karısını canlı canlı yakan iğrenç varlık
ya bu nasıl kan dondurucu bir vahşettir? bir insanı canlı canlı yakmak, insanlığınıza tüküreyim. midem bulanıyor artık böyle insanlardan.
karısını aldatıyormuş hem de komşusuyla. daha önceden kadını darp etmiş kadın kaçmış gitmiş yine evine getirmiş. sonra tekrar böyle bir olay yaşandığında yine kavga etmişler ve adam karısını alıp ormanlık alana götürmüş. kafasına taşla vurmuş üzerine benzin döküp yakmaya başlamış, sonrasında da kendisi bi sigara yakıp izlemiş! öldü diye gitmiş ama kadın kendi kendine söndürmüş. üstelik bu iğrenç mahluğun çocukları da var. karısına bunları yaşatan kim bilir çocuklara neler yaşattı. umarım tez vakitte en ağır cezaya çarptırılır.
buradan
karısını aldatıyormuş hem de komşusuyla. daha önceden kadını darp etmiş kadın kaçmış gitmiş yine evine getirmiş. sonra tekrar böyle bir olay yaşandığında yine kavga etmişler ve adam karısını alıp ormanlık alana götürmüş. kafasına taşla vurmuş üzerine benzin döküp yakmaya başlamış, sonrasında da kendisi bi sigara yakıp izlemiş! öldü diye gitmiş ama kadın kendi kendine söndürmüş. üstelik bu iğrenç mahluğun çocukları da var. karısına bunları yaşatan kim bilir çocuklara neler yaşattı. umarım tez vakitte en ağır cezaya çarptırılır.
buradan
devamını gör...
128 milyar doları o kodamanların burnundan getireceğim
iktidara ne kadar gülüyorsam muhalefetin atıp tutmalarına da o kadar gülüyorum artık. senelerdir olduğu gibi bu sözünde arkasında durulmayacağı belli. artık olanlar danışıklı dövüş savımı iyice güçlendiriyor.
devamını gör...
dondurma
beni mutlu ediyor. yaz kış cam açık uyuyan, kendi vücut ısısından bazen rahatsız olan, çayı kahveyi ve standardı sıcak olan bilumum içeceği en azından ılık ama genellikle soğuk tüketen iflah olmaz bir soğuk sever olduğum için değil. dondurma beni bildiğin mutlu ediyor.
hayatıma dair gereksiz detayları paylaşmazsam ölecekmiş hastalığına yakalanmış olabilir miyim?
hayatıma dair gereksiz detayları paylaşmazsam ölecekmiş hastalığına yakalanmış olabilir miyim?
devamını gör...
the lord of the portakals
izlerken inanılmaz eğlendim emeğinize sağlık. böyle güzel işler sözlüğe olan inancımı günden güne arttırıyor. harikasınız.
devamını gör...
gece balkonda sigara içmek
t: huzur veren, anlamsız derin düşüncelere daldıran, zaman zaman ulan içmese miydim keşke dedirten her gecemin ritüeli olan eylemdir.
devamını gör...
sigmund freud alıntıları
kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren psikoanalitik kuram'ın kurucusu olan sigmund freud’un kitaplarından alıntılar…
kavga etmek yerine küfretmeyi seçen ilk insan uygarlığın kurucusuydu.
henüz yanıtlanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de yanıtlamayı başaramadığım çok önemli bir soru var: kadın ne ister?
erkek çocuklarda saçma veya aptalca şeyler yapma eğilimi doğrudan doğruya anlamsızlıktan alınan hazdan kaynaklanmaktadır.
bilgi hazinelerine ulaşabilen insanların sayısı ne kadar artarsa, dini inançlardan kopuş da o kadar yaygınlaşır.
mutluluk, pantolona işemek gibidir. ıslaklığı herkes görür ama sıcaklığı yalnız sen hissedersin.
bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.
eğer öpecek bir şeyiniz yoksa, sigara içmeniz kaçınılmazdır.
tabu polenezya dilinde bir kelimedir. bizim için tercüme edilmesinin zorluğu, bu konseptin bizi artık etkileyemediğinden kaynaklanmaktadır.
hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.
insanlar sizi eskisi gibi kullanamadığında, değiştiğinizi söylerler.
mutsuzluğu tatmadan, hep mutlu olmak istersin. oysa nelerin seni mutsuz ettiğini bilmeden, nelerle mutlu olacağını bilemezsin.
insanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar.
sinir hastalığı belirsizliğe tolerans gösterememektir.
bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz.
elde ettiğimiz başarıların peygamber veya tanrıların başarılarıyla boy ölçüşebileceğini zannetmiyorum. nitekim meryem ana'nın mucizelerine inanan insan sayısı, bilinçdışının varlığına inanan insan sayısından çok çok daha fazla.
yetişkin bir kadının cinsel hayatı, psikoloji bilimi için “karanlık bir kıta”dır.
insan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir.
birine duyduğunuz sevgi ve sinir doğru orantılıdır. en çok sevdiğiniz insana herkesten çok sinirlenirsiniz.
aşk yoktur libido vardır.
din, toplumsal obsesyonlarımız; obsesyonlarımız ise bireysel dinimizdir.
erkek sevdiği zaman arzu yoktur; arzuladığı zaman ise, aşk yoktur.
kendini öldürme arzusu, daha derinde; başkalarını öldürme arzusunun projeksiyonudur.
dinler, kendilerini sevgi ve merhamet dini olarak tanımlasalar dahi, onlara inanmayan insanlara karşı sert ve acımasızdırlar.
sanat, çocukluk tecrübelerinin büyüklüğe aktarılmasıdır.
ismini unuttuğunuz kişi hakkında muhakkak olumsuz bir düşünceniz vardır.
eğer bir adam herhangi bir dini öğretinin öne sürdüğü tüm saçmalıkları sorgulamaksızın kabul ediyor ve hatta bunlar arasındaki çelişkileri görmezden geliyorsa, o zaman bu adamın zekasından şüphe edebiliriz.
her insan gördüğü rüyanın tabiridir.
hem psikolojik hem de biyolojik anlamda, insanlarda ne saf bir erkeksilik ne de saf bir kadınsılık vardır.
özgürlük medeniyetin insana bir armağanı değildir. hiç medeniyet yokken insanoğlu çok daha özgürdü.
dinlerin son zemini, insanın çocuksu çaresizliğidir.
kadınları çözmeye çalışmak, bir labirenti düz yola çevirmek gibidir.
zayıf noktalarınızdan güçlü taraflarınız doğacaktır.
bir puro, bazen sadece bir purodur. (gay olmakla alakası yoktur).
istediğin şeyi elde edemiyorsan, elde ettiğin şeyi isteyeceksin.
siz cevaplar bulmaya çalışıyorsunuz, biz ise daha çok soru sormak niyetindeyiz.
tüm kalbimle şuna inanmaktan kendimi alamıyorum: birkaç istisna dışında, sevgili insan kardeşlerim beş para etmez, değersiz varlıklardır.
insanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. insanların “tecrübe” dediği şey budur. kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana “tecrübeli” denir.
evrendeki en büyük gösteri, sen aklını keşfettiğin an başlar.
köpekler arkadaşlarını sever, düşmanlarını ısırırlar. insanlar ise tamamen farklıdır: saf ve karşılıksız sevgiyi beceremezler. kişisel ilişkilerindeyse sevgi ve nefreti karıştırıp dururlar.
mutluluk dediğimiz şey, yoğun bir şekilde bastırılmış ve engellenmiş olan ihtiyaçların kısa süreliğine tatmin edilmesinden başka bir şey değildir.
ruhunun derinliklerine in ve ilk önce kendini tanımayı öğren. bunu yaptıktan sonra, bu hastalığa neden yakalandığını anlayacak ve belki de bir daha hastalanmayacaksın.
bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.
vicdan dediğimiz şey, içimizde alevlenen belli bir arzunun, dış dünya tarafından reddedildiğinin iç dünyamız tarafından algılanmasıdır.
“söz” ile “sihir” başlangıçta aynı şeylerdi. kelimelerin sihirli güçleri vardı.
beklemesini bilen bir insanın hiç bir şeyden taviz vermesine gerek yoktur.
sevildiğinden emin olunca, insan ne kadar da cüretkar oluyor.
özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. karşınızdaki insana verdiğiniz değerin, egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.
kavga etmek yerine küfretmeyi seçen ilk insan uygarlığın kurucusuydu.
henüz yanıtlanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de yanıtlamayı başaramadığım çok önemli bir soru var: kadın ne ister?
erkek çocuklarda saçma veya aptalca şeyler yapma eğilimi doğrudan doğruya anlamsızlıktan alınan hazdan kaynaklanmaktadır.
bilgi hazinelerine ulaşabilen insanların sayısı ne kadar artarsa, dini inançlardan kopuş da o kadar yaygınlaşır.
mutluluk, pantolona işemek gibidir. ıslaklığı herkes görür ama sıcaklığı yalnız sen hissedersin.
bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.
eğer öpecek bir şeyiniz yoksa, sigara içmeniz kaçınılmazdır.
tabu polenezya dilinde bir kelimedir. bizim için tercüme edilmesinin zorluğu, bu konseptin bizi artık etkileyemediğinden kaynaklanmaktadır.
hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.
insanlar sizi eskisi gibi kullanamadığında, değiştiğinizi söylerler.
mutsuzluğu tatmadan, hep mutlu olmak istersin. oysa nelerin seni mutsuz ettiğini bilmeden, nelerle mutlu olacağını bilemezsin.
insanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar.
sinir hastalığı belirsizliğe tolerans gösterememektir.
bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz.
elde ettiğimiz başarıların peygamber veya tanrıların başarılarıyla boy ölçüşebileceğini zannetmiyorum. nitekim meryem ana'nın mucizelerine inanan insan sayısı, bilinçdışının varlığına inanan insan sayısından çok çok daha fazla.
yetişkin bir kadının cinsel hayatı, psikoloji bilimi için “karanlık bir kıta”dır.
insan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir.
birine duyduğunuz sevgi ve sinir doğru orantılıdır. en çok sevdiğiniz insana herkesten çok sinirlenirsiniz.
aşk yoktur libido vardır.
din, toplumsal obsesyonlarımız; obsesyonlarımız ise bireysel dinimizdir.
erkek sevdiği zaman arzu yoktur; arzuladığı zaman ise, aşk yoktur.
kendini öldürme arzusu, daha derinde; başkalarını öldürme arzusunun projeksiyonudur.
dinler, kendilerini sevgi ve merhamet dini olarak tanımlasalar dahi, onlara inanmayan insanlara karşı sert ve acımasızdırlar.
sanat, çocukluk tecrübelerinin büyüklüğe aktarılmasıdır.
ismini unuttuğunuz kişi hakkında muhakkak olumsuz bir düşünceniz vardır.
eğer bir adam herhangi bir dini öğretinin öne sürdüğü tüm saçmalıkları sorgulamaksızın kabul ediyor ve hatta bunlar arasındaki çelişkileri görmezden geliyorsa, o zaman bu adamın zekasından şüphe edebiliriz.
her insan gördüğü rüyanın tabiridir.
hem psikolojik hem de biyolojik anlamda, insanlarda ne saf bir erkeksilik ne de saf bir kadınsılık vardır.
özgürlük medeniyetin insana bir armağanı değildir. hiç medeniyet yokken insanoğlu çok daha özgürdü.
dinlerin son zemini, insanın çocuksu çaresizliğidir.
kadınları çözmeye çalışmak, bir labirenti düz yola çevirmek gibidir.
zayıf noktalarınızdan güçlü taraflarınız doğacaktır.
bir puro, bazen sadece bir purodur. (gay olmakla alakası yoktur).
istediğin şeyi elde edemiyorsan, elde ettiğin şeyi isteyeceksin.
siz cevaplar bulmaya çalışıyorsunuz, biz ise daha çok soru sormak niyetindeyiz.
tüm kalbimle şuna inanmaktan kendimi alamıyorum: birkaç istisna dışında, sevgili insan kardeşlerim beş para etmez, değersiz varlıklardır.
insanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. insanların “tecrübe” dediği şey budur. kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana “tecrübeli” denir.
evrendeki en büyük gösteri, sen aklını keşfettiğin an başlar.
köpekler arkadaşlarını sever, düşmanlarını ısırırlar. insanlar ise tamamen farklıdır: saf ve karşılıksız sevgiyi beceremezler. kişisel ilişkilerindeyse sevgi ve nefreti karıştırıp dururlar.
mutluluk dediğimiz şey, yoğun bir şekilde bastırılmış ve engellenmiş olan ihtiyaçların kısa süreliğine tatmin edilmesinden başka bir şey değildir.
ruhunun derinliklerine in ve ilk önce kendini tanımayı öğren. bunu yaptıktan sonra, bu hastalığa neden yakalandığını anlayacak ve belki de bir daha hastalanmayacaksın.
bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.
vicdan dediğimiz şey, içimizde alevlenen belli bir arzunun, dış dünya tarafından reddedildiğinin iç dünyamız tarafından algılanmasıdır.
“söz” ile “sihir” başlangıçta aynı şeylerdi. kelimelerin sihirli güçleri vardı.
beklemesini bilen bir insanın hiç bir şeyden taviz vermesine gerek yoktur.
sevildiğinden emin olunca, insan ne kadar da cüretkar oluyor.
özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. karşınızdaki insana verdiğiniz değerin, egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.
devamını gör...
deniz börülcesi
deniz kıyısına yakın yerlerde yetişen bir bitkidir. biz egeliler bayılarak yeriz.
devamını gör...
el salvador (yazar)
sözlüğün zarif yazarlarından. tanımlarını severek okuyorum. kendisini takipteyim, iyi ki varsınız sevgili japon 35.
devamını gör...
ankara simidi
gerçek pekmezle harmanlanmış, ekmeğe alternatif bir kahvaltı lezzetidir.
devamını gör...
alkol dostunuz değildir
alkol dostum değil, can yoldaşımdır diye devam ettirdiğim şişe üstü tabelası.
devamını gör...
bin muhteşem güneş
khaled hosseini'nin okuduğum ilk kitabı.
çok fazla beğendiğim ve alakasız bir yerde gözyaşı dökmeme neden olan kitap, öncelikle arkasında yazan "nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar." cümlesiyle hayli etkiledi. buradan konuyla alakalı birkaç bilgi almış oldum. hosseini çocukluğunda gördüğü, bildiği afganistan'ı anlatacaktı. daha sonra okumaya başladım ve ilk sayfada "harami" sözcüğüne rastladım. evlilik dışı olan bir çocuğun yaşayacağı zorlukların da böylelikle farkına vardım.
şimdi sıra sekizinci sayfada, sonlarda şu cümle var, hepimiz illa duymuşuzdur: "pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima mutlaka bir kadını gösterir."
burada yazar "bakın, bu kitapta suçlayıcı parmaklara maruz kalan kadınları anlatacağım!" dedi ve öyle de oldu.
nana'dan leyla'ya ismi geçen her kadın bir erkek yüzünden hayatından oldu. bilirsiniz birinin hayatını kaybetmesi için ölmesi gerekmez. bu kadınlar henüz ölmeden yaşamlarından oldular. sanırım tarık ve babi harici iyi erkek karakter sınırlıydı. raşit'in bitmek bilmeyen dayakları, istekleri, sövmeleri... celil salağının kızını eve almaması falan feminist olmaya yetecek sebepti resmen.
meryem henüz on beşindeyken evlendirildi. o yaşta vücudu kaldırmadığı için bebeklerini kaybetti ve yine kendisi suçlandı. babası diğer kızlarını okula gönderdi, 'meryem'e evlenmek için ideal yaştasın' dediler. raşit cıbıl cıbıl kadın fotoğraflarına baktı ama meryem'e 'burka (çarşaf türü bir şey) giymek zorunda olduğunu' söyledi. kim ne derse desin, bu hikâyenin asıl kaybedeni meryem co'ydu.
kitap okumaya doyurdu desem yanlış olmaz sanırım. edebiyatı, siyaseti, aşkı, terörü, hayatı yani kısaca, çok güzel anlatmıştı yazar. kesinlikle yatırım tavsiyesidir. ilk sayfalara bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
-"bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur."
çok fazla beğendiğim ve alakasız bir yerde gözyaşı dökmeme neden olan kitap, öncelikle arkasında yazan "nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar." cümlesiyle hayli etkiledi. buradan konuyla alakalı birkaç bilgi almış oldum. hosseini çocukluğunda gördüğü, bildiği afganistan'ı anlatacaktı. daha sonra okumaya başladım ve ilk sayfada "harami" sözcüğüne rastladım. evlilik dışı olan bir çocuğun yaşayacağı zorlukların da böylelikle farkına vardım.
şimdi sıra sekizinci sayfada, sonlarda şu cümle var, hepimiz illa duymuşuzdur: "pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima mutlaka bir kadını gösterir."
burada yazar "bakın, bu kitapta suçlayıcı parmaklara maruz kalan kadınları anlatacağım!" dedi ve öyle de oldu.
nana'dan leyla'ya ismi geçen her kadın bir erkek yüzünden hayatından oldu. bilirsiniz birinin hayatını kaybetmesi için ölmesi gerekmez. bu kadınlar henüz ölmeden yaşamlarından oldular. sanırım tarık ve babi harici iyi erkek karakter sınırlıydı. raşit'in bitmek bilmeyen dayakları, istekleri, sövmeleri... celil salağının kızını eve almaması falan feminist olmaya yetecek sebepti resmen.
meryem henüz on beşindeyken evlendirildi. o yaşta vücudu kaldırmadığı için bebeklerini kaybetti ve yine kendisi suçlandı. babası diğer kızlarını okula gönderdi, 'meryem'e evlenmek için ideal yaştasın' dediler. raşit cıbıl cıbıl kadın fotoğraflarına baktı ama meryem'e 'burka (çarşaf türü bir şey) giymek zorunda olduğunu' söyledi. kim ne derse desin, bu hikâyenin asıl kaybedeni meryem co'ydu.
kitap okumaya doyurdu desem yanlış olmaz sanırım. edebiyatı, siyaseti, aşkı, terörü, hayatı yani kısaca, çok güzel anlatmıştı yazar. kesinlikle yatırım tavsiyesidir. ilk sayfalara bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
-"bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur."
devamını gör...
yazarların en çok para harcadığı şeyler
sigaradır net. her ne kadar bırakayım kurtulayım desem de birisinin beni delirten bir şey söylemesi üzerine sinir katsayım x5 x10 oluyor ve elimde bir anda sigara belirip yak beni diyor.
devamını gör...
morfin
çok etkili bir ağrı kesicidir, amacı dışında ve fazla dozda kullanıldığında bağımlılık yapar. morfin bağımlısı bir kadının anne olması durumunda çocukta irritabilite, koma hatta yokluk sendromu görülebilir.
ayrıca, hakan günday'ın 'daha' kitabında fazlasıyla görebileceğimiz bir kelimedir.
ayrıca, hakan günday'ın 'daha' kitabında fazlasıyla görebileceğimiz bir kelimedir.
devamını gör...
planes trains and automobiles
bir john hughes filmidir.
1987 yapımı bu komedi filminin senaristliğini de yönetmenliğini de john hughes yapmıştır ve film 2000 yılında gelmiş geçmiş en iyi komedi filmleri arasında yer almaktadır.

filmin başrollerinde iki dev komedyen var. biri çektiği her filmde anlatmak istediği bir derdi olan steve martin, diğeri ise hiçbir şey yapmadan bile komik olmayı başarabilen john candy.

yol hikayeleri her zaman iş yapar. ve bu hikayeler genelde eğlence dozu yüksek olan filmlerdir ancak kantarın topuzunun kaçması her şeyi berbat edebilir. bunun kötü örneklerini sinema perdesinde defalarca gördük ama bu film en iyi yol filmlerinden biri.
daha sonra benzerleri çok çekilmiş bir film hikayesi. iki adamın birlikte yolculuk yapması ve birinin diğerini sinir etmesi temalı bir klişe muhteşem işlendiğinde karşımıza neler çıkabileceğini görüyoruz filmde.
çok benzer bir film robert downey jr. ve zach galifianakis tarafından çok yakın zamanda çekildi. due date filmini izlediyseniz ve beğendiyseniz bu filmde daha iyisini ve daha fazlasını bulacaksınız. arayıp bulmanız ve bir an önce izlemeniz gereken harika bir film.
1987 yapımı bu komedi filminin senaristliğini de yönetmenliğini de john hughes yapmıştır ve film 2000 yılında gelmiş geçmiş en iyi komedi filmleri arasında yer almaktadır.

filmin başrollerinde iki dev komedyen var. biri çektiği her filmde anlatmak istediği bir derdi olan steve martin, diğeri ise hiçbir şey yapmadan bile komik olmayı başarabilen john candy.

yol hikayeleri her zaman iş yapar. ve bu hikayeler genelde eğlence dozu yüksek olan filmlerdir ancak kantarın topuzunun kaçması her şeyi berbat edebilir. bunun kötü örneklerini sinema perdesinde defalarca gördük ama bu film en iyi yol filmlerinden biri.
daha sonra benzerleri çok çekilmiş bir film hikayesi. iki adamın birlikte yolculuk yapması ve birinin diğerini sinir etmesi temalı bir klişe muhteşem işlendiğinde karşımıza neler çıkabileceğini görüyoruz filmde.
çok benzer bir film robert downey jr. ve zach galifianakis tarafından çok yakın zamanda çekildi. due date filmini izlediyseniz ve beğendiyseniz bu filmde daha iyisini ve daha fazlasını bulacaksınız. arayıp bulmanız ve bir an önce izlemeniz gereken harika bir film.
devamını gör...
satyr
yunan mitolojisi'nde bir insan ile keçiden olma melez bir yaratıkdır.
devamını gör...
haz duyulan küçük sapıklıklar
kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmak.*
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
devamını gör...
sözlüğü evi gibi görmek
samimiyetinden kaynaklanır.
devamını gör...
mezopotamya
iki nehir arasında anlamına gelen, fırat ve dicle nehirlerinin suladığı bereketli topraklar.
devamını gör...
