1.
hiç kimse endişe etmesin
kk denen varlığın son x paylaşımında yine kullandığı klişesi.
tam paylaşımı şu:
cumhuriyet halk partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
cumhuriyet halk partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. olağan kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
şahsi ikballer değil, türkiye’nin geleceği esastır. bu kapsamda süreci; önceki dönem genel başkanlarımızla, parti meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
biz bir aradayız!
x.com/kilicdarogluk/status/...
klişe diyorum zira kendisi hep diyordu bunu zaten. ben de "ne zaman endişe etmeliyiz acaba zatıalilerine göre?.." derdim. artık gülüyorum bu komediye. ülkeme ağlıyorum da bu soytarıya gülüyorum artık. kendisinin 2010'ların ilk yarısından, hatta kuvvetle muhtemeldir ki 2011 veya 2012'den beri en büyük hater'larındanım bu arada. yani gezi olayları'ndan önce kendisinden nefret ettiğimi hatırlıyorum mesela. 2015 seçimlerinde ise kayış bende tamamen kopmuştu ve cidden inanılmaz seviyelerde nefret ediyordum artık kendisinden. hayatımda bu kadar yüzsüz bir insan görmedim, falan diyordum. "oylarımı bu sefer de artıramazsam kendimi başarısız göreceğim" demişti o seçimlere 1-2 gün kala ve chp'nin oyları artmamasına, hatta biraz da olsa düşmesine rağmen, başka bazı partiler sayesinde akp ilk etapta tek başına iktidar olamayınca "zafer kazandıııık!!!" diye konuşmuştu kk. bu kadar tutarsızlığa gelemem ben. zaten kendileri de iktidara gelememişlerdi sonra. akp bunlarla gene oyuncak gibi oynamıştı. hele o seçimler öncesinde, yunan çipras'ı taklit edip sunulan chp projesi... benim baykal döneminden beri söylediğim şeyi, yani "7/24 muhalefet yapacağınıza biraz da güzel projeler hazırlayıp halka güzelce, kimseyi germeden ve gücendirmeden anlatın; biz iktidara gelince ülkeyi şöyle yöneteceğiz, falan deyip inandırıcı projeler sunun" dediğim anlayışı; "aha, komşu solcu muhalif çipras tutturdu, biz de aynı taktikle tuttururuz" diyerek bu sürecin hemen öncesinde bu anlayışla yunanistan'da iktidar olan çipras'ı taklit etmişti ama proje ve lansmanı rezalet derecesinde kolpaydı ve zaten artık çok ama çok geçti... hele o "fraklar, gençler... bizim iktidarımızda dilediğiniz gibi oyun oynayabileceksiniz" reklamları falan. hatırlamak bile istemiyorum...
yani kk'nin "ne mal olduğunu" çok erken anlamıştım. bu yüzden ailemle sayısız kavga ettik. en sonunda babam, annem ve abimi çağırmış bir sabah ve "bizim sojourant'a (yani gerçek adım tabii) bir özür borcumuz var" demiş. ben tabii ki burada kibir yapmadım. yani olumlu ve kırıcı olmayan bir yanıt vererek özür dilemenize gerek yok, falan dedim.
evet, bu soytarıya artık gülüyorum. geçmişte kendisi yüzünden sinirlerim çok defa bozuldu. yani artık böyle bir "artık" için kendi psikolojimi bozamam.
tam paylaşımı şu:
cumhuriyet halk partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
cumhuriyet halk partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. olağan kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
şahsi ikballer değil, türkiye’nin geleceği esastır. bu kapsamda süreci; önceki dönem genel başkanlarımızla, parti meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
biz bir aradayız!
x.com/kilicdarogluk/status/...
klişe diyorum zira kendisi hep diyordu bunu zaten. ben de "ne zaman endişe etmeliyiz acaba zatıalilerine göre?.." derdim. artık gülüyorum bu komediye. ülkeme ağlıyorum da bu soytarıya gülüyorum artık. kendisinin 2010'ların ilk yarısından, hatta kuvvetle muhtemeldir ki 2011 veya 2012'den beri en büyük hater'larındanım bu arada. yani gezi olayları'ndan önce kendisinden nefret ettiğimi hatırlıyorum mesela. 2015 seçimlerinde ise kayış bende tamamen kopmuştu ve cidden inanılmaz seviyelerde nefret ediyordum artık kendisinden. hayatımda bu kadar yüzsüz bir insan görmedim, falan diyordum. "oylarımı bu sefer de artıramazsam kendimi başarısız göreceğim" demişti o seçimlere 1-2 gün kala ve chp'nin oyları artmamasına, hatta biraz da olsa düşmesine rağmen, başka bazı partiler sayesinde akp ilk etapta tek başına iktidar olamayınca "zafer kazandıııık!!!" diye konuşmuştu kk. bu kadar tutarsızlığa gelemem ben. zaten kendileri de iktidara gelememişlerdi sonra. akp bunlarla gene oyuncak gibi oynamıştı. hele o seçimler öncesinde, yunan çipras'ı taklit edip sunulan chp projesi... benim baykal döneminden beri söylediğim şeyi, yani "7/24 muhalefet yapacağınıza biraz da güzel projeler hazırlayıp halka güzelce, kimseyi germeden ve gücendirmeden anlatın; biz iktidara gelince ülkeyi şöyle yöneteceğiz, falan deyip inandırıcı projeler sunun" dediğim anlayışı; "aha, komşu solcu muhalif çipras tutturdu, biz de aynı taktikle tuttururuz" diyerek bu sürecin hemen öncesinde bu anlayışla yunanistan'da iktidar olan çipras'ı taklit etmişti ama proje ve lansmanı rezalet derecesinde kolpaydı ve zaten artık çok ama çok geçti... hele o "fraklar, gençler... bizim iktidarımızda dilediğiniz gibi oyun oynayabileceksiniz" reklamları falan. hatırlamak bile istemiyorum...
yani kk'nin "ne mal olduğunu" çok erken anlamıştım. bu yüzden ailemle sayısız kavga ettik. en sonunda babam, annem ve abimi çağırmış bir sabah ve "bizim sojourant'a (yani gerçek adım tabii) bir özür borcumuz var" demiş. ben tabii ki burada kibir yapmadım. yani olumlu ve kırıcı olmayan bir yanıt vererek özür dilemenize gerek yok, falan dedim.
evet, bu soytarıya artık gülüyorum. geçmişte kendisi yüzünden sinirlerim çok defa bozuldu. yani artık böyle bir "artık" için kendi psikolojimi bozamam.
devamını gör...







