romantik komedi
güzel yazılmışsa bayıldığım, muhakkak yazarına göre izlemeye çalıştığım film türü.
ekrandaki güzeller güzeli kadınla dünyalar yakışıklısı adamın "gerçek olamayacak kadar pembe ve tatlış" sorunları üstünde yükselen, çok katlı düğün pastasına zamanla akıp kokacak kremalardan, dantel ve fırfırlardan kaçak kat çıkan, birbirinin aynı pembe düğünler serisi içeren filmlerden içtenlikle nefret ediyorum okur. hayır konumuz onlar değil.
ve fakat çocukluğumdan bu yana bir aşk gerçeklemesini tane tane anlatan, ya da sıradanlığı can alıcı düzeyde romantize eden, az sonra tanışsam yadırgamayıp hemen kaynaşacağım doğallıkta karakterler kurgulayan, şov yapmadan naif hikayelerle hayatı ve aşkı sorgulayan filmlere bayılıyorum evet.
iflah olmaz komik-romantik doğama erken yaşlardan bu yana işlenen bu sinematografik ambiyansın baş mimarı olarak, kült filmlerin yazarı richard curtis'i öne sürsem yalan olmaz sanıyorum. kendisiyle henüz bir "yazar izleri" olduğumu keşfetmeden çok önce tanışmışım. çocukluğumdan beri filmleri o yazmış, ben bayıla bayıla izlemişim, hiç bilmeden fark etmeden kafasının içine içine çekilmişim. en bir yakın arkadaşım yine bir film sever, yönetmen seçer miko'nun aksine ben yazar seçer bir insana dönüşmüşüm. bu tercihin inşasında da, aşk olgusunu, birbirinin aynı dandik görsel şölenler tadında değil de, aslına yaraşır şekilde içkin ve samimi hikayeler, özgün karakterlerle anlatan romantik komedi yazarlarının payı büyük diye düşünüyorum.
bu yazar filmlerinden kişisel tarihimde adı anılası, tekrar tekrar izlenesi kadarlık yer kaplayan kült filmlerin birkaçını buraya da sıralamak isterim. aranızda muhakkak seveni vardır, anınca benim gibi duramaz o eski ahbaplarına koşup sarılıverir, belki de daha önce hiç duymamış ve merak edip açıp izleyenler olur.
yukarda richard curtis anıp burada romantik komedilerin şahı four weddings and a funeral anmadan geçmek olmaz. çeşitli yaş aralıklarından bir grup ingiliz arkadaşın -ve özellikle içlerinden biri olan iflah olmaz romantik bir adamın- hayatından bir kesiti, farklı dönemlerde hep birlikte katıldıkları 5 önemli sosyal hadise üzerinden anlatır. biz fonda eğlenir gülerken charles ve diğerleri bir düğünden başka bir düğüne, düğünden cenazeye koşturup gerçek aşkı, romantizmi, yaşamı, birlikteliği, anı paylaşmayı hem arayıp hem de sorgulamaya devam ederler.
yine kanımca kült ve nispeten çağdaş bir örneği de anmak istiyorum, çünkü jude law!* ve kate winslet
nancy meyers'ın yazıp yönettiği, iki bağımsız ve başarılı kadın karakter üzerinden aşkı, gerçekliğini ve rastlantısallığını sorgulayan filmin açılışında kate winslet'ın seslendirdiği aşk çözümlemesi tadındaki monologsa ayrıca bir yerlere not düşülüp dönüp dönüp okunası bence.
her şeyi 80ler 90lar atari oyunları görsel evreni üzerine tasarlayıp aşkı ve ilişkileri de benzer oyunsulukta bir macera diliyle işleyen scott pilgrim vs the world yine anılası bir örnek benim için. müzikleriyle, oyunculuklarıyla ve hayran olunası jump cutlarıyla olağanüstü bir tat bırakıyor damakta. bryan lee o'malley'in çizgi roman serisinden uyarlanan filmin yazar koltuğundaysa yine bryan lee o'malley'le birlikte filmin aynı zamanda yönetmeni de olan edgar wright oturuyor.
bu liste bitmez, ben anıp hatırladıkça editler geliştirir büyütürüm diye tahmin ediyorum bu tanımı. şimdilik oturup 17inci kez four weddings and a funeral izlemek istiyorum okur yüksek müsadenle.
ekrandaki güzeller güzeli kadınla dünyalar yakışıklısı adamın "gerçek olamayacak kadar pembe ve tatlış" sorunları üstünde yükselen, çok katlı düğün pastasına zamanla akıp kokacak kremalardan, dantel ve fırfırlardan kaçak kat çıkan, birbirinin aynı pembe düğünler serisi içeren filmlerden içtenlikle nefret ediyorum okur. hayır konumuz onlar değil.
ve fakat çocukluğumdan bu yana bir aşk gerçeklemesini tane tane anlatan, ya da sıradanlığı can alıcı düzeyde romantize eden, az sonra tanışsam yadırgamayıp hemen kaynaşacağım doğallıkta karakterler kurgulayan, şov yapmadan naif hikayelerle hayatı ve aşkı sorgulayan filmlere bayılıyorum evet.
iflah olmaz komik-romantik doğama erken yaşlardan bu yana işlenen bu sinematografik ambiyansın baş mimarı olarak, kült filmlerin yazarı richard curtis'i öne sürsem yalan olmaz sanıyorum. kendisiyle henüz bir "yazar izleri" olduğumu keşfetmeden çok önce tanışmışım. çocukluğumdan beri filmleri o yazmış, ben bayıla bayıla izlemişim, hiç bilmeden fark etmeden kafasının içine içine çekilmişim. en bir yakın arkadaşım yine bir film sever, yönetmen seçer miko'nun aksine ben yazar seçer bir insana dönüşmüşüm. bu tercihin inşasında da, aşk olgusunu, birbirinin aynı dandik görsel şölenler tadında değil de, aslına yaraşır şekilde içkin ve samimi hikayeler, özgün karakterlerle anlatan romantik komedi yazarlarının payı büyük diye düşünüyorum.
bu yazar filmlerinden kişisel tarihimde adı anılası, tekrar tekrar izlenesi kadarlık yer kaplayan kült filmlerin birkaçını buraya da sıralamak isterim. aranızda muhakkak seveni vardır, anınca benim gibi duramaz o eski ahbaplarına koşup sarılıverir, belki de daha önce hiç duymamış ve merak edip açıp izleyenler olur.
yukarda richard curtis anıp burada romantik komedilerin şahı four weddings and a funeral anmadan geçmek olmaz. çeşitli yaş aralıklarından bir grup ingiliz arkadaşın -ve özellikle içlerinden biri olan iflah olmaz romantik bir adamın- hayatından bir kesiti, farklı dönemlerde hep birlikte katıldıkları 5 önemli sosyal hadise üzerinden anlatır. biz fonda eğlenir gülerken charles ve diğerleri bir düğünden başka bir düğüne, düğünden cenazeye koşturup gerçek aşkı, romantizmi, yaşamı, birlikteliği, anı paylaşmayı hem arayıp hem de sorgulamaya devam ederler.
yine kanımca kült ve nispeten çağdaş bir örneği de anmak istiyorum, çünkü jude law!* ve kate winslet
nancy meyers'ın yazıp yönettiği, iki bağımsız ve başarılı kadın karakter üzerinden aşkı, gerçekliğini ve rastlantısallığını sorgulayan filmin açılışında kate winslet'ın seslendirdiği aşk çözümlemesi tadındaki monologsa ayrıca bir yerlere not düşülüp dönüp dönüp okunası bence.
her şeyi 80ler 90lar atari oyunları görsel evreni üzerine tasarlayıp aşkı ve ilişkileri de benzer oyunsulukta bir macera diliyle işleyen scott pilgrim vs the world yine anılası bir örnek benim için. müzikleriyle, oyunculuklarıyla ve hayran olunası jump cutlarıyla olağanüstü bir tat bırakıyor damakta. bryan lee o'malley'in çizgi roman serisinden uyarlanan filmin yazar koltuğundaysa yine bryan lee o'malley'le birlikte filmin aynı zamanda yönetmeni de olan edgar wright oturuyor.
bu liste bitmez, ben anıp hatırladıkça editler geliştirir büyütürüm diye tahmin ediyorum bu tanımı. şimdilik oturup 17inci kez four weddings and a funeral izlemek istiyorum okur yüksek müsadenle.
devamını gör...
tesla küresi
plazma küresi, plazma lambası gibi isimlerle bilinen, nikola tesla'nın birtakım frekans araştırmaları sonucunda ortaya çıkan, odamda da bir tane bulunan cam küre. oynamak çok keyifli içindeki plazmayla. canlı gibi tepki vermesi hoşuma gidiyor.
devamını gör...
dünyaya gelmek isteyip istemememizin sorulmaması
bu soruyu geçtim bari hangi ülkede doğmak isteyip istemediğimizi sorsalardı.
devamını gör...
kendini ispatlayan genç iş bulur
ne yapsınlar sıradan bir iş bulmak için süper kahraman mı olsunlar?
evet,kalifiye olmalı girmek istediği işte ama asgari ücret ve asgari ücret altında maaş dayatmasıyla değil.
bunun yanı sıra insanlar kpss,ales,yds gibi sınavlardan çok yüksek puan alıp sistemin içine giriş yapamıyor. bu insanlar kendini ispatlamamış mı oluyor?
kendini ispatla diye yapılıyor mesela bu sınavlar.
kendi içinde çelişkiler yumağı olan siyasal islam sözü.
evet,kalifiye olmalı girmek istediği işte ama asgari ücret ve asgari ücret altında maaş dayatmasıyla değil.
bunun yanı sıra insanlar kpss,ales,yds gibi sınavlardan çok yüksek puan alıp sistemin içine giriş yapamıyor. bu insanlar kendini ispatlamamış mı oluyor?
kendini ispatla diye yapılıyor mesela bu sınavlar.
kendi içinde çelişkiler yumağı olan siyasal islam sözü.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
devamını gör...
yeni biriyle tanışmayı sevmek
önce yeni biri gibi geliyor. sonra unutamayacağın birine dönüşüyor. sevinmeli mi üzülmeli mi belli değil..
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
kahve suyu koyup lavaboya gitmek.
devamını gör...
birini nasıl kırmazsın
kendi kalbini kırarak.
devamını gör...
kitap okuyoruz
sesli dinlemek isteyenler için buradan dinleyebilirsiniz diyebileceğim kitaptır aynı zamanda.
çok ilginç bir kitap seçimi olmuş yorumlar için başlığı takibe aldım bekliyorum*
çok ilginç bir kitap seçimi olmuş yorumlar için başlığı takibe aldım bekliyorum*
devamını gör...
izmirli değilim diyarbakırlıyım kızımın bikinili fotoğraflarına izin vermem
bir coşkun sabah açıklamasıdır. açıklama sonrası kendisinin takip ettiği hesaplar sosyal medyada gündem olmuştur.

--- alıntı ---
sanatçı coşkun sabah, kızının bikinili fotoğraflarını ınstagram'a koymasını doğru bulmadığını belirterek "ben bir kez diyarbakırlıyım. batılılara da saygı duyuyorum. izmirli, aydınlı, manisalı bunun üstünde düşünmeyebilir ama bir urfalı, diyarbakırlı bunun üstüne düşer. insanlar gelenek görenekleriyle yaşarlar. olur mu öyle şey? bize ters bu" dedi.
'banyosunda, tuvaletinde eline cep telefonunu alan benim kızımın bikinili fotoğrafına bakamaz'
--- alıntı ---
haber kaynağı

--- alıntı ---
sanatçı coşkun sabah, kızının bikinili fotoğraflarını ınstagram'a koymasını doğru bulmadığını belirterek "ben bir kez diyarbakırlıyım. batılılara da saygı duyuyorum. izmirli, aydınlı, manisalı bunun üstünde düşünmeyebilir ama bir urfalı, diyarbakırlı bunun üstüne düşer. insanlar gelenek görenekleriyle yaşarlar. olur mu öyle şey? bize ters bu" dedi.
'banyosunda, tuvaletinde eline cep telefonunu alan benim kızımın bikinili fotoğrafına bakamaz'
--- alıntı ---
haber kaynağı
devamını gör...
loituma
birkaç sene önce, ievan polkka adlı şarkısını bir iddia sonucunda ezberlediğim ve hâlâ eşlik etmekten keyif aldığımdan, kendilerine bu şarkı için müteşekkir olduğum grup.
yalnız bu fince cidden ilginç bir dil. arapçaya benzeyen sessiz harf çılgınlığına örnek;
siellä oli lystiä soiton jäläkeen
sain minä kerran sytkyyttee
kottiin ko mäntii ni ämmä se riitelj
ja ıeva jo alako nyyhkyytteek
minä sanon ıevalle mitäpä se haittaa
laskemma vielähi laiasta laitaa
salivili hipput tupput täppyt
äppyt tipput hilijalleen
yalnız bu fince cidden ilginç bir dil. arapçaya benzeyen sessiz harf çılgınlığına örnek;
siellä oli lystiä soiton jäläkeen
sain minä kerran sytkyyttee
kottiin ko mäntii ni ämmä se riitelj
ja ıeva jo alako nyyhkyytteek
minä sanon ıevalle mitäpä se haittaa
laskemma vielähi laiasta laitaa
salivili hipput tupput täppyt
äppyt tipput hilijalleen
devamını gör...
ayrılık konuşması yapmak
seviyorsanız ve karşıdaki kişinin iyiliği için yapıyorsanız bile sizi iyi görmeyecektir. o vicdan boru gibi gene bize girecektir. zor, çok çok zor.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
sağlam basıcan bu hayatta
devamını gör...
yazarların en çok merak ettikleri gezegen
plüton.çok uzaksın.ilkokuldan beri hep seni merak etmişimdir.
devamını gör...
sardoğan
muhabbetinin de yazdıkları kadar güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğim yazardır. nickaltına şu ana kadar bir şey yazılmamış olmasına gerçekten çok şaşırdım. olsun, ilk kişi olmak da mutlu etmedi değil*. memnun oldum, iyi sözlükler*.
devamını gör...
sinir olunan insan tipi
°ukala
°kibirli
°küçümseyici tavırları
tahamüllüm yok.
°kibirli
°küçümseyici tavırları
tahamüllüm yok.
devamını gör...
john wall
2010 draftı'nda ilk sıradan seçilen 1.93 boyundaki point guard. yakın bir zamanda washington wizards tarafından russel westbrook ve 1.tur draft hakkı karşılığında houston rockets'a takaslanmıştır.
devamını gör...
evdeki saat
en sevdiğim gruplardan biridir. çok güzel şarkıları var. uzunlar dışında kelebek, kötü zamanlar gibi şarkılarına da göz atılmalıdır.
biraz olsun
dibi ne kadar
ekin
deli miyim
biraz olsun
dibi ne kadar
ekin
deli miyim
devamını gör...
istediğin her şeye sahip olup mutsuz olmak
bal yiyen baldan usanır demişler.
devamını gör...
