buzda yürüyüş
werner herzog kitabıdır.
tanıyanlar bilir werner herzog aslında bir yönetmendir. müthiş filmlerle bizi şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyen, gerim gerim gerilmemize neden olan büyük bir yönetmendir hem de. ‘ aguirre, tanrının gazabı’ filmini izlerken o kadar sıkmıştım ki kendimi bu film nasıl çekilmiş diye meral etmekten kendimi alıkoyamadım ve bir araştırma yaptım.
herzog, oyuncuları o kadar zorlar ki başta filmin başrol erkek oyuncusu klaus kinski olmak üzere bütün oyuncular çekimlerin kesilmesini ister. kinski, herzog’un karşısına çıkar ve filmi bırakacağını söyler. herzog da bir silah çıkartıp kinski’nin kafasına dayar ve eğer filmi bırakmayı düşünüyorsa o an onu öldüreceğini söyler. kinski, herzog’un dediğini yapacağını bildiği için filme devam eder ve ortaya muazzam bir yapıt çıkar.
işte bahsettiğimiz herzog yakın bir arkadaşının ölmek üzere olduğunu öğrenince münih’ten paris’e yürüyerek arkadaşının yanına gitmeye karar verir. eğer bunu başarırsa arkadaşı ölmeyecektir herzog’un labirentlerle dolu zihnine göre. işte bu kitap bu yolculuğu anlatır.
okumazsanız bu kitabı bir şey eksilmez hayatınızdan ama eğer okursanız çok şey katarsınız kendinize.
tanıyanlar bilir werner herzog aslında bir yönetmendir. müthiş filmlerle bizi şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyen, gerim gerim gerilmemize neden olan büyük bir yönetmendir hem de. ‘ aguirre, tanrının gazabı’ filmini izlerken o kadar sıkmıştım ki kendimi bu film nasıl çekilmiş diye meral etmekten kendimi alıkoyamadım ve bir araştırma yaptım.
herzog, oyuncuları o kadar zorlar ki başta filmin başrol erkek oyuncusu klaus kinski olmak üzere bütün oyuncular çekimlerin kesilmesini ister. kinski, herzog’un karşısına çıkar ve filmi bırakacağını söyler. herzog da bir silah çıkartıp kinski’nin kafasına dayar ve eğer filmi bırakmayı düşünüyorsa o an onu öldüreceğini söyler. kinski, herzog’un dediğini yapacağını bildiği için filme devam eder ve ortaya muazzam bir yapıt çıkar.
işte bahsettiğimiz herzog yakın bir arkadaşının ölmek üzere olduğunu öğrenince münih’ten paris’e yürüyerek arkadaşının yanına gitmeye karar verir. eğer bunu başarırsa arkadaşı ölmeyecektir herzog’un labirentlerle dolu zihnine göre. işte bu kitap bu yolculuğu anlatır.
okumazsanız bu kitabı bir şey eksilmez hayatınızdan ama eğer okursanız çok şey katarsınız kendinize.
devamını gör...
ağlayarak uyanmak
birkaç dakika evvel yaşadığım hadise.
kimi zaman kötü bir rüya neticesinde, kimi zaman ise nedensiz bir şekilde yaşayabilirsiniz bu durumu. insana kendini gerçekten kötü hissettirir.
kimi zaman kötü bir rüya neticesinde, kimi zaman ise nedensiz bir şekilde yaşayabilirsiniz bu durumu. insana kendini gerçekten kötü hissettirir.
devamını gör...
minor empire
çok sevdiğim mendilimin yeşili türküsünü başka kimseden dinlememe izin vermeyen grup.
devamını gör...
klimasından çıkan sesle komşusunu rahatsız eden kişiye 14 bin 740 lira ceza kesilmesi
benimde oksijen israfı yaptığını düşündüğüm komşum var, acaba şikayet etsem ona da ceza keserler mi böyle?*
devamını gör...
yazarların kavga anıları
dövüş sporlarıyla ilgilenmeme rağmen uzun süredir yumruk yumruğa kavgaya girişmedim. kavga sizi yere götürmez, kininizi pekiştirirsiniz.
ancak karşınızdaki kişiye, kavgayı sevmediğinizi gösterin. kavgayı bilmiyor sanıp da üstünüze çıkmasın. işte o zaman kaçınılmaz olur.
ancak karşınızdaki kişiye, kavgayı sevmediğinizi gösterin. kavgayı bilmiyor sanıp da üstünüze çıkmasın. işte o zaman kaçınılmaz olur.
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği çizgi film
rakipsiz.
devamını gör...
biden’ın erdoğan’a yaptıklarının bedelini ödeteceğim demesi
buradan
suriye ve ırak’ta saatlerimi harcadım ordaki yerleri gördüm gezdim, eski ve yeni komutanlarımız orda olanlardan dolayı utanıyor . ordaki problem türkiye’dir ve erdoğan yaptığının bedelini ağır bir şekilde ödeyecektir.
adam aleni bunları söylüyor, dahası erdoğan’a da aynen söyleceğini iddia ediyor.
bunu bir de türkiye'nin kuruluşundan bu yana 1915 olaylarını amerika'daki hiçbir başkan soykırım olarak tanımlamazken neden şimdi bu biden böyle tanımladı sorusunu sorarak yorumlarsak durum vahim arkadaşlar. mayısta halkbank davasında yaşanacaklar sonrası fırtına kasırgaya dönüşecek gibi duruyor.
siyasal islam anlayışının ülkemizi düşürdüğü durum budur. onur kırıcı ve endişe verici.
suriye ve ırak’ta saatlerimi harcadım ordaki yerleri gördüm gezdim, eski ve yeni komutanlarımız orda olanlardan dolayı utanıyor . ordaki problem türkiye’dir ve erdoğan yaptığının bedelini ağır bir şekilde ödeyecektir.
adam aleni bunları söylüyor, dahası erdoğan’a da aynen söyleceğini iddia ediyor.
bunu bir de türkiye'nin kuruluşundan bu yana 1915 olaylarını amerika'daki hiçbir başkan soykırım olarak tanımlamazken neden şimdi bu biden böyle tanımladı sorusunu sorarak yorumlarsak durum vahim arkadaşlar. mayısta halkbank davasında yaşanacaklar sonrası fırtına kasırgaya dönüşecek gibi duruyor.
siyasal islam anlayışının ülkemizi düşürdüğü durum budur. onur kırıcı ve endişe verici.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
yalnız gezen olduğum doğrudur, sosyal mesafeyi korumak lazım.
devamını gör...
kırtasiye manyağı olmak
bazı insanların içinde bulunduğu manyaklıktır. renkli kalemler almak renkli defterler almak onlar için bağımlılıktır.
ayrıca kırtasiye alışverişi yapmak çoğu insanı ders çalışma isteği getirecek şekilde motive eder.
ayrıca kırtasiye alışverişi yapmak çoğu insanı ders çalışma isteği getirecek şekilde motive eder.
devamını gör...
türk kadınındaki kayınvalide düşmanlığının sebebi
"erkek annesi" olmakla önünen bu zat-ı muhteremlerin errrrkek evlatları üzerindeki nüfuzlarından güç alarak "el kızı" olarak gördükleri gelinlerin ağzına sıçtıkları oluşabilen, böyle acayip enteresan bir durum.
devamını gör...
yalandantehlike
hem radikal bir islamcı, hem şeyh said müridi olmak isteyen türden bir akp trolüdür. tanım yazarken "arada atatürk'e nasıl sallarım", "sol kesime küfretmeden nasıl küfrederim" gibi düşündüğüne de eminim. bas engeli geç.
#352331 şu tanımına da aynen katılıyorum.
#352331 şu tanımına da aynen katılıyorum.
devamını gör...
yanlış anlaşılan şarkı sözleri
aşkı nateşi yakarmı şateşi
devamını gör...
antonio gramsci
evet gramsci, büyük bir teorisyendir. yeni bir yol açmış ve geçmişin düşünce kalıplarını (özellikle marx) kırarak, onları yaşadığı döneme uyarlama yolunu seçmiştir. ama bana göre gramsci bundan çok çok daha fazlasıdır. evet elinize onun kitaplarını alıp, düşünceleri ile nutuklar atabilir, literatüre kazandırdığı yeni kavramlar üzerinden derin analizler kasabilir ve tüm bu derinliğin arasında kaybolabilirsiniz. veyahut tam tersi şekilde onu revizyonistlikle suçlayıp, kendisine karşı devrimci sıfatı yapıştırıp, eskinin ezber cümleleri ile fikirlerine ve durduğu yere saldırabilirsiniz. ama tüm bunlar en nihayetinde, sonuç alamayacağınız, yaşama ve yaşamın içindeki sömürüye karşı fiilen kullanamayacağınız tutumlardır. bunlarla sadece fikirsel mastürbasyon yapmış olursunuz. kimilerinin zamanında yaptıkları gibi (!)
oysa gramsci bunların hepsinden ötedir; bir kere yaptıklarının ve mücadelesinin yaşamda karşılığı vardır. özellikle ''fabrika konseyleri hareketi'' gramsci'nin hayata ve insanlara dokunduğu bir gerçekliktir. eskinin süslü sloganları arasında sıkışıp kalmış sosyalist yöneticilere ve kalıplaşmış bir politik tutumun esiri olmuş zavallılara verilen bir derstir. gramsci sadece teori üretip, nutuk atmamıştır. bunların altını doldurmuş ve bu yüzden de ciddi tepkiler almış sonrasında da bedeller ödemiştir. işçi sınıfını direkt mücadele evresine katabilmek adına arkadaşlarıyla birlikte, gezmedik fabrika ve neredeyse konuşmadık işçi bırakmamıştır. bu çabaları da olumlu sonuçlar doğurmuştur. seçimlere direkt olarak etki etmiştir. alınan %32'lik oy oranı büyük oranda gramsci ve arkadaşlarının eseridir.
halkı gütmeyi, onların yerine düşünmeyi, popülist söylemlerle halkın gözünü boyamayı seçmiş olan sözde devrim neferleri (!) ve aymaz aydınlarla arasındaki keskin çizgi halkla birlikte yürümeyi ve onları mücadele evresine katmayı seçmiş olmasıdır. zaten bununla ilgili hapishane defterleri adlı yapıtında sıkça göndermeleri bulunur. aydın (!) olmanın verdiği yetkiye dayanarak, kendilerini halktan farklı bir noktada konumlandıranları ve böylece fikirsel dünya ile mücadele alanı arasındaki bağların kopmasına sebep olanları sağlam argümanlarla yerin dibine sokar. hani bizde de vardır ya bazı meşhur söz kalıpları; halka inememek, halkla buluşamamak, halkın dilinden anlayamamak vesaire, işte bunlara ilişkin tüm somut çözümler gramsci'nin yaşam hikâyesinde ve eserlerinde açıkça görülmektedir. lakin bu husus kimsenin umurunda değildir.
bu mevzu ile ilgili, en zihin açıcı saptamalarından birisi şudur; ''sistemin gerçek gücü yönetici sınıfın şiddetinde veya devlet örgütünün zorlayıcı kuvvetinde değil, yöneticilere ait ‘dünya kavramının yönetilenler tarafından kabul edilişindedir. yönetici sınıfın felsefesi ''ortak duyu'' durumuna gelene kadar karmaşık basitleşme süreçlerinden geçer. ortak duyu, yığınların felsefesidir; yaşadıkları toplumun ahlâk, gelenek ve kurumlarını böylelikle benimserler.''
siz ne kadar bu düşünce dünyasının çarpıklığını da anlatsanız, siz ne kadar kalkıp bu yanlışlarla ilgili nutuklarda atsanız, sahada o insanlarla birlikte bir şeylerin üzerine taş koymadıkça, onlara dokunmadıkça ve tepeden bakmaya devam ettikçe aynı hüsranı yaşamaya devam edersiniz. zira oturmuş olan bu düşünce tarzının arkasında yüzyılların birikimi vardır. bunları aydın aymazlığı ve eski moda süslü sloganlarla yıkamazsınız. neyse çok uzamasın, gramsci fikir dünyasına kattıklarıyla birlikte mücadele dünyasına kattıkları sebebiyle ayrı ve özel bir yerdedir. okunması ve anlaşılması özellikle hayata soldan bakanlar için elzem olduğu kadar aslında her kesimden insan için önemlidir. sonrasında benzer eleştiriler anlamında, tamamlayıcı olması açısından togliatti okuması da yapmak gerekir diye düşünürüm.
özetle kavram analizinden ziyade pratiğin analizini yapmak gramsci konusunda daha önemlidir. kavramlar zaten okunur anlaşılır gramsci'nin sırrı pratiğinde ve onun geliştirilmesinde saklı.
oysa gramsci bunların hepsinden ötedir; bir kere yaptıklarının ve mücadelesinin yaşamda karşılığı vardır. özellikle ''fabrika konseyleri hareketi'' gramsci'nin hayata ve insanlara dokunduğu bir gerçekliktir. eskinin süslü sloganları arasında sıkışıp kalmış sosyalist yöneticilere ve kalıplaşmış bir politik tutumun esiri olmuş zavallılara verilen bir derstir. gramsci sadece teori üretip, nutuk atmamıştır. bunların altını doldurmuş ve bu yüzden de ciddi tepkiler almış sonrasında da bedeller ödemiştir. işçi sınıfını direkt mücadele evresine katabilmek adına arkadaşlarıyla birlikte, gezmedik fabrika ve neredeyse konuşmadık işçi bırakmamıştır. bu çabaları da olumlu sonuçlar doğurmuştur. seçimlere direkt olarak etki etmiştir. alınan %32'lik oy oranı büyük oranda gramsci ve arkadaşlarının eseridir.
halkı gütmeyi, onların yerine düşünmeyi, popülist söylemlerle halkın gözünü boyamayı seçmiş olan sözde devrim neferleri (!) ve aymaz aydınlarla arasındaki keskin çizgi halkla birlikte yürümeyi ve onları mücadele evresine katmayı seçmiş olmasıdır. zaten bununla ilgili hapishane defterleri adlı yapıtında sıkça göndermeleri bulunur. aydın (!) olmanın verdiği yetkiye dayanarak, kendilerini halktan farklı bir noktada konumlandıranları ve böylece fikirsel dünya ile mücadele alanı arasındaki bağların kopmasına sebep olanları sağlam argümanlarla yerin dibine sokar. hani bizde de vardır ya bazı meşhur söz kalıpları; halka inememek, halkla buluşamamak, halkın dilinden anlayamamak vesaire, işte bunlara ilişkin tüm somut çözümler gramsci'nin yaşam hikâyesinde ve eserlerinde açıkça görülmektedir. lakin bu husus kimsenin umurunda değildir.
bu mevzu ile ilgili, en zihin açıcı saptamalarından birisi şudur; ''sistemin gerçek gücü yönetici sınıfın şiddetinde veya devlet örgütünün zorlayıcı kuvvetinde değil, yöneticilere ait ‘dünya kavramının yönetilenler tarafından kabul edilişindedir. yönetici sınıfın felsefesi ''ortak duyu'' durumuna gelene kadar karmaşık basitleşme süreçlerinden geçer. ortak duyu, yığınların felsefesidir; yaşadıkları toplumun ahlâk, gelenek ve kurumlarını böylelikle benimserler.''
siz ne kadar bu düşünce dünyasının çarpıklığını da anlatsanız, siz ne kadar kalkıp bu yanlışlarla ilgili nutuklarda atsanız, sahada o insanlarla birlikte bir şeylerin üzerine taş koymadıkça, onlara dokunmadıkça ve tepeden bakmaya devam ettikçe aynı hüsranı yaşamaya devam edersiniz. zira oturmuş olan bu düşünce tarzının arkasında yüzyılların birikimi vardır. bunları aydın aymazlığı ve eski moda süslü sloganlarla yıkamazsınız. neyse çok uzamasın, gramsci fikir dünyasına kattıklarıyla birlikte mücadele dünyasına kattıkları sebebiyle ayrı ve özel bir yerdedir. okunması ve anlaşılması özellikle hayata soldan bakanlar için elzem olduğu kadar aslında her kesimden insan için önemlidir. sonrasında benzer eleştiriler anlamında, tamamlayıcı olması açısından togliatti okuması da yapmak gerekir diye düşünürüm.
özetle kavram analizinden ziyade pratiğin analizini yapmak gramsci konusunda daha önemlidir. kavramlar zaten okunur anlaşılır gramsci'nin sırrı pratiğinde ve onun geliştirilmesinde saklı.
devamını gör...
her şeyi dalgaya alan insan
kendisini açıklamak yerine tiye almıyomuş gibi gösterip sorulardan kurtulan insandır..
devamını gör...
normal sözlük'e damgasını vuran yazarlar
(bkz: örnek vatandaş)
devamını gör...
sıyrılıp gelen
grup yorum'un 1986 çıkışlı aynı isimli albümünden bir parçadır.
soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece
her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu
güz yanığı, bir durgun sessizlikle örtülü her şey
ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman
suların sesini dinle şimdi, ormanın fısıldayışlarını
yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için
ve gözlerin uzak yamaçlarda aranıp dururken bir şeyleri
sessiz ve sakin beklemekte, bekledikçe bileylenen yürek
belli ki dağların, denizlerin ve göllerin üzerinde
sıyrılıp gelmektedir seher belli ki yakındır
belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat
soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece
her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu
güz yanığı, bir durgun sessizlikle örtülü her şey
ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman
suların sesini dinle şimdi, ormanın fısıldayışlarını
yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için
ve gözlerin uzak yamaçlarda aranıp dururken bir şeyleri
sessiz ve sakin beklemekte, bekledikçe bileylenen yürek
belli ki dağların, denizlerin ve göllerin üzerinde
sıyrılıp gelmektedir seher belli ki yakındır
belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat
devamını gör...



