yanılmıyorsam kafa sözlükte binlerce yazar var,çaylakları saymadım bile. ama her nedense başlıklar baykuş konmuş virane gibi. genelde hep aynı nickleri görüyorum başlıklarda. merak ediyorum herkes nerede.
devamını gör...

madalyası olan ve olmayan yazarların hiçbir farkı yoktur, her ikisi de aynı oranda ciddiye alınır.

burada şunun ayrımını yapmak gerekir, yoldaş benjamin franklin ve iko araştıran, başlıkları olabildiğince iyi şekilde açıklayan yazarların motivasyonunu artırmak için madalya sistemini getirmişler ve bence güzel de bir iş yapmışlardır. isteyen madalyalık tanım girer, isteyen kendi istediği gibi devam eder.

önemli olan karşılıklı saygıdır. durduk yere insanların emeklerine *ok atmaya gerek yok..
devamını gör...

abimlerle arka bahçede oynarken anneme gitmek istemişim. götürmemişler. kendim gitmeye karar vermişim. yapmam gereken tek şey arka bahçeden ön bahçeye geçip binaya girmek. saatler sonra iki sokak ötede bulmuşlar beni. abim hala bulunmamın pişmanlığını yaşadığını söyler. canım abim.
devamını gör...

bir şeyin gerçekleşme ihtimali, onu ne kadar istediğinizle ters orantılıdır.
devamını gör...

akıllara 'fes başıma ' sahnesini getiren durum.

devamını gör...

türkçesi genel veri koruma yönetmeliği'dir.

türkiye'de kurulmuş olsa dahi, ab üyesi vatandaşların kişisel verilerini işleyen şirketler ya da ab'de kurulu ancak ab dışı varlık gösteren (örneğin türkiye'de) şirketlerin 28 mayıs 2018 tarihi itibariyle uyum sağlamak zorunda olduğu yönetmeliktir.

gdpr'dan ayrı ve ek olarak türkiye'de gerçek kişilerin fiziksel verilerinin işlenmesi kişisel verileri koruma kanunu (bkz: kvkk) ile düzenlenir. bu kanun 7 nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

yani türkiye'de kurulu bir şirketiniz var ve ab ülkeleriyle iş yapıyorsanız süreçlerinizi hem kvkk'na hem de gdpr yönetmeliğine uyumlu hale getirme yükümlülüğünüz vardır.
devamını gör...

(bkz: eyluling)*

eylul ay degil tek basina mevsim benim icin, hangi sehirde olursam olayim farkli yasiyorum sonbahardan; isitan ama yakmayan gunes, esen ama usutmeyen ruzgar, belki biraz bulutlu ilik hava.
sevmeyi birak kopegiyim eylulun.

yaz kadar terletmeyen, kis kadar usutmeyen ve yagmurda islatmaktan sucuga dondurmeyen; bebek gibi ya,
gelsin hemen tekrar.

eylul ayi bir insan olsa askindan ferhat’a, kerem’e ve dahi mecnun’a donebilirdim sanirim; iyi ki degil.*
devamını gör...

beklenmedik yerde gelen nasılsın mesajı.
devamını gör...

saros körfezi, çanakkale, izmir ve edremit körfezi'ni kapsayan coğrafi bir tanımlamadır.
devamını gör...

başkalarının hayatlarına karışmak. kınamak.
en basitinden sevgilinle el ele yürürken bile 9493 tane bakışa maruz kalıyorsun.* bir insan hiçbir şekilde kimseye zarar vermediği sürece ne yaparsa yapsın ya. salın.
saygı, saygı, saygı.
devamını gör...

tamamen can sıkıntısı ve meraktan açtığım bir başlık. ben kesinlikle wylde diyorum.
devamını gör...

zengin değilim.
devamını gör...

matematiksel olarak selami şahin'e ait olma ihtimali yüksek şarkıdır.
devamını gör...

gel 5 liraya karnını doyur abicim çaylar müessesemizdeennnn!
devamını gör...

(bkz: asla gerçek olmayacak şeyler)
devamını gör...

yoldaş benjamin franklin
hazall

patagonyalı

112224448

4-3-3 oynatan aykut

500 lira olsa üzerine fotoğrafı basılacak kadın

_buaradahukukokuyorum_

abdulseyidbincabbar

akira

aleksi zorba

alkolik oldum

animalforanalysts

armullah

atlara kafa tutan hatun

ayı yavrusu

bagermam

bir bilen

blackeyes

bloodless

bozukpikap

brave

bubbles of death

celâli

cenabettin

cjuufs

coalcarbon

crimson

daddy
dandun

dağda yürüyen adam

dekonte

denizn48

derekusu

derin

dgrn88

digitale

dragonkemal

durumumuz yoktu sevisemedik

duyulavmi

dünyanıneniyibeşbininciyazarı

ejderiya terbiyecisi

elbarto

emre_1974tr

eniyisipencere

esmeralda

etik dinleyici

flyyoufools
funtilator

garrett

gertrud

gezegen insanı

gomercan
hajo

harumi

heterozigotavantajı

higelhi

huseyinozkilic

imperactus

indusganj

is düşüm

iyi değilim ben

jack the ripper

jakstat

janerochester

jeanjacques

kafadandeniz

kafakirankopek

karga

karışık kafa

kedi yiyen fare

kimsesizlerinkimiraikkonen

kominist turşu

komiser eda

kucukkarabalik

kurdakafaatankuzu

kurtlarladans

küçük bir zebellah

kızılkaya

lector

legal torbacı

lier

magic

meja

mellisho
merhaba poğaçacı

milena

modigliani

morganick

mortıl

muallimbeyefendi

nerininmetaforu

neysene

nimipu

nlbiyazi

nokta

oglalalakota
onistanbul

pancharatnam

peek-a-boo

peynir üstadı

pinkshinyultratambourine

pisipisi

psy active

pul payet

rachel green

rieux

robnaja

sannhetens_vei

shoegazer

siddhartha

sofmusic

sons of technocracy

soresh

soylevci

systemfailed

sözlüğebirdahagelsemalacağımnick

tesla

thedansözkiller

tolgame

toprak kokusu

trevor philips

ukaladost

unutmabeni

vemiz

warrior90

yalnızkuş

yararak giden sapkali mantar

yaykadınıylaolur

yedinci dem

yere düşen dondurma

zümrüd-ü anka

ıvanmılınskı
ateist kaplumbağa

armysuzy

gustav klimt

maiyetmemuru

senden nefret ediyor olabilirim
devamını gör...

atalet kelimesinin güzel yanı aslında yanında momentum kelimesi olmayınca anlamsız gözükmesidir.

atalet momenti ise namı değer eylemsizlik momentidir.

adından da anlaşılacağı üzere atalet momenti, bir cismin harekete karşı tepkisidir.kütlenin dönme hareketindeki karşılığıdır.
devamını gör...

bugün "hey sen bokboğaz, sen kimseye bunu dikte edemezsin tmm?" şeklinde özetlenecek bir tür cevap entrysi okudum. bu, bizim ülkemizde çoğu meselede tartışma kültürünün ve üslubun oturmadığının en güzel örneğidir. aslında bu entry de o başlığa yazılmıştı ama özünde meselemiz tartışma kültürüdür. iyice saçmalamış ve acilen kurtarılması gereken kültürdür.

şimdi koca koca adamlar sözlüğe geliyor, bir konuda çok kızıyor ve "şu namussuzlara verip veriştirmenin zamanı geldi artık" diyor. kime ve ne hakkında olursa olsun , bu olay genellikle cennet mahallesindeli ferhat ile şirin arasındaki kavganın, az buçuk eğitim almış insanlardaki yansıması olarak gerçekleşiyor. bunun diğer eğitimli, az çok oturaklı insanlarda yarattığı hisse de ben boktanlık diyorum çünkü bu hissin tam olarak bir kelime karşılığını bulamadım.

bizim gibi, öyle ya da böyle bu lanet olası sözlüklere tanım girecek kadar görmüş geçirmiş ve okumuş insanların tartışma kültürüne en dipten başlaması hoş bir şey değil. "ey marilyn monroe, sen nesin ya ? kasımpaşalılığı senden öğrenecek değiliz biz ya, çok afedersiniz, eğer bilgi içerikli tanım girmeyeceksek de bundan şahsım adına ben gurur duyarım, anladın mı marilyn" bunun bir yolu yordamı vardır.

bir konuda birinin argümanını eleştireceğimiz zaman, ki bu aynı başlık altındaki direkt bir entryi de hedef alabilir, şahsın kendisini doğrudan muhatap almayız. bu şahsın söylediği şeylerin neresiyle sorunumuz varsa, orayı eleştiririz ve bu eleştiri, eğer hedefiniz gerçekten bir tartışmaya bakış açısı kazandırmak veya karşınızdakinin düşüncelerinin zararlarını ortadan kaldırmak gibi faydalı işlerse, mutlaka genel örnekler içermelidir. söz gelimi bize bilgi içerikli entry girmemizi dikte etmeye çalışan bir gavur oğlu gavura vereceğimiz tepki, bilgi içerikli entry-sözlük-literatür taramasının önemi ve bu konuda sözlüğün yeri-genel anlamda sözlüğün kullanım amaçları vs. ekseninde olmalıdır. bu eksende "ya işte falanca bir konuda entry okudum, t.aşak abidesi, öyle hoşuma gitti ki sevdiklerimizi kaybetmenin ne demek olduğunu anladım." gibi bir örnekle de argümanlarınızı güçlendirirsiniz.

benim meselem tartışma kültürü. bu varya bu, o kadar önemli bir şey ki; bizi, birbirimizi anlamamızı, ilişkilerimizi, entelektüel seviyemizi bir üst seviyeye çıkarmamızı vs. sağlayacak; sosyal yaşamın her türlü kılcal damarına sirayet edecek bir olgudur. tartışma kültüründen yoksun bir kültürde insanların birbirini anlaması imkansızdır; bugün sosyal medyadan arkadaş ortamlarına kadar tartışma kültürü ad hominem, whataboutism gibi araçlara kurban edildi. sadece bunlar değil; herkes kendi gerçekliğini ortada bir gerçek bırakmayana kadar ısrarla savunurken, aslında ne konuştuğumuzdan bile haberimiz yokken bir de şahsileştiriyoruz. savunduğumuz şeyin akla mantığa kalır yanı yokken, aksini savunanın şahsına hakaret edecek kadar kendimize güveniyoruz. işte bunların çatışması tüm platformları esir aldı ve interneti bir işkence malzemesi yaptı. insanlar stres atmak için yapılan platformlarda sinir küpü olmakla meşguller.

işte bu lanetten kurtulmak için elimizden geleni yapmalıyız. artık seviyesizliğin bir sınırı olmalı ve bu sınır cennet mahallesinden yukarıda bir yerlerde olmalıdır. tartışmalara bilgimizi ya da hiçbir tecrübemizi ortaya koymadan bir argüman atıp fanatik gibi savunmamalıyız; böyle durumlarda insan kendini seviyesizleştiremeden duramaz çünkü ortada temeli olmayan bir argümanı savunan biri olmuşsunuzdur. bilmiyorum demenin basit bir şey olduğunu, bilmediğimiz konularda kesin yargılara varabilecek yorumlar yapmanın temelli çöpe atılması gereken pis bir iş olduğunu bilmek ve en önemlisi, bir konuda ne kadar donanımlı olursak olalım; karşımızdakine söz hakkı verecek şekilde tartışmayı yönlendirmek gerekir.

tüm yazdıklarımın özeti: sosyal yaşamın, yani senin benim ile benim de falanca ile olası ilişkilerimi zehirleyen bu hastalığa karşı mücadele etmemiz gerektiğidir. benim yollarım, yöntemlerim bu şekildeyken, başkaları da başka yollarla bu işi halledebilir.
devamını gör...

belki resim sevmiyoruz şair sorun edebiyatçı sorun söyleyelim.
devamını gör...

yaşıyorum. hem de onların istediği gibi.
bazen ne kadar dirensek de uyum sağlıyoruz bazı şeylere. elimizde olmadan..
böyle diyince sokrates'in şu sözü geldi aklıma.
"sizin istediğiniz gibi konuşup yaşamaktansa, kendi istediğim gibi konuşup ölmek isterim.”
bu sözü hayatımın merkezine taşıyacağım bir gün. tüm hayatımı koca bir fedakarlıkla geçiremem. bunu yapamam..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim