yazar: zülfü livaneli
yayım yılı: 2001
12 mart buhranını atlatmak için stockholm'e yerleşen siyasi mültecilerin romanıdır. isveç'e yerleşen sami'nin hayatını romanlaştırmak ister arkadaşı. sami ise bunu tek bir şartla kabul eder, biten bölümleri okuyup üzerinde oynama yapabilecektir.
yayım yılı: 2001
12 mart buhranını atlatmak için stockholm'e yerleşen siyasi mültecilerin romanıdır. isveç'e yerleşen sami'nin hayatını romanlaştırmak ister arkadaşı. sami ise bunu tek bir şartla kabul eder, biten bölümleri okuyup üzerinde oynama yapabilecektir.
- yunus nadi roman ödülü (2001)
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "rieux" tarafından 06.12.2020 19:27 tarihinde açılmıştır.
1.
darbe nedeniyle sürgüne gitmek zorunda kalan bir gencin burada başına gelen felaketten sorumlu kişiyle karşılaşması ve ardından gelişen olayların ve içsel hesaplasmalarin anlatıldığı bir zulfu livaneli romanı.
devamını gör...
2.
2001 yılında remzi kitapevi'nden çıkan ömer zülfü livaneli kitabı. aynı yıl yunus nadi roman ödülünü almış.
kitabın kurgulanışı benim daha önce rastlamadığım bir biçimde tasarlanmış. önsözünde yazarın kitabın bazı bölümlerini yeniden yazdığını anlattığı bir yer var. yaptığım çıkarım farklı bulduğum kurgulanış eklemesi olduğuydu. aynı hikayeyi bir yaşayandan bir de yaşayanı dinleyen yazardan sunuluyor hikaye okuyucuya. dışarıdan ve içeriden olayların nasıl göründüğünü net bir şekilde okuyucuya gösteriyor bu özellik.
ben yazarın okuduğum iki romanına göre bu kitabı çok daha sevdim. sevdim dediysem de yazarı kendi yazdıkları içinde sevdim. fakat yukarıda bahsettiğim kısım bana çok farklı bir okuma deneyimi sunduğu için başarılı ve tavsiye edebileceğim bir nitelikte. beni livaneli kitaplarında asıl rahatsız eden ise geçmişte yaşanmış şeylerin anlatılana kadar laf kalabağı içermesi. (bkz: serenad) bu kitapta ise asıl anlatılana ulaşma arzusu hissetmedim. hikaye yaşanmış bitmiş değil devam ediyordu, geçmişten gelen izler geleceğide belirleyecekti çünkü, bitip tükenmiş bir hikaye değildi anlatılan. akıp giden devam eden bir hikaye idi.
benim gibi sevmemiş ama yeniden livaneli'ye şans tanımak isteyenlere, kurgulanışı ve yazımı konusunda farklı bir deneyim yaşamak isteyenlere akıcı, sürükleyici bu kitabı tavsiye ederim naçizane.
kitabın kurgulanışı benim daha önce rastlamadığım bir biçimde tasarlanmış. önsözünde yazarın kitabın bazı bölümlerini yeniden yazdığını anlattığı bir yer var. yaptığım çıkarım farklı bulduğum kurgulanış eklemesi olduğuydu. aynı hikayeyi bir yaşayandan bir de yaşayanı dinleyen yazardan sunuluyor hikaye okuyucuya. dışarıdan ve içeriden olayların nasıl göründüğünü net bir şekilde okuyucuya gösteriyor bu özellik.
ben yazarın okuduğum iki romanına göre bu kitabı çok daha sevdim. sevdim dediysem de yazarı kendi yazdıkları içinde sevdim. fakat yukarıda bahsettiğim kısım bana çok farklı bir okuma deneyimi sunduğu için başarılı ve tavsiye edebileceğim bir nitelikte. beni livaneli kitaplarında asıl rahatsız eden ise geçmişte yaşanmış şeylerin anlatılana kadar laf kalabağı içermesi. (bkz: serenad) bu kitapta ise asıl anlatılana ulaşma arzusu hissetmedim. hikaye yaşanmış bitmiş değil devam ediyordu, geçmişten gelen izler geleceğide belirleyecekti çünkü, bitip tükenmiş bir hikaye değildi anlatılan. akıp giden devam eden bir hikaye idi.
benim gibi sevmemiş ama yeniden livaneli'ye şans tanımak isteyenlere, kurgulanışı ve yazımı konusunda farklı bir deneyim yaşamak isteyenlere akıcı, sürükleyici bu kitabı tavsiye ederim naçizane.
devamını gör...
3.
zülfi livaneli'ye ait pek de ayılıp bayılmadığım kitap. mutluluk ve serenad kitapları dışında hiçbir kitabından alamadığım o hayati ders niteliğindeki mesaj eksikliği, bu kitabında da bulunmayarak, yanıltmıyor.
devamını gör...
