budist kadının öz saygısı var mıdır sorunsalı
müslüman kadının özsaygısı var mıdır sorunsalı ve ateist kadının özsaygısı var mıdır sorunsalına en iyi cevaptır.
budist kadının özsaygısı var mıdır sorunsalı başlığını görünce hissettiğiniz o anlamsızlık hissini, ne alaka, oha çok saçma duygusunu müslüman, ateist, seküler kadınlara, insanlara dair olan sorunsalların karşılığı olarak yerleştirin. tartışmanın fazlasıyla içinde olduğunuz için kaybettiğiniz perspektifi kazanmanıza ve olaya dışarıdan bakmanıza yardımcı olur.
aynı olaya taraf olarak değil ancak dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan ironiyi sergileyen mükemmel başlık.
budist kadının özsaygısı var mıdır sorunsalı başlığını görünce hissettiğiniz o anlamsızlık hissini, ne alaka, oha çok saçma duygusunu müslüman, ateist, seküler kadınlara, insanlara dair olan sorunsalların karşılığı olarak yerleştirin. tartışmanın fazlasıyla içinde olduğunuz için kaybettiğiniz perspektifi kazanmanıza ve olaya dışarıdan bakmanıza yardımcı olur.
aynı olaya taraf olarak değil ancak dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan ironiyi sergileyen mükemmel başlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nefret ettikleri huyları
kendim hariç herkese faydam olması.
devamını gör...
ferdi’den başka gücüm yoktu
leyla ile mecnun dizinin bir bölümde söylenen şarkıda geçen bir sözdür.
ben dertlenince, bunalıma girince, melankolik hissedince, acı çekerken, canım yanarken arabesk dinleyip derdine dert katan bir insan değilim. hiçbir zaman da olmadım. bana hep komik geldi bu durum. ben kendimi kötü hissettiğim zaman bu hissi geçirecek bir şeyler yapma taraftarıyım.
ben sözlükte sıkça adı geçen fularlı entellerden biriyim. duke ellington dinleyip şarap içerek derinlere dalarım kötü his kaybolup gidene kadar. bazen pipomu tüttürüp fularımı düzeltirim azizim.
ama bazen kendimi o kadar güçsüz hissederim ki elim ayağım tutmaz olur. vapurda yalnız başına seyahat edip saçları bambaşka yerlere savrulan bir kadın sureti dolar içime. işte o zaman tutunacak tek dal ferdi tayfur’un dalgalı sesi olur.
mesela bu ara gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki ferdi’den başka gücüm yok. sabahçı kahvesinin bayat çay ve her yere sinmiş izmarit kokusunu duyuyorum her yerde.
hiçbir şey olmuyor belki, fularım gevşedi ama hala aynı kırmızı. içim soğumuyor ama ferdi var. hatırası yeter.
ben dertlenince, bunalıma girince, melankolik hissedince, acı çekerken, canım yanarken arabesk dinleyip derdine dert katan bir insan değilim. hiçbir zaman da olmadım. bana hep komik geldi bu durum. ben kendimi kötü hissettiğim zaman bu hissi geçirecek bir şeyler yapma taraftarıyım.
ben sözlükte sıkça adı geçen fularlı entellerden biriyim. duke ellington dinleyip şarap içerek derinlere dalarım kötü his kaybolup gidene kadar. bazen pipomu tüttürüp fularımı düzeltirim azizim.
ama bazen kendimi o kadar güçsüz hissederim ki elim ayağım tutmaz olur. vapurda yalnız başına seyahat edip saçları bambaşka yerlere savrulan bir kadın sureti dolar içime. işte o zaman tutunacak tek dal ferdi tayfur’un dalgalı sesi olur.
mesela bu ara gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki ferdi’den başka gücüm yok. sabahçı kahvesinin bayat çay ve her yere sinmiş izmarit kokusunu duyuyorum her yerde.
hiçbir şey olmuyor belki, fularım gevşedi ama hala aynı kırmızı. içim soğumuyor ama ferdi var. hatırası yeter.
devamını gör...
akp kaybederse ertesi gün ne olacak
caddelere sokaklara şampanyalı gusül aldırmayı planlıyorum.
devamını gör...
caniko
bir nejat reha ikilisi şarkısıdır.
şarkının söz ve müziği bulutsuzluk özlemi isimli efsane grubun kurucusu ve solisti olan nejat yavaşoğullarına aittir. 1975 yılında caniko/bir aşk hikayesi adlı albümde yayınlanmış olan caniko şarkısı türkiyenin ilk eurovision deneyimi olan aynı yıl ulusal seçmelerden finale kalmıştır. o sene türkiye’yi semiha yankı seninle bir dakika isimli unutulmaz şarkı ile temsil etmiş ve yarışmada üç puan alarak on dokuzuncu olmuştur.
bu şarkıdan sonra nejat yavaşoğulları müzisyenlik hayatına bulutsuzluk özlemi ile devam ederken reha müziği bırakmıştır.
benim şarkından haberdar olmam ve zaman zaman en anlamsız anlarda ve en olmayacak yerlerde şarkının önce zihnimde çalması, sonra hafiften ıslıkla çalmaya başlamam ve en nihayetinde şarkının sadece nakaratını söylemem ise daha önce tanımını yazdığım bir filmi izlememden sonra olmuştur.
bu film bir nejat saydam filmi olan köçek (film)’dir. ben filmin adını uzun süre caniko sandım. bu filmi izledikten sonra bu şarkı sizi lanetleyecek ve aklınızdan hiçbir zaman çıkmayacaktır. bence şansınızı mutlaka deneyin.
şarkının söz ve müziği bulutsuzluk özlemi isimli efsane grubun kurucusu ve solisti olan nejat yavaşoğullarına aittir. 1975 yılında caniko/bir aşk hikayesi adlı albümde yayınlanmış olan caniko şarkısı türkiyenin ilk eurovision deneyimi olan aynı yıl ulusal seçmelerden finale kalmıştır. o sene türkiye’yi semiha yankı seninle bir dakika isimli unutulmaz şarkı ile temsil etmiş ve yarışmada üç puan alarak on dokuzuncu olmuştur.
bu şarkıdan sonra nejat yavaşoğulları müzisyenlik hayatına bulutsuzluk özlemi ile devam ederken reha müziği bırakmıştır.
benim şarkından haberdar olmam ve zaman zaman en anlamsız anlarda ve en olmayacak yerlerde şarkının önce zihnimde çalması, sonra hafiften ıslıkla çalmaya başlamam ve en nihayetinde şarkının sadece nakaratını söylemem ise daha önce tanımını yazdığım bir filmi izlememden sonra olmuştur.
bu film bir nejat saydam filmi olan köçek (film)’dir. ben filmin adını uzun süre caniko sandım. bu filmi izledikten sonra bu şarkı sizi lanetleyecek ve aklınızdan hiçbir zaman çıkmayacaktır. bence şansınızı mutlaka deneyin.
devamını gör...
babaların kızlarına hitap biçimleri
babamın 4 kızı olduğunu düşünürsek neredeyse sevgi sözcüklerini tükettiğini varsayabiliriz.
isimlerimizle nadiren hitap eder, genelde z harfini s sesiyle çıkartarak kızım der. bana en küçük olma kontenjanından bir tanem ve aşkım dediği de oluyor. dördümüzü bir arada gördüğünde ise şöyle bir bakıp hazinem, varlığım diyor.
isimlerimizle nadiren hitap eder, genelde z harfini s sesiyle çıkartarak kızım der. bana en küçük olma kontenjanından bir tanem ve aşkım dediği de oluyor. dördümüzü bir arada gördüğünde ise şöyle bir bakıp hazinem, varlığım diyor.
devamını gör...
alttaki yazara seri oy atıyoruz
bir işe yaramıyor karma filan ama mutlu olcaksanız atalım artı oy.
devamını gör...
ama kafamız nasıl güzel radyo programı
introsunu her dinlediğimde boş bulunup kahkaha attığım... birbirinden tatlı iki yayıncımız, bugün bize birhan keskin'den yola çıkıp şiir temasını seçimişler. normalde şiirle sorunlu bir ilişkisi olarak yumuşak karnım ve hemşerim birhan keskin seçiminden dolayı tuvalete bile kalkmayarak dinlemeyi düşündüğüm yayın.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
hayatı izliyormuş hissi
bu aslında bir farkındalık boyutu. hayatı izlediğimizi farkettiğimiz zamanlarda gerçekten yaşıyoruz. mağaradan çıktığımız anlar bu anlar. gölgeleri değil her şeyin gerçeğini gördümüz altın zamanlar.
özellikle günlük tutuyor ya da kendinize gelecekte tekrar okumak üzere mektup yazıyorsanız hayatınızın 'bir dönemini' izlemiş gibi de hissetmeniz mümkün.
özellikle günlük tutuyor ya da kendinize gelecekte tekrar okumak üzere mektup yazıyorsanız hayatınızın 'bir dönemini' izlemiş gibi de hissetmeniz mümkün.
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
devamını gör...
66. sone
vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
william shakespeare
çeviri : can yücel
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
william shakespeare
çeviri : can yücel
devamını gör...
mjölnir
iskandinav mitolojisinde baş tanrı olan odin’ in oğlu gökgürültüsü tanrısı thor'un gücüne güç katan çekicidir. kelime anlamı “parçalayıcı” demek olup thor bu çekiçle yıldırımlar, fırtınalar, depremler yaratabilir hatta uçabilir.
devamını gör...
kürtçe
sözlük yazarlarının ciddi anlamda ekşideki aktrolleri aratmadığını görmüş olduğum başlık. bu ne hazımsızlıktır arkadaşlar. diller içinde kültür barındırır. farsça ile sayılarının aynı olduğunu yazan arkadaş, kürtçenin orijinal olmadığını vurgulamış. bravooo arkadaşım aydınlattın herkesi. farça bu dilin atasıdır zaten. yalnız bu arkadaşa türkçe olarak bildiği bir çok kelimeninde aslında farsça olduğunu söylemek isterim. üniversitede farsçanın bütün kurlarının almıştım. bütün arkadaşların ve hatta hocanın da kürtçe bildiğini fark ettiğimde şaşırmıştım. o güne kadar kürtçe dilini duymuşluğum vardı fakat bilgim yoktu. türkiyede konuşulduğu illerde farklılık gösterirmiş ve hatta birbirlerini anlayamazlarmış. bir de suriye'de, ırak'ta, ıran'da ve türkiye'de konuşulan kürtçe yine farklılık göstermekteymiş. dil değilmiş, orijinal değilmiş blaa blaa blaa. kardeşim sen bana söyle bakayım tanıl bora okudun mu hiç? okuduğun her cümleyi anlıyor musun? kendi dilinin orijinal halini bilmediğine o kadar eminim ki!
devamını gör...
bir komplo teorisi bırak
prenses diana’nın ölümünün ardından yabancı bir gazetede okuduğum ve çok şaşırdığım bir komplo teorisi var.
birçok komplo teorisi atıldı ortaya. mesela son ölümsüz kraliçe elizabeth’in bir tezgahı olduğu anlatıldı uzun uzun ya da scotland yard’ın bu kazayı düzenlediğinden bahsedildi. hatta diana ve dodi el fayed’in ölmediği herkesten uzakta bir adada yaşadıkları bile söylendi. ama bana en tuhaf ve en korkutucu gelen bu gazetede gelen teori idi.
gazetede okuduğum makaleye göre bu kazayı organize eden güç çiçekçiler birliği idi. bilmiyorum size tuhaf geldi mi ama ben ilk okuduğum zaman böyle bir teorinin olması bile beni çok şaşırtmıştı. teoriye göre diana’nın cenazesinin olduğu gün dünyada en çok çiçek satılan günmüş. yani zor zamanlar geçiren çiçekçiler için bir sıçrama tahtası olması için uygulanmış ve kaza süsü verilmiş bir cinayettir bu.
beni asıl korkutan ve şaşırtan ise şuydu, kapitalizm bu kadar mı gözü doymaz bir şeydi ki doğaya ait bir şeyleri para karşılığı takas etmek için dünyayı sarsacak bir cinayete vesile olacaktı?
sonra sorumun cevabını aldım elbette. bu teori tamamen yanlış olabilir ama kapitalizm açgözlülüğü gerçek.
birçok komplo teorisi atıldı ortaya. mesela son ölümsüz kraliçe elizabeth’in bir tezgahı olduğu anlatıldı uzun uzun ya da scotland yard’ın bu kazayı düzenlediğinden bahsedildi. hatta diana ve dodi el fayed’in ölmediği herkesten uzakta bir adada yaşadıkları bile söylendi. ama bana en tuhaf ve en korkutucu gelen bu gazetede gelen teori idi.
gazetede okuduğum makaleye göre bu kazayı organize eden güç çiçekçiler birliği idi. bilmiyorum size tuhaf geldi mi ama ben ilk okuduğum zaman böyle bir teorinin olması bile beni çok şaşırtmıştı. teoriye göre diana’nın cenazesinin olduğu gün dünyada en çok çiçek satılan günmüş. yani zor zamanlar geçiren çiçekçiler için bir sıçrama tahtası olması için uygulanmış ve kaza süsü verilmiş bir cinayettir bu.
beni asıl korkutan ve şaşırtan ise şuydu, kapitalizm bu kadar mı gözü doymaz bir şeydi ki doğaya ait bir şeyleri para karşılığı takas etmek için dünyayı sarsacak bir cinayete vesile olacaktı?
sonra sorumun cevabını aldım elbette. bu teori tamamen yanlış olabilir ama kapitalizm açgözlülüğü gerçek.
devamını gör...
el dorado
konkistador olarak bilinen, gözünü altın bürümüş fetihçi ispanyolların, kızılderililerin ifadeleri sonucunda var olduğuna ikna oldukları efsanevi kayıp altın şehir.
yaklaşık 400 yıl boyunca güney amerika'da bu şehri bulmak uğruna başta kızılderililer olmak üzere çok sayıda insan katledildi.
francisco pizarro adlı bir ispanyol, inka imparatorluğu'nun sahip olduğu tüm hazineleri elde etmek istiyordu. bu uğurda inka imparatorunu öldürmekten de çekinmemişti. ancak bu infazdan önce imparatorun kendisine vermek zorunda kaldığı bir oda dolusu altın ve değerli eşya, pizarro'nun gözünü döndürmüştü. ülkenin her yerinde bundan daha fazlası olabileceğini düşünerek işe koyuldu.
bu sırada, yanında bulundurduğu ispanyol askerler, kızılderililerden aldıklarını iddia ettikleri bilgileri sağda solda anlatıp yaymaya başlamıştı. bölgede altından göller ve şehirler olduğunu iddia edenler, kendisini altın tozuna bulayarak altından bir göle giren kralların varlığını söyleyenler...
bu son iddia aslında bir anlamda doğruydu. bölgedeki bir krallığın başındaki kişi, bir ritüel sırasında kendisini altın tozuna bulayarak göle girerdi. maiyetindekiler de kral gölde yüzerken üzerine kıymetli cevherler atardı. yani aslında hikâyenin bir doğruluk payı da vardı. işte bu hikâye, ekvador ülkesinin kâşifi olan sebastian de belalcazar tarafından iyice ballandırılarak askerlerin aklına sokuldu. böylece altın adam anlamına gelen el dorado'yu aramak için çalışmalara başladılar. tabi bu arada efsane de altın adamdan altın imparatorluğa kadar dönüştü ve altın avcılarının iştahını daha da kabarttı.
sonuç? kimse böyle bir şehir bulamadı ve ölen öldüğüyle kaldı. ancak bugün o bölgede gerçekten birçok değerli maden yatağının varlığı biliniyor.
yaklaşık 400 yıl boyunca güney amerika'da bu şehri bulmak uğruna başta kızılderililer olmak üzere çok sayıda insan katledildi.
francisco pizarro adlı bir ispanyol, inka imparatorluğu'nun sahip olduğu tüm hazineleri elde etmek istiyordu. bu uğurda inka imparatorunu öldürmekten de çekinmemişti. ancak bu infazdan önce imparatorun kendisine vermek zorunda kaldığı bir oda dolusu altın ve değerli eşya, pizarro'nun gözünü döndürmüştü. ülkenin her yerinde bundan daha fazlası olabileceğini düşünerek işe koyuldu.
bu sırada, yanında bulundurduğu ispanyol askerler, kızılderililerden aldıklarını iddia ettikleri bilgileri sağda solda anlatıp yaymaya başlamıştı. bölgede altından göller ve şehirler olduğunu iddia edenler, kendisini altın tozuna bulayarak altından bir göle giren kralların varlığını söyleyenler...
bu son iddia aslında bir anlamda doğruydu. bölgedeki bir krallığın başındaki kişi, bir ritüel sırasında kendisini altın tozuna bulayarak göle girerdi. maiyetindekiler de kral gölde yüzerken üzerine kıymetli cevherler atardı. yani aslında hikâyenin bir doğruluk payı da vardı. işte bu hikâye, ekvador ülkesinin kâşifi olan sebastian de belalcazar tarafından iyice ballandırılarak askerlerin aklına sokuldu. böylece altın adam anlamına gelen el dorado'yu aramak için çalışmalara başladılar. tabi bu arada efsane de altın adamdan altın imparatorluğa kadar dönüştü ve altın avcılarının iştahını daha da kabarttı.
sonuç? kimse böyle bir şehir bulamadı ve ölen öldüğüyle kaldı. ancak bugün o bölgede gerçekten birçok değerli maden yatağının varlığı biliniyor.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
mondler:benim de hayranı olduğum ve izlemekten asla bıkmayacağım bir dizinin ve ilişkinin destekçisi olduğunu gördüğümde sevindiğim,iyi anlaşabilceğimize inandığım,tahminimce komik sempatik ve hoş biri.
devamını gör...
sözlük solcularının aklına uyup mahkemelik olmak
(bkz: silivri soğuktur)
devamını gör...
35 yaşına geleceğini hayal edememek
o yaşa gelirken, tecrübeleri de biriktirerek geliyorsun. 35 yaşına gelince artık genç biri olmadığının farkına varıyorsun. bunu ister istemez yaşıyorsun. çocukları geçtim, bu sözlükte benimle hemen hemen aynı yaştaki insanlar bana '' abi '' diyor. yapacak bir şey yok tabi.
resmi olarak da 16 yaşında bir yeğenim var yani. dolayısıyla yaş ilerlerken çoğu huyların da olgunlaşır. zaman su misali, nasıl geçtiğini anlayamazsınız.
resmi olarak da 16 yaşında bir yeğenim var yani. dolayısıyla yaş ilerlerken çoğu huyların da olgunlaşır. zaman su misali, nasıl geçtiğini anlayamazsınız.
devamını gör...

