her sabah her seher salınan dilber
ataşın bağrımı yakıp gidiyor
yanağına sokulmuş tomurcuk güller
yarim burcu burcu kokup gidiyor
alnına bağlamış altından akça
koltuğuna çalmış bir ipek bohça
seherde kalkıp da gezerken bahça
sanırsın su gibi akıp gidiyor
sevdiğim üstüne gelmesin hata
yanağın güllerin rengine bata
yari bindirmişler bir yeğin ata
elinde dizgini tartıp gidiyor.
400 senede hiçbirşey değişmedi be
karacaoğlan. sevdicek gitti ardından bakakaldık. tomurcuk güller çok şık parfümler oldu, ipek bohça havalı çanta oldu, yeğin at araba oldu ama gidişi aynı derecede can yaktı.
evet sen şanssızdın be karacaoğlan, stalktır ne zıkımsa teknoloji falan işte biz uzaktan da olsa gördük her halini de sen acınla yaşadın hep.
sana da üzülüyorum be karacaoğlan, allah bin belamı versin kendim gibi üzülüyorum, hoffff!
devamını gör...