bir insanı tanımak
çok zor olan eylemdir. tanıdığını sanabilirsin, birazını tanıyabilirsin ya da sana gösterdiği şekilde tanıyabilirsin. bunların hiçbiri de "gerçekten" tanımak olmaz bence. mesela çok neşeli, sıcakkanlı dediğiniz birisinin içinde neşe kırıntısı olmayabilir. çok soğuk, kibirli dediğiniz kişi de gayet samimi ve sıcakkanlı birisidir belki de. yani bir insanı anca onun istediği kadar tanıyabilirsiniz. zarf başka, mazruf başka.
devamını gör...
evdekilere küsüp kızınca yapılanlar
sobali evde kuzey tarafindaydi odam . yazları orada yatardim .kışın yataklar birleşirdi soba kurulurdu beş kardeş aynı odada. bir gün küstüm gittim odamda yattım sanırım aralık ayıydı. sabaha ne kolumu ne bacağımı ne boynumu oynatabildim. her tarafım tutulmuş. o günden sonra kış ayında kusmedim.
devamını gör...
fahişelik neden ahlaksızlıktır sorunsalı
çok kolay iş olduğu için.bide psikolojimiz bozuk edebiyatı yapmaları yok mu?
ne kadar escort varsa snaplerinde pahalı içkiler, pahalı arabalar, pahalı mekanlar. sorsan başına kötü şeyler gelmiştir ve çok fakirdir. yalan... bu işi az emek harcayıp lüks içinde yaşamak için yapıyorlar. lisede herkes ders yaparken tek işi seks olan tiplerin gelecekteki hali işte.
ülkedeki erkekler yokluktan damacanayı bile yaparken seks işçisi olmak easy money kovalamaktır.
riskleri yok mu tabi var zorlukları var mı tabi var. ama size şunu sorayım.sabah 7de dükkanı açan, temizliği yapan, rafları dizen,akşam 9da sayım yapıp 10da dükkanı kapatan, maaşının bir kısmını elden veren ve asgari ücret alan bir market çalışanı mı daha çok çalışıyor yoksa oral seks çekip bacağını açan biri mi? ya da şunu sorayım hangisini s... iyorlar?
ne kadar escort varsa snaplerinde pahalı içkiler, pahalı arabalar, pahalı mekanlar. sorsan başına kötü şeyler gelmiştir ve çok fakirdir. yalan... bu işi az emek harcayıp lüks içinde yaşamak için yapıyorlar. lisede herkes ders yaparken tek işi seks olan tiplerin gelecekteki hali işte.
ülkedeki erkekler yokluktan damacanayı bile yaparken seks işçisi olmak easy money kovalamaktır.
riskleri yok mu tabi var zorlukları var mı tabi var. ama size şunu sorayım.sabah 7de dükkanı açan, temizliği yapan, rafları dizen,akşam 9da sayım yapıp 10da dükkanı kapatan, maaşının bir kısmını elden veren ve asgari ücret alan bir market çalışanı mı daha çok çalışıyor yoksa oral seks çekip bacağını açan biri mi? ya da şunu sorayım hangisini s... iyorlar?
devamını gör...
turistin görebileceği herkesi aşılayacağız
keşke sağlıkçı ailelerinin de turistler kadar kıymeti olsaydı. bizi asiladiniz tamam ama anamız babamız eşimiz nolcak dediğimizde evlerinize gitmeyin dediniz. yurtlara, lojmanlara, misafirhanelere tiktiniz. ağlaya ağlaya camdan babama el salladigim zamanları hatırlıyorum. şimdi ise yine biz hastanede ailelerimiz ise evlerindeyken turistler denizlerimizde bizim suremedigimiz keyfi sürüyor.
ben artık yoruldum sözlük. çalışmaktan hasta bakmaktan değil, bu değersizlikten, bu iki yuzlulukten.
ben artık yoruldum sözlük. çalışmaktan hasta bakmaktan değil, bu değersizlikten, bu iki yuzlulukten.
devamını gör...
bir erkeğe anlık kalp krizi geçirten kadın hareketleri
isminizle atılan mesaj,
ör:
-novis?
+efendim
yazıyor...
ör:
-novis?
+efendim
yazıyor...
devamını gör...
yabancı yazarlar türkiye'de yaşasa yazacağı kitaplar
ernest hemingway - selalar kimin için okunuyor.
george orwell - çiflik bank - 2023
anton çehov - millet bahçesi
gogol - ölmekten beter olmuş canlar
victor hugo - evine ekmek götürmeye çalışan babanın bir günü.
george orwell - çiflik bank - 2023
anton çehov - millet bahçesi
gogol - ölmekten beter olmuş canlar
victor hugo - evine ekmek götürmeye çalışan babanın bir günü.
devamını gör...
yerli amerikalı
ingilizcesi native american... aynı zamanda american ındians, first americans, ındigenous americans olarak geçer.
amerika kıtasının gerçek sahipleridir. amerikanın batı tarafından keşfi ve kolonizasyondan önce orada yaşayan kişilerdir.
yerli amerikalı sözlü samoa, havai yerlileri, navajo , inuit gibi amerika kıtasının yerli halklarını tanımlar.
redskin yani kızılderili terimi ise apache, cheyenne gibi etnik grupları ve kabileleri tanımlamakta kullanılan argo kelimedir.
eskimo yine aşağılayıcı bir terimdir. çiğ et yiyen anlamına gelir. avrupalı yerleşimcilerin yerlilere yakıştırdıkları addır. halbuki bu grup yaşadıkları bölgeye ve bağlı oldukları sosyal kültüre göre kendilerini inuit, ınupiat, yupik ve alutiit gibi isimlerle anar.
kanada, amerika ve avrupada eskimo ve kızılderili tanımlamaları aşağılayıcı, hakaret niteliğindeki tanımlamalar olarak kabul edilmektedir.
türkçede hala kızılderili ve eskimo tanımlamaları yaygın olarak kullanılmakla birlikte kültürel hassasiyetlerin artmasıyla değişeceğini ummaktayım. bu gruplardan bahsederken ya grubun orijinal adını kullanınız samao, apache gibi ya da yerli amerikalı, ilk amerikalı gibi tanımlamaları kullanınız.
unutmayın türklerde bir dönem avrupalılar tarafından barbar olarak tanımlanmışlardır. bu kişileri ait oldukları etnik grup ya da kendi tanımlamaları yerine başkalarının verdikleriyle tanımlamak, bugün birinin sizi türk ya da türkiyeli yerine barbar olarak tanımlamasıyla aynıdır.
amerika kıtasının gerçek sahipleridir. amerikanın batı tarafından keşfi ve kolonizasyondan önce orada yaşayan kişilerdir.
yerli amerikalı sözlü samoa, havai yerlileri, navajo , inuit gibi amerika kıtasının yerli halklarını tanımlar.
redskin yani kızılderili terimi ise apache, cheyenne gibi etnik grupları ve kabileleri tanımlamakta kullanılan argo kelimedir.
eskimo yine aşağılayıcı bir terimdir. çiğ et yiyen anlamına gelir. avrupalı yerleşimcilerin yerlilere yakıştırdıkları addır. halbuki bu grup yaşadıkları bölgeye ve bağlı oldukları sosyal kültüre göre kendilerini inuit, ınupiat, yupik ve alutiit gibi isimlerle anar.
kanada, amerika ve avrupada eskimo ve kızılderili tanımlamaları aşağılayıcı, hakaret niteliğindeki tanımlamalar olarak kabul edilmektedir.
türkçede hala kızılderili ve eskimo tanımlamaları yaygın olarak kullanılmakla birlikte kültürel hassasiyetlerin artmasıyla değişeceğini ummaktayım. bu gruplardan bahsederken ya grubun orijinal adını kullanınız samao, apache gibi ya da yerli amerikalı, ilk amerikalı gibi tanımlamaları kullanınız.
unutmayın türklerde bir dönem avrupalılar tarafından barbar olarak tanımlanmışlardır. bu kişileri ait oldukları etnik grup ya da kendi tanımlamaları yerine başkalarının verdikleriyle tanımlamak, bugün birinin sizi türk ya da türkiyeli yerine barbar olarak tanımlamasıyla aynıdır.
devamını gör...
annesine saat kaçta doğduğunu soran erkek
yüksek ihtimalle sevgili yapmıştır.
manitasıyla burç murç cart curt muhabbetine girip bu soruyu cevapsız bırakmıştır onu aydınlatmak için anasına danışmıştır.
nerden baksan tiksinç bişey erkek adamın burcu adam burcudur bundan başkasına kafa yoran tüysüzdür.
manitasıyla burç murç cart curt muhabbetine girip bu soruyu cevapsız bırakmıştır onu aydınlatmak için anasına danışmıştır.
nerden baksan tiksinç bişey erkek adamın burcu adam burcudur bundan başkasına kafa yoran tüysüzdür.
devamını gör...
saniyelik salaklıklar
az önce kahvaltı öncesi kendime türk kahvesi yapayım dedim. ne kadar güzel, hem pazar hem uykumu aldım hem de dünkü baş ağrısından eser yok diye kendimi de motive ediyorum bir yandan. diğer yandan da kahvaltıda neler yerim diye aklımdan geçiriyorum.
her neyse iki ayrı cezve var evde; biri yumurta haşlamak diğeri kahve yapmak için. dolaptan bir tane yumurta çıkardım, yumurta haşlama cezvesine koydum, daha kahvaltı etmeyeceğim için de tezgahın üzerinde bıraktım.
sıra geldi türk kahvesi yapmaya, dedim damla sakızlı yapayım sabah sabah mis gibi koksun ev. ölçtüğüm suyu ve kahveyi cezveye koydum ve ocağın altını yaktım. tam kahveyi karıştırayım derken takır tukur ses geldi cezveden. bilin bakalım kim yumurta cezvesinde türk kahvesi yapmaya çalışıyor?!
hayır hepsi gözünün önünde be kadın! yumurta cezvesine kahveyi koyarken yumurtayı da görüyorsun bu nasıl bir bilinçsizlik hali!! utanmadan karıştırıyorsun bir de. yoo hayır çatlamadı yumurta falan, gelmesin gözünüzün önüne yumurtalı damla sakızlı türk kahvesi karışımı. iğrenç çünkü.*
her neyse iki ayrı cezve var evde; biri yumurta haşlamak diğeri kahve yapmak için. dolaptan bir tane yumurta çıkardım, yumurta haşlama cezvesine koydum, daha kahvaltı etmeyeceğim için de tezgahın üzerinde bıraktım.
sıra geldi türk kahvesi yapmaya, dedim damla sakızlı yapayım sabah sabah mis gibi koksun ev. ölçtüğüm suyu ve kahveyi cezveye koydum ve ocağın altını yaktım. tam kahveyi karıştırayım derken takır tukur ses geldi cezveden. bilin bakalım kim yumurta cezvesinde türk kahvesi yapmaya çalışıyor?!
hayır hepsi gözünün önünde be kadın! yumurta cezvesine kahveyi koyarken yumurtayı da görüyorsun bu nasıl bir bilinçsizlik hali!! utanmadan karıştırıyorsun bir de. yoo hayır çatlamadı yumurta falan, gelmesin gözünüzün önüne yumurtalı damla sakızlı türk kahvesi karışımı. iğrenç çünkü.*
devamını gör...
ağlayamamak
belki her şeye göğüs gerebilecek kadar güçlüsündür ya da belki ağlayamayacak kadar güçsüz. kim bilir?
devamını gör...
ateistlerin vatan haini olduğu gerçeği
müslümanlara da terörist diyelim o zaman?
saçma sapan başlıklar açmayın.
saçma sapan başlıklar açmayın.
devamını gör...
başlık açmayı hobi edinmiş yazar
tam da şu anda bir tanesinin, sözlüğün altını üstüne getirdiği durum.
sözlükte başlık açacağım diye, muhtemelen eline sözlük alıp, meseleyi seri bir eyleme dökme durumu...
sözlükte başlık açacağım diye, muhtemelen eline sözlük alıp, meseleyi seri bir eyleme dökme durumu...
devamını gör...
tanıma değil yazara oy vermek
(bkz: biz bunları hep yazdık)
#458655 #549062 #661226 #682839 #669457
parmaklarımı artık yormak istemediğim için daha önce yazdıklarımdan birini buraya güm diye yapıştırıyorum. sadece kulüp ibaresini başlık olarak değiştirdim. *
moral bozmak gibi olmasın ama bu yapılanma ile öyle başlıkla falan baş etmeniz mümkün değil * çok acayip taktikleri var. bu taktikleri oturup inceleyip sayfalarca makale bile yazabilirsiniz. aynı zamanda çok gizli çalışıyorlar. yer altı örgütlenmesi gibi bir şey. misal adam/kadın daha yeni üye olmuş sözlüğe bismillah demeden canım/cicim/tatlım/balım diye nick altı girmeye başlıyor. arkadaş ne ara tanıdın? ne ara okudun? ne ara hakkında fikir sahibi oldun?
ayrıca kontrlgerilla taktikleri uyguluyorlar. sözlüğü ele geçirmişler resmen ve her noktada adamları var. canım cicim terör örgütü ile beğeni favori trolleri/tugayları içli dışlı iki örgüt. her iki örgütte de yer alan çift taraflı çalışan ajanlar var.
bu örgütlerin çökmesi için içerden çözülme gerekiyor. birilerinin youtube videoları çekip ifşalara başlaması lazım ki, genel bazda bir uyanış yaşansın. * anlayacağınız bu mafyatik düzeni öyle kolay kolay yok edemezsiniz. zira deniz salyası gibi yapışkan örgütler bunlar. üzerinize bir kere salyaları bulaşırsa yandığınızın resmidir. bence başınıza bir şey gelmeden hemen başlığa kilit vurun. yoksa faili meçhullere hazır olmak zorundasınız.* yolunuza döşenecek ballı lokma mayınlarına, parça tesirli jelibonlara ve çokomelli güdümlü füzelere karşı dikkatli olmanızı dilerim.
ekleme: rakun kardeş yazmış bazı hücreler çökertildi ama bilmediğimiz çok hücre var. artı ejderha kardeşi de tehdit ve baskı ile yıldırdılar adam ponçik oldu. yakında yoldaşı da derdest edip kontrolü ele geçirebilirler. yani demem o ki, onca lafa rağmen ar etmiyorlar. etmeyecekler de, o yüzden sıkmayın canınızı. bizim aylardır klavyemizde tüy bitti. bunlarda azim bitmedi. bırakınız yağlasınlar, bırakınız yıkasınlar...
#458655 #549062 #661226 #682839 #669457
parmaklarımı artık yormak istemediğim için daha önce yazdıklarımdan birini buraya güm diye yapıştırıyorum. sadece kulüp ibaresini başlık olarak değiştirdim. *
moral bozmak gibi olmasın ama bu yapılanma ile öyle başlıkla falan baş etmeniz mümkün değil * çok acayip taktikleri var. bu taktikleri oturup inceleyip sayfalarca makale bile yazabilirsiniz. aynı zamanda çok gizli çalışıyorlar. yer altı örgütlenmesi gibi bir şey. misal adam/kadın daha yeni üye olmuş sözlüğe bismillah demeden canım/cicim/tatlım/balım diye nick altı girmeye başlıyor. arkadaş ne ara tanıdın? ne ara okudun? ne ara hakkında fikir sahibi oldun?
ayrıca kontrlgerilla taktikleri uyguluyorlar. sözlüğü ele geçirmişler resmen ve her noktada adamları var. canım cicim terör örgütü ile beğeni favori trolleri/tugayları içli dışlı iki örgüt. her iki örgütte de yer alan çift taraflı çalışan ajanlar var.
bu örgütlerin çökmesi için içerden çözülme gerekiyor. birilerinin youtube videoları çekip ifşalara başlaması lazım ki, genel bazda bir uyanış yaşansın. * anlayacağınız bu mafyatik düzeni öyle kolay kolay yok edemezsiniz. zira deniz salyası gibi yapışkan örgütler bunlar. üzerinize bir kere salyaları bulaşırsa yandığınızın resmidir. bence başınıza bir şey gelmeden hemen başlığa kilit vurun. yoksa faili meçhullere hazır olmak zorundasınız.* yolunuza döşenecek ballı lokma mayınlarına, parça tesirli jelibonlara ve çokomelli güdümlü füzelere karşı dikkatli olmanızı dilerim.
ekleme: rakun kardeş yazmış bazı hücreler çökertildi ama bilmediğimiz çok hücre var. artı ejderha kardeşi de tehdit ve baskı ile yıldırdılar adam ponçik oldu. yakında yoldaşı da derdest edip kontrolü ele geçirebilirler. yani demem o ki, onca lafa rağmen ar etmiyorlar. etmeyecekler de, o yüzden sıkmayın canınızı. bizim aylardır klavyemizde tüy bitti. bunlarda azim bitmedi. bırakınız yağlasınlar, bırakınız yıkasınlar...
devamını gör...
yazarların unutamadığı çocukluk anısı
çalışkan ve sevilen bir öğrenci olduğum için ilkokulda bir arkadaşım benimle türlü sebeplerle tartışıp benimle konuşan diğer arkadaşlarıma seçim yapmalarını söylerdi. herkes onu secerdi çünkü sosyal biriydi. 3 sene böyle okudum; kimse benimle konuşmaz, vakit geçirmek istemezdi. o günlerde yaşadığım yalnızlık beni bugün ayakta tutan gücün temelini atmış, yeni farkediyorum. kimseden beklentin olmadan yaşamayı öğreniyorsun. ama o anı ve sana hissettirdiği duygu hiç unutulmuyor.
devamını gör...
mini etek özgürlükse eşine giydirir misin sorunsalı

t: anlama kabiliyeti zayıf insanların kafaya takacağı türden sözde bir sorunsal.
amme hizmeti: beyler o bahsedilen özgürlük, eşinizin kendi isteğiyle mini etek giymeye karar verme özgürlüğü; yoksa sizin eşinizi istediğiniz şekilde giydirme "özgürlüğünüz" gibi bir şey değil ve olamaz da zaten. böyle bir şey özgürlük değil tahakküm olur.
devamını gör...
felsefenin amacı soru sormak mı yoksa çözüm bulmak mı sorunsalı
cevabı varsa felsefe diyebilir miyiz? şüpheden doğan düşünce felsefenin tanımı. ben şüphe üzerine düşünce diyorum. feldefeden kastınız bir ideoloji veya ideal değil, düşünmekse, cevabı olmayan üzerine düşünmek daha değerlidir.
devamını gör...
notre dame'ın kamburu
bazı kitapları okurken film izler gibi olursunuz ama bu film izlemekten çok daha canlı bir histir. işte bu da öyle bir kitaptı. esmeralda'yı ve quasimodo'yu hiçbir film bu kadar canlı ve görünür kılamazdı.
devamını gör...
kaygı veren dostluklar
carlos fuentes kitabıdır.
dünyada korku romanı deyince akla bir çırpıda birkaç isim gelir. bunlardan edgar allen poe’yu ilk sıraya yazabilirim, çağdaş dönemde ise elimizde stephen king vardır ki bence onun da yeri poe kadar tartışılmazdır. büyülü gerçeklik dediğimiz zaman ise aklımıza gabriel garcia marquez düşer ilk solukta ki bu da gayet doğaldır. bu ikisinin bir birleşimi için ise fuentes’in kaygı veren dostluklar kitabındaki öykülere başvurabiliriz.
fuentes borges’e çok benziyor. zaten sanırım latin amerika edebiyatında aydınlık gözlü borges üstadıma benzemeyen yoktur. herkes ucundan kıyısından bulaşmıştır borges’e. yine de fuentes’in kendine has büyüleyici bir üslubu olduğunu söylemezsem de büyük haksızlık etmiş olurum.
bu kitapta latin amerika’da geçen bir kont drakula öyküsüne rastlayacaksınız, vlad’ın sömürü dolu sımsıcak güney amerika topraklarında boy göstermesine tanık olacaksınız. kan içen iki ihtiyarın hikayesi de ilginizi çekecektir mutlaka. ya da dünyaya gönüllü sürgün bir meleğin hikayesi. peki hastasına dokununca onu canlandıran bir doktorun öyküsüne ne dersiniz? hepsi fuentes’in kaleminin ucundan damlıyor.
hepimizin kaygı veren dostlukları var ve hepimiz büyülü bir gerçeklik içinde korkuyla yaşıyoruz.
dünyada korku romanı deyince akla bir çırpıda birkaç isim gelir. bunlardan edgar allen poe’yu ilk sıraya yazabilirim, çağdaş dönemde ise elimizde stephen king vardır ki bence onun da yeri poe kadar tartışılmazdır. büyülü gerçeklik dediğimiz zaman ise aklımıza gabriel garcia marquez düşer ilk solukta ki bu da gayet doğaldır. bu ikisinin bir birleşimi için ise fuentes’in kaygı veren dostluklar kitabındaki öykülere başvurabiliriz.
fuentes borges’e çok benziyor. zaten sanırım latin amerika edebiyatında aydınlık gözlü borges üstadıma benzemeyen yoktur. herkes ucundan kıyısından bulaşmıştır borges’e. yine de fuentes’in kendine has büyüleyici bir üslubu olduğunu söylemezsem de büyük haksızlık etmiş olurum.
bu kitapta latin amerika’da geçen bir kont drakula öyküsüne rastlayacaksınız, vlad’ın sömürü dolu sımsıcak güney amerika topraklarında boy göstermesine tanık olacaksınız. kan içen iki ihtiyarın hikayesi de ilginizi çekecektir mutlaka. ya da dünyaya gönüllü sürgün bir meleğin hikayesi. peki hastasına dokununca onu canlandıran bir doktorun öyküsüne ne dersiniz? hepsi fuentes’in kaleminin ucundan damlıyor.
hepimizin kaygı veren dostlukları var ve hepimiz büyülü bir gerçeklik içinde korkuyla yaşıyoruz.
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
odamın penceresinden , sisler arasında kalmış ağaçlara bakıyordum. ne zaman gelmiştim, nasıl olmuştu hatırlamıyorum. en son neden yazamıyorumdiye düşünürken, masamda son gördüğüm yarım bırakılan romanidi. şimdi ise gözlerimi açtım ve buradayım; geçirdiğim sinir krizinden sonra getirildim sanırım buraya.
etrafımda değişik insanlar vardı; tek tek tarif etmeye çalışayım size.
yatağın demirlerine bacaklarını koyup, baş aşağı sallanan kişi kendisine seneca diyordu; ben ise ona duruşundan dolayı yarasa senecadiyordum. uyumazdı pek, geceleri ne zaman kafamı çevirsem oradaydı.
hemen çaprazında (bkz: yahudi duvar ustası ılvis yorgo efendi) duruyordu. ona neden mi böyle bir lakap taktım? sayın yorgo efendi, sürekli duvarlara bakıp, kusurlarını bulmakta; eline geçirdipi plastik çatal parçalarıyla duvarları düzeltmeye çalışırdı.
uffff… yine o sesler… bazen herkes bir ağızdan bağırıyorlar. ortam genelde vahşi ve kaotikoluyor burada. siyah elbiselibir kadın var; sakin sakin dururken, çığlığı basıveriyor arada. sesten çoğu zaman rahatsızoluyorum ama yapılacak bir şey yok. ben de ortamla zıtlaşmamak, ortama uymak için hep şu borsa terimini aklımdan geçiriyorum: trendisyourfriend.
neyse, nerede kalmıştım? ha, size koğuş arkadaşlarımdan bahsediyordum.
pencerekenarından 2.sıradaki arkadaşım , folloş baksırıyla gezen edgar. aslında ismi bu değil tabi, biz ona burada erdal kalın poe
diyoruz.
devam edeceğim ama her yer benim gibi bozuk kafa’larla dolu. yatağıma döndüğümde yarım bıraktığım çözülemeyen sudokuyu görüyorum. bir bilene sormak istiyorum ama burası doğru yer değil sanırım. kendi içimde bile yalnız değilim, bir ben belki de iki ben var içimde.
dı dı dıt nı nı bu melodi… hatırladım. star wars hayranı olan devrin’in.. star wars’un melodisini mırıldanıyor gene. ha onun lakabı mı? biz ona devrin skywalker diyoruz. yatakları doctor whoile yan yana. beraber uzay maceraları hakkında uzun uzun sohbet ediyorlar her gece.
benim yanımda yatan güzel sesiyle meja.ona bu lakabı ben verdim. karşı yatakta ise suç ve ceza kitabını ezbere bilen, bundan mütevellit emekli raskolnikov lakabı verilen arkadaşım var. yıllardır buradaymış, o yüzden başta sadece raskolnikov olan lakabının önüne sonradan emekli kelimesi eklenmiş.
koğuşun sonundan zippodan çıkan çınn sesi duydum şimdi. neron lakaplı hastamız. ona benzini olmayan bir zippo vermişler, onla oynardı. evleri ateşe vermeyi seviyormuş, o yüzden göndermişler buraya onu. burayı mı yakacaksın? diye sordum; ne sandındedi.
aynı sırada (bkz: meja)’nın yanında , eski bilim insanı marie curie var. hiç konuşmadığı için niye geldi bilmiyoruz.
zaten normal birinin burada işi ne? kimse buraya manyak olmaya karar verdimdiye gelmez sanıyorum. peki örnek vatandaş
iken ben nasıl geldim buraya?
uff… ilaçlardan herhalde, ka-fa 1500. pencere dışında siyah kargavar; hayal mi görüyorum bilemiyorum. kartallar yalnız uçar da kargalar sürüyle gezer. tek başına işi ne burada?
kafam dönmeye başladı. kendisine çarşaflarından kanat yapmış olan sadrazam ikarus’un sol kanadı’ndan bana selam verdiğini gördüm; hemen yanında ivan milinski vardı ; daha detayına giremeyeceğim; gözlerim kapanmaya başladı. kafam biraz kül biraz duman
keşke burası yerine deniz kenarında olsaydım. deniz hayattır ,diyerek noktalıyorum.
etrafımda değişik insanlar vardı; tek tek tarif etmeye çalışayım size.
yatağın demirlerine bacaklarını koyup, baş aşağı sallanan kişi kendisine seneca diyordu; ben ise ona duruşundan dolayı yarasa senecadiyordum. uyumazdı pek, geceleri ne zaman kafamı çevirsem oradaydı.
hemen çaprazında (bkz: yahudi duvar ustası ılvis yorgo efendi) duruyordu. ona neden mi böyle bir lakap taktım? sayın yorgo efendi, sürekli duvarlara bakıp, kusurlarını bulmakta; eline geçirdipi plastik çatal parçalarıyla duvarları düzeltmeye çalışırdı.
uffff… yine o sesler… bazen herkes bir ağızdan bağırıyorlar. ortam genelde vahşi ve kaotikoluyor burada. siyah elbiselibir kadın var; sakin sakin dururken, çığlığı basıveriyor arada. sesten çoğu zaman rahatsızoluyorum ama yapılacak bir şey yok. ben de ortamla zıtlaşmamak, ortama uymak için hep şu borsa terimini aklımdan geçiriyorum: trendisyourfriend.
neyse, nerede kalmıştım? ha, size koğuş arkadaşlarımdan bahsediyordum.
pencerekenarından 2.sıradaki arkadaşım , folloş baksırıyla gezen edgar. aslında ismi bu değil tabi, biz ona burada erdal kalın poe
diyoruz.
devam edeceğim ama her yer benim gibi bozuk kafa’larla dolu. yatağıma döndüğümde yarım bıraktığım çözülemeyen sudokuyu görüyorum. bir bilene sormak istiyorum ama burası doğru yer değil sanırım. kendi içimde bile yalnız değilim, bir ben belki de iki ben var içimde.
dı dı dıt nı nı bu melodi… hatırladım. star wars hayranı olan devrin’in.. star wars’un melodisini mırıldanıyor gene. ha onun lakabı mı? biz ona devrin skywalker diyoruz. yatakları doctor whoile yan yana. beraber uzay maceraları hakkında uzun uzun sohbet ediyorlar her gece.
benim yanımda yatan güzel sesiyle meja.ona bu lakabı ben verdim. karşı yatakta ise suç ve ceza kitabını ezbere bilen, bundan mütevellit emekli raskolnikov lakabı verilen arkadaşım var. yıllardır buradaymış, o yüzden başta sadece raskolnikov olan lakabının önüne sonradan emekli kelimesi eklenmiş.
koğuşun sonundan zippodan çıkan çınn sesi duydum şimdi. neron lakaplı hastamız. ona benzini olmayan bir zippo vermişler, onla oynardı. evleri ateşe vermeyi seviyormuş, o yüzden göndermişler buraya onu. burayı mı yakacaksın? diye sordum; ne sandındedi.
aynı sırada (bkz: meja)’nın yanında , eski bilim insanı marie curie var. hiç konuşmadığı için niye geldi bilmiyoruz.
zaten normal birinin burada işi ne? kimse buraya manyak olmaya karar verdimdiye gelmez sanıyorum. peki örnek vatandaş
iken ben nasıl geldim buraya?
uff… ilaçlardan herhalde, ka-fa 1500. pencere dışında siyah kargavar; hayal mi görüyorum bilemiyorum. kartallar yalnız uçar da kargalar sürüyle gezer. tek başına işi ne burada?
kafam dönmeye başladı. kendisine çarşaflarından kanat yapmış olan sadrazam ikarus’un sol kanadı’ndan bana selam verdiğini gördüm; hemen yanında ivan milinski vardı ; daha detayına giremeyeceğim; gözlerim kapanmaya başladı. kafam biraz kül biraz duman
keşke burası yerine deniz kenarında olsaydım. deniz hayattır ,diyerek noktalıyorum.
devamını gör...