şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
"når du ved helgrindi står
og når laus deg må rive
skal eg fylgje deg
yver gjallarbrui med min song
hel’in girişinde bir kez durduğunda
ve özgür kalman gerektiğinde
seni izleyeceğim
gjallarbrú’nun üzerinde, şarkım ile
du blir laust frå banda som bind deg,
du er løyst frå banda som batt deg!
seni hapseden zincirlerinden kurtulabileceksin
seni hapseden zincirlerinden kurtuldun!"
(bkz: helvegen)
devamını gör...
bundan bize ne olması
“burada günümün belli bir dilimini geçiriyorum ben, burası umumi tuvalet değil.” demek suretiyle kullanılabilecek bkz.
devamını gör...
emanuel chrysoloras
1355 konstantinopolis doğumlu bizanslı devlet adamı ve öncü. batlamyus'u batı dünyasına tanıtan insan olarak bilinir.
diplomat olarak hizmet ederken yıldırım bayezit'e karşı ittifak arayışı için avrupa'ya gider ve orada bir sürü bilginle tanışır. italyan bilginlerin daveti üzerine ülkesini terk edip floransa'ya yerleşir. floransa'da bilgin dostlarıyla birlikte entelektüel faaliyetlerle ağırlık verir ve onlarla birlikte sahaflardaki antik el yazmalarını edinmek için doğu'ya seyahatlerde bulunur. doğu'dan batı'ya nakledilen bu el yazmaları yüz sene sonra rönesans'ın doğuşunu tetikleyecektir.
chrysoloras bu doğu seferlerinde batlamyus'un geofrafike hipegesis (coğrafya kılavuzu) adlı eserini bulur ve italyancaya tercüme eder. bu eserdeki dünya haritasında asya'nın doğu kıyılarıyla avrupa'nın batı kıyıları birbirlerine çok yakın çizildiği için bundan cesaret alan kristof kolomb hindistan'a ulaşma gayesiyle yola çıkar ve yanlışlıkla amerika kıt'asını keşfeder. eğer chrysoloras doğu'yu dolaşıp bu eseri bulup avrupa'ya tanıtmış olmasaydı coğrafi keşifler daha ileriki bir tarihte gerçekleşecekti.
bunlara ek olarak platon'un ünlü eseri devlet'i de italyancaya çevirmiştir.
son olarak da tüm gayesi osmanlılara karşı katoliklerle ortodoksların birleşmeleriydi. buna yönelik çalışmaları da olmuştur.
diplomat olarak hizmet ederken yıldırım bayezit'e karşı ittifak arayışı için avrupa'ya gider ve orada bir sürü bilginle tanışır. italyan bilginlerin daveti üzerine ülkesini terk edip floransa'ya yerleşir. floransa'da bilgin dostlarıyla birlikte entelektüel faaliyetlerle ağırlık verir ve onlarla birlikte sahaflardaki antik el yazmalarını edinmek için doğu'ya seyahatlerde bulunur. doğu'dan batı'ya nakledilen bu el yazmaları yüz sene sonra rönesans'ın doğuşunu tetikleyecektir.
chrysoloras bu doğu seferlerinde batlamyus'un geofrafike hipegesis (coğrafya kılavuzu) adlı eserini bulur ve italyancaya tercüme eder. bu eserdeki dünya haritasında asya'nın doğu kıyılarıyla avrupa'nın batı kıyıları birbirlerine çok yakın çizildiği için bundan cesaret alan kristof kolomb hindistan'a ulaşma gayesiyle yola çıkar ve yanlışlıkla amerika kıt'asını keşfeder. eğer chrysoloras doğu'yu dolaşıp bu eseri bulup avrupa'ya tanıtmış olmasaydı coğrafi keşifler daha ileriki bir tarihte gerçekleşecekti.
bunlara ek olarak platon'un ünlü eseri devlet'i de italyancaya çevirmiştir.
son olarak da tüm gayesi osmanlılara karşı katoliklerle ortodoksların birleşmeleriydi. buna yönelik çalışmaları da olmuştur.
devamını gör...
maviye kayma
elektromanyetik dalgalarda dalga boyunun olması gereken yerden, elektromanyetik tayfın kısa dalga boylu tarafına doğru kaymış olduğu durum.
dalga boyunun maviye kayması ya da kısalması, dalganın enerjisinin ve frekansının artması anlamına gelir.
gözlenen bir cismin yaydığı ışık maviye kaymışsa, bu durum cismin bize doğru yaklaştığı anlamına gelir.
ses dalgasında da durum aynı olduğundan yaklaşan tren, ambulans gibi araçların sesi, yüksek enerji nedeniyle daha tizdir.
dalgaların kırmızıya ya da maviye kayma durumları doppler etkisi olarak da tanımlanır.
edit: frekans artar. düzelttim.
dalga boyunun maviye kayması ya da kısalması, dalganın enerjisinin ve frekansının artması anlamına gelir.
gözlenen bir cismin yaydığı ışık maviye kaymışsa, bu durum cismin bize doğru yaklaştığı anlamına gelir.
ses dalgasında da durum aynı olduğundan yaklaşan tren, ambulans gibi araçların sesi, yüksek enerji nedeniyle daha tizdir.
dalgaların kırmızıya ya da maviye kayma durumları doppler etkisi olarak da tanımlanır.
edit: frekans artar. düzelttim.
devamını gör...
aşı karşıtı yakınlarının sürekli ölmesi
twitter'da, facebook'ta, sözlüklerde ve diğer sosyal ağlarda karşımıza çıkan durum.
aşı karşıtı insanların yakınları aşı yüzünden sürekli ölüyorlar. umarsızca, yarınlar yokmuşçasına bir ölüm yarışı içindeler.
"5 yakınım öldü aşıdan", "15 yakınım sakat kaldı aşıdan", "50 yakınım almanca konuşmaya başladı aşıdan sonra", "aşı olan 25 yakınım bluetooth ile birbirine bağlanıyor", "babamı bill gates öldürdü" gibi tamamen bilimsel ve ispatlı şeyler yazıyorlar.
hayır sayıları alt alta topluyorsun türkiye'de o kadar toplam ölüm yok ama olsun. sonuçta bir aşı karşıtı bunu söylüyorsa %100 doğrudur.
bizim gibi sıradan çinko vatandaşların yakınları ise maşallah yani. nazire yaparcasına yaşıyorlar.
aşı karşıtı insanların yakınları aşı yüzünden sürekli ölüyorlar. umarsızca, yarınlar yokmuşçasına bir ölüm yarışı içindeler.
"5 yakınım öldü aşıdan", "15 yakınım sakat kaldı aşıdan", "50 yakınım almanca konuşmaya başladı aşıdan sonra", "aşı olan 25 yakınım bluetooth ile birbirine bağlanıyor", "babamı bill gates öldürdü" gibi tamamen bilimsel ve ispatlı şeyler yazıyorlar.
hayır sayıları alt alta topluyorsun türkiye'de o kadar toplam ölüm yok ama olsun. sonuçta bir aşı karşıtı bunu söylüyorsa %100 doğrudur.
bizim gibi sıradan çinko vatandaşların yakınları ise maşallah yani. nazire yaparcasına yaşıyorlar.
devamını gör...
gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar
tam, elde bulaşık yıkarken söylemelik şarkı.
bir haykırsam belki duyulur sesim
ben yalnızım ben yalnızım yalnızım.
bir haykırsam belki duyulur sesim
ben yalnızım ben yalnızım yalnızım.
devamını gör...
kadınlar
mujeres - kadınlar
eduardo galeano
çev. süleyman doğru
(kitapla alakalı tuttuğum notlardan düzenlenmiştir)
kitabı, daha doğrusu eduardo galeano’yu keşfetmem -futbol ile alakalı yazdıklarını saymazsam- açık gazete sayesinde oldu. bir açık gazete geleneği olarak her programın başında galeano’nun kitaplarından bir bölüm okunuyor ve geçen yayın dönemindeki kitap mujeres idi. yine bir sabah ömer madra tarafından okunan şu pasaj ilgimi çekti:
plaza de mayo anneleri
1977, buenos aires
kendi evlatları tarafından dünyaya getirilmiş kadınlar olan plaza de mayo anneleri, bu trajedinin yunan korosunu oluşturuyorlar. kayıplarının fotoğraflarım havaya kaldırıp pembe hükümet sarayının önündeki piramidin etrafında kışlaları, karakolları ve kiliseleri dolaşırkenki inatçılıklarıyla dönüp dururken, gözleri onca gözyaşından kupkuru ve eskiden varken artık olmayanları ya da kim bilir belki de hâlâ olanları beklemekten umutlan kınlmış: "uyanıyor ve hayatta olduğunu hissediyorum," diyor içlerinden biri ve her biri. "sabah vakti geride kalırken umudum yavaş yavaş tükeniyor. öğlen olduğunda ölüyorum. akşama doğru diriliyorum. o zaman geleceğine yeniden inanıyor ve masaya onun için bir tabak koyuyorum, ama o yeniden ölüyor ve gece olduğunda umudum tamamen tükenmiş olarak uyuyakalıyorum. uyanıyor ve hayatta
olduğunu hissediyorum..."
onlara deliler diyorlar. normalde kimse onlardan bahsetmiyor. durum normale dönünce dolar ucuzluyor, aynı şekilde bazı insanlar da. deli şairler ölüme gidiyorlar, normal şairlerse kılıcı öpüp övgüler düzüyor ve sessizliğe gömülüyorlar. ekonomi bakanı çok normal bir şekilde afrika selvasında aslan ve zürafa avlarken, generaller buenos aires'in kenar mahallelerinde işçi avlıyorlar. yeni dil kurallan askeri diktatörlüğü ulusal yeniden yapılanma süreci olarak adlandırmaya mecbur ediyor.
***
(bkz: plaza de mayo anneleri)
***
erken dönem filozoflarının ve dinlerinin erkeğin tamamlanmamış hali olarak yorumladığı kadın kavramı, latin amerika’nın edebi yönünü dünyaya tanıtan eduardo galeano’nun çeşitli hikaye ve anektodlarıyla ele alınıyor. bu hikayeler daha çok galeano’nun yetiştiği ve anlatıcılığını üstlendiği kültür itibarıyla ispanyol ve maya kültürüyle harmanlanmış çeşitli halk öykülerini ve tarihte ataerkil düzenin karşısında kadın kimliğiyle ön plana çıkmış ve “bir erkeğin cesaret edemeyeceği” işlere “kalkışan” cesur kadınların kahramanlık öyküleri gibi çeşitli konulardan oluşuyor.
kitap boyunca galeano’nun üstlendiği rol anlatıcılık, yani metinsel olarak bir mesaj kaygısı çoğunlukla yok. ancak seçilen metinler öylesine dolu ki, insan okurken kadınları ve kadınların toplumdaki yerinin tarihte ne konumda olduğunu ve günümüzde bunun pek değişmediğini okura şok etkisiyle yansıtıyor.
tarih boyunca kadınların toplumun bir parçası olarak verdiği varlık mücadelesine kitaptaki öyküler aracılığıyla tanıklık ediyoruz. herkesin bildiğini değil de saklı olanı keşfetmek isteyen, bunun uğruna önüne konan engellere biat etmeyip canı pahasına bu mücadeleyi veren kadınlara birkaç satırlığına da olsa eşlik etmek heyecan verici.
eduardo galeano
çev. süleyman doğru
(kitapla alakalı tuttuğum notlardan düzenlenmiştir)
kitabı, daha doğrusu eduardo galeano’yu keşfetmem -futbol ile alakalı yazdıklarını saymazsam- açık gazete sayesinde oldu. bir açık gazete geleneği olarak her programın başında galeano’nun kitaplarından bir bölüm okunuyor ve geçen yayın dönemindeki kitap mujeres idi. yine bir sabah ömer madra tarafından okunan şu pasaj ilgimi çekti:
plaza de mayo anneleri
1977, buenos aires
kendi evlatları tarafından dünyaya getirilmiş kadınlar olan plaza de mayo anneleri, bu trajedinin yunan korosunu oluşturuyorlar. kayıplarının fotoğraflarım havaya kaldırıp pembe hükümet sarayının önündeki piramidin etrafında kışlaları, karakolları ve kiliseleri dolaşırkenki inatçılıklarıyla dönüp dururken, gözleri onca gözyaşından kupkuru ve eskiden varken artık olmayanları ya da kim bilir belki de hâlâ olanları beklemekten umutlan kınlmış: "uyanıyor ve hayatta olduğunu hissediyorum," diyor içlerinden biri ve her biri. "sabah vakti geride kalırken umudum yavaş yavaş tükeniyor. öğlen olduğunda ölüyorum. akşama doğru diriliyorum. o zaman geleceğine yeniden inanıyor ve masaya onun için bir tabak koyuyorum, ama o yeniden ölüyor ve gece olduğunda umudum tamamen tükenmiş olarak uyuyakalıyorum. uyanıyor ve hayatta
olduğunu hissediyorum..."
onlara deliler diyorlar. normalde kimse onlardan bahsetmiyor. durum normale dönünce dolar ucuzluyor, aynı şekilde bazı insanlar da. deli şairler ölüme gidiyorlar, normal şairlerse kılıcı öpüp övgüler düzüyor ve sessizliğe gömülüyorlar. ekonomi bakanı çok normal bir şekilde afrika selvasında aslan ve zürafa avlarken, generaller buenos aires'in kenar mahallelerinde işçi avlıyorlar. yeni dil kurallan askeri diktatörlüğü ulusal yeniden yapılanma süreci olarak adlandırmaya mecbur ediyor.
***
(bkz: plaza de mayo anneleri)
***
erken dönem filozoflarının ve dinlerinin erkeğin tamamlanmamış hali olarak yorumladığı kadın kavramı, latin amerika’nın edebi yönünü dünyaya tanıtan eduardo galeano’nun çeşitli hikaye ve anektodlarıyla ele alınıyor. bu hikayeler daha çok galeano’nun yetiştiği ve anlatıcılığını üstlendiği kültür itibarıyla ispanyol ve maya kültürüyle harmanlanmış çeşitli halk öykülerini ve tarihte ataerkil düzenin karşısında kadın kimliğiyle ön plana çıkmış ve “bir erkeğin cesaret edemeyeceği” işlere “kalkışan” cesur kadınların kahramanlık öyküleri gibi çeşitli konulardan oluşuyor.
kitap boyunca galeano’nun üstlendiği rol anlatıcılık, yani metinsel olarak bir mesaj kaygısı çoğunlukla yok. ancak seçilen metinler öylesine dolu ki, insan okurken kadınları ve kadınların toplumdaki yerinin tarihte ne konumda olduğunu ve günümüzde bunun pek değişmediğini okura şok etkisiyle yansıtıyor.
tarih boyunca kadınların toplumun bir parçası olarak verdiği varlık mücadelesine kitaptaki öyküler aracılığıyla tanıklık ediyoruz. herkesin bildiğini değil de saklı olanı keşfetmek isteyen, bunun uğruna önüne konan engellere biat etmeyip canı pahasına bu mücadeleyi veren kadınlara birkaç satırlığına da olsa eşlik etmek heyecan verici.
devamını gör...
doğaçlama tiyatro
bir tenturdiyot ukdesi.
klasik tiyatrodan farklı olarak oyunculuk yeteneğine ek olarak hızlı düşünme ve yaratıcılık da gerektiren konuyu ve/veya oyunun gidişatını seyircinin belirlediği, seyirciden gelen aksiyonlarla şekillenen tiyatro dalıdır. (sevdiğim bir doğaçlama tiyatro grubu tiyatro sporu da demekteydi)
ülkemizde mahşer-i cümbüşle ünlendiğini ve geliştiğini düşünmekteyim.
klasik tiyatrodan farklı olarak oyunculuk yeteneğine ek olarak hızlı düşünme ve yaratıcılık da gerektiren konuyu ve/veya oyunun gidişatını seyircinin belirlediği, seyirciden gelen aksiyonlarla şekillenen tiyatro dalıdır. (sevdiğim bir doğaçlama tiyatro grubu tiyatro sporu da demekteydi)
ülkemizde mahşer-i cümbüşle ünlendiğini ve geliştiğini düşünmekteyim.
devamını gör...
beyin yakan koyun sorusu
1. yıl 5+(5) koyun.
2. yıl 5+5+(5) koyun.
3. yıl 10+5+(10) koyun.
4. yıl 15+10+(15) koyun.
5. yıl 25+15+(25) koyun.
6. yıl 40+25+(40)koyun.
7. yıl 65+40+(65) koyun.
8. yıl 105+65+(105) koyun.
9. yıl 170+105+(170) koyun.
10. yıl 275+170+(275) =720 koyun.
ilk sıradaki rakamlar doğum yapan koyunları, parantez içleri doğan yavruları, orta sıradakilerde bir yıl bekleyen koyunları ifade etmektedir.
evet işsizim.
edit: ufak bir işlem hatam olmuş düzelttim hemen.
edit2: elbarto uyarısıyla diğer işlem hatası da giderildi.
2. yıl 5+5+(5) koyun.
3. yıl 10+5+(10) koyun.
4. yıl 15+10+(15) koyun.
5. yıl 25+15+(25) koyun.
6. yıl 40+25+(40)koyun.
7. yıl 65+40+(65) koyun.
8. yıl 105+65+(105) koyun.
9. yıl 170+105+(170) koyun.
10. yıl 275+170+(275) =720 koyun.
ilk sıradaki rakamlar doğum yapan koyunları, parantez içleri doğan yavruları, orta sıradakilerde bir yıl bekleyen koyunları ifade etmektedir.
evet işsizim.
edit: ufak bir işlem hatam olmuş düzelttim hemen.
edit2: elbarto uyarısıyla diğer işlem hatası da giderildi.
devamını gör...
taşa yazılmış yaşım 12 tecavüz ediliyorum yazısının gerçek çıkması
erkek olmaktan utanır hale getiren haberdir. evet erkek olmaktan utanıyorum artık. insan olmaktan zaten utanıyordum.
devamını gör...
ahmed arif
canım benim,
bilir misin "canım" dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.
bilir misin "canım" dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.
devamını gör...
atatürk'e ilah benzetmesi yapanlar
bizler atatürk’e ilah benzetmesi yapmayız zira atamız yaşasaydı o da böyle isterdi lakin onun ilke ve inkılaplarına bağlıyız, yolu yolumuzdur. ha bu sizin gibi dincileri, cemaatçileri, vatan hainlerini rahatsız ediyorsa no problem. istediğiniz kadar algı operasyonu yapın anasını satıyım.
son olarak; mustafa kemal atatürk’ün askerleriyiz!
zoruna gidenin borusuna gitsin be çok da tın yani…
edit: bazı kendini solcu zannedenler de rahatsız oluyor atatürk’ten bak, sonra bunlara laf ettiğimiz zamanda da biz aşağılık oluyoruz. asıl aşağılık karaktersizler sizsiniz. atanın kurduğu ülkede yaşayıp onu eleştirecek kadar da kansızınız. selahattin demirtaş’a sempati duyanlardan sen ne bekliyorsun ki??
hiçbir şey. devam selo yalayıcılığı yapmaya mustafa kemal atatürk sizin boyunuzu aşar…
son olarak; mustafa kemal atatürk’ün askerleriyiz!
zoruna gidenin borusuna gitsin be çok da tın yani…
edit: bazı kendini solcu zannedenler de rahatsız oluyor atatürk’ten bak, sonra bunlara laf ettiğimiz zamanda da biz aşağılık oluyoruz. asıl aşağılık karaktersizler sizsiniz. atanın kurduğu ülkede yaşayıp onu eleştirecek kadar da kansızınız. selahattin demirtaş’a sempati duyanlardan sen ne bekliyorsun ki??
hiçbir şey. devam selo yalayıcılığı yapmaya mustafa kemal atatürk sizin boyunuzu aşar…
devamını gör...
hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
dedem öldüğünde cebinden çıkan son 50 tl. şu acıdan garip: para olduğu için herkesin eli değmiştir yani dedeme özel bir şey olsa daha mantıklı olurdu saklamam. saklamaya devam ediyorum hala.
devamını gör...
lionel messi
sene sonunda efsane olduğu takımdan ayrılacak olan futbolcu. göreceğiz bakalım barcelona harici bir takımda adından söz ettirebilecek mi?
devamını gör...
bisküvili pasta
en güzel pastadır aksi de iddia edilmez
devamını gör...
mfö’den bir üye çıkarılmak istenseydi o kim olurdu sorunsalı
mazhar alason bana kalırsa adam diğerlerine ayıp olmasın diye hâlâ hayatta.
devamını gör...
evde terlik giyme bağımlılığı
belli bir süreden sonra terliksiz yere basamamak gibi saçma sapan bir huy oluşur.
devamını gör...


