mantı.
devamını gör...

veya sıvı sabuna geçelim… ayrıca bir kıldan nasıl vücut kitle endeksi hesaplanıyor? bu konuda aydınlatılmak iste-mem. onca suya yazık ayrıca. ellerinizi sabunlayın kıl elinize geçer, ellerinizi ovuşturarak yıkayın, akıp gider. dünyanın sonunu sabundaki kılların getirmemesi dileği ile…
devamını gör...

bu hakkı bütünüyle vermez fakat cezaların hafifletilmesi gerekir nitekim hz. ömer döneminde süregelen kıtlıkla beraber hırsızlara karşı uygulanan el kesme cezası geçici olarak kaldırıldı. çünkü insanların içinde bulunduğu açlık ve yokluk onları çalmaya mecbur bırakabilirdi.

yüksek adaleti elde edebilmiş sistemlerde benzerlerini görebilirsiniz hiçbir fakir karnını doyurmak için çaldığı ekmekten yüksek bir ceza almaz.

ülkemizin ve batının adalet sisteminde ise ekmek çalan bir kişi silivri'yi boylayabilecekken. hırsızlığı meslek haline getirip sürekli, nitelikli bir şekilde hırsızlık yapanlar kendilerini psikolojik olarak rahatsız gösterip silivrinin aksine boğaz yalılarında keyif sürebiliyor.

ne sandınız? sistem böyle olmasa en büyük hırsız en büyük sarayda kalmazdı!
devamını gör...

et!
devamını gör...

duymak istediğimiz yalanlardır. nedense bazıları hiç değişmez.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"yabancıların en yakınıydın sen."
devamını gör...

aşkolsun, tamam kulaklarım biraz uzun ama gözlerim güzeldir.*
devamını gör...

insan kendinin her şeyi olamazken, kendin dışındaki insanlardan böyle bir beklenti içinde olmak bencilliğe kaçabilir. ki başka bir bakış açısıyla da insanın dünyası bir kişiden de ibaret olmamalı. tabi bu söylediklerim somut söylemdir. manevi olarak hal bambaşkadır.
devamını gör...

sen aslında yoksun
devamını gör...

ıyi bir yayındı bence. heyecan çok sezmedim. hoş olsa da fena olmazdı.güzel sorular soruldu ve güzel cevaplar da verildi. ilk programların günahı olmaz demek istiyorum. zamanla sözlüğün ve radyonun daha da gelişeceğini, ve bu zamanlara dönüp "ulan görüyor musunuz neydik ne olduk" diyeceğiz.
bazı şeyleri çok da ciddiye almayın gülün, eğlenin,dinleyin ve geçin.
devamını gör...

dogmaları bırakıp ilerleyin ters düşersem bilimi seçin diyen bir fikirdir ancak ağır gelenler kaldıramayıp çamur atabilir. aldığı iki lirasından biriyle kitap alan atatürk'ün oda dolusu kitaplarını gördükten sonra dahi örnek alınması gerektiğine karar verip nutuk'unu okudum ve onun kadar başarı elde edememişlerin kinlerine nefret söylemlerine rağmen yaptığı hamlelerin bilime, milletin hürriyetine, kadın haklarına, çocuklara verdiği değer, bıraktığı cumhuriyet, ülkesini dert edip sil baştan tarih açması azminden sonra bile izinden gidilmesi gerektiğini gördüm.
devamını gör...

şu sıralar olmayan olay, sırf bunun için bisürü kitap istedim ama hiçbir şey çıkmadı.

not: kitaplar işime yaramıyor, ilgilenen bi arkadaş varsa kafalayabilir mesaj kutumu.
devamını gör...

ilk birkaç sayfasında "bu ney lan böyle?" tepkisi verdiren, ve fakat birdenbire coşuveren, akan kopan durdurulamayan bir anlatıma sahip roman. bir murat menteş eseri

tuhaf benzetmeler bazen can sıksa da * * sonuna kadar elden bırakılmıyor.

gelgelelim sonu hayal kırıklığı. çok ustaca ilerleyen hikaye bir anda "böyle bitmeseydi" dedirtiyor. spoiler verdirtmeyin insana, okuyu

*türk edebiyatının absürd dile en hakim yazarlarından biri olan murat menteş'in yayınlandığı dönem her okuyan tarafından önce garipsenmiş sonra hayranlık duyulmuş romanı. kurgu, dil, kelime oyunları, bölüm isimleri oldukça yaratıcı ve keyiflidir. ancak asıl olay korkma ben varım adlı kitabındadır. onu okuduktan sonra bu kitap hafızadan silinmeye mahkumdur.
devamını gör...

tanımlarını beğendiğim yazarlara gönderilmesini sağladığım iletidir.

bana gelince de hoş olur tatlış olur sevimli olur. sivrilik yapıp atıp tutamayacağım tabi ki de mutlu ediyor. selamlar gençler.*
devamını gör...

tercih meselesidir
devamını gör...

fiziksel olarak 180 derece ters çevrildiklerinde herhangi bir değer değişikliği yaşamayan sayılara strobogramatik sayılar (sg) sayılar denir.

örneğin; 0, 1, 8, 11, 69, 88, 96… sayıları sg sayılardır. sg sayılardan biraz daha ilginç olanı sg eşitlikleridir. eğer bir eşitlik sg özelliğini sağlıyorsa, eşitliğin işlem tarafı 180 derece çevrildiğinde eşitlik yine aynı sonucu verecektir. mesela; (68+68+61) = 197’dir. şimdi eşitliğin işlem tarafını 180 derece çevirelim: ( 89+89+19) = yine 197′ dir.

yani; ( 68+68+68 ) = (89+89+19)

bunlar dışında üs alma işlemi de sg eşitliği yaratmada kullanılabilir;

9^(9-6) = (9-6)^6

son olarak işte birkaç sg eşitliği;

(91-16+8) = (8+91-16)
(98+18+19) = (61+81+86)

kaynak
devamını gör...

“insanlara kendi başarınızı gururla anlatmak” anlamına gelen ingilizce bir deyimdir.
devamını gör...

insanların yanlış ve hatalı eylemleri sebebiyle köpeklerin kurban edilmesinin önüne geçmeye çalıştıkları için bu sıfat layık görülen "öteki" insanlardır.

sokak köpeklerinin sokakta yaşamasının sorumlusu insanlar mıdır?
evet.

sokak köpeklerinin sokakta saldırganlaşmasına neden olanlar, yatan köpeğe tekme atan, vuran, şiddet uygulayan, taşlayan, tecavüz etmeye çalışan insan mıdır?
evet.

sokağa saldığı köpeğini kısırlaştırmayan insanlar mıdır?
evet.

doğada köpek diye bir hayvan var mıdır?
hayır.
bu durumda köpekler insanların sorumluluğunda mıdır?
evet.

insanlar köpeklerin yaşam hakkını yok sayıp, masum bir isim takarak "uyutulmasını" isteme hakkına sahip midir?
hayır.
neden?
köpeklerin bulunduğu durumdan ve "sokak köpeği" tabirinden insanlar sorumludur. sokak köpeği cinsi yoktur. kendi sorumsuzluğunu örtmek isteyen insanın bir canlının yaşam hakkını sonlandırma hakkı yoktur. insanlar bir canlıyı öldürmek yerine bir canlının sorumluluğunu almayı, ihtiyaçlarını karşılayamayacakları canlıları oyuncak gibi almamayı öğrenmelidir.
devamını gör...

yağmur.
devamını gör...

ekmek şarap sen ve ben
bir de sabahın dördü
dışarda kar
odamız ılık
gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını
aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını
kıskandım gogen’i tahitilim
terlemiş vücudunu silerken
cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
güneşi doğurmuştu ölü cisim
martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
sam yelim sahra-i kebirim
kahrettim her şeye o gün
babanın şarap çanağına,
gogen’e,
kadere,
sana,
bana,
bir de gittiğin arabanın tekerine
ne diyordum arkadaş….
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayatın felsefesini
sırayla olurum fatih, selim, kanuni
bazen kadın hamamında tellak….
bazen christoph colomb
napolyon’ken düşünürüm elbe’de geçen günleri
timur’ken beyazıt’ı yenişimi….
bir kere aristo’nun hocası olmuştum
ona verdiğim dersle gurur duymuştum
bazen jan dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum
eğer daha da içersem
shakespare halt etmiş derim karşımda
salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
işte mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim
enayiymiş be platon…
bir içsin de görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın
anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu
ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
ukalalık işte derim neme lazım senin
kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş….
ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
şehrin izbe sokaklarında
yavaş yavaş kaybolur benliğim…
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim