içimiz kor, dilimiz lal, yüreğimiz hüzün içinde!
sanırım asla anlayamayacağım öteki hissedilene zulüm yapmayı reva görmeyi. hala bu çağda - burada bile- bazı yazılanları görünce kanım donuyor.
biraz merhamet, biraz iyilik diliyorum. biraz insanlık...
ötekileştirmeyen bunca insanı görünce de yüreğimde bir umut. iyi ki...
devamını gör...

waoow dostum siz naptınız, nasıl kral bir karşılık bu? cehape artık dobarlanamaz bıragır gendini ben size diyeyim.
bulvar: ya bi sektirip gidin alüminyum.
devamını gör...

türk dil kurumunun türkçemize kazandırdığı eşşiz kelimelerden olup petrol kelimesinin karşılığıdır.
devamını gör...

çinçin'de bir ıslık her şeyi bitirecektir.
devamını gör...

kendi dalına düşman bu çiçeği nasıl sevsin?
devamını gör...

chernobyl nükleer felaketi hakkında farklı bakış açıları kazandıracak bir mini dizi. oyuncu seçimleri o dönemde yaşamış gerçek kişilere çok benzediği için gerçekçiliği artıyor. dizi bitiminden sonra şu ikilinin hayatlarını iyice araştırma ihtiyacı hissediyorsunuz.

--! spoiler !--

valery legasov
boris shcherbina

--! spoiler !--
devamını gör...

aklıma kesmeşeker'in ne zaman gitti tren şarkısını getiren yeni yazarımızdır. hoş gelmiş, sefalar getirmiş.
devamını gör...

bazen neyi özlediğini bile bilmeden duyduğun histir.
devamını gör...

hep, hep mutlu olun.
kısa da olsa, ulaşamasanız da hep, hep mutlu olun.
tutacak olursanız eğer; sımsıkı sarılın ona, bırakmayın bir daha. hep, hep mutlu kalın. *
devamını gör...

binmemek değil de en azından binebilir miyiz diyorum.
çok korkuyorum lan bir gün manyağın tekine denk gelirimde yalandan yaygara yapıp beni linç ettirir diye.
devamını gör...

art arda her yıl en az 1 kere yaşadığım durumdur. ilk en yakınım oluyorlar sonra bilgilerimi ve duygularımı bir hırsız gibi çalıp gidiyorlar. geriye de güvensiz bir insan bırakıyorlar.
devamını gör...

böyle kaliteli bir uygulamadan haberi bile yoktur. vizyonsuz köpek.
devamını gör...

devamını gör...

kahve önünde toplanan dayı/amca bireylerin yoldan geçen insanları gözleriyle sekme geleneği.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"sevgi de yetmiyormuş.
çok eskiden rastlaşacaktık."

vesikalı yarim - 1968
devamını gör...

insanın ruhuna seslenen filmdir.
şu replikle etkilemiştir beni:

"neden, anne…
neden hiç bir şey beklendiği gibi olmadı
neden?
neden çürüyüp gider insan… sessizce…
acıyla ihtiras arasında parçalanarak?

neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde?
neden?
söyle bana, anne…
insan neden bilmez nasıl seveceğini?”
devamını gör...

hakkında ağır konuşmak istemediğim ama içimden içimden en sert cümleleri kurduğum eski başbakandır.

onun döneminde yaşanan birçok katilamın, haksızlığın, yolsuzluğun yanında sivas katliamı da meydana gelmiştir.

ve tansu çiller açıklamasında “ halkımızdan kimse zarar görmemiştir. “ diyerek tarafını ele güne beyan etmiştir. daha sonraları sorumluluğu birbirine atan bir yönetim izlememize neden olmuştur. ayrıca yönetim bir güruh karşısında 37 insanın yanmasını engelleyemiyorsa tam olarak neyi yönetiyordu? 120’ye yakın şeriatçı hapse girdi sonra ama bir girdi çıktı anlamında, zira çoğu “ kaçak” sayıldı ve ikisi bir 3 yıl biri 15 yıl olmak üzere komik cezalar aldı. yönetim gerçekten başka da bir şey yapamazdı.

tabii en önemli huylarından biri de yaptığı gaflardır ki iç anadolu’ya deniz getirmeye kadar gider.

son olarak da oradaki asker ve polis yönetime bağlı değil miydi de “ en büyük asker bizim asker” diye bağırmaya başlayan şeriatçıları duyunca geri çekildiler.

aradan yıllar geçince uzaktan olaylara bakmak o kadar kolay ki. o zamanları yaşadım ben, benim için aradan yıllar geçmedi.
devamını gör...


kitabı okurken george orwell'ın bilinçaltının sınır tanımazlığı karşısında hayrete düşüp,özgüvenine hayranlık duymaktan kendimi alamadım.yazarın 2.dünya savaşı sonrası kaleme aldığı romanını ;savaşın ezici gücünün ve bilinçaltında onarılması inkânsız travmaların yazınsal izdüşümü olarak değerlendiriyorum.
1946 ıngiltere"sinde,neredeyse her ağzını açan komünist yaftasıyla tanışırken,george orwell da bu fişlemelerden nasibini alıyor.ıngiliz hükümeti : "aşırı komünist bir adam,göz önünde tutulmalı"diyerek hayatını mercek altına alıyor.bu baskılar onu yazma eyleminden alıkoymuyor,aksine, (prophecies of fascism)faşizm'in kehanetleri başlığında derlenen 12 bölümden oluşan metinler yazıyor.yine faşizm'e tepki olarak yazdığı,1945 yılında basılan"hayvan çiftliği' ile totaliter rejimleri hicvetmiş ve 1950 de yazar'ın tüberküloz'dan ölümü sonrası dünya çapında tanınmış.

ütopik romanı 1984 içerik bakımından oldukça zengin.yazar'ın hayâl gücünün yarattığı bu ütopya'nın gerçek olabilme ihtimali hiç de uzak değil gibi geldi bana.zaten bir reportajında,proleterlerler(işçi sınıfı)ezilmekten vazgeçip bir şeyler yapmazsa,buna benzer yaşamlar yaşanabilir diyor.
paragrafların içinde bazen nefesinizi tutmuş ilerlerken,karanlık,izbe bir binada penceresiz kaldığınızı hissettiğiniz anlarda,yazar bunu öngörmüş olacak ki ;büyük bir nezaketle,size düş dünyasından pencereler inşaa ediyor.umut ile korkunun kol kola gezdiği olaylar silsilesinde böyle bir denge oluşturmuş yazar.
umutsuzluk içinde umuda tutunuyor sanki aşık olduğunda.gerçek bir aşk ve ona bağıntılı süregelen cinsellik düşlemek imkânsız gibi.yazar,kitabında bunu şu cümlelerle anlatıyordu : "tüm kadınlar,partinin amaçladığı gibi ulaşılmazdı.ıstediği sevilmekten çok,ömründe bir kez de olsa,bu erdem duvarını yıkmaktı.cinsel eylem başarıyla yerine getirilirse başkaldırmak demekti.birisini istemek bir düşünce suçuydu."
aç karnını doyurabilmek için bir parça ekmek çalan çocuk gibi ensesine biniyorlar.tutuklanıyor roman kahramanımız winston smith,sevdiği kadın ile birlikte.
bu süreçte,film senaryolarına konu olan 101 numaralı odada,ortaçağ'dan kalma,fiziksel ve zihinsel işkenceler silsilesi başlıyor...
2 x 2=5 ettiğini öğretiyorlar belleğini boşaltıp çiftdüşün tekniğiyle.
"büyük birader" big brother,iktidarın gerçek mi sanal mı belli olmayan lideri.tele-ekranlardan sisteme başkaldırabilecek insanları izliyor.herşey kontrol altında.çocukların ajan olarak yetiştirildiği ütopik ama gerçek olması imkânsız olmayan bir dünya ülkesi (okyanusya)...düşüncesuçu,yüzsuçu gibi icat edilen dikta suçları da cabası...

kitap yayınlandıktan 32 yıl sonra komünizm propagandası yapıyor suçlamasıyla yasaklanarak,tarihteki onurlu yerini alıyor.

çoğu paragrafı manifesto niteliğinde olan romanda öğrendiklerimden biri de şudur : "asla zaaflarını ve korkularını kimseye deşifre etme.çünkü onları sana karşı kullanabilirler"
ıngsos partisi(ingiliz sosyalizmi) bireyselliğin ve özgür düşüncenin kelime anlamını bilmeyen nesiller yaratmak istiyorlar (yenisöylem) ile.
sosyalist söylemlerle iktidara gelip despot,totaliter bir rejim uygulayan okyanusya'da sistemin kölesi insancıklar arasında geçmişten bir iz bulmaya çabalayan winston"ın acı hikâyesini 70 yıl sonra celâl üster'in başarılı çevirisi sayesinde ilgiyle ve sıkılmadan okudum.kitabın kapağındaki gözbebeğine benzeyen lâbirentlerdeki farelere bir anlam verememiştim.kitabı okuyunca onca farenin neden cirit attığını,hayat dersi niteliği taşıyan bir olay ile öğreniyorsunuz.

bu dikta çemberini,saksıda fotosentez yapan bir bitkinin kırmasının imkânsızlığı gibi,winston"ın içine düştüğü düşsel kör kuyularda,bir ışık hüzmesi ararken,faşizm'in acımasız gücünü,güçlü bir anlatımla hissediyorsunuz...

öyle ya : yarın nasıl bir dünya'ya uyanacağımızı kim bilebilir?.
devamını gör...

efendim dönüyorum geliyorum birşeyler yazayım diyorum ne yazsam bu yazara az diyorum siliyorum gidiyorum işte böyle bir yazar sığmıyor kelimelere tanımları .
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim