akılda kalan okul travması
okul hayatı boyunca insanı derinden etkileyen olaylar.
nöbetçi öğrenci olduğum bir gün öğretmenlerden biri -sanırım müdür yardımcımızdı- çaya bakmamı istedi. ben o yaşıma kadar çay, çorba işlerine hiç bakmamıştım tabi. çaya bakarken, demlerken vs. kendimi yaktım. hala korkarım çay doldurulurken çayla uğraşılırken biri yanacak diye. neysem efem 'çaya bakar mısın?' ricasında kim bulundu tam hatırlamıyorum ama müdür yardımcımız o okulda okuduğumuz süre zarfında hep bana dondurma ısmarladı diğer öğrencilere olmadığı kadar sıcak davrandı bana hep. ben o zamanlar bunu köy okuluna istanbuldan gelmiş oluşuma yoruyordum. acıyor mu yahu bu adam bana diyordum. ? o zaman tabi anlamıyordum ama sanırım yanmış olmam onu çok etkilemişti. büyük resmi sonradan gördüm.* *beni ne zaman görse kızım hadi bize iki dondurma al gel derdi bazen başkasını gönderirdi ama ben hep orada olur o dondurmayı yerdim.
canım öğretmenim ne de severdim.*
nöbetçi öğrenci olduğum bir gün öğretmenlerden biri -sanırım müdür yardımcımızdı- çaya bakmamı istedi. ben o yaşıma kadar çay, çorba işlerine hiç bakmamıştım tabi. çaya bakarken, demlerken vs. kendimi yaktım. hala korkarım çay doldurulurken çayla uğraşılırken biri yanacak diye. neysem efem 'çaya bakar mısın?' ricasında kim bulundu tam hatırlamıyorum ama müdür yardımcımız o okulda okuduğumuz süre zarfında hep bana dondurma ısmarladı diğer öğrencilere olmadığı kadar sıcak davrandı bana hep. ben o zamanlar bunu köy okuluna istanbuldan gelmiş oluşuma yoruyordum. acıyor mu yahu bu adam bana diyordum. ? o zaman tabi anlamıyordum ama sanırım yanmış olmam onu çok etkilemişti. büyük resmi sonradan gördüm.* *beni ne zaman görse kızım hadi bize iki dondurma al gel derdi bazen başkasını gönderirdi ama ben hep orada olur o dondurmayı yerdim.
canım öğretmenim ne de severdim.*
devamını gör...
yolda görsem selam vermem diyeceğimiz ünlüler
acun ılıcalı.
devamını gör...
kendi çocukluğunu evlat edinmek
küçük kızımın gittiği her yeri ondan önce gezer, zararı dokunacak bir şey varsa ortadan kaldırmaya çalışırdım. en güzel okullarda okusun diye elimden geleni yapardım. arkadaş çevresi ilk beş yıl çok önemli; çevresine hep iyi insanları alması için gözetirdim onu, böylece ilerde rüyalarına sınıfta korkup utandığı anlar girmezdi. prensesimin bilinçaltında, kalbinde arkadaş yarası olmazdı.
kütüphanesi olan ve insanların birbirine saygı duyduğu bir evde büyürdü. bağrışmalar olmazdı. böylece tavşanım bağırışlar duyunca tedirgin olmaz, korkuya kapılmazdı.
yanından ayrılmazdım, iş seyahati dahi olsa uzaklaşmazdım ondan. sevgiyi öğrenmesi için eğitirdim. kavgacı olmazdı, sigara içmezdi, kolunda yara izleri taşımazdı.
kızım bugün olduğu insan haline gelince ona olanı bileni anlatır, kocaman sarılırdım.
(bkz: gelmeyin üstüme fena dağıldım)
kütüphanesi olan ve insanların birbirine saygı duyduğu bir evde büyürdü. bağrışmalar olmazdı. böylece tavşanım bağırışlar duyunca tedirgin olmaz, korkuya kapılmazdı.
yanından ayrılmazdım, iş seyahati dahi olsa uzaklaşmazdım ondan. sevgiyi öğrenmesi için eğitirdim. kavgacı olmazdı, sigara içmezdi, kolunda yara izleri taşımazdı.
kızım bugün olduğu insan haline gelince ona olanı bileni anlatır, kocaman sarılırdım.
(bkz: gelmeyin üstüme fena dağıldım)
devamını gör...
başörtülü biri ile evlenmek
benzer bir hayat tarzınız varsa, sorun olmayacaktır ama farklı bir dünya görüşünüz varsa ve ben ona karışmam, o da bana karışmasın gibi düşünceleriniz varsa illa ki sorun yaşanacaktır. mesela bizim mahallede başörtülü bir abla var, kadın namazlı niyazlı, kuran okumalarına gidiyor, kocası ise tam tersi aşırı içki içen, o taraklarda bezi olmayan biri.. abla kendi başına umreye, hacca gitti ama ben olsam her ibadetimi eşimle birlikte yapmak isterdim. yani başörtülü olman sorun değil deyip tam tersi yönde bir hayat tarzınız varsa, onu umreye, hacca vb. yalnız gitmek zorunda bırakacaksanız, başörtülü biriyle evlenip de onu da kendinizi de yakmayın derim ben...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
arabayla sahile doğru giderken denizi gördüğüm andaki, denizin kokusunu duyduğum o ilk andaki hissiyata ihtiyacım var.
devamını gör...
yazarların gözünden kendi hayatları
hayatım yok.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
merdumkaptan çok utanıyordu sayın yazarlar. böyle böyle alışacak.
devamını gör...
tarihteki muazzam ayarlar
1934 yılında mussolini, iyice şımarmış, antalya'nın italyanlara verilmesi gerktiğini söyleyerek tehditler savurmaya başlamıştı. ayrıca italyan öğrencilerine roma'daki türk elçiliği önünde gösteri yaptırtıyor; antalya'yı istiyoruz diye avaz avaz bağırttırıyordu.
atatürk, o günlerde bir akşam italyan büyükelçisinin ankara palas'ta yemek yemekte olduğunu duyunca, onun yanındaki masayı kendisine hazırlamalarını emretti ve birkaç dakika sonra oraya gitti. büyükelçi ile selamlaşıp yerine oturdu fırsatı kaçırmada herkesin duyması için tercüman aracılığı ile yüksek sesle ona hitap etti:
- antalya'yı istiyormuşsunuz. antalya, bizim italya'daki elçimizin cebinde değil ki, çıkarıp size versin. antalya buradadır, anadolu'da? niçin gelip almıyorsunuz? ekselans duce'ye( mussolini'ye) bir teklifim var:
ordusunu göndersin, dövüşelim. kim kazanırsa antalya onun olur.
büyükelçi:
- bu bir savaş ilanımı ekselans? diye sordu.
- hayır. ben burada herhangi bir vatandaş gibi konuşuyorum. türkiye adına savaş ilanına sadece türkiye büyük millet meclisi yetkilidir. ama şunu da hatırlatayım: büyük millet meclisi, zamanı gelince, benim gibi basit yurttaşların duygularını da göz önüne alır.
büyükelçi yemeğini bitirmişti. atatürk'ü selamlayıp, tek kelime söylemeden ankara palas'ı terk etti.
mussolini'nin hala aynı saçmalıklara devam ettiği görülmekte idi. sanki, atatürk'ün o sözlerine cevap vermek istiyormuşçasına, rodos adasına asker yığmaya başladı.
birkaç ay sonra da italyan büyükelçisi, cumhurbaşkanımızla görüşmek üzere randevu istedi. belki hükümetinin bir notasını, bir ültimatomunu o'na vermek niyetinde idi.
atatürk, elçiyi günlük kostümü ile kabul etti.
fakat, daha onun konuşmasına fırsat bırakmadan :
- bana on dakika müsaade etmenizi rica ederim, diyerek yandaki odaya geçti.
on dakika sonra atatürk, mareşal üniformasını ve çizmelerini giymiş olarak elçinin yanına döndü ve:
-buyurun, şimdi sizi dinliyorum, dedi.
italyan büyükelçisi, afallamış gözlerle o'na baktıktan sonra, kekeleye kekeleye şunları söyleyebildi:
- ekselanslarına, duce'nin selamlarını ve iyi dileklerini takdim etmek için rahatsız etmiştim.
başka tek laf etmeden çıktı, gitti.
ertesi gün mussolini, rodos'daki askerlerini geri çekmiş bir daha da antalya'nın adını ağzına almamıştır.
atatürk, o günlerde bir akşam italyan büyükelçisinin ankara palas'ta yemek yemekte olduğunu duyunca, onun yanındaki masayı kendisine hazırlamalarını emretti ve birkaç dakika sonra oraya gitti. büyükelçi ile selamlaşıp yerine oturdu fırsatı kaçırmada herkesin duyması için tercüman aracılığı ile yüksek sesle ona hitap etti:
- antalya'yı istiyormuşsunuz. antalya, bizim italya'daki elçimizin cebinde değil ki, çıkarıp size versin. antalya buradadır, anadolu'da? niçin gelip almıyorsunuz? ekselans duce'ye( mussolini'ye) bir teklifim var:
ordusunu göndersin, dövüşelim. kim kazanırsa antalya onun olur.
büyükelçi:
- bu bir savaş ilanımı ekselans? diye sordu.
- hayır. ben burada herhangi bir vatandaş gibi konuşuyorum. türkiye adına savaş ilanına sadece türkiye büyük millet meclisi yetkilidir. ama şunu da hatırlatayım: büyük millet meclisi, zamanı gelince, benim gibi basit yurttaşların duygularını da göz önüne alır.
büyükelçi yemeğini bitirmişti. atatürk'ü selamlayıp, tek kelime söylemeden ankara palas'ı terk etti.
mussolini'nin hala aynı saçmalıklara devam ettiği görülmekte idi. sanki, atatürk'ün o sözlerine cevap vermek istiyormuşçasına, rodos adasına asker yığmaya başladı.
birkaç ay sonra da italyan büyükelçisi, cumhurbaşkanımızla görüşmek üzere randevu istedi. belki hükümetinin bir notasını, bir ültimatomunu o'na vermek niyetinde idi.
atatürk, elçiyi günlük kostümü ile kabul etti.
fakat, daha onun konuşmasına fırsat bırakmadan :
- bana on dakika müsaade etmenizi rica ederim, diyerek yandaki odaya geçti.
on dakika sonra atatürk, mareşal üniformasını ve çizmelerini giymiş olarak elçinin yanına döndü ve:
-buyurun, şimdi sizi dinliyorum, dedi.
italyan büyükelçisi, afallamış gözlerle o'na baktıktan sonra, kekeleye kekeleye şunları söyleyebildi:
- ekselanslarına, duce'nin selamlarını ve iyi dileklerini takdim etmek için rahatsız etmiştim.
başka tek laf etmeden çıktı, gitti.
ertesi gün mussolini, rodos'daki askerlerini geri çekmiş bir daha da antalya'nın adını ağzına almamıştır.
devamını gör...
sen kimsin lan çıkışına verilebilecek en etkili yanıt
ben genelkurmay cumhur başkanı başbakanınızım.
buradan
buradan
devamını gör...
böbrek taşlarını bozuk yolda giderek döken köylüler
gün geçmiyor ki enteresan bir haberle uyanmayalım.
keles ilçesinin sorgun köyünde yaşayan vatandaşlar, böbrek taşı rahatsızlığı çektiklerinde hastaneye gitmeyip, köyün bozuk yollarında traktörle yolculuk yaparak taşlarını düşürüyorlarmış. başka köylerden gelenler de oluyormuş.
ben bundan daha doğal alternatif tıp ne gördüm ne duydum. ayrıca sağlık turizmine katkı yapıyorlar resmen.
allah hayrınızı versin.
keles ilçesinin sorgun köyünde yaşayan vatandaşlar, böbrek taşı rahatsızlığı çektiklerinde hastaneye gitmeyip, köyün bozuk yollarında traktörle yolculuk yapıyor. traktör römorkunda zıplayarak yolculuk yapan köylülerin böbrek taşları kısa sürede düşüyor. sorgun köyü, yollarında birçok kişinin böbrek taşı düşürmesiyle ünlendi. böbrek taşı düşürmek isteyen çok sayıda insan köye gelerek traktörle yolculuk yapıyor.
kaynak: www.memurlar.net/haber/9949...
keles ilçesinin sorgun köyünde yaşayan vatandaşlar, böbrek taşı rahatsızlığı çektiklerinde hastaneye gitmeyip, köyün bozuk yollarında traktörle yolculuk yaparak taşlarını düşürüyorlarmış. başka köylerden gelenler de oluyormuş.
ben bundan daha doğal alternatif tıp ne gördüm ne duydum. ayrıca sağlık turizmine katkı yapıyorlar resmen.
allah hayrınızı versin.
keles ilçesinin sorgun köyünde yaşayan vatandaşlar, böbrek taşı rahatsızlığı çektiklerinde hastaneye gitmeyip, köyün bozuk yollarında traktörle yolculuk yapıyor. traktör römorkunda zıplayarak yolculuk yapan köylülerin böbrek taşları kısa sürede düşüyor. sorgun köyü, yollarında birçok kişinin böbrek taşı düşürmesiyle ünlendi. böbrek taşı düşürmek isteyen çok sayıda insan köye gelerek traktörle yolculuk yapıyor.
kaynak: www.memurlar.net/haber/9949...
devamını gör...
öldükten sonra ne olacak sorunsalı
ölüm
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
startı veriyorum efendim.
(her türlü sanat eseri kabuldür efendim.müzik,film,kısa film vs )
sanat eseri 1
sanat eseri 2
burasının pazar yeri gibi olmasını istiyorum isteyen istediğini alıp çıksın.
(her türlü sanat eseri kabuldür efendim.müzik,film,kısa film vs )
sanat eseri 1
sanat eseri 2
burasının pazar yeri gibi olmasını istiyorum isteyen istediğini alıp çıksın.
devamını gör...
merdumlar baskında radyo yayını
birazdan uygun olur olmaz yayına katılacağım!
devamını gör...
eş cinsellerden nefret etme hakkı
yapıp yapıp bir de üstüne toplum mühendisliği demiyorlar mı kanım çekiliyor.
dejenere ve ahlaktan yoksun görmek istiyorsanız az da başka yerlere bakın yahu.
bana din, ahlak, düzen dayatmaya çalışırken iyi, senin standartlarına uymayan insan görünce tu kaka.
ettiğin nefret genel olarak suça da eğilimli oluyor. sevmek zorunda değilsin ama kimsenin hayatına karışma hakkın yok. muğlak, milli değerler, aile yapısı tanımınızı da alıp gitseniz artık.
nefret suçu; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi nedenlerle duyulan önyargıyla işlenen, doğrudan ve dolaylı şiddet içeren suç- lar olarak tanımlanabilir. nefret suçları literatürde bazen "önyargı suçları" olarak adlandırılmaktadır.
not: eşcinsellik aa ne güzel bir şeymiş deyip etkilenerek olunabilecek bir şey değil ki. ama homofobik olmak öyle.
dejenere ve ahlaktan yoksun görmek istiyorsanız az da başka yerlere bakın yahu.
bana din, ahlak, düzen dayatmaya çalışırken iyi, senin standartlarına uymayan insan görünce tu kaka.
ettiğin nefret genel olarak suça da eğilimli oluyor. sevmek zorunda değilsin ama kimsenin hayatına karışma hakkın yok. muğlak, milli değerler, aile yapısı tanımınızı da alıp gitseniz artık.
nefret suçu; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi nedenlerle duyulan önyargıyla işlenen, doğrudan ve dolaylı şiddet içeren suç- lar olarak tanımlanabilir. nefret suçları literatürde bazen "önyargı suçları" olarak adlandırılmaktadır.
not: eşcinsellik aa ne güzel bir şeymiş deyip etkilenerek olunabilecek bir şey değil ki. ama homofobik olmak öyle.
devamını gör...
aristokrasi
ayrıcalık anlamına gelir. iktidarın imtiyazlı ve genellikle soya bağlı bir toplum sınıfının elinde bulunduğu yönetim şeklidir.
devamını gör...
günün sözü
kalbin paramparça kırılmak ya da taş gibi katılaşmak zorunda kaldığı bu dünyayı terk ediyorum.
tanım: günün sözünü paylaştığımız başlık.
tanım: günün sözünü paylaştığımız başlık.
devamını gör...
yeni yıla yalnız girmek
her yere yalnız giriyorum zaten .pek bi farkı yok benim için.
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
karl marx - proletaryanın hala devrim yapamaması sorunsalı
devamını gör...
öyle birine aşık ol ki
her gün çiçekler açtırsın dünyanda.
devamını gör...
