şarkılar olarak bilinen aziz nesin şiiri. şiir aziz nesin'in iki kitaptan oluşan bütün şiirleri isimli şiir derlemesinin ilk kitabında yer alıyor.* yalnızca 22 kelimenin yan yana dizilip, en az deprem vurmuş bir şehir kadar tahribat yaratacağına ihtimal vermek mümkün değil ama aziz nesin'in şiirleri söz konusu olduğunda bazen tek bir kelime bile dokunması gereken yere dokunuveriyor. bir şiirinde şiire tutunmaktan bahsediyor aziz nesin; insan şiirlere tutunsa eksik kalıyor, şarkılara tutunmak istese aziz nesin'in dediği gibi onları da söyletmiyorlar zaten.


insanlar gider şarkıları kalır
şarkılar var uzun
yüzyıllar dolanır
şarkılar var kısa
söylendiği yerde kalır
şarkılar var benim şarkılarım
söyletmezler içimde kalır.

devamını gör...

oynadım 2014 yılları olması lazım
büyücü olarak oynardım o kadarını hatırlıyorum
birgün yeniden oyanayacağım serverları kapatmayın
devamını gör...

gözlerinin güzel olması. yalnız bundan kastım mavi, yeşil, turkuvazla karışık fosforlu pembe gibi renkli göz diye tabir edilen gözler değil.

gözlerinin parlaması, mutluluk içinde fırıl fırıl dönmesi. gerektiğinde de mahsun mahsun bakması.
devamını gör...

arılar, kırmızı rengi algılayamazlar. kırmızı renk onlara koyu mavi olarak görünür.
devamını gör...

öldüğünü hatırlayınca daha da ağır oluyor...
devamını gör...

nuruosmaniye camii, istanbul'daki bir selâtin camiidir. caminin en önemli özelliklerinden bir tanesi osmanlı’nın ilk barok eseri olmasıdır. ismi, “osmanlı’nın nuru” manasına gelir. kapalıçarşı’nın çemberlitaş kapısından çıkınca girilen kapının solunda rastlanabilecek, merkezi bir konumda bulunan bir camidir. caminin dış avlusunun iki kapısından biri kaplıçarşı’ya, diğeri ise çemberlitaş’a açılır. caminin inşâ edildiği konumda daha evvel osmanlı şeyhülislamlarından hoca saadeddin efendi’nin eşi fatma hatun’un mescidi bulunuyordu. ancak bu mescidin yıkılmak üzre olduğu fark edilince ı. mahmud’un emri ile buraya bir camii inşâ edilmeye başlandı. inşaat, mustafa ağa ve yardımcısı mimar simeon tarafından 1748-1755 arasında gerçekleştirilmiştir. osmanlı mimarisinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen eserin inşâsı; devletin, batılılaşma dönemine rastlar. caminin inşâ emrini her ne kadar ı. mahmud vermiş olsa da caminin tamamlanmış halini görmeye ömrü vefa etmemiş ve kardeşi ııı. osman zamanında tamamlanmıştır. caminin isimlendirilmesinde bu etkenin de önemli bir payı olduğunu söyleyebiliriz. cami ile birlikte medrese, imarethane, kütüphane, türbe, çeşme ve sebilden oluşan bir külliye inşa edilmiştir. çevresindeki birkaç dükkân da külliyeye dahildir. barok sanatının etkisi kütüphane, türbe, çeşme ve sebilde de görülmektedir. caminin kütüphanesinde 5000’den fazla yazma ve basma eser bulunmaktadır. yüksek mermer merdivenlerle iki yönden camiye çıkılır. barok üslupta inşa edilen camii, kare plan üzerine inşa edilmiştir. harim kısmı tek bir kubbe ile örtülmüştür. iki yanda revaklı birer koridor bulunur ve bu koridorlardan harim kısmına birer giriş vardır. eteği 32 pencere ile çevrili olan ana kubbe 26 metre çapındadır. osmanlı camilerinde kullanılan en büyük kubbelerden biri olan bu kubbe, duvarların üstüne oturan kemerler tarafından taşınır. kubbe kemerlerinin duvar üzerindeki bitiminde bir kuşak halinde fetih suresi yazılıdır. kubbede ise en-nur suresi’nin 35. ayeti yer alır: “allah, göklerin ve yerin nurudur. cami, beş sıra halindeki 174 pencere ile aydınlatılır. pencereler, barok stilinde ve alçıdandır. beş kubbeli son cemaat yeri u biçimindedir. cami yazıları hattat rasim, abdülhalim, müzehhip ali, mehmet refi efendi'nindir. mihrap, çıkıntılıdır ve klasik osmanlı camilerinden farklı olarak çok köşelidir ve bir yarım kubbe ile kapanmıştır. mahfil katına, ana giriş kapısının iki yanındaki mermer merdivenlerden çıkılır. mahfil katı balkonları doğu ve batı cephelerindeki iki koridor üzerinde uzanır. hünkar mahfili, doğu koridorunun sonunda bulunur. mahfile dışarıdan, padişahın atı üstünde camiye girişine yol veren rampalı bir giriş bağlanmıştır. hünkar mahfili, günümüzde eminönü müftülüğüne hizmet verir. yapıya bitişik iki şerefeli iki minaresinin taş külahları bulunur. kurşun yerine taş alemler ilk defa bu camide kullanılmıştır. cami, revaklı ve çok köşeli bir avluya sahiptir. bu özelliği ile osmanlı mimarisinde türünün tek örneğidir. şadırvanı yoktur, önde ve arkada abdestlikleri vardır, ayrıca ek bir abdestlik giriş kapısı karşısında bodrumdadır.
devamını gör...

yavaş yavaş yaklaşan tanımdır.
#100069
yukarıdaki tanım 2020'nin son ayının başında girilmiş. şu an mayıs'tayız. yani ortalama 5 ayda 900000 tanım girilmiş. sözlüğün çığ gibi büyümesinin ispatı.
devamını gör...

nezaket. bir de nezaket. he bir de nezaket vardı.

diyeceklerim bu kadar
devamını gör...

ülkesini hem sevip, hem de ülkenin geldiği son noktaya üzülen bir kişi olarak, iki videoyu da aynı tepkiyle izledim. "ülkem adına üzgünüm" sözünün karşılığı "ülkemi seviyorum" olamaz bana göre. aklı başında bir insan hem sevip, hem üzülür. zaten üzülmek, sevgi barındıran bir tabirdir. sevmesen, "amaan banane" dersin ve sadece kendi hayatına bakarsın. ama ülkesi adına üzülen insan, ülkesini daha iyi yerlerde, daha farklı koşullarda görmek istiyor demektir.
ben de üzülüyorum. üzüldüğüm çok şey var. onları sıralamıycam şimdi ama bu başlığın konusu olduğu için söyleyim, üzüldüğüm şeylerden biri de; gençlerin bu şekilde kutuplaştırılıp, ayrıştırılması.
65 yaşında bir adam bu ülkenin geleceği değil, bu gençler ülkenin geleceği. zihinlerini, zekalarını sadece bilime yormaları gereken yaşta uğraştıkları, uğraştırıldıkları şeylere bak.
devamını gör...

dune evreninden bir nesne. yaklaşık 20 cm uzunluğunda bir bıçak olarak tasvir edilir. elde ediliş biçimi ise hayli ilginçtir. bu bıçaklar sadece arrakis gezegeninde yaşayan kum solucanlarının dişlerinden yapılır. yerel halk olan fremenler, ölü solucanın dişlerini söküp şekillendirerek üretir bu bıçakları. genelde beyaz renkte olan bu bıçakların, yapısı itibariyle hafifçe parladığı da bilinir. bir görsel;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


genelde ucunda bir zehir olacak şekilde kullanılır. kullanılan zehirlerin çok etkili olduğu bilinmekte.

türkçeye çevirisi; hançer-ül figân veya billurbıçak çeklinde yapılmış. şahsen iki çeviri de hoş olmuş. yine de billurbıçak, aslına daha uygun bir çeviri gibi.

söz konusu bu bıçaklar, fremenler için kutsal sayılırlar. çok az sayıda olması ve şeyh hulud’dan geliyor olması nedeni ile değeri daha da artıyor. bir fremen ve billurbıçak birbirinden ayrı düşünülemez derler. pek tabii bu kutsal nesne, yabancılara gösterilmemektedir. bir fremen değilseniz, bu bıçağa sahip olmak bir yana, göremiyorsunuz bile. gördüğünüz durumlarda ise ölüme çok yakınsınız demektir.
bir diğer husus, bu bıçaklar çekildiğinde, kan akıtılmadan kınına sokulmaz. ki bu kural çok sıkı denetlenir.

billurbıçaklar iki çeşittir. mühürlü ve mühürsüz. mühürlü bıçaklar, sahibinin elektriksel alanından dışarı çıkarılamayacak şekilde üretilmiştir. bu durum, bu bıçakların başkalarının elinde kullanışsız olması ve depolanamaması demektir. bu elektriksel alandan çıkan bıçaklar çabucak deforme olurlar.
mühürsüz bıçaklar ise bir kullanıcıya bağlı olmayan bıçaklardır. depolanabilirler.

peki neden bıçak?
dune evreninin en yaygın teknolojilerinden olan holtzman kalkanı teknolojisinden ötürü, bıçak kullanımı elzemdir. kalkanı aktif olan kişiye karşı lazer silah yahut benzeri patlayıcı nesneler kullanılamaz zira kullanıldığı takdirde atom bombası etkisi gösterir. böyle bir patlamayı ise kimse göze alamaz.
hal böyle olunca, en etkili ve kullanışlı alet olarak bu bıçaklar öne çıkıyor.
söz konusu kalkanlar gelen tüm darbeleri emecek ya da geri püskürtecek bir yapıdadır. tek zayıflığı ise bıçak gibi yavaş kullanılan nesneler, doğal hareketler statüsünde olduğu için, kalkanaktive olmadan delip geçebiliyor.
hem çölde holtzman kalkanının tetiklenmesi demek, tüm solucanlar için açık davetiye gibidir. çünkü solucanlar bu kalkan aktif olunca çıkan sesten fazlasıyla etkilenirler ve direkt sesin kaynağına gidip yoketmeye çalışırlar.

minik bi spoiler’lı kısım;


dune evreninde zaman geçtikçe bu bıçakların sayısı azalmıştır. hatta öyle bir an gelir ki, sahteleri üretilmeye başlanır. bu sahte bıçaklar bile sadece üst düzey kişilerde bulunur. fakat ikinci leto’nun gerçek bir billurbıçağı olduğu bilinmekte.
devamını gör...

en sevdiğim bilimsel terimlerden biridir. tanımını elimden geldiğince yapacağım. hatam olursa affola. uyarılarla elbette ekleme, çıkarma yapılır, gerekirse tanım silinir.
mitokondrilerimizin içinde bulunan bir genetik dnadır. mtdna* olarak da bilinir. zaten bu, bahsi geçen terimin kısaltılmış hali gibi bir şeydir. bu dna, anneden çocuğa geçer, erkekten aktarılmaz. erkek için de buna benzer y kromozomu ademi vardır. bahsettiğim şey ikisi için de geçerlidir. biri sadece babadan çocuğa, diğeri ise sadece anneden çocuğa geçmektedir.
bu dna takip edilerek en eski anne- havva- tespit edilebilir. elbette buradan kasıt dini bir şahsiyet olan havva değildir. bilimsel olarak bunu savunmak da abesle iştigaldir. yine de çok güzel bir bilimsel espri olduğunu düşünüyorum, çok tatlı değil mi :)
bu dna takip edilerek geçmişe doğru gidilerek tam olarak bilinmese de ilk annenin 99.000 ile 234.000 yıl önce yaşamış olduğu düşünülüyor. bakın; bu, ilk insandır demiyorum. sonuçta bilinen bu dnadan önce de muhakkak başka anneler vardı, bir şekilde soyu yok oldu, evrim aşamasında elendi, bize kadar gelmedi.
devamını gör...

unicef'in 1982 yılında bebek ölümlerini azaltmak amacıyla başlattığı programdır ve günümüzde ülkemizde de uygulanmaktadır. bu programın amacı dünya sağlık örgütünün de belirttiği üzere, 5 yaşından küçük her çocuğun büyümesinin izlenmesidir. programın adındaki harflerin açılımı ise şöyledir:
g-rowth monitoring (büyüme gelişmenin izlenmesi)
o-ral rehydration therapy (ağızdan sıvı takviyesi)
b-reastfeeding (emzirme)
ı-mmunization (bağışıklama)
f-ood supplementation (yeterli gıda alımı)
f-emale education (kadınların eğitimi)
f-amily planning (aile planlaması)
devamını gör...

hegel, tek hakikat ölümdür, demiş olabilir. belki de ölüm, hakikati ardında saklayan perdedir.
devamını gör...

ciğerci değil de yenibosna'da kokoreççiye götürmüştüm ben. hatta bitiremediği yarımı ben yemistim. yarım koko kac para ziyan mı olsun.
9 yaşında oğlumuz var şimdi.
devamını gör...

reklamı sevmeyiz o yüzden. bir de bunun malum şahıs versiyonu var.
devamını gör...

trollerin ilgi meraklısı insanların uykuya dalmasından kaynaklandığını düşündüğüm başlıktır.
şu an sözlük gerçekten çok keyifli oluyor.
sanki bütün bilinçli insanlar uyanık gibi hissediyorum.
sözlükte şu an online olan herkese sarılmak istiyorum öyle keyifli geceleri burası.
sarılmak derken şaka yaptım corona var.
devamını gör...

dünya çapında tarihi çağları ilk çağ, orta çağ, yeni çağ ve yakın çağ olarak dörde ayırıyoruz fakat bunların başlangıç - bitiş tarihlerini ve olaylarını avrupa'ya göre daha farklı kabul ediyoruz.

yani, siz bir yabancıya "istanbul'un fethi çağ açıp çağ kapattı, yeni çağ bununla başladı." derseniz size bir yerleriyle güler çünkü ona göre yeni çağ amerika'nın keşfedilmesiyle başlamıştır.

aşağıya tarihi çağların bize ve avrupa'ya göre kabul edilen iki farklı şekliyle şemalarını bırakıyorum, isteyen inceleyip karşılaştırabilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


tanım: az bilinen bilgilerin paylaşıldığı başlık.
devamını gör...

paraná brezilya'nın 26 eyaletinden biridir. başkenti, curitiba'dır. eyalet ülkenin güneyinde paraguay ve arjantin sınırında yer alır. bölge, 1853 yılında, sao paulo eyaletinden ayrılarak, eyalet olmuştur.
kaynak
devamını gör...

tdk tarafından anlamına bakıldığında hastalık manasına gelmekte.
mecazi bir durumda kullanılırsa da aşırı düşkünlük, tutku manasına gelmekte.
kök hali sayrıdır. yapım eki olan -lık ekini alarak sayrılık olmuştur.
sayrı, eski türkçe'den olan sayru kelimesinden dönüşmüştür.

not: bu kelimeyi ilk defa gorgeous'un şu şiirinde:#881256 gördüm.
ilk ayrılıktır herhalde yazım hatası vardır*dedim. meğer doğruymuş.*çok yerinde kullanılmış.

kaynaklar:buradan
buradan
devamını gör...

zodyak’ın 12 burcunun üçüncüsü ikizler burcudur. 21 mayıs – 21 haziran tarihleri arasında doğanlar bu burca mensuptur.

--- alıntı ---

sembolü: ikizler
elementi: hava
olumlu özellikleri: etkileyici, özgün, iş bilen, alımlı, akıllı, maceracı
olumsuz özellikleri: vesveseli, dengesiz, değişken, yargılayıcı, depresif
en sevdiği şeyler: müzik, kitaplar, dergiler, sohbet etmek, kısa gezintiler
nefret ettiği şeyler: yalnız olmak, sınırlandırılmak, tekrar ve rutin, dar görüşlü insanlar, geleneksel moda, otorite figürleri, sessizlik
gizli tutkuları: tüm cevapları bulmak
güçlü yanları: kibar, sevecen, meraklı, uyumlu, yeni fikirleri çabucak öğrenebilir olmaları
zayıf yanları: gergin, tutarsız ve kararsız olmaları

--- alıntı ---
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim