asla yemem deyip kölesi olmak
(bkz: haram yemek)
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
nizanim der yatın gari
geceleriniz olsun iyi
diş fırçalamayı unutmayın
bir de üstünüzü örtmeyi
geceleriniz olsun iyi
diş fırçalamayı unutmayın
bir de üstünüzü örtmeyi
devamını gör...
23 mart 2021 uzaktan eğitimin kalıcı hale gelmesi
eğitim konusunda 19 yılda çığır açan partinin seçtiği bakanın dile getirdikleri, akıl tutulmasının göstergesidir. ilk yıllarda sürekli sınav sistemini değiştirdiler ardından 4+4+4 eğitim sistemini getirdiler. bütün amaçları imam hatip eğitim kurumlarını yaymak ve kız çocuklarının okula gitmesinin önüne geçmekti. bugün ülkemizde online eğitim tam manasıyla rezalettir. sadece özel okulların kendi sistemleri aksamadan devam etmektedir. elbette ki parası olan eğitimi aksatmadan alabiliyor. ülkede en büyük gelir kaynağı eğitim kurumlarından sağlanıyor, şaka gibi....
uzaktan eğitim kalıcı hale gelirse, kırsal kesimdeki aileler çocuklarını kesinlikle okula göndermeyeceklerdir. bu işten en çok zararı yine ve yeniden kız çocukları görecektir. istanbul sözleşmesi ile erken yaşta evliliklerin önüne geçilmeye çalışılıyordu, onu da etkisiz hale getirdiler.
bakan beyler kendi okul zincirini kapatsın bakalım, o zaman samimiyetine inanalım.* neden bu ülkede bir kesim, eğitim gibi temel olan haktan bilerek ve istenilerek mahrum bırakılıyor. çıldırmamak elde değil!
bu videolar abartılı gelebilir, neyse bir profesöre kulak verelim;
umarım bu durum gerçekten kalıcı olmaz, böyle bir sistem oturtulursa eğer kesinlikle 19 yıldır hazırlığı yapılan ülke için karanlık yılların başlangıcı olur.
uzaktan eğitim kalıcı hale gelirse, kırsal kesimdeki aileler çocuklarını kesinlikle okula göndermeyeceklerdir. bu işten en çok zararı yine ve yeniden kız çocukları görecektir. istanbul sözleşmesi ile erken yaşta evliliklerin önüne geçilmeye çalışılıyordu, onu da etkisiz hale getirdiler.
bakan beyler kendi okul zincirini kapatsın bakalım, o zaman samimiyetine inanalım.* neden bu ülkede bir kesim, eğitim gibi temel olan haktan bilerek ve istenilerek mahrum bırakılıyor. çıldırmamak elde değil!
bu videolar abartılı gelebilir, neyse bir profesöre kulak verelim;
umarım bu durum gerçekten kalıcı olmaz, böyle bir sistem oturtulursa eğer kesinlikle 19 yıldır hazırlığı yapılan ülke için karanlık yılların başlangıcı olur.
devamını gör...
atetozis
bazal gangliyon bölümlerinde globus pallidus'un lezyonlarında görülen elde,kolda yılanvari hareketlerle karakterize rahatsızlıktır.
devamını gör...
beşinci çocuk
nobel edebiyat ödüllü ingiliz yazar doris lessing’in kitabı.
öncelikle hissettirdiği duygu karmaşası beni resmen yalpaladı. bazı noktalarda çok öfkelenip bazı noktalarda çok üzüldüm. bazı noktalarda bu kadar burnunun dikine ve bencilce hareket eden bir çiftin bunu hak ettiğini düşündüm, sonra kendime kızdım. gerçekten ne hissettirdiğini içselleştirip anlatamadığım çok az kitap olmuştur, beşinci çocuk bunlardan biri.
artı yazarın dilinin çok basit olması nobel’ini sorgulattı, sonra düşündüm toplumun her kesiminin ders çıkarması gereken konular üzerine yoğunlaştığı için basit anlatmasına hak verip nobel’i de tam olarak bunun için hak ettiğine karar verdim. hem kurgusunun, hem konusunun, hem yazarının hissettirdiği hiçbir duygudan emin olamadım yani çok garip bir kitap. teşekkürler doris birey.
spoiler gibi olabilir, kitabın bizzat adı spoiler olduğu için buradan itibareni spoilerdır da diyemiyorum. yine de gizleyeyim.
madem gizledik yardıralım; harriet ve david size aşırı bilendim bakın benim şerrimden korkun. geri zekalı mısınız birader ya. hadi az çocuklu bir çift olmayı toplum baskısı diye nitelendirdiniz ve diyelim ki çocuk çok seviyorsunuz, ya bi g*t*nüzden haberiniz var mı acaba, ev bakıyorlar “aa burayı ödeyemeyiz ama olsun çocuklar için oda var, kayındaddy ödesin” çocuk doğuyor “aa ben bunu pek de beklemiyordum ama yatak bereketliymiş, kayınmommy baksın” daha o sütten kesilmeden haydi bir daha hamilelik, “hihi napalım ev kredimizi ödeyemiyoruz ama david’in babası ödüyor, çocuğa da bakmıyoruz ama harriet’ın annesi bakıyor, e doğuralım:d” daha çocuğun göbeğinde bağı duruyor “ayy ne kadar büyük evimiz var neden ingiltere’nin bütün nüfusunu evimize toplayıp şükran günü kutlamıyoruz ki nasılsa masrafı david’in babasına külfeti harriet’ın annesine yüklüyoruz?” daha üstüne çocuk, daha üstüne çocuk, ablacım.. şş abla.. sakinleş tamam, alooo!
sırf eviniz çok odalı diye ne maddi ne manevi olarak asla hazır olmadığınız, sayıya odaklanıp çocukların geleceğini ya da evdeki huzurunu asla düşünmediğiniz, “altı dedik bi kere, belimize kuvvet” diye etraftan gelen bütün uyarılara kulak tıkadığınız ve ağır konuşmak istemiyorum ama üreme işini seri imalata bağladığınız için allah işe müdahil olup “şunları bir durdurayım napıyor aga bunlar” demiş olabilir mi sadece soruyorum.
ben… zavallı beşinci çocuk. senin şanssızlığın öyle doğman değil, senin şanssızlığın seni çöp gibi kapının önüne bırakmalarının ardından, daha seni götüren arabanın kaldırdığı toz yere düşmeden birbirlerine “ben(u:çocuğun adı) böyle olmasa altıncıyı da yapardık di mi aşko” diyen gevşek oğlu gevşek *r*sp*evladı ebeveynlere denk gelmen. atsız köyün işsiz nalbantı, kasabanın haytası john bile geldi senin dilinden anladı, ananla baban hala “ulen altı demiştik yaa pfff başaramadık avs” modunda. sizi allah yanına alsın çapsız sikletsiz avel evlatları sizi ne diyeyim ya çok sinirliyim gerçekten.
az çocukluluk modern toplum dayatması hebelelele lele

öncelikle hissettirdiği duygu karmaşası beni resmen yalpaladı. bazı noktalarda çok öfkelenip bazı noktalarda çok üzüldüm. bazı noktalarda bu kadar burnunun dikine ve bencilce hareket eden bir çiftin bunu hak ettiğini düşündüm, sonra kendime kızdım. gerçekten ne hissettirdiğini içselleştirip anlatamadığım çok az kitap olmuştur, beşinci çocuk bunlardan biri.
artı yazarın dilinin çok basit olması nobel’ini sorgulattı, sonra düşündüm toplumun her kesiminin ders çıkarması gereken konular üzerine yoğunlaştığı için basit anlatmasına hak verip nobel’i de tam olarak bunun için hak ettiğine karar verdim. hem kurgusunun, hem konusunun, hem yazarının hissettirdiği hiçbir duygudan emin olamadım yani çok garip bir kitap. teşekkürler doris birey.
spoiler gibi olabilir, kitabın bizzat adı spoiler olduğu için buradan itibareni spoilerdır da diyemiyorum. yine de gizleyeyim.
madem gizledik yardıralım; harriet ve david size aşırı bilendim bakın benim şerrimden korkun. geri zekalı mısınız birader ya. hadi az çocuklu bir çift olmayı toplum baskısı diye nitelendirdiniz ve diyelim ki çocuk çok seviyorsunuz, ya bi g*t*nüzden haberiniz var mı acaba, ev bakıyorlar “aa burayı ödeyemeyiz ama olsun çocuklar için oda var, kayındaddy ödesin” çocuk doğuyor “aa ben bunu pek de beklemiyordum ama yatak bereketliymiş, kayınmommy baksın” daha o sütten kesilmeden haydi bir daha hamilelik, “hihi napalım ev kredimizi ödeyemiyoruz ama david’in babası ödüyor, çocuğa da bakmıyoruz ama harriet’ın annesi bakıyor, e doğuralım:d” daha çocuğun göbeğinde bağı duruyor “ayy ne kadar büyük evimiz var neden ingiltere’nin bütün nüfusunu evimize toplayıp şükran günü kutlamıyoruz ki nasılsa masrafı david’in babasına külfeti harriet’ın annesine yüklüyoruz?” daha üstüne çocuk, daha üstüne çocuk, ablacım.. şş abla.. sakinleş tamam, alooo!
sırf eviniz çok odalı diye ne maddi ne manevi olarak asla hazır olmadığınız, sayıya odaklanıp çocukların geleceğini ya da evdeki huzurunu asla düşünmediğiniz, “altı dedik bi kere, belimize kuvvet” diye etraftan gelen bütün uyarılara kulak tıkadığınız ve ağır konuşmak istemiyorum ama üreme işini seri imalata bağladığınız için allah işe müdahil olup “şunları bir durdurayım napıyor aga bunlar” demiş olabilir mi sadece soruyorum.
ben… zavallı beşinci çocuk. senin şanssızlığın öyle doğman değil, senin şanssızlığın seni çöp gibi kapının önüne bırakmalarının ardından, daha seni götüren arabanın kaldırdığı toz yere düşmeden birbirlerine “ben(u:çocuğun adı) böyle olmasa altıncıyı da yapardık di mi aşko” diyen gevşek oğlu gevşek *r*sp*evladı ebeveynlere denk gelmen. atsız köyün işsiz nalbantı, kasabanın haytası john bile geldi senin dilinden anladı, ananla baban hala “ulen altı demiştik yaa pfff başaramadık avs” modunda. sizi allah yanına alsın çapsız sikletsiz avel evlatları sizi ne diyeyim ya çok sinirliyim gerçekten.
az çocukluluk modern toplum dayatması hebelelele lele

devamını gör...
yağmur adam filminin ilham kaynağı
her ne kadar filmde işlenen sendrom otizm olsa da, kim peek adlı megasavant. (bkz: savant sendromu)
görsel hafızası nedeniyle son derece iyi bir hafızaya sahipti peek. ancak sosyal ilişkiler konusunda oldukça kötüydü ve bazı konuşmaları anlayamıyordu. sol gözüyle kitabın sol sayfasını, sağ gözüyle sağ sayfasını okuyarak 1 saat içinde bir kitabı ezberleyebiliyordu. 12.000 kitaptaki tüm kelimeleri ezberlemişti. bilgisayarların baş edebileceği türden hesaplamalar yapabiliyordu ama iq testi sonuçları 90 bile çıkmıyordu. yürümek, düğme iliklemek gibi konularda dahi başarılı olamıyordu. buna rağmen sorulan rastgele bir tarihin hangi güne denk geldiğini hemen söyleyebiliyordu*.
2 şehir arasındaki en iyi rotaları hemen belirleyebiliyordu çünkü atlasları da ezbere biliyordu. william shakespeare'in oyunlarını çok sevdiği için tiyatrolarına gidiyor ama oyunculardan biri bir repliği yanlış söylediğinde peek ayağa fırlayıp onu düzeltiyordu.
bu arada filmdeki oyun kâğıdı ve kumarhane sahneleri gerçek hayatla pek de alakalı değil. zira peek, buna benzer bir şeyi denemek isteyerek kendisini kumarhaneye sokmak isteyen senaristi reddetmiş ve bunun etik olmadığını söylemiştir.
peek 2009 yılında kalp krizinden öldü. rain man adlı filmin kazandığı oscar ödülü kendisine verilmiş ve peek hayatı boyunca her gittiği yere bu ödülü de götürmüştür.

görselin kaynağı
görsel hafızası nedeniyle son derece iyi bir hafızaya sahipti peek. ancak sosyal ilişkiler konusunda oldukça kötüydü ve bazı konuşmaları anlayamıyordu. sol gözüyle kitabın sol sayfasını, sağ gözüyle sağ sayfasını okuyarak 1 saat içinde bir kitabı ezberleyebiliyordu. 12.000 kitaptaki tüm kelimeleri ezberlemişti. bilgisayarların baş edebileceği türden hesaplamalar yapabiliyordu ama iq testi sonuçları 90 bile çıkmıyordu. yürümek, düğme iliklemek gibi konularda dahi başarılı olamıyordu. buna rağmen sorulan rastgele bir tarihin hangi güne denk geldiğini hemen söyleyebiliyordu*.
2 şehir arasındaki en iyi rotaları hemen belirleyebiliyordu çünkü atlasları da ezbere biliyordu. william shakespeare'in oyunlarını çok sevdiği için tiyatrolarına gidiyor ama oyunculardan biri bir repliği yanlış söylediğinde peek ayağa fırlayıp onu düzeltiyordu.
bu arada filmdeki oyun kâğıdı ve kumarhane sahneleri gerçek hayatla pek de alakalı değil. zira peek, buna benzer bir şeyi denemek isteyerek kendisini kumarhaneye sokmak isteyen senaristi reddetmiş ve bunun etik olmadığını söylemiştir.
peek 2009 yılında kalp krizinden öldü. rain man adlı filmin kazandığı oscar ödülü kendisine verilmiş ve peek hayatı boyunca her gittiği yere bu ödülü de götürmüştür.

görselin kaynağı
devamını gör...
edip cansever şiirlerinden bir alıntı
"biliyor musun? az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz,
içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi, aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin,
alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu? bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya
bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum
sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl,
beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce. "
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz,
içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi, aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin,
alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu? bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya
bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum
sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl,
beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce. "
devamını gör...
tarafsız bölge
ingilizcesi no man's land olup, iki taraf arasında oluşturulan askerden arınmış bölge manasında kullanılır. günümüzde iki kore arasında 1953 yılında belirlenen askerden arındırılmış bölge ve kıbrısta türk ve rum tarafı arasındaki yeşil hat tarafsız bölgelerdendir.
devamını gör...
jenerik marka
selpak.
devamını gör...
nükleik asit
en çok bilinenleri deoksiribonükleik asit (dna) ve ribonükleik asit (rna)'dır.
genetik bilginin saklanmasını sağlayan, hücrelerin ne yapacağını ve ne olduğunu yapılarında bulunduran moleküllerdir.
genetik bilginin saklanmasını sağlayan, hücrelerin ne yapacağını ve ne olduğunu yapılarında bulunduran moleküllerdir.
devamını gör...
1000. tanım
bininci tanımımdır. vatana millete hayırlı uğurlu olsun. daha nice tanımlara inşallah diyelim.
devamını gör...
evrensel ahlak yasası
sokrates’e göre ahlaki eylemin amacı mutluluk, kaynağı ise bilgidir. o’na göre bilgili insan aynı zamanda erdemli insandır. hiç kimse bilerek kötülük yapmaz. kötülükle bilgisizlik aynı ve bir şeylerdir.
kant’a göre insan pratik aklı aracılığıyla kendisine ödev edindiği bir takım ilkelere sahip olmalı ve ne pahasına olursa olsun bu ilkelere uygun davranmalıdır.
spinoza'ya göre ahlakın görevi düşünce ile tutkuları yenmektir. insanın uyacağı ahlak yasası tanrının yasasıdır.
farabi'ye göre akıl bir eylemin iyi ya da kötü olduğuna karar verebilir. böylece insan iyiliğe ulaşır.
platon'a göre ahlaklı olmak için bu ideaya akıl yoluyla ulaşmamız gerekmektedir. davranışlarımız, eylemlerimiz, iyi ideasına uygunsa iyi, değilse kötüdür.
kant’a göre insan pratik aklı aracılığıyla kendisine ödev edindiği bir takım ilkelere sahip olmalı ve ne pahasına olursa olsun bu ilkelere uygun davranmalıdır.
spinoza'ya göre ahlakın görevi düşünce ile tutkuları yenmektir. insanın uyacağı ahlak yasası tanrının yasasıdır.
farabi'ye göre akıl bir eylemin iyi ya da kötü olduğuna karar verebilir. böylece insan iyiliğe ulaşır.
platon'a göre ahlaklı olmak için bu ideaya akıl yoluyla ulaşmamız gerekmektedir. davranışlarımız, eylemlerimiz, iyi ideasına uygunsa iyi, değilse kötüdür.
devamını gör...
yüz liranın bozuk para gibi değersiz bir kağıt parçası olması
enflasyonun yüksek olmasından ötürü paramızın değeri (satın alma gücü) düşüyor.
devamını gör...
unutulmayan fakirlik anıları
kız kardeşim 5.sınıfta, ben ise ortaokuldaydım. 5. sınıflar bursluluk sınavına 10 tl gibi bir ücret karşılığı giriyordu. ben de kardeşime her zaman güvenirim, bu sınava girmesini çok istiyordum, kazanacağından emindim.
günlerce anneme dil döktüğümü hatırlıyorum, lütfen girsin vallahi kazanır diye. ama annem o 10 lirayı bir türlü vermedi. yoktu biliyorum ama isteseydi bulurdu bunu da biliyorum.
neyse efendim sınava başvurmak için son gün geldi çattı ama nasıl içim içimi yiyor, bir şeyler yapmam lazımdı.
o zamanlar bir arkadaş grubum vardı, hemen onlardan borç para istedim. ( ay çok fakir hissettim şu an yahuu)
neyse efendim bir arkadaşımda 5 tl vardı hemen verdi, diğer arkadaşım benim için annesinden istedi.
koştur koştur bankaya ücreti yatırdık, ve dekontu idareye teslim ettik.
peki sonra ne oldu?
kız kardeşim kazandı bursluluk sınavını, anneme söylemeyecektik parayı hep gizlice alıp ezecektik, çok heyecanlıydık.
ama öyle olmadı tabii bursu okuldan almaya veli gitmeliydi.
neyse ki annem gururlu biridir, o parayı hep kardeşimle beraber ezdik, yeri geldi kaynak kitap aldık.
bazen de kıyafet.
şimdi de kardeşim canımı istesin veririm aramızda ne paranın ne de başka bir şeyin lafı dahi olamaz.
günlerce anneme dil döktüğümü hatırlıyorum, lütfen girsin vallahi kazanır diye. ama annem o 10 lirayı bir türlü vermedi. yoktu biliyorum ama isteseydi bulurdu bunu da biliyorum.
neyse efendim sınava başvurmak için son gün geldi çattı ama nasıl içim içimi yiyor, bir şeyler yapmam lazımdı.
o zamanlar bir arkadaş grubum vardı, hemen onlardan borç para istedim. ( ay çok fakir hissettim şu an yahuu)
neyse efendim bir arkadaşımda 5 tl vardı hemen verdi, diğer arkadaşım benim için annesinden istedi.
koştur koştur bankaya ücreti yatırdık, ve dekontu idareye teslim ettik.
peki sonra ne oldu?
kız kardeşim kazandı bursluluk sınavını, anneme söylemeyecektik parayı hep gizlice alıp ezecektik, çok heyecanlıydık.
ama öyle olmadı tabii bursu okuldan almaya veli gitmeliydi.
neyse ki annem gururlu biridir, o parayı hep kardeşimle beraber ezdik, yeri geldi kaynak kitap aldık.
bazen de kıyafet.
şimdi de kardeşim canımı istesin veririm aramızda ne paranın ne de başka bir şeyin lafı dahi olamaz.
devamını gör...
değişik kelimeler ve anlamları
hiss-i kable'l vuku : bir sey olmadan önce hissetme, önsezi.
devamını gör...
spontane radyo yayını
bu yayın da diyar paladan pompalamasyon falan çalınabilir. her an her şey olabilir bu yayında. dinlemedeyiz efem.
devamını gör...
normal sözlük için alternatif küfür önerileri
devamını gör...
güne psikolojik bir tespit bırak
sizi korkutan şeyler yapmak aslında sizi daha çok mutlu eder.
adrenalin mutluluğu
adrenalin mutluluğu
devamını gör...
benzetildiğiniz hayvanlar
bir hayvana benzetilmediğimiz kalmıştı zaten alüminyum dediğim başlık.
devamını gör...
