sanat kulübü çizim yarışması
beşincisi başlamış olan çizim yarışması.
7 ağustos cumartesi günü sonlanacak olan yarışmada konu sınırlaması yok. teknik veya tür sınırlaması da yok.
yarışmanın discord üzerinden yapıldığını ve tüm discord kulüplerinin üyelerine açık olduğunu hatırlatayım.
herkese bol şans, iyi çizimler!
7 ağustos cumartesi günü sonlanacak olan yarışmada konu sınırlaması yok. teknik veya tür sınırlaması da yok.
yarışmanın discord üzerinden yapıldığını ve tüm discord kulüplerinin üyelerine açık olduğunu hatırlatayım.
herkese bol şans, iyi çizimler!
devamını gör...
#türkiyedinsizleşiyor
dini istismar edenler yüzünden bu günlere geldiğimizi , inançlıyım diyerek övünüp insanlara ahlak bekçiliği yapanların asıl toplumu ahlakını yozlaştırdıklarını göz önüne alırsak sevindirici bir haber olabilir ama gel gelelim inanmak ya da inanmamak bireyseldir toplumsal değil o yüzden toplumdaki dini oranlar bireyim inancını etkilemediğine göre abartıya gerek yoktur dünyanın sonu değil ülkenin de kurtuluşu olmadığı gibi
devamını gör...
sabahattin ali öldürülmeseydi olabilecekler
eceli ile öldüğünü değilde bir "mahlukat" tarafından öldürüldüğünü okuduğumda ağlamıştım. çantasından çıkan defterinin içinde, yazacağı kitapların ve konusunun notları yazılıymış. acaba öldürülmesiydi, ve defterine not düştüğü kitapları yazabilseydi allah bilir yine ne enfes kitaplar bırakacaktı bize. 12 tane kitabını okudum ama 100 kitap yazmış olsaydı yüzünüde büyük bir keyifle okurdum. öyle muazzam bir kaleme sahip yazardı. ruhu şad olsun.
devamını gör...
kürk mantolu madonna
--! spoiler !--
raif bey, çocukluğundan beri ürkek mizaçlı ve utangaç bir insandır. okumakta pek hevesi olmadığından babası tarafından almanyaya gönderilir. çok iyi resim yapmasına rağmen sırf kendinden bir parça barındırır korkusu ile yaptığı resimleri kimseye göstermemiştir. kendi içine kapanıktır ve çoğunlukla hayal dünyasında yaşar. bir gün bir resim sergisinde "kürk mantolu madonna"ya rastlar. bu tablo, raif beyin çocukluğundan beri okuduğu kitaplarda ve düşlerinde tasvir ettiği kadınların bir karışımıdır. onda masum, asil ve biraz vahşi bir ifade bulan raif bey bu tabloya bütün benliği ile aşık olur. bir müddet sonra tabloda gördüğü kadın ile karşılaşır. fakat içini bir korku salar. çünkü tablodaki kadın kusursuzdur. ona duyduğu aşk son derece manalı, her şeyin üzerinde, saf, temiz ve ebedidir. tablodaki kusursuz kadının gerçekte, göründüğü kadar kusursuz olmayışı ihtimali onu fevkalade korkutur.
maria puder .. arkadaş olurlar. fakat maria gerçekten de tablodaki gibi ilginç, zarif, güçlü, güzel ve narin bir kadındır. ve aralarındaki arkadaşlık gittikçe ilerler. ancak raif bey ona bir derece kadar az da olsa sahip olmuşken, elinden kayıp gitmesinden, ona tüm benliği ile sahip olmak isterken elde edebildiği kararından da olmaktan korkmakta ve bu düşünce raif beye cehennem gibi azap vermektedir. maria puder ise gerçekten derin düşünceli bir kadındır. erkeklerin bayağılığı karşısında aşk duygusundan nefret etmiştir. o, tüm mantıklarin dışında, tarifi imkansiz ve mahiyeti bilinmeyen bir aşk istemektedir. gittikçe yakınlaşan raif bey ve maria puder, ikisinin de korumaya çalıştığı mesafeyi aşmış ve bütün bir dostluğu, hissiyatı bir hiç uğruna heba etmişlerdir. raif bey'in korktuğu başına gelmiş ve maria puder ona "kendinde noksan olan kocaman bir boşluğun raif bey ile dolabilegini ve raif beyi de sevmezse kimseyi sevemeyecegini düşündüğünü fakat tüm bunlara rağmen raif beyi de sevemedigini" söylemiştir. çünkü o boşluk geçmemiş, her şeye rağmen hayat aynı sıkıntılı hali ile devam etmiş ve raif bey, her şeye rağmen, bütün yakınlığına rağmen yine maria ya uzak bir yabancı gibi görünmüştür. ayrılmaları gerekir. bir müddet ayrı kalırlar. raif bey o süre zarfında maria puderin evinin etrafında dolaşmış, kendinden geçmiş ve hiçbir şey düşünemez olmuştur. ve bu ayrılık sonunda maria puder hastalanır. bu vesile ile tekrar birleştiler. raif bey maria'ya bakıyor, onu iyi etmek için her şeyi yapıyordur. ve bir gün maria puder, "noksan olanı buldum, noksanlık bende imiş. noksanlık inanmak hissiyatı imiş. beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadım o yüzden sana aşık olmadığımı sandım, demek insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar, fakat artık inaniyorum" demistir. bu mesut günlerin ardından raif bey'in babası vefat eder ve memleketine dönmek durumunda kalır. bu süre zarfında maria puder de annesinin yanına prag'a gider. raif bey işleri yoluna koyar koymaz maria'yi yanına alacaktır. mektuplasirlar fakat bir müddet sonra maria'nin mektupları kesilir ve raif beyin gönderdiği mektuplar kendisine iade edilir.
raif beyin dünyası başına yıkılır ve bütün insanlardan kaçar . maria puder bile böyle yaptıktan sonra diğerleri neler yapardı kim bilir? maria kendisine verdiği sözü tutmayacagi için mektuplarını kesmiş ve kayıplara karışmıştır. muhtemel ki başka bir erkekle gönlünü eglendirmektedir.
raif bey'in günleri böyle beyhude ve azap içinde geçer, evlenir, çocukları olur.. fakat bu insanlar kendine kati suretle uzaktır, yabancıdır. yıllar geçer fakat raif bey insanlardan uzak, inançsız, mutsuz ve mariayi hala nasıl bu kadar sevdiğine şaşkın ve kızmış halde hayatına devam eder. bir gün maria puderin akrabası bir kadınla yolları rastlaşır. yanında 8 9 yaşlarında bir kız çocuğu ile dolaşan kadın ile sohbete başlar ve maria puder'in prag'a gittikten hemen sonra gebe olduğunu öğrendiği, çocuğun babası hakkında annesine tek kelime etmediği, yakında gideceği bir seyahatten bahsedip durduğu ve malesef çocuğu doğururken öldüğü haberini alır. o zaman raif bey tam on sene bir ölüye kızdığını, maria puder e çok haksızlık ettiğini anlar. onun hatırasına işlediği cinayet, raif beyi fazlası ile sıkıyor ve ölüm gibi geri dönülmez bir nedenden ötürü ne af dileyebiliyor ne de kefaretini odeyebiliyordur. ve 35 senelik ömründe sadece 4 5 ay yaşamış olduğunu, maria ile ayrıldıktan sonra ve onu tanımadan önce bir hayat yaşamadığını hissediyordur. ve bütün bunlardan sonra raif bey de kimseyle bir kelime konusamadan, herkese yabancı, pişmanlık içinde bu dünyadan göçüp gitmiştir.
--! spoiler !--
raif bey, çocukluğundan beri ürkek mizaçlı ve utangaç bir insandır. okumakta pek hevesi olmadığından babası tarafından almanyaya gönderilir. çok iyi resim yapmasına rağmen sırf kendinden bir parça barındırır korkusu ile yaptığı resimleri kimseye göstermemiştir. kendi içine kapanıktır ve çoğunlukla hayal dünyasında yaşar. bir gün bir resim sergisinde "kürk mantolu madonna"ya rastlar. bu tablo, raif beyin çocukluğundan beri okuduğu kitaplarda ve düşlerinde tasvir ettiği kadınların bir karışımıdır. onda masum, asil ve biraz vahşi bir ifade bulan raif bey bu tabloya bütün benliği ile aşık olur. bir müddet sonra tabloda gördüğü kadın ile karşılaşır. fakat içini bir korku salar. çünkü tablodaki kadın kusursuzdur. ona duyduğu aşk son derece manalı, her şeyin üzerinde, saf, temiz ve ebedidir. tablodaki kusursuz kadının gerçekte, göründüğü kadar kusursuz olmayışı ihtimali onu fevkalade korkutur.
maria puder .. arkadaş olurlar. fakat maria gerçekten de tablodaki gibi ilginç, zarif, güçlü, güzel ve narin bir kadındır. ve aralarındaki arkadaşlık gittikçe ilerler. ancak raif bey ona bir derece kadar az da olsa sahip olmuşken, elinden kayıp gitmesinden, ona tüm benliği ile sahip olmak isterken elde edebildiği kararından da olmaktan korkmakta ve bu düşünce raif beye cehennem gibi azap vermektedir. maria puder ise gerçekten derin düşünceli bir kadındır. erkeklerin bayağılığı karşısında aşk duygusundan nefret etmiştir. o, tüm mantıklarin dışında, tarifi imkansiz ve mahiyeti bilinmeyen bir aşk istemektedir. gittikçe yakınlaşan raif bey ve maria puder, ikisinin de korumaya çalıştığı mesafeyi aşmış ve bütün bir dostluğu, hissiyatı bir hiç uğruna heba etmişlerdir. raif bey'in korktuğu başına gelmiş ve maria puder ona "kendinde noksan olan kocaman bir boşluğun raif bey ile dolabilegini ve raif beyi de sevmezse kimseyi sevemeyecegini düşündüğünü fakat tüm bunlara rağmen raif beyi de sevemedigini" söylemiştir. çünkü o boşluk geçmemiş, her şeye rağmen hayat aynı sıkıntılı hali ile devam etmiş ve raif bey, her şeye rağmen, bütün yakınlığına rağmen yine maria ya uzak bir yabancı gibi görünmüştür. ayrılmaları gerekir. bir müddet ayrı kalırlar. raif bey o süre zarfında maria puderin evinin etrafında dolaşmış, kendinden geçmiş ve hiçbir şey düşünemez olmuştur. ve bu ayrılık sonunda maria puder hastalanır. bu vesile ile tekrar birleştiler. raif bey maria'ya bakıyor, onu iyi etmek için her şeyi yapıyordur. ve bir gün maria puder, "noksan olanı buldum, noksanlık bende imiş. noksanlık inanmak hissiyatı imiş. beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadım o yüzden sana aşık olmadığımı sandım, demek insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar, fakat artık inaniyorum" demistir. bu mesut günlerin ardından raif bey'in babası vefat eder ve memleketine dönmek durumunda kalır. bu süre zarfında maria puder de annesinin yanına prag'a gider. raif bey işleri yoluna koyar koymaz maria'yi yanına alacaktır. mektuplasirlar fakat bir müddet sonra maria'nin mektupları kesilir ve raif beyin gönderdiği mektuplar kendisine iade edilir.
raif beyin dünyası başına yıkılır ve bütün insanlardan kaçar . maria puder bile böyle yaptıktan sonra diğerleri neler yapardı kim bilir? maria kendisine verdiği sözü tutmayacagi için mektuplarını kesmiş ve kayıplara karışmıştır. muhtemel ki başka bir erkekle gönlünü eglendirmektedir.
raif bey'in günleri böyle beyhude ve azap içinde geçer, evlenir, çocukları olur.. fakat bu insanlar kendine kati suretle uzaktır, yabancıdır. yıllar geçer fakat raif bey insanlardan uzak, inançsız, mutsuz ve mariayi hala nasıl bu kadar sevdiğine şaşkın ve kızmış halde hayatına devam eder. bir gün maria puderin akrabası bir kadınla yolları rastlaşır. yanında 8 9 yaşlarında bir kız çocuğu ile dolaşan kadın ile sohbete başlar ve maria puder'in prag'a gittikten hemen sonra gebe olduğunu öğrendiği, çocuğun babası hakkında annesine tek kelime etmediği, yakında gideceği bir seyahatten bahsedip durduğu ve malesef çocuğu doğururken öldüğü haberini alır. o zaman raif bey tam on sene bir ölüye kızdığını, maria puder e çok haksızlık ettiğini anlar. onun hatırasına işlediği cinayet, raif beyi fazlası ile sıkıyor ve ölüm gibi geri dönülmez bir nedenden ötürü ne af dileyebiliyor ne de kefaretini odeyebiliyordur. ve 35 senelik ömründe sadece 4 5 ay yaşamış olduğunu, maria ile ayrıldıktan sonra ve onu tanımadan önce bir hayat yaşamadığını hissediyordur. ve bütün bunlardan sonra raif bey de kimseyle bir kelime konusamadan, herkese yabancı, pişmanlık içinde bu dünyadan göçüp gitmiştir.
--! spoiler !--
devamını gör...
en güzel teoman şarkısı
rüzgar gülü
devamını gör...
diş ağrısı
kafayı kesip kol altında gezdirme hissi uyandıran ağrı. allah düşmanımın başına versin efenim. böylece dünyası kararacak bir eli sürekli çenesinde olacak anlık mentolün verdiği rahatlama için bir elde fırça bir elde macun hababam diş fırçalayacak belki kolonya ya da saf alkol damlatmaktan alkolik olup kafayı bulacak ve benimle uğraşamayacaktır.
durum acilse paraya kıyın ve çevredeki geç saatlere kadar açık bir klinik arayın. izmirde avrupadent var. denize düşen yılana sarılır misali gitmiştim çünkü adamlar gece 12 ye kadar açıklar. ben rahatladım ama banka hesabım rahatsızlanmıştı. olsundu dünyalar benimdi o an.
durum acilse paraya kıyın ve çevredeki geç saatlere kadar açık bir klinik arayın. izmirde avrupadent var. denize düşen yılana sarılır misali gitmiştim çünkü adamlar gece 12 ye kadar açıklar. ben rahatladım ama banka hesabım rahatsızlanmıştı. olsundu dünyalar benimdi o an.
devamını gör...
kötü iş hayatı
sigara gibi... yavaş yavaş öldüren cinsinden.
devamını gör...
you
an itibarıyla üçüncü sezonu bitirdiğim dizidir. artık dördüncü sezon için beklemeye geçtik. seneye gelirse izleriz. dördüncü sezon onayını almış bu arada. normal almayı hak ediyordu.
dizi takıntılı bir manyağı anlatıyor. ilk sezondan beri başrol arkadaş birilerine ilgi duyuyor ve onu sapıklık derecesine kadar takip ediyor. konu böyle olunca dizi devasa şekilde seviliyor ve izleniyor. özellikle başrol oyuncusunun soğuk tavrı ve oyunculuğu sizi dizinin içine çekiyor.
ilk iki sezonu üçüncü sezona göre daha başarılı buldum. üçüncü sezon bence eh işte bir sezondu. dizide kullanılan mekanlar ve müzikler bence çok başarılı. ayrıca bazı göndermeler hoşuma gitti. ilk sezondan beri bazı şeylere göndermeler yapıyor. bu sezon aşı karşıtlarına yaptıkları gönderme başarılıydı. günümüzü takip etmesi diziyi güzel bir hale getiriyor.
ikiliyi ve saçma sapan öldürmeleri mantıklı bulmadım. tamam bu insanlar manyak ama bazı öldürme sahneleri lan ne alaka dedirtti. joe karakteri tek başınayken böyle değildi. love bazı sahnelerde öyle saçmalıyor ki izlerken sinir oluyorsunuz. senin yapacağın işi deyip geçiyorsunuz.
öldürmek için sebepleri bana yeterli gelmedi. bu sezon işlenen konu bence dizinin ilk sezonlarına göre tersti. joe tek başınayken birine saplantılı oluyordu ve onu izliyorduk. şimdi evli olduğu için ikili ilişkileri sıktı. bazı muhabbetler tahmin edilebilir ve sıkıcıydı. kadın öldükten sonra hemen intihar süsü verecekleri adamın üzerine suçu yıkacaklarını tahmin ettim. bu dizinin ilk iki sezonunun olayı manyaklığı tahmin edemememizdi.
sadece bitki ve zehirli iğne kısmında şaşırdım.
joe ve çocukluk sahneleri güzeldi. en azından güzel bir yola işaret ettiler. ilerleyen sezonlarda veya sezonda daha derine ineceklerdir. ben sadece sapık ve takıntılı bir joe izlemek istemiyorum. hem zeki hem takıntılı bir joe izlemek istiyorum.
love abla çok güzel, çok tatlı, çok seksi ama ölmesine sevindim. saçma insan öldürmelerinden kurtulduk.
ulan hayatta birilerine sinir olursunuz küfür edersiniz. kavga edersiniz. love öyle yapmıyor direkt öldürüyor. tamam ruh hastası ama bu kadarı fazla.
dizide sosyal medya kullanımı ve günümüze atıfta bulunmaları hoşuma gitti. dizinin içine daha rahat giriyoruz. eh işte bir sezondu. umarım diğer sezon joe tek başına zekice sapıklıklar yapar.
dizi takıntılı bir manyağı anlatıyor. ilk sezondan beri başrol arkadaş birilerine ilgi duyuyor ve onu sapıklık derecesine kadar takip ediyor. konu böyle olunca dizi devasa şekilde seviliyor ve izleniyor. özellikle başrol oyuncusunun soğuk tavrı ve oyunculuğu sizi dizinin içine çekiyor.
ilk iki sezonu üçüncü sezona göre daha başarılı buldum. üçüncü sezon bence eh işte bir sezondu. dizide kullanılan mekanlar ve müzikler bence çok başarılı. ayrıca bazı göndermeler hoşuma gitti. ilk sezondan beri bazı şeylere göndermeler yapıyor. bu sezon aşı karşıtlarına yaptıkları gönderme başarılıydı. günümüzü takip etmesi diziyi güzel bir hale getiriyor.
ikiliyi ve saçma sapan öldürmeleri mantıklı bulmadım. tamam bu insanlar manyak ama bazı öldürme sahneleri lan ne alaka dedirtti. joe karakteri tek başınayken böyle değildi. love bazı sahnelerde öyle saçmalıyor ki izlerken sinir oluyorsunuz. senin yapacağın işi deyip geçiyorsunuz.
öldürmek için sebepleri bana yeterli gelmedi. bu sezon işlenen konu bence dizinin ilk sezonlarına göre tersti. joe tek başınayken birine saplantılı oluyordu ve onu izliyorduk. şimdi evli olduğu için ikili ilişkileri sıktı. bazı muhabbetler tahmin edilebilir ve sıkıcıydı. kadın öldükten sonra hemen intihar süsü verecekleri adamın üzerine suçu yıkacaklarını tahmin ettim. bu dizinin ilk iki sezonunun olayı manyaklığı tahmin edemememizdi.
sadece bitki ve zehirli iğne kısmında şaşırdım.
joe ve çocukluk sahneleri güzeldi. en azından güzel bir yola işaret ettiler. ilerleyen sezonlarda veya sezonda daha derine ineceklerdir. ben sadece sapık ve takıntılı bir joe izlemek istemiyorum. hem zeki hem takıntılı bir joe izlemek istiyorum.
love abla çok güzel, çok tatlı, çok seksi ama ölmesine sevindim. saçma insan öldürmelerinden kurtulduk.
ulan hayatta birilerine sinir olursunuz küfür edersiniz. kavga edersiniz. love öyle yapmıyor direkt öldürüyor. tamam ruh hastası ama bu kadarı fazla.
dizide sosyal medya kullanımı ve günümüze atıfta bulunmaları hoşuma gitti. dizinin içine daha rahat giriyoruz. eh işte bir sezondu. umarım diğer sezon joe tek başına zekice sapıklıklar yapar.
devamını gör...
yazarların sevdiği çiçekler
yaban gülüdür... diger guller gibi rosa canina familyasindandir. kanada'danin alberta eyaletinin simgesidir ayni zamanda. yabani alanlarda daha cok rastlanir. gorunusu bilinen bir gülden oldukca farkli olmasina ragmen güle has olan o guzel koku, bu cicek turunde cok daha yogundur. genellikle haziran temmuz arasi acar ve bir ay icerisinde solar. omru kisadir bu guzelligin...
devamını gör...
zaman kaybetmek
zaman bize ait değildir ki yitirelim, zaman insanlardan bağımsızdır.
biz onu tanısak da vardır tanımasak da, zamanı geçirmeye çalışsak da akar,
durdurmaya çalışsak da, çoğunlukla öldürmeye çalışırız ama o hiç ölmez.
kayıp şeyler dükkanı
biz onu tanısak da vardır tanımasak da, zamanı geçirmeye çalışsak da akar,
durdurmaya çalışsak da, çoğunlukla öldürmeye çalışırız ama o hiç ölmez.
kayıp şeyler dükkanı
devamını gör...
bilgi içerikli tanım girmek
arada bir anasayfaya çıkarak insanlara sözlüğün amacının ne olduğunu hatırlatan başlık. keşke bilgi içerikli tanımlar da anasayfaya düşse.
devamını gör...
şarkı olmuş şiirler
kaan tangözenin bekle dedi gitti adıyla piyasaya çıkardığı şarkı. (özdemir asafın çizik adlı şiiri)
devamını gör...
gelecekteki sevgiliye not
her şey başladığı olgunlukta devam etmeyecekse lütfen gelme, gücüm yok. sevme sanatında pişmemişsen hamsan gelme, gücüm yok. hislerini kendi içinde yaşayıp benle paylaşmamayı tercih edeceksen gelme, gücüm yok. ilişkimizin eksikliklerini gördüğünde çözüm odaklı değil de ayrılık odaklı yaklaşacaksan gelme, gücüm yok. keyfi yere benim duygularımı ve düşüncelerimi önemsemeden öylece önceliğinden çıkaracaksan gelme, gücüm yok. kendimi anlatmak için çaba sarfettiğim zaman beni görmemeyi tercih edeceksen gelme, gücüm yok. sana koşa koşa geldiğimde bir dahaki gelişim için içimdeki hevesimi kıracaksan gelme, gücüm yok. benim üzülmüş, incinmiş olmam senin yüreğine bir hüzün çöktürmeyecekse lütfen gelme...
devamını gör...
fok
fok balığı. elleri ve ayakları yüzgeç şeklinde olan, denizde çok hızlı yüzebilen, küçük balıkları yiyen ama köpek balığı tarafından yenilen, bıyıklı bir hayvandır.
yavrularının, çok güzel beyaz kürkleri vardır. bu yüzden kanada'da bile binlerce fok daha yavruyken öldürülür. delici yada kesici alet kullanıp kürkü bozmamak için kafalarına sert cisimlerle vurarak öldürürler.
cape town'da, deniz kenarındaki turistik alışveriş merkezi waterfront'da gezinirken homurtulu seslerini duyabilirsiniz ama yanlarına çok yaklaşınca sidik kokusunu farkedersiniz. çünkü bu hayvanlar, toplu halde yanyana yatıyor ve sadece acıkınca balık yemek için denize giriyor, karnını doyurur doyurmaz, gelip yatıyor.
yavrularının, çok güzel beyaz kürkleri vardır. bu yüzden kanada'da bile binlerce fok daha yavruyken öldürülür. delici yada kesici alet kullanıp kürkü bozmamak için kafalarına sert cisimlerle vurarak öldürürler.
cape town'da, deniz kenarındaki turistik alışveriş merkezi waterfront'da gezinirken homurtulu seslerini duyabilirsiniz ama yanlarına çok yaklaşınca sidik kokusunu farkedersiniz. çünkü bu hayvanlar, toplu halde yanyana yatıyor ve sadece acıkınca balık yemek için denize giriyor, karnını doyurur doyurmaz, gelip yatıyor.
devamını gör...
zamanda yolculuk
kurgu karakter h.g.tannhaus kitabıdır.
kitabı okumaya başladığımda daha 20. sayfaya bile varmadan derin hayal kırıklığı girdaplarından kurtulmak için kulaç atmaya başladım. beklentim olması gerektiğinden kat be kat fazlaymış meğer. ne tarafından tutmaya çalışsam hayal kırıklığımı gidermedim. ben de size kitapla ilgili hayal kırıklıklarımdan bir derlemeye yapmaya karar verdim. bu tanımı okuyacak az sayıda sözlük sakinine kolaylık olsun diye yazımı maddeler halinde yazarak en azından yazı içinde olumlu bir şeyler görmenize vesile olmayı umut ediyorum.
1. size ilk olarak anlatmak istediğim şey bu kitap ile okuduğum incelemeler. gerçekten şaşkınlıkla okudum. hayran kalanlar, aşık olanlar, kendini kaybedip gözyaşlarına boğulanlar... elbette haddime değil kimin neyi beğeneceğine karar vermek ama bilimkurgu okumaya 8 yaşında başlamış ve aynı yıl beceriksizce ve çocukça da olsa ilk öyküsünü, hem de bilimkurgu öyküsünü yazan biri olarak açıkça söylüyorum bu kitap bilimkurgu hayranları tarafından beğenilecek bir kitap değildir.
2. ikinci maddemiz yine incelemelerle ilgili. bazı okurlar “ dark” dizisinin bu kitaptan uyarlandığını yazmış ve uyarılara rağmen bu konuda ısrarcı olmuşlar. halbuki biraz araştırma yapsalar kitabın almanya’da ilk basımının ocak 2020 olduğunu, yani kitabın diziden sonra yazıldığını görecekler ama ne gerek var. bilmediğini uydurmak gibi bir kolaylık varken.
3. üçüncü maddemiz ise çeviri ile alakalı. bu konuda uzun uzun teorik şeyler yazmayacağım ama gerçekten çok amatör bir çeviriydi.
4. bu maddemiz ise yayınevine bir eleştiri, editöre diyebiliriz aslında. bazı yazım yanlışlarının basım hatası olduğunu düşündüm başta ama sonra fark ettim ki ısrarla aynı hatalar yapılmış. türkçe bilen biri bu hataları yapmazdı bence. yazık olmuş.
5. son madde ise doğrudan kitapla ilgili olacak. bir kitapta bu kadar klişe fazla. her şey klişelere çıkıyor ve insanı şaşırtmayan onlarca olaya tanık oluyorsunuz okurken. kitabın yazarı olarak adı geçen kişi hepimizin malumu tannhaus isimli saatçi. bu sadece saçma bir pazarlama yöntemi olduğu için fazlası ile can sıkıcı. yazarın isminin başına eklenen h.g. kısaltması wells abimize bir selam ama eminim wells bu kitabı okusa mezarında ters döner.
velhasılı zamanınız varsa alın okuyun, eğer zamanınız yoksa zamanda yolculuk için başka yollar deneyin.
kitabı okumaya başladığımda daha 20. sayfaya bile varmadan derin hayal kırıklığı girdaplarından kurtulmak için kulaç atmaya başladım. beklentim olması gerektiğinden kat be kat fazlaymış meğer. ne tarafından tutmaya çalışsam hayal kırıklığımı gidermedim. ben de size kitapla ilgili hayal kırıklıklarımdan bir derlemeye yapmaya karar verdim. bu tanımı okuyacak az sayıda sözlük sakinine kolaylık olsun diye yazımı maddeler halinde yazarak en azından yazı içinde olumlu bir şeyler görmenize vesile olmayı umut ediyorum.
1. size ilk olarak anlatmak istediğim şey bu kitap ile okuduğum incelemeler. gerçekten şaşkınlıkla okudum. hayran kalanlar, aşık olanlar, kendini kaybedip gözyaşlarına boğulanlar... elbette haddime değil kimin neyi beğeneceğine karar vermek ama bilimkurgu okumaya 8 yaşında başlamış ve aynı yıl beceriksizce ve çocukça da olsa ilk öyküsünü, hem de bilimkurgu öyküsünü yazan biri olarak açıkça söylüyorum bu kitap bilimkurgu hayranları tarafından beğenilecek bir kitap değildir.
2. ikinci maddemiz yine incelemelerle ilgili. bazı okurlar “ dark” dizisinin bu kitaptan uyarlandığını yazmış ve uyarılara rağmen bu konuda ısrarcı olmuşlar. halbuki biraz araştırma yapsalar kitabın almanya’da ilk basımının ocak 2020 olduğunu, yani kitabın diziden sonra yazıldığını görecekler ama ne gerek var. bilmediğini uydurmak gibi bir kolaylık varken.
3. üçüncü maddemiz ise çeviri ile alakalı. bu konuda uzun uzun teorik şeyler yazmayacağım ama gerçekten çok amatör bir çeviriydi.
4. bu maddemiz ise yayınevine bir eleştiri, editöre diyebiliriz aslında. bazı yazım yanlışlarının basım hatası olduğunu düşündüm başta ama sonra fark ettim ki ısrarla aynı hatalar yapılmış. türkçe bilen biri bu hataları yapmazdı bence. yazık olmuş.
5. son madde ise doğrudan kitapla ilgili olacak. bir kitapta bu kadar klişe fazla. her şey klişelere çıkıyor ve insanı şaşırtmayan onlarca olaya tanık oluyorsunuz okurken. kitabın yazarı olarak adı geçen kişi hepimizin malumu tannhaus isimli saatçi. bu sadece saçma bir pazarlama yöntemi olduğu için fazlası ile can sıkıcı. yazarın isminin başına eklenen h.g. kısaltması wells abimize bir selam ama eminim wells bu kitabı okusa mezarında ters döner.
velhasılı zamanınız varsa alın okuyun, eğer zamanınız yoksa zamanda yolculuk için başka yollar deneyin.
devamını gör...
kötü ilişki vs yalnızlık
sana ve ilişkiye zarar veren bir kişiyle olmaktansa huzurlu bir yalnızlık en doğru olanıdır. kötü bir ilişki zaten devamında bitmek bilmeyen tartışmalar ve ardından muhtemel ayrılık aşamalarını getirecektir. bu yüzden kendinizi yalnız hissettiğiniz bu ilişkiden çıkıp kendi huzurunuzda yalnızlığınızı yaşamanız sizin için en doğru olanıdır. lakin ince ve önemli bir çizgi var ki kişi kendini yalnızlığa alıştırıp gelecek ilişkilere kendini soyutlamamalıdır.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
yeğenimle(2) olan bir diyalog;
-ayaz seni yiyebilir miyim?
-olmaas ben mama değilim.
-ayaz seni yiyebilir miyim?
-olmaas ben mama değilim.
devamını gör...
gülseren budayıcıoğlu
hiçbir dizisinin, çevremdekilerin tüm ısrarlarına rağmen bir bölümünü bile izlemedim.
onu izleyene kadar zippo çakmak restorasyon videosu izlerim.hiç olmazsa eğlenceli
onu izleyene kadar zippo çakmak restorasyon videosu izlerim.hiç olmazsa eğlenceli
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
bunu söyleyenlerin yasaklanması gereken başlıktır. başkalarının fikirlerini görmek istemiyorsan engelle geç, burada olmasının size ne zararı olduğunu anlamıyorum.
devamını gör...
