alex de souza
futbol ile alakasi olmayanlarin bile taniyip bildigi, profesor lakapli eski futbolcu.
devamını gör...
fabl
en önemli temsilcisi (bkz: la fontaine) isimli fransız yazardır. çocuklara yönelik olduğu düşünülür ama büyüklerin de okuması gerekir. hem düşündüren hem de güldüren hikayelerdir. hayvan diyalogları kullanılır. bir örnek olarak (bkz: karga ile tilki hikayesi) verilebilir.
devamını gör...
normal sözlük üyesi olmanın avantajları
1. nesil yazarım diye çevreme hava atma nedenimdir.
devamını gör...
kirigami
kirigami, japonca "kiru" (kesmek) ve "gami" (kâğıt) sözcüklerinin birleşiminden meydana gelmiş olup kesme işleminin de kullanıldığı kâğıt katlama sanatına verilen addır.
genelde kirigami katlanmış bir temel ile başlar, ardından kâğıt kesilir ve kâğıt düzleştirilerek açılır kirigami tamamlanır. kirigami genelde simetriktir; kar taneleri, yıldızlar veya orkideler gibi...
kirigami ile açılır kapanır modeller arasındaki fark; kirigami tek bir kâğıttan kesilerek dizayn tamamlanır. açılır kapanır modeller ise birkaç parça yapıştırılarak yapılabilir.
kaynak.
genelde kirigami katlanmış bir temel ile başlar, ardından kâğıt kesilir ve kâğıt düzleştirilerek açılır kirigami tamamlanır. kirigami genelde simetriktir; kar taneleri, yıldızlar veya orkideler gibi...
kirigami ile açılır kapanır modeller arasındaki fark; kirigami tek bir kâğıttan kesilerek dizayn tamamlanır. açılır kapanır modeller ise birkaç parça yapıştırılarak yapılabilir.
kaynak.
devamını gör...
günün ünlüsü olamayan yazar
14 nisan günün ünlüsü olamayan yazarlarımız;
günün bilgili olamayanı: yiid
twitter ünlüsü olamayanı :yiid
instagram ünlüsü olamayanı : yiid
oldu. (bkz: zılgıt)
günün bilgili olamayanı: yiid
twitter ünlüsü olamayanı :yiid
instagram ünlüsü olamayanı : yiid
oldu. (bkz: zılgıt)
devamını gör...
sık sık aynı oyuncu ile çalışan yönetmenler
demet akbağ-sermiyan midyat.
ikisi birbirini seçiyor sürekli ahahaha.
ikisi birbirini seçiyor sürekli ahahaha.
devamını gör...
afrika'da insanlar açken kedi besleyen tip
napayım ulan , afrikadan insan getirip fıtratı eve uygun diye onu mu besleyeyim ? töbe ya rabbim ya , insanı saçma sapan konuşturuyolar. 3 tane kedi besliyorum 5 kuruş da harcamıyorum ha diyelim ki harcadım kime ne ? harcarken birilerine (afrika için de olabilir başka birileri için de) yardım yapıp yapmadığımı bilemezsin. kedileri şuan doğaya salmak demek ölüm demek. devir değişti artık fareyle koyun koyuna yatıyo kediler ve atlayacakları dam kalmadı her yer metrelerce yüksek taş yığını. sen onu dışarı salsan densizin biri kuyruğuna teneke bağlayıp eğlenecek sonunda ya öldürecek ya atacak bi köşeye. eskisi gibi değil hiçbir şey.
devamını gör...
bir delinin hatıra defteri
(bkz: nikolay vasilyeviç gogol)'un kitabıdır. başlığa konu olan hikayeden hariç, merkezine makam konumlanmış 2 hikaye daha barındırır.
(bkz: burun)
(bkz: palto)
19. yy'da gogol'un yaşadığı dönemi bize memuriyet üzerinden anlatan bir eleştiridir aslında.
gerçeküstü bir anlatımla kaleme alınmıştır bu eser, fakat bu bir tercih değil, gogol için bir mecburiyettir. zira dönemin çarlık rusya'sı sansür ve denetim bakımından bir yazar için cehennem olduğundan, basılacak bir kitap yazmak düşündüğümüzde hiç de kolay değildir...
(bkz: bir delinin hatıra defteri)’nde sınıf ayrılığı, işlemiyor diyecek kadar ağır bir bürokrasi ve toplumsal eşitsizlik işlenmektedir.hikayede geçen kahramanımız ivanov ise hikayede eleştirilen bir çok sebebin üst üste gelmesi ile birlikte sonradan delirmiş bir memurdur.
19. yüzyılda anlatılmış bunlar ve tuhaftır ki 21.yy’dayız ve neredeyse değişen hiçbir şey yok yeryüzünde…
(bkz: palto) ‘’hepimiz gogol’un paltosundan çıktık’’ diyen dostoyevski sağ olsun, zamanının instagram fenomeni gibi bu sözü ile bugün bile bir çok okuru gogol’la buluşturmuştur. şunu da belirtmeliyim ki ayrıntı yayınları bu sözün (bkz: gorki) ye ait olabileceğini iddia ediyor. ben ikisini de şüpheli buluyorum. ayrıca gogol, hikayeyi yazdığı yıl en yakın arkadaşı puşkin’i kaybediyor. rusya’da ki popülerliği ise bu kayıptan sonra artıyor.
magazinel bilgileri bir kenara bırakıp, hikayemize gelecek olursak; kahramanımız akakiy akakiyeviç, özetle çok para vererek aldığı paltosunun çalınması üzerine bakandan yardım ister ve kalayı yer. yediği bu kalay onda çok derin izler bırakır ve hastalanıp ölene kadar da devam eder. kısa bir hikaye olduğundan daha da yazıp tat kaçırmak istemem… zira ağır eleştiriler bu hikayede de kendilerine çok güzel bir biçimde yer bulmuştur.
(bkz: burun) hikayemizde ise kahramanımız 8. dereceden bir memur olan kovalev’in bir sabah burnunu yerinde bulamaması, burnun berber ivan yakovleviç’in kahvaltıda kestiği ekmeğin içinden çıkması ve bir polis memurunun burnu bulup getirmesi üzerine kurulu bir hikayedir. bence bu üçleme arasında psikolojik tahlil ve sistem eleştirisi bakımından en dolu hikayesidir diyebilirim. hemen hemen kitapta yazılı olan her şey bir metafordur. bu hikaye özetle; ruh sıkıntılarının, toplumdaki özlem duyulan şeylerin, yanlışların, kimlik bunalımlarını, gelecek endişesini, çarpık düşünceleri ve daha bir sürü şeyi anlatan kıymetli bir hazinedir.
hala okumamış olanlarınız var ise, derhal dönsün bu ayıptan ve bu kitabı edinip muhakkak okusunlar…
dipnot: ayrıca bir delinin hatıra defteri tiyatro olarak da sahnelenen bir oyundur.
(bkz: genco erkal)’ın oyununu 2 yıl arayla iki kere, (bkz: erdal beşikçioğlu)’nun oyunu 1 kere izlemiş biriyim. genco erkal’ın izlediğim ikinci oyununda içim çok burulmuştu çünkü sahne geçişleri ilk oyuna göre daha ağır işliyordu. bu durumun, genco erkal’ın ilerleyen yaşından yahut o gün ki bir rahatsızlığından olduğunu düşünmüş, bu yüzden içim burulmuştu.
iki insan da aynı teksti oynuyorlar fakat çok acayip derecede farklı yorumlamışlar. ben erdal beşikçioğlu’nun performansını daha çok beğendim. yani adam vincin tepesinde oynuyor. her şeyi ile yeni bir anlayış seyirci oturma düzenine kadar yenilik getirilmiş bir durumdu, takdir edilesidir. ayrıca mimikleri gerçekten etkileyiciydi. yani erdal beşikçioğlu diye bir adam var, ivanov’u oynuyor demedim, erdal beşikçioğlu’nu unuttum yahu oynarken…
(bkz: burun)
(bkz: palto)
19. yy'da gogol'un yaşadığı dönemi bize memuriyet üzerinden anlatan bir eleştiridir aslında.
gerçeküstü bir anlatımla kaleme alınmıştır bu eser, fakat bu bir tercih değil, gogol için bir mecburiyettir. zira dönemin çarlık rusya'sı sansür ve denetim bakımından bir yazar için cehennem olduğundan, basılacak bir kitap yazmak düşündüğümüzde hiç de kolay değildir...
(bkz: bir delinin hatıra defteri)’nde sınıf ayrılığı, işlemiyor diyecek kadar ağır bir bürokrasi ve toplumsal eşitsizlik işlenmektedir.hikayede geçen kahramanımız ivanov ise hikayede eleştirilen bir çok sebebin üst üste gelmesi ile birlikte sonradan delirmiş bir memurdur.
19. yüzyılda anlatılmış bunlar ve tuhaftır ki 21.yy’dayız ve neredeyse değişen hiçbir şey yok yeryüzünde…
(bkz: palto) ‘’hepimiz gogol’un paltosundan çıktık’’ diyen dostoyevski sağ olsun, zamanının instagram fenomeni gibi bu sözü ile bugün bile bir çok okuru gogol’la buluşturmuştur. şunu da belirtmeliyim ki ayrıntı yayınları bu sözün (bkz: gorki) ye ait olabileceğini iddia ediyor. ben ikisini de şüpheli buluyorum. ayrıca gogol, hikayeyi yazdığı yıl en yakın arkadaşı puşkin’i kaybediyor. rusya’da ki popülerliği ise bu kayıptan sonra artıyor.
magazinel bilgileri bir kenara bırakıp, hikayemize gelecek olursak; kahramanımız akakiy akakiyeviç, özetle çok para vererek aldığı paltosunun çalınması üzerine bakandan yardım ister ve kalayı yer. yediği bu kalay onda çok derin izler bırakır ve hastalanıp ölene kadar da devam eder. kısa bir hikaye olduğundan daha da yazıp tat kaçırmak istemem… zira ağır eleştiriler bu hikayede de kendilerine çok güzel bir biçimde yer bulmuştur.
(bkz: burun) hikayemizde ise kahramanımız 8. dereceden bir memur olan kovalev’in bir sabah burnunu yerinde bulamaması, burnun berber ivan yakovleviç’in kahvaltıda kestiği ekmeğin içinden çıkması ve bir polis memurunun burnu bulup getirmesi üzerine kurulu bir hikayedir. bence bu üçleme arasında psikolojik tahlil ve sistem eleştirisi bakımından en dolu hikayesidir diyebilirim. hemen hemen kitapta yazılı olan her şey bir metafordur. bu hikaye özetle; ruh sıkıntılarının, toplumdaki özlem duyulan şeylerin, yanlışların, kimlik bunalımlarını, gelecek endişesini, çarpık düşünceleri ve daha bir sürü şeyi anlatan kıymetli bir hazinedir.
hala okumamış olanlarınız var ise, derhal dönsün bu ayıptan ve bu kitabı edinip muhakkak okusunlar…
dipnot: ayrıca bir delinin hatıra defteri tiyatro olarak da sahnelenen bir oyundur.
(bkz: genco erkal)’ın oyununu 2 yıl arayla iki kere, (bkz: erdal beşikçioğlu)’nun oyunu 1 kere izlemiş biriyim. genco erkal’ın izlediğim ikinci oyununda içim çok burulmuştu çünkü sahne geçişleri ilk oyuna göre daha ağır işliyordu. bu durumun, genco erkal’ın ilerleyen yaşından yahut o gün ki bir rahatsızlığından olduğunu düşünmüş, bu yüzden içim burulmuştu.
iki insan da aynı teksti oynuyorlar fakat çok acayip derecede farklı yorumlamışlar. ben erdal beşikçioğlu’nun performansını daha çok beğendim. yani adam vincin tepesinde oynuyor. her şeyi ile yeni bir anlayış seyirci oturma düzenine kadar yenilik getirilmiş bir durumdu, takdir edilesidir. ayrıca mimikleri gerçekten etkileyiciydi. yani erdal beşikçioğlu diye bir adam var, ivanov’u oynuyor demedim, erdal beşikçioğlu’nu unuttum yahu oynarken…
devamını gör...
türk gencinin ömrünü mahveden üç şey
sistem
dini hokkabazlar
empatisizlik
dini hokkabazlar
empatisizlik
devamını gör...
kargocu yalanları
geldik ama evde değildiniz.
devamını gör...
normal sözlük'ün underrated yazarları
artık çok da önemli olmadığını düşündüğüm başlık. bugün hatta ekşinin daha iyi bi alan olduğunu düşündüm. neden? az kişi olunca tanınır olmak vs gerçekten “aile ortamı” gibi olması çok da güzel bir şey değilmiş. başta öyle sanıyordum. a ne güzel samimi filan. her neyse birilerinin değerini bilmeye vs gerek yok. fazla muhabbet tez ayrılık hesabı, ya da kıymet bilmeme gibi... yazan yazsın çizen çizsin sözlük yaşıyor bi şekilde... sözlük sözlüktür, yazar yazar.
devamını gör...
baban kırılmasın diye imdbsi 3 olan aksiyon filmi izlemek
ilk başta isteksiz olduğum ama sonradan kendimi kaptırdığım filmler var . sanırım babamla yaptığım tek aktivite diye böyle keyifli oluyor
devamını gör...
hangi entryi kim beğenmiş hepsine teker teker bakan yazar
kim nasıl, neyini beğendi acaba diye düşünerek bakan yazar da olabilir .
devamını gör...
enerjinizi tüketen alışkanlıklar
milletin derdiyle dertlenmek.
devamını gör...




