bir sözlük kadınına yaklaşıp sen ne anlatıyon be abla demek
başlık "kırk küp kırkının da kulpu kırık küp" tarafından 30.10.2025 19:02 tarihinde açılmıştır.
1.
sen ne anlatıyon be abla?
bir gün girdim sözlüğe… niyetim yazmak değil, sadece entel görünmekti.
ama o anda karşıma çıktı:
gözlerinde yılların entelektüel travması, entrylerinde kedi + nietzsche + kahve üçlemesi olan bir sözlük kadını.
yazmış entryi:
patriyarka sadece erkeklerin değil, erkekleşmiş kadınların da sorunudur.
ben orada kaldım. sanki gözüne far tutulmuş bugs bunny gibi bakıyordum
cümleyi anlamadım ama etkilenmiş gibi baktım ekrana.
sonra dayanamayıp yazdım:
sen ne anlatıyon be abla?, gözünü seveyim be abi...
bir anda 6 feminist manifesto ve 100 tane cehaletinle yüzleş temalı özel mesaj ve nickaltı.
ben sadece ne dediğini merak etmiştim, ama meğerse felsefeye kazara kafa atmışım.
evet, ben oyum.
kültürsüzlüğün aromatik sığ sularında yüzüp, derin tartışmalara ben anlamam ki öyle şeylerden diyerek suya tüküren o vatandaşım.
bir yandan abla diyorum, diğer yandan neden benimle konuşmuyorlar ki yaa diye ağlıyorum.
belki de ben abla kelimesinin erotik çağrışımını umursamayacak kadar yalnızım.
ya da belki gerçekten kimseye abi diyemeyecek kadar eksik testosteronluyum.
bir sözlük kadınına sen ne anlatıyon be abla demek, aslında kendi varoluşuna tokat atmaktır.
çünkü o anda sen sadece bir cümle kurmuyorsun;
kendini, eğitimini, sosyal zekanı ve insan olma ihtimalini toprağa gömüyorsun.
ve o toprağın üstüne entry düzenlendi yazısı dikiliyor.
sözlük kadını ise yazıyor:
yine biri erkekliğini kanıtlamaya çalışmış, ama sıradansın ve incelsin
incil mi yahu ben neden kutsal kitap oluyorum ki??.
ben sıradanım, evet. düz adam sami modunda hayatı yaşayan....
o gün anladım ki, sen ne anlatıyon be abla demek aslında bir çağrıdır:
kendine, çaresizliğine, anlamaya üşendiğin dünyaya…
ve bazen sadece yanlış anlaşılan bir safiyetin son çırpınışıdır.
ama yine de o kadına içimden şunu demek istiyorum:
abla, anlat… ben dinliyor gibi yapacağım. aslında dinlemedim ama haksızsın.....
çünkü bazen en büyük entelektüel eylem, aptallığını estetik bir biçimde kabullenmektir.
ve ben tam da o noktada parlıyorum .
güneş gibi değil, yan sanayi ampul gibi.
bir gün girdim sözlüğe… niyetim yazmak değil, sadece entel görünmekti.
ama o anda karşıma çıktı:
gözlerinde yılların entelektüel travması, entrylerinde kedi + nietzsche + kahve üçlemesi olan bir sözlük kadını.
yazmış entryi:
patriyarka sadece erkeklerin değil, erkekleşmiş kadınların da sorunudur.
ben orada kaldım. sanki gözüne far tutulmuş bugs bunny gibi bakıyordum
cümleyi anlamadım ama etkilenmiş gibi baktım ekrana.
sonra dayanamayıp yazdım:
sen ne anlatıyon be abla?, gözünü seveyim be abi...
bir anda 6 feminist manifesto ve 100 tane cehaletinle yüzleş temalı özel mesaj ve nickaltı.
ben sadece ne dediğini merak etmiştim, ama meğerse felsefeye kazara kafa atmışım.
evet, ben oyum.
kültürsüzlüğün aromatik sığ sularında yüzüp, derin tartışmalara ben anlamam ki öyle şeylerden diyerek suya tüküren o vatandaşım.
bir yandan abla diyorum, diğer yandan neden benimle konuşmuyorlar ki yaa diye ağlıyorum.
belki de ben abla kelimesinin erotik çağrışımını umursamayacak kadar yalnızım.
ya da belki gerçekten kimseye abi diyemeyecek kadar eksik testosteronluyum.
bir sözlük kadınına sen ne anlatıyon be abla demek, aslında kendi varoluşuna tokat atmaktır.
çünkü o anda sen sadece bir cümle kurmuyorsun;
kendini, eğitimini, sosyal zekanı ve insan olma ihtimalini toprağa gömüyorsun.
ve o toprağın üstüne entry düzenlendi yazısı dikiliyor.
sözlük kadını ise yazıyor:
yine biri erkekliğini kanıtlamaya çalışmış, ama sıradansın ve incelsin
incil mi yahu ben neden kutsal kitap oluyorum ki??.
ben sıradanım, evet. düz adam sami modunda hayatı yaşayan....
o gün anladım ki, sen ne anlatıyon be abla demek aslında bir çağrıdır:
kendine, çaresizliğine, anlamaya üşendiğin dünyaya…
ve bazen sadece yanlış anlaşılan bir safiyetin son çırpınışıdır.
ama yine de o kadına içimden şunu demek istiyorum:
abla, anlat… ben dinliyor gibi yapacağım. aslında dinlemedim ama haksızsın.....
çünkü bazen en büyük entelektüel eylem, aptallığını estetik bir biçimde kabullenmektir.
ve ben tam da o noktada parlıyorum .
güneş gibi değil, yan sanayi ampul gibi.
devamını gör...
2.
devamını gör...