mesleğe başladığım ilçedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
rize’nin en büyük ilçesidir, coğrafi yapısı ile de rize’nin gelişmeye en müsait yeridir. ardeşen’de yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu lazdır ve ilçede çok yoğun bir oranda lazca konuşulur.

ilginç insanların toplandığı bir ilçedir. cem yılmaz’ın karadeniz turnesi ile ilgili söylediği gibi ben de birçok fıkrada oynadım ardeşen’de çalışırken. alıştıktan sonra ardeşen’de yaşamak harika bir şey aslında.

bir gün okuldan çıkmış çarşıya doğru yürürken kırmızı ışıkta geçen bir öğretmen arkadaşımı gördüm mesela. kırmızıda geçti ileride trafik polisini görünce geri geri gelip ışıkta beklemeye başladı. bunu başka yerde görmek zor sanırım.

bir gün de gün ortasında uyuyakaldım ve uyandığımda balkona çıkıp bir sigara yaktım ve karşı apartmanda merdivenleri çıkan bir inek gördüm. önce hala uyuduğumu sandım ama gerçekti. sonra öğrendim ki apartmanın sahibi birinci ve üçüncü katı ev olarak ikinci katı ise ahır olarak kullanıyormuş.

öğretmenlik yaparken de a4 kağıtları dağıtıp kompozisyon yazacağımızı söylediğimde öğrenciler kağıdın hangi yüzüne yazacaklarını sormuşlardı. test yapacağım dediğim bir seferinde de şıklı mı diye soran ve istediği sorudan başlayıp başlayamayacağını soran öğrencilerim oldu.

ama bunlara rağmen müthiş yardımsever ve çok eğlenceli insanlardır. gereksiz sinirlerini bir kenara bırakırsak bu ilçede yaşayan insanlarla zaman geçirmek çok eğlencelidir.

ardeşen rize’nin sevdiğim ilçelerinden biri idi. nedenini ise tam olarak vamişkun.
devamını gör...

doğru.
bence alttaki yazar sınavlardan nefes alamıyor.
devamını gör...

castle demişken şapşal yazarımızı oynayan oyuncu (bkz: nathan fillion)'un çevirdiği bir diğer polisiye dizi olan the rookie'den bahsetmemek olmazdı.

2018 yılında yayınlanmaya başlayan bir başka amerikan polisiye dizisidir.
bu adama şapşallık ne kadar yakışıyorsa polislik de bir o kadar yakışmış. bu dizimizin konusu diğer polisiye dizilerden bir tık farklı ancak.

çünkü los angeles polis departmanının içine giriyoruz bu dizide. (bkz: nathan fillion)'un oynadığı john nolan karakteri bir polis, ancak 40 yaşında departmanın en yaşlı çaylağı! ne demek istiyorum çaylak derken? polis depratmanında tecrübeli bir polisin yanına sahada eğitim almak amacıyla verilen polislerden bahsediyorum. işte nolan karakterimiz de departmanın en yaşlı çaylağı bu dizide. başka çaylaklarımız da var tabii. bu çaylaklar ve partnerlerini de izliyoruz dizide. bir nevi bir polisin eğitim gelişim sürecini izletiyor bize dizi.

burada da cinayetler görebiliyoruz ancak genel anlamıyla bu dizi departman içerisindeki "eski toprak" polislerin, ırkçılığın, kast sisteminin de nasıl işlediğini bize izletiyor. polislerin yozlaşmasını anlatıyor.. bu yönden çok güzel dokundurmalar yapan bir dizi. özellikle beyaz bir polisin siyah bir polisle olan ilişkilerini, "eski usül" polisliğin ne kadar muhafazakar olduğuna da güzelce değiniyor.

genel olarak bir bölüm içerisinde devriye gezen polisleri ve polisi gelen aramaları da izliyoruz. komikli tuhaflı vakalar olduğu gibi ürkütücü vakalar da mevcut.
buyrun afiş:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu adam yaşlandıkça lezzetlenmiş mi ne.. amanın.
devamını gör...

hiç düşünmeden tabikide
harry potter
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
halbuki ne umutlar ile girmiştik yeni yıla.
devamını gör...

ooo kulübüm varmış da haberim yokmuş hell yeaah.(bkz: swh) ayrıca beni vip üye yapın arkadaşım 4. turu dönüyorum, skandal! dağıtırım lan bu kulübü.*
devamını gör...

rusya'nın simgesi olan hayvandır. rusya profesyonel futbol ligi simgesinde de kullanılmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayrıca şunu da bırakayım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir evi gerçekten yuva yapabilecek tek şey sizsinizdir.
yaşadığınız yeri kendiniz için güvenli, huzurlu, besleyici, dinlendirici kılacak özellikleri bir tek siz bilebilirsiniz. bu koşulları kendiniz için az biraz çabayla sağlayabilir, bu alanı uzun vadede alışabileceğiniz şekilde düzenleyebilirsiniz. dahası bu yaşam alanını sizi yansıtacak bir hale getirebilirsiniz. bu maddi durumla belki bir derece alakalı olsa da asla tamamen buna bağlı değildir. birkaç sevdiğiniz eşya, sevdiğiniz müziği dinleyebileceğiniz bir ortam, rahat uyuyabileceğiniz bir köşe size "ben burada iyiyim" hissini sunabilir. en önemlisi de, bir yerde huzurla barınabilmek için bir tür iç huzuru bulabilmek gerek. insan kendini yuva bildiğinde dünyanın neresine giderse gitsin orada huzur bulabiliyormuş, öteki türlüsü fena. çünkü siz ruhen ve fiziken var ve iyi olmadığınız sürece kapladığınız yer yuva da olmuyor .
devamını gör...

giderek delirdiğimizin göstergesidir. uyuyan bir kediye bile tahammülü kalmamışsa insanların ortada çok ciddi sorunlar vardır.
devamını gör...

gönül bağı, hoşa gitme.

bu akşam fütursuzca sevmek geldiğinden içimden, biraz yazacağım. içimde biriktirip durduğum sevgi bazen taşacak gibi oluyor, yüreğim dizginleyemediğim bir kısrak gibi koşturuyor. korkuyorum, sevmenin haddini aşmaktan.
sevmek öyle güzel ki, içimde çocuk sesleri. cıvıl cıvıl bir öğle üzeri, tatlı bir meltem yüzümü gözümü öpüyor; ben seviyorum.
sevmenin kendisini de seviyorum, hesapsız. dupduru bir sele kapılıp gidiyorum, mahiyetini kavramaya çalışıyorum. "sevmek" eylemini yaratana şükran duyuyorum.
ben bazen çok seviyorum, fütursuzca seviyorum.
devamını gör...

böyle yazarların entrylerini okuduğumdan beri kendi aydınlanmamdan utanıyorum * öyle hoş bilgiler paylaşıyor ki sevgili bal porsuğu ; kaleminize, bilgilerinize zeval gelmesin efenim.
devamını gör...

tanrılarla ve dinlerle uğraşmaz, ilgilenmez. çok rahat insanlardır, dinsel bir kimliğe hapsolmazlar. kafası ideolojik fikirlerle dolu insanlara göre daha rahat ve keyfine düşkündür. kendine dinsel kimlik alanlara göre dinsel hiçbir düşünce için kendini yormaz, adeta yıpratmaz. bu konulardan aşırı derece de uzak dururlar ve hayatı sadece kendisine, ailesine, işlerine ve geleceğine ayırırlar. bu akıma dahil insanlar geçmişten günümüzde görüp görebileceğiniz en rahat insanlardır.
devamını gör...

sesler ve küller şiirinde; " yok başka bir cehennem yaşıyorsun işte" diyen behçet aysan'ın kaleminden dökülen dört güzel şiir. sesler ve küller'de haklıydı aysan, 1993 yılında onu sivas katliamında bir saman alevi gibi yutan yangını henüz yaşamadan da biliyordu, asıl cehennemin insan olduğunu. yine de şiirlerinde dünya denilen bu yangın yerini bile güzelleştiren bir yanı vardır aysan'ın. geriye bir çok şiiri ile beraber dört eflatun şiir kaldı, insanı bin yerinden yaralayan dört şiir yalnızca. bir eflatun kelebek, bir eflatun aşk, bir eflatun ölüm ve bir eflatun menekşe'den oluşuyor dört eflatun şiir.


bir eflatun aşk
ı.
benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
yorulmuyor yaşamaktan.

midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
ve yüzündeki çıban gibi
yüreğinde yaralar
taşımaktan.

yorulmuyor yorulmuyor
ağır işçi
kedere ve aşka çalışmaktan

kiminde peçeli bir gülüş çağırıyor
kiminde kovuluyor kapılardan.

2.
bak sabah yaklaşıyor birazdan ufuk
moraracak
sevgilim çıplak sokaklarında
ayak seslerim dolaşsın
yasak
ırmaklarında yıkanayım
avuçlarına karlı öpüşler
bırakayım

rüzgar
unutulmuş
bir dağ çeşmesine
götürsün bizi.

zamanın saatleri unuttuğu
şavkıyan bir dağ çeşmesine.

3.
ey eflatun aşk
bana eflatun yağmurlar
yağdırabilir misin

getirebilir misin geçen günleri geri
tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin

sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.





bir eflatun ölüm

kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim

sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım

git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım

ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.

aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.

söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım

belki
sararmış
eski resimlerde kalırım

belki esmer bir çocuğun dilinde.

bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti

değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.

aynı gökyüzü aynı keder.
*




bir eflatun kelebek

geceleyin, bir eflatun kelebek
çarpa çarpa geceye

geldi yine
pencereye.

kelebek dedim, senin de mi
kırık kanadın

benim
gibi

varmak için sabaha.

çok uzak varmak için sabaha

geceleyin, içerde ışık
dönüp duruyorsun karanlıkta.

kederliysem
kederliyim
niçin diye sorma.

gölgelenmişiz
bir durgun suda.

hiç taş atılmayan bir durgun suda.


iri kıyım tütün gibi kıyılmışız
örselenmişiz daha bi kez bile
şu örse değmeden
bu çekiç
varsak da sabaha.

geceleyin, kederli bir kelebek
dönüp duruyor orda.



bir eflatun menekşe

sevdalı bir menekşe
tanırdım
eflatun
özgürlükte açan.

başkasının sevinci
onun da sevinciydi

inci kolyelerle
süslü
boynuna hiç
ölüm yakışmazdı ki.


geceleyin, kuş uçar
uyanır
menekşe
sanki kapısı çalan
onunki.

sevdalı menekşem
hercai eflatunum

üzgünüm

seni ben
soldurdum

seni ben öldürdüm

bir saksı yaparak
yaşadıklarımızdan.
devamını gör...

üst edit: olduğunu sanmadığım bir olay, çok durmayın üzerinde.

günün ünlüsü yazarımız'da ortaya çıkan büyük skandal olayında da bahsettiğim gibi; yakında burada amcamı, amcaoğlumu falan da görürsem hiç şaşırmam.

oladabilir, olmayadabilir efendim. sonuçta başlıktaki ikinci ve dördüncü entrylerde birbirinin aynı. *

#139685
devamını gör...

düğün.
devamını gör...

pek küfür etmeyen bir erkek olarak, selamlaşmayı dahi asgari seviyeye indireceğim kadın türüdür. kesinlikle yakışmaz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: tabi lannnn manyak mısın)

bünyemi zorlarsam şahsi olarak belki inanabileceğim açıklamalar. yalnız; 13 kasım 2012 günü apo itinin belirterek "heykelini dikeceğiz" sözlerini ne yapalım? ya da 7 kasım 2015'te bir gazeteciye verdiği demeçte "pkk’lı cenazesine katılmayan vekile soruşturma açarım" sözleri peki?
devamını gör...

kolonyayı kafana değil eline döktükleri an.
devamını gör...

sürekli kısa mesafelere odaklanmanın oluşma riskini arttırdığı bir görme kusuru.

kitap okuma, masa başı çalışma, iç mekanlarda bulunma vb nedenlerle hep kısa mesafelere odaklanıyorsanız arada bir pencereden dışarı uzaklara bakarak gözlerinizi dinlendirin. eskimolarda miyopi pek görülmüyor (avlanırken vb hep uzaklara odaklanıyorlar), aksine hipermetropi daha çok oluyormuş (artık yaşam tarzları değiştiği için bu da değişmiştir tabii). göz merceği odaklanabilmemiz için kasların kasılmasıyla incelir veya tombikleşir. hep yakına veya hep uzağa odaklanınca kaslar hep belli şekilde çalışır ve kaslar buna alışır (aynı şöyle: hep göğüs çalışıp sırt çalışmayınca kamburlaşırsınız. hep topuklu ayakkabı giyerseniz bacağınızın arkasındaki kaslar kısalır ve artık düz ayakkabı giyemezsiniz çünkü ağrı yapar) bu yüzden uzaklara bakabilmeleri için çocukları her fırsatta bahçeye gönderirim. pandemi nedeniyle evde kalan çocuklarda miyopiye rastlanma oranının ort. 2 kat kadar arttığını okuyunca* doğru yaptığımı anladım.

lazerle görme kusurunu düzelttirenlere de bir uyarı. doktorla bağınızı koparmayın. sonuçta gözünüzün yapısı aynen durduğu için (korneanızın incelmesi hariç) retina hastalıkları, göz tansiyonu vb riskler devam ediyor. üstüne üstlük göz kuruluğu riskiniz ameliyatla arttı ve kuruluğun belirtileri olan acı ve yanmayı sinirlerinizin kesilmiş olması nedeniyle hissedemiyor olabilirsiniz (bulanık görme nedeniyle hastaneye gidince doktorum bana gözlerimin çok kuru durumda olduğunu ama acıyı hissedemediğim için kontrole geç geldiğimi söylemişti).
devamını gör...

okurken burnumun direği sızladı..
bizi hep bu kaygı dolu yaşamlar mahvetti..
40 yaşına geldim, hala mahalle baskisini hatırlatan bir validem var..
hayatın en değerli anlarını özgürce yaşayabilmek dileğiyle..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim