ince ince yasemince
sürahi hanım az sinirlerimizi zıplatmadı zamanında.
devamını gör...
bir patronu karaktersiz yapan detaylar
patron olması yetiyor çoğu zaman. karakterli az sayıdaki patronlarımız alınmasın, selamlar. (bkz: swh)
devamını gör...
dişbudak ağacı
hemen hemen bütün mitolojik öğretilerde haddinden fazlasıyla yer alan güzel ağaç. efsanevi çeşitlilikte folklörü vardır. hafıza ve üşengeçliğimin elverdiği kadarına değineceğim.
iskandinav anlatılarında, odin bilgeliğe kavuşabilmek için dokuz gün dokuz gece boyunca yggdrasil ağacında asılı kalmıştır. yggdrasil bir dişbudak ağacıdır, sonsuz yeşilliktedir ve asgard'ın tam ortasında yer alır. odin'in deneyiminden beridir, dişbudak ağaçlarıı bilgelik ve kutsanmayla bağdaştırılmıştır. odin'in meşhur mızrağı da bir dişbudak ağacından yapılmıştır.
bazı kelt efsanelerine göre dişbudak ağacı tanrı lugh'a kutsal olarak görülmektedir. lugh ve savaşçıları dişbudak ağacından yapılma silahlar taşımışlardır. yılın tekerleğindeki sekiz bayramdan biri olan lughnasadh'da tanrıyla birlikte kutlanır bu ağaç.
yunan mitolojisinde meliae'lerin pek çok hikayesi vardır, bunlar dişbudak ağacında yaşayan nimfa*lardır.
druidlerin üç kutsal ağacından birisidir.
ağaç hakkında günümüzde devam eden çeşitli halk efsaneleri de vardır ve bunların çoğu hayli ilginçtir.
-dişbudakların cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılır. cilt rahatsızlığı geçirmekte olan bir insan cebinde üç gün boyunca iğne taşıyıp sonrasında iğneyi ağacı kabuğuna saplarsa, derideki rahatsızlık insanın cildinden kaybolur ve bir çıkıntı olarak ağacın kabuğunsa geçer.
-cebinde dişbudak yaprağı taşımanın büyük servet getireceğine inanılır.
-irlanda'yı koruyan beş ağaç vardır, bunlardan üçü dişbudak ağacıdır.
-kuzey ingiltere'nin kırsallarındaki bir inanca göre, eğer bir dul uyumadan önce yastığının altında dişbudak yaprağı koyarsa, rüyasında gelecekteki sevdiceğinin görüleriyle buluşturulur.
eyyorlamam bu kadar.
iskandinav anlatılarında, odin bilgeliğe kavuşabilmek için dokuz gün dokuz gece boyunca yggdrasil ağacında asılı kalmıştır. yggdrasil bir dişbudak ağacıdır, sonsuz yeşilliktedir ve asgard'ın tam ortasında yer alır. odin'in deneyiminden beridir, dişbudak ağaçlarıı bilgelik ve kutsanmayla bağdaştırılmıştır. odin'in meşhur mızrağı da bir dişbudak ağacından yapılmıştır.
bazı kelt efsanelerine göre dişbudak ağacı tanrı lugh'a kutsal olarak görülmektedir. lugh ve savaşçıları dişbudak ağacından yapılma silahlar taşımışlardır. yılın tekerleğindeki sekiz bayramdan biri olan lughnasadh'da tanrıyla birlikte kutlanır bu ağaç.
yunan mitolojisinde meliae'lerin pek çok hikayesi vardır, bunlar dişbudak ağacında yaşayan nimfa*lardır.
druidlerin üç kutsal ağacından birisidir.
ağaç hakkında günümüzde devam eden çeşitli halk efsaneleri de vardır ve bunların çoğu hayli ilginçtir.
-dişbudakların cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılır. cilt rahatsızlığı geçirmekte olan bir insan cebinde üç gün boyunca iğne taşıyıp sonrasında iğneyi ağacı kabuğuna saplarsa, derideki rahatsızlık insanın cildinden kaybolur ve bir çıkıntı olarak ağacın kabuğunsa geçer.
-cebinde dişbudak yaprağı taşımanın büyük servet getireceğine inanılır.
-irlanda'yı koruyan beş ağaç vardır, bunlardan üçü dişbudak ağacıdır.
-kuzey ingiltere'nin kırsallarındaki bir inanca göre, eğer bir dul uyumadan önce yastığının altında dişbudak yaprağı koyarsa, rüyasında gelecekteki sevdiceğinin görüleriyle buluşturulur.
eyyorlamam bu kadar.
devamını gör...
sevgilisi olmayan ezik erkek
niye ezik oluyorum acaba diye sorarım.
olmuyorsa bunun benim suçum mu olması gerekiyor veya sevgilim olacak kişinin suçu mu olması gerekiyor?
benim için imkânsız bir ilişki türüdür sevgili olmak mesela.
geleceği olmayan biri olarak karşımdaki insana neyi nasıl vaad edebilirim ?
engeller sadece kişiliklerle alakalı olmayabilir.
insanları yargılarken biraz ama biraz empati yapabilirsiniz. bu sizi küçültmek yerine yuceltir inanın.
olmuyorsa bunun benim suçum mu olması gerekiyor veya sevgilim olacak kişinin suçu mu olması gerekiyor?
benim için imkânsız bir ilişki türüdür sevgili olmak mesela.
geleceği olmayan biri olarak karşımdaki insana neyi nasıl vaad edebilirim ?
engeller sadece kişiliklerle alakalı olmayabilir.
insanları yargılarken biraz ama biraz empati yapabilirsiniz. bu sizi küçültmek yerine yuceltir inanın.
devamını gör...
anaerkil toplum
kadınların ata sayıldığı toplum türü.
türklerin ilk gelenekleridir. bir an önce anaerkil toplum hayatına geçmemiz lazım
türklerin ilk gelenekleridir. bir an önce anaerkil toplum hayatına geçmemiz lazım
devamını gör...
kafa sözlük muhalifleri
az önce beni twitterda takip eden kafa sözlük muhaliflerinin oluşumu. telefon ekranında bildirimi görünce patlamalı kahkaha attım*. abi neden ya? bir insan neden sözlük muhalifi olur? beğenmiyorsan kullanmazsın değil mi...
gülmek için
gülmek için
devamını gör...
normal sözlük'e kalite katabilir miyiz sorunsalı
öncelikle sözlüğün adı cidden kafa olmuş. seçenin zihnine sağlık.
ben de bir çok ekşi çaylak ya da yazarı gibi içeriğine , büyümesine katkıda bulunduğum platformun bilgi kaynağı olma amacından çıkıp öfke nefret ayrımcılık ve bilimum düşünce suçu ile kirlenmiş olmasından bıkmıştım. uzun zamandır alternatif bir oluşum istemekteydim.an itibari ile ekşide kalan bir kaç iyi yazar sayesinde haberdar olduğum kafaya geldim.
içeriği oluşturacak olan bizlersek ve bir iş nasıl başlarsa öyle biterse daha yolun başından ürettiğimiz tanımların , açtığımız başlıkların okuyana bir şey katmasına özen göstermek akıllıca olmaz mıydı?
burada moderasyona da çok iş düşüyor , adil ve yazarın performansını öne çıkaran , manen ödüllendiren bir sistem daha en başından kişinin iştahını artıracaktır.
ben artık vejetaryenlere nefret kusulmasınsan, gaylerin yerden yere vurulmasından, feministlerin suçlu muamelesi gördüğü , buram buram ırkçılık , bağnazlık , sol muhafazakarlığı, sağ ahmaklığı kokan girdilerden bıktım.
kafka konuşulsun istiyorum, elon mask, da vinci tartışılsın istiyorum .
yolsuzluk haberleri kadar sergi haberi de okuyayım, dünya yanarken akepe akepe diye bir tarafımızı yırtmadan evrensel sorunlara da kulak verelim istiyorum .
kısacası kaliteli içerik talep ediyorum.
ben de bir çok ekşi çaylak ya da yazarı gibi içeriğine , büyümesine katkıda bulunduğum platformun bilgi kaynağı olma amacından çıkıp öfke nefret ayrımcılık ve bilimum düşünce suçu ile kirlenmiş olmasından bıkmıştım. uzun zamandır alternatif bir oluşum istemekteydim.an itibari ile ekşide kalan bir kaç iyi yazar sayesinde haberdar olduğum kafaya geldim.
içeriği oluşturacak olan bizlersek ve bir iş nasıl başlarsa öyle biterse daha yolun başından ürettiğimiz tanımların , açtığımız başlıkların okuyana bir şey katmasına özen göstermek akıllıca olmaz mıydı?
burada moderasyona da çok iş düşüyor , adil ve yazarın performansını öne çıkaran , manen ödüllendiren bir sistem daha en başından kişinin iştahını artıracaktır.
ben artık vejetaryenlere nefret kusulmasınsan, gaylerin yerden yere vurulmasından, feministlerin suçlu muamelesi gördüğü , buram buram ırkçılık , bağnazlık , sol muhafazakarlığı, sağ ahmaklığı kokan girdilerden bıktım.
kafka konuşulsun istiyorum, elon mask, da vinci tartışılsın istiyorum .
yolsuzluk haberleri kadar sergi haberi de okuyayım, dünya yanarken akepe akepe diye bir tarafımızı yırtmadan evrensel sorunlara da kulak verelim istiyorum .
kısacası kaliteli içerik talep ediyorum.
devamını gör...
the curse of the fires and of the shadows
irlandalı yazar ve şair william butler yeats tarafından yazılmış kısa öykü. esasında bir efsanenin yeniden yorumlanışı demek daha doğru olur. irlanda ayaklanmasından yaklaşık bir yıl sonra, 1642 yıllarında frederick hamilton; irlandalı bir gal klanı olan o'rourke tarafından yapılan sığır katliamlarının intikamını almak için sligo kasabasını -sligo manastırı dahil olmak üzere- talan eder ve yakar. efsaneye göre sir frederick hamilton ve askerleri geri dönerlerken bu askerlerin bir kısmı sislerin içerisinde yolunu kaybeder. daha sonra kimliği belirsiz biri tarafından atlarını uçuruma sürüp kendilerini öldürmelerine sebep olan bir takım olaylar yaşanır. yeats bu efsaneyi kendi mistik üslubu ile muhteşem bir biçimde yorumluyor.
manastırın sir frederick hamilton ve çok sayıda püriten asker tarafından basılması ile açılıyor öykü. ilk başta hamilton'ın saldır emrine korkudan ötürü hiçbir asker tepki vermiyor fakat hamilton'ı korumakla görevli olan beş asker saldırmaya başlayınca diğerleri de bundan cesaret bularak yakıp yıkmaya başlıyor. yangının arasında, öldüğü düşünülen başrahip kısa bir süre ayağa kalkarak odadaki herkesi hükmedilemez gölgeleri takip etmek ile lanetliyor. bu olayın hemen ardından hamilton ve beraberindeki askerlerin çevirdiği iki gözcü ormanın içerisinde ilerleyen tehlikeden söz ediyor ve hamilton emrine ilk tepki veren beş askeri ormana gönderiyor. ormanda birbirinden tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşayan askerlerin yavaş yavaş korkup, delirecek noktaya gelmeleri ve kendilerine rehberlik eden gizemli ve muhtemelen 'hayali' bir köylü tarafından uçuruma nasıl sürüklendiği aktarılıyor yeats tarafından ve öykü burada son buluyor.
while they stood dumb and motionless with horror, the woman began to speak, saying slowly and loudly: 'did you see my son? he has a crown of silver on his head, and there are rubies in the crown.' then the oldest of the troopers, he who had been most often wounded, drew his sword and cried: 'ı have fought for the truth of my god, and need not fear the shadows of satan,' and with that rushed into the water. ın a moment he returned. the woman had vanished, and though he had thrust his sword into air and water he had found nothing.
manastırın sir frederick hamilton ve çok sayıda püriten asker tarafından basılması ile açılıyor öykü. ilk başta hamilton'ın saldır emrine korkudan ötürü hiçbir asker tepki vermiyor fakat hamilton'ı korumakla görevli olan beş asker saldırmaya başlayınca diğerleri de bundan cesaret bularak yakıp yıkmaya başlıyor. yangının arasında, öldüğü düşünülen başrahip kısa bir süre ayağa kalkarak odadaki herkesi hükmedilemez gölgeleri takip etmek ile lanetliyor. bu olayın hemen ardından hamilton ve beraberindeki askerlerin çevirdiği iki gözcü ormanın içerisinde ilerleyen tehlikeden söz ediyor ve hamilton emrine ilk tepki veren beş askeri ormana gönderiyor. ormanda birbirinden tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşayan askerlerin yavaş yavaş korkup, delirecek noktaya gelmeleri ve kendilerine rehberlik eden gizemli ve muhtemelen 'hayali' bir köylü tarafından uçuruma nasıl sürüklendiği aktarılıyor yeats tarafından ve öykü burada son buluyor.
while they stood dumb and motionless with horror, the woman began to speak, saying slowly and loudly: 'did you see my son? he has a crown of silver on his head, and there are rubies in the crown.' then the oldest of the troopers, he who had been most often wounded, drew his sword and cried: 'ı have fought for the truth of my god, and need not fear the shadows of satan,' and with that rushed into the water. ın a moment he returned. the woman had vanished, and though he had thrust his sword into air and water he had found nothing.
devamını gör...
köy evlerinde her odada banyo olması
leğenden hallice banyolarımız artık her odada buyurun dostlar.
devamını gör...
bok böceği
kendilerine bok böceği dediğimizi duysalar üzülebilecek canlılardır.
devamını gör...
domates reçeli
domatesin geleceği en üst mertebe salçası ve de suyudur. reçel, her yiyeceğe yakışan ve her yiyeceğin taşıyacağı bir gıda değildir. son günlerde, reçel işinin de cılkını çıkardılar.
devamını gör...
nickaltına tanım gelince korkmak
mütemadiyen başıma gelen olay, ne zaman ismimi akış sekmesinde gördüğümde ''acaba ne hata ettim, yine kim sinirlendi acaba?'' diye soruyorum kendime, sonra bakıyorum ki dostlar renklendirmişler, sağolsunlar. o anda o panik, korku yerini sırıtmaya bırakıyor.
devamını gör...
yazarların vatan için yaptıkları
50 tl etmeyecek alışveriş için 250 tl ödedim .
devamını gör...
evlenecek erkekler için öneriler
evlenmeyin.
devamını gör...
madalya almak için tanım yapmak
bir meslek. kulağa öyleymiş gibi geliyor.
vallahi hak ettiğimi söke söke alırım arkadaş! alana da saygı duyarım. *
hakkını almak utanılacak bir şey değil. "başkasının madalyasını bana ver" gibi bir şey yapmıyoruz ki utanalım. hatta keşke "karmam yetse de şunu bunu alsam" diyen arkadaşlar da karmalarını boş yaparak değil madalyalı tanım yazarak yükseltmeye çalışsa. öyle yapsalara daha kısa sürer işleri ama işte bir şey dedik mi kötü oluyoruz. gerçi bana ne, kim ne yazıyorsa yazsın! benim yazdıklarıma karışmasınlar, yeterli...
kendi adıma şunu da söyleyeyim, ben madalya var diye yazmıyorum o tanımları. hangi sözlük hesabıma bakarsanız bakın benzer tanımları görürsünüz. o yüzden ne diyoruuuuz; oyna devam!
vallahi hak ettiğimi söke söke alırım arkadaş! alana da saygı duyarım. *
hakkını almak utanılacak bir şey değil. "başkasının madalyasını bana ver" gibi bir şey yapmıyoruz ki utanalım. hatta keşke "karmam yetse de şunu bunu alsam" diyen arkadaşlar da karmalarını boş yaparak değil madalyalı tanım yazarak yükseltmeye çalışsa. öyle yapsalara daha kısa sürer işleri ama işte bir şey dedik mi kötü oluyoruz. gerçi bana ne, kim ne yazıyorsa yazsın! benim yazdıklarıma karışmasınlar, yeterli...
kendi adıma şunu da söyleyeyim, ben madalya var diye yazmıyorum o tanımları. hangi sözlük hesabıma bakarsanız bakın benzer tanımları görürsünüz. o yüzden ne diyoruuuuz; oyna devam!
devamını gör...
yazarların en son okuduğu kitap
otomatik portakal
devamını gör...
köpek bok yemekten vazgeçmez
madem sözlüğümüzde açıkça bok yazılabiliyor neden bu müthiş sözü kazandırmayalım?
efenim huylu huyundan vazgeçmez gibi bir anlamı vardır aslında. sadece bu biraz daha hard laf. çevremizde köpeksi insanlar vardır ve bunlar asla iflah olmazlar. değiştim dediklerine aldanmamak, tetikte olmak gerek. çünkü bok yemekten vazgeçmeyeceklerdir.
efenim huylu huyundan vazgeçmez gibi bir anlamı vardır aslında. sadece bu biraz daha hard laf. çevremizde köpeksi insanlar vardır ve bunlar asla iflah olmazlar. değiştim dediklerine aldanmamak, tetikte olmak gerek. çünkü bok yemekten vazgeçmeyeceklerdir.
devamını gör...



