taksiciye kalbinin götürdüğü yere git demek
- efendim nereye gidecektiniz
+ kalbinin götürdüğü yere git
- lan dalga geçme benimle
- tamam lan tamam mecidiyekoye götür beni
+ kalbinin götürdüğü yere git
- lan dalga geçme benimle
- tamam lan tamam mecidiyekoye götür beni
devamını gör...
garip akımı
garipçiler ya da 1. yeniciler, şiirde biçim ve konu bakımından kuralsızlığı ve dil açısından yenileşmeyi benimseyen topluluktur. öncüleri;
orhan veli kanık, melih cevdet anday ve oktay rifat horozcudur.
türk edebiyatı'nda 1940' lı yıllara gelindiğinde şiirde biçim ve dil açısından serbestlik ve sadeliğe doğru bir eğilim olmuş, bu eğilim doğrultusunda "garip akımı" ortaya çıkmıştır.
henüz lise yıllarındayken şiir yazmaya başlayan ve aynı zamanda akımın öncüleri olan orhan veli kanık, oktay rifat horozcu ve melih cevdet anday, ölçü ve uyaklı, geleneksel şiire uygun, sabit konulu eserler yazmış olsalar bile bu tarzdan hoşnutsuz oldukları için bir müddet bu konu üzerine kafa yormuş ama çözüm bulamadıklarından dolayı şiir konusunda bir müddet sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.
fakat bu sessizlik kısa sürmüş, 1937 yılında varlık dergisi'nde günlük konuşma diliyle yazılmış, imgesel ve soyut kavramlardan uzak, standart biçim koşullarından bağımsız şiirler yayımlayarak amaçladıkları yenileşme için ilk adımı atmışlardır bir nevi.
şiirde biçim, konu, dörtlük gibi belli kalıpları reddeden şairler, şiirlerinde alaycı ve iğneleyici bir tutum sergileyip ve de herkesin anlamasını istedikleri için toplum için sanat anlayışını benimseyerek alışılmışın dışında eserleri edebiyata kazandırmışlardır. örneğin orhan veli'nin yazdığı kitabe-i seng-i mezar şiirinin şu dizeleri normalden farklı olduğu için diğer yazarlarca tartışmalara da yol açmıştır:
"hiçbir şeyden çekmedi dünya
nasırdan çektiği kadar."
peki neden dilde sadeleşme çabası içerisindeydiler? yukarıda da söylediğim gibi toplum için sanat anlayışını benimseyen şairlere göre şiir, yalnızca aydın kesimin anlayacağı biçim ve imgelemelere göre yazılmamalıydı. şiirde kural olmamalıydı ve halkın içindeki herkes anlatılanı anlamalıydı. bu yüzden gündelik konuları ele alıp dili olabildiğine sadeleştirerek bu amaçlarını gerçekleştirdiler.
yine bu amaçları doğrultusunda, kuralsızlığı kural edinen garipçiler, 1941 yılında "garip" adını verdikleri ortak bir kitap yayımlayarak bu yenileşmeyi daha da duyurmuş ve benimsetmiştir.
akımın öncülerinin aklımızda kalması için yine şöyle kodlamıştık okulda:
"omo"
orhan veli kanık, melih cevdet anday ve oktay rifat horozcudur.
türk edebiyatı'nda 1940' lı yıllara gelindiğinde şiirde biçim ve dil açısından serbestlik ve sadeliğe doğru bir eğilim olmuş, bu eğilim doğrultusunda "garip akımı" ortaya çıkmıştır.
henüz lise yıllarındayken şiir yazmaya başlayan ve aynı zamanda akımın öncüleri olan orhan veli kanık, oktay rifat horozcu ve melih cevdet anday, ölçü ve uyaklı, geleneksel şiire uygun, sabit konulu eserler yazmış olsalar bile bu tarzdan hoşnutsuz oldukları için bir müddet bu konu üzerine kafa yormuş ama çözüm bulamadıklarından dolayı şiir konusunda bir müddet sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.
fakat bu sessizlik kısa sürmüş, 1937 yılında varlık dergisi'nde günlük konuşma diliyle yazılmış, imgesel ve soyut kavramlardan uzak, standart biçim koşullarından bağımsız şiirler yayımlayarak amaçladıkları yenileşme için ilk adımı atmışlardır bir nevi.
şiirde biçim, konu, dörtlük gibi belli kalıpları reddeden şairler, şiirlerinde alaycı ve iğneleyici bir tutum sergileyip ve de herkesin anlamasını istedikleri için toplum için sanat anlayışını benimseyerek alışılmışın dışında eserleri edebiyata kazandırmışlardır. örneğin orhan veli'nin yazdığı kitabe-i seng-i mezar şiirinin şu dizeleri normalden farklı olduğu için diğer yazarlarca tartışmalara da yol açmıştır:
"hiçbir şeyden çekmedi dünya
nasırdan çektiği kadar."
peki neden dilde sadeleşme çabası içerisindeydiler? yukarıda da söylediğim gibi toplum için sanat anlayışını benimseyen şairlere göre şiir, yalnızca aydın kesimin anlayacağı biçim ve imgelemelere göre yazılmamalıydı. şiirde kural olmamalıydı ve halkın içindeki herkes anlatılanı anlamalıydı. bu yüzden gündelik konuları ele alıp dili olabildiğine sadeleştirerek bu amaçlarını gerçekleştirdiler.
yine bu amaçları doğrultusunda, kuralsızlığı kural edinen garipçiler, 1941 yılında "garip" adını verdikleri ortak bir kitap yayımlayarak bu yenileşmeyi daha da duyurmuş ve benimsetmiştir.
akımın öncülerinin aklımızda kalması için yine şöyle kodlamıştık okulda:
"omo"
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
çok sevdiğim sarı papatyamdan gelen günaydın mesajıyla güne başlamam.onunla sohbet etmem mutlu olmam için fazlasıyla yeterli.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sözlüğü sahiplenmesi
ilk üyeleriyiz diye mi böyle olduğunu bilemediğim durumdur.
şahsen bu platform başarıya ulaşırsa neden bilmiyorum kendim başarmışım gibi gurur duyacağım. iki gündür buradayım ve benim gibi düşünenler olduğuna eminim.
şahsen bu platform başarıya ulaşırsa neden bilmiyorum kendim başarmışım gibi gurur duyacağım. iki gündür buradayım ve benim gibi düşünenler olduğuna eminim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
"bir damlana razıydım, yağmur oldun"
erenköy / 2017 / del'hastanesi, randevu sonrası oralarda bi bahçe.
erenköy / 2017 / del'hastanesi, randevu sonrası oralarda bi bahçe.
devamını gör...
abdülhamid kayıhan osmanoğlu'nun dolar yorumu
keşke bu arkadaşa bir şey yedirip içirmeseydik.(bkz: swh)
devamını gör...
korkunç bir gece
bir anton çehov öyküsüdür.
zihnimde oluşturduğum bir öykü listesi var. dünya edebiyatından en sevdiğim öykülerden oluşuyor bu liste. bu öyküde o listenin nadide üyelerinden biri.
hikayenin beni etkilemesinin en önemli nedeni elbette çehov öykücülüğüne beslediğim müthiş hayranlık. çehov bambaşka bir öykücüdür. onun yazarlığını övmek benim haddim değil.
diğer bir nedense yaşadığım benzer sayılabilecek bir olay. pansiyonlu bir okulda çalıştığım dönemlerde bir gece pansiyon nöbeti tutarken odamda kitap okuyarak saati iki etmiştim. öğrencilerin hepsi çoktan uyumuş olmasına rağmen bir erkek pansiyonunda her an tetikte olmak gerektiğini düşünerek şöyle bir dolaşmaya karar verdiğimde lavabolardan gelen su sesini duydum.
banyoya gittiğimde üç lavaboda üç öğrencinin abdest almakta olduğunu fark ettim. yatsı için çok geç sabah için çok erken olduğunu hesaplayarak ne yaptıklarını sordum. çünkü bu öğrencilerin namaz kılması için ya kendilerine kıyamet ile ilgili net bir mesaj gelmesi ya da çok büyük bir suç işlemiş olmaları gerekiyordu.
aldığım cevap gerçekten anında bana çehov’un öyküsünü anımsattı. bu güzel kardeşlerim yeni gelen öğrencilere akşam boyunca cin hikayeleri anlatmışlar ancak yeni gelenler korkmayıp fosur fosur uyurken bu aklı evveller korkup uykusuz bir geceye düşünce namaz kılıp korkularından arınma yöntemini tercih etmişler.
çehov’un öyküsünde de bir ruh çağırma seansında büyük filozof spinoza’nın ruhunu çağırıp “ bu gece ölecekleri” bilgisini alam arkadaşların evlerine gittiklerinde karşılaştıkları ve yazarın deyimiyle tabutomani’ye neden olan tabutları görmeleri konu ediliyor.
“eğer spinoza'ya inanmak gerekirse bu gece, rüzgârın inlemesini dinleye dinleye öleceğim. ne korkunç!”
aklında bu cümlelerle olan bitene bir anlam vermeye çalışan kahramanımız gerçekten korkunç bir noel gecesi yaşıyor, bence buna şahit olmalısınız.
zihnimde oluşturduğum bir öykü listesi var. dünya edebiyatından en sevdiğim öykülerden oluşuyor bu liste. bu öyküde o listenin nadide üyelerinden biri.
hikayenin beni etkilemesinin en önemli nedeni elbette çehov öykücülüğüne beslediğim müthiş hayranlık. çehov bambaşka bir öykücüdür. onun yazarlığını övmek benim haddim değil.
diğer bir nedense yaşadığım benzer sayılabilecek bir olay. pansiyonlu bir okulda çalıştığım dönemlerde bir gece pansiyon nöbeti tutarken odamda kitap okuyarak saati iki etmiştim. öğrencilerin hepsi çoktan uyumuş olmasına rağmen bir erkek pansiyonunda her an tetikte olmak gerektiğini düşünerek şöyle bir dolaşmaya karar verdiğimde lavabolardan gelen su sesini duydum.
banyoya gittiğimde üç lavaboda üç öğrencinin abdest almakta olduğunu fark ettim. yatsı için çok geç sabah için çok erken olduğunu hesaplayarak ne yaptıklarını sordum. çünkü bu öğrencilerin namaz kılması için ya kendilerine kıyamet ile ilgili net bir mesaj gelmesi ya da çok büyük bir suç işlemiş olmaları gerekiyordu.
aldığım cevap gerçekten anında bana çehov’un öyküsünü anımsattı. bu güzel kardeşlerim yeni gelen öğrencilere akşam boyunca cin hikayeleri anlatmışlar ancak yeni gelenler korkmayıp fosur fosur uyurken bu aklı evveller korkup uykusuz bir geceye düşünce namaz kılıp korkularından arınma yöntemini tercih etmişler.
çehov’un öyküsünde de bir ruh çağırma seansında büyük filozof spinoza’nın ruhunu çağırıp “ bu gece ölecekleri” bilgisini alam arkadaşların evlerine gittiklerinde karşılaştıkları ve yazarın deyimiyle tabutomani’ye neden olan tabutları görmeleri konu ediliyor.
“eğer spinoza'ya inanmak gerekirse bu gece, rüzgârın inlemesini dinleye dinleye öleceğim. ne korkunç!”
aklında bu cümlelerle olan bitene bir anlam vermeye çalışan kahramanımız gerçekten korkunç bir noel gecesi yaşıyor, bence buna şahit olmalısınız.
devamını gör...
muhammed ali
muhammed ali
- amerikalı profesyonel boksördür. tüm zamanların en iyi boksörü olarak kabul edilen muhammed ali, kariyeri boyunca yaptığı maçların yalnızca 5 tanesini kaybetmiştir.
doğum tarihi: 17 ocak 1942, louisville, kentucky, abd
ölüm tarihi ve yeri: 3 haziran 2016, scottsdale, arizona, abd
boy: 1,91 m

"çalışmanın her saniyesinden nefret ediyordum ama kendime hep 'dayan!'diyordum. bugün çalışacağım ve ömrümün sonuna kadar bir şampiyon olarak yaşayacağım."
"aklım kesiyorsa ve yüreğim inanıyorsa, başarabilirim."
- amerikalı profesyonel boksördür. tüm zamanların en iyi boksörü olarak kabul edilen muhammed ali, kariyeri boyunca yaptığı maçların yalnızca 5 tanesini kaybetmiştir.
doğum tarihi: 17 ocak 1942, louisville, kentucky, abd
ölüm tarihi ve yeri: 3 haziran 2016, scottsdale, arizona, abd
boy: 1,91 m

"çalışmanın her saniyesinden nefret ediyordum ama kendime hep 'dayan!'diyordum. bugün çalışacağım ve ömrümün sonuna kadar bir şampiyon olarak yaşayacağım."
"aklım kesiyorsa ve yüreğim inanıyorsa, başarabilirim."
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'ın halktan helallik istemesi
buradan
halkımız sana pek helallik verecekmiş gibi durmuyor uzun:
esnafım 2 senedir çalışamıyorum kartlar krediler patladi günde 1 saat uykuyla duruyorum stresten 10 kilo verdim çıkmış helallik diyor vallahi cehennemde yanarken başında izliycem billahi izliycem
halkımız sana pek helallik verecekmiş gibi durmuyor uzun:
esnafım 2 senedir çalışamıyorum kartlar krediler patladi günde 1 saat uykuyla duruyorum stresten 10 kilo verdim çıkmış helallik diyor vallahi cehennemde yanarken başında izliycem billahi izliycem
devamını gör...
çok istenilen bir şeyin olmaması
olsa bile sonradan, umudunu kesip vazgeçtiğin anda gerçekleşse bile istediğin onu beklediğin andaki coşku ve heves içinde kalmıyor olucak.birde çok istediğin bir şey'in beklendiği etkiyi yaratmama durumu var o da ayrı bir problem.
devamını gör...
onlar konuşur ak parti yapar
(bkz: boş yapmak) gibisinden.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori normal sözlük yazarları
isim söylersem alınırsınız hepiniz favorimsiniz canlarım benim. sizleri görünce yıldızlar geçidine dönüyor ortalık.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
sözlükte yazılanları görünce şoke oldum. ne bu islam düşmanlığı. nasıl bu kadar yozlaştık? israil'in vaad edilen toprakları almak için yarın bir gün bize aynısını yapmaya çalışacaklarını görmüyor musunuz ? çocuklar ölüyor, namaz kılarken darp ediliyorlar, evlerinden atılıyorlar, öldürülüyorlar, işkenceye uğruyorlar ve işgal altındalar farkında mısınız? müslüman olmasalar emin olun bu sözlükte olan iki yüzlü hainler burada humanizm şovu yapardı.
devamını gör...
sözlükte akış dışında başka bir bölümü kullanmayan yazar
üşengeç yazarımızdır , gündemle, takiple, profille onla bunla işi yoktur. başlık girilsin de tanımını yapayım diye yenileye otomat kurmuştur. üşendiğine tuvalete gitmeyen adamın çetrefilli sözlük ayarları ile alakası yoktur.
devamını gör...
mor
antik bir fenike kenti olan tyr'de üretimi yapılan, genellikle kabuklu murekslerin kaynatılması yöntemi ile elde edilen renktir. günümüz dünyasında alay konusu bir renk olmasına karşın tüm ilkçağ ortaçağ ve yeniçağda mor renk daima asaletin ve soyluluğun rengi olarak kabul görmüştür.
ek olarak quenya ve sindarin lehçelerinde karanlık demektir.
ek olarak quenya ve sindarin lehçelerinde karanlık demektir.
devamını gör...
tanımın gönderilmeden moderasyon tarafından görüntülenmesi
--- alıntı ---
farzet ki, yazdıklarımı anlayabildin. ya anlayamadıkların? ya yazıp da sildiklerim? ya yazamadıklarım?
-mevlana
--- alıntı ---
moderatörler : şuna bak ya nasil da güzel güzel yazıp siliyor.
farzet ki, yazdıklarımı anlayabildin. ya anlayamadıkların? ya yazıp da sildiklerim? ya yazamadıklarım?
-mevlana
--- alıntı ---
moderatörler : şuna bak ya nasil da güzel güzel yazıp siliyor.
devamını gör...
şöyle şöyle olsa ne yaparsın şeklindeki sorular
başımıza gelmeden cevabını öğrenemeyeceğimiz sorulardır mıdır?
tahmin yürütebilir ama cevabını bulamaz mıyız?
yoksa içten içe bilir miyiz cevabını?
kendimizi bu tarz sorulara cevap verebilecek kadar tanıyor muyuz ki?
eğer kendimiz hakkında bir öngörüde bulunamıyorsak,
bu kendimizi tanımadığımızı mı gösterir yoksa
acaba diye kendisine soran, potansiyelini sorgulayan biri olduğumuzu mu?
yok eğer eminsek,
bu kendimizi tanıdığımızı mı gösterir yoksa,
bilinmezlik ihtimalini göz ardı ederek kendimizi mi kandırmış oluruz? çünkü söz konusu olay henüz gerçekleşmemiştir. ve o olay gerçekleştiğinde biz aynı biz olacak mıyız? ihtimal, değil mi? belki de bambaşka biri oluruz.
yoksa kendimizi tanıyamayacak mıyız?
şahsen cevap veremediğim sorulardır.
tahmin yürütebilir ama cevabını bulamaz mıyız?
yoksa içten içe bilir miyiz cevabını?
kendimizi bu tarz sorulara cevap verebilecek kadar tanıyor muyuz ki?
eğer kendimiz hakkında bir öngörüde bulunamıyorsak,
bu kendimizi tanımadığımızı mı gösterir yoksa
acaba diye kendisine soran, potansiyelini sorgulayan biri olduğumuzu mu?
yok eğer eminsek,
bu kendimizi tanıdığımızı mı gösterir yoksa,
bilinmezlik ihtimalini göz ardı ederek kendimizi mi kandırmış oluruz? çünkü söz konusu olay henüz gerçekleşmemiştir. ve o olay gerçekleştiğinde biz aynı biz olacak mıyız? ihtimal, değil mi? belki de bambaşka biri oluruz.
yoksa kendimizi tanıyamayacak mıyız?
şahsen cevap veremediğim sorulardır.
devamını gör...
seks sırasında partnerinin boğazını sıkmak
bir yere kadar tamam ama çok acırsa ağlarım. biz de insanız hayvan oğlu hayvan!
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
test çözerken bu umut yüklü şarkıları ve yazarlarımızın güzel seslerini dinlemek harika
devamını gör...
