1.
rebab, hindistan cevizi kabuğu üzerine deri gerilerek yapılan, üç telli, telleri ve yayı at kuyruğundan, perdesiz, yaylı bir müzik aletidir. horasan bölgesinde doğup, hz. mevlânâ ile birlikte anadolu’ya geldiğine ve mevlevî kültürünün bünyesinde geliştiğine dair bilgiler bulunmaktadır.
rebab:
rebab:
devamını gör...
2.
“gönüllerin kırık sazı”olarak da nitelendirilen rebab, uzak doğu’dan orta asya’ya, anadolu’dan kuzey afrika’ya kadar uzanan geniş coğrafyasıyla bir grup telli musiki aletine verilen genel bir isimdir. mızraplı ya da yaylı olarak icra edilir. rübab ismi de verilen bu saz tarihi süreç içerisinde bazı değişimlere uğrasa da kullanıldığı malzeme itibariyle ve manevi tınısıyla medeniyetimizde derin tesirler bırakmıştır. kullanıldığı ülkeye ve ortamına göre farklı rebab çeşitleri mevcuttur.
rebab üç telli çok eski bir çalgıdır ve yaylı çalgıların atasıdır. öyle ki, tarihçesini süleyman peygamber zamanına kadar götürenler vardır. ama bilinen en meşhur icra yeri uygur bölgesidir. çalgının uygurlardaki adı ıklıktır. rebab, ıklığın ortadoğu ve komşu coğrafyalarda değişik biçimlerine verilen ortak addır. kimi zaman rübab olarak da adlandırılmıştır. kelime farsça’dır. osmanlı kemençesi de denilmiştir. sonraları rebab saz kelimesinin yerine kullanılmıştır. meselâ tevfik fikret’in rûbab-ı şikestesi ya da rebab-ı şikestesi kırık saz anlamındadır.
yedi şekil rebabdan bahsedilmektedir: dikdörtgen, yuvarlak, armud, beyzi, yarım, tambur, açı tekneli. bunların bazılarında yay yerine mızrap kullanılmıştır. bazılarında ise tel sayısı da altıya kadar çıkmıştır. ama orijinal rebab şu şekildir: teknesi hindistan cevizi kabuğundan imal edilmiş, üzeri de deriyle kaplanmıştır. sapı ağaçtandır, boyutu ise yaylı tamburu hatırlatacak kadar uzundur. tekneden çıkan sapın alt kısmı dizlerin arasında dik tutularak yay yardımıyla çalınmıştır. telleri ve yayı at kuyruğundan alınmıştır. at kılının, at kılına değmesiyle ortaya çıkan sesi, insanı kendinden alıp ötelere götüren kederli ve etkileyici bir sestir.
bu çalgının endülüs üzerinden avrupa’ya yayıldıktan sonra rubebe, rubec gibi değişik ad ve forumlara dönüştüğü bilinmektedir. anadolu’daki on asırlık kültür serüvenimizde tek yaylı çalgımızdır. rebab tanzimat dönemiyle unutulmuş, sadece mevlevîhanelerde varlığını korumuştur. günümüzde ise rebab icrâcısı oldukça azdır.
rebab üç telli çok eski bir çalgıdır ve yaylı çalgıların atasıdır. öyle ki, tarihçesini süleyman peygamber zamanına kadar götürenler vardır. ama bilinen en meşhur icra yeri uygur bölgesidir. çalgının uygurlardaki adı ıklıktır. rebab, ıklığın ortadoğu ve komşu coğrafyalarda değişik biçimlerine verilen ortak addır. kimi zaman rübab olarak da adlandırılmıştır. kelime farsça’dır. osmanlı kemençesi de denilmiştir. sonraları rebab saz kelimesinin yerine kullanılmıştır. meselâ tevfik fikret’in rûbab-ı şikestesi ya da rebab-ı şikestesi kırık saz anlamındadır.
yedi şekil rebabdan bahsedilmektedir: dikdörtgen, yuvarlak, armud, beyzi, yarım, tambur, açı tekneli. bunların bazılarında yay yerine mızrap kullanılmıştır. bazılarında ise tel sayısı da altıya kadar çıkmıştır. ama orijinal rebab şu şekildir: teknesi hindistan cevizi kabuğundan imal edilmiş, üzeri de deriyle kaplanmıştır. sapı ağaçtandır, boyutu ise yaylı tamburu hatırlatacak kadar uzundur. tekneden çıkan sapın alt kısmı dizlerin arasında dik tutularak yay yardımıyla çalınmıştır. telleri ve yayı at kuyruğundan alınmıştır. at kılının, at kılına değmesiyle ortaya çıkan sesi, insanı kendinden alıp ötelere götüren kederli ve etkileyici bir sestir.
bu çalgının endülüs üzerinden avrupa’ya yayıldıktan sonra rubebe, rubec gibi değişik ad ve forumlara dönüştüğü bilinmektedir. anadolu’daki on asırlık kültür serüvenimizde tek yaylı çalgımızdır. rebab tanzimat dönemiyle unutulmuş, sadece mevlevîhanelerde varlığını korumuştur. günümüzde ise rebab icrâcısı oldukça azdır.
devamını gör...
3.
beşiktaş abbasağa’da bir sokak ismi.
devamını gör...