noether teoremi
evrendeki her sürekli simetrinin ortaya bir korunum yasası çıkaracağını söyleyen ilke.
yani?
simetrinin ne olduğunu bilirsiniz; bir cismin bir düzlem, bir eksen ya da bunlara benzer herhangi bir referans noktasına göre zıt tarafındaki görüntüsünün, cismin gerçek görüntüsüyle aynı/benzer olma durumu. mesela bir oyun kâğıdındaki kupa papazını düşünün. bu kâğıdı baş aşağı çevirirseniz yine aynı kupa papazını, diğeriyle bire bir aynı duruş ile karşınızda görürsünüz çünkü oyun kâğıtlarının büyük kısmı simetriktir.
simetri, kesintili ya da sürekli olabilir. kesintiliden kastımızı şöyle özetleyebiliriz; yukarıdaki kupa papazını düşünelim. papaz sadece kâğıt belirli bir eksen üzerinde 180 derece döndürüldüğünde aynı görünür. eğer kâğıdı aynı eksen üzerinde 90 derece döndürürseniz papaz yan yatar ve artık ilk görüntüsüyle aynı değildir.
üşenmeyeyim, çizeyim yine. ilki 180 derece çevrilmiş simetrik papaz, ikincisi 90 derece çevrilmiş simetrik olmayan papaz:


işte burada gördüğünüz türden simetriler, sadece tek bir eksene göre olduğundan kesintili simetridir.
şimdi de bir küre düşünelim. küreyi neresinden tutar da neresine çevirirseniz çevirin, karşınızda hep aynı görüntüyü bulursunuz; ister sağdan sola, ister 180 derece, ister 90 derece, ister baş aşağı... işte bu da sürekli simetridir.
simetri sadece fiziksel olarak geçerli olan bir görüntü değildir. bazı matematiksel eşitlikler de simetriktir.
***
korunum yasalarına gelince... örneğin bir reaksiyon sırasında yükün korunumu üzerinden gidelim. elinizde 0 yüklü yani nötr bir parçacık varsa, bu parçacık bozunduğu zaman ortaya çıkan 2 parçacıktan biri +1 diğeri -1 yüklü olur. bu ikisinin toplamı 0 olduğundan, bozunmadan önceki ve sonraki toplam yük korunmuş olur.
ya da enerjinin korunumunu düşünelim. elinizdeki taşı yere bırakmadan önce taşta, hareket etme potansiyelini sembolize eden bir potansiyel enerji vardır. diyelim ki 10 birimlik bir enerjiden bahsediyoruz. bu taş hareket etmediği için kinetik enerjisi 0 birimdir.
taşı yere bıraktığınızda ve taş düşerken hızlandıkça potansiyel enerjisi azalır, kinetik enerjisi artar. öyle bir nokta vardır ki artık kinetik enerji 10 birime çıkmış, potansiyel enerji ise 0'a düşmüştür. yani olayın başındaki ve sonundaki potansiyel ve kinetik enerji toplamları aynıdır. enerji bir türden diğerine dönüşmüş ama totalde korunmuştur.
momentumun korunumunu anlatmama gerek yok sanırım. olayın genelini anladığınızı varsayıyorum.
***
klasik mekaniğe göre enerji, momentum gibi bazı değerler her zaman korunumludur. fakat izafiyet teorisi ortaya çıkınca anlaşıldı ki durum her zaman böyle değil. tabii yeni sorunlar da beraberinde gelmiş oldu. zira o güne dek yapılan hesaplamalar genellikle korunum yasalarına dayanılarak yapılıyordu. bu yeni duruma göre olayı açıklamanın bir yolu olmalıydı. mesela evrenin genişlediği keşfedildiğinde, enerjinin korunumu yasasının ihlal edildiği görüldü. zira genişlemeyle beraber ışığı oluşturan fotonlar enerji kaybediyordu. bu kayıp enerjinin bir başka yerde bir şekilde tekrar ortaya çıkıyor olması gerekiyordu.
tam burada emmy noether devreye girdi (ki einstein'a göre bu kadın matematik dünyasının en başarılı isimlerinin başında gelir.) noether, tanımda da yazdığım gibi, korunum yasalarının sürekli simetriyle olan ilişkisini çözmüştü. korunum yasaları fizikte temel yasalar değildi. sürekli simetriler, cisimlerin şekil, boyut ve büyüklüğünden bağımsız olarak, onları ne tarafa döndürürseniz döndürün geçerli olan simetrilerdir. teoreme göre sürekli bir simetrinin olduğu yerde bir korunum yasası vardır ve eğer bir yerde bir korunum yasasına uyan durum varsa orada sürekli simetri vardır.
teorem, korunum yasalarının temel yasalar olmayıp sadece simetri olan yerlerden kaynaklandığını gösterdiği için oldukça önemlidir. ayrıca süpersimetri gibi modern çalışmalara da öncülük etmiştir.
yani?
simetrinin ne olduğunu bilirsiniz; bir cismin bir düzlem, bir eksen ya da bunlara benzer herhangi bir referans noktasına göre zıt tarafındaki görüntüsünün, cismin gerçek görüntüsüyle aynı/benzer olma durumu. mesela bir oyun kâğıdındaki kupa papazını düşünün. bu kâğıdı baş aşağı çevirirseniz yine aynı kupa papazını, diğeriyle bire bir aynı duruş ile karşınızda görürsünüz çünkü oyun kâğıtlarının büyük kısmı simetriktir.
simetri, kesintili ya da sürekli olabilir. kesintiliden kastımızı şöyle özetleyebiliriz; yukarıdaki kupa papazını düşünelim. papaz sadece kâğıt belirli bir eksen üzerinde 180 derece döndürüldüğünde aynı görünür. eğer kâğıdı aynı eksen üzerinde 90 derece döndürürseniz papaz yan yatar ve artık ilk görüntüsüyle aynı değildir.
üşenmeyeyim, çizeyim yine. ilki 180 derece çevrilmiş simetrik papaz, ikincisi 90 derece çevrilmiş simetrik olmayan papaz:


işte burada gördüğünüz türden simetriler, sadece tek bir eksene göre olduğundan kesintili simetridir.
şimdi de bir küre düşünelim. küreyi neresinden tutar da neresine çevirirseniz çevirin, karşınızda hep aynı görüntüyü bulursunuz; ister sağdan sola, ister 180 derece, ister 90 derece, ister baş aşağı... işte bu da sürekli simetridir.
simetri sadece fiziksel olarak geçerli olan bir görüntü değildir. bazı matematiksel eşitlikler de simetriktir.
***
korunum yasalarına gelince... örneğin bir reaksiyon sırasında yükün korunumu üzerinden gidelim. elinizde 0 yüklü yani nötr bir parçacık varsa, bu parçacık bozunduğu zaman ortaya çıkan 2 parçacıktan biri +1 diğeri -1 yüklü olur. bu ikisinin toplamı 0 olduğundan, bozunmadan önceki ve sonraki toplam yük korunmuş olur.
ya da enerjinin korunumunu düşünelim. elinizdeki taşı yere bırakmadan önce taşta, hareket etme potansiyelini sembolize eden bir potansiyel enerji vardır. diyelim ki 10 birimlik bir enerjiden bahsediyoruz. bu taş hareket etmediği için kinetik enerjisi 0 birimdir.
taşı yere bıraktığınızda ve taş düşerken hızlandıkça potansiyel enerjisi azalır, kinetik enerjisi artar. öyle bir nokta vardır ki artık kinetik enerji 10 birime çıkmış, potansiyel enerji ise 0'a düşmüştür. yani olayın başındaki ve sonundaki potansiyel ve kinetik enerji toplamları aynıdır. enerji bir türden diğerine dönüşmüş ama totalde korunmuştur.
momentumun korunumunu anlatmama gerek yok sanırım. olayın genelini anladığınızı varsayıyorum.
***
klasik mekaniğe göre enerji, momentum gibi bazı değerler her zaman korunumludur. fakat izafiyet teorisi ortaya çıkınca anlaşıldı ki durum her zaman böyle değil. tabii yeni sorunlar da beraberinde gelmiş oldu. zira o güne dek yapılan hesaplamalar genellikle korunum yasalarına dayanılarak yapılıyordu. bu yeni duruma göre olayı açıklamanın bir yolu olmalıydı. mesela evrenin genişlediği keşfedildiğinde, enerjinin korunumu yasasının ihlal edildiği görüldü. zira genişlemeyle beraber ışığı oluşturan fotonlar enerji kaybediyordu. bu kayıp enerjinin bir başka yerde bir şekilde tekrar ortaya çıkıyor olması gerekiyordu.
tam burada emmy noether devreye girdi (ki einstein'a göre bu kadın matematik dünyasının en başarılı isimlerinin başında gelir.) noether, tanımda da yazdığım gibi, korunum yasalarının sürekli simetriyle olan ilişkisini çözmüştü. korunum yasaları fizikte temel yasalar değildi. sürekli simetriler, cisimlerin şekil, boyut ve büyüklüğünden bağımsız olarak, onları ne tarafa döndürürseniz döndürün geçerli olan simetrilerdir. teoreme göre sürekli bir simetrinin olduğu yerde bir korunum yasası vardır ve eğer bir yerde bir korunum yasasına uyan durum varsa orada sürekli simetri vardır.
teorem, korunum yasalarının temel yasalar olmayıp sadece simetri olan yerlerden kaynaklandığını gösterdiği için oldukça önemlidir. ayrıca süpersimetri gibi modern çalışmalara da öncülük etmiştir.
devamını gör...
en toksik burçlar
her burçta bir nebze toksiklik vardır. ama en toksik olarak yengeç kadını ve balık erkeği söylenebilir. yengeç kadının alınganlığı, her olayı kendine yorması, sürekli negatif enerji salgılamasi zehirli ve yorucudur. aynı şekilde balık erkeği de aşırı alıngan, her olayı kendine yoran ve negatif enerji cemberiyle dolaşan burçtur.
devamını gör...
bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 kişi sorusu
ben, keyfim ve kahyası.
devamını gör...
22 nisan 2022 istanbul metrosunun bayram için süslenmesi
hem de ilkokul sınıfı gibi süslemişler, çok hoş olmuş.

görünen o ki, istanbul'da metro ve tramvaylar bugün ve yarın, insanları sadece gitmek istedikleri yere değil, çocukluklarına da götürecek.
kaynak haber...

görünen o ki, istanbul'da metro ve tramvaylar bugün ve yarın, insanları sadece gitmek istedikleri yere değil, çocukluklarına da götürecek.
kaynak haber...
devamını gör...
ankara
soğuk. duvar. beton. içimi uzaktan üşüten yer
devamını gör...
27 mayıs 2021 dolar kurunun tarihi rekor kırması
ne demişti.. mmm tamam şöyleydi; bunlar daha iyi günleriniz..
biz olayları bir de karanlık lord'dan dinleyelim.
biz olayları bir de karanlık lord'dan dinleyelim.
devamını gör...
nevruz
türklerin değil irani halkların baharın gelişini kutladığı bayram. nevruz kelimesinin farsçadan dilimize geçtiğini düşünürsek mantıklı olan da budur zaten. kaldı ki moğolistan coğrafyasında yaşayan halkların baharın gelişini kutlamalarını düşünmek mantıksız gibi duruyor. hangi halk tarafından ilk kutlandığından bağımsız olarak en sevdiğim, en anlamlı bulduğum bayramlardan biridir. bir diğer adı için(bkz: newroz).
devamını gör...
kleihauer betke testi
fetomaternal kanamanın olup olmadığını göstermeye yarayan testtir.
bu test hb a'nın asit ortamda eritrositten uzaklaştırılması esasına dayanır.
bu test hb a'nın asit ortamda eritrositten uzaklaştırılması esasına dayanır.
devamını gör...
nickaltı sekmesi
nickaltlarının neden hâlâ akışta olduğunu merak etmişsiniz, açıklaması çok basit..
bir kere kavramı doğru anlamamız lazım. nickaltı sekmesi deyince kategori gibi algılıyorsunuz ama bu bir eylemi ifade ediyor. kendi kategorisinden akışa seken nickaltlarını..

evet, hiç ama hiç işim yok.
bir kere kavramı doğru anlamamız lazım. nickaltı sekmesi deyince kategori gibi algılıyorsunuz ama bu bir eylemi ifade ediyor. kendi kategorisinden akışa seken nickaltlarını..

evet, hiç ama hiç işim yok.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
adım anons edildiği için koştururken* yepisyeni aynalı güneş gözlüğümün kafamdan düşmesi*, düşmekle kalmayıp rüzgarın etkisiyle sürüklenmesi, benim onun peşinden koşmaya yönelmem*, koşup gözlüğü yakalamam ve gözlüğün camlarını çizik içinde olduğunu görmem*. keşke peşinden koşturmasaydım da yerde yuvarlanan gözlüğün arkasından vakarla ve umursamazca bakarak ağır ağır merdivenleri tırmansaydım*.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
- beni paketleyip sorguya alıyorlar! halo'yu paketleyip içerden alıyorlar! kim lan bunlar? kim lan bu polat alemdar?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının plaj fotoğrafları
angaralılar seri üzgün* siz de kuğulu parktan foto atın bari.
devamını gör...
beyin yakan filmler
bittiğinde "ben bir şeyler izledim ama ne izledim?" diye sordurtan filmlerdir.
(bkz: shutter island)
(bkz: tenet)
(bkz: primer)
(bkz: shutter island)
(bkz: tenet)
(bkz: primer)
devamını gör...
yazarların söylemekten keyif aldığı kelimeler
refüj.
devamını gör...
kuyucaklı yusuf
ortaokuldayken anneanemlerden eve dönerken tam sonlarına doğru heyecanla arabada fener yakıp bir elimle feneri tutup öbür elimle zar zor okuduğum kitap. tadı hala damağımdadır o gecenin ve o kitabın.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uzun uzun yıllar önce, oldukça uzun süre beni meşgul eden bir düşmanım vardı.
o günün şartlarında kendimce yıllarca mücadele ettim, isteklerine boyun eğmedim. çok zor oldu ama zaman sonra galip gelen ben oldum, yani def etmeyi başardım bir şekilde, hayatımdan çıkardım onu o günlerde.
yediği tokadın etkisiyle olacak yıllardır yanıma yanaşamıyor, temas kurmaya çalışmıyor, varlığını, hatta yaşadığını dahi belli etmiyordu bana. ama "su uyur düşman uyumaz" sözü bu defa benim için onun üzerinden gerçek oldu.
birkaç zamandır yakınlarımda olduğunu, etrafımda dolandığını, sanki saldırmak, vurabilmek için pusuda beklediğini seziyordum. varlığını ensemdeki soğuk bir nefes gibi hissediyor, çok oralı olmamaya gayret gösterip umursamamaya çalışıyordum ama artık görmezden gelinecek, yok sayılacak ya da ciddiye alınmayacak bir şey değil, elini tenimde hissedince anladım bu durumu.
kısa süre önce tekrar yüz yüze geldik eski "dostumla". enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş, sanki geçen yıllar benden aldıklarını ona vermiş gibi geldi bana.
çok şaşırdım güçlenmiş, biriktirmiş öfkesini sanki. hiç yıpranmamış bir şekilde dipdiri çıktı karşıma bunca yıl sonra, yeniden.
son birkaç gündür,
yine omuzlarımdan sıkıyor bedenimi.
yine soğuk soğuk terler dökmeme sebep oluyor,
yine, dilime vurmasa da birçok düşündüklerim, zihnimde "keşkeler" dolanmasına sebep oluyor, yaptığım ve yapmadığım birçok şey için.
yine geceleri uykuma engel olup karabasan gibi tepemde oturuyor,
yine sabahları bulantılarla kusmalarla günaydın diyor bana.
yine işte, evde, sokakta, yolda, parkta huzursuzluklar yaşatıp,
yine kendimi dışarılara atma isteğini sokuyor kafama.
yine kimselerle konuşmadan, kafamı kaldırmadan, bilinçsizce ve hedefsizce hatta saatlerce yürümeeeee yürüme...
bacaklarım beni taşıyamayacak hâle gelene kadar yürüme isteğini üflüyor beynime.
ve yine, bugüne kadar yaralı parmağa işememiş faydasız, hedefsiz, gereksiz, boş biri olduğuma, hiçbir yerde karşılığı olmayan biri olarak hissetmem gerektiğine ikna etmeye çalışıyor beni.
sanırım baş belam #depresyonum yıllar sonra hasret gidermek için veya bir daha şansını denemek için tekrar geldi.
zordayım.
o günün şartlarında kendimce yıllarca mücadele ettim, isteklerine boyun eğmedim. çok zor oldu ama zaman sonra galip gelen ben oldum, yani def etmeyi başardım bir şekilde, hayatımdan çıkardım onu o günlerde.
yediği tokadın etkisiyle olacak yıllardır yanıma yanaşamıyor, temas kurmaya çalışmıyor, varlığını, hatta yaşadığını dahi belli etmiyordu bana. ama "su uyur düşman uyumaz" sözü bu defa benim için onun üzerinden gerçek oldu.
birkaç zamandır yakınlarımda olduğunu, etrafımda dolandığını, sanki saldırmak, vurabilmek için pusuda beklediğini seziyordum. varlığını ensemdeki soğuk bir nefes gibi hissediyor, çok oralı olmamaya gayret gösterip umursamamaya çalışıyordum ama artık görmezden gelinecek, yok sayılacak ya da ciddiye alınmayacak bir şey değil, elini tenimde hissedince anladım bu durumu.
kısa süre önce tekrar yüz yüze geldik eski "dostumla". enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş, sanki geçen yıllar benden aldıklarını ona vermiş gibi geldi bana.
çok şaşırdım güçlenmiş, biriktirmiş öfkesini sanki. hiç yıpranmamış bir şekilde dipdiri çıktı karşıma bunca yıl sonra, yeniden.
son birkaç gündür,
yine omuzlarımdan sıkıyor bedenimi.
yine soğuk soğuk terler dökmeme sebep oluyor,
yine, dilime vurmasa da birçok düşündüklerim, zihnimde "keşkeler" dolanmasına sebep oluyor, yaptığım ve yapmadığım birçok şey için.
yine geceleri uykuma engel olup karabasan gibi tepemde oturuyor,
yine sabahları bulantılarla kusmalarla günaydın diyor bana.
yine işte, evde, sokakta, yolda, parkta huzursuzluklar yaşatıp,
yine kendimi dışarılara atma isteğini sokuyor kafama.
yine kimselerle konuşmadan, kafamı kaldırmadan, bilinçsizce ve hedefsizce hatta saatlerce yürümeeeee yürüme...
bacaklarım beni taşıyamayacak hâle gelene kadar yürüme isteğini üflüyor beynime.
ve yine, bugüne kadar yaralı parmağa işememiş faydasız, hedefsiz, gereksiz, boş biri olduğuma, hiçbir yerde karşılığı olmayan biri olarak hissetmem gerektiğine ikna etmeye çalışıyor beni.
sanırım baş belam #depresyonum yıllar sonra hasret gidermek için veya bir daha şansını denemek için tekrar geldi.
zordayım.
devamını gör...
vincent van gogh
kendi kulağını kesen ressamdır.
van gogh sessiz bir çocuktu. 27 yaşında resim yapmaya başladı ama yaptığı ilk resimler çevresindekiler tarafından fazla beğenilmedi. tekniğini geliştirmeye karar vererek avrupa seyahatlerine çıktı. avrupa'da cemiyetlere katılmaya çalıştı ancak şu an ne resmi ne ismi bilinen, ne idüğü belirsiz birtakım ressamlar tarafından dışlandı. bu ne idüğü belirsizler van gogh'u dışlamakla kalmayıp, hem van gogh'la, hem resimleriyle dalga geçtiler.
yaşamı boyunca kıymeti bilinmedi, sadece bir tablosu satıldı. açlık ve sefalet içinde yaşadı, depresyona girdi ve hatta kulağını kesti.
van gogh sessiz bir çocuktu. 27 yaşında resim yapmaya başladı ama yaptığı ilk resimler çevresindekiler tarafından fazla beğenilmedi. tekniğini geliştirmeye karar vererek avrupa seyahatlerine çıktı. avrupa'da cemiyetlere katılmaya çalıştı ancak şu an ne resmi ne ismi bilinen, ne idüğü belirsiz birtakım ressamlar tarafından dışlandı. bu ne idüğü belirsizler van gogh'u dışlamakla kalmayıp, hem van gogh'la, hem resimleriyle dalga geçtiler.
yaşamı boyunca kıymeti bilinmedi, sadece bir tablosu satıldı. açlık ve sefalet içinde yaşadı, depresyona girdi ve hatta kulağını kesti.
devamını gör...
hülasa
arapça kökenli olan, "öz, özet, kısacası" gibi anlamlara karşılık gelen kelimedir. kimyada maddenin eritici ile ayrılmış en temel özü anlamına da gelir. refik halit karay gibi birkaç yazarın kitaplarında ve hakan ilhan kurt'un bir şiirinde rastlayabilirsiniz kendisine.
aşında, sofranda ağız tadımdan,
hem deliliğimden, hem inadımdan;
hülâsa bahsetsen bir kez adımdan,
burnunun direği hiç sızlamaz mı?
aşında, sofranda ağız tadımdan,
hem deliliğimden, hem inadımdan;
hülâsa bahsetsen bir kez adımdan,
burnunun direği hiç sızlamaz mı?
devamını gör...
mini etek giyen eş
evliyim. eşim mini etekte giyer. tai pantte. gavat olduğumu düşünmüyorum.,modernizm gibi bir takıntımda yok. ama şuna inanıyorum karım yahu o benim oturmasını kalkmasını bilmese zaten evlenmezdik kendine yakışını usturubı ile giymesini bildiğine göre sorun olmaz. ha biri çıkarda sırf mini etek giydi diye içinde ki hayvanı dışarı çıkartıp ahlak kurallarını hiçe sayarsa o zaman bende içimdeki bastırılmış cinselliği arkadaşın üzerinde uygulama hakkımı kullanıp, beynimin kıvrımlarının karanlık dehlizlerinde kalmış gayri ahlaki ve oldukça vahşi şeyleri keyif halinde kendisine uygularım. diğer türlü banane karım benden daha iyi biliyordur ne giyeceğini yada giymeyeceğini. güvenin kadınlara arkadaşlar korkmayın çıplak bir bacak, kör bir kalpten daha kötü değildir.
devamını gör...
sevişelim mi demenin kibar yolları
(bkz: do you sex?)
devamını gör...