dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 116789 tanım: 14680 başlık: 3333 apolet: 11 takipçi: 145
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


yeni doğmuş kuzu sesi

tanım: yeni doğmuş bir hayvanın sesidir.

kuzu ve koyunları sıkıcı buluyorum. gerçi koçlar karizmatik.

oğlakları aşırı sevimli, keçileri de karizmatik bulurum. baba tarafından dedemin keçileri ve oğlakları vardı. onlarla büyüdüm. oğlak kadar sevimli hayvan yok gibi bir şey.
devamını gör...

twelve monkeys vs 12 monkeys

aynı gibi görünse de değil, demek istediğimdir...

ilki yani 12 monkeys (film), bruce willis ve brad pitt gibi dev oyuncuları kadrosunda barındıran, terry gilliam adlı efsane filmcinin yönettiği ve sinemayla az çok ilgilenen hemen herkesin bildiği ve çoğu kişinin çok sevdiği kült film. başlığı rakamla açılmış, internette de birçok yerde böyle ama yazının en altında da görebileceğiniz gibi orijinal adı twelve monkeys.

ikincisi yani 12 monkeys (dizi) ise fikir temelini bu filmden alsa da aslında çok da alakalı bir konusu olmayan bir dizi. alakası var tabii, zaman yolculuğu ve işte virüs falan da yani gene de bayağı farklı bir uyarlama denebilir.

filmi çok sevmekle birlikte diziyi, yani 12 monkeys'i seçtiğim versus başlığıdır. izlediğim en iyi dizi falan bu ya bayağı. hayranıyım. (bkz: tom noonan)

bu arada imdb'de filmin orijinal/resmi adı için "twelve monkeys" deniyor ve demin bunun doğru olduğunu default web browser'ım norton neo'nun yapay zekası da doğruladı. yani sordum ve yanıtını aşağı iliştiriyorum:


terry gilliam’ın bu kült bilimkurgu eseri, isimlendirme konusunda sinema dünyasında sıkça tatlı bir kafa karışıklığı yaratır.

resmi ve orijinal adı ımdb'de gördüğün bilgi tamamen doğru. filmin telif haklarında ve resmi kayıtlarında geçen orijinal adı "twelve monkeys" (yazıyla) olarak tescillenmiştir. filmin açılış jeneriğinde de başlık bu şekilde yazıyla görünür.

neden genelde "12 monkeys" olarak biliniyor?

pazarlama ve afişler: filmin vizyona girdiği dönemdeki tanıtım materyallerinde, posterlerinde ve fragmanlarında görsel tasarım gereği rakamla "12 monkeys" kullanımı tercih edilmiştir. rakamlı versiyon görsel olarak daha çarpıcı ve akılda kalıcı olduğu için popüler kültürde bu isim baskın hale gelmiştir.
dijital platformlar ve arama motorları: günümüzde çoğu veritabanı ve streaming platformu, kullanıcıların arama alışkanlıklarına uyum sağlamak için rakamlı versiyonu ana başlık olarak kullanır.
özetle: eğer bir bilgi yarışmasında veya resmi bir belgede karşına çıkarsa, teknik olarak orijinal adı twelve monkeys'dir. ancak günlük hayatta veya internet aramalarında 12 monkeys demek çok daha yaygındır.

küçük bir not olarak; 2015 yılında başlayan dizi uyarlaması ise genellikle doğrudan rakamlı versiyonu (12 monkeys) ismen sahiplenmiştir.

tabii imdb'ye daha fazla güvenirim böyle konularda ve orada net olarak "original title: twelve monkeys" yazıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

interstellar vs arrival

(bkz: interstellar) (2014)
(bkz: arrival) (2016)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

konu olarak benzemeseler de 2000'ler ve sonrasının en önde gelen yönetmenlerinden olan christopher nolan ve denis villeneuve imzalı iki bilim kurgu filmi. ikisi de büyük sükse yaptı elbette. bu arada villeneuve bu işten teknik olarak anlayan birçok kişiye göre nolan'dan daha başarılı görünüyor sanırım, yani öyle teknik analize çok rastladım. ben teknik/akademik olarak sinemadan az anladığımdan böyle konularda çok iddialı olamam. sadece yüksek lisansta, abd'li bir neorealismo ve drama uzmanı amerikan profesör hocadan bir ders almıştım ve sinemayla akademik/teknik alakam bununla sınırlı. o ders de bana çok şey kattı gerçi zira hocamız efsaneydi ama yani bu konuda benden çok daha donanımlı bir sürü insan varken çok da iddialı olamam sinema hususunda.

ben arrival'ı daha fazla beğendiğimden onu seçiyorum, ama interstellar'ı da beğenmiştim.

ikisinde de hoşlanmadığım yönler vardı gerçi. interstellar fazla inandırıcı gelmedi bana. tamam, kuantum fiziği falan ama drama yönü etkileyici olsun diye biraz inanılırlıktan uzak buldum bazı malum sahnelerini.

arrival'da ise işte tipik amerikan mesaj ittirmeleri vardı. hani çinliler, ruslar kaka, amerikanlar süper falan fistan. buna alıştım gerçi de yani olmasa daha iyi olurdu ve zamansız/ölümsüz film olmanın önünde de engel olarak görüyorum bu tarz politik algı manipülasyonlarını.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öğrenci yurdunda kalmanın insana kazandırdıkları

ankara - demirtepe'de, üniversitedeki ilk senemde bir özel yurtta kalmıştım. güzeldi ya. yani 10 gün mü ne sular kesilmişti ankara'da, işte 1999 veya 2000 senesinde. onun dışında bir sorun yaşamadım. iyi arkadaşlıklar da kurdum. bayağı süper anılarım var burada hatta.

bana bir şey kazandırdı mı bilemiyorum. yani abim dışında ilk defa biriyle ranzada altlı üstlü yatmıştık tüm sene. bu da müthiş bir kazanım değil sanki. haha. ama galatasaray uefa kupası'nı kazanmıştı ben bu yurttayken. yurtta televizyon odasında maçı izleyip sonra kızılay'daki sevinç gösterilerine koşmuştuk. ben bir şey kazanamadım belki ama tuttuğum takım en büyük kupasını kazanmıştı ben bu yurtta kalırken.
devamını gör...

mahlası görüldüğünde güvendeyim hissi veren yazarlar

yoldaş benjamin franklin. kendimi abd ile sınırım olduğundan kimsenin saldır(a)mayacağı kanada kadar güvende hissediyorum sayesinde.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

süper frikik

güntekin onay'ın sunduğu, televole benzeri bir programdı. burada frikik ismi de kasıtlı seçilmiş bence, hani hem futboldaki frikik hem de frikik vermek gibisinden magazinel bir mana.

bu arada bu tarz programlar ilk zamanlarda cidden de spor-magazin programlarıydı. yani sporla, ağırlıkla veya tümden futbolla—futbolcular ve teknik direktörlerle falan işte—ilgili olmakla sınırlı idi içerikleri, magazinel boyutu olsa da. sonradan genel magazin programlarına dönüştüler.

(bkz: en gerçek televole)

devamını gör...

serbest vuruş

tdk:

isim, spor
futbolda, bir oyuncunun kasıtlı olarak kural dışı davranışta bulunması üzerine, kural dışı davranışın yapıldığı noktadan karşı takım oyuncularının yaptığı vuruş; frikik.

eskiden spor spikerleri frikik'i sadece gol tehlikesi yaratabilecek, yani doğrudan kaleye vurulursa gol olabilecek pozisyonlar için kullanırdı ve diğerlerine serbest vuruş derlerdi. halbuki mana olarak aynı şeyler. zaten frikik, free kick'ten geliyor ve bu da serbest vuruş anlamını karşılıyor.

alessandro del piero vardı mesela eskiden. serbest vuruşlarda manyak iyiydi, gerçek bir frikik ustasıydı. gerçi tabii eskiden barajlar zıplamazdı, bu yüzden çok daha fazla frikik golü izlerdik. bu değişkeni de görmezden gelemeyiz.

(bkz: süper frikik) - bunun başlığını birazdan açacağım. güntekin onay'ı hiç böyle görmediniz. flaş, flaş, flaş! ahaha.
devamını gör...

taç atışı

tdk:

isim, spor
futbol ve hentbolda taca çıkan topun, karşı takım oyuncusu tarafından oyuna sokulması; yan atışı.

geçenlerde şurada [teknik direktörün taç kullanması] bahsettiğim olayda bir teknik direktörün taç kullanmasına şahit olmuştuk ve "başımıza taş yağacak" demiştim. haha. (bkz: u can't touch this)
devamını gör...

köşe vuruşu

tdk:

isim, spor
futbol, hentbol ve su topunda bir oyuncu, topu kendi kale çizgisi dışına çıkardığında karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan yapılan serbest vuruş; köşe atışı, korner, korner atışı, korner vuruşu:
"emre’nin kullandığı köşe atışından gelen topa mükemmel yükselen tayyar arslanoğlu’nun kafa vuruşunda, kaleci woon jae lee topu güçlükle kornere çeldi." - arifzade

adrian ilie mesela süper köşe vuruşları kullanırdı. böyle "köşe vuruşundan gol atmak" diye nadir bir şey var ya, o cinsten köşe vuruşları kullanabilirdi.

günümüzde bu konuda usta olan isimleri futbolla ilgilenen herkes bilir zaten.
devamını gör...

memento vs inception

christopher nolan'ın sanırım ayrı dönemlerde en müthiş ilgiyi üstünde toplayan filmleri.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

memento, benim gençlik dönemime tekabül ediyor. işte 81'liyim ve bu film 2001'de çıktı.

inception ise 2010 çıkışlıydı diye hatırlıyorum.

benden 10 yaş falan genç olan birçok kişi, benim 1999 çıkışlı the matrix'ten etkilendiğim gibi etkilenmişti inception'dan.

neyse, başlığın konusuna dönelim...

memento'dan büyülenmiştim ben ve tam anlayabilmek için 3 kere izlediğim ilk film olmuştu bu.

inception'ı ise maalesef hiç beğenemedim. sinemada izlemiştim, belki bir şeyler kaçırdım diye 2 kere de evde izledim. yok ya, hiç sevmedim bu filmi.

o yüzden de tercihim memento.
devamını gör...

gazlı içecek

tdk:

isim
içeriği asit ve şekerle zenginleştirilmiş, farklı aromalarda ve renklerdeki soğuk içecek.


favorim schweppes mandalina olan içecek türü. bitter lemon'ını da severim ama her zaman tercih etmem. pembe greyfurtlusunu pek tutmadım. schweppes mandalina'ya ucuz bir alternatif olarak crown mandalina da iyidir.

bir de klasik coca cola her zaman iyidir, klastır. geçenlerde ya kristal kola ya da cola turka almıştım, hangisiydi hatırlayamadım. "vay be, eskiden kötüydü bu ama bu sefer çok hoşuma gitti" demiştim. keşke hangisi olduğunu hatırlayabilsem de arada gene alsam. yoksa kumar gibi olacak, ikisinden birini alırsam. haha.

tansaş'ın kolası da şaşırtıcı derecede iyiydi. yani bu tarz kolalar cidden çok kötüydü eskiden ama tansaş nasılsa gayet iyiydi.

bir de çocukluğumdaki bazı ufak cam şişe gazozlar çok güzeldi. markalarını hatırlamasam da cidden çok iyiydi bazıları.

içtiğim en kötüsü ise sprite gazoz idi sanırım. kutusu gene hani idare edebilir de çocukken veya ergenken falan bir keresinde 2.5 litreliğinden almıştım bunun ve "bu kadar kötü bir içecek olamaz, bulaşık suyu içerim daha iyi" falan demiştim. gerçi belki artık kötü değildir de işte ben son içtiğimde öyleydi ve 2.5 litreliğini ilk ve son kez o zaman içmiştim galiba. annemler markete falan gideceklerse özellikle bu marka gazoz almayın derdim. haha.
devamını gör...

yazarların favori hazır ayranı

eker yayık ayranı zamanında hazır ayranlar arasında devrim yapmıştı. yanına yaklaşabilen bir lezzette hazır bir ayran hatırlamıyorum şahsen bunun. hatta eskiden bu ayranın reklamı bile yapılmazdı ama herkes birbirine önerdiğinden bir anda müthiş popüler olmuştu.

sonra pınar, sütaş gibi firmalar da ayranlarının lezzetini bir şekilde artırabilince eker artık o kadar da vazgeçilmez gelmemeye başlamıştı gözüme, ya da damağıma.

hayatımda içtiğim en lezzetli hazır ayran, tikveşli ayran idi. yani aldığım bu marka bir şişe ayran bayağı ekşimişti ama bozulmamıştı ve böyle altın oran gibi bir ekşimesi olmuştu. koyu kıvamlı da bir ayran olduğundan tadı ve içimi beni mest etmişti hakikaten.

bence artık birçok firma lezzetli hazır ayranlar üretebiliyor. yani bu başlıkta net bir tercih sunamıyorum bu yüzden. tabii ideali çok iyi yapılmış açık yayık ayranıdır bana göre.
devamını gör...

acı var mı acı

akla reha muhtar'ı getiren soru.

videosunu bulamadım, en fazla şunu bulabildim:

devamını gör...

bu tabii sizin iddianız

şimdi 1981 doğumlu biri olarak trt'nin tek kanal olduğu zamanları biraz hatırlıyorum, ben ufakken trt 2 gelmişti işte. 1989-1990 gibi de özel kanallar gelmeye başladı. ben 90'larda falan, böyle işte belli programlara katılıp "bu kişi beni şöyle böyle dolandırdı" gibi iddialarda sunucuların "bu tabii sizin iddianız" dediğini hatırlamıyorum. biz izleyiciler de "vay şerefsiz!" falan gibi reaksiyonlar gösterirdik.

birden böyle telefonla bağlanıp bu şekil şeyler söyleyenlere sunucuların, ağız birliği etmişlercesine "bu tabii sizin iddianız" ve benzeri yorumlar yapmaya başladığını görmeye başladık. bana başta tuhaf gelmişti, zaten gençtim hala bu başladığında da. "dolandırmış lan işte, ne iddiası..." falan gibi reaksiyonlar gösteriyordum. sonra tabii anladım ve "sunucular doğru tutum takınıyorlarmış" demeye başladım.
devamını gör...

gökyüzü sohbetleri

sözcü tv'deki anlam veremediğim program. astrolojiye isteyen inanabilir elbette, ki ben de aslında klasik bir reddedişten daha derin bir bakışa sahibim bu konsepte.

ama bir haber kanalında bu programın işi ne? mesela ne bileyim israil-abd ve iran arasındaki savaşla ilgili bir şeyler açıyorum youtube'dan, işte sözcü tv'nin canlı yayınını mesela. zart diye bu program çıkıyor.

bence böyle bir program bayağı eğreti duruyor bu tarz bir kanalda.
devamını gör...

osuruktan tabloları binlerce dolara satılan sanatçı

valla ciddi haber galiba. gerçi çok da şaşırtıcı değil. dünya delirdi, malum.

not: "osuruktan", burada osurukla yapılan manasındadır. aşağıdan yapılma anını görüp duyabilirsiniz.

x.com/haberinolsun_x/status...
devamını gör...

fes başıma

sözlerinde ajdan pekkan'ın "fes başına", müzeyyen senar'ın ise "fes başıma" dediği türkü. ajda, erkek bir sanatçıyla söylediği için karşıdakinin fesinden dem vuruyor olsa gerek, ama zaten bence mantıken de sözlerinin öyle olması lazım.





kemal sunal da süt kardeşler filminde "fes başıma" şeklinde söylemektedir.



bence "fes başına" daha mantıklı. yani sen başına fes tak, ben de onun püskülü olayım gibi düşünmek daha makul gibi. sunal'ın söyleyişinde mantık aramıyorum gerçi, zira o bir komedi filminden.


fes başına fes başına
püskülü ben olayım


türkünün adı hep "fes başıma" diye geçiyor.

aaaa, pardon. burada iki kişi düşünülmeli. senar'ın yorumuna yeni dikkat ettim. biri "fes başıma" diyor, ona hayran biri de "püskülü ben olayım" diyor. şimdi yerine oturdu. ben de yerime oturdum. kendime diyorum ki: otur, sıfır!
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının kalemleri

basmalı ve uçlu kalem olarak... artık kalem kullanmama gerek olmuyor. 90'larda rotring alırdım sürekli, yani modaydı ve biraz da havalı bir şeydi. ama bunların uç kısmındaki metalleri yamultuyordum ben ve sürekli uç kırarlardı. sonra faber castell'leri keşfettim. bunların uç metal kısmı sadece basınca ileri çıkıyordu ve kalındı. bu yüzden yamulmazdı. şekilleri/yapıları de zaten yamulmasına engeldi.

pilot ve tükenmez kalem olarak önüme geleni kullandım genelde ama bir tane bana göre aşşşırı pahalısından almıştım. bugünün parasıyla 10.000, hatta 15.000 lira üstü olabilir. şu anda nerede olduğunu bile bilmiyorum. kaybettim sanırım. o ara çok iyi kazandığım bir işte olduğumdan koymamıştı ama salaklıktı da bence bir kaleme o kadar para vermek. yani zaten özensiz bir insanım ve öyle iyi koruyup saklayamayacağım da belliydi...
devamını gör...

sözlük yazarlarının kahveleri

şu ara nescafe taster's choice diye bir şey içiyorum. gayet güzel.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim