nickaltına 12 tanım girildiğini görünce öldüğünü* sandığım yazar. ikinci bir ihtimal de doğum günü olmasıydı.
tahminlerimin ikisi de tutmadı*. ama neyseki kendisi iyiymiş, sadece yazarlar sevgili yazara nickaltı günüsü yapıyorlarmış. *

sözlüğü sahiplenen yazar gibi yazardır. aramızda olmasından mutluyum. keyifli sözlükler.
devamını gör...

hesap silme, hesap dondurma, hesap üzeri kaymak koyup, ceviz serpme gibi özelliklerin yazarların insiyatifinde olması gerektiğini düşünüyorum. yazarların kendi hesapları üzerinde söz hakkı olmalı sayın yönetim.
devamını gör...

babamın anneme söylediğini hiç duymadım. ama babam her gün işe gider ve kahvaltı vakti annemi arar. bugün ne yedin, düzgünce bişeyler ye ihmal etme der. annem hastaysa gün içinde yine arar. akşam gelirken mandalina gibi şeyler alır. iyileşmezse hastaneye gidelim diyip götürür, başında bekler. annem şehir dışında yaşayan ablamın yanına gidince ne zaman geliyorsun diye arar. geliş saati yaklaşınca erkenden havaalanına gider. bekleyeceğini bile bile gider. evde duramaz koca adam. bu adam seni seviyorum demese de olur. öyle değil mi?
devamını gör...

türkiye cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat,medeniyet tarikatıdır..
devamını gör...

dünya tatlısı iki kadının yine çok eğlenip sorularıyla bizleri de eğlendireceği yayını. yine bizi sinir eden, çileden çıkaran durumlara hayıflanırken hep birlikte sayıp rahatlayacağız belli ki, e ben yerimi aldım hemen başlayayım mı o zaman?
öğretmenler bilir, velilerin popüler ama asla eskimeyen klasik soruları vardır. cevap verirsin ama ikna edemezsin. bunlardan en başta geleni:
"hocam bizim çocuğun durumu nasıl?" "zeki ama çalışmıyor sıpa değil mi?"
evet şimdi soru soruldu, arkasından gelen diyalog önemli olan kısmı.
-gayet iyi x hanım, arkadaşlarıyla uyumlu, sosyalleşmeye başladı, gelişim alanlarında yaşına uygun bir gelişim söz konusu merak etmeyin.
+ee hocam iyi mi yani?
-evet evet, iyi demiştim ya.
+tamam hocam, peki okumayı ne zaman öğreteceksiniz?
-x hanımcım, bizim yaş grubumuzdaki müfredatta okumayı öğretmek yok.
+ama bizimki adını yazıyor hocam, kendiliğinden baka baka öğrendi, öğretseniz öğrenir.
-haklısınız x hanımcım, öğretsem öğrenir, öğretemiyorum o da benim ayıbım olsun mı?
daha yazacaktım, enerjim de vardı ama bu sorulardan daha çok merak ettiğim başka sorular var sevgili diceyler. cevaplarını siz biliyorsunuzdur, bir bakar mısınız?
1) nevermore nerede?
2) gomercan kimin elini tutmus?
3) merdumgiriz_ yüreğin niye korlar içinde?
4) miko, hava neden bu kadar sıcak?
sorularım şimdilik bu kadar, teşekkürler efendim.
devamını gör...

eğer açılırsa;

sağlık bakımından:
1- toplu taşıma araçlarını kullanan yüzbinlerce öğrenci bulaş oranını artırır.
2-sınav dönemlerinde tamaslı öğrenciler telafi sınavlarına kalmamak için okula gelebilir. ( mart ayında yaşandı)
3- **okulların hastalığı yaymaya çok müsait olması**
4- öğrencilerin okuldan kaptığı hastalıkları aile içine taşıması ( okuldan aldığım virüsü dedemlere bulaştırdım)

eğitim açısından:
1-** fırsat eşitsizliğinin önüne geçilir.**
2- yüz yüze eğitim yapan özel eğitim kurumlarına gidemeyen öğrencilerle adalet sağlanır.
3- üniversitelere giden öğrenciler mesleklerini yakından öğrenmiş olur.

———————————————————————

(bkz: yazarlara göre uzaktan eğitim) başlığında görüldüğü gibi uzaktan eğitim her kesimde başarı sağlamıyor ve verimli değil.

aynı zamanda 2021 türkiye’sinde internete ulaşım hala sorun teşkil etmekte internete ulaşamayan öğretmen tepeden düştü, öldü gibi medyaya yansımayan daha bir çok ailede internet yok.

okulun yüzünü görmeden okuma yazma öğrenen öğrenciler var.

okul her açıldığında da vakaların artması işin cabası. büyük bir muamma.

edit: aklınıza gelen sorunları özelden yazın eklerim :)

istek üzerine edit: “merhaba, ben 2005 doğumluyum 9 ve 10. sınıfı uzaktan eğitimde bitirdim ve sonuç 0 . seneye 11. sınıf olacağım ve temelim yok . aslında tyt sınavında hiçbir şey yapamıyorum. bu böyle nasıl olacak hiç bilmiyorum.”
devamını gör...

şakalarıyla bilinen sahâbî. aşırı şakacı olması sebebiyle kaynaklarda kendisinden sıkça söz edilmiştir. hatta ağır şakalar bile yapardı. yaptığı en basit şaka, herhangi bir şeyi satın alıp, hz. muhammed'e hediye etmesi olayıdır. böyle söyleyince masum duruyor fakat aldıklarının parasını ödemek zorunda kalınca satıcıyı hz. muhammed'in yanına götürmüş ve aldıklarının parasını ödemesini istemiştir. hz. muhammed onları kendisinin hediye ettiğini hatırlatınca, yanında parasının bulunmadığını, ama hz. muhammed'in güzel şeyleri tatmasını dilediği için satın aldığını söylemiş, böylece hz. muhammed'i güldürmüştür.

hz. nuayman, hz. muhammed vefat etmeden 1 yıl önce de bir şaka yapmıştır ki, bu şaka, hz. muhammed ve sahabileri çok güldürmüştür. hz. ebu bekir bir ticaret seferi düzenlemiş, hz. nuayman ile bedir gazisi olan süveybıt bin harmele'yi yanında götürmüştü. hz. nuayman, yemek işlerinden sorumlu olan süveybıt'dan yiyecek bir şeyler isteyince, süveybıt, hz. ebu bekir gelmeden yemek veremeyeceğini söylemişti. kafile bir yerde konaklayınca, hz. nuayman, rastladığı deve tüccarlarına satılık bir kölesi olduğunu ve onun kendisini hür zannetmekten başka bir kusuru bulunmadığını söyleyerek süveybıt'ı on deve karşılığında sattı. süveybıt'ı satın alanlar onun itirazlarına aldırmadan kendisini götürdüler. daha sonra hz. ebu bekir durumu öğrenince, paralarını iade ederek süveybıt'ı kurtardı.

bilinen son şakası, hz. osman döneminde yapmış olduğu ağır şakadır. gözlerini kaybetmiş yaşlı bir sahabi hz. mahreme bin nevfel mescidin bir köşesinde abdest bozmak isteyince, sahabiler kendisine engel olmuştur. hz. nuayman da, onu dışarı çıkaracağını söyleyerek mescidin bir başka köşesine götürmüş ve burada ihtiyacını görebileceğini söyleyip uzaklaşmıştı. hz. mahreme, sert mizaçlı bir sahabiydi. olanlardan sonra zor durumda kalınca da, elindeki sopayla, hz. nuayman'ın kafasını yaracağına söz vermiş ama bir süre sonra bunu unutmuştu. bir gün, hz. nuaymân, mescidde oturan hz. mahreme'ye yaklaşıp, kendisine, hz. nuaymân hakkındaki ahdini hatırlattı, kendisini o sırada namaz kılan, halife hz. osman'ın yanına götürdü ve onun hz. nuaymân olduğunu söyledi.

hz. mahreme'nin sopayla hz. osman'ın başını yarması üzerine, benî zühre hz. nuayman'dan intikam almaya kalkıştı, fakat, hz. osman şöyle dedi:

bırakın onu, cezasını allah versin! ne yapalım ki bedir gazisidir.

böyle diyerek de, hz. mahreme'nin akrabalarını sakinleştirmiştir.

hz. nuaymân'ın çeşitli eşlerinden birçok evlâdının olduğu, fakat soyunun devam etmediği de belirtilmektedir.

imam zehebî'ye göre, hz. nuayman, hz. ali ve muaviye arasındaki olaylardan sonra bir daha gülmemiştir.
devamını gör...

üzerimizde bir gölge ile büyürüz biz erkekler. yaş aldıkça yaşlanmamak kadınlara özgü bir kapristir elbette ama yaş alsak da yaşlanamamak sadece erkeklerin harcıdır. ne kadar büyürsek büyüyelim bir demokles kılıcı sallanır tepemizde. ne zaman tepemize ineceğini bilemeden, şeytan azapta yaşarız. yaptıklarımız, hep bizden önce, bize çok benzeyen bir adamın hayatının sağlamasıdır çoğu zaman, ya da o adamın yaşadığı hayatın eksiklerini gidermek için piyasaya sürülmüş deneme sürümü gibiyiz sanki. biz büyümeye başlamadan önce babamızın sadece ayaklarını görebilecek kadar aşağılarda kalırız, büyüdükçe belki dizlerine kadar ulaşabiliriz, her halükarda onu ulaşmak için yukarı bakmak zorundayızdır ama biz onun karşısında başımız öne eğeriz. bu yüzdendir ki bir baba ile oğulun göz teması kurması enikonu imkansızdır. siz hep onun önceden yaşamış olduklarını yaşadığınız için, sürekli uyarılırsınız. “biz de zamanında neler yapmadık”lı cümleler kakılır başımıza. “biz sizin yaşınızdayken”li öğüt ve mesaj içerikli cümleler çarpar, sakarlığa meyyal zihnimize.

bir türlü derdini anlatamazsın. çünkü ona karşı sarf edebileceğin cümleler yoktur. savunmaya geçemezsin, kendini anlatamazsın, farklı bir adam olduğunu veya olmaya çalıştığını ifade edemezsin. o dediğim dedik adam, ne kadar büyürsen büyü, hep büyüyünce anlayacağımız cümlelerle savunurlar kendilerin, eğer savunma ihtiyacı duyarlarsa. duymazlarsa eğer sadece üstten bakan bir gülümseme belirir dudaklarının kenarında, bizim bir ucundan tutunup uçurumdan düşmemek için dua ettiğimiz bir gülümseme.
sonra kendi kişiliğin oluşmaya başladığında onun gibi bacak bacak üstüne attığını görürsün, sigarayı onun gibi içersin, onun gibi yürürsün, onun gibi tutarsın çay bardağını ve bu yaptıklarını farkında olmadan yaparsın. fark ettiğinde içinden sarkan buzullar yerle bir olup bulundukları yerden düşüp ve düştüğü yer yine senin içindir.

dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarı olan franz kafka, bu dertten en çok mustarip olan yazarlardan biridir. elbette başka isimler de vardır, dumas’yı sayabiliriz mesela. ama hiçbiri kafka kadar bu etkinin altında ezilmemiştir. kafka babasının karşısında o kadar küçülmüştür ki hayatı boyunca, kendinin onu karşısında “hamamböceği” olarak gördüğü bile olmuştur. kendi fiziksel yetersizlikleri karşısında, babasının olymposvari fiziği daha da fazla ezilmesine neden olmuştur. kafka babasına karşı içinde büyük bir korku beslemektedir. hatta bu korku o dereceye varmıştır ki, yazı yazarken bile ondan korkmayı sürdürmüştür:


“şimdi sana yazıyla yanıt vermeye kalkıyorsam, bu yanıtta da yine pek çok boşluk kalacak, çünkü söz konusu nedeni kaleme alırken, senden duyduğum korku ve bunun yol açacağı sonuçlar sana karşı özgür davranmaktan beni alıkoyacak, konunun büyüklüğü belleğimle zeka gücümü enikonu aşacaktır. “


kafka için babası önünde duran büyük bir duvarlar dizisidir. en önde duran duvarı aşsan da arkasında daha büyük bir duvar belirir ve bu döngüsel bir intihara dönüşene kadar sürer. baba imajından asla kurtulamaz kafka, her an aklındadır, her an önündedir, her an onun için bir engeldir.


“bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin boylu boyunca üzerine uzandığını hayal ediyorum.”


kafka, babasına yazdığı bu büyük ve uzun mektupta bile yeterince açık olmayı başaramamıştır, hep aralık bir kapının ardından seslenir gibi ulaşmaya çalışmıştır babasına. yazı sürecinde babasının etkisinin büyük olduğunu düşünürsek belki bu babaya teşekkür borçluyuzdur.
devamını gör...

brad pitt'in kelimenin tam anlamıyla döktürdüğü filmdir.
devamını gör...

dolar'ın dostları
empedokles'in dostları.
devamını gör...

kalabalık bir kelime dağarcığına sahip olması, bolca güldürmesi ve bolca gülmesi.
devamını gör...

altı çizili olan kitabı biri ödünç isteyince yaralarını, anılarını da istiyor gibi hissettirir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

düşünmeyi öğretmekten geçer ve bu hiç kolay bir şey değildir. yetiştirilmesi gereken kazanımlar, sınava hazırlanan öğrenciler, baskıcı ailelerle inanın hiç kolay değil. ancak imkansızda değil. 21. yy. insanlardan bilgiye boğulmuş değil yorum yapan, sorunlara çözüm üreten, yaratıcı olan bireyler bekliyor. eğitim sistemide buna doğru evriliyor. (bkz: lgs matematik ve fen soruları). artık matematikte öyle formülü koy yap sorular yok. fende de bu şekilde bilgi veriliyor, yorumlanması isteniyor. bunu çocuklara doğru bir şekilde aktardığımız zaman bir şeyler de değişmeye başlayacaktır.
devamını gör...

distopik bir dünyada geçen, totaliter yönetime başkaldırı konulu kitaptan uyarlama film.

panem adlı bir ülke yoksullukla boğuşan 13 mıntıkadan oluşmaktadır. capitol yönetimi halktan soyutlanmış, diktatör ve varlıklıdır. her yıl yaşları 12 ile 18 arasında değişen çocukların -bir kız bir erkek olmak üzere her mıntıkadan 2 çocuğun- zorunlu olarak katıldığı bir yarışma yapılır. yarışma sonunda hayatta kalan tek çocuk oyunu kazanacaktır. bu yarışma capitol tarafından tüm mıntıkalara televizyondan izletilir.

filme dair yorumum: gerçek hayatla bağdaştırılabilecek, mesaj alınabilecek yanları var. halkın çaresizliği kabullenmesi, işin yarışa çevrilerek rekabet ortamı yaratıp asıl düşmanın namluyu kendisinden diğer bölgelere çevirttirmesi. bölgeler adeta futbol fanatiğine dönüşüp, esas düşmanı bırakıp birbirlerini yemeleri/tek dertlerinin kendi bölgelerinin kazanması olması gibi. yönetimin televizyonlarda izleterek güç gösterisi yapması, halkın direncini kırması, insanların ölümlerini oyun gibi görmesi de diktatörce yönetilen ülkelerle bağdaştırılabilir. ancak film bunlardan çabuk kopmuş, bir sosyal mesaj-devrim filminden bence aşk filmine dönmüş. konu olarak bazı benzerlikleri olan ölüm yarışı, yaşamak için öldür gibi filmlere bağlamış. gladyatör filmiyle de benzerlikleri var ancak gladyatör bir külte dönüşmüşken yazdığım diğer filmler çerezlik olarak kalmıştır. izleyeni oturup tekrar izlemez, başkalarına tavsiye etmez. bence açlık oyunları da öyle olmuş, evet izlenilebilir ancak özellikle liseliler tarafından gibi bir havası var. v for vendetta olabilecekken alacakaranlık serisine bağlaması bunun en baş sebebi.
devamını gör...

marketten ayran aldım. biraz sonra kavurmayı yiyeceğiz.
devamını gör...

bir x ışını tüpünde termoiyonik emisyon ile katotta oluşan elektronların anota doğru seyretmesiyle, anot üzerindeki targeta çarparak oluşan atom altı parçacıklardır. görüntü bu fotonların cisim üzerinden elektron koparması ya da frenleme radyasyonla durmasıyla oluşur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok hassas bir konu.önlenebilir intiharlar hiç az değil maalesef.uzun süre bunla boğuşmuş sonunda yenilip denemiş ama ölmemiş biriisiyim.bir noktade kontrol altında gibi tabii hiç belli olmaz da bu durumlar.demek istediğim bazen krizler olur bunlar sonsuza kadar sürmeyecek.tabii bunu insan o an anlayamıyor. acı bitmeyecek belki ama acı çekerek yaşamayı da öğrenebiliriz.lütfen kendinizi bırakmayın lütfen :)
birkaç sene önceydi sanırım bi profesörün intihar ettiği haberini görmüştüm o an çok üzüldüm tabii de o olaydan sonra hiç karşılaşmadım ismiyle. geçenlerde youtubeda bir programda gördüm o hocayı o an sevinçten ağladım o kadar mutlu oldum ki :) kurtulmuş ve hayatına devam etmiş.çok nahif bir insana benziyor zaten.
devamını gör...

luke hillestad, "dead is dead".

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim