insanı insan yapan beyin bölümüdür.hem bilinçli hareketler hem de düşünmek gibi bilişsel aktiviteler burada gerçekleşir. evrimsel süreçteki en büyük kazanımımızdır.

benim için ilgi çeken kısmı ise yeterince gelişmediğinde insanların amigdalası ile hareket etmesidir. bir insanın çocukken prefrontal cortex’indeki sinir hücreleri arasında yeteri kadar bağlantı oluşmazsa yani zeka geriliği olursa adeta içgüdü deposu olan amigdala’lası ile hareket eder. bu yüzden şiddete eğilim, fiziksel gücü çokça önemli sanma, silah gibi aletleri güç aracı sanma gibi ilkel davranışlar aptal insanlarda daha çok görülür.
devamını gör...

şirinler ve winnie the pooh. ikisini de çok severdim, diğer çizgi filmlerden farklı olarak sakinleştirici bir havaları var bence.
devamını gör...

bana yastık yumruklatan durum. bazı insanlara haksız olduğunu onunla diyaloğa girmeksizin iletebilmeliyiz.
devamını gör...

kariyer vs. demek saçmalık. bir tanıdığım var kendisi genetik mühendisi bilmem kaç zaman yüksek lisans yaptı sonra doktora yaptı ama şu an işsiz. çünkü çok mezun var ve pandemi vs. diye hastaneler * işçi çıkarmıyoruz şu sıra diyorlarmış. başvurularını da almıyorlar. böyle bir sürü insan var. belki onlardan biri ileride ben olucam. sıkıntıyı kişide aramayın sıkıntı ülke şartlarından. umarım bir an önce bir çıkış yolu bulursun.
devamını gör...

itfaiyecilerin yangın söndürmek değil yangın çıkartmakla mükellef oldukları distopik ray bradbury romanı. romanın baş karakteri itfaiyeci guy montag'dır. romanın adı kağıdın yanma derecesi olan fahrenheit 451'den gelmektedir. kapitalizmi ve tüketim toplumunu eleştiren romanın hikayesinin kaynağı yazar bradbury'nin polisle arasında olan tartışmadır. distopya severler için önerilecek kitapların başında gelmektedir.
devamını gör...

namı diğer bilyalı kaykay. kafa sözlük yazarlarının ilk bisikletleri başlığını görünce aklıma düşüverdi. zira bizim ilk kullandığımız tekerlekli vasıta odur. bisikletle falan hava atmaya çalışan ukala başka mahalle çocuklarını tornetlerle yokuş aşağı sıkıştırır, düşen eden olursa yerden kaldırır, üzerindeki tozu alır sonra sırıtır ve geçmiş olsun derdik. kızdığımız şey bisiklet değildi. onunla hava atılmasıydı. o dönemlerde bisiklet denilen nane biraz lükse kaçıyordu. ha deyince alınacak bir şey değildi. hele tek çocuk değilseniz ailenizin şartlarını da düşünmek mecburiyetindeydiniz.

hal böyle olunca bizde ağabeylerimizden öğrendiğimiz metodu takip ettik ve tabiri caizse bilyalı kaykaylar çetesi olduk. şunun gibi bir şey;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bakın bu bakışlar öyle alelade bakışlar değil. bu çocuklar da en az bir kaç bisikletliyi yere indirmediyse bende hiç bir şey bilmiyorum. gözlerindeki muzırlık dikkatinizi çekmiştir. yapımı çok pahalıya gelmezdi ama emek isterdi. bilyaları * temin için dil dökmek gerekirdi. tahta işi kolaydı ama marangozdan almak daha afili ve sağlam oluyordu. bizim arkadaşlardan birinin babası marangoz olduğu için tahtalarımız bayağı bir kalite olmuştu. nizamına göre kesilip bize teslim edilmişti. tabi karşılığında biraz getir götür işi yapmıştık ama 3/4 tekerli ilk vasıtanız için bu bedel hiç bir şey sayılır. sonrasında ise dingiller güzelce tutturulur ve çiviler marifeti ile sağlamlaştırılırdı.

bizim çocukluk zamanlarımızın en keyifli oyun aletlerinden birisiydi. hatta yeri gelir mahalledeki ağabeyler bile ''ver bakalım bir tur ineyim şununla aşağıya'' diye sizin elinizden torneti alır ve kahkahalar atarak yokuş başına varırlardı. şunun gibi bir şey;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ha bisikletli çocuklara ne mi oldu? onlar da geldiler tornetlere bindiler, böylece düşmekten ve tozlarının alınmasından kurtuldular. fakat işin sonunda kazanan yine bisiklet ve kapitalistler oldu. tornetler ise ''eski dostlar'' şarkısı eşliğinde kömürlüklere, depolara kaldırılıp yok oldular. pek çok güzel şey gibi...
devamını gör...

aklı başında hiçbir insanın altında tek kelime etmemesi gereken başlık.

yoksa gün gelir ya dediğinizin tam tersini yaşarsınız, ya da yaşatırlar.

tuzak sorunsal bu ya, pis!*
devamını gör...

iki ayda bozduğum mekan.

birkaç gündür sadece tanım girdiğimi çok az okuyup beğendiklerimi artıladığımı fark ettim ve son yarım saattir okuma yapıyordum. tabi bir yandanda beğendiklerimin altını çiziyordum ki derken sözlük bozuldu. *
ne beğeni ne fav hak getire ama nereye getire?

neyse gidem az uyuyam canım sıkıldı püff.
devamını gör...

yanlış bir - ması. benim zerre suçum yok suçlu kimlerse yanarak gebersinler.
devamını gör...

eksik ve kırık bir günaydın, cidden bugün kime gün aydı? amaaan banane? bana aymadı ya...

open.spotify.com/track/22ho...
devamını gör...

bir insan bir yere bakıyorsa, orada ilgilendiği bir şey vardır. bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.
- sigmund freud -
devamını gör...

garip, gureba, gurup, gurbet hep garp'tan türemiştir.
garp kelime anlamı olarak batı anlamına gelmektedir.
-gurup: gün batımı.
-ğu-re-ba: ayrıldı,uzaklaştı.
-garip: yabancı.
-gureba: garipler.

gurbet: ayrı olma,yabancı kalma, uzak kalmak.


yurt bellediği yüreklerden sürgün, yeryüzünde mülteci ve garip. kendinin gurbetinde olana varmak da neymiş?
devamını gör...

bir realite.
sanki başkası yazmış gibi heyecanla okuyoruz manyak mıyız la biz.
devamını gör...

küçük-büyük denilmeden, en azından bir paket sigara parasına 2 kitap hediye edilebilecek kampanya.
devamını gör...

biri bunu meb'e de söylese.
okul gruplarını bipe geçmek zorunda bıraktılar. ben, meb tırsıyor diye bipe geçmek zorunda mıyım? gizli neleri varmış çok merak ediyorum. ödevler mi gizli müfredat mı gizli? ülkede ne çok sırrı olan varmış. vay arkadaş, tek şeffaf olan benim sanırsam. *
devamını gör...

mor renk asaleti temsil eder.
bunun nedeni bu rengi beğenenlerin çok asil zevklere sahip olması değildir.
antik dönemde mor renk "mureks" adlı bir deniz canlısından elde edilir. bu küçük deniz kabuklusunun yüzlerce kilosundan çok az bir miktarda mor renk üretilebilmektedir. bu da aristokrat kesimin ve yönetici sınıfın kıyafet ve bazı eşyalarında kullanılmaktadır.

antik döneme ait mor renkli bir buluntu ele geçtiğinde bunun önemli bir kişiye ait olduğu rahatlıkla söylenebilmektedir.
devamını gör...

iki taraflı amigdala lezyonunda görülen sendroma verilen isimdir.
bu hastalar korkusuz, aşırı meraklı ve unutkan olurlar.
akla gelebilecek her şeyi yemeye çalışırlar buna psişik körlük de denilmektedir.
ayrıca hiperseksüel özellik gösterirler.
devamını gör...

bu kadar enerjik insanlarla ayni ortamda bulunmak cok guzel. umarim beynimin arka planinda ram in 70%ini durmadan mesgul eden anksiyete/depresif duygulardan kurtulup ben de guzel bir gune uyanirim artik.
devamını gör...

tanım: hak etmeyen birini ya çok sevmek, ya da ondan nefret etmek. tabii sevmek çoğu zaman direkt gözünde büyütmek manasına geliyor fakat korkunun da buna sebebiyet verebileceğini unutmayalım. kişi korktuğu bireyi de gözünde büyütebilir.

tanrı'nın işimize yaramayacak bir şeyi dünyaya indirmeyeceğini düşünerekten ölçülü olalım diyorum efendim. zira eğer ki "ölçü" kelimesi bize bir yarar sağlamayacak olsaydı dillerimize pelesenk olmazdı. birini tanımadan ona fazlaca değer vermeyin veyahut nasıl biri olduğunu çözmeden korkmayın/nefret etmeyin. aksi halde beklentileriniz tuzla buz olacaktır.

"ne bal edip yutun, ne de zehir edip atın"
devamını gör...

tarihler 29 mayıs 1985'i gösteriyordu brüksel heysel stadyumu'nda oynanacak olan eski adıyla avrupa şampiyon kulüpler kupası (günümüz şampiyonlar ligi) final maçında juventus ile liverpool karşı karşıya gelecekti.

maçın başlamasına 1 saat kala ingiliz taraftarlar ile italyan taraftarlar arasında karşılıklı sataşmalar başladı.
ingiliz holiganlar aradaki bariyerleri aşarak, juventuslu taraftarlara hücum etti.
italyanlar'ın can havliyle kaçmaya çalıştı ama kaçacakları bir yer yoktu.
tribünün arkasındaki duvarın üzerinden kaçmaya çalıştı ama duvar dayanamadı ve çöktü.
duvarın çökmesiyle adeta bir can pazarı yaşandı.
betonarmenin altında kalan çok sayıda taraftar ve izdiham sırasında tel örgülerde sıkışan toplam 39 kişi hayatını kaybetti.

futbolcuların olayları öğrenmesi neticesinde liverpool efsanesi kenny dalglish başta olmak üzere maça çıkmak istemediler. uefa ve kulüp yetkilileri ise maçın oynanmasını emretti.
maç oynandı ama sahada futbol namına bir şey kalmamıştı artık. platini'nin penaltı golüyle juventus 1-0 kazanmıştı.

bu olaylar neticesinde liverpool avrupa kupalarından süresiz men edilmiş daha sonra bu karar 8 yıl mene düşürülmüştür. tüm ingiliz takımları ise 5 yıl avrupa müsabakalarından men edilmiştir.
dönemin demir lady lakaplı ingiltere başbakanı margaret thatcher, eğer bu ceza uygulanmazsa ingiltere'nin fifa ve uefa üyeliğini sonlandırmayı göze alacağını belirtmiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim