birdemetyasemen yazar profili

birdemetyasemen kapak fotoğrafı
birdemetyasemen profil fotoğrafı
rozet
karma: 1776 tanım: 265 başlık: 13 takipçi: 10
hey there i am using whatsapp

son tanımları | başucu eserleri


insanı yoran şeyler

insanı yoran şey, acının kendisi değil; acının adının konmaması. çünkü belirsizlik, zihni sürekli çalıştırır: “nerede yanlış yaptım?”, “bir şey mi kaçırdım?”, “şimdi adım atsam mı, yoksa susmalı mıyım?” net bir cevap gelmeyince insan, olmayan konuşmaları bile kendi içinde tamamlar. bu yüzden en ağır yük, kavga ya da kayıp değil; yarım bırakılmış cümleler, ertelenen açıklamalar, açık bırakılan kapılar ve “normalmiş gibi” davranılan mesafelerdir. insan orada yıpranır: bir şey bitmez, ama bir türlü başlayacak hâle de gelmez.
devamını gör...

imkansız aşk

bir âşık-ı dil hastayı dilşâd edecek yok
sûzân olana çâre ne imdâd edecek yok
feryâd ederim halbuki bir dâd edecek yok
sûzan olana çâre ne imdâd edecek yok

bir âşık-ı dil hastayı dilşâd edecek yok
devamını gör...

bir üstteki yazar hakkında düşünülenler

edebiyat yönü kuvvetli, hayvansever, şiir gibi bir insan
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

çevremdeki bazı insanların beni tanımasını o kadar isterdim ki. öyle 1 günlük vakitle, sağdan soldan duydukları ile değil ama. o vakit geçirdiğimiz günlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yaşandığını da bilmiyorlar çünkü. yalnızca beni yanlarında gördükleri veya beni çevreden duydukları kadarım aslında onlar için. uzun uzadıya yaşadıklarımı, çevremi, etkilendiklerimi, rahatsız olduklarımı, neler yaşadığımı bilmelerini isterdim. benim neler yaşadığımı ve uzun zamandır nasıl insanlarla ve nelerle mücadele ettiğimi siz biliyor musunuz? bana “gerçekte” nasıl davranıldığını, dengelerimle nasıl oynandığını bilmediğiniz için de şu an bunları yazmak mecburiyetindeyim. çünkü yakın çevremde benden bunları dinlemeye tahammül edecek, bu gerçekleri duymak isteyecek kimse yoktur eminim. bunlar şu an oturup tanımadığım insanlara anlatabileceğim şeyler de değiller. ama çevremdkiler öğrenmek isteseydi de kendimi kapatmazdım. çevremde yakın gördüğüm ne kadar insan varsa öyle şeylerine şahit oluyorum ki hepsinin. ve bu hâlâ maalesef devam ediyor. hâlâ en yakınımdaki insanlara hayretle bakıyor ama bazı konularda tepki veremeyecek durumda oluyorum. neden biliyor musunuz? yaş farklarımızdan dolayı. çevrem ne yazık ki hep yaşımın çok daha üstündeki insanlardan oluştuğu için her türlü doğru ve yanlışlarını benimle paylaşabiliyorlar ama benim tek “görevim” onların bu doğrularını alkışlayıp “örnek almak” ve yanlışlarını yargılamayacak şekilde sadece dinlemek ve “teselli vermek”. daha fazlasını yapmaya bile iznim yok. onların yanlışlarında gördüğüm hataları onlara söylemeye hakkım yok. ama buna rağmen her türlü hatalarında yargılamadan yalnızca ellerinden tutmamı bekliyorlar. sessizce ellerinden tutmamı bekledikleri noktada yaş farkımızın onlar için önemi olmuyor. ben de insanım, benim de duygularım ve kendime göre değer yargılarım var. doğrularım ve yanlışlarım var. çevremde “yakın” diyebildiğim her insana da bu fikirlerimi sunmaya ihtiyacım var. sunduğum noktada ben bu yakınlarımla kavga etmek veya direkt kaybetmek istemiyorum. gerçekten ciddi bir samimiyete ulaştığım herkese kendim ile alakalı onun gözünde büyük büyük bir sır olarak görülebilecek bilgiler veririm. bunlar da genelde yanlış bilgiler olur. tepkilerine, bununla ne kadar ilgilendiklerine veya daha önemlisi bunu ilerleyen zamanda nerede ve nasıl kullandıklarına bakarım. bu bilgilerin kullanılma durumu tek bir kişide beni hayrete düşürdü beni ve yıllar boyunca bunu hiçbir koşulda hiçbir şekilde kullanmadığını gördüm. fakat maalesef hayatımdaki insan ilişkileri karmaşasında bu kişiyi de önemsiz bir mevzudan dolayı belki de kendi hatalarım (kırgınlık ile erken davranıp mesafe koymam) sebebiyle kaybettim. araya koca 1 yıl girdi ve her ne kadar yüz yüze ayrı, mesaj dilinde ayrı ifade etsem de kendimi, toparlayamıyorum bir türlü ve şimdi zamanında kendi örmüş olduğum bir duvarı karşı tarafta görüyor ve yıkamıyorum. çevremde her türlü yakınımdan gördüğüm samimiyet ihanetini koşarak güvendiğim o tek insana anlatmak isterken gün geçtikçe bu yaptığım pişmanlık duvarı daha da büyüyor fakat ben hâlâ o kişinin gönlüne erişemiyorum. mesafe koyan bendim, kırıldığım için. bu devam etmiyor mu, ediyor. fakat burada bir gönül ilişkisi olmadığından dolayı gurur yapacak veya ondan kaçmamı sağlayacak bir konumda değilim. o benim kalben arkadaşım, ailem gibiydi. ve ne yazık ki o uzun mesafeden sonra kimse hayatımda onun gibi özel bir yer edinemedi.
devamını gör...

mevlana mest-i aşk

yıllar önce çekilen fakat pandemi ve dağıtım süreci nedeniyle türkiye’de geç vizyona giren “mest-i aşk”, iranlı yönetmen hassan fathi’nin mevlânâ ve şems-i tebrîzî’nin manevi yolculuğunu konu alan uluslararası yapımı. iran, türkiye ve abd ortak yapımı olan film; şems rolündeki shahab hosseini ve mevlânâ rolündeki parsa pirouzfar gibi güçlü oyuncuların yanı sıra, halit ergenç, bensu soral , boran kuzum, selma ergeç ve ibrahim çelikkol gibi tanıdık isimleri de barındırıyor. spiritüel arayış, aşk ve teslimiyet temalarını ele alan film, görsel atmosferi ve müzikleriyle dikkat çekiyor.

mevlânâ ile şems-i tebrîzî’nin ilişkisini merkezine alan, tarihî dram soslu mistik bir anlatı filmi. görsellik anlamında etkileyici olsa da anlatı bütünlüğü, senaryo derinliği ve oyuncu yönetimi açısından dengesi tartışmalı. başrol oyuncuları ciddi bir ağırlık taşımakla birlikte, zaman zaman teatral sınırların dışına taşamıyorlar. seyircide o çok konuşulan “mistik bağ”ı yaratmakta zorlandıkları yerler var. bunun ne yazık ki en büyük örneği hande erçel sahneleri idi. canlandırdığı karakterin yaşamakta olduğu acıları derinden hissetmemiz, hatta ciğerimizin yanması gerekirken (botokstan olacak sanıyorum ki..) gülmemek için kendinini zor tutan sinir bozucu bir ifade ile canlandırdı tüm rolü.

film boyunca yer yer etkileyici cümleler ve sahneler geçiyor; özellikle şems’in kaybolduğu kısımlar, mevlânâ’nın oğluyla yaşadığı hesaplaşmalar ve yüzük metaforu oldukça güçlü. fakat tüm bu yoğun sembollerin arasında zaman zaman senaryonun ritmi düşüyor, bazı karakterler (örneğin kerra, maryam) figürasyona dönüşüyor. buna rağmen boran kuzum’un alaeddin celâleddîn yorumu gibi parlayan performanslar da var.

derdi olan, anlatacak çok şeyi olduğu belli olan bir film. ama her şeyi birden anlatmaya çalışırken, bazı derinlikleri ıskalıyor. yine de, mevlânâ ve şems’in izinden gidip hakikatin peşinde olanlar için izlemeye değer.
devamını gör...

güne bir film alıntısı bırak


bilmeyiz ki küçümsemek, cinayetin başlangıcıdır.
bilmeyiz ki allah’ın insanlara iletisi, birbirlerine aşk duymalarıdır.
korku değil, aşk duymalarıdır.


(bkz: mevlânâ mest-i aşk)
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

bataklıkta bir domuzla güreşirseniz, ikiniz de kirlenirsiniz fakat domuz bundan keyif alır.
devamını gör...

başlıkları alt alta okumak

içine girip okumuş kadar olmaktır. birçok başlık, içeriğini daha okumadan hissettirir. bu kalitede bir başlıkta şu kalitede şeyler yazmışlardır gibi bir yorumlama oluşuyor akılda zaten. kezâ normal sözlük'te uzun zamanlarını geçirip nice entryler okuyan yazarlar, az çok buradaki diğer yazar kitlesine hâkim olmuş ve dönen muhabbetleri de adı gibi bilir kıvama gelmiştir.
devamını gör...

sözlük yazarı denince akılda canlanan tip

"entry girmem lazım"nöbetleri ile kendini titreşime alan, entelektüel imajlı bir online sözlük yazarına hayat veren alemin kralı dizisindeki "tapir"

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

chatgbt'nin aşk planının parçası olmayı kabul etmesi şoku

koskoca chatgpt'nin chatgbt oluşunu hayretle seyrettiğim başlık...
devamını gör...

5 ay sonraki kendine not bırak

haziran ayında yeni bir işe girdin, daha önceki 2 yer istifan ile sonuçlanmıştı. hem de biri 2 aylık deneme sürecin sonucunda olmuştu. başlarda hissetmiştin aslında orada nelere maruz kalacağını... ama sektörde adı vardı ve herkes senin oraya giremeyeceğini düşünüyordu. şu anki yerle iyi başladınız, zaten ilk istifan öncesi görüşmüştünüz daha önce. yine olumluydu ama sen diğerini deneyimlemek istemiştin. burası sanki seni bekliyor gibi o 6 ay boyunca birini kabul etmemiş. içinden geçirdiğin, keyifli olur aslında dediğin iş ile mevcut işini aynı anda yapıyorsun burada. mevcut işin şekillenmedi henüz fakat deneyimlediğin kadarıyla güzel gidiyor. bazı ufak soru işaretlerim var mı? şu an yok sanırım, belki ufak tefek eksiklikler var ama zaten burası yeni yeni kuruluyor. onların da yayına gireceğini düşünüyorum.
yeni dedim ya, işte bu aslında birçok konuda umur senin için. kendini gösterip yıllanabileceğin, terfi alabileceğin, alıp yürüyebileceğin bir yer şu an. cumartesileri çalışmaktan dolayı şikâyet ediyorsun biraz. maaşını konuşurken üzerine fazla düşünememiştin çünkü çalıştığın gün sayısına oranla. 5 ay sonra kendimi burada istediğimden de iyi bir maaşla anlaşmış ve birçok şeyi oturtmuş görmek istiyorum.
devamını gör...

güne bir şiir bırak

cahildim dünyanın rengine kandım
hayâle aldandım boşuna yandım
seni ilelebet benimsin sandım
ölürüm sevdiğim zehirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin

sözüm yok şu benden kırıldığıma
gidip başka dala sarıldığıma
gönlüm inanmıyor ayrıldığıma
gözyaşım sen oldun kahırım sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin

garip'im can yakıp gönül kırmadım
senden ayrı ben bir mekân kurmadım
daha bir gönüle ikrâr vermedim
batınım sen oldun zahirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
devamını gör...

rica ederim bu bahsi kapatalım

artık pek duymadığımız, eski türk filmlerinden kulağımıza kalan o ağırbaşlı nezaketin kalıntılarından biri. bugünün “boş ver”, “konuyu uzatma” ya da “gerek yok şimdi bunlara” gibi kırpılmış karşılıklarıyla kıyaslandığında, içinde bir dönem insanının konuşma terbiyesi, lafı incitmeden sonlandırma mahareti ve karşısındakine duyduğu asgarî hürmet saklıdır.

bu tür ifadeler bir görgü, tavır biçimidir. kelimeler kısaldıkça tahammül de kısaldı; dil sadeleştikçe söyleyiş değil, sabır azaldı. artık bahsi kapatmak için rica etmeye gerek duyulmuyor, zira çoğu sohbet zaten açılmadan bitiyor.
devamını gör...

güne bir şarkı bırak

ömrümün öksüzdür zevki kederi
zaman ister dursun, ister yürüsün
gün saymam ben sensiz geçen günleri

gurbete düştüğüm günlerden beri - perihan altındağ sözeri
devamını gör...

bir üstteki yazar hakkında düşünülenler

hayatın acı yanına esprili bakan bir arkadaş gibi
devamını gör...

kadın ve erkek ayrımının toplumdaki sebepleri

kadınla erkek arasındaki fark biyolojiden ibaret değil. olsaydı eğer, bu denli büyük uçurumlar oluşmazdı. asıl farkı yaratan, kimsenin sorgulamaya cesaret edemediği kalıplar ve o kalıpları nesilden nesile aktaran suskunluktur. erkek güçlü olacak, kadın edepli duracak… erkek konuşur, kadın dinler… bu roller öyle maharetle işlenmiş ki, bir kadın sesini yükselttiğinde değil, sadece var olmak istediğinde bile “fazla” sayılmıştır.

oysa toplum dediğimiz yalnızca kurallarla değil, kurbanlarla da inşa edilir. ve bu ayrım kadını eksilttiği kadar erkeği de yoksullaştırır; duygudan, empati kurmaktan, insanca yaralanmaktan mahrum eder. kadını kutsal yapıp sonra ona hayat hakkı tanımayan da, erkeğe güç yükleyip sonra her tökezleyişini zayıflıkla damgalayan da aynı sistemdir.

insanı cinsiyetiyle tanımlamak kolaydır. çünkü düşünmeyi, yüzleşmeyi, değiştirmeyi gerektirmez. ama esas olan; insanın içindeki sesi duyabilmek, o sesi susturmadan var olmasına izin vermektir. kimlik, doğumda verilmez; hakikatinle cesaretle yaşadığında inşa edilir.
devamını gör...

yazarların okuduğu bölümler

reklam ve pazarlama, türk sanat müziği, radyo ve televizyon...
devamını gör...

türkiye'nin ayarlarını arabesk müzik bozdu

türkiye’nin “ayarlarını bozan” şeyin arabesk müzik olduğunu söylemek, meseleyi fazlasıyla yüzeyde değerlendirmek olur. arabeskin, her şeyden önce belli bir sosyolojik arka plana sahip; taşradan metropole göçen insanların şehirle kuramadığı bağı, içsel sıkışmışlıklarını ve aidiyet arayışlarını yansıtan bir ifade biçimi olduğunu düşünüyorum. bu yönüyle bir nevi içtimâî ağıt niteliği taşır. elbette, zaman zaman ajitasyona kayan örnekleri vardır fakat bu, tüm bir türü toptan hükme mahkûm etmeyi meşrulaştırmaz.

klasik türk mûsıkîsi ile ilgilenen biri olarak arabeski küçümseyici yaklaşımların çoğu zaman musikî bilgisiyle değil, sınıfsal önyargılarla beslenmiş olduğunu üzülerek müşahede ediyorum. oysa her iki gelenek de —biri enderûn’dan, diğeri gecekondudan neş’et etmiş olsa da— insan ruhunun kıvrımlarında yankı bulan derinlikli anlatılardır.

unutulmamalıdır ki, bir milletin kültürel sahası yekpare değildir; zamanla tevessü eder, dallanır, budaklanır. arabesk de bu dallardan biridir. nihayetinde bu toprakların acısı da neşesi de müşterektir. mûsîkî, bunu dillendirmenin en kadîm yollarından biridir.

memleketin “ayarını” bozan şey arabesk değil; farklılıklara tahammül edememek, kendi beğenimizi mutlak hakikat saymak ve kültürel çeşitliliği yozlukla eş tutma gafletidir.
devamını gör...

yazarların nelere saygı duyup nelere duymadığı

insana, hayvana bitkiye ve en önemlisi kendisine saygı duyan herkese saygı duyarım. bilakis hiçbirine saygısı olmayan (kendisine olan saygısını kişisel bakımından anlayabilirsiniz) birine de kesinlikle saygı duymuyorum. herhangi bir restoranda garsona karşı davranışı, yolda aç bir hayvan gördüğünde yüz ifadesi, kurumuş bir bitki gördüğünde müdahalesi... bunların her biri o kişiye saygı duyulup duyulmaması gerektiğini gösteren minimal anlar. fakat bunlarla birlikte ne olursa olsun ailesine ve büyüklerine saygı duyması gerekir insanların. hata mı? hepimizde hatalar var. fakat bu hatalar o saygıyı çürütmez. çürütmemeli.
devamını gör...

sözlük yazarlarının fotoğrafları

anonim yazarlık rahatlığıyla iştirâk ettiğimiz bu mecrada bile kişisel bilgilerimizi elde etmeye çalışan bu tarz başlıklara hep başkaldırdım, başkaldırmaya devam edeceğim. buyrun "bir demet yasemen" belgin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim