özgür ve bilimsel bakış açısının olmadığı ülkemizde yadırganamayacak olan şeydir.
madem akıl ve bilim diyorsunuz insan gibi anlatın millet de ikna olsun.
böyle aşıya böyle karşıtlık, işinize geliyorsa!
devamını gör...

yunan mitolojisinden sonra en ilgi çekici mitlerin olduğu mitolojidir.
eski mısır kültürünün inanç yapısını konu alan, m.ö. ptolemaios hanedanı'nın son hükümdarı kleopatra vıı'nin ölümüyle mö 4000 (mezar uygulamaları ve mezar resimlerinde kanıtlandığı gibi) mö 30'a kadar eski mısır'da yaşamın her yönü, dünyanın yaratılışı ve o dünyanın tanrılar tarafından sürdürülmesiyle ilgili hikayeler yer almaktadır.
en meşhuru güneş tanrısı ra ve evrenin yaratılış mitidir.
dipnot olarak şunu da ekleyeyim; mitler o dönemin yaratılış hikayeleridir, her dönemin kendine göre bir yaratılış hikayesi vardır bu nedenle.
devamını gör...

türk sinemasını en yakışıklısı tarık akan. bir dönem romantik komedinin prensiydi tarık akan. sonra bir anda siyasi bir bilinçlenme yaşadıktan sonra çektiği filmlerde içerik ve anlatım açısından değişim göstermeye başladı. bu değişimde elbette yılmaz güney gibi sinema dahisiyle çektiği filmlerde kazandığı birikimin de etkisi büyük.

bu dönemden sonra sabun köpüğü filmleri bırakıp derdi olan, bir soruna parmak basmaya çalışan, emekçinin yanında bir tavır takınmaya evrildi tarık akan. çok da güzel filmler çıkardı ortaya.

darbe döneminde siyasi tavrı ve duruşu onu da malum işkence tezgahlarına mahkum etti. her siyasi görüşten insan gibi o da canı yana yana inançlarına sarılmak zorunda kaldı. ve bunu da bize anlattı. biz de tarık akan’ın saçlarındaki bitleri ayıklarken bir yandan da saçlarını okşarken dinleyelim ustanın hikayesini.
devamını gör...

büyük şairlere kendini aşık etmeyi başarabilmiş bir kadın o

tomris uyar kendisine şiir yazılan kadınların en şanslısıdır herhalde. kocası turgut uyar, tutkulu bir aşk yaşadığı cemal süreya ve ona olan ilgisi ve hayranlığını saklamayan arkadaşı ve belki de platonik aşığı edip cansever, yani şiirimizin 3 büyük ismi de satırlarında kendisine seslenmiştir.

sayım / cemal süreya

ayışığında oturduk
bileğinden öptüm seni
sonra ayakta öptüm
dudağından öptüm seni
kapı aralığında öptüm
soluğundan öptüm seni
bahçede çocuklar vardı
çocuğundan öptüm seni
evime götürdüm yatağımda
kasığından öptüm seni
başka evlerde karşılaştık
iliğinden öptüm seni
en sonunda caddelere çıkardım
kaynağından öptüm seni



bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / turgut uyar

herkes seni sen zanneder.
senin sen olmadığını bile bilmeden,
sen bile..
seni ben geçerken,
derim ki,
saati sorduklarında;
onu ”o” geçiyordur.
kimse anlam veremez.
tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.

bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

zamanı durdururum yüreğimde,
sensiz geçtiği için,
akrep yelkovana küskündür.
şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
bil ki akrep yelkovanı geçerse,
atan bu yüreğim durur.
bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

yaş değiştirme törenine yetişen öyle bir şiir / edip cansever

ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler'den hisar'a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar'dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.
devamını gör...

jüristokrasi, yargıçlar yönetimi anlamına gelir. demokrasinin aksine, yargıçların oligarşik bir yönetim oluşturmasını tanımlar ve eleştirel bir anlam taşır.

halkın iradesi ne olursa olsun yüksek yargı organlarının başında bulunan kişilerin siyasi görüşlerinin dışında kanun yapılamaması veya bu şekilde yapılan kanunların geçerliliğinin kaldırılması yoluyla etkisini gösterir.

olgunlaşmamış, oturmamış demokrasilerde sıkça görülen 'jüristokrasi'de yargı kurumunun başında bulunan kimselerin yorum kabiliyetleri, şahsi içtihatları ön plana çıkar ve yargıçların öznel yorumları ile şekillenen yasalar ile ülke yönetilmeye çalışılır. jüristokrasi halka hesap vermez, siyaseten sorumsuzdur.

yargının siyasallaşması sonucu oluşur. yüksek yargı makamlarına hakim olan siyasi ideolojinin farklı görüşlerden yargıçların hukuki yeterlikleri olsa bile o makamlara gelmesini engellemesi yoluyla varlığını sürdürür.
devamını gör...

yüce orodruin, gorgoroth'u kızgın ateş ile döven kızıl alevlerin yükseldiği, tarih kadar eski yanardağ. melkor (morgoth) tarafından birinci çağ'da yaratılmıştır. sauron, barad-dûr'ün vasıfsız ve yüce eru'ya havale edilesice efendisi öldükten sonra tamamen sönmüştür.
devamını gör...

''başkaları için yüzlerce kez ölmüştü. ilk kez kendisi için öldü.'' yazsalar fena olmaz.
devamını gör...

hipoleptik anasemi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anam miko'nun sesi ne muhteşem. tam da yol şarkısı.
devamını gör...

sırf bu yüzden bir ara bende kendimi chp'li sanmaya başladım.

dedim herhalde bu kadar insanın bir bildiği vardır.

meğer bir halt bildikleri yokmuş. boşu boşuna o kadar zaman kendimi chp'li sanmışım.

neyse atlattım bu sendromu şu ara iyi gibiyim.
devamını gör...

nazan öncel'in en çok beğenilen parçalardır.

bir makinist olarak en sevdiğim, uzun yolculuklarda ardı ardına dinlediğim, gidelim buralardan isimli şarkısıdır.

devamını gör...

adı her ne kadar türkçeye benim için üzülme olarak çevrilse de fransızca anlamı olarak iyiyim endişelenmedir.
olivier adam*ın 2000 yılında yazdığı aynı adı taşıyan romanından, philippe lioret*in sinemaya uyarlayıp yönettiği 2006 yapımı fransız drama filmidir.

melanie laurent*in oynadığı 19 yaşında ki lili karakteri, tatilden döndüğünde ikiz kardeşinin babasıyla tartışarak evi terk ettiğini öğrenir. kendisine bir şekilde haber ulaştıracağını düşündüğü kardeşinden uzun süre haber gelmeyince ümitleri tükenir. yeden içmeden kesilir hastanelere düşer. tamda her şeyden vazgeçecekken ikizinden gelen bir mektupla umutlarını tekrar yeşertip ikizini aramaya başlar..

çok değişik bir konu değil, sonuçta fransızlar kült bir film yapmışlar diyemeyiz fakat filmde öyle bir parça var ki kült olmaya adaydır bence..
aaron tarafından seslendirilen u-turn (lili) adlı parça şükela ki şükeladır bana göre..
devamını gör...

90+ gol yemeye benzeyen birçok örnekler silsilesi. her insanı anca benim başıma gelir gibi inanışlara sevk eden olaylardır.
devamını gör...

kendimi gözlemlemeyi epey geç öğrenmiş bir birey olarak(26 yaşında) sonuna kadar katıldığım bir tanım olmuş. kendini gözlemlemeyi bilen insan, öfkesine hakim olabilen insandır. öfkesine hakim olabilen insan düzgün düşünüp doğru kararlar verir ve az hata yapar.

ben daha çok geceleri kafamı yastığa koyduğum zaman bütün bir günün ve kendimin analizini yapmayı seviyorum. sakin ve diniz bir kafayla düşününce gün içinde yaptığım hataları ve bunların sebep olabileceği sorunları daha iyi anlayabiliyor ve ertesi gün için daha hazır uyanıyorum. ve biliyorum ki bunu daha kusursuz yaptığım zaman hayallerime bir adım daha yaklaşacağım, ayrıca daha efektif bir insan olacağım..
devamını gör...

35 oldum ben. bir küçük kadar işte. ya da tarancı'nın dediği gibi yolun yarısı kadar.
büyüdüm ben. yaşadım. mutluluğu da hüznü de iliklerime dek hissettim. birkaç miras bıraktım birilerinin kalbinde, birkaç yaşama dokundum. iyi biridir diyecekleri kadar iyi yaşadım. gülüşlerin eksik olmasın diyecekleri kadar kahkaha attım.
35 oldum ben. eskiden yaşlı diye düşündüğüm insanların yaşına geldim. ama ruhum yaşlanmadı benim. içimde bir çocuk şarkı söylüyor. susmuyor. yaramazlık yapmak istiyor. muzip şakalar hiç bitmesin istiyor.
aynaya bakınca biraz ihanet hissediyorum sadece. birkaç kırışık oradan göz kırpıyor. ben de diyorum ki gülüşlerimin izisiniz; varsın, olsun. birkaç saç telim beyazlamış, çaresiz sabahları beklerken. olsun diyorum, onlarla olgunlaştım.
35 oldum ben. çocuktum yetişkin oldum. eş oldum, eğitmen oldum, dost oldum, herkes oldum sonra hiç kimse oldum. ben oldum.
devamını gör...

"vitamini kabuğunda" denilerek yararlı bir eylem olduğu algısı oluşsa da son derece sağlıksız bir iştir.
meyveler, gerek yetiştirme, gerek lojistik zamanlarından manav tezgahlarına gelene kadar onlarca tarım ilacına maruz kalmaktalar.
bu sebepten her türlü meyvenin kabuğunu sıcak su eşliğinde imtina ile yıkamakta fayda var.
devamını gör...

sanatçıların eserleri üzerinde yaptığı ancak tam anlamıyla silinemeyen, resim içinde var olmaya devam eden çeşitli değişiklikler. kelime çok hoşuma gitti ayrıca, italyanca'da pişmanlık anlamına geliyormuş. mantıklı.
ben de örnek olarak john singer sargent'ın meşhur madame x eserini ekleyeyim. portrede elbisenin askısının omuzdan düşüyor olması uygunsuz olduğu için sanatçı ağır eleştirilere maruz kalmış, daha sonra askıyı omuza ekleyerek eseri düzeltmiştir. x ray ışınlarıyla bakıldığında eserin orijinal hali (solda) ortaya çıkmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel portrait of madame x (1884)
devamını gör...

timeo hominem unius libri

"tek kitabı olan adamdan korkarım."
devamını gör...

yazarın mutluluk kavramına göre değişen durum.
en son yazılan beni mutlu etmedi.
alttan zile basıp kaçan mahalleli çocuk gibi bir nick altı yazılmış.
ne oluyor diye düşünmeme sebep oldu.
dikkat çekme merakı mı, can sıkıntısı mı, boş geyik mi, anonim olmanın verdiği özgüven mi, vb.
sordum ona hakkımı kullanıyorum dedi.
sizde kullanın dedi.
hak anlayışı benim hak anlayışımın yakınından bile geçmiyor.
hayatta her şey mümkün dedim geçtim.
insanı zorla olgun yapan bir durum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim