kuzenim. hukuk profesörü oldu, tabii ki beyniyle beraber çoktaan yurtdışına göçtü, hollanda'da kendisi.
devamını gör...

ingiltere doğumlu iskoç-türk müzisyen.
güzelim türkülerimizin arasında kaybolmuşken tanımadığım bir ses geldi kulağıma ve resmen mest oldum.
buradan
tabi sonra söylediği birçok şarkıyı, türküyü dinledim ve hakkında biraz araştırma yaptım.
meğer paul ağabeyimiz endipol grubunun pol'ü imiş. 1988 yılında ülkemize gelmişler ve geliş o geliş. paul dwyer istanbul'da çalıştığı otelde önce şimdiki eşine (türk) sonra da anadolu müziğine aşık olup kalmış burada. anadoluyu adım adım gezmiş, bağlama çalmayı öğrenmiş ve hatta merhum aşık veysel'in sazı ile saz çalmak nasip olmuş kendisine. öyle bizden biri olmuş ki milli bayramlarımızı kutlar, milli acılarımızı sahiplenir olmuş.
10. yıl marşı
çanakkale türküsü
ben kendisinin kadife sesini çok sevdim. iyi ki yolu düşmüş buralara. var olsun.
devamını gör...

meşhur sokak heykelleri. favorim olan dört tanesini paylaşıyorum.

porsuk çayı yanındaki çekirdek çitleyen eşşek heykeli.
görsel

barlar sokağı girişinde yer alan "şişede durduğu gibi durmaz" yazılı, yanında içki şişesi bulunan ve bank üzerinde sızmış adam heykeli.
görsel

dedikodu yapan/ muhabbet eden iki kadını simgeleyen tatlı şeyler heykeli (maske mesafe hijyen temalı).
görsel

madenci heykeli.
görsel
devamını gör...

ilk sürümü eylül 2011 tarihinde yayınlanmış amblemi hayalet emojisi olan sarı renk konseptli sosyal meyda platformu. hikaye ve filtre özellikleri ile bir dönem çok özel olan ama sonrasında neredeyse bütün sosyal medya platformlarına hikaye ve filtre özelliği gelmesi ile yüksek popüleritesini kaybetmiş uygulama. amerikan ve ingilizler konsepti sevdiği için bolca kullanıyor. son dönemde büyük bir arap kullanıcı yoğunluğu olduğunu düşünüyorum. türkiye içinde bile tek story atanlar çoğunlukla arap kesim oluyor. türkiye içinde büyük popüler değil son dönemlerde. kullanıcı sayısı dünya üzerinde diğer platformlardan az olmasına rağmen varlığını sürdürmektedir. hikaye özelliği diğer platformlar tarafından kullanılmasaydı kesinlikle bu durumlarda olmayacaktı. umarım kafa sözlük asla hikaye özelliği getirmez diye umuyorum.
devamını gör...

kendini acındırmayı sevmeyen kişi ya da başka bir bireye fiziksel, psikolojik ve sosyolojik olarak ihtiyaç duymayan, kendi kendine yetebilen bireydir.
devamını gör...


kurtuluş savaşı sonrasında vatandaşların sadece %3-4'ünün okuma yazması vardı. halkın %80'i köylerde yaşıyordu. atatürk ilk defa köy enstitülerinin kuruluş yasalarını çıkardı. ilk önce askerliğini çavuş olarak yapmış erlerden köy öğretmeni yetiştirilip köylerine öğretmen olarak gönderilme projesini önerdi ve bu proje uygulandı.

köy enstitüsü, türkiye'de ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılan okul türü. tamamen türkiye'ye özgü olan bu eğitim projesini 28 aralık 1938 tarihinde milli eğitim bakanı olan hasan âli yücel bizzat yönetti.

türkiye'de köy enstitüsü fikri ilk kez amerikalı eğitim filozofu john dewey tarafından savunuldu.dewey, özellikle kırsal bölgelerdeki okulların toplum yaşam merkezi haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. türkiye'de okulun yerel koşullara uyarlanması sorunu eğitim felsefesinin özünü oluşturuyordu. köy enstitüleri, john dewey'in iş ve eğitimi birleştirme fikrini yerine getirmek için tasarlanmıştır. mezunların aynı anda hem okul öğretmenleri hem de toplumun eğitmeni olması bekleniyordu. öğrenciler aslında kendi okullarını, evlerini, kışlalarını, iş yerlerini vb. inşa ettiler ve birlikte yaparak ve yaşayarak üretim ile eğitimi kaynaştırdılar.

neredeyse tüm anadolu'nun okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeği göz önüne alınarak, dönemin cumhurbaşkanı ismet inönü'nün himayesinde, millî eğitim bakanı hasan âli yücel tarafından ismail hakkı tonguç'un çabalarıyla köylerden ilkokul mezunu zeki çocukların bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere giderek öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiyle kuruldular. geleneksel öğretmen okullarında yetişmiş öğretmenler için köylerde öğretmenlik yapmak, istenerek yapılacak bir görevden çok zorunluluk olarak algılanıyordu. gönüllü ve özverili öğretmenlerin sayısı azdı. oysa okuma yazma oranı cumhuriyet ilk kurulduğu yıllarda %5 bile değildi. bunun yanında nüfusun %80'lik bölümü köylerde yaşıyordu. köy enstitüleri'nin kurulması ve yaygınlaşması konusunda pedagoji uzmanı halil fikret kanad'ın önemli çalışmaları vardı. kanad, zorunluluktan değil özveriyle öğrenci yetiştirecek köye göre öğretmen fikrini savunmuştu.

1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında köy ensititüleri açıldı. türkiye'de seçilen şehirlerden uzak ancak tren yollarına yakın tarıma elverişli 21 bölgede köy ilkokullarına öğretmen yetiştirmek üzere açılmıştı. öğretmenler köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma ve temel bilgileri kazandıracak hem de modern ve ilmi tarım tekniklerini öğretecekti. öğretmenler gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretecekti. kitaba deftere dayalı öğretim yerine iş için, iş içinde eğitim ilkesi tatbik ediliyordu. her köy enstitüsünün kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardı. derslerin %50'lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyordu. geri kalanı ise uygulamalı eğitimdi.

1940-1946 arasında köy enstitülerinde 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve üretim yapılmıştı. aynı dönemde 750.000 yeni fidan dikilmişti. oluşturulan bağların miktarı ise 1.200 dönümdü. ayrıca 150 büyük inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santrali, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 km. yol yapılmıştı. sulama kanalları oluşturularak enstitü öğrencilerinin uygulamalı eğitim gördüğü çiftliklere sulama suyu öğrenciler tarafından getirilmişti.

köy enstitüsü uygulaması hasan âli yücel'in 1946'da milli eğitim bakanlığından ayrılmasına değin devam etmiştir. hasan âli yücel'den sonra milli eğitim bakanı olan reşat şemsettin sirer zamanında köy öğretmen okullarına dönüştürülmüştür. bu okullar da demokrat parti döneminde 27 ocak 1954'te kapatılmıştır. kapatıldığı 1954 yılına kadar köy enstitülerinde 1.308 kadın ve 15.943 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni yetişmişti. fakir baykurt, ümit kaftancıoğlu, talip apaydın, mahmut makal, mehmet başaran, pakize türkoğlu, hatun birsen başaran, ali dündar, mehmet uslu ve dursun akçam gibi önde gelen yazarlar ve düşünürler bu okullarda yetişmişlerdir.

dersler ;
okullar tarıma elverişli arazisi olan köylerin yakınlarında kuruldu. amaçlarından biri de köylülerin alternatif tarım tekniklerini öğretmekti. arıcılık bilinmeyen köylerde arıcılık, bağcılık bilinmeyen köyde bağcılık öğretiliyordu. enstitüye atanan öğretmen gittiği köyde okul binasını köylülerin yardımıyla yapabilecek kadar inşaat bilgisi de öğreniyordu. köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor aynı zamanda ziraatçilik, sağlıkçılık, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık ve marangozluk konularını da uygulamalı olarak öğreniyordu. enstitülerin hepsinin kendisine ait tarım arazileri, atölyeleri vardı. bu sayede öğretmenler kendi okullarını gittiği köyde köylülerin işbirliği ile inşa ediyor ve devletin okul yapmasına gerek kalmıyordu.
hasanoğlan köy enstitüsü, diğer köy enstitülerini kuran köy enstitüsü öğrencileri tarafından inşa edilmişti. köy enstitülerinden mezun olan öğretmenlere yetiştirildikleri branşa ve gönderilecekleri köye göre 150 parçaya varan alet ve edevat veriliyordu. öğretmenler bu alet ve edevat ile köylülerin de yardımıyla köy okulunu inşa ediyor ve köylülere hem modern tarım tekniklerini hem de okuma yazmayı ve hatta müzik aletleri çalmayı öğretiyordu.

hasan âli yücel milli eğitim bakanlığı döneminde dünya klasiklerini türkçeye tercüme ettirmişti. köy enstitüleri öğrencileri her sene 25 tane klasik romanı okumakla yükümlüydü. bu sayede zeki köy çocuklarından engin entelektüel birikimleri olan aydınlar oluşuyordu. bu aydın köy öğretmenleri en az bir tane müzik aletini çalmasını da öğreniyordu. aşık veysel köy enstitülerinde müzik derslerinde öğrencilere bağlama çalmasını gösteriyordu.

sabahın erken saatlerinde uyanan öğrenciler kızlı ve erkekli zeybek ve halk oyunları oynayarak sabah sporlarını da yapmış oluyorlardı. daha sonra kahvaltı ardından zorunlu okuma saati vardı. kahvaltıyı kendilerinden önce kalkıp fırında ekmek pişiren öğrenci arkadaşları hazırlıyordu.

bu bakımlardan köy enstitüleri yaparak öğrenim konusunda dünyada benzeri görülmemiş bir örnek oluşturmuş ve birçok akademik inceleme ve araştırmaya örnek olmuştur.

aşağıda köy enstitülerinde uygulanan derslerin 5 yıla dağılımı görülmektedir.

kültür dersleri = 114 hafta
ziraat dersleri ve çalışmaları = 58 hafta
teknik dersler ve çalışmalar= 58 hafta
beş yıllık sürekli tatiller = 30 hafta

beş yıllık eğitim süresince kültür derslerinin içeriğinin toplam saatleri aşağıda verilmiştir.

ders saat
türkçe 736
matematik 598
fizik 276
tarih 232
yurttaşlık bilgisi 92

köylerde büyümüş öğrencilere klasik müzik enstrümanları ve geleneksel sazları çalması öğretiliyordu. aşık veysel, enstitüleri gezip öğrencilere saz çalmasını gösteriyordu. hasanoğlan köy enstitüsü bu konuda en zengin enstrüman envanterine sahipti. daha sonra açılan hasanoğlan yüksek köy enstitüsü'ndeki derslere ankara konservatuvarı öğretmenleri geliyordu. köy kökenli öğrencilerden kurulu orkestralar müzik eserlerini seslendiriyordu.

mandolin, taşınması ve öğreniminin kolaylığı nedeniyle yaygınlıkla kullanılan enstrümanlardan biriydi. müzik grupları, 17 nisan şenlikleri, sınıf geceleri veya okulu ziyaret eden bir yönetici için kısa hazırlık provaları yaptıktan sonra konserleir vermekteydi.

hasanoğlan köy enstitüsü'nde gerçekleştirilen bir bitirme töreni programı, enstitülerde yapılan sanatsal faaliyetlerin kapsamı konusunda örnek olarak gösterilebilir. istiklal marşı ile başlayan programda sırasıyla; konuşma korosu (sağlık kolu mezunları), marş ve türküler (akın marşı, halay başı türküsü), oyunlar (arpazlı, biço), mandolin konseri (arılar, semada yıldızlar - öğretmen kolu mezunları), marş ve türküler (vatan marşı, ördek isen göle gel türküsü - yüksek kısım mezunları), oyunlar (bengi, dağlı), keman konseri (mozart'tan rondolar; allegro vivo, allegretto, allegro a'la turca - güzel sanatlar kolu), koro (asker dönüşü, köy okulu, indim dere beklerim, çoban - güzel sanatlar kolu), temsil (anton çehov'un teklif adlı oyunu), konuşma ve diploma töreni, ileri marşı (topluca), zeybek ve oyunlar (dışarıda topluca) yer almıştı. programda ayrıca şiirler okunmuş ve müzik dersliğinde piyano ve saz konserleri verilmiştir. sergilenmiş olan, yönetmenliğini cüneyt gökçer'in yaptığı oyunun yanı sıra enstitüde son bir yıl içinde sergilenen diğer tiyatro oyunları molière'in zoraki tabip ve kibarlık budalası adlı oyunları, sofokles'in kral oedipus'u, gogol'ün müfettiş'i ve shakespeare'in bir yaz gecesi rüyası adlı oyunudur.

enstitülerde hazırlanan programlar, toplumun sanat ve kültür hayatına katkıda bulunulması amacıyla çevre il ve köylere de götürülerek sergilenmiştir.

1945 yılında hasanoğlan köy enstitüsü'ndeki müzik enstrümanları listesi şöyleydi.

çalgı aleti sayısı
mandolin 259
plaklar (klasik müzik) 160
keman 55
bağlama 37
akordeon 8
radyo 3
piyano 3
davul 3
amplifikatör 1
pikap 1
metronom 1

kapatılması ;
1950’de iktidara gelen "demokrat parti", köy enstitüleri‘nde ”komünizm propagandası” yapıldığını söyledi. kızlarla erkeklerin aynı yatakhanelerde yattığı, aralarında uygunsuz ilişkiler olduğu şeklinde tamamen uydurma iddialar ortaya atıldı. 1940’larda enstitülere yönelik ırkçı saldırılara, 1950’lerde dinci saldırılar eklendi. dp’li milli eğitim bakanı tevfik ileri, 1952’de köy enstitüleri‘ne köy öğretmen okulları adını verdi. enstitülere zorunlu din dersi koydu. hatta enstitüleri ”din adamı merkezi” yapmayı bile önerdi. 1950-1954 arasında türkiye’ye abd’li eğitim uzmanları geldi. florida üniversitesi‘nden getirilen dr. kate wofford‘un raporuyla öğretmen okulları’na dönüştürülen köy enstitüleri, 27 ocak 1954 tarihli 6234 sayılı yasayla kapatıldı.




devamını gör...

kendini anlatamamak, anlaşılmamak.
devamını gör...

1836-1912 yılları arasında yaşamış, akademizm ve romantizm akımı temsilcilerinden, hollandalı ressam.
ailesi kendisinin avukat olmasını ister ama 15 yaşında verem olur ve kısa bir ömrünün kaldığı söylenir. hayatının kalan süresinde canının istediğini yapmasına ailesi izin verince o da çizmeye başlar, bir süre sonra iyileşir ve ressam olmaya karar verir.
1870'de ingiltere'ye yerleşen sanatçı ününü ingiltere'de kazanmış, döneminin en çok ilgi gören ve kazanç sağlayan ressamlarından olmuştur. ingiltere kraliyet akademisi üyeliğine seçilmiş ve 1899'da kraliçe victoria tarafından ''sir'' ünvanıyla onurlandırılmış.

italya'ya yaptığı gezilerden sonra roma ve yunan sanatına ilgi duymaya başladığı için eserlerinde roma, mısır ve yunan dönemini resmetmiştir.
en ünlü eseri, roma imparatoru heliogabalus'un sarayındaki misafirlerin yukarıdan döktürdüğü menekşe yığınları içinde boğularak ölmesini yukarıdan seyrettiği the roses of heliogabalus (1888) isimli tablodur. garip bir karaktere sahipmiş zaten bu imparator. 4 yıl tahtta kaldıktan sonra suikaste uğramış. ek bilgi olsun. tabloyla ilgili güzel bir yazı okumak isterseniz buradan
resmi buraya eklemezsem olmaz.

görsel

ayrıca kendisi mermer çizmekte bir usta. resimlerinde öyle gerçekçi mermerler çiziyor ki resim mi fotoğraf mı anlamakta zorlanıyorum.
görsel
expectations (1885)

bayıldığım bir kaç eserini daha ekliyorum:
sappho and alcaeus (1881)
the finding of moses (1904)
egyptian chess players (1879)
spring (1894)

tüm eserlerine bakmak isterseniz buradan
kaynak
devamını gör...

--- alıntı ---

şimdi çok iyi anladım ki, zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.
bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübüklükler çıkıyor.
oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz...

--- alıntı ---
devamını gör...

ilk defa bir mecrada hakkında bir şeyleri ilk yazacak olmanın gururuyla başlığa girip hüsrana uğradığım sanatçı, müzisyen, idol, yaşam tarzı.

tam adı john anthony frusciante olmakla birlikte queens, new york 1970 doğumludur. 18 yaşında girdiği red hot chili peppers'ın ikinci gitaristi olup blood sugar sex magik'ten stadium arcadium'a kadar bütün albümlerde gitarist, back vokal, söz yazarı olarak yer almıştır. 2009 yılında solo kariyerine yoğunlaşmak isteyerek gruptan ayrılmıştır bu sebeple 2012 yılında istanbul'da gerçekleşen ilk ve tek rhcp konserinde bulunamamıştır. ve 2019 aralık ayında gruba tekrar döndüğü haberini salıp, bana 2020 atina konserine bilet aldırtmıştır. ancak pandemi yüzünden bütün konserlerin iptaliyle onu canlı görme fırsatı ellerimin arasından kayıp gitmiştir.

bu adam için dünyanın en iyi gitaristi diyebilirim. bu yorum ultrasubjektiftir elbette gocunmuyorum. kendisi bir dehadır. bunu yazmamın sebebi aklınızda canlanan ritchie blackmore, zakk wylde, slash kişilikleri gibi sololardaki hızı veya yetkinliğinden ziyade içe işleyen tınıları ve ruha seslenişidir.

solo kariyerine hem vokal hem gitar ile başlamış olup synthesizer ekleyerek zamanla elektronik müziğe evriltmiştir. son çıkardığı ep maya bunu kanıtlar niteliktedir. billur gibi sesi vardır. hayranları özellikle uzun saçlı olduğu dönem jesus benzetmesi yapar. kendisinin gözler önünde olmak gibi bir derdi yoktur o nedenle de hayranlarıyla olan ilişkisi tek yönlüdür.

yakında isminin dövmesini yaptıracağım be adam. çok şey kattın bana ne yazsam boş artık dilimde tüy bitti seni tanıtmaktan, övmekten.

avusturalyalı bir amatör rock grubuna isim olmuş parçasıyla noktalayalım şimdilik. ara ara editlerim:

driving to eat a carvel cake
somewhere you know isn't where you think.
devamını gör...

pandemi başladığından beri en çok yapmak istediğim şeylerden birisi bu sanırım. kulaklığımı takıp hiç gitmediğim daha önce hiç bilmediğim bi şehirde dolaşmak, orayı tanımak ya da istanbulda bi sahil boyunca yürümek, parklarda yeşilliklerde oynayan çocukların o bitmeyen mutluluğuna hayran olmak, kuzguncuk ve balat gibi ara sokaklarıyla renkli evleriyle bile insanı büyüleyen yerleri gezmek, dolaşmak, müziğimle beraber düşüncelerimde kaybolmak istiyorum. içim rahat bi şekilde gezmeyi, yürümeyi ve deniz havası almayı o kadar özledim ki*.
devamını gör...

the godfather
burdan marlon brando’yu sevgi saygı ve rahmetle anıyoruz.
devamını gör...

2 durum var.

1_ "şu anki ekşi" gibi olmak isteniyorsa, yani goygoyun, komikliklerin çok daha fazla olduğu eğlenceli zaman geçirmelik bir forum sitesi.

2_ "ilk zamanlardaki ekşi" gibi olmak isteniyorsa, ki benim gibi artık ekşiyi bırakıp yeni yerler arayıp gelen birçokları gibi, başlık sahibine hak vermeli.

mesele herkese hitap eden, ortalama bir sözlük olmamalı.

çıta bize göre değil, biz sözlük çıtasına gelmeye çalışmalıyız.

yeni kurulduğu için, katılımcı sayısı adına biraz tolerans gösteriliyor elbette, ama nihai hedef şu anki ekşinin durumu olacaksa benim için hayal kırıklığı olur açıkçası.
devamını gör...

kafa dinlememizi sağlayan durum.

siyaset aşağı siyaset yukarıydı yıllardır, şimdi 1 senedir covid aşağı covid yukarı... zaten yeterince can sıkıcı bir durum, bir de sabah akşam sürekli konuşulması, her kafadan farklı ses çıkması, şeffaf olmayan bilgiler sunulması falan derken gerçekten iyice bunalttı beni.
devamını gör...

körü körüne olması gerekmeyip sadece burçlara inanması bile yetmekte olan insandır.

(bkz: kişide kaçma isteği uyandıran muhabbetler)
devamını gör...

orhan veli'nin üç bölümlü şiiri.

ı

hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar;
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi;
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allah'ın adını,
günahkâr da sayılmazdı.

yazık oldu süleyman efendi’ye.

ıı

mesele falan değildi öyle,
to be or not to be kendisi için;
bir akşam uyudu;
uyanmayıverdi.
aldılar, götürdüler.
yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
duysalar öldüğünü alacaklılar
haklarını helal ederler elbet.
alacağına gelince...
alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

ııı

tüfeğini deppoya koydular,
esvabını başkasına verdiler.
artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
ne matarasında dudaklarının izi;
öyle bir ruzigar ki,
kendi gitti,
ismi bile kalmadı yadigâr.
yalnız şu beyit kaldı,
kahve ocağında, el yazısıyla:

"ölüm allah'ın emri,
ayrılık olmasaydı."

----------------------

çoğu kişi için son iki mısrası bu şiirin en önemli kısmıdır. beni en etkileyen ise ikinci bölümde geçen "bir akşam uyudu;
uyanmayıverdi." kısmıdır.
devamını gör...

günümüzden yaklaşık 30 yıl önce avusturya-italya sınırında alp dağları’nda yürüyüşe çıkan iki alman turist, son zirveye de çıktıktan sonra daha kestirme bir yerden dönmek isterler. buz halindeki bir dere yatağının erimekte olan kısmında siyah bir leke gözlerine takılır ve daha dikkatli baktıklarında ise bunun bir ceset olduğunu fark edip polise haber verirler. olay yerine gelen polisler, daha önce o bölgede bazen rastlanan ölmüş dağcılardan ya da 1. dünya savaşı’nda hayatını kaybetmiş askerlerden biri olduğunu düşünüp cesedi çıkartma işlemlerine başlarlar. avusturya polisinin cesedin önemini anlayamaması ve çıkartırken aceleci davranmış olması ötzi’nin kalça kemiğinde bozulmalara yol açar. ceset biraz araştırıldıktan sonra önemi hemen anlaşılır. bunun üzerine cesetin bulunduğu yer tam olarak ölçülür ve italya sınırının birkaç metre içerisinde olduğu anlaşılıp italya’ya teslim edilir. yapılan araştırmalar sonucunda 5300 yaşında olduğu anlaşılan ötzi, arkeoloji dünyasına damga vurur.
devamını gör...

eve gelince jelatin açılır , içme suyuyla yıkanır ve bepanthol sürülür. bir daha da jelatin ile kapatılmaz! kabuk atma dönemi bitene kadar tahmini 2 hafta boyunca bepanthol sürmeye devam edilir.
devamını gör...

bugün yemek konusunda çok becerikli hissettiğim için kendimi şımartıyorum sadece büyütülecek bir şey yok.

tanım: öğrencilik yıllarında makarnadan gına gelince zalimin talim ettiği yola minnet eylemeyi reddederek yemek yapmayı öğrenen insandır.
devamını gör...

mutlu olmayı bilmeyen biri için haklı olan önermedir zira mutlu olmasını bilmeyen mutlu etmeyi de bilmez.
devamını gör...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.