eşek eşekken
bir ihmal amca kitabıdır.
ömrü boyunca bir komünist olarak yaşayan ve öyle de ölen, nazım hikmet’in yol göstermesi ile önünde açılan masal yolunda olabilecek en güzel şekilde yürüyen bir masalcıdır ihmal amca.
eşek eşekken kitabını küçük kardeşime -artık küçük değil- hediye olarak almıştım. belki içinde bir okuma aşkı başlatırım, belki o da benim gibi çokça okur diye ama maalesef ben dibine ışık veremeyen mumdan daha yetersiz bir insan olduğum için bu dileğim tam olarak gerçekleşmedi ve kardeşim bu kitabı hala okumadı, bu yaştan sonra okusa da manası olmaz zaten.
ihmal amca bir pedagog inceliği ile yazmış masallarını. öyle akıcı, öyle sevimli, öyle masal gibi masal ki hala okuyasım gelir. masal yazmak herkesin harcı değildir. tolstoy’un erik çekirdeği’nde yaptığı gibi çocuğu derin korkulara salabilir ama ihmal amca hakkını vermiş bütün masalların.
tanıdık kahramanlar tanıdık mekanlarda bilinmedik masallarda oynuyor bu kitapta. uyku öncesi ideal bir masal yolculuğu sunuyor bize ihmal amca. bu kitabı okumayı ve de okutmayı ihmal etmemekte fayda görüyorum.
ömrü boyunca bir komünist olarak yaşayan ve öyle de ölen, nazım hikmet’in yol göstermesi ile önünde açılan masal yolunda olabilecek en güzel şekilde yürüyen bir masalcıdır ihmal amca.
eşek eşekken kitabını küçük kardeşime -artık küçük değil- hediye olarak almıştım. belki içinde bir okuma aşkı başlatırım, belki o da benim gibi çokça okur diye ama maalesef ben dibine ışık veremeyen mumdan daha yetersiz bir insan olduğum için bu dileğim tam olarak gerçekleşmedi ve kardeşim bu kitabı hala okumadı, bu yaştan sonra okusa da manası olmaz zaten.
ihmal amca bir pedagog inceliği ile yazmış masallarını. öyle akıcı, öyle sevimli, öyle masal gibi masal ki hala okuyasım gelir. masal yazmak herkesin harcı değildir. tolstoy’un erik çekirdeği’nde yaptığı gibi çocuğu derin korkulara salabilir ama ihmal amca hakkını vermiş bütün masalların.
tanıdık kahramanlar tanıdık mekanlarda bilinmedik masallarda oynuyor bu kitapta. uyku öncesi ideal bir masal yolculuğu sunuyor bize ihmal amca. bu kitabı okumayı ve de okutmayı ihmal etmemekte fayda görüyorum.
devamını gör...
türkiye'de normalleşen anormallikler
gelen zamları kabullenmek.
devamını gör...
nihai atom bombası
eninde sonunda dünyanın sonunu getirecek olandır.
her şey bir nihai atom bombası ile son bulacak. her şey toz dumana karışacak ya da atom bombası düşünce ne oluyorsa o olacak işte. ama bu bildiğimiz atom bombası gibi olmayacak.
çünkü insanlık olarak bizim bildiğimiz atom bombaları var. belki ilk elden şahit olmadık ama izlerini gördük, görmediysek de izledik. ya da en azından okuduk. zaten en az yaptığımız şey okumak.
nihai atom bombası dinlerden okuduğumuz mesih gibi olacak. tam olarak bilemeyeceğiz ne zaman geleceğini ama hep yakın bir zamanda geleceğine dair bir his olacak içimizde.
ne olduğuna ya da olacağına dair de bulanık düşünceler olacak aklımızda. gerçek bir bomba olmayacağı malum ama ne olacak ki bizden sonraki nesiller ona nihai atom bombası diyecek.
belki dinozorları anlayacağız o bomba gelince. insanlık birbirini ve elbette ki kendini yok etmek için eninde sonunda icat edecek o nihai atom bombasını ve sevgili yazar arkadaşlarım; siz hiroşimada hiçbir şey görmediniz.
her şey bir nihai atom bombası ile son bulacak. her şey toz dumana karışacak ya da atom bombası düşünce ne oluyorsa o olacak işte. ama bu bildiğimiz atom bombası gibi olmayacak.
çünkü insanlık olarak bizim bildiğimiz atom bombaları var. belki ilk elden şahit olmadık ama izlerini gördük, görmediysek de izledik. ya da en azından okuduk. zaten en az yaptığımız şey okumak.
nihai atom bombası dinlerden okuduğumuz mesih gibi olacak. tam olarak bilemeyeceğiz ne zaman geleceğini ama hep yakın bir zamanda geleceğine dair bir his olacak içimizde.
ne olduğuna ya da olacağına dair de bulanık düşünceler olacak aklımızda. gerçek bir bomba olmayacağı malum ama ne olacak ki bizden sonraki nesiller ona nihai atom bombası diyecek.
belki dinozorları anlayacağız o bomba gelince. insanlık birbirini ve elbette ki kendini yok etmek için eninde sonunda icat edecek o nihai atom bombasını ve sevgili yazar arkadaşlarım; siz hiroşimada hiçbir şey görmediniz.
devamını gör...
umut
"bizim kalbimiz hep kırıktır çocuk. ama yine de eksik etmeyiz sol cebimizden umudu."
nazım'ın da dediği gibi kalbimiz ne kadar kırık, ruhumuz ne kadar üzgün olsa da mutlaka bir yanımızda saklarız umudu. çünkü insan umutla var olur, umudu olmayınca yarından bir beklentisi de olmaz. sol cebinizdeki umuda sahip çıkın, yarınlar ve hayaller onda gizli.
nazım'ın da dediği gibi kalbimiz ne kadar kırık, ruhumuz ne kadar üzgün olsa da mutlaka bir yanımızda saklarız umudu. çünkü insan umutla var olur, umudu olmayınca yarından bir beklentisi de olmaz. sol cebinizdeki umuda sahip çıkın, yarınlar ve hayaller onda gizli.
devamını gör...
peacemaker
üst not: bir yazar ukde bırakmış ama kim bilmiyorum.
dc evreninden bir süper kahraman. her ne kadar farklı ve sorgulanabilir yöntemlerle bu işi yürütse de kendisi yine de kötü bir karakter değildir. kendisini geçen sene james gunn’ın çektiği the suicide squad filminde gördük ilk kez. görmekle de kalmadık, isminin neden peacemaker olduğunu da kendi lafları ile anladık; “i cherish peace with all of my heart. i don't care how many men, women and children i kill to get it.”
bu söze daha sonra geleceğiz.
neyse efendim hbo max bu ay bir peacemaker dizisi çıkardı ve başrolünde de yine john cena var. şu an için üç bölümü yayınlanan diziden aklımda kalanlar ise;
bir değişik introsu,
çok çok amerikanvari tiplemeler,
evcil kartal eagly
başrol ve babası arasındaki tuhaf ilişki
bunlar haricinde senaryo güzel. müzik kısmında ise sevdiğim bazı şarkıların cover’larını duymak hoşuma gitti. cinsel içerikli sahneler ve şiddet kullanımının bu kadar olacağını tahmin etmemiştim, beni şaşırttı. devamını da izleyeceğim kesinlikle. umarım daha uzun müddet şaşırtmaya devam eder.
o söze tekrar gelecek olursak; dizideki peacemaker, filmdekinden biraz daha insancıl olduğu için söylediği bu söz kendine ne zaman hatırlatılsa, söylediği için pişman olduğunu seziyorsunuz. zira bir zaman sonra kendisi de rick flag’e hak veriyor.
“peacemaker, what a joke…”
merak edenler için buyurun o garip intro;
dc evreninden bir süper kahraman. her ne kadar farklı ve sorgulanabilir yöntemlerle bu işi yürütse de kendisi yine de kötü bir karakter değildir. kendisini geçen sene james gunn’ın çektiği the suicide squad filminde gördük ilk kez. görmekle de kalmadık, isminin neden peacemaker olduğunu da kendi lafları ile anladık; “i cherish peace with all of my heart. i don't care how many men, women and children i kill to get it.”
bu söze daha sonra geleceğiz.
neyse efendim hbo max bu ay bir peacemaker dizisi çıkardı ve başrolünde de yine john cena var. şu an için üç bölümü yayınlanan diziden aklımda kalanlar ise;
bir değişik introsu,
çok çok amerikanvari tiplemeler,
evcil kartal eagly
başrol ve babası arasındaki tuhaf ilişki
bunlar haricinde senaryo güzel. müzik kısmında ise sevdiğim bazı şarkıların cover’larını duymak hoşuma gitti. cinsel içerikli sahneler ve şiddet kullanımının bu kadar olacağını tahmin etmemiştim, beni şaşırttı. devamını da izleyeceğim kesinlikle. umarım daha uzun müddet şaşırtmaya devam eder.
o söze tekrar gelecek olursak; dizideki peacemaker, filmdekinden biraz daha insancıl olduğu için söylediği bu söz kendine ne zaman hatırlatılsa, söylediği için pişman olduğunu seziyorsunuz. zira bir zaman sonra kendisi de rick flag’e hak veriyor.
“peacemaker, what a joke…”
merak edenler için buyurun o garip intro;
devamını gör...
yeni yıla nasıl girersen yeni yıl öyle geçer
üniversite sınavına gireceğim sene bütün kitapları elime almıştım yarısı yerde yarısı elimde zafer çığlıkları atmıştım,sonuç ne oldu ,o sene kazanamadım bir sonrakine oldu.demem o ki biraz sakin...uyuyarak girdiğiniz senede sabah akşam yatmayacaksınız. geçen sene maskeyle girmedik mesela.
devamını gör...
doktorlara gösterilen saygının esas nedeni
olmayan şeydir. olsaydı haberlerde dövülen doktorlar görmezdik ya da korona döneminde tüm gün çalışan doktorlar için 'işin bu' deyip bir teşekkürü çok gören insanlar çoğunlukta olmazdı.
devamını gör...
pazar banyosu
90'larda çocuk olanların bildiği alışkanlıktır.
devamını gör...
metalci gençliğin tarihe karışması
karışmadık şekil değiştirdik. bir köşede kendi kendimize paslanıyoruz. (bkz: rust in peace)
devamını gör...
musicbuddy
now and here never be alone again
see what your thoughts
draw on the blue line
there's a time
to leave all behind all
put them in your broken box
with no regrets no more.
devamını gör...
kendine pozitif oy verememek
insanı hüzünlere gark eden, sözlük özelliği.
ben genelde bir tanımı okurken beğendiysem, nicke bakmadan, tık tık beğenir sonra görürüm nicki.
fazlaca entry olan bir başlığı okuyorum, beğendiklerime tık tık. birisine tıklıyorum tıklıyorum beğeni olmuyor bir türlü. en son dedim ki, herhalde beceremedim, manuel beğeni yapayım. aa bir de ne göreyim, ben yazmışım o entryi. ondan beğeni yapamıyormuşum. ne kadar doğru ve güzel yazmışım halbuki. içimde kaldı beğenememek. neyse karşılığında kendimi öptüm, gönlümü aldım. bakın bu bile daha kolay.
ben genelde bir tanımı okurken beğendiysem, nicke bakmadan, tık tık beğenir sonra görürüm nicki.
fazlaca entry olan bir başlığı okuyorum, beğendiklerime tık tık. birisine tıklıyorum tıklıyorum beğeni olmuyor bir türlü. en son dedim ki, herhalde beceremedim, manuel beğeni yapayım. aa bir de ne göreyim, ben yazmışım o entryi. ondan beğeni yapamıyormuşum. ne kadar doğru ve güzel yazmışım halbuki. içimde kaldı beğenememek. neyse karşılığında kendimi öptüm, gönlümü aldım. bakın bu bile daha kolay.
devamını gör...
gözlüklü şirin
araştırma görevlisi olmak için kadro bulamayınca köyüne dönmüş entelektüel şirin.
devamını gör...
26 kasım dünya cimriler günü
artı oy vermeyen yazarların dünya cimriler gününü bu başlık vesilesiyle kutluyorum.
devamını gör...
sanal kimlik
öncelikle sanal kimliğin tanımı ile başlayalım:
sanal kimlik, yaşanılan değil yaşanılması hayal edilen kimliktir. ayrıca baudrillard sanal kimliği "var olan benlik değil olumlu bilgilerin aktarıldığı kimlik" olarak tanımlamıştır.
benim bahsedeceğim konu ise sanal kimliklerin tehlikeleri ve anonim platformlar(kafa sözlük gibi) üzerinde sanal kimliklerin sahiplerinin üzerinde oluşturduğu tehlikeler.
hepimiz zaman zaman facebook, instagram gibi sosyal ağlarda "-mış gibi" davranan insanlar görüyoruz. çok eğleniyormuş gibi davranan, çok duyarlı gibi davranan, çok duygusal gibi davranan diye uzar gider bu liste. genelde şahısları tanıdığımız için bu tip şeyler var olan ve bilinen kimlik üzerine küçük dokunuşlar olarak kalıyor.
anonim platrfomlarda ise durum tamamen farklı. bir avatar ve isim seçmeyle başlayan süreç tamamen yeni bir kimlik yaratma üzerine kurulu. bu yüzden kimsenin de bizi tanımadığı bir ortam düşünürsek tamamen sıfırdan bir kimlik oluşturmak neredeyse mümkün. bu noktadan sonra genelde hayal edilen ya da var olan ama parlatılmış/ekleme yapılmış kimlikler/özellikler meydana çıkıyor.
kimi zaman bir troll, kimi zaman bir şair, kimi zaman bir bilge, kimi zaman bir aşk insanı, kimi zaman bir seks makinesi, kimi zaman da bir nezaket abidesi görüyoruz. gerçekte ne oldukları ile ilgili ise hiçbir fikrimiz yok. işte sorun tam olarak bu noktada başlıyor. sanal kimliklerin başka insanlardan ziyade kimliğin sahibi üzerine etkileri ise artık bilim insanlarının üzerine epey çalıştığı bir konu.
sanal kimlik sahipleri (belki biraz da pandemi etkisiyle) sanal kimlik - gerçek kimlik çatışması yaşıyorlar. hayal ettikleri/kurguladıkları karaktere bürünürken bazen işin ayarı kaçıyor ve tehlike sinyalleri çalmaya başlıyor. sanal kimliklerinde ego gerçek kimliklerinden daha kırılgan oluyor. çünkü platformda gördükleri saygıyı, sevgiyi ve diğer pozitif şeyleri gerçek kimlikleri değil sanal kimlikleri topluyor. gerçek benliklerini gizleyerek oluşturdukları bu kimlikler bazı duygular için tam bir beslenme noktası oluşturuyor. ihtiyaç duyduğu beslenmeyi oluşturdukları bu kimlikler en kırılgan noktaları haline geliyor. çünkü neredeyse tüm duygusal beslenme yaratılan kimlik üzerinden gideriliyor.
şimdi isim vermeye gerek yok ama birkaç örnek vermekte fayda var. mesela uçurulan bir yazar var çoğu kişinin tanıdığı. nickaltına yazılan ironik bir entry'e bile tahammülü olmadığı açıklanmıştı. yani onlarca entry içinde bir tane ironi içeren entry nelere sebep oldu? işte tam olarak bahsettiğim kırılganlık bu. çünkü o kimlik ve onu tanımlayan unsurlar(birisi de nickaltı bu platform özelinde) mükemmel olmalı. en ufak bir çiziğe ya da toz zerresine bile tahammül yok. çünkü epey mesai harcanarak oluşturulan bu kimlik bir beslenme merkezi haline gelmiş.
yakın zamanda skandala imza atmış eski bir yazarla yukarıda bahsettiğim yazarın nickaltlarına bakarsanız sayfalarca övgü görürsünüz. tam bir besleme ve beslenme düzeni. aslında bir yaşam döngüsü var. karşılıklı olarak birbirini besleyen sanal kimlikler ve giderilen duygusal ihtiyaçlar.
kendi adıma son sözü bir tavsiye vererek bitireyim. sanırım hepimiz için en sağlıklısı sanal kimliklerimizi gerçek kimliğimize en yakın durumda oluşturmak.
ek olarak yakın zamanda yapılmış güzel bir çalışmayı linkliyorum:
buradan
sanal kimlik, yaşanılan değil yaşanılması hayal edilen kimliktir. ayrıca baudrillard sanal kimliği "var olan benlik değil olumlu bilgilerin aktarıldığı kimlik" olarak tanımlamıştır.
benim bahsedeceğim konu ise sanal kimliklerin tehlikeleri ve anonim platformlar(kafa sözlük gibi) üzerinde sanal kimliklerin sahiplerinin üzerinde oluşturduğu tehlikeler.
hepimiz zaman zaman facebook, instagram gibi sosyal ağlarda "-mış gibi" davranan insanlar görüyoruz. çok eğleniyormuş gibi davranan, çok duyarlı gibi davranan, çok duygusal gibi davranan diye uzar gider bu liste. genelde şahısları tanıdığımız için bu tip şeyler var olan ve bilinen kimlik üzerine küçük dokunuşlar olarak kalıyor.
anonim platrfomlarda ise durum tamamen farklı. bir avatar ve isim seçmeyle başlayan süreç tamamen yeni bir kimlik yaratma üzerine kurulu. bu yüzden kimsenin de bizi tanımadığı bir ortam düşünürsek tamamen sıfırdan bir kimlik oluşturmak neredeyse mümkün. bu noktadan sonra genelde hayal edilen ya da var olan ama parlatılmış/ekleme yapılmış kimlikler/özellikler meydana çıkıyor.
kimi zaman bir troll, kimi zaman bir şair, kimi zaman bir bilge, kimi zaman bir aşk insanı, kimi zaman bir seks makinesi, kimi zaman da bir nezaket abidesi görüyoruz. gerçekte ne oldukları ile ilgili ise hiçbir fikrimiz yok. işte sorun tam olarak bu noktada başlıyor. sanal kimliklerin başka insanlardan ziyade kimliğin sahibi üzerine etkileri ise artık bilim insanlarının üzerine epey çalıştığı bir konu.
sanal kimlik sahipleri (belki biraz da pandemi etkisiyle) sanal kimlik - gerçek kimlik çatışması yaşıyorlar. hayal ettikleri/kurguladıkları karaktere bürünürken bazen işin ayarı kaçıyor ve tehlike sinyalleri çalmaya başlıyor. sanal kimliklerinde ego gerçek kimliklerinden daha kırılgan oluyor. çünkü platformda gördükleri saygıyı, sevgiyi ve diğer pozitif şeyleri gerçek kimlikleri değil sanal kimlikleri topluyor. gerçek benliklerini gizleyerek oluşturdukları bu kimlikler bazı duygular için tam bir beslenme noktası oluşturuyor. ihtiyaç duyduğu beslenmeyi oluşturdukları bu kimlikler en kırılgan noktaları haline geliyor. çünkü neredeyse tüm duygusal beslenme yaratılan kimlik üzerinden gideriliyor.
şimdi isim vermeye gerek yok ama birkaç örnek vermekte fayda var. mesela uçurulan bir yazar var çoğu kişinin tanıdığı. nickaltına yazılan ironik bir entry'e bile tahammülü olmadığı açıklanmıştı. yani onlarca entry içinde bir tane ironi içeren entry nelere sebep oldu? işte tam olarak bahsettiğim kırılganlık bu. çünkü o kimlik ve onu tanımlayan unsurlar(birisi de nickaltı bu platform özelinde) mükemmel olmalı. en ufak bir çiziğe ya da toz zerresine bile tahammül yok. çünkü epey mesai harcanarak oluşturulan bu kimlik bir beslenme merkezi haline gelmiş.
yakın zamanda skandala imza atmış eski bir yazarla yukarıda bahsettiğim yazarın nickaltlarına bakarsanız sayfalarca övgü görürsünüz. tam bir besleme ve beslenme düzeni. aslında bir yaşam döngüsü var. karşılıklı olarak birbirini besleyen sanal kimlikler ve giderilen duygusal ihtiyaçlar.
kendi adıma son sözü bir tavsiye vererek bitireyim. sanırım hepimiz için en sağlıklısı sanal kimliklerimizi gerçek kimliğimize en yakın durumda oluşturmak.
ek olarak yakın zamanda yapılmış güzel bir çalışmayı linkliyorum:
buradan
devamını gör...
her şeyin aslında benim zihnimin ürünü olması
başlık nick uyumu.
devamını gör...
yaran başlıklar
devamını gör...
bebek kokusu duyarı kasan tip
en naif benim, çocuk severim duyarını ota peke karıştıran lanet olası romantik tiptir.
başlık: parfümü olup şişelense satın alınacak kokular
tanım: bebek kokusu
başlık: yazarların özlem duyduğu şeyler
tanım: bebek kokusu
başlık: yazarların ihtiyaç duyduğu şeyler
tanım: bebek kokusu
başlık: masumiyet
tanım: bebek kokusu
başlık: kol ağrısı
tanım: bebek kokusu
yeter lan. anladık en naif sizsiniz, çocuk seviyorsunuz, oy minnoş aman. bıktırdınız. bu ne biçim duyar lan, bebek kokusu üzerinden? bir de bebek kokusu dediğiniz şey pudranın kokusu, yenidoğanda staj yaptım hayatınızda görmediğiniz kadar bebek gördüm. pudra ıslak mendil basmazsan bebeklerin kokusu falan yok * yettiniz lan. fularınızı az gevşetin yether yether!!
eyyorlamam bu kadar
başlık: parfümü olup şişelense satın alınacak kokular
tanım: bebek kokusu
başlık: yazarların özlem duyduğu şeyler
tanım: bebek kokusu
başlık: yazarların ihtiyaç duyduğu şeyler
tanım: bebek kokusu
başlık: masumiyet
tanım: bebek kokusu
başlık: kol ağrısı
tanım: bebek kokusu
yeter lan. anladık en naif sizsiniz, çocuk seviyorsunuz, oy minnoş aman. bıktırdınız. bu ne biçim duyar lan, bebek kokusu üzerinden? bir de bebek kokusu dediğiniz şey pudranın kokusu, yenidoğanda staj yaptım hayatınızda görmediğiniz kadar bebek gördüm. pudra ıslak mendil basmazsan bebeklerin kokusu falan yok * yettiniz lan. fularınızı az gevşetin yether yether!!
eyyorlamam bu kadar
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
başka birisi nasıl sevilir bilmiyorum
hangi şehre gidilir yalnız başına,
hangi şarkı dinlenir senle olmayınca.
kimle çay içilir ?
en güzel sözlerin altı kim için çizilir
kimin kokusu saklanır…
hangi hayal hediye edilir,
hangi gözle bakılır o çiçek yaprağı kirpiklerine
nasıl anlatılır gülüşünün sesi
adının güzelliğine hangi alfabe de rastlanır
senin bakışın hangi şiire benzer
kime dokunur, sarılır, uyur bu kalp
hangi insanda rastlanır sana…
gel de anlat…
senden başkası nasıl sevilir ?
bilmiyorum ben…(bkz: ilhan berk)
hangi şehre gidilir yalnız başına,
hangi şarkı dinlenir senle olmayınca.
kimle çay içilir ?
en güzel sözlerin altı kim için çizilir
kimin kokusu saklanır…
hangi hayal hediye edilir,
hangi gözle bakılır o çiçek yaprağı kirpiklerine
nasıl anlatılır gülüşünün sesi
adının güzelliğine hangi alfabe de rastlanır
senin bakışın hangi şiire benzer
kime dokunur, sarılır, uyur bu kalp
hangi insanda rastlanır sana…
gel de anlat…
senden başkası nasıl sevilir ?
bilmiyorum ben…(bkz: ilhan berk)
devamını gör...




