bir insana yapılabilecek en büyük kötülük
size güvenmiş bir insanı yarı yolda bırakmaktır.
çaresiz hisseder, terk edilmiş, kandırılmış.
beni kör kuyularda
güvenmemeyi, temkinli olmayı öğretirsiniz, yolların tek başına yürünmesi gerektiğini...
çaresiz hisseder, terk edilmiş, kandırılmış.
beni kör kuyularda
güvenmemeyi, temkinli olmayı öğretirsiniz, yolların tek başına yürünmesi gerektiğini...
devamını gör...
geçmişin verdiği acı
bazen ne kadar kaçsa da insan, geçmişte yaşadığı kötü ve üzücü olaylar peşini bırakmıyor. yaşanıp bitmiş olsa da, ruhunda açtığı yaralar bir ömür kalıyor insanda ve bir ömür bu yaraların verdiği acıyla yaşıyorsun.
bazen de geçmişteki güzellikleri, mutlu anıları düşünmek acı veriyor insana. bugün o mutlulukları yaşayamadığımız için ve geleceğin belirsizliği içinde bir daha öyle güzel anlar yaşayamayacağımızı düşündüğümüz için... halbuki kötü olaylar gibi değildir bu anılar; yaşanmış, bitmiş ve peşimizi bırakmıştır ancak biz onların peşini bırakmadığımız için acı verir bu kez.
fyodor dostoyevski şöyle diyor;
"kafayı geçmişe takmak insana acı verir.
geçmişte yaşananlar içilmiş içki gibidir!
mutluluğu geçmişte aramanın ne anlamı var?
kaftan eskimişse, çıkar at!"
bazen de geçmişteki güzellikleri, mutlu anıları düşünmek acı veriyor insana. bugün o mutlulukları yaşayamadığımız için ve geleceğin belirsizliği içinde bir daha öyle güzel anlar yaşayamayacağımızı düşündüğümüz için... halbuki kötü olaylar gibi değildir bu anılar; yaşanmış, bitmiş ve peşimizi bırakmıştır ancak biz onların peşini bırakmadığımız için acı verir bu kez.
fyodor dostoyevski şöyle diyor;
"kafayı geçmişe takmak insana acı verir.
geçmişte yaşananlar içilmiş içki gibidir!
mutluluğu geçmişte aramanın ne anlamı var?
kaftan eskimişse, çıkar at!"
devamını gör...
yeliz sözlük
ilgili başlık (bkz: 8 kasım 2020 sözlüğe artı oylamanın gelmesi)
yahu bu bir troll.
sözlüğün ilk haftası kendimiz çalıp kendimiz oynardık burada.
belki 10 tane başlık var böyle altına tanım bıraktığım, kendimi trollediğim.
yani üzgünüm ama ekmek çıkmaz buradan *
ama saldırmaya, açık aramaya devam sorun yok.
yahu bu bir troll.
sözlüğün ilk haftası kendimiz çalıp kendimiz oynardık burada.
belki 10 tane başlık var böyle altına tanım bıraktığım, kendimi trollediğim.
yani üzgünüm ama ekmek çıkmaz buradan *
ama saldırmaya, açık aramaya devam sorun yok.
devamını gör...
bir gıda işletmesinde size sunulan hijyene güvenmek
'göz görmeyince gönül katlanır'
devamını gör...
bilgi içerikli entry
nikola tesla, alternatif akımı (ac) icat eder. bu duruma en çok rakibi edison bozulur. “alternatif akım tehlikelidir” der ve yanında çalışan yardımcısı harold brown ile beraber alternatif akımı karalamak için, alternatif akım ile çalışan elektrikli sandalye icat eder. bu icat idam için kullanılmaya başlanır.
bu bilgi ile anlıyoruz ki, elektriğe çok zam geldi ü’len.
bu bilgi ile anlıyoruz ki, elektriğe çok zam geldi ü’len.
devamını gör...
namuslu kadın evinde oturur
anlatım bozukluğuna sahip cümle. nereden baksanız elinizde kalması, en basitinden bir virgülle şekilden şekile girmesinden belli. buyrun inceleyelim:
1. namuslu, kadın evinde oturur. (namus sahibi bir kişinin nerede oturacağına dair bir yargı bildirir, adlaşmış sıfatın özne olarak kullanımı mevcut lakin virgül eksikliği nedeniyle oluşan bir anlatım bozukluğu bulunmaktadır.)
2. namuslu kadın, evinde oturur. (kimin evi, belli mi? senin evin-de / onun evi-n-de. fonksiyon olarak da tamlanan ekinin tamlayana göre şekillenmesiyle oluşan belirsizliğin yol açtığı bir anlatım bozukluğu söz konusudur.
3. (b: namuslu kadın evi)nde oturur. (kim oturur, kimden bahsediyoruz, nerede bu cümlenin öznesi? yüklem dışı ögelerin karma isim tamlaması oluşturması da mümkün, demek ki (b: namuslu erkek evi) de var o zaman, e buyrun cenaze namazına?)
görüldüğü gibi böyle talihsiz bir cümleyi kurma çabası gösteren kişilerin, kurumların veya kuruluşların neyi kast ettiği dilbilgisel ya da pragmatik bağlamda belli olmamaktadır. o nedenle ifadenin mantıklı olma düzeyi onu ciddiye almak için yeterli değildir. namus kavramını kadın ya da erkek olmayla bağdaştırmak, hele bir de bunu bozuk ifadelerle yapmaya çalışmak ise kimsenin haddine değildir, herkes kendi evinin önüne baksın.
1. namuslu, kadın evinde oturur. (namus sahibi bir kişinin nerede oturacağına dair bir yargı bildirir, adlaşmış sıfatın özne olarak kullanımı mevcut lakin virgül eksikliği nedeniyle oluşan bir anlatım bozukluğu bulunmaktadır.)
2. namuslu kadın, evinde oturur. (kimin evi, belli mi? senin evin-de / onun evi-n-de. fonksiyon olarak da tamlanan ekinin tamlayana göre şekillenmesiyle oluşan belirsizliğin yol açtığı bir anlatım bozukluğu söz konusudur.
3. (b: namuslu kadın evi)nde oturur. (kim oturur, kimden bahsediyoruz, nerede bu cümlenin öznesi? yüklem dışı ögelerin karma isim tamlaması oluşturması da mümkün, demek ki (b: namuslu erkek evi) de var o zaman, e buyrun cenaze namazına?)
görüldüğü gibi böyle talihsiz bir cümleyi kurma çabası gösteren kişilerin, kurumların veya kuruluşların neyi kast ettiği dilbilgisel ya da pragmatik bağlamda belli olmamaktadır. o nedenle ifadenin mantıklı olma düzeyi onu ciddiye almak için yeterli değildir. namus kavramını kadın ya da erkek olmayla bağdaştırmak, hele bir de bunu bozuk ifadelerle yapmaya çalışmak ise kimsenin haddine değildir, herkes kendi evinin önüne baksın.
devamını gör...
armysuzy
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar başlığındaki tanımı ile günün ünlüsü yazarımız listesine adını yazdırdı.
(bkz: kocaman alkış)
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...
istenmeyen tüye bunu açıkça söylemek
empati yoksunluğundan başka bir şey değil.
o istemez mi kafanın tepesinde, gözünün üstünde olsun. yanlış yerde çıkmış olmak onun suçu mu?
coğrafya kaderdir!
o istemez mi kafanın tepesinde, gözünün üstünde olsun. yanlış yerde çıkmış olmak onun suçu mu?
coğrafya kaderdir!
devamını gör...
hotel california
eagles grubunun bateristi söylemiştir bu şarkıyı.
kim demiş ''bateristler şarkı söyleyemez'' diye? onlara gitsin bu güzel şarkı.
kim demiş ''bateristler şarkı söyleyemez'' diye? onlara gitsin bu güzel şarkı.
devamını gör...
kanal istanbul ödemelerini sizden söke söke alırlar
bak şimdi devlet şöyle işler;
iktidar değişti o şantiyeye narkotik baskın yapar, sürekli denetleme gelir, mali denetleme gelir, çalışma bakanlığı gelir, şantiye yoluna olmayacak hız sinirlari gelir devlet engellemek isterse.engeller dahası o karadeniz feodalizminin temsilcisi beşli çete inim inim inler, zamanında yetiştiremez ihale iptal olsun diye yalvarir.
edit:bazı arkadaşlar sormuş yapılabilir mi diye evet yapılabilir hali hazırda ihaleleri istemedikleri biri dürüst bir fiyata alınca yapıyorlar bilin istedim.
iktidar değişti o şantiyeye narkotik baskın yapar, sürekli denetleme gelir, mali denetleme gelir, çalışma bakanlığı gelir, şantiye yoluna olmayacak hız sinirlari gelir devlet engellemek isterse.engeller dahası o karadeniz feodalizminin temsilcisi beşli çete inim inim inler, zamanında yetiştiremez ihale iptal olsun diye yalvarir.
edit:bazı arkadaşlar sormuş yapılabilir mi diye evet yapılabilir hali hazırda ihaleleri istemedikleri biri dürüst bir fiyata alınca yapıyorlar bilin istedim.
devamını gör...
felsefe
benim için önemli bir kriterdir mesela...
ucundan veya köşesinden felsefe, matematik yahut sanatın herhangi bir dalına merakı ve bilgisi ölçüsünde, en ufak bir ilgisi olmayan insanla vakit harcamam.
hiçbiri yok diyelim, bari kedi seviyorsa bir şans verilebilir belki, bilemedim...
ucundan veya köşesinden felsefe, matematik yahut sanatın herhangi bir dalına merakı ve bilgisi ölçüsünde, en ufak bir ilgisi olmayan insanla vakit harcamam.
hiçbiri yok diyelim, bari kedi seviyorsa bir şans verilebilir belki, bilemedim...
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
devamını gör...
yeşil zeytinin siyah zeytinden daha lezzetli olması
yanlış bulduğum önerme. gerçek değildir, bence damak zevkine göre değişir.
ha illa gerçek aranıyorsa da siyah zeytin, hem meyve olgunlaştığı için hem de yağlı olduğu için daha lezzetli olması gerekir.
ha illa gerçek aranıyorsa da siyah zeytin, hem meyve olgunlaştığı için hem de yağlı olduğu için daha lezzetli olması gerekir.
devamını gör...
v for vendetta replikleri
"kurşunlarınız var, ancak silahlarınız boşaldığında ölmüş olmamı ümit edin. şayet ayakta kalırsam silahlarınızı dolduramadan ölmüş olursunuz. sıra bende."
devamını gör...
20 aralık 2021 dolar kuru
daha üç beş ay önce euro 10 oldu, hesabı düz oldu diyorduk. artık euro 20 oldu, ülke dümdüz oldu.
ekonomiden pek anlamam ama galiba sanırsam ve zannumca ülke iflasa doğru gidiyor.
şu görseli tarihe not düşelim;

(bkz: kaç kaç kaç)
ekonomiden pek anlamam ama galiba sanırsam ve zannumca ülke iflasa doğru gidiyor.
şu görseli tarihe not düşelim;

(bkz: kaç kaç kaç)
devamını gör...
there will be blood
benim için d-day lewis'ın tanrılaştığı sahnesi tam olarak şu sahnedir. "i have a competition in me"diyene kadarki ve dedikten sonraki bölüm anlatılmaz sadece alkışlanır.
bu arada görsele dikkat.
acının tatlı tebessümü bu değilse nedir?*
bu filmi ilk seyrettiğimde kendime bir görev addetmiştim. "film boyunca daniel day lewis kendi suretine dönecek, onun yüzünde 'işte bu daniel day lewis yakaladım' diyebileceğim bir ifade yakaladığım anda bir puan yazacağım"
filmi puan yazamadan bitirdim. ses tonu, kılık kıyafet, surat ifadesi derken role girmeyip bize daniel plainview'ın kanlı canlı bir yerlerde olduğunu ve yaşadığını göstermiştir.
adam yüzünü, ifadesini! değiştirmiş. böyle bir şey makyaj olmadan nasıl mümkün olabilir akıl almıyor. one flew over the cuckoo's nest'te jack nicholson oyunculuk gösterisi yapıp tarihi ve eşi benzeri olmayan bir performans gösterirken, bu filmde daniel plainview diye bir şahsiyeti seyredip, o kişinin hayatını seyrediyorsun. ortalıkta d-day lewis diye bir oyuncu yok. gerçekten akıl alır gibi değil.
son olarak javier bardem diğer tarafta* olmasa paul dano zaten oscarı almış bile. onun da muhteşem oyunculuğuna ayrıca şapka çıkarıyoruz.
bu arada görsele dikkat.
acının tatlı tebessümü bu değilse nedir?*bu filmi ilk seyrettiğimde kendime bir görev addetmiştim. "film boyunca daniel day lewis kendi suretine dönecek, onun yüzünde 'işte bu daniel day lewis yakaladım' diyebileceğim bir ifade yakaladığım anda bir puan yazacağım"
filmi puan yazamadan bitirdim. ses tonu, kılık kıyafet, surat ifadesi derken role girmeyip bize daniel plainview'ın kanlı canlı bir yerlerde olduğunu ve yaşadığını göstermiştir.
adam yüzünü, ifadesini! değiştirmiş. böyle bir şey makyaj olmadan nasıl mümkün olabilir akıl almıyor. one flew over the cuckoo's nest'te jack nicholson oyunculuk gösterisi yapıp tarihi ve eşi benzeri olmayan bir performans gösterirken, bu filmde daniel plainview diye bir şahsiyeti seyredip, o kişinin hayatını seyrediyorsun. ortalıkta d-day lewis diye bir oyuncu yok. gerçekten akıl alır gibi değil.
son olarak javier bardem diğer tarafta* olmasa paul dano zaten oscarı almış bile. onun da muhteşem oyunculuğuna ayrıca şapka çıkarıyoruz.
devamını gör...
kalbinizi en çok kıran cümle
"olmayacak, yapamayacak"
devamını gör...
prens
hayatımı mahvetmiş kitap. 16. yüzyılın 2. çeyreğinde göçüp gitmiş adamı 21. yüzyılda savunmakla geçti ömrüm. kitabı üstünkörü okuyan niccolo machiavelli gömüyor hatta daha beteri yanlış anladığı durumu övüyor. kitapta sözü geçen her şey bu kitap yazılmadan çok daha önce uygulanan şeylerdi zaten ki machiavelli de bundan kaynaklı olarak bu çıkarımları yapabilmiştir. ideal olana ulaşmak için gereken şey durum tespiti yapabilmektir ve bu kitap açıkça bir durum tespitidir aslında ve hatta yergi olarak bile kabul edilebilir ki zaten jean-jacques rousseau bu eserin bir yergi olduğunu belirtmiştir. rousseau du contrat social ou principes du droit politique 'de aşağı yukarı şöyle diyor:
"machiavel était un honnête homme et un bon citoyen : mais attaché à la maison de médicis il était forcé dans l’oppression de sa patrie de déguiser son amour pour la liberté. le choix seul de son exécrable héros manifeste assez son intention secrète et l’opposition des maximes de son livre du prince à celles de ses discours sur tite-live et de son histoire de florence démontre que ce profond politique n’a eu jusqu’ici que des lecteurs superficiels ou corrompus. la cour de rome a sévèrement défendu son livre, je le crois bien ; c’est elle qu’il dépeint le plus clairement.
(edition de 1782)
("machiavelli was a proper man and a good citizen; but, being attached to the court of the medici, he could not help veiling his love of liberty in the midst of his country's oppression. the choice of his detestable hero, cesare borgia, clearly enough shows his hidden aim; and the contradiction between the teaching of the prince and that of the discourses on livy and the history of florence shows that this profound political thinker has so far been studied only by superficial or corrupt readers. the court of rome sternly prohibited his book. ı can well believe it; for it is that court it most clearly portrays.")
yani şu şekilde ifade edebiliriz bunu; bu kitap hükümdarlara ders vermek adı altında halkı nasıl yönetildiklerine karşı uyarma amacı güdüyor. machiavelli, bu zulmün altında ezilmiş olan halkı uyandırma çabasında. bu düşünceye sahip olan yalnızca rousseau değil elbette, baruch spinoza, denis diderot, francis bacon ve pek çok isim bu hususta görüşler ortaya koymuştur. hatta şunu da not düşmek gerekir il principe'in anahtar kitaplar yayınevinden çıkan baskısının arka kapağında da özellikle not düşülmüştür bu durum hakkında ve alıntılara yer verilmiştir. bütün bu ironiyi anlamamakta diretmek için kör olmak gerekiyor. esasında okuyan çoğu insanın çok yanlış anladığı bir eser. ki yine toplum sözleşmesinin başka bir bölümünde rousseau prens/hükümdar kitabının cumhuriyetçilerin kitabı olduğuna dair benzer cümleler kullanmıştır:
c’est ce que samuel représentait fortement aux hébreux ; c’est ce que machiavel a fait voir avec évidence. en feignant de donner des leçons aux rois il en a donné de grandes aux peuples. le prince de machiavel est le livre des républicains.
("this is what samuel put strongly before the hebrews, and what machiavelli has clearly shown.
he professed to teach kings; but it was the people he really taught. his prince is the book of republicans.")
eh ama zaten kendisi de il principe'de diyor:
"herkes, seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler."
"machiavel était un honnête homme et un bon citoyen : mais attaché à la maison de médicis il était forcé dans l’oppression de sa patrie de déguiser son amour pour la liberté. le choix seul de son exécrable héros manifeste assez son intention secrète et l’opposition des maximes de son livre du prince à celles de ses discours sur tite-live et de son histoire de florence démontre que ce profond politique n’a eu jusqu’ici que des lecteurs superficiels ou corrompus. la cour de rome a sévèrement défendu son livre, je le crois bien ; c’est elle qu’il dépeint le plus clairement.
(edition de 1782)
("machiavelli was a proper man and a good citizen; but, being attached to the court of the medici, he could not help veiling his love of liberty in the midst of his country's oppression. the choice of his detestable hero, cesare borgia, clearly enough shows his hidden aim; and the contradiction between the teaching of the prince and that of the discourses on livy and the history of florence shows that this profound political thinker has so far been studied only by superficial or corrupt readers. the court of rome sternly prohibited his book. ı can well believe it; for it is that court it most clearly portrays.")
yani şu şekilde ifade edebiliriz bunu; bu kitap hükümdarlara ders vermek adı altında halkı nasıl yönetildiklerine karşı uyarma amacı güdüyor. machiavelli, bu zulmün altında ezilmiş olan halkı uyandırma çabasında. bu düşünceye sahip olan yalnızca rousseau değil elbette, baruch spinoza, denis diderot, francis bacon ve pek çok isim bu hususta görüşler ortaya koymuştur. hatta şunu da not düşmek gerekir il principe'in anahtar kitaplar yayınevinden çıkan baskısının arka kapağında da özellikle not düşülmüştür bu durum hakkında ve alıntılara yer verilmiştir. bütün bu ironiyi anlamamakta diretmek için kör olmak gerekiyor. esasında okuyan çoğu insanın çok yanlış anladığı bir eser. ki yine toplum sözleşmesinin başka bir bölümünde rousseau prens/hükümdar kitabının cumhuriyetçilerin kitabı olduğuna dair benzer cümleler kullanmıştır:
c’est ce que samuel représentait fortement aux hébreux ; c’est ce que machiavel a fait voir avec évidence. en feignant de donner des leçons aux rois il en a donné de grandes aux peuples. le prince de machiavel est le livre des républicains.
("this is what samuel put strongly before the hebrews, and what machiavelli has clearly shown.
he professed to teach kings; but it was the people he really taught. his prince is the book of republicans.")
eh ama zaten kendisi de il principe'de diyor:
"herkes, seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler."
devamını gör...

