ortaokul'daki reading&writing ingilizce kitabımızda böyle bir storyboard vardı kont dracula'nın dişi ağrıyo çektirmeye gidiyo sonra hemşirenin elini öpüyodu hemşirenin yüzü kızarıyordu. o kitap için derse gelen öğretmen de kanadalı idi iyi ki o dönem south park yoktu la. evet alakasız oldu bu son dediğim ama iyi ki yoktu la.
konusu iyi oyunculuk çekim anlatımı rezalet olan filmdir. belki kemal sunal'ın en kötü filmidir metin akpınar'da gayet kötü rol yapıyodu filmde ama sıkıntı onlardan değil gayet kötü şöhretli olan ve kemal sunal'ın hiçbir filmini adam gibi izlememiş olan, o dönem adından geçilmez olan yönetmendeydi. ali sunal'da bu filmde en itici karakteri oynamaktaydı.
hiç rol yeteneği olmayan tamamen babasının ismiyle çocuklar duymasın ile aynı evrende geçen dandik dandik atv dizilerinde oynamış bir şahıs. hiçbir numara göremedim bu adamda kemal'in onda biri olamaz. propaganda (film) filminde de oynuyodu babasıyla suriye sınırındaki pasaport kontrol memuru rolündeydi zaten çok kötü filmdi ve herkesin en nefret ettiği karakteri oynuyordu.
90'ların başında çocukken bir hikaye okumuştum buna benzer.. anne maymunun 2 yavrusu varmış birini çok sevip kucağından ayırmıyor diğeriyle de hiç ilgilenmiyor bu ilgisiz maymun hoplaya zıplaya tırmanıp gelişiyo büyüyo anne kucağında olan ise solup ölüyordu. o dönem pek çocuklara göre olmayan bir hikaye ama o dönem çok vardı böyle.
burak satıbol oynuyodu o nazo reklamında ve daha yapay zekanın olmadığı dönemde bayağı bir şaklabanlık yapıyodu havuza atlıyo buzları kafasına döküyo buzdolabının içine girmeye çalışıyodu en sonunda nazodan iyisi olmadığını kabul ediyodu yani haydee diyoduk izlerken.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.