babaannem öldü. 3 yıl oluyor. benim babaannem, babamın, amcamın ve halalarımın annesi. halalarım çok ağladı. tahmin ediyordum çok ağlayacaklarını. amcam da çok anneciydi, o da ağladı. ama babam... aklımın ucundan geçmezdi. babam diye demiyorum. dağ gibi adamdır. her işini kendi görür, serttir, dediği dediktir. etrafındakiler çekinir ondan. fevridir. pire için değil yorganı, evi yakar dönüp arkasına bakmaz bile. bir kızgınlık anında 12 yaşında çıkmış gitmiş evinden. askere gidene kadar dönmemiş. büyük halam anlatırdı. “zor ikna ettik.” diye. halamlarla da amcamla da babaannemle de bir çok kez küsmüştür.
güçlüdür babam, gaddardır. ya da öyle görünmeye çalışır. bir keresinde 8-9 yaşındayken ayağım bir yere takılıp düşmüştüm, dizim yarılmıştı babama koşmuştum da babam bana “önüne bak, gözün nereye bakıyor!” demişti. sonra gece ben uyurken gelmiş dizime üflemiş, kontrol etmiş falan. annem anlatmıştı. ama kendisine söyleseniz inkâr eder.
hiç ağladığını görmemiştim babamın. hayal dahi edemezdim. sabaha karşıydı babaannem öldüğünde. haber geldi, apar topar evlerine gittik. ambulans bizden önce gelmiş. hastaneye götürdüler. biz de arkalarından tabii. hava aydınlanmıştı artık, herkes beklemekten gerginlikten yorgun düşmüştü. içerden babaanemi kurtaramadıkları haberi geldi. halalarım feryat figan. amcam duvarları dövüyor. babama baktım, hiç bir şey yok. halalarımı teselli etmeye çalışıyor. annem ağlıyor, annemi teselli etmeye çalışıyor. sonra bir boşluk oldu; amcam, “abi sen eve git biraz dinlen sonra gelirsiniz.” dedi. babam yok mok dese de zar zor ikna ettiler. eve geldik. ben odama üstümü başımı değiştirmeye gittim. önce ince ince bir ses gelmeye başladı, anlayamadım. sonra ciğerleri koparcasına bir ağlama sesi. babam olduğunu annemin babamı teselli etmeye çalışmasını duyunca anlayabildim. odamın kapısını açtım. babam; o sert, çatık kaşlı, dağ gibi adam koridorda yere çökmüş, ufacık olmuş hüngür hüngür ağlıyor. annem üstüne sarılmış, “yapma, bak sana da bir şey olacak.” diyor ama nafile. “anam öldü benim, çocukluğum öldü, nazım öldü, anacığım öldü.” diye hıçkıra hıçkıra ağlıyor. 3 yıl oldu babamın koridordaki o görüntüsü ilk gün gibi aklımda hâlâ.
aslında her baba bir evlatmış. hangi yaşta olursa olsun, ne kadar sert olursa olsun, annesini kaybetmek her babayı bir anda bir çocuk yaparmış. ben bunu babaannem ölünce anladım.
devamını gör...