geçen ay gençliğinin tadını çıkarmak başlığını açmıştım. orta yaş dönemine girmeme, yani 45 yaşında olmama artık 15 gün falan kaldı. bu 15 günde gençliğimin hem tadını çıkarmak hem de kıymetini bilmek niyetindeyim. *
olabilitesi olan şeydir bence. şimdi akıllı telefonun ingilizcesi smartphone. smart da hem şık hem de akıllı demek. bizdeki akıllı telefon tabii bu anlamların sadece 1'ini verebiliyor.
bence geleceğin telefonları full yapay zeka entegrasyonlu olacak ve bu bir standart haline gelecek. bu sefer de bu telefonlara intelligent phone / zeki telefon denmeye başlanması son derece olası bence. kapitalizmde zaten böyle yeni ve daha havalı isim getirme taktiği de sıklıkla kullanılır.
bu benim işte. hiç alışamadım ya. yani mesela telefonum sesimi laptoptan daha iyi aldığından arada ses kaydı atmak için falan kullanıyorum belli platformlarda ama o da ayda yılda bir. neredeyse hiç kullanmıyorum sayılabilir yani mobilden internet.
80'leri kasıp kavuran alman müzik ikilisi modern talking'in 1999 tarihli alone albümünden pek hoş bir parça. grubun az bilinen mükemmellikleri arasındadır.
aslına albümde adı rouge et noir olarak görünüyor ama modern talking, resmi youtube hesabından paylaştığı şarkının isminin sonuna e de eklemiş. ben de onlara uydum. ahaha.
modern talking'in benim açımdan nostaljik değeri çok büyüktür. yani çocukluğumu bana en çok hatırlatan müzikal şeyler bu alman ikilinin 80'lerdeki kimi şarkılarıdır. zaten mt'nin başlığında da bunları yazmışımdır. grubu 2000'lerde pek de iyi takip ettiğimi söyleyemem. gene de bu dönemlerinden de bildiğim ve sevdiğim birkaç parçaları var. onları da listeme ekleyeceğim. bir ara belki grubun 2000'lerdeki albümlerine de eğilirim iyice ve beğendiğim başka şarkıları çıkarsa bu tanıma edit geçip onları da ekleyebilirim. belki de bununa uğraşmam. hiç bilemiyorum şu anda. haha.
bruce dickinson'ın solo kariyeriyle 1997'de tanıştığım albüm olan, esasen 1994 çıkışlı balls to picasso'da yer alan güzel bir şarkıdır. ilgili albümün more balls to picasso diye bir versiyonu çıkmış, herhalde geçen sene. benim ise geçenlerde haberim oldu bundan. albümü baştan sona 2 kere dinledim ve birkaç şarkı/versiyon dışında pek de tutmadım açıkçası. fire ile keşfetmiştim bu yeni albümü ve o başlıkta bu şarkının yenilenmiş versiyonunu beğendiğimi belirtmiştim. daha doğrusu orijinali bozulmamış demiştim galiba. yani neticede beğenmiştim. gelgelelim işte albümdeki çoğu şarkının o albümdeki yenilenmiş hallerini pek beğenemedim.
başlığın konusu olan parça, aralarından en beğendiğim olanı oldu. nakaratlarına eklenen lead gitar armonileri müthiş tat katmış bence kayda. bayıldım. ba-yıl-dım! şarkının geri kalanında da bir nahoşluk yok. açıp açıp dinliyorum. valla süper olmuş bu şarkının yeni versiyonu!
biri beni övüyorsa gülümseyip teşekkür ederim. abartılı bir övgüyse de "o kadar da değil bence ama teşekkürler" falan derim ve geçerim. temellendirme falan da aramam açıkçası. ha, çok spesifik ve beni diğer tüm insanlardan ayıran falan bir övgüyse duruma göre değişebilir tabii. öyle bir övgü alırsam ve karşıdaki bunu temellendirip açıklamıyorsa neden korkayım falan anlamadım. :d
karaktere ve belirli durumlarda yaşa bağlı olarak değişebilir tabii, övgülerin nasıl karşılanacağı ve nelere sebep olabileceği. ama bu sadece övgüyle de sınırlı değil. birileri tarafından aşağılandığında da kendisini olduğundan daha değersiz hissedebilir bazıları mesela.
burası kafa sözlük iken yoktum burada. kafa sözlük yazarları süper kahramanları unutamıyorsa, ben işte normal sözlük yazarı olarak olaya başladığımdan normal kahramanları unutamıyorum maksimum.
mesela tom ve jerry'deki tom olabilir. süper olmayan bir çizgi film kahramanı. haha.
ikisi de 41 doğumluysa ikisine de 41 kere maşallah demek istiyorum.
çok farklı oyuncular ama ikisi de efsane bence.
kemal sunal da efsanedir ama şaban'ı çıkartırsanız kendisinin filmografisinde geriye az şey kalıyor.
akpınar ve şen ise çok yönlü oyunculardır. bilhassa şener şen... akpınar ve şener (şen) tek bir kişiyi canlandırsa bu meral akşener mi olurdu diye aklımda deli bir soru oluştu. evet, deliyimdir de biraz. *
#3892644; böyle şeyler insanlar arasında da yaşanıyor. hayatınızda hiç ailesinin dışladığı, anne babasının dövdüğü çocuk haberi falan duymadınız mı? çöp konteynerlerinden bebek cesetleri bile çıkıyor.
tanım: sözlükte haberdar olduğum olay. acıklı bir duruma benziyor.
insan dışındaki hayvan türlerinin—sürpriz! biz de bir hayvan türüyüz—de birçoğunun acı, korku, sevinç, sevgi falan gibi duyguları hissedemediğini düşünmek de apayrı seviyede bir aymazlık. hele bu çağda. bir şeyi defalarca demeniz onu doğru yapmıyor. doğanın duyguları yoktur'u başka bir anlamda kullandıysanız da, insana karşı da yoktur o zaman derler adama.
tanım: bir maymuna konan bir admış galiba. olayı takip edemedim.
rumen batı klasik müziği kompozitörü pascal bentoiu imzalı, 1955 çıkışlı süittir. kompozitör 1927 doğumlu olduğuna göre daha 30 yaşında bile değilmiş bu eseri ürettiğinde ve bunu da işin içine katarsak gayet iyi bir iş çıkartmış diyebiliriz. yani eser zaten güzel ve etkileyici ama işte bir de bir gençlik dönemi eseri... gerçi birçok kompozitörün gençlik dönemi eserlerinin de coşkusu/enerjisi ve tadı ayrı oluyor tabii. hoş, bir yerde okuduğuma göre bentoui bu eseri için "gençliğimin günahı" falan demiş, hatta bunun notaya dökümünü bastırmamış bile. ben beğendim rumen efsane hagi... aman rumen müzisyen hacı. yaratıcısının ne düşündüğü umurumda değil. haha. bence gayet hoş bir yapıt. adından da anlaşılabileceği gibi kendi topraklarını tema/konu olarak belirlemiş burada sanatçı ve bu ürettiği eser klasik müzik formunda olduğu gibi ciddi folklorik elementler de içeriyor. 4 bölümden oluşan bu süiti aşağıdan dinleyebilirsiniz.
nevermore grubunun bir tek this godless endeavor albümünü çok sevsem de özgün ve kaliteli bir grup olduğunu elbette yadsıyamam.
berzan'ın da vokal cover'larına senelerdir denk gelirdim ve kesinlikle çok iyi vokal.
jeff loomis ve van williams zaten audition tape'lerini dinler dinlemez "işte bu!" demişler. yani gruplarına en uygun vokalisti onlardan daha iyi/doğru kimse bilemez/seçemez. ben de ola englund imzalı o tanıtım videosunu izledim ve gerçekten etkileyici ve grupla son derece uyumlu buldum berzan'ı. kendisine sınırsız başarılar dilerim. bu arada videolardaki konuşma tarzı da çok sempatik. hani korkutucu bir cüsse ama karizmayla karışık sempatik bir persona. haha. aklımda yanlış kalmamışsa ilk etapta 500 falan ve en son toplamda 650 civarı başvuru olmuş nevermore vokalistliği için ve o kadar vokalist arasından sıyrılabilen kişi berzan önen olmuş. vallahi bravo.
born şarkısının başlığını ben açmıştım zaten, ki en sevdiğim nevermore şarkısıdır. bugün bu şarkının berzan imzalı audition videosunun yayımlanacağını bir iki gün öncesinden biliyordum ama henüz bakmamıştım. tool biladerim sayesinde hemen bakıyorum.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.