çocukken sahip olmak isteyip sahip olamadığınız şeyler
uzaktan kumandalı araba istemiştim erkek kardeşime alıp bana almamışlardı. neymiş efendim o erkek oyuncağıymış. pabucumun oyuncağı.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
merdumkaptan çok utanıyordu sayın yazarlar. böyle böyle alışacak.
devamını gör...
erkeklerin zeki kadın sevmemesi
erkeklerin zeki kadın sevmediği yalandır, erkekler sadece aptal olup kendisini zeki sanan ego delisi, kompleksli kadın sevmezler.
devamını gör...
kadınların zeki erkek sevmesi
e tabi.
kendimden daha salak insanlara tahammülüm yok.
kendimden daha salak insanlara tahammülüm yok.
devamını gör...
itici gelen hitap şekilleri
kuzum.
devamını gör...
tuhaf yemek isimleri
şıllık tatlısı.
şıllık kelimesi küfür olarak kullanıldığı için bayağı tuhaf bir isim fakat lezzetine söylenecek söz yok...
şıllık kelimesi küfür olarak kullanıldığı için bayağı tuhaf bir isim fakat lezzetine söylenecek söz yok...
devamını gör...
yazılacak kitabın ilk cümlesi
"nereye gidersem gideyim, gerisin geri sessizliğimin içine dönüp geliyorum..."
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
ben kendi isteğimle yapıyordum çalıştığı için.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bildiği diller
tatlı dildir. ingilizceden daha çok işime yarıyor.*
devamını gör...
gregor samsa
insanın bütün acınası halleri ve duygularıyla donatılmış bir karakterdir. bir gün uyandığında kendini böceğe dönüşmüş bulur fakat onu en çok zorlayan böceğe dönüşmesinden öte, çevresinin acımasız ve vicdansız karakterlerle kuşatılmış olmasıdır.
franz kafka, dönüşüm kitabında duygu geçişlerini mükemmel işlemiş, gregor samsa sayesinde bir böcekle empati kurmamızı sağlamıştır.
franz kafka, dönüşüm kitabında duygu geçişlerini mükemmel işlemiş, gregor samsa sayesinde bir böcekle empati kurmamızı sağlamıştır.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
outlook ya da word'de bir şey yazarken capslock tuşunu açık unutup yazmaya devam ettiyseniz yazıyı silip yeniden yazmanıza gerek yok. ( eğer melih gökçek iseniz bundan sonrasını okumayın )
yazdığınız kısmı seçin. shift + f3 tuşuyla yazıyı küçültebilir, tekrar yaparsanız kelimelerin baş harflerini de büyütebilir, tekrar yaparsanız melih gökçek gibi yazmaya devam edebilirsiniz.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
nazım hikmet
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
nazım hikmet
devamını gör...
kapalı havalarda sinirli olmak
iç daralması, fenalık geçirilmesi yani acayip strese girme durumu olur bende de. bazı sabahlar kalkmak istemem yatağımdan. ben de güneşli hava severim, sıcaktır, bunaltıcıdır ama cıvıl cıvıl, kıpır kıpır yapar insanın içini.
devamını gör...
en kıskanılan insan davranışı
günün herhangi bir saatinde ben uyumaya gidiyorum diyerek yatagina giden ve gerçekten o yataga yatarak dakikalar içinde uykuya dalan insan davranışıdir.ben böylesine istikrarlı,iradeli,beynine bu denli hükmedebilen insan karşısında dugme ilikler sapka çıkarırım.
devamını gör...
kokusu yaşam sevincini artıran şeyler
limon portakal nar çiçeği
nergis çiçeği
mersin çiçeği
sedir ağacı
yasemin ve daha çokları o kadar güzel ki kokuları hissettim.
nergis çiçeği
mersin çiçeği
sedir ağacı
yasemin ve daha çokları o kadar güzel ki kokuları hissettim.
devamını gör...
iktifa etmek
reşat nuri güntekin'in romanlarında karşınıza sık sık çıkan, yetinmek anlamındaki söz.
devamını gör...
balıkesir
birsen tezer yeterince söylemiş, bir daha ben anlatmaya çabalamayayım şehrimi.
devamını gör...
erik
hayatım boyunca tek bir meyve yeme şansım olsaydı seçeceğim meyvedir. o ekşimsi tada bir de tuz eklenince muhteşem bir tat çıkar ortaya. bu meyveyi yemeyi nerede bırakacağınızı çok iyi ayarlamanız gerekir. fazla yeyince insanın dişleri uyuşuyor. bir de bağımlılık yapıyor bırakamıyorsun da, yedikçe yiyesi geliyor insanın. *
(bkz: başlık nick uyumu)
(bkz: başlık nick uyumu)
devamını gör...
kavanoz kapağı açmak
bazen sırf mutlu olsun diye eşimden yapmasını istediğim eylem. o da bir havalar bir havalar... zannedersin dünyayı yerinden oynattı. sen yokken kim açıyor o kapağı? (bkz: ben tabiki.)
devamını gör...