percewell
okumaktan zevk aldığım bir yazar; ne yazık ki sık yazmıyor ve her gün sayfasından hayal kırıklığıyla ayrılıyorum. umarım kısa süreli bir boşluktur bu; sizi okuyan ve ne yazacağınızı merak eden benim gibi yazarlar da var. #1710982 yoksa bu ve benzeri anılardan mahrum kalacağız. saygılarımla sayın yazar.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sözlüğün energizer tavşanından* beklenmeyecek ağırlıkta bir şarkıyla içimizden geçtiği yayın...
devamını gör...
türkçe bilmeyen biriyle arkadaş olmak
dil bariyerinden ve kültür farkından ötürü ilginç ve eğlenceli olabiliyor. iki taraf da ingilizce biliyorsa bir süre sonra anlaşmakta sorun yaşamıyorsunuz.
devamını gör...
barış murat yağcı'nın şarkı çıkarması
(bkz: bundan bize ne olması)
devamını gör...
dert olur
düşündürdü yine beni gözlerin ile de bilinen haluk levent şarkısıdır.
düşündürdü yine beni gözlerin
her bakışın içimde ateş olur
beni benden alır senin sözlerin,
biri biter ötekisi dert olur.
geçmişte kaldı artık mutlu günler
deli gönlüm sana hala vurgundur
yeter artık yeter gönül feryat et
bir bakarsın düşlerin gerçek olur
yeter artık yeter gönül feryat et
düşünüp susmak içine dert olur
yeter artık yeter gönül feryat et
bir bakarsın düşlerin gerçek olur
düşündürdü yine beni gözlerin
her bakışın içimde ateş olur
beni benden alır senin sözlerin,
biri biter ötekisi dert olur.
geçmişte kaldı artık mutlu günler
deli gönlüm sana hala vurgundur
yeter artık yeter gönül feryat et
bir bakarsın düşlerin gerçek olur
yeter artık yeter gönül feryat et
düşünüp susmak içine dert olur
yeter artık yeter gönül feryat et
bir bakarsın düşlerin gerçek olur
devamını gör...
yazarların rüyaları
görülebilecek en absürd rüyaları da ben görüyorum nedense. *
*
bugün de köylü apla* ve birkaç yazarla* kapatıldığımız yurttan kaçıyorduk. kırmızı, üstü açık* bir spor arabayla.* biz bindik, gidiyorduk ki ne görelim köylü, elindeki tablo*yla arkamızda kaldı. tam yakalanmak üzereyiz derken, ben devreye giriyorum ve diyorum ki direksiyona ben geçeyim, böylece hızlanmış oluruz*, siz de köylüyü çeker çıkarırsınız, kaçarız.
haydaaa. orada uyandım. tam adrenalinin patlak verdiği noktada. heyhat. *
yalnız çok iyi geldi. moralim düzeldi. rüyamda bile moralimi düzelten kadın şu köylü apla... diğer yazarlar kimdi inanın bilmiyorum ama deli araba kullanırım. alengirli işlerinizde* * bir tanım kadar uzağım.*
işte sonraki rüyamda da, sevmediğim bi yazarın mesaj attığını gördüm.. uyanır uyanmaz, yemedim, içmedim, sözlüğe girdim ve mesaj kutumu kapattım. yeter bu kadar durduğu. ** *
kavgaya hiç gerek yok. pis yaratık, senden nefret ediyorum.. *
veee bu kadar. en azından moralim düzeldi. yalnız kırmızı araba güzeldi yaa. onu mu alsam? *
lütfen herkes abuk subuk rüyalarını anlatsın da, beni yalnız bırakmasın yaa* korkuyorum.*
özetle; hepinize tatlı rüyalar. uyumaya devam edin.
ancak unutmayın; bütün uyuyanları uyandırmaya, bir tek uyanık yeter.*
o, ben değilim.
peki kim? *
*
bugün de köylü apla* ve birkaç yazarla* kapatıldığımız yurttan kaçıyorduk. kırmızı, üstü açık* bir spor arabayla.* biz bindik, gidiyorduk ki ne görelim köylü, elindeki tablo*yla arkamızda kaldı. tam yakalanmak üzereyiz derken, ben devreye giriyorum ve diyorum ki direksiyona ben geçeyim, böylece hızlanmış oluruz*, siz de köylüyü çeker çıkarırsınız, kaçarız.
haydaaa. orada uyandım. tam adrenalinin patlak verdiği noktada. heyhat. *
yalnız çok iyi geldi. moralim düzeldi. rüyamda bile moralimi düzelten kadın şu köylü apla... diğer yazarlar kimdi inanın bilmiyorum ama deli araba kullanırım. alengirli işlerinizde* * bir tanım kadar uzağım.*
işte sonraki rüyamda da, sevmediğim bi yazarın mesaj attığını gördüm.. uyanır uyanmaz, yemedim, içmedim, sözlüğe girdim ve mesaj kutumu kapattım. yeter bu kadar durduğu. ** *
kavgaya hiç gerek yok. pis yaratık, senden nefret ediyorum.. *
veee bu kadar. en azından moralim düzeldi. yalnız kırmızı araba güzeldi yaa. onu mu alsam? *
lütfen herkes abuk subuk rüyalarını anlatsın da, beni yalnız bırakmasın yaa* korkuyorum.*
özetle; hepinize tatlı rüyalar. uyumaya devam edin.
ancak unutmayın; bütün uyuyanları uyandırmaya, bir tek uyanık yeter.*
o, ben değilim.
peki kim? *
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
çok utanıyorum,lakin anlatmak içinde cok hevesliyim neyse uzatmıyım.
çok sacma ama 14 yaşıma kadar babannemin adını bilmiyordum işin acı tarafı ben 10 yaşına gelene kadar hep bizde kaldı.
çok sacma ama 14 yaşıma kadar babannemin adını bilmiyordum işin acı tarafı ben 10 yaşına gelene kadar hep bizde kaldı.
devamını gör...
babaannenin kullandığı mükemmel sözler
ne kadar küçüktün
nasıl yaşadın sen?
erken doğdum
anne sütü almadım
kuvöz görmedim
babanmemin dualarıyla büyüdüm.
ilk torunuydum.
dünyanın en şeker
en kolay anlaşılır
en kafade dengi
en uyumlu kadını idi.
allah rahmet eylesin.
o öldü kızım doğdu
kızıma onun adını verdim
onu çok özlüyorum.
olsa burda kocaman göğüslerine kafayı koysam
beni okusa üflese
içim açılsa
ferahlasam
ona herkesi şikayet etsem
ne p.o.kdurler dese
demiyor ama.
seven bir babannenin
varlığı ile büyümek
demek
şanslı bir çocukluk demektir.
nasıl yaşadın sen?
erken doğdum
anne sütü almadım
kuvöz görmedim
babanmemin dualarıyla büyüdüm.
ilk torunuydum.
dünyanın en şeker
en kolay anlaşılır
en kafade dengi
en uyumlu kadını idi.
allah rahmet eylesin.
o öldü kızım doğdu
kızıma onun adını verdim
onu çok özlüyorum.
olsa burda kocaman göğüslerine kafayı koysam
beni okusa üflese
içim açılsa
ferahlasam
ona herkesi şikayet etsem
ne p.o.kdurler dese
demiyor ama.
seven bir babannenin
varlığı ile büyümek
demek
şanslı bir çocukluk demektir.
devamını gör...
prometheus
2012 yapımı bilim kurgu ve korku filmi. ölmek istemeyen bir yaşlı adamın (tabii ki ultra zengin) yaratıcısını bulmak ve ölümsüzlüğe ulaşmak için uzay gemisi ve mürettebatını bir yolculuğa göndermesini anlatıyor. film bilim kurgu ile başlayıp daha sonra korku ve gerilim ile devam ediyor. çokça içinde varoluş ile ilgili sorular da var. film aynı zamanda eski bir alien serisinin tekrar çekimiymiş. eski filmleri izlemedim ama bunu beğendim.
yeni bir gezegen ve onu keşif sürecini izlemesi aşırı keyifliydi. insan niçin yaratılmıştır, yaratıcının amacı nedir gibi sorular vardı. müthiş bir kısım ile insanların ürettiği bir robotun "peki siz bizi niye yarattınız" demesi üzerine insanın "çünkü yapabileceğimiz için" demesi insanı gerçekten hayal kırıklığına uğratıyor. yarıtıcılarımız nasıl bir şey, amaçları ne, sırları ne falan müthiş konular var. bir de gezegendeki tehlikeler var ama onlardan konuşmak istemiyorum. korkunçlar çünkü.
tek eleştirim yaratıcı bence mükemmel olmalıydı. kendi kurdukları canlı savunma sistemi tarafından yok edilmemeliydiler. yaratıcı dediğin biraz akıllı olur. bu kadar mal olunmaz. ayrıca tipleri de çok çirkin tasarlanmış. ı̇nsana bu kadar benzemeleri de hoşuma gitmedi. ve sonunda tek canlı kalan kadının arayışa devam etmesi beni deli etti. dön dünyana, bırak ortalığı karıştırma.
ikinci filmi de varmış. yakın zamanda izleyeceğim.
yeni bir gezegen ve onu keşif sürecini izlemesi aşırı keyifliydi. insan niçin yaratılmıştır, yaratıcının amacı nedir gibi sorular vardı. müthiş bir kısım ile insanların ürettiği bir robotun "peki siz bizi niye yarattınız" demesi üzerine insanın "çünkü yapabileceğimiz için" demesi insanı gerçekten hayal kırıklığına uğratıyor. yarıtıcılarımız nasıl bir şey, amaçları ne, sırları ne falan müthiş konular var. bir de gezegendeki tehlikeler var ama onlardan konuşmak istemiyorum. korkunçlar çünkü.
tek eleştirim yaratıcı bence mükemmel olmalıydı. kendi kurdukları canlı savunma sistemi tarafından yok edilmemeliydiler. yaratıcı dediğin biraz akıllı olur. bu kadar mal olunmaz. ayrıca tipleri de çok çirkin tasarlanmış. ı̇nsana bu kadar benzemeleri de hoşuma gitmedi. ve sonunda tek canlı kalan kadının arayışa devam etmesi beni deli etti. dön dünyana, bırak ortalığı karıştırma.
ikinci filmi de varmış. yakın zamanda izleyeceğim.
devamını gör...
önce başlığa bakarım başlık mı diye sonra yazara bakarım abdulseyidbincabbar mı diye
devamını gör...
güne bir başkent bırak
(bkz: ankara)
devamını gör...
güne bir sanat eseri bırak
bugün kapak görseli olarak seçtim michelangelo'nun kaybolmuş "leda and swan"inin 16. yüz yılda yapılmış kopyasını.
malum zeus, bir kuğu kılığına girerek leda'yı baştan çıkarmaya çalışır ve onu taciz eder. leda and swan hikayesi, yunan mitolojisinden sanata defaatle evrilmiş, yüzlerce defa ele alınmış ve yorumlanmış bir tema. italyan rönesans ustalarının hikayenin yorumuna erotik nitelik kazandırdıkları da bir gerçek olarak burnumuzun dibinde örnekleriyle duruyor.
esasen o dönem bir erkekle bir kadının cinsel birlikteliğini sanat aracılığıyla bile olsa alenen sergilemek için uygun değil, *. pompei ya da herculaneum duvar fresklerinde kadın erkek cinsel birleşmesinin mükemmel örneklerini görebilmemize rağmen, italyan ustalar bir kadını bir erkekle değil bir kuğuyla çiftleşirken tasvir etmek cihetine giderek hem işi daha kolay kabul edilebilir bir hale getirdiler hem de öte yandan pornografik ve erotik olan arasındaki farkı vurgularcasına estetiğe daha uygun olan ikincisini seçmiş oldular.
konunun işlendiği pek çok sanat ürününde leda ve kuğu’nun durumu, kadın erkek ilişkilerine dair cinsel göndermelere yönelik bir anlam taşır, michelangelo’da bu en çok fiziksel bir tutkuyla kendinden geçişi, mest olma durumunu işaret eder.
rubens'in kopyasından başka, 1530'da tamamlanmasından çok kısa bir süre sonra büyük popülerlik kazanan michelangelo’ya ait kayıp leda ve kuğu resminin corbelis bos tarafından yapılmış bir kopyası günümüze kadar gelebilmiş durumda. bos'un, kadrajın kenarına yerleştirdiği çocuklar ve yumurtaları da gördüğümüz; böylelikle anneliğe atıfta bulunan kopyasının orjinaline çok daha yakın olduğu bilinir.

benim kapak resmi olarak seçtiğim 1530’dan sonra yapılmış kopyada * ise çocuklar ve yumurtalar yok. buradan leda’ya yüklenen annelik rolünden farklı olarak erotizmi sonuna kadar okuyabildiğimizi söylemek yanlış olmaz. leda’nın kuğuyla birleşme anı, fallik durumdaki kuğu boynu(zeus) da hesaba katılarak leda'nın kadınlığına, aldığı hazza ve tutkuya metaforik olarak gönderme yapar.

kaynak
kaynak
malum zeus, bir kuğu kılığına girerek leda'yı baştan çıkarmaya çalışır ve onu taciz eder. leda and swan hikayesi, yunan mitolojisinden sanata defaatle evrilmiş, yüzlerce defa ele alınmış ve yorumlanmış bir tema. italyan rönesans ustalarının hikayenin yorumuna erotik nitelik kazandırdıkları da bir gerçek olarak burnumuzun dibinde örnekleriyle duruyor.
esasen o dönem bir erkekle bir kadının cinsel birlikteliğini sanat aracılığıyla bile olsa alenen sergilemek için uygun değil, *. pompei ya da herculaneum duvar fresklerinde kadın erkek cinsel birleşmesinin mükemmel örneklerini görebilmemize rağmen, italyan ustalar bir kadını bir erkekle değil bir kuğuyla çiftleşirken tasvir etmek cihetine giderek hem işi daha kolay kabul edilebilir bir hale getirdiler hem de öte yandan pornografik ve erotik olan arasındaki farkı vurgularcasına estetiğe daha uygun olan ikincisini seçmiş oldular.
konunun işlendiği pek çok sanat ürününde leda ve kuğu’nun durumu, kadın erkek ilişkilerine dair cinsel göndermelere yönelik bir anlam taşır, michelangelo’da bu en çok fiziksel bir tutkuyla kendinden geçişi, mest olma durumunu işaret eder.
rubens'in kopyasından başka, 1530'da tamamlanmasından çok kısa bir süre sonra büyük popülerlik kazanan michelangelo’ya ait kayıp leda ve kuğu resminin corbelis bos tarafından yapılmış bir kopyası günümüze kadar gelebilmiş durumda. bos'un, kadrajın kenarına yerleştirdiği çocuklar ve yumurtaları da gördüğümüz; böylelikle anneliğe atıfta bulunan kopyasının orjinaline çok daha yakın olduğu bilinir.

benim kapak resmi olarak seçtiğim 1530’dan sonra yapılmış kopyada * ise çocuklar ve yumurtalar yok. buradan leda’ya yüklenen annelik rolünden farklı olarak erotizmi sonuna kadar okuyabildiğimizi söylemek yanlış olmaz. leda’nın kuğuyla birleşme anı, fallik durumdaki kuğu boynu(zeus) da hesaba katılarak leda'nın kadınlığına, aldığı hazza ve tutkuya metaforik olarak gönderme yapar.

kaynak
kaynak
devamını gör...
puana kıyıp renkli mahlas almamak
bütün maaşı sadece bir ay kullanma hakkı olan eşyaya harcamak gibi.*
6500 puanı harcarken de yutkunursun. yalan mı?*
canın yanar...
6500 puanı harcarken de yutkunursun. yalan mı?*
canın yanar...
devamını gör...
meslek hayatınızda karşılaştığınız çarpıcı olaylar
ailem mezun olur olmaz git hayatını kurtar diye amerikaya postalamıştı vaktiyle. benzin istasyonunda iş buldum, çalışıyorum. gece 11:30 civarı kapatmak üzere hazırlıklar yapıyorum; bir limuzin yanaştı. içinden en fazla 25 yaşlarında gösteren, boyu rahat 1.80 olan kilolu sarışın bir abla indi. bira, çerez aldı geldi ödeme yaparken nasıl gidiyor dedi. iyi, birazdan kapatacağım dedim. sen neredensin, kimsin muhabbeti yaptı, türküm, yeni geldim vs muhabbeti işte. sen beni tanımadın değil mi dedi, yok dedim hiçbir fikrim yok. o zamanların ünlü komedi dizisinin (3. rock from the sun) başrolüymüş; kristen johnston .ben tanımıyorum seni ama izleyeceğim söz dedim. biraz daha kounştuk, gitti. ertesi gün evde kuzenlere anlattım, çıldırdılar. fotoğraf alsaydın, imza alsaydın falan. ne bileyim, tanımayınca heyecan yapmadı dedim....
abu dhabi’de şantiyeden çıkıp al jazire futbol takımının idman sahasında futbol oynuyorum oradaki expatlar ile her çarşamba. takımın idmanı bitince futbolcular gelip bize katılırdı, maç yapardık. iki üç sene öncesinin a.c. milan efsanesi george weah oynuyordu al jazire’de. o da katılırdı bize. ben maçta onu marke ederdim. iki üç kere yere düşürmüşlüğüm, sayısız top çalmışlığım var dünya yıldızı adamdan. sonradan liberya devlet başkanı oldu adam....
oradan ingiltereye geçtik. hafta sonları londra metrosunda merdivenleri tamir ediyoruz. knightsbridge istasyonu, harrods çıkışı malum, elit mekanlar. istasyon gece birde kapanacak, bizde inip merdiven basamaklarını değiştireceğiz. tabi benim ekip iri kıyım türk işçilerden oluşuyor. kafayı bulmuş gayler yanaşırdı bizim elemanlara. bizimkiler anlamıyor tabi; “şef ne diyor bu değişik??!!” falan, siz bakın işinize boşverin derdim, takılanları da yollardım bir şekilde...
oradan libyaya geçtik. bizim şirketin bağlantısı fethi laga diye bir tip. seyfülislam kaddafinin sağ kolu. saf deli bir yarma. libyada herkesin tanıdığı, korktuğu manyağın teki. birgün bir sebeple arabasındayız. trafik var. çıktı kaldırıma bastı gidiyor manyak. ileride polis durdurdu. polise “seni burada dayaktan öldürürüm” dedi. eleman “affet abi, bilemedim, kem küm” moduna girdi, biz kaldırımdan devam ettik. sonrasında malum, kaddafiyi indirdiler. tesadüfen olaylardan bir gün önce ayrıldık trablustan. bütün eşyalarım orada kaldı. geri dönemedik almak için.
sonra bağdat’a gittik aynı şirketle. yeşil bölgeye girip çıkıyoruz, işin bir kısmı orada. 4 kısım şefi atladık arabaya yeşil bölgeye gireceğiz. girişte arama var tabi. her gün girdiğimizden bizi tanıyorlar ama prosedür aynı. neyse arama başladı, biz kenarda gırgır yapıp bekliyoruz. arama köpeği oturdu kaldı. onu götürdüler, diğer köpek geldi. o da oturdu. amerikalılar geldi. siz ne ayaksınız diyor. ulan türk şirketiyiz işte yolu yapıyoruz, biliyorsunuz bizi ya dedik. adamlar oracıkta tampon vs söktüler arabayı. iki saat bekledik. köpekler bomba kokusu almış. çıkmadı bişey tabi. geri döndük kampa. ucuz atlattınız dediler. normalde içeri alırlarmış, sorgu vs bir aydan önce çıkamazdınız dediler....
daha çok var böyle de yoruldum.
abu dhabi’de şantiyeden çıkıp al jazire futbol takımının idman sahasında futbol oynuyorum oradaki expatlar ile her çarşamba. takımın idmanı bitince futbolcular gelip bize katılırdı, maç yapardık. iki üç sene öncesinin a.c. milan efsanesi george weah oynuyordu al jazire’de. o da katılırdı bize. ben maçta onu marke ederdim. iki üç kere yere düşürmüşlüğüm, sayısız top çalmışlığım var dünya yıldızı adamdan. sonradan liberya devlet başkanı oldu adam....
oradan ingiltereye geçtik. hafta sonları londra metrosunda merdivenleri tamir ediyoruz. knightsbridge istasyonu, harrods çıkışı malum, elit mekanlar. istasyon gece birde kapanacak, bizde inip merdiven basamaklarını değiştireceğiz. tabi benim ekip iri kıyım türk işçilerden oluşuyor. kafayı bulmuş gayler yanaşırdı bizim elemanlara. bizimkiler anlamıyor tabi; “şef ne diyor bu değişik??!!” falan, siz bakın işinize boşverin derdim, takılanları da yollardım bir şekilde...
oradan libyaya geçtik. bizim şirketin bağlantısı fethi laga diye bir tip. seyfülislam kaddafinin sağ kolu. saf deli bir yarma. libyada herkesin tanıdığı, korktuğu manyağın teki. birgün bir sebeple arabasındayız. trafik var. çıktı kaldırıma bastı gidiyor manyak. ileride polis durdurdu. polise “seni burada dayaktan öldürürüm” dedi. eleman “affet abi, bilemedim, kem küm” moduna girdi, biz kaldırımdan devam ettik. sonrasında malum, kaddafiyi indirdiler. tesadüfen olaylardan bir gün önce ayrıldık trablustan. bütün eşyalarım orada kaldı. geri dönemedik almak için.
sonra bağdat’a gittik aynı şirketle. yeşil bölgeye girip çıkıyoruz, işin bir kısmı orada. 4 kısım şefi atladık arabaya yeşil bölgeye gireceğiz. girişte arama var tabi. her gün girdiğimizden bizi tanıyorlar ama prosedür aynı. neyse arama başladı, biz kenarda gırgır yapıp bekliyoruz. arama köpeği oturdu kaldı. onu götürdüler, diğer köpek geldi. o da oturdu. amerikalılar geldi. siz ne ayaksınız diyor. ulan türk şirketiyiz işte yolu yapıyoruz, biliyorsunuz bizi ya dedik. adamlar oracıkta tampon vs söktüler arabayı. iki saat bekledik. köpekler bomba kokusu almış. çıkmadı bişey tabi. geri döndük kampa. ucuz atlattınız dediler. normalde içeri alırlarmış, sorgu vs bir aydan önce çıkamazdınız dediler....
daha çok var böyle de yoruldum.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en büyük rekabetler
ben ve sigarayı bırakmaya çalışmak.
devamını gör...







