sözlüğe kız tavlamak için üye olmak
kızlarda muhtemelen şöyle diyor:
- aşko sözlükte bir oğlan aşırı iyi yazıyor düştüm.
- aşko sözlükte bir oğlan aşırı iyi yazıyor düştüm.
devamını gör...
tayyip erdoğan'ı sevmeyip ülkesinde gezmek
beyefendi'nin kendisi bu ülkenin kurucularına iki ayyaş deyip, hala o koltukta oturmasını biliyor ama?
arap sevicilik yapıp, atatürk'ün miras bıraktığı türkiye cumhuriyeti'nin dinamikleri ile oynamaya da bayılıyor.
burası kimsenin değil bizim ülkemiz, rahatsız olan varsa çeksin gitsin.
arap sevicilik yapıp, atatürk'ün miras bıraktığı türkiye cumhuriyeti'nin dinamikleri ile oynamaya da bayılıyor.
burası kimsenin değil bizim ülkemiz, rahatsız olan varsa çeksin gitsin.
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
bende 2 metreden ötesi yok.
devamını gör...
rahat nefes almak
kıymeti elden gidince anlaşılan nadir şeylerden biridir.
çok güzel bir duygudur.
sigara, alkol gibi ürünler bu güzelliği yok eder hem tüketen kişi için hem de yakınında tüketilen kişi için.
çok güzel bir duygudur.
sigara, alkol gibi ürünler bu güzelliği yok eder hem tüketen kişi için hem de yakınında tüketilen kişi için.
devamını gör...
evernevergreen
canım editörümdür kendileri.
pek yardımsever, ihtiyaç duyulduğunda ilk danışılacaklardandır. çokta yufka yüreklidir. buralara düştüğümde elini ilk uzatanlardandır. candır ya can.*
yazarlığına laf yok yazarlığına laf edeni pıçaklarım. sen hiç bi daa dolaşma olum buralarda. kafanızı çakmakla yakarım. yakında evinizi yakıcam sizin.

pek hanım pek kibar hiç benim gibi değil. annesi küçükken beni gösterip aman sakın kızım sen şu cadı gibi olma demişte kurtarmış kızcağızını.
küçükken karşılaşsaydık var yaaa pehhee böyle kalabilir miydin bakalım sen? *
kırmayın güzel kalbini. kafasözlük sizinle güzel efem. buralarda kalmaya devam edin lütfen. sevgiler...*
pek yardımsever, ihtiyaç duyulduğunda ilk danışılacaklardandır. çokta yufka yüreklidir. buralara düştüğümde elini ilk uzatanlardandır. candır ya can.*
yazarlığına laf yok yazarlığına laf edeni pıçaklarım. sen hiç bi daa dolaşma olum buralarda. kafanızı çakmakla yakarım. yakında evinizi yakıcam sizin.

pek hanım pek kibar hiç benim gibi değil. annesi küçükken beni gösterip aman sakın kızım sen şu cadı gibi olma demişte kurtarmış kızcağızını.
küçükken karşılaşsaydık var yaaa pehhee böyle kalabilir miydin bakalım sen? *
kırmayın güzel kalbini. kafasözlük sizinle güzel efem. buralarda kalmaya devam edin lütfen. sevgiler...*
devamını gör...
çukulata kız
yakın bir arkadaşımın çok sevdiği benim gibi sapına kadar rocker bir kıza bile zorla dinlettiği şarkı.
evet ilginç arkadaşlarım var sözlük.
evet ilginç arkadaşlarım var sözlük.
devamını gör...
annelerin tehdit cümleleri
geliyor terlik!
cümlenin bitmeden, eylemin gerçekleşmesi.
cümlenin bitmeden, eylemin gerçekleşmesi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
büyük bir hayal kırıklığını taşıyorum yüreğimde
kapanmış yaramın, acı bir hançer saplandı üzerine
hiç bilmediğim ve beklemediğim bir anda
hissettim acı veren soğukluğu tenimde
ellerin hançerin üzerinde tüm acımasızlığıyla
gövdem, ruhum kanlar içinde
gözlerinde gördüğüm acımasızlık
şeytanca işledi ruhumun derinliklerine
sen, beni bitirmeye ant içmiş bir ruh
ben ise çoktan tükenmiş bir insan
bedenim alevler içerisinde yanıyor
yalvarırım ilya, kurtar beni bu yangından!
kapanmış yaramın, acı bir hançer saplandı üzerine
hiç bilmediğim ve beklemediğim bir anda
hissettim acı veren soğukluğu tenimde
ellerin hançerin üzerinde tüm acımasızlığıyla
gövdem, ruhum kanlar içinde
gözlerinde gördüğüm acımasızlık
şeytanca işledi ruhumun derinliklerine
sen, beni bitirmeye ant içmiş bir ruh
ben ise çoktan tükenmiş bir insan
bedenim alevler içerisinde yanıyor
yalvarırım ilya, kurtar beni bu yangından!
devamını gör...
heisenberg belirsizlik ilkesi
konumu bilirsek hız değişir, hızı bilirsek konum değişir demiş, heisenberg. alın size, matematik içinde kaybolan fiziğin garibanlığını tüm çıplaklığıyla anlatan bi ilkedir bu. kuantumcuları göreve davet ediyorum. kuantımda fiziksel nicelikler matris ile temsil edilir ve matrislerde, ölçülen fiziksel niceliğin ölçüm sırası çok kilittir. kuantum mekaniğinde her zaman kullanılan iki fiziksel nicelik örneği moment ve hız, eğer matris formülasyonu içinde yer değiştirmiyosa, aynı anda asla ölçülemez. hatta bu şu da demek, bu durumda ne kadar isabetli ölçersen, diğerinde o kadar yanılmışsın. yani atomaltı dünya her zaman olası sonuçlara gebedir. deterministik dünyacılar lütfen benim müziğimde köşede oynasınlar demiş kibarca heisenberg(bkz: ajdar'ın müziğinde dans eden müslüm)
özetle zaman ve enerjinin, momentum ve konumun, açı ve açısal momentum çiftlerinin her ikisinin bir arada ölçülüp bilinemeyeceğini anlatır. heisenberg, niels bohr'la beraber bu konuları tartışırken bazen geceleri geç saatlerde bunalıp dışarı çıkarlarmış. heisenberg, dünyanın ne kadar saçma sapan bi yer olduğunu söylemiş hatta bi gün bohr'a. kopenhag ekolünden bu amcalar tabi. felsefe ve mistisizme ciddi ilgileri vardır hem bohr hem de heiso'nun. yılmaz öner yıllar önce fizik ve felsefe'sini çevirdi onun. yakın zamanda küre yayınları da tekrar bastı. ayrıca frithjof capra'da heiso'nun felsefi ve mistik düşünceleri hakkında çok şey anlatır zeyl olarak.
özetle zaman ve enerjinin, momentum ve konumun, açı ve açısal momentum çiftlerinin her ikisinin bir arada ölçülüp bilinemeyeceğini anlatır. heisenberg, niels bohr'la beraber bu konuları tartışırken bazen geceleri geç saatlerde bunalıp dışarı çıkarlarmış. heisenberg, dünyanın ne kadar saçma sapan bi yer olduğunu söylemiş hatta bi gün bohr'a. kopenhag ekolünden bu amcalar tabi. felsefe ve mistisizme ciddi ilgileri vardır hem bohr hem de heiso'nun. yılmaz öner yıllar önce fizik ve felsefe'sini çevirdi onun. yakın zamanda küre yayınları da tekrar bastı. ayrıca frithjof capra'da heiso'nun felsefi ve mistik düşünceleri hakkında çok şey anlatır zeyl olarak.
devamını gör...
kafası koptuğu halde yaşayan hamam böceği
ayrıca bir hamam böceği 40 dakika nefesini tutabilir, çok soğuğa ya da çok sıcağa dayanabilirmiş.
düşünsene böyle özelliklerin var bir vicdansız terlikle vurup öldürüyor seni.
düşünsene böyle özelliklerin var bir vicdansız terlikle vurup öldürüyor seni.
devamını gör...
şarkı isimlerini 128 milyar dolar ile değiştiriyoruz
devamını gör...
normal sözlük yönetimi vs ak parti
ak parti ülkeyi uçuruyor. ( ironi canım sakin ol)
sözlük bizi. (bu gerçek)
sözlük bizi. (bu gerçek)
devamını gör...
ferhan şensoy
çok değerli bir tiyatrocuyu kaybettik. üzüldüm,
mekanı cennet olsun.
mekanı cennet olsun.
devamını gör...
padok
fransızca paddock kelimesinden dilimize yerleşmiştir. çayır veya etrafı çitle çevrili çimenlik alan olmasının yanında; hipodromda, yarış atlarının yedekte gezdirildikleri yer anlamına da gelir.
halk arasında kurban satışı yapılan pazarlarda, hayvanların bekletildikleri alanlara da denir.
halk arasında kurban satışı yapılan pazarlarda, hayvanların bekletildikleri alanlara da denir.
devamını gör...
tacize uğramak
merhaba, bu entry acı barındırır.
sol frame’de gördüm ve yaşadıklarımı paylaşma gereği duydum. özellikle moronlara ithafen yazmak isterim.
taciz, tecavüz dalga geçilecek, hafife alınacak bir konu değildir.
bir merhaba demeyi, bir boş bakışı, yarım gülüşü de taciz diye adlandırmayınız.
______
yaş beş. bu yaşıma dair ve hayatıma dair en eski hatırladığım tek şeyin taciz olması bile başlı başına bir hüzün.
annem çalışıyor, baba başka ülke de. her çocuk gibi ben de arkadaşımla yaz günü dışarda oynuyodum. aramızda otuz beş- kırk yaş olan bir akrabamız beni görünce arabasını durdurdu ve “annen çağrıyor, seni ona götürmemi rica etti” diyor. bense korkuyorum. annemden bana öyle bir bilgi gelmedi sabah evden çıktığında.
korkuyorum çünkü bu adamla ne zaman yalnız kalsak “kucağıma gel” diyor. anlayamıyorum neyi neden yaptığını fakat beni rahatsız eden bi şey var.
o gün annemi kızdırmamak adına bindim arabasının ön koltuğuna. tek eli direksiyondayken diğer eli ile pantolonunun fermuarını açtı. o tarafa bakmak istemiyorum, bu harekete anlam veremiyorum. bir yandan sol elimi çekiştiriyor. inicem diye bağırmaya başladım ve yavaş giden arabadan adeta atlamak suretiyle kaçtım. şansım varmış, kaçabilmişim. annem eve geldiğinde hiç konuşmamıştım. böyle garip bi şey nasıl anlatılır? ya beni döverse? ya inanmazsa bana? işte asıl o zaman dünyam başıma yıkılır. sustum.
———-
başka bir gün o akrabalarımıza gidiceğimizi duyduğumda dünyam karardı. yine korkuyla uyudum, korkuyla uyandım. annem nereye ben oraya mecburiyetiyle gittik şahsın evine. akraba ya hani. güvenilir(!) akrabadan böyle bir şey beklenilmez, düşüncesi dahi en fesat insan ilan eder seni...
akşam oldu. lanet olası şahsın arabasındayız. bu sefer en küçük çocuğu da yanımızda. annem ve diğer akraba arabadan inip, markete gittiler. yine o iğrenç cümle:
“kucağıma gelsene”
kendi çocuğuna neden yapmıyosun? diyorum, o benim çocuğum ama olmaz ki. iyi ki arka koltuktayım, burda beni yakalayamaz.
———-
aradan yıllar geçti, olayı anneme anlatabildim. inanır mısınız bana inandı.
annem bana inandı. babana söylemeyelim, katil olur, dedi sustuk. fakat o akrabadan hesap sormadı, soramadı çünkü bir evlilik söz konusu idi.
hem ya o akrabanın eşi, anneme değil de akrabaya inanırsa?
sol frame’de gördüm ve yaşadıklarımı paylaşma gereği duydum. özellikle moronlara ithafen yazmak isterim.
taciz, tecavüz dalga geçilecek, hafife alınacak bir konu değildir.
bir merhaba demeyi, bir boş bakışı, yarım gülüşü de taciz diye adlandırmayınız.
______
yaş beş. bu yaşıma dair ve hayatıma dair en eski hatırladığım tek şeyin taciz olması bile başlı başına bir hüzün.
annem çalışıyor, baba başka ülke de. her çocuk gibi ben de arkadaşımla yaz günü dışarda oynuyodum. aramızda otuz beş- kırk yaş olan bir akrabamız beni görünce arabasını durdurdu ve “annen çağrıyor, seni ona götürmemi rica etti” diyor. bense korkuyorum. annemden bana öyle bir bilgi gelmedi sabah evden çıktığında.
korkuyorum çünkü bu adamla ne zaman yalnız kalsak “kucağıma gel” diyor. anlayamıyorum neyi neden yaptığını fakat beni rahatsız eden bi şey var.
o gün annemi kızdırmamak adına bindim arabasının ön koltuğuna. tek eli direksiyondayken diğer eli ile pantolonunun fermuarını açtı. o tarafa bakmak istemiyorum, bu harekete anlam veremiyorum. bir yandan sol elimi çekiştiriyor. inicem diye bağırmaya başladım ve yavaş giden arabadan adeta atlamak suretiyle kaçtım. şansım varmış, kaçabilmişim. annem eve geldiğinde hiç konuşmamıştım. böyle garip bi şey nasıl anlatılır? ya beni döverse? ya inanmazsa bana? işte asıl o zaman dünyam başıma yıkılır. sustum.
———-
başka bir gün o akrabalarımıza gidiceğimizi duyduğumda dünyam karardı. yine korkuyla uyudum, korkuyla uyandım. annem nereye ben oraya mecburiyetiyle gittik şahsın evine. akraba ya hani. güvenilir(!) akrabadan böyle bir şey beklenilmez, düşüncesi dahi en fesat insan ilan eder seni...
akşam oldu. lanet olası şahsın arabasındayız. bu sefer en küçük çocuğu da yanımızda. annem ve diğer akraba arabadan inip, markete gittiler. yine o iğrenç cümle:
“kucağıma gelsene”
kendi çocuğuna neden yapmıyosun? diyorum, o benim çocuğum ama olmaz ki. iyi ki arka koltuktayım, burda beni yakalayamaz.
———-
aradan yıllar geçti, olayı anneme anlatabildim. inanır mısınız bana inandı.
annem bana inandı. babana söylemeyelim, katil olur, dedi sustuk. fakat o akrabadan hesap sormadı, soramadı çünkü bir evlilik söz konusu idi.
hem ya o akrabanın eşi, anneme değil de akrabaya inanırsa?
devamını gör...
yakışıklı erkek vs komik erkek
ikisi bi arada olmuyor mu?
devamını gör...
çocuğunu 300 bin tl karşılığında satmayı kabul eden baba
maddi beklenti olmadan sadece tekrar evlenmek için kapı önüne koyan anne babalar var. çok büyük bir durum değil benim gözümde.
devamını gör...
benden bir halt olmaz farkındalığı
yok öyle birşey.. onu sana kim öğrettiyse hemen unutuyosun..
bunu sana öğretenler hasbelkader birşeylere sahip olmuş insanlar.. senin zaten hiçbirşey vermeden sahip olduğun şeyleri buda senin payına düşen, zaten senin hakkın bu diye vermeyen insanlar.. bir düşün.. önce ailenden başla.. sana verdikleri imkan konfor vs.. herneyse.. hakkın olduğunu hissettirerekmi verdiler yoksa borçluluk hissi uyandırarakmı.. yani bugün ailesine borçlu hissetmeyen varmı.. okuttuk ettik büyüttük laflarını duymayan varmı.. bunlar zaten bizim hakkımız.. karşılıksız hakkını veren.. "değer" veren anne babalarımız olmadığı için oluşuyor bu düşünceler.. bizede değer vermiyorlar, yaptığımız hiçbir işe de.. takdir bile etmiyorlar.. dolayısıyla kendimizide değersiz zannederek büyüyoruz, yaptığımız işinde emeğimizinde değersiz olduğunu zannediyoruz.. bunu aşıp ilerleyemediğimiz için kendini iterek yaşamaya çalışan, geçmişte yaşatılan o değersizlik hissini "haketmediğini" anlayıp çözemeyen o kadar çok insan varki.. senden çok şey olur arkadaşım.. sana 0 sıfır muamelesi yapanlar "haksız" sen "hak"lısın, +1 sin.. 1 kişi, bir insan, bir beden, bir ruhsun.. varsın.. önce bir ben ben varım ya de.. ben burdayım de.. benim konuşmaya fikrimi söylemeye, ürettiğim birşeyin bedelini istemeye, her ne olursa olsun, konuştuğumun dinlenmesine, yaşamaya, rahatsız edilmemeye.. kısaca herşeye "hakkım var" de..
bugün türkiyenin yarısı olan o mal sürüsü, zaten hakkı olan herşeyi rt nin hediyesi zannettiği için, zaten hakettiği hiçbirşeyi almadan vermek zorunda olduğunu zannettiği için ak partiye oy veriyor.. rt herşeyi kendine hak görüyor.. ve alıyor.. kimsede demiyorki abi hiçbirşey vermiyosun ama alıyosun, ne iş.. ne hakla..? demiyor..
çünkü kendisinin birşeylere hakkı olduğunu bilmiyorki.. neye hakkı var.. hiçbirşey almadan niye veriyorum kardeşim diyebilecek matematiği olan bir allahın kulu yok..
o diğer %50 de bunun farkında olarakmı veriyor onuda zannetmiyorum ama, senden çok şey olur arkadaşım.. yeterki "hakkın" olduğunu anla, denemekde hakkın.. başarılı yada başarısız olmakda hakkın.. sen varsın, göster kendini.. çık ortaya...
bunu sana öğretenler hasbelkader birşeylere sahip olmuş insanlar.. senin zaten hiçbirşey vermeden sahip olduğun şeyleri buda senin payına düşen, zaten senin hakkın bu diye vermeyen insanlar.. bir düşün.. önce ailenden başla.. sana verdikleri imkan konfor vs.. herneyse.. hakkın olduğunu hissettirerekmi verdiler yoksa borçluluk hissi uyandırarakmı.. yani bugün ailesine borçlu hissetmeyen varmı.. okuttuk ettik büyüttük laflarını duymayan varmı.. bunlar zaten bizim hakkımız.. karşılıksız hakkını veren.. "değer" veren anne babalarımız olmadığı için oluşuyor bu düşünceler.. bizede değer vermiyorlar, yaptığımız hiçbir işe de.. takdir bile etmiyorlar.. dolayısıyla kendimizide değersiz zannederek büyüyoruz, yaptığımız işinde emeğimizinde değersiz olduğunu zannediyoruz.. bunu aşıp ilerleyemediğimiz için kendini iterek yaşamaya çalışan, geçmişte yaşatılan o değersizlik hissini "haketmediğini" anlayıp çözemeyen o kadar çok insan varki.. senden çok şey olur arkadaşım.. sana 0 sıfır muamelesi yapanlar "haksız" sen "hak"lısın, +1 sin.. 1 kişi, bir insan, bir beden, bir ruhsun.. varsın.. önce bir ben ben varım ya de.. ben burdayım de.. benim konuşmaya fikrimi söylemeye, ürettiğim birşeyin bedelini istemeye, her ne olursa olsun, konuştuğumun dinlenmesine, yaşamaya, rahatsız edilmemeye.. kısaca herşeye "hakkım var" de..
bugün türkiyenin yarısı olan o mal sürüsü, zaten hakkı olan herşeyi rt nin hediyesi zannettiği için, zaten hakettiği hiçbirşeyi almadan vermek zorunda olduğunu zannettiği için ak partiye oy veriyor.. rt herşeyi kendine hak görüyor.. ve alıyor.. kimsede demiyorki abi hiçbirşey vermiyosun ama alıyosun, ne iş.. ne hakla..? demiyor..
çünkü kendisinin birşeylere hakkı olduğunu bilmiyorki.. neye hakkı var.. hiçbirşey almadan niye veriyorum kardeşim diyebilecek matematiği olan bir allahın kulu yok..
o diğer %50 de bunun farkında olarakmı veriyor onuda zannetmiyorum ama, senden çok şey olur arkadaşım.. yeterki "hakkın" olduğunu anla, denemekde hakkın.. başarılı yada başarısız olmakda hakkın.. sen varsın, göster kendini.. çık ortaya...
devamını gör...
nefret edilen insan tipi
sürekli şikayet eden insan: ömür törpüsüdür. bu tip insanlar olumsuz duygulardan beslenirler. sürekli diğer insanları kendi başlarına gelen olumsuzluklar yüzünden suçlamakla kalmazlar; küçümseme, saldırganlık, hoşgörüsüzlük ve hatta şiddet içeren tutumlar da takınırlar.
bağırarak konuşan insanlar: bir de boş konuşuyorsa kesinlikle uzak durulması gereken insan tipidir. ağzına kürekle vurma isteği uyandırır.
sürekli kendinden bahseden insan: çoğunlukla narsist tiplerdir. yüksek özgüvene sahip gibi gözükseler de çok kırılgan bir özgüvene sahiplerdir. kendilerinden asla memnun değillerdir ve bu konuda kompleks geliştirmişlerdir. sürekli kendilerinden bahsetme sebepleri de budur. en küçük eleştiride bile sinirlenirler. iletişim kurmak işkencedir.
bağırarak konuşan insanlar: bir de boş konuşuyorsa kesinlikle uzak durulması gereken insan tipidir. ağzına kürekle vurma isteği uyandırır.
sürekli kendinden bahseden insan: çoğunlukla narsist tiplerdir. yüksek özgüvene sahip gibi gözükseler de çok kırılgan bir özgüvene sahiplerdir. kendilerinden asla memnun değillerdir ve bu konuda kompleks geliştirmişlerdir. sürekli kendilerinden bahsetme sebepleri de budur. en küçük eleştiride bile sinirlenirler. iletişim kurmak işkencedir.
devamını gör...













