femmeamoureuse yazar profili

femmeamoureuse kapak fotoğrafı
femmeamoureuse profil fotoğrafı
rozet
karma: 47493 tanım: 3928 başlık: 238 apolet: 2 takipçi: 89
Vivi e lascia vivere.

son tanımları


beyyoglu markası sırra kadem bastı

beyyoglu.com çok uzun süreden beri ağırlıklı olarak spor kıyafet satan bir markaydı. şahıs şirketi olarak başlayıp, kısa zamanda büyüdü ve türkiye'nin her yerine hizmet veren bir firma haline geldi.

her pazarı genişleyen markanın sahip olduğu kadere sahip olarak, öncelikle ürünlerindeki kumaşın tokluğu değişmeye başladı. bilhassa markanın ilk ürünlerini almış ve giymeye devam eden müşteriler olarak sweatshirtler ve deri ceketleri arasındaki farkı hissediyorduk. belirli bir zaman sonra kargo teslimat biçimleri değişti ve müşteri hizmetleri eski kalitesini kaybetmeye başladı...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu değişimler arka arkaya devam ederken, bir süre önce bir anda internet sitesi erişime kapandı. markanın alışveriş yapabilmemiz için tasarlanmış uygulaması işlev dışı kaldı.. 14 ekim'de instagram sayfaları üzerinden sadece üstü kapalı bir paylaşım yapılmış. bunun dışında ekstra bir açıklama yok. işin garip tarafı ücret iadesi ve sipariş teslimatı bekleyen müşteriler varken bir fiziki kayboluş oluştu. bu iş nereye gidiyor bilmiyorum ama umarım süreç iyi sonuçlanır. bir trajediyi daha kaldıracak halimiz kalmadı.
devamını gör...

geceye bir erkek yalanı bırak

"şarjım bitmek üzere, seni ararım."

"bugün çok yorgunum, erken yatacağım."

"seni başka türlü seviyorum."

"o benim arkadaşım."

"ben tinder ve benzeri uygulamalar kullanmıyorum" - o sırada bütün hesapları aktiftir.

"ben kimseyle sevişmek için beraber olmam. sınırlarına saygı duyuyorum" - 3 gün sonra seks için baskı başlar. baktılar ki sizi manipule edemiyorlar, adınız "kezban'a" çıkar.

ah kızlar/ kadınlar neler çekiyorlar.
devamını gör...

güzel kadınların güzellik sırları

kesinlikle kalp ve ruh güzelliğidir. insanlar bunu kabul etmiyorlar fakat kötü duygular taşımayan, karakteri kötü olmayan insanlar gerçekten çok güzel ve yakışıklı görünüyorlar. kendisiyle barışamamış, hazımsız, önüne geleni kıskanan, insanların işlerini kasıtlı bozanlara bakın ilk izlenimden bile ne olduklarını anlıyorsunuz ve istisnasız çoğunun sonu dindirilememiş yalnızlık oluyor.
devamını gör...

26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı

şu 2 takımın oynadığı maç kadar başka şeyler dert edilseydi, şu an ülkecek çok farklı bir konumda olabilirdik. gerçekten insanı bıktırıyorlar.

başından beri bu 2 takımın karşılaşması hep bu ülkede hayat akışını durduruyor. tonlarca ciddi sorunumuz olmasına rağmen, her şey silinip atılıyor ve insanlar tüm odağını 20 tane adamın peşinde koştuğu ufacık bir topa kaydırıyor. bu nasıl bir kolektif işleyen manipülasyondur?

gerçekten derdimiz kimin, hangi kaleye daha fazla gol attığı mı?
devamını gör...

teyze deme lazım olur

lazım olmaz.

insanın bu hayatta çizgileri olmalıdır.bazı prensiplerden ödün verilmez, bazı kurallar esnetilmez.

teyze teyzedir,
amcada amca.
devamını gör...

sevgiliyle aynı evde yaşamak

benim çok tarzım değil. çocukluğumdan beri hep kendi alanıma dair özgürlüğüm korundu. ailemle beraber yaşasam da, ailem her zaman kişisel alanım olduğu fikrine saygı duydu ve kendi alanıma müdahale etmedi. dolayısıyla, kendi alanımda müdahalesiz büyümeye ve yaşamaya çok alışkınım. bunu bir saygı biçimi olarak tanımlıyorum.

bir kişiyle aynı evi paylaşmaya başladığınızda, "kişisel alan" mantığınız zedeleniyor ve kendinize ayıracak zaman bulamıyorsunuz. "me time" kaybetmeyi seçtiğim bir olgu değil. bu yüzden tercih etmiyorum. kendi alanımda iyiyim.
devamını gör...

hamilelik travmaları

her kadının otomatikman anneliğe elverişli olduğuyla alakalı gelişmiş müthiş genel bir yanılsama var. annelik, her kadına doğuştan "kaçınılmaz" biçimde yüklenilen bir duygu gibi görülüyor ama maalesef ki öyle değil. kadınlar dahi hamileliğin ne anlama geldiğini tamamen bilmiyorlar. bu süreç en basit biçimiyle "9 ay boyunca bir çocuk taşımayı" kapsamıyor. var olan fiziksel, duygusal ve psikolojik değişkenleri de hesaba katmak ve hepsine bütünüyle hazır olmak gerekiyor.

kadınların genelde alt üst oldukları durumlar bir üst cümlede yer alan, muhteşem üçlemenin sonucudur. kadın hamile kaldığı andan itibaren, vücudu bebeği hayatta tutabilmek için efor harcar ve tüm hormon dengeleri değişir( bu değişiklik sadece bebek rahimde büyürken kendisini gösterir. bu sürece has bir durumdur. bu yüzden hamile kalmış annenin bedeni kendisine de yabancıdır. kadın her gün vücudunu yeniden öğrenir.)

bu süreçte anne adayı bedenini yeniden tanırken, duygusal ve psikolojik olarakta git gelleri başlar çünkü her kadının bedeni bebeği taşımaya da elverişli değildir. bazı kadınlar için tüm hamilelik süreci riskliyken, bazıları için düşük sadece ilk birkaç ay için olasılık dahilindedir. bazı kadınlar bebek büyüdükçe ( özellikle 6. aydan itibaren) ciddi ağrılar çekmeye başlayabilirler çünkü bebeğin ağırlığı kadının vücuduna özellikle bel ve sırt bölgesine ekstra yük bindirir. bu yüzden hamileliğinde sık sık bel- sırt- boyun ağrısı çeken kadınla karşılaşabilirsiniz. süreç bununla sınırlı sanmayın. bebek büyüdükçe, kadının vücut ödemleri artabilir ve vücudun belirli kısımlarında veya genel olarak inanılmaz şişkinler oluşabilir (bilhassa bacak ve ayak bölgesinde). bağırsakların çalışma biçimi hormonal sapmalardan ve rahimde büyüyen çocuktan ötürü değişebilir ve sık sık kabızlık yaşanabilir... bu konuda inanın daha sayısız söylenebilecek reaksiyonlar vardır. ayrıca belirtmeden geçmeyelim doğum aşaması da ayrı bir kaostur. her kadın, normal doğuma müsait değildir. vajinal yapısı doğumu gerçekleştirecek kadar esnemeyen kadın sezaryen doğuma alınır...

görüldüğü üzere, anne olma yolunda sayısız ön görülemeyen olasılıklar var. üstelik doğum sonrası da ayrı bir olasılıklar silsilesidir. vücut, bebeği rahimden çıkarttığında, işleyişini eski haline döndürmeyi hedefler. dolayısıyla, 9 ay boyunca öğrendiğiniz / deneyimlediğiniz bedeniniz yeniden bir kez daha değişir. doğum sonrası vücudun hormonal ve jinekolojik açıdan toparlanması( doğum sonrası yaralarının- dikişlerinin iyileşmesi) ciddi süre alır. bu yüzden doğum sonrası en korkulan şey "psikoz( doğum sonrası depresyonu'dur)." sadece bu nedene dayanarak dahi, doğum yapmış kadının yalnız bırakılmaması gerekir. psikolojisini yönetemeyen kadın, her türlü davranışı sergilemeye - maalesef- açıktır. günümüzde birçok kadın doğum sonrasında terapiye gitmektedir. psikoz her kadının girdiği bir süreçtir. sadece sorunu olan kadınları vuran bir olgu gibi görmeyin. bu her kadını etkiler ama seviyesi ve yoğunluğu değişkendir.

sonuç: hamilelik kolay değildir. her kadın için ponçik bir dönem hiç değildir. hamilelik ve doğum sonrası dönemde var olan davranış ve duygu değişimlerini kadınların kasıtlı yaptığı şımarıklıklar olarak görmeyin. hamilelik. sanıldığından daha hatta çok daha zor bir süreçtir. bana kalırsa, bir kadının kendisiyle en büyük sınavıdır.
devamını gör...

uzun ince bir yoldayım

cem karaca'dan dinlenildikten sonra hayatınızın göbeğine oturan, halk edebiyatı ürünüdür. esasen bir şiirdir fakat daha sonradan beste halini almıştır. aşık veysel'den dinlemeyi kendi adıma çok sevmiyorum. her ne kadar yazarı kendisi olsa da, bir cem karaca gırtlağı ( kendi nezdimde) etmiyor.

toprakları bol olsun.
devamını gör...

kafada çalan şarkı

nedense benim hep çok değişken.. pasiften- agresife, romantikten- öfkeliye hızlı geçişlerim var. şu an derseniz:

marilyn manson- god's gonna cut you down
devamını gör...

ülkede hobi sahibi olmanın bile pahalı olması

türkiye'de artık "hobi" sekmesinin sadece belirli bir sınıfa hizmet etmesinin altında 2 temel motivasyon var:

1. zaman
2. bütçe

çalışan insanların maalesef ki artık bir hayatı kalmadı. her geçen gün daha da uzayan mesailere maruz kalınıyor ve iş sorumlulukları mesai saatini aşarak, kişisel alanlara sıçramaya başladı. akşamları/ hafta sonları hatta yıllık izine çıktığınızda dahi, aranıp rahatsız edilebiliyorsunuz. böyle bir ağır iş baskısına maruz kalan insan grubunun kendi hayatına ayırabileceği zaman kalmıyor ki sosyalleşerek hobi edinsin.

2. bütçe

eskiden tolere edilebilir düzeyde olan ücretlendirmeler, şu an inanılmaz kabarmış durumda. bu sektörü fazlasıyla popülerleştiren ve belirli bir sınıfın sahip olabildiği bir ayrıcalık konumuna getiren sosyal olgu nedir henüz bilmiyorum( tam belli değil) fakat birçok eğitimin veya düzenli üyelik dahilinde yürüyen sosyal aktivitelerin ücret skalası döviz kuru üzerinden bile belirlenebiliyor. istanbul'da ücretini dolar/ euro bazında ödediğiniz sosyal aktiviteler var. ücretler dudak uçuklattığı için, birçok etkinlikten/eğitimden/kurstan geri planda kalınıyor.

bu eşitsizliği bir derece ismek ve kültür merkezlerinin ücretsiz kurs programları kırabilmişti fakat bu sistem neredeyse çökmek üzere. ismek'te açık kurs, kültür merkezlerinde eskisi kadar hızlı başlayabildiğiniz bir eğitim yok.

zor ve dolayısıyla yorucu süreçler bunlar.
acilen toplumun her kesimine dağılan kültür- sanat etkinlikleri ve çalışma saatlerine katı düzenlemeler gerekiyor.
devamını gör...

özel sağlık sigortası

insanı özel hastanelere çekmeye yönelik iyi bir politikadır. çalıştığınız kurum/iş vereniniz/ bankanız tarafından "%100 kapsayıcı " biçimde size tanımlanmış bir özel sağlık sigortanız yoksa, her gidişinizde muayene olduğunuz birimden, doktorun ünvanına kadar değişen ücret farkı ödeyebilirsiniz. size sağlanan her özel sağlık sigortasının hizmet sözleşmesini mutlaka okuyun. tüm haklarınız en yalın haliyle orada belirtiliyor. bazen sözleşmelerde kasıtlı karmaşık bir dil kullanabiliyorlar. anlamadığınız maddeler hakkında mutlaka açıklama isteyin.

çok zorda kalmadıkça kullanılmaması gereken sigortadır. sizi gereksiz yazılan tahliller ve yok yere reçete edilen sayısız ilaçtan kurtarır.
devamını gör...

küçük prens kitabını çocuk kitabı sanmak

basım tekniği sebebiyle bu algı sapması oluşuyor. ilk bakışta dış kapak tasarımı ve iç sayfa düzeni fazlasıyla "çocuk hikayesi" görünümü oluşturuyor. aslında bu seçili bir tercih. geleceğin kurtarıcısı çocuklardır. yeni nesiller çocuklardan evriliyor. bu yüzden kitap çocuksu bir evreni baz alıyor. bir toplumu düzeltmenin yolu çocuklara inmektir.

iyi hamle.
devamını gör...

kadınlar erkekleri ev sanıp toplamaya çalışır

toplumsal bir norm'dur.
kadınlara her zaman ailesi için savaşması, eşine tevazu göstermesi ve sürekli aileyi ayakta tutması gerektiği öğretilir. aslında kocaman bir safsatadır. kimseye verilmemesi gereken bir görev, kadının omuzlarına yüklenir. bu çarpık görevlendirme sistemi kadını istismara açık hale getirir ve kadın zarar gördüğü ortamda kalmaya hatta çocuklarını tutmaya devam eder. bu patolojinin gelişmesine sebep olur. toplumda var olan sorunlu insanların kökeni bir türlü bu "gidememe haline" dayanıyor. sorunlu bir evde ve sorunlu insanlarla büyüyen insanların sağlıklı kalamayacağı aşikar. hele ki çocuklarınızı istismarcı ebeveyninden uzak tutmamayı seçiyorsanız, ciddi problemlerin doğabilme ihtimalini kabul ediyorsunuz demektir. kötülük gördüğünüz herkesten uzaklaşmanız ( cocuklarınız varsa, uzaklaştırmanız) gerekir.

hiçbir insanın kurtarıcısı değilsiniz.
tanrı, herkesin sadece kendisini kurtarabileceğini gösterir. bu yüzden her sevap- günah bireyseldir ve şahısa yazılır. kendisi için çabalamayan bir insan için yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. kendiniz içinde korumanız gereken bir kul hakkınız vardır. kendi hakkınıza girmemek, kendinizi sağlıklı tutabilmek adına zarar gördüğünüz alandan/ ilişkiden/ evlilikten çıkmanız gerekir.
devamını gör...

aramayan sormayan sevmeyen ilgilenmeyen sevgili

ona neden "sevgili" diye hitap ediyorsunuz ki?
- inanın değil.
devamını gör...

evliliğin sağladığı iç huzur

bu konuda fazlasıyla ön yargılıyım. aslında insanın doğasını fark ettikten sonra genel bir mesafem oluştu bu konuya karşı. eskiden gereksiz romantik yapım sebebiyle evlilik meselesini "ponçik bir duygusal birliktelik" olarak konumlandırıyordum. yetişkin bir birey olarak dünyanın ama en çokta insanların iç yüzlerini görmeye başladığımda, evliliğin idealize edilmiş hatta duygusal açıdan fazlasıyla çarpıtılmış, yasal bir yolculuk olduğunu fark ettim. kendinize göre birini bulursanız ve gerçekten çıkarcı/ bencil politika güden bir tavıra sahip değilse, sorunsuz bir hayatınız olabilir ama maalesef ki insanların geneli evliliği yürütemiyor çünkü evliliğin yapısına uygun duygusal birikimleri yok.

günümüzde mutlu gözüken her birlikteliğin altı gerçekten pislik dolu. bunu böyle telaffuz etmek istemezdim ama inanın böyle. evli bir çok çiftin tinder uygulamasında hesabı var mesela. eşlerinden gizli duygusal ilişkiler, tek gecelik veya düzenli cinsel birliktelikler yaşıyorlar. birçok ilişkide duygular bitmiş veyahut aile dayatmasıyla imzalar atılmış.. bağlanma sorunları olan insanların aynı eve girince partnerlerini tüketişlerini mi ararsınız, istismarcı olanlarını mı.. çeşit çeşit insan çeşidi ve vaka var bu konuda.

ben kendi alanını koruyanlardanım. 3 yıllık bir ilişkim var fakat evliliği tercih etmiyorum. bu erkek arkadaşımla alakalı değil, benim olaya bakışımla alakalı. insanın kendi özgürlüğü her zaman kendi elinde olmalı. başka birine yasal olarak bağlı olduğunuzda, işler kötü gittiği zaman sürekli aynı problemle yaşamak zorunda kalıyorsunuz. türkiye'de boşanma süreci minimum 1 yıl alıyor. sizi artık rahatsız eden birinden uzun vadeli kopamadığınızı düşünün? insan yaşamı için korkunç bir deneyim. "zorla kalma" hali ciddi bir sınavdır. teyzem benzer bir durumun içerisinde hapis kalmış durumda. psikolojik ve duygusal olarak ağır hasar aldı.

tanrı kimseyi sınamasın.
boşanma aşamasında olan veya boşanmaya karar vermiş herkese iyi şanslar diliyorum. en kısa zamanda lehinize sonuçlanması dileğiyle.
devamını gör...

25 ekim 2026 istanbul barosu seçimleri

korkunç bir olaydır.
insan haklarını en adil biçimde koruması adına eğitilmiş insanların, adaletin evi olarak tanımlanan bir alanda şiddeti tercih ederek( suç işleyerek) medyaya yansımalarıdır.

şimdi adaleti temsil etmesi adına eğitilmiş insanlar göz göre göre suç işlerken, bu ülkede adaleti nasıl teşvik edeceksiniz?

nerede laik ve hukuk devleti?
ben sadece kontrolsüz bir insan kitlesi görüyorum ve maalesef ki hepsinin yargının ilerleyişinde söz hakkı var.

bu ülkenin ne yargısına ne yetiştirilen insanına güven olmaz.
şimdi hepsi yarın sabah hiçbir şey olmamış gibi cübbelerini giyerek davalarına gitmeye devam edecekler.

korkunç bir tezatlık, müthiş bir aşınma.
devamını gör...

özlemenin bir işe yaramadığı durumlar

eğer böyle bir farkındalığınız varsa, muhtemelen şartların zorlansa dahi fiziksel yakınlığa olanak tanımadığı bir durumdasınız veyahut duygularınızın tek taraflı olduğu bir sarmalın içine sıkıştınız.

her iki opsiyon içinde, yola devam etmeyi öğütlüyorum.
insan bazen hissettiklerine rağmen, yaşamaya devam etmeli.

direnç, zorlandığınız anda sergileyebildiğiniz iradenizdir.
devamını gör...

bugün kendin için ne yaptın sorusu

bence şu sıralar kimse kendisi için bir şey yapamıyor. herhangi bir aksiyon alabilmek için refahta olmak gerekiyor. insanların psikolojik ve ekonomik olarak yaşadıkları büyük buhranlar var. özellikle yetişen genç kuşakta inanılmaz bir melankoli ve depresyon hakim. manipülatif açıdan çalışan medya, negatif açılardan etkileyici ve tetikleyici olabiliyor.

genel olarak insanların hayata dair umutlarını geri yeşertmek lazım. suç oranları inanılmaz yükseldi. herkes kolay para adına uygun olmayan yolları deniyor. bu felaket ortamı kimseye iyi gelmiyor. insanları kötülükten sıyırmak, çekip- almak lazım.
devamını gör...

normal sözlüğün kalitesiz kullanıcılarla dolduğu gerçeği

maalesef, sadece sözlüğün genel akışına bile baktığınızda çığlık çığlığa bağıran bir gerçeklik olarak algınızı zorluyor. açılan konuların kalitesizliği, saçma sapan kullanıcı profilleri.. kendisini eğitememiş insanların aylardır içeriyi pisletmesini izliyoruz.

kendisini evlilik programında sananlardan tutun( sevgili/ eş bulmak için başlık açanlar), cinsel deneyimlerini yazanlara kadar değişik "alt seviye insan grubuyla" uğraşıyoruz.

bu başlık, burada hesap açtığım andan beri belkide yazdığım en sert başlıktır. bu sözlüğün kurulduğu ilk zamanları bilirim. o zamanlardan beri profil olarak varlığımı sürdürüyorum. bu yüzden içerisinin kalitesinin düşüşü gözüme batıyor çünkü nereden nereye geldiğimizi görüyorum. kurulduğu dönemde yazan yazar kitlesinden -bizden- kimse kalmadı. gerçekten bu konuda doldum. hadsizliğe ve saygısızlığa gelemiyorum. kendisini eğitememiş ve eğitmek adına gram isteği olmayan avam insanlarla neden aynı ortamdayız?

moderatörlerin artık bu işe el atması gerekiyor. ya buraya başlık açmak ve üyelik oluşturabilmek için ciddi kurallar getirilecek ya da var olan nitelikli yazar kesimi buradan elini ayağını çekecek ve bu sözlük kendisinden bir haber olan insanların açtıkları saçma sapan başlıklarla gittiği yere kadar gidecek.

bu başlığa yazılacak yorumları ciddiye almayacağımı şimdiden dile getiririm. kimseyi bireysel olarak hedef almıyorum fakat kişisel olarak üstünüze alınıyorsanız, vardır bir usule- erkana aykırı durum. orası da benim sorunum değil. burada adabıyla var olan hiçbir kullanıcının sorunu değil.

önce nitelik. paylaşımın da bir şey öğreteni/ insana bir şey katanı makbuldür. bize ne yatak hayatınızdan veya kişisel mahrem diyaloglarınızdan? sarcasm'ın dahi bir standardı ve biçimi vardır.
ne günlere kaldık. bunu bile açıklayarak öğretiyoruz.

her şeyin ötesinde, benim burada son zamanlarımdır. eğer kullanım için standartlar getirilmezse, ben burada daha fazla yazmam. profil de bulundurmam. ekşi sözlüğü zamanında sırf bu olay yüzünden tek kalemde sildim, burayı da silerim.
devamını gör...

arkadaşlar bana koca bulalım mı

merak ediyorum bu sözlüğü neden böyle başlıklar açmak için kullanıyorsunuz? kişisel taleplerin için tinder kullan. yanlış yerdesin.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim