aklıma küçükkenki arnavut arkadaşlarım geldi. aynı dili konuşmuyorduk ama anlaşabiliyorduk. oyunları birbirimize nasıl anlattık acaba çünkü gayet sorunsuz oyun oynayabiliyorduk. o günlere dönebilsek keşke aynı dili konuşmadan sadece sevgiyle anlaştığımız belki de sevginin her şeyi çözdüğü zamanlara…
az önce arkadaşımla konuşurken annesi odaya girdi ve bana “sen bir yıldızsın parlamana izin ver “ dedi bu söz sevinçli ama bir yandan da buruk hissettirdi. bilmiyorum öyle işte.
kötü hissediyorum. sanki bir sağa bir sola savruluyorum ama duramıyorum gibi hiçbir yerde burası bana ait ben burda huzurluyum bu kişide bu yerde huzurluyum diyemiyorum sanki. hacıyatmaz gibi devrilecek gibi oluyorsun ama devrilmiyorsun yıkılacak gibi oluyorsun ama yıkılmıyorsun ve en kötüsü de yıkılmaya en yakın olduğun anlarda mütemadiyen yaşıyor gibiyim.
çok güzel gülüyordun çoktandır duymadım, dedi anneannem.
bir aydır yanımda. üzgün olduğumu hissediyordum ama bende böyle bir değişikliğin farkında değildim bu gerçeklik canımı acıttı.
ben bana bu kadar iyi geldiğini bilmiyordum sık sık tartışma içinde olduğumuzdan belki fark edememişim ama sahiden iyi hissediyormuşum güzel vakit geçiriyormuşuz.
gayrettepe istasyonunda karanlıkta diyalog ve sessizlikte diyalog isminde müze var. ben iki kere karanlıkta diyaloğa gittim. buranın amacı görme engelli bireyin bir gününün nasıl geçtiğini biraz da olsa deneyimlememizi sağlıyor. aktivite süresi içerisinde zifiri karanlık bir alanda bir yöneticiyle sizi sinema izleme (film betimlenip dinleniyor) vapura binme karşıdan karşıya geçme deneyimleri sunuyor. hatta bahsettiğim yönetici de görme engelli bir birey. sürenin sonunda sorular sorabiliyorsunuz örneğin bu etkinlik alanını ezberlemeniz ne kadar sürdü tarzında bir soru sorulmuştu gittiğimde ben ise gruplar halinde alınıyordu ve yönetici abla herkesin ismini hatırlıyor ve her dokunduğunda isimlerimizi söylüyordu bunu nasıl anladığını sormuştum ve şöyle cevap vermişti hepinizin üstüne giydiği kumaşlar farklı öyle kodladım o yüzden dokunduğumda sizin kim olduğunuzu anlıyorum demişti ve hepimiz ismimizi sadece 1 kere söylemiştik ilk söylediğimiz andan beri aklında tutmuştu etkilenmiştim…bu deneyim öncesinde mesela ben bindiğim iettlerin durakları sesli söyleyip söylemediğini veya durakların gösterildiği ünitenin bozuk olup olmadığına çok da dikkat etmezdim. aslında durak isimlerinin seslendirilmesi görme engelliler için durakların yazdığı ünite de duyma engelliler için önem arz ediyor. bu etkinlik sonrasında bindiğim iettlerin eğer bozuksa veya seslendirilmiyorsa beyaz masaya şikayette bulunma alışkanlığını edinmiştim. gidilmesi önerimdir tabii ki duyarlılık sağlayan bir etkinlik olduğu gibi çok da eğlenceli zaman geçiriyorsunuz.
evdeki kişi sayısını ezberleyemiyorum. masaya tabak çıkartırken kaç tane diye anneme sorarım her gün her kahvaltıda her akşam yemeğinde. olmuyor yani yıllardır aynı sayı fakat her defasında aklımdan uçuyor mesela şu an sorun yine bilmiyorum anneme sormam gerek ya da tek tek kişileri saymam gerek.
etrafıma kendi elimle bir duvar ördüm. kimse bir daha canı sıkıldığı için gelip neşemi alıp gitmesin diye. değiştim sanki içimde bir şeyler öldü. istesem de dönemem geriye.
az önce ablamla insanlar ve arkadaşlıklar hakkında sohbet ediyorduk ve bir anda
“ nebileyimfüsun sen 30 yaşına mı geldin benden olgun konuşuyorsun” dedi
yalan yok kendimi fazlasıyla yorgun hissettim fakat hala yolun çok başındayım biliyorum.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.