dilencilik bir meslek midir sorunsalı
günümüzde insanların yüzde doksanı hiçbir şey üretmeden para kazanıyorlar. dilenciliği modern ve ilkel olarak ikiye ayırmalıyız sanırım. bizim kınadıklarımız sadece ilkel olanları. diğerlerini görmüyoruz yahut görmek istemiyoruz.
devamını gör...
normal sözlük gartic.io etkinlikleri
bob ross sevdiğimiz bir ressamdı. janti adamdı, resim çizmesini çok iyi bilirdi, ben bilmem. (gülücük)
yaz beni pablo mellisho
yaz beni pablo mellisho
devamını gör...
heimlich manevrası
hastanelerde, özellikle bebek yaş grubunda yaşanan, solunum yoluna cisim kaçması nedeniyle sıklıkla uygulanmak zorunda kalınan tıbbi müdahale tekniğidir. önlemek için özellikle 0-4 yaş arası çocuklarımıza çubuk kraker, kuruyemiş gibi yiyecekleri verirken dikkat etmemiz gerekmektedir. kuruyemişler ezilerek veya rendelenerek verilmelidir. bu gibi durumlarda müdahale etmek için, acil yardım tekniği bilmek, vakanın hayatı için son derece önemlidir. bir takım mecralardan, var olan videoları izleyerek öğrenmemiz gereken tekniktir.
devamını gör...
yağmur
bugün çok yağ olur mu? tüm kara bulutlarını gökyüzünde istiyorum. şimşekler çaksın her dakika. yıldırımlar düşsün yüreğime. beynim sırılsıklam olsun. zihnim bulanıklaşsın. yağmur canımın içi yağmur bugün çok yağ olur mu? bedenim sellerine kapılıp gitsin bu diyardan. ruhumun tüm şemsiyelerini kaldırdım bak, bugün çok yağ yağmur. ruhumu kopart at bedenimden.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
evet bu olayı daha önce tiktokta tiktok çekerek anlatmıştım ve 100k izlenmişti, bakalım burada ne tepki alacak merak içindeyim.
ben 11. sınıftayken yeni bir okula naklimi aldırmıştım, oradaki 9. sınıf bir kız şu sosyal medya fenomeni ''reynmen'' in hayranıymış ve internet üzerinde bir kitap yazıyormuş, bunu da edebiyat hocamıza söylemiş - şu parantezi açmam lazım, edebiyat hocamız 2 şiir kitabı çıkarmış ve ve baya donanımlı bir adam, yayınevleri ile anlaşmaları falan var- edebiyat hocamız ise içeriğe bakmadan, bunun kitap olması için adımları atmış. kitabın içerği neydi tam hatırlamıyorum ama şöyle bir şeydi '' başrol saf salak bir kız, bad boy yusuf ( aka reynmen) çok kötü bir kötü çocuk yeniden uyarlaması'' kitap ''şizofreyn aşk'' olarak bizim okulun bahar şenliklerinde kıza imza günü düzenlenmesi, yaşadığım şehrin basınının birazsının gelmesi ile de taçlanmış oldu. ama kitap o kadar kötü ki size anlatamam. tam bir wattpad hikayesi. ve kız 11. sınıfa gelmesine rağmen hala utanmış değil bundan, biraz üzülmekte beraber, o zaman buna çok gülmüştük. imza gününe reynmen in babası falan geldi bu arada lol.
ben 11. sınıftayken yeni bir okula naklimi aldırmıştım, oradaki 9. sınıf bir kız şu sosyal medya fenomeni ''reynmen'' in hayranıymış ve internet üzerinde bir kitap yazıyormuş, bunu da edebiyat hocamıza söylemiş - şu parantezi açmam lazım, edebiyat hocamız 2 şiir kitabı çıkarmış ve ve baya donanımlı bir adam, yayınevleri ile anlaşmaları falan var- edebiyat hocamız ise içeriğe bakmadan, bunun kitap olması için adımları atmış. kitabın içerği neydi tam hatırlamıyorum ama şöyle bir şeydi '' başrol saf salak bir kız, bad boy yusuf ( aka reynmen) çok kötü bir kötü çocuk yeniden uyarlaması'' kitap ''şizofreyn aşk'' olarak bizim okulun bahar şenliklerinde kıza imza günü düzenlenmesi, yaşadığım şehrin basınının birazsının gelmesi ile de taçlanmış oldu. ama kitap o kadar kötü ki size anlatamam. tam bir wattpad hikayesi. ve kız 11. sınıfa gelmesine rağmen hala utanmış değil bundan, biraz üzülmekte beraber, o zaman buna çok gülmüştük. imza gününe reynmen in babası falan geldi bu arada lol.
devamını gör...
hemofili
aslında hemofili a, b ve c olmak üzere 3 türü bulunan hastalık.
sanırım c türü pek bilinmiyor.
zaten hastalığın %85'i a türünde görülüyormuş.
bir yerimiz çizildiğinde, kesildiğinde pıhtılaşmadan önce vücut ilk olarak bölgeye yama yapmaya çalışır. bir çeşit kan hücresi olan kan pulcukları bölgeye toplanır. platelet veya trombosit olarak da adlandırılan bu hücreler akyuvar ve alyuvarlar göre çok daha küçüktür. olgun alyuvarlar gibi çekirdeksizdir. yan yana dizilen bu hücrelerin yaması yetersiz kalırsa bu sefer pıhtılaşma devreye girer.
pıhtılaşma kompleks bir süreçtir. bu süreçte kalsiyum iyonları, k vitamini, kan pulcukları, karaciğer proteinleri ve çeşitli pıhtılaşma faktörleri görev alır. en sonunda fibrinojen, fibrine ve de pıhtıya dönüşür. kanama durur. kesik çok büyükse zaten pıhtılaşma da işe yaramayacaktır.
işte bu pıhtılaşma sürecinde gerekli olan bazı faktörler genlerimizin kontrolünde üretilir. mutasyonlar sonucu genlerin şifresi değişirse bu faktörleri üretemeyiz.
hemofili a faktör vııı,
hemofili b faktör ıx eksikliğinden kaynaklanır. bu iki faktörün de üretiminden sorumlu genler x kromozomu üzerinde çekinik olarak aktarıldığı için bu hastalıklar erkeklerde daha sık ortaya çıkar. klasik kırmızı-yeşil renk körlüğü kalıtımında olduğu gibi. (bkz: renk körlüğü) ve #509097
ancak,
hemofili c de durum oldukça farklıdır. hemofili c'nin sebebi faktör xı eksikliğidir. bu duruma da 4. kromozom üzerinde bulunan bir genin mutasyonu sebep olur. 1-22 arası kromozomlar otozomaldır. cinsiyete bağlı değildir. bu yüzden hemofili c'nin dişi ve erkeklerde ortaya çıkma ihtimali eşittir. ancak çok nadir görülen bir durumdur.
sanırım c türü pek bilinmiyor.
zaten hastalığın %85'i a türünde görülüyormuş.
bir yerimiz çizildiğinde, kesildiğinde pıhtılaşmadan önce vücut ilk olarak bölgeye yama yapmaya çalışır. bir çeşit kan hücresi olan kan pulcukları bölgeye toplanır. platelet veya trombosit olarak da adlandırılan bu hücreler akyuvar ve alyuvarlar göre çok daha küçüktür. olgun alyuvarlar gibi çekirdeksizdir. yan yana dizilen bu hücrelerin yaması yetersiz kalırsa bu sefer pıhtılaşma devreye girer.
pıhtılaşma kompleks bir süreçtir. bu süreçte kalsiyum iyonları, k vitamini, kan pulcukları, karaciğer proteinleri ve çeşitli pıhtılaşma faktörleri görev alır. en sonunda fibrinojen, fibrine ve de pıhtıya dönüşür. kanama durur. kesik çok büyükse zaten pıhtılaşma da işe yaramayacaktır.
işte bu pıhtılaşma sürecinde gerekli olan bazı faktörler genlerimizin kontrolünde üretilir. mutasyonlar sonucu genlerin şifresi değişirse bu faktörleri üretemeyiz.
hemofili a faktör vııı,
hemofili b faktör ıx eksikliğinden kaynaklanır. bu iki faktörün de üretiminden sorumlu genler x kromozomu üzerinde çekinik olarak aktarıldığı için bu hastalıklar erkeklerde daha sık ortaya çıkar. klasik kırmızı-yeşil renk körlüğü kalıtımında olduğu gibi. (bkz: renk körlüğü) ve #509097
ancak,
hemofili c de durum oldukça farklıdır. hemofili c'nin sebebi faktör xı eksikliğidir. bu duruma da 4. kromozom üzerinde bulunan bir genin mutasyonu sebep olur. 1-22 arası kromozomlar otozomaldır. cinsiyete bağlı değildir. bu yüzden hemofili c'nin dişi ve erkeklerde ortaya çıkma ihtimali eşittir. ancak çok nadir görülen bir durumdur.
devamını gör...
esenyurt'ta bir alevinin kapısına x atılıp defol yazılması
bu oyunlar tutmuyor kardeşim. artık denemekten vaz geçin. halk tabanında bin türlü provakosyan yaptılar daha da yapmaya devam ediyorlar. ama en ufak bir çatışma , kavga bile olmadı tabanda. tek tük olmuştur belki ama hiçbir zaman uzamamıştır mevzu.
hangi filmi hangi senaryoyu devreye sokmaya çalışsanız çalışın tutmuyor sığırgiller. boşuna uğraşmayın böyle mallıklarla..
hangi filmi hangi senaryoyu devreye sokmaya çalışsanız çalışın tutmuyor sığırgiller. boşuna uğraşmayın böyle mallıklarla..
devamını gör...
babaanne
baba tarafı terörünün bayrak sallayan kişisi.
devamını gör...
deprem dalgaları
yer kabuğunun hareketleri sonucu ortaya çıkan depremler esnasında yayılan mekanik dalga.
deprem dalgaları 2 tiptir:
1- cisim dalgaları
bunlar, depremin odak noktası denen yerden her yöne doğru yayılırlar. bu dalgalar da kendi içinde 2 tiptir:
a) p dalgaları
bu dalgalar, depremin yayılma doğrultusuna paralel ilerler. boyuna dalga olarak da bilinirler. hızları saniyede yaklaşık 1,5'ten 8 km'ye kadar değişir. katı, sıvı ya da gaz demeden her ortamda ilerleyebilirler ve sismograflara ulaşan ilk dalgalar da bunlardır. yıkım etkileri düşüktür.
b) s dalgaları
bu dalgalar, yayılma doğrultusuna dik ya da çapraz olarak ilerler. enine dalga olarak da bilinirler. hızları saniyede yaklaşık 1'den 6,5 km'ye kadar değişir. katılar içinde yayılırlar ve sismograflara 2. sırada ulaşan, yıkım etkileri büyük olan dalgalardır.
2- yüzey dalgaları
bunlar, depremin merkez üssünden yayılırlar. son derece yavaş hareket ettiklerinden, sismograflara, cisim dalgalarından sonra ulaşırlar. yıkım etkileri çok yüksektir. bunlar da yine kendi aralarında 2 tipe ayrılır:
a) rayleigh dalgaları
ilerleyiş şekli su dalgalarınınki gibidir. en fazla enerjiyi bu dalgalar taşıdığından, bulunduğumuz yerde deprem olduğunu anlamamızı sağlayan dalgalar da bunlardır.
b) love dalgaları
yer kabuğunu yatay yönde titreştirirler. yer yüzeyinde yarılmalara neden olurlar.
deprem dalgaları 2 tiptir:
1- cisim dalgaları
bunlar, depremin odak noktası denen yerden her yöne doğru yayılırlar. bu dalgalar da kendi içinde 2 tiptir:
a) p dalgaları
bu dalgalar, depremin yayılma doğrultusuna paralel ilerler. boyuna dalga olarak da bilinirler. hızları saniyede yaklaşık 1,5'ten 8 km'ye kadar değişir. katı, sıvı ya da gaz demeden her ortamda ilerleyebilirler ve sismograflara ulaşan ilk dalgalar da bunlardır. yıkım etkileri düşüktür.
b) s dalgaları
bu dalgalar, yayılma doğrultusuna dik ya da çapraz olarak ilerler. enine dalga olarak da bilinirler. hızları saniyede yaklaşık 1'den 6,5 km'ye kadar değişir. katılar içinde yayılırlar ve sismograflara 2. sırada ulaşan, yıkım etkileri büyük olan dalgalardır.
2- yüzey dalgaları
bunlar, depremin merkez üssünden yayılırlar. son derece yavaş hareket ettiklerinden, sismograflara, cisim dalgalarından sonra ulaşırlar. yıkım etkileri çok yüksektir. bunlar da yine kendi aralarında 2 tipe ayrılır:
a) rayleigh dalgaları
ilerleyiş şekli su dalgalarınınki gibidir. en fazla enerjiyi bu dalgalar taşıdığından, bulunduğumuz yerde deprem olduğunu anlamamızı sağlayan dalgalar da bunlardır.
b) love dalgaları
yer kabuğunu yatay yönde titreştirirler. yer yüzeyinde yarılmalara neden olurlar.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
haklıyım ama mutlu değilim'den sonra ölmedim ama hafif sürünüyorum kullanıcı adlı yazarın da aralarına katılmasıyla değişik bir hal almıştır. bir sonraki moderatör ise muhtemelen düşünüyorum öyleyse yokum olacak.
moderatörlerin kullanıcı adları üzerinden bize bir şey anlatılmaya çalışılıyor sanırım ama ben henüz çözemedim. *
moderatörlerin kullanıcı adları üzerinden bize bir şey anlatılmaya çalışılıyor sanırım ama ben henüz çözemedim. *
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
"kardeşim hesap ettik, mahkumları hilton'da yatırsaymışız daha hesaplı oluyormuş"
kemal unakıtan'ın yüksek maliyetle yapılan bir cezaevi hakkında, gazetecilere yaptığı yorum.
kemal unakıtan'ın yüksek maliyetle yapılan bir cezaevi hakkında, gazetecilere yaptığı yorum.
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
20 yaş altı yazarlar uçurulsun bence.
devamını gör...
ablaların bildiği şeyler
üç erkek kardeş ablası olarak; el becerisine dayanan her şeyi bilmektir. günü gelir montaj yapar,* günü gelir musluk tamiri, günü gelir bilgisayar kasası toplar, günü gelir duvara tv, raf bilumum şeyin montajını yapar.( tuhaf olan ben 15-16 yaşındayken de bunlar benden soruluyordu, 10 yıl geçti hala benden soruluyor.)
perde bile asmayan bu boyumu aşan kardeşler niye var? elbette boyuna bakmak için seyirlik olarak doğmuşlar.
perde bile asmayan bu boyumu aşan kardeşler niye var? elbette boyuna bakmak için seyirlik olarak doğmuşlar.
devamını gör...
güne bir kedi bırak
gün ortası evin belli bölgelerine serpişmiş uyuyan kedi bireylerimi paylaştığım başlık.
cokcok
annesinin haydutu. evin büyümeyen çocuğu. herkesle anlaşan herkesle arası iyi olan fakat tehlike gördüğünde geri durmayan bedeni kocaman ruhu miniminnacık bir adam.
kendisi ona yapılan kötülükleri unutup hayata dört patiyle sarılan bir çocuk.
evet malesef çabuk unutuyor. misal vereyim evi süpüreceğim bilirsiniz can hıraş kaçarlar. cokcok önce dünya yıkılıyor gibi kaçar sonra bir bakarsın elektrik süpürgesinin üstünde.
dün veterinere götüreceğim çantayı gördü bir kaçış kaçtı ama köşeyi dönene kadar. döndüğü an bitti. orada oyalanacak başka bir şey bulur ve neden kaçtığını unutu verir.
bazen evde bir yaramazlık olmuştur. ben tabi sinirlenip söylenmeye başlarım. diğerleri beni görür görmez saklanır uzun bir süre çıkmazken. o sadece kapıdan çıkar ve hemen ardında konuşa konuşa geri içeri gelir.
korunaklı bir kedi değildir. dikkatsizdir. mesela dört ayak üstüne düşmeyi pek beceremez. bir keresinde çıktığı dolabın üstünden düşüp bizi veteriner kapılarında bekletmişti.
onu terk edilmiş ve kapısı kapalı camında bir el girecek kadar kırığı olan bir depoda buldum. bir hafta kadar oraya salam, sosis, kedi maması attım. içeride anne yesinde minnağı güzel doyursun diye. gün geçtikçe minnağın feryadı mahalleyi çınlatmaya başladı. deponun sahibini soruşturdum. kimse bilmiyor. malesef ki camı biraz kırdım içeriye ışık tuttum. içersi toz toprak, alçı çimento nasıl berbat bir yer. yerlerde salam, sosis, kedi mamaları...
nasıl ama buraya anne hiç gelmemiş mi bu bebek bir haftadır yalnız mıymış?
o anki panik ve ben ne yapacağım hissiyatı.
napalım efendim yardım aldım kırdık camı. içeriye hemen bir kaba süt döktük bu arada biz içeriye girene kadar o karnını doyursun diye. süt banyosu yaptı garibim.
onu elime ilk aldığımda tüm kemiklerinin sayıldığını gördüm. nasıl zayıf nasıl minik ama o kadar güçlü ki. beni tehlike sanıp sağlam bir ısırık aldı parmağımdan.
sonrasında öğrendimki mahallenin cadolozunun yavrusymuş. engelli olduğunu anlayınca onu orada ölüme terk etmiş. diğer ikisini büyüttü tabi aslında mükemmel bir anne. hala mahallemizin kraliçesi ama konu yetemeyeceğini düşündüğü engelli bir çocuk olunca telaşa kapılıp onu terk etmiş.
cokcok farklı bir kedi. hayata bazen onun baktığı yerden bakıyorum. umursamıyor, aldırmıyor, seviyorsa istiyorsa itsen bile geri geliyor. annesine aşık, insanlara aşık...
bu arada adı neden cokcok, çünkü bebeklikten 2 yaşına kadar benim ellerimi emdi. emmediği, izin vermediğim zamanlar hep ağlandı. bakmayın çok gururludur da bir keresinde kalbini kırmış olacağım ki 2 gün ne yaptıysam yanıma gelmedi. yahu ne yapayım emmesin unutsun diye kendimden uzak tutmaya çalıştım azcık kızmış olabilirim. o pamuk kalbi pıt oldu.
çok seviyorum onu. canım gibi, canımdan daha çok gibi... ama çok şanslıyım ki o da beni. dinazor çocuğum benim, iyikim...

casper
evin beyefendisi, kibar oğlu, asalet timsali...
yakışıklı bıdığı... bebekliğinden beri bende. parayla satmaya çalışan bir arkadaşımın elinde patlayan ve bana gelen dünya güzeli. küçükken tüyleri bir garipti. ondan kimse beğenmemiş yahu iyikide beğenmemiş. can o can.

bety
savaşçı, huysuz ama pamuk kalplim.
6 aydır bizle. kanser tedavisi görüyor.
kışın karda buldum o gün bugün benim çiçekli kızım. çiçekleri minikledi tabi. tedavisi güzel gidiyor. sıcaklar biraz azalsın ameliyatını olacak ve o günleri geride bırakacak.

bizden şimdilik bu kadar sahi sizden ne haber?
cokcok
annesinin haydutu. evin büyümeyen çocuğu. herkesle anlaşan herkesle arası iyi olan fakat tehlike gördüğünde geri durmayan bedeni kocaman ruhu miniminnacık bir adam.
kendisi ona yapılan kötülükleri unutup hayata dört patiyle sarılan bir çocuk.
evet malesef çabuk unutuyor. misal vereyim evi süpüreceğim bilirsiniz can hıraş kaçarlar. cokcok önce dünya yıkılıyor gibi kaçar sonra bir bakarsın elektrik süpürgesinin üstünde.
dün veterinere götüreceğim çantayı gördü bir kaçış kaçtı ama köşeyi dönene kadar. döndüğü an bitti. orada oyalanacak başka bir şey bulur ve neden kaçtığını unutu verir.
bazen evde bir yaramazlık olmuştur. ben tabi sinirlenip söylenmeye başlarım. diğerleri beni görür görmez saklanır uzun bir süre çıkmazken. o sadece kapıdan çıkar ve hemen ardında konuşa konuşa geri içeri gelir.
korunaklı bir kedi değildir. dikkatsizdir. mesela dört ayak üstüne düşmeyi pek beceremez. bir keresinde çıktığı dolabın üstünden düşüp bizi veteriner kapılarında bekletmişti.
onu terk edilmiş ve kapısı kapalı camında bir el girecek kadar kırığı olan bir depoda buldum. bir hafta kadar oraya salam, sosis, kedi maması attım. içeride anne yesinde minnağı güzel doyursun diye. gün geçtikçe minnağın feryadı mahalleyi çınlatmaya başladı. deponun sahibini soruşturdum. kimse bilmiyor. malesef ki camı biraz kırdım içeriye ışık tuttum. içersi toz toprak, alçı çimento nasıl berbat bir yer. yerlerde salam, sosis, kedi mamaları...
nasıl ama buraya anne hiç gelmemiş mi bu bebek bir haftadır yalnız mıymış?
o anki panik ve ben ne yapacağım hissiyatı.
napalım efendim yardım aldım kırdık camı. içeriye hemen bir kaba süt döktük bu arada biz içeriye girene kadar o karnını doyursun diye. süt banyosu yaptı garibim.
onu elime ilk aldığımda tüm kemiklerinin sayıldığını gördüm. nasıl zayıf nasıl minik ama o kadar güçlü ki. beni tehlike sanıp sağlam bir ısırık aldı parmağımdan.
sonrasında öğrendimki mahallenin cadolozunun yavrusymuş. engelli olduğunu anlayınca onu orada ölüme terk etmiş. diğer ikisini büyüttü tabi aslında mükemmel bir anne. hala mahallemizin kraliçesi ama konu yetemeyeceğini düşündüğü engelli bir çocuk olunca telaşa kapılıp onu terk etmiş.
cokcok farklı bir kedi. hayata bazen onun baktığı yerden bakıyorum. umursamıyor, aldırmıyor, seviyorsa istiyorsa itsen bile geri geliyor. annesine aşık, insanlara aşık...
bu arada adı neden cokcok, çünkü bebeklikten 2 yaşına kadar benim ellerimi emdi. emmediği, izin vermediğim zamanlar hep ağlandı. bakmayın çok gururludur da bir keresinde kalbini kırmış olacağım ki 2 gün ne yaptıysam yanıma gelmedi. yahu ne yapayım emmesin unutsun diye kendimden uzak tutmaya çalıştım azcık kızmış olabilirim. o pamuk kalbi pıt oldu.
çok seviyorum onu. canım gibi, canımdan daha çok gibi... ama çok şanslıyım ki o da beni. dinazor çocuğum benim, iyikim...

casper
evin beyefendisi, kibar oğlu, asalet timsali...
yakışıklı bıdığı... bebekliğinden beri bende. parayla satmaya çalışan bir arkadaşımın elinde patlayan ve bana gelen dünya güzeli. küçükken tüyleri bir garipti. ondan kimse beğenmemiş yahu iyikide beğenmemiş. can o can.

bety
savaşçı, huysuz ama pamuk kalplim.
6 aydır bizle. kanser tedavisi görüyor.
kışın karda buldum o gün bugün benim çiçekli kızım. çiçekleri minikledi tabi. tedavisi güzel gidiyor. sıcaklar biraz azalsın ameliyatını olacak ve o günleri geride bırakacak.

bizden şimdilik bu kadar sahi sizden ne haber?
devamını gör...
sevişme esnasında fazla ses çıkarma diyen partner
ağzının ortasına kürekle vurulası partner. ülkenin konut inşaatı sektöründe ses yalıtımı denilen malzemenin kullanılmadığını bilmeyen yok. alçıpandan la duvarlar. bu vesileyle ne diye duyar kasıyorsun yok komşu duyacak, yok alttaki çocuk falan. ha rahatsız mı oldun acaba? bağımsız amerikan filmi mi çekiyoruz ağzından ses çıkmayan ama yüzü yamulan insanlar gibi mi sevişelim.
ne yapalım?
çok kırıldığım partner.
ne yapalım?
çok kırıldığım partner.
devamını gör...
moda diye giyilen şeyler
crocs terlik. ciddi ciddi bu tuvalet veya hastane terliğini sokaklarda giyen var.
devamını gör...
bilgisayar alırken dikkat edilecek hususlar
nezdimde çok net bir ayrımı var.
oyun oynamayacak ise mac alınmalı.
oyun oynamayacak ise mac alınmalı.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
şizofren insanlar kendi kendilerini gıdıklayabilirmiş.
19. fakat şizofreni hastalarının harekete geçtikleri an ile bu duruma tepki vermeleri arasında bir iletim ya da zamanlama sorunu görülür (dopamin hormonu) ve kendi kendilerini gıdıklayalabilirler.
kaynak
not : sen orada ne arıyordun da buna rastladın? "diye sormayın, bozuşuruz.
yani bozulurum, pardon.
19. fakat şizofreni hastalarının harekete geçtikleri an ile bu duruma tepki vermeleri arasında bir iletim ya da zamanlama sorunu görülür (dopamin hormonu) ve kendi kendilerini gıdıklayalabilirler.
kaynak
not : sen orada ne arıyordun da buna rastladın? "diye sormayın, bozuşuruz.
yani bozulurum, pardon.
devamını gör...

