yalanlara inanarak gerçeğe kör olma durumu
başlık "cedi" tarafından 24.03.2021 13:33 tarihinde açılmıştır.
1.
istanbul sözleşmesi imzalandığı için kadın cinayetlerinin arttığını savunma durumu.
not: yukarıdaki tanımda kadınların istanbul sözleşmesi imzalandigi için öldürüldüğü iddiası eleştirilmiştir. sayısal olarak cinayetlerin her yıl bir öncekinden daha fazla işlendiğini biliyorum elbette. ancak bu artışın sebebi bir sözleşme değil -ki bu sözleşme 2012 yılında imzalanmasina rağmen bir iki yıl öncesine kadar toplumun çoğunluğu tarafından bilinen bir olay bile değildi- kadının her anlamda degersizlestirilmesi ve cezasız kalan suclardır. elestiriyi anlamayıp ya da anlamak istemeyip istatistiklere göre arttı neresi yalan diye mesaj atmayın lütfen.
not: yukarıdaki tanımda kadınların istanbul sözleşmesi imzalandigi için öldürüldüğü iddiası eleştirilmiştir. sayısal olarak cinayetlerin her yıl bir öncekinden daha fazla işlendiğini biliyorum elbette. ancak bu artışın sebebi bir sözleşme değil -ki bu sözleşme 2012 yılında imzalanmasina rağmen bir iki yıl öncesine kadar toplumun çoğunluğu tarafından bilinen bir olay bile değildi- kadının her anlamda degersizlestirilmesi ve cezasız kalan suclardır. elestiriyi anlamayıp ya da anlamak istemeyip istatistiklere göre arttı neresi yalan diye mesaj atmayın lütfen.
devamını gör...
2.
ülkeyi atvden ibaret sanma durumudur.
devamını gör...
3.
“cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gelmezse ekonomi biter” sözüne inananların yaşadığı durumdur
devamını gör...
4.
(bkz: mağara alegorisi)
devamını gör...
5.
mitomani hastalığıdır adı. kişilerin kendine söylediği yalana inanma durumudur. mitomani hastaları, gerçekleri söyledikleri yalanlar ile örtmeye çalışırlar ve bir süre sonra söyledikleri yalanlara kendileri inanırlar.
gerçeği görememek, hayalini kurduğun bir dünyaya inanmak çok kötü olsa gerek. daha kişi kendini tanımıyorken, kendi yalanlarının yarattığı bir hayata inanıyor. bu durumda olan insanların çoğu yalana inandığını itiraf edemiyor. itiraf edemediği içinde tüm ilişkilerinde problem yaşıyor.
kendini olduğundan daha büyük göstermeye çalışan insanlar vardır. bu insanların çoğu bir çok yalana tutulmuş, kendi benliklerini bulamamış insanlardır. o yalanlar ile mutludur ama sonu her zaman hüsran ile biter. bazıları da bilinçsiz bir şekilde gerçeklerden kaçar. bilerek ve isteyerek değil, bilmeyerek uzaklaşır gerçeklerden. yüzleşmek istemez, korkar gerçeklerden. başka insanlar tarafından pohpohlanan, yalanlara inandırılan insalar vardır. bence o hastalık değil, kişinin direkt kendi salaklığıdır.
her zaman söyledim, buraya tanımlar da girdim. kişi önce kendini tanımalı. kendisi ile tanışmalı. kendisini tanımayan insan yapacağı her işte, her ilişkide sıkıntı yaşar. her zaman yalan söyleme isteği duyar. kendini tanımadıktan, bilmedikten sonra başka bir insanı tanısan ne olur.
gerçeği görememek, hayalini kurduğun bir dünyaya inanmak çok kötü olsa gerek. daha kişi kendini tanımıyorken, kendi yalanlarının yarattığı bir hayata inanıyor. bu durumda olan insanların çoğu yalana inandığını itiraf edemiyor. itiraf edemediği içinde tüm ilişkilerinde problem yaşıyor.
kendini olduğundan daha büyük göstermeye çalışan insanlar vardır. bu insanların çoğu bir çok yalana tutulmuş, kendi benliklerini bulamamış insanlardır. o yalanlar ile mutludur ama sonu her zaman hüsran ile biter. bazıları da bilinçsiz bir şekilde gerçeklerden kaçar. bilerek ve isteyerek değil, bilmeyerek uzaklaşır gerçeklerden. yüzleşmek istemez, korkar gerçeklerden. başka insanlar tarafından pohpohlanan, yalanlara inandırılan insalar vardır. bence o hastalık değil, kişinin direkt kendi salaklığıdır.
her zaman söyledim, buraya tanımlar da girdim. kişi önce kendini tanımalı. kendisi ile tanışmalı. kendisini tanımayan insan yapacağı her işte, her ilişkide sıkıntı yaşar. her zaman yalan söyleme isteği duyar. kendini tanımadıktan, bilmedikten sonra başka bir insanı tanısan ne olur.
devamını gör...
6.
insan mutlu olmak adına kendi kendini kandırma durumudur. dost acı söyler demişler ve bu durumda da gerçekleri duymak insana iyi gelmiyor arkadaş. kimisi içer unutur, kimisi de böyle kendini kandırır yalanlar ile ve acısını dindirir.
devamını gör...
7.
her satıcının bir alıcısı vardır.
hayatta da böyledir ,bireysel yaşantıda da.
sorgulamak ve gördüklerinizden ibaret olanların doğru olup olmadığını araştırmak insani bir görevdir.
konu ne olursa olsun insan sorgulamalıdır, hele bu topraklarda siyaseti ve siyasetçiyi her an sorgulamalıdır toplum.
tabi bunun için de bir aydınlanma şart ve bunu dürüst, eğitimli insanlarla sağlarız.
bir tane ülke, bir tane türkiye var ve elimizden kayıp gidiyor maalesef.
hayatta da böyledir ,bireysel yaşantıda da.
sorgulamak ve gördüklerinizden ibaret olanların doğru olup olmadığını araştırmak insani bir görevdir.
konu ne olursa olsun insan sorgulamalıdır, hele bu topraklarda siyaseti ve siyasetçiyi her an sorgulamalıdır toplum.
tabi bunun için de bir aydınlanma şart ve bunu dürüst, eğitimli insanlarla sağlarız.
bir tane ülke, bir tane türkiye var ve elimizden kayıp gidiyor maalesef.
devamını gör...
8.
sanki şaban oluyorlar da, ben bihter hanım'ım.
-mastor bey, burada mısınız?
-evet.
-yaralarınıza merhem olabileceğimi düşündüm.
-yaa, öyle mi?
-evet.
çok güzel ama ya. ben sana iyi geleceğim filan. ulan hanginiz iyi geldiniz de. neyse. bırakayım da anlatsınlar. severler yalanları.
her şey muhteşem gerdanımdan faide sağlayana kadar. puuu. fevasızlar.
-mastor bey, burada mısınız?
-evet.
-yaralarınıza merhem olabileceğimi düşündüm.
-yaa, öyle mi?
-evet.
çok güzel ama ya. ben sana iyi geleceğim filan. ulan hanginiz iyi geldiniz de. neyse. bırakayım da anlatsınlar. severler yalanları.
her şey muhteşem gerdanımdan faide sağlayana kadar. puuu. fevasızlar.
devamını gör...
9.
fanatik insanların hastalığı.bir kişiye,kuruma,partiye,klübe körü körüne bağlanırlar.
o oluşum ne yaparsa yapsın ,yanlış da yapsa onu doğru gibi görür,kendini inandırır.
sonuçta kendi egoları,çıkarları ön plandadır zaten.
kendi mutluluğu söz konusu ise isterse gönül verdiği oluşum dünyayı yaksın umurunda olmaz.
''her sonuçta pay kapmak dünya kuralı olmuş,
taştan bozma kalplerse hep kanla dolmuş.''
ceza
o oluşum ne yaparsa yapsın ,yanlış da yapsa onu doğru gibi görür,kendini inandırır.
sonuçta kendi egoları,çıkarları ön plandadır zaten.
kendi mutluluğu söz konusu ise isterse gönül verdiği oluşum dünyayı yaksın umurunda olmaz.
''her sonuçta pay kapmak dünya kuralı olmuş,
taştan bozma kalplerse hep kanla dolmuş.''
ceza
devamını gör...
10.
bir tercihtir. kastetmeden yapılması mümkün değil. bazen bir gruba dahil olmak bazen de mahalle baskısından kurtulmak adına içine düşülebilir. hele de ülkemizde bunun net örnekleri o kadar fazla ki... bir medya kuruluşunu izleyenler pembe rüyalar otelinde yaşadıklarını sanıyor. diğer medya kuruluşunu izleyenler ise zindanlarda çürüdüğünü. doğru, yalan, gerçek, sahte bir önemi yok. görüşünü destekleyen her şeyi doğru kabul edebilirler. özetle kafayı yemişler.
devamını gör...
11.
yalanlara inanmak ve gerçeğe kör olmak yetişkin olmamanın belirtisidir. lakin ama medya ama maddi veya manevi bahanelerle insalar gerçeğe karşı algılarını kapatıyorlar , oysa olması gereken sadece gerçeğin ve hakkın haklının şövalyeliğini yapmalı aydınım diyen veya aydın olmak istiyen kişi, kimsenin adamı taşeronu olmamalı.
devamını gör...
12.
havuz medyası izleyip erdoğanın pembe hayal dünyasını gerçek zannetme durumudur.
devamını gör...
13.
''yerli milli jetimiz 2023te göklerde''
'hüğlooooğğğğ gıçının kılı olayık'
'hüğlooooğğğğ gıçının kılı olayık'
devamını gör...
14.
yalanin icinde yalan yasayan toplumun ekseriyetinin bihaber oldugu hadise.
devamını gör...
15.
yalanlarla yaşayıp mutlu olmak vs gerçeklerle yaşayıp mutsuz olmak: #2984302
yalanlarla yaşayıp mutlu olmak, gerçek bir mutluluk getirmez kişiye veya topluluğa. uyuşturucu bağımlıları da böyledir, diğer zamazingolara olan bağımlılar da. sahtedir bu. tepeden tırnağa sahtedir hem de. bir yerden sonra o yalanların da bağımlısı olursunuz zaten, yenilerini üretmek zorunda kalırsınız ve zamanla yorgun düştükçe bu konuda üretkenliğiniz azalır, kendinizi kandıramamaya başlarsınız.
esaretin bedeli filminde brooks karakteri, uzun süreli mahkumluk sürecinde hapishanenin kütüphanecisi olarak, mahkumlara kitap temin ederek ve kendini bir şekilde önemli hissederek mutlu oluyordu. filmi izlemiş olanlar nur yüzlü bey amcamızın sürekli gülümsediğini hatırlayacaktır. ancak dışarı çıkacağı kesinleşince tavrı sert şekilde değişmişti. dışarıda da gerçeklerle yüzleşmiş ve buna dayanamayarak hayatına son vermişti.
red öyle değildi ama. o da aynı hapishanedeydi. şartlı tahliye görüşmelerinin tümünde aslında yalan söyleyip ıslah olduğunu, dışarı çıkmaya hazır hale geldiğini söylüyordu ama aslında bunlara kendi bile inanmıyordu. o, zaten en başından beri pişmandı işlediği suçtan. son görüşmesinde mutlu eden yalanlardan vazgeçti, gerçeklerle yüzleşti. sonra serbest kaldı ve ona ilham veren, işlemediği günah yüzünden cehenneme (hapse) atılmış bir isa olan andy'nin peşinden gitti ve cennete ulaştı.
umut iyi bir şeydir. gerçeklerle, kendinizle, günahlarınızla yüzleşebilmek de öyle.
red'in girdiği son şartlı tahliye görüşme odası aslında bir günah çıkarma kabinidir.
gerçeklerle yüzleşmek sizi mutsuz etmez. sizi, siz yapar.
*** *** ***
bir toplumun kendi geçmişiyle olduğu gibi yüzleşmesi kötü bir şey değildir. her ülkenin kuruluşunda normalde kabul edilmeyecek şeyler yaşanmıştır, terör eylemleri dahil. zaten bunlarda başarılı olabildiğiniz zaman ülkenizi kurabilir ve varlığını başkalarına kabul ettirebilirsiniz. derler ki "oğlum manyak bunlar, deli bunlar, biz bunları ülke olarak tanıyalım da bize bulaşmasınlar."
link
"uzman değilim, ahlam kesiyorum. bu ülkenin sorunu, hem bireysel hem de toplumsal manada “kendini tanımaması ve inkâr etmesi”
neredeyse bütün ülke “ben çok yemek yemem ki” diyerek gezinen obur insanlar gibi.
kendini inkar devletin de sorunu.
ne olup ne olmadığını kabullenmiyor."
erdem abaka
yalanlarla yaşayıp mutlu olmak, gerçek bir mutluluk getirmez kişiye veya topluluğa. uyuşturucu bağımlıları da böyledir, diğer zamazingolara olan bağımlılar da. sahtedir bu. tepeden tırnağa sahtedir hem de. bir yerden sonra o yalanların da bağımlısı olursunuz zaten, yenilerini üretmek zorunda kalırsınız ve zamanla yorgun düştükçe bu konuda üretkenliğiniz azalır, kendinizi kandıramamaya başlarsınız.
esaretin bedeli filminde brooks karakteri, uzun süreli mahkumluk sürecinde hapishanenin kütüphanecisi olarak, mahkumlara kitap temin ederek ve kendini bir şekilde önemli hissederek mutlu oluyordu. filmi izlemiş olanlar nur yüzlü bey amcamızın sürekli gülümsediğini hatırlayacaktır. ancak dışarı çıkacağı kesinleşince tavrı sert şekilde değişmişti. dışarıda da gerçeklerle yüzleşmiş ve buna dayanamayarak hayatına son vermişti.
red öyle değildi ama. o da aynı hapishanedeydi. şartlı tahliye görüşmelerinin tümünde aslında yalan söyleyip ıslah olduğunu, dışarı çıkmaya hazır hale geldiğini söylüyordu ama aslında bunlara kendi bile inanmıyordu. o, zaten en başından beri pişmandı işlediği suçtan. son görüşmesinde mutlu eden yalanlardan vazgeçti, gerçeklerle yüzleşti. sonra serbest kaldı ve ona ilham veren, işlemediği günah yüzünden cehenneme (hapse) atılmış bir isa olan andy'nin peşinden gitti ve cennete ulaştı.
umut iyi bir şeydir. gerçeklerle, kendinizle, günahlarınızla yüzleşebilmek de öyle.
red'in girdiği son şartlı tahliye görüşme odası aslında bir günah çıkarma kabinidir.
gerçeklerle yüzleşmek sizi mutsuz etmez. sizi, siz yapar.
*** *** ***
bir toplumun kendi geçmişiyle olduğu gibi yüzleşmesi kötü bir şey değildir. her ülkenin kuruluşunda normalde kabul edilmeyecek şeyler yaşanmıştır, terör eylemleri dahil. zaten bunlarda başarılı olabildiğiniz zaman ülkenizi kurabilir ve varlığını başkalarına kabul ettirebilirsiniz. derler ki "oğlum manyak bunlar, deli bunlar, biz bunları ülke olarak tanıyalım da bize bulaşmasınlar."
link
"uzman değilim, ahlam kesiyorum. bu ülkenin sorunu, hem bireysel hem de toplumsal manada “kendini tanımaması ve inkâr etmesi”
neredeyse bütün ülke “ben çok yemek yemem ki” diyerek gezinen obur insanlar gibi.
kendini inkar devletin de sorunu.
ne olup ne olmadığını kabullenmiyor."
erdem abaka
devamını gör...
16.
bir tutam aptallık, bir tutam ahmaklık, birkaç tutam cehalet ile ortaya çıkan körlük. siyasi olanına din mürekkebi ile yazılmış bir tutam büyü ekleyebilirsiniz.
devamını gör...
17.
bu konu çok deli dehşet bir konu.. buna hadi insanları geçtim, kendi kendine yapılan manipülasyon olarak görüyorum.
benim için öğrenilmiş çaresizlik dedikleri şeyle aynı neredeyse.. adım atmaktan korkmak, kabuğundan çıkmak, hayatının alt üst olacağını bilmek, belirsizlik bilmem ne.. bisürü bissürü bu minvalde bir şeyler..
insan tanıdık olduğu, bildiği durumlar içeisinde kalmayı seviyor, sevmese bile tanıdık yani… en bildiği hal..en aşina olduğu hisler…dışardan görünen ne kadar bok gibi olsa da, içindeyken asla anlamıyor..
maalesef.
benim için öğrenilmiş çaresizlik dedikleri şeyle aynı neredeyse.. adım atmaktan korkmak, kabuğundan çıkmak, hayatının alt üst olacağını bilmek, belirsizlik bilmem ne.. bisürü bissürü bu minvalde bir şeyler..
insan tanıdık olduğu, bildiği durumlar içeisinde kalmayı seviyor, sevmese bile tanıdık yani… en bildiği hal..en aşina olduğu hisler…dışardan görünen ne kadar bok gibi olsa da, içindeyken asla anlamıyor..
maalesef.
devamını gör...