yönetimin değerlendirmesi gereken güzel bir fikir. gelenek hâline bile gelebilir eğer üzerine düşülürse. nefes almaya ihtiyacımız var, betonarmeden sıyrılmaya ve derin bir nefes alabilmeye her şeyden çok ihtiyacımız var.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kütüphaneler.
devamını gör...

kavuştuğumdur. çok şükür, iki hafta önce kavuştuk kendisiyle. ama soğuk, üşüttü beni bayağı. bütün dertlerim bitmiş gibi ama tam da değil. ee bergen, geldin tıkıldın yine odaya....
devamını gör...

bir grup yazardır.
çok fazla takipçileri yoktur. tanımları çok fazla beğeni almaz. ayda yılda bir tanım yazarlar ama yazdıkları tanımlar harbiden kalitelidir. underrated yazarlar gibi değillerdir.

oglalalakota,marscan, hatay president gibi yazarlardır..
devamını gör...

ebeyim.
devamını gör...

unutulan internet ünlülerinden biridir. açık konuşayım çocukken paylaşımlarına çok gülerdim.
devamını gör...

katılmadığım görüştür. insanı diğer canlılardan ayıran olgu düşünebilme yetisi olduğundan, felsefe insan hayatının olmazsa olmazıdır.
devamını gör...

öğleden sonraları hep bi afallarım
hemen koşar kahvemi alırım
etraftan ürkek ceylan olarak anılmaya başladım
kanma, yanılırsın delikanlım.
devamını gör...

olması gerekendir. gördüğüm tüm forumsu tanımları, cevap niteliğindeki tanımları şikayet ediyorum. moderasyon ekibi sağ olsun hepsiyle çok güzel ilgileniyorlar. sözlüğün kalitesi ancak bu şekilde üst seviyede tutulabilir.
devamını gör...

balkona her çıktığında akıbetini görmektir.
devamını gör...

sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
yolumun karanlığa saplanan noktasında,
sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.


gece sokaklarda tek başına gezen, korkan ve acı çeken bir insanın bazen yavaş bazen de koşaradım yürürken yaşadığı ruh halini hissettiren bir necip fazıl kısakürek şiiri.

"ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim
gündüzler size kalsın, verin karanlıkları
"
devamını gör...


kastamonu'nun taşköprü sarımsağı ile çanakkale'nin bayramiç beyazı'nın coğrafi işaret tesciline ilişkin kararlar ab resmi gazetesi'nde yayımlandı.

coğrafi işaret, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir.
bir kastamonu’lu olarak haberi başkasına bırakamazdım. *
devamını gör...

bu insan benimdir. mavi tik, son görülme beni geriyor. takip ediliyor gibi hissedip, geriliyorum. allah ın verdiği bu gözler istediği zaman görür kardeşim size ne...
devamını gör...

sözleri karacaoğlan'a ait olan türküdür.

şu yalan dünyaya geldim geleli
tas tas içtim ağuları, sağ iken
kahpe felek vermez benim muradım
viran oldum, mor sümbüllü bağ iken

aradılar, bir tenhada buldular
yaslandılar, şıvgalarım kırdılar
yaz bahar ayında bir od verdiler
yandım gittim, ala karlı dağ iken

karac'oğlan der ki, bakın geline
ömrümün yarısı gitti talana
sual eylen bizden evvel gelene
kim var imiş, biz burada yoğ iken


sevdiğim yorumu.
buradan
devamını gör...

(bkz: yine yaranamadık iyi mi)

edit: kendi nickaltıma yazmama prensibimden ötürü buraya yazma gereği duydum arkadaşlar kusura bakmayın.

başlığı açan sevgili dostumuz tarafından rahatsızlıkla (bu kelimeye dikkat) itham edilmişim. "telefonunu çıkarcı" garip kitleyle ilgili bir muhabbet dönmüş bir de sanırım. ben bu başlığa üniversite öğrencisi olduğum ve insanların öğrencilere karşı olan negatif tutumlarından bıktığım için yazmıştım. yazar hakkında da hiçbir benzetme yapmadım. sadece duyduğum bıkkınlığı ifade ettim ancak kendisinin gerçeklikle bağları kopmuş anlaşılan. ötekileştirici başlık açan insanların karşı tarafı taraftar toplamaya çalışmak ile itham etmesi o kadar gülünç ki... neyse uzatmayalım.
yalnız sevgili yazarımıza başkalarına karşı kullandığı kelimelerin anlamlarını iyi araştırmasını tavsiye ederim. tam bir rezilliğe imza atmış çünkü. engelleme sebebim de belli olmuştur sanırım.*

insanları anlamak güç.
devamını gör...

özellikle yeni oyuncuların - yeni derken en az 1.5 sene oynamış olanlardan söz ediyorum- çok sık aynı hataya düştüğü hint asıllı oyun. hataya gelecek olursak; taşların stratejik değeri ve taş fedası... satrançta taşın değerini kendisi değil oyunun şartları, oyuncunun kurduğu strateji ve taşın bulunduğu mevcut konum belirler. resmi olarak taşların bir sayı değeri vardır evet ve hatta yıllarca ufak bir takım değişikliklere de uğramıştır ama bu durumu yanlış değerlendirip vezir en iyisi kafası yanlış bir kafa yapısıdır ve bu tip oyuncular bir noktada tıkanıp ilerleyemezler. vezir örneğinden gidiyorum çünkü çoğu oyuncu vezirini kaybettiği an oyunu kaybettiği yanılgısına düşüyor. elinizin altında olan vezir kaybettiğiniz filin yerine daha iyi iş yapmayabilir veya yapadabilir bu tamamen oyuncu ve oyunun mevcut şartları ile ilgilidir. bu mantıkla bakıldığında bu insanlar gerektiği yerde vezir fedası yapamazlar ve bir noktada bu yenilgiye sürükleyen büyük bir hataya da dönüşebilir. yakın zamanda yaptığım bir maçtan basit bir örnek vermek gerekirse; mevcut bir piyon terfisinde vezir yerine at tercih ettim. rakibim oyuna girecek ikinci bir rakip vezir olmadığını görünce daha fazla huzursuz olması gerekirken rahat bir nefes verdi ama o at oyunum için kilit bir noktadaydı ve vezirimin sağlayamayacağı bir avantaj ile rakibimi köşeye sıkıştırma olanağı sağladı. demek istediğim eğer orada vezir en iyisi kafası ile vezir tercih edilmiş olsaydı rakibi istediğim pozisyona getirmek bana fazladan en iyi ihtimalle 6 hamleye neden olacaktı ve 6 hamle demek tahtada şartların çok fazla değişmesi demektir. bu da şu noktaya çıkar; en az 3 hamle sonrası üzerine fikir yürütemediğiniz bir maçta neyi ne zaman feda etmeniz gerektiğini veya neyin stratejik değeri olduğunu anlayamazsınız. taşın değerini belirleyen bir diğer nokta da işte bu öngörü durumudur ve bu bizi başka bir konuya götürüyor.

dürüst olmak gerekirse bir kaç parlak ve beklenmedik hamleyi saymazsak eğer satranç uzun zamandır görsel hafıza, ezber ve yapılan alıştırmalar/edinilen tecrübe ile ilgili. açılış ile oyunsonu arasında iyi bir yol izleyen biri nadiren yenilir. şartları kendi lehine çevirecek kadar oyun bilgisi olan biri oldukça zekice yapılmış bir kaç hamlenin bile aleyhine işlemesini kolayca engelleyebilir. bu durumda da notasyon bilmek gerekir çünkü daha önce oynanmış olan maçlar iyi bir yol göstericidir ve bir çok maçı ezberlemek yerine kağıdın üzerinde yazanları ezberlemek daha kolaydır üstelik onlara sanki denklem veya formül gibi yaklaşıyorsanız. ek olarak notasyon okuyamayan biri ne önceki maçları rahatlıkla analiz edebilir ne de eco kodlarına sahip olsa da pek bir şey yapabilir. benim gördüğüm üç tip satranç oyuncusu var; tahtayı savaş meydanı gibi görenler, tamamen matematiksel olarak yaklaşanlar ve ikisi arasındaki dengeyi kurmuş olanlar. ben ikinci tip oyuncu olduğumdan diğerleri hakkında çok yorum yapmadan basitçe kendi oyun mantığımı aktarayım. benim için satranç tahtası önüme gelene kadar af3 sadece af3'dür. o tahtayı yüzlerce kez görmüş olsamda önüme gelene kadar hatta geldiğinde bile bu değişmez. atın hangi kareye ilerleyeceği kafamda olmak zorunda değildir kafamda yalnızca belirli bir sıralamayı tutarım yani kafamda sadece eco kodlarını bulup ezberlediğim sistem vardır benim için at at falan değildir belirli bir örüntüyü bozmadan devam ettirmeye çalışırım oyun boyunca ve oyunun durumuna göre örüntüyü bozmayan en uygun oyunsonu ile bitiririm. elbette tamamen ezber durumu kurtarmıyor ama bu noktada önceki maçlara hakimiyet oyuncuya izleyeceği yol konusunda yardımcı oluyor ki bu maçları hatırlamanın kolay yolu da az önce belirttiğim sistemden geçer. bir maçın her hamlesini akılda tutmak zordur ama notasyon kağıdını bir formül gibi ezberlemek bunu kolaylaştırır. bunu tam olarak açıklamak mümkün değil hangi oyuncu tipini anlatsam da aynı gibi gelecek esasında ama oyuncular rahatlıkla demek istediğim noktayı ve farklılığı yakalayacaklardır. bu sıkıcı bir oyun tipidir çünkü ortada birliklerinizi öne sürdüğünüzü düşünüp gaza geldiğiniz ve gerçekten savaş meydanında bir komutanmış gibi ani ve stratejik kararlar verdiğiniz nadir olur. sadece ezberden sayılar ve harfler vardır önünüzde satranç takımını görmezsiniz ama bu kazanmak için genelde en kesin yoldur yine de zevk almak için en iyi yol olduğu söylenemez. ortada ruhunu kaybetmiş bir oyun vardır demek gayet yerinde olacaktır bence ama kendi adıma zafer kazandığımda bu ruhumu yeterince besliyor zaten.* benim oyunu savaş alanı olarak gördüğüm tek yer kazandığım bir oyunun sonu çünkü rakibin bir piyonunu tamamen centilmenlikten uzak bir şekilde ganimet olarak alıyorum. yani açıkça takımını bozup oynanmayacak duruma getiriyorum ki ganimet olarak toprak almaktan farkı yok bence. utanır mıyım? sanmam.*

şu var ki ben iyi bir oyuncu muyum hiç sanmam ve satranç konusunda akıl verecek son kişiyim çünkü satranç takımı ile değil harf ve sayılarla ilgileniyorum yani dürüstçe kazanmak için sıkıcı ve kısmen hileli yolu tercih ediyorum ama kim ne derse desin çoğumuz o masaya kazanmak için otururuz kaybetmek için değil. ruhumu dinlendirmek istesem go -orada da gelenekselden yola çıkıp sonra agresif oyun sergilemeye başlamamışım gibi.*- oynarım.

sadece ezber yapmak yeterli değil elbette. oyuncunun bilgiye sahip olması onu uygulamada başarılı olup olmayacağına dair güvence vermez. rakip maçı satar gibi her zaman ezber tuzakların içine atlamıyor yaptığı hamleler ile. ya rakibi istediğiniz oyuna yönlendirecek kadar baskı kurabilecek stratejilere sahip olmak gerek ve alexander alekhine değilseniz bu epey zordur ya da oyunu rakibe göre yönlendirebilecek kadar fazla stratejiye sahip olmak. ilki gerçekten zordur çünkü bir gün sert kayaya çarpmak var, her zaman işe yaramaz. ikincisi ise zahmetli ama güvenli bir tercihtir her zaman çünkü rüzgar nereden eserse essin zaten buna uygun bir taktik her zaman sol cepte durur yani tuzağın tuzağı vardır. agresif oyun sergilemek hızlı bir zeka daha pasif kalmak teknik gerektirir işin özeti. bunlar kısmen bilindik ve basit şeyler ama yeni oyuncular sıklıkla es geçiyor. diğer iki oyuncu tipi hakkında çok yorum yapamayacağım çünkü açıkçası benim oyun tarzım ve oyuna bakış açım bu değil onu bilen anlatsın...

ek olarak oynanan kısmen önemli veya zorlama ihtimali olan maçların notasyonlarını okunaklı ve düzgün yazmakta fayda var. o maçlar altın gibidir, bütün hatalarınızı görmek, analiz etmek ve törpülemek için gereklidir. kendi maçlarınızı bitince unutmayın, bittikten sonra da işe yarıyorlar. ayrıca her oyuncunun oyun stili kendine özgüdür ama bence bir büyükusta'nın hatta mümkünse bir kaç tanesinin stilini benimsemekte fayda var. elbette ölü adamların mezarlarının başında ruh çağırma ayini yapın demek değil bu, eski maçları gözden geçirmek analiz etmek ve yapılan analizleri okumak yeterli gelecektir profesyonel oyuncu olacak olsak burada ne ben bunu yazıyor olurum ne siz okuyor olursunuz çiçeklerim.

ben kendi adıma bu oyun tarzı ile eğleniyorum ama diğer iki oyun tipine göre çoğu insan için çok eğlenceli gelmeyebilir. ben de mikhail botvinnik değilim zaten ne diye okudunuz buraya kadar hiç bilmiyorum.
devamını gör...

ben öğretmen çocuğuyum. ilkokul zamanıma denk gelir. rahmetli babam sınav kağıtlarını eve getirir, bir iki gün içinde okur ve geri götürürdü. ben de bazı zamanlar e. s. isimli öğrencinin kağıdını sırf soyadına gıcık olduğum için alır. bazı cevaplarını yanlış olacak şekilde değiştirirdim. başka hiçbir öğrencinin kağıdına dokunmadım.

e. s. senden özür dilerim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türk asıllı alman oyuncu, game of thrones gibi popüler bir yapımda rol almıştır. ayrıyeten yıllar önce porno filmlerde oynadığı için bir takım omurgasızların diline pelesenk olmuştur. bu omurgasızlar sırf kadın olduğu için kendisine hakaret ederler ama ezberlerinde en az on kadın porno yıldızı vardır, dile getirmekten utanmazlar. benzer yollardan geçmiş erkeklere aynısını yapmamakla beraber, onları gurur kaynağı olarak görürler çünkü iki yüzlülüklerini ve ilkelliklerini beyinlerinden atabilecek kabiliyete henüz erişmemişlerdir. muhtemelen bu kişinin adı adı sibel değil sinan olsa ''kral, reis'' gibi lafları, kanalizasyon akan ağızlarından eksik etmeyeceklerdir, övmeseler bile yargılamayacaklardır. welcome to the orta doğu riyakarlığı! nasıl, eğleniyor musunuz burada sevgili orta doğulu kadınlar? evet, ben de öyle tahmin etmiştim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim