dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 110647 tanım: 13935 başlık: 3016 apolet: 11 takipçi: 143
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


man of the hour

dağılmasına en çok üzüldüğüm müzik topluluğu olan isveçli folk/power metal grubu falconer'ın 2008 tarihli, 6. albümü olan among beggars and thieves'den süper güzel bir şarkı. bu albüme incelemesini yazdığım bir webzine'de 6.5/10 verdiğime inanamıyorum bu arada ama işte 15 sene falan önceydi bu ve o spesifik zaman diliminde beni pek açmamış demek ki bu fevkalade albüm. yani işte olabiliyor böyle: ilk anda bir albümün değerini tam anlayamayabiliyorsunuz, ya da spesifik zaman dilimlerinde ilginiz başka türlere yoğunlaşmışsa belli türlerdeki albümler size albenili gelmeyebiliyor falan. gelgelelim bir kritik yazarı olarak benim böyle bir bahanem olmamalıydı tabii ve cidden biraz utanıyorum bile o notumu ve işte yazımı gördükçe/hatırladıkça...

9/10'luk bir albüm* ve 10/10'luk bir şarkı* diyorum artık. geçmişimin günahları da peşimi bırakabilirse sevinirim. ahaha.

devamını gör...

adanalı olmak

valla ben değilim de adanalı olmak... sıcaklara küfredip güneşe ateş etmek, ülkenin başka hiçbir yerinde olmayan küfürler icat etmek falan derken... adanalı olmak diye bir şey var galiba. hep duyuyoruz bunları. haha. adanalı diye dizi bile vardı galiba.

(bkz: adanalıyık allah'ın adamıyık)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dehşet saçmak

tdk:

ortalığa korku vermek:
"oyun, okuyanı hiçbir tarih kitabının etkilemeyeceği kadar kuvvetle fransız ihtilali'nin amansız, dehşet saçan günleriyle karşı karşıya bırakır." - necati cumalı

mesela şöyle haberlerde çok kullanılan bir ifadedir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"pompalı tüfekle dehşet saçtı" başlıklı kaç tane haber gördüm, sayamadım. 90'lardan itibaren 100'ü geçmiş dahi olabilir.
devamını gör...

sevdam tek nefes

megastar tarkan'ın en sevdiğim şarkılarından biridir; 10. stüdyo albümü, 2017 çıkışlı 10 albümünde yer alır. bu albümünü çıktığından beri seviyorum tarkan'ın ve bu da albümdeki favori şarkımdır. parçanın müziği megastar'a aitken, sözleri ise aysel gürel imzalıdır. mesela sevdanın son vuruşu'nun sözleri de gürel'e aitti ve onun vefatından sonra bir evladı merhum annesinin odasındaki bir çekmecede mi ne bulmuştu da tarkan'a ulaştırmıştı falan gibi bir şeyler okumuştum. başlığın konusu ve diğeri gibi enfes bir çalışma olan şarkının sözleri de mi o ara bulunan sözleri arasındaydı kendisinin, bir bilgim yok açıkçası.

devamını gör...

chuck norris facts

bu içerikler facebook'ta sürekli önüme düşüyor. haha. wow'un muydu, lol'un muydu (hani o oyunlar var ya)... öyle bir şeyin bir platformunun büyük bir klişesi olduğunu söyledi counter social'da konuştuğum biri bunların. kimisi komik aslında. mesela chuck norris lavlardan lavdan adam yapabiliyor deyip kardan adam gibi lavdan adam yaptığı yapay zeka görseli; chuck norris, usain bolt'un 100 metre sprint rekorunu geri geri koşarak kamerayla önünden çekti yazılıp gene bu yönde oluşturulmuş görsel falan. cidden yüzlerce gördüm bunlardan ve bazıları bayağı komik. ahaha.
devamını gör...

bim şok a101’den önce kişiler nasıl alışveriş yapardı sorusu

migros ve tansaş vardı mesela. tansaş, ülke çapında yayılmadan evvel kuşadası'nda vardı. ben ortaokul ve/ya lisede oradan orijinal metal müzik kasetleri bile alırdım. yani migros gibiydi ama harbiden birçok metal kaseti de satılırdı orada. biz fiyat karşılaştırması yapmaya çalışırdık ve bazı ürünleri migros'tan alırken, kimisini de tansaş'tan alırdık. gıdada daha çok tansaş'ı tercih ediyorduk. ben o zamanlar söke'de oturuyordum aslında ama kuşadası'na da epey sık giderdik. yakın zaten. kipa da söke-kuşadası yolunda vardı. oraya da uğrardık bazen.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

facebook vs cthulhu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sürekli mutsuz insan iticiliği

mutsuzluğunu yaymaya çalışmadığı sürece bana itici gelmeyen kişilik tipidir diyeyim. bazısı da kendisi mutsuzsa herkesi mutsuz yapmaya çalışır. bakın onlardan uzak durmak lazım.
devamını gör...

sözlükte sevmediğiniz yazar davranışları

kendileri hakkında hiçbir fikrim olmayan bazı yazarların 40 yıllık ahbapmışız gibi özel mesaj atmaları. yani über saygılı ve çekingence yazılmasına gerek yok da işte hiç tanımadığım kişilerin sanki çocukluktan beri arkadaşmışız gibi bir üslupla bana yazmasından hoşlanmıyorum. yani nezaketimi korumaya çalışıyorum gene de ama kimisi hakikaten sabrımı zorlamıyor değil.
devamını gör...

yazarların garip huyları

sözlüğe veya takıldığım başka bir internet platformuna bir görsel yükleyeceksem, onun kaliteli ve yeterince büyük olmasına dikkat ederim. bazen mesela basit bir google aramasında dandik kalitede veya ufacık görseller buluyorum ama bunlarla asla yetinmem. gerekirse reverse search tool'ları kullanırım. hatta 3 tanesini sık kullanırım bunların, bu amaçla. ufak/dandik görseli yüklerim ve reverse image search yaptırırım. olmadı yandex'te, bing'de falan da aratırım ayrıca. anca ne yaparsam yapayım ilgili görselin güzel/büyük bir halini bulamazsam dandik/ufak görsel yüklemek durumunda kalabilirim. ki böyle durumlarda da bazen o görseli yüklemem. çünkü okurlara saygım var. haha.

yok ya, tabii ki saygım var da bendeki biraz da takıntı aslında. yani görsel yeterince anlaşılırsa ille de daha iyisini bulmaya gerek yok ama işte mizacım böyle, napiim. :p
devamını gör...

seda sayan’ın hep erkeklerle evlendiği gerçeği

çünkü seda bayan. *
devamını gör...

nilüfer’in gelmiş geçmiş en iyi kadın sesi olduğu gerçeği

vallahi katıldığımdır. tüm zamanlarda ve global çaptaki en sevdiğim kadın sesidir.

(bkz: en sevilen nilüfer şarkıları)
(bkz: nilüfer '74)

artık eski gücünde olmasa da 2000'lerin başlarında da efsane kudretini koruyordu bu arada kendisinin sesi: (bkz: acılara son)
devamını gör...

back to the future

mükemmel olduğuna katıldığım filmdir, ki bu başlığa da övgü dolu bir tanım girmiştim zaten. serinin ikinci filmi back to the future part ii'yu ise bir tık daha fazla severim ve ilk filmin başlığında 70 üzeri tanım varken (onaylı 30 küsur tanım), ikincisinde sadece benimkinin olmasını tuhaf buluyorum. zaten 2025'in ortalarına kadar başlığının bile açılmamış olmasını da garipsiyordum. sonunda baktım başkası açmayacak, ben açayım demiştim. üçlemenin son filmini diğer ikisi kadar olmasa da gene çok severim. onun başlığını açmak da bana kalacak gibi görünüyor. haha. onun da bakınız'ını vereyim de başkası önce açmazsa herhalde bir zaman açarım başlığını diye düşünüyorum. (bkz: back to the future part iii)
devamını gör...

otane goketsuji

ergenliğimde oynamayı en sevdiğim atari salonu dövüş oyunlarından biri olan power instinct'teki yaşlı nine cadı... ama rakibini emercesine defalarca öpünce genç bir kıza dönüşüp ölümcül bir kalp aduketi saldırısıyla haşat edebiliyor. gördüğüm en iyi dövüş oyunu karakterlerinden biri kesinlikle. oyunda aslında oynamayı sevdiğim başka karakterler de vardı ama en ilginci bu diyebilirim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şu videoda bu minik ve yaşlı cadının düşmanlarının hayat enerjisini emerek nasıl da gençleşebildiğini kendiniz de görebilirsiniz.



bu oyunun başlığını açıp super street fighter ii turbo'da yaptığım gibi devasa uzunlukta bir tanım da girebilirim bir gün. ama girmeyebilirim de. sağım solum belli olmaz. saklanmayan sobe. işte böyle zırvalamayı seviyorum. haha.
devamını gör...

çark kurnazı

çarıklı milyoner ve şark kurnazı'nın karışımıdır.

yani sözlükteki şans çarkı ile karma puanı zengini olmak gibi düşünün.

bu kurnazların yolunu kesebilmenin tek yolu, çarka "kalbimiz seninle" dilimini de koymaktır.

iflas olmayan çark mı olur?

hepsi iyi, kanka; s.çarım böyle çarka - şok

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

duy beni yoldaş dost; bu çark fazla oldu çok; gel kurtar bizi benjamin; sen bu çarka çomak sok!

geyik yapıyorum bu arada ama sanki belli sakıncaları oldu ya bu çark olayının. kişisel olarak low-profile [low profile] olmayı sevdiğimden karma puanı sıralamasında altlara düşmem hoşuma bile gidiyor ama yani cidden olmadı böyle sanki... sözlüğe yeni gelen biri, o listede sözlüğe en çok katkıda bulunan kişileri gördüğünü sanır başta; onlardan feyzalmak isteyenler olabilir. gel gör ki, çark çevirerek de listenin tepelerine kısa sürede çıkabilmenin mümkün olması hoş değil. yani mesela ben de o listede tırmanayım diyen biri, tanım girerek falan karmamı yükselteceğime çark çeviririm; zaten sittinsene tanım girsem de çark kullananlarla karma puanında yarışamam, falan der.

dediğim gibi, kişisel olarak karma puanı listesinde nerede olduğum, hatta o listeden tamamen çıkabilecek olmam bile umurumda değil. yani sözlüğün iyiliğini gözeterek yazıyorum bunları sadece.
devamını gör...

yazarların ruh halini anlatan gif

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların favori stephen king kitapları

1993'ten beri falan stephen king fanıyım. sözlükte çeşitli başlıklarda bahsetmişimdir, bana okumayı sevdiren yazar kendisi olmuştur. abim mesela okumayı söktüğünden beri deli gibi kitap okurdu ve ilkokulda yetişkinler için kitaplar okumaya da başlamıştı ama ben ortaokul başlarına kadar sadece çocuk klasiklerini falan okurdum ama yani çok da fazlasını okumazdım onların bile. işte stephen king'in hayvan mezarlığı romanını okumamla birlikte bu değişti. bu romanı pek de sevmemiştim aslında konu olarak ama king'in üslubunu ve işte hikaye anlatıcılığının sürükleyiciliğini çok sevmiştim. sonra sayısız king kitabı okudum ve aklıma gelen favorilerimi yazmak istedim bu tanıma. sizin de favorilerinizi yazmanız güzel olurdu ama. :>

(bkz: büyücü ve cam küre) - kara kule serisinin 4. romanı bu. seriyi 1998 senesinde, lise 2'deyken keşfetmiştim. tüm seriye bayılıyorum ama bunun yeri ayrıdır. serideki tüm romanları da tek tek favorilerim arasında yazabilirdim ama sadece 1 tanesini yazmayı daha uygun gördüm. büyücü ve cam küre, tipik bir fantastik roman da değil. hatta daha zirade güçlü bir romantik drama. yani içinde fantastik korku elementleri de muhakkak olsa da işte roland deschain ve sevdiceği susan delgado'nun o gencecik yaşlarındaki aşklarını süper anlatmış king. cöoslu rhea karakteri de olağan dışı etkileyicilikte betimlenmiş ve kurguda kilit bir figür burada. romanın başındaki manyak tren mono blaine'li bölüm de acayip heyecanlıdır ki orası romanın "şimdiki zaman"ındadır. roland ve susan'ın aşkları ise bayağı eski bir zamanın anlatısıdır.

(bkz: korku ağı) - (bkz: 'salem's lot): bu, en erken okuduğum king romanlarından biriydi ve zaten kendisinin de ilk romanlarından biri, hatırladığım kadarıyla 2.si. yani cidden ergenliğimin başlarında bu romandan ne kadar büyülendiğimi anlatamam. müthiş bir atmosferi vardı ve okuduğum yaş da düşünüldüğünde beni ne kadar etkilediğini hayal edebilirsiniz.

(bkz: yaratık) - bu romanın orijinal adı desperation, yani çaresizlik gibi bir şey manası. bunu da orta sonda veya lise başında okumuştum. 1996 çıkışlı bir roman ve çıktığı zamanlarda okumuştum işte. daha girişinde dumura uğramıştım. spoiler vermeyeyim de işte yani daha romanın başlarında kahramanların başlarına böyle şeylerin gelmesi beni acayip şaşırtmıştı. hayvan mezarlığı'nda mesela hani ilk 100 sayfada falan doğru dürüst bir şeyler olmazken, burda king dede direkt hardcore dalmış. haha. genel olarak da çok beğendiğim bir romandı. sonra bir arkadaşımın kız arkadaşı hacılamıştı güzelim romanımı. haha. bir de king'in richard bachman takma adıyla yazdığı the regulators romanı var ve bu da desperation ile bağıntılı, güzel bir eserdir; bunun sadece ingilizcesini okumuştum çok yıl önce.

(bkz: koşan adam) - orijinal adı, (bkz: the running man): bu da eskiden okuduğum king romanlarından biriydi. bunun ilk film uyarlamasının kitapla alakası yok gibiydi. eğlenceli filmdi ama kitap çok derin... bayağı çarpıcı bir roman yani. böyle... nasıl desem... bir black mirror bölümü gibi, hem de en çarpıcılarından... galiba bir film uyarlaması daha yapılıyordu bunun, ya da gösterime girmiş bile olabilir belki. umarım bu sefer bu olağanüstü iyi romanın hakkını verirler/vermişlerdir.

(bkz: ejderhanın gözleri) - (bkz: the eyes of the dragon) - bu da işte bir peri masalı falan gibi olsa da cidden çok sürükleyici ve büyüleyici bir kitaptı. king'in alışıldık üslubundan farklı bir şeyler okuyoruz burada ama cidden de nefis bir karanlık peri masalıdır bu da. yani o havadaki bir romandır. müthiş güzeldir. buradaki "ejderha" da öyle tahmin edildik ejderlerden değil, daha entrikalı bir konsept.

(bkz: şeffaf) - (bkz: the tommyknockers): bu da en erken okuduğum king romanlarından biriydi. çok tuhaf bir roman olduğunu düşünüyorum. h.p. lovecraft'ın uzaydan gelen renk'indeki gibi dünya dışı bir meşumluk var burada işte ve cidden beni çok etkilemişti bu romanı da king'in.

(bkz: hayatı emen karanlık) - (bkz: the dark half): bu da bayağı süper bir roman. yani çok karanlık ve bir o kadar da manyakça bir konu işleniyor burada. korku ağı gibi bunun da atmosferini çok beğenmiştim ama bunu o kadar erken okumadığımdan o kadar da etkilendiğimi söyleyemem. yani estetik zevklerime çok hitap etti yine de. bayağı güzel bir romandır. spoiler vermeden anlatmak zor ama işte o başkahramanın içindeki karanlık şey cidden de etkileyiciydi ve psikolojik gerilim boyutu da çok iyiydi bu romanın.

(bkz: ruhlar dükkanı) - (bkz: needful things): müthiş bir korku/gizem romanı ama işte king'in "sonları", 70'lerdeki ilk eserlerinden sonra epey light'lığa evrildi. bu da buna kurban gidiyor biraz. herhalde beni ergenler okuyor, onların akıllarını yok etmeyeyim demeye başlamış king amca bir yerden sonra ve romanlarının sonlarında daha yumuşatmış olayı. gene de işte çok güzel bir roman bu da ve romandaki o kasabaya açılan yeni dükkan ve sahibinin gizemi okuru esir alıyor.

(bkz: kemik torbası) - (bkz: bag of bones): bu da müthiş atmosferik bir romandı. hatta bunu yalnız başımayken çok tenha bir yerde okumuştum ve büyük kısmını mum ışığında okuyup kendimi iyice moda sokayım dediğimi hatırlıyorum. neticesinde etrafımı hayaletler kuşatmış gibi olmuştu. o koşullarda okumasam belki daha az etkilenirdim ama gene de çok iyi roman bence.

(bkz: rüya avcısı) - (bkz: dreamcatcher): bu da çok heyecanlı bir romandı ve büyük zevkle okumuştum. bayağı maceralı bir roman. bunun galiba 2002 çıkışlı filmi pek beğenilmedi ama onu da çok sevmiştim ben. sonunda ters köşe oluyorsunuz ama. bunu da olumlu karşılamıştım ben. romandaki son veya benzerini beklerken bambaşka bir şeyler olması beni olumlu manada ve zevk verici mahiyette şaşırtmıştı sinemada.

(bkz: kara ev) - (bkz: black house): king, bunu peter straub ile birlikte yazdı. bence müthiş güzel bir roman. o ufaklıkları ısıran (yoksa etlerini koparan da mı?) sapık dede falan... bayağı sarsılmıştım bazı yerlerinde. yine çok atmosferik ve alışılandan daha psikopat bir roman. gizem unsuru da nefis tabii gene.

bu kadarı yeterli dedim şimdilik. başlarda hafızamdan yazacaktım ki sonra bir internet sayfasından bakayım da uğraşmayayım hatırlamakla dedim. bir yerden sonra kronolojik oldu yani. son bahsettiğim roman 2001 çıkışlı ve benim bu zamandan sonra king'le olan alakam epey azalmıştı zaten. tek tük okuduğum daha sonraki dönem romanları olsa da o eski hayranlığım kalmadığından burada noktalayayım dedim favorilerimi. yani benim açımdan öne çıkan king romanları bunlar. mesela 2002 çıkışlı from a buick 8'teki hayal gücü ve yaratıcılığını da çok beğenmiştim king'in ama biraz saçma gelen tarafları da olmuştu. belki de ben yetişkin olmuştum artık. haha. gerçi hala fantastik korku manyağıyım, orası ayrı. :p

(bkz: falcı) - (bkz: thinner)'ı atlamışım ya. ondan da çok etkilenmiştim. film uyarlaması ise bayağı kötüydü bence.

(bkz: sadist (kitap)) - (bkz: misery): bunu da atlamışım. gerçekten psikopat bir romandı. film uyarlaması da gayet iyiydi. kathy bates'in buradaki oscar alan performansına zaten kötü bir şey diyemem. ancak, romanda "olmaz olsun böyle hayran" dedirten kadın karakterin "kurbanı" yazara yaptığı en sadistçe şey cidden apayrı sarsıcıydı, sadistlikte zirveydi; içim bir garip olmuştu orasını okurken. filmde elbette o sahneyi aynen öyle yansıt(a)mamışlar. hangi sahne olduğunu spoiler olmasın diye söylemiyorum da okuyanlar bilir, okumayı düşünenler de okuyunca görür.

(bkz: maça kızı) - (bkz: hearts in atlantis): bunu nasıl atlarım ya, dediğimdir. burada ayrı—ama bir şekilde bağlantılı—novella'lar ve hikayeler var ve birbirinden güzel olsalar da "low men in yellow coats" favorimdir aralarındaki. bunun, "heavenly shades of night are falling" ile birlikte temelini oluşturduğu film uyarlamasının da başlığını açıp tanıtmıştım (bkz: gizemli yabancı (film)); çok özel ve bence underrated kalmış bir king uyarlamasıdır.

(bkz: tılsım) - (bkz: the talisman) da atladıklarımdan olmuş. bunda da müthiş bir macera boyutu var. soluksuz okumuştum ve çok heyecanlanmıştım okurken. bunun da sadece ingilizcesini 2000'lerde okudum.

"o" - "it"... bunun abridged (kısaltılmış) versiyonunu okumuştum ergenken ama o zamanlar orijinalinin 1.000 küsur sayfa olduğunu da bilmiyorduk. sonra o uzun/tam versiyonu çıktı. birkaç kez okuyayım demiştim ama bir türlü tam o mod'a giremedim ve kaldı öyle. belki bir gün okurum zira çok övüyorlar full/orijinal versiyonunu. it (1990) yapımı beni amma korkutmuştu ama ufakken. :d bu arada okuduğum o birkaç yüz sayfalık "abridged" versiyonunu da çok beğenmiştim aslında ya. yani bu romanı da favorilerim arasına alabilirim bence. bunun yeni film uyarlamalarını seyretmedim. sadece ilkinin bir kısmını izlemiştim ve pennywise'ın işte bir çocuğun koluna... yaptığı şey sahnesinden sonra bıraktım zira 1990 çıkışlı uyarlamada o sahne hiç gösterilmezken, bu yeni uyarlamada da cgi kullanılmış ve hiç inandırıcı gelmemişti bana. kitapta orası çok ayrı bir psikopatlıkta anlatılıyor. bu yeni uyarlamalarını izlemememdeki asıl sebep pennywise'ın emo gibi yapılmasıydı imaj olarak. ben orta yaşlı görünümlü sapık paylaço tiplemesini alayım mümkünse, 1990'daki uyarlamada tim curry'nin harikulade canlandırdığı gibi. hoş, o da çok süper bir uyarlama sayılmazdı ama pennywise tiplemesi fevkaladeydi işte orada.

stephen king'in stilinin alametifarikası bence tüm o fantastik korku kurgularında inandırıcı olabilmesi ve "biz bu romandaki karakterlerden biri olsaydık nasıl davranırdık" dedirtebilmesi okuyuculara. zaten eserlerinin çoğu da king'in yaşadığı ve dolayısıyla avucunun içi gibi bildiği maine'de geçiyor ve işte bu da romanlarının inandırıcılığını pekiştiren bir şey diye düşünüyorum. o kurgularda yer alan fantastik elementlere elbette inanmıyoruz ama işte mesela benim yaşadığım kasabaya/şehre öyle bir yaratık gelse biz nasıl aksiyonlar alırdık diye sorgulatıyor insanı, en azından beni. bu yazarı çok küçümseyen, aşağılayan da var ama king de bildiğim kadarıyla ben süper bir yazarım diye ortamlarda caka satan biri değil. bir şekilde hayal gücünü tetikleyici, çok sürükleyici kurguları kotarabilen bir yazar ve işte kitleler de kendisinin eserlerini seviyor. king de bununla yetiniyor gibi görünüyor. sosyal medyadan da takip ettiğim kadarıyla kendisi cidden ben öyle aşmış bir yazarım havalarında değil. etik değerleri de yüksek bir insan. kendisinin, "ben öldükten sonra eserlerim ne kadar değer görür bilemiyorum, tamamen unutulabilirler de; ancak 'pennywise diye bir karakteri vardı, o palyaço amma da ürkünçtü' demeye devam edecek insanlar bence..." falan dediğini okumuştum bir yerlerde.

bu arada ben bu romanların bir kısmının orijinal ingilizcesini de okudum, yazıda da dediğim gibi bazılarının da sadece ingilizcesini okudum. kara kule serisinin hem türkçelerini hem de ingilizce orijinallerini defalarca okudum hatta. ingilizce ve/ya türkçelerini okuduğum ama favorilerim arasına girmediklerinden yazıda bahsetmediğim eserleri de var king'in. kendisinin okumadığım (en azından henüz) kitapları da az sayılmaz tabii.
devamını gör...

sözlük yazarlarının fotoğrafları

5 sene falan öncesinden galiba bu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların milyon dolarlık evleri

mesela stephen king'in şu meşhur evinin değeri 1.5 milyon dolar civarı tahmin edilmiş şu www.re-thinkingthefuture.co... sitede yazılana göre. gene de king gibi yüzlerce milyon dolarlık serveti olan birine göre mütevazı bir ev sayılabilir. ama zaten maine'in kırsal bir bölgesinde diye biliyorum burası ve sonuçta new york'un seçkin yerlerindeki kadar devasa arsa ücretleri de yoktur oralarda, o yüzden de akla yatkın bir fiyat diyebilirim. zaten king bunu bayağı eskiden gayet uygun bir fiyata almış.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ne o? bir an sözlük yazarlarının evlerinden bahsedeceğim sanmıştın, değil mi? zaten öyle san diye başlığı böyle açtım. yani işte böyle troll damarım da bazen tutmuyor değil. ha-ha-ha!
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim