genelde erkekler tarafından yapıldığını gözlemlediğim övgü biçimi.
babalar sevgisini gösteremiyor ya kültürümüzde.
erkeklere sevgi sözcükleri yasaklı hani onların da ataları öyle emretmiş, sanki sevgi duymaması gereken canlılarmış gibi.
bastırılmış öfke şu bu diyoruz yahu ne öfkesi ne nefreti?
düpedüz bastırılmış sevgi söz konusu toplum yargıları nedeniyle.
o da kontrolsüz bir biçimde bir yerlerden sızdırıyor, patlıyor işte.
dümdüz övse, yalaka ve samimiyetsiz hissedecek kendini lakin insan işte bu erkek, insan olmasından mütevellit beğeniyor, seviyor, paylaşmak istiyor duygularını. bir yol buluyor kendine böylece.
çekiyor kamuflajları, toplumun içinde var oluyor sessizce.
yine ateş ediyor ama susturucusunu takmış bir şekilde. zamanla görünür oluyor tüm hileler ve zorbalıklar böylece. o bile kendi sözcükleri sanıyor ağzından çıkanları. kabul ederse tüm inancı yerle bir olacak kadar hem de. yıkılsın bize ait olmayan her şey ne olacakmış.
acaba maytlar toz akarları falan mı ne işte onların bir günü kac saat geliyo onlara onlar için yani kaç yıl bekledi matamatı kuvvetli yazar olsadım parmak hesabı yapmama gerek kalmazdı. ben bu kadar milyor yılı nasil sayayım keske metamatım çok kuvvetli olsaydı bi çarpsadim da 2yi 4 görseydik hesap makinesi var şükür rabbime yoksa hep el açacaktım evladim üçlen beşi bi topla nenesi hemi.
zaten yalnız öleceğiz ne saçma korkudur derdim evvelden. *
şimdi anlıyorum sanki bu korkunun ne ifade ettiğini.
anlaşılmış hissetmeden, belki ömrünün son zamanlarında yanında senin varlığına şahitlik etmiş hiç kimse olmadan ölmek üzücü. o şahitlik eden kişi kilometrelerce uzakta olsa da yine de yalnız hissetmeyecek kişi kendini. yani, hiç var olamadan ölmekten korkuyor o kişi sanırım.
bu korku, onu kendini keşfe zorlayacaktır belki de. böylece varlığına kendisi şahitlik edecek ve bu korku yerini gerçek bir paylaşmak arzusuna bırakacak olabilir. bu da şimdiki düşüncemle iyi bir şey gibi geldi bana.
yalnız ölmek için yaratıldıysak neden bunca insanla yaşıyoruz ki. hem yalnız geldik zaten derdim eskiden (evet uc bes ay once be hhzhahs) ama annemiz zırhımızdı gelirken bile dünyaya.
annendi zırhın, düşünebiliyor musun nasıl bir sevginin icinde korunduğunu?? giderken de bu sevgiyi biz zırh edinip etrafımızdakileri sararak gitmeliyiz belki de annemizden kalan mirası, giderken böyle teslim edebiliriz.
yalnız hiç bırakılmadık bence. giderken de bırakılmayacaktır mirasına sahip çıkanlar. diğerlerini bilemem. mirasa sahip çıkmayanı dedesi bile reddeder zaten. ne bileyim aman.
samimi arkadaşla mesajlaşırken karfura gidiyom denir.
daha samimi arkadaşa garfıra gidiyom denir.
az samimi kişiye,
alışverişe, markete falan gideceğim denir.
carrefour yazsam entel dantel gibi kendini pis samimiyetsiz hissettirir. karfur yazsan yazaman ne bu samimiyet yani o kim ki ona karfur yazacak kadar yakinlik göstereyim.
asla basit bir market değildir.
felsefi bir markettir.
keşke yapılsa.
anlamıyom ki arkadaş. eskiden psikoloğa gidenden bi çekinirdi bi hürmet ederdi insanlar. korkar çekidüzen verirlerdi kendilerine. şimdi şu lafi etmeyek nolur nolmaz kafayı takar makar diye bi üç adım geri dururlardi, laflarini tartarlardı.
şimdi nerde o eski insanlar? nolmuş kaynım da gidiya diyo ya ele ayağa düştü delilik. lanet olsun böyle duzene! zırdelireceksin ki hürmet göresin.
hastaneye yattıktan sonra sizden gelecek hürmeti neylesin deli? yanındayken bileceksin delinin kıymetini..
çok istenilen bir hissin olmasıdır aynı zamanda o şey.
o hissi yeniden yaşamak isteyecektir ruh. dolayısıyla sürdürülebilir olmadiğı sürece o çok istenilip elde edilen şey, içerdeki boşluk, eksiklik, yokluk hissini gideremeyecektir. o hissi neden yaşamak istediğinizi sorun kendinize. alınan cevap, çok istenilen şeyleri değiştirebilir, bambaşka bir şey istediğinizi fark etmenize sebep olabilir. daha kalıcı olacaktır huzuru zannımca.
bazen iki farklı insanın yeniden tanışması gibi olur.
üç arkadaşımla farklı dönemlerde uzun aradan sonra konuşmaya başladık.
biri ile daha özenli sohbet edebilmeyi ancak eskiye nazaran daha doğru mesafede durabilmeyi öğrendik.
diğeri ile yeniden kopmanın aslında gerekli olduğunu daha sancısız kabullendik
ve öbürü ile de hem o hem ben kendimdizdeki dönüşümlerin farkında olarak aynı ama daha özel yahut zaten neden özel olduğunu idrak etmiş bir biçimde konuşmaya başladık.
yine vardığım son çıkarım,
"olması gereken, gerektiği şekilde olmuş" oldu.
birileri ile konuşmak istemiyorsanız yahut onlar sizden uzaklaşıyorsa buna izin verin ve sonrasında size getireceği cevapları bekleyin naçizane..
üçü de çocukluk arkadaşım ve üçü de kız kardeşim benim için hala. sadece bana farklı dersleri öğreten öğretmenlerim onlar aynı zamanda.
sözlük yazarlarının damacanalarına kadar açıldı başlık. bardakları da var ama olmazzz ayrıntı istiyorum. bana belgelerle konuşun!
evet, belgelerle konuşuyorum. şeffaf sözlükçülük ilkesini benimsiyorum. seninsiliyor musun sen de ahaha ay tamam ciddiyete büründüm şuvan.
bu gördüğünüz bardak, pek bir kullanışlıdır şahsım adına, adıma. benim adıma deniliyor ama şahsım adıma denilemiyor. bir yerlerde bir karışıklık var yok değil kendi adına beyle düşünüyorum ahahah evet,
bimden aldım şu bardakı. şu bardak, iki tane esspresso bardağına eşit. esspresso bardağı ile türk kahvesi içiyordum lakin o da yetmiyordu. normal türk kahvesi fincani ile bir bucuk fincan aliyor esspresso fincanları. işte şu bardak da tam iki esspresso bardağı ölçüsünde ise yani hesaplamayacağım tabii ki onu matemati kuvvetliler kendi sey yapsın. benim aldığımda 40 lira mı neydi parası. seramik tabii porselen değil ama olsun. bu ölçüde bardak bulmuşum da yani.. neyse işte ben gibi varısa beyle takıntılı ruh hastaları, belki alırlar bu bardaktan. valla billa ben üretmiyorum la valla dedim çekilll size iyilik yaramaz.
ben bakmiyorsam yoksunuz ki zaten. siz yoksanız bizi sizi görmedigimiz yerden görmezsiniz siz kimsiniz zaten. siz yoksunuz yani bence. siz deyince önemli bi abila gibi bir şey de oldu nolur nolmaz bizi görebiliyormuşlar gibi takılak belki yüksek mevkilerde tanıdıhlari vardır. neyse bakmiyim de yokluk görün azcık siz kimsiniz ya?
bana sır vermeyin çünkü benden hariç herkeslere de veriyorsunuz sırrınızı ben ifşa etmişim gibi geriliyorum. ayrıca akıl kıl üstündedir der annem. ben kendi aklıma güvenmiyorum siz nasıl bana güvenip sır vereceksiniz. insan çok kaypak yaratıktır.
ben sır tutmak istemiyorum bana vermeyin tutmam bırakırım. yo sözlügü değil onu niye birakayim cok cok esabı dondururuz beya
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.