sevilen şey için ölmeye değer mi sorunsalı
''hayatta hiçbir şey uğrunda ölmek için istenmez. her şey yaşamamız için olmalıdır.''
sabahattin ali.
sabahattin ali.
devamını gör...
yaşanan şehrin en güzel yanı
ilkbaharda ve sonbaharda çok güzel oluyor. ağaçlar boyuyor resmen şehri. *
devamını gör...
normal sözlük'e girişte ilk mesaj atan moderatör
o gerçek miydi? ben onu robot sandım da cevap vermediydim. dur vereyim.
edit: cevap verdim ama kırılmış olmalı ki geri dönüş yapmadı.
edit: cevap verdim ama kırılmış olmalı ki geri dönüş yapmadı.
devamını gör...
iki çeşit insan vardır
iyi ve kötü.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
var git ülkene
değme vişne cennetine
buralar hep dutluktu
sence biz o lafları yuttuk mu?
değme vişne cennetine
buralar hep dutluktu
sence biz o lafları yuttuk mu?
devamını gör...
yavuz çetin
oyuncak dünya adlı parçasını ilk dinlediğimde gitara başlamaya karar verdim ve bir akustik gitar sipariş ettim. işte böyle büyük bir adamdır kendisi.
şimdi ise parçalarını çalmayı en çok sevdiğim adamdır. mesele sadece iyi gitar çalmak değil, o sahneye çıktığında gitarı eline aldığında, onun içindeki ruh hepimizi sarmalıyor. huzur içinde uyu yavuz abi...
şimdi ise parçalarını çalmayı en çok sevdiğim adamdır. mesele sadece iyi gitar çalmak değil, o sahneye çıktığında gitarı eline aldığında, onun içindeki ruh hepimizi sarmalıyor. huzur içinde uyu yavuz abi...
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
sözlüğe kaydolduğum günden beri en sevdiğim yazarlarımızdan birisiydi. bahsedildiği gibi "ben gidiyorum, sizi de götüreyim" tarzı bir söylemde de bulunmamıştı. "gidiyorum, iletişimi koparmayalım" gibi bir mesajdı gelen. hal hatır sorardık birbirimize. çok naif bir insandı gidişiyle çok üzmüştür. umarım dönüşüyle sevindirir. sanmıyorum döneceğini ama umarım haksız çıkarım.
devamını gör...
kitap kazanmak için kendini kasmayan yazar
800 tanım yazmaya vakti olmayan yazardır. keşke olsaydı.
devamını gör...
banka personelinin sohbet açma uğraşı
maalesef güzel kalple veya incelikle alakası olmayan durumdur. bu kişilerin görev tanımlarında zaten sizinle bu şekilde iletişim kurma görevi yer alır. yaşınıza, işinize, kırsalda ya da şehir merkezinde yaşıyor olmanıza, konuşmanıza göre sizinle nasıl iletişim kuracaklarını çok iyi bilirler. kişiye kendini değerli hissettirmek amaçlanır, iyilik yapmak değil.
insanlar kendini önemli, kıymetli, özel hissettiği insanlar ve mekanlarla ilişki kurmaya dolayısıyla da alışveriş yapmaya meyillidir. banka personelinin kurduğu iletişim neticesinde banka, bir insan değil "müşteri" kazanma uğraşındadır. yani personel sizinle konuşurken kişisel iletişim kuruyor olsa da insan kimliğiyle değil bir satıcı olarak yapar bunu.
insanlar kendini önemli, kıymetli, özel hissettiği insanlar ve mekanlarla ilişki kurmaya dolayısıyla da alışveriş yapmaya meyillidir. banka personelinin kurduğu iletişim neticesinde banka, bir insan değil "müşteri" kazanma uğraşındadır. yani personel sizinle konuşurken kişisel iletişim kuruyor olsa da insan kimliğiyle değil bir satıcı olarak yapar bunu.
devamını gör...
başörtüsüyle okumak isteyenler arabistan'a gitsin
üniversiteye girdiğim sene başörtüsü yasağı kalkmak üzereydi. biz de arkadaşlarımıza destek vermiştik. çünkü bana göre haksızlığa uğrayanı savunmak görevdi. salt iyi amaçlarla hareket etmiştik. nereden bilelim bu arkadaşların her meselede bir komplo aradığını, kendileri hariç herkesi ahlaksız gördüklerini, aynı şeyleri hissetmediğimizi, aynı dili konuşmadığımızı...
yıllar geçti ve artık başörtülü hakimler, öğretmenler, polisler ve askerler var. çalıştığım alkollü içkiler sektörünü bile denetlemeye gelen arkadaşlar başörtülü. asla tokalaşmıyorlar. haram saydıkları içkiyi bırakın tatmayı, şişesini bile tutmamaya çalışarak denetlemeye çalışıyorlar. artık ne kadar denetleyebildiklerini size bırakıyorum. işin gerektirdiği hiçbir niteliğe sahip olmayan, erkeklerle tokalaşmayı dahi reddeden bir kafaya gıda sektörünün denetlenmesi emanet edilmiş.
danıştay, sabah akşam reislerini öven twitler giren tesettürlü yargıç bacılarımızla doldurulmuş. okullarımız ve hastanelerimiz cemaat çıkışlı, 7. yüzyıldan kalma kafalara emanet.
daha geçenlerde özlem zengin'i gördünüz. artık seviye işkencenin normalleştirilmesine kadar geldi. üstelik kendileri gibi başörtülü bacılarına da zulmediyorlar. zulüm konusuna master yaptılar. ellerinden gelse kendi inançlarına aykırı olan her şeyi yasaklayacaklarına, ülkeyi islam devletine çevireceklerine hiç şüpheniz olmasın. aynı mahallelerde yaşadığımıza bakmayın, biz çoktan bölünmüşüz. bunların zihinlerinde ve kalplerinde zaten zındıkmışız da haberimiz yokmuş. yüzlerinize gülen komşularınız en ufak kıvılcımda sizi boğazlamaya gelecek. bunu yapacaklarını defalarca ulusal televizyonlardan ilan ettiler. camide içki içtilerle, yalancı gelinlerle, 15 temmuzlarla bunun provalarını yaptılar. bizler onlar için karıları, kızları, malları ve canları helal olan gayrimüslimleriz.
ben pişmanım, pek çok arkadaşımız pişman, milyonlar pişman. fakat devran döndüğünde ne atamız mustafa kemal gibi yumuşak davranacağız, ne de cumhuriyeti bir grup şeyhe teslim eden babalarımız gibi saf olacağız.
yıllar geçti ve artık başörtülü hakimler, öğretmenler, polisler ve askerler var. çalıştığım alkollü içkiler sektörünü bile denetlemeye gelen arkadaşlar başörtülü. asla tokalaşmıyorlar. haram saydıkları içkiyi bırakın tatmayı, şişesini bile tutmamaya çalışarak denetlemeye çalışıyorlar. artık ne kadar denetleyebildiklerini size bırakıyorum. işin gerektirdiği hiçbir niteliğe sahip olmayan, erkeklerle tokalaşmayı dahi reddeden bir kafaya gıda sektörünün denetlenmesi emanet edilmiş.
danıştay, sabah akşam reislerini öven twitler giren tesettürlü yargıç bacılarımızla doldurulmuş. okullarımız ve hastanelerimiz cemaat çıkışlı, 7. yüzyıldan kalma kafalara emanet.
daha geçenlerde özlem zengin'i gördünüz. artık seviye işkencenin normalleştirilmesine kadar geldi. üstelik kendileri gibi başörtülü bacılarına da zulmediyorlar. zulüm konusuna master yaptılar. ellerinden gelse kendi inançlarına aykırı olan her şeyi yasaklayacaklarına, ülkeyi islam devletine çevireceklerine hiç şüpheniz olmasın. aynı mahallelerde yaşadığımıza bakmayın, biz çoktan bölünmüşüz. bunların zihinlerinde ve kalplerinde zaten zındıkmışız da haberimiz yokmuş. yüzlerinize gülen komşularınız en ufak kıvılcımda sizi boğazlamaya gelecek. bunu yapacaklarını defalarca ulusal televizyonlardan ilan ettiler. camide içki içtilerle, yalancı gelinlerle, 15 temmuzlarla bunun provalarını yaptılar. bizler onlar için karıları, kızları, malları ve canları helal olan gayrimüslimleriz.
ben pişmanım, pek çok arkadaşımız pişman, milyonlar pişman. fakat devran döndüğünde ne atamız mustafa kemal gibi yumuşak davranacağız, ne de cumhuriyeti bir grup şeyhe teslim eden babalarımız gibi saf olacağız.
devamını gör...
tlc
çoğumuzun ancak rüyasında görebileceği bahçeli, havuzlu, bir tarafı orman, bir tarafı göl yada deniz manzaralı, 4, 5 odalı, 3, 4 banyolu kocaman evi geziyor jack ile jessica yada john ile jennifer...
herşey güzel giderken banyoyu gören jessica diyorki "aaa hayııır bu evi alamayız, banyoda sadece bir lavabo var, kocamla aynı lavaboyu paylaşamam, çift lavabo olsaydı şahane olurdu."
sayesinde dünyanın öbür tarafında ne dertler olduğunu öğrendiğimiz tv kanalı.
herşey güzel giderken banyoyu gören jessica diyorki "aaa hayııır bu evi alamayız, banyoda sadece bir lavabo var, kocamla aynı lavaboyu paylaşamam, çift lavabo olsaydı şahane olurdu."
sayesinde dünyanın öbür tarafında ne dertler olduğunu öğrendiğimiz tv kanalı.
devamını gör...
sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı
şimdiki nesil pek bilmez ama biz küçükken bizi çıldırtan bir konuydu. bilmeyene anlatayım:
önce bir kurban bulunur ve ona sadece şu soru sorulur: sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
olay bundan sonra başlar, zavallı kurbanımız buna masumane bir cevap verir ve olaylar şöyle gelişir:
kurban : sorunuza "anlat" diye cevap verir.
siz yanıtlarsınız: anlat demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
anlatma.
anlatma demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
sen iyi misin?
sen iyi misin demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
lan git işine!
lan git işine demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
ya sabırrrrrrrrrrrrr,
ya sabırrrrrrrrrrrrr demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
böylece isterseniz sonsuza kadar, karşınızdakini çıldırtıncaya kadar sürer giderdi bu konu....
önce bir kurban bulunur ve ona sadece şu soru sorulur: sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
olay bundan sonra başlar, zavallı kurbanımız buna masumane bir cevap verir ve olaylar şöyle gelişir:
kurban : sorunuza "anlat" diye cevap verir.
siz yanıtlarsınız: anlat demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
anlatma.
anlatma demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
sen iyi misin?
sen iyi misin demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
lan git işine!
lan git işine demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
ya sabırrrrrrrrrrrrr,
ya sabırrrrrrrrrrrrr demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
böylece isterseniz sonsuza kadar, karşınızdakini çıldırtıncaya kadar sürer giderdi bu konu....
devamını gör...
laktik asit
kaslarda depolanan glikojenin yıkılması sonucu yan ürün olarak oluşan, kaslarda birikerek halsizliğe ve ağrıya sebep olan bir organik hidroksi asit.
devamını gör...
pandemi bitince yapılacaklar
sevdiğim insanlara koşuyor olacağım sanırım.doya doya sarılıp özlem gidermek isterim ilk.daha sonra da pandemide değerini anladığım,eksik kaldığım,yapmadığım ne varsa elimden geldiğince yapmaya çalışırdım galiba ya.
devamını gör...
güne bir söz bırak
sevginin yanına huzuru koy bugün.
umudu unutma. tek tek sil seni üzen ne varsa.
bak bugün cumartesi...
birhan eroğlu
umudu unutma. tek tek sil seni üzen ne varsa.
bak bugün cumartesi...
birhan eroğlu
devamını gör...
foto isteme manyaklığı
antipatik kişilerdir.
daha doğru düzgün muhabbet etmeden fotoğraf isteme cesareti gösterebilir ve bu cesaretini de gösterdiği için kendisini piksel piksel yakınlaştırıp dövmek gerekir.
"fotoğraf atsana, boydan atsana, atsana " cümlesiyle adeta sinirlerinizi bozabilir bu zat-ı boy'cular.
insanların bu fotoğraf isteme olayında genel olarak anlamadığı şey, fotoğraf atmak isteyen insan siz fotoğraf atsana diye isteyip darlamadan da atar.
canı fotoğraf atmak isterse de atar,atar yani malum zat'a anlatır gibi anlatılmalı belki ama atarr yani ataarr !!.
bu kadar sert tepki veren yazarınızın da en sinir olduğu harekettir.
sosyal medyasini resim atölyesine çevirip, profili 350 fotografla donatılmış sosyal medya kullanicisindan da,"hala fotoğraf ister hem de boydan. sanki sırf bunun için kodlanmış insan evlatları.
(bkz: sorgusuz sualsiz engellenmesi gereken insancıklar)
daha doğru düzgün muhabbet etmeden fotoğraf isteme cesareti gösterebilir ve bu cesaretini de gösterdiği için kendisini piksel piksel yakınlaştırıp dövmek gerekir.
"fotoğraf atsana, boydan atsana, atsana " cümlesiyle adeta sinirlerinizi bozabilir bu zat-ı boy'cular.
insanların bu fotoğraf isteme olayında genel olarak anlamadığı şey, fotoğraf atmak isteyen insan siz fotoğraf atsana diye isteyip darlamadan da atar.
canı fotoğraf atmak isterse de atar,atar yani malum zat'a anlatır gibi anlatılmalı belki ama atarr yani ataarr !!.
bu kadar sert tepki veren yazarınızın da en sinir olduğu harekettir.
sosyal medyasini resim atölyesine çevirip, profili 350 fotografla donatılmış sosyal medya kullanicisindan da,"hala fotoğraf ister hem de boydan. sanki sırf bunun için kodlanmış insan evlatları.
(bkz: sorgusuz sualsiz engellenmesi gereken insancıklar)
devamını gör...
28 şubat 1997 postmodern darbesi
aslında bir sürecin genel adıdır. sonuçları günümüzü şekillendirmede çok etkili olmuştur.
refah partisi 1995 seçimlerinden birinci parti olarak çıktı ve uzun bir hükümet kurma çabalarının sonucunda tansu çiller’in partisi dyp ile refah yol hükümetini kurdu. necmettin erbakan başbakan oldu.
o dönemler askerin ülke yönetimi üzerinde ağırlığı fazlaydı. askerin zaten kuşkuyla baktığı erbakan, başbakan olduktan sonra yaptığı bazı ziyaret ve toplantılarla şimşekleri hepten üzerine çekti. ilk ziyaretini iran’a yaptı. sonrasında libya’da kaddafi’yi çadırında ziyaret etti. bu ziyarette kaddafi türkiye aleyhine ağır ifadeler söyledi ama erbakan dut yemiş bülbüle dönmekle eleştirildi. başbakanlık konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi. konuta sarıklı ve cübbelileri doldurdu. fettullah gülen’i de davet etmişti ama feto katılmadı. (eskiden feto derdik bu imama). hatta gülen, sonrasında askerin doğru yaptığını söyleyecekti.
süreci hızlandıran diğer gelişmelerden bazıları da şunlar oldu. sincan belediyesi “kudüs gecesi” düzenledi, cihat adıyla tiyatro gösterisi yapıldı. 23 şubatta ise fatih camii önünde sarıklılar “şeriat isteriz, yaşasın hizbullah” sloganları attı.
deniz kuvvetleri komutanı bir açıklama yaparak, irticanın pkk’dan daha tehlikeli olduğunu söyledi.
nihayetinde 28 şubat’ta mgk toplandı ve aldığı tavsiye kararlarını hükümete sundu. tabii ki erbakan kararların çok ağır olduğunu söyleyerek imzalamadı. 18 haziranda ise istifa etti. sonraki süreçte rp kapatılacaktı. bu sürecin postmodern darbe adıyla anılması ise kanlı bir darbe olmaması ve dolaylı olarak hükümetin istifaya zorlanmasıydı.
günümüzü nasıl şekillendirdiği konusu ise sürecin devamında parti içindeki bir grubun bu olaylardan dersler çıkarması, mağdurluğunu çok iyi kullanması ve askerin etkisi çeşitli yöntemler ile azaltarak iktidarını uzun yıllar ayakta tutması olacaktı.
refah partisi 1995 seçimlerinden birinci parti olarak çıktı ve uzun bir hükümet kurma çabalarının sonucunda tansu çiller’in partisi dyp ile refah yol hükümetini kurdu. necmettin erbakan başbakan oldu.
o dönemler askerin ülke yönetimi üzerinde ağırlığı fazlaydı. askerin zaten kuşkuyla baktığı erbakan, başbakan olduktan sonra yaptığı bazı ziyaret ve toplantılarla şimşekleri hepten üzerine çekti. ilk ziyaretini iran’a yaptı. sonrasında libya’da kaddafi’yi çadırında ziyaret etti. bu ziyarette kaddafi türkiye aleyhine ağır ifadeler söyledi ama erbakan dut yemiş bülbüle dönmekle eleştirildi. başbakanlık konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi. konuta sarıklı ve cübbelileri doldurdu. fettullah gülen’i de davet etmişti ama feto katılmadı. (eskiden feto derdik bu imama). hatta gülen, sonrasında askerin doğru yaptığını söyleyecekti.
süreci hızlandıran diğer gelişmelerden bazıları da şunlar oldu. sincan belediyesi “kudüs gecesi” düzenledi, cihat adıyla tiyatro gösterisi yapıldı. 23 şubatta ise fatih camii önünde sarıklılar “şeriat isteriz, yaşasın hizbullah” sloganları attı.
deniz kuvvetleri komutanı bir açıklama yaparak, irticanın pkk’dan daha tehlikeli olduğunu söyledi.
nihayetinde 28 şubat’ta mgk toplandı ve aldığı tavsiye kararlarını hükümete sundu. tabii ki erbakan kararların çok ağır olduğunu söyleyerek imzalamadı. 18 haziranda ise istifa etti. sonraki süreçte rp kapatılacaktı. bu sürecin postmodern darbe adıyla anılması ise kanlı bir darbe olmaması ve dolaylı olarak hükümetin istifaya zorlanmasıydı.
günümüzü nasıl şekillendirdiği konusu ise sürecin devamında parti içindeki bir grubun bu olaylardan dersler çıkarması, mağdurluğunu çok iyi kullanması ve askerin etkisi çeşitli yöntemler ile azaltarak iktidarını uzun yıllar ayakta tutması olacaktı.
devamını gör...
metro turizm'in insan kaçakçılığı yapması
iyi hizmet dışında her şeyi yaptın be metro turizm..
devamını gör...

