goril - bodyguard
maymun - hırsız
köpek - dedektif
yılan - müdür
devamını gör...

dinlerken alıp götüren bir erkin koray şarkısı.

öyle bir geçer zaman ki
dediğim aynı ile baki
öyle bir geçer zaman ki
dediğim aynı ile baki
birden dursun istersin
seneler olunca mazi
öyle bir geçer zaman ki
dediğim aynı ile baki
öyle bir geçer zaman ki

günlere bakarsın katı katı
üzerine çekersin perde
yoldan geçenler var da
her akşam gelenler nerde?

kara yazı yazıldı sanma
insanın da kaderi böyle
öyle bir geçer zaman ki
dediğim aynıyla baki
öyle bir geçer zaman ki

bir cevap buldun mu sorulara?
yiğitlikte var yine serde
nasıl gaddar seneler
geçiyor durduğu yerde

sana kara yazıldı sanma
insanın da kaderi böyle
öyle bir geçer zaman ki
dediğim aynıyla baki
öyle bir geçer zaman ki

o nedir seni kızdıran
memnun edeceği yerde?
bak bir garip diyor ki
nerede o yarim nerde?

anılara kapılıp kanma
dünyanın da düzeni böyle
öyle bir geçer zaman ki
dediğim aynıyla baki

öyle bir geçer zaman ki
dediğim aynı ile baki
birden dursun istersin
seneler olunca mazi
öyle bir geçer zaman ki
dediğim aynı ile baki
öyle bir geçer zaman ki...
devamını gör...

özetle evlilik törenidir.

iki insanın bir hayatı birleştirmek için girdikleri yolun bir dönemeci, bir durağı denebilir belkide.

evliliklerini şatafatla, eğlenceyle, ne bileyim bana göre işkenceyle taçlandırmak isteyen insanların tercih ettiği tören şekli.

ortadoğu ülkeleri (ve dahi türkiye dahil) tarafından genelde abartılan, günlerce süren seromonilerle devam eden bir tören.

düğünlere harcanan paralar dudak uçurtacak cinsten. salondu, organizasyondu, gelinlikti, damatlıktı, çalgı çengiydi, yok efendim yemeğiydi ıvırı zıvırı derken akıl tutulması yaşatan paralar harcanıyor.

genelde 'bir kere evleniyoruz canım' cümlesi devamında ucu bucağı olmayan adet ve kültür gösterimi hallerle yapılan organizasyonlar ve o organizasyonlara dökülen paralar.

para benim kırmızı çizgim arkadaş. daha az para harcansa belki katlanabilirim. şaka şaka benim altından kalabileceğim durumlar değil.

tercih eden, seven çok tabi. ama bana hep garip gelir. iki insan evleniyor diye neden bu kadar tantana çıkıyor anlam veremem.

içimde kalmasın diyenler olur belki ne bileyim benim içimde öyle bir şey varsa zaten kalmasın der çeşitli meditasyon teknikleriyle o iç karışıklığı ve tutukluğu dışarı çıkarırım.

pandemi dolayısıyla iki senedir pek göremiyoruz tabi artık. en büyük yeğenim pandeminin başında yaptı coronayı bahane edip gitmedim. bir küçüğü başka ablamdan kendileri onunkine katıldım vallahi ortama ayak uydurup göbek bile attım. sefam olsun oh. küçük olanın ki tabi daha sadeydi. bahçede abartısız daha sakin ve pandemi kurallarına uydurulup daha kısa sürdü. yıllar sonra ben de düğün görmüş oldum.

tercih etmem edene de niye ediyorsunuz demem. ama 'çok para az etmen guzum' derim tabi içimden. düğün yapın yapmayın demiyorum ama lütfen beni çağırmayın. saygılar efem.
devamını gör...

ispanya'yı son iki gündür etkileyen son elli yıllın en yoğun kar fırtınasının adı. şimdiye dek 3 kişi hayatını kaybetmiş ve yolda mahsur kalan 1500'den fazla kişi kurtarılmıştır. kaynak: t24.
devamını gör...

fransa'da gazetenin yayginlastigi 19. yuzyilin ikinci yarisinda iki farkli gazetecilik anlayisi ortaya cikmisti: bir entelektuel gazete, bir de bilgilendirici gazete. bilgilendirici gazete, bilgileri olabildigince objektif, kendi yorumunu eklemeden, sadece halki bilgilendirmek icin vardir. entelektuel gazetenin ne kadar objektif oldugu tartisilir. cunku entelektuel gazetenin kendi bir ideolojisi vardir. bu tip gazetede yazanlar, makale yazar gibi haber yazar. kendi makalelerinde haberi kendi bakis acilarina gore yorumlarlar. bu gazete sadece bilgi vermek icin degil, ayni zamanda gazeteci kendi fikrini paylasabilsin diye vardir.

peki bugun ki gazeteler nedir? cogunlugu entelektuel midir, yoksa bilgilendirici mi? bugunku gazeteler tuvalet kagididir. dunyanin neresine giderseniz gidin. gunumuzde gazeteler, entelektuel icerikten yoksunlar. gazetecinin bir fikri, bir argumani yok. ama bu gazeteler objektif de degil. hatta ve hatta, bu gazeteler, eskiden entelektuel gazete denen gazete kadar bile objektif degil. cunku gunumuzde gazetelerin bir ideolojisi yok ama onun yerine tuttuklari bir parti var. gazete gercegi kendi tuttugu partinin lehine degistiriyor. bu gazetecilik degil, partizanliktir, yalanciliktir.
devamını gör...

bir ilişkide iki taraf da birbirine bir şeyler katmalıdır. kadın da katmıştır, erkek de. bence ayrılığa "ben adam ettim ama o gitti" gibi bakılmamalıdır. sebepleri mutlaka başkadır.
adamı tanımlamak gerekli bence önce, kime ve neye adam denir? ben adam mıyım ? bunlar hep soru.
devamını gör...

mustafa ceceli. kişisel bir sinirim var adama (bkz: tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tam bulaşıkları makineye yerleştirecekken makinenin temiz bulaşıkla dolu olması. bakın bu bir dramdır.
devamını gör...

duygular ile düşününce duygular
mantık ile düşününce mantık olan.

mantıkla duyguyu düşününce doğru yola ulaşabilirsin(tabi herkes mantıklı değil),
mantıklı değilseniz mantıklı insanlar bulundurun çevrenizde.

mantık.

bir yangınvar ukdesidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"uzaklık merdiveni" adlı kozmolojik bir sistem kullanılarak yapılan ölçüm.

uzaklıkların doğru değerlerine mümkün olduğunca yakın ölçülmesi, evrenle ilgili diğer bilgilerin de mümkün olduğunca doğru hesaplanması anlamına gelir. örneğin evrenin yaşı gibi değerler, uzaklıklarla ilgili ölçümlere doğrudan bağlıdır.

uzaklık ölçümlerinde bazı birimlerimiz var. örneğin güneş sistemi içerisindeki herhangi bir uzaklığı astronomi birimi ile ifade edebiliriz. 1 astronomi birimi yaklaşık olarak 150 milyon kilometreye karşılık gelir ve dünya - güneş arasındaki ortalama uzaklık ile belirlenmiştir. uzun uzun "şu kadar milyar bu kadar milyon o kadar yüz bin kilometre" demek yerine mesela 5 astronomi birimi deriz kısaca.

güneş sistemi dışında kalan ve görece yakın olan yıldızların uzaklıklarını paralaks yöntemiyle hesaplarız. hesaplama detaylarına tabii ki girmeyeceğim ama paralaksı 1 olan cismin uzaklığı 1 parsek kabul edilir. yani parsek, bize biraz daha yakın olan cisimler için bir uzaklık ölçüsüdür.

çok daha uzak cisimlerin mesafesini ise ışık yılı kavramıyla ifade ederiz. ışık yılı, ismi insana zaman ölçüsü gibi gelse de, bir uzaklık ölçüsüdür. ışığın 1 yılda aldığı yolu ifade eder ve yaklaşık 9 trilyon kilometredir. bu nedenle çok uzak cisimler için uygun bir birimdir. lafı "324 trilyon kilometre" diye uzatmadan "36 ışık yılı" deriz kısaca.

bunların kendi aralarında dönüşümleri de var tabii her birimde olduğu gibi. örneğin 1 parsek, yaklaşık 3,26 ışık yılına eşittir.

yıldızların uzaklıkları, mutlak parlaklık ve görünür parlaklık gibi değerleri ile parlaklıklarının artıp azalma dönemi üzerinden hesaplanabilir. bir yıldızın uzaklığını ölçmek, onun içerisinde bulunduğu galaksinin uzaklığını da kabaca ölçmek anlamına gelir. bu da bizi hangi galaksinin ne kadar uzaklıkta ve kaç yaşında olduğu gibi bilgilere götürür ki bu da evrenin yaşı için önemli bir parametredir.
devamını gör...

turgut uyar'ın bu enfes şiirinin tamamı şöyledir:

halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
her şey naylondandı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk

geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
hepimizi vakitten kurtaracak

bir yandan toprağı sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dişlilerden
ve büyük şehirlerden
gizleyerek yahut döğüşerek
geyikli geceyi kurtardık

evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden

"geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
şimdi de var biliyorum
bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
dağlarda geyikli gecelerin en güzeli

hiçbir şey umurumda değil diyorum
aşktan ve umuttan başka
bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor

biliyorum gemiler götüremez
neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
örneğin manastır'da oturur içerdik iki kişi
ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
geyikli gecenin karanlığında

aldatıldığımız önemli değildi yoksa
herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
gümüş semaverleri ve eski şeyleri
salt yadsımak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı

ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk

"geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ayışığında
bir yanında üstüste üstüste kayalar
öbür yanında ben"
ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
eskimiş şeylerle avunamıyoruz
domino taşları ve soğuk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
gölgemiz tortop ayakucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hışırtılı
geyikli geceye geçiyorum"

uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
devamını gör...

en azından prompterden okuyup cihaz bozulunca g** gibi kalmamıştır. ayrıca efsane bir konuşmadir. bazı itleri cildirtmistir. çok fena havliyorlar. kafamiz şişti. yallah ormana.
devamını gör...

bugün dergimizi şereflendiren yazarımız:
sessiz çığlıklar büyüttük yazısı ile tamgüneşlenmeyeçıktımgüneşbattı. bir solukta okunacak bu güzel yazıya buradaki öne çıkanlardan ulaşabilirsiniz.

kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

gerçek sarışın mısın yoksa boya mı.
devamını gör...

yarın okullar açıldığı için çok mutluyum. *
devamını gör...

stefan zweig 'in en etkileyici kitaplarındandır.kitabın ismindeki “amok”, aslında bir hastalık.önündeki her şeyi yakarak yıkarak kendi ölümünü hazırlayanlara böyle denir.
'söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz' cümlesi yazarın kitapta ne anlatmak istediğinin özeti niteliğinde olmuş.

sessiz kalırsak hepimiz suçlu oluruz.
devamını gör...

sigara içmeyenlerin üşüştüğü zam haberi başlığıdır. ben de vejeteryanım o zaman etin kilosu 500 tl olsun siz de bu katliama bi son verin diyeyim. makarna sevmiyorum paketi 300 tl olsun.
içmiyorsanız çok da müdahil olmasanız iyi olur zira sigara veya alkollü içecek tüketenler için gayet sinir bozucu bir haberdir.
devamını gör...

türkiyede varoluşçuluk felsefesi de tutmamıştır. bu iki felsefe gibi birey olmayı temel alan özünde bireysel özgürlük ve başkaldırı olan felsefe akımları bizim gibi temel amacın hayatta kalmak olduğu survivor modunun bir türlü kapanmadığı ülkelerde tutmaz. bu tür çeşitliliklerin oluşması ortaya çıkması ülkenin genel refahı ile doğru orantılıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim