elma kokan salon
aklına gelenin
elinin altında olsun diye
sehpanın üstüne bırakılan
tabaktaki elmalarla
elma kokan salon
vaktinde yıkanmış bulaşıklar
tezgâha asılan el beziyle
yıkanmış bulaşık kokan, mutfak
kalabalık evin olmazsa olmazı
yıkanmış çamaşır kokulu banyo
sahibi gibi kokan, odalar
temizlik kokan, koridorlar
para ile alınan
kokulara mumlara gerek kalmayan
her köşesi, yaşayan ev
mutluluk arayana
huzur arayana
rahatlık arayana
yetmez mi?
yüzde yüz benim şiirim olur kendisi.
devamını gör...

henüz bugün okumaya başladığım hakan mengüç kitabı.
yazmak için bitmesini bekleyemedim, tez canlılığım yine iş başında.
kitabı hem bir arkadaşım tavsiye etmişti hem de son zamanlarda ki tasavvuf alanlarındaki kitaplara yönelimim tercih sebebiydi.

kitabın arka kapağında; bir sufi ile hayat amacını bulmaya çalışan genç bir kızın, yedi gün sürecek bir yolculuğa yanlarında para, kredi kartı ve yiyecek dahi almadan başlamaları ve yolculuk boyunca başlarına gelen sıra dışı olaylar ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının anlatıldığı sufle edilmişti.
ilk sayfalar gayet akıcı. yazarın kendi düşünceleri kendi iç sesi ve yoğun, koşturmacalı hayatının akabinde durup aceleci davrandığını ve her şeyin bir zamanı olduğunu, acele yapılan şeyin eksik olacağını ve ustalığın ancak demlenerek olacağının farkına varması anlatılıyor. kendi kendine bağıra çağıra telefonla konuşan bir kızla tanışıyor tesadüf eseri ve biraz da bu konuya değinmiş şimdilik. henüz 50. sayfalardayım.
bittiğinde kitap hakkındaki düşüncelerimi de eklerim.


yeniden yazılabilir miydi kader? elbette sadece yedi günde değişebilirdi her şey... tıpkı sazlıktaki bir kamışın, yedi evreden sonra içli sesler verebilen bir “ ney” e dönüşmesi gibi...
devamını gör...

liseye yeni başlamışız, her kafadan insan var sınıfta. ders araları konuşurken ederken sınıftan bir arkadaşla güzel bir muhabbet yakalamışız, test çözerken arada konuşup gülüşüyoruz. zaten bahar gelmiş, ağaçlar çiçek açmış, kalpte kıpırtılar filan derken sonradan hoşlukla anımsanacak bir sürü his oluşuyor kalplerde.

bir gün konu uçurtmalara geldi, çok severmiş uçurtmaları. ben de çok severim deyince "haydi uçurtma yapalım" olduk birden. uçurtmanın iskeletini yapmak için bahçeden kuru dallar topladık, sınıfa getirdik, küçük bir çakıyla dikkatli bir şekilde düzeltiyoruz. bir ara sınıftan dışarı çağırdılar onu, "hemen geliyorum" deyip gitti. ben de şapşal şapşal işe devam ederken bıçağı parmağımın kenarına geçirmişim boylu boyunca, kanayınca fark ettim. sardım ettim ama durmadı bir süre. hemen gelmedi o, hatta bir süre eskisi gibi konuşamadık. uçurtma da yalan oldu zaten.

bu olayın üzerinden çok yıllar geçti ama o yaranın belli belirsiz bir izi var halen. ne zaman bahar gelse ve sokaktaki şeyler bana aynı hisleri anımsatsa, hele bir de gökte uçurtma görürsem, parmağımın kesilen yeri inceden sızlarmış gibi hissederim. sevmenin izi kalırmış sahiden.
devamını gör...

seni çılgın mazoşist senii!
devamını gör...

en yakın arkadaşından darbe ve sağlam bir dost kazığı yemiş insanın kimseye güven duymaması sonucu yaptığı en mantıklı harekettir. bazılarının hayatına "en yakın arkadaşım" diyebileceği insan daha girmemiş, bazılarının hayatına da girdiği gibi olaylı bir şekilde çıkıp gitmiştir. insanın en yakın arkadaşı kendisidir. kendi kendine de yetebilir insan. günümüz arkadaş ilişkilerine, çıkarlar üzerine kurulmuş arkadaşlıklara, kötü gününde kaçacak yer arayan dost görünümlü sahte insanlar varken " en yakın arkadaş" adı altında hayatında kimsenin olmamasına üzülmemeli, tam tersine sevinmelidir.
devamını gör...

çok geç kalınmış bir uygulama. destekliyorum.
devamını gör...

telefonda ve pc de hep açık. ara ara bakıyorum tüm gün boyunca.
devamını gör...

#35234 hey gidi hey. selam sabah yok direkt girmişim mevzuya ve koşmuşum bir mutsuzluk başlığına. ilk üç tanımım mutsuzluk,burç ve kitap üzerine olmuş.parça parça kendimi anlatmaya başlamışım. yalnız başlık insanı sormuş ben mutsuzluğun tarifini yapmışım gözümden kaçmadı tabii sistemi algılamaya çalışıyordum. 2. tanımıma bir mesaj gelmişti korkudan cevap verememiştim.* insanların mesaj yoluyla birbirlerini yemediğini öğrenmemde zaman almıştı.
devamını gör...

bir gruba , bir kişiye veya bir topluma ait olma isteği/duygusu şeklinde tanımlayabilirim.

insanlık tarihinin gelişiminde bu duygu çok önem arz etmektedir. doğa ile insan arasında böyle duvarlar olmadığı zamanalarda bir gruba dahil olmak, hayatta kalmanın birinci şartıydı. grupla avlanmak daha kolay, güvenlik açısından da önemliydi. grup birbirine sahio çıkar, zor durumlarda birbirlerine destek olurlardı.

yerleşik hayata geçişle birlikte bu duygunun önemi devam etti. sonrasında bu durum kendini aynı dini savunanlar arasında dayanışmayı getirdi. bu da toplumsal ayrılıkları ve düşmanlıkları getirdi. aklıma bir dönem üniversitelerde ‘apolitik ‘olunamadığını, ya sağcısın ya solcusun dayatmasına getirdi. bir gruba ait olmakla, o grubun düşüncelerini savunur, kendinizi bir yere ait hissederdik.

bu başlığı rasgele butonunu kullandığımda, ‘kendini bir yere ait hissetmemek’ başlığının altında gördüm; çok ironik. aidiyet duygusu yoksunluğu,kendini bir yere ait hissetmemeyi de beraberinde getiriyor işte.

bana göre, bir yere aşırı bağlılık, kişiyi başka görüşlere de kapatıp, hareket alanını da kısıtlıyor beraberinde. yani sizin düşünceleriniz değişmiştir,artık o grupla fikirleriniz çatışmaktadır ama siz o gruptasınızdır. başka bir grup bulana kadar o grupta kalmaya devam edersiniz. ama mutlaka bu gruplaşma gerekli midir? bana göre hayır.

bir çok kurum da bunu dilinden düşürmez: kurum aidiyeti. bir çalışanı kuruma bağlı tutmak, önemli hissetmesini sağlamak ve kurumda canla başla çalışmasını sağlamak için bu aidiyet kelimesini sıkça kullanırlar. gördüğüm kurumlar arasında, bu duyguyu en iyi aşılayan kurum ‘iş bankası’dır. çalışanları, o kurumda çalışmayı ayrıcalık olarak görür ve başka kuruma geçmeyi çok çok azı düşünür. bunu kötü bir şeymiş gibi aktarmıyorum; sadece bu konuya harika bir örnek olarak açıklıyorum.

kendi şahsımda aidiyet duygum hiç olmadı ve belki de bu yüzden ‘kendimi bir yere ait hissetmedim’.
devamını gör...

gördüm ve arttırdım (bkz: gta san andreas).
k-rose açıp haritanin ucunu bucağını gezerim ömür boyu.
devamını gör...

sırada bizim diktatörün çıkıp yapacağı kınama açıklaması var.

tanım: bu ülkelerde zaman zaman görülebilen ve gayet normal karşılanan durum. (bkz: darbeyle yaşamak)
devamını gör...

dilek türkan - ah istanbul.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
uykumuz geldi.
devamını gör...

kendini bilmek, zira kendini gerçekten bilen biri aynı yaratılıştan olduğu için zayıflığıyla ve güçlülüğüyle tüm insanları da bilir.
devamını gör...

popüler dizileri izlememek cahillik değildir.
devamını gör...

başka ne denir öğrenmek istiyorum açıkçası. şuan en yakın arkadaşıma nasıl hitap edeceğimi bilmiyorum.
devamını gör...

m.ö. 2000'lerde mezopotamya'da kurulmuş ve 1500 yıldan fazla hüküm sürmüş bir medeniyettir. ticarette yetkindiler ve anadolu'da bir çok kolonileri bulunmaktaydı. fetih hareketlerinde de bulunmuşlar, bugünkü filistin'de kurulu israil krallığını yıkıp yahudileri kendi topraklarının dört bir yanına sürgün bile etmişlerdi. babilliler bir yandan, medler bir yandan, kimmerler öbür yandan derken gelen giden çekiştire çekiştire bu devleti yok etmişlerdir. asurluların bugünkü torunları asuriler, süryaniler, keldaniler, nasturiler gibi değişik isimler ve mezhepler altında yaşamlarını sürdürmektedirler.
devamını gör...

cep boy şemsiye misali çantada taşıması portatif silah. aman emniyet kilidini kapalı tutun çantada açılır falan hadi çantayı geçtim bir yerinizi deşersiniz maazallah.
devamını gör...

mahallenin çocuklarının koşu yarışını izliyorum. 10/10 aktivite. sanırım ben bir ayşe teyze oldum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genellikle yönelimi anlaşılan lgbt bireylere iş imkanı sağlanmaz, aileden ve toplumdan tecrit edilir. acımsızca yargılanırlar. oysa bilinmez ki bize gösterilen lgbt bireylerin sadece bir yüzüdür. her lgbt birey taşkın hareketler yapmaz, teşhirciliği amaçlamaz. eminim ki pek çok insan günlük hayatında lgbt bir bireyle pek çok kez karşılaşmış fakat onun yöneliminin kendi alışılmışının dışında olduğunu anlamamıştır bile. bir insanın lgbt olması onu insan olma durumundan ya da eylemlerini her insan gibi gerçekleştirme imkanından soyutlamaz. medyanın insanlara dayattığı pek çok yanlış algı var bu konuda. en yaygını gay karakterler mevzu bahis olduğunda gerçekleştirilir mesela. ağzı yayarak konuşma, şekerim canım benzeri ifadeler kullanma, çok renkli kıyafetler tercih etme, ciddiyetsizlik medyanın bizde oluşturduğu genel gay insan kalıbıdır. elbette bu davranışları sergileyen gay bireyler vardır ama bu her bireye mal edilemez, tıpkı her heteroseksüel bireyin aynı özelliği, karakteri taşımadığı gibi.
örgütlü harekete katılımın temel nedeni lgbt bireylerin yalnız ve çaresiz bırakılması, ötekileştirilmesidir. insanlar benzer durumları, mücadeleleri ve tecrübeleri paylaştıkları için birbirine yaslanarak hareket ederler. lgbt bireyler bir keyfiyetin değil var olmanın mücadelesini vermektedir çünkü.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim