konu neydi radyo yayını
aslında "kitipiyoz" kelimesi "kıtıpiyoz" şeklinde yazılır ve severim ben bu sözcüğü, bir haftadır içimden söyleyip duruyorum. hiç dışa da vurmadım, öyle içimden geçiriyorum sürekli. sözlük anlamına baktım "niteliği düşük olan, sıradan" demekmiş. cümle içinde kullanıyorum hazırsanız; günümüzde kıtıpiyoz işler revaçta. konu neydi bu akşam yayında. sevgiler.
devamını gör...
seks
herkes seks yapabilir. iyi seks diyebileceğimiz şey ise ne duygu ne ten uyumu ne odaklanmış bir zihin ne de aklınıza gelen diğer klişeleri gerektirir. bütün bunlar tabi ki önemli. ama yeterli değil. iyi seksin olmazsa olmazı doğallıktır. doğallık yoksa n'aparsanız yapın mutlu sona yaklaşamazsınız. naçizane öneri.
kendini, bedenini tanıyan, gerektiğinde ne düşünür, nasıl görünürüm diye düşünmeden müdahale ya da yönlendirmeden çekinmeyen biri olmanız gerekiyor arkadaşlar. ne hissediyorsanız onu yansıtın. mış gibi yapmayın. ve yatakta (ya da her nerdeyse işte) karşınızdaki kişi tarafından yadırganmayı kesinlikle kabul etmeyin. bu taraflardan birinin diğerine yapabileceği en büyük terbiyesizliklerden biri.
benim asıl bahsetmek istediğim şeyse şu; onlarca entry girilmiş, muhakkak kadın orgazmının öğrenilen, yöntemleri üzerinde düşünülmesi gereken bir süreç olduğundan bahsedilmiştir. ben daha çok bunun adaletsizliğinden söz etmek istiyorum. kadın orgazmının sadece fiziksel gereklerin gerçekleşmesi parametresine bağlı olmaması kadar seksin kadın için "de" genel geçer olarak bir ihtiyaç olarak düşünülmemesi, kodlanmaması çok büyük bir adaletsizlik. tam olarak bu adaletsizlik birçok kadının ömrü boyunca sadece erkeği "memnun etmek" için sevişmesine sebep oluyor. çılgınlık gerçekten. dünya adil bir yer değil tamam da en azından en primitif dürtümüzün eşit düzlemlere sahip olması gerekmiyor muydu?
erkek dünyası bee...
kendini, bedenini tanıyan, gerektiğinde ne düşünür, nasıl görünürüm diye düşünmeden müdahale ya da yönlendirmeden çekinmeyen biri olmanız gerekiyor arkadaşlar. ne hissediyorsanız onu yansıtın. mış gibi yapmayın. ve yatakta (ya da her nerdeyse işte) karşınızdaki kişi tarafından yadırganmayı kesinlikle kabul etmeyin. bu taraflardan birinin diğerine yapabileceği en büyük terbiyesizliklerden biri.
benim asıl bahsetmek istediğim şeyse şu; onlarca entry girilmiş, muhakkak kadın orgazmının öğrenilen, yöntemleri üzerinde düşünülmesi gereken bir süreç olduğundan bahsedilmiştir. ben daha çok bunun adaletsizliğinden söz etmek istiyorum. kadın orgazmının sadece fiziksel gereklerin gerçekleşmesi parametresine bağlı olmaması kadar seksin kadın için "de" genel geçer olarak bir ihtiyaç olarak düşünülmemesi, kodlanmaması çok büyük bir adaletsizlik. tam olarak bu adaletsizlik birçok kadının ömrü boyunca sadece erkeği "memnun etmek" için sevişmesine sebep oluyor. çılgınlık gerçekten. dünya adil bir yer değil tamam da en azından en primitif dürtümüzün eşit düzlemlere sahip olması gerekmiyor muydu?
erkek dünyası bee...
devamını gör...
mızmız
devamını gör...
şarkılarda sorulan en zor soru
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
devamını gör...
iskandinav ülkelerinde 6 ay gündüz 6 ay gece olması
bu durum yüzünden ülkedeki gençler intihar ediyormuş, gençlerin derdi ve tasası olmadığı için intihar girişimi çok fazlaymış.
devamını gör...
iğrenç espriler
1. adamın biri taksi çevirmiş hala dönüyor.
2. röntgen filmi çektirdik, yakında sinemalarda.
3. yeni yapılmış resimlere ne denir? - ‘nev’resim.
4. türkiye’nin en yeni şehri – nevşehir
5. acıkan var mı ya? -yok bizde tatlı kan var.
2. röntgen filmi çektirdik, yakında sinemalarda.
3. yeni yapılmış resimlere ne denir? - ‘nev’resim.
4. türkiye’nin en yeni şehri – nevşehir
5. acıkan var mı ya? -yok bizde tatlı kan var.
devamını gör...
pazarlık yapabilen insan
annem.
fiyatı kuşa çevirir. ben de öyle seyrederim.
bense hiç beceremem.
ne zaman denesem aynı şey.
yılıyorum.
bir süre denemiyorum.
sonra belki bu sefer olur diyorum deniyorum gene olmuyor.
ya çok asil bir ruhum var para ile işim yok
ya da çok enayiyim hemen belli oluyor.
fiyatı kuşa çevirir. ben de öyle seyrederim.
bense hiç beceremem.
ne zaman denesem aynı şey.
yılıyorum.
bir süre denemiyorum.
sonra belki bu sefer olur diyorum deniyorum gene olmuyor.
ya çok asil bir ruhum var para ile işim yok
ya da çok enayiyim hemen belli oluyor.
devamını gör...
kinyas ve kayra
başıma bir iş gelmeyecekse okurken beni bayım bayım bayıltan kitap demek istiyorum. kitap yarım bırakma gibi bir huyum olmadığı için bitirmiştim ama resmen ağlayarak. ruhumu daraltan bu kitabı okumama vesile olan ekşi sözlükten nefret ediyorum.
devamını gör...
ölü brugge
bir georges rodenmach kitabıdır.
kitabın kapağını açıp ilk cümleyi okumadan hemen önce aklıma kavafis geldi. ne zaman bir şehirle ilgili bir kitap okumaya başlasam kent şiirini hatırlamadan edemem zaten.
şehir yaşayan bir varlıktır aslında. biz onu olduğu gibi kabul etsek de o olduğundan çok farklıdır, olduğundan çok fazlasıdır. bir şehri seversek, o şehirde yaşayan birini seviyoruzdur. ahmet hamdi tanpınar üstadın dediği gibi “ bir şehri sevmek aşka sebep aramaktır.”
sorun şudur ki şehri sevmenize neden olan kişiyi kaybettiğinizde şehir de hırıltılı bir can çekişme safhasına girer ki bu safhadan sonrası bitkisel hayat gibi saydam bir ruh haline neden olur hem şehir için hem de bu kaybın mağduru için.
eşini kaybeden bir adamın brugge şehrini dolaşıp şehrin ölümüne şahitlik edişini okuyacağız bu kitapta. anıların yoğunluğunun kötü kokan bir sis gibi şehrin üzerini kaplamasına şahit olacağız, hiçbir suni teneffüs kurtaramaz can çekişmekte olan bir şehri.
kavafis ve ahmet hamdi tanpınar’ı da yanıma alarak okudum kitabı. böyle nedensiz çağrışımlar kitabın yoğunluğunu artırır elbette ama hikaye zaten o kadar yoğundu ki sanki kendi hacmini de aştı böylelikle. her şehir doğru yaşandığında bir roman olabilir. bu kitapta derin bir hikaye dönse de aslında baş kahraman brugge. ve maalesef artık aramızda değil.
kitabın çevirisini türkçede yapılmış en iyi iki çeviri sayılan don quijotte ve kayıp zamanın izinde kitaplarının çevirmeni, büyük insan, gözbebeğimiz roza hakmen yapmış. sadece bunun için bile okumaya değerken bir de selim ileri’nin sonsözü eklenince değmeyin gitsin.
kitabın kapağını açıp ilk cümleyi okumadan hemen önce aklıma kavafis geldi. ne zaman bir şehirle ilgili bir kitap okumaya başlasam kent şiirini hatırlamadan edemem zaten.
şehir yaşayan bir varlıktır aslında. biz onu olduğu gibi kabul etsek de o olduğundan çok farklıdır, olduğundan çok fazlasıdır. bir şehri seversek, o şehirde yaşayan birini seviyoruzdur. ahmet hamdi tanpınar üstadın dediği gibi “ bir şehri sevmek aşka sebep aramaktır.”
sorun şudur ki şehri sevmenize neden olan kişiyi kaybettiğinizde şehir de hırıltılı bir can çekişme safhasına girer ki bu safhadan sonrası bitkisel hayat gibi saydam bir ruh haline neden olur hem şehir için hem de bu kaybın mağduru için.
eşini kaybeden bir adamın brugge şehrini dolaşıp şehrin ölümüne şahitlik edişini okuyacağız bu kitapta. anıların yoğunluğunun kötü kokan bir sis gibi şehrin üzerini kaplamasına şahit olacağız, hiçbir suni teneffüs kurtaramaz can çekişmekte olan bir şehri.
kavafis ve ahmet hamdi tanpınar’ı da yanıma alarak okudum kitabı. böyle nedensiz çağrışımlar kitabın yoğunluğunu artırır elbette ama hikaye zaten o kadar yoğundu ki sanki kendi hacmini de aştı böylelikle. her şehir doğru yaşandığında bir roman olabilir. bu kitapta derin bir hikaye dönse de aslında baş kahraman brugge. ve maalesef artık aramızda değil.
kitabın çevirisini türkçede yapılmış en iyi iki çeviri sayılan don quijotte ve kayıp zamanın izinde kitaplarının çevirmeni, büyük insan, gözbebeğimiz roza hakmen yapmış. sadece bunun için bile okumaya değerken bir de selim ileri’nin sonsözü eklenince değmeyin gitsin.
devamını gör...
tütün sarmak
bazı tanıdıklarımın yaptığı eylemdir.
burada yazılanların aksine onlar oldukça güzel ve zevkli olduğunu söylüyorlar. tütünden tütüne fark ediyor demekki.
burada yazılanların aksine onlar oldukça güzel ve zevkli olduğunu söylüyorlar. tütünden tütüne fark ediyor demekki.
devamını gör...
the office
daha evvel bir kaç bbc dizisi izlemeye çalıştım. adamların konuşmasından bir şey anlamıyorum. türkçe altyazı ile de izleyemiyorum zira yerel söyleyişleri çevirmiyor çünkü bilmiyor. ingilizce altyazı ile izlemeye çalışıyorum ama orada bulunan deyimi artınca çıkmıyor. bir örnekle açıklayayım. klişe olacak ama herkes yani aşağı yukarı herkes bunu bilir diye bu örneği veriyorum. ingilizcede it is raining like cats and dogs diye bir deyim var.
bunu aratamıyorum çünkü kedi çıkıyor köpek çıkıyor ama adam adamın bu deyimle anlatmak istediği şeye ulaşamıyorum. sağanak yağış demiyor da damlarda yatan sokak hayvanlarının sığınacak bir yer bulmak için kendini hızla damdan aşağı atması yani gökten kedi köpek yağması anlamını bilmiyorum ben çünkü ingiliz değilim ingilterede yaşamadım o yağmuru yemedim. ingiltereye en yakın rize var bizde ama orada bu durum olsa bu kedi köpek yağıyor kelimesi ile ilgili bir deyim yoktur.
neyse çok uzattım. bunun ingiliz versiyonu olan original halini izlemek istedim ama bu nedenlerle izleyemedim. herkeste amerikan versiyonunu değil ingiliz olanı izle dedi öyle kaldı.
şimdi 9 sezonu temin ettim ama bakalım ne zaman izlerim bilmiyorum çünkü sırada başka diziler mesela çok merak ettiğim breaking bad var.
bunu aratamıyorum çünkü kedi çıkıyor köpek çıkıyor ama adam adamın bu deyimle anlatmak istediği şeye ulaşamıyorum. sağanak yağış demiyor da damlarda yatan sokak hayvanlarının sığınacak bir yer bulmak için kendini hızla damdan aşağı atması yani gökten kedi köpek yağması anlamını bilmiyorum ben çünkü ingiliz değilim ingilterede yaşamadım o yağmuru yemedim. ingiltereye en yakın rize var bizde ama orada bu durum olsa bu kedi köpek yağıyor kelimesi ile ilgili bir deyim yoktur.
neyse çok uzattım. bunun ingiliz versiyonu olan original halini izlemek istedim ama bu nedenlerle izleyemedim. herkeste amerikan versiyonunu değil ingiliz olanı izle dedi öyle kaldı.
şimdi 9 sezonu temin ettim ama bakalım ne zaman izlerim bilmiyorum çünkü sırada başka diziler mesela çok merak ettiğim breaking bad var.
devamını gör...
keşfedilmemiş şarkılar
house of harm - vicious pastimes
devamını gör...
yeni kelime öğreniyorum
müktesebat: edinç
devamını gör...
mütevazı olmanın zararları
vasat insandan nasihat dinlemektir fazla tevazunun sonu.
devamını gör...
ada sahillerinde bekliyorum
devleşmiş bir türk sanat musikisi klasiği olan bu şarkının derininde buruk bir hikâye olduğu rivayet ediliyor. hatırladığım kadar yazayım...
yaz ayları... varlıklı ailenin güzel kızı şadiye hanım ve ada'nın yerlisi yoksul suat bey'in aşkı konu alınır. suat bey, şadiye hanım'ı babasından ister ancak reddedilir. yaz biter, şadiye hanım ve ailesi memleketine geri döner.
suat bey mevsimlerce bekler. sevdiği hep yarın gelecekmiş gibi bekler. gel zaman git zaman suat bey'e mektup da gelmemeye başlar. o da gözünü karartıp kendini marmara'nın azgın sularına bırakır. suat bey vefat ettikten iki gün sonra şadiye hanımdan mektup gelir:
"sevgilim, babamı ikna ettim. evlenebiliriz..." *
bu güzel şarkının sözleri:
ada sahillerinde bekliyorum
her zaman yollarını gözlüyorum
yarim seni seri an istiyorum
beni şad et şadiye'm başın için
her zaman sen yalancı ben kani
her zaman orta yerde bir mani
her zaman sen uzakta ben müştak
her telakkide bir hayalin var
adalar'dan moda'lara geçilir
yar elinden zehir olsa içilir
bu dünyada başa gelen çekilir
beni şad et şadiye'm başın için
nerede o mis gibi leylaklar
sararıp solmak üzre yapraklar
bana mesken olunca topraklar
beni yad et şadiye'm başın için
yaz ayları... varlıklı ailenin güzel kızı şadiye hanım ve ada'nın yerlisi yoksul suat bey'in aşkı konu alınır. suat bey, şadiye hanım'ı babasından ister ancak reddedilir. yaz biter, şadiye hanım ve ailesi memleketine geri döner.
suat bey mevsimlerce bekler. sevdiği hep yarın gelecekmiş gibi bekler. gel zaman git zaman suat bey'e mektup da gelmemeye başlar. o da gözünü karartıp kendini marmara'nın azgın sularına bırakır. suat bey vefat ettikten iki gün sonra şadiye hanımdan mektup gelir:
"sevgilim, babamı ikna ettim. evlenebiliriz..." *
bu güzel şarkının sözleri:
ada sahillerinde bekliyorum
her zaman yollarını gözlüyorum
yarim seni seri an istiyorum
beni şad et şadiye'm başın için
her zaman sen yalancı ben kani
her zaman orta yerde bir mani
her zaman sen uzakta ben müştak
her telakkide bir hayalin var
adalar'dan moda'lara geçilir
yar elinden zehir olsa içilir
bu dünyada başa gelen çekilir
beni şad et şadiye'm başın için
nerede o mis gibi leylaklar
sararıp solmak üzre yapraklar
bana mesken olunca topraklar
beni yad et şadiye'm başın için
devamını gör...
un helvası
uzuuuun bir aradan sonra az önce yapıp çay eşliğinde yedim.
-kim mi öldü?
-duygularım *
-kim mi öldü?
-duygularım *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çok yazım hatası yapması
zaman zaman benim için de geçerli olan durum.
tanımlarda çok sık olmuyor bu. yazdıktan sonra kontrol ediyorum çünkü tüm yazıyı. yine de arada gözden kaçırdıklarım oluyor ama özel mesajlarda sık sık harf atlayarak yazıyorum. klavyede o harfin tuşuna bastığımı sanıp mesajı yolluyorum. sonra bakıyorum kelimenin birkaç harfi yok. insanlık halidir diyorum ve fazla takılmıyorum.
tanımlarda çok sık olmuyor bu. yazdıktan sonra kontrol ediyorum çünkü tüm yazıyı. yine de arada gözden kaçırdıklarım oluyor ama özel mesajlarda sık sık harf atlayarak yazıyorum. klavyede o harfin tuşuna bastığımı sanıp mesajı yolluyorum. sonra bakıyorum kelimenin birkaç harfi yok. insanlık halidir diyorum ve fazla takılmıyorum.
devamını gör...
anime izleyen birini ciddiye almak
muhtemelen hayatında hiç anime izlememiş ya da çok bilinen birkaç animenin tüm anime dünyasının özeti niteliğinde olduğunu düşünen birinin açtığı başlıktır. sevip sevmeme mevzusunu bir kenara bırakırsak; pek çok kategoriye ve yaratıcı kurguya sahip olan koca bir evreni, birbirinin benzeri projeleri önümüze koyan dizi ve sinema sektörüne sahip vatandaşlar olarak ne kadar eleştirebiliriz? fakir kız zengin oğlan temalı fabrikasyon yaz dizilerimiz ortada, eserlerden uyarlanan dizilerimizin nasıl olduğu ortada, üç harfliler de olmasa yerli korku filmi diye bir şey olmayacak zaten. insanların farklı arayışlara girmesi mi ciddiye alınmamaları için bir sebep?
devamını gör...

