7
hayatım boyunca aldığım en düşük nottur.
devamını gör...
stockholm sendromu
belkide hastalık değildir. belkide toplum bize birileri için kötüdür, tehlikelidir diye empoze edip bizi korkuttuğu için, birgün korkutulduğumuz kötülerle karşılaşınca, bahsedildiği kadar kötü, tehlikeli olmadıklarını görüp onları anlamak, empati kurmaktır.
mesela, amerika'nın doğusunda doğmuş, büyümüş bir beyaz kadın varmış. o yaşına kadar hiç kızılderili görmemiş ama kızılderililerin nasıl kafa derisi yüzdükleri, nasıl işkence yaptıkları, kadın, çocuk ayırmadan her beyazı öldürdükleri korkunç hikayeler duymuş. batıya giderken bu kadının olduğu grup baskına uğramış ve kızılderililer bu kadını kaçırmışlar. kadın ilk başlarda korkudan ölecek gibiymiş, her an biri bıçağını çıkarıp kafa derisini yüzecek yada savaş baltasıyla onu parçalayacak diye korkuyormuş. ama kızılderililer kadına yiyecek, içecek vermiş, üstüne giymesi için kızılderili elbiseleri vermiş, rahatsız etmemiş yada herhangi bir kötülük yapmamışlar. kadın zamanla kızılderililerin, ona bahsedildiği gibi vahşi, kana susamış, her türlü kötülüğü yapan birileri olmadığını anlamış. aynı beyazlar gibi konuşuyor, şakalaşıyor, gülüyor, eğleniyorlarmış. sonunda beyazlar kadının izini bulmuş ve gelip kurtarmışlar.
herkes kadının, kızılderililerin ne kadar vahşi, yabani olduklarını anlatmasını beklerken, kadın tam tersine kızılderililerin iyi, hoş, yardımsever insanlar olduğunu anlatmış. şimdi bu kadın hasta mı
mesela, amerika'nın doğusunda doğmuş, büyümüş bir beyaz kadın varmış. o yaşına kadar hiç kızılderili görmemiş ama kızılderililerin nasıl kafa derisi yüzdükleri, nasıl işkence yaptıkları, kadın, çocuk ayırmadan her beyazı öldürdükleri korkunç hikayeler duymuş. batıya giderken bu kadının olduğu grup baskına uğramış ve kızılderililer bu kadını kaçırmışlar. kadın ilk başlarda korkudan ölecek gibiymiş, her an biri bıçağını çıkarıp kafa derisini yüzecek yada savaş baltasıyla onu parçalayacak diye korkuyormuş. ama kızılderililer kadına yiyecek, içecek vermiş, üstüne giymesi için kızılderili elbiseleri vermiş, rahatsız etmemiş yada herhangi bir kötülük yapmamışlar. kadın zamanla kızılderililerin, ona bahsedildiği gibi vahşi, kana susamış, her türlü kötülüğü yapan birileri olmadığını anlamış. aynı beyazlar gibi konuşuyor, şakalaşıyor, gülüyor, eğleniyorlarmış. sonunda beyazlar kadının izini bulmuş ve gelip kurtarmışlar.
herkes kadının, kızılderililerin ne kadar vahşi, yabani olduklarını anlatmasını beklerken, kadın tam tersine kızılderililerin iyi, hoş, yardımsever insanlar olduğunu anlatmış. şimdi bu kadın hasta mı
devamını gör...
the godfather filmindeki malikanenin 89 milyon dolara satışa sunulması
satın almak isteyen yazarlara duyurulur.



sinema tarihinin en kült film serilerinden the godfather’da yer alan ikonik malikane, bir kez daha satışa sunuldu. filmde jack woltz karakterinin evi olarak kullanılan yerde daha önce abd eski başkanı john f kennedy balayı tatilini yapmış, malikanenin bir türlü satılamamasından dolayı ev lanetli olarak adlandırılmıştı.
malikane, 1927 yılında inşa edilmişti ve 2016 yılında 195 milyon dolarlık satış fiyatıyla amerika'nın en pahalı evleri arasına girmişti. 5 yıl sonra tekrar satışa sunulan malikanenin fiyatında büyük oranda indirim yapıldı ve gerçekten de devasa diyebileceğimiz malikanenin fiyatı 89,75 milyon dolar olarak belirlendi.
mülk sahibi leonard ross’un devasa malikanenin fiyatını neden bu kadar düşürdüğü de belli oldu. açıklanan bilgilere göre malikanenin bağlı olduğu gayrimenkul şirketi, borç batağına girmiş durumda ve savcılık ross’tan evi bir an önce satmasını istemiş. ross da 2016 yılında 195, 2018 yılında 135 ve 2020 yılında 125 milyon dolara düşürdüğü malikanenin fiyatında %54’lük bir indirim yapmak zorunda kalmış.
kaynak:
www.webtekno.com/the-godfat...
malikenin özellikleri:
2 bin 500 metrekareden büyük malikanede 18 yatak odası, 25 banyo, olimpik yüzme havuzu, art deco mimari tarzına göre tasarlanmış gece kulübü ve 400'den fazla misafiri ağırlayabilecek devasa teraslar var.



sinema tarihinin en kült film serilerinden the godfather’da yer alan ikonik malikane, bir kez daha satışa sunuldu. filmde jack woltz karakterinin evi olarak kullanılan yerde daha önce abd eski başkanı john f kennedy balayı tatilini yapmış, malikanenin bir türlü satılamamasından dolayı ev lanetli olarak adlandırılmıştı.
malikane, 1927 yılında inşa edilmişti ve 2016 yılında 195 milyon dolarlık satış fiyatıyla amerika'nın en pahalı evleri arasına girmişti. 5 yıl sonra tekrar satışa sunulan malikanenin fiyatında büyük oranda indirim yapıldı ve gerçekten de devasa diyebileceğimiz malikanenin fiyatı 89,75 milyon dolar olarak belirlendi.
mülk sahibi leonard ross’un devasa malikanenin fiyatını neden bu kadar düşürdüğü de belli oldu. açıklanan bilgilere göre malikanenin bağlı olduğu gayrimenkul şirketi, borç batağına girmiş durumda ve savcılık ross’tan evi bir an önce satmasını istemiş. ross da 2016 yılında 195, 2018 yılında 135 ve 2020 yılında 125 milyon dolara düşürdüğü malikanenin fiyatında %54’lük bir indirim yapmak zorunda kalmış.
kaynak:
www.webtekno.com/the-godfat...
malikenin özellikleri:
2 bin 500 metrekareden büyük malikanede 18 yatak odası, 25 banyo, olimpik yüzme havuzu, art deco mimari tarzına göre tasarlanmış gece kulübü ve 400'den fazla misafiri ağırlayabilecek devasa teraslar var.
devamını gör...
evrene mesaj yollamak
evrene istek ve dileklerimizi bir şekilde ulaştırmak, göndermek.
evren mesajımıza istek ve dileklerimizi gerçekleştirerek cevap veriyorsa pek ala pek güzel. yok eğer vermiyor da sitem etmemize sebep oluyorsa bunun da elbet bir sebebi vardır.
evrene nasıl mesaj yolladığımız önemli bir husus. sesli mesaj mı? yazılı mi? sözlü mü? bir de frekans ayarlarını doğru bilmek ve ona göre düzenlemek gerek tabii.
zamanlama, hız, saat bunun bir de mülakatı var, değerlendirme kısmı ve kriterler... uzar gider.
bir de evrenin mesajı doğru algıladığı ne malum. belki karıştırdı. o kadar insan var sonuçta.
o zaman ne yapıyoruz? tekrar deniyoruz!
evren mesajımıza istek ve dileklerimizi gerçekleştirerek cevap veriyorsa pek ala pek güzel. yok eğer vermiyor da sitem etmemize sebep oluyorsa bunun da elbet bir sebebi vardır.
evrene nasıl mesaj yolladığımız önemli bir husus. sesli mesaj mı? yazılı mi? sözlü mü? bir de frekans ayarlarını doğru bilmek ve ona göre düzenlemek gerek tabii.
zamanlama, hız, saat bunun bir de mülakatı var, değerlendirme kısmı ve kriterler... uzar gider.
bir de evrenin mesajı doğru algıladığı ne malum. belki karıştırdı. o kadar insan var sonuçta.
o zaman ne yapıyoruz? tekrar deniyoruz!
devamını gör...
kavat
iki kişinin arasını yapan. muhabbet telalı.
not : kavat olarak ihtiyaç durumunda (bkz: kavas) olabilirim.
not : kavat olarak ihtiyaç durumunda (bkz: kavas) olabilirim.
devamını gör...
savewalterwhite.com
breaking bad spoiler'ı geliyor, dikkat.
breaking bad dizisinde walter jr. white* tarafından faaliyete geçirilmiş, zavallı babası walter white'ın kanser tedavisi (kemoterapi) masrafları için bağış kabul eden bir websitesidir.
dizinin yapımcıları diziyi ölümsüzleştirmek adına bu siteyi izleyicilerin erişimine açık tutuyorlar. gerçekten böyle bir site var. paint'le çizilmiş gibi duruyor ve çok orijinal.
tıklayınız
edit: imla
breaking bad dizisinde walter jr. white* tarafından faaliyete geçirilmiş, zavallı babası walter white'ın kanser tedavisi (kemoterapi) masrafları için bağış kabul eden bir websitesidir.
dizinin yapımcıları diziyi ölümsüzleştirmek adına bu siteyi izleyicilerin erişimine açık tutuyorlar. gerçekten böyle bir site var. paint'le çizilmiş gibi duruyor ve çok orijinal.
tıklayınız
edit: imla
devamını gör...
bas gitarın çok gereksiz bir enstrüman olması
roger waters ın bas gitarının sapıyla ıslatıp ıslatıp dövülmesi gereken yazar zannı.
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
"gözlerin, dudakların alev alev çağırıyor yangınlara. öyle bir şey var ki sende çözemediğim, insanı çılgınlıklara sürüklüyor."
devamını gör...
kitap alıntıları
akıllı ile deli arasındaki fark odur ki ; biri bildiğini söylemez diğeri söylediğini bilmez.
(bkz: mihmandar)
(bkz: mihmandar)
devamını gör...
6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı
puan sıralamasından kıyas yapıyorsak, 2010-11 sezonu fenerbahçe ve galatasaray'ın puan tablosundaki yerleri:

tarih asla 6 kasım 2002 tarihini 6-0'lık büyük skoru unutmayacak. *

tarih asla 6 kasım 2002 tarihini 6-0'lık büyük skoru unutmayacak. *
devamını gör...
yazarların en sevdiği çocuk kitabı
şeker portakalı.
bir şeftali bin şeftali.
küçük kara balık.
yüksek ökçeler.
bir şeftali bin şeftali.
küçük kara balık.
yüksek ökçeler.
devamını gör...
behzat ç. replikleri
dünyanın ekseni kaydı behzat. on iki santim yerinden oynadı. sen bana bir santim bile yaklaşmadın.
devamını gör...
z kuşağını aşağılayan insan
bugün önceki nesiller tarafından aşağılanıyoruz.
1-biz apolitik değiliz.birçok tarih ve siyaset kitabı okudum ve apolitik değilim.ayrıca neredeyse doğduğumdan beri aynı hükümet tarafından yönetiliyoruz ve henüz hiç oy kullanmadım bizim siyasi görüşümüzü tartışmak yerine keşke 18 yılda ülkenin bu hale gelmesine dur deseydiniz .
2-teknolojinin içinde büyüdük evet bunun birçok faydası olsa da çok fazla zararı da var ve bu zararlardan etkilenmemiz gayet normal.
3-eğitim hayatımızda birçok zorluk çekiyoruz. bunların başında işsizlik,sınavlardaki adaletsizlikler,sürekli değişen sınav formatları, rekabet ,üniversitelerin fazla olmasıyla kalitenin düşmesi ,torpil,mülakat vb. tüm bunlar umudumuzu öldürdü.
4-hızla gelişen teknolojiye kendimizi de geliştirmek zorundayız binlerce olanak var bunların hepsine yetişmemiz mümkün değil.
5-yapılan araştırmalar günümüzde insanların sosyal medyadan dolayı çok ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor .istesek de istemesek de etkileniyoruz.
6-belki savaş görmedik ama yaşadığımız içsel savaşlar var 21. yüzyıl dünyasıyla savaşımız var ve çoğumuz bu savaşı kaybediyor.
birçok sorun var biz aşağılanmak istemiyoruz anlaşılmak istiyoruz.
1-biz apolitik değiliz.birçok tarih ve siyaset kitabı okudum ve apolitik değilim.ayrıca neredeyse doğduğumdan beri aynı hükümet tarafından yönetiliyoruz ve henüz hiç oy kullanmadım bizim siyasi görüşümüzü tartışmak yerine keşke 18 yılda ülkenin bu hale gelmesine dur deseydiniz .
2-teknolojinin içinde büyüdük evet bunun birçok faydası olsa da çok fazla zararı da var ve bu zararlardan etkilenmemiz gayet normal.
3-eğitim hayatımızda birçok zorluk çekiyoruz. bunların başında işsizlik,sınavlardaki adaletsizlikler,sürekli değişen sınav formatları, rekabet ,üniversitelerin fazla olmasıyla kalitenin düşmesi ,torpil,mülakat vb. tüm bunlar umudumuzu öldürdü.
4-hızla gelişen teknolojiye kendimizi de geliştirmek zorundayız binlerce olanak var bunların hepsine yetişmemiz mümkün değil.
5-yapılan araştırmalar günümüzde insanların sosyal medyadan dolayı çok ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor .istesek de istemesek de etkileniyoruz.
6-belki savaş görmedik ama yaşadığımız içsel savaşlar var 21. yüzyıl dünyasıyla savaşımız var ve çoğumuz bu savaşı kaybediyor.
birçok sorun var biz aşağılanmak istemiyoruz anlaşılmak istiyoruz.
devamını gör...
sister mary joseph nodülü
mide kanserinin göbek çevresindeki lenf noduna metastazına verilen özel isim.
devamını gör...
futbolcunun durumunu öğrenmek için hastaneyi arayan adam
kahkaha atmama vesile olan büyük fenerbahçeli taraftar.
x: bir yakınımın durumunu öğrenecektim de
y :yakınınız kimdi?
x :dimitri pelkas
buradan
x: bir yakınımın durumunu öğrenecektim de
y :yakınınız kimdi?
x :dimitri pelkas
buradan
devamını gör...
iran’ın ölü kadını idam etmesi
beni afallatmıştır. bakalım güzelim iran’ın sözde molla devrimcileri ülkeyi daha ne kadar utandıracaklar. haber için buradan.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
çok değişik bir durumun içindeydim.
hayattan zevk almıyordum, gülmeyi severim gülmüyordum, konuşmuyordum, uyuyordum genelde.
günümün çoğunu yarı ölü şeklinde geçiriyordum.
bana bir" umut"gerekliydi. o yüzden "umut için" yaşamak istedim.
valide hanım "umutsuz yaşanmaz." demişti. çok haklı.
umut, benim nezlimde çok güçlü bir kıvılcımdır.
yaşamak olunca işin içinde umudu aldım hayatımın merkezine ve şimdilik iyi gidiyor.
hayattan zevk almıyordum, gülmeyi severim gülmüyordum, konuşmuyordum, uyuyordum genelde.
günümün çoğunu yarı ölü şeklinde geçiriyordum.
bana bir" umut"gerekliydi. o yüzden "umut için" yaşamak istedim.
valide hanım "umutsuz yaşanmaz." demişti. çok haklı.
umut, benim nezlimde çok güçlü bir kıvılcımdır.
yaşamak olunca işin içinde umudu aldım hayatımın merkezine ve şimdilik iyi gidiyor.
devamını gör...
tahin pekmez ikilisi gibi bir birliktelik
birçok insanın hayattındaki yegane amaçlar içindedir. bence ideal ilişki tanımıdır. tahin ve pekmez ikilisi gibi olmalıdır mesela pekmez fazla gelirse boğaz yakar tüketilmeye pek uygun olmaz tahin fazla gelirse de bu sefer acılığı artar ve ağızda kekremsi bir tat olur o karışımın ayarı ideal olmalıdır ki ne boğaz yakmalı ne de ağızda acılık bırakmalı.
devamını gör...


