ilginç genel kültür bilgileri
müzik noktalarının manaları:
do: dominus - "yaratan"
re: rerum - "madde"
mi: miraculum - "mucize"
fa: familias planetarium - "gezegenler"
sol: solis - "güneş"
la: lactea via - "samanyolu"
si: siderae - "gökler"
do: dominus - "yaratan"
re: rerum - "madde"
mi: miraculum - "mucize"
fa: familias planetarium - "gezegenler"
sol: solis - "güneş"
la: lactea via - "samanyolu"
si: siderae - "gökler"
devamını gör...
bir günlüğüne suç işlemek serbest olsaydı
''insan, nihai anlamda kendini belirleyen bir varlıktır. yoldaşlarımızdan bazılarının domuz gibi, bazılarının da aziz gibi davrandıklarına tanık olduk. insanın içinde her iki potansiyel de vardır ve hangisinin gerçekleşeceği koşullara değil, kararlara bağlıdır...''
viktor e. frankl / insanın anlama arayışı
içinizdeki domuzu koşullara göre serbest bırakma noktasında iseniz, bu durum sizin sadece cezai müeyyidelerden çekindiğiniz için domuzunuzu ağıla bağladığınızı gösterir. bu da demektir ki; fırsat bulduğunuz her an içinizdeki domuzu ağılından çıkarmak için fırsat bekliyorsunuz. hal böyleyken de, potansiyel olarak devreleri yakma durumunuz oluşabilir ve artık cezai müeyyideler bile sizi ağılın kapısını açmaktan alıkoyamayabilir.
o yüzden tehlikeli samanlıkta geziniyorsunuz/geziniyoruz. tek bir gün yalnızca tek bir gün ceza almayacağınızı düşündüğünüz için latife ile olsa dahi işleyebileceğiniz suçları hayal etmeniz, koşullara bağlı olduğunuzu gösterir. kararlarınız sizin değil korkunun ürünüdür ki, korku duvarlarını aştığınızda cidden tehlikeli mahlukatlar olabilirsiniz/olabiliriz. ilke olarak ceza vesaire bulunmasa dahi suç işlemeyeceğiniz düşüncesini kendinizde inşa etmez iseniz, karar mercii olmaktan çıkmışsınız demektir. işin aslı medeni toplum olmanın asgari şartlarından birisi de budur.
suç işleme kolaycılığı her daim sizi dürtüyorsa, oradan buradan dimağınıza tebelleş oluyorsa bilin ki, medeni bir toplum içerisinde yaşamıyorsunuzdur ya da yaşadığınız toplum medeni bir toplum olsa dahi henüz siz o yapıya entegre olamamışsınızdır. sadece bir yanılsamanın içerisinde zarafet ile ve domuzunuzu gizli gizli besleyerek dolaşıyorsunuzdur ki, işte asıl tehlike bu. artı domuz eti haram. dikkat etmek lazım. ben şimdi bunları niye yazdım? çünkü tosbağalar da saçmalar.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu ilk cep telefonu
yıl 1998 di galiba panasonic gd65 miydi tam hatırlamıyorum, 3 modeli vardı, ben en son çıkan modelini almıştım, heryerde afişleri filan var, patronumda da ericson un ilk modeli var o takozlardan, şirkette olay olmuştu, gidip gelip vay be onistanbul da nasıl bir zenginse artık son model telefonu var diyordu patronum, utandığımı hatırlıyorum, daha sonra nokia 6110 sony ericson un metalik gri havalı bir modelini kullandım, babam aşırı kızmıştı cep telefonu alınca, ikide bir "sanki fabrikaları var, çok önemli işleri varda cep telefonu almış" diyordu, hey gidi günler...
devamını gör...
amaterasu (yazar)
güzel gönüllü bir yazar.
allah gönlüne göre versin.
allah gönlüne göre versin.
devamını gör...
dan dolayı
neden anlatım bozukluğu dediklerini anlayamadığım durumdur. tdk, "dolayı" sözcüğünü taradığınızda "-dan dolayı" kullanımına örnek verir. eş anlamlısı olan ötürü sözcüğününse başka kullanımı yoktur. metnin okunmasını kolaylaştırmak için bazen anlamı pekiştirecek kelimeler kullanılabilir.
2. zarf, halk ağzında ötürü:
"ona böylesi kararlarından dolayı soru sorulmazdı." - ayla kutlu
2. zarf, halk ağzında ötürü:
"ona böylesi kararlarından dolayı soru sorulmazdı." - ayla kutlu
devamını gör...
maaştan arta kalan
biraz kül biraz duman...
devamını gör...
12 yıllık esaret
solomon northub tarafından 1853 yılında yazılan 12 yıllık esaret kitabından uyarlanarak çekilmiş 2013 yapımı bir filmdir. film 7 dalda oscar almıştır. 134 dakikalık bir şaheser diyebilirim.
özgür bir adam olan solomon'ın özgürlüğünün alıkonularak köleleştirilmesini konu alıyor. 12 yıl boyunca bir çok iyi ve kötü olaylar geçiren salomon kanada'dan gelen bir kişinin yardımıyla eski özgür hayatına kavuşuyor.
sahnelerin genelinde köleliğin nasıl bir şey olduğunu bastıra bastıra gösteriyor. özellikle hepimizin farklı olduğu bu dünyada bazı farklılıkları nedeniyle ayrışan insanların fiziksel ve ruhsal zorbalığa karşı nasıl durumda olduklarını açık bir şekilde bu filmde bulabilirsiniz. kan, zorbalık, çıplaklık gibi durumlara gelemeyen izleyicilerin bu filmde bolca gözlerini kapatmaları gerektiğini söyleyebilirim.
kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. film akışı biraz yavaş olabilir ama sıkılmadan izleyeceğinizi düşünüyorum.
"hayatta kalmak ölümden kurtulmak değil, dikkatleri üzerine çekmemektir."
buna benzer bir film izlemek isteyenlere (bkz: django) filmini öneririm. bu filminde django ve sevdiği eşi ayrı ayrı köle olarak satılıyor. ve django'nun özgürlüğünü alıp karısını kurtarmaya gitmesini konu alıyor. django ımdb puanı 8.4/10
özgür bir adam olan solomon'ın özgürlüğünün alıkonularak köleleştirilmesini konu alıyor. 12 yıl boyunca bir çok iyi ve kötü olaylar geçiren salomon kanada'dan gelen bir kişinin yardımıyla eski özgür hayatına kavuşuyor.
sahnelerin genelinde köleliğin nasıl bir şey olduğunu bastıra bastıra gösteriyor. özellikle hepimizin farklı olduğu bu dünyada bazı farklılıkları nedeniyle ayrışan insanların fiziksel ve ruhsal zorbalığa karşı nasıl durumda olduklarını açık bir şekilde bu filmde bulabilirsiniz. kan, zorbalık, çıplaklık gibi durumlara gelemeyen izleyicilerin bu filmde bolca gözlerini kapatmaları gerektiğini söyleyebilirim.
kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. film akışı biraz yavaş olabilir ama sıkılmadan izleyeceğinizi düşünüyorum.
"hayatta kalmak ölümden kurtulmak değil, dikkatleri üzerine çekmemektir."
buna benzer bir film izlemek isteyenlere (bkz: django) filmini öneririm. bu filminde django ve sevdiği eşi ayrı ayrı köle olarak satılıyor. ve django'nun özgürlüğünü alıp karısını kurtarmaya gitmesini konu alıyor. django ımdb puanı 8.4/10
devamını gör...
evi kenevir tarlasına çevirmek
vay vay vay kafalara bak yine aşırı zekadan şaşkına dönmüş durumdayım. sizi bir küçük aydınlatayım.
bu adam yüzde doksan ihtimalle elektrik faturasından yakalandı. hps-600 w ampulle yapıyor bunları 30 tane vardır. o bitkilerin büyümesi için minimum (bak burası önemli minimum 12 saat açık kalması lazım) 600x30x12 günlük elektrik gideri. nerden baksan 3000-4000 tl elektrik faturası gelir. ha birde fan çalışması lazım 20 tanede fan olsa. 40 dairenin elektriğini çekiyorsun. hayırdır demezler mi be abicim size ? avcılarda hangi eve böyle fatura gelir ? boğazda yalı olsan en baba 1500 tl gelir.
normalde narkotiğin böyle bir uygulaması yok. ama biri elbet buradan patlatır. kapıcı patlatır. birisi faturayı görür. yada narkotiğin uzun süre bir başarısı olmaz. hemen bakarlar uygun bir bahaneyle patlatırlar.
bu arada iyi ki yakalanmışsınız siz. o apartmandan o kadar elektrik çekmek mucize. sadece kendinizi değil bütün apartmanı yakmanız an meselesiymiş.
bu adam yüzde doksan ihtimalle elektrik faturasından yakalandı. hps-600 w ampulle yapıyor bunları 30 tane vardır. o bitkilerin büyümesi için minimum (bak burası önemli minimum 12 saat açık kalması lazım) 600x30x12 günlük elektrik gideri. nerden baksan 3000-4000 tl elektrik faturası gelir. ha birde fan çalışması lazım 20 tanede fan olsa. 40 dairenin elektriğini çekiyorsun. hayırdır demezler mi be abicim size ? avcılarda hangi eve böyle fatura gelir ? boğazda yalı olsan en baba 1500 tl gelir.
normalde narkotiğin böyle bir uygulaması yok. ama biri elbet buradan patlatır. kapıcı patlatır. birisi faturayı görür. yada narkotiğin uzun süre bir başarısı olmaz. hemen bakarlar uygun bir bahaneyle patlatırlar.
bu arada iyi ki yakalanmışsınız siz. o apartmandan o kadar elektrik çekmek mucize. sadece kendinizi değil bütün apartmanı yakmanız an meselesiymiş.
devamını gör...
evet
her tanımının sonunu bu ifadeyle bitiren arkadaşımıza armağan ettiğim başlıktır. evet.
devamını gör...
lgbt'li ve hdp'li tayfanın haklı olan her muhalif hareketi baltalaması
haklı bir hareket, haklı bir harekettir. katılanların kimliği onu gayrimeşru yapmaz. eşcinsellerle ilgili bu nefretiniz faşizmdir, homofobidir, suçtur. insanları cinsel kimliği ve siyasi fikirleri yüzünden aşağılamayı kendine hak görenler aslında, haksızdır, tehlikelidir ve dünyanın başına beladır. o tapıncına doyamadığınız devlet bir gün sizin başınızı yediğinde size el uzatanların, bugün aşağıladığınız insanlar olduğunu göreceksiniz.
devamını gör...
unutulmayan fakirlik anıları
en beteri ise; gördüğün bolluktan, görülmemiş yokluğa düşmek olmalı...
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.
biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.
babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...
asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.
sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.
defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.
onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.
biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.
babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...
asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.
sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.
defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.
onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
devamını gör...
susun deli konuşuyor konuş deli
neden tam haliyle açılmamış diye şaşırdığım bizim toplum gündemi için hayat kurtarıcı bkz.
gün geçmiyor ki bir deli daha çıkıp açıklama yapmasın...
not: ben bu halini kullanmayı seviyorum, ne olur suikast düzenlemeyin. silmeyin, taşımayın modlar. reiss silme böyle seviyorum.
gün geçmiyor ki bir deli daha çıkıp açıklama yapmasın...
not: ben bu halini kullanmayı seviyorum, ne olur suikast düzenlemeyin. silmeyin, taşımayın modlar. reiss silme böyle seviyorum.
devamını gör...
dış görünüşe önem vermiyorum diyen insan
kendisi de tipsizdir.
devamını gör...
kendini sevmeyen insan
hayatında yolunda gitmeyen şeyler için kendini suçlayan , başarısızlık ve mutsuzluklarına kendini sebep gösteren insandır. bu yüzden sevmez kendini ve bir başkası da nasıl sevilir bilmez.
kendini sevmesi için sevilmeye ihtiyacı vardır,
ona sevmeyi öğretecek bir "sevgi" lazımdır.
kendini sevmesi için sevilmeye ihtiyacı vardır,
ona sevmeyi öğretecek bir "sevgi" lazımdır.
devamını gör...
file çorap
giyen kişiyi vezir de rezil de edebilecek çorap çeşidi. kimi kadın bunu gerçekten taşıyabilir, zarif durabilir. kimi kadında da oldukça avam durabilir. bazı erkeklere zarafeti, bazılarına erotizmi çağrıştırır.
bana çağrıştırdığı tek şey patates, soğan, limon.
bana çağrıştırdığı tek şey patates, soğan, limon.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gördüğü en saçma rüya
dün gece gördüğümdür. olası bir marvel filminin hikayesi olabilir.
şimdi iki adamı başka bir gezegene gönderiyoruz. adamlardan biri kafayı yiyor ve intihar etmek için tuhaf bir bombayı patlatmaya karar veriyor. tam patlatıcakken arkadaşı hey adamım ne yapıyorsun filan diyor ve bizimki bombayı patlatıyor. her yer cennet gibi bembeyaz. bir anda bizimki uyanıyor, lan nasıl ölmedim demeye kalmadan arkadaşının vücuduna bakıyor. ne görse iyi? arkadaşı uzun bacaklı, koca gözlü beyaz tenli bir uzaylıya dönüşmüş! hemen koşmaya başlıyor. uçarcasına ilerliyor ama anlık heyecandan bu özelliğinin farkına varmıyor. bir su birikintisinin önünde durunca gerçeğin farkına varıyor: o da artık bir uzaylıdır! sonra uyandım ama bence dünya'ya bir süper kahraman olarak dönüp iyilik yapmaya başlayabilir.
nasıl bir rüyadır bu anasını satayım?
şimdi iki adamı başka bir gezegene gönderiyoruz. adamlardan biri kafayı yiyor ve intihar etmek için tuhaf bir bombayı patlatmaya karar veriyor. tam patlatıcakken arkadaşı hey adamım ne yapıyorsun filan diyor ve bizimki bombayı patlatıyor. her yer cennet gibi bembeyaz. bir anda bizimki uyanıyor, lan nasıl ölmedim demeye kalmadan arkadaşının vücuduna bakıyor. ne görse iyi? arkadaşı uzun bacaklı, koca gözlü beyaz tenli bir uzaylıya dönüşmüş! hemen koşmaya başlıyor. uçarcasına ilerliyor ama anlık heyecandan bu özelliğinin farkına varmıyor. bir su birikintisinin önünde durunca gerçeğin farkına varıyor: o da artık bir uzaylıdır! sonra uyandım ama bence dünya'ya bir süper kahraman olarak dönüp iyilik yapmaya başlayabilir.
nasıl bir rüyadır bu anasını satayım?
devamını gör...
yeni başlayanlar için normal sözlük
tanım girmek, bir başlık gördüğünüzde başlığı okuyup ne olduğunu bilmeden başlık hakkında soğuk espri yapmak değildir.
öncelikle daha önce o başlık hakkında yazılan diğer tanımlara göz gezdirip aynı şeyi veya aynı espriyi yazmamak gerek.
bir başlık açmadan önceden o başlığa benzer başlık açılmış mı diye iyice kontrol edin. yoksa bir kitap veya filmin hem orjinal adı hem türkçe adı ile iki üç başlık açılıyor.
bir haber hakkında başlık açacaksanız o haberin linkini muhakkak verin. yoksa ne hakkında konuşulduğunu bilemeyiz. sadece bir şey hakkında bir yorum okumuş oluruz havada kalır söyledikleriniz.
bir tanım veya başlık hakkında yanlış olduğundan emin olduğunuz bir bilgi görürseniz tanım sahibini nazikçe uyarın hemen düzeltiyorlar. ben sürekli yapıyorum. yani başınzdan savmayın muhakkak uyarın.
öncelikle daha önce o başlık hakkında yazılan diğer tanımlara göz gezdirip aynı şeyi veya aynı espriyi yazmamak gerek.
bir başlık açmadan önceden o başlığa benzer başlık açılmış mı diye iyice kontrol edin. yoksa bir kitap veya filmin hem orjinal adı hem türkçe adı ile iki üç başlık açılıyor.
bir haber hakkında başlık açacaksanız o haberin linkini muhakkak verin. yoksa ne hakkında konuşulduğunu bilemeyiz. sadece bir şey hakkında bir yorum okumuş oluruz havada kalır söyledikleriniz.
bir tanım veya başlık hakkında yanlış olduğundan emin olduğunuz bir bilgi görürseniz tanım sahibini nazikçe uyarın hemen düzeltiyorlar. ben sürekli yapıyorum. yani başınzdan savmayın muhakkak uyarın.
devamını gör...
dünya dursa zaman da durur mu sorunsalı
dünya, döndüğün yönün tersi yönünde dönmeye başlasa(ki aniden olacak şey değildir önce hız azalır, bir anlığına durur ve eksi yönde tekrar hızına kavuşur.) zaman geriye doğru akmaz. sadece kavramlar değişir güneşin batışına gündoğumu, güneşin doğuşuna da günbatımı deriz artık. zamana hiçbir şekilde etki etmez. sadece yavaşlayıp durup ve tekrar eksi yönde hız kazandığı süreçte günlerin uzunluğu değişir.
devamını gör...

