ramazan ayının son haftası
her sene, tam nefsimin ve midemin ramazana alıştığı, böyle de yaşanabilirmiş dediğim sıra, iki günü aynı olan ziyandadır hadisini hatırlayıp insanın sürekli kendine format atması gerektiğine kanaat edip vazgeçtiğim, kadir gecesinin arandığını hafta.
devamını gör...
bu gece okunulan kitap
cesur yeni dünya
devamını gör...
kitap alıntıları
...yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. o da hırsızlıktır. onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir...”
...
bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. anlıyor musun?
aynı kitaptan "senin mutlu olmana ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler"
uçurtma avcısı- khaled hosseini
...
bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. anlıyor musun?
aynı kitaptan "senin mutlu olmana ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler"
uçurtma avcısı- khaled hosseini
devamını gör...
#seninleyizreis
gece gece burnuma ıslak köpek kokusu gelmesine neden olan tag.
twitter'da tasmasız çomar gezdirmek ne ara serbest oldu alüminyum?? her yerden çıkıyorlar...
twitter'da tasmasız çomar gezdirmek ne ara serbest oldu alüminyum?? her yerden çıkıyorlar...
devamını gör...
uy uy demeğe geldim
bir elazığ türküsüdür.
zaman içinde onlarca farklı sanatçı tarafından seslendirilen türkü hem makamı hem sözleri ile dinleyen insanı derinden etkiler. belki beni çok etkileme nedeni makam ya da sözler değildir ama eminim bu türkü ile ilgili böyle bir anım olmasa da severdim ben bu türküyü yine de.
hayatımın ilk yıllarını çok kuzeyde bir o kadar da doğuda bir şehirde geçirdim. karlar altında kalan bir şehirdi. canımın içi bu şehri düşündükçe içime kar yağar sadece ve biriktikçe birikir. kar altında kalırım. tıpkı çok çocuk olduğum zamanlarda evimizin bembeyaz örtülmesi gibi.
annem, o zamanlar iki çocuğu olan bir kadındı. sonra neden bilinmez bir üçüncü geldi. çok severiz onu da elbette ama çok geç gelmiş olması onun kaybı bence.
ben artık ninni söylenecek yaşları biraz geçmişken kardeşim bütün huysuzluğu ile dünyaya geldi. ve annem bazen babam evde olmadığında bizi uyutmak için bu türküyü söylerdi bize. türkü aslında kardeşime söylenen bir ninni idi ama ben de uyurdum bu türküyü söylediği zaman annem. sonuçta kardeşim benden üç yaş küçük olduğu ve bebek olduğu için yani ben abi oldum diye ninni söylenince uyumayacak değildim.
bu türküyü dinleyince çok huzurlu uyurdum ben. kardeşim de. huzurlu uykularla arama koyduğum mesafeler yüzünden belki çok özlerim bu türküyü. sonrasında hiç dinlemedim. belki bir gün yine dinlerim, her zamankinden biraz daha fazla uyumak istediğim bir zaman, annem kadar güzel bir kadının sesinden.
sözleri de bırakayım buraya, belki uyumak istersiniz ya da huzursuz insanlarınızı uyutmak:
bülbülüm bağ gezerim
aşığım da gezerim
yüz yerde yüz yaram var
el sanırsa gezerim
uy uy demeye geldim
yari görmeye geldim
yavrum yaran nerende
merhem olmaya geldim
bülbülüm neva bilmem
dertliyim deva bilmem
başıma bir iş geldi
başımdan savabilmem
uy uy demeye geldim
yari görmeye geldim
yavrum yaran nerende
merhem olmaya geldim
bülbülüm kafesteyim
aşığım hevesteyim
hala sağım ölmedim
aman son nefesteyim
uy uy demeye geldim
yari görmeye geldim
yavrum yaran nerende
merhem olmaya geldim
karanfilsin barın yok
sen güzelsin yarın yok
ben seni çok severim
cahilsin haberin yok
uy uy demeye geldim
yari görmeye geldim
yavrum yaran nerende
merhem olmaya geldim
zaman içinde onlarca farklı sanatçı tarafından seslendirilen türkü hem makamı hem sözleri ile dinleyen insanı derinden etkiler. belki beni çok etkileme nedeni makam ya da sözler değildir ama eminim bu türkü ile ilgili böyle bir anım olmasa da severdim ben bu türküyü yine de.
hayatımın ilk yıllarını çok kuzeyde bir o kadar da doğuda bir şehirde geçirdim. karlar altında kalan bir şehirdi. canımın içi bu şehri düşündükçe içime kar yağar sadece ve biriktikçe birikir. kar altında kalırım. tıpkı çok çocuk olduğum zamanlarda evimizin bembeyaz örtülmesi gibi.
annem, o zamanlar iki çocuğu olan bir kadındı. sonra neden bilinmez bir üçüncü geldi. çok severiz onu da elbette ama çok geç gelmiş olması onun kaybı bence.
ben artık ninni söylenecek yaşları biraz geçmişken kardeşim bütün huysuzluğu ile dünyaya geldi. ve annem bazen babam evde olmadığında bizi uyutmak için bu türküyü söylerdi bize. türkü aslında kardeşime söylenen bir ninni idi ama ben de uyurdum bu türküyü söylediği zaman annem. sonuçta kardeşim benden üç yaş küçük olduğu ve bebek olduğu için yani ben abi oldum diye ninni söylenince uyumayacak değildim.
bu türküyü dinleyince çok huzurlu uyurdum ben. kardeşim de. huzurlu uykularla arama koyduğum mesafeler yüzünden belki çok özlerim bu türküyü. sonrasında hiç dinlemedim. belki bir gün yine dinlerim, her zamankinden biraz daha fazla uyumak istediğim bir zaman, annem kadar güzel bir kadının sesinden.
sözleri de bırakayım buraya, belki uyumak istersiniz ya da huzursuz insanlarınızı uyutmak:
bülbülüm bağ gezerim
aşığım da gezerim
yüz yerde yüz yaram var
el sanırsa gezerim
uy uy demeye geldim
yari görmeye geldim
yavrum yaran nerende
merhem olmaya geldim
bülbülüm neva bilmem
dertliyim deva bilmem
başıma bir iş geldi
başımdan savabilmem
uy uy demeye geldim
yari görmeye geldim
yavrum yaran nerende
merhem olmaya geldim
bülbülüm kafesteyim
aşığım hevesteyim
hala sağım ölmedim
aman son nefesteyim
uy uy demeye geldim
yari görmeye geldim
yavrum yaran nerende
merhem olmaya geldim
karanfilsin barın yok
sen güzelsin yarın yok
ben seni çok severim
cahilsin haberin yok
uy uy demeye geldim
yari görmeye geldim
yavrum yaran nerende
merhem olmaya geldim
devamını gör...
çirkin kadınlara tavsiyeler
başlığı açan da sanırsın olimpos'un sönmeyen ateşi, nerelerdeydin ya biz de seni bekliyorduk...!
devamını gör...
dünyanın en güzel gofreti
eti karam gurme; bitter sevmeyen ben, onun müptelasıyım.
(bkz: yazacak başlık bulamamak, başlık açmaya da üşenmek)
(bkz: yazacak başlık bulamamak, başlık açmaya da üşenmek)
devamını gör...
sözlüğün demirbaşları
çok yazan mıdır yoksa hiç gitmeyen midir?
devamını gör...
papaya
sanki şeftaliye fahrenheit sıkılmış gibi tadı olan baharlı tropik meyve.
devamını gör...
fatma şahin'in rte'yi başöğretmen ilan etmesi
hiç perde arası olmayan bir absürt komedi filmi çekiyorlar sanki. bize kalan gülmek, unutmayalım gülmek devrimci bir eylemdir.
tanım: kahkahalarımızla eşlik ettiğimiz söylem
tanım: kahkahalarımızla eşlik ettiğimiz söylem
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
tek yapmam gereken çinli partnerlerle şirketin iletişimini sağlamakken, alakasız bir şekilde, grafikerin yaptığı bir tasarım hatasının bile üzerime kalmasıdır.
vay efendim gönderirken neden bakmamışım... nereden bileyim ben... adam tasarım yapıyor, bana gönderiyor, ben de onu çinlilere gönderiyorum.
vay efendim gönderirken neden bakmamışım... nereden bileyim ben... adam tasarım yapıyor, bana gönderiyor, ben de onu çinlilere gönderiyorum.
devamını gör...
kendimizi gerçekten tanıyor muyuz sorusu
insan sürekli değişim içinde olan bir varlık. kendimizi tam bir yerden tanımaya başlıyoruz derken başka bir yeri kaçırıyoruz çünkü değişiyoruz. o nedenle, gerçekten tanıma gibi bir durum ancak tamamen durulduğumuzda gerçekleşecektir. ki, bunun için de son nefesi verene kadar saksı gibi bir hayat yaşamak gerekir. elbette insan kendini az çok bilir ama tam manasıyla tanımak imkasız geliyor bana. sen, şu anki seni belki tanıyorsun fakat 1 dakika sonraki seni de tanıyabilecek misin? bazen şartlar öyle bir gelişir ki; tanıyamazsın, 1 dakikanın önemini o an anlarsın, "hayat tam olarak buymuş" dersin.
hayatı bu yüzden seviyorum; değişken, bilinmez ve şaşırtıcı.
hayatı bu yüzden seviyorum; değişken, bilinmez ve şaşırtıcı.
devamını gör...
erkeklerin reddedilince yaptıkları
erkekten erkeğe ayrılan bir durum. yani şöyle sıralayalım.
*lucifer: (bkz: ağzı kokan iri popolu kadınlardan hoşlanıyorum)
*a.s.bin cabbar: (bkz: sözlük kadınlarının trollere yön verme çabası)
*ermolettin: (bkz: meriçlere yüz vermeyen kız çekiciliği) )
bu arkadaşlarımız genelde reddedilmelerinin ardından geçen ilk saniyelerde sözlüğümüze gelip bu ve benzeri başlıkları açmışlardır.*
*lucifer: (bkz: ağzı kokan iri popolu kadınlardan hoşlanıyorum)
*a.s.bin cabbar: (bkz: sözlük kadınlarının trollere yön verme çabası)
*ermolettin: (bkz: meriçlere yüz vermeyen kız çekiciliği) )
bu arkadaşlarımız genelde reddedilmelerinin ardından geçen ilk saniyelerde sözlüğümüze gelip bu ve benzeri başlıkları açmışlardır.*
devamını gör...
faiz
islam dininin tıkandığı sayısız modern meselelerden bir tanesi. çok eski çağlarda para kıymetli madenlere dayanırdı. üretim de para arzı da çok fazla değişmediği için enflasyon denen olgu ortaya çıkmazdı. mesela hammurabi kanunlarında her ürünün sabit bir fiyatı vardır zira değişmesi için bir sebep yoktur. böyle bir ortamda paradan para (gümüşten gümüş) kazanma fikri (faiz, riba) hem devletin kontrolünde olmayan bir rant ekonomisi yaratacağı düşüncesi hem de meşru ekonomik faaliyet olan tarımı aksatabileceği gerekçesiyle ortadoğu kültüründe ve ortadoğu din geleneğinde hep bir iğrençlik olarak görülmüş ve yasaklanmıştır. ne var ki günümüzdeki faiz, kadim zamanlarda uygulanan faizden farklıdır çünkü kıymetli madenlere değil fiat paraya dayanır. islamcılar da çözüm olarak kar payı ortaklığı, katılım bankacılığı gibi faaliyetlerle faizin etrafından dolanarak yine aynı noktaya varır fakat adına faiz demez. islam'da günah addedilen şeyleri etrafından dolanarak yapınca günah olmaz biliyorsunuz. fıkıh boşuna gelişmedi. günümüzün avukatları o dönemin fıkıhçılarıydı.
devamını gör...
sevgiliye ihtiyaç duymayan insan
(bkz: oha bırakın bu başlığa yazıcam)
lafa, her bir exime teşekkür ederek başlıyorum. her biri, hayatımın sonuna kadar unutmayacağım deneyimler sunmuş, en dertlisini bile güzel anıyorum.
bence bir insan sevgiliye ihtiyaç duymamalı.
evet, duymamalı. sevgilinin getirdiği duygulara ihtiyacı olmamalı demiyorum, bir sevgiliye ihtiyaç duymamalı, neden, tartışalım.
1- insan artık kendi kendine yetebilen bir canlı.
direkt olarak elenen arkadaşlar, "ama o işi yapamıyoruz" arkadaşları. benim bahsettiğim, artık topluluk içerisinde yaşama zorunluluğumuz olması ve çeşitli teçhizatlarla, bir insanın sadece 1000 yıl öncesinin aksine * doğada sorunsuzca yaşayabilir olması. ütü yapmak, yemek yapmak, bunları yapamayan varsa çarpı sağ üstte.
2- bizi en çok sevecek kişi, kendimiz olmalıyız
itirazı olan var mı? varsa; *
3- herkes değişir
ve inanamayacağınız şekilde. bir gün sizinle 5 liraya karın doyurabilen ve mutlu olan kadın/erkek, sadece 2 yıl sonra aldığı dairelerle hava atabilir. beraber büyümek derseniz, o riski almak istemeyen arkadaşlarımız var.
4- kendine güven
yaşlılık var, elden ayaktan düşeriz, yarın yanımda bir yarenim olsun falanlar.
ben elden düşene kadar, bana destek olamayacak maddi birikimi yapmamışsam eğer, o kadar sene çarçur ettiklerimin cezasını çekiyor olmalıyım. evet, mümkün sistem, ekonomi ve diğer değerler buna imkan vermiyor. ancak sadece 4. adımla ilgili, karşı tarafın sizden önce göçmeyeceğini kim garanti edebilir?
5- aşk
dediğimiz şey, kimyasal bir tepkime değil mi? *
hangimiz ilk aşkını unutamadı?
hangimiz "ben hiç ikinci kez aşık olamadım" diyebiliyor?
demek ki biri vazgeçilmez "sevgili" olsaydı, ikinci, üçüncüler olmazdı.
ben oyumu sevgiliye ihtiyaç duymayan insanlar tarafına atıyorum. burası güzel bu arada, arada bir denk gelip eğleniyoruz.
lafa, her bir exime teşekkür ederek başlıyorum. her biri, hayatımın sonuna kadar unutmayacağım deneyimler sunmuş, en dertlisini bile güzel anıyorum.
bence bir insan sevgiliye ihtiyaç duymamalı.
evet, duymamalı. sevgilinin getirdiği duygulara ihtiyacı olmamalı demiyorum, bir sevgiliye ihtiyaç duymamalı, neden, tartışalım.
1- insan artık kendi kendine yetebilen bir canlı.
direkt olarak elenen arkadaşlar, "ama o işi yapamıyoruz" arkadaşları. benim bahsettiğim, artık topluluk içerisinde yaşama zorunluluğumuz olması ve çeşitli teçhizatlarla, bir insanın sadece 1000 yıl öncesinin aksine * doğada sorunsuzca yaşayabilir olması. ütü yapmak, yemek yapmak, bunları yapamayan varsa çarpı sağ üstte.
2- bizi en çok sevecek kişi, kendimiz olmalıyız
itirazı olan var mı? varsa; *
3- herkes değişir
ve inanamayacağınız şekilde. bir gün sizinle 5 liraya karın doyurabilen ve mutlu olan kadın/erkek, sadece 2 yıl sonra aldığı dairelerle hava atabilir. beraber büyümek derseniz, o riski almak istemeyen arkadaşlarımız var.
4- kendine güven
yaşlılık var, elden ayaktan düşeriz, yarın yanımda bir yarenim olsun falanlar.
ben elden düşene kadar, bana destek olamayacak maddi birikimi yapmamışsam eğer, o kadar sene çarçur ettiklerimin cezasını çekiyor olmalıyım. evet, mümkün sistem, ekonomi ve diğer değerler buna imkan vermiyor. ancak sadece 4. adımla ilgili, karşı tarafın sizden önce göçmeyeceğini kim garanti edebilir?
5- aşk
dediğimiz şey, kimyasal bir tepkime değil mi? *
hangimiz ilk aşkını unutamadı?
hangimiz "ben hiç ikinci kez aşık olamadım" diyebiliyor?
demek ki biri vazgeçilmez "sevgili" olsaydı, ikinci, üçüncüler olmazdı.
ben oyumu sevgiliye ihtiyaç duymayan insanlar tarafına atıyorum. burası güzel bu arada, arada bir denk gelip eğleniyoruz.
devamını gör...
hayatın beklemek ve sabretmekten ibaret olması
hayatta başarılı olanların hayatlarını okuduğumda şunu farkediyorum: fırsatları beklemiyorlar, yaratıyorlar. ayrıca bekleyecekleri şeylerin olması için olasılık yüzdesi az ise beklemek yerine hemen başka bir seçenek üzerine düşünüyorlar. bitmeyen enerjileri ve başarı hırsları oluyor. kimisi ise bunları bilmeden ‘nerden nereye geldi’ deyip , harcadıkları çabayı küçümsüyorlar.
iş görüşmesine gittiniz diyelim; 3 farklı yer ile görüştünüz. 2-3 hafta sonucu mu beklersiniz yoksa olmaması ihtimaline karşı yeni iş mi bakarsınız. yoksa ‘umudunu kaybetme’ filmindeki gibi kendi şansınızı kendiniz mi yaratırsınız.
ben de bekleyenler arasındayım, özeleştiri yapmam gerekirse. yeterli enerjim de yok sanırım. ama bekleyerek bir şeylerin gerçekleşmeyeceğini bilecek kadar da realistim sanırım.
iş görüşmesine gittiniz diyelim; 3 farklı yer ile görüştünüz. 2-3 hafta sonucu mu beklersiniz yoksa olmaması ihtimaline karşı yeni iş mi bakarsınız. yoksa ‘umudunu kaybetme’ filmindeki gibi kendi şansınızı kendiniz mi yaratırsınız.
ben de bekleyenler arasındayım, özeleştiri yapmam gerekirse. yeterli enerjim de yok sanırım. ama bekleyerek bir şeylerin gerçekleşmeyeceğini bilecek kadar da realistim sanırım.
devamını gör...
pencik sistemi
osmanlı döneminde savaşlarda alınan esirlerin beşte birinin alınarak kapıkulu ocağına dahil edilmesi sistemidir.
devamını gör...
kara şimşek dizisini sevenler
ailecene sevenler olarak, dahil olduğum başlık.
tüm hafta o günü beklerdik.
misafirlerle beraber izlediğimiz bile olurdu.
tek kanallı, tek tvli güzel günlerdi.
tüm hafta o günü beklerdik.
misafirlerle beraber izlediğimiz bile olurdu.
tek kanallı, tek tvli güzel günlerdi.
devamını gör...

