evli sözlük yazarlarının sözlükte neden yazdığı sorunsalı
keşke sözlükte zeka seviyesini artıran bir tuş olsaydı. böyle başlık açanlar için kullanırdık.
devamını gör...
öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı
kişiye göre değişen durum.
bazı öğrenci duvar gibi duruyor, almıyor.
bazı öğretmende taş gibi gaddar oluyor, vermiyor.
bazı öğrenci duvar gibi duruyor, almıyor.
bazı öğretmende taş gibi gaddar oluyor, vermiyor.
devamını gör...
sülaledeki en başarılı kişi ve mesleği
babamın halasının oğlu yani (kuzeni) .
yürüyen suç makinesi, dolandırıcılık, fuhuş, yalan dolan, sahtekarlik ne ararsanız var. tek bir bedene bunca özelliği sığdırdığı için sülalecek gurur kaynagimizdir.
tüm aileyi dolandıran vefasiz dayılar veya amcalar bile saygıyla önünde eğilirler.
asılsız tanımdır ihbar etmeyin!
yürüyen suç makinesi, dolandırıcılık, fuhuş, yalan dolan, sahtekarlik ne ararsanız var. tek bir bedene bunca özelliği sığdırdığı için sülalecek gurur kaynagimizdir.
tüm aileyi dolandıran vefasiz dayılar veya amcalar bile saygıyla önünde eğilirler.
asılsız tanımdır ihbar etmeyin!
devamını gör...
kırmızı pazartesi
tarihteki hiç bir spoiler bir kitabın değerini bu kadar yükseltmemiştir.
“beni öldürdüler wene hala.” sözü yalnızca wene halaya değil, tüm kasabaya söylenmiştir.
yazıklar olsun her şeyi bildiği halde susanlara.
“beni öldürdüler wene hala.” sözü yalnızca wene halaya değil, tüm kasabaya söylenmiştir.
yazıklar olsun her şeyi bildiği halde susanlara.
devamını gör...
yere düşen duş başlığının aniden saldırganlaşması
insanı banyo esnasında tedirgin eden bir olaydır. birdenbire celalleniverir bu başlık. sanki içinde yıllardır biriktirdiği bir şeyler vardır da onun hesaplaşmasını görürüz kendisinde.
devamını gör...
duyguları bastırmak
yanardağı beslemek gibi bir şey. sonra bir bakmışsın sivilceler, deri hastalıkları, baş ağrısı, anksiyete, depresiflik, uyku bozuklukları almış başını gitmiş kendine yumruk atar hale gelmişsin.
devamını gör...
mebus paltosu
inanamıyorum dönmüş, herkes sığınaklara birazdan burası mizah sığınağına maruz kalacak. kaçın!
devamını gör...
hüseyin nihal atsız
dilek.. kavuşamamak...
varolsun.
her kitabı ezberimdedir. ama yolların sonu hem ezberimde hem dilimdedir.
geri gelen mektubunu düzenli okuyorum.
"ruhumdaki azgın devi rüzgarlara attım,
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım."
varolsun.
her kitabı ezberimdedir. ama yolların sonu hem ezberimde hem dilimdedir.
geri gelen mektubunu düzenli okuyorum.
"ruhumdaki azgın devi rüzgarlara attım,
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım."
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
ıv. murat- yeniçerilerin sürekli ayaklanması sorunsalı
devamını gör...
frisson
fransızca bir sözcüktür. iyi veya kötü olan ani duygu değişimlerinde, kişilerin heyecanlanması ve tüylerinin ürpermesi anlamına gelmektedir.
devamını gör...
ilkokul öğretmenine söylemek istenenler
o zamanlar çocuk kafasıyla anlayamadıydım, senin ne kadar adi karaktersiz bir kadın olduğunu! öğrencileri arasında babasının gelir durumuna göre ayrım yapan aşağılık bir mahluksun sen!
devamını gör...
bcc
toplu mail yazışmalarında kullanılması önerilen bir özelliktir.
devamını gör...
konuşan kişinin dudağına bakmak
sonunda öpmeyecekseniz bakmayın kardeşim sizin benim umudumu kırmaya hakkınız yok.
devamını gör...
160 boyunda kızıl saçlı yeşil gözlü ince belli hafif sarışın kız
devamını gör...
banyoda yapılan hatalar
2 metrekarelik duşakabinin içinde varoluşunu sorgulamaktır.
devamını gör...
biat kültürü
*
tek/çok tanrılı dinlerin doğumuna neden olan, neolitik dönemden miras kalan aidiyet duygusudur. yerleşik hayata geçildiğinde daha az çalışacağını fark eden insan türü, aynı zamanda daha çok dayanışmaya ihtiyacı olduğunu öğrenerek anlamıştır. tatlı suyun olduğu bölgede keşfedilen tarım mahsulü araziyi ikiye veya üçe bölerek ekilir, günlük ilgi gösterilir, gerektiğinde başına bekçi konurdu. geri kalan vakitte de evin ve/veya klanın ihtiyaçları doğrultusunda üretime devam edilirdi. tüm bu işleri yapabilecek babayiğitlere tek bir aile yetmiyordu. sayılarının birkaç düzine olması gerektiği fark ediliyordu. aynı zamanda daha çok insana yetecek kadar gıda üretimi gerekiyordu. neticesinde atalarının yabani hayvanlara yaptığı gibi* zorbalığa, hırsızlığa ve hükmetmenin verdiği zevki tatmaya başladılar. habitattaki insanları kendi klanında tutmak isteyen liderler kendilerini lord veya tanrı ilan etmiş; han, kule, tapınak gibi mabedler inşa etmiştir. daha çok gıda temin eden klanlar büyümüş, kentselleşmenin araformlarından geçilmiştir. üretimin ve faydacı birey olmanın verdiği hevesle daha çok çalışan ve üreten toplumlar doğmuştur. toplumdaki bireylerin, suyun devam ettiği diğer kıyı köylere kaçmasını/bilgi veya yemek götürmesini engellemek amacıyla bulunduğu topluma daha fazla aidiyet duygusu hissetmesi sağlanmıştır.



tatlı suyun kıyılarında kümelenen toplumlar sudan uzaklaştıkça toprağın verimsizleştiğini fark etmiş, dolayısıyla içinde bulunduğu populasyondan kopamamıştır. bu faktör, göçmek yerine mevcut konumu koruma ve savunma zorunluluğuna dönüşmüştür. feodal düzenin ilk örnekleri yapılmış, araziye ve eve olan biat perçinlenmiştir. artık insanoğlu a noktasından b noktasına gitmek yerine a noktasını daha güvenilir ve daha kutsal bir yere dönüştürmüştür. bu kutsallığı yeni nesillere aktarmak için de biat kültürü empoze edilmiştir. habitata yapılan mabedlere ilgi artmış, mabede kurban verme ayinleri yapılmaya başlanmıştır.
biat kültürü o kadar hızlı radikalleşmiştir ki habitattan kovulsanız dahi, torunlarınıza öğrettiğiniz biat kültürü ile siz olmasanız bile sizden sonraki kuşaklar hiç görmediği, daha önce hiç gitmediği o a noktasına dönüp, savaşacaktır. biat kültürü artık bireyleri köyde tutmak için değil, örgütleyip karşı atak yapabilecek motivasyona ulaşmıştır. maya, mısır, sıcak avrupa, mezopotamya, uzakdoğu ve nice tatlı suyun bulunduğu yerleşim yerlerinde feodal düzene geçilmiş, tek tanrılı inançlar doğmuş, sadakat ve biat etmek bireyler için ölümüne savunulan değer yargısına dönüşmüştür.
modern dönemde de asker, peygamber, kral, kutsal toprak, kitabı mukaddes gibi terimlerle aynı biat kültürü devam ettirilmekte olup, fanboyları kraldan çok kralcıdır. ne yazık.
tek/çok tanrılı dinlerin doğumuna neden olan, neolitik dönemden miras kalan aidiyet duygusudur. yerleşik hayata geçildiğinde daha az çalışacağını fark eden insan türü, aynı zamanda daha çok dayanışmaya ihtiyacı olduğunu öğrenerek anlamıştır. tatlı suyun olduğu bölgede keşfedilen tarım mahsulü araziyi ikiye veya üçe bölerek ekilir, günlük ilgi gösterilir, gerektiğinde başına bekçi konurdu. geri kalan vakitte de evin ve/veya klanın ihtiyaçları doğrultusunda üretime devam edilirdi. tüm bu işleri yapabilecek babayiğitlere tek bir aile yetmiyordu. sayılarının birkaç düzine olması gerektiği fark ediliyordu. aynı zamanda daha çok insana yetecek kadar gıda üretimi gerekiyordu. neticesinde atalarının yabani hayvanlara yaptığı gibi* zorbalığa, hırsızlığa ve hükmetmenin verdiği zevki tatmaya başladılar. habitattaki insanları kendi klanında tutmak isteyen liderler kendilerini lord veya tanrı ilan etmiş; han, kule, tapınak gibi mabedler inşa etmiştir. daha çok gıda temin eden klanlar büyümüş, kentselleşmenin araformlarından geçilmiştir. üretimin ve faydacı birey olmanın verdiği hevesle daha çok çalışan ve üreten toplumlar doğmuştur. toplumdaki bireylerin, suyun devam ettiği diğer kıyı köylere kaçmasını/bilgi veya yemek götürmesini engellemek amacıyla bulunduğu topluma daha fazla aidiyet duygusu hissetmesi sağlanmıştır.



tatlı suyun kıyılarında kümelenen toplumlar sudan uzaklaştıkça toprağın verimsizleştiğini fark etmiş, dolayısıyla içinde bulunduğu populasyondan kopamamıştır. bu faktör, göçmek yerine mevcut konumu koruma ve savunma zorunluluğuna dönüşmüştür. feodal düzenin ilk örnekleri yapılmış, araziye ve eve olan biat perçinlenmiştir. artık insanoğlu a noktasından b noktasına gitmek yerine a noktasını daha güvenilir ve daha kutsal bir yere dönüştürmüştür. bu kutsallığı yeni nesillere aktarmak için de biat kültürü empoze edilmiştir. habitata yapılan mabedlere ilgi artmış, mabede kurban verme ayinleri yapılmaya başlanmıştır.
biat kültürü o kadar hızlı radikalleşmiştir ki habitattan kovulsanız dahi, torunlarınıza öğrettiğiniz biat kültürü ile siz olmasanız bile sizden sonraki kuşaklar hiç görmediği, daha önce hiç gitmediği o a noktasına dönüp, savaşacaktır. biat kültürü artık bireyleri köyde tutmak için değil, örgütleyip karşı atak yapabilecek motivasyona ulaşmıştır. maya, mısır, sıcak avrupa, mezopotamya, uzakdoğu ve nice tatlı suyun bulunduğu yerleşim yerlerinde feodal düzene geçilmiş, tek tanrılı inançlar doğmuş, sadakat ve biat etmek bireyler için ölümüne savunulan değer yargısına dönüşmüştür.
modern dönemde de asker, peygamber, kral, kutsal toprak, kitabı mukaddes gibi terimlerle aynı biat kültürü devam ettirilmekte olup, fanboyları kraldan çok kralcıdır. ne yazık.
devamını gör...
pk
başrollerini aamir khan ve anuşka şarma'nın paylaştığı, 2014 yapımı bir hindistan filmi.
yönetmen koltuğunda rajkumar hirani oturmaktadır ve 14 milyon dolar bütçe ile çekilen filmden 115 milyon dolar gibi bir hasılat elde edilmiştir. film hindistan'daki tanrı anlayışını ciddi şekilde eleştirdiğinden zamanında hindistan halkı tarafından yapımcılara yönelik boykotlar vuku bulmuştur. 10/10 filmdir, ölmeden izlenmelidir.
yönetmen koltuğunda rajkumar hirani oturmaktadır ve 14 milyon dolar bütçe ile çekilen filmden 115 milyon dolar gibi bir hasılat elde edilmiştir. film hindistan'daki tanrı anlayışını ciddi şekilde eleştirdiğinden zamanında hindistan halkı tarafından yapımcılara yönelik boykotlar vuku bulmuştur. 10/10 filmdir, ölmeden izlenmelidir.
devamını gör...
zulme sessiz kalan zulmü yapan gibidir
bir hadisi şerif. zulmü yapanla zulüme sessiz kalan aynı kefeye konmuştur.
bir kötülüğü engellemeye gücü yeterken ona seyirci kalan o kötülüğü yapmışlardan sayılır.
bir kötülüğü engellemeye gücü yeterken ona seyirci kalan o kötülüğü yapmışlardan sayılır.
devamını gör...


