instagram kullanmayan yazarlar veri tabanı
neden bir başlık altında topluyorsunuz bizi? neslimiz tükensin diye üstümüze benzin döküp yakmasalar bari.
devamını gör...
liberosis
hayatta karşımıza çıkan olaylara normalden daha az önem verme isteği olarak tanımlanmaktadır.
kısacası karşılaştığımız mevzuları daha az kafaya takmayı, da az düşünmeyi isteme hissiyatı gibi bir anlamı var.
derhal liberosis olmamız gerekmektedir bence. peki bunu başardığımızda ne olacak.?
hayatımızı ilgilendiren her konuda daha net ve kesin kararlar veririz. hayattan beklediklerimize ve hedeflerimize daha rahat odaklanıp, ulaşabilme yollarını daha net görebiliriz. bizi depresyona sürükleyen, mutsuz insan ve ortamlardan uzak durmamızı sağlayarak, bir çok endişe ve korkumuzu ortadan kaldırmış oluruz.
kendimizi daha berrak bir yaşama yeniden hazırlamamız için bir başlangıç olmuş olacak.
hadi hayırlısı..
kısacası karşılaştığımız mevzuları daha az kafaya takmayı, da az düşünmeyi isteme hissiyatı gibi bir anlamı var.
derhal liberosis olmamız gerekmektedir bence. peki bunu başardığımızda ne olacak.?
hayatımızı ilgilendiren her konuda daha net ve kesin kararlar veririz. hayattan beklediklerimize ve hedeflerimize daha rahat odaklanıp, ulaşabilme yollarını daha net görebiliriz. bizi depresyona sürükleyen, mutsuz insan ve ortamlardan uzak durmamızı sağlayarak, bir çok endişe ve korkumuzu ortadan kaldırmış oluruz.
kendimizi daha berrak bir yaşama yeniden hazırlamamız için bir başlangıç olmuş olacak.
hadi hayırlısı..
devamını gör...
unutulmayan reklam filmleri
bp- superv/ seksenli yılların reklamı..
devamını gör...
edgar allan poe
abd'li şair ve korku, polisiye kitap yazarıdır.
anne ve babasını küçük yaşta yitiren poe, yaşamı boyunca mutsuz ve yoksul bir hayat sürmüştür. askeri akademi'ye kabul edilmiş olsa da kumar ve içki yüzünden üç ay sonra okuldan atılmıştır.
yazarlık serüveni de bu noktada başlamıştır. ne ailesinin ne dostunun olmayışı, ilişkilerinde yaşamış olduğu hayal kırıklığı ile birleşince gittikçe karamsar ve korkuya yönelmiştir yazıları. içki ve kumar alışkanlıkları da peşini bırakmadığı için işlerinde tutunamamıştır.
polisiye ve bilimkurgu romanların öncüsü sayılan yazarın bazı öyküleri ülkemizde morgue sokağı cinayeti adıyla derlenmiştir. kitaba adını veren öykü dünyada ilk dedektif öyküsüdür. "kuyu ve sarkaç" ile "geveze yürek" de aynı kitapta yer almaktadır.
poe, kötülük, uğursuzluk, korku ve suç gibi konuları şiir ve öykülerinde oldukça güzel işlediği için yaşamının son günlerinde üne kavuşmuştur.
doğaüstü olaylara yer verilen "kuzgun" şiiri ile duygu yüklü bir aşk şiiri olan "annabel lee" en ünlü şiirlerdir.
anne ve babasını küçük yaşta yitiren poe, yaşamı boyunca mutsuz ve yoksul bir hayat sürmüştür. askeri akademi'ye kabul edilmiş olsa da kumar ve içki yüzünden üç ay sonra okuldan atılmıştır.
yazarlık serüveni de bu noktada başlamıştır. ne ailesinin ne dostunun olmayışı, ilişkilerinde yaşamış olduğu hayal kırıklığı ile birleşince gittikçe karamsar ve korkuya yönelmiştir yazıları. içki ve kumar alışkanlıkları da peşini bırakmadığı için işlerinde tutunamamıştır.
polisiye ve bilimkurgu romanların öncüsü sayılan yazarın bazı öyküleri ülkemizde morgue sokağı cinayeti adıyla derlenmiştir. kitaba adını veren öykü dünyada ilk dedektif öyküsüdür. "kuyu ve sarkaç" ile "geveze yürek" de aynı kitapta yer almaktadır.
poe, kötülük, uğursuzluk, korku ve suç gibi konuları şiir ve öykülerinde oldukça güzel işlediği için yaşamının son günlerinde üne kavuşmuştur.
doğaüstü olaylara yer verilen "kuzgun" şiiri ile duygu yüklü bir aşk şiiri olan "annabel lee" en ünlü şiirlerdir.
devamını gör...
bim bam bom
yasemin kumral’ın sevilen bir şarkısıdır.
“bana dayanabilmem için bir şey söyleyin, herhangi bir şey. hayattan vazgeçmemek için bir neden, lütfen” dedi genç kız.
bal porsuğu anlattı o nedeni…
genç kız düşündü biraz …”aslında iyi şeylere inancımı tamamen yitirmiş durumdayım. neden bu kadar kötü dünya. elimde kaybedecek hiçbir şey yok. tamam. intihar etmekten vazgeçtim. kendimi odama kilitleyip günlerce duvarları izlemek istiyorum. kimseyle konuşmak istemiyorum.”
bal porsuğu nasihatler verdi genç kıza.
...sevgilisiz günlerimizde değil, sevgisiz yaşadığımız günler çaresiz hissederiz kendimizi.
neden çaresiz olduk deriz.
“insanlar kötüydü, kitaplara sığındım” deriz cemil meriç gibi.
içimiz daralır, bakarız yıldızlara… "ne yapalım, kısmet değilmiş” deriz, ararız bir teselli.
“gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur” deriz ali lidar gibi.
“çaresizlik zindanındayım. kendi arzumla girdim, kapısını kilitledim, anahtarını da fırlatıp attım” deriz haruki murakami gibi.
ramiz dayı’yı dinle…”asıl engel sana geçit vermeyen seni umursamayan seni yutan hayattır asıl engel.
asıl çaresizlik derdin devasız olması değil, birini iyi edecek şeyin diğerinin kadehine zehir olmasıdır.
her seçim bir çaredir aslında, asıl çaresizlik verdiğin seçimin zehirli meyvesidir.
elinden bir şey gelmeyince kabullenmek kolaydır.
asıl çaresizlik kendine elimden geleni yaptım mı diye sormaktır. çünkü asıl çaresizlik çareyi geçirmişken eline, avuçlarının içinden kaçırmaktır”.
ağlamak, çaresizlik karşısında vücudun verebildiği en hızlı tepkidir, ağla hadi.
genç kızın gözleri doldu, bal porsuğuna sarılıp ağladı…“insan bazen sadece acısının dinmesini değil, acısını anlayan birine ihtiyaç duyar. dediğiniz çıktı diyeceğim günü bekleyeceğim büyük bir sabırla.”
bal porsuğu “şems-i tebrizi’ye kulak ver” dedi.
dilin kıymetini “arif” olandan,
gözün kıymetini “ âmâ ” olandan,
sözün kıymetini “lâl” olandan,
ekmeğin kıymetini “aç” olandan,
aşk’ın kıymetini “hiç” olandan öğren.
bal porsuğu genç kızı kucaklarken
“sabırla sınanır, tövbeyle yıkanır, duayla erermiş kalp vuslat-ı rızaya
nefs-i terbiye ederek varılırmış arz'a
kişi sevdiğinin rengine boyanır der hz. mevlana.
o gitti ama özlemini bırakıp da gitti
senin tüm renklerini alıp da gitti.
de ki;
kapına geldim huzurundayım ey benim güzel mevla
çare sende
duygularımın aynısını yaşatma sakın ona."
genç kız şaşırdı…”ama beni çok üzdü, aynısını yaşasın, aşka düşsün, canından bıksın, hayat boyu bir kez olsun gülmesin."
bal porsuğu cevap verdi “çöllere çiçek tohumları ekme, gözyaşların ile o tohumları sulama.
iki cihandan da uzaklaşıp kendinden vazgeçme.
yazmışsa ilahi kalem, sana kabullenmek düşer, bırak nefsin takdire boyun eğmeyi bilsin,
gerçek sevgiyi bul ve her günü sevgi günü diye kutla.”
genç kız sevgilisi tarafından aldatılıp terk edildiği için çaresiz hissediyordu o zamanlar.
sonra hayallerindeki beyaz atlı prensi bulup, evlendi…ve şimdi aşkının meyvesi bebişini şu şarkıyı dinleyerek emziriyor. *
oldu en sonunda oldu bim bam bom
rüyalarım gerçek oldu bim bam bom
duyduk duymadık demesin hiç kimse
işte ilan ediyorum herkese
oh oh oh çok şükür dostlar
benim de artık bir sevgilim var
hırsından çatlasın düşmanlar
şimdi benim de bir sevgilim var
kim demiş kimse ona bakmaz diye
kimse onu koluna takmaz diye
evde kalmaktan kurtulamaz diye
çatlasın patlasın dönsün deliye.
suratım asıkmış hiç gülmezmişim
iki laf etmesini bilmezmişim
doğrusu hiç mi hiç çekilmezmişim
gördünüz mü meğerse ben neymişim
bim bam bom çok şükür dostlar
benim de artık bir sevgilim var
bim bam bom çatlasın düşmanlar
artık benim de bir sevgilim var
ne yapsam nafile bu iş olmazmış
benden daha çirkini bulunmazmış
yüz yıl bekar kalsa beni almazmış
milyonlar versem yanımda durmazmış
hah hah ha dinleyin dostlar
benim de artık bir sevgilim var
hırsından çatlasın düşmanlar
benim de artık bir sevgilim var.
“bana dayanabilmem için bir şey söyleyin, herhangi bir şey. hayattan vazgeçmemek için bir neden, lütfen” dedi genç kız.
bal porsuğu anlattı o nedeni…
genç kız düşündü biraz …”aslında iyi şeylere inancımı tamamen yitirmiş durumdayım. neden bu kadar kötü dünya. elimde kaybedecek hiçbir şey yok. tamam. intihar etmekten vazgeçtim. kendimi odama kilitleyip günlerce duvarları izlemek istiyorum. kimseyle konuşmak istemiyorum.”
bal porsuğu nasihatler verdi genç kıza.
...sevgilisiz günlerimizde değil, sevgisiz yaşadığımız günler çaresiz hissederiz kendimizi.
neden çaresiz olduk deriz.
“insanlar kötüydü, kitaplara sığındım” deriz cemil meriç gibi.
içimiz daralır, bakarız yıldızlara… "ne yapalım, kısmet değilmiş” deriz, ararız bir teselli.
“gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur” deriz ali lidar gibi.
“çaresizlik zindanındayım. kendi arzumla girdim, kapısını kilitledim, anahtarını da fırlatıp attım” deriz haruki murakami gibi.
ramiz dayı’yı dinle…”asıl engel sana geçit vermeyen seni umursamayan seni yutan hayattır asıl engel.
asıl çaresizlik derdin devasız olması değil, birini iyi edecek şeyin diğerinin kadehine zehir olmasıdır.
her seçim bir çaredir aslında, asıl çaresizlik verdiğin seçimin zehirli meyvesidir.
elinden bir şey gelmeyince kabullenmek kolaydır.
asıl çaresizlik kendine elimden geleni yaptım mı diye sormaktır. çünkü asıl çaresizlik çareyi geçirmişken eline, avuçlarının içinden kaçırmaktır”.
ağlamak, çaresizlik karşısında vücudun verebildiği en hızlı tepkidir, ağla hadi.
genç kızın gözleri doldu, bal porsuğuna sarılıp ağladı…“insan bazen sadece acısının dinmesini değil, acısını anlayan birine ihtiyaç duyar. dediğiniz çıktı diyeceğim günü bekleyeceğim büyük bir sabırla.”
bal porsuğu “şems-i tebrizi’ye kulak ver” dedi.
dilin kıymetini “arif” olandan,
gözün kıymetini “ âmâ ” olandan,
sözün kıymetini “lâl” olandan,
ekmeğin kıymetini “aç” olandan,
aşk’ın kıymetini “hiç” olandan öğren.
bal porsuğu genç kızı kucaklarken
“sabırla sınanır, tövbeyle yıkanır, duayla erermiş kalp vuslat-ı rızaya
nefs-i terbiye ederek varılırmış arz'a
kişi sevdiğinin rengine boyanır der hz. mevlana.
o gitti ama özlemini bırakıp da gitti
senin tüm renklerini alıp da gitti.
de ki;
kapına geldim huzurundayım ey benim güzel mevla
çare sende
duygularımın aynısını yaşatma sakın ona."
genç kız şaşırdı…”ama beni çok üzdü, aynısını yaşasın, aşka düşsün, canından bıksın, hayat boyu bir kez olsun gülmesin."
bal porsuğu cevap verdi “çöllere çiçek tohumları ekme, gözyaşların ile o tohumları sulama.
iki cihandan da uzaklaşıp kendinden vazgeçme.
yazmışsa ilahi kalem, sana kabullenmek düşer, bırak nefsin takdire boyun eğmeyi bilsin,
gerçek sevgiyi bul ve her günü sevgi günü diye kutla.”
genç kız sevgilisi tarafından aldatılıp terk edildiği için çaresiz hissediyordu o zamanlar.
sonra hayallerindeki beyaz atlı prensi bulup, evlendi…ve şimdi aşkının meyvesi bebişini şu şarkıyı dinleyerek emziriyor. *
oldu en sonunda oldu bim bam bom
rüyalarım gerçek oldu bim bam bom
duyduk duymadık demesin hiç kimse
işte ilan ediyorum herkese
oh oh oh çok şükür dostlar
benim de artık bir sevgilim var
hırsından çatlasın düşmanlar
şimdi benim de bir sevgilim var
kim demiş kimse ona bakmaz diye
kimse onu koluna takmaz diye
evde kalmaktan kurtulamaz diye
çatlasın patlasın dönsün deliye.
suratım asıkmış hiç gülmezmişim
iki laf etmesini bilmezmişim
doğrusu hiç mi hiç çekilmezmişim
gördünüz mü meğerse ben neymişim
bim bam bom çok şükür dostlar
benim de artık bir sevgilim var
bim bam bom çatlasın düşmanlar
artık benim de bir sevgilim var
ne yapsam nafile bu iş olmazmış
benden daha çirkini bulunmazmış
yüz yıl bekar kalsa beni almazmış
milyonlar versem yanımda durmazmış
hah hah ha dinleyin dostlar
benim de artık bir sevgilim var
hırsından çatlasın düşmanlar
benim de artık bir sevgilim var.
devamını gör...
kadınların atatürk'e şükran duymaması
bir sene önce olmuş bir olayı örnek göstererek türk kadınına iftira atmak ne kadar etik, bana söyleyebilir misiniz? bir kadın atatürk’e şükran duymadı diye tüm “kadınlar” adına nasıl konuşabiliyorsunuz? kusura bakmayın ama bu yaptığınız büyük bir saygısızlık. ne büyük dert olmuşuz biz sizlere ya! o zaman atatürk’e saygı duymamış bir erkek bulayım, ben de erkeklerin atatürk’e saygı duymaması diye başlık açayım, doğru bir şey mi bu? gece gece sinirimi bozuyorsunuz gerçekten. bir cinsiyet adına konuşmamayı ne zaman öğreneceksiniz? kadınlara saldırmayı ne zaman bırakacaksınız? atatürk’ü sevmeyen/desteklemeyen insanlar ülkemizde var, seven/destekleyen insanlar da var, şükran duyanlar da var, duymayanlar da ve bu kısmı iyi okuyun, bir insana şükran duyup duymamanın cinsiyetlerle hiçbir alakası yok.
devamını gör...
yazarların yaşadığı komik olaylar
gıda sektöründe faaliyet gösteriyorum. turistik bir belde de bir restoran açma planımız var.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
devamını gör...
kerem bürsin'in yıldız teknik üniversitesi ödül törenini terk etmesi
vallahi helal olsun bay j'ye*. bu başarısız, kasıntı, oyunculuk yapamayan kerem bürsin'e de ödül veren yıldız teknik'e de aşk olsun.
edit: aldığı para umrumda değildir.
edit: aldığı para umrumda değildir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
istediğin kahve olsun salata
burada var ama uykusuz o da
herkeste yeme sevdası var sonumuz hayrola
hadi bir tur dönelim halaya.
burada var ama uykusuz o da
herkeste yeme sevdası var sonumuz hayrola
hadi bir tur dönelim halaya.
devamını gör...
yazarlardan çaylaklara tavsiyeler
ne tavsiyesi ya belki onlar bana tavsiye vericek durumda. ben çaylak maylak anlamam.
devamını gör...
çalışma hayatının öğrettikleri
bir iş yerinde ' biz bir aileyiz ' lafı çok geçiyorsa orada büyük s....ş var demektir. eğer bu işe gerçekten ihtiyacınız varsa, ücretsiz fazla mesailer, angarya işler, geç yatan maaşlar, keyfi kararlar gibi pekçok saçmalığa kendinizi mental olarak hazırlayın ve ilk fırsatta sizi daha az sömürecek bir yere kapağı atmaya bakın. sömürü sabit, azı var çoğu var o ayrı.
devamını gör...
natalie portman
dışının güzelliği içine de yansımış hoş kadındır. yahudi asıllı olmasına rağmen fanatik değildir:
www.google.com/amp/s/tr.spu...
www.google.com/amp/s/tr.spu...
devamını gör...
solucan deliği
kendisi başlı başına o kadar derin ve ilginç bir konu ki, "neden buna solucan deliği ismini vermişler?" diye merak edecek fırsatım bile olmamış, onu fark ettim geçenlerde. hakikaten, neden "solucan"dı? durup düşününce alakasız gibi geliyor ama aslında değil. çok yaratıcı ve basit bir tasvirden geliyor.
"solucan deliği"nin isim babası john wheeler. çıkış noktası ise elmalardaki solucanlar. ama şimdilik solucanları bir kenara bırakıp, bir de karıncalara geçelim. elmanın yüzeyinde yürüyen bir karınca düşünün. bu karınca için o elmanın yüzeyi evrenin bütünüdür. eğer ki bu söz konusu elmanın içinden bir de solucan geçmişse, karınca dostumuzun elmanın bir noktasından öteki noktasına gitmek için artık iki alternatifi olur. birincisi yüzeyde dolanmak. ikincisi ise solucanın açmış olduğu deliğin içinden geçerek gitmek. solucan deliği alternatifi elbette ki daha kısa; hatta karıncanın elma evrenindeki en kısa yol bu. lakin şöyle de bir durum var ki, solucan deliğinin içinden geçtiği elmanın iç kısmı karıncanın evreninin bir parçası değil. çünkü karıncanın evreni bu elmanın iki boyutlu olan yüzeyi. elmanın üç boyutlu bütünsel yapısı değil. elmanın iç kısmı da dolayısıyla bir üç boyutlu ya da hiperuzay oluyor bu durumda. elmanın iç yüzeyi karınca evreninin bir parçası değil, evet. peki ya deliğin başlangıç ve bitiş noktalarının yüzeyle kesiștiği noktalar? çünkü deliğin iç çeperleri de tıpkı yüzey gibi iki boyutlu; bu iç çeperlerin ve giriş çıkışların elma yüzeyiyle kesiștiği noktaların da karınca evrenine dahil olması gerekmez mi? gerekmeli gibi duruyor, ama değil. bu kısımlar karınca evreninin bir parçası değildir; karıncanın kendi evreninde a noktasından b noktasına ulaşma amacına hizmet eden bir kısa yoldur. iki yakayı bağlayan bir köprü gibi.
"solucan deliği"nin isim babası john wheeler. çıkış noktası ise elmalardaki solucanlar. ama şimdilik solucanları bir kenara bırakıp, bir de karıncalara geçelim. elmanın yüzeyinde yürüyen bir karınca düşünün. bu karınca için o elmanın yüzeyi evrenin bütünüdür. eğer ki bu söz konusu elmanın içinden bir de solucan geçmişse, karınca dostumuzun elmanın bir noktasından öteki noktasına gitmek için artık iki alternatifi olur. birincisi yüzeyde dolanmak. ikincisi ise solucanın açmış olduğu deliğin içinden geçerek gitmek. solucan deliği alternatifi elbette ki daha kısa; hatta karıncanın elma evrenindeki en kısa yol bu. lakin şöyle de bir durum var ki, solucan deliğinin içinden geçtiği elmanın iç kısmı karıncanın evreninin bir parçası değil. çünkü karıncanın evreni bu elmanın iki boyutlu olan yüzeyi. elmanın üç boyutlu bütünsel yapısı değil. elmanın iç kısmı da dolayısıyla bir üç boyutlu ya da hiperuzay oluyor bu durumda. elmanın iç yüzeyi karınca evreninin bir parçası değil, evet. peki ya deliğin başlangıç ve bitiş noktalarının yüzeyle kesiștiği noktalar? çünkü deliğin iç çeperleri de tıpkı yüzey gibi iki boyutlu; bu iç çeperlerin ve giriş çıkışların elma yüzeyiyle kesiștiği noktaların da karınca evrenine dahil olması gerekmez mi? gerekmeli gibi duruyor, ama değil. bu kısımlar karınca evreninin bir parçası değildir; karıncanın kendi evreninde a noktasından b noktasına ulaşma amacına hizmet eden bir kısa yoldur. iki yakayı bağlayan bir köprü gibi.
devamını gör...
ali gaffar okkan
diyarbakır halkının gönlünde taht kurmuş, polis ile halkın arasındaki mesafeyi kaldırabilmiş bunu hazmedemeyen kişiler tarafından şehit edilmiş diyarbakır emniyet müdürü. ruhu şad olsun.
devamını gör...
babayla olan ilişki
sarı papatyasıydım ben o'nun. ben topraksız kaldım, o ise kendi toprağına kavuştu.
beynimin içinde yaşıyor gülüşü şimdi. sesi, o güzel gözleri, o güzel bakışı, beynimin içinde acı acı kök saldı. çok özlüyorum, her an o'nunla yaşıyorum fakat sarılamıyorum hiç. eşyalarını, giysilerini kokluyorum ama o yok.
rüyalarıma girsin diye bekliyorum her gece. sekiz gün oldu, gelemedi hala, gelebilse gelirdi çünkü, biliyorum.
beynimin içinde yaşıyor gülüşü şimdi. sesi, o güzel gözleri, o güzel bakışı, beynimin içinde acı acı kök saldı. çok özlüyorum, her an o'nunla yaşıyorum fakat sarılamıyorum hiç. eşyalarını, giysilerini kokluyorum ama o yok.
rüyalarıma girsin diye bekliyorum her gece. sekiz gün oldu, gelemedi hala, gelebilse gelirdi çünkü, biliyorum.
devamını gör...
buselik makamı
dizilişi;
la - si - do - re - mi - fa - sol#- la
olan türk müziği makamı.
batı müziğindeki karşılık gamı la(a) armonik minördür, aynı sesleri kullanır:
a - b - c - d - e - f - g# - a
la - si - do - re - mi - fa - sol#- la
olan türk müziği makamı.
batı müziğindeki karşılık gamı la(a) armonik minördür, aynı sesleri kullanır:
a - b - c - d - e - f - g# - a
devamını gör...
sözlükteki beğen butonunun kullanılmaması
kullanılması gereken buton. arkadaşlar kullanın bir zahmet beğeneni öpmüyorlar yani sjsjsjsj. ben bol bol kullanıyorum daha bişey olmadı bana kanlı canlı tek parça halinde hayattayım.
devamını gör...
aile whatsapp grubu
kimi zaman "hepiniz odunsunuz" kimi zaman da "sizinle yaşamak çok zor" gibi mesajları yazıp yazıp silerek kendime duygusal tatmin yaşattığım whatsapp grubudur. asla bu mesajları göndermediğim, içeriğinde aile bireylerimden gelen kedi videoları hariç bir mesaj barındırmayan gruptur aynı zamanda..
devamını gör...

