gaspar noe
arjantin doğumlu fransız ,kara-snuff filmler olarak adlandırılan, (snuff: oyuncuların film çekimi sırasında tecavüze uğrayıp veya işkence gördüğü ve sonunda gerçekten öldürüldüğü filmler) herkesin izleyemeyeceği izlese de beğenmeyeceği işlere imza atan yönetmen.
--- alıntı ---
"sanat ve pornografi arasında bir sınır yoktur. her şeyin sanatını yapabilirsiniz. bir mum ve bir ses kaydedicisiyle deneysel bir film yapabilirsiniz. süt içen bir kediyle sanat yapabilirsiniz. seks yapan insanlarla da bir sanat yapabilirsiniz. bir fark yok. olağan dışı yollarla çekilen ya da çoğaltılan herhangi bir şey sanatsal ve deneysel olarak düşünülür.
--- alıntı --- diyen gaspar noe, baş döndürücü çekim açıları ve konularına sahip çektiğin filmlerle seviyorum seni.
enter the void filminde üçüncü kişi olmaktan çıkar, başrolün yerine geçer ve tokyo sokaklarında ruhunuzun gezdiğini hissedersiniz. bir iç daralması benliğinizi kaplar bunda kullanılan görsel efektler(psychedelic) ve uyuşturucu karışımı çok etkilidir.
her filmini tek tek açıklamadan şöyle bazılarının adlarını vereyim.
carne, ı stand alone,, climax, ırréversible love gibi tartışmalı hatta seyircilerinin salonu terk ettiği filmlere imza atmıştır (bence fazla bir tepki). son orta metrajlı filmi lux æterna 2019 cannes film festivali'nde yarışma dışı gösterilmiştir.
izlerken heyecanlandığım, tatmin duygusunu sonuna kadar yaşatan ve eğer bir gün senaryolarım gerçeğe döner bir film çekersem esinleneceğim, izlerini taşır döndür kamerayı bee dediğim yönetmen sen çekmeye devam et. evet bir film kazandırmak istesem dünyaya bu gaspar reisin filmlerinden biri olurdu.
--- alıntı ---
"sanat ve pornografi arasında bir sınır yoktur. her şeyin sanatını yapabilirsiniz. bir mum ve bir ses kaydedicisiyle deneysel bir film yapabilirsiniz. süt içen bir kediyle sanat yapabilirsiniz. seks yapan insanlarla da bir sanat yapabilirsiniz. bir fark yok. olağan dışı yollarla çekilen ya da çoğaltılan herhangi bir şey sanatsal ve deneysel olarak düşünülür.
--- alıntı --- diyen gaspar noe, baş döndürücü çekim açıları ve konularına sahip çektiğin filmlerle seviyorum seni.
enter the void filminde üçüncü kişi olmaktan çıkar, başrolün yerine geçer ve tokyo sokaklarında ruhunuzun gezdiğini hissedersiniz. bir iç daralması benliğinizi kaplar bunda kullanılan görsel efektler(psychedelic) ve uyuşturucu karışımı çok etkilidir.
her filmini tek tek açıklamadan şöyle bazılarının adlarını vereyim.
carne, ı stand alone,, climax, ırréversible love gibi tartışmalı hatta seyircilerinin salonu terk ettiği filmlere imza atmıştır (bence fazla bir tepki). son orta metrajlı filmi lux æterna 2019 cannes film festivali'nde yarışma dışı gösterilmiştir.
izlerken heyecanlandığım, tatmin duygusunu sonuna kadar yaşatan ve eğer bir gün senaryolarım gerçeğe döner bir film çekersem esinleneceğim, izlerini taşır döndür kamerayı bee dediğim yönetmen sen çekmeye devam et. evet bir film kazandırmak istesem dünyaya bu gaspar reisin filmlerinden biri olurdu.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün hissettikleri
boğulmak.
nefes alamıyorum koşturmaktan. yetişiyorum ama canım da çıkıyor. bir iki eksik var onları da kılpayı kurtarıyorum öyle böyle.
nefeslenmeye geliyorum buraya. iki yüzlülerin sahte tanımlamalarına denk geliyorum. iki yüzlü, yıkık userlara denk gelmek daraltıyor. sevdiğim yazarları okuyup, çıkıyorum.
yazmak? bu denli beyin yorgunluğunda zor.
nefes alamıyorum koşturmaktan. yetişiyorum ama canım da çıkıyor. bir iki eksik var onları da kılpayı kurtarıyorum öyle böyle.
nefeslenmeye geliyorum buraya. iki yüzlülerin sahte tanımlamalarına denk geliyorum. iki yüzlü, yıkık userlara denk gelmek daraltıyor. sevdiğim yazarları okuyup, çıkıyorum.
yazmak? bu denli beyin yorgunluğunda zor.
devamını gör...
jojo's bizarre adventure
efsane bir manga ve animedir. akıcılık desen var, macera desen var, hikaye desen var, karakter tasarımı desen var. ilk partı her ne kadar çok başarılı bulmasam da (olayların çok hızlı geliştiğini düşünüyorum.) ondan sonrakiler hayatımda izlediğim en iyi animeler listesinde ikinci sıradadır. (ilk sırada gintama var.) bütün partlar arasından part 5 ve part 7 benim favorimlerimdi. özellikle karakterler ve hikaye olarak en sağlam partlar onlardı bence. part 3 ve 4 ü her ne kadar sevsem de biraz klişe buluyorum, klasik shounen animesi vibe'ı alıyorum onlardan. part 6'yı ise finalinden dolayı en çok hayal kırıklığı yaşadığım ve üzüldüğüm part olduğundan dolayı bir türlü sevemiyorumm (hayal kırıklığı yaşamamın nedeni finalin kalitesizliğinden ziyade yaşananlardan kaynaklanıyor bu arada. yoksa tüm jojo serileri içinde en özgün final part 6 ya ait.) part 5 ve 7' nin geçtiği atmosferleri de çok seviyorum bu arada. özellikle part 5' in ana karakterini de çok sağlam buluyorum. giorno giovanna gerçekten zeki bir karakter ve ben zeki ana karakterleri hep sevmişimdir.
kötü biri olmaması haricinde tam da dionun oğlu bu arada :d itiraf ediyorum izlerken bu özelliği de beni kendisine çok çekmişti
zekasına kendinden emin oluşu eklenince izlemeye doyum olmuyor kendisini. part 7' nin animesi daha çıkmadı sanırım ama çıkarsa ve ben de vakit bulabilirsem hemen izlemek istiyorum. dave production'dan beklentim yüksek açıkçası.
velhasıl, kısa özetle izleyelim izlettirelim. dediğim gibi ilk başları çok iyi değil ama sonrasında pişman olamayacağınızı düşünüyorum
kötü biri olmaması haricinde tam da dionun oğlu bu arada :d itiraf ediyorum izlerken bu özelliği de beni kendisine çok çekmişti
velhasıl, kısa özetle izleyelim izlettirelim. dediğim gibi ilk başları çok iyi değil ama sonrasında pişman olamayacağınızı düşünüyorum
devamını gör...
aslında kimsem yok benim anları
insanın yüzleşmek istemediği bir gerçektir. yüzleştiği an güçlenir.
devamını gör...
ilkokulda babanın mesleğini soran öğretmen
babam polis olmasına rağmen devlet memuru derdim.
babam; polis olduğumu söyleme bir de onlarla uğraşmayalım demişti. ne demek istediğini çok sonra anladım.
babam; polis olduğumu söyleme bir de onlarla uğraşmayalım demişti. ne demek istediğini çok sonra anladım.
devamını gör...
yağmur sarnıç'ın seren serengil'e ağır laflar etmesi
en iyisi kaçıp alaskanın ıssız sessiz bir yerine yerleşelim. bizim millet iyice uçtu.
devamını gör...
düşünüyorum öyleyse vurun
bir ilhan selçuk kitabıdır.
dünya sanki bir yanlış anlaşılmalar tarihidir. kimse kimsenin ne demek istediğini tam olarak anlayamıyor. kimisi karşındaki yanlış anlamaya şartlanmış, bir şey söylese de yanlış anlasam diye tetikte beklemekte. kimisi aklı yetmediği için yanlış anlayıp anlatanın zekasından şüphelenecek kadar vahim bir durumda. kimisi ise yanlış anlıyor herkesi çünkü dinlemek o kadar zor ki içinde mantığın kırıntısı bile olan cümleleri.
ilhan selçuk bir dönem sıklıkla köşe yazılarını okuduğum bir yazardı. ama o şimdiki köşe yazarlarından biraz farklı. şimdilerde el üstünde tutulan fason muhalif yılmaz özdil gibi üç kelimelik cümleler kurup, her cümleden sonra dört satır ara verip herkesin bildiği şeyleri sanki sadece kendisi biliyormuş gibi anlatanlardan değil.
ilhan selçuk’un yazdığı her köşe yazısı edebi bir eser niteliğinde. çalakalem yazmamış hiçbir yazıyı. sanki günlük köşe yazıları değil de kapsamlı denemeler gibi ve büyük ustanın mizahi yanına da diyecek yok. okuduğum zaman aldığım keyfi hala da unutmadım. iyi köşe yazısı da iyi edebiyattır.
dünya sanki bir yanlış anlaşılmalar tarihidir. kimse kimsenin ne demek istediğini tam olarak anlayamıyor. kimisi karşındaki yanlış anlamaya şartlanmış, bir şey söylese de yanlış anlasam diye tetikte beklemekte. kimisi aklı yetmediği için yanlış anlayıp anlatanın zekasından şüphelenecek kadar vahim bir durumda. kimisi ise yanlış anlıyor herkesi çünkü dinlemek o kadar zor ki içinde mantığın kırıntısı bile olan cümleleri.
ilhan selçuk bir dönem sıklıkla köşe yazılarını okuduğum bir yazardı. ama o şimdiki köşe yazarlarından biraz farklı. şimdilerde el üstünde tutulan fason muhalif yılmaz özdil gibi üç kelimelik cümleler kurup, her cümleden sonra dört satır ara verip herkesin bildiği şeyleri sanki sadece kendisi biliyormuş gibi anlatanlardan değil.
ilhan selçuk’un yazdığı her köşe yazısı edebi bir eser niteliğinde. çalakalem yazmamış hiçbir yazıyı. sanki günlük köşe yazıları değil de kapsamlı denemeler gibi ve büyük ustanın mizahi yanına da diyecek yok. okuduğum zaman aldığım keyfi hala da unutmadım. iyi köşe yazısı da iyi edebiyattır.
devamını gör...
atforvendetta
ben de kerhane tatlısı istiyorum. lütfen.
devamını gör...
sözlükte kadın olmak
üst edit : bu yazdıklarım ifşa değil, akışta belki karşınıza gelmiş, belki de dikkat etmeden bakıp geçtiğiniz şeyler. özel mesajın içeriğini paylaştım evet ama özel mesajımızdan söz edip yanlış bir algı yaratmaya çalışan bir yazarın özel mesajının içeriğini paylaştım. ifşanın anlamını da bırakayım buraya. bilmeyenler nemalansın.
ifşa etme; haberleşme içeriğini yayma, açığa vurma, afişe etme, ilan etme, kamuoyuna duyurma, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunma olarak anlaşılmaktadır.
yazacaklarımı herkesin okumasını istediğim ve konuyla yakından ilişkili olduğu için buraya yazmayı düşündüm. sözlüğe içerik girmeyi bırakma kararı almıştım evet, ama ben gittikten sonra nicaltımı pisletenleri haklı çıkarma pahasına da olsa bu entryi yazıyorum. "çok da umurumuzda" diyenler olacak bunların içinde, valla bence umurunuzda. nicaltım akışta olmadığı hâlde hakkımda yazılan olumsuz entryleri vakit kaybetmeden beğeniyor olmanızın başka hiçbir açıklaması olamaz çünkü. bizi bu tatsız ve kişisel sorununuzun içine çekip akışı kirletmeyin diyen de olacak. hayır efendim, içinizden bir yazara böyle çirkin saldılar varken ve bunu alelen yapıyorlarken bana da cevap hakkı doğuyor.
bunu yapanların bir kısmı ile tek bir muhabbetim yok. bunlardan biri bir kız çocuğu babası ve yavrusu için şahsen endişeliyim. neden mi? çünkü bir kadın hakkında sağda solda eskort yazarak aklınca hakaret edip hedef göstermeye çalıştığı için.
muhabbetim olanlardan bazılarıyla da mesajlaşmalarımız olmuş. mesela bunlardan biri nude fotoğrafını atmak istediği ve ben de adamın çükünü görmeyi kabul etmediğim için kezban, tilki, ilgi delisi olmuş oldum.
gayet normal mesajlarla beni tanımaya çalışan, bire bir sohbette normal bir insan gibi davranan ama intiharla ilgili ağır bir yarası olduğu için bu konuda başka bir yazarımıza da hadsizce saldıran başka bir yazarsa ben gittikten sonra yine gelip nickaltıma saldırmış.
dozunda olan her eleştiri kabul edilebilir. amaa kronik rahatsızlığı olan, ağır depresyon atakları geçiren bir insanın, bu rahatsızlıkları yaşadığı için mesleki yeterliliği(uzman diş hekimiyim, yani devlet vermiş bana bu yeterliliği ve yetkiyi, sen kimsin?) ve hastalığıyla dalga geçilmez. geçersen de en kibar ifadeyle en ağır sorunlu olan sensindir.
bu nefretin nedeni de sözlüğün yarısının malumu. insanlar okuyor sizi ve hatta bazısı benim gibi hayretler içinde okuyor. o kadar net görünüyorsunuz ki karşıdan bakınca. ben bu yapılanları cinsiyetçi bir saldırı olarak alıyorum, mantıklı ve vicdan sahibi her insan da eminim bunun farkındadır. ama kudurmaya devam edin siz. biz buradayız. sizin hoşunuza gitmeyen şekilde yaşayan kadınlar burada ve her yerde. olmaya da devam edecekler.
edit : sahip olduğunuz kafa yapınız hiçbir zaman anlayamayacak bunu sanırım ama ben yine de ekleme yapayım. kadına yönelik yapılan psikolojik saldırının susacak olgunlukla karşılanacak hiçbir yanı yok.
ifşa etme; haberleşme içeriğini yayma, açığa vurma, afişe etme, ilan etme, kamuoyuna duyurma, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunma olarak anlaşılmaktadır.
yazacaklarımı herkesin okumasını istediğim ve konuyla yakından ilişkili olduğu için buraya yazmayı düşündüm. sözlüğe içerik girmeyi bırakma kararı almıştım evet, ama ben gittikten sonra nicaltımı pisletenleri haklı çıkarma pahasına da olsa bu entryi yazıyorum. "çok da umurumuzda" diyenler olacak bunların içinde, valla bence umurunuzda. nicaltım akışta olmadığı hâlde hakkımda yazılan olumsuz entryleri vakit kaybetmeden beğeniyor olmanızın başka hiçbir açıklaması olamaz çünkü. bizi bu tatsız ve kişisel sorununuzun içine çekip akışı kirletmeyin diyen de olacak. hayır efendim, içinizden bir yazara böyle çirkin saldılar varken ve bunu alelen yapıyorlarken bana da cevap hakkı doğuyor.
bunu yapanların bir kısmı ile tek bir muhabbetim yok. bunlardan biri bir kız çocuğu babası ve yavrusu için şahsen endişeliyim. neden mi? çünkü bir kadın hakkında sağda solda eskort yazarak aklınca hakaret edip hedef göstermeye çalıştığı için.
muhabbetim olanlardan bazılarıyla da mesajlaşmalarımız olmuş. mesela bunlardan biri nude fotoğrafını atmak istediği ve ben de adamın çükünü görmeyi kabul etmediğim için kezban, tilki, ilgi delisi olmuş oldum.
gayet normal mesajlarla beni tanımaya çalışan, bire bir sohbette normal bir insan gibi davranan ama intiharla ilgili ağır bir yarası olduğu için bu konuda başka bir yazarımıza da hadsizce saldıran başka bir yazarsa ben gittikten sonra yine gelip nickaltıma saldırmış.
dozunda olan her eleştiri kabul edilebilir. amaa kronik rahatsızlığı olan, ağır depresyon atakları geçiren bir insanın, bu rahatsızlıkları yaşadığı için mesleki yeterliliği(uzman diş hekimiyim, yani devlet vermiş bana bu yeterliliği ve yetkiyi, sen kimsin?) ve hastalığıyla dalga geçilmez. geçersen de en kibar ifadeyle en ağır sorunlu olan sensindir.
bu nefretin nedeni de sözlüğün yarısının malumu. insanlar okuyor sizi ve hatta bazısı benim gibi hayretler içinde okuyor. o kadar net görünüyorsunuz ki karşıdan bakınca. ben bu yapılanları cinsiyetçi bir saldırı olarak alıyorum, mantıklı ve vicdan sahibi her insan da eminim bunun farkındadır. ama kudurmaya devam edin siz. biz buradayız. sizin hoşunuza gitmeyen şekilde yaşayan kadınlar burada ve her yerde. olmaya da devam edecekler.
edit : sahip olduğunuz kafa yapınız hiçbir zaman anlayamayacak bunu sanırım ama ben yine de ekleme yapayım. kadına yönelik yapılan psikolojik saldırının susacak olgunlukla karşılanacak hiçbir yanı yok.
devamını gör...
keremyildiz
tanımlarını 'evet' kelimesiyle bitiren yazar.
devamını gör...
mammillaria elongata lady finger kaktüs
mammillaria elongata lady finger kaktüs, sarı dikenli ve çiçekli özel bir kaktüstür.
kaktüslerin bakımı da çok kolaydır. fazla sulamayı sevmediğinden toprağın nem durumuna bakılıp ona göre fısfıs ile sulanır.
direk güneş ışığı almayan aydınlık ortamda olmalı ve soğuk günlerde dışarı da bırakılmamalıdır.
bitki büyüdükçe gövdesi kalınlaşır, yana yatar ve yavru verir. bitkinin büyüme durumuna göre saksı değişimi de yapılmalıdır.
yavru yaparak büyüdüğü için yavruları ayırarak ya da tohumdan da üretimi yapılır.
çiçeklenmesi yaz ayında olur.
rengarenk çeşit çeşit saksılarla da güzel göründüğünden hediye edilebilecek, tatlı ve şirin bir kaktüs olup, isteğe göre terraryum düzenlemelerinde de kullanılır.
mammillaria elongata lady finger kaktüsümüz
kaktüslerin bakımı da çok kolaydır. fazla sulamayı sevmediğinden toprağın nem durumuna bakılıp ona göre fısfıs ile sulanır.
direk güneş ışığı almayan aydınlık ortamda olmalı ve soğuk günlerde dışarı da bırakılmamalıdır.
bitki büyüdükçe gövdesi kalınlaşır, yana yatar ve yavru verir. bitkinin büyüme durumuna göre saksı değişimi de yapılmalıdır.
yavru yaparak büyüdüğü için yavruları ayırarak ya da tohumdan da üretimi yapılır.
çiçeklenmesi yaz ayında olur.
rengarenk çeşit çeşit saksılarla da güzel göründüğünden hediye edilebilecek, tatlı ve şirin bir kaktüs olup, isteğe göre terraryum düzenlemelerinde de kullanılır.
mammillaria elongata lady finger kaktüsümüz
devamını gör...
dünyanın en pis hissi
pişmanlık hissidir. keşkelerle yaşatır insanı. keşke öyle deseydim/demeseydim, keşke öyle yapsaydım/yapmasaydım... düşündükçe daha da içinden çıkılmaz bir hal alır ve insan içini kemiren bu duygudan kurtulamaz.
devamını gör...
40 bin ton patates 10 bin ton soğan dağıttık
iktidar gücünü elinde bulunduranlarla halkın arasındaki uçurumun iyice açıldığını gösteren vahim olaylardan biri daha.
bu konu üstüne çokça yazılır çizilir. zaten yazmış da pek çok yazar sağolsun. ama gözden kaçan şöyle ciddi bir sorun daha var dağıtılan patateslerle ilgili. açıklamalara bakılırsa dağıtılan patatesler depolarda kalmış, çürümeye yüz tutmuş, eski mahsül patatesler. sorun şu ki sağlıksız koşullarda çok uzun süre beklemiş, özellikle filizlenmiş, bayatlamış ve güneş ışığına maruz kalmış patateslerde solanin miktarı sağlığı tehdit edecek şekilde artar. solanin ise bıraktığım kaynakta ayrıntılı şekilde okuyabileceğiniz üzere çok güçlü bir zehirdir.
eğer gerekli incelemelerden geçmeden dağıtılmışsa bunca patates, maalesef toplum sağlığı yine ve yine çok ucuz bir siyasi şov yüzünden riske atılmıştır. yazık. çok yazık.
www.gidabilgi.com/Makale/De...
bu konu üstüne çokça yazılır çizilir. zaten yazmış da pek çok yazar sağolsun. ama gözden kaçan şöyle ciddi bir sorun daha var dağıtılan patateslerle ilgili. açıklamalara bakılırsa dağıtılan patatesler depolarda kalmış, çürümeye yüz tutmuş, eski mahsül patatesler. sorun şu ki sağlıksız koşullarda çok uzun süre beklemiş, özellikle filizlenmiş, bayatlamış ve güneş ışığına maruz kalmış patateslerde solanin miktarı sağlığı tehdit edecek şekilde artar. solanin ise bıraktığım kaynakta ayrıntılı şekilde okuyabileceğiniz üzere çok güçlü bir zehirdir.
eğer gerekli incelemelerden geçmeden dağıtılmışsa bunca patates, maalesef toplum sağlığı yine ve yine çok ucuz bir siyasi şov yüzünden riske atılmıştır. yazık. çok yazık.
www.gidabilgi.com/Makale/De...
devamını gör...
yatarak uyuyan insan
bugün sabaha karşı 5 buçuk 6 gibi yatıp akşam üstü 16.30 gibi kalktım.
bir arkadaşım mesaj atmış uyandığımı söylemek için "günaydın" dedim.
gelen cevap "günaydın mı, seni iftara bekliyorduk erken uyandın"
hemen savunmaya geçen ben "ne olmuş yani çok uyuduysak!"
gelen cevap "canım benim seninkine uyumak denmez, komşu galaksiye gittim döneceğim denir. uyumak bu değil."*
evet ben bu başlığa bunu neden yazdım, çünkü yatarak uyuduğumu düşünmüyorum. eğer yatarak uyusaydım normal insanlar gibi normal saatlerde kalkardım değil mi?
bir arkadaşım mesaj atmış uyandığımı söylemek için "günaydın" dedim.
gelen cevap "günaydın mı, seni iftara bekliyorduk erken uyandın"
hemen savunmaya geçen ben "ne olmuş yani çok uyuduysak!"
gelen cevap "canım benim seninkine uyumak denmez, komşu galaksiye gittim döneceğim denir. uyumak bu değil."*
evet ben bu başlığa bunu neden yazdım, çünkü yatarak uyuduğumu düşünmüyorum. eğer yatarak uyusaydım normal insanlar gibi normal saatlerde kalkardım değil mi?
devamını gör...
bu hayatta para için yaşamak
parasız bir şey olmadığının farkında olan insanların acınası yaşantısı... sokağa adım atsak 50 lira cepten gidiyor nasıl onun için yaşamayalım değil mi? öğrenilmiş çaresizlik tam da bu noktada başlıyor. insan isyan etmek isterken bankadan gelen ekstre ödemesi bilgisi ile kuyruğunu kıstırıp susuyor.
devamını gör...
ölmenin en kötü yanı
artık yaşamıyor olmam. hayatı sevenler için ölmek büyük bir dezavantaj.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
tanımlara bakınca bazı insanlar sırf popüler olduğu için belki de okumadığı kitaplara abartı demiş.
tutunamayanlar popüler kültürün kölesi olsa da ilk post-modern türk romanı olarak kabul edilir ve gayet de başarılıdır.
sherlock holmes'a biri abartıldığını söylüyor, sırf beğenmediği için.
intihara meyilli rus yazarların yazdığı romanlar en güzel rus romanlarıdır, yine de siz bilirsiniz sayın yazar.
1984'e girmek bile istemiyorum ama evet, bazıları sırf popüler diye anlamadığı halde "abi çok iyi yeahh" diyebiliyor.
muhtemelen 2018'de sabahattin ali'nin telifi düştükten sonra kürk mantolu madonnayı ilk kez duyan biri var, onun rakının yanında meze tabirine birebir ben de katılıyorum.
bu kitapların hepsi iyi kitaplar arkadaşlar, popüler olan şeyleri sevmiyor oluşunuz bunların güzel olmadığını göstermez. iyi ki böyle abartılan kitaplar da var diyerekten ben de simyacı (kitap) örneğiyle başlığa katılıyorum.
tutunamayanlar popüler kültürün kölesi olsa da ilk post-modern türk romanı olarak kabul edilir ve gayet de başarılıdır.
sherlock holmes'a biri abartıldığını söylüyor, sırf beğenmediği için.
intihara meyilli rus yazarların yazdığı romanlar en güzel rus romanlarıdır, yine de siz bilirsiniz sayın yazar.
1984'e girmek bile istemiyorum ama evet, bazıları sırf popüler diye anlamadığı halde "abi çok iyi yeahh" diyebiliyor.
muhtemelen 2018'de sabahattin ali'nin telifi düştükten sonra kürk mantolu madonnayı ilk kez duyan biri var, onun rakının yanında meze tabirine birebir ben de katılıyorum.
bu kitapların hepsi iyi kitaplar arkadaşlar, popüler olan şeyleri sevmiyor oluşunuz bunların güzel olmadığını göstermez. iyi ki böyle abartılan kitaplar da var diyerekten ben de simyacı (kitap) örneğiyle başlığa katılıyorum.
devamını gör...



