güney afrika cumhuriyeti'nin cape town şehrinin futbol takımıdır. hollanda'daki ajax takımının desteğiyle kurulmuştur. maçlarını, 2010 dünya kupası için cape town'da yapılan stadyumda oynuyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dost mu düşman mı henüz tam çözemediğim ama gündemi seven, sıkı takip eden yazarımız.

portakal atmayı da çok sever kendisi. takipteyiz.
devamını gör...

''ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde'' dizesini daha yeni yeni tam manasıyla anlayabildiğim, müthiş bir titizlikle yazılmış yavuz bülent bâkiler şiiri.

lise 1'deyiz. okul açılalı 1-2 hafta olmuş. o zamanlar, edebiyata olan sevgim konusunda bilinçlendiğim zamanlar. okul kitabındaki şiirleri daha o sayfalara gelmeden okuyorum. şair acaba ne düşünerek bu şiiri yazdı diye kafa yoruyorum.

sonra, gözlerin istanbul oluyor birden şiirinin olduğu sayfaya geliyoruz. hoca kim okumak ister diye soruyor. o zaman ben mi gönüllü oldum yoksa arkadaşlardan biri güzel okuduğumu söyleyip beni mi önerdi şu an anımsayamıyorum fakat neticesinde ben okumuştum bu şiiri. yağmurlu havayı da çok severim, şiirin ilk dizesi ''seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik'' olduğundan baya kalbime dokunmuştu o an.

şu anda da ilk dizeyi okuyunca içimde hoş bir sıcaklıkla yıllar öncesine, lise zamanıma gittim. şahsen şu an ''gözlerin istanbul oluyor birden'' sözü fazla romantik ve aşırı bir tabir gibi geliyor fakat şiirin geneline baktığımızda hoş bir şiir. eh, nihayetinde ''seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.''
devamını gör...

mola yerinden pişmaniye alırken bir gözün kapıda bir kulağın da anonsta olma durumudur.
devamını gör...

20 dakikada bir dışkılama kapasitesine sahip şaşkın ve salak görünümlü tatlı hayvan. sahip oldukları renk çeşitliliği gerçekten inanılmaz. yalnızlığa bürünmüş home-office mesai saatlerimde bana eşlik etmesi için eşim tarafından alınan bu salak şey şimdilik ele gelmese de kafa ile yaklaştığınızda kaçmıyor. bakalım ilerleyen günlerde evcilleşme süresi nasıl gelişecek.
devamını gör...

hiç ama hiç katılmadığım öneri.

devletin bunun için ne insan gücü ne de maddiyat ayırmasını gerekli bulmuyorum.

çünkü bilerek aşı olmayanlar belli bir süre sonra doğal seçilime maruz kalıp ya hastalanıp atlatıp kısmen bağışıklık kazanacak ya da hastalanıp atlatamayıp telef olacak, ne gerek var?
devamını gör...

an itibariyle oran'da başlamıştır. hava durumuna göre yarın akşama kadar devam edeceği tahmin ediliyor...
ilkbahar'da kış lastiğiniz olmadan trafiğe çıkmamanız gereken şehir, ankara.
cemre'nin ayağını kaydırın, gerçekten düşmemiş.
devamını gör...

dönmez merak etmeyin okuyan yok zaten wikilik bilgileri.
devamını gör...

annem has ve has yörüktür. yörüklerin genelde develeri, keçileri, koyunları bulunur. yayla ve sahil olarak bulundukları yerler vardır. dağlara giderler, çadır kurarlar. tek bir aile değil birçok aile dağa gider. dağ dediğim hiç ev olmayan, belirli yolu bulunmayan yerlerdir. bu dağda koyunları, keçileri otlatırlar. eskiden taşıt çok az olduğu için develer göçerken çok yardımcı olmaktadır. annem hatta deve sütü bile içmiş. çocukları bağışıklık sistemi açısından güçlüdür. okul işi biraz sıkıntı yaratır. bol peynir, süt, tereyağ, yoğurt bulunur. yörükler çok neşeli, yardımsever, sıcakkanlı, kendilerine has sözleri olan mesela"hiye" gibi (hiye demek "evet" demektir) bulunan topluluktur. sarıkeçililer, hacı hasanlar vb. soyları vardır. erkeği kadını iş psylaşımı yapar, soğukkanlıdırlar, kadınları dobradırlar, beceriklidirler, kızları güzeldir. (çekik gözlü vs.) diyebilirim.
devamını gör...

kernel panic isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

genellikle toplu taşıma araçlarında gördüğüm, olası tehlikeler esnasında camın kırılması için bulunan alettir.

şahsım tarafından hiç kullanılmamıştır, umarım kimse de kullanacak durumda olmaz.
devamını gör...

ah "whis" ah. böyle bir yazar yok efendiler,yeni kayıt olduğum sözlük sınıfında yanına geçip oturduğum bana sıcacık bir hoş geldin diyen ilk yazardır ve ilkler özeldir. gerçekten bambaşka bir dünyadır kendisi. bayramın hangi günü olurdu diye sorarsanız kesinlikle ilk günü derdim. o kadar neşeli ve insanın içini kıpır kıpır yapan bir yapısı var. yaşadığınızı hissettirir sohbetiyle. gel derse gelmiyorum diyemezsiniz tam bir "şeytan tüyü" var. prenses olduğu kadar da savaşçıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
anime karakteri deseniz "erased airi" derdim size sürekli geleceği hatırlatır.gelecekten korkmanız için hiç bir sebep olmadığına ikna eder. karanlıkta kalsanız sizi elinizden tutar aydınlığa çıkarır. bir başkadır size kattığı yaşama sevinci. işte böyledir bizim "whis"
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kısa ve net olmayı ilke edinmiştir. ölüme en yakın olduğunuz zaman zaten o sizi bulacaktır. gerekirse azrail ile mücadele edecektir fakat sizi yalnız bırakmayacaktır.tam bir özgürlük savaşçısıdır. umutsuzlara umut, korkaklara cesaret olmak için gelmiş gibidir. öylece köşeden izler ne olup bittiğini, eğer "whis" ortamdaysa bilin ki orada çözülmesi gereken bir durum vardır ve "whis" bunu çözecektir.

ilkler konuşuluyorken kendisi ilk nickaltı mesajımı atarak nickaltı kavramını öğreten yazardır.
"kafa sözlüğün kurulmadan önce de sözlükte olan yazarı." öncesinde vardın umarım sonrasında da hep olursun.
iyi ki tanımışım seni ,mor çiçeklerle süslenmiş begonya krallığının atarlı prensesi
devamını gör...

onu bilmem ama sözlükte kompleksli yazarlar var. adını ifşa etmeyeceğm yav.. biri aile şiddeti yazıma yok efendim neymiş. her şey ayrı yazılır, uyarmak istedim vs yazmış. içeriğe bakmıyor. eksik arıyor. kardeşim senin karşında senaryo ve oyun yazarı, öykü yazarı bir şahıs var. bir daha bana salça olma. o kendini biliyor.
devamını gör...

from software in souls tarzı oyunlarının en kallavi olanı.
souls oyunları oyun dünyasının gelmiş geçmiş en zor aksiyon rpg leri olarak bilinir. o kadar çok zorluğu hakkında duydum ve eleştiri izledim ki ciddi manada merak ettim açıkçası kaotik gotik ambiyansi da çok hoşuma gitti 2 gün önce ps store dan satın aldım.
abi yemin ediyorum saç baş yoldurtur. miyazaki reisin yedi sulalesine alfabetik sıraya göre sövdüm.
tarzın ustaları grind yapın ilerlemeye çalışmayın diyorlar öyle de yaptım ama kodugumun save sistemine hiç alışık değilim. ebesinin nikahı kadar yaratık kasmisim tam hub a dönüp kastigim bloodlari güce aktaracagim o.c canavarın teki gelip tek atıp gidiyor. yeniden sıfırdan başlıyorsun yeniden gidiyorsun milyon defa aynı şeyleri yapmak midemi bulandırıyor. bu keyifli değil ki gözünü seveyim roguelike tarzı lan bu bildiğin. tek farkı milyar kat daha zor olması.
müthiş bir sabır ve alışma süreci istiyor. kesinlikle herkese göre bir tür değil. dave sisteminin olmaması, soktuğumun karakterinin aşırı yavaş olması her hamleden sonra koca götunun silahı kaldırmasını bekleyip üstüne karşımdaki yarattıktan darbe yemenmeye çalışmak bir yandan etrafa hâkim olmak. kendine eziyet lan bu ciddi söylüyorum mazoşistlk.
kusura bakma miyazaki abi de sokarım böyle oyuna. ben sims e dönüyorum arkadaş aile falan yapıp çocuk buyutucem..
devamını gör...

medellin ve cali cartellerini anlatan netflix dizisi. ilk iki sezonda medellin karteli ve pablo escobar anlatılır. üçüncü sezonda ise cali kartelinin bitirilişi anlatılır. ilk iki sezonda steve murphy ile javier peña pablo escobar ve medellin kartelini soruşturur. javier peña üçüncü sezonda cali kartelini bitirmek için mücadele eder. ancak gerçekte javier peña cali carteli soruşturmasına katılmamıştır. dizinin üçüncü sezonunda steve murphy yoktur.
bir de narcos: mexico var. o ise meksika kökenli uyuşturucu karteli guadalajara kartelinin kuruluşunu ve çöküşünü, kartele karşı mücadele eden kiki camerenayı ve onun öldürülüşünü ve kiki kamerana soruşturmasını anlatır.

bu dizilerde amerikan propagandası yok değil. güney amerika'daki uyuşturucu dünyasını merak ediyorsanız izleyebilirsiniz. gerçek olaylar da anlatılmış. gerçekte olan ama dizide değinilmeyen olaylar, yanlış anlatılmış olaylar, gerçekteki ile birebir aynı şekilde aktarılmayan karakterler, gerçekte olmuş olayları yanlış anlatan kısımlar var. yani dizi tamamen gerçekte olanları anlatmıyor. internetten araştırırsanız öğrenirsiniz. pablo escobar'ın oğlunun röportajı var dizi hakkında. bu yüzden puanım 6/10.

dizinin en beğendiğim yönü gerçek görüntülere yer vermesi. bu yönüyle biraz da belgesel gibi sanki ama dizi yönü elbette çok daha ağır basıyor.
ayrıca jeneriği çok güzeldir. jenerik
devamını gör...

ilk kez bir bilgisayar bilimcisi ve matematikçi olan john von neumann tarafından, 20. yüzyılın ortalarında dile getirilen ve sonrasında da pek çok kişi tarafından hakkında makaleler yazılan, yapay zekânın gelecekteki bir dönemde, insan zekâsının önüne geçmesi durumunda, insan hayatı üzerinde meydana gelmesi muhtemel olan kökten değişimlere atıfta bulunan terim.

yazı biraz uzun olacak çünkü bu işin olurunu, olmazını konuşabilmek için bazı ön bilgileri vermek gerekiyor.

amerikalı yazar vernor vinge, bu konuyu tekillik dediğimizde aklımıza ilk gelen kavram olan kara delik tekilliğine benzetmişti, yakın sayılabilecek bir tarihte yazdığı makalesinde. zira, tıpkı tekillik noktasında, bildiğimiz fizik kurallarının işlemez hale gelmesine benzetiyordu, insan hayatının bildiğimiz anlamda sürmemeye başlayacak olduğu noktayı. yazar ve fütürist ray kurzweil, bu olayın gerçekleşeceği yılı 2045 olarak öngörüyor.


google mühendislik direktörü ray kurzweil, şimdiye kadarki tahminleri yüksek oranda gerçekleşmiş bir gelecek bilimci. kurzweil, 1990 yılından itibaren yürüttüğü 147 tahminin, yüzde 86 oranında gerçekleştiğini söylüyor.
(beyinsizler. net'ten alıntı)


***

yapay zekâ dediğimizde bahsettiğimiz şeyin tam olarak ne olduğunu açıklamak gerekir bu noktada.

örneğin facebook gibi arkadaşlık sitelerinde, karşınıza "önerilen arkadaşlar" şeklinde bir grup insanın çıkmasının arkasında bir çeşit yapay zekâ arayabilirsiniz. bu önerileri size, tek tek herkesin profilini inceleyip ortak arkadaşları bulunca "dur şunu ahmet'e önereyim" diyen gerçek bir insan yapmıyor. toplanan verileri bir yapay zekâya verip "şu ortak özelliğe sahip durumları ayır" diyebilirsiniz ve makine (bir başka deyişle bilgisayar) bunu rahatlıkla yapabilir.

veri sayısı ve türü karmaşıklaştıkça, makinelerin de "kafası" karışabilir. örneğin iç içe geçmiş birkaç tane daireyi gitar zannedecek kadar "yapay geri zekâ"lı bir makineye bile denk gelebilirsiniz. bu noktada iş yavaş yavaş makine öğrenimine hatta oradan da yapay sinir ağları ile derin öğrenmeye geçiş yapar.

farkı ne bu üçünün? bakalım...

***

yapay zekâ çok daha genel bir kavram aslında. bunun içine karşılıklı tenis oynadığınız bir bilgisayar oyunu gibi basit işlevleri bile dahil edebilirsiniz. hatta oynadığı oyunda yaptığı hatalı hamleleri bir daha yapmayacak şekilde "ders" çıkarabilir, bir yapay zekâ.

makine öğrenimi, bazı yöntemlerde insan müdahalesine ihtiyaç duymadan veri analizi yapabilir. kendi kendini eğitmeye ve sizden daha isabetli tahminler yapmaya (mesela hastalıklara isabetli teşhisler koymaya) yatkındır. açıkçası bazen ilk kavramla bu biraz birbirine de karıştırılabilir. çok net bir sınır çizmek çok kolay değil, sıradan bir yapay zekâ ile bunun arasına.

derin öğrenme ise bunların 1-2 adım daha ötesi diyebiliriz. örneğin makine öğreniminde bir makineye "şu parametrelere göre şu işi yap" diyebiliriz ama derin öğrenme için makineye parametre vermemize gerek bile kalmayabilir. makine, parametreleri bile kendisi belirleyebilir. üstelik birçok katmandaki işlemi aynı anda yapabilir. insan beynine biraz daha yakındır yani çalışma sistemi.

***

peki bu işler hangi aşamada?

aşağıdaki siteye girin, sayfayı birkaç kez yenileyin ve çıkan yüzleri inceleyin:
thispersondoesnotexist.com/

"ee? ne var bunda?" diyebilirsiniz. gördüğünüz insanların hiçbiri gerçekte dünya üzerinde yok. nvidia tarafından yapılan bu çalışma, yapay sinir ağlarının bir çalışması. gerçekte var olmayan sahte yüzler (hatta kediler, arabalar vs) üretebiliyor. basitçe şöyle çalışıyor: bir üretici ve bir ayırıcıdan oluşuyor sistem. üretici sahte veriler (yani yüzler) üretiyor. bir de gerçek örnekler veriliyor makineye. ayırıcı, üreticiden gelenleri de, gerçek olanları da inceliyor ve hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu zamanla öğrenerek üreticiye geri bildirim gönderiyor. böylece üretici daha gerçekçi veriler üretmeye yönlendiriliyor. yani uzun süreli bir "deneme yanılma" süreci...

"etkilenmedim." mi diyorsunuz?

başka bir örneğe bakalım:


bu da çin'in (ve sanırım dünyanın) ilk "sahte" haber spikeri... tabi bir parça belli oluyor sahte olduğu ve aslında tek yaptığı, yazılı bir metni okumak. yani en azından şimdilik pek de zeki sayılmaz.

bunu da mı beğenmediniz? o zaman bir örnek daha gelsin...

birkaç sene önce facebook "kendi dillerini geliştirdikleri" gerekçesiyle "kontrolden çıkan" bir yapay zekâ sistemini kapatmak zorunda kaldı. yapay zekâ botlarının, normal şartlarda ingilizce konuşarak "anlaşmaları" sağlanmıştı ve bir süre böyle de devam ettiler. ancak ne olduysa, sadece kendi aralarında anlaşabildikleri bir dil geliştirdiler. kendilerine öğretilen pazarlık ve takas yöntemleri konusunda oldukça "hevesli" olan botlar, bunu yaparken ingilizce kullanmaları kendilerine ayrıca söylenmediğinden, kendi dillerini geliştirmişti.

tabi sistemin kapatılmasının nedeni "panik" değil, botların anlaşılmaz duruma gelmesiydi. zira söylenene göre amaç, "insanlarla konuşabilecek robotlar" geliştirmekti ve bu robotlar ne yazık ki "kendi aralarında" konuşuyorlardı.

***

yapay zekâ yahut insansı robotlar dediğimizde, boston dynamics'i anmadan olmaz:


ve tabi sophia ile fedor'u:




***

cortana, ibm watson, amazon alexa, google assistant... bunların tümü yapay zekâ başlığının başarılı örnekleri diyebiliriz. ancak yine de teknolojik tekillik için gereken noktada değiliz diye düşünüyoruz. fakat birçok ünlü isim, 2040-2050 yılları civarında bu tekilliğin gerçekleşeceğine inanıyor. zira teknolojideki gelişmelerin ağır ağır, zamana yayılarak değil, üstel bir hızla artacağı öngörülüyor. bir çeşit moore yasası...

insan zekâsı ile makineleri birleştirmek ve yarı biyonik robotlar yapmak gibi fikirler de dillendiriliyor günümüzde. özellikle 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle canlı hücrelere sahip bazı organların yapılabildiği günümüzde, bunları robotlarla bir araya getirerek ortaya tuhaf yaratıklar çıkarmak mümkün.

bu da bir sanatçının silikondan yaptığı "insan parçaları"nı gösteren video:


konu ile ilgili olarak bir düşünce deneyi için (bkz: roko'nun basiliski)
devamını gör...

kitaba gözü gibi bakan insandır. kitap ödünç verdiği insandan kitabını geri aldığında şoke olabilecek insandır aynı zamanda.
devamını gör...

"cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir."
devamını gör...

(bkz: peyami safa) olmak isterdim.
devamını gör...

öğleye kadar pembe, turuncu gibi enerji verici renkler. öğleden sonra lacivert, gri, siyah gibi renklerdir. sevdicekle zamanın rengi toz pembe, sevmediğin kişiyle siyah.
devamını gör...

bunu söylemek acı veriyor ama (bkz: hayırlı forumlar).
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim