haham (yazar)
çok kısa bir sürede yazarlık mertebesine erişmiş olan arkadaşımız.
çok da güzel tanımları var.
nice güzel tanımlara.
çok da güzel tanımları var.
nice güzel tanımlara.
devamını gör...
sonradan yazar olanların yalnızlığı
herkesin birbirini tanıdığı, çılgınca eğlendiği partide tek başına takılmak gibidir.
eski yazarlara bakıyorum da muhabbetler, şakalar havada uçuşuyor. yazarlar mod'a laf çakıyor, mod yazara cevap veriyor, samimiyet gırla.
ya biz yeni yazarlar? boynu bükük, bir köşede acaba yazdığımı gören var mı diye merak ediyoruz.
bilmiyorlar
edit: siz beni mutluluktan ağlatacak mısınız? neden bu kadar iyisiniz?
eski yazarlara bakıyorum da muhabbetler, şakalar havada uçuşuyor. yazarlar mod'a laf çakıyor, mod yazara cevap veriyor, samimiyet gırla.
ya biz yeni yazarlar? boynu bükük, bir köşede acaba yazdığımı gören var mı diye merak ediyoruz.
bilmiyorlar
edit: siz beni mutluluktan ağlatacak mısınız? neden bu kadar iyisiniz?
devamını gör...
erkeklerin zeki kadın sevmemesi
öyle olduğunu zannetmiyorum. hayat arkadaşın zekiyse zorluklar ikiye bölünüyor, yarı yarıya hafifliyor.
devamını gör...
vazelin
ele ayağa bire bir petrolden yapılan , son kullanım tarihi : süresizdir yazısı ile kendine hayran bırakan her devrin ürünüdür.
devamını gör...
yalnızlık
-"berlin'de yalnızsınız değil mi?" dedi
-"ne gibi?"
-"yani... yalnız işte... kimsesiz... ruhen yalnız... nasıl söyleyeyim... öyle bir haliniz var ki..."
-"anlıyorum, anlıyorum... tamamen yalnızım. ama berlin'de değil... bütün dünyada yalnızım... küçüklüğümden beri..."
raif efendi'nin haleti ruhiyesidir, kürk mantolu madonna'da.
bunu okuyunca dünyadaki bir başınalığım bana mahsus değilmiş demiştim. gecenin bir saati ya da sabahın ilk ışıklarında uyku ile uyanıklık arasında bir yerde içimi kocaman bir boşluk kaplıyor. soğuk bir ürperme ile şu hayattan geçiyorum ama sanırım hep kendimle olacağım, beni gerçekten anlayan ya da gerçekten anlayabildiğim bir ruh olmayacak diye düşünüyorum. derin bir sis kaplıyor. bazen yönümü buluyorum. farkındalığını yaşamayan bir insan gibi gündelik hayatıma dönüyor ve devam edebiliyorum. ama bazen kaybolup gidiyorum. derinlik artıyor. hissiz bir huzursuzluk kaplıyor her yanımı. çabalamaktan vazgeçiyorum. bırakıyorum hüzün, damarlarımda dolaşsın özgürce.
-"ne gibi?"
-"yani... yalnız işte... kimsesiz... ruhen yalnız... nasıl söyleyeyim... öyle bir haliniz var ki..."
-"anlıyorum, anlıyorum... tamamen yalnızım. ama berlin'de değil... bütün dünyada yalnızım... küçüklüğümden beri..."
raif efendi'nin haleti ruhiyesidir, kürk mantolu madonna'da.
bunu okuyunca dünyadaki bir başınalığım bana mahsus değilmiş demiştim. gecenin bir saati ya da sabahın ilk ışıklarında uyku ile uyanıklık arasında bir yerde içimi kocaman bir boşluk kaplıyor. soğuk bir ürperme ile şu hayattan geçiyorum ama sanırım hep kendimle olacağım, beni gerçekten anlayan ya da gerçekten anlayabildiğim bir ruh olmayacak diye düşünüyorum. derin bir sis kaplıyor. bazen yönümü buluyorum. farkındalığını yaşamayan bir insan gibi gündelik hayatıma dönüyor ve devam edebiliyorum. ama bazen kaybolup gidiyorum. derinlik artıyor. hissiz bir huzursuzluk kaplıyor her yanımı. çabalamaktan vazgeçiyorum. bırakıyorum hüzün, damarlarımda dolaşsın özgürce.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük…
ama öyle, ışınlanmak istediğiniz yetmişlere ışınlanamadığınız, tasavvufla huzur bulayım derken varoluş sancıları çektiğiniz, üç milyar saniyenizin bir kısmını sıfırın ortasına bir delik daha açmaya çalışmakla tükettiğiniz, alışamadığınız bir kainatın gündüzüne uyandığınız bir günaydın değil elbet…
(bkz: şeyhim beni ışınla)
kaan boşnak - şeyhim beni ışınla
kadıköy rıhtım'dan boğa’ya çıkarken, önünden geçtiğiniz kuru kahveci mehmet efendi’nin açık kapısından burnunuza hücum eden, sıcak, taze, türk kahvesi kokusu gibi buram buram bir günaydın…
sizi sırılsıklam eden bir yağmurda, eliniz ayağınız kâfi miktarda buz kestikten sonra vardığınız sınıfınızda, dövülmek için ateşten çıkarılmış akkor bir demir çubuktan hallice kalorifer peteğinin sıcaklığına mabadınızı emanet etmişsiniz gibi sıcak bir günaydın…
sıradan değil özgün bir günaydın…
özgür bir günaydın…
şov sevmeyen, ama yine de birazcık ‘ben buradayım’ diye bağıran bir günaydın…
ama öyle, ışınlanmak istediğiniz yetmişlere ışınlanamadığınız, tasavvufla huzur bulayım derken varoluş sancıları çektiğiniz, üç milyar saniyenizin bir kısmını sıfırın ortasına bir delik daha açmaya çalışmakla tükettiğiniz, alışamadığınız bir kainatın gündüzüne uyandığınız bir günaydın değil elbet…
(bkz: şeyhim beni ışınla)
kaan boşnak - şeyhim beni ışınla
kadıköy rıhtım'dan boğa’ya çıkarken, önünden geçtiğiniz kuru kahveci mehmet efendi’nin açık kapısından burnunuza hücum eden, sıcak, taze, türk kahvesi kokusu gibi buram buram bir günaydın…
sizi sırılsıklam eden bir yağmurda, eliniz ayağınız kâfi miktarda buz kestikten sonra vardığınız sınıfınızda, dövülmek için ateşten çıkarılmış akkor bir demir çubuktan hallice kalorifer peteğinin sıcaklığına mabadınızı emanet etmişsiniz gibi sıcak bir günaydın…
sıradan değil özgün bir günaydın…
özgür bir günaydın…
şov sevmeyen, ama yine de birazcık ‘ben buradayım’ diye bağıran bir günaydın…
devamını gör...
kitap alıntıları
"çünkü insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer, ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çevirirdi; talihin ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi."
az önce bitirdiğim kitap olan "bir çöküşün öyküsü"*nün son sayfasından bir alıntı.
az önce bitirdiğim kitap olan "bir çöküşün öyküsü"*nün son sayfasından bir alıntı.
devamını gör...
sinirli kadını sakinleştirmenin yolları
geçen gün küçük oğlumun* yaptığı gibi ona sürpriz bir şeyler yapın, sinirlendiğine bin pişman olsun, sürünsün. okula giderken biraz yüksek sesle "hadi çabuk" dediğim için üzüldüğümü düşünmüş, okulda başına "anneme sürpriz hediye" başlığı attığı annesine çiçek veren bir çocuk resmi çizmiş, okuldan gelince verdi, beni ağlattı be çocuk, bir daha ona asla sinirlenemedim, o gün de niye sinirlendim diye köpek gibi pişman oldum.
devamını gör...
3 mayıs türkçülük günü
atatürk'ün bu kutlu günde türkçülükle ilgili bazı sözlerini paylaşmak istedim. milli benliklerinden yoksun asil ataların yetersiz evlatları ve bu ülkede yasayıp her daim türk düşmanlığı yapanlar mümkünse uzak dursunlar bu başlıktan.
biz doğrudan doğruya millet severiz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur." (nutuk, 15-20 ekim 1927)
türk ve türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz!
(yanık yurt gazetesi, izmir, 28 nisan 1341 (1925). sayı: 96, s. 2, sütun: 4-5)
kanını taşıyandan başkasına inanma, seçtiğin yöneticilerin kanındaki cevherine bak.
(nutuk, eski basımlar)
türkiye türklerindir!
biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur. bu topluluğun fertleri ne kadar türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (ilköğretim mecmuası, cilt: 4, sayı:61, 1940)
milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka türkçe konuşmalıdır. türkçe konuşmayan bir insan türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (taha toros, atatürk'ün adana seyahatleri, s. 39)
ülkeniz sizindir, türklerindir. bu ülke, tarihte türk’tü bugün de türk’tür ve sonsuza dek türk olarak yaşayacaktır.
taş kırılır, tunç erir, ama türklük ebedidir.
(bu sözün söylendiğine dair ihtilaflar vardır)
ayrıca buraya gelip bizi faşist diye yaftalayan, atatürk'ü olduğundan farklı biri gibi göstermeye çalışan bazı arkadaşlara ithafen şunları bırakayım.
komünizm türk dünyasının en büyük tehlikesidir. her görüldüğü yerde ezilmelidir.
(faruk şükrü yersel, eskişehir gazetesi, 1926)
ne mutlu türküm diyene!
edit: kürtçülük yapınca tepki yiyorlarmış. burası türk devleti olduğu için olabilir mi?
dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin başka bir milliyetin milliyetçiliğini yaparsanız tepki yersiniz. o kadar meraklıysan çek git ülkene derler. rum kökenli biri olarak kendimi bir türk olarak görüyorum ve türkçe konuşuyorum. asla rum milliyetçiliği de yapmadım. çünkü aha yunanistan orada. burası türkiye sokun o dar kafanıza artık. rumca konuşmak isteyen yunanistana, ermenice konuşmak isteyen ermenistana, rusça konuşmak isteyen rusyaya, kürtçe isteyen kuzey ıraka.
biz doğrudan doğruya millet severiz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur." (nutuk, 15-20 ekim 1927)
türk ve türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz!
(yanık yurt gazetesi, izmir, 28 nisan 1341 (1925). sayı: 96, s. 2, sütun: 4-5)
kanını taşıyandan başkasına inanma, seçtiğin yöneticilerin kanındaki cevherine bak.
(nutuk, eski basımlar)
türkiye türklerindir!
biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur. bu topluluğun fertleri ne kadar türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (ilköğretim mecmuası, cilt: 4, sayı:61, 1940)
milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka türkçe konuşmalıdır. türkçe konuşmayan bir insan türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (taha toros, atatürk'ün adana seyahatleri, s. 39)
ülkeniz sizindir, türklerindir. bu ülke, tarihte türk’tü bugün de türk’tür ve sonsuza dek türk olarak yaşayacaktır.
taş kırılır, tunç erir, ama türklük ebedidir.
(bu sözün söylendiğine dair ihtilaflar vardır)
ayrıca buraya gelip bizi faşist diye yaftalayan, atatürk'ü olduğundan farklı biri gibi göstermeye çalışan bazı arkadaşlara ithafen şunları bırakayım.
komünizm türk dünyasının en büyük tehlikesidir. her görüldüğü yerde ezilmelidir.
(faruk şükrü yersel, eskişehir gazetesi, 1926)
ne mutlu türküm diyene!
edit: kürtçülük yapınca tepki yiyorlarmış. burası türk devleti olduğu için olabilir mi?
dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin başka bir milliyetin milliyetçiliğini yaparsanız tepki yersiniz. o kadar meraklıysan çek git ülkene derler. rum kökenli biri olarak kendimi bir türk olarak görüyorum ve türkçe konuşuyorum. asla rum milliyetçiliği de yapmadım. çünkü aha yunanistan orada. burası türkiye sokun o dar kafanıza artık. rumca konuşmak isteyen yunanistana, ermenice konuşmak isteyen ermenistana, rusça konuşmak isteyen rusyaya, kürtçe isteyen kuzey ıraka.
devamını gör...
kullanıcı adın bir cevap olsaydı sorusu ne olurdu sorunsalı
aile yapınız hakkında bilgi verir misiniz?
devamını gör...
duygu delen'in katilinin tahliye edilmesi
gencecik kızın ölümüne sebep olan bu çocuğun daha önceden de ölümlü trafik kazasına karıştığını özellikle belirtmek istiyorum.. şu an ev hapsi ile tahliye edilmiş.. çünkü babası para babası.. ulan yazık be allah belanızı versin...
buradan
buradan
devamını gör...
anne ve babanın çocuğuna yapabileceği en büyük iyilik
en büyük demek iddialı bir tanım olur. yapacağı iyilik güzelliklerden biri çocuğa hata yapma şansı tanımasıdır. çocukları biraz özgür bırakmak lazım.
bizim çocuklar yaptıkları hataların içine resmen hapsediliyor. çocuk hata yaptığı zaman yetişkinler tarafından o kadar acımasızca eleştiriliyor ki hata yapmaktan korkarak büyüyor. düşen çocuğa tokat atılıyor mesela. elindeki çatalı yanlışlıkla düşürmesi bile suratsızlık ile karşılanıyor. okula gidiyor, sınav kağıdını incelemesi yasaklanıyor, hakkını ararsa fazla verilen puanın iptali ile tehdit ediliyor. arkadaşı ile kavga etse karşı tarafın ebeveyni gelip dövüyor. müdür alıyor çocuğu, çocuğun ebeveyni o odanın içinde yokken uyarıyor, bağırıyor, gerekli görürse dövüyor. sayfalar dolusu örnek vermek mümkün.
çocuk dediğin düşer, kırar, döker, boş boş yorum yapar, başkalarına hava atmak için sesi gür çıkar gerekirse, deneysel takılır, bir ton hata yapar ancak türk insanı görmezlikten gelmeyi bilmediği için çocuğa hata şansı vermiyor. çocukla kendini yarıştırıyor koca koca insanlar. saçmalık, başka bir şey değil.
bizim çocuklar yaptıkları hataların içine resmen hapsediliyor. çocuk hata yaptığı zaman yetişkinler tarafından o kadar acımasızca eleştiriliyor ki hata yapmaktan korkarak büyüyor. düşen çocuğa tokat atılıyor mesela. elindeki çatalı yanlışlıkla düşürmesi bile suratsızlık ile karşılanıyor. okula gidiyor, sınav kağıdını incelemesi yasaklanıyor, hakkını ararsa fazla verilen puanın iptali ile tehdit ediliyor. arkadaşı ile kavga etse karşı tarafın ebeveyni gelip dövüyor. müdür alıyor çocuğu, çocuğun ebeveyni o odanın içinde yokken uyarıyor, bağırıyor, gerekli görürse dövüyor. sayfalar dolusu örnek vermek mümkün.
çocuk dediğin düşer, kırar, döker, boş boş yorum yapar, başkalarına hava atmak için sesi gür çıkar gerekirse, deneysel takılır, bir ton hata yapar ancak türk insanı görmezlikten gelmeyi bilmediği için çocuğa hata şansı vermiyor. çocukla kendini yarıştırıyor koca koca insanlar. saçmalık, başka bir şey değil.
devamını gör...
evrim teorisinin çürümüş olması
evrim bir "teori" değil halihazırda bir realite olduğu için mümkün olmayan durum.
evrim teorisi, evrimin gerçek olup olmadığına değil evrimin nasıl gerçekleştiğine odaklanır.
bu açıdan bakıldığında darwin'in yüzlerce yıl önceki söylemlerine de "çürümüş" olarak bakabilirsiniz zira evrimsel mekanizmalar hakkındaki yeni bilgiler bunların önüne geçmekte ve daha sağlam bir mantıksal bütünlük oluşturmaktadır.
ancak teorinin aksine gerçeklik çürümez, ya görmezden gelinir ya da algılanış biçimi değişir.
hepinize iyi günner. eved.
evrim teorisi, evrimin gerçek olup olmadığına değil evrimin nasıl gerçekleştiğine odaklanır.
bu açıdan bakıldığında darwin'in yüzlerce yıl önceki söylemlerine de "çürümüş" olarak bakabilirsiniz zira evrimsel mekanizmalar hakkındaki yeni bilgiler bunların önüne geçmekte ve daha sağlam bir mantıksal bütünlük oluşturmaktadır.
ancak teorinin aksine gerçeklik çürümez, ya görmezden gelinir ya da algılanış biçimi değişir.
hepinize iyi günner. eved.
devamını gör...
7. koğuştaki mucize
her ne kadar yeşil yol filmini andırsa da gösterime girdiği ilk zamanlarda izlediğim için şanslı hissediyorum kendimi. şanslı hissediyorum dedim çünkü sinemada izleme şansım oldu. televizyon ya da herhangi bir internet platformunda izlemiş olsaydım adım gibi eminim ki o an sinemada izlerken hissetmiş olduğum duyguların onda birini hissetmeyecektim, hissetmiş olsaydım bile etkisi kısa süreli olacaktı insanların anlattığı kadar güzel bulmayacaktım belki de filmi hatta sıradan bir dönem filmi olarak bile görebilirdim.
filme gelecek olursak; özellikle karakterlerin yansıtmaya çalıştıkları duygular insanın içine öylesine işliyor ki bazı sahnelerde o karakter ile yer değiştirdiğinizi bile hissediyorsunuz. ayrıca filmin vurgulamak istediği adalet kavramı o kadar derin ki insanların o an sadece sırf suçlayacak birisi olsun diye anlayıp dinlemeden güçsüz ve zayıf insanlar üzerinde suçlamalarda bulunmaları hemen hemen her kaynakta yaratılmışların en üstünü olarak gösterilmekte olan insanın adalet karşısında aciz bir varlığa dönüşüp çıkarlarını konuşturduğunu gösteriyor. bunun yanında fedakarlığın çarpıcı örneklerine de çok sık rastladığımız filmde kalbimize dokunan sayısız pek çok öğeye yer verilmekte.
filme gelecek olursak; özellikle karakterlerin yansıtmaya çalıştıkları duygular insanın içine öylesine işliyor ki bazı sahnelerde o karakter ile yer değiştirdiğinizi bile hissediyorsunuz. ayrıca filmin vurgulamak istediği adalet kavramı o kadar derin ki insanların o an sadece sırf suçlayacak birisi olsun diye anlayıp dinlemeden güçsüz ve zayıf insanlar üzerinde suçlamalarda bulunmaları hemen hemen her kaynakta yaratılmışların en üstünü olarak gösterilmekte olan insanın adalet karşısında aciz bir varlığa dönüşüp çıkarlarını konuşturduğunu gösteriyor. bunun yanında fedakarlığın çarpıcı örneklerine de çok sık rastladığımız filmde kalbimize dokunan sayısız pek çok öğeye yer verilmekte.
devamını gör...
dünün mücahitleri müteahhit oldular
mücahit müteahhite ve tek hırka, tek lokma anlayışı da bununla beraber lüks yaşam isteğine dönüştü.
devamını gör...
sarışın mavi gözlü kürt
tatlı su kürdüdür.
(ironi)
(ironi)
devamını gör...
mansur yavaş
yaptığı işin hakkını veren, ankara büyükşehir belediye başkanıdır. kendisini ileride cumhurbaşkanlığı koltuğunda da görmeyi umut ediyorum, gerçekten yakışır başkana.
devamını gör...
tümdengelim
akıl yürütme yöntemlerinden biridir.
diğer adı (bkz: dedüksiyon)dur.
tümel bir önermeden tümel veya tümelden tikel bir önermeyi çıkaran akıl yürütme yöntemidir.
tümdengelim, öncüller doğru olarak kabul edildiğinde sonucun zorunlu olarak çıktığı tek akıl yürütme biçimidir.
diğer adı (bkz: dedüksiyon)dur.
tümel bir önermeden tümel veya tümelden tikel bir önermeyi çıkaran akıl yürütme yöntemidir.
tümdengelim, öncüller doğru olarak kabul edildiğinde sonucun zorunlu olarak çıktığı tek akıl yürütme biçimidir.
devamını gör...
devrim şehidi
sol literatürde komünist devrim uğruna yaşamını kaybedenlere verilen ünvan. bir pkk üyesinin ortalama yaşam süresi 5 senedir. şahsi menfaatlerini saçma sapan bir ideolojiyle kamufle eden üç beş yaban domuzuna kanıp da dağa çıkmakla ne halkınıza bir faydanız dokunur ne de ölümsüzleşmiş olursunuz. hem kadınlarınızı ne diye bu adamın önüne seriyorsunuz?

bakın bakalım, bu adamın etrafında kendi yaşıtı bir kadın var mı? siz hiç saçı başı ağırmış bir pkk'lının öldüğünü gördünüz mü? örgütte yönetici kadro dışında başka yaşlı bulamazsınız ve gençler de 5 yıl içinde ölüp yerlerini başka gençlere bırakırlar. ne için ölüyorsunuz siz? ne oluyor siz ölünce? güya ölümsüzleşiyorsunuz, güya devrim şehidi oluyorsunuz. bu kavramların hiçbirinin, uğruna öldüğünüz ideoloji için hiçbir şey ifade etmediğini bilmiyor musunuz?
ölümsüzleşmekmiş... devrim şehidiymiş...
her fırsatta suçladığın, düşman ilan ettiğin, yok etmeyi amaçladığın bir dinden de kavram çalmazsın yahu! insan biraz utanır! ama gerçi yöneticiletiniz de haklılar. size şöyle diyecek halleri yoktu ya:
-yoldaş rojan, tesadüfen oluşmuş olan bu kocaman evrenin ufacık bir gezegeninde yaşamaktasın. katılacağın çatışmada emperyal mermiler beynini delip geçince patates çuvalı gibi yere yapışacaksın. boşuna değil rojan! bir gün gerçekleşeceğine seni inandırdığımız komünist devrimimiz için, dahası bilim için rojan, kutsal bilim için, uyuşturucu rotamız aksamasın diye, baronlarımızın çocukları sefahatlerini kaybetsinler diye yapışacaksın yere! sonra da bedenin toprağa karışacak ve devrim gerçekleştirdiğimiz topraklarda patates olarak tekrar yeşereceksin, rojan... biz de işcilere dağıttığımız üretim araçlarıyla seni toplayacak ve kızartma yapıp yiyeceğiz. belki de haşlarız, bilmiyorum. her neyse. bu kutlu amaç için, kardeşlerimiz için, ölümden sonra hayat olmadığından hiçbir zaman göremeyeceğin devrim için, tanrısız dinimiz için, bizim için rojan, bizim için hadi git de geber şimdi! sonsuza dek yok olmak üzere git de öldürt hadi kendini!
bunları böyle söylemiyorlar ama tabii size... komünist ideolojinin benimsediği ateist felsefede ortaya çıkan bu manzarayı böyle olduğu gibi anlatsalar bu boktan ideoloji uğruna ölecek adam bulamazlar çünkü. bu durumda kalan ihtimaller belli: aslansınız, kaplansınız, kahramansınız, ölümsüzsünüz, yetmedi; şehitsiniz... buradaki iç tutarsızlığı göremeyecek kadar cahil misiniz gerçekten?
ölümden sonra sonsuza dek yok olacağınızı söyleyen bir ideoloji için nasıl gidip öldürebiliyorsunuz kendinizi? zaten öldükten sonra size ne ki geride bıraktığınız dünyanın yerel siyasetinden? varsayalım ki siz öldükten sonra kürdistan kurulsun; hatta bütün dünya kürdistan olsun. eee? size ne? bunu ne göreceksiniz ne de hissedeceksiniz zaten... size ne ki artık geride olup bitenlerden? sen yoksun artık. hiçbir şeyden de haberin olmayacak. belki de siz öldükten sonra nükleer savaş çıkacak ya da bir göktaşı çarpacak ve yeryüzündeki tüm hayat silinecek... eee? size ne yine? siz yok olduğunuzda her şey de sizinle birlikte yok olmuş oluyor zaten... bu iç tutarsızlığınıza rağmen şehitlik kavramını kullanacak kadar acizsiniz ama... çünkü eğer ölümden sonra yeni bir hayat daha yoksa bu dünyada yapıp ettiğiniz her şeyin aslında anlamsız ve boş olduğunu biliyorsunuz içten içte... sizi anlamsızlığa sürekleyen ruhunuzdaki bu derin boşluğu da biricik düşmanınız saydığınız dinin ortaya koyduğu şehitlik kavramıyla yamayarak kapatmaya çalışıyorsunuz. ama bu yama üstünüzde öyle ironik duruyor ki anlatamam... bu aciz tavrınızla aslında dinin ortaya koyduğu sistemin iç tutarlılığını kabul ederken, kendi sisteminizin ne kadar tutarsız ve saçma olduğunu itiraf etmiş sayılıyorsunuz.
bir pkk'lının yaptığı en komik espri nedir biliyor musunuz? ölmek...

bakın bakalım, bu adamın etrafında kendi yaşıtı bir kadın var mı? siz hiç saçı başı ağırmış bir pkk'lının öldüğünü gördünüz mü? örgütte yönetici kadro dışında başka yaşlı bulamazsınız ve gençler de 5 yıl içinde ölüp yerlerini başka gençlere bırakırlar. ne için ölüyorsunuz siz? ne oluyor siz ölünce? güya ölümsüzleşiyorsunuz, güya devrim şehidi oluyorsunuz. bu kavramların hiçbirinin, uğruna öldüğünüz ideoloji için hiçbir şey ifade etmediğini bilmiyor musunuz?
ölümsüzleşmekmiş... devrim şehidiymiş...
her fırsatta suçladığın, düşman ilan ettiğin, yok etmeyi amaçladığın bir dinden de kavram çalmazsın yahu! insan biraz utanır! ama gerçi yöneticiletiniz de haklılar. size şöyle diyecek halleri yoktu ya:
-yoldaş rojan, tesadüfen oluşmuş olan bu kocaman evrenin ufacık bir gezegeninde yaşamaktasın. katılacağın çatışmada emperyal mermiler beynini delip geçince patates çuvalı gibi yere yapışacaksın. boşuna değil rojan! bir gün gerçekleşeceğine seni inandırdığımız komünist devrimimiz için, dahası bilim için rojan, kutsal bilim için, uyuşturucu rotamız aksamasın diye, baronlarımızın çocukları sefahatlerini kaybetsinler diye yapışacaksın yere! sonra da bedenin toprağa karışacak ve devrim gerçekleştirdiğimiz topraklarda patates olarak tekrar yeşereceksin, rojan... biz de işcilere dağıttığımız üretim araçlarıyla seni toplayacak ve kızartma yapıp yiyeceğiz. belki de haşlarız, bilmiyorum. her neyse. bu kutlu amaç için, kardeşlerimiz için, ölümden sonra hayat olmadığından hiçbir zaman göremeyeceğin devrim için, tanrısız dinimiz için, bizim için rojan, bizim için hadi git de geber şimdi! sonsuza dek yok olmak üzere git de öldürt hadi kendini!
bunları böyle söylemiyorlar ama tabii size... komünist ideolojinin benimsediği ateist felsefede ortaya çıkan bu manzarayı böyle olduğu gibi anlatsalar bu boktan ideoloji uğruna ölecek adam bulamazlar çünkü. bu durumda kalan ihtimaller belli: aslansınız, kaplansınız, kahramansınız, ölümsüzsünüz, yetmedi; şehitsiniz... buradaki iç tutarsızlığı göremeyecek kadar cahil misiniz gerçekten?
ölümden sonra sonsuza dek yok olacağınızı söyleyen bir ideoloji için nasıl gidip öldürebiliyorsunuz kendinizi? zaten öldükten sonra size ne ki geride bıraktığınız dünyanın yerel siyasetinden? varsayalım ki siz öldükten sonra kürdistan kurulsun; hatta bütün dünya kürdistan olsun. eee? size ne? bunu ne göreceksiniz ne de hissedeceksiniz zaten... size ne ki artık geride olup bitenlerden? sen yoksun artık. hiçbir şeyden de haberin olmayacak. belki de siz öldükten sonra nükleer savaş çıkacak ya da bir göktaşı çarpacak ve yeryüzündeki tüm hayat silinecek... eee? size ne yine? siz yok olduğunuzda her şey de sizinle birlikte yok olmuş oluyor zaten... bu iç tutarsızlığınıza rağmen şehitlik kavramını kullanacak kadar acizsiniz ama... çünkü eğer ölümden sonra yeni bir hayat daha yoksa bu dünyada yapıp ettiğiniz her şeyin aslında anlamsız ve boş olduğunu biliyorsunuz içten içte... sizi anlamsızlığa sürekleyen ruhunuzdaki bu derin boşluğu da biricik düşmanınız saydığınız dinin ortaya koyduğu şehitlik kavramıyla yamayarak kapatmaya çalışıyorsunuz. ama bu yama üstünüzde öyle ironik duruyor ki anlatamam... bu aciz tavrınızla aslında dinin ortaya koyduğu sistemin iç tutarlılığını kabul ederken, kendi sisteminizin ne kadar tutarsız ve saçma olduğunu itiraf etmiş sayılıyorsunuz.
bir pkk'lının yaptığı en komik espri nedir biliyor musunuz? ölmek...
devamını gör...
ceyda düvenci'nin kızının regl olmasını sosyal medyadan duyurması
kutsal oğlumuzun kutsal pipisi kesildiğinde dünyayı ayağa kaldırır, davullu zurnalı kutlama yaparız ama kızımız regl mi oldu? owww haram. kutlamak ne hem insanların bir özeli olmalı dimi? bu gerzek türk toplumu ikiyüzlülüğünden gına geldi bana. korkmayın bu kadar kadınlıktan ya. reglden rahatsız olan varsa mağarasında yaşamaya devam edebilir.
devamını gör...