kinizm
hakkında bilgi edinmek için çok iyi kaynaklar bulabileceğiniz, adını yunanca "kyon"* kelimesinden alan yaşam biçimi, felsefe. ya da adına ne derseniz deyin.
tavsiye edeceğim detaylı bir kitap ise isviçre'li filolog georg luck'a aittir.
*(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
say yayınlarından (bkz: oğuz özügül) tercümesi ile piyasada bulabilirsiniz.
kitaptan şöyle bir-iki alıntı ile bitirebilirim, tamamen orijinalinden* kendi çevirimdir, türkçesinde biraz farklı olabilir.
1-diogenes mö 410-400 yıllarında karadeniz kıyısındaki
sinop'ta dünyaya geldi. halen daha net olmayan ve tam aydınlatılmamış bazı suçlar yüzünden
sürgüne gönderildi. akabinde atina'ya gelerek antisthenes'e
katıldı. oldukça doğru olduğuna inanılan (kuşkuya yer vermeyen) başka bir rivayete göre bir deniz
yolculuğu sırasında korsanların eline düştü ve köle olarak
korinthos'a satıldı. burada başarılı bir eğitmen olarak çalıştığı söylenir. serbest bırakıldıktan sonra korinthos'ta ve atina'da yaşadı.
diyaloglar ve tragedyalar kaleme aldı; ama tragedyaların ona ait olup olmadığı antikçağda bile tartışmalı konulardan biriydi.
onun nasıl göründüğünü aşağı yukarı biliyoruz; zira paris'te bir sikke, birçok oymalı taş, köln'de bir mozaik, villa
albani'de mermer bir heykel ve aynı müzede bir duvar kabartması (mö 4. yüzyılın sonlarından bir tablonun
kopyası) vardır. sikkede profilden betimlenir, saçlan kısadır ve sakallıdır. mermer heykel onu
çıplak, öne eğilmiş, göbekli bir şekilde, ama kaslı kol ve bacaklarla betimler; sağ elinde bir değnek, sol elinde bir çanak
tutar; yanında, simgesi olan (sonradan tamamlandığı düşünülen) bir köpek vardır.
2-mesela başka bir kısa hikaye okul kurucusu* ile şu şekildedir;
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar;
"bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
ve akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek; "işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!" der.
linkler baykuş olmuş, tekrar aşağıdadır.
www.hizliresim.com/not3974
www.hizliresim.com/avmao9f
nadir kitaptan 1997 yılına ait "almanca" orijinal baskılarından birini bulup hem de 25 tl gibi bir rakama almıştım sene başında.
ve ciltli olarak.
tavsiye edeceğim detaylı bir kitap ise isviçre'li filolog georg luck'a aittir.
*(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
say yayınlarından (bkz: oğuz özügül) tercümesi ile piyasada bulabilirsiniz.
kitaptan şöyle bir-iki alıntı ile bitirebilirim, tamamen orijinalinden* kendi çevirimdir, türkçesinde biraz farklı olabilir.
1-diogenes mö 410-400 yıllarında karadeniz kıyısındaki
sinop'ta dünyaya geldi. halen daha net olmayan ve tam aydınlatılmamış bazı suçlar yüzünden
sürgüne gönderildi. akabinde atina'ya gelerek antisthenes'e
katıldı. oldukça doğru olduğuna inanılan (kuşkuya yer vermeyen) başka bir rivayete göre bir deniz
yolculuğu sırasında korsanların eline düştü ve köle olarak
korinthos'a satıldı. burada başarılı bir eğitmen olarak çalıştığı söylenir. serbest bırakıldıktan sonra korinthos'ta ve atina'da yaşadı.
diyaloglar ve tragedyalar kaleme aldı; ama tragedyaların ona ait olup olmadığı antikçağda bile tartışmalı konulardan biriydi.
onun nasıl göründüğünü aşağı yukarı biliyoruz; zira paris'te bir sikke, birçok oymalı taş, köln'de bir mozaik, villa
albani'de mermer bir heykel ve aynı müzede bir duvar kabartması (mö 4. yüzyılın sonlarından bir tablonun
kopyası) vardır. sikkede profilden betimlenir, saçlan kısadır ve sakallıdır. mermer heykel onu
çıplak, öne eğilmiş, göbekli bir şekilde, ama kaslı kol ve bacaklarla betimler; sağ elinde bir değnek, sol elinde bir çanak
tutar; yanında, simgesi olan (sonradan tamamlandığı düşünülen) bir köpek vardır.
2-mesela başka bir kısa hikaye okul kurucusu* ile şu şekildedir;
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar;
"bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
ve akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek; "işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!" der.
linkler baykuş olmuş, tekrar aşağıdadır.
www.hizliresim.com/not3974
www.hizliresim.com/avmao9f
nadir kitaptan 1997 yılına ait "almanca" orijinal baskılarından birini bulup hem de 25 tl gibi bir rakama almıştım sene başında.
ve ciltli olarak.
devamını gör...
amélie mauresmo
eski bir fransız tenisçidir.

amelie simone mauresmo dünya eski bir numarası olmasının yanı sıra emekli olduktan sonra da andy murray’in kişisel antrenörlüğünü yapmıştır.

mauresmo çok iyi bir tenisçi olmasını tekniği ve oyunu okuma ve kurma becerileri kadar fiziksel gücüne de borçludur. özellikle öldürücü servisleri ve sağ backhandleri ile rakibini çaresiz bıraktığına defalarca şahit olmuşluğum vardır.

mauresmo tenis oyunculuğunun önüne geçen, daha doğru bir tabirle söylemek gerekirse rakipleri tarafından önüne geçirilen cinsel yönelimi ile de oldukça fazla polemiğe malzeme edilmiştir. haksız bir şekilde sık sık eleştirilen mauresmo’nun kadınlarla değil erkeklerle maça çıkmasını önermeye kadar gitmiştir iş.
bütün bu saçma itiraz ve eleştirilere rağmen mauresmo’nun kız arkadaşı kendine ayrılan kutudan yetenekli tenisçinin bütün maçalarını izleyerek ona destek olmaktan asla vaz geçmemiştir.
kariyeri boyunca iki grand slam zaferi kazanan tenisçi bu zaferlerden birini wimbledon’da diğerini ise avustralya açık tenis turnuvasında kazanmıştır.

eski bir numaralardan martina hingis’in yarım adam diye nitelediği mauresmo 2009 yılında tenisi bırakırken arkasında oldukça fazla tartışma da bırakmış oldu.

amelie simone mauresmo dünya eski bir numarası olmasının yanı sıra emekli olduktan sonra da andy murray’in kişisel antrenörlüğünü yapmıştır.

mauresmo çok iyi bir tenisçi olmasını tekniği ve oyunu okuma ve kurma becerileri kadar fiziksel gücüne de borçludur. özellikle öldürücü servisleri ve sağ backhandleri ile rakibini çaresiz bıraktığına defalarca şahit olmuşluğum vardır.

mauresmo tenis oyunculuğunun önüne geçen, daha doğru bir tabirle söylemek gerekirse rakipleri tarafından önüne geçirilen cinsel yönelimi ile de oldukça fazla polemiğe malzeme edilmiştir. haksız bir şekilde sık sık eleştirilen mauresmo’nun kadınlarla değil erkeklerle maça çıkmasını önermeye kadar gitmiştir iş.
bütün bu saçma itiraz ve eleştirilere rağmen mauresmo’nun kız arkadaşı kendine ayrılan kutudan yetenekli tenisçinin bütün maçalarını izleyerek ona destek olmaktan asla vaz geçmemiştir.
kariyeri boyunca iki grand slam zaferi kazanan tenisçi bu zaferlerden birini wimbledon’da diğerini ise avustralya açık tenis turnuvasında kazanmıştır.

eski bir numaralardan martina hingis’in yarım adam diye nitelediği mauresmo 2009 yılında tenisi bırakırken arkasında oldukça fazla tartışma da bırakmış oldu.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
diğer insanlar.
devamını gör...
baştan çıkarmak
denilene göre ben çok baştan çıkarıcıymışım. her zaman kendimi karşı cinse karşı; soğuk ve durağan hissetmiş ve öyle de davranmış biriyimdir. hiç bir şey yapmadan bir insan nasıl baştan çıkarıcı olabilir ki?!?
devamını gör...
atatürk'ün kadınlar hakkında söylediği sözler
birçok gelişmiş ülkelerden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan, çok eşliliği kaldıran, eşit eğitim hakkı getiren, kadınların iş hayatına katılmasını sağlayan ulu önder mustafa kemal atatürk’ün kadınlar için söylediği unutulmayacak mükemmel sözler:

- ey kahraman türk kadını! sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
- dünyada her şey kadının eseridir.
- bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.
her zaman izindeyiz. sevgi, saygı, minnet ve özlemle.

- ey kahraman türk kadını! sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
- dünyada her şey kadının eseridir.
- bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.
her zaman izindeyiz. sevgi, saygı, minnet ve özlemle.
devamını gör...
hobaaa3434
saçmalayan insanlarla dolmuş yazarın nickaltı. kardeşim ister gider ister kalır ya. ne kadar yüklendiniz. yok hayal kırıklığı yok bir sürü insanı üzmek filan gidişinle... tamam birinin kalbini kırdıysa hatası varsa özür dilemeli de ne kadar abarttınız burayı ya... insanları ne kadar ciddiye alıyorsunuz böyle hayret ediyorum. yüklenmeyin. herkes hata vs yapar. hayırlısı olsun.
devamını gör...
juvenoia
t: david finkelhor'un 2010 yılında "gençler salak, bunlardan bir halt olmaz" vesaire gibi, mutlaka herkesin hayatında en az bir kere duyduğu yaşlı tutumunu tanımlamak için literatüre kattığı terim.
juvenile ve paranoia kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir: juvenile* "gençlik, genç" paranoia da paranoya*. özetle, gençleri küçümsemek, gençlere karşı duyulan güvensizlik anlamına gelir.
ilgili makale
sıkıntı editi:
örnek diyalog:
mümtaz dede: "yaw, gençliğe bak yaw(haw haw), anasının babasının yanında yemek yiyor. bizim zamanımızda önce böyükler yer idi. biz de mal gibi ayakta onların yemeğini bitirmesini beklerdik."
ilgili genç: "..."
tabii sadece dedelerle teyzelerle alakalı değil, öğretmenler, akademisyenler vs. herkeste bir parça var. fakat şu durumu da yadsımamak lazım, gençlerin içinde de oldukça anti yaşlıcı olanlar var. kesin bunun da bir adı vardır.
juvenile ve paranoia kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir: juvenile* "gençlik, genç" paranoia da paranoya*. özetle, gençleri küçümsemek, gençlere karşı duyulan güvensizlik anlamına gelir.
ilgili makale
sıkıntı editi:
örnek diyalog:
mümtaz dede: "yaw, gençliğe bak yaw(haw haw), anasının babasının yanında yemek yiyor. bizim zamanımızda önce böyükler yer idi. biz de mal gibi ayakta onların yemeğini bitirmesini beklerdik."
ilgili genç: "..."
tabii sadece dedelerle teyzelerle alakalı değil, öğretmenler, akademisyenler vs. herkeste bir parça var. fakat şu durumu da yadsımamak lazım, gençlerin içinde de oldukça anti yaşlıcı olanlar var. kesin bunun da bir adı vardır.
devamını gör...
memleketinin adını söylemeden anlat
'altın portakal film festivali' desem yeter sanırım.
devamını gör...
yapılmak istenip de yapılamayan şeyler
karavanla dünyayı gezmek, şu an için zor olsa da elbet gerçekleşecek.
devamını gör...
bilgi içerikli tanım girmek
çok hak verdiğim bir başlık olmakla beraber boş yapmayı azaltıp bitirmemi hatırlattığı için teşekkürler uyalım anam
devamını gör...
ayak masajı
hayatımda hiç yapmadığım ve yaptırmadığım masaj türüdür.
ayaklarım gıdıklanır benim.
masaj yerine sıcak suya sokmayı tercih ederim.
ayaklarım gıdıklanır benim.
masaj yerine sıcak suya sokmayı tercih ederim.
devamını gör...
günaydın sözlük
gerçekten günaydın mı artık bilemiyorum. bir döngüye katılmış ve aynı günleri yaşıyormuşum gibi geliyor fakat yine de günümüz aydın olsun.
devamını gör...
24 mart 2021 akp ankara kongresi
akp'nin bu ülkenin başına gelmiş geçmiş en kötü şey olduğunun kanıtı nitelikte kongredir. ben anlamıyorum, bu kadar dindar geçinen sizsiniz, bu kadar islamiyet diye ortalığı ayağa kaldıran sizsiniz ama dünyevi makamlar için bütün insanlığı ayaklar altına alan yine sizsiniz. sizin ne insan olduğunuza ne müslüman olduğunuza inanıyorum. inanan da saftır bence. akp bir tümördür ve bu ülkenin damarlarından acil olarak sökülüp atılması gerekiyor. nasıl yapılacak bilmiyorum, tek bildiğim çok acil olduğu.
devamını gör...
ev ve araba almanın artık çok kolaylaştığını anlatacağız
önce karın nasıl doyar anlatsın sonra sıra ev, arabaya gelir , dediğim durumdur.
devamını gör...
bir tek şey biliyorum
"bir tek şey biliyorum: gürültü, patırtı istemiyorum, karanlık olsun istiyorum, bir yerlere gizleneyim diyorum, bunu istiyorum işte, bunu arıyorum, bunun ardırdan gideceğim, elimde değil."
-franz kafka, milena'ya mektuplar
-franz kafka, milena'ya mektuplar
devamını gör...
naziler ve atatürk
asıl adı: “atatürk in the nazi imagination“ olan kitap, türkçeye “naziler ve atatürk” adıyla çevrilmiştir. yazarı stefan ıhrig’dir. kitaplaştırılan metin, ıhrig’in cambridge’de hazırladığı doktora tezidir esasında.
kabaca söylemek gerekirse: cumhuriyet rejimiyle nazizm arasında bir bağlantı kurar müellif.
bu bağlamda hitler, ermeni ve kürt meselelerinde kemal atatürk’ün takındığı tavırdan oldukça etkilenmiştir ona göre.
ermeni meselesiyle yüzleşilmemesi, dersim’e harekat düzenlenmesi vb.
hitler’in, yahudilere yönelik imha programı oluştururken atatürk’ten esinlendiğini söylemiş ihrig. bunun dışında, mussolini rejiminin de atatürk türkiye’si örneğini esas aldığını vurgulamış. öne sürülen görüşler nedeniyle, 4-5 yıl önce ülkemizde de epey ses getirmişti bu kitap.
kabaca söylemek gerekirse: cumhuriyet rejimiyle nazizm arasında bir bağlantı kurar müellif.
bu bağlamda hitler, ermeni ve kürt meselelerinde kemal atatürk’ün takındığı tavırdan oldukça etkilenmiştir ona göre.
ermeni meselesiyle yüzleşilmemesi, dersim’e harekat düzenlenmesi vb.
hitler’in, yahudilere yönelik imha programı oluştururken atatürk’ten esinlendiğini söylemiş ihrig. bunun dışında, mussolini rejiminin de atatürk türkiye’si örneğini esas aldığını vurgulamış. öne sürülen görüşler nedeniyle, 4-5 yıl önce ülkemizde de epey ses getirmişti bu kitap.
devamını gör...
boş insanla dolu dolu insanla boş muhabbet yapmamak
yazarın virgül kullanmaması sorunsalı.
devamını gör...
cinsel ilişki olmadan ilişki yürür mü sorunsalı
yürümez ulan yürümez. cinsel ilişki olmayacaksa neden ilişki yaşıyoruz? ulan ben sevdiğim insana dokunamayacaksam neden ilişki yaşıyorum?
incir reçeli senaryosu mu yazıyoruz neden cinsel ilişki yaşamıyoruz.
sevişeceksin hayvanlar gibi için içine sığmayacak sevgiden kafayı sıyıracaksın. sevgilinle cinsel hayatını keşfedeceksin mimiklerini tenini ezberleyeceksin.
cinsellik olmayan ilişki yürümez. hatta sağlıklı bir cinsellik olmayan ilişki yürümez. bir taraf diğer tarafı tatmin edemiyorsa yine o ilişki yürümez.
sevdiğin insanı şefkatle okşayamayacaksan sevemeyeceksen ilişkinin bir manası yoktur.
incir reçeli senaryosu mu yazıyoruz neden cinsel ilişki yaşamıyoruz.
sevişeceksin hayvanlar gibi için içine sığmayacak sevgiden kafayı sıyıracaksın. sevgilinle cinsel hayatını keşfedeceksin mimiklerini tenini ezberleyeceksin.
cinsellik olmayan ilişki yürümez. hatta sağlıklı bir cinsellik olmayan ilişki yürümez. bir taraf diğer tarafı tatmin edemiyorsa yine o ilişki yürümez.
sevdiğin insanı şefkatle okşayamayacaksan sevemeyeceksen ilişkinin bir manası yoktur.
devamını gör...
