normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
beni cedi osman'a benzetirler ama pek bir alakam olduğunu düşünmüyorum. *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
üşengeçlik mi desem yoksa ego mu desem bilemedim doğrusu. arkadaşlar oy vermek hiç kimse den bir şey eksiltmiyor.
devamını gör...
karma puanı yükseltme
garibanlara el atalım, rütbemizi alıp merakımızı giderip sırra kadem basacağız zaten.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
nasa'nın erkek astronotlar için ürettiği giysilerde, idrar yapmak için penisin konduğu, small, medium ve large olarak sınıflandırılan kondomvari (nasıl kelime ama) şeyin astronotlar tarafından hep large olanının seçilmesi, bu yüzden large penisi olmayan astronotların penisinin bu kondomdan sıyrılması ve zavallının idrarının uzay giysisine yayılması bilgisidir.
nasa bu soruna dahiyane bir çözüm bulmuş. isimleri large, gigantic (devasa) ve humongous (haşmetli) olarak değiştirmiş. böylece erkeklik gururuna halel gelmeden astronotlarımız kendine uygun kondomu seçebilmiş.
bir kaç ingilizce kaynağa baktığımda bu bilgiyi yalanlayan bir yazı bulamadım. hatta ingilizce "teyit.org" gibi bir sitede de teyit edilmiş.
link
nasa bu soruna dahiyane bir çözüm bulmuş. isimleri large, gigantic (devasa) ve humongous (haşmetli) olarak değiştirmiş. böylece erkeklik gururuna halel gelmeden astronotlarımız kendine uygun kondomu seçebilmiş.
bir kaç ingilizce kaynağa baktığımda bu bilgiyi yalanlayan bir yazı bulamadım. hatta ingilizce "teyit.org" gibi bir sitede de teyit edilmiş.
link
devamını gör...
sürekli kendisini öven insan
yeryüzünün istisnasız en ama en itici insanı. ne kadar güzel, ne kadar bilgili ve kültürlü, ne kadar yetenekli olursa olsun bu tipleri görünce bi' mide bulantısı olmuyor değil. bunlara şööyle en okkalısından küfürler savurmak gerekir, ortam müsait değilse içinizden olanı da makbuldür, dümdüz gidin, gidin ki bu gerzeklerle yaşamanın zorluğunu bir nebze de olsa hafifletin. ulu tengri bizleri bu gereksiz ego parçalarından korusun, sözlüğümüzü de, amin.
devamını gör...
bulgarian
fikirleriyle başlıklara ışık tutan yazardır. var olsundur.
devamını gör...
fenerbahçe'nin özgür filistin tişörtüyle ısınmaya çıkması
fenerbahçeli futbolcular sivasspor maçı öncesi ısınmaya özgür filistin tişörtleriyle çıktı. farkındalık yaratmak adına etkili bulduğum bir eylem kendilerini tebrik ediyorum.
buradan


buradan
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
sen niye hiç konuşmuyorsun üzeyir abi?
bir ara çok konuştum, faydasını görmedim, bıraktım.
bir ara çok konuştum, faydasını görmedim, bıraktım.
devamını gör...
tarihi bir görsel bırak
bütün kadınlar güzeldir.
amerika'da yapılan bir güzellik yarışmasını protesto eden kadın. 1969

görsel kaynağı
amerika'da yapılan bir güzellik yarışmasını protesto eden kadın. 1969

görsel kaynağı
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
odamda biraları yuvarlamak.
devamını gör...
sözlük yazarlarının başucu kitapları
benim için şöyle olan listedir:
1. dönüşüm - kafka
2. karanlığın yüreği - joseph conrad
3. kedi beşiği - kurt vonnegut
4. kutu adam - kobo abe
5. varolmanın dayanılmaz hafifliği - milan kundera
6. beni asla bırakma - kazuo ishiguro
7. saf - andrew miller
8. körleşme - elias canetti
9. faust- goethe
10. kanını satan adam - yu hua
1. dönüşüm - kafka
2. karanlığın yüreği - joseph conrad
3. kedi beşiği - kurt vonnegut
4. kutu adam - kobo abe
5. varolmanın dayanılmaz hafifliği - milan kundera
6. beni asla bırakma - kazuo ishiguro
7. saf - andrew miller
8. körleşme - elias canetti
9. faust- goethe
10. kanını satan adam - yu hua
devamını gör...
misvak'ın mehmet ceyhan karikatürü
mizahtan ve sanattan anlamayan bir derginin vasat bir karikatürü.
devamını gör...
insan sorgulamalı mı sorgulamamalı mı sorunsalı
sorgulamalı.
tökezlemeli, kafayı yemeli, ikilem de kalıp can çekişmeli ama sorgulamalı. insanı karamsarlığa tefli, vurmalı, çalgılı savurmalı ama sorgulamalı.
insan sorgulamadan durmamalı. insan olmanın kaderidir sorgulamak. ulvi bir görevdir.
itina ile sorgulayınız...
tökezlemeli, kafayı yemeli, ikilem de kalıp can çekişmeli ama sorgulamalı. insanı karamsarlığa tefli, vurmalı, çalgılı savurmalı ama sorgulamalı.
insan sorgulamadan durmamalı. insan olmanın kaderidir sorgulamak. ulvi bir görevdir.
itina ile sorgulayınız...
devamını gör...
beklemek
iniş ve çıkışlar, yükselişler ve düşüşler…
ara ara çocuk halimi düşünürüm, yaşadıklarımdan çok durumlara bakış açım, hayattan beklentim gibi hayata olan gözlemimi hatırlamaya çalışırım. biraz beyin fırtınasının ardından aydınlık sayfalar canlanır kafamda, düşünmeye devam edince ise simsiyah anılar. o yeni yoğrulmaya başlamış zihnimin gri bir bölgesini pek hatırlayamıyorum. günler ve geçirdiğim vakitler ne heyecanlı ve mutlu geçerdi. her şeye karşı sonsuz bir istek, geleceğe karşı verilmiş devasa sözler. merakım asla doymuyor ve daha ufacık olan dünyamda her şeye karşı bir öğrenme güdüsü gösteriyordum. inanılmaz bir yaşam arzusu ancak her şeyin toz pembe olduğunu düşünmeyin lütfen. bu arzu üzgün olduğum zamanlarıda kapsıyor. o kadar beyaz bulutların üstünden simsiyah bi denize çakılıyordum aksi durumlarda. ufacık bir ipliğim tutuşsa hayatımın bağlı olduğu halatlar kül olmuşcasına bir aşırılık kaplıyordu içimi. ee, bir bakıma çocuk olmanın tanımına da uyuyor sanırsam bu. doruklarda yaşamak ve inanılmaz bir devam etme gayreti. sonra şimdiyi düşünüyorum, bu büyümüş olan beni ve belki de içimde bir nebze de olsa kalmış olan küçüğümü. doruklara ulaşmak hala çok kolay, mutluluk ve hüzün. peki ya merak ve ilerleyiş? burada iki ayrı monoloğum var birisi artan merakım ve sınırsız tecrübe edilecek bilginin çokluğu karşısında ezilme, bir diğeri ilerleyişin ağırlığı, sebebini arama ve ilerleyişin geçmesini bekleme. evet, günlerle beraber sona doğru ilerliyoruz ve ayakta tutanda o merak oluyor. öğrenmek, öğrendikçe cebe konanın miktarının küçüklüğünü fark etmek. daha ağır ağır ilerlemek ve elimden geldiğince renkli bir süreçle yol almak. ne için tüm bunlar? kaçınılmaz bir son karşısında bir bekleyiş? ya da içten içe bilinen tüm bu durumlar karşısında yavaşlayan adımlarla durana kadar devam edip sonunda yine bekleme pozisyonuna varmak?
ara ara çocuk halimi düşünürüm, yaşadıklarımdan çok durumlara bakış açım, hayattan beklentim gibi hayata olan gözlemimi hatırlamaya çalışırım. biraz beyin fırtınasının ardından aydınlık sayfalar canlanır kafamda, düşünmeye devam edince ise simsiyah anılar. o yeni yoğrulmaya başlamış zihnimin gri bir bölgesini pek hatırlayamıyorum. günler ve geçirdiğim vakitler ne heyecanlı ve mutlu geçerdi. her şeye karşı sonsuz bir istek, geleceğe karşı verilmiş devasa sözler. merakım asla doymuyor ve daha ufacık olan dünyamda her şeye karşı bir öğrenme güdüsü gösteriyordum. inanılmaz bir yaşam arzusu ancak her şeyin toz pembe olduğunu düşünmeyin lütfen. bu arzu üzgün olduğum zamanlarıda kapsıyor. o kadar beyaz bulutların üstünden simsiyah bi denize çakılıyordum aksi durumlarda. ufacık bir ipliğim tutuşsa hayatımın bağlı olduğu halatlar kül olmuşcasına bir aşırılık kaplıyordu içimi. ee, bir bakıma çocuk olmanın tanımına da uyuyor sanırsam bu. doruklarda yaşamak ve inanılmaz bir devam etme gayreti. sonra şimdiyi düşünüyorum, bu büyümüş olan beni ve belki de içimde bir nebze de olsa kalmış olan küçüğümü. doruklara ulaşmak hala çok kolay, mutluluk ve hüzün. peki ya merak ve ilerleyiş? burada iki ayrı monoloğum var birisi artan merakım ve sınırsız tecrübe edilecek bilginin çokluğu karşısında ezilme, bir diğeri ilerleyişin ağırlığı, sebebini arama ve ilerleyişin geçmesini bekleme. evet, günlerle beraber sona doğru ilerliyoruz ve ayakta tutanda o merak oluyor. öğrenmek, öğrendikçe cebe konanın miktarının küçüklüğünü fark etmek. daha ağır ağır ilerlemek ve elimden geldiğince renkli bir süreçle yol almak. ne için tüm bunlar? kaçınılmaz bir son karşısında bir bekleyiş? ya da içten içe bilinen tüm bu durumlar karşısında yavaşlayan adımlarla durana kadar devam edip sonunda yine bekleme pozisyonuna varmak?
devamını gör...
silah taşıyan yazarlar
(bkz: gözlerim)
devamını gör...
sosyalizm
sosyal ekonomi demektir. serbest piyasa ekonomisini ve kapitalizmi reddeder. şimdi şöyle; devlet vatandaşlarının malına mülküne el koyuyor sonra bunu halka eşit miktarda dağıtıyor lakin bunu adaletli bir şekilde yapabilmek için devletin başında adam gibi bir yönetici olması gerekir. yani sosyalizmde kâr olmaz, sadece ihtiyacın olanla yaşamak zorundasın. bence mantıklı yani.
zaten şu an ülkemizde adaletli bi yönetim mi var? kapitalizm akp döneminde ciddi olarak çok şahlandı. fakir iyice fakirleşiyor, zengin de iyice zenginleşiyor ne anladım ben bu işten? işte sosyalizmde fakirlik zenginlik yok herkes eşit yaşayacak, kimsenin kimseden üstünlüğü olmayacak. ayrıca işçiyi emekçiyi de sosyalizm çok önemsiyor, kapitalizm ya da liberalizm’de bu pek yok.
ayrıca işçi sınıfının da üretim araçlarına sahip olmasını savunur. üretimi işçi yapıyorsa üretime neden olan şeyler de işçiye ait olmalıdır. bence sosyalizm ütopyadan ibaret değil, böyle bir şey gerçekleşirse milletin memnun kalacağından da adım gibi eminim.
ulan düşünsene türkiye’nin yarısından fazlası asgari ücretle çalışıyor, it gibi koşturuyorlar lakin hak ettiklerini alamıyorlar. sıradan bir müdür ise ayda en az 6000 lirayı cebe indiriyor adam gibi çalışmadığı halde.. işte bu durum tamamen ortadan kalkar da türkiye asla sosyalist bi ülke olmaz çünkü insanlar kapitalizmin altında ezilmekten memnun. acı ama gerçek!
zaten şu an ülkemizde adaletli bi yönetim mi var? kapitalizm akp döneminde ciddi olarak çok şahlandı. fakir iyice fakirleşiyor, zengin de iyice zenginleşiyor ne anladım ben bu işten? işte sosyalizmde fakirlik zenginlik yok herkes eşit yaşayacak, kimsenin kimseden üstünlüğü olmayacak. ayrıca işçiyi emekçiyi de sosyalizm çok önemsiyor, kapitalizm ya da liberalizm’de bu pek yok.
ayrıca işçi sınıfının da üretim araçlarına sahip olmasını savunur. üretimi işçi yapıyorsa üretime neden olan şeyler de işçiye ait olmalıdır. bence sosyalizm ütopyadan ibaret değil, böyle bir şey gerçekleşirse milletin memnun kalacağından da adım gibi eminim.
ulan düşünsene türkiye’nin yarısından fazlası asgari ücretle çalışıyor, it gibi koşturuyorlar lakin hak ettiklerini alamıyorlar. sıradan bir müdür ise ayda en az 6000 lirayı cebe indiriyor adam gibi çalışmadığı halde.. işte bu durum tamamen ortadan kalkar da türkiye asla sosyalist bi ülke olmaz çünkü insanlar kapitalizmin altında ezilmekten memnun. acı ama gerçek!
devamını gör...
mutlu eden yiyecekler
balık.
devamını gör...
normalleşmiş garip olaylar
herkesin dışarıda maskeyle dolaşması. takmayana ceza kesiyorlar o derece..
devamını gör...

