sabahattin ali
yaşasaydı bugün doğum günü olacak olan ancak malesef 41 yaşında bir suikaste uğrayarak hayata gözlerini yuman şair ve yazardır.
yazım tarzı olarak genelde öykücü olarak anılsa da günümüzde en çok satan kitaplar olan kuyucaklı yusuf (kitap) , içimizdeki şeytan ve kürk mantolu madonna gibi romanların da sahibidir.
eserlerinde genel olarak toplumsal gerçekçi bir bakış açısına sahip olup aşk, günlük hayat, insan ilişkileri ve bu ilişkilere yönelik tahlillere yer vermiştir.
aynı dönemde yaşadığı edebiyatçılar ile aynı fikirlere sahip olduğu gibi bazılarıyla da ciddi anlamda ters düşmüştür.
bir ara almanya'ya gidip dil öğrenmiş ve türkiye'ye dönünce almanfa öğretmenliği yapmıştır. genel olarak geçimini öğretmenlik ve yazdığı yazılar ile sağlamıştır.
kominizm propagandası yapmak, atatürk'e ve dönemin devlet yöneticilerine hakaret etmek gibi nedenlerle hapse girmiştir. sonrasında çıkan genel aftan yararlanmıştır.
hapishanede yazdığı şiirlerin içerisinde en bilineni sinop cezaevinde yazdığı aldırma gönül'dür.
hayatının aşkı olan aliye ali ile evlenmiş ve filiz isminde bir kızları olmuştur. benim en sevdiğim sabahattin ali kitabı olan canım aliye ruhum filiz de onların birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşmaktadır.
yazımın başında da söylediğim gibi malesef 41 yaşında bulgaristan sınırında ali ertekin tarafından öldürülmüştür.
bu tanımı sabahattin ali'nin kitaplarından birkaç alıntı ekleyerek bitirmek istiyorum.
" ben dünyada bu kadar güzel gülen, güldüğü zaman bu kadar güzel olan insan görmedim."
" aliye, bana böyle şeyler yazma… sonra ben sana deli gibi âşık olurum."
"ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz."
(bkz: canım aliye ruhum filiz)
"seni seviyorum... deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum."
"bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş."
"hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim."
(bkz: kürk mantolu madonna)
"içimizde şeytan var… can kırıkları var. nefret var, yalanlar var… bir yanımız bizi çoktan terk etmiş, kaçıyor… melankoli ve hüsran var… keşke bazı geceler hiç sabah olmasa."
"insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
(bkz: içimizdeki şeytan)
"hayattan fazla şeyler bekleme. dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir."
(bkz: kuyucaklı yusuf (kitap))
edit: tanımda bir paragrafta yer alan anlam karışıklığını gidermeme yardımcı olan (@north57)'ye çok teşekkür ediyorum.
yazım tarzı olarak genelde öykücü olarak anılsa da günümüzde en çok satan kitaplar olan kuyucaklı yusuf (kitap) , içimizdeki şeytan ve kürk mantolu madonna gibi romanların da sahibidir.
eserlerinde genel olarak toplumsal gerçekçi bir bakış açısına sahip olup aşk, günlük hayat, insan ilişkileri ve bu ilişkilere yönelik tahlillere yer vermiştir.
aynı dönemde yaşadığı edebiyatçılar ile aynı fikirlere sahip olduğu gibi bazılarıyla da ciddi anlamda ters düşmüştür.
bir ara almanya'ya gidip dil öğrenmiş ve türkiye'ye dönünce almanfa öğretmenliği yapmıştır. genel olarak geçimini öğretmenlik ve yazdığı yazılar ile sağlamıştır.
kominizm propagandası yapmak, atatürk'e ve dönemin devlet yöneticilerine hakaret etmek gibi nedenlerle hapse girmiştir. sonrasında çıkan genel aftan yararlanmıştır.
hapishanede yazdığı şiirlerin içerisinde en bilineni sinop cezaevinde yazdığı aldırma gönül'dür.
hayatının aşkı olan aliye ali ile evlenmiş ve filiz isminde bir kızları olmuştur. benim en sevdiğim sabahattin ali kitabı olan canım aliye ruhum filiz de onların birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşmaktadır.
yazımın başında da söylediğim gibi malesef 41 yaşında bulgaristan sınırında ali ertekin tarafından öldürülmüştür.
bu tanımı sabahattin ali'nin kitaplarından birkaç alıntı ekleyerek bitirmek istiyorum.
" ben dünyada bu kadar güzel gülen, güldüğü zaman bu kadar güzel olan insan görmedim."
" aliye, bana böyle şeyler yazma… sonra ben sana deli gibi âşık olurum."
"ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz."
(bkz: canım aliye ruhum filiz)
"seni seviyorum... deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum."
"bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş."
"hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim."
(bkz: kürk mantolu madonna)
"içimizde şeytan var… can kırıkları var. nefret var, yalanlar var… bir yanımız bizi çoktan terk etmiş, kaçıyor… melankoli ve hüsran var… keşke bazı geceler hiç sabah olmasa."
"insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
(bkz: içimizdeki şeytan)
"hayattan fazla şeyler bekleme. dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir."
(bkz: kuyucaklı yusuf (kitap))
edit: tanımda bir paragrafta yer alan anlam karışıklığını gidermeme yardımcı olan (@north57)'ye çok teşekkür ediyorum.
devamını gör...
kol kıllarını almayan kadın iticiliği
önce kendi götünüzün kılını alın, sonra kadının kolunu bacağını düşünürsünüz.
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
kafada oluşturulan mükemmel kişiye kıyafet giydirmekten başka bir şey değil.
bir insan hiç görmediği, tanımadığı, huyunu suyunu bilmediği birine nasıl aşık olur lan. aşk dediğin, sevdiğinin çayı kaç şekerli içtiğini bilmektir.
bir insan hiç görmediği, tanımadığı, huyunu suyunu bilmediği birine nasıl aşık olur lan. aşk dediğin, sevdiğinin çayı kaç şekerli içtiğini bilmektir.
devamını gör...
eski prag öyküleri
bir jan neruda kitabıdır.
jan neruda soy ismi olan neruda’yı anlaşılacağı üzere pablo neruda’ya bir saygı gösterisi olarak seçmiştir. bir on dokuzuncu yüzyıl yazarı olan jan neruda çek realizminin önde gelen isimlerinden biridir.
çek bir yazar okumaya başlar başlamaz aklımdan kıyaslamalar yapmaya başlıyorum ister istemez. bu kıyaslamalarda birbirinden farklı üç yazar var referans aldığım: yol gösterici azizim franz kafka, bir dil sürgünü olan milan kundera ve gülümsemeden okuyamadığım vaclav havel.
bu kitap beş öyküden oluşan hacimsiz bir kitap ama yeterince etkileyici. yazar yukarıda saydığım üç yazardan da farklı ama üçüne de bir yerlerden benziyor. hem bir sürgün, hem bir devrimci, hem biraz karamsar, hem de mizahi yönü keskin.
iki yaşlı adamın öyküsünün anlatıldığı bay rysanek ve bay schegl ağır tempoda ilerleyen bilindik bir onurlu düşmanlık öyküsü. doktor dünyabozan bana biraz aziz nesin öykülerini hatırlatan eğlenceli bir öykü. üç zambak üç sayfalık sembolik bir öykü, aziz wenceslas ayini ve nasıl oldu da 20 ağustos 1849’da öğlen yarımda avusturya yıkılmadı ise çocukların başrol oynadığı benim favori öykülerim.
zamanının ötesinde güzel bir kitap.
jan neruda soy ismi olan neruda’yı anlaşılacağı üzere pablo neruda’ya bir saygı gösterisi olarak seçmiştir. bir on dokuzuncu yüzyıl yazarı olan jan neruda çek realizminin önde gelen isimlerinden biridir.
çek bir yazar okumaya başlar başlamaz aklımdan kıyaslamalar yapmaya başlıyorum ister istemez. bu kıyaslamalarda birbirinden farklı üç yazar var referans aldığım: yol gösterici azizim franz kafka, bir dil sürgünü olan milan kundera ve gülümsemeden okuyamadığım vaclav havel.
bu kitap beş öyküden oluşan hacimsiz bir kitap ama yeterince etkileyici. yazar yukarıda saydığım üç yazardan da farklı ama üçüne de bir yerlerden benziyor. hem bir sürgün, hem bir devrimci, hem biraz karamsar, hem de mizahi yönü keskin.
iki yaşlı adamın öyküsünün anlatıldığı bay rysanek ve bay schegl ağır tempoda ilerleyen bilindik bir onurlu düşmanlık öyküsü. doktor dünyabozan bana biraz aziz nesin öykülerini hatırlatan eğlenceli bir öykü. üç zambak üç sayfalık sembolik bir öykü, aziz wenceslas ayini ve nasıl oldu da 20 ağustos 1849’da öğlen yarımda avusturya yıkılmadı ise çocukların başrol oynadığı benim favori öykülerim.
zamanının ötesinde güzel bir kitap.
devamını gör...
pierre de tchihatchef
asıl adı (bkz: piyotr aleksandroviç çihaçov) olan ünlü rus doğa bilimci, coğrafyacı ve gezgindir. hayatı filmlere konu olabilecek kadar hareketli olan bu rus aristokrat, 1845-48 yılları arasında rus büyükelçiliğinde ateşelik görevi yapmıştır. sadece bu süreyle sınırla kalmayıp osmanlı imparatorluğunun dört bir yanını dolaşan geçiren çihaçov, muazzam keşiflere imza atmıştır.
küçük asya'da yaptığı çalışmaları derleyerek fransızca olarak pariste bastırmıştır. kendisinin bana kalırsa bizim için değeri istanbul ve boğaziçi hakkında en kapsamlı coğrafya çalışmasını yapmış olmasıdır. boğaziçi'nin haritaları, su rejimi ve topoğrafyası hakkında derlediği bulguları ve analizlerini yorumlarını da katarak; (bkz: le bosphore et constantinople) adıyla yayınlamıştır.
dilimize (bkz: istanbul ve boğaziçi) adıyla (bkz: ali berktay)'ın kusursuz çevirisiyle kazandırılan bu eserin yayımcısı (bkz: iş kültür yayınları)'dır.
(bkz: alexander von humboldt) stiliyle tuttuğu deneysel kayıtların yanı sıra aristokrat olmasından gelen bu çağın insanına çok uzak gelen fikirleri, türklere ön yargısı okurken karşılaştırma yapılarak düşünülmesi gereken noktalar.
bu arada kitabın sonunda yayıncı tarafında hediye edilen, güzel bir harita mevcut. fakat bu harita sanılanın aksine çihaçov'un değildir.(bkz: ii. mahmut) zamanı ülkemize gelen (bkz: von molkte)'nin haritasıdır, odamda çerçevelenmiş bir biçimde durur.
kitabın istanbul'un su sistemini incenlediği kısmında türk işi olan su terazilerini beğenmeyen, çağ dışı bulan çihaçov aslında pek haklı değildir. su terazisi sistemi çok iyi çalışmıştır ve bize roma ve bizans'tan kalan mühendislik bilgilerinin geliştirilmesi ile ortaya çıkmıştır. bu teraziler eğimli bir topoğrafyası olan istanbul için kritik öneme sahiptir.
küçük asya'da yaptığı çalışmaları derleyerek fransızca olarak pariste bastırmıştır. kendisinin bana kalırsa bizim için değeri istanbul ve boğaziçi hakkında en kapsamlı coğrafya çalışmasını yapmış olmasıdır. boğaziçi'nin haritaları, su rejimi ve topoğrafyası hakkında derlediği bulguları ve analizlerini yorumlarını da katarak; (bkz: le bosphore et constantinople) adıyla yayınlamıştır.
dilimize (bkz: istanbul ve boğaziçi) adıyla (bkz: ali berktay)'ın kusursuz çevirisiyle kazandırılan bu eserin yayımcısı (bkz: iş kültür yayınları)'dır.
(bkz: alexander von humboldt) stiliyle tuttuğu deneysel kayıtların yanı sıra aristokrat olmasından gelen bu çağın insanına çok uzak gelen fikirleri, türklere ön yargısı okurken karşılaştırma yapılarak düşünülmesi gereken noktalar.
bu arada kitabın sonunda yayıncı tarafında hediye edilen, güzel bir harita mevcut. fakat bu harita sanılanın aksine çihaçov'un değildir.(bkz: ii. mahmut) zamanı ülkemize gelen (bkz: von molkte)'nin haritasıdır, odamda çerçevelenmiş bir biçimde durur.
kitabın istanbul'un su sistemini incenlediği kısmında türk işi olan su terazilerini beğenmeyen, çağ dışı bulan çihaçov aslında pek haklı değildir. su terazisi sistemi çok iyi çalışmıştır ve bize roma ve bizans'tan kalan mühendislik bilgilerinin geliştirilmesi ile ortaya çıkmıştır. bu teraziler eğimli bir topoğrafyası olan istanbul için kritik öneme sahiptir.
devamını gör...
ben seni severim sevmesine de
toplum buna hazır değil diye devam eden ali lidar şiiri.
bilmiyorumki ukdesi.
ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum.
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar.
sinemaya gitmeye el ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi, barışması, ayılması, bayılması.
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması.
bilmiyorumki ukdesi.
ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum.
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar.
sinemaya gitmeye el ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi, barışması, ayılması, bayılması.
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması.
devamını gör...
bırakmak istenilen şeyler
kahrolası diyet. iyi güzel bir şekilde insanı forma sokuyor ,kilo da verdiriyor tamam da zor zanaat.pişman mıyım? asla.bir daha yaparmıyım? yapmam. şu yaz bitsin de ilk işim sınırsız kahvaltı yapmak olucak.
devamını gör...
aşkın kıyameti
aşkın kıyameti fena geliyor kulağa. bir film adı olarak güzel de film aynı ölçüde güzel mi derseniz en son söyleyeceğimi ilk söylemeyeyim.
fırat, ajansını batırmış, yüklü bir miktar borçla kalakalmıştır. iki arkadaşı ile yoga kampına gider. orada müzisyenlik yapan lidya ve yusuf ile tanışır. kamp biter, istanbul'a döner. yeni bir işe başlar. iş gezisi için gittiği otelin lobisinde aynı müzisyenlerle tekrar karşılaşır. lidya'nın büyüsüne kapılarak işini bırakır, onlarla beraber gezgin müzisyenliğe başlar.
lidya fırat'ı etkilemiş ama aynı zamanda da ondan etkilenmiştir. sonrası işte iyilik, güzellik.
pınar deniz, boran kuzum ve yiğit kirazcı filmin başrollerini paylaşıyor. yönetmen koltuğunda hilal saral oturuyor. senaryo ise kalemine aşina olduğumuz ama romantik filmlerini görmeye alışık olmadığımız yılmaz erdoğan'ın. yapımcıyı söylemeye aslında gerek yok, hepiniz bkm olduğunu anlamışsınızdır tabii. filmde yoga öğretmeni olarak zeynep tokuş'u görüyoruz. bu minik sürprizi atlamayın diye hatırlatıyorum. çok ama çok güzel kadındı da yoginilik yaramamış sanki.
son bizim başlangıçlara taktığımız kötümser bir isim. sonu bitmek sanıyoruz kötümserliğimiz bundan. asıl olan eksik bıraktıklarımız değil tamamladıklarımız.
artık yorumumu katma zamanı. spritüel bir tat katılmaya çalışılmış ama romantizmi de aynı oranda korunmuş desem gülersiniz ne alaka dersiniz tam da öyle işte.
filmin önemli kısmında pınar deniz şarkı söylüyor, arkada muhteşem manzaralar görüyoruz. inceden bir klip havası yok değil. pınar deniz'in sanki albümü çıkmış da ona tanıtım filmi yapmışlar diyeceğim ancak çok acımasız olur diye diyemiyorum.
boran kuzum tatlı çocuk, pınar deniz güzel kız. çift olarak yakıştırdım. yiğit kirazcı film çekilirken pınar deniz ile sevgili olduğundan başrolde olmalı, yoksa kim olsa fark yaratmayacak bir rolü var.
efendime söyleyeyim, ben bu filmi oturup izlemek yerine ütü yaparken bir kenarda açar, dinlerdim ve asla bir şey kaybetmezdim. iş aradan çıkardı.
notumu veriyorum 4/10 fazlası kesinlikle etmez.
vaktim var, daha önce izlemediğim bir film izleyeyim derseniz, deniz, güneş, kumsal görmekten memnun olursanız açın izleyin. ben tavsiye etmiyorum, siz bilirsiniz.
buradan son olarak yılmaz erdoğan beyciğime seslenmek istiyorum, ben senin romantik film değil ince esprilerle bezeli komedi filmi senaryosu yazma ihtimalini seviyormuşum meğer.
aaa neredeyse unutuyordum, filmde corona adı geçiyor ve bazıları maske takıyor. 2020, 21 hatta 22 denince akla gelen en ikonik aksesuar olan maske filmin hangi yıllarda çekildiğini yıllar geçse de asla unuttutmayacak bir detaydır.
fırat, ajansını batırmış, yüklü bir miktar borçla kalakalmıştır. iki arkadaşı ile yoga kampına gider. orada müzisyenlik yapan lidya ve yusuf ile tanışır. kamp biter, istanbul'a döner. yeni bir işe başlar. iş gezisi için gittiği otelin lobisinde aynı müzisyenlerle tekrar karşılaşır. lidya'nın büyüsüne kapılarak işini bırakır, onlarla beraber gezgin müzisyenliğe başlar.
lidya fırat'ı etkilemiş ama aynı zamanda da ondan etkilenmiştir. sonrası işte iyilik, güzellik.
pınar deniz, boran kuzum ve yiğit kirazcı filmin başrollerini paylaşıyor. yönetmen koltuğunda hilal saral oturuyor. senaryo ise kalemine aşina olduğumuz ama romantik filmlerini görmeye alışık olmadığımız yılmaz erdoğan'ın. yapımcıyı söylemeye aslında gerek yok, hepiniz bkm olduğunu anlamışsınızdır tabii. filmde yoga öğretmeni olarak zeynep tokuş'u görüyoruz. bu minik sürprizi atlamayın diye hatırlatıyorum. çok ama çok güzel kadındı da yoginilik yaramamış sanki.
son bizim başlangıçlara taktığımız kötümser bir isim. sonu bitmek sanıyoruz kötümserliğimiz bundan. asıl olan eksik bıraktıklarımız değil tamamladıklarımız.
artık yorumumu katma zamanı. spritüel bir tat katılmaya çalışılmış ama romantizmi de aynı oranda korunmuş desem gülersiniz ne alaka dersiniz tam da öyle işte.
filmin önemli kısmında pınar deniz şarkı söylüyor, arkada muhteşem manzaralar görüyoruz. inceden bir klip havası yok değil. pınar deniz'in sanki albümü çıkmış da ona tanıtım filmi yapmışlar diyeceğim ancak çok acımasız olur diye diyemiyorum.
boran kuzum tatlı çocuk, pınar deniz güzel kız. çift olarak yakıştırdım. yiğit kirazcı film çekilirken pınar deniz ile sevgili olduğundan başrolde olmalı, yoksa kim olsa fark yaratmayacak bir rolü var.
efendime söyleyeyim, ben bu filmi oturup izlemek yerine ütü yaparken bir kenarda açar, dinlerdim ve asla bir şey kaybetmezdim. iş aradan çıkardı.
notumu veriyorum 4/10 fazlası kesinlikle etmez.
vaktim var, daha önce izlemediğim bir film izleyeyim derseniz, deniz, güneş, kumsal görmekten memnun olursanız açın izleyin. ben tavsiye etmiyorum, siz bilirsiniz.
buradan son olarak yılmaz erdoğan beyciğime seslenmek istiyorum, ben senin romantik film değil ince esprilerle bezeli komedi filmi senaryosu yazma ihtimalini seviyormuşum meğer.
aaa neredeyse unutuyordum, filmde corona adı geçiyor ve bazıları maske takıyor. 2020, 21 hatta 22 denince akla gelen en ikonik aksesuar olan maske filmin hangi yıllarda çekildiğini yıllar geçse de asla unuttutmayacak bir detaydır.
devamını gör...
iç tutarlılık
ing: internal consistency.
araştırma yöntemleri'nde kullanılır. iç tutarlılığın iyi olması için araştırmacının testinde/anketinde aynı şeyi ölçen ve aynı amaca sahip en az iki soru sorması gerekir. eğer iki soruda da aynı sonucu alırsa, iç tutarlılık iyi demektir.
örneğin: ''korku filmi izlemek beni stresli bir hale sokar'' ve ''geçmişte korku filmi izlerken stresli olduğumu hissettim'' cümlelerine katılımcı aynı veya yakın cevabı verirse ve ''korku filmi izlemekten keyif alırım'' cümlesine tam tersi bir yanıt verirse, bu testin iç tutarlılığı iyi diyebiliriz.
araştırma yöntemleri'nde kullanılır. iç tutarlılığın iyi olması için araştırmacının testinde/anketinde aynı şeyi ölçen ve aynı amaca sahip en az iki soru sorması gerekir. eğer iki soruda da aynı sonucu alırsa, iç tutarlılık iyi demektir.
örneğin: ''korku filmi izlemek beni stresli bir hale sokar'' ve ''geçmişte korku filmi izlerken stresli olduğumu hissettim'' cümlelerine katılımcı aynı veya yakın cevabı verirse ve ''korku filmi izlemekten keyif alırım'' cümlesine tam tersi bir yanıt verirse, bu testin iç tutarlılığı iyi diyebiliriz.
devamını gör...
atm'den parayı alıp sayan insan
babasına bile güvenmeyen insandır.
devamını gör...
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası (yazar)
her yazdığı 1000 kere okunmaya değer insandır. neler desem bilemiyorum. henüz iki saat önce karşılaştığım profilinde şimdi yeni bir şeyler yazmasını bekliyorum. hep yazın efenim, siz yazın biz okuyalım.
başlık konusunda da sözümü vermiş bulunmaktayım. şimdi internet arayışına girişiyorum*.
başlık konusunda da sözümü vermiş bulunmaktayım. şimdi internet arayışına girişiyorum*.
devamını gör...
kafa kağıdı
bu ifade bana kasketli, hafif göbeği olan, gömlek giymiş, gömleğinin cebine sigarasıyla birlikte nüfus cüzdanını da koymuş bir adamı hayal ettirdi.
devamını gör...
normal sözlük’te kankacılık
askerde de devrecilik olarak karşımıza çıkar. hayatın her alanında karşılaşmak mümkündür. fazla bu işlere kafa yormaya gerek yok. selam ve dua ile.
devamını gör...
beşiktaş
acayip bir çekim etkisine sahip takım. bir kere bağlandıysan, bir daha kopamıyorsun. zaten kopmak da istemiyorsun.
devamını gör...
ukdenin amacı
tahminimce internette bilginin kısıtlı olduğu zamanlarda ekşi sözlükte (ya da daha eski sözlüklerde) "ben bunu araştırdım ama bulamadım ya da buldum fazla vaktim yok uzun uzun yazamıyorum . bilen varsa yazsın da bı öğrenelim." amacıyla oluşturulmuş sözlük içi uygulamadır.
devamını gör...
1 haziran'a kadar uzaktan eğitim kararı
1 haziran salı gününe kadar uzaktan eğitim kararı alındı. niye 1 haziran? niye haftanın ortası? hiç mi inisiyatif alamaz bir bakanlık?
devamını gör...



