eğer sadece sen emek verdiğin için devam ediyorsa,
eğer her türlü çareyi denemiş ve artık bıkmışsan,
eğer bir gram sevgi için kendini kaybetme noktasına gelmişsen ve
eğer insanların, sen istediğin için değil sadece kendisi isterse değişebileceğinin farkına varacak kadar olgunlaşmışsan, artık ne olacaksa olsun diyerek olayları akışına bırakman gerekir ki herkes eteğindeki taşları döksün ve artık ne olacaksa olsun...
devamını gör...

bu da gelir bu da geçer ağlama, diyeceğim başlık.
sabır hacı da diyebilirim.
devamını gör...

sultan 1.murad'ın üçüncü şehzadesi yıldırım bayezid'in hayatta kalan küçük kardeşidir. 1389 yılında 1.kosova savaşında osmanlı ordusunun sol kanadına kumanda etmiştir. savaş son bulduktan sonra düşmanı kovalayan birliklere kumanda etmek için savaş alanından ayrılmıştır. o sırada sultan murad han sırp suikastçi miloş obiliç tarafından şehit edilmiş ve acil toplanan ulema bir karışıklık çıkmaması için katline karar vermiş akabinde abisinin otağına girdiği esnada boğdurulmuştur. naaşı o dönem osmanlı devletinin başkenti olan bursada resmi tören ile defnedilmiştir.
devamını gör...

"ölüler yaşayanlardan daha çok çiçek alır, çünkü pişmanlık minnetten daha güçlüdür."

- anne frank
devamını gör...

elmas yüzük etkisinin bir benzerini oluşturan ve bir tam güneş tutulması sırasında karşılaştığımız olay.

ay, bir tam tutulma esnasında güneş'i tamamen kapatır. ancak ay mükemmel ve pürüzsüz bir küre değildir. üzerinde dağlar, derin vadiler, kraterler gibi birçok yüzey şekli bulunur. tam karşıdan baktığımızda bir daire şeklinde görülen bu ay diskinin kenarları, yüzey şekilleri nedeniyle girintili çıkıntılıdır. bu nedenle de tam olarak güneş'i örtmesine yakın sırada, vadilerden kaynaklanan girintilerden, bir süre daha güneş ışığı gelir. böylece ortaya yan yana dizilmiş boncuklara benzeyen parlak görüntüler çıkar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: bana espri bırakmamışsınız ulan)
devamını gör...

"günaydın. ve olur ya belki görüşemeyiz. iyi günler, iyi akşamlar, iyi geceler" (bkz: truman show)
devamını gör...

the vampire diaries.
devamını gör...

küçük insanların boylarından büyük egoları.
devamını gör...

bazı ateşsiz silahlar için kullanılan terim.

maket bıçağı, komando bıçağı veya bazı çakı türleri bu sııfa girer. bu bıçaklar oldukça ince olduğundan vücutta açacakları bir yara da epey derine iner. üstelik dokuları paramparça eder. yaranın en derin noktasından üst deriye kadar dikiş atılması gerekir. kanamanın fazla olması dikişin tutmamasına neden olur. çok büyük olasılıkla yaralanan kişi hayatını kaybeder. mucize eseri ölmezse, hayatı boyunca son derece derin olan bu yaranın izini taşır.

bu tür silahların kullanımı genellikle yasaktır. sadece bir kişiyi bununla yaralamak ya da öldürmek değil, üzerinizde taşımak bile hapis cezasıyla sonuçlanabilir. ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanun'un 4. maddesine göre sivri uçlu ve oluklu bıçakların yapımı yasaktır. eğer herhangi bir meslekte kullanılması gerekirse -ki komandolar bu tür bıçaklar kullanabilir- bunlar içişleri bakanlığı'nın özel iznine bağlıdır.

her ne kadar sosyal medyada en ölümcül bıçak olarak yine bir dikiş tutmaz olan microtech komando bıçağının görselleri paylaşılsa da -#1534416 no'lu tanımda kendisini görebilirsiniz- dünyanın en ölümcül bıçağı wasp enjeksiyon bıçağı olarak görülüyor çünkü bu bıçak yaralama dışında bir de sıkıştırılmış gaz enjekte edebiliyor kurbanın vücuduna. gazın basıncı 55 bar civarında ve kurbanın iç organlarında yaklaşık basketbol topu büyüklüğünde bir bölgeyi etkisi hale getirebiliyor.

eğer dikiş tutmazlar sınıfında hangisi en tehlikelisi diye sorarsanız poshland ram-211 diyebiliriz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

the crow rozeti olmayan mağazayı neyleyim ben*.
devamını gör...

birini gıdıklamanın amacı güldürmek olabilir belki, ben hoşlanmam orası ayrı konu ama benim merak ettiğim şey başka.
birini gıdıklarken neden "gıdı gıdı" derler?
"gıdıklıyorum haberin olsun" diye haber vermek için mi yoksa "gıdı gıdı komik kelime gıdıklayarak gülmezsen kelimesine gül" diye mi?
devamını gör...

(bkz: kuşaklararası çatışmadan sıkılan yazarlar) başlığı açtırmayın dediğim türden başlıklar. her kuşak kendince haklı ve diğerlerince haksız. burada birlikte yaşıyor ve keyifli vakit geçirmek istiyoruz.

bitsin artık şu kuşak ayrılıkları..
devamını gör...

gitse yerine kim gelecek? kılıçdaroğlu mu? dediğim kampanya.
devamını gör...

başrollerinde brad pitt ve morgan freeman abinin bulunduğu david fincher filmidir. aslında başrolünde sevdiğim bir oyuncu daha var ama spolier vermek istemiyorum. çünkü o ismi fincher filmin başına bile koymamıştır garip ve on numara hareket.

film zeki bir seri katil ve onun işlediği gizemli cinayetleri anlatıyor. filmin isminin seven (film) olmasının sebebi 7 büyük günahın anlatılması. peki nedir bu yedi günah diyecek olursanız sırasıyla şöyledir. gurur kendini beğenmişlik, açgözlülük, şehvet kıskançlık yani hasetlik, oburluk,öfke,tembellik.

iki dedektif gerilim dolu bu cinayetleri çözmeye çalışıyor. tabi dedektiflerin bir tanesi brad pitt abi biraz tez canlı bir dedektif diğer dedektifimiz ise morgan freeman abi daha soğukkanlı daha bilge bir abi. sırf bu iki oyuncu için bile izlenebilecek bir film hala ben gibi izlemeyen varsa koşup izlemeli tavsiye ederim.
şimdi filmden sevdiğim kısımları spolierli bir şekilde anlatayım.


katilin yaratılmasını çok hoş ve zekice buldum bu kadar psikopat bir katili işlemek oyuncu seçmek zor iştir.
şimdi ortada böyle iğrenç bir seri katil var buz gibi bir adam deli gibi dahi gibi birisi ve seçilen oyuncu kevin spacey görür görmez film benim için başka bir boyuta geçti çünkü çok yakışmış ve çok güzel oynamış.
morgan freemanın gezip dolaştığı kütüphane ve kütüphanede çalan müzik hayran kaldım o yeşil lambalar falan cidden bayıldım.
ve son sahne bence son sahneye giden yol ve son sahnenin bu kadar vurucu olması bu filmi başka bir yere taşımış.
özellikle son kısımda brad pitt kalbimi acıttı çok güzel oynamış.
ayrıca what's in the box what's in the box.
devamını gör...

kökeni osmanlıca olan neşeli, mutlu, şen anlamına gelen bir kelimedir.
devamını gör...

anthony burgess’ın , 1971’de filme de çevrilmiş romanı.

konusu itibariyle tartışmalara yol açması çok normaldi. yazar kitapta farklı bir şey denemek istediğini de belirtmiştir.


queer as as clockwork orange’- olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi’.


yazar bu sözü , bir gün yazacağı kitapta başlık olarak kullanmak istemiş. şimdi soru şu; söz mü kitaptan çıktı, kitap mı sözden? kitabın sözden çıktığını düşünüyorum. ha bir de pavlov’un meşhur deneyi de kitaba girince, farklı garip bir konusu olan bir kitap çıkmış ortaya.

kitabın ortaya çıkışı da yazarın geçirdiği beyin tümörü hastalığı sırasında olmuştur. kısa bir ömür biçilen yazar, yokluğunda karısının yokluk çekmemesi için miras olarak 5 kitap yazmış. bu kitap da onlardan biri. sonrasında yanlış teşhis konduğu ortaya çıkmış. bu yanlış teşhis olmasaydı, yazar böyle cesur bir kitap yazar mıydı bilemiyorum.

henüz 15 yaşındaki alex ve çetesinin , yapabilecek en vahşi, duygusuz, empatiden uzak bir halde şehirde terör estirmesini konu alıyor. alex, bu vahşi ve empatiden yoksun karakterinin altında, tezat oluşturacak şekilde mozart, beethovan hayranıdır. gariplikleri içinde bulunduran kişi diyoruz ya, bu da en net örneği sanırım.

çetesinin ihanetine uğrayan alex, hapishaneye düşer ve şart olarak yeni bir deneyin üzerinde denenmesini kabul etmesi şartıyla , cezasının affedileceği söylenir. bu deney kısmında işte pavlov’un deneyi devreye giriyor. tüm yaptığı kötülüklere karşı, acı çekme ile şartlanma.

filmini izlemedim. kitap ile ilgili görüşüm ise şu: beni rahatsız eden, distopik kitapları severim ve bu kitap beni hayli rahatsız etti. aile, toplum, arkadaşlık ilişkileri hakkındaki masum hisleri yerle bir etmiş; gerçekte olan ve aramızda gezen ama kitaplarda sıklıkla karşılaşmadığımız karakterlerden farklı bir kitap yaratmıştır.

iş bankası yayınlarından, aziz üstel çevirisini okudum. çeviri başarılıydı. farklı bir tür denemek isteyenler için tercih olabilir.
devamını gör...

çayı şekerli içen insanlara dehşet dolu gözlerle bakan insandır. ne yaptık alt tarafı çaya iki küp şeker attık bu ne sinir.
devamını gör...

1822 - 1909. sioux'ların, oglala kolunun ve çılgın at'ın reisiydi. brule lakota'ların reisi benekli kuyruk ile bir döneme damga vurmuş bir reistir.
beyazların, sioux ülkesinde kaleler kurup, yollar açmaya başlaması üzerine 1866 - 1868 arasında, fetterman kıyımı dahil büyük savaş vermiş ve sioux, cheyenne, arapaho ittifakıyla a.b.d ordusunu yenerek, ülkelerini terk etmelerini sağlamıştır.
zafer kazanıp, ordunun kalelerini yakmalarına rağmen, antlaşma imzalamak için başkent washington'a gitmeleri iştenmiş ve yol boyunca psikolojik harp uygulanmıştır.
beyazların nüfusu ve gücünü gördüğü bu yolculuktan sonra, artık rezervasyonda yaşamış ve elinden geldiğince, daha fazla toprak kaybetmemek için pasif direniş göstermiş ama savaşçılarının çoğunun gözünden düşmüştür.
kabilesinin savaşçıları onun bu pasif tutumu sebebiyle ayrılıp çılgın at ve oturan boğa gibi reislerin peşinden gitmiştir. kızılderililerin çoğu, little bighorn savaşı'nda a.b.d ordusuyla savaşıyorken, kızıl bulut, benekli kuyruk ve akrabaları rezervasyonlarda yaşıyorlardı.
bütün uğraşlarına rağmen büyük sioux ülkesinin dağıtılıp, küçülmesini önleyememiş ve 1909'da bir rezervasyonda ölmüştür.
devamını gör...

bilimsel olarak kabul edilmemiş olması beni çok üzüyor. anneler bunu asla kabul etmiyor çünkiiii
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim