femmeamoureuse yazar profili

femmeamoureuse kapak fotoğrafı
femmeamoureuse profil fotoğrafı
rozet
karma: 42163 tanım: 3505 başlık: 217 apolet: 2 takipçi: 78
Vivi e lascia vivere.

son tanımları


siyanürle intihar etmek

evet, suç belgeselleri sayesinde toplumun beynine kazınan taze kimyasalımıza hoş geldiniz.

siyanür, bir dönem, yurt dışında özellikle sinsi insanların ölümcül silahıydı. hedef alınan kişiyi ufak dozlarla, çaktırmadan, doğal biçimde meydana gelen bir problemden kaynaklıymış gibi göstererek öldürmeyi amaçlayan bir sürü deli bunu kullanmıştır.
ana testlerde siyanürden zehirlenme bir türlü bulunamaz. bulunamadığı için kişinin hastalanmış olma durumu ve ölümü standart testlerle sonuçsuz kalır.

fakat.. siyanür sanıldığı kadar masum değildir.

siyanür'ün testi vardır arkadaşlar. çat diye vücuttaki total oranına kadar size söyler. :) :) :)

dolayısıyla, o büyük büyük, çarpıtılmış şehir efsanelerine inanmamak gerekiyor. anatomik olarak, vücuda sokulan her anormal olgunun teşhisi mümkün. şüpheli bulduğunuz herhangi bir ölümde dahi adli tıp incelemesi talep edebilirsiniz. zaten oradan hiçbir kurtuluş yok. hiçbir adli tıpçıdan kurtulabilecek, saklanabilecek olgu yoktur. oradan gelecek rapor şüphelendiğiniz herkesin ağır cezada yargılanmasına sebep olur. size bırakmazlar, süreci yöneten savcı , şüphelileri anında götürür zaten.

siyanür akıl işi değil, sadece aptal- cahil ayrıca hastalıklı bir zihinin göstergesidir.

ayrıca intihar kısmına gelirsek:

intihar delilikten başka bir şey değildir. en umutsuz olduğunuz anda dahi bir çıkış bulursunuz. hayatınızı hiçe saymaya değmez. dünya sorunlarına değer mi? can, fani dünyaya feda edilir mi?

hak'tan gelecek helaldir. gerçekten ölmeniz gereken güne kadar ölmeyin. her zaman umut vardır. her şey düzeltilebilir.
devamını gör...

zengin olunca yapılacak büyük şımarıklıklar

manhattan'da, hudson river, central park ve tüm new york'u 360 dereceden çerçeveleyen bir kule rezidanstan daire satın almak. açıkcası kendisi central park tower'dır.

new york’ta, 57th street üzerinde (billionaires’ row) yer alıyor ve şu an dünyanın en yüksek konut binası olarak biliniyor. 127 katı satışta. gözüm onda. dehşet bir penthouse..
devamını gör...

ölene kadar evlenmeyeceğini bilse bile zina yapmayan erkek

bu konuyu genel açıdan ele alacağım.

bu tarz hususlar duruş meselesidir. böyle insanlar nadir de olsa varlar. zaaflarını kontrol edebilen insana hayranlığım büyük. keza bunlardan biri olduğum için rahatlıkla bunu söyleyebiliyorum. özellikle ilişkiler konusunda katı çizgilerim vardır. kimi- ne kadar seversem seveyim her zaman kendi kurallarımı seçerim. geçmişte aşık olduğum adamlarla kendi karakterim arasında çok kaldığım oldu. daha doğrusu beni tercih yapmaya ( kendilerince) zorladılar. hayatlarının hatasıydı çünkü ben hep kendi kurallarımı seçerim ve seçtim de. duygularıma rağmen, kendi prensiplerimi seçtim ve hepsini hayatımdan çıkarttım. geriye döndüm mü? - hayır.
onlar sürekli dönmeyi denedi mi? - evet
kabul edildiler mi? - hayır.

şu an ayakları yere sağlam basan , hala tüm köşeleri ve kenarları aynı kadınım. benim "evetlerim ve hayırlarım" insan ilişkileri konusunda değişmez. net biriyim. dolayısıyla netlik severim. prensiplerim sadece duygusal ilişkiler bazında değildir. arkadaşlık - aile ilişkilerinde de çok kompleks bir karakterim. kurallarım var, geçilirse bağışlamam. mesela şu an kendi öz babamla şahsıma yaptığı bir saygısızlık sebebiyle konuşmuyorum. aynı evdeyiz ama iletişimi minimal tutuyorum. ta ki özür dileyene kadar.

bu yüzden böyle adamları görünce açıktan açığa alkışlıyorum. çokta iyi anlaşıyorum çünkü çok benziyoruz.

not: olay herhangi bir konu özelinde görüş bildirmek değil, bireysel çizgilerini ihlal etmeme konusunda istikrarlı olmaktır.
devamını gör...

eski sen ile bugünkü sen arasındaki fark

"hayır!" demeyi ve insanlara hak ettiği muameleyi çekmeyi öğrendim. artık haksızlıklar karşısında susmuyorum ve kendi adıma gerekli olan her savaşa giriyorum.

eskiden çok iyi niyetli, insanların kötülüklerini inatla görmek istemeyen biriydim. çok değmeyecek insana( genellikle arkadaşlarım ve hayatıma aldığım adamlar) çok fazla iyiliğim oldu. bu kendi kişisel zamanımdan ve emeğimden harcamama sebep oldu.

zamanla insanların ne kadar çıkarcı ve riyakar olduğunu öğrendikçe acayip değiştim. daha keskin, sert, prensipleri fazlasıyla kendini belli eden, müdanasız bir kadın haline geldim. gücüm dışarıdan fazlasıyla belli oluyor. bunu seviyorum.

daha da sonradan fark ettim ki aslında benim karakterim zaten buymuş. sadece ortaya çıkması zaman almış. doğam çok güçlü. kötü insanlar sadece benliğimin ortaya çıkış ivmesini hızlı ve sert hale getirdi.

çocukluğumdan eser yok diyemem ama çocukluğumun getirdiği iyi niyeti kötü kullanmayı deneyen herkesin cehennemi olmuş bir kadın var diyebilirim. ( herhangi bir travmam yok. yanlış anlaşılmasın. standart karaktersizliklerden bahsediyorum. yalancılık, sadakatsizlik, bencillik, çıkarcılık, dedikoduculuk, hasetlik vb. karakter defolarını taşıyan insanların tamamını hedef alıyorum. )
devamını gör...

memleketinin adını söylemeden anlat

fındık ve çayı ile ünlü bölgemiz.. şu sıralar maden sahası olma tehdidiyle karşı karşıya ama halkı duruma fazlasıyla direniyor.
devamını gör...

deniz kenarında oturan çok düşünceli tip

artık maalesef o da çok mümkün değil. eğer büyük bir şehirde yaşıyorsanız, artık sahillerde size huzur ve tatmin sağlamıyor.

sahiller oturup bir şeyleri düşünebileceğiniz yerler olmaktan çıktı. her yer kalabalık, her yer inanılmaz gürültülü.. kafanızı dinlemeye gittiğiniz sahil şeridinde daha çok yoruluyorsunuz. trafiğin gürültüsü, agresif korna sesleri, birbirleriyle tartışan sürücüler.. nerede huzur? bulamadığımız duygulara artık ağlayacak seviyeye geldim. en büyük huzur artık kendi dört duvarımızın arasında.. yani kendi evlerimizde.. tek işgal edilemeyen alanlar oralar çünkü...

kendi salonumun, mutfağımın kölesi durumundayım. en azından benim ve bana yalnız kalma şansını tanıyor.
devamını gör...

fenerbahçe taraftarı

neden olduğunu bilmiyorum ama çok cahil bir toplumuz ve bu hiç düzelmiyor.

galatasaray taraftarının ciddi problemleri var. hakaret etmeden, sosyal medya üzerinde abartılı paylaşımlar yapmadan, olayı dramatize etmeden duramıyorlar. dün kazanılan maç üzerine hiç beklenilmeden bu abuk başlık açılmış mesela.

dün ne yaptınız? başlığı açan muhtemel galatasaraylı arkadaşımıza soruyorum. yaptığınız tek şey saçma sapan bir topu, saçma sapan bir spor türünün kurallarına bağlı olarak düzenli kaleye fırlatmak. bunun yaygarası niye bu kadar oluyor? amaç nedir? bu sözlük bunları değil, ciddi konuları konuşmak için var edilen bir platform. kahve değil burası.

ülkede o kadar büyük problemler var ki... toplumsal açıdan leş bir durumdayız. haksızlıklar, sosyal standartlar, ekonomi, eğitim, suç.. negatif ne ararsanız veba gibi soluduğumuz havaya karıştı ve derdimiz gerçekten kazandığınız bir maç mı? sosyal ahlakımız ve vicdanımız bu düzeyde mi?

ülkenin insanı birçok sorunla kahrolurken, biz saçma sapan bir maçı konusuyoruz. kazandıysanız kazandınız. kimsenin derdi bir derbi maçı değil. kendinize gelin biraz. yetişkin yaşta, ergenliğe yeni girmiş ortaokul çocukları gibisiniz. öyle güzel manipüle ediliyorsunuz ki! bir anlığına her şeyi unutuyorsunuz. yeni güne uyandığınız bu ülkede tüm sorunlar devam ediyor ama? derbi maçı neyi değiştirdi?

sevinmenizi anlıyorum ama bu şekilde günlerce konuşulacak, sosyal medyayı işgal edecek bir olay değil. gündemin değişmesine katkı sağlamaya devam edin. galatasaray maçı ülkecek tüm sorunlarımızı çözdü!

not: bunun tuttuğum takım ile alakası yoktur. tüm futbol maçları ile alakalı aynı seyi düşünüyorum. uluslararası düzeyde, bir başarı sağlamadığı sürece maçların sosyal medyada ( su dönemde, bu kadar sorun içerisinde) böylesine abartılı kutlanmasına karşıyım.derdimiz hiçbir takımın kazandığı maç değil. bizim acilen çözülmesi gereken, ciddi problemlerimiz var. artık su maçları izleyip izleyip laf sokmayı bırakın. bu kadar düşük ahlaklı insanlar değiliz. taraftar olmak diğerine hakaret etmek, sövmek, alay etmek değildir. biz bunu bile ters yapıyoruz.

yineliyorum derdimiz hiçbir takımın kazandığı maç değil, ötesinde sorunlarımız var. öncelik onların.
devamını gör...

maske takmanın olumlu yönleri

üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşmasını baya engelliyor fakat ben uzun vadeli takamıyorum. beni fazlasıyla boğuyor. sürekli ana 2 solunum yolunuz üzerinizde, solunum biçiminizi kısıtlayan bir bez parçası var. ister istemez geriliyorsunuz. maskenin burnunuza yaptığı baskıdan bahsetmiyorum bile.

ama size çok garip bir gerçeklikten bahsedeceğim. maske suratınızda olduğunda, karşınızdaki kişinin direkt açıkta olan tek noktanız olarak gözleriniz dikkatini çekiyor. maske devreye girdiğinde, bir sürü kişinin göz tipini ve rengini istemsizce öğreniyorsunuz. göz göze gelmeler artıyor ve aslında iletişimi direkt göz kanalı üzerinden kuruyorsunuz. garip bir bedensel ve kültürel etkileşim oluşuyor.
devamını gör...

ben yatıyorum bir şey diyor musunuz

bütün kötülüklere rağmen, güzel bir sabaha uyanalım. hayat her şeye rağmen güzel. her kötü günün bir şafağı var. kötü günler mutlaka geçiyor. yeter ki inancınızı koruyun.

inanç önemli bir mesele. yaşadığı her şeyi bir sınav olarak gören insan, her kötü durumun üstesinden bir şekilde geliyor. her kötü durumda, dramatize etmeden; yeni yollar aramalı.

not: aranan her şey, bir gün bulunur.
devamını gör...

diversity

"diversity" etnik farklılıkları ve bu etnik farklılıkların ortaya çıkarttığı bir çok kültürü pozitif anlamda tanımlamak adına kullanılan bir kelimedir. mesela, en belirgin örnekler olarak türkiye ve amerika verilebilir.

amerika ve türkiye diversity'e sahip ülkelerdir. iki ülkede birden fazla etnik kökeni ve kültürü içerisinde barındırır ve bu çeşitlilik kolektif yapının( tüm toplumun) bir parçasıdır.

sevdiğim bir kelimedir. her yerde kullanılabilir ama özü bu'dur.
devamını gör...

hayatının aşkını normal sözlük'te bulmak

inandığım bir şey değil. ben artık old school kafaya dönmüş biri olarak, sosyal medya üzerinden kurulan tüm bağların riskli olduğunu düşünüyorum. date uygulamaları, sosyal medya platformları ve daha nice "online arayıcılar" günümüz dünyası için fazlasıyla risk teşkil ediyorlar.

insanlar sosyal medya üzerinde istedikleri gibi profil yaratabiliyorlar. aslında sahip olmadıkları niteliklere, ünvanlara, ekonomik ve sosyal standartlara sahip oldukları izlenimlerini çizerek bağlar kuruyorlar. bir şekilde minimum ya da maksimum kandırılıyorsunuz çünkü sosyal medya insanlara "kendini istediğin gibi göster" mantığının alanını fazlasıyla açıyor.


bu iş bir ara acayip bir boyuta ulaşmıştı. özellikle date uygulamalarında "fake- catfish" dediğimiz profiller vardı. temelde birileriyle konuşuyordunuz ama gösterdikleri kişiler değillerdi. başkalarının resimlerini kullanarak özellikle kadınlarla iletişim kurmaya çalışan bir sürü sosyopat vardı. buluştuğunuz da veya biraz akıllıysanız farklı açılardan ( daha buluşmadan) görsel hırsızlık yaptıklarını yakalıyordunuz. kadınlarında bu hususta çok masum olduklarını söyleyemeyiz ama fake profil olgusu erkeklerde çok daha fazla yaygındı. kadınlar genelde güzellik kaygısı ve aşağılık kompleksi sebebiyle kendilerini saklasalar da( bu hususu kesinlikle aklamıyorum) erkeklerin olayı yürütüş ve ilerletiş biçimi acayip travmatik yerlere uzanabiliyordu. fake profil kullanmalarına rağmen evlenme teklifi ettikleri kadınlar mı ararsınız, hiç yüz yüze görüşmeye yanaşmadan inanılmaz yüksek duygulu ilişkiler kuranlarını mı ararsınız.. nereden bakarsanız bakın delilik yani.

tabii, bu işin en hasarsız versiyonuydu. bir de dolandırıldığınız, aslında evli olduğunu öğrendiğiniz veya eş cinsel/ trans olmasına rağmen farklı hesaplar üzerinden duygusal bağlar kurmaya çalışan profillere kadar çeşitler vardı ülke de (özellikle cinsel eğilimini gay olarak tanımladığımız bazı insanlar, straight erkeklere yaklaşabilmek için kadın profilleri oluşturuyorlardı). bir ara online date uygulamaları kullanan erkeklerin ana anksiyetesi buydu. hepsi gerçekten kadın olduğunuzu ve oluşturduğunuz profilin size ait olduğunu kanıtlamanızı istiyordu.

asla homofobik değilim fakat dönemsel olarak, yoğun bir nüfusun bunu yaptığı gerçeğini atlamak süreci sosyolojik açıdan doğru yansıtmamak olur.

günümüzde aı ve diğer programların kullanımının artmasıyla, insanlar artık yüzlerine, vücutlarına ve aklınıza gelebilecek her şeye müdahale edebiliyorlar. dolayısıyla, birini sıfırdan sosyal medya platformları( sözlükte dahil) üzerinden tanımak inanılmaz riskli. yetişkin bir birey olarak, risk almıyorum. yüz yüze tanışıklığa önem veriyorum. kendi çevremi yüz yüze edindiğim bağlar çerçevesinde şekillendiriyorum. erkek arkadaşım ilkokul arkadaşım mesela. gayet güvenli ve sağlam bir duygusal bağdayım.


aklınız varsa, bu işe hiç girmeyin. kimse konuştuğu kişinin garantisini veremez. hele kadınların şu dönemde 2 katı dikkatli olması gerekiyor. her potansiyel suçlunun sosyal medya kullanım alışkanlığı var.
devamını gör...

yazarların kendilerini en havalı hissettikleri an

kombinimin iyi olduğu ve herkesin kafasının bana döndüğü an. hissediyorsunuz, odak olmak eğlenceli bir his. arkasından üretilecek dedikodular da, kimin gerçekten üstünün çizilmesi gerektiği konusunda yar ve yardımcı oluyor.
devamını gör...

absürt icatlar

şarjlı, mini el fanı.. toplumumuza buna "vantilatör" diye satıyorlar özellikle yaz aylarında seyyar satıcıların tezgahlarında renk renk bunlarla karşılaşırsınız.. dünyanın en absurd şeyidir. onun sağladığı rüzgardan ne olur? dışarıdan o kadar anlamsız ve garip duruyor ki... üstelik garip vızıltılı bir sesi var... kullanan insan ister istemez dikkatimi çekiyor.

kim icat ettiyse biraz daha estetik ve anlamlı hale getirseymiş keşke.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ve iflah olmaz popüler kültür şişirmesi.. bavul büyüklüğünde suluklar.. bunların kullanımı kadınlarda inanılmaz yaygın. kollarına takarak, kocaman bidonları yanlarında gezdiriyorlar. amaç su ihtiyacını karşılamak değil, göze batmak. bence insan göze de böyle batmamalı çünkü ben gerçekten aşırı mantıksız ve anlamsız buluyorum bu hareketi. su temel bir ihtiyaçtır, adım başı her yerde zaten satılıyor. hadi buna bütçe ayırmak istemiyorsunuz, daha düzgün ve çantaya sığan versiyonları var. bunlar nedir? ve gerçekten neden? toplu taşımalara dahi bunlarla binip iniyorsunuz. gerçekten mantıklı bir iş mi bu?


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

burhan altıntop

umarım gülse birsel buraları okuyordur. bence kesinlikle solo biçimde burhan altıntop'u ekranlara geri döndürmeli. son birkaç yıldır, psikolojik problemli insanların pohpohlandığı, şiddet ve aşiret içerikli dizilere boğulduk. insanların komedi dizilerine inanılmaz ihtiyacı var ve burhan altıntop'un ana karakter olduğu bir dizi patlar gider.

eskiden izleyiciler olarak ne güzel seçeneklerimiz vardı. her türden dizi yayınlanır, biz kendi bakış açımıza uygun, beğendiğimiz diziyi seçerdik. şimdi medya çeşitliliğini kaybettik. pazartesiden -cumaya sadece şiddet içerikli diziler izliyoruz. her dizide karakterler değişiyor ama olay örgüsü aynı kalıyor. ben açıkcası dizi izlemiyorum, televizyona bakmaya tenezzül dahi etmiyorum fakat günün sonunda aileniz veya yakın çevreniz sebebiyle ister istemez bunlara maruz kalıyorsunuz. her akşam "bam-güm" odaklı diziler.. her dizide mutlaka şarjörler boşalıyor.. tabanca sesi duymadığım akşam yok.

topluma şiddet uygulamayı - ateş etmeyi normalleştirirsen, toplum bunu sosyal hayatında kullanmaya başlar. nitekim şu an olan da bu. müthiş bir manipülasyon var. toplumun şiddet eğilimini aşırı yükselttiler.
devamını gör...

yazarların bağımlısı olduğu şeyler

sayısız söyleyebileceğim şey var ama hayatımın her gününde istisnasız olan şeyler : spor yapmak, sütlü filtre kahve( şekersiz) içmek ve müzik dinleme akvitesi. müziksiz duramam. kulaklığımın şarjı bitmiş olsun, kendi kendime mutsuz olurum. öyle bir ruhsal doygunluk sağlıyor bana.


besin gruplarında sayısız şey var ama favorim kars gravyeridir.
devamını gör...

bir çocuğun ellerine vurmak

minik veya büyük şiddetin hiçbir affı olmaz. çocuğu eğitmek bu yüzden özveri işidir ve bu yüzden herkesin anne ve baba olamayacağı söylenir.

çocuklar kimsenin kum torbası değildir. bir canlıya hayatı öğretebilecek sabrınız yoksa, onu hiç yapmamanız gerekir çünkü hiçbir çocuk gördüğü şiddeti unutmaz aksine onu depolar ve 3 ayrı karakteristik ortaya çıkar:

1. gördüğünü uygulayan, şiddete meyilli bir çocuk ( ki günümüzde örnekleri fazlasıyla var. bazen anneye ve babaya olan öfkelerini onlara saldırarakta gösterebiliyorlar çünkü her şiddet eylemi çocuğunuzun gurur ve onur duygusunun kırılması, çocugunuzun aşağılanmasıdır.)

2. içe dönük, pasif ve sürekli şiddetin öznesi olarak yaşamaya devam eden bir çocuk.( gördüğü şiddet sebebiyle sürekli susmaya alışmış, sesini çıkartmaktan korkan ve tüm hakkını yediren pasif bir çocuk modeli)

3. ailesini travma kaynağı olarak görüp, en kısa sürede evden ve onlardan kopmak isteyen çocuk. bu kategoridekiler çok sağlıklı ve mantıklı biçimde bu süreci geçirip, yetişkin olabilirler fakat yaptığınız her şeyi biriktirirler. diğerlerinden tek farkı: sizden tamamen kopmak için plan yapmalarıdır. genelde evden giderler, gittiklerinde geri dönmezler. kendilerine ayrı bir hayat kurmanın yolunu mutlaka bulurlar çünkü bu zaten uzun vadeli planladıkları bir şeydir. bu adımı attıktan sonra, ayda - yılda bir görürsünüz çünkü sizinle iletişime geçmek istemezler. bu geçmişten çıkış, kurtuluştur. sizi yetişkin dünyalarına kabul etmezler. genelde aile kurduklarında dahi aynı politika torunlar için devam eder. torunlarınızı dahi limitli görürsünüz.

yani ektiğinizi biçersiniz. her çocuk yetişkin olduğunda, geçmişinin hesabını sorar.

o yüzden şiddet uygulamak yerine, direkt çocuk yapmayın. onun yerine gidip psikolojik destek alarak, zihninizdeki arızayı düzeltin.
devamını gör...

düştüğü gibi kalkmasını bilenler derneği

onlardan biriyim. bunca yıllık hayatımda çoğu problemimi kendi içimde yaşamış ve kendim aşmışımdır. başka birine anlatmanız veya yardım istemeniz, başka birini hikayenize dahil etmeniz anlamına geliyor ve bence bu hatalı bir tavır.

çünkü karşınızdaki kişinin size ne sebeple yardım ettiğini veya sizi zor anınızda bilerek manipüle etmeyi deneyip denemeyeceğini bilemezsiniz. hayatınız hiç anlamadığınız biçimde yön değiştirebilir ve hiç istemediğiniz durumların içerisinde sırf yardım talep ettiğiniz için kalabilirsiniz.

günün sonunda kimse sizin hikayenizi sizden daha iyi bilemez. ayrıca kimse sizden daha hızlı biçimde çıkışı bulamaz. sizin her zaman önceliğiniz kendinizsiniz ama anlattığınız diğerlerinin önceliği olayı çözerken dahi muhtemelen siz olmayacaksınız. bu size zarar verir.

kendiniz çözün, herkese her şeyinizi anlatmayın. bırakın insanlar sizinle ve geçmişinizle ilgili az şey bilsin. bu kötü bir şey değil, aksine insanlardan kendinizi korumanız adına atılabilecek en sağlam adımdır.


genelde insanlar sizinle ilgili meraklarına yenildiklerinde, sizin bu kapalı halinizi açabilmek için psikolojik baskı kullanır. dedikodu yayar, iftira atar ve daha nice saldırılarla karşılaşabilirsiniz. korkmayın, dik durun ve onlara istediklerini vermeyin. istedikleri şey hayatınızın detayını öğrenmektedir.

unutmayın: saklı olan asıl güçtür ve bilinmeyen herkesi korkutur.
devamını gör...

tek adam rejimi

laikliği ve demokrasiyi baş tacı etmiş ülkelerin celladıdır. insan limitli bir varlıktır. dolayısıyla, tek bir kişi, herkes adına, her konuda , her şeyi mutlak derecede doğru bilemez. iç değişkenler, kültürel farklılıklar, etnik kökenler, çeşitli dini inanışlar tek adam rejimini kaldırmaz. bu yüzden herkesi temsil edebilecek, herkesten bir parça barındıran "çok sesli yönetim" sisteminin olması gerekiyor ki bunu atatürk zamanında zaten yaptı.

mustafa kemal atatürk ileri görüşlü, inanılmaz stratejik, ultra savaş ve siyaset adamı olmasına rağmen, her şeyi bildiğini varsayan bir kibir edinmek yerine, bir meclis ( tbmm) kurmuştur ve halka söz hakkı tanımıştır. keza, eğer tek adam rejimi devam etseydi, bu ülkede sadece kendisi tek adam rejimini devam ettirebilecek insandı. bildiği diller, zekası ve savaşlardaki taktikselliği, diplomaside ki dili kesinlikle eleştiriye açık değildir.

atatürk sıfırdan bir ülke- uluslararası kimlik oluşturmasına rağmen, monarşiyi benimsememiş; halkına haklar tanımıştır. atatürk yapmadıysa, kimse yapamaz.

başlık buraya kadardı.
devamını gör...

yüz kızartıcı suçlar

benim için, gayet bilerek- isteyerek- tasarlayarak toplumun herhangi bir ferdine karşı işlenen "her suç" yüz kızartıcı suçtur.

terbiyesizlik ve ahlaksızlık kategorize edilemez. suçları kendi içerisinde kategorize ettiğiniz zaman, belirli bir suç çeşidini ister istemez yasal olarak aklayarak daha iyi bir konumda tutar hale geliyorsunuz.

örnek:

"başkasının canına mı gasp etti canım! kavga anında, alt tarafı karısını biraz tartaklamış! her evde oluyor böyle şeyler !ne olacak!"

örneğe bakarsanız, demek istediğimi anlayacaksınız. toplumda bu konuşmalara veya türevlerine illa denk geliyorsunuzdur. insanlar kendi içlerinde suçları aklayıp, normalize ediyorlar. bu yüzden suç ayırmadan, her suçu "yüz kızartıcı suç" kapsamında ele almamız ve sicillere de aynen böyle işlememiz gerekiyor. ben sabıka kaydı olan insanların sicillerinde büyük kırmızı punto ile "suçlu" yazması gerektiğine inanıyorum. hele tecavüzcüler, katiller, dolandırıcılar, çocuk istismarcıları, fuhuş aracıları kesinlikle büyük harflerle özellikle belirtilmemeliler.

aşağıda demek istediğimi anlatan bir örnek görsel paylaşıyorum. bu suçluyu arama adına oluşturulmuş örnek bir görsel ama aynı taslağın sicil kaydı beyanı olduğunu düşünün! cillop!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biz çocukken

her şey daha güzeldi.
en azından, böylesine kirlenmemişti insanlık.

beraber yaşamak zorunda olan ama birbirine güvenmeyen insan topluluğuyuz. artık kendi aile bireylerimizden bile şüphe eder duruma geldik. herkesi, her olay adına potansiyel olarak görüyoruz. birlik- beraberliğimiz mahvoldu. birbirimize duydugumuz her güzel duygunun içinden geçtiler.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim