ağlamak lazım bazen dostlar. böyle hönküre hönküre içimizdekileri dökmek lazım. insan ağlama gereksiniminin geldiğini anlayabilir mi peki? yani bu aralar ağlamam lazım çok doluyum diyebilir mi? elbette diyebilir fakat bunu anlamanın başka başka yolları vardır. ben mesela derin nefes alırken nefesim katlanmaya başlar. kesik kesik dolar yani ciğerlerime. bir öküz vardır içimde tabiri caizse. göğüs kafesinin altında seni hayatta tutan organlar varken bu his nerede diye aramaya başlıyorsun ve eyvah diyorsun. çünkü bu hissin ne zaman geçeceğini ve o normal günlerin nasıl olduğunu bilmiyorsun.
uykuların kaçıyor sonra. yorgun uyandığın günlerin çetelesini tutmaya başlıyorsun. bir de gitmek istediğin bi iş ve mezarlık var yanı başında. işte ananı ağlatırlar, mezarlık seni ağlatır. mezarlık yaşadığınızı ve yaşamanız gerektiğini hatırlatır.
ayrıca fazla arabesk olacak ama gözyaşlarınızla toprağı sulamak rahma romantik şekilde yaklaşmanızı da sağlıyor. ve mezarlıklarda herkes ağlıyor.
peki insan kaybettiği herhangi bir şeyin kendisine mi ağlar?
yoksa kaybettiği şeyin kalan hayatındaki eksikliğine mi?
mevzu sadece bir cenaze değil.
içinize yüklenmenin bedeninizden muhakkak çıktığını unutmayın.
ama gözyaşı…
ama ruh…
ağlıyoruz.
kaybediyoruz.
tşk.
devamını gör...