--- alıntı ---

"... senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım."

--- alıntı ---
kısacık kitaplara (novella) koca duyguları sığdırmış bir yazar...
herkes her şeyi beğenecek diye bir kaide yok.
tabi ki bende bütün kitaplarını bir tutmuyorum.
ama bana sorarsanız duyguları anlatım ve ifade biçimi insan biyografisi üzerine muhteşem bir yazardır kendisi...

tek taraflı, karşılıksız bir aşkın hikayesi
devamını gör...

osmanlı'nın son dönemlerinde ortaya çıkan, arapça'da kuraklık ve kıtlık anlamına gelen kht harflerinin birleşimi ve adam anlamındaki recul kelimesinden türeyen bir kelime kaht-ı rical ya da kaht-ı recul. osmanlı'nın son dönemlerindeki liyakatsizlik ve devletteki mevki sahibi insanların işlerini yapmaması sonucu kullanılan bu kavram osmanlı devleti'nin sona erme nedenlerini araştırırken vurgu yapabileceğimiz bir kavramdır.şöyle ki ıı. abdulhamid’in kızı, babasının hatıratlarını anlatan kitabında babasının; “bu milletin uğradığı en büyük sıkıntı kaht-ı rical meselesidir.” dediğini aktarmıştır. osmanlı'nın varisi olan güzel ülkemizde de bu sıkıntı her dönemde yaşanmakta olup dönem dönem ülkeyi kaosa sürüklemiştir.devlet, bir lider etrafında toplanan işini layığıyla yapan bakanlar, vekiller, hukukçular, bürokratlar, diğer kamu personelleri aracılığıyla kendisini çok daha güçlü kılabilir. bu sebeptendir ki "kaht-ı rical" kelimesi aslında bir beka sorunudur ve devlet için önem arz etmektedir.
devamını gör...

buradan
devamını gör...

değildir tabii. insanın içinde bok varsa er ya da geç açığa çıkar. alkol bahane.
devamını gör...

fakat bu gerçekten ilginçmiş dediğim bir bilgi:

bebekler doğduktan sonra bir süre annelerinin memesini kendilerinin bir parçası olarak algılarlarmış. anne ayrı bir varlık değil bebeğin devamı gibi gelirmiş. zamanla annenin meme vermesi gecikince falan bebekte hayal kırıklığı oluşur ve annenin ayrı bir varlık olduğunu ancak o zaman öğrenirmiş.

(bkz: alper hasanoğlu)
(bkz: hayat ve diğer hastalıklar)
devamını gör...

başlık: osmanlı'nın balkanlarda hiç sevilmemesi

okunan: osmanlı'nın balkonlarda hiç sevişmemesi.
devamını gör...

tanıtım videosu güzel olmuş. seslendirmeyi pek başarılı bulmadım. hızlı konuşmuş ve harfler yutulmuş. yine de başarılar.
devamını gör...

"hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber
hep beraber sürebilmek toprağı
ballı incirleri yiyebilmek hep beraber
yârin yanağından gayri her şeyde
her yerde
hep beraber
diyebilmek için
on binler verdi sekiz binini..."
*

nefret ve kan kustular. ağızlarından zehirli salyalar akıttılar. olmayanı oldurdular. börklüce'nin boynunu vurdular!

iftira ve yalan egemenlerin iktidarının harcıdır. bu harç daha sağlam bir hale bürünebilmek için kendisine destek noktaları arar. meşru olduğunu ispatlayabilmek içinde mukaddesi kullanır…

bu öyle illet bir dayanışmadır ki, mazdek’in de babek’in de, bedreddin'inde mahvına zemin hazırlamıştır.

kâfirler… sapkınlar… yoldan çıkmışlar… bu ittifakın marifetiyle, itinayla dize getirilir(!)

önce bir yalan rüzgârı yaratılır. bunun için ebu–suud gibiler kullanılır…

fetvalar birbirini izler. aşağılaşırlar, çirkinleşirler, kendi pisliklerini, rezilliklerini, örtbas edebilmek için bedreddin ve yoldaşlarını karalarlar.

simavnalu taifesinden bir bölük insan şarap içip izinle birbirlerinin eşlerine tasarruf ederler! hepsinin katli vaciptir!

yarin yanağından gayri her şey de, her yer de hep beraber diyenler için reva görülen şey; böyle bir rezilliğin onların üzerine bulaştırılmasıdır!

yalandır! ama yalanlardan gerçekler yaratanlar için de biçilmiş kaftandır.

vurdukları kelleler kâfi gelmemiş, kırdıkları binler azgınlıklarını dindirmemiş, attıkları çamur sayesinde günümüze kadar aynı nefreti ve iğrençliği körüklemişlerdir!

börklüce, bedreddin'den öğrendiklerini şöyle özetler;

“ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeyim, sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. kadınlar hariç bunların hepsi hepimiz içindir ve hepimizin ortak malıdır”

ve bir bizanslı tarihçi, o dönemin anadolu’su için şunları yazar;

“o günlerde iyon körfezinin girişinde bulunan ve halk ağzında stylarion denilen dağlarda cahil ve köylü bir türk ortaya çıktı. bu dağlar sakız adasının karşısında bulunurlar. türklere gönüllü yoksulluğu vaaz ediyor ve kadınlar dışında, yiyecek, giyecek, koşum hayvanları ve tarım aletleri gibi her şeyin ortak olması gerektiğini öğretiyordu. ‘ben senin evini barkını’ diyordu, ‘benimki gibi kullanmalıyım, sen de benimkini kendi malınmış gibi kullan; kadınlar hariç’ diyordu”.

ibni arapşah , idrisi bitlisi , aşık paşazade , bali efendi ve en nihayetinde mahmud hüdayi’de aynı oyunun kirli maşaları oldular…

hepsini topladığınızda bir ducas etmemeleri bu yüzdendir!

düşüncelerin temeli bedreddin'se… isyanın adı börklücedir…

ve onun üzerine yürüdüler… 8 bin can yere düştü… geri kalanlar derdest...

egemeni kutsayan rezil bir panayır alanına dönüştü ayasluğ!

savaş alanında ayakta kalanların başları, bu kanlı panayırın eğlencesi oldu…

bir bir toprağa düştüler! haykırışlar… bağırışlar…

börklüce’yi kollarından bir deveye bağladılar! çarmıha gerdiler…

belki de bundandır devenin boynunun eğri olması, insan olamayanlar utançlarını ona yüklemişlerdir. kim bilir…

uzuvlar yine ve yeniden sokaklarda gezdirildi… ibret-i alem! bak, gör ve ders al! kâfir olma!

bir zamanlar babek’in kanlı yüzüne ant içenlerin kanlarını içtiler bir çırpıda!

doymadılar… zaten asla doymazlar…

nasıl ki babek yoldaşlarına güvenmişti, bedreddin de aynısını yaptı.

bedreddinin yoldaşları arasına sızan cihan padişahının kara yağız neferleri, onu çadırında punduna getirdiler.

serez’de bir ağaç bedreddin'in cansız bedenine yoldaş oldu…

ve o ağaçta tomurcuk açtı bedreddin destanı…

tüm yalanlara, tüm çarpıtmalara, tüm rezilliklere inat…

bize halimizce bedreddin olmamızı, ebu–suud’ların karşısına dikilmemizi öğütledi…

bu öğüde asla halel getirmedik...
devamını gör...

yahu eleştirenler de zannedersen tonyukuk anasını satim. herif kafa sözlük'ten mevlana'ya sallıyo ahaha. başlıkları gören moğolların şu an elleri ayakları titriyo zor zaptediyoruz beyler yapmayın..
devamını gör...

açılım sürecini, şehirlerin, üniversitelerin terörist yuvası haline geldiğini, şehirlerde patlayan bombaları ne çabuk unuttunuz. ülkesini seven ve olanları sindiremeyen iyi yetişmiş düzgün bir anne babanın tek evladı fırat'ın bunu sindiremeyip kendinden sonra gelecek gençlerin bu ortamlarda bulunmasına göz yummayıp mücadele etmesi mi magandalık oluyor. evet keşke bunlar hiç yaşanmasaydı. ama fırat yılmaz çakıroğlu taşlı sopalı karşıt görüş kavgasında öldürülmedi. üstelik kendisini öldürenin pkk ile bağlantısı ispatlanmışken cezası verilmişken kalkıp sırf görüşlerinden ötürü şehit değildir demek büyük aymazlıktır.
devamını gör...

belgisiz zamirdir.
kimi zaman tasnifte zorlanıldığından kimi zaman da belirsizliği korumak için kullanılır. arapçadan dilimize geçmiştir.
bir de slogan hali mevcuttur. her "şey" ayrı yazılır. yanına yakıştırmaz hiç kimseyi. bu yüzden ayrı mı bitişik mi yazılır kararsızlığı da olmaz. bağımsızlığını tek başına ilan etmiş bir kelimedir. önündekilerin hepsi ancak onu belirten sıfatlardır.
devamını gör...

ekşi sözlükte yazarlık başvurusu için aylarca dönüş alamayıp entry girme hevesi dahi kalmayanlar için yeni bir heyecan oldu denilebilir.
devamını gör...


samsun ilkadım emniyet müdürlüğünde görevli çarşı ve mahalle bekçisi yunus emre özkan, baruthane mahallesi'nde devriye görevi sırasında çöp konteynerinin yanında hareketsiz duran kedi yavrusunu fark etti.

kediyi avucunun içerisine alan bekçi, yaklaşık 20 dakika kalp masajı ve suni teneffüs yaparak hayata döndürdü.

yürekleri ısıtan görüntüler bir başka bekçi tarafından cep telefonuyla kayıt altına alındı.

samsun il emniyet müdürlüğü de bu görüntüleri "kahramanlar her yerde. kahramanlar içimizde. kahramanlar görevinin başında. teşekkürler kahraman çarşı ve mahalle bekçimiz y. e. özkan" ifadeleriyle sosyal medya hesabından paylaştı.

video



kaynak
devamını gör...

cadı diye yakıldıkları, insan yerine konmadıkları için filozof olmaya vakit kalmamış ne yazık ki. kaçınızın babaannesi ilkokuldan sonrasını okudu? kadın ve erkeklere verilen eşit eğitimin tarihi* çok yakın bir zamana dayanıyor. eski dönemde bir kadın olarak yaşamaktansa ölmeyi yeğlerdim.
devamını gör...

adana'nın ilçesidir. nüfusu ortalama 30 bin ve adana'ya uzaklığı 30 km civarındadır. pek bir numarası olmayan bir ilçe diyebilirim. köy tarzında küçük bir ilçe. herşeye rağmen doğduğum yer olan küçük ilçemizi seviyorum. çocukluğumun bir kısmı burda geçti ve hürriyet mahallesinde bulunan hürriyet ilköğretim okulunda okudum. bu okula ikinci sınıfta iken gelmiştim ve öğretmenim olan mahmut beyin allah cezasını versin. çok dövdü beni çok. ah ah aklıma geldi ve ellerim sızlamaya başladı. neyseki üçe geçtiğimde mükerrem akça, yani yeni öğretmenimle tanıştım. meleğin yer yüzündeki temsilcisi gibi bir öğretmendi. onunla çok güzel üç yıl geçirdim. bana okulu sevdiren öğretmen. bu okulda üç kardeş aynı anda okuduk.

hürriyet ilköğretim okulundan bir görsel.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bu ilçemizin geçim kaynakla başlıca çiftçilik, marangozluk ve galeri oluşturmaktadır. bu ilçe küçük olmasına rağmen içerisinde ortalama yüze yakın marangoz ile türkiye'nin arı kovanı ihtiyacının yüzde 70 gibi bir oranını karşılıyor. çok seri bir şekilde kovan üretimi yapılarak güzel ülkemin ihtiyacını karşılıyor ve arıya can veriyor. hatta üniversitesiteden sonra işsiz kalınca bu işin pazarlamasını yaptım ve çok büyük bir çevre edindim. bilmediğim bir iş dalı olmasına rahman çok büyük siparişler alarak güzel paralar kazandım. bunun için bu ilçeye minnettarım ve minnet etmeye devam edeceğim, çünkü daha para kazandırıyor bana. neyse diğer dal olan galeri işine anlam veremiyorum. çok büyük bir galeri sitesi var ve her galerinin önünde 20 30 adet, bazılarında ise daha fazla traktör mevcuttur. üçüncü sektör olarak geçim kaynağı çiftçilik ama burdaki traktör sayısı çok fazla ve ülkenin bir çok noktasına burdan traktör gidiyor. bu sitelerden görüntüleri aşağı ekliyorum.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bununla ilgili yıllar önce trt'nin bir kamu spotu vardı. mal satmak istediği turisti zoraki kolundan tutup içeri çeken esnafın hareketinin üstüne çarpı işareti konurdu, içki bardağına buzları koyan garson elini silecek bez bulamayınca elbisesine silerdi ve ekranda kocaman bir çarpı işareti daha belirirdi. yani yanlış hareketti bunlar. sonraki yanlış hareket de bu eylemle ilgiliydi ki ama öylesine de komik ve gülünesi bir hareketti. vatandaşın biri boyacı tezgahına ayağını koymuş ayakkabısını boyatırken bir taraftan da ayak üzeri gazetesine bakıyor. o sırada yandan geçen meraklı birisi bir anda duruyor ve geri dönüp gazeteye gözü ilişiyor. sonra kafasını gazeteye doğru sokuyor. elinde gazeteyi tutan vatandaş da şaşkın vaziyette gazeteyi bırakmış dibindeki meraklı adama bakıyor. adam daha da ileri gidip vatandaşın elindeki gazeteyi destursuz alarak gazeteyi okuya okuya yoluna devam ediyor. elinden gazetesi alınan vatandaş da adamın arkasından iki kolunu yana açarak el kol hareketi yapıp söylenmeye başlıyor ve ardından koca bir çarpı işareti daha çıkıyor. trt arşivini açmışken tekrar yayınlasa diye beklerim.
devamını gör...

asla bir hayvana zarar vermem.
devamını gör...

tarihi yaklaşan tiyatro sınavımda oynayacağım oyunun kitabından
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

toplumdaki kişilerin statülerini belirleyen şey. toplumda tabakalaşmaya yol açar.
eski roma'da patriciler, plepler ve köleler olmak üzere 3 sınıfa ayrılır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim