farz et ki baban bunu okuyor
bir evlât olarak, seni kimseye karşı utandırmadım. ne istediysen hayatım hep o yönde gitti.
bir yerden sonra benim bir birey olduğumu fark edip beni kendi halime bırakır mısın?
ben senin beğendiğin medreseyi, ihlsini, hatta bölümü okudum. inanç baskından yıldım. şimdi de beğendiğin birileri oldukça onlarla evlenmem için bana baskı yapmaktan vazgeç. maddi anlamda sırf mutlu ol diye tonla borca girdim çoğunu ödedim. sen yeni borçlar peşindesin.
babam ticaretten anlamıyorsun boşuna paramı batırıp durma.
ye, iç, gez. zerre kadar gözüm yok. lâkin sırf zarar edecek işlere para yatırıp beni darlamandan, bir de "milletin de evladı var ona bunu şunu almış" demenden bıktım.
ben bordro mahkumu insanım, zimmetime para da geçirmiyorum.
sal beni artık babam, sal!!!
bir yerden sonra benim bir birey olduğumu fark edip beni kendi halime bırakır mısın?
ben senin beğendiğin medreseyi, ihlsini, hatta bölümü okudum. inanç baskından yıldım. şimdi de beğendiğin birileri oldukça onlarla evlenmem için bana baskı yapmaktan vazgeç. maddi anlamda sırf mutlu ol diye tonla borca girdim çoğunu ödedim. sen yeni borçlar peşindesin.
babam ticaretten anlamıyorsun boşuna paramı batırıp durma.
ye, iç, gez. zerre kadar gözüm yok. lâkin sırf zarar edecek işlere para yatırıp beni darlamandan, bir de "milletin de evladı var ona bunu şunu almış" demenden bıktım.
ben bordro mahkumu insanım, zimmetime para da geçirmiyorum.
sal beni artık babam, sal!!!
devamını gör...
türkiye’yi anlatan şarkı
cem karaca'dan bindik bir alamete
edit. fesuphanallah da olabilir. ikisi de gider. arkası gelmez dertlerimiiim bıktım illallaahh
edit. fesuphanallah da olabilir. ikisi de gider. arkası gelmez dertlerimiiim bıktım illallaahh
devamını gör...
karantinada en çok özlenilen şeyler
özgürce nefes alabilmek, tiyatro, tatil vb.
devamını gör...
ilişkiyi yöneten taraf
merkez hakem kurulu başkanı.
devamını gör...
güney kore
*başkentleri seul dur.
*askerlik süreleri 2 yıldır. üniversite okurken bile celpleri gelir ve askere çağrılırlar.
*milli içecekleri sojudur.
*çok çalışkanlardır, çalışmaya çok önem verirler geceleri kendi istekleri ile mesaiye kalırlar, okulda yaş arttıkça daha fazla ders alırlar. burun kanaması çok çalışmanın göstergesidir.
*estetik ameliyat çok fazladır. güzellik çok önemlidir. bir kişi ya çok güzel yada çok zengin olmalıdır ki itibar görebilsin.
*büyük çoğunluğu ateisttir. hristiyan, budist, müslüman nüfusu da vardır.
*para birimi wondur.
*dünyanın en hızlı internetini kullanan ülkelerden biridir.
*inanılmaz derece de içiyorlar, her yere sızıyorlar, iyi içmek övünülecek bir şey. büyüklerin önünde içki içiliyorsa bir elle gizlenerek içiliyor.
*bir büyükten bir şey alacak iseniz diğer elinizle kolunuzu desteklemek saygı ifadesi.
*yaş takıntıları var. bir yaş bile büyük olsanız mutlaka abi abla demelisiniz.
*kibar insanlar güleryuzluler, türkleri çok seviyorlar.
*1988 i dönüm noktası gibi görüyorlar ve 88 e kara yıl diyorlar.
* lahana dan yaptıkları acı soslu turşu gibi kurdukları kimçileri var yemeklerin yanında mutlaka yiyorlar.
*barbekü kültürü çok fazla, domuz derisi dedikleri bir şey tüketiyorlar.
*yalnızlık kültürü var. hatta bu kültür restoran, sinema vb yerlerde desteklenmektedir. yani tek kişilik masalarda yemek yiyebilirsiniz.
edit:imla
*askerlik süreleri 2 yıldır. üniversite okurken bile celpleri gelir ve askere çağrılırlar.
*milli içecekleri sojudur.
*çok çalışkanlardır, çalışmaya çok önem verirler geceleri kendi istekleri ile mesaiye kalırlar, okulda yaş arttıkça daha fazla ders alırlar. burun kanaması çok çalışmanın göstergesidir.
*estetik ameliyat çok fazladır. güzellik çok önemlidir. bir kişi ya çok güzel yada çok zengin olmalıdır ki itibar görebilsin.
*büyük çoğunluğu ateisttir. hristiyan, budist, müslüman nüfusu da vardır.
*para birimi wondur.
*dünyanın en hızlı internetini kullanan ülkelerden biridir.
*inanılmaz derece de içiyorlar, her yere sızıyorlar, iyi içmek övünülecek bir şey. büyüklerin önünde içki içiliyorsa bir elle gizlenerek içiliyor.
*bir büyükten bir şey alacak iseniz diğer elinizle kolunuzu desteklemek saygı ifadesi.
*yaş takıntıları var. bir yaş bile büyük olsanız mutlaka abi abla demelisiniz.
*kibar insanlar güleryuzluler, türkleri çok seviyorlar.
*1988 i dönüm noktası gibi görüyorlar ve 88 e kara yıl diyorlar.
* lahana dan yaptıkları acı soslu turşu gibi kurdukları kimçileri var yemeklerin yanında mutlaka yiyorlar.
*barbekü kültürü çok fazla, domuz derisi dedikleri bir şey tüketiyorlar.
*yalnızlık kültürü var. hatta bu kültür restoran, sinema vb yerlerde desteklenmektedir. yani tek kişilik masalarda yemek yiyebilirsiniz.
edit:imla
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
hayatın şu ana kadar size kazandırdığı en anlamlı tecrübe
fazla mütevazı olmak aptaldan nasihat dinletirdir.
devamını gör...
aleyna yurtkölesi'nin katili cezaevinde kendisini asarak intihar etmesi
ceza evine daha yeni girmiş bir adamın bu kadar kolay intihar edebilmesi şaşırtıcı gerçekten. birileri kendi adaletini mi sağlıyor acaba diye düşündürüyor insanı.
devamını gör...
desem ki
muhteşem bir cahit sıtkı tarancı şiiridir.
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
sende tattım yemişlerin cümlesini.
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin!
desem ki...
inan bana sevgilim inan,
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
ben sende yaşıyorum,
sen bende hüküm sürmektesin.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi farkedemezsen,
rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme, müsterih ol;
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
hatırla ki mahşer günüdür
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
sende tattım yemişlerin cümlesini.
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin!
desem ki...
inan bana sevgilim inan,
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
ben sende yaşıyorum,
sen bende hüküm sürmektesin.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi farkedemezsen,
rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme, müsterih ol;
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
hatırla ki mahşer günüdür
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
devamını gör...
kalitesiz insanların övündükleri şeyler
güzellikleri/yakışıklılıkları.
durup tipinden bahseden insanlara yalnızca göz deviriyorum. bazı insanlar vardır tipi yoktur ama karakteri vardır, konuşması sarar, kültürlüdür... daha ne olsun? suyundan da eklesinler. *
durup tipinden bahseden insanlara yalnızca göz deviriyorum. bazı insanlar vardır tipi yoktur ama karakteri vardır, konuşması sarar, kültürlüdür... daha ne olsun? suyundan da eklesinler. *
devamını gör...
flugt
jonas poher rasmussen isimli genç bir danimarkalı yönetmen tarafından animasyon belgesel türünde çekilen 2021 yapımı sinema filmi. flugt, danca kaçmak anlamına gelen bir kelime ve film bir afgan mültecinin danimarka'ya yerleşene kadarki yaşam serüvenini anlattığı için, bu isim basit bir çeviriyle bile anlamlıyken bir de amin'in öyküsü özelinde düşünülünce çok daha derinlikli bir anlam kazanmış oluyor. ingilizce adı flee. bunu belirtiyorum çünkü 94. akademi ödülleri'nde en iyi yabancı film, en iyi animasyon ve en iyi belgesel kategorilerinde yarışacak ve bu ismiyle anılacak yapım. animasyon belgesel türünde çekilip bu iki ayrı kategoride aday olmanın yanında en iyi yabancı film gibi çok önemli bir kategoride de aday olabildiği için merakımı cezbetti ve bakma ihtiyacı duydum. bu özelliklere sahip olup aday olmayı başarmış ilk sinema filmi 2008 yapımı vals im bashir filmiymiş. ardından 2013 yapımı animasyon tekniğinde ama animatik karakter yerine çok ilginç ama kilden yapılmış, oyuncağa benzer figürleri karakterize ederek çekilen bir sinema filmi olma özelliği taşıyan l'image manquante var ki ben bu filmi hatırlayıp bakmaya karar vermiştim zaten. vaktiniz olursa muhakkak görün bu filmi. flugt ile birlikte en iyi yabancı film kategorisinde oscar adayı olmayı başarmış üç adet animasyon belgesel filmi olmuş oluyor yani.
neyyyse flugt'ye geri dönelim; filmde işlenen, pek kolay şekilde uçlara çekilip gişe kanırtılabilecek bir hayat hikayesi. filmin orijinal fragmanından da anlaşılabileceği üzere (her ne kadar şimdi fragman referanslı, dolayısıyla spoiler olamayacak bir bilgi verecek olsam da şunu söylemezsem ölürüm; abi lütfen fragman izlemeyin, izlettirmeyin, hatta komple fragman olayını yasaklayalım yaa) amin bir eşcinsel, bir orta doğulu ve bir mülteci! tüm bunları düşündüğünüzde zaten ne kadar zorlu bir hayatını olduğunu tahmin etmek güç değil. açıkçası izlediğim hayat hikayesi çok çarpıcı ama ben de bir orta doğulu olduğum için (ne sandın güzelim, sen de orta doğulusun) benim üzerimde bir amerikalı ya da avrupalının üzerinde yaratacağı kadar "insanlar ne hayatlar yaşıyor, lanet olsun bu düzene" etkisi yaratmadı. beklentim bu değildi o ayrı konu ama aslında başka bir şeyin altını çizmeye çalışıyorum; yönetmenin amin'in hikayesinden izleyicinin gözündeki yaş kurumadan yenilerini akıtma kaygısı güden, ağır dramatik bir anlatım çıkarmamış olması, filmini belgesel türünde çekme ısrarı, gerçek hayattan arkadaşı olmasıyla ilgili mi bilmiyorum ama böyle düşünmek işime geliyor, itiraf edeyim... son kertede gördüğümüz etkileyici bir hayat hikayesi, egzajere edilmemiş bir sunum ve sinemada yenilik deneyen bir genç avrupalı yönetmen. ben tamamım, rasmussen senden de razıyım. yenilik sadece bu iki kategoriyi bir araya getirmek değil bu arada. filmdeki animasyon tekniklerinin çeşitliliğinden söz etmeden bitiremem yorumu. röportaj sahneleri ile amin'in hatıraları anlatılırken kullanılan çizim teknikleri birbirinden tamamen farklı. hangisi daha iyi tartışılır ama buna belgeselciliğin olmazsa olması arşivden gerçek görüntüler ve fotoğraflar da eklenmiş ve yönetmen bu üç farklı tekniği oldukça akışkan şekilde birbirine yedirebilmiş. filme sundance gibi özel bir festivalde en iyi dünya sineması belgeseli ödülünü de bu getirmiştir belki kim bilir... oscar törenindeki performansı için çok heyecanlanmamız gerektiğini düşündüğümü de eklemem lazım. akademi belgesel aday göstermeyi sever ama ödül vermek? bilemiyorum... bu sene özellikle pek bir zor geliyor ne yalan söyleyeyim. 8/10. helalinden.
neyyyse flugt'ye geri dönelim; filmde işlenen, pek kolay şekilde uçlara çekilip gişe kanırtılabilecek bir hayat hikayesi. filmin orijinal fragmanından da anlaşılabileceği üzere (her ne kadar şimdi fragman referanslı, dolayısıyla spoiler olamayacak bir bilgi verecek olsam da şunu söylemezsem ölürüm; abi lütfen fragman izlemeyin, izlettirmeyin, hatta komple fragman olayını yasaklayalım yaa) amin bir eşcinsel, bir orta doğulu ve bir mülteci! tüm bunları düşündüğünüzde zaten ne kadar zorlu bir hayatını olduğunu tahmin etmek güç değil. açıkçası izlediğim hayat hikayesi çok çarpıcı ama ben de bir orta doğulu olduğum için (ne sandın güzelim, sen de orta doğulusun) benim üzerimde bir amerikalı ya da avrupalının üzerinde yaratacağı kadar "insanlar ne hayatlar yaşıyor, lanet olsun bu düzene" etkisi yaratmadı. beklentim bu değildi o ayrı konu ama aslında başka bir şeyin altını çizmeye çalışıyorum; yönetmenin amin'in hikayesinden izleyicinin gözündeki yaş kurumadan yenilerini akıtma kaygısı güden, ağır dramatik bir anlatım çıkarmamış olması, filmini belgesel türünde çekme ısrarı, gerçek hayattan arkadaşı olmasıyla ilgili mi bilmiyorum ama böyle düşünmek işime geliyor, itiraf edeyim... son kertede gördüğümüz etkileyici bir hayat hikayesi, egzajere edilmemiş bir sunum ve sinemada yenilik deneyen bir genç avrupalı yönetmen. ben tamamım, rasmussen senden de razıyım. yenilik sadece bu iki kategoriyi bir araya getirmek değil bu arada. filmdeki animasyon tekniklerinin çeşitliliğinden söz etmeden bitiremem yorumu. röportaj sahneleri ile amin'in hatıraları anlatılırken kullanılan çizim teknikleri birbirinden tamamen farklı. hangisi daha iyi tartışılır ama buna belgeselciliğin olmazsa olması arşivden gerçek görüntüler ve fotoğraflar da eklenmiş ve yönetmen bu üç farklı tekniği oldukça akışkan şekilde birbirine yedirebilmiş. filme sundance gibi özel bir festivalde en iyi dünya sineması belgeseli ödülünü de bu getirmiştir belki kim bilir... oscar törenindeki performansı için çok heyecanlanmamız gerektiğini düşündüğümü de eklemem lazım. akademi belgesel aday göstermeyi sever ama ödül vermek? bilemiyorum... bu sene özellikle pek bir zor geliyor ne yalan söyleyeyim. 8/10. helalinden.
devamını gör...
ruhara
tanımlarını severek okuyup takibe aldığım güzide yazarımız. temennimiz, en kısa sürede asalet tasdiki gerçekleşir ve tanımlarını daha fazla silik görmeyiz umarım. tanımları parlak olsun.
devamını gör...
zübük
yıllardır görüyoruz ekranlarda filmini olmasada bizzat kendisini.kurtulmakta namümkün seçmen profili malum..
devamını gör...
liberalizm
vergilerden beli kırıldığı halde birilerinin komik bir şekilde eleştirdiği görüş. ütopik fikirleri satmaktan vazgeçmeyenlerin korkulu rüyası.
sosyalist devlet: 10 lira kazanıyorsan 7 lirasını bana vereceksin, eh sana eğitim veriyorum sağlık hizmeti veriyorum, köprü yapıyorum yol yapıyorum...
liberal devlet: 10 liranın sadece 3 lirasını versen yeter. temel bazı hizmetler için gerekiyor, gerisi ile ne istiyorsan yapabilirsin.
---
eşitsizlik denilen şey tarihin başlangıcından beri var. biz daha adil, fırsat eşitliğine dayalı bir sistem istiyoruz. temizlikçi ile mühendis aynı parayı kazanınca "eşitlik" olmuyor, haksızlık oluyor. çünkü kaynaklar kıt, her ikisine de refah yaşam sunamıyorsun. biri bali adasına tatile gidecek, diğer eşiyle pikniğe gidecek. gönül isterdi ki herkes her şeyi ücretsiz, istediği zaman yapabilsin. belki dünyanın enerji ihtiyacını kökten çözebilecek, işçilerin fabrikada çalışmasını gerektirmeyecek, başka gezegenlerde terraforming yapabilecek teknolojik gelişmeler yaşanabilir de kurtuluruz. ancak bu gelişmeler ancak liberal bir devlette meydana gelebilir. ki geliyor da...
sosyalist devlet: 10 lira kazanıyorsan 7 lirasını bana vereceksin, eh sana eğitim veriyorum sağlık hizmeti veriyorum, köprü yapıyorum yol yapıyorum...
liberal devlet: 10 liranın sadece 3 lirasını versen yeter. temel bazı hizmetler için gerekiyor, gerisi ile ne istiyorsan yapabilirsin.
---
eşitsizlik denilen şey tarihin başlangıcından beri var. biz daha adil, fırsat eşitliğine dayalı bir sistem istiyoruz. temizlikçi ile mühendis aynı parayı kazanınca "eşitlik" olmuyor, haksızlık oluyor. çünkü kaynaklar kıt, her ikisine de refah yaşam sunamıyorsun. biri bali adasına tatile gidecek, diğer eşiyle pikniğe gidecek. gönül isterdi ki herkes her şeyi ücretsiz, istediği zaman yapabilsin. belki dünyanın enerji ihtiyacını kökten çözebilecek, işçilerin fabrikada çalışmasını gerektirmeyecek, başka gezegenlerde terraforming yapabilecek teknolojik gelişmeler yaşanabilir de kurtuluruz. ancak bu gelişmeler ancak liberal bir devlette meydana gelebilir. ki geliyor da...
devamını gör...
yanığa ilk müdahale
kulaktan dolma bilgilerle değil bilinçli bir biçimde yapılması gereken müdahaledir.
sagligim.gov.tr/yanik-donma...
www.medicalpark.com.tr/yani...
sagligim.gov.tr/yanik-donma...
www.medicalpark.com.tr/yani...
devamını gör...
roxa
kendimi yakın hissettiğim bir insan. ahmet kaya'sıyla, mor rengiyle... benzer yönlerimiz var ve hayli doğal. sigara meretiyle uğraşmamız bile benziyor birbirine. eğer canım uykusuzkahve'me ruh ikizim demeseydim muhtemelen kendisine derdim.
bir garip hüzün sardı beni. uykusuzkahve dedim ya, belki ondandır. neyse tüttürsün bakalım ahmet abi;
bir garip hüzün sardı beni. uykusuzkahve dedim ya, belki ondandır. neyse tüttürsün bakalım ahmet abi;
devamını gör...
tartışmada zeki olmayan insanların yaptıkları
tezden ayrı bir şekilde, tezi sunana saldırmak. (bkz: ad hominem)
devamını gör...
sevda denilince akla gelenler
çok sevmektir.
dağları deldirmiş, çöllere düşürmüştür anlatılarda.
benimse ilk aklıma gelen edip akbayram'ın şarkısı oldu nedense.
"sevda çok uzaklarda yıldızların da ötesinde
bilmem nasıl yakalarım kuşlar
ya umutlar biterse"
dağları deldirmiş, çöllere düşürmüştür anlatılarda.
benimse ilk aklıma gelen edip akbayram'ın şarkısı oldu nedense.
"sevda çok uzaklarda yıldızların da ötesinde
bilmem nasıl yakalarım kuşlar
ya umutlar biterse"
devamını gör...

