sıfır, zero, нуль.
devamını gör...


hanna-barbera yapım şirketi tarafından üretilen prime-time’da yayınlanan bir çizgi dizidir.
ilk olarak 1962’den 1963 yılına kadar pazar günleri abc kanalı’nda yayınlanmıştır.
taş devri çizgi filmi gibi jetgilller de çağdaş amerikan kültürünün ve yaşam stilinin başka bir zamana uyarlanmış bir aile sitcom'udur.
jetgiller; robotların, uzaylıların, hologramların ve enteresan buluşların olduğu bir gelecek zaman ütopyasında yaşamaktadır.
devamını gör...

kaç yaşıma gelirsem geleyim;
kalbime dokunan sözlere,
saçımın okşanmasına,
güzel bir bakışa, gülüşe,
daima ve hep yenik düşeceğim.

"frida kahlo"
devamını gör...

ben demiyorum kendileri diyor. allah'ın arap yarımadasının tanrısı olduğunu. zaten ismi arapça, gönderdiğine inanılan kitap arapça, elçisi de araptır. tamamen araplar tarafından var edilmiştir.

mahlasını paylaşmaya gerek görmediğim bir yazarın tanımı:

cahiller zannediyorlar ki islam geldi ortaya “allah” çıktı.
allah zaten arap yarım adasında bilinen en yüce ilahtır.


yani burada diyor ki araplar islam gelmeden önce de zaten yarattıkları tanrıya inanıyordu.

tanımda değişiklik yapsa dahi ekran görüntüsü ile sabitlenmiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sigara içmek
çoğunluğun begendi şeyleri kötülemek
devamını gör...

arkadaşlar neyinize güvenip bu kadar saçma fikirlerinizi beyan edebiliyorsunuz ben anlamıyorum. kedi sevmenin, hayvan sevmenin iticiliği mi olur. kedi bokunu sana temizletmiyorlar sanki.
devamını gör...

hâlâ yerinde sayıyorsun, farkındasın değil mi?
devamını gör...

gizemini pek yakında herkesin öğrenip "yok artık" diyeceği hededir efendim.

pek yakın.
devamını gör...

2011 yılında emotion'da yayımlanan bir araştırmada, mutluluğu fazlasıyla önemseyen kişilerle, mutluluğu fazla önemsemeyen kişiler karşılaştırılmış ve oldukça ilginç sonuçlar elde edilmiştir. öncelikle mutluluğu önemseyen gruptaki katılımcılar, düşük seviyede stres yaratan durumlar karşısında kendilerini diğer gruba kıyasla daha mutsuz hissetmişlerdir. işin daha da ilginci, araştırmacılar, bu katılımcıların mutluluk seviyesini artırmak için onları pozitif uyaranlara maruz bıraktığında da diğer gruba kıyasla daha az olumlu tepki verdiklerini gözlemlemiştir.

mutluluğa daha fazla önem veren kişiler erişilebilir, küçük mutluluklardan daha az mutlu olurken aynı zamanda gündelik hayatta karşılarına çıkan sorunlar yüzünden de daha çok ve çabuk mutsuz oluyorlar. araştırmacılar bu sonuçları mutluluğu fazla önemseyen insanların, erişemeyecekleri mutluluk standartları belirlemiş olmalarına bağlıyor.

aynı ekibin bu sefer 2012 yılında yine emotion’da yayımlanan bir başka araştırmasında ise katılımcıların, bilimsel bir manipülasyon sayesinde, mutluluğa normalde verdiklerinden daha fazla önem vermeleri sağlanıyor. normal şartlarda katılımcıların kendilerini daha iyi hissetmeleri beklenirken aksine katılımcılar, kendilerini sosyal anlamda etraflarından kopuk ve yalnız hissetmeye başlıyorlar. üstelik bu durum sadece katılımcıların öznel hisleri ile sınırlı kalmıyor, hormon seviyelerinde de kendini gösteriyor.

bu sonuçlara dayanan araştırmacılar mutluluk gibi kişisel kazanımlara düşkünlüğün diğer insanlarla olan bağlantımızı zayıflatarak, kendimizi daha yalnız hissetmemize sebep olabileceğini ileri sürmektedirler.

konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tık.
devamını gör...

konumu bilirsek hız değişir, hızı bilirsek konum değişir demiş, heisenberg. alın size, matematik içinde kaybolan fiziğin garibanlığını tüm çıplaklığıyla anlatan bi ilkedir bu. kuantumcuları göreve davet ediyorum. kuantımda fiziksel nicelikler matris ile temsil edilir ve matrislerde, ölçülen fiziksel niceliğin ölçüm sırası çok kilittir. kuantum mekaniğinde her zaman kullanılan iki fiziksel nicelik örneği moment ve hız, eğer matris formülasyonu içinde yer değiştirmiyosa, aynı anda asla ölçülemez. hatta bu şu da demek, bu durumda ne kadar isabetli ölçersen, diğerinde o kadar yanılmışsın. yani atomaltı dünya her zaman olası sonuçlara gebedir. deterministik dünyacılar lütfen benim müziğimde köşede oynasınlar demiş kibarca heisenberg(bkz: ajdar'ın müziğinde dans eden müslüm)

özetle zaman ve enerjinin, momentum ve konumun, açı ve açısal momentum çiftlerinin her ikisinin bir arada ölçülüp bilinemeyeceğini anlatır. heisenberg, niels bohr'la beraber bu konuları tartışırken bazen geceleri geç saatlerde bunalıp dışarı çıkarlarmış. heisenberg, dünyanın ne kadar saçma sapan bi yer olduğunu söylemiş hatta bi gün bohr'a. kopenhag ekolünden bu amcalar tabi. felsefe ve mistisizme ciddi ilgileri vardır hem bohr hem de heiso'nun. yılmaz öner yıllar önce fizik ve felsefe'sini çevirdi onun. yakın zamanda küre yayınları da tekrar bastı. ayrıca frithjof capra'da heiso'nun felsefi ve mistik düşünceleri hakkında çok şey anlatır zeyl olarak.
devamını gör...

bunu kesinlikle mekanın görsel anlamda sahip olduğu şişirme dizayndan algılayabiliyorsunuz.çoğu mekanın abartılı görselliği, menü fiyatı hakkında aşağı yukarı bilgi sahibi olmanızı sağlayabiliyor.nedense türkiye'de bir şeyi süsleyerek sunmanın, elit kesimi ya da yüksek sosyeteyi çekeceği ve bununla doğru orantılı istenilen yüksek fiyatların uygulanabileceği düşüncesi var.
devamını gör...

gözlerin gözlerime değerdi felaketim olurdu ağlardım.
beni sevmiyordun bilirdim.
bir sevdiğin vardı duyardım.
atilla ilhan "üçüncü şahsın şiiri"
devamını gör...

x sevenlerin zekası , yok sözlüğün azalarak bitmesi vs.
e be kardeşim bu kadar sahiplenecek kadar ne yaşadın bu sözlükte?
neymiş efendim hep forumsal başlıklar başlıklar açılıyormuş artık buraya girilmezmiş.
e girme o zaman. zorla kafana silah dayayıp sözlüğe girdiren mi var?
birde sözlükte sözlüğün küfürsüz olduğunu bile bile sözlüğe gelip sonra da "sansürcü sözlük" diye yaygara koparanlar var.
işin kötüsü yönetim bunlara karşı hiçbir şey yapmadı. nötr kaldı.
hepimiz şuraya işten/okuldan başka bir yerden gelip eğlenceli vakit geçiriyor, eğleniyoruz. yapayın lütfen.
t: sözlüğün huzurunu bozan yazarlara seslenme yazısı.
devamını gör...

hayatta gördüğüm en sinsi şeydir bu pislik. 11 aydır içmiyorum, günlük hayatta aklıma bile gelmiyor ama bir meseleye birazcık asabım bozulsun, biraz iç sıkıntısı yaşayayım, hemen derinlerimden bir yerden canım hayvan gibi sigara istiyor. içmiyorum tabii ama sinirleniyorum, o kadar sinsi ki, beni kendi ağına çekmek için yine benim irademin en zayıf olduğu anı kullanıyor... yavş*k.
devamını gör...

"herkes beni izliyo, herkes bana bakıyoooğğ" diye düşünürken yürüyüşünüzü bile değiştiren, tedavisi olan bir psikohastalık.
devamını gör...

ne yesinler tasmi yesinler, yorgan mi kemirsinler diye düşündüren başlık. bu dünya modlara hörgüç oldi! (bkz: hacivat karagöz neden öldürüldü (film))
devamını gör...

gündeme ve hayata dair içimden geçenleri kayıt altına almak.
devamını gör...

beşiktaş muazzam bir şov yaptı, şampiyonluğu sonuna kadar hak ediyor. yapabileceğim tek yorum, necip’in yakışıklı olması....
devamını gör...

bence de. ben hiç uçmamdım ilk benden başlayalım.
devamını gör...

mezara girecek olmaktır. cidden ölen insanları o daracık yere koymaya gerek var mı? tamam biliyorum gerek var, eğer gömmezsek ortalık ölü bedenlerden ve leş kokusundan yaşanmaz hale gelir. ama en azından mezarları daha geniş yapabiliriz diye düşünüyorum. çünkü çok dar, ben orada yaşayamam*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim