ezel akay ve levent kazak'ın masalsı tarzının en güzel örneğidir benim için. dekorlar, makyajlar, müzikler ve tabii ki oyunculuklar senaryoyu o kadar güzel besliyor ki her izleyişimde farklı bir detaya gülümseyebilirim. sonda verdiği mizahın gücüyle ilgili mesaj da çok yerindeydi.
devamını gör...

olmayan sestir. varsa da unutmuşumdur. telefonum senelerdir sessizdedir çünkü.
devamını gör...

hafiften sararmış diş rengi.
filler dişlerini fırçalamış olsa süt gibi beyaz dişler ortaya çıkardı.
devamını gör...

çok hızlıyız aman ha kayıp düşmeyelim.
devamını gör...

"bitti diye üzülme, yaşandı diye sevin"

"birlikte gülüyorsanız mutluluktur
birlikte ağlıyorsanız dostluktur
ama birlikte susuyorsanız, bu aşktır."


"benden nefret edenlerden nefret edecek vaktim yok. çünkü ben bana değer verenleri sevmekle meşgulüm."

bu adamın sevdiğim daha birçok sözü var. ayrıca kendisi nobel ödüllü bir yazardır. kırmızı pazartesi kitabı çok güzeldi sonunu bildiğiniz bir cinayetin oluşumu gerçekten çok iyi işlenmişti özellikle sondaki "beni vurdular hala" cümlesi beni ağlatmıştı. ama albay'a mektup yok kitabının sonunu beğenemedim çünkü bitmemişti yani çok muallakta bitti. horoza ne oldu, albay'ın mektubu ne oldu, ne yiyip ne içtiler, oğulları yaşıyor mu yani aklımda çok soru var o kitapla ilgili yine de kendisi çok sevdiğim yazarlardandır.
devamını gör...

zaman zaman düşünüyorum. şimdilerdeyse rafa kaldırdım 2. üniversiteyi okuyarak kendimi tatmin ediyorum.
devamını gör...

kılıç hakkı aşağı yukarı şu demek: herhangi bir şekilde darülislam statüsüne kavuşturulan bir yerin geleceği üzerine kesin söz hakkı orayı fethedenindir.

ayasofya örneğinde her ne hikmetse hemen öncemizdeki kurtuluş savaşı değil, bilmemkaç yüzyıl gerisindeki istanbul'un fethi hadisesinden yola çıkılarak fatih sultan mehmed'in sözü baz alınıyor. halbuki bizzat fatih'in soyundan gelen bir padişahın* idaresinde, "saltanatıma dokunmayan kral bin yaşasın" düşüncesiyle, istanbul'un her köşesi bilfiil işgal altına alındığında; o istanbul'u düşman ahaliden kurtaran atatürk'tür. şehrin dört bir yanına dağılan, zafer sarhoşluğunun tesirinde memleketin her bir kutsalına sayısız terbiyesizlik gösteren düşman askerini kovan da odur, o kutsallara hak ettikleri değeri yeniden veren de.

o halde gayet net şekilde görüyoruz ki, istanbul'un kılıç hakkı eline aldığı ne idüğü belirsiz bir kılıçla şov yapan ali erbaş ve direkt bağlı bulunduğu recep tayyip erdoğan'ın değil; istanbul'u yeniden darülislam kılan rifat börekçi ve bağlı bulunduğu mustafa kemal atatürk'ündür.
devamını gör...

kelime kökeni araplara dayanan ve "parlak yüzlü" anlamına gelen bir kadın ismi.

ayrıca sıla'nın çok güzel, eğlenceli bir şarkısıdır.
tık tık.
devamını gör...

süpper yeni film. eline emeğine sağlık mellisho. ayrıntılar tek tek mükemmel. gidem de tekrar izleyem.
devamını gör...

belirsizlik yüzünden düşünüp durmak yerine atılması gerektiği taraftariyim. fakat sadece taraftarıyım. ben olsam muhtemelen atmam. varsayımlarım yahut gururdan bilinmez.
devamını gör...

sabahın ilk ışıklarında dışarıdaki tertemiz havayı derin derin içime çektiğim anlar..
devamını gör...

ıstırabın sonu yok sanma, bu âlem de geçer,
ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer,
gam karar eyleyemez hande-i hürrem de geçer,
devr-i şâdi de geçer, gussa-i matem de geçer,
gece gündüz yok olur, ân-ı dem âdem de geçer,

bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,
çağlayan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi?
inleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi?
çevrilir dest-i kaderle bu şu’unun fili mi,
ney susar, mey dökülür, gulgule-i cem de geçer,

ibret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan,
nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan.
niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan,
önü yoktan, sonu boktan, bu kuru da’vadan
utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer.

ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe,
süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
cahilin korku kokan defterini tanrı düre!
ma’rifet mahkemesinde verilen hükme göre,
cennet iflas eder, efsane-i âdem de geçer.

serseri neyzen’in aşkınla kulak ver sözüne,
girmemiştir bu avalim, bu bedyi’ gözüne.
cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne,
hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer.

(bkz: neyzen tevfik)
kendi sesinden dinlemek isteyenler için;
devamını gör...

madem daha önce kimse söylememiş, o halde merhaba.
devamını gör...

"bomboş, kalbimin odaları bomboş
halsiz hissiz, nasıl bu kadar loş?
gece insafsız, benden bile sarhoş
sabahladım, yedi gece durmadan üst üste
gittiği yerden arar diye
çok vicdansız, geceden bile sarhoş
...
ben sana nerden tutuldum?
yokluğunda hem nasıl duruldum?
sağ elimi solumla avuttum
boş yere, boş yere... "
devamını gör...

america.. where the dreams come true.. size, orada 2 sene yaşamış biri olarak dilim döndüğünce anlatmak istedim. 2 senede 12 eyalet gördüm. hayatımı sürdürdüğüm ve işimin olduğu yer yani hometownım minnesotaydı. amerika kafasında olan yazarcıklara; koşulların nasıl olduğunu, yaşamın nasıl olduğunu, karşılaşabileceğiniz zorlukları dilim döndüğünce anlatacağım.

öncelikle amerikaya work and travel gibi bir programla gittiyseniz, 3 4 aylık kısa bir zamanda aslında gözden kaçırdıklarınızı da anlatıcam. 2010da wat ile gittim. sonrasında 2014 yılında artık trde dakika duramam diye atlayıp gittim fakat 2016 ya kadar dayanabildim. manyak mısın döndün diyenlere ithafen herkesin yaşam tarzının, hayattan beklentilerinin farklı olduğunu baştan belirtmek isterim.

2014 ocakta başladı uzun yolculuğum. zaten öncesinde de gittiğimden vize işlemlerinde falan fazla zorluk yaşamadım. 1 senelik internship programıyla gittim. fakat 1 sene daha uzattım sonradan. iş yerindeki başarılarımdan dolayı, işyerimden konsolosluğa yazı falan yazıldı. bu elemanın vizesini uzatın ihtiyacımız var minvalinde. işimin ne olduğunu söylemek istemiyorum. zira fazla da afiş olmak istemem.

amerikada çalışmak için öncelikle yapacağınız şey, çalışma vizesi almak. ama internship acentaları hallediyor onu onda bir şey yok. size düşen kısım orada social security number almak. her eyaletin her şehrinde muhakkak bir ssn office var. oralardan halledebiliyorsunuz. ben 2010da hallettiğim için 2014de tekrardan almama gerek kalmadı. fakat bazen uzun süren bir süreç olabiliyor bu. amerikada bütün bürokratik olaylar çok yavaş. devlete konsolosluğa falan bir işiniz düşerse eğer türkiyede aynı gün içinde halledilebilen olaylar orada 2 3 ayı bulabiliyor. nadiren çok hızlı oluyor. mesela ehliyetimi kısa sürede almıştım. neyse.. ssn’yi aldınız artık sigortalı bir çalışansınız. kapitalizmi damarlarınızda hissetmeye başlayacağınız an tam da bu an.

tam anlamıyla saat olarak ne kadar çalışırsanız o kadar alıyorsunuz. kendi işiniz olmadıktan sonra işçi olarak her eyalette bu şekilde. ne eksik ne fazla. fazla saat çalışırsanız mesai ücreti alıyorsunuz değişiklik gösterse de benim çalıştığım yerde ekstra saate, saatlik ücretinin iki katını veriyorlardı. çalışma koşulları zor, mobbing fazla. en ufak hatada kafası kesilenleri gördü bu gözler. ben bu konuda şanslıydım. şeytan tüyümden midir nedir bilmiyorum ama müdürlerimle aram hep iyiydi. hatta gittikten 1 sene sonra orta sınıf yöneticiliğe bile terfi ettirildim çalıştığım şirkette. ama herkes o kadar şanslı olmuyor. hayallerle gelip hayallerle dönenler de oluyor.

insanlar çalışma ortamında tam anlamıyla bireysel. yani mesela bir gün bir çalışan işe gelmemişti. 2. günde gelmedi. 3. gün oldu kimse sormuyor adamı. öldü mü kaldı mı kimse aramıyor etmiyor. gelirse parasını alır, gelmezse gebersin gitsin minvalinde herkes. türkiyede olsa işe 1 saat geç kalsan arar haber verirsin. orada öyle bir şey yok. kimsenin de taktığı yok zaten. iş hayatının sosyal ortamları çalıştığım her yerde bu şekildeydi.

dışarı çıktığınızda ise bambaşka bir dünya var. boyut değiştirmiş gibi hissettiriyor. yolda tanımadıklarınız ‘i like your shirt, i like your shoe’ şeklinde laf atıp duruyor. başlarda bana mı yürüyorlar diye düşünsem de amaçları o değil. işte gerilen insanlar dışarda sadece stres atıyor. yani tabi ki böyle yaklaşılan bir türk yiğidi affetmiyor. beğendiklerini eleme yöntemiyle muhabbeti ilerletiyor. ilişkiler de garip ama. geceyi beraber geçirdiniz. her şey çok güzel en iyisi sizsiniz o gece. ama yarın olunca değişik şekilde buz dağları oluşuyor. sanki hiç tanışmamışsınız gibi tavırlar sergileniyor. insanların genelinin beyni sulanmış gibi. iyilikleri, düşünceleri iyi olsa da mesela senden bir sigara isteyip karşılığında 1 dolar veren insanlar var. otlakçılığın dimağı olan trde işlemez ki bu. almıyordum. almadım diye duygusallaşıp ağlayan bile gördü bu gözler. yani az insan olsunlar. az insanlık da öğretmedim.

to be continued
devamını gör...

ölmekten son derece korkuyor çünkü henüz yaşayabilmiş değil.
franz kafka
devamını gör...

puhahaha diye gülmemi sağlayan olay. nasıl bir simülasyondayız, ne yaşıyoruz biz anlamış değilim.*
devamını gör...

at üzerinde atatürk heykeli fotoğrafı paylaşılacaksa eğer, bir samsun'lu en hasını paylaşır. diğer şehirdekiler gelip önünde fotoğraf çektirebilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evrende insanlar gibi bilinç sahibi ve düşünebilen farklı canlı türlerinin de var olduğuna eminim fakat kanıtlayamam...

mikroorganizma türü canlıların varlığı kesin zaten. o konuda tartışmaya gerek görmüyorum.
devamını gör...

gayet hoş bulduğum tanıtım videosu .emeği geçenleri kutlarım,ellerine sağlık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim