1.
insan öleceğini bile bile nasıl yaşar
epiktetos'un düşüncesini hatırlatan bir söz var: "tanrılar sana verirken sevinmediğin bir şeyi geri aldıklarında neden üzülüyorsun?"
doğmadan önce milyarlarca yıl boyunca yoktuk ve bundan hiç rahatsız olmadık. ölümden sonra yeniden aynı yokluğa dönecek olmak korkutuyor bizi.
sanırım insan ölümden değil, yaşamaya alışmış olmaktan korkuyor. bir zamanlar hiç tanımadığı insanları aile bilip sonra kaybetmekten, hiç sahip olmadığı şeyleri geride bırakmaktan, kendisine ait olmayan bir dünyadan ayrılmaktan. sabah 8’de başlayacak mesai saati için saat 6’ya alarm kuramayacak olmak, kredi kartına bir ay daha takla attıramayacak olmak kötü sonuçta.
oysa hayat, bize verilmiş bir lüks değil, deadline günü söylenmemiş bir emanettir. ölüm de bu emanetini geri isteyen mobbing uzmanı patron.
insan öleceğini bile bile yaşar çünkü aklıyla bildiği ölümü, kalbiyle bir türlü kabullenemez. sağlıklıyken ölümü düşününce, gelsin der. sadece ölümcül bir hastalığa yakalananlar ekseriyetle ölüm korkusu yaşarlar. canı tatlı olan küçük bir azınlığı saymazsak, kalanların korkmaya vakitleri olmaz. spontane gelişen bir olayda anlık ölürler. ki bunlar bir yandan en şanslı, bir yandan en şanssız olan gruptur.
sonsuz olmadığımızı bilirken sonsuza dek sürecekmiş gibi sevmek, bağlanmak ve yarına dair planlar yapmak. seni sonsuza kadar seveceğim diye kurulan cümleler, verilen sözler..
aklıma gece yarısı ekspresi adlı şarkıdan bir satır geldi,
ölümü unuttukça bu dünyada önemli derdimiz
nihayetinde insan, bir gün her şeyini kaybedeceğini bile bile, hiçbir şeye sahip değilken geldiği dünyadan eksilmiş hissederek ayrılan tek varlıktır.
doğmadan önce milyarlarca yıl boyunca yoktuk ve bundan hiç rahatsız olmadık. ölümden sonra yeniden aynı yokluğa dönecek olmak korkutuyor bizi.
sanırım insan ölümden değil, yaşamaya alışmış olmaktan korkuyor. bir zamanlar hiç tanımadığı insanları aile bilip sonra kaybetmekten, hiç sahip olmadığı şeyleri geride bırakmaktan, kendisine ait olmayan bir dünyadan ayrılmaktan. sabah 8’de başlayacak mesai saati için saat 6’ya alarm kuramayacak olmak, kredi kartına bir ay daha takla attıramayacak olmak kötü sonuçta.
oysa hayat, bize verilmiş bir lüks değil, deadline günü söylenmemiş bir emanettir. ölüm de bu emanetini geri isteyen mobbing uzmanı patron.
insan öleceğini bile bile yaşar çünkü aklıyla bildiği ölümü, kalbiyle bir türlü kabullenemez. sağlıklıyken ölümü düşününce, gelsin der. sadece ölümcül bir hastalığa yakalananlar ekseriyetle ölüm korkusu yaşarlar. canı tatlı olan küçük bir azınlığı saymazsak, kalanların korkmaya vakitleri olmaz. spontane gelişen bir olayda anlık ölürler. ki bunlar bir yandan en şanslı, bir yandan en şanssız olan gruptur.
sonsuz olmadığımızı bilirken sonsuza dek sürecekmiş gibi sevmek, bağlanmak ve yarına dair planlar yapmak. seni sonsuza kadar seveceğim diye kurulan cümleler, verilen sözler..
aklıma gece yarısı ekspresi adlı şarkıdan bir satır geldi,
ölümü unuttukça bu dünyada önemli derdimiz
nihayetinde insan, bir gün her şeyini kaybedeceğini bile bile, hiçbir şeye sahip değilken geldiği dünyadan eksilmiş hissederek ayrılan tek varlıktır.
devamını gör...
