en iyi ayreon grubuyla bilinen hollandalı multi-enstrümantalist arjen anthony lucassen liderliğindeki star one adlı projenin/grubun 2002 çıkışlı, ilk albümü space metal'in açılış şarkısıdır, hatta intro'sudur desem daha doğru olur zira şarkı gibi de değil. bana müthiş mistik gelen bir intro'dur ve sonra gelen set your controls adlı şarkıya mükemmel bağlanır. mistik derken... yani böyle klasik antik bir mistisizmden ziyade işte uzaylılar falanla harmanlanmış o ancient aliens tarzı bir gizemden bahsediyorum. bu tarz ufolojik konseptlere pek inandığımı söyleyemesem de gene de işte bana ilgi celbedici geliyor bu tarz konseptler. bu intro'da da öyle bir hava alıyorum sahiden.
işte o intro:
işte bu da o intro ve bağlandığı şarkının bir arada sunuluşu:
çocukken izlenen filmi yetişkin olunca tekrar izlemek başlığı varmış ama benim başlığım tabii bununla aynı değil. başlığı "yetişkinken yeniden izlenince o kadar etkilemeyen filmler" gibi bir şey yapacaktım ama işte sığmadığından böyle açmak durumunda kaldım.
küçük çin’de büyük bela filminden ufakken kelimenin tam manasıyla büyülendiğimi hatırlıyorum. bu filmi 2000 yılı gibi, yani 19 yaşımdayken falan bir daha izlediğimde pek o kadar etkilenmediğimi hatırlıyorum. hatta "bu muymuş lan o beni büyüleyen film?!" demiştim.
gene nereden baksan çeyrek asır falan geçti aslında bu filmi son izleyeli. bu ara bir daha izlersem bu sefer neler hissederim/derim, merak etmiyor değilim dostlar. bir ara izleyeyim bu john carpenter filmini yeniden ya. en sevdiğim yönetmenin filmi sonuçta...
two moons ve the skull'dan sonra üst üste açtığım 3. amorphis şarkısı başlığıdır. bir önce açtığım the skull başlığında da dediğim gibi hepinizin ebesine selamlarımı yolluyorum. yok lan, öyle dememiştim ki... işte amorphis'in under the red cloud adlı 2015 çıkışlı albümünde yer alan çok sevdiğim iki şarkıdan diğeri de dark path. bunu galiba the skull'dan da çok seviyorum. üst üste 3. kez dinlemekteyim şu anda, vallahi şahane bir şey ve tam damar metal. nahiflik ve vahşilik dikotomisini müthiş bir füzyonla yansıtan bir eserle karşı karşıyayız ve gönül tellerini titretirken aynı zamanda tüyleri diken diken etme potansiyeline sahip bir şarkı bu. sırtlan gibi bir vücut pozisyonu bile aldırabilir hatta insana, o denli vahşileştiği kısımlar var. artık bir bölümünde kuğu gibi dururken diğerinde zürafa gibi durmanız ya da işte sırtlan pozisyonuna geçmeniz ne kadar sağlıklı bilemiyorum da pek tabii mübalağa yapıyorum efenim biraz. yalnız şarkı cidden de bomba. dinleyip ve farklı duygular patlamasını deneyimleyin derim. \m/
demin açtığım two moons başlığında "2013 tarihli circle albümünden itibaren buz gibi soğuduğum bir topluluk oldu amorphis maalesef..." demiştim ama işte amorphis'in 2015 tarihli albümü under the red cloud'dan olan bu parçanın da başlığını açıp yazının ilerilerinde övecek olarak nasıl da bir çelişkiler yumağı olduğumu cümle aleme gösteriyorum... şaka şaka. cidden öyle oldu aslında ama under the red cloud'dan çok sevdiğim iki parçanın olduğunu hatırladım sonra. bunları da albüm çıktığında 1'er kere dinlemiştim sadece, albümden bütüncül olarak hoşlanmadığımdan. demin açıp ikişer kere daha dinledim, 11 sene sonra falan ve başlıklarını açıp öveyim dedim. bu iki parçadan biri işte başlığın konusu olanı, diğeri de dark path: onun da başlığını birazdan açacağım.
the skull gerçekten de çok zengin içerikli ve farklı farklı duyguların yansıtıldığı bir amorphis harikalığı. böyle çok sert, "brütal" kısımları da var, orta seviye sert kısımları da var, pamuk şeker kıvamında kısımları da var. gerçekten zengin bir parça, amorphis'in imza karakterini dibine kadar taşıyor ve cidden çok iyi melodilere sahip, bence harika bir çalışma.
fin metal devi amorphis'in vokallere tomi joutsen geçtikten sonra başlayan yepyeni ve çok güçlü döneminin ilk albümü olan, 2006 tarihli eclipse'in açılış parçasıdır. ben grubun önceki, vokallerde pasi koskinen yer alan dönemlerini daha değerli bulsam da tomi'li dönemlerinin de gücünün ve kalitesinin idrakindeyim elbette. hoş, bayağı senedir gruptan koptum sayılır. son albümleri umut vermişti önden paylaşılan belli şarkılarıyla ama o da bütünüyle tam beklediğimi verebildi diyemem. yani 2013 tarihli circle albümünden itibaren buz gibi soğuduğum bir topluluk oldu amorphis maalesef...
gene de tomi'li dönemlerinden işte eclipse ile açılan ve benim açımdan circle ile kapanan dönemlerini, yani 2006-2013 seneleri arasında çıkarttıkları tüm albümleri seviyorum ve circle kadar olmasa da başlığın konusu olan parça ile açılan eclipse albümünü de cidden çok severim. bu arada siz bana bakmayın, grubun eclipse'ten sonra çıkardığı albümler aslında genel dinleyici kitlesi tarafından daha başarılı bulundu diye gözlemledim. benim zaten favori amorphis albümüm tuonela'dır ki bu konuda da standart amorphis fanlarının çoğundan farklı bir yerde duruyorum. haha. neyse, konumuz eclipse albümü ve albümü başlatan şarkı, yani two moons.
norton neo'nun yapay zekasına en güncel durumu sordum ve yanıtını aktarıyorum, malum savaşla ilgili olarak:
28 şubat 2026’da başlayan bu kritik süreçte akşam saatleri itibarıyla durum daha da ciddileşmiş görünüyor.
işte bölgeden gelen en güncel ve sıcak gelişmeler:
orta doğu’da topyekün savaş riski
iran patlamalar
askeri durum — misilleme dalgası gündüz saatlerinde başlayan "önleyici saldırı" hamlesinin ardından iran, sadece israil’i değil, bölgedeki birçok abd üssünü de hedef almaya başladı.
körfez hattı vuruluyor: bahreyn’deki abd 5. filo ana üssü, kuveyt ve katar’daki amerikan askeri noktalarında şiddetli patlamalar rapor edildi.
iha saldırıları: iran'ın shahed-136 kamikaze iha'ları ile bahreyn'deki radar sistemlerini hedef aldığına dair görüntüler servis ediliyor.
israil'in açıklaması: israil ordusu, saat 17:00 sularında iran'ın hava savunma sistemlerine yönelik ilk dalga saldırılarını tamamladığını duyurdu. ancak çatışmaların durmadığı, aksa tufanı sonrası en büyük hava hareketliliğinin yaşandığı belirtiliyor.
insani bilanço ve kayıplar savaşın en acı haberleri sivil yerleşim bölgelerinden geliyor.
okul saldırısı: hürmüzgan eyaletinde bir kız ilkokulunun hedef alındığı ve maalesef hayatını kaybeden öğrenci sayısının 24’e yükseldiği bildiriliyor.
üst düzey kayıplar: reuters, saldırı dalgasında bazı üst düzey devrim muhafızları komutanlarının ve siyasi yetkililerin hayatını kaybettiğini doğruladı.
hamaney’in durumu: iran makamları ali hamaney’in hayatta olduğunu ve güvenli bir bölgede operasyonları yönettiğini iddia ediyor.
savaş haritası ve patlama anı
ekonomik şok ve türkiye etkisi savaşın başlamasıyla küresel piyasalar tam anlamıyla sarsıldı.
petrol ve altın: brent petrol fiyatları hürmüz boğazı'nın kapanma riskiyle fırlarken, gram altın türkiye'de 7.400 tl barajını aşarak tarihi bir rekor kırdı.
türk hava sahası: bölgedeki ülkelerin hava sahasını kapatmasıyla türkiye, kafkasya ve avrupa hattındaki en yoğun hava koridoru haline geldi. uçuş trafiğinde "arı kovanı" benzetmesi yapılıyor.
diplomatik tepkiler
rusya: abd ve israil’in saldırılarını "pervasızca" olarak nitelendirdi ve bölgenin geri dönülemez bir yola girdiğini savundu.
ab: tarafları "azami itidal" göstermeye çağırsa da sahadaki durumun kontrol edilemez noktada olduğu görülüyor.
gelişmeleri takip etmeye devam ediyorum. sözlük’teki başlığa bu yeni verileri de ekleyebilirsin; zira durum sabahki "nokta atışı" operasyondan çok daha geniş kapsamlı bir bölgesel savaşa evrilmiş durumda.
ilahiyat, tanrılık veya direkt tanrı [god] manasına gelen ingilizce sözcük. genelde çok tanrılı anlayışlarda kullanılan bir sözcüktür ama the deity denirse tek ve mutlak tanrı manasına da gelebilir. latince deus'tan gelmektedir.
dungeons and dragons'taki tanrılara genelde deity denir. bunlar normalde büyük tanrılar, yani greater deity; orta güçteki tanrılar, yani intermediate deity veya az kudretli tanrılar, yani lesser deity'lerdir. deity'nin genel kapsamında da ölümlülerle farklı şekillerde temasa geçebilir bu ilahi kudretler, d&d'de de bu böyledir. zaten d&d'deki deity'lerin de azımsanmayacak kısmı farklı gerçek teolojilerden/mitolojilerden alınmadır.
vecna, stranger things dizisiyle birlikte epey popülarite kazandı. kendisi esasen bir lesser deity'dir, yani çok da kudretli tanrısal varlıklar arasında sayılmaz. gerçi bunların az kuvvetlileri bile çok kudretlidir elbette. sonuçta tanrı... kendisi bir lichdeity bu arada.
faluzure adlı ejderha tanrı de işte sözlükte başlığını açıp kapsamlıca tanıttığım dungeons & dragons: wrath of the dragon god filmindeki o dragon god'dır. yani bu da bir deity. yine aynı filmde obad-hai isimli tanrı da doğrudan olmasa da önemli rol oynuyor diyebiliriz.
maglubiyet ve kurtulmak adlarındaki deity'lerin isimleri de biz türklere komik gelir. bana geliyor en azından. oğlum bunlar nasıl tanrı isimleri? haha. baldur's gateii: shadows of amn oyununu oynayan türklerin çoğu kurtulmak adını görünce gülmüştür eminim. ben gülmüştüm en azından. hahaha.
d&d'deki deity'lerin portfolio'ları ve domain'leri olur ve onlara tapan karakterler farklı güçler kazanabilir bu doğrultuda. gerçi d&d edisyonlarına göre bu konu çok dallanıp budaklanıyor aslında. yani şimdi girersem çıkamam. hani çok basit olarak chaos, order, death, war, magic, necromancy, nature, darkness, trickery, water, fire gibi domain'lerden bahsedebilirim ve d&d cleric'lerinin divine magic'lerinde de belirleyici bir şeydir tanrısının domain'leri, yani alanları.
iyi deity'ler, nötr deity'ler ve kötü/evil deity'ler vardır d&d'de. bunların kimisi kendisine tapanlarla ilgilenir, onları ödüllendirebilir veya cezalandırabilir; kimisi ise ölümlülerle pek de ilgilenmemeyi tercih eder.
bu deity'ler kendi aralarında çatışabilirler de. yani kimisi birbiriyle iyi geçinir, kimi nispeten zayıf tanrılar daha güçlü tanrılara hizmet eder; ama kimi deity'ler/tanrılar da birbiriyle düşmandır veya birbirleriyle çatışabilirler. veya şeytani kimi varlıklarla da böyle tanrısal varlıklar çatışabiliyor d&d'de. mesela orcus denen demon prince (şeytan prens), maanzecorian adlı illithid [mind flayer] deity'yi öldürmüştü. gerçi bir iddiaya göre maanzecorian tam yok olmamış ama işte orcus bunun ebesini bellemişti. yani deity'ler de yenilebiliyor veya öldürülebiliyor işte d&d'de.
yine başlığını açıp tanıttığım midnight chronicles filminin evreni olan midnight setting'inde izrador adlı karanlık tanrı/ dark deity, buradaki diğer tüm ilahi güçleri yok edip mutlak tanrısal hakimiyetini sağlıyordu. yani o derece ki, legate denen izrador tapınıcısı rahiplerden [priest/cleric] değilseniz bu class'ta başka bir opsiyonunuz olmuyordu zira diğer hiçbir tanrı sizin dualarınıza veya ayin gibi başka türden iletişim çabalarınıza yanıt vermiyordu. sanırım d&d'deki ilahiyat boyutunda gördüğüm en distopik konsept bu olabilir.
d&d'deki tanrılar ölümlülerin boyutlarına/düzlemlerine genelde avatar'larını yada proxy'lerini, agent'larını falan gönderirler. mesela bir illithid deity olan ilsensine'in böyle işlerini normalde lugribossk denen proxy'si görür. bu proxy bile anormal güçlü bir karakter aslında ve o bile işte böyle müdahalelerde seçici davranmak durumundadır.
burada temel olarak bir deity'nin kendi olarak prime materal plane'e gelmesinin kimi sakıncalarını düşünmek gerekir. demiş olduğum gibi çoğu deity'nin başka tanrısal düşmanları olur ve bir deity, doğrudan bir savaşa kendisi olarak katılırsa başka tanrılar da bu olaya karışır ve bu onarılamaz yıkımlar yaratabilir. bazı deity'ler zaten istese de kendisi olarak böyle düzlemlere inemese de, inebilenler de genelde doğrudan kendisi olarak müdahale etmemeyi yeğler, ölümlülerin arasındaki şeylere.
deiity'lerin avatar'ları da elbette çok kudretlidir ama bunların ölümlü kahramanlar veya işte kötücül karakterler tarafından yenilgiye uğratılabilmesi imkansız da değildir. eski d&d edisyonlarında bu avatar'ların class'ları da olurdu: örneğin cleric: 20 / mage: 20 gibi. yani işte mesela siz de epik seviyelerdeki bir karakterseniz ve/ya ileri seviyelerdeki karakterlerden oluşan bir ekipseniz bir deity'nin avatar'ını gayet de yenilgiye uğratabilirsiniz. hoş, işte böyle bir savaşı kazansanız bile ilgili deity'nin esas benliğine bir şey olmaz ve kendisi başka bir planla ve/ya yeni bir avatarını göndererek emeline ulaşmayı yeniden deneyebilir.
d&d'de bir deity'lerin nasıl tanrısalvarlıklar olduğu büyük çeşitlilik gösterir. kimisi kadim tanrılardır bunların mesela. veya rad isimli tanrı mesela ölümsüz tanrı olmak için gerekli olan prosedürleri uygulamadan bir deity olabilmiştir. daha doğrusu kendisi etienne d'ambreville adlı bir ölümlü insan bir büyücüyken bir nükleer reaktörü aktive ederek ilahi kudretlerini kazanmıştır. bu yüzden kendisi diğer tanrılar tarafından hiç sevilmese ve benimsenmese de kadim tanrısal varlıklar onu kabul edince o da "legal" bir d&d deity'si olabilmiştir.
mellifleur adlı lich deity'nin hikayesi de bu bağlamda enteresandır. kendisi de rad gibi başta ölümlü bir büyücüdür ve standart bir lich olmak için harekete geçtikten ve gerekli ritüelleri uyguladıktan sonra beklenmedik bir şey olur ve kendisinin ritüelleri, nerull adlı deity'nin ilahi kudretinden kendisine enerji çeker. nerull, bir hizmetkarına ilahi kudretler bahşederken işte nasılsa mellifleur şans eseri bu enerjiden kendisine ilahi kudret çekmeyi başarır ve bir lich god/deity olur böylelikle.
d&d'deki deity'lerin genelde birden fazla görünüşleri/suretleri olur. misal vampirik bir tanrı/deity olan kanchelsis/mastraacht ya vahşi bakışlı, bol tüylü, karmakarışık saçlı, pençeleri olan, kurtlarla gezen, boğaz parçalayıp vücut yararak içebildiği kadar insan kanı içerek vahşet saçan aşırı kaslı bir adam/yaratık gibi görünür; ya da ince vücutlu, şık, tertemiz giyinen bir insan ya da half-elf olarak görünür. insansı hiçbir görünümsel yanı olmayan bazı deity'lerin de işte takipçilerine/tapanlarına insani bir surette kendini göstermek de yaygındır d&d deity'lerinde.
d&d deity'lerinin kimisi mesela ruornil gibi çok güçlü bir büyücü gibi olabilir ve ilk bakışta kendisini tipik bir insan veya insansı büyücü sanabilirsiniz, kimisi sekolah gibi dev bir büyük beyaz köpek balığı şeklinde veya hatta dünya dışı bir görünümde olabilir, kimisi ise soggelos gibi hem bir ahtapot şeklinde hem de mavi tenli ve yüzgeçli gibi el ve ayakları olan ama gene insansı bir biçimde görünebilir. bu deity'lerin kimisinin tek tip görünüşü vardır işte ve kimisi biraz da duruma göre nasıl görünmek istediğini tercih edebilir. yani hiçbir şekilde görülemeyen ve algılanamayan deity'ler de vardır muhakkak. hatta misal d&d ghostwalk setting'inin deity'lerinden biri olan nessek, yine bu setting'in bir deity'si olan soggelos'u hiçbir şekilde algılayamıyor. bu da ilgincime gittiğinden aklımda kalmış.
bazı d&d deity'lerinin meydana gelen olaylar neticesinde mizaçlarının ve işte ölümlü takipçilerine olan davranışlarının değiştiğine de rastlanabilir. mesela aventernus, geçmişte gayet "geniş" bir tanrıymış ama sonra korkunç bir felaket hükmettiği bölge ve insanları ölümcül bir duruma sokunca katı bir tanrıya dönüşmüş. kendisi de zaten buranın insanlarını akuatik insansı canlılara dönüştürmüş zira bundan başka bir opsiyonu yokmuş gibi görünüyor.
d&d deity'lerinin genelde sembolleri olur. alttaki görselde bunların bir kısmını görebilirsiniz:
bazı deity'lerin farklı d&d edisyonlarda farklı adları olabiliyor. buna bir örnek kesin görmüştüm ama şu anda aklıma gelmedi. bir de farklı halklar tarafından ve/ya farklı zamanlarda farklı adlarla hitap edilen deity'ler de var. mesela jergal'a netheril düştükten sonra o topraklarda kurulan yerlerde nakasr deniyor. mesela elf'lerin başka, dwarf'ların veya işte human'ların falan başka adlarla andığı tanrılar da vardı. yani tek bir tanrı ama farklı ırklar farklı isimlerle anıyor. böyle şeylere de rastlamıştım ama aklıma yine bir örnek gelmedi şu anda. gelirse bir edit geçerim buraya. bazı böyle şeyleri okuyalı çok fazla sene oldu işte ve aklımda kalmaması doğal. bir ara aklıma gelirse ya da bir yerde gene rastlarsam tanıma örnek eklerim.
ek olarak farklı aspect veya alias sahibi deity'ler de var. mesela chronos/kronos, zamanla labelas enoreth'in bir aspekti olmuş. d&d'den çıkıp gerçek hayattaki teoloji ve mitoloji bağlamına gelirsek de aslında böyle şeyler okuduğumu hatırlıyorum. mesela bazı eski bağımsız ve kudretli tanrılar zamanla marduk gibi aşırı kudretli tanrıların sadece bir aspekti haline gelebiliyor. bu, elbette bir tesadüf değil. bu tarz şeyleri d&d içeriği üreticileri zaten direkt böyle eski kültürel kaynaklardan esinlenerek kendi konseptlerine uydurmuştur muhakkak.
bir de bu deity'ler mevzuunda kafa karıştıran durumlar da yok değil d&d'de. mesela mellifleur ve velsharoon aynı deity gibi görünüyor ama farklı d&d kaynakları tarandığında bu bağlamda çeşitli tutarsızlıklara da rastlamıyor değiliz. veya mesela tiamat ve dragonlance setting'indeki takhisis'in aynı deity olduğu iddiaları olsa da işte bu da biraz kompleks bir mevzu. pelor, amaunator ve lathander üçlüsü için de benzer bir şey söylenebilir.
deity'ler net tanrılar olsa da yarı tanrılar da vardır d&d'de. bunlara genelde demigod dense de demideity de denebilir. bu tarz karakterler genelde annesi ve babasından biri bir ölümlü, diğeriyse bir tanrı veya şeytansı olsa da tanrısal güçlere sahip bir varlık olan karakterlerdir. misal online personam olan count dahlvier'ın tanıtıldığı kaynak olan iuz the evil'daki iuz bir yarı tanrıdır ve bu bayağı prime material plane'deki çok geniş topraklara hükmetmektedir. gerçi benim topraklarıma, yani dahlvier'ın topraklarına hükmettiği de söylenemez zira burası özerk bir bölge ve iuz buraya askerlerini gönderdiğinde bunlar sağ çıkamıyor. haha.
bir de quasi-deity'ler var. bunların en zayıflarına "sözde tanrı"lar denebilir. gene de tanrısal güçleri vardır elbette böyle karakterlerin de. bunlara quasi-power veya hero deity de denebiliyor. demigod'lar da esasen quasi-deity'ler arasında sayılabilir, yani burada quasi-deity/god derken yarı tanrı'yı kastedebiliriz de. bunlardan bazıları greater deity'lerle veya intermediate deity'lerle olmasa da kimi lesser deity'lerle aşık atabilirler. ölü olan ama hala belli oranda kudret sahibi olan deity'lere de böyle denebilir. ayrıca titanlar da quasi deity'ler kapsamındadır.
primordial'lar, great old ones falan da bu kapsama alınabilir elbette. mesela ulctilantilokla adı verilen primordial sadece kısmen gerçeklik düzlemindedir ve çoklu evrenin (multiverse) ilk rüyasından doğan bir varlık (ya da yarı-varlık) olduğu ve özgürce dolaştığı bilinmektedir kendisinin. teknik olarak bir deity sayılmayabilir belki ama işte bence gayet de ilahi nitelikleri olan bir şey.
bir de xammux gibi tuhaf tanrısal varlıklar da karşımıza çıkabiliyor d&d'de. bu mesela en az 6 ayrı varlıktan oluşan ama bir şekilde tek bir tanrısal varlık. gördüğün en tuhaf ve gizemli d&d varlıklarından biridir, yazık ki çok az detaylandırılmıştır; gelgelelim buna doğrudan bir tanrı/deity demek yerine tanrısal bir varlık veya varlıklar bütünü demek daha yerinde olur kanısındayım. tyranthraxus adlı kötücül ruhtan da bahsetmek istedim son olarak. bu da bir tanrı değil ama kayıp 7 tanrı'dan biri olarak bahsediliyor kendisinden. gene de bu da bir deity değil. yani bir tür yugoloth olduğu düşünülüyormuş [ultroloth]. çok kadim bir şeymiş ama bu tyranthraxus. belki de bir zamanlar bir deity idi...
bu mevzuda ilk etapta aklıma gelenler bunlar oldu. belki ileride bir zaman bu yazımı çok daha genişletebilirim de edit geçerek. belki de böyle bırakırım ve bu tek etap olarak kalır. deity bilir artık. *
katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde; karasakız:
"sağ elinin iki parmağı sigara ziftinden kararmıştı." - memduh şevket esendal
ve iran'ın karşılık vermesiyle beklenen savaşın çıkması.
bence bunun ayrı bir başlığı olmalı zira bu büyük bir savaşa dönüşebilir ve uzun sürebilir. yani genel bir israil vs iran başlığı gibi bir şeyden ziyade böyle spesifik bir başlıkta konuşulmalı bence bu olay.
farklı olasılıklardan bahsediliyor. kendim pek anlamam da işte anlayanların yayınlarını izliyorum ve çeşitli platformlardan takip etmeye çalışıyorum savaşı.
keşke böyle bir savaş çıkmasaydı elbette ama bu saatten sonra umarım ülkemize sıçramaz temennisinde bulunmaktan başka bir şey diyemiyorum.
default web browser'ım norton neo'nun yapay zekası neo'ya da sordum son gelişmeleri ve aldığım yanıtı alta ekliyorum:
saldırının kapsamı ve hedefler bugün sabah saatlerinde israil savunma bakanı yisrael katz, iran'a karşı kapsamlı bir "önleyici saldırı" başlattıklarını duyurdu. hemen ardından abd başkanı donald trump, abd ordusunun da "büyük ölçekli muharebe operasyonlarına" katıldığını teyit etti. saldırıların odağında başkent tahran, isfahan, kum ve kerec gibi kritik askeri ve stratejik merkezlerin olduğu bildiriliyor. özellikle dini lider ayetullah ali hamaney’in konutu ve çevresindeki güvenlik merkezlerinin yakınlarında şiddetli patlamalar yaşandığı gelen bilgiler arasında.
iran'ın misillemesi ve askeri karşılık iran kanadından tepki gecikmedi. iran devrim muhafızları ordusu, saldırılara "kararlı ve güçlü" bir yanıt verileceğini açıklamasının ardından, israil topraklarına (özellikle tel aviv ve çevresine) yönelik onlarca balistik füze fırlatıldığını bildirdi. şu an itibarıyla her iki tarafta da hava savunma sistemlerinin aktif olduğu ve sirenlerin çaldığı bir çatışma ortamı hakim.
askeri hareketlilik
siyasi durum ve tahliye süreçleri
trump'ın mesajı: trump, operasyonun başladığını duyururken "iran ile bir anlaşma yapmak istiyorum ama buna zorlandık" şeklinde bir açıklama yaptı.
güvenlik tedbirleri: israil'de ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildi ve halka sığınaklara gitme çağrısı yapıldı. abd ise israil büyükelçiliği personelinin tahliyesine izin verdi.
hamaney'in durumu: iran dini lideri hamaney'in saldırıların ardından güvenli bir bölgeye nakledildiği aktarılıyor.
küresel etkiler ve enerji piyasası saldırı haberlerinin ardından küresel petrol fiyatlarında ani bir yükseliş gözlemlendi. uluslararası atom enerjisi ajansı (uaea), saldırılar nedeniyle iran'daki nükleer tesislere erişimin kesildiğini ve uranyum stoklarının durumu hakkında teyit alamadıklarını belirterek endişelerini dile getirdi.
italyan senfonik power metal topluluğu rhapsody of fire'ın 1998 tarihli, 2. albümü olan symphony of enchanted lands'de yer alan fevkalade bir parçadır. grupla ben de bu albümlerinin cd'sini 1999'da, üniversiteye yeni başladığımda alarak tanışmıştım. tabii o zamanlar grubun adı sadece rhapsody idi...
albüm ve başlığın konusu olan the dark tower of abyss parçası cidden de epik oğlu epiktir. gene de bu parçada çok ağır batı klasik müziği öykünmeleri olduğunu belirtmeliyim. yani hani tarz olarak senfonik metali seçmişseniz zaten klasik müzik etkilenimli müzik yaparsınız da, işte bu parçada klasik müziği az çok bilen hemen herkesin anlayabileceği "doğrudan" öykünme hadisesi var. bu işin arkasında kuvvetle muhtemeldir ki luca turilli vardır ama bir ihtimal alex staropoli'nin başının altından çıkmış da olabilir bu elbet.
her halükarda çok sıkı parça, ki zaten "yooo, tamamen bize ait bu albümdeki melodiler" falan dediklerini de zannetmiyorum doğrusu. baştan sona kopya melodilerle de ilerlemiyor bu parça bu arada, yanlış anlaşılmasın. rhapsody zaten türünde eşsiz bir gruptur bence. son dönemlerini hiç beğenmesem de adlarını metal müziğe altın harflerle yazdırdılar önceki kimi efsanevi albümleriyle.
valla x'te acayip komplo teorileri dönüyor, "bu, jim carrey değil" falan diye. gerçi bu biraz da tipik bir amerikan refleksi. adamlar/kadınlar her şeyden komplo teorisi üretebiliyor. haha.
bu jim değilmiş ve ölen jim'in klonuymuş falan deniyor bayağı bayağı.
kaliteli kulaklıklar üreten koss corporation'ın marka ismidir. bir kulaklığını kullanmıştım zamanında ve gayet güzeldi ama modelini hiç hatırlamıyorum şu anda açıkçası. zaten çok sene önce kulaklık kullanmayı da bıraktım tamamen. wikipedia'ya ve şu www.audioaffair.co.uk/blog/... siteye göre ilk hi-fi stereo kulaklıkları bunlar üretmiş 1958 senesinde ve bu modelin adı koss sp-3 / koss sp/3 imiş. audioaffair.co.uk sitesindeki yazıya göre koss, akg firmasına bağlıymış o zamanlar. akg de günümüzde çok prestijli bir kulaklık markasıdır ama geçmişte, bu sitedeki bilgiler doğruysa koss'u da bünyesinde tutuyormuş demek ki. wiki'de ise öyle bir bilgi göremedim doğrusu. wiki'ye göre koss firmasının ismi john c. koss'tan geliyormuş.
işte o 1958 çıkışlı, tarihin ilk hi-fi kulaklık modeli olarak kabul edilen koss sp/3:
her neyse... benim işte çok zaman önce kullandığım koss marka kulaklıklar kulak içi tipindekilerdendi ve cidden kaliteliydi. böyle kablosunu da sardırabildiğim dairesel, fonksiyonel ve şık bir kutusu vardı.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.