zübeyde hanım
ulu önderimiz mustafa kemal atatürk'ün annesi zübeyde hanım'ın vefatının 98. yılı, saygıyla anıyorum.
(*
"sen cepheye gidersin, benim yüreğim bunu bilir.
senin için dua ediyorum bil! ve de mustafam, zaferi ele almadan dönme. ben, seni beklemeyi bilirim."
(*
ruhu şad olsun.
(*
"sen cepheye gidersin, benim yüreğim bunu bilir.
senin için dua ediyorum bil! ve de mustafam, zaferi ele almadan dönme. ben, seni beklemeyi bilirim."
(*
ruhu şad olsun.
devamını gör...
fransız kalmak
almanlar “ich versteh nur bahnhof” cümlesi ile tanımlar bu olayı. türkçe’ye birebir çevirirsek: “sadece tren garı anlıyorum.”
çok garip. herkes bi ülkeye eksik kalırken almanlar neden tren garını seçti acaba?
çok garip. herkes bi ülkeye eksik kalırken almanlar neden tren garını seçti acaba?
devamını gör...
incendies
bu kadar ağlayacağımı bilsem bu filmi yine de izler miydim? evet, izlerdim. filmin sonunda aniden gözlerime dolan yaşlar, tutamadığım hıçkırıklar, simon gibi ateşler içinde kalışım. böyle bir şey izleyeceğimi tahmin etmezdim.
nawal marwan mülteci biri ile aşk yaşar ve onunla kaçmak ister. ama ailesi karşı olduğu için ikisini de öldürmek ister. sevdiği adam öldürülür ama nawal büyükannesi tarafından kurtarılır. tüm bu yasak aşka rağmen narwal bir de hamiledir. çocuğunu doğurup oralardan uzaklaşmak zorunda kalır. ama ona bir söz verir. ne olursa olsun onu her zaman sevecek ve onu mutlaka bulacaktır.
nawal köyünden ayrıldıktan sonra savaş çıkar. bir savaş insana ne kadar zarar verebilir? bir savaş insandan nelerini alır götürür? şu an bile dünyada bir sürü mülteci ülkelerinden kaçmak zorundayken, bizim izlediğimizde ağladığımız şeyleri insanlar bizzat yaşarken bu dünyadan huzur içinde gelip geçmek bile büyük bir şans değil mi? filmde de dediği gibi birbirimize karşı olan nefretimizi kırabilecek miyiz bir gün? mutlaka izleyin. yıllar sonra bu filmi tekrar izleyeceğim. şu an her şeyi bildiğim için film başladığı andan itibaren ağlamaya başlayabilirim ama olsun.
bir artı bir bir eder mi?
nawal marwan mülteci biri ile aşk yaşar ve onunla kaçmak ister. ama ailesi karşı olduğu için ikisini de öldürmek ister. sevdiği adam öldürülür ama nawal büyükannesi tarafından kurtarılır. tüm bu yasak aşka rağmen narwal bir de hamiledir. çocuğunu doğurup oralardan uzaklaşmak zorunda kalır. ama ona bir söz verir. ne olursa olsun onu her zaman sevecek ve onu mutlaka bulacaktır.
nawal köyünden ayrıldıktan sonra savaş çıkar. bir savaş insana ne kadar zarar verebilir? bir savaş insandan nelerini alır götürür? şu an bile dünyada bir sürü mülteci ülkelerinden kaçmak zorundayken, bizim izlediğimizde ağladığımız şeyleri insanlar bizzat yaşarken bu dünyadan huzur içinde gelip geçmek bile büyük bir şans değil mi? filmde de dediği gibi birbirimize karşı olan nefretimizi kırabilecek miyiz bir gün? mutlaka izleyin. yıllar sonra bu filmi tekrar izleyeceğim. şu an her şeyi bildiğim için film başladığı andan itibaren ağlamaya başlayabilirim ama olsun.
bir artı bir bir eder mi?
devamını gör...
mülksüzler
ismi ile fyodor dostoyevski'ye daha doğrusu the possessed'a yaptığı güzel gönderme ile iki kitap üst üste okununca daha bir anlamlı hale gelen eser. üstte pek çok yazar konusundan ve içeriğinin neyi ifade ettiğinden bahsetmiş ben de yalnızca bir kaç alıntı bırakayım.
“you cannot buy the revolution. you cannot make the revolution. you can only be the revolution. ıt is in your spirit, or it is nowhere.”
"devrimi satın alamazsınız. devrimi yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak. devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiç bir yerde değildir."
“you can’t crush ideas by suppressing them. you can only crush them by ignoring them."
" düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir."
“and ı speak of spiritual suffering! of people seeing their talent, their work, their lives wasted. of good minds submitting to stupid ones. of strength and courage strangled by envy, greed for power, fear of change. change is freedom, change is life”
"bense ruhsal acıdan söz ediyorum! insanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. değişim özgürlüktür, değişim yaşamdır."
“ıt is our suffering that brings us together. ıt is not love. love does not obey the mind, and turns to hate when forced."
"bizi bir araya getiren şey, acı çekmemiz. sevgi değil. sevgi akla boyun eğmez, zorlandığında da nefrete dönüşür."
“you cannot buy the revolution. you cannot make the revolution. you can only be the revolution. ıt is in your spirit, or it is nowhere.”
"devrimi satın alamazsınız. devrimi yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak. devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiç bir yerde değildir."
“you can’t crush ideas by suppressing them. you can only crush them by ignoring them."
" düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir."
“and ı speak of spiritual suffering! of people seeing their talent, their work, their lives wasted. of good minds submitting to stupid ones. of strength and courage strangled by envy, greed for power, fear of change. change is freedom, change is life”
"bense ruhsal acıdan söz ediyorum! insanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. değişim özgürlüktür, değişim yaşamdır."
“ıt is our suffering that brings us together. ıt is not love. love does not obey the mind, and turns to hate when forced."
"bizi bir araya getiren şey, acı çekmemiz. sevgi değil. sevgi akla boyun eğmez, zorlandığında da nefrete dönüşür."
devamını gör...
kemal sunal
erken veda edenlerden.
devamını gör...
otel transilvanya 3: yaz tatili
serinin en eğlenceli, en efsane filmdir.
bu filmde artık denisovich sorunu da ortadan kalkmış, dracula'nın hayatında kendine dair pek birşey kalmamıştır. hala huysuz ama sevimli olan dracula yine kendisini ailesine adamış, canavarlar ve insanların bir arada yaşayıp mutlu olması için elinden geleni yapmaktadır otelinde.
mavis babasının yalnızlığına üzülerek bir yaz tatili ayarlar, işlerden kafasını kaldırmayan dracula ve diğer canavarlar için harika bir tatil olacaktır.
tatil seçimi de müthiş çünkü bir gemi turuyla kayıp şehir atlantis'e gidiyorlar!
dracula yine tüm huysuzluğuyla gemideyken bir anda geminin güzeller güzeli kaptanına 'zing'ler. ancak çok büyüm bir sorun vardır. çünkü kaptanımız kendisinin düşmanı olan insanın soyundan gelmektedir, kaptanımızın dracula için çok kötü planları vardır.
filmde aşık dracula'yı izliyoruz. ilk iki filmde aile babası, fedakar bir dracula izlerken ona üzülüyorduk. dracula'nın ailesinden başka kimsesi yoktu ve yüzyıllardır kendi için hiçbir şey yapmamıştı.
dracula aşkı için savaşır, üstelik düşmanına aşıktır. burada ise partnerinin önyargılarını kırıp, düşmanlığı konusunda neler yapabileceğini izliyor genel olarak. dracula müthiş gerçekten. onun şapşal hallerini izlemek çok keyifli. daha evvel söylemiş miydim? dracula'nın müthiş bir aksanı var.
bu 3. filmi defalarca daha izlerim sanırım. izleyin izlettirin.
bu filmde artık denisovich sorunu da ortadan kalkmış, dracula'nın hayatında kendine dair pek birşey kalmamıştır. hala huysuz ama sevimli olan dracula yine kendisini ailesine adamış, canavarlar ve insanların bir arada yaşayıp mutlu olması için elinden geleni yapmaktadır otelinde.
mavis babasının yalnızlığına üzülerek bir yaz tatili ayarlar, işlerden kafasını kaldırmayan dracula ve diğer canavarlar için harika bir tatil olacaktır.
tatil seçimi de müthiş çünkü bir gemi turuyla kayıp şehir atlantis'e gidiyorlar!
dracula yine tüm huysuzluğuyla gemideyken bir anda geminin güzeller güzeli kaptanına 'zing'ler. ancak çok büyüm bir sorun vardır. çünkü kaptanımız kendisinin düşmanı olan insanın soyundan gelmektedir, kaptanımızın dracula için çok kötü planları vardır.
filmde aşık dracula'yı izliyoruz. ilk iki filmde aile babası, fedakar bir dracula izlerken ona üzülüyorduk. dracula'nın ailesinden başka kimsesi yoktu ve yüzyıllardır kendi için hiçbir şey yapmamıştı.
dracula aşkı için savaşır, üstelik düşmanına aşıktır. burada ise partnerinin önyargılarını kırıp, düşmanlığı konusunda neler yapabileceğini izliyor genel olarak. dracula müthiş gerçekten. onun şapşal hallerini izlemek çok keyifli. daha evvel söylemiş miydim? dracula'nın müthiş bir aksanı var.
bu 3. filmi defalarca daha izlerim sanırım. izleyin izlettirin.
devamını gör...
türk gençlerinin üniversiteye okumaya gitmemesi
kalifiye adamlarla seks yapmaya gidiyoruz aslında biz de, napicaksin? üniversiteye gitmek, eğitim almak, kuluplerde görev almak, kendini geliştirmek, kurslara gitmek, çalışmak, sosyallesmek, yaşamak için de gidiyoruz tabi. üniversite hayatı okula git ders bitince eve dön dersini calisla geçecek bişey degil. yetişkin insanlar doğal olarak sevisip eğleniyor ya da kendileri farklı ilgi alanlarını da kesfediyolar. okulu bırakmak da bence ayıp bişey degil aksine cesurca bi hareket sana uygun olmadığını anlayıp başka yönde yolunu çiziyor bazı insanlar. ayrıca başka ülkelerdeki gençlerin lisede yaşadıklarını biz anca üniversitede yasayabiliyoruz. bi üniversite hayatı vardı o da pandemiyle içine sıçıldı. neyse..
devamını gör...
kireçlenme
tüm eklemlerimde hissettiğim olay. emekli olmuş bir albay olarak yürürken zorlanmak koymuyor değil ama yapacak birşey yok.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
keder-yaşlı amca.
devamını gör...
günün sözü
kişi ödevini yapmadıkça suçu devlette arar. birkaç şey bulmakta gecikmez.
devlet ödevini yapmadıkça suçu halkda arar.birkaç kişi bulmakta gecikmez.
özdemir asaf
devlet ödevini yapmadıkça suçu halkda arar.birkaç kişi bulmakta gecikmez.
özdemir asaf
devamını gör...
apartman gürültü yönetmeliği
apartmanda yaşayan insanların sınırsız hakları olmadığını, vakitli vakitsiz gürültüleriyle başkalarını rahatsız etmemeleri gerektiğini bilmeleri için hazırlanmış, sosyal hayatı düzenlemeye yönelik yönetmelik.
genel olarak maddeleri şöyle:
- her türlü gereksiz gürültüden kaçınılması zorunludur.
- mesai günleri içerisinde, istirahat saatleri olan 13:00 ile 15:00 arasında ve akşam saat 19:00 ile sabah 07:00 arasında yüksek ses çıkartmak yasaktır.
- pazar günleri ve resmi tatillerde gürültü edilmemelidir.
- elektronik aletlerin ve müzik aletlerinin sesi yalnızca odada duyulacak seviyede açılmalıdır.
bu kurallara uymamanın cezası, kabahatler kanunu ve türk ceza kanunu ile belirlenmiştir.
kabahatler kanunu
gürültü
madde 36 - (1) başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli türk lirası idarî para cezası verilir.
(2) bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin türk lirasından beş bin türk lirasına kadar idarî para cezası verilir.
(3) bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.
türk ceza kanunu
kişilerin huzur ve sükununu bozma
madde 123 - sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
madde 183 - (1) ilgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, 2 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
bir de bunlara ek olarak, gürültü konusunda çevre kanunu'nun da bazı maddeleri var. bu sanırım daha çok apartman dışı, çevresel gürültülerle ilgili ama yine de yazayım da bilginiz olsun.
çevre kanunu
madde 14: kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır.
şu andaki yükseldi mi, yoksa hâlâ aynı mı bilmiyorum ama 1 ocak 2020 tarihinden itibaren çevre kanunu uyarınca gürültü cezası 1.461 liraya yükselmişti. merak edenler cezaların ne kadar olduğunu ayrıca araştırabilir çünkü yıldan yıla değişebiliyor.
***
apartmandaki gürültücü komşulardan benim gibi muzdarip olanlar varsa apartman yöneticisi ile konuşarak bu yönetmeliğin ve kanunların çıktısını alarak her daireye dağıtmasını sağlayabilir. çoğu kişinin bu yönetmeliğin varlığından ve gürültünün yasal çerçeveden bakıldığında suç olduğundan haberi yok. denemeye değer...
not: bir başka sitedeki kendi yazımdır.
genel olarak maddeleri şöyle:
- her türlü gereksiz gürültüden kaçınılması zorunludur.
- mesai günleri içerisinde, istirahat saatleri olan 13:00 ile 15:00 arasında ve akşam saat 19:00 ile sabah 07:00 arasında yüksek ses çıkartmak yasaktır.
- pazar günleri ve resmi tatillerde gürültü edilmemelidir.
- elektronik aletlerin ve müzik aletlerinin sesi yalnızca odada duyulacak seviyede açılmalıdır.
bu kurallara uymamanın cezası, kabahatler kanunu ve türk ceza kanunu ile belirlenmiştir.
kabahatler kanunu
gürültü
madde 36 - (1) başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli türk lirası idarî para cezası verilir.
(2) bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin türk lirasından beş bin türk lirasına kadar idarî para cezası verilir.
(3) bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.
türk ceza kanunu
kişilerin huzur ve sükununu bozma
madde 123 - sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
madde 183 - (1) ilgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, 2 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
bir de bunlara ek olarak, gürültü konusunda çevre kanunu'nun da bazı maddeleri var. bu sanırım daha çok apartman dışı, çevresel gürültülerle ilgili ama yine de yazayım da bilginiz olsun.
çevre kanunu
madde 14: kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır.
şu andaki yükseldi mi, yoksa hâlâ aynı mı bilmiyorum ama 1 ocak 2020 tarihinden itibaren çevre kanunu uyarınca gürültü cezası 1.461 liraya yükselmişti. merak edenler cezaların ne kadar olduğunu ayrıca araştırabilir çünkü yıldan yıla değişebiliyor.
***
apartmandaki gürültücü komşulardan benim gibi muzdarip olanlar varsa apartman yöneticisi ile konuşarak bu yönetmeliğin ve kanunların çıktısını alarak her daireye dağıtmasını sağlayabilir. çoğu kişinin bu yönetmeliğin varlığından ve gürültünün yasal çerçeveden bakıldığında suç olduğundan haberi yok. denemeye değer...
not: bir başka sitedeki kendi yazımdır.
devamını gör...
olay tv'nin iktidar baskısı yüzünden alkışlı protesto ile kapatılması
ülke gitgide bataklığa dönüşüyor, batmamak için nerdeyse kenarlarda sıkı tutunmak zorunda olan insanlar gibi hissediyorum kendimi, dün youtube da abd newyork da okuyan öğrenci bir genç kızın videosunu izledim, diyorki "burada bireysel olarak yaşadığını, herkesinde kendi bireyselliğini yaşadığını, gerçekten iliklerine kadar hissediyorsun, tatillerde türkiye ye gittiğimde, insanların ilk gördüğünde konuştukları merak ettikleriyle burası çok farklı, burada kimse senin kişisel alanına girmiyor merakda etmiyor, akılda vermiyor sormadıysan, rahatsızda edilmiyor"
şimdi hep dönen bir geyik var, abd de ölsen hastalansan kimse dönüp bakmaz, bakmasında bence, bakmasında, bu saatte nerden geliyosunda demesin, ben hastalanınca yardım edecek, ölünce kaldıracak diye, beni sürekli rahatsız etmesin kimse ya..
rahat bırakıcaklarsa, göndermesinler bir kap bişey, bu misafirperverlik dedikleride çok kompleksli bişey bana göre, bu kadar ezik, hizmet etmeye meraklı olmakda övünülecek birşeyde değil, zaten psikolojik olarak araştırırsanız normal sağlıklı birşeyde değil, toplum olarak bir sürüye uyma kafası var, bu hepimizin bildiği %50 sürüsünden sebep yaşıyoruz bütün bunları, zannediyorlarki otorite olduysa bizi yönetebilir, karar verme hakkı var.. halbuki orası bir memuriyet, bir prosedür, sen onu gözünde büyütüyorsun, kendini de küçültüyorsun, 50 yaşındaki adam diyorki bunlar başımızda olmasa, kim olacak, başımız boşmu kalsın, başımızda birisi olmasınmı.. hay senin başın yesin başını diyesi geliyor insanın, bunlar zaten güdülmek istiyor, kendisi tek olarak kendine birşey ifade etmiyorki, ne olduğunu bilmiyor adam, bunlara ne anlatabilirsinki, nasıl anlatıcaksında ikna ediceksin...
abd li harriet tubman a 700 köleyi kurtarırken en zoru neydi diye sormuşlar ya,
derin derin içini çekip, "köle olmadıklarına ikna etmek" demiş hani,
bin sene önce ikna oluyormuş insanlar,
türkiye de hala başımız boşmu kalsın diyorlar ya, akıl alır gibi değil..
allah sonumuzu hayır etsin..
şimdi hep dönen bir geyik var, abd de ölsen hastalansan kimse dönüp bakmaz, bakmasında bence, bakmasında, bu saatte nerden geliyosunda demesin, ben hastalanınca yardım edecek, ölünce kaldıracak diye, beni sürekli rahatsız etmesin kimse ya..
rahat bırakıcaklarsa, göndermesinler bir kap bişey, bu misafirperverlik dedikleride çok kompleksli bişey bana göre, bu kadar ezik, hizmet etmeye meraklı olmakda övünülecek birşeyde değil, zaten psikolojik olarak araştırırsanız normal sağlıklı birşeyde değil, toplum olarak bir sürüye uyma kafası var, bu hepimizin bildiği %50 sürüsünden sebep yaşıyoruz bütün bunları, zannediyorlarki otorite olduysa bizi yönetebilir, karar verme hakkı var.. halbuki orası bir memuriyet, bir prosedür, sen onu gözünde büyütüyorsun, kendini de küçültüyorsun, 50 yaşındaki adam diyorki bunlar başımızda olmasa, kim olacak, başımız boşmu kalsın, başımızda birisi olmasınmı.. hay senin başın yesin başını diyesi geliyor insanın, bunlar zaten güdülmek istiyor, kendisi tek olarak kendine birşey ifade etmiyorki, ne olduğunu bilmiyor adam, bunlara ne anlatabilirsinki, nasıl anlatıcaksında ikna ediceksin...
abd li harriet tubman a 700 köleyi kurtarırken en zoru neydi diye sormuşlar ya,
derin derin içini çekip, "köle olmadıklarına ikna etmek" demiş hani,
bin sene önce ikna oluyormuş insanlar,
türkiye de hala başımız boşmu kalsın diyorlar ya, akıl alır gibi değil..
allah sonumuzu hayır etsin..
devamını gör...
paradoksal şiir dizeleri
"sormaz ki bilsin
sorsa bilirdi.
bilmez ki sorsun
bilse sorardı."
-sadi şirazi.
sorsa bilirdi.
bilmez ki sorsun
bilse sorardı."
-sadi şirazi.
devamını gör...
albert camus
duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömertizdir? nedeni basittir! onlara karşı bir yükümlülüğümüzdür yoktur. özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz... bizi bir şeye yükümlü kılarlarsa, belleğe yükümlü kılar onlar, bizimse belleğimiz zayıftır. (albert camus - düşüş)
devamını gör...
ilk taşı günahsız olan atsın
kitab-ı mukaddes'te (özel olarak (gbkz: incil)'de, daha da özelinde yuhanna incili'nde) yer alan, isa peygambere atfedilen söz. bir kadının zina suçundan yargılanması sırasında herkesin günahkar olduğunu vurgulamak adına söylenir. olay, kimsenin kadını suçlayamaması ve isa'nın kadını affetmesiyle sonuçlanır.
devamını gör...
yabancı şarkılarda geçen etkileyici sözler
dil jo tera baat baat pe
ghabraaye
dil pe rakh ke haath usae tu fuslaa le
dil idiot hai pyaar se usko samjha le
yani ;
korkuyla titreyen ürkek kalbin
yenilmek üzere ise,
o zaman aldatacaksın onu dostum,
bu basit yalanla,
kalp aptaldır,
hemen bu büyüye kapılır.
ghabraaye
dil pe rakh ke haath usae tu fuslaa le
dil idiot hai pyaar se usko samjha le
yani ;
korkuyla titreyen ürkek kalbin
yenilmek üzere ise,
o zaman aldatacaksın onu dostum,
bu basit yalanla,
kalp aptaldır,
hemen bu büyüye kapılır.
devamını gör...



