tüm yazarların karma puanlarını artırıyoruz kampanyası
instagramdaki gt sayfalarına yorum atıyormuş gibi hissettiren başlık ama olsundu..
devamını gör...
daddy ucemak kızıl nelson üçlüsü
o üçlüden biri olarak söz hakkı doğdu sanırım. ama tam olarak bir üçlü olduğumuz söylenemez daha çok tek takılıyoruz arkadaşlar. aklınıza lütfen kötü kötü şeyler getirmeyin. bu arada dostoyevskininsuçune isimli değerli dostum hay hay mahşerin 4 atlısı tabirini de litaritüre beraber kazandırabiliriz. *
devamını gör...
yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler
(bkz: her şey çok güzel olacak)
edit: olmadı lan. yine olmadı.
neyse, hiç değilse zihinsel faaliyetlerden vergi almıyorlar da hayal kurabiliyoruz.
hayal kurmaya devam. olmuyor, bari hayalini kuralım di mi...
edit: olmadı lan. yine olmadı.
neyse, hiç değilse zihinsel faaliyetlerden vergi almıyorlar da hayal kurabiliyoruz.
hayal kurmaya devam. olmuyor, bari hayalini kuralım di mi...
devamını gör...
hanabiko
modifiye edilmiş bir çeşit işaret diliyle iletişim kurabilen, koko adıyla da bilinen goril.
hanabiko, 1971 yılında san francisco hayvanat bahçesi'nde doğdu. doğduğunda hastaydı. götürüldüğü hastanede doktora yapmakta olan francine patterson isimli bakıcısına ödünç olarak verildi. bakıcının onu alabilmesinin koşulu, en az 4 yılını onunla geçireceğine dair taahhütte bulunmasıydı.
hanabiko, 3 yaşındaki bir çocuğun bilebileceği kadar kelime biliyordu. patterson, "goril işaret dili" olarak adlandırdığı bir dilde, hanabiko'nun 1000 kadar işaret bildiğini bildirdi. yaklaşık 2000 tane ingilizce kelimeyi de anlıyordu. iq testlerinde 70-90 puanlık skor yapıyordu. farklı duygu ve düşüncelerini anlatabilmek için yeni işaretler üretmişti. kendisi gibi olan diğer hayvanlara açık ara fark atıyordu testlerin çoğunda.
yine de bir grup bilim insanına göre hanabiko ne yaptığını gerçekte bilmiyor ve tüm bunları ödül mekanizmasının varlığı nedeniyle yapıyordu.
1978'de national geographic dergisinin kapağında, kendi çektiği fotoğraf ile meşhur olan hanabiko, 2018 yılında aramızdan ayrıldı.
hanabiko, 1971 yılında san francisco hayvanat bahçesi'nde doğdu. doğduğunda hastaydı. götürüldüğü hastanede doktora yapmakta olan francine patterson isimli bakıcısına ödünç olarak verildi. bakıcının onu alabilmesinin koşulu, en az 4 yılını onunla geçireceğine dair taahhütte bulunmasıydı.
hanabiko, 3 yaşındaki bir çocuğun bilebileceği kadar kelime biliyordu. patterson, "goril işaret dili" olarak adlandırdığı bir dilde, hanabiko'nun 1000 kadar işaret bildiğini bildirdi. yaklaşık 2000 tane ingilizce kelimeyi de anlıyordu. iq testlerinde 70-90 puanlık skor yapıyordu. farklı duygu ve düşüncelerini anlatabilmek için yeni işaretler üretmişti. kendisi gibi olan diğer hayvanlara açık ara fark atıyordu testlerin çoğunda.
yine de bir grup bilim insanına göre hanabiko ne yaptığını gerçekte bilmiyor ve tüm bunları ödül mekanizmasının varlığı nedeniyle yapıyordu.
1978'de national geographic dergisinin kapağında, kendi çektiği fotoğraf ile meşhur olan hanabiko, 2018 yılında aramızdan ayrıldı.
devamını gör...
mafya sözlük olsa alınabilecek nick
sen vurursun dikiş atarlar ben vururum toprak atarlar.
devamını gör...
sözlükte tanışıp sevgili olmak
düğünde yoldaştan altın istemeyi düşünüyoruz. **
devamını gör...
yolu yarılayan adam
tanımlarını çok beğendiğim ve takibe aldığım yazar arkadaşımızdır kendileri.
sağ olsunlar artılarını da hiç esirgemezler.
sağ olsunlar artılarını da hiç esirgemezler.
devamını gör...
rize
ayder yaylası gibi doğası ve yeşilliği dışında başka sevilecek bir şey göremediğim bir şehir. 1 haftadan fazlası aşırı sıkıyor.
devamını gör...
sacheen littlefeather
1973 yılı oscar ödül törenine damgasını vuran apaçi kabilesine mensup hanımefendi.
ödül töreninin sunuculuğunu yapan liv ullmann ve roger moore, marlon brando'nun oscarı kazandığını açıkladığında sahneye küçük tüy çıktı. izleyiciler onun ödülü marlon brando adına kabul edeceğini düşünüyordu. küçüktüy ödülü eliyle hafifçe iterek. teşekkür konuşmasının yapılacağı cam kürsünün önüne geldi. 1 dakikadan fazla konuşamayacağını biliyordu ve şu konuşmayı yapmaya çalıştı;
marlon brando benden zaman darlığı nedeni ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o ; çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor. ve bunun sebebi de günümüz film endustrisinin.. beni affedin.. ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde amerikan yerlilerine yaptıkları ve wounded knee’deki son olaylardır. bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin. gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömertlikte bir araya geleceğiz. marlon brando adına sizlere teşekkür ediyorum.
gösteri sorumlusu howard koch, küçük tüy'ü sahneden indirmeye çalışmışsa da, küçük tüy bir kaç kelam edebilmiştir. sonrasında konuşma metni gazetelerden yayınlanmış ve halk konuşma metninin tamamına ulaşmıştır.
marlon brando sonrasında bu konuşma ile ilgili şunları söylemiştir;
onu orada istemediler. kendilerince haklı oldukları taraflar da var çünkü öyle özel bir gecenin o konuşma ile bölünmesini istemediler. çünkü tatları kaçacaktı. ama yine de büyük zorluklara karşı sacheen littlefeather kızılderiler adına ilgili bir iki söz söylemeyi başardı. bu hareketinden ötürü onunla gurur duyuyorum. o oscar ödülüne ne oldu bilmiyorum. belki akademi bana yollamıştır ama yolladıysa da nerede olduğunu bilmiyorum.
marlon brando'nun 1973 oscar ödülünü niye ret ettiğine dair açıklama metni de şudur;
“200 yıl boyunca toprağı, yaşamı, ailesi ve özgür olma hakkı için savaşan yerli halka şöyle dedik: ‘indir silahını arkadaş, gel beraber oturalım. indirirsen eğer silahını arkadaş, barıştan söz ederiz senle, anlaşırız senin hayrına.’
silahlarını indirdiklerinde ise onları katlettik biz. onlara yalan söyledik. onları topraklarından koparmak için kandırdık. onları açlığa mahkûm ettik, ki hiçbir zaman sadık kalmadığımız ve adına antlaşma dediğimiz o kağıtları zorla imzalasınlar. onları, yalnızca yaşamın anımsayabileceği kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. ve tarihi nasıl yorumlarsanız yorumlayın, ne kadar çarpıtırsanız çarpıtın: biz doğru davranmadık. ne adil davrandık ne de dürüst. onlara ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de antlaşmalarımıza sadık kalmak.. çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu. onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.
fakat bu sapkınlığın ulaşamayacağı bir şey var, o da tarihin büyük hükmü. emin olun tarih bizi yargılayacaktır. ama umurumuzda mı? bu nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki, tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar taahhütlerimizi yerine getirdiğimizi haykırırız da, tarihin tüm sayfaları ve amerikan yerlilerinin son 100 yıl boyunca geçirdiği tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam tersini söyler.
görülen o ki, bu bizim ülkede ''komşunu sev'' ilkesi ve bu ilkeye saygı artık işlemez hâle gelmiş ve tüm yaptığımız, gücümüzle yapmayı başarabildiğimiz ancak ve ancak, dost da olsa düşman da, yeni doğan ülkelerin umutlarını yok edecek şekilde onlara bizim insancıl, uygar olmadığımızı ve sözümüzü tutmadığımızı göstermek olmuştur.
belki de şu anda kendi kendinize, ''hay aksi şimdi bunun akademi ödülleri ile ne ilgisi var canım!’ diyorsunuz. bu kadın burada ne arıyor, hem akşamımızı berbat etti, hem de bizi ilgilendirmeyen konularla yaşamlarımıza girdi, üstelik umurumuzda bile değil. zamanımızı ve paramızı harcadığı gibi bir de evlerimize istemeden girdi.''
sanırım bu sorulmamış soruların cevabı, sinema dünyasının da en az diğerleri kadar yerlileri küçük düşürmekle, onları vahşi, düşmanca ve kötü göstererek karakterleriyle alay etmekle sorumlu olmasında yatıyor. bu dünya, çocukların büyümesi için zaten yeteri kadar zor. yerli çocuğu televizyon izlerken film de izler ve soyunu filmlerde anlatıldığı gibi görünce o zihinlerin nasıl zedelendiğini bilmemiz mümkün değildir.
geçenlerde bu durumu düzeltecek birkaç sendeleyen adım atıldı, ancak çok az ve çok aksak.. öyle ki, bu mesleğin bir üyesi olarak, bir birleşik devletler yurttaşı olarak bu gece bu ödülü kabul etmek içimden gelsin. öyle düşünüyorum ki bu ülkede şu anda ödül almak ya da vermek, amerikan yerlilerinin durumları önemli oranda düzeltilmediği sürece uygun değildir.
eğer kardeşimizden sorumlu olamıyorsak en azından celladı olmayalım. bu gece doğrudan sizinle konuşuyor olabilirdim ancak yaralı diz’e gidip, ırmaklar aktıkça ve otlar büyüdükçe onursuz kalmaya devam edecek bir barışın kurulmasını engelleyebilmek için elimden gelen yardımı yapmakla daha yararlı olabileceğimi hissettim.
ümit ederim ki şu anda dinleyenler bunu kabalık olarak addetmez de, yaşayan hafızanın ötesinden beri yaşamlarını destekleyen bu toprakların üzerinde tüm insanların özgür ve bağımsız kalma hakkı olduğuna inandığımızı söylemeye hakkımız olup olmadığı gibi önemli bir konuda dikkati çekmek için yapılmış samimi bir çaba olarak görürler.
bayan littlefeather’a gösterdiğiniz incelik ve nezâket için teşekkür ederim. hepinize teşekkür ederim ve iyi geceler dilerim.
açıklama metninde de belirttiği üzere marlon brando, o esnada 6 gündür süren yaralı diz katliamını protesto gösterilerine katılmıştı. kızılderililer bölgedeki toprak işletmeleri birliği başkan’ı richard willson'ın görevini bırakmasını istiyordu. daha önce yüzlerce insanın katledildiği topraklarda, bu seferde doğa katlediliyor, bölge ranta peşkeş çekiliyordu. amerikan hükümeti kızılderililerle yaptığı antlaşmalara riayet etmiyordu. kızılderililerin tek isteği antlaşma şartlarına uyulması ve wilson'un görevi bırakmasıydı. gösteriler 71 gün sürdü. kızılderili iki gösterici öldü.
tüm bu kaos ortamının, ilginç ayrıntısı ise küçük tüy oldu. oscar tarihine geçti.
ödül töreninin sunuculuğunu yapan liv ullmann ve roger moore, marlon brando'nun oscarı kazandığını açıkladığında sahneye küçük tüy çıktı. izleyiciler onun ödülü marlon brando adına kabul edeceğini düşünüyordu. küçüktüy ödülü eliyle hafifçe iterek. teşekkür konuşmasının yapılacağı cam kürsünün önüne geldi. 1 dakikadan fazla konuşamayacağını biliyordu ve şu konuşmayı yapmaya çalıştı;
marlon brando benden zaman darlığı nedeni ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o ; çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor. ve bunun sebebi de günümüz film endustrisinin.. beni affedin.. ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde amerikan yerlilerine yaptıkları ve wounded knee’deki son olaylardır. bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin. gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömertlikte bir araya geleceğiz. marlon brando adına sizlere teşekkür ediyorum.
gösteri sorumlusu howard koch, küçük tüy'ü sahneden indirmeye çalışmışsa da, küçük tüy bir kaç kelam edebilmiştir. sonrasında konuşma metni gazetelerden yayınlanmış ve halk konuşma metninin tamamına ulaşmıştır.
marlon brando sonrasında bu konuşma ile ilgili şunları söylemiştir;
onu orada istemediler. kendilerince haklı oldukları taraflar da var çünkü öyle özel bir gecenin o konuşma ile bölünmesini istemediler. çünkü tatları kaçacaktı. ama yine de büyük zorluklara karşı sacheen littlefeather kızılderiler adına ilgili bir iki söz söylemeyi başardı. bu hareketinden ötürü onunla gurur duyuyorum. o oscar ödülüne ne oldu bilmiyorum. belki akademi bana yollamıştır ama yolladıysa da nerede olduğunu bilmiyorum.
marlon brando'nun 1973 oscar ödülünü niye ret ettiğine dair açıklama metni de şudur;
“200 yıl boyunca toprağı, yaşamı, ailesi ve özgür olma hakkı için savaşan yerli halka şöyle dedik: ‘indir silahını arkadaş, gel beraber oturalım. indirirsen eğer silahını arkadaş, barıştan söz ederiz senle, anlaşırız senin hayrına.’
silahlarını indirdiklerinde ise onları katlettik biz. onlara yalan söyledik. onları topraklarından koparmak için kandırdık. onları açlığa mahkûm ettik, ki hiçbir zaman sadık kalmadığımız ve adına antlaşma dediğimiz o kağıtları zorla imzalasınlar. onları, yalnızca yaşamın anımsayabileceği kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. ve tarihi nasıl yorumlarsanız yorumlayın, ne kadar çarpıtırsanız çarpıtın: biz doğru davranmadık. ne adil davrandık ne de dürüst. onlara ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de antlaşmalarımıza sadık kalmak.. çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu. onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.
fakat bu sapkınlığın ulaşamayacağı bir şey var, o da tarihin büyük hükmü. emin olun tarih bizi yargılayacaktır. ama umurumuzda mı? bu nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki, tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar taahhütlerimizi yerine getirdiğimizi haykırırız da, tarihin tüm sayfaları ve amerikan yerlilerinin son 100 yıl boyunca geçirdiği tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam tersini söyler.
görülen o ki, bu bizim ülkede ''komşunu sev'' ilkesi ve bu ilkeye saygı artık işlemez hâle gelmiş ve tüm yaptığımız, gücümüzle yapmayı başarabildiğimiz ancak ve ancak, dost da olsa düşman da, yeni doğan ülkelerin umutlarını yok edecek şekilde onlara bizim insancıl, uygar olmadığımızı ve sözümüzü tutmadığımızı göstermek olmuştur.
belki de şu anda kendi kendinize, ''hay aksi şimdi bunun akademi ödülleri ile ne ilgisi var canım!’ diyorsunuz. bu kadın burada ne arıyor, hem akşamımızı berbat etti, hem de bizi ilgilendirmeyen konularla yaşamlarımıza girdi, üstelik umurumuzda bile değil. zamanımızı ve paramızı harcadığı gibi bir de evlerimize istemeden girdi.''
sanırım bu sorulmamış soruların cevabı, sinema dünyasının da en az diğerleri kadar yerlileri küçük düşürmekle, onları vahşi, düşmanca ve kötü göstererek karakterleriyle alay etmekle sorumlu olmasında yatıyor. bu dünya, çocukların büyümesi için zaten yeteri kadar zor. yerli çocuğu televizyon izlerken film de izler ve soyunu filmlerde anlatıldığı gibi görünce o zihinlerin nasıl zedelendiğini bilmemiz mümkün değildir.
geçenlerde bu durumu düzeltecek birkaç sendeleyen adım atıldı, ancak çok az ve çok aksak.. öyle ki, bu mesleğin bir üyesi olarak, bir birleşik devletler yurttaşı olarak bu gece bu ödülü kabul etmek içimden gelsin. öyle düşünüyorum ki bu ülkede şu anda ödül almak ya da vermek, amerikan yerlilerinin durumları önemli oranda düzeltilmediği sürece uygun değildir.
eğer kardeşimizden sorumlu olamıyorsak en azından celladı olmayalım. bu gece doğrudan sizinle konuşuyor olabilirdim ancak yaralı diz’e gidip, ırmaklar aktıkça ve otlar büyüdükçe onursuz kalmaya devam edecek bir barışın kurulmasını engelleyebilmek için elimden gelen yardımı yapmakla daha yararlı olabileceğimi hissettim.
ümit ederim ki şu anda dinleyenler bunu kabalık olarak addetmez de, yaşayan hafızanın ötesinden beri yaşamlarını destekleyen bu toprakların üzerinde tüm insanların özgür ve bağımsız kalma hakkı olduğuna inandığımızı söylemeye hakkımız olup olmadığı gibi önemli bir konuda dikkati çekmek için yapılmış samimi bir çaba olarak görürler.
bayan littlefeather’a gösterdiğiniz incelik ve nezâket için teşekkür ederim. hepinize teşekkür ederim ve iyi geceler dilerim.
açıklama metninde de belirttiği üzere marlon brando, o esnada 6 gündür süren yaralı diz katliamını protesto gösterilerine katılmıştı. kızılderililer bölgedeki toprak işletmeleri birliği başkan’ı richard willson'ın görevini bırakmasını istiyordu. daha önce yüzlerce insanın katledildiği topraklarda, bu seferde doğa katlediliyor, bölge ranta peşkeş çekiliyordu. amerikan hükümeti kızılderililerle yaptığı antlaşmalara riayet etmiyordu. kızılderililerin tek isteği antlaşma şartlarına uyulması ve wilson'un görevi bırakmasıydı. gösteriler 71 gün sürdü. kızılderili iki gösterici öldü.
tüm bu kaos ortamının, ilginç ayrıntısı ise küçük tüy oldu. oscar tarihine geçti.
devamını gör...
24 aralık 2020 uber'in erişim kararının kaldırılması
mobil uygulama sayesinde yolcular ve sürücü arasında bağ kuran uber'in uygulaması geçtiğimiz yıllarda ülkemizde kaldırıldı. istanbul otomobilciler esnaf odası ile birleşik taksiciler derneği’nin, şikayetlerinden uber'e haksız rekabet davası açılıp, uber'e erişim engellemesiyle sonuçlanmıştı.
istinaf mahkemesi bugün bu kararı bozarak uber’e erişim engelini kaldırması hadisesi.
ayrıntılar, buradan
istinaf mahkemesi bugün bu kararı bozarak uber’e erişim engelini kaldırması hadisesi.
ayrıntılar, buradan
devamını gör...
koklaması zevkli olan şeyler
bebek..
devamını gör...
kardeşi olanların bildiği şeyler
senin internetten kendin için bir şeyler bakmana gerek yoktur çünkü kardeşin kendine bakarken senin tarzın olan şeyleri bulup sana gösterecektir.
devamını gör...
the matrix portakal revolutions
öncelikle (bkz: mellisho)’ya teşekkürlerimi iletiyorum bu fikrin öncüsü olduğu için.
ve karşınızda serinin başlangıç filmi.
turuncu hap mı ? yeşil hap mı ? tarafını seç ve bu eşsiz sözlük atmosferine katıl.
buradan izleyebilirsiniz
edit: ayrıca bu iş bir gönül işidir biz yazarların eğlenmesi içindir. bizi mutlu eden şey bol turunculama ve yorumlarınız olduğunu hatırlatırım. *
tüm kaça açan kesitleri izlemek için;
kafa açan kesitler
ve karşınızda serinin başlangıç filmi.
turuncu hap mı ? yeşil hap mı ? tarafını seç ve bu eşsiz sözlük atmosferine katıl.
buradan izleyebilirsiniz
edit: ayrıca bu iş bir gönül işidir biz yazarların eğlenmesi içindir. bizi mutlu eden şey bol turunculama ve yorumlarınız olduğunu hatırlatırım. *
tüm kaça açan kesitleri izlemek için;
kafa açan kesitler
devamını gör...
liberalizm
liberalizm, ortaçağdaki yapının özgürlüklere doğru dönüşmesiyle birlikte, bireyin sosyal, siyasal ve ekonomik hayatını kısıtlayan, sınırlandıran ve bu alanlardaki özgürlüğünü yok eden her türlü olguya karşı mücadeledir.
liberalizm temelde iki anlayışı barındırır. ilki devleti anayasayla sınırlamayı öngören sınırlı devlet anlayışı ile serbest piyasaya önem veren(iktisadi anlamda) ve negatif özgürlükçü, bireyci klasik liberalist anlayıştır.
ikincisi ise bazı özgürlüklerin ancak devlet eliyle anlamlı hale getirilebileceğini öngören ve serbest piyasanın ortaya çıkardığı dengesizlikleri sosyal önlemlerle gidermeye çalışan ve devletin olumlu yöndeki müdahalelerini savunan pozitif özgürlükçü ve devlete önem veren sosyal liberalist anlayıştır.
liberalizm temelde iki anlayışı barındırır. ilki devleti anayasayla sınırlamayı öngören sınırlı devlet anlayışı ile serbest piyasaya önem veren(iktisadi anlamda) ve negatif özgürlükçü, bireyci klasik liberalist anlayıştır.
ikincisi ise bazı özgürlüklerin ancak devlet eliyle anlamlı hale getirilebileceğini öngören ve serbest piyasanın ortaya çıkardığı dengesizlikleri sosyal önlemlerle gidermeye çalışan ve devletin olumlu yöndeki müdahalelerini savunan pozitif özgürlükçü ve devlete önem veren sosyal liberalist anlayıştır.
devamını gör...
sözlüğün kaderinin elimde olması
800 tanım 1 kitap olayını donanımhaber ölücülerine belirttiğim anda benjamin iflas eder sözlükte kapanır arkadaşlar.
evet ne diyorsunuz yapayım mı bu kötülüğü ?
evet ne diyorsunuz yapayım mı bu kötülüğü ?
devamını gör...
reddettiği erkeğe nasılsın diye mesaj atan kadın
bu mesajı atan hanım ablamızın morali bozuk, canı sıkkın ve çikolata yemekten sıkılmış durumda olma ihtimali %80'dir. kendi egosunu ve varlığının değerli olduğunu hissettirecek karşı cins arayış eylemidir.
devamını gör...
sma furyası
kendi çocuğu sma hastası olana kadar gerçerli bir isyana konu olan furyadır.
ödeyeceksin, tedavi ettireceksin kardeşim. silke silke ödeyeceksin. biz vergilerimizi sadece kendimiz için değil, tüm toplum sağlığı için ödüyoruz. sosyal devletin, tedavisi olan bir hastalık karşısında vatandaşını ölüme terketme lüksü yoktur.
yürü git senden çalınanların hesabını sor önce. tipe bak.
ödeyeceksin, tedavi ettireceksin kardeşim. silke silke ödeyeceksin. biz vergilerimizi sadece kendimiz için değil, tüm toplum sağlığı için ödüyoruz. sosyal devletin, tedavisi olan bir hastalık karşısında vatandaşını ölüme terketme lüksü yoktur.
yürü git senden çalınanların hesabını sor önce. tipe bak.
devamını gör...
kısa şiirler
öyle bir ilk yaz ol ki korkut yaprakları,
öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
sararıp dökülürken güz rüzgarlarında,
ardında savrulsunlar, unut yaprakları,
sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
seninle yeşerdiler, seninle soldular
olsunlar senden sonra da umut yaprakları.
özdemir asaf - umut yaprakları.
öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
sararıp dökülürken güz rüzgarlarında,
ardında savrulsunlar, unut yaprakları,
sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
seninle yeşerdiler, seninle soldular
olsunlar senden sonra da umut yaprakları.
özdemir asaf - umut yaprakları.
devamını gör...
bir masum mor menekse
uluda görmüştüm bunu vasat trollerden biri. burada biraz daha yumuşatarak yazıyor sanırım. ulan sizden kaçıp buraya geldim bölüm sonu canavarı gibisiniz yine kurtulamadık anasını satayım.
devamını gör...
