"erkeklerin hayatlarının yarısı başkasının karısını elde etmeye çalışarak, diğer yarısı da kendi karısını başka erkeklerden koruyarak geçer" demişti bi yazar. böyle bi durumda korumanız gereken cinsiyet birken iki olur ve bu manyakça bi paranoyaya sürükler insanı.
+aşkım ben çıkıyorum, neclayla alışveriş yapacaz, ordan da buselere gidip kısır yiyecez.
iç ses: acaba buseyle mi yalaşacak neclayla mı dilleşecek.
şehir değiştirme ihtimali var. bu durum beni ziyadesiyle düşündürüyor ve yerleşik hayata geçtiğim şu 5 yılı çöpe atıp atmama konusunda endişelendiriyor. bi yanım sıkıldın artık prada, bi değişim şart derken diğer yanım düzen kurdun bok yeme de otur oturduğun yerde diye enseme vuruyor.
çok kararsızım sözlük. kariyer planlaması gibi şeyleri geri bıraktım derken en başa dönmüş gibi hissediyorum.
böyle testlerde ".......kızısın" diyosa ben o testi çözmüyorum. çözen erkeğe saygı duyarım ama benimsemem mümkün değil. bana kalırsa böyle böyle premsesleşiyo erkekler.
hayatının aşkını bulmak için kurbağa öpen canlıların sözlükte ne aradıklarını biz bilemeyiz. ancak tahmin edebiliriz ki onda da başarılı tahminlerde bulunmamız çok zor.
hoşlaştığınız kişiye adım atmadan hamle yapmadan önce göz göze gelmeye çalışmak, şuh kahkahalarla dikkatini çekmeye çalışmak ya da horoz gibi kabararak "ben burdayım" meşazı vermeye çalışmakla aynıdır. önce bi varlığınızdan haberdar eder sonrasında "sizlen depişebilir miyiz?" diye sorarsınız. yol yordam öğrenin az.
sıcak su gelebilmesi için musluğu açtığınızda kombide ısınması sonra hattı dolaşarak narin poponuza değmesi gerekir. tabi bunun için bi süre de geçmesi gerektiğinden hem su hem zaman kaybı olarak geri döner. ayrıca suyun debisi az olacağından muhtemelen kombi kaynar vaziyette yollayacak o suyu ve haşlanacaksınız.
dikkatimi çekenler oldu, arada hak verdiklerim, zekasından etkilendiklerim, hayali bi karakter atayıp hoşlaştıklarım da oldu ama aşk çok iddialı be. ilk görüşte aşk bile şüpheliyken yazdıklarını okuyarak "ben onsuz yaşayamam" diyebilmek, kalbinin atışını kulaklarında hissetmek falan.
he ben hissetmişimdir böyle şeyler tabi de benimkileri okuyup hisseden olduğunu sanmıyorum.
erkek gördüğüne kadın duyduğuna inanır. ha illa kim nereye bakıyor diye bi merakınız varsa onu da söyleyeyim; göt. bu ülkede herkes kadın erkek ayırmaksızın göte bakar.
yanlış tarım politikaları, maliyetlerin gün be gün artarken (mazot, gübre, sulama, işçilik vb.) ürün fiyatlarının aynı oranda artmaması.
zamanında tarım bakanı demiş ki "bizim buğdayların sapları uzun, başakları ufak. biz başakları bol sapı kısa ürün verecek tohumları kullanalım." baktığında çok iyi niyetli bi çalışma ama bunu yaptıklarında görmüşler ki üretilen saman miktarında ciddi bi düşüş var. tarihimizde belki de ilk kez ülkecek saman ithal ettik sırf bu sebeple. buğday da bollaşınca haliyle fiyatı da ucuz kaldı.
geçen sene hatırlayanınız var mı bilmem ama çiftçi mahsülünü tarladan dahi toplamadı. toplamak ya da toplatmak için harcayacağı para, nakliye vs. sattığında eline geçecekten fazla olduğundan tarlada bıraktı. şimdi bunun sorumlusu da mı çiftçi? eğer mevcut çiftçiden daha iyi yapabileceğinizi düşünüyorsanız tarlalarımı kiraya vereyim size, buyrun deneyin 2 sene. bir sene elde ettğiniz kâr, diğer sene ekim maliyetine yetmediğinde anlarsınız çiftçi neden borç içinde. diyeceksiniz ki "e madem para kazandırmıyor niye yapıyor bu işi?" yapmıyor zaten. satıyor tarlaları gidiyor pavyonda eziyor. sen de sanıyorsun ki "pavyonlar tarımı bitirdi"
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.