yalnızlık yalnızlıkla birlikteliktir dolayısıyla yalnız insan yoktur
basit gibi görünse de kapsamlı bir sorundur. sanırım işin içinden çıkabilmenin tek yolu, yalnızlığı kişilere bağlayarak tarif etmekten geçiyor.
genel olarak, yalnız olamazsınız. yalnızlık birlikteliktir.
(bkz: birliktelikte yalnızlık) .
(bkz: yalnızlıkla birliktelik) .
genel olarak, yalnız olamazsınız. yalnızlık birlikteliktir.
(bkz: birliktelikte yalnızlık) .
(bkz: yalnızlıkla birliktelik) .
devamını gör...
sözlükte hep aynı yazarları görmek
bazı yazar arkadaşlara olduğu gibi bana da olan durumdur. sanırım birbirlerini beğenmekte olan belirli yazarlar var* sadece onlar beğeniyor, okuyor. diğer kalan kısım sözlükte nasıl vakit geçiriyor bilmiyorum fakat sözlük amacının dışına çıkıyorlar diye düşünüyorum.
devamını gör...
evinizde bulunmasından en çok keyif aldığınız eşya
üçlü priz. kimsenin kıymetini bilmediği o hayat kurtaran alet, seviyorum seni turuncu üçlü prizim.
devamını gör...
milyar milyon
ne yapıldığı, nereye harcandığı belli olmayan nicelik.
devamını gör...
tayyip erdoğan'ın gezi direnişçilerine terörist demesi
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın taksim camii açılışında söylemiş olduğu cümle. aynen aşağıdaki gibidir:
"ibb başkanlığına seçildiğimde verdiğimiz sözlerden birisi de bu caminin inşasını gerçekleştirmekti. 28 şubat ve sonrası gelişmeler nedeniyle bu sözümüzü yerine getiremedik. 2013 yılında tekrar harekete geçtiğimizde de karşımızda gezi olaylarını bulduk. o teröristlerin karşımıza dikildiği zaman."
hükümetin resmi olmayan, tahmini verilerine göre gezi parkı direnişi'ne 3.5 milyon vatandaş katıldı. ve bugün, ülkenin cumhurbaşkanı, 3.5 milyon kişiyi öyle veya böyle terörist ilan etti.
inanmak çok zor. bu cüretin bir sonu yok. bu hadsizliğin bir sonu yok. gerçekten dün dediği gibi. bu daha hiçbir şey. biz daha neler göreceğiz neler.
"ibb başkanlığına seçildiğimde verdiğimiz sözlerden birisi de bu caminin inşasını gerçekleştirmekti. 28 şubat ve sonrası gelişmeler nedeniyle bu sözümüzü yerine getiremedik. 2013 yılında tekrar harekete geçtiğimizde de karşımızda gezi olaylarını bulduk. o teröristlerin karşımıza dikildiği zaman."
hükümetin resmi olmayan, tahmini verilerine göre gezi parkı direnişi'ne 3.5 milyon vatandaş katıldı. ve bugün, ülkenin cumhurbaşkanı, 3.5 milyon kişiyi öyle veya böyle terörist ilan etti.
inanmak çok zor. bu cüretin bir sonu yok. bu hadsizliğin bir sonu yok. gerçekten dün dediği gibi. bu daha hiçbir şey. biz daha neler göreceğiz neler.
devamını gör...
ismail nihat erim
1912 kocaeli doğumlu eski milletvekili, bakan ve başbakan. ilk olarak 1943 yılında chp istanbul milletvekili olarak tbmm'ye girdi. bayındırlık bakanı ve bir dönem başbakan yardımcılığı görevlerinde bulundu.
1971 muhtırasından sonra hükümeti kurmakla görevlendirildi. 1971 ile 1972 arasında başbakanlık yaptı. 1972 yılından 1977 yılına kadar cumhuriyet senatosu’nda kontenjan senatörü olarak görevlerde bulundu.
nihat erim 19 temmuz 1980 yılında evinin yakınlarında ki dragos deniz kulübünden çıktığı sırada dev-sol militanlarınca çapraz ateşe alınarak öldürüldü. türkiye cumhuriyeti tarihinin suikast'e kurban giden tek başbakanıdır. failleri hiçbir zaman bulunamadı ve dosya faili meçhul olarak kapandı.
nihat erim suikasti aynı zamanda 1980 darbesine sebep olan önemli unsurlardan biridir.
1971 muhtırasından sonra hükümeti kurmakla görevlendirildi. 1971 ile 1972 arasında başbakanlık yaptı. 1972 yılından 1977 yılına kadar cumhuriyet senatosu’nda kontenjan senatörü olarak görevlerde bulundu.
nihat erim 19 temmuz 1980 yılında evinin yakınlarında ki dragos deniz kulübünden çıktığı sırada dev-sol militanlarınca çapraz ateşe alınarak öldürüldü. türkiye cumhuriyeti tarihinin suikast'e kurban giden tek başbakanıdır. failleri hiçbir zaman bulunamadı ve dosya faili meçhul olarak kapandı.
nihat erim suikasti aynı zamanda 1980 darbesine sebep olan önemli unsurlardan biridir.
devamını gör...
göz zevkini bozan durumlar
fırçalanmayan diş tek geçerim.
devamını gör...
imanınızı kaybetmek istemiyorsanız felsefeden uzak durun
acaba gazali'ye kadar; önce islam felsefesi, ardından islam bilimi nasıl gelişmişti?.. dedirten açıklama.
gazali'yle birlikte, islam bilim ve felsefe tarihi de, gerçekten tarihe karışmıştır. bunu bildiğimiz için ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, deyip geçiyoruz...
emeviler devrinde islam niçin türkler arasında yayılmamıştı bilir misiniz?.. çünkü emevilerin türklere gönderdiği islam elçileri, felsefe bilmiyordu ve oturup türklerin aklından geçenleri yanıtlayacak argümanları, henüz geliştirememişlerdi. onlar inandıkları dinin, yalnız fetihle yayılacağına inanıyorlardı. bu da o dini tanımadıklarını gösteren en büyük emaredir. abbasiler ise; siyah bayrakları ile isyan edip özgürlükçü bir devlet anlayışı geliştirdi ve tabii felsefeden de uzak kalmayacak oldukça nitelikli, bilimsel ve felsefi bir ortam oluşturdu.. elbette geliştirilen felsefi yorumlar sayesinde cihat kavramının fetih hareketi olmadığı kanıtlanmış oldu...
gazali'yle birlikte, islam bilim ve felsefe tarihi de, gerçekten tarihe karışmıştır. bunu bildiğimiz için ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, deyip geçiyoruz...
emeviler devrinde islam niçin türkler arasında yayılmamıştı bilir misiniz?.. çünkü emevilerin türklere gönderdiği islam elçileri, felsefe bilmiyordu ve oturup türklerin aklından geçenleri yanıtlayacak argümanları, henüz geliştirememişlerdi. onlar inandıkları dinin, yalnız fetihle yayılacağına inanıyorlardı. bu da o dini tanımadıklarını gösteren en büyük emaredir. abbasiler ise; siyah bayrakları ile isyan edip özgürlükçü bir devlet anlayışı geliştirdi ve tabii felsefeden de uzak kalmayacak oldukça nitelikli, bilimsel ve felsefi bir ortam oluşturdu.. elbette geliştirilen felsefi yorumlar sayesinde cihat kavramının fetih hareketi olmadığı kanıtlanmış oldu...
devamını gör...
haldun taner
cumhuriyet dönemi türk edebiyatının önde gelen yazarlarından birisidir. öykü, tiyatro, kabare yazarıdır. ülkemizdeki ilk kabare tiyatro örneği vatan kurtaran şaban ve ilk epik tiyatro keşanlı ali destanı'nın da sahibidir.
haldun taner eserlerinde gözleme, yergiye ve mizaha (bilgece) önem verir hatta bunları çoğu zaman aynı anda kullanır. görgüsüzlüğü, bilgisizliği ve bunların doğurduğu düzensizliği yansıtır eserlerinde. örneğin gözlerimi kaparım vazifemi yaparım'da iki yüzlü, çıkarcı, sahtekar ve işi bilmeden o makama getirilen kişileri ve sistemi eleştirir. bu eleştirisini bilgece yapar ve kara mizaha çevirse de asla basit bir kara mizah değildir bu, fazla yormaz, basit ve nettir. ne anladıysan odur. vermek istediği mesajlar başarılıdır. çünkü tam bir ustadır, güldürmekte de, hicivde de, ''gözlerinizi açın'' demekte de.
''turizm bakanımız
turist olmamış ömründe
hariciyenin dümeni
emekli bir valinin elinde
devlet işinde ihtisas sonradan gelir şaban''
güldürmekte ustadır dedim ya, haldun taner bir röportajında, fransızların kendisine ''siz deli misiniz? bu memlekette çocuklar bile gülmüyor. çocukların gülmediği memlekette nasıl komedi yazarsınız?'' diye sorduklarından bahseder. ustanın cevabı elbette hazırdır. o gözlem yapmadan, halkın durumunu bilmeden adım dahi atmaz. kaldı ki komedi yazsın. cevabı şu olur: ''yüzleri gülmüyor ama içleri güler ve güldürüldüğü zaman çok iyi gülerler.... sizden daha iyi gülerler... ezikliklerinin acısını çıkartırcasına, öç alırcasına gülerler...''
kısaca, aynı çağda yaşamamış olmak ne büyük eksiklik dediğim kişidir. tiyatro açısından birçok yeniliğe öncülük eden değerli isimlerden ve türk edebiyatının yapı taşlarından biridir, okunmalıdır.
haldun taner eserlerinde gözleme, yergiye ve mizaha (bilgece) önem verir hatta bunları çoğu zaman aynı anda kullanır. görgüsüzlüğü, bilgisizliği ve bunların doğurduğu düzensizliği yansıtır eserlerinde. örneğin gözlerimi kaparım vazifemi yaparım'da iki yüzlü, çıkarcı, sahtekar ve işi bilmeden o makama getirilen kişileri ve sistemi eleştirir. bu eleştirisini bilgece yapar ve kara mizaha çevirse de asla basit bir kara mizah değildir bu, fazla yormaz, basit ve nettir. ne anladıysan odur. vermek istediği mesajlar başarılıdır. çünkü tam bir ustadır, güldürmekte de, hicivde de, ''gözlerinizi açın'' demekte de.
''turizm bakanımız
turist olmamış ömründe
hariciyenin dümeni
emekli bir valinin elinde
devlet işinde ihtisas sonradan gelir şaban''
güldürmekte ustadır dedim ya, haldun taner bir röportajında, fransızların kendisine ''siz deli misiniz? bu memlekette çocuklar bile gülmüyor. çocukların gülmediği memlekette nasıl komedi yazarsınız?'' diye sorduklarından bahseder. ustanın cevabı elbette hazırdır. o gözlem yapmadan, halkın durumunu bilmeden adım dahi atmaz. kaldı ki komedi yazsın. cevabı şu olur: ''yüzleri gülmüyor ama içleri güler ve güldürüldüğü zaman çok iyi gülerler.... sizden daha iyi gülerler... ezikliklerinin acısını çıkartırcasına, öç alırcasına gülerler...''
kısaca, aynı çağda yaşamamış olmak ne büyük eksiklik dediğim kişidir. tiyatro açısından birçok yeniliğe öncülük eden değerli isimlerden ve türk edebiyatının yapı taşlarından biridir, okunmalıdır.
devamını gör...
balkon
müteahhitlere her defasında salona katılmaması gerektiğini anlatamadığım göğe bakma durağı.
devamını gör...
çaylak olduğu halde tanım girmek
bir tercihtir. mesela ben, hobi olarak sözlüklere kaydolup çaylak olarak tanım giriyorum. aslında varmışsın gibi ama bir yandan da yokmuşsun gibi...
devamını gör...
15 yaşında çocukların evlenmesine insan hakkı demek
#989956 iletideki bazı hususları açıklığa kavuşturmak lazım. insanların fikirlerini beyan etmelerini ve bu beyanlarını akıcı bir lisanla dile getirmelerini seviyorum. hele ki tezlerini örneklerle desteklemelerine bayılıyorum. buraya kadar tamamım. amma velâkin algı yönetimi ve manipülasyon için verilen örneklerin kesilip kırpılmasına tabiri caizse gıcık oluyorum ve bu hareket tarzını doğru bulmuyorum. birazdan yazacaklarım bir takım zevatı elbette rahatsız edecek. amma velâkin benim yazacaklarım sadece söz konusu çarpıtmaya ilişkin olacak. o yüzden mahlasıma falan bakıp, olayı başka yerlere taşımaya kalkmayın ayıp edersiniz ve samimiyetinizi de sorgulatırsınız. bu şerhi de koyduktan sonra gelelim ana meseleye:
şimdi orada şöyle bir ifade var;
1917'de kabul edilen hukuk-i aile kararnamesi 1926'da medeni kanun olarak yasalaşır ve evlenme yaşı erkeklerde 18 kızlarda 17 olur. ancak 1938 yılında yani henüz atatürk'ün yaşadığı dönemde bu yasada değişiklik yapılarak evlilik için yaş sınırı kızlarda 15'e, hakim onayıyla da 14'e düşürülür. kaynak "o dönemlerde yaşanan savaşlar dolayısıyla nüfusun azalması göz önüne alınarak böyle bir yasa yürürlüğe girdi" şeklinde bir savunma yapacaklara şunu hatırlatmak istiyorum ki pedofili dönemin şartlarına göre yeni anlamlar kazanmaz çünkü pedofili pedofilidir.
beyan kendi içerisinde tutarlı. ilk okuduğunuzda konu hakkında bilginiz yoksa anlatılanlara hak vermemeniz içten bile değil. zira argümanlar güzelce sıralanmış. bu yapılırken de tezi güçlendirmek için ''atatürk'' döneminin altı kalınca çizilmiş. yani çaktırmadan aba altından sevimli bir şekilde sopa gösterilmiş; bakın mevzuya karşı çıkarsanız ''atatürk''ün iradesini çiğnersiniz ha! gibi ufak bir zihinsel baskı uygulanmış. zekice buldum, bu yönden de taktir ettim. * zira manipülasyon zeka ve ustalık gerektirir.
ama söz konusu yasa metnine dair en ufak bir kelam yok. metnin istisnai bölümü alınmış ve sonrasındaki ifadeler kaf dağına doğru bir yolculuğa çıkartılmış.
verilen örnekteki madde 88'in tam metnini şuraya yazalım;
''erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez. şu kadar ki, hakim fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni olan * on beş yaşını ikmal etmiş bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır.
kalınlaştırdığım noktayı iyi okuyunuz! genel kaide orada açıkça ifade edilmiş. peki istisnai durumlar genel kaideymiş gibi gösterilerek nereye varılmak isteniyor? savunduğunuz şeye çarpık bir dayanak noktası yaratarak argümanlarınızı haklı hale getirmeniz mümkün değildir. bu kadar akıcı şekilde kendi tezlerini ifade edebilen insanların böyle küçük algı oyunlarına ihtiyacı var mı? orası da okuyanların takdirine kalsın.
şimdi gelelim genel kaideymiş gibi gösterilen şu istisnai kaideler mevzusuna; birincisi fevkalade haller için mevzu hakim takdirine bırakılıyor. yani ortada bir şart var. hakim takdir hakkını kullanacak ve fevkalade durumun* gerçekleştiğine kanaat getirecek ki, verilen örnekte ki evlilik gerçekleşsin. ha bu maddenin nüfus azalması vesaire gibi saçma sapan argümanlarla savunulmasını da komik buluyorum. zira öyle bir durum yok. bu hükmün getirilme sebebi tamamen farklı! o yıllar özelinde duruma bakmanız lazım. toplum henüz imam nikahı alışkanlığından çıkamamıştır. peki bu durumun sonuçları nelerdir? evvela salt imam nikahı yapılması evliliğin yok hükmünde sayılmasına neden oluyordu. bu da ciddi sorunlar ortaya çıkarıyordu. bu evlilikler toplum nezdinde kabul görse dahi hukuki sonuç doğurmadığı içinde türlü sıkıntılar ortaya çıkıyordu; bir kere bu evliliklerden doğan çocuklar gayri sahih nesep'li sayıldıkları için bu çocuklara nüfus cüzdanı çıkarmak, bu çocukları okullara kayıt ettirmek gibi temel olaylarda sıkıntı çıkarken daha ileri boyutlarda miras hukuku açısından da çok ciddi olumsuz sonuçların doğmasına neden oluyordu. iş bu sebeple de, söz konusu istisnai haller düzenlendi ve hakim takdirine bırakılarak en azından oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlandı. yüzyıllar boyunca şerri ve örfi hukuk kaideleri ile yönetilmiş bir toplumun 10-15 yıl içerisinde medeni kanunu ve onun zaruri kıldığı hukuki işlemleri özümseyebileceğini düşünmek de ne bileyim biraz fantastik kurgu hikaye gibi duruyor.
hülasa; ortada böyle bir genel kaide yoktur. istisnai durum üzerinden bir algı yönetimi yapılmaya çalışılmıştır. bu da şık olmamıştır. düşüncelerin, fikirlerin çarpışması her ne kadar uç olursa olsun başımızla beraber. amma velâkin bu çarpıtılan bilgiler ve gölgelenen gerçekler üzerinden olursa, biz de gerçekleri not düşmek zorunda kalırız ve böylece parmaklarımız yorulur. *
tahrif edilen bu noktanın altını çizmek önemliydi. ayrıca diğer mevzulara hiç girmeyeceğim herkes o konularda kendi vicdani kanaatini verir zaten. önemli olan bu kanaatlerin gerçek bilgiler çerçevesinde oluşması.
şimdi orada şöyle bir ifade var;
1917'de kabul edilen hukuk-i aile kararnamesi 1926'da medeni kanun olarak yasalaşır ve evlenme yaşı erkeklerde 18 kızlarda 17 olur. ancak 1938 yılında yani henüz atatürk'ün yaşadığı dönemde bu yasada değişiklik yapılarak evlilik için yaş sınırı kızlarda 15'e, hakim onayıyla da 14'e düşürülür. kaynak "o dönemlerde yaşanan savaşlar dolayısıyla nüfusun azalması göz önüne alınarak böyle bir yasa yürürlüğe girdi" şeklinde bir savunma yapacaklara şunu hatırlatmak istiyorum ki pedofili dönemin şartlarına göre yeni anlamlar kazanmaz çünkü pedofili pedofilidir.
beyan kendi içerisinde tutarlı. ilk okuduğunuzda konu hakkında bilginiz yoksa anlatılanlara hak vermemeniz içten bile değil. zira argümanlar güzelce sıralanmış. bu yapılırken de tezi güçlendirmek için ''atatürk'' döneminin altı kalınca çizilmiş. yani çaktırmadan aba altından sevimli bir şekilde sopa gösterilmiş; bakın mevzuya karşı çıkarsanız ''atatürk''ün iradesini çiğnersiniz ha! gibi ufak bir zihinsel baskı uygulanmış. zekice buldum, bu yönden de taktir ettim. * zira manipülasyon zeka ve ustalık gerektirir.
ama söz konusu yasa metnine dair en ufak bir kelam yok. metnin istisnai bölümü alınmış ve sonrasındaki ifadeler kaf dağına doğru bir yolculuğa çıkartılmış.
verilen örnekteki madde 88'in tam metnini şuraya yazalım;
''erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez. şu kadar ki, hakim fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni olan * on beş yaşını ikmal etmiş bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır.
kalınlaştırdığım noktayı iyi okuyunuz! genel kaide orada açıkça ifade edilmiş. peki istisnai durumlar genel kaideymiş gibi gösterilerek nereye varılmak isteniyor? savunduğunuz şeye çarpık bir dayanak noktası yaratarak argümanlarınızı haklı hale getirmeniz mümkün değildir. bu kadar akıcı şekilde kendi tezlerini ifade edebilen insanların böyle küçük algı oyunlarına ihtiyacı var mı? orası da okuyanların takdirine kalsın.
şimdi gelelim genel kaideymiş gibi gösterilen şu istisnai kaideler mevzusuna; birincisi fevkalade haller için mevzu hakim takdirine bırakılıyor. yani ortada bir şart var. hakim takdir hakkını kullanacak ve fevkalade durumun* gerçekleştiğine kanaat getirecek ki, verilen örnekte ki evlilik gerçekleşsin. ha bu maddenin nüfus azalması vesaire gibi saçma sapan argümanlarla savunulmasını da komik buluyorum. zira öyle bir durum yok. bu hükmün getirilme sebebi tamamen farklı! o yıllar özelinde duruma bakmanız lazım. toplum henüz imam nikahı alışkanlığından çıkamamıştır. peki bu durumun sonuçları nelerdir? evvela salt imam nikahı yapılması evliliğin yok hükmünde sayılmasına neden oluyordu. bu da ciddi sorunlar ortaya çıkarıyordu. bu evlilikler toplum nezdinde kabul görse dahi hukuki sonuç doğurmadığı içinde türlü sıkıntılar ortaya çıkıyordu; bir kere bu evliliklerden doğan çocuklar gayri sahih nesep'li sayıldıkları için bu çocuklara nüfus cüzdanı çıkarmak, bu çocukları okullara kayıt ettirmek gibi temel olaylarda sıkıntı çıkarken daha ileri boyutlarda miras hukuku açısından da çok ciddi olumsuz sonuçların doğmasına neden oluyordu. iş bu sebeple de, söz konusu istisnai haller düzenlendi ve hakim takdirine bırakılarak en azından oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlandı. yüzyıllar boyunca şerri ve örfi hukuk kaideleri ile yönetilmiş bir toplumun 10-15 yıl içerisinde medeni kanunu ve onun zaruri kıldığı hukuki işlemleri özümseyebileceğini düşünmek de ne bileyim biraz fantastik kurgu hikaye gibi duruyor.
hülasa; ortada böyle bir genel kaide yoktur. istisnai durum üzerinden bir algı yönetimi yapılmaya çalışılmıştır. bu da şık olmamıştır. düşüncelerin, fikirlerin çarpışması her ne kadar uç olursa olsun başımızla beraber. amma velâkin bu çarpıtılan bilgiler ve gölgelenen gerçekler üzerinden olursa, biz de gerçekleri not düşmek zorunda kalırız ve böylece parmaklarımız yorulur. *
tahrif edilen bu noktanın altını çizmek önemliydi. ayrıca diğer mevzulara hiç girmeyeceğim herkes o konularda kendi vicdani kanaatini verir zaten. önemli olan bu kanaatlerin gerçek bilgiler çerçevesinde oluşması.
devamını gör...
stres atmak için öneriler
kedi besleyin. o minicik patileri, şişko göbeği görünce insanda ne sinir kalıyor ne stres.
devamını gör...
atatürk'ü anlamak
normalin üzerinde bir zekâ gerektirir.*
devamını gör...
tarihi bir görsel bırak
devamını gör...
bilgisayarlı tomografi
bt olarak kısaltılan, x ışını kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.
görüntü kesit kesit görüntülenebildiği için beyin ve akciğer için özellikle önem kazanmıştır.
genel olarak tümör,travma,taş olgularında en iyi yöntemdir.
non-invazif anjiyografi (koroner,pulmoner bt) yapma imkanı da çok tercih edilmektedir.
görüntü kesit kesit görüntülenebildiği için beyin ve akciğer için özellikle önem kazanmıştır.
genel olarak tümör,travma,taş olgularında en iyi yöntemdir.
non-invazif anjiyografi (koroner,pulmoner bt) yapma imkanı da çok tercih edilmektedir.
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
otobüs metro gibi toplu taşıma araçlarında uzun uzun ve sanki tek başınaymışçasına keyfi muhabbet edilmez. böyle bir kural yoksa da bundan sonra olmalı.
her gün metro seyahati yapan biri olarak bu durumdan feci şekilde muzdaribim.
her gün metro seyahati yapan biri olarak bu durumdan feci şekilde muzdaribim.
devamını gör...
kavga sonrası seks
devamını gör...
