tanımda smiley kullanmak
***
:) bu ya da :( ya da xd :d :/ gibi kullanımları alelade kullanmak yasaktır.
***
yıldızlı bakınız içine alınması gerekir. yıldızlı bakınız butonu hemen altta yer alan * simgesindeki butondur. lütfen kullanın. kullanmayan görürseniz şikayet edin. gereği yapılacaktır...
:) bu ya da :( ya da xd :d :/ gibi kullanımları alelade kullanmak yasaktır.
***
yıldızlı bakınız içine alınması gerekir. yıldızlı bakınız butonu hemen altta yer alan * simgesindeki butondur. lütfen kullanın. kullanmayan görürseniz şikayet edin. gereği yapılacaktır...
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
şey her zaman ayrı yazılır..
devamını gör...
listen
josh ortiz tarafından yazılan ve yönetilen motivasyon dolu güzel bir kısa filmdir.

bir sınıfa ilk kez derse giriyorsam eğer onlarla yaptığım o ilk konuşmada her zaman şunu söylerim: yazılı notlarınızı ciddiye almayın çünkü ben ciddiye almayacağım. benim dersimde mücadele eden hiç kimsenin zayıf alması söz konusu bile olamaz. ve bu güne kadar da bu sözümü hep tuttum, bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceğim.
insanların öğrenmesi gereken şey başarılı olmak için ne yapacağı, ne kadar çalışacağı, kaçta kalkıp kaçta yatacağı, hayal kurmanın başarmanın yarısı olduğu değildir. yukarıda saydıklarım doğru olabilir ama yetersizdir.
onlara anlatmamız gereken şey başarısız olduklarında nasıl tepki verecekleridir. düştüğün yerde derman sendedir. her düşüşle daha güçlü kalkmak zaten başarılı olmaktır.
hayatım boyunca hiç pes etmedim, bundan sonra da etmeyeceğim. öğrencilerime de hep bunu anlattım. siz de anların çevrenizdekilere.
ben biliyorum ki o yağmur damlası eninde sonunda benim sakallarıma düşecek.
listen

bir sınıfa ilk kez derse giriyorsam eğer onlarla yaptığım o ilk konuşmada her zaman şunu söylerim: yazılı notlarınızı ciddiye almayın çünkü ben ciddiye almayacağım. benim dersimde mücadele eden hiç kimsenin zayıf alması söz konusu bile olamaz. ve bu güne kadar da bu sözümü hep tuttum, bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceğim.
insanların öğrenmesi gereken şey başarılı olmak için ne yapacağı, ne kadar çalışacağı, kaçta kalkıp kaçta yatacağı, hayal kurmanın başarmanın yarısı olduğu değildir. yukarıda saydıklarım doğru olabilir ama yetersizdir.
onlara anlatmamız gereken şey başarısız olduklarında nasıl tepki verecekleridir. düştüğün yerde derman sendedir. her düşüşle daha güçlü kalkmak zaten başarılı olmaktır.
hayatım boyunca hiç pes etmedim, bundan sonra da etmeyeceğim. öğrencilerime de hep bunu anlattım. siz de anların çevrenizdekilere.
ben biliyorum ki o yağmur damlası eninde sonunda benim sakallarıma düşecek.
listen
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
lan kayseriliymiş. ben trabzonlu sandum*
zaten sizi dinlemiyordum kısmı çok iyiydi.
valla trabzonlu. nerede duysam tanırım.
hemşerum diyor.
zaten sizi dinlemiyordum kısmı çok iyiydi.
valla trabzonlu. nerede duysam tanırım.
hemşerum diyor.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
dilinin ucunda onlarca şey varken sadece "haklısın" diyebilmek.
devamını gör...
kocasını boşayarak 20 yaşındaki üvey oğluyla evlenen rus instagram fenomeni
allah mutlu mesut etsin diyeceğim durum. nikah düşüyor düşmüyor diye antin kuntin muhabbetlere girmediklerine göre gayet doğal karşılanabilecek hadise. seven ne yapmaz efendim. *
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
ömer: "niye bu kadar zorluyorsun ya, ha? neden bu kadar zorluyorsun yani?
neden sürekli ne yapmam gerektiğini söylüyorsun bana? nasıl davranmam gerektiğini söylüyorsun?
biraz akışına bıraksana...beni olduğum gibi kabul et ne olur yani? sürekli yapmam gereken şeyleri söylüyorsun farkında mısın?
bırak. bazen öyle şeyler oluyor ki bana söylediğin, yapmamı istediğin şeyleri sadece sen söylüyorsun diye direnç oluşturuyorum ve yapmıyorum. bunu fark etmiyor musun ya? elif? ha? sürekli yanlış yapıyormuşum gibi hissediyorum. "ulan şu an acaba neyi yanlış yapıyorum" demekten o kadar yoruldum ki, bunun nasıl kötü bir şey olduğunu sana anlatamam elif..."
"benden özür dileyeceksin elif."
elif: "neden senden özür dileyecekmişim?"
ömer: "benden özür dileyeceksin. gözlerinin içinde görüyorum bunu. benden özür dileyeceksin.
bana yaptığın her şey için özür dileyeceksin. beni dönüştürdüğün bu hal için özür dileyeceksin.
hayatımın orta yerine koydum seni; orada duramadığın için benden özür dileyeceksin.
biz bu ilişkiyi bambaşka bir yere taşıyabilirdik. buna izin vermediğin için benden özür dileyeceksin.
beni sevebilecekken nefret ettiğin bir adama dönüştürdüğün için benden özür dileyeceksin.
ve o yüzüğü anında parmağından çıkardığın için benden özür dileyeceksin elif.
ben ne yapacağım biliyor musun? bütün özürlerini kabul edeceğim. çünkü ben böyleyim.
sana bir şey söylemiştim, hatırlıyor musun?
bizim ilişkimizi benim hoşgörüm kurtaracak elif."
sahne için;
benden özür dileyeceksin...
neden sürekli ne yapmam gerektiğini söylüyorsun bana? nasıl davranmam gerektiğini söylüyorsun?
biraz akışına bıraksana...beni olduğum gibi kabul et ne olur yani? sürekli yapmam gereken şeyleri söylüyorsun farkında mısın?
bırak. bazen öyle şeyler oluyor ki bana söylediğin, yapmamı istediğin şeyleri sadece sen söylüyorsun diye direnç oluşturuyorum ve yapmıyorum. bunu fark etmiyor musun ya? elif? ha? sürekli yanlış yapıyormuşum gibi hissediyorum. "ulan şu an acaba neyi yanlış yapıyorum" demekten o kadar yoruldum ki, bunun nasıl kötü bir şey olduğunu sana anlatamam elif..."
"benden özür dileyeceksin elif."
elif: "neden senden özür dileyecekmişim?"
ömer: "benden özür dileyeceksin. gözlerinin içinde görüyorum bunu. benden özür dileyeceksin.
bana yaptığın her şey için özür dileyeceksin. beni dönüştürdüğün bu hal için özür dileyeceksin.
hayatımın orta yerine koydum seni; orada duramadığın için benden özür dileyeceksin.
biz bu ilişkiyi bambaşka bir yere taşıyabilirdik. buna izin vermediğin için benden özür dileyeceksin.
beni sevebilecekken nefret ettiğin bir adama dönüştürdüğün için benden özür dileyeceksin.
ve o yüzüğü anında parmağından çıkardığın için benden özür dileyeceksin elif.
ben ne yapacağım biliyor musun? bütün özürlerini kabul edeceğim. çünkü ben böyleyim.
sana bir şey söylemiştim, hatırlıyor musun?
bizim ilişkimizi benim hoşgörüm kurtaracak elif."
sahne için;
benden özür dileyeceksin...
devamını gör...
the lord of the rings: the war of the rohirrim

bu sabah aldığım harika bir haberi paylaşmak istiyorum. new line cinema , peter jackson üçlemesinin izinden devam edecek bir animasyon filmi hazırlıklarına başlamış. henüz çıkış tarihi belli olmamasıyla birlikte animasyon filmin üçlemenin 250 yıl öncesini 9.rohan kralı helm hammerhand ve destansı bir miğfer dibi savaşını konu alacağı söyleniyor. ayrıntılı bilgi aşağıda verdiğim linklerde mevcuttur. heyecanlanmamak elde değil orta dünya severler.
buradan
buradan
buradan
devamını gör...
insanı duygusal olarak yıpratan şeyler
fazla düşünmek.
devamını gör...
yazarların yalnız olma nedeni
başlıksız acı
bazılarımız şiirlere tutunuyor,
bazılarımız şarkılara,
bazılarımız filmlere tutunuyor,
bazılarımız kitaplara.
sanırım artık insan,
tutunamıyor insana*
insanlar artık güvenemiyor, inanamıyor, sevemiyor bile gönlünce. çünkü çok fazla darbe almış ya da almak istemiyor. şiirlere, kitaplara ve başka aktivitelere tutunmak daha kolay geliyor. sonuçta sizi üzmezler. güveninizi kırmazlar. onlardan beklediğiniz şeyi size verirler.
yani bu kadar yalnızız çünkü artık insanlara tutunamıyoruz. kendi dünyamızda yaşamak ve konforlu alanımızdan çıkmamak daha kolay ve güzel geliyor. ama işte bunun bizi ne kadar mutlu ettiği tartışılır. sonuçta insan bazen konuşacak, dertleşecek, gülüp eğlenecek, o şiirleri, kitapları, filmleri ve diğer eğlenceli şeyleri yapacak birisini/birilerini istiyor. ama işte kendi dünyasındaki mutlu yaşamından uzaklaşmak da bir o kadar zor görünüyor.
seçim size kalmış. ya yalnız, risksiz ve bir yere kadar mutlu olabilir ya da birisiyle, riskli ve değişen duyguları barındarın ama en azından gerçek olan bir şeyler yaşayabilirsiniz.
bazılarımız şiirlere tutunuyor,
bazılarımız şarkılara,
bazılarımız filmlere tutunuyor,
bazılarımız kitaplara.
sanırım artık insan,
tutunamıyor insana*
insanlar artık güvenemiyor, inanamıyor, sevemiyor bile gönlünce. çünkü çok fazla darbe almış ya da almak istemiyor. şiirlere, kitaplara ve başka aktivitelere tutunmak daha kolay geliyor. sonuçta sizi üzmezler. güveninizi kırmazlar. onlardan beklediğiniz şeyi size verirler.
yani bu kadar yalnızız çünkü artık insanlara tutunamıyoruz. kendi dünyamızda yaşamak ve konforlu alanımızdan çıkmamak daha kolay ve güzel geliyor. ama işte bunun bizi ne kadar mutlu ettiği tartışılır. sonuçta insan bazen konuşacak, dertleşecek, gülüp eğlenecek, o şiirleri, kitapları, filmleri ve diğer eğlenceli şeyleri yapacak birisini/birilerini istiyor. ama işte kendi dünyasındaki mutlu yaşamından uzaklaşmak da bir o kadar zor görünüyor.
seçim size kalmış. ya yalnız, risksiz ve bir yere kadar mutlu olabilir ya da birisiyle, riskli ve değişen duyguları barındarın ama en azından gerçek olan bir şeyler yaşayabilirsiniz.
devamını gör...
tanju özcan
faşist değil, vatanperver olduğunu düşünüyorum.
bolu gibi küçük sayılabilecek bir ilin kaynaklarının mülteciler tarafından sorumsuzca kullanılmasına 'dur' demiştir.
burada yaşamanın bedelini yüzyıllardır ödüyoruz, ödeyeceğiz de. madem dönmemekte ısrar ediyorlar, onlar da ödeyecek.
5 milyon kişiye bakmak zorunda değiliz. onların hayatlarını güvence altına aldık, yedirdik, içirdik.
şimdi gitme zamanı. sınırsızca çoğalma stratejileriyle beraber pılısını pırtısını alıp gitmeleri gerekiyor.
ille de kalacaklarsa, burası imarethane değil, aş evi değil, yardım kuruluşu değil. bedelini ödeyecekler.
manevi zararlarının bedeli ise zaten ödeyebileceklerinden çok daha fazla.
tanju özcan sonuna kadar haklı. allah yolunu açık etsin.
bayramda ailesini ziyaret eden kalsın orada.
bolu gibi küçük sayılabilecek bir ilin kaynaklarının mülteciler tarafından sorumsuzca kullanılmasına 'dur' demiştir.
burada yaşamanın bedelini yüzyıllardır ödüyoruz, ödeyeceğiz de. madem dönmemekte ısrar ediyorlar, onlar da ödeyecek.
5 milyon kişiye bakmak zorunda değiliz. onların hayatlarını güvence altına aldık, yedirdik, içirdik.
şimdi gitme zamanı. sınırsızca çoğalma stratejileriyle beraber pılısını pırtısını alıp gitmeleri gerekiyor.
ille de kalacaklarsa, burası imarethane değil, aş evi değil, yardım kuruluşu değil. bedelini ödeyecekler.
manevi zararlarının bedeli ise zaten ödeyebileceklerinden çok daha fazla.
tanju özcan sonuna kadar haklı. allah yolunu açık etsin.
bayramda ailesini ziyaret eden kalsın orada.
devamını gör...
hızlı konuşan insan
kelimeleri taramalı tüfek gibi,es vermeden yutkunmadan soluk almadan anlamsız bir şekilde ağzından çıkaran insandır.
ben böyle insanları görünce, tuvalet ihtiyacı varmışta hala konuşmak istiyormuş gibi algılıyorum.
anlamıyoruz dostum seni hiç birimiz.
edit:umarım bu başlık altında tartışma çıkmaz, seviyorum ben hepinizi. hızlı konuşsanızda yavaş konuşsanızda.
ben böyle insanları görünce, tuvalet ihtiyacı varmışta hala konuşmak istiyormuş gibi algılıyorum.
anlamıyoruz dostum seni hiç birimiz.
edit:umarım bu başlık altında tartışma çıkmaz, seviyorum ben hepinizi. hızlı konuşsanızda yavaş konuşsanızda.
devamını gör...
insana kendini güvende hissettiren şeyler
ailedir.
aile bayramlarda olan kahvaltı sofrası bile insana güvende hissettirir.
yalnız olmadığın her an insan güvende hisseder.
aile bayramlarda olan kahvaltı sofrası bile insana güvende hissettirir.
yalnız olmadığın her an insan güvende hisseder.
devamını gör...
mürdüm
mürdüm eriğinin sahip olduğu renk. bordo ile mor arası bir renk.
devamını gör...
bizim burada auschwitz’te ve diğer öyküler
tadeusz borowski'nin, nazi zulmünü ilk ağızdan anlattığı ve anlatımında tabiri caizse dante'yi rehber olarak atadığı kitabının adıdır. öykülerin isimleri ve o isimler üzerinden yapılan anlatımlara ise açıkçası bayıldım. toplama kampları dante'nin tabiri ile ''tüm ışığın sustuğu yer''dir. ve tüm ışığın sustuğu o yerde borowski hayatta kalmıştır. hem bu öyle bir hayatta kalıştır ki, öyküleri okurken yazarın ıstırabını birebir hissedersiniz. auschwitz, natzweiler-struthof, dachau toplama kamplarının hepsini gezmiştir borowski ve bu kutsal (!) üçlemenin içinden çıkıp, tabiri caizse yeniden doğmuştur. adınız yok, kendinize ait özel eşyanız yok, nazilerin bilmem kaç numaralı mülküsünüz. her geçen gün adım adım siliniyorsunuz. silinirken hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. boş bir levha gibisiniz ama tabiri caizse o levhayı acılarınızla dolduruyorsunuz. kimliksiz acılar...
ve siz bu kimliksiz acılarınızı biriktirirken bir yanda da hayatta kalma umudu taşıyorsunuz. öyle bir ikilem ki, garip, bir o kadar da acı. gaz odalarına giden onlarca insan ve siz belki de kampa her yeni gelen insanın gelişine gizliden seviniyorsunuz. çünkü o odalara gitme ihtimaliniz gelen kişi sayısı oranında azalıyor. borowski'nin tabiri ile kandırmacalar kampında tutunduğunuz tek gerçek, o küçücük hayatta kalma ihtimali işte. dante'nin cehennemi ile nazi cehenneminin ayrıldığı nokta işte tam da burasıdır. çünkü dante tüm umutların dışarıda bırakılmasını salık verir. oysa nazi cehenneminde, tüm kandırmacalara rağmen ufak da olsa umut kırıntısı vardır. borowski o umut kırıntısı sayesinde hayatta kaldı. ama o umut kırıntısı onun için hayatı da kırıntı haline getirdi. tüm yaşadıkları sonrasında çok enteresandır ki, gaz soluyarak yaşamına son verdi.
belki tuğla fabrikasında banyo yapamadı ama kendi inşa ettiği duvarlar arasında duşunu alıp bu dünyadan göçüp gitti (!)
neyse efendim gerçekten çarpıcı bir kitaptır ve okunmasında fayda vardır. zira öykülerin akıcılığı, kelime oyunları, nazilerin zihin oyunları ve daha nicesi o kadar derinlemesine işlenmiştir ki bir solukta okunur, biter.
ve siz bu kimliksiz acılarınızı biriktirirken bir yanda da hayatta kalma umudu taşıyorsunuz. öyle bir ikilem ki, garip, bir o kadar da acı. gaz odalarına giden onlarca insan ve siz belki de kampa her yeni gelen insanın gelişine gizliden seviniyorsunuz. çünkü o odalara gitme ihtimaliniz gelen kişi sayısı oranında azalıyor. borowski'nin tabiri ile kandırmacalar kampında tutunduğunuz tek gerçek, o küçücük hayatta kalma ihtimali işte. dante'nin cehennemi ile nazi cehenneminin ayrıldığı nokta işte tam da burasıdır. çünkü dante tüm umutların dışarıda bırakılmasını salık verir. oysa nazi cehenneminde, tüm kandırmacalara rağmen ufak da olsa umut kırıntısı vardır. borowski o umut kırıntısı sayesinde hayatta kaldı. ama o umut kırıntısı onun için hayatı da kırıntı haline getirdi. tüm yaşadıkları sonrasında çok enteresandır ki, gaz soluyarak yaşamına son verdi.
belki tuğla fabrikasında banyo yapamadı ama kendi inşa ettiği duvarlar arasında duşunu alıp bu dünyadan göçüp gitti (!)
neyse efendim gerçekten çarpıcı bir kitaptır ve okunmasında fayda vardır. zira öykülerin akıcılığı, kelime oyunları, nazilerin zihin oyunları ve daha nicesi o kadar derinlemesine işlenmiştir ki bir solukta okunur, biter.
devamını gör...
kardan adam
kardan adamlar şunu bilmeli ki biz onlara gelişmiş ülkelerin standartlarını veremeyiz, türkiye'de yaşadıklarını unutmasınlar, çünkü yoldan geçen biri kardan adama yumruk yada tekme atabilir.
devamını gör...


