doktordan satılık araba
buradaki tılsımlı sözcük doktor.
bundan yukarısı yok. kaymakamdan satılık, dekandan satılık, dsi müdüründen satılık, şirket ceo'sundan satılık, parti il başkanından satılık. ne yazarsan yaz basit bir pratisyen doktoru geçemez. hatta, bir üstü dene. başhekimden satılık araba diye yaz, yine fayda etmez. araba satmaya niyetli bir doktor olunca, önünde kimse duramaz.
bundan yukarısı yok. kaymakamdan satılık, dekandan satılık, dsi müdüründen satılık, şirket ceo'sundan satılık, parti il başkanından satılık. ne yazarsan yaz basit bir pratisyen doktoru geçemez. hatta, bir üstü dene. başhekimden satılık araba diye yaz, yine fayda etmez. araba satmaya niyetli bir doktor olunca, önünde kimse duramaz.
devamını gör...
kitap ve defter kaplamak
vakti zamanında, sadece kaplama kağıdıyla yapınca çabuk yıprandığı için üzerini bir de jelatin denen ince şeffaf naylonla da kaplayarak yaptığım eylem.
ilkokula yeni başlayacağım, defter kitaplarımı aldık kırtasiyeden annemle, eve geldik. annem iğne yapmak için (emekli hemşire kendisi, sosyal mesajı da verelim, gidip herkese iğne yaptırmayın sonra) * bir yere gidecekti, giderken de tembihledi “ben gelmeden sakın bir şey yapma!” diye.
tabii bunun aksini yapmam lazımdı. müzik defterini aldım önüme, kaplama kağıdını tam deftere göre kestim, kaplayacağım güya. olmadı tabii. annem geldiğinde de baya bir fırça yedim. sonra birlikte kapladık.
birkaç sefer sonra bu işi iyice öğrenince, kendim onun kapladıklarını beğenmeyip tek başına yapmaya başlamıştım.
ilkokula yeni başlayacağım, defter kitaplarımı aldık kırtasiyeden annemle, eve geldik. annem iğne yapmak için (emekli hemşire kendisi, sosyal mesajı da verelim, gidip herkese iğne yaptırmayın sonra) * bir yere gidecekti, giderken de tembihledi “ben gelmeden sakın bir şey yapma!” diye.
tabii bunun aksini yapmam lazımdı. müzik defterini aldım önüme, kaplama kağıdını tam deftere göre kestim, kaplayacağım güya. olmadı tabii. annem geldiğinde de baya bir fırça yedim. sonra birlikte kapladık.
birkaç sefer sonra bu işi iyice öğrenince, kendim onun kapladıklarını beğenmeyip tek başına yapmaya başlamıştım.
devamını gör...
üzülmemiş gibi yapmak
kaldıramayacağım kadar ağır bir şey ise şok olmuş bir biçimde öylece dururum zaten.
şayet daha az önemli bir olay ise önce bir yutkunurum, saçlarımı kulaklarımın arkasına atarım, derin nefesler alarak olay mahallinden uzaklaşırım. eve gidince de oturur, canım çıkana kadar ağlarım.
şayet daha az önemli bir olay ise önce bir yutkunurum, saçlarımı kulaklarımın arkasına atarım, derin nefesler alarak olay mahallinden uzaklaşırım. eve gidince de oturur, canım çıkana kadar ağlarım.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
koca arıyorum.
devamını gör...
normal sözlük beğeni şeması
benimkisi "okudum, beğendim" beğenisidir. diğer türlü beğeniler bende olmaz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının akıl sır erdiremediği olaylar
çorapları makineye çift atıp tek bulmak.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
ne hissedersem hissedeyim, paylaşacak birinin olmaması gibi kapkaranlık bir his.
devamını gör...
kadınların iç güzelliğine önem vermesi
iç güzelliğe önem vermeyen kadınlar para avcısı vb. sıfatlarla nitelendirilirken önem verenlerin de enayi yerine koyulduğu bir garip düzen. devam.
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
bu gezegeni insanların elinden kurtarmak gerek dedirten başlıktır.
devamını gör...
neden yapıldığı anlaşılamayan şeyler
yalan söylemek.
her yalan en nihayetinde ortaya çıkıyor.
beni kandırıyorsun, kendini kandırıyorsun.
bunu neden yaparsın, e be karşımdaki kişi?
her yalan en nihayetinde ortaya çıkıyor.
beni kandırıyorsun, kendini kandırıyorsun.
bunu neden yaparsın, e be karşımdaki kişi?
devamını gör...
dans eden ev
çek cumhuriyeti'nin prag şehrinde, vlatava nehri kıyısında yer alan binanın yapımı 4 yıl sürdü. milunic ve gehry tarafından inşa edilen bu binanın tarzı, sanat ve mimarlık çevreleri tarafından yeni barok olarak nitelendiriliyor.
mimarlar, dans eden evi şehrin kültür merkezi yapmayı planladılar ve bu bina zaman içerisinde prag'ın sembollerinden biri haline geldi.

mimarlar, dans eden evi şehrin kültür merkezi yapmayı planladılar ve bu bina zaman içerisinde prag'ın sembollerinden biri haline geldi.

devamını gör...
mauritius cumhuriyeti
afrika'nın güney doğusunda, madagaskar'ın doğusunda bulunan, dört küçük adadan oluşan ülkedir.
başkenti port louis, yüzölçümü 2.040 km²'dir.
nüfusunun üçte ikisi hint kökenlidir. güney afrika cumhuriyeti vatandaşlarının en çok gittiği tatil yeridir.
başkenti port louis, yüzölçümü 2.040 km²'dir.
nüfusunun üçte ikisi hint kökenlidir. güney afrika cumhuriyeti vatandaşlarının en çok gittiği tatil yeridir.
devamını gör...
yazarların cep telefonu duvar kağıtları
muzei uygulaması her gün yeni bir sanat eserini telefonuma duvar kağıdı yaptığı için hiç uğraşmadığım hede. bugün modigliani var.
amedeo modigliani - young girl seated (1918)
kaynak:wikiart
amedeo modigliani - young girl seated (1918) kaynak:wikiart
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hepinizden nefret ediyorum ama tek başımayken de canım sıkılıyor.
t:özlenen yazardan çok büyük itiraf.
t:özlenen yazardan çok büyük itiraf.
devamını gör...
dedesinin mezar taşını okuyamayan tek toplum
türkler geçmişten bu yana:
göktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, kiril alfabesi, lâtin alfabesi kullanmışlardır.
latin alfabesi bugün de kullandığımız türkçe sesleri en iyi karşılayan alfabedir.
osmanlı türkçesi denilen türkçe bugünkü gibi okunur. sadece alfabe farklıdır. arap alfabesinde bulunmayan türkçe sesler bu alfabede benzer sesler ile karşılanmıştır. mesela vav hem o, ö, u, ü hem de v yerine kullanılmaktadır. ya da bizde bir tek "s" harfi varken bu alfabede peltek s, kalın s (sad) ve s vardır.
alfabeyi öğrenmek kolayken (malum ülkenin yarısı en azından kuran okumayı biliyor.) osmanlı türkçesi ile yazılmış metinleri okumak bu yüzden zordur. arapça g ve l harflerini yan yana konulduğunu düşünün, bu iki harfi (arapça bükümlü bir dil olduğu için) gel, gül, gol... şeklinde telaffuz edebiliriz. hangisi olduğu ise cümlenin akışından anlaşılır.
yukarıda saydıklarım ve okul sayısının da azlığı sebebi ile osmanlı devleti'nde okur yazar oranı da yüzde 10 civarında falan seyretmektedir.
bu konuda asıl endişe etmesi gerekenler ise bence dönemin aydınları idi. yani bir gecede cahil kalan onlardı ancak bu duruma karşı çıkmak yerine desteklemişlerdir ki alfabe değişmeden çok önce cumhuriyetten de önce dil devrimi gerçekleşmiş ve edebi dilde bulunan arapça-farsça sözcükler ve dilbilgisi kuralları atılmış, yazı dili ve konuşma dili ortak hala gelmiştir. kast ettiğim zaman dilimi de tanzimat dönemi ile cumhuriyet dönemi arasını kapsar yani ortalama 60 yıllık bir icraat.
en sonunda da 1 kasım 1928'de latin alfabesine geçilmiştir. 1935 yılındaki nüfus sayımında ise okur yazar oranı neredeyse yüzde 20'ye yaklaşmıştır. bu sebeple diyebiliriz ki dil devrimi ile hem kendimizi daha kolay ifade edebilir hale geldik hem de daha çok insan okur-yazar oldu. eğer ki atam ve diğer aydınlar bu devrimi gerçekleştirmeseydi muhtemelen şimdi de birçokları o mezar taşlarını okumayacaktı.
göktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, kiril alfabesi, lâtin alfabesi kullanmışlardır.
latin alfabesi bugün de kullandığımız türkçe sesleri en iyi karşılayan alfabedir.
osmanlı türkçesi denilen türkçe bugünkü gibi okunur. sadece alfabe farklıdır. arap alfabesinde bulunmayan türkçe sesler bu alfabede benzer sesler ile karşılanmıştır. mesela vav hem o, ö, u, ü hem de v yerine kullanılmaktadır. ya da bizde bir tek "s" harfi varken bu alfabede peltek s, kalın s (sad) ve s vardır.
alfabeyi öğrenmek kolayken (malum ülkenin yarısı en azından kuran okumayı biliyor.) osmanlı türkçesi ile yazılmış metinleri okumak bu yüzden zordur. arapça g ve l harflerini yan yana konulduğunu düşünün, bu iki harfi (arapça bükümlü bir dil olduğu için) gel, gül, gol... şeklinde telaffuz edebiliriz. hangisi olduğu ise cümlenin akışından anlaşılır.
yukarıda saydıklarım ve okul sayısının da azlığı sebebi ile osmanlı devleti'nde okur yazar oranı da yüzde 10 civarında falan seyretmektedir.
bu konuda asıl endişe etmesi gerekenler ise bence dönemin aydınları idi. yani bir gecede cahil kalan onlardı ancak bu duruma karşı çıkmak yerine desteklemişlerdir ki alfabe değişmeden çok önce cumhuriyetten de önce dil devrimi gerçekleşmiş ve edebi dilde bulunan arapça-farsça sözcükler ve dilbilgisi kuralları atılmış, yazı dili ve konuşma dili ortak hala gelmiştir. kast ettiğim zaman dilimi de tanzimat dönemi ile cumhuriyet dönemi arasını kapsar yani ortalama 60 yıllık bir icraat.
en sonunda da 1 kasım 1928'de latin alfabesine geçilmiştir. 1935 yılındaki nüfus sayımında ise okur yazar oranı neredeyse yüzde 20'ye yaklaşmıştır. bu sebeple diyebiliriz ki dil devrimi ile hem kendimizi daha kolay ifade edebilir hale geldik hem de daha çok insan okur-yazar oldu. eğer ki atam ve diğer aydınlar bu devrimi gerçekleştirmeseydi muhtemelen şimdi de birçokları o mezar taşlarını okumayacaktı.
devamını gör...
instagram’da karşımıza çıkan bahis reklamları
şu sıralar azıtmış olan reklamlardır. az önce 10 tane falan engelledim arka arkaya. ya hala bunlara inanıp parasını tokatlatan enayi kaldı mı cidden? adam yasal bahis danışmanlığı yazmış bide yahu, çıldırmamak elde değil.
devamını gör...
normal sözlük'ün daha kalabalık olması gerekliliği
(bkz: yarın daha iyi olur belki)
devamını gör...
yazarların bugüne kadar hissettiği en büyük fiziksel acı
işte benim başlığım.
hangisini anlatsam bilemedim. eşekten çifte yedim tam karnımın ortasına, parmak kadar sivri cam girdi ayağıma, üzerime duvar yıkıldı, ağaçtan düştüm, merdivenden tekerlendim.
evet küçükken biraz yaramazdım.
hangisini anlatsam bilemedim. eşekten çifte yedim tam karnımın ortasına, parmak kadar sivri cam girdi ayağıma, üzerime duvar yıkıldı, ağaçtan düştüm, merdivenden tekerlendim.
evet küçükken biraz yaramazdım.
devamını gör...
