başörtüsü sümer medeniyeti tarafından keşfedilmiş tanrı adına cinsellik hakkında halka bilgiler veren kutsal fahişeleri normal insanlardan ayırt etmek için kullanılan bir eşya idi, daha sonradan dul kadınlara da kutsal gözü ile bakıldığından onların da kullanımına geçmiştir. ileriki dönemlerde yahudiler tarafından sahiplenilmiş kadının kutsallığını sembolize eden bir nesne haline gelmiştir.
devamını gör...

bu kadar enerjik insanlarla ayni ortamda bulunmak cok guzel. umarim beynimin arka planinda ram in 70%ini durmadan mesgul eden anksiyete/depresif duygulardan kurtulup ben de guzel bir gune uyanirim artik.
devamını gör...

kurşun kalemi bıçakla sivriltmek.
devamını gör...

onu da sonsuza kadar kaybettim zaten.
devamını gör...

çok anlamadığım beni pek de ilgilenmediğim konu.
isterim ki burası büyümesin, hep böyle tatlış tatlış kendi halinde kalsın ama o da çok bencil bir istek olur.
devamını gör...

insanlar para verip sigara alıyorlar ve kendilerini zehirliyorlar işin kötüsü son zamanlarda dizilerin de etkisiyle sigara içmenin "cool" davraış olduğu algısı yayılıyor
edit: ne olur iki çikolata alıp yeseniz hepiniz yanlız kurt olmak zorundamısınız?
devamını gör...

bunu soran var mı gerçekten? hayır ya..
devamını gör...

zaman mefhumunun çok farklı işlediği bir yokluktu kalbinizin süzgecinden yoncalar çizerek avuçlarımıza bıraktığınız kelâma dokunamamak. kimilerine göre kısa ama benim için çook uzun bir yokluk! her gün "acaba geldi mi?" diyerek küçük bir kız çocuğu heyecanıyla kapınıza koşup, elinden şekeri alınmışçasına huysuz ve mutsuz dönüşlerim oldu. geçmiş seslenişlere sarıldım bir umut. çünkü hiç görmesen de konuşmasan da derininde hissedersin ya bazı gülüşleri; bir anne,abla, kardeş, dost sıcaklığıyla. sizi de öyle hisseder oldum gözlerim ruhunuza düşeli. bu kadar özletmeyin bir daha e mi? yüreğiniz dert görmesin! kaleminiz hiç tükenmesin! var olun, daima! sevgilerle.*
devamını gör...

betimmlerini okudukça ne kadar temiz yüreklii olduğunu gördüğüm yazar. bu akşamda başka bir özelilliğinie tanık oldum. :) yeni tanıyacağım . yer sofrası seven kız çocuk isteyen minnoş yazar okuduğun kadar okunacaksın. :)
devamını gör...

kötülüğe uğradığına ve uğrayacağına inananların gözü kara şekilde, sonuçlarını hesap edemeyerek, kontrol edilemez bir öfkeyle saldırgan tavırlar sergilemesi.
devamını gör...

anlamak bence. ama karşılıklı anlamak. istediğin gibi anlamak değil tabi. karşıdakinin istediği gibi anlamak. yoksa olmaz.
devamını gör...

peru'nun lima kentinde yaşanan bir olaydan adını alan psikolojik rahatsızlık.

kaçırdığı kadına âşık olan adamdan sonra ismi duyulmuş ve rahatsızlığın görülme sıklığı arttıkça namı yayılmıştır. anlaşılacağı üzere kendisi stockholm sendromu'nun tam tersi bir seyir gösteriyor. bilen bilir; stockholm sendromu'nda kaçırılan kişi, onu kaçıran kişiye aşık olur. bunda ise durum tersi şekildedir. rehin aldığı kişiye sempati duyan bir birey vardır. bunun en muhtemelen sebebi; vicdanen duyulan rahatsızlık veya suçluluk duygusu.

suçlu, suçunun farkına vardıkça vicdani olarak rahatsız oluyor ve bu rahatsızlık zamanla suçuna karşı bir sempati duymasına sebep oluyor. sonra da ver elini aşk. *
devamını gör...

keyfimin baş kahyasıyım...
devamını gör...

benim de çok yakında öğrendiğim ve çok şaşırdığım, ağırıma giden bir durumdur. evlilik ile bir kadını kendisine bu kadar yabancılaştırmak çok mantıksız ve çağın gerisinde bir uygulamadır.
devamını gör...

gittiğim üniversitenin kampüsü şehrin dışında bu da bizim evle üniversite arasında yaklaşık 1 saatlik mesafe yapıyor. napayım uyumuşum otobüste. bir uyandım bizim evin durağını da son durağı da geçmişiz geri dönüş yolundayız. biraz daha uyusaydım yeniden üniversiteye gidecektim snddjdnnd harika ya
devamını gör...

borç isteyip, vadesi geldiğinde çamura yatması.
devamını gör...

fransız yazar pierre boulle'un la planète des singes kitabından uyarlanan film ve dahi film serisi.

orijinal serinin bütün filmleri kronolojik sırayla: planet of the apes* (1968), beneath the planet of the apes* (1970), escape from the planet of the apes* (1971), conquest of the planet of the apes* (1972) ve battle for the planet of the apes* (1973) şeklindedir.

bu serinin ardından 2000'li yıllarda yeniden yapılan bir ikinci serisi de vardır. ayrıca televizyon dizisi, animasyonu ve bilgisayar oyunları dahi var imiş.

(girinin geri kalanında 1968'de yayınlanan ilk filmden bahsedilecektir.)

planet of the apes, bir uzay görevi için bilinmedik bir gezegene iniş yapan bir grup astronotu konu edinir. bu astronotlar, gezegende konuşamayan ilkel insan kabileleri ile bilişsel yetenekleri gelişkin ve böylece kendilerine bir uygarlık inşa edebilmiş olan maymunlarla karşılaşırlar. fakat bir sorun vardır: maymunlar her ne hikmetse insanlardan hiç hazzetmemektedirler.

aslında, film, muhteşem bir hiciv örneğidir. gözlerinin önündeki evrim gerçeğini kabullenemeyen (ya da kabullenmek istemeyen) zamane bilim insanlarına ve yöneticilerine alenen saldırılır. inançlarının gerekliliklerini yerine getirecekler diye bilim insanlığı niteliklerini unutan ve mevzubahis her neyse aksini kanıtlamaya çalışmak yerine çocukça görmezden gelmeyi seçen sözde bilim insanlarını hedef alır. zira bilim, inancınız her ne olursa olsun, gözünüzün önünde bir gerçek varsa öncelikle görmek, kabullenmek ve açıklamak; ancak bundan sonra aksini ispat etmeye çalışmaktır. zaten bütün bunların maymunlar üzerinden anlatılması da ister istemez çok eğlenceli bir alegoriyi beraberinde getirir.*

bununla ilgili olarak, filmin en güzel sahnesini de takdim edeyim: üç maymun!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

peki anlatmaya çalıştığı şey bununla mı sınırlıdır? hayır değildir.


filmin ilerlemesi ve finaliyle birlikte, aslında çok da uzaklarda bir gezegende olmadığımızı, şu bizim soluk mavi nokta'da olduğumuzu anlarız. meğerse hep korktuğumuz şeyi nihayet başarmış ve nükleer bir felaketle türümüzü yok etmiş, kalanları da insanlıktan çıkarmışız. maymunların yöneticileri ise bunu başından beri bilmekteymiş. insan denen hayvandan korkulması ve olabildiğince kontrol altında tutulması gerektiği, tam da bu yüzden dinlerine tesir etmiş.

böylece çıkarımlarımıza bir yenisini daha ekleriz: filmin başından beri "ulan şu maymunlara bak ya ahaha" diye dalga geçtiğimiz maymunlar aslında haklıdır. biz insanlara acıyıp, onların tarafını tutarken; aslında yanlış tarafta saf tutuyoruzdur.


bitti mi? bitmedi!
linda harrison (nova) pek güzel. nazar değmesin. gerçi değmiştir şimdiye kadar.*

ve son olarak da, bir konuyu çözelim: bu film dikkat çekici miktarda hollywood klişesi içerir. hâlâ izlememiş olan varsa*; eski filmlerden hoşlanmıyorsanız* ve özellikle bünyeniz klişeye karşı alerjik reaksiyon gösteriyorsa* izleyip izlememek size kalmış. "ya una nocte, bize bir film önerdin, bu nedir böyle be kardeşim?" demeyin sonra.
devamını gör...

özellikle eskiden okul, dershane gibi kurumlarda ezbere söylenen bomboş bir cümledir. az duymadık "matematiği yapan her şeyi yapar"ları. sevdirmekten çok öğrencileri uzaklaştırır bu dersten, yazık.
devamını gör...

her zaman iyi olmak zorunda değiliz varsın bugünde kötü olalım ne çıkar
devamını gör...

kendimi yaşıyor saymıyorum. üretmiyor, araştırmıyorum artık. kimselerle görüşmüyorum, eskisi gibi gülmüyorum. kimsenin uğramadığı bi ev gibi hissediyorum. varken yok. orda ayakta ama hayat yok, içinde bir soluk, sıcaklık yok. çabalamaktan ve hep olmamasından hem sıkıldım hem yoruldum. başkasının yükünü taşımaktan, onlar yerine de düşünmek zorunda olmaktan yıldım. benim hayatım varsa sadece ben yaşamak istiyorum. söz sahibi ben olayım. düşüncelerini ifade edebilen, -mış gibi yapmayan ben olmak istiyorum. şimdilerde ben hiç ben gibi değil. tanımadığım birine dönüştüm. tuhaf, garip ve oldukça yabancıyım..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim