mabude yazar profili

mabude kapak fotoğrafı
mabude profil fotoğrafı
rozet
karma: 4820 tanım: 392 başlık: 8 takipçi: 88
Çiçekler koparırmış, dolaşır dururmuş!

son tanımları


normal sözlük yazarlarının karalama defteri

güneşin sıcaklığı tuzlu tenimi yakıyor. gözlerimi açık tutmakta zorlanıyorum. denizin parlak saydamlığına vuran hüzmeleri tenimi yalıyor arsızca. kendimi suya bıraktım, suyun her hücreme nüfuz etmesine izin veriyorum. iyot kokusu ciğerlerime işliyor. kıyıdan kulağıma gelen müziğin boğuk sesine bırakıyorum kendimi. dalgalar kulağıma çarptıkça müzik duruyor orada, birkaç saniye de olsa. duyuyor musun müziğin sesini? suya yazılmış ahların melodisini? dalgaların üzerimde tepinmesine aldırış etmiyorum. akıntıya bıraktım kendimi. nereye götürürse oraya. rüzgar nereye eserse, oraya…

kollarımı suyun içinde gelişigüzel sallamak farklı bir huzur veriyor. bir kuşun kanat çırpması kadar kendinden, doğal ama ciddi. su beni kabul etse keşke diye düşünüyorum. kendine katsa. su olsam, denize karışsam…
dalgalar geliyor, büyük, çok büyük dalgalar. boyumu aşan, beni yiyip yutan. her birinin bedenime çarpışını ve kucaklayışını hissediyorum. karşı koymuyorum. karşı koydukça battığımı öğreneli çok oluyor. büyük bir ahenkle beni oradan oraya savurmasına ortak oluyorum. kulağımda o müzik hala çalıyor. sanki bir melek, kulağıma eşsiz bir ilahi fısıldıyor. ilerde büyük bir girdap var. beni içine çektiğini biliyorum. girdabın içini merak ediyorum.
ciğerlerim yanıyor. elim, kolum bir sonsuzluğun esaretine kapılmış. hareket edemiyorum. suya yazılmış kaderimin akıntısına kurban gidiyorum. melek hala kulağıma fısıldıyor. gözlerimi daha da sıkı yumuyorum. öyle güzel bir ses ki, bozmamak için ağzımı dahi açmıyorum. girdap beni yutuyor. artık hiçbir şey hissedemiyorum. ciğerlerim yanmıyor. gözlerimi istesem de açamıyorum. su, beni kendine katıyor…

çok sıcak. yanıyorum. yakıyorum. hissediyorum. en son girdabın içine çekiliyordum. şu an neredeyim bilmiyorum. odunsu bir koku geliyor burnuma. beynimde bir ses yankılanıyor. bu sesi biliyorum, bu melodiyi binlerce kez duydum, eminim! melodiye küçük çıtırtılar eşlik ediyor. bu çıtırtıların ne olduğuna anlam veremiyorum. duman gözlerimi yakıyor. ama görüyorum. kırmızının ve mavinin ahengi içime yansıyor. dalga dalga, acı acı. bu dalgaları tanıyorum. ama bunlar çok farklı. her dalgada daha çok yanıyorum. için için, yok oluyorum. yok olduğum her an tekrar var oluyorum. yok oluşumu ve var oluşumu izliyorum. acı çekiyorum. çığlık atmak istiyorum. ağlayarak bu dalgaları dindirmek istiyorum. yapamıyorum. usul usul ve sessizce, dönüşüyorum...

bir rüzgar esiyor sonra. tüyden bile daha hafifim. parçalarım uçuyor hissediyorum. tepeden, uçuşan yaprakların karmaşasını izliyorum. sürüklenen toprağı, ağaçların bükülen dallarını… dönüp geriye bakıyorum. son kez, son bir kez. küçük, küçücük bir ateş korların içinden el sallıyor bana. büyük bir kabullenişle teslim oluyorum rüzgara. eşsiz müziğin notalarına bırakıyorum kendimi tekrar. evlerin arasından geçiyoruz, koca koca binaların. göz yaşlarından, özlemlerden, acılardan, mutluluklardan, insanlardan geçiyoruz. kalabalıklardan ve en son korkulardan. neredeyim bilmiyorum ama geldik diyor içimdeki ses. olman gereken yerdesin. hiçbir yere, şeye sığmayan mecburi bir deliliğin ortasında. göğe kaldırıyorum başımı. onu görüyorum, içimde çalan melodiye ait olan sesi, tam karşımda.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

uyandığımda odadaki herkes uyanmıştı. uzun zaman sonra kesintisiz, uyanma kaygısı olmadan uyumuş ve geç kaldığım herhangi bir şeye küfretmeden açmıştım gözlerimi. bir süre yatağımın tavanıyla bakıştım. dışarıdan gelen yağmur sesleri melankoliye batmış bir güne uyandığımı bas bas bağırıyordu. yağmur sesini bastırması için herhangi bir şarkı açtım.
içimdeki büyük sıkıntının beni kemirdiğini anlayan yatak komşularımın bakışlarını üzerimde hissetmem uzun sürmedi. bir şey söylememi bekliyorlardı. boş bakışlarımı betimleyecek tek bir kelime. eğer söyleseydim içlerindeki merak orgazma ulaşacak ve herkes hayatına kaldığı yerden devam edecekti ama benim söyleyecek hiçbir şeyim yoktu. canım sıkkındı ve deli gibi karnım ağrıyordu. o kadar.
bu ay da yaptığı beşiğin boş kaldığının farkına varan rahmim, büyük bir öfkeyle içimi sökerek bana işkence ediyordu. aylardır süren insafı tükenmişti sonunda. ağrı kesici almayı reddederek rafta duran herhangi bir kitabı okumaya başladım. beynimi susturacak tek şey buydu çünkü.
“ağlamak istiyor musun?”
“hayır”
“yalan söyleme ihtimalin?
“sıfır!”
bütün gün boyunca kurduğum tek diyalog buydu. doğruyu söylediğimi bilmese peşimi bırakmazdı. ama sorularının cevabı çok net, basit ve doğruydu. odada yaydığım sessiz gerginliğe dayanamamış olacaklar ki ikisi de sırayla odayı terk etti. bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındalardı ve korkuyorlardı. benden korkuyorlardı. içimdekileri kusmamı beklemiş, benim kayıtsızlığıma öfkelenerek gitmişlerdi.
söyleyeceğim şey benim için bile anlam ifade etmediği için susuyordum. yıllar sonra ilk defa bu kadar korktuğum için kendimi cezalandırmam onların beynindeki hiçbir kıvrama yerleşmeyecekti. her sorunun ardından başka soru soracak ve sessizlikle karşılaşacaklardı.
kapının kapanma sesini duyduktan sonra kalkıp camı sonuna kadar açtım, soyundum ve yatağıma oturup bir sigara yaktım. yangın sensörüne doğru ilerleyen dumanları göz ucuyla seyrettim. yemek saati olmasa şikayet edilmem ve odamın basılması beş dakika sürmezdi. neyse ki farklı yemekler çıkmasına karşın her gün aynı mide bulandırıcı kokunun koridorları kapladığı saatlerde olduğumuz için istediğim kadar tüttürebilirdim.
çıplak vücudumu yorganın altına hapsettim. nevresimlerin her yerimi çevrelemesi hep hoşuma gitmişti. bir an telefonuma gelmiş olma ihtimali olan bildirimleri ve kendi kendini yitirmiş çağrıları düşündüm. sonra onları da boş verdim. uzun zaman sonra yalnız ve ari biçimde kalmanın keyfini çıkardım. konforsuz olan konfor alanımdan çıkıp, bilinmezliğin kollarına attım kendimi. bir duble rakı olsaydı keşke diye düşündüm, titreyen bedenim uykuya teslim olmadan hemen önce.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

gecenin 1'i. aşina olduğum telefon numarası arıyor yine. ama bu sefer farklı. çünkü şu an gecenin 1'i. ve hastaneler insanları geceleri pek hayırlı şeyler için aramazlar...

-

hemşirenin nefesindeki ölüm kokusunu alıyorum. ağzından çıkan kalıplaşmış yalanların sahteliği 5 kilometre öteden fark edilecek cinsten. ama ne diyebilirsin ki? o da işini yapıyor işte. bazen bazı yalanlara inanmak gerekiyor, bazense inanmasak bile inanıyor"muş" gibi yapmak...

-

hastane koridorlari 4,5 saat içerisinde ruh emiciliklerinden hiçbir şey kaybetmemişler. göz s*ken florasanlar ölümü hatırlatırcasına beyaz. ya da su an her şey bana ölümü hatırlatıyor, bilmiyorum. nedense yaşadığına dair içimde tek bir umut yok. bu duvarlar arasında azrailin nasıl dolaştığına defalarca kez şahit olmanın bahşettiği realistik bir beklentisizlik sanırım.

-

binlerce insana defalarca baş sağlığı dileklerinde bulunan doktorun bana acıyan gözlerle bakarak kurduğu cümleler midemi bulandırdi. her gün onlarca ölü ve ölüye yazan insana şahitlik edip, sıradan insanlara sırf cani görünmemek için taktıkları acı dolu maskelerin altındaki gerçeği bilmenin yarattığı bir bulantı bu. aynı zamanda insanların çektiği acıya duyulan bir saygı biçimi de olabilir. neden olmasın ki?

-

asansöre klasik müzik koymayı akıl eden o kişi kimse ona selamlarımı iletmek istiyorum. igrenç, gri demirlerin arasında klasik müzik eşliğinde, aynadaki boktan suretime bakarak morga iniyorum. morgu çamaşırhanenin arkasına yapmışlar. insan öldükten sonra birkaç parça kumaştan bile daha değersiz oluyor demek ki.

-

morgdaki dolaplarla bakışıyorum. az önce indigim asansörün yan yatırılmış hali gibi. azrailin taze ruhlarına klasik müziği bile fazla görmüşler sanırım.

-

azrailin yeryüzündeki şubesi gibi hissetmekten kendimi alıkoyamiyorum. ölümün soğukluğuyla tanıştığımda çocuk denebilecek yaştaydım. o zaman da göz yaşı dökememiştim. her zaman ölenlerin biz yaşayanlar için ağlamalarının daha mantıklı olduğunu düşünmemden olabilir. ya da düpedüz vicdansızın tekiyimdir bilmiyorum.

-

ölüm raporlarını imzalayıp morgdan çıktım. bir sigara yaktım. bir çocuğun doğum günü pastasını üfleyişi gibi, onun kurtuluşunun kutlamasını cigerlerimden çıkan sigara dumanıyla yaptım. duman geceye karıştı, gece ciğerlerimin derinliklerine...

-

eve geldim, uyuyamadım. yine kalemime vurdu uykusuzluk. binlerce yıldır insanların ritüellerinin, inançlarının, korkularının sebebi olan ölüm bu işte. bu kadar. son bir nefes ve... perde!
devamını gör...

normal sözlük'ün sabahçı yazarları

#4046165
anlık güzel kızlar...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

bugün o kadar uyudum ki. artık uyuyamıyorum. lanet olsun ki çalışmadığım ve uyumadığım her an düşünüyorum. beynimin kapanina kısılmış gibi hissediyorum. sanki benden alacağı varmış da ben ondan kaçıp duruyormuşum gibi. asıl o bana neler borçlu haberi yok. o yüzden bugün bilincimi akıtıcam buraya. tuketicem onu, her zaman, her şeyi tükettiğimiz gibi düşüncelerimi tüketicem. çünkü... çünkü o beni tüketmeye başlayalı yıllar oldu. bir insanın kendi organı bile ona ihanet eder mi ya? gerçi karar veremiyorum bazen. beynin mi bir vücudu var yoksa vücudun mu beyni? eğer ikisi de değil ve bir ekip çalışmasiysa sikiyim böyle çalışmayı afedersiniz. organlarım bile doğru düzgün çalışmazken, benim sorunsuz ve normal bir hayat yaşama beklentisi içinde bulunmam saçma olurdu herhalde. iyi de ben öyle bir hayat da istemedim ki hiçbir zaman. gerçi yaşamaya çalışmaktan nasıl yaşamam gerektiğini de hiç düşünmedim galiba. amaaan neyse. yine başlamadım antidepresana. belli oluyordur herhalde. ama saçma yani. antidepresana başlamam için önce beynimin onu kabullenmesi gerekiyor. iki yüzlülük gibi geliyor. kendimi kandırmak. mutlu değilken, sırf mutlu hissedeyim diye uyuşmak, zamanla mutluluk da dahil hissizliğin dibini sıyırmak ve hissetmek için daha fazla doz kullanmak. uyusuturucu niye yasak o zaman? çok sağlıklı bir psikolojiye sahip bir insanın uyusuturucu kullandığını görmedim ben. e antidepresan da bir nevi aynı etkiyi yapıyorsa biri illegalken biri niye legal? olm zaten ikisi de kapitalizmin bir oyunu değil mi? ay geldi yine marx. bütün yıl derslerde yeterince kafamı siktin zaten şimdi sal bari. tamam en çatışmacı en sınıfsal olmayan sensin. çıkın lan ütopyalarinizdan. bence her ütopya bir başkasının distopyasidir. komünizm, kapitalizmin; ölüler ülkesi, ilaç firmalarının... mutsuzum ama bu mutsuzluk beni mutlu ediyor. çünkü hayat tam olarak bu. rakıyı bıraktım, sigarayı artırdım. ruhumu sattım borçlarımı kapattım. ben bir yalan uydurdum. benliğimi onunla doldurdum. ben kimdim? sanırım unuttum...
devamını gör...

yazarların spotify wrapped 2025 listeleri

şu var ya şu.... gururdur beee!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlükteki kişilik vs gerçek kişilik

sözlükte fazla kendimim. burayı günlük olarak kullandığımı birçok kez dile getirdim zaten. ara ara yazsam da aklıma ne eserse, aklımdan geçenlerin neredeyse tamamını yazıyorum. ama beni günlük hayatta görseniz ne neşeli, ne kadar pozitif bir insan dersiniz. öyle olduğum için değil, öyle görünmeyi tercih ettiğim için. yunus emre görse benden nefret ederdi herhalde.
devamını gör...

an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu

günde 8 saat çalışıp 1 saat molaya çıkıyorum. 8 saat zihnimi, 1 saat bedenimi dinlendiriyorum. ama o 1 saat aşırı çalışan beynim bütün günüme yayılıyor fazlasıyla. yine o 1 saatlik kısımdayız. bir kafede kahve içerek kitap okuyorum. dışarıdan çok entelektüel görünüyorumdur, eminim. neyse, bugün zihnimin misafiri çok eski bir arkadaşım. birbirimizle neredeyse aynı olduğumuz ama birbirimizin tilkilerine tahammül edemediğimiz arkadaşım. son zamanlarda onun da aklına geldiğime eminim. hep benzer zamanlarda, benzer durumlarda düşünürüz birbirimizi. böyle anlarda eğer psikolojimiz el verirse bir mesaj atarız. cevap gelmezse neden olduğunu biliriz, birbirimize kırılıp üzülmeyecek kadar biliyoruz ne bok olduğumuzu. ha cevap gelirse o kötü olan kısım işte. tiyatro o zaman başlar. hayatlarımız hakkında üç beş yüzeysel bilgiyle her şey yolundaymış, hiçbir şey yokmuş gibi konuşur mevzuyu kapatırız. ama senaryoyu yazanlar yine biz olduğumuz için perdenin arkasında neler döndüğünü de çok iyi biliriz. eğer icimizdekileri biraz da olsa anlatmak istersek birer şarkı göndeririz. kenarda köşede kalmış, çok bilinmeyen; sadece bizim anlayacağımızı bildiğimiz şarkılar. konuştuğumuz tüm şeylerden daha gerçek olan şarkılar. ardından yine aylar belki de yıllar sürecek bir sessizlik başlar. birbirimize (kendimize) tahammül edemediğimizi yıllar önce anlamış ve yollarımızı ayırmıştık. ama yine de bizi yine bizim anladığımızı bilerek yaşamaya devam ediyoruz. sessiz bir ateşkesle arkadaşlığımızı uzaktan, içimizde sürdürmeye devam ediyoruz. birçok kişi için oldukça anlamsız olan bu dostluk, bizim için küçük birer çocukken keşfettiğimiz, dünyada bir daha karşılaşamayacağımzdan emin olduğumuz bir denk geliş. ona yazmayacağım, bana yazmayacağını da biliyorum ama çok uzaklarda olmadığına da eminim. neyse, molam bitiyor. tekrardan zihnimi dinlendirme vakti geldi.
devamını gör...

sözlük yazarlarının fotoğrafları

g*t kadar odada en iyi ışık tuvaletteyse ben napayım? habitusuma dokunmayınız!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların bugünkü mutluluk sebebi

2025 benim için pek iç açıcı bir yıl değildi. özellikle son 3,4 ayda 20,30 yıl yaşlanmış olabilirim. otomatik olarak bu yorgunluk birçok açıdan çevreme de yansıyordu. hem maddi anlamda kendimi toparlamam hem de vizeleri atlatmamın üzerine biraz daha kendime gelmeye başlamıştım.

az önce ders arasında arkadaşlarla sigara içiyoruz. uzun zamandır çok denk gelemediğimiz bir arkadaşım da vardı yanımızda. şöyle bir diyalog yaşandı

"-seni çok özlemişim ya
-ben de seni özlemişim, denk gelemedik ne zamandır
-yok öyle değil, mabude olmanı çok özlemişim. senenin başından beri o kadar çökük ve yorgundun ki. tekrar eski halinle aramizda olman yüzümü güldürüyor"

söylediği o üç beş cümle bir yandan beni çok mutlu ederken bir yandan da içim cız etti sanki. insanın kendi olması için bile kafasının bir nebze olsun rahat olması gerekiyormuş.
devamını gör...

seshayvani ile sahne arkası

acayip yoğun olan hayatım aynı yoğunlukta devam ediyor. deli gibi uykum var ama açtım, dinliyorum. birkaç parça dinleyip kaçarım muhtemelen. önümüzdeki haftaya sözüm olsun. herkese keyifli dinlemelerrrr, ayrıca keyifli yayınlar :)
devamını gör...

içmedeyiz normal sözlük

"çok iyi bir şarap aldım, ortam kuruyorum gel" mesajının sonucu... pet bardakta şarap, hah bir de mumumuz var ksjsks.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

capelo ile isyanım var ulan

işten anca çıkabildim. hayvani bir yoğunluk vardı. şimdi de arkadaşıma geçiyorum. baya iyi bir şarap aldığını söyledi. asgari ücret alıp pahalı zevklere sahip olmak çok zor dostlar. neyse, size şimdiden keyifli yayınlar ve dinlemeler. arada "bir arkadaşa bakıp çıkarım".
devamını gör...

ölmek iyi midir kötü müdür sorunsalı

/ölümü yazmak için ölmek gerekir!/
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kızıl saç pişmanlığı

5 koca yıldır birlikteyiz. bir süre çok toksik ilerledi ilişkimiz. ben onu bıraktım, o beni bırakmadı. ne renge boyarsam boyayayım alttan alttan kendini belli etti. sonra ben ona dönmeye çalıştım. bu sefer de o saçımda durmak istemedi. en son birbirimizden vazgeçemeyeceğimizi anlayıp dikişi tutturduk. pişman değilim, aklım hala farklı tonlarında.
devamını gör...

sallama kan icen vampir

#3783192
sıçtım mavisinden de öte sıçtım siyahı noktasındayım ben. bu aralar biraz fazla haşır neşir olduk kendisiyle. en kısa zamanda yollarımızı ayırmak dileğiyle. z kuşağı yokken buralar hep dutluktu (!).
devamını gör...

yazarları bugün mutlu eden olaylar

40 saatin sonunda 4 saatcik uyudum. o kadar iyi geldi kiiii. neyse bu kadar mutluluk yeter şimdi gidip çalışmam gerekiyor.
devamını gör...

kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz sorusu

5 yıl sonrasına şöyle bir bakıp geldim. baya karanlik ve havasız bir yerdi. tepemdeki birkaç tahta parçasının altında uyuyordum falan ama tam anlamadim. neyse biraz dinlenmişimdir inş.
devamını gör...

an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu

duştan çıktım, giyindim, makyaj yaptım. aynadan son kez kendime baktım. "bu kadar hazırlık sadece ölüme yakışır" dedim kendi kendime. makyajımı sildim. gözlüğümü takmadan odadan çıktım. bugün görmeye değer bir yaşamım olmayacak çünkü.
devamını gör...

günaydın sözlük

son paramla da şu otomat kahvesini aldım ya, böyle hayatın ben....

daha gün aymadı ama yavaştan aysın bir zahmet. size günaydın bana kolay gelsin!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim