1.
belgin doruk
yanlış bilgilere ve anlatımlara artık el atmam gerekiyor. türk sinema tarihinin en önemli kadın oyuncularından biridir. hikayesi hep yanlış bilinir, yanlış anlatılır. ben ömrümün belirli bir zamanını kendisini tanımaya, tanıtmaya adadım. ve arşivini yapıyorum. dolayısıyla kendisi hakkında bolca bilgi sahibiyim.
öncelikle kısa bir girizgah yapmam gerekirse 28 haziran 1936 yılında ankara'da dünyaya gelen belgin doruk, ailesinden gizli olarak bir derginin düzenlediği güzellik yarışmasına (kazanamayacağını düşünerek) zarf yolluyor ve geri dönüş yapılınca mülakata giriyor. ilk yarışmada türkiye 2. si, başka bir katıldığı yarışmada ise türkiye 1.si oluyor. böylelikle oyunculuk nâmına ilk adımını atmış bulunuyor. *
yanlış anlatılan mevzuya gelince, 4 yapraklı yoncanın yükselişini kafasına takıp intihar etmedi. bilakis onlarla görüşüyor ve onları seviyordu. türkan şoray ile aynı gün doğmuşlar. türkan şoray gül demeti yollamış ona. belgin doruk da bu jesti beğenerek kendi kitabında bahsetmiştir. yemek yemişlikleri de vardır. belgin doruk'un annesi, kızına pat zayıflama haplarından veriyor. hapların içeriğindeki amfetamin maddesi de uyuşturucu etkisi yapıyor belgin doruk'ta. ancak o fark etmiyor bunu, kezâ doktorlar da anlamıyor. hatta kendisi bu haplardan sevgili dostu zeki müren'e de veriyor fakat zeki müren gün içinde şuursuzca para harcayarak herkese hediyeler aldığı, ve bunun normal olmadığını düşündüğü için haplara devam etmiyor. belgin doruk bu hapların etkisinde sürüklenip giderken bir sahne kazası yaşıyor, ve emel sayın'ın * kadrosunda çıkacağı zaman sahnede şarkı sözlerini unutuyor. binbir hevesle düzerek hazırlandığı o kulis odasına, bu başarısız sahne performansı neticesinde ışıklar üzerine söndürülünce hüsran ile geri dönüyor.
oğlunun borçları yüzünden evine haciz geliyor, ve hacze gelen memurların ondan imzalı fotoğraf istediklerini de acıyla anlatıyor kendisi. kocası özdemir erdoğan'ın onu aldattığını hissediyor ve fark ediyor, ancak bu ruhsal çöküntüde kendinde mücadele edecek gücü bile bulamıyor. kendisi evinin odasında ilaç içerek intihara kalkışırken özdemir erdoğan çalışma odasında yine yan odadaki eşinin psikolojisinden habersiz, iş güç peşinde. allah'tan geç fark etmemişler ve hastahaneye yetiştirebilmişler. belgin doruk için basında “delirdi ve hastahaneye kapatıldı” yazmak, medya için ekmeğe yağ sürmek tabi. velhâsıl tüm bunlar üst üste gelince kardeşi onu özel lape fransız hastahanesine götürüyor.* ve bozulan sinirleri için tedavi görmeye başlıyor. çünkü doktorlar hâlâ zayıflama hapının içindeki maddeden habersiz. problemi belgin doruk'un bozulan sinirlerinde arıyorlar. hastanede ortak kullanılan leş gibi bir tuvalete ve serumu kolundan çıkmasıyla akıttığı kan için azarlayan hemşirelere mâruz kalıyor orada bolca. işittiği azar sonrası odaya gittiğinde ağladığından bahsediyor sevgili belgin doruk... hastaneden çıkmasına yakın, kocasının imzalı onayıyla kendisine o zaman inanılmaz tehlikeli ve kalıcı hasarlar bırakabilen şok tedavisi uyguluyorlar. dayanılmaz acı verici bir şey olduğu için çığlık atmaması adına ağzını bir bez ile kapatıyorlarmış. belgin doruk hastahaneden haftalar sonra çıkıyor ve kızı, torunları ile yavaş yavaş hayata tutunmaya çabalıyor. hayatta en sevdiği kişiler kızı ve torunlarıymış. hayatta en çok istediği şeylerden biri de onlarla mavi tur yapmakmış. vita reklam çekiminde bircan usallı silan ile tanışıyor. bircan silan, gazeteciliğin içgüdüsüyle başta belgin doruk'un peşinden magazin haberi çıkarmak adına koştursa da, sonrasında onun manevi kızı hâline gelecek kadar yakınlaşıyor. gazete dizisini, * kitabını ve bir çok röportajını bircan hanım eşliğinde yapıyorlar. belgin hanım’ın en korktuğu şey, hayatını anlatan kitabı tamamlanamadan vefat etmekmiş. korktuğu gibi oldu. kitap basılamadan kalp yetmezliği neticesinde 1995 yılında vefât etti. mezarı zincirlikuyu'dadır. oğlu aydın birsel bu yıl bursa'da kendi evinin önünde düşerek vefat etti. bir de kızı gül var ondan miras kalan. kendisi yaşıyor fakat medyadan uzak olduğu için haberini alamıyorum.
belgin doruk unutulmaktan korkuyordu. ve günümüzde yoldan geçen birine belgin doruk deseniz muhtelemen tanımadığını beyân edecektir. kendisinin yaşadığı bunca şeyden sonra adı dağa taşa yazılması gereken bir insandır. bergen gibi kendisini kocasına dövdüren birini yalan yanlış anlatmak yerine belgin doruk'un hayatı anlatılmalıydı beyaz perdede.
öncelikle kısa bir girizgah yapmam gerekirse 28 haziran 1936 yılında ankara'da dünyaya gelen belgin doruk, ailesinden gizli olarak bir derginin düzenlediği güzellik yarışmasına (kazanamayacağını düşünerek) zarf yolluyor ve geri dönüş yapılınca mülakata giriyor. ilk yarışmada türkiye 2. si, başka bir katıldığı yarışmada ise türkiye 1.si oluyor. böylelikle oyunculuk nâmına ilk adımını atmış bulunuyor. *
yanlış anlatılan mevzuya gelince, 4 yapraklı yoncanın yükselişini kafasına takıp intihar etmedi. bilakis onlarla görüşüyor ve onları seviyordu. türkan şoray ile aynı gün doğmuşlar. türkan şoray gül demeti yollamış ona. belgin doruk da bu jesti beğenerek kendi kitabında bahsetmiştir. yemek yemişlikleri de vardır. belgin doruk'un annesi, kızına pat zayıflama haplarından veriyor. hapların içeriğindeki amfetamin maddesi de uyuşturucu etkisi yapıyor belgin doruk'ta. ancak o fark etmiyor bunu, kezâ doktorlar da anlamıyor. hatta kendisi bu haplardan sevgili dostu zeki müren'e de veriyor fakat zeki müren gün içinde şuursuzca para harcayarak herkese hediyeler aldığı, ve bunun normal olmadığını düşündüğü için haplara devam etmiyor. belgin doruk bu hapların etkisinde sürüklenip giderken bir sahne kazası yaşıyor, ve emel sayın'ın * kadrosunda çıkacağı zaman sahnede şarkı sözlerini unutuyor. binbir hevesle düzerek hazırlandığı o kulis odasına, bu başarısız sahne performansı neticesinde ışıklar üzerine söndürülünce hüsran ile geri dönüyor.
oğlunun borçları yüzünden evine haciz geliyor, ve hacze gelen memurların ondan imzalı fotoğraf istediklerini de acıyla anlatıyor kendisi. kocası özdemir erdoğan'ın onu aldattığını hissediyor ve fark ediyor, ancak bu ruhsal çöküntüde kendinde mücadele edecek gücü bile bulamıyor. kendisi evinin odasında ilaç içerek intihara kalkışırken özdemir erdoğan çalışma odasında yine yan odadaki eşinin psikolojisinden habersiz, iş güç peşinde. allah'tan geç fark etmemişler ve hastahaneye yetiştirebilmişler. belgin doruk için basında “delirdi ve hastahaneye kapatıldı” yazmak, medya için ekmeğe yağ sürmek tabi. velhâsıl tüm bunlar üst üste gelince kardeşi onu özel lape fransız hastahanesine götürüyor.* ve bozulan sinirleri için tedavi görmeye başlıyor. çünkü doktorlar hâlâ zayıflama hapının içindeki maddeden habersiz. problemi belgin doruk'un bozulan sinirlerinde arıyorlar. hastanede ortak kullanılan leş gibi bir tuvalete ve serumu kolundan çıkmasıyla akıttığı kan için azarlayan hemşirelere mâruz kalıyor orada bolca. işittiği azar sonrası odaya gittiğinde ağladığından bahsediyor sevgili belgin doruk... hastaneden çıkmasına yakın, kocasının imzalı onayıyla kendisine o zaman inanılmaz tehlikeli ve kalıcı hasarlar bırakabilen şok tedavisi uyguluyorlar. dayanılmaz acı verici bir şey olduğu için çığlık atmaması adına ağzını bir bez ile kapatıyorlarmış. belgin doruk hastahaneden haftalar sonra çıkıyor ve kızı, torunları ile yavaş yavaş hayata tutunmaya çabalıyor. hayatta en sevdiği kişiler kızı ve torunlarıymış. hayatta en çok istediği şeylerden biri de onlarla mavi tur yapmakmış. vita reklam çekiminde bircan usallı silan ile tanışıyor. bircan silan, gazeteciliğin içgüdüsüyle başta belgin doruk'un peşinden magazin haberi çıkarmak adına koştursa da, sonrasında onun manevi kızı hâline gelecek kadar yakınlaşıyor. gazete dizisini, * kitabını ve bir çok röportajını bircan hanım eşliğinde yapıyorlar. belgin hanım’ın en korktuğu şey, hayatını anlatan kitabı tamamlanamadan vefat etmekmiş. korktuğu gibi oldu. kitap basılamadan kalp yetmezliği neticesinde 1995 yılında vefât etti. mezarı zincirlikuyu'dadır. oğlu aydın birsel bu yıl bursa'da kendi evinin önünde düşerek vefat etti. bir de kızı gül var ondan miras kalan. kendisi yaşıyor fakat medyadan uzak olduğu için haberini alamıyorum.
belgin doruk unutulmaktan korkuyordu. ve günümüzde yoldan geçen birine belgin doruk deseniz muhtelemen tanımadığını beyân edecektir. kendisinin yaşadığı bunca şeyden sonra adı dağa taşa yazılması gereken bir insandır. bergen gibi kendisini kocasına dövdüren birini yalan yanlış anlatmak yerine belgin doruk'un hayatı anlatılmalıydı beyaz perdede.
devamını gör...