haklıyım ama mutlu değilim yazar profili

haklıyım ama mutlu değilim kapak fotoğrafı
haklıyım ama mutlu değilim profil fotoğrafı
rozet
kendisi dondurmuş
karma: 14826 tanım: 1241 başlık: 157 apolet: 4 takipçi: 214
Burası dünya yahu burası bu kadar işte

son tanımları


normal sözlük yazarlarının sevmediği özellikleri

aşırı tezcanlı olmam. sanırım beni en çok yoran, bana en çok şey kaybettiren özelliğim bu. bir türlü aşamadım ya. aklıma bir şey düştüyse onu mutlaka yapıcam. kaçarı yok. mantıken kendimi tam tersine ikna ettiysem bile o şeyi yapmam aklıma düşmesine bakar. aklıma düşer ve kendimi o şeyi yaparken bulurum. neden yapmamam gerektiği üzerine kendime uzun bir nutuk atarken bile sürekli o şeyi yapmayı düşünürüm. ben bir "yolda gelmemek için elli tane sebep saydım ama sebepleri saydıkça fark ettim ne kadar çok gelmek istediğimi" kadınıyım. sen seversin sevmezsin istersin istemezsin beni ilgilendirmez. o kadar istememe gerek bile yok hatta, o an çok isteyim yeter. hayır gerek yok ya, ablacım niye yapıyorsun bunu kendine yani?? beklemek, sabır etmek, akışına bırakmak bende karşılığını çok zor bulan çok güzel hareketler. ama beklemek demek belirsizlik demek. belirsizlik demek orada ben yokum demek. yok abi gelemiyorum, olacak mı olmayacak mı hemen öğrenmem gerek. bi sal ya, yorma. derin bi nefes al ve bırak a** her şey zaten olacağına varıyor. izle ve gör. işin sonunda kendini yorduğunla ve "aslında bu yoktu öyle bir içimden geldi anasını satayım" dediğinle kalıyorsun. iyi yaptın aferin. bok.
devamını gör...

eternal sunshine (yazar)

zorla sözlüğe geri döndürmeye çalıştığım cağnım arkadaşım. seni de yakıcam kızım yalnız yanamam jahdjshd
bu arada kendisi sözlükte ara sıra bahsettiğim en yakın arkadaşım olur. hoş geldin melek sefalar getirdin. ya gelmeseydin? geldin dimi? alooo tülaayy jahdjd
devamını gör...

bir tweet görseli bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
seçim zamani timeline'ı bi başka ya ajdhdjsjjd
devamını gör...

clarkent

1 buçuk 2 yıldır tanışıklığımız olan, buradan tanışıp da bu kadar düzgün bir insan olmasına hala çok şaşırdığım güzel kalpli canım superman'im. bu yazı tahmin ettiğin üzere doğum günün için planlanan bir yazı ve yine tahmin edebileceğin gibi muhtemelen doğum gününden çok önce yayınlanacak ajhdgs

2 yıl kadar önce clark'ın komik ve bir o kadar saçma anıları üzerine yazdığı mizahi yazıları okurken samimiyetini hissetmiş ama yine de kesin götünden sıkıyor birazını diye düşünmüştüm. sohbet etme fırsatını bulduğumda o kadar samimi bir insan olmasının yanı sıra düzgün, aklı başında, olgun ve normal?? birine benziyordu. e takdir edersiniz adı normal yazarları anormal olan bu sözlükte normal ve düzgün bir profil çizen clark için de "işin içinde bir kahpelik olabilir" diye düşündüm. fakat vaooovvvv, tanıdıkça fark ettim ki düşündüğümden de fazlasıymış.
dıştan serseri, sert, dediğim dedik, erkeklik taslayan o erkekler var ya bildiniz onları heh, onlardan gibi gözüken ama içinde yumuşacık altın gibi bir kalp taşıyan, nazik, düşünceli, anlayışlı bir beyefendi. ancak bu kadar olur lan.

çok sakin, sabırlı. peygamber sabrı var adamda. bu özelliğini en az benim kadar deccal olan ablasına borçlu olduğunu düşünüyorum. clark'ı çiğ etle beslemiş, trollemiş, bugünlere hazırlamış. istersen dünya saçması şeyleri sabaha kadar anlat, seni dinler. ben bile derim ya ben ne anlatıyorum a** diye ama o demez. istersen abuk subuk sorularla saatlerce darla, bi insan hiç mi darlanmaz lan. vallahi darlanmıyo (ne zaman pes edecek diye denendi pes eden ben oldum) oturup max iki kere miyavlayan kediyi bile dinliyo lan. bızdıkla date'e çıkıyor, o hiçbir şey söylemese bile clark anlıyor. öyle biri. hiç çaktırmaz ama çok ince düşünür. sevgisiyle şımartır, verdiği değeri hissettirir. ne kadar meşgul olursa olsun sevdiği insana her zaman vakti vardır. kocaman bir kalbi var ama öyle herkesi almaz oraya. aldıkları içinse gerçek bir superman :)

insan olmak yetmez, yetmiyor zaten
süpermen, süpermen olmak lazım bazen

devamını gör...

hayatın en acımasız gerçeği

yardım istemeyen insana yardım edemeyişinle kalakalman. bu insan en yakının dahi olsa, kendini ateş içine atıyor bile olsa, yardım istemiyor ve hatta yardıma izin vermiyorsa ne kadar çırpınırsan çırpın yardım edemezsin.
devamını gör...

afillibirbey

#2922820

her yayın öncesi bin tane ekipmanla hazırlık yapıp her yayın zortlayan o yayıncı ajdhsjsjjs
devamını gör...

gabriel (yazar)

#2922578

abi sen ne anlatıyosun allasen konu o mu hajshshdjsh allah aşkına bulunma burda ya. nolur bak.

"....... olan sözlükte ben bulunmam" şuradaki boşluğa al istediğini koy bu yazarın klasik bir cümlesi oluyor. aynen kanka bulunmazsın kesin inandık. şu minvalde bin tane cümle kurmuşsundur ama hala da burada yazmaya devam ediyosun yahu. insanda biraz tutarlılık olur. sen gidemedin moderasyon seni uçurdu buna rağmen bilmem kaçıncı fake'inle hala buradasın. daha hala gelmiş burada bulunmam diyo. insan şunu yazarken utanır bari haahdjhdjd neyse tamam şş inandık.
devamını gör...

puura ile aykırı sohbetler

puura seni hiç dinlemedim ama bence haksızsın ya akdhajjsj

abi şaka maka şu kadar küçük bir olayı bile bu kadar büyütmek, ne bileyim yani.
sınırsız gidiyorum dediğin radyoya, kafana göre dönüp sonra da "niye haber verecekmişim" tavrın bence komik. kaldı ki clark "kapımız açık, dönersen günlerin senin" nezaketinde bulunabiliyorsa, sen de "abi ben döndüm, hala müsaitse günlerimi istiyorum" deme nezaketinde bulunabilirdin. ben kendim istediğim için değil dinleyenler istediği için dönüyorum tavrın, bunu sözlüğe çarpıtarak yansıtman ise manipülasyondan, şımarıklıktan ve egodan başka hiçbir şey değil.

biz bunları daha önce de yaşadık lan. yemin ediyorum aynısının çok benzerlerini başka biriyle yaşadık. isimler farklı ama o narin hassas egolar, arkasına fanlarını alıp oraya buraya saldırmalar hep aynı. radyo tekerrürlerden ibarettir dostlar.
devamını gör...

bir tweet görseli bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tiny beautiful things

bir tavsiye* üzerine bayılarak izlediğim, duyguyu çok güzel geçiren 8 bölümlük bir mini dizi. türünü komedi olarak gördüm bazı yerlerde ama bence daha çok dramdı. başroldeki kadınımız (clare) hem evliliğinde hem de kızıyla olan iletişiminde problemler yaşayan sıradan bir kadındır, yani en azından başta öyle düşünürüz. fakat hikaye bundan çok daha fazlasıdır. dizi clare'ın sugar adlı köşe yazarına kendi hayatındaki çıkmazları, buhranı anlattığı bir yazı yazmasıyla başlar. sonrasında ise kendi hayatının her alanında bu kadar sorun yaşayan bu kadının sugar olmasını izleriz. kendisine kendi hayatlarıyla ilgili çözemedikleri şeyleri yazan insanlara, yine kendi hayatından yola çıkarak verdiği tavsiyeleri dinleriz. bu sayede kendisinin de geçmişine sık sık yolculuk ederiz.

dizide sık sık geçmişe dönüş yaşanıyor. hatta bugünkü olaylarla paralel bir geçmiş izleriz. kendi hayatında bazı şeyleri çözememiş, kendinden kendi hayallerinden uzaklaşmış, bunun için kocası başta olmak üzere başkalarını suçlayan, hayata karşı öfkeli ama özünde acı çeken, kaybolmuş bir kadın vardır karşımızda. ne yapacağını bilemeyen, bütün bu bilinmezlik ve kaybolmuşluk içinde yaptığı şeylerle işleri daha da çözülemez hale getiren bir kadın. yer yer kendi yerimize koyup anlamaya çalışırız bu kadını. şimdi ile paralel seyreden geçmişi izledikçe aslında fark ederiz ki bütün bu izlediklerimiz bir yas süreci.

babası tarafından terk edilmiş ve sevilmemiş iki kardeşin muhteşem bir anneyle büyüme, sonrasında da her şeyleri olan bu anneyi yavaş yavaş kaybetmelerini izleriz. kayıptan sonrası ise clare için kayboluş. bu acıyla nasıl başa çıkacağını bilemez, ki zaten şimdiyi izlediğimizde de başa çıkamadığını görürüz. hatta yas süreci sanki onun için öfke ve depresyon arasında bir yerlerde kalmış, kabullenme sürecine hiç geçememiş gibi. yas sürecini yönetememiş, bu süreçte yaptığı seçimlerle kendini hem kendinden hem de kendi hayallerinden uzaklarda bulmuş. hem bu seçimin sonuçları hem hiç atlatamadığı acısı birleşince bu, hayata ve çevresindeki insanlara öfke ve onları suçlama şeklinde ortaya çıkmış. yani dizi boyunca yasını yaşayamamış bir kadının yıllar sonra bile olsa o yası tutma biçimini izleriz. dizinin başlarında hep gergin, suçlayıcı, sinirli olan kadın; dizinin sonlarına doğru kendisine gelen mektuplar ile tekrar kendi hayatı üzerine düşünen ve bir noktada geldiği yere kendi seçimleri ile gelmiş olduğunu fark eden bir kadına dönüşür. dizi sonunda ise hiç vedalaşamadığı annesi ile vedalaşarak yıllar sonra da olsa o yas sürecini tamamlar.

duygu fırtınası yaparak müthiş bir yas izledik ve bir kadının iç dünyasına yolculuk ettik. ayrıca karakterlerin gençlikleri kendilerine çok benziyor. kendi gençlikleri kendilerine bu kadar benzemiyor olabilir. tavsiye edilir.
devamını gör...

kadınların arkadaşlarının düşüncelerinden çok etkilenmesi

aslında çok olağandır. terzi kendi söküğünü dikemez ama başkalarına çok iyi tavsiyeler verir. kadınlar için de durum böyle. o an içinde bulunduğu duruma, duygular ve binlerce düşünce arasından mantıklı bir şekilde bakamayabilir. bu yüzden olaya dışarıdan, daha geniş ve daha objektif bir açıdan bakan birilerinin fikirlerine ihtiyaç duyar. e bu birileri de kim olacak? tabii ki seninle aynı noktada durabilen, seni bazen senden daha iyi tanıyabilen, seni anlayabilen arkadaşlar.

öyle harika dostlar biriktirdim ki. ne giyeceğimden ne yapacağıma kadar her konuda kendilerinden fikir alırım. fikirlerine, yorumlarına da öyle çok güvenirim hatta bazen kendiminkilerden çok. bunun sebebi kendi fikrimin olmayışı değildir. aksine her konuda mutlaka bir fikrim var ajdhdjjd ama hem çok kararsızım. hem de duygularını çok yüksekte yaşar, anlık çok yükselir haliyle de bu hislerle aslında gerçek olmayan pek çok şeyi büyütüp abartabilirim. zaten duygusal da biriyim. böyle zamanlarda kendi hislerime bile güvenmem, beni benden daha iyi tanıyan dostilerime anlatırım hemen. e etkilenirim de söylediklerinden. ben bu insanlarda bir şeyler görmüşüm ki dostum yapmışım, onlardan etkilenmeyeceğim de kimden etkileneceğim :d

küçük şeyler dışında önemli kararlar için de varlıkları çok kıymetli bence. ulan belki de hayatında çok şeyi değiştirecek önemli bir karar alacaksın. boru mu? bi zahmet fikirlerine önem verdiğin insanlara danış. ha uyarsın uymazsın bilemem ama söylediklerini bi dinle.
bazen insan kendi gerçekliğine kör olabiliyor. bir çift gözün daha hiçbir zararı olmaz.
devamını gör...

ivanmilinski

#2906461

dünyayı izliyor bir s** bildiği yok
devamını gör...

yoldaş benjamin franklin

#2907620
aynen knk sen kazandın akdhdhdj
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ivangmilinski (yazar)

yeni ivan milinski galiba, hoş gelmiş.
devamını gör...

14 mart tıp bayramı

14 mart 1919'da ilk kez kutlanmıştır. o yıl istanbul'daki darülfünun tıp fakültesi ingilizlerin işgali altındaydı. tıbbiye 3.sınıf öğrencisi olan hikmet boran önderliğindeki tıbbiyeliler, okulun kuleleri arasına büyük bir türk bayrağı asarak işgale karşı mücadele başlatmıştır. yani tıp bayramı, yurt savunma hareketi, bir tepki olarak başlamış olup tıbbiyelilerin bir olup emperyalist güçlere karşı duruşunun yıl dönümü olarak da o günden bu güne kutlanmaktadır. tıbbiyelilerin, yaşatmak için yaşayanların bayramıdır. her sene coşkuyla andığım, içim kıpır kıpır kutladığım bayramımdır. tüm tıbbiyelilerin 14 mart tıp bayramı kutlu olsun.
devamını gör...

fleishman is in trouble

8 bölümlük aynı isimli kitaptan uyarlanan bir mini dizi. evli bir çiftin boşanmasıyla başlayan dizi, o boşanmanın öncesi ve sonrası üzerinden genel olarak evliliklere, evlilik içerisinde insanların değişimine, evliliğin arkadaşlıklara olan etkisine, insan ilişkilerine, orta yaş krizine, boşanmalara ve boşanmalardan sonraki hayatlara özellikle de çocuklarınkine ışık tutmuş. uzun zamandır böyle üzerine düşündürten bir dizi izlememiştim. bazen sahnelerde durdurup kitap okuyormuşçasına cümlelerin altını çizmek istedim.

severek evlenen iki insanın yıllar içerisinde nasıl boşanma eşiğine geldiklerini lizzy caplan (libby) anlatımıyla izliyoruz. ilk 6 bölüm erkeğin gözünden bakıyoruz. en az libby kadar ona hak verirken 7.bölümde darmaduman olmuş kadının hikayesini dinliyoruz. ilişkiler ve evlilik üzerine düşündürtüyor. ilişkilerde bir yerde her şeyin monotonlaşıp heyecan arayışı içinde olunması, yıllar içerisinde hayatın seni getirdiği yerde kendini tanıyamayışın, kendi mutsuzluğun ile yakınındaki insanı karıştırman, o fazlalıklardan arınırsam huzura ererim diye düşünürken sorunun kaynağından uzaklaşman, bu süreçte yalnızlaşman, azalan iletişim ve ta daa kaçtığın yalnızlığa mahkum olmuş bir sen. bilmiyorum ben mi çok abartıyorum ama ben çok etkilendim lan bu diziden. o varoluştaki kırılmayı, depresyonu, hayatın içinde sıkışıp kalmışlık hissini, yetersizlik hissini, harcanmış olabilecek potansiyel düşüncesini, binlerce seçenek arasından birini seçince diğer bütün seçeneklerin aslında elinden gidişini, yaş ilerledikçe seçeneklerin azalmasını falan o kadar güzel geçirdi ki seyirciye. of çok iyiydi. daha fazla anlatmak istemiyorum. 8 bölümcük zaten bi zahmet gidin izleyin. diziden etkilendiğim birkaç replik/cümle bırakacağım ama buraya.


"aşık oluruz ve evlenmeye karar veririz. inanılmaz bir anda. ya bundan sonra olan her şey, o anı hatırlamaya çalışmakla ilgiliyse? belki de tüm bu boşanmaların sebebi buydu. kendimizi ve eşlerimizin değişmesini izliyoruz. ve asıl iş sürekli en başta bunu neden yaptığınızın nedenlerini hatırlamaktır. kendi mutsuzluğunuzla en yakınınızdaki kişiyi karıştırırsınız. belki bu şeyi kesip çıkarırsam yine ben olurum diye düşünürsünüz. ama artık siz kendiniz değilsinizdir. uzun zamandır kendiniz olmadınız. bu onun hatası değil. bu zaten olacaktı. ve o zaman, zamanın yine de akacağı gerçeğiyle ne yapacaktın? bu dövüşü kazanamadığın gerçeğiyle ne yapacaktın? sorun buydu. bir daha asla genç olamayacaktın. sadece bu anın, olabilecek en iyi an olduğunu hatırlamadığın için risk altındaydın. ve şimdi bir daha hiç olamayacağın kadar genç olduğunu."

"rachel ne olduğunu anlamamıştı. kendisinin fark etmediği bir şeyler mi yaşanmıştı? tek düşünebildiği 'biri daha gitti işte' olmuştu. o zaman fark etmişti. kahretsindi. boşanmıştı. dibe vurmuştu. güvenlik ağı falan yoktu. tek başınaydı. bir daha asla yalnız kalmamak için aldığı onca önleme rağmen yine yalnız kalmıştı. demek ki sevilmesi imkansız aykırı bir insandı. dünyada onca insan vardı. akılsızlar, çirkinler, hatta kötüler. hepsini de seven birileri vardı. ama onu seven yoktu. büyükannesi onu sevmemişti. toby onu olduğu gibi sevmemişti. sam onu olduğu gibi sevmemişti. kabul edilemez bir insandı."

“bence bu neslin erkekleri çok iyi feministler ama eşitliğin ne anlama geldiğini aslında hiç düşünmemişler. sürekli çok kırılganlar. o yüzden biz de tüm vaktimizi onların güvensizlikleriyle uğraşarak geçirmek zorunda kalıyoruz.”
devamını gör...

afillibirbey

doğum günü çocuğu olan bir birey.. şaka şaka bir bey, hem de en afillisinden. kendisiyle tanışıklığımız çok kısa zamandır aslında. ama yazdığı tanımlar, attığı fotoğraflar ile benim için hep tanıdık biriydi, tanıdık bir melodi :)

buna rağmen şeye kadar resmi olarak tanışmıyorduk, ıııı radyoda bana açık açık iblis dediği güne kadar. sen kimsin beni yargılıyorsun, sen kimsin! sana bi tav.. pardon, dur şimdi yeri değil. heh ne diyorduk işte o gün bi yakınlaştık seninle* edebiyat, şiir, müzik, mizah. olmadığı masa yok. çok fonksiyonlu, feyyaz biri. ha normal mi? sanmıyorum. ama normalliğin sınırları dışında benzer yerlere denk düştüğümüz için sanırım, kafalar tuttu. kaliteli, tanımaktan da sohbet etmekten de fazlasıyla keyif aldığım biri. öyleyseee iyi ki doğmuş, mutlu yıllar efenimm :)
devamını gör...

sözlükte zırt pırt şiir paylaşmak

"aşırı duygulu olma, duygusal olma" denecek eylem.
devamını gör...

instela yazarlarının normal sözlük'e göçü

birçoğunun hızlı girişiyle akış üzerinde instela'dan gelen sıcak hava dalgası etkisi yaratan, aynı zamanda da içlerinde oldukça kaliteli yazarları barındıran göç. uzun zamandır bu kadar okunmaya değer yazılar yazan yazar akımına uğramamıştık. aklıma kafa sözlük zamanlarını getirdi. e isim değişikliği ile kaderdaş da olmuşuz. kendinizi evinizde hissetmek için daha ne olsun? hoş geldiniz o zaman.
devamını gör...

yagami light (yazar)

bir süredir burada olmayan yazar. bi ara dönüp bir yazı paylaşıp kısa süre içerisinde silmişti. okumuştum ancak kendisine dönemeden tekrardan kafa iznine çıktı. az önce tekrar aklıma düştün. umarım iyisindir ve her şey yolundadır. hem kalemi hem kendisi tatlı mı tatlı bu yazara da ilk nickaltımı böyle girmişim*
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim