evde tek başımayken kendi kendime konuşup espri yaparak gülmüşlüğüm, sonra da "benim de muhabbetim hiç çekilmiyor" demişliğim var. gerisini varın siz düşünün.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güzel bir söz ama şu zamanda bunu genelde kula minnet edenler kullanıyor. dilde allah kalpte yallah vallahi siz eğitilmezsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hemen yazalım...

gelin ablalar gelin abileeeer bu kampanya kaçmaaazzz cem adrian bile burda yazıyooor. 1 kilo yazarlık 5 tanııım 1 kilo yazarlık 5 tanııımm.. gel geeeell sen de gel fularlı kardeşim. yetişen alıyo geeeell!
devamını gör...

sözlükteki deniz gezmiş ruhuna sahip olan gençleri ortaya çıkarmış olan başlık. hey yavrum hey, tüyler tiken tiken oldu.
devamını gör...

kendisinde bulunan bireylerin ekserisi için telefonla konuşmanın işkence gibi geldiği hastalık.
devamını gör...

yunan case officer. ethniki ypiresia pliroforion -kısaca eyp- mensubu bir şahıs. esasında yunanistan’ın izmir başkonsolosluğu’nda diplomat maskesiyle görev yapan bir istihbaratçı. karadeniz göçmeni bir aileden geldiği için iyi düzeyde türkçe bilmekte. ayrıca kürtçeyi de kendi çabası ile öğrenmiş. e ingilizceye de vakıf. yani yetenekli bir istihbaratçı diyebiliriz.

bu şahıs öncelikle, “bal tuzağı” yöntemiyle hava kuvvetleri'nde görevli bir üsteğmen pilotu angaje ediyor. -çok bölüyorum ama tam manasıyla anlamak için: angaje etmek.
yunan konsolosluğu’nda çalışan bayan memur, izmir gece hayatında üsteğmenimiz ile tanışıyor. bunu kalandiridis’e bildiriyor.
üsteğmen ile bayan bir yer de kahve içerken kalandiridis de sanki tesadüfmüş gibi gelip, üsteğmen ile tanışıyor. üsteğmen fazla özgüvenli, bana bir şey olmaz havasında, paraya da düşkün. bunlar zafiyetleri ve angaje motifleri hakkında kalandiridis'e çok şey anlatıyor.
elini uzatan üsteğmen öncelikle sızdırma yoluyla bazı bilgileri kalandiridis’e veriyor. ufak ufak bu bilgilere karşılık verilen hediyelerin dozu da artınca kolu bacağı da zaten kaptırmış oluyor. angajeyi kabul ediyor. klasik sıcak yaklaşma yöntemi.

yunanlılar bu angajenin büyüklüğüne şaşıp kalıyorlar. “bu kadar da büyük balık yakalayamayız, bu kesin türklerin tuzağıdır” diye düşünmeye başlıyorlar. bu nedenle üsteğmen’e eyp'de mesafe ile yaklaşılıyor. hatta pilot olduğuna bile inanmıyorlar. bunu teyit için turistlik seyahat maskesiyle, adamı yunanistan’a götürüp, yunan f-16’sı bile kullandırıyorlar. bu noktada üsteğmen, artık tamamen yunanlıların kontrolünde olan ve artık geri dönülmez noktaya çoktan gelmiş vaziyette.

bu nedenle üsteğmen şantaj motifi ile kendisine yakın bir yüzbaşıyı ve astsubay’ı da eyp’e yönlendiriyor. bu şahıslar da eyp tarafından angaje ediliyorlar. bu üç şahıs, tsk ile ilgili muazzam sırları yunanlılara veriyorlar. bu arada bu üç şahsın neden olduğu zararın, kat be kat fazlası yunanistan’a kaçan fetöcüler tarafından da yapıldı. bunu da yeri gelmişken belirteyim. kimse kimseyi bedavaya himaye etmiyor. aynı şey almanya'ya veya ingiltere'ye vs. kaçanlar için de geçerli.
kalandiridis o ara türk istihbaratı tarafından takip edilen bir hedef. faaliyetleri kontrol altında. karadeniz’deki pontusculuk çalışmaları, orman yangınları ve 1997 kırıkkale silah fabrikası patlaması kapsamında “temiz bir dayak yedikten sonra” persona non grata ilan edildi edilecek. fazla hırpalanamıyor ve sıkıştırılamıyor. çünkü istihbarat servisleri arasında mütekabiliyet esas. yani eyp de atina’da karşılık verebilir. hatta 17 kasım örgütü ellerinin altında olduğu için, daha fazlasına da cesaret edebilirler.
kalandiridis'in yaptıklarına o dönemde usulünce ve misliyle karşılık veriliyor; bunu da belirtmek lazım. sonuçta, bu casus şebekesi de tüm delilleri ile deşifre ediliyor. yani endişelenecek bir şey yok. kalandiridis türk misafirperverliğine (!) uygun bir şekilde persona non grata ilan ediliyor. sonrasında bu şahıs, türk istihbaratının kendisine yaptıklarının acısını çıkaramamış olacak ki, kenya’ya giden apo’ya mihmandarlık da yapıyor, eşlik ediyor. burada da bir kez daha *) kenya sokaklarında türk misafirperverliği (!) ile karşılaşıyor :)

ayrıca twitter’da hesabı da var. şu an yunan medyasında türk savunma sanayi, terörle mücadelesi, suriye politikaları vs. konular hakkında yorumlar ve analizler yapıp durmakta.
devamını gör...

--- alıntı ---

adriana lima bile bizden alıyor!

--- alıntı ---
devamını gör...

mahlasına karar veremeyip sonrasında sözlük hayatına kaymak olarak devam eden yazardır kendisi. mahlasıyla beni güldürmüştür. kalemine ilham dokunsun, sözlüğü bilgiye doyursun.
devamını gör...

devlet devlet olsa bu manşete halkı kin ve düşmanlığa sevketmek ayrıca,belirli bir meslek grubunu küçümsemekten dava açması gerekir, ama nerdeee.
devamını gör...

böyle giderse susmayacak dediğim başlık.

neredeyse 6 bin yazar var ancak gördüklerimiz hep aynı kişiler. oylamadakiler aynı, yazarken aynı. bunu bir tarafa bırakırsak tanım başlıkları daha birileri göremeden puf oluyor. geriye sözlüğü foruma çeviren, keskin anket kokusu olan başlıklar kalıyor. frame'de toplasan beş tane yazılabilecek başlık var.

ne diyordu bez bebek dizisindeki özge?
şaka gibi.

edit: imla.
devamını gör...

yazılarını beğeniyle okuduğum, portakaldan sonra sözlüğün en önemli meyvesi olma statüsünde bulunan değerli yazar.
devamını gör...

death note ve one-punch man' den sonra netflix'teki en iyi anime diyebilirim. bu animenin çizimlerini de çok başarılı buluyorum.
doğuştan psişik güçleri olan saiki bunu insanlara belli etmemeye çalışır.
bunu yaparken epey bir zorlanır.
telepati, x ışını görüşü gibi güçleri vardır.
çok cool bir karakter kendisi, bayılıyorum ona.
bir diğer bayıldığım karakter ise bayan ego, dünya güzeli, herkes ona hasta, sözlükteki güzel kelimesinin anlamı olan:
koloni teruhashi.
yahu bu ne tatlı bir egodur izlerken kendimi görüyorum bazen.
bu animeye çiçeğim dediğim bir arkadaşımla başladık, hep birlikte izleriz.
bir kere bile onsuz izlemedim, acayip keyifli ve pozitif bir anime.
arkadaşım majör depresyon tedavisi görüyor, biz birlikte izlediğimizde o keyif alınca ben ekstra keyif alıyorum.
izleyin, izlettirin efendim.
devamını gör...

kamyonlar kavun taşır ve ben
boyuna onu düşünürdüm
kamyonlar kavun taşır ve ben
boyuna onu düşünürdüm
niksar'da evimizdeyken
küçük bir serçe kadar hürdüm
sonra âlem değişiverdi
ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak
sonra âlem değişiverdi
ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak
mevsimler ne çabuk geçiverdi
unutmak, unutmak, unutmak
anladım bu şehir başkadır
herkes beni aldattı gitti
anladım bu şehir başkadır
herkes beni aldattı gitti
yine kamyonlar kavun taşır
fakat içimde şarkı bitti

şeklinde cahit külebi şiiridir.
devamını gör...

askerliğimi yaparken farkettiğim bir gerçek. normalde çok severdim, ama bu çağrışım aklıma yerleştiğinden beri peynirli doritos yiyemiyorum.
devamını gör...

aferim bu tff'ye. gerçi nasılsa uygulanmayacak bir kuralı açıkladılar.
yabancı kısıtlaması olmadığı son 5-6 sene milli takım ve yurtdışına transfer yapan oyunculara bakın, bir de kısıtlama varken bakın.
bravo! yeni mehmet topuz'lar, alper potuk'lar, tarık çamdal'lar geliyor. ne güzel ama değil mi ?
türk futbolcusuna sahip! çıkmak lazım.
devamını gör...

stephen king'in green mile adlı romanından uyarlanan, 1999 yapımı oldukça uzun dram filmi.
evet çok uzun ama 6 saat de olsaydı izlerdim diye düşünüyorum.
stephen king'in romanı yazarken esinlendiği gerçek hikaye şudur:
"

george stinney jr. abd'de 20. yüzyılda ölüme mahkum edilen en genç insandı. elektrikli sandalye ile infaz edildiğinde sadece 14 yaşındaydı.
stinney, 11 yaşındaki betty ve 7 yaşındaki mary olmak üzere iki beyaz kızı öldürmekle suçlandı ve mahkemeye çıkarıldı.

kendisini savunacak bir avukatı yoktu... mahkemedeki jürinin tümü beyazdı. duruşma sadece 2 saat sürdü ve 10 dakika içinde karar verildi: ölüm...

infazdan önce george stinney, ailesini görmeden 81 gün geçirdi. şehrinden 80 km uzaktaki bir cezaevinde, tek kişilik hücrede tutuluyordu.
infaz edildiği güne kadar elinden incil'i hiç bırakmadı ve masum olduğunu söyleyerek beraat etme umuduyla günlerini geçirdi...
derken bir sabah hücresinin demir kapısı son kez açıldı... küçük çocuğu alıp karanlık bir odaya götürdüler... demir bir sandalyeye oturtup kafasına elektrotlar bulunan bir kask geçirdiler...
ardından bir cellat şalteri indirdi... 5 bin 380 voltluk elektrik akımı kafasından girip ayak parmaklarından çıktı... george stinney jr.'nin kısa hayatı elektrikli sandalyede son bulmuştu...

bu acıklı olayın ardından tam 70 yıl geçti... güney carolina'da bir yargıç, george stinney'in masum olduğunu çok geç de olsa kanıtladı... aslında kanıt çok basitti. iki kız, kafalarına 19 kiloluk bir cisimle defalarca vurularak öldürülmüşlerdi...
oysa cılız ve çelimsiz bir çocuk olan stinney'in o cismi kaldırıp hızla vurabilecek kadar gücü, canı yoktu... bu mümkün değildi... siyah olduğu için en baştan suçlu görülmüştü... kim bilir belki de gerçek suçluyu saklamak isteyen birileri onu ortaya sürmüştü..."
devamını gör...

bana en keskin kalp kırığımla beraber umutu hatırlatan beste.
(link:
)

moonlight sonata beethoven'nın işitme sorunu başladıktan sonra, 31 yaşında bestelediği sonatıdır. beethoven moonlight sonata’yı 1801’de tamamlamış ve ertesi yıl yayınlanmıştır. 31 yaşında işitme sorunu daha da kötüleşen beethoven galayı kendisi yapmış ve eseri kısa bir süre öğrencisi olan, kontes giulietta guicciardi’ ye ithaf etmiştir.
sonatın asıl adı quasi una fantasia (neredeyse bir fantazi) olup moonligt sonata adını 31 yıl sonra almıştır.
devamını gör...

"zenginler fakirlere tanrıdan başka bir şey bırakmadılar."
(bkz: friedrich nietzsche)
devamını gör...

tatlı su müslümanları buna karşı gelebilir ancak gerçek olan durumdur. siz islam dinini sadece namazdan oruçtan falan mı ibaret sanıyorsunuz? islam dini anlattığınız gibi tanrı ile kul arasında bireysel bir din değil. islam dini toplumsaldır ve insanın neredeyse bütün yaşantısını düzenleyen bir dindir. bu dinin kendisine ait bir hukuku vardır ve müslümanım diyen herkes islam hukukunu sorgulamadan biat etmesi lazımdır. çünkü islam hukuku ''allah'ın kanunları'' olduğu iddia edilen kanunlardan oluşuyor. dolayısıyla islam dini hem siyasi hem de toplumsal bir dindir. bu yüzden 'siyasal islam' tanımı da gereksiz bir tanımdır.
devamını gör...

eğer bir ömür nasıl yaşanmaz diye sorsaydınız cevap verebilirdim. maalesef buna verebilecek bir cevabım yok , teşekkürler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim