eşitlik.
devamını gör...

ooo, nerde illegal, orada ben.

şeytanınız bol olsun gençler,


edit : piiiii, geldi yine o kadın. eyluling!
devamını gör...

zor zamanlarınızda size nasıl davrandığını gözlemleyin. eğer desteğini hissediyorsanız tamamdır ama deve kuşu misali kafasını kuma gömüyorsa koşarak uzaklaşın.
devamını gör...

şule yüksel şenler'in hayatını demet tezcan ın kalemi aldığı kitaptan okumuştum. çok etkileyici bir kitaptı okunmasını tavsiye ederim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şule yüksel şenler;
müslüman kadınların adeta kahramanıdır.
kendisi mâlesef 2.sınıftan sonrasını belli sebeblerden dolayı okuyamadı. fakat okuma hevesi asla gitmedi . okuyarak doldu ardından yazılar yazmaya başladı.
daha 14 yaşındayken yelpaze dergisinde hikayelerle başladı yazarlık süreci.

normal ismi yüksel olmakla beraber isminin önüne şule ismini getirerek erkek olmadığını belirtmek istedi. 21 yaşında ise gazeteciliğe başladı. o sıralar abisi özer (üzeyir) bediüzzaman'la tanışarak islam dini ile ilgili bilgiler öğrendi ve kendisi, herkesin tamamen islam dinine uygun yaşamasını istedi. fakat ailesi biraz daha modern hayata uygun yaşamışlardı şu ana kadar;ojeli tırnaklar, mini etekler, partiler...

bir gün abisi özer amansız bir hastalığa yakalanır. abisinin tek vasiyeti şule'nin risale-i nur derslerine katılmasıydı.
şule yüksel şenler risale-i nur derslerine yanına ailesini ve arkadaşlarını da alarak gidiyordu artık. herkes - risale-i nur derslerine katılan insanlar- şule'nin de tıpkı abisi gibi güzel anlatmasını bekliyordu. şule yüksel şenler ojeli tırnaklarla, başında kocaman bir topuzla, mini eteği ile risale-i nur derslerine katılmıştı bu durumdan çok rahatsız olduğunu daha sonraları belirtti o gün öyle katılması ona çok utanç verici olduğunu söylemişti. zamanla şule yüksel şenler risale-i nur derslerine katıla katıla mini eteğin boyunu kısalttı ve örtündü. örtündükten hemen sonra daha tam islam'ı anlayabilmiş değildi.
zamanla şule'nin kalbi islam'a ısındı, ve tüm kalpleri islam'a ısıtmak için kendini islam'a adadı.

daha önceleri terzide çalıştığından dolayı dikiş nakış işini de biliyordu. ve yeni bir örtünme şekli icat etti. yabancı dergilerin mankenlerinin baş kısmını guaj boyayla boyayarak 'şulebaş' isimli örtünme şeklini yaptı.
gazetede yazdığı yazılardan dolayı birçok kez dava edildi. ancak hiçbir şekilde amacının farklı bir doğrultuda gitmesine izin vermedi.
yeni başörtü modelleri ile müslümanların hayatına gerek konferansları ile gerek yazılarıyla bir çok şey kattı.
kendisi de bu modeli kullanarak herkese
örnek oldu.
1971 yılında cumhurbaşkanı cevdet sunay'a hakaretlerinden dolayı 8 ay hapis yattı. cevdet sunay'ın şule yüksel şenler i affetmesine karşın şule bunu reddederek 8 ayını sonuna kadar cezaevinde kaldı.


ayrıca recep tayyip erdoğan ve eşinin birbirleriyle evlenmesinde katkı sağladı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendisi birçok şey yaşamış, çok ağır hakaretler işitmiş, linçler yemiş fakat asla amacından sapmamıştır.

o müslümanların özgürlüğü için mücadele vermiştir.
huzur sokağı, bize ne oldu hidayet gençliğin ızdırabı...
birçok eseri dizilere ve filmlere de konu olmuştur.https://media.normalsozluk.com/up/2021/06/03/nyz9trddecgijncu.jpg
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en sevdiğim şey. sıradan ol tabi abi standart kafa rahat bir şekilde yaşa hayatını.

bırak flaşlar kimin yüzüne patlarsa patlasın. al eline kahveni otur pencere kenarına izle yağmuru ve gök gürültüsünü..

var mı daha huzurlu bir aktivite bu hayatta?
devamını gör...

sözlük erkekleri ağlıyor.*

şu dakikadan sonra jude law'a yüz vermeyen dışınızdaki irlandalı'nın çıtayı arşa çıkarması...*
devamını gör...

onları sizin zamanınıza göre değil onların zamanına göre yetiştirin. ben demiyorum hz ali diyor.
devamını gör...


iş dünyasındaki kişilerin diğer kişilerle iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan profesyonel sosyal iş ağı ve sosyal paylaşım platformudur. sunnyvale, kaliforniya merkezlidir. aralık 2002'de kurulan linkedin'in web sayfası 5 mayıs 2003'te kullanıma açıldı. esas olarak iş ilan eden işverenler ve cv'lerini gönderen iş arayanlar dahil olmak üzere profesyonel ağ oluşturma için kullanılır. 2015 itibarıyla, şirketin gelirinin çoğu, üyeleri hakkındaki bilgileri, işe alım görevlilerine ve satış uzmanlarına satmaktan geldi. aralık 2016'dan bu yana tamamen microsoft'a ait bir yan kuruluş olmuştur. linkedin'in en popüler olduğu ülke olan amerika birleşik devletleri'nde kullanıcı sayısı 160 milyon, ikinci sıradaki hindistan'da ise 62 milyon kişidir. en çok linkedin kullanıcısına sahip 15. ülke türkiye'de ise toplam kullanıcı sayısı 2020 itibarıyla 8,4 milyona ulaşmıştır. mayıs 2020 itibarıyla linkedin'in 150 ülkede 706 milyon kayıtlı üyesi vardı. bright.com, slideshare, linkedin pulse, linkedin learning (lynda.com) ve connectifier yan kuruluşları var.

linkedin, üyelerin (hem çalışanların hem de işverenlerin) çevrimiçi bir sosyal ağda profiller ve birbirleriyle "bağlantılar" oluşturmasına olanak tanır. bu, gerçek dünyadaki iş ilişkilerini temsil edebilir. üyeler, herkesi (mevcut üye olsun veya olmasın) "bağlantı" olmaya davet edebilir.

2006 yılında 20 milyon kez görüntülenen linkedin, haziran 2013'te ise 200 farklı ülkeden 200 milyonun üzerinde kayıtlı kullanıcıya ulaştı. linkedin sitesi, aralarında türkçenin de bulunduğu 20 dilde hizmet vermektedir.


13 haziran 2016 tarihinde 26,2 milyar dolara microsoft tarafından satın alındığı açıklandı.

son yıllarda iş verenler de iş ilanları için kariyer siteleri yerine sıklıkla bu platformu tercih etmeye başlamışlardır.
devamını gör...

şaka gibi geliyor ama maalesef yaşanmış bir olay.

sabiha gökçen havalimanı'ndan kırgızistan'a gitmek isteyen yabancı uyruklu yolcunun valizinden 3 bin 300 adet canlı tıbbi sülük ele geçirildi. sülükler doğal yaşam alanlarına bırakılırken, yasa dışı yollarla yurt dışına sülük götürmek isteyen yolcuya, 54 bin 555 tl idari para cezası uygulandı.

haberin devamı için
devamını gör...

2008 tarihli ve ispanyol yapımı olan oldukça etkileyici bir drama filmidir. camino ise 'yol' anlamına gelmekte. senaristliğini ve yönetmenliğini javier fesser'in üstlendiği bu filmin başrolünde nerea camacho henüz 12 yaşındayken yer almış ve büyük beğeni toplamıştır,ayrıca bu rol genç oyuncumuzun ilk performansıdır. camacho'nun canlandırdığı camino karakteri, tedavisine bir türlü yanıt alınamamış bir kanser hastasıdır* ve bu sebeple ailesinin ve doktorların elinden gelen tek şey,kızı ölüme hazırlamaktır. film, baştan sona ağır bir dram çizgisinde ilerliyor ve böylece camino'nun,ailesinin ve tüm hastane çalışanlarının yaşadığı çaresizliği bize fazlasıyla hissettiriyor. bunun aslında yaşanmış bir hikaye olması da elbette bu hisleri pekiştiriyor.

camino'nun annesi ve babası kızlarının yanından bir an olsun ayrılmasa da her ikisinin de farklı manevi görüşleri olması sebebiyle aslında bakış açıları pek de aynı noktada buluşamıyor.babasının aksine sert mizaçlı ve koyu bir dindar olan katolik annesi, camino'nun da genellikle inançlı olmasına yol açmıştır* ve bu durum izleyicinin yüreğine bir nebze de olsa su serpiyor çünkü camino öleceğinin fazlasıyla bilincinde ve bunu, tanrı'ya (yani onların inancına göre hz.isa'ya) ulaşmak olarak görüyor. bir çocuğun,kendi ölümünün bilincinde olması hususuna ise hiç değinmeyeceğim,zira sözcüklerle anlatabileceğimizin fersah fersah ötesinde bir durumdur bu. sık sık flashback'ler ile camino'nun geçmişine gitmemiz ise,onun yaşayabileceği daha nice güzel günlerden mahrum kaldığı gerçeğine boğmakta izleyiciyi.

fakat tüm yaşanılanlar bundan ibaret değil maalesef. bu noktada şunu söylemeliyim ki filmdeki dramanın ölçüsü bir miktar aşırıya kaçmış. bizi camino'ya mı, annesine mi, ablasına mı ya da (daha da acısı) babasına mı üzüleceğimizi şaşırtacak hale getiren bir senaryo mevcut burada. ama birçok ödüle ve nispeten kaliteli bir kurguya sahip bir drama filmi izlemek istiyorsanız ve elbette ki bir süredir biriktirdiğiniz fazla miktarda gözyaşınız varsa bu filmi izlemenizi mutlaka tavsiye ederim*.
fragmanı;



filmde beni fazlasıyla etkileyen çok sahne var fakat en etkilendiğim sahne, camino'nun rahibe olan genç ablasının, onun ölmek üzere olduğu haberini aldıktan sonra biricik kızkardeşinin ölümüne şahit olmamak adına zaman harcamak için hastaneye otobüsle gitmeyi tercih etmesidir. sonsuz bir acıyı böyle basit bir şekilde hafifletebileceğini düşünmesi ise, yaşanılan çaresizliği iliklerime kadar hissettirdi bana gerçekten.


hemen her filmin final sahnesi en etkileyici sahnelerden biridir ya genellikle,işte bu filmde de final sahnesi en etkilendiğim ikinci sahnedir.

tüm hastane çalışanları, bütün doktorlar ve hemşireler camino'nun odasında toplanıp onun son anına tanık olmak istiyorlar.


filmin akılda kalıcılığı ve etkileyiciliğine vurgu yapmam gerekirse, bu noktada camino'yu üç yıl önce izlediğimi belirtmeliyim. gördüğünüz gibi oldukça sağlam kurguya sahip iyi bir drama filmi ve uzun zaman akıllardan çıkamıyor. bu da filmi izlemek isteyenlere uyarım olsun*.

gerçek hayat hikayesi için
devamını gör...

bazı kitaplar büyümenizi bekler,büyütür de sizi; dolayısıyla geçen sene okuduğunuz kitabı bu sene okuduğunuzda çok farklı hisler tecrübe edebilir,çok farklı anlamlar çıkarabilirsiniz..çoğu zaman da aynı duyguları,aynı anlamları..
devamını gör...

hislere tercüman olan her biri birbirinden manidar can yücel şiirlerindendir.

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..


yeni türkü'nün günebakan albümündeki duygu dolu şarkılarından da biridir.
devamını gör...

genç olmayıp içinde bulunduğum güruh.

kimseye hoca demedim. ne tarikatla ne de böyle tiplerle işim oldu. lisenin başından itibaren fetö benim için gayrimeşru bir çocuktu ve bunu da hep dile getirdim. ancak hep hakarete uğradım. sonra baktım ki bana hakaret edip kovanlar, meydanlara çıkmışlar. hayat ne garip.
devamını gör...

politikacılardan korkma durumudur.
devamını gör...

eğer yetenek sayılıyorsa güzel yemek yaptığım söylenir. kendimi bu konuda baya geliştirdiğimi düşünüyorum bende. çoğunu yapabiliyorum artık.
yazı yazarım, birkaç yerde yayınlamışlığım var.
bu kadar. teşekkürler. yarışmacı arkadaşlara başarılar.
devamını gör...

kuantum fiziği ile hayatımıza giren süperpozisyon adlı ilkenin, günlük hayata uyarlandığında nasıl bir sonuç vereceğini göstermek maksadıyla erwin schrödinger tarafından tasarlanmış düşünce deneyi.

deney için hayali malzemeler:
- 1 adet kedi
- 1 adet radyoaktivite ölçüm cihazı
- 1 adet radyoaktif kaynak
- 1 küçük şişe zehir
- 1 adet çekiç

içi görünmeyen kapalı bir kutu içerisine bunların hepsini birlikte koyuyoruz. sonra ortaya çıkabilecek 2 ihtimal üzerinden yorumumuzu yapıyoruz.

1. ihtimal:

radyoaktif kaynak bozunmaya başlar. ölçüm cihazı bu durumu algılar ve çekiç sistemini çalıştırarak şişenin kırılmasını sağlar. şişe kırılınca zehir, kutu içerisinde yayılır ve ne yazık ki kedimiz ölür.

2. ihtimal:
kaynak bozunmaz. cihaz herhangi bir radyoaktivite algılamaz. şişe kırılmadığından ve zehir yayılmadığından kedi turp gibi sağlam kalır.

resimde 1. ve 2. ihtimaller ters numara ile gösterilmiş. kafanız karışmasın.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

***

şimdi gelelim esas mevzuya: biz kutuyu açıp bakmadığımız sürece, kedi sağ mı ölü mü bilme şansımız yok. bu durum şu şekilde özetlenir genellikle: kutuyu açıp bakmadığımız sürece kedi ne ölü ne de diridir ya da kutuyu açıp bakmadığımız sürece kedi hem ölü hem de diridir.

bu durum kuantum fiziğinde, aynı anda gerçekleşmekte olan üst üste binmiş olasılıklar, yani süperpozisyon olarak adlandırılır. kuantum fiziğinde, 1 parçacık için aynı anda farklı olasılıklar geçerli durumdadır. gözlem yaptığınızda parçacık bunlardan birini rastgele seçer. deney bu yüzden gözlemcinin etkisi hakkında da ipuçları verir.

***

schrödinger kendi yaptığı bu düşünce deneyinden memnun kalmamıştı çünkü gündelik hayat üzerinden kurguladığı bu sonuç ona mantıksız gelmişti. fakat makro dünya üzerinden mikro dünyanın özelliklerini inkâr etmek gibi bir lüksümüz yok. belki gerçek hayatta böyle durumlar hakikaten mantıksız ve bunlarla karşılaşmıyoruz ama atom altı parçacıklar için bu durumun kesinlikle geçerli olduğunu biliyoruz.

edit: ukde olarak bırakılmıştı. doldurdum. kimin ukdesi olduğunu nereden gördüğümüzü bilmediğimden onu belirtemedim.
edit akbayram: sol gözü kör kedi nickli yazar arkadaşımızın ukdesi imiş. gecikmeli de olsa ekledim.
devamını gör...

kurdele çiçeği bakımı zahmetsizdir. bulunduğu ortama kolayca adapte olur. iç ve dış mekan için uygundur. özellikle ılıman iklimli bölgelerde dış mekan bakımı yapılabilir. susuzluğa uzun süre dayanabilir.aydınlık ortamları seven bir bitkidir. ışığı direk değil dolaylı almak ister.
bulunduğu ortamda hava akımı, cereyan, esintiye maruz kalmaktan hoşlanmaz. yine kalorifer, klima, soba gibi kaynaklara maruz kalmamalıdır. bu kaynaklardan uzak bir noktada bakım sağlanmalıdır. kurdele çiçeği yerini çok severse minik beyaz çiçekler açar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben şekil yapmıyorum, yapıyorum şekil oluyor
devamını gör...

aslında herkeste aynı olan, sanılandan daha karmaşık bir süreçtir.

öncelikle öğrenmek hakkında bilinmesi gereken en önemli nokta, öğrendiğinizi uygulamazsanız öğrenmemiş sayılırsınız. bu uygulama şekli; bilgilerinizi paylaşarak olarak olabilir veya herhangi bir bölüm sonu testi çözerek olabilir; ama kesinlikle bilgiyi kullanacağınız günü beklemek değildir. bu süreçte üzerinde en ufak tereddüt bırakmaması gereken konu ise; bilginin paylaştıkça artacağıdır.

peki nasıl daha iyi öğrenilir ? zeka ne kadar önemlidir bu süreçte ? bilgilerinizi uygularken izlenebilecek yöntemler nelerdir ? yıllardır içinde bulunduğum öğrenme süreci hakkında sadece kendi tecrübelerime dayanarak bu sorulara cevap vereceğim. öğrenme sürecini başarıyla tamamlayan insanlar, bir araya geldiklerinde hepsinin aynı yollardan geçtiğini görmek çok şaşırtıcıdır. yani siz diğer başarılı insanlarla karşılaştığınızda onların da aynı karın ağrılarını çektiğini duyduğunuzda çok şaşırırsınız. bana göre, altını çiziyorum bana göre; çok zeki insanlar hariç, öğrenme süreci herkes için aynıdır, disiplinden disipline ya da kişiden kişiye göre değişiklik göstermez.

yıllarca bir şeyi ezberlemenin yanlış olduğunu düşündüm, ama sanılanın aksine ezber öğrenmenin en büyük parçasıymış. kendimden örnek verecek olursam; sürekli bak bu buradan çıkıyor, şu işlemleri yapar çıkarırım, sadece bunun buradan çıktığını bilsem yeter dedim, bu sefer de şu sorunla karşılaştım. karşımdaki insan çok ileri seviye bir şey anlattığı zaman, beynimin köşelerinden bir takım bilgiler çıkarıyorum ve bu burdan geldi, şu burdan geldi, diye yorumlarken konuyu kaçırıyorum. yani önce öğreneceğiniz şeyi ezberleyip daha sonra öğrenmeniz, öğrenmenin en güzel yöntemidir. sanırım bunu yapanlar sürekli ezberliyor diye eleştirdiğimiz; doktorlar, veterinerler vs.. varmış bir bildikleri, ezberlenen bilginin üzerine bilgi koymak çok daha kolaydır ve ezberledikten sonra bilginin içine girmek çok daha eğlencelidir. insanın ezber yeteneği de en hızlı gelişen özelliklerinden biridir.

diğer önemli nokta ise çalışma tekniğinizdir. bunun en etkili yöntemi de pomodoro tekniğinidir. ne kadar salakça gözükse de uygularken napıyorum lan ben deseniz de, diğer öğrenme tekniklerine göre en fayda sağlayanı budur. ben bunu 33 dakika çalışmaya 8 dakika dinlenme şeklinde uyguluyorum. işin en önemli kısmı ise; 8 dakikalık sürede rahatlayarak, 33 dakikada öğrendiklerinizi düşünmenizdir, bu düşünce çok yoğun olmamalı, sakince düşünmelisiniz. örnek verecek olursam, sonsuz boyut diyip duruyor kitabınızda, 8 dakikalık sürede bu sonsuz boyut kafanızda resimlendirmelisiniz. tam bu sırada bilgi kafanıza oturacaktır.

ayrıca yapılan en büyük hatalardan bir diğeri ise sadece tek bir konu üzerine çalışmaktır. bu bir süre sonra o çalıştığınız tek bir konuyu bile kullanmakta yetersiz olmanıza sebebiyet verecektir. bu bilgisizliğinizden değil, beyninizi kullanış şeklinizin yanlış olmasından kaynaklanır. bu yüzden bir konuda daha çok çalışmayı seçseniz bile, yanına başka konular da koymalısınız. flüt çalmayı öğrenin mesela, ama bu ikisini eş zamanlı yapın. mesela bir biyoloji alanındaysanız, matematik soruları çözün. özellikle sayısal alanlarda okuyanlar bu hatayı çok yapıyor, bunun sonucunda öğrenmesi çok basit olan şeyleri kompleks yöntemlerle öğremeye çalışıyor ve bir süre sonra tıkanıyorlar.

en büyük yanılgılardan birisi de öğrendim sanmaktır. bilgiyi nerede çıkarıp kullanacağınız bilmek, öğrenmenin en önemli parçasıdır. zaten bu oluşmadıysa henüz öğrenmiş sayılmazsınız. tekrar ediyorum bu öğrenmenin en büyük parçasıdır. eğer bir şeyi öğrenmişseniz uygulamaktan çekinmezsiniz çünkü bu sizin işinizi kolaylaştıracaktır bu yüzden uygulamaktan çekiyorsanız öğrenmiş sayılmazsınız.

öğrenmeyi hızlandırmanın bir çok güzel yöntemi vardır. birincisi hayal gücü öğrenme aşamasındaki en önemli silahınızdır. bunu şu şekilde düşünün; bizim atalarımızın derdi bir denklemi ya da bir formülü aklında tutmak değildi, avlanırken takip ettiği yolu aklında tutmak üzerine gelişmiş beyinleri vardı. günümüzde biz de aslında aynı böyle çalışıyoruz. öğrendiklerinizi hayal edin, saçma sapan nesnelere benzetseniz de hayal etmeyi sürdürün. bu sayede kafanızın içindeki bilgileri en derinden alıp getirmek yerine sadece o resmi kafanızda canlandırırsanız o size her şeyi hatırlacak büyük zahmetten kurtaracaktır. ikinci hızlandırıcı süreçse; fiziksel aktivitedir. bu gerçekten garip bir şey, kolumla bacağımla öğreniyorum sanki. bunu öğrendikten sonra yapmalısınız, öğrenmenizi ne kadar hızlandırdığınızı deneyimlediğinizde vazgeçemeyeceksinizdir. üçüncüsü ise ödüldür, kendinize ödül vermeyi bilmelisiniz, çok çalışan insanlarda gördüğüm genelde dinlenirken bile ruh gibi olduklarıdır, bu da çok büyük yanlış. fiziksel aktivite, ödüle benziyor gibi gözükse de sanırım ikisinin çalışma mekanizması farklı, yani kendinize ödül olarak fiziksel aktivite vermeyin bu çok işe yaramıyor, yani mesela sevişmek fiziksel aktivite değil ödüldür, yürüyüşe çıkmak ödül değil fiziksel aktivitedir. bu ayrım çok saçma bir ayrım gibi dursa da kendinizi geçiştirmemenizi sağlar.

zekanın başarıyla alakası olmadığı konusu tamamen yalan, bazı insanlar hiç efor harcamadan bir şeyleri öğrenebiliyorlar, adam hayal kurarak öğreniyor var mı ötesi. bunu sizden daha zeki insalarla aynı ortamda bulununca anlayabilirsiniz. kabullenmek tek çözümdür. buradaki motivasyonumuz, öğrenmeyi sevmemiz olabilir ancak.

genelde yapılan yanlışlardan biriyse bir konuyu tekrar tekrar okumak veya tekrar tekrar yazmaktır. yazmak en güzel öğrenme yöntemlerinden biri bu tartışmasız bir gerçek, fakat tekrar tekrar yazmak hatadır. bir kere yazdıktan sonra yazdıklarınızı, yazdıklarınıza bakmadan hatırlamaya çalışmalısınız ve ne kadar hatırladığınıza göre sadece eksikleriniz üzerine yoğunlaşmalısınız.

bir öğrenme sürecindeki diğer büyük hatalardan biri ise, ürüne odaklanmaktır. mesela dikkat edin, öğrenmeyi seven adamın ağzından "sınavda bunu sorar mısınız hocam" gibi saçma sorular duymazsınız. öğrenmeyi bilen insan ise gidecek hocasına ödev vermediği için sitem edecektir. öğrenme sürecine odaklanmanız, ürüne odaklanmaktan daha büyük başarılar elde etmenizi sağlayacaktır. ayrıca insanlar öğrenmeden saygınlık bekliyorlar, bu böyle olmaz. saygınlık en sonda gelecek süreçtir. size ne kadar saygı gösterileceği, öğrenme sürecini ne kadar başarılı geçireceğinizle ilintilidir, bu da öğrenmeye odaklanmanızı gerektirir.

öğrenme sürecinde benim en çok zorlandığım konu ise; olaylar arasında geçiş yapmak, hala zor geliyor. örneğin; akşam kahve içmeye çıktıysam, dönüp çalışmaya odaklanamıyordum. dikkat ettiğim kadarıyla bunu başarabilen insanlar gerçekten başarılı oluyorlar, mesela bazı arkadaşlarım içip evlerine dönüp çalışmalarına devam edebiliyorlar. bu özelliğinizi geliştirmeniz öğrenme hızınızı çok arttıracaktır. size stres atmanız için imkanlar sağlayacaktır.

şunu da unutmayın, bir şeyi öğrenmek, diğer düşüncelerinizi bile değiştirecektir. aslında yaptığınız tüm salaklıklar bilgisizliğinizden kaynaklanır, o yüzden ne kadar çok öğrenirseniz o kadar yerinde kararlar vermeye başlarsınız.

son olarak; soru veya sorun çözme tekniği herkeste farklılık gösterebilir. burada benim dikkat ettiğim her zaman işe yarayan bir yöntem ise; zor olandan başlamaktır. zor olanı 'çözememek' bakış açınızı geniş bir perspektifte tutmanızı sağlar. zoru genelde çözemezsiniz, hemen arkasına kolayı alın. bunu yapmak daha geniş düşünmenize yardımcı oluyor, kolaylardan başlamaksa daha dar bir bakış açısına itiyor sizi.
devamını gör...

constantine filminde şeytan ile olan sohbetleri çok kalenderdir. şeytanın hareketleri ve mimikleri insanı mest eder.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim