1.
şarkılarda geçen acımasız cümleler
beni sensiz çalamazsın,
sen mızrapsın ben de sazım yâr.
beni sensiz çalamazsın… çünkü ses dediğin şey tek başına doğmaz. bir telin titreşmesi yetmez; ona dokunan bir el, o dokunuşun içindeki niyet gerekir. sen mızrapsın, ben sazım yar… ayrı ayrı var olabiliriz belki, ama anlamlı olamayız. senin yokluğunda ben susarım; benim yokluğumda senin dokunuşun havada kaybolur.
insan bazen kendini tek başına güçlü sanır. “ben yeterim” der, “ben ayakta dururum.” ama kalbin bir köşesinde hep eksik kalan bir ses vardır. işte o eksik, senin adınla yankılanır içimde. çünkü sevgi, iki kişinin birbirine yaslanması değil sadece; birbirinde tamamlanmasıdır. sen varsın diye ben varım demek, zayıflık değil… aksine, en gerçek bağın kabulüdür.
sen olmayınca kelimelerim yarım kalıyor. cümlelerim eksik, suskunluğum ağır oluyor. çünkü ben seni anlatırken tamamım. tıpkı bir sazın, mızrap değmeden sadece bir ağaç parçası oluşu gibi… ben de sen dokunmadan sadece bir kalp atışıyım, o kadar. ama sen gelince… işte o zaman içimde melodiler başlıyor. her duygum bir nota, her bakışın bir ezgi oluyor.
birbirine muhtaç olmak, çoğu zaman korkutucu gelir insana. sanki özgürlüğü elinden alacakmış gibi… ama seninle olan bu bağ, bir zincir değil. aksine, nefes almak gibi. doğal, kaçınılmaz ve vazgeçilmez. çünkü sen yoksan ben de yokum fikri, bir bağımlılık değil; bir bütünlüğün itirafıdır.
belki hayat bizi farklı yollara sürükler, belki zaman aramıza mesafeler koyar. ama şunu biliyorum: bir saz, mızrabını unutmaz. çünkü ilk titreşiminden son susuşuna kadar, içinde hep o dokunuşun hatırası vardır. ben de seni öyle taşıyorum işte… içimde, en derinde, en gerçek yerinde.
ve eğer bir gün yeniden buluşursak, hiçbir şey olmamış gibi değil… her şey anlamını bulmuş gibi çalarız birbirimizi. çünkü biz ayrı ayrı değil, birlikte varız yar. sen mızrapsın… ben de sazım.
sen mızrapsın ben de sazım yâr.
beni sensiz çalamazsın… çünkü ses dediğin şey tek başına doğmaz. bir telin titreşmesi yetmez; ona dokunan bir el, o dokunuşun içindeki niyet gerekir. sen mızrapsın, ben sazım yar… ayrı ayrı var olabiliriz belki, ama anlamlı olamayız. senin yokluğunda ben susarım; benim yokluğumda senin dokunuşun havada kaybolur.
insan bazen kendini tek başına güçlü sanır. “ben yeterim” der, “ben ayakta dururum.” ama kalbin bir köşesinde hep eksik kalan bir ses vardır. işte o eksik, senin adınla yankılanır içimde. çünkü sevgi, iki kişinin birbirine yaslanması değil sadece; birbirinde tamamlanmasıdır. sen varsın diye ben varım demek, zayıflık değil… aksine, en gerçek bağın kabulüdür.
sen olmayınca kelimelerim yarım kalıyor. cümlelerim eksik, suskunluğum ağır oluyor. çünkü ben seni anlatırken tamamım. tıpkı bir sazın, mızrap değmeden sadece bir ağaç parçası oluşu gibi… ben de sen dokunmadan sadece bir kalp atışıyım, o kadar. ama sen gelince… işte o zaman içimde melodiler başlıyor. her duygum bir nota, her bakışın bir ezgi oluyor.
birbirine muhtaç olmak, çoğu zaman korkutucu gelir insana. sanki özgürlüğü elinden alacakmış gibi… ama seninle olan bu bağ, bir zincir değil. aksine, nefes almak gibi. doğal, kaçınılmaz ve vazgeçilmez. çünkü sen yoksan ben de yokum fikri, bir bağımlılık değil; bir bütünlüğün itirafıdır.
belki hayat bizi farklı yollara sürükler, belki zaman aramıza mesafeler koyar. ama şunu biliyorum: bir saz, mızrabını unutmaz. çünkü ilk titreşiminden son susuşuna kadar, içinde hep o dokunuşun hatırası vardır. ben de seni öyle taşıyorum işte… içimde, en derinde, en gerçek yerinde.
ve eğer bir gün yeniden buluşursak, hiçbir şey olmamış gibi değil… her şey anlamını bulmuş gibi çalarız birbirimizi. çünkü biz ayrı ayrı değil, birlikte varız yar. sen mızrapsın… ben de sazım.
devamını gör...
