1.
sojourant
(editör)
Everywhere you've been I've been before you
son tanımları | başucu eserleri
3.
sözlük yazarlarının favori metal şarkıları
dağılmalarına en çok üzüldüğüm topluluk olan ama arkalarında, bize bıraktıkları paha biçilmez bir müzikal hazine niteliğindeki diskografileri için kendilerine hep müteşekkir kalacağım isveçli folk/power metal grubu falconer'dan gelsin bu da:
(bkz: pale light of silver moon)
(bkz: pale light of silver moon)
devamını gör...
4.
dawn of the dragonstar
isveçli epik power metal grubu twilight force'un 2019 tarihli, 3. stüdyo albümü—ki şahanedir—ve albüme ismini veren harika şarkıdır. grubun ilk albümü 2014'te çıkmıştı ve o zamanlardan beri bildiğim bir topluluktu bu ama kendilerini sıkı takibe almam bu 2019 çıkışlı albümleriyle başladı zira burada favori vokalistlerimden biri olan alessandro conti var. yani bu albüm ile birlikte grubun kadrosuna katıldı kendisi ve burada allyon mahlasını kullanıyor. büyülü sesiyle harikalar yarattığından bahsetmeme bile gerek yok. gördüğünüz gibi nasıl da bahsetmiyorum. haha.
twilight force'un sözlükte başlığını açıp 4 albümünü de—ki bunu yapmakta erken davranmazsam bu aralıkta grubun 5. albümü de çıkabilir ve o da dahil olur—kapsamlıca inceleyeceğim bir zaman, o yüzden bu tanımda fazla bir şey yazmayacağım. benim açımdan 9/10'luk bir albümdür, dawn of the dragonstar. yani senfonik ve epik power metal seven kimsenin ıskalamaması gereken bir çalışma olduğu kanısındayım bunun. bu arada kendi deneyimim özelinde, 3. veya 4. dinlememde tam keyfini alabilmiştim bu albümün ilk kez. ilk 1-2 dinlememde bazı şarkıları kendini bana açmamıştı ama onları da dinledikçe sevdim sonra.
grup, resmi youtube hesabından albümün tümünü, hatta kimi parçalarının farklı versiyonlarını da tek parça halinde paylaşmış. ben de aşağı bırakayım dedim. keyifli dinlemeler.
albümün kliplendirilmiş nefis açılış parçasını da ayrıca ekleyeyim:
twilight force'un sözlükte başlığını açıp 4 albümünü de—ki bunu yapmakta erken davranmazsam bu aralıkta grubun 5. albümü de çıkabilir ve o da dahil olur—kapsamlıca inceleyeceğim bir zaman, o yüzden bu tanımda fazla bir şey yazmayacağım. benim açımdan 9/10'luk bir albümdür, dawn of the dragonstar. yani senfonik ve epik power metal seven kimsenin ıskalamaması gereken bir çalışma olduğu kanısındayım bunun. bu arada kendi deneyimim özelinde, 3. veya 4. dinlememde tam keyfini alabilmiştim bu albümün ilk kez. ilk 1-2 dinlememde bazı şarkıları kendini bana açmamıştı ama onları da dinledikçe sevdim sonra.
grup, resmi youtube hesabından albümün tümünü, hatta kimi parçalarının farklı versiyonlarını da tek parça halinde paylaşmış. ben de aşağı bırakayım dedim. keyifli dinlemeler.
albümün kliplendirilmiş nefis açılış parçasını da ayrıca ekleyeyim:
devamını gör...
5.
lovin' you
minnie riperton imzalı şarkı. 1970'lerden gelse de 90'lardaki şıpsevdi sakızı reklamıyla tanışmıştım ben bu parçayla. 90'ları bilecek/hatırlayacak yaştaki çoğu kişi de hemen hatırlar bence duyunca/dinleyince.
devamını gör...
6.
dungeons & dragons: shadow over mystara
neredeyse 1.5 senedir oynamadığım oyunmuş. üstteki tanımda bahsettiğim, hardest difficulty'de ilk oynayışımda tek krediyle bitirmemin üzerinden oyunu demine kadar hiç oynamamıştım. demin oynadım, gene bitirdim. anlayacağınız paslanmamışız.
işte d'raven ile oynayarak final boss olan synn'i power word kill büyüsüyle hakladığım anın ekran görüntüsü:

nick'imi sojourant yaptıktan sonra artık bu oyundaki karakterimin adı da soj oldu ve olacak bundan sonrasında da. sojourant koyamam zaten zira 6 harf sınırı var. bir de isim tablosunda type-c olacak bir isim olması magic/wizard hat alabilmek adına önemli. yani kafama göre şapka alabilmek için oyunun başlarında, kafama göre isim belirlememem gerekiyor. soj, type-c kriterini karşıladığından mystara ortamlarında bu adla varım artık.
yani bu kadar uzun süre bu oyunu oynamamış olmam beni bile şaşırttı. bir daha bu kadar uzun ara vermem, kuvvetle muhtemeldir ki. arada birkaç haftalık veya aylık aralar verebilirim ama işte bir daha bu kadar uzun ara verirsem şaşırırım.
işte d'raven ile oynayarak final boss olan synn'i power word kill büyüsüyle hakladığım anın ekran görüntüsü:

nick'imi sojourant yaptıktan sonra artık bu oyundaki karakterimin adı da soj oldu ve olacak bundan sonrasında da. sojourant koyamam zaten zira 6 harf sınırı var. bir de isim tablosunda type-c olacak bir isim olması magic/wizard hat alabilmek adına önemli. yani kafama göre şapka alabilmek için oyunun başlarında, kafama göre isim belirlememem gerekiyor. soj, type-c kriterini karşıladığından mystara ortamlarında bu adla varım artık.
yani bu kadar uzun süre bu oyunu oynamamış olmam beni bile şaşırttı. bir daha bu kadar uzun ara vermem, kuvvetle muhtemeldir ki. arada birkaç haftalık veya aylık aralar verebilirim ama işte bir daha bu kadar uzun ara verirsem şaşırırım.
devamını gör...
7.
christian bale
adam sanat için vücudunu hunharca kullanıyor. the machinist için kendisini adeta bir iskelete döndürmüştü. öyle hile falan yok yani, adam cidden böyle kilo vermiş rolü için. ki bu filmde karakterin etine dolgun hali de var. kısa sürede hayvan gibi kilo verip sonrasında almış yani kendisi, film için. yani kilolu bir karakteri oynayacaksa da hayvan gibi kilo alıyordu falan. akılalmaz...

mio min mio filminde de kendisinin ergenliğini görüyoruz. bu zaten kendisinin ilk oyunculuk deneyimini sunduğu film. sözlükte başlığını açmıştım. yani 80'lerde izlemesem de gene de seyredeli 15 sene falan olmuştur, belki de aşmıştır bu filmi ve izlediğim en güzel çocuk filmlerinden biriydi.
işte o filmdeki ergen bale:

mio min mio filminde de kendisinin ergenliğini görüyoruz. bu zaten kendisinin ilk oyunculuk deneyimini sunduğu film. sözlükte başlığını açmıştım. yani 80'lerde izlemesem de gene de seyredeli 15 sene falan olmuştur, belki de aşmıştır bu filmi ve izlediğim en güzel çocuk filmlerinden biriydi.
işte o filmdeki ergen bale:
devamını gör...
8.
sözlük yazarlarının başına gelen en saçma olay
sözlükte bir başlıkta anlatmıştım da şimdi bulamayabilirim. burada da anlatayım. ankara'da üniversite okurken işte bir hafta sonu kızılay'a indik. annnnormal bir kalabalık vardı. yani kızılay zaten hafta sonları çok kalabalık olur da, o gün ekstra kalabalıktı. caddede sıraya dizilip küçük adımlarla falan yürüyebiliyoruz, o denli kalabalık. hatunun biri arkadan ayağıma/topuğuma bastı. neyse dedim, yürümeye devam ettim ve art arda 3 kez topuğuma bastı hatun ve 3.den sonra dönüp" e, yuh!" dedim. zaten hatun olduğunu da arkamı dönüp tepki verdikten sonra fark ettim. hatun ben öyle bir tepki verince "allahtan siz çok düzgün yürüyorsunuz(!)" dedi. normalde "popomda gözlerim yok, size göre nasıl yürüyeceğim?" falan diyebilirdim de olayın absürtlüğü karşısında gülmekten kendimi alamadım. haha.
devamını gör...
10.
mesela ben
kendinden örnek vermeyi seven insanların kullandığı ifade biçimi. mesela ben, kendimden çok örnek veririm. mesele ben örnek alınası bir kişi miyim sorunsalıdır ama. bence değilim. tutarsız insanları örnek almayın. mesela ben... ben olsam beni örnek almazdım ama kendimi örnek olarak sunmaktan da geri durmuyorum. (bkz: durmak yok yola devam)
devamını gör...
11.
dungeons & dragons tarzı normal sözlük yazarları
sonunda "x tarzı sözlük yazarları" akımına ben de katılıyorum, yani bu türden bir başlık açıyorum ben de ilk kez. default web browser'ım norton neo'nun yapay zekasına "neo, selamlar. şu fotoğrafımı dungeons & dragons tarzı bir görsele çevirebilir misin?" dedim ve kendisinin yarattığı içeriği paylaşıyorum. yani zaten ilk seferinde ürettiği bu resmi çok beğendiğimden başka bir talepte de bulunmadım. "beni büyücü yap" falan da demedim, hatta benimle ilgili hafıza yazma özelliği de külliyen deaktif durumda ama işte baz aldığı fotomun bir büyücü olarak yorumlanması da şaşırtıcı sayılmaz. haha. altına da hangi fotomu baz aldığını koyayım. (bkz: dungeons and dragons)


devamını gör...
12.
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
yokluğu bir dert, varlığı çok sert diye özetlenebilecek sözlüğün ağır abisi. çünkü russian bear olmak bunu gerektirir.
devamını gör...
14.
camel'ın camel olduğu zaman
deveye neden eskisi gibi değilsin demişler, "hangimiz aynı kaldık ki" demiş.
devamını gör...
15.
implant ameliyatı
implant operasyonları sonucunda yapay/protez dişlerime kavuştum, işte birkaç hafta önce falan. veya 1 ay gibi bir süre önce...
yani şimdilik her şey yolunda gibi. üstteki tanımlarımda sürecin büyük kısmını anlatmıştım. sonra implant iyileştirme başlıkları falan yerleştirildi, işte provalar falan yapıldı ve sonunda yapıştırma/simante yöntemiyle dişlerim takıldı. sürecin gerilerinde belirli problemler yaşasam da bu son bölümü sorunsuz halloldu. bakım olarak da günde iki kez dişlerimi fırçalamamla birlikte arayüz fırçası ile de implantlar ve doğal dişlerim aralarını fırçalıyorum.
yani şimdilik her şey yolunda gibi. üstteki tanımlarımda sürecin büyük kısmını anlatmıştım. sonra implant iyileştirme başlıkları falan yerleştirildi, işte provalar falan yapıldı ve sonunda yapıştırma/simante yöntemiyle dişlerim takıldı. sürecin gerilerinde belirli problemler yaşasam da bu son bölümü sorunsuz halloldu. bakım olarak da günde iki kez dişlerimi fırçalamamla birlikte arayüz fırçası ile de implantlar ve doğal dişlerim aralarını fırçalıyorum.
devamını gör...
16.
sevgili yapmak vs bir kadın çizmek
birine manga'da rastlayabilirsiniz. gerçi manga çizerliği de ciddi yetenek ister. yani ferman kraldan bile gelmişse, "ben süper çizerim" falan diye mangalda kül bırakmayan biri, bu bağlamda yeteneği yoksa manga çizerliği yapamaz...
devamını gör...
18.
yazarların sesini duymaya tahammül edemedikleri şarkıcılar
yani öyle tahammül edemediğim bir şarkıcı yok galiba. ne bileyim, sinirlerimi bozmaya değmez böyle şeyler.
mabel matiz'in "çok özel bir yorumcu" falan gibi görülmesine popomla güldüğümü belirtmek isterim ama. haha.
mabel matiz'in "çok özel bir yorumcu" falan gibi görülmesine popomla güldüğümü belirtmek isterim ama. haha.
devamını gör...
20.
yazarların favori oyun baş kötüsü
benimki net jon irenicus ya: efsane bir crpg oyunu olan baldur's gate ii'nin baş kötüsü. yani throne of bhaal expansion'ı gelince kadın bir baş kötümüz oluyordu (bkz: amelyssan)... o da çok sağlam bir villain'dır, daha doğrusu villainess...
irenicus ile tanıştığımız ilgili oyun 2000 çıkışlı olsa da ben bunu birkaç sene sonra oynayabilmiştim ilk kez. yani üniversitedeki ilk zamanlarımda çıkmıştı oyun ve ben o aralar paso gezmekle, barlarda içmekle falan meşgul olduğumdan pek oyun oynamıyordum zaten. joy game center ve fantasyland başta olmak üzere çeşitli atari salonlarında da takılırdım da bu da gezmelerimin bir parçası sayılabilir.
neyse... bu oyunla 2003 gibi falan tanışmışımdır tahminen ve cidden akılalmaz seviyelerde sevmiştim oyunu. baş kötüsü irenicus'un karizmasına da hasta olmuştum. artık rahmetli olan david warner'ın ses aktörlüğü de muazzamdır; yani bu karaktere sesini veren kişi bu efsane aktördü(r).
irenicus'un, misal bir raistlin majere gibi böyle ahlaki ikilemlere düşmesi falan da söz konusu değildir oyunda. kendisi ultra-bencil ve gayet kötü bir karakterdir. yani bir elf iken, yani joneleth iken farklıymış tabii fakat sonra daha fazla kudret için yapmadığı kötülük kalmıyor.
işte jon irenicus!
irenicus ile tanıştığımız ilgili oyun 2000 çıkışlı olsa da ben bunu birkaç sene sonra oynayabilmiştim ilk kez. yani üniversitedeki ilk zamanlarımda çıkmıştı oyun ve ben o aralar paso gezmekle, barlarda içmekle falan meşgul olduğumdan pek oyun oynamıyordum zaten. joy game center ve fantasyland başta olmak üzere çeşitli atari salonlarında da takılırdım da bu da gezmelerimin bir parçası sayılabilir.
neyse... bu oyunla 2003 gibi falan tanışmışımdır tahminen ve cidden akılalmaz seviyelerde sevmiştim oyunu. baş kötüsü irenicus'un karizmasına da hasta olmuştum. artık rahmetli olan david warner'ın ses aktörlüğü de muazzamdır; yani bu karaktere sesini veren kişi bu efsane aktördü(r).
irenicus'un, misal bir raistlin majere gibi böyle ahlaki ikilemlere düşmesi falan da söz konusu değildir oyunda. kendisi ultra-bencil ve gayet kötü bir karakterdir. yani bir elf iken, yani joneleth iken farklıymış tabii fakat sonra daha fazla kudret için yapmadığı kötülük kalmıyor.
işte jon irenicus!
devamını gör...

