preobrajeniye
rusça ''dönüşüm'' anlamına gelen sözcüktür.
aynı zamanda hz. isa'nın şekil değişmesi olarak da bilinen ve ortadoksluğun önemli bir kavramı olan hatta en önemli bayramlardan birinin adı olan kavramdır.
kaynak: (bkz: köpek kalbi (kitap)).
aynı zamanda hz. isa'nın şekil değişmesi olarak da bilinen ve ortadoksluğun önemli bir kavramı olan hatta en önemli bayramlardan birinin adı olan kavramdır.
kaynak: (bkz: köpek kalbi (kitap)).
devamını gör...
güne bir söz bırak
"insanlar birbirlerine gülüyorlarsa aralarında nefret, birbirleriyle gülüyorsa aralarında sevgi çoğalıyormuş."
iskender pala
iskender pala
devamını gör...
2020'de en az 99 bin 588 esnaf kepenk kapattı
üzücü bir durum. kepenk kapatmasa da çoğu işletmenin çok zor günler geçirdiğini biliyoruz. kepenk kapatmayanların da hali çok iç açıcı değil yani.
yalnız bunları savunurken parti mensubunuz, eski milletvekiliniz çıkıp erdoğan gitsin diye canımı veririm diye açıklamalar yapıyor. siz bu ülkenin ana muhalefet partisinin başkan yardımcısı olarak keşke rakam vermek yerine ya da bu rakamları verdikten sonra bunun olmaması için neler yapacağınızı anlatsanız. hoş anlatmak yetmiyor. bir icraat görsek, örgütlenseniz, sesinizi yükseltseniz hoş olmaz mı?
yalnız bunları savunurken parti mensubunuz, eski milletvekiliniz çıkıp erdoğan gitsin diye canımı veririm diye açıklamalar yapıyor. siz bu ülkenin ana muhalefet partisinin başkan yardımcısı olarak keşke rakam vermek yerine ya da bu rakamları verdikten sonra bunun olmaması için neler yapacağınızı anlatsanız. hoş anlatmak yetmiyor. bir icraat görsek, örgütlenseniz, sesinizi yükseltseniz hoş olmaz mı?
devamını gör...
normal sözlük mafyasından kamuoyuna duyuru
doktor raporu
kafa sözlük mafyasına sunulmak üzere
adı: celebrant
kayıt tarihi: 2020-11-14 19:47:27
bay celebrant, yanımda sinir tedavisi görmektedir. bilindiği gibi paranoid psikoz söz konusudur. bu nedenle defalarca hastanede stasyoner tedavi görmek ve düzenli olarak antipsikotik ilaç kullanmak zorunda kaldı. bay celebrant, rahatsızlığının tarz ve ağırlığından dolayı vergi muafiyetinden yararlanmaya elverişlidir.
imza:
psikiyatri ve nöroloji uzmanı
kafa sözlük mafyasına sunulmak üzere
adı: celebrant
kayıt tarihi: 2020-11-14 19:47:27
bay celebrant, yanımda sinir tedavisi görmektedir. bilindiği gibi paranoid psikoz söz konusudur. bu nedenle defalarca hastanede stasyoner tedavi görmek ve düzenli olarak antipsikotik ilaç kullanmak zorunda kaldı. bay celebrant, rahatsızlığının tarz ve ağırlığından dolayı vergi muafiyetinden yararlanmaya elverişlidir.
imza:
psikiyatri ve nöroloji uzmanı
devamını gör...
süvari birlikleri
ateşli silahların gelmesiyle değişime uğrayan askeri birlik. ariosto’nun “melun cihaz” dediği ateşli silahlar, savaş alanlarındaki teknik dengeleri değiştirmekle kalmaz, aynı zamanda sosyal değerleri tehdit eder hale de gelir. at sırtında savaşanlar bu evrimden iki şekilde etkilenir. yüzyıllarca avrupa’daki savaşlara hakim olmuş olan asil şövalye attan düşürülmüştür. aslında bu evrimin geniş bir zamanlama ve anlamını daha iyi kavrayabilmek için daha geniş bir zaman çerçevesine yerleştirmek lazım. 14 ve 15. yüzyılda bile, crecy poitiers ve agincourt’da aristokratlardan oluşan fransız süvari birlikleri, long bow denen, dehşet verici, uzun bir yayla silahlanmış, avamın arasından seçilip askere alınmış ingiliz okçularınca şiddetli yenilgilere uğratılmıştır. bu silah sadece teknik bakımdan, menzil, atış temposu ve zırh delme kabiliyeti, kullanım kolaylığıyla arkebüzlerden üstündür. dolayısıyla yaylı olsun ateşli olsun, atımlı silahlar, feodal süvari birliklerinin başlıca taktiği olan cepheden taaruzda ciddi bir krize yol açmıştır. bu durum, süvari birliklerinin öneminin azalmasına sebep olmuştur. hafif süvari birlikleri ise bu değişime ayak uydurmaya çalışmış, ancak pratikte çok etkili olmadığından 17. yüzyılın başlarında kullanımdan düşmüştür.
devamını gör...
elyaf
etimolojik olarak arapça alyāf ألياف "lifler" sözcüğünden alıntı olan kelimedir. arapça sözcük arapça lyf kökünden gelen līf ليف sözcüğünün çoğuludur.
elyaf, uzunluğu genelde genişliğinden daha fazla olan doğal veya insan yapımı olabilen bir maddedir. elyaflar genellikle diğer malzemelerin imalatında kullanılır.
sentetik elyaf, doğal elyafa kıyasla çok ucuz bir maliyetle büyük miktarlarda üretilebilir, ancak söz konusu giyim olduğunda doğal elyaf, sentetik versiyonuna göre rahatlık gibi bazı faydalar sağlamaktadır.
nedense duyduğumda bana rahatsızlık veren, vücuduma iğne batıyor gibi hissettiren bir kelimedir aynı zamanda. sanırım sağlıksız olması bilinç altıma biraz fazla işlemiş. *
elyaf, uzunluğu genelde genişliğinden daha fazla olan doğal veya insan yapımı olabilen bir maddedir. elyaflar genellikle diğer malzemelerin imalatında kullanılır.
sentetik elyaf, doğal elyafa kıyasla çok ucuz bir maliyetle büyük miktarlarda üretilebilir, ancak söz konusu giyim olduğunda doğal elyaf, sentetik versiyonuna göre rahatlık gibi bazı faydalar sağlamaktadır.
nedense duyduğumda bana rahatsızlık veren, vücuduma iğne batıyor gibi hissettiren bir kelimedir aynı zamanda. sanırım sağlıksız olması bilinç altıma biraz fazla işlemiş. *
devamını gör...
sözlükte flood yapmak
sözlüğün en güzel zamanlarında karalama defterini mesken tutmuş yazarlardı. uzun uzun entryler içinde fark edilmeden bir sabah bir de akşam karalardık. birimiz yazınca diğerimiz de yazardı. şimdi o motivasyonu bulamıyorum.
devamını gör...
büyükbaba paradoksu
diyelim ki zaman makinesi ile geçmişe gidiyoruz ve dedemizi öldürüyoruz.dedemiz yoksa bizde hiç doğmamış olacağız öyleyse geçmişe nasıl gideceğiz. işler asıl bu noktada kısır döngüye giriyor ve kafamız karışıyor.
aslında bu paradoks bize birazda olsa paralel evrenin varlığını kabul etmemizi sağlıyacak şöyle;
geçmişe gittiğinizde büyük babanızın geçmişine değil de paralel evrende ki büyük babanızın kopyasının geçmişine gittiğini düşünmeniz.bunun sonucunda siz var olmuş olcaksınız ve paralel evrendeki babanız hiç var olmamış olcak.
aslında bu paradoks bize birazda olsa paralel evrenin varlığını kabul etmemizi sağlıyacak şöyle;
geçmişe gittiğinizde büyük babanızın geçmişine değil de paralel evrende ki büyük babanızın kopyasının geçmişine gittiğini düşünmeniz.bunun sonucunda siz var olmuş olcaksınız ve paralel evrendeki babanız hiç var olmamış olcak.
devamını gör...
itici gelen isimler
şeyma
devamını gör...
hiçbir erkek için çaba gösteremeyen kadın
insanın arada bir kendini kaptırıp çaba göstergesi geliyor. sonra ne için çaba gösterdiğini görünce bu kez bir gülme* geliyor. sessizce uzaklaşıyor.
devamını gör...
niels lyhne
natüralizmin temsilcilerinden olan danimarkalı yazar, şair ve bilim insanı jens peter jacobsen'ın 1880 yılında yayımlanan novellası. hermann hesse ve gerçekçiliğin babası adledilen henrik ibsen'i dahi etkisi altında bırakmış olan jacobsen; niels lyhne ile rainer maria rilke'nın da edebi yönünü epey beslemiştir. briefe an einen jungen dichter*'da rilke bundan açıkça söz eder. tanımın sonuna çevirisi ile beraber not düşeceğim.
iskandinav edebiyatında natüralizmin en önemli temsilcilerinden biri olan eser; sonu belirsizce biten, kendi benliğini bulamamış ve yolculuğunda başarısız olmuş bir karakterin kasvetli ve huzursuz edici öyküsüdür esasında. bu 'çöküş' romanında esere ismini vermiş olan ana karakter niels; yaşamı, gelişimi, yasak ilişkisi -yakın dostu erik'in eşi ile olan- ve iç karmaşaları ile açıkça bir anti-kahraman olarak okuyucuya sunuluyor. belirtmek gerekir ki niels, açıkça jacobsen'ın darwinci görüşünden beslenmiş bir karakter bu yüzden jacobsen eserin pek çok yerinde bu idealist genç şairi sürekli darwin'in teorileri ile karşı karşıya bırakıyor ve bu çatışmanın altında aynı zamanda teolojik sorular yer alıyor.
ayrıca not düşmek gerekir ki; niels lyhne, danimarkalı yazar henrik pontoppidan'ın 8 ciltlik lucky per'i ile tam olarak benzerlik göstermese de aynı düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkar esasında fakat jacobsen'in bu kadar kısa bir novellada 8 ciltlik bir eserin şiddetini hissettirmesi tartışmasız büyük bir başarıdır bence ki; pesten i bergamo'da yalnızca 'çarmıha ger' gibi tekrarlanan basit bir cümleyle bile dehşetvari bir etki bıraktığını düşünürsek bu şaşılacak bir durum sayılmaz.
haven't you noticed that we women daydream infinitely less than you men? we can't anticipate pleasure in our imagination or keep suffering out our lives with some imaginary consolation.whatever is, is.ımagintion! ıt's so paltry! yes, when you've grown older, as ı have, you occasionally make do with the poor comedy of the imagination. p.17
briefe an einen jungen dichter, rainer maria rilke:
"size anlatmak istediğim ikinci şey ise: tüm kitaplarım arasında yalnızca birkaç tanesi benim için vazgeçilmezdir ve gittiğim her yere içlerinden iki tanesini mutlaka götürürüm. burada da yanımdalar: incil ve büyük danimarkalı şair jens peter jacobsen'in kitapları. eserlerini biliyor musunuz? bazıları reclam'in evrensel kitap serisinden çıktığı için temin etmesi kolay. çevirileri de gayet iyi. j. p. jacobsen'in alu öykü'sünün küçük cildini ve romanı niels lyhne'yi alın. bütün bir dünya, bir dünyanın mutluluğu, bolluğu, tasavvur edilemez enginliği saracak sizi. bir süre bu kitapların içinde yaşayın, öğrenmeye değer bulduklarınızı öğrenin onlardan ama en önemlisi onları sevin."
"bu sevgi size binlerce ve binlerce kez geri dönecek, yaşamınızda ne olursa olsun -geri dönecek, bundan eminim. varlığınızın tüm dokularına, tıpkı tüm deneyimlerinizin, hayal kırıklıklarınızın ve sevinçlerinizin en önemli parçaları gibi işleyecek. yaratıcılığın özüne ait en büyük deneyimi, derinlikleri ve sonsuzluğu bana kimin verdiğini söylemem gerekirse, sözünü edecegim salt iki isim olurdu: o harika, yüce ozan jacobsen ve günümüzde hayatta olan tüm sanatçılar arasında eşi olmayan, heykeltıraş auguste rodin. yolunuzda başarılar!"
saygılarımla, rainer maria rilke
"paskalya mektubunuzla beni çok memnun ettiniz sevgili bayım, zira iyi haberlerinizle doluydu. jacobsen'in görkemli ve kıymetli sanatından konuşma şekliniz, sanatınızı ve sorularınızı bu bereketli alana yönlendirmekle hata etmediğimi gösterdi bana. niels lyhne, ihtişamın ve derinliklerin kitabı. size açılacak; ne kadar sık okunursa o ölçüde her şeyi barındırdığını görürsünüz, yaşamın en algılanamaz kokularından en ağır meyvelerinin muazzam tatlarına varan dek. belleğin titreyen yankısında anlaşılmayan, kavranmayan, deneyimlenmeyen ve bilinmeyen hiçbir şey yoktur; hiçbir deneyim çok az değildir ve en küçük olay bir kader gibi açılır ve kaderin kendisi harika, geniş bir ağ gibidir; sonsuz hassas bir el tarafından yönlendirilir ve diğerinin yanına yerleştirilir ve yüzlerce kişi tarafından tutulur ve taşınır."
edit: imla.
iskandinav edebiyatında natüralizmin en önemli temsilcilerinden biri olan eser; sonu belirsizce biten, kendi benliğini bulamamış ve yolculuğunda başarısız olmuş bir karakterin kasvetli ve huzursuz edici öyküsüdür esasında. bu 'çöküş' romanında esere ismini vermiş olan ana karakter niels; yaşamı, gelişimi, yasak ilişkisi -yakın dostu erik'in eşi ile olan- ve iç karmaşaları ile açıkça bir anti-kahraman olarak okuyucuya sunuluyor. belirtmek gerekir ki niels, açıkça jacobsen'ın darwinci görüşünden beslenmiş bir karakter bu yüzden jacobsen eserin pek çok yerinde bu idealist genç şairi sürekli darwin'in teorileri ile karşı karşıya bırakıyor ve bu çatışmanın altında aynı zamanda teolojik sorular yer alıyor.
ayrıca not düşmek gerekir ki; niels lyhne, danimarkalı yazar henrik pontoppidan'ın 8 ciltlik lucky per'i ile tam olarak benzerlik göstermese de aynı düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkar esasında fakat jacobsen'in bu kadar kısa bir novellada 8 ciltlik bir eserin şiddetini hissettirmesi tartışmasız büyük bir başarıdır bence ki; pesten i bergamo'da yalnızca 'çarmıha ger' gibi tekrarlanan basit bir cümleyle bile dehşetvari bir etki bıraktığını düşünürsek bu şaşılacak bir durum sayılmaz.
haven't you noticed that we women daydream infinitely less than you men? we can't anticipate pleasure in our imagination or keep suffering out our lives with some imaginary consolation.whatever is, is.ımagintion! ıt's so paltry! yes, when you've grown older, as ı have, you occasionally make do with the poor comedy of the imagination. p.17
briefe an einen jungen dichter, rainer maria rilke:
"size anlatmak istediğim ikinci şey ise: tüm kitaplarım arasında yalnızca birkaç tanesi benim için vazgeçilmezdir ve gittiğim her yere içlerinden iki tanesini mutlaka götürürüm. burada da yanımdalar: incil ve büyük danimarkalı şair jens peter jacobsen'in kitapları. eserlerini biliyor musunuz? bazıları reclam'in evrensel kitap serisinden çıktığı için temin etmesi kolay. çevirileri de gayet iyi. j. p. jacobsen'in alu öykü'sünün küçük cildini ve romanı niels lyhne'yi alın. bütün bir dünya, bir dünyanın mutluluğu, bolluğu, tasavvur edilemez enginliği saracak sizi. bir süre bu kitapların içinde yaşayın, öğrenmeye değer bulduklarınızı öğrenin onlardan ama en önemlisi onları sevin."
"bu sevgi size binlerce ve binlerce kez geri dönecek, yaşamınızda ne olursa olsun -geri dönecek, bundan eminim. varlığınızın tüm dokularına, tıpkı tüm deneyimlerinizin, hayal kırıklıklarınızın ve sevinçlerinizin en önemli parçaları gibi işleyecek. yaratıcılığın özüne ait en büyük deneyimi, derinlikleri ve sonsuzluğu bana kimin verdiğini söylemem gerekirse, sözünü edecegim salt iki isim olurdu: o harika, yüce ozan jacobsen ve günümüzde hayatta olan tüm sanatçılar arasında eşi olmayan, heykeltıraş auguste rodin. yolunuzda başarılar!"saygılarımla, rainer maria rilke
"paskalya mektubunuzla beni çok memnun ettiniz sevgili bayım, zira iyi haberlerinizle doluydu. jacobsen'in görkemli ve kıymetli sanatından konuşma şekliniz, sanatınızı ve sorularınızı bu bereketli alana yönlendirmekle hata etmediğimi gösterdi bana. niels lyhne, ihtişamın ve derinliklerin kitabı. size açılacak; ne kadar sık okunursa o ölçüde her şeyi barındırdığını görürsünüz, yaşamın en algılanamaz kokularından en ağır meyvelerinin muazzam tatlarına varan dek. belleğin titreyen yankısında anlaşılmayan, kavranmayan, deneyimlenmeyen ve bilinmeyen hiçbir şey yoktur; hiçbir deneyim çok az değildir ve en küçük olay bir kader gibi açılır ve kaderin kendisi harika, geniş bir ağ gibidir; sonsuz hassas bir el tarafından yönlendirilir ve diğerinin yanına yerleştirilir ve yüzlerce kişi tarafından tutulur ve taşınır."edit: imla.
devamını gör...
24 mayıs 2021 habertürk süleyman soylu yayını
0-0 biten lecce-cagliari maçını banttan tekrar izlesem bu kadar zaman kaybı olmazdı dedirten bomboş bir yayın oldu. salt zaman kaybı olarak türk medya tarihindeki yerini aldı.
üst edit: aşağıda thedansözkiller'ın tanımında belirttiği gibi, yayının başında moderatör kübra par: "biz bu akşam ne kimsenin temelsiz iddialarının iddiacısıyız, ne de hakkında iddialar ortaya atılan insanların avukatıyız" deyince bir irkildim. sonra yayının bu minvalde geçeceğini ilk yarım saatte anladım. izlemeyi bıraktım, işime gücüme baktım, podcast dinler gibi dinledim. ilk reklam arasına geçildiğinde, yani 45 dakika olmuşken, bakan durmadan konuşuyordu ve henüz tek soru dahi sorulmamıştı.
bakan bey taktiği gereği hikaye anlattı, laf kalabalığı yaptı, arada bolca sırıttı, maval okudu. karşısındaki sözde “gazeteciler” de iki saat pış pış dinledi. sonra mafya reisi “onuru maaşları kadar olan gazeteciler” der tabii. bir kişi bile araya girip bakanın sözünü kesemedi. kuru kuru dinleyeceksen, oturma orda kardeşim, yayına katılma kalk git. kendine gazeteci deme. halktv’de esip gürlemesi kolay kendi kendinize.
bu yayın neden oldu? içişleri bakanı halen görevde olduğu, yani istifa etmediği için. mafya lideri son videosunda “seni köpek yapacağım boynuna tasma takıp gezdireceğim” diyor. bu lafı yiyen her insan nşa nevri döner, yerin dibine geçer. bürokrat olsun olmasın, hiçbir insanın bu lafı hazmedememesi lazım. ama gurur kavramı sanırım sadece japonlara has bir şey olmalı. peki ne oldu? devletin itibarı, namusu, güvenilirliği ayaklar altına alınmaya devam edildi. koltuk sevdası uğruna.
üç saat boyunca iç işleri bakanı unvanı taşıyan bir insanın çırpınışlarını gördük. sözlüye kalkan ama soruya cevap veremeyen öğrencilerin mırın kırın etmesi, lafı uzatıp geçiştirmesi gibi. süreye oynadı. topu taca attı. sinirden sırıttı, lafların arasına girdi, soru soranların sözlerini kesti, kendi sorduğu sorulara kendisi cevap verdi, ad hominem yaptı. meeeh dedirtti. öte yandan muhatabı ise twitter’da canlı yayında tek tek her şeye cevap verdi. videoları ortalama 10 milyon seyrediliyor. halkın nazarında, mafya da olsa, suç örgütü lideri, tetikçi, katil, pislik de olsa, ki kendisinin temiz olma gibi bir iddiası da yok, geçmişi ve yaptıkları da belli, söyledikleri ile daha dürüst ve muteber konuma geliyor. bu da türkiye’nin kocaman ironisi.
alt edit: yayın linki eklendi.
üst edit: aşağıda thedansözkiller'ın tanımında belirttiği gibi, yayının başında moderatör kübra par: "biz bu akşam ne kimsenin temelsiz iddialarının iddiacısıyız, ne de hakkında iddialar ortaya atılan insanların avukatıyız" deyince bir irkildim. sonra yayının bu minvalde geçeceğini ilk yarım saatte anladım. izlemeyi bıraktım, işime gücüme baktım, podcast dinler gibi dinledim. ilk reklam arasına geçildiğinde, yani 45 dakika olmuşken, bakan durmadan konuşuyordu ve henüz tek soru dahi sorulmamıştı.
bakan bey taktiği gereği hikaye anlattı, laf kalabalığı yaptı, arada bolca sırıttı, maval okudu. karşısındaki sözde “gazeteciler” de iki saat pış pış dinledi. sonra mafya reisi “onuru maaşları kadar olan gazeteciler” der tabii. bir kişi bile araya girip bakanın sözünü kesemedi. kuru kuru dinleyeceksen, oturma orda kardeşim, yayına katılma kalk git. kendine gazeteci deme. halktv’de esip gürlemesi kolay kendi kendinize.
bu yayın neden oldu? içişleri bakanı halen görevde olduğu, yani istifa etmediği için. mafya lideri son videosunda “seni köpek yapacağım boynuna tasma takıp gezdireceğim” diyor. bu lafı yiyen her insan nşa nevri döner, yerin dibine geçer. bürokrat olsun olmasın, hiçbir insanın bu lafı hazmedememesi lazım. ama gurur kavramı sanırım sadece japonlara has bir şey olmalı. peki ne oldu? devletin itibarı, namusu, güvenilirliği ayaklar altına alınmaya devam edildi. koltuk sevdası uğruna.
üç saat boyunca iç işleri bakanı unvanı taşıyan bir insanın çırpınışlarını gördük. sözlüye kalkan ama soruya cevap veremeyen öğrencilerin mırın kırın etmesi, lafı uzatıp geçiştirmesi gibi. süreye oynadı. topu taca attı. sinirden sırıttı, lafların arasına girdi, soru soranların sözlerini kesti, kendi sorduğu sorulara kendisi cevap verdi, ad hominem yaptı. meeeh dedirtti. öte yandan muhatabı ise twitter’da canlı yayında tek tek her şeye cevap verdi. videoları ortalama 10 milyon seyrediliyor. halkın nazarında, mafya da olsa, suç örgütü lideri, tetikçi, katil, pislik de olsa, ki kendisinin temiz olma gibi bir iddiası da yok, geçmişi ve yaptıkları da belli, söyledikleri ile daha dürüst ve muteber konuma geliyor. bu da türkiye’nin kocaman ironisi.
alt edit: yayın linki eklendi.
devamını gör...
bill gates'in 1 milyon kilometrekare arazi satın alması
özerklik ilan edecektir .
devamını gör...
en iyi 36 yazarın kolajı
(bkz: işkur)
devamını gör...
kırmızı tuborg
zamanım kısıtlı ise acilen kafamı dağıtmam da çok elzemse ilk tercihimdir. artı midemi altı yedi birayla dolduracağıma üç dört kırmızıyla tertemiz çakır olurum. mis.
kamu spotu; şahin değil 4x4 kullanıyorum. lütfen ön yargılarınızdan uzak durunuz. *
kamu spotu; şahin değil 4x4 kullanıyorum. lütfen ön yargılarınızdan uzak durunuz. *
devamını gör...
yanlış telaffuz etmekten hoşlanılan kelimeler
çizgilere basarsan ölersin.
devamını gör...
özge mumcu aybars
uğur mumcu'nun kızıdır. babam yaşasaydı türkiye'deki koşullardan çok mutsuz olurdu diye bir sözü var.
devamını gör...
miko
anılarını okumaktan çok keyif aldığım yazardır. kendisini hiç tanımamakla birlikte saygı duyuyorum. güçlü bir imajı var zihnimde. iyi ki var.
kendisini bu yazıdan bir süre sonra tanımış ve bolca sevmişimdir:)
kendisini bu yazıdan bir süre sonra tanımış ve bolca sevmişimdir:)
devamını gör...
trans bireyleri korumak polisin görevi midir sorunsalı
polisin görevi ırk, din, dil, cinsiyet ayırt etmeden, tehlike anında vatandaşın can ve mal güvenliğini korumaktır. içişleri bakanının süleyman soylu olduğu ülkede tabi başkadır bu işler.
devamını gör...
