sözlükteki nickaltı övücülüğü
insanlar birbirine teşekkür babında bir şeyler yazıyor.
kimsenin kimseye yaranmak için bir sebebi yok.
tanımlarını beğendiğim herkesin nickaltında kendime bir yer açmaya çalışıyorum.
yer verenlere çok teşekkür ediyorum haliyle.
kimsenin kimseye yaranmak için bir sebebi yok.
tanımlarını beğendiğim herkesin nickaltında kendime bir yer açmaya çalışıyorum.
yer verenlere çok teşekkür ediyorum haliyle.
devamını gör...
800 tanım giren ilk 100 yazara d&r hediye çeklerinin dağıtılması
kalender'e bu yüze gönüllüğünden dolayı teşekkür ediyor, ben de bu listeye giremeyen bir arkadaşımıza hediye etmek istiyorum.*
edit:bal yerine reçel yapan arı'ya hediye ediyorum, güle güle kullansıın.*
edit:bal yerine reçel yapan arı'ya hediye ediyorum, güle güle kullansıın.*
devamını gör...
orhan veli dizeleri
gün olur, alır başımı giderim.
denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
şu ada senin, bu ada benim.
yelkovan kuşlarının peşi sıra.
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
kendi kurallarını başkalarına hayat dersi gibi anlatmaları, her insan farklıdır dostum, öğren bunu. bir de "evli olunca anlarsın" gibi klişe şeyleri söylemek evlilik sözleşmesinde yazıyor sanırım.
devamını gör...
şeriat yasalarına döneceğiz
üstteki yazara ithafen;
gerçekten millet şaka sanıyor olayı, çocuk oyuncağı sanıyor. yıllarca türkiye topraklarında bir miktar özgürlükçü ve laik, bir miktar tutucu yani ortaya karışık yaşıyorlar, şımarık bir velet gibi şeriat istiyorlar.
o olay gerçekten çok başka, bakın velev ki şeriat geldi, eminim maksimum 3 hafta sonra kolsuz bacaksız gezecek nüfusun %20 si.
cidden az akılcı davranmaları gerek, hadi arap kültürüne hayransın ona da eyvallah da, (aslında değil de) şeriat hükmünü istemek cidden yoğun zeka geriliği.
gerçekten millet şaka sanıyor olayı, çocuk oyuncağı sanıyor. yıllarca türkiye topraklarında bir miktar özgürlükçü ve laik, bir miktar tutucu yani ortaya karışık yaşıyorlar, şımarık bir velet gibi şeriat istiyorlar.
o olay gerçekten çok başka, bakın velev ki şeriat geldi, eminim maksimum 3 hafta sonra kolsuz bacaksız gezecek nüfusun %20 si.
cidden az akılcı davranmaları gerek, hadi arap kültürüne hayransın ona da eyvallah da, (aslında değil de) şeriat hükmünü istemek cidden yoğun zeka geriliği.
devamını gör...
alt üst soy bilgisindeki tuhaf isimler
dedemin kardeşleri : mavi, yeşil, lele. tabi 10 kardeş olduklarından koyacak isim kalmamış olsa gerek.
devamını gör...
bu kadar takipçiyi hak ediyor muyum sorusu
dedikleri gibi her yazarın kendine sorması gereken bir soru.
ben hak ettiğimi düşünüyorum, takipçiden ziyade beni mutlu eden şey sadece yazdıklarıma göre beni takip etmeleri.
diğer sosyal medya hesaplarımda kanlı canlı fotoğraflı birisiyim ve bu kadar takipçim yok.
hoşuma gidiyor. anonim birisiyim ve takip ediyorlar. beni sadece tanımlarım için takip ettiklerini biliyorum ve bu beni aşırı mutlu ediyor.
ben hak ettiğimi düşünüyorum, takipçiden ziyade beni mutlu eden şey sadece yazdıklarıma göre beni takip etmeleri.
diğer sosyal medya hesaplarımda kanlı canlı fotoğraflı birisiyim ve bu kadar takipçim yok.
hoşuma gidiyor. anonim birisiyim ve takip ediyorlar. beni sadece tanımlarım için takip ettiklerini biliyorum ve bu beni aşırı mutlu ediyor.
devamını gör...
huzursuz bağırsak sendromu
hassas bağırsak sendromu ya da irritabl bağırsak sendromu olarak da bilinir.
karında kramp, ağrı, şişkinlik, gaz, ishal, kabızlık gibi belirtileri olan kronik bir rahatsızlıktır. oldukça yaygındır. sebepleri net olmamakla birlikte çözümü genellikle hareket ederek bağırsaklara da hareket vermektir.
çoğu zaman başka rahatsızlıklarla karıştırılıp soluğu hastanede alma sebebidir. bir şekilde gaz çıkarıldığında kişi rahatlar ve bu muymuş, der. anlamsız bir yerde anlamsız saatlerde yürüyen insanlar gördüğünüzde sebebinin hbs olduğunu tahmin edebilirsiniz.
karında kramp, ağrı, şişkinlik, gaz, ishal, kabızlık gibi belirtileri olan kronik bir rahatsızlıktır. oldukça yaygındır. sebepleri net olmamakla birlikte çözümü genellikle hareket ederek bağırsaklara da hareket vermektir.
çoğu zaman başka rahatsızlıklarla karıştırılıp soluğu hastanede alma sebebidir. bir şekilde gaz çıkarıldığında kişi rahatlar ve bu muymuş, der. anlamsız bir yerde anlamsız saatlerde yürüyen insanlar gördüğünüzde sebebinin hbs olduğunu tahmin edebilirsiniz.
devamını gör...
artıkparlamayanyıldız
mahlasinin aksine fazlasiyla parlayan, ışıltısından gözlerimi alamadığım, takip edilesi ve okunası yazar *
devamını gör...
oğuz atay
devamını gör...
erkeklerin güzel göründüğünü sandığı şeyler
erkeklerin kendilerinde mi, yoksa karşı cinste mi güzel gördükleri şeyler tam olarak kestiremedim. genel kanıya göre kendilerinde güzel sandıkları şeyler. fakat her iki durumda da:
birine yakışmayan bir şey, başka birinde güzel durabiliyor. o yüzden yanıt veremeyeceğim başlık.
birine yakışmayan bir şey, başka birinde güzel durabiliyor. o yüzden yanıt veremeyeceğim başlık.
devamını gör...
yaran olaylar
yaşanan ilginç ve komik olayları yaran olay diye arkadaşlarımıza anlatırız.
aşağıdaki gerçek olayda hukuki nedenlerden dolayı yer, tarih, isim belirtilmemiştir.
bakanlık, illere bir genelge yollar: “ tarıma zarar veren hayvanların sayısını bildirin... eğer yaban domuzu sayısı 150'yi geçerse, sürek avı başlatın... vurulan yaban domuzlarının kuyruğunu da kesip gönderin.
il tarım müdürleri, genelgeyi okumuşlar. herkes "bazı hayvanları... bazı rakamları" yazmış. ((b: kim gidecek dağda bayırda yaban domuzu sayacak))
tabii kimse "başına iş almak" istememiş.
kimse de yaban domuzu sayısını "150'nin üzerinde" göstermemiş. (150’nin üzerinde derse sürek avını başlatmak için bir sürü bürokrasi işi çıkacak.)
kimi 60 demiş, kimi 70, kimi 80. böylece "görev yerine getirilmiş."
ankara'nın genelgesine göre her yıl "rakamları yenilemek" gerekiyor.
müdürler onun da "çaresini" bulmuşlar.
bir yıl önce "bizim ilde 70 yaban domuzu var" diyen, bir yıl sonra "75'e çıktı" demiş.
sayı 150'yi bulmadığı için ne "sürek avı" gerekmiş, ne de "domuzun kuyruğunu kesip, ankara'ya yollamak."
bir gün, bir ilin tarım müdürü değişmiş. yeni mezun, idealist biri. yeni müdür "eski listeyi" incelemiş.
bakmış ki her yıl sayı 3'er, 5'er arta arta, ildeki yaban domuzu sayısı "145'e ulaşmış görünüyor."
düşünmüş, taşınmış.
"nasıl olsa ankara fark etmez" demiş.
"kafasına göre uydurduğu yeni rakamı" ankara'ya bildirmiş:
- 95.
bakanlıktaki "araştırma, planlama, koordinasyon" birimindeki dikkatli bir uzman illerdeki "tarım zararlılarının listesini" incelerken görmüş ki:
bir ildeki yaban domuzu sayısı 145'ten, 95'e inmiş.
hemen durumu "makama" arz etmiş. makam da "il müdürüne" soruları dayamış:
- 145 eksi 95 eşittir 50... bu 50 yaban domuzuna ne oldu?.. vurulduysa, kuyruklar nerede?
il müdürünü almış bir telaş. düşünmüş, taşınmış. aklına bir "çıkış yolu" gelmiş.
ankara'ya cevabı döşenmiş:
- sayı 150'ye yaklaştığı için sürek avına çıkıldı... yaban domuzları takip edildi... vurulacağını anlayan 50 yaban domuzu komşu kente geçti.
ankara cevabı okumuş. ve hemen "komşu kente" bir yazı yazılmış:
- bitişiğindeki kentten size 50 yaban domuzu geçti... ne yaptınız?.. acele olarak bildiriniz.
komşu ili almış bir telaş.
onlar da "aynı formülle" yanıt vermişler:
- ilimize 50 yaban domuzunun geçtiğini haber alınca, sürek avına çıktık... yaban domuzlarını kovaladık... tam vuracağımız sırada öteki komşu kentin sınırları içine girdiler.
yazışmalar sürmüş, gitmiş.
50 domuz hep "komşuya... komşunun komşusuna doğru" gidiyormuş.
sonunda iş doğu'daki "sınır kentine" gelip, dayanmış.
ankara sormuş:
- 50 yaban domuzunun akıbetinin acele bildirilmesi... vurulduysa, kuyruklarının gönderilmesi.
sınır kentinden yanıt gelmiş:
- sürek avına çıkıldı... yaban domuzları izlendi... ancak komşu ülkeye kaçtıkları için vurulamadı.....
komşu ülke "ermenistan." ankara'nın "oraya soracak hali yok."
(b: böylece "yaban domuzu sorunu" çözülmüş.)
aşağıdaki gerçek olayda hukuki nedenlerden dolayı yer, tarih, isim belirtilmemiştir.
bakanlık, illere bir genelge yollar: “ tarıma zarar veren hayvanların sayısını bildirin... eğer yaban domuzu sayısı 150'yi geçerse, sürek avı başlatın... vurulan yaban domuzlarının kuyruğunu da kesip gönderin.
il tarım müdürleri, genelgeyi okumuşlar. herkes "bazı hayvanları... bazı rakamları" yazmış. ((b: kim gidecek dağda bayırda yaban domuzu sayacak))
tabii kimse "başına iş almak" istememiş.
kimse de yaban domuzu sayısını "150'nin üzerinde" göstermemiş. (150’nin üzerinde derse sürek avını başlatmak için bir sürü bürokrasi işi çıkacak.)
kimi 60 demiş, kimi 70, kimi 80. böylece "görev yerine getirilmiş."
ankara'nın genelgesine göre her yıl "rakamları yenilemek" gerekiyor.
müdürler onun da "çaresini" bulmuşlar.
bir yıl önce "bizim ilde 70 yaban domuzu var" diyen, bir yıl sonra "75'e çıktı" demiş.
sayı 150'yi bulmadığı için ne "sürek avı" gerekmiş, ne de "domuzun kuyruğunu kesip, ankara'ya yollamak."
bir gün, bir ilin tarım müdürü değişmiş. yeni mezun, idealist biri. yeni müdür "eski listeyi" incelemiş.
bakmış ki her yıl sayı 3'er, 5'er arta arta, ildeki yaban domuzu sayısı "145'e ulaşmış görünüyor."
düşünmüş, taşınmış.
"nasıl olsa ankara fark etmez" demiş.
"kafasına göre uydurduğu yeni rakamı" ankara'ya bildirmiş:
- 95.
bakanlıktaki "araştırma, planlama, koordinasyon" birimindeki dikkatli bir uzman illerdeki "tarım zararlılarının listesini" incelerken görmüş ki:
bir ildeki yaban domuzu sayısı 145'ten, 95'e inmiş.
hemen durumu "makama" arz etmiş. makam da "il müdürüne" soruları dayamış:
- 145 eksi 95 eşittir 50... bu 50 yaban domuzuna ne oldu?.. vurulduysa, kuyruklar nerede?
il müdürünü almış bir telaş. düşünmüş, taşınmış. aklına bir "çıkış yolu" gelmiş.
ankara'ya cevabı döşenmiş:
- sayı 150'ye yaklaştığı için sürek avına çıkıldı... yaban domuzları takip edildi... vurulacağını anlayan 50 yaban domuzu komşu kente geçti.
ankara cevabı okumuş. ve hemen "komşu kente" bir yazı yazılmış:
- bitişiğindeki kentten size 50 yaban domuzu geçti... ne yaptınız?.. acele olarak bildiriniz.
komşu ili almış bir telaş.
onlar da "aynı formülle" yanıt vermişler:
- ilimize 50 yaban domuzunun geçtiğini haber alınca, sürek avına çıktık... yaban domuzlarını kovaladık... tam vuracağımız sırada öteki komşu kentin sınırları içine girdiler.
yazışmalar sürmüş, gitmiş.
50 domuz hep "komşuya... komşunun komşusuna doğru" gidiyormuş.
sonunda iş doğu'daki "sınır kentine" gelip, dayanmış.
ankara sormuş:
- 50 yaban domuzunun akıbetinin acele bildirilmesi... vurulduysa, kuyruklarının gönderilmesi.
sınır kentinden yanıt gelmiş:
- sürek avına çıkıldı... yaban domuzları izlendi... ancak komşu ülkeye kaçtıkları için vurulamadı.....
komşu ülke "ermenistan." ankara'nın "oraya soracak hali yok."
(b: böylece "yaban domuzu sorunu" çözülmüş.)
devamını gör...
dumanlı pars
neofelis nebulosa ya da bulutlu leopar olarak da bilinen ve güneydoğu asya'da yaşayan bir yırtıcı. baştan kuyruğa kadar 170 cm kadar büyürler yani ortalama bir kurt köpeği kadar. tek başlarına yaşarlar ve avladıkları geyik, ceylan, yaban domuzu ve kuşlarla beslenirler. kürklerinden dolayı insanlara av olduklarından nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.
devamını gör...
3 idiots
devamsızlık haklarınızı dönem içinde kullandıysanız okulun son haftası sizi bekleyen muhtemel dostunuzdur
devamını gör...
yeşil çay
siyah çaya göre pek tercih edilmese de alışınca içimi güzel geliyor. sağlık üzerinde olumlu etkisi araştırmalara bile konu olduğundan, en iyi şekilde bu faydadan yararlanmak için bizler de bu bitkisel besini afiyetle içiyoruz.
devamını gör...
türk eğitim sisteminde ingilizce öğretememe problemi
birçok sebebi var. sıralayacak olacaksak:
-öğretmenlerin dahi ingilizceye tam hakim olmaması.
-ağırlıklı olarak gramer, vocabulary ezberletilmesi. buna rağmen speaking-listening pratikleri yapılmaması.
-türkiye standartları. ülkede ingilizce konuşan insanın bir elin parmağını geçmemesi.
-mevcut ekonomi, kurdan dolayı insanımızın yurtdışına gidemeyip dili sahasında kullanamaması.
-anadilimizin türkçe olması. ingilizce ve türkçenin farklı dil ailelerinde bulunması.
- bana göre en önemlisi olan konuşmaya çekinmek.
başta belirttiğim gibi gramer o kadar işleniyor ki zihnimizde sürekli doğru cümle kurma, sürekli hangi kelimeyi nerede kullanacağım diye düşünme fikri var oluyor. bunun yanında "ay bir kelimeyi yanlış telaffuz edersem, kelimenin doğru okunuşunu bilmezsem! benimle alay ederler mi acaba?" korkusu hakim.
her zaman söyledim, söylüyorum da türk milleti ingilizce öğrenemiyor değil aksine birçok milletin yanında aksanımız, kelime telaffuzlarımız vs. çok çok iyi ve de anlaşılır. aradaki tek fark akıcı konuşup konuşamamak olabilir. o da dediğim gibi kurallara fazla uymaya çalışmaktan, kafada nasıl cümle kuracağım diye fazla düşünmekten kaynaklı, zamanla aşılır.
örneğin bir hintli bir türk'e göre çok daha hızlı ingilizce konuşabilir ama zannetmiyorum ki bir hintlinin aksanını anlamak bir türk'ün aksanından daha kolay olsun.
önereceğim tek şey konuşurken yanlış yaparım, beni anlamazlar diye düşünmemeniz. anadili ingilizce olan hiçbir aklı başında, efendi insan sizin kelimeleri yanlış telaffuz etmenize fazla takılmaz (bizim milletin kompleksidir bu, dalga geçerler kendileri çok iyi biliyormuş gibi) tabi sizin de derdinizi iyi ifade edebilmeniz lazım orası ayrı bir konu.
örneğin bear ve beer kelimeleri karıştırılır. yanlış telaffuz ediyor olabilirsiniz hiç sorun değil. siz cümlenizi kurarken o kelimeyi destekleyici ifadeler kullanacaksınız zaten örneğin:
"let's drink some beer!" derseniz kastedilenin bira olduğu çok net anlaşılır veya "who would win in a fight between wolf and bear?" derseniz kastedilenin ayı olduğu çok net anlaşılır.
son olarak speaking-listening kasmak için benim bir diğer önerim hayalgücünüzü kullanmak. kafanızdan senaryolar oluşturarak bu senaryoları kendi kendinize oynamanız işe yarar.
mükemmel derecede öğrenemiyorum, konuşamıyorum diye dert etmenize gerek yok yani. zaman zaman anadili ingilizce olan insanlar bile kendi dillerindeki bazı kelimelerin, bazı kuralların ne kadar saçma, komik olduğunu tartışıyor. onlar bile kendi dillerinde afallıyorlarsa siz hayli hayli hata yapma lüksüne sahipsiniz.
üzmeyin tatlı canınızı.
-öğretmenlerin dahi ingilizceye tam hakim olmaması.
-ağırlıklı olarak gramer, vocabulary ezberletilmesi. buna rağmen speaking-listening pratikleri yapılmaması.
-türkiye standartları. ülkede ingilizce konuşan insanın bir elin parmağını geçmemesi.
-mevcut ekonomi, kurdan dolayı insanımızın yurtdışına gidemeyip dili sahasında kullanamaması.
-anadilimizin türkçe olması. ingilizce ve türkçenin farklı dil ailelerinde bulunması.
- bana göre en önemlisi olan konuşmaya çekinmek.
başta belirttiğim gibi gramer o kadar işleniyor ki zihnimizde sürekli doğru cümle kurma, sürekli hangi kelimeyi nerede kullanacağım diye düşünme fikri var oluyor. bunun yanında "ay bir kelimeyi yanlış telaffuz edersem, kelimenin doğru okunuşunu bilmezsem! benimle alay ederler mi acaba?" korkusu hakim.
her zaman söyledim, söylüyorum da türk milleti ingilizce öğrenemiyor değil aksine birçok milletin yanında aksanımız, kelime telaffuzlarımız vs. çok çok iyi ve de anlaşılır. aradaki tek fark akıcı konuşup konuşamamak olabilir. o da dediğim gibi kurallara fazla uymaya çalışmaktan, kafada nasıl cümle kuracağım diye fazla düşünmekten kaynaklı, zamanla aşılır.
örneğin bir hintli bir türk'e göre çok daha hızlı ingilizce konuşabilir ama zannetmiyorum ki bir hintlinin aksanını anlamak bir türk'ün aksanından daha kolay olsun.
önereceğim tek şey konuşurken yanlış yaparım, beni anlamazlar diye düşünmemeniz. anadili ingilizce olan hiçbir aklı başında, efendi insan sizin kelimeleri yanlış telaffuz etmenize fazla takılmaz (bizim milletin kompleksidir bu, dalga geçerler kendileri çok iyi biliyormuş gibi) tabi sizin de derdinizi iyi ifade edebilmeniz lazım orası ayrı bir konu.
örneğin bear ve beer kelimeleri karıştırılır. yanlış telaffuz ediyor olabilirsiniz hiç sorun değil. siz cümlenizi kurarken o kelimeyi destekleyici ifadeler kullanacaksınız zaten örneğin:
"let's drink some beer!" derseniz kastedilenin bira olduğu çok net anlaşılır veya "who would win in a fight between wolf and bear?" derseniz kastedilenin ayı olduğu çok net anlaşılır.
son olarak speaking-listening kasmak için benim bir diğer önerim hayalgücünüzü kullanmak. kafanızdan senaryolar oluşturarak bu senaryoları kendi kendinize oynamanız işe yarar.
mükemmel derecede öğrenemiyorum, konuşamıyorum diye dert etmenize gerek yok yani. zaman zaman anadili ingilizce olan insanlar bile kendi dillerindeki bazı kelimelerin, bazı kuralların ne kadar saçma, komik olduğunu tartışıyor. onlar bile kendi dillerinde afallıyorlarsa siz hayli hayli hata yapma lüksüne sahipsiniz.
üzmeyin tatlı canınızı.
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
+fakir mi oluyoruz ?
-daha neler..
-daha neler..
devamını gör...
taksi filminin başrol oyuncusunun istanbul’da taksi bulamaması
hayatın cilvesi.
devamını gör...

