kitap_kurdu
seri artı oy veren yazar. hoş gelmiş. utandırdı.
devamını gör...
kitap alıntıları
bir kilimi üzerinde sevgiliniz gezinecekmiş, bir kaşkolu çocuğunuz boynuna dolayacakmış gibi dokur, bir binayı içinde anneniz oturacakmış gibi yaparsanız, ne o kilim eskir, ne o kaşkol solar, ne o bina yıkılır..
posta kutusundaki mızıka
posta kutusundaki mızıka
devamını gör...
cannibal corpse
1988'de new york'ta kurulan ve death metal tarzında müzik yapan amerikalı gruptur. cannibal corpse ilk başlarda nu metal tarzında şarkılar yapsa da zaman zaman death metale kaymışlardır sonradan bunu sürdürüp kendilerini death metal yapıyor olarak göstermişlerdir. abartacaksak bu grubu abartalım bence zira şarkılarında isyan, öfke, nefret, haykırış her şey var. dibine kadar metal müziği iliklerinde hissetmek isteyenler için ilaç gibi adeta. duygu yok bu elemanların eserlerinde, bol bol brutal var, brutal de ister istemez şarkıdaki ahengi bir nebzede olsa alıp götürüyor.
böylesine şahane grubun elbette şahane albümleri de vardır. zaten metal camiası içerisinde manyak derecede cannibal corpse hayranları var, albümleri çıkar çıkmaz hemen alma gereksiniminde bulunurlar. onlardan biri de benim fakat konumuz bu değil elbette. bu manyak amcaların bazı albümleri şunlardır; kill, centuries of torment: the first 20 years, a skeletal domain, monolith of death tour '96–'97, hammer smashed face, violence unimagined gibi gibi. yalnız bu albümlere ait şarkılar oldukça kulak yorar neredeyse hepsi full brutal barındıran şarkılardır.
grubun iki tane lead vokali vardır, ikisi de hayvan gibi brutal atarlar. o amcaların ismi şudur; george fisher ve chris barnes. bu amcalar biraz kilolu ama şarkı şahlandırma konusunda oldukça da ustalardır. hele ki bir gitarist var efsane şekilde gitar solosu atar, şarkıyı allahu ekber dağına kadar ulaştırır. grubun her elemanı iyi de vokalleri daha bi iyi be. bunlardaki gırtlak nasıl gırtlak anlamadım, brutal atarken hiç mi ses tellerine zarar gelmiyor aklım almıyor açıkçası. yalnız çok severim kendilerini o ayrı. metal müziği iliklerime kadar hissediyorum bunların şarkılarıyla adeta.
seviyorum sizi amcalar, metal müziğin hakkını ziyadesiyle veriyorsunuz. saygılar sunuyorum hepinize. *
böylesine şahane grubun elbette şahane albümleri de vardır. zaten metal camiası içerisinde manyak derecede cannibal corpse hayranları var, albümleri çıkar çıkmaz hemen alma gereksiniminde bulunurlar. onlardan biri de benim fakat konumuz bu değil elbette. bu manyak amcaların bazı albümleri şunlardır; kill, centuries of torment: the first 20 years, a skeletal domain, monolith of death tour '96–'97, hammer smashed face, violence unimagined gibi gibi. yalnız bu albümlere ait şarkılar oldukça kulak yorar neredeyse hepsi full brutal barındıran şarkılardır.
grubun iki tane lead vokali vardır, ikisi de hayvan gibi brutal atarlar. o amcaların ismi şudur; george fisher ve chris barnes. bu amcalar biraz kilolu ama şarkı şahlandırma konusunda oldukça da ustalardır. hele ki bir gitarist var efsane şekilde gitar solosu atar, şarkıyı allahu ekber dağına kadar ulaştırır. grubun her elemanı iyi de vokalleri daha bi iyi be. bunlardaki gırtlak nasıl gırtlak anlamadım, brutal atarken hiç mi ses tellerine zarar gelmiyor aklım almıyor açıkçası. yalnız çok severim kendilerini o ayrı. metal müziği iliklerime kadar hissediyorum bunların şarkılarıyla adeta.
seviyorum sizi amcalar, metal müziğin hakkını ziyadesiyle veriyorsunuz. saygılar sunuyorum hepinize. *
devamını gör...
21'inci yüzyılda istanbul'da gerçekleşecek büyük istanbul depremi
beklenen büyük istanbul depremleri demenin daha doğru olacağı başlıktır zira istanbul'da önümüzdeki 100 yıl içerisinde tüm marmara bölgesi'ni etkileyebilecek en az dört büyük deprem beklenmektedir.
kaynak
hepsini okumak istemeyenler için amme hizmeti:


kaynak
hepsini okumak istemeyenler için amme hizmeti:


devamını gör...
hipersomnia
türkiye'deki psikiyatristler tarafından bir türlü tanımlanamayan, dsm-iv kriterlerine göre majör'den ve bipo'dan 4 kritik semptom ile ayrılan (bkz: atipik depresyon) 'un en ayırt edici belirtisi.
tıp insanı değilim (tıp insanı diye bir tanım var mı bilmiyorum, umarım saygısızlık etmemişimdir ama ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım.) fakat hemen on yıldır psikoloji üzerine okumaya özen gösteren, kendi teşhisini kendi koyma cehaleti içerisinde araştırmalar yaparken türkiye'deki bilimsel yöntemin ne kadar yanlış olduğuna tekrar kanaat getirmiş birisi olarak; uyanamamak , bir türlü uykuyu alamamak , günde 10 saatten fazla uyumak gibi şikayetleriniz varsa lütfen ama lütfen (bkz: atipik depresyon) / (bkz: hipersomnia) ilişkisini araştırın veya gittiğiniz doktora bu konu üzerinde şikayetlerinizi değerlendirmesini söyleyin.
türkiye'de bu branş ile ilgili gideceğiniz doktorların birçoğunun; (bkz: uyanamamak) şikayeti ile gitmenize rağmen; "alarmı ertelememek lazım." , "sabah kalktığınızda 10 dakika egzersiz yapmak lazım." gibi önerilerden başka bir çözüm üretemeyeceklerini de lütfen bilin. 'uyanamıyorum' diyorum, 'sabah kalkınca egzersiz yap' diyor; ondan sonra ben sinirli oluyorum.
(burada eleştiriye konu olan doktorlar; klasik devlet memurluğu görevinden başka en ufak bir gelişim göstermemiş, bir makale okumaktan aciz, salla başı al maaşı rahatlığında olan doktorlar için geçerlidir. eminim ki yeni jenerasyon, bilimsel yöntem ve araştırma kültürü açısından farklı bir vizyon kazandıracaklardır.)
(bu ülkede daha düne kadar (bkz: dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) tanısından bihaber bir psikiyatr bilimi olduğunu unutmayalım.)
neyse, gidip bir bölüm daha (bkz: kırmızı oda) izleyeyim; ne gerek var yeni literatüre kafa yormaya.
kaynak
kaynak
tıp insanı değilim (tıp insanı diye bir tanım var mı bilmiyorum, umarım saygısızlık etmemişimdir ama ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım.) fakat hemen on yıldır psikoloji üzerine okumaya özen gösteren, kendi teşhisini kendi koyma cehaleti içerisinde araştırmalar yaparken türkiye'deki bilimsel yöntemin ne kadar yanlış olduğuna tekrar kanaat getirmiş birisi olarak; uyanamamak , bir türlü uykuyu alamamak , günde 10 saatten fazla uyumak gibi şikayetleriniz varsa lütfen ama lütfen (bkz: atipik depresyon) / (bkz: hipersomnia) ilişkisini araştırın veya gittiğiniz doktora bu konu üzerinde şikayetlerinizi değerlendirmesini söyleyin.
türkiye'de bu branş ile ilgili gideceğiniz doktorların birçoğunun; (bkz: uyanamamak) şikayeti ile gitmenize rağmen; "alarmı ertelememek lazım." , "sabah kalktığınızda 10 dakika egzersiz yapmak lazım." gibi önerilerden başka bir çözüm üretemeyeceklerini de lütfen bilin. 'uyanamıyorum' diyorum, 'sabah kalkınca egzersiz yap' diyor; ondan sonra ben sinirli oluyorum.
(burada eleştiriye konu olan doktorlar; klasik devlet memurluğu görevinden başka en ufak bir gelişim göstermemiş, bir makale okumaktan aciz, salla başı al maaşı rahatlığında olan doktorlar için geçerlidir. eminim ki yeni jenerasyon, bilimsel yöntem ve araştırma kültürü açısından farklı bir vizyon kazandıracaklardır.)
(bu ülkede daha düne kadar (bkz: dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) tanısından bihaber bir psikiyatr bilimi olduğunu unutmayalım.)
neyse, gidip bir bölüm daha (bkz: kırmızı oda) izleyeyim; ne gerek var yeni literatüre kafa yormaya.
kaynak
kaynak
devamını gör...
bilgisayarın içini açmak
basittir. sıkıntı toplarken başlar. finalde elinizde fazla vida kalırsa sıçtığınız resmidir.
devamını gör...
evleneceğiniz kişide aradığınız 3 özellik
1. rabbini ve kendini bilmesi, dini bütün olması
2. zeki ve bilgili olması
3. bir brad pitt olmasa da yanıma yakışması
2. zeki ve bilgili olması
3. bir brad pitt olmasa da yanıma yakışması
devamını gör...
kitap yazmak isteyenlere tavsiyeler
ihtiyacım olan tavsiyelerdir. kitap yazan, kitabı yayımlanan bir insan değilim. ancak, böyle güç bir işe soyunacak olsaydım, kendime okuyucuyu eğlendirmek için mi yoksa okuyucuya bir fikri, sosyolojik bir tespiti ya da herhangi bir ruh hâlini vermek amacıyla mı yazmak istediğimi sorardım. bu sorunun cevabı, yazacağım şey her ne ise ona giydireceğim elbisenin ana ölçülerini ve esas vasfını belirlerdi.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
"seni anlatabilsem seni,
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini."
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini."
devamını gör...
çocukları can kulağıyla dinlemek
onlara gerektiği kadar geri bildirimde bulunmak, hayallerini öykülerini kesmemek, anlattıkları şeylerin, daha da önemlisi, onların bir şeyler anlatmasının zevkine varmak, gelecekte onların kelime dağarcığı yüksek, kendini ve başkalarını savunabilir, kendini doğru ifade edebilir bireyler olmasına neden olur.
çocukların konuşması, onların ileride doğru ve yapıcı iletişim kurabilir yetişkinler olmasının ilk adımıdır.
çocukların konuşması, onların ileride doğru ve yapıcı iletişim kurabilir yetişkinler olmasının ilk adımıdır.
devamını gör...
yazarların google nick araştırma sonucu
devamını gör...
kitap yoluyla kız tavlamak
kızın size tav olacağı varsa her şekilde tavlanır bunu bir anlayamadınız gitti. bunlar sadece araç gençler ve pek etkili oldukları söylenemez, etkiliymiş gibi davranıyoruz sadece.
devamını gör...
40 yaşını geçince olanlar
çocukların arkadaşlarının, teyze demekten abla demeye dönmesi.
muhtemelen boyunu geçtiği birinden, kendilerini küçük hissetmemek için yapıyorlardır.
onların büyüklük hevesinin meyvesi diye düşünüyorum. *
geriye kaldı yeğenlerim. onların sonsuza kadar teyzesi olmaya devam.
muhtemelen boyunu geçtiği birinden, kendilerini küçük hissetmemek için yapıyorlardır.
onların büyüklük hevesinin meyvesi diye düşünüyorum. *
geriye kaldı yeğenlerim. onların sonsuza kadar teyzesi olmaya devam.
devamını gör...
gri rengin tadı olsaydı nasıl olurdu sorunsalı
paslı balkon demiri tadında olurdu sanırım, bana ilk çağrıştırdığı tad o.
çocukluktan kalma, soğuk, iyi olmadığı bilinen ama ara ara tadılmaktan da geri kalınmayan bir tad sanki.
çocukluktan kalma, soğuk, iyi olmadığı bilinen ama ara ara tadılmaktan da geri kalınmayan bir tad sanki.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük günaydııııınnn *
gece yemek yiyip yattım ve açlığım beni uyandırdı. * vucüt değil fabrika çaltırıyorum sanki. *
gece yemek yiyip yattım ve açlığım beni uyandırdı. * vucüt değil fabrika çaltırıyorum sanki. *
devamını gör...
the ballad of buster scruggs
2018 yapımlı coen kardeşler filmi. western filmi görüntüsünde olsa da alışılagelmiş kovboy öykülerinden çok insan üzerine anlatılar bunlar. içerisinde parça parça öykülerin olduğu ve bu öykülerin birbirine bağlanmadığı eserleri seviyorum. hikâye okumaya benziyor. temelde ortak tema üzerinde birbirinden bağımsız ama aslında insanın temek doğası odaklı bu altı öykü altı farklı şey söylüyor. ilk iki öykü mizah düzeyi yüksek ve enerjik anlatılar. üçüncü öykü can yakıcı bir dram. dördüncü öykü görsel bir şölen. beşinci öykü sıkı bir hikaye ve altıncı öykü alegorik bir şiir.
devamını gör...
tuz ekmek
homeros'un ilyada'sında tuzlu ekmeğin adak olarak sunulduğundan söz edilir. bazı kültürlerde tuz ve ekmek, misafire sunulacak her yemeğin simgesi olmuştur. doğu avrupa ülkelerinde eve gelen konuğa, önce ekmek ve tuz sunulur. ortadoğu toplumlarında birine tuz ve ekmek yediren kişi, sonuna kadar saygı görür. bazen de bağlılık sembolü olarak kabul edilir. o yüzden dolayı da o kültürlerde tuz-ekmek haini diye kavram vardır, tuz ekmek hakkını çiğneyen kişiye böyle denir.
devamını gör...
tiktok hesabı olmayan ezik insan
ezik olduğumu öğrenmeme vesile olmuş başlık.
devamını gör...
