yeterli randıman almayan entrysini silen entel
9. his ve 17 makaleye dayanan yazar türü.
yazar stalklarken sık sık denk geliyorum. yazmış güzel güzel üç cümle, pusuya yatmış, gözler beğeni butonunda.
saatler geçiyor, mahsul toplanmıyor, tak diye siliyor. silmezse karizma çökecek çünkü.
unutmayın, tanım silmek sözlüğe zarar verir. yapmayın, etmeyin.
edit: işte bunlar hep beğeni butonu. bi yakalayabilsem fısıldayacağım kulağına düş yakamızdan diye. olmuyor...
yazar stalklarken sık sık denk geliyorum. yazmış güzel güzel üç cümle, pusuya yatmış, gözler beğeni butonunda.
saatler geçiyor, mahsul toplanmıyor, tak diye siliyor. silmezse karizma çökecek çünkü.
unutmayın, tanım silmek sözlüğe zarar verir. yapmayın, etmeyin.
edit: işte bunlar hep beğeni butonu. bi yakalayabilsem fısıldayacağım kulağına düş yakamızdan diye. olmuyor...
devamını gör...
tutamıyorum zamanı
müslüm gürsesin eserin sahibi kenan doğuludan daha güzel yorumladığı enfes şarkı
devamını gör...
düşündüren sözler
" dürüstlük pahalı bir mülktür , ucuz insanlarda bulunmaz. " honoré de balzac
devamını gör...
seri artı oy veren melek
burada melek diyorlar köşeyi dönünce sövüyorlar. ne oluyor yahu?
devamını gör...
üniversitede yanlış bölümü tercih ettiğini anlamak
lise hayatım ve daha öncesinde hep başka bir meslek hayal ediyordum ama sevgili ailem sağolsun (özellikle babam) başka bir bölüm seçtim. şimdi de kendimi okyanusta kaybolmuş gibi hissediyorum ne yapacağımı bilmiyorum, kariyerim nereye varacak kestiremiyorum. istediğim bölümün hayalini kurarken kesin gözüyle bakıyordum. b planı eksikliğinden ötürü mahvoldum denilebilir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tanışmak istedikleri normal sözlük yazarları
(bkz: gaunter o'dimm)
belki buradan görürse, (bkz: sexting) başlığında hayatım boyunca okuduğum en iyi mektubu okudum. bi gün sohbet etmemiz mümkün olursa, hikayelerini çok dinlemek istiyorum.
belki buradan görürse, (bkz: sexting) başlığında hayatım boyunca okuduğum en iyi mektubu okudum. bi gün sohbet etmemiz mümkün olursa, hikayelerini çok dinlemek istiyorum.
devamını gör...
efsane kopya anıları
efsane değil ama unutamadığım bir kopya anım.
ingilizce her zaman en iyi olduğum dersti. notlarım da haylı yüksek tabii. bir sınavda arkamda oturan okul birincisine kopya verirken yakalanmıştım. hocam “notlarının neden bu kadar yüksek olduğunu şimdi anladım.” diyerek şoka uğratmıştı beni. kopyayı alanın ben olduğumu sanmıştı çünkü okul birincisiydi ya o en iyi o olmalıydı her şeyde.
(bkz: özgüveni zedeleyen öğretmen)
ingilizce her zaman en iyi olduğum dersti. notlarım da haylı yüksek tabii. bir sınavda arkamda oturan okul birincisine kopya verirken yakalanmıştım. hocam “notlarının neden bu kadar yüksek olduğunu şimdi anladım.” diyerek şoka uğratmıştı beni. kopyayı alanın ben olduğumu sanmıştı çünkü okul birincisiydi ya o en iyi o olmalıydı her şeyde.
(bkz: özgüveni zedeleyen öğretmen)
devamını gör...
lise zamanında yazarların okuldan eve geldiğinde ilk yaptığı şey
çantamı çoğu zaman okulda unuturdum. eve girince annem sürekli çantan yanında mı? diye sorduğundan sürekli çantamı kontrol ederdim. unuttuğum zaman okula geri gider ve alırdım. lise hayatı beni çok yormuştu.
devamını gör...
800 tanıma kitap kampanyasını sosyal yardım kampanyasına dönüştürelim
bir kitap bizi bir anlığına, bir kütüphane pek çok çocuğu uzun bir süre mutlu edecektir diye katıldığım fikir. daha 800 tanıma yaklaşamamış olsam da bir gün mutlaka.
devamını gör...
hoşgörü paradoksu
"kötüye yapılan iyilik, iyiliğe yapılan kötülüktür" sözüyle paralel olan teori.
devamını gör...
hayatın boka sarmaya başladığı yaş
23-24 den sonrasıdır.
devamını gör...
mantinealı diotima
tarihteki ilk kadın filozof olarak tanımlayabileceğimiz diotima'nın, rahibe ve kahin olduğu varsayılır.
ismi etimolojik olarak zeus-onurlu anlamına gelir.
sokrates ondan hocası olarak bahseder. platon'un şölen adlı eserinde diotima'yı andığı diyaloglar var. bazı kaynaklar diotima'yı platon'un hayal ettiği bir karakter olarak tanımlar. platon bir kadın figürü kullanarak felsefe'deki değişmeyi temsil etmiştir. burası tartışmalı işte, kişi gerçek mi yoksa kurgusal mı ikilemi çıkar karşımıza. fakat platon'un diyologlarında genelde gerçek karakterlere yer vermesi diotima'yı olası kılar.

sokrates, aşk felsefesi konusunda diotima'dan eğitim gördüğünü belirtir.
bu felsefe'de aşağıdaki gibi bir sorgulamaya gidilir.
önemli olan merdiveni tırmanırken kadın-erkek, iyi-kötü, güzel-çirkin, bilge-cahil vb. şeklindeki karşıtlıklara vurgu yapmak değildir. bundan ziyade önemli olan her bir adımda neye ilerlediğimizi ve neyi geride bıraktığımızı sorgulamaktır.
diotima'nın aşk merdiveni:
birinci basamak:
fiziksel özelliklere duyulan bir arzudur.
ikinci basamak:
tüm güzel bedenlerin sevgisidir.
üçüncü basamak:
nefs sevgisidir.
dördüncü basamak:
kanunlara ve kurumlara duyulan aşktır.
beşinci basamak:
bilgiye duyulan aşktır.
altıncı basamak:
aşkın kendisine duyulan aşktır.
ister gerçek ister kurgusal bir karakter olsun zamanın en gizemli köşelerinde bilgi ışığıyla ortaya çıkarılan bir öğretinin kahramınıdır kendisi. konu aşk olunca erkek filozoflar temsili bir kadın figürü üzerinde düşüncelerini mi anlatmış yoksa gerçek bir kadın karakteri üzerinde öyle biri yok dedikodusu mu yaratılmış bilemiyorum. sokrates'in bile kurgusal bir karakter olduğunun söylendiği bazı yerler var. hiç buralara girmeden ne yazmışlar bu güzellikler onlara bakacağım.
ismi etimolojik olarak zeus-onurlu anlamına gelir.
sokrates ondan hocası olarak bahseder. platon'un şölen adlı eserinde diotima'yı andığı diyaloglar var. bazı kaynaklar diotima'yı platon'un hayal ettiği bir karakter olarak tanımlar. platon bir kadın figürü kullanarak felsefe'deki değişmeyi temsil etmiştir. burası tartışmalı işte, kişi gerçek mi yoksa kurgusal mı ikilemi çıkar karşımıza. fakat platon'un diyologlarında genelde gerçek karakterlere yer vermesi diotima'yı olası kılar.

sokrates, aşk felsefesi konusunda diotima'dan eğitim gördüğünü belirtir.
bu felsefe'de aşağıdaki gibi bir sorgulamaya gidilir.
önemli olan merdiveni tırmanırken kadın-erkek, iyi-kötü, güzel-çirkin, bilge-cahil vb. şeklindeki karşıtlıklara vurgu yapmak değildir. bundan ziyade önemli olan her bir adımda neye ilerlediğimizi ve neyi geride bıraktığımızı sorgulamaktır.
diotima'nın aşk merdiveni:
birinci basamak:
fiziksel özelliklere duyulan bir arzudur.
ikinci basamak:
tüm güzel bedenlerin sevgisidir.
üçüncü basamak:
nefs sevgisidir.
dördüncü basamak:
kanunlara ve kurumlara duyulan aşktır.
beşinci basamak:
bilgiye duyulan aşktır.
altıncı basamak:
aşkın kendisine duyulan aşktır.
ister gerçek ister kurgusal bir karakter olsun zamanın en gizemli köşelerinde bilgi ışığıyla ortaya çıkarılan bir öğretinin kahramınıdır kendisi. konu aşk olunca erkek filozoflar temsili bir kadın figürü üzerinde düşüncelerini mi anlatmış yoksa gerçek bir kadın karakteri üzerinde öyle biri yok dedikodusu mu yaratılmış bilemiyorum. sokrates'in bile kurgusal bir karakter olduğunun söylendiği bazı yerler var. hiç buralara girmeden ne yazmışlar bu güzellikler onlara bakacağım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kapının alt ve üst kilidini üçer kez kilitledi. niyeti, amaçsızca sokaklarda dolaşmaktı. asansör kullanmazdı. merdivenleri severdi, güvenirdi onlara. basamaklardan yavaşça salına salına indi. sokağa adımını atar atmaz mikrodalganın fişini çekmediği aklına geldi. bu durumlarda hemen evine kontrole giderdi. uzun süre böyle bir düşünceye katlanmak pek hoşuna gitmezdi. apartmana tekrar girdi. 6 kat merdiveni çıktı ve altı kere anahtarı çevirerek içeri girdi. her zamanki gibi fişi prizden çıkarmıştı. son kez kontrol etti tüm odaları. oturma odasının gri duvarı üzerine asılmış, kırmızı tonların hakim olduğu yağlı boya tablonun eğik olduğunu fark etti. düzeltti. yine sola doğru yatmıştı. çıkarken odadan, kitaplığının tozlandığını görmeden yapamadı. her zaman yaptığı gibi hafifçe ısladığı bez ile kitaplarını temizlemeye başladı. kitaplığının ikinci bölümüne geldiğinde bugünü yaşama arzusu isimli kitabı okuma isteği duydu. uzandı kanepeye okumaya başladı. ne zaman bu kitabı okumaya dalsa güzel bir huzur hissederdi. yine öyle oldu. gözleri kapanmaya başlamıştı ama bırakamıyordu kitabı. arada içi geçiyordu. okuduğu satırları tekrar, tekrar okumak zorunda kalıyordu. derken kitabı düştü elinden. huzurlu bir uykuya daldı. içinde bir sevinçle uyandı. varlığından doğan bir sevinçti bu. radyoyu açtı. her zamanki dinlediği kanalda dance me to the end of love şarkısı çalıyordu. şarkının eşliğinde, dans etmeye başladı yalnızlığıyla. yorulana kadar sürdü dans.
birden yürüyüş yapmak istediğini hatırladı. evin tüm odalarını tekrar kontrol ettikten sonra kapının tüm kilitlerini kilitleyip merdivenleri kullanarak dışarı çıktı. her zamanki yürüyüş güzergahından farklı bir yöne doğru gitti. ilerde bir sokak gördü oraya doğru yürümeye başladı. boş bir sokaktı. simit satan yaşlı bir adam dikkatini çekti. içinden onunla konuşmak isteği geldi. yanına gitti simit almak bahanesiyle konuşmaya başladı.
- bir tane simit alabilir miyim?
- tabi ki kızım. seni yeni görüyorum buralarda. afedersin yıllardır bu sokaktayım. benden simit alan herkesi tanırım o yüzden öyle söyledim.
- yok amca önemli değil. eliyle göstererek ben şu bloklarda oturuyorum. yürüyüş yapmak için çıkmıştım evden işte buraya kadar geldim.
- ismim rıfat kızım burada herkes tanır beni.
- ben de sanem memnun oldum. rıfat amca ama bu sokak çok boş yeteri kadar simit satabiliyor musun?
- insanlar beni burada sever kızım. az çok satıyorum işte. hem biliyor musun insanın yaşaması için öyle çok şeye ihtiyacı yok. çok şükür geçiniyorum. evde çorbamız kaynıyor bir de insanın içinde sevgi olduktan sonra hayat güzel be kızım. bana öyle geliyor ki yaşam dediğimiz şey insanın içindedir. her türlü şartta içine dönüp bakıp içine gerçeğin oralarda bir yerde olduğunu bilip ona göre yaşarsan, ha burada simit satmışsın ha hawaii adalarında tatil yapmışsın değişen pek bir şey yok demektir.
- rıfat amca kusura bakmazsan simidimi burada yemek istiyorum şuraya oturabilir miyim?
- buyur kızım ne demek.
- öyle güzel konuşuyorsun ki seni daha yakından tanımak istiyorum.
- kızım bu sokağın şimdi böyle boş olduğuna bakma. eskiden kalabalıktı buralar. burası çıkmaz bir sokak. hayat çıkmazı ismi.
20 yıl önceydi. o günlerde burada asayiş berkemal değildi. her türlü yasal olmayan işler, kavgalar, dövüşler hiç eksik olmazdı. bir gün amirim beni odasına çağırdı. işte bu sokaktan bahsetti. benim simit satmak bahanesiyle sivil polis olarak bu sokakta çalışarak, suç oranını düşürmemi istemişti. simit satmak işine aşinaydım. çocukluğumda sokaklarda taze simit ye diyerek az mı simit satmıştım.
görev aşkıyla yeni görevime hemen başladım. zamanla insanlarla yakın ilişkiler kurmaya başladım. suç oranı epey düştü. lafı fazla uzatmayayım kızım. hatta hiç suç falan kalmadı ortada tam on yıl geçmişti. bir gün merkeze gitmeye karar verdim. neden bu kadar süre bekledin dersen onlardan haber gelmesini bekledim kızım. gittim merkeze amirler falan değişmiş tabi. beni kimse tanımadı. neyse amirin odasına girdim durumumu anlattım gülmeye başladı. inanmadılar bana kızım. sicilim falan silinmiş. yokluk nedir bilir misin kızım işte o an görünmez olmanın ne demek olduğunu anladım. derdini anlatamamak kimsenin seni anlamaması boğazına kadar çaresizliğe batmak nedir bilir misin? dışarı çıktım koşturmaya başladım. deli gibi oradan oraya koştum durdum. saçlarımı tutam tutam yoldum. işte öyle şeyler yaşadım kızım. artık polis değildim. ama bu sokakta kalmaya devam ettim. seviyorum burayı.
yıllar boyunca her gün geldim işte tam bulunduğumuz bu noktaya. yağmurda çamurda karda kışta. hiç abartmıyorum gelmediğim bir gün bile olmadı kızım. o kadar görevime bağlıydım ki bir an olsun boş bırakmadım burayı. sonra beni tanımadılar da kahroldum. üzüntüden gözüme uyku girmedi günlerce. sonrası işte kızım hala bu sokakta simit satıyorum. kopamadım buradan on yılın verdiği alışkanlık var nasıl bırakırsın. halimden memnunum benim de payıma düşen buymuş kızım. şimdi, ben de onları tanımıyorum.
birden yürüyüş yapmak istediğini hatırladı. evin tüm odalarını tekrar kontrol ettikten sonra kapının tüm kilitlerini kilitleyip merdivenleri kullanarak dışarı çıktı. her zamanki yürüyüş güzergahından farklı bir yöne doğru gitti. ilerde bir sokak gördü oraya doğru yürümeye başladı. boş bir sokaktı. simit satan yaşlı bir adam dikkatini çekti. içinden onunla konuşmak isteği geldi. yanına gitti simit almak bahanesiyle konuşmaya başladı.
- bir tane simit alabilir miyim?
- tabi ki kızım. seni yeni görüyorum buralarda. afedersin yıllardır bu sokaktayım. benden simit alan herkesi tanırım o yüzden öyle söyledim.
- yok amca önemli değil. eliyle göstererek ben şu bloklarda oturuyorum. yürüyüş yapmak için çıkmıştım evden işte buraya kadar geldim.
- ismim rıfat kızım burada herkes tanır beni.
- ben de sanem memnun oldum. rıfat amca ama bu sokak çok boş yeteri kadar simit satabiliyor musun?
- insanlar beni burada sever kızım. az çok satıyorum işte. hem biliyor musun insanın yaşaması için öyle çok şeye ihtiyacı yok. çok şükür geçiniyorum. evde çorbamız kaynıyor bir de insanın içinde sevgi olduktan sonra hayat güzel be kızım. bana öyle geliyor ki yaşam dediğimiz şey insanın içindedir. her türlü şartta içine dönüp bakıp içine gerçeğin oralarda bir yerde olduğunu bilip ona göre yaşarsan, ha burada simit satmışsın ha hawaii adalarında tatil yapmışsın değişen pek bir şey yok demektir.
- rıfat amca kusura bakmazsan simidimi burada yemek istiyorum şuraya oturabilir miyim?
- buyur kızım ne demek.
- öyle güzel konuşuyorsun ki seni daha yakından tanımak istiyorum.
- kızım bu sokağın şimdi böyle boş olduğuna bakma. eskiden kalabalıktı buralar. burası çıkmaz bir sokak. hayat çıkmazı ismi.
20 yıl önceydi. o günlerde burada asayiş berkemal değildi. her türlü yasal olmayan işler, kavgalar, dövüşler hiç eksik olmazdı. bir gün amirim beni odasına çağırdı. işte bu sokaktan bahsetti. benim simit satmak bahanesiyle sivil polis olarak bu sokakta çalışarak, suç oranını düşürmemi istemişti. simit satmak işine aşinaydım. çocukluğumda sokaklarda taze simit ye diyerek az mı simit satmıştım.
görev aşkıyla yeni görevime hemen başladım. zamanla insanlarla yakın ilişkiler kurmaya başladım. suç oranı epey düştü. lafı fazla uzatmayayım kızım. hatta hiç suç falan kalmadı ortada tam on yıl geçmişti. bir gün merkeze gitmeye karar verdim. neden bu kadar süre bekledin dersen onlardan haber gelmesini bekledim kızım. gittim merkeze amirler falan değişmiş tabi. beni kimse tanımadı. neyse amirin odasına girdim durumumu anlattım gülmeye başladı. inanmadılar bana kızım. sicilim falan silinmiş. yokluk nedir bilir misin kızım işte o an görünmez olmanın ne demek olduğunu anladım. derdini anlatamamak kimsenin seni anlamaması boğazına kadar çaresizliğe batmak nedir bilir misin? dışarı çıktım koşturmaya başladım. deli gibi oradan oraya koştum durdum. saçlarımı tutam tutam yoldum. işte öyle şeyler yaşadım kızım. artık polis değildim. ama bu sokakta kalmaya devam ettim. seviyorum burayı.
yıllar boyunca her gün geldim işte tam bulunduğumuz bu noktaya. yağmurda çamurda karda kışta. hiç abartmıyorum gelmediğim bir gün bile olmadı kızım. o kadar görevime bağlıydım ki bir an olsun boş bırakmadım burayı. sonra beni tanımadılar da kahroldum. üzüntüden gözüme uyku girmedi günlerce. sonrası işte kızım hala bu sokakta simit satıyorum. kopamadım buradan on yılın verdiği alışkanlık var nasıl bırakırsın. halimden memnunum benim de payıma düşen buymuş kızım. şimdi, ben de onları tanımıyorum.
devamını gör...
ben tek siz hepiniz
aynaya baktı mı hiçbiriniz? şeklinde devam eden bir şarkı.
devamını gör...
100 sene önce türkiye’nin daha güzel bir yer olduğu gerçeği
aynen aynen. karadeniz'de rumlar ege'de yunanlılar anamızı seviyordu. çok güzel bir yerdi harbiden.
devamını gör...
31 aralık 2022 saat 23:59'dan 1 dakika sonra türkiye
birden yer altından uçan arabalar çıkacak ve yeni bir devir başlayacaktır.
devamını gör...
nemrud'un kızı
ocağım söndü kısmında tüylerimin diken diken olduğu türküdür.
ocağım söndü nasıl beladır bıraktı gitti bu ne devrandır dünya gözümde kerbeladır allah'tan bulasın
baba bu nedir.
ocağım söndü nasıl beladır bıraktı gitti bu ne devrandır dünya gözümde kerbeladır allah'tan bulasın
baba bu nedir.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
çocuğun var mı??
yok.. olsa sen mi bakacaksin..
yok.. olsa sen mi bakacaksin..
devamını gör...

