sözlüğü telefondan kullanmak
sözlükten telefonu kullanmak desek daha doğru olacak.
arada sırada çalarsa veya whatsapptan yazan olursa bu fonksiyonları kullanıyorum onun haricinde full sözlükteyim.
arada sırada çalarsa veya whatsapptan yazan olursa bu fonksiyonları kullanıyorum onun haricinde full sözlükteyim.
devamını gör...
konya
bir izmirli olarak şehir planlamacılığını, kentleşmesini, alt yapısını-üst yapısını ve toplu taşımacılığını kıskandığım şehir. izmir maalesef konya'nın yanında gecekondu mahallesi gibi kalıyor.
kültürel mirası da en az izmir kadar var. ancak izmirde yetişmiş bir bireyin de yaşarken rahat edemeyeceği gibi bir politik gerçek de var.
kültürel mirası da en az izmir kadar var. ancak izmirde yetişmiş bir bireyin de yaşarken rahat edemeyeceği gibi bir politik gerçek de var.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
yazarından daha ünlü olan kitap kahramanları
zeze
devamını gör...
ülkemde suriyeli istemiyorum
ülkemde, araplar ve arap sevicileri istemiyorum diyerek çıtayı yükseltiyorum.
devamını gör...
z kuşağına kılıçdaroğlu dönemindeki ssk'yı anlatmamız lazım
ssk yı ülke ile kıyaslamak pek doğru olmaz. z kuşağı bu zaman da bu ülke'ye gelmenin talihsizliğini yaşıyor. geçmişte ki ssk'dan çok yaşadığı anın çaresizliği fazlasıyla yetiyor. anlatmayın bir şey z kuşağına, y kuşağına dinlemekten bıktık usandık biz..
devamını gör...
bağırarak konuşan insan
insanı hayattan soğutan insan tipidir.
sülale böyle.o yüzden toplandıkları zamanları sevmiyorum,hepsini seviyorum ama ayrı ayrı,onlar ayrı güzel*.
şimdi bizde 3 kızkardeş var,annem ve teyzelerim..evin diğer ucundalar ama sesleri olduğum odada.*
bu sabah bağırışları-pardon konuşmaları- ile uyandığımı söylemiş miydim?
sülale böyle.o yüzden toplandıkları zamanları sevmiyorum,hepsini seviyorum ama ayrı ayrı,onlar ayrı güzel*.
şimdi bizde 3 kızkardeş var,annem ve teyzelerim..evin diğer ucundalar ama sesleri olduğum odada.*
bu sabah bağırışları-pardon konuşmaları- ile uyandığımı söylemiş miydim?
devamını gör...
aile evinde yazılı olmayan bir kural
kuralsızlıklar da kural sayılıyordur herhalde.
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak
“ yoruldum, patron. yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. insanların birbirine kötü davranmasından bıktım. her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım.
çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. anlıyor musun?
hepimiz hakkında düşünüyorum. kendi yeşil yolumuzda yürüyoruz, her birimiz kendi zamanında...
karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığı kapatma.... ”
çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. anlıyor musun?
hepimiz hakkında düşünüyorum. kendi yeşil yolumuzda yürüyoruz, her birimiz kendi zamanında...
karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığı kapatma.... ”
devamını gör...
kağıt ev
arjantinli kısa öykü ve roman yazarı carlos maria dominguez tarafından kaleme alınan ve türkçe'ye çevrilen tek kitabı olan kağıt ev kitabında saplantılı olabilecek kadar kitap aşığı bir insandan bahsediliyor. aslında kitaptaki diğer karakterler de ondan geri kalmayacak şekilde saplantılı tavırlara sahip.
kitaplarından kağıt bir ev yapan brauer ve üniversitede görev yapan profesör bluma arasındaki ilişki, sonrasında ortaya çıkan gizemli bir kitap ve gelişen olaylar..
oldukça kısa olan bu öykü kitabında, ilginç karakterler tanıyor, onların tutku ve çöküşlerine şahit oluyorsunuz. kitap veya herhangi bir şeyi bu kadar çok sevmek, saplantı düzeyinde anlam yüklemek ve sonra tüm bu anlamlardan, değerlerden mahrum kalmak acı verici olsa gerek.
özgün adı la casa da papel olan kağıt ev kitabı kolayca anlaşılan ve çabucak bitirilebilecek akıcılıkta bir eser.
kitaplarından kağıt bir ev yapan brauer ve üniversitede görev yapan profesör bluma arasındaki ilişki, sonrasında ortaya çıkan gizemli bir kitap ve gelişen olaylar..
oldukça kısa olan bu öykü kitabında, ilginç karakterler tanıyor, onların tutku ve çöküşlerine şahit oluyorsunuz. kitap veya herhangi bir şeyi bu kadar çok sevmek, saplantı düzeyinde anlam yüklemek ve sonra tüm bu anlamlardan, değerlerden mahrum kalmak acı verici olsa gerek.
özgün adı la casa da papel olan kağıt ev kitabı kolayca anlaşılan ve çabucak bitirilebilecek akıcılıkta bir eser.
devamını gör...
milliyetçilik
milliyetçiyim diye ahkam kesenlerin bir gün olsun bu ülkenin katledilen ormanları, kirletilen ırmakları, kurutulan gölleri için bir söz söylediklerine, bir eylem yaptıklarına hiç tanık olabiliyor musunuz? hayır! çünkü onlar sadece devlet putuna tapan putperestlerdir.
devamını gör...
para biriktirme yöntemleri
altın hesabı açıp, her ay bir miktar gram yatırmaktır. ben denedim, işe yaradı.
devamını gör...
fake friend
devamını gör...
1 ocak 2021 chp lideri kılıçdaroğlu'ndan başörtülü hakim açıklaması
bende pastafaryanizme inanıyorum başımın üstünde ketçaplı makarna var beğenmeyen duruşmalarıma gelmesin;yıl olmuş 2020 hala insanları giyinişine veya inancına göre yargılıyorsanız ortaçağla olan bağlantılarınızı sorgulayın derim. (sizler bu dünyanın insanı değilsiniz) kılıçdaroğluna katılıyorum.
devamını gör...
anksiyete
sürekli devam eden stres, kaygı, korku halidir.
bilinçaltında sürekli kaynayan bir kaygı yanardağı vardır. her an patlayacak korkusuyla kişinin ruhunu günden güne zayıflatır ve sinirli, huzursuz, korkak bir insan haline dönüşmesine neden olur.
herkesin bu durumu yaşama şekli başkadır. herkesteki belirti birbirinden farklıdır. kimisi ufak bir kalp çarpıntısıyla bu atağı atlatırken kimisi kendini evlere kapatır.
çevresindeki bir çok olay, durum ve kişiyi tehdit olarak algılayabilirler o atak halindeyken. ya da beynin kaygı bölümü sürekli çalıştığından bu durumda olmayan bir insan için normal görünen bir durum onlar için çok korkutucu bir hal gibi algılamalarına neden olur sürekli.
asansöre binemez, yüksek bir yere çıkamaz, başkasının evine giremez hatta bazen sokağa bile çıkamazlar.
temizlik konusu onlarda temizlenmek için değilde beyinlerinin onları oyalama takdiğidir. bir eli 5 kere yıkayabilir, çamaşırlarını 10 kere üstüste makineye atabilirler. sizin göremediğiniz tozları görüp sürekli evi süpürebilir ve evdeki kediyle beni hasta edeceksin her yere oturma kavgasına tutuşabilirler. diğer bir yandan temizlik malzemesi kullanmayabilirler kimyasal olduğu için kendilerine zarar verdiğini söylerler ve temizlikten dem vururken evlerinin belli bölümleri kullanılamayacak kadar yağ, kreç, pas tutmuş olabilir. (mutfak, wc)
herkeste başka başka dedik ya kimisi hafif hafif atlatır bu durumla dost olurken kimisi her anını her dakikasını bu kabusla geçirir.
çevrelerindeki insanlara etki etmeye başladılarsa vay ki vay. karanlık taraflarını o kişilere yansıtıp sürekli huzursuz bir tutumla sizi ve hayatınızı dibe çekiyorlarsa sakın dur yahu ben destek olmalıyım beraber halledebiliriz demeyin. ya da deyin siz bilirsiniz ama sonunuz bir psikiyatri ya da psikolog olabilir.
nereden mi biliyorum?
dört senem geçti böyle bir insanla. öğrenilmiş, aktarılmış kaygı bozukluğu vardı kendisinde. psikoloğunun yalancısıyım ben o bize o şekilde aktardı. annede olan yoğun kaygı durumu kendisine geçmişti. büyürken yaşadığı, yaşatılan, mağdur bırakılan bir çok olay sonrası her haline yansımıştı bu durum.
aslında pek iyi pek merhametli bir insandı. zaten öyle aşık olmuştum ona. sokak hayvanları için yaptığı şeyler içimi ısıtmıştı. lakin zamanla tanıdıkça ve annesini kaybetmesiyle olaylar iyice çığırından çıktı. ilk 1 sene idare edebildiğim durumlar bir süre sonra kaosa dönüştü. sürekli asık suratlı, geçimsiz, huzursuz, her hareketinizi eleştiren ne yaparsanız yapın tam tersini olması gereken olduğunu iddia eden bir insan oldu. beni tehdit olarak gördüğünü düşünmeye başladım bir ara, bir ara beni yaşama tutunmak için bir araç olarak gördüğünü sandım böyle böyle psikolojimin altına dinamitleri yerleştirdim.
görüşmeyi bıraktığım dönemlerde daha kötüye sarıyor ve ben vicdan yapıyordum. annesinin vefat ederken 'kızım, oğlum sana emanet' sözü geliyordu aklıma. en başa dönüyorduk en başa. bir dönem toparlanır gibi oluyor sonra eskisinden daha kötü bir hal alıyordu aramızdaki ilişki. bir ara annesi gibi olduğumu fark ettim. onunla ölmeden önceki diyaloglarını kuruyordu bana nefretle bakıyordu gözlerime.
sonra kabul ettim. benim artık onun için yapabilecek hiç bir şeyim yoktu. doktorlar bulmuş evine kadar getirmiştim aylarca terapi görmüştü bu şekilde. destek olmuş her türlü aşağılamasına, ezmesine sırf düzelir diye göz yummuştum. boşluğa düşmesin, karanlıktan çıksın diye uğraşırken en son o beni karanlığına çekmiş ve boşluğa itmişti. zor zamanlardı. ona üzülmeyi bırakmazsam üzülecek bir kendim bile kalmayacak eşiğe gelmiştim ki babamı kaybettim ve tüm taşlar yerine oturdu.
o dönem biz kanserle savaşırken o benimle savaştı. her gün yeni bir kavga meselesi buldu. her gün yeni bir eziyet sebebi. söylediği cümleler akıl işi değildi. artık ne annesi ne de bir arkadaşı değildim onun sadece bir düşmanıydım. babamı kaybettikten kısa bir süre sonra onu hayatımdan komple çıkardım.
tavsiye ister misiniz bilmem ama dikkat etmenizi öneririm. evet tabi ki bu hepimizin başına gelebilir destek olmak lazım orada tamamım ki ben de bunun için uğraştım yıllarca ama bir insan bu durumu kanıksamış ve iyileşmek istemiyorsa çevresinde durmayın, uzak tutun kendinizden. zararı çok büyük oluyor.
hele ki ailesi hani eskiden insanlar hastalanır evlensin evlensin düzelir algısı olurmuş ya heh işte öyleydi onlarda. ben sürekli tedavi olabileceği bir merkez bir doktor araştırırken onlar bana ee düğünü çok uzattık diyordu. karşıma alıp anlatıyor bakın bu böyle olmaz her geçen gün kötüye gidiyor durumu kötü diyordum. ahlanıp vahlandıktan sonra biz düşünmüştük ki sen ona iyi gelirsin diyorlardı. ki bunları söyleyenler öyle cahil diyebileceğimiz insanlar değil. mevki makam sahibi insanlar.
malesef ileri seviye kaygı bozukluğu yaşayan insanların çevresindeki insanlarda çok önemli bu durumu körükleyecek ya da durumu normalleştirecek insanlar olmaması lazım. babası tamam oğlum çalışma deyip maaş bağlıyor ablası evden çıkmaması için ona öğütlerde bulunuyordu. biz psikoloğuyla konuşup evet bebek adımları gibi ilerleyeceğiz bugün bir sokak yarın diğer sokağa gideceğiz derken ablası ne alaka fena oluyor adam siz sokağa çıkarmaya çalışıyorsunuz diyordu.
iyilik yaptıklarını sanıyorlardı ama en büyük kötülüğü onlar yapıyordu. destek bu muydu? evet destek oluyorlardı.
size tavsiyem dikkat edin. uzak durun. kimse sizden sizin sağlığınızdan daha önemli değil. elinizden geleni yaptıysanız ve çözüm olmadıysa arkanıza bakmadan çekip gidin en azından kendinize o kadar değer verin.
bilinçaltında sürekli kaynayan bir kaygı yanardağı vardır. her an patlayacak korkusuyla kişinin ruhunu günden güne zayıflatır ve sinirli, huzursuz, korkak bir insan haline dönüşmesine neden olur.
herkesin bu durumu yaşama şekli başkadır. herkesteki belirti birbirinden farklıdır. kimisi ufak bir kalp çarpıntısıyla bu atağı atlatırken kimisi kendini evlere kapatır.
çevresindeki bir çok olay, durum ve kişiyi tehdit olarak algılayabilirler o atak halindeyken. ya da beynin kaygı bölümü sürekli çalıştığından bu durumda olmayan bir insan için normal görünen bir durum onlar için çok korkutucu bir hal gibi algılamalarına neden olur sürekli.
asansöre binemez, yüksek bir yere çıkamaz, başkasının evine giremez hatta bazen sokağa bile çıkamazlar.
temizlik konusu onlarda temizlenmek için değilde beyinlerinin onları oyalama takdiğidir. bir eli 5 kere yıkayabilir, çamaşırlarını 10 kere üstüste makineye atabilirler. sizin göremediğiniz tozları görüp sürekli evi süpürebilir ve evdeki kediyle beni hasta edeceksin her yere oturma kavgasına tutuşabilirler. diğer bir yandan temizlik malzemesi kullanmayabilirler kimyasal olduğu için kendilerine zarar verdiğini söylerler ve temizlikten dem vururken evlerinin belli bölümleri kullanılamayacak kadar yağ, kreç, pas tutmuş olabilir. (mutfak, wc)
herkeste başka başka dedik ya kimisi hafif hafif atlatır bu durumla dost olurken kimisi her anını her dakikasını bu kabusla geçirir.
çevrelerindeki insanlara etki etmeye başladılarsa vay ki vay. karanlık taraflarını o kişilere yansıtıp sürekli huzursuz bir tutumla sizi ve hayatınızı dibe çekiyorlarsa sakın dur yahu ben destek olmalıyım beraber halledebiliriz demeyin. ya da deyin siz bilirsiniz ama sonunuz bir psikiyatri ya da psikolog olabilir.
nereden mi biliyorum?
dört senem geçti böyle bir insanla. öğrenilmiş, aktarılmış kaygı bozukluğu vardı kendisinde. psikoloğunun yalancısıyım ben o bize o şekilde aktardı. annede olan yoğun kaygı durumu kendisine geçmişti. büyürken yaşadığı, yaşatılan, mağdur bırakılan bir çok olay sonrası her haline yansımıştı bu durum.
aslında pek iyi pek merhametli bir insandı. zaten öyle aşık olmuştum ona. sokak hayvanları için yaptığı şeyler içimi ısıtmıştı. lakin zamanla tanıdıkça ve annesini kaybetmesiyle olaylar iyice çığırından çıktı. ilk 1 sene idare edebildiğim durumlar bir süre sonra kaosa dönüştü. sürekli asık suratlı, geçimsiz, huzursuz, her hareketinizi eleştiren ne yaparsanız yapın tam tersini olması gereken olduğunu iddia eden bir insan oldu. beni tehdit olarak gördüğünü düşünmeye başladım bir ara, bir ara beni yaşama tutunmak için bir araç olarak gördüğünü sandım böyle böyle psikolojimin altına dinamitleri yerleştirdim.
görüşmeyi bıraktığım dönemlerde daha kötüye sarıyor ve ben vicdan yapıyordum. annesinin vefat ederken 'kızım, oğlum sana emanet' sözü geliyordu aklıma. en başa dönüyorduk en başa. bir dönem toparlanır gibi oluyor sonra eskisinden daha kötü bir hal alıyordu aramızdaki ilişki. bir ara annesi gibi olduğumu fark ettim. onunla ölmeden önceki diyaloglarını kuruyordu bana nefretle bakıyordu gözlerime.
sonra kabul ettim. benim artık onun için yapabilecek hiç bir şeyim yoktu. doktorlar bulmuş evine kadar getirmiştim aylarca terapi görmüştü bu şekilde. destek olmuş her türlü aşağılamasına, ezmesine sırf düzelir diye göz yummuştum. boşluğa düşmesin, karanlıktan çıksın diye uğraşırken en son o beni karanlığına çekmiş ve boşluğa itmişti. zor zamanlardı. ona üzülmeyi bırakmazsam üzülecek bir kendim bile kalmayacak eşiğe gelmiştim ki babamı kaybettim ve tüm taşlar yerine oturdu.
o dönem biz kanserle savaşırken o benimle savaştı. her gün yeni bir kavga meselesi buldu. her gün yeni bir eziyet sebebi. söylediği cümleler akıl işi değildi. artık ne annesi ne de bir arkadaşı değildim onun sadece bir düşmanıydım. babamı kaybettikten kısa bir süre sonra onu hayatımdan komple çıkardım.
tavsiye ister misiniz bilmem ama dikkat etmenizi öneririm. evet tabi ki bu hepimizin başına gelebilir destek olmak lazım orada tamamım ki ben de bunun için uğraştım yıllarca ama bir insan bu durumu kanıksamış ve iyileşmek istemiyorsa çevresinde durmayın, uzak tutun kendinizden. zararı çok büyük oluyor.
hele ki ailesi hani eskiden insanlar hastalanır evlensin evlensin düzelir algısı olurmuş ya heh işte öyleydi onlarda. ben sürekli tedavi olabileceği bir merkez bir doktor araştırırken onlar bana ee düğünü çok uzattık diyordu. karşıma alıp anlatıyor bakın bu böyle olmaz her geçen gün kötüye gidiyor durumu kötü diyordum. ahlanıp vahlandıktan sonra biz düşünmüştük ki sen ona iyi gelirsin diyorlardı. ki bunları söyleyenler öyle cahil diyebileceğimiz insanlar değil. mevki makam sahibi insanlar.
malesef ileri seviye kaygı bozukluğu yaşayan insanların çevresindeki insanlarda çok önemli bu durumu körükleyecek ya da durumu normalleştirecek insanlar olmaması lazım. babası tamam oğlum çalışma deyip maaş bağlıyor ablası evden çıkmaması için ona öğütlerde bulunuyordu. biz psikoloğuyla konuşup evet bebek adımları gibi ilerleyeceğiz bugün bir sokak yarın diğer sokağa gideceğiz derken ablası ne alaka fena oluyor adam siz sokağa çıkarmaya çalışıyorsunuz diyordu.
iyilik yaptıklarını sanıyorlardı ama en büyük kötülüğü onlar yapıyordu. destek bu muydu? evet destek oluyorlardı.
size tavsiyem dikkat edin. uzak durun. kimse sizden sizin sağlığınızdan daha önemli değil. elinizden geleni yaptıysanız ve çözüm olmadıysa arkanıza bakmadan çekip gidin en azından kendinize o kadar değer verin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
durduk yere derin nefes alıp allah diyerek vermek
devamını gör...
simyacı
bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor." paulo coelho/ simyacı
devamını gör...


