repin'in en ünlü eserlerinden biridir. resme konu olan olayın gerçekliği, en azından sebebi hala tartışma konusu olsa da bir anlatıma göre korkunç ivan oğlu ivan'ın karısının odasına girdiği bir vakit, hamile olan karısı yelena'yı uygunsuz bir şekilde giyinmesi gerekçesi ile döver. karısının çığlıklarını duyan oğul ivan odaya gelir ve aralarında gerginlik yaşanır. yelena, bu olayın ardından düşük yapar. ertesi günü oğlu, babası ile bu konuda tartışır ve korkunç ivan oğlunu, livonya savaşı ile alakalı olarak kendisine itaatsizlikle suçlar. oğlu sadakatli olduğunu ve yapılması gerekeni ona söyler. bu tavrına öfkelenen korkunç ivan asası ile oğlunun kafasına vurur. oğlu yere yıkılır ve ivan oğluna koşar.

tabloda net bir şekilde duyulan pişmanlığın, korkunun, acının, umutsuzluğun, dehşetin, kanlı bir temsilini görebiliyoruz. kimilerince rahatsız edici bulunabilecek bu tabloda ressamın duyguları tasvir etme ve ele alış biçimini takdir etmekten başka bir şey yapamayız. yaşanan olayların ve trajedilerin insanın iç dünyasına yaptığı bu gerçek etkileri, ruha uzanan acıları tabloya yansıtmak denenmişti ve başarılı olunmuştu.

günümüze kadar 2 saldırıya uğramış ve ciddi zarar görmüş tablo moskova'daki tretyakov galerisi'nde sergilenmektedir.
devamını gör...

hızını alamayan insan davranışı.
devamını gör...

bir cümle.

ben hızlıca okurken bile içim şişti bunca işkence nedeniyle. bu kadıncağız bir de bunları yıllarca yaşamış.

empati en çok hukuk alanında lazım insanlara. bu durumdaki kişiler için ağır cezalar talep ederken kendilerini bu insanların yerine koymaları, böyle zulümlere kaç gün hatta kaç saat katlanabileceklerini düşünüp anlamaları için. müebbetleri şunları bunları talep ettiğiniz bu durumdaki insanlar sizin yakınlarınız olsaydı ne hissederdiniz sorusuna adam gibi cevap verebilmek için empati şart.

tamam, tabi ki suç varsa ceza da olmalı ama kadının en ufak bir sözünü ağır tahrik olarak nitelendirip takım elbise giydi diye bir adam(!)ın iyi halini görüp ona yeni cinayetler işleme fırsatı verecek kadar kısa cezalarla işin içinden çıkılırken, hayatını, çocuklarının hayatını korumak nasıl nefsi müdafaa sayılmıyor, yıllarca yapılan tecavüz ve atılan dayaklar nasıl ağır tahrik olmuyor, anlamak mümkün değil.

buraya çok şey yazarım ama ne acıdır ki gerçekleri yazdık diye başımıza iş alırız da, o gerçeklerin gerçek haline getirilmiş olmasından sorumlu olan kişilerin hiçbirine bir şey olmaz. böyledir zaten insanlar; kötü bir şey yapmaktan çekinmezler de yaptığının kötü olduğunu dürüstçe söyleyenleri cezalandırmaya çalışırlar.
devamını gör...

açıkçası okuduğum yorumlardan sonra heyecanla açtığım ancak hayal kırıklığına uğradığım bir film oldu.
film dedim ancak dizi şeklinde olacakmış sonradan değiştirilmiş sanırım, kişisel olarak bence dizi olsaydı daha efektif olurdu.

ilk kısım bana red kit'i canlandırmıştı dedim ki güzel bir şey çıkacak ancak sonradan hiç bir bağlantı olmayan kısa filmler arasında dikkatin çok dağıldığını düşünüyorum.

tabi ki kişiden kişiye değişebilse de ben hiç keyif almadığımı üzülerek dile getirmek istiyorum ancak kızılderili, film eski wild amerikan havasının hakim olması eski stili sevenler için ilgi çekici olacaktır.
devamını gör...

bir konuyla ilgili saf gerçeğin, kişisel algilar ve duygulardan daha az etkili olması durumu.

özellikle popülist siyasetçiler tarafından kullanılır. bir olayla ilgili olarak gerçeğin kendisi önemli olmaktan çıkar, olaydan bahseden kişinin hitap yeteneğine bağlı olarak kitlelerde yarattığı duygu seli ile sahte bir evren yaratılır. bu yeni evren iletişim kanalları vasıtasıyla sürekli olarak kitleye pompalanır. böylece kitlenin gerçekle bağı koparılmış olur.
devamını gör...

30 yaşına gelip hala nerede ne diyeceğini bilmeyen insanlar
devamını gör...

emily dickinson, sylvia plath, maya angelou, rupi kaur'dan bihaber insan beyanı.
devamını gör...

biraz geç uyuyayım daha çabuk uyurum diye düşünüp yanlışlıkla diğer güne başladım.
devamını gör...

ferdi özbeğen deyip tarafımı seçiyorum.nilüfer için üzgünüm.
devamını gör...

sözleri : bana bir şeyler anlat
canım çok sıkılıyor
bana birşeyler anlat anlat
içim içimden geçiyor
yanımdasın susuyorsun
susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım
içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım
bir gülsen kendimi bulacağım
depremler oluyor beynimde
dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
hadi birşeyler söyle
çocuk gözlerim dolsun
içinden git diyorsun
duyuyorum gülüm
gideceğim, son olsun
yanımdasın susuyorsun
susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım
içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım
bir gülsen kendimi bulacağım
içimde soluyorsun
iki can var içimde
korkular salıyorsun üstüme korkular
her an başka biçimde
depremler oluyor beynimde
dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güvensizlik çağımızın hastalığı. genelleme yapmayıp, herkesin kişiliğinin çok ayrı olduğunu ve yaşanan olayların çoğu kişinin de başına geldiğini, beş parmağın beşinin de bir olmadığını kabul edebilsek keşke.
hemcinslerim de erkeklere güvenmemekten dem vuruyor ben onu da yanlış bulup, şu an bu başlıkta erkeklere bu konu hakkında ne diyorsam kadınlara da aynısını söylüyorum. şahsiyet meselesi efendim.
editcik : başlığın "en klişe yorumunu" yaptığım için özür dilerim.. *
devamını gör...

garip
devamını gör...

açlık glikoz düzeyleri ve ogtt(oral glikoz tolerans testi) normalin üzerinde olup da diyabet tanısı konmamış kişilerdir. bu bireylerin diyabet olma riski oldukça yüksektir. sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve şeker takiplerini düzenli yapmaları önerilir.
devamını gör...

tek taraflı düşünerek değerlendirilmemesi gereken insandır. bazen herkes öylece olduğu yerde kaldığında da mesafe açılabiliyor. sosyal ilişkileri bir dengede tutabilmek çok zor.
devamını gör...

şahsen, kitabı okuduktan sonra filminin çıkacağını duyduğumda kitabın vereceği etkiyi vereceğini düşünmüyordum çünkü kitaptan uyarlanan filmler genelde etkisini kaybeder düşüncesindeydim. ama beni yanılttı. film en az kitap kadar güzeldi -elbet kitap kadar ayrıntılı değildi- izlediğim en iyi kitaptan uyarlanan filmler arasında diyebilirim. ve son olarak bir alıntı yapmak istiyorum "call me by your name and i'll call you by mine."
devamını gör...

unutuldum mu şimdi ben?
unutuldum mu hemen?
bir hatıra mıyım artık?
o da nadiren yâd edilen **
buradan
devamını gör...

keyifle takip ettiğim, radyo yayını sayesinde sesini duyma şerefine nail olduğum bir yazar.. kadınlar güzel şeylere imza atınca, okunası yazılar yazınca daha da keyifleniyor, mutlu oluyorum.
bu yazarın mahlasını görünce yazmış gene ''asi kız'' diyorum nedendir bilinmez. bir parça yakınlık ve çokça cesaret bulduğum yazıları var. kaleminiz daim olsun sevgili yazar.. *
devamını gör...

kıybet sabır işidir, ne ponçiklikler hain gıybetlere dönüşür! *
devamını gör...

gecenin sonuna yolculuk gibi birçok yazara edebi hayatında ışık olmuş romanın yaratıcısı olan, bir dönemler antisemitizm yanlısı görüşleriyle itibarını kaybedince soykırım karşıtı olduğunu açıklayan fransız yazar ve doktordur.

céline'in ilham verdiği bazı tanınmış isimler şunlardır: *
jean-paul sartre, henry miller, william s. burroughs, kurt vonnegut, irvine welsh, charles bukowski, jack kerouac, jim morrison, paul auster...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim