bir de bu çıktı başımıza. son dönemin moda lafı. sanki yeni bir felsefi akım bulmuşlar gibi rollenmeler falan. duyduğum yerde tiksinme geliyor. aynı bağlamda söylenmiş bir sürü güzel ata sözü var zaten.
vay arkadaş, burada kadınlar teklif ediyor dediler. yogacı kadın yazarlar var, tenis ile ilgilenen kadınlar var, müzik aleti çalabilen tatlı dişiler var dediler. ortam çok güzel diye övüp durdular. uludağ sözlüğü bırakıp buraya göçüp geldik yerimizi yurdumuzu terk edip. şimdi hiç kimse kalmadı, hepsi terk etti bu diyarları. umarım oraya gitmemiştir kadın yazarlar, bu bir miktar üzer. uludağ'a geri de dönemeyiz gururumuzu ayaklar altına alıp.
orta seviye bir tenis oyuncusu olarak ilk sırada beşiktaş basket maçları, ikinci sırada tenis. bir gün üst seviye tenis oyuncusu olursam tenis bir numaraya yükselir.
kazanova sözlük erkekleri bilmez bu hüznü ama gece 00.47'de telefon ekranına bakıp "acaba mesaj alımını mı kapattım yanlışlıkla" diye ayarlara girmenin insan ruhunda açtığı boşluk kolay açıklanamaz.
federer'in oyun tarzını severim hatta sırf bu sevgimden wilson pro staff kullanıyorum; ama tenis tarihinin en iyisi değildir. en estetiği, en havalısı, en eliti, en iyi servis-vole oynayanı falan olabilir; ama en iyisi değildir. romantiklik olur öyle dersek. en iyi diyebileceğimiz birisi varsa o da djokovic'tir. adam sırp köylüsü ve seyirciyle dalaşıyor diye hâlâ da hak ettiği değeri göremiyor.
shahahaajajahqja. lan çok iyi ya. herkes kanaat önderi olmuş bir şeyler zırvalıyor. gerçeklik algısı bazılarında bünyeyi çoktan terk etmiş. sırf ibret almak için engellemiyorum bu ikisini. bedava sosyolojik deney.
bir insan nasıl masanın üzerinde kağıda sarılı şekilde unutulmuş lahmacun gibi kokabilir arkadaş ya. her gün en az 3-4 tane böyle tiple karşılaşıyorum spor salonunda, markette, iş yerinde, banka sırasında, uçakta, halı saha maçında vs.
bak mesele 'terlemek' değil. insan terler. spor yapar, koşturur, sıcak olur. gayet normal. ama bazı arkadaşlar kişisel hijyeni yan görev gibi oynuyor. duş konseptini dlc sanıyorlar. deodorantla, roll-onla, parfümle olan ilişkileri de eski sevgili kıvamında: adı geçince ortam geriliyor.
en kötü kısmı ne biliyor musunuz? kimse söyleyemiyor, kalp kırmamak için. çünkü modern toplumun yazılı olmayan kuralı şu: insanlara vergi borcunu, ilişki problemini, kariyer hatasını söylersin; ama 'kardeşim sen biraz… agresif kokuyorsun' cümlesini söylemek diplomatik kriz seviyesinde. ben birkaç kere söyledim etrafımdaki tanıdıklara, küstüler, aramız açıldı. gerçi iyi oldu aramızın açılması. araya mesafe girdiği için kokuya daha az maruz kalıyorum artık onlar varken.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.