dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 116038 tanım: 14598 başlık: 3289 apolet: 11 takipçi: 145
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


proaktif

tdk'nin online sözlüğünde yer almayan ama türkçede de kullanılabilen kelime.


~ ing proactive 1. etkisini sonradan gösteren [eski], 2. riski öngörerek harekete geçen → pro+<sup, aktif

tarihte en eski kaynak
[ m (1993) : merkez bankası reaktif değil, proaktif olmalı ]

önemli not: bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.

www.etimolojiturkce.com/kel...

mesela ülkemizde önce bir felaket olur, twitter'da çok kınanırsa da sonra yaşanabilecek benzer felaketler için önlemler alınır. yani hiç de proaktif değiliz... o "önlemler" de genelde ya geçici ya da göstermeliktir zaten. yani değişik bişiler olsun da ona göre vaziyet alırız'dan ziyade, ben harekete geçeyim de istediğim/olumlu bir yönde değişiklik olsun derseniz proaktif davranmış olursunuz. ya da problemler çıkınca çözmeye uğraşırız diye beklemek yerine problemler çıkmasın diye önleyici aksiyonlar almak mesela...

ingilizcesi proactive. psikolojide ileriye ket vurmanın ingilizce karşılığı da proactive interference. burada pro = ileri/forward. yani daha önce öğrenilen bir şey yüzünden yeni bir görevi öğrenemiyorsanız burada proactive interference rol oynuyor. yani bildiğimiz bir şey, öğrenmekte olduğumuz şeyi öğrenebilmemize engel oluyor, eski hafıza içerikleri yeni oluşturulmakta olanları bozuyor. retroactive interference da bunun tam tersi, yani geriye ket vurma: yeni öğrendiğimiz şey eskiden öğrendiğimiz şeyi unutturuyor, yani o eski becerimizi engelliyor.
devamını gör...

sözlük yazarlarının ayakkabıları

son aldığım ayakkabı: (bkz: nike air force 1) - gayet memnunum. zaten çok uygun fiyata aldım; hatta o kadar uygundu ki fiyatı, kargo paketinden hıyar falan çıkmaz umarım demiştim. haha.

bir çift de klasik ayakkabım var gene yeni sayılabilecek. pierre cardin marka.

2-3 çift de eski ayakkabım var. onları da işte öyle markete giderken falan giyebiliyorum.
devamını gör...

yayaya ille sen geç diyen sürücü

arabaların yayalara yol vermesi duruma göre güzel bir şeydir. ancak ben kendimi yeterince güvende hissetmezsem öyle durumlarda duran veya yavaşlayan arabanın önünden geçmem. zira psikopatına da denk geldim. bilmem anlatmama gerek var mı. yani yıldırım reflekslerimle yırtmıştım... yani koşup zıplayarak yırtabilme mesafesi yoksa arada, bana verilen yolları almıyorum yaşadığım o büyük tehlikeden sonra.

bir sürücü bana yol veriyorsa ve ben de yerimde kazık gibi duruyorsam bir yaya olarak, aracın önümden geçmesini talep ediyorumdur. değil mi? yani burada gaza basıp geçersin. zaten 2 saniye içinde falan harekete geçmezsen ben senin aracına paralel yürüyüp arkandan geçerim. ille de bana yol vermek için saçmalamana gerek yok, benim de bana her yol verenin "yolunu almak" gibi bir zorunluluğum yok.
devamını gör...

akıllı adamın sözlükte ne işi olur sorusu

kıllı adamlar sözlüğe foto bile atıyor, manyak mısın?.. diye yanıtlamak istediğim soru.

adamakıllı güldürebilecek bir espri yapamadım, mazur görünüz. *
devamını gör...

bir film karakteri olsaydınız bu kim olurdu sorusu

(bkz: sutter cane)
devamını gör...

xpeng aero ht

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dünyanın ilk seri üretime geçirilen uçabilen kara aracını çıkarmış olan, çinli şirket xpeng'in uçan araçlarda uzmanlaşılan alt firmasıdır. tam "uçan arabalar çağı başladı" dedirtebilecek bir şey değil bu aslında. transformers stayla bir şey. yani bir carrier/taşıyıcı kara aracı bu ve bunun büyük kısmı araçtan ayrılarak ufak bir helikopter veya dev bir drone'u andıran bir hava aracına dönüşebiliyor. bu teknolojinin haberi yeni değil aslında da seri üretimine başlanması haberi epey yeni sanırım. bu "deneme seri üretimi" de deniyor. herhalde birkaç bin tane falan üretilmiş ilk etapta ve tutarsa, beklenmedik arızalar çıkarmazsa ya da işte kara ve hava trafiğinde ciddi kaoslara neden olmazsa sonra daha geniş bir üretime geçebilirler.



şu kaynak bu haberi aylar önce vermiş. www.autobond.tr/haberler/xp... - bilemiyorum, haber içeriğini güncellemiş de olabilirler. gördüğüm ingilizce kaynaklarda seri üretime geçildiği haberleri çok yeni. gerçi işte deneme/trial seri üretimlerin tamamladığı haberi çok yeni galiba. bu kaynakta üretime geçildiğinden bahsediliyordu.

özetle; bu elektrikli ve uçan bir araca dönüşebilen minivan geliştireli ve bunun lansmanı yapılalı 1 seneden fazla oldu, işte birkaç ay önce deneme seri üretimine geçildiği haberi verildi ve en yeni habere göre bu üretimler de tamamlandı.

bir kaynakta gördüğüme göre maks uçuş hızı 360 km/s imiş.

bakalım bundan sonra neler olacak...

bu arada araç tümden böyle bir şeye dönüşebilseymiş tam transformers gibi, çok iyi olurmuş. yani mesela şehir değiştireceksin bununla, ne bileyim aracını tümden götürmek istersin yani. gerçi öyle bir teknoloji geliştirmek de bundan en az birkaç kat zordur herhalde.
devamını gör...

büyücü memnun büyülenen de

yapılan büyüye göre değişebilendir. mesela abi-dalzim’s horrid wilting büyüsü atarsam pek de mutlu olmazdınız, çiçek gibi solardınız hatta bence. *
devamını gör...

kötü bir insan olmaya karar vermek

count dahlvier olarak kötücül {neutral evil] bir karakteri online persona'm yapsam da gerçek hayatta kötü bir insan değilim galiba. birçok kişi "çok iyi bir insansın" dese de bence ben chaotic neutral bir kişiyim. gene de good-evil / iyilik-kötülük babında iyilik eksenine daha fazla dahilimdir sanırım. yani iyilik eğilimim sanırım baskın. birçok durumda nötr kalıyorum zira iyilik ve kötülük mefhumlarının çoğu insan tarafından çok da objektifçe değerlendirilebildiği kanısında değilim. yani elbette ben de en uç örneklerde çoğu kişiyle aynı fikirdeyim ama işte mesela kendini çok iyi bir insan sanan ve bence bayağı kötücül insanlara, "ben berbat bir insanım" diyen ve bence çok iyi bir insan olan kişilere de sıklıkla rastlıyorum. bir de kötülük derken tabii böyle eğilimleri ve hatta aksiyonları olan insanların geçmişlerini de göz ardı edemeyiz. bu demek değil ki bir seri katile sempati duyalım. bilakis, hiç duymayalım. ama onları böyle yapan şeyleri "anlamak" da insan psikolojisinde derinleşebilmek için gerekli bir şeydir diye düşünüyorum.

(bkz: evil'lık kutsal bir müessesedir)
devamını gör...

sözlük yazarlarının fotoğrafları

#3935871: akıma korona döneminden bir selfie'mle katılıyorum. başka da maske takmam abi. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

oyunu oynamak yerine oyunu oynayan insanı seyretmek

bazen sevdiğim bir aktivitedir. ama youtube'dan pek izlemem. abimi, arkadaşlarımı falan oyun oynarlarken aynı odada izlemeyi sevebiliyorum bazen.

mesela yüksek lisans yaparken bir müzik grubu da kurmuştuk birileriyle. sonra elemanlarla iyi arkadaş da olduk. onları heroes of newerth oynarken çok defa izledim. kendim zaten mmorpg ve benzeri online oyunlardan uzak duruyorum ya. kendim oynamam yani böyle oyunları. anormal hırs yapma eğilimim var bu gibi şeylerde ve cidden "hayatsız" olabilirdim, bu tarz oyunlara bulaşsam. ahaha.
devamını gör...

yüksek farkındalık

(bkz: pesimist insanların egolarını beslemesi)

farkındalık sahibi olmak gibi/kadar saçma bir "ayrıcalık" türü hayatımda duymadım. zaten farkındalık sözcüğünü hayatımda 5 kere kullanmışsam şaşarım. o denli gıcığım buna. asjdlaksjdlskajdlakdjs.

yüksek farkındalık hele, bir de farkındalıkta da aristokratik bir seviye olsa gerek. ben almayayım...
devamını gör...

tam olarak aradığım ortam

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

the lord of the rings: shadow of the past

stephen colbert'in senaryosunun üstünde çalışmakta olduğu filmmiş ve geçici/şimdiki ismi the lord of the rings: shadow of the past imiş ama bu kalıcı adı da olabilirmiş filmin. ben de bu isimle açayım dedim başlığı, kalıcı ismi olabilir diye filmin.

dün peter jackson, şuradan izleyebileceğiniz videoda ilan ediyor: x.com/TolkienWorldG/status/...

diğer senaryo yazarları da philippa boyens ve peter mcgee imiş.

spoiler: - yani işte isterseniz burayı okumayın, konusuyla ilgili. frodo'nun ölümünden 14 yıl sonra merry, pippin ve sam'in maceraları işlenecekmiş yeni filmde ve bu karakterler bilindik maceralarının ilk adımlarının izinden gidecekmiş. bu esnada sam'in kızı elanor da yüzük savaşı'nın neden daha başlamadan neredeyse kaybedildiğini açıklayan, uzun süredir gömülü olan bir sırrı gün yüzüne çıkartacakmış. colbert, jackson ile konuştuğu ilgili videoda yüzük kardeşliği'ni (serinin ilk kitabı) yeniden okurken, filmde atlanan 3-8 arasındaki bölümleri (chapter) [3.. bölüm: three ıs company - 8. bölüm: fog on the barrow-downs arası yani] düşünerek bu senaryo fikrini oluşturduğunu söylüyor. colbert burada jackson'a bu kitapların ve jackson'ın uyarlamalarının kendisi için çok şey ifade ettiğini ve bu 6 bölümü (3-8) defalarca okuyup bunları neden ilk filmine dahil etmediğini merak edip durduğunu söylüyor. sonra da buraların büyük hikayeye uyan ama kendisine ait bir hikayesinin de olabileceğini düşünmüş kendisi ve kitaplara tamamen sadıkken jackson'ın filmlerine de tamamen sadık bir şeyler yapabilir miyiz diye aklına düşmüş işte colbert'in. bu arada colbert, senaryonun taslağını senarist oğlu peter colbert [diğer bir kaynakta peter mcgee olarak geçiyor] ile birlikte oluşturmuş.

s. colbert'in cesaretini toplayıp peter jackson'ı arayabilmesi için birkaç sene geçmesi gerekmiş ve işte 2 sene önce bunu yapabilmiş. jackson da bundan, onunla bu konuda konuşacak kadar memnun olunca ve warner bros da fikri çok sevince dünyalar s. colbert'in olmuş.

aşağıdaki, ve üstteki içeriği çevirdiğim site de olan kaynağa göre peter jackson filmin prodüktörlerinden biri olacakmış deniyor. yani yönetmeni kim olacak, bilemiyorum. diğer prodüktörler ise serinin öncesinden de tanıdığımız boyens ve fran walsh olacakmış.

lord of the rings: the hunt for gollum'un da 2027 sonlarında gelmesi bekleniyor ve bu filmi de "gollum" yönetecek, yani andy serkis... bunda da aragorn'un, hobbit ve yüzük kardeşliği arasındaki zaman diliminde meydana gelen bir macerası olan, sauron yüzüğü ele geçiremesin diye gollum'u yakalama çabaları işlenecekmiş. bu filmin prodüksiyonu bittiğinde jackson da müsait olur ve colbert'in filmiyle ilgilenmeye başlayabilir herhalde. yani nasıl bir süreç olacağına göre değişebilse de 2030'dan önce gel(e)mez bence the lord of the rings: shadow of the past; ki bu bile fazlasıyla iyimser bir tahmin olabilir.

alta bağlantısını koyduğum kaynaktaki, bu beklenen filmle ilgili içeriklerin hepsini kendim türkçeye çevirdim üstte, ki onlar da ilgili videodaki içeriği yazı haline getirmişler zaten ağırlıkla. bir iki de colbert'in meşhur the late show'uyla ilgili şakalaşmalar falan vardı, onlara yer vermeye lüzum görmedim.

www.theguardian.com/books/2...

diğer yararlandığım kaynak: variety.com/2026/film/news/...

diğer yararlandığım kaynaktan bazı içerikleri üstteki kısma yedirsem de şuralarını buraya iliştireyim dedim:: bu, colbert'in gişe bombası film geliştirme olarak ilk deneyimi olsa da jackson ile kendisi daha önce birlikte çalışmışler, colbert'in the hobbit: the desolation of smaug filmindeki küçük rolü vesilesiyle. bir de colbert'in yönettiği darrylgorn adlı kısa filmde jackson ile birlikte yüzüklerin efendisi yıldızları ian mckellen, viggo mortensen ve elijah wood oyuncu olarak yer almışlar.

colbert'in beklenen yüzüklerin efendisi filmindeki senaristlerden olan philippa boyens ise jackson ile bayağı eski geçmişi olan biriymiş: yüzüklerin efendisi ve hobbit filmleriyle birlikte jackson'ın epik canavar filmi king kong'da da bu ikili beraber çalışmış. yani king kong zaten lotr filmlerinden sonra çıkmıştı. en eski birlikte çalışmaları lotr filmleri olsa gerek ikilinin.
devamını gör...

başlık engellemek

bu kadar basit bir şeyken, açtığım ve en çok paylaşım yapanın ben olduğu ingilizce mizah başlığım yüzünden periyodik olarak laf yiyip durmam çok absürt.

yani futbol başlıkları olsa anlarım, hani tüm futbol başlıklarını tek tek engellemek, her yeni açılanları falan gene tek tek engellemek cidden can sıkabilir, bu başlıklardan rahatsızlık duyanlar için.

ama tek başlık yüzünden laf edip durmaktansa başlığı engelleyip geçebilirsiniz.

hayır, gören de her türden başlıkta ingilizce paylaşım yapıyorum sanacak. bu gibi, zaten ingilizce içerik olduğu başlığından belli birkaç başlık dışında ingilizce bir caps veya başka türden içerik paylaşsam bile türkçe tercümesini de yapıp öyle paylaşırım ben arkadaşlar.

bir de "ingilizcesiyle hava atmak" gibi anlayıp öyle laf geçirenler de oluyor bazen. aynen kanka, günümüzde ingilizce bilmek cidden de büyük bir ayrıcalık, çok çok az kişinin nail olabildiği bir başarı(!) - lol.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

serapa

tdk:

zarf, eskimiş, (sera:pa:), farsça serāpā
=> baştan başa:
"iniverdik uyumuşların önüne karadan gemilerle / kesildiler serapa nur, serapa hayret" - fazıl hüsnü dağlarca

ya gördüğün şeyler serapa serap ise?..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ghosts of europa

emperor adlı black metal grubunda bas gitar çalarak müzisyenlik kariyerine başlayan havard ellefsen'in mortiis adlı elektronik müzik projesinin yeni teklisi. kadrosunda, cradle of filth ve the kovenant ile çalışmışlığıyla metal dünyasında iyi bilinen sarah jezebel deva da var. daha doğrusu geçmişte grubun kadrolu elemanıydı kendisi ama burada konuk müzisyen. parça yayımlanalı daha 24 saat bile olmamış. bu aralar mortiis ve deva'dan böyle bir şeyler bekliyordum, deva duyurmuştu aylar önce, ve nihayet geldi. mortiis ile deva, 2001 çıkışlı the smell of rain'den beri ilk kez birlikte çalışıyorlar burada.

mortiis ve dolayısıyla ellefsen, dungeon synth denen tür için aşırı önemli bir yerde durur, burzum ve varg vikernes gibi. hatta bunlar olmasaydı bugün böyle bir tür olmayabilirdi veya en azından bugün bildiğimiz gibi olmazdı.

black metal referansı yapsam da da başlığın konusu olan parça gayet "yumuşak" bir elektronik müzik parçası. epey karanlık olsa da işte "aşırılıkları" olan bir sound'u yok. ben çok beğendim ve 3. kez keyifle dinlemekteyim an itibarıyla. deva da bir "aaaaaa" dese parçanın orası level atlıyor adeta. öylesine muhteşem bir ses. bu benzetmeyi taa ne zamanki, hatta 15-16 sene falan önceki bir cradle of filth kritiğimde de yapmıştım galiba. kendimi böyle tekrar etmemeliyim. * valla her türlü nefis bir çalışma. hatta ben uzun süre dinlerim bu parçayı. loop'a alınası bir eser yani benim açımdan. belki de sonsuza dek ara ara dinlemeye de devam ederim sonrasında. parçanın/klibin devamı da geleceği yazıyor sonunda. onu da merakla bekliyorum.

devamını gör...

yazarların favori william shakespeare karakteri

şahsımınki elbette prospero'dur. tıklayıp okursanız zaten bunun hiç de sürpriz olmadığını görürsünüz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lunar labyrinth

demin dan progressive power metal grubu manticora'nın the twilight shadow ve ardından keeper of time - eternal champion parçalarının başlıklarını açıp nispeten detaylı tanımlar girmiştim. işte grubun the metal archives sitesindeki sayfasından similar artists / benzer sanatçılar/gruplar kısmına baktım ve incelerken öylesine en altlara indim ve birleşik krallık'tan starborn adlı grubu gördüm. yani bu grubu ilk kez görüyorum ve 2019'da çıkan, tek resmi full-length albümleri olan savage peace'ten ismini en beğendiğim bu parçalarını youtube'dan açtım ve hiç pişman olmadım! mis gibi old school; thrash soslu, hafiften prog dokunuşlu heavy/power metal! cidden kaliteli, ruhlu ve güzel. böyle rastgele/tesadüfi keşiflerin kıymeti de ayrı oluyor ya. grup bu albümden sonra dağılmasaymış sevinirdim ama gene de albümün tümünü dinleyeceğim yakınlarda. diğer parçaları da bu ayardaysa kendi adıma müthiş güzel bir keşif yaptım diyebilirim.

devamını gör...

keeper of time - eternal champion

demin the twilight shadow adlı parçalarının başlığını açtığım—ki orada grubu ne zamandır bildiğim de dahil olmak üzere bahsettiğim çoğu şeyi burada tekrarlamak istemiyorum—dan progressive power metal grubu manticora'nın bence en iyi parçalarından biridir. 2002 tarihli hyperion isimli albümlerinde yer alan bu fevkalade parçaya blind guardian sevenler mutlaka bir şans versin derim. manticora elbette daha prog bir grup ama işte o sofistikeliğini dışarıda bırakırsak bence müzikleri bg'ye cidden benziyor.

ben mesela bg hayranı olmadığımdan manticora'yı da favori metal müzik alt türümde müzik yapmalarına rağmen favori gruplarım arasında saymam ama gene de çok seviyorum bu topluluğun müziğini. noveria'yı daha bile çok seviyorum, hatta favorilerim arasında sayarım zira onlar favori grubum olan symphony x'in müziği etkili müzikler üretiyorlar. manticora da noveria da işte bg ve sx kadar bilinmeseler de gayet kaliteli gruplar bence. zaten bir de çok orijinal bir tarzları olsa o gruplar kadar ünlü de olabilirlerdi kanımca. bu 4 grup da progressive power metal denen, benim de favorim olan metal alt türüne dahil edilebilse de bunların arasında en az prog olanı blind guardian diyebilirim. bu alt türün en "vücut bulmuş hali" gibi olanı noveria iken, manticora da bu alt türe tam dahil denebilir. symphony x'in ise prog yönü, power yönüne daha ağır basıyor eserlerinin genelinde.

manticora'nın, başlığın konusu olan şarkısı cidden şahaneler ötesi bir şey bu arada. sonuna kadar dinlemek gerekli. çok zengin içerikli, acayip güzel geçişler falan barındıran bir çalışma.

devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim