benim o reklamında başta beliren kız(sonra naz elmas'a dönüşüyo) kendisinden kat kat daha güzeldir. sonuçta güzel biri bakımsız amele görünümde olsa bile makyaj bombası birinden daha güzel olduğunu her zaman belli eder.
facebook'ta fotoğrafları vardı sanki eric cartman gibi yüzü vardı hiç albeniliği bile yoktu altında da bir yorumlar bir övgüler övgüler millet böyle bir umut kapısında mıydı neydi komikti..
90'larda dark seed oyunuyla bilinen cyberdreams'in diğer popüler click and point adventure oyunudur.. oyun am (argo olarak cinsel organ değil bilgisayarın adı ai niteliğinde am) denilen yapay zekanın insanları yok etmesinden sonra geçmektedir.. am denilen bilgisayar; i think therefore i am(düşünüyorum öyleyse varım) yani cogito ergo sum'a göndermelidir. amerika, çin ve rusya arasında olan savaşta amerikalıların yapay zekası yani am aynı skynet gibi insanlara isyan eder ve çin ile rusya'nın yapay zekasını bir nevi kardeşlerini kendi himayesi altına alarak insanlığın sonunu getirir.
evet oyun buradaki alıntı olan yazıyla başlamaktadır ve böyle çok öfkeli bir ses tonuyla sanki bir obelix gibi taşın üzerindeki bu yazıyı am okur.. insanlık yok edilmiştir ancak bu bilgisayar 5 insanı canlı bırakmaya karar vermiştir ki(yani oyunda oynadığımız karakterler) bunlara yıllar boyunca sürekli çeşitli işkenceler yapmıştır fiziksel veya psikolojik olarak.. hepsinin ismini okuyup onların geçmişinden bahseden am en sonunda bunlara işkence yapmayı bırakıp matrix gibi bir simülasyonda onları bir göreve gönderir yani ne yapacaklarını merak eder.. bunlardan bir tanesi nazi doktoru olup bir tanesi gay bir elemandır bir tanesi öyle deforme olmuştur ki zamanında çok yakışıklı bir adamken resmen blanka'ya dönmüştür.. 4 tane adam 1 tane de kadın vardır bu canlı bıraktığı insanlardan ve kadın olanına psikolojik işkenceler uygulamıştır ama bu işkence gerçekten tuhaftır çünkü kadına sürekli sarı rengini göstererek işkence etmiş ve bunun sebebini bu kadın yani ellen oynayınca anlarız.. ellen asansörde tecavüze uğramış ve bir itfaiyeci ona tecavüz etmiş ki itfaiyeciler amerika'da sarı giyerler yani hem onun sarı giymesi hem de asansörün bej renkte olması kadında inanılmaz bir travma olmuş.. yani am denilen bilgisayar gerçekten sadisttir..
oyunun 10 farklı sonu var ki 5 tanesi kötü son diğer 5 tanesi iyi sondur.. kötü sonlar da iyi sonlar da oyunu bitirdiğimiz karaktere bağlı oluyor ve kötü sonla bitirince karakterin son söylediği cümle bu oyunun adı oluyordur. am'ın verdiği görevleri tamamlayınca tekrar işkencesine devam eder ama tam o sırada çin ve rusya bilgisayarları bizim elemanlarla iletişime geçerler am'ı nasıl yenebileceklerini anlatırlar.. bu bilgisayarlar loser number 1 and 2 diye de geçmektedirler.. esasında amaçları bize yardım etme ayağına am'ı yenerek kontrolü ele almalarıdır. bunun yanı sıra aslında insanların ölmediğini sadece dondurulduklarını öğreniriz yani am hiçbir zaman insanları öldürmemiş öyle..
bu hikayenin yazarı oyunun iyi sonları olmasını eleştirmiş çünkü yazdığı hikaye kötü sonla bitiyordur ancak ona yapılan açıklamada "oyuncu iyi sonu olmayan oyunu sevmez." denmiş ki bir yerde doğru bir laftır çünkü oyuncular için zafer gerçekten önemli bir şeydir oyunu iyi değerlendirmeleri için..
ayrıca bu oyunun almanca versiyonunu bitirmek imkansızmış çünkü oyunda nazi göndermeleri olduğu için nazi doktoru olan elemanı oyundan çıkarmışlar ve bir quest item o karakterle edinildiğinden ve onsuz oyunda ilerlemek mümkün olmadığından oyun kesinlikle bitirilemiyormuş yani böyle editleme yaparlarken bu detay gözden kaçmış.
bir gün openai bu yapay zeka gibi olur mu düşüncesi hep kafamdadır..
ilk filmde kanımız donarken bu filmdeki berbat oyunculuktan resmen gülmüştük.. sadece ilk filmin ekmeğini yiyen, berkan şal ve çete lideri haricinde gerçekten oyunculuğun bombok olduğu filmdir. o şarkı söyleyen kız neydi ya sesinin detoneliği bütün filmden korkutucuydu.. filmdeki tek üzerinde durulması gereken nokta ilk filmdeki serseri takımı garibanken bu filmdekiler zengin lamba piçleri yani paralarına babalarına çok güvenen hiçbir boka yaramayan pisliklerdi.. bir de instagramda bunların kamera arkası fotolarını gördüm öyle bir poz vermişler ki hihihihi bakın biz tecavüz ediyoruz hihihihi der gibi bakıyorlardı şaka gibiydi..
ilk filmdeki oyunculuk ve oyuncular yıldız kadrosu gibi kalıyordu. göre nerde o eski erdal beşikçioğlu nerde kolsuz ahmet olan hakan boyav.... biz mağdur olan ekibin oyunculuğunu kötü bulmuştuk bunların yanında hollywood oyuncuları gibiler.. filmde serdar akar ve sonda nejat işler'i görmek sadece heyecanlandırdı da niye bu filmi serdar akar yönetmedi ki?
patronun kendilerini öve öve bitirememelerinden sonra(ne kadar profesyonel olduklarını anlatması) 3.günümde flash animasyon sunumunun kaynak dosyasını editlemem üzere yani .fla dosyasını sorduğumda orada çalışan bir dallamadan "o ne ya?" diye cevap almam... dümbüklüğün bu kadarına hayran kalmıştım adam açıp bakmamış bile programa... bunun dahası da oldu..
"tantrum ya bilgisayarda video editlenebiliniyor mu?"
harry'nin annesine çocukken deli gibi aşık olan, harry'e kötü davransa da onu korumak için her şeyi yapan, half blood prince diye 6.kitaba ismini kazıtmış karakterdir. evet elemanın voldemort gibi geçmişi varmış ama onun aksine analı babalı büyümüş yani piş değildir.. zaten ilk kitaptan beri hep voldemort'un ajanı olduğu düşüncesi de kafamızdan çıkamamıştır ki voldemort'tan lily'i öldürdüğü için nefret ettiği zamanla anlaşılır.. zaten ilk kitabın sonunda da profesör quirrell snape'in harry'i nasıl maçta korumaya çalıştığını hatta sırf onu korumayı garanti etmek için maça hakem olduğunu ancak dumbledore'un da o maçta olduğundan dolayı bu yaptığının ne kadar gereksiz ve zavallıca olduğunu, egosuna yenik düşüp gryffindor'a düşmanlığını belirtmesinden kendisini sevimsizleştirdiğini söylemektedir. harry'nin babasından nefret eder çünkü babası ve kankaları olan marauders onu zamanında epey aşağılamıştır ve lily'nin zaten james potter'ı seçmesinden dolayı bunun ezikliğini hep harry'i azarlayarak belli eder. ölürken gene o klişe "gözlerin anneninkiler gibi" demektedir.. azkaban tutsağı kitabında harry ve arkadaşlarını korumak için kendi canını bile ortaya koymaktaydı. her sene karanlık sanatlara karşı savunma dersine profesör olmak için başvurur ama talebi reddedilir.. e yani zaten her sene bir sorun çıkıyo o senenin öğretmeniyle bir zahmet.. ayrıca 3.senede karanlık sanatlara karşı savunma dersinde neville tarafından epey maymun edilmiştir babaanne kılığına sokularak..
o değil de yeni oyuncusu niye bob marley bozuntusu oldu lan? fazıl say olarak daha iyiydi..
istiklal'in buluşma noktasıdır. yeşil kapısının önünde yanında tophaneye inen yokuşu solunda yapı kredi yayınevi bulunurdu ki burası tam istiklal'in kalbi niteliğindedir. gerçi öyleydi dediğimiz zamandayız...
izmirlilerin buluşma noktasıdır.. ilk izmir'e gittiğimde orayı bulup madem buluşma noktası dedikleri yere geldim bişeyler yiyim bari deyip dondurma yemiştim sonra da 1-2 sefer gitmişliğim oldu ve sonra burası küçülmeye gitti.. yahu orda buluşulduğunda birer çay bir ufak tatlı yense küçülmeye gitmezdi dedirtiyor izmirliler sahip çıkmadı sevinçli olmadılar.
sadece bir bölüm değil aynı the man from earth veya cihangir'de bir ev gibi tiyatro oyunu gibidir.. 2. en çok sevilen behzat bölümü seçilmiştir. (birincisi 38.bölümdür bütün gerçeklerin ortaya çıktığı) herkes içini döker filmde kah akbaba saldırır cevdet'e behzat dehşet içinde izler kah cevdet ayaklanır arada behzat harun'a atarlanır.. behzat'ın amacı ekibini bir arada tutmaktır ekipte dağılma tehlikesi fark etmiştir..
bu bölümü özetleyen diyalog
behzat: bu gece herkes için dökecek eğer yalan söyleyen olursa onu yatırır s.....m
harun: tamam ben o zaman eda'yı eve bırakayım..
bazı replikler behzat'ın ilk kitabından alıntıdır mesela bunlardan biri "y....mın başını biliyon sen senin fare tutmuşluğun kadar benim kedi s.....ğim var" idir. ayrıca menemen yaparlarken akbabanın domates kabuğunun kayış gibi olduğunu hayalet'in de "los angeles'da büyümüş gurme kodumun bebesi" repliği veya da harun dışarda bişeyler alırken hayalet'in "kardeş hani şu mavi trafoyu görüyor musun? işte o senin götüne girsin." demesi efsanedir.. ayrıca behzat şule'nin kendi kızı olduğunu da bu bölüme itiraf eder. behzat'ın sırtındaki morluğun sebebini ise ilerleyen bölümlerde öğreniriz.
keşke bu bölümün tiyatrosunu gerçekten yapsalar ama artık çok zor malum harun olmadan olmaz cevdet'te napıyo bilinmez..
instagramda avokado alan bir kızın hikayesine yazmıştım avokado öyle yemyeşil olunca yemesi zor oluyo birkaç gün bekleyip renginin atması gerekiyo diye..
bana öyle bişey yazıp sonra takipten çıkarttı ki yazdığı şeyi düşününce hala kanım donuyor.
3.sezonu leş gibiydi ilk iki sezon yanında şaheser kalıyor. usagiye bile gıcık oldum epey amma bilmiş karıya döndü..sadece madde bağımlısı elemanı samimi buldum çoğu karizma karakter bu sezonda sadece son bölümün sonunda vardı ne kadar kötü sezon olduğu yetmiyo gibi dizi amerika'da devam edecek squid game gibi.. ne amerigaymış argadaş...
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.