geceye bir şikayet bırak
şikâyetim var cümle yasaktan
dillerimi hâkim bey bağlasan durmaz
gelsin jandarma, polis karakoldan
fikrim firarda, mapusa sığmaz eyvah
mapusa sığmaz eyvah
gün olur yerle yeksan olurum
gün olur şahım devri devranda
kanun üstüne kanun yapsalar
söz uçar yazı iki cihanda eyvah
iki cihanda eyvah
sussan olmuyor, susmasan olmaz
dil dursa hâkim bey tende can durmaz
yazsan olmuyor, yazmasan olmaz
kaleme tedbir koma, tek durmaz
şikâyetim var cümle yasaktan
dillerimi hâkim bey bağlasan durmaz
gelsin jandarma, polis karakoldan
fikrim firarda, mapusa sığmaz eyvah
mapusa sığmaz eyvah
gün olur yerle yeksan olurum
gün olur şahım devri devranda
kanun üstüne kanun yapsalar
söz uçar yazı iki cihanda eyvah
iki cihanda eyvah
sussan olmuyor, susmasan olmaz
dil dursa hâkim bey tende can durmaz
yazsan olmuyor, yazmasan olmaz
kaleme tedbir koma, tek durmaz
şikâyetim var cümle yasaktan
dillerimi hâkim bey bağlasan durmaz
gelsin jandarma, polis karakoldan
fikrim firarda, mapusa sığmaz eyvah
mapusa sığmaz eyvah
söz uçar yazı iki cihanda eyvah
iki cihanda eyvah
dillerimi hâkim bey bağlasan durmaz
gelsin jandarma, polis karakoldan
fikrim firarda, mapusa sığmaz eyvah
mapusa sığmaz eyvah
gün olur yerle yeksan olurum
gün olur şahım devri devranda
kanun üstüne kanun yapsalar
söz uçar yazı iki cihanda eyvah
iki cihanda eyvah
sussan olmuyor, susmasan olmaz
dil dursa hâkim bey tende can durmaz
yazsan olmuyor, yazmasan olmaz
kaleme tedbir koma, tek durmaz
şikâyetim var cümle yasaktan
dillerimi hâkim bey bağlasan durmaz
gelsin jandarma, polis karakoldan
fikrim firarda, mapusa sığmaz eyvah
mapusa sığmaz eyvah
gün olur yerle yeksan olurum
gün olur şahım devri devranda
kanun üstüne kanun yapsalar
söz uçar yazı iki cihanda eyvah
iki cihanda eyvah
sussan olmuyor, susmasan olmaz
dil dursa hâkim bey tende can durmaz
yazsan olmuyor, yazmasan olmaz
kaleme tedbir koma, tek durmaz
şikâyetim var cümle yasaktan
dillerimi hâkim bey bağlasan durmaz
gelsin jandarma, polis karakoldan
fikrim firarda, mapusa sığmaz eyvah
mapusa sığmaz eyvah
söz uçar yazı iki cihanda eyvah
iki cihanda eyvah
devamını gör...
hiç venüs'e gitmemiş olmak
beni çok üzüyor bu durum. en sevdiğim gezegene neden gidemiyorum ki? çok saçma.
devamını gör...
gözlük kullananların korkulu rüyası
3 yaşımdan beri gözlük kullanıyorum. çocukluğumda en korkunç olan gözlüğümün kırılmasıydı. çünkü o zamanlar öyle kolay kolay
uygun cam bulunmuyordu bizim memlekette*. samsun'dan gelirdi o da bir kaç güne anca. o bir kaç gün miyop astigmat olan biri için yeterince işkence dolu olurdu. ameliyatla miyoptan kurtuldum şimdi sadece astigmatla uğraşıyorum.
şimdi ise en büyük korkum 3,5 yaşındaki kızımın da gözünün bozuk olması. şu ana kadar bi şey çıkmadı umarım bundan sonra da çıkmaz.
uygun cam bulunmuyordu bizim memlekette*. samsun'dan gelirdi o da bir kaç güne anca. o bir kaç gün miyop astigmat olan biri için yeterince işkence dolu olurdu. ameliyatla miyoptan kurtuldum şimdi sadece astigmatla uğraşıyorum.
şimdi ise en büyük korkum 3,5 yaşındaki kızımın da gözünün bozuk olması. şu ana kadar bi şey çıkmadı umarım bundan sonra da çıkmaz.
devamını gör...
çok pis dedikodu döndüğü düşünülen yerler
şantiyeler.* * özellikle yağmurlu havalarda sahaya çıkmayınca n’apıyorlar sanıyorsunuz?
devamını gör...
kimsenin takmadığı bir sözlükte kimsenin takmadığı bir yazar olmak
galiba bu benim.
devamını gör...
kokusu yaşam sevincini artıran şeyler
hindistan cevizi ya da içersinde hindistan cevizi bulunan herhangi şeyin kokusu
yeni yıkanmış yastık, çarşaf, kıyafet kokusu
kitap kokusu
yeni yıkanmış yastık, çarşaf, kıyafet kokusu
kitap kokusu
devamını gör...
sanat para için midir sanat için mi sorunsalı
elbette sanat sanat içindir.
hangi sanatçı bir sanat dalını para kazanmak için öğrenir, icra eder?
sevmiştir çalmayı o enstrümanı.
ya da o hikaye illa ki yazılacaktır.
sait faik; 'haritada bir nokta' hikayesinin sonunda, artık yazmayacağını , bu konuda kendisine söz verdiğini, yazmanın bir hırs olduğunu
ama dayanamadığını, tütüncüden kalem kağıt aldığını ve tekrar yazmaya başladığını söylüyor ve çoğumuzun bildiği o cümleyi kuruyor: yazmasaydım deli olacaktım.
mesela tuğba yurt. 11 yaşından itibaren klasik batı müziği eğitimi almış*. bursa senfoni orkestrasında uzun yıllar viyola çalmış.
biz ise onu daha çok pop şarkılarıyla biliyoruz.
neden viyola çalmaya devam etmedi o halde? para için sanat yapmak istediği için mi? belki de şarkı söylemeyi daha çok seviyordu.
ama bildiğimiz bir şey var: söylediği şarkılar çaldığı viyoladan daha fazla para getiriyor.
bundan dolayı onu suçlayabilir miyiz? kesinlikle hayır.
pop şarkılarıyla bilinmesine biliniyor ama akustik şarkılar seslendirmekten de geri durmuyor. bunu niye yapıyor peki? çünkü içindeki sanatçı bu şarkıları seslendirmese deli olur. en azından ben böyle düşünüyorum.
ama nobel ödüllü orhan pamuk için durum farklı. ailesi zenginmiş*. sanat için, keyfine yazmış.
nihayetinde sanat sanat için yapılıyor fakat dünya gerçekleri para için de yaptırabiliyor.
tabi para için yapılan şey ne kadar sanat eseri olur? sanat eseri neye denir? bu soruların da cevapları vardır herhalde bir yerlerde.
haritada bir nokta tuğba yurt
hangi sanatçı bir sanat dalını para kazanmak için öğrenir, icra eder?
sevmiştir çalmayı o enstrümanı.
ya da o hikaye illa ki yazılacaktır.
sait faik; 'haritada bir nokta' hikayesinin sonunda, artık yazmayacağını , bu konuda kendisine söz verdiğini, yazmanın bir hırs olduğunu
ama dayanamadığını, tütüncüden kalem kağıt aldığını ve tekrar yazmaya başladığını söylüyor ve çoğumuzun bildiği o cümleyi kuruyor: yazmasaydım deli olacaktım.
mesela tuğba yurt. 11 yaşından itibaren klasik batı müziği eğitimi almış*. bursa senfoni orkestrasında uzun yıllar viyola çalmış.
biz ise onu daha çok pop şarkılarıyla biliyoruz.
neden viyola çalmaya devam etmedi o halde? para için sanat yapmak istediği için mi? belki de şarkı söylemeyi daha çok seviyordu.
ama bildiğimiz bir şey var: söylediği şarkılar çaldığı viyoladan daha fazla para getiriyor.
bundan dolayı onu suçlayabilir miyiz? kesinlikle hayır.
pop şarkılarıyla bilinmesine biliniyor ama akustik şarkılar seslendirmekten de geri durmuyor. bunu niye yapıyor peki? çünkü içindeki sanatçı bu şarkıları seslendirmese deli olur. en azından ben böyle düşünüyorum.
ama nobel ödüllü orhan pamuk için durum farklı. ailesi zenginmiş*. sanat için, keyfine yazmış.
nihayetinde sanat sanat için yapılıyor fakat dünya gerçekleri para için de yaptırabiliyor.
tabi para için yapılan şey ne kadar sanat eseri olur? sanat eseri neye denir? bu soruların da cevapları vardır herhalde bir yerlerde.
haritada bir nokta tuğba yurt
devamını gör...
4-3-3 oynatan aykut
ilk olarak mahlası ile dikkatimi çekmişti. aykut kocaman'ı ne zaman ekranda görsem aklıma aykut geliyor ve gülmeye başlıyordum. bugün de aynı şey oldu. aykut hoca'yı ekranda gördüm ve istemsizce gülümsedim. beğendiğim ve ters köşe yapan bir mahlasa sahip *
esasen tanımları da öyle. fikri ezberden kendisini arındırmış, tek taraflılıktan ve tutuculuktan uzak, oksijen miktarı yüksek tanımların altına imza atıyor. hal böyle olunca da onun tanımları ile karşılaştığınız başlıklarda, bir nefeslenip, yola öyle devam ediyorsunuz. kimi zaman katılmadığım düşünceleri olur, * o durumlarda da yazdıklarının üzerine iki kere düşünür ve kararımı öyle veririm.
sözlük için önemli bir değer zira dediğim gibi eğmeden/bükmeden olması gerekeni açıkça dile getiriyor. umarım ki, çizgisini asla bozmaz zira sahte demokratlardan ve duruma göre vaziyet alanlardan gına geldi.
omurga sahibi bir orta saha dizilişin var aykut! vurduğun gol olsun!
esasen tanımları da öyle. fikri ezberden kendisini arındırmış, tek taraflılıktan ve tutuculuktan uzak, oksijen miktarı yüksek tanımların altına imza atıyor. hal böyle olunca da onun tanımları ile karşılaştığınız başlıklarda, bir nefeslenip, yola öyle devam ediyorsunuz. kimi zaman katılmadığım düşünceleri olur, * o durumlarda da yazdıklarının üzerine iki kere düşünür ve kararımı öyle veririm.
sözlük için önemli bir değer zira dediğim gibi eğmeden/bükmeden olması gerekeni açıkça dile getiriyor. umarım ki, çizgisini asla bozmaz zira sahte demokratlardan ve duruma göre vaziyet alanlardan gına geldi.
omurga sahibi bir orta saha dizilişin var aykut! vurduğun gol olsun!
devamını gör...
ikona
yunanca resim demek olan ikona sözcüğü sanat tarihinde taşınabilir levha resimleri için kullanılır. hıristiyan inananlar için kutsal kabul edilen kişiler resmedilir. ikona hakkında bilimsel ve ayrıntılı bir kaynak verecek olursak; otto demus'un "byzantine mosaic decoration"a bakabiliriz.
devamını gör...
yazarlara karamsarlık çöken zaman aralığı
akşam saatleridir. havanın kararmasıyla yavaş yavaş başlar, uyuyana kadar devam eder. tükenen enerjim, keyifsizliğim, yorgunluğum, bunalmışlığım, sıkılmışlığım gelir üstüme çöker. mutsuz olmaya bile enerji bulamam çoğu zaman. şu gün de bitsin geçsin diye beklerim. sabaha yeniden taze uyanırım ama gün sonuna yaklaştıkça tekrar yavaş yavaş ruhum çekilirmiş gibi hissederim bedenimden. bir süredir akşamlarıma hakim olan ruh hali bu oldu ne yazık ki. gündüzleri kurtarabilsem de akşamları fayda etmiyor. bu şartlar hepimizi bir şekilde etkiledi işte, ne yapalım. güzel günlerin beklediğine inanayım bari.
devamını gör...
doctor who
mahlasıma ilham olan gezegenin bulunduğu bilim kurgu dizisi. aynı zamanda izlediğim ilk yabancı dizidir doctor who. daha 3. sınıfa gidiyordum sanırım, abim izletmişti. blink bölümünü izledikten sonra rüyama ağlayan melek girmişti çok iyi hatırlıyorum. hala izlemeye devam ediyorum ve jodie whittaker'ın senarist yüzünden harcandığını düşünüyorum. evet, bence de bölümler eski tadı vermiyor. fakat bunun nedeni doktor değil, yoldaşların ve hikayenin ucuz olması. en sevmediğim clara bile bunların yanında iyi kalıyor. umarım bir an önce senarist gider ve 13. doktorun da gerçekten hatırlanası bölümleri olur.
kaptan jack harkness'ın gelişi elbette hatırlanacak çok büyük bir olay. ama demek istediğim jodie'nin dönemi ile ilgili tek hatırlayacağımız şeyin çok sevilen bir karakterin geri dönüşü olmasını istemiyorum. bence daha fazlasını hak ediyor.
kaptan jack harkness'ın gelişi elbette hatırlanacak çok büyük bir olay. ama demek istediğim jodie'nin dönemi ile ilgili tek hatırlayacağımız şeyin çok sevilen bir karakterin geri dönüşü olmasını istemiyorum. bence daha fazlasını hak ediyor.
devamını gör...
yazarların yakın gelecekteki hayali
hipomaniden kurtulmak..
devamını gör...
sözlükçülerin gördüğü film tadında rüyalar
yıllar geçse de unutamazsınız. benim birkaç tane var böyle. birini anlatayım.
mecidiyeköy'de bir patlama oluyor. ben ışıkların oradayım. simitçilerin karşısında. klasik mecidiyeköy kalabalığı. patlama alevli bir patlama değil. manyetik bir şey gibi. herkes, tüm insanlar ve arabalar yerden yükseliyoruz. bir güç bizi yerden göğe doğru yükseltiyor. fırlatma gibi değil. ağır ağır yükseliyoruz. düşünecek, endişelenecek zamanımız var. yer çekimini yenip bizi göğe doğru savuran bu güç tükendiğinde kaç metre yükselmiş olacağız, oradan aşağıya düştüğümüzde ne olacak bize diye düşünebiliyoruz. sessizlik hakim. herkes yükseliyor. yükselme bitmiyor. korkunç bir seviyeye ulaşıyoruz. bulutları geçiyoruz. basınç falan hissetmiyorum. hissetmem lazım diyorum. korkuyorum. ama daha çok merak ediyorum. ne oluyor? ne olacak devamında? ben pozisyon olarak yere paralel ve yüzüstü vaziyetteyim. altımda giderek küçülen istanbul'u izliyorum. bi' ara kafamı bir defa daha yukarı çeviriyorum. öncesinde de bakmıştım, yine sonsuz boşluk dışında bir şey görmeyeceğimi düşünüyorum. ama bu defa uzakta bir nesne görüyorum. boynumu o vaziyette çok uzun süre tutamayacağımı fark edip önüme dönüyorum. daha mesafe var nasıl olsa biraz sonra yeniden çeviririm diye geçiyor aklımdan. içim içime sığmıyor. korkunç bir merak içindeyim. çok geçmiyor bir daha çeviriyorum. yine hayli mesafe var. gözlerimi hareket ettiriyorum. ileriye ve geriye doğru. cismi tam seçemiyorum ama devasa olduğunu görüyorum. kafam arkaya dönük vaziyetteyken görebildiğim tüm açılarda cismin bir parçası var. koyu gri renkte. çok büyük. yine önüme dönüyorum. yerden yükselmeye devam ediyoruz. başlangıçta yakınımda olan insanlarla aramdaki mesafe açılmış. neredeyse yalnızım. çok uzakta başka insanları ve arabaları görüyorum. acaba onlar neler düşünüyor diye geçiyor aklımdan. sonra kendine odaklan kızım. herkes kendi mücadelesini veriyor diyorum. tekrar kafamı arkaya çeviriyorum. bu defa cisimle aramdaki mesafe azalmış. paslı bir demir, yeryüzüne paralel, silindir, yarı metre çapı ya var ya yok, bu ne diyorum. böyle bir şey olabilir mi? dehşete kapılıyorum. sonra yeniden bakıyorum. yanında aynından bir tane daha. araları 1 metre kadar. ve diğer yanında da. onların yanlarında da. sıra sıra parmaklıklar. kafesin tavanı! mesafe artık çok azalıyor. metreler kaldı. birine tutunsam koala gibi sarılabilir miyim diye düşünüyorum. kucaklayabilir miyim parmaklıklardan birini. bacaklarımla da sarılırım. kendimi çevirebilir miyim acaba? direk parmaklığa doğru yükselebilirsem alttan sarılırım. çeviremezsem kendimi ve iki parmaklık arasından geçersem tek ya da çift kolumda sağdaki ya da soldaki parmaklığı tutabilir miyim? birini tutsam bile bu iten güç beni koparır mı parmaklıktan. iyice kavramaya zamanım olur mu? diyelim tutundum, baskıya dayanabilir miyim? kollarım ve bacaklarım bu güçten daha güçlü mü? becerebilsem, sarılabilsem ne olacak diye düşünüyorum. bir saniyede onlarca şey geçiyor aklımdan. kim gelip beni buradan alabilir. gücün etkisi geçince aşağı da atlayamam. ne işime yarayacak? derkeeenn, derkeeen uyandım. :)
10 yılı var rahat. her saniyesi ezberimde. duygusu bile.
mecidiyeköy'de bir patlama oluyor. ben ışıkların oradayım. simitçilerin karşısında. klasik mecidiyeköy kalabalığı. patlama alevli bir patlama değil. manyetik bir şey gibi. herkes, tüm insanlar ve arabalar yerden yükseliyoruz. bir güç bizi yerden göğe doğru yükseltiyor. fırlatma gibi değil. ağır ağır yükseliyoruz. düşünecek, endişelenecek zamanımız var. yer çekimini yenip bizi göğe doğru savuran bu güç tükendiğinde kaç metre yükselmiş olacağız, oradan aşağıya düştüğümüzde ne olacak bize diye düşünebiliyoruz. sessizlik hakim. herkes yükseliyor. yükselme bitmiyor. korkunç bir seviyeye ulaşıyoruz. bulutları geçiyoruz. basınç falan hissetmiyorum. hissetmem lazım diyorum. korkuyorum. ama daha çok merak ediyorum. ne oluyor? ne olacak devamında? ben pozisyon olarak yere paralel ve yüzüstü vaziyetteyim. altımda giderek küçülen istanbul'u izliyorum. bi' ara kafamı bir defa daha yukarı çeviriyorum. öncesinde de bakmıştım, yine sonsuz boşluk dışında bir şey görmeyeceğimi düşünüyorum. ama bu defa uzakta bir nesne görüyorum. boynumu o vaziyette çok uzun süre tutamayacağımı fark edip önüme dönüyorum. daha mesafe var nasıl olsa biraz sonra yeniden çeviririm diye geçiyor aklımdan. içim içime sığmıyor. korkunç bir merak içindeyim. çok geçmiyor bir daha çeviriyorum. yine hayli mesafe var. gözlerimi hareket ettiriyorum. ileriye ve geriye doğru. cismi tam seçemiyorum ama devasa olduğunu görüyorum. kafam arkaya dönük vaziyetteyken görebildiğim tüm açılarda cismin bir parçası var. koyu gri renkte. çok büyük. yine önüme dönüyorum. yerden yükselmeye devam ediyoruz. başlangıçta yakınımda olan insanlarla aramdaki mesafe açılmış. neredeyse yalnızım. çok uzakta başka insanları ve arabaları görüyorum. acaba onlar neler düşünüyor diye geçiyor aklımdan. sonra kendine odaklan kızım. herkes kendi mücadelesini veriyor diyorum. tekrar kafamı arkaya çeviriyorum. bu defa cisimle aramdaki mesafe azalmış. paslı bir demir, yeryüzüne paralel, silindir, yarı metre çapı ya var ya yok, bu ne diyorum. böyle bir şey olabilir mi? dehşete kapılıyorum. sonra yeniden bakıyorum. yanında aynından bir tane daha. araları 1 metre kadar. ve diğer yanında da. onların yanlarında da. sıra sıra parmaklıklar. kafesin tavanı! mesafe artık çok azalıyor. metreler kaldı. birine tutunsam koala gibi sarılabilir miyim diye düşünüyorum. kucaklayabilir miyim parmaklıklardan birini. bacaklarımla da sarılırım. kendimi çevirebilir miyim acaba? direk parmaklığa doğru yükselebilirsem alttan sarılırım. çeviremezsem kendimi ve iki parmaklık arasından geçersem tek ya da çift kolumda sağdaki ya da soldaki parmaklığı tutabilir miyim? birini tutsam bile bu iten güç beni koparır mı parmaklıktan. iyice kavramaya zamanım olur mu? diyelim tutundum, baskıya dayanabilir miyim? kollarım ve bacaklarım bu güçten daha güçlü mü? becerebilsem, sarılabilsem ne olacak diye düşünüyorum. bir saniyede onlarca şey geçiyor aklımdan. kim gelip beni buradan alabilir. gücün etkisi geçince aşağı da atlayamam. ne işime yarayacak? derkeeenn, derkeeen uyandım. :)
10 yılı var rahat. her saniyesi ezberimde. duygusu bile.
devamını gör...
zaaf
bir şeye karşı kişinin hassas noktası.
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
cinsel açlık ve yobazlık.
devamını gör...
68 65 78 61 64 65 63 69 6d 61 6c
satranç ile o kadar haşır neşir oldum ki bu aralar satranç hamleleri gibi geldi bana. gelmişken şunu da bırakayım buraya.
(bkz: kafa sözlük online satranç turnuvası)
keyifli kodlamalar sayın portakallar!!!*
(bkz: kafa sözlük online satranç turnuvası)
keyifli kodlamalar sayın portakallar!!!*
devamını gör...
dünyanınbütünmeşhurlarınıntraşolurkenkullandığıjilet
nickindeki yazım yanlışını da düzelttirirse 10 numara yazar.
devamını gör...
domestic hıyar
ne yapsa kendine yakıştıran, evin sevimli küçük çocuğu gibi.
devamını gör...

