ülkenin en iyi çığlık atan kadını.
devamını gör...

gün gelir laikliği tam olarak uygulayan bir yönetime gelirsek, o zaman mümkün. bu badem bıyıklılarla zaten imkansız.
devamını gör...

tüberküloz hastalığının hızlı tanısında kullanılan kültür testidir.
devamını gör...

moderasyonun iyi niyetinden şüphem yok. ama, profesyonellik kısmı da yok.

yoldaş hep diyor ya, burayı kurarken bu kadar büyüyeceğini beklemezdik. hatası da tam olarak bu.
tanım giren moderatör olur mu? burada var, hepsi. her ne kadar gönüllülük esas olarak moderatörler seçilmiş olsa bile sözlük yönetimi bu kişilerdir. yazdıkları tanımlar, fikirler sözlüğün kurumsal fikirleridir de aynı zamanda. daha bunu idrak edemeyen bir yönetimden beklenebilecek harekettir bu esasen.

bu olay da yine profesyonellikten uzak, "benim dediğim olacak, benim kurduğum grupta var, ben ben ben" egosundan kaynaklı bir yönetici kaynaklı.

kısaca evet genel anlamda iyi niyetliler ama hiç profesyonel değiller. daha çok görürüz böyle olayları mantık değişmedikçe.
devamını gör...

osmanlı devleti’nde padişah, vezir gibi devlet büyüklerinin silâhlarının bakımıyla görevli kimse.

bu makam, ilk olarak yıldırım bayezit. zamanında oluşturuldu. silâhtarlar, enderun’a alınan gençler arasında zamanla yetişerek bu mevkiye yükselirlerdi. görevlerinin başında padişahın silâhını taşımak, öteki silâhlarıyla birlikte diğer kıymetli mücevher ve eşyalarını korumak; padişahın gezintilerine katılmak gelirdi. aralarından vezir-i azamlık makamına yükselenler olmuştur. en büyük örneği 4.murad han zamanında ki "silahtar mustafa paşa"'dır.
devamını gör...

başarılı işler yapmalarına rağmen değeri bilinmeyen insanlardır.

(bkz: vecihi hürkuş)
devamını gör...

başrollerini ali atay, alperen duymaz, funda eryiğit, hafsanur sancaktutan’ın paylaştığı fox tv dizisidir.

yorum: ali atay varsa işin içinde şans verilebilir.
devamını gör...

uzun süredir bu tip görüntüleri izlemiyorum. zira bilinçaltı etkileri kötü oluyor.

olaya gelecek olursak çok üzücü. futbol birleştirici bir unsur olmalıyken ne yazık ki bu tip durumlar fazlaca var. meksika gibi insan hayatının çok ucuz olduğu yerlerde daha fazla yaşanıyor..
devamını gör...

tanımları çok bilgilendirici, insanın okudukça okuyası geliyor. böyle bilgili insanlarla karşılaşınca çok mutlu oluyorum. kalemine sağlık, sözlükte daim olsun.
devamını gör...

an itibariyle şu şarkının çaldığı, nostaljik radyo kanalı. adını bile plak kültüründen alıyor... 45'lik evladır.
iyi geldi dinlemek... bizim gençliğimiz, plak dönemine denk gelmedi, hoş, bazen özenmiyor değilim. ben bile, benim gibi kendi zamanına aşık biri bile..

devamını gör...

en hafif tabiriyle skandaldır.


sakarya üniversitesi tıp fakültesi mezuniyet töreni öncesi, öğrencilerin mesleğe başlamadan önce okuduğu, “hekimlik andı” olarak bilinen hipokrat yemini’nden “cinsiyet, etnik kimlik ve cinsel yönelim ayrımı yapılamayacağına” yönelik bölüm çıkarıldı. öğrencilerin tepkisi üzerine, “mezuniyet töreni” programından çıkarılan yemin bir gün öncesinden öğrencilere okutuldu. üniversitenin dayattığı metne tepki gösteren bazı öğrencilerin “hipokrat yemini”ni okuduğu öğrenildi.

kaynak
devamını gör...

ayol ben bunlarla kavgaya bile gitmem geçtin sevişme falan töbest ya…

bazıları evlat olsalar bile sevilmezler açık ve net…
devamını gör...

zaman zaman toplumda da oluşabilen psikolojik durum.mesela estetik konusu.herkes birbirine benzemeye başladı farkında mısınız?
devamını gör...

bir yanımda artemis, bir yanımda aphrodite vardı. ön taraflardan hektor'un sesini duyuyordum, "bu ilk değil!" diye bağırıyordu. "sonuncusu da olmayacak! bu bereketli doğu toprakları, her zaman batının kan döktüğü yerler oldu!" diye devamını getirmişti.

kapının ardından akhalıların seslerini duyabiliyordum, gökyüzünü mavi yapan ışığın nedenini de biliyordum oysa ki...

athena onların yanındaydı, tıpkı hera, poseidon, hephaistos, hermes gibi. athena en sevdiğim tanrıça olmasına rağmen, ona karşı gelmek beni öylesine ürpertiyordu ki, hemen yanımda bulunan, ismini bilmediğim bir troyalının, bana "kazanacağız!" demesini bile zar zor duyuyordum.

ve işte, tam o anda, tüm troyalıları çıldırtan bir şey oldu. gökyüzünü kırmızıya boyamış bir varlık, bulunduğumuz yere iniyordu. kırmızı gözleri, giydiği savaş kaskından bile daha korkutucuydu.

ares, en ön kısma indiğinde, herkes çılgın gibi savaşmak için can atıyordu. birazdan ya kan dökecek ya da ölecektik ve bunun sebebi tek bir kadındı...

ah helen...

önce herkes sessiz oldu, sonra kapıların açılma sesini duydum...

işte böyle başladı büyük bir savaş, mottom bile hazırdı.
doğunun çocukları, batıya karşı geliyordu.
devamını gör...

ingilizce adı toilet bound hanako-kun olan, 2015'ten bu yana ayda bir bölüm olmak üzere yayımlanan ve aidairo takma adı altındaki iki kişi tarafından yazılıp çizilen manga. 2020'de lerche studio tarafından 12 bölümlük anime versiyonu yapılmış ancak manga kadar olamamıştır. en önemli arc'lar atlanmış, kısa kesilmiş ve ikinci sezonun gelme olasılığı da epey aza indirilmiştir. yine de animesi crunchyroll anime awards'da 2020 en iyi karakter tasarımı ödülünü almıştır. anime ve manga dışında bir de afterschool boy hanako-kun adında spin-off serisi ve ocak 2021'de gösterime girmiş sahne oyunu bulunmaktadır.

kamome akademisi'nin yedi gizemi vardır. akademide lise birinci sınıfı okuyan yashiro nene aşkı aramaktadır, sevilmek ve bir erkek arkadaş bulmak istiyordur. yedi gizemden biri olan tuvaletin hanako-san'ını duyduktan sonra kızlar tuvaletine gider, kapıyı tıklatır, "hanako-san, hanako-san, orada mısın?" diye seslenir ve efsanede anlatılanın aksine bir erkek olan hanako-kun ile tanışır. böylece hikayemiz başlamış olur. internetteki herhangi bir kaynak size konuyu aşağı yukarı böyle özetler çünkü devamı ağır spoilerlar içerebilir.

hikaye kulağa basit gelse de işlenişi bakımından kötü değil ve ilerledikçe açılıyor. çizim stili de oldukça özgün ve hoş. ana üçlü olan yashiro, hanako ve kou dışında yan karakterler de oldukça iyi yazılmış denilebilir (gerçi burası daha çok manga için geçerli, animede yan karakterleri doğru düzgün tanıyamıyoruz bile). başlarda fazla shoujovari ilerliyor ve shounen etiketine de sahip olmasına rağmen diğer shounenler kadar vurdulu kırdılı, hadi savaşalımlı değil genel itibarıyla. daha çok gizem-gerilim serilerini andırıyor.

bu ay manganın 76. bölümü yayımlandı ve aylık takip eden biri olarak gayet düzgün ilerlediğini söyleyebilirim, kafamızdaki soru işaretlerini giderirken bir yandan da hikayeyi heyecan verici bir şekilde dallandırıp budaklandırıyorlar. trajik bir konuyu işin içine komedi ve sevimli karakterler katarak anlatmakta gayet iyiler. şu an maalesef türkçe baskısı yok ancak ileride olursa mutlaka koleksiyonunu yapmak istediğim bir seri. bir de zaten güzel olan çizimlerin yanında çizerin bir boyama stili var ki birçok sayfa poster yapıp asılmalık.

ek olarak, mangayı okumadan önce karakterleri ve arc'ları çok araştırmamakta fayda var. hakkında bir şeyler aratıp spoiler yememek imkansıza yakın oldu artık.
devamını gör...

diğer bir adı ornitorenk olan avustralya’ya özgü amfibik bir canlıdır. ilginç bir hayvandır. görüntüsü ile ördek, kaplumbağa ve fok balığının karışımı gibi olan bu memeliler tuhaf görüntüsü yetmiyormuş gibi bir de yumurtlayarak çoğalan nadir memelilerden biridir.

bu hayvanı dünya gözüyle görmek hiç mümkün olmadı, muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak ama kendisi ile daha önce iki çatlak profesör olan thomas cathert ve daniel klein’ın yazdığı tadından yenmeyen çok eğlenceli kitap platon bir gün kolunda bir ornitorenkle bara girer kitabında rastlaşmıştık. o zaman da bana çok tuhaf ve ilgi çekici gelen bu hayvanla ikinci kez karşılaşınca hakkında bir tanım yazmak farz oldu.

yazdığı her yazıda jorge luis borges’in çizdiği çerçevenin içinde kaldığını itiraf eden umberto eco, bunun nedeninin borges’in her şeyden bahsetmesine yorar. ancak platypus’tan hiç bahsetmemesi üzerine bir mutluluğa kapılır. yazdığı kitabın yayıma hazırlık aşamasında stefeno bartezzaghi borges’in platypus’un korkunç bir hayvan olduğunu düşündüğü için avustralya’ya hiç gitmediği bir sohbetten başlayınca umberto eco mutlu bir hayal kırıklığı yaşar.
devamını gör...

her türlü insana karşı öyle davranıyorum. hafiften salağa yatıyorum biraz da. geçiştiriyorum milleti, başım ağrımıyor en azından.*
devamını gör...

3 3 3 2 şeklinde okunması gerektiğini savunanlardanım.
devamını gör...

yazın sabah 6' da kalkıp bisiklet sürmek bunlardan biridir. cidden hayattan zevk aldığım bir dönemdi. şimdi bende ne o enerji ne o keyif var. ama sahilin havasını solumak, güne merhaba demek mutluluk verirdi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hollandalı direnişçilerin radyoda adolf hitler'in ölüm haberini duyduğu an.
30 nisan 1945

benzer sevinci bana da yaşat yarabbim, konuyu biliyorsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim