1.
80'lerin karanlık ismi abdullah çatlı'nın hayatının anlatıldığı 2026 yapımı film.
fragmanlarını izlediğim zaman "gelse de izlesek diye" heyecanla beklediğim ama izlediğim zaman "keşke sadece fragmanları ile hatırımda kalsaydı" dediğim her anlamda yetersiz ve başarısız olmuş bir yapım.
filmin fragmanlarını izlediğimde çatlı'yı canlandıran başrol şahsı gördüğüm zaman "benim bu adamı gözüm bir yerden çok fazlaca ısırıyor ama nereden olduğunu da çıkaramıyorum" diye düşünmüş, ama kimdir necidir diye de bakmamıştım. filmin başında öyle bir isim çıktı ki "ne alaka be kardeşim" diye şaşırdım kaldım. filmin başrol oyuncusu hiçbir sinema/tv/sahne tecrübesi olamayan eski galatasaray futbolcusu vedat inceefe çıktı. (şaşırdık mı? hayır. yapı sayesinde galatasaray yine her alanda kollanmaya devam ediyor, ayıptır.)
ilk şaşkınlığımı attıktan sonra izlemeye başladım. ama bir saniye bir sorun daha var? film başladı ışıklar söndü geri sayım yapıldı. filmin başında abdullah çatlı diye birinin hayatının özeti bir film fragmanı gibi normal fragman sahneleriyle beraber yayınlanıyor. dedim acaba film başlamadan filmin fragmanını bir daha mı gösteriyorlar? hayır öyle değilmiş. film çatlı'nın hayatının yurtdışına çıktıktan sonraki döneminden itibaren başlıyormuş. öncesini de öyle saçma bir şekilde anlatmışlar ki, film içinde film fragmanı gibi bir şey olmuş. yani başlangıçta "çatlıception" gibi bir durum yaşarsanız sakin olun ve arkanıza yaslanın.
film başlıyor, film ilerliyor, ilerliyor, ilerliyor... ama filmde beklediğim aksiyon dolu heyecan yaratacak sahneler bir türlü gelmiyordu.
- vatan sevdalısı sevgi pıtırcığı bir abdullah çatlı
- çok sakin geçen aksiyon sahneleri
- çatlı'dan başka kimin kim olduğu belli olmadığı yan roller
- tamamen gereksiz ve saçma şekilde uzatılmış aile sahneleri
- "yağdı yağmur çaktı şimşek, sende mi şair oldun eşşoolu eşşek" tadında kafiyeli sözler
- birbirinden kopuk geçişler
- çukur dizisi referans alınarak yapılmış çatışma sahneleri
- sırf içinde birazcık sertlik görülsün diye araya serpiştirildiği belli olan küfürlü sözler eşliğinde ilk yarı bitti.
içimde hâlâ bir umut var, dedim "biz türkler geri dönüşleri severiz, ikinci yarı belki ilk yarıdaki bu saçmalıkları kapatır" ama yok. ikinci yarı da ilk yarıdan hallice. günlerdir merakla beklediğim film büyük bir hüsranla sona ermek üzere. sonra aniden bir şey oldu. hiç beklemediğim bir anda yine anlatımlı ve geçişli sahneler girdi. bir mercedes bir kamyona yandan girdi ve ekranda çatlı-2 diye bir yazı belirdi. meğer bunun 2'si de varmış. ya abicim birinci filmi bi hazmetseydik önce, sence ben bu başarısızlıktan sonra 2'ye gider miyim bir düşün?
ikinci filmin fragramanı bitmeden ben ve yanımdaki abim eleştire eleştire ayağa kalktık, ben saydırıyorum içli içli, giden 2 saatime yanıyorum. çıkışa doğru giderken içerideki seyirci ayağa kalktı ve filmi alkışlamaya başladı (salonun yarısı doluydu) döndüm bir baktım seyirciye "biz farklı filmler mi izledik" diye. eminim ben önden hızlı hızlı söylene söylene giderken içlerinden biri beni gözüne kestirdi ve "solcu köpek" diye geçirdi. olsun en azından birileri salondan memnun ayrılabildi.
en basitinden; çok rahat bir şekilde kurtlar vadisi, çukur, eşkıya dünyaya hükümdar olmaz, deli yürek, içerde gibi dizileri izlemiş kitleleri çekebileceğin filme sırf benziyor diye bir futbolcu eskisini başrol oynatmak yerine oynatabileceğin milyon tane adamı oynatmamak en büyük yanlıştı. yani başrolün amatör olduğu o kadar bariz ki, etrafındaki basit yan roller bile daha profesyonel kalmış. bir de madem sen bu filmi bir seri halinde çıkacaktın o zaman filmi direkt yurtdışından değil de 10-15 yıl öncesinden türkiye'den başlatsaydın ya. hayatında devamlı aksiyonun olduğu bir adamın en soft sahnelerini kullanmışlar. özetle; senaryo sıfır, oyunculuk sıfır, aksiyon sıfır, yani sıfır oğlu sıfır
son olarak; filmde turuncu bir araba var. o turuncu arabayı plakasını değiştirip değiştirip 4-5 sahnede kullanmışlar, len madem o kadar paranız yok hiç çekmeyeydiniz. bir de günümüzdeki iran-israil savaşına da gönderme var. şişşşşşşt kardeşim deriniz, elbette 30-40 yıl sonrasını görecek kadar bilgi birikimimiz var*
fragmanlarını izlediğim zaman "gelse de izlesek diye" heyecanla beklediğim ama izlediğim zaman "keşke sadece fragmanları ile hatırımda kalsaydı" dediğim her anlamda yetersiz ve başarısız olmuş bir yapım.
filmin fragmanlarını izlediğimde çatlı'yı canlandıran başrol şahsı gördüğüm zaman "benim bu adamı gözüm bir yerden çok fazlaca ısırıyor ama nereden olduğunu da çıkaramıyorum" diye düşünmüş, ama kimdir necidir diye de bakmamıştım. filmin başında öyle bir isim çıktı ki "ne alaka be kardeşim" diye şaşırdım kaldım. filmin başrol oyuncusu hiçbir sinema/tv/sahne tecrübesi olamayan eski galatasaray futbolcusu vedat inceefe çıktı. (şaşırdık mı? hayır. yapı sayesinde galatasaray yine her alanda kollanmaya devam ediyor, ayıptır.)
ilk şaşkınlığımı attıktan sonra izlemeye başladım. ama bir saniye bir sorun daha var? film başladı ışıklar söndü geri sayım yapıldı. filmin başında abdullah çatlı diye birinin hayatının özeti bir film fragmanı gibi normal fragman sahneleriyle beraber yayınlanıyor. dedim acaba film başlamadan filmin fragmanını bir daha mı gösteriyorlar? hayır öyle değilmiş. film çatlı'nın hayatının yurtdışına çıktıktan sonraki döneminden itibaren başlıyormuş. öncesini de öyle saçma bir şekilde anlatmışlar ki, film içinde film fragmanı gibi bir şey olmuş. yani başlangıçta "çatlıception" gibi bir durum yaşarsanız sakin olun ve arkanıza yaslanın.
film başlıyor, film ilerliyor, ilerliyor, ilerliyor... ama filmde beklediğim aksiyon dolu heyecan yaratacak sahneler bir türlü gelmiyordu.
- vatan sevdalısı sevgi pıtırcığı bir abdullah çatlı
- çok sakin geçen aksiyon sahneleri
- çatlı'dan başka kimin kim olduğu belli olmadığı yan roller
- tamamen gereksiz ve saçma şekilde uzatılmış aile sahneleri
- "yağdı yağmur çaktı şimşek, sende mi şair oldun eşşoolu eşşek" tadında kafiyeli sözler
- birbirinden kopuk geçişler
- çukur dizisi referans alınarak yapılmış çatışma sahneleri
- sırf içinde birazcık sertlik görülsün diye araya serpiştirildiği belli olan küfürlü sözler eşliğinde ilk yarı bitti.
içimde hâlâ bir umut var, dedim "biz türkler geri dönüşleri severiz, ikinci yarı belki ilk yarıdaki bu saçmalıkları kapatır" ama yok. ikinci yarı da ilk yarıdan hallice. günlerdir merakla beklediğim film büyük bir hüsranla sona ermek üzere. sonra aniden bir şey oldu. hiç beklemediğim bir anda yine anlatımlı ve geçişli sahneler girdi. bir mercedes bir kamyona yandan girdi ve ekranda çatlı-2 diye bir yazı belirdi. meğer bunun 2'si de varmış. ya abicim birinci filmi bi hazmetseydik önce, sence ben bu başarısızlıktan sonra 2'ye gider miyim bir düşün?
ikinci filmin fragramanı bitmeden ben ve yanımdaki abim eleştire eleştire ayağa kalktık, ben saydırıyorum içli içli, giden 2 saatime yanıyorum. çıkışa doğru giderken içerideki seyirci ayağa kalktı ve filmi alkışlamaya başladı (salonun yarısı doluydu) döndüm bir baktım seyirciye "biz farklı filmler mi izledik" diye. eminim ben önden hızlı hızlı söylene söylene giderken içlerinden biri beni gözüne kestirdi ve "solcu köpek" diye geçirdi. olsun en azından birileri salondan memnun ayrılabildi.
en basitinden; çok rahat bir şekilde kurtlar vadisi, çukur, eşkıya dünyaya hükümdar olmaz, deli yürek, içerde gibi dizileri izlemiş kitleleri çekebileceğin filme sırf benziyor diye bir futbolcu eskisini başrol oynatmak yerine oynatabileceğin milyon tane adamı oynatmamak en büyük yanlıştı. yani başrolün amatör olduğu o kadar bariz ki, etrafındaki basit yan roller bile daha profesyonel kalmış. bir de madem sen bu filmi bir seri halinde çıkacaktın o zaman filmi direkt yurtdışından değil de 10-15 yıl öncesinden türkiye'den başlatsaydın ya. hayatında devamlı aksiyonun olduğu bir adamın en soft sahnelerini kullanmışlar. özetle; senaryo sıfır, oyunculuk sıfır, aksiyon sıfır, yani sıfır oğlu sıfır
son olarak; filmde turuncu bir araba var. o turuncu arabayı plakasını değiştirip değiştirip 4-5 sahnede kullanmışlar, len madem o kadar paranız yok hiç çekmeyeydiniz. bir de günümüzdeki iran-israil savaşına da gönderme var. şişşşşşşt kardeşim deriniz, elbette 30-40 yıl sonrasını görecek kadar bilgi birikimimiz var*
devamını gör...