bu tanım ile 1990'lı yılların başlarında tanıştığımı hatırlıyorum. apartmanımızdaki bütün teyzeler, ablalar hep beraber diyete başlarlardı. hatta sadece diyet ile olmaz deyip sabahın köründe hep beraber dışarı çıkıp yürüyüş yaparlardı. buraya kadar her şey normal görünüyordu. ancak işin garip kısmı bundan sonra başlıyordu.

bizim buddy teyzeler yürüyüş dönüşü her sabah farklı bir evde hep birlikte kahvaltı yaparlardı. ama kahvaltı dediysem öyle alelade bir kahvaltı gelmesin aklınıza. masada bir kuş sütü eksik olurdu.

bir saat boyunca muhtemelen dedikodu yaparak yavaş tempoda yapılan yürüyüşte yakılan 350 gr. bu kahvaltı sonunda 1500-2000 gr. olarak geri alınıyordu.

sizin iş buna dönmesin. ben uyarımı yapayım.
devamını gör...

hemsaye, farsça kökenli olup komşu anlamına gelen, telaffuzu ve estetiği kulağa hoş gelen kelime.

hem: farsçada beraberlik, birliktelik anlamı katan bir kelime/ek.
saye: farsçada gölge anlamındaki kelime.

hemsaye, aynı gölgeye sahip anlamındaki incelikle komşu olarak kullanılır. sokakta oynarken her birimiz bitişik evlerin gölgelerinin bütün olduğunu görmüşüzdür.*
devamını gör...

bazal gangliyon bölümlerinde globus pallidus'un lezyonlarında görülen elde,kolda yılanvari hareketlerle karakterize rahatsızlıktır.
devamını gör...

otelde çalışırken sulusu başıma gelen olay.

otel kalabalık, barda duruyorum, deli gibi susamışım. bir boşlukta arkaya geçtim, arkadaşımdan su istedim. tezgah altından bir şişe verdi. yamuk bir şey. *

dalga geçtim “görkem bunda çamaşır suyu olmasın, hehe” diye, o da “yok kanka yaa, şişe yamuk diye ayrılanlardan o. yerlere falan sıkarız diye merve* ayırmış, ben de tezgah altına koydum” dedi. nasıl içim yandıysa bardağa koyup direkt kafaya dikmemle püskürtmem bir oldu.

meğerse gündüz vardiyasındaki arkadaş* şişenin içine çamaşır suyu ilave etmiş. hastane, serum bilmem ne derken de geceyi kapadık. güzel bi’ bayramdı.*

(gerisi daha trajikomik ama üşendim yazmaya. belki sonra ekleme yaparım.)
devamını gör...

insan kitabı okurken kendini bozkırın ortasında hissediyor. tasvirler muhteşem. yazarın sabit can tiplemesi üzerinden mankurtluk uygulamasını anlatması ve milli benliğe, birlik beraberliğe dönüş çağrısı yapması, bunu yaparken kitabı ideolojiye boğmaması çok güzel. anlatımda didaktiklik sezilmiyor yani. hani "bunu yapma, şunu yap gibi." onun dışında kitapta çokça aşk da var. karakterler arasındaki aşk, eski anlatılardaki aşkın aktarımı... yazar deveyi bile bir tip olmaktan ziyade bir karakter olarak anlatmış yaramazlıkları, güzelliği, asaleti. bozkır şartlarında onunla kurulan bağ...mesela kitapta yedigey'in eşi için avladığı balık anlatılıyor, öyle güzel betimlenmiş ki, hala aklımda. sadece türk dünyasının değil, dünyanın en değerli edebiyatçılarından birinin en güzel eserlerinden kısacası. çünkü yazarı yaşadığı topraklardan, oralara olan sevgisinden beslenerek yazmış.
devamını gör...

bir (bkz: ibrahim tatlıses) cümlesi. bkz olarak da güzel olur bence.
devamını gör...

akif islamcı değildi. samimi bir mümindi. *
ayrıca şu mısraları da dini kullanan yıldız sarayı'nda milleti jurnalleten birine yazmıştı;

" kafes arkasında hanımlar gibi saklıydı hamîd koca şevketli! 
hakikat bunu etmezdim ümîd. 
belki kırk elli bin askerle sarılmış yıldız; 
o silahşörler, o al fesli herifler sayısız. 
neye mal olmada seyret, herifin bir namazı: 
sade altmış bin adam kaldı namazsız en azı! 
hele tebziri aşan masrafı, dersen, sorma
"

....
" ortalık şöyle fena, böyle müzebzeb işler, 
ah o yıldız'daki baykuş ölüvermezse eğer, 
akıbet çok kötü


"
....
" gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek, 
33 yıl bizi korkuttu 'şeriat!' diyerek
"

yani?*
devamını gör...

bektaşi baba istanbul’da gezinirken, padişahın sarayı olduğunu zannettiği görkemli bir binanın yakınından geçmekte idi. binanın önünde şatafatlı bir fayton durmakta idi. binadan sırmalı elbiseleri olan adam çıkınca, muhafızlar selama durdu. adam faytona binerken, bektaşi meraklalandı ve muhafızlardan birinin yanına sokularak sordu.
-faytona binen padişahmıdır?
-hayır padişahın bir kuludur. cevabını aldı.
bektaşi, tepeden tırnağa önce faytondaki adama baktı. sonrada kendi haline baktıktan sonra, ellerine açarak:
-tanrım, bir padişahın kuluna bak! sonra, bir de senin kuluna bak! diye söylendi.
devamını gör...

anadolu pizzası. acılısı makbuldür.
devamını gör...

+ben süpüreyim sen sil.
-*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlüğün, abartmıyorum, en iyi yazarlarından. takip edilmesi gerekenlerden hem de. bol bol yazmasına ihtiyacı olan bir sözlük var burada...*
devamını gör...

jin - buludlar

devamını gör...

hakkında pek çok şey bilip pek az şey anlattığım 1933 doğumlu rus şair. sanıyorum ki voznesenski'nin sunduğu sanat, hayatından ve karakterinden bağımsızdır aslında. şiirin kendisi onun ruhundan bir parça gibi dağılıp kelimelere karışmıştır. şiirlerinde bir parça ruhu vardır ama artık şiirleri ondan bağımsızdır. yanlış anlaşılmasın elbette bu dediğim, şairi kim ise şiiri de ondan ibarettir sadece voznesenski şiirlerini öyle ustaca yazmıştır ki, şiirleri ondan bağımsız olduğunda bile bir anlam içerir. şiir mayakovski'de başlar ve voznesenski'de noktalanır . genç yaşında dahi muhalif bir tavır sergilemiştir ve defalarca sansüre uğramıştır voznesenski. eserlerinde, büyük bir hayranlık duyduğu ve bir süre çıraklık yaptığı pasternak'ın izleri görülür fakat dili kullanışı mayakovski izleri taşır. aslında mimarlık okumuş fakat resime ilgi duyduğu gençlik dönemi haricinde daima yazmaya ilgisi olmuştur.

(bkz: akhillesogo serdtse)
(bkz: antimiri)
(bkz: soblazn)
(bkz: vıpusti ptitsu)

--- alıntı ---

şeytan öylesine doyumsuz bir güzellik vermiş ki sana
ne acı bu denli geç rastlamak sana
ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.

--- alıntı ---
devamını gör...

zekat dünya malına karşı aşırı düşkünlüğü ve açgözlülüğü gidermek zengin-fakir ilişkisini dengede tutmak aynı cemiyette yaşayan muhtaçları başkalarına el açmaktan kurtarmak ve yüce allah tarafından verilen nimeti idrak etmek için emredilmiştir.
devamını gör...

aradığı mükemmel işi nihayet bulmuş yazardır.

canım, önümden bir çekilin lütfen...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tutum ve davranışlarıyla herkesin nefretini kazanmış, büyük bir cezayı hak etmiş ve çaresiz kalmış kimse, şaşkınlığa düşer; sanki hak ettiği cezanın biran önce uygulanmasını ister gibi daha büyük suçlar işler; kendisini yargılayacak kimselere çatar, onları kötüler, öfkelerini üzerine çeker. bütün bu hareketleri onu kötü bir sona ulaştırır anlamında kullanılan atasözü.
kötülükte ısrar edip sabırları taşıran kişiler hakkında söylenir.*
devamını gör...

(bkz: tüpçü).
devamını gör...

genel olarak beceriksiz ve kendi yaptıkları ile bir yere gelemeyen, yeteneksiz insanların sıklıkla başvurduğu bir yöntem. öenmsiyormuyuz? tabi ki hayır. kudursunlar efendim hasetlerinden çatır çatır çatlasınlar. çok da şeyimdeydi afedersin.
devamını gör...

meraklı maydonoz grubuna girerler genelde.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim