letgo
tanım kısmına detaylı olarak “pazarlık teklif etmeyin.” yazıyorsunuz, 5 dk sonra mesaj geliyor “ son ne olur?” böyle de değişik insanların bulunduğu bir site.
devamını gör...
soluk mavi nokta
bilimsel yanının öte tarafında kendimi ve çevremdekileri önemsizleştiren, en kibirli insanın bile gördüğünde kibrinden şüpheye duyabileceği bana göre 20. yüzyılın en önemli fotoğraflarından biridir.
--- alıntı ---
soluk mavi nokta, yaklaşık 6 milyar kilometre (3,7 milyar mil; 40,5 au) gibi rekor bir uzaklıktan, 14 şubat 1990 tarihinde voyager ı aracından kaydedilmiş fotoğraftır. fotoğrafta, dünya'nın görünen boyutu bir pikselden daha düşüktür ve gezegenimiz, uzayın yalnızlığında kameraya yansıyan güneş ışığı bantları arasında küçük bir nokta olarak görünür.
--- alıntı ---
carl segenin bu fotoğraf hakkında okunması gereken muhteşem yorumunu alta bırakıyorum. okumadan önce fotoğrafa bi bakın derimfotoğraf
--- alıntı ---
uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. eğer bu resme dikkatlice bakarsanız orada bir nokta göreceksiniz. o noktaya tekrar bakın. bu nokta bizim evimiz. o biziz. sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun içinde bulunuyor. tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji, ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, her umut dolu çocuk, her mucit, her kâşif, her ahlak hocası, yozlaşmış her politikacı, her şöhret yıldızı, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinin içinde.
dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün ... şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün ... anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar da yoğun!
bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. içinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.
dünya, şu ana kadar yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. en azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir yer yok. evet, ziyaret ediyoruz. ama henüz yerleşemiyoruz. beğensek de beğenmesek de, dünya şu an için yaşadığımız yegâne yer. gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
soluk mavi nokta, yaklaşık 6 milyar kilometre (3,7 milyar mil; 40,5 au) gibi rekor bir uzaklıktan, 14 şubat 1990 tarihinde voyager ı aracından kaydedilmiş fotoğraftır. fotoğrafta, dünya'nın görünen boyutu bir pikselden daha düşüktür ve gezegenimiz, uzayın yalnızlığında kameraya yansıyan güneş ışığı bantları arasında küçük bir nokta olarak görünür.
--- alıntı ---
carl segenin bu fotoğraf hakkında okunması gereken muhteşem yorumunu alta bırakıyorum. okumadan önce fotoğrafa bi bakın derimfotoğraf
--- alıntı ---
uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. eğer bu resme dikkatlice bakarsanız orada bir nokta göreceksiniz. o noktaya tekrar bakın. bu nokta bizim evimiz. o biziz. sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun içinde bulunuyor. tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji, ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, her umut dolu çocuk, her mucit, her kâşif, her ahlak hocası, yozlaşmış her politikacı, her şöhret yıldızı, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinin içinde.
dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün ... şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün ... anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar da yoğun!
bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. içinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.
dünya, şu ana kadar yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. en azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir yer yok. evet, ziyaret ediyoruz. ama henüz yerleşemiyoruz. beğensek de beğenmesek de, dünya şu an için yaşadığımız yegâne yer. gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor.
--- alıntı ---
devamını gör...
kuzey ege'de görülen deniz salyaları
sözlükte bu konuda girilen görüş sayısı “kumpirin 40 tl olması” başlığının beşte biri değil. kumpir önemli elbette de, denizlerimiz elden gidiyor arkadaşlar hu.
ülkede bilimin sesini duymamak nedeniyle başımıza gelen bu durum giderek tehdit eden bir hal alıyor.
belki bir duyan olur:
yıllardır marmara denizi'ni araştıran deniz bilimci prof. dr. cemal saydam, ülkemiz denizlerinde yaşanan çevre felaketi ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. prof. saydam, tüm denizlerimizin çok kötü durumda olduğunun altını çizerek “yüzeyde yapılan temizlik çalışması iğne ile kuyu kazmak gibi. dipten oluşuyor, gördüğünüz kısım buzdağının görünen kısmı. mesela marmara denizi'ne kıyısı olan her kentin arıtma tesislerini verimli şekilde çalıştırması gerek. iski hariç kimse arıtma çalıştırmıyor. ya da zaten bir çok noktada zaten arıtma yok. iski de göz önünde olduğu için çalıştırıyor” dedi.
müsilajın geçtiğimiz senelerde de olduğunu, bu sene karadeniz'de balıkçıların balık tutmasını engelleyecek noktaya geldiğini anlatan saydam, “ama bu yıl marmara denizi'ne aşırı girdilerden dolayı olağanüstü çoğaldı. bunun olacağını öngörüyorduk. ‘marmara'nın üzerine bu kadar gitmeyin' dedik, çevre bakanlığına defalarca raporlar uyarılar sunduk ama bizleri kimse dinlemedi. bu artışı iklim değişikliğine bağlamanın sorunu çözeceğini sandılar diyen saydam, “birbirimizi suçlamanın zamanı geçti . bütün marmara havzasını tüm trakya'yı içine alan bir çerçevede bakarsanız bu soruna ancak 6/7 yıllık bir sürede çözüm bulabilirsiniz. tüm bunlar varken bile hala fabrikasından kırmızı boyayı marmara'ya veren işletmeler var. böyle insanların ibret için acımasızca cezalandırılması lazım. araştırın tek bir ceza göremezsiniz.
bilim insanlarına soruyorlar ‘ne yapacağız?' diye. ama adam gidip öte yandan zararlı atığını hala denize bırakıyor. böyle devam ederse kısa süre sonra önce marmara elimizden gidecek ve fakir bir ülkenin çocukları olacağız” dedi.
saydam, marmara denizi'nin ölmediğini ama can çekiştiği vurgulayarak “bunlar daha iyi günlerimiz. bir kere balığı unutun denizin dibi ağzı açık ölü balık kaynıyor. tedbir alınmaz ise daha da kötü olacak, koku sorunu da baş gösterecek” uyarısında bulundu.
umarım bir okuyan olur bütün bunları, en ağırı ise en sonunda geliyor:
balıklar şu an göç edemiyor. marmara'dan geçemiyor balıklar, karadeniz ve ege arasındaki bağlantı kesildi. balıklar göç etmeye alışmış, sistem onun üzerine kurulu. şimdi sistem bozuldu. ne olacağını kestiremiyoruz ama bir şeyler olacağını görüyoruz.
* balık popülasyonu hiç görülmemiş bir şey yaşıyor. 12 bin sene önce marmara'dan geçiş yokmuş, karadeniz ile ege ayrı ayrı denizmiş. şimdi 12 bin yıl öncesine döndük. denizler bağlı ama geçişi tıkadık. ne olacak? yaşayıp göreceğiz.
sesi duyan var mı?
ülkede bilimin sesini duymamak nedeniyle başımıza gelen bu durum giderek tehdit eden bir hal alıyor.
belki bir duyan olur:
yıllardır marmara denizi'ni araştıran deniz bilimci prof. dr. cemal saydam, ülkemiz denizlerinde yaşanan çevre felaketi ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. prof. saydam, tüm denizlerimizin çok kötü durumda olduğunun altını çizerek “yüzeyde yapılan temizlik çalışması iğne ile kuyu kazmak gibi. dipten oluşuyor, gördüğünüz kısım buzdağının görünen kısmı. mesela marmara denizi'ne kıyısı olan her kentin arıtma tesislerini verimli şekilde çalıştırması gerek. iski hariç kimse arıtma çalıştırmıyor. ya da zaten bir çok noktada zaten arıtma yok. iski de göz önünde olduğu için çalıştırıyor” dedi.
müsilajın geçtiğimiz senelerde de olduğunu, bu sene karadeniz'de balıkçıların balık tutmasını engelleyecek noktaya geldiğini anlatan saydam, “ama bu yıl marmara denizi'ne aşırı girdilerden dolayı olağanüstü çoğaldı. bunun olacağını öngörüyorduk. ‘marmara'nın üzerine bu kadar gitmeyin' dedik, çevre bakanlığına defalarca raporlar uyarılar sunduk ama bizleri kimse dinlemedi. bu artışı iklim değişikliğine bağlamanın sorunu çözeceğini sandılar diyen saydam, “birbirimizi suçlamanın zamanı geçti . bütün marmara havzasını tüm trakya'yı içine alan bir çerçevede bakarsanız bu soruna ancak 6/7 yıllık bir sürede çözüm bulabilirsiniz. tüm bunlar varken bile hala fabrikasından kırmızı boyayı marmara'ya veren işletmeler var. böyle insanların ibret için acımasızca cezalandırılması lazım. araştırın tek bir ceza göremezsiniz.
bilim insanlarına soruyorlar ‘ne yapacağız?' diye. ama adam gidip öte yandan zararlı atığını hala denize bırakıyor. böyle devam ederse kısa süre sonra önce marmara elimizden gidecek ve fakir bir ülkenin çocukları olacağız” dedi.
saydam, marmara denizi'nin ölmediğini ama can çekiştiği vurgulayarak “bunlar daha iyi günlerimiz. bir kere balığı unutun denizin dibi ağzı açık ölü balık kaynıyor. tedbir alınmaz ise daha da kötü olacak, koku sorunu da baş gösterecek” uyarısında bulundu.
umarım bir okuyan olur bütün bunları, en ağırı ise en sonunda geliyor:
balıklar şu an göç edemiyor. marmara'dan geçemiyor balıklar, karadeniz ve ege arasındaki bağlantı kesildi. balıklar göç etmeye alışmış, sistem onun üzerine kurulu. şimdi sistem bozuldu. ne olacağını kestiremiyoruz ama bir şeyler olacağını görüyoruz.
* balık popülasyonu hiç görülmemiş bir şey yaşıyor. 12 bin sene önce marmara'dan geçiş yokmuş, karadeniz ile ege ayrı ayrı denizmiş. şimdi 12 bin yıl öncesine döndük. denizler bağlı ama geçişi tıkadık. ne olacak? yaşayıp göreceğiz.
sesi duyan var mı?
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
bayramda artik harçlık verilmediğinde, ailemin üniversite gezilerine ses çıkarmayıp izin verdiklerinde ve türkü dinlemeye başladığım an büyüdüğümü farkettim.
devamını gör...
milyonlarca kişi çocuk pornosu da izliyor
ülkede üslup problemi olduğunu gösteren söylemdir.
zaten olayla ne alakası var bilmiyorum kel alaka bir söylem.
ulan milyonlarca insanın izlediği bir programda böyle bir örneği neden verir insan. neden yahu neden aklım almıyor.
önce iç çamaşırı sonra çocuk pornosu.
çok çirkin çok.
zaten olayla ne alakası var bilmiyorum kel alaka bir söylem.
ulan milyonlarca insanın izlediği bir programda böyle bir örneği neden verir insan. neden yahu neden aklım almıyor.
önce iç çamaşırı sonra çocuk pornosu.
çok çirkin çok.
devamını gör...
aşık olunca vücudun verdiği tuhaf tepkiler
kusmak. bir keresinde birinden acccayip hoşlanıyordum ve çocuğu ne zaman görsem midem bulanıyordu.
devamını gör...
sevgiliye başka bir isimle seslenmek
yakın geçmişte başıma geldi benim bu. maalesef. sevgilime eski sevgilimin adıyla hitap ettim. aklından, kalbinden, ruhundan geçen üzüntüyü gördüğüm çok kısa ama çok korkunç bir andı. hemen özür diledim, açıklama yapmaya çalıştım, geveledim. tamam, problem yok, bilinç dışı olduğu çok açık. alışkanlıklarımızı, reflekslerimizi kontrol edemiyoruz, ben böyle konuları büyütmem dedi ama ben daha çok ezildim bu tavır karşısında.
insanlara hak ettikleri tepkilerin verilmesi gerektiğini düşünmüşümdür hep. olumlu da olsa olumsuz da olsa. hak ettiğinden azını ya da çoğunu değil. birini alttan almak iyi bir şey değil her zaman. belki sinirlense ya da üzüntüsünü dışa vursa, bu konuyu konuşmak istese daha az bok gibi hissedecektim kendimi.
yahu ne saçmalıyorum acaba... desenize eski sevgilinin adıyla sevgiline hitap etmene sebep olan duygun yüzünden kendini bok gibi hissetmiyorsun da ağzından çıkan bir sözcükle mi hissediyorsun... vay anasını arkadaş, ne gerzek yaratıklarız.
insanlara hak ettikleri tepkilerin verilmesi gerektiğini düşünmüşümdür hep. olumlu da olsa olumsuz da olsa. hak ettiğinden azını ya da çoğunu değil. birini alttan almak iyi bir şey değil her zaman. belki sinirlense ya da üzüntüsünü dışa vursa, bu konuyu konuşmak istese daha az bok gibi hissedecektim kendimi.
yahu ne saçmalıyorum acaba... desenize eski sevgilinin adıyla sevgiline hitap etmene sebep olan duygun yüzünden kendini bok gibi hissetmiyorsun da ağzından çıkan bir sözcükle mi hissediyorsun... vay anasını arkadaş, ne gerzek yaratıklarız.
devamını gör...
albert camus
"söyleyecek fazla bir şeyim hiçbir zaman olmadı. ben de sustum."
devamını gör...
karanlıkta uyumak vs loş ışıkta uyumak
zindan karanlığında uyumak gece salgılanan mucizevi hormonlarınızı çoşturacaktır. akıllı olunuz ve bu nimetten 5 telelik bir göz bandı ile nasibinizi alınız. tv ile, herhangi bir ışık hüzmesi eşliğinde kaliteli uyku uyunmaz!
devamını gör...
popülizm
günümüz siyasetinde sıklıkla uygulanan bir terim.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
çok eskiden dinledigim ve benim için anısı olan bir sarkiyi dinledigimde, filmlerdeki gibi o zamana ışınlanmış gibi hissediyorum.
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
sevgili yazarlar, eğer yazılar sözlükten alıntı ise bunu belirtmek için bir girizgâh yazısı rica ediyoruz sizden. bunu söylemeyi unutmuşum.
devamını gör...
seni sen yapan özelliklerin
ıyilik yapar, ne yapıp edip kötülük bulurum. bu beni ben yapan yegane özelliğim.
devamını gör...
moderatörlerdeki öz güven
ha adam buranın afedersiniz anasını belliyor ben şikayetçi olunca cevap ne biliyor musunuz? üslubunuza dikkat edin. kafa sözlükte değer mi görmek istiyorsun? troll olun troll.
troll ü şikayet ettiğim diye yediğim muamele. bu entry neden silinir? tanımsız imiş. adamın açtığı passat mı ferrari mi? başlığı tanım bizim ki değil, çoluk çocukla uğraşıyoruz. silinmeden burayı okuyan herkese selam.
edit: haa bir de özelden yazınca gider yapıyor bunu da belirteyim, sözlük içi mod muhabbetinin neden anonim olduğu belli oldu.
troll ü şikayet ettiğim diye yediğim muamele. bu entry neden silinir? tanımsız imiş. adamın açtığı passat mı ferrari mi? başlığı tanım bizim ki değil, çoluk çocukla uğraşıyoruz. silinmeden burayı okuyan herkese selam.
edit: haa bir de özelden yazınca gider yapıyor bunu da belirteyim, sözlük içi mod muhabbetinin neden anonim olduğu belli oldu.
devamını gör...
ezel
şahsımca tarafından türk dizi tarihin en iyi dizisidir --- spoiler ---
bu dizi öyle bir dizidirki her karakter insanada farklı bir duyguyu farklı bir hissi ele alır ezelinden dayısında dayısından melihaya... insan meliha sahnesi izleyinde anneliği anlar annelik duygusunu anlar bir annenin oğullarına bakışını anlar bir annenin sevgisini anlar dayı olan sahnelerdi herkes ona dayı desede o bir babadır bir mafya babası değil ama bir aile babasıdır sevgiklerini her zaman korur adamlarına yiğern der çünki adamları onun ailesidir ve adamları ona her ne kadar dayı da dese ramiz onların babalarıdır aslında ramizin dizide yaptığı herşey kusursuz bir baba figürünün yapması gereken şeylerdi insanlara ders vermesinden , onları eğitmesinden, onlara akıl fikir vermesinden , onları öldürene kadar herşey.... ezel aslında neydi? ezel ömerdi. ezeli ezel yapan ona yapılanlar değil cengiz değil eyşan değil hiç kimse değil ramizdi ezeli ezel yapan ramiz ezelin babasıdır bana göre ezeli genç yaralı bir fidan (ömer) olarak ekti toprağa daha sonra sabretti sabretti ve kenandandan daha kurnaz ramizdan daha zeki ve hepsinden daha güçlü koskocaman bir ağaç çıktı ortaya ezelden ne mi öğrendik ezelden bunu öğrnedik işten bir fidanın nasıl yetiştiğini peki eyşan, kimdi bu eyşan şerefsiz olan o.... olan eyşanmı yoksa ezel için ölen kadınmı yoksa bahar için ömeri öldüren kadınmı yoksa ezel için cengizi öldüren kadınmı eşyana ne derseniz deyin eyşan bana göre sevginin ta kendisidir aşkı içinde herşeyi yaptı canından çok sevdiği kardeşi içinde herşeyi yaptı eşyan kim ne derse desin sevginin ta kendisidir...
cengiz... aslında hepimiz biraz cengiziz hepimizin içinde ne yazıkki biraz cengiz var yok diyenler olacaktır tabiki onlarda haksız sayılmaz çünki daha onlar içindeki cengizi bulamamışlardır demek cengiz hemen hemen bütüm dizi boyunca hayatını zenginlik içinde geçirdi çünki ne kadar tırnaklarıyla kazısada istediklerini elde etmek için asla hiçbir şeye sahip olamadı buda demek oluyorki para mutluluk getirmez şimdi kimse yalan konuşmasın bu yazıyı okuyan çoğu kişi cengiz kadar zengin ve güçlü olmak için bir çok şeyden vazgeçebilir kardeşinden? arkadaşından ? aşkından? namusundan ? şerefinden? ne kadar az cengizseniz bu hayatta okadar fakirsiniz demektir bu ne kadar cengizsenizde bir okadar zenginsiniz demektir ne yazıkki.... dediğim zenginlik fakirliği para olarak saymayın asıl zenginlik burda fakir olmakdır fakirsen paraya tapmasın çünki tapıcak bir paran yoktur ailene tutunursun ailen vardır arkadaşların vardır aşkın vardır umutların vardır kardeşlerin vardır bunlara tutunursun ve tuttuğun hayata, tuttuğun ele ihanet etmezsin e peki diceksinki zenginlik ne ozaman az önce bahsettiğim zenginlik sadece parayı evet sadece para başka bir b'k değil sadece para, harcıyamıyacağın kadar para işte böyle insanlar herşeylerini sattıkdan sonra çok zengin olurlar çünki harcıyacakları hiçbirşey kalmaz. evmi arabamı ? hayır tabiki hayır... şeref, namus, hasiyet, kardeş, aile, eş , dost , hepsini harcamışlardır hepsini artık harcıyacakları tek şey paradır ama onuda harcıyamazlar uyuşturucu gibidir bu hatta daha kötüsü daha fazlasını istersin ama her toprağı kazışında sadece paraya sahip olursun hiçbir zaman daha fazlasına sahip olamazsın sadece para sadece... işte cengizde bana bunu hissettirdi mutsuzluğu , hırsı , üzüntüyü
geldik aliye ali adamdır lan ali adam gibi adamdır ali adam vurur niye sevdikleri için ömeri niye sattı bu adam ? babası için babasının karşısına çıkabilmek için haklı demiyorum yanlış anlaşılmasın ama bu adamın babası oğlu için hapis yaptı alinin boynunun borcuydu bu babasına bu yüzden . aliden dik duruşu öğrendim yıkılmamayı öğrendim ve her zaman sahip olduklarımı korumam gerektiğini öğrendim adamlığı öğrendim adamlığı
geldik en son ve benim favorim olan tefoya tefonun öldüğü sahne beni bir şey izlerken ağlatan ilk sahneydi çok üzüldüm her ne kadar dizi karekteri olsa bi tefo ayrıydı beee dizideki en sağlam en güvenilir en sadakatli insan tefoydu ben tefodan sadaketi öğrendim tefo kimine göre köpekdi kimine göre ayak takımı ama bana göre tefo bir binayı sağlam tutmaya yarayan temeldi tefo... tefo herşeydi tefonun olduğu yerde yanlış olmazdı tefo okumamıştı ama hem kendini geliştirdi tefo görmemişti ama hep görmeye çalıştı tefo azimliydi ama yukarı çıkıcam diye kimseyi ezmedi tefo alininde dediği gibi bu pis alrmde tek temiz kalmayı başaran tefoydu. harbi öyleydi be tefom mekanın cennet olsun...
--- `spoiler
şimdi diziyi izlerken mantık hatası arayanda var karakterlerin içersindeki anlamı çözmeye çalışıp benim gibi dizinden birleyler kapmaya çalışanda var...
ezel kitap gibi dizidir arkadaşlar ezel çok iyi bir dizi değildir belki kimilerine göre ama bana göre ezel tam bir başyapıttır
bu dizi öyle bir dizidirki her karakter insanada farklı bir duyguyu farklı bir hissi ele alır ezelinden dayısında dayısından melihaya... insan meliha sahnesi izleyinde anneliği anlar annelik duygusunu anlar bir annenin oğullarına bakışını anlar bir annenin sevgisini anlar dayı olan sahnelerdi herkes ona dayı desede o bir babadır bir mafya babası değil ama bir aile babasıdır sevgiklerini her zaman korur adamlarına yiğern der çünki adamları onun ailesidir ve adamları ona her ne kadar dayı da dese ramiz onların babalarıdır aslında ramizin dizide yaptığı herşey kusursuz bir baba figürünün yapması gereken şeylerdi insanlara ders vermesinden , onları eğitmesinden, onlara akıl fikir vermesinden , onları öldürene kadar herşey.... ezel aslında neydi? ezel ömerdi. ezeli ezel yapan ona yapılanlar değil cengiz değil eyşan değil hiç kimse değil ramizdi ezeli ezel yapan ramiz ezelin babasıdır bana göre ezeli genç yaralı bir fidan (ömer) olarak ekti toprağa daha sonra sabretti sabretti ve kenandandan daha kurnaz ramizdan daha zeki ve hepsinden daha güçlü koskocaman bir ağaç çıktı ortaya ezelden ne mi öğrendik ezelden bunu öğrnedik işten bir fidanın nasıl yetiştiğini peki eyşan, kimdi bu eyşan şerefsiz olan o.... olan eyşanmı yoksa ezel için ölen kadınmı yoksa bahar için ömeri öldüren kadınmı yoksa ezel için cengizi öldüren kadınmı eşyana ne derseniz deyin eyşan bana göre sevginin ta kendisidir aşkı içinde herşeyi yaptı canından çok sevdiği kardeşi içinde herşeyi yaptı eşyan kim ne derse desin sevginin ta kendisidir...
cengiz... aslında hepimiz biraz cengiziz hepimizin içinde ne yazıkki biraz cengiz var yok diyenler olacaktır tabiki onlarda haksız sayılmaz çünki daha onlar içindeki cengizi bulamamışlardır demek cengiz hemen hemen bütüm dizi boyunca hayatını zenginlik içinde geçirdi çünki ne kadar tırnaklarıyla kazısada istediklerini elde etmek için asla hiçbir şeye sahip olamadı buda demek oluyorki para mutluluk getirmez şimdi kimse yalan konuşmasın bu yazıyı okuyan çoğu kişi cengiz kadar zengin ve güçlü olmak için bir çok şeyden vazgeçebilir kardeşinden? arkadaşından ? aşkından? namusundan ? şerefinden? ne kadar az cengizseniz bu hayatta okadar fakirsiniz demektir bu ne kadar cengizsenizde bir okadar zenginsiniz demektir ne yazıkki.... dediğim zenginlik fakirliği para olarak saymayın asıl zenginlik burda fakir olmakdır fakirsen paraya tapmasın çünki tapıcak bir paran yoktur ailene tutunursun ailen vardır arkadaşların vardır aşkın vardır umutların vardır kardeşlerin vardır bunlara tutunursun ve tuttuğun hayata, tuttuğun ele ihanet etmezsin e peki diceksinki zenginlik ne ozaman az önce bahsettiğim zenginlik sadece parayı evet sadece para başka bir b'k değil sadece para, harcıyamıyacağın kadar para işte böyle insanlar herşeylerini sattıkdan sonra çok zengin olurlar çünki harcıyacakları hiçbirşey kalmaz. evmi arabamı ? hayır tabiki hayır... şeref, namus, hasiyet, kardeş, aile, eş , dost , hepsini harcamışlardır hepsini artık harcıyacakları tek şey paradır ama onuda harcıyamazlar uyuşturucu gibidir bu hatta daha kötüsü daha fazlasını istersin ama her toprağı kazışında sadece paraya sahip olursun hiçbir zaman daha fazlasına sahip olamazsın sadece para sadece... işte cengizde bana bunu hissettirdi mutsuzluğu , hırsı , üzüntüyü
geldik aliye ali adamdır lan ali adam gibi adamdır ali adam vurur niye sevdikleri için ömeri niye sattı bu adam ? babası için babasının karşısına çıkabilmek için haklı demiyorum yanlış anlaşılmasın ama bu adamın babası oğlu için hapis yaptı alinin boynunun borcuydu bu babasına bu yüzden . aliden dik duruşu öğrendim yıkılmamayı öğrendim ve her zaman sahip olduklarımı korumam gerektiğini öğrendim adamlığı öğrendim adamlığı
geldik en son ve benim favorim olan tefoya tefonun öldüğü sahne beni bir şey izlerken ağlatan ilk sahneydi çok üzüldüm her ne kadar dizi karekteri olsa bi tefo ayrıydı beee dizideki en sağlam en güvenilir en sadakatli insan tefoydu ben tefodan sadaketi öğrendim tefo kimine göre köpekdi kimine göre ayak takımı ama bana göre tefo bir binayı sağlam tutmaya yarayan temeldi tefo... tefo herşeydi tefonun olduğu yerde yanlış olmazdı tefo okumamıştı ama hem kendini geliştirdi tefo görmemişti ama hep görmeye çalıştı tefo azimliydi ama yukarı çıkıcam diye kimseyi ezmedi tefo alininde dediği gibi bu pis alrmde tek temiz kalmayı başaran tefoydu. harbi öyleydi be tefom mekanın cennet olsun...
--- `spoiler
şimdi diziyi izlerken mantık hatası arayanda var karakterlerin içersindeki anlamı çözmeye çalışıp benim gibi dizinden birleyler kapmaya çalışanda var...
ezel kitap gibi dizidir arkadaşlar ezel çok iyi bir dizi değildir belki kimilerine göre ama bana göre ezel tam bir başyapıttır
devamını gör...
12 nisan 2021 bir grubun attığı tecavüz içerikli tweet rezaleti
bu dark falan değil bu kansızlık. samimi söylüyorum bu zihniyetle bir bok olmaz. şakalarınıza gül gül öldük.
devamını gör...
yazarların yaşadığı en büyük şanssızlık
mezuniyetime 1 ay kala merdivenlerden düşüp kuyruk sokumumu kırdığım için üniversite hayatımın son finallerine elimde delikli minder ile gidip trajikomik anlar yaşamam ve tam mezun oldum iyileştim işe girdim derken ilkinden 3 ay sonra ikinci defa düşüp yine kuyruk sokumumu kırmam hayattaki şansıma en büyük örnektir bir ömür sert zeminlerde oturduğumda ağrı verecek olması da cabası.
devamını gör...
resim yükleme özelliğinin gelmesi
resmen revolution arkadaş müthiş, en sevindiğim güncelleme oldu herkese benden 50 karma. (bkz: sısısısı)
devamını gör...
bilim kurulu
içinde sosyolog, psikolog olmayan kurul.
insanları sadece fiziksel canlılar sanan kurul.
ekonomi, geçim, aile içi şiddet, sosyal hayat gibi gereksinimleri anlamayan kurul.
tiz dağılsın.
insanları sadece fiziksel canlılar sanan kurul.
ekonomi, geçim, aile içi şiddet, sosyal hayat gibi gereksinimleri anlamayan kurul.
tiz dağılsın.
devamını gör...