1.
son tanımları
3.
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
üniversite açıldığında odamı bir seneye kadar görmeyeceğim, boş duvarlarına bile bakamayacağım. şimdi eşyamı hazırlarken boş boş bakınıyorum özlerim bu hissi galiba..
devamını gör...
4.
bir tartışmada duyduğun en güzel cümle
varlığın ile yokluğun bir, ikisi de * ikisi de *
devamını gör...
6.
normal sözlük yazarlarının karalama defteri

neden bilinçaltımda böyle bir insan var?
belki gelecekte herhangi bir mekanda, herhangi bir zamanda bilinçsiz bir şekilde karşılaşıp bakacağım ve defterimi karıştırırken 'çok tanıdık, aa evet!' diyip mantığını kurmaya çalışacağım insan.
belki yolda geçerken öylesine bakıp beynimde fotoğrafını alıp bir gece resme döktüğüm insan.
belki ileride tanışacağım arkadaş grubunun bir üyesi.
belki de çoktan tanışmış olduğum bireylerden birinin yakın arkadaşı...
belki de, belki de , belki de...
kuruyorum yine kafamda, belki..görsel de kurgularımdan biridir...*
devamını gör...
7.
yazılı olmayan ilişki kuralları
"kaçan kovalanır, kovalanan kaçar"
bu cümleyi bu başlık altında açmak gerekirse düşüncelerim şunlar; herhangi bir durumda bireylerden biri baskın durumdayken diğeri pasif durumda kalmalı ki problem veya o an gelişen olay fazla alevlenmesin. bi başka durumda da yer değişikliği gibi baskın olan birey pasif kalmaya gayret göstermeli ki karşısında ilişkide olduğu kişi kendini küçük görülmüş, ezilmiş hissetmesin.
şey diyebilirsiniz bu cümleyle pek bir alakası yok bu söylediğinin kısmen haklı olabilirsiniz ama geniş çerçeveli bakmalıyız aksine çoğu kişinin bu cümleden çıkaracağı noktalardan biri, flört ederken veya kendisini ispatlama çabasına giren kişi; karşısındaki kişiyi şımartmayı ister, bir müddet sonra kendisini geri çeker ki biraz da o ilgiyi karşıdan bekler. genelde bu olgu üzerinde gelişen olaylara kullanırız bu cümleyi ve bende bu cümlenin yazılı olmayan ilişki kurallarından olduğunu düşünüyorum.*
bu cümleyi bu başlık altında açmak gerekirse düşüncelerim şunlar; herhangi bir durumda bireylerden biri baskın durumdayken diğeri pasif durumda kalmalı ki problem veya o an gelişen olay fazla alevlenmesin. bi başka durumda da yer değişikliği gibi baskın olan birey pasif kalmaya gayret göstermeli ki karşısında ilişkide olduğu kişi kendini küçük görülmüş, ezilmiş hissetmesin.
şey diyebilirsiniz bu cümleyle pek bir alakası yok bu söylediğinin kısmen haklı olabilirsiniz ama geniş çerçeveli bakmalıyız aksine çoğu kişinin bu cümleden çıkaracağı noktalardan biri, flört ederken veya kendisini ispatlama çabasına giren kişi; karşısındaki kişiyi şımartmayı ister, bir müddet sonra kendisini geri çeker ki biraz da o ilgiyi karşıdan bekler. genelde bu olgu üzerinde gelişen olaylara kullanırız bu cümleyi ve bende bu cümlenin yazılı olmayan ilişki kurallarından olduğunu düşünüyorum.*
devamını gör...
10.
şiir alıntıları
inan ki bilmiyorum.
suçu nedir insanın...
sevmek mi sevilmemek mi?
inan ki bilmiyorum.
sevilmeyi bilemeden sevilebilir mi insan?
inan ki bilmiyorum.
dünü unutmadan yarını yaşayabilir mi insan?
inan ki bilmiyorum.
bir menekşeyi görmeden o güzel kokusuna nüfüz edebilir mi insan?
inan ki bilmiyorum.
düşündükçe aydınlar mı yoksa karanlığa yar mı olur insan?
inan ki bilmiyorum.
dünya denen yerde nefes almaktan neden bu kadar zorlanır insan?
inan ki bilmiyorum.
hayat en dibini görmüş bir insan en tepesinde yaşayabilir mi?
inan ki bilmiyorum.
insanlar içinde güçlü durmak için sürekli kahkaha atan bir insan gerçekten gülümseyebilir mi?
inan ki bilmiyorum.
mutsuzluğa alışmış bir insan mutluluk için göz yaşı döker mi bir gün?
inan ki bilmiyorum.
her şeyi kaybetmiş bir insan bir insan için yaşar mı?
inan ki bilmiyorum.
_pawlook
devamını gör...
13.
geceye bir şarkı bırak
saian_ay şarkısı
onun başı bağlı kolunda bir sepet
geçip giderdi çarşıdan gözlerinde sebep
öyle gerçekti ki sokaktan o geçtiği vakit
kalbi yok – taşır gövdesinde şüpheli bir paket
ooooo
benim önümde birkaç dize
onun evinde bir gudubet var
ooooo
tıpkı bembeyaz bir yarı tanrı
dönüp bakarken yere düştüğüm
dilimde bir ay şarkısı saat on beş otuz
sen arnavut taşlar üstündesin okus pokus
o gece demlenir kimin koynunda ─e pes be!
kanar koynunda bir karanfil pis bir nefesle
herkes ona bakardı sanki çizmiş onu monet
susardı dudaklarımda shakespeare'den bir sone
ağzında çıkan her ifade renk ve dua
bir kısa öykü anlamdan kurtulan merhaba
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
bakıp su falına düşünür
uzaktan bir gemi alıp götürür bütün o gündüz düşünü
yüzünün plastik biçimi – bir reform mu?
tıpkı müjdeler gibi yeni bir estetik formu
yüzü güne dönük ama sırtında gece
bazı başka dilden konuşur bilmem ki nece
ağlar onun yüzü hem yas hem edalı
dokunmazdı çiçeklere bile sanki vebalı
ve bir gün konuverdi ayaklarına bir serçe
düştü evrenle yüzünün arasına bir perçem
düş ormanının içinde yakınsak bir mercek
onca yalanın içinde şişiverdi gerçek
ooooo
kaldırsa bir başını yıldızlara uzansa değer
ooooo
tırnakları neşe kaplı fakat dargınmış meğer
yavaş sesle soyunurdu eski liman üstünde
ve hep aya dönerdi evdekine küstüğünde
benim gövdemdeki peki ateş mi logos mu?
eteklerini kaldıran poyraz mı lodos mu?
fakat o gece bana döndü yüzü aya değil
dedi ki başımın üstündeki yıldızları say hadi!
ve yıldızlar çırılçıplak karşımda
artık bir gömlek bile satmazlar bana çarşıda
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
onun başı bağlı kolunda bir sepet
geçip giderdi çarşıdan gözlerinde sebep
öyle gerçekti ki sokaktan o geçtiği vakit
kalbi yok – taşır gövdesinde şüpheli bir paket
ooooo
benim önümde birkaç dize
onun evinde bir gudubet var
ooooo
tıpkı bembeyaz bir yarı tanrı
dönüp bakarken yere düştüğüm
dilimde bir ay şarkısı saat on beş otuz
sen arnavut taşlar üstündesin okus pokus
o gece demlenir kimin koynunda ─e pes be!
kanar koynunda bir karanfil pis bir nefesle
herkes ona bakardı sanki çizmiş onu monet
susardı dudaklarımda shakespeare'den bir sone
ağzında çıkan her ifade renk ve dua
bir kısa öykü anlamdan kurtulan merhaba
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
bakıp su falına düşünür
uzaktan bir gemi alıp götürür bütün o gündüz düşünü
yüzünün plastik biçimi – bir reform mu?
tıpkı müjdeler gibi yeni bir estetik formu
yüzü güne dönük ama sırtında gece
bazı başka dilden konuşur bilmem ki nece
ağlar onun yüzü hem yas hem edalı
dokunmazdı çiçeklere bile sanki vebalı
ve bir gün konuverdi ayaklarına bir serçe
düştü evrenle yüzünün arasına bir perçem
düş ormanının içinde yakınsak bir mercek
onca yalanın içinde şişiverdi gerçek
ooooo
kaldırsa bir başını yıldızlara uzansa değer
ooooo
tırnakları neşe kaplı fakat dargınmış meğer
yavaş sesle soyunurdu eski liman üstünde
ve hep aya dönerdi evdekine küstüğünde
benim gövdemdeki peki ateş mi logos mu?
eteklerini kaldıran poyraz mı lodos mu?
fakat o gece bana döndü yüzü aya değil
dedi ki başımın üstündeki yıldızları say hadi!
ve yıldızlar çırılçıplak karşımda
artık bir gömlek bile satmazlar bana çarşıda
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
devamını gör...
14.
erkekte uzun saç
17.
ilk defa alkol kullanmak
ilkleri tek başına deneyimlemek isteyenlere güzel bir ilk gibi görünse de hiçbir numarası olmadığını anlarsınız.
devamını gör...