meslek alanınız disiplinler arası donanım sahibi olmayı gerektiriyorsa ikinci üniversite olarak değerlendirildiğinde epey fayda sağlayabiliyor. özellikle sosyoloji, çocuk gelişimi gibi bölümlerde eğitim almak örgün eğitimi, eğitim veya edebiyat fakültesinde olanlar için önerdiğim bölümlerdendir.
devamını gör...

yücelerden yüce gördüm
erbabsın sen koca tanrı
âlem okur kelâm ile
sen okursun hece tanrı

âsi kullar yaratmışsın
varsın şöyle dursun deyü
anları koymuş orada
sen çıkmışsın uca tanrı

kıldan köprü yaratmışsın
gelsin kullar geçsin deyü
hele biz şöyle duralım
yiğit isen geç a tanrı

kaygusuz abdal yaradan
gel içegör şu cür'adan
kaldır perdeyi aradan
gezelim bilece tanrı
devamını gör...

hayatımda birayı ilk içtiğim yerlerden biri metin oktay'a ait kral pub'dır.
ve tuborg ile çalışırdı!

biraz da dedikodu;
rahmetli izmirin en zengin kızlarından biri ile gizlice evlenmiş, kızın ailesine ait kardıçalı hanının altında kocaman bir birahane açmıştı. kendisi pek uğramazdı ama o zamanın tüm spor muhabirlerini, trt çalışanlarını bu birahanede görmek mümkündü.
benim orada ne işim vardı bak onu hatırlamıyorum.*

ve hatta kaynak
devamını gör...

cumhurbaşkanı erdoğan'ın melih bulu'yu boğaziçi üniversitesi’ne rektör olarak ataması ile ilgili açıklama yapan boğaziçi üniversitesi öğretim üyeleri, “kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz!” dedi.

boğaziçi üniversitesi öğretim üyeleri, “kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz!” başlıklı bildiri yayımladı.

1 ocak 2021 gece yarısı, 1980’lerin askerî vesayet rejiminden sonra ilk kez boğaziçi üniversitesine kurum dışından bir rektör atandığı belirtilen boğaziçi üniversitesi öğretim üyeleri bildirisinde; şöyle denildi:

“bu durum 2016’dan bu yana ağırlaşarak sürmekte olan, rektör seçimlerini ortadan kaldıran antidemokratik uygulamaların bir devamıdır. üniversitemizin akademik özerkliğini, bilimsel özgürlüğünü ve demokratik değerlerini açıkça ihlal eden bu uygulamayı kabul etmiyoruz. üniversite senatomuzun 2012 yılında kabul ettiği aşağıdaki ilkelerden vazgeçmiyoruz:

üniversitelerin herhangi bir kişi ya da kuruluşun etki veya baskısına maruz kalmaması ve siyaset aracı olarak kullanılmaması, bilimsel ve toplumsal gelişim açısından vazgeçilmezdir.
üniversitelerde karar alma yetkisinin demokratik yöntemlerle seçilmiş̧ kurullarda ve akademik yöneticilerde olması özerklik için şarttır. rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü, bölüm başkanı gibi akademik yöneticiler atamayla değil seçimle belirlenmelidir.

üniversitelerin, özerk anayasal kurumlar olarak, akademik programlarını ve araştırma politikalarını öğretim elemanlarınca ve/veya üniversite kurullarınca kararlaştırılarak belirlemesi, bilimsel özgürlüğün ve yaratıcılığın şartlarındandır.
üniversitemizin tüm bileşenleri ile birlikte bu ilkelerin takipçisiyiz.

--- alıntı ---

www.evrensel.net/haber/4226...

--- alıntı ---
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

orta doğu ve balkanların, hatta tüm internet aleminin en hızlı moderatörü. bir şeye mi ihtiyacınız var era her zaman hazır kıta. bir derdiniz mi var, era daima dinler, pozitif enerjisinden tutam tutam vermekten çekinmez. iyi ki varsın era ve iyi ki benim değerli dostumsun.
devamını gör...

tuğçe kazaz dururken(dizideki adını hatırlayamadım) tolganın yeşimde ne bulduğunu anlayamadigim diziydi. güzeldi o zamanlar lise defteri vardı koçum benim vardı hayat bilgisi vardı. tvde izlenecek icerikler vardi.ne zaman 30 yaşında yakışıklı zengin holding patronlarının fakir çalışanlara aşık olduğu diziler çıkmaya başladı tv'de dizi izleme zevki de bitti benim için.
devamını gör...

yüzün alev almasını sağlayan hadise.
görünce çok eskilerden bir anı geldi aklıma.
şimdi, ortaokuldayken voleybol takımındaydım antrenmanlarda da erkek takımı ile eşleşip maç yapıyorduk sert toplara olan direncimiz artsın diye. karşı takımda da bir arkadaşım vardı. 1.90 boyunda lakabı fiziksel görünümü sebebiyle "deve" olan. gücü kuvveti yerinde olan, hücumda da iyi bir arkadaştı. attığı smaçları karşıladığımızda çoğu zaman kollarda morarmaya neden olurdu.
maç esnasında - hala oyun devam ederken- bir arkadaşımın sesi ile sağa döndüm. yüzüm de karşı takımın solunda kalıyordu. o esnada yüzüme bir şey çarptı - top diyemem, benzetme olsa olsa füzeye tekabül eder- işte o an ayaklarım yerden kesildi ve ben küt diye tırtıklı, sert zemine kafa üstü çakıldım. yüzümün sol yanı kıpkırmızı, başıma aldığım darbe ile aklım karışmış bir şekilde tüm gün oturdum. hangisi daha çok acıttı emin değilim. fiziksel acı çok olmakla birlikte tüm okulun önünde yere bir sinek gibi yapışmam yüzünden * yaşadığım ruhsal acı da çok büyüktü.
devamını gör...

"oğlum bak elim ayağım titriyor beni dellendirmeden bak şuradan s**tr git bir daha da sakın arama." denilip uğurlanacak erkektir.
devamını gör...

herkesin hakkında bir şeyler okuması gereken yaşam stili. hayatımızın her dakikasında illa bir plastikle etkileşimimiz oluyor. plastikler de geri dönüştürülmüyor gerektiği kadar. buradan duyar kasıyormuş gibi görünebilirim ama gerçekten her zaman insanların bir yerlerden gördüğü ama asla yeterince dikkate almadığı bir konu bu. 30-40 yıl sonrakinden çok daha güzel bir gün yaşadık bugün. bu yaz şikayet ettiğimiz sıcaklık gelecek seneden daha soğuk. buzulların sıcaklık artışı yüzünden erimesi deniz seviyesini arttırıyor ve yine 2050 civarı bir tarihte kıyı şehirleri sular altında kalacak bu yüzden.
peki ne yapılabilir?
en basitinden poşet, pipet, plastik şişe kullanımı azaltılabilir. yani bunlar hayatının devamı için çok gerekli şeyler değil, kullanma o yüzden. yarınları iyileştirmeyi bırak artık sadece bugün gibi kalmasını umut ediyorum.
herkesi sürdürülebilir yaşam için bir şeyler yazmaya, öneri vermeye davet ediyorum.
devamını gör...

beni hiç üzmeyen durumdur. sadece hatırlanmak bile yetiyor bana. azıcık heyecanlıydım bu sene ama girdiğim anda bir değişiklik olmadığını tekrardan fark ettim. yaş almak fikirler gelişmedikçe övünülecek, kutlanacak bir şey değil bence. önemli olan zihnin büyümesi, ihtiyarlaşmasıdır.
devamını gör...

theodore roethke'nin dilimize rüzgar için sözler olarak çevrilen words for the wind kitabının 110. sayfasında yer alan başyapıt. aslında şiir bütünün bir parçası olarak ele alınmalı çünkü words for the wind erotizm ve aşk temasını işlerken bir noktadan sonra bu iki temayı ölümle ilişkilendirmeye başlıyor ve sonlara doğru ölüm teması bir kaç dini öge ile beraber daha baskın duruma geliyor. ağıt ise kitaptaki dini göndermelerin bulunduğu ölüm temasının en baskın görüldüğü şiirlerden biri. roetkhe'nin şiirlerinde sıklıkla gördüğümüz; dante alighieri, william blake, louise bogan ve t.s. eliot hatta william wordsworth şiirlerine olan benzerlik yine ağıt şiirinde de etkisini hissettiriyor. bunun dışında şiirde baskın olan ana tema kitabın son sayfalarında görünen öğütvari - yarı umutsuz şiirlerden de belirsiz ufak parçalar taşıyor. özellikle bir sanatoryumdan çıkmak üzerine dizeler* şiirinin son satırları* bu şiirin temasını destekler nitelikte. bana kalırsa kobayashi issa'nın güzel bir haikusunu anımsatır bir yanı da var şiirin:

" loneliness,
whichever way i turn
violets."

- kobayashi issa


ağıt
i.
her yaratık olsaydı benim olmuş olduğum gibi,
nedeni olurdu çok önemli günahın
edinmişim kendime kederin içsel ağırlığını
tanrının bile neredeyse katlanamayacağı


ii.
herşey diler ölümünü: tümüyle inanıyorum buna;
fazla yalnızdın bir başka kader için.
edinmişim kendime kederin içsel ağırlığını
yürekten bağlanmış isa’nın bile çok zor katlanacağı.

iii.
böylece ben; ve bütün bu nedenler uçup dağılırsa,
biliyorum kendimi, mevsimlerimi, ve bildiğimi.
ufalanmış bir deri var kendime göstereceğim;
tanrı inanabilir: korkmaya buradayım.


iv.
atlattığın herşeye inanacağım: sıcaklık,
yaralar, fırtınalar, tufanlar, insanın kaderinin devinimi;
edinmişim kendimi ve katlanıyorum kederinin ağırlığına

tanrının, tanrının bile duymak için yürek kabarttığı.”

devamını gör...

sevgilime falan asla kullanmışlığım yok ama kız arkadaşlarıma aynen böyle hitap ediyorum. seviyorum ben kadınlara iltifat etmeyi.
devamını gör...

kısa ve net olarak açıklamak gerekirse:

(bkz: cehalet)
devamını gör...

mevlana celaleddin-i rûmî “sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.” demiş.
bu ve benzer bir çok konuda da sanki durum biraz böyle gibi.

bir tabu gibi görülen 'din ' ile ilgili ne söylersen, ne yazarsan yaz , karşıda birileri bunu ' saldırı ' olarak algılayabiliyor.
oysa ortada bir saldırı olmayıp, yapılan şey, yaşananlara dikkat çekmek, durum tespiti yapmak bile olsa , bu şekilde algılanabilen bir durum bu.

bunu ben, sayın akp genel başkanının hemen her konuyu, döndürüp dolaştırıp chp ve kılıçdaroğlu'na bağlamasına benzetiyorum. nasıl oluyorsa ülkede olan her kötü şeyin sorumlusu chp . sayın erdoğan'a ne söylersen söyle, o chp ve kılıçdaroğlu'ndan başka birşey demiyor.

bu durumda böyle, içinde ' din ' kelimesi geçen birşey olsun, bu hemen saldırı olarak görülüyor.

oysa, bu ülkede, inanan olduğu kadar inanmayanların da olabileceği,
ınananların inancının göstergesi olan kur'an' dan alıntılar yapma özgürlüğü olduğu gibi, inanmayanların da , bu konuda tespitler yapıp, bunları konuşması son derece doğal bir durumdur .

eğer söylenildiği gibi din'e direkt bir saldırı söz konusu olsa , buna burada anında tepki gösterecek çook insan vardır.
bu konuda kimsenin endişe etmemesi gereken durum .
ayrıca, bu şekilde afaki söylemler içeren tanım yerine, sözlüğün formatına da uyacak biçimde, örnek, kaynak göstermek, bu gibi konuların afaki tartışma yerine, çözüm adına eyleme geçilmesinde etkili olur, dediğim durum ...
devamını gör...

arkadaşlar onu bunu geçtim, akrabalarınız sizi asla bulamaz bundan güzel fayda mı var
devamını gör...

konsept olarak çok güzel düşünülmüş bir kitap uygulaması. sosyal medya kullanmayan birisi olarak kullandığım ender mecralardan birisi. kitap alıntıları paylaşabileceğiniz, kitaplar için yorumlar yapıp okuyabileceğiniz, okuduğunuz kitapları takip edebileceğiniz süper bir site.
devamını gör...

1864 yılında peru ile ispanya arasında maddi değeri yüksek bir kuş gübresi yüzünden patlak veren ve net bir kazananın olmadığı savaş.
devamını gör...

ulan şu başlığı seneler önce görseydim psikoloğa falan gitmezdim. tüh ya.
devamını gör...

ilteriş sançar
ersagun akbar
gökbörü saltar

teknik adam ünal karaman'ın çocuklarının ismi. dede korkut hikayelerinden fırlamış gibi eşi benzeri olmayan, öz türkçe isimler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim