eski sevgiliyi unutturan ajda pekkan şarkısıdır.
devamını gör...

sene içinde 20-25 arkadaşımın doğum gününü düzenli olarak kutlasam dahi, tebrik mesajı bile almadığımdan, her sene yaşamaktan artık alıştığım durumdur.
devamını gör...

ailenin ketum herifi günlük konularda hiç ses etmez. ilgilendiği bir şeyden bahsedilince meddahlığa soyunur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bize film söylesene. oldu üniversiteden playlist olarak mezun oldum zaten ben
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kadın kadındır. başını kapatmak ya da kapatmamak sadece tercih durumudur.
devamını gör...

ateistlerin toplandığı bir başlık değil de daha çok 15-16 yaş arası ergen toplantısı olmuş...
devamını gör...

türkçeye şikago mezbahaları diye çevrilen muazzam bir upton sinclair eseridir. sel yayıncılık tarafından yeniden basılmıştır. yazar upton sinclair, eseri yazmadan evvel gözlem yapmak adına gizlice mezbahalarda çalışmıştır.

kitap; sendikal faaliyetin henüz gelişmediği, iş güvenliğinin ve işçi haklarının bulunmadığı vahşi ve ahlaksız kapitalist düzenin hüküm sürdüğü şikago günlerinde geçmektedir. nasıl ki domuzun çığlığından başkaca her şey et tröstü tarafından kullanılıyorsa, işçilerin çığlığından başkaca her şey de kapitalist düzen tarafından kullanılmaktadır. her ne kadar kitabın son bölümlerinde işçilerin, kapitalist düzen bandında birer domuzdan farksız olduğu kör göze parmak şeklinde açıklanmışsa da enfes bir eserdir. okumakta fayda vardır. kitabın anlattığı dönem ve yaratılan atmosfer bana biraz boardwalk empire havası verdi. 1900'lü yılların amerikası'na ilgi duyanlar hem kitabı okuyabilir hem de diziyi izleyebilir.

kitap içerisinde şöyle mükemmel bir pasaj barındırır;
"ruhu öldürenlerin karşısında bedeni öldürerek cinayet işlemek nedir ki? diye soruyordu peygamber. jurgis ruhu cinayete kurban gitmiş, umut ve mücadele etmeyi kesmiş bir adamdı; yozlaşmayla ve hırsla uzlaşmış biriydi; şimdiyse ansızın, tek bir korkunç çırpınışla, acı ve korkunç gerçek gözlerinin önüne serilmişti! ruhundaki sütunlar çöküyor, gökyüzü aralanıyordu sanki; kan çanağı gibi gözlerle, yüzünde mosmor çıkmış damarlarla, yumruklarını havaya kaldırıp ayağa kalkarak vahşi bir hayvan gibi, çılgınca, tutarsız, manyakça çığlıklar attı. artık sesi çıkmadığında bile nefes nefese öylece durup hırıltılı bir sesle kendi kendine fısıldamaya devam etti; şükürler olsun! şükürler olsun! şükürler olsun!"
devamını gör...

"şimdi karşıya geçebilirsiniz"
devamını gör...

bu hafta müthiş enerjili, milli takım arasının vermiş olduğu süper lig özlemi ve tutkusuyla yapacağımız program. sevilen bestelerle ve gomercanımla birlikte geri dönüyoruz. program için yazdıklarınız ve katılımlarınız beni ve gomercan'ı çok mutlu ediyor. yarın konuk olmak isteyen arkadaşlar yine gomercan'ı ve beni bulabilirler. seviliyorsunuz arkadaşlar, tutkuyla kalın!
devamını gör...

insanlar sadece kendi fikirlerini değerli görüyor. 'kim ne yazmış?' ya da 'acaba benimle aynı şeyi düşünen var mı?' diye bakmıyorlar.

bol tanımlı bir başlığa girdiğim zaman önce yazacağım tanımdaki anahtar kelimeyi aratıyorum varsa beğeniyorum. sonra yazdığını okumak istediğim yazarı aratıyorum.
devamını gör...

bir salın artık gençleri nerede vakit geçirmekten mutlu oluyorlarsa orada vakit geçirsinler. siz gençken emo gibi geziyordunuz ortalıkta, tripkolik dinleyip kollarınızı jiletliyordunuz bir halt sanmayın kendinizi.
devamını gör...

profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği imiş.
başlığı oluşturan yazara hiçbir lafım yok. onun amacı belli, kaostan besleniyor. amacına da ulaşmış, tebrikler. sözüm diğerlerine hani şu tanımlar ile, fikirler ile beğenilmek gerektiğini ve de resmin bunun önüne geçeceğini, primin bununla yapılacağını düşünenler. ben tanımların altında resim göremiyorum. şu an sayfama tıklamadığınız sürece beni yargılayabileceğiniz, anlayabileceğiniz tek ölçüt de burası. burada dikkat çeken bir yazı sayfaya yönlendirme yapacaktır. orada karşılaştığınız resim tanım hakkındaki fikri olumlu ya da olumsuz etkiliyor ise fikirlerden çok, başka şeylere dikkat ediyorsunuzdur. yapmayın, üzücü olan bu!
devamını gör...

louis armstrong - what a wonderful world




some of you young folks been saying to me," hey pops, what you mean 'what a wonderful world'?

how about all them wars all over the place? you call them wonderful?

and how about hunger and pollution? that ain't so wonderful either."

well how about listening to old pops for a minute. seems to me, it aint the world that's so bad but what we're doin' to it.

and all ı'm saying is, see, what a wonderful world it would be if only we'd give it a chance. love baby, love. that's the secret, yeah. ıf lots more of us loved each other, we'd solve lots more problems. and then this world would be a gasser.

devamını gör...

her halta burnunu sokan yazarımsı. normalde nick altına kötü yorum girmek pek adetim değil ama kendisine dayanamadım. mümkünse kendi tanımları ve başlıkları ile alakadar olsun. gereksiz yere gelip kendi özel hayatında her ne yaşıyorsa artık insanlara salça olmaktan vazgeçsin.

edit: hazımsızın önde gideni bir arkadaş. ya ergen bunalımı geçiriyor, yada eldivenle dahi sevmemişler. yazık üzüldüm doğrusu.
devamını gör...

sen bana nasıl karı dersin diyerek trip atan feministtir. evlenip evinin hanımı çocuklarının anası olacak olması, onu bu içler acısı durumdan kurtarmaya yetmeyecektir.
devamını gör...

şu sıralar sözlükte başlık açıyorlar.
devamını gör...

değişti.
devamını gör...

bozuk paraya dokunamam.
böcek görünce kaşınmaya başlarım.
bir çift gördüğümde en az birinin ismi sesli harf ile başlamazsa o ilişkinin devam etmeyeceğini düşünürüm.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim