cem karaca.
devamını gör...

almanya’da türk çift prof. dr. uğur şahin ile özlem türeci'nin biontech isimli firması tarafından geliştirilen corona aşısı bnt162b2'nin kullanım kılavuzu açıklandı. ingiliz hükümetinin açıkladığı prospektüs
alman virolog friedenmann weber “aşı 16 yaş ve üstündekiler için uygundur. üç hafta içinde iki doz halinde verilir. üretici pfizer/biontech'e göre ikinci dozdan ancak yedi gün sonra koruma sağlayabilir. aşağıdaki insan grupları aşı olmamalılar; şiddetli alerjisi olanlar, hamileler, emzirenler, önümüzdeki iki ay içinde çocuk sahibi olmak isteyenler” diyerek prospektüste yazılanları özetledi.
aşının en yaygın yan etkilerinin baş ağrısı, yorgunluk, titreme, ateş, mide bulantısı, kas ve eklem ağrısı olduğu belirtildi. ingiltere ve abd'nin onayladığı aşı, mrna'larla hücrelere genetik bilgi verilmesi üzerine kurulu. vücut bunu koruyucu bir protein üretmek için kullanıyor ve antikor oluşturuyor.
şu ana kadar bu alanda onay almış tek aşı olan biontech'in aşısıyla ilgili weber, “bu prospektüste yazılanlar pek de şaşırtıcı değil. endişe etmeye de gerek görünmüyor. 20 yıl süren araştırmalardan sonra bir mrna aşısının onaylanması harika bir şey. uyarılar, yeterince test yapılmadığı içindir” ifadesini kullandı.
koronavirüsten koruyan aşının, aşılanan kişinin daha sonra enfeksiyon kapması ya da başkasına bulaştırması ihtimalini ortadan kaldırmadığı belirtiliyor. aşının prospektüsünde ciddi riskler ve yan etkiler konusunda herhangi bir bilgi olmadığını belirten weber, insanların dna'sının değiştirebileceği yönündeki iddiaları ise abartılı ve temelsiz buluyor. aşının 16 yaşından küçüklere uygulanmasıyla ilgili pfizer ve biontech'in çalışmalarının devam ettiği açıklandı.
devamını gör...

dostlar açın bir roman havası, söyle bir kurtlarinizi dökün hiçbir şeyiniz kalmaz. favorim pau-bonzai , silivri'ye gitmeme dilegiyle.
devamını gör...

diğer kıkırdak türlerinden farklı olarak tip 1 kollajenden zengin discus intervertebralis olarak isimlendirilen omurgalar arası eklemde, sternoklavikular ve temporamandibular(çene eklemi) eklemlerde bulunan kıkırdak türüdür.
perikondriyuma sahip değildir.
ek olarak diğer kıkırdaklardan farklı olarak en yoğun bulunan glikozaminoglikan versikan'dır.
devamını gör...

lale soğanı çiçeğini de es geçmeyelim lütfen.
devamını gör...

“uğraşamam dünümle ve dünümdekilerle. ben yarına bakarım yanımdakilerle.”
devamını gör...

söylemeyin kardeşim size ne? yıllardır kilolarla başım dertte. kilo alma/verme sebebim, duygu durum bozukluğu. içimde alıngan, kırılgan bir kız çocuğu vardı benim.. yıllardır onu büyütmeye çalıştım/çalışıyorum. duygularımdaki dengesizliğe bağlı olarak ilk başta 30 kg aldım, sonrasında 25 kg verdim, aradan 10 sene gibi bir süre geçti, yine o kiloları geri aldım, sonra spor ve diyetle 25 kg verdim, sonra pandemide 10 kg aldım. işin özü, hayatımın sınavı kilolar ve bu süreçte çok sözler duydum ki kilo, duygularla ilgili bir sorunsa, karşınızdaki kişiye çok büyük duygusal acılar yaşatmış olabilirsiniz. bu öyle az ye, spor yap, bol su iç kilo ver gibi bir döngü değil.. o yüzden sizi ilgilendirmeyen konularda konuşmayın kardeşim...
devamını gör...

diğer dillerde karşılığı olmayan fince bir kelime.

pufidik, yumuşacık bir mindere (u:yastığa belki uygun bir koltuğa)oturulduğu andaki hazzı, memnuniyeti ifade eder. *

hani bu minder böyle yumuşaklığı ile insanı sarar, hafifçe içine gömülünür ve ister istemez bu konfor bir mutluluk, bir rahatlama hissi getirir . işte tam olarak bu his.

*
devamını gör...

şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor, yastayım hiç kimse bilmiyor!
devamını gör...

şimdi bir sihirsiz nefes gibisin.
artık sen de herkes gibisin.
devamını gör...

kızımla geçirdiğim her an
devamını gör...

"raphus cucullatus" olarak da bilinen ve güvercingiller familyasına ait nesli tükenmiş bir kuş türü. yaklaşık bir metre boyu olan ve uçamayan bir türdür aynı zamanda. soyu tamamen insanlardan ötürü tükenmiştir. bu değişik kuş ile ilgili en son kalıntılara 16. yüzyılın sonlarında ulaşılmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir zamanlar hayatında olan insanın, şimdi başka bir insana senden daha fazla değer verdiğini görmek.
devamını gör...

aslında aynı anlama gelmeyen iki kelimedir.
uykulu: uykudan uyanmış, uyku sersemi, anlamına gelen sıfattır.
uykusuz: uykusu gelmiş, uyuma gereksinimi hisseden anlamına gelen sıfattır.

aslında tdk uykulu için de uykuya gereksinim duyan anlamını kabul ediyor ancak böyle bir anlamsal farklılık da var, cümle içinde kullanımınıza göre değişebilir.

burada eklerden yola çıkılarak da düşünülebilir: her iki kelime de uyku ile ilişiği bulunan iki durumu anlatıyor. temelde*, türkçedeki /-suz/ eki yoksunluk /-lu/ eki varlık anlamları katan yapım eklerdir. şu şekilde farklı bir örnek vermek gerekirse; mutsuz kelimesi mutluluktan yoksun olan, hüzünlü kelimesi hüzne sahip olan anlamlarına gelmektedir. ikisi de mutluluk ile ilişkili iki farklı durum aslında. morfolojik olarak farklılık arz ediyor ama cümle içerisinde kullandığımızda aynı anlama çıkıyor. uyku örneğinde kafa karıştıran da bu. ekler dikkate alındığında bir kelime uyku yoksunluğu ile, bir kelime uyku varlığı ile ilişkili fakat sonuç olarak farklı biçimlerde bir uyku halinden bahsediliyor.

uykum geldi yazarken.
devamını gör...

(bkz: ahlaki çöküş).
devamını gör...

sen benim tozumu duzgun almazsan, yemegimi suyumu zamaninda vermezsen, beni kendine baglamazsan, ben de alir basimi giderim diyen reyon.

karadeniz’de bulunmaktan bugalmis da olabilir, biraz temiz hava almak istemis olabilir, cips asigi birisi telekinezi yoluyla cagirmis olabilir, sana bana bize bi’ sey olabilir* de bunun konuyla alakasi yok.

findik yesin findik, iyi gelir.
devamını gör...

bazen filmlerde görüyorum. aynısını ben de deneyeyim diyorum başlıyoruz kavgaya, sonra üç gün konuşmuyoruz. o yüzden her gördüğümü denememeye karar verdim.
devamını gör...

nietzsche'nin kendi hayatından da kesitler bulunan eseridir. hastalık dönemlerinden bahsederken bu bağlamda iklim ve beslenme konularına girer. hastayken bazı eserlerini nasıl bir anda yazıverdiğini anlatır. eserde sık sık zerdüşt'ten alıntılar vardır. olağanüstü şiirsel dilini takip etmek bazen zor olsa da genel olarak keyiflidir. ecce homo'nun bence en önemli taraflarından biri binlerce yıllık yalanlar olarak tanımladığı ideallere olan saldırısıdır. idealler yani yalanlar, der, nietzsche. hıristiyanlıkla olan meselesi de tam olarak budur aslında. ideallerin hakikati gizlemek için uydurulduğunu söyler. insanları hakikatten uzak tutabilmek için yapılmış girişimlerdir onun derdi. hıristiyanlık ise bunun en büyük sebebidir nietzsche açısından. hıristiyan ahlakı âdeta onun midesini bulandırır. insan bedenini hiçe sayan, dünyasal olan her şeye karşı olan, uydurduğu ideallerle insanları olmayan bir öteki dünyaya hazırlayan bir anlayıştır bu nietzsche için. ayrıca merhamet gibi duygular insanı zayıflattıkları için saldırıya uğrar. nietzsche kendisini "ilk ahlak karşıtı" olarak tanımlar. özellikle zerdüşt'ünde gördüğümüz o tanrısal/ilahi dil burda da karşımıza çıkar. konuşan âdeta bir tanrı veya peygamber gibidir, nietzsche her ne kadar zerdüşt(yani kendisi) bir peygamber değildir dese de. muhteşem bir kibir metnin başından sonuna hâkimdir. bunun yakıştığı başka bir insan ben henüz okumadım, çünkü nietzsche dehâ ve delilik sınırları arasında yaşamış ve sonunda delilik tarafına geçmiş bir insandır. kitapta nietzsche'nin polonya kökenlerine duyduğu kıvanç vardır. bunun yanında alman olan her şeyden(wagner hâriç) duyduğu nefret görülür. açıkçası ben nietzsche okurken ne zaman wagner meselesi karşıma çıksa acayip sıkılırım. wagner aşağı wagner yukarı patlayacak gibi olurum. ama ecce homo'da aslında ona yönelik alaycı saldırılar var. almanlara olan nefreti kuşkusuz hastalıklı bir şeydi. müthiş bir alman kültürü, sanatı, felsefesi(burası kimilerine göre hâlâ tartışmalı olsa da) , edebiyatı vardı nietzsche yaşarken. kendisinden önce de vardı o yaşarken de vardı. ama o bunun böyle olmadığını ve hatta bir alman'a dokunduğunda ellerini yıkadığı söyler. nietzsche aslında wagner veya schopenhauer'dan bahsederken bile kendisinden bahsettiğini söylemektedir. veya onlarda kendisini gördüğünü, tabii ki onlara üstün bir konumda onları temâşa ettiğini imâ eder. aslında ecce homo'nun yapısıyla da uyumlu bir bakış açısıdır bu. çünkü nietzsche kendisinden bahseder zaten, her şey bir yönüyle nietzsche'dir. kitabın kısımları "neden bir yazgıyım ben", "neden böyle iyi kitaplar yazıyorum ben" gibi başlıklardan oluşur. nietzsche insanın öfkeden, kızgınlıktan, intikam hırsından arınması gerektiğini söyler. bunları da aslında bir bakıma put olarak görür. tıpkı idealler gibi. yıkılması gereken putlardır bunlar.
devamını gör...

annelik çok önemli.bir canlıya hayat vermek, sonrasında onu hayata hazırlamak gerçekten kutsal. ama insanlar kadınları sadece anneliğe indirgiyor. doğurduktan sonra bir kadınin kadın olma,evlat olma,çalışan olma vs tüm sıfatları elinden alınmaya calisilip sadece annelik bırakılıyor. hayır. bu kadar düz varlıklar değiliz, herşeyden önce anne değil kadınız. bir çocuk doğurduk diye bunu mahkûmiyet sayamayiz. aksine toplumda herseyimizle var olup çocuğumuza nasıl anne olunurun yanında nasıl öğrenci,nasıl çalışan, nasıl eş ve diğer bütün herşeyi canlı örnekle göstermeliyiz..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim