doğal olarak spoiler içeren hededir. son sahnede ne olduğu ile ilgili konuşacağım. carol orada insan uzuvları ya da cesetleri görmüş olabilir. bu bizim çok hümanist kolektif abiler et temin etmek için hayvan öldürmeye bile karşı oldukları için 1. bölümden itibaren yaşanan tüm dünyayı etkileyen büyük katılım sırasında ölmüş insanların cesetlerini toparlayıp buralarda depolamış olabilirler. işin ilginç tarafı 8 gün gibi kısa bir sürede hali hazırda ellerinde olan hayvan eti stoğunu da tüketmiş olabililrler mi diye düşünüyorum şu an. ama bunlara hayvan insan fark eder mi olum adamların kafası uçmuş. son sahnede zaten kim wexler ablamın şey pardon rhea seehorn'un oyunculuğundan da bu çıkarımı yapabiliriz, çünkü kadın da ilk başta baktığı şeyin ne olduğunu anlayamıyor. jeton geç düştükten sonra şaşırıp kalıyor haliyle.
iki gündür karşılaşmamızın sonucu resident evil 2 oynarken uzun zaman sonra ilk kez bir oyundan korkmama sebep olan ve yerimden sıçratan serinin ana kötüsü (yani şu ana kadar bildiğim başka bir ana kötü yok). çok karizma ama hayvan oğlu hayvan ya
dün akşam herhalde hayatımda gördüğüm en komik rüyayı gördüm:
evimin ortasında kocaman, dikdörtgen şeklinde bir çukur vardı ve içinden evimin üstüne doğru çıkan buz dağları vardı, kemal kılıçdaroğlu da o buzların arasından motorsikletle kayıp taklalar atarak show yapıyordu. arkada da bu şarkı çalıyordu.
yav kitabın anlatmaya çalıştığı şey iyi de türkçe çevirisini çok beğenemedim ben bunun ya. psikoloji kitabı olduğu için aşina olmadığım terimler mi kullanılmış bilemedim ama çevirmenin kelime seçimleri eserdeki cümlelerin seviyesini düşürmüş gibi hissettim. bazı cümleler için yazılabilecek alternatif ve daha kolay anlaşılabilir kelime seçimleri yapılmalıydı bence.
"çokça zannetmekten kaçınınız. şüphe yok ki, zannın bâzısı günahtır ve araştırmakta bulunmayınız ve bazınız bazınızı gıybet etmeyiniz. sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi?"
doğada hayatta kalma videoları, kamp ve yürüyüş videoları çeken ve bana göre youtube'un medar-ı iftiharlarından olan youtube kanalı. bu adamın videolarını izlediğim zaman ben de böyle bir baba olmalıyım ve evlatlarımı böyle yetiştirmeliyim demeden edemiyorum. bu kanalın videolarını izlerken farkettiğim bir şey ise, doğadan ne kadar koptuğumuz ve doğaya geri dönüşün aslında günümüz insanı için ne kadar gerekli olduğu (bunu yapmak için adamın yaptığı gibi alaska'nın ıssızlıklarında tek başına 3-4 gün boyunca kamp yapmanıza gerek yok) sadece ormanların arasında yapılan bir yürüyüş. biraz patika ve tepeye doğru yapılan tırmanışlar bundan yüz yıllar önce hayatımızın sıradan bir parçasıyken şimdi beton yığınları arasında boğuluyoruz.
bu adam gibi doğada hayatta kalma bilgilerine sahip olmayı; iptidai ve işimi görecek kadar ev, çadır veya baraka tarzı şeyler yapmayı, ağaçları, mantarları, kuşları tanımayı ve bu konular hakkında derin bilgiye sahip olmayı çok isterdim. sanırım hayatımda kendimi geliştirmek için koyacağım hedeflerden birisi de bu olacak. doğayı tanımak.
1971 kırgızistan'ının psychedelic rock grubu olarak nitelendirilebilecek "nariste" grubunun şarkısı. bu şarkıyı 2024 yılında üretim stajı için gittiğim tekstil atölyesinin yolunda yenibosna metrosundan çıktıktan sonra uflaya puflaya yokuş tırmanırken dinlerdim aklsdjsakdjsa. güzel şarkıdır.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.