aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
ayağını yere terliksiz basman guzuum.
devamını gör...
büyük iskender
öldükten sonra büyük sıfatını almış hükümdardır.
gerçek ismi alexander. arapça konuşanların alexander'i el iksender olarak algıladığından ks sesi dillerinde olmadığından o sesi ters çevirip sk yaptıklarından, önündeki el takısı da çıkarılınca iskender olarak kalakalmıştır. literatürümüze de öyle girmiştir.
efsaneye göre frigler, kahinlerin sözüne uyup şehre kağnı ile giren ilk adamı, yani gordios'u kral ilan ederler. gordios da kızılcık dallarından örmüş olduğu bağlarla arabasını tapınağa bağlar ve bu düğümü çözecek kişinin asya 'ya hakim olacağını söyler. o kördüğümü çözmeye uğraşanlar o kadar enerjiye rağmen aylarca uğraşsalar da çözemezler. tarihte büyük iskender olarak anılan makedonya kralı da, düğümün büyüsüne kapılarak şehre girer ve uzunca bir çabadan sonra kılıcını çekip kızılcık dallarından oluşan düğümü dağıtır.
gerçekten de dendiği gibi iskender, asya'nın hakimi olur. birçok devleti tarihten silmiş, kendi imparatorluğunu kurmuştur. tarih kitaplarında çok büyük askeri deha olarak tanıtılır. ama söylenceye göre sabırsız davranıp düğümü erkenden çözdüğü için lanetlenmiş kabul edilir ve 33 yaşında hastalıktan ölür. kaba kuvvetin çare olmadığına örnek verilir.
gerçek ismi alexander. arapça konuşanların alexander'i el iksender olarak algıladığından ks sesi dillerinde olmadığından o sesi ters çevirip sk yaptıklarından, önündeki el takısı da çıkarılınca iskender olarak kalakalmıştır. literatürümüze de öyle girmiştir.
efsaneye göre frigler, kahinlerin sözüne uyup şehre kağnı ile giren ilk adamı, yani gordios'u kral ilan ederler. gordios da kızılcık dallarından örmüş olduğu bağlarla arabasını tapınağa bağlar ve bu düğümü çözecek kişinin asya 'ya hakim olacağını söyler. o kördüğümü çözmeye uğraşanlar o kadar enerjiye rağmen aylarca uğraşsalar da çözemezler. tarihte büyük iskender olarak anılan makedonya kralı da, düğümün büyüsüne kapılarak şehre girer ve uzunca bir çabadan sonra kılıcını çekip kızılcık dallarından oluşan düğümü dağıtır.
gerçekten de dendiği gibi iskender, asya'nın hakimi olur. birçok devleti tarihten silmiş, kendi imparatorluğunu kurmuştur. tarih kitaplarında çok büyük askeri deha olarak tanıtılır. ama söylenceye göre sabırsız davranıp düğümü erkenden çözdüğü için lanetlenmiş kabul edilir ve 33 yaşında hastalıktan ölür. kaba kuvvetin çare olmadığına örnek verilir.
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
toksik kişiliklerle kurulan ilişkiler insanı tüketir.bu tarz bir ilişkinin içinde olduğunuzu ve sizde yarattığı hasarı fark etmek zaman alacaktır zira kişilerin dengesiz halleri gel-gitleri sebebiyle basiretiniz bağlanır.farkına vardığınız an hayatınızdan ivedilikle çıkarın,beklemenin zararı kendinize olacaktır.
devamını gör...
yazarların whatsapp’tan attığı son mesaj
- ben radyo dinliyordum uyumuş kalmışım
-komodo ejderi(arkadaşım dün bunu rüyasında görmüş, korkmuş. üzerine doğru geliyormuş. saat 01.19 'da öyle yazmış. komodo ejderi dememiş de komanda demiş. onu düzelttim.)
-günaydınnnn
-komodo ejderi(arkadaşım dün bunu rüyasında görmüş, korkmuş. üzerine doğru geliyormuş. saat 01.19 'da öyle yazmış. komodo ejderi dememiş de komanda demiş. onu düzelttim.)
-günaydınnnn
devamını gör...
dereotu
devamını gör...
banucabirhayat
bir tanımını görüp likelediğim ve sonra kimmiş bu ya diyip okuyunca o nasıl içten yazmaktır ya diyip keşke hep yazsa çok yazsa dediğim yazardır. sözcüklerle samimiyeti hissettirebilenleri ayrı bir seviyorum.
devamını gör...
kış günü tişört giyen insan
iki adımlık yer için mont giymeye üşendiğimden tişörtle karlı bir havada dışarı çıkmıştım. yanımdan geçen bir dayı "kutup ayısı bile kürk giyiyor yeğen" yorumuyla beni yarmıştı.
devamını gör...
lazy writing
özellikle romanlarda karşımıza çıkan ve genel anlamda okuyucuyu romandan koparan her tür yazım yöntemidir. şöyle ufak bi sıralama yaparak örnek vereyim bu konu hakkında;
-motivasyonsuz yapılan her hareket.
bu madde biraz da sebep sonuç ilişkisine dayanıyor. karakter bir eylemde bulunurken, bu eylemin sebepleri kesin ve anlaşılır olmalıdır. ha gizli motivasyonlar tabi ki olur ama karakter ortada hiçbir şey yokken aşırı ve kendinden beklenmeyen kararlar vermemelidir.
- yersiz ölümler.
çoğunuz pek çok kitaptan aşina olmuşsunuzdur bu duruma. nedir bu durum, bir karakterin, başrol yahut başka bir karakterin motivasyonel gelişimi için durduk yerde öldürülmesi durumu. kim peki bu karakter? çoğu zaman başrolün babasıdır tabiki. oğul bir noktada babasını mecazen öldürmelidir, sözünden ötürü bu kadar sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğunu düşünüyorum.
romanda bir baba figürü mü var? öldür gitsin, hem çocuk için de iyi bir dönüm noktası olur… bunu da yapmayın.
- kişisel eksiklikten kaynaklı niteleme sıfatı kullanımı.
kimse romanlarda “çok, daha, aşırı, fazla” gibi niteleyici sıfatlar görmek istemez. bunlar göze batar. dolayısıyla “çok büyük” yerine “devasa” , “aşırı hüzünlü” yerine “melankoli”, “fazla sesli” yerine “gürültülü” gibi kullanımlar, yazdıklarınızı daha okunur yapacaktır.
- yüzeysel karakter tasarımı.
bir karakterden herkesin nefret etmesini istediğiniz durumlar hariç, mümkünse o karakterin diğer yönlerine de bol bol değinin. elinizde her durum için bir dayanak olsun. bir karakter kötü ya da iyi diyerek kestirip atmak yerine durumu tüm yönleri ile açıklamak, okuyucuyu kitaba bağlar.
lazy writing denen illet her yıl binlerce okuyucuyu derinden yaralıyor. siz de lazy writing’i bırakmak isteyip de bırakamıyorsanız lütfen profesyonel yardım istemekten çekinmeyin. alo 666 lazy writing bırakma hattı.
-motivasyonsuz yapılan her hareket.
bu madde biraz da sebep sonuç ilişkisine dayanıyor. karakter bir eylemde bulunurken, bu eylemin sebepleri kesin ve anlaşılır olmalıdır. ha gizli motivasyonlar tabi ki olur ama karakter ortada hiçbir şey yokken aşırı ve kendinden beklenmeyen kararlar vermemelidir.
- yersiz ölümler.
çoğunuz pek çok kitaptan aşina olmuşsunuzdur bu duruma. nedir bu durum, bir karakterin, başrol yahut başka bir karakterin motivasyonel gelişimi için durduk yerde öldürülmesi durumu. kim peki bu karakter? çoğu zaman başrolün babasıdır tabiki. oğul bir noktada babasını mecazen öldürmelidir, sözünden ötürü bu kadar sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğunu düşünüyorum.
romanda bir baba figürü mü var? öldür gitsin, hem çocuk için de iyi bir dönüm noktası olur… bunu da yapmayın.
- kişisel eksiklikten kaynaklı niteleme sıfatı kullanımı.
kimse romanlarda “çok, daha, aşırı, fazla” gibi niteleyici sıfatlar görmek istemez. bunlar göze batar. dolayısıyla “çok büyük” yerine “devasa” , “aşırı hüzünlü” yerine “melankoli”, “fazla sesli” yerine “gürültülü” gibi kullanımlar, yazdıklarınızı daha okunur yapacaktır.
- yüzeysel karakter tasarımı.
bir karakterden herkesin nefret etmesini istediğiniz durumlar hariç, mümkünse o karakterin diğer yönlerine de bol bol değinin. elinizde her durum için bir dayanak olsun. bir karakter kötü ya da iyi diyerek kestirip atmak yerine durumu tüm yönleri ile açıklamak, okuyucuyu kitaba bağlar.
lazy writing denen illet her yıl binlerce okuyucuyu derinden yaralıyor. siz de lazy writing’i bırakmak isteyip de bırakamıyorsanız lütfen profesyonel yardım istemekten çekinmeyin. alo 666 lazy writing bırakma hattı.
devamını gör...
yazarların en sevdiği geçiştirme sözcüğü
anladım. *
devamını gör...
neşeliymiş gibi görünen hüzünlü şarkılar
devamını gör...
better call saul
breaking bad spin-off'u, bana göre bugüne kadar yapılmış en iyi dizi
devamını gör...
hayatında hiç antidepresan kullanmamış insan
hiçbir ufak ayrıntıyı tabiri caiz ise ***lemeyen, kafasına takmayan, tebrik edilesi insandır.
ne yapıyorsun bey amca? diye sorarlar adama. nasıl tutuyorsun o serotoninleri günlerce, aylarca, yıllarca?
hiç olmazsa genetik öykü olur insanda, annede vardır, ninede vardır, değil mi ama?
not: senin gibi olmayı çok isterdim bey amca! ama ben kendimi tutamadım, dayanamadım bunca olumsuzluğa. sen kendini kurtar bey amca! tutunamayanlar hep var olacaktır nasılsa.
ne yapıyorsun bey amca? diye sorarlar adama. nasıl tutuyorsun o serotoninleri günlerce, aylarca, yıllarca?
hiç olmazsa genetik öykü olur insanda, annede vardır, ninede vardır, değil mi ama?
not: senin gibi olmayı çok isterdim bey amca! ama ben kendimi tutamadım, dayanamadım bunca olumsuzluğa. sen kendini kurtar bey amca! tutunamayanlar hep var olacaktır nasılsa.
devamını gör...
normal sözlük büyük resim kursu
haftada iki saat, online görüşmelerle her türlü büyük resim görme yetisi kazandıran kurs olsa gerek. istiyorum! paranoyalardan paranoyalara gark eyleyeyim.
devamını gör...
kişinin eski fotoğrafına bakıp kendini özlemesi
kişinin asıl benliğinden uzaklaştığını fark ettiği andaki ruh hali.
bakıyorum, 34 kere açmışım bugün telefonumun galerisini. önceki gün 46, daha önceki gün 72... her seferinde geçmişe bir yolculuğa çıkmak üzere basmışım defalarca o ikona. bir fotoğrafa dalıyorum bazen dakikalarca, o anı tekrar yaşıyorum kafamda. bugün mutluymuşum diyorum kendime. 3 yıl geçmiş.
yakın çekim bir fotoğrafa rastlıyorum. gülmekten kısılmış ama hala ışıldayan gözlerimin içinin parlaklığına bakıyorum hayretle. hemen yanındaki kazayaklarına dokunuyorum. mutluymuşum diyorum yine. ama üzerinden 3 yıl geçmiş.
ikimizi yan yana görüyorum birden. omzuma vuruyorum, bak ne kadar şanslısın diyorum oradaki kendime. kıymetini bilsen keşke. kalbinin o anki atışını bile hissedebiliyorum. bazen bir ses bölüyor yolculuğumu, fark ediyorum o anda. 3 yıl geçmiş.
bir yemek fotoğrafı. öylesine çekilmiş. evet diyorum hatırlıyorum bu günü, yemek harikaydı. sonra tekrar yiyorum aynısından, defalarca. aynı tadı alamıyorum.
yanımda arkadaşlarım var bu sefer, masada kocaman bir semaver ve içten gülümseyen bir sürü tanıdık yüz. ne güzeldi diyorum bu çayın tadı, halbuki daha az önce içtim aynısını, hiç benzemiyorlardı.
bir ekran görüntüsü düşüyor önüme. belli ki unutmamak için alınmış. okuyorum, incinmiyorum eskisi kadar. pas geçiyorum hislerimi, düşüncelerimi. biliyorum çünkü değiştirmeyecek hiçbir şeyi, 3 yıl geçmiş. duygularımın bile üstü küflenmiş.
ani bir hareketle kapatıyorum fotoğrafları, biliyorum sonrasında defalarca tekrar açacağımı. gerçek hayata dönmen gerek diyorum, bir iki fiske vuruyorum belki kendime. toparlanmaya çalışıyorum. yüzüme bir gülümseme oturtup kalkıyorum oturduğum yerden. gülümsemem bile aynı değil. 3 yıl geçmiş diyorum kendi kendime. bıraktığım kendime geri dönmek üzere boşlukta süzülmeye devam ediyorum.
bakıyorum, 34 kere açmışım bugün telefonumun galerisini. önceki gün 46, daha önceki gün 72... her seferinde geçmişe bir yolculuğa çıkmak üzere basmışım defalarca o ikona. bir fotoğrafa dalıyorum bazen dakikalarca, o anı tekrar yaşıyorum kafamda. bugün mutluymuşum diyorum kendime. 3 yıl geçmiş.
yakın çekim bir fotoğrafa rastlıyorum. gülmekten kısılmış ama hala ışıldayan gözlerimin içinin parlaklığına bakıyorum hayretle. hemen yanındaki kazayaklarına dokunuyorum. mutluymuşum diyorum yine. ama üzerinden 3 yıl geçmiş.
ikimizi yan yana görüyorum birden. omzuma vuruyorum, bak ne kadar şanslısın diyorum oradaki kendime. kıymetini bilsen keşke. kalbinin o anki atışını bile hissedebiliyorum. bazen bir ses bölüyor yolculuğumu, fark ediyorum o anda. 3 yıl geçmiş.
bir yemek fotoğrafı. öylesine çekilmiş. evet diyorum hatırlıyorum bu günü, yemek harikaydı. sonra tekrar yiyorum aynısından, defalarca. aynı tadı alamıyorum.
yanımda arkadaşlarım var bu sefer, masada kocaman bir semaver ve içten gülümseyen bir sürü tanıdık yüz. ne güzeldi diyorum bu çayın tadı, halbuki daha az önce içtim aynısını, hiç benzemiyorlardı.
bir ekran görüntüsü düşüyor önüme. belli ki unutmamak için alınmış. okuyorum, incinmiyorum eskisi kadar. pas geçiyorum hislerimi, düşüncelerimi. biliyorum çünkü değiştirmeyecek hiçbir şeyi, 3 yıl geçmiş. duygularımın bile üstü küflenmiş.
ani bir hareketle kapatıyorum fotoğrafları, biliyorum sonrasında defalarca tekrar açacağımı. gerçek hayata dönmen gerek diyorum, bir iki fiske vuruyorum belki kendime. toparlanmaya çalışıyorum. yüzüme bir gülümseme oturtup kalkıyorum oturduğum yerden. gülümsemem bile aynı değil. 3 yıl geçmiş diyorum kendi kendime. bıraktığım kendime geri dönmek üzere boşlukta süzülmeye devam ediyorum.
devamını gör...
mesaj atmak istediğiniz yazar tarafından engellendiğini fark etmek
öyle biri olmadı çok şükür *
devamını gör...
kimi insanların az konuşma nedeni
anlaşılmaktan ümidini kesmiş olmaktır.
devamını gör...
ilkokulda statü göstergesi olan şeyler
renkli resim çantaları, pastel boya seti, pahalı sulu boya ve resim hocalarının garip boyalarından alma- akrilik makrilik bişiler-
gösterişli uçlu kalem, 05 uç kullanma, renkli muz çoraplar, renkli tokalar
gösterişli uçlu kalem, 05 uç kullanma, renkli muz çoraplar, renkli tokalar
devamını gör...
niccolo paganini
1782-1840 yılları arasında yaşamış italyan keman virtüözü.
tarihin gördüğü en iyi ve en ünlü keman virtüözlerinden biridir. 8 yaşında keman dersleri almaya başlayarak 11 yaşında turnelere çıkacak seviyeye gelmiştir. zamanında keman ile çıkardığı sesleri bir insanın çıkaramayacağı düşünüldüğünden kendisinin ruhunu şeytana sattığı yorumları yapılsa da bu kadar iyi olmasının sebebi marfan sendromu sonucu uzun ve elastik ellere sahip olmasıdır.
iyi bir kemancı olmasının yanında özel hayatı ile de adından tarih boyunca söz ettirmiştir. sapkınlık derecesinde cinselliğe düşkünlüğün yanında kumar tutkusu da bulunmaktadır. öyle ki bir konser öncesi stradivarius kemanını kumarda kaybetmiştir.
şahsım için kemanın maradonasıdır.
hakkında çekilen filmler,
the magic bow - stewart granger (1946),
a song the remember - roxy roth (1945),
kinski paganini - klaus kinski (1989),
the devil's violinist - david garrett(2013).
sizi ıtzhak perlman'ın icra ettiği caprice no. 24 in a minor paganini bestesi ile başbaşa bırakıyorum.
tarihin gördüğü en iyi ve en ünlü keman virtüözlerinden biridir. 8 yaşında keman dersleri almaya başlayarak 11 yaşında turnelere çıkacak seviyeye gelmiştir. zamanında keman ile çıkardığı sesleri bir insanın çıkaramayacağı düşünüldüğünden kendisinin ruhunu şeytana sattığı yorumları yapılsa da bu kadar iyi olmasının sebebi marfan sendromu sonucu uzun ve elastik ellere sahip olmasıdır.
iyi bir kemancı olmasının yanında özel hayatı ile de adından tarih boyunca söz ettirmiştir. sapkınlık derecesinde cinselliğe düşkünlüğün yanında kumar tutkusu da bulunmaktadır. öyle ki bir konser öncesi stradivarius kemanını kumarda kaybetmiştir.
şahsım için kemanın maradonasıdır.
hakkında çekilen filmler,
the magic bow - stewart granger (1946),
a song the remember - roxy roth (1945),
kinski paganini - klaus kinski (1989),
the devil's violinist - david garrett(2013).
sizi ıtzhak perlman'ın icra ettiği caprice no. 24 in a minor paganini bestesi ile başbaşa bırakıyorum.
devamını gör...

