ilk buluşmada hesabı ödeyen kadın
ilk buluşmada hesabı ödeyen erkek kadar normaldir.
her türlü öderim. ilk buluşmada erkek öder diye yazılı ya da sözlü kural mı var? takılı kalmayın artık şu saçma sapan basmakalıp klişelere. kendinize saygınız olsun biraz.
bu başlıklar altında zırlamak yerine, ilk buluşmada bunun lafını edecek potansiyelde olan insanlarla da görüşmeyin bir zahmet.
her türlü öderim. ilk buluşmada erkek öder diye yazılı ya da sözlü kural mı var? takılı kalmayın artık şu saçma sapan basmakalıp klişelere. kendinize saygınız olsun biraz.
bu başlıklar altında zırlamak yerine, ilk buluşmada bunun lafını edecek potansiyelde olan insanlarla da görüşmeyin bir zahmet.
devamını gör...
ferhan şensoy
26 şubat 1951 yılında samsun’un çarşamba ilçesinde doğan tiyatrocu, kitap yazarı, sinema sanatçısıdır. on parmağında on marifet olanlardan biridir azizim ferhan şensoy. harikulade bir insandır. annesi ilkokul öğretmeniymiş, babası da tüccarmış. sonra bir dönem çarşamba’nın belediye başkanlığını yapmış. standart bir hayatı varmış öyle çok alengiri değil.
aynı zamanda galatasaray lisesinde bir dönem okuduktan sonra çarşamba lisesinden mezun olmuş.
birçok tiyatro oyununda yer alan ferhan abi sonra fransa ve kanada’ya gidip orada tiyatro eğitimi almış ve çalışmalara katılmış. sonrasında ise kariyerinde tırmanış yaşamış elbette. yalnız hayatının ve başarısının belli bir kısmı bu, bundan ötesi de var fakat benim aklımda kalan bunlardır. ha bir de harika işleri var tabi onlardan da söz edeyim.
pardon, şans kapıyı kırınca, muhalif başkan, varsayalım ismail, son ders: aşk ve üniversite bunlar favorim olan ferhan şensoy’un yer aldığı projeleridir.
ferhan şensoy sadece tiyatrocu değildi bilindiği gibi, kitap da yazdı. hatta en sevdiğim kitabı hacı komünist. kitabın kapak fotoğrafı bile şahane arkadaş, içeriği de güzel. pek yorum yapmak istemiyorum lakin ferhan şensoy’u bilen bilir, kendisi solcuydu, ateistti, yani tam benlik bi adamdı. kendisine hayran değiliz boşuna. her neyse. derinlere dalmayayım en iyisi.
yani demem o ki; ferhan şensoy’un eleştirilecek hiçbir yanı yoktu, adam adeta ömrünü sanata adamış biriydi, öyle de işine aşıktı lan. ışıklar içinde uyusun, sevgi ve saygıyla. kalbimdesin abim, hiçbir zaman unutmayacağım seni…
aynı zamanda galatasaray lisesinde bir dönem okuduktan sonra çarşamba lisesinden mezun olmuş.
birçok tiyatro oyununda yer alan ferhan abi sonra fransa ve kanada’ya gidip orada tiyatro eğitimi almış ve çalışmalara katılmış. sonrasında ise kariyerinde tırmanış yaşamış elbette. yalnız hayatının ve başarısının belli bir kısmı bu, bundan ötesi de var fakat benim aklımda kalan bunlardır. ha bir de harika işleri var tabi onlardan da söz edeyim.
pardon, şans kapıyı kırınca, muhalif başkan, varsayalım ismail, son ders: aşk ve üniversite bunlar favorim olan ferhan şensoy’un yer aldığı projeleridir.
ferhan şensoy sadece tiyatrocu değildi bilindiği gibi, kitap da yazdı. hatta en sevdiğim kitabı hacı komünist. kitabın kapak fotoğrafı bile şahane arkadaş, içeriği de güzel. pek yorum yapmak istemiyorum lakin ferhan şensoy’u bilen bilir, kendisi solcuydu, ateistti, yani tam benlik bi adamdı. kendisine hayran değiliz boşuna. her neyse. derinlere dalmayayım en iyisi.
yani demem o ki; ferhan şensoy’un eleştirilecek hiçbir yanı yoktu, adam adeta ömrünü sanata adamış biriydi, öyle de işine aşıktı lan. ışıklar içinde uyusun, sevgi ve saygıyla. kalbimdesin abim, hiçbir zaman unutmayacağım seni…
devamını gör...
mesajı yanlışlıkla tanıma yazmak
az önce başıma geleyazan durumdur. hemen uyandım da düzelttim.
tanım: bilgisayarda, bir yandan sözlüğe yazarken bir yandan da mesaj penceresinden mesajlaşılıyorsa başa gelebilecek durum. az kalsın alakasız bir yere "dolce vita"anlatan tanım yazıyordum. ulu tanrı bizi yanlış giden whatsapp mesajlarından koruduğu gibi korusun.
ekleme: evet sayın yazarlar az kalsın fingirdemelerim sözlüğe saçılacaktı. ucuz yırttım.
tanım: bilgisayarda, bir yandan sözlüğe yazarken bir yandan da mesaj penceresinden mesajlaşılıyorsa başa gelebilecek durum. az kalsın alakasız bir yere "dolce vita"anlatan tanım yazıyordum. ulu tanrı bizi yanlış giden whatsapp mesajlarından koruduğu gibi korusun.
ekleme: evet sayın yazarlar az kalsın fingirdemelerim sözlüğe saçılacaktı. ucuz yırttım.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
görgü kurallarından bi haber olan üst komşumun sabahın 8'nde gürültü yapmaya başlamasıdır.
mutfak fayanslarını yaptırmak için haftasonunu seçmesi yetmiyormuş gibi sabahın köründe daha karga bokunu yemeden tadilat yaptırmasıdır. dalga geçer gibi tadilat yaptırdığını da aynı gün sinirlenip duvarı yumruklayınca telefonla haber etmesidir. insan olan bi gün öncesinden ya da tadilat yaptırmadan önce arayıp haber verir ama nerede bunlarda insanlık. nerede görgü?
uykusuz,sinirli ve fazlasıyla asabiyim.
mutfak fayanslarını yaptırmak için haftasonunu seçmesi yetmiyormuş gibi sabahın köründe daha karga bokunu yemeden tadilat yaptırmasıdır. dalga geçer gibi tadilat yaptırdığını da aynı gün sinirlenip duvarı yumruklayınca telefonla haber etmesidir. insan olan bi gün öncesinden ya da tadilat yaptırmadan önce arayıp haber verir ama nerede bunlarda insanlık. nerede görgü?
uykusuz,sinirli ve fazlasıyla asabiyim.
devamını gör...
natron gölü
kuzey tanzanya yakınlarında bulunan natron gölü (lake natron), içinde ve çevresinde ölen canlıları mumyalamasıyla tanınırken bu durumun bilimsel sebeplerden kaynaklandığı ispatlanmıştır. natron gölü'nün her ne kadar "dokunanı, yakınındaki, ziyaretçisini taşa çeviriyor" gibi rivayetleri bulunsa da bu durum, gölün ph yani asit ve baz değerinin 10.5 olmasından kaynaklanmaktadır. gölde ölen hayvanlar öldüğü şekilde kalırken bazen de çürüyüp ölmeden önceki şekline benzer şekilde mumyalaşmaktadır. gölün sıcaklığı 60 dereceyi bulmakta (yağışlara göre değişir) ve bu durum yüksek ph derecesiyle birleşince canlıların yaşayamayacağı bir alan oluşturmaktadır. natron gölü'nde aynı zamanda bir ekosistem çeşitliliği de bulunurken, burası flamingoların çiftleşme alanıdır. çeşitli kuş ve balık türleri de adapte olmuş şekilde gölde bulunurken, diğer canlıların taşlaşmış görüntüsü ph değerine uyum sağlayamamış olmasından gelmektedir.
devamını gör...
normal sözlük’teki oylama alışkanlığı
alışkanlık değil bağımlılıktır. sevdiğim yazarların tanımlarını gördüğümde hunharca beğenmek istiyorum. ama üst üste beğenilemiyor... ben iflah olmaz bir oylama bağımlısıyım...
devamını gör...
herhangi bir rahatsızlığı google'da aratmak
genelde öleceğimi öğrenip ölmüyorum.
devamını gör...
üç frenk havası radyo yayını
ağzınıza sağlık arkadaşlar. bende sizlere teşekkür ediyorum. çok şıksınız.
eskicamelsoft arkadaşıma bu akşamdan sonraki hayatında başarılar diliyorum. allahım yolunu açık etsin. has adamdır.
eskicamelsoft arkadaşıma bu akşamdan sonraki hayatında başarılar diliyorum. allahım yolunu açık etsin. has adamdır.
devamını gör...
eve gelen kuryeye çöpü de atar mısın demek
görgüsüzlük ve de varoşluktan başka bir şey değildir. bugün de başkalarının yerine utandım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sözlüğü sahiplenmesi
gördüğüm kadarıyla yazarlar özene bezene, kırmadan dökmeden katkı sağlamaya çalışıyorlar. bizler tuğlaları güzel yerleştirelim ki; düzgün, kaliteli bir yapı ortaya çıksın, ilerleyen zamanlarda geriye bakıp gurur duyacağımız bir platform olarak anılsın. *
bu arada unutmadan; moderasyona da kalite amacı gütmelerinden dolayı kendi adıma teşekkür ediyorum.
bu arada unutmadan; moderasyona da kalite amacı gütmelerinden dolayı kendi adıma teşekkür ediyorum.
devamını gör...
ceza yazan polise az yaz diyen vatandaş
adam gibi adamdır. vatandaşla çok afedersiniz billur geçenlere karşı gösterilecek güzel bir tepkidir. halkın cebinde beş kuruş yok, tencere kaynamıyor, eti bıraktım tavuk yiyemez oldu insanlar fakat bir yanda halktan tamamen kopmuş, zannımca birileri ülke hakkında ne derse ona inanan ve ona göre politika izleyen bir yönetim var. polis asayişi ve halkın güvenliğini sağlama görevini ikinci plana bırakmış. vatandaş mağdur, mağdur kaba kuvvetten başka bir şeyle karşılaşmıyor. ülkenin suyu kaynıyor, işletmeciler, esnaf, emeklisi artık canına tak etmiş. dün intihar eden kişi sayısına bakın. yazık günah bu ülkeye. bu cendereden ülkece en kısa zamanda çıkmak dileğiyle.
devamını gör...
köşe yazısında şeyma şubaşı'na hakaret eden hürriyet yazarı
ya ne halt yerse yesin. bildiğin gold digger işte. bunun gibi binlerce kadın var. sorsan kadın hakları filan derler bir de. halbuki kadınlara en fazla zarar verenler de bunun gibilerdir.
devamını gör...
cinemaximum
istinye park’ta bulunan şubesi rezaletlerden rezaletlere koşmuştur bugün. ağız tadıyla bi dune izleyecek izleyicilerin hevesini kursağında bırakmaya yemin etmişler sanki. önce imax 3 boyutlu başlayan filmin 3 boyut ayarı tam olmadan başlattılar filmi. sonra filmin başlarında görüntü gitti… bir dakika boyunca sadece ses duyduk. insan bi görevli bırakır o makinenin başına. resmen terbiyesizlik ve iş bilmezlik. ama bununla da bitmedi evet. sonra çıkıp “3d sistemi bozuk, film 2d devam edecek” dediler. seyircilerin “biz imax parası verdik. ödediğimiz ücret nolacak?” şikayetlerini de utanmadan duymazdan geldiler. ve film 2 boyutlu devam etti. ne bi özür ne bi telafi. ama bununla da bitmedi tabi. filmin ikinci yarısı ne hikmetse bozuk 3d ile başladı. ve salona gözlüksüz giren herkes tekrar mağdur edildi. makinenin başında yine kimse yok tabi. rezillik oğlu rezillik…
neyse sinir oldum küfür etmemek için girdiyi kesiyorum. bu da benim için istinye park cinemaximum’un sonudur. daha da olsa gitmem.
neyse sinir oldum küfür etmemek için girdiyi kesiyorum. bu da benim için istinye park cinemaximum’un sonudur. daha da olsa gitmem.
devamını gör...
sözlükteki ateistleri müslüman yapacak bilgi
allah çarpsın ki allah var.
devamını gör...
elim sende
40 küsür yaşımda olmama rağmen, hala babamla oynadığım oyun.
bizim oyunun kuralları farklı tabi. evde oynadığımızdan , elim sende diyebilmek için rakibin ellerine dokunmak gerekiyor. yoksa babam iri yarı olduğu için oyunda pek de bir şansı olmazdı.
sonra olay elleri saklamaya geçiyor. oda oda kovalamaca oynardık; tabi kendisi artık yaşlandığı için, odalar arası koşuşturma yapmıyor, birbirimizin ellerinin boşta olduğu anı kolluyoruz.
bizim oyunun kuralları farklı tabi. evde oynadığımızdan , elim sende diyebilmek için rakibin ellerine dokunmak gerekiyor. yoksa babam iri yarı olduğu için oyunda pek de bir şansı olmazdı.
sonra olay elleri saklamaya geçiyor. oda oda kovalamaca oynardık; tabi kendisi artık yaşlandığı için, odalar arası koşuşturma yapmıyor, birbirimizin ellerinin boşta olduğu anı kolluyoruz.
devamını gör...
çorap teki canavarı
makinede esrarengiz bir şekilde kaybolan çorapların sorumlusu olduğunu düşündüğüm mistik varlık.
bir düzine çorap askeri nizama geçerek gider borusundan makineyi terk etmiyorsa tabii.
bir düzine çorap askeri nizama geçerek gider borusundan makineyi terk etmiyorsa tabii.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
bir kere gidilip tekrar gelindiğinde alınacak niclerin yazıldığı başlık.
ben gitmem, he gittim diyelim dönmem ama yine de yazayım.
ne ararsan var yazarı
ya da
kedili kadın
bir kere değiştirdim bir daha değişmez diye şey etmiyorum. bu nicki çok uzun yıllardır kullanıyorum diye seçtim ama sıkılmaya başladım.
ben gitmem, he gittim diyelim dönmem ama yine de yazayım.
ne ararsan var yazarı
ya da
kedili kadın
bir kere değiştirdim bir daha değişmez diye şey etmiyorum. bu nicki çok uzun yıllardır kullanıyorum diye seçtim ama sıkılmaya başladım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
-yemek mi yapsan acaba?
-dışarı çıkıcam ben. gelecek misin?
-bu havada mı? içki içtin?
-eee? çıkıcam. hava almam lazım. gelecek misin?
-hayır. bence sen de çıkmamalısın. mutfağa girsen çok daha iyi.
o kadar uzun süre kendim için düşünmek zorunda kalmadım, beni benden iyi tanıyan biri benim yerime düşündü ki benimle ilgili şeyleri, umursamayıp kendi bildiğimi okuduğum zamanlarda bile -ki çoğu zaman böyle oldu bu- düştüğüm çukurlardan sağ salim çıkacağımı bilmenin güvenini yaşadım hiç farkında olmayarak. insan böyle şeyleri yitirdiğinde anlıyor. yitirip kendiyle ilgili kendisi düşünmek zorunda kaldığında ve o çukurlara, hep orada olan, düşüp durduğumuz çukurlara düştüğünde nasıl çıkacağını, çıkınca da bir daha ne zaman düşeceğini, çıkmaya mecali olup olmayacağını düşünürken… o gece girmedim mutfağa. dışarı çıktım. dondum soğuktan. içkiliydim, ağladım; açılmadım. ıslandım. zavallı gibi hissettim kendimi. daha çok içtim, daha çok ağladım ve daha çok açılmadım. çıktığımdan daha yüklü döndüm eve. ıslak saçlarım, üşümüş bedenim, incinmiş ruhumla. incittiğim.
“tek başına, böyle bir zamanda, bok gibi bir yere, bok gibi bir ruh haliyle, üstelik de otobüsle nereye gidiyorsun? mutfağa gir sen miko.”
otogarlar iğrenç yerler. pis yemek aşığı benim için bile, benim için çok özel bir yeri olan “tost”un yenmeyecek halde olduğu bir yer. bağıran, çağıran insanlar. her yerinden çomarlık akıyor. tayt giydim evet, ne bakıyosun yaprağım! silerim ebeni dünyadan. ah bir enerjim olsa.
yoruldum. yorgunum. düşünemiyorum.
-dışarı çıkıcam ben. gelecek misin?
-bu havada mı? içki içtin?
-eee? çıkıcam. hava almam lazım. gelecek misin?
-hayır. bence sen de çıkmamalısın. mutfağa girsen çok daha iyi.
o kadar uzun süre kendim için düşünmek zorunda kalmadım, beni benden iyi tanıyan biri benim yerime düşündü ki benimle ilgili şeyleri, umursamayıp kendi bildiğimi okuduğum zamanlarda bile -ki çoğu zaman böyle oldu bu- düştüğüm çukurlardan sağ salim çıkacağımı bilmenin güvenini yaşadım hiç farkında olmayarak. insan böyle şeyleri yitirdiğinde anlıyor. yitirip kendiyle ilgili kendisi düşünmek zorunda kaldığında ve o çukurlara, hep orada olan, düşüp durduğumuz çukurlara düştüğünde nasıl çıkacağını, çıkınca da bir daha ne zaman düşeceğini, çıkmaya mecali olup olmayacağını düşünürken… o gece girmedim mutfağa. dışarı çıktım. dondum soğuktan. içkiliydim, ağladım; açılmadım. ıslandım. zavallı gibi hissettim kendimi. daha çok içtim, daha çok ağladım ve daha çok açılmadım. çıktığımdan daha yüklü döndüm eve. ıslak saçlarım, üşümüş bedenim, incinmiş ruhumla. incittiğim.
“tek başına, böyle bir zamanda, bok gibi bir yere, bok gibi bir ruh haliyle, üstelik de otobüsle nereye gidiyorsun? mutfağa gir sen miko.”
otogarlar iğrenç yerler. pis yemek aşığı benim için bile, benim için çok özel bir yeri olan “tost”un yenmeyecek halde olduğu bir yer. bağıran, çağıran insanlar. her yerinden çomarlık akıyor. tayt giydim evet, ne bakıyosun yaprağım! silerim ebeni dünyadan. ah bir enerjim olsa.
yoruldum. yorgunum. düşünemiyorum.
devamını gör...
sözlüğün 1.yılının gelip çatması
nice yıllara sözlük.
başlığa el atmak lazım. ironik olmuş. 1.yılının vs 1. yılının
dolması demişken markette %50 indirimli dolma arayan bir tek ben miyim?
edit: başlık "dolması" olarak bitiyordu düzeltilmiş. espri arada kaynamasın. başlıktaki "1.yılının" hala bitişik kalmış. modların ilgisi dolmaya anlaşılan. (buraya gülücük).
edit2: modların isteği üzerine smile yerine gülücük eklendi. başlıktaki hata yerinde duruyor hala sevgili modlar dolmayı yemişsiniz ama. (gülücük)
başlığa el atmak lazım. ironik olmuş. 1.yılının vs 1. yılının
dolması demişken markette %50 indirimli dolma arayan bir tek ben miyim?
edit: başlık "dolması" olarak bitiyordu düzeltilmiş. espri arada kaynamasın. başlıktaki "1.yılının" hala bitişik kalmış. modların ilgisi dolmaya anlaşılan. (buraya gülücük).
edit2: modların isteği üzerine smile yerine gülücük eklendi. başlıktaki hata yerinde duruyor hala sevgili modlar dolmayı yemişsiniz ama. (gülücük)
devamını gör...
ödünç verilen kitabın bir türlü geri gelmemesi
çare: ödünç vermemek
devamını gör...