kadına el kalkmaz saçmalığı
kadına el kalkmaz lafının yanlış anlaşılarak saçmalık olarak nitelendirilmesidir.
kadının bıçak ile üzerine koşması, küfürle el kol hareketi yapması durumunda elbet tepkisiz kalmazsın. ancak söyledikleriniz kadına el kalkmaz lafını yanlışlamaz
kadına el kalkmaması, yapısal farklarının getirdiği avantajı kullanan erkeğin, kadına orantısız güç kullanmasının yanlışlığını ifade eder.
kadının bıçak ile üzerine koşması, küfürle el kol hareketi yapması durumunda elbet tepkisiz kalmazsın. ancak söyledikleriniz kadına el kalkmaz lafını yanlışlamaz
kadına el kalkmaması, yapısal farklarının getirdiği avantajı kullanan erkeğin, kadına orantısız güç kullanmasının yanlışlığını ifade eder.
devamını gör...
okuduğun bölümü söylediğinde sorulan garip sorular
bu nasıl yazılmamış acaba? ilk sıraya yazılması gerekirdi.
- iki yıllık mı? dört yıllık mı?
- iki yıllık mı? dört yıllık mı?
devamını gör...
sevgilinin ölmesi
sevdiğiniz birini kaybetmek hayal edemeyeceğimiz kadar korkunç bir durumdur. psikolojik olarak mahvolmanıza sebep olacaktır. hayatınızın geri kalanını etkileyecek bir kayıp olacaktır. mezar başında bir taşa bakarak konuşmanıza sebep olacaktır. rüyanızda görmek için yalvaracak hale gelmektir. fotoğrafları videoları ses kayıtlarını ezberleyecek hale gelmektir. ölüm yıldönümlerinde ağlama krizlerine girmenize sebep olacaktır. saf duygular beslediğiniz birinin sonsuzluğa gitmesi size bu dünyada cehennemi yaşatacaktır.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
ben : bayram bitti, doğum günü bitti.anneanneden para almak yok. verirse teşekkür edip iade edeceksiniz.
oğlum: ama almayınca üzülüyor.
ben: olsun, kötü alisacaksiniz böyle. hem paraya ihtiyacınız yok ki,ne isterseniz alıyoruz.o da biraz üzülür ama sonra alışır.
oğlum: yaşlı hasta kör bir kadını üzerek günaha girmemizi mi istiyorsun ? bu yaştan sonra alışamaz yeni şeylere.
oğlum: ama almayınca üzülüyor.
ben: olsun, kötü alisacaksiniz böyle. hem paraya ihtiyacınız yok ki,ne isterseniz alıyoruz.o da biraz üzülür ama sonra alışır.
oğlum: yaşlı hasta kör bir kadını üzerek günaha girmemizi mi istiyorsun ? bu yaştan sonra alışamaz yeni şeylere.
devamını gör...
the office
9 sezondan oluşan efsane sitcom dizisidir.
dizinin yapımcısı ve fikir babalarından olan ricky gervais'in baş rolünü üstlendiği ingiliz yapımı the office dizisinden uyarlanmıştır.
steve carell, rainn wilson, john krasinski, jenna fischer, b.j. novak dizide rol alırken dizinin yapımcılığını ricky gervais, stephen merchant ve greg daniels üstlenmiştir.
konusu dunder miffin adındaki bir kağıt şirketinin scranton şubesinde yaşananları anlatır.
birbirinden ilginç karakterlere sahip olan bu dizi hemen hemen her sitcom severin en sevdiği dizilerden birisidir. hatta yüzde doksanının en sevdiği dizidir.
sebebi ise karakterlerin kusursuz yaratılmamış olmasıdır. ben en azından bu olayını çok seviyorum. karakterler uyuz, yalaka ve gıcıktır. yani normal insanlardır. hepimiz gibiler.
michael scott tüm zamanların yaratılmış en iyi karakterlerinden birisidir. onu tarif edecek kelimeler yok. müthiş birisi.
dwight schrute. dünyanın en garip insanı. gülmekten ağlatan sahneleri oldu. yemin ederim şaka yapmıyorum. bu karakteri bir insan nasıl yazar anlamıyorum. muhteşem.
jim halpert. kendisini çok yakışıklı ve çok sempatik olduğu için sevmiyorum. kıskanıyorum herifi. çok cool.
pam beesly. yine en sevdiğim önemli karakterlerden birisidir.
ryan howard. kendisinden nefret ediyorum. bu yüzden başarılı bir kişi kendisi.
andy bernard. yine garip manyağın tekidir. severim kendisini.
dizinin en sevdiğim taraflarından birisi ise konuların çekinilmeden harcanılması. bölüm başlarında rahatlıkla bir bölüm çıkabilecek konuları harcıyorlar. nefis bir şey. çok komik kısımları harcamaktan çekinmiyorlar çünkü ellerinde bol bol konu var. yaratıcı bir ekip.
diğer tarafı ise dwight ile micheal scott arasındaki garip ilişki. bu iki uyuz insanı izlemek acayip bir şey.
yine başka kısmı dizide bulunan dostluk ilişkileri. birbirilerine garip şakalar yapıyorlar ama birbirlerini seviyorlar. birbirlerine bağlılar. jim ve dwight örneği.
diğer tarafı ise dizinin umurunda olmayan bir üslubu olması. her şeyle dalga geçebiliyorlar. umurlarında değil. her şeyle dalga geçiyorlar. sınır yok. bence mizah dediğimiz olay tam olarak böyle olmalı.
diğer güzel taraf ise samimi olması. seyirciye ofisin içindeymiş gibi hissettirmesi. 9 sezon boyunca oralarda dolaşan bir stajyer gibi hissettim kendimi. kameraya atılan bakışlar çok mutlu etti. zaten dizinin amacı da bu.
dizi 2005 ile 2013 yılları arasında yayınlanmıştır. altın küre ve emmy ödülüne sahiptir.
türkiye'de yayın hakları amazon primedadır. sadece the office için bile amazon prime üyesi olunur. bunu daha önce defalarca dedim yine diyorum. arada sırada açıyorum bir bölüm keyfim yerine geliyor.
toplam 201 bölümden oluşan harika bir dizi. hala fırsat bulamamış herkese şiddetle tavsiye ederim.
not: daha önce izleyip beğenmemiş olabilirsiniz tekrar şans verin. aynısını yaşadım çünkü.
ayrıca bitince depresyona girebilirsiniz. ben girdim çünkü oradan biliyorum.
dizinin yapımcısı ve fikir babalarından olan ricky gervais'in baş rolünü üstlendiği ingiliz yapımı the office dizisinden uyarlanmıştır.
steve carell, rainn wilson, john krasinski, jenna fischer, b.j. novak dizide rol alırken dizinin yapımcılığını ricky gervais, stephen merchant ve greg daniels üstlenmiştir.
konusu dunder miffin adındaki bir kağıt şirketinin scranton şubesinde yaşananları anlatır.
birbirinden ilginç karakterlere sahip olan bu dizi hemen hemen her sitcom severin en sevdiği dizilerden birisidir. hatta yüzde doksanının en sevdiği dizidir.
sebebi ise karakterlerin kusursuz yaratılmamış olmasıdır. ben en azından bu olayını çok seviyorum. karakterler uyuz, yalaka ve gıcıktır. yani normal insanlardır. hepimiz gibiler.
michael scott tüm zamanların yaratılmış en iyi karakterlerinden birisidir. onu tarif edecek kelimeler yok. müthiş birisi.
dwight schrute. dünyanın en garip insanı. gülmekten ağlatan sahneleri oldu. yemin ederim şaka yapmıyorum. bu karakteri bir insan nasıl yazar anlamıyorum. muhteşem.
jim halpert. kendisini çok yakışıklı ve çok sempatik olduğu için sevmiyorum. kıskanıyorum herifi. çok cool.
pam beesly. yine en sevdiğim önemli karakterlerden birisidir.
ryan howard. kendisinden nefret ediyorum. bu yüzden başarılı bir kişi kendisi.
andy bernard. yine garip manyağın tekidir. severim kendisini.
dizinin en sevdiğim taraflarından birisi ise konuların çekinilmeden harcanılması. bölüm başlarında rahatlıkla bir bölüm çıkabilecek konuları harcıyorlar. nefis bir şey. çok komik kısımları harcamaktan çekinmiyorlar çünkü ellerinde bol bol konu var. yaratıcı bir ekip.
diğer tarafı ise dwight ile micheal scott arasındaki garip ilişki. bu iki uyuz insanı izlemek acayip bir şey.
yine başka kısmı dizide bulunan dostluk ilişkileri. birbirilerine garip şakalar yapıyorlar ama birbirlerini seviyorlar. birbirlerine bağlılar. jim ve dwight örneği.
diğer tarafı ise dizinin umurunda olmayan bir üslubu olması. her şeyle dalga geçebiliyorlar. umurlarında değil. her şeyle dalga geçiyorlar. sınır yok. bence mizah dediğimiz olay tam olarak böyle olmalı.
diğer güzel taraf ise samimi olması. seyirciye ofisin içindeymiş gibi hissettirmesi. 9 sezon boyunca oralarda dolaşan bir stajyer gibi hissettim kendimi. kameraya atılan bakışlar çok mutlu etti. zaten dizinin amacı da bu.
dizi 2005 ile 2013 yılları arasında yayınlanmıştır. altın küre ve emmy ödülüne sahiptir.
türkiye'de yayın hakları amazon primedadır. sadece the office için bile amazon prime üyesi olunur. bunu daha önce defalarca dedim yine diyorum. arada sırada açıyorum bir bölüm keyfim yerine geliyor.
toplam 201 bölümden oluşan harika bir dizi. hala fırsat bulamamış herkese şiddetle tavsiye ederim.
not: daha önce izleyip beğenmemiş olabilirsiniz tekrar şans verin. aynısını yaşadım çünkü.
ayrıca bitince depresyona girebilirsiniz. ben girdim çünkü oradan biliyorum.
devamını gör...
yıldızlı gece

vincent van gogh tarafından akıl hastanesinde çizilmiş olan bu tablo, en bilindik sanat eserlerinden birisidir.
yıldızlı gece tablosu için, ressamın kalmış olduğu akıl hastanesindeki odasından görülen saint-remy-de-provence şehrinin bir yorumu denilebilir. uzun araştırmalar sonunda, tablonun 25 mayıs 1889, saat 04:40’taki gökyüzünü gösterdiği tespit edilmiştir.
kardeşi theo van gogh’a yazdığı sayısız mektuplardan birinde resimle alakalı şöyle diyor: “demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamıyla izliyorum.”
resimdeki manzara ressamın kalmış olduğu odanan görünen gerçek bir görüntüdür. köy ve kilise kulesi ise ressamın hayal ürünüdür. gerçekte öyle bir köy bulunmamaktadır.
sanat tarihçilerine göre yıldızlı gece tablosunun ölümü simgeliyor da olabileceği belirtilmiştir. van gogh şu sözleri bu bağlantıyı destekler nitelikte:
“yıldızlara bakmak beni daima hayal dünyasına daldırır. kendime sorarım, fransa haritasındaki noktalar arasında seyahat edip belli bir noktaya ulaşıyoruz da neden gökyüzündeki bu parlak noktalara ulaşamıyoruz? nasıl trene atlayıp tarascon’a ya da rouen’e gidiyorsak yıldızlara ulaşmak için de ölebiliriz.”
devamını gör...
yazarların eş cinsel çocuğu ile yapacağı ilk konuşma
hiç kimse seni, bizim seni sevdiğimiz kadar sevemez. yine hiç kimse seni, bizim seni düşündüğümüz kadar düşünemez. bir kadına/erkeğe ilgi duyuyor olman seni farklı bir insan yapmaz. özür diletecek bir suçlu hiç yapmaz. sana ne derlerse desinler, kulak asma. sen iyi bir çocuksun, ve bizi bugüne kadar hiç üzmedin. biz senin aileniz ve her zaman yanındayız.
ayrıca, canını bu yüzden sıkacak her bir kişinin canına s*çarım, bunu da bilmeni istiyorum…
ayrıca, canını bu yüzden sıkacak her bir kişinin canına s*çarım, bunu da bilmeni istiyorum…
devamını gör...
alice in absurdland
böyle tatlı böyle cici bir yazara ilk nick altı yazmasının bana nasip olması (bkz: hissikablelvuku) ).
ilk görüşte yakınlık bizimkisi.
yeni bir kız kardeş geldi bana.
iyi yazmalar iyi beğenmeler alice'cim.
ilk görüşte yakınlık bizimkisi.
yeni bir kız kardeş geldi bana.
iyi yazmalar iyi beğenmeler alice'cim.
devamını gör...
bir sözlük yazarına aşık olmak
her zaman söylediğim gibi, normal durum.
--- alıntı ---
aşkı başlatan “şey” nedir? sadece karşıdaki kişinin çekiciliği, dış görünüşü veya davranış biçimi mi bunda etkili? yani aşık olmak için karşı tarafın yakışıklı veya güzel ve bunun yanında çekici olması gerekli mi?
son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar, çiftlerin aşkın başlangıcında bunlardan çok ilk karşılaşmalarında elde ettikleri izlenimin ve duyguların çok önemli olduğunu gösteriyor. bu ilk karşılaşma sırasında her iki taraf da birbirini çocukluk çağında elde ettikleri ve artık bilinçaltında depolanmış bulunan kusursuz arkadaşın özellikleri ile karşılaştırır. bu kusursuz arkadaş özelliklerine bir uyum sağlandığında da aşkın ilk kıvılcımları oluşur.
(adapsikoloji .com'dan alıntıdır.)
--- alıntı ---
görüldüğü gibi aşık olmak sadece görmekle değil, beyninizde "aşık olacağım insan" tanımına uyan kriterleri ve o "kusursuz arkadaşlığı" bulmakla da ilgili. bir insanın yazdıklarından, onun bu tanıma uyan kişi olduğuna kendinizi ikna ederseniz, aşk ya da ona benzer duygular yaşamanız kaçınılmaz olur.
şu hayatta her şeyi yapın ama büyük konuşmayın.
ben böyle bir şey yaşamadım ama yaşayana da şaşırmam ya da onu eleştirmem.
--- alıntı ---
aşkı başlatan “şey” nedir? sadece karşıdaki kişinin çekiciliği, dış görünüşü veya davranış biçimi mi bunda etkili? yani aşık olmak için karşı tarafın yakışıklı veya güzel ve bunun yanında çekici olması gerekli mi?
son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar, çiftlerin aşkın başlangıcında bunlardan çok ilk karşılaşmalarında elde ettikleri izlenimin ve duyguların çok önemli olduğunu gösteriyor. bu ilk karşılaşma sırasında her iki taraf da birbirini çocukluk çağında elde ettikleri ve artık bilinçaltında depolanmış bulunan kusursuz arkadaşın özellikleri ile karşılaştırır. bu kusursuz arkadaş özelliklerine bir uyum sağlandığında da aşkın ilk kıvılcımları oluşur.
(adapsikoloji .com'dan alıntıdır.)
--- alıntı ---
görüldüğü gibi aşık olmak sadece görmekle değil, beyninizde "aşık olacağım insan" tanımına uyan kriterleri ve o "kusursuz arkadaşlığı" bulmakla da ilgili. bir insanın yazdıklarından, onun bu tanıma uyan kişi olduğuna kendinizi ikna ederseniz, aşk ya da ona benzer duygular yaşamanız kaçınılmaz olur.
şu hayatta her şeyi yapın ama büyük konuşmayın.
ben böyle bir şey yaşamadım ama yaşayana da şaşırmam ya da onu eleştirmem.
devamını gör...
leonardo da vinci'nin mona lisa'yı çizdikten sonra instagram'a post atmamış olduğu gerçeği
az önce youtube'ta takipçilerime canlı aerobik dersleri verirken aklıma gelen düşünce. birdenbire aklıma şimşek gibi hücum eden bu aydınlanma karşısında yayını kapatıp instagram'a girdim.
kullanıcı adı kısmına "leonardodavinci,, leodavinci,, davincileo,, leovinci,,vs." gibi isimler deneyerek araştırdım bu ünlü ressamı. ancak fake hesaplar vardı, bu üstat ressamın resimlerini paylaşan tonla ıvır zıvır hayran hesapları işte...
reddit, 4chan, ekşisözlük, memurlar. net, twitter gibi ünlü siteleri de stalkladım ancak yok kardeşim yok...
bir sonraki adım olarak internet archive sitesine gittim. bilenler bilir bu sitede web sitesi sayfalarının eski hallerini görebiliyorsunuz kronolojik olarak, bilmeyenler öğrenmiş oldu. çok faydalı bir sitedir.
neyse buraya girdim ancak 1503 yılına bakamadığımız için web sitelerinden pek bir şey bulamadım.
en son çare olarak en tehlikeli yola başvurdum. artık hedefime ya yaklaşmıştım, ya da araştırmacı gazeteci olarak bu acı gerçeği halkımıza açıklamak zorundaydım.
deep web'e girdim dostlar...
internetin en derin katmanlarında, cia, fbi gibi bilumum kimselerin ulaşabileceği top secret belgeleri bile taradım ancak leonardo da vinci'nin mona lisa ile alakalı ressamın attığı herhangi bir instagram postuna denk gelmedim. internetin hiçbir yerinde yok anlayacağınız.
bu acı gerçek beni ziyadesiyle üzdü. zaten duygusal dönemimdeyim sözlük... gerçekten mutlu bir günüm olmayacak mı bilmiyorum. nefret ediyorum bu durumlardann.....
kullanıcı adı kısmına "leonardodavinci,, leodavinci,, davincileo,, leovinci,,vs." gibi isimler deneyerek araştırdım bu ünlü ressamı. ancak fake hesaplar vardı, bu üstat ressamın resimlerini paylaşan tonla ıvır zıvır hayran hesapları işte...
reddit, 4chan, ekşisözlük, memurlar. net, twitter gibi ünlü siteleri de stalkladım ancak yok kardeşim yok...
bir sonraki adım olarak internet archive sitesine gittim. bilenler bilir bu sitede web sitesi sayfalarının eski hallerini görebiliyorsunuz kronolojik olarak, bilmeyenler öğrenmiş oldu. çok faydalı bir sitedir.
neyse buraya girdim ancak 1503 yılına bakamadığımız için web sitelerinden pek bir şey bulamadım.
en son çare olarak en tehlikeli yola başvurdum. artık hedefime ya yaklaşmıştım, ya da araştırmacı gazeteci olarak bu acı gerçeği halkımıza açıklamak zorundaydım.
deep web'e girdim dostlar...
internetin en derin katmanlarında, cia, fbi gibi bilumum kimselerin ulaşabileceği top secret belgeleri bile taradım ancak leonardo da vinci'nin mona lisa ile alakalı ressamın attığı herhangi bir instagram postuna denk gelmedim. internetin hiçbir yerinde yok anlayacağınız.
bu acı gerçek beni ziyadesiyle üzdü. zaten duygusal dönemimdeyim sözlük... gerçekten mutlu bir günüm olmayacak mı bilmiyorum. nefret ediyorum bu durumlardann.....
devamını gör...
efsane kitapların ilk cümleleri
babamın beni unutulmuş kitaplar mezarlığı’na ilk götürüşü hiç aklımdan çıkmaz.
(bkz: rüzgarın gölgesi)
(bkz: rüzgarın gölgesi)
devamını gör...
izmir denince akla gelenler
çekirdeğe çiğdem
simide gevrek demeleri
herhangi bir yerde otururken yanınıza sokulan ve korkmayan kediler
oluk oluk medeniyet
aşırı güzel bir şehir olduğu gerçeği.
simide gevrek demeleri
herhangi bir yerde otururken yanınıza sokulan ve korkmayan kediler
oluk oluk medeniyet
aşırı güzel bir şehir olduğu gerçeği.
devamını gör...
progeria hastalığı
halk arasında erken yaşlanma hastalığı olarak bilinen hastalık, kişinin hızlı bir şekilde yaşlanmasına neden olur. nadir ve ölümcül olan bir genetik hastalıktır. rahatsızlığın farklı varyasyonları vardır, fakat klasik tipi hutchinson-gilford progeria sendromu (hgps) olarak isimlendirilir. bu tip, hastalığı ingiltere'de ilk defa tanımlayan dr. jonathan hutchinson ve dr. hastings gilford'un adıyla anılmaktadır.
erken yaşlanma hastalığından kişinin spesifik bir geninde bulunan tek bir hata sorumludur. bu hata progerin veya lamin a olarak adlandırılan gende yer alır ve anormal bir protein oluşumuna sebep olur. doku ve organları oluşturan hücreler, progerin adı verilen bu anormal proteini kullandıkları zaman, daha hızlı ve kolay parçalanan bir özelliğe bürünür. ve böylece progerin geni erken yaşlanma hastası çocuğun birçok hücresinde hızlı bir yaşlanmaya sebep olur.
atardamarlarda erken yaşlardan itibaren meydana gelen sertleşme (ateroskleroz) gelişimi sebebiyle erken yaşlanma hastalığı ile dünyaya gelen çocukların çoğunluğu ne yazık ki 14 yaşını doldurmadan hayatını kaybetmektedir. hastalık her iki cinsiyette ve bütün ırklarda hiçbir ayrım gözetmeksizin, eşit oranda görülmektedir. dünya üzerindeki her 4 milyon kişiden yaklaşık olarak 1'i bu hastalıkla dünyaya gelir.
kafa çapları ve gözlerin normalden büyük olması, alt çenenin küçük olması, yavaş ve anormal diş gelişimin olması, kırışmış çökmüş veya dar bir yüz yapıları olması çocuklarda görülen ilk belirtilerden birkaçıdır. doğduklarında sağlıklı görünseler bile zamanla (10 ila 24 ay) bu belirtiler baş göstermeye başlar.
bu hastalık çoğunlukla kalıtımsal değildir, bu nedenle çocuğa ebeveynlerinden aktarılmaz diyebiliriz. bununla birlikte ailede progeria olan bir çocuk varsa, durumun yineleme olasılığı %2 - 3 oranına çıkar. hasta çocukların ebeveynlerinde herhangi bir belirti görülmese bile mutasyonlu gen bulunabilir. genetik test yapılarak ebeveynin hastalıkla bağlantılı mutasyona sahip olup olmadığını bilgisine ulaşılabilmektedir.
progerianın ne yazık ki bilinen kesin bir tedavisi yoktur fakat; bulunan tedavi, hastanın belirtilerini kontrol altına almak için yapılır. lonafarnib adı verilen bir ilaç, ortalama 14 yıllık ömür beklentisini 1,6 yıl kadar uzatabilmektedir.
erken yaşlanma hastalığından kişinin spesifik bir geninde bulunan tek bir hata sorumludur. bu hata progerin veya lamin a olarak adlandırılan gende yer alır ve anormal bir protein oluşumuna sebep olur. doku ve organları oluşturan hücreler, progerin adı verilen bu anormal proteini kullandıkları zaman, daha hızlı ve kolay parçalanan bir özelliğe bürünür. ve böylece progerin geni erken yaşlanma hastası çocuğun birçok hücresinde hızlı bir yaşlanmaya sebep olur.
atardamarlarda erken yaşlardan itibaren meydana gelen sertleşme (ateroskleroz) gelişimi sebebiyle erken yaşlanma hastalığı ile dünyaya gelen çocukların çoğunluğu ne yazık ki 14 yaşını doldurmadan hayatını kaybetmektedir. hastalık her iki cinsiyette ve bütün ırklarda hiçbir ayrım gözetmeksizin, eşit oranda görülmektedir. dünya üzerindeki her 4 milyon kişiden yaklaşık olarak 1'i bu hastalıkla dünyaya gelir.
kafa çapları ve gözlerin normalden büyük olması, alt çenenin küçük olması, yavaş ve anormal diş gelişimin olması, kırışmış çökmüş veya dar bir yüz yapıları olması çocuklarda görülen ilk belirtilerden birkaçıdır. doğduklarında sağlıklı görünseler bile zamanla (10 ila 24 ay) bu belirtiler baş göstermeye başlar.
bu hastalık çoğunlukla kalıtımsal değildir, bu nedenle çocuğa ebeveynlerinden aktarılmaz diyebiliriz. bununla birlikte ailede progeria olan bir çocuk varsa, durumun yineleme olasılığı %2 - 3 oranına çıkar. hasta çocukların ebeveynlerinde herhangi bir belirti görülmese bile mutasyonlu gen bulunabilir. genetik test yapılarak ebeveynin hastalıkla bağlantılı mutasyona sahip olup olmadığını bilgisine ulaşılabilmektedir.
progerianın ne yazık ki bilinen kesin bir tedavisi yoktur fakat; bulunan tedavi, hastanın belirtilerini kontrol altına almak için yapılır. lonafarnib adı verilen bir ilaç, ortalama 14 yıllık ömür beklentisini 1,6 yıl kadar uzatabilmektedir.
devamını gör...
tanıştırdığın arkadaşlar tarafından dışlanmak
öyle bir dışlanmak ki hemde bensiz buluşma planlıyorlar,hainler!*
devamını gör...
kar küresi
herkesin bana almasını istediğim, kimseciklerin bana almadığı ve saatlarce izleyebildiğim huzur veren minnak kürecikler :) yazarken bile içim mutlandı.
devamını gör...
bonfile
büyükbaş hayvanların sırt ve arka kısmından çıkarılan çok değerli bir et. iç bonfile olarak da bilinir. hayvan başına 1.5 ile 2.5 kilo çıkar. daha çok ızgara için kullanılır. yumurta sarısı, galeta unu ve kızdırılmış tereyağı kullanılarak kızartılabilir. yağ ve sinir barındırmayan bir et olduğu için çiğköfte yapımında çok tercih edilir.https://r.resimlink.com/rqp3.jpg
devamını gör...
italya
orta avrupa'nın güneyinde, bir çizme biçiminde akdeniz'e uzanan italya yarım adasının üzerinde yer alan ülkedir.
çizme şeklindeki bu yarımadanın hemen burnunda bulunan sicilya ile yarımadanın batısındaki tiren denizinde bulunan sardinya adaları da ülke sınırları içindedir. italya yarım adasının doğusunda akdeniz'in uzantısı olan adriyatik denizi (adriya denizi), güneyinde ise akdeniz ile adriyatik denizi arasında bulunan iyon denizi (iyonya denizi) vardır.
ülke başkenti roma'dır. italya'nın dağlık bir coğrafyası vardır. kuzeyde bir yay biçiminde uzanan alp dağları, italya ile fransa, isviçre, avusturya ve slovenya arasındaki doğal sınırı oluşturur. apennin dağları ülkeyi boydan boya geçerek sicilya adası'nın batısına dek uzanır.
ülkede aynı zamanda birçok sönmüş yanardağ mevcuttur. tarihi pompei şehrinin yıkımına neden olmuş vezüv yanardağı ve etkinliğini halen devam ettiren sicilya adası'ndaki etna yanardağı bunların en ünlüsüdür.
italya'da kuzeyden güneye doğru gidildikçe hem iklim, hem de toplumsal yapı çeşitlilik ve farklılık gösterir. tarımsal üretim, ürün çeşitliliği ve bitki örtüsü açısından zengin bir ülkedir. kuzeyde alp dağları ve apenninler'in etekleri arasında uzanan po ovası, italya'nın en geniş ve en verimli tarım alanıdır. bu alan, po nehri ve kolları tarafından akaçlanır. diğer ovalık alanların geneli kıyı kesimlerdedir.
italya'da kömür yatakları çok az olduğudan yakacak olarak genellikle ormanlardan yararlanılmıştır. bu yüzden ülkedeki orman örtüsü büyük ölçüde seyrelmiş, yabanıl hayvan varlığı da giderek azalmıştır. ülke sınırları içinde çok sayıda göl bulunur. akarsu ve göllerde yaşayan başlıca tatlı su balıkları, alabalık ve mersin balığıdır. ülkeyi çevreleyen denizlerden ise hamsi, sardalya ve orkinos avlanır.
italya'nın güney kesimlerinde tarantula isimli zehirli örümcekler yaşar. italya'da işçilerin yaklaşık dörtte biri tarım alanında çalışır. köylülerin ekseriyeti işledikleri toprağın sahibi değildir; kiraladıkları toprakları ekip biçerler. kiracıların işledikleri topraklardan çıkarılmasına karşı koruma yasaları yürürlüktedir. italya'nın güney kesiminde ve sicilya'da topraklarının başında bulunmayan büyük toprak sahipleri, mülklerini parsellere ayırarak köylülere kiralar ve idaresini kendilerine bağlı kâhyalara bırakırlar. yoksul köylülerin ezilmesine sebep olan bu düzeni bir nebze olsun değiştirmek amacıyla, italyan hükumeti, 1950'den sonra birçok büyük toprak sahibinin toprağını kamulaştırarak tarım işçilerine ve yoksul köylülere dağıtmıştır.
italya, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde avrupa'nın önde gelen ülkesidir. ülkede sanayileşme ise siyasal birliğin sağlandığı 19. yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır. günümüzde mobilyacılık, büro eşyaları, elektrikli ev aletleri, aydınlatma gereçleri, motorlu araçlar, demiryolu ve elektrikli tren donanımı, çimento, tuğla, yapay ipek, deri, pamuklu, yünlü dokuma ülkenin en önemli sanayi kollarını oluşturur. milano, torino, cenova gibi şehirler, ülke sanayisinin yoğunlaştığı yerlerdir. başkent roma, milano ve floransa, dünyanın önde gelen moda merkezleridir. güney italya'daki en önemli endüstri kenti taranto'dur.
gondol şehri venedik cam işçiliği, pisa şehri mermerleri; toskana ve umbria bölgeleri seramikleriyle ünlüdür. bologna, uluslar arası çapta bir eğitim merkezidir. tarih boyunca çeşitli kavimlerin ve orduların saldırısına uğrayan italya'da, halk en çok romalıların soyundan gelmekle övünür.
tarihte roma imparatorluğu'nun merkezi olan italya, imparatorluğun parçalanmasının ardından önce cermen halklarının, daha sonra da doğu roma imparatorluğu'nun egemenliğine girdi.
orta çağ boyunca çeşitli siyasi çekişmelere sahne olduktan sonra, milano, ceneviz, venedik, pisa, floransa, bologna, napoli, sicilya gibi şehir cumhuriyetlerine ve papalığa ait şehir devletlerine bölündü. bu şehir devletleri, avrupa, asya ve afrika kıtalarında ticaret yapıyor, siyasi ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda belirliyordu. deniz ticaretiyle giderek zenginleşen italyan şehir devletleri, mimarlık, resim, heykel ve edebiyata ilgi göstererek, rönesans hareketinin gelişimini hazırlayan sanat merkezleri durumuna geldi.
xv. yy sonlarına doğru şehir devletlerinin gücü azalmaya başladı. devam eden çağlar boyunca italya'nın yönetimi ispanya, avusturya ve fransa arasında el değiştirdi. xıx. yüzyılın ikinci yarısında italya'da siyasi birlik sağlandı. ama italya, xıx. yy sonlarından xx. yy başlarına kadar sürekli siyasal, ekonomik ve kitlesel bunalımlarla kısa ömürlü hükumetlere sahne oldu. müttefik siyasetinde ve diplomaside uyumsuz bir toplum olan italya, birinci ve ikinci dünya savaşlarına kısmen katılmıştır. xx. yy başlarından itibaren daha iyi bir yaşam kurmak için ülke nüfusunun üçte biri, başta abd olmak üzere çeşitli ülkelere göç etmiştir. ıı. dünya savaşı'nın ardından federal almanya'ya ve isviçre'ye işçi göçü başlamıştır. ülkedeki göç hareketleri, 1960'lı yıllara kadar sürmüştür. ülkedeki bölgesel karşıtlıklar, geçmişten kaynaklanan ekonomik ve kültürel farklılıklar ile siyasal ayrılıkların göstergesidir.
italyan halkının hemen hemen tamamı italyanca konuşur, ama italyancanın ve latincenin bölgeden bölgeye farklılık gösteren diyalektleri de vardır. italyanların büyük çoğunluğu katoliktir.
katolik kilisesinin ve papalığın merkezi olan vatikan, başkent roma'nın batısında bulunan bağımsız bir devlettir.
italya'da vatikan'ın dışında bağımsız veya özerk devlet statüsünde başka din merkezleri de mevcuttur. geçmişte roma uygarlığının, şehir cumhuriyetlerinin, rönesansın beşiği olan italya, zengin bir tarih, kültür, sanat ve mimari birikimine sahiptir.
italyan mutfağı, dünya çapında ünlüdür; italyancada "pasta" denen makarna çeşitleri (özellikle spagetti) zeytinyağlıları, sıcak ve soğuk mezeleri, sosis ve salamları, dondurmaları ve ünlü kahvesi expresso ile oldukça çekici bir mutfaktır.
çizme şeklindeki bu yarımadanın hemen burnunda bulunan sicilya ile yarımadanın batısındaki tiren denizinde bulunan sardinya adaları da ülke sınırları içindedir. italya yarım adasının doğusunda akdeniz'in uzantısı olan adriyatik denizi (adriya denizi), güneyinde ise akdeniz ile adriyatik denizi arasında bulunan iyon denizi (iyonya denizi) vardır.
ülke başkenti roma'dır. italya'nın dağlık bir coğrafyası vardır. kuzeyde bir yay biçiminde uzanan alp dağları, italya ile fransa, isviçre, avusturya ve slovenya arasındaki doğal sınırı oluşturur. apennin dağları ülkeyi boydan boya geçerek sicilya adası'nın batısına dek uzanır.
ülkede aynı zamanda birçok sönmüş yanardağ mevcuttur. tarihi pompei şehrinin yıkımına neden olmuş vezüv yanardağı ve etkinliğini halen devam ettiren sicilya adası'ndaki etna yanardağı bunların en ünlüsüdür.
italya'da kuzeyden güneye doğru gidildikçe hem iklim, hem de toplumsal yapı çeşitlilik ve farklılık gösterir. tarımsal üretim, ürün çeşitliliği ve bitki örtüsü açısından zengin bir ülkedir. kuzeyde alp dağları ve apenninler'in etekleri arasında uzanan po ovası, italya'nın en geniş ve en verimli tarım alanıdır. bu alan, po nehri ve kolları tarafından akaçlanır. diğer ovalık alanların geneli kıyı kesimlerdedir.
italya'da kömür yatakları çok az olduğudan yakacak olarak genellikle ormanlardan yararlanılmıştır. bu yüzden ülkedeki orman örtüsü büyük ölçüde seyrelmiş, yabanıl hayvan varlığı da giderek azalmıştır. ülke sınırları içinde çok sayıda göl bulunur. akarsu ve göllerde yaşayan başlıca tatlı su balıkları, alabalık ve mersin balığıdır. ülkeyi çevreleyen denizlerden ise hamsi, sardalya ve orkinos avlanır.
italya'nın güney kesimlerinde tarantula isimli zehirli örümcekler yaşar. italya'da işçilerin yaklaşık dörtte biri tarım alanında çalışır. köylülerin ekseriyeti işledikleri toprağın sahibi değildir; kiraladıkları toprakları ekip biçerler. kiracıların işledikleri topraklardan çıkarılmasına karşı koruma yasaları yürürlüktedir. italya'nın güney kesiminde ve sicilya'da topraklarının başında bulunmayan büyük toprak sahipleri, mülklerini parsellere ayırarak köylülere kiralar ve idaresini kendilerine bağlı kâhyalara bırakırlar. yoksul köylülerin ezilmesine sebep olan bu düzeni bir nebze olsun değiştirmek amacıyla, italyan hükumeti, 1950'den sonra birçok büyük toprak sahibinin toprağını kamulaştırarak tarım işçilerine ve yoksul köylülere dağıtmıştır.
italya, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde avrupa'nın önde gelen ülkesidir. ülkede sanayileşme ise siyasal birliğin sağlandığı 19. yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır. günümüzde mobilyacılık, büro eşyaları, elektrikli ev aletleri, aydınlatma gereçleri, motorlu araçlar, demiryolu ve elektrikli tren donanımı, çimento, tuğla, yapay ipek, deri, pamuklu, yünlü dokuma ülkenin en önemli sanayi kollarını oluşturur. milano, torino, cenova gibi şehirler, ülke sanayisinin yoğunlaştığı yerlerdir. başkent roma, milano ve floransa, dünyanın önde gelen moda merkezleridir. güney italya'daki en önemli endüstri kenti taranto'dur.
gondol şehri venedik cam işçiliği, pisa şehri mermerleri; toskana ve umbria bölgeleri seramikleriyle ünlüdür. bologna, uluslar arası çapta bir eğitim merkezidir. tarih boyunca çeşitli kavimlerin ve orduların saldırısına uğrayan italya'da, halk en çok romalıların soyundan gelmekle övünür.
tarihte roma imparatorluğu'nun merkezi olan italya, imparatorluğun parçalanmasının ardından önce cermen halklarının, daha sonra da doğu roma imparatorluğu'nun egemenliğine girdi.
orta çağ boyunca çeşitli siyasi çekişmelere sahne olduktan sonra, milano, ceneviz, venedik, pisa, floransa, bologna, napoli, sicilya gibi şehir cumhuriyetlerine ve papalığa ait şehir devletlerine bölündü. bu şehir devletleri, avrupa, asya ve afrika kıtalarında ticaret yapıyor, siyasi ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda belirliyordu. deniz ticaretiyle giderek zenginleşen italyan şehir devletleri, mimarlık, resim, heykel ve edebiyata ilgi göstererek, rönesans hareketinin gelişimini hazırlayan sanat merkezleri durumuna geldi.
xv. yy sonlarına doğru şehir devletlerinin gücü azalmaya başladı. devam eden çağlar boyunca italya'nın yönetimi ispanya, avusturya ve fransa arasında el değiştirdi. xıx. yüzyılın ikinci yarısında italya'da siyasi birlik sağlandı. ama italya, xıx. yy sonlarından xx. yy başlarına kadar sürekli siyasal, ekonomik ve kitlesel bunalımlarla kısa ömürlü hükumetlere sahne oldu. müttefik siyasetinde ve diplomaside uyumsuz bir toplum olan italya, birinci ve ikinci dünya savaşlarına kısmen katılmıştır. xx. yy başlarından itibaren daha iyi bir yaşam kurmak için ülke nüfusunun üçte biri, başta abd olmak üzere çeşitli ülkelere göç etmiştir. ıı. dünya savaşı'nın ardından federal almanya'ya ve isviçre'ye işçi göçü başlamıştır. ülkedeki göç hareketleri, 1960'lı yıllara kadar sürmüştür. ülkedeki bölgesel karşıtlıklar, geçmişten kaynaklanan ekonomik ve kültürel farklılıklar ile siyasal ayrılıkların göstergesidir.
italyan halkının hemen hemen tamamı italyanca konuşur, ama italyancanın ve latincenin bölgeden bölgeye farklılık gösteren diyalektleri de vardır. italyanların büyük çoğunluğu katoliktir.
katolik kilisesinin ve papalığın merkezi olan vatikan, başkent roma'nın batısında bulunan bağımsız bir devlettir.
italya'da vatikan'ın dışında bağımsız veya özerk devlet statüsünde başka din merkezleri de mevcuttur. geçmişte roma uygarlığının, şehir cumhuriyetlerinin, rönesansın beşiği olan italya, zengin bir tarih, kültür, sanat ve mimari birikimine sahiptir.
italyan mutfağı, dünya çapında ünlüdür; italyancada "pasta" denen makarna çeşitleri (özellikle spagetti) zeytinyağlıları, sıcak ve soğuk mezeleri, sosis ve salamları, dondurmaları ve ünlü kahvesi expresso ile oldukça çekici bir mutfaktır.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
yazdığım kaba ifade için kusura bakmayın ama şu söz çok hoşuma gider;
bu meclisin yarısı hıyardır!.. sözümü geri alıyorum. bu meclisin yarısı hıyar değildir...
| osman yüksel serdengeçti
bu meclisin yarısı hıyardır!.. sözümü geri alıyorum. bu meclisin yarısı hıyar değildir...
| osman yüksel serdengeçti
devamını gör...
dünyanın en güzel gofreti
ülker çikolatalı gofretin bitterlisi. karam beni fazla baydıģı için bu gofretle aşk yaşıyorum.
devamını gör...
