direkt samimileşen insan
açık, dürüst iletişim kuran insanlardır. normalde olduğu gibilerdir. bir de gevezedir*. karşılarındakini de kendileri gibi varsayarlar. siz öyle değilseniz devam etmezsiniz. maalesef kandırılmaya da açıktırlar. onlara tavsiyem; somut kişisel bilgilerini paylaşmamalarıdır. onun dışında laflıyoruz işte, büyütecek bir şey yok.
devamını gör...
korku filmlerinin genelde düşük puan alması
filmi izlerken gerilmekten helak olan fakat filmin sonunda hiçte korkunç değildi diyenlerin sebep olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
şu an hissettiğiniz burukluğun sebebi
hayatımın hiçbir zaman istediğim gibi olmayacağını anladım.
devamını gör...
amentü
ismet bey 74 yılında müslümanca bir yaşama geçişinin ilanı ve adeta bir deklarasyon olarak bu şiiri sezai karakoç’un diriliş dergisinde yayımlar. satır araları dikkatle incelendiğinde bu dönüşümün, yeni bir kavrayışın açıkça dizelere serpiştirildiğini fark ediyor insan. bu arka planına hiç bakmaksızın da çok güçlü çok yalın bir şiirdir kendileri.
“ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.“
“ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.“
devamını gör...
babalar günü
sene de 1 gün iyi ya da kötü aslında ailemizin kahramanı* olan babalarımızı anımsadığımız gün.

şimdi nereden başlasam bilemiyorum. değişik bir adamdı benim babam. öyle pamuklara sarıp sarmalamadı ama kimsesizde bırakmadı. arkamda hep gölgesini hissederdim. bu durum bazen korkutur bazen cesaret verirdi.
mesela seni seviyorum demezdi ama her gün arar saatlerce oradan burdan çene çalardı benle.
çok küçüktüm yani belki başkası çocuk olarak görüp muhatttap almazdı o yaşta ama o karşısına alır dükkanda ne yaptığını, demiri nasıl kaynattığını, tornadaki arızayı nasıl fark ettiğini, dükkana gelen adamın onu nasıl kazıklamaya çalıştığını anlatırdı. insanları da pek sevmezdi hep kızardım bu yönüne. herkesi eleştirir hep kötü yönlerini söylerdi beni de herkese överdi. o yaşlara daha gelmedim ama insanlar üzerinde yaptığı tespitleri bugün o kadar iyi anlıyorum ki. ben aşağılıyor diye kızarken meğer o durum tespiti, kişilik analizi yapıyormuş. *
bir gün dedemlerin evinde oturuyoruz. halamın kızı atıyla oynatmadı beni, itti. orda bir bakış attı bana ben hemen geri çekildim. kimse de demedi kızım bırak birazda kuzenin oynasın. * zaten hoş bizi aileden gibi görmezlerdi hiç. gittiğimiz zaman yalandan sevinirler sonra ne zaman kalkacağız diye gözlerimizin içine bakarlardı. neysem efem kalktık hemen normalde en az 1, 2 saat daha otururduk. çay koymuşlardı falan işte. babam işimiz var başka zaman dedi. onlarda pek ısrar etmedi zaten. ben hala içemediğimiz çaydayım yahu acaba yanında kek, kurabiye falan var mıydı diye düşünüyordum.* akşam vaktiydi babam evimizin yoluna dönmedi. kocaman ışıklı içinde koca koca oyuncakları olan bir dükkanın önünde durduk. beni bastı bir heyecan ama bir yandanda diyorum yok yahu işi vardır. elinde kocaman kırmızı bir atla geldi. sevincimi anlatamam. yahu dev gibi hem de kırmızı. ebrunun ki gibi gri değil. saatlerce inmedim üstünden nasılda mutlu olmuştum anlatamam.
edit: olaya konu olan at fotosu eklenmiştir.*

mahallenin çocuklarının anaları gelirdi dükkana 'kızın oğlumuzu dövmüş adam adam' derlerdi. bana bir kaş çatardı ben hemen kayıp. kadınlara da 'ne yapayım ben hanımlar benim ki kız sizin ki erkek dayak yemeselermiş' deyip gülerdi. 'aaa adama bak bir de arka çıkıyor' derler söylene söylene giderlerdi. ben de sakladığım yerden bir süre çıkmazdım. çıktığımda ters ters bakar hadi eve derdi. arkamdan güldüğüne yemin edebilirim ama kanıtlayamam.
sabahları yatağıma gelir yatar sıkı sıkı sarardı beni. ben hiç sevmezdim bunu. bazende kolumdan tutup zorla kucağına oturturdu. bu tabi ergen dönemlerim sevgi bu mu bu mu yani derdim kendi kendime. arkadaşlarımın babaları nasıl bir de benim kine bak. kendi şımarıklığımı onun sevgisizliğine yorardım. şimdi düşünüyorum evet bana bir kere bile seni seviyorum demedi ama hep yanımda arkamda durdu.
ailenin en küçüğüyüm benle ilgili bir olay olduğunda tüm kardeşler bu olayda söz sahibi olmak isterdi. karşı çıkanlar, hareketlerimi onaylamayanlar, gittiğim yerlere karışmaya çalışanlar falan filan. * 'ben ölmedim onlar geri dursun benim asabımı bozmasınlar şu kız onlardan küçük kıskanmayı bıraksınlar artık' derdi. * *
babamla farklı bir ilişkimiz vardı. sınırlarımız vardı birbirimize karşı ama ihtiyacımız olduğu an birbirimizin yanındaydık. aile içinde bu durum hep sorgulandı babam banuyu kayırıyor kavgaları çıktı. yahu ben adam için torunu gibiydim. benle yaşıt yeğenlerim var düşünün. ben doğduğumda bazı ablalarım evliymiş. sizle olan ilişkisiyle benle olan ilişkisi bir olabilir mi acaba? ayrıca genç babayla ortayaşlı baba arasında fark olur her zaman. genç daha çok çalışır daha çok yorgun olur yeri gelir eve geldiğinde çoluk çocuğu görmez bile. artık orta yaşlar emekliliğe hazırlıktır. tempo düşer evle çocuklarla daha fazla zaman geçirilir. yani fark bana tavrı değil beni tanımasıyla alakalı. sizi tanıyacak, iletişim kuracak kadar kalmamış evde adamcağız napsın. ee şimdi koca insanlarsınız benimle olan diyalogu sizle nasıl olsun. ben asi bir kızdım kendisine benziyordum o da bunu fark edip biraz taktik değiştirmiş olmalı. ee yaşın verdiği olgunlukta var artık aynı olaya aynı tavrı bile vermiyoruz yaşımız biraz ilerlediğinde. neyse efem çok uzattım bitiriyorum.*

ben hep senin küçük kızın olarak kalacağım...
ne elini tutabileceğim bundan sonra ne parka gidebileceğim seninle!
ama ben hep senin o küçük yaramaz kızın olarak kalacağım...
ister 33 ister 63 yaşına geleyim bu değişmeyecek!
babalar günün kutlu olsun. seni seviyorum babacığım...
hep benimle kal, hep kalbimde...
hasretle... *

şimdi nereden başlasam bilemiyorum. değişik bir adamdı benim babam. öyle pamuklara sarıp sarmalamadı ama kimsesizde bırakmadı. arkamda hep gölgesini hissederdim. bu durum bazen korkutur bazen cesaret verirdi.
mesela seni seviyorum demezdi ama her gün arar saatlerce oradan burdan çene çalardı benle.
çok küçüktüm yani belki başkası çocuk olarak görüp muhatttap almazdı o yaşta ama o karşısına alır dükkanda ne yaptığını, demiri nasıl kaynattığını, tornadaki arızayı nasıl fark ettiğini, dükkana gelen adamın onu nasıl kazıklamaya çalıştığını anlatırdı. insanları da pek sevmezdi hep kızardım bu yönüne. herkesi eleştirir hep kötü yönlerini söylerdi beni de herkese överdi. o yaşlara daha gelmedim ama insanlar üzerinde yaptığı tespitleri bugün o kadar iyi anlıyorum ki. ben aşağılıyor diye kızarken meğer o durum tespiti, kişilik analizi yapıyormuş. *
bir gün dedemlerin evinde oturuyoruz. halamın kızı atıyla oynatmadı beni, itti. orda bir bakış attı bana ben hemen geri çekildim. kimse de demedi kızım bırak birazda kuzenin oynasın. * zaten hoş bizi aileden gibi görmezlerdi hiç. gittiğimiz zaman yalandan sevinirler sonra ne zaman kalkacağız diye gözlerimizin içine bakarlardı. neysem efem kalktık hemen normalde en az 1, 2 saat daha otururduk. çay koymuşlardı falan işte. babam işimiz var başka zaman dedi. onlarda pek ısrar etmedi zaten. ben hala içemediğimiz çaydayım yahu acaba yanında kek, kurabiye falan var mıydı diye düşünüyordum.* akşam vaktiydi babam evimizin yoluna dönmedi. kocaman ışıklı içinde koca koca oyuncakları olan bir dükkanın önünde durduk. beni bastı bir heyecan ama bir yandanda diyorum yok yahu işi vardır. elinde kocaman kırmızı bir atla geldi. sevincimi anlatamam. yahu dev gibi hem de kırmızı. ebrunun ki gibi gri değil. saatlerce inmedim üstünden nasılda mutlu olmuştum anlatamam.
edit: olaya konu olan at fotosu eklenmiştir.*

mahallenin çocuklarının anaları gelirdi dükkana 'kızın oğlumuzu dövmüş adam adam' derlerdi. bana bir kaş çatardı ben hemen kayıp. kadınlara da 'ne yapayım ben hanımlar benim ki kız sizin ki erkek dayak yemeselermiş' deyip gülerdi. 'aaa adama bak bir de arka çıkıyor' derler söylene söylene giderlerdi. ben de sakladığım yerden bir süre çıkmazdım. çıktığımda ters ters bakar hadi eve derdi. arkamdan güldüğüne yemin edebilirim ama kanıtlayamam.
sabahları yatağıma gelir yatar sıkı sıkı sarardı beni. ben hiç sevmezdim bunu. bazende kolumdan tutup zorla kucağına oturturdu. bu tabi ergen dönemlerim sevgi bu mu bu mu yani derdim kendi kendime. arkadaşlarımın babaları nasıl bir de benim kine bak. kendi şımarıklığımı onun sevgisizliğine yorardım. şimdi düşünüyorum evet bana bir kere bile seni seviyorum demedi ama hep yanımda arkamda durdu.
ailenin en küçüğüyüm benle ilgili bir olay olduğunda tüm kardeşler bu olayda söz sahibi olmak isterdi. karşı çıkanlar, hareketlerimi onaylamayanlar, gittiğim yerlere karışmaya çalışanlar falan filan. * 'ben ölmedim onlar geri dursun benim asabımı bozmasınlar şu kız onlardan küçük kıskanmayı bıraksınlar artık' derdi. * *
babamla farklı bir ilişkimiz vardı. sınırlarımız vardı birbirimize karşı ama ihtiyacımız olduğu an birbirimizin yanındaydık. aile içinde bu durum hep sorgulandı babam banuyu kayırıyor kavgaları çıktı. yahu ben adam için torunu gibiydim. benle yaşıt yeğenlerim var düşünün. ben doğduğumda bazı ablalarım evliymiş. sizle olan ilişkisiyle benle olan ilişkisi bir olabilir mi acaba? ayrıca genç babayla ortayaşlı baba arasında fark olur her zaman. genç daha çok çalışır daha çok yorgun olur yeri gelir eve geldiğinde çoluk çocuğu görmez bile. artık orta yaşlar emekliliğe hazırlıktır. tempo düşer evle çocuklarla daha fazla zaman geçirilir. yani fark bana tavrı değil beni tanımasıyla alakalı. sizi tanıyacak, iletişim kuracak kadar kalmamış evde adamcağız napsın. ee şimdi koca insanlarsınız benimle olan diyalogu sizle nasıl olsun. ben asi bir kızdım kendisine benziyordum o da bunu fark edip biraz taktik değiştirmiş olmalı. ee yaşın verdiği olgunlukta var artık aynı olaya aynı tavrı bile vermiyoruz yaşımız biraz ilerlediğinde. neyse efem çok uzattım bitiriyorum.*

ben hep senin küçük kızın olarak kalacağım...
ne elini tutabileceğim bundan sonra ne parka gidebileceğim seninle!
ama ben hep senin o küçük yaramaz kızın olarak kalacağım...
ister 33 ister 63 yaşına geleyim bu değişmeyecek!
babalar günün kutlu olsun. seni seviyorum babacığım...
hep benimle kal, hep kalbimde...
hasretle... *
devamını gör...
sentez
en genel ifade ile, üretmek anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...
pedofili
lütfen hastalık demeyin bu bir hastalık değil sapıklıktır.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
buyrunuz efendim .
https://m.youtube.com/watch...
https://m.youtube.com/watch...
devamını gör...
sor bana pişman mıyım
soruyorum: pişman mısın?
devamını gör...
hiçbir kulübe katılmayan asosyal kafa sözlük yazarı
gerek yok. çünkü kafa sözlük zaten büyük ve güzel bir oluşum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
kaliteli çizimlerin olduğu başlık. ben sadece cin ali çiziyorum.
devamını gör...
burnley
tam adı burnley football club olan premier lig takımıdır. lakapları bordolardır.
renkleri diğer premier takımı olan aston villa ve west ham gibi bordo mavidir.
1882 yılında kurulmuşlardır.
stadyumları 21.400 kapasiteli turf moor stadyumudur. efsane bir stadyumdur. gelen rakiplere acayip zor anlar yaşatırlar. hatta kült olmuş bir söylem vardır burnley deplasmanı diye. zor deplasmandır.
teknik direktörleri harika işler yapan ve burnley tarihi için çok önemli olan sean dyche hocadır. kendisini çok seviyorum oynattığı futbolu izlemeye bayılıyorum bence büyük işler yaptı.
kulüp ingiltere'nin lancashire bölgesi şehirlerinden olan burnley'de kurulmuştur.
ayrıca burnley futbol tarihinin şike yapan ilk kulübüdür. 1900 yılında nottingham forest'e adam başı 5 sterlin para teklif etmişler.
burnley halkı çok ırkçı bir halktır. taraftarları sert ve ırkçıdır o yüzden deplasmanlar zor geçer. rakibe eskiden beri türlü terbiyesizlik yapmışlardır. tabi günümüzde bu olaylar çok az oluyor veya yansıtılmıyor.
premier ligine 2009 yılında 33 yıl aradan sonra dönüş yapmıştır. döndüğü ilk sene manchester united'ı evinde yenmiştir. büyük başarı. büyük bir geri dönüş. uzun zamandır premier lig izleyen biri olarak varlıklarını seviyorum. lige renk katıyorlar.
burnley takımı olarak bir başka detay ise ingiltere futbol liginin kurulmasında önemli bir etken olmalarıdır.
renklerini çok beğeniyorum. amblemleri veya logoları için aynı şeyi düşünmüyorum. çok çirkin bir amblem. basit ve çirkin. aşağı fotoğrafını koyacağım.
son olarak bu takıma sempati duymamın bir sebebi ise yaşadıkları bir olay ve iyi yönetilmeleri.
bu adamlar zamanında hocaları sean dyche ile beraber lige çıkıyorlar. sonra tekrar küme düşüyorlar ama hocalarını kovmuyorlar. sean dyche tekrar takımını efsane bir performans ile lige çıkarıyor.
bu örnek çok değerli. adana demirspor takımı bu sene küme düşerse samet aybaba'yı kovacak. kovacak. bunu bilmek için allame olmaya gerek yok.
seviyorum seni burnley lige renk katmaya devam edersin umarım.
renkleri diğer premier takımı olan aston villa ve west ham gibi bordo mavidir.
1882 yılında kurulmuşlardır.
stadyumları 21.400 kapasiteli turf moor stadyumudur. efsane bir stadyumdur. gelen rakiplere acayip zor anlar yaşatırlar. hatta kült olmuş bir söylem vardır burnley deplasmanı diye. zor deplasmandır.
teknik direktörleri harika işler yapan ve burnley tarihi için çok önemli olan sean dyche hocadır. kendisini çok seviyorum oynattığı futbolu izlemeye bayılıyorum bence büyük işler yaptı.
kulüp ingiltere'nin lancashire bölgesi şehirlerinden olan burnley'de kurulmuştur.
ayrıca burnley futbol tarihinin şike yapan ilk kulübüdür. 1900 yılında nottingham forest'e adam başı 5 sterlin para teklif etmişler.
burnley halkı çok ırkçı bir halktır. taraftarları sert ve ırkçıdır o yüzden deplasmanlar zor geçer. rakibe eskiden beri türlü terbiyesizlik yapmışlardır. tabi günümüzde bu olaylar çok az oluyor veya yansıtılmıyor.
premier ligine 2009 yılında 33 yıl aradan sonra dönüş yapmıştır. döndüğü ilk sene manchester united'ı evinde yenmiştir. büyük başarı. büyük bir geri dönüş. uzun zamandır premier lig izleyen biri olarak varlıklarını seviyorum. lige renk katıyorlar.
burnley takımı olarak bir başka detay ise ingiltere futbol liginin kurulmasında önemli bir etken olmalarıdır.
renklerini çok beğeniyorum. amblemleri veya logoları için aynı şeyi düşünmüyorum. çok çirkin bir amblem. basit ve çirkin. aşağı fotoğrafını koyacağım.
son olarak bu takıma sempati duymamın bir sebebi ise yaşadıkları bir olay ve iyi yönetilmeleri.
bu adamlar zamanında hocaları sean dyche ile beraber lige çıkıyorlar. sonra tekrar küme düşüyorlar ama hocalarını kovmuyorlar. sean dyche tekrar takımını efsane bir performans ile lige çıkarıyor.
bu örnek çok değerli. adana demirspor takımı bu sene küme düşerse samet aybaba'yı kovacak. kovacak. bunu bilmek için allame olmaya gerek yok.
seviyorum seni burnley lige renk katmaya devam edersin umarım.
devamını gör...
yazarların favori arabesk şarkısı
devamını gör...
onomastik
isim bilimi.
filolojinin, özel isimleri inceleyen dalına denir.
şahıs isimlerini inceleyen onomastiğe; antroponomi,
deniz, nehir, göl isimlerini inceleyen onomastiğe; hidronomi,
yerleşim birimlerinin isimlerini inceleyen onomastiğe; toponomi denir.
filolojinin, özel isimleri inceleyen dalına denir.
şahıs isimlerini inceleyen onomastiğe; antroponomi,
deniz, nehir, göl isimlerini inceleyen onomastiğe; hidronomi,
yerleşim birimlerinin isimlerini inceleyen onomastiğe; toponomi denir.
devamını gör...
fair play ödülü
mevcut ligimizde şuan önde olan takım trabzonspor ligin en centilmeni olarak görülüyor.
ligin en hırçını ise fatih karagümrük.
ligin en hırçını ise fatih karagümrük.
devamını gör...
geceye latince bir söz bırak
unt gulo sevko dıkken katlanko.
gülü seven dikenine katlanır.
gülü seven dikenine katlanır.
devamını gör...
mk ultra
bir başka sözlükteki kendi yazımdan alıntıdır.
--- alıntı ---
1950'li yıllarda başlayıp 70'lere doğru sonlandırılan, bilinçaltını manipüle etme projesi. proje cia bilimsel istihbarat bölümü tarafından yürütülmüştür.
proje, liserjik asit dietilamid yani lsd dediğimiz halüsinojen yardımıyla deneklere istenileni yaptırma, cinsel taciz gibi farklı amaçlarla yürütülmüş ve bir işkence aracı olarak da kullanılmıştır.
gazeteci ve akademisyen stephen kinzer'a göre proje, ikinci dünya savaşı döneminde japonların ve nazilerin tesis ve toplama kamplarındaki insanları kontrol etmek amacıyla yaptıkları çalışmaların bir devamı niteliğindeydi. çoğu zaman deneklerin bilgisi ve izni olmadan yapılan bazı uygulamalara dayanıyordu.
projenin bir amacı, soğuk savaş döneminde sovyet ajanlarını sorgulamak ve zihin kontrol yöntemlerini onlar üzerinde uygulayarak bir ilaç geliştirmekti. hatta hafızayı silmek için bir alt proje daha tasarlanmış, ancak hiçbir zaman başlatılmamıştı.
richard helms'in imha ettiği belgelerden geriye kalanlardan birinden anlaşıldığına göre, deneyde deneklerin hareketlerini kontrol edememesine neden olan kimyasallar, alkol benzeri sarhoş edici malzemeler, işkenceye dayanma gücünü yükseltecek ilaçlar, görme ve işitme faaliyetlerini sekteye üreten maddeler ve bunlar gibi 20'ye yakın madde kullanılmıştı. başlangıçta gerçekten sorgulamaya yönelik çalışmalar zamanla taciz ve işkenceye dönüşmüştü.
daha sonra proje hakkında soruşturma başlatılmış, ama cia müdürü richard helms'in belgelerin çoğunu yok etmesi nedeniyle soruşturma sağlıklı şekilde yürütülememiştir. ancak daha sonra 20 bin kadar belgenin yok edilemediği gerçeği ortaya çıkınca, olayın boyutu da değişmiştir. cia yerli ve yabancı birçok insan üzerinde bu tür denemeler yaptığını itiraf etmiş, şahitlik yapan deneklerin ifadeleriyle de olay basına yansımıştır. deneylerin, bilimsel bakımdan yetkin olmayan ajanlarca yapılmış olması nedeniyle, bazı kişilerin ölümü, doğrudan projeyle ilişkilendirilmiştir.
her ne kadar günümüzde, bu ve benzeri deneylerin artık yapılmadığına ilişkin sözlü garantiler verilse de, benzer projelerin farklı ad ve kapsamlar altında yürütüldüğü düşünülmektedir.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
1950'li yıllarda başlayıp 70'lere doğru sonlandırılan, bilinçaltını manipüle etme projesi. proje cia bilimsel istihbarat bölümü tarafından yürütülmüştür.
proje, liserjik asit dietilamid yani lsd dediğimiz halüsinojen yardımıyla deneklere istenileni yaptırma, cinsel taciz gibi farklı amaçlarla yürütülmüş ve bir işkence aracı olarak da kullanılmıştır.
gazeteci ve akademisyen stephen kinzer'a göre proje, ikinci dünya savaşı döneminde japonların ve nazilerin tesis ve toplama kamplarındaki insanları kontrol etmek amacıyla yaptıkları çalışmaların bir devamı niteliğindeydi. çoğu zaman deneklerin bilgisi ve izni olmadan yapılan bazı uygulamalara dayanıyordu.
projenin bir amacı, soğuk savaş döneminde sovyet ajanlarını sorgulamak ve zihin kontrol yöntemlerini onlar üzerinde uygulayarak bir ilaç geliştirmekti. hatta hafızayı silmek için bir alt proje daha tasarlanmış, ancak hiçbir zaman başlatılmamıştı.
richard helms'in imha ettiği belgelerden geriye kalanlardan birinden anlaşıldığına göre, deneyde deneklerin hareketlerini kontrol edememesine neden olan kimyasallar, alkol benzeri sarhoş edici malzemeler, işkenceye dayanma gücünü yükseltecek ilaçlar, görme ve işitme faaliyetlerini sekteye üreten maddeler ve bunlar gibi 20'ye yakın madde kullanılmıştı. başlangıçta gerçekten sorgulamaya yönelik çalışmalar zamanla taciz ve işkenceye dönüşmüştü.
daha sonra proje hakkında soruşturma başlatılmış, ama cia müdürü richard helms'in belgelerin çoğunu yok etmesi nedeniyle soruşturma sağlıklı şekilde yürütülememiştir. ancak daha sonra 20 bin kadar belgenin yok edilemediği gerçeği ortaya çıkınca, olayın boyutu da değişmiştir. cia yerli ve yabancı birçok insan üzerinde bu tür denemeler yaptığını itiraf etmiş, şahitlik yapan deneklerin ifadeleriyle de olay basına yansımıştır. deneylerin, bilimsel bakımdan yetkin olmayan ajanlarca yapılmış olması nedeniyle, bazı kişilerin ölümü, doğrudan projeyle ilişkilendirilmiştir.
her ne kadar günümüzde, bu ve benzeri deneylerin artık yapılmadığına ilişkin sözlü garantiler verilse de, benzer projelerin farklı ad ve kapsamlar altında yürütüldüğü düşünülmektedir.
--- alıntı ---
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği çizgi film
(bkz: celementine)
sizin efsane dediğiniz, kayıtlarını aradığınız çizgi filmi ben canlı canlı izleyip altıma s.çıyordum afedersin.
sizin efsane dediğiniz, kayıtlarını aradığınız çizgi filmi ben canlı canlı izleyip altıma s.çıyordum afedersin.
devamını gör...

