memento mori
geç orta çağ’daki ‘danse macabre’ gibi, herkes için bir çağrıdır. cinsiyetini, sınıfını ya da paranı pek dinlemez.
devamını gör...
larmina
bir nickaltı olmasın mı, dediğim yazarımızdır, hoş gelmiştir.
devamını gör...
battaniye şefkati
battaniyeden başka çok az nesnenin sunabileceği bir şefkat türüdür.
battaniye ile ona sahip olan kişi arasında çok derin bir bağ vardır. üzerinize çektiğiniz anda battaniyenin verdiği huzuru ve yalnız olmadığınız yanılsamasını hemen hissedersiniz. başka örtülere benzemez battaniye; kendine has bir dokunuşu, kendine has bir sıcaklığı, kendine has bir şefkati vardır.
yorgan ya da pike aynı duyguları yaratma konusunda başarılı olamazlar. onlar da kullanım şekli itibari ile aynı olsalar da battaniyenin gücü karşısında acze düşerler.
yorgan tek bir amaç uğruna kullanılır: soğuktan korumak. fazlasıyla müdahaleci, ısrarcı ve hatta -neden dürüst olmayalım ki- fazlasıyla kibirlidir. kendisiyle ilişki kurmanıza izin vermez. kış ayları bittiği anda yaz uykusuna yatar ve bir dahaki kışa kadar da ortalıkta görünmez. mesafeli olması da cabasıdır yani. elinizi kolunuzu bağlar çoğu zaman. üzerinize bir heyula gibi çöker, birçok karabasanın da müsebbibidir yorgan. yeri yurdu bellidir. yatakta bekler sizi ve siz ona gidersiniz, o asla size gelmez. kaprisli bir sevgili gibidir.
pike ise çok zavallıdır. herhangi bir anda üzerinize alabilir ve üzerinizde örtülü olduğunu anında unutabilirsiniz. ne sıcak tutmaya yarar ne de size aradığınız şefkati sunar. o sadece bir örtüdür. varlığı yokluğu birdir. zaten uzun süre zaman geçirmek de istemezsiniz onunla. işiniz biter ve bir köşeye atarsınız.
battaniye ise bambaşkadır. omzunuzun üzerinde sarkıtıp onunla tüm evi dolaşabilirsiniz. asla “gelmem” demez size. sabahları serinliği kesmek için ona sarılıp kahvaltı bile yapabilirsiniz. çok kalenderdir. gece güzel bir film izlemek istediğinizde ya da izlemekte olduğunuz dizinin yeni bölümü başlayıp da sanırım her dizide aynı adamın söylediği “ previously on…” sözünü duyunca şöyle yakanıza doğru çekiştirip battaniyeye sarılabilirsiniz. sabah kalkmanız gereken zamandan erken kalkıp televizyon karşısında biraz daha kestirmek istediğinizde yorgan sizinle gelmez ama battaniye sizi bekliyor olur. ve sabah sabah saçmasapan haberlere bakarken battaniyenin koruması altında olduğunuzu bilirsiniz. artık sizin için yıkılan binalar, şarampole uçan servis araçları, krize neden olan füze anlaşmaları ve doların yükselişi alelade haberler olarak akıp gider ekrandan.
depresyon anlarında ise yorgana sığınmak çok zor bir o kadar da mantıksızdır. çünkü bu ölümcül bir depresyona dönüşebilir. yorgan sizi dış dünyadan tamamen soyutlayıp depresyonunuzu şiddetlendirebilir ama battaniyeye sarılıp depresyonla savaşırsanız her an depresyondan çıkacakmış hissine kapılırsınız, tıpkı battaniyeyi üzerinizden sıyırıp atar gibi.
linus battaniyesini hiç bırakmaz mesela. durmadan elindedir. linus’ın battaniyesini tartışacak değilim ama benim sorum şu: linus yorganla bunu yapabilir miydi? yalnızlık hissini yorganla giderebilir miydi? ya da evsizleri düşünün. her amerikan filminde gördüğümüz evsizlerin en değerli eşyası her zaman bir battaniye olur. çünkü battaniye şefkat açığını kapatabilecek nadir eşyalardan biridir.
çocukluk hatıralarımızın da baş köşesinde battaniye şefkati vardır. bir ucundan annenizin bir ucundan babanızın tutup sizi içinde salladığı battaniyeyi hatırlamıyor olabilirsiniz ama o sersemletici sallantı ve battaniyenin kokusu ara ara yokluyordur mutlaka sizi.
battaniye şefkati zahmetsizce elde edip kolay kolay vazgeçemeyeceğimiz bir şefkattir. siz siz olun battaniyenize gözünüz gibi bakın, ayağınızı da dilediğiniz gibi uzatın, battaniye bunu dert etmez.
battaniye ile ona sahip olan kişi arasında çok derin bir bağ vardır. üzerinize çektiğiniz anda battaniyenin verdiği huzuru ve yalnız olmadığınız yanılsamasını hemen hissedersiniz. başka örtülere benzemez battaniye; kendine has bir dokunuşu, kendine has bir sıcaklığı, kendine has bir şefkati vardır.
yorgan ya da pike aynı duyguları yaratma konusunda başarılı olamazlar. onlar da kullanım şekli itibari ile aynı olsalar da battaniyenin gücü karşısında acze düşerler.
yorgan tek bir amaç uğruna kullanılır: soğuktan korumak. fazlasıyla müdahaleci, ısrarcı ve hatta -neden dürüst olmayalım ki- fazlasıyla kibirlidir. kendisiyle ilişki kurmanıza izin vermez. kış ayları bittiği anda yaz uykusuna yatar ve bir dahaki kışa kadar da ortalıkta görünmez. mesafeli olması da cabasıdır yani. elinizi kolunuzu bağlar çoğu zaman. üzerinize bir heyula gibi çöker, birçok karabasanın da müsebbibidir yorgan. yeri yurdu bellidir. yatakta bekler sizi ve siz ona gidersiniz, o asla size gelmez. kaprisli bir sevgili gibidir.
pike ise çok zavallıdır. herhangi bir anda üzerinize alabilir ve üzerinizde örtülü olduğunu anında unutabilirsiniz. ne sıcak tutmaya yarar ne de size aradığınız şefkati sunar. o sadece bir örtüdür. varlığı yokluğu birdir. zaten uzun süre zaman geçirmek de istemezsiniz onunla. işiniz biter ve bir köşeye atarsınız.
battaniye ise bambaşkadır. omzunuzun üzerinde sarkıtıp onunla tüm evi dolaşabilirsiniz. asla “gelmem” demez size. sabahları serinliği kesmek için ona sarılıp kahvaltı bile yapabilirsiniz. çok kalenderdir. gece güzel bir film izlemek istediğinizde ya da izlemekte olduğunuz dizinin yeni bölümü başlayıp da sanırım her dizide aynı adamın söylediği “ previously on…” sözünü duyunca şöyle yakanıza doğru çekiştirip battaniyeye sarılabilirsiniz. sabah kalkmanız gereken zamandan erken kalkıp televizyon karşısında biraz daha kestirmek istediğinizde yorgan sizinle gelmez ama battaniye sizi bekliyor olur. ve sabah sabah saçmasapan haberlere bakarken battaniyenin koruması altında olduğunuzu bilirsiniz. artık sizin için yıkılan binalar, şarampole uçan servis araçları, krize neden olan füze anlaşmaları ve doların yükselişi alelade haberler olarak akıp gider ekrandan.
depresyon anlarında ise yorgana sığınmak çok zor bir o kadar da mantıksızdır. çünkü bu ölümcül bir depresyona dönüşebilir. yorgan sizi dış dünyadan tamamen soyutlayıp depresyonunuzu şiddetlendirebilir ama battaniyeye sarılıp depresyonla savaşırsanız her an depresyondan çıkacakmış hissine kapılırsınız, tıpkı battaniyeyi üzerinizden sıyırıp atar gibi.
linus battaniyesini hiç bırakmaz mesela. durmadan elindedir. linus’ın battaniyesini tartışacak değilim ama benim sorum şu: linus yorganla bunu yapabilir miydi? yalnızlık hissini yorganla giderebilir miydi? ya da evsizleri düşünün. her amerikan filminde gördüğümüz evsizlerin en değerli eşyası her zaman bir battaniye olur. çünkü battaniye şefkat açığını kapatabilecek nadir eşyalardan biridir.
çocukluk hatıralarımızın da baş köşesinde battaniye şefkati vardır. bir ucundan annenizin bir ucundan babanızın tutup sizi içinde salladığı battaniyeyi hatırlamıyor olabilirsiniz ama o sersemletici sallantı ve battaniyenin kokusu ara ara yokluyordur mutlaka sizi.
battaniye şefkati zahmetsizce elde edip kolay kolay vazgeçemeyeceğimiz bir şefkattir. siz siz olun battaniyenize gözünüz gibi bakın, ayağınızı da dilediğiniz gibi uzatın, battaniye bunu dert etmez.
devamını gör...
babaların garip huyları
erken ölmek...
devamını gör...
sözlükte sürekli bir sözlük yazarının gündem olması
açık ve alenen hakaret edip silip tekrar hakaret niteliğinde yazıp ve tekrar hızını alamayıp tekrar hakaret eden yazarlar var.
bu yazarlarda gündeme gelme çabası içindedir ne yazık.
bu yazarlarda gündeme gelme çabası içindedir ne yazık.
devamını gör...
termal enerji
bir cisim ya da sistemin, kendisini oluşturan parçacıkların sıcaklıktan kaynaklı titreşim hareketlerinden doğan kinetik enerji dolayısıyla sahip olduğu iç enerji.
maddeler ısındığında onları oluşturan parçacıklar daha fazla titreşim hareketi yapar. bu nedenle madde ne kadar sıcak olursa termal enerjisi de o kadar yükselir.
maddeler ısındığında onları oluşturan parçacıklar daha fazla titreşim hareketi yapar. bu nedenle madde ne kadar sıcak olursa termal enerjisi de o kadar yükselir.
devamını gör...
16 mart 2022 japonya depremleri
yaklaşık yarım saat önce arka arkaya gerçekleşen 2 büyük depremdir. 6.0 büyüklüğündeki ilk depremin ardından 7.4 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha gerçekleşmiştir japonya'nın doğu kıyısı açıklarında. 2 deprem de yerin 55-60 km derinliğinde gerçekleşmiş.
bazı kaynaklarda da ilk depremin büyüklüğü için 6.4, ikinci depremin büyüklüğü için 7.3 yazıyor. olumsuz bir durumun yaşanıp yaşanmadığı, yıkım olup olmadığı konusunda net bir bilgi yok ama ajanslar nükleer tesislerde sorun olabileceği haberini geçiyor tabi bunu hangi kaynağa dayanarak yazıyorlar onu bilmiyorum. depremlerin lokasyonu ahan da şora;
bazı kaynaklarda da ilk depremin büyüklüğü için 6.4, ikinci depremin büyüklüğü için 7.3 yazıyor. olumsuz bir durumun yaşanıp yaşanmadığı, yıkım olup olmadığı konusunda net bir bilgi yok ama ajanslar nükleer tesislerde sorun olabileceği haberini geçiyor tabi bunu hangi kaynağa dayanarak yazıyorlar onu bilmiyorum. depremlerin lokasyonu ahan da şora;
devamını gör...
yağsız yemek olur da yarınsız türkiye olmaz

şimdi milattan önce 8. yüzyılda yapıldığı söylenen bu kabartmayı ben buraya neden koydum?
şöyle anlatayım efendim; çoklarınız biliyordur belki bu ivriz kaya kabartması. kabartmada bir elinde buğday, diğer elinde üzüm salkımı tutan devasa abi fırtına tanrısı tarhundas. karşısında da acziyetiyle daha küçük olarak kabartmaya nakşedilmiş şahsiyet tuwana kralı warpalawas... adam bereketin bolluğun bu topraklardaki değerini kavramış. bunların karşısında kendi acizliğini oraya işletmiş ve geleceğe bir not düşmüş.
''ben hakim ve kahraman tuwana kralı warpalawas sarayda bir prens iken bu asmaları diktim tarhundas onlara bereket ve bolluk versin!''
siz toprağın bereketini kaçırmayacaksınız. adamlar asırlar öncesinden mevzuyu çözmüş. üretmiyorsanız, yoksunuz. üretmiyorsanız yarınınız olmuyor. sonra bir kaç tane enteresan adam çıkıyor böyle kabartmalara av tüfeği ile ateş açıyor. adam seni o günlerden uyarmış, bu toprakların değerini anlatmaya çalışmış, senin o kabartmaya sıktığın kurşun, kafa yapın dolayısıyla kendi topuğuna sıktığın kurşuna dönüşüyor haberin olmuyor. hülasa; yağsız yemek olur ama tarımsız bir yarın olmaz. yarım kalır o yarın, millete el avuç açıp muhtaç hale düşersiniz. papua yeni gine'de böyle olmuş diyorlar.
devamını gör...
uysallar
hakan günday ve onur saylak ikilisinin beraber ortaya çıkardığı, netflix ve ay yapım dizisidir.
dizi 8 bölümden oluşuyor ve güçlü kadrosuyla dikkat çekiyor. dizinin başrollerinde öner erkan, haluk bilginer, uğur yücel ve songül öden yer alıyor.
sıkı bir hakan günday okuyucusu olarak bu yapımı merakla bekledim, hakan günday daha önce şahsiyet, müslüm, daha gibi yapımlarda senaryo yazımında başarısını göstermişti. zaten onur saylak ile uyumu şahsiyet dizisinde kendini belli etmişti.
diziyi merakla beklediğim için dün yayınlanır yayınlanmaz izlemeye başladım ve bitirdim ve büyük keyif aldım. keyif alma sebebimde hakan günday'ı tanımam büyük rol oynuyor, kendisini bilmeyen ve okumayan seyirci ne düşünür bilmiyorum. senaryo yazarken yarattığı karakterler ve karakterlerin katmanlaşması klasik hakan günday tarzını belli ediyor. karakterlerin geçmişleri ve sırları alışık olduğum için bana keyif verdi.
oyuncu performanslarını başarılı buldum, youtuber olan oyuncu abi hariç hepsi gayet güzel performans sergilemiş. özellikle öner erkan müthiş bir performans sergilemiş. kendisini çok beğendim, karakteri çok iyi yansıtmış.
müzik kullanımını beğendim, özellikle rahatsız edici müzikler tam yerinde kullanılmış. absürtlüğü ve karakterlerin iç dünyasını iyi yansıtmışlar.
sonuç olarak beğendiğim ve her zerresinde emek olan bir yapımdı. bölüm sonlarında bulunan yazı fontlarına bile ciddi emek göstermişler. tavsiye ederim.
dizi 8 bölümden oluşuyor ve güçlü kadrosuyla dikkat çekiyor. dizinin başrollerinde öner erkan, haluk bilginer, uğur yücel ve songül öden yer alıyor.
sıkı bir hakan günday okuyucusu olarak bu yapımı merakla bekledim, hakan günday daha önce şahsiyet, müslüm, daha gibi yapımlarda senaryo yazımında başarısını göstermişti. zaten onur saylak ile uyumu şahsiyet dizisinde kendini belli etmişti.
diziyi merakla beklediğim için dün yayınlanır yayınlanmaz izlemeye başladım ve bitirdim ve büyük keyif aldım. keyif alma sebebimde hakan günday'ı tanımam büyük rol oynuyor, kendisini bilmeyen ve okumayan seyirci ne düşünür bilmiyorum. senaryo yazarken yarattığı karakterler ve karakterlerin katmanlaşması klasik hakan günday tarzını belli ediyor. karakterlerin geçmişleri ve sırları alışık olduğum için bana keyif verdi.
oyuncu performanslarını başarılı buldum, youtuber olan oyuncu abi hariç hepsi gayet güzel performans sergilemiş. özellikle öner erkan müthiş bir performans sergilemiş. kendisini çok beğendim, karakteri çok iyi yansıtmış.
müzik kullanımını beğendim, özellikle rahatsız edici müzikler tam yerinde kullanılmış. absürtlüğü ve karakterlerin iç dünyasını iyi yansıtmışlar.
sonuç olarak beğendiğim ve her zerresinde emek olan bir yapımdı. bölüm sonlarında bulunan yazı fontlarına bile ciddi emek göstermişler. tavsiye ederim.
devamını gör...
sahanda yumurta
sunny side up yani sahanda yumurta.*
devamını gör...
normal sözlük meslek ve aylık gelir dağılımı
bir anadolu lisesinde lise öğrenciliği yapıyorum okul zamanı 200 tl alıyorum aylık, okul kapalıyken 0 tl
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
her şeye rağmen yine gün doğuyor sabah oluyor, gün bitiyor akşam oluyor.
yani kısaca, hayat devam ediyor.
yani kısaca, hayat devam ediyor.
devamını gör...
ölüyü gömme geleneğinin saçma olması
bedenim topraktaki bütün canlılara feda olsun, öldüğümde bile doğaya bir faydam olsun.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
insanlar gibi hayal kurabilen canlı türlerinden biri de tırtıllarmış. hayalci genlere sahiplermiş ve yalnızca bu genlere sahip olup hayal kuranlar kelebek olabiliyorlarmış.
devamını gör...
ihsan oktay anar
ihsan oktay anar türk yazar. kendileri lisans yüksek lisans ve doktorasını ege üniversitesi felsefe bölümünde tamamlamıştır sonra ege üniversitesinde öğretim görevlisi olmuştur . 2009 yılında erdal öz edebiyat ödülüne layık görülmüştür. kendisinin yayınlanan 7 kitabı vardır . kalemi eşi benzeri görülmemiş şekilde farklıdır (abartmıyorum okuyan ne dediğimi anlar ) okuması zordur uzun ihsan efendiyi bir sürü bilmediğimiz kelimelerle karşılaşırız okurken zevkli tarafı odur aslında ihsan hoca kendini bize göstermek için biraz çabalamamızı istiyor . ilk kitabı puslu kıtalar atlası 1995 yılında çıktı ve büyük bir ilgiyle okundu hala okunmaya devam ediyor . kendisi postmodernist bir yazardır . kitaplarında kendince oluşturduğu bir dil vardır ( tolkien gibi ) . kendisi çok ilginç gizemli bir insandır kafasında ayrı bir dünyası var büyük ihtimalle . istanbula sadece 3 kere gitmiştir mesela ama istanbulu onun kadar güzel yazan birini okumamıştım . kitaplarını eşine armağan eder onun beğenisi okuyucudan daha önemlidir . ilginç kişiliği o kadar ilginçtir ki söyleşilerde ropörtajlarda pek bulunmaz hatta hiç bulunmaz. aylar önce tesadüfen bir sokak ropörtajına denk gelmiştir okuyanlarda uzun ihsan efendiyi görmek büyük bir tebessüme yol açmıştır . kitapları
puslu kıtalar atlası
amat
suskunlar
kitab-ül hiyel
yedinci gün
efrasiyabın hikayeleri
galiz kahraman
sıralama rastgele yapılmıştır okuyana tavsiye verecek olursam puslu kıtalar atlası kitabından başlamalarını öneririm . okuması zor biridir ihsan oktay anar ama okuduğunuz zaman ne kadar muhteşem bir dünyaya girdiğinizi anlayacaksınız. benim ihsan oktay anarla tanışmam puslu kıtalar atlasının girişiyle oldu belki sizinde öyle olur diye o girişi yazacağım buraya" ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki, kun-ı kâinattan 7079, isa mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı." ihsan oktay anar okuyan bir insanla karşılaşmak dileğiyle veya umarım birisi onu sözlük sayesinde tanır ve okumaya başlar sevgiler saygılar .
puslu kıtalar atlası
amat
suskunlar
kitab-ül hiyel
yedinci gün
efrasiyabın hikayeleri
galiz kahraman
sıralama rastgele yapılmıştır okuyana tavsiye verecek olursam puslu kıtalar atlası kitabından başlamalarını öneririm . okuması zor biridir ihsan oktay anar ama okuduğunuz zaman ne kadar muhteşem bir dünyaya girdiğinizi anlayacaksınız. benim ihsan oktay anarla tanışmam puslu kıtalar atlasının girişiyle oldu belki sizinde öyle olur diye o girişi yazacağım buraya" ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki, kun-ı kâinattan 7079, isa mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı." ihsan oktay anar okuyan bir insanla karşılaşmak dileğiyle veya umarım birisi onu sözlük sayesinde tanır ve okumaya başlar sevgiler saygılar .
devamını gör...
atatürk'ün inönü'ye verdiği not

1937 yazında bütün çiftliklerini hazine'ye devretti. ancak eylül'de bu çiftliklerden birini gezip halini beğenmeyince sofrada başbakan inönü ve ilgili bakanları suçladı.
ikisinde de 17 yıldır omuz omuza süren bir mesainin yorgunluğu vardı. en yakın dostları terk ettiğinde bile inönü, sağduyulu bir ses olarak hep onun yanında durmuş, öfkesi kabardığında bir dalgakıran gibi ilk imdada çağrılan isim olmuştu. ama o da sabaha karşı alınan kararlarla işine karışılmasından şikayetçiydi. tartışma sırasında "sofradan emirler alıyoruz" deyiverdi; atatürk sofrayı terk etti.
ertesi gün istanbul'a tarih kongresi'ne aynı trenle gittiler.
trende atatürk, "bir süre ara verelim" dedi.
başbakanlığa bayar'ı düşündüğünü söyledi.
kongre'nin yapılacağı dolmabahçe sarayı'na birlikte geldiler. ikisinin yüzünde de dargınlığın burukluğu vardı. locada otururlarken ismet paşa bir kağıda "akşama benimle gelebilecek misin?" diye yazıp uzattı.
atatürk olumlu cevap verince bu kez aynı kağıda "demek bana çok dargın değilsin" diye yazdı.
gelen notu ömür boyu sakladı:
"hayır... her şeyi unuttum. bildiğin gibi arkadaşım ve kardeşimsin."
devamını gör...
müsait
türk dil kurumu sözlüğüne girip müsait yazarsanız, şu çıkacaktır:
1. sıfat uygun, elverişli:
"asla hissîliğe, ılık ve yumuşak duygulara müsait değiliz." - necip fazıl kısakürek
2. sıfat, teklifsiz konuşmada tkz. flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın).
ikinci anlamı için oha veya çüş diyebilirsiniz.
1. sıfat uygun, elverişli:
"asla hissîliğe, ılık ve yumuşak duygulara müsait değiliz." - necip fazıl kısakürek
2. sıfat, teklifsiz konuşmada tkz. flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın).
ikinci anlamı için oha veya çüş diyebilirsiniz.
devamını gör...
kızılderililer
chippewalar, cheyenneler, cherokeeler, cow creekler, spokaneler, hohokamlar, mohikanlar, cahuillalar, chumashlar, soolar, siouxlar, ocheeseler, pomolar, seminoleler, ohloneler, kunalar, miwoklar, kaskaskialar, apachelar, comanchelar ve daha birçokları… kim bunlar? beyaz adamın katlettiği amerika’nın yerli halkları. şaibeli a.b.d bu insanların dereler gibi akan kanları üzerinde kuruldu. bu kuruluşta, britanya’nın, ispanya’nın ve fransa’nın kanlı elleri var.
medeniyetin beşiği(!) batı, soyunu yok ettiği insanların kabile isimlerini, retorik anlamlar yükleyip utanmadan arlanmadan ve gayet şerefsizce kullanıyor..
nasıl ve nerede kullanıyor?
yok ettiği apaçi kabilesinin adıyla ürettiği helikopterle ırak, somali, afganistan ve daha birçok yerde soykırmaya devam ediyor.
tomahawk (avcı baltası) ları hala mazlumların üzerine demokrasi adına yağdırıyor.
comanche: helikopter
pontiac: araba
cayenne: porsche
cherokee: suv araç
mazlumun kabusu: amerikan rüyası
medeniyetin beşiği(!) batı, soyunu yok ettiği insanların kabile isimlerini, retorik anlamlar yükleyip utanmadan arlanmadan ve gayet şerefsizce kullanıyor..
nasıl ve nerede kullanıyor?
yok ettiği apaçi kabilesinin adıyla ürettiği helikopterle ırak, somali, afganistan ve daha birçok yerde soykırmaya devam ediyor.
tomahawk (avcı baltası) ları hala mazlumların üzerine demokrasi adına yağdırıyor.
comanche: helikopter
pontiac: araba
cayenne: porsche
cherokee: suv araç
mazlumun kabusu: amerikan rüyası
devamını gör...
eski sevgilinin hayatınızdaki önemi
eski sevgilimin hayatımda önemi olsaydı "eski" olmazdı diyeceğim başlıktır.
devamını gör...
sözlükte profil fotoğraflarını bekleyen büyük tehlike
evet yeni bir tespitle karşınızdayım. hep beraber aydınlanıp kutsal bilgiye doyacağız. lafı uzatmadan konuya girelim.
bildiğiniz gibi sözlüğün mobil uygulaması (zaten chrome temelli bir uygulama) veya bilgisayar aracılığıyla sözlüğe girdiğinizde zoom yapma diye bir olay yok. yani bazı profil resimlerine yakından bakayım ağzı burnu nasıl diye düşünen abaza ve meriç kardeşlerimiz oldukça çaresiz kalıyordu. garibanların elinden tutup büyük bir hayır işine imza atmak için çalışmalara ve keşiflere başladım. mutlu sonu tüm yazarlarla paylaşmaktan onur duyuyorum. yapılacak işlem çok basittir. mobilde opera tarayıcısından sözlüğe girdiğinizde mis gibi zoom yapabiliyorsunuz. hadi eyw.
bildiğiniz gibi sözlüğün mobil uygulaması (zaten chrome temelli bir uygulama) veya bilgisayar aracılığıyla sözlüğe girdiğinizde zoom yapma diye bir olay yok. yani bazı profil resimlerine yakından bakayım ağzı burnu nasıl diye düşünen abaza ve meriç kardeşlerimiz oldukça çaresiz kalıyordu. garibanların elinden tutup büyük bir hayır işine imza atmak için çalışmalara ve keşiflere başladım. mutlu sonu tüm yazarlarla paylaşmaktan onur duyuyorum. yapılacak işlem çok basittir. mobilde opera tarayıcısından sözlüğe girdiğinizde mis gibi zoom yapabiliyorsunuz. hadi eyw.
devamını gör...