sözlük erkekleri ağlıyor.*

şu dakikadan sonra jude law'a yüz vermeyen dışınızdaki irlandalı'nın çıtayı arşa çıkarması...*
devamını gör...

akış sekmesine sefir aramakta olan konsey, bana ulaştılar ama yok dedim.
başlık açmak bazen çok yorucu oluyor çünkü.

bir de yoldaş diye bi baronu varmış bu konseyin, tapınakçılarla yatıp kalkıyomuş, valla.
benden duymadınız.
devamını gör...

(bkz: sözlük maaşlarının yatmayışı)
(bkz: yazar maaşlarının eksik yatırılması)
(bkz: kafa sözlük’te yazar maaşlarının azaltılması)
benim derdim maaş,ben ekmeğimin peşindeyim.
yaza yaza yaz geldi
derelere kaz geldi
daha yazacaktım ama
mürekkebim az geldi.
devamını gör...

ilk bahar bitti arkadaşlar. haziranı da atlatırsak geçecek olan istektir. hadi bakayım, göreyim sizi aslanlar.
devamını gör...

psikolojinize dokunan durumu 1 ile 10 arasında puanlayın. eğer 7 veya daha düşükse aşağıdaki adımlara bir göz atın, faydalı olacağını düşünüyorsanız deneyebilirsiniz. daha yukarıda ise mutlaka bir uzmanla görüşmelisiniz. ayrıca aşağıdakiler sizin bünyenize ve kendi şartlarınıza bağlı gerçekleşecektir.

1- her şeyi kendine saklamamalısın.
2- her şeyi şakaya vurmamalısın.*
3- zihnin zaten bir milyon doluysa önce düzensizce aklına gelen her şeyi bir süre sonra okumak üzere yazmalısın.
4- her şeyi yazmayı bitirdiğinde artık kendini bir süre rahat bırakabilirsin. nasılsa deftere yazdın kaybolmayacaklar. şimdi güzelce uyumalısın.
5- uyku, bir onarım süreci ve hayatının yansımasını yaşadığın alemdir. yazdıklarının üzerinden rahatça uyandığın en az 2 uyku geçmeli.
(yani, yazma işini 5 günde tamamladın ve yazmaya başladığın günden bir hafta sonra uyandığında kendini huzurlu ve hafif veya rahat hissettin.)
6- kendine bir masumiyet karinesi çıkart: bilmeden yaptıkların için, elinde olmayan şeyler için, aklının ermediği zamanlar için... vs. çıkardığın bu masumiyet karinesiyle kendini suçladığın/kabullenemediğin noktalarda denetleme yap.
7- yazdıklarını sakince okumaya başla. mümkünse konuları sınıflandır ve sana olan etkilerini çoktan aza sırala. ilk ve en etkilendiğin meseleyi en öne al, konuyla ilgili yazdıklarını oku, yazacakların varsa ekle... bunu yaparken o anlarda neler hissettiğini göz önünde bulundur. bu kısım biraz sancılı ve uzun sürebilir. daha çok yüzleşme içerdiği için. o anda dışarıdan kendini izleyen biri olmak iyidir.
8- odaklandığın konu geçmişte mi kaldı? öyleyse düşün ve masumiyet karineni göz önünde bulundur ve seni neden böylesine etkilediğini tespit etmeye çalış. bu gününe etki eden hangi davranışa sebep olduğunu kestirmeye çalış... (bu kısımda sık sık 6. maddeye dönebilirsin.)
9- zamanın akmasına izin ver. akan su nasıl fazlalıkları aşındırır, çamuru temizler, suyu berraklaştırır. zaman da böyledir. seni fazlalıklardan arındırır, berraklaştırır.
10- rahat uyandığın uykular olana dek izin ver zamana. kalbini dinle. huzurlu ve güçlü hissedene kadar... rüyalar ayna tutacaktır o yüzden endişelenme veya takılma.
11- yeteri kadar iyi hissettiğinde kendine dosdoğru bir yön çiz. inatla veya hırsla değil. olması gereken sakinlikte bir çözüm planı..
12- çözüm planından kasıt; sorun varsa yazmak, sonra asıl olması gerekeni yazmak ve çözüm için araştırma yapmaktır. daha sonra uygun bir zamanda çözüm uygulamaya başlamaktır.

not: durumunuz ağırsa, 10 üzerinden 100 diyebiliyorsanız psikoloğa gitmelisiniz. şahsi öneriler bütünüdür ve uygulamada siz şahsi serbestiyete sahipsiniz... ayrıca yukarıdaki önerilerde aklınıza takılan olursa veya yardım ararsanız mesaj kutum açıktır ve hayır, psikolog değilim.*
devamını gör...

çocukluk çağında başlayan nöropsikiyatrik bir bozukluktur. çocuklarda aşırı hareketlilik şeklinde tanımlanan hiperaktivite ile seyrederken yaş ilerledikçe hiperaktivitenin azaldığı, dikkatle ilgili sorunların daha ön plana çıktığı görülür. dehb sorunu yaşayanlar dürtüsel davranışlarını kontrol etmekte zorlanır. yetişkinlerde daha çok işe başlayamama, iş yerinde verimsizlik ve kötü zaman yönetimi, çok sayıda işe başlanmasına rağmen bir çoğunu bitirememe, bir toplantı boyunca oturamama, stresle baş edememe şeklinde kendini gösterir. çocuklarda hiperaktivite olduğu zaman fark edilmesi kolayken, dikkat eksikliğinin baskın olduğu durumlarda teşhis edilmesi daha zor olabiliyor. teşhisi psikiyatr koyuyor. rahatsızlıklarınızı söylediğinizde dehb şüphesi taşıyorsanız test yapılıyor, bunun için birçok test olmakla beraber en yaygını moxo dikkat testidir. hayatın her alanını etkileyen bir bozukluktur. ani kararlar verme gibi dürtüsel davranışları olsun, uzun süre sabit bir yerde oturamama olsun, sevdiğin bir şeyi yaparken bile dikkatini verememek olsun ciddi hayat kalitesini düşürür. ben ancak bu sene fark edip gidebildim. tedavi konusunda da ilaç olsun, psikoterapi olsun birtakım yöntemler mevcut. haa tamamen kurtuluyor musunuz bilemem ama minimuma indirmekten fayda var.
devamını gör...

kendimi geliştirmeye çalıştığım , eksik bulduğum yönümdür. hala bazen adam gibi konuş gibi söylemlerim var bir de kadın olacağım yapmamam lazım. :( ancak şöyle de bir gerçek var bizim sözlüğümüz, televizyonumuz, dergimiz, gazetemizin değişmeden bunun aşılacağını da düşünmüyorum biraz da alıskanlık cunku. iş insanı diyemiyorum mesela ben dilim hep iş adamına alışmış .
devamını gör...

nedir gerçekten bu kadar zor olan,
seni derin düşüncelerde boğan, girdaplara sokan, çaresizlik ile sınayan. nedir seni bu kadar yoran, üzen, korkutan.
nedir bu kadar zor olan?
sonunda ölüm olduğunu bile bile yaşmak mı? kabul edilmek mi? anlatmak mı? anlaşılmak mı? anlaşmak mı?
sevmek mi? sevilmek mi? dik durmak mı? cesur olmak mı? yoksa cesur taklidi yapmak mı? gülmek mi zor olan yoksa ağlamak mı?
yenilmek mi bu kadar zor olan, yenilgiyi kabul etmek mi?
bilmek, öğrenmek, anlamak istiyorum. bunu sizler ile konuşmak istiyorum.
birbirimizden haberimiz yok. birbirimizden uzağız, birbirimizi tanımıyoruz ve birbirimiz için hayatı zorlaştırıyoruz.
tanışalım istiyorum.

yazdıklarınız, ilk makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacaktır. orada konuşulacaktır.
devamını gör...

söylerken bile kavramlar kendi farklarını ortaya koymaktadır.
kıskanmak, serttir. onda olmasın sadece bende olsun.
imrenmek, naiftir. paylaşımcıdır. ikimizde de olsundur.
devamını gör...

ekip yine yardimlasma konusunda tam on ikiden vurdu. bu ne guzel bir kampanya boyle! yardimlasmak, birinin gonlune dokunmak cok guzel de, soz konusu bir de cocuklar olunca mesele ayri anlamlasiyor. kimsenin kayitsiz kalmayacagina inaniyorum, ozellikle bu koronalı gunlerde cocuklari sevindirmek ayri bir anlamli sanki. ..
devamını gör...

32 yılda yazılan ince memed' in zoruna gider bu. sakın duymasın.
devamını gör...

enbiya suresi 107. ayeti kerimesine göre;
biz seni alemlere ancak rahmet diye gönderdik.* ayetine nail olmuş peygamberimiz.
devamını gör...

kadınlar çok çünkü yürüyen yok, yavşayan yok. keyfimizce at koşturuyoruz.
misss...*
devamını gör...

en son trend.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

madem farkında oluyoruz öyleyse öncelikle hayatlarını zorlaştıran problemlerin farkında olalım. bu sebeple bu başlığın altına; ''oyyyş ağzını yidiğimin çikik güzlü minnakları'' yazmadan size bu insanların hayata tutunmak için geçtiği çetin yollardan bahsedeyim zira bu insanların en büyük ihtiyaçları; ''uyyy hele hele minnoş'' diyerek sevilmek değil, hayata katılmaları yönünde önlerinde engel teşkil eden sorunların çözülmesi. sevmek zorunda değilsiniz zaten ancak hayatı mümkün mertebe eşit şartlarda yaşamak için gerekli düzenlemeleri yapmak mecburiyetindeyiz.

dikkat
-yazının buradan sonrası biraz soğuk duş etkili olabilir-

şartları eşitlemekten bahsettik ancak ben bugün bize düşen kısımlarından bahsetmek istiyorum zira kalan kısmı milli eğitim bakanlığının yükümlülüğüdür.

down sendromlu bir çocuk dünyaya getireceğini öğrendiğiniz yakınlarınız muhtemelen dehşete düşmüş vaziyette; '' eyvah, ne olacak şimdi?'' sorusu ile ''hayır, haşaa bizim çocuğumuzda olmaz öyle şeyler'' şeklinde reddetme ile kendilerini paralıyor olacaktır. tüm bunlar kabullenme süreçlerinde olağan ve son derece doğal tepkilerdir. bu süreçte ailelerin çevresel mutlak kabule ihtiyaçları vardır. çevreden gelen; ''püüü senin gibi karıyın, sağlıklı çocuk doğuramadı benim oğluma'' gibi cazgır ve çirkin tepkiler ailelerin yalnızca yıpranmasına ve hatta çocuklarından nefret etmesine sebep olabiliyor dolayısıyla yıkıcı, yıpratıcı, aşağılayıcı ve iğneleyici her türlü söylemden son derece kaçınmak gereklidir fakat toplumumuzda gelen tepkiler daha çok şu şekilde olmaktadır; ''her şerde bir hayır vardır'' , ''allah'ın işine karışılmaz.'', ''kaderinizde varmış'' gibi sadece kişinin ilahi bir temelli kabullenişe sürükleyici şekilde olmaktadır. bu tepkilerin ardından aileler genellikle çocuklarını allah'ın onları cezalandırmak için gönderdiği sanrısına kapılmaktadırlar. burada bizlere düşen ise mümkün mertebe çenelerimizi kapalı tutup fikrimiz sorulmadıkça söylememektir. fikrimiz sorulduğunda ise tüm bunların hayatın olağan akışında yer alan durumlar olduğu nu ifade edip durumu mümkün mertebe normalleştirmektir. *

gebelik süreci tamamlandığında ve doğum gerçekleştikten sonra olan süreçte ise mümkün mertebe herkesin soğuk kanlılığını koruyarak çocuğun gelişimini destekleyecek konular eğitimler ve süreçler hakkında bilgi sahibi olmaktır ve akabinde aileye sürekli çocuğun görünüşü ile ilgili espriler, tatlışlıklar ve bilumum kıyaslamalar yapmamaktır. normal kabul ettiğiniz çocuklara nasıl yaklaşıyor nasıl konuşuyor nasıl seviyorsanız aynı şekilde sevebilirsiniz sonuçta hepsi çocuktur.

okul döneminden önce ise zaman uzman kişilerce çocuk rehabilitasyon hizmetlerinden mümkün mertebe faydalanıyor olacaktır. sizin unutmamanız gereken ise 5378 sayılı engeliler kanunudur. ''püü çoçikime otizm bulaştıracak down sendromu bulaştıracak' gibi safsatalarla idari kadro ile öğretmenlere baskı uygulamak suretiyle çocukları örgün eğitimden uzaklaştırmaya çalışırsanız -ki o çocuklar özellikle benim öğrencilerimse sizi itin götüne sokar çıkarmam-* yukarıda bahsettiğim kanun ağzınızın payını almanıza yetecektir. siz en iyisi efendi efendi karışmayın.

bir diğer konu ise iş yerlerinde beceremediğiniz, kaybettiğiniz evrakları özellikle kendini ifade etme noktasında daha negatif şartlarda mücadele eden down sendromlu insanlara yıkıyor ve işin için sıyrılıyorsunuz -yaşadık bunları, tecrübe konuşuyor- yapmayın bunu. çocuklara zarar vereceğinizden değil karakterinizi kaybedeceğinizden yapmayın, kendinize biraz saygınız olsun.
(bkz: kendime saygım yok davranışları)

hah birde tüm yukarıda yazdıklarımı yapıyor ve buna rağmen çevrenizden sempati kasmak için her 21 martta storylerinizde downlu çocuk fotoğrafı paylaşıyorsanız onu da yapmayın çünkü yine (bkz: kendime saygım yok davranışları)
devamını gör...

aynı zamanda "beni neden sevmediniz" diyen yazardır. yalnız üzgün biçare hissetmiştir. montunu alıp gitmiştir.
devamını gör...

normaldir. anormal olan duygularını saklayıp sonra beni kimse anlamıyor demektir.
devamını gör...

rakı.
anason kokusundan ölesiye tiksinirken, mide sorunum nedeniyle 15-20 şişe (belki daha fazla) içmek zorunda kaldığım anasonlu şurup sayesinde alıştım.
şimdi tek başına rakı içecek olsam bile bir güzel sofra hazırlıyorum kendime.
teşekkürler (bkz: antepsin)
devamını gör...

afetler, cinsel istismar, birini kaybetme ve korku dolu anlar travmaya neden olabilir fakat bir taşın ayağınıza değmesi de travma sebebi olabilir. yani her afet ya da kayıp, herkeste travmaya sebep olmayacağı gibi, travma nedenleri de kişiden kişiye farklılık gösterebilir. örneğin, deprem kuşağında yaşayan insanlar olarak depremi neredeyse hepimiz yaşamışızdır. o an korku oluşsa da gece deprem olacağı düşüncesinden dolayı uyuyamayan, aşırı panik yapan insanların sayısı azdır.

travma sonrası stres bozukluğu hastaları otobiyografik hafızaları ile ilgili sorunlar yaşayabilir. otobiyografik hafıza, kişisel deneyimlerimize dayanan hafızadır. tssb hastaları, stresli durum veya travma nedeniyle belirli olayları/ travmatik olayları hatırlamakta güçlük çekebilir. bu yüzden terapistin, hastanın yaşadığı travmatik olayı çözmek veya travmatik olayın ne olduğunu anlamak için belleğe odaklanması gerekir.

fakat aynı zamanda, bazı travma sonrası stres bozukluğu yaşayan hastalarda ise o olayı unutmak yerine olay hafızalarında tekrar tekrar canlanır. yani travmatik olay kişinin hafızasında canlanır ve tekrar yaşanır. terapistler bu durumda da hafızaya odaklanmalıdır.
devamını gör...

honore de balzac tarafından yazılan büyük bir eserdir.

evlatları tarafından terk edilen bir babanın maddi manevi yıkımını anlatır.
balzac çok ama çok gerçek bir yazı ele almış. insanı çok etkileyen bir hikaye anlatıyor ve bunu anlatırken okuyanı paramparça ediyor.

bence zor bir kitap bazı cümleleri anlayabilmek için üstünden bir kaç defa geçmek gerekiyor.
özellikle kitabın başındaki pansiyon tasvirlerinde zorlandım ama iyice anladıktan sonra kitap bambaşka bir hale büründü gözümde.
nedense kitapta geçen pansiyonu eşkiya filmindeki cumhuriyet pansiyonuna benzettim.

bu büyük bir eser okuyucuya çok kıymetli hayat dersleri veriyor.
paranın mutluluk getirmediği zamanlardan gelmiş bir kitap.

goriot baba evlatlarına öyle şefkatle yaklaşır öyle sever ki okurken ağzımdan açık kaldı.
ve goriot babanın gözler önündeki değişimi çok güzel işlenmiş.
sıkılmadan sabırla okunması gereken bir eser. tavsiye ederim.




ah eğer zengin olsaydım, servetimi olduğu gibi muhafaza etseydim de onlara vermeseydim, şimdi burada olur, öpücükleriyle yanaklarımı yalarlardı! bir konakta otururdum, güzel yatak odam, salonlarım, uşaklarım, ocaklarımda gürül gürül yanan ateşlerim olurdu. onlar da kocaları ve çocuklarıyla, hüngür hüngür ağlayarak çevremi sararlardı. işte bütün bunlara sahip olabilirdim. ama, şimdi hiç bir şeyim yok.

başınıza bir dert gelmeyegörsün, her zaman gelip bunu size yetiştiren, elindeki hançeri yüreğinize saplayıp büken, üstelik de sizi hançerin sapına hayran bırakmaya çalışan bir dostunuz bulunur.

kurumuş yürekler görmek mi daha ürkütücüdür, boşalmış kafatasları görmek mi, kim karar verebilir?

çocuklarının mutluluğu kendi mutluluğundan çok daha fazla mutlu eder insanı.

ama aklımı hem başımdan alıyor, hem de kullanmamı istiyorsun
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim