1.
sene 1901. aston villa, sheffield united ile oynuyor. tesadüf bu ya, benimde yolum o dönem birmingham'a düşmüş. eh futbol aşkımız da malum. publardan birinde biramı yudumlarken o gün maç olduğunu duyuyorum ve içim kıpır kıpır oluyor, takılıyorum villa taraftarının peşine. yalnız öyle bir ayaz var ki anlatamam. deli gibi yağmur yağıyor ve soğuk insanın iliklerine kadar işliyor. yahu diyorum bu havada statta ne işim var ama bir yandan da tezahüratlara eşlik ederek, stada ulaşıyorum. geçmiş ola yani. saha bildiğiniz çamur deryası. o gün gazete çıkaracak olsam, manşet olarak ''bataklıkta raks'' diye başlık atarım. yani böyle de klişe manşet atma sevdam var. allah'tan gazeteci olmamışım.
neyse efendim. maç başladı ama futbolcuların hali perişan. biz tribünde hopla zıpla modeli bir anlayışla kendimizi bir şekilde ısıtıyoruz. adamlar baldırı çıplak vaziyette bataklıkta hayatta kalmaya çalışıyor. bildiğin beti benzi atmış heriflerin, yüzleri gözleri morarmış. sonra bir baktım adamın biri koşa koşa tribüne doğru geliyor. hayırdır inşallah demeye kalmadı benden şemsiyemi istedi. tak diye uzatayım diyorum şemsiyeyi ama yeni almışım gıcır gıcır. versem mi, vermesem mi tereddütleri içerisindeyken, hadisene be adam takım hücuma kalkıyor diye bağırınca, gayrı ihtiyari uzatıvermişim. hücum borusu çalmışsa ve takım hücuma kalkmışsa başka hiç bir şey düşünmezsiniz. sonradan öğrendim ki, bu adamın adı charlie athersmith'miş. işin şaşırtıcı boyutu ise şu; adam maçı benim şemsiye ile oynadı ve elinde şemsiye varken bir de gol attı . hem de kime? william henry foulke'ye namı diğer fatty foulke'ye...
futbol sahalarının gördüğü en hacimli kaleciye sen kalk elinde benim şemsiyem varken gol at. unutulmaz bir anı oldu elbette. şemsiye ile gol atan futbolcunun elindeki şemsiyenin, benim şemsiyem olması ise ayrı bir onur! şemsiye sayesinde tarihe geçtik vesselam.
neyse efendim. maç başladı ama futbolcuların hali perişan. biz tribünde hopla zıpla modeli bir anlayışla kendimizi bir şekilde ısıtıyoruz. adamlar baldırı çıplak vaziyette bataklıkta hayatta kalmaya çalışıyor. bildiğin beti benzi atmış heriflerin, yüzleri gözleri morarmış. sonra bir baktım adamın biri koşa koşa tribüne doğru geliyor. hayırdır inşallah demeye kalmadı benden şemsiyemi istedi. tak diye uzatayım diyorum şemsiyeyi ama yeni almışım gıcır gıcır. versem mi, vermesem mi tereddütleri içerisindeyken, hadisene be adam takım hücuma kalkıyor diye bağırınca, gayrı ihtiyari uzatıvermişim. hücum borusu çalmışsa ve takım hücuma kalkmışsa başka hiç bir şey düşünmezsiniz. sonradan öğrendim ki, bu adamın adı charlie athersmith'miş. işin şaşırtıcı boyutu ise şu; adam maçı benim şemsiye ile oynadı ve elinde şemsiye varken bir de gol attı . hem de kime? william henry foulke'ye namı diğer fatty foulke'ye...
futbol sahalarının gördüğü en hacimli kaleciye sen kalk elinde benim şemsiyem varken gol at. unutulmaz bir anı oldu elbette. şemsiye ile gol atan futbolcunun elindeki şemsiyenin, benim şemsiyem olması ise ayrı bir onur! şemsiye sayesinde tarihe geçtik vesselam.
devamını gör...