istediğim yere gidebilir, yerleşebilir, yaşayabilirim. hiç çalışmadım* ama ev almışlığım var. gitmek gezmek tatil yapmak çok güzel ama en güzeli evime dönmek. vatanımı seviyorum, anadilimde konuşmak yazmak yaşamak bambaşka, bizim insan -defolarına ve son dönem değer kaybına rağmen- bizim işte yaşayageldiğimiz, bildiğim alıştığım sevdiğim düzeni neden değiştireyim. neden onların benim için fazla soğuk coğrafyasına, katı çalışma sistemine, yüzeysel resmi ilişkilerine, tuhaf prizlerine olmayan mutfaklarına niye uyum sağlayayım. denemek, seyretmek başka şey öyle yaşamak zorunda olmak bambaşka ve ben bunun insanı özgürleştirdiğini hiç sanmıyorum. bu mecburiyeti ya da umutsuzluğu biraz da üzücü buluyorum. her neyse.
memnun olduğum bir hayatım, yeterli sosyo-ekonomik koşullarım var. kuş değilim, ağacım. köklerim var. gitmem baska yere.
özlemiş ve biraz unutmuşum. buradayken evden; çayyolu ümitköy hattından pek çıkmadığım için kopuyorum.iki gündür ankara'dayım hatırladım. üstelik hastane ortamı, hayata ve halka karışmak için çok uygun. hava serin, yağışlı olduğundan mütevellit gökyüzü parlak ışıklı bir gri. la gardaş herkes sıraya girmiş. dolmuşlarda değişen bir şey yok. ayrıca ankaralıların hakkı yeniyor. herkes gayet kibar ve yardımsever.tıkır tıkır gidiyor işler. şehir temiz, hastane temiz. her yerde iyi hizmet alıyoruz. insanlar ciddi, small talk falan yok. lüzum varsa konuşuyoruz yoksa boş yapmıyoruz. diğer yandan her tarafta sohbet var. kimse sessizce karşıya bakmıyor, deniz olmadığından herhalde. bolca siyaset konuşuluyor. kulak misafiri olduğum bir sohbette meclis dedikodusu duydum ve bir başka sohbetten tl'nin aslında ülkemizde basılmadığını, darphanede sadece hologramların basıldığını öğrendim. ankara böyle işte; yeni bir şey öğrenmeyeyim, gelişmeyeyim diyemezsin bu şehirde. sonuç olarak özlemişim hem sehri hem bebelerini.
üzücü bir duygu. bununla birlikte değersizlik, ardından da kendine acıma ve öfke gelir dalga dalga. bir yerden sonra öğrenilmiş çaresizlik kendini gerçekleştiren kehanete dönüşür. insan da insanlıktan çıkıp mekanik bir şeye dönüşür. duygusuz, künt, sakil bir şey olur. yazık. çalışan bir kalp ve beyin ama içi bomboş.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.