fişne suyudur.
devamını gör...

yürümek.
son günlerde ne zaman yalnız yürüsem sıkıldığımı farkettim. oysa yollar hep çabuk biterdi. yine geçenlerde farkettim ki yol boyu tonla saçma sapan şey düşünüp kafamda görüntüler oynattığımdan ne yolu görüyormuşum ne de anı yaşıyormuşum... sıkılma sebebimin anı yaşamam olması ne tuhaf...
her neyse, yolda yürüyüp herhangi bir konuya odaklanmaksızın düşüncelere dalmayı denediğinizde kafanız ister istemez dağılacaktır zaten. bunu deneyin derim.
devamını gör...

müthiş detaylar müthiş taktikler içeren ince kitaptır. ince olduğu kadar kalındır aslında. şov yapmıyorum bence öyle.

yazarı sun zı (sun tzu) denen bir amcadır.
sadece savaşla ilgili değil aslında kriz çözümü ile ilgili bilgiler veren bir eserdir.
o yüzden iş hayatında çalışan insanların okuması gerektiğini düşünüyorum.
rivayete göre liderlik yeteneği olan insanlar veya liderler bu kitabı çok severlermiş.

ayrıca savaş denen olayda hilenin olabileceğini de anlatmıştır.
kendisi bütün savaşlar hileye dayanır diyor. kazanmak için her yol mübahtır gibi.
ayrıca savaşmadan kazanmayı öğütleyen bir kişidir yazarımız.
ilginçtir bu kitabın ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
hatta böyle bir insanın olmadığı falan düşünülüyor.

mutlaka yazımı okuyup kitapa ilgisi olmayacak yazarlar olacaktır. savaş konusu ilgi çekici olmayabilir ama bu kitap sadece savaşla alakalı demek bir tık haksızlık olur.
hayattaki mücadeleler için çok önemli bir rehber olduğunu düşünüyorum.
hayatta bazen kendimizle bile savaşa giriyoruz.

ayrıca bu kitapla ilgili bir başka rivayet ise yıllarca saklandığıdır. bana pek mantıklı geldi.
adam çok güzel taktikler vermiş. saklamak ele geçmemesini istemek son derece normal geliyor.
sadece generaller ulaşabiliyormuş. tabi bunlar rivayet bilemiyoruz.

bu kitapla ilk tanıştığımda baya heyecanlanmıştım. offf savaş severim hadi okuyayım falan diye düşünmüştüm.
adı savaş sanatı olan bir kitabın ilk öğütlerinden birisi savaştan kaçılması gerektiğiydi. şaşırdım ve daha çok sevdim.

bu kitabın bir diğer özelliği ise ince ve sürekli okunabilecek bir şekilde olması. arada sırada açıyorum göz gezdiriyorum. güzel oluyor. yine başka bir rivayete göre şirketler bu kitabı yol haritası olarak görüyormuş.

okumayanlar varsa mutlaka tavsiye ederim.


düşmanı kuşatınca mutlaka kaçacağı bir tarafı boş bırakın ki düşman askerinin aklında daima kaçma seçeceğiz olsun. yoksa asker ölümüne savaşır.
devamını gör...

çok gülerek ve severek izlediğim bir filmdi.

tek adam rejimini çok güzel nir şekilde anlatmıştır.
devamını gör...

zaman çarkı serisinin 14 kitabının yeni basımını tamamlamıştır. daha önceki basımların aksine bu kez karton kapaklı basılan seri, bu sayede daha ucuza alınabilir olmuş.
devamını gör...

bunu gören tüm köylü köyde göktaşı arayacak, hissediyorum.
devamını gör...

kelimenin başına birkaç ''a'' daha koyar ki rehberde en üstte kalsın ve kolay bulunsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sokak köpeği meselesinde avrupa ne yaptıysa, o yapılmalıdır.
zaten evrimsel açıdan bakarsanız, sokak köpeği diye bir tür de yoktur.
sokaklar onların doğal yaşam alanları değildir.
hayvanların kontrolsüz çoğalmasına izin vererek onlara iyilik yapmıyorsunuz.
onları her gün bölgeleri için savaşmak ve kavga etmek zorunda oldukları bir dünyaya getiriyorsunuz.
bir insanın 24 tane çocuğu olduğunu düşünün. o çocukları dünyaya getirerek iyi bir şey mi yapılmış olur.
hayvanların sokaklarda kontrolsüz çoğalmalarına izin vermenin hem insanlar hem de hayvanlar için son derece olumsuz sonuçları olmaktadır.
bu noktada gelişmiş ülkeler ne yapıyorsa, o yapılmalıdır.
devamını gör...

ilgi alanlarına uygun sohbet açmayı dene
devamını gör...

neler oluyor diye şöyle sözlüğe bakayım dedim. olayları kavrayana kadar canım çıktı. ama olması gerekenler olmuş. malumun ilanı yani. yahu arkadaş sözlüğün açıldığı günden beri neredeyse aynı şeyleri söylüyoruz. genel alanda yıkama yağlama işlerine son verin. kankacılığı sözlüğün geneline yansıtmayın, kendi özel alanınızda kalsın! diye uyarmaktan imanımız gevredi. peki neden uyardık? işte bu mevzular yaşanmasın diye. gruplaşmanın dibine vurup, kendi yandaşlarınızı her ne olursa olsun desteklememeniz için. bir insanı çok seviyor olabilirsiniz. onu da buradan, bu kadar çabuk nasıl beceriyorsunuz, pek anlamıyorum ama neyse! seviyorsunuz da arkadaş, ona yapılan bir şeyi kendi üzerinize niye alıyorsunuz? bakın bu bir değil, iki değil , üç değil zibilyon kere bu konular konuşuldu. azıcık idrak ve izanınız olsa, şimdiye kadar bu mevzular kapanıp gitmişti. ama inatla kendinize karşı bir grup yarattınız. sebebi de insanların tüm iyiniyetli uyarılarına rağmen, örgütlenip vasatı sözlükte hakim kılma çabanız. yani netice olarak vasat olmakta, yıkama yağlama yapmakta özgürsünüz, mevzu bu değil! siz bunu başkalarına sirayet ettirip, özel nickaltı talepleri, yazdıklarınızın beğenilmesi istekleri ile sözlükte arzı endam ederek, yılışıklığı ve kankacılığı sevmeyen insanları tabiri caizse provoke ederek bu günlere geldiniz. ve görünen o ki, artık bardak taşmış. zira zamanında hiciv ederek, biraz mizahi bir şekilde bu durumu size anlatmaya çalışan insanlar artık bu yılışıklığa, bu kokuşmuşluğa katlanamıyor. katlanamadıkça da üslupları sertleşiyor. bu işi buraya getiren, kimse kusura bakmasın ama canım cicim terör örgütüdür.

inatla bu sözlüğü vıcık vıcık bir hale getirmek için sarf ettiğiniz çabalar sonucunda nihayetinde ortalık karıştı. istiyorsunuz ki, kimse sizi eleştirmesin. istiyorsunuz ki, oluşturduğunuz çember kırılmasın, herkes sizi yıkasın yağlasın ve peygamber ilan etsin. öyle bir dünya yok! af buyurun ama orta yere büyük abdestinizi yapsanız sizi beğenecek zibilyon tane mürit toplamışsınız. insanlar buna tepki göstermesin de ne yapsın? buranın sözlük olduğunu unutup, kişisel alanınız gibi kullandığınız için bu tepkiler veriliyor. ve ne yazık ki, bu tepkilerin çoğu da haklı tepkiler.

dürüst insan, omurgalı insan sevmiyorsunuz siz arkadaşlar. bunu kendinize itiraf etseniz iyi olacak. senden nefret ediyor olabilirim'in üslubu biraz serttir buna eyvallah ama bu adam olmayan şeyleri söylemez. olan üzerinden yapar yorumlarını ve açık açık da eleştirir bazı tavırları. bu adam dün de böyleydi, bu günde böyle. ben bu adamın radarına niye girdim acaba diye düşündünüz mü hiç? acaba bende de hata var mı diye hiç aynaya baktınız mı? evet agresif bir üslubu var ama şuradaki zilyon tane adama bedel bir dürüstlükle yazıyor. ha bu arada bu adam ile muhabbetim de pek yoktur. 7 ay da bir iki selam. zaten benim çok fazla insanla da muhabbetim yok ya neyse. bundan sonra da kimse ile olmayacak orası ayrı. zira mide bulantısı boyutum iyice üst seviyeye çıktı. bana da yazık * hah ne diyordum sevmiyorsunuz dürüst insanları. size mürit lazım. beğeni timi, ballı lokma tatlısı ponçikler lazım. işte size lazım olanlar bizde ne yazık ki lağım etkisi doğuruyor ve artık sıkıldık.

söylediğim gibi şu an olması gerekenler oluyor. devam etmesinde de fayda var. çoğunluk aman benim keyfim kaçmasın diye idare-i maslahatçılık oynuyor. bu şekilde en azından savaş baltaları gömüldüğü yerden çıkmış durumda. herkes döksün de eteğindeki taşları insanlar biraz rahatlasın. bakın misal ben bu hallerinizden tiksiniyorum değerli yıkama yağlamacılar. hatta aranızdan tanımlarımı beğenen birileri olunca tüylerim diken diken oluyor. ulan diyorum bende mi bir yanlışlık var! yani halimiz ahvalimiz bu. ama bunu siz istediniz! zira tüm iyiniyetli uyarları görmezden gelip, burada at koşturmak istediniz. ve geldiğimiz noktada gruplaşmanın kralını yaşıyorsunuz. bakın ben senden nefret ediyor olabilirim'in dürüstlüğünü severim. güneş'in de yazılarını beğenirim. ama siz bu insanların ayrışmasına neden olanlarsınız. ben bu kabuğu değirmende ağartmadım. azıcık bu işlerden anlıyorsam, güneş'i gaza getirip, milletin önüne attınız ve karanlık köşelerinizden sinsice şimdi bu olayları izliyorsunuz. çünkü sizin ortaya çıkacak cesaretiniz yok! siz ancak özel mesajlarda milletin dedikodusunu yapar, birilerine gaz verip, onları ortaya itiverirsiniz. güneş gibi değerli bir arkadaşı da böylece insanların önüne atarak yine tepkileri kendinizden uzakta tuttuğunuz için tebrik ederim sizi. gurur da duyuyorsunuzdur siz şimdi bu yaptığınızdan. yaşınızdan başınızdan utanın. ne diyeyim size? biraz edep yahu!

birde şurayı çok önemsemeyi bırakın artık. daha önce de söyledim, böyle anlarda benjaminin butonunu kullanın ve çıkış yapın. aklınız, ruhunuz şurada kalmasın. dışarıda gürül gürül akan bir dünya var! misal şimdi ben bunları yazdım ve birazdan oğlumla oyun oynayacağım. bitti, gitti, bu kadar. sözlük yazmak içindir arkadaşlar. yıkama yağlama mekanları için başka yerler daha uygun olur. hadi kendinize iyi davranın. ufaklık bekler.
devamını gör...

henüz çok fazla insanın güne aymadığı saatlerde, günün ilk aydınlığı ile o serinliğin/soğuğun insanın yüzüne yüzüne çarpmasıdır, dipdiri bir uyanış yaşatır insana. gelecek olanı yeni günü, henüz sönmüş sokak lambasına iyi uykular dileyip kuşlarla cıvıl cıvıl karşılarım. yürüdüğüm o mesafede dertler, sıkıntılar yer bulamaz ne kalbimde, ne aklımda. dünyanın sessizliğini dinç bir yürekle dinlerim o vakit. yürümeyi en sevdiğim zamandır.
devamını gör...

şöyle bir mavi olsa, adı kadıköy olsa..
neyse, şimdilik beklesin bakalım..

günaydın sözlük!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sesini eco'layıp metaverse'den sesleniyorum diyen gomercan'a ne demeli?
bende haftaya arkaya uzaylı sesi koyup size marstan sesleniyorum diyeyim mi ha?
ayıptır, olmaz böyle.
devamını gör...

benim için kasvet=pazar günü. hiçbir şey yapamadığım, yapsam da verim alamadığım bir gündür.
devamını gör...

fyodor mihayloviç dostoyevski’nin 24 yaşındayken yazdığı, 1846 yılında yayınlanan ilk romanı. cemal baba’ya sormuşlar; kendinizi kısaca tanıtır mısınız? “1931 yılında doğdum, 1937 yılında annem öldü. 1944 yılında dostoyevski’yi okudum, o gün bugün huzurum yoktur.” demiş cemal süreya. biri 24 yaşında böyle bir ilk roman yazar, diğeri 13 yaşında okur ve huzursuz bir şair olur. eşek kadar olduk ama en azından ikinci defadır okuyorum romanı, diyerek avutuyorum kendimi. bazı kitaplar ergenlikte, orta yaşta ve olgunlukta olmak üzere en az 3 kere okunmalı bu hayatta. insancıklar, kesinlikle bu kitaplardan biridir. görsele eklediğim baskıdan okursanız güzel bir önsöz ve sonsöz sizi bekliyor. dönemin edebiyat anlayışına yapılan ironik ve ince göndermeleri yakalamak adına, puşkin’i ve palto başta olmak üzere gogol’u okumanızı tavsiye ediyorum.
(bkz: hepimiz gogol’un palto’sundan çıktık)

"aslına bakarsanız zenginler, fakir insanların kaderleri konusunda yüksek sesle yakınmalarından hiç hoşlanmazlar. onların, kendilerini rahatsız ettiklerini, problem çıkardıklarını söylerler. evet, gerçekten de fakirlik sorundur. belki onların karın gurultuları, zenginleri uykularından uyandırır!"

cemal süreya ve dostoyevski
devamını gör...

iyi de bundan bize ne?
devamını gör...

aynı anda hem telefon hem de zil çalıyordu. önce diyafondan "alo" diye seslendim. sonra telefonu "kim o?" diye açtım.
devamını gör...

adblock sayesinde çok da gerek olmayan.

adblock hem ücretsiz hem de hiçbir şekilde youtube videolarında reklam göstermeyen bir chrome uzantısı.
devamını gör...

kafa sözlükte ayın en iyi 10 yazarı olmak için yapılması gerekenler konseptli video çekip youtube'a atması gereken yazarlardir.

ben destan da yazsam, hatim de indirsem milim kıpırdamıyor karma puanım. ne yapıyorsunuz top 10 listesine girmek için?
az whisleyin kulağıma bizi de görün*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim