leyla ile mecnun replikleri
ben trt izlemiyorum ki. ben bu trt payını ödemem iskender. izlemiyorum ben trt.
devamını gör...
ülkü tamer
“aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.”
kendisini hep bu şiirle hatırlarım,çok değişik ve farklı bir kafada olduğunu gösteriyor bu şiir. 1 nisan 2018 yılında ebediyete intikal etmiştir. ruhu şad olsun.
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.”
kendisini hep bu şiirle hatırlarım,çok değişik ve farklı bir kafada olduğunu gösteriyor bu şiir. 1 nisan 2018 yılında ebediyete intikal etmiştir. ruhu şad olsun.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
değeri bilinmeyen hoş eser.
devamını gör...
çocukları can kulağıyla dinlemek
dinlerken başka bir iş yapmamaya ve göz temasına gayret ediyorum ancak her zaman değil. yıllarca bize okullarda çocuklarla konuşurken amerikan sit-com dizilerde olduğu gibi el ele göz göze oturup etkin bir dinleme yapmamızı öğrettiler. bu bir yere kadar doğru. göz teması ve uygun bedensel temas çocuğun rahatlaması kendine ve bana güven duyması kendini rahat ifade etmesi için çok anlamlı gerçekten ama arkadaş ben de o sırada gerçekten yetiştirmek zorunda olduğum bir işle uğraşıyorum. sınıfta isem bir başka cocuga yardım ediyor ya da bir sonraki etkinlik için malzeme hazırlıyorum. evde isem birazdan aç kurtlar gibi üstüme saldirmasinlar diye yemek hazırlıyorum falan. bu yüzden konusmaya başladığında dürüstçe söylüyorum. "eğer anlatacağım şey çok önemli ve uzun bir konu ise biraz sabret önce işimi bitireyim. ya da sen konuş ben hem işimi yapıp hem seni dinlemeye calisayim." burada karar ona ait. ancak her istediğinde karşısında onu dinleyecek birisi olmayabileceğini de bilmek zorunda. arkadaşları onu hep göz teması ve etkin şekilde dinlemeyecek çünkü.
dinlerken yorum yapmak yerine "hmm"
"anladım"
"..... oldu demek."
"sen bu konuda ne hissettin?"
"sence nasıl olmalıydı?"
"sonra ne oldu?" gibi sorularla konuşmaya ve duygu düşüncelerini anlatmaya teşvik etmek benim altın kuralım. ben genelde konuşma bitince "benimle paylaştığın icin teşekkür ederim. ne kadar güzel anlattın. çok iyi anladım."
diyor ve bekliyorum. genelde " sen ne diyorsun bu konuda ?" minvalinde bir soru gelene kadar yorum yapmıyorum. çunku çocuk benden yardım istemiyor sadece paylaşmak istiyor böylece çocuk başka zaman tekrar gelip benimle konuşmak için güven duyuyor. konu ciddi ve önemli ise o zaman elbette "bu konuda ben de kendi düşüncemi söyleyeyim ama karar sana ait" diyerek fikrimi ya da kuralını belirtiyorum.
çocukları dinlemek kolay değil. konudan sapmadan, kekelemeden, dürüst ve adil şekilde bir şey anlatmaları gerçekten zor, çok zor. hatta anlamlı ve gerekli bir şey anlatma olasılıkları da düşük. yalnız bazen o ciddiye almadığınız absurd hikayelerin içinden bilinçaltının kosesinde kıvrılıp kalmış bir canavar da çıkabiliyor.
insanı anlamanin en basit ve iyi yolu onu dinlemek. yüz hatlarını, ses tonunu, el kol hareketlerini, kelimelerini seçerken koyduğu tavrı dinlemek belki de anlattıklarından bile değerli.
dinlerken yorum yapmak yerine "hmm"
"anladım"
"..... oldu demek."
"sen bu konuda ne hissettin?"
"sence nasıl olmalıydı?"
"sonra ne oldu?" gibi sorularla konuşmaya ve duygu düşüncelerini anlatmaya teşvik etmek benim altın kuralım. ben genelde konuşma bitince "benimle paylaştığın icin teşekkür ederim. ne kadar güzel anlattın. çok iyi anladım."
diyor ve bekliyorum. genelde " sen ne diyorsun bu konuda ?" minvalinde bir soru gelene kadar yorum yapmıyorum. çunku çocuk benden yardım istemiyor sadece paylaşmak istiyor böylece çocuk başka zaman tekrar gelip benimle konuşmak için güven duyuyor. konu ciddi ve önemli ise o zaman elbette "bu konuda ben de kendi düşüncemi söyleyeyim ama karar sana ait" diyerek fikrimi ya da kuralını belirtiyorum.
çocukları dinlemek kolay değil. konudan sapmadan, kekelemeden, dürüst ve adil şekilde bir şey anlatmaları gerçekten zor, çok zor. hatta anlamlı ve gerekli bir şey anlatma olasılıkları da düşük. yalnız bazen o ciddiye almadığınız absurd hikayelerin içinden bilinçaltının kosesinde kıvrılıp kalmış bir canavar da çıkabiliyor.
insanı anlamanin en basit ve iyi yolu onu dinlemek. yüz hatlarını, ses tonunu, el kol hareketlerini, kelimelerini seçerken koyduğu tavrı dinlemek belki de anlattıklarından bile değerli.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
sünger foo
devamını gör...
geçen yaz
ozan açıktan'ın yönettiği, başrollerinde ece çeşmioğlu, fatih şahin, halit özgür sarı, aslıhan malbora, süreyya güzel ve kubilay tunçer'in paylaştığı türk yapımı netflix filmidir.
bence eh işte bir film olmuş. az önce izleyip bitirdim. yani bilmiyorum izlerken iyi hissettim ama bir sürü şey eksik geldi. ama kafa dağıtmak için izlenebilir. çok şey vadetmeyen bir film.
öncelikle anlatılmak isteneni anlamadığım bir film oldu. yani ne anlatmaya çalışıyorsun senaryo bize ne vermek istiyor anlamadım. o yüzden eh işte diyorum.
replikler bilerek boktandı sanırım. veya 90 larda replikler genel olarak boktandı. 90 larda yaşayanlar cevap versin cidden bu kadar rezalet bir konuşma tarzı mı vardı.
-naber
+ standart
vay kaan çaydamlı.
müzikleri çok beğendim. kostümleri. içkileri. dönemin yansıtılışını beğendim. filmin rengini başlarda sevmemiştim ama sonradan alıştım. izlerken bol bol lan ne güzel bir ortam dediğim bir film oldu.
filmi anlatmak gerekirse 90 larda bodrumda tatil yapan gençlerin dünyasını anlatıyor. bir tane genç (ama ergen olanından) dostumuzun geliş gidişlerini izliyoruz. 90 larda gençler nasıl takılıyor onları görüyoruz.
tavsiye ederim ama çok iddialı değilim. kafa dağıtmak için izlenir. eh işte film.
filmin amacını vallahi anlamadım. aşık olan bir ergenin dramı mı ? veya 90 larda aşk mı ? neydi anlamadım. eleman aşık oluyor sanırım. sonra aşık olduğu kız birileriyle seviştiği için kuduruyor. kıskançlık krizlerine girip içiyor. benim gençliğim lan bu baya benim ergenliğim.
çok garip filmdi. izlerken hoşuma gitti. bazı sahnelerde cringe denen olayı yaşadım. film bittiğinde güzeldi diyemedim. kötüydü demiyorum. eh işte diyorum tamam uzatmayıp eh işte diyorum.
başroldeki genç dostumuzun oyunculuğunu ve kıvırcık hanımefendiyi çok beğendim. bence oyunculukları güzeldi. filmin sonuna doğru babanın vermek istediği mesaj boktandı. filmde en çok beğendiğim kısım ise ailesini kaybetmiş çocuğun karizmasıydı. çocuk çok karizma lan. seviyor bu hayatı. dayak yiyor sonra gülüyor. dayak yiyor çocuğa el sallıyor. kıyak insan.
ha olayın şu kısmına gelirsek bu filmi sinemada izleseydim küfür ederdim. cidden küfür ederdim. netflixte izlediğim için eh işte diyorum.
bence eh işte bir film olmuş. az önce izleyip bitirdim. yani bilmiyorum izlerken iyi hissettim ama bir sürü şey eksik geldi. ama kafa dağıtmak için izlenebilir. çok şey vadetmeyen bir film.
öncelikle anlatılmak isteneni anlamadığım bir film oldu. yani ne anlatmaya çalışıyorsun senaryo bize ne vermek istiyor anlamadım. o yüzden eh işte diyorum.
replikler bilerek boktandı sanırım. veya 90 larda replikler genel olarak boktandı. 90 larda yaşayanlar cevap versin cidden bu kadar rezalet bir konuşma tarzı mı vardı.
-naber
+ standart
vay kaan çaydamlı.
müzikleri çok beğendim. kostümleri. içkileri. dönemin yansıtılışını beğendim. filmin rengini başlarda sevmemiştim ama sonradan alıştım. izlerken bol bol lan ne güzel bir ortam dediğim bir film oldu.
filmi anlatmak gerekirse 90 larda bodrumda tatil yapan gençlerin dünyasını anlatıyor. bir tane genç (ama ergen olanından) dostumuzun geliş gidişlerini izliyoruz. 90 larda gençler nasıl takılıyor onları görüyoruz.
tavsiye ederim ama çok iddialı değilim. kafa dağıtmak için izlenir. eh işte film.
filmin amacını vallahi anlamadım. aşık olan bir ergenin dramı mı ? veya 90 larda aşk mı ? neydi anlamadım. eleman aşık oluyor sanırım. sonra aşık olduğu kız birileriyle seviştiği için kuduruyor. kıskançlık krizlerine girip içiyor. benim gençliğim lan bu baya benim ergenliğim.
çok garip filmdi. izlerken hoşuma gitti. bazı sahnelerde cringe denen olayı yaşadım. film bittiğinde güzeldi diyemedim. kötüydü demiyorum. eh işte diyorum tamam uzatmayıp eh işte diyorum.
başroldeki genç dostumuzun oyunculuğunu ve kıvırcık hanımefendiyi çok beğendim. bence oyunculukları güzeldi. filmin sonuna doğru babanın vermek istediği mesaj boktandı. filmde en çok beğendiğim kısım ise ailesini kaybetmiş çocuğun karizmasıydı. çocuk çok karizma lan. seviyor bu hayatı. dayak yiyor sonra gülüyor. dayak yiyor çocuğa el sallıyor. kıyak insan.
ha olayın şu kısmına gelirsek bu filmi sinemada izleseydim küfür ederdim. cidden küfür ederdim. netflixte izlediğim için eh işte diyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
gözyaşlarım süzülürken yanaklarımdan, solgun gecenin hiddetli rüzgarı yüzüme çarpıyor. inanın hanımlar, baylar. insan hayatında bu kadar kötü durumda olamaz. ha bire içiyorum. canım felaket sıkılıyor. dünya bana dar geliyor. ama tuhaftır ki üzüldüğüm, ağladığım ölçüde de keyifleniyorum. diş ağrısından çekilen zevk vardır ya, o mesele benimki de. ben de zevk alıyorum. fakat bundan zevk aldığımı anımsadığım an da kendime lanetler ediyorum. niçin? bunun nedenini de kestiremiyorum. bazı noktalarda tıkanıveriyor akıl etme yetim.
oh, kaçıncı kez karalıyorum! gerçi karalayıp karalamadığım da şüpheli. aslında bakarsanız her şey şüpheli.
insan acıdan zevk alamaz. en azından bize söylenen bu, öyle değil mi? acıdan zevk alamayacağımız söylenir, teolojik bir kökeni bile var denebilir bu işin. bakın, kimse acıyı övmüyor. deliliği övmüyor. hüznü övmüyor. ölümü övmüyor! niye!
illaki hayat ve neşe mi övülecek?
insan doğası deyip duruyorum nice zamandır. insan olmak, insan doğasından sıyrılmaktır, diyorum. kendi kendime aforizmalar üretip sefa içinde yaşıyorum. ama benliğimin bir parçası insan doğasından ayrılarak ne kadar yabanileştiğimi kanıksıyor gittikçe. bu ne demek biliyor musunuz? siz anlayamazsınız. eğer kendinize insan diyorsanız, anlayamazsınız. ayrımı anlayabildiniz mi? asıl insan kim? biliyorsunuz artık.
ve nokta nokta nokta. uzunca bir üç nokta! siz doldurun!
oh, kaçıncı kez karalıyorum! gerçi karalayıp karalamadığım da şüpheli. aslında bakarsanız her şey şüpheli.
insan acıdan zevk alamaz. en azından bize söylenen bu, öyle değil mi? acıdan zevk alamayacağımız söylenir, teolojik bir kökeni bile var denebilir bu işin. bakın, kimse acıyı övmüyor. deliliği övmüyor. hüznü övmüyor. ölümü övmüyor! niye!
illaki hayat ve neşe mi övülecek?
insan doğası deyip duruyorum nice zamandır. insan olmak, insan doğasından sıyrılmaktır, diyorum. kendi kendime aforizmalar üretip sefa içinde yaşıyorum. ama benliğimin bir parçası insan doğasından ayrılarak ne kadar yabanileştiğimi kanıksıyor gittikçe. bu ne demek biliyor musunuz? siz anlayamazsınız. eğer kendinize insan diyorsanız, anlayamazsınız. ayrımı anlayabildiniz mi? asıl insan kim? biliyorsunuz artık.
ve nokta nokta nokta. uzunca bir üç nokta! siz doldurun!
devamını gör...
aşık olma isteği
hafif bir kırgınlık yapıyor. aspirin alın yatın uyuyun, hemen geçiyor.
devamını gör...
tuhaf takıntılar
evlerde eskiden kalma camekanlı dantelli büyük büfelere karşı alerjim var. eğer o büfenin içinde eski siyah beyaz fotoğraflar varsa ne o eve yaklaşırım ne de yanında yemek yiyebilirim.
bu takıntı berbat bir rüya sonucu oluştu ve rüyada neredeyse gerçeğe dönüşüyordu, kendimi ancak dışarı atabildim. buyurun bu da o rüya.
#93243
bu takıntı berbat bir rüya sonucu oluştu ve rüyada neredeyse gerçeğe dönüşüyordu, kendimi ancak dışarı atabildim. buyurun bu da o rüya.
#93243
devamını gör...
inter'in yeni forması
vieri,toldo,zanetti ve materazzi beğendi mi acaba?hiç sanmıyorum.sünnet çocuğu kıyafetine benzemiş.sen de mi inter.
devamını gör...
ağlatan şarkı sözleri
ajdar - çikita muz
devamını gör...
24 yaşında olmak
geç kalınmışlık ya da imkansızlık benim karakterim değildir ve sanırım olmayacaktır yaşı.
24'ünü yarılamış birisi olarak sanırım hiçbir dönem yaşımın insanı olamadım. 21 yaşımda, artık hayatın katlanılamaz bir gerçek olduğunu düşündüğüm yaşta, intihar etmeyi de her şeyi bırakıp toz olmayı da düşünmüş birisi olarak 24 yaşı daha az depresif buluyorum. ama tüm bunlara rağmen, 22 yaşımda tüm hayatımı değiştirebilme cesaretini gösterebildim. sadece bir çocukluk hayalime tutunup o hayalin peşinden gitmeye çalışıyorum ve yapıyorum da.
5 sene boyunca türkiye gerçeklerinin peşimi bırakmadığını iliklerime kadar hissettiğim, hiçbir derde derman olmayacak bir üniversitenin maliye bölümünü bitirdim. çocukluk hayalim ise bu ülkenin bir savcısı olmak. mümkün mü? evet, ama zor. ama ben de vazgeçecek birisi değilim. 5 senede de hukuk eğitimimi bitirsem, 28-29 yaşımda mesleğe atılıyorum. geç mi kaldım? hiç sanmıyorum.
24'ünü yarılamış birisi olarak sanırım hiçbir dönem yaşımın insanı olamadım. 21 yaşımda, artık hayatın katlanılamaz bir gerçek olduğunu düşündüğüm yaşta, intihar etmeyi de her şeyi bırakıp toz olmayı da düşünmüş birisi olarak 24 yaşı daha az depresif buluyorum. ama tüm bunlara rağmen, 22 yaşımda tüm hayatımı değiştirebilme cesaretini gösterebildim. sadece bir çocukluk hayalime tutunup o hayalin peşinden gitmeye çalışıyorum ve yapıyorum da.
5 sene boyunca türkiye gerçeklerinin peşimi bırakmadığını iliklerime kadar hissettiğim, hiçbir derde derman olmayacak bir üniversitenin maliye bölümünü bitirdim. çocukluk hayalim ise bu ülkenin bir savcısı olmak. mümkün mü? evet, ama zor. ama ben de vazgeçecek birisi değilim. 5 senede de hukuk eğitimimi bitirsem, 28-29 yaşımda mesleğe atılıyorum. geç mi kaldım? hiç sanmıyorum.
devamını gör...
pluviophile (yazar)
online listesinde ilk denk geldiğimde, ilginç bir nick ne anlama geliyor diye araştırmıştım. o çok hoş tanımı okurken kafamda arka sekmelerde yağmurlu şarkılar çalmaya başlamıştı. kendisinin tanımlarına her denk geldiğimde de o anı hatırlatan yazardır. ne garip ki bu sene kurak geçiyor *, umarım yağmurlar başlar da onun da keyfi artar, yazılarına da devam eder keyifle.
takipteyim keyifle...
takipteyim keyifle...
devamını gör...
10 parmak klavye kullanmak
kanada'ya göçmen olarak gittiğimde, öğrendiğim tekniktir.
ülkeye girdikten sonra iş bulmak için önümdeki en büyük bariyer kanada'da iş tecrübemin olmamasıydı, şaka gibi ama gerçek. her iş başvurumda "canadian experience" soruyorlar, hangi firma hangi pozisyon hangi iş kolu hiç bir önemi yok, yeter ki daha önce kanada'da çalışmış ol.
azmedip iki ayda falan çözmüştüm, veri giriş operatörü olarak ilk işimi öyle buldum, kendi mesleğimle ilgili bir pozisyona ancak bir yıl sonra geçebilmiştim.
ınternet ortamında 10 parmak yazım için klavye egzersizi yapabileceğiniz bir çok kaynak bulabilirsiniz.
ülkeye girdikten sonra iş bulmak için önümdeki en büyük bariyer kanada'da iş tecrübemin olmamasıydı, şaka gibi ama gerçek. her iş başvurumda "canadian experience" soruyorlar, hangi firma hangi pozisyon hangi iş kolu hiç bir önemi yok, yeter ki daha önce kanada'da çalışmış ol.
azmedip iki ayda falan çözmüştüm, veri giriş operatörü olarak ilk işimi öyle buldum, kendi mesleğimle ilgili bir pozisyona ancak bir yıl sonra geçebilmiştim.
ınternet ortamında 10 parmak yazım için klavye egzersizi yapabileceğiniz bir çok kaynak bulabilirsiniz.
devamını gör...
the social dilemma
izledikten sonra tüm bildirimleri kapatıp sosyal medyayı silmeye karar verdiğim belgeseldir. sadece bir gün sürmüştür tabii orası ayrı konu
devamını gör...
kardeşine kötü davrandığını fark ettiğin o an
kardeşimle yaş farkı çok fazla olduğundan hem anne hem ablaydım.bebekliği,çocukluğu ve genç bir kız oluşu hep gözümün önündeydi.
üstelik annemden öyle öğrendiğim için otoriter ve mesafeli bir anne ve her an her şeyiyle ilgilense de sinir bozucu bir ablaydım.
o yüzden, dönüp baktığımda kardeşime hiç de güzel davranmadığımı fark ediyorum, içimde bir sızı hissediyorum.onu üzdüğüm için çok üzgünüm.
yürütgeçte peki peki anladıkla dans ederken halini gözümün önüne getiriyorum.
özür dilerim sevgili kardeşim.
seni seviyorum.
üstelik annemden öyle öğrendiğim için otoriter ve mesafeli bir anne ve her an her şeyiyle ilgilense de sinir bozucu bir ablaydım.
o yüzden, dönüp baktığımda kardeşime hiç de güzel davranmadığımı fark ediyorum, içimde bir sızı hissediyorum.onu üzdüğüm için çok üzgünüm.
yürütgeçte peki peki anladıkla dans ederken halini gözümün önüne getiriyorum.
özür dilerim sevgili kardeşim.
seni seviyorum.
devamını gör...
dünyadaki en büyük hüzün
bedeniniz hayattayken ruhunuzun ölmüş olmasıdır.
bundan daha hüzün veren ne vardır bu dünyada? yaşama sevincini kaybedip yaşamaya devam etmek zordur.
bundan daha hüzün veren ne vardır bu dünyada? yaşama sevincini kaybedip yaşamaya devam etmek zordur.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu içerisindeki gerginlik
eğer varsa* sadece sözlük diye düzenlenerek çözülebilecek gerginlik.
kafa sözlük diye başlayanı, normal sözlük yapma, sadece sözlük yap devamını aynı bırak.
yani,
başını sil kafi.
baş ile kafa aynı de mi?
ayy, bir mahzunluk çöktü bana.
neyyyse, sözlüğü ben yeterince kurtardım,
çok işim var ahali.
siz devam edin.
kafa sözlük diye başlayanı, normal sözlük yapma, sadece sözlük yap devamını aynı bırak.
yani,
başını sil kafi.
baş ile kafa aynı de mi?
ayy, bir mahzunluk çöktü bana.
neyyyse, sözlüğü ben yeterince kurtardım,
çok işim var ahali.
siz devam edin.
devamını gör...
ak saray
sözde dindar liderin kendisi için yaptırdığı 350 milyon dolar tutarındaki saraydır.
asıl adı cumhurbaşkanlığı sarayıdır.
halk arasında ak saray diye, muhalifler arasında ise kaç-ak saray olarak geçer.
“ey muaviye! eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır. eğer halkın parasıyla yaptırdıysan ihanettir ve haramdır. kul hakkına girer. bunu ancak firavunlar yapar”. hz. ebu zerri’-l ğıfari
allah ebû zer’e rahmet eylesin! o, yalnız yaşar, yalnız yürür, yalnız başına vefât eder ve yalnız başına haşrolunur.
işte iltifat-ı nebevi
dininiz bütün ise allah'tan korkuyor iseniz halk açlık ve sefalet içindeyken o halkın parasını kendi keyfiniz ve gücünüz uğrunda feda etmezsiniz.
asıl adı cumhurbaşkanlığı sarayıdır.
halk arasında ak saray diye, muhalifler arasında ise kaç-ak saray olarak geçer.
“ey muaviye! eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır. eğer halkın parasıyla yaptırdıysan ihanettir ve haramdır. kul hakkına girer. bunu ancak firavunlar yapar”. hz. ebu zerri’-l ğıfari
allah ebû zer’e rahmet eylesin! o, yalnız yaşar, yalnız yürür, yalnız başına vefât eder ve yalnız başına haşrolunur.
işte iltifat-ı nebevi
dininiz bütün ise allah'tan korkuyor iseniz halk açlık ve sefalet içindeyken o halkın parasını kendi keyfiniz ve gücünüz uğrunda feda etmezsiniz.
devamını gör...
norveç deyince akla gelenler
refah,
soğuk,
doğa,
kuzey ışıkları.
soğuk,
doğa,
kuzey ışıkları.
devamını gör...