gerçek ismi jens massel olan alman senking'den 2011 tarihli bayağı tuhaf, tekinsiz ama etkileyici bir elektronik müzik parçası. asfalt yollardaki falan gizli buzlanmaya ingilizcede black ice, yani siyah buz deniyor. şu alttaki görselde görüyoruz bunu mesela. böyle tekinsiz bir ortamdaki bir korku/gerilim filmi sahnesinde böyle bir müzik gayet de kullanılabilir kanımca.
bence abd'yi vuran kar fırtınası hadisesini bu şekilde de yorumlayabiliriz. yani halklar olarak her türlü savaş tekniklerine hakim değiliz sonuçta. yaşasın komplo teoriciliği. *
coğrafya dersi denince aklıma "bitki örtüsü makidir" ile birlikte ilk gelen şeylerden biri. üniversite dışında akdeniz iklimi içerisinde okuduğumdan da bunların sürekli altı çizilirdi. haha.
aklıma şey geldi. ortaokulda mine diye bir sınıf arkadaşım vardı. bunun anne ve babası sınıfa geldi bi gün, derste. işte kendilerini de tanıttılar falan nedense. ikisinin de diş hekimi olduğunu öğrenmiştik ve kızın isminin nereden geldiğini de elbette...
bence de caydırıcı ceza elbette önemli olsa da, esas mühim olan bir insanda kendisinden fiziksel olarak daha güçsüz birinin hayatına son verebilme hadsizliği doğuran dürtüleri elimine etmektir. bunun da aileden geldiğini düşünüyorum. benim mesela babam, anneme bir tokat bile atmamış. yani ben de böyle bir ailede büyüdüğümden öyle bir dürtüm hiç olmadı. hani mesela annesi evcil olan kedilerin yavruları da insancıl oluyor ya, paralel bir şey sanırım. artık aile psikoterapisi mi uygulanır, ne yapılacaksa aileleri düzeltmek lazım önce. dediğim gibi, caydırıcı cezanın önemini yadsımıyorum ama ailelerin erkek evlatlarına örnek olması ve onları düzgün yetiştirmesi, gerekirse psikoterapi alması, böylece de bazı erkeklerin "sevgilimi/karımı ezerim, döverim, gerekirse öldürürüm" dürtülerinin hiç belirmemesi en gerçek çözümdür derim ben.
bu albümü çoğu zaman günde birkaç defa dinliyorum. ha, bazen 1-2 hafta dinlemediğim dönemler falan olmuştur da genel tablo itibarıyla sürekli dinliyorum harbiden, 20 senedir. beni hiçbir zaman baymayan tek albüm.
herhalde birçok insanın en az birkaç favorisi vardır böyle. benim de başka favori albümlerim var elbette. ancak bu eser benim açımdan çok ayrıksı ve özel işte.
albümü sürekli dinlememin bir zararı olduğunu da düşünmüyorum. yani bu mesela bir film olsa zaman kaybı olabilir, konsantrasyonunuz filme odaklı olacağından. ama bu bir albüm olunca, misal internette takılırken arkada çalıyor, biraz uzanayım da dinleneyim derken açıyorum falan... bu bakımdan da iyi ki başka bir şeye değil de bir albüme böyle takmışım diyorum. haha.
bu nisan sonlarına doğru ilgili albüm çıkalı tam 20 sene dolacak. bu nisanda, 25. yıl dönümünde (çeyrek asır sonuçta) ve işte ömrüm yeterse 50. yıl dönümünde (yarım asır) de albümü saygı duruşuyla, sevgi çemberime de alıp anmayı planlıyorum. hatta bakarsın ölümsüzlük bulunur, 100. yıl dönümünde (tam 1 asır) de anabilirim. ahaha.
milleti bıktırmamak için böyle zamanlarda anacağım sadece ama. sonuçta albüm beni hiç baymasa da albümü sürekli anmam sizi bayabilir. *
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.