sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
21.
her şeye rağmen yine gün doğuyor sabah oluyor, gün bitiyor akşam oluyor.
yani kısaca, hayat devam ediyor.
yani kısaca, hayat devam ediyor.
devamını gör...
22.
önemli olan her zaman değerli olan demek değildir. bazı çok değerli şeyler önemsenmezken bazı değersiz şeylere fazlasıyla önem atfedilebilir.
önemli olan yazmak, konuşmak, anlatmak değildir. değerli olan aktardığını aktardığına işleyebilmektir. birine onu sevdiğini söylemek yetmez, ruhunu tıklatmalı kapıyı çalmalısın önce. zırhını çıkarmayan biriyle masaya oturduğunda onu sarhoş edemezsin. kıyafetlerin üzerindeyken sevişebilirsin ama içine girmek/almak için soyunman gerek. duvarları olmadan yaşamaz kimse. beden gibi ruhta üşümek, incinmek, yanmak istemez.
önemli olan yazmak, konuşmak, anlatmak değildir. değerli olan aktardığını aktardığına işleyebilmektir. birine onu sevdiğini söylemek yetmez, ruhunu tıklatmalı kapıyı çalmalısın önce. zırhını çıkarmayan biriyle masaya oturduğunda onu sarhoş edemezsin. kıyafetlerin üzerindeyken sevişebilirsin ama içine girmek/almak için soyunman gerek. duvarları olmadan yaşamaz kimse. beden gibi ruhta üşümek, incinmek, yanmak istemez.
devamını gör...
23.
hiçbir zaman mutlu olmak istemedin.buna dair bir çaban da olmadı. her zaman olmadığın biri gibi davranmaya devam ettin. bir gün sana açık açık "mutlu edemeyeceksen meşgul de etmeyeceksin" dediğimde, çıkıp gidecek kadar cesaretin hiçbir zaman olmadı.
ama o an çıkıp gitmek yerine, yavas yavas beni zehirleyerek, gitmeye hazır hissettiğinde beni yaralayarak gitmeme sebep olmaya çalıştın. ( maksadın dönersen eğer bir açık kapı bırakmaktı.) bense son noktaya kadar dayandım ki, bir daha ardıma bakmak, keşke demek ya da pişman olmak için bir sebebim olmasın.
üzüldüğüm doğrudur. çünkü arkamda çok büyük bir emeği bırakmıştım ve haksızlığa uğramış bir şekilde gitmeye mecbur bırakılmıştım. şimdiyse iyileşiyorum. iyileşme sürecim boyunca seni hatırladığım zamanlar ve üzgünlüğümle beraber senin özleminin beni ele geçirdiği zamanlar oldu.
ama gittiğim için bir kere bile pişman olmadım. bitmemesi için elimden gelen tüm çabayı gösterdiğimden bir kere bile keşke demedim. bittiktikten sonra köpek gibi pişman olmak yerine, devam ediyorken bitmemesi için sana rağmen seninle savaştığımdan, bir daha asla dönüp ardıma bakmadım.
bütün bunları yapmamın sebebi seni gururuma feda ediyor olmamdan değildi. sadece sana karşı özverimin tamamını tüketmiş olmandan, hem de bunu bile bile, bile isteye yapmış olmandandı. beni egona kurban vermiş olmandan, sevgimi alıp yerden yere vurmandan, kaybetmekten bir an olsun korkmamandandı.
şimdi seni unutuyorum. üstelik sadece unutmakla kalmıyor, aynı zamanda iyileşiyorum da.iyilesiyor olduğuma eminim. çünkü seni unutmak için kimseyi yara bandı olarak kullanmadım. o yaranın üstünü kapatsın, hafifletin ya da anlık da olsa açımı alsın diye kimseyi yara bandı olarak kullanmadım. oturdum o acıyı yaşadım.
eskiden seni çok sık rüyamda görürdüm. o zamanlar uykumdan uyanıp için sökülene kadar ağlar sonra ağlamaktan yorulup uyuya kalırdım. sabah uyandığımda ne zaman sızdığımı bile hatırlamazdım. bu rüyalar önce git gide sıklaştı. bütün ağlama krizlerine, delirecek gibi olmalarına rağmen bununla savaştım.
kendime hep aynı şeyi söyledim " geçecek, geçecek" geçecek, biraz daha dayan, geçecek" geçti de. sonraları git gide bu rüyaların şiddeti azaldı. sana olan özlemimin dayanılmaz bı hale geldiği bir zaman dilimi vardı. o ara ne oldu da delirmedim bilmiyorum. sürekli seninle rüyalarımda konuşmaya başladım.
sonra dua ettim. çok dua ettim. allah'tan başka yardım isteyeceği kimsesi olmayan bir çocuk çaresizliğinde dua ettim. aklımdan çık, kalbimden silin diye. anladım ki bunu yapmaya muktedir değilim... özleminle baş edemediğim zamanlarda allah'a yalvardım. " onu aklımdan, kalbimden ve ruhumdan sil" diye. her duanın ardından uyandığım gün daha ferah bir gönüllü uyandım.
sonra bir müddet, aklımdan tamamen silindin. nasıl olduysa aklıma daha az gelmeye, gelsen bile acıtmamaya başladın. unutmaya kararlıydım. bu yüzden seni unutmaya başlamama, sana karşı hissizleşmeme kayıtsız kaldım. seni hatırlatacak, bana kötü gelecek hiçbir şeyi de yapmamaya çalıştım. iyileşmeme izin vermeye çalıştım. başarılı da oldum, artık rüyalarımda yoktun.
sonra bir gün, ansızın tekrar rüyama girdin. sesini iyice unutmaya başlamıştım. görüntün de yavaş yavaş yok olmaya baslayacakti, bundan emindim. ancak tekrar rüyamda olman, tekrar ruhumda olman, rüyamda bile olsa seni tekrar kanlı canlı görmek beni yeniden tedirgin hissettirdi. sana dair güzel olan anılar yeniden zihnimden geçti. bana karşı işlediğin tüm günahları, suçları, yaptığın haksızlıkları unutarak.
ağlamamak için direttim. sonra dedim ki: "hep böyle olmaz mı zaten? tüm çirkinliklerine rağmen giden bir insanın ardından güzelliklerini anımsamaz miyiz?" biliyordum, bu beynimin bana son oyunuydu. seni unutmadan önce son kez anımsıyordum. ( ki, istemli ya da istemsiz bana kendini anımsatan da sendin.)
sensizliğin bana kötü geldiğini söyleyemem. aksine zehrinden kurtuldugum için mutluyum. bundan sonra ömrümün geri kalanında ne seninle ne de sana benzer bir insanla bir daha hiçbir yerde karsilasmamayı ümit ederim. çünkü bana aşıladigin kötümserliği hala damarlarımdan tamamlıyor atabilmis değilim.
bir gün birini seveceğim. hem de öyle senin gibi yarım yamalak seven geleceğe karamsarlık la bakan birini değil. yeni birini sevmek yeniden doğmaktır. ben, bir gün yeniden doğacağımı biliyorum. yeniden çok seveceğimi biliyorum...
bana karşı yaptığın hiçbir haksızlığı hak etmedim.
söylediğin hiçbir kırıcı sözü, hiçbir hoyrat davranışı hak etmedim.
bir daha olsa bir daha severdim, pişman değilim. ama sen böylesine masum ve yüce bir sevgiyi hak etmedin. ( zaten daha kendisi kendini sevmeyen bir insanın benim onu gerçekten sevdiğime inanmasını beklemedim.)
paraya tapan bir insansın. umarım hayat, sana parayla satın alamayacağı güzellikte bir şeyin eksikliğini yaşatsın. umarım bir gün, paranın bir ev satın alabileceğini ama bir yuva satın alamayacağını, tedavi satın alabileceğini ama sağlık satın alamayacagini anlarsın.
( fahişelerin bile parayla bedenini satın alırsın, ruhunu satın alamazsın. umarım hayat sana kaybettigin bir ruhun eksikliği deli gibi pişman olacak kadar yaşatsın. yanında sevdiğin olmadan paranın, malın, makamın hiçbir anlamı olmadığını anlatsın.)
ama o an çıkıp gitmek yerine, yavas yavas beni zehirleyerek, gitmeye hazır hissettiğinde beni yaralayarak gitmeme sebep olmaya çalıştın. ( maksadın dönersen eğer bir açık kapı bırakmaktı.) bense son noktaya kadar dayandım ki, bir daha ardıma bakmak, keşke demek ya da pişman olmak için bir sebebim olmasın.
üzüldüğüm doğrudur. çünkü arkamda çok büyük bir emeği bırakmıştım ve haksızlığa uğramış bir şekilde gitmeye mecbur bırakılmıştım. şimdiyse iyileşiyorum. iyileşme sürecim boyunca seni hatırladığım zamanlar ve üzgünlüğümle beraber senin özleminin beni ele geçirdiği zamanlar oldu.
ama gittiğim için bir kere bile pişman olmadım. bitmemesi için elimden gelen tüm çabayı gösterdiğimden bir kere bile keşke demedim. bittiktikten sonra köpek gibi pişman olmak yerine, devam ediyorken bitmemesi için sana rağmen seninle savaştığımdan, bir daha asla dönüp ardıma bakmadım.
bütün bunları yapmamın sebebi seni gururuma feda ediyor olmamdan değildi. sadece sana karşı özverimin tamamını tüketmiş olmandan, hem de bunu bile bile, bile isteye yapmış olmandandı. beni egona kurban vermiş olmandan, sevgimi alıp yerden yere vurmandan, kaybetmekten bir an olsun korkmamandandı.
şimdi seni unutuyorum. üstelik sadece unutmakla kalmıyor, aynı zamanda iyileşiyorum da.iyilesiyor olduğuma eminim. çünkü seni unutmak için kimseyi yara bandı olarak kullanmadım. o yaranın üstünü kapatsın, hafifletin ya da anlık da olsa açımı alsın diye kimseyi yara bandı olarak kullanmadım. oturdum o acıyı yaşadım.
eskiden seni çok sık rüyamda görürdüm. o zamanlar uykumdan uyanıp için sökülene kadar ağlar sonra ağlamaktan yorulup uyuya kalırdım. sabah uyandığımda ne zaman sızdığımı bile hatırlamazdım. bu rüyalar önce git gide sıklaştı. bütün ağlama krizlerine, delirecek gibi olmalarına rağmen bununla savaştım.
kendime hep aynı şeyi söyledim " geçecek, geçecek" geçecek, biraz daha dayan, geçecek" geçti de. sonraları git gide bu rüyaların şiddeti azaldı. sana olan özlemimin dayanılmaz bı hale geldiği bir zaman dilimi vardı. o ara ne oldu da delirmedim bilmiyorum. sürekli seninle rüyalarımda konuşmaya başladım.
sonra dua ettim. çok dua ettim. allah'tan başka yardım isteyeceği kimsesi olmayan bir çocuk çaresizliğinde dua ettim. aklımdan çık, kalbimden silin diye. anladım ki bunu yapmaya muktedir değilim... özleminle baş edemediğim zamanlarda allah'a yalvardım. " onu aklımdan, kalbimden ve ruhumdan sil" diye. her duanın ardından uyandığım gün daha ferah bir gönüllü uyandım.
sonra bir müddet, aklımdan tamamen silindin. nasıl olduysa aklıma daha az gelmeye, gelsen bile acıtmamaya başladın. unutmaya kararlıydım. bu yüzden seni unutmaya başlamama, sana karşı hissizleşmeme kayıtsız kaldım. seni hatırlatacak, bana kötü gelecek hiçbir şeyi de yapmamaya çalıştım. iyileşmeme izin vermeye çalıştım. başarılı da oldum, artık rüyalarımda yoktun.
sonra bir gün, ansızın tekrar rüyama girdin. sesini iyice unutmaya başlamıştım. görüntün de yavaş yavaş yok olmaya baslayacakti, bundan emindim. ancak tekrar rüyamda olman, tekrar ruhumda olman, rüyamda bile olsa seni tekrar kanlı canlı görmek beni yeniden tedirgin hissettirdi. sana dair güzel olan anılar yeniden zihnimden geçti. bana karşı işlediğin tüm günahları, suçları, yaptığın haksızlıkları unutarak.
ağlamamak için direttim. sonra dedim ki: "hep böyle olmaz mı zaten? tüm çirkinliklerine rağmen giden bir insanın ardından güzelliklerini anımsamaz miyiz?" biliyordum, bu beynimin bana son oyunuydu. seni unutmadan önce son kez anımsıyordum. ( ki, istemli ya da istemsiz bana kendini anımsatan da sendin.)
sensizliğin bana kötü geldiğini söyleyemem. aksine zehrinden kurtuldugum için mutluyum. bundan sonra ömrümün geri kalanında ne seninle ne de sana benzer bir insanla bir daha hiçbir yerde karsilasmamayı ümit ederim. çünkü bana aşıladigin kötümserliği hala damarlarımdan tamamlıyor atabilmis değilim.
bir gün birini seveceğim. hem de öyle senin gibi yarım yamalak seven geleceğe karamsarlık la bakan birini değil. yeni birini sevmek yeniden doğmaktır. ben, bir gün yeniden doğacağımı biliyorum. yeniden çok seveceğimi biliyorum...
bana karşı yaptığın hiçbir haksızlığı hak etmedim.
söylediğin hiçbir kırıcı sözü, hiçbir hoyrat davranışı hak etmedim.
bir daha olsa bir daha severdim, pişman değilim. ama sen böylesine masum ve yüce bir sevgiyi hak etmedin. ( zaten daha kendisi kendini sevmeyen bir insanın benim onu gerçekten sevdiğime inanmasını beklemedim.)
paraya tapan bir insansın. umarım hayat, sana parayla satın alamayacağı güzellikte bir şeyin eksikliğini yaşatsın. umarım bir gün, paranın bir ev satın alabileceğini ama bir yuva satın alamayacağını, tedavi satın alabileceğini ama sağlık satın alamayacagini anlarsın.
( fahişelerin bile parayla bedenini satın alırsın, ruhunu satın alamazsın. umarım hayat sana kaybettigin bir ruhun eksikliği deli gibi pişman olacak kadar yaşatsın. yanında sevdiğin olmadan paranın, malın, makamın hiçbir anlamı olmadığını anlatsın.)
devamını gör...
24.
(bkz: svihs)
devamını gör...
25.
insanoğlu o kadar nankör bir varlık ki;
ömrü boyunca sağlıksız beslenir ve bunun sonucunda ilerleyen yaşlarında hasta olur. asla ben yaptım demez. tanrıdan geldi der. daha "sonra sen verdin sen al" minvalinde ondan merhamet dilenir, çare ister, isterken de hadsiz bir yoldan ister. (sanki gerçekten tanrı onu hasta etmiş gibi. )
kötülüğe meydan verir, çirkinliklere, haksızlıklara, savaşlara, hırsızlıklara meydan verir:
sonra tanrıya doğru dönüp " sen ne işe yarıyorsun?" diye sorar.
bu esnada da başına gelen her şeyi için kendisi suçsuz günahsızdır. aksi gibi olabileceği aklının ucundan bile geçmez. zavallı insanoğlu...
ömrü boyunca sağlıksız beslenir ve bunun sonucunda ilerleyen yaşlarında hasta olur. asla ben yaptım demez. tanrıdan geldi der. daha "sonra sen verdin sen al" minvalinde ondan merhamet dilenir, çare ister, isterken de hadsiz bir yoldan ister. (sanki gerçekten tanrı onu hasta etmiş gibi. )
kötülüğe meydan verir, çirkinliklere, haksızlıklara, savaşlara, hırsızlıklara meydan verir:
sonra tanrıya doğru dönüp " sen ne işe yarıyorsun?" diye sorar.
bu esnada da başına gelen her şeyi için kendisi suçsuz günahsızdır. aksi gibi olabileceği aklının ucundan bile geçmez. zavallı insanoğlu...
devamını gör...
26.
dışarıda güzel bir hayat var, fakat onu yaşayamıyorum.
güneş batarken çevresinde onlarca tonda renk oluşturuyor, fakat tam manasıyla hissedemiyorum.
bitmek bilmeyen hayallerim ve hedeflerim var, yanlarına bile yaklaşamıyorum çünkü adım atamıyorum.
güneş batarken çevresinde onlarca tonda renk oluşturuyor, fakat tam manasıyla hissedemiyorum.
bitmek bilmeyen hayallerim ve hedeflerim var, yanlarına bile yaklaşamıyorum çünkü adım atamıyorum.
devamını gör...
27.
çok doluyum sözlük çok. ne anlatabilirim, ne anlayabilirsiniz. depresyon sirenleri vızır vızır çalıyor tepemde. susturamıyorum.
devamını gör...
28.
çalışırsan her şey olur. başarısızlığı görene kadar inandığım bir cümleydi.
devamını gör...
29.
kendimle başbaşa kaldığım zamanlarda başaramadıklarıma, neleri kaçırdığım odaklanıyorum.
dönüp dolaşıp insan içine çıkıyorum, etrafıma bakıyorum. bazılarının enteresan yapılarıyla, dar bakış açılarıyla, tamamı yanlış olan algı ve tahminleriyle hayatta kalmış, belli bir yaşa gelmiş, iş güç sahibi olmuş hatta belki de belli sayıda insana sözü geçer, bir kısım insan tarafından söyledikleri kabul görür hale gelmiş olmaları o kadar garibime gidiyor ki anlatamam.
elbette benim de yanlış düşüncelerim, mantık hatalarım oluyor ama ilk fırsatta düzeltmek için çırpınıyorum. ben söyledim bu böyle diyemiyorum. diyemem.
bugün söylemek istediğim buydu sevgili sözlük.
dönüp dolaşıp insan içine çıkıyorum, etrafıma bakıyorum. bazılarının enteresan yapılarıyla, dar bakış açılarıyla, tamamı yanlış olan algı ve tahminleriyle hayatta kalmış, belli bir yaşa gelmiş, iş güç sahibi olmuş hatta belki de belli sayıda insana sözü geçer, bir kısım insan tarafından söyledikleri kabul görür hale gelmiş olmaları o kadar garibime gidiyor ki anlatamam.
elbette benim de yanlış düşüncelerim, mantık hatalarım oluyor ama ilk fırsatta düzeltmek için çırpınıyorum. ben söyledim bu böyle diyemiyorum. diyemem.
bugün söylemek istediğim buydu sevgili sözlük.
devamını gör...
30.
babamla hasbihal ediyek.
devamını gör...
31.
bütün canlılar yaşama kendi savunma silahlarıyla doğup bunları yaşam içinde kusursuz hale getirirler. lakin biz insanlar bundan bir miktar müstesnayızdır. bizim yaşam içinde karşımıza çıkacak psikolojik ve sosyal savaşlarda daha karmaşık silahlara ihtiyacımız vardır. yaşam içinde psikolojik savaşların önemli bir bölümünü kendimize karşı vereceğimizden mütevellit de işler daha karmaşık hal alır.
insan yaşamda en önemli savunma anlayışını güvende olmak şeklinde belirler. genelde bunun için aklına gelen ilk doğru yolu uygular. o da aslında çok uzak atalarımızın hayatta kalma şekli olan kalabalıklar arasında güvende olabileceği hissidir. bütün sosyal hayvanlar doğada bu şekilde varlığını sürdürür. yazık ki hangi sosyal sınıf içinde olursa olsun bir çok kadınımız da hayatta kalmanın sağlıksız bir güven biçimi olan celladına aşık olma yolunu seçer bu uğurda.
elbette ki insan da sosyal bir hayvan olduğu için yaşamda diğer insanlarla bir arada olmaya ihtiyacı vardır. ama insanın aynı zamanda kendini tanımak gibi bir çabası da olması gerekir. yazık ki çoğumuz farkında değilizdir ki, kendimizi tanımak yaşam içinde her olumsuzluğa karşı en doğru silahlanmanın baş harfidir.
türkiye toplumu neden diğer toplumlar kadar kitap okumaz? bunun en basit cevabı olan, ''çünkü matbaa osmanlı'ya geç geldi'' cevabı asla doğru bir yanıt değildir. zira kitap okumak insanın kendi kendine tahamül edebilmesini gerektirir. türkiye toplumu tarihsel ve sosyolojik olarak kendine tahamülsüz bir halktır. bu sebeple bireyselleşemez de. bireyselleşmeyi bilmeyen uluslar, sağlık bir biçimde toplumsallaşamazlar
insan yaşamda en önemli savunma anlayışını güvende olmak şeklinde belirler. genelde bunun için aklına gelen ilk doğru yolu uygular. o da aslında çok uzak atalarımızın hayatta kalma şekli olan kalabalıklar arasında güvende olabileceği hissidir. bütün sosyal hayvanlar doğada bu şekilde varlığını sürdürür. yazık ki hangi sosyal sınıf içinde olursa olsun bir çok kadınımız da hayatta kalmanın sağlıksız bir güven biçimi olan celladına aşık olma yolunu seçer bu uğurda.
elbette ki insan da sosyal bir hayvan olduğu için yaşamda diğer insanlarla bir arada olmaya ihtiyacı vardır. ama insanın aynı zamanda kendini tanımak gibi bir çabası da olması gerekir. yazık ki çoğumuz farkında değilizdir ki, kendimizi tanımak yaşam içinde her olumsuzluğa karşı en doğru silahlanmanın baş harfidir.
türkiye toplumu neden diğer toplumlar kadar kitap okumaz? bunun en basit cevabı olan, ''çünkü matbaa osmanlı'ya geç geldi'' cevabı asla doğru bir yanıt değildir. zira kitap okumak insanın kendi kendine tahamül edebilmesini gerektirir. türkiye toplumu tarihsel ve sosyolojik olarak kendine tahamülsüz bir halktır. bu sebeple bireyselleşemez de. bireyselleşmeyi bilmeyen uluslar, sağlık bir biçimde toplumsallaşamazlar
devamını gör...
32.
sevgi dışındaki her şey yalan.
devamını gör...
33.
gel içimden seni atsana,
kolaysa sen kurtulsana,
yazıklar olsun bana.
seviyorum seni çok.
kolaysa sen kurtulsana,
yazıklar olsun bana.
seviyorum seni çok.
devamını gör...
34.
yağmurlu havayı çok seviyorum. bugün de yağmur yağıyor ve bana yaşama isteği bağışlıyor. böyle güzel bir günde ve dünyada bu kadar kötü insan nasıl yaşıyor şaşırıyorum.
hiç mi güneşin batışını izlemiyor bu insanlar? hiç mi sabah kuşların sesi eşliğinde uyandığında iyi bir insan olma arzusu duymuyor içinde?
kötü şeyler her zaman anlaşmış gibi üst üste geliyor; şiddet, cinayet, taciz, istismar, tecavüz, haksızlık... bu kadar güzel bir günde insan istese de güzel şeyler düşünemiyor. karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmeyen biri bile yapamıyor bunu. 21. yüzyılda sıcak, tatlı, neşeli şeyler hakkında konuşmak imkansıza yakın sanırım.
t: son birkaç gündür gündemdeki artan şiddet içeren haberleri takip eden ve istemese de karamsar olmaktan kendini alamayan yazarın hafif de olsa iç dökmesini sağlayan başlık.
hiç mi güneşin batışını izlemiyor bu insanlar? hiç mi sabah kuşların sesi eşliğinde uyandığında iyi bir insan olma arzusu duymuyor içinde?
kötü şeyler her zaman anlaşmış gibi üst üste geliyor; şiddet, cinayet, taciz, istismar, tecavüz, haksızlık... bu kadar güzel bir günde insan istese de güzel şeyler düşünemiyor. karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmeyen biri bile yapamıyor bunu. 21. yüzyılda sıcak, tatlı, neşeli şeyler hakkında konuşmak imkansıza yakın sanırım.
t: son birkaç gündür gündemdeki artan şiddet içeren haberleri takip eden ve istemese de karamsar olmaktan kendini alamayan yazarın hafif de olsa iç dökmesini sağlayan başlık.
devamını gör...
35.
titanic batarken olanlardan habersiz kamaramda geceye hazırlanıyor gibi hissediyorum.
devamını gör...
36.
söylediklerimiz değil eylemlerimiz kadarız; yaşadıklarımız ikisinin örtüşmediğini gösteriyor.
özetle şu aslında:
"kitapların doğru olduğu tamam
ayrıntılarında bile anlaşıyoruz
iş yaşamaya geldi mi
her seferinde yarım kalıyoruz
öylece bırakılmış gün bitiyor
öylece bırakılmış akşamlardan geçerek
öylece bırakılmış bir güne başlıyoruz."
a. timuçin
özetle şu aslında:
"kitapların doğru olduğu tamam
ayrıntılarında bile anlaşıyoruz
iş yaşamaya geldi mi
her seferinde yarım kalıyoruz
öylece bırakılmış gün bitiyor
öylece bırakılmış akşamlardan geçerek
öylece bırakılmış bir güne başlıyoruz."
a. timuçin
devamını gör...
37.
38.
entelektüel ya da aydın veya münevver, zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da şahsî amaçlarına erişmekte kullanan kişi. kökeni latince intellectus (anlamak) sözcüğüne dayanır ve günümüzde genellikle şu anlamlardan birinde kullanılır:
kapsamlı bilgi ve birikim gerektiren soyut konularla derinlemesine ilgilenen kişi.
mesleği, mal ve hizmet üreten diğer meslek gruplarından farklı olarak, fikir ve bilgi üretmek ve/veya yaymak olan kişi (akademisyenler, bilim insanları vb).
kültür ve sanat konularında uzman kabul edilen, bu konulardaki bilgisi birikimi kültürel bir otorite olmasına olanak sağlayan ve toplum karşısında çeşitli konularda değerlendirmeler yapan kişi.
kaynak olarak vikipediyi kullandığım bu alıntıyı yapma ihtiyacı hissettim çünkü 2 gündür gözüme çarpan ve beni bir miktar huzursuz eden bir konu var.
açılan başlık ya da tanımlarda edebi, bilgi içerikli tanımlar giren yazarlardan hemen sonra "entel olduğu için böyle yapan yazar, entelliğinden bir şey kaybetmeyen yazar" tarzı başlıklar açılıyor. sanki entelektüel ya da entel kelimesi bir hakaret gibi. güncel konularda olduğu kadar edebi ya da bilgi içerikli tanımlar yazmak da çok normaldir. aynı şekilde futbol, dizi, kitap, film kategorisindeki başlıklar da sözlüğü ayakta tutan kolonlardır. herkesin ilgi alanı dolayısı ile girdiği tanım kategorisi farklıdır. sırf bu yüzden kimse hakaret gibi entel olmakla damgalanmamalıdır.
devamını gör...
39.
içimdeki ıssız boşluğun sessizliğini, konuşturabilmek için yazıyorum.
devamını gör...
40.
sevgili alice, algılarımı sertleştiren kozmik bir striptiz şovuna benziyor, varlığını eyleme döküş biçimin.
kimsenin, yaralarını görecek kadar tatmin olmuş gözleri yok. degajen, dekolten, sıyrılmaya çalıştığın kimliğin... soyunmayı bırak alice, kimsenin bir bok gördüğü yok. hayalleri süsleyen bir oyuncak olmak için harcadığın çabaya yazık. her şeyi yutmak isteyen nükleer bir vajinaya dönüşme arzun, doğanın kilitli kapısına dayanmış binlerce erki kudurtuyor olabilir. güç dirençle başlar alice. karşı koymakla ilgili ideallere sımsıkı sarılan ruhlar da var. toslayabileceği en sert duvarda patlamaya dünden razı, mermi gibi hedefe güdümlü militanlar da var hayatta. bacaklarınla bir destan yazamazsın alice.
silikonla evrimini tamamlayıp, hibrit bir güzelliği eskitecek olan zamanı, ve kemiklerinle birlikte plastik bir günahı özümseyemeyecek olan toprağın hikayesine bu şekilde katkıda bulunamazsın.
bir çilek gibi çürüyeceksin alice, gerçek bu. güzelliğin her şeyi ıskalamana sebep olacak bir garabet.
kimsenin, yaralarını görecek kadar tatmin olmuş gözleri yok. degajen, dekolten, sıyrılmaya çalıştığın kimliğin... soyunmayı bırak alice, kimsenin bir bok gördüğü yok. hayalleri süsleyen bir oyuncak olmak için harcadığın çabaya yazık. her şeyi yutmak isteyen nükleer bir vajinaya dönüşme arzun, doğanın kilitli kapısına dayanmış binlerce erki kudurtuyor olabilir. güç dirençle başlar alice. karşı koymakla ilgili ideallere sımsıkı sarılan ruhlar da var. toslayabileceği en sert duvarda patlamaya dünden razı, mermi gibi hedefe güdümlü militanlar da var hayatta. bacaklarınla bir destan yazamazsın alice.
silikonla evrimini tamamlayıp, hibrit bir güzelliği eskitecek olan zamanı, ve kemiklerinle birlikte plastik bir günahı özümseyemeyecek olan toprağın hikayesine bu şekilde katkıda bulunamazsın.
bir çilek gibi çürüyeceksin alice, gerçek bu. güzelliğin her şeyi ıskalamana sebep olacak bir garabet.

devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247