günümüzde hakkında bir çok araştırma yapılan fakat kesin sonuca varılamamış konudur. bitkilerin acı hissi hakkında yapılan tartışmalar bilimin yanında genellikle veganlık üzerinden yürümektedir.

2014 yılının temmuz ayında oecolagia dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre bilim insanları tarafından "arabidopsis thaliana" bitkisinin, üzerine yerleştirilen tırtılların ısırıklarına ve ısırılma hissine karşı savunma tepkisi olarak hardal yağı salgıladığı görülmüştür. kaynak

bir diğer araştırmada ise bonn üniversitesi uygulamalı fizik bölüm araştırmacıları tarafından, saldırı altında bulunan bitkilerin etilen isimli bir gaz salgıladıkları ortaya koyulmuş, hasar görmüş bitkilerden elde ettikleri bu gaza özel oluşturdukları lazer bombardımanı ile de yayılan ses dalgaları incelenmiştir. sağlıklı bitkilerin normalde baloncuklanma şeklinde ses çıkardığı, tehdit hissettiklerinde ise bu sesin bir cırlamaya dönüştüğü, tehditin seviyesine göre cırlama sesinin arttığı ortaya koyulmuştur.
kaynak

bunlara benzer araştırmalardan bitkilerin acıyı hissettiğine dair hiç bir sonucun çıkmayacağını belirterek bitkilerde acıyı algılayan beyin, sinir sistemi veya acı reseptörleri olmadığından acıyı hissetmedikleri görüşünü de ifade edenler bulunmaktadır.
bu görüşe ilişkin kaynak 1 kaynak 2
devamını gör...

noodle..
devamını gör...

durduk yere, alakasız bir yazar seçince daha eğlenceli hale geleceğini düşündüğüm başlık. hmm.. düşünüyorum.. buldum!

sayın yazar,
en sevdiğim yazar değilsiniz ama bir liste yapsaydım sanırım ilk 10'a girerdiniz. etkileşimimiz oldukça düşük ama zaman zaman profilinize uğrayıp baştan sona okuyorum. çünkü biriktirip okuduğumda daha keyifli oluyor. akışta rastladığımızda beğeniyorum ama onun dışında ayak izlerimi bırakmadan profilinize uğrayıp ayrılıyorum.
devamını gör...

marker kalemler. edit : (artık her şey)
devamını gör...

(bkz: halide balcı) eseri.
bizim ordan bir ressam.
evde sanki benim doğduğum ev.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

encrypted-tbn0.gstatic.com/...

afişin çevirisi: aranıyor: kristof kolomb büyük hırsızlık, soykırım, ırkçılık, bir kültürün yok oluşunu başlatan tecavüz, işkence ve yerli halkın sakat bırakılması ve büyük yalanın kışkırtıcısı 500 yıllık turizm. bu afişi de çalın zaten her şeyi çaldınız.

1992’de, amerika’nın “keşfedilişinin” 500. yılı kutlamaları yapılır; kolomb yılı (columbus day) ilan edilen bu yılı, batı uygarlığı, “kahraman” kolomb’un kahramanlıklarını övgüyle anlatan filmler, kitaplar, paneller, sergilerle karşılarken; amerikan yerlileri, “suçlu” kolomb’un suçlarını amerika birleşik devletleri’nin new mexico eyaletindeki taos pueblo’sunda astıkları afişle böyle anlatıyorlardı. afişte kolomb, başına oklar saplanmış olarak tasvir ediliyordu.

kıta yerlileri bu dönemde, “keşif”in ve “kolomb”un kendileri için taşıdığı anlamı dünyaya duyurmak için, bir dizi toplantı düzenledi. 1987’de ekvator’da toplanan amerika kıtaları arası konferansı’nı, yine aynı yıl bogota’da, 1990’da brezilya’da, 1991’de guatemala’da gerçekleşen buluşmalar izledi. bolivya yerlileri, “500 yıllık direniş” sloganını benimsemişlerdi. meksika’da, 23 örgütün katılımıyla 500 yıllık yerli ve halk direnişi meksika konseyi kuruluyordu. guatemala’da ise, maya yeni uyanış koordinasyonu oluşuyordu.

amerika kıtasının yerli halkının, gerek kolomb'a gerekse ondan sonra gelen diğer avrupalılara karşı gösterdiği misafirperver ve cömert tavır onları adeta büyülemişti.

kızılderililerle (tainolar diye de adlandırılan arawak yerlileri) ilk kez karşılaşan kristof kolomb, onlarla ilgili ispanyol kralı ve kraliçesine yazdığı mektupta şöyle der:

“bu insanlar o kadar yumuşak başlı, barışsever ki, yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına majestelerinizin önünde ant içebilirim. komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar; davranışları terbiyeli ve övgüye değer. son derece sade, dürüst ve aşırı düzeyde eli açık insanlar. herhangi birinden, sahip olduğu herhangi bir şey istenince, hemen veriyorlar. başkalarına olan sevgileri, kendi özlerine olandan çok daha fazla. bu yerliler, dünyanın en iyi, en nazik insanları; kötülüğün ne olduğunu bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. silah taşımıyorlar, silahın ne olduğunu da bilmiyorlar. onlara bir kılıç gösterdim, keskin tarafından tuttular ve ellerini yaraladılar.” bu sözlerin hemen ardından ise şöyle yazar: “elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.*

amerika kıtası keşfedildiğinde oraya medeniyetten önce ölüm gitti. vahşet, hırsızlık, soykırım gitti. peki daha sonra medeniyet gitti mi? hayır! çünkü oranın yerlileri “beyaz adam”dan çok daha medeniydiler. hırsızlığı, insan öldürmeyi bilmiyorlardı. huzur içinde yaşayan büyük bir aile gibiydiler.

“beyaz adam” gelince onu misafirperverce ve samimiyetle ağırladılar. yiyeceklerinden bol bol ikram ettiler. topraklarını açtılar. hatta altınlarının da çoğunu karşılığında hiçbir şey beklemeksizin bu yeni misafirlerle paylaştılar. fakat “beyaz adam”ın gözü doymuyordu. ne kadar verirlerse hep daha fazlasını istiyordu. en sonunda canlarını da istedi. verdiler…

iki şey öğretti hayat bize. bir; tarihi kazananlar yazar. iki; kazananlar her zaman haklı değildir.


“kızılderili gerçek amerikalıydı. neredeyse hepsi yok oldu ama unutulmayacaklar. toprakları için nasıl savaştıklarının tarihi, zamanın silemeyeceği kanla yazıldı. güneş onların tanrısıydı, açık hava, kiliseleriydi. doğa, onların bütün sayfalarını bildikleri tek kitaptı.” ~ charles m. russell
devamını gör...

o kadar uzağım ki ilk okumada fritöz sandım.*
devamını gör...

yazmayayım yazmayayım diyorum konuşturacaksın adamı sözlük!

dış güzelliğin önemini yitirdiği an, beraber şiir okuyabildiğin vakitlerle başlar. sonra, tüm marjinalliği kenara atıp fularları çıkarıp beraber saçmalayabildiğin anlar gelir, beraber saçmalayıp beraber eğlenebildiğin gülebildiğin zamanlar. birbirine anlayış gösterebildiğin o vakitler... beraber ağlayıp beraber gülebildiğin, birlikte dik durup birlikte düştüğün... dik dururken birbirinden güç aldığın; düştüğünde yargılamadığın, düştüğünde yargılanmayacağın sonra. bir olursun sevdiğin insanla, katışırsın. vakit gelir sevmek yetmez, hayran olursun. akıl hocan olur bazı, bazı sen onun akıl hocası olursun. sen sararsın onu bazı, bazı o seni sarar.
devamını gör...

eşitlik ayrı aynılık ayrı kavramlardır. kadın ve erkek eşittir ama farklıdır. bu farklılık gereğince de aynı kıstaslara göre değerlendirilmemelidirler.
devamını gör...

söz, kına, nişan, düğün ve belki de daha benim bilmediğim türevleri.
devamını gör...

eğer şirkete başvuruda bulunsaymışım şuan bir servet sahibi olabilirmişim çünkü uyumak en sevdiğim aktivite (maalesef).
devamını gör...

boğazına, rahatına oldukça düşkün ve inatçı olurlar genellikle.
devamını gör...

acaba neden?

yorumlar yine komedi.*
'diyarbakır' da uyuyorsun sabah bir kalkmışsın muş'tasın'*
devamını gör...

hayatımda hiçbir şeyin yolunda gitmemesinden bıktım. istediğim hiçbir şeyin, başta her şey yolunda giderken, sonunda olmamasından bıktım. çabaladığım hiçbir şeyin olmamasından bıktım. duygularımın bile beni terk etmesinden bıktım. yaşamaktan bıktım kısaca.
devamını gör...

çok sıkıldım dostlar, sevdiğim ve değer verdiğim insanlardan aynı değeri görememekten sıkıldım. hayır tamam sevdiğim herkes beni sevmek zorunda değil ama seviyor-muş gibi yapmasalar keşke. uzun zamanlardır ağlamayan ve aglamaktan nefret eden ben bu konuda sürekli ağlar oldum. bilmiyorum belki de ben gereğinden fazla değer veriyor ve seviyorumdur, belki de tüm hata bendedir- ki olabilir lakin bu durum beni oldukça fazla üzüyor. ben herkese kolay kolay deger veremezken ve içimi dökemezken, sevdiğim, değer verdiğim ve içimi açtığım insanların bu şekilde davranmaları kalbimi acıtiyor. yoruldum, gerçekten çok yoruldum.
devamını gör...

bazen birini çok seversin ama ona iyi gelmezsin.
sadakatsiz selçuk repliği.
o kadar doğruki.
bu duruma uygun bir şarkı vardı.
ne çok dinlemiştim.
şarkı da mazi oldu, mazi de.
devamını gör...

telefon çaldığı an gerilir. her ne kadar çok sevdiği biri de olsa telefonla konuşası gelmez. sesimi duymayı özlemiyorsanız aramayın kardeşim. mesaj atın. ilgililere duyurulur.
devamını gör...

basligi acan yazar, bir protesto esnasinda borazanlik yapip milleti gaza getirdikten sonra gidip protestoculari polise ihbar eden yazar tiplemesidir bence.*
devamını gör...

çok uzun zaman önce aldığım ama okumak için kendimi hazır hissetmediğim bir kitaptı. hem kalın sayfaları hem de rus edebiyatındaki karışık isimlerden korkuyordum. doğru zamanın olduğuna inandığım bir gün elime alıp, bırakamadan beş altı günde bitirdim. şu kadarını söylemem gerekir ki: etrafımda sevdiğim herkese kitabı okutma isteği yarattı bende.
kitabın baş kahramanı raskolnikov eski bir hukuk öğrencisidir. kitabı okurken raskolnikov’un iç dünyasına, bakış açısına, aile ilişkisine, toplumda kendisini gördüğü yere ve topluma bakış açısına, fakirliğine, aklına ve zekasına tanık oldum. kitapta öylesine müthiş detaylar, ayrıntılar ve betimlemeler var ki… tek kelimle ile ba-yıl-dım. raskolnikov'un yazmış olduğu bir makale var ve onu okuduğunuzda ciddi anlamda sosyal bilimlerin her alanından analiz yapılması gerektiğini, hatta yapıldığını görüyorsunuz. beni en çok meraklandıran ise freud’un roman üzerine yaptığı psikolojik tahlillerin neler olduğu ve onları okumaktı. zaten biraz bakınıp okumaya çalışınca bir o kadar bu analizlere hayran kaldım.. üstelik kitabı ikinci kez okuma isteği de uyandırdı bende.
kitapla ilgili bir de rivayet var: suç ve ceza yayımlandıktan sonra savcı dostoyevski hakkında dava açıyor ve gerekçe olarak diyor ki; “bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır.”
devamını gör...

sobalı ev, yer sofrası, közlenmiş patates vs. vazgeçilmezleridir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim