklar. yaklaşın size bir kaç kelamım var.
böyle olaylara güzelleme yapıyorsunuz ya. eşin ve çocuğunla bindin karşında yiyişiyorlar ve çocuğun görüyor ve 4 yaşında ne açıklama yapabilirsin ? aklınız yok anladım da onurunuz da mı yok ? bir toplumda yaşıyorsan kurallarına uyacaksın arkadaş. kamuya açık alanda bu işin cezası 1 ila 3 yıl hapistir.
medeniyiz, özgürlükçüyüz diye diye insan onurunu yerle yeksan edecek ne varsa yapıp savunur hale geldiniz. ulan bu tüm insanların ortak ahlak normu böyle işler halka açık yerlerde yapılmaz. hayvan değilseniz tabi.
direkt yafta hazır yobazsın, akplisin, dincisin diyeceksiniz ama umurumda bile değilsiniz. kusura bakmayın cilali taş devrinde yaşamıyoruz. bu kurallara uymayacak olan defolsun gitsin bu ülkeden sanki avrupa'da halka açık yerde bunu yapmanın cezası yok.
edit : aşağıda nikinin hakkını veren bir köpek hırlamış sana kemik yok dangalak. kudurabilirsin
edit 2 : prensip olarak salyaları akan ve onursuz insanlara cevap vermiyorum, 17 yorumun tamamı seninle aynı fikirdeyken bana meydanı boş buldun diyorsun ya ben bu süper beyine ne cevap verebilirim pırıl pırıl awk. mağarana geri dön lütfen.
böyle olaylara güzelleme yapıyorsunuz ya. eşin ve çocuğunla bindin karşında yiyişiyorlar ve çocuğun görüyor ve 4 yaşında ne açıklama yapabilirsin ? aklınız yok anladım da onurunuz da mı yok ? bir toplumda yaşıyorsan kurallarına uyacaksın arkadaş. kamuya açık alanda bu işin cezası 1 ila 3 yıl hapistir.
medeniyiz, özgürlükçüyüz diye diye insan onurunu yerle yeksan edecek ne varsa yapıp savunur hale geldiniz. ulan bu tüm insanların ortak ahlak normu böyle işler halka açık yerlerde yapılmaz. hayvan değilseniz tabi.
direkt yafta hazır yobazsın, akplisin, dincisin diyeceksiniz ama umurumda bile değilsiniz. kusura bakmayın cilali taş devrinde yaşamıyoruz. bu kurallara uymayacak olan defolsun gitsin bu ülkeden sanki avrupa'da halka açık yerde bunu yapmanın cezası yok.
edit : aşağıda nikinin hakkını veren bir köpek hırlamış sana kemik yok dangalak. kudurabilirsin
edit 2 : prensip olarak salyaları akan ve onursuz insanlara cevap vermiyorum, 17 yorumun tamamı seninle aynı fikirdeyken bana meydanı boş buldun diyorsun ya ben bu süper beyine ne cevap verebilirim pırıl pırıl awk. mağarana geri dön lütfen.
devamını gör...
çoklu kişilik bozukluğu
literatürdeki adı dissosiyatif kimlik bozukluğu'dur.
genellikle çocukluk döneminde yaşanan şiddetli travmadan ve çocuk istismarından kaynaklanır. bu travma aşırı veya tekrarlayan, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar olabilir. bunun dışında genetik ve biyolojik faktörlerin de rol oynadığına inanılmaktadır. kişi, bu dayanılmaz acıyı tek başına kaldıramadığı için kendine farklı kişilikler yaratır. bu kişiliklerin hepsinin farklı bir hikayesi olmakla birlikte yaşları, cinsiyetleri, karakterleri vs. farklıdır. öznel yorumum dayanılmaz acılarını farklı kişilikler yaratarak onlara paylaştırdığı yönünde.
nadir bir hastalıktır, tedavi olarak psikoterapi seansları ve ilaç tedavisi uygulanır. günümüzde birçok dizi ve filme konu olan hastalıktır ayrıca. kill me heal me ve split (film) örnek olarak gösterilebilir.
tabii bu dizi ve film'de 12-24 gibi sayıca çok fazla kimlikler işlenmiş fakat çoklu kişilik bozukluğu diyebilmemiz için 2 tane farklı kişilik/kimlik olması yeterlidir. bu kimliklerin kişinin düşünce ve davranışlarına etki ettiği unutulmamalıdır. bana ilginç gelen bir araştırma sonucunu sizlerle paylaşayım, farklı kimlikler bir bedende farklı ellerini kullanıyorlar. yani bir kişi kendi benliğinde sağ elini kullanırken, diğer kişiliği solak olabilir.
genellikle çocukluk döneminde yaşanan şiddetli travmadan ve çocuk istismarından kaynaklanır. bu travma aşırı veya tekrarlayan, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar olabilir. bunun dışında genetik ve biyolojik faktörlerin de rol oynadığına inanılmaktadır. kişi, bu dayanılmaz acıyı tek başına kaldıramadığı için kendine farklı kişilikler yaratır. bu kişiliklerin hepsinin farklı bir hikayesi olmakla birlikte yaşları, cinsiyetleri, karakterleri vs. farklıdır. öznel yorumum dayanılmaz acılarını farklı kişilikler yaratarak onlara paylaştırdığı yönünde.
nadir bir hastalıktır, tedavi olarak psikoterapi seansları ve ilaç tedavisi uygulanır. günümüzde birçok dizi ve filme konu olan hastalıktır ayrıca. kill me heal me ve split (film) örnek olarak gösterilebilir.
tabii bu dizi ve film'de 12-24 gibi sayıca çok fazla kimlikler işlenmiş fakat çoklu kişilik bozukluğu diyebilmemiz için 2 tane farklı kişilik/kimlik olması yeterlidir. bu kimliklerin kişinin düşünce ve davranışlarına etki ettiği unutulmamalıdır. bana ilginç gelen bir araştırma sonucunu sizlerle paylaşayım, farklı kimlikler bir bedende farklı ellerini kullanıyorlar. yani bir kişi kendi benliğinde sağ elini kullanırken, diğer kişiliği solak olabilir.
devamını gör...
başçarşı
gezerken insanı osmanlı zamanlarına götüren, kendini oraya ait hissettiren, kahve kokan, lokum tadında çarşıdır.
detaylı bilgi için aa haberini bırakıyorum.
www.aa.com.tr/tr/pg/foto-ga...
detaylı bilgi için aa haberini bırakıyorum.
www.aa.com.tr/tr/pg/foto-ga...
devamını gör...
binlerce iyi yazar varken zweig kafka ve sabahattin ali diye tutturmak
bunlar iyi yazarlar olmakla birlikte telif süreleri de dolmuş yazarlardır. yayınevleri sadece kâr amacı güttükleri için bu kitaplara telif de vermeyerek cafcaflı kapaklarla basıp yüzbinlerce adetini piyasaya sürerler. o kadar ki akşam yemeği için bir kap yoğurt almaya girdiğin süpermarketten 3 5 liraya bunları da alabilirsin. oysa ki kendi kültürünü öğrenebileceğin orhan kemal'i kitapçılarda bile bulmak zor geliyor. 1000kitap gibi kitaplarla ilgili bir platformda bu sayılan yazarlar yüzbinlerce okunurken, yeni yetme sosyal medya fenomenlerinin muhtemelen 24 saat içinde yazdığı kitaplar onbinlerce sarılırken yeni nesilin de sadece sosyal medyanın reklamını yaptığı kitaplar dışında bir suat derviş ya da yakup kadri gibi yazarları okumasını tek yolu maalesef öğretmenleri tarafından verilen ödevlerle sınırlıdır. okuyun arkadaşlar, önceliği kendi topraklarınızda yetişmiş muazzam yazarlara vererekten okuyun. herkes kafka'yı, zweig'i okuyor, siz de okuyun ama bir kemal tahir okumadan ölmeyin, ince memed'in neden eşkiya olduğunu, nazım hikmet'in neden mezarının türkiyede olmadığını, faruk nafiz'in sadece halkçı şiirler yazmağını bilerek ölün.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
(bkz: kafa sözlük'ün bitmesi) sözlük bitemedi gitti. şu iki başlığı birleştirin bari, bitişimizde ayrı gayrı olmasın!
devamını gör...
ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
11.olduğum liste.
vallahi sıkıldım. kimse kimsenin yazdığını okumuyor. karşılıklılık esasına dayalı oluşuyor. kim daha fazla birilerine artı oy fav atarsa o karşılığında aldığı puanlarla yükseliyor. evet ben de bunu yapıyorum. oyunun kuralı bu olmuş çünkü. ben kitap istiyorum, sebebi sadece bu
ha, merak edenler için girin bakın kaç tane saçma entryim var, ne yazmışım?
bence bu artı oyu verenler görünmemeli ki okunan ve beğenilenlerin gerçekten beğenildiği belli olsun.
vallahi sıkıldım. kimse kimsenin yazdığını okumuyor. karşılıklılık esasına dayalı oluşuyor. kim daha fazla birilerine artı oy fav atarsa o karşılığında aldığı puanlarla yükseliyor. evet ben de bunu yapıyorum. oyunun kuralı bu olmuş çünkü. ben kitap istiyorum, sebebi sadece bu
ha, merak edenler için girin bakın kaç tane saçma entryim var, ne yazmışım?
bence bu artı oyu verenler görünmemeli ki okunan ve beğenilenlerin gerçekten beğenildiği belli olsun.
devamını gör...
aklın zamansız öldürdükleri yürekte amansız dirilir
cerenylw ukdesi.
başlık paul auster'dan bir alıntı cümlesi içeriyor ancak eksik. sözün tamamını aşağıya bırakıyorum.
"birisini unutmak zorundaysanız bunu sindire sindire yapın çünkü aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir."
başlık paul auster'dan bir alıntı cümlesi içeriyor ancak eksik. sözün tamamını aşağıya bırakıyorum.
"birisini unutmak zorundaysanız bunu sindire sindire yapın çünkü aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir."
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının içtikleri maksimum shot tekila sayısı
arkadaşlar 3..
sizler nasıl hayatlar yaşıyorsunuz ya. hayır minnoş falan değilim midem ve kalbim var aw.
3 biter bitmez şaşı görüyorum.
bir kez daha sorayım.
sizler nasıl hayatlar yaşıyorsunuz?
sizler nasıl hayatlar yaşıyorsunuz ya. hayır minnoş falan değilim midem ve kalbim var aw.
3 biter bitmez şaşı görüyorum.
bir kez daha sorayım.
sizler nasıl hayatlar yaşıyorsunuz?
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'e soru sor
1- #603480 numaralı iletide altını çizdiğim bir husus olan, çaylakların tanımlarının daha sıkı kontrolü ve çaylak moderatörlüğü müessesini uygulamakla ilgili kafanızda bir fikir belirdi mi?
2- #475397 numaralı iletide değindiğim ve yazarların değerli gördükleri yazılarını ön plana çıkararak, bizlerin iğne ile kuyu kazmasını engelleyecek öneri hakkında herhangi bir gelişme var mı?
3- başlık altında dahi geyik boynuzlarını cilalayıp, parlatıp, sitenin kurucusundan direkt olarak cevap alabilecekleri bir ortamda dahi tatava yapan kitlenin, sizin sözlüğü kurarken amaçladığınız hedefle örtüşüp örtüşmediği konusunda ne söylersiniz?
4- kurulma aşamasından beri ciddi emek verdiğinizi düşünürsek, insanların sürekli şikayetleri ve talepleri sonrasında oluşan bir metal yorgunluk yaşıyor musunuz? farklı beklentileri aynı potada eritmek noktasında elinizden geleni yapmanıza rağmen * bu şikayetlerin hepsinin köküne kibrit suyu deyip, dükkanı kapatıp, moskova'ya gittim gelmeyeceğim tarzı bir tabelayı sözlüğe asmak içinizden geçiyor mu?
5- sözlük içerisinde size takılan lakaplar hakkında ne düşünüyorsunuz? sandalyeden düşme hobinizin arka planında ne yatıyor?
6- sözlük trollerinde dahi oluştuğu gözlenen sözlüğe aidiyet duygusu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
7- geçtiğimiz günlerde yaşanan kavimler göçünün müsebbibi kimdir? eski yazarları vampir zannedip kalplerine kazık saplamak isteyen bir kitlenin varlığından haberdar mısınız?
cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
2- #475397 numaralı iletide değindiğim ve yazarların değerli gördükleri yazılarını ön plana çıkararak, bizlerin iğne ile kuyu kazmasını engelleyecek öneri hakkında herhangi bir gelişme var mı?
3- başlık altında dahi geyik boynuzlarını cilalayıp, parlatıp, sitenin kurucusundan direkt olarak cevap alabilecekleri bir ortamda dahi tatava yapan kitlenin, sizin sözlüğü kurarken amaçladığınız hedefle örtüşüp örtüşmediği konusunda ne söylersiniz?
4- kurulma aşamasından beri ciddi emek verdiğinizi düşünürsek, insanların sürekli şikayetleri ve talepleri sonrasında oluşan bir metal yorgunluk yaşıyor musunuz? farklı beklentileri aynı potada eritmek noktasında elinizden geleni yapmanıza rağmen * bu şikayetlerin hepsinin köküne kibrit suyu deyip, dükkanı kapatıp, moskova'ya gittim gelmeyeceğim tarzı bir tabelayı sözlüğe asmak içinizden geçiyor mu?
5- sözlük içerisinde size takılan lakaplar hakkında ne düşünüyorsunuz? sandalyeden düşme hobinizin arka planında ne yatıyor?
6- sözlük trollerinde dahi oluştuğu gözlenen sözlüğe aidiyet duygusu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
7- geçtiğimiz günlerde yaşanan kavimler göçünün müsebbibi kimdir? eski yazarları vampir zannedip kalplerine kazık saplamak isteyen bir kitlenin varlığından haberdar mısınız?
cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
devamını gör...
geceye attila ilhan şiiri bırak
ayrılık sevdaya dahil
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın
rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan
ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın
rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan
ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız
devamını gör...
sizi neden işe alalım sorusu
çünkü neden almayasınız?
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
allice miller yetenekli çocuğun dramı
öz şefkatli farkındalık christopher k. germer
beden kayıt tutar bessel a.van der kolk
seninle başlamadı mark wolynn
pembe fili düşünme zeynep selvili çarmıklı
öz şefkatli farkındalık christopher k. germer
beden kayıt tutar bessel a.van der kolk
seninle başlamadı mark wolynn
pembe fili düşünme zeynep selvili çarmıklı
devamını gör...
savaşmak vs teslim olmak
cevabımız sorunun ne şartlarda sorulduğuna göre değişir.
bir savaş meydanını hayatımıza uyarladığımız düşünülürse savaşmak en iyisidir. düşman birlikleri etrafta dört dönerken öylece oturursak kellemiz gider.
gidip teslim olursak da neyimiz var neyimiz yok, soyup soğana çevirirler. her durumda da yolun sonu savaşmaya çıkıyor. zaten dünyanın kuruluşundan bu yana insanoğlu bir şeyleri savaşarak elde etti. kanımızdaki bu deli cesaret, hırs hep atalarımızdan geliyor. bir de oturarak başarıya ulaşan tek canlı tavuktur.
bir savaş meydanını hayatımıza uyarladığımız düşünülürse savaşmak en iyisidir. düşman birlikleri etrafta dört dönerken öylece oturursak kellemiz gider.
gidip teslim olursak da neyimiz var neyimiz yok, soyup soğana çevirirler. her durumda da yolun sonu savaşmaya çıkıyor. zaten dünyanın kuruluşundan bu yana insanoğlu bir şeyleri savaşarak elde etti. kanımızdaki bu deli cesaret, hırs hep atalarımızdan geliyor. bir de oturarak başarıya ulaşan tek canlı tavuktur.
devamını gör...
kurbağa
türk mitolojisine göre mühim bir hayvandır. tabi, kaplumbağanın yanında esamesi dahi okunmaz ancak yiğidi öldürsek de hakkını vermek zorundayız; bolluk, bereket ve üreme ile ilişkilendirilir. altay kamlarının özellikle kıyafetlerinde kurbağa tılsımları kullandığını görmek mümkün. tuva'da da bazı kamlarda kurbağa tılsımı görmeniz mümkün olabiliyor. aslında kurbağanın kamlar açısından en çok etki icra ettiği nokta; kam'ın esrime anında söz konusu oluyor. altay kamları, bazı kurbağaların derilerini/sırtlarını yaladıktan sonra esrime noktasına geçiş yapıyor. bunun elbette ki bilimsel bir açıklaması var. nasıl ki peru şamanları esrime için lsd içeren ayahuasca bitkisini/çayını kullanıyorsa, bizimkilerde aynı etkiyi kurbağa derisinden temin ediyorlar. sonra gelsin düşsel, zihinsel yolculuklar. * kurbağanın derisinden elde edilen bu sıvı da, kurbağaya kutsiyet atfedilmesine sebep oluyor.
bir de şöyle bir nokta var; (bkz: aygul/@ateist kaplumbağa) şurada bahsedilen tufan mevzusu ile ilgili tuva'lar da * * farklı bir giriş mevcuttur. yer, onların inancına göre bir kurbağanın üzerinde durmaktadır. kurbağa kımıldanırsa tufan kopacağına inanılır. zamanın birinde bu hain kurbağa kımıldanmış ve tufan patlak vermiştir. bu felaketi öncesinden sezinleyen bir ihtiyar ise sal yaparak, hem insanları hem de hayvanları kurtarmıştır. bu hikâye derlemesi potanin tarafından yapılmıştır. ama aynı hikâyeyi tuva türklerinden hali hazırda dinleyebilirsiniz. tabi, ben defalarca, kaplumbağa olmasın o? diye sormama rağmen. beni inatla kurbağa diye cevapladıkları için kendilerine biraz kırgınım ama olsun. onlara öyle öğretmişler. onların bir suçu yok. ben yine de içlerine biraz şüphe salmadım değil. çin kroniklerindeki dubo * anlatılarına biraz bakın da, benim hakkımı yemeyin dedim. artık gerisi onlara kalmış.
bir de şöyle bir nokta var; (bkz: aygul/@ateist kaplumbağa) şurada bahsedilen tufan mevzusu ile ilgili tuva'lar da * * farklı bir giriş mevcuttur. yer, onların inancına göre bir kurbağanın üzerinde durmaktadır. kurbağa kımıldanırsa tufan kopacağına inanılır. zamanın birinde bu hain kurbağa kımıldanmış ve tufan patlak vermiştir. bu felaketi öncesinden sezinleyen bir ihtiyar ise sal yaparak, hem insanları hem de hayvanları kurtarmıştır. bu hikâye derlemesi potanin tarafından yapılmıştır. ama aynı hikâyeyi tuva türklerinden hali hazırda dinleyebilirsiniz. tabi, ben defalarca, kaplumbağa olmasın o? diye sormama rağmen. beni inatla kurbağa diye cevapladıkları için kendilerine biraz kırgınım ama olsun. onlara öyle öğretmişler. onların bir suçu yok. ben yine de içlerine biraz şüphe salmadım değil. çin kroniklerindeki dubo * anlatılarına biraz bakın da, benim hakkımı yemeyin dedim. artık gerisi onlara kalmış.
devamını gör...






