128milyardolar.net
t: "128 milyar dolar nerde" sorusunun, siteye dönüştürülmüş halidir. 128 milyar dolar ile neler alabileceğinizi göstermek amacıyla tasarlanmıştır. köprü alabilirsiniz.*
devamını gör...
doktor kadınla evlenmek
hangi doktor olduğuna göre gidişatı değişebilen durumdur.
normalde evlilikte yapılan mesleğin değil de tarafların karakterlerinin daha önemli olduğunu düşünmeme rağmen, evleneceğiniz kadın doktorsa belli başlı zorluklarla karşılaşabileceğinizi düşünüyorum.
mesela cerrahi bölümlerin asistanı olan biri ile evlenirseniz, muhtemelen çoğu sevgiliden daha az birbirinizi görürsünüz. bayram günlerinde tatil günlerinde o nöbet tutarken, tek başınıza ne yapsam diye günü geçirirsiniz.
acilde çalışan bir pratisyen veya uzmanla evlenirseniz her ay farklı bir program ile çalışan, belli düzeni olmayan ve sinir stres katsayısı tavan yapmış bir eş ile evlenmiş olursunuz.
devlette veya özelde uzman doktor birisi ise kısmen daha rahat çalışan ama yine de işi gündelik hayatının çok büyük kısmında aklından çıkmayan biri ile evlenmiş olursunuz.
bu liste böyle gider en başta dediğim gibi ne doktoru olduğu çok şeyi değiştirir. bir aile hekimiyse mesela çoğu iş kolundan daha rahat çalışıyor ve daha az yoruluyordur.
şimdi buraya kadar karşınıza çıkacak kadın doktorun sahip olabileceği yaşam koşullarından bahsettik. efendim biraz da toplumumuzda erkeklerde gördüğümüz genel beklentilerden bahsedelim.
benim gözlemlediğim erkekler genelde eşinin daha fazla kazanmasını istemiyor, çünkü her ne kadar bunu dile getirmese de kendini evde daha üst konumda görüyor ve bunun yıkılmasını istemiyor. doktor kadın erkekten daha fazla kazanabilir bunu göz önünde bulundurmak lazım. peki bundan memnun olacak erkekler de yok mu, tabi ki var. ne güzel işte maddi yönden sıkıntı çekmem diye düşünenler de var. ama bu düşünceyle başlayıp sonra toplumun küçüklükten beri kodladığı ve hala baskı yapmaya devam ettiği düşünceler sayesinde bir süre sonra bu baskı altında ezilebiliyorlar.
ikinci bir mesele ev işleri ve çocukların bakımları. yine toplum öğretilerini çok fazla sorgulamamış çoğu erkekte, eşinden evin işleri ile ilgilenmesi, güzel yemek yapması, her yeri bal dök yala şeklinde temiz tutması, annesi babası akrabaları gelince onlara en üst seviyede hizmet göstermesi gibi beklentileri oluyor. doktor kadının ise bunları yapmaya ne vakti ne de enerjisi kalıyor. (branşın burda çok önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.) yani muhtemelen evinize yardımcı bir kadın gelip ev işlerini o yapacak. çocucuklarınıza ise bakıcılar bakacak. gerçi iki tarafın da çalıştığı çoğu durumda zaten böyle oluyor ama doktorların iş hayatının daha yorucu olduğu da su götürmez bir gerçek.
tüm bunların yanında kadın doktorların gerek eğitim hayatında gerekse iş hayatında kazandığı bazı özellikler de olabilir.
mesela kendi hemcinsleri arasında çalışma oranı düşük olduğu için ve zaten toplumda da doktorluk mesleğine karşı anlamsız bir abartma
hakim olduğu için egoları bir miktar yükselmiş oluyor bu arkadaşların. bu da evlilikte tahammül sınırını aşağı çekebilir. insanoğlu zaman zaman hatalar yapar ve bu çok doğal bir şey. ama karşınızdaki insan egolu olursa sizin bu hatalarınızı alttan almak istemez ve kendinin daha iyisine layık olduğunu düşünüp evliliğe huzursuzluk getirebilir. tabi ki bunlar benim gördüklerim sonucu yaptığım genellemeler, böyle olmayan kadın doktorlar da var ve onları tenzih ederim.
major cerrahi bölümlerinde olan kadınlarda ise zannediyorum ortamın sertliğine karşı geliştirilen bir kalkan olarak aşırı bir huysuzluk ve çemkirmeye yatkınlık oluşuyor. dün akşam eve gelince çıkardığınız çorabınızı koltuğun kenarında unuttunuz diye sabah sert bir fırça ile uyanabilirsiniz. yine böyle olmayanları tenzih ederim.
aslında her branş için ayrı ayrı yazılabilecek bir konu. çünkü bir biyokimya uzmanı veya aile hekimi ile bir kadın doğum uzmanı arasında dağlar kadar fark olur.(mecaz zannediyorsunuz ama deği,gerçekten dağlar kadar fark var) ama genel olarak ortalamanın daha üstünde efor vermeniz gereken bir evlilik olacağı aşikar. eğer siz de doktorsanız bir kez daha düşünmenizi, doktor değilseniz iki kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.
yazıyı şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. eğer birinin kalbini sevmişseniz, onun mesleğinin ırkının dış görünüşünün hiç bir önemi kalmaz. bu hayatta risk almaya değecek tek şey sevginin peşinden koşmaktır. keşke yapsaydım lafı, keşke yapmasaydımdan her zaman daha çok ukte bırakır.
normalde evlilikte yapılan mesleğin değil de tarafların karakterlerinin daha önemli olduğunu düşünmeme rağmen, evleneceğiniz kadın doktorsa belli başlı zorluklarla karşılaşabileceğinizi düşünüyorum.
mesela cerrahi bölümlerin asistanı olan biri ile evlenirseniz, muhtemelen çoğu sevgiliden daha az birbirinizi görürsünüz. bayram günlerinde tatil günlerinde o nöbet tutarken, tek başınıza ne yapsam diye günü geçirirsiniz.
acilde çalışan bir pratisyen veya uzmanla evlenirseniz her ay farklı bir program ile çalışan, belli düzeni olmayan ve sinir stres katsayısı tavan yapmış bir eş ile evlenmiş olursunuz.
devlette veya özelde uzman doktor birisi ise kısmen daha rahat çalışan ama yine de işi gündelik hayatının çok büyük kısmında aklından çıkmayan biri ile evlenmiş olursunuz.
bu liste böyle gider en başta dediğim gibi ne doktoru olduğu çok şeyi değiştirir. bir aile hekimiyse mesela çoğu iş kolundan daha rahat çalışıyor ve daha az yoruluyordur.
şimdi buraya kadar karşınıza çıkacak kadın doktorun sahip olabileceği yaşam koşullarından bahsettik. efendim biraz da toplumumuzda erkeklerde gördüğümüz genel beklentilerden bahsedelim.
benim gözlemlediğim erkekler genelde eşinin daha fazla kazanmasını istemiyor, çünkü her ne kadar bunu dile getirmese de kendini evde daha üst konumda görüyor ve bunun yıkılmasını istemiyor. doktor kadın erkekten daha fazla kazanabilir bunu göz önünde bulundurmak lazım. peki bundan memnun olacak erkekler de yok mu, tabi ki var. ne güzel işte maddi yönden sıkıntı çekmem diye düşünenler de var. ama bu düşünceyle başlayıp sonra toplumun küçüklükten beri kodladığı ve hala baskı yapmaya devam ettiği düşünceler sayesinde bir süre sonra bu baskı altında ezilebiliyorlar.
ikinci bir mesele ev işleri ve çocukların bakımları. yine toplum öğretilerini çok fazla sorgulamamış çoğu erkekte, eşinden evin işleri ile ilgilenmesi, güzel yemek yapması, her yeri bal dök yala şeklinde temiz tutması, annesi babası akrabaları gelince onlara en üst seviyede hizmet göstermesi gibi beklentileri oluyor. doktor kadının ise bunları yapmaya ne vakti ne de enerjisi kalıyor. (branşın burda çok önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.) yani muhtemelen evinize yardımcı bir kadın gelip ev işlerini o yapacak. çocucuklarınıza ise bakıcılar bakacak. gerçi iki tarafın da çalıştığı çoğu durumda zaten böyle oluyor ama doktorların iş hayatının daha yorucu olduğu da su götürmez bir gerçek.
tüm bunların yanında kadın doktorların gerek eğitim hayatında gerekse iş hayatında kazandığı bazı özellikler de olabilir.
mesela kendi hemcinsleri arasında çalışma oranı düşük olduğu için ve zaten toplumda da doktorluk mesleğine karşı anlamsız bir abartma
hakim olduğu için egoları bir miktar yükselmiş oluyor bu arkadaşların. bu da evlilikte tahammül sınırını aşağı çekebilir. insanoğlu zaman zaman hatalar yapar ve bu çok doğal bir şey. ama karşınızdaki insan egolu olursa sizin bu hatalarınızı alttan almak istemez ve kendinin daha iyisine layık olduğunu düşünüp evliliğe huzursuzluk getirebilir. tabi ki bunlar benim gördüklerim sonucu yaptığım genellemeler, böyle olmayan kadın doktorlar da var ve onları tenzih ederim.
major cerrahi bölümlerinde olan kadınlarda ise zannediyorum ortamın sertliğine karşı geliştirilen bir kalkan olarak aşırı bir huysuzluk ve çemkirmeye yatkınlık oluşuyor. dün akşam eve gelince çıkardığınız çorabınızı koltuğun kenarında unuttunuz diye sabah sert bir fırça ile uyanabilirsiniz. yine böyle olmayanları tenzih ederim.
aslında her branş için ayrı ayrı yazılabilecek bir konu. çünkü bir biyokimya uzmanı veya aile hekimi ile bir kadın doğum uzmanı arasında dağlar kadar fark olur.(mecaz zannediyorsunuz ama deği,gerçekten dağlar kadar fark var) ama genel olarak ortalamanın daha üstünde efor vermeniz gereken bir evlilik olacağı aşikar. eğer siz de doktorsanız bir kez daha düşünmenizi, doktor değilseniz iki kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.
yazıyı şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. eğer birinin kalbini sevmişseniz, onun mesleğinin ırkının dış görünüşünün hiç bir önemi kalmaz. bu hayatta risk almaya değecek tek şey sevginin peşinden koşmaktır. keşke yapsaydım lafı, keşke yapmasaydımdan her zaman daha çok ukte bırakır.
devamını gör...
100 yazarın 800 tanımı geçmesi
9. sırada yer aldığım sıralamadır. tanımları eğlenerek girdim. *
devamını gör...
yazarların yazar takip etme kriterleri
bu başlığı görünce kendimi bir an evlilik programında hissettim. yazarların takibi benim karma puanıma yetmez. taliplerimi ona göre bekliyorum. sizin karma puanınız benim ihtiyaçlarımı karşılamaya yetecek mi?
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
törenleri/ayinleri yöneten birisi olmayı bırakıp direkt ayinlerin kendisi olduğum başlık. ben artık ayin yönetmek istemiyorum ayin olmak istiyorum.
(bkz: celebrate)
(bkz: celebrate)
devamını gör...
kırmızı peçete teorisi
evet insan ilişkilerinde de sürekli görüştüğümüz ve sevdiğimizi düşündüğümüz insanlara karşı nezaketi elden bırakıyoruz, yıpratıcı olabiliyoruz. fakat yeni karşılaştığımız birine hayatımızda olan birine nazaran çok daha saygıyla, nezaketle davranıyoruz.
bu bana da çok ilginç gelmiştir, samimiyet ilerledikçe davranışlara dikkat etmek yerine, bayır aşağı giden freni patlak araba misali langur lungur gidiyoruz.
bu bana da çok ilginç gelmiştir, samimiyet ilerledikçe davranışlara dikkat etmek yerine, bayır aşağı giden freni patlak araba misali langur lungur gidiyoruz.
devamını gör...
günaydın sözlük
en çok da 1 mayısta çalışan kamu'nun kölelerine "günaydın" *
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
“özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte!” der nazım hikmet.
evet şu an hissettiğim duygunun adı “özlem”.
özlemek güzel şeydir, beklemek de güzel eğer özlenen güzelse. bekliyorum ve çok özlüyorum ve hatta şöyle söylüyorum “ruhum koca bir boşlukta gibi, gel de bitsin bu eziyet!”.
hatta bir şarkı sözü de yazayım tam olsun bari. ufuk beydemir’in ay tenli kadın parçasından.
-“al aklım gibi hissimi, al çünkü özlüyorum!”
not: 100. tanımım olmuş olmasından dolayı hem mutluyum hem de 100.tanıma yakışır olsun istedim.
evet şu an hissettiğim duygunun adı “özlem”.
özlemek güzel şeydir, beklemek de güzel eğer özlenen güzelse. bekliyorum ve çok özlüyorum ve hatta şöyle söylüyorum “ruhum koca bir boşlukta gibi, gel de bitsin bu eziyet!”.
hatta bir şarkı sözü de yazayım tam olsun bari. ufuk beydemir’in ay tenli kadın parçasından.
-“al aklım gibi hissimi, al çünkü özlüyorum!”
not: 100. tanımım olmuş olmasından dolayı hem mutluyum hem de 100.tanıma yakışır olsun istedim.
devamını gör...
ahmet hakan
iskele sancak adlı tartışma programını sunduğundan beri sevmediğim gazeteci. hürriyet okumama sebeplerinden biri.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
boşver, kavuşmak şart mı ?
bazı şeyler yokken güzel.
bazı şeyler yokken güzel.
devamını gör...
her şeye anlam yükleyen insan
çok yorulmuş , hayattan zevk almayı unutmuş insan olmalı kendisi. gerek yok, akışta yaşamak keyifli. *
devamını gör...
en yakındaki kitabın 17. sayfasının 3. cümlesi
felsefe, din ve bilim topyekün vadesini doldurmak üzere.* yuval noah harari
21. yüzyıl için 21 ders.
21. yüzyıl için 21 ders.
devamını gör...
osmanlı döneminde olası normal sözlük başlıkları
şaka maka fatih'in istanbul 'u aldığı gerçeği
beşik ulemalığının hala sürdürülmesi sorunsalı
beşik ulemalığının hala sürdürülmesi sorunsalı
devamını gör...
pqueen
youtubeda maalesef karşıma çıkmış olan itici ötesi yayıncı. ıkına ıkına her boka gülmesi, şiveli komik olma çabaları ve gerekli gereksiz bağırması kulakları kanatacak cinsten.
devamını gör...
taffarel vs mondragon vs muslera
benim favorim taffarel.
mondragon galatasaray tarihinde ayrı bir yeri olan, başarılı ve iz bırakmış bir kaleci. ama taffarel de hem kaleci olarak üstün başarı sergileyerek, hem de kaleci antrenörlüğü görevinde muslera'yı eğitip bugünkü başarısının mimarı olması sebebiyle takıma iki kez katkı sağlamıştır.
mondragon galatasaray tarihinde ayrı bir yeri olan, başarılı ve iz bırakmış bir kaleci. ama taffarel de hem kaleci olarak üstün başarı sergileyerek, hem de kaleci antrenörlüğü görevinde muslera'yı eğitip bugünkü başarısının mimarı olması sebebiyle takıma iki kez katkı sağlamıştır.
devamını gör...
the matrix
çekildiği tarihte anlaşılamayan hatta günümüzde bile tamamen anlamanın mümkün olmadığı harika bir film.
tekrar etmiş gibi olacağım ama ben de çıtayı çoook yükselttiklerini bilim-kurgu türünde daha iyisinin çıkmasının çok zor olduğunu düşünüyorum.
sanki günümüz çağının ilerde evrileceği formu gösteriyor gibi. gittikçe artan robotlaşma ve yapay zeka ile bir süre sonra yapay zeka ve türevleri arasında insanın azınlık kalıp yapay zeka tarafından yok edilmeye çalışılacağını anlatıyor gibi.
bir diğer ben de canlanan his ise bilmiyorum alanımdan dolayımı ama sanki şuan o geminin içindeki küçük ekip insan vücudundaki bir yabancı etken ve o etkene saldıran yapılar bağışıklık hücresi gibi.
yani içimizde olan zehir her ne ise bu yapay zeka,sosyal medya,teknoloji bunun zararlı olduğu ve bunu vücudun uzaklaştırmaya çalıştığı ancak bunu uzaklaştırmanın zihini boşaltmakla mümkün olabileceği de düşüncelerim arasında yer alıyor.
zaten insanların bu dünya için virüs olduğu da film içerisinde geçiyor. şuan insanlık olarak bizlerin dünyaya verdiği zararları düşündüğümüzde bu da sanki çok yanlış değil gibi duruyor.
ileride birkez daha izleyip sonra bu yazımı okuyup düşüncelerimde ne gibi değişiklikler olacağını merak ediyorum.
tekrar etmiş gibi olacağım ama ben de çıtayı çoook yükselttiklerini bilim-kurgu türünde daha iyisinin çıkmasının çok zor olduğunu düşünüyorum.
sanki günümüz çağının ilerde evrileceği formu gösteriyor gibi. gittikçe artan robotlaşma ve yapay zeka ile bir süre sonra yapay zeka ve türevleri arasında insanın azınlık kalıp yapay zeka tarafından yok edilmeye çalışılacağını anlatıyor gibi.
bir diğer ben de canlanan his ise bilmiyorum alanımdan dolayımı ama sanki şuan o geminin içindeki küçük ekip insan vücudundaki bir yabancı etken ve o etkene saldıran yapılar bağışıklık hücresi gibi.
yani içimizde olan zehir her ne ise bu yapay zeka,sosyal medya,teknoloji bunun zararlı olduğu ve bunu vücudun uzaklaştırmaya çalıştığı ancak bunu uzaklaştırmanın zihini boşaltmakla mümkün olabileceği de düşüncelerim arasında yer alıyor.
zaten insanların bu dünya için virüs olduğu da film içerisinde geçiyor. şuan insanlık olarak bizlerin dünyaya verdiği zararları düşündüğümüzde bu da sanki çok yanlış değil gibi duruyor.
ileride birkez daha izleyip sonra bu yazımı okuyup düşüncelerimde ne gibi değişiklikler olacağını merak ediyorum.
devamını gör...

