geceye bir kemal sunal repliği bırak
-adın ne?
-hz. ebubekir
-adın ne dedim?
-haaa hz.şaban
-kac yaşındasın?
-1453
hababam sınıfı*
-hz. ebubekir
-adın ne dedim?
-haaa hz.şaban
-kac yaşındasın?
-1453
hababam sınıfı*
devamını gör...
mahlaslardan meslek tahmin etmek
reddedilemeyen teklif illüminati çalışanı.
devamını gör...
kafa sözlük
sevgili ikocuğum.
bir başlıkta örneğin başlığımız ‘elma’ olsun
girilen ilk entry ‘vodkayla iyi gider’ olsun
ikinci enrty yahut 3,4,5. entrylerde de birisi yahut birileri aynı entry’i yazarsa yazdığı metin alanının kırmızı gibi bir renk fonuna geçmesi mümkün mü? kimsenin başlık içeriği okuduğu yok alt alta aynı entryler girilmemesi için bu yahut buna benzer bir uyarıcı sistem olabilir mi?
olur yavrum seni mi kırıcam de lütfen.
aynı entryleri okuya okuya kanser olucam.
bir başlıkta örneğin başlığımız ‘elma’ olsun
girilen ilk entry ‘vodkayla iyi gider’ olsun
ikinci enrty yahut 3,4,5. entrylerde de birisi yahut birileri aynı entry’i yazarsa yazdığı metin alanının kırmızı gibi bir renk fonuna geçmesi mümkün mü? kimsenin başlık içeriği okuduğu yok alt alta aynı entryler girilmemesi için bu yahut buna benzer bir uyarıcı sistem olabilir mi?
olur yavrum seni mi kırıcam de lütfen.
aynı entryleri okuya okuya kanser olucam.
devamını gör...
nickaltıma yazdığını silsene diye mesaj atan yazar
yazarın iradesine karıştığı için reddedilme olasılığı yüksektir. bu siteye üye olurken, bir gün nickaltında birilerinin iyi kötü konuşacağını hesap edecek kadar ileri görüşlü olmalıydı.
diyelim ki olmadı. alışık değildi sözlüklerin işleyişine. mükemmel bir yansıması olmasını istiyor okurların gözünde.
e o zaman da, bunu rica etmesi lazım. sevgilim var kızıyor desin, bu ara depresyondayım lütfen siler misin desin, canım yazdıkların için çok sağol ama silsen sevinirim desin.
geçerli bir neden söylesin lan.
- bak bunu silmezsen mahkemeye viriciğim
+ vermezsen bıpp senin
kusura bakmasın da, hakediyor böyle tepkiyi.
çok abartılı bir mesajsa yönetim zaten siler. hıncı geçmeyen de zaten verir o dilekçeyi gidip.
nickaltındaki kötü entrynin 10 dakika bile durmasını istemiyor bazıları. onu okuyanların, onun hakkında "lan acaba doğru mu bu denilenler" diye düşünmesine bile tahammülü yok.
bu çok büyük bir acizlik. hatta entellik. sinirle mesaj atıp, "sileceğğğsin onu" diye tehdit ediyorlar bir de. çok süzme var.
diyelim ki olmadı. alışık değildi sözlüklerin işleyişine. mükemmel bir yansıması olmasını istiyor okurların gözünde.
e o zaman da, bunu rica etmesi lazım. sevgilim var kızıyor desin, bu ara depresyondayım lütfen siler misin desin, canım yazdıkların için çok sağol ama silsen sevinirim desin.
geçerli bir neden söylesin lan.
- bak bunu silmezsen mahkemeye viriciğim
+ vermezsen bıpp senin
kusura bakmasın da, hakediyor böyle tepkiyi.
çok abartılı bir mesajsa yönetim zaten siler. hıncı geçmeyen de zaten verir o dilekçeyi gidip.
nickaltındaki kötü entrynin 10 dakika bile durmasını istemiyor bazıları. onu okuyanların, onun hakkında "lan acaba doğru mu bu denilenler" diye düşünmesine bile tahammülü yok.
bu çok büyük bir acizlik. hatta entellik. sinirle mesaj atıp, "sileceğğğsin onu" diye tehdit ediyorlar bir de. çok süzme var.
devamını gör...
1 mayıs 2021 normal sözlük mobil görünümünün güncellenmesi
başıma bir şey gelmicekse eğer ben beğenmedim. kendimi telefonu yeni keşfetmiş yaşlılar gibi hissediyorum.
edit: bu bildirim işareti niye gitmiyor? bende mi sorun var..
edit: bu bildirim işareti niye gitmiyor? bende mi sorun var..
devamını gör...
merhaba poğaçacı (yazar)
nickim yapmak istediğim öbekti fakat kaydolurken nickte türkçe karakter kullanılabildiğine dair malumatım yoktu ve pogacaci çok kötü görünür diye düşünmüştüm. içeride türkçe karakterli yazarlar görünce yıkım yıkım yıkıldım. bana lütfen fahri merhaba poğaçacı deyiniz.
edit: hi my i run bana öyle bir kıyak yaptı ki alzheimer olsam unutmam.
edit: hi my i run bana öyle bir kıyak yaptı ki alzheimer olsam unutmam.
devamını gör...
artık yoruldum denilen şeyler
ısrarlı cahillere laf anlatmak. artık tamam sen haklısın demeyi tercih ediyorum.
devamını gör...
say yasası
jean baptiste say tarafından ortaya atılan kuramdır.buna göre, arz kendi talebini yaratmakta ve böylece kaynaklar hiçbir zaman eksik miktarda kullanılmamaktadır
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
kendi dizeleri ile bir şairi anlatabilmek en zoru.
dizelerinde aşkı, hasretliği, memleket sevdasını nakış gibi işleyen şairdir.
"bilmezler nasıl aradık birbirimizi
bilmezler nasıl sevdik
iki yitik hasret
iki parça can."
dizelerinde aşkı, hasretliği, memleket sevdasını nakış gibi işleyen şairdir.
"bilmezler nasıl aradık birbirimizi
bilmezler nasıl sevdik
iki yitik hasret
iki parça can."
devamını gör...
spinning out
başrollerini kaya scodelario ve evan roderick'in paylaştığı 2020 yapımı netflix dizisi.
dizi 1 sezon 10 bölümden oluşuyor ve eski bir artistik buz pateni sporcusunun kariyerine tekrar geri dönmesini, yaşadığı zorlukları konu alıyor. özellikle buz patenine ilgisi olanların kesinlikle izlemesi gerektiğini düşündüğüm dizi. izlediğim zamanlarda 10 bölüm ne ara bitti anlamamıştım, buz patenine ilgi duyduğum için çoğu sahne beni büyülemişti. gerekli ilgiyi görmeyen bu diziye yazık olduğunu düşünüyorum, kesinlikle 2. sezon gelmeliydi daha görmemiz gereken sahneler vardı. boş zamanınız varsa bir değerlendirin derim.

kate baker buz pateni sporunda oldukça başarılı olan yetenekli ve hırslı bir kızdır. hayatının en önemli performasını sergilerken yaşadığı kaza sonucunda geçirdiği rahatsızlık yüzünden çok sevdiği mesleğine geri dönmekte zorluk çeker. annesi gibi kendisinde de bipolar bozukluğu bulunduğu için gündelik yaşamda zorluk çekmektedir. kate tekli performanslarda istediği verimi alamadığı için kariyerine eski aşkı justin ile partner olarak devam etmeye karar verir. bu ikilinin muhteşem uyumu ve aralarındaki tutku görenleri hayran bırakacak cinstendir. kate ve justin birbirine olan aşkları ve yetenekleri ile karşılarına çıkan engellerin üstesinden gelmeye çalışırlar..
dizi 1 sezon 10 bölümden oluşuyor ve eski bir artistik buz pateni sporcusunun kariyerine tekrar geri dönmesini, yaşadığı zorlukları konu alıyor. özellikle buz patenine ilgisi olanların kesinlikle izlemesi gerektiğini düşündüğüm dizi. izlediğim zamanlarda 10 bölüm ne ara bitti anlamamıştım, buz patenine ilgi duyduğum için çoğu sahne beni büyülemişti. gerekli ilgiyi görmeyen bu diziye yazık olduğunu düşünüyorum, kesinlikle 2. sezon gelmeliydi daha görmemiz gereken sahneler vardı. boş zamanınız varsa bir değerlendirin derim.

kate baker buz pateni sporunda oldukça başarılı olan yetenekli ve hırslı bir kızdır. hayatının en önemli performasını sergilerken yaşadığı kaza sonucunda geçirdiği rahatsızlık yüzünden çok sevdiği mesleğine geri dönmekte zorluk çeker. annesi gibi kendisinde de bipolar bozukluğu bulunduğu için gündelik yaşamda zorluk çekmektedir. kate tekli performanslarda istediği verimi alamadığı için kariyerine eski aşkı justin ile partner olarak devam etmeye karar verir. bu ikilinin muhteşem uyumu ve aralarındaki tutku görenleri hayran bırakacak cinstendir. kate ve justin birbirine olan aşkları ve yetenekleri ile karşılarına çıkan engellerin üstesinden gelmeye çalışırlar..
devamını gör...
türkçe edebiyat mı türk edebiyatı mı sorunsalı
biri çıkıp dese ki: "rusça edebiyatın en önemli yazarı dostoyevski'dir." hep bir ağızdan "bu ne saçma söz öbeği! rus edebiyatı onun adı." deyip karşısında dineliriz ama inatla "türkçe edebiyat" söylemini tartışıyoruz. akıl alır gibi değil.
devamını gör...
seri oylayıp favlayan ardından takibe alıp mesaj atan yazar
sözlüğe her önüne gelenin alınması sonucunda oluşan durum. abi böyle trolleride almayın ya sözlüğe alınıyorsa da bir sınırı olsun yani.
devamını gör...
bu gece okunulan kitap
grigoriy petrov-beyaz zambaklar ülkesinde.
devamını gör...
türk erkeklerinin en büyük sorunu
istemiyorum diyen kadına baskı yapıp şiddet uygulamak.
devamını gör...
swann'ların tarafı
bir marcel proust eseridir. 7 kitaptan oluşan kayıp zamanın izinde serisinin ilk kitabıdır.
bu seriyi ve marcel proust'u uzun süredir okumak istiyordum ve sonunda ilk kitaptan seriye giriş yaptım. açıkçası okumadan önce çok araştırdım ve çok okudum. endişelerim vardı. okumadan önce proust'un iki kitabını okudum ve sonra serinin ilk kitabını okudum.
şahsen kitap üzerine konuşulması gereken çok lezzetli bir eser. çok beğendim.
kitap üç bölümden oluşuyor bu bölümler şöyle. ilk olarak combray bölümü. ikinci bölüm swann'ın bir aşkı üçüncü bölüm ise memleket isimleri:
kitaba başlar başlamaz farklı bir eser okuyacağınızı hissediyorsunuz. ilk cümleden itibaren alışılanın dışında bir şeyle karşılaşacağınızı anlıyorsunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, sıkıcı tasvirlerle başlayan bir bölüm sizi karşılıyor. yazarın geçmiş hakkında yaptığı gözlemler karşınıza çıkıyor ve inanılmaz lezzetli cümleler okuyorsunuz. uzun bir cümleyi okuyorsunuz okuyorsunuz ve cümle bittiğinde muhteşem bir haz duyuyorsunuz. bazen cümleyi anlamayıp tekrar okuyorsunuz. bu kitabı okurken sık sık bir cümleyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. çok keyifliydi.
marcel proust bu kitabında geçmişe giderek o anlarda neler hissettiğini tarif etmeye çalışıyor ve bunu çok güzel şekilde yapıyor. yazar his dünyasını okuyucuya çok başarılı şekilde aktarıyor. yaşadığı duyguları ve anları, kelimeleri yan yana harika şekilde koyarak aktarıyor. hayatında belirli isimlerle yaşadığı şeyleri ve hisleri başarılı bir gözlemci olarak anlatıyor. tabii banane bundan diyebilirsiniz ama gerçekten okurken insana öyle gelmiyor.
proust aslında bize bilmediğimiz bir şey anlatmıyor. bildiğimiz şeyleri farklı ve edebi şekilde anlatıyor. okurken "aaa cidden öyle" diyorsunuz. bildiğimiz olayların bu kadar güzel bir şekilde kağıda dökülmesi okuyucuyu mutlu ediyor. şahsen beni çok mutlu etti.
kitap okurken fark edeceğiniz bir başka detay ise belleğin gücü oluyor. geçmişe dönüp o kadar detaylı şeyleri anlatan proust harika bir belleğe sahip olduğunu her satırda gösteriyor. özellikle çocukluğu ve ailesiyle yaşadığı hisler ve duygular çok ama çok başarılı.
ilk bölümde yer alan anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisi şahsen en etkilendiğim kısım oldu. ikinci bölümde yer alan swann ve aşkı yine sevdiğim kısımlardandı. yazar ikinci bölümde bizim aşk diye bildiğimiz şeyleri tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor ve okurken hayrete düşüyorsunuz. swann ve yaşadığı kıskançlık o kadar iyi aktarılmış ki uzun zamandır okuduğum en iyi şeylerden birisiydi.
swann'ların tarafı bir giriş kitabı nasıl olması gerekiyorsa öyleydi. muhteşem bir giriş kitabı, harika bir seriye başlayacağınızı size belli ediyor. bu devasa seriye başlangıcın bir madlen sayesinde olması ise yazarın ne kadar başarılı ve muhteşem bir zekaya sahip olduğunun göstergesi. herkese tavsiye ederim.
yazımı bitirmeden önce değinmeden geçemeyeceğim bir kişi daha var o da roza hakmen. bu kitaptan bu kadar keyif aldıysam sebebi harika çevirisiyle beraber roza hakmen'dir. bu kadar uzun cümleleri nasıl çevirdi ve çevirirken neler hissetti bilmiyorum ama tam anlamıyla muhteşemdi.
ha unutamadan bu kitap size noktalama işaretlerinin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor. noktalama işaretleri olmasaydı nasıl okunurdu acaba diye düşünmeden edemedim.
kayıp zamanın izinde serisinin diğer kitaplarında görüşmek üzere.
bu seriyi ve marcel proust'u uzun süredir okumak istiyordum ve sonunda ilk kitaptan seriye giriş yaptım. açıkçası okumadan önce çok araştırdım ve çok okudum. endişelerim vardı. okumadan önce proust'un iki kitabını okudum ve sonra serinin ilk kitabını okudum.
şahsen kitap üzerine konuşulması gereken çok lezzetli bir eser. çok beğendim.
kitap üç bölümden oluşuyor bu bölümler şöyle. ilk olarak combray bölümü. ikinci bölüm swann'ın bir aşkı üçüncü bölüm ise memleket isimleri:
kitaba başlar başlamaz farklı bir eser okuyacağınızı hissediyorsunuz. ilk cümleden itibaren alışılanın dışında bir şeyle karşılaşacağınızı anlıyorsunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, sıkıcı tasvirlerle başlayan bir bölüm sizi karşılıyor. yazarın geçmiş hakkında yaptığı gözlemler karşınıza çıkıyor ve inanılmaz lezzetli cümleler okuyorsunuz. uzun bir cümleyi okuyorsunuz okuyorsunuz ve cümle bittiğinde muhteşem bir haz duyuyorsunuz. bazen cümleyi anlamayıp tekrar okuyorsunuz. bu kitabı okurken sık sık bir cümleyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. çok keyifliydi.
marcel proust bu kitabında geçmişe giderek o anlarda neler hissettiğini tarif etmeye çalışıyor ve bunu çok güzel şekilde yapıyor. yazar his dünyasını okuyucuya çok başarılı şekilde aktarıyor. yaşadığı duyguları ve anları, kelimeleri yan yana harika şekilde koyarak aktarıyor. hayatında belirli isimlerle yaşadığı şeyleri ve hisleri başarılı bir gözlemci olarak anlatıyor. tabii banane bundan diyebilirsiniz ama gerçekten okurken insana öyle gelmiyor.
proust aslında bize bilmediğimiz bir şey anlatmıyor. bildiğimiz şeyleri farklı ve edebi şekilde anlatıyor. okurken "aaa cidden öyle" diyorsunuz. bildiğimiz olayların bu kadar güzel bir şekilde kağıda dökülmesi okuyucuyu mutlu ediyor. şahsen beni çok mutlu etti.
kitap okurken fark edeceğiniz bir başka detay ise belleğin gücü oluyor. geçmişe dönüp o kadar detaylı şeyleri anlatan proust harika bir belleğe sahip olduğunu her satırda gösteriyor. özellikle çocukluğu ve ailesiyle yaşadığı hisler ve duygular çok ama çok başarılı.
ilk bölümde yer alan anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisi şahsen en etkilendiğim kısım oldu. ikinci bölümde yer alan swann ve aşkı yine sevdiğim kısımlardandı. yazar ikinci bölümde bizim aşk diye bildiğimiz şeyleri tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor ve okurken hayrete düşüyorsunuz. swann ve yaşadığı kıskançlık o kadar iyi aktarılmış ki uzun zamandır okuduğum en iyi şeylerden birisiydi.
swann'ların tarafı bir giriş kitabı nasıl olması gerekiyorsa öyleydi. muhteşem bir giriş kitabı, harika bir seriye başlayacağınızı size belli ediyor. bu devasa seriye başlangıcın bir madlen sayesinde olması ise yazarın ne kadar başarılı ve muhteşem bir zekaya sahip olduğunun göstergesi. herkese tavsiye ederim.
yazımı bitirmeden önce değinmeden geçemeyeceğim bir kişi daha var o da roza hakmen. bu kitaptan bu kadar keyif aldıysam sebebi harika çevirisiyle beraber roza hakmen'dir. bu kadar uzun cümleleri nasıl çevirdi ve çevirirken neler hissetti bilmiyorum ama tam anlamıyla muhteşemdi.
ha unutamadan bu kitap size noktalama işaretlerinin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor. noktalama işaretleri olmasaydı nasıl okunurdu acaba diye düşünmeden edemedim.
kayıp zamanın izinde serisinin diğer kitaplarında görüşmek üzere.
devamını gör...
köyde hiç yaşamayanların bilemeyeceği şey
tandır nasıl yakılır..
devamını gör...
30 bin askerin silahlarıyla firar etmesi
yeni bir haber olduğunu sandığım başlık.
yapmayın şöyle şeyler.
yapmayın şöyle şeyler.
devamını gör...
albus dumbledore (yazar)
bu kadar geç tanıdığıma* üzüldüğüm yazar*. hoş geldiniz efendim, atamanız için teşekkür ederim. sizin hakkınızda da birkaç kehanetim var, hepsi mükemmel gelişmeler. içiniz rahat olsun, geleceğiniz küremden bile parlak.
sihirli günler*.
sihirli günler*.
devamını gör...



