profiline kendi fotoğrafını koyan yazarın asıl amacı
bozdun ya al işte.
devamını gör...
topun canı var
futbol terimleri ve deyimleri arasında bolca kullanılanlardan bir tanesidir. bu sözü en çok rıdvan dilmen’in kullandığına şahit oldum televizyon ekranlarında.
aslında futbolcuların milyonlarca dolar kazanmasına rağmen hala yeteneksizce ve saçmasapan hataları yaparak oynaya çalıştıkların oyun içinde aklanma çabasını gösteren ifadelerden biridir bu.
biz futbolseverler olarak elbette ki futbol içinde kendimize göre metafizik öğeler bulur ya da üretiriz. hatta bu sözlükteki en harika insanlardan biri olarak gördüğüm yazar arkadaşlarımdan biri ile böyle bir totemimizde var. ligde galatasaray’ımı şampiyon yapmaya yetmeyecek gibi görünse de avrupa liginde bizi götürebileceği yere kadar götürecektir. buna eminim hocam.
ancak topun canı var ifadesi biraz ayıp örtmek gibi geliyor bana. bu ifadeye göre futbolcunun iyi bir vuruş yapmış olmasına rağmen o başına buyruk topun istenilen yerden bambaşka bir yere gitmeye karar vermesini anlatmak için kullanılır.
bu ifadeye göre kaleye doğru yapılan müthiş bir vuruşla top bir anda karar değiştirip başka yere gider, direğe çarpar, gücü kesilip yarı yolda kalır. bu da topun canlı bir varlık olduğu ve bir karar mekanizmasına sahip olması yanılgısına yol açar.
bazı saçma sapan paslar için de aynı ibare kullanılabilir.
futbolcuların karar verme yetisinden daha kuvvetli bir iradeye sahip olduğunu düşünmeye başlıyorum artık topun, türkiye ligini izledikçe.
aslında futbolcuların milyonlarca dolar kazanmasına rağmen hala yeteneksizce ve saçmasapan hataları yaparak oynaya çalıştıkların oyun içinde aklanma çabasını gösteren ifadelerden biridir bu.
biz futbolseverler olarak elbette ki futbol içinde kendimize göre metafizik öğeler bulur ya da üretiriz. hatta bu sözlükteki en harika insanlardan biri olarak gördüğüm yazar arkadaşlarımdan biri ile böyle bir totemimizde var. ligde galatasaray’ımı şampiyon yapmaya yetmeyecek gibi görünse de avrupa liginde bizi götürebileceği yere kadar götürecektir. buna eminim hocam.
ancak topun canı var ifadesi biraz ayıp örtmek gibi geliyor bana. bu ifadeye göre futbolcunun iyi bir vuruş yapmış olmasına rağmen o başına buyruk topun istenilen yerden bambaşka bir yere gitmeye karar vermesini anlatmak için kullanılır.
bu ifadeye göre kaleye doğru yapılan müthiş bir vuruşla top bir anda karar değiştirip başka yere gider, direğe çarpar, gücü kesilip yarı yolda kalır. bu da topun canlı bir varlık olduğu ve bir karar mekanizmasına sahip olması yanılgısına yol açar.
bazı saçma sapan paslar için de aynı ibare kullanılabilir.
futbolcuların karar verme yetisinden daha kuvvetli bir iradeye sahip olduğunu düşünmeye başlıyorum artık topun, türkiye ligini izledikçe.
devamını gör...
kur'an-ı kerim'deki bilimsel bilgiler
çoğu ayetlerin bükülmesiyle birlikte ortaya atılan zorlama bilgilerdir.
çoğu zaten kuran-ı kerimden önce de biliniyordu ama burda değinmek istediğim konu bu değil.
bazı dindar arkadaşlar sürekli kuranda bilimsel bilgiler var, o zamanlarda bunların bilinmesi mucize değil de nedir? vb. düşüncelerle kuran'ın tanrı kitabı olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. aslında bunu yaparken kendi kendilerini çürütüyorlar farkında değiller. bilimsel bilgilerin en büyük özelliklerinden biri de zamanı geldiğinde yanlışlanabilme olasılığının olmasıdır.yani şimdi bildiğimiz şeyler hatalı olabilir ve yerini yeni bilgiler alabilir. bu noktada şunu sormak istiyorum. eğer kurandaki bu bilimsel bilgi dediğiniz şeyler yanlışlanır da yeni bilgiyle değişirse tanrı mı yanıldı diyeceksiniz yoksa bu tanrının kitabı değil mi diyeceksiniz? tanrı'nın kitabının böyle bir olasılık içinde barındırması başlı başına bir kusur değil midir? ilerde yanlışlanabilecek şeyler üzerinden varlık kanıtlanmaz diyerekten yazıyı noktalıyorum.
çoğu zaten kuran-ı kerimden önce de biliniyordu ama burda değinmek istediğim konu bu değil.
bazı dindar arkadaşlar sürekli kuranda bilimsel bilgiler var, o zamanlarda bunların bilinmesi mucize değil de nedir? vb. düşüncelerle kuran'ın tanrı kitabı olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. aslında bunu yaparken kendi kendilerini çürütüyorlar farkında değiller. bilimsel bilgilerin en büyük özelliklerinden biri de zamanı geldiğinde yanlışlanabilme olasılığının olmasıdır.yani şimdi bildiğimiz şeyler hatalı olabilir ve yerini yeni bilgiler alabilir. bu noktada şunu sormak istiyorum. eğer kurandaki bu bilimsel bilgi dediğiniz şeyler yanlışlanır da yeni bilgiyle değişirse tanrı mı yanıldı diyeceksiniz yoksa bu tanrının kitabı değil mi diyeceksiniz? tanrı'nın kitabının böyle bir olasılık içinde barındırması başlı başına bir kusur değil midir? ilerde yanlışlanabilecek şeyler üzerinden varlık kanıtlanmaz diyerekten yazıyı noktalıyorum.
devamını gör...
forumsal yazılar
soru cevap şeklinde ilerleyen, okuyucuya pek bir şey katmayan tanımlara veya başlığa verilen cevaplardır.
genelde işte adres, yetkili servis, fiyat sormak için forum sitelerinde kullanılır.
genelde işte adres, yetkili servis, fiyat sormak için forum sitelerinde kullanılır.
devamını gör...
çirkin kadınlara tavsiyeler
"çirkin" diye bir şey yoktur. o kadın aynaya baktığında gördüğü görüntüden memnunsa, kendisiyle barışık ve olduğu kişiyi seviyorsa bu kimseyi alakadar etmez. ha ama birileri sizi "çirkin" olduğunuz için sevmediyse ve siz de bunu kabullendiyseniz o sizin düşük özgüveninizden başka bir şey değildir. başkaları için yaşamaya devam edin.
devamını gör...
konfor alanı haline gelen diziler
friends.
devamını gör...
yemeğin tadına bakmadan tuz döken insan
buyrun benim.* yemeğin tuzu gayet yerinde olsa bile benim için yetersizdir. her zaman daha fazla tuz atarım. genelde tuzu elimden alırlar, vermezler bana. öyle hiç tadı çıkmıyor. bol bol tuz.*
devamını gör...
meriçlerle uğraşmaya son vermem
ermolettin isimli yazar arkadaşımızın bu derece evrim geçirebileceğini asla ve kat-a tahmin edemezdim.
gerçi meriç lakabını bana yapıştırdı öyle vazgeçti, canı sağolsun.
ama bu meriç dili ve edebiyatının tarihçesi ile alakalı bir ara hasbihal etmek isterim kendisiyle.*
gerçi meriç lakabını bana yapıştırdı öyle vazgeçti, canı sağolsun.
ama bu meriç dili ve edebiyatının tarihçesi ile alakalı bir ara hasbihal etmek isterim kendisiyle.*
devamını gör...
muğla ağzı
ege bölgesinde aydın, muğla, bodrum ağızları sanki farklı bir dil hüviyetine bürünmüş.
- tenal gıradık avostos geldimi
- zemeride gorklangoz toplardık yamırdan sonra
- bahar geldendeyse şelep gazardık
-mandelen baccalanı sulamıya başlardık ganalleden akan sunan
- ıscakla artdende çatma gocadık ölenleri, ıscakda benimiz solanıp gidedi
- samanı saklardık gışa, budeyi saradık eşege, demennere götürüdük un üğüddirmiye.
yukarıda geçen diyalogları, istanbul'dan, ankara'dan gelen villacı anlayamaz, yabancı kalır.
mesela dumbadiz demek, aşırı şişman demektir. çokuntuluk demek, toplantı anlamına gelir. adının önüne silimsek sıfatı konuldu mu, bu yemek konusunda mızmızlanan kişilerden bahsedildiğini işaret eder.
bize osmanlıca dilini hatırlatan, eğitimi ve mektebi olmayan, kendince kurallara, sözcüklere, jargonlara sahip, tadından da yenmeyen bir yöresel ağız.
eğer ki ahalisiyle kaynaşıp onlarla zaman geçirildi mi kapılan her bir sözcük ayrı bir kazanç.
- tenal gıradık avostos geldimi
- zemeride gorklangoz toplardık yamırdan sonra
- bahar geldendeyse şelep gazardık
-mandelen baccalanı sulamıya başlardık ganalleden akan sunan
- ıscakla artdende çatma gocadık ölenleri, ıscakda benimiz solanıp gidedi
- samanı saklardık gışa, budeyi saradık eşege, demennere götürüdük un üğüddirmiye.
yukarıda geçen diyalogları, istanbul'dan, ankara'dan gelen villacı anlayamaz, yabancı kalır.
mesela dumbadiz demek, aşırı şişman demektir. çokuntuluk demek, toplantı anlamına gelir. adının önüne silimsek sıfatı konuldu mu, bu yemek konusunda mızmızlanan kişilerden bahsedildiğini işaret eder.
bize osmanlıca dilini hatırlatan, eğitimi ve mektebi olmayan, kendince kurallara, sözcüklere, jargonlara sahip, tadından da yenmeyen bir yöresel ağız.
eğer ki ahalisiyle kaynaşıp onlarla zaman geçirildi mi kapılan her bir sözcük ayrı bir kazanç.
devamını gör...
anın fotoğrafı
yürüyüş yapacağım diye dağlara, tepelere, bayırlara çıkmışım.

sahilde konser var dediler kendimi dağlara vurdum bende bu akşam.
hiç çekemeyeceğim şimdi gürültü, patırtıyı...
buranında konseri bitmedi arkadaş.
evden çıkalım diye iki güne bir konser düzenliyorlar.
bu sefer amatör bir grup.
zamanında sokak hayvanları yararına çok etkinlik yapmıştık birlikte, çok sahneye çıkmıştık.
güzel zamanlardı.
minicikte bir ay mı varmış orada?
ne de tatlıymış ne de şirinmiş.
neysem bu kadar dinlenme yeter biraz efor zamanı.
herkeslere tatlı, huzurlu akşamlar...

sahilde konser var dediler kendimi dağlara vurdum bende bu akşam.
hiç çekemeyeceğim şimdi gürültü, patırtıyı...
buranında konseri bitmedi arkadaş.
evden çıkalım diye iki güne bir konser düzenliyorlar.
bu sefer amatör bir grup.
zamanında sokak hayvanları yararına çok etkinlik yapmıştık birlikte, çok sahneye çıkmıştık.
güzel zamanlardı.
minicikte bir ay mı varmış orada?
ne de tatlıymış ne de şirinmiş.
neysem bu kadar dinlenme yeter biraz efor zamanı.
herkeslere tatlı, huzurlu akşamlar...
devamını gör...
normal sözlük'te mutlu olmak
çok mutluyum çok..
iyi ki hepimiz varız..
hepinizi çok seviyorum..
iyi ki hepimiz varız..
hepinizi çok seviyorum..
devamını gör...
sevgilin var mı sorusuna alternatif cevaplar
en normal şekilde evet ya da hayır denebilir mesela*.
devamını gör...
şirazesi kaymak
dengeyi, düzeni, kurulu nizamı kaybetme hâli için söylenen bir deyimdir. şirâze, burada kitap cildini tutturan bez şerit anlamında ya da yağlı güreşçilerin kispetlerinin paça bölgesini ifade sadedinde gerçek anlamıyla değil fakat denge ve düzen mânâlarıyla kullanılmış.
''bulmasın şirâze-i cem'iyyet-i eczâ-yı sipihr
târ u mâr olsun benim hâl-i perişânım gibi.'' beytinde de leskofçalı gâlib, gökyüzünü oluşturan parçaları bir arada tutan düzen ve dengenin kendi perişan hâlinde olduğu gibi yıkılmasını, yok olmasını istemekle, ''şirâzesi kaymak'' deyiminde verilmek istenilen anlamı kast etmektedir.
''bulmasın şirâze-i cem'iyyet-i eczâ-yı sipihr
târ u mâr olsun benim hâl-i perişânım gibi.'' beytinde de leskofçalı gâlib, gökyüzünü oluşturan parçaları bir arada tutan düzen ve dengenin kendi perişan hâlinde olduğu gibi yıkılmasını, yok olmasını istemekle, ''şirâzesi kaymak'' deyiminde verilmek istenilen anlamı kast etmektedir.
devamını gör...
adnan cemgil
1909-2001 yılları arasında yaşamış çevirmen ve öğretmendir. istanbul üniversitesi felsefe bölümü mezunudur. denis diderot, emile zola, honore de balzac, romain rolland gibi isimlerin kitaplarını türkçeleştirmiştir. sinan cemgil'in babasıdır.
devamını gör...
osmanlı tuğralı doblo
40+ enişte arabasıdır. zengin bir enişteye sahipseniz 1.6 dizel, orta gelirli bir enişteye sahipseniz 1.3 dizel motorlu doblolar ile gezebilirsiniz. ayrıca bagaj kapağındaki tuğra, doblocu enisteler tarikatının sembolüdür, sökmemeniz tavsiye edilir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük zaafları
tombiş bebekler diyecegim basliktir. bebek ve cocuklara karsi ekstra bir sevgim var ama, birde boyle tombis olduklari zaman ekstra ekstra eriyorum. ozellikle o minicik ayaklar yok mu, öp öp doyamiyorsun. kucuk olan canlilarin kesinlikle mutlulukla cok guclu baglantilari var eminim...
devamını gör...
evcil cadi maki civcivi
sözlükte açık ara en zeki insan olduğunu düşündüğüm kişidir. sizi suya götürüp 30 bin lira borçlandırıp getirir. çoluğunuzun çocuğunuzun rızkını alıp pavyonda yer karşınıza geçip güler. ama yine de çok delikanlı yazardır. hakkı ödenmez.
devamını gör...
1.70 boyundaki kadının aynı boydaki erkekten uzun olması
oran orantı ile alakalı olabilir. geniş omuzlu kisi ile dar omuzlu kisi nasıl bir gelmiyorsa göze herhal o da öyledir.
devamını gör...
insan neden okumalı sorunsalı
okumak, başlı başına kabuğundan başını çıkarmaktır. senin dışında insanlar tanırsın kitaplarda, yaşadıkların dışında duygularla karşılaşırsın. güzel yazılmış bir kitap çıktığında karşına, kelimeler arasındaki ritmi bile duyabilir kulakların.
okumayı sevmem yaşar öğrenirim diyorsan; çevrendeki insanların hikayelerini baştan sona hiç bilemeyeceksin. onları uzaktan bu kadar uzun izleyemeyeceksin...
okumak göz kapaklarını kapattığında zihin dünyanın açılmasıdır. hayal gücünü zorlamaktır. yeni kelimelerle ve konuşma tarzları ile karşılaşmaktır.
okumak, kötülük görmeden kötülüğü tanıya bileceğin en masum öğrenme sahasıdır. kitaplar sana kötülük nedir diye sorgulatır...
bir üst perdeden okursan yazarı bile katabilirsin işin içine!
çünkü her yazar, yazdığı her kitapta kendini de gizlemiştir bir köşeye...
okumak, yeni ülkelere gitmek, yeni jargonlar duymaktır. okumak farklı kültür sofralarına misafir olmaktır.
yaşamadığın hikayelerin bile acısını yaşarsın içinde. öğrendiğin her bilginin gücünü hissedersin zihninde. severek kitap okumak gibisi var mı?
okumakta sorun yok, sen ne okuyacaksın???
okumayı sevmem yaşar öğrenirim diyorsan; çevrendeki insanların hikayelerini baştan sona hiç bilemeyeceksin. onları uzaktan bu kadar uzun izleyemeyeceksin...
okumak göz kapaklarını kapattığında zihin dünyanın açılmasıdır. hayal gücünü zorlamaktır. yeni kelimelerle ve konuşma tarzları ile karşılaşmaktır.
okumak, kötülük görmeden kötülüğü tanıya bileceğin en masum öğrenme sahasıdır. kitaplar sana kötülük nedir diye sorgulatır...
bir üst perdeden okursan yazarı bile katabilirsin işin içine!
çünkü her yazar, yazdığı her kitapta kendini de gizlemiştir bir köşeye...
okumak, yeni ülkelere gitmek, yeni jargonlar duymaktır. okumak farklı kültür sofralarına misafir olmaktır.
yaşamadığın hikayelerin bile acısını yaşarsın içinde. öğrendiğin her bilginin gücünü hissedersin zihninde. severek kitap okumak gibisi var mı?
okumakta sorun yok, sen ne okuyacaksın???
devamını gör...
