yazarların itiraf köşesi
eşşek kadar oldum hala akşam yatağa girdiğimde çoraplarımı ayağım ile sıyırarak çıkarmak en büyük zevkim.
devamını gör...
siz bizim aklımızla mı oynamaya çalışıyorsunuz
vergi levhası olayına biraz değinelim.
basitçe anlatayım. arkadaşlar bir dükkan batınca yada sahibi başka birisine devredince ruhsattı da devralır. x bar diyelim. 10 defa el değiştirmiş 2021 deki adı kokoş bar olmuş fark etmez vergi dairesindeki kayıtlı adı halen x bardır. hatta eskiden ruhsat almak kolay olduğundan x barını açan şahıs nolur nolmaz diyerek şöyle bir ruhsat almıştır ‘x kafe restorant turizm anonim şirketi’
‘burası çok önemli’
1990 yılında bar olmuş, 1993 yılında el değiştirip z kafe olmuş, yine el değiştirip 1999da turizm faaliyeti vermiş, 20gel zaman git zaman 2021 yılında açılan kokoş bar olarak müşterilerine sadece bira satarken pandemi gelmiş.
burası daha da komik. alınan tedbir kararlarınca sadece ruhsatında restorant ibaresi olanlar açık kalıp alkol satabilecek denmiş.
kokoş bar işletmecisi hoop bir fritöz alıp gelen denetimcilere ‘yemek veriyoz abim’ dediği an bitmiştir, ruhsatının meyvesini yemektedir. gerçekten de restorant olarak faliyet gösteren bitişiğindeki y meyhane ise ruhsatında restoran yazmadığı için kapalıdır.
bu ruhsatıyla devir olaylarının özetidir.
basitçe anlatayım. arkadaşlar bir dükkan batınca yada sahibi başka birisine devredince ruhsattı da devralır. x bar diyelim. 10 defa el değiştirmiş 2021 deki adı kokoş bar olmuş fark etmez vergi dairesindeki kayıtlı adı halen x bardır. hatta eskiden ruhsat almak kolay olduğundan x barını açan şahıs nolur nolmaz diyerek şöyle bir ruhsat almıştır ‘x kafe restorant turizm anonim şirketi’
‘burası çok önemli’
1990 yılında bar olmuş, 1993 yılında el değiştirip z kafe olmuş, yine el değiştirip 1999da turizm faaliyeti vermiş, 20gel zaman git zaman 2021 yılında açılan kokoş bar olarak müşterilerine sadece bira satarken pandemi gelmiş.
burası daha da komik. alınan tedbir kararlarınca sadece ruhsatında restorant ibaresi olanlar açık kalıp alkol satabilecek denmiş.
kokoş bar işletmecisi hoop bir fritöz alıp gelen denetimcilere ‘yemek veriyoz abim’ dediği an bitmiştir, ruhsatının meyvesini yemektedir. gerçekten de restorant olarak faliyet gösteren bitişiğindeki y meyhane ise ruhsatında restoran yazmadığı için kapalıdır.
bu ruhsatıyla devir olaylarının özetidir.
devamını gör...
yazarlardan queen bee ile moderatör pavlov'un göbeği aynı kişi mi sorunsalı
bir yazar arkadaşımın uyarması ile tam olarak şurada denk geldiğim hadise.
ilk tanım ve üçüncü tanım noktası virgülüne aynı. bu konu beni derin düşüncelere gark etti doğrusu. *
ss'de aldım şöyle bırakayım.
ilk tanım ve üçüncü tanım noktası virgülüne aynı. bu konu beni derin düşüncelere gark etti doğrusu. *
ss'de aldım şöyle bırakayım.
devamını gör...
la bu islam ne etti size
bir öğretmen, bir okulda bir sınıfa girip diyor ki:
- arkadaşlar 4 kere 4 16 değil, 7 eder..
bu öğretmene inanmayıp saygı duyar mısınız?
ben duymam...
söyleyeceklerim bu kadar...
- arkadaşlar 4 kere 4 16 değil, 7 eder..
bu öğretmene inanmayıp saygı duyar mısınız?
ben duymam...
söyleyeceklerim bu kadar...
devamını gör...
mustafa fehmi kubilay
giritli türk göçmeni bir ailenin, kozan 1906 doğumlu öğretmen ve asker çocuğudur. şeriat isteyen yobazların başını keserek öldürdüğü bir devrim şehitidir. derviş mehmed denilen ve kendini mehdi ilan eden bugünkü işidçiler ile aynı kafa yapısına sahip bir şeriatçının hilafet sancağını menemen meydanına dikmesiyle başlayan olayları yatıştırmak için gönderilmiş ve kahpece yaralandıktan sonra sığındığı gazez camii'sinin avlusunda başı kesilerek öldürülmüştür. atatürk’ün bu olaya tepkisi sert olmuş, isyana karışan 100’den fazla yobazı divan-ı harp’te yargılatmış, 28 tanesini bizzat kubilay’ın şehit edildiği avluda astırmıştır.
devamını gör...
herkesin melankolik olması
bu biraz insanın yapısıyla ilgili bir durum. aynı olay karşısında verilen tepkiler farklıdır.bunu çok boyutlu düşünmek gerekir.olayı algılayış biçimimiz doğup büyünülen çevre, aile ilişkileri,arkadaşlık ilişkileri, geçmiş deneyimler,bilişsel kapasite ve daha birçok faktör etki edebiliyor.farklılıklarımız bu noktada ortaya çıkıyor.hüzün belirtisi gösteren kişi'ye, ne üzülüyorsun canım git toparlan bir an önce dememiz pek tesirli olmayacaktır çünkü senin içinde hissettiğin güç onda mevcut değildir.melankoliği sevmeyen vaktini melankolik insanlardan uzak durarak ve çevresinde kendisi gibi olan bireyleri arayıp bulmaya çalışarak geçirebilir.melankolikler zaten çok olduğu için kendi gibi biriyle gün içerisinde muhakkak karşılaşacaktır.yaşadığımız zaman dilimi ve bulunduğumuz coğrafya bu durumun oluşumuna çok müsaittir. savaşamayanlar ve içinde savaşma gücünü yitirenler de cümlemin sonunda sarılıp ağlayabilirler..
devamını gör...
15 ülkeden gelen turistlere pcr testi uygulanmayacak olması
kafayı yiyeceğim artık.
yirmi yaşımdayım, hayatimin en güzel dönemleri dört duvar arasında, sevdiklerim ve kendim için hem maddi hem manevi yönden kaygılanmakla geçti ve geçiyor. kredim gelir gelmez faturalara gidiyor. hem okuyor hem de evden calisiyor eve iki kurus fazla gelsin diye didiniyorum. psikoloji, huzur, refah mefah hiçbir şey kalmadı. bahar gelsin iki gün çayır çimen görelim yürüyelim dedik, o bile mümkün değil. ne uğruna? ne uğruna ya! kinden nefretten doldum taşıyorum. benden pozitif insanı zor bulursunuz normalde ama bu yaşta çöktüm, asla küfür veya şiddet yanlısı değilken şu an zor duruyorum yerimde. damarlarımda hissediyorum siniri, nefreti. amacınız ne, enayi miyiz biz, sabrımızı mı sınıyorsunuz ? yeter artık.
yirmi yaşımdayım, hayatimin en güzel dönemleri dört duvar arasında, sevdiklerim ve kendim için hem maddi hem manevi yönden kaygılanmakla geçti ve geçiyor. kredim gelir gelmez faturalara gidiyor. hem okuyor hem de evden calisiyor eve iki kurus fazla gelsin diye didiniyorum. psikoloji, huzur, refah mefah hiçbir şey kalmadı. bahar gelsin iki gün çayır çimen görelim yürüyelim dedik, o bile mümkün değil. ne uğruna? ne uğruna ya! kinden nefretten doldum taşıyorum. benden pozitif insanı zor bulursunuz normalde ama bu yaşta çöktüm, asla küfür veya şiddet yanlısı değilken şu an zor duruyorum yerimde. damarlarımda hissediyorum siniri, nefreti. amacınız ne, enayi miyiz biz, sabrımızı mı sınıyorsunuz ? yeter artık.
devamını gör...
mevlana’nın islam'a göre kafir olabilme iddiası
evet yanlış duymadınız, kendisi islam dininin gerçeklerine göre kafirdir. hatta yazdığı sapkınlıklar ile allah aşkı ile uzaktan yakından alakası yoktur.
bunu örnekler ile sizlere anlatacağız.
celaleddin rumi, yazdığı kitabın vahiy olduğunu iddia etmektedir! tasavvufta bu çok görülmez. zira tasavvuf ehli, velilerin tasavvufta vahiy aldıklarına inanırlar….
kitabının bir başka yerinde celaleddin rumi şöyle diyor:
“bu, ne yıldız bilgisidir, ne remil, ne de rüya. tanrı, doğrusunu daha iyi bilir ya, tanrı vahyidir! sofiler, bunu halktan gizlemek için gönül vahyi demişlerdir!”….”
(mesnevi-celaleddin rumi meb yayınları, c: 4 s: 151)
celaleddin rumi, tasavvufi görüşlerini “tanrısal aşkı” kendisinde bulduğunu söylediği şemsi tebrizi’den almış.
“celaleddin rumi, aşkla, müzikle, raksla ve şiirle beslenip gelişen ve dinler üstü yolda kadına da büyük bir önem vermiş onu da hayata almaya çalışmış ve insanlığın, kadınla bir bütün olduğunu duymuştu. o herşeyden önce kadının kapanmasının, örtünmesinin aleyhindeydi. mesnesvisin’de kadını yaratılmış değil, yaratan (!) bir kudret olarak öven, sert ve kaba ruhlu erkeklerin kadına zulmedebildiklerini söyleyen, asil insanların ince ruhlu olgun kişilerinse kadına bağlı olacaklarını, hatta onun reyine uyacaklarını ona hürmet edeceklerini bildiren celaleddin rumi “fihi ma fih”inde, bir fasılda, kadını ekmeğe benzetmek celaleddin rumi bu şeylerin kendisine gelen vahiy olduğunu iddia ederek resmen mesnevi’yi kur’an’la yarıştırmaktadır.
dilerseniz mesnevi’nin girişi ile yavaş yavaş konuyu detaylantıralım:
“bu kitap mesnevi kitabıdır. mesnevi hakikate ulaşma ve yakin sırlarını açma hususunda din asıllarının asıllarıdır. tanrı’nın en büyük fıkhı (!) tanrı’nın en aydın yolu! tanrı’nın en açık burhanıdır… kur’an’ı apaçık bir hale koyar, rızıkların bolluğuna sebeb olur, huyları güzelleştirir. şanları yüce özleri hayırlı katiblerin elleriyle yazılmıştır. temiz kişilerden başkalarının dokunmasına müsade etmezler. mesnevi, alemlerin rabbinden inmedir! batıl ne önünden gelebilir, ne ardından. tanrı onu korur, gözetir!….”
(mesnevi-celaleddin rumi meb yayınları c: 1 s: 11)
celaleddin rumi’ye göre şeyhin, pir’in, ermişin her ne isim verilirse verilsin tasavvufun ulu zatlarının söyledikleri ve yazdıkları şeyler aynıyla vahiy’dir. tıpkı kendisinin de itiraf ettiği mesnevi kitabında olduğu gibi!…
maalesef celaleddin rumi, kitabına hindistan’dan sadece kelile ve dimne masallarını almamış, erotik hint kültürünün ürünü olan kamasutra’dan da alıntılar yaparak bunları “alemlerin rabbin’den inmedir” diyerek sunmuştur.
celaleddin rumi, kur’an’ın lokman suresinin 27. ayetini kendi kitabı için nasıl alet ediyor:
“….ormanlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa yine mesnevi’nin biteceğini umma…” (mesnevi-celaleddin rumi c: 6 s: 178)
mevlana sahabe hanımlarını bile zan altında bırakmaktan sakınmaz, onları savaşa gitmiş kocalarını aldatan ahlaksız kadınlar olarak tasvir eder. fihi mâ fih’te şöyle bir hikâye anlatır; “rivayet ederler ki; peygamber, sahâbeyle bir savaştan gelmişti. bu gece şehrin dışında yatacağız, yarın gireceğiz şehre diye davul çalın buyurdu. a tanrı elçisi dediler, sebebi ne? olabilir ya dedi, kadınlarınızı yabancı erkeklerle buluşmuş görürsünüz; canınız sıkılır; bir fitnedir, kopar. sahâbeden biri (verilen emri) işitmeyip gitti ve karısını bir yabancıyla buldu. (1) (1)[fihi ma fih, 20. bölüm, meb yay., ist /1990. s. 136-137.
şems mevlana’nın 15 yaşındaki cariyesi kimya hatun ile evlenmiş, ki kendisi 65 yaşında idi. şems-i tebrizi’ye, karısı kimya hatun’u bazen allah olarak, daha doğrusu ona, allah, karısı şeklinde görünür-dü. mevlana; bir çadırda şems’i kimya hatun ile oynaşırken gördü. mevlana oynaşmaları için biraz dışarıda dolaşıp, sonra hocasının yanına geldiğinde şems; ‘o kimya hatun değildi. yüce tanrı beni o kadar sever ki, sevdiğim kimse suretinde yanıma gelir. az önce senin beni halvet halinde gördüğün kadın da kimya hatun değildi, allah kimya hatun şeklinde bana gelmişti’ der. (2)eflâkî, menakıb’ul-arifin, c.2, s.72.
ve daha birçok örnek ile çoğaltılabilir. dünya'daki islamafobi var deyip bu adamın çılgınlar misali islam olmayanlar tarafından bile övülmesinin islam ile alakası yoktur. çünkü kendisi islam değil sapkın bir insandır.
zamanın fethullah gülen'i olan moğollar ile iş birliği yapan bu muhteremin foyası da ortaya dökülmüştür.
dipnot: birileri "yeter ya konya'lı yok mu burada demiş, bu başlığı açan zsten konyalı hem de mevlana denilen elemandan daha evvel zamanlarda konya'ya yerleşmiş olan bir ailenin evladı. gerçeklere gözünüzü ve kulağınızı kapatamazsınız. araştıranlar görür ve öğrenir. onların sapkınlığı yazmak suç ama sapkınlığı yaşamak suç değil. hadi oradan.
bunu örnekler ile sizlere anlatacağız.
celaleddin rumi, yazdığı kitabın vahiy olduğunu iddia etmektedir! tasavvufta bu çok görülmez. zira tasavvuf ehli, velilerin tasavvufta vahiy aldıklarına inanırlar….
kitabının bir başka yerinde celaleddin rumi şöyle diyor:
“bu, ne yıldız bilgisidir, ne remil, ne de rüya. tanrı, doğrusunu daha iyi bilir ya, tanrı vahyidir! sofiler, bunu halktan gizlemek için gönül vahyi demişlerdir!”….”
(mesnevi-celaleddin rumi meb yayınları, c: 4 s: 151)
celaleddin rumi, tasavvufi görüşlerini “tanrısal aşkı” kendisinde bulduğunu söylediği şemsi tebrizi’den almış.
“celaleddin rumi, aşkla, müzikle, raksla ve şiirle beslenip gelişen ve dinler üstü yolda kadına da büyük bir önem vermiş onu da hayata almaya çalışmış ve insanlığın, kadınla bir bütün olduğunu duymuştu. o herşeyden önce kadının kapanmasının, örtünmesinin aleyhindeydi. mesnesvisin’de kadını yaratılmış değil, yaratan (!) bir kudret olarak öven, sert ve kaba ruhlu erkeklerin kadına zulmedebildiklerini söyleyen, asil insanların ince ruhlu olgun kişilerinse kadına bağlı olacaklarını, hatta onun reyine uyacaklarını ona hürmet edeceklerini bildiren celaleddin rumi “fihi ma fih”inde, bir fasılda, kadını ekmeğe benzetmek celaleddin rumi bu şeylerin kendisine gelen vahiy olduğunu iddia ederek resmen mesnevi’yi kur’an’la yarıştırmaktadır.
dilerseniz mesnevi’nin girişi ile yavaş yavaş konuyu detaylantıralım:
“bu kitap mesnevi kitabıdır. mesnevi hakikate ulaşma ve yakin sırlarını açma hususunda din asıllarının asıllarıdır. tanrı’nın en büyük fıkhı (!) tanrı’nın en aydın yolu! tanrı’nın en açık burhanıdır… kur’an’ı apaçık bir hale koyar, rızıkların bolluğuna sebeb olur, huyları güzelleştirir. şanları yüce özleri hayırlı katiblerin elleriyle yazılmıştır. temiz kişilerden başkalarının dokunmasına müsade etmezler. mesnevi, alemlerin rabbinden inmedir! batıl ne önünden gelebilir, ne ardından. tanrı onu korur, gözetir!….”
(mesnevi-celaleddin rumi meb yayınları c: 1 s: 11)
celaleddin rumi’ye göre şeyhin, pir’in, ermişin her ne isim verilirse verilsin tasavvufun ulu zatlarının söyledikleri ve yazdıkları şeyler aynıyla vahiy’dir. tıpkı kendisinin de itiraf ettiği mesnevi kitabında olduğu gibi!…
maalesef celaleddin rumi, kitabına hindistan’dan sadece kelile ve dimne masallarını almamış, erotik hint kültürünün ürünü olan kamasutra’dan da alıntılar yaparak bunları “alemlerin rabbin’den inmedir” diyerek sunmuştur.
celaleddin rumi, kur’an’ın lokman suresinin 27. ayetini kendi kitabı için nasıl alet ediyor:
“….ormanlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa yine mesnevi’nin biteceğini umma…” (mesnevi-celaleddin rumi c: 6 s: 178)
mevlana sahabe hanımlarını bile zan altında bırakmaktan sakınmaz, onları savaşa gitmiş kocalarını aldatan ahlaksız kadınlar olarak tasvir eder. fihi mâ fih’te şöyle bir hikâye anlatır; “rivayet ederler ki; peygamber, sahâbeyle bir savaştan gelmişti. bu gece şehrin dışında yatacağız, yarın gireceğiz şehre diye davul çalın buyurdu. a tanrı elçisi dediler, sebebi ne? olabilir ya dedi, kadınlarınızı yabancı erkeklerle buluşmuş görürsünüz; canınız sıkılır; bir fitnedir, kopar. sahâbeden biri (verilen emri) işitmeyip gitti ve karısını bir yabancıyla buldu. (1) (1)[fihi ma fih, 20. bölüm, meb yay., ist /1990. s. 136-137.
şems mevlana’nın 15 yaşındaki cariyesi kimya hatun ile evlenmiş, ki kendisi 65 yaşında idi. şems-i tebrizi’ye, karısı kimya hatun’u bazen allah olarak, daha doğrusu ona, allah, karısı şeklinde görünür-dü. mevlana; bir çadırda şems’i kimya hatun ile oynaşırken gördü. mevlana oynaşmaları için biraz dışarıda dolaşıp, sonra hocasının yanına geldiğinde şems; ‘o kimya hatun değildi. yüce tanrı beni o kadar sever ki, sevdiğim kimse suretinde yanıma gelir. az önce senin beni halvet halinde gördüğün kadın da kimya hatun değildi, allah kimya hatun şeklinde bana gelmişti’ der. (2)eflâkî, menakıb’ul-arifin, c.2, s.72.
ve daha birçok örnek ile çoğaltılabilir. dünya'daki islamafobi var deyip bu adamın çılgınlar misali islam olmayanlar tarafından bile övülmesinin islam ile alakası yoktur. çünkü kendisi islam değil sapkın bir insandır.
zamanın fethullah gülen'i olan moğollar ile iş birliği yapan bu muhteremin foyası da ortaya dökülmüştür.
dipnot: birileri "yeter ya konya'lı yok mu burada demiş, bu başlığı açan zsten konyalı hem de mevlana denilen elemandan daha evvel zamanlarda konya'ya yerleşmiş olan bir ailenin evladı. gerçeklere gözünüzü ve kulağınızı kapatamazsınız. araştıranlar görür ve öğrenir. onların sapkınlığı yazmak suç ama sapkınlığı yaşamak suç değil. hadi oradan.
devamını gör...
emekli koca sendromu
annemin senelerce çektiği sendromdur. babam da 42 yaşında emekli olarak kendisine hissedilen sendromu hak etmiştir.
devamını gör...
senfonik metal
metal müziğin bir alt türü olup grup üyelerinden bazıları opera sanatçısı olduğu için 'opera metal' olarak da adlandırılabilir. gerçekten şaheser niteliğindedir senfonik metal müziğe ait eserler. kökeninde ise gotik metal, klasik batı müziği, power metal ve çeşitli metal müzik türlerinin bileşimi yer alır.
bu tarzdan bu kadar bahsetmişken alman senfonik metal grubu haggard'dan bahsetmemek uygun olmaz elbette ki. yorumları olağanüstü; oluşturdukları etki ise maddi dünyanın fersah fersah ötesindedir.
en sevdiğim 3 haggard şaheserini şöyle bırakayım.
herr mannelig
hijo de la luna;
awaking centuries;
bu tarzdan bu kadar bahsetmişken alman senfonik metal grubu haggard'dan bahsetmemek uygun olmaz elbette ki. yorumları olağanüstü; oluşturdukları etki ise maddi dünyanın fersah fersah ötesindedir.
en sevdiğim 3 haggard şaheserini şöyle bırakayım.
herr mannelig
hijo de la luna;
awaking centuries;
devamını gör...
ferhan şensoy'un mektubuna aa'nın sansür uygulaması
yazıklar olsun. bunu artık gericilik ile de açıklayamayız. bildiğin kötülük ve kötü niyetli olmak.
ayrıca ferhan şensoy ile rasim öztekinin 40 yıllık dostlukları düşünülünce üstadın yazdığı mektup duygulandırmıştır.
ayrıca ferhan şensoy ile rasim öztekinin 40 yıllık dostlukları düşünülünce üstadın yazdığı mektup duygulandırmıştır.
devamını gör...
türk kürt kardeştir yalanı
içinden 40 seneden beri bu milletin asker, polis, öğretmen, doktor demeden gencecik çocuklarının vatan toprağına düşmesine sebep olan bir örgüte anket yapsanız %70-80 arası destek çıkacak bir halkla ne kadar kardeş olunabilirse o kadar olur.
devamını gör...
sinirlenince yapılan şeyler
böyle dolap kapaklarını çarpmayı, ayaklarımı yere vura vura yürümeyi ve bunları yaparken homurdanmayı yapabiliyorum sadece.
çok isterdim şöyle zenginlerin masalarını bir hışımla bağırarak ortalığa savurdukları gibi yapmayı.ama sonra benim toplamam gerektiği düşüncesi geliyor.rahat rahat sinir atamıyorum.
çok isterdim şöyle zenginlerin masalarını bir hışımla bağırarak ortalığa savurdukları gibi yapmayı.ama sonra benim toplamam gerektiği düşüncesi geliyor.rahat rahat sinir atamıyorum.
devamını gör...
dövme yaptırmak
pişman olanlar için artık dönüşü mümkün olan eylem.
lise ve üniversite yıllarımda çok hevesliydim. dövmemi tasarlamıştım. buna pek uygun bir yaşam tarzım vardı. maddi ve dini olmayan bir nedenden ötürü yaptıramamıştım. sonra hevesimi kaybettim.
yaptırmak isteyenler hiç düşünmeden, referansla gittikleri düzgün bir yerde yaptırsın. bu hayata bir defa geliyorsunuz, tereddütle zaman kaybetmeyin. bir şeyi yapmış olduğunuz için pişman olmak, yapmadığınız için pişman olmaktan iyidir. ayrıca yıllar fikirlerinizi değiştirdiyse dönüşü mevcut. mümkün olduğunca anlamlı olmasına ve korumaya özen gösterin. yakışana yakışıyor.
lise ve üniversite yıllarımda çok hevesliydim. dövmemi tasarlamıştım. buna pek uygun bir yaşam tarzım vardı. maddi ve dini olmayan bir nedenden ötürü yaptıramamıştım. sonra hevesimi kaybettim.
yaptırmak isteyenler hiç düşünmeden, referansla gittikleri düzgün bir yerde yaptırsın. bu hayata bir defa geliyorsunuz, tereddütle zaman kaybetmeyin. bir şeyi yapmış olduğunuz için pişman olmak, yapmadığınız için pişman olmaktan iyidir. ayrıca yıllar fikirlerinizi değiştirdiyse dönüşü mevcut. mümkün olduğunca anlamlı olmasına ve korumaya özen gösterin. yakışana yakışıyor.
devamını gör...
bob marley
''asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzme.
unutma, sen kaldırabiliyorsan, onlar da kaldırabilir.''
b.marley
unutma, sen kaldırabiliyorsan, onlar da kaldırabilir.''
b.marley
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
sokağa çıkarsam gerçekten torbalı adamların beni alıp götüreceği zımbırtısı.
fakat o dönemler organ mafyaları vardı. biraz yalan biraz gerçek...
fakat o dönemler organ mafyaları vardı. biraz yalan biraz gerçek...
devamını gör...
elleri minicik olan sözlük yazarları
ben değilim.
bu boydaki insanda küçük el ne arar? ortalama ellerim var. mesela kodum mu oturtur, börek acar, sarma sarar, yazı yazar, temizlik yapar, saçlarımı savurur, kedileri severim ellerimle, daha da ne yapsın canım ellerim?
bu boydaki insanda küçük el ne arar? ortalama ellerim var. mesela kodum mu oturtur, börek acar, sarma sarar, yazı yazar, temizlik yapar, saçlarımı savurur, kedileri severim ellerimle, daha da ne yapsın canım ellerim?
devamını gör...
pazartesi akşamını güzelleştiren şeyler
günü tek parça bitirmiş olmak.
her pazartesi akşamı ya tekli koltuğuma kurulurken ya da balkonda uzanıp gökyüzünü izlerken kendi kendime "bu günü bitirdiysen diğer günleri de bitirirsin leylimley." diyorum.
he bir de tatil hayali beni her daim biraz daha dinç, diri ve iri tutuyor. *
her pazartesi akşamı ya tekli koltuğuma kurulurken ya da balkonda uzanıp gökyüzünü izlerken kendi kendime "bu günü bitirdiysen diğer günleri de bitirirsin leylimley." diyorum.
he bir de tatil hayali beni her daim biraz daha dinç, diri ve iri tutuyor. *
devamını gör...
kabuğunu soyacağımız meyvenin yıkanmasının sebebi
kabuğundaki mikroplar içine atlamasın diye.
devamını gör...
çamaşır kurutma makinesi
geçenlerde kara para aklıyorum. attım makineye paraları. bir güzel kuruttu. sonra bi’ takım değişik sesler gelmeye başladı makineden. açtım filtresini. bir güzel temizledim. her zaman ki gibi çöpüme attım. meğer fbi’da çalışan labaratuvar sakinleri de benim çöp poşetimden çıkan kimyasallardan çözmüşler bu işi yaptığımı. neyse efendim, beni kelepçelerle götürdüler. turuncu tulum giydirdiler. iğrenç yemekler yedirdiler ve suçumu itiraf ettirdiler. şimdi günlük yarım saatlik telefon kullanım hakkım bitti. gardiyan çimleri biçmemi emrediyor, ben kaçtım.
hayır!
henüz hapishaneden kaçmadım. henüz.
hayır!
henüz hapishaneden kaçmadım. henüz.
devamını gör...