basının yapması gereken görevi halkın üstlenmesi
şimdi gazetecilik ölmüş, medya hükümet adamlarının kontrolü altında diye sızlanılıyor. bir taraftan da memlekette 80 milyona yakın cep telefonu var. bunun en az 60 milyon kadarı kullanıcısından daha akıllı olduğu için hiçbir şeyin gizli saklılığı kalmadı. telefonu ile görüntü çeken herkes kameraman, fotoğraf çeken herkes foto muhabiri, mesaj atabilenler olmuş gazeteci ya da köşe yazarı.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bitti ama*. yine de çoook güzeldi. beklediğime değdi vallahi tebrik ederim mükemmel bir yayındı*. şimdi bekleme zamanı bir hafta sonraki yayını. şimdiden meraklıyım. başta sevgili programcımızın tatlılığı ve ses kaydı atan her yazarın tatlılığı sağ olsun yayın da her hafta daha da güzeleşiyor valla.
devamını gör...
jeepney
filipinler'de amerikan sömürgesi zamanından kalma askeri jeep'lerin, filipinliler tarafından boyanıp, bakımlarının yapılmasıyla kullanılmaya başlanan minibüs işlevi gören araçlardır.
devamını gör...
haziranda ölmek zor
o kadar konuşmuşuz, bi şiiri paylaşmamışız. şiir, çokça nazım'dan bahsetse de orhan kemal'in ölümü üzerine yazılmış ya da en azından bu olay üzerine kaleme alınmaya başlanmıştır. haziranda ölmek zor deyip oğlunun adını bundan dolayı mı temmuz koymak istemiştir şair, sanırım. (bkz: bir oğlum olacak adı temmuz)
ha, biri 2 haziranda, diğeri 3 haziranda vefat eden bu iki edebiyatçının yanında yine 2 haziranda kaybettiğimiz ahmed arif de var ancak şiirin onunla bir ilgisi yok, acı bir tesadüf. her neyse, şiir ektedir.
~
orhan kemal'in güzel anısına
işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak
sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur
çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri
asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan'ı
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi
asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?
asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!
sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!
neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı
işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum
asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak
ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?
asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?
kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
"oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!"
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?
kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?
"uyarına gelirse
tepemde bir de çınar"
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki "manda gönü"
demek ki "şile bezi"
demek ki "yeşil biber"
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de "saman sarısı"
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?
yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü
bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
------------------------------------------
1963'lerde yaşanılanları ben, ancak böyle dökebildim 1976'larda şiire.
onüç yılda özümsemişim o olayları, onüç yıl sonra damıtabilmişim. o günleri yaşayıp da ozanlığa soyunanlar, elbette ki benden daha iyi yapabileceklerdir bu işi. "el elden üstündür, taa arşa kadar" demiş eskiler.
hasan hüseyin
ha, biri 2 haziranda, diğeri 3 haziranda vefat eden bu iki edebiyatçının yanında yine 2 haziranda kaybettiğimiz ahmed arif de var ancak şiirin onunla bir ilgisi yok, acı bir tesadüf. her neyse, şiir ektedir.
~
orhan kemal'in güzel anısına
işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak
sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur
çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri
asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan'ı
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi
asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?
asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!
sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!
neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı
işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum
asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak
ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?
asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?
kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
"oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!"
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?
kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?
"uyarına gelirse
tepemde bir de çınar"
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki "manda gönü"
demek ki "şile bezi"
demek ki "yeşil biber"
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de "saman sarısı"
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?
yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü
bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
------------------------------------------
1963'lerde yaşanılanları ben, ancak böyle dökebildim 1976'larda şiire.
onüç yılda özümsemişim o olayları, onüç yıl sonra damıtabilmişim. o günleri yaşayıp da ozanlığa soyunanlar, elbette ki benden daha iyi yapabileceklerdir bu işi. "el elden üstündür, taa arşa kadar" demiş eskiler.
hasan hüseyin
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası
sizin gibi güzel insanları gördükçe hayata dair umudum artıyor. iyi ki varsınız.
devamını gör...
(tematik)
leskofçalı galip
leskofça kaymakamı olan ismail paşa'nın oğludur. asıl adı mustafa galip'tir.
(bkz: encümen-i şuara) topluluğunun kurucusudur; ziya paşa'nın ve namık kemal'in edebi kimliklerinin oluşmasında etkili olmuştur.
(bkz: encümen-i şuara) topluluğunun kurucusudur; ziya paşa'nın ve namık kemal'in edebi kimliklerinin oluşmasında etkili olmuştur.
devamını gör...
eniştesi tarafından tecavüze uğrayan adam
büyücü, kısmetin bağlanması, tecavüz, hoca gibi kelimelerin geçtiği haber.
maalesef bu insanlar yarın yok gibi ürüyor ve işin daha kötüsü oy kullanıyor.
maalesef bu insanlar yarın yok gibi ürüyor ve işin daha kötüsü oy kullanıyor.
devamını gör...
biri aniden çırağınız olmak istese en iyi öğretebileceğiniz şeyler
bana ''sensei'' demesi suretiyle samuraylık ve ninjalık.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
nerde az önce ki kafiye ve uyağın
anlat hadi sende kulağım
can sıkıntısıyla oturuyordum gece gece
yazdıkların bana anca eğlence.
anlat hadi sende kulağım
can sıkıntısıyla oturuyordum gece gece
yazdıkların bana anca eğlence.
devamını gör...
kanal istanbul
siyasi taraflarını bilmem de benim aklımda yer eden bir anısı vardır.
yer: mimarlık fakültesi proje stüdyosu
proje: toplu konut
zaman: 1 sene önce
son demlerine gelmişim artık projenin bitmesine az kalmış. ben pencereleri vs yerleştirdim geldim hocamın yanına. konuştuk konuştuk sonra dedi ki 'bu pencereler açılmıyor mu?'. dedim 'hocam yok açılmasına gerek diye düşündüm boydan cam yapacam.' dedi 'o öyle olmaz. şimdi koskoca kanal kazacaklar kamyon kamyon kum taşıyacaklar. her yer toz duman olacak. şöyle şurdan açacaksın ordan çıkacak elinde bezle temizleyecek camları'
okulda hiç bir zaman siyasi konuşmadım. normalde de konuşulmasını sevmem. ama o an aklıma gelen 'gerçekten bu proje için bir bilene danışmışlar mı? siyaset yapmıyorum desemde siyasi kararlar bizi sonuna kadar etkiliyor.' oldu. alınan yanlış kararların bedelini ekolojimiz, gençlerimiz belkide çocuklarımız ödeyecek.
neyse çok konuşmaya gerek yok temizlenecek camlar vardı.
yer: mimarlık fakültesi proje stüdyosu
proje: toplu konut
zaman: 1 sene önce
son demlerine gelmişim artık projenin bitmesine az kalmış. ben pencereleri vs yerleştirdim geldim hocamın yanına. konuştuk konuştuk sonra dedi ki 'bu pencereler açılmıyor mu?'. dedim 'hocam yok açılmasına gerek diye düşündüm boydan cam yapacam.' dedi 'o öyle olmaz. şimdi koskoca kanal kazacaklar kamyon kamyon kum taşıyacaklar. her yer toz duman olacak. şöyle şurdan açacaksın ordan çıkacak elinde bezle temizleyecek camları'
okulda hiç bir zaman siyasi konuşmadım. normalde de konuşulmasını sevmem. ama o an aklıma gelen 'gerçekten bu proje için bir bilene danışmışlar mı? siyaset yapmıyorum desemde siyasi kararlar bizi sonuna kadar etkiliyor.' oldu. alınan yanlış kararların bedelini ekolojimiz, gençlerimiz belkide çocuklarımız ödeyecek.
neyse çok konuşmaya gerek yok temizlenecek camlar vardı.
devamını gör...
yerli yersiz sorulmaması gereken sorular
evlenmedin mi daha?
devamını gör...
lucifer (yazar)
benim gibi sevimli minnoş bir hanımı çileden çıkarttı artık! argo kelime konusunda hep aynı kelimede kendisiyle tıkanıyoruz. dübür-ü muallak! canımıniçi yazar, bir kere de burada söylüyorum yabma. yabma bak sinirleniyorum agresif bir insan yaptın çıktın beni. sadece senin için özel mod olarak yönetime aldılar beni yabmaaağğ.
devamını gör...
mike tyson
iron (demir) lakabı ile anılan birleşik amerikalı siyahi boksör.1956'da brownsville, brooklyn'de doğdu.1985'te profesyonel boks kariyerine başladı.1986'da muhammed aliyi son maçında yenen boksör olarakta bilinen wbc ağır siklet boks şampiyonu trevor berbick'i 2.raund'da knockout!la yenerek tarihin en genç wbc ağır siklet boks şampiyonu olarak 21 yaşında tarihe geçti.tyson'ın kariyeri hızla yükselişe geçmişti.
1987'de wba ağır siklet ünvan maçı için yine muhammed ali'yi yenen bir boksör olan larry holmes ile ünvan maçına çıktı.holmes tyson'ın yumruklarına 3 raund dayandı.fakat 4.raund'da tam üç kez yeri öptü ve üçüncüde hakem maçı bitirdi.artık wba kemerinin sahibi'de tyson'dı.1985'ten 1990'a kadar çıktığı 37 maçın tamamını kazandı (33ko).
1990 yılında james douglas ile çıktığı maçı sayıyla kaybetti.ardından 1991'e kadar çıktığı 4 maçı knockout ile kazandı fakat 1991'de abd güzellik kraliçesine tecavüzden yargılanıp suçlu bulundu ve 3 yıl hapis yattı.hapishanede islam'ı seçti ve malik abdülaziz ismini aldı.hapisten sonra ünvanlarını bir süreliğine geri alsada eski mike olmaktan artık çok uzaktı ve maçlarından fazla olayları ile anılan biri haline geldi(barda kavga çıkarmak,rakibin kulağını ısırmak vs.)son maçına 2005 yılında kevin mcbridge isimli kendi klasından çok uzak bir boksörle çıktı ve 6.raund'da maçtan çekilip sonrasında boksu bıraktığını ve içinde boks yapmak için bir heyecan kırıntısı dahi kalmadığını belirtti.
bokstan sonraki kariyeri ise boks kariyerine benziyor desem çokta yanılmış olmam herhalde.
3 haziran 2005'te usa today ile yayınlanan bir röportajda tyson, "tüm hayatım boşa gitti - başarısız oldum" dedi. şöyle devam etti: "sadece kaçmak istiyorum. kendimden ve hayatımdan gerçekten utanıyorum. bir misyoner olmak istiyorum. insanların beni ülke dışına kovduklarını bilmelerine izin vermeden onurumu koruyarak bunu yapabileceğimi düşünüyorum. hayatımın bu kısmını bir an önce bitirmek istiyorum. bu ülkede benden iyi bir şey gelmeyecek. insanlar beni o kadar yükseğe koydular ki; bu imajı yıkmak istedim." tyson çok para harcamaya başlamış, phoenix, arizona yakınlarındaki lüks bir yerleşim bölgesi olan paradise valley'deki 350 güverciniyle ilgilenmektedir.
şu sıralar abd'de yasal olarak marihuana yetiştiriyor ve tüm enerjisini bu işe vermiş durumda.tyson uzun zamandır bir içici olduğunuda son yaptığı roportaj'da itiraf etii.
1987'de wba ağır siklet ünvan maçı için yine muhammed ali'yi yenen bir boksör olan larry holmes ile ünvan maçına çıktı.holmes tyson'ın yumruklarına 3 raund dayandı.fakat 4.raund'da tam üç kez yeri öptü ve üçüncüde hakem maçı bitirdi.artık wba kemerinin sahibi'de tyson'dı.1985'ten 1990'a kadar çıktığı 37 maçın tamamını kazandı (33ko).
1990 yılında james douglas ile çıktığı maçı sayıyla kaybetti.ardından 1991'e kadar çıktığı 4 maçı knockout ile kazandı fakat 1991'de abd güzellik kraliçesine tecavüzden yargılanıp suçlu bulundu ve 3 yıl hapis yattı.hapishanede islam'ı seçti ve malik abdülaziz ismini aldı.hapisten sonra ünvanlarını bir süreliğine geri alsada eski mike olmaktan artık çok uzaktı ve maçlarından fazla olayları ile anılan biri haline geldi(barda kavga çıkarmak,rakibin kulağını ısırmak vs.)son maçına 2005 yılında kevin mcbridge isimli kendi klasından çok uzak bir boksörle çıktı ve 6.raund'da maçtan çekilip sonrasında boksu bıraktığını ve içinde boks yapmak için bir heyecan kırıntısı dahi kalmadığını belirtti.
bokstan sonraki kariyeri ise boks kariyerine benziyor desem çokta yanılmış olmam herhalde.
3 haziran 2005'te usa today ile yayınlanan bir röportajda tyson, "tüm hayatım boşa gitti - başarısız oldum" dedi. şöyle devam etti: "sadece kaçmak istiyorum. kendimden ve hayatımdan gerçekten utanıyorum. bir misyoner olmak istiyorum. insanların beni ülke dışına kovduklarını bilmelerine izin vermeden onurumu koruyarak bunu yapabileceğimi düşünüyorum. hayatımın bu kısmını bir an önce bitirmek istiyorum. bu ülkede benden iyi bir şey gelmeyecek. insanlar beni o kadar yükseğe koydular ki; bu imajı yıkmak istedim." tyson çok para harcamaya başlamış, phoenix, arizona yakınlarındaki lüks bir yerleşim bölgesi olan paradise valley'deki 350 güverciniyle ilgilenmektedir.
şu sıralar abd'de yasal olarak marihuana yetiştiriyor ve tüm enerjisini bu işe vermiş durumda.tyson uzun zamandır bir içici olduğunuda son yaptığı roportaj'da itiraf etii.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
acı geçer, keder de geçer, dert de...
iz bırakmasına izin verme; iz geçmez.
iz bırakmasına izin verme; iz geçmez.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
ince ince bir kar yağar - selda bağcan
devamını gör...
planladığı geleceği birebir yaşayan şahıs
vay be neler oluyor hayatta..
devamını gör...
annelerin garip huyları
temizlik sırasında sinirlenmeleridir. ben de temizlik yapıyorum fakat sinir gelmiyor bana o kadar. her evde temizlik sırasında bir gerginlik vardır dikkat ederseniz. anne işin başında olduğu için stresli ve gergindir, herkes gerilir. başımızın tacıdır o ayrı.
devamını gör...
mesaja dönmeyen insan
saygısız insandır. size bir soru soruluyorsa veya haliniz hatrınız soruluyorsa ve siz ona cevap vermiyorsanız afedersiniz kendini bir bok zanneden insansınızdır.
devamını gör...
lahmacun yerken yanında ayran içen kız
lahmacunun içine domatesini, marulunu koyacaksın bolca limonu da sıktın mı oh tadından yenmez. yanında da bol köpüklü ayran..
oruçlu olan ben ağlamaya gidiyorum.**
oruçlu olan ben ağlamaya gidiyorum.**
devamını gör...
