yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
kağıthane'de mültecilerin meydan savaşı
sabah saatlerinde meydana gelendir.
sağ olsunlar ete para vermiyorlar.
çeliktepe mahallesi boş bir arazide birbirlerine girmişler.
sağ olsunlar ete para vermiyorlar.
çeliktepe mahallesi boş bir arazide birbirlerine girmişler.
devamını gör...
doğalgaza yüzde 25 elektriğe yüzde 52 zam güncellenmesi
zaten gülmek eğlenmek bizim neyimize. üç kişilik bir aileyiz. geçen ay 400 lira ödedim. bu ay aynı kullanıma yaklaşık 1000 lira vereceğim. peki maaşlar aynı oranda artıyor mu? delirmeme az kaldı. yaşamayalım mı. 30 yaşındayım ve ilk defa bir yıla bu kadar umutsuz giriyorum.
devamını gör...
filmlerdeki en güzel yemek sahnesi
sinema tarihinin en doğal sahnelerinden de biridir .
devamını gör...
taş kağıt makas
halledilmesi gereken ama hoş olmayan bir durum, iş vb. varsa, kimin bu işi üstleneceğini*, kimin başına patlayacağını belirlemek amacıyla kullanılabilinir.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
1972
yalvardım adlarını bilmediğim tanrılarıma
günlerime bir şey yada birini göndersinler diye.
jorge luis borges-
yalvardım adlarını bilmediğim tanrılarıma
günlerime bir şey yada birini göndersinler diye.
jorge luis borges-
devamını gör...
hilafet isteriz
benzetme yapıp bir hayvana hakaret etmek istemediğim tek hücrelinin beyanıdır.
tamam sen hobi olarak yine iste hilafeti, ancak türkiye cumhuriyeti 'nin tüm kurumları yıpranmış olsa da hala laik bir hukuk devletidir. her şeye rağmen laiklik ilkesine bağlı, onun savunucusu insanlar var . bizler varız, ben varım .
tamam sen hobi olarak yine iste hilafeti, ancak türkiye cumhuriyeti 'nin tüm kurumları yıpranmış olsa da hala laik bir hukuk devletidir. her şeye rağmen laiklik ilkesine bağlı, onun savunucusu insanlar var . bizler varız, ben varım .
devamını gör...
mommo kız kardeşim
atalay taşdiken’in gerçek hayattan alınan ilk uzun metraj filmi.
hani derler ya teyze anne yarısıdır diye, hayır değildir. ya abla ya da abi anne yarısıdır. bu filmde de 9 yaşında çocukluğunu yaşayamadan kardeşinin sorumluluğunu üstlenen, ona bakan, onu düşünen bir abiyi yani ahmet'i görüyoruz. bir yetişkine sahipmiş gibi düşünceli bakan gözlerine tanıklık ediyoruz.
iki kardeş de annesiz büyüyor, babaları var ama yok. bedenen var fakat varlığı zarardan başka bir şey değil. ahmet, kardeşi ayşe'nin tutunabileceği tek dal. o da çocuk fakat ayşe'nin yanında ne ağlıyor, ne korkuyor, ne de çikolatasını yiyor. onların bu halde olmasını nedeni de yabancı biri değil, öz babaları. tabi baba diyebilirseniz.
bu film bana üzücü bir durumu aktarmak için kelimelerin gerekmediğini, bakışlarla da her duygunun seyirciye geçirilebileceğini bir kez daha gösterdi. bu ülkede çocukların yüzünün tam manasıyla bir türlü gülmediği gerçeğini bir kez daha yüzüme çaptı, hem de çok nahif ama etkileyici bir biçimde.
hani derler ya teyze anne yarısıdır diye, hayır değildir. ya abla ya da abi anne yarısıdır. bu filmde de 9 yaşında çocukluğunu yaşayamadan kardeşinin sorumluluğunu üstlenen, ona bakan, onu düşünen bir abiyi yani ahmet'i görüyoruz. bir yetişkine sahipmiş gibi düşünceli bakan gözlerine tanıklık ediyoruz.
iki kardeş de annesiz büyüyor, babaları var ama yok. bedenen var fakat varlığı zarardan başka bir şey değil. ahmet, kardeşi ayşe'nin tutunabileceği tek dal. o da çocuk fakat ayşe'nin yanında ne ağlıyor, ne korkuyor, ne de çikolatasını yiyor. onların bu halde olmasını nedeni de yabancı biri değil, öz babaları. tabi baba diyebilirseniz.
bu film bana üzücü bir durumu aktarmak için kelimelerin gerekmediğini, bakışlarla da her duygunun seyirciye geçirilebileceğini bir kez daha gösterdi. bu ülkede çocukların yüzünün tam manasıyla bir türlü gülmediği gerçeğini bir kez daha yüzüme çaptı, hem de çok nahif ama etkileyici bir biçimde.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
bugün benim doğum günüm.
devamını gör...
bozulma sinyali veren telefon
oldukça değişik hareketlerle bu sinyali verir. birkaç örnek vermek gerekirse:
1) ekranında kendi kendine basmalar yapması:
benim canım telefonum (bkz: asus zenfone 3 ze552kl)'m de ilk başta bu sinyali vermişti. üzücüdür ama yapacak bir şey yoktur. hadi şu ekranı tamir ettireyim derseniz öyle bir fiyat söylerler ki yeni telefon alsam daha mantıklı olur dersiniz.
2) bataryanın artık eski işlevinde çalışmaması:
bataryanın ''ben bittim oğlum, sen devam et'' demesidir. yeni bir batarya alayım derseniz de o alacağınız batarya da pek uzun süre dayanmaz çünkü telefonun sistemi ölmüştür artık. hele ki bu durum 3 seneyi aşkın kullanılan telefonlarda daha da belirgindir.
3) telefonunuzun yavaşlamaya başlaması:
bataryanın dediği gibi ''ben bittim oğlum, sen devam et'' sinyalidir telefonun yavaşlaması da. 3-4 seneyi aşkın kullanılan telefonlarda daha net bir şekilde hissedilir. benim eski canım telefonum (bkz: asus zenfone 3 ze552kl)'mde de böyle olmuştu çünkü. bu yavaşlamayı bazı uygulamalarla az da olsa azaltabilirsiniz ancak kısa sürer bu da. en kısa zamanda eski haline dönecektir. maalesef.
4) telefonunuzun eskiye oranla daha fazla ısınması:
yine 3-4 seneyi aşkın kullanılan telefonlarda daha sık görülen bir belirtidir. eskiden bir canavar gibi, saatlerce oyuna, saatlerce video izlemeye dayanabilen ve gram ısınmayan telefonunuz artık videonun, oyunun ilk 15 dakikasında bir ütü gibi, bir kalorifer gibi ısınmaya başlar. hele ki şarj durumunda iken bunları yapmayı denerseniz ilk 2-3 dakikada hissedersiniz ısınmayı.
benden bu kadar.
1) ekranında kendi kendine basmalar yapması:
benim canım telefonum (bkz: asus zenfone 3 ze552kl)'m de ilk başta bu sinyali vermişti. üzücüdür ama yapacak bir şey yoktur. hadi şu ekranı tamir ettireyim derseniz öyle bir fiyat söylerler ki yeni telefon alsam daha mantıklı olur dersiniz.
2) bataryanın artık eski işlevinde çalışmaması:
bataryanın ''ben bittim oğlum, sen devam et'' demesidir. yeni bir batarya alayım derseniz de o alacağınız batarya da pek uzun süre dayanmaz çünkü telefonun sistemi ölmüştür artık. hele ki bu durum 3 seneyi aşkın kullanılan telefonlarda daha da belirgindir.
3) telefonunuzun yavaşlamaya başlaması:
bataryanın dediği gibi ''ben bittim oğlum, sen devam et'' sinyalidir telefonun yavaşlaması da. 3-4 seneyi aşkın kullanılan telefonlarda daha net bir şekilde hissedilir. benim eski canım telefonum (bkz: asus zenfone 3 ze552kl)'mde de böyle olmuştu çünkü. bu yavaşlamayı bazı uygulamalarla az da olsa azaltabilirsiniz ancak kısa sürer bu da. en kısa zamanda eski haline dönecektir. maalesef.
4) telefonunuzun eskiye oranla daha fazla ısınması:
yine 3-4 seneyi aşkın kullanılan telefonlarda daha sık görülen bir belirtidir. eskiden bir canavar gibi, saatlerce oyuna, saatlerce video izlemeye dayanabilen ve gram ısınmayan telefonunuz artık videonun, oyunun ilk 15 dakikasında bir ütü gibi, bir kalorifer gibi ısınmaya başlar. hele ki şarj durumunda iken bunları yapmayı denerseniz ilk 2-3 dakikada hissedersiniz ısınmayı.
benden bu kadar.
devamını gör...
ebu zer el-gıfari
müslüman olan ilk sahabilerden biri. ayrıca servet birikimi hakkındaki görüşleriyle ünlenmiştir. günümüzde en ünlü sahabilerden biridir. hz. ebu zer, diğer sahabelerin aksine kur'an-ı kerim'deki serveti biriktirip de allah yolunda sarfetmeyenleri bir azap bekliyor gibi ayetlere dayanarak, ihtiyaç fazlası olan malın allah yolunda harcanması gerektiğine inanırdı. fakat diğer bazı sahabeler bu görüşü reddeder ve az önce söylediğim tipte ayetlerin, zekât ayetlerinin indirilmesiyle beraber neshedildiğini söylerdi. fakat çoğunluk sahabeler ise, az önce söylediğim tipte ayetlerin, zekât vermeyenleri kastettiğini söylüyordu. fakat bazı rivayetlere göre, hz. ebu zer, resulullah'ın da kendisi gibi düşündüğünü söylüyordu. muaviye, ilgili ayetlerde kastedilenin ehli-kitap olduğunu söylerken, hz. ali, ilgili ayetlerin 4.000 dirhemden fazla malı olan kimsenin allah yolunda harcamayıp biriktirenler hakkında indiğine inanırdı. ki bu konu daha fazla araştırılmalıdır, bu anlattıklarım, konunun sadece bir kısmıdır.
günümüzde, hz. ebu zer, pek çok insanın dikkatini çeken bir sahabedir. ki kendi zamanında da dikkatleri üzerine çekmişti, bundan olsa gerek, bazen hakkında bazı haberler de uydurulmuştu.
resulullah'ın, hz. ebu zer'e, dünyaya hiç değer vermediği için, elinde bulunanla yetine bildiği için, "mesîh-ül-islâm" lakabını verdiği söylenir. hz. ebu zer, fakir ve yalnız yaşardı. resulullah, tirmizi ve ibn mace hadisine göre şöyle buyurmuştur:
"gökkubbenin altında ve yeryüzünün üstünde ebu zer'den daha doğru sözlü kimse yoktur." (tirmizi bu hadis'in hasen, yani sahih hadisle zayıf hadis arasında, fakat sahih'e daha yakın olan bir hadis olduğunu söylemiştir).
resulullah, tirmizi hadisine göre şöyle buyurmuştur:
"konuşma tarzı (lehçe) sahibi olarak, meryem oğlu isa'nın benzeri, ebu zerr'den daha doğru ve daha vefalı birini ne gök kubbesi altında barındırmış ne de yeryüzü sırtında taşımıştır." hz. ömer, imreniyormuşcasına, "ey allah'ın rasulü! onu bu şekilde tanıyor musun?" dedi. bunun üzerine resulullah, "evet" dedi ve ardından, "siz de onu öylece tanıyın." buyurdu. -- tirmizi bu hadis'in hasen garip olduğunu söylemiştir, fakat "hasen garip" ne demek, bunu açıklamamıştır, daha fazla bilgi için bkz.
bir tirmizi hadisine göre, resulullah şöyle buyurmuştur:
"ebu zer, yeryüzünde meryem oğlu isa'nın zahidliği gibi yaşayıp gitmiştir."
ayrıca tebük seferi ile ilgili şöyle bir olay da anlatılır,
"hz. ebu zer anlatıyor:
"devem yaşlı olduğu için, tebük seferinde arkada kaldım. onu biraz besledikten sonra resulullah'a yetişirim diye düşünmüştüm. birkaç gün besledikten sonra yola devam ettim. fakat yolda iyice benimle inatlaştı. yerinden hiç kımıldamadı. eşyalarımı sırtıma atıp şiddetli sıcaklara rağmen yaya olarak yoluma devam ettim. birgün öğle vakti resulullah'a yetişebildim. susuzluğumun son haddine varmıştım. gözcülerden biri beni görünce, resulullah'a şöyle dedi:
"ya resulullah! bir adam yol üstünde tek başına yürüyor!"
resulullah şöyle buyurdu: "ebu zer mi? ebu zer olmasını isterdim."
dedi: "ya resulullah! vallahi, ta kendisi!"
resulullah buyurdu: "allah ebu zer'e rahmet etsin! o yalnız başına yürür, yalnız başına ölür, yalnız başına diriltilir!"
resulullah'ın yanına vardım. neden geciktiğimi sordu. devemin durumunu anlattım. bana, "ey ebu zer! bana gelip kavuşuncaya kadar allah, senin attığın her adımına karşılık bir günahını bağışlasın!" diye dua buyurdu."
günümüzde, hz. ebu zer, pek çok insanın dikkatini çeken bir sahabedir. ki kendi zamanında da dikkatleri üzerine çekmişti, bundan olsa gerek, bazen hakkında bazı haberler de uydurulmuştu.
resulullah'ın, hz. ebu zer'e, dünyaya hiç değer vermediği için, elinde bulunanla yetine bildiği için, "mesîh-ül-islâm" lakabını verdiği söylenir. hz. ebu zer, fakir ve yalnız yaşardı. resulullah, tirmizi ve ibn mace hadisine göre şöyle buyurmuştur:
"gökkubbenin altında ve yeryüzünün üstünde ebu zer'den daha doğru sözlü kimse yoktur." (tirmizi bu hadis'in hasen, yani sahih hadisle zayıf hadis arasında, fakat sahih'e daha yakın olan bir hadis olduğunu söylemiştir).
resulullah, tirmizi hadisine göre şöyle buyurmuştur:
"konuşma tarzı (lehçe) sahibi olarak, meryem oğlu isa'nın benzeri, ebu zerr'den daha doğru ve daha vefalı birini ne gök kubbesi altında barındırmış ne de yeryüzü sırtında taşımıştır." hz. ömer, imreniyormuşcasına, "ey allah'ın rasulü! onu bu şekilde tanıyor musun?" dedi. bunun üzerine resulullah, "evet" dedi ve ardından, "siz de onu öylece tanıyın." buyurdu. -- tirmizi bu hadis'in hasen garip olduğunu söylemiştir, fakat "hasen garip" ne demek, bunu açıklamamıştır, daha fazla bilgi için bkz.
bir tirmizi hadisine göre, resulullah şöyle buyurmuştur:
"ebu zer, yeryüzünde meryem oğlu isa'nın zahidliği gibi yaşayıp gitmiştir."
ayrıca tebük seferi ile ilgili şöyle bir olay da anlatılır,
"hz. ebu zer anlatıyor:
"devem yaşlı olduğu için, tebük seferinde arkada kaldım. onu biraz besledikten sonra resulullah'a yetişirim diye düşünmüştüm. birkaç gün besledikten sonra yola devam ettim. fakat yolda iyice benimle inatlaştı. yerinden hiç kımıldamadı. eşyalarımı sırtıma atıp şiddetli sıcaklara rağmen yaya olarak yoluma devam ettim. birgün öğle vakti resulullah'a yetişebildim. susuzluğumun son haddine varmıştım. gözcülerden biri beni görünce, resulullah'a şöyle dedi:
"ya resulullah! bir adam yol üstünde tek başına yürüyor!"
resulullah şöyle buyurdu: "ebu zer mi? ebu zer olmasını isterdim."
dedi: "ya resulullah! vallahi, ta kendisi!"
resulullah buyurdu: "allah ebu zer'e rahmet etsin! o yalnız başına yürür, yalnız başına ölür, yalnız başına diriltilir!"
resulullah'ın yanına vardım. neden geciktiğimi sordu. devemin durumunu anlattım. bana, "ey ebu zer! bana gelip kavuşuncaya kadar allah, senin attığın her adımına karşılık bir günahını bağışlasın!" diye dua buyurdu."
devamını gör...
ötekileşmek
kelime anlamı dışlanmak.
araştırmalara göre ötekileştirmeye neden olan unsurların başında etnik köken ve din geliyor. ben'e tam güzel anlamı yüklenirken öteki 'ye çirkin kötü kavramları yükleniyor. benzerlikler birey'i ve grupları birbirine yakınlaştırırken farklılıklar uzaklaştırıyor. empati yeteneği ile birlikte kişi tanımadığı öteki'yi tanıdıkça aslında ona yaklaşabilir. çünkü insan bilmediği şey'in düşmanıdır. tanısan bilsen aslında durum senin görmek istediğinden daha farklıdır. peki sana göre öteki olanın varlığını ısrarla kabul etmemek niye?
insan bilmediği şeyler hakkında daima abartılı düşüncelere kapılır. halbuki tersine, her şeyin çok basit olduğunu görmekteydim.
albert camus,yabancı
araştırmalara göre ötekileştirmeye neden olan unsurların başında etnik köken ve din geliyor. ben'e tam güzel anlamı yüklenirken öteki 'ye çirkin kötü kavramları yükleniyor. benzerlikler birey'i ve grupları birbirine yakınlaştırırken farklılıklar uzaklaştırıyor. empati yeteneği ile birlikte kişi tanımadığı öteki'yi tanıdıkça aslında ona yaklaşabilir. çünkü insan bilmediği şey'in düşmanıdır. tanısan bilsen aslında durum senin görmek istediğinden daha farklıdır. peki sana göre öteki olanın varlığını ısrarla kabul etmemek niye?
insan bilmediği şeyler hakkında daima abartılı düşüncelere kapılır. halbuki tersine, her şeyin çok basit olduğunu görmekteydim.
albert camus,yabancı
devamını gör...
hormonal
"hormonlarla ilgili olan" anlamına gelen kelime. hormonel şeklinde kullanımı yanlıştır.
devamını gör...
ilyada
--- alıntı ---
"ilyada (yunanca: ἰλιάς, ıliás), homeros'un troya savaşı'nı anlatan destanıdır. yunanca'da odise ile birlikte en eski edebiyat olduğu düşünülen epik bir şiirdir. eldeki veriler ışığında homeros tarafından mö 7. ya da 8. yüzyılda yazıldığı düşünülen antik yunan edebiyatının temel eserlerinden biridir."
--- alıntı ---
"ilyada (yunanca: ἰλιάς, ıliás), homeros'un troya savaşı'nı anlatan destanıdır. yunanca'da odise ile birlikte en eski edebiyat olduğu düşünülen epik bir şiirdir. eldeki veriler ışığında homeros tarafından mö 7. ya da 8. yüzyılda yazıldığı düşünülen antik yunan edebiyatının temel eserlerinden biridir."
--- alıntı ---
devamını gör...
the platform
izlemesi çok keyifli olmamasına rağmen güzel mesaj veren filmdir.
kaynakların herkese yetecek kadar olduğu ortamda açgözlü davrananların ihtiyacı olandan fazlasını talep etmeleri, bazı kesimlerin yokluk, bazı kesimlerin ise bolluk içinde yaşamalarına sebep olmaktadır.
ayrıca üst kesim alt kesimi hiç umursamamaktadır. daha önce alt kesimde olsalar bile.
kapitalizmi eleştiren bir mesaj vermeye çalışmışlardır.
benzer bir film ise kar küreyicidir. o da trende geçmektedir.
kaynakların herkese yetecek kadar olduğu ortamda açgözlü davrananların ihtiyacı olandan fazlasını talep etmeleri, bazı kesimlerin yokluk, bazı kesimlerin ise bolluk içinde yaşamalarına sebep olmaktadır.
ayrıca üst kesim alt kesimi hiç umursamamaktadır. daha önce alt kesimde olsalar bile.
kapitalizmi eleştiren bir mesaj vermeye çalışmışlardır.
benzer bir film ise kar küreyicidir. o da trende geçmektedir.
devamını gör...
çöp kutusunun önünde topluca kalem açmak
eskilerde öğrencilerin dersten bir iki dakika icin de olsa kaytarma, zaman geçirme ve sohbet için yaptığı eylem. uçlu kalemler yaygın hale gelince bu alışkanlıklar da kayboldu tabi.
devamını gör...



