1.
devlet için de devlet realitesinin dine uyarlanmış hali olup günümüzde içinden yeşerdikleri dinin bile önüne geçerek başlı başına ayrı bir inanç haline geldikleri ülkece malumunuzdur..ülkem bazında konuşacak olursak bölücülüğün en sinsi ve görünmez kolunu oluşturup yıkıcı bir etkiyi bünyesinde taşırlar.pek çok ülkede tarikat bulunmakla birlikte içerik bakımından ikiye ayrılırlar. ilki ayrı bir inancı temsil eden oluşumlar ikincisinde ise mensup oldukları dinin içinde farklı bir meşrebi meydana getiren yapılar olarak günümüzde faaliyet göstermektedirler.
devamını gör...
2.
tarikatler tüm islam kültürlerinde bulunan toplum örgütlenmeleridir.
osmanlıların batı ülkelerinden geri kalmasında bu yapılarda suçlanmıştır. sonunda cumhuriyetle birlikte tekke ve zaviyelerin kapatılmış ve tarikatler illegal yeraltı yapılanmalarına dönüşmüştür.
osmanlının geri kalmasının suçlusu tarikatlermidir?
esasında bu sorunun cevabi hayırdır.
emir komuta zincirinde çalışan gruplar olduğu için tarikatler hep bir tehdit olarak görülmüştür. osmanoğlu ailesinden tarikat mensubu olduğu bilinen kimse yoktur.
burada osmanlının eyalet sisteminin bozulduğunu, fetret devrinden sonra eyalet yapısından üniter askeri diktatörlük yapısına geçtiğininin altını çizmek lazımdır.
uniter askeri diktatörlük yapısından esneklik ve dünyaya ayak uydurmayı beklemek saçmadır.
tarikatleri suçlayıp bunlar şarap içip bale yapsaydı geri kalmazdık şeklinde olaya yaklaşmak doğru değildir. avrupanın teknik olarak ileri gitmesini bale yapmak sağlamadı. ampul bulan balerin yoktur.
19.yy ye kadar osmanlılar kendilerinin en ileri medeniyet olduğu yanılgısına sahipti. tipik bir osmanlının gözünde avrupalılar tuvalet bilmeyen, banyo yapmaktan haberi olmayan, pis kokan fevkalade geri insanlardı. özellikle barön dö tott türklerin avrupalılar hakkındaki bu ön yargılarına çok şaşırmıştır.
osmanlı-rus savaşı ve ali paşa ayaklanmasına kadar osmanlılar hep bu yanılgıya sahipti. osmanlı rus savaşındaki mağlubiyet pek o kadar ileri olmadığını farketmelerine yol açtı. artık yardıma ihtiyaçları vardı. dün avrupa ülkelerine elçi bile yollamayan, geri olduğunu sandığı için orda ne var ne yok bakmaya tenezzül etmeyen osmanlılar artık avrupayı takip etmek zorundaydı.
batıda kilise gerici olarak görülüp çok eleştirilmişti,
oysaki bilimsel düşünce kiliselerin açtığı okullar ve bazı keşisler tarafından başlatıldı. aquinalı thomas ve thomasso campanella dan bahsetmeyeceksek avrupanın gelişiminin sebeplerini fena halde ıskalarız.
medyanın önemi ve değeri konusuysa batılıların farketmediği birşeydir. avrupada tekniğin gelişimi ve uyanış birazda medyayla ilgilidir. 15. yyden itibaren italyada gazteler çıkmaya başlamıstır, oxfordun bilimsel dergi çıkarması 17. yydir. bunlar olmasa dünya hakkındaki farkındalığımız hiç olmayacaktı.
osmanlıda ilk gazete mısırda mehmet ali paşa tarafından çıkarıldı. istanbulda ilk gazete devlet tarafından birkaç sene sonra çıkarıldı. mutlaka italyada dolaşan mecmuaları görüp yayınlayan birileri olmuştur ancak, osmanlının askeri diktatörlük yapısı bunu yasaklamış olmalı. türkiyede gazte ve kitap basılmamasının tarikatlerle bir alakası yoktur. bu yönetimin diktatörlük benzeri yapısıyla alakalı olmalı. medyanın olmadığı bir dünyada ve bölgede aydınlanmanın olması mümkün değildir.
özetle tek merkezci üniter diktatörlük sistemi islam dünyasının geri kalmasının sebebidir. ıslam dünyasının genelde çöl olması kömür kaynaklarının avrupa ve kuzey amerikada bulunmasıda bir başka faktördür. güneyde kömür kaynakları olsaydı muhtemelen 19yyde sanayi olarak gelişecek bölgeler güney ülkeleri olabilirdi. doğal kaynakların payıda yadsınmamalıdır.
osmanlıların batı ülkelerinden geri kalmasında bu yapılarda suçlanmıştır. sonunda cumhuriyetle birlikte tekke ve zaviyelerin kapatılmış ve tarikatler illegal yeraltı yapılanmalarına dönüşmüştür.
osmanlının geri kalmasının suçlusu tarikatlermidir?
esasında bu sorunun cevabi hayırdır.
emir komuta zincirinde çalışan gruplar olduğu için tarikatler hep bir tehdit olarak görülmüştür. osmanoğlu ailesinden tarikat mensubu olduğu bilinen kimse yoktur.
burada osmanlının eyalet sisteminin bozulduğunu, fetret devrinden sonra eyalet yapısından üniter askeri diktatörlük yapısına geçtiğininin altını çizmek lazımdır.
uniter askeri diktatörlük yapısından esneklik ve dünyaya ayak uydurmayı beklemek saçmadır.
tarikatleri suçlayıp bunlar şarap içip bale yapsaydı geri kalmazdık şeklinde olaya yaklaşmak doğru değildir. avrupanın teknik olarak ileri gitmesini bale yapmak sağlamadı. ampul bulan balerin yoktur.
19.yy ye kadar osmanlılar kendilerinin en ileri medeniyet olduğu yanılgısına sahipti. tipik bir osmanlının gözünde avrupalılar tuvalet bilmeyen, banyo yapmaktan haberi olmayan, pis kokan fevkalade geri insanlardı. özellikle barön dö tott türklerin avrupalılar hakkındaki bu ön yargılarına çok şaşırmıştır.
osmanlı-rus savaşı ve ali paşa ayaklanmasına kadar osmanlılar hep bu yanılgıya sahipti. osmanlı rus savaşındaki mağlubiyet pek o kadar ileri olmadığını farketmelerine yol açtı. artık yardıma ihtiyaçları vardı. dün avrupa ülkelerine elçi bile yollamayan, geri olduğunu sandığı için orda ne var ne yok bakmaya tenezzül etmeyen osmanlılar artık avrupayı takip etmek zorundaydı.
batıda kilise gerici olarak görülüp çok eleştirilmişti,
oysaki bilimsel düşünce kiliselerin açtığı okullar ve bazı keşisler tarafından başlatıldı. aquinalı thomas ve thomasso campanella dan bahsetmeyeceksek avrupanın gelişiminin sebeplerini fena halde ıskalarız.
medyanın önemi ve değeri konusuysa batılıların farketmediği birşeydir. avrupada tekniğin gelişimi ve uyanış birazda medyayla ilgilidir. 15. yyden itibaren italyada gazteler çıkmaya başlamıstır, oxfordun bilimsel dergi çıkarması 17. yydir. bunlar olmasa dünya hakkındaki farkındalığımız hiç olmayacaktı.
osmanlıda ilk gazete mısırda mehmet ali paşa tarafından çıkarıldı. istanbulda ilk gazete devlet tarafından birkaç sene sonra çıkarıldı. mutlaka italyada dolaşan mecmuaları görüp yayınlayan birileri olmuştur ancak, osmanlının askeri diktatörlük yapısı bunu yasaklamış olmalı. türkiyede gazte ve kitap basılmamasının tarikatlerle bir alakası yoktur. bu yönetimin diktatörlük benzeri yapısıyla alakalı olmalı. medyanın olmadığı bir dünyada ve bölgede aydınlanmanın olması mümkün değildir.
özetle tek merkezci üniter diktatörlük sistemi islam dünyasının geri kalmasının sebebidir. ıslam dünyasının genelde çöl olması kömür kaynaklarının avrupa ve kuzey amerikada bulunmasıda bir başka faktördür. güneyde kömür kaynakları olsaydı muhtemelen 19yyde sanayi olarak gelişecek bölgeler güney ülkeleri olabilirdi. doğal kaynakların payıda yadsınmamalıdır.
devamını gör...
3.
bugünkü hepsi yeraltı örgütleri olan tarikatlere gelirsek. hiçbir eğitimi olmayan, nerden türediği, kime hizmet ettiği belirsiz kişilerin yönettiği bu ucube yapılar dalga konusudur. bence tarikatlerin legalize edilip camilerin tarikatlere verilmesi, devletide diyaneti finanse etme yükünden kaldıracaktır, tarikatleride gizli kapaklı çalışmak zorunda olan örgütler olmaktan kurtaracaktır. ayrıca yerüstü yapısı olan bir kurumu kontrol ve denetim altında tutmak tümüyle yeraltı yapısı olan organizasyonları takip etmekten daha kolaydır. tarikatlerin legalize edilmesi ve bunların yöneticilerinin nasıl seçileceğine dair hükümler koyulması lazımdır.
devamını gör...