intihar kelimesinin sözlükte sansürlenmesi gerekliliği
niye işinize gelen noktayı seçip üzerinden duyar kasıyorsunuz?
intihar yazınca yerine yıldız koyulsun diyen yok.
intihar ile alakalı güzelleme içerenler şeyler önlensin diyoruz.
yarın bir gün çocuğunuz kardeşiniz böyle yazılardan bu karanlık insanlardan etkilenip kendini incitirse bağrına bağrına böyle şeyler paylaşmayın diye zırlamayın ama.
o zaman da çıkın deyin benim çocuğum zaten herşeyden etkilenşyordu yağmurdan etkilendi intihar etti diye.
hayret.
intihar yazınca yerine yıldız koyulsun diyen yok.
intihar ile alakalı güzelleme içerenler şeyler önlensin diyoruz.
yarın bir gün çocuğunuz kardeşiniz böyle yazılardan bu karanlık insanlardan etkilenip kendini incitirse bağrına bağrına böyle şeyler paylaşmayın diye zırlamayın ama.
o zaman da çıkın deyin benim çocuğum zaten herşeyden etkilenşyordu yağmurdan etkilendi intihar etti diye.
hayret.
devamını gör...
karşı cinste hayran olunan özellik
her şeyden önce zeki olması,
kendini geliştirmeyi ilke edinmesi,
vicdanlı olması.
kendini geliştirmeyi ilke edinmesi,
vicdanlı olması.
devamını gör...
kürüö cöhögöy toyon
saha mitolojisinde atların ve aygırların koruyucusu olarak geçer. eril bir ruhtur. aynı zamanda atların efendisidir. tabi buradan hemen çağrışım yapıp gölgeyele'ye uzanıveriyoruz. o da gölgeyele gibi beyaz bir attır. yalnız aralarında şöyle önemli bir fark var; gölgeyele her ne kadar efendi kabul etmez gözükse de, gandalf'ın atı olarak nam salmıştır. netice olarak soyunun dayandığı felarof bir şekilde evcilleştirilmiştir. sahiplik mevzusu olmasa bile en azından orta dünyadaki iyi ırklarla aralarında yoldaşlık ilişkisi vardır. kün cöhögöy ise tek tabanca takılır. üzerine ha deyince binemezsiniz. öyle ıslıkla çağır gelsin. eyersiz de olsa binilsin falan bunlara pek niyet etmemek lazım. özetle kendisinin efendisidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının öğrencilikleri
ilkokul öğretmenimin tabiriyle; cam kenarında oturan, ufak tefek, sessiz sakin kızdım. aşırı utangaç olduğum için bildiklerime bile cevap veremez, tahtaya kaldırılmaktan aşırı korkardım.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
tansu çiller'in milletimi özledim söylemi
"uyudun mu?"
"özledim."
"unutamıyorum."
bunların arkasından genelde sağlam bir s**iş geliyor, dikkat edin!
özlemesin anacım bizi hiç kimse! bu siyasal bilimler, ekonomi fakülteleri falan boşuna mı mezun veriyor bu kadar? bırakın da sıra o insanlara gelsin biraz. lafa gelince "gençlere iş vereceğiz bla bla bla" icraata gelince çekilmiyor ki gençler o alanlarda da mesleklerini icra etsin.
t: milletin büyük bir kısmında karşılık görmeyecek beyan.
"özledim."
"unutamıyorum."
bunların arkasından genelde sağlam bir s**iş geliyor, dikkat edin!
özlemesin anacım bizi hiç kimse! bu siyasal bilimler, ekonomi fakülteleri falan boşuna mı mezun veriyor bu kadar? bırakın da sıra o insanlara gelsin biraz. lafa gelince "gençlere iş vereceğiz bla bla bla" icraata gelince çekilmiyor ki gençler o alanlarda da mesleklerini icra etsin.
t: milletin büyük bir kısmında karşılık görmeyecek beyan.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
annemlerin elini öpmeye gelmiştim. evime gidiyorum 1 saat 20 dk öncesinden ortamımı ayarlıyım da radyomu rahat dinliyim diye. keyifçiliği benden görün.*
o değil de çok güzel sesli tanıdıklar görüyorum haftanın yıldızlarında, bu hafta atmasaydım kaydı keşke. neyse o yıldızların arasından kayar geçerim, siz fark etmeden.
iyi yayınlar diliyorum arkadaşıma.
o değil de çok güzel sesli tanıdıklar görüyorum haftanın yıldızlarında, bu hafta atmasaydım kaydı keşke. neyse o yıldızların arasından kayar geçerim, siz fark etmeden.
iyi yayınlar diliyorum arkadaşıma.
devamını gör...
paranoya
literatürde paranoid kişilik bozukluğu olarak geçer. halk arasında ise daha kolay tabirle ''paranoya'' deriz. psikolojik bir rahatsızlıktır.
fazlasıyla güvensizlik ve kuşku duyan kişilerdir. insanlara ve çevresinde dönen olaylara karşı aşırı dikkatli ve kuşkucudurlar. en yakınlarının dürüstlüğüne bile güvenmez ve içlerini kimseye dökmezler. çünkü onlara göre, içlerini açtıkları kişiler bir gün kendilerine kötü bir şey yapacaktır, hatta geleceği düşünmeye gerek yok, zaten yapmışlardır.
paranoyak kişilerin mizah yönleri pek gelişmemiştir çünkü basit bir şakanın altında bile bir şeyler ararlar.
nedenleri arasında genetik, çevre ve nörolojik unsurlar yatabilir.
bu insanların savunma yönleri çok gelişmiştir, yasanın uygulanmasında ve katılığın gerektiği yerlerde paranoyaklık fayda sağlayabilir. paranoyak kişilerle iletişim halinde olmanız gerekiyorsa, nedenlerinizi ve niyetinizi açıkça bildirmeniz onları bir nebze de olsa kuşkuculuktan alıkoyacaktır. tabii bunun için çok fazla denemeniz gerekebilir.
üzücü bir hastalık doğrusu, her şeyden şüphe duyarsa insan, kimseye güvenemezse mesela, nasıl rahatça yaşar? işte sırf bu yüzden muhakkak profesyonel yardım alınmalı, kişiye destek verilmelidir.
fazlasıyla güvensizlik ve kuşku duyan kişilerdir. insanlara ve çevresinde dönen olaylara karşı aşırı dikkatli ve kuşkucudurlar. en yakınlarının dürüstlüğüne bile güvenmez ve içlerini kimseye dökmezler. çünkü onlara göre, içlerini açtıkları kişiler bir gün kendilerine kötü bir şey yapacaktır, hatta geleceği düşünmeye gerek yok, zaten yapmışlardır.
paranoyak kişilerin mizah yönleri pek gelişmemiştir çünkü basit bir şakanın altında bile bir şeyler ararlar.
nedenleri arasında genetik, çevre ve nörolojik unsurlar yatabilir.
bu insanların savunma yönleri çok gelişmiştir, yasanın uygulanmasında ve katılığın gerektiği yerlerde paranoyaklık fayda sağlayabilir. paranoyak kişilerle iletişim halinde olmanız gerekiyorsa, nedenlerinizi ve niyetinizi açıkça bildirmeniz onları bir nebze de olsa kuşkuculuktan alıkoyacaktır. tabii bunun için çok fazla denemeniz gerekebilir.
üzücü bir hastalık doğrusu, her şeyden şüphe duyarsa insan, kimseye güvenemezse mesela, nasıl rahatça yaşar? işte sırf bu yüzden muhakkak profesyonel yardım alınmalı, kişiye destek verilmelidir.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
yazmak, başka bir nedeni yok.
zihin çöplüğümden yakaladığımı bırakıyorum buraya, bazen şöyle düşünüyorum da daha yazacak çook şey var ömür bitti yazma isteği bitmiyor.
terketmedi sevdan beni.
zihin çöplüğümden yakaladığımı bırakıyorum buraya, bazen şöyle düşünüyorum da daha yazacak çook şey var ömür bitti yazma isteği bitmiyor.
terketmedi sevdan beni.
devamını gör...
kapitalizm
insanlığın tepesine çöken en kara lanetlerden biridir. zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan abd menşeili sömürü bilimidir.
devamını gör...
gökhan özoğuz'un maç tweeti atanlara sinirlenmesi
bi nevi haklıdır. penaltısı verilmese sokağa dökülür, anası babası ölse hesabını sormaz.
devamını gör...
marc
ing. machine-readable cataloging
kütüphanecilik terminolojisinde bir kaynağın elektronik ortamlarda taranabilir, erişilebilir olmasını sağlamaya yönelik kodlama dilidir marc. kongre kütüphanesi tarafından 20. yy'ın ikinci yarısında geliştirilmiştir. o dönemden beri dünyada kabul görmüş bir standart olarak kütüphanelerarası bilgi alışverişi, kaynakların belirli kodlarla marc dilinde ortak sistemlere kaydedilmesi prensibine bağlı olarak işletilmektedir. daha anlaşılır kılmak için şöyle bir örnek vereyim, bir kaynak, kütüphane sistemine marc standartlarına uygun olarak kaydedilmezse, kurum dışında taranabilir olma özelliği taşıyamaz. kütüphanenin marc dilinde yazılmış her bir katalog kaydı ortak/toplu kataloglarda, kurum z39.50 protokolüne de bağlıysa (iso gibi düşünebilirsiniz bunu, hukuki düzenlemeler, çeşitli imzalar falan işte) görünebilir, erişilebilir, taranabilir ve talep edilebilir ancak. aksi durumda (hep bu örneği veriyorum) örneğin singapur'da yapılmış ve onbinlerce dolara mal olmuş bir deney sonuçlarını içeren bir çalışma, doğru kataloglanıp paylaşılamazsa; dünyanın başka bir yerinde aynı deneyin tekrarlanmasına ve bir başka onbinlerce doların heba olmasına sebep olur. bu da hem bilimsel çalışmaların ilerleme hızını yavaşlatır hem de kaynakların efektif kullanımını zorlaştırır. yaa, buralar hep bilgi çağı.
basit bir basılı kaynak katalog kaydının marc standartlarında sıfırdan oluşturulması ortalama 15 dakikadır. eğer bir elektronik kaynak ya da rapor üzerinde çalışılıyorsa işler biraz karışabiliyor. meslek dışından biriyle tanışmıştım çok seneler evvel. ne iş yaptığımı sorunca cevap verdiğimde "aa ben biliyorum, marc falan var di' mi" demişti de gülmüştüm. kızın hobisiydi farklı iş kollarından teknik detay araştırmak. az önce linkedin'de çeviri yaptığı kitabı tanıttığı bir paylaşım yaptığını gördüm, çocuklar için temel kodlama, yapay zeka anlatan bir kitabı çevirmiş fince'den. merak etmiş basit html, java, css, react araştırmış, öğrenmiş. hiç şaşırmadım. olur ya sizin de böyle alışkanlıklarınız vardır, şuraya oclc marc yardım sayfasını bırakayım.
bir de tabi yeri gelmişken sözlük kütüphanesi'ni hatırlatayım.**
kütüphanecilik terminolojisinde bir kaynağın elektronik ortamlarda taranabilir, erişilebilir olmasını sağlamaya yönelik kodlama dilidir marc. kongre kütüphanesi tarafından 20. yy'ın ikinci yarısında geliştirilmiştir. o dönemden beri dünyada kabul görmüş bir standart olarak kütüphanelerarası bilgi alışverişi, kaynakların belirli kodlarla marc dilinde ortak sistemlere kaydedilmesi prensibine bağlı olarak işletilmektedir. daha anlaşılır kılmak için şöyle bir örnek vereyim, bir kaynak, kütüphane sistemine marc standartlarına uygun olarak kaydedilmezse, kurum dışında taranabilir olma özelliği taşıyamaz. kütüphanenin marc dilinde yazılmış her bir katalog kaydı ortak/toplu kataloglarda, kurum z39.50 protokolüne de bağlıysa (iso gibi düşünebilirsiniz bunu, hukuki düzenlemeler, çeşitli imzalar falan işte) görünebilir, erişilebilir, taranabilir ve talep edilebilir ancak. aksi durumda (hep bu örneği veriyorum) örneğin singapur'da yapılmış ve onbinlerce dolara mal olmuş bir deney sonuçlarını içeren bir çalışma, doğru kataloglanıp paylaşılamazsa; dünyanın başka bir yerinde aynı deneyin tekrarlanmasına ve bir başka onbinlerce doların heba olmasına sebep olur. bu da hem bilimsel çalışmaların ilerleme hızını yavaşlatır hem de kaynakların efektif kullanımını zorlaştırır. yaa, buralar hep bilgi çağı.
basit bir basılı kaynak katalog kaydının marc standartlarında sıfırdan oluşturulması ortalama 15 dakikadır. eğer bir elektronik kaynak ya da rapor üzerinde çalışılıyorsa işler biraz karışabiliyor. meslek dışından biriyle tanışmıştım çok seneler evvel. ne iş yaptığımı sorunca cevap verdiğimde "aa ben biliyorum, marc falan var di' mi" demişti de gülmüştüm. kızın hobisiydi farklı iş kollarından teknik detay araştırmak. az önce linkedin'de çeviri yaptığı kitabı tanıttığı bir paylaşım yaptığını gördüm, çocuklar için temel kodlama, yapay zeka anlatan bir kitabı çevirmiş fince'den. merak etmiş basit html, java, css, react araştırmış, öğrenmiş. hiç şaşırmadım. olur ya sizin de böyle alışkanlıklarınız vardır, şuraya oclc marc yardım sayfasını bırakayım.
bir de tabi yeri gelmişken sözlük kütüphanesi'ni hatırlatayım.**
devamını gör...
ohrwurm
aklınızdan çıkmayan, dilimize dolanan ve sürekli dinlemek istediğiniz şarkı anlamına gelen almanca kelime.
devamını gör...
cepteki son 50 tl ile ne alınır sorunsalı
kitap, çay, bisküvi
devamını gör...
okuldan eve gelip kapı önünde bir sürü ayakkabı görmek
evinizde 50+ teyzelerin parti verdiğine işarettir. gönül rahatlığı ile pasta bulaşmış poğaçanızı gömmeye hazırlanabilirsiniz.
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
insanin aslinda uretme ve sorunlarla basa cikma potansiyeli sanildiginin cok daha otesindedir. oldukca guclu/yuz, oldukca dirayetli/yiz...sadece sorunlarla yuzyuze gelindigi o ana kadar bunun farkinda degiliz. kotu gun gelip cattigi zaman da sahip oldugumuz gucun, yapabileceklerimizin farkina variriz. o yuzden denilebilir ki zor gunlerden gecenlerin en iyi bildigi sey, dussede bir sekilde ayagi kalktigidir...zor olsada isleyen duzen malesef boyledir. gun ne kadar kotu gecsede o nefes aliniyor, o zaman geciyor, o gunes mutlaka doguyor. yeter ki insan hayatin ucundan tutmaya devam etsin.
devamını gör...
bilgisini artıran insanın üzüntüsünü de artırması
kitap zekayı kibarlastırır.
kibarlaşan zeka ruhu inceltir.
ve tabiki dünya ince ruhlular için tam bir cehennemdir.
kibarlaşan zeka ruhu inceltir.
ve tabiki dünya ince ruhlular için tam bir cehennemdir.
devamını gör...
doğum yapan kadının erkeği artık umursamaması
'çen büyümeyi mi unuttun aman da aman' diyeceğim erkek.
annenize koşun efem bu kafadaysanız gidin sizi az daha pışpışlasın. kadın orda içinde insan çıkarmış bu hala 'doğğoomm yopon kodon orkoğo omorsomoyor' diye ağlanıyor.
annenize koşun efem bu kafadaysanız gidin sizi az daha pışpışlasın. kadın orda içinde insan çıkarmış bu hala 'doğğoomm yopon kodon orkoğo omorsomoyor' diye ağlanıyor.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
+atanamadın mı daha?
-atandım da zevkine kpss çalıyorum(içses).
-atandım da zevkine kpss çalıyorum(içses).
devamını gör...
