1.
1873-1944 yılları arasında yaşayan fransız cerrah. nobel edebiyat ödülü sahibi ayrıca.
devamını gör...
2.
dış dünyanın gürültüsün azaldığı yerde insanın içe dönüşü başlar, kendi içine eğilmesi mümkün hale gelir... yalnızlık, sessizlik ve yaratıcılık arasında ilişki kuran yazarlar/düşünürler bu konuyu kendi cümleleriyle ele almışlardır.
carrel'de bu mesele öncelikli olarak hakikati kavramak şeklinde temsil bulur, o, hakikatin kavranması için 'iç dünyadaki denizin durulması' gerektiğini söyler.
tam hali,
"hakikati seyretmek isteyen kişi önce kendi içinde içsel sükûneti kurmalıdır. zihni, bir gölün durgun suyu gibi olmalıdır."
carrel'e göre, hakikat/gerçek, dışsal fenomenlerden ziyade bireyin kendi zihnindeki sükûnetle kavranır.
insan zihnindeki düşünce ve duygusal karmaşa, gerçek bilgiye ulaşmayı engeller.
dolayısıyla kişi önce içsel dinginlik oluşturmalıdır; bu, carrel’e göre hakikat arayışının ilk şartıdır.
carrel’e göre zihinsel sükûnet yaratıcılığın kaynağı değildir. ama yaratıcılığın ortaya çıkmasının şartıdır.
yani,
sükûnet yaratıcılığı üretmez
sükûnet yaratıcılığı mümkün kılar.
carrel’de yaratıcılık şudur,
insanın kendini aşabilme kapasitesi
yeni bir düzeni fark edebilme yetisi
alışılmış düşünce kalıplarının ötesine geçme gücü
bu yüzden carrel, özellikle modern insanı,
refleksif, aceleci, duygusal taşkın olarak eleştirir. bunlar yaratıcılığın düşmanlarıdır.
sükûnet neyi değiştirir?
*dikkati derinleştirir
*algıyı inceltir
*sezgiyi keskinleştirir
bu hâlde zihin, yalnızca bildik olanı değil
henüz fark edilmemiş olanı da görmeye başlar.
carrel, "sükûnet yaratıcılığı artırır” gibi slogan cümleler kurmaz,
ama yaratıcı insan tipini tarif ederken
sükûnet, disiplin ve iç düzeni vazgeçilmez koşul olarak gösterir.
alexis carrel’e göre insanın yaratıcı gücü,
zihnin karmaşasından değil, zihnin düzeninden doğar.
carrel, modern insanın zihnini tarif ederken sık sık şu fikre döner,
zihin, dış dünyanın ritmine teslim olduğunda
derinlik kaybolur; yalnızca yüzeysel işlevler kalır. bu zihin iş görür, ama yaratamaz.
son cümle,
carrel’e göre sükûnet, insan yaratıcılığının sebebi değil,
fakat onun açığa çıkabileceği zemindir.
tekrar edelim,
sükûnet yaratıcılığı üretmez
sükûnet yaratıcılığı mümkün kılar.
gürültülü bir zihin de üretebilir,
ama yaratıcı olamaz.
edit, tanım üzerinde eklemeler, değişiklikler yapılmıştır.
carrel'de bu mesele öncelikli olarak hakikati kavramak şeklinde temsil bulur, o, hakikatin kavranması için 'iç dünyadaki denizin durulması' gerektiğini söyler.
tam hali,
"hakikati seyretmek isteyen kişi önce kendi içinde içsel sükûneti kurmalıdır. zihni, bir gölün durgun suyu gibi olmalıdır."
carrel'e göre, hakikat/gerçek, dışsal fenomenlerden ziyade bireyin kendi zihnindeki sükûnetle kavranır.
insan zihnindeki düşünce ve duygusal karmaşa, gerçek bilgiye ulaşmayı engeller.
dolayısıyla kişi önce içsel dinginlik oluşturmalıdır; bu, carrel’e göre hakikat arayışının ilk şartıdır.
carrel’e göre zihinsel sükûnet yaratıcılığın kaynağı değildir. ama yaratıcılığın ortaya çıkmasının şartıdır.
yani,
sükûnet yaratıcılığı üretmez
sükûnet yaratıcılığı mümkün kılar.
carrel’de yaratıcılık şudur,
insanın kendini aşabilme kapasitesi
yeni bir düzeni fark edebilme yetisi
alışılmış düşünce kalıplarının ötesine geçme gücü
bu yüzden carrel, özellikle modern insanı,
refleksif, aceleci, duygusal taşkın olarak eleştirir. bunlar yaratıcılığın düşmanlarıdır.
sükûnet neyi değiştirir?
*dikkati derinleştirir
*algıyı inceltir
*sezgiyi keskinleştirir
bu hâlde zihin, yalnızca bildik olanı değil
henüz fark edilmemiş olanı da görmeye başlar.
carrel, "sükûnet yaratıcılığı artırır” gibi slogan cümleler kurmaz,
ama yaratıcı insan tipini tarif ederken
sükûnet, disiplin ve iç düzeni vazgeçilmez koşul olarak gösterir.
alexis carrel’e göre insanın yaratıcı gücü,
zihnin karmaşasından değil, zihnin düzeninden doğar.
carrel, modern insanın zihnini tarif ederken sık sık şu fikre döner,
zihin, dış dünyanın ritmine teslim olduğunda
derinlik kaybolur; yalnızca yüzeysel işlevler kalır. bu zihin iş görür, ama yaratamaz.
son cümle,
carrel’e göre sükûnet, insan yaratıcılığının sebebi değil,
fakat onun açığa çıkabileceği zemindir.
tekrar edelim,
sükûnet yaratıcılığı üretmez
sükûnet yaratıcılığı mümkün kılar.
gürültülü bir zihin de üretebilir,
ama yaratıcı olamaz.
edit, tanım üzerinde eklemeler, değişiklikler yapılmıştır.
devamını gör...