the book thief
markus zusak' en iyi kitaplarından biridir. kitapta liesel'in evlatlık verilmesi için çıktığı yolculuktan-evlatlık verilmesi ve ondan sonra yaşadığı olaylar anlatılır. kardeşini yolculukta kaybetmesi ve mezarı kazmak için gelen adamların cebinden düşen siyah kitabı çaktırmadan alması ilk kitap hırsızlığıdır ve bu kitap hırsızlığı devam edecektir. daha sonra yeni ailesine alışma serüveni anlatılır kitapta. zamanla üvey annesine ve babasına alışır. hatta arkadaş bile edinir (rudy) . okula başlayacağı zaman yaşıtlarından çok çok geridedir. üvey babası sayesinde kitap okumayı öğrenir. babası her gece liesel'ın çaldığı kitabı ona okur. 2. kitap hırsızlığı yakılmak için toplanan ve yakılan kitaplarının arasından kimseye çaktırmadan çaldığı "omuz silkiş" kitabıdır. 3. çaldığı kitap ise çamaşır toplamak için gittiği valinin karısına aittir. okumayı günden güne ilerletir. hitler döneminde toplanıp öldürülen,işkenceler edilen yahudi max ile tanışması ,münih'in bombalanması ve daha birçok olay anlatılır kitapta. kitabın aynı zamanda filmi de bulunmaktadır ama filmi yerine kitabı okumanızı tavsiye ederim. çünkü filmde bazı kısımlar üstünkörü geçilmişken, kitapta konulara daha ayrıntılı yer verilmiştir.tavsiye edilir.
--- alıntı ---
caddenin her yerinde insanlar vardı ama boş olsa, yabancı bundan daha yalnız olamazdı.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
caddenin her yerinde insanlar vardı ama boş olsa, yabancı bundan daha yalnız olamazdı.
--- alıntı ---
devamını gör...
artı oy verdiği için onur duyulan yazarlar
nickaltım bu tip yazılar ile dolmaya başladı yavaş yavaş.oy vermek ne kadar normal ise onur duyulması da bir o kadar ilginç geliyor bana.
sanırım birbirimizden bunu esirgiyoruz.
beğenelim,beğenilelim azizim.
sanırım birbirimizden bunu esirgiyoruz.
beğenelim,beğenilelim azizim.
devamını gör...
en iyi dostların yabancıya dönmesi
üniversitede en iyi arkadaşım olan kişi ile 15 yıldır yaşadığım durum.
oluyor işte.
oluyor işte.
devamını gör...
uçurum kenarından atlayacak kişiye söylenecek son söz
onu vazgeçirmek için elimden geleni yapardım aklıma bir söz gelmedi, olmuyorsa da ...bilmiyorum .
devamını gör...
ucemak
devamını gör...
aşk acısının kazandırdıkları
1. zayıflama
2. ne istediğini ne verebileceğini daha iyi anlama, bir nevi kendini daha iyi tanıma.
nihayetinde ilişkilerin de insanlar gibi ömrü var, bunu kabul etmek lazım.
2. ne istediğini ne verebileceğini daha iyi anlama, bir nevi kendini daha iyi tanıma.
nihayetinde ilişkilerin de insanlar gibi ömrü var, bunu kabul etmek lazım.
devamını gör...
lalettayin
lâ+âle+tayin'den oluşan arapça sözlük.
lâ: olumsuzluk eki.
âle: üzeri,üst anlamındaki edat.
tayin: belirlenen.
tayin edilmemiş, belirsiz, muayyen olan. herhangi bir, sıradan.
#186812
lâ: olumsuzluk eki.
âle: üzeri,üst anlamındaki edat.
tayin: belirlenen.
tayin edilmemiş, belirsiz, muayyen olan. herhangi bir, sıradan.
#186812
devamını gör...
her entry'i beğenen yazarın amacı
beğendiği tanım sahibinin dikkatini çekip geri beğeni almak sureti ile karma kasmak.
c vitaminli kafa sözlük tişörtü benim olacak!
şaka bir yana, hoşuma giden şeyleri beğeniyorum, amacım güzel yazana aferim diyip ponçik bir insan olmak sadece.
c vitaminli kafa sözlük tişörtü benim olacak!
şaka bir yana, hoşuma giden şeyleri beğeniyorum, amacım güzel yazana aferim diyip ponçik bir insan olmak sadece.
devamını gör...
fenerbahçe'nin istanbul sözleşmesi kararına yönelik açıklaması
yahu ayasofya imamı doların artmasına yorum yapıyor bu ülkede, milyonların arkasında olduğu camia, toplumsal bir olay için görüş bildirmiş çok mu?
not: atibaspor
not: atibaspor
devamını gör...
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm haberim yok...
devamını gör...
trikotillomani
muzdarip olduğum takıntım yok arkadaş kendime söz veriyorum gaz veriyorum daha sonra kişisel gelişim videoları izliyorum özgüven videoları izliyorum kendime motivasyon konuşmaları yapıyorum bazen işe yarıyor 2 hafta falan oynamayı kesiyorum ama daha sonra moralimi bozan beni sinirlendiren ya da strese sokan geren bir şey oluyor yeniden kaşımı yolmaya başlıyorum eskiden yine o kadar koparmıyordum ama online sınavlarım olduğu dönemde resmen kaşımın yarısını yok etmiştim of dürtü kontrol bozukluğu mu yoksa başka bir şey mi ne bu çözemiyorum yoluncada bir rahatlama hafifleme geliyor malesef bazen çok yolunca hafif bir ağrı oluyor o zaman çok kızıyorum kendime senin kendine yaptığın haksızlığı kimse yapmıyor diye birtakım öğütlerde veriyorum ama sanırım artık bu anksiyete ile birleşince hic bırakamaz oldum bu tiki bir gün mutlu olunca yarın kesin huzursuz olucam ve artık bu yüzden karamsar oldum resmen mutlu olma tiki var mutlu olmaktan korkuyorum basıma bir şey gelir diye ve sürekli sevdiklerime bir şey olucak durumu telefon caldıgı zaman tedirgin olma allah kimseyi anksiyeteli takıntılı yapmasın hala bunun bir hastalık olduğuna inanmayan insanlar var ve büyük ihtimal benim durumun genetik ailede dedemde bile varmış böyle takıntılar.
devamını gör...
zengin müslümanların gösteriş meraklısı olması
zengin laik/dindar/liberal/faşist/ülkücü/yobaz zenginlerin gösteriş meraklısı olması ile aynı durumdur. algıda seçicilik ve inceleyenin inancına ters davranışlar nedeniyle daha çok göze batmaktadır. görgüsüz her inançta/inançsızlıkta görgüsüzdür ya da görgüsüzlüğün dini olmaz da diyebiliriz.
devamını gör...
ksenophanes
socrates öncesi düşünürlerden olan filozof. malum felsefe dünyası socrates öncesi ve sonrası olarak ayrılmış. ksenophanes , bu öncesi çağda yaşamıştır.
kendisi ile ilgili yazılı bir belge yok. ona ait olduğu farzedilen fragmentler bulunmuş olsa da aslında aristo , diyojen,klemenes gibi düşünürlerden varlığını öğreniyoruz.
aslında kendisi ile ilgili söylenecek çok şey var. öncelikle tanrı konusunda fikirleri. kendisi bilindiği kadarıyla tek tanrı fikrini ilk ortaya atmış düşünür. bu yönüyle homeros ‘un yarattığı insani özelliklere sahip tanrı fikrine karşı çıkmıştır. homeros bildiğimiz üzere, bir çok tanrı yaratmış, bu tanrılara insansı özellikler yüklemiştir. misal bu tanrılar küsebilir, sevebilir, nefret edebilir, ihanet edebilir vb. bu tanrıları homeros mu yarattı bilemeyiz tabi, belki de o halkın söylediği hikayeleri yazıya dökmüştür.
neyse efendim, ksenophanes’in düşüncesi şuydu:
"eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verirlerdi." "habeşler tanrıların kara ve basık burunlu, trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler."
onun fikrine göre tanrı tüm evreni kapsamaktaydı; stabildi, sadece zihnini kullanıp olaylara müdahil olurdu ve zeus, ares gibi insan gibi hareket etmezdi. tanrı ile ilgili en ilginç fikri ise , tanrıyı ve evrenin işleyişini düşünerek bulsak dahi bunun doğruluğunun kanutlanmayacağı; yani doğru cevabı bulsak dahi, bunun doğru cevap olduğunu bilmemize imkan olmadığını savunmuştur. bu düşünceler ile çağından ileri bir düşüncede olduğunu söyleyebiliriz.
tanrılardan hakikati ve de yeryüzündeki her şeyi öğrenen olmadı asla ve olmayacaktır da. çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir.
çok tanrılı bir anlayışın hakim olduğu dönemde, radikal bir çıkışla ‘tek tanrı’ inancını ortaya atması, döneminde tartışmalara da neden olmuş. dönemin filozoflarınca muhtemelen deli ilan edilmiştir* . yani deli demeseler de , görüşleri dikkate alınmamış diyelim. bu arada kendisi fikirlerini şiir yoluyla iletirmiş. bu durumda kendisine şair özelliği de ekleyebiliriz. şu da dikkatimi çekti ki, socrates’in tanrılara inanmadığı vb nedeniyle idam edildiği göz önüne alınırsa, ksenophanes’in ondan önceki dönemde böyle radikal bir görüş belirtmesi, yaşadığı dönemin socrates döneminden daha ılımlı ve özgür olduğunu söyleyebilirim. şimdiki zamana bakarsak, yıllar ilerledikçe sanki farklı fikirlere tahammülsüzlük var gibi. gelişmemiz gerekirken, geriliyoruz.
kendisinin farklı görüşleri de var evren ve dünya ile ilgili. dünyanın düz olduğuna inanırmış efendim. aynı zamanda güneşin doğudan doğup, batıdan batmasını da, iki farklı güneş vardır diye yorumlamış. ayrıca size çok tanıdık gelecek bir görüşü de şu:
her şey topraktan hayat bulmuştur ve toprakta son bulacaktır
kendisiyle ilgili son toparlamayı yaparsam; kendisi yunanistan ve sicilya’da yaşamış ve son bulunduğu yer olan elea’da bir felsefe okulu kurmuştur.
kaynakça: tr.m.wikipedia.org/wiki/Kse...
kendisi ile ilgili yazılı bir belge yok. ona ait olduğu farzedilen fragmentler bulunmuş olsa da aslında aristo , diyojen,klemenes gibi düşünürlerden varlığını öğreniyoruz.
aslında kendisi ile ilgili söylenecek çok şey var. öncelikle tanrı konusunda fikirleri. kendisi bilindiği kadarıyla tek tanrı fikrini ilk ortaya atmış düşünür. bu yönüyle homeros ‘un yarattığı insani özelliklere sahip tanrı fikrine karşı çıkmıştır. homeros bildiğimiz üzere, bir çok tanrı yaratmış, bu tanrılara insansı özellikler yüklemiştir. misal bu tanrılar küsebilir, sevebilir, nefret edebilir, ihanet edebilir vb. bu tanrıları homeros mu yarattı bilemeyiz tabi, belki de o halkın söylediği hikayeleri yazıya dökmüştür.
neyse efendim, ksenophanes’in düşüncesi şuydu:
"eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verirlerdi." "habeşler tanrıların kara ve basık burunlu, trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler."
onun fikrine göre tanrı tüm evreni kapsamaktaydı; stabildi, sadece zihnini kullanıp olaylara müdahil olurdu ve zeus, ares gibi insan gibi hareket etmezdi. tanrı ile ilgili en ilginç fikri ise , tanrıyı ve evrenin işleyişini düşünerek bulsak dahi bunun doğruluğunun kanutlanmayacağı; yani doğru cevabı bulsak dahi, bunun doğru cevap olduğunu bilmemize imkan olmadığını savunmuştur. bu düşünceler ile çağından ileri bir düşüncede olduğunu söyleyebiliriz.
tanrılardan hakikati ve de yeryüzündeki her şeyi öğrenen olmadı asla ve olmayacaktır da. çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir.
çok tanrılı bir anlayışın hakim olduğu dönemde, radikal bir çıkışla ‘tek tanrı’ inancını ortaya atması, döneminde tartışmalara da neden olmuş. dönemin filozoflarınca muhtemelen deli ilan edilmiştir* . yani deli demeseler de , görüşleri dikkate alınmamış diyelim. bu arada kendisi fikirlerini şiir yoluyla iletirmiş. bu durumda kendisine şair özelliği de ekleyebiliriz. şu da dikkatimi çekti ki, socrates’in tanrılara inanmadığı vb nedeniyle idam edildiği göz önüne alınırsa, ksenophanes’in ondan önceki dönemde böyle radikal bir görüş belirtmesi, yaşadığı dönemin socrates döneminden daha ılımlı ve özgür olduğunu söyleyebilirim. şimdiki zamana bakarsak, yıllar ilerledikçe sanki farklı fikirlere tahammülsüzlük var gibi. gelişmemiz gerekirken, geriliyoruz.
kendisinin farklı görüşleri de var evren ve dünya ile ilgili. dünyanın düz olduğuna inanırmış efendim. aynı zamanda güneşin doğudan doğup, batıdan batmasını da, iki farklı güneş vardır diye yorumlamış. ayrıca size çok tanıdık gelecek bir görüşü de şu:
her şey topraktan hayat bulmuştur ve toprakta son bulacaktır
kendisiyle ilgili son toparlamayı yaparsam; kendisi yunanistan ve sicilya’da yaşamış ve son bulunduğu yer olan elea’da bir felsefe okulu kurmuştur.
kaynakça: tr.m.wikipedia.org/wiki/Kse...
devamını gör...
mektup arkadaşlığı
günümüze gelen tabiri ile mail arkadaşlığı olabilir. hiç tanımadığınız insanlarla veya tanıdığınız zevk olsun diye yapabileceğiniz eylemdir. dertleşmek, gülmek ve paylaşmak insanı iyi hissettiren durumdur. mektup arkadaşları forever.
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
yaşamayı çok seviyorum.hatta ölürsem eğer tekrar tekrar dirilip her şeyin yok olacağı o sonsuz karanlığa kadar yaşamak isterdim.
devamını gör...
göze çay sürmek
eskiden büyüklerimizin arpacık ya da it dirseği olacak gibi olduğunda yapılırdı.
devamını gör...
erkeğin erkek gibi davranmaması meselesi
kadın erkek eşitliğini tartıştığımız bu günlerde nasıl ki kadınlar bir şeyleri tamir edebilir, güçlüdür, kendi ayağı üstünde durabilir, geç vakitte eve dönebilir bu kimse tarafından engellenemez diyorsak erkeklerin de haklarını savunmak lazım. kendi tercihi olmayan, genetiğinin getirisi kıllarından rahatsızsa ağda da yaptırabilir, lazere de gidebilir. elleri çok kuruyorsa krem kullanabilir, yüzüne maske yapabilir. neden bakımlı olmak sadece kadınlar için olsun ki? kişi kendini nasıl mutlu hissediyorsa öyle olmalıdır. bize sadece saygı duymak düşer. (dedikodu hariç)
devamını gör...



