sıradan, hayatı yüzeysel algilayan ve ona göre yaşayan insanların sandığı gibi doğuştan gelen bir olgu değildir.
fiziksel dayanıklılık gibi geliştirilebilir bir düşünce mekanizmasıdır. peki bir insan özgüveni düşükken neden bir diğerinin ki kuvvetlidir?
bunun sebebi doğuştan yetişkin bir insan olana kadar ki öğrenmeleri ile alakalıdır. bu öğrenmeler insandaki dürtülere şekil verir, olaylar karşısındaki duygusal durumunu belirler. genetik kesinlikle etkilidir, lakin özgüven zihinsel bir gelişimdir beynin bir komutudur.
combat sporlarında dövüşmeden dayak yemek denilen bir hadise vardır. kişi hadise daha gerceklesneden düşüne düşüne kendini doldurur. bu zihin tarafından kisitlanmaya sebep gelir. daha hadise başlamadan sinir sistemi yorulur kaslar laksit asit salgılar. beyin fiziksel kapasiteyi bir anda ciddi oranda düşürür.
bunların hiç birinin kişinin karakteri ile veya fiziksel durumu ile alakası yoktur. tamamen zihinsel şekillendirme ile alakalıdır.
insanların ve benim de hatam zihinsel ve psikolojik dayanıklılığa yeteri kadar önem vermememiz. herhangi bir olay karşısında insanlar grapon kağıdına dönüyor.
devamını gör...

kin: farsca/ garaz, düşmanlık.. kan davası gütme

psikoz: yunanca/ zihin bozukluğu, sapkınlık.

mealen: sapkın düşüncelerle düşman olmak.

kişinin fikrine değil de; kişiliğine, bağlı olduğu kurum ve kuruluşa göre düşman olunur.
geleneksel tepki, ad hominem ile başlar, ana avrat dümdüz gidilerek devam eder.
devamını gör...

şimdi bu adamın karma puanıyla benim karma puanım bir mi? sevgili sözlük.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genelde haksız yere azarlandığı için çekilen vicdan azabı. istisnalar kaideyi bozmaz ama insan hissettiği öfkeyi doğru kişiye aktaramadığında, en yakınında gücünün yettiği kim varsa ondan çıkarıyor. hal böyle olunca vicdan azabı kaçınılmaz oluyor.
devamını gör...

parası cebinde kalan ,akciğerleri gıcır ,mantıkla hareket eden insan..
devamını gör...

eğer mutlu olduğunuz şeyi dozunu kaçırmadan ve istikrarlı olarak yaparsanız eminim ki karşınıza daha çok mutluluk çıkacaktır. dozu ayarlayamazsanız maalesef olumsuza kayacaktır.

bilirsiniz, ilaç ile zehri ayıran şey dozdur.
devamını gör...

kadına değer veriyor ondan.

"müslümanlar" diye bile erkeklere sesleniyor, sonra "kadınlarınızı" diye devam ediyor. kadın erkeğindir. ya ana olacak ya erkeğe karı. hep değerden bunlar.

"kadını" olm sonuçta. kadınları hatta. dövecek. emir böyle.
devamını gör...

insan davranışları.
insan davranışlarını soyup içinde olan niyete bakmayı severim.
devamını gör...

klimalı sınıf mı olur diye sorgulamama sebep olan başlık.
devamını gör...

kendinden utan .
devamını gör...

kim ne derse desin osmanlı devleti'nin en cesur, en yiğit, en gözü kara patişahıdır.
döneminin oldukça ötesinde yaşamış, tüm meseleleri kararlılıkla çözmüştür.

şehzade iken bile sakin yaşamamış, kafkas’ta gürcülerle kapışarak, kuban bölgesinde hakimiyet kurmuşur. ki bunlar bir sancak beyi şehzadenin işleri değildir; kendi başına karar verdiği cenklerdir.

oğlu kanuni sultan süleyman'ın aksine gösterişten çok uzak bir hayat yaşamış, seferler de en ön saflarda savaşmış ve dahası padişah olmadan bile tüm imparatorlukta bir efsane haline gelmiştir.
osmanlı sultanları arasında kendisine lakap takılan ender padişahlardan biridir ki kendisine "yavuz " lakabı verilmiştir.
sert bir hükümdardır. sadrazamlarını katletmekle ün yapmıştır. bunun başlıca nedeni gereken emirleri yerine getirip uygulamaları gerçekleştirememek ama daha beteri icraatında başarısızlıkları gizleyip yalan söylemektir. vezirin yalan söylemesi yavuz sultan selim han’dan beri osmanlı ananesinde hiç affedilmez bir durumdur.

tahta geçtiğinde kardeşleri şehzade korkud ve ahmed’i katlederek adet haline gelmekte olan şehzadeler arası iç harbi bu yolla önlemiştir.

1514’te çaldıran’da şah ismail'i yenilgiye uğratmış, memleketin içinde dulkadiroğluları’yla uğraşarak, bugünkü maraş ve havalisi onun sayesinde kazanılmıştır. iki yılda imparatorluğa kattığı mısır'dan fırat havzasına uzanan arap dünyası o kadar renkliliğine ve potansiyel problemlerine rağmen dört asırlık bir sulh dönemine girmiştir. 1516’da mercidabık’la bugünkü suriye, ürdün, filistin ve lübnan ile ayrı bir parça olarak haleb'i iimparatorluk topraklarına katarak istanbul’a dönmeden mısır seferine devam etmiştir; ki mısır böyle cengi az görmüş, kocaman topları ve orduyu sina çölünden geçirerek rıdaniye zaferi, memluk sultanı tomanbay’ın beklemediği bir kuşatmayla gerçekleşmiştir. uyguladığı taktikle moğolları bile def eden memluklar’ı ilk defa yenmiştir. bu haliyle emrindeki orduyu büyük bir ustalıkla idare eden bir komutan, aynı zamanda askeri alanda büyük devrimler getiren bir yenilikçidir.

onun zamanında osmanlı imparatorluğu afrika ve ortadoğu’ya yerleşmiş, iran ülkesinin ve kafkasya’nın kapıları açılmıştır.

fatih’in gerçekleştiremediği rodos’un fethine giriştiği biliniyor. şirpençe denen zehirli çıbandan muzdariptir. sinirli karakteri icabı çıbana kendi müdahale etti ve ölümü çabuklaştı. elli yaşında ölmese, muhtemelen balkanlar’ın ötesine ve italya’ya da ayak atacaktı. devrinde osmanlı hazinesi fevkalade yükseldi. askeri harcamalar ise tam üst düzeydeydi. klasik çağın büyük mimarları ve becerikli memur kadroları, hepsi onun devrinde serpilmişti.

netice itibariyle;

osmanlı hanedanın içinde fatih’ten sonra onun kadar doğu’ya ve batı’ya hakim biri gelmemiştir denilebilir.
en önemlisi de tüm bunları, sekiz yıl süren padişahlık dönemi içinde yapmış olmasıdır...
devamını gör...


(bkz: lawrence durrell) tarafından yazılmış bu eser, aynı dönemde ve aynı kişiler etrafında dönen olayların aslında her kişinin bakış açısına göre değiştiğini gözler önüne seriyor. kitapların isimleri ve dönemleri sırasıyla; justine (1957), balthazar (1958), mountolive (1958) ve clea (1960). bu eserle ilgili ilginç olan kısım ise kitapları sırasıyla okumanın gerekmemesi. hangi sıradan başlarsanız başlayın bir puzzle gibi tamamlanıyor ve bence okuyucunun da bakış açısı da hangi kitaptan başladığına göre değişiyor.

bununla ilgili olarak da kitap kapağında şöyle bir yazı var; "bu dörtlü, roman kurgusu olarak birbirini izleyen bir süreci yansıtmaz. aynı roman kahramanlarının, aynı zaman diliminde yaşadıkları olayları, kendi bakış açılarından, kendi yorumlarına göre farklı biçimde dile getirilmeleri ile biçimlenir. durrell'in amacı, bakış açıları değişince, olayların ve kişilerin görünümlerinin de değişik anlamlar aldığını vurgulamaktır. "

benim okuma sıram ise mountolive, justine, clea ve balthazar oldu. kitaplara göre değişen bakış açılarını şöyle özetleyeceğim; mountolive'de justine ve darley arasında olan ilişkiden sadece bir cümle ile bahsediliyor ve okuyucu da aynı şekilde umursamıyor bu ilişkiyi. ama justine'de bu ilişkinin aslında ne kadar derin olduğu, her iki taraf için ifade ettiği anlamlar ortaya çıkıyor. sonra balthazar'da bir görüyoruz ki o ilişkinin perde arkasında aslında bambaşka bir gerçek ve hatta kişi varmış.

ya da justine'nin nessim ile olan ilişkisi her kitapta farklı bir boyuta ulaşması. bir kitapta birbirlerini seviyorlarmış gibi dururken, diğer kitapta sadece bir tasarı ilişkisi olduğu izlenimine kapılıyorsunuz.

dört kitap için ana karakterler aslında bu dörtlü gibi gözükse de asıl ana karakter pursewaden. pursewaden ile ilgili her kitapta aynı olay anlatılıyor neredeyse ama yazar nasıl başarmışsa her birinde farklı bir yönünü görüyorsunuz.
yazarın iskenderiye'ye ilişkin gözlemlerini her karakterin ağzından duyuyorsunuz. kimi zaman rengarenk, eğlenceli kimi zaman ise kötü kokulu, karmaşık bir şehir çiziliyor.

okuma zevki yüksek ve merak uyandıran bir eser. ayrıca lawrence durrell'in de gözlem yeteneği yüksek, farklı fikirleri aynı bünyede barındıran, dünya, insanlar, şehirler, ilişkiler üzerine sınırsız gözlemleri ve görüşleri olan bir yazar olduğu da anlaşılıyor.
devamını gör...

hamile veya emziren kahve sever annelerin tukettigi kahve turudur. granul kahvelerde tat olarak cok farketmekte ama makina kahvelerinde cok buyuk bir degisiklik soz konusu degil/mis (kullanici yorumlarini baz alarak yaziyorum). benim gibi ekstra kafeinli kahve severler icin yakinindan bile gecilmeyecek bir kahve turudur o ayri. ustteki yazarin dedigi gibi allah dusurmesin kahvesi de denilebilir...
(bkz: ben kahveye kahve demem kahve kafeinli olmayinca)
devamını gör...

dikkatli bakılırsa hep aynı kişiler döngü halinde yapmaktadır. akıl fikir diliyoruz.
devamını gör...

anlık/ada vapuru yandan çarklı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güzel bir çalışma olmuş. oldukça ince görüp 58 sn de anlatmışlar. 128 sn de daha iyi anlatılırdı ama bu da yeterli. anlayana sivrisinek saz.
58sn
devamını gör...

ateşböceklerinin mezarı
çok acıklıydı. final sahnesi yüzünden kendime gelemedim. tavsiye edilir.
devamını gör...

sevilenin kokusu.
tanım: kokusu yaşam sevincini artıran şeylerin paylaşıldığı başlık.
devamını gör...

bütün sırlarını paylaştığın, her şeyini döktüğün tutuyor düşmanın oluyor. yani kendi düşmanını elinle yetiştirmiş oluyorsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim