randy rhoads
daha 10lu yaşlarındayken başka çocuklara gitar dersi vermeye başlamış, öğrenecek bir şeyi kalmadığı için müzik okulunu bırakmış aşırı yetenekli gitarist.
quiet riot'da çalmasının ardından ozzy osbourne'nun seçmelerine katıldı. ozzy'o an tanrıyla tanıştım'diye anlatır bu olayı. ve ozzy ile çalmaya başlar. ozzy'nin bitmiş müzik kariyerini kurtarır, hatta büyük ihtimalle hayatını da kurtarmıştır ozzy'nin.
randy diğer rockstarların aksine egosu olmayan, alkol uyuşturucu asla kullanmayan, utangaç biriydi.
heavy metal tarihinin (belki de tüm rock tarihinin) en iyi 2 gitar solosu yazmıştır. (mr crowley ve crazy train)
maalesef çok gençken, trajik bir şekilde 26 yaşında hayatını kaybetti.
mekanın cennet olsun randy, her zaman en iyisi olarak kalacaksın.
quiet riot'da çalmasının ardından ozzy osbourne'nun seçmelerine katıldı. ozzy'o an tanrıyla tanıştım'diye anlatır bu olayı. ve ozzy ile çalmaya başlar. ozzy'nin bitmiş müzik kariyerini kurtarır, hatta büyük ihtimalle hayatını da kurtarmıştır ozzy'nin.
randy diğer rockstarların aksine egosu olmayan, alkol uyuşturucu asla kullanmayan, utangaç biriydi.
heavy metal tarihinin (belki de tüm rock tarihinin) en iyi 2 gitar solosu yazmıştır. (mr crowley ve crazy train)
maalesef çok gençken, trajik bir şekilde 26 yaşında hayatını kaybetti.
mekanın cennet olsun randy, her zaman en iyisi olarak kalacaksın.
devamını gör...
kırk yaş üstü sözlük yazarları
dil altı hapım nerde gençler başlığı.
devamını gör...
bir insanın zeki olduğunu gösteren detaylar
ince esprili karikatürü anlaması.. basit bişey gibi gelebilir size ama değil.
devamını gör...
pame radyo yayını
obaaa!
konu zeybekiko, yayıncı marikaki mou ve bensiz?
hayatta olmaz kusura bakmayın, şu sözlükte hangi başlığının arkasında sonsuza kadar duracaksın diye sorsalar ilk seçimim zeybekiko olurdu sanırım.
yaklaşık bir saat kalmışken co-pilot koltuğunda yerimi aldım, dimitris mitropanos baba benim için ne diyecek sabırsızlıkla onu bekliyorum, tüm zeybekiko'lar çocuğum gibidir aralarında ayrım yapamam ama ben o kafayla oynayacaksam arka planda dimitris mitropanos olsun isterim.*
kolay gelsin karşı kıyının kızı, iyi yayınlar!*
konu zeybekiko, yayıncı marikaki mou ve bensiz?
hayatta olmaz kusura bakmayın, şu sözlükte hangi başlığının arkasında sonsuza kadar duracaksın diye sorsalar ilk seçimim zeybekiko olurdu sanırım.
yaklaşık bir saat kalmışken co-pilot koltuğunda yerimi aldım, dimitris mitropanos baba benim için ne diyecek sabırsızlıkla onu bekliyorum, tüm zeybekiko'lar çocuğum gibidir aralarında ayrım yapamam ama ben o kafayla oynayacaksam arka planda dimitris mitropanos olsun isterim.*
kolay gelsin karşı kıyının kızı, iyi yayınlar!*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
biraz gecikmeli de olsa yetiştiğim yayın *
devamını gör...
sözlükteki en yaşlı yazar kaç yaşında sorunsalı
arkadaş kimlikte yazan yaşın 3 katını hissediyorum ben, yaşlı olan benim bence bu yüzden. 100 yaşımdayım.
edit: biriniz de çıkıp demiyorsunuz ki kız sen 24 yaşında değil misin ne 3 katı 4 o diye. hayır arkadaşlar matematikle aram ezelden bozuktur ama hepimizin mi bozuk!
edit: biriniz de çıkıp demiyorsunuz ki kız sen 24 yaşında değil misin ne 3 katı 4 o diye. hayır arkadaşlar matematikle aram ezelden bozuktur ama hepimizin mi bozuk!
devamını gör...
zaman bir algı mıdır yoksa gerçek mi sorunsalı
güzel bir soru.
fizik mühendisi değilim ama şansımı deneyeceğim. *
önce dünyada neye "zaman" dediğimizi anlamak gerek sanırım.
gündüz, gece, yaz, kış dediğimiz olaylar, güneş'in etrafında dönerken, kendi eksenimiz etrafında da döndüğümüz için gerçekleşen bazı olaylar, bu cepte. elimizde hareketli bir dünya var, doğup battığını gördüğümüz bir güneş var ve bu doğma batma sürecini eşit parçalara ayırmak istiyoruz. bunu en iyi nasıl yaparız? hiç değişmeyen ya da çok az değişen bir şeyleri temel alarak. konuya merakı olanlar, sezyum 133 atomunun belirli bir salınım sayısına saniye dediğimizi biliyordur mutlaka. işte bu atomun bu hareket sayısından yola çıkarak, günümüzü, yılımızı belirli zamanlara böldük ki işlerimizi kolaylaştırabilelim.
şimdi meşhur bir düşünce deneyini irdeleyelim: elimizde 2 adet kutu var. bunların içerisinde de kutunun üst ve alt tabanındaki aynalara her çarpışında seken ve her bir çarpmasında 1 saniye geçen birer foton var. yani 2 tane ışık saatimiz var. bu saatler yan yana dururken ikisi için de 1 saniye, 2 saniye, 3 saniye... süresi eşit şekilde geçecek. sonra ben geliyorum ve kutulardan birini alıp yürümeye başlıyorum. şimdi, normalde bir aşağı bir yukarı gidip gelen foton bu kez benimle birlikte hareket eden kutunun içerisinde, alt ve üst tabanlara vurmak için hareket etmek ve belli bir yolu almak zorunda kalacak.
temsili görsel (soldaki duran, sağdaki hareketli olan saat):

(görsel, physics.stackexchange. com'dan alıntıdır.)
bu durum, başta eşit süreler deneyimleyen ışık saatlerinin o eşitlik durumunu bozdu. artık ilk saatimiz hareketsiz olduğundan saniyeleri aynen baştaki gibi saymaya devam ederken, 2. kutudaki fotonumuzun 2 çarpışı arasında geçen süre uzamaya, yani artık zamanımız daha yavaş akmaya başladı.
kütle çekimi nedeniyle uzay zamanın bükülmesi dediğimiz şey, büyük kütlelerin yakınında daha yüksek seviyelerde meydana geliyor. böyle büyük kütlelerin yakınındaysanız ve bu tür bir kütleye doğru düşüyorsanız, kütlenin büyüklüğü ve kendi kütlenize bağlı olarak belirli bir ivme kazanıp hızlanırsınız. hızlandığınız zaman, taşıdığınız ışık saatinizdeki parçacığın alması gereken yol da gittikçe artar ve 2 çarpma arasında geçen süre daha da uzar. bu da büyük kütlelerin yanında neden zamanın neredeyse durma sınırına geldiğini açıklar.
yalnız burada olup bitenlerin, referans çerçevesine bağlı olduğunu unutmayın. ben saati taşırken benim için hiçbir değişiklik hissedilmez ama dışarıdan bakan kişiye göre saat yavaşlamış olur. biyolojik faaliyetlerimiz de saatle paralel şekilde ilerlediğinden, yüksek hızlarda hareket edenlerde yaşlanma, o kişilere eylemsiz referans çerçevesinden bakanlara kıyasla daha geç gerçekleşir.
fizik mühendisi değilim ama şansımı deneyeceğim. *
önce dünyada neye "zaman" dediğimizi anlamak gerek sanırım.
gündüz, gece, yaz, kış dediğimiz olaylar, güneş'in etrafında dönerken, kendi eksenimiz etrafında da döndüğümüz için gerçekleşen bazı olaylar, bu cepte. elimizde hareketli bir dünya var, doğup battığını gördüğümüz bir güneş var ve bu doğma batma sürecini eşit parçalara ayırmak istiyoruz. bunu en iyi nasıl yaparız? hiç değişmeyen ya da çok az değişen bir şeyleri temel alarak. konuya merakı olanlar, sezyum 133 atomunun belirli bir salınım sayısına saniye dediğimizi biliyordur mutlaka. işte bu atomun bu hareket sayısından yola çıkarak, günümüzü, yılımızı belirli zamanlara böldük ki işlerimizi kolaylaştırabilelim.
şimdi meşhur bir düşünce deneyini irdeleyelim: elimizde 2 adet kutu var. bunların içerisinde de kutunun üst ve alt tabanındaki aynalara her çarpışında seken ve her bir çarpmasında 1 saniye geçen birer foton var. yani 2 tane ışık saatimiz var. bu saatler yan yana dururken ikisi için de 1 saniye, 2 saniye, 3 saniye... süresi eşit şekilde geçecek. sonra ben geliyorum ve kutulardan birini alıp yürümeye başlıyorum. şimdi, normalde bir aşağı bir yukarı gidip gelen foton bu kez benimle birlikte hareket eden kutunun içerisinde, alt ve üst tabanlara vurmak için hareket etmek ve belli bir yolu almak zorunda kalacak.
temsili görsel (soldaki duran, sağdaki hareketli olan saat):

(görsel, physics.stackexchange. com'dan alıntıdır.)
bu durum, başta eşit süreler deneyimleyen ışık saatlerinin o eşitlik durumunu bozdu. artık ilk saatimiz hareketsiz olduğundan saniyeleri aynen baştaki gibi saymaya devam ederken, 2. kutudaki fotonumuzun 2 çarpışı arasında geçen süre uzamaya, yani artık zamanımız daha yavaş akmaya başladı.
kütle çekimi nedeniyle uzay zamanın bükülmesi dediğimiz şey, büyük kütlelerin yakınında daha yüksek seviyelerde meydana geliyor. böyle büyük kütlelerin yakınındaysanız ve bu tür bir kütleye doğru düşüyorsanız, kütlenin büyüklüğü ve kendi kütlenize bağlı olarak belirli bir ivme kazanıp hızlanırsınız. hızlandığınız zaman, taşıdığınız ışık saatinizdeki parçacığın alması gereken yol da gittikçe artar ve 2 çarpma arasında geçen süre daha da uzar. bu da büyük kütlelerin yanında neden zamanın neredeyse durma sınırına geldiğini açıklar.
yalnız burada olup bitenlerin, referans çerçevesine bağlı olduğunu unutmayın. ben saati taşırken benim için hiçbir değişiklik hissedilmez ama dışarıdan bakan kişiye göre saat yavaşlamış olur. biyolojik faaliyetlerimiz de saatle paralel şekilde ilerlediğinden, yüksek hızlarda hareket edenlerde yaşlanma, o kişilere eylemsiz referans çerçevesinden bakanlara kıyasla daha geç gerçekleşir.
devamını gör...
hoşgörü
hoş görmek dediğimiz şeyin de bir sınırı olmalıdır. size her türlü aptalca davranışta bulunma lüksü yok kimsenin. aptallıkla karıştırılmamalı yani. bi yerde hop arkadaş orada dur bakalım diyebilmeli.
devamını gör...
polis
polis, iktidarın değil, devletin polisidir. kim iktidarda güç sahibi ise polisi o yönlendirir. bugünün hükümetine özel bir durum yoktur. bugün başa x partisi geçse polis onun emirlerine uymak zorundadır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
itiraflarım bitmeyeceği için bir itiraf daha yazmak istiyorum. bugüne kadar bana dayatılmış her şeyi benimsediğim için ya da kabul etmek zorunda kaldığım için kendimi tanıyamıyorum. bir gün kendimle karşılaşırsam ve dünyanın son günü olursa diyordu bir kitapta en kötüsü o. ıçimden gelen her şeyi haykırmak, tüm duygularımı bağıra çağıra yaşamak isterdim neden yapamıyorum? neden her şeye gücüm var, her şeye yeterim de kendime neden yetemem? neden herkese evet de kendime hayır? neden herkes benden önemli ben değilim? keşke diyorum kendimi ben doğurabilsem, tutsam ellerimden bir de ben büyütsem. ona hataları, yanlışları göstersem hayat bak her zaman böyledir demesem oturup anlatsam en baştan. çok kızıyorum hem kendime hem de kendimi bu hale sokanlara. hayata yenik başlamak çok kırıcı, çok buruk. kimse bana dünyanın bu kadar acımasız olduğunu öğretmedi. aslında çok iyi de demedi. neden ben pembe görmeyi tercih ettim başka onlarca renk arasından? kendimden dışıma çıkıp bakmaya korkuyorum. o uçurumdan düşerim diye korkuyorum. belki düşsem kalktıgımda daha kuvvetli olacağım , gücüm var cesaretim yok. her zaman hatalarımın olmasını da onları görmeyi de zayıflık sandim. sanki ben tanriyim neden bu kadar korktum? galiba bir ömür böyle geçecek. kendi hapishanemde, kendi potansiyelimin farkında olmadan ve diğer insanlardan korkarak. evet, insanlarla konuşmaktan çekiniyorum, korkuyorum belki de alışmak istemiyorum çünkü herkes tarafından eninde sonunda terk edileceğimi, yok sayılacağımi, dışlanacagimi biliyorum. ön yargılı olduğum söylenebilir
fakat bunun aksini görmezsem nasil bilebilirim itilmeden, hor görülmeden sevilmeyi? bu sosyal fobidir değildir adını da bilmem ama içime sığmayan bu coşkunluk dolu insan sevgisini belli ettiremediği kesin.
kısacası bıktım ve yoruldum. bunu artık bir şekilde bir yerde paylaşmak istedim. çünkü defalarca yazdım ve bu beni yeterince rahatlatmadı. belki burada da bekledigim rahatlama sağlanmayacak ama bunu okuyan ve gören, benim sesimi kendimden başkalarının duyduğunu bilmek daha iyi hissettirecektir umarım.
fakat bunun aksini görmezsem nasil bilebilirim itilmeden, hor görülmeden sevilmeyi? bu sosyal fobidir değildir adını da bilmem ama içime sığmayan bu coşkunluk dolu insan sevgisini belli ettiremediği kesin.
kısacası bıktım ve yoruldum. bunu artık bir şekilde bir yerde paylaşmak istedim. çünkü defalarca yazdım ve bu beni yeterince rahatlatmadı. belki burada da bekledigim rahatlama sağlanmayacak ama bunu okuyan ve gören, benim sesimi kendimden başkalarının duyduğunu bilmek daha iyi hissettirecektir umarım.
devamını gör...
sarılmak
kimi zaman derin bir sevgiyi, kimi zaman insanı içten içe tüketen büyük bir üzüntüyü, korkuyu paylaşma biçimi. bana sorarsanız sevginin en güzel göstergelerinden birisi, adeta bir terapi gibi. boşverin her şeyi, gelin hep beraber sarılalım. *
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
cig patatesi elma zannedip, gercek elma yedirmeye calistiklarina beni kandiriyorlar zannediyordum. kirmamak icin annem her gun cig patates yedirmis.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
iftarı beklerken böyle güzel tınılar duymak ruhumuzu vecd ettirdi, bedenimizi dindirdi. var olun.
devamını gör...
dünyanın sonuna doğmuşum
manga'nın en bilinen şarkılarından biri. ve biz şuan 2020'de yaşayanlar cidden dünyanın sonuna doğmuşuz.
devamını gör...
lavaboda ayağını yıkayan insan
lavabonun işlevini uygun hareket eden insandır. namaz kılan insandır. ayağını yıkarken ıslanmamak isteyen insandır.
devamını gör...
nickaltı silme perileri
sözlüğümüzdeki bazı yazarlara ara ara uğradığını düşündüğüm*, sebepsizce nickaltı tanımı sildiren perişler.
insan soramıyor da 'aramızda sorun mu var neden sildinn' demeye.
nickaltı silme perileri, hassas yazarlar için cehennemdir.
insan soramıyor da 'aramızda sorun mu var neden sildinn' demeye.
nickaltı silme perileri, hassas yazarlar için cehennemdir.
devamını gör...
bağdaş kuramadığı için meditasyon yapamayan budist
tapınağı terk ederek youtube'dan meditasyon kanalı açıp yolunu bulan budisttir.
devamını gör...
mesaj alımını kapatmak kısmet kapatır
birilerine mesaj niteliğindeki başlık. bizlik bişey yok, dağılabiliriz.
devamını gör...

