sorgulanmaya müsait çünkü, bu yüzden sorgulayanlar haklıdır kanımca. şimdi bakıyorum bazı yazarlara da cidden sözlük anlamını yitirmeye başladı. bazıları her yazarı kendisi gibi yazsın çizsin istiyor, zıt görüşe tahammül olmuyor, insanlara baskı uygulanıyor falan filan. halbuki herkes aynı düşünceyi, aynı fikri savunsa burada hiçbir şeyin tadı olmaz lakin bunu bilen olmuyor işte.

bir de sürü psikolojisine uyanlar var ki onlar tam bir facia. halbuki bu sözlükten için herkesin özgürce yazacağı bir yer denmiş, ben şu aşamada böyle bir özgürlük göremiyorum ne yazık ki. bu kadar mı kötü oldunuz lan? bu kadar mı hiçbir görüşe tahammülünüz kalmadı? insanları belli bir kalıba sokmaktan da sıkılmıyorsunuz hakikaten leş olma yolunda hızla ilerliyorsunuz… yazıklar olsun!
devamını gör...

her gün sözlüğe '' belki bir kalbe dokunabilirim '' diye giriyorum. insanlara bir nebze neşe katabiliyorsam, bir nebze yüreklerinin yumuşamasını sağlıyorsam en büyük mutluluk benim için. vaktimi burada harcadığım her gün için vicdanımı daha da rahatlamış hissediyorum.
hayat bir şekilde devam ediyor, iyisiyle kötüsüyle yol alıyoruz. önemli olan geriye dönüp baktığımızda yüzümüzde oluşacak tebessümdür.
insanların gülmeye ihtiyacı var, mutlu olmaya, huzura ihtiyacı var.
gelin hepimiz bir ucundan tutalım bu güzel gönül işinin...
devamını gör...

başarısızlığı 25 -30 yol önceki katsayı saçmalığına ( evet sacmalık ) bağlayan bir bakan da gördü bu gözler ya, şimdi şuraya uzaylılar inse şaşırmam artık.
devamını gör...

ursula k. le guin'in türkiye'yle alakalı bir anekdotunu paylaşayım:
2018 yılında bilimkurgu kulübü'nün 18. yılına özel çıkardığı, 18 yerli bilimkurgu yazarının öykülerinin yer aldığı 'yeryüzü müzesi' kitabının arka kapak yazısını yazmıştır.
hatta arka kapak yazısını da paylaşayım. le guin bu yazısıyla ne kadar naif ve alçakgönüllü bir insan olduğunu tekrar kanıtlamıştır:

bilimkurgu kulübü’nün, türkiyeli yazarların bilimkurgu öykülerinden oluşan bir antoloji hazırlıyor olmasına çok sevindim. bu zor zamanlarda tüm yazarlar, yaratıcılık ilkesine bağlı yaşayan diğer yazarlardan ve bu yazarlara, finansal beklentilerin zincirlerinden kurtulmaları konusunda destek veren yayınevlerinden güç alırlar. her birimiz, dünyanın dört bir yanında, büyük bir karanlıkta yolumuzu bulmaya çalışıyoruz diyebilirim. böyle eserler en ihtiyaç duyduğumuz vakitlerde yakılan, etrafımızdakileri ve gitmemiz gereken yolu aydınlatan lambalardır. bu lambaların yakıtı da hayal gücüdür. türkiyeli okurlarım, dostlarım ve yoldaş yazarlar, bu ışığın yanmasına vesile olduğunuz için size teşekkürü borç bilirim.
ursula k. le guin

bu yazıyı gönderdikten kısa süre sonra da hayata gözlerini yummuştur.
iyi ki vardın ursula!
devamını gör...

rahatsız arkadaş veriyor ukdeyi, veriyor ukdeyi. sözlük ahalisine de bu ukteleri doldurma görevi düşüyor. ukteyi dolduran kendini bir nebze yükten kurtarıyor. hem ukteyi dolduran yazar, hem de ukteyi veren rahatsız arkadaş rahatlamış oluyor.
devamını gör...

dışarıda yemek yedikten sonra yaşıyorum bu hissi. "ne gerek vardı bu yemeğe 30,40 tl vermeye, gidip baska bir sey alsaydın ya" diye kendime kızıyorum ama aynı zamanda yemek siparis verirken kendimden geçiyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir baş yapıt.
hollandalı bilim insanları da mona lisa'nın ifadesinin yüzde 83 oranında mutlu, yüzde 9 oranında tiksinmiş, yüzde 6 oranında korkmuş, yüzde iki oranında da sinirli olarak algılandığını belirtmiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında. ne içinde yaşayabiliyorum zamanın ne de kendimi aradan sıyırıp kabuğuma çekilebiliyorum. aklım anlamını sorguluyor yaptıklarımın. aslında her şeyin bi anlamı olmak zorunda değil, hatta çoğu zaman ama sorguluyor işte. sonra çok eleştiriyor, beğenmiyor. kendimi biraz çekip nefes almak istesem de hayallerimi getiriyor gözümün önüne. artık o hayaller benim mi ondan bile emin olamıyorum ama işte bi umut tutunuyorum. onlar da olmasa elimde ne kalır neyle ilerlerim bilmiyorum çünkü. sıkı sıkıya tutunmaya çalıştıkça elimden kayıyor,elimi kanatıyor.
bazen ipin ucunu kaçırıyorum, bi elim pes ediyor. dönüp bakıyorum ona perişan olmuş. bi nedenle olmalı diyorum, diğer elimle daha da fazla kendime çekiyorum ipi. sanırım yaşıyorum, ne içinde ne de büsbütün dışında; bazen hissederek bazen de hissizleşerek, bazen bilmeden ve bazen de içimden gelerek.
devamını gör...

ergenlik dönemi dediğimiz o delilik çağında yapılması oldukça normal olan eylem.

neden veya ne uğruna yapıldığı kimse tarafından bilinmez ancak birçok kişi ergenlik zamanlarında bunu yapmıştır. inkâr etmeyelim. benim kolumda dahi kuzenime özenerek koluma sapladığım camın 2 santimetre kadarlık bir izi bulunmakta. düşündükçe delirecek gibi oluyorum; bunu neden yaptım? bedenimle, kişiliğimle, kendimle alıp veremediğim neydi? hiçbir yanıt alamıyorum. sanırım o dönem ruh halimizdeki değişimler, anne-babaya karşı, çevreye karşı edindiğimiz hınç bu şekilde çıkıyordu dışarı.

ya da sadece özendiğimiz için yapıyorduk.
devamını gör...

neden erkeği değil de kadını tanımlama gereği duyularak açıldığını sorguladığım başlıktır
devamını gör...

izel-geceler kara.
devamını gör...

bu adam acaba başka ülkeye gitti orayı yönetiyor da bizim mi haberimiz yok dedirten açıklama.
devamını gör...

inandığı allah'tan dindarlara din nasip etmesini ister.

"descartes'in şu cümlesi oldukça meşhurdur: "düşünüyorum, o halde varım". bu, descartes'in şüphesidir. descartes, önce her şeyden şüphe etmiş, sonra böyle demiştir. fakat şüphe etmekte olduğum hususunda şüphe edemem. öyleyse ben varım ki şüphe ediyorum, şu halde ben varım. sonra da "düşünüyorum, o halde varım." cümlesiyle tanındı, ünlendi ve bütün öğreti veya doktrinini bu cümlesine dayalı olarak ispatlayıp geliştirdi.
ikinci söz gide'in sözüdür: "hissediyorum, o halde varım".
üçüncü söz de albert camus'nun şu sözüdür: "başkaldırıyorum, o halde varım". bu daha doğrudur. aslında "var" olmanın bu üç ölçütünden her biri doğrudur. o, düşünüyor; vardır ki düşünüyor. duyumsayan, hisseden kimse vardır ki hissediyor. başkaldıran kişi vardır ki başkaldırıyor, isyan ediyor. fakat burada üç tane "imek" (var bulunmak) vardır. insana özgü olan en üstün var oluş, "başkaldırıyorum, o halde varım" dır. "

düşünmenin, hissetmenin, sorgulamanın ve hatta baş kaldırmanın insana özgü bir yükümlülük olduğunu anlatır.

"çünkü devrimci din, gerici dini kendiliğinden yok eder...
tipki ilmin cehaleti, ışığın karanlığı...yok ettiği gibi."

ve ebuzer'i şöyle anlatır;

büyük bir inkılapçıdır; soyluluğa, baskıya, zorbalığa, adam kayırmacılığa, yoksulluğa ve imtiyaza karşıdır!
phroudhon'dan daha iyi konuşan bir kimse. hedef şudur:
"bu halk uyansın ve dinin, onlara yutturulan ve çıkar için araçsallaştırılan bir şey olmadığını bilsin!" ayrıca hayatin da onların yaşadığı hayat olmadığını bilsin. ebuzer'in şu mesajını halka ulaştıralım:

"evinde yiyecek ekmeği bulunmadığı halde insanlar üzerine yalınkılıç yürümeyen kişiye hayret ederim."

"sizi rahatsız etmeye geldim...!"

din istismarcılarını, cahilleri, düşünmeyenleri, hakkını bilmeyenleri, hakkını aramayanları, kula boyun eğenleri rahatsız etmeye gelmiş devrimci bir düşünür.

"okuyun diyor, okuyun.
çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor."
devamını gör...

mümkünse sabah saatlerinde yenmesi daha uygun olan bir kızartma türü. neden sabah saatlerin de peki?

patates kızartmasının vucutta ortalama sindirimi 12 saati buluyor. gece yatmaya yakın saatte kendinize bu kötülüğü yaparsanız, bir süre sonra nur topu gibi bir reflünüz olur.
devamını gör...

küfür etmemek elde değil böyle insanlara.
yaklaşık birkaç ay önce gözünde enfeksiyon olan bir kedi buldum. tedavisini yaptırdım, iyileştirdim ve bir yakınımıza sahiplendirdim. bugün aldığım mesajda köpek sahiplendiklerinden ve kedinin "çok tüy dökmesinden" dolayı kediyi geri vermek istediklerini söylediler. 2. kedilerini de sokağa atmışlar. işleri güçleri şov. 2 fotoğraf çekinip sosyal medyada paylaşmak için hayvan sahipleniyorlar.
benim aklım almıyor. o hayvan sana alıştı seni evi yaptı. senin ne hakkın var hayvanın psikolojisiyle oynamaya?
devamını gör...

bu hafta müthiş enerjili, milli takım arasının vermiş olduğu süper lig özlemi ve tutkusuyla yapacağımız program. sevilen bestelerle ve gomercanımla birlikte geri dönüyoruz. program için yazdıklarınız ve katılımlarınız beni ve gomercan'ı çok mutlu ediyor. yarın konuk olmak isteyen arkadaşlar yine gomercan'ı ve beni bulabilirler. seviliyorsunuz arkadaşlar, tutkuyla kalın!
devamını gör...

1966 - 1973 yılları arasında cia müdürlüğü ve farklı dönemlerde başkan danışmanlığı yapmış kişi.

istihbarat konusundaki çalışmaları ve devlet sırlarını açığa vermeme konusundaki kararlılığı ile bilinir. bir dönem adı çok sık duyuluyordu. 2002 yılında hayatını kaybetti.
devamını gör...

her millet kendi yediği haltı legal göstermek için benzer şekilde davranmaktadır. sizin karşı tarafa yaptığınız şey size yapılınca auuuuuu diye anırmanız hem sizin hem de tarihin ne kadar ikiyüzlü olduğunun adeta kanıtıdır.

tarih bir yanılsamadan ibarettir.
devamını gör...

sağa sola sallama yorulursun
ürktün de mi ona buna sataşırsın
buradan konuşuyorsun tabi
yoldaş buralarda dikkat et uçurulursun.
devamını gör...

korkmuyorum. öldüğümüz zaman fani hayat son bulacak ve edebi hayata doğacağız. aslında ruhumuz bir yere "hoşça kal." derken diğer yere" hoş buldum. "diyor. oralarda ne var ne yok gideriz, dünya sıktı zaten biraz değişiklik hepimizin ihtiyacıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim