domestic hıyar
kedi babası diye bildiğim bir yazar.
bize şu muameleyi yapmıyorlarsa bende kedi anası değilim.

bu arada alırım bir hayırlı olsununu. ünvanım da pek tatlış, pek yerinde, pek kıymetli.
gerçi son günlerde bir iki alkol muhabbeti yaptıydım baktım 10.000i geçmişim o ara bir korktum 'dişi sarhoş demesinler gızz' * diye. neyse ki doğru ünvan.
burada emeği geçen canım otomatik sisteme teşekkür ediyorum. canım sistem iyi ki varsın.
ve ben bu teşekkür ilanını neden senin nickaltında yapıyorum inan bilmiyorum. sanırsam en az benim kadar kedi insanı olman hasabiyle.
yaşasın kedi insanları!
bize şu muameleyi yapmıyorlarsa bende kedi anası değilim.

bu arada alırım bir hayırlı olsununu. ünvanım da pek tatlış, pek yerinde, pek kıymetli.
gerçi son günlerde bir iki alkol muhabbeti yaptıydım baktım 10.000i geçmişim o ara bir korktum 'dişi sarhoş demesinler gızz' * diye. neyse ki doğru ünvan.
burada emeği geçen canım otomatik sisteme teşekkür ediyorum. canım sistem iyi ki varsın.
ve ben bu teşekkür ilanını neden senin nickaltında yapıyorum inan bilmiyorum. sanırsam en az benim kadar kedi insanı olman hasabiyle.
yaşasın kedi insanları!
devamını gör...
ihtiyaç duyulduğunda bulunamayan şeyler
hep ayak altında dolanıp lazım olduğunda nereye kaybolduğunu anlamamak. hiç şaşmaz.
devamını gör...
çile bülbülüm çile
çok güzel bir eser olduğu için seslendiren her kim olsa da dinlenir.
devamını gör...
tame impala
''bir kez de bizi dinlerken sevişmek ister misiniz?'' diye soran müzik grubu. şimdi ben bu adamların bir iki videosunda bir hipsterlik sezince, e bir de bunlar yeni nesil müzik grubu olunca çok büyük bir yavşaklık yapıp elimin tersi ile ittim. sonra ne olduysa 2008'deki ep'lerini es geçip 2010'da çıkardıkları innerspeaker albümlerine denk geldim. nahoş bir anımda aniden bağımlılık yaptı. psychedelic rock ve indie tarzı müzik yapmalarının yanı sıra şarkılarında bir çeşit -çok baterili john lennon- yakalayabilirsiniz.
favori şarkımız elephant için
favori şarkımız elephant için
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
farklı inançlara sahip olan kişilere "öcü" gözüyle bakılmasından iğreniyorum. "bir ateist inanan bir insana öcü gözüyle bakmaz ama inanan bir insan kesinlikle öcü gözüyle bakar "diye düşünmeye başladım artık. bu zamana kadar alevi diye, sünni diye, inançlı, inançsız diye ayrıldık ve bir noktaya varamadık. hatta geri geri gidiyoruz 5 yıl 10 yıl değil 50 yıl 100 yıl ama hala odunumun parası diyor ve yaptığımız hataları yapmaya devam ediyoruz.
not :ateist değilim. dini bir inanca sahip de değilim..
not :ateist değilim. dini bir inanca sahip de değilim..
devamını gör...
bir günaydını çok görmek
güüüünaaaaaayyydııııın, günaydın, günaydın, günaydın....
bende boldu dağıtayım dedim. malum bayram, çocukları sevindirmek iyi olur. *
bende boldu dağıtayım dedim. malum bayram, çocukları sevindirmek iyi olur. *
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
eğer bir ormandaysanız ve yağmur yağmaya başladıysa ve bir süre sonra kuşların öttugunu duyuyorsanız bu durum yağmurun kısa bir süre sonra duracağına işarettir
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
tanımlarını okurken bana sanki tanıdığım bir insanı dinliyormuşum hissi veren,doğal ,komik,samimi ve eli bol yazar ,iyki var ,yazmaya hep devam eder inşallah.sözlüğün fahri ablası.*
devamını gör...
taso
bir çok çocuğun hayatına dokunmuş, olumlu olumsuz ona öğrettiler sunmuş, yön çizmiş ve bir çok manada çocuklara bir misyon oluşturmuş bir oyundur.
çok abartmıyor musun? evet sanırım abartıyorum hahah ama bu benim işim. rekabeti, başarının hazzını, yenilginin üzerimizde bıraktığı başarısızlık hissini, bazen takım olmayı, bazen lider olmayı, hah zorlasak ticareti, sistemli düşünmeyi ve bazı şeylerin sadece şans olduğunu anlamayı sağlayan bir oyun. evet evet biraz abartıyorum belki. günümüz çocuklarının oyunlarına baktığımda onları nasıl yalnızlaştırdığını, onları nasıl iletişimsizlik çukuruna ittiğini görünce hele bunu dahada çok yapmak istiyorum.
kökeni 1920lerde oynanan pogs (süt kapağı) oyununa dayanıyor. bizim taso 1990lara doğru dünyada yayılmaya ve ilgi görmeye başladı. zaman içerisinde başka başka şekil ve boyutlardada üretildi bu oyuncaklar.
taso, bir promosyon ürünü olarak cipslerin içinden çıkan bir oyuncaktı. ilk günler 'bu ne be? bunlar nasıl oynanacak?' diyenler bile cips mıncıklama sırasına girmişti bir süre sonra. değişik bir oyundu ve değişik bir hazzı vardı. bir saklambaç değildi, bir yakar top değildi. çok daha fazlası çok daha azıydı. bir düzenekti değil mi? daha çok cips al daha çok oyna. alamazsan gruba alınmazsın, köşeden öyle izlersin. hahah tamam tamam bu kadar dramatizeye gerek yok. biz paylaşmayı seven çocuklardık. 10 tasomuz varsa 7sini dağıtırdık.
eniştem fabrikasından bir poşet taso getirmişti. ben önce onlarla sokakta cakamı atmış, bolca oynamış, yalandan yenilmiş, bir iki gün sonra balkondan çocuklara saçmıştım. hah kendimi köylülerine tavuk dağıtan ağa gibi hissetmiştim. güzel zamanlardı. çocuk olmak ilginç gerçekten. hala çocuk kalmak çok daha ilginç.
selamlar çocuk ruhlulara ve diğerlerine...
çok abartmıyor musun? evet sanırım abartıyorum hahah ama bu benim işim. rekabeti, başarının hazzını, yenilginin üzerimizde bıraktığı başarısızlık hissini, bazen takım olmayı, bazen lider olmayı, hah zorlasak ticareti, sistemli düşünmeyi ve bazı şeylerin sadece şans olduğunu anlamayı sağlayan bir oyun. evet evet biraz abartıyorum belki. günümüz çocuklarının oyunlarına baktığımda onları nasıl yalnızlaştırdığını, onları nasıl iletişimsizlik çukuruna ittiğini görünce hele bunu dahada çok yapmak istiyorum.
kökeni 1920lerde oynanan pogs (süt kapağı) oyununa dayanıyor. bizim taso 1990lara doğru dünyada yayılmaya ve ilgi görmeye başladı. zaman içerisinde başka başka şekil ve boyutlardada üretildi bu oyuncaklar.
taso, bir promosyon ürünü olarak cipslerin içinden çıkan bir oyuncaktı. ilk günler 'bu ne be? bunlar nasıl oynanacak?' diyenler bile cips mıncıklama sırasına girmişti bir süre sonra. değişik bir oyundu ve değişik bir hazzı vardı. bir saklambaç değildi, bir yakar top değildi. çok daha fazlası çok daha azıydı. bir düzenekti değil mi? daha çok cips al daha çok oyna. alamazsan gruba alınmazsın, köşeden öyle izlersin. hahah tamam tamam bu kadar dramatizeye gerek yok. biz paylaşmayı seven çocuklardık. 10 tasomuz varsa 7sini dağıtırdık.
eniştem fabrikasından bir poşet taso getirmişti. ben önce onlarla sokakta cakamı atmış, bolca oynamış, yalandan yenilmiş, bir iki gün sonra balkondan çocuklara saçmıştım. hah kendimi köylülerine tavuk dağıtan ağa gibi hissetmiştim. güzel zamanlardı. çocuk olmak ilginç gerçekten. hala çocuk kalmak çok daha ilginç.
selamlar çocuk ruhlulara ve diğerlerine...
devamını gör...
5 aralık 2020 çin'in ay'a bayrak dikmesi

çin ulusal uzay idaresi, 24 kasım'da ay’dan numune toplaması için “chang'e 5” adlı insansız uzay aracını fırlatmıştı. uzay aracı 1 aralık’ta ay'ın 51.8 derece batı boylamı ve 43.1 derece kuzey enlemine başarılı şekilde iniş yapmıştı.
topladığı toprak örnekleriyle dünya’ya gelmek üzere ay’dan ayrılan chang’e 5 uzay aracının, ay’a 5 yıldızlı kırmızı çin bayrağını diktiği bildirildi.
www.google.com/amp/s/www.so...
devamını gör...
2021 erken genel seçim
rezerve aldım bekliyorum.
bana göre süreç başlagıcı şöyle;
demokrat parti'den joe biden başkan seçildi.
üzerine albayrak istifa etti ve faizler artırıldı.
seçim sonrası şahsım yönünü batıya çevirdi ve ekonomi ve hukukta reform dönemi yapacağız dedi ki bunun söylenmesi bile yapılan hataları kabul etmek demektir. o yüzden çark çevrildi.olumlu güzellemeler yapılmakta,destek beklenmekte.
geçen hafta kendi kanallarında yayınladıkları kıymasız köfte tarifi verdikleri öneri ile açık açık ekonomiyi,düşülen durumu özetler nitelikte.
bana göre süreç başlagıcı şöyle;
demokrat parti'den joe biden başkan seçildi.
üzerine albayrak istifa etti ve faizler artırıldı.
seçim sonrası şahsım yönünü batıya çevirdi ve ekonomi ve hukukta reform dönemi yapacağız dedi ki bunun söylenmesi bile yapılan hataları kabul etmek demektir. o yüzden çark çevrildi.olumlu güzellemeler yapılmakta,destek beklenmekte.
geçen hafta kendi kanallarında yayınladıkları kıymasız köfte tarifi verdikleri öneri ile açık açık ekonomiyi,düşülen durumu özetler nitelikte.
devamını gör...
insan
tanımını birçok felsefecinin yaptığı ancak hiçbirinin tam anlamıyla insanı anlatmadığını görüp çürüttüğümüz kavram sahi biz neyiz?
devamını gör...
kazandığı parayı hak etmeyen meslek grupları
siyasetle uğraşanlar.
devamını gör...
hayat bilgisi
gani müjde'nin kaleminden çıkan, tarkan karlıdağ'ın yönetmenliğini yaptığı aile, komedi dizisi olan hayat bilgisi dönemin dikkat çeken gençlik dizilerindendir.
2003 yılında start verilen dizi 19 bölüm sonra sezon finali yapmıştır.
kanal d'de uzun soluklu devam edemeyen dizi yaklaşık 5 ay sonra show tv için tekrar çekilmeye başladı.
dizinin kadrosu,
perran kutman
tarık pabuççuoğlu
kerem kupacı
gökçe bahadır
ümit erdim
erdal türkmen
serhan arslan
paşhan yılmazel
kaan yılmaz
sinan çalışkanoğlu
altan gördüm
ipek erdem
ceren soylu
ayçe abana
hakan altıner
ulvi alacakaptan
atilla olgaç
oğuzhan yıldız
çağhan çulha
cavit çetin güner
elif burgaz
durul bazan
belma canciğer
mahir ipek oluşturmaktadır.
hayali rıdvan kanat lisesi'nde geçen dizi yayımlandığı dönemde ilgiyle izlenmiştir.
aykırı bir tarih öğretmeni olan idealist afet güçverir (perran kutman) anadoluyu erkek kardeşi kerem'le (kerem kupacı) karış karış dolaşmıştır. müdürlerin korkulu rüyası olan afet öğretmen sürüldükçe sürülmüş ve son adresi rıdvan kanat lisesi olmuştur.
buradaki öğrencilerin hayata bakışını değiştirmiş onlara yeni bir bakış açısı kazandırmaya çalışmıştır. gerek okulun müdürü amil sağlam'la (tarık papuççuoğlu) gerek öğretmenleri gerekse öğrencileriyle diyalogları hem güldürür hem düşündürür.
keyifli bir aile dizisidir. 4 sezon devam etmiş farklı hayat örgütlerine dönüşmüş farklı farklı karakterler eklenmiştir diziye. ben ilk sezonlarını izledim devamında sıkılmaya başladım ve bıraktım. ama o yıllar için yinede izlenmeye değer bir filmdi.
afet öğretmenin 'hoca camide' repliği uzun bir zaman dillere pelesenk olmuştur. tepkide çekmiş destekte toplamıştır.
iyi seyirler...
2003 yılında start verilen dizi 19 bölüm sonra sezon finali yapmıştır.
kanal d'de uzun soluklu devam edemeyen dizi yaklaşık 5 ay sonra show tv için tekrar çekilmeye başladı.
dizinin kadrosu,
perran kutman
tarık pabuççuoğlu
kerem kupacı
gökçe bahadır
ümit erdim
erdal türkmen
serhan arslan
paşhan yılmazel
kaan yılmaz
sinan çalışkanoğlu
altan gördüm
ipek erdem
ceren soylu
ayçe abana
hakan altıner
ulvi alacakaptan
atilla olgaç
oğuzhan yıldız
çağhan çulha
cavit çetin güner
elif burgaz
durul bazan
belma canciğer
mahir ipek oluşturmaktadır.
hayali rıdvan kanat lisesi'nde geçen dizi yayımlandığı dönemde ilgiyle izlenmiştir.
aykırı bir tarih öğretmeni olan idealist afet güçverir (perran kutman) anadoluyu erkek kardeşi kerem'le (kerem kupacı) karış karış dolaşmıştır. müdürlerin korkulu rüyası olan afet öğretmen sürüldükçe sürülmüş ve son adresi rıdvan kanat lisesi olmuştur.
buradaki öğrencilerin hayata bakışını değiştirmiş onlara yeni bir bakış açısı kazandırmaya çalışmıştır. gerek okulun müdürü amil sağlam'la (tarık papuççuoğlu) gerek öğretmenleri gerekse öğrencileriyle diyalogları hem güldürür hem düşündürür.
keyifli bir aile dizisidir. 4 sezon devam etmiş farklı hayat örgütlerine dönüşmüş farklı farklı karakterler eklenmiştir diziye. ben ilk sezonlarını izledim devamında sıkılmaya başladım ve bıraktım. ama o yıllar için yinede izlenmeye değer bir filmdi.
afet öğretmenin 'hoca camide' repliği uzun bir zaman dillere pelesenk olmuştur. tepkide çekmiş destekte toplamıştır.
iyi seyirler...
devamını gör...
yeraltı edebiyatı
yazılanlara baktım da bazıları tekrara girecek olsun.
edebiyat, sanat iyi olanı, biçimsel olarak ve içeriksel olarak güzel olanı anlatmak gibi bir misyon ediniyor genellikle kendine. işte söz sanatları, tek ve büyük aşk anlatıları, iyilerin kazanması vs gibi.
fakat yeraltı edebiyatı başlığında diğer sanatları da düşünecek olursak. edebiyat/sanat güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmak zorunda değil. zaten bu belli bir doğrunun olmadığı ve hiç bir zaman da olmayacağı sanat sanat için mi yoksa halk için mi gibi bir tartışma.
yeraltı edebiyatı bu güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmanın anlamsız olmasından çıkıyor biraz da.
evet eril dil olacak, evet cinayet, fuhuş, uyuşturucu olacak, üstte yazan birine katılıyorum toplumdan dışlanan, sevilmeyen bir anti-kahramanı olacak.
bu sizi rahatsız edebilir, zorlama gelebilir, bu edebiyatı seven insanlar boş insanlar gelebilir. amma lakin ki bu edebiyatı seven, elimden geldiğince çoğu kitabını okuyan biri olarak değildir.
elbette eleştirilebilecek kısımları var. örneğin bandrol işi yazılanlardan bir tanesi.
fakat ruhumuzun asi, tutunmayı reddeden, kontrollü dibe vurmaktan hoşlanan fakat modern hayat koşullarında bu tarafını elimizden geldiğince baskı altına alan bizleri, akşamları sigaramızı yakıp, bu türe ait kitaplar eşliğinde asla yaşayamayacağımız hayatları, olayları okuma keyfini küçümsemek de hoş değil.
son olarak:
asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
küfürbazların,
günahkârların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili, sesi yeraltı edebiyatı...
edebiyat, sanat iyi olanı, biçimsel olarak ve içeriksel olarak güzel olanı anlatmak gibi bir misyon ediniyor genellikle kendine. işte söz sanatları, tek ve büyük aşk anlatıları, iyilerin kazanması vs gibi.
fakat yeraltı edebiyatı başlığında diğer sanatları da düşünecek olursak. edebiyat/sanat güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmak zorunda değil. zaten bu belli bir doğrunun olmadığı ve hiç bir zaman da olmayacağı sanat sanat için mi yoksa halk için mi gibi bir tartışma.
yeraltı edebiyatı bu güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmanın anlamsız olmasından çıkıyor biraz da.
evet eril dil olacak, evet cinayet, fuhuş, uyuşturucu olacak, üstte yazan birine katılıyorum toplumdan dışlanan, sevilmeyen bir anti-kahramanı olacak.
bu sizi rahatsız edebilir, zorlama gelebilir, bu edebiyatı seven insanlar boş insanlar gelebilir. amma lakin ki bu edebiyatı seven, elimden geldiğince çoğu kitabını okuyan biri olarak değildir.
elbette eleştirilebilecek kısımları var. örneğin bandrol işi yazılanlardan bir tanesi.
fakat ruhumuzun asi, tutunmayı reddeden, kontrollü dibe vurmaktan hoşlanan fakat modern hayat koşullarında bu tarafını elimizden geldiğince baskı altına alan bizleri, akşamları sigaramızı yakıp, bu türe ait kitaplar eşliğinde asla yaşayamayacağımız hayatları, olayları okuma keyfini küçümsemek de hoş değil.
son olarak:
asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
küfürbazların,
günahkârların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili, sesi yeraltı edebiyatı...
devamını gör...
kırıcı olmaktan korkmak
korktukça insanların üstünüze gelmesi/oynaması olayıdır. ve bu, en son zıvanadan çıkarabilir kişiyi.
devamını gör...
yks'ye 96 gün kalması
çevremdeki kimsenin geri sayım yapmasına izin vermezken burda görünce bi nefesimin kesilmesine sebep olan başlık. çok teşekkürlerimi iletiyorum gerçekten de.**
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
aslı yiiiiruummmm
devamını gör...
normal sözlük beğeni şeması
"poncik minnoş beğenisine" ilaveten bu arkadaş güzel şeyler yazıyor okudum yine zam almış işci gibi keyiflendim beğenisi ve acaba bu kişi annem mi beğenisi attığım vakidir.
devamını gör...
nediondede
çok eğlenceli ve samimi tanımlara sahip tatlı bir yazar. severek okudum tanımlarını, daha çok tanım yazar umarım*.
en kısa zamanda keşfedilmesi dileğiyle*.
en kısa zamanda keşfedilmesi dileğiyle*.
devamını gör...