kendi yavrularını kaybettiklerinde hiç acımadan başka penguenlerin yavrularını çalabilen hayvan. o paytak paytak yürüyen hayvan gidiyor, yerine adeta bir çita geliyor. sinsice yaklaşıp yavrucağı alıp kaçması yok mu, fatma girik'in evladını kapan karga sanki.

edit: kartaldır efendim o hayvan, kargaları zan altında bırakmayalım. minicik hayvana iftira atmışım.
uyarı için simay benim karım lan'a teşekkür ediyorum.
devamını gör...

her şey sensin.
devamını gör...

sadece kendim olmayı isterdim. içimden geçtiği gibi konuşabilmek, anlaşılabilmek isterdim. *
devamını gör...

jesse pinkman & jane
devamını gör...

eğer ileride buralar değerlenir ve bu entry de nujiyan tarafından okunursa şayet, birkaç söylemek istediklerim var. senin altını üstünü çizdiğin küçük prensine ben de kendimce eklemeler yaptım. bazı yerleri çıkarıp, bazı yerleri ekleyerek kendimce kendi hayatıma yordum. daima başucu kitabım olduğunu zaten biliyordun. her zaman benimle olan kitabını ev arkadaşım benden habersiz okumak için alıp kaybetmiş. yaklaşık 3 yıl oldu. sadece bilmeni istiyorum. aynısını aradım taradım ama bulup da anılarını yaşatamadım, özür dilerim. bana hissettirdiği hâlâ aynı *
devamını gör...

değerli kurucumuzun kalbindeki güzel.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne suriyelilermiş arkadaş ya.
devamını gör...

başka bir cumhurbaşkanı gelecek. 80 milyonluk ülkede başka seçenek olmaması için peygamber olunması lazım.
devamını gör...

ben türkiye'den geliyorum deyince anlayışla karşılarlar diye düşünüyorum.
devamını gör...

aklımda olan bir an önce halledilmeli insanıdır. benimdir. hee mevzu ilerler 'nasılsın bu arada?' derim. ama birini bir iş için aradım ya da birine yazdımsa uzatmam önce konuyu hallederim. sonra seromoniye devam edebiliriz. 'geyikte yaparız o başka her şeyin zamanı var' insanı o insan üzmesenize oğlum.*
devamını gör...

ilk el hareketini kim ve neden çekmiştir acaba
devamını gör...

tam bir rakam veremem ama kesinlikle bedenimin ruhumdan önce ölmesini isterim. ölü bir ruhun ağırlığını bedenim taşıyamaz diye düşünüyorum.
devamını gör...

"fikirler en büyük zenginliktir" sözü aklıma geldi.

fikirlerinizin, tanımlarınızın ve bilgilerinizin gücü kafa store'da ürünler almanıza sebep olur.
devamını gör...

gazelin son ustalarından hafız burhan türkü, şarkı, ninni, kanto, tango, operet, marş türlerinde pek çok eseri plağa okumuştur.
cumhuriyet döneminin en popüler ve sevilen hafız, gazelhan, mevlithan ve hanendelerinin başında gelir. burhan sesyılmaz (1897-1943) küçük yaşlarda sesinin güzelliğiyle dikkati çekerek mukabele, mevlid, mersiye okumaya, zakirlik ve müezzinlik yapmaya başladı.
muallim ismail hakkı bey ve lemi atlı'dan kısa süreli dersler aldı. bir ara mızıka-i humayun'da görev aldı. çoğu atina’da olmak üzere yurt dışında konserler verdi. 1926 yılında columbia firması için art arda doldurduğu 100 kadar plağıyla yaygın bir üne kavuştu.
derler ki “o süleymaniye camii’nde mevlit okurken kuşlar susar, havuzun fıskiyelerindeki sular durur, çınarların yaprakları arasında gezinen rüzgar hızını keser, bütün şehir onu dinlerdi."
birçok filmin müziğini hazırlayan hafız burhan şarkılar da bestelemiştir. atatürk hafız burhan’a “bana sizin gibi münevver hafızlar lâzımdır!” demiştir.
abdülhak hamid’in tarık adlı piyesinde yer alan “makber” adıyla anılan mersiyesini hafız burhan’ın sesinden duymayan çok az kişi vardır. kadifeden kesesi’ni de en güzel o söyler.
devamını gör...

ne kadar yaklaştığımızı tartışmamız gereken seviyedir. maddeler halinde bakılabilir aslında bu konuya ve birlikte karar veririz:

1. hukuk: adli kontrol şartıyla serbest bırakılmak sözünü duymaktan gına getirdiğimiz bir dönemdeyiz şu an. kadınları taciz eden, onlara tecavüz eden, hayvana eziyet eden, trafikte alkollü ve ehliyetsiz ( tam tersi olmalıydı) araç sürerken insaların hayatını söndüren, çalan çırpan herkes bu şartla serbest bırakıldı. bunun haricinde eleştiren, hak arayan, ses çıkaran, muhalif olan herkes içeride. olmadı. ulaşmadık.

2. eğitim: ne müfredatlar doğru düzgün hazırlanıyor, ne de öğretmenler doğru düzgün yetişmiş olarak sahaya gönderiliyor.* öğrencilerin ve velilerin isteğine göre sınıf geçiliyor, kitap okuma araştırma desen zaten yok. öğretmenler hak ettikleri ücretleri alamadığı için ek işlerin peşine düşmüş durumda, birçok öğretmen zaten alanında yeterli bilgiye de sahip değil. idareciler belli bir siyasi görüşten seçildiği için okullar siyasetin fink attığı ilişkiler yumağı haline geldi. olmadı. bunda da ulaşamadık.

3. ekonomi: ayakkabı kutuları, cengiz inşaat, çılgın projeler kapsamında incelerken tadını artırmak için üzerine biraz da pudra şekeri serpmemiz gerek ekonomi doların ve avronun elinde bir yoyo gibi savruluyor. herkes kendini fakir hissederken büyük bir çoğunluk da tevekküle sarılmış uyuyor. olmadı. yine ulaşamadık.

4. medya: bir zamanlar tarafsız olduğuna dair şehir efsaneleri dinlediğimiz bu yapı kurban bayramında kaçan bir dana gibi ne yöne döneceğini şaşırmış, can havliyle koşturup durmakta. kim kimi kapısına bağlı, kim kime havlıyor belli değil. dizilerle inşa edilmeye çalışılan yeni insan prototipinden hiç bahsetmiyorum bile. bu da gol değil. ulaşmadık yine.


diğer yazarların ekleyeceği maddeler de vardır elbette. benden bu kadar. acaba beklesek de muasır medeniyetler seviyesi mi aşağıya inse?
devamını gör...

okul yüzü göremeyen arkadaş kavramı olamayan gençlerin durumudur. ergenler maalesef yaşlarının olağan ilgi ihtiyacı nedeniyle sosyal medyaya sarılıyor. ait olmak istiyor bir yere normal olarak sanal da olsa. oradaysa acımasız bir linç var.

olağan aidiyetlerin kalmadığı bu pandemi sürecinde acilen 18 yaş altına sosyal medya kullanımı kısıtlanmalıdır. olağan sosyalleşmeyi yaşayamadıkları bir dönemde, 18 yaşın altındakiler olağan zamandaki gibi sosyal medyada bulunmamalıdır.

çünkü orada manyakça birbirini linç edenlerin vardığı sonuç bir ergen için yaşamına son vermek olabiliyor.
devamını gör...

böyle bir te görünce beynimde 1 sinaps kopuyor, nöronlar intihar ediyor, yaşama hevesim uçup gidiyor.
devamını gör...

ne güzel umreye gidecektim.
devamını gör...

havuçlu soda'nın saçları uzamıştır. kafasının tepesinde kıl bitmeyen babasına döner ve sohbete başlar:

- baba, berbere gideyim diyorum da...
+ git tabi, papaz gibi oldun iyice.
- nasıl kestireyim peki?
+ nasıl kestirmek istiyorsun?
- senin gibi kestiririm diye düşündüm...
+ benim gibi nasıl oluyor?
- üstler boş, yanlar az.

babam o arada anneme dönerek:
+ büyüdü de dalga geçiyor p.zevenk!
devamını gör...

suyun kaldırma kuvvetinin ekmeğini yemektir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim