1.
''Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım''
son tanımları
3.
geceye bir alıntı bırak
"yok, bitmeyen geceler, olmayan sabahlar yüzünden değil, çaresizliğimdendir bu gönül yorgunluğu.
kırılsam kırıldım diyememekten, içim kül olurken bağıramamaktan, sevgiyi umutsuzca beklemektendir.
gözlerimin önünden film gibi geçen anılarımın bana gülümsemesinden, yaralanmış olan zihnim ve kalbimin tek başına kalışındandır."
kırılsam kırıldım diyememekten, içim kül olurken bağıramamaktan, sevgiyi umutsuzca beklemektendir.
gözlerimin önünden film gibi geçen anılarımın bana gülümsemesinden, yaralanmış olan zihnim ve kalbimin tek başına kalışındandır."
devamını gör...
4.
60 kgya düşmezsen seni terk ederim diyen erkek
60 kğ nedir yahu ben sırtıma oturtup 5-6 şınav çekebiliyorum.
ciddiye bile alamam.
ciddiye bile alamam.
devamını gör...
5.
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
damacanadaki şarap nihayet bitti ama ayağa kalkmaya korkuyorum.
devamını gör...
7.
diyelim ki o bunu okuyor
birine bilerek ve isteyerek acı çektiren, bir kalbi haksız yere kıran ya da bir başkasının hakkını gasp eden kimse, o hissin ağırlığını kendi omuzlarında hissetmeden bu dünyadan göçüp gidemez.
hiç kimse yaşattığını yaşamadan ölmez
hiç kimse yaşattığını yaşamadan ölmez
devamını gör...
9.
içmedeyiz normal sözlük

bugün günlerden ahmet arif
"ve sen daha demincek,
yıllar da geçse demincek,
bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
yaran derine gitmiş,
fitil tutmaz, bilirim.
ama hesap dağlarladır,
umut, dağlarla."
devamını gör...
10.
ahmed arif
bir ülke düşünün sadece komünist olmanız bile hapise girmeniz için yeterli bir sebep.
1951 yılında tkp tevkifatı denilen yani türkiye cumhuriyeti tarihinde yasa dışı olarak faaliyet gösteren türkiye komünist partisi (tkp) üyelerine, sempatizanlarına ve sol görüşlü aydınlara yönelik olarak emniyet ve devlet güçleri tarafından yapılan geniş çaplı, kitlesel tutuklama ve tasfiye operasyonları...
sadece düşüncelerini satırlara dökmekten tutuklanır ahmet arif.
gizli örgüt kurmak ve komünizm propagandası yapmak ile suçlanır
tek suçu şdüşüncelerini mısralara dökmektir..
dönemin işkence merkezi olan sansaryan han’da aylarca çok ağır, insanlık dışı işkencelere maruz kalır. günlerce süren açlık, uykusuzluk ve fiziksel darplar sonucunda şairin bedeni daha fazla dayanamaz ve bir gün işkence odasında bayılır, nabzı neredeyse durma noktasına gelir.
işkenceciler, ahmed arif’in öldüğünü düşünürler ve harbiye’deki askeri kışlanın arkasındaki boş, çöp dökülen bir araziye bırakıp kaçarlar. amaçları, cesedin orada bulunması ve olaya "faili meçhul" süsü verilmesidir.
ancak ahmed arif ölmemiştir. sabaha karşı arazideki soğuk havanın, çiğin veya yağmurun yüzüne vurmasıyla mucizevi bir şekilde gözlerini açar. şair, o anı ve sonrasını daha sonra dostlarına ve röportajlarında şu sarsıcı sözlerle anlatacaktır:
"gözümü açtım ki bir çöplükteyim. her tarafım yara bere içinde, kımıldayamıyorum. soğuk beni kendime getirmiş. öldü diye atmışlar... üzerime konan kargaları, kuşları kovalamaya mecalim yoktu. ama yaşadığımı hissettim. direndim ve oradan sürünerek çıktım."
bu ağır travma ve ölümün kıyısından dönüş, onun hayata ve halkına olan bağlılığını koparmaya yetmez aksine o karanlık hücrelerde ve boş arazilerde yaşadığı acıları, türk şiirinin zirvesi olan hasretinden prangalar eskittim"kitabındaki o ölümsüz dizelere döker.
kendisini ölüme terk edenlerin karşısına hep o mağrur, başı dik duruşuyla çıktı. onun şiirindeki yiğitlik inkâr gelinmez. vurgusu, o'nun hücrelerden ve boş arazilerden sağ çıkmış bir bedenin haykırışıdır...
"öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni."
ahmed arif
anısına saygıyla ....
1951 yılında tkp tevkifatı denilen yani türkiye cumhuriyeti tarihinde yasa dışı olarak faaliyet gösteren türkiye komünist partisi (tkp) üyelerine, sempatizanlarına ve sol görüşlü aydınlara yönelik olarak emniyet ve devlet güçleri tarafından yapılan geniş çaplı, kitlesel tutuklama ve tasfiye operasyonları...
sadece düşüncelerini satırlara dökmekten tutuklanır ahmet arif.
gizli örgüt kurmak ve komünizm propagandası yapmak ile suçlanır
tek suçu şdüşüncelerini mısralara dökmektir..
dönemin işkence merkezi olan sansaryan han’da aylarca çok ağır, insanlık dışı işkencelere maruz kalır. günlerce süren açlık, uykusuzluk ve fiziksel darplar sonucunda şairin bedeni daha fazla dayanamaz ve bir gün işkence odasında bayılır, nabzı neredeyse durma noktasına gelir.
işkenceciler, ahmed arif’in öldüğünü düşünürler ve harbiye’deki askeri kışlanın arkasındaki boş, çöp dökülen bir araziye bırakıp kaçarlar. amaçları, cesedin orada bulunması ve olaya "faili meçhul" süsü verilmesidir.
ancak ahmed arif ölmemiştir. sabaha karşı arazideki soğuk havanın, çiğin veya yağmurun yüzüne vurmasıyla mucizevi bir şekilde gözlerini açar. şair, o anı ve sonrasını daha sonra dostlarına ve röportajlarında şu sarsıcı sözlerle anlatacaktır:
"gözümü açtım ki bir çöplükteyim. her tarafım yara bere içinde, kımıldayamıyorum. soğuk beni kendime getirmiş. öldü diye atmışlar... üzerime konan kargaları, kuşları kovalamaya mecalim yoktu. ama yaşadığımı hissettim. direndim ve oradan sürünerek çıktım."
bu ağır travma ve ölümün kıyısından dönüş, onun hayata ve halkına olan bağlılığını koparmaya yetmez aksine o karanlık hücrelerde ve boş arazilerde yaşadığı acıları, türk şiirinin zirvesi olan hasretinden prangalar eskittim"kitabındaki o ölümsüz dizelere döker.
kendisini ölüme terk edenlerin karşısına hep o mağrur, başı dik duruşuyla çıktı. onun şiirindeki yiğitlik inkâr gelinmez. vurgusu, o'nun hücrelerden ve boş arazilerden sağ çıkmış bir bedenin haykırışıdır...
"öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni."
ahmed arif
anısına saygıyla ....
devamını gör...
13.
1984 (kitap)
aslında stalin’in elinden geleni yaptı ispanya iç savaşı için el altından silah ve savaş konusunda uzman elemanlar gönderdi. bunları el altından yaptı çünkü açık bir destek verirse fransa ve ingiltere'yi karşısına almaktan korkuyordu.
hitler sscb'ye saldırırsa bu iki ülkeye ihtiyacı vardı.
eğer stalin,ispanya’da açıkça bir komünist devrim başlatır veya orayı tamamen kendi kontrolüne alırsa, ingiltere ve fransa’nın "komünizm tehdidine karşı" hitler ile ittifak yapmasından endişe ediyordu.
bu kitap yorumunun dışına çıktı ama sebebini bilin istedim..
hitler sscb'ye saldırırsa bu iki ülkeye ihtiyacı vardı.
eğer stalin,ispanya’da açıkça bir komünist devrim başlatır veya orayı tamamen kendi kontrolüne alırsa, ingiltere ve fransa’nın "komünizm tehdidine karşı" hitler ile ittifak yapmasından endişe ediyordu.
bu kitap yorumunun dışına çıktı ama sebebini bilin istedim..
devamını gör...
14.
arpacık
enver gökçe 'nin dizelerinde geçer selda bağcan türküyü söyler;
"ben berceste mısraı buldum
hey ömrümce söylerim
gözden, gezden, arpacıktan olsun
hey ömrümce söylerim!"
gezden gözden arpacıktan
"ben berceste mısraı buldum
hey ömrümce söylerim
gözden, gezden, arpacıktan olsun
hey ömrümce söylerim!"
gezden gözden arpacıktan
devamını gör...
15.
durduk yere akla gelen alakasız şarkı sözleri
şarkı sözü değilde fıkra geldi bir tane;
bizim hoca bir gün mahalle kahvesinin önündeki çınar ağacının altına oturmuş, tam kendiyle baş başa kalıp keyif yapacak... şöyle derin bir nefes almış, bacak bacak üstüne atmış.
tam o sırada mahallenin her şeye maydanoz olan, her konuda uzman kesilen çok bilmişleri hoca'nın etrafını sarmış. başlamışlar akıl vermeye:
— "hoca, öyle oturma sırtın yel alır!"
— "hoca, o çayı öyle içme, midene dokunur!"
— "hoca, geçen günkü vaazda öyle dedin ama onun aslı şöyledir..."
hoca bakmış ki bunlardan kaçış yok, ne huzur kalacak ne keyif... derin bir iç çekip şöyle demiş:
— "yahu yoldan geçenler! canım şöyle bol tereyağlı, sıcak bir gözleme çekti. ama gelin görün ki; un bulsak şeker bulunmaz, şeker bulsak yağ bulunmaz, yağ bulsak un bulunmaz..."
çok bilmişlerden biri hemen atılmış, ne de olsa her şeyi çözmek onun görevi:
— "ilahi hoca! koskoca kasabada üçü bir araya hiç mi gelmez? hepsi bir arada bulunursa ne olur?"
hoca, bardağından son yudumu alıp mahallenin çok bilmişlerine ters ters bakmış ve lafı gediğine koymuş:
— "hepsi bir arada bulunur bulunmasına da... bu sefer de benim gibi bir keyif ehli bulup, adama ağız tadıyla yedirecek fırsat vermezsiniz ki!"
bizim hoca bir gün mahalle kahvesinin önündeki çınar ağacının altına oturmuş, tam kendiyle baş başa kalıp keyif yapacak... şöyle derin bir nefes almış, bacak bacak üstüne atmış.
tam o sırada mahallenin her şeye maydanoz olan, her konuda uzman kesilen çok bilmişleri hoca'nın etrafını sarmış. başlamışlar akıl vermeye:
— "hoca, öyle oturma sırtın yel alır!"
— "hoca, o çayı öyle içme, midene dokunur!"
— "hoca, geçen günkü vaazda öyle dedin ama onun aslı şöyledir..."
hoca bakmış ki bunlardan kaçış yok, ne huzur kalacak ne keyif... derin bir iç çekip şöyle demiş:
— "yahu yoldan geçenler! canım şöyle bol tereyağlı, sıcak bir gözleme çekti. ama gelin görün ki; un bulsak şeker bulunmaz, şeker bulsak yağ bulunmaz, yağ bulsak un bulunmaz..."
çok bilmişlerden biri hemen atılmış, ne de olsa her şeyi çözmek onun görevi:
— "ilahi hoca! koskoca kasabada üçü bir araya hiç mi gelmez? hepsi bir arada bulunursa ne olur?"
hoca, bardağından son yudumu alıp mahallenin çok bilmişlerine ters ters bakmış ve lafı gediğine koymuş:
— "hepsi bir arada bulunur bulunmasına da... bu sefer de benim gibi bir keyif ehli bulup, adama ağız tadıyla yedirecek fırsat vermezsiniz ki!"
devamını gör...
17.
anın fotoğrafı
19.
ayı (yazar)
kafan alır mı bilmiyorum ama ben bu ülkenin kırsalında ki de şehirli ile aynı değerlere sahip olsun diye çaba sarf ettim sen bilmezsin ama her fraksiyonun bir fikir takımı bir de eylem takımı vardır ben eylem takımındayadım 80 öncesi yaşım küçük olduğu için..
zenginler özel okullarda okurken biz köylere gidip o türkçe bile bilmeyen çocukların eksiklerini alabilmek ile meşguldük limon sattım ben biliyor musun sırf oradan kazandığım para ile bir çocuğa bile yardım edebilirim belki diye tek suçu o coğrafyada doğmuş olmaktı.
ülkenin düşünürleri tek tek avlanırken bir şeyler yapabilmek için çırpındım sonunda yargılandım sen ne yaptın?
ben şehrimi bile değiştirdim bu yüzden kayıplar verdim tek hatam herkesin çocuğu eşit şartlarda okusun diye bana edebiyat yapma icraat yap..
imla
zenginler özel okullarda okurken biz köylere gidip o türkçe bile bilmeyen çocukların eksiklerini alabilmek ile meşguldük limon sattım ben biliyor musun sırf oradan kazandığım para ile bir çocuğa bile yardım edebilirim belki diye tek suçu o coğrafyada doğmuş olmaktı.
ülkenin düşünürleri tek tek avlanırken bir şeyler yapabilmek için çırpındım sonunda yargılandım sen ne yaptın?
ben şehrimi bile değiştirdim bu yüzden kayıplar verdim tek hatam herkesin çocuğu eşit şartlarda okusun diye bana edebiyat yapma icraat yap..
imla
devamını gör...
20.
ayı (yazar)
bu sözlüğün bana kazandırdığı tek özellik faşist olmakla gurur duyan insanları tanımak. bütün bilim adamları felsefeciler faşizm bir hastalıktır demelerine rağmen.
devamını gör...







