normal bir adam böyle bir kadınla konuşurken ne yapar? cümlelerini törpüler. emoji hesaplar, cephanesindeki en sempatik görünecek emojileri kendi belirlediği sıraya göre ateşler. "acaba ne yazsam cevap verir" diye üç kez okur, bir kez siler. yavşak bir ruh hâline bürünür. ama ben böyle şeylerle zamanımı harcamayı sevmem.
neyse mesajlaşma fena gitmiyordu. o bir şey yazıyor, ben okuyorum. hoşuma gidiyor, saygıyı hak ediyor yazdıklarıyla.
ve bir an geliyor ve cevap yazıyorum:
"eyvallah bacım."
ne bir panik. ne bir pişmanlık ne de gereksiz bir açıklama. çünkü mesele kelime değil, duruş. sözlüğün en güzel kadını da olsa samimiyetin adı bende nettir.
flört etmek için şekle girmem. etkilemek için rol kesmem. kaçar gider diye endişelenip "canım, güzelim, çamur zıpzıpım, çokomelim, portobello mantarım" gibi samimiyetsiz kelimeleri cümlelerimde pazarlamam. o ister gülsün, ister şaşırsın. benim tarafım belli.
herkes güzel olana ayrı konuşur. ben herkesle aynı yerden konuşurum. yeri geldiğinde sözlüğün en güzel kadınına bile "bacım" çekerim.
57 kilonun üzerinde olmayan (boyu 170 cm ise 60 da olur)
ince dudaklı olmayan
spor yapmayı seven fit ve disiplinli
sigara ve rakı içmeyen
viski içmeyi seven
pasta, börek, kek yapmayan
en az iki yabancı dil bilen (tamam be tamam bir de olur ikinciyi ben öğretirim)
en az bir tane müzik aleti çalabilen (flüt hariç)
iyi derecede yüzebilen (köpekleme sayılmıyor)
sırt, karın ve göğüs kılları eser miktarda olan veya hiç olmayan
en az 5 km koşabilen
tenis oynamayı bilen
internet ortamına serumlu kol, orta parmak veya çomak çektiği elinin fotoğrafını hiç koymamış
astronomiye merakı olan
astrolojinin konusunu bile açmayan, burç işleriyle ilgilenmeyen
90 bin liranın altında maaş almayan
saçlarını boyatmamış doğal renginde olan
diş ipi kullanmayı bilen
duş alma gibi alışkanlıkları olan
bisiklet sürmeyi seven, uzun bisiklet sürüşlerine kondisyonu yetebilen
saçma sapan türk dizilerini takip etmeyen
acun programlarını izlemeyen
yukarıdaki özelliklere sahip sözlük hanımları benimle irtibata geçebilirse sevinirim. teşekkürler.
dipnot:
türbe, muska, çaput bağlama gibi hurafelerle kafayı sıyırmamış olan.
bilen varsa acil taktik verebilir mi? bunalıma giriyorum galiba. çok yakışıklı olsam geçer gibi hissediyorum. tüm servetimi harcamaya hazırım bu uğurda. tavsiyeleriniz için şimdiden teşekkürler.
bizde de vardı bundan bir tane, casio markaydı hiç unutmuyorum. müzik yapmaya ilk kez başladığım enstrümandı. bir gün evde çalmaya uğraşıyorum, daha çocuğum. yaşım en fazla 9-10. annem başladı kafam şişti yeter çalma şunu diye heyheylenmeye. çok gürültü yapıyormuşum, ben tabi sanatımdan asla ödün vermeyip çalmaya devam edince sinirlenip orgu kaldırıp yere vurmuştu. bemol falan kalmamıştı dökülmüştü hepsi, çarpmanın etkisiyle tek dişi kalmış canavara dönüşmüştü. tamam kabul aykırı müzikler yapıyordum ve yaptığım müziği herkesin anlamasını beklemiyordum; ama bu tepki çok sertti ve beni ziyadesiyle üzmüştü. kibarca uyarsaydı, sound'umu değiştirip yeni besteler yapabilirdim. onun da seveceği bir ton yakalardım. belki bir chopin, beethoven, tchaikovsky, liszt, mozart olamayacaktım ama paul de senneville olabilirdim kim bilir.
şimdi böyle üst perdeden yazınca ablanın tipine baktım da pek bir şey vadetmiyor kendi sıfatı da. ilginç bir özgüven, cahil cesareti ile yarışır.
edit: hem tipsiz hem seviyesiz bir küfürbaz çıktı bu brokoli ve tosbağa denen ergen. karakteri tipinden de beter. özelden küfür ediyor utanmadan bir de.
gerçekten psikolojik olarak hasta bu, belli oldu. küfür edip karşılık almayacağını falan düşünüyor. küfür edersen karşılığını alırsın, basit bir etki tepki. kafa yok ama o bağlantıyı kuracak kadar.
baştan tanımımı yapayım, kırıtarak yürüyen erkektir. pantolon altına tayt falan da giyer bunlar, yalan yok.
insanlara gelen doğal gaz faturalarını duydukça nutkum tutuluyor. tek yaşayan çoğu erkeğe 2500 ile 4000 lira arasında fatura gelmiş mesela. hava sıcaklıkları genelde -5 ile 10 dereceler arasında değişiyor çok ekstrem bir yerde yaşamıyorsan. nasıl başarıyorsun o kadar üşümeyi o sıcaklıklarda. gidin bir kan değerlerinize baktırın, normal değilsiniz. israftan başka bir şey değil yaptığınız. ziyanlıksınız.
arkadaşlar, anlıyorum ve farkındayım sizler için sıradan bir durum bu, her gün yaşadığınız şeyler tabi ki. ben sizin kadar çekici bir erkek olmadığım için ilgi odağı olamıyorum sözlükteki kadınların ne yapayım. ara sıra böyle mutlu anlarım olunca da paylaşmak istiyorum, bu mutluluğu bana çok görmeyin. sizler her gece yastığa başını koyduğunda tren raylarına yatma planları yapmanın ne demek olduğunu bilmezsiniz tabi. sıradan erkekler için hayat hiç de kolay değil. anlayış gösterin biraz lütfen.
geçenlerde, başıma geleceklerden habersiz, savunmasız bir şekilde buluşmaya gitmiştim sözlükten tanıştığım bir kadınla. yalan yok, başlarda buluşma fena gitmiyordu. kahveler içildi, sohbet aktı.
sonra nasıl olduysa konu bir yerde benim yazdığım bir entrye başka bir kadının beğeni bırakmasına geldi.
"e ne var bunda?" dedim.
"kim o kadın?" diye sordu.
"bilmiyorum" dedim.
çünkü gerçekten bilmiyordum.
demez olaydım. burada da olaylar başladı. benim için bu, internetin rutin bir fonksiyonuydu. karşı taraf içinse çok katmanlı bir ilişki problemiymiş. tartışma uzadı da uzadı. ben hâlâ çok sakin yaklaşıyorum olaya. çünkü bir beğeninin dramatize edilecek bir tarafı yok. ama bazı insanlar dijital etkileşimleri fiziksel tepkilerle açıklamayı tercih ediyormuş. kadının içinden bir canavar çıktı âdeta.
canım acıdı mı?
biraz.
şaşırdım mı?
hayır.
pişman mıyım?
entry hâlâ orada duruyor.
özetle:
ben yazmaya devam ederim, beğenen beğenir, tırnak atan da kendi karakterini sergiler.
ben bilmeden panter emel ile buluşmuşum meğerse. sonuç bu:
sürekli kavga çıkaran toksik tipler artık girmiyor galiba sözlüğe. onlar gidince kavga dövüş de kalmadı. daha huzurlu bir ortam var sanki artık. umarım sildirip giderler de bir daha hiç dönmezler.
yanlış anlamazsanız dilenci değilim, bacak antrenmanına gideceğim için biraz gaz istiyorum sadece. gözümde büyüyor şu an salona gitmek. destek istiyorum sizden. teşekkürler.
ya bu sürekli negatif enerji yayan hüzünlü totoşlar da bitmedi gitti. her sene aynı geyik. 1400 yılında sözlük var olsaydı siz o zaman da aynı goygoyu yapardınız kesin. bir şeyden de zevk alın artık.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.