marilyn monroe ve kraliçe elizabeth aynı yıl doğdu. * monroe 36 yaşındayken hayata veda etti. elizabeth ise şu anda 95 yaşında.

aşağıdaki fotoğrafta ikisi de 30 yaşında. the battle of the river plate galasına monroe eşiyle birlikte katılmış ve kraliçenin elini sıkıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

saat 13.00'ten beri heyecanla beklediğim röportajdır. moderasyon ekibinden birilerini görmek çok mutlu etmiştir.
hate'in soruları yoldaş benjaminin silah zoruyla sorduğu hissiyatını uyandırmıştır zira hate'in röportaj boyuncaki tavrı (bkz: kamera arkası) ve duruşu akıllara şu sahneyi getirmiştir:

devamını gör...

nickaltına yazmadığımı görünce fatihin öldüğünü öğrenen kenan komutan misali,
olamazz! olamazzzz! ola-mazzzzzz! diye bağırdığım yazar.
seçicidir tanımlarla alakalı, öyle bol kepçe beğeni yoook, ne yazdın sen gel bakalım buraya der. beğendiğine artı çentik atar. sık sık bildirimde görürüm mahlasını ve tebessüm ederim, sıkı bir okuyucudur. var olsundur.
devamını gör...

bir barbaros hayrettin şarkısıdır.

90’lar neydi? doksanlar travmaydı, doksanlar absürt hayatın doruk noktasıydı, doksanlar hala güzellemesi yapılan bir bataklıktı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hikaye özetle şöyle aslında: barbaros hayrettin kobra isimli grubuyla yurtdışında metal ve rock tarzı şarkılar yapan bir müzisyen abimiz. kaliteli müzikler yaptığı iddia ediliyor. sonra kalkıp müziğini türkiye’ye de dinletmek için yurda dönüyor. ama plak şirketleri reddediyor kendisini. bu tutmaz diyorlar türkiye’de. o da geri dönüp ben sizin babanızım şarkısını yapıyor ve plakçıya dinletince adam kendinden geçiyor ve hemen kaset çıkartmaya kadar veriyor.

barbaros hayrettin de tek şarkı ile bu iş olmayacağı için başka saçma şarkılar da yazıyor. bunlardan biri de sevgilim sevgilim nasılsın?. albümün a yüzünün 3. şarkısı.

barbaros’a göre bunun amacı dalga geçmek, ders vermek, mesaj iletmek.

sonra da bu şarkılara birbirinden saçma klipler çekiyor. derdini anladık müzisyen abinin ama merakım odur ki yolu bu muydu tepki vermenin? bizim gençliğimizin, çocukluğumuzun hesabını kim verecek? almanya’da pink floyd çalıp türkiye’de burnun kapıya kısılsın demek nedir? insafınız kurusun.

yine de eğer dinlemek isterseniz:

sevgilim sevgilim nasılsın
devamını gör...

ingiltere'de yaşanan ilginç olay.


ingiltere merkezli bir perakende market zinciri olan tesco, yeni girişiminin bir parçası olarak tüketicileri fazlasıyla memnun eden bir kampanya başlattı. aslına bakacak olursak şirket, kampanya ile ilgili herhangi bir duyuruda bulunmadı bu nedenle kampanya dahilindeki ürünlerden birini sipariş edenler, hiç beklenmedik sürprizlerle  karşılaşabiliyorlar.

tesco'nun söz konusu sürprizlerinden birine maruz kalan nick james isimli biri, yaşadıklarını twitter üzerinden anlattı. söz konusu paylaşıma göre james, tesco'nun click and collect (tıkla ve topla) adlı hizmetindeki siparişine bir kilo elma da eklemişti ancak tesco'nun kampanya dahilindeki sürprizi olarak 1 kilo elma ile birlikte bir iphone se 2020 de hediye aldı.

üstelik tesco'nun kampanyadaki sürprizleri iphone se ile de sınırlı değil. apple airpods, iphone 12 mini, samsung galaxy tab a7, nokia 3.4, motorola e7, galaxy watch 3, galaxy buds live ve galaxy fit 2 de tesco'nun tüketicilere siparişlerindeki bir ürün karşılığında hediye ettiği elektronik ürünler arasında bulunuyor.

kaynak:

www.webtekno.com/elma-sipar...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaşlandırır diye bir bilgi var ama yanlış (mış).gençleşmeye,sabah sporuna,zor olan kadın orgazmına,bilumum ağrılara da birebir(miş).
devamını gör...

bilenin bildiği, çok da söze gerek olmayan, kaybettiğimiz değer.
devamını gör...

publilius syrus'un dilimize düşünceler olarak çevrilmiş sentences -ağırlıklı olarak sentences de publius cyrus olarak bilinir- isimli koleksiyonunda geçen latince deyiş. türkçe'ye çevrilmiş 4 varyasyonu bulunsa bile orijinale en yakın hali: "en büyük sefalet, başka bir iradeye bağlı yaşamaktır." olarak çevrilen versiyonudur. bendeki baskıda - les fables d'avianus'da da oldukça başarılı bir iş çıkarmış olan jules chenu çevirisi, bundan ötürü gandalfgillerden tarafından şiddetle önerilmektedir- 84. sayfada yer almakta. bir yaşamın ne kadar uzun sürdüğü değil o yaşamın ne kadarını kendi düşüncelerimiz doğrultusunda yaşadığımız önem arz eder. hep bir engel, bir çıkmaz ve boyun eğme durumu olacaktır şüphesiz ve kimine göre bu bazen biraz da gereklidir ama eğer bir seçim varsa ortada; insanın kendi aklından başka bir iradeye boyun eğip, başka birinin arzuları doğrultusunda yaşaması kadar üzücü bir sefalet söz konusu olamaz. syrus belki yazarken bunları kast etmiyordu ve ben bütünü ile yanlış anladım ki bu daima ihtimal dahilindedir ama bu yine de bir insanın bir başkasının düşünceleri altında bir başkasının hayatını yaşamasının ne denli kabul edilemez olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.

meraklısı için kitabın tamamı: books.google.co.in/books?id...
devamını gör...

esaretin bedeli.
devamını gör...

daha önce başlığını açtığım (bkz: ganimet olarak el konulan 7 yaşındaki kızın kurtarılması) olayının mağduru olan kız çocuğunun internetten satışa çıkarılması durumu. ışid'in şengali işgali sırasında kaçırılan ezidi kürtlerinden olan bu kız çocuğunu kaçırıp satacak kadar nasıl alçalabiliyorsunuz? içinizde insanlık namına hiçbir şey kalmadı mı gerçekten? 2021 yılında 7 yaşında olduğuna göre kaç yaşında kaçırıldığını siz hesap edin. zira benim midem kaldırmıyor. haber için buradan.
devamını gör...

artık bırak geçmeyi, üzerine yazılıp çizilenleri bile okumaktan imtina ettiğim yer haline gelen caddedir. (eski ismiyle cadde-i kebir)
6-7 yıl öncesine kadar gitmekten kısmen keyif aldığım, caddenin kendisinden çok ara sokaklarına dalıp çıktığım, nevizade biteli zaten çok olmuştu ama en azından asmalımescit ya da tünel geçidi gibi yerlerle sokakta insanları yaşadığım bölgenin, gezi olaylarından sonra intikam alınırcasına bitirilmeye çalışılmasını ibretle izledim.

ilk önce caddenin ortasına hançer gibi saplanan avm ile başladı her şey, bu avm caddenin müşteri kitlesinde büyük değişiklik yarattı. avm'lerden hoşlanmayan bohemler inceden uzaklaşmaya başladılar. taksim'den girip sallana sallana aşağı süzülen insanlar bu avm yüzünden arka taraftan tepebaşı'na gelip odakule'den giriş yaptılar ve galatasaray lisesinden yukarıda kalan kısım evrimini hızlandırdı. artık daha çok arap turist, daha az bohem tayfa vardı.

zamanla liseden tünel'e kadar olan kısım da bozulmaya başladı. arap turistin girdiği her yere peşinden gelen yalellisi ve nargilesinin dumanı tünel tarafının semalarını kapladı ve gelen sokağa masa atma yasağıyla asmalımescit/tünel tarafı tamamen paralize oldu.

bu bölgenin müşterisi içeride sigara,dışarıda masa yasağına kendince eline birasını alıp kapı önünde ayakta durarak bir çözüm bulmaya çalıştı ama bu da bir yere kadardı. mekanların masa sayısı azalınca fiyatları yükseldi, yükselen fiyatlar müşteriyi azalttı. zaten can çekişen hava iyice bozuldu ve insanlar alternatiflere yönelmeye başladılar. (kuledibi, beşiktaş,kadıköy gibi)
karaköy'ün eskiden izbe olan, geç saatlerde geçmekten çekineceğiniz esrarcı yuvası arka sokaklarındaki fırsatı gören uyanık işletmeciler bu bölgede alternatif mekanlar yarattılar ve müşteriyi şimdilik çektiler. tıpkı bir zamanlar asmalımescit sokaklarının travesti ve torbacı yuvası olması daha sonra yavaş yavaş bu bölgenin açılan mekanlarla temizlenmesi gibi karaköy de bu değişimi yaşıyor.

istiklal caddesi benim için ilkokulumun bulunduğu yerdir. sabahın erken saatinde taksim meydandan girip tünel'e kadar yürümek, yolda fransız konsolosluğunun önünden geçmek ,atlas pasajının kapısından bakmak, atlas sinemasının henüz bölünmemiş çok büyük salonunda film izlemek, odakule'nin önünden geçerken henüz istanbul'da hiç gökdelen olmadığı için saf saf yüksek binaya bakmak, s.s.c.b (o zamanları adı) konsolosluğunun kapısında bulunan vitrindeki uzay fotoğraflarına bakmak, çiçek pasajına çaktırmadan girip bira içen insanları seyretmek, meşhur galatasaray büyük postaneye girip o yüksek tavana kocaman açılmış gözlerle şaşırarak bakmak, haşet kitabevinden okul kitaplarını almaktı.
okulum rus konsolosluğu ile tophane'ye inen yokuş arasında olduğu için ilerleyen zamanlarda ortamlardaki insan türü durumuna göre "olum benim okulum bile tophane'deydi biz tophane çocuğuz ya da dostlar okula giderken istiklal caddesinin hüzünlü güzelliği içinden geçerdik biz" demekti.

galiba o ruhu 1996'da eşkıya filmi gösterime girdiği ilk haftanın pazar günü 16:00 seansında çok uzun bir bilet kuyruğunda bekleyip zar zor bilet alabilmem, filmi emek sinemasının salonunda merdivenlerine oturarak seyrettiğim günden sonra kaybettim. bir daha asla o tadı alamadım. hep yavaş yavaş aşağı ivmeyle keyfi azaldı.
artık cadde ölmüştür, ruhu şad olsun.
devamını gör...

kuma işemiyorum
devamını gör...

insanlarımızın "hayır yok, kalmadı, tükendi, bitti" cevaplarını almarına karşın bir umuttur yaşamak bakış açısıyla imkansızı sorgulatan soru.
yok işte, yoktan nasıl var etsin? cevap sıfır. bunun çeyreği, yarımı olmaz.

- batikon var mı?
-yok.
-hiç mi yok?
(bkz: 404 not found)
devamını gör...

atom deneylerinde parçalanma hızından dolayı fizikçilerin en çok kullandığı materyal markası.
devamını gör...

"benim kişiliğimin yöresi mutlaka anadolu'da bir kasaba. hiç kibar değil. bilinçsizce alçakgönüllü. ne baharımsı ne yazımsı. sessiz, durgun, ama geniş değil, yalnızca can sıkıcı."

-kalanlar (kitap)'dan...
devamını gör...

-yarın börek yapıcam.
annem.
devamını gör...

tek bir isteğim var. bir gün uçurulursam da önceden söyleyin lütfen 5 dk süre falan verin. azrail bile hemen almıyo canımızı bekliyo biraz.
devamını gör...

hayatta bazı şeyler, herhangi bir dilde açıklamak için çok karışıktır...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim