capitalism: a love story
filmin eksikleri var ve kesinlikle moore'un çok daha derin, bilimsel, etkili bir iş çıkarabileceğini biliyoruz. özellikle filmin sonlarına doğru yapılan kapitalizm'in karşısında demokrasiyle çıkınız çağrısı kesinlikle moore'un amaçladığı bir çağrı değildi. ancak toplumu dürtmek, kaşımak ve bunu yaparken korkutmamak adına gerçeklerden biraz olsun kırpmış olduğunu gördük.
''demokrasi'' dedikten sonra film çabucak bitirilip aslında enternasyonal marşla sonlandırılması tek çare ''devrim'' demenin bir başka yoluydu.
filmin en beğendiğim özelliği ise üslubu ve söylemesi gereken her şeyi gerçeklere dayandırarak göze sokması idi.
''demokrasi'' dedikten sonra film çabucak bitirilip aslında enternasyonal marşla sonlandırılması tek çare ''devrim'' demenin bir başka yoluydu.
filmin en beğendiğim özelliği ise üslubu ve söylemesi gereken her şeyi gerçeklere dayandırarak göze sokması idi.
devamını gör...
bolu belediye meclisinin aldığı tarihi karar
bolu belediye meclisinin yaptığı tarihi yanlış. milliyetçilik, ulusçuluk, vatanseverlik böyle bir şey değil bence. bu yapılanları tanju bey'in siyasi şov amacıyla yaptığını düşünenlerdenim.
devamını gör...
kuvvet çizgileri
elektrik alanı ya da manyetik alan gibi bazı alanlara ilişkin fikir edinmeyi sağlayan, fiziksel olarak var olmayan hayali çizgiler.

görselin kaynağı
birim yüzeyden geçen çizgi sayısı bize alanın şiddeti hakkında bilgi verir. eğer birim yüzeyden çok sayıda çizgi geçiyorsa kuvvetli, az sayıda çizgi geçiyorsa zayıf alandan söz edilir. kuvvet çizgileri eşit aralıklarla çizilmişse, o bölgedeki her noktada alan şiddeti birbirine eşittir.

görselin kaynağı
birim yüzeyden geçen çizgi sayısı bize alanın şiddeti hakkında bilgi verir. eğer birim yüzeyden çok sayıda çizgi geçiyorsa kuvvetli, az sayıda çizgi geçiyorsa zayıf alandan söz edilir. kuvvet çizgileri eşit aralıklarla çizilmişse, o bölgedeki her noktada alan şiddeti birbirine eşittir.
devamını gör...
open window (kısa film)
saki olarak da tanınan ingiliz yazar h.h.munro’nun kısa öyküsünden yönetmen james rogan tarafından senaryolaştırılıp çekilen bir kısa filmdir.

korku çok şeyden kaynaklanabilir. korkuya neden olan olaylar saymakla bitmez daha doğrusu. mesela batıl inançlar korkuya neden olur çoğu zaman. geceleri su kenarında dolaşmak, gece vakit açık alanda işemek, kurbağaya basmak, gece sakız çiğnemek, gece ıslık çalmak... bunların hepsi üç harflilerin hücumuna uğramamıza neden olabilir ve bu da doğal olarak korkuya neden olur. annem tarafından bu konuda defalarca uyarıldığım için iyi biliyorum.
bilinmeyen şeyler de insanda korku yaratır. sakin sakin otururken nereden geldiğini anlamadığımızı kuvvetli bir gürültü irkilmemize neden olur mutlaka, daha önce hiç karşılaşmadığımız bir böcek karşımıza çıkarsa korkarız, nerden çıktığını anlamadığımız bir gölge yolda yürürken bizi stephen king romanlarına daldırıp çıkartabilir ya da.
oyunbaz bir insanın manasızca ve nedensizce koşulladığı zihnimiz de korku koridorlarında dolaşabilir tir tir titreyerek. zihnimiz bir konuya sistematik bir şekilde başka bir insan tarafından takıntılı hale getirilirse sonuç; her yerden çıkan samaralar görmek olabilir ve bu da çok korkutucudur.
saki müthiş bir yazar ve çok oyunbaz. zihninizle oynamasına müsade etmeyin.
open window

korku çok şeyden kaynaklanabilir. korkuya neden olan olaylar saymakla bitmez daha doğrusu. mesela batıl inançlar korkuya neden olur çoğu zaman. geceleri su kenarında dolaşmak, gece vakit açık alanda işemek, kurbağaya basmak, gece sakız çiğnemek, gece ıslık çalmak... bunların hepsi üç harflilerin hücumuna uğramamıza neden olabilir ve bu da doğal olarak korkuya neden olur. annem tarafından bu konuda defalarca uyarıldığım için iyi biliyorum.
bilinmeyen şeyler de insanda korku yaratır. sakin sakin otururken nereden geldiğini anlamadığımızı kuvvetli bir gürültü irkilmemize neden olur mutlaka, daha önce hiç karşılaşmadığımız bir böcek karşımıza çıkarsa korkarız, nerden çıktığını anlamadığımız bir gölge yolda yürürken bizi stephen king romanlarına daldırıp çıkartabilir ya da.
oyunbaz bir insanın manasızca ve nedensizce koşulladığı zihnimiz de korku koridorlarında dolaşabilir tir tir titreyerek. zihnimiz bir konuya sistematik bir şekilde başka bir insan tarafından takıntılı hale getirilirse sonuç; her yerden çıkan samaralar görmek olabilir ve bu da çok korkutucudur.
saki müthiş bir yazar ve çok oyunbaz. zihninizle oynamasına müsade etmeyin.
open window
devamını gör...
karadul örümceklerinin çiftleştikten sonra erkeklerini yemesi
tarantulalar ve peygamber develeri de bu taktiği uyguluyor. demek oluyor ki hayvanlar aleminde de erkeğin var oluşuna tahammül edemeyen feminaziler var.
devamını gör...
nietzsche ağladığında
yalom’u ünlü yapan kitabı. kitaptaki kişiler gerçektir. yazar romanı yazarken iyi araştırma yapmış ve nietzsche’yi iyi analiz etmiş. tüm kitaplarını okumuş ve bazı alıntıları kitabın bazı yerlerine serpiştirmiş.
nietzsche ile ilgili analizi şu: yalnız olan ama yalnız olmak istemeyen; sevilmeye muhtaç ama bu muhtaçlığını itiraf etmeyecek kadar gururlu.
iyi kitaptı, okumayanlara ve psikolojiyi sevenler için iyi bir tercih.
nietzsche ile ilgili analizi şu: yalnız olan ama yalnız olmak istemeyen; sevilmeye muhtaç ama bu muhtaçlığını itiraf etmeyecek kadar gururlu.
iyi kitaptı, okumayanlara ve psikolojiyi sevenler için iyi bir tercih.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bizler doğmadık henüz, ölemedik de... okumadık, yazmadık, söylemedik daha sözümüzü. insan'ı ve bize insanlığımızı hatırlatan bir kaç güzel yüz, bir kaç sıcak ruh görünce uyanır gibi oluyoruz. kulağımıza kurşunla üflüyor yaşam, yaşamı. bu bizim kusurumuz. yaşamadık henüz. bu dünyada görünür olmadan öncesini hatırlayan ve vatanını özler gibi özleyen kaç kişi var?
insan'ı arıyoruz, hatalarıyla, eksikleriyle ama illa ki onuruyla, kavgasıyla... içimizde ve dışımızda. şiir'in de orada olduğunu farz bilerek.
acılar, üzüntüler, zorluklar insanın kabuğu kadar. kabuğumuz ince ancak dayanırız. dayanağımız aslımızdır.
insan'ı arıyoruz, hatalarıyla, eksikleriyle ama illa ki onuruyla, kavgasıyla... içimizde ve dışımızda. şiir'in de orada olduğunu farz bilerek.
acılar, üzüntüler, zorluklar insanın kabuğu kadar. kabuğumuz ince ancak dayanırız. dayanağımız aslımızdır.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
/ şişenin dibinde
sebebi derinde
elim kolum bağlı
olmasa ne fayda /
* *
sebebi derinde
elim kolum bağlı
olmasa ne fayda /
* *
devamını gör...
mikroplastik kirlilik
denize atılan plastik çöpler yüzyıllar boyunca erimediği gibi ekosisteme zarar veriyor. plastik atıklardaki kimyasallar çözündükçe mikroplastikler suya karışarak deniz canlılarının bünyesine geçiyor. yediğimiz balıklarda toksin birikimi oluşuyor.
devamını gör...
fotoğrafçılık
bir sene öncesine kadar amatör olarak yapmaya çalıştığım bir hobiydi.
telefonumun kamerasının bozulmasıyla birlikte maalesef ara vermek zorunda kaldım.
telefonumun kamerasının bozulmasıyla birlikte maalesef ara vermek zorunda kaldım.
devamını gör...
kadın
ne demiş rahmetli neşet ertaş "kadınlar insandır, biz insanoğlu."
devamını gör...
gusül abdestsiz gezilen metre kadar sırat köprün uzar
müzmin sap halimizle cünüp mü olduğumuz var? konuşturmayın beni...*
devamını gör...
gabriel garcia marquez
büyülü gerçekçilik akımının öncüsü kolombiyalı yazar.
cien anos de soledad, en amor en los tiempos del colera, cronica de una muerte anunciada, memoria de mis putas tristes başta olmak üzere 20. yüzyıl edebiyat tarihine geçen pek çok eser vermiştir. 1982 yılında nobel edebiyat ödülü'nü almıştır. ölümünden sonra kolombiya devlet başkanı tarafından "bugüne kadar yaşamış en büyük kolombiyalı" ilan edilmiştir.
cien anos de soledad, en amor en los tiempos del colera, cronica de una muerte anunciada, memoria de mis putas tristes başta olmak üzere 20. yüzyıl edebiyat tarihine geçen pek çok eser vermiştir. 1982 yılında nobel edebiyat ödülü'nü almıştır. ölümünden sonra kolombiya devlet başkanı tarafından "bugüne kadar yaşamış en büyük kolombiyalı" ilan edilmiştir.
devamını gör...
yazarların kavga anıları
dövüş sporlarıyla ilgilenmeme rağmen uzun süredir yumruk yumruğa kavgaya girişmedim. kavga sizi yere götürmez, kininizi pekiştirirsiniz.
ancak karşınızdaki kişiye, kavgayı sevmediğinizi gösterin. kavgayı bilmiyor sanıp da üstünüze çıkmasın. işte o zaman kaçınılmaz olur.
ancak karşınızdaki kişiye, kavgayı sevmediğinizi gösterin. kavgayı bilmiyor sanıp da üstünüze çıkmasın. işte o zaman kaçınılmaz olur.
devamını gör...
yüklü bir para karşılığında aktroll olur muydunuz sorunsalı
o yüklü para yurt dışına kaçmama olanak sağlayacaksa gururumu türkiye'de bırakıp koşa koşa uçağıma atlayabilirim.eheh.
sonra amerika türkleri kıskanıyor diye youtube kanalıma video atarım. çünkü neden olmasın?
sonra amerika türkleri kıskanıyor diye youtube kanalıma video atarım. çünkü neden olmasın?
devamını gör...
30 ağustos zafer bayramı
türk'ün onuru ve gururu olan eserdir.
yok edilmek istenilen bir milletin düşmana attığı tokattır 30 ağustos.
büyük taarruz başlayalı dört gün olmuştu. askerlerimizin süngüleri güneşin kızıl ışıkları altında alev alev yanmaktaydı. ölümü hiçe sayan kahramanlarımız, düşmanın üzerine iniyordu.
türk ordusunun kahramanca ilerleyişi karşısında başkomutan mustafa kemal paşa, elindeki sigarayı içine çekiyor, sonra yere atıyor ve ayağa kalkıyordu. siper içinde göğsünü gere gere dimdik duruyordu.
gözleri nemli ama ışıl ışıl... bulunduğu siperdeki kaya parçasına çıkarak eliyle savaş alanını göstererek bağırıyordu:
-hagianesti, neredesin? gel de ordularını kurtar!
bu haykırış, savaş öncesinde izmir gazetelerine:
"bütün cepheyi dolaştım, ama mustafa kemal adında bir komutana rastlamadım" diyen yunan başkomutanı hagianesti'ye bir cevaptı.
muhteşem ordumuz 400 km daha yol yapacak ve 9 eylül'de izmir'e girecekti.
kaynak : kemal arı
yok edilmek istenilen bir milletin düşmana attığı tokattır 30 ağustos.
büyük taarruz başlayalı dört gün olmuştu. askerlerimizin süngüleri güneşin kızıl ışıkları altında alev alev yanmaktaydı. ölümü hiçe sayan kahramanlarımız, düşmanın üzerine iniyordu.
türk ordusunun kahramanca ilerleyişi karşısında başkomutan mustafa kemal paşa, elindeki sigarayı içine çekiyor, sonra yere atıyor ve ayağa kalkıyordu. siper içinde göğsünü gere gere dimdik duruyordu.
gözleri nemli ama ışıl ışıl... bulunduğu siperdeki kaya parçasına çıkarak eliyle savaş alanını göstererek bağırıyordu:
-hagianesti, neredesin? gel de ordularını kurtar!
bu haykırış, savaş öncesinde izmir gazetelerine:
"bütün cepheyi dolaştım, ama mustafa kemal adında bir komutana rastlamadım" diyen yunan başkomutanı hagianesti'ye bir cevaptı.
muhteşem ordumuz 400 km daha yol yapacak ve 9 eylül'de izmir'e girecekti.
kaynak : kemal arı
devamını gör...
öfkeyle kalkan hamdi alkan
(bkz: sen çaldır funda arar)
devamını gör...
hayatını bir şarkı ile anlat
"kimseler üzülmesin, diye düşünen o adam,
ruhunun orta yerinde ölü bulunmuş."
edit: harf ekleme.
devamını gör...
patronuna aşık işe yeni girmiş kızlı dizi
tam bir yaz dizisi. tutmaması mümkün değil. kız bıcır bıcır, patron karizma. ortaya da 2-3 garip arkadaş serp tamamdır.
devamını gör...
