uhud savaşı'nda tepeyi terk eden okçular
kendilerinin büyük ihtimal ile müslümanların savaşı kazandığını görüp "aha ganimet kalmayacak lan koşun" kafasında bir düşünceyle yerlerinden ayrıldığı tahmin edilmektedir.
devamını gör...
vavien
bir taylan biraderler filmidir.
filmin senaryosunu başrolleri binnur kaya ile paylaşan ve çok yetenekli olmasına rağmen bu yeteneğini cıvık dizilerde vıcık vıcık rollerle heba ettiğini düşündüğüm engin günaydın yazmıştır.

dedemin iki katlı evinde geçirdiğim yazlarda en sevdiğim şeylerden biri üst kata çıkan ahşap merdivendi. bu merdiveni gümbürdeyerek çıkıp yukarıdan ışığı kapatır sonra aynı gümbürtü ile aşağı iner ve tekrar ışığı yakardım. bunun vavien olduğunu bilmezdim. bu filmi izlemesem vavien’in ne olduğunu da asla öğrenemeyecektim.
vavien’in ne olduğunu öğrendikten sonra film benim için daha anlamlı bir hale geldi aslında. filmdeki kusurlu cinayet planı ise kusursuz bir zihnin ürünü gibiydi. bütün karakterlerin tam anlamıyla gerçekçi olması ve engin günaydının canlandırdığı karakterin ivana fukalot sevdası filmin inandırıcılığını katladı.
darbeye alkış tutulan sahnede ergenlerin dünyasına devrimci bir bakış niteliğinde idi. film engin günaydın’ın deyimliyle komik bir film değildi ama beni çok güldürdü.
şimdi bu tanımı bir kenara bırakalım, ben üst kattan ışığı açıyorum siz de tanımı okuduktan sonra alt kattan kapatın ışığı. bu karanlık böyle güzel.
filmin senaryosunu başrolleri binnur kaya ile paylaşan ve çok yetenekli olmasına rağmen bu yeteneğini cıvık dizilerde vıcık vıcık rollerle heba ettiğini düşündüğüm engin günaydın yazmıştır.

dedemin iki katlı evinde geçirdiğim yazlarda en sevdiğim şeylerden biri üst kata çıkan ahşap merdivendi. bu merdiveni gümbürdeyerek çıkıp yukarıdan ışığı kapatır sonra aynı gümbürtü ile aşağı iner ve tekrar ışığı yakardım. bunun vavien olduğunu bilmezdim. bu filmi izlemesem vavien’in ne olduğunu da asla öğrenemeyecektim.
vavien’in ne olduğunu öğrendikten sonra film benim için daha anlamlı bir hale geldi aslında. filmdeki kusurlu cinayet planı ise kusursuz bir zihnin ürünü gibiydi. bütün karakterlerin tam anlamıyla gerçekçi olması ve engin günaydının canlandırdığı karakterin ivana fukalot sevdası filmin inandırıcılığını katladı.
darbeye alkış tutulan sahnede ergenlerin dünyasına devrimci bir bakış niteliğinde idi. film engin günaydın’ın deyimliyle komik bir film değildi ama beni çok güldürdü.
şimdi bu tanımı bir kenara bırakalım, ben üst kattan ışığı açıyorum siz de tanımı okuduktan sonra alt kattan kapatın ışığı. bu karanlık böyle güzel.
devamını gör...
yoldaş benjamin ve homeros'un gay olma ihtimali
(bkz: neden her konunun benjamin etrafında dönmesi)
(bkz: benjaminin size ne etmesi)
efendim sağlıklı bir hetero bireyim, eşcinsel de olabilirdim pek tabii bunda gocunacak bir şey yok ama değilim.
lakin öyle olsaydım da homeros'a varmazdım*
(bkz: benjaminin size ne etmesi)
efendim sağlıklı bir hetero bireyim, eşcinsel de olabilirdim pek tabii bunda gocunacak bir şey yok ama değilim.
lakin öyle olsaydım da homeros'a varmazdım*
devamını gör...
signal
işime yaramayacak uygulama.
bütün çevrem whatsapp'tayken ben signalden ne yapayım ki?
bütün çevrem whatsapp'tayken ben signalden ne yapayım ki?
devamını gör...
trt belgesel'de hep fakirlik belgeselleri yayınlanması
bu daha hiç bişey değil, daha kötü günler olacak demeye getiriyorlar.
devamını gör...
sevgilin var mı sorusuna alternatif cevaplar
var ama henüz bundan onun haberi yok.
devamını gör...
yazarların aldıkları en iyi nasihat
kendime verdiğim ve içeriğinden dolayı biraz ironik olduğunu düşündüğüm bir nasihattır. şöyle ki, ''kimseden nasihat alma.'' peki neden mi? çünkü ben yetişkin ve kendi kararlarını kendi alabilen bir bireyin neden nasihat (bakın tavsiye değil) almaya ihtiyacı olur, anlam veremiyorum.
devamını gör...
zorla tesettüre sokulan kız çocukları
zorunlu olan diğer her şey gibi ilk fırsatta tekar tesettürü bırakacaklardır. çoğu zaman üçüncü dünya ülkelerinde o ilk fırsata hiçbir zaman sahip olamadıkları da ayrı bir tartışmanın konusudur.
devamını gör...
gençlerin hobi sahibi olmayışı
para yok paraaa dedirten başlık. bu sebebe bağlanabilecek durum.
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
mod olucam.
devamını gör...
monami
48'lik olanlarına sahip olanların havasının estiği, ilkokulda adeta statü sembolü olarak kabul edilen pastel boya markası.
devamını gör...
türkiye'nin 37 ülke içinde siyasi paylaşım yapmaktan en çok çekinilen ülke olması
almanya kökenli istatistik kuruluşu statista'da yayınlanan veridir.
--- alıntı ---
37 ülke arasında başının belaya gireceğine inandığı için sosyal medyada siyasi görüşlerini paylaşmaktan en çok çekinen halk türkiye (%65), ezici çoğunluk kendini ifade etmekten korkuyor.
--- alıntı ---

diğer bir istatistik ise sodev'e ait.
--- alıntı ---
sodev'in araştırmasına göre türkiye ifade özgürlüğünün olduğuna en çok inanan seçmenler ak partililer (%73) ve mhp'liler (%55) .
chp'lilerin %76'sı, iyi parti'lilerin %80'i, hdp'lilerin %82'si türkiye ifade özgürlüğünün olmadığını düşünüyor.
--- alıntı ---

bu konuda ayrıntılı bir tweet dizisi için buradan
--- alıntı ---
37 ülke arasında başının belaya gireceğine inandığı için sosyal medyada siyasi görüşlerini paylaşmaktan en çok çekinen halk türkiye (%65), ezici çoğunluk kendini ifade etmekten korkuyor.
--- alıntı ---

diğer bir istatistik ise sodev'e ait.
--- alıntı ---
sodev'in araştırmasına göre türkiye ifade özgürlüğünün olduğuna en çok inanan seçmenler ak partililer (%73) ve mhp'liler (%55) .
chp'lilerin %76'sı, iyi parti'lilerin %80'i, hdp'lilerin %82'si türkiye ifade özgürlüğünün olmadığını düşünüyor.
--- alıntı ---

bu konuda ayrıntılı bir tweet dizisi için buradan
devamını gör...
sevgili
devamını gör...
gülpembe
bestecisi türkiye' nin en iyi basistlerinden olan barış manço ve kurtalan ekspres' te de çalan ahmet güvenç' dir. sözlerinde barış manço 13 yaşında iken kaybettiği gerçek adı nimet manço olan babaannesini anlatır.
ahmet güvenç bu şarkıda bas gitar denen enstrümanı yorumu ile başka bir yere çıkarır:
ahmet güvenç bu şarkıda bas gitar denen enstrümanı yorumu ile başka bir yere çıkarır:
devamını gör...
thedansözkiller
#1194488 tanımı ile içtiğim suyu püskürtmeme sebep olan yazariçe.* o nasıl kafa hocam? beynine sağlık. hem de moderatör olmuş iki gözümün çiçeği. hayırlı olmasını dilerim. bir de hayat enerjisi hiç solmasın, hep bıcır bıcır olsun. seviyorum merkez.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilişki durumlarını anlatan cümle
aradığımı bulamadım, buldum sandığımda da yanıldım. *
devamını gör...
insanlar ikiye ayrılır
cemil meriç'in bu konudaki görüşü en çok benimsediğimdir;
"bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, namuslu ve namussuzlar vardır. siz namuslulardan olun! göreceksiniz çok kalabalık olacaksınız!"
"bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, namuslu ve namussuzlar vardır. siz namuslulardan olun! göreceksiniz çok kalabalık olacaksınız!"
devamını gör...
anayurt oteli
modern türk edebiyatının önemli isimlerinden yusuf atılgan’ın adeta demir leblebi romanı. kitabı bir hevesle elinize alırsınız, “kısacıktır iki saatte okurum” diye düşünürsünüz. ama bu roman çiğnenmesi, yutulması, hazmı zor demir leblebi gibi oturur içinize. bu sebepledir ki yazarın bir diğer eseri olan aylak adam’ın aksine sosyal medya postlarına fazlaca konu olmaz anayurt oteli.
metinler yer yer kopuk olduğu için acaba hatalı bir basım mı okuyorum diye düşünebilirsiniz. ancak sizi temin ederim ki hem can yayınları’nın hem yapı kredi yayınları’nın baskısını okudum. yazarın tarzı böyle, hatalı basım söz konusu değil. kitabı okuyup bitirdikten sonra aklıma direkt, yıllar evvel izlediğim ve beni gerim gerim geren alfred hitchcock filmi psycho geldi. film de aslında robert bloch’un aynı adlı romanından uyarlanmış. roman dilimize “üç ruhlu adam” adıyla çevrilmiş ve 1962 yılında ülkemizde basılmış. anayurt oteli’nin ise ilk baskısı 1973 yılında yayınlanmış. anayurt oteli romanı da yine ismi değiştirilmeden 1987 yılında ömer kavur yönetmenliğinde beyaz perdeye aktarılmıştır. norman bates ile zebercet arasındaki bu benzerlik muhakkak başkasının da ilgisini çekmiştir diye düşünürken aslında amerika’yı yeniden keşfetmediğimi anladım. konuya ilişkin, linkini aşağıya bırakacağım makale bile yazılmış.
iki romanda da mekân olarak otel seçimi yapılmış. tüm hayatı boyunca, çocukluğunda, okulda, arkadaşları içerisinde, askerlikte ve otelin dışına ne zaman çıksa çarşıda başkaları tarafından dışlanan alay edilen, hakarete uğrayan zebercet, kendini sadece otelde güvende hissettiğinden otele, anayurt oteli adı verilmiştir. bu otel, zebercet ’in anavatanıdır. bu otel dışında zebercet her daim mültecidir.
gerek psycho’nun norman’ı gerekse anayurt oteli’nin zebercet’i annelerinden inanılmaz derecede etkilenmiş karakterler. izleyenler bilir; norman cinayet işlerken annesinin kıyafetlerini giyer ve peruk takar. anayurt otelinin 6 numaralı odasında kalan konuğun adı saide’dir ve bu zebercet’ in annesinin de adıdır. zebercet merdivenlerden çıkarken kadını seyretmiş ve hatta gece bu öğretmen çiftin sevişmelerini dinlemiştir. annesi ile aynı ismi taşıyan konuk sevişirken kocasına “oh bırakma, hiç bırakma beni…ohh…nasıl seninim” demektedir.
zebercet sembolik zamanlarda babasının yerine geçmektedir. örneğin sinemada tanıştığı ekrem’e kendisini babasının ismi ile tanıtmış ya da işi sorulduğu zaman babasının bir zamanlar çalıştığı nüfus müdürlüğünden bahsetmiştir. aynı zamanda zebercet’in babası ile olan fiziksel benzerliği için romanda “şıp demiş babasınınkinden düşmüş” ifadesi kullanılıyor. yine zebercet kendisini babası gibi bıyıklı hayal etmektedir.
üç ruhlu adam romanında bates, motel’e gelen mary için 6 numaralı odayı vermiştir: 6 numara kızın kaldığı odaydı. uzun bir müddet, orayı kimseye vermemek niyetindeydi. yine zebercet de gecikmeli ankara treniyle gelen kadının kaldığı odayı başka kimseye kiralamamış, soranlara da odanın dolu olduğunu söylemiştir. zebercet, gecikmeli ankara treni ile gelen kadına babasının vasiyet ettiği odayı veriyor. hatırlarsanız babası kitabın bir yerinde zebercet’e her otelde böyle bir oda olması gerektiğini söylüyor. odada kalan kadın geri gelmeyince iyice boşluğa düşen zebercet, ortalıkçı kadını öldürmenin verdiği suçluluk ile intihar ediyor. intihar ederken kullandığı ipi de bir nevi babası yerine koyduğu, aynı ortak hazzın peşine düşmüş emekli subayın odasından alıyor. iki roman veya iki film arasındaki mükemmel benzerlikleri daha fazla yazarak makaleye haksızlık etmek istemiyorum.
mükemmel alt metinler barındıran büyük bir eser, anayurt oteli. alayım günde 20 30 sayfa okurum diyorsanız uzak durun. kesinlikle sağlam bir konsantrasyon ve tek seferde bitirilecek şekilde zaman istiyor bu kitap. kitabı okuduktan sonra daha bir anlam kazanacak olan “beyaz perdede oidipus kompleksi: norman bates ve zebercet karakterlerinin metinsel okuması” adlı sırrı serhat serter makalesini de buraya bırakıyorum.makale
metinler yer yer kopuk olduğu için acaba hatalı bir basım mı okuyorum diye düşünebilirsiniz. ancak sizi temin ederim ki hem can yayınları’nın hem yapı kredi yayınları’nın baskısını okudum. yazarın tarzı böyle, hatalı basım söz konusu değil. kitabı okuyup bitirdikten sonra aklıma direkt, yıllar evvel izlediğim ve beni gerim gerim geren alfred hitchcock filmi psycho geldi. film de aslında robert bloch’un aynı adlı romanından uyarlanmış. roman dilimize “üç ruhlu adam” adıyla çevrilmiş ve 1962 yılında ülkemizde basılmış. anayurt oteli’nin ise ilk baskısı 1973 yılında yayınlanmış. anayurt oteli romanı da yine ismi değiştirilmeden 1987 yılında ömer kavur yönetmenliğinde beyaz perdeye aktarılmıştır. norman bates ile zebercet arasındaki bu benzerlik muhakkak başkasının da ilgisini çekmiştir diye düşünürken aslında amerika’yı yeniden keşfetmediğimi anladım. konuya ilişkin, linkini aşağıya bırakacağım makale bile yazılmış.
iki romanda da mekân olarak otel seçimi yapılmış. tüm hayatı boyunca, çocukluğunda, okulda, arkadaşları içerisinde, askerlikte ve otelin dışına ne zaman çıksa çarşıda başkaları tarafından dışlanan alay edilen, hakarete uğrayan zebercet, kendini sadece otelde güvende hissettiğinden otele, anayurt oteli adı verilmiştir. bu otel, zebercet ’in anavatanıdır. bu otel dışında zebercet her daim mültecidir.
gerek psycho’nun norman’ı gerekse anayurt oteli’nin zebercet’i annelerinden inanılmaz derecede etkilenmiş karakterler. izleyenler bilir; norman cinayet işlerken annesinin kıyafetlerini giyer ve peruk takar. anayurt otelinin 6 numaralı odasında kalan konuğun adı saide’dir ve bu zebercet’ in annesinin de adıdır. zebercet merdivenlerden çıkarken kadını seyretmiş ve hatta gece bu öğretmen çiftin sevişmelerini dinlemiştir. annesi ile aynı ismi taşıyan konuk sevişirken kocasına “oh bırakma, hiç bırakma beni…ohh…nasıl seninim” demektedir.
zebercet sembolik zamanlarda babasının yerine geçmektedir. örneğin sinemada tanıştığı ekrem’e kendisini babasının ismi ile tanıtmış ya da işi sorulduğu zaman babasının bir zamanlar çalıştığı nüfus müdürlüğünden bahsetmiştir. aynı zamanda zebercet’in babası ile olan fiziksel benzerliği için romanda “şıp demiş babasınınkinden düşmüş” ifadesi kullanılıyor. yine zebercet kendisini babası gibi bıyıklı hayal etmektedir.
üç ruhlu adam romanında bates, motel’e gelen mary için 6 numaralı odayı vermiştir: 6 numara kızın kaldığı odaydı. uzun bir müddet, orayı kimseye vermemek niyetindeydi. yine zebercet de gecikmeli ankara treniyle gelen kadının kaldığı odayı başka kimseye kiralamamış, soranlara da odanın dolu olduğunu söylemiştir. zebercet, gecikmeli ankara treni ile gelen kadına babasının vasiyet ettiği odayı veriyor. hatırlarsanız babası kitabın bir yerinde zebercet’e her otelde böyle bir oda olması gerektiğini söylüyor. odada kalan kadın geri gelmeyince iyice boşluğa düşen zebercet, ortalıkçı kadını öldürmenin verdiği suçluluk ile intihar ediyor. intihar ederken kullandığı ipi de bir nevi babası yerine koyduğu, aynı ortak hazzın peşine düşmüş emekli subayın odasından alıyor. iki roman veya iki film arasındaki mükemmel benzerlikleri daha fazla yazarak makaleye haksızlık etmek istemiyorum.
mükemmel alt metinler barındıran büyük bir eser, anayurt oteli. alayım günde 20 30 sayfa okurum diyorsanız uzak durun. kesinlikle sağlam bir konsantrasyon ve tek seferde bitirilecek şekilde zaman istiyor bu kitap. kitabı okuduktan sonra daha bir anlam kazanacak olan “beyaz perdede oidipus kompleksi: norman bates ve zebercet karakterlerinin metinsel okuması” adlı sırrı serhat serter makalesini de buraya bırakıyorum.makale
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
gözüm bir yerden ısırıyor ama çıkaramadım bir türlü. sanki daha önce bir yerlede birlikte yazarlık yapmışız gibi geliyor ya du bakalım.
devamını gör...
