bir kadının kendine yapabileceği en iyi şey
hayata duygu değil kişi ve olay bazında bakarak gereksiz beklenti ve hayalkirikligina uğramamak.
devamını gör...
okumadan oylamak
kafa sözlüğün en temel özelliklerinden biri de bu özelliği sanırım. oylamalar karşılıklı oluyor. beni üzüyor bu. burada çok zaman geçirmiyorum. sıkı bir takipçi de değilim. iyi yazarları keşfetmeye çalışıyorum. en iyi yazılarımı burada paylaşmadım henüz. ama var işte birkaç tane. iyi yazarları keşfetmek için daha çok zaman geçirmek ve epey okumak gerekiyor. ama diyorum ya, sorun okumakta. uzun yazılar hemen hiç okunmuyor. duygusal yazılar da -hele bugünlerde- kimseleri ilgilendirmiyor, herkes dert küpü zaten. aramadım, burada da sözlük için öneriler başlığı vardır herhalde. bu sözlük ne minnacık ne de ekşi gibi devasa. bence, -örneği de var-, yazıların altına yorum özelliği gelmeli. o zaman insanlar birbirlerini çok daha iyi tanırdı. keşfetme, takip etme daha kolay olurdu. buranın en şeker özelliği burayı idare edenlerin üyelere yaklaşımı. bunu herkes yazmıştır zaten. ama bu gerçek. bir kere ulaşılmaz değiller. onları tanıyabiliyorsun, onlarla konuşabiliyorsun. dinliyor gibi yapmıyorlar, dinliyorlar ki, bu ne kadar önemlidir takdir edersiniz.
iyice delirmediğiniz sürece yazdığınız her şey de görünür, okunur durumda. bu da başka bir artı.
yine de iletişimsizlik sorun. yazarları tanımak için 'zaman' gerekli ve 'zaman' en değerli şey.
ben de 'zaman' sınırlarını aşmak üzereyim. okunma sınırını çoktan geçtim belki de.
neyse, tanıdığım bir-iki yazar var. kalan zamanımda da onlara bir bakayım. burada güzel bir gün değil ama sizin orada gününüz güzel olsun. kalın sağlıcakla.
iyice delirmediğiniz sürece yazdığınız her şey de görünür, okunur durumda. bu da başka bir artı.
yine de iletişimsizlik sorun. yazarları tanımak için 'zaman' gerekli ve 'zaman' en değerli şey.
ben de 'zaman' sınırlarını aşmak üzereyim. okunma sınırını çoktan geçtim belki de.
neyse, tanıdığım bir-iki yazar var. kalan zamanımda da onlara bir bakayım. burada güzel bir gün değil ama sizin orada gününüz güzel olsun. kalın sağlıcakla.
devamını gör...
nilgün marmara'nın intihar mektubu
cemal süreya, biricik zelda’sının ölümü ardından günlüğüne şunu yazmıştı:
“nilgün ölmüş. beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış, ece ayhan söyledi.. çok değişik bir insandı zelda. akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. çok da gençti. sanırım otuzuna değmemişti daha.. bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. dönüp baktığımda bir acı da buluyorum nilgün’ün yüzünde. o zamanlar görememişim. bugün ortaya çıkıyor.“ (günler, syf. 342, yky)
t: sevdiğim bir şairin, intiharından önce yazdığı, hiç tanımayan birinin bile okuyarak hakkında biraz bilgi edinebileceği mektuptur.
“nilgün ölmüş. beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış, ece ayhan söyledi.. çok değişik bir insandı zelda. akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. çok da gençti. sanırım otuzuna değmemişti daha.. bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. dönüp baktığımda bir acı da buluyorum nilgün’ün yüzünde. o zamanlar görememişim. bugün ortaya çıkıyor.“ (günler, syf. 342, yky)
t: sevdiğim bir şairin, intiharından önce yazdığı, hiç tanımayan birinin bile okuyarak hakkında biraz bilgi edinebileceği mektuptur.
devamını gör...
aç kapıyı gir içeri
özdemir erdoğan seslendirmiş bulunduğu enfes şarkı. elif turan ve melisa sözen gibi sanatçılar da yorumlamıştır.
-
bana ne şu yalan dünyadan, yanımda sen olmazsan,
gözlerim kapanmaz, seni sinemde uyutmazsam...
-
bana ne şu yalan dünyadan, yanımda sen olmazsan,
gözlerim kapanmaz, seni sinemde uyutmazsam...
devamını gör...
abd kongre binası'na saldıran boynuzlu adam
belkide milliyetçilere tarihlerini hatırlatmak istediği için kızılderili kıyafeti giymiştir.
amerikan bağımsızlık savaşı'nın başlama sebeplerinden en büyüğü gösterilen ağır vergileri protesto sırasında, bazı beyazlar mohawk kızılderili'si kılığına girmiş ve limandaki gemiler dolusu çay, denize dökülmüştür.
çay partisi denilen bu olaydan kısa süre sonra çatışmalar başlamıştır.
amerikan bağımsızlık savaşı'nın başlama sebeplerinden en büyüğü gösterilen ağır vergileri protesto sırasında, bazı beyazlar mohawk kızılderili'si kılığına girmiş ve limandaki gemiler dolusu çay, denize dökülmüştür.
çay partisi denilen bu olaydan kısa süre sonra çatışmalar başlamıştır.
devamını gör...
hame
yarın askere uğurlayacağımız ilk göz ağrılarımızdan olan canım yazarımız.
şafak 180 gün.
uğurlar olsun.
şafak 180 gün.
uğurlar olsun.
devamını gör...
isveç'te olsa açılacak başlıklar
volvodan sıkıldım başka ithal araba bakacağım diyenlerden ikea da kampanya varmış ne yapalım başka mobilya mağazasını var ülkede diyenler çokça olur.
devamını gör...
eş cinsellik
eşcinsellik bir tercih değildir. yönelimdir. hastalık değildir, tıp literatüründe hastalık kategorisinden çıkartılalı çok uzun yıllar olmuştur.
devamını gör...
üçüncü sayfa radyo yayını
kimyasal hadım ya da idam, karşı karşıya olduğumuz üzücü sonuçlardan yola çıkarak önerdiğimiz yaptırımlar.
bence suça giden yolu ve sebeplerini ortadan kaldırmamız lazım.
kısaca söyleyecek olursak, hukuka duyulan inanç ve eğitim bu meselenin kilit noktası.
bence suça giden yolu ve sebeplerini ortadan kaldırmamız lazım.
kısaca söyleyecek olursak, hukuka duyulan inanç ve eğitim bu meselenin kilit noktası.
devamını gör...
the rolling stones
t:rock grubu.
buradan erkin koray'dan esinlendikleri şarkıya ve daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
buradan erkin koray'dan esinlendikleri şarkıya ve daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
aşk ile yap
(bkz: türk pop müziği) dinlemeyi pek sevmem ama oldukça hoşuma giden şarkıdır.
devamını gör...
müneccimbaşı
osmanlı devletinde gelecekle ilgili tahminde bulunan kişilere verilen isimdir.
devamını gör...
oyasumi punpun
inio asano'nun yedi yıl süren mangası. punpun adlı ana karakterin ilkokul yıllarından yirmili yaşlarına kadar büyümesini anlatan bir "coming of age" hikayesi. punpun ve ailesi, mangadaki diğer karakterlerin aksine, bir ördek şeklinde, basitçe çizilmiş; tabii bunu sadece okuyucu biliyor. diğer karakterler onları normal insan olarak görüyor. ilk bakışta en çarpıcı özelliği bu. ama elbette ki bundan çok daha fazlası.
13 volume ve 147 sayıdan oluşan bu manganın ana hikayesi, punpun ve ilk sayıda punpun'ın okuduğu okula transfer olan aiko arasındaki aşk. bunun dışında pek çok arc var elbette. dayısının, okul arkadaşlarının, annesinin, yaşı ilerledikçe tanıştığı insanların da hikayeleri zaman zaman merkeze oturuyor. ana hikaye akıcı, sürükleyici ancak bu yan hikayelerin de çoğu iyi kotarılmış. aralarında biraz daha üstünkörü ve havada kalmış olanları da var elbette.
punpun ve aiko oldukça iyi yazılmış, çok boyutlu, kompleks, gelişen ve değişen karakterler. hikayeleri ve yolculukları boyunca ne yapacaklarını kestirmek pek mümkün olmuyor. özellikle punpun geçirdiği değişimler, hayata dair fikirleri, tepkileri çok iyi yansıtılmış, kolayca özdeşleşme sağlanıyor, pek çok açıdan oldukça uç bir karakter olsa da.
ülkemizde henüz çok popüler değil ve türkçe baskısı an itibariyle yok, daha hiçbir yayınevi haklarını alıp da çevirmedi ama yakın gelecekte çıkacaktır diye tahmin ediyorum. ingilizce baskısını edinmek mümkün fakat kur nedeniyle pahalı. internette ise hem ingilizce hem de türkçe çevirisini var. japonca aslını okumadığım için çeviriyi değerlendirmek mümkün değil ama yine de ingilizce çevirisinin akıcı ve fena olmadığını söyleyebilirim.
mangaya ya da genel olarak çizgi roman dünyasına uzak insanların da çok keyif alabileceği bir seri bu; kafada, manga deyince otomatik oluşan klişelerin çok azı mevcut. hele ki shounen klişeleri hiç yok. depresif, pesimist, gerçekçi, şok edici, hüzünlü ve oldukça kara bir tona sahip; ördek çizimler yanıltmasın. hatta fazla depresif ve dark bulup yarıda kesen okuyucu yorumları da gördüm internette.
13 volume ve 147 sayıdan oluşan bu manganın ana hikayesi, punpun ve ilk sayıda punpun'ın okuduğu okula transfer olan aiko arasındaki aşk. bunun dışında pek çok arc var elbette. dayısının, okul arkadaşlarının, annesinin, yaşı ilerledikçe tanıştığı insanların da hikayeleri zaman zaman merkeze oturuyor. ana hikaye akıcı, sürükleyici ancak bu yan hikayelerin de çoğu iyi kotarılmış. aralarında biraz daha üstünkörü ve havada kalmış olanları da var elbette.
punpun ve aiko oldukça iyi yazılmış, çok boyutlu, kompleks, gelişen ve değişen karakterler. hikayeleri ve yolculukları boyunca ne yapacaklarını kestirmek pek mümkün olmuyor. özellikle punpun geçirdiği değişimler, hayata dair fikirleri, tepkileri çok iyi yansıtılmış, kolayca özdeşleşme sağlanıyor, pek çok açıdan oldukça uç bir karakter olsa da.
ülkemizde henüz çok popüler değil ve türkçe baskısı an itibariyle yok, daha hiçbir yayınevi haklarını alıp da çevirmedi ama yakın gelecekte çıkacaktır diye tahmin ediyorum. ingilizce baskısını edinmek mümkün fakat kur nedeniyle pahalı. internette ise hem ingilizce hem de türkçe çevirisini var. japonca aslını okumadığım için çeviriyi değerlendirmek mümkün değil ama yine de ingilizce çevirisinin akıcı ve fena olmadığını söyleyebilirim.
mangaya ya da genel olarak çizgi roman dünyasına uzak insanların da çok keyif alabileceği bir seri bu; kafada, manga deyince otomatik oluşan klişelerin çok azı mevcut. hele ki shounen klişeleri hiç yok. depresif, pesimist, gerçekçi, şok edici, hüzünlü ve oldukça kara bir tona sahip; ördek çizimler yanıltmasın. hatta fazla depresif ve dark bulup yarıda kesen okuyucu yorumları da gördüm internette.
devamını gör...
henceforth dance radyo yayını
22:00'de diğer platformlarla ortak değil, kafa solo yayını olacak program.
etnik deep house bir live set ile başlar, oldies funky ile kapatırız.
şimdiden gelecek, dinleyecek olanlar varsa keyifli akşamlar.
etnik deep house bir live set ile başlar, oldies funky ile kapatırız.
şimdiden gelecek, dinleyecek olanlar varsa keyifli akşamlar.
devamını gör...
nash dengesi
oyun teorisinde, bir oyuncunun diğer rakiplerin hamleleri veri iken yapabileceği en iyi hamleler bütünüdür.
(bkz: mahkumların açmazı oyunu)
(bkz: maksimin strateji)
(bkz: hakim strateji dengesi)
nash dengesi denilmesinin nedeni (bkz: john nash) tarafından ortaya atılmış olmasından kaynaklıdır.
(bkz: mahkumların açmazı oyunu)
(bkz: maksimin strateji)
(bkz: hakim strateji dengesi)
nash dengesi denilmesinin nedeni (bkz: john nash) tarafından ortaya atılmış olmasından kaynaklıdır.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
naber?
bildiğiniz yada bilmediğiniz üzere ama kesin duyduğunuz duyduktan sonra yandan gülüş attınız (bkz: kafa sözlük online satranç turnuvası) nın bu hafta sonu ilk ve son dördü belirlenecek.
gomercan ve tospik ateist kaplumbağa nın büyük özveri ile tüm maç analizlerini (bkz: magnus carlsen) ile yapıp
ali ece ve mehmet demirkol ile birlikte belirlemiş oldukları bahis oranları uğur karakullukçunun bütün yersiz tavırlarına rağmen açıklanmıştır.
1- gondorov 1.10 şampiyon olur 2.10
2- omerta 1.20 şampiyon olur (bkz: 2.60)
3- senden nefret ediyor olabilirim 1.25 şampiyon olur 3.50
4- undisputed 2.00 şampiyon olur 4.50
5- sanyasi 2.05 şampiyon olur 4.75
6- personongrata 12.50 şampiyon olur 60.00
7- sekülerlesen çılgın hafız 4.00 şampiyon olur 8.00
8- bagermam 4.25 şampiyon olur 8.50
şimdilik (bkz: tetradrahmi) ile katılım gösterebiceğiniz bahis bültenimiz yarın bu saatlerde tospiğin * uyanması ile sizlerle paylaşılacaktır.
bültenimizde kim kaç piyon yer bahsine de girebileceksiniz.
bildiğiniz yada bilmediğiniz üzere ama kesin duyduğunuz duyduktan sonra yandan gülüş attınız (bkz: kafa sözlük online satranç turnuvası) nın bu hafta sonu ilk ve son dördü belirlenecek.
gomercan ve tospik ateist kaplumbağa nın büyük özveri ile tüm maç analizlerini (bkz: magnus carlsen) ile yapıp
ali ece ve mehmet demirkol ile birlikte belirlemiş oldukları bahis oranları uğur karakullukçunun bütün yersiz tavırlarına rağmen açıklanmıştır.
1- gondorov 1.10 şampiyon olur 2.10
2- omerta 1.20 şampiyon olur (bkz: 2.60)
3- senden nefret ediyor olabilirim 1.25 şampiyon olur 3.50
4- undisputed 2.00 şampiyon olur 4.50
5- sanyasi 2.05 şampiyon olur 4.75
6- personongrata 12.50 şampiyon olur 60.00
7- sekülerlesen çılgın hafız 4.00 şampiyon olur 8.00
8- bagermam 4.25 şampiyon olur 8.50
şimdilik (bkz: tetradrahmi) ile katılım gösterebiceğiniz bahis bültenimiz yarın bu saatlerde tospiğin * uyanması ile sizlerle paylaşılacaktır.
bültenimizde kim kaç piyon yer bahsine de girebileceksiniz.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
ateşli bir şekilde savunulan görüşler asla iyi bir temele dayanmayan görüşlerdir; gerçekten de şiddetli duygusallık, görüş sahibinin rasyonel kanıtlardan yoksun olduğunun bir göstergesidir.
bertrand russel
sorgulayan denemeler
1928 yılında yayınlanan bir kitap, o günden bugüne hiç değişmeyen insanlık.
bertrand russel
sorgulayan denemeler
1928 yılında yayınlanan bir kitap, o günden bugüne hiç değişmeyen insanlık.
devamını gör...
kayınvalide
canım benim. bugün bir yıl oldu seni toprağa vereli. ömrünün son 3 yılında sadece o güzel gözlerinle konuştun bizimle. bedenin pes etti ama kalbin etmedi. ruhun ise hiç etmeyecek. sen hep bizimle olacaksın. seni tanıyan herkesle birlikte.
sene 2008 sanırım. ya da 2009 emin değilim. bir sevgilim var. inişli, çıkışlı, bir türlü kopamadığımız, bitiremediğimiz bir ilişki. ailesi yurt dışında yaşıyor. aslında tanıyorlar beni. bir iki kez bir araya gelmişiz. bir kez yaz tatilinde yazlığa gitmişim, bir kez dışarda yemek yenmiş. ama çok uzun uzadıya vakit geçirememişiz. babasına hemen kanım kaynamış. o da beni sevmiş, esaslı kız demiş benim için. canım benim. ama anne pek renk vermeyen bir tip. güler yüzlü, güzel, çok güzel bir kadın. altın rengi saçları var, yemyeşil güzel gözleri. yaşı hayli var ama neredeyse kırışmamış kadın. genetiği güzel diye geçiriyorum içimden. yunanistan doğumlu. sahi çok güzel olmayan göçmen var mı? çocuğumuz olursa işallah babaanneye çeker diye düşündüğümü hatırlıyorum. ah toyluk...
aile yine türkiye'ye gelecek. tabi evde bir telaş. evde dediğime bakmayın, bende bir telaş. adamın umrunda değil. daha tam birlikte yaşamıyoruz, eşyalarımın bir kısmı orada. ufak ufak toparlamaya çalışıyorum. ne yapıyorsun diyor. e toplayayım bunları, koyarız bir çantaya, göz önünde olmasın diyorum, ne münasebet diyor. yahu daha tam tanımıyorlar bile beni, istersen geldiklerinde hoşgeldiniiizz diye kapıyı ben açayım diyorum, hangi kapıyı, havaalanına karşılamaya gideceğiz birlikte diyor.
- aa öyle mi? düşünemedim ben hiç onu.
- düşünme zaten sen bunları, senin düşünecek başka şeylerin yok mu?
buraya bir ekleme yapmam lazım, ben bu adamla sonradan evlendim. birlikte toplamda 13 yıl geçirdik. ben bugün terapistinin "aklınızda, duygularınızda hiç korkmadan gezinebiliyorsunuz miko hanım, sizi bu konuda tebrik ve takdir etmek istiyorum, bu yolculukta size eşlik etmek benim için de son derece öğretici bir süreç oluyor" dediği bir insansam bunu bu adama borçluyum. o kadar çok zamanım ve alanım oldu ki, önce nasıl düşüneceğimi düşünmeyle işe başlamam gerektiğini öğrenebildim. müteşekkirim.
gün geliyor çatıyor, havaalanına gidiyor, karşılıyoruz aileyi. ön koltuğa oturması için arka kapıya yöneliyorum, saçmalama bakışı atıyor, kocasıyla gülüşüyor arka koltuğa otururken. trafikli bir yolculuktan sonra eve varıyoruz. o zamanlar bildiğim en havalı yemek perde pilavı. yanına pişirdiğim bonfile, bir yeşil, bir yoğurtlu salata ve zeytinyağlı taze fasulyeyle güzel bir masa kuruyorum onlar soyunup dökünüp, yol yorgunluklarını üzerlerinden atmak için dinlenirlerken. gurur dolu gözlerle süzüyor masayı müstakbel kayınvalidem. hata arar gözlerle değil. çok seviniyorum. yemek yeniyor, çaylar içiliyor. iltifatın bini bir para. çok seviniyorum. çok mutluyum. güzel bir akşamüstü akşama bağlanırken ben fiziken kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. yoruldun sen kızım hadi odaya geç, dinlen diyor kayınvalidem. odaya geçiyorum. ben stres olduğumda ya da üzüldüğümde hasta olurum. fiks. hiç şaşmaz. yapma bunu, yapma bunu diye diye kendime, telkinin işe yaracağını sanarken uyuyakalıyorum. gözümü açtığımda herkes başımda. ateşim çıkmış. yaz günü. üzerimdeki elbiseyi kim ne zaman çıkardı, bana o atleti şortu kim giydirdi, rezillik diye düşündüğümü hatırlıyorum. hastaneye götürelim konuşmaları yapıyorlar sirkeli bez kompresi yaparken kayınvalidem. ateşim 40'a yakın. gözümü açamıyorum. gidiyoruz hastaneye. serum bağlıyorlar. ateşim düşüyor, gözüm açılıyor. annemi aramaları gerektiğini söylüyor kayınvalidem. gerek yok telaşlanmasın diyorum gecenin bir vakti. serum bitiyor, çıkıyoruz hastaneden eve geliyoruz. ateşim 38 civarı. bir iniyor, bir çıkıyor. tüm kemiklerim kırılmış sanki. ilaçlarımı alıyorum, yatıyorum. kayınvalidem sabaha kadar başımda bekliyor. tabiri caizse değil tam olarak sabaha kadar sevgilimle annesi yatağımın başucunda beni bekliyorlar. arada uyuyorum, uyanıyorum ama gecenin büyük kısmında sohbet ediyoruz. elma sirkesi kokusu eşliğinde. ah canım meryem annem. çok özledim seninle sohbet etmeyi.
evlenmeye karar verdikten sonra biz, bir gün sohbet ediyoruz kahvaltı sonrası kayınvalidemle. iyi düşündün mü kızım diyor. benim oğlum zor. hep öyleydi. sen de biliyorsun. seni de çok zorladı. evlenince hiçbir şey değişmeyecek biliyorsun değil mi? iyi düşündün mü? düşündüm anne diyorum. biliyorum, muhtemelen ayrılacağız. muhtemelen artık bir noktada devam edemeyeceğim. düşündüm ve göze aldım. senin için rahat değilse söyle ama bana. sence evlenmemeli miyiz? benim oğlum bir gün biriyle evlenecekse allah biliyor ya o kişi hem sen ol hem sen olma istiyorum kızım diyor bana. hele baba olacaksa... yanlış anlama beni, üzülme de bu sözlerime, ama bunlar gerçekler. benim oğlum seni üzecek. ben sana kıyamıyorum. senin çok mutlu olmanı istiyorum.
üzdü anne. ama çok mutlu da oldum. pişman değilim. asla. sen merak etme.
huzur içinde uyu. iyi ki tanımışım seni. iyi ki sen, senin gibi biriymişsin.
sene 2008 sanırım. ya da 2009 emin değilim. bir sevgilim var. inişli, çıkışlı, bir türlü kopamadığımız, bitiremediğimiz bir ilişki. ailesi yurt dışında yaşıyor. aslında tanıyorlar beni. bir iki kez bir araya gelmişiz. bir kez yaz tatilinde yazlığa gitmişim, bir kez dışarda yemek yenmiş. ama çok uzun uzadıya vakit geçirememişiz. babasına hemen kanım kaynamış. o da beni sevmiş, esaslı kız demiş benim için. canım benim. ama anne pek renk vermeyen bir tip. güler yüzlü, güzel, çok güzel bir kadın. altın rengi saçları var, yemyeşil güzel gözleri. yaşı hayli var ama neredeyse kırışmamış kadın. genetiği güzel diye geçiriyorum içimden. yunanistan doğumlu. sahi çok güzel olmayan göçmen var mı? çocuğumuz olursa işallah babaanneye çeker diye düşündüğümü hatırlıyorum. ah toyluk...
aile yine türkiye'ye gelecek. tabi evde bir telaş. evde dediğime bakmayın, bende bir telaş. adamın umrunda değil. daha tam birlikte yaşamıyoruz, eşyalarımın bir kısmı orada. ufak ufak toparlamaya çalışıyorum. ne yapıyorsun diyor. e toplayayım bunları, koyarız bir çantaya, göz önünde olmasın diyorum, ne münasebet diyor. yahu daha tam tanımıyorlar bile beni, istersen geldiklerinde hoşgeldiniiizz diye kapıyı ben açayım diyorum, hangi kapıyı, havaalanına karşılamaya gideceğiz birlikte diyor.
- aa öyle mi? düşünemedim ben hiç onu.
- düşünme zaten sen bunları, senin düşünecek başka şeylerin yok mu?
buraya bir ekleme yapmam lazım, ben bu adamla sonradan evlendim. birlikte toplamda 13 yıl geçirdik. ben bugün terapistinin "aklınızda, duygularınızda hiç korkmadan gezinebiliyorsunuz miko hanım, sizi bu konuda tebrik ve takdir etmek istiyorum, bu yolculukta size eşlik etmek benim için de son derece öğretici bir süreç oluyor" dediği bir insansam bunu bu adama borçluyum. o kadar çok zamanım ve alanım oldu ki, önce nasıl düşüneceğimi düşünmeyle işe başlamam gerektiğini öğrenebildim. müteşekkirim.
gün geliyor çatıyor, havaalanına gidiyor, karşılıyoruz aileyi. ön koltuğa oturması için arka kapıya yöneliyorum, saçmalama bakışı atıyor, kocasıyla gülüşüyor arka koltuğa otururken. trafikli bir yolculuktan sonra eve varıyoruz. o zamanlar bildiğim en havalı yemek perde pilavı. yanına pişirdiğim bonfile, bir yeşil, bir yoğurtlu salata ve zeytinyağlı taze fasulyeyle güzel bir masa kuruyorum onlar soyunup dökünüp, yol yorgunluklarını üzerlerinden atmak için dinlenirlerken. gurur dolu gözlerle süzüyor masayı müstakbel kayınvalidem. hata arar gözlerle değil. çok seviniyorum. yemek yeniyor, çaylar içiliyor. iltifatın bini bir para. çok seviniyorum. çok mutluyum. güzel bir akşamüstü akşama bağlanırken ben fiziken kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. yoruldun sen kızım hadi odaya geç, dinlen diyor kayınvalidem. odaya geçiyorum. ben stres olduğumda ya da üzüldüğümde hasta olurum. fiks. hiç şaşmaz. yapma bunu, yapma bunu diye diye kendime, telkinin işe yaracağını sanarken uyuyakalıyorum. gözümü açtığımda herkes başımda. ateşim çıkmış. yaz günü. üzerimdeki elbiseyi kim ne zaman çıkardı, bana o atleti şortu kim giydirdi, rezillik diye düşündüğümü hatırlıyorum. hastaneye götürelim konuşmaları yapıyorlar sirkeli bez kompresi yaparken kayınvalidem. ateşim 40'a yakın. gözümü açamıyorum. gidiyoruz hastaneye. serum bağlıyorlar. ateşim düşüyor, gözüm açılıyor. annemi aramaları gerektiğini söylüyor kayınvalidem. gerek yok telaşlanmasın diyorum gecenin bir vakti. serum bitiyor, çıkıyoruz hastaneden eve geliyoruz. ateşim 38 civarı. bir iniyor, bir çıkıyor. tüm kemiklerim kırılmış sanki. ilaçlarımı alıyorum, yatıyorum. kayınvalidem sabaha kadar başımda bekliyor. tabiri caizse değil tam olarak sabaha kadar sevgilimle annesi yatağımın başucunda beni bekliyorlar. arada uyuyorum, uyanıyorum ama gecenin büyük kısmında sohbet ediyoruz. elma sirkesi kokusu eşliğinde. ah canım meryem annem. çok özledim seninle sohbet etmeyi.
evlenmeye karar verdikten sonra biz, bir gün sohbet ediyoruz kahvaltı sonrası kayınvalidemle. iyi düşündün mü kızım diyor. benim oğlum zor. hep öyleydi. sen de biliyorsun. seni de çok zorladı. evlenince hiçbir şey değişmeyecek biliyorsun değil mi? iyi düşündün mü? düşündüm anne diyorum. biliyorum, muhtemelen ayrılacağız. muhtemelen artık bir noktada devam edemeyeceğim. düşündüm ve göze aldım. senin için rahat değilse söyle ama bana. sence evlenmemeli miyiz? benim oğlum bir gün biriyle evlenecekse allah biliyor ya o kişi hem sen ol hem sen olma istiyorum kızım diyor bana. hele baba olacaksa... yanlış anlama beni, üzülme de bu sözlerime, ama bunlar gerçekler. benim oğlum seni üzecek. ben sana kıyamıyorum. senin çok mutlu olmanı istiyorum.
üzdü anne. ama çok mutlu da oldum. pişman değilim. asla. sen merak etme.
huzur içinde uyu. iyi ki tanımışım seni. iyi ki sen, senin gibi biriymişsin.
devamını gör...
külotlu çorap yırtma fetişi
devamını gör...
