abime bime kadar gidip gelicem demiştim ama aslında kargoya gittim. nerede kaldın diye sorunca da köpekler önüme çıktı bende kestirme yolundan geldim demiştim.
hayatında yediğin en büyük kazık nedir?
devamını gör...

yaaaa teşekkür ederim canımmmm o senin güzelliğin.
t:kendisine çiçekle gelen insana çiçekle koşan insanın yapacağı harekettir. ben iltifat aldığımda kızarıp bozarıp hemen teşekkür ediyor, sonrasında karşılık vereceğim bir şeyse mutlaka karşılık veriyorum. böylece sonsuz bir döngüye giriyoruz.
devamını gör...

belki hala buradasın
belki de çoktan gittin
sorular konuşuyor yine
istemediğim cevaplar veriyorum
bir kez daha
kalbimden geçenleri düşlüyorum
değişmiyor
gecenin yüksek kahkahaları eşliğinde
sabahı yavaş yavaş demliyorum
karanlığın perdesini aralayıp
kaçıp gitmek istiyorum
yetmiyor
hiçbir şey yetmiyor
ya da çok fazla
her şey çok fazla geliyor
kabullenmiyor
uçlarda yürüyorum
son bulacak fevkalade veya
alelade bir yer bir gök bir alev
çabucak silecek ve dahi öze dönecek
zaman yontulacak ve töze dönecek
saniyelerin bir anlamı olmayacak
kayıp giden yıldızlar parlayacak
ve ben kahroluyorum.
devamını gör...

orijinalinden başka versiyonları kaldırmayan güzide bir metallica şaheseri. ne canlı performans ne de apocalyptica, sadece albümdekini dinleyebiliyorum gerekli etkiyi alabilmem için.
devamını gör...

hawai de zıplayan pire anlamına gelen 4 telli çalgıdır.4 çeşit ukulele vardır.
-soprano
-concert
-tenor
-baritone
devamını gör...

beyfendiliği askıya aldığım gecedir. an itibariyle kadıköy derbederi olarak güncelliyorum. açtım yayını dinlemekteyim.
devamını gör...

almanyada yaşlı bakım evlerinden kaçış vakalarının artması sonucu insanların verdiği kararları gözden geçirip vazgeçmeleri ya da kaçma girişiminde bulunsalar bile kolayca yakalanabilmeleri için alman hükümeti huzurevlerinin yakınına sahte duraklar inşa etmiştir.
devamını gör...

alfred adler'e ait, sorgulama yetinizi geliştiren, hayata bambaşka bakmanızı sağlayabilecek, okuyana çok şey katan muazzam kitap.
devamını gör...

bilye, topaç, kaset, futbolcu kartı, toz leblebi, çatapat, mantar tabanca, kız kaçıran, sulugöz sakızı, arı mayalı silgiler, şeker kız candy, heidi, tsubasa, şirinler. sokakta oynayan çocuklardık biz, toplu konut bilmezdik.
devamını gör...

ev insanıyım.

pandemiyle beraber eve kapanıp market alışverişime kadar aklınıza gelecek her şeyi evden yapmaya başladım. (aslında pandemiden önce başladım ben eve kapanmaya. buna daha önce değinmiştim tekrardan değinmek istemiyorum.)zaten işimde evdendi ki bu ara onu da bıraktım. iyice yaydım eve mabadımı.
devamını gör...

bu konuda genellikle soyut şeylerden ya da spesifik olaylardan bahsedilir; ölüm, acı, gam, keder, aşk, trafik kazası vs. ben daha somut bir şeyden bahsetmek istiyorum: arkadaş. evet, bir arkadaş insanın hayatını iyi ya da kötü yönde değiştirir. değiştiremese de en kötü ihtimalle ivmelendirir. iyiysen daha iyiye gitmeni, kötüysen kötüleşmeni destekler. uzun zamandır kötü şeylerden bahsettiğimiz için bugün iyi taraftan bakacağız ve konuyu kapatacağız.

hayatta bizi en çok etkileyen faktörlerden biri mesleki tercihlerimiz ve gelişimimizdir. çoğumuzun çektiği en büyük sancı da var olan enerjimizi, çalışma arzumuzu hangi alana yönlendireceğimizi bilemememizdir. sözgelimi finans alanına yönelecek bir insanın önünde bir deniz uzanır. bir mühendisin birçok opsiyonu vardır ve hangi alanda uzmanlaşacağına karar vermekte çok zorlanır. iş deneyimi olmadan bu gerçekten zordur ve iş deneyimi için sizi şöyle bir çıkmaza sokarlar: falanca alanda iki yıl deneyimli. haha, çok ironik bir durumdur bu. deneyim kazanabilmeniz için açılan ilanlar çok kısıtlıdır ve kalanların çoğu da deneyim istemektedir. bu durumun bizde yarattığı motivasyon eksikliğini giderecek olan şey, sizin hayatınızı da değiştirecektir. ihtiyacımız olan bir bakış açısıdır aslında. bu bakış açısını da bir arkadaş, bir akşam yemeğinden sonra, çayınızı yudumlarken söyler size.

insanız, tutkularımız, arzularımız ve hayallerimiz var. bizdeki bu hasletlerin bir yönü, üzerimizde tahakküm kurabilmeleridir. görünürde çok güzel olan tutkularımız da hayallerimiz de bizi zehirliyordur. şöyle somutlaştıralım: sözgelimi farklı kültürlere merakı olan, ülke ülke gezmek isteyen bir insan, tüm odağını bu tutkusunu gerçekleştirmeye yönlendirir. buradan temellenen kişi için iş hayatıyla alakalı görüş, daha fazla boş zaman ve bu boş zamanı takviye edebilecek maddi güçtür. yani kişi daha az çalışarak para kazanmak, var olan standartların üstüne de farklı ülkeleri gezme, konaklama vs. gibi şeylere kaynak ayırabilmek ister. bu yüzden de kısa yoldan para kazanma hevesine kapılır ya da zaman-kazanç dengesini kuramadığı için kendisini sistemin dışına iter. bu büyük risktir ve kişiyi özgüvensiz, başıboş, iki tarafı da yürütememiş bir insan haline getirebilir.

işte bu gibi durumlarda, en büyük ilaç yeni bir bakış açısını kazanmaktır. kişi kendi kendine kaldığında, araştırma yaptığında, genellikle kendi istekleri doğrultusunda okumalar, dinlemeler yapar. farklı görüşleri dinlese de içselleştirmekte zorlanır çünkü tutkularının esiri olmaktadır. bu, hepimizde olan bir şey. farklı bakış açısına sahip bir arkadaş, kendi doğrularıyla, gerçekleriyle size konuşur. bu, bir gün önce ne yaptığını ya da hayatında ne gibi tökezlemeler olduğunu bilmediğiniz falanca gazetecinin size öğrettiğinden daha fazlasını öğretir. çok soyutlaştığının farkındayım, hemen örnekleyelim.

sözgelimi siz bu korkunç karmaşanın içerisindeyken, sistemi sorgularken, arkadaşınız çoktan bu sistemin gerçeklerini kabullenmiş ve buna boyun eğmiştir ve bu kabullenmişlikle bir yol kat etmiştir. en azından sizin kurduğunuz ütopyayı gerçekliğe yansıtmış, oradan kendi bakış açısına göre farklı kazanımlar elde etmiştir. hiç yoktan iyidir anasını satayım. dünyayı dört dönme hayali kurarken, bağcılar'dan beşiktaş'a gidemeyecek duruma gelmekten iyidir ve bu adam bu konumdadır. sizden de bunu tamamen reddetmemenizi, bir nebze kabullenme gerektiğini söyler. beklentilerinizi, taleplerinizi hiç olmazsa hayatı yorumlayış şeklinizi değiştirmenizi söyler size. siz de bu sayede bir durum analizi yapar, bir ona bir kendinize bakarsınız ve gelecekteki adımlarınızı ona göre atarsınız.

bazen arkadaşın bir davranışı, bir güzelliği size bir şey öğretir. sözgelimi sevdiklerine karşı değer bilmez bir halde, iyice çirkinleşmişsinizdir ve ısrarla bu tutumunuzu sürdürüyorsunuzdur. hak ettiğiniz şey esaslı bir terk ediliştir ama şu veya bu sebeple ilişkileriniz devam ediyordur. arkadaşınız da bir zamanlar çok sevdiği bir insanı kaybetmenin acı hatırasını taşımaktadır. siz, iki saat sonra sahilde kız arkadaşınıza türlü zorbalıklar yapacağınız bir buluşma için "2 gibi ayşe ile buluşacağım. bu ara çok tripli, kıracağım kalbini" dediğinizde, bir anda onun dönüp "çözülmeyecek hiçbir sorun yok. sarıl kardeşim, değerini bil. bir gün yollarınız ayrılır, saçlarının kokusunu özlersin" dediğini işitirsiniz. haha, beyin gerçekten çok enteresan çalışır. "saçlarının kokusu" bölümüne takılırsınız. evet, saçları ne güzel kokuyordur. saçları ayşe'nin kokusudur. o kokuyu içinize çekesiniz gelir. gidersiniz ve sarılıp koklarsınız saçlarını. ondan buna uygun, güzel bir yaklaşıö bulursunuz çünkü güzellik güzelliği doğurur. bir gün gidebileceğini düşünürsünüz, ona haksızlık ettiğinizi düşünürsünüz. acaba şu konuda çok mu üzerine gidiyorsunuzdur ? belki de adet dönemlerinde daha ılımlı olmalısınızdır. ilişkinizi daha güzel bir çerçeveye oturtmaya başlarsınız.

işte iyi arkadaş, bu gibi ince nüanslarla dokunur size. sizin için, belki birçokları için sıradan olabilecek kahverengi gözlerinin ne kadar güzel olduğunu anlarsınız. yaşamın bütünüyle bir mücadele yeri olduğunu, meydan okumak için fazla zayıf olduğunuzu anlarsınız. bir yerden başlamak gerektiğini anlarsınız. sizde var olan güzelliklere bir dostunuzun hasretlik çektiğini, onun için her şeyini verebileceğini anlarsınız. dert edilmeyecek şeyleri dert ettiğinizi, davranışlarınızın şımarıklık olduğunu anlarsınız. hayatı biraz olsun okuyabiliyorsanız, arkadaşınızın bir cümlesinin birçok sorunu çözmek için size önemli bir hatırlatma olabileceğini anlarsınız. velhasıl, iyi bir arkadaş hayatınızı değiştirir.
devamını gör...

para üstünü hiç sakız olarak almamıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vanilya kokulu mektuplar
küçük kara balık
kraliçeyi kurtarmak
küçük ağacın eğitimi
bir şeftali bin şeftali
devamını gör...

kendi halinde sessizce yaşarken olayların seni bulması hadisesi. bu mevzu filmlerde sıkça işlenmiştir. kahramanımız bir köşede kendince yaşarken alakası olmayan kişilere yardım ettiği için kendisini belanın ortasında bulur. bu sıralar benim de başımdan pek bela eksik olmuyor.
devamını gör...

an itibarıyla idrakını yaşadığım durumdur. hele ki türkiye gibi bir ülkede doktora yapıyorsanız. hele ki güzel havada dört duvar arasına kapanmaya zorlanmışsanız. aslında doktora veyahut karantina da değil durum. bunların hepsi birer faktör. ki doktora benim seçimimdi. kimse buna beni zorlamadı. türkiye'de doktora yapmak adında bunu ayrıca anlatacağım. ama genel olarak hayat çok vasat değil mi? mevcut düzen ve insan ilişkileri çok vasat değil mi? ben de mi bir problem var acaba? her şeyi kuralına göre yaşadığımız bir hayat. bize neler yapmamız gerektiği dikte edilen bir hayat. ha, "yapmıyorum ya!" derseniz de ötekileştirilmeyi, yalnızlaşmayı ve deli damgasını almayı kabul ediyorsunuz demektir.

çinli bir arkadaşım var. abi virüs oradan çıkmadı mı? bunlar durmadan gezip duruyor. ne maske, ne kısıtlama. hiçbir şey yok. her ay başka yerlere gidiyorlar. ben üç kuruşun hesabını yapmak zorundayım. hoş para olsa da çıkamıyorum.

çıldırmamak için biraz daha film izleyeyim. biraz daha uyuşturayım kendimi. hadi biraz daha kandıralım kendimizi. genciz.
devamını gör...

bir ahlaki eylemin iyiliğinin ölçütünün o eylemin faydalı olup olmamasıdır, diyen düşünce akımı. bence birçok sıkıntısı var.
kime fayda sağlayacak? oyun teorisi başlığında bahsetmiştim, bazen kendi çıkarlarımız ile karşıdakinin çıkarları çakışır. ya o çıkarlı çıkacaktır ya siz. böyle bir durumda pragmatizm maksimum kâr nasılsa onu yapın der. diyelim ki ya kendi çocuğunuz ya da 2 tane yabancı çocuk ölecek. kim kendi çocuğunu kurtarmaz ki? aynı pragmatizm fayda sağlamayan bilgi yanlıştır da der. yani pragmatist düşünürsek pragmatizm yanlıştır.başka bir durumda faydanın ölçülememesi de sıkıntı çıkarır. büyük uçak kazaları sonucunda onlarca yüzlerce insan ölür ama bu sayede uçak yolculukları çok daha güvenilir bir hal alır. şimdi bu kazalar iyi mi kötü mü?

ayrıca niyete hiç bakmaması ise saçmalıktır. inşaat çalışması yapan bir insanın bir taşı çatıda bırakması ve rüzgar nedeniyle başınıza düşmesi durumu ile kavga ettiğiniz kişinin başınıza taş atması pragmatizme göre aynı derecede kötüdür. halbuki birisinde yanlışlıkla yapılan bir kötülük varken diğerinde bilerek yapılan bir kötülük söz konusu.
devamını gör...

biz sıradan çinko karbon yazarları malikanesinden izleyip, hakkımızda hüküm dağının eteklerinden çakıl taşları toplayıp fırlatan moderatör:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

*sormaz ki bilsin,
sorsa bilirdi..
bilmez ki sorsun,
bilse sorardı.
devamını gör...

birkaç yıl sonra netflix ya da başka bir platformda dizisinin yapılacağını düşündüğüm aile. kendi içlerinde bu kadar suça yatkın, bu kadar sabıkası kabarık bir aile cumhuriyet tarihinde var mıdır, bilmiyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim