jack o'connell
1990 doğumlu ingiliz aktör, sinema ve dizi oyuncusu. 2010 yılında skins isimli ingiliz gençlik dizisinin 3 ve 4. sezonlarında "james cook" rolü ile uluslararası bir ün kazandı ve en iyi oyuncu ödülünün de sahibi oldu.
açık konuşmak gerekirse daha büyük ve adından söz ettiren bir oyuncu olacağını düşünüyordum, fakat biraz beklentilerim tersine çıktı diyebilirim. fakat henüz 31 yaşında ve önünde uzun yıllar var, bekleyip göreceğiz.
açık konuşmak gerekirse daha büyük ve adından söz ettiren bir oyuncu olacağını düşünüyordum, fakat biraz beklentilerim tersine çıktı diyebilirim. fakat henüz 31 yaşında ve önünde uzun yıllar var, bekleyip göreceğiz.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
"başınız sağ olsun" cümlesindeki baş kelimesi insanın kafası anlamında değildir. eski türkçe'de (anadolu türkçesi) baş "yara" demektir. yani yaranız sağlığına kavuşsun gibi bir anlamı var bu cümlenin. ölen kişi yakınlarında yara bırakır, başınız sağ olsun diyerek bu yaranın çabuk iyileşmesi için temennide bulunmuş oluruz.
devamını gör...
normal sözlük'teki en havasız nick
(bkz: larktwain_123_)
devamını gör...
bizi her şey sinirlendirir çünkü paramız yok
maalesef bir gerçektir.
gerçek bir cümledir.
insanlar geçim sıkıntısı yüzünden agresif oluyorlar ve agresif yaşıyorlar.
gerçek bir cümledir.
insanlar geçim sıkıntısı yüzünden agresif oluyorlar ve agresif yaşıyorlar.
devamını gör...
ivanmilinski
moderasyonun bu adamın evine plaket yollaması lazım.
hani youtube belli bir abonesi olan kullanıcılara yolluyor ya
haa onun gibi.
hatta sözlüğün ilerki günlerinden, sözlük gelir elde ederse belli bir kısmını bu adama yollayın.
hani youtube belli bir abonesi olan kullanıcılara yolluyor ya
haa onun gibi.
hatta sözlüğün ilerki günlerinden, sözlük gelir elde ederse belli bir kısmını bu adama yollayın.
devamını gör...
hoşlanılan yazarın başka bir yazara nickaltında yürümesi
bir sözlük içi aktivitesi.
2 şekilde ele alırım:
1- yani şimdi ben adamdan hoşlanacağım, o da beni bırakıp başkasına gidecek öyle mi? kim kaybeder, cevabı size bırakırım. cevabı biliyorum, o yüzden sallamam.
2- ben adamdan hoşlanıyor olacağım ve onu başkasına bırakacağım, öyle mi? bakın bakayım bende o göz var mı!
2 şekilde ele alırım:
1- yani şimdi ben adamdan hoşlanacağım, o da beni bırakıp başkasına gidecek öyle mi? kim kaybeder, cevabı size bırakırım. cevabı biliyorum, o yüzden sallamam.
2- ben adamdan hoşlanıyor olacağım ve onu başkasına bırakacağım, öyle mi? bakın bakayım bende o göz var mı!
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
benim tanımlarımı okuyarak aşık olacak kadına diz çöker tövbe ederim.
devamını gör...
lucifer (yazar)
(bkz: ateş seni çağırıyor)
devamını gör...
ignorance
amerikalı alternatif punk rock grubu paramore 'a ait brand new eyes albümünde yer alan 2009 tarihli şarkıdır. 'cehalet' anlamına gelen bu parçayı yazarken kendi hayat tecrübelerinden ilham aldığını söylüyor grup üyeleri. çünkü onların da söylediği gibi, insanın kendini ifade etmesinin pek bir zorlaştığı durumlarda bu gibi şarkılar işimizi kolaylaştırıyor elbette. hepimizin yaşadığı gibi bazen karşımızdaki insana laf anlatmak, buna çabalamak ne kadar da zordur. o zaman biz de kulağımıza takalım kulaklıkları, 'cahillik senin yeni en iyi arkadaşın' diyelim o güzel (!) insana zihnimizde*.
bu arada bu parça dünyada birçok ülkede müzik listelerinde uzun süre zirvede kalmış. zaten hayley williams'a göre grup için dönüm noktası bir şarkıymış.
sözleri de şöyle;
ıf ı'm a bad person, you don't like me
ı guess ı'll go
make my own way
ıt's a circle, a mean cycle
ı can't excite you anymore
where's your gavel? your jury?
what's my offense this time?
you're not a judge
but if you're gonna judge me
well, sentence me to another life
don't wanna hear your sad songs
ı don't wanna feel your pain
when you swear it's all my fault
'cause you know we're not the same
oh, we're not the same
the friends who stuck together
we wrote our names in blood
but ı guess you can't accept that the change is good
ıt's good
you treat me just like another stranger
well, it's nice to meet you, sir
ı guess ı'll go
ı best be on my way out
ıgnorance is your new best friend
this is the best thing that could've happened
any longer and ı wouldn't have made it
ıt's not a war, no
ıt's not a rapture
ı'm just a person, but you can't take it
the same tricks that once fooled me
they won't get you anywhere
ı'm not the same kid from your memory
now ı can fend for myself
don't wanna hear your sad songs
ı don't wanna feel your pain
when you swear it's all my fault
'cause you know we're not the same
oh, we're not the same
we used to stick together
we wrote our names in blood
but ı guess you can't accept that the change is good
ıt's good
you treat me just like another stranger
well, it's nice to meet you, sir
ı guess ı'll go
ı best be on my way out
ıgnorance is your new best friend
you treat me just like another stranger
well, it's nice to meet you, sir
ı guess ı'll go
ı best be on my way out
bu arada bu parça dünyada birçok ülkede müzik listelerinde uzun süre zirvede kalmış. zaten hayley williams'a göre grup için dönüm noktası bir şarkıymış.
sözleri de şöyle;
ıf ı'm a bad person, you don't like me
ı guess ı'll go
make my own way
ıt's a circle, a mean cycle
ı can't excite you anymore
where's your gavel? your jury?
what's my offense this time?
you're not a judge
but if you're gonna judge me
well, sentence me to another life
don't wanna hear your sad songs
ı don't wanna feel your pain
when you swear it's all my fault
'cause you know we're not the same
oh, we're not the same
the friends who stuck together
we wrote our names in blood
but ı guess you can't accept that the change is good
ıt's good
you treat me just like another stranger
well, it's nice to meet you, sir
ı guess ı'll go
ı best be on my way out
ıgnorance is your new best friend
this is the best thing that could've happened
any longer and ı wouldn't have made it
ıt's not a war, no
ıt's not a rapture
ı'm just a person, but you can't take it
the same tricks that once fooled me
they won't get you anywhere
ı'm not the same kid from your memory
now ı can fend for myself
don't wanna hear your sad songs
ı don't wanna feel your pain
when you swear it's all my fault
'cause you know we're not the same
oh, we're not the same
we used to stick together
we wrote our names in blood
but ı guess you can't accept that the change is good
ıt's good
you treat me just like another stranger
well, it's nice to meet you, sir
ı guess ı'll go
ı best be on my way out
ıgnorance is your new best friend
you treat me just like another stranger
well, it's nice to meet you, sir
ı guess ı'll go
ı best be on my way out
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
sırt çantamı takıp bir yolculuğa çıkmak. şu an için tek ihtiyacım olan şey buymuş gibi geliyor. öyle havaların ısınmasını beklemeden yeşilliği ve mavisi bol olan bir diyara uçmak istiyorum. doğanın kollarında uzun bir süre izole olmak istiyorum. hiçbir şey düşünmek istemiyorum. boş boş yeşilliğe bakmak istiyorum.
devamını gör...
başarının tanımı
bilimsel olarak insana doğuştan gelmeyen, bireyin kendi çabasıyla ulaşacağı, keyif veren bir mertebe.
devamını gör...
rte'nin 2021'i şahlanış senesine döndüreceğiz açıklaması
adam 19 yıldır yönettiği ülkede 19 yılın ardında şahlanışa döndürme vaadi veriyor ve bu karşılık buluyor. bu halkın hak ettiği liderin halka hak ettiği vaadi vermesidir bu. çomar kardeşim şahlanışa hazır mısın?
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
kesinlikle insanlara güvenimiz. çok klişe ama o kadar gerçek ki sırf bu sebeple kimseyi ciddiye alamıyorum.
bir de bir şeyin yoluna gireceği inancı.
bir de bir şeyin yoluna gireceği inancı.
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
bu uludağdaki doğukan mı ? uludağda yazar olmama rağmen adını biliyorum olaya bak
(bkz: helal olsun doğukan)
(bkz: yüzümüzü kara çıkartma doğukan)
(bkz: dik dur eğilme doğukan)
(bkz: helal olsun doğukan)
(bkz: yüzümüzü kara çıkartma doğukan)
(bkz: dik dur eğilme doğukan)
devamını gör...
boşanan yazarlar veri tabanı
devamını gör...
nötr hissetmek
duygular insan beyninde limbik sistemden kaynaklanır, hisler ise beynin ön lobundan meydana gelirler. hisler soyut düşünceden kaynaklanırken, duygular doğuştan gelir ve genetiksel olarak evrim sonucu belirlenirler. insanlarda ki duygu sayıları kısıtlı olmasına karşın sahip olunabilecek his sayısında sınır yoktur.
duygular hızla gelip geçtiği için vücudun bir başka değerlendirme mekanizması vardır; hisler.. duygular hislerin kalıntılarını temsil ederler. duygu ve his arasında ki en belirgin fark hissin yavaş yavaş gelişmesidir. kaldı ki günlerce, haftalarca, aylarca hatta yıllar boyu mevcut olabilirler ve değişebilirler.
duygular doğuştan gelen temel alarm ve motivasyon sistemidir. sevinç, öfke, korku, şaşkınlık ve üzüntü gibi durumlar karşısında kişiyi hareket etmeye ya da hareketi sonlandırmaya teşvik eder. hisler ise kişiyi, rahatsızlık veya tatsızlık hissiyatına son vermek için neler yapılabileceği üzerine düşünmeye sevk eder.
şimdiii, nedir bu nötr hissetmek.?
hissizleşme ya da hissetmeme değildir öncelikle. duygusuzluk halidir sadece. gerçekleşen, yaşanılan, karşımıza çıkan hiç bir şeyi, duygu değişikliği yaratacak kadar değerli bulmama durumudur. olguların ya da bireylerin artık anlam taşımamasıdır. kısaca her şeye karşı hiç bir şey hissetmeme halidir. 'hissetmeme değildir dedin, şimdi de hiç bir şey hissetmeme halidir diyorsun' diyenler çıkacaktır. evet burada 'hiç bir hey hissetmeme' derken de 'hiç bir şey'i hissetme hissiyatı söz konusudur zaten. hissizliğin verdiği kekremsi bir histir nötrizm*.
nötrizm, artık bu beni aşıyor dediğimiz noktada, saldım çayıra mevlam kayıra diyebilmektir. 'bilinmez olan belki de en güzel olana gebedir' cümlesi ile yüzleşebilmektir. resmin tamamına bakınca, ilerde anlayacağım bütün bunları niye yaşadığımı diye düşünebilmektir. en temizinden derin bir nefes alıp, boşluğa, sessizliğe, iç dinginliğine ruhu bırakmak ve hep bir şeyleri oldurmaya çalışmaktan vazgeçmektir. hayatımızın gelgitlerini olduğu gibi, verebilecekleriyle, iyisiyle kötüsüyle gerçek anlamda kabul edebilmektir. bir ermiş bilgeliğiyle sessiz sakin kalabilmek, her şeye rağmen gülümseyebilmektir. bu bir pes ediş değildir, sadece kabulleniş ve olana direnmeyi bırakıştır. biraz daha anlayışlı, biraz daha çocuksu, biraz daha esnek olarak anın getirdiklerini bütünüyle yaşayabilmektir.
cümle olarak ''ben mutsuz değilim sadece mutlu olmayı umursamıyorum''* şeklinde söylendiğinde daha bir anlaşılır oluyor anlatmak istediğim.
her daim zirvede hissedilen ancak sıfır noktasında bir tutum sergilenen, delilik ve dahiliğin arasında, ölümle yaşamın kıyısında, tezatların tam ortasında bir yaklaşım nötr bakış açısı. ne mutlu ne mutsuz, tam ortası ama biraz melankolik, tepkisiz, ağır başlı ve karanlık oluyor bu nötrlük.
öncelikle geçmişle zihnimizde kurduğumuz köprülerden kurtulup, olan her olayı karşımıza çıkan her cümleyi öncesiz dinleyebilmekten geçiyor sanırım bunun yolu. geçmişi unutup o ana odaklanmaktan geçiyor belki de. en son ne oluyor, ne söyleniyor, ne soruluyorsa sadece ona odaklanmaktan geçiyor. bunu başarmaya başladığımızda bizi en çok etkileyen empati kabiliyetimizden uzaklaşmış, stresi ve belirsizliği daha iyi yönetmeye başlamış oluruz. yani geçmişten hiç bir bilgi ve duyguyu bir sonra ki cümleye, düşünceye taşımadığımız için objektiflik katsayımız artış olur bir nevi. bu da bize çok negatif durumlar karşısında bile hızlıca süreci aşmamızı, verdiği sakinlikle fırtınanın tam ortasında çözüme ulaşmamızı sağlar..
osho ne güzel söylemiş;
'hayattaki en büyük cesaret hayatın sana sunduğu her şeyi kabul etmektir.' ve devam etmiş;
'hayatın karanlık koridorlarında dolaşarak kişinin gözleri alışkanlık kazanır ve kişi karanlıkta bile ışığı görmeye başlar. gündüz vakti ışığı görmek güzeldir. ama en karanlık gecede de gözlerin alışkınsa, oradaki saklı gündüzü görebilirsin, güzellik oradadır. en karanlık gecede sabahı görebilirsen, o zaman güzellik vardır, o zaman başarmışsındır. eğer en alçakta, en yükseği görebiliyorsan, eğer cehennemde bile bir cennet yaratabiliyorsan, hayatın sanatçısı haline gelmişsindir.'
duygular hızla gelip geçtiği için vücudun bir başka değerlendirme mekanizması vardır; hisler.. duygular hislerin kalıntılarını temsil ederler. duygu ve his arasında ki en belirgin fark hissin yavaş yavaş gelişmesidir. kaldı ki günlerce, haftalarca, aylarca hatta yıllar boyu mevcut olabilirler ve değişebilirler.
duygular doğuştan gelen temel alarm ve motivasyon sistemidir. sevinç, öfke, korku, şaşkınlık ve üzüntü gibi durumlar karşısında kişiyi hareket etmeye ya da hareketi sonlandırmaya teşvik eder. hisler ise kişiyi, rahatsızlık veya tatsızlık hissiyatına son vermek için neler yapılabileceği üzerine düşünmeye sevk eder.
şimdiii, nedir bu nötr hissetmek.?
hissizleşme ya da hissetmeme değildir öncelikle. duygusuzluk halidir sadece. gerçekleşen, yaşanılan, karşımıza çıkan hiç bir şeyi, duygu değişikliği yaratacak kadar değerli bulmama durumudur. olguların ya da bireylerin artık anlam taşımamasıdır. kısaca her şeye karşı hiç bir şey hissetmeme halidir. 'hissetmeme değildir dedin, şimdi de hiç bir şey hissetmeme halidir diyorsun' diyenler çıkacaktır. evet burada 'hiç bir hey hissetmeme' derken de 'hiç bir şey'i hissetme hissiyatı söz konusudur zaten. hissizliğin verdiği kekremsi bir histir nötrizm*.
nötrizm, artık bu beni aşıyor dediğimiz noktada, saldım çayıra mevlam kayıra diyebilmektir. 'bilinmez olan belki de en güzel olana gebedir' cümlesi ile yüzleşebilmektir. resmin tamamına bakınca, ilerde anlayacağım bütün bunları niye yaşadığımı diye düşünebilmektir. en temizinden derin bir nefes alıp, boşluğa, sessizliğe, iç dinginliğine ruhu bırakmak ve hep bir şeyleri oldurmaya çalışmaktan vazgeçmektir. hayatımızın gelgitlerini olduğu gibi, verebilecekleriyle, iyisiyle kötüsüyle gerçek anlamda kabul edebilmektir. bir ermiş bilgeliğiyle sessiz sakin kalabilmek, her şeye rağmen gülümseyebilmektir. bu bir pes ediş değildir, sadece kabulleniş ve olana direnmeyi bırakıştır. biraz daha anlayışlı, biraz daha çocuksu, biraz daha esnek olarak anın getirdiklerini bütünüyle yaşayabilmektir.
cümle olarak ''ben mutsuz değilim sadece mutlu olmayı umursamıyorum''* şeklinde söylendiğinde daha bir anlaşılır oluyor anlatmak istediğim.
her daim zirvede hissedilen ancak sıfır noktasında bir tutum sergilenen, delilik ve dahiliğin arasında, ölümle yaşamın kıyısında, tezatların tam ortasında bir yaklaşım nötr bakış açısı. ne mutlu ne mutsuz, tam ortası ama biraz melankolik, tepkisiz, ağır başlı ve karanlık oluyor bu nötrlük.
öncelikle geçmişle zihnimizde kurduğumuz köprülerden kurtulup, olan her olayı karşımıza çıkan her cümleyi öncesiz dinleyebilmekten geçiyor sanırım bunun yolu. geçmişi unutup o ana odaklanmaktan geçiyor belki de. en son ne oluyor, ne söyleniyor, ne soruluyorsa sadece ona odaklanmaktan geçiyor. bunu başarmaya başladığımızda bizi en çok etkileyen empati kabiliyetimizden uzaklaşmış, stresi ve belirsizliği daha iyi yönetmeye başlamış oluruz. yani geçmişten hiç bir bilgi ve duyguyu bir sonra ki cümleye, düşünceye taşımadığımız için objektiflik katsayımız artış olur bir nevi. bu da bize çok negatif durumlar karşısında bile hızlıca süreci aşmamızı, verdiği sakinlikle fırtınanın tam ortasında çözüme ulaşmamızı sağlar..
osho ne güzel söylemiş;
'hayattaki en büyük cesaret hayatın sana sunduğu her şeyi kabul etmektir.' ve devam etmiş;
'hayatın karanlık koridorlarında dolaşarak kişinin gözleri alışkanlık kazanır ve kişi karanlıkta bile ışığı görmeye başlar. gündüz vakti ışığı görmek güzeldir. ama en karanlık gecede de gözlerin alışkınsa, oradaki saklı gündüzü görebilirsin, güzellik oradadır. en karanlık gecede sabahı görebilirsen, o zaman güzellik vardır, o zaman başarmışsındır. eğer en alçakta, en yükseği görebiliyorsan, eğer cehennemde bile bir cennet yaratabiliyorsan, hayatın sanatçısı haline gelmişsindir.'
devamını gör...
eski kafa radyo yayını
canlar dostlar nasılsınız?
yine bir pazar günü yine bir ben. değişikliğe hazır mısınız?
bugün değişik 90'lar türkçe yayını olacak dinleyince cidden bu da vardı ya diyeceksiniz. arada hunili şarkılar ile....
bu haftalık sadece 90'larda takılacağız sonra tekrar 70'ler 60'lar ve daha eskiler ile devam edeceğiz.
saatlerinizi 20.15'e ayarlayınız.
yine bir pazar günü yine bir ben. değişikliğe hazır mısınız?
bugün değişik 90'lar türkçe yayını olacak dinleyince cidden bu da vardı ya diyeceksiniz. arada hunili şarkılar ile....
bu haftalık sadece 90'larda takılacağız sonra tekrar 70'ler 60'lar ve daha eskiler ile devam edeceğiz.
saatlerinizi 20.15'e ayarlayınız.
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
bir daha davos'a gelmem diyenlerin mutlaka çıkacağı zirve.*
devamını gör...
ferhan şensoy
ince bir zeka ile düşündüğü kelime oyunlarını, tiyatrolarını, dizi ve filmlerini, hicivlerini çok özleyeceğimiz kaliteli meddah abimiz ışıklar içinde uyusun. en kıyak arkadaşın muzo'ya bu kadar çabuk kavuşmasaydın keşke. çok üzgünüm.
devamını gör...
