1.
tdk:
1. zarf sınırsız, uçsuz bucaksız bir biçimde.
2. zarf olanca hızı ile:
"demin bana, 'şeker değiliz ya eriyeceğiz!' diyen arabacı artık beygiri çalakamçı sürüyor; genç, dinç hayvan da arabayı alabildiğine koşturuyordu." - osman cemal kaygılı
3. zarf, mecaz aşırı derecede, gereğinden çok; gırla, sıvırya:
"sınıfların ve sınıf farklarının tamamıyla yok edilmesi için stahanov hareketi alabildiğine inkişaf ettiriliyor." - mete tunçay
nedense çok sevdiğim bir kelimedir ve yine nedense çok da sık kullanmıyorum galiba. demin advent şarkısını tanıtırken aklıma geldi de kullandım neyse ki. bundan sonra daha sık kullanabilirim sanırım.
1. zarf sınırsız, uçsuz bucaksız bir biçimde.
2. zarf olanca hızı ile:
"demin bana, 'şeker değiliz ya eriyeceğiz!' diyen arabacı artık beygiri çalakamçı sürüyor; genç, dinç hayvan da arabayı alabildiğine koşturuyordu." - osman cemal kaygılı
3. zarf, mecaz aşırı derecede, gereğinden çok; gırla, sıvırya:
"sınıfların ve sınıf farklarının tamamıyla yok edilmesi için stahanov hareketi alabildiğine inkişaf ettiriliyor." - mete tunçay
nedense çok sevdiğim bir kelimedir ve yine nedense çok da sık kullanmıyorum galiba. demin advent şarkısını tanıtırken aklıma geldi de kullandım neyse ki. bundan sonra daha sık kullanabilirim sanırım.
devamını gör...
2.
sevmek,
seni,
alabildiğine sevmek.
hiçbir şeyi umursamadan,
bütün karanlıkları hiçe sayarak sevmek.
tutmak ellerinden,
o derinlere inmek,
gitmek oralara, o yerlere.
orda hep sen olmak
seni yaşamak
olduğun yerde bile seninle,
sensiz olamamak...
ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...