her şeyden evvel ahtapotun tadını bilen insandır. denizden babası çıksa yer. afiyet olsun.
devamını gör...
özellikle akyaka'da azmak kenarında, güveçte tereyağlı ahtapot çeken insandır. lanet olsun bu hayata.
devamını gör...
e 1 kere yiyenin asla vazgeçemediği bir lezzet, normal çekmesi.
devamını gör...
yıllar önce kısa bir süre brüksel’de yaşadım. gitmeden de, nerede ne yenir/ne içilir diye bir sordum..

biri için leon, diğeri için el greco’yu önerdiler. restorana gideceğim, böyle deniz ürünleri yapan bir sürü restoranın arasından geçiyorum, avuçtan büyük deniz tarakları falan.. “yahu bunları önermeyip, özellikle mekan adı verdiklerine göre herhalde fransa-ispanya’nın okyanus sınırında yer alan küçük kasabalardaki elcano gibi michelin restoranları gibi bir yere gideceğiz”, dedim. gerçi brüksel’de de zannederim adam gibi bir michelin yok.

neyse.. çizgi filmlerde bir fransız garson tiplemesi vardır. masmavi gözleri ve bu gözlere hiç yakışmayan turuncu-kıvırcık saçlı, uzun ve ince bıyıklı bir tiptir ya.. işte bana o adam servis yaptı.

bütün yemekler 12 euro falan, şefin spesiyali 30 euro.. hadi o olsun, dedim. küçük bir alüminyum tencereyi getirdi, havalı tavalı bir servis yaptı, tencereden ne çıktı? sebzeli midye.. böyle kabuklu falan..

bir moralim bozul, bir moralim bozul, ben bunları yedim.

neyse, arkadaşımla buluştum, belediye binasının karşısında 2 kadeh şarap içtik, sonra beni tam bu binanın arkasına denk gelen arap mahallesine götürdü..

brüksel, gitmek durumunda olduğum bir yer. burada bir restoranım var, müdavimi olduğum bir yer. kilosu 22 euro’ya ne alırsan al restoranı oluyor bunlar ama ben birini çok seviyorum.

burada mesela atlantik midyeleri, ahtapot, humboldt kalamarı olduğunu zannettiğim bir şey (nedense sormamışım, bak) vesaire alıyorsunuz. sokağa masa atıyorlar, kare-küçük masalar, yanındaki masaların çocukları falan gelir arada, onlara da kendi tabağımdan yemek veririm, üstüne nane çayı getirirler..

bir de burası çok güvenlidir, faslı gençler mahalleye bayağı sahip çıkarlar ama diğer yerleri çok çok tavsiye etmem.

ahtapot deyince aklıma geldi..
devamını gör...
sahiden hayret ediyorum.

ulan ahtapot denince aklına tarkan viking kanı'ndaki pembe deniz canavarı gelen bir tek ben miyim...

yok arkadaş deniz mahsulleri ile barışamıyorum bir türlü. onlar yarı dini yarı mitolojik olaylara konu olan varlıklar, yemeyin onları, hepsi efsunlu hepsi lanetli ters bir yanları var.
devamını gör...
ne yazık ki izmir’de ve cunda’da yediğimde nasıl yiyorlar dediğim, yunan adalarında yedikten sonra bambaşka birşey olduğunu, lezzetli harika birşey olduğunu keşfettim. kendi ülkemizde siliyorlar bizi. belki burda da kaliteli yapan yer vardır orada yiyin tavsiye ederim.
devamını gör...
çektiyse yesin kaç para ki ahtapot dana külbastıdan ucuz.
devamını gör...
benim canım sokak arabasında satılan ekmek arası köfte çekiyor. biberleri közlenmiş, bol maydonozlu.

böyle de elit bir damak zevkim var benim.

ahtapot yemedim, yemeyi tercih etmedim sanırım yiyemem de.

ben fakir yemekleri seviyorum.
ahtapotu zenginler yesin.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"canı ahtapot çeken insan" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim