1.
''Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım''
son tanımları
2.
günaydın sözlük
yeni bir güne, yeni bir haftaya umutla ve enerjiyle başlayın.. pazartesi sendromunu bir kenara bırakıp, bu haftanın bol şans, başarı ve mutluluk getirmesini dilerim. haftanın ilk günü, hayallerinize bir adım daha yaklaşmanız için harika bir fırsat olsun. günaydın, musmutlu ve verimli bir hafta olsun...
devamını gör...
5.
flavius belisarius (yazar)
fikirlerimiz taban tabana zıt olsa da fırtınalı tartışmalarda yapmış olsak, aynı masada oturup dostça muhabbet etmesini bilmiştik. bugün kader onu işsizlikle veya hayatın ağır yükleriyle sınıyor olabilir; fakat bu durum borcuna sadık kalmayacağı anlamına gelmez. ne de olsa hepimiz bir şekilde borçlanırız.hatta bizde " borç yiğidin kamçısıdır." diye bir ata sözü bile var.
bu yüzden, bugün aramızda bulunmayan ve kendini savunma hakkından mahrum birinin arkasından hoyratça konuşmak, dahası onu ulu orta ifşa etmek, her türlü fikir ayrılığından çok daha büyük bir vicdan ayıbıdır.
bu yüzden, bugün aramızda bulunmayan ve kendini savunma hakkından mahrum birinin arkasından hoyratça konuşmak, dahası onu ulu orta ifşa etmek, her türlü fikir ayrılığından çok daha büyük bir vicdan ayıbıdır.
devamını gör...
11.
filistin davası
1960 ve 70'lerde filistin halk kurtuluş cephesi (fhkc) gibi marksist örgütlerin varlığı, türkiye dahil dünya genelindeki solcuların (örneğin deniz gezmiş ve arkadaşları) filistin kamplarında bizzat savaşmasına ve güçlü bir tarihsel miras oluşmasına yol açmış olsa da
günümüzde davanın rengi dini ve muhafazakar (hamas vb.) yapılara kaymış durumda ama sol için filistin, hâlâ bir halkın kendi kaderini tayin hakkı ve temel insan hakları mücadelesidir.
günümüzde davanın rengi dini ve muhafazakar (hamas vb.) yapılara kaymış durumda ama sol için filistin, hâlâ bir halkın kendi kaderini tayin hakkı ve temel insan hakları mücadelesidir.
devamını gör...
12.
ölümün kurtuluş olduğunu düşünmek
bu soruya verilecek cevap, kişinin inançlarına, yaşadığı acılara ve hayata bakış açısına göre değişir. kimileri için dayanılmaz fiziksel veya ruhsal acıların son bulması anlamında bir teselli ve kurtuluş olarak görülür. diğerleri içinse hayatın sunduğu deneyimlerin, bağların ve potansiyelin yarım kalması nedeniyle bir kayıp ve son demektir.
annem kanserdi ve acı çekiyordu benim tek tesellim acı çekmeden ölmesiydi.
babam da 4 yıldır yatağa bağımlı ve görmüyor. çok zor olsa da onun da kurtuluşu olacak..
annem kanserdi ve acı çekiyordu benim tek tesellim acı çekmeden ölmesiydi.
babam da 4 yıldır yatağa bağımlı ve görmüyor. çok zor olsa da onun da kurtuluşu olacak..
devamını gör...
14.
joga bonito
futbolda sadece kazanmayı değil; estetiği, yaratıcılığı, çalımları ve oyundan keyif almayı ön planda tutan bir felsefedir. özellikle brezilya futbolu ve pele ile özdeşleşmiştir.
devamını gör...
15.
seleçao
portekizce de seçilmişler demektir.
uzun bir süre brazilya milli takımı için kullanılmıştır..
uzun bir süre brazilya milli takımı için kullanılmıştır..
devamını gör...
16.
brezilya milli futbol takımı
1978'den beri dünya kupalarını takip eden biri olarak, brezilya milli takımı hakkında biraz görüşlerimi anlatayım.
joga bonito yani göze hoş gelen futbol kavramı pragmatizme yenik düşerek adım adım endüstriyel futbolun çarkları arasında kayboldu. sambacılar, her geçen dönem estetik kimliklerinden biraz daha ödün vererek bugün sıradanlaşan bir takıma dönüştü.
1982 ve 1986 dünya kupası kadroları, futbol tarihinin kupa kazanamamış en muazzam jenerasyonuydu. zico, socrates, falcao, toninho cerezo ve jünior. gibi isimlerin oluşturduğu orta saha, taktik tahtalarına meydan okuyan birer sanat eseri gibiydi. skorun değil, oyunun güzelliğinin önemsendiği bu dönem, brezilya futbolunun en saf ve en şöhretli zirvesiydi.
fakat 1990’lar ve 2000’lerin başına gelindiğinde brezilya, "kazanmak zorundayız" diyerek daha defansif ve katı bir yapıya büründü. 1994'te dunga liderliğindeki sert orta saha ve romario ile bebeto ’nun dehasıyla kupa geldi.
2002'de ise dünya futbolu, tarihin en korkutucu hücum hattına tanıklık etti: ronaldo, rivaldo ve ronaldinho arkalarında ise cafu ve roberto carlos gibi kanatları koridor yapan makineler vardı. bu dönem, estetiğin bireysel dehalarla son kez kupaya dönüştüğü "son altın çağ" oldu.
2010’lar ise çöküşün başlangıcıydı.
2006'daki kaka ve adriano ’lu jenerasyonun erken vedasından sonra üretim bandı durdu. brezilya, yaratıcı orta sahalar yerine mücadeleci ama sıradan defansif oyuncular üretmeye başladı. 2014 dünya kupası'ndaki 7-1'lik tarihi almanya hezimeti, aslında bu çöküşün ve neymar'ın omuzlarına yüklenen aşırı bağımlılığın acı bir faturasıydı.
bugün: bir markaya dönüşen ama yok olan seleçao
son olarak 2026 dünya kupası'nda norveç'e son 16 turunda elenerek tarihinin en uzun kupa hasretine gömülen brezilya, artık sahada korku salan o eski takım değil. casemiro, danilo gibi yaşlanan liderlerin miadını doldurması, orta sahadaki yaratıcılık kısırlığı ve vinícius jr. dışında takımı sürükleyecek jenerasyon liderlerinin çıkmaması, bugünkü tablonun özeti.
bir zamanlar sahaya çıktığında futbolu bir karnavala dönüştüren brezilya, 80'lerin zico ve sócrates’li şiirsel oyunundan, bugün sadece bireysel kıvılcımlara ve endüstriyel marka değerine sığınan, taktiksel olarak sıradanlaşmış bir takıma evrildi.
joga bonito yani göze hoş gelen futbol kavramı pragmatizme yenik düşerek adım adım endüstriyel futbolun çarkları arasında kayboldu. sambacılar, her geçen dönem estetik kimliklerinden biraz daha ödün vererek bugün sıradanlaşan bir takıma dönüştü.
1982 ve 1986 dünya kupası kadroları, futbol tarihinin kupa kazanamamış en muazzam jenerasyonuydu. zico, socrates, falcao, toninho cerezo ve jünior. gibi isimlerin oluşturduğu orta saha, taktik tahtalarına meydan okuyan birer sanat eseri gibiydi. skorun değil, oyunun güzelliğinin önemsendiği bu dönem, brezilya futbolunun en saf ve en şöhretli zirvesiydi.
fakat 1990’lar ve 2000’lerin başına gelindiğinde brezilya, "kazanmak zorundayız" diyerek daha defansif ve katı bir yapıya büründü. 1994'te dunga liderliğindeki sert orta saha ve romario ile bebeto ’nun dehasıyla kupa geldi.
2002'de ise dünya futbolu, tarihin en korkutucu hücum hattına tanıklık etti: ronaldo, rivaldo ve ronaldinho arkalarında ise cafu ve roberto carlos gibi kanatları koridor yapan makineler vardı. bu dönem, estetiğin bireysel dehalarla son kez kupaya dönüştüğü "son altın çağ" oldu.
2010’lar ise çöküşün başlangıcıydı.
2006'daki kaka ve adriano ’lu jenerasyonun erken vedasından sonra üretim bandı durdu. brezilya, yaratıcı orta sahalar yerine mücadeleci ama sıradan defansif oyuncular üretmeye başladı. 2014 dünya kupası'ndaki 7-1'lik tarihi almanya hezimeti, aslında bu çöküşün ve neymar'ın omuzlarına yüklenen aşırı bağımlılığın acı bir faturasıydı.
bugün: bir markaya dönüşen ama yok olan seleçao
son olarak 2026 dünya kupası'nda norveç'e son 16 turunda elenerek tarihinin en uzun kupa hasretine gömülen brezilya, artık sahada korku salan o eski takım değil. casemiro, danilo gibi yaşlanan liderlerin miadını doldurması, orta sahadaki yaratıcılık kısırlığı ve vinícius jr. dışında takımı sürükleyecek jenerasyon liderlerinin çıkmaması, bugünkü tablonun özeti.
bir zamanlar sahaya çıktığında futbolu bir karnavala dönüştüren brezilya, 80'lerin zico ve sócrates’li şiirsel oyunundan, bugün sadece bireysel kıvılcımlara ve endüstriyel marka değerine sığınan, taktiksel olarak sıradanlaşmış bir takıma evrildi.
devamını gör...
17.
ikindi birası
18.
enteresan atasözleri
"deh demeden yürüyen at, buyurmadan iş tutan evlat, bir de güler yüzlü çıkarsa avrat; düğüne gitmeye ne gerek var, düğün senin evinde, gir oyna çık oyna..."
"deh deyince gitmeyen at, laf dinlemeyen evlat, bir de huysuz çıkarsa avrat; cenazeye gitmeye ne gerek var, cenaze senin evinde, gir ağla çık ağla..."
"deh deyince gitmeyen at, laf dinlemeyen evlat, bir de huysuz çıkarsa avrat; cenazeye gitmeye ne gerek var, cenaze senin evinde, gir ağla çık ağla..."
devamını gör...
19.
deniz göktaş
komik olmayabilir ama çok zeki olduğu kesin.
bence reklamın iyisi kötüsü olmaz bakın kaç gündür konuşuluyor bu sayede herkes tanıdı.tutuklanması onu daha da büyüttü. deniz bunu zaten hesap ederek yaptı o gösteriyi...
sahnedeki ikonun kendi kafası olması da keyfiyeten değildi. kelleyi koltuğa aldım, mesajıydı o.
gösterinin adının ölü deniz olmasındaki kinaye oldukça zeki.
birinci anlamı "ucunda ölüm de olsa..."
ikinci anlamı "öldürdüğünüz deniz gezmiş..."
zaten saçını kesip kendini deniz gezmiş'in bıyıklı fotoğrafına benzetmesi de görsel alt metinlerden birisi. kaç gün tutabilirsiniz bir mizah için? büyüdükçe büyüyecek...
odtü zekası, devlet zekasını bir kez daha yendi.
bence reklamın iyisi kötüsü olmaz bakın kaç gündür konuşuluyor bu sayede herkes tanıdı.tutuklanması onu daha da büyüttü. deniz bunu zaten hesap ederek yaptı o gösteriyi...
sahnedeki ikonun kendi kafası olması da keyfiyeten değildi. kelleyi koltuğa aldım, mesajıydı o.
gösterinin adının ölü deniz olmasındaki kinaye oldukça zeki.
birinci anlamı "ucunda ölüm de olsa..."
ikinci anlamı "öldürdüğünüz deniz gezmiş..."
zaten saçını kesip kendini deniz gezmiş'in bıyıklı fotoğrafına benzetmesi de görsel alt metinlerden birisi. kaç gün tutabilirsiniz bir mizah için? büyüdükçe büyüyecek...
odtü zekası, devlet zekasını bir kez daha yendi.
devamını gör...
20.
portatif klima

dün oğlum almış hevesi kırılmasın diye bir şey demedim ama bana danışsaydı almasına izin vermezdim.
öncelikle belirtmek isterim ki bu cihazların gerçek klima ile uzaktan yakından alakası yok. yani bunu alacaksanız klima diye almayın bunlara "hava soğutucu" * deniyor ve odadaki nemi artırarak sadece anlık bir serinlik hissi veriyor.
dışarıya sıcak hava tahliye eden bir borusu yok. sadece su kapları var. buzlukta dondurduğunuz aküleri, buz kasetlerini içine yerleştiriyorsunuz ve cihaz bu soğuk suyun üzerinden hava üflüyor.
gerçek anlamda oda sıcaklığını düşürmüyor. sadece önünde oturursanız buzun etkisiyle vantilatörden biraz daha serin bir hava üflüyor, o kadar.
cihaz odadaki nem oranını inanılmaz derecede artırıyor. bir süre sonra ortam resmen hamam gibi nemli ve basık oluyor. ayrıca ilk kullanımda yaydığı o plastik koku da cabası.
özetle; klima performansı bekleyerek almayın. bu cihaz altı üstü buzlu suyla çalışan, ortamı nemlendiren gelişmiş bir vantilatörden ibaret. almayı düşünenler paranızı boşa harcamayın, gerçek bir kompresörlü ve borulu portatif klima ya da normal duvar tipi klima bakın.
devamını gör...







