geceye bir şiir bırak
ben seninle çay içmek istiyorum.
seni duymak,
seni görmek,
seni bilmek,
seni yanımda hissetmek istiyorum.
sana şiir okumak istiyorum,
yazmaktan bıktım, usandım.
ben artık yazıları sana söylemek istiyorum.
küçük bir evde, büyük hayaller kurmak istiyorum.
sobanın yanında, seninle birlikte, üşüyen ellerimi çayın sıcaklığına bırakmak istiyorum.
ben aslında sevmek değil,
seninle yaşlanmak istiyorum.
seni duymak,
seni görmek,
seni bilmek,
seni yanımda hissetmek istiyorum.
sana şiir okumak istiyorum,
yazmaktan bıktım, usandım.
ben artık yazıları sana söylemek istiyorum.
küçük bir evde, büyük hayaller kurmak istiyorum.
sobanın yanında, seninle birlikte, üşüyen ellerimi çayın sıcaklığına bırakmak istiyorum.
ben aslında sevmek değil,
seninle yaşlanmak istiyorum.
devamını gör...
sevdiğiniz bir şarkının sözü
toparladım bütün kırgınlıklarımı
yeniden saydım beni üzdüğün zamanları
yokluğunda çok düşündüm gelirsen ne yaparım diye
o bile beni bu kadar üzmeye yetmedi
yeniden saydım beni üzdüğün zamanları
yokluğunda çok düşündüm gelirsen ne yaparım diye
o bile beni bu kadar üzmeye yetmedi
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
gülerken durduk yere ağlayabilen veya ağlarken aynı zamanda gülebilen bir insanım.
birinden bir şeyi bir kere istediğimde vermezse 2. sefer diye bir şey olmuyor. küsüyorum durduk yere. dünya hassas kalpler için...
sevemediğim insanı sevmediğimi- onu sevemediğimi pat diye yüzlerine karşı söylüyorum. patavatsızım biraz.
bi ara da çiğnediğim sakızları biriktirme özelliğim vardı. sonra herhangi bir müzede sergilerler diye vazgeçtim bu huyumdan. ıstifçi değilim ben.
küçükken de peçete yerdim. ağır bir çocukluk geçirdim. travmalarım var. geçen çocukluğumu bana geri verin sosyal hizmetler kurumu...
birinden bir şeyi bir kere istediğimde vermezse 2. sefer diye bir şey olmuyor. küsüyorum durduk yere. dünya hassas kalpler için...
sevemediğim insanı sevmediğimi- onu sevemediğimi pat diye yüzlerine karşı söylüyorum. patavatsızım biraz.
bi ara da çiğnediğim sakızları biriktirme özelliğim vardı. sonra herhangi bir müzede sergilerler diye vazgeçtim bu huyumdan. ıstifçi değilim ben.
küçükken de peçete yerdim. ağır bir çocukluk geçirdim. travmalarım var. geçen çocukluğumu bana geri verin sosyal hizmetler kurumu...
devamını gör...
alt yazılı film vs dublaj film
filme dikkatimi çok da verebileceğimi düşünmüyorsam dublajlı, aksi ise alt yazı tercihimdir.
devamını gör...
ysgo
belki de ilk defa bir şeyler başarabildiğini hissedip az önce gururlanmış yazardır.
tüm ekibe sizlere teşekkür ediyorum destekleriniz ve güzel mesajlarınızdan ötürü.
ben bu şarkıyı ve klibi tamamen çevremdeki güzel dostlarm sayesinde tamamlayabildim. çekimler bittiğinde ''color grande'' yapılması için stüdyoya gönderecek paramız dahi olmadığından renk işlemelerine kadar oturup, öğrenebildiğimiz kadar öğrenip bir şeyler yapmaya çalıştık. dostlarımın birisi araç kiralama masrafına ortak oldu, birisi çekim günleri marketten sandviçler alıp bize getirdi başka birisi kayıtlar için yol masraflarımı karşıladı pek tabi ben de elimdeki imkanları zorlayarak ortaya içimize sinen bir şarkı çıkardık. devamı gelecek, hazırda tuttuğum bir şarkıyı ise şu an sadece supportgirl biliyor beğenip beğenmediğini dahi henüz öğrenemedim.
anlatmak istediğim şey şu kısaca, pek çok hayalimden ve yapmak istediğim asıl işlerden, içerisinde bulunduğumuz malum şartlardan ötürü vazgeçmiş iken, bugün 18 yaşıma yeniden döndüm adeta. etrafınızda güzel insanlar varsa her şeyi başarabilmek mümkün oluyormuş. mutluyum ve bu mutluluğumu sizlerle paylaşmak için yazıyorum bu satırları. dinleyen, dinlemeyen herkese tekrar teşekkürler ve lütfen hiç bir getirisi olmasa bile hayatınızın bir kenarında sevdiğiniz bir şeylerle uğraşın...
not : bu girdi duygu sömürüsü amacıyla yazılmamıştır, olanı anlatmıştır ve
youtube : greysmusic
spotify : greys - fay :=)
tüm ekibe sizlere teşekkür ediyorum destekleriniz ve güzel mesajlarınızdan ötürü.
ben bu şarkıyı ve klibi tamamen çevremdeki güzel dostlarm sayesinde tamamlayabildim. çekimler bittiğinde ''color grande'' yapılması için stüdyoya gönderecek paramız dahi olmadığından renk işlemelerine kadar oturup, öğrenebildiğimiz kadar öğrenip bir şeyler yapmaya çalıştık. dostlarımın birisi araç kiralama masrafına ortak oldu, birisi çekim günleri marketten sandviçler alıp bize getirdi başka birisi kayıtlar için yol masraflarımı karşıladı pek tabi ben de elimdeki imkanları zorlayarak ortaya içimize sinen bir şarkı çıkardık. devamı gelecek, hazırda tuttuğum bir şarkıyı ise şu an sadece supportgirl biliyor beğenip beğenmediğini dahi henüz öğrenemedim.
anlatmak istediğim şey şu kısaca, pek çok hayalimden ve yapmak istediğim asıl işlerden, içerisinde bulunduğumuz malum şartlardan ötürü vazgeçmiş iken, bugün 18 yaşıma yeniden döndüm adeta. etrafınızda güzel insanlar varsa her şeyi başarabilmek mümkün oluyormuş. mutluyum ve bu mutluluğumu sizlerle paylaşmak için yazıyorum bu satırları. dinleyen, dinlemeyen herkese tekrar teşekkürler ve lütfen hiç bir getirisi olmasa bile hayatınızın bir kenarında sevdiğiniz bir şeylerle uğraşın...
not : bu girdi duygu sömürüsü amacıyla yazılmamıştır, olanı anlatmıştır ve
youtube : greysmusic
spotify : greys - fay :=)
devamını gör...
hiçbir şeyden memnun olmayan yazarlar
bardağın boş tarafından bakmayı bırakmıyorlar demeyelim de herkes bardağın farklı tarafına bakıyor diyelim. kimileri dolu gördüğü yerdeki eksikliklikleri göremezken kimileri de oradaki eksikliğin farkındadır. bu memnuniyetsizlik değil bakış açısıdır.
devamını gör...
kaşkolnikov
"okuyacak doğru dürüst bir şey bulamıyorum" diyen ve sol frame'deki tuhaflıklardan kafasını çıkarıp nefes almaya çalışan yazarların okuması gereken yazarlardan biri. en azından şahsi görüşüm bu yönde.
normalde film ya da roman konulu tanımlar pek bana göre değildir. hele uzunsa okumakta zorlanırım, pek ilgi alanım olmadığı için. fakat kaşkolnikov yazdığı zaman okumayı seviyorum çünkü kafayı yormuyor. edebiyatı seven biri olsam da bir eserle ilgili bir inceleme yapılırken orada ağdalı bir dille edebiyat parçalanmasından yana değilim. insanların sıkılmadan okuyacağı şekilde incelenmeli bence böyle konular.
bir de tabii dümdüz filmin ya da kitabın konusunu yazmaktansa kendi bakış açısından yaptığı değerlendirmeleri paylaşıyor oluşu, bu tanımları daha değerli yapıyor bence. sonuçta merak ettiğimiz şey sadece konu olsa google amca da yardımımıza koşar. daha çok "ben bu filme/kitaba bu gözle baktım, bunları bu şekilde değerlendirdim. acaba başka insanlar da böyle mi düşünüyor? farklı bakış açıları var mı?" diye düşünüyor bazılarımız. işte onu da bu tür tanımlarla öğreniyoruz diğer yazarlardan. denk geldiğim ya da takip ettiğim birkaç yazar daha var böyle. onlara da selam olsun! ellerine sağlık diyorum hepsine bu vesileyle.
ortak bir noktamız da var: bilim. bu nedenle farklı bir yönden kanım ısındı kendisine. bu konudaki bakış açısıyla hep aynı şekilde devam etmesini umuyorum hayata.
pek uzun nickaltı yazmam, hatta bir ara hiç yazmıyordum; bilenler bilir ama mademki son zamanlarda birçok kişi sözlüğün gidişinden şikayetçi, bence yeni gelecek olan yazarlara gerçekten düzgün yazan eski yazarları tanıtmak gerekiyor. en azından buraya bir şeyler okuyup başkalarının görüşlerinden yararlanmaya gelenlerin işini biraz olsun kolaylaştırmış oluruz.
normalde film ya da roman konulu tanımlar pek bana göre değildir. hele uzunsa okumakta zorlanırım, pek ilgi alanım olmadığı için. fakat kaşkolnikov yazdığı zaman okumayı seviyorum çünkü kafayı yormuyor. edebiyatı seven biri olsam da bir eserle ilgili bir inceleme yapılırken orada ağdalı bir dille edebiyat parçalanmasından yana değilim. insanların sıkılmadan okuyacağı şekilde incelenmeli bence böyle konular.
bir de tabii dümdüz filmin ya da kitabın konusunu yazmaktansa kendi bakış açısından yaptığı değerlendirmeleri paylaşıyor oluşu, bu tanımları daha değerli yapıyor bence. sonuçta merak ettiğimiz şey sadece konu olsa google amca da yardımımıza koşar. daha çok "ben bu filme/kitaba bu gözle baktım, bunları bu şekilde değerlendirdim. acaba başka insanlar da böyle mi düşünüyor? farklı bakış açıları var mı?" diye düşünüyor bazılarımız. işte onu da bu tür tanımlarla öğreniyoruz diğer yazarlardan. denk geldiğim ya da takip ettiğim birkaç yazar daha var böyle. onlara da selam olsun! ellerine sağlık diyorum hepsine bu vesileyle.
ortak bir noktamız da var: bilim. bu nedenle farklı bir yönden kanım ısındı kendisine. bu konudaki bakış açısıyla hep aynı şekilde devam etmesini umuyorum hayata.
pek uzun nickaltı yazmam, hatta bir ara hiç yazmıyordum; bilenler bilir ama mademki son zamanlarda birçok kişi sözlüğün gidişinden şikayetçi, bence yeni gelecek olan yazarlara gerçekten düzgün yazan eski yazarları tanıtmak gerekiyor. en azından buraya bir şeyler okuyup başkalarının görüşlerinden yararlanmaya gelenlerin işini biraz olsun kolaylaştırmış oluruz.
devamını gör...
47 milyon covid aşısı paketleme ihalesinin apartman dairesi şirketine verilmesi
taşıma ve paketleme işi için bu meblağ vay anam vay! devamke yemeye, afiyet olsun gardaşlar. bozuk aşı ölümleri is coming... sloganımız covid öldürmezse biz öldürürüz!
devamını gör...
1 mayıs 2021 normal sözlük mobil görünümünün güncellenmesi
sayfa alttan ve üstten daralmış, karışık bir görüntü var. ben pek beğenmedim. söylenmiş ama bildirimler de okunmasına rağmen sönmüyor.
devamını gör...
bir erkeği kırmadan ona tipsiz olduğunu söylemek
arkasına geçin sımsıkı sarılıp usulca ensesinden öpün ve kulağına tipsiz diye fısıldayın.
devamını gör...
işte hayat
uğur dündar'ın 1972 yılında hazırladığı programın ismi. televizyonda çok beğenilen bu programın ismini taşıyan filmi ise sinemada ilk ve son çalışması oldu.
devamını gör...
sen gül ki dünya gülsün denilen durumlar
güldünya'lar öldürülmeyip yaşadığında, kaçmadığında, korkmadığında, rahatça ağız dolusu güldüklerinde..
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
bir kedinin, gelip kendini sevdirmek isteyip, etrafında döndükten sonra, sana sırnaşıp, yanına oturması.
devamını gör...
naruto
ilk izlediğim anime olur kendisi. yer yer duygulanır hatta ağlama eşiğine bile gelebilirsiniz. çok şey öğretir bana öğrettiği şeylerden biri; seçtiğimiz yolu kendi ellerimizle inşaa ederiz ve bu yolda sevgiyle ya da nefretle ilerlemek yine bizim seçimimizdir. şiddetle tavsiye ederim, size çok şey katacaktır.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
aa işte benim dediğim başlık. sosyal çekincelerimden ötürü bir ortamda da fazla konuşmam, girişken değilimdir. çocukken ailem tarafından "hadi bak arkadaş ol oynayan çocuklarla" cümlelerine çok maruz kaldım doğal olarak. kafa sözlük de bu yüzden iyi geldi bana. içimden geçenleri daha rahat yazabiliyorum.
büyük kafa sözlük buluşmasında olacak olan şeyler başlığında da yazmıştım. olası bir tanışmada, kenarda meyve suyu içen ve gülen insanları seyreden ben olacağım.
büyük kafa sözlük buluşmasında olacak olan şeyler başlığında da yazmıştım. olası bir tanışmada, kenarda meyve suyu içen ve gülen insanları seyreden ben olacağım.
devamını gör...
atfetme
psikolojide bir kuramdır.
heider denilen bir herif tarafından,sağduyu psikolojisi çalışmasında yer verilmiştir.
bu çalışmada, kişilerin veya örgütlerin davranışlarının iki temeli vardır.
1-bireysel güç .
2-çevresel güç.
bireysel güç: kişinin çalışkanlığı, çabası gibi faktörlerlerdir.
çevresel güç ise, şans gibi kişinin elinde olmayan olaylardır.
---------------------------------------------------------------------------------------
peki ya algılarımız?
performansla ilgili durumu ya yanlış algıladıysak...
algılanan yetenek, algılanan çaba, algılanan şans ve algılanan iş zorluğu...
----------------------------------------------------------------------------------------------
atfetme, bir davranışın sonuçlarını anlamaya çalışmaktır. insanları anlamaya çalışmak, kendini anlamaya çalışmak. diğer insanların davranışları ile ilgili değerlendirme yapmak,
dolayısı ile çıkarımlar yapmak.
burada birey, hem kendi davranışlarını değerlendirir, hemde diğer insanların davranışlarını anlamdırır.
yaptığımız çıkarımlar, davranışlarımızı yönlendirir.
yüklediğimiz neden ve sonuçlar, davranış şeklimizi etkiler.
yukarıda ayrılmış bölümde, , algıların değerlendirme ve çıkarımlardaki önemine değindik.
atfetme süreçleri şöyle işler;
algılayan a kişisi olsun.
-----a kişisi, nedensellik yükleme aşamasında, bilgi, güdü ve inançlarından yararlanır.
nedensellik loading....
-----a kişisi, b kişisinin nedenlerine ''nedenleriyle'' bir anlam yükler. bunlar iç faktörler veya dış faktörler olabilir.
------buna göre a kişisi kendi algılarına göre, bir sonuca varır. beklentiler geliştirebilir.
bütün bu davranış mekaniğine, nedensellik- atfetme denir.
algıları ''tuhaf'' olan insanla bu mekanik, b kişisi için zulme dönüşebilir. dünyayı kendi algıları ile şekillendirmeye çalışan insanlardan, kaçınınız efem.
çünkü genelde kendine yontarlar.
(bkz: kendine yontmak)
heider denilen bir herif tarafından,sağduyu psikolojisi çalışmasında yer verilmiştir.
bu çalışmada, kişilerin veya örgütlerin davranışlarının iki temeli vardır.
1-bireysel güç .
2-çevresel güç.
bireysel güç: kişinin çalışkanlığı, çabası gibi faktörlerlerdir.
çevresel güç ise, şans gibi kişinin elinde olmayan olaylardır.
---------------------------------------------------------------------------------------
peki ya algılarımız?
performansla ilgili durumu ya yanlış algıladıysak...
algılanan yetenek, algılanan çaba, algılanan şans ve algılanan iş zorluğu...
----------------------------------------------------------------------------------------------
atfetme, bir davranışın sonuçlarını anlamaya çalışmaktır. insanları anlamaya çalışmak, kendini anlamaya çalışmak. diğer insanların davranışları ile ilgili değerlendirme yapmak,
dolayısı ile çıkarımlar yapmak.
burada birey, hem kendi davranışlarını değerlendirir, hemde diğer insanların davranışlarını anlamdırır.
yaptığımız çıkarımlar, davranışlarımızı yönlendirir.
yüklediğimiz neden ve sonuçlar, davranış şeklimizi etkiler.
yukarıda ayrılmış bölümde, , algıların değerlendirme ve çıkarımlardaki önemine değindik.
atfetme süreçleri şöyle işler;
algılayan a kişisi olsun.
-----a kişisi, nedensellik yükleme aşamasında, bilgi, güdü ve inançlarından yararlanır.
nedensellik loading....
-----a kişisi, b kişisinin nedenlerine ''nedenleriyle'' bir anlam yükler. bunlar iç faktörler veya dış faktörler olabilir.
------buna göre a kişisi kendi algılarına göre, bir sonuca varır. beklentiler geliştirebilir.
bütün bu davranış mekaniğine, nedensellik- atfetme denir.
algıları ''tuhaf'' olan insanla bu mekanik, b kişisi için zulme dönüşebilir. dünyayı kendi algıları ile şekillendirmeye çalışan insanlardan, kaçınınız efem.
çünkü genelde kendine yontarlar.
(bkz: kendine yontmak)
devamını gör...
sirenler
mor ve ötesi'nin yeni albümü. duyurularında hep deniz kızı emojisi var. neden acaba?
sirenler, yunan mitolojisinde yarı kuş yarı kadın görünümlü ''kadın gövdeli, kuş kanatlı, güzel sesli'' deniz yaratıklarıdır.* sesleri o kadar güzeldir ki denizcileri kendilerinden geçirip tuzaklarına düşürürler.
her mitolojik karakter gibi sirenleri de birçok sanat eserinde görüyoruz. bir kaç esere bakalım.
odysseus sirenlerin tuzağına düşmekten kirke sayesinde kurtulmuştur. odysseia'da anlatılana göre*, odysseus yoluna devam edebilmek için sirenlerin adasından geçmek zorundadır. kirke ona arkadaşlarının kulaklarına balmumu tıkamayı öğütler, sirenlerin sesini dinlemek istiyorsa kendisini de geminin direğine halatlarla sıkıca bağlatmalıdır. odysseus kirke'yi dinler, adaya yaklaştıklarında dediklerini harfiyen yapar. sirenlerin güzel sesleri ve tatlı ezgileri karşısında odysseus gerçekten de kendini tutamayarak arkadaşlarından ipleri çözmelerini ister. arkadaşları tembihlendikleri gibi ipleri bir kat daha sıkı bağlarlar, kürek çekmeye devam ederek adadan uzaklaşırlar.
john william waterhouse - ulysses and the sirens (1891)
sirenler odysseus ve arkadaşlarına alacaklı gibi bakıyorlar resmen. bir tanesi kulakları tamamen kapalı kürek çeken adama sokulmuş, diğerleri odysseus'u kandırmaya çalışıyor. ama başarısız olacaklar. mitolojik tabloların ustası waterhouse bize hikayeyi mis gibi anlatmış.
herbert james draper - ulysses and the sirens (1909)
aynı hikaye ama sirenler hem insan gövdeli hem de deniz kızlarına daha benzeyen bir surette resmedilmiş. eserde bir hareket hakim, denizin dalgalı oluşu ve kürek çekenlerin zorlanması, odysseus'un sirenlere bakmamaya, onlara kanmamaya çalışması pek güzel anlatılmış.
edward poynter - the siren (1864)
eserlerin bir çoğunda yarı kuş yarı insan olarak değil tamamen insan gövdeli, pek güzel kadınlar olarak resmedilmişler. kendisi bir sonraki kurbanını bekliyor olsa gerek.
albüme geri dönüyorum. üç gündür tüm albümü başa alıp alıp dinliyorum. en beğendiklerim ise park ve dünyaya bedel. eklemeden edemeyeceğim, albüm kapağı da ayrıca harika. odysseus kurtulmuş ama bu sirenler beni kandırdı ve halimden çok memnunum sonuç olarak.
''onlar büyüler yakınlarına gelen bütün insanları,
kim yaklaşırsa bilmeden ve dinlerse onları yandı,
bir daha onu evinde ne karısı karşılar, ne çocukları.
seirenler onu çayırda çınlayan ezgileriyle büyüler,
çayırın çevresinde kemikler vardır, öbek öbek,
bunlar kemikleridir etleri çürüyen insanların,
büzük büzük durur kemiklerin üstünde deriler.''
sirenler, yunan mitolojisinde yarı kuş yarı kadın görünümlü ''kadın gövdeli, kuş kanatlı, güzel sesli'' deniz yaratıklarıdır.* sesleri o kadar güzeldir ki denizcileri kendilerinden geçirip tuzaklarına düşürürler.
her mitolojik karakter gibi sirenleri de birçok sanat eserinde görüyoruz. bir kaç esere bakalım.
odysseus sirenlerin tuzağına düşmekten kirke sayesinde kurtulmuştur. odysseia'da anlatılana göre*, odysseus yoluna devam edebilmek için sirenlerin adasından geçmek zorundadır. kirke ona arkadaşlarının kulaklarına balmumu tıkamayı öğütler, sirenlerin sesini dinlemek istiyorsa kendisini de geminin direğine halatlarla sıkıca bağlatmalıdır. odysseus kirke'yi dinler, adaya yaklaştıklarında dediklerini harfiyen yapar. sirenlerin güzel sesleri ve tatlı ezgileri karşısında odysseus gerçekten de kendini tutamayarak arkadaşlarından ipleri çözmelerini ister. arkadaşları tembihlendikleri gibi ipleri bir kat daha sıkı bağlarlar, kürek çekmeye devam ederek adadan uzaklaşırlar.
john william waterhouse - ulysses and the sirens (1891)sirenler odysseus ve arkadaşlarına alacaklı gibi bakıyorlar resmen. bir tanesi kulakları tamamen kapalı kürek çeken adama sokulmuş, diğerleri odysseus'u kandırmaya çalışıyor. ama başarısız olacaklar. mitolojik tabloların ustası waterhouse bize hikayeyi mis gibi anlatmış.
herbert james draper - ulysses and the sirens (1909)aynı hikaye ama sirenler hem insan gövdeli hem de deniz kızlarına daha benzeyen bir surette resmedilmiş. eserde bir hareket hakim, denizin dalgalı oluşu ve kürek çekenlerin zorlanması, odysseus'un sirenlere bakmamaya, onlara kanmamaya çalışması pek güzel anlatılmış.
edward poynter - the siren (1864)eserlerin bir çoğunda yarı kuş yarı insan olarak değil tamamen insan gövdeli, pek güzel kadınlar olarak resmedilmişler. kendisi bir sonraki kurbanını bekliyor olsa gerek.
albüme geri dönüyorum. üç gündür tüm albümü başa alıp alıp dinliyorum. en beğendiklerim ise park ve dünyaya bedel. eklemeden edemeyeceğim, albüm kapağı da ayrıca harika. odysseus kurtulmuş ama bu sirenler beni kandırdı ve halimden çok memnunum sonuç olarak.
''onlar büyüler yakınlarına gelen bütün insanları,
kim yaklaşırsa bilmeden ve dinlerse onları yandı,
bir daha onu evinde ne karısı karşılar, ne çocukları.
seirenler onu çayırda çınlayan ezgileriyle büyüler,
çayırın çevresinde kemikler vardır, öbek öbek,
bunlar kemikleridir etleri çürüyen insanların,
büzük büzük durur kemiklerin üstünde deriler.''
devamını gör...
meja (yazar)
evet güzel yazıyor. bence sözlükler için gerekli bi tip. fakat bunca övgü nobelli bir yazara bile layık görülmedi. abartmasak mı ya? iyi biri fakat bu bilginin üretildiği beyin kendisinin değil; o sadece aktarıyor. çok samimiyetsiz buluyorum bu kadar yüceltmeyi. kusura bakmasın rica ederim. övüldü diye suçlu değil asla. hatta rahatsız hissediyor bile olabilir. bu tepkim kişisel değil. sadece ben yazdığın bi şeye denk gelince içimde çiçekler falan açmıyor ya da ne bileyim öyle derin bir aydınlanma yaşamıyorum. iyisin hoşsun falan ama şovmen bi tarafın da var biraz. ama dediğim gibi çok lazım bi tipsin sözlükler için. gerçekten. bunu samimiyetle söylüyorum. sadece biraz abartılıyorsun ve bunun rüyasına kapılma.
devamını gör...
akıl sağlığını kaybeden yazarlar tam liste
asla üstüme alınmadığım başlık. *
devamını gör...
kitaplıkta olması utanç veren kitaplar
fifty shades of grey.
alırken ayıplı bi kitap olduğunu bilmiyordum. bestseller kategorisindeydi, zamanımda azdı, alıp çıkmıştım. ilk çeyreğini okudum, sıkılıp saldım ama tüm filmlerini izledim. niye böyle şeyler yapıyorum, bilmiyorum.
uzun araştırmalar yapıp alacağım artık kitapları.*
alırken ayıplı bi kitap olduğunu bilmiyordum. bestseller kategorisindeydi, zamanımda azdı, alıp çıkmıştım. ilk çeyreğini okudum, sıkılıp saldım ama tüm filmlerini izledim. niye böyle şeyler yapıyorum, bilmiyorum.
uzun araştırmalar yapıp alacağım artık kitapları.*
devamını gör...