başlığı okuduğum an aklıma geleni 'dopaminendorfin' yazmış zaten.
yumurta turşusu?? normalde zaten yumurta kötü kokuyor birde turşusunu düşünemiyorum.
devamını gör...

hesap öderken para üstü bozukluk olarak verilirse, üzerine en yakın kağıt paraya tamamlanacak kadar bozukluk ekleyip, para üstünü kağıt para olarak almaktır.
devamını gör...

modifiye edilmiş bir çeşit işaret diliyle iletişim kurabilen, koko adıyla da bilinen goril.

hanabiko, 1971 yılında san francisco hayvanat bahçesi'nde doğdu. doğduğunda hastaydı. götürüldüğü hastanede doktora yapmakta olan francine patterson isimli bakıcısına ödünç olarak verildi. bakıcının onu alabilmesinin koşulu, en az 4 yılını onunla geçireceğine dair taahhütte bulunmasıydı.

hanabiko, 3 yaşındaki bir çocuğun bilebileceği kadar kelime biliyordu. patterson, "goril işaret dili" olarak adlandırdığı bir dilde, hanabiko'nun 1000 kadar işaret bildiğini bildirdi. yaklaşık 2000 tane ingilizce kelimeyi de anlıyordu. iq testlerinde 70-90 puanlık skor yapıyordu. farklı duygu ve düşüncelerini anlatabilmek için yeni işaretler üretmişti. kendisi gibi olan diğer hayvanlara açık ara fark atıyordu testlerin çoğunda.

yine de bir grup bilim insanına göre hanabiko ne yaptığını gerçekte bilmiyor ve tüm bunları ödül mekanizmasının varlığı nedeniyle yapıyordu.

1978'de national geographic dergisinin kapağında, kendi çektiği fotoğraf ile meşhur olan hanabiko, 2018 yılında aramızdan ayrıldı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir hevesle kendini, düşüncelerini, duygularını anlatmaya başlamışken birden gelen"neyse yaa, çok da önemli değil" ile biten eylemdir. kendini ifade etmeye mecalin kalmamıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

burada olmalarını hatta cogalmalarını arzu ettigim yazarlar.
devamını gör...

sezen aksu-hasret
devamını gör...

balkonda kahvaltı etmek diyerek arttırıyorum.
devamını gör...

yarın pazartesi değilmiş gibi uyuyalım, iyi geceler sözlük!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mutlak yalnızlığın bir getirisi olarak insanın kendisinden bahsetmemesi bir noktada anlaşılabilir; lakin nihai surette anlaşılmadığını kişi bizzat görecektir de. neticede insan yalnızdır ebediyen belki, fakat yalnızlığını giderebilecek bir ruh arkadaşlığı da her daim kurulabilir. en azından ben buna inanıyorum. ve inanç, sevgili sözlük, her ne kadar ben hiçbir şeye inanamasam da belki umutsuzca umuda inanıyorum.

sıradanlığın ve gösterişin bu denli gözümüze sokulduğu ve bir anlamda yüceltildiği hatta kutsallaştırıldığı günümüz dünyasında -ki bana kalırsa her zaman böyleydi dünya dolayısıyla insan- insanın anlatmak istememesi anlaşılabilir. niçin? ne alakası var şimdi bunun bu başlıkla? şöyle ki, insan yukarıda da belirttiğim gibi anlaşılamaz bir varlıktır. fakat tamamen bir anlaşılamamazlık da romantizmin 21. yüzyıla bir getirisi olmalı. dramaturji epey hat safhada. hem şunun şurasında gerçek nedir özünde? birçok gerçek var ve biz o gerçeklerin peşinden gideceğiz derken kendi istediğimizi unutuyoruz. "falanca insanlar bu görüşteler, o halde öğreneyim." diyoruz (kaba bir tarifle). ardından biat ediyoruz ve trajedimizi bir noktada başlatıyoruz. her ne kadar öğrenmek derken bu cümlede kitapları ve o lanetli bilgiyi kastetsem de daha genel bir çerçevede bütün hayat şartlarını kastediyorum.

insan anlatmak istemiyor bazı şeyleri. kimi zaman kendi yoğunluğu insanlara yük olmasın diye, kimi zaman kendinden geçmişçesine haykırırken duvarlara. fakat nedir doğrusu? işte bunu bilemiyoruz. fakat sıradan insan portresi bu noktada insanın canını sıkıyor olmalı. çünkü neticede herkes sıradan. her ne kadar bazılarımız epey farklı ve derinlikli gözükebilse de... işte böyle insanlar (elbette her insanın özünde aynı olduğunu savunanlardanımdır ben) -böyle insanlar belki bu sıradanlığı daha derin bir hüzünle hissediyordur. ya da bütün insanlar böyledir, bilmiyorum. "ben de sıradanım mademki, o halde niçin kendimden bahsedeyim?" diye sorarız. aslında anlatmayı da çok isteriz. sadece sıkışmışızdır kendi içimizde. işte bu noktada başlıklı alakalı olarak bunu tam olarak söyleyebilirim. lafı dolandırdım sanırım epey. yüreğimden dökülmeye başlayınca kelimeler işte böyle oluyor.*

epey bir süreden beri kendime şöyle diyordum: "konuşmak çok zahmetli. zor ve herkes her şeyi biliyor." aslında bu cümleler yaklaşık beş yıl önce yazdığım bir hikayenin giriş kısmıydı. ve bu düşüncelerin beynimin derinliklerine bir yere nasıl yerleştiğini halen merak ediyorum. büyük bir muamma! neden konuşmak zahmetli? yanılmıyorsam epey karanlık bir alanda takıldığım için zamanında. şimdiyse aydınlıktayım. daha doğrusu karanlık ve aydınlığın tam sınırındayım. lakin nereye geçmem gerektiğini bilemiyorum. yardım edin, korkuyorum. *

t: son 1 yıldır başımda olan bela.
devamını gör...

nafile tavsiyelerdir , kendi bildiklerini okuyorlar.
devamını gör...

saç kesimi olsun, makyaj olsun, sakal biçimi olsun yok allah yok, kendi bildiğini okur. nasılsa elinin altındasınızdır hadi ters bir şey söyleyin de bakın kaşınıza nasıl giriyor!
devamını gör...

seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,

demiş şairimiz. pek severim bu şiiri. hele ki can'ım karsu'nun seslendirdiği şu versiyonunu pek severim:


hani küçükken kitap özeti formlarında yazardı ya bu eserde değiştirseydiniz neyi değiştirirdiniz? diye. hiç sevmezdim bu soruyu. abi yazan yazmış zaten, ben niye değiştiriyorum. becerebiliyorsam çıkıp yenisini yazarım. ama işte yukarıda paylaştığım şiir ve şarkı için bu durum geçerli değil. ben bunu yazsaydım seni özlemek güzel şey diye yazardım. öyle çünkü. yayıncılarımızın da dediği gibi bazen çocukluğu, bazen birini, bazen bi anıyı gibi gibi gibi. ne olduğu değil mühim olan, bir şeyleri özleyebiliyor olmak. birine güvenmek, onu düşünmek ve neticesinde özlemek... ay öyle işte. hadi herkese iyi özlemeler aman iyi dinlemeler*.
devamını gör...

avrupa'da rönesanstan sonra aklın ve bilimin egemen olduğu dönemin anıldığı isimdir.
devamını gör...

kafa sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler.
devamını gör...

“özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızıllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.” (stefan zweig'in intihar mektubu)
devamını gör...

kıyıların tehlikeli yerlerinde, adalarda veya küçük adacıklarda bulunan, kötü hava koşullarında ve karanlıkta deniz taşıtlarına yön belirlemede yardımcı olan, tepelerinde güçlü bir ışık kaynağı bulunan yüksek kuleli yapılardır.
ilk kullanıldıkları zamanlarda tepelerinde bekçileri tarafından yakılan odun ve kömür ateşi ile ışık sağlanmaktaydı. zamanla yağ, petrol gazı, asetilen ve elektrik kullanımına geçildi. otomasyon sistemlerinin ve uydu haberleşme sistemlerinin gelişmesi ile fenerlere duyulan ihtiyaç yavaş yavaş azalmıştır. günümüzde halen çalışanların bir çoğu uzaktan kontrol edilmektedir.
devamını gör...

nüfusunun çoğu müslüman olmasada singapur bayrağında ay yıldız vardır.
belki eskiden malezya'nın bir ili olduğu için etkilenmişlerdir.
devamını gör...

ülkemin yeni dolandırıcılık yöntemlerinden birisi. iki taraf da kendince dolandırıcı aslında...

her açıdan emek hırsızlığına alıştık zaten bu ülkede, ki kendi emeğiyle bir yerlere gelmek isteyenlere çelme takmaya devam ediyoruz.
insanlar ne kadar ünvan meraklısı oldular? parayla tez yazdırmak nedir? bir yerlere gelebilmek için kendin olman artık işe yaramıyor. illa yalan, illa riyakarlık, sahtekarlık yapmak gerekiyor. bu yüzden de insanlar o ünvanların içini boşaltmak için elinden geleni yapıyor. sosyal medyada örneklerini her gün görüyoruz, daha da artacak sayenizde.
bu parayı veren insan, hocalara da sallıyordur belki. online eğitimde hoca böyle konuştu, şöyle hitap etti vb. diye... sen daha emeğin karşılığı nedir bilememişsin, şimdiden içini boşaltmaya başlamışsın kavramların. sonra bir gün bir şekilde sen de hoca olduğunda senden de aynı davranışlar görürürüz korkarım. çünkü o hitap tarzına kızdığın hoca da senin gibi bir kafayla hocalık yapıyor.
boş insanlar ünvanları çok sever. sırf yüksek lisans yapmış olmak için bu tür yöntemlere başvurulması her geçen gün (olamayan) bilimin içinin boşaltıldığını tekrar tekrar görmemize neden oluyor. bunu yapan bir kimseden de ileride bilim yapmasını ya da öğrendiği bilgileri mesleğinde uygulamaya koymasını da beklemeyelim.
devamını gör...

başta karambol olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederiz. umarım yazarlardaki aidiyet duygusunu arttırır ve yaşanan kavimler göçü çılgınlığı karşısında daha dik bir duruş sergilememize vesile olur. ayrıca ivanmilinskiye bir parantez açmak istiyorum; adam nefis yazmış, yalnız ne güzel yazmış, vallahi muazzam olmuş, yazıların çıktısını alıp kabuğuma raptiye ile tutturup gezeceğim * işin latifesi bir yana tüm yazar arkadaşların zihinlerine kalemlerine sağlık!

bundan sonrası içinde yolunuz açık olsun!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim