zaman tüneli
aşkın matematiği
bir matematikçi gayet güzel anlatmış..
" sana romantik şiirler yazmayacağım artık.
kör olayım yazarsam
sana senin anladığın dilden yazacağım yani.
“matematik” ile yazacağım.
bir “mimar” matematikten anlar ve reel olur.bulunduğum konumu uzun süre düşündüm
sonra kendimi buldum.
ben aşk çemberine teğet geçen bir doğruyum.
tek tesellim hala “doğru” oluşum.
teğet geçme nedenimse;
çemberin sabit duramayışı...
eksiğim yok muydu?
vardı...
ben iki komşu dik kenar arasındaki açı kadar “dik”tim.
90 dereceydim yani.
seni de hep bir “hipotenüs” gibi
hep karşımda duracak sandım
lakin aldandım.
sen bir gün çekip gidince
üçgenimiz bozuldu.
ben de “iki vektör arasındaki bir açı” oldum.
üçgen olmalıydık oysa.
dörtgen olmalıydık.
beşgen olmalıydık.
ne bileyim çokgen olmalıydık.
ama asla “yamuk” olmamalıydık.
yamuğu hiç sevmem.
ne zaman yamuk dense
bir “quasimodo” gelir aklıma.
ve içim cız eder notre-dame’ın kamburuna
"
" sana romantik şiirler yazmayacağım artık.
kör olayım yazarsam
sana senin anladığın dilden yazacağım yani.
“matematik” ile yazacağım.
bir “mimar” matematikten anlar ve reel olur.bulunduğum konumu uzun süre düşündüm
sonra kendimi buldum.
ben aşk çemberine teğet geçen bir doğruyum.
tek tesellim hala “doğru” oluşum.
teğet geçme nedenimse;
çemberin sabit duramayışı...
eksiğim yok muydu?
vardı...
ben iki komşu dik kenar arasındaki açı kadar “dik”tim.
90 dereceydim yani.
seni de hep bir “hipotenüs” gibi
hep karşımda duracak sandım
lakin aldandım.
sen bir gün çekip gidince
üçgenimiz bozuldu.
ben de “iki vektör arasındaki bir açı” oldum.
üçgen olmalıydık oysa.
dörtgen olmalıydık.
beşgen olmalıydık.
ne bileyim çokgen olmalıydık.
ama asla “yamuk” olmamalıydık.
yamuğu hiç sevmem.
ne zaman yamuk dense
bir “quasimodo” gelir aklıma.
ve içim cız eder notre-dame’ın kamburuna
"
devamını gör...
sözlüğün gece yazacak adama ihtiyaç olduğu gerçeği
ben depresyondayken ben ve kösem sultan yapıyoduk o işi hehe.. benim depresyon yumuşadı, kösem sultan a ne oldu bilmiyorum hehe..
devamını gör...
sinir baba (yazar)
sanırsam özel mesaj yolu ile yazdığım sözler ağır geldi, ben oysa ki yıldız içinde "şaka hehe"* yazmıştım. gözlüklerini takmadığı bir an'a denk geldi göremedi belki de bilemiyorum hehe..
devamını gör...
kızların espri yapmayı becerememesi
kızların ne ya, önce bir kadın demeyi öğrenin öyle başlık açın, en azından hatun deyin. artık "kız", "kızların" yazan başlıklara tanım girmeme kararı aldım. hadi eyw..
devamını gör...
bir filmde başrol olsanız ne olurdu sorunsalı
#4064011
hocam goblin olur, goblin king olur, gollum olur, sauron olur, ent olur... o diyarlarda olayım yeter bana.
hocam goblin olur, goblin king olur, gollum olur, sauron olur, ent olur... o diyarlarda olayım yeter bana.
devamını gör...
bir filmde başrol olsanız ne olurdu sorunsalı
#4064007
goblin hariç de hehe..
goblin hariç de hehe..
devamını gör...
günaydın sözlük
2 bin adet golf topunu bir rampadan aşağıya bırakmışlar hiç birisi deliğe girmemiş. bütün şartlar mükemmel olmasına rağmen.
neden biliyor musunuz?
çünkü ortada bir yön yok bir hedef yok..
aslında birçok insanda hayatını böyle yaşıyor. başarılı olmak istemek hedef değil sadece bir temenni. hedef net olmalıdır. zihin neyi aradığını bilmezse hiçbir şeye odaklanamaz. odak olmayınca çaba dağılır çaba dağılınca disiplin kurulamaz. disiplin olmayınca da hayaller sadece hayal olarak kalır. hayatta başarı şansla değil ne istediğini bilmek ile gelir. yönünüz yoksa yolunuz da yoktur. hedefe kilitlenmeyen bir beyin istediği bir hayata ulaşamaz. bu yüzden önce kendinize şu soruyu sorun;
ben tam olarak ne yapmak istiyorum?
buna ulaşmayı nasıl mümkün hale getiririm?
hedefini bilmeyen insan için rüzgar hiçbir zaman doğru yönden esmez....
yolunuz ve yönünüz hep net olsun...
günaydın sözlük günaydın...
neden biliyor musunuz?
çünkü ortada bir yön yok bir hedef yok..
aslında birçok insanda hayatını böyle yaşıyor. başarılı olmak istemek hedef değil sadece bir temenni. hedef net olmalıdır. zihin neyi aradığını bilmezse hiçbir şeye odaklanamaz. odak olmayınca çaba dağılır çaba dağılınca disiplin kurulamaz. disiplin olmayınca da hayaller sadece hayal olarak kalır. hayatta başarı şansla değil ne istediğini bilmek ile gelir. yönünüz yoksa yolunuz da yoktur. hedefe kilitlenmeyen bir beyin istediği bir hayata ulaşamaz. bu yüzden önce kendinize şu soruyu sorun;
ben tam olarak ne yapmak istiyorum?
buna ulaşmayı nasıl mümkün hale getiririm?
hedefini bilmeyen insan için rüzgar hiçbir zaman doğru yönden esmez....
yolunuz ve yönünüz hep net olsun...
günaydın sözlük günaydın...
devamını gör...
sabah ezanının giderek geç okunması
benim gibi kış insanının her geçen gün daha da sevinmesi anlamına gelir. kışçılar bir toplanın da şu yazı sevenleri alaşağı edelim!
devamını gör...
türkiye'den iphone duo alacağıma
giderim amerika'dan hem apple hem de samsung ekosistemi alırım gerçeği.
şu anda apple duo 230k yapacak diyorlar, o da 4.750$'a denk geliyor.
amerika'da iphone 17 + macbook air m5 + airpods 5 ve samsung galaxy s26 + book 6 + buds4
bunların toplamı 4.618$
şu anda apple duo 230k yapacak diyorlar, o da 4.750$'a denk geliyor.
amerika'da iphone 17 + macbook air m5 + airpods 5 ve samsung galaxy s26 + book 6 + buds4
bunların toplamı 4.618$
devamını gör...
bir filmde başrol olsanız ne olurdu sorunsalı
beni lord of the rings evrenine bırakın da, isterseniz at olarak koyun.
devamını gör...
jonathan tetelman
jonathan tetelman, son yıllarda opera dünyasında adını iyice duyuran şilili-amerikalı bir tenor. 1988'de şili'de doğan tetelman, henüz yedi aylıkken amerikalı bir aile tarafından evlat edinilip new jersey'de büyüyor.
ilginç olan tarafı ise kariyerine tenor olarak başlamaması. önce bariton eğitimi alan tetelman, daha sonra sesinin tenor repertuvarına daha uygun olduğunu fark edip yönünü değiştiriyor. hatta bir dönem operayı bırakıp new york'ta dj'lik yaptığı üç yıllık bir dönem de var.
sonrasında tekrar müziğe dönüp özellikle puccini ve verdi operalarındaki rolleriyle yükseliyor. rodolfo, cavaradossi, alfredo ve pinkerton gibi önemli tenor rollerini seslendiren tetelman; metropolitan opera, royal opera house, salzburg festivali ve wiener staatsoper gibi dünyanın önde gelen sahnelerinde yer aldı.
kısacası kariyer yolu biraz dolambaçlı olsa da, bugün özellikle güçlü sesi ve puccini yorumlarıyla dikkat çeken tenorlar arasında gösteriliyor.
kendi sitesi
ilginç olan tarafı ise kariyerine tenor olarak başlamaması. önce bariton eğitimi alan tetelman, daha sonra sesinin tenor repertuvarına daha uygun olduğunu fark edip yönünü değiştiriyor. hatta bir dönem operayı bırakıp new york'ta dj'lik yaptığı üç yıllık bir dönem de var.
sonrasında tekrar müziğe dönüp özellikle puccini ve verdi operalarındaki rolleriyle yükseliyor. rodolfo, cavaradossi, alfredo ve pinkerton gibi önemli tenor rollerini seslendiren tetelman; metropolitan opera, royal opera house, salzburg festivali ve wiener staatsoper gibi dünyanın önde gelen sahnelerinde yer aldı.
kısacası kariyer yolu biraz dolambaçlı olsa da, bugün özellikle güçlü sesi ve puccini yorumlarıyla dikkat çeken tenorlar arasında gösteriliyor.
kendi sitesi
devamını gör...
kaka yapmak
devamını gör...
kaka yapmak
dünyanın en güzel olayıdır. biliyorum şimdi bu husus ilk okumada çok saçma ve alakasız gelecek fakat anatomik olarak dışkının bedene yaptığı ağırlık ve verdiği rahatsızlık çok kötüdür. dışkı, insan bedenine inanılmaz bir ağırlık yapar. karnınızda bir karpuzla geziyormuş hissine kapılırsınız. dışkının tonajı gerçekten insan bedeni için fazlasıyla ağırdır. bu yüzden dışkılamadan sonra inanılmaz bir rahatlama ve bedensel gevşeme gelir. vücudun taşıdığı ağırlıktan kurtulduktan sonra verdiği tepkidir bu.
zaten vücut, bağırsaklardaki ağırlığı sürekli dışarı atmaya çalışır. tuvalet atakları bu yüzden vardır. yani vücut "ağırlık oluşturacak hiçbir şeyi içinde tutmaz." bu sebeple, bu mekanizmanın bozulması/ aksaması ( kabızlık), berbat bir problem halini alır. oturamazsınız, yemek yiyemezsiniz, makatınızı zorlayan veya bağırsaklarınızı kasan bir rahatsızlık hissine kapılırsınız.. dışkı söz konusu olduğunda, ilk hedef hızlıca kendisini vücut dışına çıkarmaktır. dolayısıyla, kabızlık durumunda dahi, hemen etki edecek ilaçlar reçete edilir. hedef kısa vade de vücudun ağırlığını çıkartmaktır.
insanlar güler ama insan vücudu için en önemli rutin "düzenli dışkılamaktır."
zaten vücut, bağırsaklardaki ağırlığı sürekli dışarı atmaya çalışır. tuvalet atakları bu yüzden vardır. yani vücut "ağırlık oluşturacak hiçbir şeyi içinde tutmaz." bu sebeple, bu mekanizmanın bozulması/ aksaması ( kabızlık), berbat bir problem halini alır. oturamazsınız, yemek yiyemezsiniz, makatınızı zorlayan veya bağırsaklarınızı kasan bir rahatsızlık hissine kapılırsınız.. dışkı söz konusu olduğunda, ilk hedef hızlıca kendisini vücut dışına çıkarmaktır. dolayısıyla, kabızlık durumunda dahi, hemen etki edecek ilaçlar reçete edilir. hedef kısa vade de vücudun ağırlığını çıkartmaktır.
insanlar güler ama insan vücudu için en önemli rutin "düzenli dışkılamaktır."
devamını gör...
sorunları olan ebeveynlerle büyümek
şu ülkede psikolojik olarak tamamen iyi hissettiğini söyleyen insan bulmak her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. herkesin görünmeyen bir derdi, kendi içinde verdiği bir mücadelesi var.
o yüzden çevrenizde psikolojik destek alan, ilaç kullanan ya da geçmişte böyle bir süreç yaşamış biri varsa ona farklı gözle bakmayın. sonuçta onlar da herkes gibi hayatına devam etmeye, başına gelenlerle baş etmeye çalışıyor. eski kız arkadaşım da ilaç kullanıyordu. geçmişte yaptığı kötü seçimler onu buna itmişti ne yazık ki...
asıl zor olan bazen yaşadıkları şeyden çok, insanların bilgisizce yaptığı yorumlar ve hemen bir etiket yapıştırma merakı oluyor. "deli", "sorunlu" ya da "normal değil" demek çok kolay. ama kimsenin ne yaşadığını, o noktaya nasıl geldiğini bilmiyoruz.
biraz daha az yargılayıp biraz daha insan gibi davranabilsek aslında çoğu şey çok daha kolay olacak.
o yüzden çevrenizde psikolojik destek alan, ilaç kullanan ya da geçmişte böyle bir süreç yaşamış biri varsa ona farklı gözle bakmayın. sonuçta onlar da herkes gibi hayatına devam etmeye, başına gelenlerle baş etmeye çalışıyor. eski kız arkadaşım da ilaç kullanıyordu. geçmişte yaptığı kötü seçimler onu buna itmişti ne yazık ki...
asıl zor olan bazen yaşadıkları şeyden çok, insanların bilgisizce yaptığı yorumlar ve hemen bir etiket yapıştırma merakı oluyor. "deli", "sorunlu" ya da "normal değil" demek çok kolay. ama kimsenin ne yaşadığını, o noktaya nasıl geldiğini bilmiyoruz.
biraz daha az yargılayıp biraz daha insan gibi davranabilsek aslında çoğu şey çok daha kolay olacak.
devamını gör...
yaz akşamı kokusu
yaz akşamı kokusu diye romantize edilen şeyin aslında sivrisinek, sıcak asfalt, bolca ter ve uzaktan gelen mangal dumanının garip bir karışımı olması.
bir de gece boyunca cam açık yatıp sabah sivrisineklerle mücadele etme kısmı var. ya da bir tarafının tutuk kalkma ihtimali var. yaz akşamı dediğiniz şey biraz da budur.
kışın soğuğuna laf edenler yazın buzdolabı karşısında hayatını sorguluyor ama konu yaz akşamı olunca herkes nostalji uzmanı kesiliyor.
bir de gece boyunca cam açık yatıp sabah sivrisineklerle mücadele etme kısmı var. ya da bir tarafının tutuk kalkma ihtimali var. yaz akşamı dediğiniz şey biraz da budur.
kışın soğuğuna laf edenler yazın buzdolabı karşısında hayatını sorguluyor ama konu yaz akşamı olunca herkes nostalji uzmanı kesiliyor.
devamını gör...
uzun yolculuk sonrası esenler'e inmek
bence bir otobüs gar'ı olabilecek en alakasız yerdir. şehrin dışında, garip ve tekinsiz bir lokasyonda olmasını geçtim insana verdiği "güvende değilim" hissi inanılmazdır. eğer istanbul'u tanımıyorsanız ve ilk kez geldiyseniz, kesinlikle aklınızı alır. bu yüzden esenlerdeki otogarı kullanacak kişilere ( eğer onları almaya gelecek birileri yoksa), kesinlikle biletlerini gece istanbul'a iniş yapacakları şekilde seçmemelerini söylerim. esenler gece inmek için uygun bir yer değildir hele yalnız bir kadınsanız uzak durun. gar'ın içerisindeyken güvenlikle ilgili sıkıntı yaşamazsınız fakat gar'dan ayrılmak için taşıt kullanmanız gerektiğinde ( çoğunlukla bu taksi olur. esenler'de gece başka taşıma bulamazsınız) her şey olasılık halini alır.
biz istanbullular olarak dahi, biri esenlerden otobüse binecekse veya esenlerden inecekse, mutlaka kendi taşıtımızla bırakmaya/ almaya gidiyoruz.
bu yüzden istanbul yabancısı için gündüz portresi daha iç açıcıdır. ekte ekliyorum.

geceleri korku filmi çekmeye gayet müsait bir ortamı vardır. gar'ın genel mimarı yapısı da terk edilmiş , viran köyleri andırır. senaristlere sesleniyorum "bedavaya set alanıdır."
biz istanbullular olarak dahi, biri esenlerden otobüse binecekse veya esenlerden inecekse, mutlaka kendi taşıtımızla bırakmaya/ almaya gidiyoruz.
bu yüzden istanbul yabancısı için gündüz portresi daha iç açıcıdır. ekte ekliyorum.

geceleri korku filmi çekmeye gayet müsait bir ortamı vardır. gar'ın genel mimarı yapısı da terk edilmiş , viran köyleri andırır. senaristlere sesleniyorum "bedavaya set alanıdır."
devamını gör...
sorunları olan ebeveynlerle büyümek
gecenin yarısında, bu başlığı açmamın geçerli bir sebebi var. bence sözlüğün asıl ve hiç ölmeyecek konusu bu olabilir. daima güncellenecek bir veri çıkacağına da eminim...
bence türkiye'de sağlıklı ebeveyn çok nadir karşımıza çıkan bir olgu. zincirleme biçimde travmaya maruz kalmış nesillerin çocuklarıyız. hepimizin ebeveynlerinde geçmişten gelen izler, bulanık anılar ve fazlasıyla karanlık taraflar var.
ben döngüyü şöyle özetliyorum:
annelerimiz patolojik çünkü anneannelerimiz patolojikti.
anneannelerimiz patolojik çünkü büyük anneannelerimiz patolojikti. her nesil kendi psikolojik bozukluğunun yarattığı o duygusal ve davranışsal gelgit'i kendi çocuklarına yansıtarak, onların sağlıklı büyüme şanslarını ellerinden aldı ve onlarında psikolojik sorunları olmasına yol açtı..
istediğimiz kadar inkar edelim. şu an olduğumuz insanda çocukluğumuzun ve içine doğduğumuz evin payı büyük. tabi bu konuda asla kolaycılık yapılmaması gerekiyor! bu noktada "travmanın taşıyıcısı" değil, "travmayı yansıtmayı seçmeyen o ebeveyn" olmak lazım. herkes içine doğduğu döngüyü kırabilir.
misal: kendi sorunlarının farkına varmak, her birinin üzerine cesaretle eğilmek, gerektiğinde psikolojik destek almak; tüm çabaya rağmen bu sorunları aşamıyorsan ebeveyn olma fikrini ertelemek ya da rafa kaldırmak… bunların her biri, “travmayı dönüştüren kişi” olabilmek adına atılabilecek çok kıymetli adımlar.
çoğu ebeveyn bunu seçmiyor. kendi ailelerimizden miras kalan, travmatik yetişkinlerle büyüyoruz.
bence türkiye'de sağlıklı ebeveyn çok nadir karşımıza çıkan bir olgu. zincirleme biçimde travmaya maruz kalmış nesillerin çocuklarıyız. hepimizin ebeveynlerinde geçmişten gelen izler, bulanık anılar ve fazlasıyla karanlık taraflar var.
ben döngüyü şöyle özetliyorum:
annelerimiz patolojik çünkü anneannelerimiz patolojikti.
anneannelerimiz patolojik çünkü büyük anneannelerimiz patolojikti. her nesil kendi psikolojik bozukluğunun yarattığı o duygusal ve davranışsal gelgit'i kendi çocuklarına yansıtarak, onların sağlıklı büyüme şanslarını ellerinden aldı ve onlarında psikolojik sorunları olmasına yol açtı..
istediğimiz kadar inkar edelim. şu an olduğumuz insanda çocukluğumuzun ve içine doğduğumuz evin payı büyük. tabi bu konuda asla kolaycılık yapılmaması gerekiyor! bu noktada "travmanın taşıyıcısı" değil, "travmayı yansıtmayı seçmeyen o ebeveyn" olmak lazım. herkes içine doğduğu döngüyü kırabilir.
misal: kendi sorunlarının farkına varmak, her birinin üzerine cesaretle eğilmek, gerektiğinde psikolojik destek almak; tüm çabaya rağmen bu sorunları aşamıyorsan ebeveyn olma fikrini ertelemek ya da rafa kaldırmak… bunların her biri, “travmayı dönüştüren kişi” olabilmek adına atılabilecek çok kıymetli adımlar.
çoğu ebeveyn bunu seçmiyor. kendi ailelerimizden miras kalan, travmatik yetişkinlerle büyüyoruz.
devamını gör...
yaz akşamı kokusu
ilkbahar yeni yeni gelmeye başladığında burnunuza belli belirsiz vurur. en çok şafak sökerken martıların sesiyle ve güneşin tamamen batmaya yakın olduğu zaman diliminde rüzgarın yüzünüze çarpmasıyla gelir.
bambaşka bir şeydir. bunu herkes yakalayamaz ve herkeste anlayamaz.
bambaşka bir şeydir. bunu herkes yakalayamaz ve herkeste anlayamaz.
devamını gör...
kızların espri yapmayı becerememesi
bu ülkede "mizah veya sarcasm" sadece bel altı işlediği için böyle duruyor. aslında bu iki kategoride çok ciddi zeka gerektirir. bu işte başarı ima ederek güldürmektir. açıktan açığa argo kullanmak sizi komedyen veya zeka pırıltısı gösteren bir insan haline getirmez. maalesef ki hunharca küfür etmenin komedi olduğuna inandığımız bir ülkede yaşıyoruz. bu yüzden bu başlığın açılmasını çok normal buluyorum. şunu da iddia ederim:
bugün erkek jargonunu kullanan, yatak anıları- deneyimleri üzerinden espriler yapan bir kadın komedyen türesin 1-2 ayda nirvana ilan edilir. olay burada yetenek değil, ataerkil sistemi pohpohlayacak cümleler sarf etmek.
bugün erkek jargonunu kullanan, yatak anıları- deneyimleri üzerinden espriler yapan bir kadın komedyen türesin 1-2 ayda nirvana ilan edilir. olay burada yetenek değil, ataerkil sistemi pohpohlayacak cümleler sarf etmek.
devamını gör...
sözlüğün gece yazacak adama ihtiyaç olduğu gerçeği
evet biliyorum yazar alımının kapanması gerektiği hakkında fikirlerim ortada, insanların da fikirleri ortada (bkz: https://normalsozluk.com/b/...) fakat gece sözlük tamamen mezarlık gibi. buna bir çare bulunması gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...