kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ey, selamlar ahali!
ben etik dinleyici, her salı -umuyorum- 22:30-23:30 arası kulaklarınız aracılığı ile sizlerle iletişim kurmayı planlıyorum. şimdilik çalacağım genre olarak rap ve türevleri ağır basıyor ancak blog "eşeleme" işlerini sevdiğimden ara ara farklı sound veya konseptler ile de karşınızda olabilirim, öyle umut ediyorum en azından.
yayının ismi için de küçük bir bir şeyler düşünmüştüm aslında felsefi bir yaklaşım ile, "koca evrende dünya isimli akvaryum içerisinde yaşamaya, nefes almaya çalışıyoruz..." falanfilan. bu gibi şeyler. ancak herhangi bir anlam ifade etmesi de gerekmiyor aslında.
öyle işte.
ilk yayının günahı olmaz diyerekten belki bu müzik türüne pek aşina olmayan dostlar da olabileceğinden biraz ortaya karışık bir şeyler oldu, zamanla daha spesifik çalma listeleri hazırlamayı düşünüyorum.
biraz da böyle şeyler.
görüşmek üzere.

* * * * * * *
11.05.2021 tarihli yayında çaldıklarım,
youtube
spotify
devamını gör...

bence gelmesin. tanım hoşa gitmiyorsa beğenmez geçersiniz ya da tepkinizi alt tanım ya da tanım sahibi yazara özelden yazarak gösterirsiniz. yarın eksi butonu gelirse, o eksi oyların kuru gürültüsü çok olur. moderasyon ekibi bence doğrusunu düşünmüş, eksi butonu koymayarak olası kaosa engel olmuşlar.
devamını gör...


balzac bir yazar olarak kendini acımasızca zorlardı, bunu yaparken büyük edebi hırsının yanı sıra, asla sonu gelemeyen alacaklıları ve durmadan içtiği kahvelerden ilham alırdı. herbert j. hunt'ın yazdığına göre, " rahatlama ve keyif alemleriyle kesilen çalışma alemleriyle " meşguldu. balzac çalışırken acımasız bir program uyguluyordu. saat altıda hafif bir akşam yemeği yiyip uykuya dalıyordu. gece saat birde uyanıp yazı masasının başına oturuyor ve yedi saat sürecek çalışmasına başlıyordu. sekizde, doksan dakika kestirmek için kendine izin veriyor; sonra dokuz buçuktan dörde kadar çalışmaya devam ediyor, bu arada da fincan fincan sade kahve içiyordu. ( bir tahmine göre, günde nerdeyse elli fincan kahve tketiyordu.) balzac dörtte yürüyüşe çıkıyor, banyo yapıyor ve altıya kadar ziyaretçilerini ağırlıyor, sonra aynı döngü yeniden başlıyordu. 1830'da "günler güneşin altında kalmış buz parçaları gibi ellerimin arasında eriyip gitti," diye yazmıştı. "yaşamıyor , berbat bir biçimde kendimi tüketiyorum fakat çalışmaktan ya da başka bir sebepten ölmek arasında hiçbir fark yok."


günlük ritüeller, mason currey
devamını gör...

konuya o kadar uzağım ki eti yeni bir çikolata falan çıkarmış sandım. bu ne saçma isimmiş diyorum.
devamını gör...

magandaların her yerde olduğunu gösteren durumdur. camı açtığınız anda uzay boşluğunda son hızla erimeniz mümkün, bu sebeple açmayınız kesinlikle.
devamını gör...

utanç vericidir. biz sokaklarda terör estiren gruplar için ne tür önlem alınıyor diye merak ederken, jandarma komutanı ülkücü arkadaşlara başarılarının devamını dilemek için ayaklarına kadar gidiyor. osmanlı devletinin en büyük mağlubiyetlerinden biri olan 1. balkan savaşı nasıl kaybedildi bilen bilir. bakalım güvenlik güçlerinin bu kadar siyasete bulaşması bu sefer bize neler kaybettirecek. buradan.
devamını gör...

*gecenin üçünü sabahın sekizi zanneden bir yumurcak.
*bir de diş ağrısı*.
devamını gör...

büyük şair. kendisi ile teşviki mesaimiz de olmuştu 90 larda. bu rahmetli abimizi çok tanımam ,şiire de merakım pek yoktu. istiklal marşı, istanbulu dinliyorum kıvamındaydım hatta. edebiyat hocamızın dönem ödevi konusunda bana da bir röportaj çıktı . baktım ankara’da ünlü kim var. bir iki eski futbolcu , politikacı felan olmaz dedim. yazar ararken atilla ilhan ismine denk geldim. kendisine ulaştım. o dönemler insanlar değerliydi ve karşındakine de değer verirdi. 10-15 gün sonraya randevu verdi bize, ben de başladım adamı çalışmaya kitaplarını vs okumaya. okudukça beğendim okudukça sevdim. neyse gittim evine salak salak sorular hazırlamışım en sevdiğin yemek kıvamında. ilk defa eve ayakkabı ile girilen bir eve gitmiştim way be demiştim. çıkarma olum demişti ben yine de çıkarmıştım mahcubiyetimden. çay kahve amca beni sevdi ne soracan bakalım dedi?ben de utana sıkıla bunları hazırladım dedim . çıkardım soruları, beğenmedi tabiki cevaplamadı da. gel biz senle takılalım yeniyuzyıldan gelecekler röportaj için sen onlardan kopya çek hem neler sorulur öğrenirsin dedi. olur dedim bir abla geldi daha kapsamlı sorularını not aldım onları bana uzun uzun cevapladı. sen dedi ver bunları ben süsletip dosyalatıp sana veriyim dedi. olur dedim ben de kitaplarımı okudun mu dedi. okudum aldım hatta dedim . kaç para harcadığımı sordu. hangilerini aldığımı sordu söyledim ben de. velhasıl almadığım kitaplardan bana imzalı olanlarını verdi. mekanı cennet olsun ben de bu anı ile yeri ayrıdır.
devamını gör...

freddy krueger in dolapdere. 1996
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sudan çıkmış balığa dönmenize neden olan olgudur.

şöyle ki, okul bitmiştir, artık para kazanmak, tecrübe edinmek gereklidir. bir kaç yere başvurursunuz, birine kabul edilirsiniz. sonra; okuldayken ne kadar mutlu olduğunuzu düşünürsünüz, geçim derdiniz yokken üniversitede yaşadığınız hayatın kıymetini bilip bilemediğinizi, yeterince iyi yaşayıp yaşamadığınızı sorgularsınız.
ancak, o saatten sonra yapacak bir şey yoktur, geçmişi arkada bırakıp yeni düzene alışmanız elzemdir.
başarılı olmak istiyorsanız az sorgulamanız gerekmektedir. sistemi sorgulamak yerine, sistemin bir parçası olmayı kabullenmelisiniz.
hatta ne kadar erken kabullenirseniz o kadar rahat edersiniz.
devamını gör...

“deliye sormuşlar aşk nedir diye?
ben neden deli oldum demiş.”

aşk; tüm yolları bırakıp, kendi kavşağında dönüp durmaktır.
aşk; her defasında budur deyip, hüsrana uğramaktır.
aşk; özgürlüğünü kaybetmektir. kimyasal bir dibe vuruştur. çok bilinmeyenli denklemlerin içinde kaybolmaktır. duygu karmaşasıdır.

aşk; leyla’nın peşinden koşmaktır. onun bir hayal olduğunu bile bile.
aşk; insanın mutsuzluk üretmesidir. zayıf düşmesidir.
aşk; ayrılıktır, tanımsızlıktır, çocukluktur, çoğu zaman aptallıktır.

aşk; onu neden seviyorsun sorusuna cevap verememektir.
aşk; sözdür, sadakattir, güvendir ve o gün geldiğinde bunların sadece sözde olduğunu öğrenmektir aşk.

aşk; bir çıkar ilişkisidir. “ben en iyi kiminle çiftleşebilirim.” hesabı yapmaktır. hormonların, bedeni teslim almasıdır.

beyni bitirmek, kalbe aşırı yüklenmektir.

aşk bir hastalıktır.

aşk bir beladır. ve biz o belanın hep peşindeyizdir.
devamını gör...

birilerinin söylemesine gerek yok zaten paylaşacakları çok aşikar. artık yavaş yavaş muhalif olanların fişlendiği bir döneme giriyoruz,o yüzden kullanacağınız uygulamaya dikkat etmeniz çok önemli. şuan da en güvenli haberleşme platformu telegram.
devamını gör...

var bakın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dizilerde ya da filmlerde arabaların nasıl hep temiz kaldığı. hep temiz olmaları hiç gerçekçi değil.
bu gün arabayı yıkatıyorum yarın araba tozlanıyor.
devamını gör...

arkası yapışkanlı küçük hatırlatma kağıdı. kullanmayı öğrenince unutkanlığa bire bir .
devamını gör...

zamanında oldukça ses getiren martin scorsese'nin isa'yı anlattığı mükemmel film. özellikle hristiyan aleminde hem filmin hem de esinlenildiği kitabın yasaklanmasının sebebi ise kutsallıktan hatta iddiaya göre gerçek hikayeden uzak, "uydurma" oluşudur. filme gelecek olursak isa, kutsallıktan uzak hatta neredeyse şizofreni bir insan olarak anlatılıyor. her ne kadar tanrı'nın oğlu(ya da tanrı) olsa da kusursuz olmadığı, acizliği, korkusu, şüphesi ve gelgitleri yansıtılıyor, en kuvvetli duygu olan korkunun eşiğinde zaman zaman kendisinin bu görevi hak edip etmediğini sorgularken zaman zaman mucizeler yaratmaya, görevini yapmaya çalışmaya devam ediyor. buraya kadar cüretkarlık çok abartı seviyede olmasa dahi, en sonunda çarmıha gerildiği sırada "koruyucu meleği" ile tanışmasıyla olaylar doruk noktasına ulaşıyor. sonrasında isa'nın da sıradan biri gibi kolayı seçen insani yönlerini göstererek - benim açımdan-en cüretkar isa filmi olmayı başarıyor. tabii burada willem dafoe'nin tek kelimeyle mükemmel oyunculuğunu da es geçmemek gerek. aciz, korkak, güçsüz ve şizofreni bir isa herhalde en iyi bu şekilde oynanabilirdi. bu sebeplerle kesinlikle izlenmesi gereken bir filmdir.
devamını gör...

yalak gibi su arama ihtimali yuksek olan canlidir, kendisine saygisi hic yoktur, tansiyondan hikik diye gitmesi olasidir, allah rahmet eylesindir.
devamını gör...

sağlıklı beslenme üzerine katkı sunmak istedigim dergidir. bizim dergimizdir.
devamını gör...

hobi denilince;
kitap okumak,
bisiklete binmek,
yürüyüş yapmak vs vs
dediğimiz yılların hayalini kurmak.
dönemsel değişendir bende. gitar çalıp şarkı mırıldanmak, resim çiziktirmek, takı ve kıyafet tasarımı ve dikimi, bir zamanlar dalış sporu.. her şeyden az az severim. yükselenim balık olma hasabiyle hayalgücü isteyen her etkinliğin içine dahil olurum. balık demişken tarot, katina, kahve falı sallamaya bayılır hobi olarak insanların doğum haritasına dadanırım. doğum gününüzü sorarsam ölü taklidi yapınız.
devamını gör...

sol frame zaten hali hazırda bütün başlıkların biriktiği yerdir.

yazarların ilgisine göre alt kategoriler oluşturulmuş durumda, kültür-sanat kategorisinde dilediğin kitap, film, şiir, dizi vb. içeriklere ulaşabileceğin gibi, bilgi kategorisini okuyarak liste dışı başlıklardan uzak kalabilirsin.
ya da dilersen takip seçeneğine tıklayıp ; takibe aldığın yazarlara ya da takip ettiğin başlıklardaki tanımlara göz gezdirebilirsin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim