yaptığımız birtakım yenilikleri kapsayan devrimdir.

1- mobil tasarım değişikliği

sabah saatlerinden itibaren sizlerin de bizzat görmüş olduğunuz gibi, mobil tasarımımızı baştan aşağı değiştirdik.
bu tasarım; işlevsel olarak birçok butona eskisine nazaran çok daha hızlı ulaşabilmenizi sağlamakla beraber, sol frame'i sağa ya da sola kaydırarak, kategoriler arasında çılgınca zaplayabilme imkanı da sunmakta.

ancak her devrimin olduğu gibi, bizim devrimimizin de birkaç eksiği var.

yeni mobil tasarımımızın, bazı telefon modellerinde optimum çalışmadığının farkındayız.
süreç ile ilgilenip çözüm geliştirmekteyiz.

mobil görünümde kategorilerimizi de güncelleştireceğiz.


2- radyo ve dergi tasarım değişikliği

öncelikle radyomuz tekrar yayında * radyo sitemizi baştan aşağı değiştirdik.

radyo.kafasozluk.com içerisinde, artık her radyo programının kendisine ait bir özel duyuru sayfası olacak.
aynı zamanda dilediğiniz radyo programını takibe alıp, program saati yaklaştığında ya da program ile alakalı bir duyuru olduğunda, gelişmeleri telefonunuza bildirim olarak alabileceksiniz.
radyo programlarını google takvim hesabınıza dahi ekleyebilmeniz mümkün.

son olarak, radyo playerımız da tamamen değişti. artık içerisinde çok daha fazla fonksiyon barındıran bir playera sahibiz.
daha detaylı bilgiyi pelerinsiz kahraman gomercan, girmiş olduğu tanımda bahsetmiş. #836607


3- dergi ile alakalı yenilikler

sözlük dergimiz ile alakalı da kapsamlı bir geliştirmeye gittik.
ancak, ne yazık ki 1 mayısa yetişmedi *
pek yakında sizlerle buluşturacağız.


4- 1 mayıs rozeti

8 mart dünya emekçi kadınlar gününde olduğu gibi, 1 mayısta da özel koleksiyon bir rozet çıkarttık.
rozetimizi 1 karma puan karşılığında bu gece 00.00'a kadar edinebilirsiniz.
00.01'de satın alınabilir pozisyonda olmayacak.
özel koleksiyon rozetlerimiz gelmeye devam edecek.


5- başucu eserleri güncelleştirmesi

kafa store'da satılan başucu eserleri özelliğinin işlevsel olarak birtakım eksiklikleri olduğunun farkındaydık. şu an aramızda olmayan bir yazarımızın zamanında yapmış olduğu önermeyi dikkate alıp, geliştirme yoluna gittik.
bugüne yetişmedi ancak, bir iki gün içerisinde yeni hali ile yayında olacağının müjdesini verebilirim.
ilgili önerme : #627636



kafa sözlük ile alakalı çok fazla güzel düşüncemiz var. zamanla hepsini hayata geçireceğiz.

doğunun ayısı durmayacak *

son olarak, bütün kafa sözlük ailesinin 1 mayıs dünya emek ve dayanışma gününü kutlarım.
devamını gör...

çok hızlı göz attım, detaylıca okumadan ama galiba yazan yok; bilimsel bir şeyler fena olmazdı. yani buna talep edebiyata falan olduğu kadar çok olmayacak büyük ihtimalle ama birileri benim gibilere de hitap etse iyi olurdu...
devamını gör...

bi yerlerde benim de bir söz hakkım olmalıydı.

etrafımda bir sürü şey uçuşuyor, bunlar bana ait diyorum değil diyorlar.
onlar istediği sadece varsın sen, onlar senden sıkılıp gittiğinde tek kelime etme şansın da yok, buna karşılık kendini savunma hakkın da, öylece otur seyret kendini..

arkada mana mou ellas çalıyor, onun da başlığı bile yok daha, nicedir açacağım açamadım..
devamını gör...

ben kendimi aşık zannediyorum ay pardon hissediyorum.

güneş enerjisiyle çalışınca bünye, fazla dolumdan salakça şeyler hissediyor işte.

karar aldım, bundan sonra güneşli günlerde kimseyi arayıp sormak yok. arayan soran olursa da cevap yok.
devamını gör...

2001 yılında yılmaz erdoğan ve ömer faruk sorak tarafından çekilen ve yılmaz erdoğan tarafından senaryosu yazılan vizontele filminde geçen bir tanımlamadır.

arkadaşları ile bazı bazı içen ve belediye başkanı nazmi doğan’ın büyük oğlu olan ahmet kardeşi rifat’ın şehit olması üzerine hidayete ermeden önce yeşillik bir alanda rakı içerken söyler bu sözü.

sözün asıl sahibi lisedeki afyonlu edebiyat öğretmeni sadık hocadır. akıl kalmıştır hakkari için yapılan bu tanımlama zira fazlasıyla gerçektir. onca yıl boyunca akıldan çıkması anlattığı hakikat yüzündendir.

üçüncü dakikada atılan nefis kafa golüyle pelerin sahibi bir balerinin uçuşan saçlarına sarılarak gelen çağrışımlar bu tanımlamayı daha da gerçek, bir o kadar da yaralayıcı hale getirir. izmir’de içilen çay o ara yenen golün tesellisi olur.

ve aslında kaybedenlerin, eksik kalanların, ziyan olduğunu düşünenlerin, kavuşamayanların, uzaktan bakanların yaşadığı her yer hayal kırıklıklarının başkenti sayılır.

başkenti sokaklarında başımızın üzerinde bir şapka olmadan gezerken ince belli bardaktan rakı sunanımız olsa keşke.

fakat güzel içiyor adam!
devamını gör...

misafir varken yaramazlığın dozunu kaçırmış çocukların başvurduğu bir kaçış yöntemidir. evde misafir vardır ve hafif şımarılmıştır. yaramazlık dozu yavaşça artar. nasılsa misafir var birşey yapamaz annem-babam düşüncesiyle nirvana yaparsın yaramazlıkta. ilerleyen saatlerde misafirler yavaştan gitmeye başlarlar. en son misafir insanı gitmeden koşarak girersin yatağa. misafirler gittikten sonra odanın kapısını açan anne ya da baba seni kontrol ederken gözler sımsıkı kapalı, nefes bile almadan hareketsiz yatarsın. kapı kapandıysa tamamdır, on numara beş yıldız rol çakıyorsun, işe yaramıştır numaran. “ yarına sinirleri geçmiş olur inşallah” diye diye uyur kalırsın.
devamını gör...

anlamı aşikar olan atasözü. muhtemelen zamanın birinde bir atamız benim yaşadığım olay gibi bir olay yaşadı. benim gibi abarta abarta anlattı. oldu bir atasözü.
tam da böyle;
önceki akşam köpek gezdiriyoruz.
kaldırımın kenarında kendi halinde bulduğu yemeği yiyen çelimsiz bir sokak kedisi var.
bizim köpek aklınca onunla eğlenmek istedi.
bir dakika içinde, köpeğimiz kan revan içinde kaldı. *
o çelimsiz kedi bir büyüttü kendini, sanırsın kaplan.
bir iki pençe attı bizim köpeğe. köpek lan bu da neymiş diye şok yaşarken kedi de vın diye kaçtı.
köpeği bilmem ama bana ders oldu, daha kedilere bulaşmam.
devamını gör...

sınava hazırlandığım için sessiz sedasız yaptığım eylem. hâlâ arada girer bildirimlerime bakar akışa bir göz atıp çıkarım. fazla duygusallaştırıp uzun veda yazıları yazmaya gerek yok. 2 ay sonra yine burda olacağım zaten.
devamını gör...

t: ilk olarak 1980 yılında yayımlanan bir thomas bernhard eseri. özgün adı die billigesser. yapı kredi yayınları tarafından ilk olarak 2017 yılında yayımlanmış, çeviren ise esen tezel.
yazarın, tek paragraftan oluşan bir başka uzun hikayesi/anlatısı/romanıdır.* kitabın adı, bernhard'ın anlatısını üzerine kurduğu koller'in viyana açık mutfağı'nda (vam) tanıştığı dört kişiyi ucuzayiyenler olarak adlandırmasından gelir.
koller bir parkta, köpek ısırması sonucunda tek bacağını kaybeder. bu kayıp onun aklına fizyonomiye dair bir kitap yazma fikrini sokar. sonra karşılıklı diyaloglar ve düşünceler başlar. 80 sayfa boyunca devam eder. eserdeki koller'in düşüncelerini anlatan kişi muhtemelen yazarın kendisidir.
her bernhard eserinde olduğu gibi burada da ana karakter bernhard'dan izler taşır. zaten kendisi de, yanlış hatırlamıyorsam, bir röportajında, oluşturduğu her başat karakterin düşüncelerinde "kendi zihninin yansımalarının" olduğunu söylemişti. yine her bernhard eseri gibi burada da eğitime, üniversitelere, doktorlara, topluma, aileye... eleştiriler vardır. alıntı ritüelime geçmeden önce, olur da hasbelkader mevzu bahis yazarın eserlerini okumaya karar verirseniz, naçizane tavsiyem bu eserle başlamamanız yönünde olur. çünkü yazarı tanımak için iyi bir başlangıç eseri olduğunu düşünmüyorum. sizi kendine çekemeyebilir, bilmiyorum.

"bildiğim kadarıyla anne babasının evine çok erken yabancılaşmıştı ve başkalarının doğal bir biçimde yaklaşabileceği bir insan değildi, bizzat kendisi hayatı boyunca bütün insan ilişkilerindeki ana engel olmuştu ve bu gerçekten yola çıkarak var oluyordu, aksi onu kaçınılmaz bir biçimde duygusal olarak zayıflatır ve en sonunda ister istemez yok ederdi. kendi deyimiyle bir zihin yolunda yürümeye doğuştan hazırdı ve bunun anlamı, tamamen yalnız yürümekten başka bir şey değildi." *
devamını gör...

leblebinin bir türü.
dışı beyaz şekerle kaplanmış olup, nadiren de olsa canımın çektiğidir.
devamını gör...

filmi öyle sevdim ki hakkında tek söz etmem.
bir replik, bir şarkı yalnız.

-ıhlamur da aldım, ara sıra pişir olur mu?
+olur. halil? bu evi şimdi seviyorum. ondan evvel ne bileyim ben bir barınaktı sadece. şimdi ev oldu.
-sabiha.
+söyle, bir şey mi var?
-peşini bırakmazlar senin. onlar da haklı. herkes haklı bu işte.


devamını gör...

tedavi edilmezse aids adı verilen hastalığa neden olan virüs. konakçınin bağışıklık sitemini çökertip en basit bir enfeksiyonda bile ölüme sebep olabilir.
son dönemlerde hastalık yerine enfeksiyon denilmesinin daha doğru olduğunu dinledim.
cinsel yolla, kan yolu ile, doğum yolu ile bulaşabilmektedir.

hiv öldürmez. el sıkışmakla, öpüşmekle, sarsılmakla geçmez. insanların önyargılar ve sosyal izolasyonları öldürür.


1 aralık dünya hiv günüdür.
devamını gör...

kuaför koltuğuna oturduğu zaman en son hangi kuaföre gittin sorusu karşısında hızlıca bir yalan bulmayı da hesaba katmak gerek bu işi yaparken
devamını gör...

namı diğer alman panzeri. beşiktaş'ta bir sezon oynamış olsa da, beşiktaşlıların unutamadığı futbolcular arasında yer alır. hele ki, dolmabahçeyi inletircesine kulakları sağır eden o muhteşem ''kuntz kuntz kuntz'' tezahüratı unutulmaz. şaka maka acayip bir ambiyans oluşturuyordu. tabi bizim çocukluk zamanlarımıza denk geldiği için mahalle aralarında çok sayıda kuntz'un top koşturduğuna şahitlik etmişliğimiz var. benim odamda da posteri vardı. o dönem yolu beşiktaş'a nasıl düştü? cidden hayreti mucip bir durum. zaten sezon sonu avrupa şampiyonasında gayet iyi top oynadı. yarı finalde ingilizleri avladı. milli takımla birlikte avrupa şampiyonu oldu ve bundesliga'nın yolunu tuttu. anımsadığım kadarıyla ceza sahası içerisinde tilki gibiydi. birde yoğun yağmur altında oynadığımız bir maç vardı. hangi maçtı hatırlayamıyorum ama kuntz'un o görüntüsü aklımdan çıkmaz. adam sırılsıklam olmuştu ama o çamur deryasında ayakta kalan tek adam oymuş gibi bir görüntü veriyordu. sonuç olarak 2 kere almanya gol kralı olmuş sağlam bir golcüden bahsediyoruz ve bu adam beşiktaş'ta oynadı. o dönemler böyle yıldızlar türkiye'ye pek uğramazdı. rüzgar gibi geldi geçti.

şuraya euro 96 çıkartma kitabındaki fotoğrafını iliştireyim;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bizim vizyonsuz basın umarım adamı biraz rahat bırakır ve milli takımla başarılı olma şansı elde eder. milli başına buyrukların biraz disipline ihtiyacı var. en azından fatih, şenol, mustafa, lucescu dörtlüsünden kurtulduk. ne zaman sıkışsak kutsal kitap hükmüymüş gibi hemen bu hocalara sarılıyordu kulüplerimiz ve milli takım. zinciri kırdık. bu bile gelişmedir.
devamını gör...

hala şiddet gören, öldürülen kadınlardır.
devamını gör...

çok karıştırılan iki tanımdır.

örneklerle anlatmak gerekirse;

detone olmayı uygulamalı olarak en iyi şekilde ifade eden tuğba ekinci, bu kaydında; sesini istemsizce pese kaydırarak nasıl detone olunur? sorusunun cevabını veriyor.



sürtone kelimesiniyse pek kullanmayıp, onun yerine de detone kelimesini kullanıyoruz.
sürtone sesin tize kaçması olarak ifade edilebilir.



şarkıya yanlış tonda girildiği takdirde, sürtone veya detone olmak kaçınılmaz bir son gibidir.
devamını gör...

kına, düğün, çeyiz gibi evlilik adetlerinin tamamı. başkaları eğlenecek diye ya da evlendiğinizi cümle aleme duyuracaksınız diye düğün yapmak nedir? nikah yapın gitsin. düğün yapmak için binlerce lira kredi borcu altına girip yıllarca bu borçları ödemektense o parayla gezmek, farklı kültürler tanımak ve yeni yaşamlar keşfetmek daha mantıklı değil mi?

bir diğer saçma adet ise sünnet düğünleri. bu kadar cinsiyetçi bir adet aslında toplumuzun ne denli bir ataerkil yapıya sahip olduğunun en net kanıtı. erkek çocuk sünnet olduğunda cümle aleme duyurulurken, adet görmeye başlayan kızlar çok büyük bir suç işlemiş gibi baskı görüyor.

cenaze evinde yemek servisi ise bir başka saçmalık. adam belki eşini, çocuğunu, anasını ya da babasını kaybetmiş; ama gelenlere yemek ikramında bulunmak zorunda. bırak da acını yaşa, yasını tut; bırakın acısını yaşasın, yasını tutsun.
devamını gör...

leyla ile mecnun deyince en yakın arkadaşımın aklıma gelmesi. kitabı vardı iki defa okumuştu hatırladığıma göre ondan sonra zaten okul bitti kim bilir ondan sonra kaç defa okumuştur.
devamını gör...

fiççuuuğğ şuraya da azıcık covid, fiçuuğğğ şuraya biraz savaş, fiçuuuğğğ dünyayı yok ediyorum *
devamını gör...

dinleri yok etmek.
yakın tarihin somut şeytanı olan naziler bile on yıl varlıklarını sürdürebildiler oysa katolik kilisesinin çok daha zengin bir katliam tarihi var*
(bkz: ensar vakfı)
(bkz: benzer işler)

katolik kilisesinden başlama sebebim ise müslüman arkadaşlardan linç yemekten çekinmem ama bu iki semavi din yüzyıllardır kendi tanrıları öyle istediği için birbirlerini katlediyor.

bugünlerde ise nazilerin katlettiği "holocaust" mağdurları filistini bombalıyor. say say bitmez, dinler yok edilmedikçe işimiz zor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim