dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 115822 tanım: 14581 başlık: 3282 apolet: 11 takipçi: 145
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


yazarların favori william shakespeare karakteri

şahsımınki elbette prospero'dur. tıklayıp okursanız zaten bunun hiç de sürpriz olmadığını görürsünüz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lunar labyrinth

demin dan progressive power metal grubu manticora'nın the twilight shadow ve ardından keeper of time - eternal champion parçalarının başlıklarını açıp nispeten detaylı tanımlar girmiştim. işte grubun the metal archives sitesindeki sayfasından similar artists / benzer sanatçılar/gruplar kısmına baktım ve incelerken öylesine en altlara indim ve birleşik krallık'tan starborn adlı grubu gördüm. yani bu grubu ilk kez görüyorum ve 2019'da çıkan, tek resmi full-length albümleri olan savage peace'ten ismini en beğendiğim bu parçalarını youtube'dan açtım ve hiç pişman olmadım! mis gibi old school; thrash soslu, hafiften prog dokunuşlu heavy/power metal! cidden kaliteli, ruhlu ve güzel. böyle rastgele/tesadüfi keşiflerin kıymeti de ayrı oluyor ya. grup bu albümden sonra dağılmasaymış sevinirdim ama gene de albümün tümünü dinleyeceğim yakınlarda. diğer parçaları da bu ayardaysa kendi adıma müthiş güzel bir keşif yaptım diyebilirim.

devamını gör...

keeper of time - eternal champion

demin the twilight shadow adlı parçalarının başlığını açtığım—ki orada grubu ne zamandır bildiğim de dahil olmak üzere bahsettiğim çoğu şeyi burada tekrarlamak istemiyorum—dan progressive power metal grubu manticora'nın bence en iyi parçalarından biridir. 2002 tarihli hyperion isimli albümlerinde yer alan bu fevkalade parçaya blind guardian sevenler mutlaka bir şans versin derim. manticora elbette daha prog bir grup ama işte o sofistikeliğini dışarıda bırakırsak bence müzikleri bg'ye cidden benziyor.

ben mesela bg hayranı olmadığımdan manticora'yı da favori metal müzik alt türümde müzik yapmalarına rağmen favori gruplarım arasında saymam ama gene de çok seviyorum bu topluluğun müziğini. noveria'yı daha bile çok seviyorum, hatta favorilerim arasında sayarım zira onlar favori grubum olan symphony x'in müziği etkili müzikler üretiyorlar. manticora da noveria da işte bg ve sx kadar bilinmeseler de gayet kaliteli gruplar bence. zaten bir de çok orijinal bir tarzları olsa o gruplar kadar ünlü de olabilirlerdi kanımca. bu 4 grup da progressive power metal denen, benim de favorim olan metal alt türüne dahil edilebilse de bunların arasında en az prog olanı blind guardian diyebilirim. bu alt türün en "vücut bulmuş hali" gibi olanı noveria iken, manticora da bu alt türe tam dahil denebilir. symphony x'in ise prog yönü, power yönüne daha ağır basıyor eserlerinin genelinde.

manticora'nın, başlığın konusu olan şarkısı cidden şahaneler ötesi bir şey bu arada. sonuna kadar dinlemek gerekli. çok zengin içerikli, acayip güzel geçişler falan barındıran bir çalışma.

devamını gör...

the twilight shadow

danimarkalı, köklü progressive power metal grubu manticora'nın 2001 çıkışlı darkness with tales to tell albümünde yer alan çok güzel şarkı. bu dan grubu en az 20 senedir falan—hatta muhtemelen çeyrek asra yakındır—bilirim ve severim ama bence çok iyi vokallerinin olmaması gibi bir eksiklikleri var. topluluğun tarzını ben blind guardian'a benzetiyorum ama daha derin prog metal sularında yüzüyor bu dan grup elbette; blind guardian'ın müziğinde de prog elementler olsa da manticora'da bunlar daha fazla/derin. bu da dahil bazı albümlerini çok defa dinledim ve işte vokallerine de alıştım bir şekilde zamanla. bence kesinlikle iyi bir grup, başlığın konusu olan parça ve bu parçanın yer aldığı albüm ise tek kelimeyle şahane.

devamını gör...

normal sözlük yazarlarının sözlük deneyim süreleri

benim 12 gün sonra tam 4 sene olacak. tam 4 sene derken "amma da çok uzun süre" anlamında değil de, işte günü gününe tam 4 sene olacak diyorum. yani normal sözlük'e geleli 5 nisan 2026'da tam 4 sene dolacak.

burasından önce bir sözlük deneyimim yok. (bkz: sözlük yazarlığını ilk burada deneyimlemiş yazarlar kulübü)

forumcuydum ben eskiden, daha çok da yabancı forumlar...
devamını gör...

bence hamburger sağlıklı çünkü içinde et var

unutulmazlar arasına girmiş gazete içeriğidir. göreli kim bilir kaç sene oldu ama hala dün gibi aklımda. aslkdjalksjdlkdsj.
devamını gör...

sözlüğün en güzel ve en taş kızı benim

(bkz: tektaşım kendim oldum girmesinler havaya)
devamını gör...

yazarların dinlediği en karanlık ve heyecan verici şarkı

şimdi "karanlık şarkı" denince böyle depresif, kasvetli falan şeyler gelebiliyor genelde akla. ben "heyecan verici"yi de ekledim ki böyle işte heyecanlı bir korku filmi gibi olan parçalar paylaşalım dedim.

ben, fransız gitar virtüözü stephan forte imzalı bir parça olan the prophecies of loki diyorum. gerçi parçanın piyano/klavye partisyonlarından kuvvetle muhtemeldir ki forte ile birlikte çalışan bir isim olan kevin codfert sorumludur. hoş, synth'leri olmasa da piyanoları—yani piyano tonlu partisyonları—"çalma" değil de "yazma" gibi geliyor kulağıma ama gene de bana acayip heyecan veriyor. bu arada emin değilim, piyanoları çalınmış da olabilir biri—bence codfert—tarafından, ki codfert çok sağlam bir klavyecidir ve bunları çalabilir esasında; bana sadece dinamikleri babında çalım gibi gelmiyor pek.

kim yazmıştır o piyano partisyonlarını?.. büyük ihtimalle codfert. çalmış mıdır emin olmasam da bence o yazmıştır, ama bir ihtimal forte de yazmış olabilir. codfert'in yazma ihtimalini daha yüksek görüyorum zira parçanın ilerilerindeki synth soloları tam onun stilinde ve onları o yazıp çalmışsa piyano partisyonlarını da herhalde o yazmıştır, belki çalmıştır da. sonra forte'nin manyak gitar soloları da geliyor falan... parçanın başlığında dediğim gibi, ben bu parçanın orijinal "leş" kaydını çok manyak buluyorum. daha sonra daha rafine bir sound'lu versiyonu da sunuldu ama onu o kadar heyecan verici bulmadım. gene de orijinalinin altına onun youtube bağlantısını da koyayım.




stephan forte'nin şu alttaki gitar solosu da hayatımda dinlediğim en manyak gitar solosudur bu arada; yani akılalmaz zorlukta bir solo değil çalınım olarak ama müthiş bir solo yazımı ve çok iyi bir icrası var burada kanımca.

(bkz: arcanas tenebrae / dominate)

devamını gör...

vampir olmanın zor yanları

aynada kendinle yüzleşememek. ama yüz yarasaya ayrılıp 100'leşebilirler en azından. bu da bir telafi biçimi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

daryalak

(bkz: yaran yanlış okumalar)
devamını gör...

hayatının hangi dönemindesin sorusu

bu ay orta yaş dönemine girdim. yani orta yaş ne zaman başlıyor, tam üzerinde uzlaşılmış bir şey değil bu ama dünya sağlık örgütü 45 yaş diyordu diye biliyorum. çok da fark etmez ya. yani zaten 5 sene önce de orta yaş dönemine girmiş olabilirim. 5 senenin aramızda lafı mı olur? *
devamını gör...

açık buldum muydu yapıştırırım yazarı

uzun ifadeyle: "açık arama radarım her zaman açıktır ve kusur tespit ettim miydi yapıştırırım; eğer kusursuz bir başlıksa/tanımsa da 'tüh, açık yok' derim ve elbette beğeni atmam falan söz konusu bile olamaz" yazarıdır.

enteresan gerçekten. yani sizinle sadece bir açık verdiğinizde, hatalı bir şey yazdığınızda falan gömmek mahiyetinde interaksiyona geçen yazarlar var. kişisel, yani spesifik olarak kimsenin üzerine alınmasına gerek yok da 4 senelik sözlük yazarlığı serüvenimde bu tabloyu şaşırarak takip etmekteyim. daha doğrusu başlarda şaşırırdım da artık kanıksadım.

bulduklarını sandıkları açıkların da %90'ın üzerindeki bir kısmı açık da sayılmaz aslında, ki bu da ayrı bir hikaye. yani benim içeriklerim özelinde böyle en azından.

ben sevdiğim, sempati duyduğum veya tanımadığım (kendilerine karşı nötr olduğum) yazarları özel mesajla uyarmayı tercih ediyorum normalde, "şu şekilde düzeltmen iyi olabilir" gibi; o da anca ciddi bir hatalı bilgi falansa. sevmediğim tek tük yazarların ise hatalı bilgi içerebilen tanımlarını görmezden gelmeyi yeğlerim ekseriyetle.

bahtettiğim tarzdaki yazarlar ise goygoy kapsamındaki tanımlarda bile sanki kritik bir hata yapmışsınız gibi "yapıştırıyor". demek ki bazılarını da sözlükte böyle laf sokmak mutlu ediyor.

herkesin tercihi kendine.

ekleme: başlıktaki "muydu" ve tanımdaki "miydi"yi biraz recep ivedik stayla olsun diye öyle yazmıştım. yani sonuçta bahsettiğim tarzda takılan yazarları iç sesimle taklit edince cuk oturuyor. "mavi flüte burdan kodum muydu..." - haha.

devamını gör...

telefon kameran hangisi sorunsalı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

benimki a. bir önceki telefonum q idi. a daha iyi ya. ne yapacaksın 3 tane kamerayı? * - yani takılıyorum tabii. benim kameradan istediğim şeyler minimal, iyi fotoğraf çekebilmesi dışında. başkaları ise farklı nedenlerle daha gelişkin kamera sistemli telefonları tercih edebilir.

ekleme: #3934389: sözlüğün geyik jargonundan bu "sorunsal" şeysi yahu. her şeyi bu kadar ciddiye almak da, ne biliim. yani ciddi bir başlık olsa zaten başlıkta bu sözcüğü kullanmazdım.

benimki şundan yani. markası nothing ama gayet de "oh boy, you're something!" denebilecek bir telefon. haha.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

jonathan edwards

tarihin en iyi üç adım atlamacısı olan eski ingiliz sporcu. 1995'te kırdığı rekor halen geçilebilmiş değildir. o yılki dünya atletizm şampiyonası'nda üst üste 2 kez dünya rekorunu kırmıştır ve işte 31 senedir de geçilemedi kendisi. önce 18.16 m ile dünya rekorunu kırmış, bundan 20 dakika kadar sonraki ikinci atlayışında ise 18.29 atlamıştır ve bir kez daha dünya rekoru kırmıştır; ki bunda çizginin 11 santim gerisine basmış, yani aslında 18.40 m atlamış teknik olarak. bundan bir sene, hatta galiba 1-2 ay önceki avrupa şampiyonası'nda 18.43 m atlasa da bu rüzgar destekli olduğundan rekor sayılmamıştır. kendisinin rekoruna christian taylor adlı abd'li atlet bir hayli yaklaşmıştır aslında 18.21 m atlayarak ama o da bunu 2015'te yapmış emekli bir sporcudur. edwards'ınki geçilemez bir rekor gibi görünmüyor fakat tabii ki zor olmalı, 31 senedir kimse geçemediğine göre...

şu videoda kendisinin 1995'te üst üste 2 kez dünya rekoru kırdığı atlayışlarını görebilirsiniz. aslında düşündüm de, çok zor olmalı ya o ikinci atlayışını geçmek. haha.



kendisi bir de şuradaki worldathletics.org/news/new... röportajında aslında çok daha uzağa atlayabilirdim ama 18.29'luk derecemle mutluyum, falan diyor. burada herhalde sonraki atlayışları için konuşuyordur. bu arada "çok çok daha uzağa" falan diyor. emin misin ya jonathan? buna "can atsan" bile mesela 20 metre atlayabilir miydin acaba? *
devamını gör...

o yarimin damından hoplıyamadım

muratgilin damından atlayamadım* veya o yarimin damından atlayamadım* adlarıyla da bilinen enteresan bir diyarbakır türküsü. kaynak kişisi ve icracısı celal güzelses olan eser, hicaz makamında ve ağıt türünde. ben şu kaynaktaki ismini ve bilgileri baz aldım: www.repertukul.com/O-YARIMI... - bu kaynaktan türkünün hikayesini de okuyabilirsiniz.




o yarimin damından hoplıyamadım
liralarım döküldü toplıyamadım
o yara mektup yazdım yollıyamadım

bağlantı:
vurmayın arkadaşlar ben yaralıyam
el alem al geymiş ben karalıyam

mardin kapısında vurdular beni
evsel bahçasına koydular beni
gözüm kapanmadan görseydim seni

bağlantı

mardinkapı'sından endim aşağı
belime bağladım acem kuşağı
imdada yetişin evse uşağı

bağlantı

murat gilin damından hoplıyamadım
liralarım döküldü toplıyamadım
dört hane mektup yazdım yollıyamadım

bağlantı

yalnız şu papağanın performansına hayran kaldım. bu kadar iyi ritim ve melodi kulağı olan ve doğru nağme yapabilen bir papağan ilk kez duyuyorum. kusursuz bir performans. umarım yapay zeka falan değildir. x.com/telqraft/status/20361...
devamını gör...

blok flüt

(bkz: recorder) - bizim blok flüt dediğimiz enstrümanın ingilizcesi. flute dendiğinde bizde yan flüt denen enstrüman anlaşılıyor o dilde. ki aslında onlar haklı. flüt dendiğinde asıl flüt olan yan flüt anlaşılmalıydı bizde de ama blok flüt anlaşılıyor normalde.
(bkz: phillipflute2368)
devamını gör...

kahve tatlı makarna gazoz sinema

izmir/buca'da bulunan mistik bir mekanın dış tarafında yazılan şeyler. ne bir mekan adı var ne de aşağıdaki, geçen gün çektiğim fotolarından da görebileceğiniz "normal" bir girişi. zaten görüp dururdum ve bana bayağı tuhaf gelirdi burası da sözlüğe taşımak yeni aklıma geldi. tam ben buradan geçerken bir adam sürgülü kapıyı açıp içeri girdi ve biraz "karanlık" bir edayla etrafa bakınıp kapattı. valla tam korku filmi konusu gibi. cidden "davetkar" bir yer olmakla alakası yok ve "bir girip bakayım" dediğinizde nasıl girebileceğiniz bile belli değil. mesela o içeri giren, herhalde oranın çalışanı olan kişi belki de girdikten sonra kilitledi. yani dikkat etmedim ama olabilir.

tenha bir sokakta bu arada burası. yani buca'nın şu eski tip evlerin olduğu dar ara sokaklarında. buca'yı bilenler anlamıştır neresinden bahsettiğimi.

en alttaki fotodan da anlayabileceğiniz gibi diğer tarafta da "kahve tatlı makarna gazoz sinema" yazıyor. ucunu çekebilsem de anlaşılıyor.

gerçi günahlarını da almayayım. belki mekan bakımda falandı ve/ya kapalıydı. çok da sık geçtiğim bir yerde değil zaten. gene de tekinsizlik havası veren bir imaj bence. haha.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sinema ve gazoz demişken... *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fact-checking

bir yazıda veya konuşmada falan bahsedilen bilgilerin doğru olup olmadığını—hoş, doğru çıkmazsa bu "bilgi" olmaz zaten—çeşitli yollarla kontrol etmektir. çok mühimsenesi bir konudur. bilhassa kritik mevzularda bunu her zaman yaparım. bu kavramın kısa bir türkçe karşılığı yok sanırım. "doğru olup olmadığını kontrol etmek" gibi şeyler geliyor aklıma sadece dilimizde.

ekleme/düzeltme: sahi teyit de diyebiliriz ya. şimdi aklıma geldi nedense. haha. ingilizce ile fazla içli dışlıysam demek... gene de fact-checking de çok kullanılan bir sözcük ve doğru dürüst ingilizce bilmeyenler bile bunu kullanabiliyor.

(bkz: yapay zekanın verdiği bilgileri hap gibi yutmak)
devamını gör...

yapay zekanın verdiği bilgileri hap gibi yutmak

yapılmaması gereken şeydir. hatta bu yapay zekayla da sınırlı değildir. beşer de şaşabilir yani, ne kadar uzman olursa olsun. ben bir oxford üniversitesi profesörünün bir makalesini bile okusam, "şurasını önemli buldum, hafızama net doğru bilgi olarak kodlayabilirim" dediğim kısımları mutlaka google'dan falan aratıp fact-checking'ini yaparım.

#3933538: yapay zekanın gösterdiği kaynaklardaki bilgilerin de fact-checking'inin yapılması gerekebilir duruma göre. ama çoğu durumda ben o kadar da uğraşmam. yani sonuçta cidden önemsemem ve "bunun doğru olup olmadığını mutlaka bilmem lazım" demem lazım, o denli "titizlenmem" için. ekleme: ahaha, kendi tanımımın bağlantısını kopyalamışım yanlışlıkla ve başlıktaki kopyalamak istediğim tanım silinmiş. sağlık olsun diyelim.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim