dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 116661 tanım: 14664 başlık: 3322 apolet: 11 takipçi: 145
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


osuruktan tabloları binlerce dolara satılan sanatçı

valla ciddi haber galiba. gerçi çok da şaşırtıcı değil. dünya delirdi, malum.

not: "osuruktan", burada osurukla yapılan manasındadır. aşağıdan yapılma anını görüp duyabilirsiniz.

x.com/haberinolsun_x/status...
devamını gör...

fes başıma

sözlerinde ajdan pekkan'ın "fes başına", müzeyyen senar'ın ise "fes başıma" dediği türkü. ajda, erkek bir sanatçıyla söylediği için karşıdakinin fesinden dem vuruyor olsa gerek, ama zaten bence mantıken de sözlerinin öyle olması lazım.





kemal sunal da süt kardeşler filminde "fes başıma" şeklinde söylemektedir.



bence "fes başına" daha mantıklı. yani sen başına fes tak, ben de onun püskülü olayım gibi düşünmek daha makul gibi. sunal'ın söyleyişinde mantık aramıyorum gerçi, zira o bir komedi filminden.


fes başına fes başına
püskülü ben olayım


türkünün adı hep "fes başıma" diye geçiyor.

aaaa, pardon. burada iki kişi düşünülmeli. senar'ın yorumuna yeni dikkat ettim. biri "fes başıma" diyor, ona hayran biri de "püskülü ben olayım" diyor. şimdi yerine oturdu. ben de yerime oturdum. kendime diyorum ki: otur, sıfır!
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının kalemleri

basmalı kalem olarak... artık kalem kullanmama gerek olmuyor. 90'larda rotring alırdım sürekli, yani modaydı ve biraz da havalı bir şeydi. ama bunların uç kısmındaki metalleri yamultuyordum ben ve sürekli uç kırarlardı. sonra faber castell'leri keşfettim. bunların uç metal kısmı sadece basınca ileri çıkıyordu ve kalındı. bu yüzden yamulmazdı. şekilleri/yapıları de zaten yamulmasına engeldi.

pilot ve tükenmez kalem olarak önüme geleni kullandım genelde ama bir tane bana göre aşşşırı pahalısından almıştım. bugünün parasıyla 10.000, hatta 15.000 lira üstü olabilir. şu anda nerede olduğunu bile bilmiyorum. kaybettim sanırım. o ara çok iyi kazandığım bir işte olduğumdan koymamıştı ama salaklıktı da bence bir kaleme o kadar para vermek. yani zaten özensiz bir insanım ve öyle iyi koruyup saklayamayacağım da belliydi...
devamını gör...

sözlük yazarlarının kahveleri

şu ara nescafe taster's choice diye bir şey içiyorum. gayet güzel.
devamını gör...

rahatsız edici sesler

komşu evlerden gelen matkap sesi benim açımdan zirvededir.

vuvuzela sesi. o ne biçim enstrüman lan oğlum? ahaha.

tiz zurna ve keman seslerini de rahatsız edici bulabiliyorum. kemençe ve tulum seslerinden de rahatsız olabiliyorum.

aklıma ilk gelenler bunlar.

ha bir de, bilgisayardan oyun oynarken "kastırıcı" oyunlarda gelen yoğun fan sesi. fanlarım oyun oynamama hayran ve gürültüyle coşkulu sesler çıkartıyorlar da keşke çıkartmasalar. haha.
devamını gör...

menemen vs melemek

biri bir yemek, diğeri ise koyunun çıkardığı sestir.

"yumurtasız menemen mi olurmuş? menemene mutlaka yumurta koyun" şeklinde bu ikisi arasında bir paralellik kurabilirsiniz. hatta meleyen koyunla birlikte yumurtayı da işin içine katarak tavuklu ve koyunlu bir çiftlik de kurabilirsiniz. bazen diyorum, paralellik kurmada bir dünya rekortmeniyim...

bir türküye "oy canım koyun, sen neden melemen*?" diye sözler de yazabilirsiniz hatta.
devamını gör...

en son ne yedin sorusu

menemen.
devamını gör...

yan masa

ankara'da üniversite okurken komik bir hikayemin olduğu konu.

doğum günü hediyesi olarak anathema'nın eternity albüm kapağı baskılı bir tişört almıştım, fakat anathema'nın bir tek the silent enigma albümünü bilen ve seven biriydim; ki zaten doom metal ile neredeyse hiç alakam yok. o sevdiğim anathema albümünü de normalde bilip sevmezdim herhalde ama o zamanlar hangi metal alt türüne/türlerine meyledeceğim de belli değildi ve her türden albümü dinleyebiliyordum.

neyse, bana bu hediyeyi alan arkadaşım da dahil birkaç arkadaşla bara gidip takılacaktık. ben de bu arkadaşımın hediye ettiği tişörtü giyeyim de belki mutlu olur dedim. neyse, oturduk içiyoruz.

yan masa konusu da burada geliyor. barda yan masadaki biri bana bakıp duruyor. erkek bu arada. ama bayağı aşık gibi falan bakıyor. gay sandım ve işte göz göze geldiğimizde "selam" dercesine mimikler yapıp kafamı çevirdim her seferinde. ama eleman bana sürekli bakmayı sürdürüyor. sonunda dayanamadım ve ben de biraz sert bakışlarla elemana bakmaya başladım. böyle birasını kaldırıp "şerefine" falan diyor, gülümseyerek. dedim, çattık. en sonunda "sen de bendensin kardeşimmmm..." dedi, ayağa kalktı ve üstündeki siyah tişörtü clark kent'in süpermen'e dönüşmesi gibi boynuna kadar sıyırdı ve ne göreyim, altında bendeki tişörtün aynısı...

yanisi eleman beni de anathema hayranı biri sanmış. hatta jukebox'a da anathema'nın eternity albümünden bir parça atıp çaldırıyormuş tam o esnada.

o tarz bir müzikle hiç işimin olmadığı halde eleman hayal kırıklığına uğramasın diye biramı kaldırdım ben de ve "aynen kardeşim" dercesine onun şerefine bir yudum aldım.

bunu sanki sözlükte daha önce anlatmıştım ama olsun. haha.
devamını gör...

eski türkiye vs yeni türkiye

eski türkiye'de tv'ler ve gazeteler belirleyici medya araçlarıydı.

yeni türkiye'de ise bu internet oldu.

gerçi global olarak da bu böyle. yani 90'larda da internet vardı ama bu kadar yaygın ve belirleyici değildi.

eski türkiye'de de bir sürü saçmalık vardı. yani akp'nin ve rte'nin "ben/biz yokken şunlar yoktu" tarzı övünç söylemleri nasıl gerçekçi değilse, "her melunluk akp ile başladı" tarzı karşıt görüş de o kadar doğru değil.
devamını gör...

6 ayda 25 kg vermek

6 veya 7 ayda 40 kilo vermişliğim var. ama açıkçası önermiyorum. bunu yaptıktan sonra normalden çok fazla yersem saatlerce, bazen 1-2 gün karnım fena ağrıyor. sanırım o 40 kiloyu çok hızlı verirken mideme zarar verdim. ama diğer yönden de, öyle çok fazla yemezsem midemde bir sıkıntı olmuyor. o 40 kilo verdiğim rejimi yapalı da herhalde 16 sene falan oldu ve hala normalden çok fazla yersem karnım ağrıyor. yani öyle geçici bir dönem gibi olmadı bu.

110 kiloyu gördüğümden bir an önce kilo vermek için o 6-7 ayda çok çok az yiyerek 69-70 kiloya inmiştim. yani kişisel deneyimimden hareketle bu kadar hızlı kilo vermeyi önermiyorum. öğünlerinizi normalden yani alıştığınızdan az yiyerek kilo vermek iyidir ama işte ben aşırı az yemiştim o dönemde harbiden. sporsuz vermiştim onca kiloyu yani.
devamını gör...

kariyer vs kasiyer

ilkinin 3. harfini alfabetik sırayla bir sonraki yaparsanız ikinci kelimeye ulaştığınız ikili versus.

kariyer
kasiyer

nice gençlerimiz süper kariyer yaparız diyor günümüzde, en iyi üniversitelerden mezun oluyor ve o ilk sözcükteki 3. harf olan r harfi bir sonraki s olunca 3 harfli marketlerde kasiyer olmaktan daha iyi bir yere gidemiyorlar.

absürt bir tespit yapsam da acı bir tablo bu tabii.
devamını gör...

yazarların takılmayı en sevdiği yerler

benzer bir başlık varsa affola. yazarların gitmeyi sevmediği yerler başlığı var ama aynı şey değil. gidilen her yerde takılınmaz sonuçta. ekleme/düzeltme: zaten o başlık "sevmediği yerler" şeklindeymiş, yanlış görmüşüm. biraz uykum geldiyse demek. *

valla artık ev. haha.

gençken atari salonları ve metal barlar idi, takılmayı en sevdiğim yerler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

battle of arcane might

en sevdiğim vokalistlerden biri olan alessandro conti'yi—ki burada allyon mahlasıyla yer alıyor—kadrosunda barındırmasından mütevellit favori power metal gruplarımdan biri olan isveçli twilight force'un, aslen 2016 tarihli heroes of mighty magic albümünde yer alan aynı adlı parçanın yeniden kaydedilmiş, yeniden orkestre edilmiş ve yeniden mikslenmiş hali olan, 2024 çıkışlı epik parçasıdır.

iyi de müzik yapıyorlar ve topluluktaki enstrümantalistler de kalifiye elemanlar. yani sonuçta conti favori vokalistlerimden biri ama müzik çöp olsaydı da bu grubu dinlemezdim. haha. bu arada parçanın orijinalini dinlemediğim için onun hakkında bir yorum yapamıyorum. zaten 2016'daki vokalistleri de farklıydı.



orijinalini de dinliyorum şimdi. bu da güzelmiş ya. ama yeni kayıt sound olarak çok daha iyi ve rafine elbette.

işte orijinali:

devamını gör...

2026 senesinde izmir'in yağmurla imtihanı

ocak ayında son 88 yılın yağış rekoru kırılmıştı galiba.

ve 1 günden fazladır gene sürekli yağmur yağıyor burada. şiddeti artıp azalsa da 30 saattir falan neredeyse, hatta belki sürekli yağış oldu burada ve hala yağmur yağmakta. buca'dayım ben, bunu belirteyim. ama tahminimce tüm izmir için geçerlidir bu yağış olması durumu.

barajların dolması açısından iyi bu gerçi ama durmadan bu kadar uzun süreler yağışın farklı zararları da olabilir diye düşündüm.

ekleme: bu arada dediğim yanlış anlaşılmasın, izmir'deki barajların doluluk oranları kritik seviyelere inmişti ve bu yağışlar bu bakımdan elbette kurtarıcı oldu. demeye çalıştığım, hani "durmadan" yağmasındansa mesela haftada 3-4 gün yarımşar gün yağması daha "sağlıklı" olabilirdi idi. gene aynı oranda yağsa da işte biraz daha fazla zamana yayılsa gibi.
devamını gör...

sözlüğe bir hayat tecrübesi bırak

çok gençken gelecekte bana imkansız gelen birçok şeyin gayet imkanlı olduğunu gördüm. kendimle alakalı da bu böyle. yani hani tamamen ümitsiz olduğum ve sonu intihara kadar gidebilir diye düşündüğüm birçok açmazdan kurtulabildim. yani bu benim kişisel hayat deneyimimle alakalı olsa da işte en azından çok gençken öyle duygu ve düşüncelerde boğulmak sanırım doğal, bunlardan çıkış yolunu bulmak veya çizmek de mümkün diye düşünüyorum.
devamını gör...

trump'ın loser'larla takılmaktan hoşlandığını açıklaması

yani bundan hoşlanması okey de, bunu böyle açıklaması cidden eşsiz bir şey. zuhaaksjdhkashdkjahskjdh.


trump: ı hang out with losers because it makes me feel better. ı hate guys that are very, very successful and you have to listen to their success stories. ı like people that like to listen to my success.

x.com/Acyn/status/203766280...

yani loser'larla takılıyormuş çünkü bu ona kendisini daha iyi hissettiriyormuş. çok çok başarılı insanlardan ve onların başarı hikayelerini dinlemekten nefret ediyormuş. bilakis, kendisinin başarı hikayelerini dinleyen kişileri severmiş trump.

turpun büyüğü haybeye konuşuyor ve biz de şaşkınlıkla izlemekten başka bir şey yapamıyoruz. adam cidden her şeyi diyebilir yani. o denli manyak. *
devamını gör...

bronny james

lebron raymone "bronny" james jr.

lebron james'in oğlu olan, babasıyla birlikte los angeles lakers'ta ter dökmekte olan basketbolcu.

şuradan ulaşabileceğiniz videodaki an nba tarihine, bir babanın oğluna ilk asisti olarak geçmiş: x.com/pusholder/status/2037...

zaten baba-oğul olarak aynı zamanda aktif basketçilik yapan ilk ikili olarak da tarihe geçmişler, lebron ve en büyük oğlu bronny. aynı takımda oynamalarından bahsetmiyorum, yani aynı dönemde aktif basketbolculuk yapan başka baba-oğul olmamış nba tarihinde. zaten bu nba tarihinde bir ilkse, böyle bir asist de otomatikman bir ilk olur. ahaha.

ama tabii babası, oğlu da nba'de oynasın diye torpil yaptırmış olamaz. yani yeteneği olmayan kimseyi hiçbir nba takımı oynatmazdı elbette. haha.

arkasında da kapı gibi babası var beeee... *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nick vermeden bir yazara seslen

hişşt, gözlüklü.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boris becker vs andre agassi

iki tenis efsanesidir. benim ilk favori tenisçim boris becker idi. yani öncesine yaşım yetmiyor zaten.

bu başlığı çok enteresan bulduğum bir bilgi hasebiyle açtım.

ilk 3 karşılaşmalarında becker, agassi'yi yenmiş zira andre, boris'in servisleri karşısında sürklase olmuş.

andre agassi de buna karşılık olarak becker'ın eski maç kasetlerini izlemiş sürekli ve boris'in servis kullanırkenki dil hareketlerinin sistematiğini çözmüş. işte tipik servis öncesi ileri geri sallanması falan... ama tam topu havaya fırlatırken dilini dışarı çıkararak üst dudağının ortasına ya da sol köşesine yapıştırdığını fark etmiş. kortun deuce/sağ tarafından servis kullanırken misal, dilini üst dudağının ortasına koyarsa ortaya doğru ya da iç tarafa servis attığını ve dudağının kenarına hareketlendirirse de dış tarafa vurduğunu görmüş. ama onun için servislerini çevirmek en zor olan şey değilmiş bunu anladıktan sonra. boris'in bunu bildiğini öğrenmemesi agassi'yi asıl zorlayan şey olmuş. bu yüzden de oyunda sadece önemli gördüğü sayılarda bu bilgisini kullanmış. yani hepsinde önceden hareketlenip boris'e çaktırmamak için...

bunu sonra, herhalde emekli olmalarının ardından almanya'da bir oktoberfest'te, beraber bira içip takılırlarken boris'e söylemiş agassi; servis atarken dilini şöyle yapınca şöyle servis, böyle yapınca böyle servis atıyordun, bunun farkında mısın, falan şeklinde. boris büyük şaşkınlık geçirmiş ve andre'ye "biliyor musun? eskiden eve gittiğimde karıma '(agassi) sanki aklımı okuyor' derdim" demiş.

kaynak: x.com/Djoko_UTD/status/2037...

brooke shields'ı tavlayabilen agassi'nin bu kadar kurnaz olmasına belki de pek şaşırmamak gerekir. haha.
devamını gör...

2x2'lik rubik küpünü 0,39 saniyede çözmek

çekik gözlülerden çekinmek başlığını açmakta ne kadar haklı olduğumu bir kere daha belgeleyen dünya rekorudur. şuradan izleyebilirsiniz ama çok kısa sürüyor. haha. x.com/pusholder/status/2037...
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim