sevimli canavarlar
pixar studio'nun 2001 yapımı animasyon filmidir. orijinal ismi ise monsters inc.

canavarlar dünyası olarak adlandırılan bu dünyada canavarlar, yaşamlarını idâme ettirebilmek için insanlara ihtiyaç duymaktadır. öyle ki insanlardan hem uzak durmalılar hem de onlara muhtaç oldukları için yaklaşmalılar. insanların yani küçük çocukların dolaplarından çıkan öcüler, onları korkutarak çığlık enerjisi elde ederler. bu enerji tüm canavarlar dünyasının enerji ihtiyacını karşılamaktadır.
büyük bi öcü şirketinde çalışan mike wazowski ve james p. sullivon şirketin en önemli adamlarıdır. sullivon öcüdür ve mike da onun yardımcısıdır. hayatlarının tam da en iyi zamanlarını yaşarlarken başlarına hiç beklemedikleri bi olay gelir. insanların dünyasına gitmek için kullandıkları kapılardan birinden bir çocuk canavarlar dünyasına girer ve buna sullivon sebep olmuştur. dünyada, insanlar ve özelikle insan yavruları zehirli ve tehlikeli görüldüğü için bu olay canavarlar dünyasını ayağa kaldıracaktır.
peki mike wazowski ve james p. sullivon bu işten kurtulabilecekler mi? çocuk? ona ne olacak?
ve şimdi biraz spoiler geliyor, bunu yapmadan olmuyor üzgünüm.
boo yani çocuk evine gönderildikten sonra kapısı parçalanır ve sullivon onu tekrar göremeyecektir.
her şey bittikten sonra sullivon'ın, gerçek enerjinin korkudan değil de kahkahadan elde edildiğini farketmesiyle şirketin ceo'su olurlar. mike'nin ise sullivon'a bir sürprizi vardır. boo'nun kapısını tamir etmiştir. tam da sullivon kapıyı açar ve film orda biter. aşırı merak etmiştim tekrar karşılaştıkları anı ancak göstermediler.
tam da şöyle bitti.

öcülerin çocuklardan ne kadar korkutuğunu şöyle açıklayayım.

bir çoğunuz da filmi eminim şu görsellerle tanıyordur.


bu hanım da mike wazowski'nin nişanlısı. çok şirin dimi *

burda da ufaklık, dolabından çıkan ve mike ve sullivon'ın başına dert açan öcüyü haklıyor.


çok severek ve tekrar tekrar izlediğim bir animasyondur. naçizane tavsiyemdir efenim. izleyeceklere iyi seyirler dilerim.*

canavarlar dünyası olarak adlandırılan bu dünyada canavarlar, yaşamlarını idâme ettirebilmek için insanlara ihtiyaç duymaktadır. öyle ki insanlardan hem uzak durmalılar hem de onlara muhtaç oldukları için yaklaşmalılar. insanların yani küçük çocukların dolaplarından çıkan öcüler, onları korkutarak çığlık enerjisi elde ederler. bu enerji tüm canavarlar dünyasının enerji ihtiyacını karşılamaktadır.
büyük bi öcü şirketinde çalışan mike wazowski ve james p. sullivon şirketin en önemli adamlarıdır. sullivon öcüdür ve mike da onun yardımcısıdır. hayatlarının tam da en iyi zamanlarını yaşarlarken başlarına hiç beklemedikleri bi olay gelir. insanların dünyasına gitmek için kullandıkları kapılardan birinden bir çocuk canavarlar dünyasına girer ve buna sullivon sebep olmuştur. dünyada, insanlar ve özelikle insan yavruları zehirli ve tehlikeli görüldüğü için bu olay canavarlar dünyasını ayağa kaldıracaktır.
peki mike wazowski ve james p. sullivon bu işten kurtulabilecekler mi? çocuk? ona ne olacak?
ve şimdi biraz spoiler geliyor, bunu yapmadan olmuyor üzgünüm.
boo yani çocuk evine gönderildikten sonra kapısı parçalanır ve sullivon onu tekrar göremeyecektir.
her şey bittikten sonra sullivon'ın, gerçek enerjinin korkudan değil de kahkahadan elde edildiğini farketmesiyle şirketin ceo'su olurlar. mike'nin ise sullivon'a bir sürprizi vardır. boo'nun kapısını tamir etmiştir. tam da sullivon kapıyı açar ve film orda biter. aşırı merak etmiştim tekrar karşılaştıkları anı ancak göstermediler.
tam da şöyle bitti.
öcülerin çocuklardan ne kadar korkutuğunu şöyle açıklayayım.

bir çoğunuz da filmi eminim şu görsellerle tanıyordur.


bu hanım da mike wazowski'nin nişanlısı. çok şirin dimi *
burda da ufaklık, dolabından çıkan ve mike ve sullivon'ın başına dert açan öcüyü haklıyor.


çok severek ve tekrar tekrar izlediğim bir animasyondur. naçizane tavsiyemdir efenim. izleyeceklere iyi seyirler dilerim.*
devamını gör...
sürekli kavga eden bir ailede büyümek
stresle çok erken yaşta tanışmış olmaktır.
bende bıraktığı iz; yüksek sese ve öfkeye olan hassasiyetimdir. bağırarak konuşan insanları duymuyorum.
bende bıraktığı iz; yüksek sese ve öfkeye olan hassasiyetimdir. bağırarak konuşan insanları duymuyorum.
devamını gör...
normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
listeye 5. sıradan giriş yapmış kişi olarak herkese selamlar* beleşi seviyoruz evet ama sözlüğü daha çok seviyoruz.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
dizi isteklerim:
westworld
mr. robot
person of interest
the office
oyun isteklerim:
tesv: skyrim
portal
assassin's creed
film isteklerim:
interstellar
bi tanecik film isteğim var.
anime olarak da death note. düz adamım.
edit: bi akıllı benmişim gibi istek için başlık açmıştım. taşınınca düzeltmek farz oldu.
westworld
mr. robot
person of interest
the office
oyun isteklerim:
tesv: skyrim
portal
assassin's creed
film isteklerim:
interstellar
bi tanecik film isteğim var.
anime olarak da death note. düz adamım.
edit: bi akıllı benmişim gibi istek için başlık açmıştım. taşınınca düzeltmek farz oldu.
devamını gör...
uçak
ancak 1930’lu yıllarda kullanılmaya başlanan bir hava ulaşım aracı.
1930’da toplam amerikalı yolcu sayısı henüz 6 bin’ler seviyesinde. 1934 yılına gelindiğinde, 13.000 feet yükseklikte ve saatte 320 kilometre hız yapabilen uçaklarda seyahat eden yolcu sayısındaki artış çok kısa sürede ivme kazanıyor ve sayı 450 bin kişiye ulaşıyor.
benzinle çalışan ilk motorlu uçağın mucitleri, esasen bir bisiklet imalat şirketinde çalışan orville wright ve wilbur wright adında iki kardeşti. wrihgt kardeşlerin 17 aralık 1903 tarihinde yaptıkları uçağın havada kalabilme süresi 12 saniye idi ve ancak 120 metre uçabilmişti.
biliyoruz ki uçuş tarihi, wright kardeşlerin denemelerinden çok daha öncelere dayanır. kaynaklar 11. yy.’da bir keşişin planörle uçmaya çalıştığını yazar ancak başarılı olduğuna dair bir kanıt yoktur.

wright flyer lll, wright kardeşlerin 1905 yılında uçmayı başardıkları daha uzun süre havada kalan ve görece kullanımı/kontrolü kolay olan farklı bir uçağın adı. bu tarih itibariyle uçaklar daha da geliştirildi ve artık birinci dünya savaşı da başladığından, kullanan ülkelere büyük avantajlar kazandıran uçaklar savaşta kullanılmaya başlandı. savaş sonrası ilk defa 1919 yılında atlantik okyanusu motorlu bir uçakla geçildi, 1929 yılında ilk jet motoru yapılmış böylece daha yüksek hıza ulaşılmıştı, 1947 yılına geldiğimizde artık ses hızı geçilmişti.
1930'lardaki bir uçağın içi böyleydi.

www.ucak1.com/ucak-tarihsel...
evrimagaci.org/
1930’da toplam amerikalı yolcu sayısı henüz 6 bin’ler seviyesinde. 1934 yılına gelindiğinde, 13.000 feet yükseklikte ve saatte 320 kilometre hız yapabilen uçaklarda seyahat eden yolcu sayısındaki artış çok kısa sürede ivme kazanıyor ve sayı 450 bin kişiye ulaşıyor.
benzinle çalışan ilk motorlu uçağın mucitleri, esasen bir bisiklet imalat şirketinde çalışan orville wright ve wilbur wright adında iki kardeşti. wrihgt kardeşlerin 17 aralık 1903 tarihinde yaptıkları uçağın havada kalabilme süresi 12 saniye idi ve ancak 120 metre uçabilmişti.
biliyoruz ki uçuş tarihi, wright kardeşlerin denemelerinden çok daha öncelere dayanır. kaynaklar 11. yy.’da bir keşişin planörle uçmaya çalıştığını yazar ancak başarılı olduğuna dair bir kanıt yoktur.

wright flyer lll, wright kardeşlerin 1905 yılında uçmayı başardıkları daha uzun süre havada kalan ve görece kullanımı/kontrolü kolay olan farklı bir uçağın adı. bu tarih itibariyle uçaklar daha da geliştirildi ve artık birinci dünya savaşı da başladığından, kullanan ülkelere büyük avantajlar kazandıran uçaklar savaşta kullanılmaya başlandı. savaş sonrası ilk defa 1919 yılında atlantik okyanusu motorlu bir uçakla geçildi, 1929 yılında ilk jet motoru yapılmış böylece daha yüksek hıza ulaşılmıştı, 1947 yılına geldiğimizde artık ses hızı geçilmişti.
1930'lardaki bir uçağın içi böyleydi.

www.ucak1.com/ucak-tarihsel...
evrimagaci.org/
devamını gör...
çete kurup sözlüğü çökertmemiz lazım gerek
devamını gör...
çok anlayışlı flörtün sevgili olunca iğrençleşmesi
birbirinin hayatına dahil olma oranı arttıkça, rehavet sağlanması, nasıl olsa sevgili olduk denmesi, görünmeyen her olgunun göze batması sonucunda oluşan durum..
devamını gör...
konsere gitmek için şehir dışına çıkmak
kendisi gelmiyor ne yapalım, 25 haziran'da bekle beni gaziantep!* bekle beni sıla konseri!!!
devamını gör...
kerim tekin
akşamlar akşamlar gelmeyin üstüme...
devamını gör...
arkadaşının arkadaşın olmadığını anladığın an
mutlu olduğumda rahatsız olduğunu hissettiğim andır. hayal kırıklığıdır. hep neden diye soruyorum bu kadar kötü olmaya sebep nedir? aniden boğazımın düğümlenme sebebidir. güvenmemeyi öğreniyorum. (bkz: öğreti dolu hayat) *
devamını gör...
9 bin liralık ayakkabı giyen kaş kaymakamı
"cumhurbaşkanı da gelse ben görevimi yerine getirmekten imtina etmem" diyen memuru görevden alan kaş ilçemizin az muhterem sn. kaymakamı olur kendileri. *
devamını gör...
jess
şimdi rahatlıyoruz jess,
bırak şu geçmişi at çöpe gitsin. ünlü düşünür serdar ortaç demiş ki 'seni çöpe atacağım poşete yazık'. o derece yani.
bir de 'gıybet, çekemiyorlar bizi
kıskanıyorlar bizi diye bir sözü de var ama onun konumuzla bir alakası yok kesin orada da bir hayat dersi vardır.*
bugün yüzünüzü güldürmek istedim.. musmutlu yaz çok mutlu yaz hatta göbek atarak yaz. burada düşünürümüzün başka bir parçası gelsin aklına;
affet diyen kim?
ez geç diyen kim?
yüksek uçan kuşun, yüreği sarhoşun... binlerce dansöz var eserinden.*

burada da ismail abi gelsin aklınıza herşeyi salla çayı demle hacı.
bırak şu geçmişi at çöpe gitsin. ünlü düşünür serdar ortaç demiş ki 'seni çöpe atacağım poşete yazık'. o derece yani.
bir de 'gıybet, çekemiyorlar bizi
kıskanıyorlar bizi diye bir sözü de var ama onun konumuzla bir alakası yok kesin orada da bir hayat dersi vardır.*
bugün yüzünüzü güldürmek istedim.. musmutlu yaz çok mutlu yaz hatta göbek atarak yaz. burada düşünürümüzün başka bir parçası gelsin aklına;
affet diyen kim?
ez geç diyen kim?
yüksek uçan kuşun, yüreği sarhoşun... binlerce dansöz var eserinden.*

burada da ismail abi gelsin aklınıza herşeyi salla çayı demle hacı.
devamını gör...
hiç büyük kadın yazar olmaması
büyüklüğe kim karar veriyor bilmem neyse konu o değil. asırlarca erkek egemen dönen dünyada toplumlar kadına hangi alanda ne kadar yer açtıysa kadın o kadar varlık gösterebilmiş. yazar, bilim insanı, ressam vb... bundan sonraki bütün benzer başlıklarda bu bitmek bilmeyen geyikleri çevirmeden önce bunu aklınıza sokun bence. yanlış yerden bakan bir görüşü düzeltmek için boşuna isim sıralamayın.
devamını gör...
ilişkilerden edinilen tecrübe
-her şeyinizi anlatmayın.
-onsuz yapamayacakmışsınız gibi davranmayın.
-beklentiye girmeyin.
-her şeyinizi ona adamayın.
herkes bir gün gider arkadaşlar, yaralarınızdan vururlar ve hiç yokmuşsunuz gibi davranırlar. kendinizi geliştirin, hayatınızın merkezi siz olun, huzurlu günler efendim.
-onsuz yapamayacakmışsınız gibi davranmayın.
-beklentiye girmeyin.
-her şeyinizi ona adamayın.
herkes bir gün gider arkadaşlar, yaralarınızdan vururlar ve hiç yokmuşsunuz gibi davranırlar. kendinizi geliştirin, hayatınızın merkezi siz olun, huzurlu günler efendim.
devamını gör...
tövbe estağfurullah olan başlıklar
(bkz: ağzı kokan iri popolu kadınlardan hoşlanıyorum) kafaya oynar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
bir zamanlar tutkunu olduğum 1999 yılında piyasaya çıkan microids yapımı corsairsgold isimli deniz ticareti oyunundan alınmıştır.
devamını gör...
haniko düdüko
kemal sunal'ın çinli yardımcısı ile arasında geçen bir replik. bu replik tokatçı filminde geçer.
devamını gör...
bir kelime ile içini dökmek
beklenti.
devamını gör...
leyla aydemir davasında ortaya çıkan ses kaydı
leyla aydemir olayı hep muammadir kafamda.
müge anlı programına çıktıklarında babanın röportajını yıllardır hatırlarım. "benim ailem yapmaz,akrabalarımdan asla şüphe etmiyorum. leyla'yi kaçıran kesinlikle köye gelen yabancı biridir"diye ısrar etmişti.
hatta muge anli "nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? köy küçük bir yer. yabancı bir araba girse,insan girse anında farkedilir ki. leyla kalabalığın arasından kayboldu. bunu yapan kesin tanıdık ve sizden biri "demişti.
bana kalırsa baba da her şeyin farkındaydı. hatta şüphelilerin ifadeleri alınıp tutuklama olayı olduğunda bile hala " benim ailem yapmaz, bu işin içinde başka bir şey var" demişti. leyla'nin aç susuz bırakıldığı bunun yüzünden vefat ettiği haberi de bana şüpheli geldi. üzerinde tecavuz bulgusuna da rastlanmadı denildi ama o da bir muamma. hatta leyla kaybolduğu gün bahsi geçen amcanın telefonunda leyla'nin video görüntüleri vardi. çocuk huzursuz gibiydi ve herkesin dikkatini çekmişti. bu amcadan da bu yüzden şüphelenildi zaten.
anne de olaydan sonra susturuldu. bir tek o olayın araştırılmasını kızının katillerinin bulunmasını istemişti ama ne hikmetse baba ve baba tarafı akrabalarından aldığı tepkiyle sustu o da.
gelelim afad olayına. bu davada her şey ihmal. olan yine küçücük bir kiz çocuğa oldu. çocuğun sesini duyup bir şey yapmadılarsa-ki arama çalışmalarına bu amca da katılmıştı ve baş şüpheliydi. bu durumda nasıl leyla'nin sesini duyupta sessiz sakin kalabilmisler inanılır gibi değil.
leyla'nin alacak verecek davası yüzünden kaçırıldığını veya kan davası yüzünden kaçırıldığı,aile içinde çarpık ilişki yüzünden görmemesi gereken bir şey gördüğü, siyasi olaylar(oy vs). hatta amaç önce leyla'nin ailesine göz dağı vermekti fakat olayın muge anlı'ya ve kamu oyuna kadar duyulması sonucu öldürüldüğü gibi bahaneler atıldı ortaya. o zamanlar bu olayı yakından takip ederdim. amcanın telefonundaki leyla'nin video görüntülerini görünce bile insanlar acaba bu güzel çocuğu kaçırıp başka bir aileye para karşılığı falan mı sattı? demişlerdi. ortaya binbir türlü fikir atıldı. hiçbir bahane, fikir küçücük bir kiz çocuğunun kacirilmasina, öldürülmesine sebebiyet veremez.
hangisi doğru bilemem ama ortada ciddi bir ihmal var.
müge anlı programına çıktıklarında babanın röportajını yıllardır hatırlarım. "benim ailem yapmaz,akrabalarımdan asla şüphe etmiyorum. leyla'yi kaçıran kesinlikle köye gelen yabancı biridir"diye ısrar etmişti.
hatta muge anli "nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? köy küçük bir yer. yabancı bir araba girse,insan girse anında farkedilir ki. leyla kalabalığın arasından kayboldu. bunu yapan kesin tanıdık ve sizden biri "demişti.
bana kalırsa baba da her şeyin farkındaydı. hatta şüphelilerin ifadeleri alınıp tutuklama olayı olduğunda bile hala " benim ailem yapmaz, bu işin içinde başka bir şey var" demişti. leyla'nin aç susuz bırakıldığı bunun yüzünden vefat ettiği haberi de bana şüpheli geldi. üzerinde tecavuz bulgusuna da rastlanmadı denildi ama o da bir muamma. hatta leyla kaybolduğu gün bahsi geçen amcanın telefonunda leyla'nin video görüntüleri vardi. çocuk huzursuz gibiydi ve herkesin dikkatini çekmişti. bu amcadan da bu yüzden şüphelenildi zaten.
anne de olaydan sonra susturuldu. bir tek o olayın araştırılmasını kızının katillerinin bulunmasını istemişti ama ne hikmetse baba ve baba tarafı akrabalarından aldığı tepkiyle sustu o da.
gelelim afad olayına. bu davada her şey ihmal. olan yine küçücük bir kiz çocuğa oldu. çocuğun sesini duyup bir şey yapmadılarsa-ki arama çalışmalarına bu amca da katılmıştı ve baş şüpheliydi. bu durumda nasıl leyla'nin sesini duyupta sessiz sakin kalabilmisler inanılır gibi değil.
leyla'nin alacak verecek davası yüzünden kaçırıldığını veya kan davası yüzünden kaçırıldığı,aile içinde çarpık ilişki yüzünden görmemesi gereken bir şey gördüğü, siyasi olaylar(oy vs). hatta amaç önce leyla'nin ailesine göz dağı vermekti fakat olayın muge anlı'ya ve kamu oyuna kadar duyulması sonucu öldürüldüğü gibi bahaneler atıldı ortaya. o zamanlar bu olayı yakından takip ederdim. amcanın telefonundaki leyla'nin video görüntülerini görünce bile insanlar acaba bu güzel çocuğu kaçırıp başka bir aileye para karşılığı falan mı sattı? demişlerdi. ortaya binbir türlü fikir atıldı. hiçbir bahane, fikir küçücük bir kiz çocuğunun kacirilmasina, öldürülmesine sebebiyet veremez.
hangisi doğru bilemem ama ortada ciddi bir ihmal var.
devamını gör...
